but1
   
   
  KUTSALLIK ALGILARINI SADECE KİTAPLARININ KAPAK İSİMLERİNE BAĞLAYAN İNANÇ SAHİPLERİ..
   
  KİTAPLARININ İLAHİ OLUP OLMADIĞINI ANLAYABİLMENİN YOLU..YILDIZLARIN ALTINDA SEANSI..
   
     
  GÜÇSÜZ TANRI İNANCINA SAHİP OLABİLMEK İÇİN, TÜM DUYULARINI SADECE İŞİTMEK İSTEDİKLERİNE AÇANLARIN SORGUSUZ SÜRDÜRDÜKLERİ KABULLERİ
   
  Kitaplarında yazılmış olan her şeyi kapak isimlerine bakarak sorgusuz sualsiz neden kabul ediyorlar?
Din adamlarının kuşları güldürecek izahlarını "bunlar Tanrıdan olamaz" sorgulaması yapmadan kayıtsız şartsız neden kabul ediliyor?
Onlar için Tanrının neler diyebileceğini, düşünmenin bir kıymeti kalmadı mı?
Tanrı seviyesini, Tanrı algısını bu derece sıradanlaştırdılar mı?
"Tanrı bu durumda ne der" düşüncelerine dalmadan, Din adamları SAÇMALASADA hemen "olur" onayı mı veriyorlar?

"Evreni yarattım" diyen Tanrı'nın, "ilk insanı yarattım" dediği tarihten 5 bin yıl önce, Urfa Göbeklitepe'de (ve daha bir çok yerde. Hatta imparatorluklar var) şehir hayatı yaşayan insanların olduğunu, TANRININ BİLMEMİŞ olmasını KABUL ETTİRMEYEN TANRI KAVRAMI / İNANCI artık beyinlerde de mi kalmadı?

Din önderlerinin, Tanrıcılığı oynayanların, İlahi olan herşeyin üzerini yaldızlayanların, hala devam eden KİTABI KORUMA çalışmaları nedeniyle ürettikleri SAÇMALIKLARA inanıpta, bu kadarcık şeyleride sorgulayamayacak hale mi getirildi BEYİN HÜCRELERİNİZ?

Bilinçlerinize bu kadar hükmeder mi oldular? Düşüncelerinize bu kadar hükümranlar mı? Parmak seslerine (şıklatmak) alıştırdılarda, her denileni sorgusuz sualsiz DOGMA kıvamında kabul eder mi oldunuz?

Aynada inançlarınızı görme imkanınız olsa inanç sisteminizin, Tanrı adına atalarınızın katlettiği, "ilkeller" tanımlılardan çok daha beter olduğunu görürsünüz.
Belgesellerde gördüğünüz, totemlere Tapanlarla sizin ne farkınız var?.
Onlarda, doğduklarında ellerine tutuşturulana TANRI diyorlar, sizde.
Onlarda sanılara, halüsülasyonlara, Tanrı sözü demiş, sizde
Onlarda Atalarından arta kalanları sorgusuz süalsiz DİN ADI ALTINDA kurtuluşlarının reçetesi kabul etmiş, sizde.
Düşünen varlık İNSAN, düşünmeden yoksun bir hal sergiliyorsa durum vahim bir durum sergiliyor demektir.
Zihinleriniz feth edip esir mi aldılar?
Uzay filimlerindeki gibi sizleri VARLIKLARLA kontrol eder hale mi geldiler?
Hiçmi bir şeyi sorgulama "YETİNİZ" yok?
Sizler düşünmeyen İNSANLAR sınıfını mı temsil ediyorsunuz?
   
  Dünya'da ki, bilim, sanat, kültür, araştırma, keşfetme, icad etme..vb.. eylemlerin sahibi olurken çalıştırdığınız düşünce mekanizmalarınızı, neden konu DİN olunca, saçmalasa da kullanmıyorsunuz. Kutsal damgalı sunulan herşey için, ön kabullü davranışlar sergiliyorsunuz? Cübbe giymiş, Sakal bırakmış, İkonları donanmış, İsminin başına unvanlar eklemiş, Din mesleğinde makam almış..vb.. her zat-ı muhteremlerin sözlerini "EN DOĞRU" kabul edip, ÖLÜM SONRASI hayatınızı tehlikeye atıyorsunuz.

O unvanlıların dayattığı bildirimlere hayır dediğinizde, İÇİNİZDEKİ BİR DÜRTÜ size sıkıntı verip, canınızı mı daraltıyor?
Göğsünüzde patlayacakmış hissi veren nasınç mı oluşturuyor.
ÖLÜM SONRASI hayatınızı tehlikeye atma ihtimali olan konuları irdeleyip çıkarımlar yapmaya başladığınızda, konuyu bir an önce bırakmak, konunun açılımlarından kaçmak mı istiyorsunuz?

KEŞİFLERDE, İCADLARDA, SANATTA, FELSEFEDE, MATEMATİKTE, ASTRONOMİDE,BİLİMİN HER DALINDA..vb.. gibi sergilediğiniz, DÜŞÜNCE fırtınalarınız, DÜŞÜNCE oryantalleriniz, DÜŞÜNCE çeşitlemeleriniz, DÜŞÜNCE cambazlıklarınız, DÜŞÜNCE üretimleriniz, DÜŞÜNCE eskizleriniz nerede?

Düşüncenin bilimsel temellerini atan, onları sınıflandıran, düşünceye PARA veren ve düşünceden PARA kazanan beyinleriniz, Din söz konusu olduğunda çalışmaz mı oluyor?

İNANÇ / AHİRET / İMAN denildiğinde DÜŞÜNCE mekanizmalarınız devre dışı mı kalıyor?
Din söz konusu olduğunda, sadece DOGMALARIN kabul edilmiş olması, ATALARINIZIN arkasından gitmiş olmanız zihinlerinizi rahatlatıyor mu?
Düşünmek, araştırmak, karar vermek yerine bol unvanlı olanların işaret ettiği yoldan gitmek kolayınıza mı geliyor.

Beyninizde basınçlar mı oluşuyor?
İmani konular kunuşurken Ruhunuza darallar mı geliyor?
Derin düşünmeye başladığınızda gırtlağınız / boğazınız sıkılıyor mu?
Beyinlerinizde doluluk mu hissediyorsunuz?
Algılayabilmek için duyularınızı mı zorluyorsunuz?
Göğüsleriniz de baskılar mı ortaya çıkıyor?
Gönülleriniz mi daralıyor?
Miğdenize kramplar mı giriyor?
Elleriniz, parmaklarınız, vücudunuz geriliyor mu?
Yürekcikleriniz mi bıçaklanıyor?
Eğer bu ve buna benzer esintiler sizin diğer konularda yaptığınız araştırma ve sorgulamanıza mani oluyorsa, siz ZİHNİNİZİN KONTROLÜNÜ elden teslim etmişsiniz demektir.
Eğer bu ve buna benzer esintiler sizin yapmakta olduğunuz (peryodik olan, meslek gereği) çok kafa çalıştırma gereken işlerde dahi olsa rahatsız etmiyorda, ÜLKE, SİYASİ, DİNİ konularda yaptığınız araştırma ve sorgulamanıza mani oluyorsa, siz ZİHNİNİZİN KONTROLÜNÜZÜ elden teslim etmişsiniz demektir.

İbraniler.........8:10 `O GÜNLERDEN sonra' diyor RAB, `İSRAİL HALKIYLA yapacağım ANTLAŞMA şudur: YASALARIMI onların ZİHİNLERİNE işleyeceğim, YÜREKLERİNE yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım , ONLAR DA BENİM HALKIM olacaklar.

Yeremya.......31:33 ‹‹Ama o günlerden sonra İSRAİL HALKIYLA yapacağım ANTLAŞMA şudur›› diyor RAB, ‹‹YASAMI İÇLERİNE yerleştirecek, YÜREKLERİNE yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım, onlar da BENİM HALKIM olacaklar.

Göğüslerinizde beslettikleri varlıklara teslim edilmişsiniz demektir.
Gönüllerinize içirilmiş olan Buzağılarca teslim alınmışsınız demektir.
Düşünce mekanizmanızı, garibetlerine, "eçüşlerine ve büçüşlerine" park alanı olarak tahsis etmişsiniz demektir.
Bilinçlerinizi anlamadığınız anlama imkanınızın olmadığı, sayısız eşleşmeyen emirlerle doldurmuşsunuz demektir.
Muhakeme yeteniğinizi besleyen bilgi dağarcığınızı düzensiz, aranılanın bulunmadığı dağınık depo gibi başkalarının verilerine açmışsınız demektir.
Eğer bu ve bu gibi sorunlarınız varsa; A-SİMETRİK SAVAŞIN FETHEDİLENİSİNİZ demektir
   
  KONTROLÜ BAŞKALARINA VERMİŞ, YOLUNUZU O ÇİZER OLMUŞTUR...
 
   
  BUNLARDAN MEDET UMAR HALE GELMİŞ
 
   
  KIVAMA GELİP GELMEDİĞİNİZİ ANLAYABİLMEK İÇİN / BEYİNLERDEKİ BULANIKLIĞIN, GÖZLERDEKİ PERDELENMENİN SEVİYESİNİ ANLAYABİLMELERİ İÇİN, ORTALIĞA SÜRÜLEN BU ve BUNUN GİBİ TESTLERDEKİ AYRINTILARI GÖRMEZ HALE GELMİŞSİNİZ DEMEKTİR. (Binlercesini bir araya getirmek çok kolay olduğuna göre, milyonlarca -milyarlarca olamalılar)
 
   
  TANRI diye CİN'lerle kurdukları ittifaklara İNSANLARI taptıranların, TANRININ OĞLU inançları olabilir mi? "KUZU KİM & KÖPECİK KİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  ÖZETLE KIVAMDA ve İDEAL YAPIDASINIZ DEMEKTİR. İNANÇSIZLARINA KARŞI KURDUKLARI İTTİFAKA "HOŞ GELDİNİZ".
   
 
   
  DOLARDAKİ, HORUS, PİRAMİT, ADALET TERAZİSİ, ANAHTAR ve "BİZ TANRIYA İNANIRIZ" sözünün işlendiği "PARADAKİ TANRI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Yeremya.......31:34 Bundan böyle kimse komşusunu ya da kardeşini, ‹RABBİ TANIYIN› diye EĞİTMEYECEK. Çünkü KÜÇÜK BÜYÜK hepsi TANIYACAK BENİ ›› diyor RAB. ‹‹Çünkü SUÇLARINI BAĞIŞLAYACAĞIM, GÜNAHLARINI artık ANMAYACAĞIM.››
   
  FARKLI BİRKAÇ ÖRNEK DAHA GÖRMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ BAĞLANTILARA UĞRAYABİLİRSİNİZ.
   
  "NASA ile 25. SANAL MİSYONERLİK" KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "NASA HARİTALARI 25.KARE MİSYONERLİĞİ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  "HARİTALARLA 25. SANAL MİSYONERLİK" KONUSUNUN İŞLENDİĞİ"HARİTALAR ile 25.KARE MİSYONERLİĞİ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  "GOOGLE ile 25. SANAL MİSYONERLİK" KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "GOOGLE 25.KARE MİSYONERLİĞİ " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  ENERJİLERİNİ İSTANBUL'dan ALANLARIN RESİMLERLE GÖSTERİLDİĞİ "İSTANBUL 2010: ENERJİSİ KİMLERE?" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAYRAĞINA YAPILAN, TAHRİBATIN ÖRNEKLENDİĞİ "BAYRAK TAHRİBATI " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  BİLİNÇ ALTLARINA GÜVERCİNLE atılan, İSA SİLÜETLERİ. 25. KARE ÇALIŞMASI KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "DİYALOĞUN KUŞU" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  DÜNYA'nın MUHTELİF YERLERİNE YAPILAN ve UZAY HEYKELLERİ'nin İNCELENDİĞİ "KUTSAYAN UZAY HEYKELLERİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
 

"Bundan kurtulmanın yolu MÜSLÜMAN olmaktır" demiyorum, "İmanda edin de" demiyorum. "MÜMİN OLUN" falan hiç demiyorum. Herhangi bir konuda şu çizgide de olun demiyorum.Hiç bir ön şart öne sürmüyorum.

Ya? ne diyorum? Kulaklarınız tıkayın, içinizden gelen kötü dürtülere aldırmayın, vesveselere yüz vermeyin. İçsel temizlik, düşsel arınma, negatiflik, Pozitive olmak,..vs onlara da boş verin. Hayallerinizi de bir müddet askıya alın, Sanılarınızla kavga edip darılın, Umutlarınızdan izin isteyin, güzel düşüncelerinizi, yaşama sevincinizi, sevginizi, mutluğunuzu yanınıza alın hatta sımsıkıda sarılın.

Bir gece ışığın az olduğu yerde (ışık kirliliğinin olmadığı yerde) örneğin bir tepede yanınıza eşinizi de alın. Bir örtü serip sırt üstü yatar halde (yanlış yorumlar yapmayın örtü ciğerleri üşütmemek, çiğden ıslanmamak ve börtü-böcek için) gökyüzünü seyredin. Gitmeden önce, Evren nedir, Güneş sistemi nedir, Galaksiler nedir, Boyutları kaç birim ışık yılıdır, ışık yılının anlamı nedir gibi, edindiğiniz bilgileri yıldızları seyrederken bir düşünün. Şöyle kendinize muhteşem bir YILDIZLARIN ALTINDA şarkısını aratmayacak bir GÖRSEL ziyafet çekin.

Bir düşünün o seyrettiğiniz manzaranın içinde Dünya'yı, bir düşünün; Dünya üzerinde yer işgal eden bir insanın beynini, gözlemlediğiniz tablo içinde değerlendirin. İstediğiniz kadar seyredebilir ve düşünebilirsiniz. Düşüncenize yukarıda sayılan hiçbir etki, müdahil olmayacaktır.
Çünkü onların görevi, sadece İMANİ düşünceler söz konusu olduğunda devreye girmektir.
Çünkü onlar sapkın olan hiç bir düşüncede, yukarıda sayılan etkileri devreye sokmazlar yani negatifleşmezler. Tam tersine OLUMLAMACILAR gibi, pozitiflik yayarlar.
Çünkü onların eğitimi, İMANI belirten sözcüklere ve ibadetlere göre verilmiştir. Bu nedenle gökyüzü hakkında istediğiniz kadar düşünebilirsiniz hiç bir şey olmaz.
Düşünme eyleminiz bittikten sonrada rahatca Ahit kitaplarınızı alıp okuyabilirsiniz. Bu durumda da hiç bir sıkıntıyla karşılaşacak değilsiniz.
Çünkü onlar Ahit kitabına, ikonlara, işaretlere, rumuzlara, yedi kollu şamdanlara, kıyafetlere, cübbelere, ikonlara, seslere karşı eğitim almışlardır. Bu konuda müsterih olabilirsiniz.

İnanmazssanız alttaki resimlere bakın. öyle dikkatlerini vermişlerde nelere bakıyor olabilirler? Sımsıkı sarıldıklarının sadece bir sopa kıvamında görmedikleri muhakkak. Ellerindekilerin görünürde bir mucizeleride olmadığına göre, acaba ne görüyorlar, Sopaların üstlerinde barındırdıkları neler olabilir? Koca koca Adamler neden birtakım ikonlara, totemlere sımsıkı sarılmış olsun?

   
 
   
  Onlar hala Hz.Musa'nın büyücü olduğunu ve asasının sihirli olduğunu düşünüyorlar. Ellerindeki asaların da, o mahretleri göstermesini umuyorlar ve o, beklenti ile teselli buluyorlar. Her birinin asası, kendilerine özgü ki; kendilerine ait olanlar başkalarına gitmesin. (Pist ışığı gibi).

Elbette içimizden, alemler efsanelerine inanıpta, haçın altına sığınanlar da azımsanmayacak sayıda.
Papa, Peygamberine Hz.Muhammed'e, hakarette etse kişiliklerini ortaya koyamadan duramayan tipler var elbette. HAÇ'ın patronunu protesto etmesi gerekirken, birde ayağına kadar gidip hediye sunuyorlar. Papa her halde az yaptım diye düşünüyordur.

"Papa Hazretleri diye söze başlayıp....En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kiymetli hizmetinizi icra etme yolunda , en mutevazi yardımlarımızı sunmak için size geldik, diyenlerin çığırtkanlığında..."
   
  47 - Muhammed.26. Bu böyledir. çünkü onlar, ALLAH'ın indirdiğinden hoşlanmayanlara: bazı hususlarda size itâ'at edeceğiz dediler. Oysa ALLAH, onların gizlediklerini biliyor.
47 - Muhammed 22. Demek işbaşına gelecek olursanız,yeryüzünde bozgunculuk yapacak, rahimleri koparacaksınız öyle mi?"
47 - Muhammed 25. kendilerine doğru yol belli olduktan sonra arkalarına dönenlere,şeytân hatâlarını süslemiş ve kolaylaştırmış ve onları uzun emellere, umutlara düşürmüştür.
5 - Maide.......... 52. Kalblerinde hastalık bulunanların:bize bir felâket gelmesinden korkuyoruz!.diyerek onların arasına koştuklarını görürsün.....
   
  Hz Musa önlerinde deniz engeli olduğunu, biliyordu ve suya doğru gidiyordu...
Firavun'da, onların önünde deniz engeli olduğunu biliyordu ve onları suya doğru kovalıyordu...
Hz.Musa biliyordu ki; "Alemlerin Rabbi olan ALLAH" onlarla birlikte idi.
Firavun övünüyordu ki; her hal ve şartta birbirlerini destekleyen yenilmez koskoca bir ordu onlarla birlikte idi..
   
  6. - Şuara.. 53. Bunun üzerine firavun, kentlere toplayıcılar gönderdi:
26 -Şuara.. 54. "Kuşkusuz bunlar, küçücük bir topluluktur."
26 -Şuara.. 55. "Fakat bize gerçekten öfke püskürüyolar."
26 -Şuara.. 56. "Biz ise dikkatli davranan koca bir kitleyiz."
54 -Kamer..44. Yoksa, "biz, yardımlaşan/yenilmez bir topluluğuz" mu diyorlar?
12 -Yusuf.. 8. ............ama biz de birbirini her hal ve şartta destekleyen bir ekibiz...
   
  Hz Musa, onların ummayacağı şeyi "Alemlerin Rabbi olan ALLAH'tan" umuyordu..
Firavun ise kendisini çoktan tanrı olarak ilan etmişti.., hiç birşey ummuyordu.. asa yere vuruldu, ALLAH "ol" dedi ve deniz açıldı...
Hz.Musa ve toplumu suyu geçti..
Firavun:"o zavallı biçare olan, o sıradan olan geçtiğine göre, ben haydi, haydi geçerim" dedi..
Çünkü o, "ben tanrıyım." dedi ve göğsünde taşıdığı kibrine bir kez daha uydu...
   
  40 - Mü'min. ....56.Kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadan ALLAH'ın âyetleri hakkında tartışanlar var ya, onların göğüslerinde, (hiçbir zaman) erişemeyecekleri bir büyüklük taslamaktan başka bir şey yoktur. Sen ALLAH'a sığın, çünkü işiten, gören o'dur.
   
  Asa birkez daha yere vuruldu, ALLAH "ol" dedi ve firavun ile orduları boğuldu...
Hz. Musa su'dan gelmişti firavuna...sonra birkez daha gelmiş..ALLAH'ın ayetleri'ni göstermişti.
Ama o iman etmek yerine büyücülerini çağırdı..Tüm üstad, bilgin teknolojik büyücülerini..
Mesleği büyücülük olanlar, büyücülüğün piri olanlar bile anladı, "bunlar ne insan, nede cin işidir" dediler, ve...
   
  6 - Şuara........ 46.- Derhal büyücüler secdeye kapandılar:
26 - Şuara........ 47.- Dediler: "Alemlerin Rabbine inandık."
..........................................................................................................................dediler ve secde ettiler.. "Alemlerin Rabbi olan ALLAH'tan", Af dilediler.
   
 

Firavun ise anlamadı, kabul etmedi, "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'tan" gelen UYARILARI...
DURMASI GEREKEN YERDE, DURMASI GEREKTİĞİNİ ANLAYAMADI.
Göğsünde erişemediği KİBRİNE kulak verdi, onun KURDURDUĞU HAYALLERERDEN gözünü alamadı.
Sonunda gitti Hz.Musa'nın su yolunda...Sudan aldı ,suda boğuldu..
Özetle...SU'ya giden bir yol üzerinde hızla yol alınmakta.

Haman Yusuf yapılsada,
Buzağı yapan Samiri değil Harun ilan edilsede,
Putu kıran Musa densede, Firavun için bütün halkı köleleştiren Yusufları, Putu yapıp "yeni tanrınız" diyen Harunları, suyu içiren Musaları değil mi?
Putun suyu / BUZAĞININ SUYU GÖNÜLLERE İÇİRİLDİ Mİ? İÇİRİLDİ.
İsimler "o" olmuş yada "o" olmamış ne farkeder.
Yol SAMİRİNİN BUZAĞISININ SESLENDİĞİ / ÇAĞIRDIĞI yol değil mi?
Göğüslere yerleştirilen, gönüllerde yaşatılan SAMİRİNİN BUZAĞISININ SUYU değil mi? SAMİRİNİN BUZAĞISI değil mi?
İsmi Firavun olmayan Firavunların peşine takılındıktan sonra,
İsmi Haman olmayan Haman'larla ATEŞLER (inanç türetmeleri) yakılıp, FİRAVUN adına yapılan kulelerin (Hz. Musa'nın İLAHINA erişme emri uyarınca) TEKAMÜLE erdirme çalışmalarına dahil olunduktan sonra, MASKELERİN arkasındaki yüzlere ait anma isimlerinin / tanım isimlerinin ne önemi olabilir? MASKELERİN sahiplerine ait sıfatlarının / unvanlarının bir önemi olabilir mi, yol "suya giden allı gelin, MOR gelin" olduktan sonra?

   
 
   
  Ahit kitaplarınızı alıp bir bakın bakalım; o seyrine doyamadığınız, oluşuna akıl erdiremediğiniz;
O AZAMETİN SAHİBİ; elinizde okuduğunuz öyle bir kitabın sahibi olabilir mi?
O AZAMETİN SAHİBİ; öyle birşeyi vahiy eder mi? Kitap diye gönderir mi? Kitabım der mi?
O AZAMETİ kontrol eden yanılır mı? Unutur mu? Pişman olur mu? Sonunu kestiremediği bir şeye "OL" demiş olabilir mi?
O AZAMETİN SAHİBİ; Yenilebilir mi? (Uydurdukları Yakup'un güreş hikayesine, kendileri inanıpta hayaller kurup hazırlandıkları varlık boyutunda hesaplaşmadan bahsediyorum)

O AZAMETİN SAHİBİ; Yarattığı bir şeyi / LİVYATAN'ı yada başka bir oluşumu "yendim" diye PAZULARIYLA övünür mü? Yaratıcılığı ve herşeye egemen olması nerede kalır.
   
  SANAL LİVYATAN'ı yendirerek, EDİNDİKLERİ TANRININ "PAZU GÜCÜNÜ", EYÜP vesilesiyle duyurdukları "LİVYATAN & EYÜP" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  O AZAMETİN YARATANI / OL DİYENİ ve YOK OL DİYECEK olanı; "gördüm, dedi ki" diyen tipleri kendisine ELÇİ OLARAK, HABERLEŞME BİRİMİ olarak, ANTEN olarak, YAZAR olarak, MÜREKKEP olarak, KİTAPTAKİ NOKTA olarak, PAPAĞAN olarak atar mı?

"Yeni Tanrısal kuvvetlerin" KUTSAL METİN YAZARLARI olduğu, DOGMA olarak kabullerde yer buldu da düşünmeden, yargılamadan, sorgulamadan hesap vermeyi akla getirmeden, önünüze koyulan satırlara tabii olup, yaşam ötesindeki bal ve süt akan nehirli ülkeler hayallerine mi dalınıyor?

Yeremya.......31:34 ...diyor RAB. ‹‹Çünkü SUÇLARINI BAĞIŞLAYACAĞIM, GÜNAHLARINI artık ANMAYACAĞIM.››

Onun için mi? Eski Ahit'te ilk kez telaffuz edilen YAHUDİ ismi / tanımı, Eski Ahit'in son kitabın olarak yer aldı.
Böylece; YENİ TANRININ, PURİM ZİHNİYETİ olduğu mu ilan edilmiş oluyor?
Onun için mi? Ester kitabında GİZLİ olandan, ARKA PLANDA olandan bahsediliyor?
Böylece;kitabın arka planında ki, GİZLENMİŞ OLAN EL bundan böyle tarifi yapılan PURİM ZİHNİYETİ mi deniliyor?
Onun için mi? Eski Ahit'in kapanışı YAHUDİLİK MANİFESTOSU ile oluyor?
Arka plandaki kuvvet, gizlenen güç, görünmeyen el tanımlı ZİHNİYET / TANRI kabullerinin işareti olsun diye mi, PURİM BAYRAM ilanı yapmış oluyorlar?
Onun için mi? İsrail Tanrısı kimliği anlaşılmasın diye ismini gizlediği gibi, ESTER bölümünde bu kez hiç TANRI isminin hiç geçmemesi PURİM ZİHNİYETİNİ mi işaret ediyor?

Taşa yazma olaya renk katmak için araya sıkıştırılmış olmalı. Yazıyı yazan Tanrıyı, yazısından tanıyanlar varken elbette metinlerde bol renkli olur. Tanrı yazsın diye taş kesiliyorsa, metinlerin bayağı renklendirildiği de anlaşılmalı.

Yasa Kitabı....31:24 Musa yasanın sözlerini EKSİKSİZ olarak KİTABA YAZMAYI bitirince,
Yasa Kitabı....31:25 RABbin Antlaşma Sandığını taşıyan Levililere şu buyruğu verdi:
Yasa Kitabı....31:26 ‹‹Bu Yasa Kitabını alın, Tanrınız RABbin Antlaşma Sandığının YANINA koyun. Orada size karşı BİR TANIK olarak kalsın.

Kitap aynı taş dikmeleri gibi tanık olarak bırakılıyor.Okunması için değil. Kitap o gün herkezin Tanrının yasalarını duyduğuna tanıklık edecek, kimseye bir şey öğretmeyecek görevi o ana tanıklık etmek, sonsuz zaman sonra, Yahudler çok farklı inançlarad sahip olsa kitap onları koruyacak. nedenonlar kitabı koruyorlar nedenkitap onarı koruyacask

Kitap, AHİT SANDIĞINA SIĞMAYACAK ebatlarda olmalı ki; 2,5 *1,5*1,5 arşın (150*90*90) boyutlarındaki sandığa koyulamıyor.
Mısırdan Çıkış/Exodus....25:10 ‹‹Akasya ağacından bir sandık yapsınlar. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşın olsun.

Eksiksiz olarak yazılıp Antlaşma sandığına koyulmak için Kahinlere / Din görevlilerine teslim edilen kitap, Musa'nın ölümünden sonra, alınıp MUSA'NIN ölümü ve diğer sahneler ilave edildikten sonra "her harfi Tanrıdan" diye takdim ediliyor. Herhalde bu sözleri bizlerle dalga geçmek için söylüyor olmamalılar. Kutsal kitaplara, Tanrı inançlarına, kutsallığa bakış açılarını göstermek için vurguluyor olmalılar.

"TANRI'da BİZİZ, KİTABIDA YAZAN BİZİZİ " dolaylı yoldan duyurmak için ilan ediyor olmalılar. Kitapları tamamlama sahnelerini yoksa niye her harfi Tanrıdan diye üzerine BASA-BASA söyledikleri kitapa dahil etsinler. Neden, kitap müellifleri öldükten sonra sahneleri yazıp, TANRI yerine, yok olacak TAŞA-PUTA tanıklık yüklemiş olsunlar.

TANRI BİZİZ, KİTABI YAZAN ve HER HARFİ TANRIDAN'la verilen ADRES BİZİZ demek için bu sahnelere kitaplarında yer veriyorlar. Çarpılacakları bir şey olsa, çarpacak birşeyleri olduğuna inansalar, "KİTAPLARIN HER HARFİ TANRIDAN" diye yemin etseler de, hiç bir şey olmaz. Çünkü TANRI OLARAK işaret ettikleri kendileri. Verdikleri adres kendileri.

PAPA'da bu çıkarımlara dayanarak kendisini "TANRININ YERYÜZÜNDEKİ SÖZCÜSÜ" olarak görmüyor mu? Yanılmaz, özür dilemez, her sözü Tanrı sözü kıvamında olan, günah işlemez ve günah işlettirilemez vasıflarına neye dayanarak sımsıkı sarılıyor. Tüm bu sıfatlar, geçmişinde NAZİLİK olanlara, YAHUDİLERİN fırınlarda yakılmasına destek verenlere bile verilirken çıkış noktaları / dayandıkları nokta bu değil mi?

Yeşu.........24:25 Yeşu o gün Şekemde halk adına bir antlaşma yaptı. Onlar için kurallar ve ilkeler belirledi.
Yeşu.........24:26 Bunları Tanrının Yasa Kitabına da geçirdi. Sonra büyük bir taş alıp oraya, RABbin Tapınağının yanındaki yabanıl fıstık ağacının altına dikti.
Yeşu.........24:27 Ardından bütün halka, ‹‹İşte TAŞ BİZE TANIK olsun›› dedi, ‹‹Çünkü RABbin bize söylediği BÜTÜN SÖZLERİ İŞİTTİ. TANRINIZI İNKAR ederseniz bu TAŞ SİZE KARŞI TANIKLIK edecek.››
   
  SİNA'da KİTAP VERİLMESİNİN HEMEN ARKASINDAN BAŞLATILAN, ÖLDÜR EMRİNİN ÖRNEKLENDİĞİ "AHİT'TE ÖLDÜR EMRİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  DÜNYA KÖLELİĞİ için KÖYLEŞTİRME ve E.AHİT'ten YAHUDİLİK MANİFESTOSUNUN anlatımı olan "YUSUF& HAMAN & AÇLIK" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  HIRİSTİYAN ve YAHUDİLERE GÖRE; E&Y.AHİT KAYNAKLI YARATILIŞ SECERESİNİN İŞLENDİĞİ "ADEM - MİLAD KRONOLOJİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
     
  SİNA'da KİTAP VERİLMESİNİN HEMEN ARKASINDAN BAŞLATILAN, ÖLDÜR EMRİNİN ÖRNEKLENDİĞİ "AHİT'TE ÖLDÜR EMRİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Peygamberlerine yalancı, enset ilişki kurbanı, yaka silktirici, karısını başkasına peşkeş çeken, ensest ilişki yaşayan,.. vb..gibi İĞRENÇ KRAKTERLER yapıştırıp, isnat ettikleri alçaltıcı sıfatlarla saygınlıklarını yok edebilecekler miydi?

Tevhit inancını, "ALLAH" imanını, "ALLAH'ın" dosdoğru yolu için "ALLAH'ın" emirlerini tebliğle görevlendirilmiş bir peygambere, PUT yapıcısı damgası vurabilirler miydi?

Tanrı olgusunun / inancının (Tevhid imanını zaten çoktan yok etmişler) güvenilirliğini, saygısını, Tanrı korkusunu yok etmek için, yalancı, bilmeyen, yaptıklarının sonucunu hesap edemeyen, pişman olan (bilmeyen / ol diyemeyen), Tanrı inancını bilinçlere yerleştirebilirler miydi?

Kuluna güreşte yenilen, kulundan akıl alan, kulların elleriyle yazdıkları her şeye " ben verdim" diyen herşeyden bi-haber Tanrı inancını işleyebilirler miydi?

Kendisi için aynı anda atanan 401 peygamberi olup, herbirine farklı şeyler söyleyen, esasında hiç birine bir şey söylemeyen ama "Tanrı dediki" diye profili çizilen Tanrı olgusu inançlarının içinde yer bulabilir miydi?

Nitelenemyen, ihtiyaçsız, muhtaç olmayan Yaratan yerine, buhur, sunu düşkünü, yakmalık tütsü düşkünü, kullarına muhtaç bir Tanrı olgusunu, "TANRIMIZ bu" diye tanıtabilirler miydi?
   
  BULUŞMA ÇADIRI, YAHVE'NİN İSTEDİĞİ BUHUR-TÜTSÜ KONULARININ İŞLENDİĞİ "YAHVENİN ÇADIRI ve BUHURU" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  ESKİ ve YENİ AHİT'te PEYGAMBERLERE BAKIŞ AÇILARINI ve ONLARA YAKIŞTIRILAN ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  SAMİRİNİN BUZAĞISI, PUT YAPIMI..ÖLDÜRME ve ÖLDÜR EMRİ'nin İŞLENDİĞİ"HARUN & SAMİRİ BUZAĞISI" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  İstediklerini, hoşlarına gidenleri, gazoz kapağı fazla olanları kitaplarında kutsal ilan edebilirler miydi?
Kendi kendilerine vaadlerde bulunup gözlerinin gördükleri, ayaklarının bastığı toprakları tapulamaya kalkabilirler miydi?
Kendilerini yok olmamış üstelik seçilmiş bir IRK olarak gösterebilirler miydi?
Hemde; kayıp kabilelerini, arayıp tarayıp "bakın adetleriniz, dilleriniz, birazda şekliniz uyuyor sizde bizdensizniz" diye, ordan burdan 12 kabile denkleştirme çalışmalarını aralıksız sürdürürken SEÇİLMİŞLİK iddiasında bulunabilirler miydi?
Kendilerini korumayan, 10 kabilelerinin yok olamasına göz yuman bir TANRI İTİKADINDAN, intikam alırcasına onu küçük düşürücü (bilmeyen, yalan söyleyen, gülen eğlenen..vb) anlayışları kitaplarından takipcilerine servis edebilirler miydi?
Müstakil sadece kendilerine ait Tanrıları olabilir miydi?
Babil sürgünleriyle, kabilelerinin yok olmasınının intikamını alırcasına, Tanrıya rakip kuvvetlerin var olduğunu kitaplarında Yahudilik MANİFESTOSU olarak ilan edebilirler miydi?
Bal ve Süt akan nehirleri takipcilerine bu Dünyada arattırabilirler miydi?
Bizden olanlar kurtulacak dedikleri dolaylı olarak "Hesap gününü iptal edip sadece bizimle olanlar PURİM bayramlarını kutlayacak" dedikleri, Megiddo ovasındaki İMANI YOK etme karşılaşmasını hayal ettirebilirler miydi?
Altınçağ dedikleri yaşama, eşi görülmemiş KATLİAMLARIN yapılacağı (onlara göre kötüler ve Amalek takımı. özetle; kendileri dışındaki herkez olabilir) savaş senaryolarıyla hazırlanabilirler miydi?
Ahireti kaldırıp, Dünya üzerinde, sonsuz hayat gücüne nihayet olmayan yaşam VAADİNDE BULUNANLAR olabilirler miydi?
Herşey Tanrıdan bir parça, her yaratılış Tanrıdan eksilme demektir, Yaratılanlar bir araya gelir VARLIK BİRLİĞİNİ oluşturursak Tanrıya kafa tutabiliriz stratejileri oluşturabilirler miydi?

Hesap gününe kadar yaşayacağını zanneden, 1. SUR'a üflenişle, 2. SUR'a üfleniş aradaki 1000 yıllık süreyi, ALTINÇAĞ olarak sürdürmeyi umanlar, ellerimiz nekadar kuvvetli olursa, pazarlık payımız o kadar fazla olabilir inancıyla, taraftar toplamaya gayret ediyorlar.

Kurt kuzuyu yemeyecek, günah olmayacak, altının değeri olmayacak. Altınçağ için söylenen ANA VAAD'ler bunlar.Tek şartları var, VAADCİDEN YANA olursanız bu söylenen dönemi acısıyla tatlısıyla birlikte geçirebiliriz diyorlar.

Dikkat ederseniz esasında ilahi vahiylerde olan, 1. ve 2. Sur arasındaki kabir hayatında ve DİN / hesap gününün zorunlu yaşamının özelliklerini sıralıyorlar. Çünkü orada yukarıda sayılanların hepsi olacak. Günah olmayacak, suç olmayacak, kimse kimseyi öldüremeyecek, kimse kimsenin malını gasp edemeyecek, kurtlaşanlar ve yemeye alıştıkları kuzuları yiyemeyecekler masuma, mazluma zulüm edemeyecekler.

Herkez verilenle yetinecek. Dünya dolusu altın olsa hiç bir şeyi elde edemeyecekler. Dünya dolusu altın verme imkanları bile olsa, karşı tarafın bu teklifi kabul etme imkanı olmayacağından, verileni başka birşeyle takas etme imkanı da olmayacak. Dünyaları teklifte bulunan olsa bile, mahrum bırakıldığı hiç bir şeye kavuşamayacak. Her şey olacak ama hakedenler dışında elde edebilenler olmayacak.

Dolayısıyla; orada altın var kabul edilse bile, takasta geçerli hiç bir değeri olmayacak. Hiç birşey satın alınamayacak ve satılamayacak. Özetle, çok kıymetli olan nesneler bile takasta değersiz bir emtia olacak.

Dünyevi tüm değerlerin, iktidar, güç, kudret, makam, servet gibi tüm değerlerin hayal kurduracak kadar bile işe yaramayacağını bilen, imani değerlerle ilişiği olmayan rahmetten ümitlerini kesmiş olanlar, "hiç olmazsa takipcilerimiz artsın, (hayal ettikleri pazarlıkta) ellerimiz güçlensin" diye VAADLERİNİ PAPAĞAN alışkanlığıyla sıralıyorlar.

Papağan denilen hayvan biliyorsunuz ancak ezberlediklerini tekrar edebiliyor. Örneğin kapı çalındığında "kim o" diyor ama kapıyı açması gerektiğini bimediği gibi, kapıyı da açamıyor, kapıyı çalana kimlik sorduğunu da bilmiyor. Sadece ezberine verilmiş olanları, ötüyorum zannı ile seslendiriyor. Duyanlarda, dinleyenlerde, PAPAĞANIN konuştuğunu söylüyor. Oysa o neslinin verdiği kalıtımlarla, hücrelerine zerk olmuş genlerle, sadece sesleri öğretilmiş olanları düşünmeden "notalandırıyor". Papağan için önemli olan kendisine sunulan fındık fıstık ve konacağı yüksekçe bir mevkide göreceği ilgi ve alaka.

Papağan konusunda uzman olduğunu tespitlerinin isabetli olmasından anladığım, bu güne kadar en iyi papağan tanımını, (büyük bir tevazu örneği göstererek) makam mevki ayırmadan yapan kişi; TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN Fatih Kaymakamlığına bağlı olarak faaliyet gösteren, dolayısıyla TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN kurumlarından Fener Patrikhanesin de patriklik görevinde bulunan, TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞI sayın Bartholomeos.

"Resimli protestosu". ie gönüllerimize su serpen, Bartholomeos Göstere göstere papağan tarifi ancak bu kadar yapılır dedirtiyor. Zoologlar görse diplomalarını yırtarlar. Papağanın iç dünyası ancak bukadar anlatılabilir diye. Kuş Hayvanının isim babalığı yapanlarda ne kadar övünseler azdır. İsmine münhasıl denir ya!, tam öyle bir isim; PapaĞAN. Türkiye'de sohw yapana da böylesi bir cevap yakışır.

Takdiri ilahi. Birinin tanım ismi PAPA olacak, diğerinin tanım ismi PapaĞAN olacak.Birbirlerini tamamayan bir takım olacaklar. Dahada güzeli işlevlerinin aynı olduğunu da, Fatih Kaymakamlığına bağlı bir kuruma bakan, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN VATANDAŞI tarafından tespit edilip, AĞZININ PAYI verilmiş olması

TÜRKİYE'de MÜSLÜMANLARA, MİSAFİRLİĞİ UNUTARAK ZAFER İLAN ETMENİN NE DEMEK OLDUĞUNU BİLDİRMEK, Fatih Kaymakamlığına bağlı bir kuruma bakan, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN VATANDAŞI Fener Patrikhanesi patronu Bartholomeos tarafından bildirilecek. "Rüyada gör inanma" derler ya! aynen öyle.

EŞLEŞTİRMEYLE HADDİNİ BİLDİRMEKTE ANCAK BÖYLE OLUR. Takdiri ilahi değilde bunun adına ne denir?
   
  FENER PATRİĞİNİN PAPA-PAPAĞAN BENZETMESİNİ RESİMLİ OLARAK İŞLEYEN "PAPA&PAPAĞAN" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ