but1
   
   
  BAL ve SÜT AKAN YAŞAM YOLUNDAN, ŞEYTAN GİBİ SECDE ETMEMEK İÇİN DÖNENLER.
   
  TEVHİD İNANCINDAN, " BENDEN DE SİZE, DÜNYA ÜZERİNDE BAL ve SÜT AKAN ÜLKE VAR" VAADİNİN ARKASINA TAKILARAK DÖNENLER
 
 

DÜNYA ÜZERİNDEKİ BAL ve SÜT NEHİRLİ ÜLKE YALANINA KANMAK İSTEYENLERİN HİKAYESİ..

   
     
  SECDE EDİLEREK KAVUŞULABİLİNECEK BAL ve SÜT NEHİRLERİNİN OLDUĞU YAŞAMA, İMAN ETMEDEN ELDE ETMEK İSTEYENLERİN HİKAYESİ
   
  Yaratılıştan Musa'ya kadar olan tüm kitapları yazılı olarak MUSA'YA TESLİM EDEN İsrail Tanrısı, neden Musa'dan 600 yıl önce yazılmış (yazılmışsa) EYÜP KİTABINI vermedi? Musa sonrasının, Musa'ya verilen kitaplarda yazmasının sebebi, esasında kitapların Tanrıdan verilenler değil, kendileri tarafından kaleme alınanlar olduğunu vurgulamak için olduğu tezinden hareket edildiğinde Eyüp kitabı içinde aynı şeyler söylenilebilir hale geliyor. Yeşu'nun Tanrının eksik Yasa Kitabını tamamlaması gibi. Yeremya kitabında Baruk'un benzer sözler yazması gibi, Ester kitabında Tanrı adının hiç geçmemesi gibi, sadece klasik "Tanrı bizimle" sözüyle geçiştirilmesi gibi (Tanrılarının kendilerinden yana olmadığı bir din yok ki)

Yahudilerin söylenecek sözleri olduğu için mi, EYÜP kitabı gerektiği şekilde kaleme alınıp, İLAHİ isimli kapaklar arasına sokuldu. Eyüp'le anlatmak istedikleri, İNANÇ İLKELERİ olmadığı muhakkak. Tanrı kavramının NİTELENDİRİLDİĞİ Eyüp bölümünde, İNANÇ İLKELERİNİN ne işi olabilir? Tanrı NİTLENDİRMESİNİN, 5 mt (maksimum) Hünnapların altına saklanacak cüssedeki BEHEMOT'a yaklaşabilme başarısına (o'da kılıcı olmak şartıyla) çekildiği kitapta İNANÇ ESASLARINDAN bahsediliyor olması mümkün mü?

Maksimum 4-5 mt ağaçların altında saklanabilecek bir cüsseye sahip (demek ki 3 mt yüksekliğinde Fil yada Gergedan türü bir hayvan yada onlar. Hünnap bitkiside Afrika ve Asya kökenli bir meyva. Ejderha hikayeleri, efsaneleri ile ünlü, hala ejderha sembollerini / ikonlarını / canlandırmalarını festivallerinde kullanan ÇİN kökenli bir meyva ağacı) BİR HAYVANA (üstelik yarattım dediği) KILICIYLA yaklaşabilmeyi, EŞİ BENZERİ görülmemiş TANRISAL KAHRAMANLIK / TANRISAL BAŞARI olarak gösteren kitapta olsa olsa TANRI kavramının içini BOŞALTMAK vardır.

Senin Tanrının BAŞARISI ne? "Yarattım" dediği, Livyatanın burnuna çengel taktı.
Senin Tanrının CESARETİ ne? "Yarattım" dediği İnsanların ödünü çıtlatan, "Yarattım" dediği Livyatanın karşısına hiç korkmadan çıktı.
Senin Tanrının KUVVETİ ne? "Yarattım" dediği 4-5 metrelik Hünnapların altında saklanan BEHEMOT'un karşısına KILICIYLA çıktı..vb..

Bu çıkarımlar, O TANRI inancını benimsemiş olanlara GURUR verir mi? Benim Tanrım, "herşeyi yaratan ve herşeye gücü yeten KENDİNDEN BAŞKA İLAH OLMAYANDIR" dedirten GURURU hücrelerinde hissettirebilir mi? Asla hissettiremez. Asla Gurur duyduramaz. Sadece böyle bir TANRI OLDUĞU için onu MUTLU eder. Kapasitesi olan Tanrıya sahip olduğu için onda sevinç uyandırır.

O halde Eyüp kitabında Tanrı kavramına ait nitelendirmeler, İNANLARA gurur duymaları, TANRI SAYGINLIKLARINI artırmaları için değil, baş edilebilecek / yönlendirilebilecek bir TANRIYA sahip olunduğunun mutluluğunu yaşatmak için yazılmış.

Artık herşeyden hesap soran TANRI kabulü yerine, kapasitesi belli olan Tanrı inancına geçildiğinin iç ferahlatıcı MÜJDELERİ verilmiş.
Tanrı gönüllerinizde yaşattığınızdır, Göğüslere içirilmiş olandır.
Tanrı bizi biz yapan ZİHNİYETLERİMİZDİR.
Kitabı yazan biziz, O halde yapılacak olanlara da karar verenler biziz.
Yapılacak olanlara karar verenler bizsek; Tanrıyı, TANRI PROFİLİ içinde tutanlarda biziz.
TANRIYA güç, kuvvet, yetki, selahiyet belirleyenlerde EYÜP KİTABINDA görüldüğü gibi BİZLERİZ. Sizlersiniz. Tanrı olgusunu ZİHNİNİZDE olanla sınırlarsanız sizde TANRI ile aynı düzeyde olup, aynı şeyleri düşünen, aynı şeyleri yapabilenlerden olursunuz. Gönüllerinize içirilmiş olan ve Göğüslerinizde beslediğiniz BUZAĞININ SESİ / parçası olursunuz.

Yeremya.......31:33 ‹‹Ama o günlerden sonra İSRAİL HALKIYLA yapacağım ANTLAŞMA şudur›› diyor RAB, ‹‹YASAMI içlerine yerleştirecek, YÜREKLERİNE yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım, onlar da BENİM HALKIM olacaklar.

Saf Hıristiyanlarda, RAB edindiklerinin antlaşmayı kimlerle yapacağına bakmadan KENDİLERİNİN KURTULUŞLARI için hayaller kuruyorlar. Edinikleri Tanrıları, Eyüp kitabında kapasitesi belli olan VARLIK. Buna rağmen hala KURTARICI sözlerine güvenipte hayal kurabiliyorlar ya! KELİN MERHEMİ OLSA, ÇÖL AZAZELİNE GÜNAHLARININ BAĞIŞLANMASI İÇİN TEKE SUNUSU GÖNDERMEZ.

Ahit inancına göre: bir yaratılmış, başka bir yaratılmışı KURTARICI ilan ediyor. Kurtarıcı ilan edilende kendini KURTARABİLMEK için, ÇÖL AZAZEL'ine sunular, FİDYELER, RÜŞVETLER veriyor. KURTARICI İLAN EDİLENDE, O çok korktuğu hesap gününe açılan kapı olan, ÖLÜMDEN DE FİDYE vererek kurtulabileceğini sanıyor.

"Ne yapacakta / yapacaksında ÖLÜMDEN kendini ve bizleri kurtaracaksın, SONSUZ YAŞAMA bizleri nasıl geçireceksin / geçirecek" sorularından bunalanlar ve mantıklı çıkış yolu bulamayanlar, vaad ettikleri BAL ve SÜT akan nehirlerin yalan olduğunu bilenler, takipcilerinin kabul edebileceği bir cevabı vermeliydiler.

Edindikleri VARLIĞIN kapasitesini her fırsatta ilan edenler, herhalde Tanrımız "ÖLÜM YOK OL" diyerek bu işi halledecek diyemezlerdi. Demeleri de hayal kırıklığı oluşturacak biçimde inandırıcılıktan uzak olurdu. Onların istediği zaten "ECELİ TAKDİR EDENDEN, HERŞEYE GÜCÜ YETENDEN, HERŞEYİ YARATANDAN, HESAP GÜNÜNÜN SAHİBİNDEN kurtulmak değil miydi? Eğer durum böyle olasaydı İLAHİ VAHİYLERİN üzerlerini örtmez, BAL ve SÜT akan nehirlerin olduğu ülkeyi gördükleri halde GİRMEMEZLİK etmezlerdi.

YARATANA SECDE ETMEK işlerine gelmeyenler, İlahi Vahiylerle girilebilecek İMAN BÖLGESİNE itirazsız girer ve vahiylerden yüz çevirmezlerdi. Kendilerini SONSUZ AHİRET yaşamının BAL ve SÜT AKAN NEHİRLERİNE kavuşturacak ilahi emirden yüz çevirip, başka edindiklerinin vaadlerinin peşinde BAL ve SÜT akan nehirleri arayanlar, GÜÇLÜ ve HERŞEYE HÜKÜMRAN olan bir TANRI kavramını kabul edebilirler mi? Bu durumda ÖLÜME EGEMEN, ECELİ TAYİN EDEN bir Tanrıya sahip olmanın DÜŞÜNCESİ bile, eskiye dönüş manası taşırdı.

Mısır'dan çıkartılırken, çıkartma hikayesinde (kendi anlatımları içinde yer alan, Tanrı değiştirme bildirim hikayelerindeki) SÖZDE ÇIKARTICI olanlar "bizlerde BAL ve SÜT akan nehirlere ulaştıracağız" diye sözler verilmemiş miydi? Bu nedenle BUZAĞININ SUYUDA içirilmemiş miydi? O halde kendi BAL ve SÜT akan nehirlerini oluşturabileceklerine inandırılanlar, SECDEDEN kaçanlar, HESAP verilmeden geçiş yapılacak ÖLÜMSÜZ bir yaşamı hayal edenler, durup duruken ÖLÜME HÜKMEDEBİLEN İLAH olgusunu neden benimsesinler.
   
 

Meraklısı sormuş Devekuşuna, "neden başınızı kuma gömüyorsunuz" diye soru yöneltilmiş, Deve kuşu, şaşırmış halde "ben, başını kuma gömen Devekuşu, hiç görmedim" diye cevap vermiş, İçinden de şöyle geçirmiş, "biz nasıl görürüz onlar, bizi görmez iken".....

Meğer çocuk yaşta öğretilirmiş bu bilgelik onlara, o itibar gören, büyükleri tarafından, efendileri tarafından.Varlık sebepleri olmuş bu öğreti."Başları kumda olanlar görülmez", bir atasözü, bir öğreti, kısaca yaşam biçimleri, olmuş nesillerden nesillere aktarılan.. "BAŞLARI KUMDA OLANLAR GÖRÜLMEZ, eğer sen görürsen onlarda seni görürler." diye iyice tembihlenmiş İÇGÜDÜLERİ.

   
 
   
  Mısırdan Çıkış.....3:8 Bu yüzden onları Mısırlıların elinden KURTARMAK İÇİN GELDİM. O ülkeden çıkarıp geniş ve verimli topraklara, SÜT ve BAL AKAN ÜLKEYE, Kenan, Hitit, Amor, Periz, Hiv ve Yevus topraklarına götüreceğim.

TANRI İŞARET ETTİKLERİNE BÖYLE DEDİRTTİRİYORLAR AMA; YENİ ve BİLİNMEYEN TANRI EDİNME olduğunuda iyice ZİHİNLERE KAZIYABİLMEK için, PEYGAMBERLİK MAKAMINDA GÖSTERDİKLERİ MUSA'larının, TANRIYI TANIYAMADIĞINI bir güzel VURGULUYORLAR. Hikayelerindeki Musa, "SORARLARSA KİMLERDEN DİYEYİM" modunda sahnedeki yerini, YENİ SEÇİLEN TANRI MÜJDESİYLE alıyor. "Ben benim" diyenin tanıtımını yapıyor. Böylece; genel kavramlar kullanılarak, inceden inceye yeni kabullerinin adreslerini bildirmiş oluyorlar.

Ölüme hükümran olan İLAHİ KUDRETE inanana, "BEN BENİM" diye tanıtılan, 3. kişiler için (onların sistemleri dışındakiler için) hangi çağrışımları yapar. O sisteme ait olan içinse; "işte aynı Tanrı inancıymış, onlardan daha iyi mi bileceğim?" kandırmacasıyla imani değerleri örtme, gönülleri katılaştırma ve yaptığı sapkınlıkları yaldızlama işine yarar.

Mısırdan Çıkış.....3:13 Musa şöyle karşılık verdi: ‹‹İsraillilere gidip,‹Beni size ATALARINIZIN TANRISI GÖNDERDİ› dersem,‹ADI NEDİR?› diye sorabilirler.O zaman NE DİYEYİM?››
Mısırdan Çıkış.....3:14 Tanrı, ‹‹BEN BENİM›› dedi, ‹‹İsraillilere de ki, ‹Beni size BEN BENİM diyen gönderdi.›

"Benim yanımsıra BAŞKA İLAHLAR yapmayın diyen kitaba sahip olanların puta tapmıyor olmaları mümkün mü? Ben İlahım ama siz başka ilah yapmayın diyen TANRI olabilir mi?

"Benim yanımsıra, benden başka İLAHLARA TAPMAYACAKSINIZ" sözleriyle, kitaplarında "TANRI İNANCI varmış izlenimi veren ifadeleri" bile tanrılarına çok görenler, tanrı profilini yalvaran tanrı konumuna oturtmuşlar. Tanrılarını kitaplarında öyle bir resimlemişler ki, Tanrı "kıskancım, başka tanrılar edinme" noktasından alınıp "BENİM YANIMSIRA BAŞKA İLAHLAR YAPMAYACAKSINIZ" konumuna oturtulmuş

M. Çıkış.......20:23 BENİM YANIMSIRA BAŞKA İLAHLAR YAPMAYACAKSINIZ, ALTIN ya da GÜMÜŞ İLAHLAR DÖKMEYECEKSİNİZ

BENİM YANIMSIRA BAŞKA İLAHLAR YAPMAYIN bildirimiyle de, göğüslerde beslenenin İKON TANRI olduğunu, kitaplarından TANRI SÖZÜ olarak duyurmuşlar. Harun'un put değil İLAH yaptığını kitaplarından ilan etmişler. Harun için "Tanrıyla görüşmeye gittiğinde BUZAĞI gördü" demek istemeselerdi Buzağıyı yapan başkası olurdu.

Harun Tanrı ile görüştükten sonra ALTIN BUZAĞI putunu yapıp, toplumuna işte SİZİ MISIRDAN ÇIKARAN TANRINIZ" diyerek toplumuna sunuyor.

Yani; Harun dağa çıktığında ne gördüyse 73 KİŞİ olarak neyi KARARLAŞTIRDILARSA, TOPLULUK sabırsızlaşınca KARAR VERİLENİ, "GÖRDÜĞÜM TANRI BU" dediğini DÖKME PUT olarak yaptı.

Ve put yapıştan sonra "BENİM YANIMSIRA BAŞKA PUTLAR yapmayın" ifadesi kitaplarında yer alıyor.

"Harun'un, Tanrı ve Musa vizesi olmadan yaptı bu işi aceleye getirdiği aslında yapılmasına Dağda kendi aralarında karar vermişti" şeklinde yorumlanabilmesi içinde, ALTIN BUZAĞI yok edileceğine, Musa tarafından TOZ haline getirilerek içirtiliyor. Sonuçtan Tanrı, Harun, Musa, Levililer, 73 kişilik kurul bu işten KARLI çıktıkları için BUZAĞIYI isteyenlerle birlikte MUTLU oluyorlar.

Puta İTİRAZ EDENLER ise bu işlemden ZARARLIDA olsa çıkamadıkları yani ÖLDÜRÜLDÜKLERİ kitapları tarafından ballandırılarak anlatılıyor.Tanrı olarak benimsenen artık ORTALIK YERLERDE, TAPINAKLARDA, SinaGOG'larda değil GÖNÜLLERE içirilmiş olarak GÖĞÜSLERDE BESLENMEK üzere yerini alıyor.

Eğer öyle olmasa tanrılarını sembolize ediyor olmasa neden Musa'ları BUZAĞIYI ezip tozunu halkına içirdi? Böylece edindikleri tanrının yapılan İLK İKONU / ALTIN BUZAĞI olarak SEMBOLLEŞTİRİLEN edinilmiş tanrı, Musa'larının PUT tozunu suya karıştırıp içirmesiyle GÖNÜLLERE yerleşmiş. Bu nedenle Buzağı ortalıkta dökme ikonlar halinde değil, gönüllere içirilmiş olarak yaşatılıyor.

M. Çıkış........32:20 Yaptıkları BUZAĞIYI alıp YAKTI, TOZ HALİNE gelinceye kadar EZDİ, sonra SUYA SERPEREK İSRAİLLİLERE İÇİRDİ
Yasa Kitabı....9:21 Yaptığınız günahlı nesneyi, o buzağıya benzer DÖKME PUTU alıp YAKTIM. Parçalayıp İNCE TOZ haline getirinceye dek ezdim. Sonra TOZU dağdan akan DEREYE ATTIM.

Put tozunu suyla karıştırıp toplumuna içirten önderlerin Putları, buzağıları GÖĞÜSLERE yerleştirmemiş olmasına imkan var mı? Put tozunun / suyunun döküldüğü DEREDE inanç atalarının VAFTİZ edilmiş olduğunu bildirmek, YAPILAN BUZAĞI İKONUNUN İNANÇLARINDA edinmiş olduğu yeri, yani BUZAĞI'nın yerleştirildiği GÖĞÜSLERİ işaret etmiyor mu?

Put yapımcısı Levililer tarafından öldürülen 3.000 kişinin, aslında BUZAĞI PUTUNA itiraz edip vaftiz olmayı yani; yeni tanrıya PUT TOZLU SU ile GÜVEY olmayı rededenlerin olduğu aktarılmış olmuyor mu? Musa nasıl Sippora Sünnet olayında kanlı parçanın sürülmesi ile KANLI GÜVEY sayıldıysa, TANRI ikonunun tozunun karıştırıldığı sudan içerek vaftiz olanlarda AYNI TANRININ SULU GÜVEYLERİ olur.
   
  az DİN İNANCINDAN YAHUDİLİK ZİHNİYETİNE GEÇİŞİN ÖZETLENDİĞİ, MAKASBAŞI HİKAYELERİNDEN "MUSA & SÜNNET" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Çölde Sayım.....16:13 ‹‹Bizi çölde öldürtmek için SÜT ve BAL AKAN ÜLKEDEN çıkardın. Bu yetmiyormuş gibi BAŞIMIZA GEÇMEK istiyorsun.
Çölde Sayım.....16:14 Bizi SÜT ve BAL AKAN ÜLKEYE GÖTÜRMEDİĞİN gibi mülk olarak bize tarlalar, bağlar da vermedin. Bu adamları kör mü sanıyorsun? Hayır, gelmeyeceğiz.››
Çölde Sayım.....14:8 Eğer RAB bizden hoşnut kalırsa, SÜT ve BAL AKAN o ülkeye BİZİ GÖTÜRECEK ve orayı bize verecektir.

Ve kapısına kadar gittikleri İMAN bölgesinden SECDE etmeyerek geri döndüklerinin, yeni yollarına yöneldiklerinin ifadesi. BAL ve SÜT akan nehirlere kavuşmak için aralarında kalan SECDE MESAFESİNİ katetmeyerek, göze alamayarak geri dönüşün yapıldığının ilanı. Bal ve SÜT akan nehirleri kavuşmayı amaçlayanlar, kapısına kadar geldikleri hatta gördük dedikleri yere neden girmemiş olabilirler. Neden kendilerine başka yollara SAPMIŞ olabilirler. Neden; YARATILDIĞINI bildikleri Varlıkları gönüllerini açarak ilah edinmiş olabilirler?

Ahit kitaplarının İnançlar, vaadler, SEBEPLER / MAZERETLER ve Tanrı kavramı anlatımlarında ki seviyeye baktığınızda, (Livyatan gibi hikayelere) sudan-sabundan bolca nasibini almış masalsı, Kargaları bile güldürecek ifadelerden oluştuğunu görürsünüz. Vahiylerden uzaklaştıkca elbette mantıklı cevaplar beklenemez. Çünkü, ileri sürdükleri şeyler akılın, vicdanın kabul edebileceği anlatımlar olamaz. Aklın, mantığın, vicdanın, duyguların kabul edeceği cevaplar ve tezler, muhataplarını kendiliğinden İMANA DAVET eden ÇAĞRILAR halinde geliverir.

SÜT ve BAL akan ülkeye neden girilmediğinin cevabıda, aynı hitap seviyeleri tarzında ifade edilmiş. "SECDE etmek istemiyoruz" yerine, orada DEVLER YAŞIYOR mazereti ortaya atılıvermiş. Bölge insanlarının haberi olmadığı, varlığını kimsenin bilmediği, KENDİLERİNDEN kimseninde görmediği, LİVYATAN, BEHEMOT türü masal kahramanları ortaya sürülüvermiş. Sürülmüşte hala O bölgede Devler varlığına inanan nesilleride üretivermişler.

Dev insanlara delil olarakta, o bölgeden aldıkları ÜZÜM salkımlarının BÜYÜKLÜĞÜNÜ öne sürüvermişler. Üzüm salkımları bu kadar büyük olanların, kendileride MUTLAKA DEVDİR çıkarımınıda hiç zorlanmadan yapıvermişler ki gelecek nesillerdeki takipcileride BEYİNCİKLERİNİ yorup zahmetlere girmesinler.

Masal bu ya! "ben ANAMIN BEŞİĞİNİ tıngır-mıngır SALLARKEN, pireler TELLAL, Develer BERBER iken...Onlarda üzüm salkımına bakarak DEVLER olduğu kanaatına varmışlar ve o peşinde oldukları BAL ve SÜT akan ülkeye girmemişler. Hani! Üzümün tanesi karpuz büyüklüğünde deseler yine neyse denirdi. Hemde ÜÇ MİLYONA ulaşmış, 603.000 savaş gücü olan bir topluluk, bölge insanının çekinmeden yaşadığı DEV denilen insanlardan korkuvermiş. Tüm bölgeyi kılıçtan geçirerek elde eden KAHRAMAN ZİHNİYET KATLİAMCILARI, SECDE işlerine gelmediği için geri dönmüşler ve kendileri için yeni yol çizmişler. İşte böylece; neden SECDE etmediklerini, neden o BAL ve SÜT kan bölgeye girmediklerini PİREYİ DEVE yaparak İZAH etmiş olmuşlar.

Çölde Sayım.....13:27 Musaya, ‹‹Bizi gönderdiğin ülkeye gittik›› dediler, ‹‹Gerçekten SÜT ve BAL AKIYOR orada! İşte ülkenin ürünleri!

Hani yıllardır HAVUÇ gibi önlerine uzatılan, kılavuz melekler yol göstermek için önden gittiler gazına rağmen, en az 3200 yıldır (2. Ramses zamanından çöle çıktıkları kabulü ile) kavuşamadıkları BAL ve SÜT akan yer. Hani üzüm salkımlarının büyüklüğünü gördükte döndük, orada devler yaşıyor yalanı ile 3200 yıldır insanlara HAVUÇ olarak sundukları BAL ve SÜT nehirli yer.

Üzüm salkımının büyüklüğünü düşünerek orada gerçekten DEV adamların yaşamış olduğuna kanaat getirilen BAL ve SÜT nehirli yer. "Üzüm salkımının büyüklüğünü DEVLER tezini doğrulayan dayanak yaparak bizi kandırıyorlar galiba" diyeceğine, hayallerini başka MİLENYUMLARA erteleyenlerin kavuşmayı istedikleri BAL ve SÜT nehirli yer.
   
  yahudilerin üzüm salkımı
   
  ÜZÜMÜN TANESİ değil, Üzüm salkımının büyüklüğü dev adamlar için yeterli kanıt olduğunu kabul edenler, herhalde ARTIK böyle kabakları DEV ADAMLARIN sebzesi olarak kabul etmiyorlardır. Eğer dev adamların sebzesi olarak kabul ediyorlarsa, kabakların sergilendiği yerlerde "DEV ADAMLAR" vardır şüphesiyle yaklaşamıyor olmalılar.
   
  dev adamların bal kabağı
   
  BAY MERAKLI. MERAKLIDA OLSA ÇİZGİYE MAHKÜM OLMUŞ BİRKERE..
   meraksızlarabay meraklı
   
 

ADRES saptırması ile ÖLÜM SONRASI iman edenlerin mükafatı olan Cennet yaşamının ögeleri, "BAL SÜT nehirli" ülke adı altında Dünya ÜZERİNDEKİ mekanlara dönüştürülmüş

KURTULUŞUN sonu gelmez iktidar sonsuz yaşamın hayat ağacı altında yaşanacağı özerk bölgeler yapılmış. Böylece BAL ve SÜT nehirli FİZİKSEL ülkeler o günkü değil ama kendilerini bağladıkları sonraki nesiller arasında DOGMA kabulü ile inançlarda yerini almış. O günkü kuşaklarda yani kutsal metin yazarları ve Rabbiler arsında BAL ve SÜT akan yerler olmadığı kendi ifadeleri içinde var. Bal ve Süt nehirli ülkenin olmadığı, TANRININ KILAVUZ MELEK gönderdim demesinin sadece bir yaldızlamadan ibaret olduğunu yine her harfi Tanrıdan dedikleri kitaplarında yazanlar kendileri. Çölde Musa'ya topluluğu biz BAL ve SÜT akan ülekden sizi BAL ve SÜT akan nehirli yere getireceğim diye çıkarttın diye kızıyorlar. Geldikleri ülkede nehirlerden Bal ve süt değil NİL NEHRİNİN SULARI akıyordu. Demekki BAL ve SÜT akan nehirli yerler derken verilen adres su akan toprağı verimli olan, hayvansılıklarında sütü nehirler gibi verimli kılacak, çiçeklerin bolluğundan balların kovanlarından nehir olup akacağı bir adres VASİYET olarak bildiriliyor. Neresi olarak adres veriliyor. Dev adamlar vardıda geçemedikleri sınırdan ötesi olarak veriliyor. gidilecek bölgenin bir adı bal diğerininde adı süt olarak bildiriliyor. EDEN bölgesi olarak gördükleri Tanrılarının kitabındaki vaadlerinde yer alan DİCLE ve FIRAT nhrininde içinde olduğu VERİMLİ HİLAL denilen bölge.Mayınlı tarlaya talip olan İsraillilerin üst sınırını çizecekleri bölge.

Düşünmeden, yargılamadan, sorgulamadan hesap vermeyi akla getirmeden, önünüze koyulan satırlara tabii olup, yaşam ötesindeki bal ve süt akan nehirli ülkeler hayallere mi dalındı?

Yeremya.......31:34 ...diyor RAB. ‹‹Çünkü SUÇLARINI BAĞIŞLAYACAĞIM, GÜNAHLARINI artık ANMAYACAĞIM.››
Yeremya.......31:34 Bundan böyle kimse komşusunu ya da kardeşini, ‹RABBİ TANIYIN› diye EĞİTMEYECEK. Çünkü KÜÇÜK BÜYÜK hepsi TANIYACAK BENİ ›› diyor RAB. ‹‹Çünkü SUÇLARINI BAĞIŞLAYACAĞIM, GÜNAHLARINI artık ANMAYACAĞIM.››
Affetmeye gerek kalmadan Günahları unutan Tanrı anlayışıda her ölümlünün arayıpta bulamadığı bir özellik olsa gerek. Kutsal metin yazarı, "Tanrı affeder" demiyor. Tanrı olarak benimsenenin unutkanlığından, hafızasının zayıflığından o kadar eminki, "TANRI UNUTTU BİLE" diyor. Sonra eli hiç titremeden, yüreği hiç ürpermeden "her sözü tanrıdandır" ismini verdikleri kitaplara bu ifadeleri yazabiliyor.

Bilgeliği yeterli olmadığı için "BİLMESİDE" sınırlı olduğuna bildirilen inançlara sunulmuş olan TANRI PROFİLİ..
Eyüp....11:6 Bilgeliğin sırlarını bildirse! Çünkü BİLGELİK ÇOK YÖNLÜDÜR. BİL ki, Tanrı GÜNAHLARINIZDAN bazılarını UNUTTU BİLE,

Düşünce mekanizmanızı, garibetlerine, "eçüşlerine ve büçüşlerine" park alanı olarak tahsis etmişsiniz demektir.
Bilinçleriniz; anlamadığınız, anlama imkanınızın pekte olmadığı, sayısız eşleşmeyen emirlerle doldurmuşsunuz demektir.
Muhakeme yeteniğinizi besleyen bilgi dağarcığınızı düzensiz, aranılanın bulunmadığı dağınık depo gibi / hurdalık gibi başkalarının verilerine açmışsınız demektir.
Eğer bu ve bu gibi sorunlarınız varsa; A-SİMETRİK SAVAŞIN FETHEDİLENİSİNİZ demektir
"Bundan kurtulmanın yolu MÜSLÜMAN olmaktır" demiyorum, "İmanda edin de" demiyorum. "MÜMİN OLUN" falan hiç demiyorum. Herhangi bir konuda şu çizgide olun da demiyorum.Hiç bir ön şart öne sürmüyorum.

Ya? ne diyorum? Kulaklarınız tıkayın, içinizden gelen kötü dürtülere aldırmayın, vesveselere yüz vermeyin. İçsel temizlik, düşsel arınma, negatiflik, Pozitive olmak,..vs onlara da boş verin. Hayallerinizide bir müddet askıya alın, Sanılarınızla kavga edip darılın, Umutlarınızdan izin isteyin, güzel düşüncelerinizi, yaşama sevincinizi, sevginizi, mutluğunuzu yanınıza alın hatta sımsıkıda sarılın. Ve YILDIZLARIN ALTINDA SEANSI yapın

     
  az YARATANI daha iyi KAVRAYABİLMENİN, İLAHİ DEĞERLERİN İÇİNİ DOLDURABİLMENİN YOLU "YILDIZLARIN ALTINDA SEANSI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Mısır'dan, "BAL ve SÜT akan nehirleri bende size temin ederim" diyenin yani, Mısır Çıkışı hikayesiyle anlatılan EDİLENİN kapasitesini bilindikleri için, (livyatanı yendim diye övündürülen) "Mısırdan nasıl FİDYEYLE kurtardıysa, ÖLÜMDENDE FİDYE VEREREK" kurtaracak ifadesini kitaplarına dahil etmişler. Böylece hem edindikleri yeni Tanrılarının nelere MALİK OLMADIĞINI bildirmiş, hemde KURTULUŞ vaadinin saman alevi gibi sönmemesini sağlamış olmuşlar.

Varsaylım ki fidye hazırlıkları yapıyor bu durumda FİDYE OLARAK vermeyi düşündükleri kimler olabilir? İsraillilerle antlaşma yaptığını, OĞUL TANRI olarakta kutsal metin yazarlarına bildirmiş olan edinilmiş VARLIK, FİDYE için kendine ait olan birşeyleri vermesi gerekiyor. İsrailliler için Mısır'ı veren VARLIĞIN elinde kalan sadece HIRİSTIYANLAR deği mi? Kitaplarında bunun aksini söyleyen bir tane ifade bulamazlar. Varsa yoksa İSRAİL'liler.

İbraniler.........8:10 `O GÜNLERDEN sonra' diyor RAB, `İSRAİL HALKIYLA yapacağım ANTLAŞMA şudur: YASALARIMI onların ZİHİNLERİNE işleyeceğim, yüreklerine yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım , ONLAR DA BENİM HALKIM olacaklar.

Kıssa o şekliyle kitapta yer olsa ne olur olmasa ne olur? "Tanrımız herşeye gücü yeten / çok güçlü" diye tapınan insanlar, TANRILARININ ancak "yarattım" dediği varlıklardan bir tanesini yenebilecek kuvvete sahip olduğunu, diğer ikinci "yarattığına ise" ancak KILICININ yaklaşabileceğini öğrenip HAYAL KIRIKLIĞI yaşayabilirler.
   
  Ve elbette kendilerine BAL ve SÜT akan nehirlere kavuşturabileceğine inandıkları bir bayrak altında, İTTİFAK ORTAKLARI olarak bir araya gelivermişler.