but1
   
   
  "YARATTIM" DİYEN, YARATTIĞINI YENMEKLE ÖVÜNÜR MÜ?
   
  "YARATTIM" DEDİĞİ, "KULUM" DEDİĞİNİN GÖZÜNDE YÜCELMEK İÇİN CANAVAR MACERALARINA SIĞINIR MI?

"CANAVARI YENDİ" DEDİLER DİYE BİR VARLIK, TANRI KABUL EDİLİR Mİ? TANRI İLAN EDİLİR Mİ?

Sümer efsanelerinden esinlenerek yazılmış olan LİVYATAN macerasında ortaya koyulan  PROFİLİ, "İŞTE TANRIMIZ" diye İNANÇ VARİSLERİNE aktaracakları İKON tanrıyı, KAF DAĞI masallarında arayanlar, elbette  GÖRÜNÜM aldıkları VARLIKLARI, "GÖKTE ARARKEN YANIMIZDA BULDUK" sevinciyle TANRI edinebilirler.

M.Ö 9.500 yılında URFA GÖBEKLİTEPE'de ki TAPINMA yeri kuranlardan, 5-6.000 yıl sonra "İLK İNSANI BEN YARATTIM" diye ORTAYA ÇIKARILMIŞ olanı,  "AĞZINDAN ATEŞLER çıkartan CANAVARI'da yenmiş", efsanesiyle "TANRIMIZ" diye ORTAYA SÜRMEYE hala devam edenlerin İNANÇ ATALARIDA, kendilerine HAVUÇLUK yapacak olanın ADALE / PAZU GÜCÜNÜ ön plana almış görünüyorlar.



BİR TANRI OLGUSU DÜŞÜNÜN Kİ; tanrı tapınmaları için tapınak yapanlardan 5-6.000 yıl sonra, "ilk insanı yarattım" nidalarıyla ortaya çıkanı / çıkarılanı sorgusuz sualsiz kabul edenlerin aradıklarıda, gücü sınırlı olan bir tanrı değil miydi?

GÖBEKLİTEPE'nin ortaya koyduğu tabloya göre;
TANRIYA TAPINAN İNSANLAR VAR ama TANRI olarak benimsenmiş olandan, TANRI diye Ahiret yaşamı ipotek edilmiş olan tarafından YARATILMIŞ İNSAN yok.
Her harfi Tanrıdan dedikleri kitaba göre; "TANRIYIM" diyen / "TANRI" denilen TAM BUNDAN 5-6.000 yıl sonra "ilk İNSAN ADEM'i YARATTIM" diyor. 
Urfa Göbeklitepe'de yaratanlarına ibadet etmek için TAPINAKLAR kuran ADEMOĞULLARI var ama ADEM'in ortaya çıkmasına daha 6.000 sene var.
ÖZETLE: ibadet yeri yapanlar ve ibadet edenler var ama TANRImız diye insanların imanlarını çaldıkları TARAFINDAN YARATILMIŞ İNSAN yok.

Komik bir (edinilmiş) TANRI İNANCI değil mi? İnsan taşı, toprağı Tanrı edinse bile bu hataya düşmesi komik.
Ellerine yüzlerine bulaştırıp maskeleri düşecek ya! elbette komiklikleri ard arda sıralayacaklar ki, gittikleri yolun harareti ortaya çıksın. (İLAHİ bir KİTAP yazabilmek mümkünmüymüş?)
Bu komiklikleri kabul edip  CENNET HAYALİNE DALANLAR, neden bir CANAVARI yeneni TANRI  olarak kabul etmesinler?

Bu komiklik çerçevesi içinde, aslında kendisinin Urfa Göbeklitepe'de ki insanların, yaratanı olmadığını itiraf etmiş olmasına rağmen;
4-5 metrelik Hünnap ağaçlarının altında yaşayan BEHEMOT'i korkutmasından övünç duyanlar, efsanelerde yaşayan "LİVYATANI DA YENMİŞ" denilince elbette "İŞTE BU TANRIMIZ" derler.

Göbeklitepe'de tanrı'ya ibadet edenlerden  habersiz olduğunu, kitaplarıyla belgeli olarak beyan etmiş bulunmasına rağmen;
"bizleri 6.000 yılın sonunda ALTIN ÇAĞA sokacak" diye, yılları sayarak peşinden ayrılmayanların, böyle bir varlığı tanrı edinmiş olmaları gayet normal değil mi?




Göbeklitepe'de ibadet amacıyla tapınaklar kuran adem oğullarından, 6.000 sene sonra "İLK İNSAN ADEM'i YARATTI" diyerek, ittifak ortağı ilan edilen;  açık açık "ben, bilgisi atalarından aktarılanlarla, hafızası bana atfedilen kitaplarda yazılı olanlarla sınırlı  olan bir  yaratılmışım" diyor.

Kendisinin yaratılmayla en ufak bir ilgisinin olmadığını, göbeklitepedeki insanların tanrı olarak gördüklerinin / ibadet ettiklerinin kendisi olmadığını, "HER HARFİ BENDEN" dediği (ondan denilen) kitaplarda verdiği kronolojiyle de onaylıyor. 

Üstelik, ortaya sürdükleri YARATILIŞ HİKAYESİNİN (6 gün / 6. yıl)  başlangıcında YAŞAYAN ve İBADET gereksinimlerini karşılamak için TAPINAK yapan insanların  VARLIĞINDAN bile haberdar olmaması,  KENDİSİNİN ve kendisine bilgi aktaracak ATASININ daha o tarihlerdeYARATILMAMIŞ olduğunu KABUL ETMESİ demektir.  (Yahudilere göre yaratılış M.Ö. 3761 yılında. "Her harfi Tanrı sözü" dedikleri Ahit verilerine görede M.Ö.4164 yılında. Urfa Göbeklitepe tarihi M.Ö. 9.500 - 10.000 yıllarında  yani ESKİ AHİT'te TANRI olarak işaret edilenin; "Yaratılış.......1:3 Tanrı, ‹‹Işık olsun›› diye buyurdu ve ışık oldu." dediği tarihte)
 

Dünya'da ki insan yaşamına 6.000 sene ömür biçip gün saydıranlar;
"Göbeklitepe'de ki insanların  tapınakların da ibadet ettikleri ben değilim, ben M.Ö. 3761-4164 tarihlerinden öncesini kitap yazarları bilmediği için bilmeyenim" diyeni,
(O'da atıp tutarak bilinen isimlerin üzerine kurgulanmış bir tarih. Kitaplar yazılırken sonsuz gibi gelen " insanlığın başlangıcı" diye ortaya attıkları  tarihlerin şimdi dün gibi geldiği muhakkak)

"Yazılanların dışında birşey bilmediğimi söyleyerek, YARATAN / TANRI olmadığımı dolaylıda olsa KOCA KOCA ifadelerle defalarca Ahit kitaplarında belirtılmiş olanım" diyeni, 
İKON TANRI bulma sevinciyle inançlara belletenler, MASKELERİN düşmeye başladığını, örtücü boyalarının döküldüğünü biliyorlar. (en azından gazete haberlerini okusalar bile)

Tüm bu bilinenlere rağmen, "hala gün saydırıyorlar" diye, gün saymalara hayallere dalarak devam ediliyorsa;
adına yazılmış kitaplar da ve tapınmalarda çeşitli isimler  isimler verdiklerini,
Göbeklitepe'dekileri,
Atalarımız diye isimlerini saydıklarını ve kendilerini,
Görünen, görünmeyen, bilinen bilinmeyen herşeyin,
Olmuş olan, olacak olan var olan ve yok olan herşeyin
Kendinden başka İLAH OLMAYAN  'ALEMLERİN RABBİ ALLAH' tarafından yaratıldığınıda biliyorlar demektir.

Urfa Göbeklitepe'de ki TAPINAKLAR yapmış insanları görmemezliğe gelerek, O İNSANLARDAN "haberi bile olmayan kitaplardan" yapılan çıkarımlara dayanarak, 6.000 yıl dolduğunda ALTIN ÇAĞA kavuşmayı hayal edenler, zihinlerinde çoktan Güneşi balçıkla sıvamış olmalılar.

İŞTE BU SEÇİMLERİ DOLAYISIYLA PEŞİNE TAKILDIKLARI ve ONLARA GURUR VEREN  (edindikleri) "TANRI" KABUL ETTİKLERİNİN PROFİLİ.
 
  Canavar savaşlarına geçmeden önce Eyüp kitabının Kutsal metinler arasına nasıl girdiğine de değerlendirmek lazım. "Benim babam senin Babanı döver" muhabbetinin yer aldığı kitabın nezaman yazılmış olabileceğine bakmak lazım.

Ejderha, Tanrı Pazusu konularını ilginç yapan faktörlerden biride, Eyüp kitabının kime verilmiş olduğudur. Musa'dan çok önce M.Ö 2000 yıllarında yaşadığı bilinen Eyüp, İbrahimin çağdaşı gözüküyor. İmanın tohumları atılmış bir ortamda sınandığı anlaşılan Eyüp, Musa'dan 500-600 yıl önce yaşamış gözüküyor.

Bu durumda; İSRAİL'in TANRIS,ı MOŞE'ye SİNA DAĞINDA kitapları verirken Eyüp kitabını neden vermedi? Sina'da tüm kitapları yani, Yaratılış, Mısırdan Çıkış, Çölde Sayım, Yasa Kitabı ve Levililer kitaplarını verdi de Eyüp kitabını niçin vermedi. Hadi sonradan yazılan Yeşu kitabıda, vaad edilen topraklara girilmesi nedeniyle o serinin kitapları sayılır, bu nedenle "YEŞU kitabıda oralarda bir yerde YEŞU tarafından yazıldı diye kitaplara ilave edilmiş olabilir" mantığıyla açıklanıyor. (Yeşu'nun Tanrının Yasa kitabını tamamlaması) .

Yaratılıştan Musa'ya kadar olan tüm kitapları yazılı olarak MUSA'YA TESLİM EDEN İsrail Tanrısı, neden Musa'dan 600 yıl önce yazılmış (yazılmışsa) EYÜP KİTABINI vermedi? Musa sonrasının, Musa'ya verilen kitaplarda yazmasının sebebi, esasında kitapların Tanrıdan verilenler değil, kendileri tarafından kaleme alınanlar olduğunu vurgulamak için olduğu tezinden hareket edildiğinde Eyüp kitabı içinde aynı şeyler söylenilebilir hale geliyor. Yeşu'nun Tanrının eksik Yasa Kitabını tamamlaması gibi. Yeremya kitabında Baruk'un benzer sözler yazması gibi, Ester kitabında Tanrı adının hiç geçmemesi gibi, sadece klasik "Tanrı bizimle" sözüyle geçiştirilmesi gibi (Tanrılarının kendilerinden yana olmadığı bir din yok ki)

Yahudilerin söylenecek sözleri olduğu için mi, EYÜP kitabı gerektiği şekilde kaleme alınıp, İLAHİ isimli kapaklar arasına sokuldu. Eyüp'le anlatmak istedikleri, İNANÇ İLKELERİ olmadığı muhakkak. Tanrı kavramının NİTELENDİRİLDİĞİ Eyüp bölümünde, İNANÇ İLKELERİNİN ne işi olabilir? Tanrı NİTLENDİRMESİNİN, 5 mt (maksimum) Hünnapların altına saklanacak cüssedeki BEHEMOT'a yaklaşabilme başarısına (o'da kılıcı olmak şartıyla) çekildiği kitapta İNANÇ ESASLARINDAN bahsediliyor olması mümkün mü?

Maksimum 4-5 mt ağaçların altında saklanabilecek bir cüsseye sahip (demek ki 3 mt yüksekliğinde Fil yada Gergedan türü bir hayvan yada onlar. Hünnap bitkiside Afrika ve Asya kökenli bir meyva. Ejderha hikayeleri, efsaneleri ile ünlü, hala ejderha sembollerini / ikonlarını / canlandırmalarını festivallerinde kullanan ÇİN kökenli bir meyva ağacı) BİR HAYVANA (üstelik yarattım dediği) KILICIYLA yaklaşabilmeyi, EŞİ BENZERİ görülmemiş TANRISAL KAHRAMANLIK / TANRISAL BAŞARI olarak gösteren kitapta olsa olsa TANRI kavramının içini BOŞALTMAK vardır.

Senin Tanrının BAŞARISI ne? "Yarattım" dediği, Livyatanın burnuna çengel taktı.
Senin Tanrının CESARETİ ne? "Yarattım" dediği İnsanların ödünü çıtlatan, "Yarattım" dediği Livyatanın karşısına hiç korkmadan çıktı.
Senin Tanrının KUVVETİ ne? "Yarattım" dediği 4-5 metrelik Hünnapların altında saklanan BEHEMOT'un karşısına KILICIYLA çıktı..vb..

Bu çıkarımlar, O TANRI inancını benimsemiş olanlara GURUR verir mi? Benim Tanrım, "herşeyi yaratan ve herşeye gücü yeten KENDİNDEN BAŞKA İLAH OLMAYANDIR" dedirten GURURU hücrelerinde hissettirebilir mi? Asla hissettiremez. Asla Gurur duyduramaz. Sadece böyle bir TANRI OLDUĞU için onu MUTLU eder. Kapasitesi olan Tanrıya sahip olduğu için onda sevinç uyandırır.
O halde Eyüp kitabında Tanrı kavramına ait nitelendirmeler, İNANLARA gurur duymaları, TANRI SAYGINLIKLARINI artırmaları için değil, baş edilebilecek / yönlendirilebilecek bir TANRIYA sahip olunduğunun mutluluğunu yaşatmak için yazılmış.

Artık herşeyden hesap soran TANRI kabulü yerine, kapasitesi belli olan Tanrı inancına geçildiğinin iç ferahlatıcı MÜJDELERİ verilmiş.
Tanrı gönüllerinizde yaşattığınızdır, Göğüslere içirilmiş olandır.
Tanrı bizi biz yapan ZİHNİYETLERİMİZDİR.
Kitabı yazan biziz, O halde yapılacak olanlara da karar verenler biziz.
Yapılacak olanlara karar verenler bizsek; Tanrıyı, TANRI PROFİLİ içinde tutanlarda biziz.
TANRIYA güç, kuvvet, yetki, selahiyet belirleyenlerde EYÜP KİTABINDA görüldüğü gibi BİZLERİZ. Sizlersiniz. Tanrı olgusunu ZİHNİNİZDE olanla sınırlarsanız sizde TANRI ile aynı düzeyde olup, aynı şeyleri düşünen, aynı şeyleri yapabilenlerden olursunuz. Gönüllerinize içirilmiş olan ve Göğüslerinizde beslediğiniz BUZAĞININ SESİ / parçası olursunuz.

Yeremya.......31:33 ‹‹Ama o günlerden sonra İSRAİL HALKIYLA yapacağım ANTLAŞMA şudur›› diyor RAB, ‹‹YASAMI içlerine yerleştirecek, YÜREKLERİNE yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım, onlar da BENİM HALKIM olacaklar.

Saf Hıristiyanlarda, RAB edindiklerinin antlaşmayı kimlerle yapacağına bakmadan KENDİLERİNİN KURTULUŞLARI için hayaller kuruyorlar. Edinikleri Tanrıları, Eyüp kitabında kapasitesi belli olan VARLIK. Buna rağmen hala KURTARICI sözlerine güvenipte hayal kurabiliyorlar ya! KELİN MERHEMİ OLSA, ÇÖL AZAZELİNE GÜNAHLARININ BAĞIŞLANMASI İÇİN TEKE SUNUSU GÖNDERMEZ.

Ahit inancına göre: bir yaratılmış, başka bir yaratılmışı KURTARICI ilan ediyor. Kurtarıcı ilan edilende kendini KURTARABİLMEK için, ÇÖL AZAZEL'ine sunular, FİDYELER, RÜŞVETLER veriyor. KURTARICI İLAN EDİLENDE, O çok korktuğu hesap gününe açılan kapı olan, ÖLÜMDEN DE FİDYE vererek kurtulabileceğini sanıyor.

"Ne yapacakta / yapacaksında ÖLÜMDEN kendini ve bizleri kurtaracaksın, SONSUZ YAŞAMA bizleri nasıl geçireceksin / geçirecek" sorularından bunalanlar ve mantıklı çıkış yolu bulamayanlar, vaad ettikleri BAL ve SÜT akan nehirlerin yalan olduğunu bilenler, takipcilerinin kabul edebileceği bir cevabı vermeliydiler.

Edindikleri VARLIĞIN kapasitesini her fırsatta ilan edenler, herhalde Tanrımız "ÖLÜM YOK OL" diyerek bu işi halledecek diyemezlerdi. Demeleri de hayal kırıklığı oluşturacak biçimde inandırıcılıktan uzak olurdu. Onların istediği zaten "ECELİ TAKDİR EDENDEN, HERŞEYE GÜCÜ YETENDEN, HERŞEYİ YARATANDAN, HESAP GÜNÜNÜN SAHİBİNDEN kurtulmak değil miydi? Eğer durum böyle olasaydı İLAHİ VAHİYLERİN üzerlerini örtmez, BAL ve SÜT akan nehirlerin olduğu ülkeyi gördükleri halde GİRMEMEZLİK etmezlerdi.

YARATANA SECDE ETMEK işlerine gelmeyenler, İlahi Vahiylerle girilebilecek İMAN BÖLGESİNE itirazsız girer ve vahiylerden yüz çevirmezlerdi. Kendilerini SONSUZ AHİRET yaşamının BAL ve SÜT AKAN NEHİRLERİNE kavuşturacak ilahi emirden yüz çevirip, başka edindiklerinin vaadlerinin peşinde BAL ve SÜT akan nehirleri arayanlar, GÜÇLÜ ve HERŞEYE HÜKÜMRAN olan bir TANRI kavramını kabul edebilirler mi? Bu durumda ÖLÜME EGEMEN, ECELİ TAYİN EDEN bir Tanrıya sahip olmanın DÜŞÜNCESİ bile, eskiye dönüş manası taşırdı.

Mısır'dan çıkartılırken, çıkartma hikayesinde (kendi anlatımları içinde yer alan, Tanrı değiştirme bildirim hikayelerindeki) SÖZDE ÇIKARTICI olanlar "bizlerde BAL ve SÜT akan nehirlere ulaştıracağız" diye sözler verilmemiş miydi? Bu nedenle BUZAĞININ SUYUDA içirilmemiş miydi? O halde kendi BAL ve SÜT akan nehirlerini oluşturabileceklerine inandırılanlar, SECDEDEN kaçanlar, HESAP verilmeden geçiş yapılacak ÖLÜMSÜZ bir yaşamı hayal edenler, durup duruken ÖLÜME HÜKMEDEBİLEN İLAH olgusunu neden benimsesinler.
   
  Meraklısı sormuş Devekuşuna, "neden başınızı kuma gömüyorsunuz" diye soru yöneltilmiş, Deve kuşu, şaşırmış halde "ben, başını kuma gömen Devekuşu, hiç görmedim" diye cevap vermiş, İçinden de şöyle geçirmiş, "biz nasıl görürüz onlar, bizi görmez iken".....

Meğer çocuk yaşta öğretilirmiş bu bilgelik onlara, o itibar gören, büyükleri tarafından, efendileri tarafından.Varlık sebepleri olmuş bu öğreti."Başları kumda olanlar görülmez", bir atasözü, bir öğreti, kısaca yaşam biçimleri, olmuş nesillerden nesillere aktarılan.. "BAŞLARI KUMDA OLANLAR GÖRÜLMEZ, eğer sen görürsen onlarda seni görürler." diye iyice tembihlenmiş İÇGÜDÜLERİ.
 
   
  DİN İNANCINDAN YAHUDİLİK ZİHNİYETİNE GEÇİŞİN ÖZETLENDİĞİ, MAKASBAŞI HİKAYELERİNDEN "MUSA & SÜNNET" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Mısırdan Çıkış.....3:8 Bu yüzden onları Mısırlıların elinden KURTARMAK İÇİN GELDİM. O ülkeden çıkarıp geniş ve verimli topraklara, SÜT ve BAL AKAN ÜLKEYE, Kenan, Hitit, Amor, Periz, Hiv ve Yevus topraklarına götüreceğim.

TANRI İŞARET ETTİKLERİNE BÖYLE DEDİRTTİRİYORLAR AMA; YENİ ve BİLİNMEYEN TANRI EDİNME olduğunuda iyice ZİHİNLERE KAZIYABİLMEK için, PEYGAMBERLİK MAKAMINDA GÖSTERDİKLERİ MUSA'larının, TANRIYI TANIYAMADIĞINI bir güzel VURGULUYORLAR. Hikayelerindeki Musa, "SORARLARSA KİMLERDEN DİYEYİM" modunda sahnedeki yerini, YENİ SEÇİLEN TANRI MÜJDESİYLE alıyor. "Ben benim" diyenin tanıtımını yapıyor. Böylece; genel kavramlar kullanılarak, inceden inceye yeni kabullerinin adreslerini bildirmiş oluyorlar.

Ölüme hükümran olan İLAHİ KUDRETE inanana, "BEN BENİM" diye tanıtılan, 3. kişiler için (onların sistemleri dışındakiler için) hangi çağrışımları yapar. O sisteme ait olan içinse; "işte aynı Tanrı inancıymış, onlardan daha iyi mi bileceğim?" kandırmacasıyla imani değerleri örtme, gönülleri katılaştırma ve yaptığı sapkınlıkları yaldızlama işine yarar.

Mısırdan Çıkış.....3:13 Musa şöyle karşılık verdi: ‹‹İsraillilere gidip,‹Beni size ATALARINIZIN TANRISI GÖNDERDİ› dersem,‹ADI NEDİR?› diye sorabilirler.O zaman NE DİYEYİM?››
Mısırdan Çıkış.....3:14 Tanrı, ‹‹BEN BENİM›› dedi, ‹‹İsraillilere de ki, ‹Beni size BEN BENİM diyen gönderdi.›

Mısırdan Çıkış......32:20 Yaptıkları BUZAĞIYI alıp YAKTI, TOZ HALİNE gelinceye kadar EZDİ, sonra SUYA SERPEREK İSRAİLLİLERE İÇİRDİ

Çölde Sayım.....16:13 ‹‹Bizi çölde öldürtmek için SÜT ve BAL AKAN ÜLKEDEN çıkardın. Bu yetmiyormuş gibi BAŞIMIZA GEÇMEK istiyorsun.
Çölde Sayım.....16:14 Bizi SÜT ve BAL AKAN ÜLKEYE GÖTÜRMEDİĞİN gibi mülk olarak bize tarlalar, bağlar da vermedin. Bu adamları kör mü sanıyorsun? Hayır, gelmeyeceğiz.››
Çölde Sayım.....14:8 Eğer RAB bizden hoşnut kalırsa, SÜT ve BAL AKAN o ülkeye BİZİ GÖTÜRECEK ve orayı bize verecektir.

Ve kapısına kadar gittikleri İMAN bölgesinden SECDE etmeyerek geri döndüklerinin, yeni yollarına yöneldiklerinin ifadesi. BAL ve SÜT akan nehirlere kavuşmak için aralarında kalan SECDE MESAFESİNİ katetmeyerek, göze alamayarak geri dönüşün yapıldığının ilanı. Bal ve SÜT akan nehirleri kavuşmayı amaçlayanlar, kapısına kadar geldikleri hatta gördük dedikleri yere neden girmemiş olabilirler. Neden kendilerine başka yollara SAPMIŞ olabilirler. Neden; YARATILDIĞINI bildikleri Varlıkları gönüllerini açarak ilah edinmiş olabilirler?

Ahit kitaplarının İnançlar, vaadler, SEBEPLER / MAZERETLER ve Tanrı kavramı anlatımlarında ki seviyeye baktığınızda, (Livyatan gibi hikayelere) sudan-sabundan bolca nasibini almış masalsı, Kargaları bile güldürecek ifadelerden oluştuğunu görürsünüz. Vahiylerden uzaklaştıkca elbette mantıklı cevaplar beklenemez. Çünkü, ileri sürdükleri şeyler akılın, vicdanın kabul edebileceği anlatımlar olamaz. Aklın, mantığın, vicdanın, duyguların kabul edeceği cevaplar ve tezler, muhataplarını kendiliğinden İMANA DAVET eden ÇAĞRILAR halinde geliverir.

SÜT ve BAL akan ülkeye neden girilmediğinin cevabıda, aynı hitap seviyeleri tarzında ifade edilmiş. "SECDE etmek istemiyoruz" yerine, orada DEVLER YAŞIYOR mazereti ortaya atılıvermiş. Bölge insanlarının haberi olmadığı, varlığını kimsenin bilmediği, KENDİLERİNDEN kimseninde görmediği, LİVYATAN, BEHEMOT türü masal kahramanları ortaya sürülüvermiş. Sürülmüşte hala O bölgede Devler varlığına inanan nesilleride üretivermişler.

Dev insanlara delil olarakta, o bölgeden aldıkları ÜZÜM salkımlarının BÜYÜKLÜĞÜNÜ öne sürüvermişler. Üzüm salkımları bu kadar büyük olanların, kendileride MUTLAKA DEVDİR çıkarımınıda hiç zorlanmadan yapıvermişler ki gelecek nesillerdeki takipcileride BEYİNCİKLERİNİ yorup zahmetlere girmesinler.

Masal bu ya! "ben ANAMIN BEŞİĞİNİ tıngır-mıngır SALLARKEN, pireler TELLAL, Develer BERBER iken...Onlarda üzüm salkımına bakarak DEVLER olduğu kanaatına varmışlar ve o peşinde oldukları BAL ve SÜT akan ülkeye girmemişler. Hani! Üzümün tanesi karpuz büyüklüğünde deseler yine neyse denirdi. Hemde ÜÇ MİLYONA ulaşmış, 603.000 savaş gücü olan bir topluluk, bölge insanının çekinmeden yaşadığı DEV denilen insanlardan korkuvermiş.

Tüm bölgeyi kılıçtan geçirerek elde eden KAHRAMAN ZİHNİYET KATLİAMCILARI, aslında SECDE işlerine gelmediği için geri dönmüşler ve kendilerine göğüslerin de besledikleri uyarınca yeni ROTA saptamışlar. Sonrada "girmeliydik yalana kurban gittik" diye yalandan yere dövünenler ve yırtınanlar olmuş elbette. Eğer gerçekten dövünecek kadar üzülmüş olsalardı, Yeşu (ençok yırtınan) zamanında tekrar geriye döner, her yeri feth ettikleri gibi, orayı da soyları kurutarak yok ediverirlerdi. Hem Yeşu'nun yırtınmasıda boşuna girmemiş olurdu.

Nedense, kapılarından sece ederek giremedikleri, SECDE ETMEYENLERİN ASLA GİREMEYECEĞİ, KORUNMUŞ / KORUNAN, BAL ve SÜT AKAN nehirli ülkede yaşıyor dedikleri DEVLERDEN, bir daha ne bahseden olmuş ne karşılaşan, nede İMAN BÖLGESİNE SECDE ile girmek İSTEYENLERİ olmuş.
   
 
   
  SİNA'da KİTAP VERİLMESİNİN HEMEN ARKASINDAN BAŞLATILAN, ÖLDÜR EMRİNİN ÖRNEKLENDİĞİ "AHİT'TE ÖLDÜR EMRİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  SÜT ve BAL akan nehirlere ulaşılan BÖLGEYE, 3200 senedir de hükümran olamamışlar. Hep gözlemişler, hep yoklamışlar, hep girişimlerde bulunmuşlar, hep "KORUMA belki kalkmıştır" demişler, hep KORUYUCUNUN gittiğin sanmışlar ama nafile, Tarihin hiç bir döneminde, Pavlus Hıristiyanları da dahil, Hz. İSA İMANLILARI hariç, O BÖLGEDE sürekli hükümranlık kuramamışlar. Geçici dönemlerede bir tutunma noktaları elde edip kalabilmişler ama kısa süreli LOKAL hükümranlık yapısında.

SAMİRİNİN BÖĞÜREN BUZAĞISI neden böğürdüyse, o toprak İMANİ OLMAYAN HERŞEYİ DIŞA ATACAKTIR. BAL ve SÜT akan nehirli yaşama kavuşmak isteyenler, o bölgeye SECDE ederek girebilirler. Yoksa Samirinin buzağısı yapımında ALTININ içine atılan Toprağın isyanı, aldığı emir uyarınca (çok sevdikleri ve büyük umutlar bağladıkları KOZMİK bilinç uyarınca) SECDESİZ GİREN HERŞEYE KARŞI SÜRER.

Buzağının suyunu içmek (hayali içme eylemlerini anlatıyorlar ya!. Burada olmayan içme eyleminden kasıt yöneldikleri yolu işaret etmek) TOPRAĞIN BİR PARÇASI sayılırız sevinin haberinden başka bir değer ifade etmiyor. Buzağının eritilip, ayrıştırılan ve toz haline getirilen toprağın geldiği yere / yerine / Denize serpildiği unutulmamalı.

Çölde Sayım.....13:27 Musaya, ‹‹Bizi gönderdiğin ülkeye gittik›› dediler, ‹‹Gerçekten SÜT ve BAL AKIYOR orada! İşte ülkenin ürünleri!
Çölde Sayım.....14:9 Ancak RABbe karşı gelmeyin. Orada yaşayan halktan korkmayın. Onları ekmek yer gibi yiyip bitireceğiz. KORUYUCULARI onları bırakıp gitti. Ama RAB bizimledir. Onlardan korkmayın!››

Mısır'dan, "BAL ve SÜT akan nehirleri bende size temin ederim" diyenin yani, Mısır Çıkışı hikayesiyle anlatılan EDİLENİN kapasitesini bilindikleri için, (Livyatanı yendim / yenmiş diye övündürülen) "Mısırdan nasıl FİDYEYLE kurtardıysa, ÖLÜMDENDE FİDYE VEREREK" kurtaracak ifadesini kitaplarına dahil etmişler. Böylece hem edindikleri yeni Tanrılarının nelere MALİK OLMADIĞINI bildirmiş, hemde KURTULUŞ vaadinin saman alevi gibi sönmemesini sağlamış olmuşlar. Anlatımlarıyla, neden SECDE etmediklerini, neden o BAL ve SÜT akan bölgeye girmediklerini, PİREYİ DEVE yaparak İZAH edivermişler.

Varsaylım ki fidye hazırlıkları yapıyor bu durumda FİDYE OLARAK vermeyi düşündükleri kimler olabilir? İsraillilerle antlaşma yaptığını, OĞUL TANRI olarakta kutsal metin yazarlarına bildirmiş olan edinilmiş VARLIK, FİDYE için kendine ait olan birşeyleri vermesi gerekiyor. İsrailliler için Mısır'ı veren VARLIĞIN elinde kalan sadece HIRİSTIYANLAR deği mi? Kitaplarında bunun aksini söyleyen bir tane ifade bulamazlar. Varsa yoksa İSRAİL'liler.

İbraniler.........8:10 `O GÜNLERDEN sonra' diyor RAB, `İSRAİL HALKIYLA yapacağım ANTLAŞMA şudur: YASALARIMI onların ZİHİNLERİNE işleyeceğim, yüreklerine yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım , ONLAR DA BENİM HALKIM olacaklar.

Kıssa o şekliyle kitapta yer olsa ne olur olmasa ne olur? "Tanrımız herşeye gücü yeten / çok güçlü" diye tapınan insanlar, TANRILARININ ancak "yarattım" dediği varlıklardan bir tanesini yenebilecek kuvvete sahip olduğunu, diğer ikinci "yarattığına ise" ancak KILICININ yaklaşabileceğini öğrenip HAYAL KIRIKLIĞI yaşayabilirler.
   
  İsrailin Tanrısı Eyüp'e yazdırdığı ve 4'lü muhabbetlerin yapıldığı, üstelik Eyüp'e (gören ölür dediği halde) gözüktüğü, kapasitesini ispatlama, PAZULARININ büyüklüğünü gösterme (o günkü, Mısır ve Babil Tanrı öğretileri içinde yetişmiş yazarların tanrı anlayışında ki, kuvvetli Tanrının) sahnesinin geçtiği kitaptan bahsetmeyi mi unuttu? Böyle bir kitabı verdiğini mi unuttu? Musa'ya verilmeyen, Tanrı sözü olan kitap, İsrail Tanrısı tarafından kime verildi de HER SÖZÜ TANRIDAN olan kitabın kapakları arasında yer alabildi?

Musa'ya verilmeyen Eyüp kitabını İsrail Tanrısı vermediyse, kimler kutsal kitaba neye dayanarak ilave etti?
Kimler, Tanrıcılık oyunu içinde,Tanrı adına karar verip, her sözü Tanrıdan denilen kitaba dahil etti?
Kimler o yazılanların Tanrı sözüdür damgası vurdu?
Başka hiç bir bölümünde hiçbir kitabında bahsetmediği, verdiği secerelerde ismini bile geçirmediği EYÜP'ün kitabını, kimler "bana göre bunlar Tanrı sözüdür" yaklaşımıyla (Tanrı adına kararlar alarak) ESKİ AHİTİN KUTSALLARI arasına kattı.
Edindikleri Tanrının gücünü (güçsüzlüğünü, kontrol edilebilirliğini, güç yetirilebilirliğini) anlatabilmek için, Eyüp kıssasını kullananlar kimler?
Edinilen ve arkasına düşülen Tanrı olgusunun korkulacak bir yapıda olmadığını ilan etmek için, Eyüp sabrının anlatıldığı hikayeyi mi uygun buldular?
Edindikleri Tanrının uyandırdığı şüphelere karşı sabırlı olun tavsiyelerinde bulunmak için mi, Eyüp hikayesini kendi sistemlerine uyarladılar?
Edindikleri Tanrının, Yakup'un Tanrısından pek farklı olmadığını ama 80-100 yaşındaki bir adama da güreşte yenilmeyecek kadarda güçsüz olmadığın anlatmak için mi Eyüp ismini kullandılar?
Edindikleri Tanrının, ne kadar güçlü olursa olsun ÇÖL AZAZELİNDEN korktuğunu, onu Livyatanlarla beslediğini ilana giriş olsun diye mi Eyüp kıssası seçildi.

Zebur.........74:13 Gücünle denizi yardın, CANAVARLARIN kafasını sularda parçaladın.
Zebur.........74:14 LİVYATANIN başLARINI ezdin, Çölde yaşayanlara onu yem ettin.
Zebur........106:11 Sular yuttu HASIMLARINI, Hiçbiri kurtulmadı.

Edindikleri Tanrının ÇÖL AZAZELİ ile Günahların affı konusunda emin tavır sergilemesinin, Livyatan'ın da yem yapılmasının rol oynadığı, Eyüp kitabına uygun mu bulundu?
Edindikleri Tanrının, TEKE sunusu sunduğu AZAZELİN, günahları affetme konusundan şüphe edilmemesini sağlayabilmek için mi Eyüp hikayesinde Livyatan işlendi?

Artık, 80-100 yaşındaki Yakup'a yenilen tanrı yerine, FİDYEYLE, RÜŞVETLE, HARAÇLA, SUNUYLA işlerini halleden, ÖLÜMÜDE FİDYEYLE yok edecek olan, LİVYATANI bile yenen bir Tanrıya sahip olduklarını duyurmak adına mı, Eyüp kıssası Tanrı Profillerini anlatmak için seçildi? .
   
  Yazılanlar saçma olarak gelebilir. Ama ortaya koyulan görüşler onların nitelendirdiği TANRI İNANCINA bakıldığında, deli saçması kabullerinin yanında çok oturaklı sorgular olarak duruyor.
Pagan inançlardan geçtiği anlaşılan Tanrı mefhumunun, sandıkları kadar güçsüz olmadığını anlamaları, yaşamlarını bağladıkları umutlarını gözden geçirmeleri açısından yararlı olacağı muhakkak.

Mısır tanrılarının etkisiyle kendilerine uygun Tanrı profili çizerlerken, ne kadar Masalsı nitelendirmelere yer verdiklerini, ne kadar masal kahramanlarının etkisinde kaldıklarını, verecekleri cevaplar doğrultusunda daha iyi algılayabilirler.
   
  MISIR'ın DİN SİSTEMİ İÇİNDE YER ALAN, İHTİYACA GÖRE GÖREV VERİLEN TANRILARIN LİSTELENDİĞİ "MISIR TANRILARI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Tüm yaşamın bölge sınırları içindeki olaylar çerçevesinde değerlendiren insanların, TAPINMALARI için, batıl dediğimiz hurafelerle dayanarak uydurdukları Tanrı inancının; EVREN BÜYÜKLÜĞÜNÜN kavranamaz boyutlarda olduğunun bilindiği bu çağda, ne kadar sırıttığını göremelerine faydası olur

Evren büyüklüğünün kavranamaz boyutlarda olduğunun bilindiği şu dönemde, herşeyin yaratıcısı olan için, boyu şu-kadar olan bir canavarın komikliği ortada değil mi?

Eğer gerçekten kitapları Tanrısal olsaydı böyle bir hikaye kitaplarında yer alır mıydı?
Eğer kitapları gönderen Tanrısal bağları (Tanrı olmasa dahi) olan bir varlıktan gelmiş olsaydı, yani Tanrı kavramını içine sindirebilmiş, algılayabilmiş bir varlıktan gelmiş olsaydı kitaplarda böyle komikliklere yer verir miydi?
Kitaplarda bu tür komikliklere yer veren ve "her harfi ondan" denilen Tanrı olabilir mi?
Eğer kitaplarında, Tevhid imanını yaymak için kaleme alınmış yazılar olsaydı, Tanrı mefhumunu şu-kadar metrelik canavarı yendiğini anlatan hikaye olabilir miydi?

Eğer, kutsal metin yazarları, İLAHİ VAHİYLERDEN KIRINTI kadar bile gönüllerinde bir iz bırakmış olsalardı, yani göğüslerine içirilen (içirildiğini söyledikleri) BUZAĞININ esir olmasalardı, ondan gelen seslere uymasalardı, tanrıcılık oynanmayacağının idraki içinde olsalardı; böyle sözde Tanrının gücünü ortaya koyan / Tanrının gücünü komikleştiren bir hikayeye kitaplarda yer verirler miydi?

Eğer kutsal metin yazarlarının gerçek amacı Tanrı olgusunun gücünü işleme yerine, EDİNİLEN TANRININ VASIFLARINI anlatmak olmasaydı, böyle bir hikayeyi "kutsallarımız" diye gelecek nesillere bırakırlar mıydı?

Bu nedenle yukarıdaki sorulara, edindikleri Tanrı inancının sınırlarını belirlemelerine fayda sağlacak irdelemeler olarak bakmak gerekir. Kendilerinin peşlerine takıldıklarının ne olduğunu anlamalarına katkı sağlayacaktır.

Herşeyi umdukları, herşeyi bekledikleri, hayallerini bağladıkları EDİNİLENİN esasında sandırıldığı gibi HİÇTE KUDRET sahibi olmadığını daha iyi anlayacaklardır. Peşinden gönderildiklerinin, kitaplarında anlatılan ve sınırları çizilen gücünün ne olduğunu anlayacaklardır.

Hiç olmazsa sorulara verdikleri cevaplarla, AYAKLARI YERE BASAR hale gelir.Tanrı olarak edinilenin peşinden gitmeye devam edilse bile, kuma gömdükleri başlarını dışarıya çıkarırlar. Görmemelerine şartlandırıldıklarını görür hale gelirler ve Tanrılarının PAZULARINA göre hayaller kurarlar. Hayallerini kısıtladıklarında peşine takıldıklarının esasında kendileri gibi, herşeye muhtaç olan ve hiç bir yetisi olmayan bir yaratılmış olduğunu görürler.

Çünkü; ne kadar alt sınırdan alırlarsa alsınlar "TANRI" kavramının içini birazcık bile doldurmak için bundan çok ama çok fazlasının gerekli olacağını anlayıverirler /görüveririler. Yaratılmış yaratılmışa Tanrı olur mu? Olsa olsa Tanrıcılık oyununa kendini kaptırmış bir ölümlü olur.
   
  TANRI diye CİN'lerle kurdukları ittifaklara İNSANLARI taptıranların, TANRININ OĞLU inançları olabilir mi? "KUZU KİM & KÖPECİK KİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Kitaplarında yazılmış olan her şeyi kapak isimlerine bakarak sorgusuz sualsiz neden kabul ediyorlar?
Din adamlarının kuşları güldürecek izahlarını "bunlar Tanrıdan olamaz" sorgulaması yapmadan kayıtsız şartsız neden kabul ediliyor?
Onlar için Tanrının neler diyebileceğini, düşünmenin bir kıymeti kalmadı mı?
Tanrı seviyesini, Tanrı algısını bu derece sıradanlaştırdılar mı?
"Tanrı bu durumda ne der" düşüncelerine dalmadan, Din adamları SAÇMALASADA hemen "olur" onayı mı veriyorlar?

"Evreni yarattım" diyen Tanrı'nın, "ilk insanı yarattım" dediği tarihten 5 bin yıl önce, Urfa Göbeklitepe'de (ve daha bir çok yerde. Hatta imparatorluklar var) şehir hayatı yaşayan insanların olduğunu, TANRININ BİLMEMİŞ olmasını KABUL ETTİRMEYEN TANRI KAVRAMI / İNANCI artık beyinlerde de mi kalmadı?

Din önderlerinin, Tanrıcılığı oynayanların, İlahi olan herşeyin üzerini yaldızlayanların, hala devam eden KİTABI KORUMA çalışmaları nedeniyle ürettikleri SAÇMALIKLARA inanıpta, bu kadarcık şeyleride sorgulayamayacak hale mi getirildi BEYİN HÜCRELERİNİZ?

Bilinçlerinize bu kadar hükmeder mi oldular? Düşüncelerinize bu kadar hükümranlar mı? Parmak seslerine (şıklatmak) alıştırdılarda, her denileni sorgusuz sualsiz DOGMA kıvamında kabul eder mi oldunuz?

Aynada inançlarınızı görme imkanınız olsa inanç sisteminizin, Tanrı adına atalarınızın katlettiği, "ilkeller" tanımlılardan çok daha beter olduğunu görürsünüz. Belgesellerde gördüğünüz, totemlere Tapanlarla sizin ne farkınız var?.
Onlarda, doğduklarında ellerine tutuşturulana TANRI diyorlar, sizde.
Onlarda sanılara, halüsülasyonlara, Tanrı sözü demiş, sizde
Onlarda Atalarından arta kalanları sorgusuz süalsiz DİN ADI ALTINDA kurtuluşlarının reçetesi kabul etmiş, sizde.
Düşünen varlık İNSAN, düşünmeden yoksun bir hal sergiliyorsa durum vahim bir durum sergiliyor demektir.
Zihinleriniz feth edip esir mi aldılar?
Uzay filimlerindeki gibi sizleri VARLIKLARLA kontrol eder hale mi geldiler?
Hiçmi bir şeyi sorgulama "YETİNİZ" yok?
Sizler düşünmeyen İNSANLAR sınıfını mı temsil ediyorsunuz?
   
  Dünya'da ki, bilim, sanat, kültür, araştırma, keşfetme, icad etme..vb.. eylemlerin sahibi olurken çalıştırdığınız düşünce mekanizmalarınızı, neden konu DİN olunca, saçmalasa da kullanmıyorsunuz. Kutsal damgalı sunulan herşey için, ön kabullü davranışlar sergiliyorsunuz? Cübbe giymiş, Sakal bırakmış, İkonları donanmış, İsminin başına unvanlar eklemiş, Din mesleğinde makam almış..vb.. her zat-ı muhteremlerin sözlerini "EN DOĞRU" kabul edip, ÖLÜM SONRASI hayatınızı tehlikeye atıyorsunuz.

KEŞİFLERDE, İCADLARDA, SANATTA, FELSEFEDE, MATEMATİKTE, ASTRONOMİDE,BİLİMİN HER DALINDA..vb.. gibi sergilediğiniz, DÜŞÜNCE CANBAZLIKLARI nerede? Düşüncenin bilimsel temellerini atan, onları sınıflandıran, düşünceye PARA veren ve düşünceden PARA kazanan beyinleriniz nerede? Din söz konusu olduğunda BEYİNLER çalışmaz mı oluyor? Din denildiğinde DÜŞÜNCE mekanizmalarınız devre dışı mı kalıyor. Din söz konusu olduğunda sadece DOGMALARIN olamsı zihinleriniz rahatlatıyor mu?

Beyninizde basınçlar mı oluşuyor?
İmani konular kunuşurken Ruhunuza darallar mı geliyor?
Derin düşünmeye başladığınızda gırtlağınız / boğazınız sıkılıyor mu?
Beyinlerinizde doluluk mu hissediyorsunuz?
Algılayabilmek için duyularınızı mı zorluyorsunuz?
Göğüsleriniz de baskılar mı ortaya çıkıyor?
Gönülleriniz mi daralıyor?
Miğdenize kramplar mı giriyor?
Elleriniz, parmaklarınız, vücudunuz geriliyor mu?
Yürekcikleriniz mi bıçaklanıyor?
Eğer bu ve buna benzer esintiler sizin diğer konularda yaptığınız araştırma ve sorgulamanıza mani oluyorsa, siz ZİHNİNİZİN KONTROLÜNÜ elden teslim etmişsiniz demektir.
Eğer bu ve buna benzer esintiler sizin yapmakta olduğunuz (peryodik olan, meslek gereği) çok kafa çalıştırma gereken işlerde dahi olsa rahatsız etmiyorda, ÜLKE, SİYASİ, DİNİ konularda yaptığınız araştırma ve sorgulamanıza mani oluyorsa, siz ZİHNİNİZİN KONTROLÜNÜZÜ elden teslim etmişsiniz demektir.

İbraniler.........8:10 `O GÜNLERDEN sonra' diyor RAB, `İSRAİL HALKIYLA yapacağım ANTLAŞMA şudur: YASALARIMI onların ZİHİNLERİNE işleyeceğim, YÜREKLERİNE yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım , ONLAR DA BENİM HALKIM olacaklar.

Yeremya.......31:33 ‹‹Ama o günlerden sonra İSRAİL HALKIYLA yapacağım ANTLAŞMA şudur›› diyor RAB, ‹‹YASAMI İÇLERİNE yerleştirecek, YÜREKLERİNE yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım, onlar da BENİM HALKIM olacaklar.

Göğüslerinizde beslettikleri varlıklara teslim edilmişsiniz demektir.
Gönüllerinize içirilmiş olan Buzağılarca teslim alınmışsınız demektir.
Düşünce mekanizmanızı, garibetlerine, "eçüşlerine ve büçüşlerine" park alanı olarak tahsis etmişsiniz demektir.
Bilinçlerinizi anlamadığınız anlama imkanınızın olmadığı, sayısız eşleşmeyen emirlerle doldurmuşsunuz demektir.
Muhakeme yeteniğinizi besleyen bilgi dağarcığınızı düzensiz, aranılanın bulunmadığı dağınık depo gibi başkalarının verilerine açmışsınız demektir.
Eğer bu ve bu gibi sorunlarınız varsa; A-SİMETRİK SAVAŞIN FETHEDİLENİSİNİZ demektir
   
  KONTROLÜ BAŞKALARINA VERMİŞ, YOLUNUZU O ÇİZER OLMUŞTUR...
 
   
  BUNLARDAN MEDET UMAR HALE GELMİŞ
 
   
  KIVAMA GELİP GELMEDİĞİNİZİ ANLAYABİLMEK İÇİN / BEYİNLERDEKİ BULANIKLIĞIN, GÖZLERDEKİ PERDELENMENİN SEVİYESİNİ ANLAYABİLMELERİ İÇİN, ORTALIĞA SÜRÜLEN BU ve BUNUN GİBİ TESTLERDEKİ AYRINTILARI GÖRMEZ HALE GELMİŞSİNİZ DEMEKTİR. (Binlercesini bir araya getirmek çok kolay olduğuna göre, milyonlarca -milyarlarca olamalılar)
 
   
  TANRI diye CİN'lerle kurdukları ittifaklara İNSANLARI taptıranların, TANRININ OĞLU inançları olabilir mi? "KUZU KİM & KÖPECİK KİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  ÖZETLE KIVAMDA ve İDEAL YAPIDASINIZ DEMEKTİR. İNANÇSIZLARINA KARŞI KURDUKLARI İTTİFAKA "HOŞ GELDİNİZ".
   
 
   
  DOLARDAKİ, HORUS, PİRAMİT, ADALET TERAZİSİ, ANAHTAR ve "BİZ TANRIYA İNANIRIZ" sözünün işlendiği "PARADAKİ TANRI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Yeremya.......31:34 Bundan böyle kimse komşusunu ya da kardeşini, ‹RABBİ TANIYIN› diye EĞİTMEYECEK. Çünkü KÜÇÜK BÜYÜK hepsi TANIYACAK BENİ ›› diyor RAB. ‹‹Çünkü SUÇLARINI BAĞIŞLAYACAĞIM, GÜNAHLARINI artık ANMAYACAĞIM.››
   
  FARKLI BİRKAÇ ÖRNEK DAHA GÖRMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ BAĞLANTILARA UĞRAYABİLİRSİNİZ.
   
  "NASA ile 25. SANAL MİSYONERLİK" KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "NASA HARİTALARI 25.KARE MİSYONERLİĞİ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  "HARİTALARLA 25. SANAL MİSYONERLİK" KONUSUNUN İŞLENDİĞİ"HARİTALAR ile 25.KARE MİSYONERLİĞİ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  "GOOGLE ile 25. SANAL MİSYONERLİK" KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "GOOGLE 25.KARE MİSYONERLİĞİ " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  ENERJİLERİNİ İSTANBUL'dan ALANLARIN RESİMLERLE GÖSTERİLDİĞİ "İSTANBUL 2010: ENERJİSİ KİMLERE?" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAYRAĞINA YAPILAN, TAHRİBATIN ÖRNEKLENDİĞİ "BAYRAK TAHRİBATI " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  BİLİNÇ ALTLARINA GÜVERCİNLE atılan, İSA SİLÜETLERİ. 25. KARE ÇALIŞMASI KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "DİYALOĞUN KUŞU" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Bunu test etmenin yani en alt sınırda, bir "TANRI" algılamasına sahip olmanın bir yolu yok mu? İnançların içinde yer alan, tarif edilen TANRI kavramının doğru olduğunu hatta doğruya yakın olduğunu anlamanın bir yolu elbette var.

"Anlamanın / algılamanın yolu "MÜSLÜMAN" olmak, "Tevhid İmanına" sahip olmak, "MÜMİN" olmak veya herhangi bir konuda şu çizgide yada bu çizgide olmakla hiç alakası yok. "TANRI" kavramının en alt biçimde algılamanın hiç bir ön şartı veye öğreti adresi yok.

Örneğin: Öncelikle gelen tüm seslere kulaklarınız tıkayın, içinizden gelen kötü dürtülere aldırmayın, vesveselere yüz vermeyin. içsel temizlik, düşsel arınma, negatiflik, Pozitive olmak,..vs onlara da boş verin. Hayallerinizi de bir müddet askıya alın, sanılarınızla kavga edip darılın, Umutlarınızdan izin isteyin, güzel düşüncelerinizi, yaşama sevincinizi, sevginizi, mutluğunuzu yanınıza alın hatta sımsıkıda sarılın.

Bir gece ışığın az olduğu yerde (ışık kirliliğinin olmadığı yerde) örneğin bir tepede yanınıza eşinizi de alın. Bir örtü serip sırt üstü yatar halde (yanlış yorumlar yapmayın örtü ciğerleri üşütmemek, çiğden ıslanmamak ve börtü-böcek için) gökyüzünü seyredin. Gitmeden önce, Evren nedir, Güneş sistemi nedir, Galaksiler nedir, Boyutları kaç birim ışık yılıdır, ışık yılının anlamı nedir gibi, edindiğiniz bilgileri yıldızları seyrederken bir düşünün. Şöyle kendinize muhteşem bir YILDIZLARIN ALTINDA şarkısını aratmayacak bir GÖRSEL ziyafet çekin.

Bir düşünün o seyrettiğiniz manzaranın içinde Dünya'yı, bir düşünün; Dünya üzerinde yer işgal eden bir insanın beynini, gözlemlediğiniz tablo içinde değerlendirin. İstediğiniz kadar seyredebilir ve düşünebilirsiniz. Düşüncenize yukarıda sayılan hiçbir etki, müdahil olmayacaktır.
Çünkü onların görevi, sadece İMANİ düşünceler söz konusu olduğunda devreye girmektir.
Çünkü onlar sapkın olan hiç bir düşüncede, yukarıda sayılan etkileri devreye sokmazlar yani negatifleşmezler. Tam tersine OLUMLAMACILAR gibi, pozitiflik yayarlar.
Çünkü onların eğitimi, İMANI belirten sözcüklere ve ibadetlere göre verilmiştir. Bu nedenle gökyüzü hakkında istediğiniz kadar düşünebilirsiniz hiç bir şey olmaz.
Düşünme eyleminiz bittikten sonrada rahatca Ahit kitaplarınızı alıp okuyabilirsiniz. Bu durumda da hiç bir sıkıntıyla karşılaşacak değilsiniz.
Çünkü onlar Ahit kitabına, ikonlara, işaretlere, rumuzlara, yedi kollu şamdanlara, kıyafetlere, cübbelere, ikonlara, seslere karşı eğitim almışlardır. Bu konuda müsterih olabilirsiniz.

İnanmazssanız alttaki resimlere bakın. öyle dikkatlerini vermişlerde nelere bakıyor olabilirler? Sımsıkı sarıldıklarının sadece bir sopa kıvamında görmedikleri muhakkak. Ellerindekilerin görünürde bir mucizeleride olmadığına göre, acaba ne görüyorlar, Sopaların üstlerinde barındırdıkları neler olabilir? Koca koca Adamler neden birtakım ikonlara, totemlere sımsıkı sarılmış olsun?
   
 
   
   
  Onlar hala Hz.Musa'nın büyücü olduğunu ve asasının sihirli olduğunu düşünüyorlar. Ellerindeki asaların da, o mahretleri göstermesini umuyorlar ve o, beklenti ile teselli buluyorlar. Her birinin asası, kendilerine özgü ki; kendilerine ait olanlar başkalarına gitmesin. (Pist ışığı gibi).

Elbette içimizden, alemler efsanelerine inanıpta, haçın altına sığınanlar da azımsanmayacak sayıda.
Papa, Peygamberine Hz.Muhammed'e, hakarette etse kişiliklerini ortaya koyamadan duramayan tipler var elbette. HAÇ'ın patronunu protesto etmesi gerekirken, birde ayağına kadar gidip hediye sunuyorlar. Papa her halde az yaptım diye düşünüyordur.

"Papa Hazretleri diye söze başlayıp....En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kiymetli hizmetinizi icra etme yolunda , en mutevazi yardımlarımızı sunmak için size geldik, diyenlerin çığırtkanlığında..."
   
  47 - Muhammed.26. Bu böyledir. çünkü onlar, ALLAH'ın indirdiğinden hoşlanmayanlara: bazı hususlarda size itâ'at edeceğiz dediler. Oysa ALLAH, onların gizlediklerini biliyor.
47 - Muhammed 22. Demek işbaşına gelecek olursanız,yeryüzünde bozgunculuk yapacak, rahimleri koparacaksınız öyle mi?"
47 - Muhammed 25. kendilerine doğru yol belli olduktan sonra arkalarına dönenlere,şeytân hatâlarını süslemiş ve kolaylaştırmış ve onları uzun emellere, umutlara düşürmüştür.
5 - Maide.......... 52. Kalblerinde hastalık bulunanların:bize bir felâket gelmesinden korkuyoruz!.diyerek onların arasına koştuklarını görürsün.....
   
  Hz Musa önlerinde deniz engeli olduğunu, biliyordu ve suya doğru gidiyordu...
Firavun'da, onların önünde deniz engeli olduğunu biliyordu ve onları suya doğru kovalıyordu...
Hz.Musa biliyordu ki; "Alemlerin Rabbi olan ALLAH" onlarla birlikte idi.
Firavun övünüyordu ki; her hal ve şartta birbirlerini destekleyen yenilmez koskoca bir ordu onlarla birlikte idi..
   
  6. - Şuara.. 53. Bunun üzerine firavun, kentlere toplayıcılar gönderdi:
26 -Şuara.. 54. "Kuşkusuz bunlar, küçücük bir topluluktur."
26 -Şuara.. 55. "Fakat bize gerçekten öfke püskürüyolar."
26 -Şuara.. 56. "Biz ise dikkatli davranan koca bir kitleyiz."
54 -Kamer..44. Yoksa, "biz, yardımlaşan/yenilmez bir topluluğuz" mu diyorlar?
12 -Yusuf.. 8. ............ama biz de birbirini her hal ve şartta destekleyen bir ekibiz...
   
  Hz Musa, onların ummayacağı şeyi "Alemlerin Rabbi olan ALLAH'tan" umuyordu..
Firavun ise kendisini çoktan tanrı olarak ilan etmişti.., hiç birşey ummuyordu.. asa yere vuruldu, ALLAH "ol" dedi ve deniz açıldı...
Hz.Musa ve toplumu suyu geçti..
Firavun:"o zavallı biçare olan, o sıradan olan geçtiğine göre, ben haydi, haydi geçerim" dedi..
Çünkü o, "ben tanrıyım." dedi ve göğsünde taşıdığı kibrine bir kez daha uydu...
   
  40 - Mü'min. ....56.Kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadan ALLAH'ın âyetleri hakkında tartışanlar var ya, onların göğüslerinde, (hiçbir zaman) erişemeyecekleri bir büyüklük taslamaktan başka bir şey yoktur. Sen ALLAH'a sığın, çünkü işiten, gören o'dur.
   
  Asa birkez daha yere vuruldu, ALLAH "ol" dedi ve firavun ile orduları boğuldu...
Hz. Musa su'dan gelmişti firavuna...sonra birkez daha gelmiş..ALLAH'ın ayetleri'ni göstermişti.
Ama o iman etmek yerine büyücülerini çağırdı..Tüm üstad, bilgin teknolojik büyücülerini..
Mesleği büyücülük olanlar, büyücülüğün piri olanlar bile anladı, "bunlar ne insan, nede cin işidir" dediler, ve...
   
  6 - Şuara........ 46.- Derhal büyücüler secdeye kapandılar:
26 - Şuara........ 47.- Dediler: "Alemlerin Rabbine inandık."
..........................................................................................................................dediler ve secde ettiler.. "Alemlerin Rabbi olan ALLAH'tan", Af dilediler.
   
 

Firavun ise anlamadı, kabul etmedi, "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'tan" gelen UYARILARI...
DURMASI GEREKEN YERDE, DURMASI GEREKTİĞİNİ ANLAYAMADI.
Göğsünde erişemediği KİBRİNE kulak verdi, onun KURDURDUĞU HAYALLERERDEN gözünü alamadı.
Sonunda gitti Hz.Musa'nın su yolunda...Sudan aldı ,suda boğuldu..
Özetle...SU'ya giden bir yol üzerinde hızla yol alınmakta.

Haman Yusuf yapılsada,
Buzağı yapan Samiri değil Harun ilan edilsede,
Putu kıran Musa densede, Firavun için bütün halkı köleleştiren Yusufları, Putu yapıp "yeni tanrınız" diyen Harunları, suyu içiren Musaları değil mi?
Putun suyu / BUZAĞININ SUYU GÖNÜLLERE İÇİRİLDİ Mİ? İÇİRİLDİ.
İsimler "o" olmuş yada "o" olmamış ne farkeder.
Yol SAMİRİNİN BUZAĞISININ SESLENDİĞİ / ÇAĞIRDIĞI yol değil mi?
Göğüslere yerleştirilen, gönüllerde yaşatılan SAMİRİNİN BUZAĞISININ SUYU değil mi? SAMİRİNİN BUZAĞISI değil mi?
İsmi Firavun olmayan Firavunların peşine takılındıktan sonra,
İsmi Haman olmayan Haman'larla ATEŞLER (inanç türetmeleri) yakılıp, FİRAVUN adına yapılan kulelerin (Hz. Musa'nın İLAHINA erişme emri uyarınca) TEKAMÜLE erdirme çalışmalarına dahil olunduktan sonra, MASKELERİN arkasındaki yüzlere ait anma isimlerinin / tanım isimlerinin ne önemi olabilir? MASKELERİN sahiplerine ait sıfatlarının / unvanlarının bir önemi olabilir mi, yol "suya giden allı gelin, MOR gelin" olduktan sonra?

   
  FİRAVUN'un, HAMAN'a "BİR KULE yapta MUSA'nın İLAHINA erişebileyim" emriyle başlanan ve "HAMAN'ın TEKAMÜL KULESİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
 
   
  Ahit kitaplarınızı alıp bir bakın bakalım; o seyrine doyamadığınız, oluşuna akıl erdiremediğiniz;
O AZAMETİN SAHİBİ; elinizde okuduğunuz öyle bir kitabın sahibi olabilir mi?
O AZAMETİN SAHİBİ; öyle birşeyi vahiy eder mi? Kitap diye gönderir mi? Kitabım der mi?
O AZAMETİ kontrol eden yanılır mı? Unutur mu? Pişman olur mu? Sonunu kestiremediği bir şeye "OL" demiş olabilir mi?
O AZAMETİN SAHİBİ; Yenilebilir mi? (Uydurdukları Yakup'un güreş hikayesine, kendileri inanıpta hayaller kurup hazırlandıkları varlık boyutunda hesaplaşmadan bahsediyorum)
O AZAMETİN SAHİBİ; Yarattığını bir şeyi / LİVYATAN'ı yada başka bir oluşumu "yendim" diye PAZULARIYLA övünür mü? Yaratıcılığı ve herşeye egemen olması nerede kalır.

O AZAMETİN YARATANI / "OL" DİYENİ ve "YOK OL" DİYECEK olanı; "gördüm, dedi ki" diyen tipleri kendisine ELÇİ OLARAK, HABERLEŞME BİRİMİ olarak, ANTEN olarak, YAZAR olarak, MÜREKKEP olarak, KİTAPTAKİ NOKTA olarak, PAPAĞAN olarak atar mı?

Gökyüzü ziyafetinden sonra bakın bakalım, derisi zırhı şu-kadardı yok bu-kadardı, görünümü adamın ödünü çıtlatıyordu, "Bİ-GODUM / GODUMMU OTURTTUM" hikayeleri bakın bakalım birşey ifade ediyor mu?
   
  Düşünebiliyor musunuz?
BİR KABUL GÖRMÜŞ TANRI, KENDİSİNİN "YARATTIM" DEDİĞİ BİR YARATIĞI YENMİŞ OLMASIYLA ÖVÜNÜYOR ve İNSANLARDA ONUN BU BAŞARISINDAN DOLAYI TANRI OLARAK KABUL EDİYORLAR.
BÜTÜN GELECEKLERİNİ ONUN DEDİĞİ SÖZLERE / ONDAN DENİLEN SÖZLERE EMANET EDİYORLAR.
EDİNİLEN TANRI OLGUSUNU KIZDIRMA KORKUSUYLA, PEŞİNDE OLDUKLARINI GÖSTEREBİLMEK İÇİNDE TAPINIYORLAR.
   
  Canavar denilen şeyi, mümkün olduğunca abartıyor ki, Tanrı olarak tanıttıklarının PAZULARI irileşsin, gücü artsın. Zafere ve herhangi bir başarıya, yetiye muhtaç olduğu anlaşılan EDİNİLEN TANRI duyduğu bir efsanenin peşine takılarak kendi gücünün, Livyatan'dan daha büyük olduğunu anlatmaya girişiyor. Belli ki kendisinin de, ÇÖL AZAZEL'i gibi Tanrı olarak kabul ettiği Livyatanı yenmiş olması, TANRILIK VASFI taşıması için hem kendisine, hem seçenlerinin Tanrı kabul standartlarına yeterli geliyor.
   
  İSRAİL TANRI'sını HARACA KESEN, FİDYE&RÜŞVET ALMADAN MISIR'daki İSRAİL'lileri, YAHVE'ye VERMEYEN "ÇÖLLÜ AZAZEL" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Canavar denilen nesne büyük ihtimalle, SÜMER efsanelerinden esinlenilmiş ve Babail sürgünü sırasında benimsenmiş bir hikaye olmalı. Uzak Doğu ile ticareti geliştirmiş olan Arap Tacirlerin de bu yür Ejderha hikayeleri anlattıkları biliniyor.. Onların, müşterilerinin ticaretlerine ortak olmaması için gittikleri yerlerin Ejderhalarla dolu olduğunu işleyen, hikayeler ve maceralar anlatırlarmış. Emtiaları getirdikleri yerlerde canavarlarla nasıl boğuştuklarını, kayıplarını, sunularını anlatarak, ticaretlerinin sekteye uğramamsı için oralara başkalarının (müşterilerinin) gitmesini istemezlermiş.

Ejderhanın Dini sembollerde, Evren olarak algılanması yada Evren'in Ejderha olarak sembolize edilmesi, bu tür anlatımlar / canlandırmalar sonucu olmalı. Uzak doğu İNANCINDA, kültüründe bolca yer alan Ejderha hikayeleri üzerine kurulmuş, GÜÇ İSPATLAMA / KAPASİTE BELİRLEME / İSTİAP SINIRLARI içinde bu efsane seçilmiş.
   
  Ejderha hikayeleri / Masalları İLAHİ bağı kalmamaış tüm din sistemlerinde, hurafelerde baş köşeyi işgal etmiş gözüküyor. TANRI kavramının içini dolduramayan aslında dolmasını da istemeyen, yani kontrolun kendi ellerinde kalmasını isteyen tüm PAGAN esaslı din önderlerinin katkılarıyla, inanç sistemlerinde bir kuvvet sembolü olarak kullanılmış. Tanrı nedir sorusuna da, Tanrının başarılarına da hayaller zorlanarak cevaplar verilmeye kalkıldığında elbette ortaya çok başlı yaratıklar fırlayıvermiş.

Yeni Ahit kutsal metin yazarlarıda aynı yöntemi izleyerek, EJDERHA imdat koluna sarılmış ve anlatımlarını yapmışlar. İLAHİ BİLGİDEN nasipsizliklerini, insanların hayallerini zorlayarak örtme yolunu benimseyenlerin anlatacağı hikayeler de, elbette KAF DAĞININ arkasındaki masallardan ibaret olur.

BİLMEYEN bilmediğini, başkalarının bilgisizliklerini kullanarak örtebilir.
Demek ki, sadece bilmediğini bilmek erdemlik açısından yeterli değil.
Bilmediğini bilip, bilmediği konularda "BİLMİYORUM" diyebilmek önemli.
BİLMEDİĞİNİ bildiğiniz birinin, aslında hiç bir şey BİLMEDİĞİNİ yüksek sesle kendinize / benliğinize İTİRAF etmek önemli.
Bilmediğini bildiğiniz birinin peşine takılmanın felaket olacağını BİLMEK önemli,....vb...
Hele peşine takılan kişi birde bilmediğini BİLMİYORSA, durumun vahameti hiçte anlatılamaz. Bilmediğini bilmeden BİLİYORUM kabulüyle YAZANLARIN, anlattıklarına takılanlar yeryüzüne düşecek yıldızları ve KURTARICILARINI bekleyerek ömürlerini nihayete erdireceklerdir. 2000 yıldan beri nesiller, aynı hayaller içinde yaşarlarken sessiz gemilerine bindilerse, BİLMEDİĞİNİ dahi bilmeyeni BİLEN kabul eden BUGÜNKÜLERDE, kalkışında el ve mendil sallanmayan sessiz gemilerine bineceklerdir.

Kitaplarını kaleme alanların "BİZLER ÖLMEDEN KURTARICI" gelecek demelerine ve bu sözlerine, Kutsal Ruh'u, Oğul Tanrıyı, Havarileri, Oğul Tanrı Özel Meleklerini..vb. tanık olarak göstermelerine rağmen HALA AKURTARICI HAYALLERİ KURULUYORSA, anlatılan masalda hille var demektir.

Esinleme ....12/3 Sonra gökte başka bir belirti göründü: YEDİ BAŞLI, ON BOYNUZLU ve yedi başında YEDİ TAÇ olan, kızıl renkli büyük bir EJDERHAYDI bu.
Esinleme.....12/4 KUYRUĞUYLA gökteki YILDIZLARIN ÜÇTE BİRİNİ sürükleyip YERYÜZÜNE attı. Sonra, doğum yapmak üzere olan kadının önünde durdu. Kadın doğurduğu an ejderha çocuğu yutacaktı.

(Hani derin bir mana vardır, bilmediğimiz birşey ima ediliyordur denilebilir. Hani öyle algılanması istenebilir. Derin manalar içeriyor atmosferinde değerlendirilmesi istenebilir. AMA yıldızların üçte birini, EJDERHAYA yeryüzüne düşürten ve sonrada Ejderhayı Dünya'ya indirip, çocuğun karşısına çıkartanının hiç bir İMA'lık düşüncesi olamaz. Yazanın İlahi vahiyle esintisiylede alakası olamaz. Gördüğü rüyada bile bilgi sınırının bu kadar dar esinlenmeler içermesi, onun hangi sözünün hangi manasından bahsedilmesini sağlayabilir.

Zavallı, Uzaydan, atmosferden haberi bile olmayan Cinlere esir olmuş, Gördüklerini Tanrı kabul etmiş, çağında yazılan hiçbir eseri bile okumamış bir yazarın kaleme aldıklarının gizlediği mana ancak onun şarlatanlığıyla ilgili olan örneklemeleridir. Böylekuru sıkı atmayı bile beceremeyenin sözlerinin arkasına takılıpta KURTARICIYI hayal etmekte izahı olmayan bir esaret hastalığı olmalı. İlahi vahiyde hiç böyle saçmalıklar olur mu?)
   
  KUTSAL METİN YAZARLARINA GÖRE; KURTARICI NE ZAMAN GELECEK KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "ARGEMEDDON ZAMANI " sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Kutsal kitaplarında, LİVYATAN ve BEHEMOT adını verdikleri efsanevi hayvanlar için " Timsah ya da soyu tükenmiş bir hayvan olduğu sanılıyor." notu var. Dinozorların yaratıldığından heberi olmayan, Dünya yaratılışını 1000 yıllık 6 günle sınırlayanların (6000 yıl kestiriminde bulunanlar) dünyanın geçirdiği hangi evrelerinden haberi olabilir ki?

Tanrısal kattaki BİR GÜNÜN, Dünyasal ölçekte BİN YIL olduğu, yani Dünyasal BİN YILIN Tanrısal katta BİR GÜN gibi olduğu, şu ifadelerle bidirilmiş.

Zebur...........90:4 Çünkü senin gözünde BİN YIL Geçmiş BİR GÜN, dün gibi, Bir gece nöbeti gibidir.
2 Petrus .......3:8 Sevgili kardeşlerim, şunu unutmayın ki, Rab'bin gözünde BİR GÜN BİN YIL ve bin yıl bir gün gibidir.

Eski Ahit verilerine yani "her harfi Tanrıdan" dedikleri kitaplarından meydana getirilen Yaratılış kronolojilerine (M.Ö. 4164) göre, Urfa Göbeklitepe (M.Ö 9500) şehri YARATILIŞ TAKVİMİNİN 1. gününe denk geliyor. Yani daha Tanrı GÖĞÜ ve YERİ yaratmadan, VARLIĞI SU ÜZERİNDE iken, URFA GÖBEKLİTEPE'liler şehirlerini kurmuş, sosyal bir hayat sürüyorlarmış.

Komikliğin daha da vahimi, Yahudilerin YARATILIŞ TARİH kabullerine bakıldığında çıkıyor. Yahudilere göre ilk insan ADEM M.Ö.3761 yılında yaratılmış. Yani, Eski Ahit'in Tanrı sözüne göre, YARATILIŞIN 6. gününde Dünya yaşamına merhaba diyen, ADEM'in doğum günü YAHUDİ KABULLERİNE göre M.Ö. 1 Eylül 3761 tarihiymiş.

Vahim'in KOMİK kısmı şu; Yahudi kabulüne göre Tanrı Gökleri-Dünyayı yaratmadan 500 yıl kadar önce (Herşey su üzerindeyken), bizim uyanık URFA GÖBEKLİTEPE'liler, ŞEHİRLERİNİ KURMUŞ SOSYAL HAYATIN ÇAL OYNASIN VUR PATLASIN KISMINI İCRA EDİYORLARMIŞ. Atalarının mağara yaşadım, ateşi buldum, tekerleği yuvarlattım, taşı sivriltip parlattım, metali erittim-büktüm aşamalarını sona erdirmeleri sayesinde şehir hayatlarını sürdürüyorlarmış.
   
 
   
 
   
  HIRİSTİYAN ve YAHUDİLERE GÖRE; E&Y.AHİT KAYNAKLI YARATILIŞ SECERESİNİN İŞLENDİĞİ "ADEM - MİLAD KRONOLOJİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Yaratılış.......1:1 Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.
Yaratılış.......1:2 Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin KARANLIKLARLA kaplıydı. Tanrının Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu.
Yaratılış.......1:3 Tanrı, ‹‹IŞIK olsun›› diye buyurdu ve ışık oldu.
Yaratılış.......1:4 Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı.
Yaratılış.......1:5 Işığa ‹‹Gündüz››, karanlığa ‹‹Gece›› adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve İLK gün oluştu.

"Gökleri ve yerleri yarattım" diyen, onun bu sözlerinin geçtği kitabın etrafında toplananların da; "evet o yarattı" dedikleri, ibadet ettikleri, İlah olarak inandıkları, Tanrılık vasfı ile yaldızladırdıkları (kabullerindeki) TANRI'ya göre; Gökkubbe (evren?) , Dünya ve yeryüzü (Dünya üstünde olanlar) 6 günde yaratılıyor. 6 günde sürekli yaratmaktan yorulan Tanrı olarak işaret ettikleri haliyle 7. gün dinlenmeye çekiliyor.

Bu derece habersizlik, bilmediklerini bilmeme ve ilahi vahiylerden kopukluk içinde olanların anlattığı Livyatan hikayelerine takılanlar, MUHAKKAK Kİ gerçek anlamda TANRI kavramı içinde olmadıklarını biliyor olmalılar. Kitaplarının Tanrısal hiçbir değer taşımadığının farkında olmalılar.
   
  TANRI 7. GÜN DİNLENİNCE DİNOZORLARA ne oldu? ADEM'İ GÖREBİLDİ Mİ? KONULU "YARATILIŞ ve DİNLENEN TANRI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Edinilen Tanrıları ve ona karakter kazandıran yazarlar, elbette Babil sürgününde aldıkları eğitim, Mısır Tanrılarından aldıkları esinlerle kabullendikleri bir sanal canavarı ortaya sürerek ASIL ANLATMAK istediklerini sıralamışlar..

Edinilen Tanrının kendisini, YARATTIM dediği / dedirttirdikleri İnsanlarla kıyaslama müjdesiyle anlatımlarına başlıyorlar. Tanrı olarak işaret edilen, kulu olarak hikayede yer alan Eyüp'e, "sen Livyatan'ı çelgelle çekebilir misin? bak ben çektim" tarzındaki anlatımlarla, Tanrı olarak işaret edilen VARLIĞIN maksimum yaptırımlarının (baş edebileceği) sınırları çizilmiş oluyor.

Cin'lere veya bir takım isimler taktıkları Şeytani varlıklara tapan, onlardan birşeyler bekleyen PAGAN esaslı inançlar hariç, Taptığı Tanrının "yarattığını yenmesiyle" övünebilir?
Kim; Tanrı olarak benimsediğinin gücünün sınırları olduğu için sevinç duyabilir?
Kim; Tanrı olarak peşine takıldığının, Dünyasal olduğunu öğrendikten sonra doğru yolda olduğunu hissedebilir?
Kim; "YARATILMIŞI" yendi hikayesine bakıpta, bir varlığa "çok kuvvetli bir Tanrım var" diye İMANINI teslim edebilir?

TEVHİD İNANCINDAN kopmuş, İLAHİ VAHİYLERE karşı kalbini karartmış, İMANİ İŞARETLERE gözlerini kapamış, İLAHİ ÇAĞRILARA kulaklarını tıkamış GERÇEKLERİ DUYMAK istemeyen tüm sapkın inanç sahipleri için yukarıdaki maddelerin hepsi MÜJDE OLARAK kabul görür. Göğüslerindeki BUZAĞININ sesine uyanların duymak istedikleri zaten bu ve buna benzer acizlik belirtisi sözler değil mi?

Onların kendilerini kandırmak adına en önemli alışkanlıkları / içgüdüsel davranışları; GÜCÜNÜN SINIRLARI olan TANRI varlığına dair GÖRÜŞLER / FELSEFELER / DOKTİRİNLER / İNANÇLAR / DİNLER / ATAM GÖRMÜŞ - ATAM DEDİ HİKAYELERİ / KİTAPLAR..vb..türetmek ve ortaya koymak değil mi?

Yoksa nasıl inanabilirler; HESAP GÜNÜNE uğramadan SONSUZ yaşama YATAY GEÇİŞ yapabilmeyi?
Yoksa nasıl inanabilirler; Urfa Göbeklitepe (M.Ö 9-10 bin) şehrinde yaşayanlar varken, Tanrımız (SU üzerindeyken) 1. günde (M.Ö. 9-10 bin) GÖKKUBBEYİ yarattı saçmalamasına?
Yoksa nasıl inanabilirler; Akad'lar İmparatorluk kurma aşamasına gelmişken, Tanrımız ilk insan ADAM'ı yarattı sallamalarına?
Yoksa nasıl inanabilirler; Firavunlar Piramit inşaatlarında ON BİNLERCE işçi çalıştırırken TUFAN olduğuna?
Yoksa nasıl inanabilirler; O tarihlerden (M.Ö.2400-2100) kalma şehir kalıntılarında ve Piramitlerde en ufak su, su çekilme, çamur izi yokken ARARAT'a gemi oturtma yalanına
Yoksa nasıl inanabilirler; Dünyada yaşam son hızıyla sürerken, Tanrı içinde atalarımız Sam, Yafet, Ham'ın bulunduğu NUH'un gemisini AĞRI dağına oturttu bizlerde onlardan türedik secerelerine?
Yoksa nasıl inanabilirler; O tarihlerde Devlet olarak sosyal yaşam sürmüş olanların; kültürlerinde, yazıtlarında, belgelerinde en ufak Tufan kanıtı dahi yokken, kendilerine münasip gördükleri isimleri SOY BABALARI yapma saplantılarına?
Yoksa nasıl inanabilirler; "Onlar AMALEK soyu, bizler ise SEÇİLMİŞ soylularız. Tanrı emri olarak, onlara ait SOYLARIN kurutulması gerekir" ifadeleriyle, PURİM KATLİAM çağrılarının, planlamalarının olduğu kitabın Tanrısal olduğu yalanına?
Yoksa nasıl inanabilirler; Firavun için bütün Mısır halkını köleleştirenin, esasında DİN KULESİ yapımcısı Haman değilde Yusuf olduğu kandırmacasına?..vb..
   
 
   
 
   
  BUYRUN OKUYUN TANRININ PAZU GÖSTERME HİKAYESİNİ.
   
  Eyüp............41:1 ‹‹LİVYATANI çengelle çekebilir misin, Dilini halatla bağlayabilir misin? olarak bilinmiyor. .......................Timsah ya da soyu tükenmiş bir hayvan olduğu sanılıyor.
Eyüp............41:2 Burnuna sazdan ip takabilir misin, Kancayla ÇENESİNİ delebilir misin?
Eyüp............41:3 YALVARIP YAKARIR mı sana, Tatlı tatlı konuşur mu?
Eyüp............41:4 Seninle ANTLAŞMA yapar mı, Onu ömür boyu KÖLE EDESİN diye?
Eyüp............41:5 Kuşla oynar gibi onunla oynayabilir misin, HİZMETCİLERİN eğlensin diye ona TASMA TAKABİLİR misin?
Eyüp............41:6 Balıkçılar onun üzerine pazarlık eder mi? Tüccarlar aralarında ONU BÖLER Mİ?
Eyüp............41:7 Derisini zıpkınlarla, Başını mızraklarla doldurabilir misin?
Eyüp............41:8 Elini üzerine koy da, çıkacak çıngarı gör, Bir daha yapmayacaksın bunu.
Eyüp............41:9 Onu yakalamak için umutlanma, Görünüşü bile İNSANIN ödünü patlatır.
Eyüp............41:10 Onu uyandıracak kadar YÜREKLİ ADAM yoktur. Öyleyse BENİM KARŞIMDA KİM DURABİLİR?
Eyüp............41:11 Kim benden hesap vermemi isteyebilir? GÖKLERİN ALTINDA NE VARSA BANA AİTTİR.
Eyüp............41:12 ‹‹Onun kolları, bacakları, Zorlu gücü, güzel yapısı hakkında Konuşmadan edemeyeceğim.
Eyüp............41:13 Onun giysisinin önünü kim açabilir? Kim onun iki katlı zırhını delebilir? (bkz. Septuaginta), Masoretik metin ‹‹Kim çift gem takmak için ona yaklaşabilir?››
Eyüp............41:14 Ağzının kapılarını açmaya kim yeltenebilir, Dehşet verici dişleri karşısında?
Eyüp............41:15 Sımsıkı kenetlenmiştir Sırtındakifö sıra sıra pullar, Masoretik metin ‹‹Gurur duyduğu››.
Eyüp............41:16 Öyle yakındır ki birbirine Aralarından hava bile geçmez.
Eyüp............41:17 Birbirlerine geçmişler, Yapışmış, ayrılmazlar.
Eyüp............41:18 Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.
Eyüp............41:19 Ağzından alevler fışkırır, Kıvılcımlar saçılır.
Eyüp............41:20 Kaynayan kazandan, Yanan sazdan çıkan duman gibi Burnundan duman tüter.
Eyüp............41:21 Soluğu kömürleri tutuşturur, Alev çıkar ağzından.
Eyüp............41:22 Boynu güçlüdür, Dehşet önü sıra gider.
Eyüp............41:23 Etinin katmerleri birbirine yapışmış, Sertleşmiş üzerinde, kımıldamazlar.
Eyüp............41:24 Göğsü taş gibi serttir, Değirmenin alt taşı gibi sert.
Eyüp............41:25 Ayağa kalktı mı güçlüler dehşete düşer, Çıkardığı gürültüden ödleri patlar.
Eyüp............41:26 Üzerine gidildi mi ne kılıç işler, Ne mızrak, ne cirit, ne de kargı.
Eyüp............41:27 Demir saman gibi gelir ona, Tunç çürük odun gibi.
Eyüp............41:28 Oklar onu kaçırmaz, Anız gibi gelir ona sapan taşları.
Eyüp............41:29 Anız sayılır onun için topuzlar, Vınlayan palaya güler.
Eyüp............41:30 Keskin çömlek parçaları gibidir karnının altı, Döven gibi uzanır çamura.
Eyüp............41:31 Derin suları kaynayan kazan gibi fokurdatır, Denizi merhem çömleği gibi karıştırır.
Eyüp............41:32 Ardında parlak bir iz bırakır, İnsan enginin saçları ağarmış sanır.
Eyüp............41:33 YERYÜZÜNDE BİR EŞİ DAHA YOKTUR , Korkusuz bir yaratıktır.
Eyüp............41:34 Kendini büyük gören her varlığı aşağılar, Gururlu her varlığın kralı odur.››
   
 
   
  4-5 metre boyundaki HÜNNAP ağaçlarının altında saklanan canavar BEHEMOT MACERASI

Eyüp............40:6 RAB kasırganın içinden Eyüpü şöyle yanıtladı:
Eyüp............40:7 ‹‹Şimdi erkek gibi kuşağını beline vur da, Ben sorayım, sen anlat.
Eyüp............40:8 ‹‹Adaletimi boşa mı çıkaracaksın? Kendini haklı çıkarmak için beni mi suçlayacaksın?
Eyüp............40:9 Sende Tanrının bileği gibi bilek var mı? Sesin Onunki gibi gürleyebilir mi?
Eyüp............40:10 Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.
Eyüp............40:11 Gazabının ateşini saç, Gururluya bakıp onu alçalt.
Eyüp............40:12 Gururluya bakıp onu çökert, Kötüleri bulundukları yerde ez.
Eyüp............40:13 Hepsini birlikte toprağa göm, Mezarda yüzlerini kefenle sar.
Eyüp............40:14 O zaman sağ kolunun seni kurtarabileceğini Ben de kabul ederim.
Eyüp............40:15 ‹‹Seninle birlikte yarattığım BEHEMOTA bak, Sığır gibi ot yiyor. bilinmiyor. .....................Su aygırı, fil, timsah ya da soyu tükenmiş bir hayvan olduğu sanılıyor.
Eyüp............40:16 Bak, ne güç var belinde, Karnının kasları ne güçlü!
Eyüp............40:17 Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.
Eyüp............40:18 Kemikleri tunç borular, Kaburgaları demir çubuklar gibidir.
Eyüp............40:19 TANRININ YAPITLARI ARASINDA İLK SIRAYI alır, Yalnız YARATICISI ONA kılıçla yaklaşır.
Eyüp............40:20 Tepeler ürünlerini ona getirir, Bütün yabanıl hayvanlar yanında oynaşır.
Eyüp............40:21 Hünnap çalıları altında, Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.
Eyüp............40:22 Hünnaplar onu gölgelerinde saklar, Vadideki kavaklar kuşatır.
Eyüp............40:23 Irmak coşsa bile o ürkmez, Güvenlik içindedir, Şeria Irmağı boğazına dayansa bile.
Eyüp............40:24 GÖZLERİ AÇIKKEN kim onu tutabilir, Kim kancayla BURNUNU delebilir?
   
  Livyatan'ların nasıl birşey olduğunu anlamak elbette imkansız. Ahitte; Melekleri'de, Şeytanı'da, Cin'i de, Ruh'u da, Keruv'ları da TANRILARINI ANLAMAK KADAR imkansız. Ölüp ölmediklerini, bir tane mi, yoksa çok sayıdalar mı? belli değil. Özetle; ne olduklarını AHİT KLASİĞİ olarak anlamak imkansız. Çünkü her madde, her yorum, her ifade ile işaret edilenler derin manalar içerebiliyor. Aslında çelişki gibi ortalıkta bırakılmış bu ifadeler, gözüktükleri gibi olmayabilir. Saçmalanmış olarak gözüken bir sözler birden bire taşıdıkları mesajlar açısından çok önemli bir durum arzedebiliyorlar.

Eyüp'ten yaklaşık 1000 yıl sonra yaşayan Davut'a, yine Tanrı verdi dedikleri Zeburda, LİVYATAN'lar yine sahne ye çıkıyor. Eyüp'ün yaşadığı yılları Davut'tan daha yakına almak için, Livyatan ismini bu maddeler arasında geçirmiş olabilirler" diyerek burada geçen ve kaçıncı kez nesli yok edilmiş olan Livyatana bir kulp bulduk. Çöl AZAZEL'ine de AHİT TANRISI olarak besleyip rüşvetini / haracını verdiğini de anladık. Hadi bu maddedeki Livyatan sorununu çözdük diyelim.

Zebur.........74:13 Gücünle denizi yardın, CANAVARLARIN kafasını sularda parçaladın.
Zebur.........74:14 LİVYATANIN başLARINI ezdin, Çölde yaşayanlara onu yem ettin.
Zebur........106:11 Sular yuttu HASIMLARINI, Hiçbiri kurtulmadı.

Yukarıda çözümünü / kulpunu bulduk dedğimiz Livyatanlar Zeburda, 30 madde sonra yine karşımıza çıkıyor. Bu sefer Edindikleri Tanrıdan sevgi ve şefkat gören, edinilen Tanrı tarafından özenle beslenen, oynaşmasından hoşnut olunan bir yaratık olarak karşımıza çıkıyor. Ödleri çıtlatan değil, oynaşan sevimli çizgi film kahramanı sanki. Öldürüken korkunç beslerken şirin.

Eyüp............41:33 YERYÜZÜNDE BİR EŞİ DAHA yoktur, Korkusuz BİR YARATIKTIR

Zebur.........104:24 Ya RAB, ne çok eserin var! Hepsini bilgece yaptın; Yeryüzü yarattıklarınla dolu.
Zebur.........104:25 İşte uçsuz bucaksız denizler, İçinde kaynaşan sayısız canlılar, Büyük küçük yaratıklar.
Zebur.........104:26 Orada gemiler dolaşır, İçinde OYNAŞSIN diye yarattığın LİVYATAN da ORADA.
Zebur.........104:27 Hepsi seni bekliyor, Yiyeceklerini zamanında veresin diye.

Yeşeya'da Livyatanın öldürülmesini ve Tanrısının onu öldürecek güçte olduğunu söylüyor. Bunların herbirinin benimsediği ayrı bir Tanrı varda, "benim TANRIM'DA Livyatanı öldürür diye test yarışına mı girmişler? Yeşeya, Eyüp ve Davut nasıl aynı çağlarda yaşamış olabilirler. Yeşaya yaşadığı dönemi, dört kralın ismi sayarak özetlemiş. Eyüp'se ondan 1300-1400 sene önce yaşamış biri. Çağdaş yapma çabaları, "EYÜP KİTABININ diğerleriyle birlikte (Tora grubu kitapları) neden Sina'da MUSA'ya verilmedi?" sorgularından kurtulabilmek amaçlı olabilir. Musa'dan önce yaşamış birinin kitabı elbette Musa'dan sonra ortaya koyulamaz.

Yeşaya......1:1 Yahuda kralları Uzziya, Yotam, Ahaz ve HİZKİYA zamanında Amots oğlu Yeşayanın Yahuda ve Yeruşalimle ilgili görümü:

Yeşaya....27:1 O gün RAB LİVYATANI , O KAÇAN YILANI, Evet LİVYATANI, o kıvrıla kıvrıla giden yılanı Acımasız, kocaman, güçlü kılıcıyla cezalandıracak, DENİZDEKİ CANAVARI ÖLDÜRECEK
   
  Tabii burada birde, Zebur kitabının ne zaman yazıldığı önemli. Eğer, Zebur kitabı onlara görede Davut'a verilense, Süleyman zamanında yapılacak tapınağın yıkımından nasıl bahsedilebilir. Olmayan Tapınak yıkılır mı?

Zebur.........74:3 Yönelt adımlarını şu onarılmaz yıkıntılara doğru, Düşman KUTSAL YERDEKİ HER ŞEYİ yıktı.
Zebur.........74:7 ATEŞE verdiler TAPINAĞINI, YERLE BİR edip KUTSALLIĞINI bozdular ADININ YAŞADIĞI KONUTUN.
Zebur.........74:8 İçlerinden, ‹‹Hepsini ezelim!›› dediler. ÜLKEDE TANRIYLA BULUŞMA yerlerinin TÜMÜNÜ YAKTILAR.
Zebur.........74:9 Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, PEYGAMBERLERDE YOK OLDU, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...
Zebur.........74:10 Ey Tanrı, ne zamana dek DÜŞMAN SANA SÖVECEK, HASMIN senin adını hor görecek?
Zebur.........74:11 Niçin geri çekiyorsun elini? ÇIKAR SAĞ ELİNİ BAĞRINDAN, yok et onları!
 
  Tanrı olarak işaret edilenin canavarlarla savaşı Sümer Tanrılarının savaşına benziyor. Sümer Tanrılarıda korkuyorlar ve kendileri gibi olanları öldürebiliyorlar. Ejderha, canavar yılan, ağızlarından ateş çıkartan sanal Tanrılarla savaşıp cesaretlerini ortaya koyuyorlar. Tanrı inancı "yarattım" dediği varlığı yenmekle sınırlı olana yaslananlar için, Tanrıların ölmesi kadarda doğal olan birşey olamaz.

Tanrının oğullarının varlığını kabul edenler için tanrının yaşlandığını da kabul etme zorunluluğu vardır. Eğer, Tanrı olgularından biri BABA TANRI oluyor diğeride OĞUL TANRI olarak anılıyorsa ortada zamanla yaşlanan ve velihatını seçen biri var demektir. 

İşte Eski Ahit kitabından herşeye egemen gösterilen ama halkını Mısır'ı fidye olarak kurtarabilen, ölümüde rüşvetle etkisiz hale getireceğini söyleyebilen ve korktuğu Azazel'e TEKE sunusu göndererek günahlarını yok ettiğini sanan, edindikleri Tanrılarının diğer TANRILARLA koordinasyon toplantısı


   tanrının oğulları


  Saçmaladıklarının farkında olmalılar ki TANRILAR arası koordinasyon toplantıları ile KENDİ EDİNDİKLERİ TANRILARINA herşeye egemen rolü vermişler. Yani; çok Tanrı var ama kontrol bizim Tanrıda havası estirmişler. Sanki onu-bunu-şunu Tanrı edinipte "benim Tanrım hergün dayak yiyor" diyen varmış gibi. Kirpi'de yavrusunu "PAMUĞUM" diye severmiş. Kim "yoğurdum ekşi" der.

Zebur……82:1 TANRI YERİNİ ALDI TANRISAL KURULDA, Yargısını açıklıyor İLAHLARIN ORTASINDA:
Zebur……82:2 ‹‹Ne zamana dek haksız karar verecek, Kötüleri kayıracaksınız? --iSela
Zebur……82:3 Zayıfın, öksüzün davasını savunun, Mazlumun, yoksulun hakkını arayın.
Zebur……82:4 Zayıfı, düşkünü kurtarın, Onları kötülerin elinden özgür kılın.››
Zebur……82:5 Bilmiyor, anlamıyorlar, Karanlıkta dolaşıyorlar. Yeryüzünün temelleri sarsılıyor.
Zebur……82:6 ‹‹ ‹SİZ İLAHLARSINIZ› DİYORUM, ‹YÜCELER YÜCESİNİN OĞULLARISINIZ HEPİNİZ
Zebur……82:7 Yine de İNSANLAR GİBİ ÖLECEKSİNİZ, Sıradan bir önder gibi düşeceksiniz!››
 
 
   
   Daniel.............11:36 ‹‹Kral dilediği gibi davranacak. Kendini BÜTÜN TANRILARDAN, daha yüce gösterecek, TANRILARIN TANRISINA karşı duyulmamış sözler söyleyecek. Tanrının öfkesi tamamlanıncaya dek başarılı olacak. Çünkü tasarlanan, yerine gelecektir. 

Daniel.............6:26 Krallığımda yaşayan herkesin DANİELİN TANRISINDAN korkup titremesini buyuruyorum. Sonsuza dek var olacak. Krallığı yıkılmayacak, Egemenliği son bulmayacak.
DANİELİN TANRISI KİM / NE OLABİLİR? Diğer Tanrılar nelerdir. Kendi Tanrısını diğer Tanrılardan ayıran özellikler nelerdir. Onu diğerlerinden bulunmaz yapan ve büyük kıldığına inandıkları PUTPERES İNANÇLARI nelerdir. Samirinin BUZAĞISINI gönüllerine yerleştirmiş olmalarımı, onların sahip oldukları şeyi büyük zannettiriyor?

2 Tarihler..........2:5 "Yapacağım tapınak büyük olacak. Çünkü TANRIMIZ BÜTÜN TANRILARDAN BÜYÜKTÜR
Yasa Kitabı......7:9 Tanrınız RAB'bin TANRI OLDUĞUNU BİLİN. O GÜVENİLİR TANRIDIR ..................................

Yasa Kitabı......10:17 Çünkü Tanrınız RAB, TANRILARIN TANRISI, RABLERİN RABBİDİR. O kimseyi kayırmayan, RÜŞVET ALMAYAN, ulu, güçlü, heybetli Tanrıdır.
Yeşu................22:22 ‹‹TANRILARIN TANRISI RAB, TANRILARIN TANRISI RAB her şeyi biliyor; İSRAİLde bilecek. Eğer yaptığımızı, ...........

Daniel..............11:36 ‹‹Kral dilediği gibi davranacak. Kendini BÜTÜN TANRILARDAN, daha yüce gösterecek, TANRILARIN TANRISINA karşı duyulmamış sözler......
Daniel...............2:47 Daniele, ‹‹Madem bu gizi açıklayabildin, Tanrın gerçekten TANRILARIN TANRISI, kralların Efendisi›› dedi, ‹‹Gizleri açan Odur.››
Yasa Kitabı.......32:17 TANRI OLMAYAN CİNLERE, Tanımadıkları ilahlara, Atalarınızın korkmadıkları, Son zamanlarda ortaya çıkan Yeni ilahlara kurban kestiler.

Esinleme..........17:14 Kuzu'ya karşı savaşacaklar, ama Kuzu onları yenecektir. Çünkü Kuzu, RABLERİN RABBİ, KRALLARIN KRALI'dır. O'nunla birlikte olanlar, çağrılmış,.......
Esinleme .........19:16 Kaftanı ve kalçası üzerinde şu ad yazılıydı: `KRALLARIN KRALI ve RABLERİN RABBİ'.
1 Timoteos........6:15-16 Mübarek ve tek Hükümdar, KRALLARIN KRALI, RABLERİN RABBİ, ölümsüzlüğün tek sahibi, yaklaşılmaz ışıkta yaşayan, hiçbir insanın görmediği .....
(Oğul Tanrıyı Tanrıdan saymıyorlar ki, onu görmelerini Tanrı görme olarak almıyorlar. Soru şu: Baba Tanrıyı görmedilerse, Oğul Tanrının Baba Tanrının sağında oturduğuna neden şahitlik ediyorlar? Hiç kimse Tanrıyı göremezse bu durumda "Oğul Tanrıyı gördüm" diyenlerde, "Baba Tanrının sağında oturuyordu" diyenlerde, "Tahtın sağındaydı" diyenlerde yalan söylüyor. Eski Ahit ve İbrahim, güreş galibi Yakup, Musa, Hacer.vb yalan söylüyor.)

İngilizce BASKILI Eski Ahit kitabında TANRININ OĞULLARI

Genesis/Yaratılış..6:2 that the SONS OF GOD saw the daughters of men that they were fair; and they took them wives, whomsoever they chose
Yaratılış/Genesis..6:2 TANRININ OĞULLARI, insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler.....
Türkçe yazılmış Eski Ahit kitabında İLAHİ VARLIKLAR
Yaratılış...............6:2 İLAHİ VARLIKLAR, insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler.

Luka 3:38 Enoş oğlu, Şit oğlu, Âdem oğlu, TANRI OĞLUYDU.
English Standard Version (©2001)
Luke...3:38 the son of Enos, the son of Seth, the son of Adam, the SON OF GODDaniel.............11:36 ‹‹Kral dilediği gibi davranacak. Kendini BÜTÜN TANRILARDAN, daha yüce gösterecek, TANRILARIN TANRISINA karşı duyulmamış sözler söyleyecek. Tanrının öfkesi tamamlanıncaya dek başarılı olacak. Çünkü tasarlanan, yerine gelecektir. 

Daniel.............6:26 Krallığımda yaşayan herkesin DANİELİN TANRISINDAN korkup titremesini buyuruyorum. Sonsuza dek var olacak. Krallığı yıkılmayacak, Egemenliği son bulmayacak.
DANİELİN TANRISI KİM / NE OLABİLİR? Diğer Tanrılar nelerdir. Kendi Tanrısını diğer Tanrılardan ayıran özellikler nelerdir. Onu diğerlerinden bulunmaz yapan ve büyük kıldığına inandıkları PUTPERES İNANÇLARI nelerdir. Samirinin BUZAĞISINI gönüllerine yerleştirmiş olmalarımı, onların sahip oldukları şeyi büyük zannettiriyor?

2 Tarihler..........2:5 "Yapacağım tapınak büyük olacak. Çünkü TANRIMIZ BÜTÜN TANRILARDAN BÜYÜKTÜR
Yasa Kitabı......7:9 Tanrınız RAB'bin TANRI OLDUĞUNU BİLİN. O GÜVENİLİR TANRIDIR ..................................

Yasa Kitabı......10:17 Çünkü Tanrınız RAB, TANRILARIN TANRISI, RABLERİN RABBİDİR. O kimseyi kayırmayan, RÜŞVET ALMAYAN, ulu, güçlü, heybetli Tanrıdır.
Yeşu................22:22 ‹‹TANRILARIN TANRISI RAB, TANRILARIN TANRISI RAB her şeyi biliyor; İSRAİLde bilecek. Eğer yaptığımızı, ...........

Daniel..............11:36 ‹‹Kral dilediği gibi davranacak. Kendini BÜTÜN TANRILARDAN, daha yüce gösterecek, TANRILARIN TANRISINA karşı duyulmamış sözler......
Daniel...............2:47 Daniele, ‹‹Madem bu gizi açıklayabildin, Tanrın gerçekten TANRILARIN TANRISI, kralların Efendisi›› dedi, ‹‹Gizleri açan Odur.››
Yasa Kitabı.......32:17 TANRI OLMAYAN CİNLERE, Tanımadıkları ilahlara, Atalarınızın korkmadıkları, Son zamanlarda ortaya çıkan Yeni ilahlara kurban kestiler.

Esinleme..........17:14 Kuzu'ya karşı savaşacaklar, ama Kuzu onları yenecektir. Çünkü Kuzu, RABLERİN RABBİ, KRALLARIN KRALI'dır. O'nunla birlikte olanlar, çağrılmış,.......
Esinleme .........19:16 Kaftanı ve kalçası üzerinde şu ad yazılıydı: `KRALLARIN KRALI ve RABLERİN RABBİ'.
1 Timoteos........6:15-16 Mübarek ve tek Hükümdar, KRALLARIN KRALI, RABLERİN RABBİ, ölümsüzlüğün tek sahibi, yaklaşılmaz ışıkta yaşayan, hiçbir insanın görmediği .....
(Oğul Tanrıyı Tanrıdan saymıyorlar ki, onu görmelerini Tanrı görme olarak almıyorlar. Soru şu: Baba Tanrıyı görmedilerse, Oğul Tanrının Baba Tanrının sağında oturduğuna neden şahitlik ediyorlar? Hiç kimse Tanrıyı göremezse bu durumda "Oğul Tanrıyı gördüm" diyenlerde, "Baba Tanrının sağında oturuyordu" diyenlerde, "Tahtın sağındaydı" diyenlerde yalan söylüyor. Eski Ahit ve İbrahim, güreş galibi Yakup, Musa, Hacer.vb yalan söylüyor.)

İngilizce BASKILI Eski Ahit kitabında TANRININ OĞULLARI

Genesis/Yaratılış..6:2 that the SONS OF GOD saw the daughters of men that they were fair; and they took them wives, whomsoever they chose
Yaratılış/Genesis..6:2 TANRININ OĞULLARI, insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler.....
Türkçe yazılmış Eski Ahit kitabında İLAHİ VARLIKLAR
Yaratılış...............6:2 İLAHİ VARLIKLAR, insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler.

Luka 3:38 Enoş oğlu, Şit oğlu, Âdem oğlu, TANRI OĞLUYDU.
English Standard Version (©2001)
Luke...3:38 the son of Enos, the son of Seth, the son of Adam, the SON OF GOD.
   
  AZ MÜSLÜMANLARA, "İLAHİ VARLIKLAR" olarak sundukları "SONS OF GOD" KABULLERİNİN İŞLENDİĞİ "TANRININ OĞULLARI"sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
   Esinlendikleri kaynak daha iyi ortaya çıksın diye Sümer Tanrıları ve maceraları. 
   
   MARDUK AYA YORGİ



SÜMER TANRILARI



ENLİ ENKİ
   

NEBUKADNESSAR MARDUK



MARDUK ST. GEORGE AYA YORGİ



KADER TABLETİ



AYA YORGİ



TANRININ ANNESİ THEOTOKOS