but1
   
   
  SÜNNET OLMANIN DİNLERE GÖRE ANLAMI..
   
     
 
  Yahudiler Sünnet olmayı daha doğrusu o yolla işaretlenmeyi, Tanrılarına en kuvvetli bağlılık adeti emaresi olarak görüyorlar ve gösteriyorlar. Pavlus ve arkadaşları TANRININ YASALARINI tahrip etme niyeti olamasaydı (keskin taşlardan korkmasalardı diyelim.. Pavlus sünnetliyim diyor.Filipililer..........3:5) Eski Ahit'teki, Oğul Tanrının ve havarilerinde uyduğu TANRININ YASASINA göre; Hıristiyanlarda şimdi İŞARETİMİZ olsun aralara karışmayalım diye, kullandıkları HAÇ (seyyar edinilen tanrı konaklama yeri, bir nevi içi olmayan müstakil ahit sandığı) yerine yada ilaveten SÜNNET oluyorlardı. Elbette kendi özgü kuralları ile. Çünkü; Yahudilerinki tamamen kendilerine özgü işaret amaçlı imiş.

Gördüm / göründü / bana güveniyor diye ortaya çıkan, Pavlus ve arkadaşlarının mektuplaşması sayesinde bu işten kurtulmuşlardır. Mektuplaşmasalardı, Pavlus ve arkadaşlarının keskin taş korkuları olduğu yazıya dökülmeyecekti. Ortada mektuplar olmayınca da hiç kimse, Kutsal kitaplara dayanarak, "sünnet yok onun yerine HAÇ'la işi kotaralım" diyemeyecekti.
   
  Tanrıları, Havarileri, Oğul Tanrıya kutsal soydan baba olarak seçtikleri Yusuf ..vb SÜNNETLİ ama olsun varsın, nasıl olsa Peygamberinin kitap getirmediği bile getirmediği bir dine mensuplar ne farkeder. Tanrılarının ismini anmadığı, kutsal metin yazarlarının hayalini bile kurmadıkları bir dinin mensupları için, fazla yada eksik kuralların ne önemi olabilir?

Kitapların tersini söyleyen ifadeler yer almış olsada ne farkeder? HER HARFİ TANRIDAN dedikleri kitapları TANRI ADINA yazan onlar deği mi? Bir başka hikaye ile kafa bulandırır, bir başka ifadeyle delillendirir, bir başka ifadeylede sonuca ulaşıverirler. Oğlu sünnetsiz diye MUSA'yı öldürmeye kalkan, TANRININ verdiği YASALARI, yine TANRI adına kaldırıvermişler.

Matta................5:17 «KUTSAL YASA'yı ya da peygamberlerin sözlerini GEÇERSİZ KILMAK için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim.
Galatyalılar........5:3 Sünnet edilen her adamı bir daha uyarıyorum: Kutsal Yasa'nın tümünü yerine getirmek zorundadır.
Elçilerin İşleri.....7:8 Sonra Tanrı onunla, sünnete dayalı antlaşmayı yaptı. Böylelikle İbrahim, İshak'ın babası oldu ve onu sekiz günlükken sünnet etti. Ve İshak Yakup'un, Yakup da on iki büyük atamızın babası oldu.

Sünnet olmuş HAVARİLERİN varlığına rağmen, OĞUL TANRI dedikleri İSA'larının sünnetli olmasına rağmen PAVLUS YENİ DİNİN YASALARINI kesin bir dille ortaya koyuyor.

Galatyalılar........5:4 Yasa ile aklanmaya çalışan sizler, Mesih'ten ayrıldınız, Tanrı'nın lütfundan uzak düştünüz.
Galatyalılar........5:5 Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruh'a dayanarak, imanla bekliyoruz.

Kesin dille TANRININ YASALARINI değiştirme hakkınında olduğunu yine TANRI SÖZÜ olarak sarfettiği ifadelerin arkasına sığınarak yapıyor.
Romalılar..........3:2 Her yönden çoktur. Birincisi, TANRI'nın SÖZLERİ YAHUDİLERE emanet edildi.

Elçilerin İşleri.....9:4 Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, «Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?» dediğini işitti.
Elçilerin İşleri.....9:5 Saul, «Ey efendim, sen kimsin?» dedi. «Ben, senin zulmettiğin İsa'yım» diye cevap geldi.
Elçilerin İşleri.....9:6 «Haydi kalk ve kente gir, ne yapman gerektiği sana bildirilecek.»

"YASAYI DOĞRULUYORUM" diyerek aslında müstakil DİNİN, YENİ YASALARIN ortaya sürüyor. Tıpkı İSA'larının BABA dediği, Tapınaklarında taptıkları YAHVEYİ dışlayıp, YENİ TANRI edinmiş olmaları gibi.
Romalılar...........3:31 Öyleyse biz iman aracılığıyla Kutsal Yasa'yı geçersiz mi kılıyoruz? Hayır, tam tersine, Yasa'yı doğruluyoruz.

Aradan parmaklarla sayılabilecek yıllar geçmesine rağmen, kendi elleriyle "SÜNNET OLAYINI YASA GEREĞİ" diye hemde öncelikli YASA EMRİ olarak görmüş olmalı ki; SEPT GÜNÜNDE yapan, OĞUL TANRI, Kurtarıcımız dedikleri İSA'larını da içine alan ifadeleri, sırf sünneti geçersiz kılmak için sarfediverirler.

Sünnetli OĞUL TANRININ sözlerini geçersiz kılan, TANRININ YOLUNU ÇİZEN DOĞRU SÖZLÜ PAVLUS. (Pavlus sünnet olduğunu şu ifade içinde belirtiyor. Filipililer..........3:5 Doğumumun sekizinci günü sünnet oldum. İsrail soyundan, Benyamin oymağından, özbeöz İbraniyim. Kutsal Yasa'ya bağlılık derseniz, Ferisiydim.)

Filipililer...........3:2 Kötülük yapan o adamlardan, o KÖPEKLERDEN sakının; o SÜNNET BAĞNAZLARINSAN sakının!
Titus...............1:10 Çünkü asi, boşboğaz, ALDATICI birçok kişi vardır. Özellikle SÜNNET YANLILARI bunlardandır.

Her bir mektubunu başka-başka yerlere nabızlar dikkate alınır bir biçimde ama bol selamlı ve sitemli yazmış olan PAVLUS'un, yazdığı mektuplar bir araya getirildiğinde, KENDİ GÖRÜŞLERİNİN kabulü için hangi yollları izlediği de görülüyor. Bu konuda kendilerini yetkili görüyorlar ki TANRI adına çok rahat kestirimlerde bulunabiliyorlar.

Çünkü onlar; "O TANRI" DEDİKLERİNİN ADINA KİTAP YAZAN insanlar.
TANRI atayan, TANRI adına kitaplar yazan, adeta; TANRI ÜSTÜ VARLIKLAR KONUMUNDA kendilerine yer edinmiş olan insanlar.

Kitaplar TANRI ADINA özel MELEKLER ve KUTSAL RUH denetiminde YAZDIRMAMIŞ mı? diye sorgulama yapılırsa;
"Gördüm" dediğini MELEK, "esinini hissetim" dediğini KUTSAL RUH, yazdıklarıda TANRI SÖZÜ kabul ederseniz; "aynen öyle olmuş" da denilebilir.

Söyleyen kutsal metin yazarlarının ağzı, "evet öyle olmuş" diyenlerde takipte ısrarlı olanlar olduktan sonra, ortada TANRININ KİM olduğu hususunda bir meselede kalmaz. Kutsal Ruh'sa EL VERMEYLE ordan oraya neredeyse kiralanan pozisyonunda. Hiç insiyatifide yok. Kitapları yazdıran, ÜÇÜBİRLİĞİN üçüncüsü denilen KUTSAL RUH, İSA'nın bile ihanetle suçladığı PETRUS'un emrine amade durumlar sergiliyor.

Birileri "TANRIYI GÜREŞTE yendik" diye DİNLER kurup, Tanrıyı yenenin oğlulları olarak ortalığa SAPKIN kitaplarını çıkartıyorlar, zihniyet takipcileride Oğul Tanrıdan sonra gelen 3. kuvveti Parayla alıp satılabilecek konumda TUTAN inançları ile SAPKIN DİN PİYASASINDA bizlerde varız diyorlar. "Bizler esasında CİN'leri kendimize TANRI edinmiş olanlarız" diyorlar.

"Siz hiç GÜREŞTE YENİLEN TANRI ve elden ele gezen KUTSAL RUH olabileceğine inanıyor musunuz da; bizleri TEK İLAHLI DİN savunucuları sanıyorsunuz" diyorlar. Eğer; Güreşte yenilen, elden ele gezen Kutsal Ruh varlığına inanıyorsanız, o halde sizlerde bizlerdensiniz. İNANÇSIZLARIMIZA karşı kurduğumuz, İTTİFAKDAŞLARIMIZDAN sayılırsınız. O halde VAAD'cinin safhına hoş geldiniz" diyorlar.

Elçilerin İşleri.....8:16 Çünkü Ruh daha hiçbirinin üzerine inmemişti. Rab İsa'nın adıyla vaftiz olmuşlardı, o kadar.
Elçilerin İşleri.....8:17 Petrus'la Yuhanna onların üzerine ellerini koyunca, onlar da Kutsal Ruh'u aldılar.

hAVARİLER ZAMANINDA DA SÜNNET çok önemli olarak görülüyor. Hatta Petrus'a SÜNNETSİZLERİN evinde yemek yedin diye eleştiriler yöneltiliyor. O da eleştirilerden kurtulmak için YEMEK YEME emrinin TANRIDAN geldiğini anlatarak işi KUTSALLIĞA (66'ya) bağlıyıveriyor.

İNANACAK OLANLAR KIVAMDA OLDUKTAN sonra, "İŞ" sadece "GÖRDÜM" demeye kalıyor. Sünnetsizllerin yiyeceklerinin MUNDAR olduğunu da söylüyor. Ama ikinci sesle MUDAR olan şeyler TEMİZ hale geliveriyor. Üç kez TEKRARLANAN EMREDE uymak gerekir değil mi? "İster tuzluyarak ye!, ister yağlıyarak ye!" Hıyarı önüne koymuşlar. Hazmı kolay olsun diye YEMEKTEN ÇEKİNME olmasın diyede üç kez "YE" de demişler. Davete de icabet etmeli, davet edilen yerin harareti yüksek olsada.

Elçilerin İşleri.....11:2 Ama Petrus Kudüs'e gittiği zaman SÜNNET YANLILARI onu ELEŞTİRDİLER.
Elçilerin İşleri.....11:3 «Sen SÜNNETSİZ kişilerin evine gidip onlarla YEMEK YEMİŞSİN!» dediler.
Elçilerin İşleri.....11:4 Petrus baştan başlayarak olanları tek tek onlara anlattı.
Elçilerin İşleri.....11:5 «Ben Yafa kentinde dua ediyordum» dedi. «Kendimden geçerek bir GÖRÜM GÖRDÜM. Büyük bir çarşafı andıran bir nesnenin... .... geldiğini gördüm
Elçilerin İşleri.....11:6 Gözlerimi çarşafa dikip dikkatle baktım. Çarşafın içinde, yeryüzünde yaşayan dört ayaklılar, yabanıl hayvanlar, sürüngenler ve gökte uçan kuşlar gördüm.
Elçilerin İşleri.....11:7 Sonra BİR SESİN bana, `Kalk, Petrus, KES YE!' dediğini İŞİTTİM.
Elçilerin İşleri.....11:8 «`ASLA OLMAZ, RAB!' dedim. `Ağzıma hiçbir zaman MURDAR ya da KİRLİ bir şey girmemiştir.'
Elçilerin İşleri.....11:9 «SES İKİNCİ KEZ GÖKTEN geldi: `TANRI'nın TEMİZ KILDIKLARINA sen MURDAR DEME' dedi.
Elçilerin İşleri.....11:10 Bu, ÜÇ KEZ TEKRARLANDI; sonra her şey yeniden göğe alındı.

Masal bu ya! göklerin yaratılışında var dedikleri önce söz vardı dedikleri OĞUL TANRI meğer BABA TANRININ neleri temiz neleri MURDAR ilan ettiğinden haberi yokmuş tersi olsa İNSANLARA hemen öğretmez miydi? İSA'ları TANRISININ sözlerini tekrar eden onu öğretilerini İNSANLARA ileten değil miydi?

Yuhanna...........7:14 Bayramın yarısı geçmişti. İsa da tapınağa gidip ders vermeye başladı.
Yuhanna..........7:16 İsa onlara, «BENİM ÖĞRETİM BENİM DEĞİL, BENİ GÖNDERENİNDİR» diye karşılık verdi.

Sünnet birçok uygarlıkta çeşitli nedenlerle uygulanmış. Önemli olan SÜNNETİN neden yapıldığı. Sünnetli olmak, diğer sünnetli olanlardan sayılmaya yada olmaya yetmiyor. Aynı anlamda olmaması da gerekli. Musa'nın Sippo olayının altında yatan da bu.
   
  DİN İNANCINDAN YAHUDİLİK ZİHNİYETİNE GEÇİŞİN ÖZETLENDİĞİ, MAKASBAŞI HİKAYELERİNDEN "MUSA & SÜNNET" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Örneğin Müslümanlar'da sünnetli ama sünnetlerini Müslümanlık gereği Dinin gelenek anlayışının öngördüğü kuralları içinde, dinin adetlere tanıdığı tolerans sınırları içinde yapıyorlar (Din emri olmamasına rağmen din sınırları içinde, din kurallarınca nasıl olabilir diye bir soru akla takılabilir. bu tanımlardan kasıt imana helak getirmeyecek olan davranışlar / adetler / gelenekler denilebilir. Ör: Kur'an'ı Kerim okumak, Camii'ye gitmek. Dua etmek, Mevlüt okutmak, yine düğün derneklerde dua etmek, KUR'AN'I KERİM okumak, yörelere özgü düğünler düzenlemek, geleneksel bağlar içinde hareket etme ritüelleri gibi.)

Sünnet sırasında yapılan tüm dualar, temenniler, dilekler "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a" yapılıyor. Sünnet kıyafetinde bile "herşeyin "ALLAH'tan" olduğunu herşeyin "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a" ait olduğunu belirten "MAŞALLAH" KUŞAKLARI kullanılıyor.
Yani Müslümanlar bu adeti imanlarının gereği; KUR'AN'I KERİM'de" bildirilen TEVHİD inancına aykırı olmayan gelenekselleşmiş kurallar içinde yapıyorlar. İMAN ETTİKLERİ "ALLAH'ın" rızasını kazanmak amacı dini vecibe olmayan SÜNNETTE geçerli değildir" çıkarımı yapılsa bile, SÜNNETİ, "ALLAH'ın rızasına ters düşmeyecek kurallar, düzenlemeler içinde ama her şartta "ALLAH" rızasını gözeterek yerine getiriyorlar.

Maşallah yazılarıyla, dualarla yaptıkları her hareketleriyle, seronomileriyle "ALLAH" rızasına ters düşmemeye çalışıldığını gösteriyorlar. Benzer ritüellerle / sıradan tapınmalarla karıştırılmasın diye de bu adeti, Müslümanlık ibadeti formunda, İslami gelenek ve göreneklerine uygun gerçekleştiriyorlar.

Özetle: Müslümanlar sünnet adetini, "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" rızasını kazanmak amacıyla, adreslerini belli ederek yerine getiriyorlar. Bizler, KUR'AN'I KERİM'DE tanımlanan, Hz. Muhammed'in bizlere duyurduğu / bizleri davet ettiği MÜSLÜMANIZ / MÜSLÜMANLARIZ diyorlar. Yani ADRESİ VERİYORLAR.

ADRESİMİZ "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" DİYORLAR. ADRESİMİZ "MAŞALLAH" diyorlar.
Maşallah deyiminin nazar değmesin anlamına kimler çevirmiş olabilir? Herşeyin "ALLAH'tan" olduğunu vurgulayan bir tanımlama o.
Şükür sözü, hamd sözü. Adres bildirme sözü.
"İNŞALLAH" nidasıyla, istediği, arzu ettiği şeylere kavuştuğunda / sahip olduğunda verdiği şükür ve adres belirten söz "MAŞALLAH" / HERŞEY "ALLAH'tan"
"İNŞALLAH / VEREN ALLAH'tır / İNŞAA EDECEK OLAN ALLAH'tır duygularıyla / inancıyla, İSTEDİĞİ bir şeye kavuştuğunda, İNŞAA EDENİN / VERENİN "ALLAH" olduğunu, "ALLAH'tan geldiğini bildiren bir tanımlama "MAŞALLAH" / HERŞEY "ALLAH'tan"

Yahudiler de sünnet oluyorlar ama onlar edindikleri kitaplarında; konuşturdukları, profilini sürekli değiştirdikleri, Kutsal metin yazarlarının görevlerini belirlediği, geçmişte neler yapmış olduğunu dikte ettikleri, ölümlü olduğunu bilen bir varlığa adıyorlar.

Müslüman biri yada sünnetli biri YAHUDİ DİNİNE GEÇSE, Yahudiler onu SÜNNETLİ KABUL ederler mi? Asla etmezler çünkü O SÜNNET benimsedikleri, Tapındıkları TANRI diye işaret ettikleri İÇİN YAPILMAMIŞTIR. Ama formaliteden, ama sunuyla ama küçük bir operasyonla ama aileden birinin sünnetinden bulaşan kanla bu kabul yapılabilir. Kimbilir bu yolla, bağlılıklarını bildirenlerede "KANLI GÜVEY OLDUN" derler.

Tabii ki Yahudiliğe geçmek konusunda söylenenler olmayacak şeyler. Dini bütün olmayan YAHUDİ BİR DOKTOR tarafından yapılmayan Sünneti Hahamlık onaylamış olsa bile kabul etmiyorlar. Bu doğru ama Yahudi çocuğun sünnet olabilmesi için Yahudi bir anneden doğması gerektiğinide yine din adamları söylüyor. Kendi içlerinde "Kanlı güvey makamları olabilir. Örneğin Dünya'nın her yerinde KAYIP ON KABİLEYİ arıyorlar. Buldukların, benzettikerini, adetlerini eş gördüklerini siz falanca kabiledensiniz diye Yıllardır İsrail'e taşıyorlar, Tapınağın açılabilmesi için, ON İKİ kabilenin YERUŞALİM'de temsil edilmesi, bir araya gelmesi Tanrı emri.

Şimdi bu topladıkları insanlar elbette sünnetli değil yada öyle bir adetleri varsa kimbilir hangi SÜNNETCİ NİYAZİ tarafından, Hangi BERBER MUSTAFA tarafından operasyona uğramışlardır belli değil. Dini bütün olmayan Yahudi doktorun yaptığı kesme işini kabul etmeyenler, kesim yönünü, kesim işaretini yeterli görmeyenler, DİŞCİ BERBERLERİN yaptığı sünnetleri kabul ederler mi?

Yahudi zihniyet ortağı olabilirsiniz ama Yahudi olmazsınız. Zaten bizim kast ettiklerimizde Yahudi olanlar değil Yahudilik zihniyetine sahip olan herkez. Yahudilik evrensel bir din değil sadece kendilerine ait Tanrısı olan bir din. Yatay,düşey geçişlere kapalı.

Konumuzda bu müstakil Tanrılı, kapalı devre dine nasıl başladıkları. MAKAS DEĞİŞTİRMEYİ NASIL bir olaya bağlıyorlar ve bilenlerine durumu nasıl aktarıyorlar. Kitaplarında verdikleri işaretler ve İyi Yahudi nasıl olunur MANİFESTOLARINI nezaman oluşturmaya başlamışlar, hangi Tanrısal olayların içinde İLGİLİLERE aktarıyorlar..

Yahudilik din + ırkına mensuplarına, Kitaplarında özellikle vurguladıkları, altını kalın kalemlerle çizdikleri yegane ÖĞRETİ, kendilerinin "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'la" ilgili İLAHİ dinlerden olmadıklarını iyice bellemeleri. Asla ve asla böyle yanlış düşüncelere kapılınmaması gerektiği dindaşlarına Kiaplarında yer verdikleri MANİFESTOLARIYLA bildiriyorlar.

Nereye adadıklarını bırakın, onların kendileri için en zararlı gördükleri, yegane AMALEK gördükleri grup Müslümanlar. Sünneti iptal edip, aynı kitapları "her harfi Tanrıdan" diye kabul ettikleri, kol kola verip ( Yahudilerin KILICI olmayı kabul edip) Müslümanların üzerine çöken Hıristiyanlarla birlikte, yok etme listesinin en başına yazdıkları Müslümanlar. 1. dereceden en azından İMANİ olarak yok edilmeleri gerekenlerin başında gelenler SÜNNETLİ Müslümanlar. Ükeleri işgal edilip milyonlarca insanı öldürülen SÜNNETLİ MÜSLÜMANLAR.

Demek ki Ahit'te anlatılan MUSA'nın kurtulması için, yapıldı denilen SÜNNETİN yapılmış olması FİZİKEN hiçbirşey ihtiva etmiyor. Gelişmelere bakıldığında sadece SÜNNETLİ olmakta hiç birşey ifade etmiyor.

Günümüzden EĞER'le başlayan bir örnek verilmek istenirse, şöyle bir cümle kurulabilir. Eğer sünnet olmak aynı paydayı paylaşmak adına birşey ifade ediyor olsaydı, Yahudilerle en büyük ittifakı kurup Hıristiyanlarla mücadele edenler Yahudiler ve Müslümanlar olurdu.

Hezekiel...32/26 " Meşek ve Tuval bütün halkıyla kendi mezarları çevresinde duruyor. Hepsi sünnetsiz, kılıçtan geçirilerek öldürülmüş.........

Sünnetsizleri öldürme övünmelerini kutsal kitaplarına sokacak kadar çıldırmış / ketum olan insanlar Sünnetsizlerle kol kola işbirliği yapıyorlar. Daha doğrusu zihniyetleriyle, kitaplarıyla kılavuzluk yapıyorlar. Gerisini Kuzyden getirilen KILIÇ hallediyor.

Bu durumda, Sünnetin kime ve neye yapıldığının önemi ortaya çıkıyor. Sünnetli olup olmamak önemli değil. Sünneti kimin için yaptığın önemli. Hıristiyanlığın Yahudi kolu dedikleri Sünnetsiz PÜRİTEN / PROTESTANLARLA IRAK'ta (ırk olarak sürgünden kalanlarda dahil, Yahudiliten Müslüman olarak o nüfusu meydana getirenlerde dahil), Afganistan da öldürülenler hemen hepsi SÜNNETLİ ama MÜSLÜMAN.
   
  SÜNNET KONUSUNDA YAHUDİLERİN TUTUMLARI ORTADA. SÜNNET KESİNLİKLE ŞART DURUMUNDA. HIRİSTİYANLARIN SÜNNET KONUSUNDA Kİ, DEĞİŞİK GÖRÜŞLERİNDEN BAZILARI İSE AŞAĞIDAKİ GİBİ.
   
  Romalılar...........3:2 Her yönden çoktur. Birincisi, TANRI'nın SÖZLERİ YAHUDİLERE emanet edildi.
Elçilerin İşleri.....7:8 Sonra Tanrı onunla, sünnete dayalı antlaşmayı yaptı. Böylelikle İbrahim, İshak'ın babası oldu ve onu sekiz günlükken sünnet etti. Ve İshak Yakup'un, Yakup da on iki büyük atamızın babası oldu.

Elçilerin İşleri.....11:2 Ama Petrus Kudüs'e gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.
Elçilerin İşleri.....11:3 «Sen sünnetsiz kişilerin evine gidip onlarla yemek yemişsin!» dediler.
Elçilerin İşleri.....11:4 Petrus baştan başlayarak olanları tek tek onlara anlattı.
Elçilerin İşleri.....11:5 «Ben Yafa kentinde dua ediyordum» dedi. «Kendimden geçerek bir görüm gördüm. Büyük bir çarşafı andıran bir nesnenin dört köşesinden sarkıtıldığını, bunun gökten aşağı inip benim bulunduğum yere kadar geldiğini gördüm.
Elçilerin İşleri.....11:6 Gözlerimi çarşafa dikip dikkatle baktım. Çarşafın içinde, yeryüzünde yaşayan dört ayaklılar, yabanıl hayvanlar, sürüngenler ve gökte uçan kuşlar gördüm.Elçilerin İşleri.....11:7 Sonra bir sesin bana, `Kalk, Petrus, kes ve ye!' dediğini işittim.
Elçilerin İşleri.....11:8 «`Asla olmaz, Rab!' dedim. `Ağzıma hiçbir zaman murdar ya da kirli bir şey girmemiştir.'
Elçilerin İşleri.....11:9 «Ses ikinci kez gökten geldi: `Tanrı'nın temiz kıldıklarına sen murdar deme' dedi.
Elçilerin İşleri.....11:10 Bu, üç kez tekrarlandı; sonra her şey yeniden göğe alındı.

Elçilerin İşleri.....16:3 Timoteyus'u kendisiyle birlikte götürmek isteyen Pavlus, oralarda bulunan Yahudiler yüzünden onu sünnet ettirdi. Çünkü hepsi, babasının Grek olduğunu biliyordu.

Romalılar..........2:25 Kutsal Yasa'yı yerine getirirsen, sünnetin elbette yararı vardır. Ama Yasa'ya karşı gelirsen, sünnetli olmanın hiçbir anlamı kalmaz.
Romalılar..........2:26 Bu nedenle, sünnetsiz olanlar Yasa'nın buyruklarına uyarsa, onlar da sünnetli sayılmayacaklar mı?
Romalılar..........2:27 Sen Kutsal Yazılara ve sünnete sahip olduğun halde Yasa'yı çiğniyorsan, bedence sünnetli olmayan, ama Yasa'ya uyan kişi seni yargılamayacak mı?
Romalılar..........2:28 Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudidir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir.
Romalılar..........2:29 Yalnız içten Yahudi olan Yahudidir. Sünnet de yürekle ilgilidir; yazılı yasanın değil, Ruh'un işidir. İçten Yahudi olan kişi, insanların değil, Tanrı'nın övgüsünü kazanır.

Romalılar.........3:1 O halde Yahudi'nin ne üstünlüğü var? Sünnetin yararı nedir?
Romalılar.........3:2 Her yönden çoktur. Birincisi, TANRI'nın SÖZLERİ YAHUDİLERE emanet edildi.
Romalılar.........3:3 Peki, Yahudilerden bazıları güvenilmez çıkmışsa ne olur? Onların güvenilmezliği Tanrı'nın güvenilirliğini ortadan kaldırır mı?

Romalılar.........3:30 Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir.
Romalılar..........3:31 Öyleyse biz iman aracılığıyla Kutsal Yasa'yı geçersiz mi kılıyoruz? Hayır, tam tersine, Yasa'yı doğruluyoruz.

Galatyalılar.......2:7 Tam tersine, Müjde'yi sünnetlilere bildirme işi nasıl Petrus'a verildiyse, sünnetsizlere bildirme işinin de bana verildiğini gördüler.
Galatyalılar.......2:8 Çünkü sünnetlilere elçilik etmesi için Petrus'ta etkin olan Tanrı, diğer uluslara elçilik etmem için bende de etkin oldu. Galatyalılar........5:2 Bakın, ben Pavlus size şunu söylüyorum, sünnet olursanız Mesih'in size hiç yararı olmaz.
Galatyalılar.......5:3 Sünnet edilen her adamı bir daha uyarıyorum: Kutsal Yasa'nın tümünü yerine getirmek zorundadır.
Galatyalılar.......5:4 Yasa ile aklanmaya çalışan sizler, Mesih'ten ayrıldınız, Tanrı'nın lütfundan uzak düştünüz.
Galatyalılar.......5:5 Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruh'a dayanarak, imanla bekliyoruz.

Filipililer..........3:5 Doğumumun sekizinci günü sünnet oldum. İsrail soyundan, Benyamin oymağından, özbeöz İbraniyim. Kutsal Yasa'ya bağlılık derseniz, Ferisiydim.