but1
   
   
  İYİLER İYİ KÖTÜLER KÖTÜ OLURSA ÇÖZÜLEBİLECEK BİR SORUN. İYİ TARAF HANGİSİ?
   
  İYİ TARAF HANGİSİ? KÖTÜ TARAF HANGİSİ.. BANA GÖRE İYİ, ONLARA GÖRE KÖTÜ olan neden BEN oluyorum? "İYİ & KÖTÜ KİM"
 

KÖTÜLER İYİ TARFTA OLURSA, YOK OLACAK OLANLAR ASLINDA İYİ OLANLAR DEĞİL Mİ?

   
     
   
  Seth ismi Mısırda en önemli Tanrılar arasındaymış. Seth aynı zamanda HORUS tanrısının düşmanı amcası. Bu açıklamalar, TANRININ OĞULLARININ babaları için neden ŞİT / SETH soyunun seçilmiş olduğunu yeterince ortaya koymuyor mu? Horus'u TANRIYI oynayanlar için, düşman kim olabilir? İKONLARI, kendilerine TANRI kuvveti olarak kabul edenler için İYİ yada KÖTÜ deyimi birşey ifade eder mi? Hedefe varmak için, tüm İMANİ değerler yok edildiyse, İMANİ vahiylerin üzeri örtüldüyse, İMANİ hiç bir yol kullanılmıyorsa, İMANİ değerlerin kendi hedeflerine zarar vereceğine inanılmışsa Tanrı olarak birşeyle parlatarak / yaldızlanarak ortaya sürülmüşse, "ALLAH" korkusu kalmamışsa onlar için İYİ ve KÖTÜ kavramları yerine, TARAFIMIZDA olanlar ve TARAFIMIZDA olmayanlar kavramları kabullerindeki kanunları haline gelmiştir.

Kendi kitaplarında bile İYİLİKLE alakaları olmadığı, o günkü ATALARININ DA, O GÜNKÜ TANRI OLGUSUNDAN korkmadıkları yazımış. Derler ya Eski ahtte yok edilmesi amaçlanan İNANÇLARDAN biride TANRI KORKUSU. Kendi edindikleri, arzularına göre ZAMAN içinde karekterize ettikleri TANRILARINDAN korkmayanlar İYİ ve KÖTÜ kvaramları arasında ayrım yaparlar mı? Diğer insanları Hayvan sınıfında (en azından CRO-MAGNON adam ayarında- kro adam) görenler, İYİ-KÖTÜ kavramlarını evrensel anlayış içinde nasıl olurda değerlendirebilirler / değerlendirirler.

Yasa Kitabı ..5:29 Keşke BENDEN KORKSALARDI ve bütün buyruklarıma uymak için her zaman yürekten istekli olsalardı! O zaman kendilerine ve çocuklarına sürekli iyilik gelirdi.

İYİ ve KÖTÜ kavramlarının bir değer ifade etmediği günümüzden, İYİ ve KÖTÜ kavramlarının asla kullanılmayacağı bir DÜNYA DÜZENİNE GİDİŞTE, asıl olan o tarafta yada bu tarafta olmak değil. ASIL OLAN GALİPLERDEN OLABİLMEK.

İYİ-KÖTÜ kavramları insani ve ahlaki açıdan değerlendirildiğinde yada İYİ-KÖTÜ kavramlarının yaşamasına, değerlendirme aracı olmasına izin verilirse sistemleri olduğu gibi çöker. İYİ-KÖTÜ kavramlarının değer bulduğu, kıstas edildiği an; DOĞRU ve YANLIŞ yargıları başlar. DOĞRU bulunanlar, YANLIŞ olanlar yargıları ise; yapılan eylemleri OLMASI gerekenler, OLMAMASI gerekenler olarak kolayca TASNİF ETMEYE başlar.

İşte bu nokta YENİ DÜNYA DÜZENİNİN organizatörleri tarafından hiç istenmeyecek ve asla müsade edilmeyecek bir durumu / bil işlevi çalıştırmaya başlar. O işlev ise insanı insan yapan değerlerin bireysel ADALET mekanizması VİCDANDIR. ADALET terazisinin DARASIZ, tam dengede kalmasının tek sağlayıcısı VİCDAN devreye girer.

VİCDANIN devreye girmesi demek, YANİ DÜNYA DÜZENİNİ DE, yeni DİNLERİNİNDE, açlıkla KÖLELEŞTİRME operasyonlarınında, AMALEK sendromlarınında, kutlanan KATLİAMLAR şenliği PURİM BAYRAMLARININ da sonunu getirir.
   
  SOYKIRIM, YAHUDİLİK MANİFESTOSU, AMALEK AVCILIĞI ve MASKESİ PURİM BAYRAMININ İŞLENDİĞİ "ESTER & PURİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Artık; İYİ-KÖTÜ ayrımı devreye girmiş, VİCDAN terazisi göreve başlamıştır.
Artık; aynaya baktığında "BEN İNSANMIYIM / BEN İNSANIM" yargıları başlamıştır.
Artık; gelişmelere izlediğinde "İNSANLIK BÖYLE Mİ" olmalı? süreci başlamış, "yapılanlar İNSANLIK OLAMAZ" boyutuna doğru yol almaya başlamıştır.
Artık; BEN, BENİM, BENDEN, BENİMKİLER, biz, bizden, bizimkiler, dönemi sona ermiştir.
Artık; Hakkımız, bizim, benim dönemi büyük darbeler yemiş, elde deilen yada edilmek istenen şeyin HAK ve ADALET sınıları içinde almasına dikat edilir olmuştur.
Artık; Hakkım demektense, HAK ettim, HAK ettik demektense, "HAK'ka" uygun olup olmadığı, "HAK'tan" olup olmadığı gözetilir olmuştur.
Artık; Arkadaşlıklar, dostluklar kurulurken, kuvvetli olan, çevresi olanlar deği eskisi gibi iyiler aranır olmuş, çocuklara kötü arkadaşlar edinme" tembihleri başlamıştır.
Artık; İYİ-KÖTÜ evrensel niteliğine geri dönmüş, "BİZDEN-ONLARDAN" kalıbı içinde kullanılmaktan / değerlendirilmekten kurtulmuştur.
Artık; İyiler, "İYİ" kavramıyla kast edilen, insanların ortak kabulleri çercevesi içinde yer alanlardan seçilmektedir
Artık; İyiler, sadece İYİLİK eden (ör: Kızılderilerin, Aborjinlerin kökünü kazıyarak elde edilen kanlı servetlerle yapılan yardımlar) sınıfında olanlardan değil, İnsani anlamda İYİ olanlardır.
Artık; "HAK'kın" HAK EDİLEN değil, "HAK'tan" GELEN olması gerektiği idrak edilmiş ve uygulamalarda HAKİM DURUMA gelmiştir.

Akıl+Mantık+İstek (hırs,ideal,hedef..vs) üçlemesinin üretimlerini İnsanı insan yapan değerler içinde tutabilmek / İnsanı insan yapan duygu süzgeçlerinden geçirebilmek VİCDAN olgusunun İŞLER duruma gelmesi için yeterlidir.
   
  MISIR'ın DİN SİSTEMİ İÇİNDE YER ALAN, İHTİYACA GÖRE GÖREV VERİLEN TANRILARIN LİSTELENDİĞİ "MISIR TANRILARI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Seçilen taraflar, ittifaklar çıkarlar üzerine olduğu içinde, iyi taraf yada kötü taraf diye brşey yoktur. Sadece bizden olanlar ve bizden olmayanlar vardır. (Hani feminist esprisi vardır. Feministlere göre, Dünya'da iki cinsiyet vardır. kadınlar / dişiler ve kadınlara / dişilere muhtaç olanlar) Bizden olanlar birlikte İNANAÇLILAR İTTİFAKLARI kurulacak kadar inançlı, bizden olmayanlar kendilerine harşı İNANÇSIZLAR İTTİFAKLARI kurulacak kadar inançsızdırlar ayrımı vardır. Bizden olanlar bizlerin taşıdığı, insanın taşıması gereken tüm üst değerlere sahip olan, ideal insanlardır. Bizden olmayanlar ise, bizlerin sahip olduklarımızın çok uzağında, hiç bir değeri olmayan canlı birimlerdir.

Özetle; İyi - kötü taraf sizin bulunduğunuz yere göre değişmektedir. Bu nedenle iyi - kötü tarafın seçilmesi diye bir şey söz konusu değildir. Önemli olan bulunduğunuz tarafın çıkarlarınıza, hedeflerinize uygun olup olmasıdır.

İYİ-KÖTÜ ayrımı evrensel değerlerle, insanı insan yapan değerlerle, kendine yapılan kötülük tartılarıyla ölçülmediği sürece, hangi tarafta olduğunu bimene imkan yok.

Sizin bulunduğunuz taraf mutlaka kötülüklere maruz kalan, hakkı diğerlerinin elinde kalan madur duruma düşen olmalı ki, "oraları da bizimdi, şuraları da bizimdi, o'da bizim bu da bizim" feryatları içinde, doymak bilmez bir hırsla, çevresinde olanlara sahip olabilmenin yollarını, kapılarını kendisine açabilsin. Kendine VERDİĞİ HAK'larla, kendisine tanıdığı maduriyetlerle, kendisine tahsis ettiği hakkımdı payıyla,/ paylaşımıyla, yaptığı yapacağı HAKSIZLIĞI meşru hale getirebilsin.

Böylece; bu tür BİRİM zihniyeti taşıyanların, toplumsal / küresel bazda hakimiyetleri için kurdukları ittifaklarla, taraftarı olduklarının dünya egemenliği sağlanabilsin.Dünya'yı yenen, kontrol eden, hükümran olan, biçim veren, işgal edebilen konuma gelerek İYİNİN tanımlarını kesin cizgilerle ortaya koyabilsin

Örnek vermek gerekirse; BOK böcekleri vardır, BOK olmadan, BOKA bulanmadan yaşayamazlar. İllaki BOK olacak etrafları BOKLUK olacak. Eğer bu ortam sağlanamazsa asla yaşamlarını sürdüremezler. Tüm yaşam şartlanmaları BOK ve BOKLUK üzerine kurulmuş.. Atalarından hücrelerine nakşedilmiş olan bilgi aktarımları öyle.

Bok böceğini kendilerine Tanrı ismi yapacak kadar örneklemiş olanlar, kozmik evrende semboller yapacak kadar özümsemiş olanlar, Bok böceğinin MESLEKTAŞLARI olanlar, ZİHNİYETELERİ BOKLAMAK üzerine kurulmuş olanlar, birşeyi kaçırmışlar. Bok böceği asla ve asla etrafını diğer yaşam alanlarını BOKLAMIYOR çevre temizliğine katkıda buunuyordu.

Güzeli, güzellikleri yok etmeye değil, tam tersine güzelleşmesi doğal fanusun hayat bulması ve çeşitlenmesi için çalışıyordu. Özetle: etrafını BOKLAYIP bırakmak yerine, etrafındaki BOKLUĞU yok edip yaşama Karınca kararınca katkıda bulunuyordu.

Bok böceğinin MESLEĞİNİ almışlar, isminii tanrılaştırmış, yaptığı toplardan kozmoz teorileri türetmişler, Güneşler özdeşen düşüncelere çağrışım yapmışlar, Tılsımlara kalıp yapmışlar, uğurlu aksesuarlar şekilini çıkarmışlar ama BOK BÖCEĞİNİN varlık / var olma amacına dair PRENSİPLERİNİ almamışlar. Bok MESLEĞİNİN inceliklerini öğremeden kendilerini BOK ETMEYE adamışlar.
   
  BOKSUZ yaşayamayan, çevresini BOKLUK olsun isteyen BOK böceklerinin MESLEKLERİNİ işleyen "BOK BÖCEĞİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Örneğin: hırsız yaptığı işin toplum düzenine aykırı olduğunu bildiği halde yapar. Evde aiesine çocuklarına dürüstlüğün erdemini de anlatabilir? Ailesi yaptığı işi bilsede hırsızlıkla para getirenin aile içindeki itibarı, aile bireylerine davranışıyla birebir ilgili olduğundan, Aile içinde müşfik, dürüst, iyilik sever sözüne güvenilir olarak nitelendirilebilir.

Örneklemek gerekirse; kanalların birinde 5-6 sene önce, bir ekonomist ve iki tescilli dolandırıcı aynı programda ilgileri tam olmadığı halde (parayla uğraşmaları sayılmazsa. Ekonomist paraya yön vermeye çalışırken, mesleklerinin dolandırıcılık olduğunu ballandıra ballandıra, cümle aleme ilan eden iki sülük, herhald yönünü şaşıran paralara "amcana gel" yapıyorlardı) aynı masayı paylaştılar.

Dolandırıcılardan bir tanesi, Ülkeyi derinden sarsan icraatlara taşeronluk yapmış olan Parsadan, diğeri de dolandırıcılar kralı olmakla övünen Raki / Güney Zobu'ydu. Parsadan ve Raki maceralarını anlattılar. Aile içindeki şefkatli davranışlarınıda anlattılar. Parsadan ailesini nasıl luks içinde 1. sınıf yaşattığını, dolandırıcılıktan kazancını örnekleyebilmek için anlattı. (50-70 milyon gibi bir dolandırma rakkamını ifade etti.)

Dolandırıcılık maceralarını anlatan Parsadan, ailesi gözünde oldukca kıymetli, aile içinde dürüst, şefkat dolu, aile üyelerine ve çevresine yardım eden konumunda bir kimliğe sahipken, aile dışında herkezi çarpan dolandıran, kanunsuz işler yapan bir adam kimliğine sahipti.

Tezgahladığı işlerde, arkada canlar yakıp yakmadığına, yuvalar yıkıp yıkmadığına bakmadan, saçı bitmişin bitmemişin hakkına aldırmadan başarıdan başarıya koşan bir adam kimliğini profilinde taşıyordu

Toplumun parasını LÜPLETEN bir adam ve bu parayı lüks bir yaşam sergileyerek HİÇ BİR DEĞERE ALDIRMADAN HAK HUKUK dinlemeden yiyenler, evrensel İYİ'yi, insanı insan yapan İYİ'yi, sözlük karşılığı İYİ'yi tutupta, geçek İYİ taraftarı olur mu? Onların iyi tarafı, İNSANLIĞIN iyiliğine olabilir mi?

Onların ana felsefesi; Kargalar olduğu sürece o peynire talip olan işini bilir Tilki'ler de olmalıdır

Bu ve bunun gibi nedenlerden dolayı Horus taraftarı olanlar , Seth /Şit değilde Kain / Kabil yolundan gidenler için yaptıkları seçim gayet normal bir seçimdir.
O dolandırıcıların yada haramilerin yada rüşvetcilerin paraları çalınsa, çalana hırsız demiyecekler mi / demiyorlar mı? Para bölüştürürken biri haksızlık yapsa diğeri hırsız, dolandırıcı, şerefsiz, namussuz-namussuz kelimeleri sözlük manalarıyla sarfetmiyor mu? Haramilerin lideri de görüldüğü gibi dürüst olmalı, elbette kendi içinde.

"Bizim reis dürüsttür kimsenin parasını yemez, kimsenin hakkını yemez, kimseye kazık atmaz" dedirtmeli. Aksi durumda "REİS GÜVENİLMEZ bir adam, REİS adamı yolda bırakır, REİS adamı satar" derler.

Onlar için Kabil tarafında olmak yada olmamanın ne önemi olabilir? İlahi vahiylerin var olmuş yada herhangi bir inanç birliğinden olmuş yada olmamış o zihniyete sahip olanlar için ne farkeder. Onlara gerekli olan, içinde Tanrı ismi geçen, yanlış ve doğruluğunu asla sorgulamayacakları yazılı metinler. Ve metinleri yorumlayıp "doğru yol budur diye gönüllerine su serpen" yani yaptıkları işe icazet veren, vicdanlarında cılızda olsa varlığını hissedilmesi muhtemel sızıları yatıştıraca, Din önderlerinin bulunduğu bir inanç sistemi yeterlidir.

Onların Tanrı inançların da bir tutarlılık olabilir mi?
Onların Tanrı inançlarında var kabul ettikleri Tanrı dürüst olabilir mi?
Onların savundukları sistemde Tanrı kötülüğü cezalandıran, doğruluğa mükafat veren olabilir mi?
Onların inançlarında Tanrı kötü, yanlış davranışları engeller mi? ..vb..

Hayır asla engellemez. Eğer öyle birşey olsaydı Raki birkaç kez, Parsadan'a "ALLAH" işini RAST GETİRSİN demezdi / diyemezdi. "yolunu açık etsin" demezdi," tuttuğunu altın etsin" demezdi. "ALLAH'tan" bunları dileyenin, TANRI anlayış sistemi ne olabilir? Hangi ittifaklar onlar için muteberdir. Çok Tanrı olması rahatsız eder mi? Çok Tanrı çok görüş olması onları mutlu etmez mi? Hele oğulları olan bir Tanrı inancı arayıpta bulamadıkları din sistemleri olmalı.

HELE, HELE; OĞUL TANRI "BENİM İŞARETİMİ taşıyanları, benim arkama takılanları ve beyaz atımla geldiğimde arkamda saflar tutanları, kötülere karşı savaşımda tek yürek olarak beni destekliyenleri / destekliyecekelri sonsuz yaşama kavuşturacağım dediyse kim böyle Oğul Tanrının varlığından şikayet edebilir. GELMESİ için KAZANMASI gereken BİR'lik MÜCADELESİNDE, yüklenmesi gereken kuvvet için şimdiden kimler onu "geldi gelecek diyerek" desteklemiyor olabilir.

Kişi Hırıstiyan olmasada, hatta inancını terste bulsa, hatta "onlara putpereste" dese, bu dedikeriyle yetinmeyip "kitaplarıda uydurma" dese, Oğul Tanrının gelecek hayali bile işlerinde atılımlar yapmaya yani projeksiyonlar yeni açılımlar yapmaya itecek ivmeyi bu sanılardan elde edecektir. O elde edilen sanal ivmelerde gelecek jenerasyonlaraLokomotif olacaktır.

Böyle bir manzarayı, iyi kavramını taraftar olarak görenlerden kim görmemezliğe gelir yada kim o manzaranın kaybolmasını ister. Elbette kimse istemez. Aynı görüşü paylaşanlar hayallerinin gerçekleşmesi, zihniyetlerinin devamı için varlık BİR'iği için var güçleriyle çalışırlar. Gerekirse bu çalışmalarına engel teşkil edecek dinlerini de o hayale göre, Dinlerin arasında sağladıkları diyaloglarla düzenlerler. Bu görüşü savunanların bir araya gelip kurdukları ittifaklar, neleri Tanrıya atfederek yürütüyor olabilirler.
   
  DİNLERİN ARASI DİYALOG'la OLUŞTURULMAK İSTENEN MELEZLEŞMENİN İŞLENDİĞİ "DİNLERİN ARASI DİYALOG" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Rüşvet alan, avantayla iş veren, ihalelerden sebeplenen, derya deniz demeden Homini gırtlak YUTAN, (Yahudier boşuna dememişler demek ki; "bizim Adam / Adem yatatıldığında çevrede dolaşan devet sahibi olanlar CRO-MAGNON ADAM'lar ve HOMİNİD'ler olabilir" diye.. "CRO" bildiğiniz "KRO", "MAGNON" bildiğiniz "maganda", ADAM'da "Adam / Adem"olmalı HOMİNİD ise "homini gırtlak" tanımlarının sahibi olmalı. --E.Ahit Yaratılış kitabında neden iki yaratılış hikayesi var. İki ayrı Yaratılış anlatımı yok. İKİ AYRI YARATILIŞ VAR--,
Onlara göre ADAM zamannda CRO ve MAGANDA olan ADAMLAR vardı. Hiç bir üreticiliği olmayan sadece gırtlak için yaşayan HOMİNİD'ler vardı. Tabii bu arada belirtmeden geçmeyelim zat'ıalleride çatal bıçak kullanmayıp onlara tuvalet temizliği, kölelik ve sakilik yapıyor olmalılar. Tufan uydurma çocukları Ham, Yafet ve Sam Dünya nufusunu nasıl çoğaltacağız, iş bize düştü diye karakara düşünürken, Firavun Piramitlerinde onbinlerce işçi çalıştırıyordu.
Kendilerini, kendilerine seçkin olduklarını sandırmak için, kendilerini kandırmak için, beyinlerindeki BİLİMSELLİĞİ ikna edebilmek için, " ÜST ZİHNİYET MENSUBU" olan BU ŞAHSİYETLER kendi DÜŞÜNCELERİNE, BİLGİLERİNE NASIL acımasız İŞKENCELERE tabii tutuyorlar. Hangi kalıpların içinde terbiye etmeye çalışıyorlar görüyorsunuz. Asla, "kitabımız yaratılış macerasında onbinlerce sene hatalı", demeyi bırakın, ima dahi edemezler.
O nedenle o yıllarda İmparatorluk kurmuş, o tarihlerden binlerce sene önce şehirler kuranları değişik adlar altında tasnif ediyorlar ki, "M.Ö. 3761 yılı yaratılış yılıdır" diyen Hahamlarının salladığı, kitaplarının ise yalan olduğu anlaşılmasın
Onlar için zor mu? Alıştıktan sonra zor gelmemeli. Sayılan şartları yerine getirdikten sonra, yani sorgusuz sualsiz kabulleri yaptılarsa / birçok DOGMA'yı, "TANRI BİZİMLE / TANRI BİZİZ", tanımlı TEK DOGMAYA indirgedikler ve tüm kanalları o DOGMAYA yönlendirdilerse zor olmamalı..)
KENDİSİNİN; insanı insan yapan değerlere göre; sözlük karşılığı kelime manalarına göre; imana göre; Dinlere göre; toplumun değer yargılarına göre; kanunlara göre; Annelik babalık kurallarına göre; Önderlik liderlik raconuna göre; ne kadar şerefsiz, hırsız, yalancı, sahtekar, namussuz, günahkar olduğunu bildiği halde, toplumun etik değerlerinden bahsederek, kendisinin ne kadar dürüst, ne ulaşılmaz, ahlaklı ..vs.. olduğunu dolaylı yollardan anlatıverir.
   
  "KİTABIMIZ YALAN DOLU" yerine, İNSANLARI CRO-MAGNON İLAN ETME'nin işlendiği "SEÇKİNLER & CRO-MAGNON ADAMI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
     
  HIRİSTİYAN ve YAHUDİLERE GÖRE; E&Y.AHİT KAYNAKLI YARATILIŞ SECERESİNİN İŞLENDİĞİ "ADEM - MİLAD KRONOLOJİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Şimdi bu kişilere göre, iyi-kötü tarafta olmak diye bir şey söz konusu olabilir mi? Doğal olarak kendileri zaten, iyi tarafın mümtaz bekçileri değiller mi? O halde; Lanetli tarafta olmak yada olmamak (to be not to be) önemli mi? Önemli olan kazanmak değil mi? Kazanacaklarsa Lanetin, kötü olmanın ne önemi olabilir? Zaten kuralları ve standartları saptayacak olanlar onlar değil mi?

Hele öğretileri herşeyi mübah kılıyor ve sadece kazanmayı, galip gelmeyi egemen olmayı esas alıyorsa. Hesap sorma yarine sonsuz yaşamı içeren BAL ve SÜT akan nehirli ülkeleri hemde bu Dünya üzerinde bizde veririz diye vaadlerde bulunuyorsa, kim tutar evrensel iyiliği.
   
 

"Her şeyi yapabilirsin sadece bana bağlı olduğunu belli et, benden yana tavır koy, ilahi vahiylerle bildirilen Cennet bahçelerinde ki, BAL ve SÜT AKAN nehirleri "ben de verebilirim, hem benimkisi bu Dünya'da olacak" diyenin arkasına kim takılmaz.

Taliplinin, Vaad'cinin peşine takılabilmesi için, Vaad'cinin şartlarının yanı sıra, kendisini insan yapan değerlerden biraz azaltmalar, daha doğrusu devre dışı bırakmalar gerekiyor. Önüne koyulan herşeyi sorgulamadan, mantıksal yargılamadan geçirmeden, düşünce mekanizmasını çalıştırmadan, vicdan süzgecini sokmdan, hayal dünyanı sınırlamadan, DOGMA bazında kabul edeceksin.

Yaptığın her eylemin, saptığın her yolun, yaydığın her yalanın, kandırdığın her duygunun, çeldiğim her aklın..vb..ne kadar doğru bir davranışı olduğunu düşüneceksin. Özetle sana ait olan sistem içinde hiç birşeyin yanlışlığını, imkansızlığını, saçmalığını düşünmeyeceksin. Senin içinde bulunmadığın sistemler içinde herşey yüzde-yüz doğruda olsa, vicdanın da emretse, yüreğinde kaysa hiçbir şeylerini tasdik etmeyip, yalanlayıp dalga geçeceksin

Bak bu reçeteyi uyguladığında yaptığın işlerden aldığın kararlardan, uyguladığın inançlardan / ibadetlerden dolayı vicdanında en ufak bir rahatsızlık kalıyor mu?
Bak bakalım;sistem içinde yerleştikce GÜNAH diye bir kavram bilincinde, kelime hazinende kalıyor mu?
Bak bakalım; ideallerinin içinde, CENNET mükafatı mı, yoksa, BAL ve SÜT akan nehirlerin olduğu ülke vaadimi yer almış?
Bak bakalım; bu vaadleri sallayana olan inancın, sende kaç Tanrının olması, Tanrının Oğlu var demeleri, Tanrısallık gibi kavramları bırakmış mı?
Bak bakalım; insan gibi iman edip Cennete kavuşma hedefi yerine, Beyaz Atıyla geleceği sandıralanın terkesine oturup, Altın Çağa ulaşma fotoğrafı başka ihtimallere yer bırakmış mı?

Sahi; İYİ KİM di? ATIN TERKESİNE OTURACAKLAR İYİ OLANLAR değil miydi? Onlar Megiddo'da kötülere karşı zafer kazananıp, ALTIN ÇAĞIN kapılarını açmayacaklar mıydı? BEN BİLMEM TELEVİZYON AYNASINI AÇIN BAKIN. Takılan gözlüklerden dolayı göremiyor yada düşünmek zor geliyorsa; İnternet / Bilgisayar / Dabbeye sorun? O cevaplasın. Hayal kurmayın, hayal etmeyin, hayale dalmayın. Düşünün sorgulayın, düşünün sorun, düşünün toplayın ve cevap artık sizde.

Vaad edilen hedeflerin ana teması olan Vaad edilmiş topraklar, atadıkları Tanrı'ya uymalarına, yani sisteme dahil olmalarına karşılık, Tanrı ağzıyla "bende size oraları verebilirim, bende oraları size garanti ediyorum, oraları size kazandıracağım" diye kaleme aldıkları ahit maddesidir.

Atalarına, "ALLAH'ın", "secde ederek girin, tövbe ederek girin, İman ederek arınarak girin" dediği, İman / Peygamberler bölgesine girmeyenler, İmanı kabul etmeyenler, İman halkasında yer almayanlar, İmani halkanın dışında kalanlar, yaptıklar ittifaklarla aynı topraklara, secde etmeden de / İman sahibi olmadan da / fiziksel edinimlerle de girilebileceğini vurgulayan tanımın, VAAD olarak anılmasıdır.

Girilecek olan kuru bir toprak değildir. İman bölgesine, inançsızlığı egemen kılmaktır. İmanın değil kendilerinin hüküman olacakları Dünya sistemine giriş hayalleridir. "ALLAH'ın" NURU'nu söndürme hayalleridir. Yosa putperes inancındaki Tanrı saygısına, Tanrı korkusuna sahip olamayanlar, ALTIN ÇAĞA ve SONSUZ YAŞAMA kavuşmayı nasıl hayal ediyor olabilirler..

   
  ENEL-HAK, TEK ve BİR, TEK ve BİRİCİK VARLIK BİRLİĞİ GÖRÜŞLERİNİN YER ALDIĞI "VAHDET-İ VUCUT" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Sınırları, Tevhid imanının yani "ALLAH'IN" "TEK'liği", "BİR'liği" üzerine kurulmuş, İLAH olarak "ALLAH'a" secde edilmiş olan, "ALLAH" imanın hüküm sürdüğü, bugünkü toprakları, ŞEHİRLERİN ANASI MEKKE, kutsal şehir Kudüs merkezli olarak hükümranlıkları atına alma hayallerini içermektedir.

"ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'ın" davetcilerine uymayanlar, secde ederek girmedikleri için hiç bir zaman hükümran olamadıkları, "kovuldukları" (kitaplarında dolaylı da olsa itiraf ettikleri) toprakları "HUZURA ÇIKMADAN" elde etmeyi hayallerinin ana tablosu haline getirmişler. Kendi yaratılış hikayelerinde Atalarına sarfettirdikleri, "HUZURUNA ÇIKMAYACAĞIM" sözünü gerçekleştirmek için hayal dünyalarını geniş tutuyorlar.Özetle:" HUZURA" çıkmadan, "HUZURU" elde etmeyi hayal ediyorlar.

"Vaad" denilen "BİR'lik" çağrısı, o bölgelere hükümran olabilmek için, illaki,"ALLAH" imanının gerekli olmadığının bildirimi denilebilir. Oluşturdukları dinler, yazdıkları kitaplar, kurdukları ittifaklarla, inşaa ettikleri kulelerle, yaydıkları inançsızlıklarla İmanı yok ederek, Vaadciler olarako bölgede hükümran olmayı hedefliyorlar.

"ALLAH'a", İmana, secdeye meydan okumanın rest'in açılımıdır / manifestosudur. Kendi kitabımızı yazdık, kendi inanç sistemimizi kurduk, kendi Tanrımızı ATADIK, güç için senden bir parça olan (onlara göre yaratılan herşey ALLAH'tan eksilen bir parça -HAŞA-) varlıkları BİR araya getirdik, biz hazırız deme zamanının HAYALİYLE YANIP TUTUŞUYORLAR.

Kurdukları / oluşturduklarını ilan ettikleri VAAD birlik kuvvetiyle, "oralara iman olmadan da, kendi sistemimizle, kendi Tanrımızla, kendi kitabımızla gireriz" diyenlerin, "bunu gerçekleştirmeyecek ne-var?" yaklaşımıyla kitaplarına aldıkları, "bizler de sizleri o topraklara" sokacağız hayallerinin adamlarıdır. OĞUL TANRILAR, BABA TANRILAR, İSRAİL ÖZEL TANRISI, TANRININ OĞULLARI, İlahi Güç yüklenenler, EL SHADDAİ'ler boşuna mı ortalıkta cirit atıyor?

İmanlı olanlara mükafat olarak verileceği bilinen bal ve süt akan nehirli Cenneti, Takip edilirlerse / seçilirlerse hemde bu Dünyada vereceklerini vaad etti denilen, aslında gönüllerdeki BUZAĞININ sesidir.
   
  İSRAİL TANRI'sını HARACA KESEN, FİDYE&RÜŞVET ALMADAN MISIR'daki İSRAİL'lileri, YAHVE'ye VERMEYEN "ÇÖLLÜ AZAZEL" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  GÖĞE YÜKSELEN HANOK , KUTSAL KİTAP DENETLEYİCİSİ KİTAP YAZMANI ve TANRININ OĞLU "EL SHADDAİ & EZRA" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  DİN İNANCINDAN YAHUDİLİK ZİHNİYETİNE GEÇİŞİN ÖZETLENDİĞİ, MAKASBAŞI HİKAYELERİNDEN "MUSA & SÜNNET" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  DOLARDAKİ, HORUS, PİRAMİT, ADALET TERAZİSİ, ANAHTAR ve "BİZ TANRIYA İNANIRIZ" sözünün işlendiği "PARADAKİ TANRI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  MÜSLÜMANLARA, "İLAHİ VARLIKLAR" olarak sundukları "SONS OF GOD" KABULLERİNİN İŞLENDİĞİ "TANRININ OĞULLARI"sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.