but1
   

generic container
  CİN ÇIKARTMAYI MUCİZE OLARAK NİTELENDİRENLERİN, MESLEKLERİ NE OLABİLİR?
   
  "MELEK, RUH OLARAK GÖRDÜKLERİ NELER OLABİLİR? ONLAR İÇİN TANRI NEDİR?
   
     
   
  BAŞLARKEN:

Kitaplarının kapaklarına; "ALLAH" tarafından Peygemberler vasıtası ile tebliğ edilmiş / indirilmiş İLAHİ VAHİY kitapları "TEVRAT" ve  "İNCİL'in" isimleri verilmiş diye; Eski ve Yeni Ahit metinler bloğunun  bir kısmı dahi "İLAHİ VAHİYLERLE" eşleştirilebilir mi? O kitaplar külliyesine /  Ahitleşmemizin belgesi diye diye sundukları Eski / Yeni Ahit  (veya kendilerinin koyduğu isimler dışında)  dışında İLAHİ DEĞER İFADE EDEN  bir isim verilebilir mi?

İlahi vahiyleri  iletmek, TEVHİD İMANINI tebliği etmek için gönderilen Peygamberlerin isimlerini kullanarak, oluşturulan  metinlerde; put yaptırdıkları, put suyunu içirdikleri, karılarını başkalarına peşkeş çektirdikleri, kızlarıyla yatırdıkları, torunlarına tecavüz ettirdikleri, tütsü ve buhur sundurdukları, cin çıkartdırdıkları, bilicilik yaptırdıkları, yalan söylettirdikleri, hile yaptırdıkları vs..vs şahsiyetlere, SIRF İSİMLERİ BENZER diye,  "HAZRET" gibi unvanlar verilebilir mi?  İsimlerinin önüne "Hz." ibaresi koyulabilir mi?

Tanrı kelimesi, Tevhid inancından uzakta gelişme sağlayan, "ALLAH", dışında kendilerine bir takım hayali olgular oluşturanların, KUTSAL olarak benimsediklerine verdikleri genel bir addır. Bu benimsemeler, taş-sopa, dağ-tepe olabileceği gibi, şeytani varlıklar, insanlar ve cinlerden edinilmiş "kutsal ilanlılarda" olabilir. Meleklerin onların ibadetine izin vermiyeceği, böyle bir şeyin imkansız olduğu Kur'an'ı Kerim'de bizlere bildiriliyor.

Melek sandıklarının da kesinlikle CİNLER olduğu, bu tür "ilahi varlıklar sanılanların" kesinlikle CİN olduğu, Kur'an'ı Kerim'de, BİZLERİ UYARMAK İÇİN bildiriliyor.Yanlış hayallere kapılmamız ve bilinmezlerin arkasına takılmamız için İKAZ EDİLİYORUZ.

ALLAH BU DURUMU BİZE ŞU AYETLE BİLDİRİYOR.
34 - SEBE.......... 40.Allah'ın, onları hep birden toplayacağı, sonra da meleklere, “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla!
34 - SEBE.......... 41.(Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar CİNLERE İBADET EDİYORLARDI . Onların çoğu CİNLERE İNANIYORDU.”

Bu nedenle yazı boyunca, Tanrı kelimesi onların anlayışını belirtmek için kullanılıyor. Pagan ve putpers dinlerde de, Tanrı kelimesi kullanılıyor. Asla ve asla Tanrı hitabının "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'la" bir ilgisi yoktur. "ALLAH", sadece kendisine özel olan isimlerle anılır.

ALLAH BU DURUMU BİZE ŞU AYETLE BİLDİRİYOR.
19 - MERYEM.....65. (O), göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunan şeylerin Rabbidir. O'na kulluk et ve O'na kullukta sabret. Hiç O'nun ADIYLA ANILAN birini biliyor musun?

Aynı durum Peygamberler ve Cebrail içinde geçerlidir. Onların ismini verdikleri, peygamberi olarak ilan ettikler isimler, tamamen kendi oluşturdukları hatta kendilerine yakıştırdıkları, inanç sistemlerine uygun buldukları hayali karekterler. Bu uygulama ile kitaplarında bu isimlerin geçiyor olması nedeniyle de isimlerinin önüne, "Hz." gibi unvanlar koyulmamıştır.

Konu bizim inancımızda olan, bizlerin bildiği Peygamberlerden bahsetmeye geldiğinde, Önlerine Hz. unvanı koyulmuştur. Hz. Muhammed, HZ. İsa, Hz.Musa, Hz. Meryem..gibi..

Onlar peygamber dediklerinin, karılarını satmış olmasını, kardeşleri ile evlenmesini, kızlarının babalarından çocuk edinmesini, hille yapmasını, put imal etmesini, Putlara tapmasını, peygambere torunun tecavüz etmesini, yalan söylemesini kabullenmişler ve bunları da kitaplarında hiç sakınca görmeden yayınlıyorlar.

Karısını satan, puta tapan peygamber dediklerinin içinde bulunduğu sözleri yazarken ve o ifadeleri yorumlarken, nasıl olurda; onun isminin önüne Hz.gibi unvanlar koyabilirim. Nasıl olurda o çirkin eylemleri Peygamberlerime yapıştırabilirim?

Onların kitabındaki, İSA'nın "ben Tanrıyım / Rab'bım / Oğulum" dediği, ifadesinin önüne Hz.unvanını koyarak nasıl olurda onu, Hz.İsa ile özdeşleştirebilirim? Onların İSA'sı güvercin ve kumru sundu ifadesini Hz. İsa ismini kullanarak nasıl kurabilirim?

Onların kitabında kendilerine münasip görmüş oldukları İSA'larının Yahve'ye "BABAM" demesini, nasıl Hz. İsa söyledi diyebilirim?  İSA'ları "gökteki BABAM" sözleri sarfederken nasıl isminin önüne Hz. ibaresi koyarak Hz. İSA çağrışımı yaptırabilirim?

Onların inanç sistemleri haline getirdikleri, onların olmazsa olmaz derecede bağlandıkları şirklerinin yayılmasına, ilahi damgalar yemesine, kutsiyet kazanmasına nasıl aracılık edebilirim?

Onların Kutsal Ruh dedikleriyle Cebrail'in hiç alakası yoktur. Büyük ihtimalle kendilerine bağlı olan bir varlıktan bahsediyorlar. Hiç birşeyden haberi olmayan bir Kutdsal Ruh. (Ör: Kutsal Ruh seçiyor dedikleri Papalık seçiminde, Kutsal Ruh'un her üyeye başka isim vermesi ve seçimin oy çokluğu ile sonuçlanması gibi)
   
  ESKİ ve YENİ AHİT'te PEYGAMBERLERE BAKIŞ AÇILARINI ve ONLARA YAKIŞTIRILAN ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Dilleriyle; KUZU, MÜJDE, MESİH, OĞUL TANRI, KURTARICI, TANRI demiş olmalarının hiç bir önemi yok. Önemli olan o tanımları kullanırken kast ettikleri ADRESLER.. KUZU demeleri önemli değil, önemli olan kalplerinde niyetlerindeki adresler. Kucaklardaki KUZULAR.

İsa'ya inanıyoruz demeleri birşeyi değiştirmez." İsa'ya inanıyoruz" derlerken Hz.İsa'yı KAST ETMEDİKLERİ, hatta hiç TANIMADIKLARI kitaplarındaki anlatımlarından belli.
Kitaplarında birbirinden bağımsız İKİ İSA'nın olduğu, doğum tarihi ve hikayesini nakletmelerinden belli.

Yazdıkları, kendilerine KURTARICI tayin ettikleri, OĞUL TANRILIK makamına oturttukları İSA'larının İLAHİ HİÇ BİR bağının olmadığını dalga geçercesine anlatmalarından belli.
İlahi hiç bir bağılarının olmadığı vurgulandığı bu anlatımlara "İŞTE BİZİM DİNİMİZ böyle olmalı" diye dört elle sarılmış olan KİLİSE PATRONLARI tarafından, ARİTMETİK ortalama 3. İSA'nın eklenmesinden / ONAY VERİLMİŞ olmasından belli.

İSA'larının YANINDA OLDUKLARINI iddia ettikleri halde yani "TANIĞIZ" dedikleri halde (Bırakın ölüm saatini, haçını kimin taşıdığını, ölürken ne diyip demediğini, göklerin kararıp kararmadığın..vb..) "TANRIMIZ" dediklerinin EN DEĞER verdikleri, yan yana olabilmenin BAHTİYARLIĞINI yaşamış olan ve tüm zamanların EN SEÇKİN 12 kişi (Havriler. Tanrı ile kolkola) arasına yükseltilmiş olanlar, TANRILIĞA yükselttiklerinin ÖLÜM TARİHİNİ bilmiyorlar.

KARGACA BİLİNSE ve durumu KARGALARA ANLATSANIZ, "BUNLAR; ne Hz. İSA'yı, ne KENDİ İSA'larını, ne ÖLÜMÜ ne DİRİMİ nede ÇARMIHI GÖRMEMİŞLER, KAFALARINA GÖRE DUYDUKLARINI SANAL İSA'larına MONTE etmiş" der. İSA'larının neredeyse ayakkabı numarasını yazacak kadar detay verenler, Akrabalarına, arkadaşlarına gönderdikleri selamları, sitemleri gelecek kuşaklara aktaranlar, TANRININ / TANRILARININ GÖKLERE ÇEKİLDİĞİ yılı bilmiyorlar.

Demek ki görmediler, birlikte yaşamadılar. Kulaktan duyduklarını kendilerine maledip "BİR ZAMANLAR TANRI denilen biri vardı" manzumesi içinde mektuplarını yazmışlar. Mektupları bulanlar da KUTSAL KİTAP haline getirip ortaya sürüvermişler. .

ÖLÜM TARİHİNİ BİLSELERDİ oradan (33 yaşında öldü, 30 yaşında göre başladı vb..) DOĞUM TARİHİNİ saptayabilecekler ve KİTAPLARINDAKİ İKİ İSA'lı doğum tarihi ve hikayesi yer almayacak PAPA'lıkta ARİTMETİK ORTALAM DOĞUM TARİHİ (ve elbette ÖLÜM tahinide) SAPTAYARAK KİTAPLARININ SALLAMALARINA 3. BİR SALLAMA ile katkıda bulunmamış olacaktı.

TANRILIK TAHTINA oturtmuş olduklarının, ÖLÜM TARİHİNİ, yanında (yanında idik, şahitlerizdedikleri halde) OLDUKLARI HALDE (kitap yazanlardan Markos, Matta, Yuhanna ve bunlarla görüşme halinde olan DİNİN mimarı PAVLUS ile yanından pek az ayırdığı LUKA) BİLMEDİKLERİ için DOĞRU YAZAMAYANLAR, KİTAPLARININ geri kalan kısmında neleri DOĞRU YAZMIŞ OLABİLİRLER ki?

KURTARICI VAADİNİN garantisi olur mu?
Doğum tarihinde elindeki olanaklara rağmen yanılanların KURTULUŞ VAADLERİ bir anlam ifade eder mi?
İsa yaşında yanılmış oldukları FİZİKSEL BULGULARLA kitaplarından belgelenenlerin, "gördük, görmüş, dedi, dedi ki..vb" gibi ESİNLENMELERE dayanan BİLDİRİMLERİNİN HANGİLERİNİN DOĞRU olduğunu bilmeye imkan var mı?
Kutsallığa gerekli önemi vermiş olsalardı, TANRI'ya GERÇEK anlamda İNANMIŞ olsalardı, yani İKON TANRI peşinde olmasalardı Oğul Tanrının İKİ farklı doğum tarihi olur muydu?

DOĞUM TARİHİNİ ve DOĞUM hikayesini kasıtlı FARKLI yazmasalardı, yani KASIT olmasaydı İKİ farklı DOĞUM TARİHİNİN kitaplarında yer almasına GÖZ yumarlar mıydı?
"GÖZÜMÜZÜN önünde öldü" dedikleri Oğul Tanrının, ÖLÜM tarihinden hareketle (ölüm tarihi - 33 yıl= doğum tarihi) kolaylıkla ulaşabilecekleri DOĞUM tarihini neden DOĞRU YAZMAMIŞ olabilirler?
İSA'nın kardeşi dedikleri YAKUP, Kitap yazarlarının bir kısmıyla görüştüğüne göre, kutsal metin yazarlarıyla birlikte oluyordu dendiğine göre; Yakup'tan ABİSİ İSA'nın ÖLÜM yılını neden sorup öğrenmemiş olabilirler?
Kendilerine emanet bırakılan Tanrının annesi dedikleri Meryem'den neden işin doğrusunu öğrenmemiş olabilirler?
   
 
   
  Binlerce yıl önce yaşamışlardan secereler oluşturup "Kutsal Davut soyunu takip ettik" diyenler, ellerinin altındaki olanakları neden değerlendirmemiş olabilirler?
Neden, Tanrı sözü ddikleri kitapların SALLAMALARLA DOLU HALE gelmesine müsaade etmiş olabilirler?
TEK TANRI inancı yerine ESKİ AHİT geleneği PANTEON TANRILAR BİRLİĞİNE / KONSEYİNE olan inançlarını vurgulamak için mi yaptılar?
Eski Ahit'e yaraşır olmak için, devamı olduklarını göstermek için, Eski Ahit'teki İKİ yaratılış, İki Havva gibi İki İSA'ları mı olsun istediler?
O nedenle mi Luka ADEM'e TANRININ OĞLU diyor?

Kutsal metin yazarlarını ve Hıristiyanlık din kurucularını, konsilleri YANILMAZ TANRI İNANCININ yayılmasına bu derece karşımıydılar da, bilmeyen, yanılan, saçmalayan Eski Ahit Tanrı inancına devam etme yolunu seçtiler?
   
  tanrı oğlu adem
   
  luka adem tanrı oğlu
   
  EĞER, "TANIKLIK" ediyoruz dedikleri olayları, GEÇEKTEN OLAYLARI YAŞAMIŞ olsalardı yada KASITLARI olmasaydı en azından kendi YAŞLARINI BAZ alarak (Tanrımız öldüğünde ben şu yaştaydım, şimdi ise yaşım bu yada Tanrımız öleli şu kadar sene geçti, yaşım şu olduğuna göre Oğul Tanrının ölüm yılı şu derler ve oradan doğru doğum yılına, HERBİRİ ulaşabilirdi) çok yakın TARİHLER ve birbirine çok benzer DOĞUM HİKAYELERİ yazabilirlerdi. Bir araya geldiklerinde de KONU mutlaka ve mutlaka TANRI olacağından (Tanrı yeryüzüne kaç defa gelmişte insanlarla birlikte yaşamış. Kaç kişi Tanrının ta kendisi denilenle yanyana gelebilmiş? Kaç kişi Rablerin Rabbi olanın elinden tutabilmiş..vb.. bu nedenlerden dolayı bir araya geldiklerinde bu muhteşem olayı konuşacaklardır) hatalarını ve yanlışlıklarını da düzeltirlerdi.

Matta vergi memuru olması nedeniyle, yani tüm kayıtları NUFUS SAYIMI mantığında gibi, EN İYİ BİLEN biri olmalı. TARİH, PARA, SECERE VE KAYIT HATASI YAPMAMASI GEREKEN biri olmalı. Yoksa vergileri nasıl toplayacak, kimden ne zaman ne kadar topladığının hesabını nasıl verecek? Eğer gerçekten İSA'yı gören biriyse, İSA'nın doğumunu, tahta olan KRALIN ismini dolaysıyla doğum hikayesini doğru yada doğruya yakın bildirmiş olmalı. Çünkü; İSA onu çağırdığında muhakka ki, kendi yaşını, doğum tarini biliyor du? İSA'nın yaşınıda tahmin edebilecek durumdaydı. İSA çok yaşlı biri olurda hadi yaş farkı tahmininde yanılınabilinir. Ama İsa'nın ölüm yaşını 33 olarak veriyorlar.

Matta....9:9 İsa oradan geçerken, VERGİ toplama kulübesinde oturan birini gördü. Adı MATTA olan bu adama, «Ardımdan gel» dedi. Adam da kalkıp İSA'nın ardından gitti.
Matta....9:10 Sonra İSA, MATTA'nın evinde sofrada otururken, birçok VERGİ görevlisi ve günahkâr birçok kişi gelip O'nunla ve öğrencileriyle birlikte oturdu.

Bu konuyu ben olaylara şahidim, onların peşinden ayrılmıyordum bu nedenle yaşananlar TANIĞIM diyen Markos'ta, 12 yıl farklı doğum yılı veren LUKA'da doğruluyor...Markos'un ve Luka'nın LEVİ diye bahsettiği MATTA imiş. ALFAY oğlu LEVİ yani ALFAY oğlu MATTA

Markos..........2:14 Yoldan geçerken, vergi toplama kulübesinde oturan ALFAY oğlu LEVİ'yi gördü. Ona, «Ardımdan gel» dedi. LEVİ de kalkıp İSA 'nın ardından gitti.
Markos..........2:15 Daha sonra İsa, LEVİ'nin evinde yemek yerken, birçok VERGİ görevlisi ve günahkâr birçok kişi O'nunla ve öğrencileriyle birlikte sofraya oturmuştu.......

Luka..............5:27 Bu olaydan sonra İSA dışarı çıktı, VERGİ toplama kulübesinde oturan LEVİ adında bir VERGİ görevlisini gördü. Adama, «Ardımdan gel» dedi.
Luka..............5:28 O da kalktı, her şeyi bırakıp İSA'nın ardından gitti.

Elçilerin İşleri.....1:13 Kente girince kalmakta oldukları eve gidip üst kattaki odaya çıktılar. Petrus, Yuhanna, Yakup, Andreya, Filipus, Tomas, Bartalmay, MATTA, Alfay oğlu Yakup, Yurtsever Simun ve Yakup oğlu Yahuda oradaydı.

Elçilerin İşleri.....1:14 Bunların hepsi, İsa'nın ANNESİ MERYEM, diğer kadınlar ve İsa'nın kardeşleriyle tam bir birlik içinde sürekli dua ediyorlardı.

O halde İSA'nın kendisini çağırmasını ve birlikte yemek yemelerini yaşamış olan, İsa'nın ölümünden sonra bir araya gelip dua etmiş olan yani İSA'NIN ÖLÜMÜNÜ ve sonrasını yaşamış olan, Markos şahitli Matta ile Markos arkadaşlı Luka arasında 12 yıl fark nasıl çıkıyor?

Matta'nın gördüklerini Markos gördüğüne göre; Markos ile Luka Pavlus aracılığıyla buluştuğuna göre, Luka NASIL OLURDA İsa'nın doğumunda 12 YIL hata yapar?
Markos hiç mi? gördüklerini "ben şu yaşlarda iken, İSA'nın başına bunlar geldi" diye anlatmadı da Luka 12 YIL hata yaptı?
Luka'nın Tarihlemelerine göre bunlar sıcağı sıcağına olmuş olaylar. Olayları şahit olarak izleyen MARKOS'ta yanlarında. Kral'da tahtta, o halde nasıl bu 12 yıl fark çıkıyor?
   
  PAPA'lığın bütün bu sallamaların üzerini örtmek için, doğum tarihleri ve hikayeleri arasında KONSENSÜS sağlama adına Aritmatik ortalama almasına ne dedir? "İMAM OSURURSA CEMAATE ...... DÜŞER" denir.

"Kitapları kutsal metin yazarları aracılığı ile yazdırdı" dedikleri OĞUL TANRILARI, KENDİ DOĞUM TARİHİNİ BİLMİYORSA, farklı farklı veriyorsa OĞUL TANRI ipine sarılmış olanlara da HER KONUDA BOL BOL SALLAMA düşer. Kutsal kitaplarında, DOĞUM TARİHİNE dolayısıyla ÖLÜM TARİHİNE müdahele edemeyen, yanlışı DÜZELTTİREMİYEN yada YANLIŞI görmeyen / göremeyen TANRIDAN KİM ÇEKİNİR? KİM KORKAR? KİM TAKAR? KİM SAYAR?

"ÖZEL MELEKLRİME yazdırdım, ESİNLENDİRDİM yazdırdım, Göklere çıkarıp GELECEĞİ GÖSTEREK yazdırdım, 3.dereceden Tanrı sayılan KUTSAL RUH denetiminde yazdırdım denilen kitaplarda DOĞUM TARİHİNİ yanlış yazılmasına göz yuman TANRI olursa; o kitapları "her harfi Tanrıdan" diye takdim edenlerin, aslında TANRI diye işaret edilene ciddiyetle yaklaşacakları düşünülebilir mi? Tanrı olarak işaret edilenin, CİDDİYE ALINMAYACAK bir olgu olarak değerlendirdiklerinden şüphe duyulabilir mi?

Kutsal kitaplar diye sürülenler bunlar olunca, o kitapları kabul ederek kurulmuş olan DİNLERİ, kendilerinin gelişme sahası haline getirmiş olanlarda, elbette TANRILIĞA SOYUNUP, kurtarıcı olarak kandırdıkları OĞUL TANRI sembolüne bir doğum tarihi oluşturuverirler. Bu durum da;

Ya! Matta yalan söylüyor,
Ya! Markos'la yanyana gemiş arkadaşlık kurmuş olan Luka yalan söylüyor,
Ya! Markos, Matta'ya tanıklık konusun da yalan söylüyor,
Ya! da Markos- Luka arkadaşlığını öne süren mektuplar yazan Pavlus yalan söylüyor.
Ya! İsa'yı yakından takip ettim, "Petrus'un arkadaşıyım" diyen Markos, kendi adına ve isimleri verdikleri adına yalan söylüyor.

Oğlu Tanrılarının doğduğu yılı bilmeyen ama onun Oğul Tanrılığına tanıklık eden kutsal metin yazarları.
Oğul Tanrının doğduğu yıldaki KRALIN ismini bilmeyen Esinlenenler.
Oğul Tanrılarının gerçek doğum hikayesini bilmediklerinden birbirine zıt ortamlar içinde hikaye eden HER HARFİ TANRIDAN olan KİTAPLARINI yazanlar.
   
  zerubbabil VE tanrı
   
  İyi hoş güzelde bu kadar yalanın, bu kadar farklı anlatımların, HER HARFİ TANRIDAN diye tanıklık ettikleri, kefil oldukları kitaplarda işine?

"TANRININ TA KENDİSİ" dedikleri İSA, yazdırdığı kitaplarında neden bu hataları yapmış.Yoksa; HER HARFİ TANRIDAN dedikleri tanımla kast edilen adresler, KUTSAL METİN yazarları, DİNE YÖN VERENLER, bileği ve kılıcı güçlü olanlar mıydı? Öyle ya! yazarı bile bilinmeyen metinleri kitaplarının arasına alanlar, o metinlerin TANRISAL olduğuna nasıl karar vermiş ve kabul ettirmiş olabilirler? Elbette TANRI OLUP öyle karar vermişler kitaplarının Tanrısallığına. TANRININ KILICI durumları ilan edip kabul de ettirmişlerdir.
(Avrupa'da yapılan katliamları bırakın; Afrika, Amerika ve Avustralya'da soylar kökler kurutulmuş)

Açıkca kitaplarında yaptıkları şey DÖRT BAKIŞ AÇILI KAMERADAN İSA'yı anlatmak değil. İMANI TESİS etmek hiç değil. Vatika'nın verdiği destektende anlaşılıyor ki, geçmişi olmayan İSA'ları kulaktan dolma bilgilerin bir araya getirilmesiyle kitaplarında TANRININ OĞLU ilan edilmesinde bu tutarsızlıkların BIKTIRICI BOYUTTA yer alması etkin olmuş. Akılla bağdaşmayan Oğul Tanrı inancı için, akılla bağdaşmayan anlatımların yer aldığı kitap meydana getirilmiş. Mantık yürütmenin imkansızlığı her konunun farklı yorumlara yol açan ifadeleri ile sağlanmış.

Yani YÜZYILLAR SÜREN Musa'ya ve diğer Peygamberlere verilen VAHİY ÖRTME çalışmalarının, Hz. İsa ile bir çırpıda yok olmasına razı gelmesi mümkün olmayan Yahudiler, ÜSTATLAŞTIKLARI İLAHİ VAHİYLERİ karartma, değiştirme eylemlerine Yeni Ahit kitaplarında devam etmiş olmalılar. Ekol Yahudilik inancı, farklı bir Yahudilik versiyonu çalışması yapmış olmalılar.

Belkide o yüzden Yeni Ahit'te hiç Hıristiyan veya öngörülen yeni bir Din ismi geçmezken herşey, Yahudilere yönelik VAADLER / Müjdeler halinde kitaplarında yerlerini görünümler eşliğinde alıyor. Olayın gelişimine ve kitaplarında yazılanlara bakılırsa; HIRİSTİYANLARIN, Yahudi tarzı İLAHİ VAHİY operasyonuna kurban gidip, KUDÜS'te asla barınamamış PAVLUS EKOLÜ bir din sahibi olmuşlar

Zamanla başlangıçta övgüler düzülen, Yahve adıda, güçlü isim dedikleri (piyasası olan isim / reytingi yüksek isim) genel tanımlama "RAB" ile yer değiştirerek arada kaynatılıyor. Böylece HIRİSTİYANLAR; Yahudilere müjdelerde bulunan OĞUL TANRILI bir DİN sahibi olmuş oluyor.

DİN OLUŞUMUNU ÇOK İYİ BİLEN ÖNDERLERİDE KENDİLERİNİ, TANRI gibi hissetmekten, TANRI YERİNE KARARLAR almaktan, TANRI ADINA konuşmaktan kendilerini alamaz oluyorlar.

Din kitaplarında çelişkili durumlar oluşturarak aslında, İLAHİ BAĞLARININ olmadığının ilanını yapıp yeni Tanrı adreslerini bildiriyorlar.
Örneğin; Sorduğunuzda "TANRI ASLA HATA YAPMAZ" diyenler, hatalar ve çelişkilerle dolu kitaplarının "TANRIDAN GELMESİNİN İMKANSIZ OLDUĞUNU" neden kabul edipte DİNDAŞLARINI KORUMA yerine KİTAPLARINDA yer alan YALANLARIN ÜZERLERİNİ ÖRTECEĞİZ diye uğraşıyorlar?
Böylece; "HER HARFİ TANRIDAN" dedikleri bu kitaplarındaki hataları "TANRININ YAPABİLECEĞİNİ Mİ?" söylemiş oluyorlar?

Oysa; TANRI ASLA HATA YAPMAZ" demişlerdi ve halada bu konuda yeminler de ediyorlardır.
Tanrı hata yapmayacağına göre ELLERİNDEKİ KİTAPLARIN TANRI'dan OLMADIĞINI da OLAMAYACAĞINIDA biliyorlardır.

Yoksa;; TANRIMIZ, "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" değil. Eğer öyle olsaydı "ELBETTE KİTAPLARIMIZDA HATA OLMAZDININ" vurgulamasını iyice pekiştirmiş mi oluyorlar?
Böylece; kendilerinin edindikleri Tanrının, ALEMLERİ YARATAN OLMADIĞINI mı ilan etmiş oluyorlar?

Yoksa kendilerinin o bilinen hata yapması mümkün olmayan YARATANLA ASLA İLGİLERİNİN OLMADIĞINI BU KABULLERLE DUYURMUŞ mu oluyorlar?
   
  Var olduğunu biliyorlar, inanıyorlar, korkuyorlar ama asla "ALLAH'a" iman ediyor değiller. Tek olduğunu bildikleri için korkup TEK İLAHLI DİN taklidi yaptıkları, BİR / EŞSİZ / BENZERSİZ olmasını bildikleri için, VARLIK BİRLİĞİ ile karşısına güçlü İTTİFAK olarak çıkmayı tasarladıkları "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a", bu nedenlerden dolayı ASLA İMAN EDİYOR değiller.

Onların felsefesine göre,
Hayal dünyalarının olmazsa olmazlarına göre,
Kendilerine edindikleri züğürt tesellilerine göre,
İnançsızlarına karşı kurdukları İTTİFAK (Yasa Kitaplarına) yasalarına göre,
Şeytanın ortakları için belirlediği esaslara göre,
Sonunu Megiddo ovasındaki Argemeddon savaşına bağladıkları SANAL YOL Haritalarına göre,
Var olan herşeyin kendinden bir parça olarak salan "ALLAH'tan" yani; Herşeyi kendinde muhafaza eden VAHDET-İ MEVCUD'dan, Şeytan'ın çok arzu ettiği KURTULUŞ RÜYALARINI süslediği VAHDET-İ VÜCUD oluşturabileceklerini ("ALLAH'ın" NURUNU söndürebileceklerini ŞEYTANIN hayallerine kapılarak sananların) HAYAL edenlerin, "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a" iman ediyor olabilmeleri mümkün mü?

"ALLAH'ın" YARATICILIK vasfını, RÜYALARI kabusa dönüşmesin diye, YAPICI / İMAL EDİCİ / MEYDANA GETİRİCİ kpnumunda kabul etmiş olanların "İMAN EDİYORUZ" dediklerinde (yönelmiş oldukları) adres ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" olabilir mi?

Herşeyin sonunda (Ölenleride dahil), İTTİFAKIN galibiyetiyle HESAP VERMEKTEN kurtulacakları MUTLULUK SANILARI içinde geçecek bir ömrü sürmek için, ALEMLERDE olan herşeyi "ALLAH'tan" bir parça gören ve sapkın KABALA KABULLERİNİ tescillemek için, "ENEL HAK" (En hafif manasıyla, Ben "YARATAN'dan bir parçayım") diye bağıranların "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a" İMAN etmiş olmaları mümkün mü?

Ataları gibi onlarda sadece "BİZDE İMAN EDİYORUZ" sözlerinin arkasına sığınarak durumu kotarma yolunu kullanıyorlar. Oysa onlar; "BİZDE İMAN EDİYORUZ" derlerken "ALLAH'ı" kasdetmiyorlar, sadece İMAN EDENLERİ "BİZDE" kelimesi ile kandırıp, "ALLAH'a" yönelik olduklarını ZANNETTİRİYORLAR. Yani; İman maskesi takınıp "SANKİ İMANLILARI" oluyorlar.

"ALLAH'tan" gelmiş olan Vahiylerin üzerini örtüp kırıntılarına bile tahammül edemeyenler, Atalarının açıkca "biz yazdık" dedikleri (satır aralarında bu kabiliyetleri için övünüyorlar, başarılı YAZMANLARINI Tanrı kıvamında görüyorlar) kitapları ortalıkta olduğu halde "BİZDE VERİLENLERE İNANIYORUZ" cümlelerini rahatca kurabiliyorlar.

Özetle; Herşey taktıkları maskeye bağlı, gizlenenin büyüklüğü maskedeki ustalığa bağlı gelişmiyor mu? Amaç var olanda gizli ortaya çıkarabilmekse, o halde ESASINDA AMAÇ, var olanda GİZLİYİ barındırabilmek olmuyor mu?
   
   
  ALLAH'ın varlığını bilen, var olduğuna inanan, hatta, "ALLAH'tan" korkup karşı çıkabilecek kuvvetler edinebileceği sanısı içinde, o yollarda ömürler tüketenlerin; "ALLAH'IN", berisinden bir takım Tanrılar ilan etmiş olmaları, onların bu konuda ne kadar pervasızlık içinde olduklarını göstermiyor mu? ALLAH'ı" bilip ondan korkuyormuş taklidi içinde KORKMADAN, edinilmiş TANRILARA dindaşlar edindiren için TANRI olmak neden imkansız olsun.

Bir kere herşeyi göze almış.
Varlıklarla bu yolda ilişkiye girmiş.
Onlarla çeşitli İTTİFAKLAR kurmuş.
Yani ZATEN İŞ ÇIĞRINDAN çıkartılmış.
Öyle çığrından çıkarılmışki, görülmemeyi sağlayamayan, görülmemek elinde olmayan, görülmemeyi başaramayan ve cinlerle ilişkide OLANLAR TARAFINDAN görülmemek için cezalar getirip SINIRLAR çizen, CİN kökenli Tanrı inancını işleyen DİNİN sahibi olmuşlar.

VARLIK BİRLİĞİ yolundan başka yolları kalmamışlar için TANRI KAVRAMI sadece kurdukları İTTİFAKLARDAN ve içindeki GÜÇ ODAKLARINDAN ibaret bir halde seyir izlemiyor mu? Mademki İTTİFAK içinde GÜÇLÜ olanın borusu ötüyor yani; TANRIYI oynuyor, TANRI adına kararlar alabiliyor o halde (o mantığı güdenlerden) kendini güçlü hisseden kendisini TANRI ilan edebilir.

Elbette usuletle VE suhuletiyle. Herşey kuralına göre, "BİZDE İMAN EDİYORUZ / BİZDE İMANLIYIZ" maskesini kullanarak gerçekleştirilmeli. Maskenin arkasında ne olduğunu bilmesi gerekenler, aynı maskeyi kullandıklarından bir zorlukta yaşamazlar.

Maskelerinin ardında gizlediklerinin dışa vurumu TABLODA sergilediği gibiyse, gizlenenin / farklı gösterilenin / zamanı geldiğinde açığa çıkarılacak olanın büyüklüğünü siz bir düşünün.

Herşey taktıkları maskeye bağlı, gizlenenin büyüklüğü maskedeki ustalığa bağlı gelişmiyor mu? Amaç var olanda gizli ortaya çıkarabilmekse, o halde ESASINDA AMAÇ var olanda GİZLİYİ barındırabilmek olmuyor mu?

Ester kitabında anlatılan ve PURİM bayramlarının kökenini oluşturan AMALEK KATLİAM hikayesinin yorumunu Yahudi bakışı olarak şöyle değerlendiriyorlar.
Sevivon... Yitshak ve Oğulları……………...http://www.sevivon.com

"....Böylece “Megilat Ester – Gizli Olanı Açığa Çıkarmak” şeklinde açıklanabilir. Nereye gidersek gidelim, yanımızda taşıyacağımız güçlü sebep-sonuç dersini bize öğretir. YÜZEYSEL KANITLARLA tatmin olmamalıyız. Onun yerine, karşılaştığımız sorunların DERİNİNDE YATAN SEBEBİ araştırmalıyız....." diyorlar

Rabi Şimon bar Yohay, Kabala'nın mistik eseri Zohar'da da şöyle demiş. "Amalek'e karşı savaş özellikle zordu çünkü hem Göklerde, hem de aşağıda, yeryüzünde gerçekleşti..."

“Megilat Ester – Gizli Olanı Açığa Çıkarmak” manasını taşır diyorlar. Amaç var olanda gizli ortaya çıkarabilmekse, o halde ONLARIN İLK AMAÇLARI var olanda GİZLİYİ barındırabilmek oluyor. Ortada görünenin içine, elinizde tuttuğunuz metinlerdeki anlatımların içine birşeyleri GİZLEDİK demek olmuyor mu?

Bu durumda; Tanrı Maskesi / Tanrıdan maskesi altında aslında ZİHNİYETLERİMİZİN MANİFESTOLARI yatıyor demiş olmuyorlar mı? Tanrı'nın'"EL'i" üzerimizdeydi derlerken, Daniel'in bir "EL" yazı yazdı derken neyi kast etmiş olabilirler? Panteon baş Tanrısı "EL'i" kast ediyor olmasınlar? Sümer Tanrısına sığındıklarını belirtiyor olmasınlar?
Megilat –Ester isminin anlamı “gizli olanı ortaya çıkarmaktır"
   
  az EL'in BAAL olduğunu, "EL" "YEHOVA" birleşmesiyle oluşan YAHVE'yi ve karısı ASHERAH özetledikleri "BAAL'a TAPIYORLAR" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Özetle bu yorumla şöyle diyorlar. Bu kitapta yazılanları oku ama inanma. Anlatılanların altındaki gerçekleri ara. Yüzeysel olarak sunulan kanıtlara değil, olayın derinlerinde yatan maskelenmiş kanıtları ara. Ön plana çıkartılmış olan / vitrini doldurmuş olan, olayın kaburgası gözüken yaldızlanmış ifadeleri değil, satırlar arasına gizlenmiş NİYETLERİ ara. Gizli denilende GİZLENMİŞ olanı ara. Maskelenmiş olanda, maskeyi kaldırdığında gördüğün YÜZ ile perdelenmiş gerçek MASKELENENİ ara.
   
  SOYKIRIM, YAHUDİLİK MANİFESTOSU, AMALEK AVCILIĞI ve MASKESİ PURİM BAYRAMININ İŞLENDİĞİ "ESTER & PURİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
 

Hıristiyanlık dininin özellikle Katolik ve Ortodoks mezheplerinde sahnelenen / resmedilen kurtarıcı ile ilgili hikayelerde aslında MASKELENMİŞ TANRILIK ilanı var. Protestanlar ise daha çok Eski Ahit bağlıları olduğundan onlarınki kişisel Tanrılık ilanları yerine (merkezi bağlılıkları ve Ruhani liderleri olmamasından olsa gerek) KONSEY, PANTEON yapılanması içinde bir seyir izliyor. Yahudi-Hıristiyan melezleşmesi yada Hıristiyanlığın Yahudi mezhebi denilen PÜRİTENLİK inancı etrafında şekillenmiş.

Hırstiyanlıktaki bu TANRILILIK yapılanması özellikle Ortodokslukta, TANRILAR TANRISI tarzında. Ortodokslukta Tanrılar Tanrısı anlayışı; Ortodoks kilise liderlerinin, diğer Hıristiyan liderlerinin Yahudi ruhani kurumlarının TANRILAŞMALARINI, var kabul ettikleri PANTEON içinde (Yunan, Mısır, Sümer, Roma Tanrı Panteonları gibi) kabul edip, KENDİSİNİ PANTEON başı olarak görme şeklinde.

Rabler Rabbi olanın Rabbi konumunda. "RAB'BE İnanıyoruz" derlerken sandırdıkları RAB'Bİ hiçe sayan onun KUZU'luğunu yok eden, OĞUL TANRI yetiştiriciliğine soyunmuş, kutsal bakire maskesi altında amacına adım adım yaklaşmaya çalışan, TANRILAŞMIŞ yada TANRILAŞACAĞINI ilan eden bir PATRİK var. Hıristiyanların en değerli KUTSALLARINI hiçe sayıp ayaklar altına alabilme yetkisine kendisini hiz kılmış TANRICILIK oynadığı aşikar olan TANRI PATRİKLER, Tanrısallaşmış PAPA'lar, Tanrı Panteonu olarak yapılanmış meclisler / kurullar var.

Oğul Tanrı olarak kabul ettikleri, "İyi Tohumu ekenin KENDİSİ olduğunu, kendisi dışında tohum ekenlerin ancak DELİCE ekmiş olabileceğini" Matta Kitabı aracılığıyla söylemiş. Hal böyleyken, KUZU aşağılanır ve Oğul Tanrı'yı yetiştirme pozisyonunda, TANRI BOYUTUNDA yerler tutulursa, TARLAYA DELİCELER EKİLMİŞ demektir.

Deliceleri ekenin kimliğide yine kitaplarında açıklanıyor. Atama Oğul Tanrıyı, kucağıma aldım dercesine kendisini resmin içine gömmüş olan ve bunu kendine EGOSAL tatmin aracı olarak seçmiş olanın, kendisini KUTSAL ANNE yada GÖK KRALİÇESİ olarak hissetmediği muhakkak.

Kutsal BAKİRE olmadığı, ancak kutsal BAKİR olabilecek bir cinsiyette sahip olduğu bilinen (en azından pornografi figürlerle verdiği mesajlardan anlaşılan) PATRİK, oğul Tanrıyı meydana getiren kutsallığı, bakirelikten bakirliğe çevirdiğine göre; kucakta olan çocuğun KUZU'ları İSA'yı sembolize ediyor olması imkansız.

Oğul Tanrıyı kucağında tutan; onu doğurup yetiştirenin, DİN içindeki unvanlarını OLUŞTURDUKLARI İNANÇLARI içinde yer vermemiş ve yer almasını da istemediğini tablodaki SAHNELEME ile kesin bir dille anlatmışsa, yani benimsemediğini üzerine basa basa belgelendirerek vurgulamışsa, kucağında tuttuğu çocukta MERYEM'in doğurmuş OLDUĞUNU sembolize ediyor olamaz.

Resimle sundukları ile çıkarımı adeta, "Tanrı Oğlu bekliyorsanız alın size TANRI OĞLU" diyorlar bu söylediklerinide "Tanrının Oğlu'da TANRININ KUCAĞINDA olur" dercesine resmederek gösteriyorlar. Ortaya koyulacak Tanrının Oğlu unvanlı olana da; MERYEM'in oğlu olmak değil, kendini yetiştirip MEZUN edecek DİPLOMASINI elinden alacağı TANRININ OĞLU olarak poz vermek yakışır.

   
  kucaktaki mesih adayı
   
  Aslında Tablo ile anlatılan şey olacakların hikayesi. Rol değiştirme, kimlik atlama, aday belirleme, kendileri dışında kabul edilecek "KUZULARI" küçümseme gereğinin ihtiyaçtan olduğunu, "BİZDE VARIZ, hep OLACAĞIZ" diyebilmenin başka yolunun olmadığının anlatımı.

Göklerde, BABA TANRI'ya ait tahtının sağında yer alan Oğul Tanrı, Dünya üzerindeki görevine yeniden başlamadan önce kendisi için bir vucüdun imal edilmesi hazırlanmasını beklemek zorunda.

Neden derseniz, çok umutlar bağladıkları GEN araştırmaları (Kopyalamadan / Doly'le çok umutlanmış olmalılar) Tanrısal istekleri karşısında yetersiz kalınca, Dünya'nın her yerinde BABUNA gibilerin KAN örnek toplama organizasyonları da sürdürülebilir olmaktan çıkınca, EŞİ ve BENZERİ olmayan bir GEN yapısının, "DÜZENLENEBİLME İHTİMALİ" bile İMKANSIZ hale gelmiştir. (Gen teknolojisini ulaşacağı düzey bile, tüm Gen kodlarının bilinememsi nedeniyle işe yaramaz hale gelmiş oluyor. Ne yapacağınızı bilmezseniz elinizdekilerin benzersiz gen yapısına sahip olması gereken ATAMA MESİH işinde bir faydası olamaz)

Dünya üzerindeki tüm genetik KODLAR bilinmeli ki, kitaplarında tarif ettikleri gibi BEYAZ ATIYLA geldi diye ortalığa sürülecek olan KURTARICI unvanlıya ait GEN yapısının EŞSİZLİĞİ (teknolojinin yeterli olduğu varsayımıyla) eldeki imkanlar çerçevesinde ayarlanabilir olsun.

Dünyadaki Genetik kodlar / şifreler bilinemediğine, toplanamadığına göre; gökten bulutlar arasından İSA'larını ortaya çıkaramayacaklar. "İŞTE KURTARICIMIZ" diye birini ortaya sürmüş olsalar bile, RAKİP FİRMALAR TARAFINDAN hemen İPLİĞİ pazara çıkarılacak.

Kimi çıkarırlarsa çıkarsınlar, Dünya üzerinde var olan bir genetik yapıyla eşleşecektir. Oysa TANRININ OĞLU kitaplarındaki anlatımlara göre, babasız doğmuştu. Erkekten gelen hiç bir gen taşıyıcısı sperm olmadan, hamile kalan Meryem'den doğmuştu. Yani EŞSİZ ve BENZERSİZ bir GEN KODLAMASINA sahipti. (Hz. İsa'nın babasız olarak Hz. Meryem'den Mucizelerle doğduğu KUR'AN'I KERİM'de ifade ediliyor. Konu gereği; isim benzerlikleri ve doğumları Hz. İSA ile benzer hikaye edilmiş olan, MERYEM'den doğmuş ve TANRININ OĞLU olduklarını söyledikleri İSA işleniyor. Bu nedenle onlara göre, onların kitaplarında yazdıklarına göre diye tanımlamalar kullanılıyor.)

Bu ve benzeri birçok nedenden dolayı üzerinde mutabık kaldıkları isimlerde olsa, hiç kimseyi İSA'nın rearkanesi diye 33 yaşında birini (yaşı fazla olamaz bu durumda Tanrınında yaşlandığını KİLİSE resimlerinde olduğu gibi kabul etmiş olacaklar. Yaşlanan birşey varsa ölümlerde olur.) ortaya süremeyecekler.

Yine üzerinde mutabık kaldıkları SEÇİLMİŞ bir anneden (taşıyıcı yumurtalarda seçilmiş olmalı. en azından ay çocuk tıpkı Meryem denebilmeli. Hafızalara kazınmış resimlere göre), SUNİ döllendirme (Tanrı doğurtacakları için kontrollü olmak zorunda) ile doğurtacakları çocuğu, doğduğundan itibaren "İŞTE OĞUL TANRIMIZ dünyaya geldi, işte mucizeleri" türünden alkışlar arasında, doğmuş olanı "KUZU" diye de takdim edemeyecekler.

Çünkü bu durumda, açıktan açığa birilerinin yada bir takım kurumların (kurumlar arası rekabetten doğan yıratma savaşlarını bir yana bırakarak) Tanrı Oğlunun yetiştirilmesini, eğitilmesini üstlenmesi gerekecek. Büyüme aşamasında AZARLANAN, ceza alan TANRI pozisyonları işin komiklik durumunu hepten artıracak. Gazete ve Televizyonlar da OĞUL TANRI'dan haberler bölümleri oluşacak. "Okuma yazama öğrenen TANRIMIZA kurdale takıldı" gibi haberler havada uçuşacak. Belkide TANRI / GOD kanalları olduğu gibi OĞUL TANRI kanalları da kurulacak ve herkez OĞUL TANRI olarak işaretlenmiş olanın beslenme ve diğer saatlerini CANLI olarak görebilecek.

Tabii bu 33 yıl boyunca OĞUL TANRI göklerdeki işinden MECBUREN uzaklaşacak, bu süre içerisinde OĞUL TANRIDAN yadım isteyenlerinde istekleri havada kalacak. Hem ayrıca Oğul Tanrı olarak tekrar -0- yaşında niye geri gelsin. Eğer öyle birşey olacaksa 2000'li yaşlarında gelmeli. TANRI YAŞLANMADIĞINA göre 33 yaşında yani DÜNYA'dan ayrıldı dedikleri yaşta gelmeli. (Tanrısal 1 gün Dünyasal 1000 yıl eşitliğine görede ölümünün üzerinden en fazla iki gün geçmiş oluyor)

Tanrı yaşlanmıyorsa, o halde neden Baba Tanrı ve oğul Tanrı var? Neden Tanrının Oğulları var? Tanrının Oğulları varsa Tanrının katettiği bir zaman dilimi var demektir.
   
  Yaratmadığına (Tanrının oğulları dendiğine göre) göre, bu oğullar bir yerlerde doğum süreci geçirmiş olmalılar. Eğer doğum süreci geçirmedilerse, yani onlarda Adem ve Havva gibi yaratıldılarsa, TANRININ OĞLU da olamaz, TANRININ OĞULLARIDA olamaz. Çeşitli vasıflara sahip ölümlü yaratılmış kullar olurlar. Oğul kavramı olmayan yerde  BABA kavramıda ortadan kalkacağı için, İSNAT EDİLMİŞ / yakıştırılmış oğullarda söz konusu olamaz.

Yaratılmış denilirse bu durumda Tanrının oğulları değil KUL olurlar.  Doğumla Tanrının oğulları oldu denilirse, çocukların hep kundak halinde kalmadıkları, TANRIDA oldukları göz ardı edilmemelidir. Doğumunu, çocukluk evresini Babası olan Tanrının yanında geçiriyorsa (bir an bile olsa) bu durumda Tanrı / Tanrılar  yaşlanıyor demektir. Yaşlanma varsa ölümde var demektir. Oysa Tanrının ölümsüz olduğu kabulleri içinde var. 

Tanrı yaşlanmasını Tanrı betimlemeleri yaparken sadece bir kare içinde göstermekle yetinmeyip, 4-5.000 yıllık süreç içinde TANRI OLARAK BENİMSEDİKLERİNİN nasıl yaşlandığını ortaya koymuşlar. Tanrı yaşlanması Hıristiyan dünyası için TANRI betimlemelerine bakıldığında hiçte YADIRGANAN birşey olmadığı, aksine yeni AHİTLERİ için çokta kabul gördüğü anlaşılıyor.

Bir karede YAŞLI TANRI göstermekle yetinilmeyip, yani "BİZİM KABULLERİMİZDE TANRI BÖYLEDİR, O YÜZDEN BÖYLE RESMETTİK" demiş olmamak içinde, YARATILIŞ sürecinde TANRININ NASIL YAŞLANDIĞINI VATİKAN ANA KİLİSELERİNE işlemişler.

Böylece ATALARININ YORULAN TANRI, DİNLENMEYE İHTİYACI olan TANRI ifadelerine destek vererek, ATALARIMIZ "YORULAN TANRI" demekle TANRIMIZIN YAŞLANDIĞINI bizlere iletmişler diyerek, SAĞLAM KAYALAR üzerine inşaa ettikleri İNKARCI PETRUS kilisesinde belgelendirmişler.
   
  ST PETER BAZİLKASI
   
  Tanrıya oğul isnat etmiş olmakla, İMANLARINI (sahip oldukları İnanca yaptıkları iman) tehlikeye atıyorlar. Kendi Amentularına bile KÖKTEN AYKIRI bir durum OĞUL TANRI inancına sarılmak. Tanrının Oğlu var demek, yaş farkı olmak zorunda olan İKİ ADET TANRI inancını kabul etmek demektir. YAŞ FARKI olan, iki TANRI İNANCININ olduğu yerde ölümlü TANRI inancıda olmalı. Yaratılmış olduğunu kabul etmeyip, İSA'larına böyle bir unvan yapıştırmaları yani oğul isnat etmeleri SONSUZ TANRI inaçlarının yer aldığı Amentularına aykırı.

Tanrıya oğul isnat etmiş olmaları bile, Tanrının yaşlandığı inancına  dalalettir. Yaşlanmıyorsa neden oğul Tanrı var? Neden Tanrının oğulları var? Neden Baba Tanrı var? Tanrı yaşlanırsa , ihtiyarlarsa, çocuklar büyürse.......?  soruları ortalığa fırlıyor.

Dinin kurucuları, kutsal metin yazarları ve "gördüm" diyenlerde bu sorulardan  ÇIKARIMLAR  yapmış olmalılar ki; ortak Tanrı yerine, İTTİFAK TANRILARI  yerine, KOLLEKTİF ÇALIŞAN TANRILAR yerine, aralarında İŞ BÖLÜMÜ yapmış TANRILAR yerine; YAŞLANAN ve BABA olan, oğullar sahibi TANRI HANEDANLIĞI fikrini benimsemişler. Tanrıya VARİS olan TANRILAR varsayımıyla, din sistemlerini kurmuşlar. Elbette tek ilah raconunu bozmadan içlerinden sadece birine TAPMA şartıyla sistemlerini kurmuşlar. (Sanki en ilkel Pagan dinine ait gösterilen Tanrılar  "gidin başka Tanrılara tapın" diyormuş gibi. Hepside başka Tanrıların var diyor ama sadece kendisine Tapılmasını istiyor) 

Siz bakmayın onlara, Tanrıyı ÖLÜMSÜZDÜR demelerine,onlar için TANRI İNANCININ SÜREKLİ olması ÖLÜMSÜZLÜĞE delalet olarak kabul ediliyor. Beyaz sakallı, yaşlı saçları az dökük olarak yapmış oldukları TANRI tasvirleri de, oğul Tanrının genç gösterilmeside, afacan Tanrı oğullarının her yandan fırlar durumlar arzetmeside, Tanrıya BABA demeleri de, TANRININ YAŞLANDIĞINI, İNANÇLARI içinde kabul ettiklerini gösterir.

Yahudilerde Yahvelerine nasıl kavuştuklarını anlatırken değinmek zorunda kaldıkları Panteonu tanımlarken BİLGE, YAŞLANAN hatta YARATABİLEN tanrıların varlığından bahsediyorlar. Ve Yahvelerinin, Panteon Baş tanrısı "EL" ile birleşmiş olmasını da çok doğal karşılıyorlar. (Tanrının eli üzerimizde demeleri, DaniEL'in yazı yazan EL'i)
   
  az EL'in BAAL olduğunu, "EL" "YEHOVA" birleşmesiyle oluşan YAHVE'yi ve karısı ASHERAH özetledikleri "BAAL'a TAPIYORLAR" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  asherah bilge tanrı
   
  az İNSANİ NİTELENDİRMELERİ yapıştırdıkları YAHVE'nin KÖKENİ ve TANRI OĞULLARININ ANNESİ "YAHVE & KARISI ASHERAH" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Tek tanrıcılık adı altında, göğüslerde beslenenin dürtüleriyle BİR'leştirilmiş (çok tanrı kabulleri içinden BİR tanesine yönelerek Tanrı inançlarını BİR'lemek) / BİR'leşik olan (çok tanrı kabulleri içinde yer alan TAPINMA araçlarını, BİR isim altında BİR'leştirmek) tek güce VOLTRAN gibi,TAPTIKLARINI açıktan açığa yazıyorlar.

Adına kitaplar yazmakla yetinmeyip birde ona ASHERAŞ isimli birde EŞ / KADIN buldular. YAHVE'ye / İsrail'İN TANRISINA eş / kadın buldular ki; TANRININ OĞULLARININ NASIL oluştuğunu BEYİNLERİNDE TAŞIDIKLARI inançlara kabul ettirebilsinler. Böylece kitaplarına rahatca TANRININ OĞULLARINI işleyebilsinler ve TANRININ OĞULLARININ kimler olabileceğini gönüllerine BUZAĞI içirilmiş olanlara sorgusuz anlatabilsinler.

Ve Tanrılarının EŞİ olmasını da yalanlamayıp, ORTODOKS YAHUDİLİĞİN KURULUŞUNDAN ÇOK SONRALARI" diyerek BUGÜN BİLE GEÇERLİ OLAN bir "YAHVE eşi ASHERAŞ TAPINMASINI" kabul ediyorlar.

"Ortodoksluğun RESMİLEŞMESİNDEN sonra" diye tarih vererek kurtulmaya (geleneksel Yahudiliği Sina ve Musa'ya dayandırdıklarından) çalıştıkları YAHVE ve KARISI ASHERAŞ kabulleri aslında, 2. Musa dedikleri EZRA ve arkadaşlarının kitapları yenilemeden hatta onlar daha doğmadan DİNLERİNİN içinde imiş. İnançlarının esasını oluşturuyormuş

M.Ö 8. yüzyılda Kuntillet `Ajrud'da ki Sinagog kalıntısında bulunan testiye ait resimler, YAHVE ve KARISI AHSERAH'ın varlığını "DUA EDİLENLER" konumunda ortaya koyuyor. Dolaysıyla, Ezra, Nehemya, Sanhedrin meclisi, Rabbani müessesesi üzerine inşaa edilmiş olan ORTODOKS YAHUDİLİĞİN kökleri, elbetteki BABİL sürgünü ve sürgün sonrası yeniden yapılandırma çalışmalarına dayanıyor.

Sina, Mısırdan çıkış, Yasalar gibi kitaplar Babil sürgününden sonra geriye doğru yazılmış, daha sonra sanki onlar içlerinde nakledilen hikayeler zamanında kaleme alınmış gibi / Sina'da Tanrı tarafından yazdırılmış gibi ORTODOKS YAHUDİLİK, Sina'ya, Musa'ya bağlı ilan edilmiştir.

İsrail'İN Tanrısı / Yakup'UN Tanrısı olarakta unvanlandırdıkları YAHVE TANRILARININ evli olduğu / karısı olduğunu kıyısından dolaşarak, YEHOVA eşinin kökenini anlatıyorlar.
   
  YAHUDİ ORTODOKSLUĞU, İsa'yı çarmıha (Hristiyan ve Yahudilere Ahit kitaplarına göre) astıran "FERİSİ YAHUDİLİĞİNİN günümüzdeki yansımasıdır / adıdır.

Kökeni SİNA ve MUSA'ya dayandıran EZRA ve ARKADAŞLARININ ortaya koymuş olduğu YAHUDİLİK DİNİNİ ve İLK HALDEKİ gibi / KLASİK YAHUDİLİK olarak değerlendirilen Yahudiliğin günümüzdeki temsilcileridir / savunucularıdır / sürdürücüleridir.

Bugünkü İsrail'in yönetiminde de, kökleri / ekolleri Ferisilere dayanan ORTODOKS YAHUDİLER egemen durumdadır.

Tapınağın Roma'lılar tarafından yıkılmasıyla DİN MERKEZLİ otorite varlığını (işbilikci Yahudiler nedeniyle parçalanma sebeplerden biri) kaybeden dolaysıyla zayıflayan Fersiler, İslamın gelmesi ile devreye soktukları Rabbani Yahudiliğin ardından, tekrar eski kabullerinde / ortak paydalar oluşturdukları esaslarda birleşerek oluşturdukları Ortodoks Yahudiliği, Ferisiliğin devamı yapmışlardır.

Hristiyanlığın kurucusu kabul edilen, "o olmasaydı Hristiyanlık olmazdı" denilen Pavlus'ta, sıkı / fanatik bir FERİSİ taraftarıydı.
Oğul Tanrıyı görmeden önce, onun ayaklarına kapanmadan önce, YANİ İSA ÇARMIHTA ASILMADAN ÖNCE, tam bir OĞUL TANRI DÜŞMANI idi.

Ferisilerin, OĞUL TANRI düşmanlıkları (elbette Hz. İsa düşmanlıkları da. Yahudiler Hz. İsa'yı astırmak isterler hatta astırdıklarını zannederek MUTLU BİR ŞEKİLDE, ikon tanrılarına sunular sunup tütsülerde yakarlar ama aslında Hz. İsa yerine benzeri biri -ihbarcı- asılmıştır. Hz. İsa ise ömrünün sonuna kadar İLAHİ VAHİYLERLE DOLU İNCİL'i TEBLİĞ EDEREK, insanları "TEVHİD İMANINA" davet etmiştir. Ve Müslüman olarakta vefat etmiştir.) düşmanlıklarını çok ileriye vardırdıkları yüzlerce yıl sonra kaleme alarak DİN KİTABI yaptıları / KURTULUŞ SENARYOLARINI yazdıkları (Sözlü Tora mamülü en erkeni 2 yy olan Mişna ruhsatlı Kudüs, Babil Talmudu, Kabbala grubu gibi kitaplar. Çünkü Ortodoks Yahudiler Musa'ya Sina'da Tora kitaplarının yanında sözlü geleneklerini oluşturan bilgilerin SÖZLÜ olarak verildiğini kabul ediyorlar) ifadelerden açıkca görülüyor.

"İşte OĞUL TANRI İsa'nın annesi olarak ilan ettikleri Marangoz Yusuf'un Karısı Mary için söyledikleri.
Sanhedrin 106a: Says JESUS’ MOTHER was a whore: "She who was the descendant of princes and governors played the harlot with carpenters."
" HÜKMEDENLERİN NESLİNDEN (Davut soyu olmalı) olan, MARANGOZLARA (OĞUL TANRI İsa'larının seceredeki babası MARANGOZ YUSUF) fahişelik yaptı."

Yazıya düşülen dip notta ise: Shabbath 104b: of the Soncino edition: it is stated that in the “uncensored” text of the Talmud it is written that Jesus mother, “Miriam the hairdresser,” had sex with many men.... ...................“İsa'nın annesi Marangoz Yusuf'un karısı Meryem’in bir çok erkekle cinsel ilişki yaşadığından bahsedilmiş.

Sina'da Musa'ya verildiğini söyledikleri Tora grubu kitapların, (Yaratılış, M. Çıkış, Yasa Kitabı, Çölde Sayım, Leviler) bütün harf ve kelimeleriyle İsrail'İN Tanrısı tarafından, Musa’ya yazdırıldığı, dolaysıyla bunların İlahi Vahiy kitapları olduğunuu savunan Ortodokslar, aynı zamanda, Musa'nın yorumu olan Mişna ve Talmud’un da ilahi kaynaklı olduğunu kabul ediyorlarmış.

Ortodokslar, Tora gurubu kitapların ve din bilgini rabbilerin belirlediği kuralları ve onların otoritelerini katı bir şekilde kabul etmekte ve hiçbir değişikliğin meydana gelmemesi içinde çalışmaktalarmış.
   
  Yahudi Ortodoksluğu, ne zaman kurulma aşamasını tamamlayıp RESMİ statüsünde değerlendirilir olmuştur bilinmez (hangi zaman kastedilir?) ama RESMİ ORTODOKSLUĞUN oluşmasından ÇOK SONRALARI BİLE YAHUDİ DİNİ, Yehve KARISI Asherah, delilli ispatlı olarak M.Ö. 8.yüzyıldan beri inançları içinde yer almış.

Elbette, ORTAK kitapların olması münasebetiyle, oğul tanrılarının kitap getirme yerine ESKİ AHİT yorumculuğu / yayılıcığı ile MÜJDELERİNİ duyurması nedeniyle Hristiyanların inançlarında da YAHVE ve KARISI yaşamış olmalı. Belkide Semiramis&OğulTanrı Marduk esinlemeli Meryem&Oğul Tanrı İsa "GÖK KRALİÇESİ" tapınmaları Hristiyanlığın Ritüelleri arasında yüzlerce yıldır yerini korumuş olmalı. (~100 yıl öncesine kadar)

M.Ö 8. yüzyılda Kuntillet `Ajrud'da ki Sinagog kalıntısında bulunan seramikler / testiye ait resimler; iletilmedikce / yönlendirimedikce hareket edip esaretten 20 yıl boyunca kurtulamayan İsrail'İN Tanrısı / Yakup'UN Tanrısı / Elohim / Andoai / EH-YEH & BEN-BEN / El Shaddai / Tanrı Rab / Lord / BABA Tanrı (Oğul Tanrının babası değil mi?) / Yehova / Yahve, (vb gibi) YARATILMIŞ olmanın gerekliliği, doğallığı içinde bir KADIN SAHİBİ olduğunu ortaya koyuyor.

Hristiyanlarda, TANRININ KADINI konusunda hem-fikir olduklarını, Dinlerine geçmiş ve köken kazandıran ESKİ AHİT kitaplar külliyesini, "İNCİL" adı altında KUTSAL KİTAPLARI olarak ilan etmeleriyle ortaya koyuyorlar.

Üstelik TANRIYA EŞ / KADIN yakıştırmasını içeren kabullerini hemde VATİKAN tavanlarına işledikleri "BABA TANRININ (OĞUL TANRININ HİÇ BİR ETABINDA YER ALMADIĞI) YARATILIŞ HİKAYESİNİ" kullanarak GURURLA İFŞAA ediyorlar.

Oğul Tanrının öngörmediği, en ufak bir imada dahi bulunmadığı Hristiyanlığın kuruculuğuna eski fanatik FERİSİ layık görüldüğüne göre, elbette (Yahudiliğin birkaç sivri ritüelleri dışında kalan) benimsenmesini istediği İNANÇ ESASLARINI yani TANRI NEDİR NE DEĞİLDİR kabullerini KURDUĞU DİNE taşıyacaktır.
   
  TANRI, EŞİ, OĞOLLARI VE TANRIGİLLER AİLESİ
   
 

Tapınmalarına dahil ettikleri BAAL PANTEONUNA ait (Tanrılar sanayisinin kabullerine göre Asheraş Baal'ın eski eşi imiş. o nedenle YAHVE ile BAAL arasındaki düşmanlık KRONİKLEŞMİŞ. Baal'ın Tanrı olduğu ve peygamberlerinin olduğunu "her harfi Tanrıdan" dedikleri AHİT kitaplarında açıktan belirtiliyor) YAHVE'nin aslında yaratılmış, üreyen ölümlü bir varlık olduğunuda satır arasında söyliyiveriyorlar. O yörenin BÜYÜ ve KAHİNLİKLE uğraşanlarının kabullerinde, tanrısal işlevler yükledikleri, SUNU sunup TÜTSÜ / BUHUR (Hindistan, Çin gibi Tanrı sayısının bilinmediği ülkelerde BUHUR ve TÜTSÜ neden önemli, Ülkemizdede BUHUR hangi amaçlara hizmet için, nelerle hoş geçinip POZİTİF yüklenmeler arzusu ilealınır ve neden teşvik edilir ortada değil mi?) VOLKAN CİNİ olarak bilinen bir CİN imiş İSRAİL'in TANRISI.

Mısır diyarlarını "halkım" dediği topluluk için başka bir güce FİDYE olarak / Haraç olarak vermesi yani o bölgenin hükümranlığını / kullanım hakkını başka bir tanrısal kabul edilen ikona HARAÇ olarak vermesinden bir YARATILMIŞ OLDUĞU belli değil mi?

AZAZEL'e kendisinin ve halkının GÜNAHLARINI yükleyerek TEKE SUNUSU sunması yani kendisinden daha güçlü bir TANRI KABULLÜNÜN olduğunu kabul etmesi onun sıradan bir yaratılmış olduğunu ortaya koymuyor mu?

Hadi Mısır Fidyesi onun yaratılmış olduğuna yeterli delil teşkil etmedi diyelim, Peki; "Ölüm diyarına FİDYE / HARAÇ vererek ölümü etkisiz kılacağım" diye TAPINICILARINA vaadde bulunmasıda mı, onun ölümlü bir YARATILMIŞ olduğuna yeterli delil teşkil etmiyor?

Kabil'in Habil'i öldürdüğünü bilmeyen, Habil'in ÖLÜMÜNDEN haberi olmayan elbette kendisi içinde takipcileri içinde ÖLÜM DİYARINA FİDYE VEREREK KURTULMAYI HAYAL EDECEK ve ETTİRECEKTİR.

Sandıracak ve hayal ettirecek ki; ÖLÜMÜN yenildiği, sonsuz YAŞAMIN güç yetirilemez SALTANATIN başladığı KURTULUŞ ve BAL&SÜT nehirli (Altın Hilal /Arz_ı Mevdud) Dünyanın tüm zenginliklerinin akacağı, emirlerin SİON'dan çıkacağı SİYONİST ALTIN ÇAĞ daha başında İFLAS etmesin.

Ortada Din diye birşey olsun ki, sunular ve tütsüler aksamasın, TANRILIK EGOLARI TAMİN olsun, göklerin yansıması olan RUHBAN sınıfıda istediklerini rahatca gerçekleştirebilsin..

TANRININ OĞULLARININ varlığını kabul edenler, elbette ASHERAH adlı eşinin olmasına da zaten peşinen kabul etmiş durumdalar

   
  ahserah yahve eşi
   
  Siyon dağında oturan tanrı. Dağa Tanrı ziyaretine gidip gördüğü tanrıyı ALTIN BUZAĞI olarak betimleyen Harun'ları ve Tanrı ikonunun tozunu su ile karıştırıp zorla içirten Musa'ları, suyu içmeyenleri öldüren sonsuza kadar kohen sınıfı olan Levilileri ve "sadece bize ait kutsal şehrimizde, gücüne güç yetmez saltanat sahipleri olarak hükmedeceğimiz sonu gelmez yaşama devam edeceğiz" diyen takipciler.

Eğer sabit tek TANRI İNANCI taraftarı olsalardı, TEVHİD İNANCI yerine, edinilmiş Tanrılar peşinde koşar ve ona çoğalan sayıda oğullar isnat ederler miydi?  Kutsal tanımlamalar içinde onu YAŞLI olarak resmetmeleri bile, İNANÇLARI içinde onun  ihtiyarladığına delalettir. Yani bir süre sonra emekliye ayrılabilir, tasfiye edilebilir yada ...... "gecinden versin" olabilir. Hıristiyanlığı kuran, Hıristiyanlığın kitaplarını yazan Yahudilerin Yahve'yi yok saymaları gibi.. (kitaplarında şükran sundukları halde, Oğul Tanrı ona tapmış olduğu halde)

Daha sonra birileri YENİ oğul TANRI projesi ile geldiğinde VAADLERİDE yeterliyse YOL AYRIMLARI neden olmasın. Dinlerinde kaç defa Tanrı değişimi yaşandığını bilmiyorlar ki. Onlar RAB diyorlar ama arkadaki "BEN BENİM" diyen sürekli değişiyor. Eğer öyle olmasa neden birileri PATRİK ANALIĞA soyunmuş olsun?
   
  TANRI AİLESİ
   
  Görevini yerine getirememe durumları yaşamış olan TANRI. Egemenliğini kaptırma İHTİMALİ olan TANRI, egemenliğini bir takım kuvvetlerin BAŞARISIZLIĞINA yada BAŞARISINA bağlamış olan TANRI, Babası tarafından terkedilen Tanrı, KULU durumundaki Annesini başka bir yaratılmışa emanet eden Tanrı ..vb..

Kargalar gülmüyorsa KOMİK bulmadıklarından değil, kızdırırsak soylarımızı kuruturlar korkusundandır. GÖK EGEMENLİKLERİNİN zaman zaman ELDEN GİTME tehlikesi yaşadığını ve Oğul Tanrılarının egemenliği için KAZANILAN SAVAŞTAN bahseden kendileri.

"Göklerdeki savaşı kazanmazsaydı OĞUL TANRILIĞINI kaybedecekti yada pasifize olacaktı" tarzında açıklamaların yer aldığı kitaplara uyarak oluşturulan HERŞEYE EGEMEN TANRI inancı. (Savaşan tanrılara en iyi örnek Yunan Pagan Tanrılarından olur herhalde. Yani çok Tanrı inançları ve aralarındaki bitmez tükenmez savaşlar ÇOK TANRILI PAGAN dinlerinde olur.)

Onların bahsettikleri savaşlar kendilerine İTTİFAK ortakları olarak belirlediği CİN'ler ve onun boyutundaki diğer CİN'ler. Tanrı olarak kasdettikleri CİN'lerden olduğuna göre, onlar için Tanrılar arası savaş tanımıyla kast ettikleri varlıklar arası imtiyaz mücadeleleri olsa gerek (İsrailin Tanrısının Halkı için Mısır'ı diğer guruba fidye olarak vermesi, Kendilerine rahatsızlık vermemsi için Azazel'e sunu sunulması gibi)

İnançları gereği, İmani değerlerini kaybetmiş olmalarından ötürü; "OL" diyenin SAVAŞ YAPACAĞINA, hatta savaşı KAYBEDECEĞİNE inananlar, HESAP GÜNÜNDEN  kurtulmak için HAYALLERİNDEKİ savaşa VARLIK BİRLİKLERİ ile hazırlananlardır. "OL" diyen için kazanmak veya kaybetmek diye birşey olabilir mi? Zaten "OL" denmiştir. Zaten "O" olandır. Zaten olan "OL" denilendir.

Konuya savaşan Tanrılar kabulleriyle yaklaştıkları zaman, elbette İNANDIK dediklerinin, TANRI diye işaret ettiklerinin olsa olsa CİN'ler olabileceği ÖN plana çıkıyor. CinGİLLER ailesi. Tanrı olarak seçilmiş BABA ve OĞULLARI
   
  ALLAH BU DURUMU BİZE ŞU AYETLE BİLDİRİYOR.

34 - SEBE.......... 40.Allah'ın, onları hep birden toplayacağı, sonra da MELEKLERE, “Bunlar mı SİZE İBADET ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla!
34 - SEBE.......... 41.(Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar CİNLERE İBADET EDİYORLARDI . Onların çoğu CİNLERE İNANIYORDU.”
   
  İsim tekrar yasakları, görünür PUT  yasağı (PUTUN suyunu içme ise teşvik ediliyor) EDİNİLEN TANRI kimliğinin ortaya çıkma korkuları yüzünden değil mi?
Kitaplarında;  "Herşeyi yaratan Tanrı görülemez" inançlarını belirttikten sonra, TANRI görünümlerinin sıradanlaştırılması ve Bulutlardaki, mekanlardaki görkemli (elbiseli, eğlenen) Tanrı tasvirlerinin yapılması, EDİNİNDİKLERİ TANRI anlatımları için değil mi?

Mısır'ı yani imtiyaz sahasını fidye olarak veren, aynı yolla (fidye vererek) ÖLÜMÜ yok etmeyi düşleyen (böylece kendisininde ölümden kurtulacağını sanan), Livyatanı yendiği için övünen, Çöldeki Azazel'e ondan korktuğu için sunular gönderen, unutan, pişman olan, yalan söyleyen, kulundan akıl alan, yaratılış ve tufandan haberi olmayan, demesi gerekenlerin takdirini kutsal metin yazarlarına bırakan, gülen, eğlenen, kıskanan, öfkelenen, bilmeyen, görmesi için aşağıya inmesi gereken, oğulları olan, olayları bilmeyen  ..vb..  RAB tanımı yapmaları / TANRI profili çizmiş olmaları, TANRI EDİNDİKLERİNİ duyurabilmek  için değil mi?

Günahı unutan Tanrı günah olması gereken eylemlerini özgürce yapabilme ruhsatı sağlamıyor mu? Kitaplarından naklettikleri bu ifade, Tanrıdan korkulmaması gerektiğinin manasını taşımıyor mu? Artık AFFEDEN, bağışlayan, merhamet eden, lütuflandıran 'ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH' yerine, UNUTAN TANRI edindik müjdesi taşımıyor mu? 

TANRININ NELERİ UNUTACAĞINA KARAR VERMİŞ olan bu söz  TANRI olarak benimsediklerine mi ait? Yoksa TANRIYI oynayan, ikinci mesleği TANRICILIK oynamak olan KUTSAL METİN YAZARLARINA mı ait?  

Tüm çelişkilerine, yanlışlıklarına, tutarsızlıklarına, yalanlarına..vb.. rağmen kitaplarını "HER HARFİ TANRIDAN" diye savunmalarının nedeni, kitap yazarlarının kendilerini TANRI konumunda görmüş olmaları. "Her harfi Tanrıdan" derlerken, "kitaplarımızın her harfi" doğrudur tezini işlemiyorlar ki.

Her harfini kendilerinin TANRISALLIŞTIRDIKLARI, TANRI KONUMUNA yükselttikleri ve kendilerini TANRININ kalemi olarak görenleri kastediyorlar.  Sadece; Tanrı yanılmazlığını, doğruluğunu inançlarının temeli olarak kabul etmiş olan insanlar "her harfi Tanrıdan" vurgusundan, "herşeyi yaratandan" izlenimi çıkarıyor.

Affetmeye gerek kalmadan Günahları unutan Tanrı anlayışıda her ölümlünün arayıpta bulamadığı bir özellik olsa gerek. Kutsal metin yazarı, "Tanrı affeder" demiyor. Tanrı olarak benimsenenin unutkanlığından, hafızasının zayıflığından o kadar emin ki, "TANRI UNUTTU BİLE" diyor. Sonra eli hiç titremeden, yüreği hiç ürpermeden "HER SÖZÜ TANRIDAN" ismini verdikleri kitaplara bu ifadeleri yazabiliyor.

Eyüp....11:6 Bilgeliğin sırlarını bildirse! Çünkü bilgelik çok yönlüdür. Bil ki, TANRI GÜNAHLARDAN bazılarını UNUTTU BİLE.

Kitaplarında yer alan bu tanımlamalar, şu anda açıktan söyleyemedikleri "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'la" bir bağlantımız yok, sözlerinin maskelenmiş anlatımları değil mi?
   
  ALLAH BU DURUMU BİZE ŞU AYETLE BİLDİRİYOR.

39 - ZÜMER........38.- Andolsun, eğer onlara, “GÖKLERİ ve YERİ KİM YARATTI?” diye sorsan elbette, “ALLAH”, derler. De ki: “Peki söyleyin bakalım? ALLAH’ı BIRAKIP da İBADET ETTİKLERİNİZ var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar onun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler.”
31 - LOKMAN......25.- Andolsun, eğer onlara, “GÖKLERİ ve YERİ KİM YARATTI?” diye sorsan, mutlaka “ALLAH” derler. De ki, “Hamd Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu bilmezler.
43 - ZUHRUF.......87.- KENDİLERİNİ KİM YARATTI diye onlara sorsan, yemin olsun, “ALLAH” diyeceklerdir. Peki NASIL DÖNDÜRÜLÜYORLAR?
43 - ZUHRUF.......88.- Onun “ey Rabbim” deyişine yemin olsun ki, bunlar İMAN ETMEZ bir topluluktur.
43 - ZUHRUF.......89.- Artık sen onlara aldırma, “selam!” deyiver. Yakında bilecekler.
46 - AHKAF..........4.- De ki: “ALLAH’ı bırakıp da TAPTIKLARINIZI gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden NEYİ YARATMIŞLARDIR? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz BUNDAN ÖNCEKİ BİR KİTAP, yahut bir BİLGİ KALINTISI olsun GETİRİN bana!”
   
  Yaptıkları tek şey EDİNDİKLERİ TANRININ herşeye egemen OLAN OLDUĞUNU sandırıken, yapılan nitelendirmelerle de tapınılmış olana SENİNLEYİZ mesajlarını verebilmek. 
   
  ALLAH BU DURUMU BİZE ŞU AYETLE BİLDİRİYOR.

2 - BAKARA........14.- Bunlar İMAN ETMİŞ OLANLARLA YÜZYÜZE geldiklerinde, "İMAN ETTİK" derler. Kendi ŞEYTANLARIYLA BAŞBAŞA kaldıklarına ise söyledikleri şudur: "Hiç KUŞKUNUZ OLMASIN BİZ SİZİNLEYİZ. Gerçek olan şu ki, BİZ ALAY EDİP DURAN KİŞİLERİZ."
   
 

SENARYOLARI GEREĞİ: Sonsuz DÜNYA YAŞAMINI (hedefledikleri TANRISAL SAVAŞI kazanarak) ayaklarının altına serecek güce erişmiş olan VAADCİLERİ, doğal olarak  herşeye hükümran olmuştur. Herşeye hükümran olmakla da, hesap soracak KENDİ ÖLÇÜLERİ içinde iyi-kötü (kendilerine göre iyi kendilerine göre kötü) ayrımını yapacak konumunu da elde etmiştir. 

ÖLÜM DİYARINA atılacaklar ile kendisiyle birlikte olacaklara karar verecek makamın sahibi durumuna gelmiş olan  "RAB'bimiz" dedikleri ("RAB'bimiz" diyerek sandırdıkları "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" değil kamufle ettikleri edinilmiş Tanrıları) insanların ebedi olarak (ölüm diyarına gidip gitmeyeceğine) yaşayıp yaşamayacağına karar verecektir.

Ahit Tanrısı olarak ortaya koyulan ve yine kendisine atfedilerek yazılmış olan "her harfi Tanrıdan" denilen kitaplarında, ölümü FİDYE / HARAÇ vererek etkisiz kılacağım diyor.

YAŞAMAYANLARI / ÖLMÜŞ olanları ÖLÜM-DİYARININ eline düşmüş olanları nasıl FİDYEYLE KURTARACAKSAM, YAŞAYANLARIDA / ÖLMEMİŞ olanlarıda ÖLÜM'ün ELİNDEN FİDYE / HARAÇ vererek kurtaracağım" diyor.

YANİ HERŞEY ÜCRETİ MUKABİLİ OLACAK" diyor. HESAPLAR BENDEN YETERKİ BANA HİZMETTE KUSUR EDİP BUHUR SUNU İŞİNİ AKSATMAYIN" diyor yada dedirttiriliyor.

Hoşea.........13:14 ‹‹Onları FİDYEYLE kurtaracağım ÖLÜLER DİYARININ ELİNDEN, Ölümden FİDYEYLE kurtaracağım. FELAKETİN NREDE, EY ÖLÜM? YIKICILIĞIN NEREDE, EY ÖLÜLER DİYARI. Hiç PİŞMANLIK duymayacağım

Tıpkı; "Halkım" dediği topluluğu kurtarabilmek için kendisinden daha kuvvetli olanlara MISIR ve HAVALİSİNİN İMTİYAZ HAKLARINI HARAÇ OLARAK kendinden kuvvetlilere VERDİĞİ gibi.

Yeşaya.....43:3 Çünkü senin Tanrın, İSRAİL'in KUTSALI, Seni kurtaran RAB benim. FİDYEN olarak MISIR'ı, Sana karşılık Kûş ve Seva DİYARLARINI VERDİM

"Mısır diyarlarında bir daha faaliyette bulunmayacağım o bölgedeki egemenliklerinizi tanıyorum" tarzıyla, kendisi gibi TANRICILIK oynayanlara bir bölgeyi HARAÇ vererek tamamen kendine ait bir topluluğu sahiplenmesi gibi..
Luka.........1:68 «İSRAİL'in TANRISI olan Rab'be ÖVGÜLER olsun! Çünkü HALKININ yardımına GELİP onları FİDYEYLE kurtardı.

ÖLÜME hükmedemeyen, ÖLÜMDEN korkan, ÖLÜMÜN kendi dışında güç yetiremediği başka KUVVETİN ELİNDE OLDUĞUNU söyleyen TANRI mıdır?

Yoksa; YARATILMIŞ olan ama "TANRI gibisin / TANRILIK sana yakışır, TEVHİD inancı zayıf olan topluluklar SENİ TANRI KABUL EDER" pohpohlamaları devamında, kendisine ısrarla tapınmaya devam edenleden gelen "TANRI İLAN EDELİM, GÖK EGEMENLİĞİMİZDEKİ İTTİFAKTAŞIMIZ OL" teklifleri üzerine, "TANRIMIZ YAPALIM" davetlerinin IŞILTISINA kanarak TANRILIK KOLTUĞUNU kabul eden mi?

Yani; "Esasında ben önceleri TANRI yerine koyulmak istememiştim çünkü ben, "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'tan" korkarım diyen VARLIK mı?

TANRI OLARAK DİNLERİNE MONTE ederek TAKİPCİLERİNE KABUL ETTİKLERİNİN, ÖLDÜRME YETİSİNDE OLMADIĞINI yani TANRI (ölüme hükümran olamayan YARATILIŞA ve ÖLÜM SONRASI yaşama nasıl egemen olacak? Ölüm KARARI VEREMİYORSA hüküm verdiklerini YARATILMIŞLARA HAS, katliamlar, cinayetler, pusu, iç karışıklık, yakma, bombalama, komplo, infaz, kanunları kullanarak mı ÖLDÜRME gerekliliğini / içgüdülerini yerine getirecek. "OL" emri havada mı kalacak) OLMADIĞINI, sadece TANRI MAKYAJI ile sunduklarını itiraf eden ifadeleri.

ÖLMESİNİ İSTEDİĞİ Kralı ancak tuzakla, pusuya çekerek NEMRUT VARİ bir inançla ÖLDÜREBİLECEĞİNİ İTİRAF EDEN TANRI.
2 Tarihler.....18:19 RAB SORDU: 'Ramot-Gilat'a saldırıp ÖLSÜN DİYE İsrail Kralı Ahav'ı kim KANDIRACAK?' "Kimi şöyle, kimi böyle derken,
2 Tarihler.....18:20 BİR RUH çıkıp RAB'bin ÖNÜNDE durdu ve, 'Ben onu KANDIRACAĞIM' dedi. "RAB, 'NASIL?' DİYE SORDU.

Bu ifadeleri bile TANRI olgularının ÖLÜM ve ÖLÜM UYGULAMASINDAN ne kadar uzak olduğu, ancak çok ölmesini istediği kişi için bile PUSU,SALDIRI, TUZAK yöntemlerine başvurduğunu ortaya koyuyor.
Tuzak, Pusu işe yararsa yani kişinin eceli geldiyse onlara göre "ÖLÜM HÜKÜMRANI" karar verip ÖLÜM DİYARIDA kabul ettiyse KİŞİ ÖLEBİLİYOR.

Onlara göre TANRI'ya düşen PUSUNUN işe yaraması için DUA etmek. Nemrut gibi "bende can verir bende öldürürüm" (kendi dışında gerçekleşen ÖLÜM için, cellata gönderme yada göndermemek eylemleri) tarzında hareket eden TANRI.

NEMRUT, MARDUK'un SIFATLAŞMIŞ / ünvanlanmış versiyonu olduğundan BENZERLİKLERİN şaşırtmaması lazım.
Koreş silindirinin şahitliğinde Babil Sürgününde MARDUK TANRI benimsemesi yapanlar kitaplarını başka türlü nasıl yazacaklardı.
MARDUK = MORDEKAY, İŞTAR = ESTER kahramanları elbette kitaplarında yaldızlanmış olarak yer alacaktı.

Ölümüde, ÖLÜME HÜKMEDENE ve ÖLÜM DİYARININ MUTLAK HAKİMİNE FİDYE / HARAÇ vererek çözeceğini söylerken ASLINDA KENDİSİNİN BAŞKA TANRILARA BAĞLI BİR YARATILMIŞ ÖLÜMLÜ OLDUĞUNU İTİRAF ETMİŞ olmuyor mu?

Yahudilerde, AZAZEL'e günahlarının affı için FİDYE / HARAÇ niyetine TEKE sunusu gönderme ritüel aktarımlarıyla,
Halkı olacak insanları edinebilmek için Mısır bölgesini başka kuvvetlere FİDYE verdi bildirimleriyle,
ÖLÜM'ü ve ÖLÜM DİYARININ kontrolü Tanrı'nın egemenliği dışında ilanlarıyla,
aslında edindikleri TANRI ve TANRILAR münasebetiyle ŞEYTANA bağlı olduklarını, dolaysıyla ŞEYTANIN ALT KADROSUNDA yer almış olana TAPINDIKLARINI söylemiş olmuyorlar mı?

Ölümü, ÖLÜME HÜKMEDENE ve ÖLÜM DİYARININ MUTLAK HAKİMİNE, FİDYE / HARAÇ vererek çözeceğini söylerken ASLINDA KENDİSİNİN BAŞKA TANRILARA BAĞLI BİR "YARATILMIŞ - ÖLÜMLÜ" OLDUĞUNU İTİRAF ETMİŞ olmuyor mu?

Oğul Tanrı'nın kitap getirmeyerek VASITASIYLA müjdesini duyurduğu, "BABA TANRI'nın ESKİ AHİT'in" de, ÖLÜM böyle nitelendirilirken, OĞUL TANRI'nın özel Melekleri ve Kutsal Ruh aracılığıyla yazdırdığı YENİ AHİT kitabında, ÖLÜM yine YOK EDİLMESİ gereken TANRISAL İNSİYATİFLERİN dışında DÜŞMAN bir kuvvet olarak nitelendirilmiş.

Ölüm yok edilmesi gereken CANLARI ALAN yani ÖLÜME KARAR VEREN / ÖLÜM EYLEMİNİ GERÇEKLEŞTİREN bir kuvvet olarak gösterilirken, (tuaf bir tanımla:) ÖLÜM DİYARI, ÖLÜM'ün ÖLDÜRDÜĞÜ CANLILARIN, ruhlarını / Canlılıklarını elinde tutan (barındıran) bir nevii "RUHSAL MEZARLIK" konumunda gösterilmiş.

Denizlerin elinde tuttuğu canlıların Ruhları gibi, ÖLÜLER DİYARI olarak adlandırdıkları (Mısır Osiris'in egemen olduğu, Babil Tammuz-İnanna ilişkisinde her yıl Tammuz'un / Dumizi'nin gidip geldiği yer altı diyarları gibi) mekanda, ÖLÜM'ün aldığı CANLARIN (canlılıklarını) RUHLARINI elinde tutuyor. ÖLÜLER DİYARI; boğulanları içinde barındıran DENİZ GİBİ BİR ŞEY olarak yorumlanmış.

Esinleme.....20:13 Deniz, kendisinde olan ölüleri, ÖLÜM ve ÖLÜLER DİYARI da kendilerinde olan ölüleri teslim ettiler. Her biri, yaptıklarına göre YARGILANDI

TANRIDAN BAĞIMSIZ (Fidye ile haraç ile etkisiz kılınma düşünüldüğüne göre, TANRI EMİRLERİ dışında hareket ediyor demektir) düşman ilan edilmiş olan ÖLÜM (anti-can anti yaşam denilebilir. Tanrı nasıl YAŞAM veriyorsa ve kurtuluş sonrasında sonsuz yaşamı sağlayacak YAŞAM AĞAÇLI vaadlerde bulunuyorsa, ÖLÜM dedikleri de, YAŞAMA dolaysıyla İnsana ve Tanrıya düşman bir KUVVET olarak ANTİ YAŞAMI / YAŞAM KARŞITLIĞINI temsil ediyor.) ve ÖLÜM'ün, CANLILARDAN aldığı Ruhları barındıran ÖLÜM DİYARI bu yaptıklarından dolayıda cezalandırılacakmış. Tıpkı Ahit Tanrılarını tanımayanlar gibi, özel işaretlerini taşımayanlar gibi, Yaşam defterlerinde isimleri bulunmayanlar gibi...

Esinleme.....20:14 ÖLÜM ve ÖLÜLER DİYARI, ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü, İKİNCİ ÖLÜMDÜR.
Esinleme.....20:15 Adları yaşam kitabında yazılmamış olanların hepsi, ateş gölüne atıldı.

ÖLÜM ve ÖLÜLER DİYARI, tanrı dışında bir tanrı kıvamında görülüyor ki, ETKİSİZ KILINAN ÖLÜM ve ÖLÜM DİYARI ateşe atılarak cezalandırılıyor.

Tuaf bir anlatımla özetlersek, OĞUL TANRI'nın YENİ AHİT kitabında ölüm;
ÖLÜM ve ÖLÜM diyarına egemen olan ateşe atılarak ÖLDÜRÜLÜYOR.
ÖLÜM ve ÖLÜLER DİYARI başlı başına bir TANRI olarak görülüyor ki; ÖLÜM ve ÖLÜLER DİYARI'da ATEŞE ATILARAK ÖLDÜRÜLÜYOR.

Bizzat TANRI EŞLİĞİNDE onun referansıyla, meleklerinin rehberliğinde yaşadığı Kıyamet / dünya sonu hikayesinin son safhasında Yuhanna;
Ölüm ve Ölüm Diyarı Tanrı dışı hareket etmesinden dolayı etkisiz hale getirilmesinden sonra cezalandırılmak için Ateşe atılarak öldürülürdüğünü bildirir.
Dünya tamamen yok edilme seviyesine geldiğini görmüştür.
yeryüzüne GÜVEYİ (Musa Sippo Tanrı değişim noktasında ilan edilen GÜVEYLİK gibi olmalı) DAMAT için / OĞUL TANRI için / KUZU için hazırlanmış KUDÜS / YERAŞULİM şehrinin TANRI'nın yanından indiğine de şahit olur. .

Esinleme.....20:14 ÖLÜM ve ÖLÜLER DİYARI, ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü, İKİNCİ ÖLÜMDÜR.

Esinleme.....21:1 Bundan sonra yeni bir gökle yeni bir yeryüzü gördüm. Çünkü önceki gök ve önceki yeryüzü ortadan kalkmıştı. Deniz de yoktu artık.
Esinleme.....21:2 Kutsal kentin, yeni KUDÜS'ün KENDİ GÜVEYİ için hazırlanmış süslü bir GELİN gibi, gökten, TANRI'nın yanından indiğini gördüm.

KURTULUŞ VAADLERİNE dönersek; yine onların hayallerine göre; "RAB" edindikleri kendisine tabii olmayanları işaretlerine, tanıklara  bakarak cezalandıracak. Ceza alanlardan bir kısmı KURTULABİLMEK için, mükafatlanmış yada mükafatlanmayı bekleyen edinilmiş "RAB" taraftarı olan hakkında;

"O bana, senin iman ettiğine bende İman ediyorum demekle, bizde 'ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a' iman ediyoruz dedi.  Sizin söylediğiniz İlahi vahiylerden haberimiz var, 'ALLAH'ın' bildirdiği gerçekleri bizde biliyoruz cümleleriyle de inancını onayladı. Mükafatlandırdığınla benim aramda ne fark var? O'da sana değil, 'ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a' iman ediyordu" tarzında sahneler olacağını senaryolarına almışlar ki, ..

"..RABBİNİZİN HUZURUNDA
aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup ALLAH'ın SİZE AÇIKLADIĞI GERÇEKLERİ onlara da söylüyorsunuz?" yaklaşımı sergiledikleri KUR'AN'I KERİM'de bildirilmiş.

   
  ALLAH BU DURUMU BİZE ŞU AYETLE BİLDİRİYOR.

2 - BAKARA........76.- Üstelik İMAN EDENLERE rastladıklarında İNANDIK derler, BİRBİRLERİYLE BAŞBAŞA kaldıkları zaman, "RABBİNİZİN HUZURUNDA aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup ALLAH'ın SİZE AÇIKLADIĞI GERÇEKLERİ onlara da söylüyorsunuz? Hiç aklınız yok mu be?" derlerdi.
   
  "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'tan" İMANİ bağlarını koparıp, EDİNDİKLERİ ile yollarına devam edenler, ÖLÜM sonrası yaşamlarını HÜKÜMRAN olarak sürdürmeyi vaad edenle / edenlerle işbirliği yapmak durumunda kalmışlar. Kendilerini o hayalinin senaristleri, yönetmenleri, parçaları görmüş olmalılar ki, göksel egemenlik savaşlarının taraftarları  olarak yeryüzü tetikleme  misyonlarının sahibi olmuşlar.

'ALLAH'ın, "secde ederek girin" dediği kapılardan VAADCİLERİNİN peşine takılarak geçmeyi hayal edenler, sağlayacakları VARLIK BİRLİĞİNİN faaliyetlerini GÖKSEL EGEMENLİK olarak nitelendiriyorlar. 

"ALLAH'a", GÖKSEL EGEMENLİĞİN desteğiyle karşı durup yani, "TEK'in" karşına "BİR" olarak çıkmayı düşleyen ŞEYTAN ve  İTTİFAK ortakları, HESAP GÜNÜNDEN bu yolla KURTULARAK güç yetirilemez saltanata kavuşabileceklerini,  hayallerine eklemiş bulunuyorlar..

Göksel egemenlikten anladıkları kitaplarında nakledilmiş olanlar, kitaplarının (Atalarının) kendilerine verdiği ruhsatla, VARLIK BİRLİĞİ / İTTİFAKI  içinde kuvvetli konuma geçmek için, bir takım faaliyetlerde bulunmaları elbette kaçınılmazdır.

 
  az KABBALANIN DİNLERE girmiş hali; VAHDET-İ VÜCUD felsefesi. Macrocosmos..Microcosmos VARLIK BİRLİĞİ."VAHDET-İ KABALA" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  SAVAŞ, ENTRİKA, KOMPLO, İFTİRA ve söylenenlerin doğruluğunu anlayabilmek için OLAY YERİNE İNTİKAL etmesi gereken TANRI İNANCINI, kendisini önder kabul etmiş olanlara ÖĞRETEN DİN PATRONLARIDA ZORLU KİŞİLER olarak, GÖKSEL EGEMENLİKTEN pay almak isteyeceklerdir.
 
Edindikleri Tanrı'nın, bir avuç insan önünde aciz kalışını / aciziyetini resmederek, hem egolarını tatmin ediyorlar, hem Tanrı saygınlığını zayıflatıyorlar.  Söylentiler, komplolar, entrikalar, içinde GRUP olarak yaşan Tanrı inancı RESMEDİLMİŞ. Olay yerine intikal etmeden, dünyada olup bitenden haberi olmayan, görmeyen, duymayan, bilmeyen nitelendirmeleri ile hepten TANRI kavramı SIRADANLAŞTIRILMIŞ.

Acizlik o boyutta işlenmiş ki,  adeta TANRI onlardan korkar halde okuyuculara sunulmuş.  Başedememekten korkan Tanrı, güç yetirememkten korkan Tanrı, saltanatını tehlikede gören Tanrı, Egemenliğini koruyabilmek için insanlara müdahele eden Tanrı, İNSANLARIN göklere erişirlerse TANRILAŞACAKLARINDAN korkan Tanrı..vb vurgularla TANRI KAVRAMININ içi hepten boşaltılmış.

Göklere erişmek demek herşeye egemen olmak demek, Tanrıyı fethetmek demek, TANRILAŞMAK demek, TANRI olmak demek olduğu kendi ifadelerinden de anlaşılıyor. Firavun'un da, Haman'a "bir kule yapta Musa'nın Tanrısına erişeyim" dediği unutulmamalı. Zaten erişmek istediklerinin Tanrı olduğu, 2023 (yaratılış yılıyla) yılında  Tanrıyı kuleleri görmek için yere indirmelerinden anlaşılıyor.

Yaratılış........11:4 Sonra, "Kendimize bir kent kuralım" dediler, "GÖKLERE ERİŞECEK bir KULE DİKİP ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız."
Yaratılış........11:5 RAB insanların yaptığı kentle KULEYİ GÖRMEK için AŞAĞIYA İNDİ.
Yaratılış........11:6 ve ŞÖYLE DEDİ: "Tek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre DÜŞÜNDÜKLERİNİ GERÇEKLEŞTİRECEK, hiçbir ENGEL TANIMAYACAKLAR.
Yaratılış........11:7 GELİN, AŞAĞI İNİP  dillerini KARIŞTIRALIM ki birbirlerini anlamasınlar."
Yaratılış.......18:21 Onun için İNİP BAKACAĞIM. DUYDUĞUM SUÇLAMALAR DOĞRU mu, değil mi GÖRECEĞİM. Bunları YAPIP YAPMADIKLARINI ANLAYACAĞIM.››

Bakın GÖKSEL EGEMENLİK ne kadar zor anlar yaşamış, OĞUL TANRI, BABASIYLA yaşadığı bu zorlu anları yani, İKTİDARLARINI kaybetme aşamalarını, "HER HARFİ BİZDEN" dediği kitaplarında  bizzat söylüyor. Savaşlara bizzat şahit olan KUTSAL RUH denetimide işin cabası.
   
  Matta............11:12 Vaftizci YAHYA'nın ORTAYA ÇIKTIĞI GÜNDEN bu yana GÖKLERİN EGEMENLİĞİ ZORLANIYOR, ZORLU KİŞİLER ONU ELE GEÇİRMEYE ÇALIŞIYOR.
Esinleme.......12:9 Büyük ejderha, İblis ya da ŞEYTAN diye adlandırılan ve tüm dünyayı saptıran o ESKİ YILAN, MELEKLERİYLE birlikte YERYÜZÜNE atıldı.

Esinleme.......12:10 Bundan sonra gökte yüksek bir sesin şöyle dediğini duydum: «TANRIMIZIN KURTARIŞI, gücü, EGEMENLİĞİ ve MESİHinin yetkisi ŞİMDİ GERÇEKLEŞTİ. Çünkü kardeşlerimizin suçlayıcısı, onları TANRIMIZIN ÖNÜNDE gece gündüz SUÇLAYAN, AŞAĞI ATILDI.

OĞUL TANRILARININ bile OĞUL TANRILIĞINI ancak bu yollardan geçerek elde edebildiğini, "Her harfi Tanrıdan" denilen kitaplarında İŞLENMİŞ bulanlar, elbette KİTAPLARININ TASDİK ettiği  GÖKSEL EGEMENLİĞİ ele geçirme yönünde hareket edeceklerdir.

Tanrı yazdığı kitapta GÖKLERDE savaş olduğunu söylerse, OĞUL TANRIDA mücadeleler sonucunda EGEMENLİĞİNİ sağlayabildiğini  görünümler eşliğinde ilan ederse, her harfi Tanrı sözü olan kitaplarına inanan birileri de  kendilerini ZORLU kişiler olarak (zorlu sayıp) göksel egemenlik projeleri geliştirirler

"TANRI" dediklerinin İKTİDARI için savaşlar verdiğini yazan kitaplara, "İNANIN" diye çağrılar yapıp önderliğe soyunanlarda, o kitaplarda kendilerine sunulmuş olan RUHSATLARA dört elle sarılması kadar doğal ne olabilir?

Herşeyin yaratılışında var denilen, Üçü-birliğin İKİNCİ büyük TANRISI, EGEMENLİĞİNİ BÜYÜK MÜCADELELERDEN SONRA ELDE EDEBİLMİŞSE, demek ki komplolar, tezgahlar, entrikalar, darbeler sonucunda TANRILIĞA da veda anlamına gelen aşağıya atılan olabilir yada SONS OF GOD / TANRILARIN OĞULLARINDAN biri olarak pasifize (Merkeze çekilme gibi) edilebilirdi.

Kutsal kitaplarındaki "TANRI" kavramındaki derinlik anlayışları gereği, Göklerin egemenliği zorlanıyor. Üstelik bu zorlama ZORLU tabir edilen KİŞİLER tarafından yapılıyor. Yani YARATILMIŞ olan YARATANA karşı MÜCADELEYE girişiyor ve kurduğu İTTİFAKLARLA, YARATANINI zorluyor yani kafa tutabiliyor. ZORLU İNSANLAR göklerin saltanatını zorladığına göre, TANRILARINA ecel terleri döktürüp KRİTİK ANLAR yaşatmış olmalılar.

Her şeye Egemen olan ve KURTULUŞ VAADLERİNİ ard arda sıralayıp SÖZLER veren OĞUL TANRININ anlatımıyla; TANRI, yarattığı İNSANLARA karşı karşıya kalmış.
GÖKSEL EGEMENLİK bir gelmiş bir gitmiş.
ZORLU İNSANLAR GÜREŞ olayındaki gibi, Tanrı olarak seçilmiş olanı YALVARTMA aşamalarında dolaştırıp, "HERŞEYE EGEMEN olan ve HERŞEYİ YARATTI" denilen TANRI'yı ÇOK ZORLAMIŞLAR.

Tüm bu yaşananları (başından geçen olaylar olarak) TANRI KENDİ KİTABINDA anlatıyor.
Hani başkasından duyulsa, "HADİ ya! OLUR mu ÖYLE ŞEY?" dersiniz. Ama bunu KURTARACAĞIM sözü vermiş olan TANRI, BİZZAT esinlendirerek YAZDIRDIĞI kitabında anlatıyor. Yuhanna'ya görüntüler eşliğinde olup biteni gösteriyor.
Göksel egemenliği ben böyle elde edebildim diye SUNUM yaparak tüm yaşanaları, tüm gerçekleri ile ortaya koyuyor..
OĞUL TANRI, BABASIYLA yaşadığı bu zorlu anları yani, İKTİDARLARINI kaybetme aşamalarını, "HER HARFİ BİZDEN" dediği kitaplarında bizzat söylüyor.
İnanmamak mümkün mü? söyleyen baba ile aynı özden olan oğul.
Oğul'un yada Yuhanna'nın yada esinlenenlerin yada Özel Meleklerin yada Kutsal Ruh'un bazı sözlerine İnanamamak mümkünse, o kitabın kurtuluş reçetesi içinde işi ne" diye sorarlar insana.
Gökten kurtarıcı olarak gelecek olduğuna inanılanın yine kitaplarına göre, heran darbeye maruz kalabileceğini de kabul etmeliler.

Bakın göksel egemenlik ne kadar zor anlar yaşamış,
Yaklaşık 2000 sene önce TANRI ve EGEMENLİĞİ, çok KRİTİK SAATLER geçirip, BÜYÜK TEHLİKELER altında YOK OLMA tehlikesi geçirmiş?
GÖKSEL EGEMENLİĞİ ele geçirmek isteyenler ZORLU KİŞİLERMİŞ. Yani yaratılmış olan bir takım ŞAHSİYETLERMİŞ.
Anlaşıldığı kadarıyla kendilerine etkide bulunabilecek, tesir edebilecek işlerle uğraşan MESLEK SAHİBİ olanlarıymış.
Atalarından miras kalan İmani esasları, İLAHİ vahiyleri, "ALLAH'a" olan imanını inançlarından atabilmek için, beyninde yer etmiş İLAHİ değerlerle / emirlerle mücadele edenler gibi değil yani "Tanrıyla güreş yapıp yendim" diyenler gibi değil,
Daha ziyade; CİN çıkaran, CİNLERLE ilişki kurmuş olan İTTİFAK sahibi olan MESLEKLERİNDE üstatlaşmış İNSANLARMIŞ.

Ortaya koyulan MANZARAYA göre; Göksel egemenlik ve onun sahibi olan TANRI, "YARATTIM" dediği KİŞİLERİN tehdidi altında İKTİDARINI korumaya çalışmış ve TÜM YAZILANLARA bakılırsada, halada KORUMAYA çalışıyor olmalı. 

Tanrı'nın  kaybedebileceğini ilan eden kitaplara BAKIP  TANRIYA inandıklarını SANANLAR, elbette GÖKSEL EGEMENLİK SAVAŞININ galibinin kendileri olduğunu / olacağını zannediyorlardır.
   
  İLAHİ bağları kalmamış olanlar için mucizede olmayacağına göre, Mucize diye ortaya sürebilecekleri show nitelikli büyücülük örnekleride zaman içinde, ben burdayım diye SIRITACAĞINA göre, geriye bir tek çareleri kalıyor. Önce OĞUL TANRIYI yetiştirmek, sonra üzerinde mutabık kalınacak isim 33 yaşlarına geldiğinde, TANRININ yetiştirilmiş olanın VUCUDUNA girdiğini ilan etmek. Tanrının  onda vücudlandığını ilan etmek.

VÜCUDLANIP Dünya'ya gelmeden önce, PATRİK TANRI'ya ait kollarının arasında eğitimden geçmeli ki, mezun olduğunda  kucaktan inmesin. Tanrının oğlu unvanlı olana da MERYEM'in kucağında olmak değil, TANRI eğitimcisinin kollarının arasında olmak yakışır. TANRININ Oğlu olarak poz vermek yakışır. 

Beyaz atına binmiş geleni, İSA olduğunu "İŞARET EDENLERE" bakarak kabul edeceklere, kucaktakinin  33 yaşındaki halini "işte İSA MESİH budur" diye gösterecek olanlar,  elbette OĞUL TANRI yatırımlarını çok önceden yapacaklardır. KURTARICININ kalçasında RABLER RABBİ yazılmasından, yani ortaya sürülüş gününden 33 yıl önce yapacaklardır. Her erteleme gerideki afacanlardan birinin yolunu açacaktır.
   
  Meryem, İSA benimsenmesi yada onların dışlanması öyle çok uçuk bir düşünce gibi gelmesin. Aynı insanlar TEK olan "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a" OĞULLAR ve ORTAKLAR isnat ederek buralara gelmediler mi? Hatta oğul isnat etmeyi o derece ileri getirdilerki; Şu anda "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a" oğul isnat etme safhasını çoktam geçip, İCAD ettikleri, ATADIKLARI "TANRI" diye sunduklarına bağladıkları OĞULLAR ile TATMİN olup TAPINMALARINI ona göre düzenliyorlar.

"ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a" EŞ (eşiti) KOŞMAYLA başlayan sapkınlık serüvenlerini EŞ koştuklarına ait AİLE oluşturmayla DORUK NOKTASINA ulaştırdılar.
Birbirleri arasındaki RUHBANLIK savaşına ortak ettikleri PANTEON / TANRIGİLLER üyelerinin isimlerini, GÖKSEL EGEMENLİKTEKİ SANAL unvanları için kullandılar.
İlişkide oldukları varlıkların GÖKSEL YAPI içinde söz sahibi olduğunu ilan ederek, ÖZETLE TANRININ "EL'i" üzerimizde diyerek, yeryüzünde insanlar arasında kuvvet kazanarak saflar oluşturdular.
Böylece diğer TANRISAL GÜÇLERE haiz olduklarını sananlar / kabul edilenler üzerinde üstünlük kurarak,
TANRILARIN TANRISI olma yolunda mevzi kazanmaya çalışarak, BUGÜNKÜ SAPKIN İNANÇLARININ SAHİPLERİ oluverdiler.

TEK olan İLAH yerine, TEVHİD İNANCI yerine OĞUL TANRI ve kutsal kıldıklarını yerleştirip YENİ BİR DİN SİSTEMİ kuranların ZİHNİYET TORUNLARI için, bu yapılanlar ve yapılması planlananlar çok küçük lokmalar olsa gerek. Kendilerine bağlı olanlar zaten çoktam kıvamlarına ulaşmışlar. Kurtuluş vaadi içeren herşeyi sorgusuz sualsiz kabulleniyorlar.

Nasıl olsa "TEK İLAH" inancında olduğu gibi, BİZLERDE "TEK olan ALLAH'a inanıyoruz" maskeleri takınıp  OĞUL TANRI inancına kaydılarsa, "OĞUL TANRI gelecek, KUZU gelecek, MÜJDE gelecek, hemde BEYAZ ATIYLA gelecek," ....arasında insanları istedikleri adrese yönlendirmeleri hiçte zor olmamış olmalı.

Bu onların uzmanlık alanı. OĞUL TANRIYA tapıyoruz zannedenler sessiz gemilerine bindiklerinde anlayacaklar ki, önce "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" yerine taptırıldıklarından da uzaklaştırılmışlar.
Kitaplarında tanımlanan edinilmiş Tanrı yerine  sembol insanların, kurumların, kuruluşların, locaların, cemaatlerin dolaysıyla onların temsilciliğini yaptığı varlıkların peşlerine  ön KURTARICI bağlılığıyla takılmışlar.
İman edip kurtulma yerine vaadlerin arkasına takılarak KURTULACAKLARINI sananlar hangi oltalara takıldıklarını BİLE BİLMİYORLAR. Avcılarınıda bilmiyorlar, avlandıranı da bilmiyorlar, tıpkı hangi yemlerle avlandıklarını bilmedikleri gibi

Oğul Tanrı adayını kucağında tutan;  MERYEM'in DİN içindeki önemini ve vazgeçilmezliğini MERYEM'in yerine geçerek geçersiz ilan etmişse;
Yeni Kuzu adayını kucaklamakla istediği biçimde yetiştireceğini duyurmuşsa; 
Yani Meryem ve İsa'yı dışlayıp onların kutsallıklarını yüklenmişse;
Gelecek olan MESİH'in asla KİTAPLARINDAKİ  İSA olmadığını ilanıdır.
Kutsallığından dem vurulan, Tanrı ilan edilen, kurtarıcı kabul edilen RABLERİN RABBİ, Kralların KRALI unvanları verilmiş olan, MERYEM oğlu İSA olmadığını ilan etmiş oluyor.  Ortaya sürülecek Rablerin Rabbi unvanlı olan KURTARICI, BABA TANRININ OĞLU olan İSA değil, BİZİM / OWN İSA geliyor ilanıdır
Ortak kabullü İTTİFAK İSA MESİH yanında herkezin kendisine ait MESİH'i  olacak duyurusudur.
"Bizde MESİH pastasından, OWN/ BİZİM Mesih adayımızla sebepleneceğiz payımızı düşeni alacağız" ilanıdır.
   
 
  Kucağa alınmış olan, Meryem'in KUZU'sunu sembolize eden bir çocuk değil.
Oğul Tanrıyı temsil eden değil onun yerine yetiştirmiş bir çocuk.
MERYEM'i çağrıştırmayacak bir çocuk.
 
   
  Esasında onlar, Allah'tan gelenleri, ciddiye almayıp, ilahi emirlerden ve peygamberlerin tavsiyelerinden uzaklaşıyorlar. Onlar için, Allah'tan gelenler, kendileri için iyi bir makyaj malzemesi, kamuflaj aracı. Bakın kucaktaki İSA betimlemesine; kendilerinin profilini çizdikleri İSA ile bir ilgisi var mı? Saçlar - sarışın, elleri simsiyah olan kucakta ki İSA'nın, onların tarifleriyle bir benzerliği var mı?

İsa ve Meryem için atalarının yaptıkları mozaiklerle, resimlerle KUCAĞA alınmış olanın bir benzerliği var mı? H.B Obama'ya yağcılık, önemli adledilsin, değerini bilsin, görevlerini aksatmasın..vb.. diye mi siyah elli İsa portlerine yer verdiler? H.B. Obama'ya sen beklenen Mesih'in ancak habercisi olabilirsin, gördüğün gibi ATAMA mesihte, SEÇTİRİLEN sende KUCAKTA olduğunuzu ve KUCAĞINDA olduğunuzu bilin mi?" demek istediler. Bu durumda, H.B.Obama'nın, kucaklarda olduğu resmen ilan edilmiş mi oluyor?

Kucaktaki, ATANMAK için YETİŞTİRİLEN MESİH adyının / özenle yetiştirdiğimiz bizim (OWN) Mesih'in ön habercisi konumundasın vurgusunu öne çıkartıp, SARIŞIN YÜZE / vücuda sahip olanın, sadece ELLERİ SİYAH yapıldı.

Mizansene göre, H.B.Obama, Patriğe özel ulak olarak gelip bu iş tamam, KALÇASINDA KRALLAR KRALI yazılı olarak gelecek olan için, gereken tüm alt yapıları hazırlayacağım, tüm karşı güçlerin, odakların bellerini kıracağım, siz "tabelaları ve BEYAZ ATI hazırlayın yeter mi diyor? Her nasıl yorumlarsanız yorumlayın, İLAHİ anlamda Tanrısal hiç birşeye önem vermedikleri, hatta takmadıkları yaptıkları SAHNELEMEDEN belli.
   
 
   
  ABD KONGRE ÖNÜNDEKİ HORUS PİRAMİTİNİN İŞLENDİĞİ "HORUS PİRAMİTİ GÖREN GÖZ & KONGRE ve DÜNYANIN ÇATISI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  " Tanrının ta kendisi" dedikleri, "KURTARICI olarak gelecek" dedikleriyle böyle dalga geçen, şekilden şekile sokan ve adeta; "GELECEK olan MESİH yok, ATANACAK Mesih'te BENİM KUCAĞIMDA OLAN" diyenin, İLAHİ TANRISALLIK adı altında anılan herhangi bir şeyle alakası olabilir mi?

Pagan dinlerinde olduğu gibi edinilmiş, AHİT'leşilmiş, İNANÇSIZLARINA karşı İTTİFAKLAR tesis edilmiş, sadece ismi TANRI olarak tekrarlanan VARLIKLAR dışında neyle ilgisi olabilir? Ağaca, Puta, Taşa, CİN'lere TAPANLARDA, TAPTIKLARINA TANRI" diyorlar. Hiç olmazsa onlar "TANRIM" diye yalvarıyorlar.
   
 
   
  BİLİNÇLERİMİZE atılan ve DÜŞÜNCELE yollarını tıkayan "GARİBETLER ve ÜRETİCİLERİNE" AİT ÖRNEKLERİN OLDUĞU sayfaya bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
   
  Kendisini Oğul Tanrı babalığında resmeden, olsa olsa bir takım CİNLERLE, ŞEYTANİ güçlerle kurduğu ittifaklar sayesinde, EDİNDİĞİNİ sandığı TANRISAL GÜÇLERE tapan biri olabilir. Yoksa en kutsalları, İNANÇLARININ olmazsa olmazları, HAYALLERİNİN ana kaynağı, KURTULUŞ umutlarının tek dayanağı olan OĞUL TANRI'ya, KORKUSUNDAN, SAYGISINDAN bu yapılanları layık görür mü? KORKSA, CİN boyutundan öte görse bunları yapabilir mi? Yakın çevresi daha doğrusu PATRİKHANE farklı düşünse bu yapılanlara SEYİRCİ kalır mı?

HIRİSTİYANLARIN elinden, inançlarından, OĞUL TANRI olgusunu aldığınızda HIRİSTİYANLIK DİNİ ve kurulan HAYALLER çökmez mi? HIRİSTİYANLARIN en önemli İNANÇ kaynağı Oğul Tanrıyı bu şekilde, değerlendirenin "RAB" olarak neye / nelere taptığı ŞÜPHELİ değil mi? Kucağında RAB'bi tutan, bir ERKEK aslında ben RAB'ler RAB'bi İSA'nın RAB'biyim demiş olmuyor mu? Meryem'in yerine kendisini, kucağına da "TANRI İSA" yerine bir yakınını / bir seçileni alan ve Mesih olarak lanse eden başka ne demiş olabilir? (Kutsal kitabın kapağına ben yazdım diyen ben Tanrıyım demiş olmaz mı) Tanrının Oğlu olan ve KURTARICI olarak gelecek olan Mesih'i yetiştiren başka "BEN NEYİM" demiş olabilir?

Mesih'in YETİŞTİRİCİSİ olarak kendisini göstermekle, kendilerinin aslında hiçbir İLAHİ bağlarının olmadığını ve bu nedenle de göklerden gelecek olanında olmayacağını söylemiş olmuyorlar mı? Mesih atamalarını tüm Hırıstiyan grupları ve Yahudilerle bir araya gelerek kararlaştıracağız ama bizim adayımız bu demiş olmuyorlar mı? Karamanın koyunu sonra çıkar oyunu demiş olmuyorlar mı?

Meryem'i de dışlayıp Mesih'in Babası olarak (sakallı olduğuna göre) mesaj panosunda yer alan ve MESİH'i seçenin aslında KENDİSİNİN olduğunu ilan edenin TANRI İNANCI kalmış olabilir mi? OĞUL TANRININ, TANRI olarak, KURTARICI olarak geleceğine İNANAN, kendisini TANRININ BABASI olarak görebilir mi? İlan edebilir mi? TANRI rolüne kendini monte edebilir mi? (anne dışlandı. Büyük ihtimalle, suni tohumlama ile doğmuş birinin annesinin ne önemi var? Baba geni olmadan doğmuş OĞUL TANRININ GENİ de özel -eşi olmayan olmalı- bu durumda, ortaya sürülecek olanın Annesi şu diyebilirler mi? Gökten bulutlar içinde ortaya sürülecek birinin bilinen annesi olmasına müsade ederler mi? Genini kim alıpta kontrol edecek. ABD başkanlarının ağzını sildiği peçeteyi de, dışkılarını da alıp götürüyorlar) 
   
  KADIKÖY KONSİLİ KARARLARINA GÖRE AMENTÜLARI şöyle:
Meryem ve İsa'nın tanrısal doğası


İSA'da hem insani hem de tanrısal özellikler bulunmaktadır, bu özellikler Meryem İsa'yı doğurmadan önce de bulunmaktaydı. İsa Tanrı olarak baba ile aynı özden, İnsan olarak da günahlar hariç insanlarla aynı özdendir. Dolayısıyla Meryem sadece İnsan olan İsa'nın değil Tanrı olan İsa'nın da anasıdır ve ona Tanrı Anası anlamına gelen THEOTOKOS denilmelidir.

Bu farklı doğalar birleşmeden sonra hiçbir şekilde değişime uğramayıp kendi özelliklerini muhafaza etmişlerdir.
Çarmıhta acı çeken İsa'nın sadece İnsani doğasıdır, bu acı Tanrısal doğa'ya dokunmamıştır.
..........................................................
   
  Theotokos: "Meryem'in Tanrı olarak görülmemesi için Efes (5.yy) konsilinde ortaya koyulmuş olan, TANRININ ANNESİ anlamında bir tanım. Bu kabul bile Meryem'in Tanrılığı konusunda insanlardaki sapkın inançları frenleyememiş. Bizans'ta ve Roma'da; yani tüm Hıristiyanlık Dünyasının temellerini oluşturan, PAGAN inançlarının verdiği  alışkanlıklar neticesinde, Meryem kültünün oluşmasına yeşil ışık yakmış. Hatta sımsıkı sarılmış.

Bizansta MERYEM TANRIÇANIN koruyuculuğuna  (koruyucu elinin kendi üstlerinde olduğuna) inanmış olmalarından dolayı bu PAGAN saplantısı, Bizansı Osmanlılar alınıncaya kadar geçerliliğini sürdürmüş. Meryem İstanbul'un koruyucusu Theotokos'i (Theotokos Meryem) olarak ilan edilmiş. Bizansın son gecesini bile (28 Mayıs 1453) "THEOTOKOS MERYEM gelecek bizi kurtaracak" diye ilahiler içinde bekleşen halk, ertesi günü Fatih Sultan Mehmet'i karşılarında görünce Tanrıça Meryem'in kendilerini kurtarmayacağını anlamış olmalı.

Bizansı korumayan ama Bizansın koruyucusu ilan edilip tapınmaların yapıldığı, umutların bağlandığı TANRIÇA MERYEM, o günkü Bizans halkında çok büyük inanç yıkımlarına neden olmuş olmalı. Sadece kendilerine ait olan TANRININ ANNESİ, TANRIÇA MERYEM Bizansı korumamıştır. TANRININ ANNESİ koruyamazsa kim koruyabilir? En yüksek makamdan kendilerine korusun diye seçtikleri bile, onları koruyamayarak kurtarmamıştır. Elbette bu korunmamış olmanın inançlarda ortaya çıkardığı yıkım, onların zihniyet torunlarında da kendini göstermiş ve  Yeni Bizans hortlatıcılarını yeni arayışlara itmiş gözüküyor.

Belki bu korunmama / kurtarılmama duygusu nedeniyle olsa gerek, Yeni Bizans savunucuları başka arayışlar içine girmişler.
"Bu kez kendilerine koruyucu Theotokos olarak gözlüklü Patriklerini seçmiş oldukları, tabloda sergiledikleri hikayelerinden  belli" denilebileceği gibi;
"Gözlüklü sakallı Patrikleri'nin, kendisini TANRININ OĞLU'NU annesi/hamisi/yapımcısı THEOTOKOS konumuna atadağını, TANRIÇA olamasa (cinsiyeti elverrniyor olmalı) bile TANRI konumunda olduğunu hikaye eden tablodan belli" denilebilir.

Piyasaya sürülecek, Yeni Bizansın koruyucusu THEOTOKOS (TANRIYI KUCAĞINDA TAŞIYAN / TUTAN) yada Yeni Bizansın koruyucusunu yetiştiren THEOTOKOS yada yeni THEOTOKOS'a babalık yapan PATRİK TANRI.

Patrikhaneye göre, şu anda BİZANS'a koruyuculuk yapmakta olan Theotokos (Tanrıyı kucağında tutan / taşıyan) Thedore (koruyucu) yetiştirmekle meşgul. Kuzuya tepeden bakacak ama oğul Tanrı kıvamında "bizim" diyebilecekleri biri. Tek sorun resimler arasında ki fark. Amasya'lı Aziz Theodore orta yaşlarda iken ,Tabloda ve diğer resimlerde arzı endam ettirilen  18-20 yaşlarında. Sanki 30'una gelmesine 10-12 sene var gibi. 
   
  a 
   
  Hıristiyan dünyası, özellikle Ortodokslar için çok önemli olan Amasyalı Theodore, 319 yılında Roma'lılar tarafından yakılarak öldürülmüş. Roma'lılara göre suçlarının arasında TANRILARIN ANNESİ tapınağını yakmakta varmış. Gök kraliçeliği tapınmalarını TANRININ ANNESİ kabullerini Roma'lılardan alıp din sistemleri içine resmen ilave etmiş olanlar için, putperesliklerini örtebilecekleri çok kullanışlı macun / maske olmalı. (Her halde ANA TANRIÇA o değil bu olmalı tartışmaları yapmışlardır. THEOTOKOS sizin Tanrıça Artrmis değil, bizim Meryem olmalı tartışmaları yapmış olmalılar) AZİZ  ilan ettikleri Theodore'lerinin (inançlarının kökünü aldıkları) TANRIÇA Artemis tapınağını yaktığını söylüyorlar. 

Theodore'nin yakılarak öldürülmesi, Amasya, Kapadokya, Çorum, Şanlı Urfa civarında Hıristiyanlığın hızla yayılmasını sağlamış ve o tarihten kısa bir süre sonrada İznik konsili toplanarak Hıristiyanlık resmileşmiş. Kapadokya kaya kileselerinde Aziz Theodore, Aziz Gregorius ikonasının karşısında atlı ve savaşçı kılığında gösteren ikonalarla resmedilmiş.

Theodore'ler arasında da tıpkı TANRIYI KUCAKTA TAŞIYAN, ANNE TANRIÇA Meryem yerine Tanrıyı kucakta taşıyan BABA TANRI Patrik değişimi / geçişi gibi dikey geçişler söz konusu olabilir mi? Örneğin; Theodore ?? Palaiologos olabilir mi? 1200'lerin başından Bizansın yıkılışına kadar saltanat süren Paleolog Hanedanı’nın son İmparatoru Konstantin’in tahta geçmeyen ve 1443’te ölen kardeşi Theodore yada onun soyuna yamanmış biri olabilir mi? Onu, bilenler, resmi tanıyanlar veya zaman GELDİĞİNDE söyleyecek. Yen, Bizans'hortlatıcılarının bu konularda birtakım faaliyetler içersinde oldukları biliniyor. Ama kim kimdir? onu "ZAMAN GELİNCE" kendisi söyleyecek.
     
  az KENDİLERİNİ YENİ BİZANS ve TRABZON İMPARATORU ATAYANLAR KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "ÇAKMA PRENS ve İMP." sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  az Paranoyak NEW BİZANS HORTLAKCISI SAHTEKARLARIN, ÇAMUR ATMA TEZGAHLARINI anlatan "ÇAKMA ZARFIN HİKAYESİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Katoliklerde ise (tabiki ayrılıklar oluncaya kadar tüm mezheplerde) Meryem GÖK TANRIÇASI olarak görülmüş tapınılmış ve PAPA'ya göre; (korumaya devam eden) TANRININ ANNESİNE tapınılmaya devam edilmeli.
   
  PAPA VE TANRININ ANNESİ
   

Bu yüzyılın başında, TEK İLAH'lı gösterimlerine zarar veriyor gerekçesiyle, TANRIÇA tapınmaları sonlandırıldı zannedilirken, Semiramis'ten özenilerek ilan edilen Meryem = Gök Tanrıçası ikonu içine birileri kendisini OTURTUVERMİŞ.

İbadethanelerini, kitaplarını, öğretilerini yaldızlamaktan edinilen alışkanlıklar sonucu olsa gerek, TANRI YOLUNDAYIZ diye önderlik yapanlar, meğerse gönüller de başka şeyler besliyormuş. İlk fırsatta da, GÖĞÜSLERİNDE beslediği resmedilivermiş. Kendisini YENİ BİZANSIN Theotokos olarak gördüğü anlaşılan patrik, OĞUL TANRIYI da atama ve yetiştirme yetilerini kendinde TOPLANDIĞINI sanmış olmalı ki, İstanbul'un düşmesine engel olamayan Meryem'i kendinde özümsemiş. Bizans nasıl korunur, kuzu nasıl yetiştirilir bak gör dercesine, Meryem'in kadınlığını sıyırıp, SAKALLI erkek olarak, OĞUL TANRI yetiştirme işine kendini adamış. Resimdeki OĞUL TANRI YETİŞTİREN, TANRI ANNESİ olamayacağına göre; eş konumu olan TANRI BABASI olmalı.
   
  Semiramis ile Meryem'in yüzlerine bakın sanki yumurta ikizleri.(Kopyalandığı nasıl da belli) Patrik ana ise tamamen kendine özgü. Tam "Ekümenik". SAKALLI ve GÖZLÜKLÜ
 
   
  HIRİSTİYANLARIN, MERYEM'İ GÖK TANRIÇASI HALİNE GETİRMELERİNİN İŞLENDİĞİ "GÖK KRALİÇESİ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  Patrikhaneye ait tabloya dikkatli bakın, resmin içinde en az 10 adet taçlı patrik silüeti vardır.Patrik,Krallar Kralını kucağında tutan, yetiştiren kral konumundadır. Kralların Kralına yol gösterecek olandır.

Yeni Ahit geleneğini sürdürecek olandır. Yeni Ahit'te ön planda olan OĞUL TANRI'dır. BABA TANRI ise isminden bahsedilmekle yetinilecek bir biçimde, ifadeler içinde yerini almıştır. Ama Ömrünün sonunda OĞUL TANRININ, "TANRIM BENİ NİYE TERKETTİN" diye yalvardığı da BABA TANRI'dır. Ortaya sürülecek olan sarışın OĞUL TANRI ve ipleri elinde tutan MESİH YETİŞTİRİCİSİ ve ATAYICISI. KRALLAR, KRALI olanı kontrol eden KRAL.Yeni bizansın Theotokos'i

Oğul Tanrı YAKIŞTIRMASINA, din takipcilerini inandırmak için sürekli yalanlar türetmekte bir sakınca görmeyenler için, TANRI olmanın ne sakıncası olabilir? Dinleri zaten çok Tanrı inancına destek veriyor. İstediklerini yüzyıllar sonra Aziz ilan edenler için çok sıradan birşey olmalı TANRI gibi olmak. Zaten, OĞUL TANRI inancıda kökünden yanlış değil mi? Tanrının oğlu olursa, birileri TANRI OĞLU ilan edilirse, ELBETTE BİRİLERİDE kendisini TANRI ilan edebilir.
   
  MÜSLÜMANLARA, "İLAHİ VARLIKLAR" olarak sundukları "SONS OF GOD" KABULLERİNİN İŞLENDİĞİ "TANRININ OĞULLARI"sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  GÖĞE YÜKSELEN HANOK , KUTSAL KİTAP DENETLEYİCİSİ KİTAP YAZMANI ve TANRININ OĞLU "EL SHADDAİ & EZRA" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  SANAL LİVYATAN'ı yendirerek, EDİNDİKLERİ TANRININ "PAZU GÜCÜNÜ", EYÜP vesilesiyle duyurdukları "LİVYATAN & EYÜP" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  DİN İNANCINDAN YAHUDİLİK ZİHNİYETİNE GEÇİŞİN ÖZETLENDİĞİ, MAKASBAŞI HİKAYELERİNDEN "MUSA & SÜNNET" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  İZNİK KONSİL AMENTÜSU M.S. 325 ve KADIKÖY KONSİL AMENTÜSU M.S.381

2. Bir tek Rabbe, bütün asırlardan önce Babadan doğan, Tanrının biricik oğlu İsa Mesih'e, Onun Tanrı olduğuna, Tanrı'dan doğduğuna, Işık olduğuna ışıktan doğduğuna, gerçek Tanrı olduğuna, gerçek Tanrı'dan doğduğuna, doğduğuna fakat yaratılmadığına, Baba île aynı tabiattan olduğuna, herşeyin onun vasıtasıyla yapıldığına, biz insanlar ve bizim kurtuluşumuz için semadan indiğine,

OĞUL TANRI'NIN, BABA TANRI'nın SÖZ'üyle var olduğunu, yaratılıştan beri herşeyi gördüğünü bildiğini ve özellikle de kendileriyle olduğunu söyleyen biri, TANRISIYLA dalga geçebilir mi? KENDİSİNİ BABA TANRI YERİNE koyabilir mi? KUTSAL RUH'un üzerlerine döküldüğünü ve kendileriyle olduğunu söyleyenin bunlardan korkusu, çekintisi, olsa ve hakitaten KUTSAL RUH'un olduğuna inansa, "BEN TANRI GİBİ" adamım diyen aşağıdaki tabloda yer alabilir mi?

5. Kutsal yazılara uygun olarak üçüncü günde dirildiğine
6. Göğe çıktığına, BABA'nın SAĞINA oturduğuna,
7. Ölüleri ve dirileri YARGILAMAK üzere İHTİŞAM İÇİNDE GELECEĞİNE ve onun SALTANATINA SON olmayacağına
8. RAB olan, HAYAT veren KUTSAL RUH'a, Onun BABA ve OĞULdan neş'et ettiğine, BABA ve OĞULLA birlikte aynı tapınmaya ve ihtişama layık olduğuna, Peygamberler vasıtasıyla konuştuğuna

Ya kucağa alana bakın, yine kendilerinin tanıttığı Meryem ile bir alakası var mı? 2000 yıl önce yaşayan Meryem'in gözlükle ne işi olabilir. Meryem'in sakalları mı vardı? Kutsal anne dedikleri yoksa erkek miydi?
   
  KONSİLLERDE KABUL EDİLEN AMENTULAR. ORTODOKS ve KATOLİKLERİN Amentuları listelerine "HIRISTİYAN AMENTULARI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
 
  GÖZLÜKLÜ SAKALLI ve KUCAKTA OWN (BİZİM)
 
   
  Kucakta elleri simsiyah olan sarışın ve BİZİM (OWN) denilen, İSA mesih betimlemesi yapan Patrik;
kendisini kurtarıcıyı yetiştirip, atayacak kişi olarak gören Patrik;
TANRI İSA'yı kucağına alan Patrik;

Kendisini TANRISAL görmüyor mu?
En azından tanrıcılık oynamıyor mu?
O kiliseye gidenler o Patriği TANRI kıvamında kabul etmiş olmuyorlar mı?

Esinleme.......12:5 Kadın bir oğul, bütün ulusları demir çomakla güdecek bir erkek çocuk doğurdu. Çocuk hemen alınıp TANRI'ya, Tanrı'nın tahtına götürüldü.
Esinleme.......12:6 Kadın ise çöle kaçtı. Orada bin iki yüz altmış gün beslenmesi için Tanrı tarafından hazırlanmış bir yeri vardı.

Esinlemede Doğum sonrası 42 ay kalacağı sığınağı için çöle kaçan kadının (MERYE'MİN), dünyayı demir sopa ile yönetecek çocuğu, hemen TANRIYA getiriliyor.O doğumu yapan kadın MERYEM, doğan çocukta İSA değil mi? Doğan çocuk hemen TANRI'ya, TANRININ TAHTINA götürülmedi mi?

İSA tekrar Mesih olarak gelecek demiyorlar mı? Esinlenme gelecek, olması muhtemel olayları anlatmıyor mu? Gelmesi içinde tekrar bedenlenmesi gerekmiyor mu? Mesih bedenlenmesi için bir vücuda ihtiyacı yok mu? (özel bir vücud genleri isa'ya ait olan.Dünyada akrabalık bağları bulunmayan)

O halde TANRIYI KUCAĞINDA TUTAN, TANRIDAN BAŞKASI OLABİLİR mi? O nedenle Meryem'e, İSA'nın annesi değilde, TANRI'nın annesi demiyorlar mı? (Meryem' e o nedenle göklerin kraliçesi yakıştırması yapılmadı mı)
   
  İSA'ya YAPILAN SAYGISIZLIK SADECE BUNUNLA SINIRLI DEĞİL ELBETTE. Tanrıcılık oynayarak, kendine tahtlar kuran, Aşağıdaki resmin içinde bile, en az 10 adet TAÇ TAKMIŞ resmini gizlettiren, İsa "geliyorum" diye haber gönderse, mutlaka "İŞİM VAR" diye mazeret bildirir. Kendisini İsa, yetiştiren konumuna yerleştiren İSA'nın ansızın çıkıp gelmesini ister mi?

İsa'nın Tanrı oğlu olduğuna, Kurtarıcı olarak geleceğine inansa zaten kendisini İSA'yı kucağında tutar bir şekilde resmettirebilir mi? Hangi dinin, ÖNDERİ kendisini PEYGAMBERİNİN yerine koyabilir. Peygamberinden üst konuma kendisini oturtabilir? O durumda zaten ortada, kendini yerine koyduğu Peygamber tarafından getirilmiş bir dinde yoktur. Peygambere saygının olmadığı bir yerde,TANRI inancından bahsedilebilir mi?

İSA'nın onlar tarafından verilen isimlerinden biride, KUZU'dur. İsa'nın tanıtım ismidir KUZU. TANRI KUZUSU Hiristiyanlık için çok önemli bir unsurdur. Olmazsa olmazıdır. İsa' yani Kuzu olamazsa zaten kurtuluşta yoktur. Dinde yoktur. Oğul Tanrı yada Tanrının Kuzu'su, Hıristiyanlık inanç sisteminden çıktıktan sonra ne kalır? Yazılı metinler, gösterişli Seronomiler, tekrarlı kutsamalar, gür sesli ilahiler ve bolca kurulan hayaller.
   
  Pagan inançlarının işaretleride olsa, Putperes tapınmalarının içlerinden atamadıkları adetleri de olsa (Gök Kraliçe gibi) Papa iki Başpiskopos'una Şal yapılması için Kuzuları Kutsayarak, sembolikte olsa KUZULARIN dinleri içinde taşıdığı önemi vurgulamış oluyor.
   
 
   
  Kitaplarından da KUZU ile bir kaç ifade...... Elbette KUZU övülüyor ve BABA TANRININ olmazsa olmazı olarak sunuluyor. Ölüm sonrası sonsuz yaşamın ANAHTARI olduğu vurgulanıyor.

Yuhanna.......1:29 Yahya ertesi gün İsa'nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: «İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran TANRI KUZUSU!

Esinleme......21:22 Kentte tapınak görmedim. Çünkü gücü her şeye yeten Rab Tanrı ve KUZU, kentin tapınağıdır.
Esinleme......21:23 Kentin, güneş ya da ay tarafından aydınlatılmaya gereksinmesi yoktur. Çünkü Tanrı'nın görkemi onu aydınlatıyor. KUZU DA ONUN ÇIRASIDIR.
Esinleme......21:24 Uluslar kentin ışığında yürüyecekler. Dünyanın kralları, servetlerini oraya getirecekler.
Esinleme......21:25 Kentin kapıları gündüz hiç kapanmayacak. Üstelik orada hiç gece olmayacak.
Esinleme......21:26 Ulusların servet ve zenginlikleri oraya taşınacak.
Esinleme......21:27 Oraya murdar hiçbir şey, iğrenç ve aldatıcı işler yapan hiç kimse asla girmeyecek; yalnız adları KUZU'nun YAŞAM KİTABINDA yazılı olanlar girecektir.

Esinleme......22:15 Aşağılık köpekler, büyücüler, cinsel ahlaksızlıkta bulunanlar, adam öldürenler, puta tapanlar ve YALANI SEVİP hile yapanların hepsi dışarıda kalacaklar.
   
   
  Kitaplarında bu ve benzeri ifadelerle övülen ve KUZU'ya Papa sembolikte olsa verilen değeri vurgularken, Papa'yı ezber tekrar etmekle yani boş konuşmakla, daha doğrusu PAPAĞANLA eş değer tutan Patrik, KUZU, OĞUL TANRI ..gibi sözleride ezberlenmiş sürekli tekrarlanan nitelendirmeler olarak değerlendirmiş olmalı ki; söz konusu resimde KUZU aşağlanıp ayaklar altında tutuluyor. Kuzu yerine sürü tercih edilen resimde Kuzu olarak sunulan ve HIRİSTİYANLIK DİNİNDE AŞAĞLAYICI tanım olan KÖPEK formu kullanılmış. Bir adet KÖPEĞİ ve sürüyle KUZUCUKLARI olmasını hayal ediyor demek ki.
   
  FENER PATRİĞİNİN PAPA-PAPAĞAN BENZETMESİNİ RESİMLİ OLARAK İŞLEYEN "PAPA&PAPAĞAN" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
 
 
  RUH'lara, hele RAB diye işaret ettiklerine akıl veren, yol-yordam gösteren, işin üç kağıdın öğreten RUH'lara inananlar ve bunları kitaplarında, TANRI korkusu olmadan işleyenlerin zihniyet varisleride, herhalde kendilerine LAYIK TABLOLARDA YAPTIRACAKTIR. Tanrı kavramının İÇİNİ BOŞALTIP bu seviyelere çekenler, Tanrı saygı seviyesini düşürücü NİTELENDİRMELER yapanlar, Tanrının AKLININ ERMEDİĞİNİ ana konusu haline getiren kitaplara sımsıkı sarılanlar, RUH'un TANRIYA akıl VERMESİ gibi, TANRI yetiştiriciliğine soyunmuş olmaları normal karşılanmalı.

2 Tarihler.......18/20 BİR RUH çıkıp RAB'bin ÖNÜNDE durdu ve, 'Ben onu kandıracağım' dedi. "RAB, 'Nasıl?' diye sordu.
2 Tarihler.......18:21 "Ruh, 'ALDATICI RUH olarak gidip AHAV'ın bütün PEYGAMBERLERİNE yalan söyleteceğim' diye karşılık verdi. "RAB, 'Onu kandırmayı başaracaksın' dedi,.
2 Tarihler.......18:22 "İşte RAB bu PEYGAMBERLERİN ağzına ALDATICI BİR RUH koydu. Çünkü sana kötülük etmeye karar verdi."

Tanrıya akıl veren Peygamber ve Ruh varsa birde eğitmeni neden olmasın. Her harfi Tanrıdan dedikleri kitaplarında TANRININ OĞULLARININ varlığını kabul edenler için elbette böyle tezler üretmek çok sıradan birşey olsa gerek. Sayısız miktardaki, TANRININ OĞULLARINI eğitmek için birilerini olması gerekmez mi? Üstelik TANRININ OĞULLARI insan soyundan kadınlarla evlenmişlerse.

Genesis...........6:2 that the SONS OF GOD saw the daughters of men that they were fair; and they took them wives, whomsoever they chose. / TANRININ OĞULLARI, insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler.......
Job.................1:6 Now it fell upon a day, that the SONS OF GOD came to present themselves before the LORD, and SATAN came also among them. / Bir gün TANRININ OĞULLARI RABbin HUZURUNA ÇIKMAK için geldiklerinde, ŞEYTAN da ONLARLA GELDİ.

Tanrı olarak işaret ettikleri KÖTÜ olanlardan uzak durun diyeceğine KÖTÜLERLE işbirliği yapıp KOMPLOLARA, ENTRİKALARA izin veriyor ve KÖTÜ RUH'lara muhtaç bir durum sergiliyorsa, elbette birileri TANRI YETİŞTİRİCİSİ olarak kendini daha üst makamlarda, KRALLA KRALININ DA KRALI KONUMUNDA görebilir? Bol miktarda Tanrının oğulları olduğu bir sahada, Tanrının oğulları ve şeytan ile toplantılar yaptığı bir sahne dekorunun içinde yetişenler, elbette bu tür düşünceler hazır bir durum sergiliyordur.

Tüm hayalleri, oğul Tanrıları kitap getirmediği halde "GÖRDÜM / ESİNLENDİM" diyen birilerinin yazdığı üzerine değil mi? Hazır Hanok / El-Shaddai / Ezar Tanrının kutsal kitap yazmanı /Tanrı temsilcisi/ Tanrının oğlu olduğu kabul edilmiş bir durumdayken, neden böyle bir makamı kendisine layık görmesinler.

Mısırdan Çıkış ...6:3 BEN YAHVE''yim. İbrahim'e, İshak'a ve Yakup'a EL SHADDAİ olarak göründüm, ama onlara kendimi YAHVE ADIYLA tanıtmadım.
Yaratılış............5:22 Metuşelahın doğumundan sonra HANOK 300 yıl Tanrı yolunda yürüdü. Başka oğulları, kızları oldu.
Yaratılış............5:23 Hanok toplam 365 yıl yaşadı.
Yaratılış............5:24 TANRI YOLUNDA YÜRÜDÜ, sonra ORTADAN KAYBOLDU; çünkü TANRI ONU YANINA ALMIŞTI.
   
  GÖĞE YÜKSELEN HANOK , KUTSAL KİTAP DENETLEYİCİSİ KİTAP YAZMANI ve TANRININ OĞLU "EL SHADDAİ & EZRA" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  "YÜZÜMÜ GÖREN ÖLÜR'le" başlangıç yaptırılan "YAHVE" imajı & markası ile sunulan "TANRININ sonraki hali "TANRININ YÜZÜ"sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Kitapları yazarken kime danıştılar. Kendi elleriyle yazdıkları kitaplar için HER HARFİ TANRIDANDIR derlerken zaten kendilerinin TANRI olduğunu söylemiş / ilan etmiş olmuyorlar mı?
Kendilerini TANRININ yeryüzü temsilciliğine atamış olanlar (Vatikan), TANRI olarak bildikleri ne varda, neyin TEMSİLCİLİĞİNİ almış olsun. aRİTMETİK ORTALAMA isa'YI RESMİ tanrının oğlu İLAN edenlerin TANRISAL neyle bağlantıları olabilir? Vatikan temsilcileri, TANRI'dan vahiy alarak mı konuşuyorlarda, TANRI yetiştiricisi olmak isteyenin önünde KİTAP / TANRI kaynaklı bir engel olsun.

Tanrı sözcülüğüne atanan ve TANRI ADINA konuşan yanılmaz / özür dilemez unvanlı PAPA'yı, KUTSAL RUH mu OY ÇOKLUĞUYLA SEÇİYOR, yoksa SPONSORLAR, bileği güçlü olanlar, ENTRİKA işini iyi kıvıranlar mı? OY ÇOKLUĞUYLA SEÇTİRİYOR.

Maden TANRI sözcülüğüne seçilmek için, TANRI payına düşen bir şey yok, onun fikrini merak eden de yok Çünkü onun sözcüsü olan, ölen sözcüsünün yerine seçilecek olan zat-ı muhterem değil mi? Madem seçilen TANRI ADINA, TANRI gibi konuşabiliyor ve günahsız kabul ediliyor, O HALDE geriye sadece TANRI OLDUĞUNU İTİRAF ETMEMİŞ olması kalıyor. Aynanın karşısında söylediği sözleri PİYASAYA yüksek sesle söyleyememiş olması kalıyor.

Bu pencereden bakıldığında da, aynada kendini TANRI olarak görenle, TABLONUN içine kendisini TANRI olarak koyduran arsında BÜYÜK bir FARK yok.
SONUÇTA HER İKİSİDE, PİYASAYA SÜRÜLECEK TANRININ OĞLU unvanlının, KENDİLERİNDEN olması için, GAZOZ KAPAKLARINI SAYIYOR. Aldım verdim yarışması yapıyorlar. HER İKİSİDE, ATAMA MESİH'ini KABUL ettirmek için çalıştığına göre; ortaya sürülecek OĞUL TANRI'nın BABASI yani BABA TANRI kim oluyor?

OĞUL TANRIYI atayacakların / seçecek olanların, BABA TANRI inançlarıda, olsa olsa TABLODA gözüktüğü gibi olabilir
   
 
   
  Hazır Tanrılık kavramında bukadar ilerlemişken, neden kendisine ve yetiştirdiğine üstlük kazandırmamış olsun. Neden Oğul Tanrı gölgesinde olsunlar. OĞUL TANRI yakıştırmasını yada ismini kullanabilirler AMA farklı olduklarıda bilinmeli. En azından kendi içlerinde yani gerçek açıklanasıya kadar bu böyle sürdürülmeli.

Zaten Oğul Tanrı kavramı bir kandırmacadan ibaret değil mi? Hayatlarında İSA'yı hiç görmemiş olanların tanıklığı ile bu macera başlamadı mı? Pavlus ve arkadaşlarının yazdıkları kitaplarda bile, "gördüm vergi memuruydum" diyene rağmen, İSA 12 yaş farkıyla İKİ ayrı İSA olarak yer almıyor mu? Pavlus ve arkadaşları sürekli buluştuğu halde, OĞUL TANRININ doğum yılını ON İKİ YIL ARAYLA bildiriyorlar. OĞUL TANRILARININ, KURTARICILARIN, 3. GÜNDE DİRİLENİN doğum yılını ve macerasını bilmeyenlerin tanıklığı olsa olsa, BEN SÖYLEYEYİM SEN YAZ kıvamında olur.
   
 
   
  HER HARFİ TANRIDAN BİDİRİMLE (AYNI KAPAK ALTINDA) İKİ İSA, KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "TEK OĞUL & İKİ İSA" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Tüm HIRİSTİYAN DİN OTORİTELERİ DE kitaplarının YALAN yazdığını bile bile, TANRI kabullerindeki kavramı kavrayamamış olmanın işareti olan üçüncü YALANI ortaya sürüp insanlara kabullendirmediler mi? Yalanların üzerini örtmek için kullandıkları üçüncü yalan, onların hala PAGAN inançlarında ki TANRI algısında kaldıklarını göstermiyor mu?

Doğruları ortaya çıkartmak asli görevlerinden olması gereken RUHBAN sınıfının unvanlı mensupları, yalanlar üzerine kurulmuş bir din sistemini düzeltmek yerine, yaşatacağız diye uğraşmışsa ve hala uğraşıyorsa, ortada ne inanılan İLAHİ anlamda (TEVHİD İNANCI ÇERÇEVESİNDE İMAN EDİLİMİ) TANRI vardır, nede İLAHİ yoldan geldiği söylenebilecek bir kitap. TANRIYA rağmen, TANRI adına yalanı koruma iddiası, İLAHİ ANLAMDA TANRI TANIMAZLIĞIN TA KENDİSİDİR.

Şu anda Hıristiyanlar, , OĞUL TANRININ özel meleklerinin yazdırdığı, kutsal Ruh'un denetlediği, seçilmiş insanların ESİNLENMELERİ sonucu meydana gelmiş, "HER HARFİ TANRIDAN" denilen kitaplarına göre, hem doğum hikayesi bakımından, hem doğum yılı bakımından ARİTMETİK ortalama olarak saptanarak Kiliseler tarafından OĞUL TANRI olarak gösterileni, KURTARICI olarak beklemekteler.

Bu puslu ortamı isimlerinden daha iyi bilenler, elbette KARDA yürüyüp gerektiği kadar gerektiği yerlerde izlerini bırakacaklardır İzleri görmemesi gerekenler, BEYAZ ATLI KURTARICILARININ gökten geldiği sanıp TANRILARINA şükrederken, izleri takip edenler ise, MESİH'in piyasaya sürülme adresini bileceklerdir. Gelişmeleri görecek üzerine düşenleri yerine getirecektir.
   
  İSA, Tanrıdan olduğuna inanılsaydı erkek tarafından olmayan KUTSAL SOYA isnat edilir miydi?
Bu SOY yazılmakla, aslında var olan KUTSALLIK yok edilmedi mi?
İsa'nın soyunun kutsal olması onun eşi olmayan genlere sahip olması değil miydi?
Hal böyleyken TANRI kavramını, HIRİSTİYANLARA öğretmeye kalkanlar İSA'ya, MARANGOZ YUSUF'un soyunu uydurarak KUTSALLIĞI yok etmiş olmadılar mı?
Kutsallıktan ve İSA'nın BABASIZ doğabileceğinden göğüslerinde besledikleri TANRI adına şüphe edenler, neyin tanıklığını doğru yapmış olabilirler? HANGİ SÖZLERİ DOĞRU OLABİLİR?
İSA'ya KUTSAL SOY BİÇEREK, ASIL KUTSALLIĞIN KENDİSİ OLAN; "İSA'nın BABA SOYU OLMAMA" MUCİZESİNİ YOK ETMEDİLER Mİ?

Kutsal Ruh aracılığıyla hamile kalan ve MUCİZESİ; "BABASIZ DOĞMASI" olan İSA'ya, "SOYU KUTSAL OLSUN" diye BABA MONTAJLAMAK (kendi yazdıklarıyla bile) OĞUL TANRIYA İNANÇSIZLIĞIN GÖSTERGESİ yani OĞUL TANRI KAVRAMININ içinin BOŞ OLDUĞUNU İTİRAF ETMEK değil midir?

MUCİZESİ; "BABASIZ DOĞMASI" olan İSA'ya, İLLAKİ BABA SOYU UYDURMAYA KENDİLERİNİ ZORUNLU HİSSEDENLERİN, ASLINDA KUZU'nun TANRISAL KATLA HİÇBİR İLGİSİNİN OLMADIĞINI SÖYLÜYOR OLDUKLARI, ortada değil mi?

Hz. İSA'nın SAHİP OLDUĞU EŞSİZ
(eşi olmayan, örneklenemeyen ORTAYA SÜRECEKLERİ İSA'larını YALANLAYACAK olan) GENLERİ YOK SAYARAK, (Atalarının Tanrısal yetkilerle saptadığı İNSANİ KUTSALLIK PEŞİNDE KOŞMALARI) İSA'larının KUTSALLIĞINDA BABASIZ DOĞMANIN YERİ OLMADIĞINI İLAN ETMELERİNDEN belli değil mi?

ORTAYA SÜRECEKLERİ KUZU'larını / İSA'larını yani; DÜNYA ÜZERİNDE VAR OLAN GENETİK ŞİFREYİ TAŞIYAN OĞUL TANRIYI PİYASAYA SÜRME AŞAMALARINDA SONA YAKLAŞTIKLARINA inananların, HANGİ TANRI ve OĞUL TANRI İNANCINDAN BAHSEDİLEBİLİR?

ELLERİNDEKİ BEYAZ ATLI, KALÇASINDA KRALLAR KRALI yazacak olan KURTARICI KİMLİKLİNİN, MARANGOZ YUSUF gibi BİRİLERİNİN GEN KODLARINI TAŞIDIĞINI BİLENLER, İLAHİ anlamda TANRI İNANCINI mı YAYIYORDUR? yoksa; İTTİFAKLARI gereği TANRIYI mı OYNUYORDUR?

TANRININ OĞLUNU SEÇEBİLMEK, HER BABA TANRININ YAPABİLECEĞİ BİR ŞEY OLMASA GEREK.

ATAMA MESİH i
şiyle UĞRAŞMAK, İLAHİ ANLAMDA TANRILIĞI İNKAR ETMEKTE olduğu gibi; OĞUL TANRI / KURTARICI/ KUZU / MÜJDE diye takdim edilene karşı da İNANÇSIZLIĞI KABUL ETMİŞ OLMANIN GÖSTERGESİ değil midir?

TANRI'LIĞA SOYUNUP OĞULLAR İSNAT EDENLERİN ZİHNİYET TORUNLARI, OĞUL TANRILARINI PİYASAYA SÜRMEK ÇALIŞMALARIYLA TANRIYI OYNAMA GELENEĞİNİ DEVAM ETTİRMİŞ olmuyorlar mı?

"BABA TANRIDAN GELDİ" DENİLENE İMANSIZLIK değil midir?
KUTSAL RUH'a "HADİ SENDE KİM OLUYORSUN" demek değil midir?

AÇIK AÇIK "BİZLER ESASINDA "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'ın" MUCİZEVİ BİR DOĞUMLA GÖNDERDİĞİ Hz. İSA'ya değil, KENDİMİZE TEMEL OLARAK ALDIĞIMIZ ESKİ AHİT'e UYGUN, KUTSAL METİN YAZARLARININ SAPTADIĞI, KİLİSE ÖNDERLERİMİZİN ARİTMETİK ORTALAMASINI ALARAK YORUMLADIĞI, OĞUL TANRIMIZA ve İSA'larımıza İNANIYORUZ demek değil midir?

"ADETTENDİR DİYE BİZ, "İSA'mıza "BABASIZ DOĞDU" DİYORUZ, ASLINDA "İSA'mız, EDİNDİĞİMİZ TANRININ KUTSAL KILMIŞ OLDUĞU DAVUT SOYUNDAN MARANGOZ YUSUF'un OĞLUDUR" demiş olmuyorlar mı?

"İSA'mıza TANIKLIK EDEN KUTSAL METİN YAZARLARININ KİTAPLARINDA DA BELİRTTİĞİ gibi, "BİZİM / OWN İSA'mız, İLAHİ KATTAN SEÇİLMİŞ ve İLAHİ VAHİYLERLE DESTEKLENMİŞ Hz.İSA DEĞİLDİR" demiş olmuyorlar mı?

"TANIKLIKLARINI DİN YAPTIĞIMIZ / DİN EDİNDİĞİMİZ, PAVLUS ve ARKADAŞLARININ YAZDIKLARINA GÖRE; İSA'mız İKİ HAYAT HİKAYESİNE VE SÜLALESİNE SAHİP MARANGOZ YUSUF'un OĞULLARI OLAN İSA'lardır" demiş olmuyorlar mı?
   
 
   
  HEM ŞİRK KOŞMAYI GÖZE ALARAK / ŞİRK KOŞARAK ÖNCE TANRI ATAYIP TANRILAR PANTEONU / KONSEYİ OLUŞTURUYORLAR, SONRA İSA'ya OĞULLUK VEREREK PANTEON ÜYELERİNDEN BİRİNE OĞUL YAPIYORLAR. ÜSTELİK TANRI EDİNDİKLERİ İSA'ya ÖLÜMLÜ İNSAN SOYU YAZIYORLAR.
   
  İKİ İSA İKİ SECERE ve BABİL SÜRGÜNÜNDE BİTEN DAVUT SOYUNUN İŞLENDİĞİ "İKİ İSA & İKİ SECERE " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Bu davranışları ile "TANRININ OĞULLARI YERYÜZÜNDE BEĞENDİKLERİ İNSAN KIZLARIYLA EVLENİP ÇOCUK SAHİBİ oldu" sözlerine uygun olarak MERYEM HAMİLE kaldı ve İSA DOĞDU demiş olmuyorlar mı? Yusuf'u İSA'nın SECERE BABASI ilan etmekle bu inançlarında tavizsiz olduklarını belirtmiş olmuyorlar mı? Babasız doğmayı kabul etmeyip, yani Kutsal BENZERSİZ (Dünya'da tek olan) DNA-GEN yapısı yerine MARANGOZ YUSUF YOLUYLA icad ettikleri KUTSAL DAVUT (Babil'de resmen bitmiş olmasına rağmen) soyuna bağlama çalışmalarının nedeni ne olabilir?
   
  sons of god
   
  Onlar için bir şeyin TANRISAL olup olmaması önemli değil. Onlar için önemli olan, kontrol ettikleri gücün, İTTİFAKIN galibiyeti. Kendi huzur ve mutluluklarını sağlayacak olan, "GÜÇ BENDE" EGOLARINI TATMİN önemli.

Bunun içinde belli başlı iki tane yol var. Ya çok üstün olunur, EGOLAR tatmin edilir yada karşı tarafı ezerek, aşağılayarak EGOLAR tatmin edilir. O göğüslerde erişilemeyen KİBRLER, başlıca bu yollarla doyurulabilir

EGO TATMİN işine giren, sahip olduğu GÜCÜN yanında KİBİRLİ ise, NARSİST ise, kendini beğenmiş ise, kendini bütün yaratılanlardan üst görüyor ise, kendisinin seçilmiş özel görevli olduğunu düşünüyor ise, görevi gereği koruyucu olduğunu sanıyor ise; her iki yolda TATMİN için son zerresine kadar UYGULAMAYA sokulur.

Yani hem güçle üstünlük sağlanır, hem aşağılayarak aradaki mesafe açılır, ezmenin, aşağılamanın boyutu büyütülür ki, ALINAN ZEVK DORUK NOKTAYA ulaşsın. GÜCÜNÜN ERİŞİLMEZ OLDUĞUNU, kendisine kanıtlayabilsin. KENDİNİN ERİŞİLMEZ BÜYÜKLÜKTE olduğunu her hücresinde hissedebilsin.

KONU SADECE TABLODA ilk bakışta GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ, KENDİNİ OĞUL TANRI SAHİPLİĞİNE ATAMIŞ ve TANRILIĞA SOYUNMUŞ, belkide KENDİ ARALARINDA TANRILIĞI KABUL BULMUŞ (Ezra'da tıpkı bu tür çalışmaları neticesinde TANRININ OĞLU sıfatını kazanmış. Ölüm tarihi verilmeyen Ezra, 2. Musa konumunun çok öte3sinde bir kabulle Yahudilerin inançları içinde yer almıştır. Musa kitapları alan konumunda iken EZRA kitapları yazan ve veren konumunda. Honok / El-Sahaddai) PATRİK RESMİ OLARAK DEĞERLENDİRİLİRDİ. Ama kendisini yüceltmek adına, herşeyi sil baştan yapıp ölümsüzler arasına katılmak adına, göğe yükseldi olarak işaret edilenlerden olmak adına, var olan her şeyi ayaklar altına aldığını resmetmiş.

Tabloda elleri siyah, kendisi sarışın olan Mesih adayı, onu kucağında tutan Patrik ve OĞUL TANRI adayının baktığı bir KUZUCUK var, görülüyor. (silüet olarak taçlı, baçlı krallar, sürüler, ikonlar, pornografik görüntüler, çarmıha gerilmiş İSA, peçeli peçesiz erkekler, suratlılar, suratsızlar ve onlarca figür hariç)

OĞUL TANRININ, sanki kendisini sembolize eden KUZUYA bakıyor mizanseni içinde düzenlenmiş olan resmin detayına indiğinizde, İSA çağrışımı için yerleştirilmiş olduğunu ZANNETTİĞİNİZ KUZU'nun, bir KÖPECİK olduğunun fakına varıveriyorsunuz.
   
  Bu benzetme ile Patrik;

Vatikan, KURTARICI İSA'yı ATAYACAK KONUMDA da, PATRİĞİN müdahele etme şansı, kendi adayını kabul ettirme olanağı yokta, "bende kendi Mesihimizi, bizim olan OWN'u yetiştirir, oğul tanrı İSA'yı eğlence yaparız mı?" demek istiyor.
Yada, Mesih konusunda Vatikan ve protestanlarla bir noktada buluşulmuş olmasına rağmen biz kendi OĞUL TANRIMIZI ortaya koyar, onların atadıkları ile de (ortak seçim olsada) oynarız mı?" demek istiyor?
Uzlaşmayla saptanmış bir atama olsa bile, "biz yinede kendimize ait olanla durumu götürürüz mü?" demek istiyor?
Onların atayacağı mesih bizim oyuncağımız mı olur" diyor?
Onların atayacağı KUZUI bizim finomuz haline mi gelir" diyor?
Onların atayacağı KUZU ayaklarımızın arasında gezinecek olan bu köpecik midir demek istiyor?
Paya papağan benzetmesini fotolarla yapıp sergileyen, kendisini BABA TANRI konumunda gören için bu ve benzerleri neden olmasın?
   
 
   
 

OĞUL TANRI'yı, KUZU'YU KÖPECİK yapanlar, kendi egoları için KURTARICI İSA'larını aşağılayanlar, elbette kendileri Tanrı gibi görüyorlardır. KÖPEK hepimizin bildiği gibi, sadık sadece sevgiye ve korumaya odaklanmış bir hayvandır. Sahibine son derece bağlı sadık bir hayvandır. Hıristiyanlara göreyse DİNSEL AÇIDAN Köpek aşağılık İNSAN anlamına geliyor.

Kutsal Kitaplarında ÖZELLİKLE bu durumu vurgulamak için açıklama yapma mecburiyetini zorunlu hissetmişler. "Burada ismi geçen bildiğiniz sevimli, sadık olan KÖPEKLER değil, burada KÖPEK VURGULAMASIYLA bahsedilen KÖPEKLEŞMİŞ İNSANLARDIR" diye. "KÖPEK rumuzlu, İNSANLARDAN bahsediliyor" diye. "Burada bahsedilen Köpek, düşük karekterli İnsan anlamına" gelir diye. TABLODAKİ KÖPEK NE ANLAMA GELİR SİZ KARAR VERİN

   
 
   
  Matta............7:6 «KUTSAL OLANI köpeklere vermeyin. İncilerinizi domuzların önüne atmayın. Yoksa bunları ayaklarıyla çiğnedikten sonra dönüp sizi parçalayabilirler.
Esinleme......22:15 AŞAĞILIK KÖPEKLER, büyücüler, cinsel ahlaksızlıkta bulunanlar, adam öldürenler, puta tapanlar ve yalanı sevip hile yapanların hepsi dışarıda kalacaklar.

Matta..........15:26 İsa ona, «Çocukların ekmeğini alıp köpeklere atmak doğru değildir» dedi.
Markos.........7:27 İsa ona, «Bırak, önce ÇOCUKLAR DOYSUNLAR» dedi. «Çocukların ekmeğini alıp KÖPEKLERE ATMAK doğru değildir.»
Matta..........15:27 Kadın, «Haklısın, Rab» dedi. «Ama KÖPEKLER EFENDİLERİNİN SOFRASINDAN DÜŞEN KIRINTILARI YER»
Markos.........7:28 Kadın buna karşılık, «Haklısın, Rab» dedi. «Ama köpekler de sofranın altında ÇOCUKLARIN EKMEK KIRINTILARINI YER.»

   
 

İsa'ları bilindiği gibi Yahudi inancına göre yetişmiş ona göre ibadet etmiş, Havraları korumuş ve YAHUDİLİK esaslarına görede sünnet olmuştur. Yani Yeni Ahit Pavlus deyimi ile SÜNNET BAĞNAZLARINDAN biridir. Tanrıları sünnetli olup, takipcileri sünnetsiz olursa, elbette OĞUL TANRIDA sünnet bağnazı tasnifine uğrayabilir. Büyük ihtimalle insanı kendime benzer yaptım diyen Eski Ahit'te tanrı olarak sunulan PANTEON lideri olarak tanıttıkları "EL'de" SÜNNETLİYDİ.

Filipililer..........3:2 Kötülük yapan o adamlardan, o KÖPEKLERDEN SAKININ sakının; o SÜNNET BAĞNAZLARINDAN SAKINI sakının!
Hezekiel.......32:26 " Meşek ve Tuval bütün halkıyla kendi mezarları çevresinde duruyor. HEPSİ SÜNNETSİZ, kılıçtan geçirilerek öldürülmüş.........

Gelecek dedikleri, Beyaz atı üzerinde beklenen, OĞUL TANRI İSA'ları, SÜNNET olduğu için mi dışlandı. Orduların başına geçecek dedikleri KUZU sünnetli, arkasına takılma varsayımında olanların, SÜNNETSİZ olmasını sakıncılı gördülerde mi yani; İSA'ları SÜNNETLİ olduğu için mi KÖPEK olarak resmedildi. Pavlus korktu diye YENİ İSA'da mı o sınıfa sokuluverdi?

Yahudiler Sünnet olmayı daha doğrusu o yolla işaretlenmeyi, Tanrılarına en kuvvetli bağlılık adeti emaresi olarak görüyorlar ve gösteriyorlar.İSA'da bu nedenle sünnet olmuştu. Pavlus ve arkadaşları keskin taşlardan korkmasaydı, Eski Ahit gereği, OĞUL TANRININ SÜNNET olmasından kaynaklanan zorunluluktan dolayı, Yahudi olmalarından dolayı, Hıristiyanlarda şimdi İŞARETİMİZ olsun, aralara karışmayalım diye kullandıkları HAÇ (seyyar edinilen tanrı konaklama yeri, bir nevi içi olmayan müstakil ahit sandığı) yerine, SÜNNET oluyorlardı.

Hıristiyanlar, gördüm / göründü / bana güveniyor diye ortaya çıkan, Pavlus ve arkadaşlarının mektuplaşması sayesinde bu işten kurtulmuşlardır. "Gördüm" diyenler mektuplaşmasalardı yada mektuplar kayboluverseydi, Pavlus ve arkadaşlarının dine sokmak istedikleri insanların keskin taş korkuları olduğu bu nedenle dine girmekte sorunlar yaşandığı yazıya dökülmeyecekti. Yayılmak için her yolun denenip, TANRICILIK oyununun tam manasıyla sergilendiği kutsal kitaplarında yer almayacaktı. Ortada mektuplar olmayınca da hiç kimse, Kutsal kitaplara dayanarak, "sünnet yok onun yerine işaretlenmeyi Çapa ile, Balık ile HAÇ ile halletmiş olalım " diyemeyecekti.

Domuz eti yemeyen, sünnetli, Eski Ahit bağımlısı, Tanrı ile İNSANLARIN yaptığı AHİT'e bağlı kalan İSA'yı kabul etmek elbette, Pavlus ve arkadaşlarının düzenlediği YENİ AHİT'e göre gelmesini isteyenlere zor gelecektir.
   
  Y.AHİT'te YER ALAN KİŞİSEL İSTEKLERİ ve SELAMLARI İÇEREN. TANRI ESİNLEMESİ DEDİKLERİ "SELAM ve İSTEKLER " sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Y.AHİT'te yer alan KİŞİSEL İSTEKLERİ ve SELAMLARI İÇEREN. 1 sayfalık "TANRI ESİNLEMESİ" DEDİKLERİ "SELAM FİLİMUN" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Havralarda ibadet etmiş olan, Havralara BABA'mın evi diyen, ikonlara tapmayan, İKON edindirmeyen, HAÇ nedir bilmeyen İSA'larının elbette o haliyle ortalığa çıkmasını istemeyeceklerdir. Üstelik, HIRİSTİYANLIK diye bir dini ne yaşarken, nede göründü dedikleri dönemlerde telaffuz dahi etmemiş olan, İSA'larına o haliyle katlanmak elbette zor gelecektir.

Bırakın İSA'larını, ölümünden sonra "GÖRDÜK / ESİNLENDİK" ibareleriyle yazılan, hatta ölümünden 60-100 yıl sonra (en erken) yazıldığı kabul edilen (Yazarının Yuhanna olmadığı bilinen KUTSAL KİTAPLARINDA yer almış sahipsiz araya karışmış denilebilecek bir kitap. Ama yazarı kesinlikle YAHUDİ olan bir kitap) Esinleme kitabında bile, 144.000 Yahudiden bahsedip özel ezgiyi sadece onlara öğreten, Kudüsün kapılarına Yahudilerin isimlerini veren, kurtuluş planında Yahudilikten ve İsraillilerden başka bir ismi hiç gündeme getirmeyen, onların Tanrısı olacağım sözlerini gündemde tutacak olan bir İSA'ya, tahammül etmek öyle kolay mı?

Durup dururken, DÜNYASAL TÜM İKTİDARLARI ele geçirmişken, DÜNYA TERAZİSİNİ DENGEDE tutan birkaç KUVVETTEN biriyken, BAŞA ÇIKILAMAZ YERÇEKİMİNİ ortaya çıkartmanın, (onu kuvvetli hale getirmeyi bırakın) olduğu gibi ORTAYA sürmenin, ne alemi var.

İktidarları ve egoları için gelen Peygamberleri öldürenler, VAHİYLERİ tanınmaz hale getirip üstlerini örtenler, TANRI korkusu olmadan yalanlarını Tanrısal motiflerle YALDIZLAYANLAR, KUTSAL KİTAPLARINDA tarif edilmiş OLSADA İSA'larına o haliyle, TAHAMMÜL GÖSTEREBİLİRLER Mİ? Her harfi Tanrıdan dedikleri kitaplarında tarif edilen MÜJDE dedikleri, onlara KABUS olmaz mı? Herşeye ELVEDA ANLAMINA gelmez mi?

O HALDE BIRAKIN GÖKTEN GELECEK İSA'yı, KİTAPLARINDA TARİF EDİLEN YAPIDAKİ ATANMIŞ İSA'yı bile hiç biri kabul etmez. ASLA ve ASLA KİTAPLARINDAKİ ATAMA İSA'larının OLMASINI DAHİ KABUL etmezler. Onların Kurtarıcı gelecek, Müjde gelecek, Kuzu gelecek hikayeleri DÜNYASAL İKTİDARLARINDAKİ ENGELLERİ aşmak, kapalı kapıları açabilmek için uydurdukları ve yaşattıkları yalanlar. BÜYÜKLERE ve İNANMAK İSTEYEN TAKİPCİLERİNE MASALLAR SERİSİ.

Kitaplarında, Tanrı olgusunu, Peygamberleri, kutsal değerleri aşağlayanlar, onların seviyesini düşürenler, tüm PERVASIZLIKLARINI takınarak, İLAHİ DEĞERLERE bunları yaparlarsa, OĞLU TANRI dedikleri atama için neleri yaparlar siz bir düşünün.

Lusiferi meydana getirip, ona kurdukları Lusifer Dünyasında;
Lusifere yol gösterip PLANLAMALARINI yapanlar,
Lusifer'e yol yordam öğretip HAFIZASINI oluşturanlar,
Yeryüzündeki Lusifer ordularının sahipleri olup VURUCU gücünü oluşturanlar,
"Herşeyi gören göz" dediklerinin aslında HERŞEYİ GÖREN GÖZLERİ olanlar,
Edindikleri için "Big Brother" olanlar,
Kendilerinden başka egemen güç olmasını isterler mi?
Her biri İTTİFAKLARI içinde EN GÜÇLÜNÜN karşı TARAFTAN olmasına TAHAMMÜL edebilir mi?
Elbette edemez, elbette bu durumda eller ARMUT toplar vaziyette görülse bile, SULARIN alttan gideceği GÖRÜNTÜLER sergilenmeye devam edilecektir.
Tak sepeti koluna herkez kendi Yoluna" denileceği güne hazırlıklı olmak için kucaklar alabildiğine TAŞLARLA doldurulmalıdır.

İTTİFAKLARI da bu nedenle kısa sürecek ve iktidar savaşlarına tutuşacaklardır. PAPA-PROTESTANLAR, PATRİK-PAPA arasındaki aforozlar ve restleşmeler gibi. YAHUDİLER-HIRİSTİYANLAR arasında fırınlarda yakmalar ve ezeli düşmanlıklar gibi.. Lusifer sembolü altında yaptıkları tek şey, kurdukları İTTİFAKIN yaşaması için SAMAN altından su yürütüp durumu idare etmek. İLK HEDEFLERİ OLAN İMANI kökten yok edebilmek.
   
 
   
  G.Bush; hani ayakkabı ile uğurlanan.....
Afganistan için, haçlı seferi başlattık dedi ve ordularını gönderdi...
Tanrı bana "George git, Irak'taki, despotluğu bitir" dedi, "bende bitirdim."
Yine, G.Bush; Irak'a girmeden önce de Chirac'a, "Yecüc ve Mecüc ortaya çıktı" demişti.

Tanrı ile konuşan ondan direk emirler alan seçilmiş insanlardan, buna benzer öngörüleri beklemek lazım. Tanrı ile konuştum dedikten sonra hiç Papa'dan, Patrikten bir dini önderden ses çıktı mı? Tanrı ile konuştum diyerek KATLİAMLARA giren W.G. Bush'a "Tanrı ile konuşmak olur mu?" diye itiraz eden oldu mu? Hayır olmadı.

Çünkü itiraz edecek olanlarda, konuştum diyen gibi, KURU KAFA kulübünün Şeytani Cinleri gibi, mahalle Falcılarının Cinleri gibi, kitaplarında bilicilerin görünmler aldıkları Cinler gibi, (enfazla) CİNLERLE irtibatlar kurulduğunu YAPTIKLARI İŞLERDEN dolayı biliyorlar.

Önceden olduğu gibi, TANRI ADI kullanarak yapılması planlanan katliamlara maskeler hazırlandığını biliyorlar. Tanrı ile konuştuğunu söyleyen, Irak işgalini tamamladıktan sonra şöyle beyanat veriyor..Tanrı bana "George git, Irak'taki, despotluğu bitir" dedi, "bende bitirdim."

Irak'tan Ayakkabı ile uğurlanan, (üstün hizmet ödülü) oğul W.G.Bush?. Üstün hizmet madalyasını alacağı malum olmuş ki; Irak seferinden önce, Fransa devlet başkanı Chirac'a, "Yecüc ve Mecüc ortaya çıktı" demiş. Kuru kafa klüp eğitimli Bush'un olaylara, Tanrısal titizlikle yaklaştığı CÜMLE ALEM tarfından bilinen, TANRI ADINA SÜREKLİ konuşan ve TANRININ HEP ÖLDÜR emirlerine MAZHAR olan, AYAKKABI BÜYÜK ÖDÜL SAHİBİ, W.G. Bush'u bu özellikleri ile hatırlayalım.
   
  ÖLDÜR EMRİ VEREN Tanrısı ona "Barış yap" diyor mu?
Hiç; "senin ne işin var milletin bahçesinde, git kendi bahçene demiş mi?
Hiç; "adalet tüm insanlık içindir, tüm insanlarda benim kulumdur demiş mi?  Böyle bir sesleniş duymuş mu?

Eğer Barış öldürmek değildir diye bir ses duymamışsa, onların kulak verdikleri ATALARININDA gönüllerine içirilmiş olan BUZAĞNIN sesidir.
Onların "bizle konuştu" dedikleri göğüslerinde besledikleri BUZAĞILARDIR.
E
lleriyle erişemiyecek yükseklikte olan göğüslerindeki KİBİRLERİDİR.
Besledikleri iç-güdüleri haline gelmiş ÖLDÜR dürtüleridir.
B
ir dediklerini iki etmedikleri ve en çok sevdikleri "soy kurut" emirini sürekli tekraralayan KÖTÜ DÜRTÜLERİDİR.
Öldürmekten onları alıkoymayan  içlerindeki vesveseleridir. Kanla temizlenen içsel arınma ve içsel beslenme istekleridir.  
   
 
   
 
   
  FARKLI BİRKAÇ ÖRNEK DAHA GÖRMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ BAĞLANTILARA UĞRAYABİLİRSİNİZ.
   
  "NASA ile 25. SANAL MİSYONERLİK" KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "NASA HARİTALARI 25.KARE MİSYONERLİĞİ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  "HARİTALARLA 25. SANAL MİSYONERLİK" KONUSUNUN İŞLENDİĞİ"HARİTALAR ile 25.KARE MİSYONERLİĞİ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  "GOOGLE ile 25. SANAL MİSYONERLİK" KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "GOOGLE 25.KARE MİSYONERLİĞİ " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  HORUS / RA Tapıcıları, BİZANS Hortlatıcıları ve İSTANBUL 2010 LOGOSU ile 25.KARE çalışmaları "ENERJİMİZ SENDEN İSTANBUL" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
     
  KİN kapısının BİZANS'a açılabilmesine ENGEL teşkil eden T.C BAYRAĞINI, TAHRİF ederek tatmin olanların örneklendiği "BAYRAK" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
     
  BİLİNÇ ALTLARINA GÜVERCİNLE atılan, İSA SİLÜETLERİ. 25. KARE ÇALIŞMASI KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "DİYALOĞUN KUŞU" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  DÜNYA'nın MUHTELİF YERLERİNE YAPILAN ve UZAY HEYKELLERİ'nin İNCELENDİĞİ "KUTSAYAN UZAY HEYKELLERİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
 

Dünya'da kan döken kimler? onlar,
Dünya'da Terörist yetiştirenler kimler? onlar,
Dünya'da silah sanayini elinde tutan kimler? onlar,
Dünya'da siyasette egemenlik sürenler kimler? onlar,
Dünya'da barış oluşmasından rahatsız olanlar kimler? onlar,
Dünya'da fuhuş, alkol, kumar sektörlerini ellerinde tutanlar kimler? onlar,
Dünya'da ticareti ellerinde tutanlar kimler? onlar,
Dünya'da sermayeyi ellerinde tutanlar kimler? onlar,
Dünya'da her tarafa inançları ile yayılmış olanlar kimler? onlar,
Dünya'da her yerini işgal edilmedik yer bırakmayan kimler? onlar,
Dünya'da her yerini işgal ettikleri yerde ırkları yok edenler kimler? onlar,
Dünya'da herhangi bir zenginlik ortaya çıktığında el koyanlar kimler? onlar,
Dünya'da misyonerlik teşkilatı kurarak sapkın tanrı inancını yayan kimler? onlar,
Dünya'da iç karışıklık çıkarmaları için örgütler kurulmasına hamilik edenler kimler? onlar,
Dünya'da Ülkelerinde ayaklanma, iç karışıklık çıkartanları bağılarına basanlar kimler? onlar,
Dünya'da kafalarına göre sınırlar saptayan, cetvelle sınırlar çizip Ülkeler oluşturanlar kimler? onlar,
Dünya'da bir ulusu senaryolarınca (gog/mogog) yok etmek adına, duvarlar arasında yaşatanlar kimler? onlar,

O halde, kurtulmak istedikleri bunlarsa, YAPTIKLARINDAN VAZ GEÇSİNLER SORUNLARDA KÖKÜNDEN ÇÖZÜMLENİVERSİN.
ORTADA GARİP BİR DURUM YOK MU? Yukarıda sayılanların hepsini, yapanlar kendileri olduğu halde, hala "kurtulacağız" diyorlarsa; O halde kurtulmak istedikleri ne?

Toprak ve zafer Vaadlerini yapan kim? / Toprakları vaad eden kim?
Toprak vaad edilenler kim? / Vaad edilen topraklar kimin?

Kurtarıcı vaad eden kim? İsrail Tanrısı ve "ALLAH'a şirk koşarak " isnat edilen Yahve / Oğlu Tanrı
Kurtarıcı vaad edilenler kim? İsrail müstakil tanrısının halkı
Kurtarıcı gelecek olanlar kim? Dünyayı kendilerinden kurtarılmaya muhtaç hale getirenler
Kurtarıcı kimlerin ordusunun başında olacak? Dünyayı işgal etmiş ve Dünya insanlarını köleleştirmek isteyenlerin yani KILIÇ ordusunun başında olacak

Tüm bunlardan sonra; "Savaşı, mücadeleyi kazanacak olanlar yani galip gelecekler kimler olur?" diye bir soru sorulacak olsa, Tüm insanlık (Tanrı var, vardır diyen herkez) Elbetteki İLAHİ emirlere sadık kalmış, Vahiyleri örtmemiş, TEVHİD inancına sımsıkı sarılmış, vb.. durumda olanlar yani; İLAHİ anlamda da, evrensel değerlerle de İYİ TARAFTA olanlar" diye cevap verecektir.

   
  DÜNYA KÖLELİĞİ için KÖYLEŞTİRME ve E.AHİT'ten YAHUDİLİK MANİFESTOSUNUN anlatımı olan "YUSUF& HAMAN & AÇLIK" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
 

SEN, BEN, O ayrımı yapmadan, Bizden, Sizden, Onlardan sınıflamasına başvurmadan, VİCDANLARLA, İNSANI İNSAN yapan değerlerle bu yapılanlar cevaplanmak istense, yukarıda sayılan maddeleri gerçekleştirmiş olanlar hiç kendilerini DESTEKLENİYORUZ MERTEBELERİNDE gezdirebilirler miydi? Hareketlerini yapacak destek bulupta hala KAN DÖKME hesapları yapabilirler miydi?

Dünyada yapmış olduklarının,"Herhangi bir TANRI" kavramı içinde bir yeri olabilir mi? "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" böyle bir şeye razı gelir mi?

Yine, Bizden, Sizden, Onlardan ayrımcılığı yapmadan, Ülkeler bazında düşünmeden, haklı haksız tartişmalarına girmeden, Din ayrımı gözetmeden, DÜNYADA Kİ TÜM İNSANLARI gruplar halinde yada teker teker bir ortama alma olanağı olsa ve yukarıda yapılanlar Ahlaki midir, Vicdani midir, İnsani midir? diye sorma imkanı da olsa, hiç firesiz herkez, sayılan maddelerin, Gayri Ahlaki, Gayri Vicdani, Gayri İnsani bulacaktır.

Tek Tanrılı, çok Tanrılı, bizim Tanrı, Oğul Tanrı ayrımı yapmadan, yukarıdaki maddelerin "DİNİ" onay alıp alamayacağını, insanlara teker teker sorma olanağı olsa, hiç firesiz herkez, sayılan maddelerin, "DİNİ" onay almasının imkansız olduğunu söyleyecektir.

O HALDE YUKARIDAKİ MADDELERİ UYGULAYANLAR KİM?
O HALDE YUKARIDAKİ MADDELERİ TANRI EMRİ DİYE GERÇEKLEŞTİRMİŞ OLANLAR KİM?
O HALDE YUKARIDAKİ MADDELERİ EMREDEN HANGİ TANRI?
O HALDE YUKARIDAKİ MADDELERİ EMREDEN HANGİ KİTAP?

ORTADA GARİP BİR DURUM YOK MU? Yukarıda sayılan maddeleri,
(Hayalen başka Dünyalar var kabul ederek) başka Dünya'lar da gerçekleşti, bu konuda değerlendirmeniz nedir diye sorulduğunda, herkez fikirbirliği içinde, onaylanması mümkün olmayan eylemler olarak nitelendirecektir.

Oysa aynı olaylar, kendisinin ait olduğu, ülke tarafından, kendi din temsilcileri tarafından uygulandığında ve uygulamanın artıları eksileri değerlendirmeye alındığında olaylara yaklaşım birden bire değişmekte ve yukarıda sayılan maddelerin hemen hepsine onay verici tavırlar ortaya koyulmaktadır. Taraflarından biri olunmaktadır.

Artılar, Eksiler, Kazançlar, Elde edilecek İmkanlar, EGO TATMİNLERİ,..vb.. işin içine girdi mi gözler kapanıyor, VİCDANLARA kurulan hayallerle sus payı veriliyor ve NALINCI KESERİ çalışmaya başlıyor. Şu andaki Vicdanlarını rahatlattıkları, KURTARICI TANRIDAN, MÜSLÜMANLAR TERÖRİST, TANRI EMRİ AMALEKLERİ yok edin,..vb..

Esasında yukarıdaki maddelere haklılık veren içimizdeki, esiri olduğumuz BEN" dir. "BEN" bir tarafa bırakıldığında normal olan davranışlar, "BEN" ortaya çıkaran devreye girdiğinde altüst oluvermektedir. O HALDE HERKEZ KÖTÜYE ALET OLMAMAK İÇİN, İÇİNDEKİ İYİYE OYNAMASI GEREKMİYOR MU?

     
  İYİ - KÖTÜ TARAF HANGİSİ? BANA GÖRE İYİ ama ONLARA GÖRE KÖTÜ TARAF neden BEN oluyorum? "İYİ & KÖTÜ KİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  BOKSUZ yaşayamayan, çevresini BOKLUK olsun isteyen BOK böceklerinin MESLEKLERİNİ işleyen "BOK BÖCEĞİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
   
  Mayasını çaldıkları yoğurdun tutması için, çalışmalarını SİMETRİK olmaktan çıkarıp, A-SİMETRİK boyuta taşımış olanların elbette yüzlerinin arkasında gizledikleri kendilerine uygun birtakım hesapları vardır. A-SİMETRİK mücadele edenlerin her adımları, her sözleri, her yeminleri YALANDIR. Yoksa ne diye A-SİMETRİK çalışmalar yapsınlar.

A-SİMETRİK saldırı, adı üzerinde. Simetrisi gözükmeyen, bütünü görülemeyen, tamamı algılanamayan, etki edenin ne olduğu net olarak anlaşılamayan, bilince alınan parçanın ne olduğu konusunda BEYNİN DEPOLARINDA (alt-üst vs) uygun bir şablon bulunamayan bu nedenle çözümlenemediği için arşivlenemeyen, ortalık yerlerde kalarak düşünce mekanizmasının yollarını tıkayan..vb.. garibetlerin, ucubelerin devreye sokulmasıdır.

KİTAPLARININ, İnançlarının, Atam dediki sözlerinin, KURTARICI sözlerinin, vaadlerinin fikirlerinin, düşüncelerinin doğruluğuna güvenenler, amaçlarını açıkca ortaya koyarlar. KURTARICI MESİH GELECEĞİNE İNANANLAR bilinç altlarını şartlandırmaya yönelik çalışmalara, düşünceleri kilitleyecek sembollere, insanları ZOMBİ yapacak yollara TANRI İNANÇLARI gereği baş vuramazlar. Tanrı'nın yapmayacağı şeyi KUL NASIL BİRTAKIM yollarla halledebileceğini düşünür.

Herşeye EGEMEN olan OĞUL TANRI gelecek diye ortalığı yıkıyorlar ama "geleceğim dedi" dedikleri, SÖZDE herşeye egemen OĞUL TANRININ, kimin adamı olacağının PAZAR kavgasını da yapıyorlar. "Benimki OĞUL TANRI olsun, hayır seninki değil benimki OĞUL TANRI olsun" kavgasına girişenlerin, TANRI İNANCI olsa olsa edinecekleri güç ve saltanat anlamında olabilir. Bu düşünceye kendilerini adapte etmiş olanların / A-SİMETRİK mücadeleye, yaldızlamalar ile, tablolar ile, semboller ile, sözler ile, kitaplar ile, atamalar ile..vb dalmış olanların DURACAKLARI bir noktada olamaz. ROMA imparatoru olma pahasına ROMA'yı da yakarlar.

Zihniyet ATALARIDA, aynı mantıkla gelen tüm vahiylerin üzerini örtüp, kendi yalanlarını YALDIZLAYARAK sunmamışlar mıydı? ZİHNİYETLERİNİN Manifestolarını zihniyet torunlarına bırakmak için bile, ilahi DEĞER İFADE EDEN OLAYLARI, İSİMLERİ KULLANARAK amaçlarına ulaşmamışlardı. Haman'ı Yusuf, Samiri'yi Harun yapmaları gibi, Esterde katlim yapmayı anlatmaları gibi, Daniel'de görünmez el adı altında nasıl Turva atı olunur gibi, Musa sünnet olayında değiştirilen Tanrı gibi, İSA'larının, Hz. İSA olmadığını vurgulamak için olmaması gereken, olmaması KUTSALLIK olan insan BABA SOYU uydurulması gibi,

Vatikan'ın 25 yıllık çalışma sonucu yayınladığı "The New American Bible" incelemesinde, kitaplarının ve inançlarının kaynağının nasıl çok tanrılı olduğunu, ikincil gücün nasıl birinci erg haline getirildiğini açık açık yazması ÇOK TANRI inancına sahip olduklarının ilanı değil mi? Bazı kitaplarının kimler tarafından yazıldığının bilinmediğini ÖVÜNÇLE İLAN etmesi ama SAHİPSİZ kitapların hiç birini MEN ETMEYE ve düzeltmeye çalışmaması, İLAHİ BAĞIMIZIN KALMADIĞINI duyuruyoruz demekten başka anlam taşıyor mu?
   
  VATİKANA GÖRE; E&Y AHİT'ler de ki, TANRI İŞARETLERİ ve KİTAPLARDAKİ TUTARSIZLIKLARIN işlendiği "DÜALİST DİNLER" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  GÖNÜLLERE İÇİRİLEN BUZAĞI, PUT'culuğu TEŞVİK EDEN TANRI MANİFESTOSU ve PUT'cu "HARUN & SAMİRİNİN BUZAĞISI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  İSRAİL TANRI'sını HARACA KESEN, FİDYE&RÜŞVET ALMADAN MISIR'daki İSRAİL'lileri, YAHVE'ye VERMEYEN "ÇÖLLÜ AZAZEL" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  DANİEL, BELŞAZAR KEHANETİ YAZININ CÖZÜMÜ ve BABİL'İN O GECE DÜŞMESİNİN İŞLENDİĞİ "DANİEL TRUVA ATI MI?" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Her biri, FİRAVUN benzeri Tanrılığa soyunmuş olmuyorlar mı? ÖLÜMLÜ ama TANRI. Öbür Dünya dediği boyutta SONSUZ HAYAT için dirileceğini, gücüne nihayet olmayan, güç yetirilemeyen SALTANATINA kavuşacağını ve yanında götürdüğü hazinesi ile zenginliğinin devam edeceğini sanan, ŞEYTANLA İTTİFAK kurmuş ÖLÜMLÜ TANRI FİRAVUN. Bu sözler kitaplarında yer verdikleri vaadlerle örtüşmüyor mu? Bal ve Süt akan nehirlerin olduğu yere SECDE ETMEDEN gireceklerini sanmaları, onlara bu vaadleri kendi kendilerine vermelerine neden olmadı mı?

M.Ö. 2780-2380 yıllarında saltanat süren Eski İmparatorluğun ilk yıllarında Kralın resmi protokol ismi, beş ayrı UNVANDAN oluşmaya başlamış. Bu unvanlar (Mısır uygarlığı uzmanları tarafından kartuş diye adlandırılan bu motif), yatay bir çubuk üstünde bulunan bir çeşit halkanın üstüne yazılıyormuş. Oval biçimde olan bu gösterim biçimi "Güneşin çevrelediği "herşeyi", bir başka deyişle evreni simgelemekteymiş. Yani bu gösterime göre; evrenin sahibinin vekili ve yer yüzü temsilcisi FİRAVUN oluyormuş.

Amon-Ra Aşağı yukarı her dönemde Tanrı görünümünde (Tanrıyı sakalsız ve ASA'sız düşünemeyen RA'hiplere göre Firavunlarıda aynı tipte olmalıydı. Bu nedenle Firavunlarında TANRI olmaları münasebetiyle, Tanrılar gibi bir tacı, sakalı ve asası var olarak figürlerde yerini almış) canlandırılan Firavun adı metinlerde "RA'nın oğlu" olarak, yani Mısır'ın İLK HÜKÜMDARI olan TANRI HORUS'un yeryüzü ve saltanat MİRASCISI olarak geçerlermiş.

XVIII. sülaleden sonra Firavunlar doğrudan doğruya TANRILAR KRALI AMON-RA'dan geldiklerini ilan etmişler. (M.Ö. 1580 - 1314 - Yahudilerin Mısırdan çıktıklarını ilan ettikleri tarih. Horus'a bağlılıklarını sürdürdüklerini ilan ettikleri tarih. FİRAVUN'ların Tanrılıklarının mirascılığından ayrıldıkları yani kendilerini TANRI soyundan ilan edip SEÇKİNLİKLERİNİ kesin çizgilerleortaya koydukları Tarih. Oysa Yusuf'ları / Haman'ları Horus'a bağlı olduklarını ilan eden, onun temsilcileri olan FİRAVUNLAR için bütün MISIR halkını köleleştirmekten kaçınmamıştı. Yusuf / Haman gerçekten başka bir ilah adına hareket ediyor olsalardı, BAĞLI OLDUKLARI ilahları KISKANIP huysuzluk ederdi. Senin zihniyet soyunu çoğaltacağım demezdi. Başka TANRININ temsilcisi FİRAVUNA hizmet etmesine ona çalışmasına müsaade eder miydi? Elbette etmezdi. Çünkü ilk Firavunlarda, Yahudilerin ve Hıristiyanların Yusuf'ları / Haman'ları da aynı Tanrıya, Kain'den türetilmiş yada ona monte edilmiş HORUS'a -Horus adı altında bir varlığı Tanrı edinmişlerdi- Tapıyorlardı. Firavunlar direk Tanrıdan geldiklerini yani başka Tanrı kökleri oluşturduklarını ilan etmeye başladıklarında, Yahudilerde o tarihi kendilerine Mısırdan çıkış tarihi olarak ilan etmişler olduğu anlaşılıyor. Bu bağlılıklarınıda, İSRAİL'in TANRISI sizi MISIR'ı FİDYE vererek kurtardı diyede ilan ettiler.) Hatta kraliçe Haçepsut tahta çıkışını (M.Ö. 1505) yasal kılmak için, Deyr-ül-Bahri'de ki tapınağın bir duvarına, annesinin TANRI AMON-RA'yla cinsel ilişkisini canlandıran bir resim bile yaptırmış.

Şeytanın, "aman ha façan bozulmasın kalıbını koru, ben sana yeni beden veremem, eğer bedenini bozarsan dirilemezsin" dedikten sonra VAADLERDE bulunanın sözüne bakıpta, BEYNİNİ ve diğer organlarını yerine, içini mumlu bezlerle dolduranın "BEN TANRININ TEMSİLCİSİYİM" demesinin ne önemi olur. Kitaplarında insanları kandırmak için öldükten sonra bu Dünya üzerinde, Dünyanın bütün krallarının Servetlerini getireceği bir şehirde yaşayacaksınız" sözlerinden bir farkı var mı?

Esinleme .....21:26 ULUSLARIN servet ve zenginlikleri ORAYA TAŞINACAK

Hatta KUZU'nun yaşam defterinde yazılı olanlar girecek derken bile KİTAPLARININ çok salladığını bilen OĞUL TANRI yetiştiricileri bu nedenle KUZU'yu AYAKLARININ rasında gezinen KÖPECİK olarak resmetmiş olabilir?

Esinleme......21:27 Oraya murdar hiçbir şey, iğrenç ve aldatıcı işler yapan hiç kimse asla girmeyecek; yalnız adları KUZU'nun YAŞAM KİTABINDA yazılı olanlar girecektir.
Hıristiyanları kandırdıkları HAVUÇLARDAN biri olan KUDÜSTEKİ yaşamla ilgili vaadlere bakılırsa, İSA inanlısı olan, KUZU'nun DEFTERİNDE yer alan, OĞUL TANRIYI TANRININ kendisi olarak gören herkez bu şehirde yaşayacak deniliyor.

Hangi Oğul Tanrı'ya inanan, hangi KUZU'nun tuttuğu defterde yer alanlar, hangi İSA'ya inanlar, hangi mezhebe ait yaşam defterinde (Katoliklere göre Protestanlar, Ortodokslara göre Katolikler karşılıklı Aforozlaşmış ve kayıtlarını onlara karşı kapatarak, birbirlerini KAFİR, dinden çıkmış, SAPKIN olarak damgalamışlar) yeralanlar kurtulacak tartışmasını bir yana bıraksanız bile, yine kendi kitaplarına göre (Vahiy) orada HIRISTİYANLARA yer yok.

Oğul Tanrılarının Yuhanna'ya gösterdiği gelecekle ilgili görüntülerde sadece Yahudiler var. Özel ezgiyi öğrenecek olanlarda sadece 144.000 Yahudi. Bu nasıl Hıristiyanların Oğul Tanrısı oluyorda KURTARICI HAYALLERİ kuruluyor.

Hadi Hayal bu diyelim. Kuran kurar ama ortada bu kezde yine somut olarak ortaya koyulmuş bir alan sorunu var. Şehrin büyüklüğü HERŞEYE EGEMEN TANRILARI tarafından ya iyi hesap edilememiş yada HIRISTİYANLAR GÖZ ARDI edilmiş, Hiç hesaba katılmamış. Belkide, İSRAİL'in TANRISI "Ölümü fidye vererek yok edeceğim" derken, FİDYE olarak kast ettikleri Hıristiyanlardı.

Yahvenin ÇAĞIRMA ismini (Rab) taşıyan (Vatikan öyle diyor) ve ona BABAMIN EVİ diyerek tapınaklarında TAPAN, OĞUL TANRIDA BABASININ izinden gidiyor olabilir. Yuhanna'ya, Pavlus ve arkadaşlarına hiç HIRİSTİYAN ismini anmamış olması bu ihtimali kuvvetlendiriyor.
   
  PATRİK ve diğer din önderlerini pervasız yapan, bu sallamalar olsa gerek.Kitabı yazanların haline bakınca, yazılanların anlamlarını görünce, "neden bende her harfi tanrıdan" diye işaret edilenlerden olmayayım" diye, TANRICILIK OYUNUNA girmiş olmalı. Ciddi kitap olsaydı en azından pervasız olmaz, hesap soracak diye öne sürülen OĞUL TANRI'nın bu vasfına birazcık olsun inanırdı.

Ölüm sonrası Dünya servetlerinin akacağı şehrin tüm alanı; HERŞEYE EGEMEN oldu denilen, KURTARMAYA gelecek denilen, KUZU olarak bilinen, Beyaz atıyla beklenen OĞUL TANRI tarafından yanlış hesaplanmış olmalı. Şehrin yüz ölçümü 4.480.000 km2.

Esinleme / Vahiy.....17:14 Kuzu'ya karşı savaşacaklar, ama Kuzu onları yenecektir. Çünkü Kuzu, RABLERİN RABBİ, KRALLARIN KRALI 'dır. ....
Esinleme / Vahiy.....19:16 Kaftanı ve kalçası üzerinde şu ad yazılıydı: `KRALLARIN KRALI VE RABLERİN RABBİ'

KRALLARIN Kralı olarak tasvir edildiğinde; BİR ÇOK KRALIN içinde en üst olan, tüm diğer Kralların KRALI olan bir şahsiyet algılanıyorsa, RABLERİN Rabbi tanımından da BİR ÇOK (işaret edilen) RAB içinde en üst olan, tüm diğer edinilen Rab'lerinde RAB'bı olan bir şahsiyet algılanır.

Yahudilerin ve Hıristiyanların TEMELİNİ OLUŞTURAN Eski Ahit kitabında da ÇOK TANRILI sistemi İNANÇLARININ olmazsa olmazı olarak sunuyor. Hıristiyanlarında her harfi Tanrıdan diye kabul ettikleri Eski Ahit kitabında,  TANRININ OĞULLARI kabulleri Tanrısal katın GEREĞİ olarak ifade edilmiş.

Aşağıdakine benzer ifadelerle, çok TANRI İNANCINA (TANRI ADINA) kitabında ruhsat veriyor. Yani; her  harfi kendisinden olan kitabında (edindikleri) Tanrıları "ORTAKLARIM var. Önemli olan sadece bana tapmanız dolaysıyla beni  KISKANDIRMAMANIZDIR" diyor. Kıskandığına göre BAŞKA TANRILARIN olduğunu da İFADELERİ içinde söylemiş oluyor. Tek olan ve Tek olduğunu bilen kıskanır mı? İnsani duygulara bürünüp, YARATILMIŞ olmanın zaaflarıyla "KISKANIRIM" der miydi? Gülme işlevine sahip olanın AĞLAMA modu da vardır. Gülen ve Ağlayan Tanrı

Mezburlar/Zebur...2:4 Göklerde OTURAN RAB GÜLÜYOR, Onlarla EĞLENİYOR.
Mezburlar/Zebur...2:5 Sonra ÖFKEYLE uyarıyor onları, Gazabıyla dehşete düşürüyor

Gülen, eğlenen, sinirlenen, pişman olan (Yaptığının sonuçlarını kestiremeyen yani;gayba hakim olamayan dolaysıyla hiç birşeye hükümran olamayan), unutan EDİNİLMİŞ TANRI unvanlı; putlardan bahsediyor olsaydı  yasaklardı. Kıskandığına göre, KISKANDIĞI halde güç yetirip yok edemediğine göre, kendisiyle eşdeğerde gördüğü bir takım varlıklardan bahsediyor demek ki.    

2 Tarihler............2:5 "Yapacağım TAPINAK BÜYÜK olacak. Çünkü TANRIMIZ BÜTÜN TANRILARDAN BÜYÜKTÜR
Mısırdan Çıkış....15:11 Var mı SENİN gibisi İLAHLAR ARASINDA, ya RAB? Senin gibi kutsallıkta görkemli, heybetiyle övgüye değer, Harikalar yaratan VAR MI?
Mısırdan Çı........34:14 BAŞKA İLAHLARA tapmayacaksınız. Çünkü BEN KISKANÇ bir RAB, KISKANÇ bir Tanrı'yım.

Tanrı olarak edindiklerinin OĞULLARI olduğu gibi, hep birlikte ŞEYTANLA toplantılar yapıyorlar. Mutlaka Toplantı sonrası kokteyler düzenleyip eğlencelerde yapıyorlardır.
Mezburlar/Zebur...2:4 GÖKLERDE OTURAN RAB GÜLÜYOR, Onlarla EĞLENİYOR.

Bu tanılamaları yapan ifadeler çerçevesi içinde; Tanrı olarak işaret ettikleri ne olabilir? Eğlenen Tanrı, elbette OĞULLARINDAN  birine bile ilgi gösterilmesini kıskanır. 

Genesis............6:2 that the SONS OF GOD saw the daughters of men that they were fair; and they took them wives, whomsoever they chose. / TANRININ OĞULLARI, insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler.......
Job...................1:6 Now it fell upon a day, that the SONS OF GOD came to present themselves before the LORD, and SATAN came also among them. / Bir gün TANRININ OĞULLARI RABbin HUZURUNA ÇIKMAK için geldiklerinde, ŞEYTAN da ONLARLA GELDİ.

Tanrı olarak edindiklerinin bu toplantıları sadece OĞULLARI ve ŞEYTANLA yapmakla yetinmeyip, BAŞKA TANRILARLADA TOPLANTILAR yaptığı yine "her harfi Tanrıdan" dedikleri kitaplarında TANRI anlatımıyla yer alıyor.

Zebur……82:1 TANRI YERİNİ ALDI TANRISAL KURULDA, Yargısını açıklıyor İLAHLARIN ORTASINDA:
Zebur……82:2 ‹‹Ne zamana dek haksız karar verecek, Kötüleri kayıracaksınız? --iSela
Zebur……82:3 Zayıfın, öksüzün davasını savunun, Mazlumun, yoksulun hakkını arayın.
Zebur……82:4 Zayıfı, düşkünü kurtarın, Onları kötülerin elinden özgür kılın.››
Zebur……82:5 Bilmiyor, anlamıyorlar, Karanlıkta dolaşıyorlar. Yeryüzünün temelleri sarsılıyor.
Zebur……82:6 ‹‹ ‹SİZ İLAHLARSINIZ› diyorum, ‹YÜCELER YÜCESİNİN OĞULLARISINIZ HEPİNİZ
Zebur……82:7 Yine de İNSANLAR GİBİ ÖLECEKSİNİZ, Sıradan bir önder gibi düşeceksiniz!››

Cinlerle irtibatta olan İnsanları Tanrısallaştırdıklarına göre, CİN'leride Tanrısallaştırmış olmaları işin ilk etabı değil miydi?. Zaten Taptıklarıda onların arasından seçip İttifak kurdukları değil mi? Çok Tanrı inancıda, GÖKSEL EGEMENLİK savaşlarıda, "Yeryüzünde olan olayların hepsi Göklerde de oluyor" demeleride, CİNLERİN bir kısmını iyi-kötü Melek, bir kısmını aziz-evliya, bir kısmını ulular, bir kısmını iyi-kötü Ruhlar, bir kısmınıda TANRI ilan etmelerinden kaynaklanmıyor mu?

Aynı anda 400 peygamber varsa ve söyledikleri tatmin etmeyip 401. aranıyorsa, herbiri ayrı telden çaldığı anlaşılan  o insanların "RAB" dedikleri ne olabilir? Bu nedenle, Tanrıları "kulum" dediklerini TANRI olmayan CİNLERE karşı uyarıyor ve "ben dururken, tanıdığınız burdayken TANIMADIĞINIZ İLAHLARA atalarınız gibi gitmeyin" diyor. Yıllarca savaş alanlarında çadırdan çadıra onlarla birlikte koşmuş olan, İlk fırsatta, ağaçlar altında TANIMADIKLARI İLAHLARLA aldatılmasını nasıl hazmeder, kızmakta ve  kıskanmakta haklı değil mi?

Yasa Kitabı....32:17 TANRI OLMAYAN CİNLERE, TANIMADIKLARI İLAHLARA, Atalarınızın korkmadıkları, Son zamanlarda ortaya çıkan Yeni ilahlara kurban kestiler.

Çok TANRI KABULLERİNİ RESMEN, DİN SİSTEMLERİNİN GEREĞİ OLARAK; KİTAPLARI OĞUL TANRI ve ona atfedilen EKİBİ (Baba Tanrı, Kutsal Ruh, Özel Melekleri, Kutsal Metin Yazarları, Kilise Babaları, Din önderleri, Papa'ları, Patrik'leri, Pispakosları, Kitapları, Konsilleri, Konseyleri, Araştırmacıları..vb..gibi) tarafından İLAN EDİLDİĞİNİ gösterir.

Kutsal kitaplarında Rablerin Rabbi olana yer verilen çok Tanrılı savaş ruhsatlarını alanlar, elbette kendilerine göre stratejiler benimseyecektir. Kendilerini 1000 yıl önce Aforoz etmiş olanlar, hangi yetkiyle bu Aforozu kaldıracaklar. Elbette KENDİLERİNE ATFETTİKLERİ TANRISAL YETKİLERE dayanarak yani koydukları gibi kaldıracaklar. Bu durumda keyfiyet ölçülerinde çalışan mekanizmaların olduğu sistemde KİM kendisini KARŞI tarafın İNSAFINA teslim eder. Kimse doğruyu aramadığına göre, ortada TANRI adına karar verenler KİMLERDEN oluyor. Tek ilahın olmadığını yazan kitaplardan ruhsat alanlar, elbette TIRMANMAKTA sınır tanımazlar. (yükseklik en ve boyla nasıl eşit olur. 2200km yüksekliğindeki duvarlar?)

Esinleme / Vahiy.....21:16 Kent, kare biçiminde olup uzunluğu enine eşitti. Melek kenti kamışla ölçtü, her bir yanı ON İKİ BİN OK ATIMI geldi. Uzunluğu, eni ve YÜKSEKLİĞİ (?) birbirine eşitti.

Melek kentin duvarlarını ölçer. Kentin boyutları her tarafa 12.000 ok atımı imiş yani ¨2.200 km imiş. (bir ok atımı 187,5 mt*12.000ok atımı=2.200.000 mt) Ortada baba bir şehir var gibi gelebilir ama sadece şu andaki Hıristiyan sayısını düşünürseniz bu ölçü, konserve kutusu gib  kalıyor

Dünya nufüsunun nerdeyse yarısı hemen hemen 3 milyar. Ölenleri gelecek olanları ile kaç on milyar sayıya ulaşacaklardır kimbilir? Birde bunları görmemezliğe gelip, 3. bin yılı Müslümanlığı YOK ETMEYE adamalarını da hesaba katarsanız, insanlar ancak o büyüklükteki KUTSAL ŞEHİRLERİNDE ceset torbasında ve gökleri delecek biçimde üst üste yığılmış bir şekilde durabilirler. (Belki o nedenle duvarların yüksekliğine 2.200 km yazmışlardır)

Bunlara ilaveten, herşeyi bilen OĞUL Tanrılarının verdiği rakkamlardan hareketle, Argemeddon savaşında dökülecek kan miktarından, savaş günü 11-12 TİRİLYON. Dünya nüfusunun 1/3'ü insanın öleceğini de göz önüne alırsanız KİTAPLARININ NE KADAR SALLAMA OLDUKLARI daha iyi anlaşılır. Çünkü insanların, üçte-biri toplu yok edilmiş ve geri kalan üçte-ikilik kısımdan, ORAKCILARA bir çırpıda öldürtülen insan sayısı kan hesabına göre 11 Trilyondu. Bu Tanrısal veriye bakarsanız ARGEMEDDON yani SON GÜNKÜ Dünya nüfusu 20-30 Trilyon civarında olmalı.

Bunların ne kadarının adı yaşam defterinde idi ne kadarı mühürlendi, ne kadarı hedar oldu bilinmez.O zamana kadar normal ölümle Dünyayı terkedenler yani ölüler diyarının ve ölümün geri vereceklerini de hesap ederseniz bu sayı 50 Trilyonu bulur gibi. Bu nufusun binde biri (1/1000) İsa İnanlısı olarak kalmış kabul etsek; bu durumda Hıristiyan nufusu 50 milyar olur. Yüzde biri Hıristiyan olarak kaldı gerisi sapkın oldu diye bile düşünülse KUDÜS'e gidecekleri sayısı 500 milyar olur.(4.840.000 km2..km2'ye).Bugünkü Dünya nüfusunun 70-80 katı bir sonsuz yaşamı hakeden kitle ortaya çıkar.

Esinleme / Vahiy...14/20 Kentin dışında sıkılan cendereden KAN aktı. KAN, bin altı yüz ok atımı çapındaki bir alanda atların gemlerine dek yükseldi.

Öldürme o boyutlarda hayal ediliyor ki, Kanın yayıldığı alan 1600 ok atımı (~300 km... 1 ok atımı 187,5 mt) çapındaki alanda atların gemlerine kadar yükseliyor (gem yuksekliği pazular üzeri, omuz hizası desek yani 150 cm olarak alsak, hadi atın başı yere eğikti diyerek 1 mt olarak alsak; akan kanın hacmi ~ (300.000mt/2)x(300.000mt/2)x3,14x1=70.650.000.000 m3 (yetmiş milyar). İnsan vücudunda 6 lt kan var dersek (80ckg. ağırlığındaki insanın vücudunda, ~6 litre kan varmış. Kan vücut ağırlığının ortalama % 8 ini oluştururmuş.) ve hepside cenderelerde çıktığını kabul edersek öldürülen insan sayısının 11,7 trilyon olması gerekiyor. Gözlerini kan bürümüş olanlar kanla beslenmek isteyenler desteksiz hiç hesap etmeden atmışlar.

Sonuç olarak ortaya çıkan bu tablo. Dünya nufusunun yaklaşık 1500 katı. Avcılar kulübündeki uyarı yazısı gibi; "atmak serbest, müdahele etmek yasak". Hadi onlar avcı, "atmadan anlatımın keyfi çıkmaz" diyorlar ve abartıyorlar. Maksat hoş sohbet, gırgır olsun. Karşısındaki de durumu biliyor ve sıranın kendine geleceği günü iple çekiyor. Atmada da elbette bir rayiçleri var, belli kıstaslar belirlemişle sınırı geçilende, öksürükle, civciv sesiyle uyarılıyor. "Vurduğum tilkinin kuyruğu 1 metre vardı" dediği zaman, o da biliyor, karşısındakilerde biliyor abartıldığını ve kuyruk ölçüsünün olabilirliğini. Üzerlerine fazla gidildiğinde de en fazla "Vurduğumuz Tilki'de heptende kuyruksuz değildi" diyor.

Ama hiç kimse "bana vahiy" geldi diyerek insanları saptırma pahasına, hemde hiç bilmediği konular da ahkam kesip, ilahi unvanlar almaya çalışmıyor. Kitaplar yazıp "TANRININ OĞLU var" demiyor. "İSA TANRIDIR" demiyor.
  .
 
   
  HER HARFİ TANRIDAN diyerek dayattıkları KİTAPLARINA düşen MÜREKKEP parçasının yerini bilenler bu ve benzeri çıkarımlarla ellerinde TANRIDAN birşey olmadığını, her harfi Tanrıdan denilirken işaret edilenlerib ZİHNİYET ATALARI olduğunu bilenler elbette TANRICILIK OYNAMA işinde merhaleler kat ederler. Dinleyenleri ve takip edenleri olduğu sürecede yeni yeni açılımlarıyla inandıkları TANRILIKLARINI sergilerler.

Onlar sergilerler de, sergiyi seyredenler sergilenenleri görenler hemen kurtulma hayalleri kurar modda onlara destek veripte hiç birşeyi sorgulamaz.

Kitaplarında yazılmış olan her şeyi kapak isimlerine bakarak sorgusuz sualsiz neden kabul ediyorlar?
Din adamlarının kuşları güldürecek izahlarını "bunlar Tanrıdan olamaz" sorgulaması yapmadan kayıtsız şartsız neden kabul ediliyor?
Onlar için Tanrının neler diyebileceğini, düşünmenin bir kıymeti kalmadı mı?
Tanrı seviyesini, Tanrı algısını bu derece sıradanlaştırdılar mı?
"Tanrı bu durumda ne der" düşüncelerine dalmadan, Din adamları SAÇMALASADA hemen "olur" onayı mı veriyorlar?

Hoşlarına gitmeyecek cevaplar alma ihtimalleri onları bu tür gişimlerden alıkoyuyorsa durum daha vahim ya! Soru sormamak gerçekleri değiştirmiyor ki. Gerçekleri hemen öğrenme yerine, sonsuz yolculuğa çıkıldığında gerçeklerle karşılaşmayı tercih etmiş oluyorsunuz. Aradaki tek fark bu. Dönüş imkanını olan bir ortam yerine, dönüş imkanı olmayan bir ortamı öğrenmek mekanı olarak kullanmış oluyorsunuz.

Firavunlarda Kibirleri yüzünden sorgulamadılar. Tanrı olmak tekrar dirilip saltanat sürme fikri herşeyi yaldızlamıştı zaten. Yaldızı kazımanın ne anlamı vardı.Herşey pırıl-pırıl ve ortadaydı. Tüm RA'hipler, RA adına öyle söylüyordu. Neden yalan söylesinler ki. Onlar bilmeyecekte kim bilecekti. Tanrılılarla konuşan onlardı. Tanrının sakallı ve ASA'lı olduğunuda söyleyenlerde onlar değil miydi? Üstelik TANRI ilan edilende kendisiydi....

Hiç bir zaman Tanrı olamadı zavallılar, mezarlarını bile koruyamadılar.."Ben bir küçük cezveyim, elden ele gezmeyim " nağmeleri ile müzeler arası geziyorlar...
Ama ona tanrı payesini verenler, sürekli onun Tanrılığını anlattılar, onun adına tapınaklar yaptılar,
Tanrı atadıklarına, inanan grupları oluşturdular.İstedikleri gibi kurallar koydular, ritüeller geliştirdiler, seronomiler düzenlediler.
Tanrı atalarının eseri olabilirdi ama onlarda azımsanmıyacak, katkıda bulunmuşlardı.Her kuşağın yaptığı gibi

Din önderlerinin gittikleri yoldan dönmelerine imkan yok. Çünkü onlar gögüslerinde erişemeyecekleri bir kibrin, gönüllerinde ataları tarafından içirilmiş ve besledikleri BUZAĞI'nın esiri durumundalar. Onların tek yapabilecekleri şey şu anda yaptıklarından ibaret. Onlar İttifaklarından tıpkı ZİHNİYET ATALARI gibi geri adım atamazlar. Ahit'leştiklerinden yüz çeviremezler. O güce ve o yüreğe sahip değiller. Saltanatlarını bırakıp sıradan insan rolüne nasıl bürünebilirler. Bu sıradanlaşmaya ne BENLİKLERİ nede BENLİPİNİ TEMSİL ettikleri İZİN verir. Sonuçlarına katlanamazlar.
   
  "Evreni yarattım" diyen Tanrı'nın, "ilk insanı yarattım" dediği tarihten 5 bin yıl önce, Urfa Göbeklitepe'de (ve daha bir çok yerde. Hatta imparatorluklar var) şehir hayatı yaşayan insanların olduğunu, TANRININ BİLMEMİŞ olmasını KABUL ETTİRMEYEN TANRI KAVRAMI / İNANCI artık beyinlerde de mi kalmadı?

Din önderlerinin, Tanrıcılığı oynayanların, İlahi olan herşeyin üzerini yaldızlayanların, hala devam eden KİTABI KORUMA çalışmaları nedeniyle ürettikleri SAÇMALIKLARA inanıpta, bu kadarcık şeyleride sorgulayamayacak hale mi getirildi BEYİN HÜCRELERİNİZ?

Bilinçlerinize bu kadar hükmeder mi oldular? Düşüncelerinize bu kadar hükümranlar mı? Parmak seslerine (şıklatmak) alıştırdılarda, her denileni sorgusuz sualsiz DOGMA kıvamında kabul eder mi oldunuz?

Aynada inançlarınızı görme imkanınız olsa inanç sisteminizin, Tanrı adına atalarınızın katlettiği, "ilkeller" tanımlılardan çok daha beter olduğunu görürsünüz. Belgesellerde gördüğünüz, totemlere Tapanlarla sizin ne farkınız var?.
Onlarda, doğduklarında ellerine tutuşturulana TANRI diyorlar, sizde.
Onlarda sanılara, halüsilasyonlara, Tanrı sözü demiş, sizde
Onlarda Atalarından arta kalanları sorgusuz süalsiz DİN ADI ALTINDA kurtuluşlarının reçetesi kabul etmiş, sizde.
Düşünen varlık İNSAN, düşünmeden yoksun bir hal sergiliyorsa durum vahim bir durum sergiliyor demektir.
Zihinleriniz feth edip esir mi aldılar?
Uzay filmlerindeki gibi sizleri VARLIKLARLA kontrol eder hale mi geldiler?
Hiçmi bir şeyi sorgulama "YETİNİZ" yok?
Sizler düşünmeyen İNSANLAR sınıfını mı temsil ediyorsunuz?
   
  Dünya'da ki, bilim, sanat, kültür, araştırma, keşfetme, icad etme..vb.. eylemlerin sahibi olurken çalıştırdığınız düşünce mekanizmalarınızı, neden konu DİN olunca, saçmalasa da kullanmıyorsunuz. Kutsal damgalı sunulan herşey için, ön kabullü davranışlar sergiliyorsunuz? Cübbe giymiş, Sakal bırakmış, İkonları donanmış, İsminin başına unvanlar eklemiş, Din mesleğinde makam almış..vb.. her zat-ı muhteremlerin sözlerini "EN DOĞRU" kabul edip, ÖLÜM SONRASI hayatınızı tehlikeye atıyorsunuz.

KEŞİFLERDE, İCADLARDA, SANATTA, FELSEFEDE, MATEMATİKTE, ASTRONOMİDE,BİLİMİN HER DALINDA..vb.. gibi sergilediğiniz, DÜŞÜNCE CANBAZLIKLARI nerede? Düşüncenin bilimsel temellerini atan, onları sınıflandıran, düşünceye PARA veren ve düşünceden PARA kazanan beyinleriniz nerede? Din söz konusu olduğunda BEYİNLER çalışmaz mı oluyor? Din denildiğinde DÜŞÜNCE mekanizmalarınız devre dışı mı kalıyor. Din söz konusu olduğunda sadece DOGMALARIN olaması zihinleriniz rahatlatıyor mu?

Beyninizde basınçlar mı oluşuyor?
İmani konular kunuşurken Ruhunuza darallar mı geliyor?
Derin düşünmeye başladığınızda gırtlağınız / boğazınız sıkılıyor mu?
Beyinlerinizde doluluk mu hissediyorsunuz?
Algılayabilmek için duyularınızı mı zorluyorsunuz?
Göğüsleriniz de baskılar mı ortaya çıkıyor?
Gönülleriniz mi daralıyor?
Miğdenize kramplar mı giriyor?
Elleriniz, parmaklarınız, vücudunuz geriliyor mu?
Yürekcikleriniz mi bıçaklanıyor?
Eğer bu ve buna benzer esintiler sizin diğer konularda yaptığınız araştırma ve sorgulamanıza mani oluyorsa, siz ZİHNİNİZİN KONTROLÜNÜ elden teslim etmişsiniz demektir.
Eğer bu ve buna benzer esintiler sizin yapmakta olduğunuz (peryodik olan, meslek gereği) çok kafa çalıştırma gereken işlerde dahi olsa rahatsız etmiyorda, ÜLKE, SİYASİ, DİNİ konularda yaptığınız araştırma ve sorgulamanıza mani oluyorsa, siz ZİHNİNİZİN KONTROLÜNÜZÜ elden teslim etmişsiniz demektir.

İbraniler.........8:10 `O GÜNLERDEN sonra' diyor RAB, `İSRAİL HALKIYLA yapacağım ANTLAŞMA şudur: YASALARIMI onların ZİHİNLERİNE işleyeceğim, YÜREKLERİNE yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım , ONLAR DA BENİM HALKIM olacaklar.

Yeremya.......31:33 Ama o günlerden sonra İSRAİL HALKIYLA yapacağım ANTLAŞMA şudur diyor RAB, YASAMI İÇLERİNE yerleştirecek, YÜREKLERİNE yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım, onlar da BENİM HALKIM olacaklar.

Göğüslerinizde beslettikleri varlıklara teslim edilmişsiniz demektir.
Gönüllerinize içirilmiş olan Buzağılarca teslim alınmışsınız demektir.
Düşünce mekanizmanızı, garibetlerine, "eçüşlerine ve bücüşlerine" park alanı olarak tahsis etmişsiniz demektir.
Bilinçlerinizi anlamadığınız anlama imkanınızın olmadığı, sayısız eşleşmeyen emirlerle doldurmuşsunuz demektir.
Muhakeme yeteniğinizi besleyen bilgi dağarcığınızı düzensiz, aranılanın bulunmadığı dağınık depo gibi başkalarının verilerine açmışsınız demektir.
Eğer bu ve bu gibi sorunlarınız varsa; A-SİMETRİK SAVAŞIN FETHEDİLENİSİNİZ demektir
   
  FİRAVUN ve TAKİPCİLERİ içinde durum pek farklı değildi. Onlarda Hıristiyanlar gibi, arkasını araştırmadan, düşünmeden kabul ettiği bir söz üzerine diriltileceklerini hayal etmeye başlamışlardı.

Beyni İnanç konusunda bir işe yarsaydı yani entrika, komplo, yalan türetme, yaldızlama, çamur atma dışında bir işlev yüklenmiş olsaydı, BEYNİNİ çıkarttırır mıydı?
Tanrı olarak gözükende, "BEYNİNİ ve organlarını çıkart ama Vücudunun kalıbını bozmadan gel" diyebilir miydi?
Beyninin hücerelerini çalıştırana bu ritüelleri, dirilmenin ön şartı olarak dayatabilir miydi?
Dayatan varsa, bu şartları öne sürenin, Beyin anlamında her hangi bir zerreye sahip olduğu düşünülebilir miydi?
O dayatmayı yapanın ardına düşenin İÇGÜDÜLERİNDEN başka bir mekanizmasının olduğu söylenebilir miydi?

"Vücud veremem" diyenin yaşamsal organlarını vereceğini SANARAK, sahip olduğu VÜCUDUNUN TEKRAR DOLDURACAĞINI dolaysıyla sonsuz hayat ve gücüne nihayet olmayan saltanat süreceğine inananın, akıl sağlığından şüphe etmemek mümkün mü?

Parasız ve Altınsız gelme ben onları sana yemin edemem diyenin, seni güç yetirilemez saltanat sahibi yapacağım" sözüne güvenenlerin, hayal denizinde yüzdükleri belli değil mi?

Beden yapmaktan aciz olduğunu "mumyalanda gel / bedenini koruda gel" sözleriyle belirten VAADCİNİN, "sonsuz hayat vereceğim" (herkez 2. surla sonsuz hayat başlayacak. kimi yeşil vadilerde kimi harareti yüksek ortamlarda sonsuz yaşamını sürecek) sözüne İNANIP,  ardı sıra giden  FİRAVUN'un MÜZELERDEKİ hali "İBRET OLSUN" diye ortada değil mi? Akibet belli olduğu halde  VAADCİNİN peşine takılıyor olmak, "bana birşey olmaz" SANISINA esir olup Volkan denizine atlamakla eş değer değil mi?

Hayallerindeki şartlarla tekrar dirileceğine (2. Sur üflemesiyle herkez dirilecek. ama onların hayallerinde dirilme herşeye egemen olarak bedenlenme. Hesap gününden kurtulmuş olarak Yaşama mükafatlandırılmış olarak devam etme) inanarak;
Tanrı ilan ettiklerinin peşine düşen,
Zihniyetlerini Tanrısallaştıran,
Hayallerini Vahiyleştiren,
Yol haritalarını, hedeflerini kutsallaştırıp kitaplar haline getiren
Göğüslerinde beslediklerinin İkonlarını sembolleri haline getiren,
Kongrelerinin çevresini onun sembolleriyle düzenleyen,
Paralarına onun sembollerini basan,
Onun GÖREN GÖZÜ olanların tedaviye ihtiyaçları yok mu?
   
 
   
  DOLARDAKİ, HORUS, PİRAMİT, ADALET TERAZİSİ, ANAHTAR ve "BİZ TANRIYA İNANIRIZ" sözünün işlendiği "PARADAKİ TANRI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  FİRAVUNUN TANRILIĞINA özenenlerin, bugünlerini yatay geçiş yapabilecekleri SONSUZ hayat ve bu hayatı verecek olarak işaret ettikleri KURTARICILARINI yetiştirenlerin, TANRILIK tezlerinden ve yaydıkları inançlarından ne hayır çıkabilir?

Tanrı atalarının eseri olabilirdi ama onlarda azımsanmıyacak, katkıda bulunmuşlardı. Her kuşağın yaptığı gibi
Getirisi olmalıydı, makamları olmalıydı.. Üstadlarından aldıkları 'ilim' dedikleri ile, üstadlarının verdiği 'el' ile...
Göstermelik saygı davranışları ile, ruhbanlığı icat ettiler. Atama Tanrı dininin kuralları gereğince..
Gönüllerde büyütülen buzağıya kulak ver, kurallarını koy, sonra istediğini yap özgürce, hesapsızca, bunu Tanrı istedi der olayı bağlarsın.
   
  MISIR'ın DİN SİSTEMİ İÇİNDE YER ALAN, İHTİYACA GÖRE GÖREV VERİLEN TANRILARIN LİSTELENDİĞİ "MISIR TANRILARI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Tanrı kavramının seviyesini TANRIYI oynayarak Tanrıdan geldi diyerek bıraktıkları kitaplarda; basitleştirip, sıradanlaştırıp, korkulması gerekmeyen konumda sergilemek için ATALARININ izini takip eden, yani ATALARININ çizdiği seviyesizlikte ısrar edip, kitapları TANRIDAN diye inanalılarına dayatanlar, aslında TANRI ADINA kararlar vermiş ve TANRICILIK OYUNUNA soyunmuş olmuyorlar mı?

Kitaplarındaki seviyesizliği korumak için tezler, teoriler üretenler, örtücü yalanlar, parlatıcı yaldızlar kullanarak TANRI KAVRAYIŞLARINDA Kİ, saygısızlıkların sürdürmesine ön ayak olanlar TANRI TANIMAZLIK yapmış olmuyorlar mı?
   
  ESKİ ve YENİ AHİT'te PEYGAMBERLERE BAKIŞ AÇILARINI ve ONLARA YAKIŞTIRILAN ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  ESKİ ve YENİ AHİT'TE ÇELİŞKİ ÖRNEKLERİNİN; RESİMLERLE DETAYLANDIRILMIŞ OLDUĞU "AHİT ve ÇELİŞKİLER" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  "KUR'AN'I KERİM'İ" YOK SAYARAK VERİLEN CENNETLİKLER FETVASINA NAİL OLAN "BUGÜNKÜ CENNETLİKLER" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Bu kadar saçmalığın içinde elbette dine yön verenler böyle bir şahsiyetin GÖKLERDEN değil, yetiştirme kampından dışarıya salınıverineceğini biliyorlar. Hatta her biri kendi kampını bildiği gibi, aralarında ana kampını ilan edip göklere bakarak bekleyenleri de var.

Özellikle 51. BÖLGE ETRAFINDA toplaşır bir hal sergiliyorlar. Gizemli bölgeden, gizemli bir biçimde ortaya sürülecek KURTARICI beklentilerine BEYİNLERİ ALIŞKIN hale getirmek için yapılmış İNANÇ çakmalı İKLİM haritası. Üzerinde bulunan şahsiyetlerin kimliklerini ortay koymakta işin uzmanlarına kalmış.
   
 
   
  Tüm bu saçmalıkları bilerek inatla üzerlerini örtenlerde elbette boş buldukları Tanrılık makamına kendi adaylarını oturtup, inanalılarını kandırdırarak beklenti içine soktukları, kurtarıcı hikayesinin SANAL kahramanını da KÖPECİK olarak ayaklar altındaki yerine oturtuverirler. Aslına uygununu hiç bir kabul etmeyi bırakın düşüncesine bile tahammül edemezler.

İLAHİ KATTAN GELMESİ MUHTEMEL BİRŞEYE MÜDAHELE EDEBİLECEĞİNİ (çabuklaştırma, değiştirme, adamını koyma gibi) DÜŞÜNENLERİN, ZATEN TANRILIK İDDİASI var demektir. Aksi düşünce içinde olsalar, bile bile sapkınlıkları saçmalıkları inanalılarına dayatmaz, onların kurtuluşları için kendilerinin de kaynaklarından pek emin olmadıkları kitaplara uymalarını men eder, o tür kitapları İNANANÇ SİSTEMLERİ içinde derhal çıkartırlardı.

Öyle; "kaynakları belli değil" diye ÖVÜNÇ İLANLARI yapıp, KENDİLERİNİ KUTSAL KİTAP TAYİN EDİCİ konumda, yani TANRI KONUMUNDA görmezlerdi. Yalan ve kaynağı belli olmayan yazılar külliyatını, bile bile KUTSAL KİTAP diye dayatmanın başka açıklaması olabilir mi?
   
 
   
  Tanrıdan gelmediğini kendilerinin itiraf ettiği yazıları TANRIDAN diye ortaya sürdüklerinde, TANRI KONUMUNDA anılan kimler oluyor. Her harfi Tanrıdan dedikleri kitaplarının kimler tarafından yazıldığını dahi bilmeyenler, "HER HARFİ TANRIDAN" derlerken kastetdikler ADRESLER kendi YUVALANDIKLARI yerler olmuyor mu? TANRI olarak kutsal metin yazarlarını ve kendilerini göstermiş olmuyorlar mı? TANRI ADINA, TANRIYA RAĞMEN, TANRI KAVRAMININ içini boşaltan, sapkınlığa davet eden yazılara "evet bu TANRIDAN" demenin, "BEN TANRIYIM" demeden bir farkı var mı? TANRI adına kara veren, onun indirdiklerini görmemezliğe gelenler, kendilerini TANRI KIVAMINDA görenlerdir.
   
 
   
  Gökten es kaza böyle bir şey geleceğine milyonda bir ihtimal verseler, yaptıkları vahiy yok etmeleri, Pagan inançları sahiplenmelerini, yalan türetmelerini yapabilirler mi? Zerre kadar gökten gelecek birşeye ihtimal verseler, hemen yaptıkları sapkınlıkları bırakır, VAHİYLERİN ÜZERLERİNİ AÇMAYA kitaplarındaki saçmalıkları gidermeye çalışırlardı


Huylu huyundan vazgeçmez ATANACAK OLAN OĞUL TANRI zaten ÖZGÜN bir şahsiyet olacak. OĞUL TANRI gibi eski Ahit'e bağlı değil, YENİ AHİT'e bağlı biri olacak. Yani PAVLUS ve ARKADAŞLARININ kaleme aldıkları kitaplara ama PATRONLARININ İZİN VERDİĞİ ÖLÇÜDE uyacak ve kendisine isnat edilmiş birkaç soyuda, PAVLUS ve ARKADAŞLARININ BUYURDUĞU gibi kendi soyu olarak kabul edecek.

Doğum yılı ve hikayesi olarakta ne Matta'nın nede Luka'nın yazdıklarını tam olarak kabul edemeyecek. "Ne şiş yansın ne kebap" türünden bir kabülü İNANÇLARININ ANASI olarak ortaya sürerek kabul ettirmiş DİN PATRONLARININ tezleri doğrultusunda, OTOBİYOGRAFİSİNİ "İŞTE HAYATIM (mış)" vurgulamasıyla "KRAL GİYİNİK" diyenlerine sunacak.

Örneğin doğumunu anlattığı sahnenin hikayesi, büyük ihtimalle şöyle başlayacak..
M.Ö. 6 (minumum) yılında doğduğduktan sonra sekiz günlükken yani M.S 6 (minumum) yılında sünnet oldum. Ben doğduğumda Kral Hirodes iktidarda olmasına rağmen, doğmuma rastlayan ilk nüfus sayımını yapacak olan Vali Roma'lı Kirinus'un atanmasına daha ON İKİ yıl vardı.
M.S.6'da Doğduğum gün nüfüs sayımı yapılıyor AMA ben doğduğumda Kral olan ve beni ailemle birlikte yok etmek için M.Ö 4-? yılında ben 2 yaşımda iken peşime düşen Hirodes öleli de, TAM ON İKİ YIL olmuştu...vs...vs..diye devam eden bir hikayesi olacaktır.

örtücülerin nezaketen kendilerini seçenlerin uygun gördüğü ARİTMETİK ORTALAMA doğum yılını ve hikayesini kabul edecek.
2 Petrus ........2:22 Şu gerçek özdeyiş onların durumunu anlatıyor: «Köpek kendi kusmuğuna döner», «domuz da yıkandıktan sonra çamurda yuvarlanmaya döner.»
   
 
   
  BU TÜR YAKIŞTIRMALARI YAPANLAR hatta belgesi olsun, tanıklar olsun diye RESMEDENLER, aşağıdaki kendi KİTAPLARINA ait MADDELERİ YOK olarak KABUL ETMİŞ olmalılar. Kutsal kitaplarının ifadelerine katılmadıklarını, göğüslerinde içirilen BUZAĞILARIN seslerine kulak verdiklerini söylüyor olmalılar.

Filipililer..........3:7 Ama bana kazanç olan her şeyi Mesih uğruna zarar saydım.
Filipililer..........3:8-9 Dahası var, kendisi uğruna her şeyi yitirdiğim Rabbim İsa Mesih'i tanımanın üstün değeri yanında her şeyi zarar sayıyorum, süprüntü sayıyorum. Öyle ki, Mesih'i kazanayım ve Kutsal Yasa'ya dayanan kendime özgü bir doğruluğa değil, Mesih'e iman etmekle kazanılan, iman sonucu Tanrı'dan gelen doğruluğa sahip olarak Mesih'le birleşmiş olayım.
Filipililer..........3:10-11 Ölümünde O'na benzeyerek O'nu tanımak, dirilişinin gücünü ve acılarına ortak olmanın ne demek olduğunu bilmek ve böylece ne yapıp yapıp ölümden dirilişe erişmek istiyorum.
Filipililer..........3:12 Bunlara şimdiden kavuşmuş ya da şimdiden yetkinliğe erişmiş olduğumu söylemiyorum. Ama Mesih'in beni kazanmakla benim için öngördüğü ödülü kazanmak için koşuyorum.
Filipililer..........3:13-14 Kardeşler, ben kendimi henüz bunu kazanmış saymıyorum. Ancak şunu yapıyorum: geride kalan her şeyi unutup ileride olanlara uzanarak, Tanrı'nın Mesih İsa aracılığıyla yaptığı göksel çağrıda öngörülen ödülü kazanmak için hedefe doğru koşuyorum.

2 Petrus ........2:20 Rab ve Kurtarıcı İsa Mesih'i tanımakla dünyanın çirkefliklerinden kurtulduktan sonra tekrar aynı işlere karışıp yenilirlerse, son halleri, ilk hallerinden beter olur.
2 Petrus ........2:21 Çünkü doğruluk yolunu bilip de kendilerine emanet edilmiş olan kutsal buyruktan geri dönmektense, bu yolu hiç bilmemiş olmak onlar için daha iyi olurdu.
2 Petrus ........2:22 Şu gerçek özdeyiş onların durumunu anlatıyor: «Köpek kendi kusmuğuna döner», «domuz da yıkandıktan sonra çamurda yuvarlanmaya döner.»

   
  KENDİ KUTSALLARINI hiçe sayan, KUTSALLARI ile dalga geçen, hatta alay eden, KUTSAL OLARAK ATADIKLARINI, sadece hedeflerine ulaşmak için HAVUÇ OLARAK kullananların, Hz. MUHAMMED'e, Müslümanlığa, KUR'AN'a, NEDEN SAYGI GÖSTERMEDİKLERİ ortada değil mi?
   
 
   
  Hery Potter karelerini aratmayan tabloda, "bizde KUZU değil sizlerinkine eş değer KUZULAR ordusu var" demek için mi, sadık KÖPECİĞİN hemen yanına KUZULARDAN oluşmuş sürüyü oturtmuşlar?
Kitaplarda yazan, tanımlanan KURTARICI ile kim uğraşır, o ATANAN sembolik bir unvanlı olacak. Aslında herkesin KUZU'su KUCAĞINDA tuttuğu mu, olacak denmek isteniyor?
Meeleşen, oynaşanlar aday adayları mı?
Bizim elimizde sizlerin elinde olandan çok mu var deniliyor?
Kuzuların sayısı birden çok ama benim kucağımdaki, bizim (own) olandır mı, vurgusu yapılıyor?
   
 
   
  Levililer......19:31 Cincilere, RUH çağıranlara yönelmeyin. Onlara danışmayın, kirlenirsiniz. Tanrınız RAB benim.
Levililer......20:6 Kim cincilere, RUH çağıranlara danışır, bana ihanet ederse, ona öfkeyle bakacak, halkımın arasından atacağım.
Levililer......20:27 <<Cincilik yapan ve RUH çağıran ister erkek olsun, ister kadın olsun kesinlikle öldürülecektir. Onları taşlayacaksınız. Ölümlerinden kendileri sorumludur.>>
   
 
   
  Tablo ile anlatılmak istenenin ne olduğunu,
Gönüllerde yatanın neler olduğunu,
Planlanan olayın büyüklüğünü,
Bilinç altı işaretlemelerinin nasıl yapıldığını,
Her harfi Tanrıdan dedikleri kitaplarındaki İsrailoğullarına VAAD olan topraklara inanmadıklarını,
Tanrı sözüne rağmen vaad topraklarını üzerlerine geçirmeye çalıştıklarını,
Dolaysıyla, "Her harfi kendinden kutsal kitaplarını" vermiş olan TANRI sözü VAADİN, Tanrı yetiştiriciliğine soyunanın istekleri karşısında bir değer ifade etmediğini,
Kendilerinin saydıkları imtiyaz bölgelerinin nereleri olduğunu,
Kucaktakinin Krallar Kralı nasıl olabileceğini,
Ve bunları gerçekleştirmek için neler yapılabileceğini,
ANLAMAK İÇİN, PEÇELİ FİGÜRÜN  GOOGLE EARTH HARİTALARI ÜZERİNE İŞLENMİŞ OLDUĞUNU  GÖRMEK YETERLİ OLSA GEREK.
 
FİDYE OLARAK VERİLMİŞ MISIR'IN ÜZERİNDE PEÇELENMİŞ YÜZÜN VAR OLMASI, HAYALLERİNİN BÜYÜKLÜĞÜN GÖSTERMESİ AÇISINDAN YETERLİ OLSA GEREK.  Peçelenmiş yüzün bir benzerinin Afganistan üzerine de işlenmiş olmasıyla, hayallerin sınırlarını çizmiş oluyor. Ortodoks Rusya, Ortodoks Yunanistan, Ortodoks Orta Asya, Ortodoks Anadolu, Ortodoks Hatay Suriye bağlantılı Mısır ve çevresi. Bütün bir Ortodoks kütle hayali.

Sınırlandırdıkları Toprakların büyük bir kısmı VAAD toprakları olduğuna göre, Bölgeye göz koyanlar Esav soyundan (Amalek üreticisi) sayıldığına göre, Bölgede sadece İsrailoğullarına / Mısırdan gelenlere (Musa ve yanındakilere gösterilerek) VAAD edildiğine göre, "Ahitler yapan Tanrının" üzerine and içtiği sözü olduğuna göre, bu topraklara yönelik hayaller kurmak ellerindeki kitapları "verdi" dedikleri  TANRIYI hiçe saymaktır. Oysa Yahudiler, Tanrı sözü ortak kabullerinde olan ESKİ AHİT'e göre, bunun ancak Yahudilerin Patronajlığında, Siyon merkezli, ASLAN ve KUZU barışı sağlandığında olabileceğini söylüyorlar ve olmazsa olmazları arasına katmış bulunuyorlar.

Yitshak ve Oğulları……………...http://www.sevivon.com/index.php?mid=838

Büyük Tanah yorumcularından Raşi, peygamber Ovadıa'dan alıntı yaparak onların YENİDEN BİRLEŞECEKLERİNİ açıklar, günlerin sonunda. Yaakov MANEVİ gücü temsil ederek Esav'a büyük FİZİKSEL güce diyor ki: “ Ben sana izin veriyorum, önden git ve İNSANLIK TARİHİNE FİZİKSEL olarak HAKİM OL. Fakat günlerin sonunda, ASLAN KUZUYLA birlikte yaşadığında, biz bir araya geliriz. O zaman YAHUDİLER EN ÜSTTE OLACAK.”

( Asıl adı Rabbi Shlomo Yitzchaki veya Rabbi Shlomo Yarchi olan RASHİ 1040-1105 yılları arasında yaşamış)
(Not: Yaakov /Yakup ve Esav İbrahim oğlu, İshak'ın oğulları. Yakup İsrailoğullarının atası. Abisi Esav ise, soyundan İsmail oğullarıyla evlenerek Amalek üretenlerin ve bölge insanlarının atası. Yani Yakupoğulları'ndan Mısır'a giden 70 kişi dışındakilerden TÜREMİŞ olan, Tüm İBRAHİMOĞULLARI da dahil herkez. Hatta Firavun hizmetkarı, Haman gizli kimlikli Yusufoğulları dışında kalan herkez.)
   
  az TEKAMÜLE erebilmeleri için yok olması gereken MÜSLÜMANLIK.. Yahudilere çalışan  Diyalogcular  "ASLAN KUZU BARIŞI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Tablo ile anlatılmak istenenin ne olduğunu,
Gönüllerde yatanın neler olduğunu,
Planlanan olayın büyüklüğünü,
Bilinç altı işaretlemelerinin nasıl yapıldığını,
Her harfi Tanrıdan dedikleri kitaplarındaki İsrailoğullarına VAAD olan topraklara inanmadıklarını,
Tanrı sözüne rağmen vaad topraklarını üzerlerine geçirmeye çalıştıklarını,
Dolaysıyla, "Her harfi kendinden kutsal kitaplarını" vermiş olan TANRI sözü VAADİN, Tanrı yetiştiriciliğine soyunanın istekleri karşısında bir değer ifade etmediğini,
Kendilerinin saydıkları imtiyaz bölgelerinin nereleri olduğunu,
Kucaktakinin Krallar Kralı nasıl olabileceğini,
Ve bunları gerçekleştirmek için neler yapılabileceğini,
ANLAMAK İÇİN, PEÇELİ FİGÜRÜN  GOOGLE EARTH HARİTALARI ÜZERİNE İŞLENMİŞ OLDUĞUNU  GÖRMEK YETERLİ OLSA GEREK.
   
  GÖREME AVANOS
   
  FİDYE OLARAK VERİLMİŞ MISIR'IN ÜZERİNDE PEÇELENMİŞ YÜZÜN VAR OLMASI, HAYALLERİNİN BÜYÜKLÜĞÜN GÖSTERMESİ AÇISINDAN YETERLİ OLSA GEREK.  Peçelenmiş yüzün bir benzerinin Afganistan üzerine de işlenmiş olmasıyla, hayallerin sınırlarını çizmiş oluyor. Ortodoks Rusya, Ortodoks Yunanistan, Ortodoks Orta Asya, Ortodoks Anadolu, Ortodoks Hatay Suriye bağlantılı Mısır ve çevresi. Bütün bir Ortodoks kütle hayali.

Sınırlandırdıkları Toprakların büyük bir kısmı VAAD toprakları olduğuna göre, Bölgeye göz koyanlar Esav soyundan (Amalek üreticisi) sayıldığına göre, Bölgede sadece İsrailoğullarına / Mısırdan gelenlere (Musa ve yanındakilere gösterilerek) VAAD edildiğine göre, "Ahitler yapan Tanrının" üzerine and içtiği sözü olduğuna göre, bu topraklara yönelik hayaller kurmak ellerindeki kitapları "verdi" dedikleri  TANRIYI hiçe saymaktır.

OĞUL TANRI İSA'da herşeyi İsrailoğullarına bağladığına göre, sadece onlara "benim halkım" dediğine göre;
"Onların hafızasında yer edeceğim" dediğine göre;
"YENİ AHİT'i de İSRAİLOĞULLARIYLA yapacağım" dediğine göre;
Yani ellerindeki Yeni Ahit kitaplar külliyesi sadece isim benzerliği taşıdığına (İlahi vahiyleri tanımlayan "İNCİL" ismini kullanmaları gibi) göre;
Sonsuz hayatı ve Kudüs'ü de Yahudilere adadığına göre;
Özel ezgisini sadece 144.000 Yahudiye öğrettiğine göre;
Oğul Tanrının Yahudi inançları doğrultusunda (Eski Ahit kitabına ve diğer kurallarada uyuyor) sünnet olduğuna göre;
Ellerindeki YENİ AHİT isimli kitabın aslında Oğul Tanrının yapacağım dediği SON AHİTİNİ içermediğini  bildiklerine göre; 
elbette o topraklara göz koymuş olan birinin kucağında OĞUL TANRI İSA olması beklenemezdi. Elbette Yeni Oğlu tanrı YETİŞTİRİCİSİ OLARAK Meryem düşünülemezdi/kabul edilemezdi.

İbraniler.........8:10 `O GÜNLERDEN sonra' diyor RAB, `İSRAİL HALKIYLA yapacağım ANTLAŞMA şudur: YASALARIMI onların ZİHİNLERİNE işleyeceğim, YÜREKLERİNE yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım , ONLAR DA BENİM HALKIM olacaklar.

Yeremya.......31:33 ‹‹Ama o günlerden sonra İSRAİL HALKIYLA yapacağım ANTLAŞMA şudur›› diyor RAB, ‹‹YASAMI İÇLERİNE yerleştirecek, YÜREKLERİNE yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım, onlar da BENİM HALKIM olacaklar.

Bu durum; İsrailoğullarıyla Ahitleştiği söylenen Ahit Tanrısı ile GÖKSEL EGEMENLİK alanında ciddi savaşlar olduğunu gösteriyor. 

Matta............11:12 Vaftizci YAHYA'nın ORTAYA ÇIKTIĞI GÜNDEN bu yana GÖKLERİN EGEMENLİĞİ ZORLANIYOR, ZORLU KİŞİLER ONU ELE GEÇİRMEYE ÇALIŞIYOR.

Yeryüzünde olan tüm olayların göklerde de gerçekleştiğini söyleyenler onlar
Esinleme.......12:9 Büyük ejderha, İblis ya da ŞEYTAN diye adlandırılan ve tüm dünyayı saptıran o ESKİ YILAN, MELEKLERİYLE birlikte YERYÜZÜNE atıldı.

Esinleme.......12:10 Bundan sonra gökte yüksek bir sesin şöyle dediğini duydum: «TANRIMIZIN KURTARIŞI, gücü, EGEMENLİĞİ ve MESİHinin yetkisi ŞİMDİ GERÇEKLEŞTİ. Çünkü kardeşlerimizin suçlayıcısı, onları TANRIMIZIN ÖNÜNDE gece gündüz SUÇLAYAN, AŞAĞI ATILDI.


Rav SİMON denilen, Rabi ŞİMON Bar Yohay'da (Rav Simon Bar Yochai - M.S.50 - 135) Kabala'nın mistik eseri Zohar'da şunu açıklamış: AMALEK'e karşı savaş özellikle zordu çünkü HEM GÖKLERDE, HEM DE AŞAĞIDA, yeryüzünde gerçekleşti.

Kabalanın MİMARI denilen Rav SİMON, Kabbala üstadı Rav Akiva’nın -M.S. 40 - 135- bir öğrencisiymiş. Rav Akiva ve havarileri Kabala öğretiminden dolayı ROMA'lılar tarafından öldürülünce,Rav SİMON ve beraberindeki dört kişi gelecek nesillere KABBALAYI öğretmesi için görevlendiriliyor. 13 yıllık mağara yaşamından sonra, Kabbala öğretisine göre insanların Dünyada ulaşabileceği en yüksek mertebe olan 125 seviyeye ulaşır. Kabbalanın kutsal kitabı olan ZOHAR / IŞIK kitabınıda bu arada yazan Rav SİMON Peygamber olarak kabul görüyormuş. Rav SİMON ZOHAR kitabını tamamladıktan sonra ortadan kaybolmuş.

KUTSAL KİTAPLARINA GÖRE; Yahya gelirken nasıl GÖKSEL EGEMENLİK tehilike atlattıysa, YENİ OĞUL TANRI ortaya çıkarılırken de GÖKLERİN büyük tehlikeler yaşayacağı ortada. Başka bir BÜYÜK CANAVARIN yeryüzüne atılmasıyla TAHTIN el değiştireceği BİR DÖNEMİ DAHA HIRİSTİYANLAR YAŞAYACAK (Kimbilir kaçıncı kez?) / YAŞADI (kimbilir kaç kez?) belkide YAŞIYORLAR.

OĞUL TANRI İSA'dan yaşça küçük ama GÖKSEL EGEMENLİK içinde büyük olan, habercisini önden gönderdiği söylenen ATAMA MESİH birileri tarafından "İŞTE BU ONUN YENİ BEDENLENMİŞ HALİ" diye ortaya sürülecektir. Bu yeni bedebli İSA ismi verilmiş ölümlü ortaya sürülmeden önce, onu kontrol etmek isteyenler arasında yerleri ve gökleri (Cin, Şeytan)  kapsayan müthiş büyüklülükte savaşlar yaşanıyordur / yaşanacaktır. Onların kitaplarında tehlikeler yaşadığını söyledikleri GÖKSEL EGEMENLİĞİN  boyutu; Cinlerde Tanrılar benimseyip, ŞEYTANLARLA İTTİFAKLAR kuranların entrika, büyü, hile, komplo içeren mücadelelerinden ibaret.

Matta..........11:10 'Bak, HABERCİMİ SENİN ÖNÜNDEN gönderiyorum; o önden gidip SENİN YOLUNU hazırlayacak' diye YAZILMIŞ OLAN SÖZLER ONUNLA İLGİLİDİR.. 
Matta..........11:11 Size doğrusunu söyleyeyim, KADINDAN DOĞANLAR arasında, Vaftizci Yahya'dan daha ÜSTÜN OLANI ORTAYA ÇIKMAMIŞTIR. Bununla birlikte, GÖKLERİN EGEMENLİĞİNDE en KÜÇÜK olan, ONDAN ÜSTÜNDÜR. 
 
KAZANIN DOĞURDUĞUNA İNANALAR KAZANIN ÖLDÜĞÜNE DE İNANMALILAR.

Elde etmeye çalıştıkları, planlamalar yapıp darbeler düzenlenledikleri boyut,  yaratılmış VARLIKLAR boyutu. Ölüm sonrası güç yetirilemez hayali saltanatlarına, VARLIKLARLA yapılacak İTTİFAKLARLA gitmeyi amaçlayanlar için, yerde üstün olmak kadar GÖKLERDEDE üstün olmak HAYATİ önem arzediyor.


İSA'nın "GELECEĞİM" dediği devirler, KUTSAL METİN yazarlarının ömürleriyle sınırlı olduğu HER HARFİ KUTSAL dedikleri kitaplarında defalarca tekrarlanıyor. Bu durumda öldükten ÜÇ gün sonra dirilen ve ortadan kaybolan İSA, verdiği sözü yerine getirmiş ve kutsal metin yazarlarının ömürleri içinde o kuşak ortadan kalkmadan gelmiş ve misyonunu tamamlayarak dönmüş olmalı
   
  İsa'nın geleceği  zamanı belirten, KUTSAL RUH KONTROLLÜ  TANRI SÖZLERİ ŞÖYLE.

Markos.........13:26 «O zaman İNSANOĞLU'nun bulutlar içinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler.
Markos.........13:30 Size DOĞRUSUNU SÖYLEYEYİM, bütün BUNLAR OLMADAN BU KUŞAK ORTADAN KALKMAYACAK.
Markos.........13:31 GÖK ve YER ortadan kalkacak, ama BENİM SÖZLERİM asla ORTADAN KALKMAYACAKTIR. 

Matta............24:30 «O zaman İNSANOĞLU'nun belirtisi gökte görünecek. .........
Matta............24:34 Size DOĞRUSUNU SÖYLEYEYİM, bütün BUNLAR OLMADAN BU KUŞAK ORTADAN KALKMAYACAK.
Matta............24:35 GÖK ve YER ortadan kalkacak, ama BENİM SÖZLERİM asla ORTADAN KALKMAYACAKTIR.

Luka .............21:27 O zaman İNSANOĞLU'nun bulut içinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler.
Luka .............21:32 Size DOĞRUSUNU SÖYLEYEYİM, bütün BUNLAR OLMADAN BU KUŞAK ORTADAN KALKMAYACAK.
Luka..............21:33 GÖK ve YER ortadan kalkacak, ama BENİM SÖZLERİM asla ORTADAN KALKMAYACAKTIR.
 
Kutsal metin yazarlarının  her biri, TANRI SÖZÜ kitaplarında TANRI SÖZÜ olarak, İSA MESİH'in KENDİ KUŞAKLARI içinde geleceğini TANRI adına TAAHHÜT EDİYOR.
Demek ki kitaplarını KUTSAL RUH denetiminde ESİNLEMELERLE özel MELEKLERİNE  yazdırmış olan MESİH, kutsal metin yazarları zamanında gelmiş.
ANRI SÖZÜ KİTAPLARI YALAN söylemiyor ya!.

Eğer YALAN YAZDIĞINI / yalan yazıldığını düşünüyorlarsa bu durumda; O KİTAPLARIN PEŞİNDE ne işleri var?
Yok eğer doğru söylediğine inanıyorlarsa, kendilerini KURTARACAĞINI sandıklarının çoktan gelip gittiğine de inanmak zorundalar.
 "MESİH GELECEK PROJESİ" ile ortaya sürülecek olanın, kitaplarında "GELECEĞİM" diyen olmadığını kabul etmek zorundalar.

Kutsal metin yazarlarının  her biri, sözlerinin güvenilirliğini, sağlamlığını, doğruluğunu ve DEĞİŞMEZLİĞİNİ  vurgulayabilmek için,  gök ve yer kıyaslaması yapmışlar.
"Gök ve yer kalkar ama benim sözlerim TANRI sözü olduğundan GEÇERLİLİĞİNİ korur" diyorlar.
Yani "İSA, BU KUŞAK ORTADAN KALKMADAN GELECEK DEDİYSEK GELECEKTİR" diyorlar.
"Gökleri ve yeri ortadan kaldıracak kadar güçlüde olsanız, BU SÖZLERİ GEÇERSİZ KILACAK bir EYLEMDE BULUNAMAZSINIZ" diyorlar.
"İSA'nın bizim ait olduğumuz KUŞAK İÇİNDE GELMESİNE ENGEL OLMAZSINIZ" diyorlar. ..vb..
   
 

Yuhanna'da hemde TANRI - OĞUL TANRI - ÖZEL MELEK - ESİNLEME - YUHANNA zinciri içinde gerçekleşen BABA TANRININDA onayladığı görüntülü görünümler eşliğinde edindiği bilgilere dayanarak bu gelişin yakın zamanda olacağını bildiriyor.

Yakın zaman; İnsanı, İsa'ları doğmadan "4000 sene önce yaratım" diyen için, Tufanı, İsa'ları doğmadan "2200 sene önce yaptım" diyen için, yakın zaman herhalde UCU AÇIK 2000 sene olamaz. 6.000 sene yaratılışa ve Dünya ömrüne süre biçen ve biçenler için 2.000 sene sonsuz gibi bir zaman dilimi olmalı.

Üstelik bu 2.000 sene, Oğul Tanrının 4.000. yıldaki doğumunun üstüne ilave gelen Dünya ömrünün son 1/3'lük dilimini bütünen ifade ediyorsa. Geçen süre sonsuz olmasa bile SONU tanımlayacak kadar uzun bir sürenin karşılığı olmalı.

4000 seneyi çok büyük (kavranamaz) gören Tanrı için, yakın  zaman  o ömürler içinde olmalı.
"Evrenin yaratılışı 6.000 yılda oldu" diyen için, yüzlerle ifade edilen yıllar / rakkamlar çok uzun olmalı.
Dünya'ya oluş yılı olarak M.Ö.3761 yılı tayin edip, Dünya'ya 6000 yıllık ömür biçenler için, kast edilen zaman yakın yıllarda ulaşabilecekleri bir tarih olmalı.
 
Ravi SİMON'ın yazdığı Zohar / Işık kitabında insan gelişiminin süresi, (Altın Çağcılarla Yahudilerin gün saydığı) 6.000 yılla sınırlı imiş. Bu tarih sonunda mükemmel insanlar (Kabala'ya göre otuz iki aşamalık bir süreci başarıyla yaşayan insanın erişebileceği Adem ayarında ki, Adam Kadmon) oluşacağı için Dünya yaşamıda 1.000 yıllık ALTIN ÇAĞ denen yenilenme / yapılanma dönemine girecekmiş. (Mükemmel insan / Taoizm’de Cheun-jen / Hint'te Purusha / Tasavvufta İnsan-ı Kamil)

Yaratılışın 6 gün / 6.000 yılda olması, 7. günde (1.000 yıl) TANRI'nın dinlenmiş olması gibi, insan yaşamında da 6 gün / 6.000 yıllık bir yaşamdan sonra, tekamül süresi tamamlanacak ve 7. gün boyunca, yani 1000 yıl sürecek ALTIN dönem başlayacakmış.

   
  az YARATILIŞIN 6.000 yılı tamamlandığında ALTIN ÇAĞA girilecek diye HAYAL KURDURANLARIN "BİTMİŞ 6.000 YILLARI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Tanrı'da 7. günde / 7.000 yılı itibari ile genel dinlenmeye (7.. gün = 1.000 yıl) çekileceğinden, "Mükemmel İnsan" konumuna ulaşan ölümsüzler, Altın Çağlarını barış ve zenginlik içinde KUDÜS'te yaşayacaklarmış. (Islah edilemeyenlerde elbet ıslah edilecekleri yerlere gönderilirmiş)

Yuhanna'da bu kanaatte olmalı ki, kitabında Petrus, İsa ve kendisi arasında geçen olayı naklederek olaya açıklık kazandırıyor. Hemde OĞUL TANRI İSA'nın bizzat ağzından duyduğu sözlere ve  yaşamış olduğu olaylara dayanarak neklediyor ve KENDİSİ ÖLMEDEN İSA'nın GELECEĞİNİ bildiriyor.

Esinleme....1:1 BU KİTAP İSA MESİH'in ESİNLEMESİDİR. TANRI, YAKIN ZAMANDA olması gereken olayları kullarına göstermesi için O'na bu esini verdi. O da gönderdiği kendi meleği aracılığıyla bunu kulu Yuhanna'ya iletti.

Yuhanna......21:21 PETRUS ONU görünce İsa'ya, «Rab, ya BU ne olacak?» diye SORDU
Yuhanna......21:22 İsa ONA, «Ben gelinceye dek ONUN YAŞAMASINI istiyorsam, bundan SANA ne?» dedi. «SEN ardımdan gel!»
Yuhanna......21:23 Bu yüzden kardeşler arasında o öğrencinin ölmeyeceğine dair bir söylenti çıktı. Ama İsa PETRUS'a, «O ölmeyecek» dememişti. Sadece, «Ben gelinceye dek ONUN YAŞAMASINI istiyorsam, bundan SANA ne?» demişti.
   
  Oğul Tanrıdan bizzat yetkili kılan, Hıristiyanlık Dininin mimarı PAVLUS'ta HİZMETLİSİ olduğu TANRISINA dayanarak söz konusu gelişin, KENDİ ÖMRÜ içinde olacağını bildiriyor. Oğul Tanrının BİZZAT GÖRÜNEREK hizmetlisi ilan ettiği, halka bildirimlerini duyurmak için seçtiği yetkilendirği PAVLUS'ta "BEN ÖLMEDEN GELECEK" diyor.

Elçilerin İşleri.....26:15 «Ben de, `Ey efendim, sen kimsin?' dedim.«`Ben senin zulmettiğin İSA'yım diye cevap verdi RAB.
Elçilerin İşleri.....26:16 `Haydi, ayağa kalk. SENİ HİZMETİMDE GÖREVLENDİRMEK için SANA GÖRÜNDÜM. Hem gördüklerine, hem de KENDİMLE İLGİLİ SANA GÖSTERECEKLERİME  tanıklık edeceksin.

Yazdıkları tartışmasız TANRI SÖZÜ kabul edilen PAVLUS "RAB" geldiğinde "BİZLER DİRİ  KALARAK onu KARŞILAYACAĞIZ" diyor. Hıristiyanlar açısından PAVLUS'ta YALAN SÖYLÜYORSA bu durumda yazdıkları tüm MÜJDELER gibi ölüm sonrası mutlu hayat VAADLERİDE yalan olur.

Gözlerinin önlerinde ölüp gidenlere cesaret vermek içinde BİZ YAŞAYANLAR elbette ölenlerin önüne geçmeyeceğiz diye saygılarını da aktarıyor. Yaşama veda etmişlerin önüne "BİZ YAŞANLAR OLARAK asla geçmiyeceğiz" diyor.

1 Selanikliler...... 4:15 RAB'bin SÖZÜNE DAYANARAK size şunu bildiriYORUZ: BİZ YAŞAMAKTA OLANLAR, RAB'bin GELİŞİNE KADAR DİRİ  KALACAK OLANLAR, gözlerini YAŞAMA KAPAMIŞ olanların ÖNÜNE ASLA  geçmeYECEĞİZ.
   
  Görüldüğü gibi, Pavlus'ta kendisinin ölmeden önce 2. GELİŞİN OLACAĞINI söylüyor. "Biz yaşamakta olanlar" diye başladığı sözlerini pekiştirmek için / iyice vurgulamak için " RAB'bin gelişine kadar diri kalacağız" diyor. "Ama ölmüş olanların da elbette HAKKINI ÇİĞNEMİYECEĞİZ" diyor. İçlerinden ölenlerinde hakkının çiğnenmeyeceğini, onların yerinin hazır olduğunu vurgulayarak söylemiştir.

Bu vaadlerle, çevresine birçok kişiyi toplayarak, Hıristiyanlığın temellerini atan Pavlus insanları kurtuluşun her an olabileceğine TANRI SÖZÜ olarak aldığı yetkiyle naklediyor.. Hatta bu işin nasıl olacağını da şöyle açıklamış.

1 Korintliler........15:51-52 İşte size bir SIR açıklıyorum. HEPİMİZ ÖLMEYECEĞİZ; ...... Evet, borazan çalınacak, ölüler çürümez olarak dirilecek, ve BİZ DE DEĞİŞTİRİLECEĞİZ
1. Selânikliler.......4:17 Ondan sonra BİZ YAŞAMAKTA olanlar, DİRİ KALMIŞ olanlar, onlarla birlikte RAB'Bİ HAVADA karşılamak üzere bulutlar içinde alınıp götürüleceğiz. Böylece SONSUZA dek Rab'le birlikte olacağız.
     
  az  KUTSAL METİN YAZARLARINA GÖRE; KURTARICI NE ZAMAN GELECEK KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "ARGEMEDDON ZAMANI " sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Görüldüğü gibi, kitaplarına görede ne gelen olacak neden giden. Bu durumda MESİH GELECEK PROJESİNİ yönetenlere bir tek seçenek kalıyor, o'da "KENDİ MESİHİNİ KENDİN YETİŞTİR" projeleri.  Bu seçeneğe göre hareket eden din patronlarıda / KUZU yetiştiricileride  MESİH GELDİ SAHNESİNDE  yer alabilmek için var güçleriyle çalıştıkları verdikleri eserlerde görülüyor.

KUZU yetiştiriciliğini GÖKLERDEKİ İZDÜŞÜMLERİNE BIRAKILMAYACAK KADAR  ÖNEMLİ İŞLER STATÜSÜNDE dahil etmiş olanlar, MESİH PROJESİNDE gelinen ve hedflenen aşamaları  tablo gibi benzeri çalışmalarla belgelendirmişler.

Yahudi dininin  kutsal kitabı  ZOHAR'ı (ibranice: IŞIK, aydınlık) yazan Rav SİMON'un (Rabi Şimon Bar Yohay’ın M.S 50-135); "savaşlar  HEM GÖKLERDE, HEM DE AŞAĞIDA (yeryüzünde) gerçekleşiyor" çıkarımını / tezini mücadelesinin dayanağı haline getirmiş olan HALİÇTEKİ PATRİK'te, yeryüzünün ZORLU KİŞİSİ olma yolunda  aldığı yolu ve hedeflerini, Tablolarda, haritalarda sergilemiş.

Rav SİMON'un felsefesini paylaşan HALİÇ'teki PATRİĞEDE, Rav SİMON'un ZOHAR / IŞIK  kitabını kendilerine IŞIK olarak almış olanlara da böyle çalışmalar yapmak yaraşır. (ZOHAR: Varlık birliğiyle yani;  KURTULACAKLARINI sananlara "HAYDİ ASLANLARIM" diyen yollarını IŞIKLANDIRAN / NURLANDIRAN kitapları. Ateşin verdiği aydınlığı "NURLANDIK / aydınlandık"  olarak kabul edenlere İLHAM ancak böyle kitaplardan bulaşır)

Matta kitabındaki GÖKSEL EGEMENLİĞİN zorlanması konusuna destek veren  İNANÇ SİSTEMLERİNE ilave edilmiş başka görüşlerde var elbette. Kutsal metin yazarlarınında yetiştiği inançların yapısını anlatan, açılımını yapan  ve BUGÜNKÜLERE İLHAM veren görüşler şöyle;

"....Rabi Moşe Hayim Luzzato'nun İLAHİ İLHAMLA kaleme aldığını söylediği Dereh Aşem (Tanrı'nın Yolu) kitabında.."..Aşağı Alem diye adlandırılan bu dünya ile Yukarı Alem dedikleri GÖKSEL EGEMENLİK katı sürekli etkileşim halindedir. Bu âlemde meydana gelen ne varsa, tekrar Yukarı Alem'e yansır ve bir şekilde yeniden bu âlemi etkiler..." demiş.

"Ari ha-Kadoş'a göre; (ARİ HA-KADOŞ: Aşkenazi Rabbi İshak, bu isimlerin baş harflerinden meydana geliyor. ”ARİ ha-Kadoş -Safed'in Kutsal Aslanı- felsefesi,) "...bu âlemde meydana gelmesi istenen her değişikliğin Yukarı Alem'den kaynaklanması gerektiğini biliyordu. Bir etkinin ‘oradan' harekete geçmesi için, ‘burada' bir şeylerin yapılması şarttı." diyede eklemiş

(ARİ HA-KADOŞ: Aşkenazi Rabbi İshak, bu isimlerin baş harflerinden oluşmuş. Bir sentezi temsil eden ”ARİ ha-Kadoş -Safed'in Kutsal Aslanı- felsefesi, yaratılışı Tanrının bizzat kendi içindeki karşıt / zıt faaliyetler süreci olarak tanımlarmış. Kötülüğü de bir takım şeyleri içinde bulunduran bir vazoya benzetir ve ”vazonun kımıldamasıyla” düşen manevi parçaların aktif bir varlığı olarak düşünürmüş. Luria Kabbalacılığı 1630-1640 yılları arasında, tüm Yahudi otoritelerini / zihniyeti sahiplerinin görüşlerini bir yangın gibi sarar. Kafalarında düşüncelerinde şimşekler çaktırır. Bu felsefi kabul onlarda, HESAP GÜNÜNDEN kurtulmanın gerçekten olabileceği umutlarını AZDIRIR ve topyekün KURTULUŞ düşüncesine sımsıkı sarılmaları bu felsefi görüşten sonra daha dayanaklı -onların kendilerine ait züğürt tesellisi- hale getirilir.)

 

GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ "TANRISAL (onlara göre) KATTA BİRŞEYLERİN OLABİLMESİ için ÖNCE YERYÜZÜNDE yapılacak olanları GERÇEKLEŞTİRMEK GEREKİYOR" demekle
"yeryüzünde yaptğınız, yapacağınız KATLİAMLARIN aynılarının GÖKLERDEDE gerçekleştiğine düşünerek SEÇİLMİŞLERDEN olduğunuza inanabilirsiniz" denilmiş olmuyor mu?

Bizim yaptığımız herşey GÖKSEL EGEMENLİĞİN YAPACAĞI şeylerdir demenin MASKELENMİŞ hali değil midir?
Gerçekleştirilecek OLAYLAR için "ÖNCE YERYÜZÜNDEN OLAYLARI TETİKLEMEK GEREKİR" demek, siz YAPIN TANRIMIZ ELİ MAHKUM TAKİP eder demek değil midir? TANRININ algılaması için ÖNCE siz gerekeni yapın" demek, "BOŞVERİN tanrıyı" demenin, KAFASINI ÇALIŞTIRMAYANLARA yönelik hazırlanmış ŞABLON sözler dizesinden başka amacı olabilir mi?
Örnek olarak kullandıkları PURİM AMALEK soy kurutması gibi "siz KATLİAMLARI gönül rahatlığı ile yapın, çünkü biz TANRININ EL'iyiz" demek değil midir?

"Bu tür çıkarımlarla; "NEDEN BAZI ŞEYLERİN TANRIYA BIRAKILMAYACAK KADAR ÖNEMLİ" dediklerinin açıklamasını yine kendileri yapmış olmuyorlar mı?

"AŞAĞIDA gerçekleşmesi istenen bir EYLEM için GÖKYÜZÜNÜ TETİKLEMEK gerekiyor" demek,
Tanrı bize göre hareket ediyor,
Tanrı bizim sözümüzden çıkmaz,
Tanrıyı biz yönetiyoruz,
Tanrının planlamalarını biz yapıyoruz,..vb.. Tanrıya kalsa bunların hiçbir olmazdı bu nedenle bazı işler Tanrı'ya bırakılmayacak kadar önemlidir diyoruz demiş olmuyorlar mı?

Tanrı herşeyi yaratandır, Yaratabilen Tanrı yanılmaz, Tanrı ihtiyaçsızdır, Tanrı herşeye egemendir..vb..kabullerinin yanına onların yukarıdaki çıkarımları koyulduğunda AÇIKTAN AÇIĞA; " Tanrı diye sunduklarımız, İTTİFAKLAR kurduğumuz CİN'lerin oluşturduğu PANTEON üyeleridir" demiş olmuyorlar mı?
,
Felsefi çıkarımlarında bahis ettikleri yani, Tanrı olarak benimsediğimiz OLAYLARA ancak REFAKATCİ olabilen bir YARATILMIŞTIR demenin YALDIZLANMIŞ hali değil midir?

Yaptıkları çıkarımlar, içinde bulundukları İNANÇ ÇIKMAZLARINI, felsefi boyuta taşıyıp dolaştırarak ortaya koymanın bir yöntemi değil midir? Züğürt tesellisi arayanlara sunulan bir HAYALLER ziyafeti değil midir?
   
  TANRISAL (onlara göre) KATTA BİRŞEYLERİN OLMASI için / YERYÜZÜNDEN UYARMAK GEREKTİĞİ için OLAYLARI BAŞLATIYORUZ" çıkarımının arkasına sığınarak elde ettikleri, Tanrıcılık oyununu çok sevmiş olmalılar ki, zihniyet olarak benimsedikleri bu inancı TANRININ IRKSAL STANDARTLARI olarak gelecek nesillere aktarıyorlar.

Özetle; SEKRONİZE hareket zorunluluğuna inandırdıkları toplumları, Tanrıya yol göstermek gerekiyor NOKTASINA bağlamış bulunuyorlar. AKIL VERMEK GEREKİYOR. Söylenenler garip gelebilir ama Musa örneğinde olduğu gibi, TANRIYA akıl verip yol yordam göstererek STRATEJİLER oluşturulduğuna, "her harfi Tanrıdan" gelen yazılar kıvamında inanmış olan Yahudi ve Hıristiyanlara hiçte öyle gelmiyor.

Tanrının akıl alma yapısı içinde olması, gerçekleştirmesi gereken olayları YERYÜZÜNDEKİLERDEN öğrenip, BAŞLA komutunu "yarattı denilenlerden" almış, alıyor ve alacak olması o kitaba tabii olanlara hiçte tuaf / yanlış gelmediği ÇIKARIMLARI yargılamamalarından anlaşılıyor.

Sunulan hükümleri, " Tanrı akıl alır mı" diye sorgulayacaklarına, "Musa akıl vermeseydi Tanrı SOYUMUZU çölde tamamen yok edecekmiş" diye yorum çıkartanlar için, akla ihtiyacı olan ANLIK KARARLAR veren TANRIYA yol-yordam göstermekten daha normal birşey olabilir mi?

İsrail Tanrısı, Harun'un Put yapma olayından sonra çok sinirlenmiş. Ve dahada öfkelenmek için Musa'dan destek istiyor. Ama Musa nasihat ederek, sakıncaları bildirerek, öfkesinin dinmesini sağlıyor.

M. Çıkış....32:10 ‹‹Şimdi BANA ENGEL olma, BIRAK ÖFKEM ALEVLENSİN, onları yok edeyim. Sonra seni büyük bir ULUS yapacağım.››
M. Çıkış....32:12 Neden Mısırlılar, ‹TANRI kötü AMAÇLA, dağlarda öldürmek,...... için onları Mısırdan çıkardı desinler? ÖFKELENME, VAZGEÇ halkına YAPACAĞIN kötülükten
M.Çıkış.....32:13 Kulların İbrahimi, İshakı, İsraili ANIMSA. kendi üzerine ANT İÇTİN, ‹SOYUNUZU gökteki yıldızlar kadar çoğaltacağım. SÖZ VERDİĞİM bu ÜLKENİN tümünü SOYUNUZA. SONSUZA DEK onlara MİRAS OLACAK› dedin.››
M.Çıkış.....32:14 Böylece RAB halkına YAPACAĞINI söylediği kötülükten VAZGEÇTİ.

KULUNDAN NASİHAT ve STRATEJİ dersi alan, GELECEKTE doğabilecek sakıncaları öğrenen TANRI İNANCI, İLAHİ HİÇBİR bağları kalmamış olanlara İLAÇ gibi gelen bir çıkarım olmalı. Ders alanın, gelecekle ilgili strateji dersleri alıp, piskolojik bozuklukları yüzüne vurulanın nesinden korkulur ki? Tapınmalarını yap, buhurunu sun, kıskandırma,..vb... Günah ve Sevap kavramı olmayan bir inancı kim istemez.

Vaade kavuşmak için Tanrı harekete geçirilmeye ihtiyaç duyuyorsa (marşı basmayan arabayı vurdurmak gerektiği gibi) FİLİSTİNLİLERİ duvarlar arkasına hapsedip bombalamaktan başka çareleri olduğunu düşünebilirler mi? Irak'ı, Afganistanı işgal ederek TANRIYA yolu göstermelerinden başka çare olduğunu, İÇGÜDÜLERİYLE, KÖTÜ DÜRTÜLERİYLE hareket edenlerden beklemek mümkün mü?
   
  Bu yapıda bir TANRI inancını insanlar arasında geçerli kılma çalışmalarına en iyi örnek HORUS PİRAMİTİ yanına "BİZ TANRIYA İNANIRIZ" notu düştükleri "DOLARLARI" değil mi? İMANI, adı her ne olursa olsun birşeye İNANMA boyutuna çekenlerin "tek gözü" ile Dünya dolaşımına sundukları para birimi "DOLARLARI", sadece TANRI kelimesinin telaffuz edilmesinin İNANÇ için yeterli görüldüğünün kanıtı değil mi?

İnancın onlar için; -T- -A- -N- -R- -I- harflerinin tire işareti olmadan bir araya gelmesinden ibaret olduğunun göstergelerinden biride; DOLAR üzerinde kullanılan "TANRI SÖZLERİMİZİ GERÇEKLEŞTİRDİ" deyimi değil mi?

TANRI genellemesi peşinde olduklarını ortaya koydukları "DOLARLARI" ile tek gözlü DECCAL'i bile TANRI inancına eş tutabildiklerini ortaya koyuyorlar.
DOLARIN üzerine biz "tanrıya inanırız" genellemesi ile ortaya koyduklarının hangi boyutta olduğunu yine doların üzerine koydukları "TANRI SÖZLERİMİZİ GERÇEKLEŞTİRDİ" deyimiyle AÇIYORLAR.

"TANRI SÖZLERİMİZİ GERÇEKLEŞTİRDİ" deyimi ile; "Bizler, GÖKSEL EGEMENLİĞE örnek teşkil edecek UYGULAMA İÇİNE GİRDİK, göklerde var dediklerimizde yansımasını kendi boyutlarında sergilemiş olmalılar ki, YAPTIĞIMIZ EYLEMLERE BİR MANİ ÇIKAMADI" diyorlar.

"Verdiğimiz sözleri gerçekleştirmiş olmamız, göklerde de onay bulmuş olmalı ki, aynı yansımaları aksettirmiş olmalı ki, VERİLEN SÖZLERİMİZE ENGEL OLUNMADI" diyerek insanları kandırarak etkileme yoluna gidiyorlar.

GÖKLERDE karar verilip uygulanan eylemlerden BAHİSLE teşekkür etmiyorlar, karar verip uyguladıkları eylemlerin aksamadan gerçekleşmesini Pagan dinlerindeki gibi GÖKLERİN onayı olarak kabul ettikleri için TEŞEKKÜR ediyorlar.

Fazla ÇİZMEYİ aştıkları anlaşılmasın diyede, sanki İMAN edilen bir Tanrı varmış gibide, ANLAYANLARINA mesaj olsun diye de; "biz GÖKLERİ harekete geçirmek için olayları sadece tetikliyoruz. Uyarıyı alan uykudan uyanan DOĞA ÜSTÜ güçlerde olayın devamını getirerek gerçekleşmesini sağlıyor" diyorlar.
"Bu durum GÖKLERİN BİZLERLE OLDUĞUNUN KANITIDIR" diyerekte tezlerini süslüyorlar.

Yahudilikte Kabala inançlarına göre, Dünya üzerindeki olayların gelişmesini kendileri şöyle izah ediyor. (Şalom gazetesi, --Maskeli.Balo@Purim.Bayrami.din-- yazısından)

"....Rabi Moşe Hayim Luzzato'nun İLAHİ İLHAMLA kaleme aldığı Dereh Aşem (Tanrı'nın Yolu) kitabında belirtildiği gibi, bu dünyada meydana gelen her olayın kökeni, Yukarı Alem denilen ve DOĞAÜSTÜ GÜÇLERİN bulunduğu Tanrı katıdır. Aşağı Alem diye adlandırılan bu dünya ile Yukarı Alem sürekli etkileşim halindedir. Bu âlemde meydana gelen ne varsa, tekrar Yukarı Alem'e yansır ve bir şekilde yeniden bu âlemi etkiler. Açıklaması zor gibi gelse de, gündelik yaşamda kullandığımız atasözleri bu ilkeyi çok sık dile getirir: Ne ekersen onu biçersin; İyilik eden iyilik bulur; Kötü söz sahibini bulur..."

"Ari ha-Kadoş'a göre Ester hem bir peygamber, hem de Kabalist idi; bu âlemde meydana gelmesi istenen her değişikliğin Yukarı Alem'den kaynaklanması gerektiğini biliyordu. Bir etkinin ‘oradan' harekete geçmesi için, ‘burada' bir şeylerin yapılması şarttı." ..diyorlar.
(ARİ HA-KADOŞ: Aşkenazi Rabbi İshak, bu isimlerin baş harflerinden oluşmuş. Bir sentezi temsil eden ”ARİ ha-Kadoş -Safed'in Kutsal Aslanı- felsefesi)
***********

...demekle de, aslında yapılan eylemlerin, yol haritalarında kat ettikleri etapların, Tanrı emrini yerine getirmekle alakası olmadığını vurgulamış oluyorlar. Yani gerçekleştirilen tüm olayların, TANRI OLGUSUNUN KİTAPLARINDA VAAD ETTİĞİ SÖZLERİ içermediğini, NET BİR BİÇİMDE ortaya koymuş oluyorlar.
   
  az DOLARDAKİ, HORUS, PİRAMİT, ADALET TERAZİSİ, ANAHTAR ve "BİZ TANRIYA İNANIRIZ" sözünün işlendiği "PARADAKİ TANRI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  PARA DOLAR VE TANRI
   
  "Tanrımız VAADLERİNİ gerçekleştirdi, bizleri yarı yolda bırakmadı" demiyorlar.
"TANRI BİZİM VERDİĞİMİZ SÖZLERİ GERÇEKLEŞTİRDİ" diyorlar. / "ANNUE COEPTIS" yazmışlar
Özetle; "TANRININ DÜŞÜNEN ve KARA VEREN MEKANİZMASI BİZİZ" diyorlar.
"BİZ KARAR VERİYORUZ, BİZ UYGULUYORUZ diyorlar.
Yapılanların hiç biri TANRI VAADİ değil, BİZİM SÖZ VERDİKLERİMİZİ yerine getirmek için YAPILAN ALTYAPI çalıştırmalarıdır diyorlar.
"Tanrı olarak benimsenenin öngördüğü, emrettiği değil, "VAADLERLE verdiğimiz sözler doğrultusunda YAPILMASI GEREKENLERDİR" diyorlar.

Neden? TANRI EMRİ OLMADIĞI vurgusunu BASTIRARAK yapan;
"TANRI SÖZLERİMİZİ GERÇEKLEŞTİRMEMİZİ SAĞLADI" sözü kullanılmışta,
"TANRIMIZ SÖZLERİNİ BİRER BİRER YERİNE GETİRİYOR" sözü kullanılmamış olabilir? Kitapları baştan aşağıya VAADLER ve MÜJDELERLE dolu değil mi?

Ayak bastıkları heryeri Tanrıları vaad etmemiş miydi?
Bütün ulusları dize getireceğim dememiş miydi?
Ülkelerin isimlerini sayarak hepsini yok edeceğim, onları DEMİR ÇOMAKLARLA yöneteceksiniz dememiş miydi?
Çömlekler gibi parçalayacaksınız dememiş miydi?
Babil ve Mısır için yapacaklarını bir bir sıralamamış mıydı?

O halde; bugun dün ve bugün yaptıklarını, "TANRIMIZ VAADLERİNİ YERİNE GETİRİYOR" yerine, tüm KARAR VERİCİLİĞİ kendilerine malederek, "TANRI SÖZÜMÜZÜ TUTMAMIZI SAĞLADI" neden diyorlar.

SÖZLERİ VEREN KİM? VAADLERDE BULUNAN KİM?
VAADLERE ve SÖZLERE KARIŞMAYIP sadece YOLLARI AÇMAKLA GÖREVLİ OLAN kim?
Bir operasyon bittikten sonra, arkasından gelecek EYLEMİ MERAK EDEN kim?
Etapları BAŞLATARAK TANRININ MERAKINI GİDERECEK OLAN kim?

Tanrının değilde, neden? kendi sözlerinin gerçekleştiğini söylemiş olabilirler?
Nedeni gayet basit. Paranın üzerindeki TANRI İLTİFATININ KİME yapıldığına, TANRI BAĞLILIKLARININ KİME yöneltildiğine bakın. Kitabı ve söylenmiş bir sözü olmayan HORUS. Bu durumda nasıl olurda HORUS gören gözü, tekamül Piramiti yanında "TANRIYA İNANIRIZ ve "TANRIMIZ VAADLERİNİ YERİNE GETİRİYOR" diyebilirler?
   
  Kitaplarında DaniEL'in duvara mesaj yazan EL'i gibi. "EL" duvara Babil kralının ölüm fermanını yazar yazmaz, HAVA İNDİRME birlikleriyle, paraşütcüleri ile, mekanize birlikleriyle, SAS komandolarıyla harekete geçen KOREŞ komutasındaki PERS birlikleri, tesadüfen şölen düzenen KALENİN açılmış olan kapılarından aniden girerler.

Nöbetcilerin kendilerinden olmayanları da dahil olmak üzere, ZİL ZURNA SARHOŞ durumdaki ÜLKENİN LİDER KADROSU, Ester'in Kraliçelik yolundaki hikayesine başlangıç figürü olan Vaşti hariç, Kalede olanların hepsi öldürülür.

O gece tesadüf eseri MOR kaftanı giyip, ülkenin 2. YÖNETİCİ MÜHÜRÜNÜ boynuna takmış olan DaniEL ve adamları dışında sağ kalan olmamış. Yine "EL" yardımıyle DaniEL herkez öldürülürken TRUVA ATI olma ikramiyesi olarak tüm ülkenin kontrolünü Pers kralı adına "EL'de" tutan olmuş. Düşman ülkenin yöneticisi olmasına rağmen KOREŞ tarafından da ülke YÖNETİMİNE ORTAK edilmiş.
   
  az DaniEL, BELŞAZAR KEHANETİ YAZININ ÇÖZÜMÜ ve BABİL'in O GECE DÜŞMESİNİN İŞLENDİĞİ "DANİEL TRUVA ATI MI?" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  TANRI BİZİZİ açıkca ilan ettikleri ESTER kitabıda, Livyatanı yenmekle övünülen Eyüp kitabıda ELE AVUCA sığan TANRI inancını, "TANRI = EL" inancına indirgeyerek işlemiş. Tanrının "EL'i" ÜSTÜMÜZDEYDİ demek yeterli görülmüş. Bu durumda göksel egemenlik derlerken neyi kast ettikleri belli değil mi?

Ester bölümündeki YAHUDİLİK MANİFESTOSU uyarınca, Tanrı adına kara verip uygulayan ve sonucu gönlü kalmasın, kutsama bozulmasın, Tanrı maskesi suratımızda kalsın geleneği uyarınca "TANRI SÖZLERİMİZİ GERÇEKLEŞTİRDİ" diye bildirimde bulunuyorlar. Bildirimlerini de sözleriyle değilde bil-boardlarda aşkını ilan eden sevgililer gibi, en değer verdikleri şey üzerine, (yemin sayılsın diye) cümle aleme gösterme adına PARA üzerine işlemişler.

ESTER MANİFESTOSUNDA da; yapılan eylemler Tanrı işin içine katılmadan gerçekleştiriliyor.
ESTER MANİFESTOSUNDA da; ilk kez YAHUDİ ismi anılıyor. Para üzerinde yeni Tanrı ilanı gibi. "YAHUDİLİK ZİHNİYET" DOKTRİNİNİN temelleri ilk kez Ester'de atılmış
ESTER MANİFESTOSUNDA da; ik kez TANRIYA bağlanmayan bir BAYRAM ilanı yapılıyor. Katliam yapmaları şerefine çok eğlendikleri PURİM BAYRAMLARI.
ESTER MANİFESTOSUNDA da; arkada olan gözükmeyen güç ilanı satır aralarında yapılıyor.
ESTER MANİFESTOSUNDA da; ilk kez TANRI ADINA KARAR VEREN ve UYGULAYAN MEKANİZMA "biziz" deniliyor.
ESTER MANİFESTOSUNDA da; ilk kez Tanrı olgusunun DÜŞENEN KARAR veren PARÇASIYIZ deniliyor ve ORTAYA UYGULAMALI OLARAK koyuluyor.
ESTER MANİFESTOSUNDA da; KATLİAMIN PLANLARIYLA, o günkü ölçekte DÜNYA'yı KÖLELEŞTİRME ve ele geçirme ORGANİZASYONU DİN MASKESİ altında yapılıyor
ESTER MANİFESTOSUNDA da; ALTIN DÖNEMLER için KATLİAMDA OLSA, KARARLARI KENDİ BAŞLARINA vermiş olduklarını üzerine basarak anlatıyorlar.
   
  az SOYKIRIM, YAHUDİLİK MANİFESTOSU, AMALEK AVCILIĞI ve MASKESİ PURİM BAYRAMININ İŞLENDİĞİ "ESTER & PURİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  az SANAL LİVYATAN'ı yendirerek, EDİNDİKLERİ TANRININ "PAZU GÜCÜNÜ", EYÜP vesilesiyle duyurdukları "LİVYATAN & EYÜP" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Yahya aşamasında zorlamış olan GÖYÜZÜ EGEMENLİĞİNİN, yeni MESİH saptama aşamasında da (kuvvetler dengesi yüzünden) zorlanacağını, yani ortalığın karışacağını bilen DİN PATRONLARININ,  imtiyaz bölgelerini genişletebilmek için varlıklarla da İTTİFAKLAR yapmış oldukları / yapıyor oldukları hareketlerinden belli.

 "ALLAH"ile irtibatlarını kesmiş olanların, "ALLAH'a" secde etmediklerini bilenlerin çalacakları kapıları, çaldıkları ortada. "ALLAH'ın" hikmetinden ümitlerini kesmiş olanların KURTULMAK için umutlarını bağladıkları kapılar, İTTİFAK ORTAKLARIYLA oluşturmayı hedefledikleri / hayal ettikleri GÖKSEL EGEMENLİK ismini verdikleri  ORTAKLIKLAR. 

Her harfi Tanrıdan dedikleri kitaplarında TANRI olarak edindikleri, kendi ağzından "sizi kurtarmak için MISIR'ı fidye verdim"  sözlerini sarfederek  bulunduğu  ZAAFİYET bildirimiyle GÖKSEL EGEMENLİK denilen kavramın içinin ne kadar boş olduğunu ortaya koyuyor.

Tanrı olarak gösterilen; FİDYEYLE / haraçla sorununu çözebiliyorsa,
Tanrı olarak gösterilen; halkını verdiği Fidyeyle kurtardığından dolayı sevinç duyup hala "TANRIYIM" diyorsa ve "EVET O TANRI" deniliyorsa,
Tanrı olarak gösterilen; rüşvet vererek kendisinden güçlülerin olduğunu ilan eden davranışını  fedakarlık olarak görüyor ve gurulanıyorsa, 
Tanrı olarak gösterilen; bir takım bölgelerdeki İMTİYAZ haklarını kontrolünü başka güçlere devrediyorsa,
Tanrı olarak gösterilen; yapmak istediği şeyler için başka makamlardan izin alıyorsa, bunu müjde olarak bildiriyorsa,
Tanrı olarak gösterilen; ÇÖL AZAZEL'i dediği CİN'den korkuyor, gönlünü alam ve günahların bağışlanması için günahlarının da yüklendiği SUNUYU gönderiyorsa,
Tanrı olarak gösterilen; Ölümüde "FİDYE vererek / HARAÇ vererek ortadan kaldıracağım" diyorsa 
Tanrı olarak gösterilen; ÖLÜM diyarına, Ölüm patronuna "Fidye vereceğim" demekle "ölüme hükmeden değilim" diyor ve arkasındanda "TANRIYIM" diyorsa ve "EVET O TANRI" deniliyorsa birileride alın size her inanca, her düşünceye uygun "TANRI" der. Yeryüzünde / aşağıda onun kitabına tabii olarak inancını yayan din patronuda, göksel egemenlikten ZORLU KİŞİ konumuna gelerek payını ister.

Luka............1:68 «İsrail'in Tanrısı olan Rab'be övgüler olsun! Çünkü HALKININ yardımına gelip onları FİDYEYLE KURTARDI.
Yeşaya........43:3 Çünkü senin Tanrın, İSRAİL'in KUTSALI, Seni kurtaran RAB benim. FİDYEN olarak MISIR'ı, SANA KARŞILIK Kûş ve Seva DİYARLARINI VERDİM.
Hoşea.........13:14 ‹‹Onları FİDYEYLE kurtaracağım ÖLÜLER DİYARININ ELİNDEN, Ölümden FİDYEYLE kurtaracağım. Felaketin nerede, ey ölüm? Yıkıcılığın nerede, ey ölüler diyarı Hiç PİŞMANLIK duymayacağım.
   
  ÖLÜM karşısındaki ÇARESİZLİĞİNİ, "FİDYE ile kurtaracağım" diye kapatmaya çalışan TANRI İŞARETLİNİN DRAMI "ÖLÜM & FİDYE" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Nasıl İsrail'in Tanrısı GÖKLERDE zorlanınca egemenliğinin hepsini kaybetmemek için MISIR'ı HARAÇ / FİDYE olarak verdiyse, MESİH atama safhasında da zorlananlar, zorlayanlara bölgelerini bırakacaklar. Kitaplarından felsefelerinden, davranışlarından, işaretlerinden yapılan çıkarımlar ortalıkta dolaşan sonuçlar bu yönde.

İsrail'in / Yakup'un Tanrısının, daha önce AZAZEL'E FİDYE OLARAK vediği MISIR'ın üzerinde, Patrikhane Tablosundaki  PEÇELENMİŞ YÜZÜN var olması, yapılan zorlama çalışmalarını, elde edilmesi amaçlananları genel hatlarıyla ortaya koyuyor.  Diyalog ile elde edlmek istenenleri, Hoşgörü pazarlamalarıyla bilinç altlarına atılanları, barış çağrılarıyla tezgahlananları, özetle; AMAÇLANANIN NELER OLDUĞUNU VE HAYALLERİNİN BÜYÜKLÜĞÜNÜ GÖSTERİYOR.
 
Din sistemlerini Mısır Tanrıları üzerine kurmuş olanların, elbette (Babil kökenli, Fahişe İnanna memleketli, Marduk'u yenen, Aya Yorgi'nin efsaneleştiği) Mısır üzerinde bir takım hayalleri olması doğal.
Burada dikkat edilmesi geren, hem tabloda hemde Harita üzerindeki YÜZÜN PEÇE ile kapatılmış olması.
Peçe ne zaman açılır dersiniz?
Peçe açıldığında kim ortaya çıkacak dersiniz?
Peçe açıldığında ortaya sürülecek kişinin İLAHİ HİÇ BİR BAĞININ ve DEĞERİNİN olmayacağı zaten ortada. Peçenin altından çıkacak olan PATRİĞİN yetiştirdiği KUZU'cuk olacağı kesin. Kucağa alınmış olan mıdır? başkası mıdır?  bilinmez ama ortada olan birşey var, o tablonun içinde ortaya sürülmesi düşlenen  KUZU'nun / HER ŞEYE EGEMEN olduğu, kabul edilecek olan OĞUL TANRININ (own / bizim dediklerinin) hayat hikayesinden kesitler var. 
   
 
   
  KUCAĞA ALINMIŞ OLANIN KİMLİĞİNE GELİNCE ELBETTE SADECE KENDİLERİ BİLİYORLAR. İlgili ve yetkili birkaç kişi. Eğitmenler, eğitenler ve (birden çok yedekli adaylar varsa) eğitilenler de birtakım şeyleri biliyorlardır. Yedekli olmalı, çünkü, hava muhalefeti gibi nedenlerle ertelenen atama işi yüzünden, yaşı 30 yada 33'ü geçen aday tasfiye edilmek zorunda. "33 yaşında öldü" denilen herhalde "60 yaşında da geldi" denemez. Bu atama ve geldi-geliyor işi yüz yıllardır devam ettiğine göre, sürekli aday adaylarıda olmuş olmalı. "Ne olur ne olmaz, her an tutabilir" babında hep hazırlıklı bir durum sergilemiş olmalılar.

Bu ETABIN  hedef yılı büyük ihtimalle çok uzun yıllardan beri özellikle Yahudilerin ve mesih kurumlarının üzerinde çalıştıkları 2023 yılı olabilir.  İbrahim'in sahneye çıkısının 75. yılı olan yaratılış 2023 yılının izdüşümü. İsrail devletinin kuruluşu olan tarihi olan 1948 yılıda, İbrahim'in (onlar tarafından kabul gören) yaratılış takvimine göre doğum yılı olan 1948'in izdüşümü. (1948 yaratılış yılı Ahit kitabı verileriyle ters düşmesine rağmen, Yahudiler İbrahim'in yaratılış takvimine göre  1948 yılında doğduğunu söylüyorlar. Daha doğrusu mutlaka o tarihte doğmuş olmalı  diyorlar. Yoksa İsrail'in kutsiyeti nerede kalır) Bu ve bunun gibi birçok izdüşüme sahip İsrail devleti.  yılı. Dolaysıyla İsrail'in 75. kuruluş yılıda İbrahim'in sahneye çıkış yılının izdüşümüne denk geliyor. Yani, 2023 yılı, İbrahim'in 75 yaşında göreve başlama yılı, izdüşümü ise İsrail devletinin kuruluşunun 75. yılı olan 2023.

Ve dolar üzerindeki dik yokuşlu  DİK YOKUŞA SÜRÜLENLERİ  ateşe çağıran Horus Piramitinin 19. katıda (yakıp kavuran SEKARA gidiş katı)  2023'e denk geliyor. Herhalde 1776'dan başlattıkları bu etap serüvenlerini, "19. kat 2023'te", çok UMUTLAR bağladıkları (göksel egemenlik dedikleri) CİNLER katıyla birlikte tamamlayacaklar görünüyorlar. Tekamül sonrası en üstte kim olur bilinmez ama ortamlarının çok hararetli olacağı söylenebilir. Piramitlerinin ateşe çağıran dik yokuşlarına takılmış olanlar, tekamül mertebelerini hararetli ortamlarda kavrularak tamamlayacaklar.
   
  AZ SARP YOKUŞLARA SARDIRILANLARIN kulesi HORUS PİRAMİTİNİN SEKARA açılan kapısı 19. (son) KAT "2023  ATEŞE TEKAMÜL" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
 

 

  Kucakta olanın kim olabileceği konusunda fikir yürütülebilir de, yürütülemez de? Fikir yürütme havanda su dövmede olabilir, bir ip ucunu yakalamada olabilir? Hatta kucaktakinden en az 12-13 yaş büyük hali belki bulunabilinir. Herhalde kucağına sıpa kadar şeyi alıpta, THEOTOKOS MERYEM ve KURTARICI / OĞUL TANRI / KUZU taklidi yapamazlardı. Kucağına oturtulan zaten (elleri siyah sarışın olduğundan) sembolik bir gösterim için, sadece yüzü kullanılan bir adayın çocukluk hali olmalı. 

Patrik, kocaman sıpa kadar şeyi kucağına alıp, KUTSAL ANNE "THEOTOKOS" Meryem taklidi yapamayacağına göre; elbette kucağına KUZU'yu anımsatacak (kendisini maskeleyebilecek) mizansen içinde  "THEOTOKOS" (TANRIYI TAŞIYAN ANNE) unvanlı  MERYEM taklidi yapabilirdi.,

Patrik, Bizansın KORUYUCU ANNESİ "THEOTOKOS'um" diyemiyeceğine göre, kucağına münasip yaşta birini alıp İSTANBUL'un, daha doğrusu BİZANSIN koruyucusu THEOTOKOS (TANRI ANNESİ TANRIÇA MERYEM) maskesi kullanabilirdi. Ve o'da tüm bunları yaparak  TANRIYI TAŞIYAN PATRİK  (TANRIYI DOĞURMADAN TANRI ANNESİ / BABASI? OLAN PATRİK) olarak tabloya kendisini NAKŞETTİRMİŞ.
 
Kutsal Ruh gelmediğine göre, (Ayasofya Kubbesine kondurulan "Martı olan" gelmiş olabilir)  
Cinsiyeti bilindiğine göre,
Doğurmadığına göre, (Kutsal Ruh gelip oğlun olacak diye müjdelemediğine göre, ben evli değilim nasıl olur dememiştir)
Tanrı kuzuyu oğul tanrıyı kucağında tutan olsa olsa TANRI OLUR. Kucağındaki "KUZU" niyetine kucakta duruyorsa bu durumda da, TANRIYI TAŞIYAN THEOTOKOS konumunda olanda, BABA TANRI olur.  ANNE TANRIÇA olmaya Cinsiyeti elvermediği için mecburen BABA TANRI olur.

Theotokos kelimesi “Tanrı-Taşıyan” veya “Tanrı’nın Annesi” anlamına geliyormuş. Meryem'e bu isim ilk kez Artemis'e tapılan Efes'te verilmiş. Büyük Ana ARTEMİS'e bağlılıklarıyla tanınan Efes halkı İNANÇLARINDAN yani ARTEMİS'ten taviz vermeyince, yeni yeni şekillenen Hırıstiyanlık DİNİ bu pagan inancını kendisine dahil etmek zorunda kalmış. Yani Hıristiyanlığın genişleyebilmek için PAGAN inançları kendisine dahil ederek İLAHİ köklere dayanmayan gelişmesini daha da PAGANLAŞARAK sürdürmeye devam etmiş. 

Hoşlarına giden ANNE TANRIÇA ARTEMİS  tapınmasını din sistemleri içine bir efsaneyle dahil ederek işi kalıcı hale getirivermişler. Olay şöyle gelişmiş: M.S. 330 yıllarında TANRI DOĞURAN TANRIÇAYA (Artemis'e) adanmış olan, Magna Mater Tapınağının tam ortasına, ARTEMİS heykeli gökten düşerek ortaya Meryem'in şekli (esasında Semiramis olmalı. Meryem'in görünümünü ondan kopyaladıklarına göre)  çıkarır. Ve elbette orada bulunan  herkez bu olaya tanık olduğu gibi, TANRININ ANNESİ yazısını da görür. Artık MERYEM, Tanrı ilan edilen İSA'nın İNSAN olan annesi değil, TANRI doğuran TANRIÇADIR. GERÇEK TANRININ GERÇEKTEN ANNESİDİR. Yani THEOTOKOS'dur.

Her inanlıda bunu kabul etmiştir. Kabul etmeye hazır bir hal sergileyenlere, böyle Tanrısal maskeli hikayelerle istenilen her şey verilebilir. Neden hiç kimse PAVLUS'un mektupların da bu konuyu işlemediğini, merak etmez? Neden Pavlus'un hiç Meryem - Efes ilişkilendirmesini yapmadığını düşünmezde, oraya HACI olacağım kurtsanacağım diye gider?

Eğer Meryem orada bulunmuş olsaydı, Son yıllarını Efes'te  St. Jean (Yuhanna) ile geçirmiş olsaydı Pavlus mektuplarında Meryem'in izlerinden, tanıdıklarından bahseder, bir zamanlar Meryem'in olduğu yerin tarifini yapardı. Meryem yaşamıyor olsa bile yürümekten  hiç çekinmeyen (MS. 53-56 da Efes’te yaşamış olan) Pavlus, orayı mutlaka ziyaret ederdi. (ne gariptirki Meryemin ölüm yılını bilmeyenler, ölüm gününü 15 Ağutos ilan ediyorlar) Hem Hıristiyan olmamakta direnen Efes halkına TANRININ ANNESİNİ gösterirdi. "Artemis değil Tanrının annesi bu" derdi. En azından Meryem'i oraya götürdüğü söylenen St. Jean'dan bahsederdi.

Ona buna selamları sitemleri mektuplarından hiç eksik etmeyen Pavlus'un, inananlılarına "Meryem diyarı Efes'ten sizlere selam" dememiş olması pek kabul edilebilir bir yaklaşım değil. Pavlus'un bu konulardan hiç bahsetmiş olmaması bile Meryem'in oraya gitmediğini, TAPILANINDA Meryem'e yakıştırılan TANRIÇA / tanrının annesi unvanlarının sahibi  TANRIÇA ARTEMİS olduğunu gösterir. (Hıristiyanlar ya! Meryem'in oraya gitmediğini kabul edecekler, yada PAVLUS'un Meryem oğlu İSA inancı ile lakası olmadığını, Meryem tarafından onaylanmadığını, Pavlus'un da Meryem'in sahip olduğu inancı benimsemediğini kabul edecekler)

Artemis Meryem geçişini sağlayabilmek için, THEOTOKOS inancına meşruluk katabilmek için, Anadolu topraklarını Hıristiyanların vazgeçilmezi yapmak için, birilerinin ortaya attığı hikaye olmalı. OĞUL TANRININ bizzat gözükerek  "SENİ HİZMETLİM YAPTIM" dediği PAVLUS, hizmetine girdiği TANRININ annesine böyle ilgisiz davranabilir mi?

Her ikiside farklı zamanlarda da olsa Efes'te kalsalardı, ona buna selamlar sitemler göndererek temennilerini TANRI SÖZÜ haline getirip, kutsallık anlayışını mektuplarındaki Vaaz sözlerine indiren  Pavlus, TANRININ ANNESİNDEN yada onun bırakmış olduğu İZLERDEN bahsetmez miydi?
   
  theotokos anne tanrıça
   
  THEOTOKOS,  ANNE TANRIÇA ARTEMİS tapınması değil, OĞUL TANRININ ANNESİ olan TANRIÇA MERYEM'e olan bağlılık göstergesidir, onun korunmasına sığınmaktır gönül rahatlığıyla tapınabilirsiniz  vurgulaması, bu ve buna benzer hikayelerle sağlanmış. Dinlerini yaymak için zorlanan din  yapımcıları, bölgelerin inançlarını kendilerine benzer kılmak için tavizler vermişler. Tanrıça Artemis inancını benimsemiş olan yerlerde bu direnci kırabilmek içinde, onların asla bırakmak istemedikleri ANNE TANRIÇA tapınmalarını, din sistemlerine  dahil ederek sorunu çözmüşler.  İnanç atalarının yada kitap atalarının suyunu içtikleri BUZAĞININ sesini dinleyenlerde, Puta tapmayı  SERONOMİLERLE SÜSLEYETEK  inanç sistemlerine dahil edivermişler.

Mısırdan Çıkış....32:20 Yaptıkları BUZAĞIYI alıp YAKTI, TOZ HALİNE gelinceye dek EZDİ, sonra SUYA SERPEREK İSRAİLLİLERE İÇİRDİ. 

Tanrısal adresli mucize hikayesiyle Puta tapmayı dini vecibe haline getirerek  PAGAN mirası inanç köklerinde yer alan, Tanrı insan karışımının (ilahi varlıklar Tanrının oğulları)olabilirliğini kabul etmişler (etmişlerde kutsal soy taşıyıcısı Marangoz Yusuf'un doğum sahnesindeki rolünü anlayamadım. Tanrıya kutsal DAVUT soyu nasıl bulaştı?) 

Efes Konsili (431) galibi İskenderiyeli Aziz Kyrillos, Nestorius'a şunları yazmış: "İlk önce, herhangi bir insan gibi kutsal Bakire Meryem'den doğmuş ve ardından KELAM bu adam üzerine inmiştir demek doğru değildir. Tam tersi O, rahim içindeVÜCUD alıp BEDENİ bir şekilde doğmuştur. Böylece KENDİ BEDENİNİN DOĞUMUNU ÜSTLENMİŞTİR. Bundan dolayı Kutsal Bakire'ye "THEOTOKOS", yani "TANRI'nın ANNESİ" adını vermekte tereddüt etmediler". (Efes Konsili, 431, İskenderiyeli Episkopos Kyrillos'un Nestorius'a mektubu)

Theotokos sıfatı 5. yüzyılda  Tanrılaştırma olduğu için, ŞİRKE neden olduğu için, Tanrı inancında karmaşaya neden olduğu için, Tanrı kavramının içini boşaltıp, Tanrı saygınlığını sıradanlaştırdığı için, bu nitelendirmenin kaldırılması  istenmiş. Ama 431 yılında III. Ekümenik konsil olarak toplanan Efes'te bu istek red edilmiş. Ve" İskenderiyeli Kyrillos'un teklifi olan; Meryem’in, hem ilah hem de insan olan İsa’yı doğurduğu, dolayısıyla Theotokos olduğu resmen kabul edilmiş.

İznik konsilinde (325) İSA ezelde ama ezelin sonunda (ezel ile kast edilen sürenini bitiminde. Diğer şeylerin başlamasından/ yaratılmasından hemen önce) yaratılmıştır" ("YARATILMIŞ" demesi bile TEVHİD inancına çağrıdır ki, ŞİRK'İ MEN etmek olduğundan bu Putperes inançları yerleştirmek isteyenler için kabul edilebilir bir şey değildir) dediği için, AFOROZ edilen ARYÜS gibi, Efesteki bu konsilde de Meryem Theotokos değildir, TANRIÇA değildir, TANRIYI TAŞIYAN değildir, TANRININ annesi değildir, dolaysıyla İSA TANRI değildir (Khristotokostur / insandır) diyen İstanbul patriği Nesterıous gibiler de sapkın ilan edilerek Libya çöllerine sürülmüş. (Daha sonra putperes inançlarının geleneği olan Azizlik mertebesine yükseltilenin, yazdığı mektubu yayınlayanlar, AFOROZ edilen ARYÜS ve çöllere sürülen Nesterios'un  cevaplarında yayınlasalar.)
   
  AZ HIRİSTİYANLARIN kaleminden İZNİK konsilinde ne oldu? ORTODOKS ve KATOLİKLERİN Amentuları "HIRISTİYAN AMENTULARI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Efes Konsili'nin bu karan almasında en aktif rolü oynayan (diğer Pagan dinlerin düşmanı ve katliam planlayıcısı) İskenderiye'li  Kyrillos'un belirttiği gibi;  "Tanrı, bir insan halinde cisimleşerek bizim KURTARICIMIZ olmuştur; ancak TANRI'nın bu İNSANLAŞMASI  MERYEM ARACILIĞI ile olmuştur."  deyişini kabul edenler, Konstantinopolis'in  onun Fiziksel kalıntılarını da (röliklerinin) taşıdığı (hangi kalıntı varsa) varsayımıyla, "THEOTOKOS'un  burada oturduğu ve onun kenti olduğu kabul etmişler. Sonrasında alınan unvanlar ve sağlamlaşan SALTANATLAR.

Artık şehrin koruması ona aitti. Onun varlığı, bu kent için en büyük güvenceydi. THEOTOKOS adı  Bizanslılar için  güvenlik demekti zafer demekti. Aya Sofya'da yapılan ilk ikonun Meryem ikonu olması da ona verilen önemi göstermekte. Secde etmek yerine tılsımdan, büyüden havada uçandan, karada kaçanan, var sandıklarından, Ruh kabul ettikleri Cinlerden  medet umum, kurtuluşa ermeyi düşleyenler için bu konu o kadar önemlidir ki; Ortodoksluğun başlangıcı, onun bu ikonunun 29 Mart 867'de ki açılışında ilan edilir. Patrik Photios o günü "Ortodoksluğun başlangıç günü" olarak ilan etmiş.

(Babasız doğuma ASLA  inanmadığı ortada olan Yahve'ci kutsal metin yazarlarının, İsrail'in Tanrısının  "kutsal Davut soyundan "MESH EDİLENİ"  göndereceğim" sözünü yalan çıkartmamak için,  KUTSAL gen aktarıcısı konumuna oturttukları Yusuf'la kutsamaya çalıştıkları MERYEM OĞLUNU;  kutsal metin yazarlarından birkaç yüz yıl sonra -elbette TANRI adına aldıkları kararlarla- MERYEM'İ TANRIÇA ilan edip TANRI doğurtan din önderleri bugünkü HIRİSTİYANLIĞI oluşturmuşlar).

Tanrının annesi kavramı başka türlü nası açıklanabilir? Bakın onlarda TANRIYI KUCAĞINDA tutana TANRIÇA muamelesi yapıyorlar. OĞUL TANRI İSA, kollarında olduğunun karnında kendi BEDENLENMESİNİ üstlenmiş olduğu halde, MERYEM'e TANRIÇA diyorlar. (Birde bedenlenme içini Tanrı bizzat kendisi yapmasaydı kimbilir ne unvanlar veririlerdi?) diği halde. THEOTOKOS kılığına bürünmüş olarak Oğul Tanrıyı kollarının arasına almış  olmanın  başka açıklaması olabilir mi?

Tanrının oğlu olursa, İnsandan doğan TANRI olursa, Tanrının ANNESİDE elbette TANRI olur. Tanrının ANNESİ yerine geçipte Tanrıyı KUCAĞINDA tutanda, elbette "ben TANRI'yım" diye ortalıkta bağırmak isteyen olur.

Hem Yeni Bizansın İmparatorluğuna oynayan, hem GÖKSEL EGEMENLİK pastasını büyütmek isteyen, hem de Oğul Tanrı atamasında kendine yer edinenin de elbette elinde birşeyler olması gerekir. En azından elinde, sonradan oyunu çıkan Karamanın koyunu olmalı.

İstanbul üzerine hükümran olmak isteyen, Bizans hayalleri içinde kendisini Yeni bizansın İmparatoru ilan eden, çakma İmparator olarak  mahkeme kararlarıyla SOY'sular edinenlerde aynı kulvarda yol almaktadır.

Yalanı çamur atmayı, entrikayı, karekterlerinin bir parçası haline getirmiş olan, düzmece İmparatorluk çakmaları, yurt dışında kendilerine yer edinip BÜYÜK ELÇİLİK bile açmışlar. Bizans hayali kuranlar elbette birbirlerinden haberdardırlar ve neler yaptıklarını biliyorlardır. Kendisini neredeyse (belkide gerçekten) BİZANSIN koruyucusu Theodore'si olarak görenlerin, BİZANS ÜZERİNDE kendisinden habersiz oyunlar oynanmasına, HATTA sineklerin uçuşmasına izin vermesi mümkün mü?
   
  yeni bizans 
   
  AZ PATRİĞİN MİLLİYET GAZETESİNE VERDİĞİ ÇARMIH ROPÖRTAJINI İŞLEYEN "PATRİK - ÇARMIH - PARMAK ve ATATÜRK" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Yeni Bizans için kolları sıvamış olan PARONAYAL VAK'A el oğulları, İÇGÜDÜLERİ haline gelmiş yalan üzerine kurdukları bir geçmişle, saman altından suları yürüterek boşlukları doldurmaya çalıştıklarını gösteriyorlar. Durum o hale gelmiş ki, konsoloslukları, elçileri bile olmuş. Davetlere Bizans İmparatoru diye imza atıp resmi kaşelerini basıyorlar ve diplomatik geçerliliğe sahip, diplomatvari de yaşıyorlarmış. Bizans İmparatorluğunu hayata geçirmek isteyenler, elbette TRABZON İMPARATORLUĞUNU'da ihmal etmeyip himayaleri altına alıvermişler. Trabzon kralınıda atayıp MÜHÜRÜNÜDE eline vermişler.
   
  KENDİLERİNİ YENİ BİZANS ve TRABZON İMPARATORU ATAYANLAR KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "ÇAKMA PRENS ve İMP." sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Paranoyak NEW BİZANS HORTLAKCISI SAHTEKARLARIN, ÇAMUR ATMA TEZGAHLARINI anlatan "ÇAKMA ZARFIN HİKAYESİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  EĞER TABLOLARI MEYDANA GETİREN "ALT RESİMLER ÇÖZÜLEBİLİRSE, HİKAYELERİ DAHA NET ORTAYA ÇIKACAKTIR
Tanrı oğlu gibi TANRI OĞLUNUN NEYE BENZEDİĞİNİ hatta o çevreden ise kim olduğunu / olacağını bile görebilirsiniz.
Bu yolla çevrenize KEHANETLERDE bulunup BİLİCİ sınıfında yer alabilirsiniz bile.
KEHANET uğruna ne TEZGAHLAR, KOMPLOLAR, kurulduğunu görebilirsiniz.
KEHANETLERİN uzayan don lastiği üzerinde koşan mikro organizma gibi aslında hiç mesafe, merhale katedemediğini görürsünüz.
Kehanet denilen şeylerin peşine düşenleri HARARETİ YÜKSEK olan Cehenneme yolcu ettiğinin farkına varırsınız.
KEHANET denilen yol haritalarındaki her bozgun sonrası / çıkmaz sonrası başka yan yol ilaveleri ile ayakta tutulmaya çalışıldığını örnekleri ile farkedersiniz.
KEHANET denilen şeyin aslında ŞEYTANIN SONSUZ YAŞAM ve GÜÇ YETİRİLEMEZ İKTİDAR VAADİNİN HAVUÇLARI olduğunu görürsünüz.
Kehanet denilen ve peşine düşenlerin aslında TEVHİD İNANCINI yok etmeyi amaçladığını kavrarsınız.

Ve birşeyi daha anlarsınız, KEHANET denilen şey hayal kurdurur ve terörizm, savaş getirir.
Ölüm kol gezer. Kin ve nefret depolatır. İntikam yeminleri ettirir. Katliamlara adres gösterir.

Eğer Kehanet tacirlerinin kehanetleri gerçekleşmiş olsaydı Yahudiler BAL-SÜT diyarlarına 2500 -3000 yıldır, Hristiyanlar ise kitaplarını yazanların ömürleri içinde beklenen KURTARICILARINI 2000 yıldır BEKLİYOR olmazlardı.

Vaadlerine kavuşur kanatlı melekler olarak yada Dünyanın tüm zenginliklerinin kendilerine aktığı HAYAT AĞACI etrafında 12 kapılı şehirlerinde yaşamlarını sürdürüyor olurlardı.
Binlerce yıldır İMAN BÖLGESİNİN / ALTIN HİLAL'in / BAL-SÜT akıtan nehirler bölgesinin hayalleri ile yaşamazlardı.
Kurtarıcıları ile Özel ezgilerini söyleyen 144.000 kişinin dışındada olsalar dirilecekleri günü iple çekenler olurlardı.
İktidar, İhtiras mücadelesinin diğer adı olmuş, Kehanet YALANLARI.

O halde TABLOLARDA ip ucu olabilecek yüzü nerede olabilir?
Onlarca yüzü / simayı bir tablonun içine sığdırmış olanlar elbette bu aday adayı içinde münasip bir yer ayırmış olmalılar. Tanrının sağında duruyor denilen Oğul Tanrı'da, yeryüzünde de haddini bilmeli ve BABA TANRIYA AİT TAHTIN SAĞINDA, yerini almış olmalı. Birileri kitaplarında OĞUL TANRIYI, BABA TANRININ SAĞINDA gördüm diye yazmamış mıydı? O halde gelenek bozulmamalı, kitap yalan yazıyor durumuna düşürülmemeli ve KUCAĞA alınmış olsa bile TAHTIN sağında yer verilmeli.

Elçilerin işleri.......2:33 O, Tanrı'nın SAĞINA yüceltilmiş, .......
Markos...............2:19 ..... ve Tanrı'nın SAĞINDA OTURDU
1 Petrus.............3:22 Göğe çıkmış olan Mesih, TANRININ SAĞINDADIR ......

O halde önce  Patriğin sağına bakarak işe başlayalım. Patriğin sağ tarafına bakıldığında bir süliet görünüyor. Resimdeki Oğul Tanrı adayının kim olabileceğine dair ilk resim yine kendilerinden.
   
  MAVİ MİRA
  ?????? (eaf_toú)= own = öz = özümüz = kabullenmek = sahip olmak = bizim
  patrik ve şapka
   
  Hani! "iki elmanın yarısı" derler, hani! "şıp demiş burnundan düşmüş" derler, hani! "yüzü tıpkı babası" derler, hani! "babasından bir parça" derler,..vb. Bu ve bunun gibi deyişlerle benzerliği vurgulayanlar, aslında soydan gelen  izlerin fazlalığını anlatmış olurlar. Bir babanın çocuğundan izleri nasıl taşıdığını göstermek için DNA testi yapamayacağımıza göre, Theotokos unvanını kendine üstlenmiş olan Patrikten bir yanak alarak, kucağındaki OĞUL TANRININ ondan olup olmadığına bakalım.

KUCAKTA olan OĞUL TANRI Patrikten çıkmış, onda / ondan vücud bulmuş biri mi görelim? OWN/BİZİM OĞUL TANRI benimsenmesini hak ediyor mu karar verelim?  Unutmayın! Efes konsiline göre Tanrıyı doğuran TANRIDIR / Tanrıçadır. Zaten TANRIYI kucağında TANRIDAN başka kim tutabilir ki? Herşeye gücü yeteni, ANCAK Herşeye gücü  yeten yetiştirebilir? Herşeyi bilene ANCAK herşeyi bilen, neler bilmesi gerektiğini öğretebilir...vb..
   
  İki elmanın yarısı sözü üzerinden giderek elmanın tamamının sergilendiği tabloda elmanın ikinci yarısı nerede olabilir? Elbette birçok yerde olabilir. O birçok yeri profesyonel resim analizcilerine bırakalım ve  göz önündeki yarıyı alarak bakalım. Önemli kişiler sahneye çıktığında ön planda tutulmak istenenin (star olanın, sırası gelenin)  önemini  vurgulamak için Projektörlerle izlenir. Işık o önemli kişinin üzerine odaklanmış, o önemli kişi ışıklar içinde kalmıştır.

Yetiştirilen yada atanacak Oğul Tanrı, yüz milyonlarca (belki milyarlarca insan peşinden sürükleyecek)  insanın imanını, bir çırpıda alıp götürmeye aday olduğu için ona da ışıklar yönelmeli / yönelmiş olmalı. Neonlanmış gibi parlamalı.  Hani derler ya! "Sadece parmağa değil, parmakla birlikte parmağın  gösterdiği yerede bakmalı ama elde olanda sımsıkı tutulmalı. Cambaza bak derlerken" eldeki de  kaptırılmamalı. Kucaktakiyle birlikte işaret edilenede bakmak gerekir.
   
  ÇAKMA MESİH
  ?????? (eaf_toú)= own = öz = özümüz = kabullenmek = sahip olmak = bizim
  TANRI YETİŞTİRİCİSİ PATRİK
  ?????? (eaf_toú)= own = öz = özümüz = kabullenmek = sahip olmak = bizim
  KUCAKTAKİ KİM OLURSA OLSUN KÖPECİK SEVGİSİNİ ALACAĞI MUHAKKAK. Arka plandan gösterilenler, yandan profillenenler, Mehdi unvanı verileceklerde dahil, Kucakta Tanrı'yı taşıyana tabii olacakları resimlerden okunuyor.

 
  OĞUL TANRI ANASI PATRİK
 

 

  Benzer durum İsatnbul 2010 Dünya Kültür Başkenti Tanıtım Logosunun oluşumunda da yer alıyor. 3-5 geometrik şeklin ve bir iki ışık sütunu, yansıması ile oluşturulduğu sanılan zannedilen Logonun içinde aslında olan ve olması muhtemel zat-ı Muhteremlerin silüetleri var. Ayasofya'ya teması içinde bilinç altlarına atılan 25. kare örneği şahsiyetlerin görüntüleri var. Emeği geçenler, geçecek olanlar, atanacaklar, unvanlanacaklar, Tanrısal makamlar edinenler, Mehdilik sözleri alanlar ne ararsanız hepsi var gözüküyor.
   
   
   
  Logoda hiç alakası yokken, ortaya bebek / bebekler ve delikanlı çağında insan silüeti çıkıyor. "Nereden çıktı bu veled" dedirtecek cinsten bir durum söz konusu: Orada da Patronajlık Patriğe teslim edilmiş görünüyor. Silüette beliren Bizansın yeni koruyucusu Theodore olmasın. Yoksa ne işi olur İstanbul tanıtım jeneriği içinde veledlerin ve insan kılıklı, o zihin bulandırıcılarının, kontrolcülerinin. damdaki bacaların İstanbul Tanıtım Logosu içinde.  
   
 
   
 
   
  AZ HORUS / RA Tapıcıları, BİZANS Hortlatıcıları ve İSTANBUL 2010 LOGOSU ile 25.KARE çalışmaları "ENERJİMİZ SENDEN İSTANBUL" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Tablonun elbette başka versiyonlarıda var ama hepsinde benzer oynamlar var. Yani Tablo evrim geçirerek sanal görüntüde sergilenen hale gelmış. Sanal görüntüde olan tabloyu yakın planda canlı olarak göstermek oldukca cesaret isteyen bir iş olsa gerek. Sanal görüntü içinde insanlar birçok şeyin farkına varamıyorlar. Ama resmi karşılarında bulup inceleme olanağını bulsalar kutsallarına bağlı olan Ortodoksların ve diğer Hıristiyanların lanet okumalarını üzerlerine alırlar sanırım.  

Kilisede şu anda ziyarette olan tabloda da benzer şeyler az miktarda ve usturuplu bir biçimde sergileniyor. Az miktarda ve usturuplu olmasının bir sebebi de  kabartmalı (derinlik verilmiş) bir resim olması. Ortamın loş tutulmasından kaynaklanan avantajlarıda kullanan Patrikhaneliler, istedikleri bilinç altı çalışmalarını yaparak ileride açıklanacak sahne dekorları için beyinlere notlar bırakıp ucubelerini park ediyorlar. 25. kare benzeri çalışmalarıyla inanlılarına istedikleri bilgileri işleyebiliyorlar.
   
 
   
 
  Oysa ne güzel başlamıştı ziyaret. Patriği görmüş konuşmuştu. Tanrının Annesi tablosunda adeta Meryem ve İsa sandıklarıyla sohbet edip hasret gidermişti. 
   
 
   
  YORUMA GEREK VAR MI? PATRİKHANE İÇİN KUTSAL DİYE BİRŞEY VAR MI? BU YAPILANLARA TANRI ADINA TANRICILIK OYNANIYOR DENMEZDE NE DENİR? Meryem yerine kendini koy. Kucaktaki İsa yerine atanması muhtemel bir çocuğun resmini koy. Kuzu yerinede Köpek koy.

Eski ve Yeni Ahit'e dayalı bir din içinde, bu kadar köklü değişiklikleri kim yapabilir?
Tanrı emri olmadan, İnanç sistemi içinde yeni oğul Tanrı yetiştiriciliğine kim kendini atayabilir?
Tanrı emri olmadan, kim Meryem'i inanç sisteminden dışlayabilir?
Tanrı emri olmadan, kitaplarında ki ifadelere rağmen kim kuzu-köpek değişimini yapabilir?

Pekii! Tanrı olmadan yapılan değişikler inanalılar tarafından kabul edilir mi?
Tanrı ilanı yapılmadan yapılacak olan değişiklikler kopmalara ve aforozlara götürür.
Tanrı ilanı yapılan kendilerinden olmalı ki, diğer mezheplere uzak durmalı ki, arzular gerçekleştirilebilsin.
Oğul Tanrı İsa adı kullanılarak nasıl Eski Ahit'ten Yeni Ahit'e geçiş yapıldıysa buradaki geçişlerde ancak öyle yapılabilir.
Kucaktaki olan / bizim denilen Mesih ayarında atanabilirse yada mezhebi tarfından kabul görürse bu geçişlerden uygun görülenler inanç sistemi içinde yer alabilir.

Yada diğer mezheplerle Mesih ismi üzerinde antlaşma sağlanamazsa, bence çok arzu ettikleri kopuş sağlanacak ve 1000 yıllık aforozlar (karşılıklı birbirlerini sapkın din mensupları ilan etmeler) sonuca ulaşmış olacaktır. Belkide bir kaç mucizevi operasyon sonucunda, Tanrının Annesi değilde Tanrının Babası olduğu ortaya seriliverecek. Beyinler, gözler, bilinç altları bu tür resimlerle boşu boşuna alıştırılıyor.

O gün geldiğinde birçok şey tanıdık gelecek.
Derinlerden gelen birtakım duygular "bunları daha önce gördün, tanıman lazım diye" seslenecek. Kanı canı ısınıverecek.
Tanrısal mucizelerle daha önceden haberdar edildiğini düşünecek.
Azizlerin, Azizelerin daha önceden müjdelediklerini sanacak.
Tanrının annesinin kendi yerine Patriği seçmiş olduğunu tablolardaki ufak tefek değişimlerle görecekler.
haber verdiğiniVe elbette daha önceden olduğu gibi, hiç sorgulamadan kurtuluş vaadlerindeki yaldızlı sözlerin verdiği hayallerle peşlerine takılmaya davam edecekler.

Mesih bu diye ortaya sürülenin arkasından diğerleriyle kesin kopuşu sağlayacak bir dizi hareketin başlangıç noktasını oluşturabilir. "Onların Mesih dedikleri kuzu değil Köpecik" deme gibi. "Onların adayı bizim (OWN) olanın ancak köpeciği olabilir" deme gibi.
   
 
   
 
   
  Eski Ahit yazarlarının Yakup'a Tanrı edindirdikleri yöntem kullanılmış.  Yakup'ları,  gördüğü halde kendisini öldürmeyen Tanrı bulma sevincini nasıl yaşadıysa, Ortodokslarda Canavar / ejderha ile sembolize edilen Tanrı Marduk'u yendirip ruhunu Aya Yorgilerinin göğsüne yerleştirmişler.

Yahudilerin ve Hıristiyanların Yakup'ları; yenebildiği, yalvartabildiği bir Tanrı'ya sahip olmakla, takipcilerine nasıl edinilmiş bir Tanrı kazandırdıysa, Aya Yorgi'de gördüğünde kendisini öldürmeyen, yenebileceği Marduk ile savaşmış, yenmiş ve onun yapısını göğsüne hapsetmiş görünüyor.

Göksel Hakimiyet savaşında, Yakup'ta Aya Yorgi'de  mücadele sonucunda ele geçirip kendilerine bağladıkları  birer Tanrı sahibi yada temsilcisi olmuşlar. Daha da ötesi varlıklarla kurulan ittifaklarla, varlıklar arası göksel egemnliklerinde, paylarını artırarark söz sahibi haline gelmişler.

Boşuna Yakup'un Tanrısı / İsrail'in Tanrısı demiyorlar. (O devirde İsrail devleti yokki, İsrail ulusunun Tanrısı olsun? O halde o etaplar  bile anlatılırken İSRAİL'in Tanrısı deniliyor?  Mısır'a 70 kişi olarak girişlerinden 430 yıl sonra toplu halde çıkıyorlar ve Mısır'a girişlerinden yaklaşık 800 yıl sonra 12 kabilenin birleşmesiyle İsrail devleti kuruluyor. Yakup'sa Tanrı ile güreşini Mısır'a girişten 50-60 yıl önce, 70 yaşlarında yapıyor.) Aya yorgi'de boşuna koruyucu Aziz ilan edilmemiş olmalı. Eğer, Aya Yorgi'ye, VARLIK boyutunda Tanrısal meziyetler atfedilmediyse ne diye koruyucu ilan edilsin ki?.
   
 
   
  Yahudiler Yakup'un Tanrısı derken edindikleri Tanrının menşeini belirtiyorlar. "İsrail'in Tanrısı" derlerken de Yakup'u kast ediyorlar. Görünebilen, görülebilen, karşılıklı konuşabilinen Tanrı sahibi olduklarına inandıktan sonra, neden başka arayışlara girsinler.

Adı ama El- Shaddai ama İsrail'in Tanrısı ama Yakup'un Tanrısı ne fark eder. "Daha Yahve olarak gözükmedim" desede ne fark eder, nasıl olsa hepsine "Herşeye egemen Rab" denmiyor mu? Semiramis'i GÖK KRALİÇESİ olarak MERYEM'e uyarlayanlar, elbette Semiramis oğlunu da Tanrı olarak göğüslere içireceklerdir. Anasını al oğlunu alma olmaz.
   
 
   
  St. George'yi Aziz kabul edip amaçları doğrultusunda kullananlar arasında İngilizlerde var. Aya Yorgi'yi / St. George'u ihtiyaçları gereği ön plana çıkarmak zorunda kalan İngilizler, Haçlı seferlerindeki mağlubiyetlerini örtebilmek, Fransz asıllı Richard'larını (kem-küm İngilizce konuşabilen) kahraman yapabilmek, İngiliz bayrağı yaptıkları Ceneviz bayrağını açıklayabilmek için yani, durumu kotarmak için St. George ismini kullanmışlar.

Kader Tabletleri ve Sümer Tanrılarıyla kafayı bozmaktan, onlara atfedilen efsanevi tılsımların hayalini kurmaktan  ziyade, İSMİNİ kutsallaştırarak kullanmakla yetinmişler. Eski İngiliz bayrağındaki kırmızı haça, St George'nin adını koyan İngilizler  onun  inançlara yerleştirilmiş olan  namına sığınmışlar.

Ortasından kırmızı, beyaz, mavi çizgiler geçen, Birleşik Krallık bayrağından (Union Jack) önce,  yani daha güneş batmayan İmparatorluk olamadıkları zamanlarda, beyaz üzerine kırmızı bir haçtan oluşan  İngiliz bayrağı varmış. 

I. Richard / Aslan Yürekli Rişar (1157–1199), İngiltere'nin 1189-1199 tarihleri arasındaki FRANSIZ ASILLI kralı. 1189 - 1192 yılları arasında yapılan 3. Haçlı seferine komutanlık yapan FRANSIZ  RİCHARD, çok az (hatta birkaç kelime dışında hiç) İngilizce biliyormuş. Orduları Kudüs'e deniz yoluyla getirebilmek için, denizlerde hakim durumdaki CENEVİZ'lilerden BAYRAKLARINI kullanma ayrıcalığını para karşılığında alır.

Meclisinde, gemilerine çekilecek olan Ceneviz bayrağı yeni İngiliz bayrağı olarak onaylatınca,  kırmız haçlı bayrak yeni İNGİLİZ bayrağı oluvermiş. Olmuş olmasına ama bayrağın kalıcı olabilmesi için halkı etkileyecek kutsallık gerektiğini de bilen, Fransızca konuşan İngiliz Kralı I. Richard, "Filistin'de Aziz George'nin gömülü olduğu kiliseyi bulduk"haberini uçurmuş. Cenevizlilerden alarak yeni İngiliz bayrağı yaptıkları, beyaz üzerine işlenmiş KIRMIZI HAÇA, "Saint George haçı" adı vererek işi çözümlemiş.

Hazır St. George gibi efsaneleşmiş bir koruyucu bulmuşken Kudüs'ten memlekete   elller kollar boş dönülür mü? "Selahattine YİNE yenildik" deme yerine, "koruyucumuzu bulduk, inananlılara bir ejderha avcısı kazandırdık" demek daha güzel değil mi? "Üstelik bu St Sevgisi öyle bir boyuttaki, bayrağımızı bile onun haçıyla onurlandırdık. St George Haçı kalkanlarımızda olmasaydı vay halimize" gibi sözlerle,  törenler, kutlamalar, kutsamalar arasında  her yer St. George tapınakları ve resimleri ile doldurulmuş.
   
  st. george haçı ve ingiliz bay 
   
  "Nereden çıktı St. George'nin ejderha öldürmesi, onu AZİZ yapan din yolunda inancından taviz vermemesi değil miydi?" diye de pek fazla soran olmamış ki, kilise kalıntısının duvarlarını süsleyen (yüzlerce yıl sonraki Bizans imp) Roma imparatorlarının avlanma ve kahraman ilan etme / gösterme Freksleri, St George'nin EJDERHA avcılığına düşey geçiş yaptırılmasına yol açmış. St. George olarak kilise duvarlarında yerini almış.

Din ve İNANÇ önderliğinden, EJDERHA AVCILIĞINA transfer edilmiş olmasına rağmen, bu kezde "EJDERHA AVCISININ inanç yuvası olması gereken Kilise duvarlarında ne işi var?" sorularıyla da karşılaşmamış olacak ki; aradan geçen yüzyıllar içinde adına kiliseler yapılmış. İnanç-hanelerinin duvarlarında yerini; öpülmek, mum yakılmak, Cennet isteğinde bulunulmak, günah affı dilemek,..vb..   şartıyla yerini almış.

Ortodokslar da ise sadece kurtarıcı koruyucu olarak kullanılmakla / ilan edilmekle yetinilmemiş. Aziz Aya Yorgi'nin yayılmış olan ünü I. Richard'ın katkıları ile yeni ufuklar açmış olmalı ki, bir takım misyonlar daha yüklemelerle  Aya Yorgi kilise ziyareti "Yarım Hacılık" olarak kabul edilir hale sokulmuş. 

Hıristiyanlık geleneğinde Meryem Ana evi hacılık mekanı olmasaydı, Aya Yorgi Kilisesinin, Ortodokslar için tam hacılık yeri olarak ilan edileceği Meryem ve İsa tablosuna yaptıklarından belli değil mi? Meryem yerine kendisini, İsa yerine birinin çocuğunu, Kuzu'nun yerine Köpecik koyanlar Efes Meryem Ana evini önemserler mi? (Hele Pavlus'un Efes mektuplarında hiç Meryem ve evinden bahsetmediğine göre, - ona buna selamlar gönderen Pavlus; "ne Tanrımın annesi buraya gelmiş, ne Tanrımın annesi burda" diyor- oranın şişirilmiş yer olduğunu bilen. Türkiye üzerinde Hıristiyanların hayal kurmasını sağlama adına Efes isminin pompalayanlar için; en kutsal olan şey kendisine ait olanlardır. Tanrı'yı oynayan için kutsallık olabilir mi?  İnandıkları ve peşinde olduklarından dolayı değil, dayandıkları yönlendirdikleri topluluğun Hıristiyan inancında olmalasının ortaya çıkardığı mecburiyetler karşısında ikinci dereceden hacılık kabulünü yapıyorlar.)

İngilizler, Gürciler (Gürcistan / Georgian)..vb..gibi AYA YORGİ'nin haçından ziyade onun, temsil ettirdikleri İTTİFAKLARIN adreslerini göstermesini  yeğlemişler. Göksel egemenlikteki yerlerinin neresi olduğunu ve nelerle ittifaklar halinde olduklarını gösterebilmek için Roma İmparatoruna inancı için kafa tutan ve bu uğurda ölen  AYA YORGİ'yi kullanmışlar.

Görüldüğü gibi (herşeyin başlangıç Tanrısı) APSU ve TİAMAT'ın oluşturduğu KADER TABLETİ'ni MARDUK'tan (Güneş Buzağısından) ele geçirdiklerine, tılsıma büyüye sahip olduklarını belirterek yöneldikleri yolu ayan beyan tarif etmiş oluyorlar. BABİL'de BÜYÜ MERKEZİ.

Sümer tanrılarının tılsımlı adledilen sembolik kalkanını AYA yorgi vasıtasıyla GÖNÜLLERDE BESLENİR hale getirildiğini, dolaysıyla MARDUK ve Sümer tanrı inançlarından işe gelen ne varsa ALDIK diyorlar. Sümer Pagan dinlerinde Tanrı kabul edilmiş olan Tiamat'a, APSU'ya, ANŞAR'a, ENLİL'e, ENKİ'ye ve Marduk'a ait öğretiler GÖNÜLLERE İÇİRİLDİ diyorlar. 

   
  KADER TANLETİ 
   
  Öldüren, onu tesirsiz hale getiren St. George Aya Yorgi olarak yorumlanırken Marduk Tanrısına atfettikleri tılsım güçlerini, koruyucuları ve 2. Haç merkezinin oluşmasına işaret olarak gördükleri AYA YORGİ'ye yükleyerek efsanevi hale getirmedilermi? Sümer Tanrısal gördükleri güçleri kuvvetleri, isimleri, sembolleri ve  inançlarına yön veren önemli gördükleri herşeyi, AYA YORG'de toplayıp onun vasıtasıyla inananlılarına özümsetmediler mi?
 
Yoksa durup duruken neden bir Azizleri olsun ve onları sürekli koruyor pozisyonunda kalsın? Üstelik ejderha ile kast edilen varlık boyutunda değilse, sırf avcı olduğu için neden Aziz ilan edilsin? Kazılan ve gidilen yolu Aya Yorgi' de özetlemiyorlarsa neden Marduk ve canavar seçilmiş olsun.

Sümer inançlarında olduğu gibi, Tanrısal boyutta bir mücadeleyi anlatmıyorsa neden imani değerler üzerinde değilde, Tanrı olarak kabul edilen ejderhayı öldürmesiyle din içinde yer edinebilmiş olsun?

Eğer, din içinde inanç yönünden bir AZİZ ilan etmek, bir AZİZ'e sahip olmak isteselerdi, canavar öldüren kahraman yerine imanı güçlendiren din önderi vasıflarına sahip bir figürü ön plana çıkarır ve AZİZ ilan ederlerdi.

Canavar avcısını Aziz ilan etmelerinden İMANİ değerler peşinde olmadıkları belli olmuyor mu?. İmani kurtuluş ve arınmaya ihtiyacı olan insanlara ejderha savaşcısı usta silahşör, Aziz olarak sunulup Tapınmalara açılıyor.

TEK-TANRICILIK derken, kabul edilmiş olan TANRILARDAN sadece birine tapılmayı kastedenler en iyi örnek, Aya Yorgi'ye Ejderha olarak yendirilen MARDUK'u, TEK TANRI İNANÇLARININ tek İLAHİ ilan eden Nabukadnessar gösterilebilir.   
   
  SÜMERTANRILARI 
   
   marduk ve aya yorgi st george
   
  Kapodakya'lı Hıristiyan olan Georgia (Aya Yorgi 275-303), Roma ordusunun en üst derecelerinden olan İmparator Diocletianus'un muhafız komutanlığına kadar yükselir. Henüz Hırıitiyanlık dinini düşmanca karşılandığı (İznik Konsil öncesi) Roma devletinde Hıristiyanlığa karşı yapılan saldırılara katılmadığı için 303 yılında İZNİK'te öldürülür. Aya Yorgi'nin / St. Georgia'nın inançlarına sahip çıkarak ölmesi onun din kahramanı olmasını sağlar.

Görüldüğü gibi inancı uğruna işkencelere rağmen dininden taviz vermeyen ve ölüme razı olan bir insan var. Canavarla, ejderhayla savaşan bir insan yok. İsa'nın gerildiği ÇARMIH'ı bulup kiliseye getirenler, o günlerde EJDERHANIN'da olmadığını biliyorlardı. 

I. Konstantin'in annesi imparatoriçe Helen tarafından mucize zincirlemeleri sonucunda, Kudüs'te toprak altından çıkarılarak (Yıl 325 -330 arası) Kiliseye gelmesi sağlandığı söylenen, dinlerinin kutsal emanetlerini BU GÜNLERE KADAR MUHAFAZA edenler, Aya Yorgi hikayesinde ve öncesinde zırhlı canavarların yaşamadığını da biliyor olmalılar.  
   
 
   
  İnananlıları bilmesede tabloda olanı, sakalsız, gözlüksüz Tanrı İsa'nın annesi zannetsede, köpekleri kuzu olarak görsede, birileri TANRI YOLUNU çizmiş  görünüyor.

Sakallı, gözlüklü ve çok suratlı  tablonun 15-16 yüzyıldan kalma yıpranmış bir kutsal emanet olduğunu Resmi sitelerinde beyan ediyorlar. Ve tablodaki kişinin TANRININ ANNESİ olduğunu yani KADIN OLDUĞUNUDA yine kendi yazılarında belirtmişler.
   
 
   
   
   
   
   
  Birde BABA TANRI tanımlamalarında, HIRİSTİYANLIĞA uyum sorunları var gözüküyor. BABA TANRI ile BAPHOMET (Tapınak şovalyelerinin TANRISI) birbirleriyle özdeşmiş bir yapı içinde PATRİKHANENİN duvarlarında haller sergiliyorlar. ÜÇÜ-BİRLİĞİ sanki tutsak alınmış MARDUK, BAPHOMET'le tamamlamış bir durum arzediyorlar.

Tapınak şovalyelerinin yok olmasından sonra bu benimseme KATOLİKLERE inat olsun diye yapılmış olabilir mi? Hükmedecek Kudretli İttifak ortakları ve İŞBİLİR TAPIDIRMACILARI da PAPA korkusundan dağılınca, ortalıkta kala-kalmış olan şovalyelerin TANRISINA sahip çıkılmış.

VATİKAN rekabeti, Katoliklerin "SAPKIN" diye yok ettiği Tapınak şovalyelerinin boşta kalan tanrısını benimsedecek kadar sıkıymış anlaşılan. İkon Tanrı inancına hizmet edenler için isimler önemli olabilir mi? Onlar için GÖKSEL EGEMENLİK diye tutturdukları VARLIKLARLA yapılan İTTİFAKLARIN yürür durumda olması. İNANÇSIZLARINA karşı birlikte oluşturdukları cephelerinin, gündelik itiş-kakışlar arasında onlara şirinlikler sunması. Asayı, Ahit Sandığı gibi konut edinip takip etmesi, ittifaklarının devamlılığını işaret ediyor olmalı.
   
  baphomet tapınak şovalye tanrısı
   
  Benzer betimlemeler İstanbul'un en büyük rakibi olan Moskova Patrikliğinde de söz konusu.Orada da Patrik Kiril benzer tablolarla bilinçlerdeki yerini sağlamlaştırmış görünüyor. Göksel egemenliklerinin sağlayıcısı olarak kabul ettikleri varlıklara (Düşmüş melek dedikleri Teke sunusu gönderilen Azazel gibi) kendilerini gösterebilmek için, Moskova'da KUZU yetiştiriciliğine soyunmuş. Onlarda KUZU olarak bilinen Oğul Tanrı'yı köpecik olarak resmetmekten geri durmamışlar. Hatta Meryem'in kucağına verdikleri kuzu adayının kundağında kafasını kefenleyerek, ortaya çıkması muhtemel (atanacak) Oğul Tanrı'ya tavırlarını ortaya koymuşlar. Herkezin Oğul tanrısı kendisine, herkezin kurtarıcısı kendi kaynağından diyerek BABA TANRI vasıfına kendilerini oturmuş görünüyorlar.
   
  TANRI OĞLU
   
  MOSKOVA PATRİKHANE
   
  OĞUL TANRI
   
  KUZU
   
  BABA TANRI
   
   
 
   
  Onlar hala Hz.Musa'nın büyücü olduğunu ve asasının sihirli olduğunu düşünüyorlar. Ellerindeki asaların da, o mahretleri göstermesini umuyorlar ve o, beklenti ile teselli buluyorlar. Her birinin asası, kendilerine özgü ki; kendilerine ait olanlar başkalarına gitmesin. (Pist ışığı gibi).

Elbette içimizden, alemler efsanelerine inanıpta, haçın altına sığınanlar da azımsanmayacak sayıda.
Papa, Peygamberine Hz.Muhammed'e, hakarette etse kişiliklerini ortaya koyamadan duramayan tipler var elbette. HAÇ'ın patronunu protesto etmesi gerekirken, birde ayağına kadar gidip hediye sunuyorlar. Papa her halde az yaptım diye düşünüyordur.
   
   
  GÖNÜLLERİNE, Mısır çıkışında BUZAĞININ SUYU içirilenlerin inanç TORUNLARI. GÖĞÜSLERİNDE besledikleri BUZAĞILARIN (ilkel inançlarının sembolü) seslerini TANRI esinlenmesi kabul edenlerin ZİHNİYET VARİSLERİ.
Kenar mahalle büyücüsü yöntemiyle, ŞİFA niyetine, OKUNMUŞLUK niyetine İÇİRİLEN BUZAĞI SUYU vasıtasıyla, GÖĞÜSLERE içirtilen ve GÖNÜLLERDE beslenmesi sağlanan BUZAĞI TANRI inancı.

Kendisini FİZİKSEL olarak BETİMLEDİĞİ için, PUTA çok kızan ama SUYU GÖNÜLLERE içirildiğinde çok rahatlayan TANRI inancı.
BUZAĞI SUYUNU içmeyenleri, KENDİNDEN bir parça taşımayı red edenleri, İLAHİ inançta kalmaya direnenleri PUT YAPIMCILARI LEVİLİLERE kılıçtan geçirten TANRI İNANCI.
Toplumuna "YENİ RABBİNİZ" bu diye PUT yapıp sunan, HARUN ve SOYUNU BAŞKAHİNLİKLE ödüllendiren edinilen ve GÖGÜSLERDE beslenen BUZAĞI TANRI inancı..

Mısırdan Çıkış....32:20 Yaptıkları BUZAĞIYI alıp YAKTI, TOZ haline gelinceye dek EZDİ, sonra suya serperek İsraillilere içirdi.
   
  GÖNÜLLERE İÇİRİLEN BUZAĞI, PUT'culuğu TEŞVİK EDEN TANRI MANİFESTOSU ve PUT'cu "HARUN & SAMİRİNİN BUZAĞISI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  1 Samuel.......4:11 Tanrının Sandığı alındı, Elinin iki oğlu, Hofni ile Pinehas öldü.
1 Samuel.......7:2 SANDIK uzun bir süre, YİRMİ YIL boyunca Kiryat-Yearimde kaldı. Bu arada BÜTÜN İSRAİL HALKI RABbin ÖZLEMİNİ ÇEKTİ.
2 Samuel.......6:11 RABbin SANDIĞI Gatlı Ovet-Edomun evinde ÜÇ AY kaldı. RAB Ovet-Edomu ve bütün ailesini KUTSADI.
   
 

ahit sandığı dragon

   
  Bu durumda TAPINILAN SANDIK mı?
Sandık içindeki ALTIN BUZAĞI mı? Altın Buzağı Tozu mu?
Sandığı konut edinmiş olan, o işaretten başka yere gidemeyen VARLIK mı?

Sandıkta olan Yakup'un GÜREŞTE TUTSAK ettiği yalvarttığı ve YAKUP'un TANRISI / İSRAİL'in TANRISI olarak çağrılan mı?
Yakup'un diğer ismi İsrail kullanılarak İSRAİL'in TANRISI derken kast edilmiş olan YAKUP'a ait, onun esir aldığı olarak damgalanmış olan mı?

Babil sürgününden kendilerini koruyamayan TANRI dedikleri olguyu değiştirmek için mi SANDIK KAYBEDİLDİ?
Kaybedilmenin üzerini örtmek için mi, "BABİL SÜRGÜNÜ TANRI EMRİ" diye Yeremya kitaplarında feryadı figan edildi?
Yeremya kitabında işlenen maske takmış Tanrı düşmanlığı, yeni bir tanrı geçişinin hissedilmemesi için mi yapıldı?

Kolayca Ester kitabında olduğu gibi; hiç TANRI anılması yapılmadan yeni İTTİFAKLARA topluluklarını sürükleyebilmek için mi düşmanlıklar dostluk maskeleri ile gizlendi?
İçilerindeki TANRILAŞMA tutkularını açığa çıkarabilmek, kendilerini KENDİLERE ispat edebilmek içinmi, YOLUNU bile bulamayan olarak TAKDİM edilen SANDIK kiracısından konutuyla birlikte kurtuldular?

Babil sürgünü, Tanrının koruyamaması nedeniyle değilde emri doğrultusunda gerçekleşti havası estirilmekle, sandığın yok edilmesine sebep olan diş bilemeler mi kamufle edildi?
Sandığa ve onu konut edinene düşmanlıklar kitaplarında KİN kusma şeklinde işlenseydi TANRI verdi dedikleri KİTAPLARIN inandırıcılığı mı kalırdı?
Beceriksiz TANRI motifi işlenerek kurtulma senaryoları yazıya alınsaydı, değişim kabul ettirme yerine SAPKIN damgası yiyerek dışlanmazlar mıydı?

"Sürgünden bile KORUYAMAYAN TANRI mı olur" denseydi Yahudilik şemsiyesi altında kimi tutabilirlerdi?
Herkez diğer PAGAN tanrılara dönüş yapmaz mıydı? Bu durumda kontrol diğer PAGAN inançlarını temsil eden RUHBAN sınıfın kontrolüne girmez miydi?
Babil'de yenilenen tüm kitapları, yazılan Talmud benzeri metinleri, sandığı kaybettirecek seviyesine yükselmiş olan kinlerini yazıya dökerek işleselerdi kabul ettirebilirler miydi?

Tanrının "EL'i" üzerimizde diye Yahudilik MANİFESTOLARI yayınlayıp kitaplarında yer aldırabilirler miydi?
Daha sonra yazılmış kitapları, üzerinde yüzyıllarca oynadıkları metinleri, kitap dışı aldıkları uygulama kurallarını kabul ettirebilirler miydi?
Ruhban sınıfının TANRIYI OYNAMASINA taraftar bulabilirler miydi?

Bu tür yaklaşımların gelenekselleşmesi sayesinde,
Tanrı olgusunun yerden yönetilebileceğine toplumların inandırılması sayesinde,
"Yerde olan her şey göklerdede oluyor ama göklerin yerden tetiklenmesi gerekiyor söylemlerinin inançlara yerleştirilmesi sayesinde
BAZI ŞEYLER TANRIYA BIRAKILMAYACAK KADAR ÖNEMLİDİR" çıkarımı DOGMA kabülü ile DİNİN ayrılmaz parçası getirilerek uygulanımış, uygulanıyor ve kadarıyla da uygulanmaya devam edileceği görülüyor.
Tanrının "EL'i" dedikleri kendi uygulamalarına tanrısal maske takmak, insanlara vicdani rahatlık sağlayabilmek için kullandıkları bir terim.
Tanrının "EL'i" üzerimizde demekle; YAPTIĞIMIZ HERŞEY TANRISALDIR, çünkü TANRININ "EL'i üzerimizde, çünkü TANRININ "EL'i" biziz, çünkü TANRI BİZİZ" demiş oluyorlar.
   
  tanrı el