but1
   
   
  ASIRLARDIR "DOĞRU ANLAYIP", "YANLIŞ KABULLER YAPTIRDIKLARI" İÇİN DİLENEN ÖZÜR
   
 

11 EYLÜL İKİZ KULELERE YÖNELİK YAPILAN, TERÖRİST SALDIRILARINDA KATLEDİLENLERİN SAYISI 4-5000 CİVARINDA. 11 EYLÜL SONRASI TERÖRİZMLE MÜCADELE ADINA, DÜNYA BARIŞI ADINA SİVİL İNSANLARDAN ÖLDÜRÜLENLERİN SAYISI 5 MİLYON.

11 EYLÜL KULE SALDIRILARINDAN SONRA MÜSLÜMAN İKİ ÜLKE (Magog diyarından) AFGANİSTAN ve (Asur/Babil diyarından) IRAK İŞGAL EDİLDİ, BİR DEVLET BAŞKANI ÖLDÜRÜLDÜ, ESKİ TERÖRİSTLERE ÜLKE TESLİM EDİLDİ. SUDAN, İRAN DIŞLANDI, SOMALİ ABLUKA ALTINDA.

MÜSLÜMANLAR TERÖRİST İLAN EDİLMİŞ, ÜLKELERİNDE OTURAN, CAMİYE GİDENLERE POTANSİYEL TERÖRİST MUAMELESİ YAPILMIŞ, POLİS KONTROLÜ ve GLOBAL MAHALLE BASKISI ALTINDA YAŞAR OLMUŞLARDIR.

11 EYLÜL OLAYLARINDAN SORUMLU TUTULAN EL-KAİDE LİDERİ, USAME BİN LADİN İSE YILLARCA ÖRGÜTÜNÜ GÖSTERİLEN DOĞRULTUDA YÖNETTİKTEN SONRA 2011 YILINDA DEVRE DIŞI BIRAKILMIŞTIR. TERÖR ODAĞI OLARAK GÖSTERİLEN VE "ETKİSİZ HALE GETİRİLMESİ GEREKİR" DİYE PEŞİNE DÜŞÜLEN EL-KAİDE, DURUMUNU DAHA DA GÜÇLENDİRMİŞ, BARINDIĞI ÜLKELERDE DAHA DA ETKİN HALE GELMİŞ, ÇEKİNİLEN BİR KUVVET HALİNE SOKULMUŞTUR.

O HALDE TERÖRİZMİ ENGELLEMEK İÇİN Mİ, BU İŞGALLERİ YAPTILAR YOKSA, TERÖRİST OLDUKLARINI GÖSTERMEK ÜLKE HALKLARINI SİNDİRMEK , BOZGUNCULUK YAPMAK VE BOZGUNCULUĞU YAYMAK İÇİN Mİ, SÖZ KONUSU İŞGAL PLANLARINI DEVREYE ALDILAR?

   
  KONUYA GİRMEDEN KISA BİR TANITIM....elbette kendilerini ifade ettikleri kitaplarından... (Otobiyografi sayılır)
  YENİ AHİTTEN...

Luka................12:51 YERYÜZÜNE barış getirmeye mi GELDİĞİMİ sanıyorsunuz? Size hayır diyorum, ben ayrılık getirmeye geldim.
Luka................12:52 Bundan böyle bir evde beş kişi, ikiye karşı üç, üçe karşı iki bölünmüş olacak.
Luka ...............12:53 Baba oğluna karşı, oğul babasına karşı, anne kızına karşı, kız annesine karşı, kaynana gelinine karşı, gelin kaynanasına karşı olacaktır.»

Matta ..............10:34 «YERYÜZÜNE barış getirmeye GELDİĞİMİ sanmayın! Ben barış değil, kılıç getirmeye geldim.
Matta ..............10:35 Çünkü ben oğulla babasının, kızla annesinin, gelinle kaynanasının arasına ayrılık sokmaya geldim.

   
  ESKİ AHİTTEN...

Hezekiel...........36:7 Bu nedenle Rab Yahve şöyle diyor: Elimi kaldırarak ant içiyorum ki, çevrenizdeki uluslar da aşağılanacaktır.
Yasa kitabı.......11:25 Hiç kimse size karşı koyamayacak. Tanrınız RAB, size verdiği söz uyarınca, Ayak BASACAĞINIZ HER YERE dehşetinizi, KORKUNUZU saçacaktır.
Mısırdan Çıkış...32:27 Musa şöyle dedi: "İsrail'in Tanrısı RAB diyor ki: 'Herkes kılıcını kuşansın. Ordugahta kapı kapı dolaşarak kardeşini, komşusunu, yakınını öldürsün.'"
Yasa kitabı.......11:23 RAB bu ulusların tümünü önünüzden kovacak. Sizden daha büyük, daha güçlü ulusların topraklarını mülk edineceksiniz.
   
  SİNA'da KİTAP VERİLMESİNİN HEMEN ARKASINDAN BAŞLATILAN, ÖLDÜR EMRİNİN ÖRNEKLENDİĞİ "AHİT'TE ÖLDÜR EMRİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  SOYKIRIM, YAHUDİLİK MANİFESTOSU, AMALEK AVCILIĞI ve MASKESİ PURİM BAYRAMININ İŞLENDİĞİ "ESTER & PURİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
 

11 Eylül terör olayının onlar tarafından yapıldığını destekleyen en büyük delillerden biri yine kendi kitaplarından. Zamanın geldiğini, Tanrının yayını gösterdiğini ifade eden sözler kendi kitaplarına ait. Hemde. 9:11 madde numarası ile. Eylül Onbir.

Yaratılış.......9:11 Sizinle antlaşmamı sürdüreceğim: Bir daha tufanla bütün canlılar yok olmayacak. Yeryüzünü yok eden tufan bir daha olmayacak.››

Tanrı GÖKYÜZÜNDE ne zaman bir BULUTLARIN içinde / arasında / (dumanlarda olabilir) YAY görse ANTLAŞMASINI hatırlayacakmış. 11 EYLÜL'de kanatları YAY olan UÇAKLARI o nedenle KULELERE gönderip, TANRI dediklerini kullanarak AHİT zamanının / AHİTLEŞİLEN zamanın geldiğini ilan etmiş olabilirler mi?

Yaratılış.......9:13 YAYIMI bulutlara yerleştireceğim ve bu, yeryüzüyle aramdaki antlaşmanın belirtisi olacak.
Yaratılış.......9:14 Yeryüzüne ne zaman bulut göndersem, YAYIM BULUTLARIN arasında ne zaman görünse,
Yaratılış.......9:15 sizinle ve bütün canlı varlıklarla yaptığım antlaşmayı anımsayacağım: Canlıları yok edecek bir tufan bir daha olmayacak.
Yaratılış.......9:16 Ne zaman BULUTLARDA YAY görünse, ona bakıp yeryüzünde yaşayan bütün canlılarla yaptığım sonsuza dek geçerli ANTLAŞMAYI ANIMSAYACAĞIM››

   
 
   
  Yukarıda kısa tanıtımda yer alan ifadeleri çok iyi bilen, hatta bilmek zorunda olanlar, ONLARI TEMİZE ÇIKARMAK, yaptıklarını örtmek, yeni yapacakları katliamlara katkı bulunmak, yeni planlamalarını teşvik etmek adına, ellerinden geleni yapmışlar. Din temsilciliğine soyunup, Cemaat liderliği yapanlar, bu tür konularda ait oldukları toplumlarını uyaracaklarına, yazdıkları özür mektupları ile onları koruyup gözettiklerini açıklıyorlar.Korumak zorunda oldukları Müslümanları'da, "AMENTÜLARIMIZ aynı" diye onlara kurban ediyorlar.

Fethullah Gülen, 1998 yılında Papa'ya sunduğu mektupla, YANLIŞ ANLAŞILMANIN SUÇLUSU OLARAK GÖSTERDİĞİ BİZ MÜSLÜMANLAR adına YANLIŞ ANLAŞILMADAN DOLAYI ÖZÜR diliyor
   
  PAPA'ya sunduğu mektupta şöyle diyor.."..Islam yanlis anlasilan bir din olmustur ve bunda en cok suclanacak olan Muslumanlardir. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlis anlamanin buyuk oranda azalmasina katki saglayabilir. Musluman dunyasi, Islam'in asirlarla olculen yanlis algilanmasini silip atacak bir diyalog imkanini bagrina basacaktir....."

Eğer; 15-20 yıldır (mektup 1998 yazıldı) demiş olsa idi son terör olaylarında hep Müslümanların ön plana çıkartılmasını kastediyor, Filistin kurtuluş örgütlerinin amaçlarının yanlış anlaşıldığını anlatmak istiyor dolaysıyla bu yanlış anlaşılmanın önünü almak için böyle yazmıştır diyeceğim ama asırlardır demesi birden bire niyetin bir konuyu açıklık kazandırmak değil sizler haklısınız İslam gerçekten asırlardır terör ve saldırgan durum sergiliyor demektir.

Neden Asırlardır, yanlış anlaşılan din olmuştur? Çünkü, davranışlarını asırlardır aynı sürdürüyorda ondan demektir. Adeta; "Artık korkmayın bizim çeki düzen vermemizle, sizi bağırlarına basacak hale geleceklerdir" diyor ve yetinmiyor Dinlerin diyaloğu sonucunda, " Islam'in asirlarla olculen yanlis algilanmasini silip atacak bir diyalog imkanini bagrina basacaktir....."diyor.
   
  Asırlara bağlanan İslam dünyasını lekeleyen suçlayan gerçeten doğruymuş diye vatikanı sevindiren açıklama. Hedef 3. binyılda ASYA DİYEN VATİKANA bundan büyük doğru yoldasınız mesajı olamazdı. Kahraman ecdat, evliya geçmis hepsini silip atıyor. Asırlardır dediğine göre, bir tek İstanbul'u aldığımız için özür dilenmediği kalmış.

Günlerdir bekliyorum, denildiğinde hiç kimse beklenen gün sayısını 2-3 gibi tahmin etmez. Çünkü öyle süreler için 2-3 günden beri bekliyorum denilir. Korkarım Fethullah Gülen'in asırlardır sözü, Hz. Muhammed zamanına kadar gidiyor. Hazır, Hz. Muhammed'in Kelime-i Tevhid'den ismini çıkartmışken, "oralara kadar uzanıverelimde, Bizans imparatoru II Manuel Paleologos'un sözlerine hak vermiş olalım" dedi anlaşılan. İmparator "Bana Muhammed'in hangi yenilikler getirdiğini gösterin, orada hep şeytani ve insanlık dışı şeyler bulacaksınız. Hz. Muhammed, inançları kılıçla yaymak, insan haklarına tasallut ve şer neşretmekten başka hiçbir şey getirmemiştir" sözlerinin sahibi. Hani, Papa 16. Benedict sarfettiği cümleler vardı da,.gelen tepkiler üzerine "sadece nakil yaptım" dediği sözlerin sahibi. Anlaşılan PAPA, başkalarının sözünü duyduğu gibi, anlamlarını düşünmeden ve kavramadan naklediyor. PAPA'ĞAN gibi.
   
  FETHULLAH GÜLENİN PAPA'YA YAZDIĞI MEKTUBUN TAM METNİNE ve HABERİNE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  FENER PATRİĞİNİN PAPA-PAPAĞAN BENZETMESİNİ RESİMLİ OLARAK İŞLEYEN "PAPA&PAPAĞAN" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  15.y.y'dan, 18.yy kadar cadı suçlamalı ebe avını sürdürmüş, yakladıkları ebeleri cadı diye ateşte yakmış olan zihniyete, "size kendimizi iyi tanıtamadık" diyen Müslüman Cemaat lideri. Üstelik bunu uzun mesafeler aldıkları 'misyonlarındaki hedeflerine' (yol haritalarındaki aldıkları mesafeler), Haçlı seferlerinin organizatörlerine, Hz. Muhammed'i sapkın kişi, Müslümanlığı sapkın din, Kur'an'ı Kerim'i de sakın büyü kitabı olarak görenlere "size kendimizi iyi tanıtamadık" diyen Müslüman Cemaat lideri.

"Hz. Muhammed ancak Kutsal Kitabın İsa Mesih ile ilgili tanıklığını kabul ettiği ölçüde Hıristiyanlar tarafından kabul görecektir. Aynı şekilde yine ancak Hz.Muhammet'in yaşamı ve öğretileri İsa Mesih'in çarmıhtaki kurtarışına tanıklık ettiği ölçüde Hıristiyanlar kendisini benimseyecektir".diyor. (Adana Katolik kilisesi açıklaması)

Açıkca; Hz. Muhammed'i ve Kur'an'ı Kerim'i onlara uydurduğumuz zaman bizi sevmeye başlayabileceklerini söylüyorlar.("kabul ettiğiniz ÖLÇÜDE" diyorlar. Hz. Muhammed çarmıhtaki İsa'nın TANRIYIM sözüne "tanığım" dediği ÖLÇÜDE" - elbette uydurma hadislerle bu işi hallederseniz diyorlar- benimseyebiliriz diyorlar.)
   
 
   
  Basılı sözlü, (mutlaka) kasetli, vaazlı duyurularla bu görüşleri tekrarlıyorlarken önde gelen sözü dinlenen Cemaaat lideri çıkıp ""size kendimizi iyi tanıtamadık" diyor. (Vatikan ve Konsil kararlarında bu söylenenler daha ağır ifadelerle yer aldığı muhakkak)

Özetle diyorlar ki; "siz elinizdeki Kur'an'a ve vayhin yapıldığı Hz. Muhammed' inandığınız sürece, bizlere göre sizler sapkınsınız. Ne zaman ki; Hz. Muhammed'i ve elinizdeki Kur'an'ı bizim dediklerimize eşitlerseniz yani onları yok ederseniz o zaman bizde, PEYGAMBERİNİZİN bizim gibi düşündüğü varsayarak kabul ederiz" diyorlar.

FETHULLAH GÜLEN PAPA'YA YAZDIĞI "BİZİ KABUL EDİN" MEKTUBUNDA;

"...Papa 6. Paul Cenaplari tarafindan baslatilan ve devam etmekte olan Dinlerarasi Diyalog Icin Papalik Konseyi (PCID) misyonunun bir parcasi olmak uzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edisini gormeyi arzu ediyoruz. En aciz bir sekilde hatta biraz curetle, bu pek kiymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mutevazi yardimlarimizi sunmak icin size geldik..." -

DİYOR ve EKLİYOR;

"...Islam yanlis anlasilan bir din olmustur ve bunda en cok suclanacak olan Muslumanlardir. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlis anlamanin buyuk oranda azalmasina katki saglayabilir. Musluman dunyasi, Islam'in asirlarla olculen yanlis algilanmasini silip atacak bir diyalog imkanini bagrina basacaktir...."

Bu cümleyi kurmakla adeta, KİLİSENİN görüşlerini doğrulamış, hemde; "Bana Muhammed'in hangi yenilikler getirdiğini gösterin, orada hep şeytani ve insanlık dışı şeyler bulacaksınız. Hz. Muhammed, inançları kılıçla yaymak, insan haklarına tasallut ve şer neşretmekten başka hiçbir şey getirmemiştir" sözlerinin sahibi Bizans İmparatoru II Manuel Paleologos'un sözlerine hak vermiş oluyor / doğrulamış oluyor.

   
 

   
  Bu sözleri daha sonra, TEKRARCILIK YETENEĞİ aklına gelmiş olmalı ki; Papa 16. Benedict kullanmış, gelen tepkiler üzerine "Kastım Müslümanları kırmak değildi, sadece nakil yaptım" babından laflarla olayı geçiştirmişti.Papa ne yapsın Türkiyenin en büyük, sözü en duyulan Cemaatinin lideri, önceki Papa 2. Paul'e, "size kendimizi iyi tanıtamamızın suçu sadece Müslümanlardadır" demekle iyi bir orta yapılmış. Papa'ya da düşen topun gelişine vurmak.Papa da yüzü bulunca Nazi geçmişini, Kilisenin katliamlarla dolu geçmişini ve bugün Dünya'da mensuplarınca apılan zülmü hiç düşünmeden (Tekrarcılık özelliğinden olsa gerek) cama-vazoya bakmadan ortaya fırlarcasına atılmış.
   
 
   
  Kimbilir? Yahudiler, fırınlarda yakılırken idealist bir SS olarak, Führeri ile ne kadar gurur duymuştur. "Ari ırktan" olmanın bütün ayrıcalığını, acı çekenleri gördükten sonra bir kez daha anlamış ve çok mutlu olmuş olsa gerek.Kendisine 'övünülmesi gerektiği söylenilen şeylerde', olanları görmeden, hiç üzülmeden övünebilmek ayrı bir özellik sanırım.

Irak, Afganistan, Bosna, Azerbeycan. Çeçenistan, Hocaali..gibi yerlerde yapılan katliamları gördükce de ayrıcalıklı bir Dine ve önemli bir göreve (kilisedeki görevleri) sahip olduğu için çok mutlu olmuş olsa gerek.

Hele şimdi birde TANRI SÖZCÜSÜ ki; "demeyin gitsin keyfine". 3. bin yıl hedefleri, kapılara gelenler, Argemeddon, Mesih gelişi övünç, kibir, ayrıcalık, dokunulmazlık duygularını TADINDAN YENİLMEZ hale getirmiş olduğu muhakkak.Neden "muhakkak" diyorum, çünkü "TEMEL İÇ-GÜDÜLERİ" öyle.
   
 

Hz. Muhammed döneminde yapılan tüm savaşlarda, her iki taraftan, ölenlerin sayısı toplam 1400-1500 kişi arasında. Hicretten sonra Medine dönemini içeren 10 yılda ; Hz. Peygamberin emir ve kumandasında adına gazve denilen 27 sefer düzenlenmiş bunlardan 9'unda savaş olmuştur. Hz. Muhammed'in bizzat katılmadığı, adına seriyye denilen 40-50 sefer yapılmıştır. (Çarpışma meydana gelsin veya gelmesin Hz. Peygamber'in katıldığı bütün seferlere gazve, Hz. Muhammed'in bizzat katılmadığı, seferler ise Seriyye adı verilirmiş)

Asırlardır kelimesini kullanıyorsa, o zaman Fatih Sultan Mehmet adına Papa dan özür dilemiş olmuyor mu? İstanbul'u aldı, üstelik İstanbul'u aldığı yetmiyormuş gibi birde Ayasofya'yı Camii yaptı diye. Ama onlar herşeyi "sık dokuyup, ince-ince eliyorlar"

Sık dokuma ve ince eleme konusunda, Bartholomeos'ta aynı fikirde olmalı ki; Trabzon'daki sümela ayinini, Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon Rum Pontus devletine son verdiği gün olan 15 Ağustos'ta yaptı. (Karnıyarıkta dahil herşey onların ya! onların olduğu devirde Patlıcan Avrupa da var mıydı diye soran yok. Başkaların elinde olan herşey ve heryer uygun görürlerse onların, kendi ellerinde olan başkalarının olduğu kesin olan her şeyse "zaten onların" Hatırlanırsa Yunanistan Düzenlediği Eruovizyon şarkı yarışmasını Kemençe ve Horon ile kapatmıştı) Fatih'in Trabzon'u aldığı gün, O'da Trabzon'u feth'etti. 15 Ağustos 1491'de Fatih çanları susturdu, 15 Ağutos 2010'da Bartholomeos Çanları Çaldırdı. Bütün bunlar olurken sus -pus olanlar hatta yol açanlar, sonra kalkıp Hz. Fatih desin.Sanki balık avı gibi birşey, oltaya yemi tak, yeme takılanları topla.

   
 
   
  Demek ki, Fatih'e, "Hz. Fatih" demesi de lafın gelişindenmiş.
Fethullah Gülen, Ümit Burcu dergisinde şöyle söylüyor; "..Hatta bir başkası, hadis-i şeriflerin ortaya koyduğu fotoğrafın Hazreti Fatih'e çok yakıştığını, ona uygun geldiğini söyleyebilir. Fatih'in asıl adı da Muhammed'- dir, hadislerin ifade ettiği gibi Efendimiz'in ismine tam uyuyor...".

Sonra insanları, Fatih Sultan Mehmet'in bulutlardaki resimlerine baktırılırken birileri saman altından, haliçe gemilerini indirmiş bayağıda yol almış anlaşılan.
Bazı Padişahları yad'ederek teşekkürlerini bildirdi ama kendilerini Katolik baskısından kurtaran, özgürlükler tanıyan Fatih Sultan Mehmet'e (büyük ihtimalle annesi Ortodoks olan) ve işlerine gelmeyen bazı padişahlara teşekkür etmeyi bir borç bilmedi.

Hani barış için gelmişti ya!, Hani barış denilen olgu, geçenleri unutma esasına dayanır ya! Hani herşey dostluk içindi ya! Dostluk denen şey hatır saymaya dayanır ya! Onun için söylüyorum, hatırlatma için söylüyorum.

Dostluk içinde birlikte yaşayalım dedikleri hatırına, Türkiye Cumhuriyetini bu günlere gelmesine emeği geçenlere, minnet duygularını dile getiren birkaç söz söyleyebilirdi. Diğer vatandaşlar için bu kadarcık sözleri esirgeyenlerin sevgi, dostluk, birlikte yaşamaktan anladıkları ne olabilir ki? "Çarmıha gerildim" feryatlı_çıkışı sırasında, cevap veren olarak Dışişleri bakanını karşısında bulunca, kendisini işgal kuvvetlerinin öncüsü olarak görmeye başladı anlaşılan.

Milliyet gazetesinin ÇARMIH ropörtajını kullanarak, resimlerle vereceği mesajlar konusunda, "sıkca dokuyup, incecik elediği" anlaşılıyor. O mizansenlerden bir için;Vereceği mesaja uygun olsun diye omuz hizasına Atatürk resmi asılmış (150 cm civarı. Perde bağlama aparatı ve koltukta oturma yüksekliği).

Hazırlanan mizansende ki; resim üzerine hizaladığı parmakları ile Atatürk ve T.Cumhuriyeti için düşüncelerini ve kalan zamanı net bir biçimde vurgulamış ve T.Cumhuriyetinin bu günlere gelmesine emeği geçenlere minnetsizliğini, hem parmakları, hemde sevgi dolu, kinden eser olmayan bakışları ile (kalıcı biçimde) ifade etmişti. Bunun üzerine artık konu ie ilgili, Trabzon'da bu konuşmak yersiz olurdu. O da, çevrede asılı bir resim olmadığı için sözlü olarak beyan vermekten kaçındı.
   
 
   
  PATRİĞİN MİLLİYETE VERDİĞİ ÇARMIH ROPÖRTAJINI İŞLEYEN "PATRİK - ÇARMIH - PARMAK ve ATATÜRK" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  Türkiye Cumhuriyetinin bir vatandaşına, hemde Ekümenlik çabası içinde bulunan ve yazışmalarında ekümenik unvanını kullanan, Fatih Kaymakamlığına bağlı/sorumlu birine T.C. Dışişleri bakanı muhatap edilince kendisini efsanevi Aziz St. George (Aya Yorgi) ruhuna büründüğünü zannetti herhalde.

St.George'un (Aya Yorgi'nin); Kapadokya'da, sürdürdüğü hayata monte edilmiş bir efsanedir.Böylece Hırıstiyanların kurtarıcı olarak düşüncelerinde yaşattıkları, Azizleri olmuştur.)
(Hitit fırtına tanrısı, Tarhun'un dev yılan İlluyanka'yı öldürme efsanesi,Friglerde atlı tanrı Sabazios'un yeraltı dünyasından gelen yılanla savaş efsanesi, Yunan tanrısı Perseus'un yılan saçlı Medusa'yı öldürme, efsaneleri ile gelen zincirleme, bir mit'dir)
   
 
   
  Kendisini Meryem'le nasıl özdeştirdiyse ona benzer biçimde Aziz Aya yorgi ilede özdeştirmiş T.Cumhuriyeti'nid e Aya yorginin yok ettiği hayali MARDUK canavarına benzetmiş olabilir.
   
 
   
  Hadi 2. MAHMUT'u dualarının arasında zikretmemesini ANLADIK. Çünkü 2. Mahmut, dönemin Rum Patriği Gregorius'u, Rus Çarı Alexandr'a gönderdiği mektup ele geçirilince "ihanet" gerekçesiyle Fener Patrikhanesi'nin kapısında asılmak suretiyle idam edimişti. Bu nedenle kinlerini o kapıyı kapalı tutarak, yaptıkları kutsama ayinleri ve yaktıkları mumlar ile taze tutuyorlar.

Her yere Barış sevgi ve dostluk için gittiklerini, asla başka niyetleri olmadığını (sürekli) dile getirenlerin barış, sevgi, dostluktan ne anladıkları belli. "Bizim dediğimiz, bizim istediğimiz şekilde, olursa, arzu ettiğimiz ve elimizi değdirdiğimiz gözlerimizle gördüğümüz nefsimizin istediği herşeyde bizim olursa ve herkezde dediğimizi TANRI emri gibi kabul edip uyarsa, o zaman barış olur diyorlar. O ortamda kapılarda açılır, baş okşamada, yatacak yerde olur diyorlar
   
 
   
 

Ardından İstanbul'da açılan, İstanbul'un izinde 101 eser adlı sergide, 30 ağustos Zafer bayramında açıldı. 30 Ağustosta Zafer Bayramı kimlere karşı kazanılan zafer sonucu ilan edidi 30 Ağustos neyin kutlaması?

İstanbul özlemi ile dopdolu olanlar, enerjilerini İstanbul'dan alarak, İstanbul konulu sergileri ile geldiler.3 te 3 yapıp Ayasofya ayinin gerçekleştiremediler "ama olsun seneye inşallah" demiş olabilirler.

   
  ENERJİLERİNİ İSTANBUL'DAN ALANLARIN RESİMLERLE GÖSTERİLDİĞİ "İSTANBUL 2010, ENERJİSİ KİMLERE?" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  İşte sergiden bir örnek. İstanbul özlemimi yoksa bilinçleri işgal etmek mi? Amaç üzüm yemek mi bağcıyı dövmek mi? Sergi resimleri esasında onların bilinç altlarına yaptıkları bir fetih, bir çıkartmadan ibaret işte örnek..
   
 
   
 
   
  Süliet makamından endam eden yüzlere iyi bakın, mutlaka size tanıdık gelecektir.İyi bakın amacın ne olduğunu anlayabilmek için. İyi bakın, barış, sevgi, kardeşlik maskesi kullananları görün
   
 
   
 
   
  Müslümanları yanlış tanıdınız diye kapılarına gidilenlerden, baş patronun, insan aşkı dolu yaşamından bahsederek;...
"Hele şimdi birde TANRI SÖZCÜSÜ ki; "demeyin gitsin keyfine". 3. bin yıl hedefleri, kapılara gelenler, Argemeddon, Mesih gelişi övünç, kibir, ayrıcalık, dokunulmazlık duygularını TADINDAN YENİLMEZ hale getirmiş olduğu muhakkak.Neden "muhakkak" diyorum, çünkü "TEMEL İÇ-GÜDÜLERİ" öyle." .....demiş ve ince hesaplar örneklerine geçiş yapmıştık. Konuya kaldığımız yerden devam..
   
  Yok eğer daha yakın örnekler gerekirse, daha 70 yıl öncesinde 45-50 milyon insana mal olan 2. dünya savaşı var.Orada da, Müslümanlar vardı.
Yenemedileri için centilmenlik savaşı dedikleri Çanakkale savaşına biz mi davet ettik? Çanakkale savaşını çıkartanlar da mı Müslümanlardı?
Cezayir'de günde çoluk çocuk demeden Lejyonerlerine 400-500 kişiyi öldürenler (toplam 1,5 milyon insan) Müslüman olmayanlar değil miydi?
Flistinde, insanları Gog yada Magog niyetine duvarlar arasında insanları yaşatanlarda mı Müslümanlar,
30 yıl öncesine kadar Rodezya'da, Güney Afrika'da Zencileri öldürme hakkı verenler ve öldürenler ile kilisede birlikte ayinler düzenleyenler de Müslümanlar mıydı?
Irak'ta (2 milyon), Afganistan'da (2 milyon), Çeçenistan'da, Vatikanın burnu dibinde ki Bosna'da, Kıbrıs'ta, Karbağ Hocaali'de yapılan katliamları da Müslümanlar planladı, Ermeni teröristler de Müslüman mıydı?
Ermeni teröristleri kahraman ilan eden onlara anıt dikerek teröre teşvik pirimi verenlerde mi Müslümanlardı?
Kızılderilileri, İnkaları, Aborjinleri, Mayaları, Astekleri, yok eden yada yok edilme aşamasına getirip esir hale sokanlarda Müslümanlar mıydı.
Afrika da işgal edilen, doğası ile geleceği ile özgürlükleri ile dilleri ve dinleri ile yok edilen, esir alınan, köle yapılan tarlalarında çalıştırılan, asker yapılıp cephelere sürülen, birbirlerine kırdırılan insanlarda, Müslümanların eseri.
   
 
   
 

Guantanamo'da kafes içinde insanları yaşama mahkum edenler de Müslümanlar mıydı?
Ülkelerindeki, Ku_Klux Klan'larının haçlı baskınlarını düzenleyen, kiliselerde ayinler düzenleyenlerde mi Müslümanlardı?, Oy veremediler, aynı yere giremediler, aynı bank'a oturamadılar, aynı tuvalete giremediler ama yine de öldürülmekten, eziyet görmekten kurtulamadılar, hizmet ettikleri efendilerine yaranamadılar bir türlü.

İşgalciler Tanrı ile olan ilişkileri düzenlensin, yapılan zulum ve kan dökmenin Tanrı adına olduğunu söylesinler, (Din liderlerinin, "bu hareket izni Tanrıdan'dır" sözü için. Önemli olan Tanrı maskesini kullanmak.Buna en güzel örneklerden biride G.W.Buch' tur. Yecüc ve Mecüc ortaya çıktı "Tanrı bana Buch git bu işi hallet" dedi demiş ve Irak ve Afganistana gir emrini vermiştir. ) Tanrı maskesini kullandırsınlar diye, Papa'lığı ve din liderlerini çok yukarılara taşımışlar. Din liderleri de yükseldikce tüm kuvvetleri daha iyi kullanır hale gelmişlerdir.

Tanrı vizesi ardından, toplumun desteğini alıp büyük kitleleri harekete geçirenler, bu iznin karşılığında işgal edilen yerlerde; Kiliseler, Katedraller yapıp, araziler tahsis edip, vergiler, haraçlar, paylar verip Hıristiyan din kurumlarının daha da güçlenmesini sağlamadılar mı?

Dünya'nın her yerinde vicdanları rahat bir bicimde, kan döküp zulüm yapanlar gittikce artan iştahlarını tatmin edebilmek için, "aldıkları arınmalar" karşılığında, Papa'lığın ve diğer din kurumlarının bugünkü ihtişamlı görünümüne ve servetine kavuşmaları sağlanmadılar mı?

Bunca sevet ve bina gökten gelmediğine göre;akıtılan kanlardan, gasp edilen topraklardan ve yok edilen özgürlüklerden geldi. Böyle bir güç ve ihtişam için akıtılan kanların, işgal edilen yerlerin, gasp edilen toprakların ve kaybolan özgürlüklerin suçlusu da mı; Müslümanlar?

Bunları hep yapanlar savaş istiyordu, silahcıları için kan istiyordu, bazılarının arenalarında olduğu gibi.
Leydileri, aristokratlerı, fırst leydileri,...Koruma derneklerinde acılı, şefkate çağrı konuşmaları yapıyor, "hayvan hakları" diyor."Kurban vahşettir" diyor.,Sonra evine döndüğünde yılan derisi ayakkabılarını çıkarıp, ceylan derisi koltuğuna oturup, fildişinin tozunu iyi almadığı için hizmetlisini azarlıyor.
Kurumlardaki çocukların resimleri ile maskeledikleri yaşamlarında, Havarilik yapıp, güncelliklerini ve piyasalarını koruyorladı.

   
 
   
 

DEVEKUŞLARI gibi sürdürdükleri yaşamlarında etraflarına bakıp, saltanat ve saraylarının sermayesi olan, Filistinde, Irakta, Afganistanda, Cezayirde dökülen kanları görmüyorlard. oralar da anasız babasız, kolsuz bacaksız ve umutsuz bırakılan çocukları görmek yerine, hala servet ve saltanatta gözleri olanlar "bebek katillerine özgürlük" diye hamasi nutuklar atıyorlardı.Solagan hep aynı "Ne kadar bölünmüşlük o kadar köfte".

Centilmenlik adı altında, icatları olan,yüzde yüz öldüreceğini bildiği kişiyi kılıfına/kitabına uydurarak serbestce adam öldürme sanatı onlan düellolarıda mı Müslümanlar icad etti? Ülke işgalleride aynı mantığa dayanıyor. "Nefsi müdafa için geldik.Herşeyi göze aldık, onlarda kazanabilirdi.Savaştık kazandık."

Arenalarında, "ole/oley" nidaları ile boğa'ları katletmekte tatmin etmiyordu, onlara saltanatları için menfaat sağlayan savaşlar lazımdı.Arenalarda vahşi bir biçimde sırf kan görmek ve öldürme duyguların tatmin için boğalara "ole/oley" nidaları ile saldıranlarda mı müslümanlardı.(En çok zevk aldıkları anlar, Matadorun kılıç saplama ve boğanın canının yandığı sahneler. Adınada Boğa güreşi denmiş.Sanki güreş varmış gibi.Centilmenler ya! "Boğa katliamı" diyecek halleri yoktu elbette. Boğa'nın sonu 100% ölüm. Matador için ise kazaya kurban gitmesse ölüm çok zayıf bir ihtimal.Boğanın boynuzundan ve öfkesinden başka birşeyi yok ki.)

Haçlı seferlerine katılanlara Cennet vizesi ve yağma özgürlüğü vererek Müslümanların üzerine salanlarda mı; Müslüman'lar?
Şu anda Dinler diyaloğu masasına oturtulup yok edilmek istenenler Müslümanlar değil mi?
Ülkeleri işgal altında olan veya işgal tehditinde olanlar Müslümanlar değil mi? İşgal organizasyonlarını düzenleyenlerde mi; Müslüman'lar?

   
 
   
 

Yukarıda sayılan olayları Dünya üzerinde acımasızca uygulayanların, kuvvet ve onay aldıkları kurumların, adları ne? önderleri/ patronları kimler?
O elleri öptükleri, Uzun mesafeler alıdıklarını belirterek"..Bu misyonun tahakkuk edisini gormeyi arzu ediyoruz. En aciz bir sekilde hatta biraz curetle, bu pek kiymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mutevazi yardimlarimizi sunmak icin size geldik..." dedikleri kurum

"..Dunyada iki tip insan vardir. Bazilari kendilerini topluma adapte etmeye calisir. Diger bazilari ise topluma uymaktansa toplumu kendi degerlerine adapte etmek ister. Toplum butun ilerlemeleri bu ikinci tip insanlara borcludur. ..." diyerek neredeyse"siz güdenlerin, GÜDENİSİNİZ" dediği (müsade ederseniz katılmaya geldik dediklerine göre) geçmişi kara lekelerle dolu kurum

Hani Fethullah Gülen mektubunda uzun mesafeler aldığınız MİSYONLARIDAKİ HEDEFLERİNİZE katkıda bulunmaya geldik diyor ya! Misyonları nelermiş?

Kardinal Newman 1854 de MİSYONLARIDAKİ HEDEFLERİ İÇİN şöyle demiş..
"Hıristiyanlık dini ile temasa geçen bütün ırklar, kavimler er geç Hıristiyanlık dinini kabul etmişlerdir. Bu genel kuralın tek istinası Türklerdir. Türkler Hıristiyanlığı kabul etmek şöyle dursun, ortadan kaldırmaya çalışmışlardır. Onun için Türkler ile savaşmak, onları yok etmek zorundayız" (Kardinal Newman 1854 )

Diyaloğun, Müslümanlarla ilk harcını koyanlardan olan Papa 6. Paul, Ağustos 1964'de MİSYONLARIDAKİ HEDEFİ şöyle açıklıyor
“Kilisemiz bütün insanlığın mutluluğu içindir. Dinler arası diyalogun bizim için anlamı bütün insanları kiliseye ve İncile yani Hıristiyanlığa ulaştırma yoludur.” (6 Ağustos 1964'de Papa 6. Paul)
(.Papa VI Paul, Ortodokslar ile Katolikler arasında 900-1000 yıllık aforozu -sapkın din damgası- Diyalog uğruna kaldırma girişimini başlatan PAPA. Papa VI Paul'ün, 25 Temmuz'da 1967'de İstanbul'a gelerek Patrik Athenagoras'ı, Patrik Athenagoras'in de 26 Ekim 1967'de Roma'ya giderek Papa VI Paul'u ziyaret etmiştir.
Patrik Athenagoras da nereden çıktı diyorsanız, o'da Fethullah Gülen ve Nurculara çok yakın ve sevilen bir isim Türkiye'deki Dİyalog mimarlarından biri. 268.Patrik Athenagoras, alışılageldiği biçimde T.Cumhuriyetini sevmeyen, sevmediğini de Milli Mücadele yılların da Anadolu'daki Rum azınlıkları kışkırtmak üzere kurulan MAVRİ MİRA teşkilatının kurucusu olmakla belgelettirmiş bir zat.

Peki! bu adam nasıl Patrik oldu diyorsanız, "emir demiri keser" diye bir söz vardır. ABD, 33. Başkanı Harry S. Truman 1948 yılında, mevcut Patrik 267. Patrik Maksimos'u, Rusya'ya yaklaşıyor iddiası ile görevinden aldırmış, yerine uçağı ile Patrik Athenagoras'ı göndermiştir. Truman'ın gönderdiği Patrik Athenagoras aynı gece, HİÇ SEVMEDİĞİ T.Cumhuriyeti'nin bir vatandaşı yapılarak Fatih Kaymakamlığına bağlı Patrikhane kurumunun başına atanmıştır.-Şimdi anlıyormusunuz, Çarmıh meselesinde Patriğin muhatabı neden Dışişleri bakanı. Adam Fatih ilçesinde bir kurumumun Başında ama Dünya'yı haraca kesen/yöneten ABD'den torpili var -

İşte bu Patrik Athenagoras'ı, Said Nursi 1953 yılında ziyaret ederek Dinler arası diyaloğun başlangıcına imza atmışlardır.Görüşmeden sonra Patrik Müslüman oldu iddiaları atılmıştır -klasik taraftar toplama yöntemi, karşı tarafa ısındırma yöntemi- ama Said Nursi tarafından, müslüman olduğu ilan edilen bu zat , yaşamı boyunca, ortodoks inancını yaymaya, müslümanlığı engellemeye çalışmış, binlerce kisşiyi vaftiz etmiş her seferinde İSA TANRIYA/TANRININ OĞLUNA dua edip bağllılığnı bildirmiştir.Diğer gizli müslüman olduğu öne sürülenler gibi ebedi yolculuğuna; kiliseden,
eline verilen haç ile uğurlanmıştır.

Papa 6. Paul' mektup yazarak Dinler arası diyalog çağrısında bulunan da yine Sid Nursi'dir. Gördüğünüz gibi mektup hikayesinin kökü bayağı derinlerde. Değişmeyen tek şey ise DİNLERİN DİYALOĞUNU isteyenlerin NUR KÖKENLİ olmaları
Mektubu sundukları PAPA 2. John Paul, 24 Aralık 1999'da yani mektubu aldıktan sonra MİSYONLARIDAKİ HEDEFİ şöyle açıklıyor
Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı, İkinci bin yılda ise Amerika ve Afrika, Üçüncü bin yılda hedef Asya dır. ” (24 Aralık 1999 Papa 2. John Paul, Milenyum mesajı.)

   
 

..Fethullah Gülen Papa'ya misyonunuzu gerçekleştirmenize engel olmaya kalkanlara duvar oluruz/kalkan oluruz/onları etkisiz hale getiririz diyor. "...Bizler bir araya gelmek suretiyle sozde medeniyetler catismasinin gerceklesmesini gormek isteyen yolunu sasirmis ve supheci kimselere karsi dalgakiranlar gibi, isterseniz bariyerler gibi deyin, karsi durabiliriz....

Yukarıda ki sözleri kime diyor? Hz.Muhammed'i tanımayan, Hz. Muhammed'e sapkın diyen, dolayısıyla Müslümanlara sapkın din olarak bakan, Hz. Muhammed'i tanımadığı için ona vayhedilmiş olan Kur'an'ı Kerim'i de asla kabul etmeyen kurumun patronuna söylüyor.

Size engel olmaya kalkanlara, sizi yolunuzdan çevirmeye çalışanların önünde duvar olur yolunuza devam etmenizi sağlarız diyor.Engel olunacaklar kim? Onların ittifaklar kurup inançsızlar olarak nitelendirdikleri Müslümanlar.

   
 
   
 

Papa'lığa misyonundaki hedeflerine gidişinde nasıl engeller çıkarılabilir? Müslümanlığı doğru düzgün anlatarak, Kur'an bağlılığını artırarak, Allah'a olan imanı kuvvetlendirerek, Papa'lığın kirli yüzünü ortaya sererek, İnanç sistemlerinin içyüzünü anlatarak...vs...

O halde bu hareketlere karşı bariyer, dalgakıran görevi nasıl yerine getirilebilir? Fethullah Gülen grubu terörist değil ki. Elbette;
Dinin içinde başka inanç sistemleri oluşturarak, dini deforme ederek,
Kur'an yerine (yada muadili/anlamak için okunmalı diyerek) başka kitaplar koyularak,
Kur'an'ı Arapça ezberletip, kendi öğretilerini yorumlu olarak öğreterek,
Gerçekliği kesin olmayan sözleri, imanın esaları arasına katarak,
"Efendi demişti ki" ile başlayan rivayetler anlatılanları Müslüman olmanın gerekleri arasına ilave ederek,
İmanla alakası olmayan bazı şahsiyetleri erişilmez göstererek,
Hızır geldi, ulular gitti diyerek, tayy-i mekanlar yaptım, alemlerden geldim diyerek,
Kur'an öğrencisi yerine Nur talebeleri yetiştirerek..
Üç kitaptan birine inanalar cennetliktir diyerek,
Onlarda "Çevşen okuyor" diyerek, batının iyi yüzü diyerek, haydi Diyaloğa diyerek,
Amentülerimiz aynı diyerek,
Hz. Muhammed'i kabul etmek şart değil diyerek,
İsevi-Müslüman oldular diyerek,
Esasında falanca-filancada gizli Müslüman diyerek .vs.. yötemlerel oluşturulan sis perdesi ile Amentularımız aynı diye Müslüman toplulukların savunma sistemleri yıkılarak bariyerlik, dalgakıranlık görevini yapabilirler

"Bizleri de alın" diyenler, o başvuruyu yaptıkları makamın yüzyıllardır, Kuran'ı Kerim, Hz. Muhammed, İman ve Mümin'lik (hangi dinden olursa olsun), adına ne varsa yok etmeye çalıştıklarını, onları inkar edip, haçlı seferleri düzenlediklerini ve bu çalışmadan da asla vaz geçmeyeceklerini elbette biliyorlardı.Kur'an bağlılarını, Müslümanlığın yayılması için çalışanları, Allah'a olan imanı kuvvetlendirmeyi, kendisine misyon edinmiş olanları ASLA ARALARINA ALAMAYACAKLARINI biliyorlardı.

Adamlar; hem "hedef herkezi Hıristiyan yapmaktır" diyecek, hemde Müslümanlık için, Allah'ın rızasını gözeterek çalışanı yanlarına alıp, hedeflerine ulaşmada sorunlar yaşatacak bier eklentiyi kabul edecekler.Ancak işlerine yarayan, yollarına bariyer olacak olanları alırlar. Tersi olsa dinler arası mücadele olmaz ki.

Kafir olarak gördükleri, Müslümanları içlerine almayacaklarını elbette biliyorlardı. Endülüs'te kalan son müslümanları dinlerinden çevirmek için zorla domuz eti yedirenlerin, elbette müslümanlara yaşam hakkı vermiyeceklerini biliyorlardı.

Geride kalanlar (1492 de son müslümanlar Gırnata'dan ayrıldı), domuz eti yiyiyoruz, pazar günleri de kiliseye geliyoruz, artık Müslüman değiliz, dedikleri halde, İspanyolları inandıramadılar.Kurdukları özel polis ekipleri ile (Domuz polisi denmiştir) kontroller yapıp, zorla domuz eti yedirenlerin, şefkatli kollarına gidenler, elbette Afganistan'da, Irak'ta olanlara sessiz kalmak zorunda olduklarını biliyorlar

   
  SORARIM YANLIŞ TANINALAR MÜSLÜMANLAR MI? Elbette yanlış tanınanlar müslümanlar ama hak etmediği biçimde suçlanarak. Yanlış tanıtmanın, hatta tanımanın suçu niye Müslümanların olsun ki? Onlar tanımak ve tanıtmak istemiyorlar ki.

Onlar kafalarında misyonlarındaki hedefleri gereği, canlandırdıkları bir Müslüman tipini taraflarına toplumlarına ve MÜSLÜMAN DÜNYASINA içirmek istiyorlar. Bunda da inanılmaz başarılılar.

Hz. Muhammed'in Peygamberliği boyunca yaptığı tüm savaşlarda her iki taraftan ölenlerin sayısı 1400-1500 iken, PAPA olan zat Hz. Muhammed kılıçtan başka ne getirdi diyecek kadar, ön yargılı planlı hareket ediyor. Oysa geriye, tarihlerine baksa göreceği sadece kan.

Havva'nın şeytana uyup ilk günahı işleyen kabul edilmesi yıllar sonra bu günahtan doğanların katline karar verilmesine neden olmuştur. 1209 yılında Papa, yoğunlaşan günahlardan kurtulabilmek, İsa'nın kurtarıcılığını sağlayabilmek/hak edebilmek için "Heretik=Dinden sapmış kişi, kabul ettikleri Hıristiyan cemaatleri soykırıma uğratmış.

Cathare diye adlandırılan bu soykırım sırasında yaklaşık bir milyon insan öldürülmüş.Kim adına İSA mesih adına, TANRI adına.Niçin öldürülmüşler Kurtuluşu sağlayabilmek için/günahlatrı yok edebilmek için. O kadar çok kısa zamanda o kadar çok insan öldürülmüş ki kimin vaftizli, kimin değil, kim kafir (heretik), kim değil ayırt edememişler, etmekte istememişler.Tanrnı onlara verdiği görev her zamanki gibi öldürmek olduğundan, işleri aksatırız korkusuyla suçlu-suçsuz konusuna vakit ayıramamışlar.

Soykırımı yöneten Katolik şövalyelerden biri şöyle demiş: "Hepsini öldürün. Tanrı nasıl olsa hangisinin kafir (heretik), hangisinin masum olduğuna karar verir."Kendilerini TANRI VEKİLİ ilan edenler yaptıkları her ne olursa olsun, yaptıkları vahşet nesilleri yok edecek boyutada olsa HEP SUÇSUZ, KARAR VERİCİ ve UYGULAYICI konumundadır.

15.yy. Doğum sırasında acı çeken kadınların acılarını dindiren ebelere, "büyücülük ve sihirle uğraşıyorlar kesin bunlar cadıdır" suçlaması yapılmış. Havva'nın, yasak bilgi ağacının meyvasını yiyerek ilk günah'a sebep olduğu için, Tanrı tarafından Havva'ya dolayısıyla tüm kadınlara doğum acısı cezası verildiğine inanıyorlar.

Tanrı tarafından verilen, Tanrısal cezanın ancak sihirle ve büyü ile yok edilebileceğini, ebelerinde bitkiler toplayıp acıları dindiren sihirler yaptığını öne sürerek ebelere karşı cadı avı başlatmışlardır.Bu suçlamalar sonrasında tam iki milyon kadın; "TANRI emri" diye ateşte yakılarak yine "TANRI ADINA" katledilmiş.(Konu ile ilgili ayrıntılı örnekler Aytunç Altındal'ın - Vatikan Ve Tapınak şövalyaleri- kitabında) Dan Brown "Da Vinci Şifresi" adlı kitapta; 300 yıl içinde bu cadı avı sonucunda yakılanların kadınların sayısının 5 milyona ulaştığını yazıyor.

(Demek ki İsa'nın, çarmıhta tüm insanların günahı için acı çekmesi bu insanları kapsamıyormuş. Demek ki "inandık" demelerine rağmen uydurulan keyfi günah yakıştırması ile hepsi yakılmış. Büyüclükle uğraşanları yakmalarının sebebi kendi büyücülüklerinin ortaya çıkması ve rakip olabilecek olmaları)

Dünyanın her yerine yayılmak için işgal ettikleri tüm insanları da Tanrı adına katledilmişlerdir. Kızılderililer, Aborjinler bu konuda verilebilecek en güzel örneklerdir. Tüm vahşileri Tanrı adına öldürmüşler her şeylerini almışlar, huzur ve mutluluk içinde Tanrı adına işler başarma şerefine ayinlerine kutsamalarına devam etmişler ve bu günlere gelinmiştir.
   
  YOKSA DOĞRU TANINANLAR HIRİSTİYANLAR MI?
Dünya'da kendilerinin yetiştirdiği, eğittiği ve kontrol ettikleri müslüman kişilerin olduğu gruplarla girişilen eylemler sonucunda (11Eylül kuleler terör eylemininde onların eseri olduğı unutulmamalı. Dolar üzerindeki işaretler ve çekilen filimler planlayıcının olayın maduru rolü yapanlar olduğunu gösteriyor.) Müslümanları terörist ilan etmişlerdir.Onların yaptıkları eylemler kimlerin işine yaramıştır. Afganistan, Irak ve Somali buna örnektir.

Oysa Dünya'da ki, tüm organizasyonların onlardan habersiz olma ihtimali yoktur. Dünyada oluşturulan, bir çok silahlı- silahsız terör örgütlerinin sponsoru onlardır.Dünya terörünün hamisi olanlarda onlardır.Filistin'lileri duvarlar arasına yaşatarak, onları iteleyip, kakalayarak terörist olmaları için zorlamıyorlar mı? Argemeddon savaşında lazım olacak ellerimizin altında dursunlar diye, duvarlar arasında yaşatmıyorlar mı?

Ülkelerinde terör yapan, ülkelerinde isyan çıkartan ne kadar grup varsa herbirinin barındığı yerler "BATI" denilen ülkeler.İslam ülkelerinde, islami baş kaldırış içinde olan, "Batı dünyasının yok edilmesi gereken, haç ve put sahipleri" olarak nutuklarına ekleyenleri bile barındırır hale gelmişlerdir.Onlarda karşılık olarak Haçı-Putu ve domuzu barındırır / gönüllere içirir hale gelmişlerdir.Tıpkı kahrolsun emperyalizm diyenleri besleyip büyüttükleri gibi.

   
 
   
  Filistine girdiler direnişciler ortaya çıktı onları tüm Dünya'ya alkışlattılar onları kahraman muamelesi yaptırdılar. Onların Vatan sevgisini, bağımsızlık isteklerini istismar ettiler.Vatan mücadelesini için vermeye hazırlandıkları, özgürlük savaşlarını terör sahasına çekerek kullandılar... İşin gereği Mazlum, madur, mahsunu oynayan İsrail, ve "o zihniyeti" haremine alan ABD hariç, tüm Dünya'ya sevdirdiler, ilahlaştırdılar.

Elbette ki; MÜSLÜMANLARA KAZANDIRILACAK "YENİ İMAJ" ÇALIŞMALARINA YAPACAKLARI katkılarından dolayı,

Terörist ilan ettikleri, kötülerin kötüsü dedikleri Filistinlilerin (FKÖ) lideri, Yaser Arafat'ı omuzlarına alıp belinde tabancası olduğu halde BM'de konuşturmadılar mı?
1994 yılında Nobel barış ödülü vermediler mi?
HANİ O; "TERÖRİST"Tİ???
Ne oldu da barışa hizmetinden dolayı Dünya'nın en büyük ödüllerinden birine layık gördünüz.

Peki ne oldu da Bariş havarisi ilan ettiğiniz, o Nobel barış ödülü verdiğiniz insan yine birden bire terörist oluverdi?
HANİ O; "BARIŞSEVER"Dİ ???
Ne oldu da, teröre ne desteğini gördünüzde? Dünya'nın, en büyük teröristlerinden biri ilan ediverdiniz?

Karargahından çıkamaz hale getirdiniz.
Tedaviye bile DÜNYA BARIŞ havarilerinin izni ile ancak gidebildi.
Ne olduda barış ödülünü birlikte aldığınız adam aynı iken siz onu karargahını askerleriniz ile barışı yok ederek, kuşatıp duvarlarına basın önünde işettiniz.

Kitaplarınızda, Peygamberlere yapılan aşalamalar sizde alışkanlık yaptı da ondan mı?
Çaptan düştüğü, sizin onunla olan işiniz bittiği, alacağınızı elde ettiğiniz için mi?
Ona ve nezdinde TÜM İNSANLIĞA bu hareketleri layık gördünüz?
   
  ESTER ve ENTRİKA... SOYKIRIMIN / KATLİAMIN YALDIZI PURİM BAYRAMI KONULARININ İŞLENDİĞİ "ESTER & PURİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
 
   
  Yaser Arafat, belinde tabancası ile B.Milletler kürsüsünden hitap ettirildi. Gelecekteki planlarından dolayı,
1994 Nobel barış ödülü verdiler. Barışa katkılarından dolayı,
Sonunda yıkık dökük, elektriği olamayan, İsrail kuşatması altında çaresiz tek başına kalıverdi...Barışa verdiği zarardan dolayı,
O içerdeyken, İsrail askerleri kaldığı göçüğün duvarlarına işediler.Rolü bittiği, ellerine düşmüş olduğundan dolayı,
Kuklacıların denetiminde, işin gereğinden dolayı,
Değil silahını, burnunu bile çıkaramadan öldü, acılar içinde..Ailesine İYİ BİR SERVET bırakarak. Filistin davasını çok sevmiş olmasından dolayı..
   
  Esasında Müslümanları çok iyi tanıyorlar. Tanıdıkları içinde amaçlarında başarılı oluyorlar.Fazla geriye gitmeden Lawrence'le başlayan isyanlar, Osmanlı imparatorluğunun çöküşü ve cetvelle çizilen sınırlar.Herşey tamam dediklerinde birde baktılar ki herşey tersine dönüvermiş. Tüm İslam Alemi ve Dünya'nın her yerinde bağımsızlık hareketi başlamış. Bunun sonucunda bazı imtiyazlarını korusalarda geri çekilmek işgalleri bitirmek zorunda kaldılar.

Bu onlara ciddi ders olmuş olmalıki, bu sefer önce kamuoyuna oynayıp, (kimyasal, nükleer, el kaide..) kurtarıcı edası ile tekrar girme yollarına başvurdular. Ortadaki duruma Irak, Aganistan örneğinden bakılırsa yine olmadığı görülüyor.

Ne yaparlarsa yapsınlar kullandıkları yöntemler işe yaramadı. Şimdi ise toplumları içten ayrıştırarak, ulusal güvenlik duygularını yok ederek, bölünme ile yok olma arasın da seçim yaptırarak, gelecek kaygusu yaşatarak, kendilerine müttefikler edinip onları birbirlerine kırdırmayı planlıyorlar. Mozaiklere bölmenin en iyi yolu da, dinine saygılı görünüp dini tahrif etmek. Milliyetine saygılı görünüp düşmanlar oluşturmak/göstermek.
   
 

Mektubunda "..Kendi memleketimizde simdiye kadar cesitli Hiristiyan mezheplerinin liderleriyle diyalog icinde olduk. Bu naciz gayretlerin bosa cikmadigini acizane ifade etmek isteriz. Amacimiz bu uc buyuk dinin inananlari arasinda hosgoru ve anlayis yoluyla bir kardeslik tesis etmektir. Bizler bir araya gelmek suretiyle sozde medeniyetler catismasinin gerceklesmesini gormek isteyen yolunu sasirmis ve supheci kimselere karsi dalgakiranlar gibi, isterseniz bariyerler gibi deyin, karsi durabiliriz..."diyor..

Kimler için sizi koruyan bariyer oluruz diyor. Sizlere koruyucu kalkan oluruz diye kimlere diyor

Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı, İkinci bin yılda ise Amerika ve Afrika, Üçüncü bin yılda hedef Asya dır. ” (24 Aralık 1999 Papa 2. John Paul, Milenyum mesajı.)

"Hıristiyanlık dini ile temasa geçen bütün ırklar, kavimler er geç Hıristiyanlık dinini kabul etmişlerdir. Bu genel kuralın tek istinası Türklerdir. Türkler Hıristiyanlığı kabul etmek şöyle dursun, ortadan kaldırmaya çalışmışlardır. Onun için Türkler ile savaşmak, onları yok etmek zorundayız" (Kardinal Newman 1854 )

“Kilisemiz bütün insanlığın mutluluğu içindir. Dinler arası diyalogun bizim için anlamı bütün insanları kiliseye ve İncile yani Hıristiyanlığa ulaştırma yoludur.” (6 Ağustos 1964'de Papa 6. Paul)

Hedeflerini, kendilerine Misyon edinmiş olanalara söylüyor.

   
  VATİKAN .Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri .....................www.meryemana.net/meryem/tr/misc.php?id=20&par=9&td=11

446 Eski Ahit'te yer alan kitapların Yunanca çevirisinde Tanrı'nın Musa'ya açınladığı (Bkz. Çık 3, 14) sözle ifade olunamaz adı YAHVE, Kyrios ("Rab") olarak çevrilmiştir. Rab sözcüğü o zamandan beri İSRAİL TANRISININ Tanrılığını ifade etmek için kullanılmaya başlandı. Yeni Ahit bu güçlü "Rab" adını hem BABA hem de TANRI'NIN KENDİSİ olarak kabul edilen İsa için kullanıyor, (Bkz. 1 Kor 2, 8) bu bir yeniliktir.

454 Tanrı'nın Oğlu adı, Mesih İsa'nın Babası Tanrı'ya olan biricik ve ebedi ilişkisi demektir: O Baba'nın ve Tanrı'nın Kendisinin biricik Oğludur. Hıristiyan olabilmek için Mesih İsa' nın Tanrı'nın Oğlu olduğuna inanmak şarttır. (Bkz. Hİ 8, 37, 1 Yu 2, 23)

Alemlerin Rabbi Allah dışında TANRILAR EDİNMİŞ Allah'a oğul isnat edenlere diyor. Hemde Amentülarımız aynı diyerek bunları söylüyorlar.
   
  Kimlere diyor?; "Bana Muhammed'in hangi yenilikler getirdiğini gösterin, orada hep şeytani ve insanlık dışı şeyler bulacaksınız. Hz. Muhammed, inançları kılıçla yaymak, insan haklarına tasallut ve şer neşretmekten başka hiçbir şey getirmemiştir" sözlerini sarfedenlere,söylüyor. Hz. Muhammed'i sapkın din kurucusu ilan edenlere diyor. Hemde Kelime-i Tevhid'de Hz. Muhammed'in anılmasının şart olmadığını, hatta Cennete gidebilmek için Hz. Muhammed'in kabul ve tasdikinin şart olmadığını üç dinden herhangi birine inanmanın yeterli olduğunu vurgulayarak bunları söylüyor.

Böylece bariyer / dalgakıran olmanın vecibelerini yerine getiriyor. Onların dinlerine davetiye çıkararak, VATİKANIN ÖNÜNDEKİ engelleri bertaraf etmiş oluyor.

Kimlere size kalkan oluruz diyor;İnançsızlara karşı kutsal ittifaklar kurduğu zatı muhteremlere söylüyor. Müslümanlıktan başka bir din ve yol düşünmeyenlere, sapkın dinlerin yollarını göstererek, o dinlere çağrılar yaparak bunları söylüyor.
   
  Yukarıda korumakla kendilerini mükellef gördükleri zatı muhteremlerin, Müslümanlıkla ilgili hedefleri bunlar iken, katılımcıların yaptıkları çağrılarda ortada iken, sayın bariyer ve dalgakıran beyler ve hanımlar kimlere karşı koruyucu kalkan olur, kimler için göğüslerini siper ederler.

T.Cumhuriyeti için bu görevi yapmayacakları kesin.Vatan için saygının göstegesi onu temsil eden, nice canların verildiği birliğin ve bağımsızlığın sembolu bayraktır. Bayrağa saygısı olmayanın ülkeye sevgisi veya ülke için fedakarlığı olabilir mi? Ülkenin bütünlüğü, ulusun selameti, toprağın bağımsızlığı için çaba gösterdiği söylenebilir mi?

Vatan hasreti çekiyor denilen, Fethullah Gülen'in T.Cumhuriyeti bayrağı, haritası ile çekilmiş resimlerini zor bulursunuz (mecburen veya protokol gereği, bende bayrağı seceri mesajları hariç. - Kırkpınar ağası ile çekilmek zorunda kaldığı resim gibi-) Oysa vatan özlemi çeken, Vatan'ından uzaklarda yaşayanların duvarlarında, masalarında Bayrakları olur.Vatan'larının resimleri, haritaları olur.

Birçok sitelerini gezdim, birçok fotoğraflar gördüm ama oynanmamış, mesaj haline getirilmemiş bayrak ve harita resmi göremedim.Kimileri turkuaz renkli, açılmamış lale figürlü idi kimilerinin ay ve yıldızlarının altında zatı muhteremlerin silüetleri vardı. Tıpkı aşagıdaki gibi..Elbetteki kendilerinden bir örnek.
   
 
   
  BİRTANEDE STV TELEVİZYONUNDA. Haber jeneriğinde, her haber saatinde ve tanıtımında bilinçlere içirilen ucubeler ve onların eşliğinde T.Cumhuriyeti bayrağına yapılanlar.
 
   
  Vatan sevgisi dedik, Askerlerimizi atlamak olmaz. Onlara nasıl bakıyorlar.Yine aynı ucube/Garibet/Yecüc ve Mecüc deposu jenerikten
 
   
  TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAYRAĞINA YAPILAN, TAHRİBATIN ÖRNEKLENDİĞİ "BAYRAK TAHRİBATI " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  ALLAH'a olan bağlılıklarında, ALLAH'a olan ibadetlerinde MÜSLÜMANLIĞIN iman çerçevesi içinde, mümin olarak devam edenlere, GÜVENİLİR DİNİ LİDER KİMLİĞİ arkasına saklanarak bunları
   
  VATİKAN'a sözle yetinmeyip, üstelik yazılı bir taahhüt olarak baryerlik ve dalgakıranlık teklifinde bulunuyor.Tüm imani akınlara karşı (görüşlerine zarar verecek tüm imani görüşler) dalgakıran olur, Vatikan'ın savunduğu ve yaymaya çalıştığı inanç sistemini koruruz diyor.

Misyonunuzdaki hedeflere ulaşmanızda, bizi ilgilendiren/bizim payımıza düşen nekadar engel varsa kaldırırız diyor. Yeter ki bizi doğru anlayın, Cemaat olarak sizden pek farkımız olmadığını anlayın.Biz esasında sizlerden farklı düşünmüyoruz. Asırlardır yanlış anlaşılmamızın sebebi yine Müslümanlardır diyor. Bizler her türlü BİR'liğe varız diyor.BİR'liğe bizde dahil edin diyor.

Elbetteki kendi düşüncelerini paylaşmayan, kendilerinden olmayan müslümanları kastederek, GÜVENİLİR DİNİ LİDER KİMLİĞİ sayesinde, onlara inançlarını savunma imkanı vermeyiz diyor. Özetle; gelin istediğiniz gibi davranabilirsiniz biz engel olanlara karşı bariyer görevi görürür yolarınızı açık tutarız diyor.
   
   
  Onların misyonlarınde ki hedeflerine ulaşmaları için bariyer/dalgakıran olmayı teklif edenler elbette zalimleri adres vermeden lanetleyemezler.Zalim ve zulmü genel anlamda hiç sınırlama yapmadan kullanarak; tüm zalim ve zulüm sahipleri ve onlara yardım edenler, onlara imkan tanıyanlar kahrolsun, onlara lanet ediyorum diyemez. Böyle bir bedduada bulunamaz. Buna sebep olarakta, yaradılış gereği tüm peygamberlerde bile olmayan yumuşaklığını, insana kıyımsızlığını gösterir
   
  FETHULLAH GÜLEN'İN DUASI ve ARANAN 20 KİŞİ KONULU "F. GÜLEN DUASI ve ARANAN 20 KİŞİ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
 

Dualarını ve Beddualarını tamamen adres göstererek yapabilir.Dua içinde öyle, önce örnekler, adresler sonra; kendilerini o adres ve örneklerle özdeş kılan cümleler, en sonunda da yine onlar, bunlar şunlar (onlar verdiğin gibi, onlar gibi, onlardan eyle gibi adresli sözlerle) gibi adresli isteklerle bitirirler Bu onların yaptıklarını gizlemek dolayısıyla işaret edilenlerden olduğunu, masum madur, mahsun ve mazlum tavırlarla duyurma eylemdir.

   
   
  Onlar hala Hz.Musa'nın büyücü olduğunu ve asasının sihirli olduğunu düşünüyorlar. Ellerindeki asaların da, o mahretleri göstermesini umuyorlar ve o, beklenti ile teselli buluyorlar. Her birinin asası, kendilerine özgü ki; kendilerine ait olanlar başkalarına gitmesin. (Pist ışığı gibi).

Elbette içimizden, alemler efsanelerine inanıpta, haçın altına sığınanlar da azımsanmayacak sayıda.
Papa, Peygamberine Hz.Muhammed'e, hakarette etse kişiliklerini ortaya koyamadan duramayan tipler elbette var .HAÇ'ın patronunu protesto etmesi gerekirken, birde ayağına kadar gidip hediye sunuyorlar. Papa her halde az yaptım diye düşünüyordur.
   
 
   
  Oysa, Hz.Musa'nın asası sihirli değildi (Allah, Resüllerinin sihirbaz olmadığını, defalarca belirtiyor.) Allah "ol" dedi ve oldu. Hz. Musa; toplumunda ki liderliğini pekiştirsin, saygı duyulan ve sözü dinlenen biri olsun diye, olaylara Hz. Musa vesile kılınmıştır. Allah'ın, "ol" emri dışında, onun dilemesi, dışında ne olabilir. Mucizeler Allah'ın izniyledir.
   
  Onlar da Firavun'un yolundan gidiyorlar. Firavun'un, aldığı derslere aldırmadan.
Onların; sığındıkları, medet umdukları, sihrini/mucizesini bekledikleri, güç umdukları ve dayanak yaptıkları şey , her geçen gün ebatlarını büyüttükleri ellerinde sımsıkı tuttuları

Bizler ise onların, yok etmek istedikleri/ yüz çevirdikleri, dinin sahibi olan,
(din olarak bizlere islamı seçen) ve gücüne nihayet olmayan, Alemlerin Rabbi Allah'a sığınıyoruz.