but1
   
   
  SEÇİLMİŞ TÜRLERİN SEÇKİN SOYLARI OLUR. SEÇKİN SOYLAR YOKSA, SEÇİLMİŞLİKTE OLMAZ
   
  Yaratılış.......2:1 Gök ve yer bütün öğeleriyle tamamlandı.
Yaratılış.......2:2 YEDİNCİ güne gelindiğinde Tanrı yapmakta olduğu işi bitirdi. Yaptığı işten O GÜN DİNLENDİ.
Yaratılış.......2:3 Yedinci günü kutsadı. Onu kutsal bir gün olarak belirledi. Çünkü Tanrı o gün yaptığı, yarattığı bütün işi bitirip dinlendi.
Yaratılış.......2:4 Göğün ve yerin yaratılış öyküsü: RAB Tanrı göğü ve yeri yarattığında,
Yaratılış.......2:5 yeryüzünde yabanıl bir fidan, bir ot bile bitmemişti. Çünkü RAB Tanrı henüz yeryüzüne yağmur göndermemişti. TOPRAĞI İŞLEYECEK insan da YOKTU
Yaratılış.......2:6 Yerden yükselen buhar bütün toprakları suluyordu
Yaratılış.......2:7 RAB Tanrı Ademi topraktan yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Adem yaşayan varlık oldu.
   
   
 

SEÇİLMİŞLİĞİN YOKSA, DİĞERLERİNE "TU-KAKA" DEKİ SEÇKİN SANILASIN..

ORTAYA SÜRECEK HİÇ BİRŞEY BULAMAZSAN CRO-MAGNON DERSİN OLUR BİTER.

O'DA OLMADI ÖNCE."...BALIKLAR, HAYVANLAR, KONUŞAN VARLIKLAR ve EN SON ÜSTÜN YAHUDİLER YARATILDI" DİYEREK IRKCILIĞI, TÜR FARKLILIĞINA TAŞIRSIN.

   
  Siyonizmin en büyük savunucularından, Ahad Ha'am Hayvanları, KONUŞANLARI ve Yahudileri ayırıyormuş. Tanrı olarak atadıklarının ağzından kitaplarında açıktan açığa yazılmamış olan ama "seçildiniz, diğerleri tu-kaka, hepsinin soyunu kurutun, ben sadece size aitim, İsrail'in tanrısıyım (Hatta Hıristiyanlar bile tanrılarının İsrail için hişzmette bulunduğunu ve halkının İsrail olduğunu Yahudilerin / LEVİLİLERİN yazdığı kutsal kitaplarında okuyorlar ve tasdikliyorlar) gibi sözlerle geçiştirilen YARATILIŞ SINIFLANDIRMASINA açıklık getirerek şöyle diyor.

"Yaratılış merdiveninde farklı basamaklar olduğunu herkes doğal olarak kabul eder. Önce inorganik nesneler,bitkiler ve HAYVANLAR alemi, sonra KONUŞAN YARATIKLAR ve hepsinin üstünde YAHUDİLER."(Sources da la Pensee Juive Contemporaine, s/49)

Siyonizmin temel görüşlerinden olduğu için Siyonistlerden Ahad Ha'am, üstün insan savunucusu Alman filozof Friedrich  Wilhelm Nietzsche'ye (1844 - 1900, "Güç İstenci" , "Üstinsan", gibi Özgün fikirlerle tanınan varoluşçu Alman filozof) .nazire yaparcasına ÜSTÜN IRK saptamaları yapıyor. Alman Filazof; insanda var olan, yaşam biçimi, yetenek, bilgi, fiziki üstünlük, görünüm farklılığını öne sürerek ÜST'lüğü kastederken, Siyonist Yahudi Asher Zvi Hirsch Ginsberg (1856 - 1927), yada takma adıyla AHAD Ha'am, İsraillilerin / Yahudilerin IRK üstlüğünün değil TÜR üstünlüğünün söz konusu olduğunu söylüyor.

Yahudi üstünlüğünün yaratılış sırasından ve ayrıcalığından kaynaklandığını söyleyerek, IRKCILIĞIN çok ötesine KOCAMAN bir adım atıyor. Ahad Ha'am'a göre Yahudilerle diğer insanlar / KONUŞAN YARATILMIŞLAR arasında IRK farklılığı yada üstlüğü değil TÜR FARKLILIĞI var. Yaratılış kademesinin son halkasında ÜST olarak, KONUŞAN VARLIKLARDAN sonra ORTAYA çıkarıldıklarını saçmalıyor.

"YARATILIŞ MERDİVENİNDE farklı basamaklar olduğunu herkes doğal olarak kabul eder.Önce İNORGANİK nesneler, BİTKİLER ve HAYVANLAR alemi, sonra KONUŞAN YARATIKLAR (Kendileri içinde konuşanlar içine de "yaratılan" demiyorlar) ve HEPSİNİN ÜSTÜNDE YAHUDİLER." (1- Sources da la Pensee Juive Contemporaine, s/49... 2- Stefan Goranov, "Irkçılık: Siyonizmin Temel Bir İlkesi" Siyonizm ve ırkçılık, Ankara: AÜSBF Yayınları, 1982, s. 32-33) 
   
  YAHUDİ PİRAMİT
   
  Bu mantıktan hareketle; Yahudiler bizim Adem'imiz bize özel demiş olmuyorlar mı?
"Konuşan Yaratıkların Adem'i ile bizim Adem'imiz aynı olsaydı, BU DURUMDA BİZİM ÜST'lüğümüz" olur muydu" diyorlar.
"Konuşan Yaratıkların (Yaratılanda demiyorlar. Yaratık diyorlar) Adem' dedikleri ile bizim Adem'imiz aynı koşullar altında oluşsaydı, arada seçkinlik farkı kalır mıydı" diyorlar.
   
    BÜYÜK OLMADIKLARINI BİLEN ama BÜYÜKLENEREK TATMİN OLAMAYA ÇALIŞANLARIN SIMSIKI SARILDIKLARI "ONLAR KRO" İDİ (SİMİDİ)..
   
  Ahit ağırlıklı konular işlenirken, Cro-Magnon ADAM nereden çıktı derseniz, cevap elbette "İHTİYAÇTAN" olur.
İhtiyaç nasıl doğdu neden ihtiyaç duyuldu derseniz, cevap "MIZRAĞIN BÜYÜKLÜĞÜNDEN" olur
Mızrakla, Cro-Magnon'un ne alakası var derseniz, cevap "MIZRAĞA ÇUVAL LAZIM" olur"
Çuval lazımsa, Cro-Magnon ADAM'la ne alaka var derseniz, cevap CRO-MAGNON ÇUVALDA ondan" olur
İyi hoşta bu Mızrak hikayesi nerden çıktı derseniz, cevap "TANRICILIK OYUNUNDAN" olur
Tanrıcılık oyunu ile Mızrağın ne alakası var derseniz, cevap "TANRIDAN diyerek AHKAM KESİP KİTAP YAZMAKTAN" olur.
Kitap yazmakla, ahkam kesmekle Mızrak nasıl oluştu derseniz, Cevap "SALLAMAKTAN" olur.
Sallamakla oluşan bu mızrağın büyüklüğü ne derseniz, cevap "DÜNYA'da VAR OLAN HİÇ BİRŞEYLE KAPATILAMAZ" olur.
Dünyada var olan hiç birşeyle yapılamayacak olan çuval Cro-Magnon ADAMLA nasıl yapılacak derseniz, cevap "GÖREN BİLEN YOK Kİ" olur
Gören bilen yok ki deniliyor ama Bilim var Arkeoloji var derseniz, cevap "ELDEKİ KULLANABİLECEK MALZEME BU KALDI " olur.
Mızrak o kadar büyükse içinde olanı belli etmez mi derseniz, cevap "YİYENLER BİZE YETER" olur
Bu aşamada yağlayarakta yenmez derseniz, cevap YEMESİNİ BEKLEDİKLERİMİZ BİZDEN OLANLAR" olur
Sizden olanlar neden yemek zorunda derseniz, cevap "HAYALLERİNİ, UMUTLARINI SÜRDÜRMEK İÇİN BAŞKA ÇARELERİ YOK" olur
   
 
   
  Durup dururken Cro-Magnon ADAM'ın ortaya fırlamadığı anlaşıldı sanırım . İHTİYAÇTAN. İhtiyaç; geçmişte bir takım zavatın Tanrıcılık oyunu esnasında kaleme aldıkları metinleri ciddiye alıp, onu inanç kitabı haline getirenlerin neden olduğu zorunlluluklardan doğdu denilebilir. Eğer Tanrıcılık oyunu oynayanların yazdıkları metinler, birileri tarafından "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'tan" gelen vahiylerin üzerini örtmek için kullanılmasaydı, Cro-Magnon ADAM ihtiyacı da olmayacaktı.

Yapılan şeyler din sapkınlıkları dahilinde gerçekleşseydi, her zaman yapıldığı gibi "DOĞRU SÖYLEYENLERDENİM " yeminleriyle, "esinlendim" demeleriyle, "dedi ki" cümleleriyle, "görünüm aldım" haberleriyle, "gösterildi" rüyalarıyla, "efendi dediki" masallarıyla, "bir zamanlar" rivayetleriyle,..vb.. kapatılır giderdi.

Ama yapılan sallamalar, tamamen Yaratılış tarihiyle alakalı olunca mecburen başka, yaratılanları ÇUVAL olarak kullanma ihtiyacı kendiliğinden hasıl oluyor. Elde olmayan nedenlerden dolayı ortaya fırlayan Cro-Magnon ADAM konusuda böylece gündeme oturmuş oluyor.

Tanrı olgusunu, Tanrı kavramasını sürgün sırasında eğitimleri sonucu öğrendikleriyle SINIRLANDIRANLARI, Tanrısal konumlarda gösterip kitaplar yazdırılırsa, yazdıklarıda her harfi Tanrıdan damgasıyla kapaklar arasında MUHAFAZA altına alınırsa, içindeki çuvallanacak mızrakları kimseler görmek istemez. Tabii olanların hepsi görmememezliğe gelir. Takî Mızrak acıtıp dışarı fırlayacak boyutlara ulaşasıya kadar.

Zaman içinde ortaya çıkan bu mızrakları kırıp atma yerine, "kitabı koruma" adına muhafaza edilmiş. Her ne olursa olsun, İMANI KORUMAK yerine kitabı koruma asıl hedef haline getirildiğinde de mızraklar yok olmamaış tam tesine çoğalarak büyümüştür. Kitaplarında inançları yönlendirmek, çelişkilerin üzerini örtmek için yapılan müdahaleler sonucunda da sürekli eklenen ve sürekli büyüyen mızrakların sahibi olmuşlardır.
   
  Her harfi Tanrıdan denilen Ahit kitaplarına göre; onların tanımı / isimlendirmesiyle ADAM'ın yaratıldı dediği yıllarda, devletler kurulmuş, sosyal yaşam sürdürülen şehirler alabildiğine çoğalmış halde Dünya üzerinde varlıklarını sürdürüyorlarmış. Dünya durumu bu iken, onların verdiği tarihe göre, ADAM daha yeni yaratılmış oluyor. Çevrede devletler varken TANRI ADAM'ı yarattı diye ortalığa fırlayan YIRTIK SES, "AHİTLEŞTİK" diye kitaplar yazdırıyor.

Yahudiler, bu Ahit verilerini kendi halinde bırakmakla da yetinmeyip, TANRICILIK oyununa iyice kendilerini adapte etmiş olarak birde YARATILIŞ gününün kesin tarihini veriyorlar. Tanrıcılık oyunu gereği, Tanrı adına ahkam kesme alışkanlıkları gereği Yılıyla, Ayıyla Günüyle tarih veriyorlar. Kitaplarındaki son düzenlemelerle Tanrı olgusundan kurtulmuş olmanın verdiği rahatlıkla M.Ö 3761 yılının 1 Eylül gününü Yaratılış tarihi olarak saptıyorlar.veriyorlar.

Saatini derseniz elbette onuda vermiş oluyorlar. SAAT tam 00.00.00.......01 de başlayan 1 Eylül günün öğle saatlerinde olmalı. 6. güne denk gelen bu tarihte önce hayvanlar yaratılıyor sonra ADAM (Dinozorlarda dahil. onların tümünün ismini verende ADAM olduğuna göre birlikte yaşayıp gül gibi geçinip gitmiş olmalılar. "Dinozorları KİM YOK ETTİ" derseniz, size sır olarak verelim. AKAD'lar olabilir. O tarihlerde İmparatorluk kurma aşamasında olanlar onlar ve tüm olaylar onların topraklarında gerçekleşiyor. Tabii bu arada Tanrı 7. günü dinlenmeyle GEÇİRİYOR. Yaratılış anında 1 gün 1000 yıldı, 6. gün 1000 yılsa dinlenme günüde 1000 yıl sürmüştür eşitlemelerini ve Tanrı döndüğünde ADAM ölmüş olmalı, o halde Dinozorları aramış mıdır? çıkarımların bir yana bırakın. Durup dururken MIZRAĞI büyütmenin bir alemi yok):
   
  YARATILIŞINDAN, 300 milyon yıl önce yaşayan DİNOZORLARA ne oldu? TANRI KAÇ GÜN DİNLENDİ? KONULU "TORA SECERE" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Hıristiyanlar kesin tarih vermeden, gelişmeleri suyun akarına bırakarak sessizliğe bürünmüş öylece duruyorlar. Yakın ve tutan kronolojik tarihleri yaldızlayarak sunuyorlar ki, ellerindeki "her harfi Tanrıdan" diye koruma altına aldıkları kitapları GERÇEKTEN TANRIDAN sanılsın. Oysa onlarda biliyorlar, Hem Eski Ahit'te, hem Yeni Ahit'te olan hatalar dÜNYASAL Çuval boyutlarının çok üzerinde.

Yeni Ahitte'de İsa'larının doğumları 12 yıl farkla verilmiş, işlenmiş ve hikaye edilmiş halde Tanrı sözü olarak yer almış durumda. Ama onlar bunu pek sorun yapmamış görüntüsü içinde durumlar sergiliyorlar. iKİ ADET kitaptan bir adette Vatikan'dan gelen üç farklı İsa sahibi durumundalar.

Matta'ya göre; M.Ö. 6 (en iyimser tarih) İmp. Augustos'un atamalı Yahudi Kral Hirodes'in zamanında, Luka'ya göre; M.S 6 (en iyimser tarih) yine, İmp. Augustos'un atadığı Vali Kirinius (Cyrenius) zamanında, Dünya'ya gelmiş, İKİ farklı doğum ve çocukluk hikayesine sahip İSA'ları var. Birde bunlara, doğum ve çocukluk hikayesi melezleştirilmiş Vatika'nın Aritmetik ortalama İsa'sı eklenince, üç adet farklı İSA inançlarının içinde boy gösteriyor.

Üçübirlik diye bundan demiş olabilirler. Bir oğul tanrı yerine ALTIŞAR YIL arayla üç birbirine zıt doğum hikayesine ve bir adet melezleştirilmiş doğum hikayesine sahip ÜÇ TANRIYA sahip olmak kim istemez ki. İsa'larının doğum tarihleri sırasıyla M.Ö.6, -0- ve M.S.6 yılları. Gerçi bazı olaylara ait sahnelerin tekrarı zor olmuşttur ama değmiş olmalıki MİLYARLARCA insa "GIK" çıkartmadan sımsıkı sarılmış kurtarıcı hayalleri kuruyor.

Sahne tekrarları için ölenler diriltilmiş, doğmayanlar doğurtulup tekrar doğum için geldikleri yerlere gönderilmiş. İşin en acı tarafıda İSA'larını ÜÇ kez ALTIŞAR YIL rayla ÇARMIHA gerdirmiş olmaları. Çarmıha gerilmenin ne kadar zor olduğunu bilse bilse; Fatih Kaymakamlığı denetiminde faaliyetlerine devam eden Fener Patrikhanesinin TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞI, Patrik Bartholomeus bilir.
   
  PATRİĞİN MİLLİYET GAZETESİNE VERDİĞİ ÇARMIH ROPÖRTAJINI İŞLEYEN "PATRİK - ÇARMIH - PARMAK ve ATATÜRK" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Din önderleri olamlarına rağmen, 1. asli görevleri arasında İMANI korumak yerine, her ne pahasına olursa olsun KİTABI KORUMAK maddelerini alanlar elbette; "Arkadaşlar, inanlılar, "ALLAH" yolunda gerçekten yol almak isteyenler;
Bu elimizdeki kitaplar Tanrıdan olamaz,
OĞUL TANRI KONTROLÜNDE verilmiş kitaplar hiçmi hiç olamazlar.
Daha Oğul Tanrı makamına oturttuğumuz İSA'mızın doğum tarihini, doğum hikayesini doğru vermiyor. Babasız doğamayacağını düşünerek, İsa'nın ve Meryem'in Kutsal soyuna soylar uydurarak leke sürüyor. Secereseni yanlış veriyor.
Güya kitaplar Kutsal Ruh denetiminde "her sözü Oğul Tanrıdan" diye bizlere yapıştırılmıştı ama görüyoruz ki, ortada ÇOK BÜYÜK bir SAHTEKARLIK var.
Bizler bu sahtekarlığa alet olmak istemiyoruz.
Bu nedenle 1. vazifemiz, amacımız olan sizlerin imanını koruma görevimiz nedeniyle, sizleri uyarıyoruz. Söz konusu bu kitaplardan uzak durun.
OĞUL TANRI özel MELEKLERİNE YAZDIRDI diyerek bizlere yamadıkları bu kitaplar o makamlardan o yollarla gelmiş olamaz.
Özel diye tanıtılan melekler DAHA patronularının doğum yılını, doğru bildirimlerle ulaştıramamışlarsa, Oğul Tanrı yazdırdım dediği kitaplarda DAHA doğum tarihini doğru yazdıramamışsa, denetleyici denilen Kutsal Ruh, 1/3'ü olduğu Oğul Tanrının doğum tarihini düzelttirememişse ve diğer yazılanları denetleyememişse, vavadler ve kurtarıcı sözleri hayalden öteye gitmez.
Yaşanmış olan doğumları, olayları, Kralları, çarmıha gerilmeleri, secereleri doğru dürüst aktaramayanlar, gelecekle olan tüm vaadlerini işkembeden sallamış olmalılar.
Bu saçmalamaları yapanlar ne Melek olabilir, ne Kutsal Ruh olabilir nede TANRI olabilir nede hayallerimizde makamlandırdığımız OĞLU TANRI olabilir" diyememiş tabi ki.
   
  HER HARFİ TANRIDAN BİDİRİMLE (AYNI KAPAK ALTINDA) İKİ İSA, KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "TEK OĞUL & İKİ İSA" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
 

Din önderlerinin, din kurucularının, 1. görevi arasında hiç bir zaman olmamış olan İMANI KORUMAK gibi luzumsuz uğraşlar yerine, asli görevlerinin 1. sırasına oturttukları "her ne olursa olsun kitabı korumak" adına, iki doğum tarihini Aritmatik ortalamasını alarak, MİLAD -0- olarak ilan etmiş ve bu tarihide Aritmatik İSA'nın doğum yılı olarak inançlara monte etmişlerdir.

Hıristiyanlar parklarda ıslık çalar pozisyonunda durmalarına rağmen, Yahudilerin ellerinde gözüken mızrağın bir ucunun ellerinde olduğunu biliyorlar. Onların hiç birşey yokmuş gibi davranmaları, yılların verdiği alışkanlıklardan. Atalarıda vahiyler karşısında aynı tavırlar sergileyerek inanç sistemlerini oluşturmamışlar mıydı? Eğer ufacık "ALLAH" korkusu hesap verme korkusu duysalar ellerindeki din sistemi bu hale gelebilir miydi? Kendi taraflarında kalan Mızrakta elbette Hıristiyanların da avuçlarının terletiyor. Sımsıkı tutsalarda gevşetselerde o meret avuçları dolduruyor.

Ahit verilerini alt alta yazdığınızda, Babil sürgününe gidişi çok rahat yakalayabiliyorsunuz. Babil sürgününe gidiş tarihini Arkeolajik kronolojilerden alıp, üzerine o yıla kadar olan Ahit verilerini oturttuğunuzda ortaya tan M.Ö. 4164 tarihi çıkıyor. Yani Yahudi kabulü tarih ile aralarında; M.Ö. 4164 - M.Ö. 3761 = 403 yıl fark var. Her ikisini buluşturmak için gereken neredeyse 404.

1658’de, Piskopos Ussher evrenin M.Ö. 4004’te yaratıldığını hesaplamış. Bu tür hesaplamalar neticesinde, 18. yüzyıl boyunca evrenin en fazla altı ya da yedi bin yaşında olduğu kabul edilmiş. Günümüzde hala inatla bu tarihte direnenler olduğu gibi, artık büyüyen ve iyice açığa çıkan Mızrağın bir şekilde örtülmesi gerektiğine inanan ve bu yolda çalışanlarda var. CRO-MAGNON ADAM çalışması gibi.

Hiristiyan din önderlerinin Hz. İbrahim bazlı yaptıkları hesaplamalarda bu sonuç M.Ö. 3965 yılları çıksada, bu tarih saptaması daha çok Ahit içi kronoloji çelişkilerini örtmeye ve Yahudi rakkamlarına dayalı Tarih saptama isteğinden kaynaklanıyor. Eğer tersten gelir ve biraz zorlarsanız İSA'ları M.S 100 yıllarda doümuş oluyor. Sürgün dönüşünden 150-200 yıl sonra doğuveriyor.

     
  HIRİSTİYAN ve YAHUDİLERE GÖRE; E&Y.AHİT KAYNAKLI YARATILIŞ SECERESİNİN İŞLENDİĞİ "ADEM - MİLAD KRONOLOJİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Görüldüğü gibi mızrağı örtmek, cuvala koymak bayağı ÇUVALLATAN bir boyutta gözüküyor. ADAM'ımız yaratıldı dedikleri tarihlerde Dünya üzerinde milyonlarca insanlar yaşıyor. İşte cuvala koyulacak Mızrak bu. Kalkacak cenaze bu. İki tane yoları var YA! KENDİ KİTAPLARINI ELLERİYLE YAKACAKLAR, yada HİÇBİRŞEY YOKMUŞ GİBİ YOLLARINA, bu tür kandırmacalar türeterek kendilerini kandıra kandıra ATEŞ YOLUNDAKİ yolculuklarına devam edecekler.

HRİSTİYAN DİNİNİN KAYASI VATİKAN TAVANLARINDAKİ YARATILIŞ SAHNELERİ BİLE, İKİ AYRI TANRI üzerine resmedilmiş. Dolaysıyla İKİ ADET ADAM'da İNANÇLARINDAKİ yerini almış.
   
  VATİKAN YARATILIŞ HİKAYESİ
   
  İnançlarında VAR GÖZÜKEN, Hristiyanların OĞUL TANRISI İSA ise YARATILIŞIN HİÇ BİR SAHNESİNDE KENDİNE yer bulamamış.
"Yaratılışın her evresinde vardı, TANRI ile aynı özden" dedikleri OĞUL TANRILARI, EVRENİ YARATAN pozisyonundaki TANRI yanında da, 2. ADAM'a, KADIN armağan eden günün serinliğinde bahçede gezen TANRI yanında da YOK.
   
  ELOHİM, AYN SOF, EHYEH 1 ADAM, LİLİHT
   
  "Her harfi Tanrıdan" / Baba Tanrıdan, Yahve'den, İsrail'İN / Yakup'UN Tanrı'sından dedikleri ve KİTAPLARININ MÜELLİFİ olarak lanse ettiklerine OĞULLAR edindirenler, elbette TANRILARINA EŞLERDE sunacaklardı. Tanrı, Karısı ve çocuklarının olduğu İNANÇLARIN içinde, BİRKAÇ Adam / Adem Havva ikilisi olmasından daha doğal ne olabilir. Adem onlar için yaratılan değil Tanrının oğlu konumunda. Hatta oğullarından biri.
   
  tanrı karısı VE ÇOCUKLARI
   
  KUTSAL KİTAPLARINDA TANRI SÖZLERİ ile ADEM TANRI OĞLU diyor.
  tanrı oğlu adem / adam
   
  Hristiyanlığın kurucusu ve kitaplarını yazanlar Yahudiler olduğuna ve Kitaplarının başlangıcı Eski Ahit olduğuna göre TANRIYA OĞUL ve EŞ tayin etme elbette YAHUDİ zihniyetinden geçmiştir. İşte; hiç sevmedikleri resmi belge niteliğindeki ARKEOLOJİK KALINTILARDA YAHVE ve eşi AHŞERAH.

M.Ö 8. yüzyılda Kuntillet `Ajrud'da ki Sinagog kalıntısında bulunan testiye ait resimler, YAHVE ve KARISI AHSERAH'ın varlığını "DUA EDİLENLER" konumunda ortaya koyuyor. Dolaysıyla, Ezra, Nehemya, Sanhedrin meclisi, Rabbani müessesesi üzerine inşaa edilmiş olan ORTODOKS YAHUDİLİĞİN kökleri, elbetteki BABİL sürgünü ve sürgün sonrası yeniden yapılandırma çalışmalarına dayanıyor.
   
  yAHVE VE EŞİ ASHERAH
   
  EEYEH BEN BEN ADAM, HAVVA
   
  Gerçi onlar kitap yakmaya alışık zihniyetlerin torunları olduğundan, kitap yakma eylemi onlara kolay gelir zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Onların yaktığı kitaplar işlerine gelmeyen kitaplar, düşüncesine bile dayanamadıkları kitaplar.

Var olmalarının hissi bile içlerindeki KÖTÜ DÜRTÜLERİNİ devreye sokan, bu nedenle vahiy kırıntılarından bile korudukları İÇSEL TEMİZLİKLERİNİ yok eden kitaplar. Göğüslerinde besledikleri, gönüllerine içirilmiş olanın vesveselere kapıldığı kitaplar. Bilmedikleri, anlayamadıkları kendilerine ait olmayan tüm kitaplar. Endülüs örneğinde olduğu gibi. Haçlı seferlerinde olduğu gibi.

Kendilerini iman belirliyicisi olarak gören, Katil evlat KABİL'in rolünü üstlenmiş olanlar. Lanetlenmeyi kendilerine tılsım olarak algılayanların zihniyet varisleri. İmanın zerresine tahammül edemeyen, huzuruna gelmeyeceğim diye yemin eden KABİL'İN peşinden gidenler. Horus piramitinin ucuna Kongrelerini yapmış olan bir neslin zavallıları.
   
  İMAN ÇITASI NEDİR? NİSA SURESİ 136. AYETTE Kİ;"EY İMAN EDENLER, İMAN EDİN " ÇAĞRISI İLE İLGİLİ YAZIYI BU SAYFADA OKUYABİLİRSİNİZ.
   
  Onların zihniyet varisi, zihniyet torunu, algılamaktan korkan, gerçeği duymanın zararlarından korkan, yanılmış olmasını anlamaktan korkan, içindeki kötü dürtüleri susturmak için, ne yaktığını bilmeden çakmağını çakan, davetlerine uyupta kongrenin gücüne biat etmiş olanlara kanan, Kitaplarını da yakarsam hepsi bize döner sanan gerçeklerden korkan zavallının yaptığı gibi.

Ellerindeki kitaplarının saçmalığını, çelişkilerini, Tanrısal hiçbir bağının olmadığını örtmek için kendilerine ait olanların dışındakilere, DÜŞMANLIK beslemyi ata yadigarı olarak alanlar, elbetteki dökülen Mızrakları çuvallamak için önce ÇUVALLADIKLARINI gizlemeye çalışıyorlar..
   
  ABD'li rahip Terry Jones, 11 Eylül'ün yıldönümünde Kuran-ı Kerim yakacağını belirtmiş. Ama son anda "DUR'ması gerektiğinden bu eyleminden vaz geçmiş. Belki birileri JOHONES'e "OTUR" demiş olabilir.

Fakat ABD'nin Tennessee eyaletinden Bob Old isminde bir RAHİP'e birileri "SALDIR" demiş olmalı ki, adeta tasmadan boşanmışcasına ORTALIĞA FIRLAYARAK yakma işini yardımcısı Danny Allen'le gerçekleştirmiş.
   
 
   
  ABD KONGRESİNE CUMA NAMAZI BAHANESİ İLE YAPILAN SECDENİN İŞLENDİĞİ "NAMAZ İLE KONGREYE BİAT "sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  DİNLER ARASI DİYALOG PİRAMİTİ
   
  ABD KONGRE ÖNÜNDEKİ HORUS PİRAMİTİNİN İŞLENDİĞİ "HORUS PİRAMİTİ GÖREN GÖZ & KONGRE ve DÜNYANIN ÇATISI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Sözde terörizm kaynağı olarak gösterdiği kitabı hiç okumadı belli. Hatta "HER HARFİ TANRIDAN"diye İNSANLARA yutturduklar, GÖNÜLLERİNDE beslediklerinin SESİ olan, kendi KİTAPLARINI da okumadığı her halinden BELLİ olan MAKAM SAHİBİ yapılmış bu CAHİL ADAM, kendi teröristliklerini, kendi terörist hamiliklerini, kendi katliamlarını, kendi soyları yok etmelerini, kendi işgalciliklerini, kendi kitaplarındaki "ÖLDÜR, YOK ET, SOY KURUT, BAYRAN İLAN ET" emirlerini örtmek için, klasik MADUR, MAHSUN, MADUR, MAZLUM tiyatrosunu oynuyor.
   
  SİNA'da KİTAP VERİLMESİNİN HEMEN ARKASINDAN BAŞLATILAN, ÖLDÜR EMRİNİN ÖRNEKLENDİĞİ "AHİT'TE ÖLDÜR EMRİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Bakın Tanrı olarak nelere Taptırıyorlar insanları, Her harfi Tanrıdan denilen Tanrıları olarak seçtiklerinin haline bakın. Buzağı suyu gönüllere nasıl içirilmiş göreün. Biz TEK İLAHLI DİN değiliz diye nasıl ilanlar yapılmış bakın.
   
  İSRAİL TANRI'sını HARACA KESEN, FİDYE&RÜŞVET ALMADAN MISIR'daki İSRAİL'lileri, YAHVE'ye VERMEYEN "ÇÖLLÜ AZAZEL" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  DİN İNANCINDAN YAHUDİLİK ZİHNİYETİNE GEÇİŞİN ÖZETLENDİĞİ, MAKASBAŞI HİKAYELERİNDEN "MUSA & SÜNNET" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  İSRAİL'in(Yakup'un) Tanrısı, İSRAİL Tanrısı RAB gibi tanımlarla, ÖZELLEŞTİĞİ vurgulanan "İSRAİL TANRISI KİM? AZAZEL'in nesi?" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Fikirle mücadele fikirle olur. TEZ'LE olur, Hiç sevmediğiniz BELGELEMELERLE olur. Öyle çok sevdiğiniz, "ATAM dediydi ki, ANAM dediydi ki, BİRİ DEDEME demişki, BANA göre, kanunlarla, yasaklarla, Kaysı çekirdekleriyle, konuşma yasaklarıyla " olmaz, Tıpkı nyakmaklada olmayacağı gibi. Ancak karşı düşünceyle, inançla fikir bazında mücadele edemeyeceğini bilenler, ellerini zayıf görenler, pazularına güvenerek hareket ederler. O fikirleri hazmedemeyenler, algılayacak beyne sahip olmayanlar, kitapları yakma zavallılığına bürünürler. Hazır Dünya'nın her yerini işgal etmişken, hazır kuvvetliyken yapılan bizim mahalle de "Aslanımdır" oyunu. Aynı şeyleri herhangibir herhangi bir yerde yapabilir mi?

Elbette inanıyorum ki başka ülkedede yapsa sadece yuhlanmakla kalır. Hakaret ettiğiyle kalır. Kendisini aşağılamasıyla kalır. Ne yaparsın, bizim mahallede de adet böyle. Bizim mahallede köpek havladığında, ona havlanmaz sadece "HOŞT SENİ GİDİ UYUZ KÖPEK, HADİ KES SESİNİ AŞAĞILIK KÖPEK, KEMİĞİNİ SAHİBİNDEN İSTE" gibi KÖPEĞİ ONORE EDİCİ, onun KÖPEK OLDUĞUNU ALGILATICI karşılıklar verilir. Kemik falanda verilmez.

Bir kere alıştımı rüşvet almaya artık her seferinde saldırman triplerine girer. Elbetteki, KÖPEKLERİN toplanması ve BARINAKLARDA tutulması mahallemizin ortak isteği ama bir türlü tam olarak gerçekleşmiyor. Gerçi, sokak köpeklerinden bir zarar gelmiyor. Asıl zarar verici olanlar eğitilmiş, bolca şımartılmış, saldırganlaştırılmış, besili, bakımlı "OTUR CO, SALDIR BOB" tipleri. Bu durumda olan KÖPEKLERİN SAHİPLERİ tarfından zincirlenmesi hepimizin dileği.
   
  DÜNYA İŞGAL HARİTALARINI, DİLLERİN - DİNLERİN değişimini, 3.BİN YILIN hedeflerini içeren'TEKRARI BOL OYUN GOP ve BOP' Sayfasına, buradan ulaşabilirsiniz
   
  VAAD'cinin ÇAĞRISINA TARAFTAR toplayanların, AMENTÜLARIMIZ BİR DİYEN "DİYALOĞUN TELLALLERİ ve MİSYONERLERİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
 

11 Eylül Kulelere yapılan katliam saldırısına karşılık, 11 Elül saldırısı sebep gösterilerek yapılan harekatlarda, öldürülenlerin sayısı 4-5 Milyon civarında. Onlarda Teröre kurban gitmiş olmuyor mu? Onların suçu ne? Orada öldürülenleri suçlu ilan etmek için kitaplar yakmak yüreklerine su mu serpiyor. AMALEK dürtülerini mi yeniyor? Öldürülmeleri gerekir çıkarımlarıyla iç arınmalar mı gerçekleştiriliyor.

Oralarda ve daha önce üzerine utanmadan bastığı topraklarda yaşayan, Kızılderilerin yok edilmeleri nedeniyle KUTSAL KİTABINDAN BİR SAYFA YAKMIŞ MI? Yoksa kutsal kitabının verdiği katliam emirleri onda GÜVEN DUYGUSU mu uyandırıyor? O emirler vicdanlarını mı rahatlıyor. O emirler olmazsa yeni katliamlara girişemiyeceklerinden mi korkuyor. "Hadi Buch bu işleri hallet" diyen ses olmayınca katliamlarında bir aksama olamasından mı korkuyor.

   
 
   
 

11 EYLÜL İKİZ KULELERE YÖNELİK YAPILAN, TERÖRİST SALDIRILARINDA KATLEDİLENLERİN SAYISI 4-5000 CİVARINDA. 11 EYLÜL SONRASI TERÖRİZMLE MÜCADELE ADINA, DÜNYA BARIŞI ADINA SİVİL İNSANLARDAN ÖLDÜRÜLENLERİN SAYISI 5 MİLYON.

11 EYLÜL KULE SALDIRILARINDAN SONRA MÜSLÜMAN İKİ ÜLKE (Magog diyarından) AFGANİSTAN ve (Asur/Babil diyarından) IRAK İŞGAL EDİLDİ, BİR DEVLET BAŞKANI ÖLDÜRÜLDÜ, ESKİ TERÖRİSTLERE ÜLKE TESLİM EDİLDİ. SUDAN, İRAN DIŞLANDI, SOMALİ ABLUKA ALTINDA.

MÜSLÜMANLAR TERÖRİST İLAN EDİLMİŞ, ÜLKELERİNDE OTURAN, CAMİYE GİDENLERE POTANSİYEL TERÖRİST MUAMELESİ YAPILMIŞ, POLİS KONTROLÜ ve GLOBAL MAHALLE BASKISI ALTINDA YAŞAR OLMUŞLARDIR.

11 EYLÜL OLAYLARINDAN SORUMLU TUTULAN EL-KAİDE LİDERİ, USAME BİN LADİN İSE YILLARCA ÖRGÜTÜNÜ, GÖSTERİLEN DOĞRULTUDA YÖNETTİKTEN SONRA 2011 YILINDA DEVRE DIŞI BIRAKILMIŞTIR. TERÖR ODAĞI OLARAK GÖSTERİLEN VE "ETKİSİZ HALE GETİRİLMESİ GEREKİR" DİYE PEŞİNE DÜŞÜLEN EL-KAİDE, DURUMUNU DAHA DA GÜÇLENDİRMİŞ, BARINDIĞI ÜLKELERDE DAHA DA ETKİN HALE GELMİŞ, ÇEKİNİLEN BİR KUVVET HALİNE SOKULMUŞTUR.

O HALDE TERÖRİZMİ ENGELLEMEK İÇİN Mİ, BU İŞGALLERİ YAPTILAR YOKSA, TERÖRİST OLDUKLARINI GÖSTERMEK ÜLKE HALKLARINI SİNDİRMEK , BOZGUNCULUK YAPMAK VE BOZGUNCULUĞU YAYMAK İÇİN Mİ, SÖZ KONUSU İŞGAL PLANLARINI DEVREYE ALDILAR?

     
  SOYKIRIM, YAHUDİLİK MANİFESTOSU, AMALEK AVCILIĞI ve MASKESİ PURİM BAYRAMININ İŞLENDİĞİ "ESTER & PURİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
     
  ÇELİŞKİ ÖRNEKLERİNİN; RESİMLERLE DETAYLANDIRILMIŞ OLDUĞU "AHİT ve ÇELİŞKİLER" SAYFALARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Cro-Magnon, Mızrak, HOŞT derken buralara kadar geldik. Görüldüğü gibi ellerindeki mızrağın büyüklüğünden çamurlara yatıp çok farklı yollar deniyorlar. Örneğin dilimize plesenk edilen bir "KIRO" kelimesi var. Nereden geldiği ve ne mana taşıdığı belliolmayan insanların, şakayolllu sürekli birbirlerine sarfettiği, kızdığı ve uyumsuz bulduğu tiplere yakıştırdığı bir TANIMLAMA yapma sözü. (tabi uyumlanama olayı göreceli bir kavram olduğundan bir başkalarıda aynı lakabı yani KIRO lakabını ona yapıştırıyor. Olsun kendi ayarındaki, insanlara o kelime ile ne demek istediğini, ne kastettiğini anlatıyor ya! kelimeyi sarfeden için önemli olan o. Yoksa kendisi de biliyor bir başkalarına göre daha anlamaz olduğunu)

Halk o kadar bilime meraklımı da bu KIRO lafını CRO-MAGNON'dan türetti? Demek ki birileri benzerlik kurarak bu deyimi, entel-dantel, bilen tavırlarıyla piyasaya aktardı. Saçma ama değil bu kadar benzerlik taşıması ve çok sonraları birilerinin CRO-MAGNON ADAM'a, kurtarıcı simit olarak sarılması, bilinçlerde yer etmesi için salınmış bir deyim havası veriyor. Ya maganda kelimesi nereden gelmiş ve kullanıma sunulmuş olabilir? Toplum kurallarına uymayan, toplum düzenini hiçe sayan, kaba-saba yapıdaki insanlar için kullanılan bu sözcüğün kaynağıda CRO-MAGNON olmasın. Herkesin birbiri için kullandığı ama gerçek magamdaların kendileri için kullandıkları bir deyim. (Magadayım ama para bende gibi)

Aynı durum, Cro-Magnon adamın geçişi türevi olarak gösterilen ve mızrağa çuval yapımında ondanda yararlanılan, HOMİNİD'ler var. Hani Rüşvet alan, avantayla iş veren, ihalelerden sebeplenen, derya deniz demeden Homini gırtlak YUTAN, KENDİSİNİN; insanı insan yapan değerlere göre; sözlük karşılığı kelime manalarına göre; imana göre; Dinlere göre; toplumun değer yargılarına göre; kanunlara göre; Annelik babalık kurallarına göre; Önderlik liderlik raconuna göre; ne kadar şerefsiz, hırsız, yalancı, sahtekar, namussuz, günahkar olduğunu bildiği halde, toplumun etik değerlerinden bahsederek, kendisinin ne kadar dürüst, ne ulaşılmaz, ahlaklı ..vs.. olduğunu dolaylı yollardan anlatıverir.

Meslek olarakta Ahit mızrağını çuvala sokanlarla aynı sınıfta yer aldıkları, kendilerini temize çıkarma taktiklerinden belli değil mi? Ana felsefeleri; "Etrafını çamurla ki herkez seni temiz sansın. Madur, masum, mazlum, mahsun tavırlarla dolaş ki, diğerlerini rahatca alt edebilecek destekleri bulabilesin. Kendini ne kadar sütten çıkmış ak kaşık gösterirsen, işin o kadar kolay olur. Kendini ne kadar dindar, Tanrı yolunda ilan edersen kitap yakmaların o kadar kolay olur." değil mi?

Bu ve buna benzer nedenlerden dolayı: sanki bazı deyimler alışkanlık yapsın diye türetilmiş havası veriyor. Hominid'ler sadece beslenme üzerine yaşamlarını şekillendirmiş bir türmüş. Yani, HOMİNİ GIRTLAK bir yapıları varmış. Özellikle bu tanıma Hamburgerci obozite toplumu ABD insanı çok uyuyor.
   
  Bu iki türü kullanan Yahudiler, ADAM'ları yaratıldı dedikleri tarihlerde, dünyada hüküm süren GERÇEK İNSANLARIN koca kafalı, CRO-MAGNON ADAM ve HOMİNİD'ler olduğunu söylüyorlar.

"ALLAH'ın yarattığı H.z Adem'den üremiş olan ADEMOĞULLARINI MIZRAKLARINI örtebilmek için, ÇUVALLAMAYIDA göze alarak, CRO-MAGNON ADAM türüne durumu idare etmeyi, daha doğrusu KİTAPLARINI ELLERİYLE YAKMA ZORUNLULUĞUNDAN kurtulmayı hedefliyorlar.

Masl bu ya! Onlara göre ADAM zamanında CRO ve MAGANDA olan ADAMLAR varmış. Hiç bir üreticiliği olmayan sadece gırtlak için yaşayan HOMİNİD'ler de hemen önlerinde yaşamış. Zat-ı alleri yaratıldığında bu ismi gecenler Dünyada hüküm sürüyormuş. Bak sen şu işe dedirtecek bir sallam iddia ama ne varki söyleyenler Dünya üzerinde hakimiyetlerini tamamen ilan etmek için çalışanlar. Bu durumda "aman bana ne" diyip geçilemiyor. Ne kadar sallama olurlarsa olsunlar, değerlendirmelere tabii tutulup, sallama boyutlarının gösterilmeleri gerekiyor.

Tabii bu arada belirtmeden geçmeyelim zat'ıallerinin kendilerine münasip gördükleri, HOMO SAPİEN türü ataları, Dünya'ya "merhaba" dedikleri tarihte, devletler kurulmuş, ülkeler feth edilmiş yaşam alabildiğine süre durumdaymış. Bu durumda eğer Cro-Magnon ADAM devletler kurduysa, bizim çuvalcılarda, çatal bıçak kullanmayıp onlara tuvalet temizliği, kölelik ve sakilik yapıyor olmalılar. Tufan uydurma çocukları Ham, Yafet ve Sam Dünya nufusunu nasıl çoğaltacağız, iş bize düştü diye karakara düşünürken, Firavun Piramitlerinde onbinlerce işçi çalıştırıyorduysa, ilk ataları için verdikleri tarihlerdede olan olaylar böyle olamalı.

Kendilerini, kendilerine seçkin olduklarını sandırmak için, kendilerini kandırmak için, beyinlerindeki BİLİMSELLİĞİ ikna edebilmek için, kendi DÜŞÜNCELERİNE, BİLGİLERİNE NASIL acımasız İŞKENCELERE tabii tutuyorlar. Hangi kalıpların içinde terbiye etmeye çalışıyorlar görüyorsunuz.

Asla, "kitabımız yaratılış macerasında onbinlerce (belki yüzbinlerce) sene hatalı", demeyi bırakın, ima dahi edemiyorlar. O nedenle o yıllarda İmparatorluk kurmuş, o tarihlerden binlerce sene önce şehirler kuranları değişik adlar altında tasnif ediyorlar ki, "M.Ö. 3761 yılı yaratılış yılıdır" diyen Hahamlarının salladığı, kitaplarının ise yalan olduğu anlaşılmasın. Kitapları yakma zorunda kalmasınlar.
   
  Seçilmişlik, Seçkinlik ve kendilerine ait Tanrı kabulleri, diğer insanların hayvan seviyesinde görmelerine sebep oluyor. Diğer insanlardan IRKLARINI üstün görmelerinin nedeni; kendilerinin M.Ö. 3761 yılında, meydana geldi ilanı yaptıkları Adem isimli bir insandan TÜREDİKLERİNİ ve onun kendilerini TÜRETEN ilk insan olduğuna inanmalarından kaynaklanıyor..
   
  AZ YARATILIŞIN 6.000 yılı tamamlandığında ALTIN ÇAĞA girilecek diye HAYAL KURDURANLARIN "BİTMİŞ 6.000 YILLARI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Kendilerine ait Tanrılarının, kendi ataları Adam'ı yaratma inancına kendilerini inandırmış olanlar; seçilmiş olmanın verdiği sorumlulukla "SEÇKİN SOYLARINI" korumak içinde dinlerini "IRKLAŞTIRMIŞ ve "DİN"tanımı içine dahil etmiş olmalılar.Tanrı İsrail, Güreşte yenen İsrail, ırk İsrail, ilk doğan İsrail

BU DURUMDA::Ya kitaplarını yakacaklar, Ya! -"ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a"- inanmıyoruz bizim Tanrı olarak benimsediğimiz de dolaysıyla ilk atamızda farklı. Bizler sadece isimlerini kullanıp, İnsanların bilinçlerine yer etmiş olan isimlerden yararlanarak buralara kadar geldik" diyecekler.

ONLARDA BİLİYORLAR Kİ; zaten onlardan önce kimsenin bilmesine imkanda yok. Nedeni gayet basit. Arkeoloji bilimi onlarla başladı, Müzeler onlarla vücud buldu, Dünyanın her yerinde Arkeolojik kazılar yapıp eserleri götüren onlar, Kolleksiyonculuğun duayenleri onlar, Tarih kronolojilerini listeleyenler onlar, Bilim merkezleri Üniversiteleri vakıflar idaresinde tutan onlar, Ansiklopedileri yazan onlar, Tarihsel oluşumla ilgili neredeyse butün bilim dallarının kurucusu ve kontrol edenleri onlar, Arkeolojik kazıları finanse edenler onlar, Sponsor olanlar onlar, Tarih araştırmalarını ama sanatsal ama meraktan ama kültür aşkından ama tarihe merakından destekleyen onlar, Üniversitelere, Fonlara, Vakıflara, Müzelere sahip olanlarda onlar..vb......

BU DURUMDA; "ADEM YARATILDI" DEDİKLERİ TARİHLERDE VAR OLAN,
Krallıklardan,
İmparatorluklardan,
Yıkılan, kurulan Devletlerden
Hanedanlıklardan,
Firavunlardan,
Sosyal hayat süren şehirlerden,
Toplumsal göçlerden,
Irksal hareketlerden,
Bulunan mezarlardan, iskeletlerden,
İnsan neslinin tarihi sürecinden,
İnsanların geçirmiş olduğu aşamalardan (araç gereç sahibi olma, maden işleme anlamında),
Dinozor kalıntılarından (Dinozorlarla insanlar aynı gün, yani 6. gün yaratıldı iddiası "her harfi Tanrı sözü" dedikleri kitaplarının ifadesi ve tüm hayvanlara ismlerinide Adem veriyor. Olaya şahit olan ve gözlemlerini kitaba aktaran da, "Kitapların sahibiyim" diyen İsrail Tanrısı. Onların Tanrı sözü dedikleri ifadelere göre Adem ve Dinozorlar nerede ise yaşıt),
İnsanların yapmış oldukları çömleklerden, kap-kacaktan
Taşları yontmalarından, taşları cilalamış olmalarından, metalleri işlemiş olmalarından,
Taştan sopadan silahlarından,
Avlandıkları hayvanların cinslerinden,
Süs eşyalarından
Tarıma başlamalarından,..vb..... İLK HABERDAR OLARAK ONLAR BİLMEYECEKTE, KİMLER BİLECEK?

ONLARIN DIŞINDA KALANLAR, BU TÜR BİLİMSEL BİLGİLERİ: onların makalelerinden, yayınlarından, konferanslarından, derslerinden, kitaplarından, belgesellerinden..vb.. öğreniyorlar.

BAL GİBİ BİLİYORLAR, BİLMEKLEDE KALMIYORLAR ADLARI GİBİ EMİNLER Kİ; Ellerindeki kitapların ve içinde yazılanların hiç birinin ilahi bir değeri, ilişkisi, esintisi yok,

YİNE BİLİYORLAR Kİ ve BİDİKLERİNDEN EMİNLERKİ; Eğer ellerindeki kitaplarda ilahi bir esinti olmaz, ATALARI mutlaka onları yok etmiş ve üzerini yaldızlamıştır.

YİNE BİLİYORLAR Kİ ve ÖZ OĞULLARINI TANIDIKLARI GİBİ BİLİYORLAR Kİ; Kitaplarının içinde ilahi esinti olsa, ne onlar nede ATALARI "kitaplara tabii olun, bizlere atılın" diye, insanları davet etmezlerdi. Çünkü; bu durum onların kendilerini var kabul etme prensiplerine ters, o DOGMALARI kabul ettirmelerine engel. Dünya'ya bakış felsefelerine ters.

YİNE BİLİYORLAR Kİ; Kitaplarında UNUTULMUŞ en ufak ilahi bir kırıntı bile, Yapmak istediklerine tam bir engel, İNANÇSIZLARINA karşı oluşturdukları İTTİFAKLARINA düşman olacatır..
   
  Adem / Adam zamanında var olan, çevrede gözüken, alet edavat kullanmayı bilen, o zamanının EGEMEN gücü olan, DEVLETLERİN sahibi olan, ŞEHİR HAYATI süren insanları, CRO-MAGNON'ların olduğunu iddia eder bir yaklaşım sergiliyorlar. Alıştırma safhası havasında sergilenen bu tutumlarıyla, kendilerine ÜST YARATILMIŞLAR KATEGORİSİ oluşturma gayreti gösteriyorlar.

"M.Ö. 3761 yılında yaratıldı" dedikleri Homo-Sapiens, Dünya üzerindeki varlığı onbinlerce yıllarla ifade edilen İNSANLARIN SOY ATASI ama ilk Homo-Sapiens, onlara göre M.Ö 3761 yılında yaratıldı dedikleri ADAM / Adem. Yani kendilerine soy atası olarak biçtikleri Adem.

Adam yaratıdı dedikleri tarihlerde, dünyada hüküm süren, uygarlıklar kurmuş, sosyal yaşam için şehirler kurmuş olan insanların tümünü CRO-MAGNON ilan etmelerinin nedeni ne olabilir?

Tanrı, CRO-MAGNON'lar varken, "Homo-Sapiens Adem'i kendi görüntüsünde yarattı" demekle, secerelerini bağladıkları M.Ö. 3761 doğumlu ADAM'la, var olan insanlar arasında TANRISAL BOYUTTA bir fark olduğunu ortaya koymuş oluyorlar / ortaya koymuş olmuyorlar mı?

ADAM'ın değilde, Homo-Sapiens'in TORUNLARINDAN biraz koca kafalıydılar dediklerine göre; CRO-MAGNON soyunun uzun yılar devam ettiğini laf arasında kabulleri arasına aldıklarını söylemiş olmuyorlar mı? Koca kafalı anlatımları ile kendileri dışında yayılmış üremiş insanların CRO- MANGON adamı olduğunu anlatmış olmuyorlar mı? Böylece, bu günkü soylarının seçkin olma nedenlerini de ortaya koymuş oluyorlar.
   
 
   
  "....CRO-MAGNON ADAMI (onlar ADAM'ı, ADEM manasında kullandıklarına göre; CRO-NAGNON için kullandıkları ADAM'da ADEM manasında olmalı CRO-MAGNON'ların ADEM'i gibi) Uzunca bir süre bir şey yapmadı dedikten sonra, HOMO-SAPİENS şaşırtıcı oldu, uzay gemisinden, nükleer güce, bilgisayara kadar inanılmaz teknolojik gelişmelere imza attı..." derseniz,

CRO-MAGNON Adamının, hala yaşadığını ama İNANAÇLARI ve Kafa yapıları nedeniyle de hiçbir ilerleme de katkısının (taş, sopa, metal bükme-işleme dışında) olmadığını (Teknolojik gelişmelere bakarsanız, Elektirik, motor bulunana kadar tüm teknoloji metal işleme ve bükmeden ibaretti denilebilir. Ne zaman ki Elektrik kullanılabilir hale geldi, metal bükmenin yanında elektronik, tıp, nükleer, uzay, GDO..vb dallarda inanılmaz ataklar yapıldı. ortalama 100 yıl civarında denilebilir.) Özel Tanrılarının, özel imalatı olduklarına inananların (ilk Homo-Sapiens''ler olduklarını inanılmayacağını bile bile sandırmaya çalışanlar) el atmasıyla bu günkü seviyelere gelindiğini de söylemiş olursunuz.

Bireysel kişilik bozukuluklarını tedavisi Tıp merkezlerinde tedavi ediliyor. Bütünlük içindeki, sapkınlığa, kitle kişilik bozukluğuna tedavide her halde ancak "ALLAH" tarafından yapılabilir.

Kendilerini GERÇEKTEN TANRI OLARAK, TANRININ OĞULLARI OLARAK görenlerin, TANRICILIK OYNAYANLARIN kamufle olabilmek içinde, çırpınışlara gark olanların durumu, başka türlü nasıl düzeltilebilir? Kişisel bir piskolojik bir sorun olsa, tutar elinden tıp merkezlerine götürüsün. Koskaca zihniyet topluluğunu, "SAPKINLIKLARINI DÜZELTSİNLER, KAFALARINI TOPLASINLAR" diye, elinden tutupta CAMİYE, "ALLAH'ın huzuruna getiremezsin ki.

Binlerce senedir, Peygamberlerin başaramadığını kim başarabilirde göğüslerinde beslediklerinden onları kurtarabilir? Tek yapı içinde olsalar durum yine kolay. İkinci sesleri onların tedavisini imkansız hale getiriyor. İçlerine yerleştirdiklerinin seslerine, dürtülerine uyarak kendilerine kalıp arayan, çok kişilik SAHİBİ insan davranışları sergiliyorlar.

On binlerce belki yüzbinlerce yıl önce yaratılmış olan HOMO-SAPİENS'lerin, M.Ö.3761 tarihinden ÖNCE DOĞMUŞ olanlarını, CRO-MAGNON ilan edip, kendilerini ilk HOMO-SAPİEN olarak ilan edenlerin, kişilik değiştirme girişimleri başka türlü nasıl izah edilebilir.

Diğer insanlar arasında kendi "IRK'larını" SİVRİLTMEK, kitaplarının YALANLARINI örtmek, Tanrı dediklerinin CAHİLLİĞİNİ gizlemek, Atalarının SALLAMALARINI yaldızlamak için kendilerine uygun karekterler uyduranlara "KİŞİLİK BÖLÜNMESİ yaşıyorlar, inançlarının İFLAS SENDROMUNU yaşıyorlar" denmezde, başka ne denir?

Okumuşlarıyla, Aydınlarıyla, Okuyananlarıyla, Okutanlarıyla, Düşünenleriyle, Düşündürenleriyle, Din Adamlarıyla, Dindar adamlarıyla, İlim - Bilim adamlarıyla, Üniversiteleriyle, Araştıranlarıyla, Bulanlarıyla, belgesel izleyenleriyle, Müzelere gidenleriyle, Kolleksiyon yapanlarıyla, Kronoloji düzenlenleriyle, Arkeolojik kazı yapanlarıyla, Kitap okuyanlarıyla ....vb.. komple hepsi birden itirazsız, ÜREME / TÜREME kişilik değişikliğini kabul ettilerse; karşımızda topluluklar halinde toplumsal paranoya (tıp terimi her neyse) içindeler denmezde ne denir?

YADA; kendilerini gerçekten ÖZEL TANRILARININ ÖZEL YARATILANLARI olduğuna inanan, ikinci kişilik geçişini / evresini tamamlamış bir ZİHNİYET BİRLİĞİ / İTTİFAKI var denilebilir.

YADA; iyi bir Yahudi "NASIL OLMALIDIR"I iyice bellemiş, kendilerine yöneltilebilecek sıkıcı / sıkıştırıcı soruların altından kalkabilmek için, KİTAP SAVUNMALARI hazırlayanların YAZILARINI BELLİYEREK, Yahudi ZİHNİYET SAVUNMASINI içine SİNDİRMİŞ, savunmayla BÜTÜNLEŞME evrimini YAŞAMAYA devam eden, KENDİLERİNİN, diğer insanlardan, topluluklardan ÇOK FARKLI OLMALARI GEREKTİĞİNE inanan, DÜZ bir ÇİZGİDE YÜRÜYEMEYEN bir topluluk var.

Savunmalarının SAÇMALIĞINI göre göre insanların O ZIRVALARA İNANACAĞINI "zannetmek düşüncesini" ciddiye alanın, TANRI, DİN, İNANÇ ve KİTAP kabullerinde ki ÖLÇÜDE aynı CIVIKLIKTA olmaz mı?
   
  AZ TANRI SÖZÜ diye RUHSATLANDIRDIKLARI ama yapadıkları maddeler için UYGUN ORTAM peşinde olanların "613 ÖLDÜR ve TAPIN" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Kitaplarını koruma adına, ortaya sürdükleri tüm anlatımlar, "iğneciye gidiyoruz" şablonu kalitesinde. "İğneciye gidiyoruz" şablonuyla büyüyen, sıpalık evresini çoktan geçirmiş, makam vekiler verilmiş olanların, çocuklara ugulanan şablonu, tutupta yaşıtlarına uyguaması BEYİN KABULLERİNİN hangi seviyeye kadar gerilediğini göstermiyor mu?

Kendilerini aynı sözlerle kandırılarak ZİHNİYET takipcileri olduysa, kendileriyle "İMANİ "aynı seviyede kabul ettikleri / sandıkları insanlarıda aynı KATEGORİ içinde görmek ÇARESİZLİKLERİNİ ortaya koymuyor mu?

Tevhid imanı peşinde olanların, sallamaların olduğu kitaba doğruluk damgası vurma gayeli, saçmalıklara sıcak bakması düşünülebilir mi? "ALLAH'a duyduğu imanla, "ALLAH" korkusuyla, yalan olduğunu bile bile birtakım saçmalıkları kabul edilmesinin İMAN sahiplerince mümkün olmadığını kavrayamayanlar, düşünmeden her söyleneni, her yazılmış olanı TANRI SÖZÜ diye kabul edenlerdir. Ataları, Tanrıdan demiş onlarda kendilerini teslim etmişler ve herkezinde kendileri gibi teslim olmasını bekliyorlar.

İşsiz güçsüz Mükremin Abili dizide: Laz bakkal amca, Tombalağın nereden geliyorsun sorusuna, "sorma uşağım, Antalyalı adamın biriyle karşılaştım Antalya'dan Anamı Babamı tanıyormuş gittiğim okulu bile söyledi, hatta akrabaymışız, Antalya'da ki tarlalarını satayım dedi bende ona olur" dedim der. Anatımdaki gariplikten dolayı Tombalak "senin Anan Baban Antalya'lı mı? Antalya'da arazin var mı?", Laz bakkal Amca "Yok uşağım, benim Antalyada tanıdığımda yok tarlamda yok, ilk okulada orada gitmedim ama adam ücrette almam dedi" diye açıklamasını yapar. Bunun üzerine Bakkal çırağı Tombalak "İnanmıyorum Laz Bakkal Amca, seni ANTALYALI zanneden dolandırıcıyada, dolandırılıyorsun ya! Antalya'da arazilerin olsaydı hepsini verecektin demek ki" der.


Dikkat edilirse, her iki durumda da İLAHİ değerleriin kabulü yerine, kendi uydurdukları DOLGU malzemeleri var.
Yanlışları düzeltmek yerine, doğruları aramak yerine, dosdoğru olmak yerine, yalan yanlış olanlara bilerek sarılmak, yanlışlıkların üzerlerini yaldızlayıp sunmak var.
Her iki durumda da, TANRISALLIĞI KABUL ETMİŞ BİR ZİHNİYET BİRLİĞİ var.
"TANRI OLSA OLSA BÖYLEDİR" sanılarına teslim olmuş ve aynı sanılara başkalarının da inanmasını bekleyenler var.
Atalarının saçmalıdıkları, Tanrı saygısının yok edildiği ATALARINDAN KALAN KİTABIN, KENDİLERİNİ KORUYACAĞINA inanlar var.

Yeni nesilleri ve bilmeyenleri nasıl eğittikleri ortada değil mi? Okuyanların çoğu ve YAZANLARIN TAMAMI bu tezlerin palavra olduğunu biliyorlar. Ama şimdi açıklayamadıkları, öyle olduğunu sandıkları "GİZ"leri için, bu tür sallamalarla SEGİLEDİKLERİ ESPRİ ANLAYIŞLARINI, ciddi tavırlı bakışlarıyla ortaya koyup vakit kazanıyorlar. Alanda biliyor sallama olduğunu, ortaya koyanda.

Doktorculuk oyunda öyle değil midir? İğnede yalancıktandır, ilaçta. Doktor doktor değil, hasta hasta değildir. Ama herkez sanki öyleymiş gibi hareket eder. Ortada; ilaç kabul edilen su şişesi, iğne olarak kullanılan annenin tokası, stetoskop yapılan Babanın gözlüğü ve iğneden korkan hastanın sesi vardır.

Her şey kabuller üzerine kurulmuştur. "Bu buyumuz olsun, şu şunumuz olsun, o şeyimiz olsun" çeçevesi içinde muayahane tesis ediliverir. Hastalık teşhisi yapılıp tedaviye de başlanılıverilir. Hiç birşeyin söyledikleriyle / tanımladıklarıyla alakalı olmadığını Dokorculuk oyanayanlar da biliyorlar ama OYUNDA CİDDİYETİN gerekli olduğunu da biliyorlar.

Görende biliyordu gördüğünün Tanrı olmadığını,
Yazanda biliyordu görünenin Tanrı olmadığını,
Görülmüşüm diyende biliyordu aslında kendisinin Tanrı olmadığını,
Okuyan da biliyor, sözlerini okuduğunun Tanrı olmadığını,
Yanlışıkları kapatan da biliyor, saçmalıklarını örttüğünün Tanrı olmadığını,
   
  İki deve kuşu ordusu çölde karşılaşmış niyetleri ciddi, kan gövdeyi götürecek. Dap-dazlak çölün ortasında kalan Devekuşu orduları, açıkta kalmanın zararlarını kestirdiklerinden, komutanlarının BAŞLAR KUMA emrini üzerine, hemencecik BAŞLARINI KUMA sokarlar. 1. DEVE KUŞU ordusunun komutanı, çevredeki yapılanmadan, düşman DEVEKUŞU ordusunun harekatından haberdar olabilmek için, gözcüsüne "dışarıya bak" emrini verir. Aynı sıkıntıları yaşayan ve bilgiye ihtiyacı olan 2. DEVEKUŞU ordusunu komutanı da bilgi vermesi için gözcüsünden rapor ister. Her iki gözcü başlarını kumdan dışarı çıkartır etrafa iyice göz atarlar. Her ikiside, komutanlarına etrafı gözetleyen BİR adet DEVEKUŞU gördüklerini rapor ederler.

Çevresinde olan bitenden haberi olmadan, kayıtsız şartsız herşeyi kabullenen, itaat eden, düşünceden yoksun, DOGMALARIN ESİRİ olmuş, DOGMALAR içinde yaşayan, ve yaşamak isteyen, neye ve neden hizmet ettiğinin farkında olmayan, DÜZELTMEYE katkıda bulunamayan tam bir "KRAL GİYİNİK ÇIĞITKANI".

Meraklısı sormuş Devekuşuna, "neden başınızı kuma gömüyorsunuz" diye soru yöneltilmiş, Deve kuşu, şaşırmış halde "ben, başını kuma gömen Devekuşu, hiç görmedim" diye cevap vermiş, İçinden de şöyle geçirmiş, "biz nasıl görürüz onlar, bizi görmez iken".....

Meğer çocuk yaşta öğretilirmiş bu bilgelik onlara, o itibar gören, büyükleri tarafından, efendileri tarafından.Varlık sebepleri olmuş bu öğreti."Başları kumda olanlar görülmez", bir atasözü, bir öğreti, kısaca yaşam biçimleri, olmuş nesillerden nesillere aktarılan.

   
 
   
  Şizofren, Kişilik parçalanaması, yada farklı kişilikleri aynı bedende barındırma problemleri yaşayanlarla, yaşamak üzere olanlar arasındaki, en önemli fark şuymuş. İlk aşamada olanlar yani Rûkü halde sallananlar, İKİ kere İKİNİN DÖRT ettiğini bilir ama İKİ kere İKİNİN BEŞ etmediği için ÜZÜLÜRMÜŞ. Üzüntüsünü giderebilmek içinde, KENDİSİNİ ÜZMEYECEK kabul edebileceği, sonucunu GERÇEK olarak kabul edebileceği yeni arayışlara girmekten kendisini ve sahip olduğu "ikinci zat-ı muhteremi" alıkoyamazmış.

İleri safhada olan ise; İKİ kere İKİNİN BEŞ ettiğini bilir ve bu bilgisinden dolayıda kendisiyle GURUR duyarmış Gurur duyarmış duymasına ama "SIRRINI" kimseciklerle de paylaşmazmış.

Nasıl paylaşsın ki karşısındakilerin, BU DEĞERLİ SIRRI ANLAYACAK zekası, IRKI, ismi, KİTABI, özel Tanrısı, EĞİTMENLERİ yok ki. Kendisiyle aynı olanlarda, aynı "SIRRA" vakıf olduklarından, onlara da bir bilidirim de bulunma gereği kendiliğinden kalkarmış. Birbirlerinin "SIR" sahibi olduklarını da, "SIR" sahibi nasıl olmalıdır öğretilerinden edindileri bilgilerden, takip ettikleri yazılardan, gittikleri yerlerden, olaylara yaklaşımlarından, anlattığı sallamalardan, sorulara verdiği şablon cevaplardan, paylaştıkları ideallerden, birbirlerini alkışlamalarından, katliamları seyretmelerinden, kendilerini (bir türlü) anlayamayanların ortak özelliklerinden, herkezden aldıkları "saçmalama, sallama, palavra, uydurma " temalı eleştirilerden ve kurdukları hayallerin eşgüdümlü olmasından anlarlarmış.
   
  Adam zamanında olan ama Adam ile hiçbir bağları olmayan, devletler, imparatorluklar var olduğuna göre sayıları milyonlarla ifade edilebilecek insanların hepsini, insan ölçüsünde alt sınıf olan, insanla alakası olmayan ve nesilleri o tarihten yaklaşık 30.000 yıl önce yok olmuş olan CRO-MAGNON ADAMI ilan etme çalışmalarında bulunmak, bugünkü insanların çoğunu hayvanlar sınıfında ilan etmek değil midir?

Adam yaratıldı dedikleri tarihten, on binlerce sene önce yok olan canlıları; kendi seçkinliklerini vurgulamak, her harfi Tanrı sözü dedikleri kitaplarının Yalanlarını örtmek için kullanıyorlar.

Tanrı olarak benimsediklerini aslında göğüslerinde yaşattıklarının zihniyet ikizi olan, hiç bir şeyden haberi olmayan, hiç bir şeyi bilmeyen, "kitaplarım" dediği metinlerin içeriğini dahi bilmeyenin (kitaplarda olan çelişkileri on atfetmek, yalancılığından dem vurmak, akıl vermek, dalga geçmek, hiçe saymak, saymamak küfür değil mi? İçeriği bilse ve yaptırım gücü olsa, kendisiyle dalga geçilmesine, aşağlanmasına müsaade eder miydi?) BİR YARATILMIŞ olduğunu gizlemek için kullanıyorlar.

Atalarından kalan bilgiler, veriler, sanılar, efsaneler ışığında meydana getirlmiş olan kitaplarına dayanan inanç sistemlerini, hedeflerine varasıya kadar ayakta tutma adına, insanlar tarafından pek bilinmeyen CRO-MAGNON adamı kullanıyorlar.

Dedik. Ya kitaplarını yakacaklar, Ya! -"ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a"- inanmıyoruz, bizim Tanrı olarak benimsediğimiz de, dolaysıyla ilk atamızda farklı. Bizler sadece isimlerini amaçlarımız için mecburiyetler karşısında kullandık. O isimleri kullanmasaydık, İlahi vahiyler üzerinde olan insanları, nasıl olurdu da buralara getirebilirdik? İnsanların bilinçlerine yer etmiş olan isimlerden yararlanarak buralara kadar geldik" diyecekler.

Tarihi yanılgılarını, Tanrı olarak benimsediklerinin bilmemezliğini, yaratılmışlığını gizleyebilmek için, imal ettikleri DOGMAYI kabul etmek zorunda kalmışlar. Hedeflerine varabilmek için gereken zamanı kazanabilmek, kitabı koruyabildikleri kadar koruyabilmek için. Kitabı korurlarsa kitapta onları koruyacak ya!.

Hayvansı yapıya sahip olan CRO-MAGNON ADAM'I yanında, TANRININ KENDİ GÖRÜNÜMÜNDE yarattığı, YAHUDİ İNSANI anlayışını işlemişler. Üstün, seçkin ve seçilmiş "IRK" tezlerine destek uydurmakla da, yaratılmışların içinde TANRININ OĞULLARI kıvamında yer açmışlar.
   
  Anlaşıldığı kadarıyla bu açıklarını, Hayvan seviyesinde gördükleri başka bir deyişle, kendi dışında olan SEÇİLMEMİŞLERİ (SEÇİLMİŞLİĞİN verdiği ayrıcılıkla), CRO-MAGNON ADAM'ları bombalayarak kapatıyorlar. Tıpkı içlerindeki kötü dürtüler yüzünden Amalek avcılığı yapmaları gibi. PURİM BAYRAMLARINA kavuşmalarını sağlayan SOY YOK etmeleri gibi.
   
 

İnsan Adem'in çocukları olarak kabullerinde o kadar ileri gitmişler ki; kendilerini üstün ırk gördükleri yetmiyormuş gibi, M.Ö.3761 yılında Dünya'ya geldi denilen, Adam'a / Adem'e ait TUFANI yapıp, GEMİDE vermişler daha da ilginci AĞRI / ARARAT dağına da oturtuvermişler.

Oysa Tufan onların ileri sürdüğü tarihten binlerce sene önce olduğu, bulunan şehir kalıntıların da, çamur tabakalarının, su izlerinin olmamasından belli. Onların dedikleri yıllarda olsaydı, bugün hayranlıkla seyredilen, Dünyanın 7 harikası arasında yer alan birçok Piramit olmazdı. Ağrı dağının tepesine kadar yükselen suyun önünde de hiçbirşey duramazdı, çekilen suyun ardında da hiçbir şey kalamazdı.

Kalanlarda çamur deryası içinde yok olurdu. Bunlar herhalde Tufanı, musluğu açık bırakılan evin su altında kalması zannediyorlar. Su tahliye edildiğinde herşey yine yerli yerinedir. Temizlenir, tamir edilir, atılır, kurutulur ev yine eski yaşamına dönüverir. Ataları Mısır'a gitmeden birkaçyüz yıl önce olan Tufan izlerinden hiç bahsedememiş olmaları bundandır. Adem soyunu Ataları ı olarak kabul etmişler.

   
 
   
 

HANİ ÇUVALLARKEN, ÇUVALLANIYORLAR dedik ya! burada gelişmelerin son yüzyıllarda olmasını, kendilerine delil olarak kullanmak istiyorlar. Kullanmak istiyorlar ama kendi kitaplarını kendi deli saçması tezlerini, kendi gönüllerine teselli babındaki masallarını yine kendileri yalanlıyorlar. Tufanla tüm CANLILAR YOK OLMAMIŞ mıydı?

TUFANDAN SADECE üstün, seçkin, nesillerinin ataları Sam, Ham, Yafet ve daha sonra dedesi NUH'a fiili-Livata uygulayan torun Kenan kurtulmamış mıydı? Bu durumda uzun yıllar her türlü gelişmelerden uzak yaşayanlar, onların kendileri için seçkin ilan ettikleri SOYSULARI değil miydi?

Tufan Yaratılış takviminin / kronolojik saatin 1656. yılında yani M.Ö. 2105/4 yılında olmamış mıydı?

Tüm nesil M.Ö. 2105 yılında yok edildiğine göre; tüm gelişmleri, teknolojik buluşları, keşifleri, icadları gerçekleştirenler, HAM, YAFET, SAM soyu değil miydi? Metal bükmesine kadar binlerce senedir gelemeyenler, GEMİ ile KURTARILDI denilen, zatı-muhtermlerin SOYSULARI olmuyor mu?

Bu durumda gelişmeleri yavaşlatanlar, eğer yavaş gelişmeler olduysa kendileri olmuyor mu? Yoksa; CRO-MAGNON dedikleri o koca kafalılar kendilerinin ilk atasıda utanıp söylüyemiyorlar mı? PÜRİTEM Amerikalılarda, HOMİNİD oluyorlar mı? bakın sen şu işe.

   
  HIRİSTİYAN YAHUDİLİĞİ; ABD'yi kuran YAHUDİLERİN partnerleri CALVANİST Protestanlar konusunun işlendiği "PÜRİTENLER" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
 
   
  Ahit kitaplarında herşey maskelenmiş olarak anlatılmaktadır. Yani satırlarda yazılanları anlamı ve anlatmak istediği şeyler başkadır. Üzerleri bazen saçmalıklarla ve tutarsızlıkla kapatılmıştır. Örneğin, Yusuf konusunda işlenen yazılara dikkatli baktığınızda, Yusuf adı altında HAMAN'ın işlendiğini görürsünüz.

Musa oğlunun sünnet olayında, TANRI DEĞİŞTİRME ETABINI, Harun put yapımında öldürülenlerin ASLINDA PUTA KARŞI OLANLAR OLDUĞUNU, Ester Purim'de TANRI İNANCI YERİNE YAHUDİ ZİHNİYET ilanını, Eyüp Tanrı muhabbetinde, TANRININ FİZİKSEL GÜCÜNÜ, Daniel gizli el anlatımında TURUVA ATINI,..vb... görürsünüz. Bu nedenle onlar maskenin altına bakın diyorlar, Maskeli Balo diyorlar, Gizliyi açığa çıkarmak diyorlar kısaca; "herşeyin iki yüzü vardır" diyorlar.
   
  DÜNYA KÖLELİĞİ için KÖYLEŞTİRME ve E.AHİT'ten YAHUDİLİK MANİFESTOSUNUN anlatımı olan "YUSUF& HAMAN & AÇLIK" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  DANİEL, BELŞAZAR KEHANETİ YAZININ CÖZÜMÜ ve BABİL'İN O GECE DÜŞMESİNİN İŞLENDİĞİ "DANİEL TRUVA ATI MI?" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Söyledikleri bu sözlere bakarak "neden olmasın" diyor insan madem CRO-MAGNON ADAM ismine bu kadar aşinalık gösteriyorlar, anlattıkları etap başlarına görede kendilerinden başkası olamıyor. O halde, neden olmasın? On binlerce sene önce varlıkları bitmiş olan CRO-MAGNON ADAM olamayı istiyorlarsa ne yapabiliriz. Toplumları rehabilite edebilecek boyutta klinikler yok ki.

Tufan hesabını birkaçbin yıldan beri gelişmeleri engelliyor sözünden alsanız bile aynı çıkarımla karşılaşıyorsunuz. Yaratılıştan, tufana kadar geçen süre 1656 yıl, Tufandan Milad'a kadar geçen süre 2105 yıl, miladdan bu güne kadar geçen sürede 2011 yıl. Bakın onların varlığını kabul etseniz bile onlar Yahudi ADAM'ı ile 1656 yıl geçirmişler ve yine onların tezlerine göre onların devlet sahibi efendileri, kralları durumunda kalmışlar.

Gemiden inildikten sonra, onların kabulleriyle bile, ortalıkta ne bükülecek metal, nede engel olacak CRO-MAGNON ADAM varmış. İşte MIZRAKLARINI SOKMAYI DÜŞÜNDÜKLERİ ve EN MÜNSİP olarak gördükleri, CRO-MAGNON ADAM'ları bile isteklerini gerçekleştiremiyor.

Açıkca kitabımız YALANLARLA DOLU, İMAN İÇİN ONDAN KURTULMALIYIZ yerine, müşterilerini kaçırmamak için, yalanlarını örteceğiz diye uğraşıyorlar ama nafile. Kitaplarına KURTULUŞ BALINI sürmüşler, devamlı takviyeliyorlar ki, üşüşenler dağılmasın.

Kitaplarının YARATILIŞ SALLAMASINI örtmek için kimbilir daha ne hikayeler hazırlıyorlardır? Yaratılış yılında var olan imparatorlukları, şehirleri ve buralarda yaşayan milyonlarca insanları nasıl izah edeceklerini bilemiyorlar.
   
  Ataları KUTSAL KİTAPLARI KALEME alırken bunları biliyor muydu? Elbette bilmiyordu. Kitaplar İlahi değil ki, piyasada dolaşmayan şeyler bilinipte yazılabilsin. Kimse hiçbirşey bilmediği için ortaya bir takım sanılara dayanarak yaratılış ve Tufan hikayelerini ortaya attılar. Eğer kendi yaratılış hikayelerini sallama olduğunu kestirebilselerdi zaten kitap yazmaktan vazgeçerler yada tarih verme işine hiş bulaşmazlardı.

Bilselerdi mutlaka yazarlar ve Yaratılış hikayesini ona göre düzenlerlerdi. Mısır yaratılış hikayesinden de Gılgamıştanda, ilahi vahiylerden kalanlardanda efsanelerde de alıntılar yaparak kendi din sistemlerine ait kİtapları, "Tanrı'da olsa böyle yazar" zihniyetiyle yazdılar. "Madem Tanrıda olsa böyle yazar" dedik o zaman kendi zihniyetimiz oluşturalım, onları kanunlaştıralım dediler ve işe koyuldular.

O zamanlar nerden biliyorlardı Cro-Adam'ları, Homind'leri. Kitaplarının yalanlarını örtpas etmek için akla hayale gelmeyen safsataları inansınlar diye toplumların önlerine koyanlar, din önderi olarak makamları işgal edenler. Örneğin, Kitaplarında ki; 6 gün yaratılışını içeren etapları geçerli tutabilmek için, bulunan Dinozor kemiklerine bile safsata savunmalar hazırlayan onlar."Tanrı onları insanları denemek için oralara gömdü" tarzında laf edenlen inanç mimarları bile var. "Dinozor kemiklerinde yapılan incelemelere göre üzerindeki DNA kalıntılarından 6-7 bin yıllık oldukları ortaya çıktı" diye bilimsel açıklamalar yapanlarıda var.

Dediğimiz gibi YA! kitaplarını elleriyle yakacaklar, yada yalanlarına, yaldızlamalarına son sürat devam edecekler.

Sürgünlerde, atalardan kalanlarla, ittifaklar kurdukları ve Tanrı olarak kabul ettikleri yaratılmışın verdiği moralle ellerinde ne varsa akıllarının erdiğince yazdılar. Kimin dinozorlardan, tarih öncesi yaratıklardan haberi vardı.

Yıllar sonra birileri çıkıp, atalarının yazdıklarını değerlendirdiler, hesapladılar topladılar çıkardılar, birtakım tarihi kaynaklara başvurdular ve M.Ö. 3761 tarihini ortaya TANRI SÖZÜ olarak attılar. Oysa Tanrı sözü olsaydı, hatta El-Shaddai olarak görev yapan, Tanrının oğlu makamına oturtulan, 2. Musa denilen Ezra'nın bile böyle söyleyeceği bi söz olsaydı kitaplara o yazardı. Tanrı olarak benimsenen Dinozorlardan, Hominid'lerden, Cro-Magnon'dan, Neantaryel'lerden haberdar olsaydı, kitaplar verilirken o canavarlardan bahsetmez miydi?
   
  GÖĞE YÜKSELEN HANOK , KUTSAL KİTAP DENETLEYİCİSİ KİTAP YAZMANI ve TANRININ OĞLU "EL SHADDAİ & EZRA" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Ama M.Ö.3761 yılı çok sonraları saptandığından, kitaplarında böyle bir ibare yer alamadı. O halde o tarihi tutturacağız diye gayreti niye? Kitaplarındaki tanrı sözü ifadeler de bile kökten değişikler yaparak, binlerce yılı 3761 yıl içine oturtma gayretliliğinin nedeni ne? Tanrı olarak benimsediklerinin iki yerde geçen sözlerine göre Mısır sürgünü, 430 yıl sürmüş, Ama Yahudi kabulüne göre bu süre 210 yıl. Tanrıdan denilen sözleri bile yok saymaya götüren bu MIZRAĞI saklama inadı neden?

Görüyorsunuz Hahamlarının yada kurullarının aldığı sözlerin doğruluğunu kanıtlayabilmek için, her harfi Tanrıdan dedikleri, Sinada Tanrı Moşe'ye verildi dedikleri, üzerinde emeği çok var dedikleri (2. Musa sayılan) Ezra'nın SÖZLERİNİ YOK SAYMA YALANMA PAHASINA, 430 yıl yerine 210 yılda ısrar ediyorlar. Bu durumda o çok değer verdiklerini söyledikleri, Tanrı'nın sözünü hiçe saymış olmuyorlar mı?

Bu değişiklikleri yaparken yok edilen nesiller, araya sokulan isimler, doğumu ertelenenler, ölümleri öne alınanlar, yok edilen ülkeler, ötelenen savaşlar, zamanında yapılmayan antlaşmalar sayılmakla bitirilemeyecek kadar çok. 2.Ramses'in doğumunu, saltanatını 100 yıl geriye almanın, tarihsel olaylarda dolayısıyla Kronolojilerde yapacağı alt-üst etmeleri düşünebiliyor musunuz?

Ey! mızrak sen nelere kadirsin. Kitabımız yanlış deme yerine seçilen yolun, oluşturduğu zararı ve tahribatı görebiliyor musunuz? Hayır göremiyorsunuz. Ortalıkta olanlar, gülünüp geçilebilecek, "aman bana ne canım" dedirtecek olan vakaalar. Asıl önemli olan görünmeyen tahribatları. Yalan yanlış kitapların arkasına takılan insanların, alınan yok edilen İMANLARI.
   
 
   
 

Kitaplarımız yalan, yanlış demeyi yazılı olarak yapıyorlar ama açıktan evet bunlar yanlış hatalı diyemiyorlar çünkü bu durumda arkalarında hiç kimse kalmayacak. Yalan sözlerin oluşturduğu sistemin içinde kim kalmak isteyebilir? Onlarda durumu ortalığa çıkan mızrakları bu ve buna benzer anlatımlarla, süslü laflarla çuvallıyorlar. Neden illa M.Ö. 3761 tarihi değil mi?

Kitaplarını yalanlayıp, ortaya çıkan mızrakları yok edeceğiz diye uğraşacaklarına M.Ö.3761 yılını değiştirip ihtiyaçları olan, ARA BOŞLUKLARI kapatmak için gerekli olan 403 yıl ilave edilerek bu işi halledebilir. Kitabın ana Yaratılış sallaması ortalıkta sırıtır ama hiç yoksa ara boşluklardan gelen, tarihi olayların seyrini değiştirmeye kadar varan, deli saçması işlerle uğraşma ortadan kalkar. Ama o yolu denemediklerine göre, herşeyi göze alarak M.Ö.3761 yılında ısrar ettiklerine göre, o tarihe bağlı çok önemli planlamaları, bozulmaması gereken hayalleri olmalı.

Onlara göre, Evren ve Dünya her günü 1000 yıl olan 6 günde meydana gelmiş. Yani 6000 yılda meydana gelmiş. 7. gün çok yorulan Tanrı dinlenmeyle geçirmiş (ilk 6 gün 1000 yıl ise, 7. günde 1000 yıl olmalı. tıpkı Altın çağ gibi. İşte çıvallardan biride burda. Tanrı YARATILIŞIN 7. GÜNÜNÜ dinlenme ile geçirdiyse, ADEM öldükten birkaçyüz yıl sonra geriye gelmiş olmalı. Adem 960 yıl yaşıyor ama 6. günün ortlarında yani günün bitmesine birkaçyüzyıl varken yaratılıyor.)

Dünya yaşamıda, onların inancına göre, 6000 sene sürecek. Yaratılışın simetrisi bir süre yaşama müsade edecek. 6000 yıl dolduğunda, kendisini 1000 yıllık revizyona / yenilemeye alıp, sonsuz hayat geçişine hazırlayacak. Bu süre içinde sadece hak edenler bu 1000 yıllık süreyi ALTIN ÇAĞ olarak sürüderebilecek.

M.Ö 3761 başlangıçlı Kozmik saate göre, yaratılıştan bu güne kadar geçen süre; 2011 yılı itibarıyla (~ +-1) 2011 + 3761 = 5772 yılı. Sona kalan süre ise; 6000 - 5772 = 218 sene

Aynı uygulamayı Hıristiyan kabulünde yer alan; İbrahim doğumu baz alınarak ortaya çıkan M.Ö. 3965 ve M.S. 1658'de, Piskopos Ussher hesaplarından ortaya çıkan M.Ö. 4004 yıllarına uyguladığımızda ise;

M.Ö 3965 başlangıçlı Kozmik saate göre, yaratılıştan bu güne kadar geçen süre; 2011 yılı itibarıyla (~ +-1) 2011 + 3964 = 5977 yılı. Sona kalan süre ise; 6000 - 5977 = 23 sene

Görüldüğü gibi kıyamet kalan süre 23 yıl. 23 yıl içinde olamazsa hiç inandırıcılığı olmayan bir tarih. Neden derseniz bu sözleri sarfedenlerin, bu görüşleri ortaya atanların, planları zaten 100'lerce yıllık zaman dilimlerini içeriyor. Ortada kurulacak TEK DÜNYA DÜZENİNE ait bir DEVLET (Dünyanın çatısında / Görland'da Kyoto ikramiyesi olarak) ve o devletin işlevleriyle yok edilecek iman ve oluşturulacak ve egemen güç haline getirilecek "VARLIK BİR'LİĞİ" projesi var. VAHDET-İ VÜCUD oluşumu var. Frenkce deyimiyle DİNLERİN DİYALOĞU var.

   
  AZ YARATILIŞIN 6.000 yılı tamamlandığında ALTIN ÇAĞA girilecek diye HAYAL KURDURANLARIN "BİTMİŞ 6.000 YILLARI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  DÜNYANIN ÇATISI, TEK DÜNYA DEVLETİ ve YENİ KITALARI, 51. BÖLGE, HORUS, PİRAMİT OLUŞUMU SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  ENEL-HAK, TEK ve BİR, TEK ve BİRİCİK VARLIK BİRLİĞİ GÖRÜŞLERİNİN YER ALDIĞI "VAHDET-İ VUCUT" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  VAAD'cinin ÇAĞRISINA TARAFTAR toplayanların, AMENTÜLARIMIZ BİR DİYEN "DİYALOĞUN TELLALLERİ ve MİSYONERLERİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  M.Ö 4004 başlangıçlı Kozmik saate göre, yaratılıştan bu güne kadar geçen süre; 2011 yılı itibarıyla (~ +-1) 2011 + 4004 = 6015 yılı. Sona kalan süre ise; 6000 - 6015 = -15 sene

Ahit kitaplarında, Babil sürgünü baz alınarak yapılan hesaplamalarla ortaya çıkan M.Ö. 4164 yılı baz alındığında ise, görüldüğü gibi Kıyamet kopalı 175 yıl oluyor. Bu durumda kim takar Tanrı sözü kitaplarındaki tarihleri? Kim o rakkamları alt alta yazar da "işte kronolojimiz" der. KİM O SALAKLIĞI YAPARDA AÇIKLARINI ORTAYA KOYAR?

Kim hayallerinin daha şimdiden, sessiz gemiye binmeden bozulmasını ister? Her ölen, gelecek kurtarıcının kendisini işaretinden, tanıyacağını, yaşam defterindeki kayıtlardan bulacağını hayal ederek dönüşü olmayan sessiz gemisine binip gitmiyor mu? O halde, şimdiden hayalleri yıkmanın ne alemi var? (Hacivat - Kragöz perdesi olsa neyse ne . Tekrar kurulur. Ama bu hayal öyle değilki. Birkez yıkıldı mı, birkez içe kurt düştümü, kötü dürtüler bir uyandımı mutlaka AMALEK katliamı yapmak gerekiyor.)

M.Ö 4164 başlangıçlı Kozmik saate göre, yaratılıştan bu güne kadar geçen süre; 2011 yılı itibarıyla (~ +-1) 2011 + 4164 = 6175 yılı. Sona kalan süre ise; 6000 - 6175 = -175 sene
   
  Yıllar geçti bilim, merak arttı, kazılar başladı, müzeler, okullar açıldı, en önemlisi ticaret ve hazine avı başladı ve herşey ortaya çıktı. Çok-çok büyük kutsal metin yazarı atalarının yazdıklarından hareket ederek , M.Ö. 3761 yılını ortaya atan, daha az-çok büyük atalarının hesapları sorun çıkaryor.

İLK İNSANIN O TARİHLERDE YARATILMIŞ OLMASINA İMKAN YOK. Ortaya atılan tarih gerçekten çok tehlikeli bir durumu beraberinde getirmişti. Kitap korunamaz hale gelebilirdi. Bu sorun sadece Yahudilerin değil, aynı kitabı kutsalları arasına alan Hıristiyanlar içinde geçerliydi. Yapılabilecekte birşey yoktu.

Hıristiyanlar durumu, resmi yaratılış tarihi vermedikleri için, kitapta da yaratılış tarihini saptamanın zorlukları olduğu için, ONLARDA SALAKLIK EDİP İŞTE KRONOLOJİMİZ demedikleri için, ufak tefek sıyrıklarla durumu idare ediyorlar.

Çünkü onlar cephesinden arkeolojik verilere bakanlar, ucu açık bir yaratılış zamanı görüyor. Kimsede Ahit verilerini alt alta yazıp toplayıp yayınlamadığı içinde, ucu açık görüntü devam ediyor. Ahit verilerini HIRİSTİYAN HİÇBİR KURUM ALT LATA YAZIP YAYINLAMAYACAĞINA GÖREDE işi yaldızlayarak, pişkinliğe, anlamamazlığa, vurdum duymazlığa vurarak götürüyorlar.
   
  Yahudi cephesinden bakıldığında ise, durum oldukca vahim bir durum sergiler halde, ortalıkta boy gösteriyor. Onların az-çok büyük atalarının saptadığı tarih ortada sırıtıyor. Okula giden çocuk, Ahit verileri olmasada, başlangıç tarihi ortada olduğuna göre, okul bilgisiyle ortadaki çarpıklıkları sallamaları görüyor.

Yahudi tarih kabulünde ucu açık bir durum söz konusu değil ki;
O tarih yüzünden az mı hanedanlıkları yerleri yurtları değişti?
Az mı insan, doğmadan ölü ilan edildi?
Az mı insan, anne ve babasından önce doğurtulup beşikleri sallatıldı?

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, birde "Adem yaratıldı" dedikleri tarihlerde olan imparatorluklarla, devletlerle, hükümdarlarlala sosyal yaşama kavuşmuş şehirlelrle uğraş. Bunun nasıl izahatı olabilir? Arkeolojik tüm belgeler ortada.

Hıristiyan insanı uyuyor ama Yahudi insanı uymuyor. Çünkü az-çok büyük atalarının ilan ettiği bir M.Ö. 3761 tarihi var. İlk okul çocukları bile konudan haberdar. Hele internet çıktı-çıkalı herşeyin suyu iyiden iyiye çıktı. Dıştan gelen eleştiriler onlar için önemli değil. Onların zaten insanların Yahudileri yada Yahudiliği sevsin diye bir istekleri ve hevesleri de yok. Onlar talepleri de şartlara bağlı olarak kabul ediyorlar. Yahudi doğmayanın, Yahudi olabilmesi mümkün değil diyorlar. Ancak zihniyetimizi paylaşabilir diyorlar.
   
  Diş eleştiriler onları ilgilendirse, Filistinde yaptıklarından vaz geçerlerdi. Dış eleştiriler istediği kadar artabilir onlar için, yahudiler için mensupları yani Yahudilerin ikna olması önemli. Yahudilerinde ikna olabilmesi için, birtakım hedeflerin, birtakım hedeflerin kendi dilleri ve işaretleriyle anlatılması gerekmektedir. Kabala gibi, Rabbi açıklamaları gibi, sayısal değerler gibi, kehanetler gibi..vb.. Bunun dışında olan parlatma açıklamaları onları pek ilgilendirmiyor. Çünkü o açıklamalar dış insanlar için ortaya atılmış hikayeler. O hikayelerin kendi içlerindeki tekrarlanmasının tek nedeni var. O'da Yahudilik açısından o konuda yapması gereken davranışı, takınması gereken tavrı, sarfetmesi gereken sözleri iletebilmek, duyurabilmek. Sitelerinin adı bile konunun öyle yorumlanması gerektiğini söylüyor. "Tükçe konuşanlar için YAHUDİLİK EĞİTİMİ"

İçten çökerlerse zaten geriye elde tutulacak pek birşey kalmaz. "Adem yaratıldı"ı denilen anda yeryüzündeki yaşam tüm çıplaklığıyla, belgeleriyle ortada olduğuna göre, ilk insan Adem, M.Ö.3761 yılında geldiği DOGMA olarak kalması gerektiğine göre de, vahim durumdan kurtulmanın SADECE BİR TEK YOLU VARDI.

O yolda gizli Yahudi öğretisi (gizlilik kendi içlerinde kalan ama her zaman açıklanmayan vakti geldiğinde yine kendi aralarında kalmak üzere belli şartları taşıyanlara nakledilen biligi anlamında) olarak, Yahudilik sırrı olarak, iç tepkilere sus payı olarak sunulmuş olmalı.

Sürekli din kitap yenilemelerine,
Ek kitapların ibadetlerde kullanılmasına,
Kurulların aldığı kararların Tanrı konumunda olmasına,
Kendi aralarında önderlerinin bilgece açıklamalarına ve bu bilgilerin kendilerine belli aralıklarla iletilmesine,
Tehbihlenmelerine, yiyecekleri gıdalar için bile izin almaya alışık olanlar, elbette; bu sus ANLATIMINI büyük Yahudilik sırrı olarak benimsemişlerdir.

Tanrıları da gerektiği zaman gerektiği kadar açıklamalar yapmıyor muydu?
Mısırdan Çıkış...3:3 “Ben Yahve'yim. İbrahim'e, İshak'a ve Yakup'a El Shaddai olarak göründüm, ama onlara kendimi Yahve adıyla tanıtmadım.”

Açıklanan sırra göre; Yahudiler M.Ö.3761 yılında İSRAİL TANRISININ "yarattım" dedikleri ADEM'den Dünya'ya gelmişlerdi. Ve seçkin seçilmiş bir soya sahiptiler. Onlara göre:
Ademin yaratıldığı denilen tarihte var olan imparatorluklar, Devletler şehirler ..vb... İnsanların bir alt versiyonu olan CRO-MAGNON ADAM'ın egemen olduğu topraklarda kurduğu hükümranlıklarıydı. CRO-MAGNON ADAM, HOMİNİD'ler aslında, Ademoğulları olarak isimlendirilebilecek bir soya ait varlıklardı. Biraz koca kafalı hatta kalın kafalılardı denilebilecek türden varlıklardı. Tüm ülkelere ve topraklara sahiptiler. Biz Yahudilerin Ataları ortaya çıktığında, onlara binlerce yıl kölelik yapıp tuvaletlerini temizledi. (Neden derseniz? İmparatorluk sülalerine bakarsanız hep aynı soylar egemenlik sürmüş. Biri gitmiş öbürü gelmiş değişen pek birşey olmamış. Yani hiç küçük kafalı, ince kafalı birileri hiç egemenlik kuramamış.Tufandan da sadece Nuh ailesi kurtulduğuna göre, hangi koca kafalılardan bahsediyorlar? "Tufan'dan1 baba 3 oğul kurtulduk" dedikleri yıllarda da Firavunların Piramitlerinde on binlerce işçi çalıştırmaları da PALAVRALARININ cabası.) ..vs,vs anlatımları ile kendi seçkinliklerini öne sürerek işi laf kalabalığında boğmaya çalışıyorlar.

"ADEM YARATILDI" dedikleri tarihte ellerinde kalan diğer insanları sokacak bir yer bulamayınca, imdat çıkışı altında duran, tehlike halinde kullanabilirsiniz yazısı uyarınca harekete geçilmiş. Hazır kıta CRO-MAGNON ADAMI can simidi olarak, kutsal saptama M.Ö.3761 yılından alınan yaranın tedavisi için, AHİT KİTAPLARINA sarılmıştır. AHİT BATARSA hepten batarız düşüncesiyle de, durumu gittiği yere kadar CRO-MAGNON ADAM'la götürmeye çalışıyorlar.
   
  Adam Krallıkla yönetilen ülkelerinden birinde seyislik yaparken, Kralın en sevdiği atın ölümünden sorumlu görülüp, idama mahkum ediliyor. İdam günü geldiğinde, adettedir diye son arzusu sorulduğunda adam, "bana bir sene süre verin Kralın en sevdiği atın Tayına konuşma öğreteyim" diyor. Bu sözler Krala iletildiğinde, olurmu-olur yaklaşımıyla seyise bir yıllık süre veriliyor.

Seyis çalışmalarına başladığında, çevresindekiler "sen salakmısın at konuşur mu?" diye dalga geçiyorlar. Adam'da diyor ki; "ihtimallere göre, bu bir senelik süre içinde, Kral ölebilir, darbe olabilir, Kral af çıkarabilir, bakarsınız AT KONUŞABİLİR" diyor. "Hiç biri olmasada bir sene daha Krallar gibi yaşamış olurum" diyor.
   
 

BELKİDE AT DEDİKLERİ KONUŞAN YARATIKTIR. Purim kahramanı Mordekay (isminin kökü Babil tanrısı Marduk'tan) ve Ester (isminin kökü Babil tanrıçası İştar'dan) ikilisinin kocası Pers Kralı Ahaşveroş'un daha önce MARDUK'a SEYİSİYLİK yaptığını ileri sürüyorlar ve bunada yürekten katılıyorlar. Bu durumda Tanrı Marduk'un vücut bulmuş olan / Rearkarnesi olan Evil Marduk'un terbiyecisi, eğitmeni "Pers tahtını daha sonra ele geçirdi dedikleri" Ahaşveroş'mu oluyor. Arkeolojik buluntularla çelişsede onlar bu olaya inanıyorlar.

Siyonizmin en büyük savunucularından, Ahad Ha'am Hayvanları, KONUŞANLARI ve Yahudileri ayırıyor YA! .
"Yaratılış merdiveninde farklı basamaklar olduğunu herkes doğal olarak kabul eder.Önce İNORGANİK nesneler, BİTKİLER ve HAYVANLAR alemi, sonra KONUŞAN YARATIKLAR ve HEPSİNİN ÜSTÜNDE YAHUDİLER."(1- Sources da la Pensee Juive Contemporaine, s/49... 2- Stefan Goranov, "Irkçılık: Siyonizmin Temel Bir İlkesi" Siyonizm ve ırkçılık, Ankara: AÜSBF Yayınları, 1982, s. 32-33) 

   
  marduk
   
  Oysa; böyle birşey olmadığını YAHUDİLİK MANİFESTOLARINI kaleme alanlar / oluşturanlarda biliyor. Diğer ifadelerin içinde olduğu gibi vurgulanmak istenen YAHUDİLER dışında kalanların, KONUŞAN YARATIKLAR sınıfında görüldüğü mü? Yahudiler dışında konuşmayı becerenler Goyim'lerdir, çıkarımlarını zihniyet torunlarıyla üslubuyla anlatabilmek için mi, MARDUK, AT, SEYİS, PERS SARAYINA SEYİS MERTEBESİNDEKİ PERS'liden VELİHAT verme konuları TANRISAL BİLDİRİMLER arasında inanç varislerine aktarılıyor. Yahudilik MANİFESTOLARINDA herhengi bir eksiklik kalmasın diyemi bütün bunlar?

İşte Pers sarayında onların atıfta bulundukları Kralların Hanedan isimleri. Devamlılık arzeden soyların arasına giren herhangi bir yabancı var mı? Ama I. DARİUS ESTER'in oğluydu, Ester ve Mordekay ikilisinin maceraları Darius'un VALİ babası zamanıda SARAY etrikaları halinde sürdü diyorlarsa, sarayda Kralları delirtmekte dahil biz yaptık diyorlarsa o başka bir mesele.
   
  pers hanedanları
   
  Saray etrikaları arsında Muhalif grubu AMALEK ilan edip diri diri bir günde yaktık, CİNAYETİMİZİ örtpas etmek içinde o günü EN NEŞELİ PURİM bayramımız ilan ettik diye İTİRAFLARDA bulunuyorlarsa zaten o zihniyete sahip olanlardanda bu beklenir denir. MASKELİ BALO'da takındıkları PURİM kutlamalarının GELENEĞİ olan MASKELERİNİ çıkarırlarsa artık vakitte yaklaştı demektir.
   
  PURİM
   
  AZ PURİM ve AMALEK KONULARINDA YAHUDİ GÖRÜŞLERİNİ YANSITAN YAZILARIN BULUNDUĞU "AMALEK DÜRTÜSÜ & PLANI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  AZ SOYKIRIM, YAHUDİLİK MANİFESTOSU, AMALEK AVCILIĞI ve MASKESİ PURİM BAYRAMININ İŞLENDİĞİ "ESTER & PURİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Bu vurgulamaları yapanlar kiliselerinden, ibadethanelerinden Yılanı eksik etmiyorlar. Ona Tanrı muamelesi yapıp birçok sembollerinde baş tacı olarak gösteriyorlar. Hatta daha da garibi Ademlerinin isim babalığını yaptığını söyledikleri Yılanı, Kitaplarında Elohim adınıyla tanımadıkları tanrılarından daha akıllı daha bilge daha doğru sözlü olarakta göstermekten kendilerini alamamışlar.

   
  AZ ADEM'in MEYVASI, YILANIN YANILMAZLIĞI, TANRININ YALANCILIĞI KONULARININ İŞLENDİĞİ "TANRININ BAHÇESİ " sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Konuşan İNSANA BENZER (herhalde Yahudiye benzer demek istemişlerdir) KARTAL, ASLAN SFENKS, ÖKÜZ yaratıkların TANRISAL güçlerinide, TANRI KATINDAKİ pozisyonlarınıda birer birer işlemişler. Mısır Tanrılarının sembolleri olan bu hayvanları İNSANA (onların tabiri ile Goyim olmayan YAHUDİYE) benzer olarak betimlemenin sebebi onlara tapıyor olmalarından mı kaynaklanıyor dersiniz?