but1
   
   
  ALLAH; Allah'a iman ediyoruz, iman budur sananlara; "Ey iman edenler,İman edin" diye buyuruyor.

4 - NİSA.......... 136. Ey iman edenler! ALLAH'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim ALLAH'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse derin bir sapıklığa düşmüş olur.
   
  5 - MAİDE.......... 21. "Ey toplumum! Allah'ın sizin için yazdığı kutsal toprağa girin, arkanıza dönmeyin; yoksa hüsrana uğramışlar durumuna düşersiniz."
5 - MAİDE.......... 22. Şöyle dediler: "Ey Mûsa, orada zorbalardan oluşan bir toplum var. Onlar ordan çıkıncaya kadar biz oraya asla girmeyeceğiz. Eğer oradan çıkarlarsa biz o zaman gireceğiz."
5 - MAİDE.......... 24. Dediler ki: "Ey Mûsa! Onlar orada oldukça biz oraya asla girmeyeceğiz. Hadi sen git, Rabbin'le birlikte savaşın. Biz şuracıkta oturacağız."

Herhalde hala oralarda oturuyorlar ki; Allah, daha sonra gelen nesle şöyle buyuruyor..
9 - TEVBE.......... 46. Sefere çıkmak isteselerdi elbette ki, bir
sefer hazırlığına girişirlerdi. Ama Allah, harekete geçmelerini istemedi de onları yerlerine çiviledi ve "oturun, oturanlarla beraber" denildi.
 

 

  Peygamberlerine itaat etmeyen, Allah'ın emirlerine karşı çıkan, Rab anlayışını atalarından öğrendikleri biçimde ortaya koymakta ısrar eden topluluğa, ALLAH, Hz. ADEM'İN İKİ OĞLUNUN HABERİNİN OKUNMASINI EMREDİYOR. Allah' a olan imanın Hz. Adem'in Katil oğlu tarafından da benzer bir şekilde algılandığını anlatan ayetlerin okunmasını emrediyor.Sonucunun ne olduğunu iyice bilinmesi için.
   
  5 - MAİDE.......... 27. Onlara Âdem'in iki oğlunun haberini de gerçek olarak oku. Hani, ikisi birer kurban sunmuşlardı da birinden kabul edilmişti, ötekinden kabul edilmemişti. "Seni mutlaka öldüreceğim." dedi. Öteki: "Allah sadece takva sahiplerinden kabul eder." dedi.

5 - MAİDE.......... 28. Beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatmayacağım. Şu bir gerçek ki, ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım."
5 - MAİDE.......... 29. "Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da senin günahını da yüklenip ateş halkından olasın. İşte budur zalimlerin cezası!"

5 - MAİDE.......... 30. Nihayet nefsi onu kardeşini öldürmeye ısındırdı, o da onu öldürdü. Böylece hüsrana uğramışlardan oldu.

5 - MAİDE.......... 31. Derken, Allah, kardeşinin cesedini nasıl saklayacağını ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. O dedi ki: "Vay be! Şu karga kadar bile olamıyor muyum ki, kardeşimin cesedini saklayayım." Bu arada, pişmanlık duyanlardan olmuştu.
   
  Hz. Adem'in, Allah'a adak sunan ama takvada ilerleyemediği için, adağı kabul edilmeyen oğulun, yolunda hızla ilerliyorlar.. Adağı, kabul olmayan oğul için iki seçenek vardı; Ya Allah'ın yolunda ilerleyerek, yani imanını artırarak yeryüzünde makbul ve muteber biri olarak, uyulan biri olacak yada adağı kabul edilen kardeşini öldürerek, yeryüzünde gerçek anlamda makbul, muteber biri kalmadığı için, makul ve muteber sayılarak uyulan biri olacak. O, ikinci (katilliği) yolu tercih etti böylece katil oldu.

Artık çevresinde, imanı kendisinden daha üst olan kalmamıştı. Allah'a, imtihan için tekrar adak sunmasına da gerek kalmamıştı. Çünkü; herkesin de kabul ettiği gibi, yeryüzünde, kendisinden daha TAKVA'DA İLERİ OLAN biri yoktu. Artık örnek alınan, sayılan, bilge biri olmuştu..Meğer ne kadar da kolaymış, imanı en kuvetlilerden olmak. Eğer, imanı zayıflatır, yok eder kendi seviyene / kendi arzularının altına getirirsen bu işi kıvırmışsın demektir.
   
  Adağı, kabul olmayan oğul için iki seçenek vardı; Ya Allah'ın yolunda ilerleyerek, yani imanını artırarak yeryüzünde makbul ve muteber biri olarak, uyulan biri olacak yada adağı kabul edilen kardeşini öldürerek, yeryüzünde gerçek anlamda makbul, muteber biri kalmadığı için, makul ve muteber sayılarak uyulan biri olacak. O, ikinci yolu tercih etti böylece katil oldu.Katilliğin üstadı oldu.Katillik mesleğinin piri olarakta anılmaya devam ediliyor.

Artık çevresinde, imanı kendisinden daha üst olan kalmamıştı. Allah'a,gerçek anlamda imtihan için tekrar adak sunmasına da gerek kalmamıştı. Çünkü; herkesin de kabul ettiği gibi, yeryüzünde, kendisinden daha TAKVA'DA İLERİ OLAN biri kalmamıştı.

Artık örnek alınan, sayılan, bilge biri olmuştu.Meğer ne kadar da kolaymış, Karga kadar bilgiden nasiplenmediği halde, yeryüzün de İMAN ÇITASININ SEVİYE BELİRLEYİCİSİ olmak.

Özetle; imanı en kuvetlilerden olmak/iman belirleyicisi olmak' için, İmanı zayıflatır, yok eder kendi seviyenin altına getirebilirsen, bu işi kıvırmışsın demektir.

Karga kadar bilgiden nasiplenmemiş, OLMANIN EZİKLİĞİNİ, Hükmettiğin grubun üzerinde, gücünü yetirdiğin her şeyin üzerinde, baskı kurarak, ezerek giderebilirsin. Yetmedi, tatmin duyguların yatışmadı ise;KERAMET HİKAYELERİ, RÜYALARLA, RİVAYETLERLE, ATALARDAN KALAN "EFENDİ DEDİYDİ Kİ" MİSALLERİ İLE NASIL OLSA KAPATIRSIN. Artık sen imanlı olanlarla, kafir olanları tasnif etme yetkisini edinmiş itibar gören, İman çıtasını dilediğin gibi yerleştirebilen bir efendisin.

Piyasaya/vitrine arzı-endam edileceğin zamanda, boynu bükük, gözleri yerde, mütavazi tavırlar sergilersin.Masum, mazlum, madur ve mahsunu canlandırmayı, Efendilerini ilk seçtikleri andan itibaren, yaşamının bir parçası olarak benimsemiş değiller mi?

   
  Dini isimlerle, tesettür mağazaları açıp üstsüz sevgilerle yakalananlar gibi. Haber sipikeri kadın diye programa çıkmayıp, Jet-ski sefalarını, kadınlar içinde yapanlar gibi.Kimbilir yakanmayanlar daha neler,neler yapıyor. Allah'tan değil insanların şahidliğinden korkanlar, gözlerden uzak oldukların da kim bilir, fırınlara neler sürüyorlardır.İman cıtasını kendileri keyiflerince yerleştirenler, en imanlıyı oynamaya devam edeceklerdir. Hem, NİSA suresi 136. Ayetinin hatırlatmasını sık sık yapacaklar, hemde; iman çıtasını kendi gönüllerince yerleştireceklerdir.

Hatırlatmayı sık sık yapacaklar ki; biz o mertebelerdeyiz, sizlerde buralara gelmek için bizleri takip edin. Mürşitliğimizi kabul edin vurgulamasını iyice pekiştirebilsinler.Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır, diyerek kendilerinin Allah'ın Dostları olduklarını ilan edebilsinler.

Cennet vizelerinin, kendi uhdelerinde olduğunu, tariflerle, rüyalarla, tayyi-mekanlarla nasıl olsa duyuruyorlar. Cennete nasıl gidilebileceğini, sözlerinin, Allah katından geri dönmeyeceğini çeşitli vesileler ile anlatıyorlar.

İşi o kadar abartmışlar ki; Sırf kendi güçlerinin ne kadar büyük olduğunu anlatabilmek için, kendilerinin de şefaatci olduğunu sandırmak için (Şefaat yalnız ALLAH'ın ...2 - BAKARA......255.___34 - SEBE.......... 23. ) direk şefaatciyiz diyemedikleri için; Ahirete, SIRAT KÖPRÜSÜNÜ TAŞIYIP MONTE ETMEDİLER Mİ? "EN İMANLI BİZİZ DİYEBİLMEK", İMAN ÇITASINI GÖNÜLLERİNCE YERLEŞTİREBİLMEK İÇİN.
   
  ALLAH, bizlerin, "Ayetel Kürsi" diye bildiğimiz Ayet'te, Şefaati şöyle açıklıyor...
   
  2 - BAKARA......255. Allah'tan başka ilah yok. Hayy'dır O, sürekli diridir; Kayyûm'dur O, kudretin kaynağıdır. Ne gaflet yaklaşır O'na ne kendinden geçme ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O'nundur. O'nun huzurunda, bizzat O'nun izni olmadıkça, kim şefaat edebilir! O, insanların önden gönderdiklerini de bilir, arkada bıraktıklarını da!... İnsanlar O'nun bilgisinden, bizzat kendisinin dilediği dışında, hiçbir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, gökleri ve yeri çepeçevre kuşatmıştır. Göklerin ve yerin korunması O'na hiç de zor gelmez. Aliyy'dir O, yüceliği sınırsızdır; Azim'dir O, büyüklüğü sınırsızdır.

39 - ZÜMER........44. De ki: “Şefaat tümüyle Allah'a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra yalnız O'na döndürüleceksiniz.”
34 - SEBE..........23. Allah katında, onun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine, “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. O yücedir, büyüktür.
   
  Bize tabi olanları Sırat'tan kuş gibi uçurup geçireceğiz vaazları ile müridleri kendilerine bağlamadılar mı?.. Sırat-el Mustakim BU DÜNYADA ve TUTTURULAN DOSDOĞRU YOL DEMEK. Her namaz da mürşid edinilenler de dahil, sırattan geçirmeyi vaad edenlerde dahil, Fatiha Suresini okuyor. Fatiha Suresini okuduğumuzda, Allah'tan bizleri Dosdoğru yoluna iletmesi için yakarıyoruz.
   
  ALLAH, Kur'an'ı Kerim de..
   
  1 - FATİHA........... 5. Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.
1 - FATİHA........... 6. Dosdoğru giden yola ilet bizi...
1 - FATİHA........... 7. Kendilerine nimet verdiklerinin, üzerlerine gazap dökülmemişlerin, karanlığa/şaşkınlığa saplanmamışların yoluna...

16 - NAHL............ 9. Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Onun eğrisi de vardır. Allah dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.

10 - YUNUS........30. Orada herkes daha önce yaptığı şeyleri yoklayacak (ve kendi akıbetini öğrenecek), hepsi de gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülecekler ve (ilah diye) uydurdukları şeyler (onları yüzüstü bırakıp) kendilerinden kaybolup gidecektir.

42 - ŞURA........ 44. Allah'ın saptırdığına, O'ndan başka dost yoktur. Zalimlerin, azapla yüz yüze geldiklerinde, "Geri dönüşe bir yol yok mu?" diye söylendiklerini göreceksin.