but1
   
   
   ESKİ MISIR'ın TANRILARI ve BAZILARININ ŞİMDİKİ TANRILARI
   
   
 
  Başlangıçta ilahların yalniz yaşadıklarına inanan Mısırlı din önderleri bakmışlar ki, halka hep aynı Tanrı isimleri ile çağrılarda bulunmak, hep aynı masalları anlatmak itibarlarını zayıflatıyor, ruhban sınıfı içinde hep aynı odaklar egemen oluyor, sorulan sorulara verilen cevaplar yetersiz kalıyor,..vb..bu durumda inançlara renk katma ihtiyacı kaçınılmaz hale gelmiş.

Kuvvet dengeleri için bastıranlarda var.
Başka diyarlardan gelip piyasalarına girenler, girmeye teşebbüs edenlerde var.
İrtibat kudukları sayısız TANRI ADAYI VARLIKLARDA var.
Bu durumda, Babil Tanrıçasına yapılanın bir benzerini Tanrılarına uygulayarak, TANRILARINI EVLENDİRİVERMİŞLER.

Böylelikle, yeni TANRILARI ve bol miktarda TANRIÇALARI oluvermiş. TANRI ve TANRIÇALARINDAN mutlu haberleri aldıklarında da, birden bire bir sürü TANRININ OĞULLARI inanç dünyalarına sökün edivermiş. İnanç sistemleri içine doluşuveren bunca Tanrıya isim vermekte, ebette İNANÇLARINA HÜKMEDEN din adamlarına düşmüş.

Sadece isim vermekle iş bitse neyse ne. Birde her birine meşguliyet sahası bulmalı ki, BOŞ GEZENİN BOŞ KALFASI olmasınlar. Bakın NASIL BİR DİN SANAYİSİ ortaya çıkıyor. Daha bu din içi Tanrı üretim kısmı. Birde bunun TİCARET kısmı var ki, "sormayın gitsin" derler ya işte öyle. Belki Dünyanın % 5-10'u bu işten geçiniyor (kitap yazan, basan, satan, anlatan, tanıtan, ibadethane yapanlar, çalıştıranlar, din adamları, din adamlarını organize edenler, cennete getirenler, kıyafetleri dikenler, kıyafetleri satanlar, üfleyenler, derinlerden haber verenler, ikon yapanlar, yazı yazanlar, soranlara anlatanlar...vs,vs..)

Din önderlerinin işi o kadar zor ki, Tanrıları evlendirip, çoluk çocuk sahibi yapmaları yetmiyormuş gibi, her birine iş güç ayarlamak yetmiyormuş gibi, birde aralarındaki iktidar savaşlarına müdahele etmek zorundalar. Her birine çeki düzen vermek, yetki ve selahiyetlerini rütbelerine göre ayarlamak mecburiyetleri var. Her biri için ilginç hikayeler uydurmakta işin cabası.

Her biri, "kıskanç mı kıskanç" ilan edilmiş bir kere. Kıskanç ilan etmeseler, Tanrılar arasındaki mücadele hikayelerini nasıl uyduracaklar? Tapınaklarına, mensup olanların arasındaki, İNANAÇ UÇURUMLARINI nasıl derinleştirecekler? Uçurumlar derinleşmezse, heyacan azalırsa, aksiyon biterse müşteri kayıpları olmaz mı? Zaten sattıkları "SANI" değil mi? O halde Tanrılar arasındaki savaşlar, Berezilya dizileri gibi bitmemeli ve entrikalı olmalı.

İnanç üreten / Din imal eden, zaten TANRI DİYE BİR ŞEY OLMADIĞINA İNANMIŞ. Eğer tersi olsa "gördüm" diye, hayal mahsülü şeyleri pazarlar mı? Kendisinin ne kadar YALANCI, SAHTEKAR, İNANÇ SİMSARI, ŞARLATAN olduğunu bilen, kendini ağırdan satmak için DÜRÜSTLÜK, DOĞRULUK timsali göstermek için, sözlerine "TANRI DEDİ Kİ" diye başlayan, ağır abi; TANRIYA, TANRISAL bir esintinin KENDİSİNE BULAŞMASINA, DÜŞÜNCELERİNE sirayet etmesine TAHAMMÜL EDEBİLİR mi?

Eğer tersi olsaydı zaten oralarda olup, elleriyle icad ettiklerinin SÖZCÜLÜĞÜNÜ yapmazdı. İnsanların kandırma yerine doğruları söyler di.

Dedik ya! Sattıkları hayal. Alanda sonsuz mutluluk yaşam hayali satın almış oluyor. Aldığı bu dünyada, İÇİNİ RAHATLATSADA, dönüşü olmayan yolculuğa çıkıldığında hiçbir işe yaramayacağı, VAAD EDENİN HAYALLERİNİ SATMASINDAN belli değil mi? Göğsünde besediğinin istediklerini vererek, onu susturmuş olması, yüreklerde esinti oluştursa da, gidilen yerdeki ateşe bir faydası olmaz sanırım.

Hayal satıcıları, bu kadar meşakkatli işlere katlandıklarına göre, HALK için, İNSANLIK için, bunca FEDAKARLIK yaptıklarına göre, elbette bunun bir takım mükafatları da olmalı. İşte bu nedenle, TANRILARINA ÇEKİ DÜZEN verirlerken, BAL TUTAN PARMAĞINI YALASIN diye, bu ayrıntıları atlamamışlar ve kendilerini derecelerine göre TANRI VEKİLİ ilan etmişler.

Tıpkı bugünün PAPA'sı gibi. Onlarında en kafa adamları, TANRININ YERYÜZÜNDEKİ tek TEMSİLCİSİYMİŞ. Tanrı SÖZCÜLÜĞÜ onunmuş. Tanrı Adına karar veren bu ZAT-I MUHTEREMLER, günah işlemez, yanılmaz ve ÖZÜR DİLEMEZLERMİŞ. Hatta istediğini Tanrıya rağmen, cennete sokarmış, Alemlerde, itibarıda çokmuş, çevreside. Bir dediği asla ikilenmezmiş. Bu nedenle ona, bu Dünyada kimse "hadi bakalım ikile" diyemezmiş.

O günkü en kafa adamı, mecburen Fiaravun'u kendisinden daha üst kabul edermiş. Firavunu sistemleri sürsün diye, TANRI VEKİLİ/ TANRININ OĞLU diye, kutsayanlarda kendileri olunca, aralarında çekişme sürsede, kelle korkusu yüzünden "ah çeker" otururlarmış. Bu nedenle ESAS TANRININ YANINA istediği zaman girebilme yetkisi FİRAVUNDA olurmuş. Firavun istediği zaman TANRININ KARŞISINA çıkabilirmiş.

Tanrı inancı İÇİNDE TANRI YİYEN İÇEN, EVLENEN, ÇOCUK SAHİBİ OLAN, KISKANAN, KIZAN, UNUTAN..vs..olunca muhabbette edersin, GÜREŞTE TUTARSIN, akılda verirsin, ADINA KİTAPLARDA yazarsın, DİN DE TESİSİ edersin

Pek tabii olarak aynı pastayı yiyen Firavun'da, BAŞKAHİNİ kendisine vekil atar, sistemin yürümesini (Rahip sınıfının komple yürü kulum olmasını) temin edermiş. Görüşme sonuçları da ciddiyetle anlatılırmış. Hayl dünyası bu anlat anlat bitmez ki. "KRAL ÇIPLAK" deseler SİSTEMLERİ ÇÖKER. Bu nedenle, doğruluk ve dürüstlük, o dinler için VİRUS gibidir. DOĞRULUĞA GELMEZ hemen VİRUS girer

EN BÜYÜK TANRI STATÜSÜNE ALINMIŞ OLANLAR, örneğin; RA , HORUS (MISIR için) gibi TANRILAR, başka İLAHİ VARLIKLARI / SONS OF GOD / TANRININ OĞULLARINI huzuruna kabul edip istişarelerde bulunurlarmış. Toplantılarla aralarında yapılacak iş bölümleri tartışırlarmış.

Görüyorsunuz, Tanrılarla uğraşmak ne kadar zor. Birde onlar için toplantı tutanakları düzenle. Ayinlerde halka bunları duyur, törenlerde ağır abiyi oyna, İlaha bak, temizliğiyle, parlatmasıyla uğraş, buhur, yakmalık tütüsü, sunu ayarla, ayinleri yönet, kutsal metinler yaz, durmadan görüntü al, Halkın disiplinini kaybetmesin diye sürekli yeni yaptırımlar icad et, her soruya ayrı cevaplar uydur..vs..

Kimi ordan BUHUR ister, kimi burdan GÜNNÜK. Doğrusu TANRICILIK OYNAMAK katlanılacak bir meslek değil.



  MISIR TANRILAR YARATILIŞ MİTOLOJİLERİNDE BAŞLANGIÇ  TANRISI olarak "RA" GÖSTERİLDİĞİ GİBİ ve THOTH & MA'AT İKİLİSİDE GÖSTERİLİYORMUŞ.
Bu durumda başlangıç ve RA'nın yeri dışında genel akışı etkilemeyen, RA ve HORUS birleştirilmesine mani olmayan bir yapılandırma içinde mitleri oluşmuş.

THOTH MA'AT için;
1- THOTH MA'AT ile birlikte zaman öncesinde kendi kendilerini yaratmışlar.   
2- RA tarafından yaratılmışlar

RA için;
RA başlangıç tanrısı olarak zaman öncesinden beri varmış. Tanrıların tanrısı kabülü içinde diğer tanrı oluşumları mitlerinde yer almış
Tanrı THOTH ve tanrıça MA'AT'ı yaratarak yaratılışı başlatmış.
RA Osiris- İsis'in oğlu Horus'un zaman içinde yüceltilmesiyle var edilen bir isim olarak, yaratılış içinde tezahürlerde bulundurularak yerini almış..vb...

Özetle RA kaynağı farklıda olsa bilinçlerinden silemedikleri bir inançları olmuş. Sanki RA ismini silmek için çok uğraşılmış gibi bir durum söz konusu. Bu tür anlatımlar Mitlerinde mevcut.

SANKİ: Bugünkü deyimle RA'ya eş koşarak,  yardımcılar tayin ederek, Haman tipi kule oluşturma çalışmalarına başlanmış.
Çizmek istedikleri  inanç yolunun ihtiyaçlarını karşılayan tanrılarda, zaman içinde hikayeleriyle birlikte mitler içindeki yerini almış gözüküyor.
Neden derseniz RA ismi yok edilmek istenmesine rağmen, sürekli bir yerlere monte edilerek, farklı isimlerle birleşimler elde edilerek, ortaya sürülen tanrılarla sentezlenerek hep mitlerinde yer almış durumda.

RA'nın tüm görevlerini, icad ettikleri tanrılarına verdikleri halde, RA'yı neredeyse yok sayıp başka isimleri öne çıkardıkları halde, yinede yüreklerinde yer etmiş RA'dan kopamamışlar. Hep onun yokluğundan tedirgin olmuşlar, Hep onun varlığını ortakları olsada hissetmek istemişler. RA ismini hep anmak istemişler ama yeni tanrılarında da akılları kalmış olmalıki, çareyi sentezlemekte bulmuşlar.

RA bir nevi edindikleri TANRILARIN RUHU konumunda tutulmuş.
Tanrıların HAYAT AĞACI olarak görülmüş.
Tanrılarının YAŞAM KAYNAĞI olarak kabul görmüş.
Ortaya sürülen her tanrı sonuçta yada en sonunda, RA'nın türevleri halini almışlar / haline gelmişler.
Bu nedenle ara tanrılara yani onların anma isimlerine RA ilavesi yapmış gözüküyorlar.




MISIR TANRILARI MISIR PANTEONU




Thoth, Maat ile beraber zamanın başında kendi kendine yaratılmışlar veya RA tarafından yaratılmışlar
Thoth Bilgeliğin Tanrısı. Yazma, Akıl ve Ay Tanrısı özelliği ile anılmıştır. İbiş kuşu başıyla resmedilmiştir
Ma'at, doğruluk ve adalet Tanrıçası. Genellikle başında bir tüy ile resmedilmiş. Kanatlı resmedildiği de olurmuş.

OGDOAD / HELİOPOLİSLİ SEKİZ TANRI 
Ma'at Hermopolis şehrinde Thoth'a SEKİZ çocuk oluşturmuş (doğurmuş?) Çocuklardan biri gizliliğiyle bilinen evrenin Lord'u / tanrısı Amun (Amon) imiş.
"Yaratılmış olan bu "Sekiz tanrılar" / OGDOAD dört kadın-erkek çiftler halinde düzenlenmiş.
Bunlar; Naunet ve Nu, Amaunet ve Amun, Kauket ve Kuk, Hauhet ve Ha imiş.

AMON/ AMUN: Dokuzlu tanrı grubunun ve onlara bağlı tüm alt tanrıların atası. Sonraları Ra ile özdeşleştirilip, Amon-Ra olarak anılmasıyla da, Patehon'da ki önemi vurgulanmış
AMUNET / MUT: Amon'un eşi olarak ilk sekiz içindeki yerini tüm alt tanrıların anası olarak  yerini almış

Yaratılışın Ogdoad tanrıları, genellikle hayvan başlı insanlar olarak ya da sadece kurbağa ve yılanlar olarak tasvir edilmişler.
Işık kenti Hermopolis'te oluşturulan bu SEKİZLİ grup, inançlarının baş tanrılarını meydana getiriyormuş.
Rahiplere göre  yerküreyi yaratanlar da onlarmış
Bu sekiz tanrı Dört çift olarak yapılandırılmışlar, erkekler kurbağa, kadınlar ise yılanla özdeştirilmiş.
Mısırlılar dünya yaratılmadan önce bu sekiz tanrının "karanlık su küme"sinde yaşadığına inanırlarmış.
Yani yaratılış kaosunun, düzensizliğinin dört kurbağa tanrısı ve dört yılan tanrıçası imişler.
Mitolojiye göre; yaratılış başladığında hüküm süren KAOS, tanrıça Ma'at'ın koyduğu kurallarla etkisiz hale gelmiş.
Firavunlar koyulan bu kurallara uymazlarsa, kaosun geri gelerek heryere hakim olacağına ve herşeyi yok edeceğini bilirlermiş.

ENNEAD / HELİOPOLİSLİ DOKUZ TANRI:  ATUM, ŞU/SHU,TEFNUT, GEB, NUİT/NUT, AUSARE / OSİRİS, İSİS/ASET, SET, NEBET HET/NEFTİS

ATUM: Tanrı Amon ve Tanrıça Amunet'in karanlık sularda yaşarlarken olan  ilk çocukları. Dokuzlar tanrı grubunun, karısı olmayan ama çocukları olan tek tanrısı. Dünyanın yaratıcısı, tüm alt tanrıların ve  Firavun’ların yaratıcısı ve babası imiş.

ŞU / SHU & TEFNUT; Tanrı ATUM tarafından herhangi bir kadının yardımı olmadan yaratılmış. İkiz kardeşi ve karısı Tanrıça Tefnut'la birlikte, DOKUZ tanrının ilk çifti olmuşlar

GEB & NUT: Şu ve Tefnut'un oğlu. Gökyüzü ve yeryüzü tanrısı. Set / Seth, İsis, Osiris ve Neftis'in anne ve babalarıymış.

OSİRİS & İSİS: Nut ve Geb’in ilk çocukları ve karı koca ve Horus'un anne babaları imiş.  Osiris’in Yunanlıların taktığı bir isimmiş. Asıl adı "As-ar / Usire / gözün yeri" imiş
Osiris'in ölümünün arkasından İsis, kocasının yeraltı dünyasında huzur için gövdesinin parçalarını bir araya getirmiş. Büyüleri sayesinde hayata geri döndürdüğü Osiris'ten kendini çocukları Horus'a hamile bıraktırmış.
İsis, tanrılar ile insanoğlu arasında hayati bir bağlantıymış. Çünkü onun çocukları Mısır'ı yönetmiş. Firavunlar yaşayan Horus olarak, İsis'in onun oğlu olarak kabul edilirmiş. Piramit yazıtlarında, Firavunlar İsis'in kutsal memelerinden emzirilen çocuklar olarak gösterilmiş. (Tıpkı Semiramis - Marduk, Meryem - İsa betimlemeleri gibi. Hıristiyanların esin kaynağı olmuş)

İsis, büyücülüğüyle saldığı ünüyle insanlar arasındaki mevcudiyetini hep korumuş. ilk kobRA'yı,   Ra'ya gizli ismini itiraf ettirmek için yarattığına inanılırmış.




(İsrail'in / Yakup'un tanrısınında söyleyemediği bir gizli ismi olması ne kadar ilginç değil mi? Oysa kullar tüm isimleri zikretmek zorunda değil mi?  Yahudi tanrısının fidye verdiği, Teke sunusu gönderdiği Yezidi tanrısı Azazel'in de  -Azazel  Tavus kuşu ile sembolize edilen Şeytan-  isminin  kullanılmasının yasak olması, Yahudi, dolaysıyla Hıristiyan din  sistemlerinin kaynaklarını göstermiyor mu?

Yezidiler ŞEYTAN ismin kullanmaktan kaçınmakla, taptıkları varlığın ŞEYTAN'ın olduğunu söylüyorlar.
Yahudilerde Azazel'e haraç niyetine günahlarının affı için TEKE sunusu göndermekle, aslında edindikleri tanrılarından dolayı ŞEYTANA bağlı olduklarını söylemiş olmuyorlar mı?
Tanrı olarak işaret ettikleri, ŞEYTAN'a sunu gönderiyor ve onunla toplantılara giriyorsa, kitaplarında meleklere,  "şeytan hiç azarlanmadı" sözleri sarfettirilip bağlandıkları  adreslerinin notları düşürtürülüyorsa;  tanrı olarak ortalığa attıkları isim, ŞEYTAN'a bağlı bir varlık olmuyor mu?.
"Cennetten kovulmuş Melek"  yada "DÜŞMÜŞ Melek" dedikleri AZAZEL'e sunu gönderen bir varlığa, TANRI" diyenler aslında; "biz dolaylıda olsa ŞEYTANA yanaşmaya çalışan bir inanç grubuyuz" demiş olmuyorlar mı?
Mısır çıkışında -Putunu ezip suyla karıştırarak- suyunu içtikleri varlık, "halkımı kurtarmak için Mısır'ı fidye verdim" derken, kendisinin Tanrı olarak görülen varlıklar arasında alt sıralarda yer aldığını, "ast" olduğunu, güçsüz olduğunu  söylemiş olmuyor mu?
Babil sürgün dönüşü güçsüzlük tablosu çizen tanrı olarak benimsenmişle olan görünüm almaların bitmesi ve  yerine tanrı isminin geçmediği kitapların yazılmış olması (Ahit sandığı da dahil ona ait herşey yok edilmesi) özetle ittifak tanrısının oluşturulması, Şeytanla olan yakınlaşmalarının doruk noktasına ulaştığını göstermiyor mu?
Yahudiler ve Hıristiyanlar kitaplarının her harfinin Tanrıdan olduğunu söylemekle "bizler ŞEYTAN'a bağlıyız" demiş olmuyorlar mı?)




SETH / ŞİT (E. Ahit Şit'i) : Nut ve Geb’in çocuğu olan Set'in hiç çocuğu yokmuş.  Osiris'in anti-tezi Horus'un daimi düşmanı imiş. 

HORUS'un AMCASI (kardeşi? Habil ve Kabil'in düşman kardeşler olması, Şit'inde onların bir sonraki kuşak kardeşleri olması ve çapraz evlilikler yapıldığına inanılması kardeşi mitini ortaya çıkarmış olmalı.)
Önceleri Mısır'ın bazı bölgelerinde iyi Tanrı olarak benimsenen SETH daha sonraları diğer bölgenin / diğer bölge insanlarının, fiziki üstünlükleri nedeniyle TARAFTAR kaybetmiş ve Sahranın felaketler zulüm ve tahrip ilahı olarak anılmaya başlanmış.
Böylece, HORUS ışığı HAYATIN ve SETH TAHRİBİN ilahı olmuş.
Horus ile sürekli mücadele içinde. Mücadeleleri yok olmama üzerine kurulmuş.
Güneş ve Ay tutulmalarını, Seth'in, Horus'un gözünü çıkartmış olamasına bağlarlarmış

NEFTİS / HET: Geb ve Nut'un en küçük çocuğu olan Neftis aynı zamanda Seth'in karısı ve Osiris'ten olduğuna inanılan Anubis'in annesi imiş. Seth Osiris'i öldürdüğünde onu terketmiş ve Osiris'in canlanmasi için İsis'e yardım etmiş. Seth'den çocuğu olmamış ama İsis'in kılığına bürünerek Osiris'ten Anubis'a hamile kalmışmış.

ENNEAD / HELİOPOLİSLİ DOKUZ TANRI GRUBUNDAN TÜREYEN ve  BİR ALT KATEGORİDEKİ DİĞER TANRILAR ŞUNLAR.

ANUBİS, APİS, ATEN, BAST, DJEHUTY, HATHOR, HORUS, KHEPRİ, CHONS, MAÀT, MİN, NEİTH, PTAH, RA, SEKHMET, SOBEK, WEPWAWET | HERYŞAF



HORUS: hakkında ki bazı kabuller şöyle;

HORUS NUR ilahıdır ve GÜNEŞ'i temsil eder.
KAİNATI aydınlatan ve canlandıran Tanrıdır.
Herşeyi GÖRÜR, sürekli GÖZETLEME halindedir. Şahin keskinliğindeki GÖZLERİNDEN hiç birşey kaçmaz.
Gözlerinin bir "AY", diğeri "GÜNEŞTİR". Böylelikle 24 saat / gece gündüz gözetlemeye devam eder.
HOR adıyla ATMACA / ŞAHİN şeklinde göklerde uçar.
Güneşle, Ay HORUS'un İKİ GÖZÜ kabul edilir.
Hor iki kuvvetli kanatla sembolize edilir.
Kanatlar HORUS'un semada uçtuğunu gösterir.
Kanatlarında, Güneşin YAKICI ve ÖLDÜRÜCÜ kudretinin işaret eden, İKİ YILAN agızlarından ateş püskürür.
 

Horus, kral olduğundan  “imparatorluğun tanrısı”;
Savaşlara katıldığından “Savaş tanrısı”;
Güneş ile ilişkilendirildiğinden dolayı “Güneş Tanrısı”;
Gecenin ışığı Ay’ı temsil ettiğinden dolayı “Işık Tanrısı”;
Güneş ve Ay’ı birlikte kapsadığından dolayı da “Gök Tanrısı” vb..

Horus’u Amcası Seth ile yaptığı   savaşta bir gözünü kaybettiğinden dolayı TEK GÖZ / DECCAL olarak tasvir edilir. İnsanları imana çağıran, ilahlık iddiasında bulunan, yaratıcı olduğunu yani hayat verip, hayat aldığını söyleyen için DECCAL'dan başka tanım olabilir mi? ABD Kongresi Parlementosu, Piramit evi, Dikilitaşlarda Penisi, Dolar'da onun parası  olmalı.Hava kuvvetleriyle göklerde ve Tanrının " Bush, git bu işi hallet" emriyle bir adımda Dünyanın her yerinde.  

HORUS IŞIK / NUR ilahıymış
Sağ gözü GÜNEŞ'i temsil edermiş. Sağ gözü olan “Güneş”e ise, “Ra’nın gözü” / Udjat da denmekteymiş
Sol gözü AY'ı temsil edermiş. Ay’ı simgeleyen ve dolayısıyla “Ay gözü” olarak isimlendirilen Wedjat, tamamen Horus’un sembolüdür.
KAİNATI aydınlatan ve canlandıran Tanrıymış
Herşeyi GÖRÜR, sürekli GÖZETLEME halindeymiş
Şahin keskinliğindeki GÖZLERİNDEN hiç birşey kaçmazmış
Gözlerinin bir "AY", diğeri "GÜNEŞTİR". Böylelikle 24 saat / gece gündüz gözetlemeye devam edermiş.
HOR adıyla ATMACA / ŞAHİN şeklinde göklerde uçarmış. 
Güneşin YAKICI ve ÖLDÜRÜCÜ kanatlarındaki  iki yılanmış.
Güneşle, Ay HORUS'un İKİGÖZÜ kabul edilirmiş
Hor iki kuvvetli kanatla genellikle açık kanatlı olarak sembolize edilirmiş
Kanatlar HORUS'un semada uçtuğunu gösterirmiş




Mısır'da, birbirinden farklı nitelendirmelerle yapılandırılmış /profili çizilmiş 15-20 civarında TANRI HORUS formu varmış .
Soy ağacına göre GÜNEŞ ve OSİRİS tipi olmak üzere iki ana kategoride değerlendiriliyormuş.
Eğer Horus; Anlatımlarda (Mitolojide) İsis'in oğlu olarak işleniyorsa, OSİRİS tipi Horus yapılandırması söz konusuymuş.bir adımda Dünyanın her yerinde,
Geb ve Nut'un çocuğu, İsis'in kocası olarak anılıyorsa GÜNEŞ tipi bir Tanrı Horus kabulü yapılmış demekmiş
Güneş tipi tapınmalarda Horus; Atum, Ra, Geb gibi  tanrıların oğlu olarak anılırmış / vurgulanırmış.

HARSİESİS /  İSİS'in OĞLU bir adımda Dünyanın her yerinde,
 İSİS'in OĞLU formundaki HORUS:  Isis, Osiris'in öldürülmesinden sonra büyülerle Horus'a gebe kalmış ve onu yetiştirmiştir
 İsis tarafından emzirilen bir bebek olarak resmedilmiş. Babası Osiris'i öldüren Amcası Seth'ten annesi İsis tarafından korunmuş

HARPOKRATES: ÇOCUK HORUS
Harpokrates, (Hor-pa-hered) "ÇOCUK HORUS" anlamına gelirmiş. Horus daha sonra  YENİ DOĞAN GÜNEŞ'le ilişkilendirilmiş..
Mısır'lılar, Harpokrates'i / "çocuk Horus'u" çıplak, örgülü (lüle) saçlı  ve parmağı ağzında bir çocuk olarak tasvir ettikleri gibi;
Harpokrates'i  timsah üzerinde ayakta duran ve bir elinde akrep, diğerinde elinde yılan tutan çocuk olarak ta resmedilmiş.

HARMAKHİS,"UFUKTAKİ HORUS" 
UFUKTA BELİREN HORUS, DOĞAN GÜNEŞ'le kişileştirilmiş. Dirilişin ve sonsuz hayatın sembolü Khepera ile simgelenmiş
Giza platosundaki Büyük Sfenks, Horus'un görünümlerinden biriymiş. Harmakhis, şahin, aslan başlı olarak resmedilmiş
Ra'nın güneşi itip yükseltmesiyle Khepri'nin gübreyi yuvarlayıp itmesi eş değer olarak görüldüğünden bir adı da böcek tanrısıymış

BEHDETLİ HORUS:
Yetişkin Horus’un bir başka formu imiş.  Behdet’in batı deltasında tapıldığı için bu ismi almış. Bölgelerin farklı Horus'ları varmış.

HAROERİS; 'YETİŞKİN HORUS': 
Horus'un ortaya çıkarılışının ilk (erken) zamanlarında, yani daha ilkel Horus formunda iken Güney Mısır'ın lider tanrısıymış
Metinlerde, bazen Hathor'un oğlu olarak bazende kocası olarak geçiyormuş
Yetişkin Horus'un dört oğlunun İsis'ten olduğu sandıkları gibi, bu dört çocuğun Lotus çiçeğinden olduğunuda sanıyorlarmış

RA-HORAKHTY (Ra-Hoor-Khuit):  Tüm tanrıların güçlerini toplamış, UFUKLARIN HORUS'u olan RA  yada UFUKLARIN HORUS'u RA  

HERU-RA-HA         "HORUS RA'ya / HORUS ve RA'ya ŞÜKÜR"  (sanki hurRA nidasının kaynağı gibi. Hurra?)

HORUS'un TANRI OĞULLARI:  Ra’nın emriyle  yok olan Nun’un suyunu, yeniden getirmişler. Onlar, cenazelerden mumyalamadan,  gömülmeden sorumlu hale getirilmişler. görevleri verilmiş. Horus onları daha sonra dört ana yönün koruyucusu yapmış  Ma’at‘ın ölüleri yargılaması sırasında lotus çiçeğinin üzerinde Osiris’in önünde oturu gözükenler Horus'un oğullarıymış.
   
  Mısır, M.Ö. 3050 yılları civarındaki  kuruluşundan önce, Aşağı Mısır (Kuzey Mısır) ve Yukarı Mısır (Güney Mısır'ı) olarak iki parçaymış.TİNİT Hanedanlığı döneminde Mısır birleşerek tek uygarlık haline gelmiş. İşte bu yıllarda Mısır'da Tanrı inançları, tanrı edinmeleri ve tanrı atamaları ile mitolojik yapılanmasına bürünmeye başlamış. Tabiat tanrıları, Hayvan tanrılar, Hayvan başlı tanrılar tapınmalarda anılmaya  başlamış. RA ile özdeşleşmiş olan Horus’un öncüsü olan Şahin başlı , Hathor‘u temsil eden İnek gibi tanrı ikonları yani hayvan başlı tanrılar o dönemin üretimleriymiş.
,
4. Hanedanlık döneminde Firavun Kefren'den (M.Ö 2558-2532) başlayarak firavunlar, RA'nın soyundan geldiklerini ilan etmişler. RA, 5. hanedanlık dönemi içinde, M.Ö. 2400 yıllarında ulusal bir tanrılığa ulaşmış. Bu kabullenme 18. hanedan kralı Akhenaton zamanına kadar sürer. Akhenaton öncesinde Firavunlar kendilerini sadece herhangi bir TANRI-KRAL değil, GÜNEŞ TANRI KRALI olarak ünvanlandırmışlar.

RA bünyesinde eritilen, onun parçaları haline getirilen diğer tanrıların pasifliklerinde, (Firavunun tanrı sözlerine karşı çıkılmasının önüne geçebilmek için) RA'ya Tek tanrı muamelesi (bütünleşmiş tanrı. Panteon tek tanrı kabul edildiğinde)  yapılarak, TEK tanrı olarak  tayin edilen GÜNEŞ'in, Firavunlarla özdeşleştirilmesi sonucunda da din, kendiliğinden devletin resmi dini haline gelmiş.

Tek ilah'ın sözcüsü, temsilcisi konumuna zıplamış olan Firavunların, tanrısal statüleri ve  diğer tanrısal nitelikleri yücelmiş. 5. Hanedan'dan dan itibaren Firavunlara "SA-RA" (RA'nın oglu) ünvanı verilmiş.
 

RA, daha sonra Amun ile birleşip Amon / Amun-Ra'yı oluşturmuş. Ra diğer tanrılardan daha köklü bir yapıya sahip olduğundan, tüm tanrılar onun parçası olarak kabul görüyormuş.

Amon / Amun -Ra en güçlü tanrıydı ve Mısır'ı tek tanrı inancı içinde toplayan isim oldu. Güçlü bir tanrı ve yanında pasifte olsa diğer tanrılar olmak, anılmak şartıyla. (en azında RA emreti falanca tanrı hemen yaptı tarzı yaklaşımlarıyla, inançlar içinde gölge tanrılar olarak hep var kalmışlar. Bugünün eş koşma, şirk koşma davranışları normal tapınmalar olarak toplumlarda yer etmiş) RA'kabul görmüş.

Sonraki zamanlarda; yeryüzü tanrısı Atum Güneş'i batıran tanrı olduğu tezinden hareketle RA'nın güneş  battıktan sonraki hali olduğu kabul edilerek Atum güçlendirilmiş. Khepri; güneşi gökyüzünde hareket ettiren tanrı olduğuna inandıklarından zaman içinde onunda RA'nın bir parçası olduğu kabul edilerek RA!nın güçleri tırpanlanmış diğer tanrılar onun gücüne ortak edilmiş. Ra'nın isminden, şöhretinden yararlanarak kendi taraftarı oldukları tanrıları öne çıkarmışlar.

Khepri,  Ra'nın parçası konumundan  zamanla RA'yı, DOĞAN GÜNEŞ" kılma mevkisine gelebilecek kadar, inançlarda ilerleme imkanı bulabilmiş. İnançların emreden RA'sı, görev verilen Ra olmuş. Ra artık gemisiyle semada gezip yukarıdan yarattıklarını gözlemleyen pasif bir görevi kendine edinmiş olan tanrıdır. Hıristiyanlarda BABA tanrının görevini, yetkilerini  OĞUL TANRIYA devretmesi gibi.Yaşlanan tanrı  inanç deformasyonlarının önüne geçilebilmek için gençleriyle değiştiriliyor olmalı.

Ra ismi kullanılarak, "esasında o RA'nın tezahürü" deyişleriyle kuvvetlendirilen Amon-Ra'nın kimliği, Yunan ve Roma Mitolojilerinde Jupiter ile Zeus ile birleşerek yeni bir  form kazanmış.  M.Ö. 14'üncü yüzyıla kadar aynı form içinde kabul gören Ra; Akhenaton zamanında, ATEN tek tanrı İNANCINA  geçildiğinden ibadetlerde önemini yitirmiş.


 

Tanrı sisteminin oluştuğu dönemlerde,  Yukarı Mısır'da kuvvetli durumda olan, halkın tapınmalarında yer alan  OSİRİS KÜLTÜ (İsis oğlu Horus kültü) ve diğer tüm tanrılar RA ile  yada OSİRİS KÜLTÜNDEN dolayı HORUS ile özdeşleştirilerek halk arasında özümsenmiş.

Ortaya çıkan Osiris ve RA üzerinde toplanmış tanrılar sorunu, tanrıyı temsil eden Firavunun yani, tanrının oğlu olan Firavun'un ÇİFT BABA TANRILI olma tuhaflığını beraberinde getirmişti. Mısır'ın tüm Tanrıları Mısırın her bölgesinde kabul edilmiş / hakim durumdaki Osiris'te toplandığına göre, GÜNEŞ TANRISI'nın oğlu tezahürü olmak, o iddiayı sürdürmek TEK TANRICILIK sistemine gölge düşürüyordu.

Bu tuaf unvanlanma  yani Firavun'un İKİ BABA'lığına son vermek için şöyle bir tez üretilmiş. Firavun;  GÜNEŞ TANRISINA göre gerçekte RA'nın oğludur ama Osiris’ in temsil ettiği (Osiris kültünden dolayı) ölen Firavunun devamı olduğu içinde  aynı zamanda HORUS oluyormuş. Böylece RA ve HORUS birleşiminin ilk adımıda atılmış olmuş.

Birleşmeden önce Mısır’ın iki  büyük  tanrısı varmış. Güney Mısır'ın EFENDİSİ /TANRISI Horus iken, Kuzey Mısır'ın  EFENDİSİ / TANRISI Set /Seth (Şit) imiş.  V. Hanedandan önce  iki tanrı barış içinde Kralın koruyucusu olarak  inançların içinde varlıklarını sürdürürlermiş.

V. Hanedanlığın sonuna doğru, (5 hanedan sonu: M.Ö. 2345) ölen Firavun (ölüler diyarına Osiris'in yanına gittiğinden) Osiris ile özdeşleştirilince, ardından gelen Firavun'da Horus'la özdeşleştirilerek ünvanlanmış. Dolaysıyla da Horus kültü tahtın varisi durumuna gelmiş.Horus'un sürekli ve tek tanrı olma tehlikesi Seth inananlılarını harekete geçirmiş ve iktidar / hükümdar düşmanı yani legal karşıtı durumundaki Seth; Horus’un rakibi  ve kötülüklerin tek sorumlusu olan düşmanı konumuna oturtulmuş

Osiris ile iktidar kavgasına (Kuzey- Güney savaşı gibi) giren Kuzey Mısır'ın sevilen  tanrısı Seth, Güneyin sevilen tanrısı Osiris'i öldürür ve tüm ülkenin sahibi olur yada olma yolunda ilerler. İktidar mirası elinden alınan, tahtan mahrum olan Horus, amcası Seth'e meydan okur ve tutuştuğu savaşta onu yener. Şavaş galibinin yönlendirme (nalıncı keseri uygulaması) hakkı olarak, "doğru olan kazandı" övgülerine mahsar olarak inançlardaki yerini sağlamlaştırır. Tahtın meşru sahibine aktarımının gerçekleştiği oluşturulan mitlerde / efsanelerde de yerini alır.

Böylece bir zamanlar Mısır'ın en az (Kuzey Mısır) yarısında sevilen, rüzgar ve fırtına tanrısı olarak inançlarda yer alan Seth, İYİ TARAFTAN dışlanarak KÖTÜ tarafın hedef tahtası haline getirilir. Savaşı kazanan İYİ tarafın  tanrısı, savaşı kaybeden ise KÖTÜ tarafın ikonu ŞEYTAN olmuştur.




. İYİ - KÖTÜ TARAF HANGİSİ? BANA GÖRE İYİ ama ONLARA GÖRE KÖTÜ TARAF neden BEN oluyorum? "İYİ & KÖTÜ KİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz..



Gerçekleşti denilen olaylar sonucu ortaya çıkan mitler / efsaneler, yani Osiris- İsis- Horus ile Seth arasındaki savaş aktarımları, aslında hanedanlık çatışmalarının dinsel maskeler altında yapılmış olduğunun  ifadesidir.  Zamanla Osiris - Seth savaşı ve Kutsal Üçlü'yü (Horus - İsis - Osiris) anlatan mitler, değişikliğe uğrar ve şahin başlı Horus ön plana tek tanrı olarak / RA ile birleşmiş olarak çıkar.

İnananlar ne RA'yı tanrı kabul etmekten, nede HORUS'u  tanrı kabul etmekten vazgeçemeyince, Amon ve ATUM tanrılarında olduğu gibi çareyi birleştirmekte bulmuş olmalılar. Tek tanrıcılık PROJESİ çerçevesinde inşaa edilen TEK TANRICILIK inancıda, ancak böyle olabilir. Nar yapısına benzeyen bir durum söz konusu. Maruşka içindeki maruşkalar gibi.

Onlarda TEK TANRI denilen şey, esasında TANRILAR AROMASI gibi birşey. (Kostantin flaması denilen XP sembolündeki, Yunanca ilk ve son alf-omega arasındaki XP'nin parçası gibi sunulan -P- harfinin bütünen okunmasıyla ortaya çıkan ve tanrıların harmanlandığına işaret eden ΑΡω / αρω = aromatik -yapılı tanrı-) Horus ve Osiris mitleri gibi tüm mitler, kuzeyde, güneyde sürekli değişecek ve Roma, Yunan pantehonları gibi kendileri ile ilişkide olanların  panteonlarına (tanrı yapılanmasını ve sayılarını)  katkıda bulunacaktır




Mısır dini / yaratılış mitolojisine  göre; 18. hanedanın,  M.Ö.1352 - 1336/4 yıllarında hüküm sürmüş Kralı IV. Amenhotep'e / Amenofis / Akhenaton'a(İlah Aton'un hizmetkarı anlamına geliyormuş)  tüm Mısır panteonunun (Bir mitoloji ya da dine ait / özgün, tüm tanrılar) yerine,  ATON’u geçirmesi yönünde  bir vahiy geldiği söylenir. Böylece Akhenaton, Mısır panteonunun yerine Aton’u geçirerek tek lah inancına kapıları açar.

Panteonun tek tanrıya dönüştürülmesinin 18. hanedanda  olmasının nedeni,  Mısır'ın bütününe hakim duruma gelinmiş olunması. Hanedanın Kurucusu I. Ahmosis'in (M.Ö. 1580-1558) ülkenin yönetimini ele geçirmiş olan, Hiksos'luları (asla İsrail oğullarından olmayan ama bugün Yahudiyiz diye ortaya çıkanları) ülke yönetiminden ve topraklarından kovup Filistin'e kadar sürmüş olması. Yani  hanedanlığın tüm Mısır'a hükmeder duruma getirmiş olması.

Tek Tanrıcılığın ilk dönemlerinde,  Yukarı Mısır'da kuvvetli durumda olan, halkın tapınmalarında yer alan  OSİRİS KÜLTÜ (İsis oğlu Horus kültü) ve diğer tüm tanrılar RA ile  yada OSİRİS ile özdeşleştirilerek halk arasında özümsenmiş. Horus tarafından intikamı alınan ve tekrar tanrılığa dönmüş olan Osiris(fiziki olarak dirilme olmadığı ve yaşatılmak istendiği için) ismi altında, ölüler diyarı tanrıları olarak kalmışlar.




Ahit kitaplarında da, ölüler diyarının kendisine ait tanrılarının olduğu  işlenmektedir. Ahit kitabında ki, İsrail'in tanrısı / Yakup'un Tanrısı "ölümü, ölüler diyarına FİDYE vererek" etkisiz hale getireceğini bildirmekle acizliğini bildirmenin yanında Tanrı olmadığınıda itiraf etmektedir. Ortaya koyduğu MÜJDE olarak sarfettiği ifadesinde, çok tanrılardan biri olduğunu ve ölüm diyarı ile antlaşma yolunu deneyeceğini söylüyor. "Halkımı kurtarmak için, MISIR'I fidye vererek diğer güçlerle nasıl antlaştıysam, umarın ölüler diyarıyla da öyle anlaşırım" diyor. Bunca itiraftan sonra, ZAYIFLIĞINI görmeyipte, Kurtaracağım sözüne takılmak pek akıl karı değil.

"Tanrı değilim bende aciz bir varlığım. Benim gibi birçok Tanrı maskesi takmış olanlar var. Bazı işleri HÜKÜMRANLIK BÖLGELERİNİ devretmekle halledebiliyorum. Her ne kadar DÜNYA DOLUSU ALTIN FİDYE VERİLSEDE KİMSE KURTULAMAZ" sözü kulaklarımda olsada, ben kurtulabileceğimizi ummak sizlere de hayal ettirmek istiyorum" demesine rağmen, hala TANRI kabulü görebiliyorsa; icad edilen tek tanrıcılıkta birden çok tanrı olabiliyor demektir. Tanrı değilim diyeni tanrısın demek, "istediğim kadar tanrıyı ben tayin edip seçebilirim" demektir. Onlara göre bu çok tanrı içinden birine tapınmış olmak TEK TANRICI olmak olduğu ortaya çıkıyor.




Akhenaton,  uygulamaya koyduğu din-tanrı anlayışında GÜNEŞ simge değil, tam tersine somut fiziki yapıya sahip, varlığından sebeplenilen, gündüzleri birlikte olabildikleri kullanılabilen, üretime katkısı olan, yaşam kaynağı bir araçtır. Güneş İnsan hayatı için, Dünya yaşamı için olmazsa olmazıdır. Ama tanrı değidir. Güneşten mutlu olunur, sebeplenilir ama tapılmaz. Dünyayı yaratan onuda yaratmıştır gibi..

Bir çok ad gibi Amenhotep'in adı da Tanrıya yani o yıllardaki adıyla Amon'a / Amon - Ra'ya dayanıyormuş. Amenhotep isimi, "Amon hoşnuttur / Baba hoşnut" anlamına geliyormuş. IV. Amenhotep, kral olunca, inancının göstergesi olarak, Mısır Pantehonu'nun ve baş tanrı Amon'un yerine, tek ilah olarak ATON / ATEN'e olan bağlılığını ilan ederek, diğer tanrılara olan inancı ve tapınmaları yasaklamış.  IV. Amenhotep, Mısır'ın  tanrı AMON / AMON-RA  inancıyla birlikte putlardan oluşmuş tüm tanrıları yasaklayarak ve tek ilah inancını ortaya koymuş.

Amon'a bağlılığının işareti olan ismi  inancına ters düştüğü için, kendisinin "tanrı Amon'un oğlu" olduğunu ifade eden ismini değitirerek, iman ettiği ilahını çağrıştıran Akhenaton   (Aton'un büyüklüğü / hizmetkarı) olarak değiştirmiş. Benimsenen İlahın hiç bir zaman SOMUT / ŞEKİLSEL bir betimlemesi kullanılmamış. Duvarlarla çevrili, üstü açık yerlerde ibadetler yerine getirilmiş.

Akhenaton  Hz. Yusuf'un, Mısır krallları içinde  rüyasını yorumlamış olabileceği en uygun isim. " İlahının tapınağından çıkmıyordu vahiy aldı tanrıların hepsini yok etti, yerine sadece bir ilah ibadet edilmesine izin verdi" diye Mitolojilerinde yer verdikleri  Akhenaton, Hz. Yusuf'la birlikte olma olasılığı en yüksek Kral. İlahi anlamda herkezin puta taptığı, her köyün, her kentin ayrı tanrılarılarının olduğu bir dönemde tek ilah inancına geçişi, Kralın Hz. Yusuf'la karşılaşmış olma ihtimalini kuvvetlendiriyor.

Hz. Yusuf'un Krala rüya yorumlamış olması, sarayda krala danışman olması kesin olduğuna göre, Mısır hükümdarları içinde inanç anlamında putsuz / ikonsuz bu tür yönelişi yapan başka bir aday olmamasıda, Akhenaton- Hz. Yusuf işbirliğinin gerçekleşmiş olabileceğini işaret ediyor.

Tabiki bu arada işsiz ve güçsüz kalan, toplum üzerindeki etkilerini kaybeden Amon Tanrısına bağlı olan rahiplerde, Hz. Yusuf'a ve Krala karşı cephe almışlar. Tanrıyı elleriyle yaptıkları ikonlar olarak bellemiş / kavramış olan Amon Rahipleri için, İLAHİ bir korku söz konusu olamayacağından, gerek Kralın korumasından gerek halkın tepkisinden çekinerek Hz. Yusuf'a karşı kendilerini sessizliğe aldıkları muhakkak.

Rüya yorumu ile halkın sevgisini kazanıp açlık felaketinden koruyan Hz. Yusuf insan ilişkilerinde de Peygamberliğe yaraşır, DÜRÜSTLÜK, DOĞRULUK, ADALET gibi davranışlarda, sergilediği titiz tutumuyla  toplum içinde çok sevilen biri durumunda olmuş olmalı.

Hz. Yusuf öldükten sonra, özellikle "ya başka Peygamber gelirse" süphesiyle  korkan tarafın sarfettiği "bir daha onun gibisi gelmez" ifadesi bile, Amon Rahiplerinin içine düştüğü durumu sergilemektedir. Yeni peygamber geldiğinde ona tabi olmaların önünü kesmek için, yapılan bu vurgulama gelen Peygamberlere olacak olan itaati azaltma amaçlı olsa gerek Yoksa "KUR'AN'I KERİM'de" yer almazdı.

Yeni bir peygamber gelme olasılığını bilinçlerden, beyinlerden, düşüncelerden, kalplerden, inançlardan silmeye yönelik bu sözleri ancak; "artık elimizdesiniz bir daha böyle bir kurtarıcı  gelmez, dediklerimiz yapacaksınız" diyenler sarfedebilir. "Biz doğru olalım mutlaka gelir" denileceğine "bir daha gelmez" demek halkın süngülerini düşürme çalışmalarının özeti olsa gerek.




Nitekim o dönem sonunda, tıpkı KUR'AN'I KERİM'de bildirildiği gibi o sözü sarfedenler ilahi anlamda ne varsa değiştirmeye ve yasaklamaya başlamışlar (elbette başka peygamberler gönderilmiş. Eğer gönderilmeseydi, Hz Musa Firavun'un sarayındaki kraliçeyi ve diğer iman sahiplerini, kayınpederi Hz. Şuayib'i, abisi Hz. Harun'u nasıl TEVHİD imanına bağlı olarak bulabilirdi?) İman filizlenmemiş olsa; Hz. Musa Şuayip suyunda çaresizlik içinde kendisini "ALLAH'a" teslim eder miydi? 

Akhenaton'un  yerine 10 yaşında olan oğlu Tutankhaton tahta geçmesiyle, Amon rahipleri tekrar eski Tanrılar düzenine geçme imkanını yakalarlar. Yeni yönetimle birlikte ortalık karışmış, perde arkasında çocuk Firavun üzerinde hükümran olmak isteyenler kucaklarındaki taşları dökmeye başlamıştır.

Yönetim kargaşası orduya da sıçramış düşmanla çarpışmaya giden seferler düzenleyen ordu sürekli yenilir hale gelmiştir. Bu durumu, eski tanrıların terkedilmesine bağlayan Amon rahipleri, eski şaşalı günlerine dönmek isteyen saray çevresini ve başarısızlıklarını uğursuzluğa yükleyerek sorumluluklardan kurtulmak isteyen generalleri ikna ederek 10 yaşındaki Tutankhaton'u kendi istedikleri gibi yetiştirme olanağını ellerine geçirirler.

Tutankhaton'u eski tanrı sistemine dönüşte engel teşkil etmemesi  için, onu  babasına ve onun Tek İlah inancına düşman ettiler. Bu dönemde Hz. Yusuf Peygamber'le Akhenaton'un ait bilgileri ve iyiye dair ne varsa, yok etmeye başlarlar. Hz. Yusuf'un  isminin Mısır'da anılması bile Amon'cuları rahatsız etmeye başlamış olmalı ki, Çocuk Firavun  TutankhATON (Aton'un yaşayan temsilcisi) ismini, TutankhAMON (Günes tanrısı / Amon'un, yaşayan temsilcisi) olarak değiştirerek, Amon ismini ön plana çıkarırılar. Artık firavuna hitap edenler, "ATON'un yaşayan temsilcisi anlamındaki "TutankhATON" hitabında bulunduklarında, ATON'un tanrı olduğunu teyit etmiş, tanrılığına tanıklık yapmış olurlar. 

TutankhATON adı yerine TutankhAMON adını alan kral saltanatının  daha başında, "Mısır'ın eski çok tanrılı dinine" dönüş yapıldığından,  AkhenATON'un kurduğu ATON dini yerini Amon-Ra inancına bırakır.

Böylece tanrı olarak görülen Firavun'un ismi baş tanrıları Amon ile anılır hale gelmesiyle halka  pagan ilahlara   tapınılmasının da yolunu açmış olur. Tanrı oğlu firavun "ben  Amon'um, ben Amon temsilcisiyim diyorsa halkta, firavunlarından ötürü AMON'a yönelecektir. Hep inançlarında var olan RA  ile de kuvvetlendirilen Amon-Ra ismi, inançların da kolayca yer bulmuş olmalı.





Tutankhamon'un tahta çıktıgı sırada Mısır, dünyanın en zengin ülkesiydi ama Akhenaton'un tek ilahlı din uygulamasının sonucu olarak, bütün AMON tapınakları bakımsızlıktan dökülmüş haldeydi. Ticarethaneleri 17 yıl boyunca kapalı kaldığından paraları da yoktu. Rahiplerin Firavun üzerindeki  etkisini en iyi gösteren gelişmelerden biride, firavun'un bu tapınakların yapılmasını istemesidir.

Elbetteki naip konumunda olanların arzuları yönünde ortaya koyulan bu istek sonucunda, Firavun'un babası konumuna oturtulan (firavunların tanrı oğlu olduğu kabulü yeniden devreye giriyor) AMON'un altın heykelleri yapılarak, onarılan Amon tapınaklarına yerleştirilir. Elbette diğer tüm tanrılarda unutulmayarak, altın heykellerde halinde tapınaklardaki yerlerini almışlar.  Yıkılan rahiplik kurumları yeniden örgütlendirilerek kaybettikleri saygınlıklarına ve  bağışlarla dolan hazinelerine yeniden kavuşurlar.

Çocuk Firavun, Akhenaton'un tersine "Eski Tanrılar sistemini" yeniden kurdu. Amon Rahiplerinin ve Generallerin yönetimi altında yaşından dolayı kararlara katkıda bulunumayan kralı, geleneksel çok tanrılı dine döndürerek Mısır Pantehonunu yeniden vizyona sokmuşlar.

Kralı perde arkasından yönetenlerin, aralarında aldıkları kararları uygulatanların önlerindeki en büyük engel  Tutankhamon'un yaşı ilerledikce kararlara katılma isteğinin artıyor olmasıydı. Artık oyun oynayan kral yerine, ünvanlarına ve saltanatlarına sahip çıkan bir kral ortaya çıkmaya başlar.  Elbette bu durum Kral naiplerinin, danışmanların, Rahiplerin, Generallerin, danışmanların çıkarlarıyla uyumlu olmayabilirdi. Saray içindeki güç dengeleri bozulabilir, kuvvetler rakip tarafada geçebilirdi.

Tutankhamon 19 yasindayken aniden ölür.  Mumya kontrollerinin verdiği sonuca göre; kafatasinda sol kulagin arkasinda tahribat bulundugu için, ölümünün bir kaza sonrasinda oldugu saniliyor. Çok genç yaşta ölen bu kraldan sonra, babasına vezirlik, kendisine de küçüklüğünde naiplik yapmış olan Ay, Tutankhamon'un dul kalan kraliçe (kraliçe aynı zamanda, Tutankhamon'un baba bir anne ayrı kızkardeşiymiş) ile evlenerek tahta çıkar.




RA'nın, MISIR İNANÇ YAŞAMINDAKİ SEYRİ ve HORUS'la ÖZDEŞLEŞMESİ.
 
THOTH MA'AT için;
1- THOTH MA'AT ile birlikte zaman öncesinde kendi kendilerini yaratmışlar.   
2- RA tarafından yaratılmışlar

RA için;
1- RA başlangıç tanrısı olarak zaman öncesinden beri varmış. Tanrıların tanrısı kabülü içinde diğer tanrı oluşumları mitlerinde yer almış
2- Tanrı THOTH ve tanrıça MA'AT'ı yaratarak yaratılışı başlatmış.
3- RA kaynağı tam olarak bilinmeyen ama insanların bilincinde / düşüncesimde Hz. Adem'den / Yaratılıştan beri yerleşmiş olan İLAH inancının zaman zaman ortaya çıkış ifadesidir denilebilir. Tanrılar edinselerde, ikonlara tapsalarda, Altından Putlar yapsalarda, günlük ihtiyaçları için birtakım isimlere müracaat etselerde, kesinlikle biliyorlardı ki o sığındıklarınıda yaratan bir olgu vardı.

Biliyorlardı ki; sunduklarını yiyemeyen-içemeyen, kucaklanıp taşınmazsa yer değiştiremeyen, ruhban sınıfı konuşmassa hiç söz sarfetmemiş olan, "O (zaman içinde değişen ismiyle) dediki" diye ("Tanrı bana BUSH GİT BU İŞİ HALLET dedi" gibi)  organizasyonlara girişenler olmasa hiçbir fiziki etkinlikte bulunamayan, GÜNEŞ olmasına rağmen mecburen hep doğudan saatinde doğup saatinde görüntüden kaybolan, TOZUNU ALINIP PARLATILAN..vb...  asla yaratan olamaz.




İkonlarına tapılmayı sağlamak için yani; Putlaşmak, heykellerle ifade edilmekten hoşlanıpta, kendi heykelini bile insanlar (yaratılmışlar) olmasa yapamayacak acizlikteki herhangi birşeyi yaratabilir mi?

Put Tanrıların en kamuflajlısı / en sinsisi; Put düşmanı elbisesini içinde, kendisini (inanç kırıklığını, inanç bebeliğini, inanç yaldızlanmasını, inanç gelişmemişliğini, inanç ilkelliğini) ifade eden  ALTIN BUZAĞIYI,  tapanlarına içirten  Yahudi ve Hıristiyan  tapınmalarının ikonlaştırılmış  varlıklardır. 

Kendisi için yapılan Put çok hoşuna gitmiş olmalı ki,  yok edilmesi ile rahatlayacağına PUTUNUN suyunu içirterek rahatlıyor. Kendine yakıştırdığı putunun suyuyla / suya bulaşan FİZİKİ parçacıklarla  gönüllere bulaşıyor. Putunun suyuyla kötü dürtü olarak  göğüslerde yaşamak isteyen, herhangi birşeyi yaratmış olabilir mi? (tılsımlı, uğurlu kabul edilen, kuars türü taşlar, Piramit parçaları, Mısır tanrı ikonları vb. takılar, muskalar, ipler, isimler, para köşeleri, renkler, sayılar ve okunmuş su içmeleri NİYETİNE)

(ALTIN BUZAĞI İsrail'in / Yakup'un tanrısının çok hoşuna gitmiş olmalıki, put yapımcısını ve soyunu daimi hizmetcileri Başkohen olarak atıyor. Kendi inanç takipcilerine de tek ilahlı din maskesiyle, aslında göğüslere sokularak gizlenmiş olan PUTA tapmak olduğunu iletmiş oluyorlar.
Gerçekten PUTA karşı İNANÇ yayıcısı ve savunucusu olan; Put yapımcısını ve Putu koruyucu konumdaki soyunu mükafatlandırır mı? Putunun ezdirerek elde edilen tozunu suyla karıştırıp inananlılarına içirtir mi? İçmeyenleri Put yapımcı soyuna -Levilere- öldürtür mü?
Amaç,Yahudilere asıl tabii oldukları tanrının adresini;  satırlar arasında, ilahi din maskesi altında iletmek olmasa, put suyu içirtmeyi ve put yapımcılarının ÖDÜLLENDİRİLMESİNİ anlatır mı? Ortaya koyulan bbu ve benzeri mesajlar ile Tanrılarının, Yakup'a güreşte yenilen, ona yalvaran bir yapıya sahip olduğunu belitmek olmasa, yani TEVHİD İMANINA bağlı olmadıklarını ilan etmek olamasa bu tür anlatımlar kitaplara girer mi?)




İkonda olsa Tanrı etiketiyle, hep ortalarda, tepelerde olmak istediği halde, depolara atılmış olan neyi değiştirmiş olabilir ki? İkonlara tapınmalarını binlerce senedir sürdürenler, bugünkü anlamda, umut kapısı gördükleri bu ikonları, ip çekilen, tütsü sunulan, adaklar adanan, haç çıkartılan, kurbanlar kesilen..vs.. olgular olarak gördükleri muhakkak

Bugün yapıldığı gibi; "Evrenden iste", Yıldızlara bak", "ismini değiştir", "bu renklerle olmaz", "sorun doğum tarihinde"..vb..gibi davetlerden başka bir hal ve harekette bulunmadıkları ortada. Bugünkü uygulamalara bakıldığında, inanç Tanrı yaklaşımının o yıllarda yapılanlarla aynı olduğu ortada.

O günkü uygulamacılarda, Kutsallara mum yakma işlemlerini aynen bugün yapıldığı ve tavsiye edildiği gibi alenen yapmanın yollarını bulmuşlar. Bugün Türbelerden, uçanlardan, kaçanlardan, kiliselerden, ikonlardan, kutsallardan, ölülerden,..vb.. yardım isteyenler gibi aynı eylemleri İBADETLEŞTİRMİŞLER.




ikon




İpten, çuldan, mumdan, uğurdan, takıdan, taştan, topraktan, metalden, renkten,..vs..vs.. isimden medet umanlar gibi, mutlaka onlarda herşeyin görülemeyen ama hep var olan tek bir yaratıcısı olduğunun (ne isim verdilerse) farkında olmalılar. 

En azından toplumun bir kısmı, tıpkı bugünküler gibi;
"biz herşeyin yaratanı olduğunu biliyoruz, biz bu putları yaratana daha çok yaklaşabilmek için kullanıyoruz"
Onlarda "bizler, bunların herhangi bir gücünün olmadığını ama çeşitli tabiat olaylarının sorumluluğuna atadığımız  için tapınıyoruz"
"Herşeyin Yaratandan kaynaklandığını, onun izni ve emri ile olduğunu biliyoruz"
"Ama bu ikon tanrıların, arzularımızın gerçekleşmesine vesile olacağına inanıyoruz"
"İnandığmız için tozlarını alıp, devasa heykellerin tapınaklara dolduruyoruz" demiş olmalılar

Bu tür bir yaklaşım içinde olmalılar ki; RA ismi (Kaynağı net değil) kavram olarakta, bağlılık olarakta, zora düşünüldüğünde dönülecek makam olarak, inançlarında hep yer işgal etmiş. Tanrı değiştirmek, tanrılarını ön plana çıkartmak isteyenlerde hep RA isminin ardına saklanmışlar.
     

RA'nın da yaratılmış olduğunu anlatan üç ayrı kozmik yumurta miti. Eski Mısır inançlarında Evren, İkili güçten Büyük Olanının (Ptah) zamanında döllenmiş yumurta olarak tanımlanırmış. Mısır Kazı'nın (Geb, Khnum, Kneph yada İsis) kozmik yumurtasından GÜNEŞ / RA çıkmış. Ölüler kitabında yumurta içindeki durum şöyle özetlenir, "O büyüdü ben büyüdüm, o yaşadı ben yaşadım". Yılan Kneph de aynı zamanda Logos'u (SÖZ: "Ol" içeren tanrısal emir) sembolize eden kozmik yumurtayı ağzından çıkarmıştır.

Geb, Thoth, Ptah ve Ra Mısır inanç sisteminde KOZMİK YUMURTAYLA alakalı görülen ilahlardır. Eski Mısır inancına göre Ptah Yaratıcı Baba tanrıdır. Ptah ruhunu içeren yarattığı Güneş ve Ay yumurtaları Dünya yumurtasını birleştirerek biçimlendirdiğine inanılır. Eski Mısır inanç sistemlerinin hepsinde yaratılış hikayeleri "başlangıçta sonsuz bir deniz vardı" sözleri ile başlatılmış.Deniz, Nun ile özdeşleştirilmiş.

Bir Yaratılış anlatıma göre; KAZ ile sembolize edilen ve başında Kaz figürü taşıyan ilah Geb kozmik yumurtayı ilah Nun (deniz) ile (deniz üzerinde) üretmiş. Dolaysıyla Dünya ve üzerindekiler bu yumurtadan oluşmışlar. Kozmik Yumurtanın içinde bulunan RA, yumurtasından bir Kaz ya da Şahin biçiminde çıkmış. Suların (Nun) üzerinde uçarak gökleri aydınlatarak yaratılışa başlamış

Diğer bir yaratılış (Hermapolis metinlerine) anlatımına göre; Yumurta Geb'e değil, insanları biçimlendiren, yumurtadan çıkan Khnum'a.dayandırılırmış. YARATAN'ın hediyesi olarak sonsuz sulardan (Nun'dan) bir tepe yükselmiş ve tepe üzerinde ki yumurtadan İlahi yapıya sahip / Ruhani Güneş (RA) doğmuş. Ve her şey cennetlerin üstündeki bu güneşin doğuşundan sonra yaratılmış.

Bir başka yaratılış anlatımına göre de; Yumurta ile ilişkilendirilen İlah Osiris imiş. Osiris'in eşi ve kızkardeşi olan İsis'in bir diğer adıda, KAZ yumurtasıymış. Mısırlı rahipler yumurtayı İsis'le özdeşleştirdiklerinden yemezlermiş. Geb, maddenin (dolayısıyla Geb'in) ilk oğlu olarak kabul edilen Osiris'e (eşi ve kızkardeşi olan İsis'le birlikte) Dünya�nın sevk ve idaresini bırakmış.

Mısır inançlarında Güneş ve Ay, aynı zamanda göksel altın yumurtayla ilişkilendirilirmiş. Güneş ve Altın yumurtanın aynı anlama geldiği düşünüldüğünden Altın yumurta, Güneş sembolü ile özdeşleştirilmiş.

Yeni yıl ağaçları olarak adlandırılan Mayıs ağaçları, Aziz Yuhanna ağacı vb, yumurtalarla ve yumurta kabuklarıyla süslenmesinin kaynağı bu PAGAN MISIR inançlarının Hıristiyanlık içine sokulması imiş. Bahar aylarında yeni bir canlanışın / üremenin simgesi olarak kullanılan yumurta, Hıristiyanlık ritüellerinde Kırmızı Paskalya yumurtası olarak yer bulmuş. Paskalya yumurtası, doğurganlığın ve doğa uyanışının sembolü olurken, İnanna - Dammuz aşkı gibi yeniden dirilişlerle süren ortaya çıkan ölümsüzlük inancının simgesi olarakta görülürmüş. Paskalya danseden yumurta geleneği de, yılın o zamanlarında Güneşin gökyüzünde dansettiği inancına dayanırmış.

İstanbul'da ki ve diğer tüm dikilitaşların tepesinde kozmik yumurtayı simgeleyen küresel bir parça bulunurmuş. "Hıristiyanlığa şekil verdi" denilen, Hıristiyanlığın temellerini atıp kitaplarını saptayan, konsiller düzenleyip din oluşturan I. Kostantin'in (Pagan olarak) ölmeden (337'den) önce ısmarlar ama dikilmiş olarak göremez.

Torunu I.Theodosıus döneminde dini karışıklığın hat safhaya vardığı dönemde, Güneş tanrısı ritüelleriyle bezenmiş olan, tüm halkın inaçlarına hitap eden, ortak değerler ihtiva eden Hıristiyanlık, (Katolik) resmi devlet dini olarak (381 konsilinden 10 sene sonra;391 de) kabul edilir. I. Theodosıus'un 390 yılında (yada II.Theodosıus'un ~410) yerine oturttuğu inançlarının dayandığı kaynağı tam olarak gösteren, hüküm sürdüğü topraklarda hakim olan güneşe tapanlara, TANRILARI İNANÇLARINDA bir değişiklik olmadığını gösteren, dikilitaşın üzerindeki bu kozmik yumurta depremde düşmüş.

Kozmik yumurta Mısır inancını; RA'ya adanmış taşları Vatikan'a dikmekle kalmayıp," aynı inancın devamıyız" dercesine HAÇ'larını da tepesine koymayı Papa'lık seviyesinde Hırtistiyanlar devam ettirmiş. Böylece, RA sembolü dikilitaşların üzerine HAÇLARINI oturtarak inançlarının dayandığı, İNANÇLARININ FEYZ ALDIĞI KAYNAĞIN, RA kökenli Mısır dinleri olduğunu ilan etmişler. "RA'ya tabi olan, onun işareti etrafında toplanan tüm varlıkları bünyemize aldık onları fethettik" dercesine, RA'nın tepesine yine onlardan aldıkları çaprazı dikerek özdeşleştiklerini, göksel egemenlikteki ittifak ortaklarına ve cümle alem varlıklara ilan etmişler

   
 

Hıristiyanlığı çok seven PAGAN, I. Kostantinin getirttiği ve oğlu, II. Kostantin tarafından 357 yılında dikilen ve Hıristiyanlığın koruyucusu, tanrının sözcüsü, Oğul Tanrının vekili PAPA V. Sixtus  tarafından, 1588 yılında yatak odasının gözüken Marcus Aurelius heykeli yerine TANRI RA-HORUS'a övgüler sunan obeliski oturtan PAPA'nın inancı hangi yönde olabilir?

Kilisede haça istavroz çıkaran gözünün önüne Oğul Tanrı ikonu koymalı değil miydi? Kilisede oğul tanrı diye tapındığının atası babası olarak RA'yı mı görüyordu da sabah güneşinde ilk gördüğünün o olmasını istedi. Kilisede İsa'ya, dışarda RA'ya mı? III. Tuhmosis'in yaptırdığı (İstanbul'daki de III. Tuhmosis) PAPA'nın yatak odasının önüne diktirdiği TANRI RA dikilitaşının hikayesi böyle. Üzerinde "RA'ya tabiyiz" ilanı yapan haçlarıda hala durmakta.

1 Yuhanna........5:21 Yavrularım, kendinizi PUTLARDAN KORUYUN

   
  obeliks
     
 

A. Kircherin, Kutsal kitaplarını bir yana bırakarak Mısır inançlarından yaratılış hikayelerini çıkarmasına kaynaklık eden en büyük etken, PAPA'ların "ÖNCE SÖZ VARDI" diye kitaplarında ifade bulan tanrı sözünü bir tarafa bırakarak, yeni oluşum hikayelerini yaymaları olsa gerek. Tanrı RA'yı öven taşların üzerine HAÇI dikmelerinden, hangi tanrı inançlarına sahip oldukları anlaşılmıyor mu?

"Hz. Muhammed Peygamberdir", "KUR'AN'I KERİM ALLAH'tandır" diyemeyenler. MÜSLÜMANLIĞI sapkın din olarak görenler, MISIR TANRISI RA'yı öven, PUTLAŞTIRAN, RA'yı temsil eden taşların üzerine, haçlarını dikmiş olmalarının elbette derin manaları vardır. A. Kircherin, bugünkü Kozmik Yumurtayı benimsiyenlerden tek farkı, Hıristiyan olarak bu tezi açıkca beyan eden kitaplarla, tuttuğu yolun ne olduğunu bildirmesi.

KOZMİK YUMURTA oluşumunu sahiplenenler, şimdi, MARDUK gelecek diye ortaya çıkanlarla, HORUS'u / gören gözü İNANÇLARDA egemen hale getirmek isteyenler.Yahudilerin inanç sistemleri sonucu çizdikleri yolu, hedefler hariç, ibadet inançlarını paylaşmasalarda benimsemiş olanlar (Varlık BİR'likcileri) egemen. (Piramitin gören gözünün etrafındaki ışın demetleri kozmik yumurtayı çevreliyor olabilir mi?. Herşeyi gören gözün yumurtası.)

Anlaşıldığı kadarıyla Mısır tanrı sistemimdeki kozmik yumurta özdeşleşmesinden vazgeçilmiş değil. Yumurtadan TANRI türetenlerin inanç sistemlerini kendilerine temel teşkil etmiş olanlar; Yumurtalarının kırılması ile yeni MESİH vurgulu Tanrılarına kavuşmayı hayal ediyor olmalılar.


 

KOZMİK YUMURTA
   
 

Görüldüğü gibi, "her harfi tanrıdan" dedikleri kitaplardaki, tanrı sözlerini bırakıp yaratılış hikayeleri peşinde koşan, pagan putperes inançlardan medet uman, ellerindeki metinlerin ilahi bir değer taşıdığına inansaydı, yada gerçekten tek ilahlı bir yolda olsaydı bu tür arayışlara girer miydi? Arayışlarından elde ettiği sonuçları kitaplara ve etiket ismine ters olmasına rağmen yayınlar mıydı? Demek ki kilisenin ortak öğretilerinden bu noktaya gelmişti ki bunları yayınlamakta bir mahsur görmedi. Hıristiyanlığı Mısır tanrılarına yönlendirmek isteyen, etiketini taşıdığı dinin imanlısı olabilir mi?

Aforoz edilmediğine, "başka tanrıların peşinde koşuyorsun" diye dışlanmadığına göre, Kilisenin ve PAPA'lığın benimsediği görüşleri dile getirmiş ki, KAFİR damgası yememiş. Kutsal adlettikleri kitaplarına ön geçmiş olarak dahil ettikleri, Eski Ahit'in Mısır ve Babil inanç karması olduğunu iyi bilenler, MARDUK ile HORUS arasındaki seçim haklarını HORUS'tan tarafa kullanmış gözüküyorlar.

   
  LATERNE OBELİKS
   
  Yeni Ahit kitabının, antik Yunanca kopyasında 'STAVRO' / σταυρός (stav̱ró) olarak geçen ve infaz ağacını vurgulamak için kullanılan STAVRO kelimesi, her ne kadar günümüzde haç anlamında kullanılan İSTAVROZ kelimesinin kökeni olsa da, 'STAVRO'nun eski (Antik - Koine Yunancası) Yunanca'daki anlamı yere çakılmış kazık veya direkmiş.

Yunanca: ??????? / stav_rós (STAVRO) kelimesinin karşılığı, Latince CRUX kökünden türetilmiş: İngilizce CROSS, Fransızca CROIX ve Almanca KREUZ = Türkçe karşılığı ÇAPRAZ olan kelimelermiş. Obeliskin dikildiği zamanlarda Hıristiyanlar balık sembolü kullanıyormuş. Kendi ifadeleriyle Roma baskısından kurtulabilmek için balık sembolünü seçmişler. Cross sözcüğüne yakın olan CRUCIFIED kavramı da, üzerinde HAÇ ÜZERİNDE İNSAN figürü bulunan ikonlar için (10-13 yüzyıldan itibaren) kullanılıyormuş.

Bu kelimeler; günümüzde "GEÇİRTİLEN evrimlerin" sayesinde, İKON kullanım ihtiyaçlarına imani maskeler olmuş. Temsil ettikleri, ittifak İnançlarına yaraşır hale getirdikleri kavramlar, amaçlarına hizmet eder hale getirilmiş. 
     

A. İLAHİ DİN MASKESİYLE HIRİSTİYANLIĞIN İKONU HALİNE GETİRİP, EDİNİLEN TANRIYA İTHAF ETTİKLERİ "HAÇ ve SEFİROT" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   

A. HAÇ anlamı çıkardıkları ama KİTAPLARINDA TREE / AĞAÇ / AHŞAP olarak geçen Antik Yunanca "ξύλοvKsulonun KÖKÜ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Şeytanla toplantıya giren, oğulları olan TANRI inancına sahip olanlar için, tanrı seçimi yapmak kadar, normal birşey olabilir mi? Tek tanrıcılık dedikleri şey çok tanrı içinden seçtikleri tek tanrıya tapmak olanların doğru seçim yapma olasılığı var mı? İhtiyaca göre, nefislerin arzusuna göre, amaçlara göre tanrı benimsemesi yapanların ilahi yolda yürüyor olmalarına imkan var mı?

Gittikleri yolların yanlış olduğunu, tarafı olduklarının ilahi değerlere sahip olmadığını bilmemeleri mümkün mü? Eğer bilmiyor olsalardı "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a" İNANIYOR taklidi yaparlar mıydı? Açıkça diğer putperes dinler gibi meydana çıkıp kimliklerini ortaya koyarlardı. Kiliselerini üzerine kurdukları kişinin kimliği, yapısı kutsal adlettikleri kitapta yazılı. "Oğul Tanrı" dedikleri, "tanrının ta kendisi" dedikleri İsa'ları, tanıkların huzurunda "ŞEYTANSIN" dediği insanın üzerine kiliselerini kurmakla övünenlerin tuttukları yol doğru yönde olabilir mi?

"Tanrının ta kendisi" dediklerini inkar eden, "gökleri yerleri yarattı" dediği tanrıyı red eden, "can veren can alan" dediği tanrıyı terk eden, "kurtarışa gelip bizleri kurtaracak" dediği tanrının peşinden gitmeyen (peşinden haçını taşımayan) "gökleri ve yeri o yönetecek" dediği tanrıya ihanet eden, cennette bizleri karşılayacak" dediği tanrıyı umursamayan, ..vb.. kimbilir daha neleri keyfince düzenleyip ortaya koymuştur.

Tanrı dediğini sağken yanında iken ihanet edebilen, o yokken kimbilir daha ne ihanetlerde bulunmuştur. Onun kurduğu, sistemini ortaya koyduğu, anahtarı bendedir dediği kilisenin öğretileri içinde İLAHİ DEĞER İHTİVA EDEN BİR İFADE bulunabilir mi? Üstelik PAGAN inançlı imparator tarafından konsillerle DİNE, gönüllerince çeki düzen verilmişse İLAHİ BİR VAYHE rastlanabilir mi?
   

Hatta "çekil önümden ŞEYTAN" vurgulamasıyla Petrus'un, ŞEYTANA Oğul Tanrı yanında olduğu halde ne kadar çabuk teslim olduğu da belirtilmiş. "İMANI KIT da" denmiş.
Bu hitaplara maruz kalan birinin İsa'nın ölümünden sonra yazdığı kitapların ve kurduğu kilisenin hangi inançlara kucak açtığı ortada değil mi? Onun kayası üzerine kurulan dinin İLAHİ güvenirliliği olabilir mi?

Matta.........14:31 İsa hemen elini uzatıp onu tuttu. Ona, «Ey İMANI KIT ADAM, neden kuşkuya düştün?» dedi.
Matta.........16:23 Ama İsa dönüp Petrus'a şöyle dedi: «Çekil önümden, ŞEYTAN! Sen YOLUMDA ENGELSİN. Senin düşüncelerin TANRI'nın değil, İNSANIN düşünceleridir

Son gecesinde "uyanık kalın benim için dua edin ki AYARTILMAYASINIZ"  dediklerinin hepsinin, BİR saat bile uyanık kalamamalarını bildirmekle onların bu işlerde ne kadar sadakaat sahibi oldukları ortaya çıkıyor.

Luka..........22:40 Oraya varınca İsa onlara, «Dua edin ki AYARTILMAYASINIZ» dedi.

"Rab" dedikleri ÜÇ kez "uyanık kalın şeytanlara karşı koyun, SİZİ AYARTMASIN" denildiği halde, OĞUL TANRI dediklerinin yanında bir saat bile ŞEYTANA karşı koyamayıp teslim olanların ne kadar inanç sahibi olduklarını sergiliyor.

Markos......14:37 ÖĞRENCİLERİNİN yanına döndüğünde ONLARI uyumuş buldu. Petrus'a, «Simun» dedi, «uyuyor musun? BİR SAAT UYANIK kalamadın mı?
Markos......14:38 UYANIK durup DUA edin ki, AYARTILMAYASINIZ. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür.»
Markos......14:40 Geri geldiğinde öğrencilerini yine UYUMUŞ buldu. ....
Markos......14:41 İsa ÜÇÜNCÜ kez yanlarına döndü, «Hâlâ UYUYOR, dinleniyor musunuz?» dedi......

Ayartılmamaları için uyanık kalıp İsa'ları adına dua etmesi gerekenlerin, ikazlara rağmen ÜÇ kez  kendilerini ŞEYTANA teslim ettikleri "İsa'nın çekil önümden Şeytan" demesinden anlaşılıyor. Bu tanımlamalar; açık açık kitap yazıp "tanığız" diyenlerin güvenirliliğinin olmadığını, onların İsa'larından sonra zaten hep UYUR halde kalacaklarını söylemiyor mu?

İsa'ları varken UYUYANLAR daha sonra uyuduklarını belli etmemek için kimbilir insanları nasıl UYUTMUŞLARDIR? Bu kadar uyarıya rağmen, önder yapılan birinin kayası üzerine kurulan dinin içine, elbette RA'da girer, HORUS'ta girer. Tanrılarıyla toplantılar yapan ŞEYTANDA çöreklenip kalır.

1 Yuhanna........5:21 Yavrularım, kendinizi PUTLARDAN KORUYUN
   
  seytan işareti
   
 

Petrus'un ters haça gerilmiş olduğunu ilan etmek bile, Petrus'un kutsal kitaplarında profilini çizdikleri (iki adet isa) İsa ile yollarının ne kadar ters olduğunu göstermektedir. Kitapların da işledikleri Tanrının Oğlu İsa ile vurulmuş olan, "ŞEYTANİ" damgayı kullanarak tuttukları yolu netleştirmişlerdir.

Kitaplarının ilahi isim taşıması nedeniyle, İsa ağzından mecburen yazılan BABA TANRI (ortakları olsada) çağrılarının bile Petrus tarafından geçersiz sayıldığını bildiren bir durumdur, "ters çarmıha gerilmiş" olduğunu söylemek.
Petrus'un aslında İSA yolu yerine, kutsal kitaplarında yazdığı gibi Tanrıları ile toplantılar yapan ŞEYTANIN peşine takıldığı, TERS ÇARMIH açıklamasıyla netleştirilmiş.

Oğul tanrı İsa tarafından kendisine ve Baba tanrıya İMANSIZLIK ettiği vurgulanan "Petrus ben ona layık değilim diye kendisini ters haça gerdirdi" demek bile kitaplarındaki nitelendirmelerine bakılınca, "BEN İSA'nın YOLUNDA DEĞİLİM" manası çıkıyor.
"Ben kimim ki onunla aynı şekilde çarmıha gerileyim" tevazusu çıkmıyor.
"BEN ONUNLA TAMAMEN TERS YÖNDEYİM" ilanı çıkıyor.
Gerçektende kitaplarındaki işlenmiş olan Pagan kaynaklı TANRI inancının bile Petrus'a ağır geldiğini, o yolda ilerleme yerine, İSA'nın saptaması gibi o yolda ENGEL teşkil ettiği KİLİSE BABALARI tarafından kabul edilmiş görünüyor. Kendisini önder edinenlerle İSA tersi yol izlediği anlaşılıyor.

Petrus'un kitaplarındaki "ÇEKİL ÖNÜMDEN ŞEYTAN" saptamasına uygun hareket ettiği yani; gerçekten OĞUL TANRI İSA'nın yolunda ENGEL TEŞKİL ETMEK için faaliyette olduğu Petrus öldükten yaklaşık ikiyüz yıl sonra Kilise babalarından İskenderiyeli Origen  (Yunanca:  ???????? Origenes) Adamantius, (M.S.184-253) tarafından ilan edilmiş.

Matta....16:23 Ama İSA dönüp PETRUS'a şöyle dedi: «Çekil ÖNÜMDEN, ŞEYTAN! Sen YOLUMDA ENGELSİN. Senin düşüncelerin TANRI'nın değil, İNSANIN düşünceleridir

"YOLUMA ENGELSİN" dediği,
"Yolumda ENGEL OLMA" dediği,
"Sözlerin TANRI SÖZÜ değil" dediği,
"Düşüncelerin TANRI EMİRLERİNE uymuyor" dediği
Yani; OĞUL ve BABA TANRI yolunda gitmeyeceğini, TANRI yolunun takipcisi olma yerine, TERS yollara saparak DOĞRU YOLDA olanlara / TANRI ÖĞRETİLERİNE engeller çıkaracağını bildirdiği PETRUS, VATİKAN'ın peşine takıldığı Petrus; BUGÜN DÜNYANIN EN KALABALIK İNANÇ SİSTEMİNİN kurucusu ilan edilmiş.

Nasıl? "Horoz ötmeden üç kez beni inkar edeceksin" sözü kehanet olarak kabul ediliyorsa, PETRUS HAKKINDAKİ "ÇEKİL ÖNÜMDEN ŞEYTAN" yargısıda dikkate alınmalı. Öyle, "Oğul Tanrı Cennetin anahtarlarını sana vereceğim, topluluğumu senin KAYANIN üzerine kuracağım" VAAD SÖZLERİNİN arkasına takılarak, hemen arkasından VAADİNDEN VAZ GEÇTİĞİNİ açıkca belirten "ÇEKİL ÖNÜMDEN ŞEYTAN" ifadelerini görmemezliğe gelmek olmaz.

Matta..........16:15 İsa onlara, «Ya siz» dedi, «ben kimim dersiniz?»
Matta..........16:16 Simun Petrus, «Sen, yaşayan TANRI'nın OĞLU Mesih'sin» cevabını verdi.
Matta..........16:17 İsa ona, «Ne mutlu sana, Yunus oğlu Simun!» dedi. «Bu sırrı sana açan insan değil, göklerdeki BABAMDIR.
Matta..........16:18 Ben de sana şunu söyleyeyim, sen Petrus'sun ve ben topluluğumu bu KAYANIN üzerine kuracağım. ÖLÜLER DİYARININ kapıları ona karşı direnemeyecek.
Matta..........16:19 Göklerin Egemenliğinin ANAHTARLARINI sana vereceğim. Yeryüzünde bağlayacağın her şey göklerde de bağlanmış olacak; ........

Önce İMANSIZ dediği ama daha sonra kendisinin yaşayan Tanrının oğlu olduğunu bildiği ve bu sözleri BABA TANRININ söylettiğini sandığı Petrus'un "Oğul tanrısın" sözlerini daha önce öğrencilerinin tümünün söylemiş olduğunu, hatta kendisine tapındıldığını hatırlayarak, Petrus'un söylediği sözlerin BABA TANRI'dan değil, arkadaşlarından yada ŞEYTANDAN kaynaklandığının farkına varıyor. Petrus'un daha sonraki müdahalesinde, davranış biçiminden BABA TANRI kaynaklı değiş ŞEYTANİ kaynaklardan beslendiğine emin olmuş olmalıki; o sert çıkışını yapıp "YOLUMA ENGEL olma, önümden çekil ŞEYTAN diyor"

Önce İMANSIZ dediği ama daha sonra kendisinin yaşayan Tanrının oğlu olduğunu bilmesini BABA TANRI'dan ilhamlandığını sandığı Petrus'un, "Oğul tanrısın" cevabını daha önce öğrencilerinin tümünün vermiş olduğunu, hatta kendisine tapındıldığını hatırlamış olmalı ki; Petrus'un söylediği sözlerin BABA TANRI'dan değil, arkadaşlarından yada ŞEYTANDAN kaynaklandığının farkına varıyor
.
Matta.......14:31 İsa hemen elini uzatıp onu tuttu. Ona, «Ey İMANI KIT ADAM, neden kuşkuya düştün?» dedi.
Matta.......14:33 Kayıktakiler, «Sen gerçekten TANRI'nın OĞLUSUN» diyerek O'na tapındılar.

Petrus'un daha sonra kendisine karşı bulunduğu azarlama müdahalesinde ki davranış biçiminden, Petrus'un ilhamlanmasının BABA TANRI'dan değil, ŞEYTANİ kaynaklardan olduğuna emin olmuş olmalı ki; o sert çıkışını yapıp "YOLUMA ENGEL olma, önümden çekil ŞEYTAN" diyerek son noktayı koyuyor.

Matta....16:22 Bunun üzerine Petrus O'nu bir kenara çekip AZARLAMAYA başladı. «Tanrı korusun, ya Rab! Senin başına asla böyle bir şey gelmeyecek!» dedi.
Matta....16:23 Ama İSA dönüp PETRUS'a şöyle dedi: «Çekil ÖNÜMDEN, ŞEYTAN! Sen YOLUMDA ENGELSİN. Senin düşüncelerin TANRI'nın değil, İNSANIN düşünceleridir

SININsöylediği için daha sonra kendisinin Mesih olduğunu bildiği için iltifat olsun diye, "BABA TANRI söyletti" diye sarfettiği anlaşılan VAADLERİN ardından, tüm VAADLERİNİ geçersiz kılan ŞEYTAN damgası ile TANRISAL değil, ŞEYTANİ yolda olduğunu vurgulamış olmuyor mu? söyletenin nı vurması ilk nitelendirmesini yaptığına göre

Matta..........16:24 Sonra İsa, öğrencilerine şunları söyledi: «ARDIMDAN GELMEK isteyen, KENDİNİ İNKAR ETSİN, çarmıhını yüklenip beni izlesin.

 

 

  ARDIMDAN GELMEK isteyen, KENDİNİ İNKAR ETSİN" buyruğuna uymadığını, KENDİNİ inkar etmek yerine, İSA sağken (üç kez) yaptığı gibi İSA'yı İNKAR ettiği, TERS yönlü ÇARMIH kullanarak duyrulmuş.

Yuhanna.....13:30 Yahuda lokmayı aldıktan hemen sonra dışarı çıktı. GECE OLMUŞTU
Markos.......14:30 «Sana doğrusunu söyleyeyim» dedi İsa, «bugün, BU GECE, horoz İKİ kez ÖTMEDEN  sen beni ÜÇ KEZ inkâr edeceksin.»
Luka...........22:34 İsa, «Sana şunu söyleyeyim, Petrus, BU GECE horoz ötmeden sen beni tanıdığını ÜÇ kez inkâr edeceksin» dedi.
Matta..........26:56 Ama bütün bunlar, peygamberlerin yazdıkları yerine gelsin diye oldu.» O zaman öğrencilerin hepsi O'nu bırakıp kaçtı.
Yuhanna.....13:38 İsa şöyle cevap verdi: «Benim için CANINI mı vereceksin? Sana doğrusunu söyleyeyim, HOROZ ötmeden sen beni ÜÇ kez inkâr edeceksin.»
Matta..........26:34 «Sana doğrusunu söyleyeyim» dedi İsa, «BU GECE HOROZ ötmeden sen beni ÜÇ kez inkâr edeceksin.»

Önce sağlam KAYA sandığı PETRUS'un, kendisini ÜÇ KEZ inkar edeceğini söylemekle, onun kayasının üzerine kurulacak olan inanç siteminin sadece "İNKARA dayalı olacağı" üzerine basa basa söylemiş olmuyor mu? Kıldan tüyden şeyleri KEHANET olarak değerlendirip, toplumların önüne havuç olarak uzatanlar, üzerine basa basa söylenmiş bir saptamayı ne diye ilerki zamanları için (20-30 yıl için Petrus İsa'dan 31-6 yıl sonra ölüyor) öğüt olarak, kehanet olarak kabul edip uygulamazlar.

Eğer ellerindeki kitaplara, mektuplara ve bilinçlerindeki öğretilere uymak isteselerdi, Petrus hakkında söylenenleri kulak arkası yapmazlardı. Ama amaçlar aynı olunca, gidilen yollar HORUS-RA memleketlerinden geçiyor olunca, elbette TERS ÇARMIH sahibinin ardından gidilir.

Petrus'un TERS ÇARMIHINI izah edebilmek,mızrağı çuvalında tutabilmek için Petrus adına, "ONUNLA AYNI YOLDA DEĞİLİMİ", ancak; "ben kimimki onunla aynı şekilde ÇARMIHA gerileyim" şeklinde söyleyebilirler.
ÇÜNKÜ MASKESİNİ TAKTIKLARI DİN, OĞUL TANRI dediklerinin kurduğunu söyledikleri din.
Petrus'un daha doğrusu kendilerinin, İsa'nın ARDINDAN gitmediklerini ortaya koyabilmek için, kitaplarında profilini çizdikleri İsa'nın (iki isa) yolunda olmadıklarını işaret edebilmek için, Petrus hikayesinde TERS ÇARMIHI kullandıkları anlaşılıyor.
   
  petrus ankh
  Ankh, “T” harfinin üzerine oturtulmuş küçük bir daireden meydana gelmiş olan "Nil'in anahtarı" olarak da bilinen en yaygın eski Mısır sembolü imiş. Birçok Mısır ilahının elinde rastlanılan ve kulplu haç” (crux ansata) da denilen bu haça en çok İsis’in elinde rastlanırmış. Sembolün dairenin altında kalan, "Tau" adıyla bilinen “T “ kısmı Maya, İnka, Hindu, Yunan ve Kalde alfabelerinde olup yazıtlarında rastlanan Tammuz tanrısınıda simgeleyen bir harf imiş.
   
  Yahudi yıldızı gibi. Biri göklere bakan diğeri yere bakan halde. Petrus gerçekten ters haça asılsaydı iki yüz yıldır bunu hiç kimse dile getirmeden durur muydu?. İkiyüz yıl sonra İskenderiyeli Origen'e nereden esin geldi de "Petrus ters yönlü çarmıha gerildi" saptamasını yaptı. Biraz daha gayret etseydi, yani OTUZ YIL öncesine uzanıverseydi de İSA'larının gömüldüğü yeri ve çarmıhını da buluverseydi.

HEM KİTAPLARINDA YAZAN İKİ İSA DOĞUM TARİHİNDEN ve VATİKA'nın SAPTADIĞI ARİTMATİK ORTALAMA DOĞUM GÜNÜNDEN HANGİSİNİN DOĞRU OLDUĞUNU DA ORTAYA KOYUVERSEYDİ.
İsa'larının asıldığını söyledikleri ağacın şeklini net olarak ortaya koysaydı da, Petrus'un ve İsa'nın balıkcı mesleklerinden dolayı balık ikonunu "Hıristiyanız" diyenlere ilk başlarda kullandırmasaydı.
   

A. HER HARFİ TANRIDAN BİDİRİMLE (AYNI KAPAK ALTINDA) İKİ İSA, KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "TEK OĞUL & İKİ İSA"sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
 

KİLİSE BABALARI TUTTUKLARI YOLUN TARİFİNİ YAPABİLMEK İÇİN PETRUS'un "TERS HAÇ" TEZİNİ ORTAYA SÜRMÜŞ ve KABUL ETMİŞ OLMALILAR. YOKSA; NE DİYE TERS HAÇA "PETRUS HAÇI" İSMİ VERİLMİŞ OLSUN?
KİLİSE BABALARININ BU TEZİNİ CANI GÖNÜLDEN KABUL ETTİKLERİ, HIRİSTİYANLIĞIN HAMİSİ I. KOSTANTİN TARAFINDAN ROMA ve İSTANBUL'a "RA-HORUS" TANRILARININ OBELİSKLERİNİ DİKMELERİNDEN BELLİ DEĞİL Mİ? İSA HİÇ RA'ya TAPIN DEMİŞMİDE, KİLİSENİN ÖNÜNE "RA TANRISININ" İKONLARINI DİKMİŞLER.
EĞER; HAÇ İKONU "OĞUL TANRIYI" SEMBOLİZE EDİYORSA (HIRİSTİYANLARA GÖRE ZATEN ÖYLE), DİKİLİTAŞLARDA "TANRI RA'yı" SİMGELİYOR DEMEKTİR
TANRI RA'ya ÖVGÜLER SUNULAN, ONA ADANMIŞ OBELİSK ÜZERİNE DİKİLEN HAÇLA DA, OĞUL TANRI ile TANRI RA ÖZDEŞLEŞTİRİLMİŞ DEMEKTİR.

Oğul tanrı diye unvanlandırdıkları "BU SON SAATTİR" vurgusuyla MESİH-KARŞITI yani DECCAL olanlara karşı öğrencilerini uyarıyor.
Her sözünden kehanet çıkarılmaya çalışılan "Oğul Tanrı yazdırdı" dedikleri kitaplarındaki, İsa'nın apaçık DECCAL UYARILARINI görmemezliğe gelip, "vereceğim" dediği ANAHTAR lafının arkasına milyarlarca insan takılmış durumda.

Oysa sarfedilen ANAHTAR lafının arkasından PETRUS'un MESİH KARŞITI olduğunu, MESİH YOLUNA ENGEL olduğunu ŞEYTAN nitelendirmesi ile vurguluyor. Petrus'un ANTİ MESİH = DECCAL olduğunu anlamış olmalı ki; ANAHTAR sözünü bir tarafa bırakıp ONUN YOLUNDA ENGEL olan ŞEYTAN olduğunu bildirerek, SON SAAT UYARILARINI yapmış.

1 Yuhanna........2:18 Çocuklar, bu SON SAATTİR. MESİH-KARŞITININ GELECEĞİNİ DUYDUNUZ. Nitekim daha şimdiden çok sayıda MESİH-KARŞITI TÜREMİŞ bulunuyor. Son saat olduğunu bundan biliyoruz.
1 Yuhanna........4:3 İSA'yı KABUL ETMEYEN hiçbir RUH TANRI'dan değildir. Böylesi, MESİH-KARŞITININ RUHUDUR. Onun GELECEĞİNİ DUYDUNUZ. Zaten o ŞİMDİDEN DÜNYADADIR.

Bu sözleri söylediğinde daha son akşam yemeği yenilmemiş ve hain Yahuda İskariyot ihanetini sergilememişti.

1 Yuhanna........4:4 Yavrularım, siz Tanrı'dansınız ve SAHTA PEYGAMBERİ yendiniz. Çünkü içinizdeki Ruh dünyadakinden üstündür.
1 Yuhanna........4:5 SAHTE PEYGAMBER DÜNYADANDIR. Bu nedenle söyledikleri sözler de dünyadandır ve DÜNYA ONLARI DİNLER.

   
  cross
   
 

Hain olanın o sofrada olduğunu söyleyen İsa, yemeğe oturmadan önce yada ÖĞRENCİLERİNİ UYARDIĞINDA henüz tam manasıyla DECALLERİ bilmiyordu. Kendisine muhalif olanları bilmiyordu. Tıpkı anahtar lafını ettiği zamanda PETRUS'un ŞEYTAN olduğunu anlaymadığı gibi. Petrus'a karşı bulunduğu yaklaşım gibi, iyi duygularla öğrencilerine seslenmişti.

Markos......14:17 Akşam olunca İsa Onikilerle birlikte geldi.
Markos......14:18 Sofraya oturmuş YEMEK YERLERKEN İsa, «Size doğrusunu söyleyeyim» dedi, «sizden biri, benimle yemek yiyen biri beni ele verecek.»

Demek ki İsa, DECCALİN kendisini bile kandırabilecek düzeyde olduğunu, tavır değişikliğiyle ortaya koymuş. Öğrencilerinin ŞEYTANA YENİK DÜŞMEYECEKLERİNDEN (Tanrı olduğuna göre ŞEYTANA yenik düşüp düşmeyeceklerini de biliyor olmalı) EMİN OLSA "UYANIK KALIN" diye tembihler miydi? "RUHUNUZ ELDEN GİDİVERİR" der miydi?

Markos......14:37 ÖĞRENCİLERİNİN yanına döndüğünde ONLARI uyumuş buldu. Petrus'a, «Simun» dedi, «uyuyor musun? BİR SAAT UYANIK kalamadın mı?
Markos......14:38 UYANIK durup DUA edin ki, AYARTILMAYASINIZ. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür.»
Markos......14:40 Geri geldiğinde öğrencilerini yine UYUMUŞ buldu. ....

DECCAL sinsiliğini, TANRISINA (İsa'ya Oğul Tanrı demiyorlar mı?) AÇIKTAN İHANET ederek, TANRIYI inkar etmiş olan, MESİH KARŞITI tavrını ortaya koyan, Oğul Tanrının Cennette bekleyen olmayacağını, tüm gücün MESİH KARŞITI (yoldaki) ŞEYTANDA olacağını kabul eden ve ŞEYTANLA işbirliği yapan hain Yahuda ortaya koyuyor.

İsa ON İKİ adamdan biri olarak seçtiği YAHUDA'nın yanlış seçim olduğunu SON GECE anlayabiliyor. Ama "dirleceğim" dediği halde Oğul Tanrılarına inanmayan, İSA imanından uzak geride kalanlar HAİN yerine çok ÜSTÜN VASIFLI birini seçmiş olmalılar ki, gönül rahatlığı ile takipcilerine de KABULLENDİRMİŞLER.

YAHUDA yerine YENİ HAVARİNİN SEÇİMİNİ YAPANLARIN İÇLERİNDEN HAİN ÇIKARTAN ÖĞRENCİLERİN OLMASI, DECCALİN ÇOK RAHAT EDECEĞİ ANLAMINI ÇIKARMIYOR MU? ATANAN 12. HAVARİ KABULÜ ile OĞUL TANRININ YANILIRLIĞINI, ÖĞRENCİLERİN ise YANILMAZLIĞINI ortaya koymuş olmuyorlar mı?

Eğer ters haç bu anlamları içermeseydi, Vatikan katolik kilisesi "kayası üzerine inşaa ettik" dedikleri Petrus'un ters haçını, resimleriyle, ikonlarıyla birlikte bol bol sergilerdi. Eline anahtar verip, KURUMU / kendisini kilit olarak betimleyerek, gizli ters haç yolunda gittiklerini vurgulama yerine, açık açık ters haç ikonlarını Petrus KİLİSESİNDE kullanırlardı.

Takipcisi göründükleri İSA YOLUNUN tersine gittiği için, peşlerinden sürükledikleri Hıristiyanları aşağıladığı için, çok seyrek olarak ters haçla görünüyorlar. Sık kullanmadıkları ortada. Yoksa Kostantin ile haç işareti ikonlaşmadan önce, kullandıkları balık ve çapa sembolleri yerine ters haçı kullanırlardı.

   
  NEDEN BALIK? NEDEN BALIĞIN MANA KARŞILIĞI; İCHTYS ANTİK YUNANCA'yla ἰχθύς?

İCHTYS ismi TANRIÇA ATARGATİS'ten geliyor. İcahtys, tanrıça Atargatis'in oğlu. Hıristiyanlık öncesinde Suriye bölgesinde ve Anadolu'da tapılan Yunan mitolojisine malzeme veren, Sümer, Babil kaynaklı İnanna / İştar uzantılı bir tanrıça. Marduk köklü bir inancın Hıristiyanlığa nasıl sembol verdiği, Sümer, Babil dinlerinin sessiz sedasız nasıl Hıristiyan inançlarının içine sokulduğunun en güzel işaretlerinden biri BALIK sembolü.

Öyle, "balık tuttu binlerce kişiyi doyurdu bu nedenle onun için  balık sembolü kullanıldı" diyenler, ilk sembolleri olan KUTSAL BALIK ikonunun neden terkedilip, yerine kaynağı İsa kökenli olmayan HAÇA geçildiğini izah etmeleri lazım. Üstelik BALIK / İCHTYS gibi Babil dininin ürünü olan, Marduk, İnanna, İştar, Tammuz inancının sembolünden türetilen HAÇIN neden sembolleştirildiğini anlatmaları gerekir.

Simon/Simun, Peter, Kifas/Cephas/Kefas/Kepha isimleri ile bilinen Petrus Celile / Filistin'de dünyaya gelmiş. Asıl mesleği balıkçılık olan Petrus Katolik Kilisesi'ne göre İsa'nın varisi olarak görülmüş. Katolik inancı ve kilisesi ona atfedilerek  Papa olarak ilan edilmiş.
   
  Hıristiyanlarında RA kabulüyle yaratılış inançları içine dahil ettikler anlaşılan YUMURTA (TOHUM) hikayesine dönersek:

Kozmik Yumurta (tohum) benimsendiğinden yani başka bir yaratanın olduğu kabul edildiğinden, RA başlangıç tanrısı olarak, yaratıcı ilk tanrı olarak net bir biçimde Mitolojilerinde yer almamış.  Daha çok yaratılmış ve sonrasında tanrılık makamına atanmış bir hava içinde anlatımlar mevcut. Yaratılmış bir takım varlıkları TANRI olarak kabul edenler için, üzerinde odaklandıkları herhangi bir şeyi tanrı olarak tayin etmeleri sıradan bir kabul olsa gerek. Güçsüz kontrol edilebilir, sınırları saptanabilir bir tanrı inancı yüreklerine su serpiyor olmalı. Mısır din sisteminde de YARATAN ve hep var olan bir KUDRETİN varlığına gönderimler var.

O erişilmez YARATAN'a karşı ortalığa sürülmüş olan, züğürt tesellisi babında İKON TANRI anlayışına sahip olduklarını kendileride kabul ediyor olmalı ki; RA için bile "hep vardı" diyememişler.
Hatta atadıkları RA'nın çok kuvvetli olması bile / kuvvetli olduğunu sanmaları bile kendilerine rahatsızlık vermiş olmalı ki; bir takım tanrılar sanki RA'ya karşı icad edilerek öne çıkarılmış. Sanki RA'yı (gökte kayığıyla gezmesi, insanların yakarışlarını duymaması, Amon tanrı ataması, Amon gözden düştüğünde Amon-Ra olarak ortaya sürülmesi gibi) unutturmak, pasifize edebilme adına, Mısır Panteonu kendiliğinden oluşmuş yada meydana getirilmiş gözüküyor.  Tanrılar oluşturma ve  Tanrı kabul seyrine bakıldığında böyle bir izlenim çıkıyor.

İŞTE BIRITISH MUSEUM MISIR TANRI YAPILANMASINI GÖRSELLİĞE DÖKEREK ANLATAN  DİALAR.




aton, atum, geb




OSİRİS, RA, NUN
   
  MISIR TANRI BEN BEN TAŞI ELOHİ




ikon tanrılar




Görüldüğü gibi British Museum'da Mısır yaratılış Mitolojisini Atum'la başlatıyor. "NUN'la" tasvir edilen Rahibe anlamına gelen (Nun - Kainat'ın yaratıldığı ilk suların Tanrısı...Mitolojiye göre; THOTH ve MAAT'ı tasvir ediyor) SU ve meydana çıkan TOPRAK (BEN BEN) hariç. Mısır Mitolojisinde RA'yı herhangi bir oluşumun içinde direk katılmış olarak gözükmüyor  ama RA mutlaka her tanrı icadı içinde özümsenen tanrı olarak ortaya sürülüyor.

RA en büyük Tanrı denilimesine ve öylede bilinmesine rağmen YARATILIŞ MİTİ, RA olmadan HİKAYELEŞTİRİLMİŞ / RA'sız başlatılıyor.  RA tanrılar şehri, ışık şehri  HERMOPOLİS (HERMES) GÜNEŞ tanrısı olarak anılıyor. Sekizler OGDOAD / HELİOPOLİSLİ SEKİZ TANRININ  ve ENNEAD / HELİOPOLİSLİ DOKUZ TANRILARININ  ortaya sürüldüğü /  çıktığı IŞIK KENTİ HERMOPOLİS'in, GÜNEŞ TANRISI olarak mitolojide yerini almış.

AMA MİTOLOJİK HİKAYEDE YARATILIŞ, VAR OLAN BİR ŞEYLERE BAĞLI OLARAK BAŞLATILMIŞ. Önceden var olan / hep var kabul edilen "NUN'un"  içinden, HAVA'ya yükselen / meydana çıkan TOPRAK parçasında  hikaye başlıyor. 

TOPRAK, HAVA, SU, ATEŞ. Ortamdaki Işık Ateş olarak kabul edilirse etrafı aydınlatan ışık, ateş denilebilir yada ortalıkta ismi geçmeyen IŞIK ve GÜNEŞLE  özdeşleştirilen RA olabilir.

Özetle; RA kaynağı farklıda olsa bilinçlerinden silemedikleri bir inançları olmuş. Sanki Mısır Pantheonu onun üzerine kurulmuş. Sanki RA ismini silmek için çok uğraşılmış gibi bir durum söz konusu.





MISIR RA TANRI




Heliopolis’teki güneş tapınağının ibadet edilen olan "BEN-BEN / BENDEN" taşı, RA’nın ilk yaradılışını temsil edermiş. BEN-BEN / BENDEN TAŞI dikilitaşların ilk örneği, Horus piramitin kopuk parçası Horus'un / Horus gözünün  kaynağı, yani  tanrının sembolünün ta! kendisi imiş.




RA HORUS




Peygamber olarak sundukları  Musa, babasından herhangi bir tanrı ismi duymuş olsaydı " sorarlarsa KİMLERDEN diyeyim" yerine, halkına mesajı  iletirdi.
Demek ki; ortada tanrı değiştirme etabının kutsal kitaplara düşülmüş notu var.  İsmini duydukları ama tapmadıkları yeni tanrı. Musa'nın bile ismini duymadığı yepyeni Tanrı

M. Çıkış.....3:13 Musa şöyle karşılık verdi: ‹‹İsraillilere gidip, ‹Beni size ATALARINIZIN TANRISI GÖNDERDİ› dersem, ‹ADI nedir?› diye sorabilirler. O  ZAMAN NE DİYEYİM?››?
M. Çıkış.....3:14 Tanrı, ‹‹BEN BENim›› dedi, ‹‹İsraillilere de ki, ‹Beni size BEN BENim diyen gönderdi.›




Irksal ve Paganist geçmişlerinin olmadığını (yok) gösterebilmek (On iki kutsal kabileyi bu oğullar meydana getirdiklerine göre, Yakupoğulları hiç pagan olmamış olmalı)
Kendilerini Yakupoğullarından sandırabilmek,
Putperesliklerini gizleyebilmek,
Putperes tapınmalarını tek İlahlı dinin ritüelleriymiş gibi gösterebilmek / tek ilahlı din ibadetleri haline getirebilmek,
Sonraki süreçte,  edindikleri yeni Dinsel ve Irksal kimlikleri ile gerçek inançlarını maskeleyerek sürdürebilmek, (Babil sürgünü ve sürgün sonrası Ezra ve arkadaşları ile başlatılan ve ölümsüz 2. Musa dedikleri, Ezra profilini çizmekle ilan edilen)
Kimlik bunalımlarını aşabilmek,..vb.. için,

SANAL antlaşma ürünü AHIT sürümlerinden (versiyonlarından) hiç vazgeçmeyenler, edindikleri tanrılarının da, başka atanmış bir TANRININ OĞLU olduğunun ip uçlarını veren ifadeleri, TANRILARINA ATFETTİKLERİ kitaplarda işleyerek, yollarının ne yönde olduğunu zihniyet takipcilerine aktarmışlar.. (başka Tanrıların velihatları / varisleri de olabilir.Tanrılar konseyimiz var dediklerine göre) 

Zebur……......82:1 TANRI YERİNİ ALDI TANRISAL KURULDA, Yargısını açıklıyor İLAHLARIN ORTASINDA:
Zebur…......…82:6 ‹‹ ‹SİZ İLAHLARSINIZ› DİYORUM, ‹YÜCELER YÜCESİNİN OĞULLARISINIZ HEPİNİZ

TANRI OLARAK BELLEDİKLERİ, ŞEYTAN ile TOPLANTILARA giriyor. FİKİRİNİ DİNLEDİĞİ ŞEYTANDA; ORTASINDA ayağa kalktığı İLAHLARIN ARASINDA. Böylece: TANRININ OĞULLARIYLA yapılan toplantılara giren ŞEYTANA "SEN TANRISIN / SEN İLAHSIN" deniliyor. ŞEYTANA İLAHLIK veriliyor.

AZAZEL adı altında TEKE sunuları gönderilen ŞEYTANIN, İLAHİ VARLIK OLMAKTAN öte YAHVE ile TOPLANTILAR yapan İLAHLARDAN biri olduğu 'usuletle ve suhuletle', "HER HARFİ TANRIDAN" dedikleri kitaplarında ilan ediliyor. Teke sunusu göndermekle, İsrail'in Tanrısından daha üst konumda olduğu ilan edilmiş olan AZAZEL'e rütbe düşürerekte olsa İLAH ELBİSESİ giyidirliyor. (Azazel'e sunulan Teke sunusu ile İsrail'in tanrısının gücünün 1. Musa'nın verdiği kitaplardaki gibi olmadığı, Azazel'den çok az olduğu Azazel'e muhtaç olduğu hatta, Mısır'ı fidye olarak verdiği 2. Musa Ezra'nın düzenlediği kitaplarda yer alıyor.)

Job................1:6 Now it fell upon a day, that the SONS OF GOD came to present themselves before the LORD, and SATAN came also among them.
Eyüp / Job.....1:6  Bir gün TANRININ OĞULLARI RABbin HUZURUNA ÇIKMAK için geldiklerinde, ŞEYTAN da ONLARLA GELDİ.

Genesis..........6:2 that the SONS OF GOD saw the daughters of men that they were fair; and they took them wives, whomsoever they chose.
Yaratılış..........6:2 İLAHİ VARLIKLAR, insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler.
Genesis..........6:4 The NEPHILIM were in the earth in those days, and also after that, when the SONS OF GOD came in unto the daughters of men, and they bore ............
Yaratılış..........6:4 TANRININ OĞULLARI insan kızlarıyla evlenip çocuk sahibi oldukları günlerde ve daha sonra yeryüzünde NEFİLLER vardı. Bunlar eski çağ kahramanları..

EDİNİLMİŞ TANRI OLMASININ VERDİĞİ TAPINMA İÇGÜDÜSÜYLE, TANRISI olabileceğine inandığı, kendisinden güçlü gördüğü, bağlı olduğu "ŞEYTANA / AZAZEL'e", kendi GÜNAHLARINIDA yükleyerek TEKE SUNUSU gönderiyor

Levililer......16:5 İSRAİL TOPLULUĞU GÜNAH SUNUSU olarak Haruna İKİ TEKE, YAKMALIK sunu olarak BİR KOÇ verecek
Levililer......16:7 Sonra İKİ TEKEYİ alıp RABbin HUZURUNA, BULUŞMA ÇADIRININ giriş bölümüne götürecek.
Levililer......16:8 İKİSİ ÜZERİNE KURA çekecek. Biri RAB için, biri AZAZEL için. ....(Not: Azazel, Yezidilerin Tanrı olarak taptıkları Şeytan / Tavus)
Levililer......16:9 Harun KURADA RABbe düşen tekeyi getirip GÜNAH SUNUSU olarak sunacak.

"HALKIM" dediği topluluk için, ŞEYTANIN / AZAZEL'in kadrosunda yer alan BAŞKA TANRILARA, MISIR bölgesindeki imtiyazlarını FİDYE olarak bırakıyor.  (Mısır bölgesindeki faaliyetlerine son veriyor. Horus memleketini terek ederek BABAİL yöresine, MARDUK diyarlarına yanaşıyor. Yeremya'nın halkı ısrarla BABİL'e davet etmesi bu nedenledir. Tanrı çağırdı ve onlarda gittiler.Hangi Tanrıya gittikleri KOREŞ SİLİNDİRİNDE yazılı.)

Yeşaya.....43:3 Çünkü senin Tanrın, İSRAİL'in KUTSALI, Seni kurtaran RAB benim. FİDYEN olarak MISIR'ı, SANA KARŞILIK Kûş ve Seva DİYARLARINI VERDİM
Luka.........1:68 «İSRAİL'in Tanrısı olan Rab'be övgüler olsun! Çünkü HALKININ yardımına gelip onları FİDYEYLE kurtardı.

SONSUZ HAYAT VAADİNİN ANA ZORLUĞU "ÖLÜMÜ"; ÖLÜM DİYARI SAHİPLERİNE (OSİRİS?), YERALTI TANRILARINA  FİDYE / RÜŞVET VEREREK  HALLEDECEĞİNİ MÜJDELİYOR; (dolaysıyla ölüme ben hükümran değilim, ancak; birilerini Osiris türü unvanlılara vererek çözebileceğini kutsal metin yazarları ile birlikte umduğu anlaşılan) ...................

Hoşea.........13:14 ‹‹Onları FİDYEYLE kurtaracağım ÖLÜLER DİYARININ ELİNDEN, Ölümden FİDYEYLE kurtaracağım. Felaketin nerede, ey ölüm? Yıkıcılığın nerede, ey ölüler diyarı Hiç pişmanlık duymayacağım.




EDİNİLEN TANRILARIN İÇİNDE "EN, EN'lerden" OLDUĞUNU İLAN EDİP, DİĞER TANRI UNVANLILARI KÜÇÜMSÜYOR Kİ KENDİSİ EN KUVVETLİ SANILSIN. (Demir arabalardan korkuyor ama....Hakimler.....1:19  RAB Yahudaoğullarıyla birlikteydi. Yahudaoğulları dağlık bölgeyi ele geçirdilerse de ovada yaşayan halkı kovamadılar. Çünkü bunların demirden savaş arabaları vardı.)
 
Daniel...............11:36 ‹‹Kral dilediği gibi davranacak. Kendini BÜTÜN TANRILARDAN, daha yüce gösterecek, TANRILARIN TANRISINA karşı duyulmamış sözler......
Daniel.................2:47 Daniele, ‹‹Madem bu gizi açıklayabildin, Tanrın gerçekten TANRILARIN TANRISI, kralların Efendisi›› dedi, ‹‹Gizleri açan Odur.››

Yasa Kitabı.......10:17 Çünkü Tanrınız RAB, TANRILARIN TANRISI, RABLERİN RABBİDİR. O kimseyi kayırmayan, RÜŞVET ALMAYAN, ulu, güçlü, heybetli Tanrıdır.
Yeşu.................22:22 ‹‹TANRILARIN TANRISI RAB, TANRILARIN TANRISI RAB her şeyi biliyor; İSRAİLde bilecek. Eğer yaptığımızı, ...........
2 Tarihler ............2:5 "Yapacağım tapınak büyük olacak. Çünkü TANRIMIZ BÜTÜN TANRILARDAN BÜYÜKTÜR.
Yasa Kitabı.........7:9 TANRINIZ RAB'bin TANRI OLDUĞUNU BİLİN. O GÜVENİLİR TANRIDIR ..................................

Esinleme...........17:14 Kuzu'ya karşı savaşacaklar, ama Kuzu onları yenecektir. Çünkü Kuzu, RABLERİN RABBİ, KRALLARIN KRALI'dır. ....
Esinleme ..........19:16 Kaftanı ve kalçası üzerinde şu ad yazılıydı: `KRALLARIN KRALI ve RABLERİN RABBİ

...vb..gibi TEMEL ÖN ŞARTLARIYLA UYUMLU TANRILAR türettirilen, ŞEYTANIN seçilmişleri / ŞEYTANIN seçkinleri; TEK GÖZ HORUS'un yani DECCAL'in GÖREN GÖZLERİ, toplumların inançlarında yer etmiş ilahi değerleri kullanmışlar.  İLAHİ değer ifade eden, Vahiyle bildirilmiş olan kavramları, kitaplarına KAPAK İSMİ vermiş olmaları gibi.

Bazı isim ve olayların  toplumların inançlarında, ibadetlerinde, kültürlerinde, bilinçlerinde yer almış olmasının; KULLANIMLARINA SUNDUĞU olanaklardan  yararlanabilmek için,  Yusuf, Yakup (İsrail), Musa gibi isimleri, GÖNÜLLERDEKİ BUZAĞILARININ ikon profilleri ile doldurarak, MANİFESTOLARINA uygun bir biçimde kullananların TANRI işaretinde bulundukları KAYNAK neresi olabilir?




"TANRILARIN EN GÜÇLÜSÜYÜM" diye ilanlarda bulunanın, nasıl oğulları (oğul tanrıları) varsa kendisininde bir BABA TANRININ OĞLU olduğuna şüphe yok. O'da diğer tanrı oğulları gibi başka tanrının oğulluğundan oralara gelmiş olmalı.  Tanrının oğulları varsa yaşlanan ve vakti geldiğinde sessiz gemide yerlerini alan dolaysıyla TAHTININ ÖNCE SAĞINA oturtup sonra ortasına alan BABA tanrılar olmalı.

Baba Tanrı doğanın kuralları mucibince / doğrultusunda yaşlandırılıp, saçlarına ak düşürülüp, saçlar seyreltilip, yaşlılık kırışıklıklarına mazruz bırakılıyorsa yani oğul tanrı dipdiri parlak renkli gür saçlı resmadilirken tanrı bu nitelikleri kaybetmiş olarak resmediliyorsa; gecinden versin bir gün "toprağı bol olsun" dileklerine mahsar olması kaçınılmaz.




BABA TANRI
   
  OĞUL TANRI
   
  TANRIGİLLER
   
  25. KARE
   
  TANRICILIK OYUNU
   
  ORTODOKSLAR TEK MERKEZE BAĞLI OLMADIKLARINDAN OLSA GEREK, HER BİRİ KENDİ KUZUSUNU KENDİSİ YETİŞTİRME İŞİNE GİRMİŞ. HIRİSTİYANLARA "GELDİ GELECEK" DEDİKLERİ KUZU'YU İSE KÖPECİK OLARAK TASVİR ETMEKTENDE KENDİLERİNİ ALAMAMIŞLAR. BOL OĞUL TANRI ADAYLARI İÇİNDE DİLEDİKLERİNİ SEÇEREK BABA TANRI KONUMUNA OTURMAK İSTEDİKLERİ AŞİKAR. . İstanbul Fener Patrikhanesinden bir örnek.
   
  tanrı seçimi
   
 

Hatta tanrının babası gibi, annesininde yaşlandığı, yaşlanması nedeniyle hormon dengelerinin bozulduğu, tanrısal bir emir olarak DİN BÜYÜKLERİ tarafından saptanmış. Resmin yaşlanması olur mu demeyin. İnsanların ahiret yaşamlarındaki kurtuluşunu sağlamaya soyunmuş olanlar yalan söyleyip inananlılarını kandırır mı? Üstelik resimlerdeki hormon bozukluğu vakaasını belgeli olarakta sunmuşlar. Çağın gereği olarak resmin tedavi gördüğü taktığı gözlükten belli.

Hormon dengelerinin bozulması sonucunda tanrının annesinin / THEOTOKOZ'un sakalları çıkmış olmalı ki, resimlerinde sakallı Meryem yer almış. Hormon bozukluğunu en iyi işleyen tablolardan biride PATRİK ANA tablosu. Üstelik Meryem'in gözlerininde bozuk olduğu, numaralı gözlük (markası ne acaba) kullanmasından bell.


 

patrik ana
     
  OĞUL TANRI KUZUCUK
     

a
TANRI diye CİN'lerle kurdukları ittifaklara, İNSANLARI taptıranların TANRININ OĞLU inançları olabilir mi? "KUZU KİM & KÖPECİK KİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Katoliklerde, esrarengiz 51. bölgeye mevzilenmişler. Global MESİH peşinde oldukları, Mesih'in hamisi durumunda oldukları Protestan topraklarına yerleşmelerinden belli.
   
  OPUS DIE
   

Edinilmiş bir tanrının oğulluğundan oralara olmayanın "KİM DİYEYİM" diye sorulduğunda vereceği cevapta, "BEN-BEN'lerden Yakup'un tanrısı olan BEN BEN'imi" bundan daha açık nasıl yazabilirler?
"Babanın, atanın tanrısıyım" dediğinde tanınmayan, kendisini soy kütüğünü belirtmeden nasıl tanıtabilir? Karşısında şüphe içinde olana "ben tanrıyım" diyenin ne olduğunu anlamaya çalışana, herhangi birşeye inanıyordu denilebilir mi?
(Musa'ları tek ilah inancında olsaydı "sorarlarsa kim diyeyim" demezdi. Babasının da tek ilaha inanç sahibi olduğunu bilseydi, yani çok tanrıya inanmış olduğunu bilmeseydi, Musa kendisine sesleneni tanımamış olsa bile, babasının TEK İLAH İNANCI NEDENİYLE isim sormayacağını da bilirdi. Her iki durumda da Tevhid inancına sahip olsalardı; seslenenin "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" olduğunu başka kabullere yol açmadan bileceklerinden kutsal metin yazarlarıda inançlarının adresini veren sorularını kağıda dökmezlerdi)


 

KİMLERDENSİN? sorusunun izahatı ile BABADAN  HERHANGİ BİR TANRI İSMİ DUYMAMIŞ konuma sokulan 'MUSA TİPLEMESİ' ile  KİTAPLARINA BABİL SÜRGÜNÜ SIRALARINDA MONTAJLADIKLARI  (Yahve yerine) TANRININ ADRESİNİ vermiyor mu?

"BABAN beni "BEN BEN'li' olmamdan dolayı,  'beni  'BEN BEN' bilir  "ATALARIN BENİ 'BEN BEN' diye bilir"  İŞTE O 'BEN BENİM' mesajının verilmesi MUSA adı altında tiplediklerinin TANRISAL BİR GEÇMİŞİ olmadığını göstermiyor mu?

Kendilerine kimlik arayanların din maskesi taktıkları Musa'ları, dini bir geçmişe sahip olsaydı, yani İNANÇ OLARAK SIFIR olmasaydı, "ben tanrıyım" diyene "kimlerden diyeyim" der miydi?
Babasının tanrısının sadece ismini bile bilseydi, "sorarlarsa  ismini ne diyeyim" dermiydi? 
Eskiden var olan dine tabii olsaydı yani eski tanrıya tabii olsaydı, TEK İLAH İNANCINA sahip olsaydı HANGİ TANRI DİYEYİM" dermiydi?
Yakupoğullarından olsaydı "ATAMIN TANRISI KİM" dermiydi?

Musalarının, musalarının babasının, Musalarının atalarının HERHANGİ BİR TANRI BAĞI olduğunu belirtmek isteselerdi, kendisinin ve atalarının onlarca tanrı inancına sahip olmadıklarını inanç varislerine aktarmak isteselerdi "MUSALARINA SORARLARSA KİM DİYEYİM" dedirtiller miydi? MUSALARI "sorarlarsa kim diyeyim der miydi?.

"BABA'nın  TANRISIYIM"...
EN BÜYÜK PEYGAMBER DİYE SUNDUKLARI BABASININ, DOLAYSIYLA KENDİSİNİN TABİİ OLDUĞU TANRI İSMİNİ DE BİLMİYOR.
DEMEKKİ ORTADA; TANRI İLE HİÇ ALAKASI OLMAYAN ama BİRÇOK TANRI İSMİ DUYMUŞ OLAN "KİTAPLARI ALDIM DİYECEK" OLAN BİR DİNİ ÖNDER PROFİLİ VAR. YANİ, SIFIRDAN (-0-) KURULAN BİR İNANÇ SİSTEMİ ve DİNE MONTELENEN BİR TANRI VAR.

YENİ TANRI KİM? "BEN BENİM" diyen.
YENİ TANRI KİM? TANRI KAVRAMINA BAĞLI OLAN HERKEZİN KAFASINDA / İNANCINDA YER ETMİŞ OLAN.
YENİ TANRI KİM? BİNLERCE İKON TANRIDAN BENİMSENMİŞ OLAN.
YENİ TANRI KİM? "BEN BENİM" DİYEN yada DEDİRTTİRİLEN, TANRI OLARAK BENİMSENMİŞ ve TAPINMALARDA YER BULMUŞ HERŞEY.
YENİ TANRI KİM? "GÖRDÜM, GÖRÜNDÜ, SÖYLEDİ..vb".. SUNUMLARLA ORTAYA SÜRÜLMÜŞ OLAN, HERBİRİ FARKLI İNANÇLARA SAHİP GÖĞÜSLERDE BESLENEN.
YENİ TANRI KİM? TANRI TANIMAZ OLARAK PROFİLİNİ ÇİZDİKLERİ ÖNDERLERİNİN PUTUNU EZEREK SUYUNU GÖNÜLLERE İÇİRDİĞİ "İNANÇ BUZAĞISI"(İlkel tapınma dini)





BEN BEN TAŞI




Görüldüğü gibi BEN-BEN taşı kendisine oldukca uygulama sahası bulmuş. Rağbet gören tanrısal simge olarak her yerde yerini almış. Gören göz olarak Horus piramitinin tepesinde yer almakla kalmamış, ölüm sonrasıda BEN-BEN taşı olarak kabir görevini de yapmış. İkonlarda, logolarda, binalarda, paralarda yerini alarak, Dünya üzerinde GÖREN GÖZ olmasının gerekliliği yerine getirilmiş.İşaretlerle / ikonlarla İttifak halinde oldukları varlıkların toplanma yerleri belirlenmekle kalınmamış, "biz sizdeniz" de denilmiştir. Dikilitaşlarda bunun gözlerimizin önündeki en iyi uygulanmış ve uygulamadaki halidir.

Perde arkasında edindikleri ve tanrı gücünde kabul ettiklerine "aslında biz sizdeniz" mesajlarını, logo, sembol, simge gibi şekilsel işaretlerle iletmişlerdir. Uğur veya uğurlu adı altında birçok ikon insanların yaşamlarında (en azından) ikinci tanrısal güç olarak yerini almıştır. Edinmek istediği herhangi birşeyi sağlayıcısı olarak gösterdikleri bu ikonları (renk, isim, sayı, takı, taş, toprak, ağaç..vs) insanlara koruyucu, temin edici kuvvetlere sahip olgular olarak kabul ettirmişlerdir. Böylece insanlar, önceleri (belki) güldükleri ağaca puta tapanlar sınıfına, farkında olmadan yada farkında değilmiş davranışları içinde transfer olmuşlardır. Artık ana inançlarının yanında, canlı yada cansız, görülen yada var kabul edilen umut bağlanan, medet umulan yedek bir tanrıya sahip olmuşlardır.

"Bende sendenim" denilen ama ilah olmadığıda bilinen sanal güçlerden yardımlar istenir. "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" tarafından yerine getirilmeyen yada getirilmediği sanılan işlemler için göğüslerde beslenenin çağrıları uyarınca MEDET umulan yaratılmışlara yönelinir. "ALLAH'a" sığınarak korunma yerine, adeta "ALLAH'ın" korumasını yetersiz görürcesine, göğüslerinden gelen ek güvenlik istekleri uyarınca birşeylerin gölgesine sığınılır.

"Kimden" kalkan seçilene sığınılır?
"Kimden" kaçılır?
"Kimin" etkilerinden korunmak istenir?
Korunma kalkanı "kime" karşı yapılır?
Olmadığına inanılan istekler, "kime" rağmen taştan, sopadan, ipten, güneş varken gölgesi olabilenlerden istenir?

"ALLAH" herşeyi yaratan, herşeyi verense; şans ve uğur getiren, rızk açan, kısmet artıran, yani işleri yoluna koyacağı sanılan atanmış yardımcılara sığınmak kime karşı olmuş olur?
"ALLAH'ın" vermeyeceğini yada vermediğini sanılan şeyler için yine "ALLAH'a" sığınılmış olsa, yedek tanrı görevi gören emtiaya ve medet umulanlara müracaat edilir mi? Kullanılan ikonlara ve onların pazarlanış şekline bakıldığında sığınılanın "ALLAH" değil, bir takım güçler atfettikleri kutsal, tılsımlı, yüce, ulu, aziz damgası vurulan canlı-cansız ikonlar?
Bu durumda gerçekleşmediğine inanılan ve gerçekleşmesi istenen eylem için, eylemin gerçekleşmemesinden sorumlu gösterilen "ALLAH'a" karşı, kimden MEDET umulmuş olabilir?
Öyle o zatların sözü "ALLAH" katından dönmez yaldızıyla, bu duaları üzerinde taşırsan kandırmacasıyla, suyunu içersen şifa bulursun aldatmacasıyla, sayısınca okursan kurtulursun yönlendirmesiyle..vb.. sunulan herşey ŞİRK'tir.

" ALLAH" karasızmıdır da! yarattığı birilerinin sözüne göre, taşınılan eşyaya göre, gidilen kapılara göre, adetinde okunan sözlere göre, kullanılan renklere göre, yıldızların çekim kuvvetlerine göre, büyücülerin maharetlerine göre, cisimlerin enerjilerine göre, alt alta yazılan sayılara göre, çizilen garip şekillere göre, edinilen ikonlara göre, elde gögüste taşınan sembollere göre, dünyasal düzen içinde takınılmış unvanlara göre, oturtulan makamlara göre, tılsımlı denilen takılara göre..vb .. fikir değiştirsin? (Hz. Nuh'un oğlu ve Hz. İbrahim'in babası için yaptığı istekler geri çevrilmesi bir yana DUA edilmesini bile yasaklıyor)
Çünkü sığınılan "ALLAH" değil, ittifak ortakları tarafından pazarlamacıları tarafından, temsilcileri tarafından "ALLAH'ın kudretlerinden" pay verilmiş olan kovulmuş şeytandır.

   
  33 - AHZAB.........17.- De ki: "Allah size bir kötülük murat eder yahut bir rahmet dilerse, Allah'la aranıza kim girebilir?" Onlar kendileri için, Allah'tan başka ne bir dost bulabilirler ne de bir yardımcı.
27 - NEML......... 77.- Ve elbette o, inananlara bir kılavuz ve rahmettir.
   
  MUSKA
   

aa. İSRAİL'in TANRISININ MESH ettiği "aynı TANRIYA inanıyoruzu" işaret ettikleri, Pers'li KOREŞ'in TANRISI kim? "SİRUS SİLİNDİRİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Muskalar neden üçgendir?
Neden dörtgen katlanmazda üçgen katlanır?
Dörtgen katlanınca içinde yazılanların değeri mi kaçıyor?
Dörtgen katlanınca dikkate alması gerekenler tarafından bizden değil diye "ES" mi geçiliyor?
Dörtgen olunca pozitiflik ve esenlik vericiler olarak nitelendirilen varlıklar MUSKA ya yüklenemiyor mu?
Üçgen olmadığı zaman, HORUS piramitine alışık olan Yahudi inancına sahip VARLIKLAR uğramaz mı oluyor?
Muskalara ve büyülere taraf olanlar, o yolda hizmetli olanlar Yahudi, Hıristiyan yada uzak doğu putperes inancı taşıyan varlıklarıdır. "ALLAH'ın" emirleri doğrultusunda, "işbirliği yapan CİN ve İNSANLAR cehenlemliktir" vayhi gereğince, gerçek Müslümanlık inancı taşıyan insanlar nasıl büyüden uzak duruyorsa, imanlarına helak getirmek istemeyen VARLIKLARDA, muska gibi BÜYÜ izleri taşıyan eşyalardan ve eylemlerden uzak duruyordur.
   
 

"ALLAH", KUR'AN'I KERİM'de CİNLERLE İNSANLARIN İLİŞKİ KURMASININ YASAK OLDUĞUNU, UĞRANILACAK AKİBET İLE / VERİLECEK CEZA İLE BİLDİRİYOR.

6 - EN'AM......... 128.- (Allah), onların hepsini topladığı gün, cinlere: "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız" der. İnsanlardan cinlerin dostu olanlar da şöyle derler: "Rabbimiz! Biz birbirimizden faydalandık. Nihayet bize tayin ettiğin vademize ulaştık". Allah da:"Sizin durağınız cehennemdir. Orada, Allah'ın dilemesi müstesna, ebedi olarak kalacaksınız" der. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.

14 - İBRAHİM......21.- (Kıyamet günü) İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacaklar. Ve zayıflar büyüklük taslayanlara şöyle diyecekler: "Bizler, sizlere uymuştuk. Şimdi siz, Allah'ın azabından en ufak bir şeyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da diyecekler ki: "Allah bizi hidayete erdirseydi, biz de size doğru yol gösterirdik. Artık şimdi bizler sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü kaçacak yerimiz yoktur."

14 - İBRAHİM......22.- İş bitince şeytan onlara şöyle diyecek: "Şüphesiz ki Allah size gerçek olanı vaad etti, ben de size vaad ettim, ama sonra caydım! Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ancak ben sizi (küfür ve isyana) çağırdım, siz de geldiniz. O halde beni kınamayın, kendi kendinizi kınayın! Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Ben, önceden beni Allah'a ortak koşmanızı da kabul etmemiştim." Doğrusu zalimler için acı bir azab vardır!

   
  muska yahudi izleri
   
  Muskaların BEN-BEN taşı yada Horus gören göz bölümünden görünüş itibariyle bir farkı olmadığı gibi, içerik açısındanda ŞEYTANİ işaretleri bol bol barındırmakta." İç içe geçmiş üçgenler İsrail bayrağını sembolize ediyor, Yahudi işaretidir" diyenler, "Müslümanlığa en çok zarar veren onlardır" diyerek ortada dolaşanların bir kısmı, o işaretleri yaymakla iştigal ediyorlar. Yahudi semboılizmine; para için, varlıkların verdiği unvanlar için insanların gözünde farklı göründükleri için hizmet etmiş oluyorlar.

Onlara inanan insanlarda, belki farkında olmadan göğüslerinin üzerinde (görünür biçimde), putperes inanç sahiplerinin tapındıkları tanrılarının simgesi olan, BEN-BEN taşını sembolize eden MUSKA'yı taşıyorlar. Muskanın içinde ise, Yahudi'lerin koruma kalkanı olan ikonlar, Şeytanı sembolize eden işaretler, tılsım denilen harf ve rakkam dizeleri ve bol miktarda var.Bu tür muska sahipleride gönüllü olarak, şeytani işaret ve sembolleri taşımış ve yaymış oluyorlar. Eğer taşımakta bir mahsur yoksa, o inançlara ait ortalıkta dolaşan sembollere ve simgelere de zarar verici ikonlar olarak yaklaşmanın bir anlamıda yok.

İsrail'e öfke duyanlar, onların Filistinde yaptıklarına lanet okuyanlar, aynı zamanda göğüslerinde onların sığındıklarının gözlerini, varlıklarını taşıyorlar yada üzerlerine topluyorlar. Belki İsrail askerlerine taş atan çocukların üzerinde de, Yahudi sembollerinden oluşturulmuş, Yahudi tılsımını dolaysıyla, o işaretlere göre hareket eden CİN'leri de taşıyor olmalılar. Yahudilerin kalkan olarak gördükleri simgeleri sınırların ötesinde dolaştırıyor olabilirler. Dolaysıyla da İsrail amaçlarına hizmet etmiş olabilirler.

Yahudi muskalarıyla, Müslümanlar için, müslüman isimleri verilmiş ve içine ayetler yazarak Müslüman damgası vurulmuş olan muskalar arasında bir fark var mı? Müslüman Muskası, tılsımı, büyüsü olabilirmiş gibi, sanki imani ruhsat varmış gibi pazarlamalarını rahatca yapabilmek için bu tür YAKIŞTIRMALARDA bulunuyorlar.

Bir şeyin kutsal olabilmesi için illaki bir şeklin içine mi yazılması gerekiyor? Ve illaki bu şekil Siyon yıldızı mı olmak zorunda? İllaki şeytanı sembolize eden Pentegram mı olmak zorunda? İllaki belli sayılardan oluşan kareler mi olmak zorunda? İllaki bazı yazılar safran gibi mürekkeplerle mi yazılmak zorunda? Eğer şekil uygun değilse, mürekkep yanlışsa kutsallık yok mu oluyor?

(HAŞA) "ALLAH" illaki iç içe geçmiş olan sembolün içine yazılmış olanları mı geçerli sayıyor? Sion yıldızı dışında yazılmış olanları kabul etmiyor mu da mühürler bile o şekle sadık kalınarak yapılıyor? Sembol ve ikonu olmadan hareket edemeyen, taraftarını işaretlerden, ikonlardan, sembollerden, vurulan damgalardan ve kayıt defterindeki isim listesinden tanıyabileceğini itiraf eden yaratılmış ama tanrı kabulü içinde ömrünü sürdüren bir ölümlü söyleyebilir.

SANDIK YOKSA İSRAİL'İN TANRISIDA YOK OLUYOR. Her harfi Tanrıdan olan kitapları öyle yazıyor. Sandık neredeyse Tanrı'da orada. Sandığı alan İsrail'in Tanrısını da alır yazmışlar.
1 Samuel.......7:2 SANDIK uzun bir süre, YİRMİ YIL boyunca Kiryat-Yearimde kaldı. Bu arada BÜTÜN İSRAİL HALKI RABbin ÖZLEMİNİ ÇEKTİ.

Amaç, ayet veya isimleri yazmak olsaydı ve madalyon halinde de yapılmak istenseydi Sion yıldızı kullanılır mıydı? Amaç üzüm yemek mi bağcıyı dövmek mi? Amaç bağcıyı döğmek olunca, amaç dayandıkları ikincil güce bağlılıklarını bildirmek olunca; elbette Sion yıldızıda, pagan sembolleride kullanılır. Müslüman mahallesinde Salyangoz satmanın gereği olarak içine Müslümanlığın incisi olan isimler yazılır.

Kaldı ki; madalyon halinde yapılan birşeyin üzerine ayetler yazılıp boyna asılır mı? Tuvalet ihtiyacı geldiğinde, küfür ettiğinde, kötü şeyler düşündüğünde madalyonu ne yapacak. Asıl olan ayeti üzerinde taşımak mı yazılanlara tabi olmak mı? Elbette Ayet'in bildirdiği esaslara tabii olarak yaşamak. Özetle; Yapma denilenleri yapmamak. Büyüde böyle YAPMA DENİLEN yasaklar arasında.

Felak ve Nas surelerini okuyupta boyunda Muska ile dolaşmak niye?
Büyülendiğini düşündüğün için, büyülenmekten korktuğun için "ALLAH" yerine, güçler atfedilmiş olan birilerine sığınmak, Felak ve Nas surelerindeki buyruklara aykırı değil mi? Büyüden, kötülükten, şerden, karanlık düşüncelerden, hasetcilerden "ALLAH'a" sığınılmasını buyuran ayeti belli sayıda okuyup, soluğu, üfürüğü ve kalemi güçlü gördüğünün yanında alanın, esas sığındığı ne olabilir ki?

O sureleri boynunda taşısan ne olur, sabahtan akşama kadar okusan ne olur? Okuduğunu uygulamadıktan sonra, olsa olsa yüreklere züğürt tesellisi olur. Okuduğu ayetlerde "büyücülerden, karanlıklardan, şerden, hasetcilerden herşeyin yaratıcısı ve RABBİ olana sığınırım" diye söz verip, muskalarla, sayılarla, yazmalarla, çizmelerle uğraşmanın başka türlü izahı olabilir mi? Söz verdiğin yaratanına, beni koruyacağını sanmıyorum demek olmaz mı?
   
  113 - FELAK.........1.- De ki: Sığınırım ben, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabbe;
113 - FELAK.........2.- Yarattığı şeylerin şerrinden,
113 - FELAK.........3.- Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
113 - FELAK.........4.- Düğümlere üfleyip tüküren büyücü kadınların şerrinden,
113 - FELAK.........5.- Ve hased ettiği zaman hasedcinin şerrinden.

114 - NÂS........... 1.- De ki: "Sığınırım ben, insanların Rabbine.
114 - NÂS........... 2.- İnsanların pâdişâhına,
114 - NÂS........... 3.- İnsanların Tanrısına:
114 - NÂS........... 4.- O sinsi vesvesecinin şerrinden.
114 - NÂS........... 5.- O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler) fısıldar.
114 - NÂS........... 6.- Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım).
   
  Eğer KUR'AN'I KERİM'den ayet yazmakla amaçlanan iş oluyorsa, ne diye büyücülere, muskalara, hocalara ve bol miktarda olan kendilerine "medyum" diyen Cin'cilere gidilir? Yaz ayetleri tak boynuna dolaş. İllaki üfürükcülere gitmek niye? Paraya ve zamana yazık değil mi? Elbette gidenlerde bilmemezliğe gelsede, büyü muska denilen şeyler içinde hiçte hoş olmayan, KUR'AN'I KERİM'le çelişen, İmana balta vuran yazılar var.

Muska denilen şeyde sadece Ayet yazıldığını sanmış olsalar ne diye garibetlerin bol olduğu kapıları çalsınlar? İlmiyle sahip olduğu özel işaretler ve kilitler onun ilgisinde diye durumu geçiştirerek gönüllere teselli veriyorlar. Üstelik o BÜYÜCÜDEKİ ilim dedikleri yazıp-çizmeyi; BÜYÜ'yü yasak etmiş olan "ALLAH'ın"bir lütfu olarak nitelendirerek, kabaran yürekciklerine sular serperek "yanlış yapıyorsun" diyen sesini bastırıyorlar.

"Kilitleri açacak işaretler var" diyerek özel işaretlere sahip olduklarını varsaydırtıyorlar. Özel işaretler olabilir mi?
"ALLAH" birilerine böyle bir yetki verir mi?
"O adamlara gidersen işin olur gitmezsen "yandın keten helvası" olur mu?
Her şeyin bir kitapta yazılı olmasının ne manası kalır?
Üfürüğü kuvvetli denilenlere gidenlerin işleri çözümlenecek, diğerlerinin LEHVİ-MAHFUZ'daki kitapta yazılmış olanları silinecek. Yada kilitsel simgeleri elinde tutuyor denilenlere gidenler için, LEHVİ-MAHFUZ'daki kitapta yeni sayfa açılıp "ARABASI OLSUN" diye mi yazılacak?
   
 

"ALLAH" KUR'AN'I KERİM'de ŞÖYLE BUYURUYOR
10 - YUNUS........61.- Bir iş ve oluşta bulunsan, Kur'an'dan bir şey okusan; herhangi bir iş yapsanız, siz ona dalıp gitmişken biz üstünüzde mutlaka tanıklarız. Ne yerde ne gökte ZERRE ağırlığınca bir şey, ondan daha KÜÇÜĞÜ de daha BÜYÜĞÜDE de Rabbinden uzakta/gizli kalmaz; TÜMÜ APAÇIK BİR KİTAPTADIR.

34 - SEBE............ 3.- Küfre sapanlar şöyle dediler: "Kıyamet saati bize gelmez!" De ki: "Hayır, öyle değil! Gaybı bilen Rabbime yemin olsun ki, o size mutlaka ve mutlaka gelecektir! Göklerde ve yerde ZERRE miktarı bir şey bile Rabbimden gizli kalmaz. ZERREDEN daha küçük veya daha büyük hiçbir istisna olmamak üzere, her şey APAÇIK BİR KİTAPTA belirlenmiştir;

35 - FATIR.............2.- ALLAH'ın insanlar için AÇIP YADIĞI rahmeti hiç kimse TUTUP KISAMAZ. Onun tutup KISTIĞINI ise O'ndan sonra SALIP AÇACAK YOKTUR. Azîz'dir O, Hakîm'dir.
43 - ZUHRUF.......32.- RABBİNİN RAHMETİNİ ONLAR MI BÖLÜŞTÜRÜYORLAR? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Ve onların kimini kimine derecelerle üstün kıldık ki, bazısı bazısını tutup çalıştırsın. Rabbinin rahmeti, onların derleyip topladıklarından daha hayırlıdır.

4 - NİSA............ .53.- Yoksa mülkten/yönetimden bir nasipleri mi var? EĞER ÖYLE OLSA, insanlara bir ÇEKİRDEK BİLE VERMEZLER.
34 - SEBE.......... 22.- De ki: "Allah dışındaki o bir şey sandıklarınızı çağırın/onlara yalvarın! Ama ONLARr, göklerde de yerde de ZERRE KADAR bir şeye sahip olamazlar. O göklerde ve yerde ONLARIN ORTAKLIĞI da yoktur. Ve O'nun onlardan bir DESTEKCİSİ de yoktur."

3 - ALİ İMRAN...145.- Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kişi ölmez. Vakti belirlenmiş bir yazıdır o. Dünya çıkarını gözetene ondan veririz; âhiret yararını gözetene de ondan veririz. Şükredenleri ödüllendireceğiz biz.

58 - MÜCÂDİLE...10.- Fısıltı, inananları kederlendirmek için ancak şeytandan gelir. Bununla birlikte o, Allah'ın izni olmadıkça İNANANLARA HİÇ BİR ZARAR VEREMEZ. Müminler sadece ALLAH'a GÜVENİP DAYANSINLAR!

   
  Demek ki ayetler, MUSKAYA sadece göstermelik olarak yazılıyor. Müslüman mahallesinde salyangoz başka türlü nasıl satılır? Muskaya, Yahudi yada Hıristiyan kitaplarından yazılan şeylere müslümanlar arasında, fazlaca müşteri bulunabilir mi? Bu nedenlerden dolayı yaldızlama niyetine, iman edilmiş olan"ALLAH'ın" rızası var çağrışımları ile ayetler yazılıyor.

Hiç "ALLAH" tamamen yasakladığı BÜYÜ imalatında kullanılan AYETLERİN (varsayalımki işe yarayacak) çalışmasına / beklenen işlevi görmesine müsaade eder mi? BÜYÜNÜN içine AYET yazıldığında, olmayacak yada olmayan bir işe "ALLAH" izin verir mi? Buradan da anlaşıldığı gibi BÜYÜ ve MUSKALAR "ALLAH'ın" yardımına mahsar olmak için değil, çeşitli unvanlar vererek, farklı kuvvetler adlettikleri ŞEYTAN yada ŞEYTANİLERİN türevlerinedir.

Yazılan ayetlerin işlevsel hale gelmesi için illaki birtakım pagan sembollerimi kullanmak gerekiyor? Bu durumda tevhid imanı nerelerde kalmış olabilir? "ALLAH'ın" yapmadığı veya yapmayacağı sanılan bir amacın gerçekleşmesi için, bir takım pagan sembolleri ile çözüm hayali sunmak, aslında yapılacak tılsımdan "ALLAH'ın" da etkilediği söylemek olmuyor mu?

Herşeyi veren, herşeyi yaratan, herşeyin sahibi olan "ALLAH", büyü yapıp muska yazanlara göre; tılsıma yenik düşüp yapmadığı veya yapmayacağı şeye mani olamıyor ve gerçekleşmesine rıza gösteriyor. Bu niyetle yazılan Muskalarıda din / iman kılıfı içinde kalsın diyede "ALLAH" razı gelirse diye pazarlıyorlar. Madem herşeyin "ALLAH'tan olduğuna ve onun rızası ile olacağına inanıyorsan ne diye büyücüye gidersin? Ne diye muska yazarsın?

Elbette "ALLAH" adını anacaklar ki, Yahudi tılsımlarını, Kabala büyülerini Müslüman mahallesinde pazarlayabilsinler. Havvas kitabını kutsal kitaplar sınıfına sokabilsinler. Sanayilerini ve ticaretlerini "göklerle haberleşiyoruz" diye sürdürebilsinler. "Bu ilim bize verildi" denildiğinde, zatı muhteremlerin ne kadar ilahi güçlere sahip olduğu hayallerde şekillensin.
   
  MENORA
   
  "İmani" dedikleri işaretlerin kaynaklarının Yahudi inancı olduğunu, büyü işlerinde o işaretlere alışık varlıklarla işbirliği yapıldığını, yaptıkları işlerin, yazdıkları muskaların TEVHİD İNANCI ile bağdaşmadığını, başlara musallat ettikleri VARLIKLARIN ilahi (onlara imani olan hiç birşey yaklaşmaz ki. Yaklaşır ve işbirliği yaparsa gideceği yerin Cehennem olduğunu biliyor) değerlerden yoksun olduğunu, Şeytani varlıklarla işbirliği yapıldığını kitaplarına kapak yaptıkları MENORA betimlemesi İKONLA (resmiyle) ortaya koymuşlar.

Tılsım ve büyü önerilerinin ancak Yahudi öğretilerine, işaretlerine, ikonlarına alışık varlıklarla işbirliği ile mümkün olabileceğini milyonlarca resim ve semboller arasından seçmiş bulundukları, Yahudi ikonu ile ortaya koymuş olmuyorlar mı?
   
  alfabeler
   
  Eğer "ALLAH" işaretlerin, sembollerin bir işe yaramasını isteseydi yani; kullarını TEVHİD İNANCI yerine, İMAN etme yerine büyüye yöneltmek isteseydi; vahiyler yerine "ALLAH" sadece o işaretleri gönderirdi. "ALLAH'ın" işleri yoluna koyulması için işaretler, semboller, sayılar gönderdiğini söylemek ve göndermiş olduğu simgelere göre hareket ettiğini / edebileceğini öne sürmek, "ALLAH'ın" aciz, yetersiz, yardıma ve yönlendirmeye (HAŞA) ihtiyacı olduğunu yani ihtiyaçsız olmadığını söylemekle eşdeğerdir. YAŞAMLARINI TILSIM VE BÜYÜYE ADAMIŞ, YAHUDİ İNANCINI kabul etmek demektir.

"ALLAH'ın gücüne sınırlama getirerek nitelendirme yapmaktır. "ALLAH" gönderdiği işaretleri yerinde kullananlara karşı etkisiz kaldığını ilan etmektir. Oysa "ALLAH" SIĞINILACAK OLARAK KENDİSİNİ, REHBER OLARAKTA KUR'AN'I KERİM'i işaret etmekte, büyü, tılsım ve dikili taşları kesin bir dille yasaklamaktadır.
   
  "ALLAH" KUR'AN'I KERİM'de DİKİLİ TAŞLARI NASIL NİTELENDİREREK BİZLERİ UYARIYOR.

5 - MAİDE.......... 90.- Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, DİKİLİ TAŞLAR ve fal okları ancak, ŞEYTAN işi birer pisliktir. Onlardan KAÇININ Kİ KURTULUŞA eresiniz.

5 - MAİDE............ 3.- Şunlar size haram kılınmıştır: Boğazlanmayarak ölmüş hayvanın eti, kan, domuz eti, üzerine Allah'tan başkasının adı anılmış, boğulmuş, vurulmuş, yuvarlanmış, süsülmüş, canı üzerineyken yetişip kestikleriniz müstesna olmak üzere canavar tarafından yırtılmış ve dikili adak taşları üzerinde boğazlanmış hayvanlar ve bir de fal oklarıyla kısmet paylaşmanız... Bütün bunlar birer SAPIŞTIR. Küfre batmış olanlar bugün dininizden ümitlerini kestiler. Artık ONLARDAN KORKMAYIN BENDEN KORKUN! Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı/Allah'a TESLİM OLMAYI SEÇTİM. Şu da var ki, her kim ciddi bir açlıkla yüz yüze gelir de günaha kaçmak maksadı olmaksızın onlardan yemek zorunda kalırsa, elbette Allah Gafûr ve Rahîm'dir.

70 - MEÂRİC.......42.- Bırak onları! Dalsınlar, oynasınlar kendileri için belirlenen günlerine ulaşıncaya kadar.
70 - MEÂRİC.......43.- O gün, kabirlerden fırlayarak çıkarlar. Dikilmiş putlara doğru akın akın gider gibidirler.
70 - MEÂRİC.......44.- Gözleri yere eğik; bir zillet kuşatmıştır onları. İşte bu gündür onlara vaat edilmiş olan.
   
  Yahudiler ve Hıristiyanlar ikincil kuvvet olarak gördükleri yada öyle unvanlandırdıkları varlıkların yaratan olmadığını bildiklerinden işlerinin hallolması için, edindikleri tanrıya yol göstermek adına BÜYÜ / TILSIM işine girdikleri muhakkak. "Bazı işler tanrıya bırakılmayacak kadar önemlidir" deyişide edindikleri tanrının ikon olduğunu, gücü olmadığını bildiklerinden dolayı ortaya atılmış olmalı. Halkımı, Mısır'ı fidye vererek kurtardım diyen, güreşte kuluna yenilen, ölümü fidye ile halledeceğim diyen tanrı olgusunu tapınmalarında kullananlar elbette tapındıklarının güçsüz olduğunu da biliyorlardır.

Yeşaya......43:3 Çünkü senin Tanrın, İSRAİL'in KUTSALI, Seni kurtaran RAB benim. FİDYEN olarak MISIR'ı, SANA KARŞILIK Kûş ve Seva DİYARLARINI VERDİM.Luka......1:68 «İsrail'in Tanrısı olan Rab'be övgüler olsun! Çünkü halkının yardımına gelip onları fidyeyle kurtardı.

Yahudilerin Tanrı olarak edindikleri, yaratılmış bir varlık olduğundan bu tür tılsım ve büyülere her zaman ihtiyaç duymuşlardır. Sürgünden sonra tanrı kavramınıda bünyelerine dahil eden Yahudilerin (Sürgün dönüşü Ahit sandığının kaybedilmesi ve yazılan kitaplarında tanrısal görünümlerin yok denilecek seviyey getirilmiş olması, sürgüne giderken takıldıkları güçtende koptukları ve İÇSELLİĞE / ÖZE / GÖĞÜSLERDEN GELEN SESE döndükleri anlaşılmaktadır) birtakım güç odakları olarak gördükleri varlıklarla işbirliği yapmaları kaçınılmazdır. Göksel egemenliği varlıklar arası mücadele olarak görenler, VARLIK-BİR'liği adına (Vahdet-i Vücud) egemenlikten pay almak için ittifaklar kurmak zorundadırlar.

Oysa Müslümanların imani esasları arasında BÜYÜ gibi, MUSKA gibi, TILSIM gibi, UĞUR gibi benimsemeler yoktur. Çünkü herşeye gücü yeten "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a" iman esas alınmıştır, İkincil güç olabilecek hiçbirşey kabul edilmeyerek TEVHİD inancı İMANIN DİREĞİ halinde benimsenmiştir.

   
 

"ALLAH", ŞEYTAN KONUSUNDA BİZLERİ NASIL UYARMIŞ

24 - NUR........... 21.- Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını izlemeyin. Kim şeytanın adımlarını izlerse, şeytan ona iğrençlikleri ve kötülüğü emreder. Allah'ın lütuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, içinizden tek kişi bile asla temize çıkamazdı. Ama Allah dilediğini artırıp temizliyor. Allah her şeyi işitiyor, her şeyi biliyor.

36 - YASİN..........60.- Ey âdemoğulları! Ben size, "Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için açık bir düşmandır!" demedim mi?
36 - YASİN..........61.- "Bana ibadet edin, dosdoğru yol budur!" demedim mi?

35 - FATIR.............6.- Çünkü şeytan size düşmandır. Siz de onu düşman tutun. O etrafına toplanan taraftarlarını ancak cehennemliklerden olsunlar diye davet eder.



 
 

Muskalarda kullanılan işaretlerin, erbabı için neler ifade ettiği resimden belli oluyor. Büyü yapmak belli varlıkları musallat etmektir. Çağdaş deyimle negatif enerji yüklemektir. İyilik için pozitif enerji yayıp musallat olmaktan kaçınan varlıkl söz konusu iken, kötülük amaçlı çiziktirmelerde negatiflik yani sıkıntı veren, kötü enerji yayan varlıklar musallat edilmektedir. Kadının kocasının domuz gibi görmesi gibi. Karşılaşan iki kişinin birden uyum sağlaması gibi. Bulunulan mekanda huzursuzluk yaşanması gibi..vb..

Bu negatiflik yüklemenin küresel boyutta olabilmesi içinde genel kullanımlı sembollerden yararlanıldığı muhakkaktır. Belli ikonları taşıyanlara, işaretlenmiş olanlara Pozitif yaklaşımlar yapılırken, o ikonları red edenlere negatiflik sağlayacak yaklaşımlar sergileniyor olmalı. Pozitif yüklenmeye maruz kalan havalarda uçtuğu hissine kapılıp, reçetesini her fırsatta uygulama yolunu seçerken, negatiflik yüklenmiş olan biçarede karar alamamaktan, düşünememekten, içsel huzursuzluktan dem vurmaktadır.

Yoksa ne diye en popüler meslekler arasında içsel temizlik uzmanları vitirinleri doldursun. Bir yandan yükle, bir yandan süreli boşalt. Renkciler, gongcular, pin kodcular, şifacılar, biocular, yıldızcılar, taşcılar, üfürükcüler, falcılar, tılsımcılar, uğurcular, şanscılar, evrenden istediciler, maji/ büyücüler, gaipten ses duyucular, gaypdan haber vericiler, kader düzelticiler,..vs,..vs pazar canlı olmasa bu kadar çoğalırlar mıydı?

     
  "ALLAH", tuzak kuranları Müslümanlar, Müminler yada İman edenler diye ayırmıyor. "ALLAH", tüm tuzak kuranlara tuzaklarının boşa gideceğini söylüyor. Müslümanlar entrika çevirebilir, yalan söyleyebilir, komplolar kurabilir, tuzaklar hazırlayabilir..vb.. yönünde bir vahiy yok. Dolaysıyla "düşmandı, başka dindendi" diye de birilerine büyü yapmak, zarar vermeyi amaçlamakta yasaklanmış durumdadır. Büyüye karşı yada büyücüye karşı büyü yapmakta, büyü bozma müraacatı yapmakta bu çerçeve içinde değerlendirilebilir.
   
  MUSKA YAPIMINDA KULLANILAN SEMBOLLERİN BAZILARI VE KAYNAKLARI.


  PENTAGRAM
   
  Eski Roma tanrıçası Venüs'ten (Eski Yunan Mitolojisi'nde Afrodit) ismini alan ve Roma Astrolojisi'nde Lucifer isimleriyle bilinen Venüs, (Zühre / Çolpan / Çoban Yıldızı / Akşam Yıldızı / Sabah Yıldızı veya Tan Yıldızı) Güneşe uzaklık bakımından ikinci sırada bulunan bu gezegen Güneş sistemindeki diğer gezegenlerin aksi istikametinde dönermiş. Gökyüzündeki en parlak cisimmiş.
   
  pentegram
   
  SİON YILDIZI
   
 

İŞTAR'ın batı dillerindeki kullanılan karşılığı, "yıldız"/ "STAR" imiş. Eski dönemlerde Güneş, Ay ve beş yıldıza birer gün vererek yıldızların tılsımlı güçlerinden faydalanmayı düşünmüşler. Yani haftanın her-bir günü bir yıldıza tapıyorlarmış. Güneş Sunday ve Satürn Saturday o inançlardan günümüze kalmış gün isimlermiş.

Dikili tahta kazık, (Holywood ismide dikili kazık / dikili tahta anlamındadır. Ünlülerin isminin yıldız içine alınarak kaldırımlara yazılmasının kaynağı, Holywood'un temsil ettiği isimden olabilir. Yıldız düz ise açık anlamlı, yıldız ters ise gizli anlamları olurmuş), BOL YAPRAKLI AĞAÇLAR ve Kırmızı gül İştar'ın diğer simgeleri imiş

DAİRE İÇİNDE / Güneş çemberi içinde TERS ÇEVRİLMİŞ İŞTAR yıldızı yani pentagram, (satanizm / Şeytanı ilah kabul edenler) simgesi imiş. İştar,  Astarte,  Ester, Aştoret,  Artemis, İsis, Venüs,  Kibele olarakta çeşitli bölgelerde anılırmış. Hikayeye göre, Baal'in annesi olan İştar, ölen Baal'in reenkarnasyonu sonucu yeniden vücutlanmasıyla Baal'ın eşi olduğu kabul edilmiş. Kırmızı gül İştarı, Lale de Baal'ı simgelermiş.

     
  Cansız taşları kendilerine tanık tutma inancı Yahudiliğin ve Yahudi dininin ana temalarından biri. Taşları tanık tutmak onların kendileri için şahitlik yapacağını öne sürmek, TAŞLAR ETRAFINDA toplandığını düşündükleri varlıklar olduğunu kastetmek değil mi? Eğer taşlar tanık olacaksa, tanıklık yapma yönünde bir kabiliyetleri varsa, yerde yatık ikende tanıklıklarını yapabilirlerdi? İllaki taşı dikili hale getirmenin bir manası, bir işlevi olmalı. Onların agıladığı, onların yönlendirebildiği, kendilerinden olan, tanıklığına ihtiyaç duyulan bir olgu olmalı.

Asa taşıyan Hıristiyan din önderlerinin asayı taşımaktaki amacı neyse taşı tanık yapmak onu dikili hale / belirgin hale getirmenini amacıda aynıdır. Her iki tarafta ittifak halinde oldukları iyi ruhlar (kendi çıkarlarına uygun gördükleri iyi ruh) diye nitelendirdikleri varlıkların, o belirginleştirilen sembolün etrafında toplamak. Her birinin kendilerine özgü (birbirinden farklı) asası olmasının sebebide kendilerine ait olanlar, başkalarına gitmesin. (Pist ışığı gibi).Bu görüşü doğrulayan, yine kendilerine ait olan kitaplarındaki "her harfi tanrıdan" dedikleri ifadeler. Ahit sandığına ve çadırına göre hareket edebilen varlığı TANRI, hatta sandıkla yer değiştirebilen VARLIKLARI TANRILAR edinenler, hangi varlıklarla İTTİFAKLAR kurmuş olabilirler? (Ahit sandığı ile bir çok varlığın hareket halinde olduklarını söyleyenler kendileri. 1 Samuel.......4:8 Vay başımıza! Bu GÜÇLÜ TANRILARIN elinden bizi kim kurtarabilir? Çölde Mısırlıları her tür belaya çarptıran TANRILAR bunlar)

Alemleri yaratan "ALLAH" İMANI yerine, takipcilerine Sandıkla hareket edebilen Tanrı / tanrılar edindiklerini şu şekilde ifade ediyorlar. İsrailliler Filistinliler ile savaşa tutuşur, İşler ters gitmeye başlayınca tanrı edindiklerinin aralarında olmasının faydalı olacağını düşünürler. Böyle yer değiştirmelere alışık olduğunu ifade eden tanrı unvanlıları, kendinden daha güçlü tanrısal varlığa (Fidye verdiğine göre, fidye alan tanrı olarak geçinen kendisinden güçlü bir varlık olmalı) Mısır'ı fidye vererek kurtardım dediği insanlar nereye giderse kuzu kuzu çadırını takip etmiş.

1 Tarihler ......17:5 İsrail halkını Mısır'dan çıkardığım günden bu yana TAPINAKTA OTURMADIM. BİR ÇADIRDAN ÖBÜR ÇADIRA, orada burada KONAKLAYARAK DOLAŞTIM

Ve SADECE SANDIKLA hareket edebilen, (SANDIK NEREDE EDİNDİKLERİ ORADA) sandığı konut olarak görüp onun çevresinden ayrılmayan TANRI damgası vurdukları varlığı getirebilmek içinde, SANDIĞI (dolayIsıyla edindikleri TANRIYI DA) TAŞIYARAK SANDIĞI ve SANDIKLA BİRLİKTE GELENİ ordugahlarına yerleştiriler...

Sandık olmadığı için "HERŞEYE EGEMEN" olarak sundukları, tanrı işaretli olanın uzaktan Filistinlilere tesir edemeyeceğini bilen İsrailliler, GETİRİLEN SANDIKLA birlikte sevince boğulurlar. Uzak kaldığı için aralarında olamayan edindikleri tanrının kendilerini kurtaracağından emin bir şekilde sevinçlerini sürdürürler.

1 Samuel.......4:3 ......., ‹‹RABbin Antlaşma Sandığını Şilodan buraya getirelim ki, ARAMIZA geldiğinde BİZİ DÜŞMANLARIMIZIN ELİNDEN KURTARSIN.››
1 Samuel.......4:4 ....... HER ŞEYE EGEMEN RABbin Antlaşma Sandığını oradan getirdiler. .......

İsraillilerin bağrışlarını duyan Filistinliler, Sandığın ve İSRAİL'e ait TANRILARIN geldiğini duyunca korkarlar.
1 Samuel.......4:7 korkarak, ‹‹TANRILAR ORDUGAHA GELMİŞ›› dediler, ......
1 Samuel.......4:8 Vay başımıza! Bu GÜÇLÜ TANRILARIN elinden bizi kim kurtarabilir? Çölde Mısırlıları her tür belaya çarptıran TANRILAR bunlar.

Filistinliler, İsrailliler tarafından ORDUGAHA getirilmiş olan bu TANRILARA karşı, YİĞİTCE SAVAŞMAYA karar verirler ve İSRAİL'lileri TANRILARIYLA BİRLİKTE yenerler.

1 Samuel.......4:9 GÜÇLÜ OLUN, ey FİLİSTİNLİLER! YİĞİTCE DAVRANIN! ............. Bu yüzden YİĞİTCE DAVRANIN ve SAVAŞIN!››
1 Samuel.......4:10 Böylece FİLİSTİNLİLER SAVAŞIP İsraillileri bozguna uğrattılar. İSRAİLLİLERİN HEPSİ EVLERİNE KAÇTI......

Filistinliler, İsraililerin TANRILARINIDA YENERLER çünkü, "tanrımız gelirse galip geliriz" diyenler yenilmiş, TANRILARINI NAKLETMEKTE KULLANDIKLARI, tanrılarının "KONUTUM" dediği SANDIK, FİLİSTİNLİLERİN ELİNE GEÇMİŞTİR. (Savaş meydanına gitmemeye "Ahd" etmiş olmalı) Tanrı olarak benimsedikleri de sandıkla birlikte Filistin'lilere teslim olmuş, onlar nereye getirirlerse, İSRAİL'in / Yakup'un TANRISIDA oraya gitmiştir.

1 Samuel.......4:11 TANRININ SANDIĞI ALINDI,........
1 Samuel.......4:17 Haber getiren adam şöyle yanıtladı: ‹‹İSRAİLLİLER FİLİSTİNLİLERİN önünden KAÇTI.......................TANRININ SANDIĞI da ELE GEÇİLİRDİ.››
1 Samuel.......4:22 ‹‹YÜCELİK İSRAİL'den AYRILDI!›› dedi, ‹‹Çünkü TANRI'nın SANDIĞI ELE GEÇİLİRDİ.››

Filistin ESARETİNİ kabul ettiği anlaşılan Yakup'un / İsrail'in "BEN-BENİM" diyen tanrısı / tanrıları (sandıkla gelen tanrı kitaplarında çoğul geçiyor) ifadelerinde tanrı, nereye koyarlarsa orada kurtulacağı güne kadar kalmıştır. Babil Sürgününden önce, MEDET UMDUKLARI, inanç varislerine "TANRI" diye sundukları, yaban ellerde, sunudan, tütsüden, adaktan mahrum bir hayat sürmek zorunda bırakılmıştır. "HALKIM" dediği İSRAİL'lileri "kurtaracağım" derken, kendisi TUTULARAK TUTSAK düşmüştür. TUTULMUŞ halde esaret yaşayan "BEN-BENİM" diyen kendisine gösterilen ilgiden, kendisini tanrı kabul eden tapınmalardan ve sen "TANRILARIN EN BÜYÜĞÜSÜN" iltifatlarından yoksun TUTULMUŞ bir esaret hayatı yaşamıştır.

2 Tarihler ............2:5 "Yapacağım tapınak büyük olacak. Çünkü TANRIMIZ BÜTÜN TANRILARDAN BÜYÜKTÜR.
2 Tarihler.............7:2 RAB'bin Tapınağı O'nun GÖRKEMİYLE DOLUNCA kâhinler tapınağa giremediler.
Yasa Kitabı.......10:17 Çünkü Tanrınız RAB, TANRILARIN TANRISI, RABLERİN RABBİDİR.

O kadar çok ondan-bundan RABLER edinip TANRI ilan etmişler ki; "bu sefer edindiğiniz TANRINIZ olan RAB, TANRI'dır" diye tembihliyorlar. Elbette daha önceki tanrı edinmelerinde de aynı sözleri sarfettikleri gibi, daha sonra edindikleri için de aynı tanımları kullanmışlardır.
Yasa Kitabı........7:9 TANRINIZ RAB'bin TANRI OLDUĞUNU BİLİN. O GÜVENİLİR TANRIDIR ..................................

SANDIĞI / KONUTU Filistinliler tarafından ele geçirilen İsrail'in, Yakup'un güreşte TUTSAK edip YALVARTTIĞI tanrısı; tıpkı ALAADDİNİN lambaya / şişeye TUTSAK EDİLMESİ gibi, o da bir sandığın içinde TUTULUP kalmış.

İsrail'in tanrısıda tıpkı Alaaddin gibi; TUTSAK olmaktan / TUTULMUŞ olmaktan / TUTUK kalmaktan kurtulacağı anı ÇARESİZLİK İÇİNDE beklemiş olmalı. Tek farkla biri şişeden diğeri sandıkla birlikte kurtulmayı istiyor. Sandıkla birlikte kurtulmak istemesine istiyor ama bu kurtuluşu Babil sürgününe kadar sürebiliyor. Sandığıda, sandıkla beraber görünümleride, hitaplarıda, kıskançlıklarıda, buluşma çadırı sohbetleride bitiyor.
   
  ahit sandığı ve alaaddinin lambası
   
  1 Samuel.......5:1 Filistliler, Tanrının Sandığını ele geçirdikten sonra, onu Even-Ezerden Aşdota götürdüler.
1 Samuel.......5:2 Tanrının Sandığını Dagon Tapınağına taşıyıp Dagon heykelinin yanına yerleştirdiler.


1 Samuel.......5:6 RAB Aşdotluları ve çevrelerindeki halkı ağır biçimde cezalandırdı; onları urlarla cezalandırıp sıkıntıya soktu. Ülkelerinde fareler göründü. Kentin her yanına ölüm saçmaya başladı.››
1 Samuel.......5:7 Aşdotlular olup bitenleri görünce, ‹‹İsrail Tanrısının Sandığı yanımızda kalmamalı; çünkü O bizi de, ilahımız Dagonu da ağır bir biçimde cezalandırıyor›› dediler


1 Samuel.......6:2 Filistliler kâhinlerle falcıları çağırtıp, ‹‹RABbin Sandığını ne yapalım? Onu nasıl yerine göndereceğimizi bize bildirin›› dediler.
1 Samuel.......6:8 RABbin Sandığını alıp arabaya koyun; suç sunusu olarak Ona göndereceğiniz ALTIN EŞYALARI da bir kutuya koyup yanına yerleştirin. Sonra bırakın arabayı yoluna gitsin.
1 Samuel.......6:14 Beytşemeşli Yeşunun tarlasına giren araba oradaki büyük bir taşın yanında DURDU. .......
1 Samuel.......6:19 RABbin Antlaşma Sandığının içine baktıkları için, RAB Beytşemeşlilerden bazılarını cezalandırıp yetmiş kişiyi yok etti.....
1 Samuel.......6:20 Beytşemeşliler, ‹‹Bu kutsal Tanrının, RABbin önünde kim durabilir? Bizden sonra kime gidecek?›› diyorlardı.
1 Samuel.......6:21 Sonunda Kiryat-Yearim'de oturanlara ulaklar göndererek, ‹‹Filistliler RAB'bin Sandığı'nı geri getirdiler; gelin, onu alıp götürün›› dediler.
1 Samuel.......7:1 Bunun üzerine Kiryat-Yearim halkı varıp RABbin Sandığını aldı. Onu Avinadavın tepedeki evine götürdüler. RABbin Antlaşma Sandığına bakması için Avinadav oğlu Elazarı görevlendirdiler.
1 Samuel.......7:2 SANDIK uzun bir süre, YİRMİ YIL boyunca Kiryat-Yearimde kaldı. Bu arada BÜTÜN İSRAİL HALKI RABbin ÖZLEMİNİ ÇEKTİ.
1 Samuel.......7:3 Samuel İsrail halkına şöyle dedi: ‹‹Eğer bütün yüreğinizle RABbe dönmeye istekliyseniz, yabancı ilahları ve Aştoretin putlarını aranızdan kaldırın. Kendinizi RABbe adayıp yalnız Ona kulluk edin. RAB de sizi Filistlilerin elinden kurtaracaktır.››

YAKUP'UN TANRISI olarak tanıtılan ve o isimle çadırdan çadıra gezen Tanrı kabul edilende sürgünle bereber, Ahit Sandığının akibetine uğradı da, değişime mi uğradı?

1 Tarihler ...17:6 İSRAİLLİLERLE birlikte DOLAŞTIĞIM YERLERİN herhangi birinde, halkımı gütmesini buyurduğum İsrail önderlerinden birine, neden BANA SEDİR AĞACINDAN bir KONUT yapmadınız diye hiç sordum mu?'

İbraniler.........8:10 `O GÜNLERDEN sonra' diyor RAB, `İSRAİL HALKIYLA yapacağım ANTLAŞMA şudur: YASALARIMI onların ZİHİNLERİNE işleyeceğim, YÜREKLERİNE yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım , ONLAR DA BENİM HALKIM olacaklar.

Yoksa ne diye insanlar taşlar dikip, yonttukları, biçim verdikleri ve istedikleri gibi diktikleri taşa tapınsınlar, adaklar adayıp, tütsüler yakıp, sunular getirsinler. Taş ocağında iken ayaklar altında durmasından, tarlaya engel olduğunda kırılmasından, bina yaparken kesilmesinden hiç bir kaygı, yeis duymayan insanlar birden bire, taştan yadım diler hale geliyorlar. Ondan dünyevi işlerinin çözümlerini isteyip, Cennetler umuyorlar, fetihler dileyip iktidarlar / saltanatlar bekliyorlar.

Taşın etrafında ittifak ortakları VARLIKLAR olmasa, acımasız darbelerle ocaktan çıkardıkları, ayaklar altında ezdikleri, artan parçalarını oralara buralara attıkları ve her tarafını kesip biçtikleri taşı, yerine diktikten sonra NEDEN, birden bire saygı duyup TANRI muamelesi yapsınlar? Dünyada taşa toprağa tapacak kadar salak insanlar olmamıştır. Taşın toprağın barındırdığını sandıkları güce ulaşabilmek için, o ikonların etrafında turalayıp, sunular bırakmışlardır. Taşın etrafında, işaretlenmiş yerde toplandığına inandıkları VARLIKLARA tütsüler yakıp tapınmışlardır.

Kızılderililer ve Pagan din mensupları AĞAÇTAN yontup diktikleri TOTEMLERE mi tapıyorlardı? Yoksa, o TOTEMLER etrafında toğlandığına inandıkları RUH olarak nitelendirdikleri VARLIKLARA mı tapıyorlardı?
yda ÖRÜLMÜŞ TAŞTAN DUVAR BOYUNCA toplanmış VARLIKLARAMI tapıyorlardı. Orada toplanmış olan çeşitli güçler atfettikleri ŞEYTANİ CİN'lere mi MEKTUPLAR yazıyorlardı, yada ÖRÜLMÜŞ kesilip biçilmiş TAŞA yada bütünü olan DUVARA mı sığınıyorlardı? Her birinin daha kutsal kabul ettikleri bölge TAŞIN ÖZELLİĞİNDENMİYDİ, yoksa oradaki varlıklarla duygularının uyuşmuş olmasındandı. Kağıtta yazılanlara CEVAP DUVARDAN GELDİMİ diyorlar yoksa, TANRIMIZ YAZDIKLARIMIZI OKUDUMU diyorlar? yada uğur getirsin diye takılan takılarda toplanmış olan VARLIKLARA mı tapıyorlardı?

   
  AĞLADIKLARI ve ÖPTÜKLERİ NE?
  ağlama duvarı
   

Yahudilerin dolaysıyla Eski Ahit kitabını, hem dinlerinin geçmişi olsun diye, hem "Oğul Tanrıları onunla tebliğlerini yaptı" diye benimseyen Hıristiyanların geleneğinde, TAŞ DİKİP tapınma, onlardan tanıklık umma, şahit tayin etme inancı var. Hatta ANIT olarak dikmenin inançların da olduğunu, yine kendileri "HER HARFİ TANRIDAN" dedikleri kitaplarında ifade ediyorlar.

Papa'da "HER HARFİ TANRIDAN" dedikleri kitabın verdiği ruhsata dayanarak, "RA" TANRISINA ait olan OBELİSKİ gözlerinin önüne dikmiş olmalı. "RA'yı" fethettik dercesine de "RA" sunağının üzerine HAÇIDA DİKMEKLE, Oğul Tanrılarına (kitabını aldıkları, İsa'larının tapındığı) BABA TANRI olarak uygun görmedikleri İSRAİL'in / YAKUP'un tanrısı yerine, "RA-HORUS" tanrısını SEÇTİKLERİNİ ilan etmiş olmuşlar.

TANRILARININ TAPINAĞINDA iken bile, TANRILARININ TANIKLIĞINA başvurmama izni kitaplarında ifade ediliyor, TAPINAĞIN yanındaki AĞAÇLAR altına DİKİLEN TAŞA / OBELİSKE yükledikleri (Dikilitaşa bağlı olduğuna inandıkları) VARLIKLARIN TANIKLIĞINA başvurulabilme inançlarında var. Tapındıkları TANRI olarak tayin ettiklerinin yanında, İKİNCİL güç olarak gördükleri bir başka TANRI UNVANLIDAN yardım almak, ona sunular sunmak din sistemlerinde mevcut.

Yeşu..............24:26 Bunları Tanrının Yasa Kitabına da geçirdi. Sonra BÜYÜK bir TAŞ ALIP oraya, RABbin TAPINAĞININ YANINDAKİ yabanıl FISTIK ağacının altına DİKTİ

Artık hangi TANRIYA esastan BAĞLI OLDUKLARI, nelere mavi boncuk dağıtıyor oldukları, gönüllerinde yatırdıkları aslanları kendi yürecikleri bilir.
Yasa Kitabı.....16:21 ‹‹Tanrınız RAB için yapacağınız SUNAĞIN YANINA AĞAÇTAN bir AŞERA PUTU dikmeyeceksiniz.
Yasa Kitabı.....16:22 Tanrınız RAB'bin NEFRET ettiği DİKİLİ TAŞ DİKMEYECEKSİNİZ.

TANRILARININ NEFRET EDİP yasakladığı bir şeyi, dine YÖN VERDİĞİNİ kabul ettikleri YEŞU (Musa'nın yardımcısı ve "öldür" emrini Yahudilere hak olarak veren, soylar kurutarak Yahudilik manifestosunu ortaya koyan) Rab edindiklerini HİÇE SAYIP, TAPINAĞININ yanındaki ağaçlar altına AŞERA putu / obelisk dikiyorsa; TANRI DEĞİŞTİRDİKLERİNİ münasip bir dille söylüyor demektir. (Bol yapraklı ağaç, ESTER / İŞTAR / AŞER / VENÜS / AFRODİT / İSİS / ARTEMİS yada KİBELE denilen tanrıçaya işaret ediyor. Sümer tanrılarına adresleniyor)

Tanrı DEĞİŞTİRDİKLERİNİ ve Yeşu'dan aldıkları Yahudilik manifestosu ile her an DEĞİŞTİREBİLECEKLERİNİ kitaplarında böyle özetleyenler için; kutsal kitapları bu durumu şu sözlerle değerlendiriyor.

Yeremya........3:6 Kral Yoşiya döneminde RAB bana, ‹‹DÖNEK İSRAİL'in yaptığını gördün mü?›› dedi, ‹‹Her yüksek tepenin üzerine, HER BOL YAPRAKLI AĞACIN altına gidip FAHİŞELİK etti.

Kendilerinin her an DÖNEBİLECEĞİNİ "HER HARFİ TANRIDAN" dedikleri kitaplarında bildirenlerin, HANGİ TANRI UNVANLIYA TAPTIKLARI bilinebilir mi? "İsrail'in /Yakup'un TANRISI" deyişi ile kast ettikleride zaten, bu bilinmezliği ortaya koymak değil mi? "Beni, BEN BENİM diyen gönderdi"demek istedikleri bilinmezliği sağlamaya yönelik değil mi?

"BEN kıskanç TANRIYIM" diyene NEFRET ETTİĞİ şeyi yapmakla verdikleri cevabın kutsal kitaplarında yer almış olmasının başka bir nedeni olabilir mi? Kıskanan yerine kıskanmayan, Kollektif çalışmaya alışık yeni İttifak ortağı.Sürgün sırasında başlayan ve daha sonrasında devam eden, hiç birşeyi KISKANMAYAN İTTİFAK TANRISI; bu görüşler ancak kitaplarında ruhsatlandırılabilirse elde edilebilir.

Mısırdan Çıkış...34:13 Onların sunaklarını yıkacak, dikili taşlarını parçalayacak, Aşera putlarını keseceksiniz.
Mısırdan Çıkış...34:14 Başka ilahlara tapmayacaksınız. Çünkü ben adı KISKANÇ bir RABbim, kıskanç bir TANRIYIM.
Yasa Kitabı......12:3 Sunaklarını yıkacak, DİKİLİ TAŞLARINI parçalayacak, Aşera putlarını yakacak, öbür putlarını parça parça edeceksiniz. İlahlarının adlarını oradan sileceksiniz

PEKİ ONLAR NE YAPMIŞLAR;
SÖYLENEN BÜTÜN SÖZLERİ İŞTEN TAŞ ve TANRI İNKARINDA TANIKLIK YAPACAK olan DİKİLİ TAŞ / OBELİSK.
Yeşu...............24:27 Ardından bütün halka, ‹‹İşte TAŞ BİZE TANIK olsun›› dedi, ‹‹Çünkü RABbin bize söylediği BÜTÜN SÖZLERİ İŞİTTİ. TANRINIZI İNKAR ederseniz bu TAŞ SİZE KARŞI TANIKLIK edecek.››

Aralarında tanıklık etmesi için herşeyi duyduğu kabul edilen TAŞ ve aralarında şahitlik yapacağını söyledikleri ANIT (mabet / put) olarak dikilen OBELİSK.
Yaratılıs..........31:44 Gel anlaşalım. ARAMIZA TANIK koyalım."
Yaratılıs..........31:45 Yakup bir TAŞ ALIP onu ANIT olarak DİKTİ

   
 

AŞERA PUTLARI

   
   
   
  DEVAM EDİYOR...



Tanrı RA'nın vücudu olarak kabul edilen dikilitaşlar Taş dikme inancı
     
   
     


 
    RA İÇİN, KONU BAŞLIKLARIYLA YAPILAN TANIMLAMALAR ŞÖYLE:
Bendenin kendisi dikilitaş şeklinin bir örneğiydi.
RA’nın betimlemeleri şehirden şehire, dönemden döneme hatta gün içinde farklılık gösteriyormuş
RA: Gün boyunca  başına güneş çemberi takan bir adam (Uraeus Disk) olabildiği gibi Aslan, Çakal ve Şahin de olabilirmiş.
Şafakta yükselen güneş olarak tasvir edilebilir, küçük bir çocuk ya da  bir buzağı şekline girebilirmiş.
Geceye ait olan yüzüne bir Koç ya da Koç-başına sahip bir adam özelliği verilebilir, Yılanları öldüren Kedi ya da Firavun Faresi şekline bürünebilirmiş.
Gün boyunca bütün bu şekillerin her biri farklı bir isme karşılık gelmekteydi: öğle saatinde Ra, şafakta Khepri-Ra ve gün batımında Amon-Ra
Eski Mısırlılar, tıpkı güneşin aynı gün içinde doğuşu, parlayışı ve batışı olduğu gibi Ra’nın da bütün bu şekillerde olabileceğine inanırlardı.

Ra, Mısır mitolojisinde güneş tanrısı, yeryüzü  ve gökyüzünün yaratıcısıymış.
Güneş gibi, Ra yeryüzünün var olmasını ve sürekliliğini sağlardı
Ra bütün tanrıların babası ve ek olarak ta bütün insanlığın yaratıcısıydı.
ölümsüzlük tanrısı, yeryüzü ve gökyüzünün yaratıcısı. Ra
Diğer tüm tanrılar ve tanrıçalar; Ra'nın parçalarını oluşturuyormuş.
5'inci saltanatta (M.Ö. 2400); ULUSALl tanrılığa ulaşmış
Güneş Ra'nın sembolü ve tüm vücudunu ya da gözünü temsil edemiş. (Horus'a yüklenilen herşeyi görme özelliği)
Her sabah ATEŞLERİN içinden doğan engellenemez bir tanrıymış. 
Kutsal merkezi Heliopolis imiş.
Genellikle başında bir disk bulunan Şahin kafalı insan biçiminde canlandırılmıştır (Horus'a yüklenilen şahin kafalı tipleme)
     

AMON / AMUN / AMUR / AMOR

Mısır'lılar RA'dan sıkılmış olmalılar  yada din merkezli şehirlerin rekabetin sonucunda yeni din simsarları kuvvet kazanmış olmalı ki;  sahneye AMON sürülüyor ve oldukça da taraftar bulduğu anlaşılıyor.Ta! ki; Aton/ Aten inancı ortaya çıkana kadar.

M.Ö. 1500 civarında güçlenen  güçlenen rahiplerin yanısıra, tanrı şehirleri arasındaki (Teb - Aten/ Aton, Luksor / Karnak-Amor, Heleopolis - RA ve / 8-9 tanrılar gibi tanrı şehirleri arasındaki güç çekişmesi) rekabetler sonucunda, Amon tanrı inancı kuvvetlenerek yayılmaya ve taraftarlarını çoğaltmaya başlar. RA ile özdeşleşen HERMOPOLİS  (HERMES) kentinin önemi azalarak TANRI MERKEZİ  Luksor - Karnak olmuştur.

Dünyadaki en büyük dini mekan olan, aynı anda 8.000 kişinin sunuda bulunubileceği adak taşlarına sahip  bulunabildiği Kardak'ın devreye girmesiyle Amon ismi o derece yaygınlaşır ki, Ra ismi tapınmalarda kullanılmaz hale gelir. Artık RA ismi,  ihtiyaçları gideren, isteklerde müraacat edilen tanrı konumunu Amon'a bırakmış hale getirilmiştir.

RA inançlardaki pozisyonu haliyle; insanların arasına karışma, istekleri karşılama yerine kayığı ile göklerde gezerek gözlemler yapmaktadır. İnsanların günlük istkeleri için Amon'un adres gösterilip, RA'ya denetci büyük Tanrı profili çizilmesi, RA ismini ibadetlerde neredeyse anılmaz hale getirmiş.

AMON İÇİN KONU BAŞLIKLARIYLA YAPILAN TANIMLAMALAR ŞÖYLE:

Yukarı ve Aşağı Mısır’ın tanrısı
AMON hava ve bereket tanrısı,
İmparatorluğun koruyucu tanrısı,
Tanrıça AMUNET'in kocası
Amon bütün tanrıların babası olarak kabul edilirmiş.
Tapınağı  Luksor - Karnak kentinde imiş
"Ait Olan" denilirmiş. Hava tanrısı (elle tutulamamasının yanında kimyasal yapısıya sahip, fiziksel olarak var olan ama görülemeyen -ışığı geçiren / ışığı yansıtmayan yapı-) olduğundan "Görünmez Olan" diye bilinirmiş.
Hava tanrısı olan Amon, yaşamın belirtisi olan solunum özdeşleştirilerek "hayat veren nefes" olarak görülürmüş.
İnsan yüzlü ya da koç başlı olarak tasvir edilirmiş







ATEN / ATON

TEK İLAH ATON / ATEN İNANCI DIŞINDA KALAN / ÖNCEKİ TANRILARA TAPMANIN YASAKLANDIĞI DÖNEM.
ATON:  Aten veya Aton veya Zentuk IV. Amenhotep veya sonradan aldığı adla Akhenaton (ilahi Aton'un hizmetkarı) tarafından ortaya çıkarılan bir Mısır tanrısıdır

Teb başkent olunca Teb'in tanrısı olan Aton da baş tanrı oldu,

18. hanedan Kraliçe Tiye ve III. Amenotep'in  çocuğu olan Akhenaton   M.Ö. 1353-1336/4  yılları arasında krallık yapmış. Amon rahiplerinin etkisini yok etmesi ve halkı tek tanrıya inanması için çaalışması nedeniyle ruhban sınıfı tarafından sürekli kötülenmiş ve adı lanetli firavuna çıkmış.

, betimlemeyen suretsiz ATON için tapınaklar yaptırmış.  Aton, İbranilerin Adon (Adonay) dediği tanrıyla aynıymış. Adon, daha sonra İbraniler tarafından "Öyle Olsun"anlamına gelen "Amen" kelimesine dönüştürülmüş.
reddetmiştir. Bununla da kalmayan IV. Amenotep, kendi inancını Mısır halkına da kabul ettirebilmek için büyük bir çaba içine girmiş ve Amon, Ra, Maat, Ptah, Horus, Anubis, İsis, Osiris gibi eski Mısır Tanrılarına ve Tanrıçalarına adanan birçok tapınağı yıktırmıştır.
   
  Eski Mısır Tanrıları 

Aker: “IGICI”. Güneşi ayarlamak ve yükseltmekten sorumludur. 

Amon: “Gizli biri”. Tanrıların Theban Kralıdır. 

Ammut: “Ölü Yutucu”. Ölümsüz yasama layik olmayanin kalbini yiyen canavar. 

Anqet: “Kucaklama”. Elephantine’nin su Tanrıçası. 

Anubis: “Kral çocuk”. Mumyalamanin çakal baslı Tanrıçası. 

Apep: Güneşi yok etmek için günlük deneme yapan yılan. 

Aten: Güneş Diski. 

Atum: Ra’nin bir (başka anılma biçimi) formu. Güneşi ayarlayan bir Tanrı. 

Bastet : Ev ve Güneş ışığının kedi Tanrıçası. 

Bes: Müzik, dans ve savasin cüce Tanrıçası. 

Buto: Asağı Mısır’ın kobra Tanrıçası. 

Duamutef: Horus’un ogullarından biri. Ölünün midesinde korunmuş.

Geb: Gökyüzünün eşi ve dünyanın Tanrısı

Hapi: Nil’in Tanrısı.

Hapy: Horus’un ogullarından biri. Ölünün akcigerlerinde korunmakta imiş

Hathor: Ask, müzik ve kadınin inek Tanrıçası. 

Horus: Firavunların ve Güneşin sahin Tanrısı. 

Imhotep: Djoser’in veziri, sonra Ptah’in oglu gibi ibadet edilmiş.

Imsety: Horus’un ogullarından biri. Ölünün karacigerinde korunmuş

Isis: Osiris’in dullugunun ve siirin Tanrıçası. 

Khonsu: Ay’in Theban Tanrısı. 

Khepare: Yükselen Güneşin böcek Tanrısı. 

Khnemu: Su baskini ve Nil’in iri Tanrısı. 

Ma’at: Gerçek ve hukukun tantiçasi. 

Mefetseğer: Krallar Vadisi’nin Tanrıçası. 

Min: Erkek bereket Tanrısı. 

Montu: Mısırli savas Tanrısı. 

Mut: Amon’un esi ve Theban’in ana Tanrıçası. 

Nefertem: Nilüfer çiçeginin Memphis Tanrıçası. 

Neith: Savas ve dokuma Tanrıçası. 

Nekhebet: Yukari Mısır’daki Akbaba Tanrıçası. 

Nephthys: Seth’in esi ve Isis’in kiz kardesi. 

Nut: Osiris ve Isis’in annesi ve gökyüzü Tanrıçası. 

Nun: Ilk suların Tanrısı. 

Onuris: Savasçi ve Abidos’un gökyüzü Tanrısı. 

Osiris: Seth tarafindan öldürüldü, yasamdan sonrasi ve tarim Tanrısı. 

Ptah: Memphis’in mumya yaratma Tanrısı. 

Qebehsenuef: Horus’un ogullarından biri. Ölünün bagirsaklarında korunur. 

Qetesh: Semetik doga Tanrıçası. 

Ra: Güneş Tanrısı. 

Satet: Nil suyu ve bereket Tanrıçası. 

Sekhmet: Yikim ve savasin disi aslan Tanrıçası. 

Selket: Büyünün akrep Tanrıçası. 

Serapis: Ahiret ve Güneşin Helenistik Tanrısı. 

Seshat: Ölçüm ve yazma Tanrıçası. 

Seth: Osiris’in erkek kardesi tarafindan öldürüldü. Firtina, gök ve gürültü Tanrısı. 

Shu: Mut ve Geb’in babasi. Hava Tanrısı. 

Sobek: Timsahlar Tanrısı. 

Tauret: Kadın dogumunun hipopotam Tanrıçası. 

Tefnut: Nut ve Geb’in annesi. Yagmur ve nem Tanrıçası. 

Thoth: Yazma akil ve ay Tanrısı.