but1
   
   
  KUTSAL KİTABINI BİLMEYEN BAŞKAHİN, BULDUĞU ÜZERİ YAZILI KAĞITLARIN (PAPİRUS) NE OLDUĞUNU NASIL ANLAR?
   
  "GERÇEK" AHİT SANDIĞININ BULUNMASINDAN EN ÇOK KİMLER KORKAR?
   
  AHİT SANDIĞININ BULUNMASINI YAHUDİLER İSTER Mİ? GERÇEKTEN AHİT SANDIĞINI BULUP VERSENİZ YAHUDİLER ve HIRİSTİYANLAR KABUL EDER Mİ?
   
  SANDIK YOKSA İSRAİL'İN TANRISI DA YOK OLUYOR.
Kapris yaptığından değil YOLU bulamadığından, alıp GÖTÜRENİ olmadığından HALKINA ayrılık ÖZLEMİ çektiriyormuş.
Gurbette zorunlu ikamet etmesiymiş o özlemlerin sebebi
Her harfi Tanrıdan olan kitapları öyle yazıyor. Sandığı alan İsrail'in Tanrısını da alır yazmışlar.

SANDIK neredeyse TANRI'da orada.
SANDIK YOKSA..?..
"MAVİ BONCUK kimdeyse" ile başlayan "YORGAN GİTTİ..." ile BİTEN anlatımla neyi VURGULAMAK istemiş olabilirler?

DAHA NASIL ANLATSINLAR, EDİNDİKLERİ İKON TANRIYLA BİLE BAĞLARINI ÇOKTAN KOPARTTIKLARINI. "BİZ BABİL'e O SANDIĞIYLA MEÇHULE" başka nasıl yazılabilir?

1 Samuel.......4:11 Tanrının Sandığı alındı, Elinin iki oğlu, Hofni ile Pinehas öldü.
1 Samuel.......7:2 SANDIK uzun bir süre, YİRMİ YIL boyunca Kiryat-Yearimde kaldı. Bu arada BÜTÜN İSRAİL HALKI RABbin ÖZLEMİNİ ÇEKTİ.
2 Samuel.......6:11 RABbin SANDIĞI Gatlı Ovet-Edomun evinde ÜÇ AY kaldı. RAB Ovet-Edomu ve bütün ailesini KUTSADI.

   
  KAYIP AHİT SANDIĞI
   
  Aynı anda 400 den fazla peygamberiyle irtibat kuran (her birine farklı şeylerde söylese de), bir emriyle Pers imparatorunu harekete geçiren ve Babil sürgününü bitiren İsrail Tanrısı NEDEN "SANDIĞIM ŞURADA" dememiş olabilir?

İsrail Tanrısı neden sürgünden sonra görünümler vermemiş olabilir? O üstünden ayrılamadığı, çok sevdiği, üzerinde melekler olan, Ahit sandığından neden uzak kalmış olabilir? Sandığın üzerinde KERUV'lar (Keruv Şeytan mı? Melek mi belli değil duruma göre değişiyor. Şeytanla toplantılar yapan Tanrı inancı içinde MELEK kabullerinin ŞEYTANDAN ne farkı olabilir?) arasında TAHT kurmuş olan, Yakup'un Tanrısı KERUV'larla birlikte SANDIĞIDA YAKMIŞ ve alıp başını gitmiş olabilir mi?

İLAHİ VARLIKLAR DEDİKLERİ ORJİNAL DİLLERİNDE "TANRININ OĞULLARI" DEMEK.

Job...............1:6 Now it fell upon a day, that the SONS OF GOD came to present themselves before the LORD, and SATAN came also among them.
Eyüp.............1:6 Bir gün İLAHİ VARLIKLAR RABbin HUZURUNA ÇIKMAK için geldiklerinde, ŞEYTAN da ONLARLA GELDİ.

Bu TANRININ OĞULLARI inancı Yahudilerin içlerine o kadar yer etmişki, Yahudi olan kutsal metin yazarı Luka'da TANRI OĞLU kavramını, ADEM'le birlikte daha Yeni Ahit'te  İSA anlatımına başlamadan aktarmış. Böylece, HIRİSTİYANLIĞIN ÇOK TANRILI DİN olmasının ilk adımını  atarak, çok tanrılı dinin oluşmasına temel teşkil etmiş. "Kökümüz Yahudilikten dolayı ÇOK TANRIYA alışık olduğuna göre, İSA'yla gelende mutlaka öyle olmalıdır" diye kitaplarını yazmış. (Luka İsa'yı araştırmaları sonucu kaleme aldığını kendisi söylüyor. "Titiz bir arastırmacıyım" diyor. "İSA dedi ki" demiyor.)

Adem'i de Tanrının oğlu / SON OF GOD olarak kabul edenler için İSA'larına Tanrının oğludur  / SON OF GOD demek çok kolay olmuş olmalı. İnançlarında var olan SONS OF GOD / Tanrının oğulları inanışları İSA ile TAPINMALARINA resmen girmiş.

Job...................1:6 Now it fell upon a day, that the SONS OF GOD came to present themselves before the LORD, and SATAN came also among them.
Genesis............6:2 that the SONS OF GOD saw the daughters of men that they were fair; and they took them wives, whomsoever they chose.

Luka 3:38 Enoş oğlu, Şit oğlu, Âdem oğlu, TANRI OĞLUYDU.
English Standard Version (©2001)
Luke...3:38 the son of Enos, the son of Seth, the son of Adam, the SON OF GOD.
New American Standard Bible (©1995)
Luke...3:38 the son of Enosh, the son of Seth, the son of Adam, the SON OF GOD.
International Standard Version (©2008)
Luke...3:38 the son of Enos, the son of Seth, the son of Adam, the SON OF GOD.

İsa'ya Tanrı oğlu diyenler, ona sonradan Davut kutsal soyundan baba uydurma, secereler icad etme yoluna giderek İSA'larının BABASIZ DOĞAN Hz. İSA olmadığını her fırsatta ilan ediyorlar. Bu tür duyurularla Hz. İsa ile ilişkilerinin olmadığını,  zaten kendilerinin TEVHİD inancı taşımak gibi, tek ilahlı bir din olmak gibi niyetleri olmadığını defalarca ortaya koymuş oluyorlar.
 
Pavlus ve ekibinin asıl amacının, tek ilahlı dine  çağrılarda bulunan Hz. İsa'nın tebliğlerini bozmak, davetleriyle Tevhid inancına  açtığı yolu kapamak, atalarının örtmüş olduğu vahiylerin üzerinin tekrar açılmasını engellemek  olduğu anlaşılmıyor mu?
   
  YAHVE KERUV'ları YAKIP KÜL MÜ ETTİ? yoksa; TAHTINI KERUV'arın ARASINA mı KURDU? örnekleri için "KERUV & ŞEYTAN" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  2 Samuel.....6:2 Böylece DAVUTLA ORDUSU, sandığın üzerindeki KERUVLAR arasında TAHT KURAN Her Şeye Egemen RABbin adıyla anılan ....

Hezekiel.....28:18 İşlediğin pek çok günah Ve TİCARETTEKİ HİLECİLİĞİN yüzünden Kutsal yerlerini kirlettin. SENİ YAKIP YOK EDECEK Bir ateş çıkardım İÇİNDEN, Bütün SEYREDENLERİN GÖZÜ ÖNÜNDE SENİ YERYÜZÜNDE KÜLE ÇEVİRDİM.

Hezekiel.....28:19 SENİ tanıyan bütün uluslar SANA şaştı, SONUN korkunç oldu. BİR DAHA VAR OLMAYACAKSIN.›

Yoksa, YAKUP'UN TANRISI olarak tanıtılan ve o isimle çadırdan çadıra gezen Tanrı kabul edilende sürgünle bereber, Ahit Sandığının akibetine mi uğradı? Sandığına / konutuna bağlı hareket eden tanrı sandıkla birlikte kaybedilip yerine yeni tanrı mı edinildi? Babil hatırası olarak Marduk mu İsarail'İN tanrısı oldu?

1 Tarihler ...17:5 İsrail halkını Mısır'dan çıkardığım günden bu yana TAPINAKTA OTURMADIM. BİR ÇADIRDAN ÖBÜR ÇADIRA, orada burada KONAKLAYARAK DOLAŞTIM
1 Tarihler ...17:6 İSRAİLLİLERLE birlikte DOLAŞTIĞIM YERLERİN herhangi birinde, halkımı gütmesini buyurduğum İsrail önderlerinden birine, neden BANA SEDİR AĞACINDAN bir KONUT yapmadınız diye hiç sordum mu?'

Yoksa; sürgüne gidildikten sonra etkisinde kaldıkları, Zerdüş dininin tanrılarına, Marduk, İnanna Tanrılarının..vb.. bağlandılarda, İSRAİLİN (YAKUP'UN) TANRISININ görünümleriyle uğraşmadılar. O nedenle mi İSRAİL TANRISININ çok önem verdiği ama kendilerine ayak bağı olacak Ahit sandığına ulaşmadılar?
   
  Babil sürgünü ile birçok şeylerin değişmiş olduğu inanç sistemlerinin her yerinden belli oluyor. Pers kralına bile gözüken (Babil'i al) İsrail Tanrısı. 2. Musa denilen Ezra'ya hiç görüntü vermiyor. Hiç haberde vermiyor, hiç istektede bulunmuyor, hiç yolda göstermiyor, hiç uyarıda da bulunmuyor.

Daha önce herşeye müdahele eden, attıkları adıma karışan, sürgüne gitmeleri için tehditler savuran İsrail Tanrısı, Sürgün bittiğinde buruşturulup bir tarafa atılıveriliyor. Süngüsü düşmüş haldeki İsrailin Tanrısı (Yakup'un tanrısı tanımı ile kitaplarda bir zamanlar vardı tarzında) kavram kargaşası boşluklarından yararlanarak sembol olarak, Yakup'un /İsrail'in Tanrısı olarak bırakılıyor.

İsrail'in Tanrısı; "tüm kitapları elden geçirdi Yahudiliğin temelini attı" dedikleri, "Musa olmasaydı o olurdu" dedikleri Ezra'ya bir kez bile (ne müsbet neden menfi olarak) seslenmiyor. Tanrıya danışmadan, tanrıdan vahiy almadan, "tanrının gizli eli üstümüzdeydi" diye HER HARFİ TANRIDAN" denilen bir kitap yazılabilir mi?

Yazan kendisini TANRI GÖRÜYORSA etrafında olanlarda "EVET O TANRIDIR / TANRISALDIR" diyorsa, Ezra'da istediğini kitaplara yazar. Hemde TANRI kelimesini neredeyse hiç kullanmadan "evvelkiler görünüm aldım diye yazıyordu ben görünüm almadan yazıyorum" dercesine kitapları(NI) yeniden oluşturur. Adeta; "Tanrı dediğinizde işte böyle birşey, o olmadan da Ester gibi KÖTÜ DÜRTÜLERİNİZİ tatmin eden,
(ruhsatlara haiz) kitaplara sizleri sahip kıldık" der.
   
  TANRI EL
   
  AZ EL'in BAAL olduğunu, "EL" "YEHOVA" birleşmesiyle oluşan YAHVE'yi ve karısı ASHERAH özetledikleri "BAAL'a TAPIYORLAR" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  TANRI isminin fazlaca anılmasını engelleyerek, PERDE arkasında değiştirdikleri İttifaklar neticesinde değişen isimlerin telaffuz edilmelerinin önüne geçerler. Tanımlamalar genel kullanımlı (Tanrı, Rab..) isimler etrafında döner gider. İsrail'in Tanrısı, Yakup'un Tanrısı ile kast edilenin yebi atanan bir İKON TANRI olmadığını kim bilebilir?

Ahit sandığı ile ortalıktan kaybolup görünüm veremeyen, en sevinçli günü sayılan Tapınağın açılışında bulunamayıp, kesilen yüzlerce hayvanın tütsüsünü içine çekemeyenin ortalıktan sandığıyla birlikte sırra kadem bastırıldığı ortada değil mi? Sandığıyla sırra kadem basanın makamına, genel tanımlarla seslenilmiş olması işlerini kolayca yapmalarını sağlamıyor mu? Ahit kitaplarında defalarca yaptıklarını anlattıkları bu tür İTTİFAK değişikliklerinde KILI TEREYAĞINDAN çekivermenin bir yolu bu.
   
  AZ Pagan inancı TANRILAR PANTEONUNA, TANRI yaftası vurarak dahil ettikleri VARLIKLAR arası mücadele "GÖKSEL EGEMENLİK" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  İsminin gereksiz yere tekrar edilmesini istemediğini, uymayanların cezalandırılacağını yazarlar ki; DİNLERİNİN içine soktukları "İSMİ TEKRAR EDİLEMEZ tanımlı, kimliğinin (CİNLİĞİNİN) ortaya çıkmasını istemedikleri tanrıyı İNANÇLARININ kuralı hale getirebilsinler.Hatta doğru telaffuzunun bile bilinmediğini, yıllar içinde unutulması nedeniylede yanlış telaffuzlara yol açmamak için TANRI isminin TEKRAR edilmesinin yasaklandığınıda anlatırlar.

Tanrının İSMİNİ unutanların, TANRININ emirlerini doğru olarak YILLAR sonrasına aktarabilme BECERİLERİ olabilir mi? İsmini unuttuk ama BİNLERCE SAYFALIK kitaplarını sizlere HER HARFİ TANRIDAN diye teslim ediyoruzun" İNANDIRICILIĞI, ancak her söyleneni kayıtsız şartsız kabul edenlere has birşey olabilir.

Adı fazla anılmamalı ki; sadece "Yakup'un tanrısı, İsrail'in tanrısı, herşeye egemen tanrı" gibi tanımlamalarla
(din kitabının vermiş olduğu zorunlulukla) HERKEZİN KAFASINDA olan yaşatılabilsin. Böylece Tanrı ittifaklarında yapılan değişikliklerde gizli kalabilsin

Sadece, Ezra'nın din kitabı olması münasebetiyle, Kutsal metinler yazması sebebiyle olsa gerek, "Tanrı bizimle, Tanrının eli üzerimizde, Tanrıya yalvardım, onun koryucu eli..vb.." gibi tanımlamaların dışında hiç bir sesleniş söz konusu değil. ADETA KİTAPLARDAN TANRI SÖKÜLÜP ATILMIŞ. Tanrının koruyucu eli dedikleride kesinlikle kitapları yazan zihniyetlerin elleridir. Manifestolarında bildirdikleri Zihniyetlerine ait becerikli elleridir.

Ezranın çağdaşı Nehemyada da durum aynı benzer ifadeler var. "Nehemya.....7:5 Tanrım soylarına göre halkın sayımı yapılabilsin diye soyluları, yetkilileri ve bütün halkı toplamamı istedi. Sürgünden ilk dönenlerin soy kütüğünü buldum. İçinde şunlar yazılıydı:...." sözünden başka bir görünüm, bir haberleşme kitabında yer almıyor.

Bu ifadenin de, "Tanrı istedi onun için yapıyorum" cevabından öte bir vurguyu kasdetmediği, arkasından gelen ifadelerden, sayım sonuçlarındaki yanlışlıklar ve yanlışlıklardan dolayı uyarılmamasından belli.

Ester kitabında hiç Tanrı isteğinin / adının geçmemesi, ilk kez Tanrı emri olmadan onun kitabında bayram ilan edilmesi ve yapılan Katliamın TANRISALLIK kazandırılmasıyla, Tanrı anlayışının değşitiğini gösteriyor. Artık Tanrı direk emirler alınan değil, gönüllere içirilmiş olan, göğüslerde beslenen, zihinlerde yaşattıkları ile uygulama sahası bulan bir kuvvet anlayışına dönüşmüş oluyor.
     
   
  Sina'da verilen kitapların gerçekten ellerindeki kitaplar olduğunu sandırmak, gerçekten Sina'da kitap aldıklarını zannettirmek için birileri levhalardaki yazıların Tanrının el yazısı olduğunu kitaplara işlemiş. Levha kesmeyen ama kabartma yazı yazan Tanrı ve Tanrının el yazısını tanıyan ilk defa gören kullar da mizansene eklenmiş..
TANRININ EL YAZISINI TANIYANLAR TANRIYIDA TANIYORLAR DEMEKTİR. "Her harfi Tanrıdan" dedikleri kitapları yazan mutlaka Tanrının el yazısınıda tanıyandır.

Levhalarda bulunan, taşlarda bulunan yazıların TANRININ EL YAZISI olduğunu söyleyenler, bu konuda şahitlik edenler, bu şahitlikleri kitaba geçirenler ve bu tanıklığı gerçek kabul edip amel edenler KİMBİLİR DAHA NELERE TANIKLIK etmişlerdir. Kimbilir daha neleri TANRIDAN DİYE SUNMUŞLARDIR?..vb... vb.....

TANRI yazısını kim tanıdıysa, yazılar TANRININ yazısıydı diyorlar. Tanrının el yazısı olur mu? olduğunu kabul etseniz kim tanıyabilir? Daha önce görmeyen tanıyabilir mi? Kim daha önce gördüde Tanrının yazısı dedi? Gören yazıyı nerde gördü? Gördüğünde sıfatı, görevi neydi?


Mısırdan Çıkış/Exodus....32:15 Musa döndü, elinde antlaşma koşulları yazılı iki taş levhayla dağdan indi. Levhaların ön ve arka iki yüzü de yazılıydı.
Mısırdan Çıkış/Exodus....32:16 Onları Tanrı yapmıştı, üzerlerindeki oyma yazılar ONUN YAZISIYDI

Tanrının yazısını tanıyan ancak TANRICILIK OYUNUNA SOYUNMUŞ olandır. Ezra öyle yazdı diye onu öyle kabul edenler, aslında Ezra'nın TANRILIĞINI da kabul etmiş oluyorlar. Bu durum onları rahatsız eder mi? Hiç sanmıyorum onlara gerekli olan kendilerinden olan kurtarıcı varlığını bilmek ve sayısını artırmak değil mi? Ezra yada birkaç fazlası onlarda ancak doping etkisi yapar, Hayallerini güçlendirir.

LEVHALARI KESEMEYEN, MUSA'ya hazırlattıran ama YAZILARI OYARAK YAZAN TANRI. Ne kadar inandırıcı değil mi? "Taşları kesen Musa yazdı" deseler, gerçeği açıklamış olacaklar, Taşı Musa'ya kestirip, yazıyı Tanrıya yazdırmış olmak, hem gerçeği açıklamak, hemde gerçeği örtmek açısından daha uygun bulunmuş ki o yol seçilmiş. Yoksa Musa dağdan levhalarla inseydi kim neyi merak edipte soracaktı.

Denizi yaran Tanrı levhayı mı yazılmış halde yaratamayacak? O durumda da Tanrı olarak seçtiklerinin standartlarını yükseltmiş olacaklardı. Herşeyi yapan Tanrı yerine, insana muhtaç olan Tanrı inancı, toplumlara herşeyi kabul ettirme yolunda daha çok işe yarar. İnsana muhtaç olan ve buhur, sunu bekleyen Tanrı.

Mısırdan Çıkış.....34:1 RAB Musaya, ‹‹Öncekiler gibi İKİ TAŞ LEVHA KES›› dedi, ‹‹Kırdığın levhaların üzerindeki sözleri onlara yazacağım.

Tüm yazılanlara sorgusuz sualsiz inanmaları Hayal dünyalarını zenginleştirmek amaçlı değil mi? Bol kurtarıcı sahibi olmak neden kötü olsun ki? İnandıktan sonra Tanrı katında içlerinden birinin olmasından ne kötülük gelebilir ki? sorusunun cevabını ancak dönüşü olmayan yolculuğa çıkan sessiz gemiye bindiklerinde alabilirler/ öğrenebilirler / anlayabilirler.
   
   
  KAYBOLAN AHİT SANDIĞI / YOK EDİLEN AHİT SANDIĞI / ORTADAN KALDIRILAN AHİT SANDIĞI / EL ALTINDAN KALDIRILAN AHİT SANDIĞI

Tanrı olarak benimsediklerinin, birlikte hareket ettiği Ahit sandığı. (Masallardaki Alaaddinin Lambası görevini üstlenmiş olan Ahit sandığının kaybolmuş olması.)
Babillilerin Tapınaklarından talan ettikleri her şeyi kayıtlar uyarınca geri almalarına rağmen, yok denilen / bulamadıkları ve geri alamadıkları yada GERİ ALMADIKLARI Ahit sandığı.

Geri almadıkları AHİT SANDIĞI denilebilir. Kudretiyle hiçbir yerlerde duramayan, gözleri gibi baktıkları, İsaril Tanrısının evim dediği, yanından hiç ayırmadığı AHİT SANDIĞI başka türlü nasıl ortadan kaybolabilir. Her şeyi bilen ve sürgünde önüne gelen herkeze görünümler veren İSRAİL TANRISI o çok değer verdiği AHİT SANDIĞININ yerini neden söylememiş olabilir?

BİRİLERİNİN BULUNMASINI İSTEMEDİĞİ yada GERİ ALMAK İSTEMEDİĞİ hatta YOK ETTİKLERİ AHİT SANDIĞI. İnanç sistemlerinde köklü değişiklik yapmak isteyenlerin önünde en büyük engel, eski inanç sisteminine sahip olan ondan parçalar bilenler değildi.

Onlar en fazla Tapınak yapımında ortaya koydukları muhalefet örneği kadar engel teşkil edebilirlerdi, Ellerinde yazılı Papürüsler bulunduranlarda önemli değildi çünkü hiçbirinin orjinal oldukları ispat edilemezdi

Kitabı ve inanç sistemini yenileyecekler için en büyük engel, AHİT SANDIĞININ ortaya çıkmasıydı. Ahit sandığında TAŞ LEVHALAR yanında başka kutsal metinler olması büyük ihtimal. Süleymana sarfettirilen söz Sürgüne kadar olanların geçersiz kılınması içindir. Ellerinde bilgi olanları yalanlamak için Süleyman tarafında sarfedildiğini söyledikleri bu sözü Babil etabı kitap düzenlemelerinde ilave etmiş olmalılar. KÜÇÜMSEYEN BİR TAVIRLA kaleme alınmış bir ifade. Meraklısına duyrulur gibi bir söz."İKİ LEVHADAN BAŞKA BİR ŞEY YOKTU". ifadesi sarfediliyor.

Bir Peygamber TANRININ el yazısıyla yazılmış olan levhalara böyle küçümseyici bir ifadeyi nasıl kullanabilir? O iki levhada yazılanlar o kadar önemli sözler olmalı ki; sadece o kadar yazılıp verilmiş olduğuna göre tüm imanın ana unsurlarına yer verilmiş olmalı. (Öyle; öldürme, çalma, kırma..vb sözleriyle sınırlı değil. İMANIN olmadığı yerde ÇALMAK; bir meslektir, bir sanattır, bir öğretidir, ÖLDÜRMEK; kahramanlıktır, efsaneleşmektir, içsel arınmadır, kötü dürtülerden kurtulmaktır, öfkeyi dindirmektir, nefreti kusmaktır, intikam almaktır, SEVMEK; katliamları PURİM Bayramları olarak kutlamaktır, ÖZGÜRLÜK; gözüne kestirdiğin yerleri işgal edip toplumları duvarlar arasında keyfe-keder tutmaktır, BARIŞ; işgal ettiğin yerlerde savunma yapanları öldürmek, yok etmekle sağlanan sessizliktir / müdahalesizliktir) Kuru-kuruya alt-alta ON madde sıralanmamış olmalıdır. Zaten onlarda konunun öyle olduğunun farkında olmalılar ki; ON EMRİ levhalardan nakletme yerine, TANTRIYA söylettiriyorlar.Yani yazılı levha yerine TANRI SİNA'da İSRAİL'lilere dediki yolunu kullanıyorlar.

Mısırdan Çıkış.....19:23 Musa, ‹‹Halk Sina Dağına çıkamaz›› diye karşılık verdi, ‹‹Çünkü sen, ‹Dağın çevresine sınır çiz, onu kutsal kıl› diyerek bizi uyardın.›
Mısırdan Çıkış.....19:24 RAB, ‹‹Aşağı inip Harunu getir›› dedi, ‹‹Ama kâhinlerle HALK huzuruma gelmek için SINIR geçmesinler. Yoksa onları şiddetle cezalandırırım.››

Mısırdan Çıkış.....20:1 TANRI ŞÖYLE KONUŞTU
:
Denir ve ON EMİR SIRALINIVERİR.
Hani ON EMRİN olduğu levhalar vardı?
Hani O levhalarda TANRININ yazısı ile herşey yazılmıştı?
Neden Levhalarda yazanlara göre diye nakil yapılmıyorda MUSA'nın ve HALKIN TANRI GÖRME / İŞİTME sahnesi içinde anlatılıyor.

Levhaları, bu kitapları kaleme alanların NAKLETME CESARETİ olabilir miydi? Olmamasının iki nedeni var.
Ya! konuşmasını naklettikleri Yakup'a güreşte tutsak olan "YAKUP'UN / İsrail'in Tanrısı" dedikleri VARLIK. ("İSRAİL'in Tanrısı" tanımıyla sanki İSRAİL'in Yahudilerin tanrısı çağrışımı yaptırılan) Yani; Yakup'un edindiği ve bunlarında (en azından öyle sandırarak) tapmaya devam ettikleri, İSRAİL'İN / YAKUP'UN TANRISI İŞARETLİ varlık.
Yada! hayali cihana değer mantığıyla, İSRAİL'E mal ettikleri GÖKSEL EGEMENLİKLERİNİ temsil eden VARLIK- İTTİFAKLARI üzerinden duyrulan EMİRLER söz konusu.

İlahi vahiylerin sadece kendilerine maledilmesiyle yorumlanmış, KENDİ İÇ DÜZENLERİ için gerekli kurallar haline / MANİFESTOLARI haline getirilmiş EMİRLER alt alta sıralanmış. Evrensel değerler, tüm insanlığı ilgilendirmesi gereken değerler, sadece Yahudilere yönelik emirler haline getirilmiş. Örneğin: ON EMRİN YAHUDİLERİ İLGİLENDİRMEDİĞİ AÇIK AÇIK AYRICA BİLDİRİLMİŞ. On Emrin Yahudilik Zİhniyetinde yer almadığını gösteren...

Yasa Kitabı.......11:25 Hiç kimse size karşı koyamayacak. Tanrınız RAB, size verdiği söz uyarınca, AYAK BASACAĞINIZ HER YERE DEHŞETİNİZİ, KORKUNUZU saçacaktır.
Mısırdan Çıkış....12:35 İsrailliler Musanın dediğini yapmış, Mısırlılardan ALTIN GÜMÜŞ EŞYA ve GİYSİ İSTEMİŞLERDİ
Mısırdan Çıkış....12:36
RAB İsraillilerin Mısırlıların gözünde LÜTUF BULMASINI SAĞLADI. Mısırlılar onlara istediklerini verdiler. Böylece İSRAİLLİLER ONLARI SOYDULAR

...gibi yüzlerce madde tam tersini söylüyor. Amaleklerin soylarının kurutulma emride öyle...
ŞİMDİ SİZ, "YUKARIDAKİ ZİHNİYETLERE SAHİP OLUNMASINI", GELECEK NESİLLERE (ZİHNİYET VARİSLERİNE) KUTSAL KİTAP MESAJLARI OLARAK BIRAKANLARIN, AHİT SANDIĞINI DA YOK EDENLER OLDUĞUDA SU GÖTÜRMEZ BİR GERÇEKTİR. Bu günkü Zihniyet torunları, Ahit Sandığını bulmak isterler mi? Yoksa Bulunmayıp yazdıklarının geçerli kalmasını mı isterler? Elbet İŞ BİTİRİLDİĞİNDE, içinde Musa'dan ve Harun'dan esinler MUHAFAZA eden gerçek SANDIĞI GÖRECEKLER.

Tanrının Musa ile konuşmasına Tanık olsunlar, ON EMRİ SÖZLÜ olarak anında MUSA'nın ağzından nakil alsınlar diye çağrılan Halk dağ çevresinde mevzilenir.

Mısırdan Çıkış.....20:18 Halk gök gürlemelerini, boru sesini duyup şimşekleri ve dağın başındaki dumanı görünce korkudan titremeye başladı. Uzakta durarak
Mısırdan Çıkış.....20:19 Musaya, ‹‹Bizimle sen konuş, dinleyelim›› dediler, ‹‹Ama Tanrı konuşmasın, yoksa ölürüz.››
Mısırdan Çıkış.....20:20 Musa, ‹‹Korkmayın!›› diye karşılık verdi, ‹‹Tanrı sizi denemek için geldi; Tanrı korkusu üzerinizde olsun, günah işlemeyesiniz diye.››
Mısırdan Çıkış.....20:21 Musa Tanrının içinde bulunduğu koyu karanlığa yaklaşırken halk uzakta durdu.
Mısırdan Çıkış.....20:22 RAB Musaya şöyle dedi: ‹‹İsraillilere de ki, ‹Göklerden sizinle konuştuğumu gördünüz.

Bu sahne içinde İsrail'in Tanrısı şu bildirimlerde bulunmuş olur.

1. emir: Mısırdan Çıkış.....20:3 ‹‹Benden başka tanrın olmayacak.
2. emir: Mısırdan Çıkış.....20:5 Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın. Çünkü ben, Tanrın RAB, kıskanç bir Tanrıyım. …….Mısırdan Çıkış.....20:23 Benim yanımsıra başka ilahlar yapmayacaksınız, altın ya da gümüş ilahlar dökmeyeceksiniz.
3. emir: Mısırdan Çıkış.....20:7 ‹‹Tanrın RABbin adını boş yere ağzına almayacaksın. Çünkü RAB, adını boş yere ağzına alanları cezasız bırakmayacaktır.
4. emir: Mısırdan Çıkış.....20:9 Altı gün çalışacak, bütün işlerini yapacaksın.
5. emir: Mısırdan Çıkış.....20:12 ‹‹Annene babana saygı göster. Öyle ki, Tanrın RABbin sana vereceği ülkede ömrün uzun olsun.
6. emir: Mısırdan Çıkış.....20:13 ‹‹Adam öldürmeyeceksin.
7. emir: Mısırdan Çıkış.....20:14 ‹‹Zina etmeyeceksin.
8. emir: Mısırdan Çıkış.....20:15 ‹‹Çalmayacaksın.
9. emir: Mısırdan Çıkış.....20:16 ‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.
10.emir: Mısırdan Çıkış....20:17 ‹‹Komşunun evine, karısına, erkek ve kadın kölesine, öküzüne, eşeğine, hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin.››

Ve özel emir olarak ekler... Nasıl bir edinilmiş bir Tanrı ki, ANCAK BİRŞEY GÖZÜKÜRSE görebilir NİTELENDİRMESİ yapılıyor. Özel bölmesinde ERKEK BAŞKAHİNLERİN edep yerlerini, ancak BASAMAKLARI ÇIKTIĞINDA görebilir olarak kabul ediliyor. "GÜNDÜZÜN GÖZÜMÜN ÖNÜNDE ÖLDÜRÜN"dedirttirilmesi gibi.

Mısırdan Çıkış....20:26 Sunağımın üzerine basamakla çıkmayacaksınız. Çünkü çıplak yeriniz görünebilir.› ››

Başka yerlerde olduğu zamanlarda / olay mahallinde olmadığı zamanlarda yani, "HER YERDE OLAMADIĞI" zamanlarda, Kapalı yerlerde gerçekleştirilen eylemler olmadığı taktirde, KARANLIK çökmediği / görüşünü engelleyecek bir durum söz konusu olmadığı sürece, ancak uyarılırsam görebilirim" DEDİTTİRİLİYOR.

2 Krallar............17:9 Tanrıları RABbin onaylamadığı bu işleri GİZLİLİK İÇİNDE YAPMIŞLAR, gözcü KULELERİNDEN surlu kentlere kadar her yerde tapınma yerleri kurmuşlardı.
2 Krallar............17:10 Her YÜKSEK tepenin üzerine, BOL YAPRAKLI her AĞACIN altına dikili taşlar, Aşera putları diktiler.

2 Tarihler.............2:5 "Yapacağım tapınak büyük olacak. Çünkü TANRIMIZ BÜTÜN TANRILARDAN BÜYÜKTÜR
Çölde Sayım......22:9 Tanrı Balam'a gelip, "EVİNDE KALAN BU ADAMLARDA KİM?" diye sordu.

Çok korktukları üzerini örtüp tamamen tanımaz hale getirdikleri. Yahudilik MANİFESTOSUNU on emir olarak ilan ettikleri, İLAHİ anlamdaki ON EMİRDE NELER olabilir? Büyük ihtimalle "KUR'AN'I KERİM'de" yer alan ve emirleri sıralayan "ISRA" süresinde yer alan AYETLER yada benzeri AYETLER yer almış olmalı. Her sonra gelen AYET, kendinden önce gelmiş olan / verilmiş olan AYET'i detaylandırdığına / ayrıntılı kıldığına göre, ÇOK BENZER VAHİYLER olmalı.

   
  ON EMİR'E KAYNAKLIK EDEN, EMİRLERE ait VAHİYLERİN GÖRÜLEBİLECEĞİ "ISRA SURESİNE" BU BAĞLANTIYI KULLANARAK ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Yasa Kitabı.......11:23 RAB bu ulusların tümünü önünüzden kovacak. Sizden daha büyük, daha güçlü ulusların topraklarını mülk edineceksiniz.
Yasa Kitabı.......11:24 Ayak BASACAĞINIZ HER YER SİZİN olacak. Sınırlarınız ÇÖLDEN Lübnan'a, FIRAT Irmağı'ndan AKDENİZ'e kadar uzanacak.
Yasa Kitabı.......11:25 Hiç kimse size karşı koyamayacak. Tanrınız RAB, size verdiği söz uyarınca, AYAK BASACAĞINIZ HER YERE DEHŞETİNİZİ, KORKUNUZU saçacaktır.

Mısırdan Çıkış....12:35 İsrailliler Musanın dediğini yapmış, Mısırlılardan ALTIN GÜMÜŞ EŞYA ve GİYSİ İSTEMİŞLERDİ
Mısırdan Çıkış....12:36 RAB İsraillilerin Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağladı. Mısırlılar onlara istediklerini verdiler.
Böylece İSRAİLLİLER ONLARI SOYDULAR

Tanrı soygun yapmalarını onayladığına göre, o dinin DÜRÜSTLÜK anlayışı ne olabilir? "Çalmayın emrini veren Tanrı hemen öncesindeki soygundan övgü ile bahsediyorsa, "ÖLDÜRME" emri gibi, "ÇALMA" emride sadece kendi içlerinde bağlayıcı bir emir olarak kalır. "10 emirden geriye kalan emirlerde sadece bizler için geçerli" demenin Tanrısal yolu böyle olur. Yahudilik zihniyet MANİFESTOSU ilanı da ancak böyle KUTSANABİLİR.

Mısırdan Çıkış....18:21 Bunun yanısıra halkın arasından Tanrıdan korkan, yetenekli, HAKSIZ KAZANÇTAN NEFRET eden DÜRÜST ADAMLAR SEÇ; onları biner, yüzer, ellişer, onar kişilik toplulukların BAŞINA ÖNDER ATA
   
  Ana konular ve imanın esasları olan maddeler, daha sonra edindikleri inanaç sistemlerini yargılayacak / düzenleyecek içeriğe sahip olmalı. Küçümsenen değil, baş tacı olarak değerlendirilmesi gereken levhalar; içinde işte bunlar varmış yaklaşımını egemen kılmak, içeriklerinin sıradan ilahi emirler içerdiğini zannettirmek yani, önemsizleştirilmeleri için sıradanlaştırılıyor.

Adeta şöyle deniliyor; "Levhalarda olanlar Süleymanın tanımıyla da ifade bulduğu gibi, iki taş levhadan ibaret sıradan şeylerdi. Yasa kitaplarımızda "TAKDİR BUYURDUĞUMUZ ÜZRE" yazan şeylerdi. Musa'nın yazdığı YASA KİTABIDA zaten "SANDIĞA" değil, SANDIĞIN yanına "TANIK" olsun diye koyulmuştu", İBARESİDE bu nedenle kitaplarınızda yer alıyor. Yoksa, onca kitap taşlara yazılmış yada SANDIĞA SIĞMAYACAK boyutlarda kayıt altına alınmış falanda değildi?

Moloztaş yada Çakmaktaş usulü uygulanmamıştı. Taş levha demeleri sırf oyma yazı fantazisi için. Yazıyı yazan Tanrı levhaları kesemiyor. Kırılan levhaların yerine yeni levhalar hazırlaması için MUSA'ya emir veriyor. Ve Musa taş levhaları kesip, yazması için TANRIYA veriyor. TAŞI KESEMEYEN OYMA YAZILARI NE ile yazmış olabilir? Tanrının el yazısı olur mu? Tanrı "OL" der olur. Gerçekler / güzellikler ayrıntılarda gizli derler.

Musa'nın yazdığı KİTAPTA zaten ON EMRE yer verilmiş olmalı. Yani Levhalardaki TANRI EL YAZILARI, insanoğlu yazıları olarak TANRININ YASA KİTABINA geçmiş olmalı. "Musa'ya verilen Levhalarda yazılı olanlar" denilenlerde, öldür, çal, soy kurut, dehşetinizi salın, çömlek gibi kırın..vb gibi yaptırım emirlerinin yanında Tanrısal Romantiklik denilebilecek o maddeler. İşte kitaplarına işledikleri öç alan, ödürmekten kan dökmekten zevk alan profil içinde değerlendirildiğinde, Tanrısal Romantiklik denilebilecek bu maddeler; insanların önce kitaplarına yazıp sonradan "Musa'nın levhalarında bunlar yazıyordu" dedikleri maddeler. Bilinen İLAHİ 10 madde şartını kitaplarına işleme zorunluluğunuda parlatarak halletmiş oluyorlar.

ON EMİRLE ilgili okuduğunuz satırlar, AHİT SANDIĞININ YANINDA OLAN, dolaysıyla AHİT SANDIĞIYLA BİRLİKTE KAYBOLMAMIŞ OLAN YASA KİTABINA ait olan sözler. Bunun kefilide oraya buraya dikilmiş olan TANIKLIK taşlarıdır. Onlara sorulabilir. TANRIYI İNKAR ETMİŞ miyiz? ETMEMİŞ miyiz?, TANRI değiştirmiş miyiz? değiştirmemiş miyiz? de dahil her türlü tanıklığa hazır olmalılar.

Yeşu.........24:25 Yeşu o gün Şekemde HALK ADINA bir ANTLAŞMA yaptı. Onlar için kurallar ve ilkeler belirledi.
Yeşu.........24:26 Bunları Tanrının Yasa Kitabına da geçirdi. Sonra büyük bir taş alıp oraya, RABbin Tapınağının yanındaki yabanıl fıstık ağacının altına dikti.
Yeşu.........24:27 Ardından bütün halka, ‹‹İşte TAŞ BİZE TANIK olsun›› dedi, ‹‹Çünkü RABbin bize söylediği BÜTÜN SÖZLERİ İŞİTTİ. TANRINIZI İNKAR ederseniz bu TAŞ SİZE KARŞI TANIKLIK edecek.››

Yeşu.............8:32 Yeşu MUSANIN İsrail halkının önünde YAZMIŞ olduğu KUTSAL YASANIN KOPYASINI orada TAŞ LEVHALARA yazdı.

Ahit Sandığı ile KAYBOLAN LEVHALAR ise; TANRININ EL YAZISI İLE yazdığı ve SİNA dağında Halka tekrar ettiği (Musa'nın suflörlüğünde) ifadelerdi. O sözlerde ellerinizdeki kitaplara, TARAFIMIZDAN gerektiği biçimde geçirildi.

TARAFIMIZDAN diyoruz çünkü; Musa öldükten sonraki 30 günün hikayesini ve Yeşunun YASA KİTABINI tamamladı gibi ifadeleri, KİTAPLARA neden İLAVE ETTİĞİMİZİ, neden metinler içinde bıraktığımızı sanıyorsunuz? Bırakılma sebepleri açıkca ortada değil mi? Kitapların Tanrıdan olsaydı bu eklentiler olur muydu? Tanrıdan hgeldi denilen kitaplara tabi olsaydık / sahip olsaydık yada İLAHİ VAHİYLİ kitapların peşinde olsaydık HARFİNE EL SÜREBİLİR miydik? Kitaplarda yapılmış olan bu tür eklentilerle, kitap yazarlarının bizler olduğu AÇIKCA ORTADA değil mi?

Yoksa; ne diye yazalım Musa'dan sonrasını. Başka kitap ismi altında, başka bir PEYGAMBERİN SÖZÜ olarak yazar işi bitirirdik. Birileri görünüm aldı der yazacaklarımızı yine yazardık. Böyle yapmadığımıza göre; DUYURMAK İSTEDİĞİMİZ birşeyleri bu yöntemle ilan etmiş oluyoruz.

Mesaj bırakmak için böyle bir vurguya ihtiyacımız olmasa, yazarın kimliğinin TANRI OLMADIĞINI vurgulamamız gerekmese; o 30 günü ve Yeşu'nun Yasa kitabını tamamlama eylemini, Baruk'un "..başka benzer sözleride yazdım" ifadesi gibi ÜZERİNE BASA BASA niye KİTAPLARDA unutalım? Tüm kitapları oluşturanlar bu kadar BASİT HATALARI kitapta bırakır mı? Biri görmese biri görür.

Neredeyse yapılan her hata " KİTABI BİZ YAZDIK, TANRI'da zihniyetimizi oluşturan BİZİZ'i" vurgulamak amacıyla bilinçli yapılan ilanlar. Biz ilahiler ve ezgilerde ilave ettik haydi gelin TANRI SÖZLERİNİ okuyalım davetlerinin, rağbet görmesi için KİTAPLARINA DAHİL ettikleri sözler.

Her harfi Tanrıdan derken GÖĞÜSLERE beslediğimizi kasdediyoruuz göğüslerimize içirilen BUZAĞI suyuyla, GÖNÜLLERİMİZE yerleşmiş olan TANRIYI kasdediyoruz. Hem kitaba notlar düşüp, hemde "HER HARFİ TANRIDAN" diyorsak bunu anlamanız lazımdı.Aslında, ayrıntılar herşeyi apaçık ortaya koyuyor.
   
 

Konuya dönersek; SANDIK İÇİNDE ne var? ne yok? sorusuna cevabı SÜLEYMAN'ın ağzından veriyorlar..

Kitabı ve inanç sistemini yenileyecekler için en büyük engel, AHİT SANDIĞININ ortaya çıkmasıydı. AHİT SANDIĞI DEMEK TANRI demekti. Ayrıca; Ahit sandığında TAŞ LEVHALAR yanında başka kutsal metinlerin olma ihtimalide çok büyük.

2 Tarihler......5:10 Sandığın içinde Musanın Horev Dağında koyduğu İKİ LEVHADAN başka bir şey YOKTU. Bunlar Mısırdan çıkışlarında RABbin İsraillilerle yaptığı antlaşmanın levhalarıydı.
Süleymana sarfettirilen söz Sürgüne kadar olanların tüm yazılı belgelerin geçersiz kılınması içindir.
Ellerinde bilgi olanları yalanlamak için Süleyman tarafında sarfedildiğini söyledikleri bu sözü Babil etabı kitap düzenlemelerinde ilave etmiş olmalılar.
KÜÇÜMSEYEN BİR TAVIRLA kaleme alınmış bir ifade. Meraklısına duyrulur gibi bir söz."İKİ LEVHADAN BAŞKA BİR ŞEY YOKTU". ifadesi sarfediliyor.

Sandık getirilmeden öncede düşmanları Filistinlilerin elinde kaldıktan sonra YİRMİ YIL İsrailden uzak bir yerde kalıyor.
"FİLİSTİNLİLER Ahit sandığının İÇİNİ acaba boşaltılmış mıdır?" sorularına cevap olarakta, "SANDIK DOKUNANI ÖLDÜRDÜ" anlatımlarının yer aldığı cevaplar veriyorlar.

Eğer sandık dokunanı en ağır biçimde CEZALANDIRIYORSA yani el sürmeyi bile saygısızlık kabul edip dokunanı ÖLDÜRÜYORSA; o halde AHİT SANDIĞI NASIL ÇALINDI?
Kendisini halkından ayrı düşürenlere, kendisini KAÇIRANLARA, ÇALANLARA, TUTSAK ALANLARA, REHİN TUTANLARA neden hiçbir şey yapmadı?

"Kendisini kurtaranı bile affetmeyip sandığa dokundu diye öldürdü" denilen Tanrıya, Dragon heykelini kırma, hastalık yayılma satırları vasıtasıyla İNANANLILARINA teselli sağlamak, dinde tapındırılan tanrı olgusunun çaresiz bir yaratılmış yada imal edilmiş bir PUT olduğunu kabul etmektir.

İnanlılarına kabul ettirme komikliğidir. Kabul etme komedyenliğidir.
TANRIYI KAÇIRANLARIN elinde onu korkutan, tırstıran, etkisiz hale getiren birşey mi vardı?
Yoksa; Kutsal metin yazarlarının; Tanrı diye tapınmalara açılanın, çaresiz insan kontrolünde varlığını sürdüren masalsı bir karekter olduğunun ilanı mı vardı?
Edindikleri Tanrılarını yüceltmek adına, kitaplarına palavradan sözler mi yazmışlardı?

Elbette Edinilen Tanrının etkisiz olduğunu, Tanrı tanıtımını yapanda, SANDIĞI YOK edende biliyordu. Tüm bu ifadeler, Edinilen Tanrının "AĞIR ABİ" tavırlarıyla donatmak için sarfedilmiş olan sözlerden ibaretti.

"Açıktan açığa, yolunu bulamayan, tutsak düşen, itilip kakılan TANRI edindik" diyebilirler mi?
Herkezin herşeyi yaratan Tanrı olduğu sanısını kuvvetlendirmek için, yaldızlı sözlerle gizledikleri, edinilmiş tanrı profilini gelecek nesillerine başka türlü nasıl aktaracaklar.

1 Samuel.......5:11 Bütün Filist beylerini toplayarak, ‹‹İsrail Tanrısının Sandığını buradan uzaklaştırın›› dediler, ‹‹Sandık yerine geri gönderilsin; öyle ki, bizi de halkımızı da yok etmesin.›› Çünkü kentin her yanını ölüm korkusu sarmıştı. TANRININ ONLARA VERDİĞİ CEZA ÇOK AĞIRDI.

1 Samuel.......6:1 RABbin Sandığı Filist ülkesinde YEDİ AY kaldıktan sonra,
2 Samuel.......6:6 Nakonun harman yerine vardıklarında öküzler tökezledi. Bu nedenle Uzza ELİNİ UZATIP Tanrının SANDIĞINI TUTTU.
2 Samuel.......6:7 RAB Tanrı SAYGISIZCA DAVRANAN Uzzaya öfkelenerek onu orada yere çaldı. Uzza TANRININ SANDIĞININ yanında ÖLDÜ

Dokunanı öldüren, saygısızlığa hiç gelemeyen, sinirlenip sıkıntıya gelemeyen Sandık ve konuğu kapalı yerde 2600 yıldır nasıl duruyor?
2600 yıldır ON KABİLESİNİ kayıp eden onların nerede olduğunu dahi bilmeyen İsrail'in Tanrısı, 1400 yıldan beride o bölgeye Müslümanlar egemen olduğu halde nasıl oluyorda RAHAT EDEBİLİYOR?

İSRAİL'in TANRISI SANDIKSIZ bir an bile duramaz, sandıksız hareket edemezken, Babil sürgününde ve sonrasın da ne olduda, sakin sakin bırakıldığı yerde duruyor?
İsrail'in Tanrısı Babil sürgününden sonra birlikte yol aldığı sandığından vaz mı geçti, yoksa sandığıyla birlikte toprağa gömüldü mü?

2 Samuel.....6:2 Böylece DAVUTLA ORDUSU, sandığın üzerindeki KERUVLAR arasında TAHT KURAN Her Şeye Egemen RABbin adıyla anılan ....

   
  AHİT SANDIĞI ALAADDİNİN LAMBASI
   
  SANDIK YOKSA İSRAİL'İN TANRISI DA YOK OLUYOR.
Kapris yaptığından değil YOLU bulamadığından, önüne düşüp alıp GÖTÜRENİ olmadığından, Gurbette zorunlu ikamet etmiş. HALKINA ayrılık ÖZLEMİ çektirmek zorunda kalmış.

1 Tarihler ...17:5 İsrail halkını Mısır'dan çıkardığım günden bu yana TAPINAKTA OTURMADIM. BİR ÇADIRDAN ÖBÜR ÇADIRA, orada burada KONAKLAYARAK DOLAŞTIM

HER HARFİ TANRIDAN dedikleri kitapları; SANDIĞI ALAN, İSRAİL'in TANRISINI ALDI...yazmış. SANDIK neredeyse TANRI'da orada. MAVİ BONCUK kimdeyse...
SANDIK YOKSA, ortalıkta sergileyecekleri TAPINDIKLARI İKON TANRILARI yok.
Ama TANRICILIĞA soyunmuş olan sözcüleri her daim meydanda. Yoksa Tanrının yirmi yıl boyunca başına geldiklerini nereden bilecekler? .

DAHA NASIL ANLATSINLAR, EDİNDİKLERİ İKON TANRIYLA BİLE BAĞLARINI ÇOKTAN KOPARTTIKLARINI.
"BİZ BABİL'e, İSRAİL'in OGÜNKÜ TANRISI SANDIĞIYLA MEÇHULE" başka nasıl yazılabilir?

Geri almadıkları AHİT SANDIĞI denilebilir. Kudretiyle hiçbir yerlerde duramayan, gözleri gibi baktıkları, İsrail Tanrısının evim dediği, yanından hiç ayırmadığı AHİT SANDIĞI başka türlü nasıl ortadan kaybolabilir. Her şeyi bilen ve sürgünde önüne gelen herkeze görünümler veren İSRAİL TANRISI o çok değer verdiği AHİT SANDIĞININ yerini neden söylememiş olabilir?

BİRİLERİNİN BULUNMASINI İSTEMEDİĞİ yada GERİ ALMAK İSTEMEDİĞİ hatta YOK ETTİKLERİ AHİT SANDIĞI. İnanç sistemlerinde köklü değişiklik yapmak isteyenlerin önünde en büyük engel, eski inanç sisteminine sahip olan ondan parçalar bilenler değildi.

Onlar en fazla Tapınak yapımında ortaya koydukları muhalefet örneği kadar engel teşkil edebilirlerdi, Ellerinde yazılı Papürüsler bulunduranlarda önemli değildi çünkü hiçbirinin orjinal oldukları ispat edilemezdi

Kitabı ve inanç sistemini yenileyecekler için en büyük engel, AHİT SANDIĞININ ortaya çıkmasıydı. AHİT SANDIĞI DEMEK TANRI demekti. Ayrıca; Ahit sandığında TAŞ LEVHALAR yanında başka kutsal metinlerin olma ihtimalide çok büyük.
   
  Yeremya'nın YIRTINIRCASINA yaptığı "sürgüne gidilecek" emirlerine bakarsanız, Hezekiel, Daniel ve arkadaşlarının tanrı görüşmelerine bakarsanız onları Babil'den Babil'e çağıran hala Babil'de idi.

Ahit sandığı 20 yıl bir kasabada kaldığı halde HALKININ RAB'siz kalmasına engel olamayan, yolunu bulup Yeruşalim'e dönemeyen, savaş meydanlarında çadırdan çadıra SANDIK rehberliğinde gidebilen TANRI SANDIKSIZ nasıl olmuştuda BABİL'e gitmiştide görünümler vermeye devam etmişti?

Yoksa; gitmemişti de, getirilmemişti de "bizi bir işgalden bile koruyamadın" diye yok mu edilmişti. Ününü kullanabilmek için mi "gördük, dediki gibi sözlerle iş bağlanmıştı?

Onun için mi, YOK ETMEYİ gizlemek için mi Yeremya aracılığı ile "Tanrı emri Babil'e gidilecek" çığıtkanlığı kitaplara daha sonra sokuldu?
Böylece yeni din kurucularının Eski Ahit Tanrısına ne kadar bağlı oldukları ve eski tanrı bağlarının devam ettiği sanısı mı sağlandı?
Böylece halkını sürgünle cezandıran tanrının emrinden çıkmayanlar olarak, Yahudiler arasında yer edinmiş olanlarca yeni tanrı ve kitapları, DİNE usuletle ve suhuletle monte mi ediliverdiler?

Eğer Ahit sandığı açıktan yok edilse, Babil sürgününün Ahit tanrısının isteği olmadığı, çaresizliği / koruma yetisi olmaması sebebiyle gerçekleştiği ortaya serilse, Tanrı değiştirme operasyonunu gerçekleştirebilirler miydi?

Tanrı değiştirme açıktan yapılsaydı herkez farklı seçimler yapacak ve ahit tanrısının binlerce sene öncesine dayana geçmişi yok edilecekti. Mısırdan çıkaranla, Babil'den çıkaran, Bal-süt ülkesi vaad edenle Bal-süt ülkesini verecek olan aynı olmalıydı.

Tanrılarının ikon olduğunun farkına varanlar, bildikleri yüzlerce TANRI inançlarından birine dahil olarak dağılmazlar mıydı?
Babil sürgünü Tanrı isteği olarak öne sürülmese halk eski ahit tanrısına bağlı tutulabilir miydi?
Dolaysıyla eskisinin aynısı diye İsrail'İN tanrısı diye MARDUK inançlarının içine alınabilir miydi?

SANDIKTAN ayrılamayan İSRAİL TANRISI, BABİL SÜRGÜNÜ SONRASI "GÖZ BEBEKLERİM" dediği, İSRAİLLİLERDE 2600 YILDIR NASIL AYRI DURUYOR?
İSRAİL HALKI BABİL SÜRGÜNÜNDEN SONRA, MÜSTAKİL TANRISIZ MI KALDI? İSRAİL'in TANRISI OLMADI MI? DEĞİŞTİ Mİ?

MADEM SANDIK NERDEYSE İsrail Tanrısı orada kalıyor.
Madem ki; Sandık onun konutu, tahtı
Madem ki; 20 yıl sandık İsrail'den uzakta kalınca İSRAİL HALKIDA TANRISIZ KALIP ÖZLEMİŞLER;
Madem ki; sandık ve sandık üzerine konaklamış olan Tanrıları TAŞIYICILAR ve YOL GÖSTERİCİLER olmadan hareket edemiyor,
Madem ki; arabaya yüklendiği halde / fiziki hareketlilik kazandırıldığı halde, kendisini çeken hayvanlara hükmedip doğru yolu göstermiyor,
Madem ki; bir insanın kılavuzluğu olmadan sevdiği halkına 20 yıl boyunca ulaşamıyor,

O HALDE SANDIK KAYBOLDU" dedikleri M.Ö.586 (Yeremya / Yehoyakin zamanı denirse) yılından itibaren ~2600 YIL BOYUNCA İSRAİL HALKI TANRISIZ KALMIŞ DEMEKTİR.
Yada M.Ö. 586 yılından sonra kendilerine daha münasip bir tanrı buldular demektir.

1 Samuel.......7:2 SANDIK uzun bir süre, YİRMİ YIL boyunca Kiryat-Yearimde kaldı. Bu arada BÜTÜN İSRAİL HALKI RABbin ÖZLEMİNİ ÇEKTİ.
   
  Babil'de bile sürekli görünümler verdiğini iddia ettikleri herşeye egemen tanrıları, Sürgün dönüşü yeni tapınağında gökleri, yerleri inletip, sevinç yaşayacağını ve yaşatacağını şu sözlerle belirtiyor. Hemde bu sevinç ifadelerini sürgün bitimimden sonra vali olan Zerubbabil zamanında söylüyor.

Ezra...........6:14 Peygamber Hagay ile İddo oğlu Zekeriyanın yaptıkları peygamberlik sayesinde ....İSRAİL Tanrısının BUYRUĞU ve Pers kralları KOREŞİN, DARİUSUN, ARTAHŞASTAnın BUYRUKLARI uyarınca TAPINAĞIN YAPIMINI bitirdiler.

Zekerya........2:10 RAB, ‹‹Ey SİYON KIZI, sevinçle BAĞIR! Çünkü ARANIZDA YAŞAMAYA GELİYORUM›› diyor.
Zekerya........4:6 Bunun üzerine şöyle dedi: ‹‹RAB Zerubbabile, ‹Güçle kuvvetle değil, ancak benim RUHUMLA başaracaksın› diyor.......

Hagay..........2:21 ‹‹Yahuda Valisi Zerubbabile de ki, BEN YERİ , GÖĞÜ SARSMAK üzereyim.
Hagay..........2:23 ‹‹Her Şeye Egemen RAB ‹O GÜN SENİ ALACAĞIM , ey Şealtiel'in TORUNU kulum Zerubbabil› diyor, ‹Ve SENİ MÜHÜR YÜZÜĞÜ gibi YAPACAĞIM Çünkü ben SENİ SEÇTİM.› Böyle diyor Her Şeye Egemen RAB.››

...türü sözleri, .demesinden yada dedirtmelerinden anladığımız ve TAPINAĞIN AÇILIŞ GÜNÜNE ve SONRASINA hazırlandığı kükremesinden belli olan TANRI olarak sundukları o görkemli açılışta olamadığı gibi ondan sonrada, görünüm verir olarak ortalıkta gözükmüyor, kitaplarda anılmıyor.

Ezra...........6:15 Tapınak Kral DARİUSUN krallığının ALTINCI yılı, Adar ayının üçüncü günü tamamlandı.
Ezra...........6:16 İsrail halkı -kâhinler, Levililer ve SÜRGÜNDEN DÖNENLERİN tümü- Tanrının Tapınağının adanmasını SEVİNÇLE kutladılar.

Edinilen TANRI OLGUSUNU Babil sürgününden suçlu görüp terkettiklerinin işareti olarak, tapınak açılışında kabile başına birer adet GÜNAH tekesi sunarak gösteriyorlar. Oysa daha önce bir tanede, TANRILARI adına KURAYLA saptadıkları Teke'yi, Tanrının önüne getirir onunda günah yüklemelerini yaptırdıktan sonra Azazele / Tavus'a / Yezidilerin taptıkları Şeytanına sunu olarak dağlara (uçurumdan günahlarla bereber düşmek üzere / düşürmek üzere) salarlardı. Bu sunum bile Tanrı değişikliğinin yapıldığını, daha kuvvetli bir tanrı edinildiğini göstermektedir.

SÜRGÜNDEN KURTARDIM TAPINAĞI AÇTIRDIM, ARTIK ESKİSİ GİBİ ARANIZDAYIM" demesi gereken TANRILARI, GÖRÜNÜM VERMEZ bir şeye karışmaz olarak ortalıktan kayboluyor. Oysa sürgün bitiminde (ana-babasını, soyunu sopunu karıştırmış olsada) "BEN YERİ , GÖĞÜ SARSMAK üzereyim. O GÜN SENİ ALACAĞIM , ey Şealtiel'in TORUNU kulum Zerubbabil" diye mesajlar gönderirken, SESİ SOLUĞU kesilmiş bir halde ortalıktan kaldırılıyor.

MESİH ilan ettiği, Davut soyu yerine geçirmek istediği, Davut'un YÜZÜĞÜ yapmak istediği ZERUBBABİL'de, kimin çocuğu olduğu belli olmadan tanrı değişimi içindeki görevini tamamlıyor.
   
  Tanrı özlemini gidermek, ayrılığa teselli olsun diye mi; "Yokluğunda durumu idare ediyoruz_u" vurgulamak adına mı,
Eski Ahit'in SON yazılan kitabı ESTER bölümünde "TANRI" adını anmadan YAHUDİLİK MANİFESTOSUNU yayınladılar?
"Tanrı olmadan da bizler dilediğimiz yaparız" mesajını verdiler?
"Tanrı bize karışmaz" bugüne kadar olacaklara kararlar verenler bizleriz işte örneği PURİM BAYRAMI diyorlar?

O nedenle mi? PURİM BAYRAMIYLA gizlenenin arkasına bakmadan, yapılan KATLİAMI sorgulamadan, ilahi hiçbir korku duymadan, Din maskesi altında yazılan teminatları geçerli ve yeterli görüyorlar. Din adı altında yazılanları hesap vermeme garantisi olarak kabul ettikleri için mi yeni AMALEK ilanlarına sıcak bakıyorlar?

Yazılanlar Din maskesiyle, yaldızlanmış olarak verilmiş olması, yeni soy kurutmalar için gönüllerine içirilmiş olan SONSUZ YAŞAMA kavuşma adına "YOK ET" nefretlerini mayalandırdıkca MAYALANDIRIYORLAR? Mayalandırdıkca da; kurtulmak adına kötü-dürtü AMALEK arayışları devam ediyor. Stratejik olarak belirlediklerinin soyunu, yeniden AMALEK olarak icad ediyorlar. Binlerce yıldan beri kendi içlerindeki, iman esintisi olanları, yan bakanları temizledikleri içinde, tercihlerinin 1. sırasını MÜSLÜMANLAR oluşturuyor.

Dolaysıyla AMALEK üretiminin zorunluluğunu TANRI buyruğu olarak kitaplarına yazdıkları içinde, kabul etmek zorunda kalmışlar. AMELEKLERİ olmazsa kurtulamayacaklarına inandırılacak kadar, DELİ SAÇMASI havuçların peşinden koşturulduklarını farketmiyorlar mı? Akıl-mantık-vicdanla açıklanamayan, insani değerlerle tartılamayan bu saçmalıkların, asla İlahi olamayacağını ve bu nedenle İLAHİ değerlerden uzaklaşmış olduklarını hiç düşünmüyorlar mı?

Kurtulmak için SOYLARI KURUTMANIN mantık akıl, vicdan ve insanı insan yapan olgularla bağdaşmayacağını, düşündürmeyecek boyutta mı gözleri, kulakları tıkamak?
AMALEK yok etmekle İLAHİ bir kurtuluşun olamayacağı, esasında kurtuluş için geçerli olanın, İMAN olduğunu düşündürmeyecek kadar mı, egemen bu göğüslerde yaşatılan?
   
  Bu nedenle mi? kitaplarında yazılı olanları, din adamlarının kuşları güldürecek izahları "bunlar Tanrıdan olamaz" demeden kabul ediyorlar.
Onlar için Tanrının neler diyebileceğini düşünmenin, artık bir kıymeti kalmadı mı?
"Tanrı bu durumda ne der" düşüncelerine dalmadan, Din adamları SAÇMALASADA hemen "olur" onayımı veriyorlar?

"Evreni yarattım" diyen Tanrı'nın, "ilk insanı yarattım" dediği tarihten 5 bin yıl önce, Urfa Göbeklitepe'de (ve daha bir çok yerde. Hatta imparatorluklar var) şehir hayatı yaşayan insanların olduğunu, TANRININ BİLMEMİŞ olmasını KABUL ETTİRMEYEN TANRI KAVRAMI / İNANCI artık beyinlerde de mi kalmadı?

Din önderlerinin, Tanrıcılığı oynayanların, İlahi olan herşeyin üzerini yaldızlayanların, hala devam eden KİTABI KORUMA çalışmaları nedeniyle ürettikleri SAÇMALIKLARA inanıpta, bu kadarcık şeyleride sorgulayamayacak hale mi getirildi BEYİN HÜCRELERİNİZ?

Bilinçlerinize bu kadar hükmeder mi oldular? Düşüncelerinize bu kadar hükümranlar mı? Parmak seslerine (şıklatmak) alıştırdılarda, her denileni sorgusuz sualsiz DOGMA kıvamında kabul eder mi oldunuz?

Aynada inançlarınızı görme imkanınız olsa inanç sisteminizin, Tanrı adına atalarınızın katlettiği, "ilkeller" tanımlılardan çok daha beter olduğunu görürsünüz. Belgesellerde gördüğünüz, totemlere Tapanlarla sizin ne farkınız var?.
Onlarda, doğduklarında ellerine tutuşturulana TANRI diyorlar, sizde.
Onlarda sanılara, halüsülasyonlara, Tanrı sözü demiş, sizde
Onlarda Atalarından arta kalanları sorgusuz süalsiz DİN ADI ALTINDA kurtuluşlarının reçetesi kabul etmiş, sizde.
Düşünen varlık İNSAN, düşünmeden yoksun bir hal sergiliyorsa durum vahim bir durum sergiliyor demektir.
Zihinleriniz feth edip esir mi aldılar?
Uzay filimlerindeki gibi sizleri VARLIKLARLA kontrol eder hale mi geldiler?
Hiçmi bir şeyi sorgulama "YETİNİZ" yok?
Sizler düşünmeyen İNSANLAR sınıfını mı temsil ediyorsunuz?
   
  Dünyadaki, bilim, sanat, küiltür, araştırma, keşfetme, icad etme..vb.. eylemlerin sahibi olurken çalıştırdığınız düşünce mekanizmalarınızı, neden konu DİN olunca, saçmalar için kullanmıyorsunuz. Kutsal damgalı sunulan herşey için ön kabullü davranışlar sergiliyorsunuz?

Beyninizde basınçlar mı oluşuyor?
İmani konular kunuşurken Ruhunuza darallar mı geliyor?
Derin düşünmeye başladığınızda gırtlağınız / boğazınız sıkılıyor mu?
Beyinlerinizde doluluk mu hissediyorsunuz?
Algılayabilmek için duyularınızı mı zorluyorsunuz?
Göğüsleriniz de baskılar mı ortaya çıkıyor?
Gönülleriniz mi daralıyor?
Miğdenize kramplar mı giriyor?
Elleriniz, parmaklarınız, vücudunuz geriliyor mu?
Yürekcikleriniz mi bıçaklanıyor?
Eğer bu ve buna benzer esintiler sizin diğer konularda yaptığınız araştırma ve sorgulamanıza mani oluyorsa, siz ZİHNİNİZİN KONTROLÜNÜ elden teslim etmişsiniz demektir.
Eğer bu ve buna benzer esintiler sizin yapmakta olduğunuz (peryodik olan, meslek gereği) çok kafa çalıştırma gereken işlerde dahi olsa rahatsız etmiyorda, ÜLKE, SİYASİ, DİNİ konularda yaptığınız araştırma ve sorgulamanıza mani oluyorsa, siz ZİHNİNİZİN KONTROLÜNÜZÜ elden teslim etmişsiniz demektir.

İbraniler.........8:10 `O GÜNLERDEN sonra' diyor RAB, `İSRAİL HALKIYLA yapacağım ANTLAŞMA şudur: YASALARIMI onların ZİHİNLERİNE işleyeceğim, YÜREKLERİNE yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım , ONLAR DA BENİM HALKIM olacaklar.

Yeremya.......31:33 ‹‹Ama o günlerden sonra İSRAİL HALKIYLA yapacağım ANTLAŞMA şudur›› diyor RAB, ‹‹YASAMI İÇLERİNE yerleştirecek, YÜREKLERİNE yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım, onlar da BENİM HALKIM olacaklar.

Göğüslerinizde beslettikleri varlıklara teslim edilmişsiniz demektir.
Gönüllerinize içirilmiş olan Buzağılarca teslim alınmışsınız demektir.
Düşünce mekanizmanızı, garibetlerine, "eçüşlerine ve bücüşlerine" park alanı olarak tahsis etmişsiniz demektir.
Bilinçlerinizi anlamadığınız anlama imkanınızın olmadığı, sayısız eşleşmeyen emirlerle doldurmuşsunuz demektir.
Muhakeme yeteniğinizi besleyen bilgi dağarcığınızı düzensiz, aranılanın bulunmadığı dağınık depo gibi başkalarının verilerine açmışsınız demektir.
Eğer bu ve bu gibi sorunlarınız varsa; A-SİMETRİK SAVAŞIN FETHEDİLENİSİNİZ demektir
   
 

Yeremya.......31:34 Bundan böyle kimse komşusunu ya da kardeşini, ‹RABBİ TANIYIN› diye EĞİTMEYECEK. Çünkü KÜÇÜK BÜYÜK hepsi TANIYACAK BENİ ›› diyor RAB. ‹‹Çünkü SUÇLARINI BAĞIŞLAYACAĞIM, GÜNAHLARINI artık ANMAYACAĞIM.››

"Bundan kurtulmanın yolu MÜSLÜMAN olmaktır" demiyorum, "İmanda edin de" demiyorum. "MÜMİN OLUN" falan hiç demiyorum. Herhangi bir konuda şu çizgide de olun demiyorum.Hiç bir ön şart öne sürmüyorum.

Ya? ne diyorum? Kulaklarınız tıkayın, içinizden gelen kötü dürtülere aldırmayın, vesveselere yüz vermeyin. İçsel temizlik, düşsel arınma, negatiflik, Pozitive olmak,..vs onlara da boş verin. Hayallerinizi de bir müddet askıya alın, Sanılarınızla kavga edip darılın, Umutlarınızdan izin isteyin, güzel düşüncelerinizi, yaşama sevincinizi, sevginizi, mutluğunuzu yanınıza alın hatta sımsıkıda sarılın.

Bir gece ışığın az olduğu yerde (ışık kirliliğinin olmadığı yerde) örneğin bir tepede yanınıza eşinizi de alın. Bir örtü serip sırt üstü yatar halde (yanlış yorumlar yapmayın örtü ciğerleri üşütmemek, çiğden ıslanmamak ve börtü-böcek için) gökyüzünü seyredin. Gitmeden önce, Evren nedir, Güneş sistemi nedir, Galaksiler nedir, Boyutları kaç birim ışık yılıdır, ışık yılının anlamı nedir gibi, edindiğiniz bilgileri yıldızları seyrederken bir düşünün. Şöyle kendinize muhteşem bir YILDIZLARIN ALTINDA şarkısını aratmayacak bir GÖRSEL ziyafet çekin.

Bir düşünün o seyrettiğiniz manzaranın içinde Dünya'yı, bir düşünün; Dünya üzerinde yer işgal eden bir insanın beynini, gözlemlediğiniz tablo içinde değerlendirin. İstediğiniz kadar seyredebilir ve düşünebilirsiniz. Düşüncenize yukarıda sayılan hiçbir etki, müdahil olmayacaktır.
Çünkü onların görevi, sadece İMANİ düşünceler söz konusu olduğunda devreye girmektir.
Çünkü onlar sapkın olan hiç bir düşüncede, yukarıda sayılan etkileri devreye sokmazlar yani negatifleşmezler. Tam tersine OLUMLAMACILAR gibi, pozitiflik yayarlar.
Çünkü onların eğitimi, İMANI belirten sözcüklere ve ibadetlere göre verilmiştir. Bu nedenle gökyüzü hakkında istediğiniz kadar düşünebilirsiniz hiç bir şey olmaz.
Düşünme eyleminiz bittikten sonrada rahatca Ahit kitaplarınızı alıp okuyabilirsiniz. Bu durumda da hiç bir sıkıntıyla karşılaşacak değilsiniz.
Çünkü onlar Ahit kitabına, ikonlara, işaretlere, rumuzlara, yedi kollu şamdanlara, kıyafetlere, cübbelere, ikonlara, seslere karşı eğitim almışlardır. Bu konuda müsterih olabilirsiniz.


İnanmazssanız alttaki resimlere bakın. öyle dikkatlerini vermişlerde nelere bakıyor olabilirler? Sımsıkı sarıldıklarının sadece bir sopa kıvamında görmedikleri muhakkak. Ellerindekilerin görünürde bir mucizeleride olmadığına göre, acaba ne görüyorlar, Sopaların üstlerinde barındırdıkları neler olabilir? Koca koca Adamler neden birtakım ikonlara, totemlere sımsıkı sarılmış olsun?

   
 
   
  Onlar hala Hz.Musa'nın büyücü olduğunu ve asasının sihirli olduğunu düşünüyorlar. Ellerindeki asaların da, o mahretleri göstermesini umuyorlar ve o, beklenti ile teselli buluyorlar. Her birinin asası, kendilerine özgü ki; kendilerine ait olanlar başkalarına gitmesin. (Pist ışığı gibi).

Elbette içimizden, alemler efsanelerine inanıpta, haçın altına sığınanlar da azımsanmayacak sayıda.
Papa, Peygamberine Hz.Muhammed'e, hakarette etse kişiliklerini ortaya koyamadan duramayan tipler var elbette. HAÇ'ın patronunu protesto etmesi gerekirken, birde ayağına kadar gidip hediye sunuyorlar. Papa her halde az yaptım diye düşünüyordur.

"Papa Hazretleri diye söze başlayıp....En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kiymetli hizmetinizi icra etme yolunda , en mutevazi yardımlarımızı sunmak için size geldik, diyenlerin çığırtkanlığında..."
   
  47 - Muhammed.26. Bu böyledir. çünkü onlar, ALLAH'ın indirdiğinden hoşlanmayanlara: bazı hususlarda size itâ'at edeceğiz dediler. Oysa ALLAH, onların gizlediklerini biliyor.
47 - Muhammed 22. Demek işbaşına gelecek olursanız,yeryüzünde bozgunculuk yapacak, rahimleri koparacaksınız öyle mi?"
47 - Muhammed 25. kendilerine doğru yol belli olduktan sonra arkalarına dönenlere,şeytân hatâlarını süslemiş ve kolaylaştırmış ve onları uzun emellere, umutlara düşürmüştür.
5 - Maide.......... 52. Kalblerinde hastalık bulunanların:bize bir felâket gelmesinden korkuyoruz!.diyerek onların arasına koştuklarını görürsün.....
   
  Hz Musa önlerinde deniz engeli olduğunu, biliyordu ve suya doğru gidiyordu...
Firavun'da, onların önünde deniz engeli olduğunu biliyordu ve onları suya doğru kovalıyordu...
Hz.Musa biliyordu ki; "Alemlerin Rabbi olan ALLAH" onlarla birlikte idi.
Firavun övünüyordu ki; her hal ve şartta birbirlerini destekleyen yenilmez koskoca bir ordu onlarla birlikte idi..
   
  6. - Şuara.. 53. Bunun üzerine firavun, kentlere toplayıcılar gönderdi:
26 -Şuara.. 54. "Kuşkusuz bunlar, küçücük bir topluluktur."
26 -Şuara.. 55. "Fakat bize gerçekten öfke püskürüyolar."
26 -Şuara.. 56. "Biz ise dikkatli davranan koca bir kitleyiz."
54 -Kamer..44. Yoksa, "biz, yardımlaşan/yenilmez bir topluluğuz" mu diyorlar?
12 -Yusuf.. 8. ............ama biz de birbirini her hal ve şartta destekleyen bir ekibiz...
   
  Hz Musa, onların ummayacağı şeyi "Alemlerin Rabbi olan ALLAH'tan" umuyordu..
Firavun ise kendisini çoktan tanrı olarak ilan etmişti.., hiç birşey ummuyordu.. asa yere vuruldu, ALLAH "ol" dedi ve deniz açıldı...
Hz.Musa ve toplumu suyu geçti..
Firavun:"o zavallı biçare olan, o sıradan olan geçtiğine göre, ben haydi, haydi geçerim" dedi..
Çünkü o, "ben tanrıyım." dedi ve göğsünde taşıdığı kibrine bir kez daha uydu...
   
  40 - Mü'min. ....56.Kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadan ALLAH'ın âyetleri hakkında tartışanlar var ya, onların göğüslerinde, (hiçbir zaman) erişemeyecekleri bir büyüklük taslamaktan başka bir şey yoktur. Sen ALLAH'a sığın, çünkü işiten, gören o'dur.
   
  Asa birkez daha yere vuruldu, ALLAH "ol" dedi ve firavun ile orduları boğuldu...
Hz. Musa su'dan gelmişti firavuna...sonra birkez daha gelmiş..ALLAH'ın ayetleri'ni göstermişti.
Ama o iman etmek yerine büyücülerini çağırdı..Tüm üstad, bilgin teknolojik büyücülerini..
Mesleği büyücülük olanlar, büyücülüğün piri olanlar bile anladı, "bunlar ne insan, nede cin işidir" dediler, ve...
   
  6 - Şuara........ 46.- Derhal büyücüler secdeye kapandılar:
26 - Şuara........ 47.- Dediler: "Alemlerin Rabbine inandık."
..........................................................................................................................dediler ve secde ettiler.. "Alemlerin Rabbi olan ALLAH'tan", Af dilediler.
   
 

Firavun ise anlamadı, kabul etmedi, "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'tan" gelen UYARILARI...
DURMASI GEREKEN YERDE, DURMASI GEREKTİĞİNİ ANLAYAMADI.
Göğsünde erişemediği KİBRİNE kulak verdi, onun KURDURDUĞU HAYALLERERDEN gözünü alamadı.
Sonunda gitti Hz.Musa'nın su yolunda...Sudan aldı ,suda boğuldu..
Özetle...SU'ya giden bir yol üzerinde hızla yol alınmakta.

Haman Yusuf yapılsada,
Buzağı yapan Samiri değil Harun ilan edilsede,
Putu kıran Musa densede, Firavun için bütün halkı köleleştiren Yusufları, Putu yapıp "yeni tanrınız" diyen Harunları, suyu içiren Musaları değil mi?
Putun suyu / BUZAĞININ SUYU GÖNÜLLERE İÇİRİLDİ Mİ? İÇİRİLDİ.
İsimler "o" olmuş yada "o" olmamış ne farkeder.
Yol SAMİRİNİN BUZAĞISININ SESLENDİĞİ / ÇAĞIRDIĞI yol değil mi?
Göğüslere yerleştirilen, gönüllerde yaşatılan SAMİRİNİN BUZAĞISININ SUYU değil mi? SAMİRİNİN BUZAĞISI değil mi?
İsmi Firavun olmayan Firavunların peşine takılındıktan sonra,
İsmi Haman olmayan Haman'larla ATEŞLER (inanç türetmeleri) yakılıp, FİRAVUN adına yapılan kulelerin (Hz. Musa'nın İLAHINA erişme emri uyarınca) TEKAMÜLE erdirme çalışmalarına dahil olunduktan sonra, MASKELERİN arkasındaki yüzlere ait anma isimlerinin / tanım isimlerinin ne önemi olabilir? MASKELERİN sahiplerine ait sıfatlarının / unvanlarının bir önemi olabilir mi, yol "suya giden allı gelin, MOR gelin" olduktan sonra?

   
 
   
  Ahit kitaplarınızı alıp bir bakın bakalım; o seyrine doyamadığınız, oluşuna akıl erdiremediğiniz;
O AZAMETİN SAHİBİ; elinizde okuduğunuz öyle bir kitabın sahibi olabilir mi?
O AZAMETİN SAHİBİ; öyle birşeyi vahiy eder mi? Kitap diye gönderir mi? Kitabım der mi?
O AZAMETİ kontrol eden yanılır mı? Unutur mu? Pişman olur mu? Sonunu kestiremediği bir şeye "OL" demiş olabilir mi?
O AZAMETİN SAHİBİ; Yenilebilir mi? (Uydurdukları Yakup'un güreş hikayesine, kendileri inanıpta hayaller kurup hazırlandıkları varlık boyutunda hesaplaşmadan bahsediyorum)

O AZAMETİN SAHİBİ; Yarattığı bir şeyi / LİVYATAN'ı yada başka bir oluşumu "yendim" diye PAZULARIYLA övünür mü? Yaratıcılığı ve herşeye egemen olması nerede kalır.
   
  SANAL LİVYATAN'ı yendirerek, EDİNDİKLERİ TANRININ "PAZU GÜCÜNÜ", EYÜP vesilesiyle duyurdukları "LİVYATAN & EYÜP" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  O AZAMETİN YARATANI / OL DİYENİ ve YOK OL DİYECEK olanı; "gördüm, dedi ki" diyen tipleri kendisine ELÇİ OLARAK, HABERLEŞME BİRİMİ olarak, ANTEN olarak, YAZAR olarak, MÜREKKEP olarak, KİTAPTAKİ NOKTA olarak, PAPAĞAN olarak atar mı?

"Yeni Tanrısal kuvvetlerin" KUTSAL METİN YAZARLARI olduğu, DOGMA olarak kabullerde yer buldu da düşünmeden, yargılamadan, sorgulamadan hesap vermeyi akla getirmeden, önünüze koyulan satırlara tabii olup, yaşam ötesindeki bal ve süt akan nehirli ülkeler hayallerine mi dalınıyor?

Yeremya.......31:34 ...diyor RAB. ‹‹Çünkü SUÇLARINI BAĞIŞLAYACAĞIM, GÜNAHLARINI artık ANMAYACAĞIM.››

Onun için mi? Eski Ahit'te ilk kez telaffuz edilen YAHUDİ ismi / tanımı, Eski Ahit'in son kitabın olarak yer aldı.
Böylece; YENİ TANRININ, PURİM ZİHNİYETİ olduğu mu ilan edilmiş oluyor?
Onun için mi? Ester kitabında GİZLİ olandan, ARKA PLANDA olandan bahsediliyor?
Böylece;kitabın arka planında ki, GİZLENMİŞ OLAN EL bundan böyle tarifi yapılan PURİM ZİHNİYETİ mi deniliyor?
Onun için mi? Eski Ahit'in kapanışı YAHUDİLİK MANİFESTOSU ile oluyor?
Arka plandaki kuvvet, gizlenen güç, görünmeyen el tanımlı ZİHNİYET / TANRI kabullerinin işareti olsun diye mi, PURİM BAYRAM ilanı yapmış oluyorlar?
Onun için mi? İsrail Tanrısı kimliği anlaşılmasın diye ismini gizlediği gibi, ESTER bölümünde bu kez hiç TANRI isminin hiç geçmemesi PURİM ZİHNİYETİNİ mi işaret ediyor?

Tevrat'ın, ne kadarı yazılı hale getirildi bilinmiyor ama azda olsa birtakım parşömenlerin Ahit SANDIĞI İÇİNDE OLMASI olması gerekir. Her şeyi detaylandırıp tek tek sayan insanlar, mutlaka bir takım vahiyleride yazıya geçirmişlerdir. Nuh Tufanının neredeyse başlangıç ve bitim saatini verecek olanlar elbette, TANRININ KABARTMA (Harut) YAZISI ile yazılmış, en nadide sözlerini mutlaka bir yerlere yazmışlardır.Parşömen (inceltilmiş deri) ve Papirüslere geçirilmiş olmalı. Herhalde her şeylerini Bay Çakıltaş gibi taşlara işlemiyorlardı.

Taşa yazma olaya renk katmak için araya sıkıştırılmış olmalı. Yazıyı yazan Tanrıyı, yazısından tanıyanlar varken elbette metinlerde bol renkli olur. Tanrı yazsın diye taş kesiliyorsa, metinlerin bayağı renklendirildiğide anlaşılmalı.

İlahi vahiylerin levhalarda verilmiş olması nedenleri; çok üzun süre muhafaza edilebilmeleri, daha sonra gelecek Peygamberlere kadar insanları, "ALLAH" İmanına ve İnsanlığın birinci şartları olan maddelere alıştırmak. Musa tarafından yazımı bitten kitap, Ahit sandığının YANINA TANIKLIK yapması için koyulmuş. Dikkat edin TANIKLIK YAPMASI için koyulmuş. Taşın herşeyi duyması gibi kitapta verilen sözleri duymuş olmalı. Her birinin AHİTLERE bağlı kalacağına dair verdikleri sözleri hafızasına kaydetmiş olmalı. KAYBOLUPTA BULUNDU dedikleri YASA KİTABINDA öyle yazmışlar.

Yasa Kitabı....31:24 Musa yasanın sözlerini EKSİKSİZ olarak KİTABA YAZMAYI BİTİRİNCE
Yasa Kitabı....31:25 RABbin Antlaşma Sandığını taşıyan Levililere şu buyruğu verdi:
Yasa Kitabı....31:26 ‹‹Bu YASA KİTABINI alın, Tanrınız RABbin Antlaşma Sandığının YANINA koyun. Orada size karşı BİR TANIK olarak kalsın.

Tıpkı bu güne kadar yaptığı kayıtlar gibi. Neden onlar için tüm çelişkilerine rağmen KİTABI KORUMAK bu kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılıyor. KİTAPTA ONLARI TANIKLIĞIYLA koruyacak ya! İçindeki kodlanmış sayısal değerlerle kalkan olacak ya!

Yeşu..............24:27 Ardından bütün halka, ‹‹İşte taş bize tanık olsun›› dedi, ‹‹Çünkü RABbin bize SÖYLEDİĞİ BÜTÜN SÖZLERİ İŞİTTİ. Tanrınızı inkâr ederseniz bu taş size karşı tanıklık edecek.››
Yaratılıs.........31:44 Gel anlaşalım. Aramıza tanık koyalım."
Yaratılıs.........31:45 Yakup bir TAŞ alıp onu ANIT olarak dikti.

Mısır'dan itibaren gösterilen mucize örneklemesi gibi, verilenin ancak "ALLAH'tan" olabileceğini idrak etmeleri ve Vahiylerin Hz. Musa öldükten sonra da DEĞİŞTİRİLEMEMESİNİ sağlamak için levhalar halinde verilmiş olmalı. Peki öyle mi olmuş. Bu sayılan kıstaslar göz önüne alınmış mı? Hayır ne gezer.

Üstelik birde bu durumu çok doğal bir işlemmiş gibi de yazmışlar. Yoksa, Tora grubu kitaplara kaynaklık edenin aslında; Musa gibi nehri yarıp halkını kurtaran, VAAD edilen toprakları alan, YAHUDİLİĞİN ÖLDÜRME MANİFESTOSUNA isim babalığı yapan YEŞU OLDUĞUNU vurgulamak için mi, böyle bir ifadeyi kitaplarına hiç çekinmeden ilave ettiler?
   
  SİNA'da KİTAP VERİLMESİNİN HEMEN ARKASINDAN BAŞLATILAN, ÖLDÜR EMRİNİN ÖRNEKLENDİĞİ "AHİT'TE ÖLDÜR EMRİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  DÜNYA KÖLELİĞİ için KÖYLEŞTİRME ve E.AHİT'ten YAHUDİLİK MANİFESTOSUNUN anlatımı olan "YUSUF& HAMAN & AÇLIK" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Eksiksiz olarak yazılıp Antlaşma sandığına koyulmak için Kahinlere / Din görevlilerine teslim edilen kitap, Musa'nın ölümünden sonra, alınıp MUSA'NIN ölümü ve diğer sahneler ilave edildikten sonra "her harfi Tanrıdan" diye takdim ediliyor. Herhalde bu sözleri bizlerle dalga geçmek için söylüyor olmalılar. Kutsal kitaplara bakış açılarını göstermek için vurguluyor olmalılar."Tanrı'da biziz, kitabıda yazan bizizi" dolaylı yoldan duyurmak için ilan ediyor olmalılar.

Musa öldükten sonraki 30 günü, Tanrının bizzat MUSA'ya verip tamamlattığı kitaplara (Musanın ölümünü ve sonrasını) yazan YEŞU, aslında kitapların ilk şekillendiricisi mi denmek isteniyor? Musa'ya gerçekte verilenlerin terkedildiğini bilin. Şu an sahip olduğunuz din, Yeşu'yla ortaya koyduğumuz temeller üzerine inşaa edilen inanç sistemine ait olandır mı deniliyor?
Yusuf ismi altında nasıl despot HAMAN'I gizledilerse yada anlattılarsa;
Ester'de katliam komplosunu anlattılarsa,
Yeremya ile ülkelerin nasıl içten çökertileceği, çağrı sistemlerinin ne olacağını anlattılarsa,
Eyüpte, Tanrı olgusunun adele gücünü, övündüğü zaferinin boyutunu, fiziksel kudretinin kapasitesini anlattılarsa,
YEŞU ile de Öldürme, yok etme, soy kurutma metodlarının yanı sıra, inançlarının değişim hikayesinin nirengi noktasını vermişlerdir.

Halk adına antlaşmayı kiminle yapmış olabilir? KURALLAR ve İLKELER kendisi belirledikten sonra antlaşmayı kimle yapmış olabilir. Tanrının YASA KİTABINA, TANRIDAN diye ilaveler yapabilen ve bu kitapları TANRI VERDİ diyen kendisini ne sanıyor olabilir? Yeşu Kitabında, Yeşuya Musaya eleştirel yaklaşıma karekteri verildiğine göre derin manalar var demektir.

Yeşu.........24:25 YEŞU o gün Şekemde HALK ADINA bir ANTLAŞMA yaptı. Onlar için KURALLAR ve İLKELER BELİRLEDİ.
Yeşu.........24:26 Bunları TANRININ YASA KİTABINA da geçirdi. Sonra büyük bir TAŞ alıp oraya, RABbin Tapınağının yanındaki yabanıl fıstık ağacının altına dikti.

ORJİNAL SANDIĞIN BULUNMASINI ELERİNDENKİ KUTSAL DEDİKLERİ KİTAPLARINDAN DOLAYI ASLA İSTEMEZLER. "Kitap kaybettik bulduk" diyenler, Yasa kitabına yeni ilkeleri yazdı diyenler, Musa öldükten sonraki 30 günü yazanlar, "Yeremyanın söylediklerini de benzer başka şeyleride yazdım" diyenler ve organizatörlerin kendileri, NASIL AHİT SANDIĞINI YOK ETTİLERSE bugünkü zihniyet torunlarına yalvarsanızda, gerçek olduğunu tüm deilleriyle tespit etseniz bile, sayılan nedenlerden dolayı asla AHİD SANDIĞINI KABUL etmezler.

MELEKLERİN TAŞIDIĞI SANDIK ORTAYA ÇIKTIĞINDA, ZATEN İŞTE BİTİRİLMİŞ OLACAKTIR.

KİTAPLARININ HANGİ ARALIKLARLA ELDEN GEÇİRİLDİĞİNİ BİLEN ONLARKEN, BAŞLARINA BELA OLABİLECEK MALZEMEYİ ORTAYA ÇIKARTMAYI İSTERLER Mİ?

İlk kitaplardan hiç bilgileri olmadığını, kendi kitaplarında yazanlar yine kendileri. Musa'ya verilenlere ne kadar aşina olabildiklerinin bildirenler kendileri. Aşinalıklarının derecesini kayıt altına aldıranlar da, kutsal metin yazarları olan ataları.
   
   
  KAYBOLMUŞ OLAN YASA KİTABININ BULUNMA HİKAYESİ. Kaybolan kitap yada kitaplar olduğunu biliyorlar ama içeriğinden Bİ-HABER durumdalar. Dindaşlarına "RAB MUSA'ya DEDİ Kİ" diye söze başlayıp başlıyorlar anlatmaya ama anlattıklarının buldukları kitapla ilgisi olsaydı çul kuşanmazlardı.

2 Tarihler......34:8 YOŞİYA ülkeyi ve tapınağı arındırdıktan sonra, krallığının on sekizinci yılında Asalya oğlu Şafanı, ....... RABbin Tapınağını onarmaya gönderdi.
2 Tarihler......34:9 Bunlar Tanrının Tapınağına getirilen paraları götürüp BAŞKÂHİN HİLKİYAYA verdiler. .........

Kral Yoşiya denilincede öyle oturaklı kelli-felli biri sanmayın. SEKİZ yaşında tahta geçirilmiş çocuk. Hayatında sekizleri çok olan bir Kral. Ölümünde sekiz yok. 39 yaşında ölmüş

8 YAŞINDA............2 Tarihler......34:1 Yoşiya sekiz yaşında kral oldu ve Yeruşalimde otuz bir yıl krallık yaptı.
16 YAŞINDA..........2 Tarihler......34:3 Yoşiya krallığının sekizinci yılında, daha gençken, atası Davutun Tanrısına yönelmeye başladı. Krallığının on ikinci yılında da .....
26 YAŞINDA.... .....2 Tarihler......34:8 Yoşiya ülkeyi ve tapınağı arındırdıktan sonra, krallığının on sekizinci yılında Asalya oğlu Şafanı, kent yöneticisi Maaseyayı ve Yoahaz....

Babası Amon İsrail Tanrısı gözünde kötü olanı yapan bir Kralmış. Kim söylüyor kötü olanı yaptı diye. İsrail Tanrısı söylüyor.

2 Tarihler......33:22 Amon da babası Manaşşe gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı. Babası Manaşşenin yaptırdığı putlara kurban sundu, onlara taptı

Enterasan deği mi? "Kral Amon Rabbin gözünde yanlış olanı yaptı" demeye İsrail Tanrısının ne hakkı olabilir? "Verdim" dediği YASA KİTABI kaybolduysa Kohen'ler ne okuyacakta, Krallar ona uyacak."Kitap bulundu" denilesiye kadar, tapınakta özel bölmesinde sunuları, buhurları, tütsüleri kabul eden, gözüne batanları, hata yapan KOHENLERİ affetmeyip öldüren İsrail Tanrısı, okunanların yanlışlığını farketmiyor.

O hala sununun buhurun günnüğün menşeiyle uğraşıp duruyor. Görevlilerin don giymesini tembihliyor, "çirkin yerleri merdivene çıkınca gözüküyor" diyor ama okunanlardan haberi yok. En ufak detayına kadar verdiği, "KONUTUM " dediği tapınağında başkalarına ait yasa kitapları yada başka kitaplar okunuyor, o hala kralları suçluyor. Kitap bulundu demesele kitabın kaybolduğunu bilen de yok.

Görkemi sürekli Tapınağı doldurmuyor muydu? Elbisesinin eteği tapınağı doldurmuyor muydu? Kendi habersizliğine bakmadan krallara öfkeleniyor. Tanrı kitabını tanımazsa, İÇİNDE NELER YAZILI OLDUĞUNU BİLMEZSE kul nerden bilecek sahte olup olmadığını.

Bulunan kitabı, sıradan bir kitap olarak algılayan (siz onların Hilkiya'ya, "YASA KİTABINI buldum" dedirtmelerine bakmayın) Hilkiya, Musa'ya verildi dedikleri Yasa Kitabını bulmuş olsaydı, üzerini ilk yırtan DİN ÖNDERİ KAHİN HİLKİYA olurdu. Elindeki din kitabı diye okutturdukları metinleri anında imha ederdi. İmha etmeklede yetinmez TANRISINDAN; "bu güne kadar senin YASA KİTABIN yerine başka kitapları okuttum diye. Bu güne kadar senin YASALARINDAN habersiz yaşadım diye. Senin yaslarını bilmeden BAŞKAHİN oldum diye..vs.. af dilemeye başlardı.

İyi hoş güzelde, yanında yapılan ritüellerde en ufak bir hatayı bile affetmediği söylenen, İsrail Tanrısı, nasıl oluyor da? YASA KİTABINDAN habersiz bir adamların KOHEN / BAŞKAHİN olmasına çok uzun yıllar katlanabiliyor.

Yoksa kendisine atfedilen KİTAPLARIN İÇERİĞİNDEN onunda mı haberi yoktu. Gerçi bir parça haberi olsa kendisini saf, yalancı, akıl alan, yanılan, unutan, korkan, pişman olan, bilmeyen, soran oarak tanıtanlara en azından ağızlarının payını verirdi. Şeytanı azarlamamış olabilir ama şeytanın şikayetinde KOHEN'in haddini nasıl bildirdiyse, bu durumda da bir "HAD" bildirmesi yapardı.

Sayılanların birini yapabilmesi için bile, Musa'ya verilenin içeriğinden haberdar ve bilgi sahibi olmalı.
Eğer elindekiyle, bulduğu aynı olsa karşılaştırır "atalarımın yazdığı NÜSHAYI buldum" derdi.

Bulduğu kitabın din kitabı olduğunu anlayabilseydi yani Musa'nın Yasa kitabı olduğunu anlayabilmiş olsaydı, önce kendisi ilgilenirdi. BAŞ KAHİN din kitabını ilgilensin diye KRALA gönderir mi / gönderebilir mi?Adamı tefe koyar. "Sen mi baş kahinsin ben mi" diye? Sen mi Harun soyu Levi'lerdensin, ben mi diye? Tanrının seçtiği, kutsadığı, bilgilendirdiği sen misin yoksa ben miyim diye?
 


  Bulduğunu zannettiği şey mutlaka, devletle ilgili zannettiği bir kitaptı ki, ilgilensin diye, işe yarar mı diye Krala gönderdi. Eğer içindekileri az da olsa yorumlayabilseydi, yada bildikleriyle benzeşir bulsaydı, Kralın birkaç cümlede anladığını oda anlar ELBİSELERİNİ YIRTMAYA başlardı.

2 Tarihler......34:14 RABbin Tapınağına getirilen parayı çıkarırlarken, Kâhin Hilkiya Musa aracılığıyla verilmiş olan RABbin Yasa Kitabını buldu.
2 Tarihler......34:15 Yazman Şafana, ‹‹RABbin Tapınağında Yasa Kitabını buldum›› diyerek kitabı ona verdi.
2 Tarihler......34:16 Şafan kitabı krala götürerek, ‹‹Görevlilerin kendilerine verilen her işi yapıyorlar›› diye haber verdi,
2 Tarihler......34:17 ‹‹RABbin Tapınağındaki paraları alıp denetçilerle işçilere verdiler.››

Kitabı Krala sunarken bile, sıradan bir kitap, sıradan bir buluntu, sıradan bir olay anlayışı içinde veriyorlar. Tüm haberler ve işler halledildikten sonra "ha birde kitap vardı" size verecektim azdaha unutuyordum yaklaşımı içinde kitap Krala veriliyor. Eğer önemini anlasalardı, içeriğini öğrettikleriyle bağdaşır bulsalardı ve en önemlisi BULUNAN KİTABIN MUSA'ya VERİLEN YASA KİTABI olduğunu bilselerdi, BAŞ KAHİNLE birlikte koştura koştura Krala giderler ve ilk etapta kitabı sunarlardı. Oysa BAŞKAHİN Kralın yanına bile gitmiyor.

Bulduğunun değerini bilmeyen BAŞ KAHİN. Tanrı sözünü öğrenmemiş BAŞ KAHİN. Kral da zaten öyle diyor. "BAŞ KAHİNDE bu kitapta olanların hiç birini bilmiyor". Evet öyle diyor. "....Çünkü ATALARIMIZ RABbin sözüne kulak asmadılar, BU KİTAPTA YAZILANLARA UYMADILAR.››..." dediğine göre, karşısında duran BAŞ KAHİN için, "hiç bir halt bilmiyor" demiş oluyor. Açık açık, "yalan yanlış şeyleri TANRIDAN GELDİ diyerek insanları kandırıyorlar" diyor.

2 Tarihler......34:18 Ardından, ‹‹Kâhin Hilkiya bana bir kitap verdi›› diyerek kitabı krala okudu.
2 Tarihler......34:19 Kral Kutsal Yasadaki sözleri duyunca giysilerini yırttı.

2 Tarihler......34:21 ‹‹Gidin, bulunan bu KİTABIN SÖZLERİ HAKKINDA benim için de, İsrail ve Yahuda halkının geri kalanı için de RABbe DANIŞIN. RABbin bize karşı alevlenen öfkesi büyüktür. Çünkü ATALARIMIZ RABbin sözüne kulak asmadılar, BU KİTAPTA YAZILANLARA UYMADILAR.››

Bulduğu kitapların, okuttukları / ellerindeki "Tanrı sözü" diye kullandıkları kitaplarla bir benzerliği yok ki, telaşesiz bir davranışla Kralına gönderiyor. Kralın "Rab'be sor bakalım bu sözler ona mı aitmiş?" sorusu üzerine Rab'be danışmak için tavsiye üzerine bir kadın peygambere gidiyor. Dikkat edin, Süleyman'ın kurduğu Tapınak yıkılmamış, Ahit Sandığı yanlarında, Buluşma çadırına yada özel bölmeye girebilen tek insan, (yanlış girenin anında Rab tarafından öldürüldüğü bölme) Ahit sandığının yanında / konutunda olması gereken Rab'be danışmak için, bir KAHİN arıyor.

"Sandık yokken İsrail Tanrısı da 20 yıl boyunca yoktu" dediklerine göre, sandık orda olduğu sürecede İsrail Tanrısı oralarda olmalı.
Oralarda olduğunu hem sadece ben söylemiyorum ki. Kendileri de söylüyor. Nereden biliyorlar derseniz, İsrail Tanrısının hata affetmemesi sonucu verdikleri BAŞ KAHİN ZAYİATLARININ sonucu olan cesetlerinden.

İlk yıllarda iyi giden ilişkiler daha sonraları bozulmuş ve ortalama her yıl BİR ADET BAŞ KAHİN kaybetmişler. İSRAİL TANRI'SIYLA KARŞILAŞMAYA DAYANAMIYORLARMIŞ. Demekki İsrail Tanrısı sürekli tapınaktaymış.


"....Koen Gadol'lar olacağı halde bu kurum yoldan çıkacaktır. Talmud'a göre yaklaşık 410 yıl süren Birinci Bet-Amikdaş dönemi boyunca sadece 18 Koen Gadol olmuştur. 420 yıllık İkinci Bet-Amikdaş süresince 300 Koen Gadol olmuştur! Talmud'dan biliyoruz ki Yohanan 80 yıl boyunca, Şimon 40 yıl boyunca, Yişmael ise 10 yıl boyunca Koen Gadol idi. Bu demektir kadar geriye kalan 290 yılda 298 koen görev aldı. Yani yaklaşık yılda bir koen. Bunun sebebi nedir? Talmud der ki Kodeş Akodaşim Yom Kipur dışında girilmesi yasak olan bir yerdi. Koen Gadol sadece o gün, TANRININ HUZURUNDA ÖZEL RİTÜELLER yapmak üzere oraya girerdi. Ama Koen Gadol'un kendisi ruhani olarak temiz değilse ve odaklanamıyorsa, TANRI ile O HEYACAN VERİCİ KARŞILAŞMAYA dayanamıyor ve hemen oracıkta ölüyordu. İkinci Bet-Amikdaş döneminde Koen Gadol'a, öldüğü takdirde Kodeş Akodaşim'den dışarı çekilebilmesi için bir ipin bağlandığını biliyoruz. Koen Gadol'luk İkinci Bet-Amikdaş döneminin büyük bir kısmında yoldan çıkmış bir kurum olduğundan, Koen Gadol'lar her yıl ölüyordu. ...."
   
 
   
  İsrail Tanrısının sürekli orada olduğu vukuatların belli iken, özel görüşmeyi yapabilen BAŞKAHİN başka RAB'be AİT KİTAP buldu da onu sormaya mı gitti? Başka RAB'bin kahinine.

Öyle değil mi? kendi elindeki kitapla benzeşir olsaydı, hem bilecekti hemde sormak için kapı kapı dolaşıp kahin aramayacaktı. İsrail Tanrısı zaten konutunda değil miydi? İsrail Tanrısıyla konutundan başka yerde görüşülebilir mi? Başka eylemler için konutundan uzaklaşmış olsa bile, dönüp geleceği yer / bulunacağı yer herhalde bir başka kahine ait ev olmazdı. Peygamber denilen kadında, BAŞ KAHİNİN emrinde çalışan adamın oğlunun karısı. Adresi alıp giderler. Peygamber var ama Tapınakta okutulan kitaplardan haberi yok.

2 Tarihler.....34:22 Hilkiya ile kralın gönderdiği adamlar varıp tapınaktaki giysilerin nöbetçisi Hasra oğlu Tokhat oğlu Şallumun karısı Peygamber HULDAya danıştılar.HULDA Yeruşalimde, İkinci Mahallede oturuyordu.

Tapınakta ayin yönetebilecek seviyeye, (yaşadığına göre) mutlaka İsrail Tanrısının onayıyla gelmiş olan ve İsrail Tanrısına buhur koklatan, yakmalık tütsüler sunan, "İsrail Tanrısının hoşuna giden ayinler düzenledim" diyen, BAŞ KAHİN kutsal kitaplarında olanları bilmiyor ve KAHİN arıyor.

Hemde özel ritüelleri gerçekleştirdiği, özel seanslar yaptığı Tanrısına sormak için aracı arıyor. İnsanları günahkar, sapkın diye ayırabilen BAŞ KAHİN Tanrı sözlerinin neler olduğunu bilmiyor. Ve kitabın içinde olanların Tanrı sözü olup olmadığındansa hiç emin değil.

Bulduğu kitaptaki sözlerin TANRI SÖZÜ olup olmadığını bilemeyen BAŞ KAHİN, elindeki kitapların TANRI SÖZÜ olduğundan nasıl EMİN OLABİLİR?

Pekala onlarda, üstadları, önderleri, ataları, amirleri tarafından, "bunlara göre Tapınmalara devam ettir, bu sözlere göre inançları kontrol et" diye verilmiş ama İsrail Tanrısına ait olmayan metinler olabilir. Kitapların çok eskiden kalmış olması o kitapların doğru ellerden ve ilahi kaynaktan geldiğini göstermez.

BAŞ KAHİN, gittiği kahine "bulunan kitabın Rab'be ait olup olmadığını" soruver diyor. Gittikleri kahininde, Rab sözleriyle bir alakası olmamalı ki oda karar vermeyi danışacağı Rab'be bırakıyor. Rab'le kurulan irtibattan sonra Kitabın Rab'be ait olduğunu, daha doğrusu kitaptaki lanet kısımlarının sorulan tarafından da uygun görüldüğünü öğreniyor.

2 Tarihler......34:23 Hulda onlara şöyle dedi: ‹‹İsrailin Tanrısı RAB, ‹Sizi bana gönderen adama şunları söyleyin› diyor:
2 Tarihler......34:24 ‹Yahuda Kralının önünde okunan kitapta yazılı bütün lanetleri, felaketi buraya da, burada yaşayan halkın başına da getireceğim.

Eğer rabbe istediği anda soru sorabilenler mevcutsa Rab ona "bu kullarım ne yapıyor öyle yanlış kitaplar okuyor" neden demedi. Kahinin okuttuğu kitap, İsrail Tanrısının "benim" dediği kitapla benzerlik taşısa, kahin denilen din önderi o kitaptan bir kaç kırıntı bilse yada duymuş olsa zaten Rab'be sormak için başka bir kahin / falcı aramazlardı.

Tapınağın baş kahini, ismini din kitabına alınacak kadar önemsettiren önder hemen teşhisi koyardı. Çünkü okuttuklarıyla / elinde olanla aynı olan bir kitapla karşılaşmış olacaktı bu durumda niye şaşırsın ki?
Dininin kitabını, Kanun kitabından ayıramayan, seceresi Ahit kitabında yer alacak kadar önemsenmiş HİLKİYA gibilerinin varlığı, kitapları ve inanç sistemini yeniliyeceklere bir engel teşkil etmeyeceği ortada.

Bulduğu kitabı din kitabı olarak görmedi vurgulaması elbette laf olsun diye yapılmadı. Eğer bulduğu kitabı din kitabı olduğunu bilseydi bu yollara başvurur muydu? sorusunun yanında Kralın affedilme umuduyla şehrin tüm ileri gelenlerini ve büyük küçük herkezi toplayıp ANTLAŞMA KİTABI dedikleri metinleri herkezin uyacağı biçimde okumasına gerek olur muydu? Olmazdı. Topluluğa okunacak olan metinler, ellerindeki "kitaplar da olanlarla" aynı olacağından, elbette herkezin duyacağı biçimde okumasına gerek kalmazdı.

İnsanları yeni bir şeyle tanıştırıyor olmasaydı toplamaya gerek duymazdı. Kitap bulunmadan öncede Rab'ın isteklerini bilmiş olacağından / biliyor olacağınadan İçindeki lanetlerden kurtulmak için çok önceden o toplantıyı düzenler, okumasını yapar, sözleri alırdı. Panik içinde yeni haberi olduğu ve toplumunu yeni haberdar edebildiği ANTLAŞMAYI / YASAYI çok önceden tazelerdi.

2 Tarihler......34:29 Kral Yoşiya haber gönderip Yahuda ve Yeruşalimin bütün ileri gelenlerini topladı.
2 Tarihler......34:30 Sonra Yahudalılar, Yeruşalimde yaşayanlar, kâhinler, Levililer, büyük küçük herkesle birlikte RABbin Tapınağına çıktı. RABbin Tapınağında bulunmuş olan Antlaşma Kitabını baştan sona kadar herkesin duyacağı biçimde okudu.
2 Tarihler......34:31 Özel yerinde durarak RABbin yolunu izleyeceğine, buyruklarını, öğütlerini, kurallarını candan ve yürekten uygulayacağına, bu kitapta yazılı antlaşmanın koşullarını yerine getireceğine ilişkin RABbin huzurunda antlaşma yaptı.
2 Tarihler......34:32 Sonra oradaki Yeruşalim ve Benyamin halkına bu antlaşmaya bağlı kalacaklarına ilişkin ant içirtti. Yeruşalimde yaşayanlar Tanrının, atalarının Tanrısının antlaşmasına bağlı kaldılar.

Bu durumda kitapları yenileyenler Ahit sandığının ortaya çıkmasını isterler mi? Asla istemezler. Çünkü; sandıkta bulunması muhtemel olan belgeler, onların önüne çok büyük bir engel çıkarırdı.

Dine verilen yeni çehre, elden geçirilen kitaplar , yeniden yazılan metinler sandıktan çıkan bilgilerle nasıl örtüşecekti? ÖRTÜŞÜYOR OLSAYDI, EZRA'nın 2. MUSA konumuna getirilmesine / "Musa olmasaydı kitaplar ona verilirdi" mertebesine yükseltilmesine neden OLAN KİTAPLARDAKİ DÜZENLEMELERE ne gerek kalırdı? Kitaplarda "TANRI ADINA" ama hiç "TANRI DEDİ Kİ" demeden, reform seviyesinde "TANRI GİBİ" değişiklikler yaptı ki; "TANRIYLA ARKADAŞ OLUNABİLİNEN" bu makam Ezra'ya layık görüldü.
   
 
   
  Dolaysıyla içinden çıkanlar onların Yahudi doktirinini ortaya koymalarna engel olacaktı. "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" hiç bir ulusa endekslenebilir mi? "ALLAH" bütün yarattığı kullarına eşit mesfededir."RAHMAN'dır" bütün kullarını korur ve gözetir. "RAHİM'dir" sadece MÜMİN olanları affıyla lutuflandırır. Hiç kimseye, hangi inançtan olursa olsun "DİN GÜNÜNDE KIL KADAR HAKSIZLIK" yapmaz. 7 milyar insan içinde 16 milyonu Yahudi ama Tanrı onların. İsraillilere benim halkım diyen, diğer tüm insanları köleniz yapacağım diyen sözlerin sahibine, TANRI diye inananlar elbette Dünyayı kana bulamaktan kaçınmazlar.

Tapınaktan çalınan en ufak çanağın bile kayıtları tutulduğu soygunda, Ahit Sandığının kaydının tutulmaması mümkün mü? Sürgünün hemen öncesinde yazıldığı iddia edilen kitaplarda da (Yeremya gibi) Ahit sandığı bahsi geçmiyor ki. Babil'liler etrafı sardı Tanrının Ahit sandığını ne yapalım diyenler ortalıkta yok. İsrail Tanrısı, ölçülerini, ağacının cinsini, üzerindeki motflerini verdiği, ve yanından hiç AYRILMADIĞI sandık içinde bir görünümde bulunmuyor. 20 yıl süresince sandık nereye koyulmuşsa, sandıkla beraber kalıp İsrail halkını özleten İsrail Tanrısı değil miydi? Sandığa bu kadar bağlı olan İsrail Tanrısı (Alaaddinin lambasına bağlılığı gibi) halkalarına kadar detay verdiği sandıkla ilgili hiç bir bildirimde bulunmuyor. Garip değil mi?

Mısırdan Çıkış....25:10 ‹‹Akasya ağacından bir sandık yapsınlar. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşın olsun.
Mısırdan Çıkış....25:11 İçini de dışını da saf altınla kapla. Çevresine altın pervaz yap.
Mısırdan Çıkış....25:12 Dört altın halka döküp dört ayağına tak. İkisi bir yanda, ikisi öbür yanda olacak.
Mısırdan Çıkış....25:13 Akasya ağacından sırıklar yapıp altınla kapla.
Mısırdan Çıkış....25:14 Sandığın taşınması için sırıkları yanlardaki halkalara geçir.
Mısırdan Çıkış....25:15 Sırıklar sandığın halkalarında kalacak, çıkarılmayacak.
Mısırdan Çıkış....25:16 Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.

Ahit sandığı bulunmuş olsaydı; Babil sürgünü sırasında oluşturdukları İsrail'in Tanrısını ilan edebilecekler miydi? Yakup kıssalarında anlatılan, daha doğrusu uzantıları oraya dayandırılan İsrail Tanrısı fikri büyük ihtimalle Ezra ve Reformist arkadaşları tarafından oralara (İsrail'in Tanrısı kavramı) sokulmuştur. İsrail = ALLAH'ın yolunda olan demek. Onların salladığı gibi, Tanrıyı güreşte yenen demek değil. İsrailoğullarıda "ALLAH'ın" yolunda dosdoğru yürüyenin oğulları anlamına gelmektedir.

HİÇ TANRISINI YENEN "BİR İMANLI / İNANAN" OLABİLİR Mİ?
HİÇ TANRISI YENİLEN BİR DİN OLABİLİR Mİ?
HİÇ TANRISININ YENİLDİĞİNİ DÜŞÜNEN BİRİ İMANLI OLABİLİR Mİ?
TANRISINI YENDİĞİNE İNANANLAR, ANCAK YENİ TANRI KUVVETİ OLUŞTURMA YOLUNDA İLERLEYENLER OLABİLİR.
TANRISINI YENEN BİRİNİN VARLIĞINA İNANANDA, YENİ TANRININ KENDİLERİ OLDUĞUNA / OLACAĞINA İNANANLARDIR. BU YOLDA MESAİ HARCAYANLARDIR.
VARLIK BİRLİĞİ YOLUNDA İNANÇSIZLARA KARŞI İTTİFAKLAR KURANLARDIR.
TANRISININ YENİLDİĞİNE / YENİLECEĞİNE / YENİLEBİLİRLİĞİNE KANİ OLANLAR ESASINDA, İLAHİ KUDRETE SAVAŞ AÇANLARDIR. (Açtığı hayaliyle yaşayanlardır) KENDİERİNE İS-RA-EL ADI ALTINDA OLUŞTURDUKLARI İTTİFAKA DAHİL OLANLARDIR

(Din,dil,ırk ayrımı gözetmeden oluşturulan ZİHNİYET ittifakı. GÖRÜNMEYEN EL, GİZLİ EL, TANRI KONUMUNDA Kİ EL.
Ezra, Ester ile babail sürgünü sonrasında ortaya koyulan YENİ TANRISAL KUVVET. Daniel'in tarif ettiği, knedi kontrolünde olan, Etser'de hikaye arkasında duran, Ezra ile varlığını kişiliğini -ELOHİM- YAHVE- İSRAİL TANRISI- BABİL ve sürgün sonrası yok olan, en sonunda Ester'le gizli el olarak tanımlanan yeni Tanrısal kuvvetleri / ittifakları)
   
  DANİEL, BELŞAZAR KEHANETİ YAZININ CÖZÜMÜ ve BABİL'İN O GECE DÜŞMESİNİN İŞLENDİĞİ "DANİEL TRUVA ATI MI?" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Dogmatik düşüncelerinin ürünü olan, Yakup'un Tanrıyı güreşte yenme kabulleri daha sonraları "İsrail Tanrısı" DOGMASINA dönüşmüş. İnanç sistemleride bu kabullerle birlikte ATALAR DİNi haline gelmiş. Her biri İsrail'in / Yakup'un işaret ettiği ve güreşte yenilebilen, tutsak alınabilen, yalvartılan, kulunun elinden kurtulmak için hile yapan, insanların bir araya gelmesiyle yenilmekten korkan Tanrı olgusunu, bayıla-bayıla İNANÇLARININ BAŞ KÖŞESİNE yerleştirmiş.

Baş edilebilir Tanrı inancı, İnsanlara ihtiyacı olan Tanrı inancı kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? Günahlardan hesap soramayan, buhur ve sunuları başka ilahlara sunmadığın sürece hiç bir sorun yaşamayacağın bir inanç sistemi.

BAŞ EDİLEBİLİR, yada BİRLİK OLUNURSA başedilebilecek Tanrı olgusunu, İnançlarının olmazsa olmazı olarak, sorgusuz süalsiz bir kabulle DİN SİSTEMLERİNİN ana kuralı yapıvermişler.

(kurtulmak için Yakup'un uyluk kemiğinin başındaki sinire vuruyor. Bu nedenle, güreşteki Tanrı kavramını güncel tutabilmek için Yahudiler Uyluk başı civarındaki etleri yemezlermiş.
Böylece; her uyluk kemiği konusu olduğunda, İsrail'in Tanrı'yı nasıl yendiği güncellenmiş oluyor.
Çocuk "neden?" diye sorduğunda taptazecik beyinlere "ASLINDA TANRININ YENİLEBİLECEĞİ" inancı işenmiş oluyor.
Yenilen TANRININ nasıl İSRAİL'İN ÖZEL TANRISI olduğu bir kez daha tekrarlanmış oluyor.
Yenilen Tanrı'nın esasında serbest bırakılmadığı anlaşma gereği İSRAİL'İN TANRISI olduğunu ve bu sıfatla, UYGUN GÖRDÜKLERİ zamana kadar faaliyetlerini sürdürdüğü bilenlerince vurgulanmış oluyor--.- Uyluk kemiği kalça ile diz kapağı arasındaki vücudun en iri kemiği. But kemiği.--).


Yaratılıs........32:25 Yakup'u yenemeyeceğini anlayınca, onun UYLUK kemiğinin BAŞINA çarptı. Öyle ki, güreşirken Yakup'un uyluk kemiği çıktı.
Yaratılıs........32:26 Adam, "Bırak beni, gün ağarıyor" dedi. Yakup, "Beni kutsamadıkça seni bırakmam" diye yanıt verdi.
Yaratılıs........32:27 Adam, "Adın ne?" diye sordu. "Yakup."
Yaratılıs........32:28 Adam, "Artık sana Yakup değil, İsrail denecek" dedi, "Çünkü Tanrı'yla, insanlarla güreşip yendin."

Yaratılış........11:4 Sonra, "Kendimize bir kent kuralım" dediler, "Göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız."
Yaratılış........11:5 RAB insanların yaptığı kenti ve kuleyi görmek için aşağıya indi
Yaratılış........11:6 ve şöyle dedi: "Tek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir engel tanımayacaklar.

Ahit sandığı gerçekten ilk haliyle ortalarda olsaydı, onların dediği gibi içinde EZRA düzeltmeden önceki haliyle Tanrı tarafından verilmiş olan kitaplar olsaydı (Ezra 2. Musa görülecek hareketleri yapmadan orjinal haliyle) ellerindeki kitaplar bugünkü hale getirilebilir miydi?

Kitapların yeniden düzenlenmesinde BABİL grubunun egemenliği olabilir miydi? Sürgüne gitmeyen, Mısır'a sığınanlar (Yeremya öncesi NEKO zamanında ve Yeremya ile gidip onu orada taşlayanlar) yeni kitap düzenemelerin de devre dışı kalırlar mıydı? Asla kalmazlardı, sandık açılır doğru yada yanlış ama mutlaka Ezra ve ekibini yazdıklarından farklı metinler çıkardı. 2. Tapınak yapımında olan çekişmeler kitap kabullerinde de yaşanırdı.

Böyle metinlerin ortaya dökülmesiyle; Mısırdan Çıkışta buhur ve sunu isteğinde bulunan, göğüslerindekine hitap eden edindikleri Tanrıları olabilecek miydi? Kutsal kitaplarının en değer verdikleri bölümde buhur, yakmalık sunu, çadır tarifleri olabilecek miydi? Yaratılış kitabındaki kronoloji saçmalıklarını yapabilecekler miydi? Yeşu gibi kendileri dışındaki tüm toplulukları soluk alan canlılarına kadar yok edildiği, bir din kitapları olabilecek miydi?

Daha da önemlisi; Elohim, Yahve, İsrail Tanrısı, Kahinler ve gizli EL tanrıları arasında kolayca YATAY GEÇİŞLERİNİ yapabilecekler miydi?
TANRI ÖZELLEŞTİRMELERİNİ yapabilecekler miydi. Müstakil, İSRAİL'İN TANRISI olabilecek miydi?
Yahudilik (zihniyet) Manifestolarını yayınlayarak, yeni kuvvetin zihniyet tanımlarını ortaya koyabilecekler miydi?
   
  HIRİSTİYAN ve YAHUDİLERE GÖRE; E&Y.AHİT KAYNAKLI YARATILIŞ SECERESİNİN İŞLENDİĞİ "ADEM - MİLAD KRONOLOJİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
     
  SİNA'da KİTAP VERİLMESİNİN HEMEN ARKASINDAN BAŞLATILAN, ÖLDÜR EMRİNİN ÖRNEKLENDİĞİ "AHİT'TE ÖLDÜR EMRİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Peygamberlerine yalancı, enset ilişki kurbanı, yaka silktirici, karısını başkasına peşkeş çeken, ensest ilişki yaşayan,.. vb..gibi İĞRENÇ KRAKTERLER yapıştırıp, isnat ettikleri alçaltıcı sıfatlarla saygınlıklarını yok edebilecekler miydi?

Tevhit inancını, "ALLAH" imanını, "ALLAH'ın" dosdoğru yolu için "ALLAH'ın" emirlerini tebliğle görevlendirilmiş bir peygambere, PUT yapıcısı damgası vurabilirler miydi?

Tanrı olgusunun / inancının (Tevhid imanını zaten çoktan yok etmişler) güvenilirliğini, saygısını, Tanrı korkusunu yok etmek için, yalancı, bilmeyen, yaptıklarının sonucunu hesap edemeyen, pişman olan (bilmeyen / ol diyemeyen), Tanrı inancını bilinçlere yerleştirebilirler miydi?

Kuluna güreşte yenilen, kulundan akıl alan, kulların elleriyle yazdıkları her şeye " ben verdim" diyen herşeyden bi-haber Tanrı inancını işleyebilirler miydi?

Kendisi için aynı anda atanan 401 peygamberi olup, herbirine farklı şeyler söyleyen, esasında hiç birine bir şey söylemeyen ama "Tanrı dediki" diye profili çizilen Tanrı olgusu inançlarının içinde yer bulabilir miydi?

Nitelenemyen, ihtiyaçsız, muhtaç olmayan Yaratan yerine, buhur, sunu düşkünü, yakmalık tütsü düşkünü, kullarına muhtaç bir Tanrı olgusunu, "TANRIMIZ bu" diye tanıtabilirler miydi?
   
  BULUŞMA ÇADIRI, YAHVE'NİN İSTEDİĞİ BUHUR-TÜTSÜ KONULARININ İŞLENDİĞİ "YAHVENİN ÇADIRI ve BUHURU" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  ESKİ ve YENİ AHİT'te PEYGAMBERLERE BAKIŞ AÇILARINI ve ONLARA YAKIŞTIRILAN ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  SAMİRİNİN BUZAĞISI, PUT YAPIMI..ÖLDÜRME ve ÖLDÜR EMRİ'nin İŞLENDİĞİ"HARUN & SAMİRİ BUZAĞISI" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
   
  İstediklerini, hoşlarına gidenleri, gazoz kapağı fazla olanları kitaplarında kutsal ilan edebilirler miydi?
Kendi kendilerine vaadlerde bulunup gözlerinin gördükleri, ayaklarının bastığı toprakları tapulamaya kalkabilirler miydi?
Kendilerini yok olmamış üstelik seçilmiş bir IRK olarak gösterebilirler miydi?
Hemde; kayıp kabilelerini, arayıp tarayıp "bakın adetleriniz, dilleriniz, birazda şekliniz uyuyor sizde bizdensizniz" diye, ordan burdan 12 kabile denkleştirme çalışmalarını aralıksız sürdürürken SEÇİLMİŞLİK iddiasında bulunabilirler miydi?
Kendilerini korumayan, 10 kabilelerinin yok olamasına göz yuman bir TANRI İTİKADINDAN, intikam alırcasına onu küçük düşürücü (bilmeyen, yalan söyleyen, gülen eğlenen..vb) anlayışları kitaplarından takipcilerine servis edebilirler miydi?
Müstakil sadece kendilerine ait Tanrıları olabilir miydi?
Babil sürgünleriyle, kabilelerinin yok olmasınının intikamını alırcasına, Tanrıya rakip kuvvetlerin var olduğunu kitaplarında Yahudilik MANİFESTOSU olarak ilan edebilirler miydi?
Bal ve Süt akan nehirleri takipcilerine bu Dünyada arattırabilirler miydi?
Bizden olanlar kurtulacak dedikleri dolaylı olarak "Hesap gününü iptal edip sadece bizimle olanlar PURİM bayramlarını kutlayacak" dedikleri, Megiddo ovasındaki İMANI YOK etme karşılaşmasını hayal ettirebilirler miydi?
Altınçağ dedikleri yaşama, eşi görülmemiş KATLİAMLARIN yapılacağı (onlara göre kötüler ve Amalek takımı. özetle; kendileri dışındaki herkez olabilir) savaş senaryolarıyla hazırlanabilirler miydi?
Ahireti kaldırıp, Dünya üzerinde, sonsuz hayat gücüne nihayet olmayan yaşam VAADİNDE BULUNANLAR olabilirler miydi?
Herşey Tanrıdan bir parça, her yaratılış Tanrıdan eksilme demektir, Yaratılanlar bir araya gelir VARLIK BİRLİĞİNİ oluşturursak Tanrıya kafa tutabiliriz stratejileri oluşturabilirler miydi?

Hesap gününe kadar yaşayacağını zanneden, 1. SUR'a üflenişle, 2. SUR'a üfleniş aradaki 1000 yıllık süreyi, ALTINÇAĞ olarak sürdürmeyi umanlar, ellerimiz nekadar kuvvetli olursa, pazarlık payımız o kadar fazla olabilir inancıyla, taraftar toplamaya gayret ediyorlar.

Kurt kuzuyu yemeyecek, günah olmayacak, altının değeri olmayacak. Altınçağ için söylenen ANA VAAD'ler bunlar.Tek şartları var, VAADCİDEN YANA olursanız bu söylenen dönemi acısıyla tatlısıyla birlikte geçirebiliriz diyorlar.

Dikkat ederseniz esasında ilahi vahiylerde olan, 1. ve 2. Sur arasındaki kabir hayatında ve DİN / hesap gününün zorunlu yaşamının özelliklerini sıralıyorlar. Çünkü orada yukarıda sayılanların hepsi olacak. Günah olmayacak, suç olmayacak, kimse kimseyi öldüremeyecek, kimse kimsenin malını gasp edemeyecek, kurtlaşanlar ve yemeye alıştıkları kuzuları yiyemeyecekler masuma, mazluma zulüm edemeyecekler.

Herkez verilenle yetinecek. Dünya dolusu altın olsa hiç bir şeyi elde edemeyecekler. Dünya dolusu altın verme imkanları bile olsa, karşı tarafın bu teklifi kabul etme imkanı olmayacağından, verileni başka birşeyle takas etme imkanı da olmayacak. Dünyaları teklifte bulunan olsa bile, mahrum bırakıldığı hiç bir şeye kavuşamayacak. Her şey olacak ama hakedenler dışında elde edebilenler olmayacak.

Dolayısıyla; orada altın var kabul edilse bile, takasta geçerli hiç bir değeri olmayacak. Hiç birşey satın alınamayacak ve satılamayacak. Özetle, çok kıymetli olan nesneler bile takasta değersiz bir emtia olacak.

Dünyevi tüm değerlerin, iktidar, güç, kudret, makam, servet gibi tüm değerlerin hayal kurduracak kadar bile işe yaramayacağını bilen, imani değerlerle ilişiği olmayan rahmetten ümitlerini kesmiş olanlar, "hiç olmazsa takipcilerimiz artsın, (hayal ettikleri pazarlıkta) ellerimiz güçlensin" diye VAADLERİNİ PAPAĞAN alışkanlığıyla sıralıyorlar.

Papağan denilen hayvan biliyorsunuz ancak ezberlediklerini tekrar edebiliyor. Örneğin kapı çalındığında "kim o" diyor ama kapıyı açması gerektiğini bimediği gibi, kapıyı da açamıyor, kapıyı çalana kimlik sorduğunu da bilmiyor. Sadece ezberine verilmiş olanları, ötüyorum zannı ile seslendiriyor. Duyanlarda, dinleyenlerde, PAPAĞANIN konuştuğunu söylüyor. Oysa o neslinin verdiği kalıtımlarla, hücrelerine zerk olmuş genlerle, sadece sesleri öğretilmiş olanları düşünmeden "notalandırıyor". Papağan için önemli olan kendisine sunulan fındık fıstık ve konacağı yüksekçe bir mevkide göreceği ilgi ve alaka.

Papağan konusunda uzman olduğunu tespitlerinin isabetli olmasından anladığım, bu güne kadar en iyi papağan tanımını, (büyük bir tevazu örneği göstererek) makam mevki ayırmadan yapan kişi; TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN Fatih Kaymakamlığına bağlı olarak faaliyet gösteren, dolayısıyla TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN kurumlarından Fener Patrikhanesin de patriklik görevinde bulunan, TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞI sayın Bartholomeos.

"Resimli protestosu". ie gönüllerimize su serpen, Bartholomeos Göstere göstere papağan tarifi ancak bu kadar yapılır dedirtiyor. Zoologlar görse diplomalarını yırtarlar. Papağanın iç dünyası ancak bukadar anlatılabilir diye. Kuş Hayvanının isim babalığı yapanlarda ne kadar övünseler azdır. İsmine münhasıl denir ya!, tam öyle bir isim; PapaĞAN. Türkiye'de sohw yapana da böylesi bir cevap yakışır.

Takdiri ilahi. Birinin tanım ismi PAPA olacak, diğerinin tanım ismi PapaĞAN olacak.Birbirlerini tamamayan bir takım olacaklar. Dahada güzeli işlevlerinin aynı olduğunu da, Fatih Kaymakamlığına bağlı bir kuruma bakan, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN VATANDAŞI tarafından tespit edilip, AĞZININ PAYI verilmiş olması

TÜRKİYE'de MÜSLÜMANLARA, MİSAFİRLİĞİ UNUTARAK ZAFER İLAN ETMENİN NE DEMEK OLDUĞUNU BİLDİRMEK, Fatih Kaymakamlığına bağlı bir kuruma bakan, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN VATANDAŞI Fener Patrikhanesi patronu Bartholomeos tarafından bildirilecek. "Rüyada gör inanma" derler ya! aynen öyle.

EŞLEŞTİRMEYLE HADDİNİ BİLDİRMEKTE ANCAK BÖYLE OLUR. Takdiri ilahi değilde bunun adına ne denir?
   
  FENER PATRİĞİNİN PAPA-PAPAĞAN BENZETMESİNİ RESİMLİ OLARAK İŞLEYEN "PAPA&PAPAĞAN" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ