but1
   
   
  SÜNNET ARACILIĞI İLE YAPILAN BİAT BİLDİRİMİ...
   
  YAHUDİLİĞİN; sadece "DİNİ İNANÇ" olmaktan çıkaran "DİN+IRK = YAHUDİLİK ZİHNİYET" değişimlerinin başlatıldığı MİLADI ve YOL DEĞİŞİM SAHNESİNİ anlatan hikaye.
   
 

"YAHUDİLİK" kavramının taşıdığı "DİN ETİKETİNE" ilaveten, "IRK ETİKETİNİ" yapıştırarak "YAHUDİLİK ZİHNİYETİNİN / MANİFESTOSUNUN" sahibi olma HİKAYELERİ

   
  "YAHUDİLİK MANİFESTOSUNA / YAHUDİLİK ZİHNİYET"YOLUNA SEVK EDEN RAY DEĞİŞTİRME EYLEMİNİN YAPILDIĞI MAKASBAŞI HİKAYESİ.
     
 
Çalıdan duyduğu ve "ben ben diyenim"/ EHYEH'im ve ismimde sonsuza kadar böyle kalacak" diyenin sesi uyarınca harekete geçen Musa'yı, "firavunun çocuğu olarak ya öleceksin yada bana tabii olacaksın" diyen ve isminin sonsuza kadar "YAHVE olmasını ve de öyle KALMASINI isteyen ölümle tehdit hikayesi.

Kahin Yitro'da, Kahin Melkisedek gibi her devirde var olan tanrısal bir yapı içinde görülüyordu da kızı Sippor, Yahvenin Karısı Asherah'a atfedilen bir kız olarak mı kabul görüyordu?

Tanrılar TANRININ OĞULLARI beğendikleri kızlarla yattığına göre ve dinde bu TANRININ OĞULLARI üzerine kurulduğuna göre, Eski ve Yeni Ahit inanlılarıyız diyenlerde bu maddelere tabii olmakla onay verdiklerine göre, pekala Sippor'da TANRININ OĞULLARINDAN birinin KIZI / KARISI olabilir.
   
   
  BAŞLARKEN:
Kitaplarının kapaklarına; "ALLAH" tarafından Peygemberler vasıtası ile tebliğ edilmiş / indirilmiş İLAHİ VAHİY kitapları "TEVRAT" ve  "İNCİL'in" isimleri verilmiş diye; Eski ve Yeni Ahit metinler bloğunun  bir kısmı dahi "İLAHİ VAHİYLERLE" eşleştirilebilir mi? O kitaplar külliyesine /  Ahitleşmemizin belgesi diye diye sundukları Eski / Yeni Ahit  (veya kendilerinin koyduğu isimler dışında)  dışında İLAHİ DEĞER İFADE EDEN  bir isim verilebilir mi?

İlahi vahiyleri  iletmek, TEVHİD İMANINI tebliği etmek için gönderilen Peygamberlerin isimlerini kullanarak, oluşturulan  metinlerde; put yaptırdıkları, put suyunu içirdikleri, karılarını başkalarına peşkeş çektirdikleri, kızlarıyla yatırdıkları, torunlarına tecavüz ettirdikleri, tütsü ve buhur sundurdukları, cin çıkartdırdıkları, bilicilik yaptırdıkları, yalan söylettirdikleri, hile yaptırdıkları vs..vs şahsiyetlere, SIRF İSİMLERİ BENZER diye,  "HAZRET" gibi unvanlar verilebilir mi?  İsimlerinin önüne "Hz." ibaresi koyulabilir mi?

Tanrı kelimesi, Tevhid inancından uzakta gelişme sağlayan, "ALLAH", dışında kendilerine bir takım hayali olgular oluşturanların, KUTSAL olarak benimsediklerine verdikleri genel bir addır. Bu benimsemeler, taş-sopa, dağ-tepe olabileceği gibi, şeytani varlıklar, insanlar ve cinlerden edinilmiş "kutsal ilanlılarda" olabilir. Meleklerin onların ibadetine izin vermiyeceği, böyle bir şeyin imkansız olduğu Kur'an'ı Kerim'de bizlere bildiriliyor.

Melek sandıklarının da kesinlikle CİNLER olduğu, bu tür "ilahi varlıklar sanılanların" kesinlikle CİN olduğu, Kur'an'ı Kerim'de, BİZLERİ UYARMAK İÇİN bildiriliyor.Yanlış hayallere kapılmamız ve bilinmezlerin arkasına takılmamız için İKAZ EDİLİYORUZ.

ALLAH BU DURUMU BİZE ŞU AYETLE BİLDİRİYOR.
34 - SEBE.......... 40.Allah'ın, onları hep birden toplayacağı, sonra da meleklere, “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla!
34 - SEBE.......... 41.(Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar CİNLERE İBADET EDİYORLARDI . Onların çoğu CİNLERE İNANIYORDU.”

Bu nedenle yazı boyunca, Tanrı kelimesi onların anlayışını belirtmek için kullanılıyor. Pagan ve putpers dinlerde de, Tanrı kelimesi kullanılıyor. Asla ve asla Tanrı hitabının "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'la" bir ilgisi yoktur. "ALLAH", sadece kendisine özel olan isimlerle anılır.

ALLAH BU DURUMU BİZE ŞU AYETLE BİLDİRİYOR.
19 - MERYEM.....65. (O), göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunan şeylerin Rabbidir. O'na kulluk et ve O'na kullukta sabret. Hiç O'nun ADIYLA ANILAN birini biliyor musun?

Aynı durum Peygamberler ve Cebrail içinde geçerlidir. Onların ismini verdikleri, peygamberi olarak ilan ettikler isimler, tamamen kendi oluşturdukları hatta kendilerine yakıştırdıkları, inanç sistemlerine uygun buldukları hayali karekterler. Bu uygulama ile kitaplarında bu isimlerin geçiyor olması nedeniyle de isimlerinin önüne, "Hz." gibi unvanlar koyulmamıştır.

Konu bizim inancımızda olan, bizlerin bildiği Peygamberlerden bahsetmeye geldiğinde, Önlerine Hz. unvanı koyulmuştur. Hz. Muhammed, HZ. İsa, Hz.Musa, Hz. Meryem..gibi..

Onlar peygamber dediklerinin, karılarını satmış olmasını, kardeşleri ile evlenmesini, kızlarının babalarından çocuk edinmesini, hile yapmasını, put imal etmesini, Putlara tapmasını, peygambere torunun tecavüz etmesini, yalan söylemesini kabullenmişler ve bunları da kitaplarında hiç sakınca görmeden yayınlıyorlar.

Karısını satan, puta tapan peygamber dediklerinin içinde bulunduğu sözleri yazarken ve o ifadeleri yorumlarken, nasıl olurda; onun isminin önüne Hz.gibi unvanlar koyabilirim. Nasıl olurda o çirkin eylemleri Peygamberlerime yapıştırabilirim?

Onların kitabındaki, İSA'nın "ben Tanrıyım / Rab'bım / Oğulum" dediği, ifadesinin önüne Hz.unvanını koyarak nasıl olurda onu, Hz.İsa ile özdeşleştirebilirim? Onların İSA'sı güvercin ve kumru sundu ifadesini Hz. İsa ismini kullanarak nasıl kurabilirim?

Onların kitabında kendilerine münasip görmüş oldukları İSA'larının Yahve'ye "BABAM" demesini, nasıl Hz. İsa söyledi diyebilirim?  İSA'ları "gökteki BABAM" sözleri sarfederken nasıl isminin önüne Hz. ibaresi koyarak Hz. İSA çağrışımı yaptırabilirim?

Onların inanç sistemleri haline getirdikleri, onların olmazsa olmaz derecede bağlandıkları şirklerinin yayılmasına, ilahi damgalar yemesine, kutsiyet kazanmasına nasıl aracılık edebilirim?

Onların Kutsal Ruh dedikleriyle Cebrail'in hiç alakası yoktur. Büyük ihtimalle kendilerine bağlı olan bir varlıktan bahsediyorlar. Hiç birşeyden haberi olmayan bir Kutdsal Ruh. (Ör: Kutsal Ruh seçiyor dedikleri Papalık seçiminde, Kutsal Ruh'un her üyeye başka isim vermesi ve seçimin oy çokluğu ile sonuçlanması gibi)
   
  ESKİ ve YENİ AHİT'te PEYGAMBERLERE BAKIŞ AÇILARINI ve ONLARA YAKIŞTIRILAN ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
   
  Kulum dediğinin canını koruyamayan, kulum dediğinin ecelini tayin edemeyen İSRAİL TANRISI, bakıyor ki ortalık durulmuş, Musa'yı öldürmek isteyenlerde ölmüş fırsat bu fırsat Musa'ya "Mısır'a gir" emri veriyor. (Kudreti olmayan Tanrı imajı, burada da ihmal edilmemiş)

Mısırdan Çıkış.....4:19 RAB Midyanda MUSAya, ‹‹Mısıra dön, çünkü CANINI almak isteyenlerin HEPSİ ÖLDÜ›› demişti.

Mısırdan Çıkış.....4:20 Böylece Musa karısını, oğullarını eşeğe bindirdi; Tanrının buyurduğu değneği de eline alıp MISIRA DOĞRU YOLA ÇIKTI.

Musa'yı Firavuna gönderiyor ama kendindende pek emin bir durum sergilemiyor. Musa'ya "sen gine Firavunun önünde şaşılası işler yapmaya gayret et / yapmaya bak" diyerek durumu kotarmasını istiyor. Kutsal metin yazarının Tanrı olarak bellediğinin bu tür mucizeleri sergileme gücünün olmadığını bildiği için, Hz. Musa'nın yaptıklarını duymasına ve okumasına rağmen, atalarından notlar halinde iletilmiş olmasına rağmen, yine de pek ihtimal vermediği cümlelerinde kullandığı ifadelerden, sarfettiği deyimlerden belli. Tanrı hem mucize veriyor, hemde Mucizeleri geçersiz sayılsın diye de Firavunda inatcı kılınıyor.

Mısırdan Çıkış.....4:21 RAB Musaya, ‹‹Mısıra döndüğünde, sana verdiğim güçle BÜTÜN ŞAŞILASI işleri firavunun önünde YAPMAYA BAK›› dedi, ‹‹Ama ben onu inatçı yapacağım. Halkı salıvermeyecek.
Mısırdan Çıkış.....4:22 Sonra FİRAVUNA de ki, ‹RAB şöyle diyor: İsrail benim İLK OĞLUMDUR.
Mısırdan Çıkış.....4:23 Sana, bırak OĞLUM gitsin, bana tapsın, dedim. Ama sen ONU salıvermeyi reddettin. Bu yüzden senin ilk oğlunu öldüreceğim.› ››

   
 

Aldığı emir ve taktiklerden sonra Musa yola çıkar. Musa yola çıkar ama TANRI birden bire fikir değiştirmiş olarak Musa'yı konaklama yerinde sıkıştırır ve öldürmek ister. Ölümden koruduğu, ölmemesi için sakladığı Musa'yı öldürmek ister. Biraz, Akıl-mantık-katık-ekmek durumu söz konusu.

Eğer, RAB dediğinin kimliğini saklarsan, "Rab" dediğin de neyi? kimi? kasteddiğini gizlersen, "Tanrıların tanrısı" dersen, "Bizim ilahımız ilahlar içinde en büyük olanıdır" dersen, "Tanrıların Oğulları dersen" elbette kanallar karışır, "RAB" ile kastedilenin ne olduğu anlaşılamaz.

2 Tarihler............2:5 "Yapacağım tapınak büyük olacak. Çünkü Tanrımız bütün tanrılardan büyüktür.
Mısırdan Çıkış....15:11 ‹‹Var mı senin gibisi ilahlar arasında, ya RAB? Senin gibi kutsallıkta görkemli, heybetiyle övgüye değer, Harikalar yaratan var mı?

Yasa Kitabı........32:12 Ona yalnız RAB yol gösterdi, Yanında YABANCI İLAH yoktu.
Yasa Kitabı........32:16 YABANCI İLAHLARLA TANRIYI KISKANDIRIP İğrençlikleriyle Onu öfkelendirdiler.
Yasa Kitabı........32:17 TANRI olmayan CİNLERE, TANIMADIKLARI İLAHLARA, Atalarınızın korkmadıkları, Son zamanlarda ortaya çıkan Yeni ilahlara kurban kestiler.

Görüldüğü gibi inanç sistemleri bol sayıda ilehların varlığını kabul ediyor. HEMDE ÖYLE BİR KABUL EDİŞKİ "TANRI OLARAK BENİMSEDİKLERİ KISKANDIĞINI İTİRAF EDİYOR. Edinilen uydurulan bir şey olsa TANIMADIĞINIZ İLAHLAR, KISKANDIRAN İLAHLAR, YABANCI İLAHLAR tanımları kullanılır mı?. Hem Tanrıları ben sizi ISSIZ ULUYAN ÇÖLDE (AZAZİL bölgesi olmalı) DOLAŞIRKEN BULDUM demiyor mu?

Yasa Kitabı....32:10 ‹‹Onu kurak bir ülkede, Issız, uluyan BİR ÇÖLDE BULDU, Onu kuşattı, kayırdı, Gözbebeği gibi korudu.

Dikkat edin "ben sizi Mısır'dan çıkaranım" demiyor, Issız ÇÖLDE BAŞI-BOZUK DOLAŞIRKEN buldum diyor. KIRK yıl ceza alıp ÇÖLDE BAŞIBOZUK DOLAŞMADILAR mı? Samirinin BUZAĞI SUYUNU ÇÖLDE içmediler mi? Musa'ları BUZAĞI suyunu içmemekte direnenleri, Mısır'dan çıkarana bağlı kalmak isteyenleri "Tanrı emri" diye, kutsal işlerden sorumlu Levilere kılıçtan geçirtmedi mi?

BENDEN BAŞKA İLAH yoktu diyen, Edindikleri TANRI
, BUZAĞI SUYU içirilirken "GIK" çıkardı mı? Neden GÖNÜLLERİNİZE BUZAĞIYI yerleştiriyorsunuz diye onları Lanetleme girişiminde bulundu mu? Asla halinden memnun olarak, koruyucu kanatlarının altına aldım, dediği toplumuna bol bol vaadlerde bulunuyor.

Uçan kartal HORUS sembolüde böyle oluşmuş olmalı. Horus'un kanatlarının açık olarak tasvir edilmesinin bir nedenide, Horusta görmek istedikleri, korunma işlevinin var olduğunu belirtmek için değil mi? (Kanatlarının altın alamak) Aynı yorum, Vahiy kitabında da HORUS tanrısal güç olarak kabul ediliyor.

HORUS KABULLERİNDEKİ CİDDİYETLERİ: Doların üzerindeki ve Kongre binasının çevre düzenlemesinden belli değil mi? Yuhanna'nın Tanrı katında gördüm dediği HORUS. Dört yaratıktan biri olarak tasvir edilen, o günlerin KABUL GÖREN dört tanrısal gücünden biri, herşeyi gören HORUS.

Yasa Kitabı....32:11 Yuvasında yavrularını uçmaya kışkırtan, Onların üzerinde kanat çırpan bir kartal gibi, KANATLARINI GERİP onları aldı Ve kanatları üzerinde taşıdı.
Yasa Kitabı....32:12 Ona yalnız RAB yol gösterdi, YANINDA YABANCI İLAH yoktu.

KIRKINCI YILDA, kendilerine bir İKON TANRI bulmuş olarak SAPKINLIK MACERALARINA göğüslerine yerleştirdikleri BUZAĞILARIYLA "daha nice KIRKINCILARA" diyerek yola koyulmuş olmalılar.

Edinilen Tanrı geçişini yaptıktan sonra sende maceralarını, hikayelerini, İNANÇ SİSTEMİ içinde yapmak istediğin değişiklikleri, "RAB" ismini kullanarak rahatca yapabilirsin. "Rab" dedi ki diye eklemeleri, çıkarmaları yapabilirsin. "Anlatımda, RAB ismi geçiyor mu? O halde "Tanrıdandır" alışkanlığına getirdiğin insanlara artık, İlahi değerlerle bağdaşması imkansız olan, yalan yanlış, çelişkilerle dolu ifadeleri koymakla da kalmaz, HİÇ TANRI İSMİ GEÇMEYEN manifestoları bile; kıvama getirilmiş olan insanlara ESTER'in MUCİZEVİ maceraları / PURİM BAYRAMININ KÖKENİ diye kabul ettiriverirsin

Artık iş o boyulara getirilmiştir ki, Tanrı / Rab / Tanrı Rab ismi ne kastediliğini, hangi Tanrının işaret edildiğini kimse anlayamaz. Böylece göğüslerde yaşatılan Hangi Rab'lerden bahsedildiği de çakılmamış olur. "Rab işte canım hepimiz Rab demiyor muyuz, Rab'bimiz aynı değil mi, herkeze ayrı ayrı, onun Rab'bi, bunun Rab'bi diye sıralayamayız ki. Sizin içinizdeki neyse, Rab odur" yaklaşımlarıyla kimseler birşey anlamadan yola devam edilir. "Rab dediğiniz de gönüllerimiz bir" diyerek, inanç kervanı yürütülür.

Oysa; AÇIK AÇIK DENMİŞTİR / ALENEN YAZILMIŞTIR Kİ; BİZLER SAMİRİ'nin / Harun'un BÖĞÜREN BUZAĞISINI GÖĞÜSLERİMİZE YERLEŞTİRDİK, GÖNÜLLERİMİZDE TAHT VERDİK okumadıysanız anlamadıysanız bizler neyapabiliriz. Aynı RAB DERKEN neleri kast ettiğimizbilinsin diye, gercek YAHUDİLİĞİN RAB'ının yapısı belli olsun diye bu duyurularımızı yaptık.

Mısırdan Çıkış......32:20 Yaptıkları BUZAĞIYI alıp YAKTI, TOZ HALİNE gelinceye kadar EZDİ, sonra SUYA SERPEREK İSRAİLLİLERE İÇİRDİ

Puta çok günah diyen ama PUTUN SUYUNU toplumuna İÇİRTMEKTE HİÇ SAKINCA GÖRMEMEKLE ne demek istemiş olabilirler? BUZAĞILAR GÖĞÜSLERE demiş olabilirler mi? Bizim BUZAĞIMIZ gönüllerde yaşatılıyor demiş olabilirler mi?

Mısırdan Çıkış.....32:31 Sonra RABbe dönerek, ‹‹Çok yazık, bu halk KORKUNÇ BİR GÜNAH İŞLEDİ›› dedi, ‹‹Kendilerine altın PUT YAPTILAR.

Buzağı yapanı, "Yeni ilahınız" diye halka sunanı, BAŞKAHİN mükafatlandıran TEK İLAHLI DİN olabilir mi?
Peygamberi PUT yapımcısı olan TEK İLAHLI DİN olabilir mi?
Peygamberleri kötülükleri yok edeceğine, Putu yok edeceğine, "HEYKEL oarak BULUNDURMAK YASAK, GÖĞÜSLERİNİZDE besleyebilir, GÖNÜLLERİNİZDE TAHTLAR kurabilirsiniz" VURGUSUNU PEKİŞTİRMEK için, muskacılar gibi PUT'un SUYUNU toplumuna İÇİRİRSE; "RAB" dediklerinde NELERİ kast ettiklerini de İLAN ETMİŞ OLURLAR.

PUT'u yapan ve İLAHINIZ diye takdim eden: Peygamberleri Harun.
PUT'un suyunu ayarsın diye içiren: Peygamberleri MUSA,
PUT'u yapanı ödüllendirip İLK KOHEN olarak ödüllendiren: İSRAİL TANRISI
PUT'u yüzünden ceza alanlar, PUTA SECDE etmeyen MASUM halk . Cezalandırılanların, kesinlikle PUT'a SECDE ETMEYEN HALK olduğu, yaptıkları vurgulamalardan ve olayın gelişmesinden belli. Ana-baba, çoluk-çocuk demeden konu-komşu ayrımı yapılmadan yerine getirilmesi emredilen bir katliam söz konusu.

Cezalandıranlar Put'a secde etmeyenler çünkü; put yapımını desdekleyen, yapılmış olan PUTA tapınmaları için halkı teşvik eden, direnelere karşı kılıç kullanmaktan çekinmeyen Yahudi RAHİP grubu, DİN adamları sınıfı, BAŞKAHİN soyu LEVİ'ler.

Put yapıldığı için ceza görmeleri gerekirken "Rab'bin ÖLDÜR emrine amadeyiz diye, canı gönülden katliam yapmaya talip oluyorlar. Rahip grubu Levililer tek-vücud halinde, seçilirlerse ideal BAŞKAHİNLER olacaklarını ispatlarcasına, RAB edindiklerine gelecek vaad eden davranışlar içinde, özümseyerek PUT kabullerini öyle bir yapmışlar ki, ölüm dalgası onların dışında ve vicdanların kontrol etmediği ellerinde kalıyor / ellerinden yayıylıyor.

Demek ki din grubunda olmanın birinci şartı GÖNÜLLERE YATIRILMAK İSTENEN buzağılara yer açacaksın. Yer açtığını, "aldım kabul ettim gönderene ait oldum" mesajını da, RAB yolunda, ATALARININ YAZDIĞI doğrultuda kan dökerek ispatlayacaksın. Yapılan herşeye TANRIDANDIR damgası vuracak. Asla ve asla imani hiçbir değerin yaşamasına ve yaşatılmasına mahal verilmeyecek.

Ceza görmesi gereken Harun, Musa ve Leviler CEZALANDIRICI oluyorlar.
Ve bu işlemler sonucunda İSRAİL TANRISI denilen, RAB dedikleri sakinleşiyor, tatmin oluyor.
İsrail Tanrısı neye öfkelenmiş olabilir?
Eğer Puta tapılmasına öfkelenseydi, Haruna, Musa'ya ve Levililere ceza verir, halkıda çoluk-çocuk demeden kıyıma götürmezdi. Harun ve Musa'yı o çok meşhur çarmasıyla çarpıp yok ederdi. (Sandığa dokunan, yan bakan gidiyormuş ya! Bir ara her sene bir KOHEN çarptığı kendi ifadeleri. Öyle hal almışki, onun ikamet ettiği bölmeye giren KOHEN'lerin beline dışarı çekebilmek için ip bağlıyorlarmış. Yahlaşık 300 sene içinde 300 KOHEN zaiyatı vermişler)

   
 
   
 

Harun ve Musa'yı yok etmese bile, Elçilikten kovar def-eder giderdi. Ama öyle olmuyor tam tersine put yaptıkları, suyunu içirdikleri ve içtikleri için ödüllendiriliyorlar. Direnenleri de cezalandırıyorlar. Zaten tersi olsa, yani sadece direnenler öldürülmüş olmasa 20.000 civarındaki Leviler, onbinlerce insanı dilim dilim ederlerdi.

İsrail Tanrısı Puta alenen tapılmasına karşı, gönüllerde bulunmasına karşı değil. Öyle olsaydı cezalananlar ve cezalandıranlar yer değiştirmiş olurdu. Sular şifa niyetine içilmezdi. Küçücük bebeler bile İMANLILARIN SOYUNDAN diye öldür emrinin kurbanları olmazdı. İçlerinde çevrelerinde olması bile kötü dürtülerinin uyanmasına sebep olan içsel temizlik komutu veren, ilahi / imani esintiler yüzünden, PUTPERESLERİN AMALEK'leri olmazlardı.

PUT YAPIMINDA MÜKAFATLANDIRILANLARA ve MÜKAFATLANDIRMANIN ŞEKLİNE BAKILDIĞINDA, ÖLDÜRÜLENLERİN KİMLER OLDUĞU / OLABİLECEĞİ KENDİLİĞİNDEN ORTAYA ÇIKIYOR.

Kapı komşuları dendiğine göre, demek ki konaklananlar tek tek gezildi ve suyu içmeleri, İsrail Tanrısına BİAT'leri istendi. Biat etmeyenler öldürüldü. Endülüs'te Müslümanlara yapılanlara ne kadar yakın değil mi? Üst üste koyuldukların da nasılda birbirlerini tamamlıyorlar. Endülüs'te de:

Hıristiyan olamaya zorlanmalar
Hıristiyan olmamakta direnenlerin kılıçtan geçirilmesi.
Zorla yaptırılan ayinler,ayinlere katılmayanların katledilmesi,
Zorla DOMUZ eti yedirilmesi ve DOMUZ etinin Müslümanlara yedirilmesine refakat edecek olan yardım sever, DOMUZ KOLLUK KUVVETLERİNİN kurulması ve onların bu Tanrısal görevi büyük bir şevkle yerine getirmesi aynı zihniyetlerin eseri değil mi?
Domuz eti yemeyenleri sevgi ve şefkat dolu kılıçlarıyla doğramaları. Ailede fazla direnen varsa, yemeyenlerin SOYLARININ kurutulması, aynı şablonun uygulanması değil mi?
Hepsi Nasıl Olsa TANRI emri değil mi?
Onlarda Atalarının yapmış olduklarını yapmıyorlar mı?
"RAB" edindiklerinin emirlerini yerine getirmiş olmuyorlar mı?

Sonra 1492 Gırnata elveda ENDÜLÜS. Endülüs tarihini okumayan, ders almayan, fikir sahibi olmayan, Futbool, Real Madrid, Ole, Fiesta, Dostluk ayaklarına takılıp kalanlar TÜRKİYE'nin ve MÜSLÜMAN'ların başına örülen çorapları anlayamazlar.

Mısır'dan çıkanlar, çölde daha çok yeni olduklarına göre, YAPILARI olmadığı gibi çalınacak KAPILARI da olamaz."Kızım sana söylüyorum gelecek nesiller siz anlayın" türünden bir bildirimi agılayan İspanyollar, Amerika öncesi, hazırlık kampı babında, eller alışsın canlar az yansın kıyımsızlığıyla, MÜSLÜMANLARIN KAPILARINI çalıp hatırlarını sormuşlardır.

Astek, İnka, Maya öncesi yapılan bu eskizlerin, alıştırmaların kendilerine ne kadar faydalar sağladığı, TARİH SAYFALARI çevrilmeye başlandığında ortaya çıkıyor. Astek, İnka, Maya'lara kazandırdıları ise, çok lisan çok insan prensipleri doğrultusunda, İspanyolca öğrenmeye merak sardırılmaları ve ikonlarının yerine, haç üzerindeki putlaştırılan Oğul Tanrı'ya sahip olmaları.

   
  Put'un suyunu içti denilen topluluk, .603.550 adet 20 yaş üzeri savaşan erkeği olan, 1.5-2 milyonluk nüfüsa sahip. Onlara göreyse bu sayı 3 milyon civarında. Nüfuslarının yani köklerini oluşturan gerçek yahudi kabul ettiklerinin sayısının çokluğuyla özünmek için bu rakkamları verdikleri muhakkak. Mısır'dan gelmeyenleri kendilerinden dışlamak için bu sayıları yükselttikleri kesin. Yoksa daha sonra savaşlar yapan devletler kuran insanların izahatını nasıl yapabilirler? Kendi asıl soylarını nasıl kamufle edipte onlardanmış gibi davranabilirler. (Kimbilir belkide Hiksosların tarihini çalmamışlardır, Geçmişlerini kendilerine maletmemişlerdir. Çalmaya gerek görmemişlerdir, çünkü onlar -belkide- Hiksosoların ta kendileridir.)
   
 
   
  Bu sayılar, Adana yoğunluğunda FAZLA bir büyüklüğü (ilçeleriyle birlikte) ifade ediyor. bir kova suyuda yetiremeyeceklerine, içirilme işlemi aylarca süreceğine göre burada söz konusu olan ileriye yönelik bidirimlerde bulunmak. Zihniyetlerinin ilanlarını yapabilmek. Gelecek kuşaklara gelişimlerini, dinsizleşme yolunda, geçirdikleri evrimleri (ben Yahudilerin birşeye inandığını sanmıyorum. İnandıkları tek sey oluşturdukları Yahudilik zihniyeti. Bu söylediklerime HIRİSTİYANLARIN, toplumları kuş çıkacak, gökten gelecek..vs kandırmacalarıyla peşlerinden sürükleyen DİN PATRONLARIDA / ÖNDERLERİDE dahil), tuttukları yolları ve neler yapılması gerektiğini TANRI EMRİ olarak HER HARFİ TANRIDAN dedikleri kitaplarla DİN MASKESİ ile iletebilmek.

Burada mevzuu sadece Yahudilermiş gibi anlaşılmalar olmasın, çerceve dar tutulmasın, herkez boy aynasına bakmakla göremeyeceği zihniyetlerini tartsın diye şu açıklamayı yapmakta fayda var. Bu konuların, ifadelerin Hıristiyanları da ilgilendirdiği Endülüs örneğiyle verildi ama bir kez daha hatırlatmakta fayda var. Ellerindeki kutsal kitaplarının, yani "HER HARFİ TANRIDAN" dedikleri kitaplarının bir bölümü, ESKİ AHİTTEN meydana geliyor.

Elbette; İsevi-Müslümanık gibi oluşumlara katılımcı yada alkışcı olarak destek verenler, "Amentülarımız bir, hadi kalk gidelim" diyenler, "madem Amentularımız birmiş bizde geldik" diyenler, "İnançsızlara karşı ittifaklar kurduk" diyenler, "bizde İttifakla katıldık" diyenler, "bizlerden iyi dalgakıran olur" diyenlerle, "onlara karşı çok iyi dalgakranlık yaptık" diyenler, El öpüp başa koyanlar, "Bugünkü" diye başladığı sözünü "Ahit'e uyanlar cennetliktir" diye tamamlayanlar, "Bizlerde bugünkülerle birlikte Cennette olmaya karar verdik" diyenler, çok kollu şamdamlardan medet umanlar, Cumartesi günleri saat 10-11 civarlarında işyerlerine gelip toplantılar yapan ama asla akit imzalamayanlar, terör, siyaset, ekonmik, insan hakları, işgaller vs konularında eşgüdüm halinde olanlar, aynada gördükleri yakışıklı suratlarını seyretmeyi bırakıp, arka planlarını değerlendirmeler.

"Her Harfi Tanrıdan" diye inançlarına temel aldıkları en azından oradan esinlemeler, örneklemeler, kehanetler çıkardıkları kitap; Yahudilerin ESKİ AHİT kitabı.
Ellerindeki kitapları yazan Kutsal metin yazarlarının tabi olduğu, esinlendiği, onayladığı kitap;.Yahudilerin ESKİ AHİT kitabı.
Oğul Tanrının kitap getirmektense tabii olduğu, ondan tebliğilerde bulunduğu kitap. BABA'mın dediği kitap; Yahudilerin ESKİ AHİT kitabı.

Kutsal metin yazarları zamanında HIRİSTİYANLIK DİNİ olmadığı gibi, YENİ AHİT diye bir kitapta yoktu. Yüzlerce yıl bu böyle sürdü. Dolaysıyla Kutsal metin yazarları sadece yazdıkları mektuplarıyla yetindiler ve tüm tapınmalarını Havralar da, o esaslar çerçevesinde yaptılar. Sofuluk derecelerine göre ama az ama eksik ama mutlaka bir YAHUDİ GİBİ YAŞADILAR ve BİR YAHUDİ gibi öldüler. Sept günü dinlendiler. Tıpkı, İSALARI & İSALARI (kitapların da 12 yaş farkıyla iki İsa var ) Annesi Meryem, diğer Meryemler, Havariler, Kutsal Metin yazarları..vb.. hepsi YAHUDİ olarak yaşadılar ve hepsi YAHUDİ geleneklerine görede gömüldüler.

Mısırdan Çıkış.....32:27 Musa şöyle dedi: ‹‹İsrailin Tanrısı RAB diyor ki, ‹Herkes kılıcını kuşansın. ordugahta kapı kapı dolaşarak KARDEŞİNİ, komşusunu, yakınını öldürsün.› ››
Mısırdan Çıkış.....32:28 Levililer Musanın buyruğunu yerine getirdiler. O gün halktan ÜÇ BİNE yakın adam öldürüldü.

Put yasaklarını sorarsanız, kedi kendilerine verecekleri cevap şudur. "Ha! o PUT YASAĞI her eylemde her bildirimde kullandığımız MASKELEMEDİR. Dinlerin Diyaloğuna katılıpta BİZDE SİZDENİZ, bizlerde İBRAHİMİ dinlerdeniz, aynı yüreklerimizde ki RAB'be bağlıyız derken KULLANDIĞIMIZ MASKENİN aynısı. Yaldızlanmış, biçimlendirilmiş, Altın varaklarla parlak hale getirilmiş, DIŞINDA kalanları kopyalayan, kendisi gibi gösteren / hissettiren MASKE. Siz baktığınızda, bizi siz gibi gösteren MASKE."
   
 
   
  Aksi olsaydı kitaplarını yakarlar, imanlı olmanın yollarını ararlardı. PUTUN suyunu İÇMEDİLER diye, bana bağlanmadılar diye, İmani değerler barındırıyorlar diye öfkelenen (veya öfkelenmeyen) yaratılmış bir varlığı Rab edinmezlerdi.

Gönüllere BUZAĞIYI YERLEŞTİRMEDİLER DİYE "ÖLDÜR" EMRİ VEREN ne Tanrı kabulleri olurdu, ne öldürme emirlerinin havada uçuştuğu çelişkiler yumağı kitapları olurdu, nede ensest ilişkiden her türlü sapkınlığı kadar renkli bir yelpaze içinde gösterilen Peygamberleri olurdu.

Yoksa boşuna mı? Harun'u PUT'cu ilan edip BAŞKAHİN/KOHEN atama hikayelerini, "her harfi Tanrıdan" dedikleri kitaplarına aldılar. DİNLERİNİN oluşumunda kullandıkları PUTPERES inançları sonraki nesillere aktarabilmek için bu tür anlatımlara kitaplarında yer açıyorlar.

DİNLERİNİN MANİFESTOSUNU Din kitaplarından duyurabilmek için, Samirinin buzağısı yapımını DİNİN PEYGAMBERİNE ihale etmişler.
DİNLERİNİN MANTALİTESİNİ anlatabilmek için, Put suyunu DİNİN PEYGAMBERİ eliyle halka içirtiyorlar. (Muskacılık yoksa onaların MUSa'sından mı geliyor? Musa'nın yaptığı büyü)
İNANÇ SİSTEMLERİNİ iyice ortaya koyabilmek için, Put yapanlar mükafatlandırılıp, PUT'u inkar edenler cezalandırılıyor.

Arada Rab değiştirilse bile, sen "Rab" dedi ki diye anlatımlarına devam edebilirsin. Amaç imansızlaştırmakta öte inançları yok etmek, inamayı kaldırmak olduğu için, kastedilenin o yada bu olması pek önemli değil. O rahatlık içinde sen "RAB" demeye devam et. "RAB'bin ACİZ KULU" dersin, o gideceği yere gider. Anlayan anlar. Anlamayan da, "benim gibi o'da TEK OLAN, ALEMLERİN RAB'bine sığınıyor" diye alkış tutar.

Kitapta yapılan tüm Tanrı vurguamalarının, ilah vurgulamalarının adresleri şunlar olsun yada sanılsın diye / adettendir diye, bir kaç kez, o korku duyulanın yada yolun başındayken insanların bildiği / bilinçlerine kaydettiği / "ONA" diye ibadetlerini yaptığının ismini geçiriverirsin.
   
  ESKİ AHİT'te YAHVE İSMİ KAÇ KEZ GEÇİYOR?... İSRAİL TANRISI MI VAR? İSRAİLİN TANRISI Mİ VAR? "TANRI İSİM SAYISI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Artık kitapta geçirilen tüm "Rab, Tanrı, İlah" kelimeleri / anmaları ona malledilmeye başlanmıştır. Hıristiyanlar da o güçlü ismi o RAB ismini aldık kullanıyoruz demiyorlar mı? "Halkın bilinçlerinde yer etmiş ismi kullanıyoruz" diyorlar. İman ettiğimizin Rab olmasından dolayı değil tercüme gereği, tutulmuş isim olmasından dolayı "RAB ismini kullanıyoruz" diyorlar.
   
  VATİKAN .Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri .....................www.meryemana.net/meryem/tr/misc.php?id=20&par=9&td=11

446 Eski Ahit'te yer alan kitapların Yunanca çevirisinde Tanrı'nın Musa'ya açınladığı sözle ifade olunamaz adı YAHVE, Kyrios ("Rab") olarak çevrilmiştir. Rab sözcüğü o zamandan beri İSRAİL TANRISININ Tanrılığını ifade etmek için kullanılmaya başlandı. Yeni Ahit bu güçlü "Rab" adını hem BABA hem de TANRI'NIN KENDİSİ olarak kabul edilen İsa için kullanıyor, bu bir yeniliktir.

Rab sözcüğünün, ismi tekrarlanamaz Yahve tarafından Musa'ya verildiği tarihten itibaren, Yahudiler tarafından kullanılan bu güçlü taraftar toplamış, beğeni kazanmış, tutulmuş isim, "BİZİM TARAFIMIZDAN'da, hem BABA TANRI hemde TANRININ kendisi kabul edilen İSA için kullanılıyor" diyor.

İşi dahada ileri getirip köklerinin geldiği YAHUDİLİĞE ve onların işaret ettikleri her "RAB" benimsemelerine nazire olsun diye Yahudi Tanrılarından başka, tanrı benimsemelerinin mümkün olduğunu da anlatılarak, "Dinimiz inancımız ÇOK RAB EDİNMEYE MÜSAİT sadece baş Tanrı olarak OĞUL TANRIYA bağlanın yeter" denilmiş.

Esinleme...17/14 .....Çünkü Kuzu, RABLERİN RABBİ, kralların Kralı'dır. O'nunla birlikte olanlar, çağrılmış, seçilmiş ve O'na sadık kalmış olanlardır.»
   
  Aynı durum burada da söz konusudur. Rab diye tutturulmuş, her konuda bir aşağıya bir yukarıya sürülmüştür. Kim neyi gördü belli değil.Tapınakta özel seanslar yapıyor dedikleri Başkahinin / Kohen'in TANRIYI bırakıp, "bu kitap senin mi?" diye, Rab'be danışabilmek için kahinlere gitti anlatımlarıyla, meydan iyice bulandırılmış.

Eskiyle bağlarını kesmek için bulunan kitaplar / bulundu denilen yasa kitabı ve ortadan kaldırılan AHİT SANDIĞI, vahiylerden kalan esintileri silmek için yapılmış eylemler. Kimse Ahit sandığında ne olduğunu bilmiyor ama birileri "ben biliyorum, falanca Tanrının Yasa kitaplarını çok iyi bilendir" diye aralara saplanarak, ortaya görünümler eşliğinde kitaplar sürdüler. İnsanlar Ahit sandığında ve kaybolan kitaplarda neler olduğunu bilmeden klasaydı çok daha iyiydi. Asla bu kadar sapamazlardı.

"Ahit Sandığında bunlar vardı, Tanrının Yasa kitabında olanlar bunlardı" diye Sürgünle gelen fırsatları değerlendirenler, dağılmışlığı fırsat bilenler yıllar önce başladıkları VAHİYLERİ ÖRTME, YOK ETME, UNUTTURMA işlemlerini daha rahat yapar oldular.Özetle: Dine istedikleri biçimi verdiler.
     
  AHİT SANDIĞI'nı YAHUDİLER KABUL EDER Mİ? Tanrının, KİMSENİN BİLMEDİĞİ KİTABI BULUNUR MU? "KAYIP SANDIK&KİTAP" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Konumuzda da, "Mısır'a git bunları bunları yap, Firavuna haddini bildir" diyen Tanrı / RAB. iznin hemen arkasından öldürmeye gelip konaklama yerinde sıkıştıran da Tanrı / Rab. üstelik bu sefer görünümde veriyor. Karşılıklı, atışmalar tehditler söz konusu ki Musa'nın eşi denilen kadın olaya müdahil oluyor ve sünneti gerçekleştiriyor. Ama Musa'ya git diyen ve öldürmek isteyen RAB kim belli değil.
   
 

Mısırdan Çıkış....4:24 RAB yolda, bir KONAKLAMA yerinde MUSAYLA KARŞILAŞTI, ONU ÖLDÜRMEK İSTEDİ.
Mısırdan Çıkış....4:25 O anda SİPPORA keskin bir taş alıp OĞLUNU sünnet etti, DERİSİNİ MUSANIN AYAKLARINA DOKUNDURDU. ‹‹Gerçekten sen bana KANLI GÜVEYSİN›› dedi.
Mısırdan Çıkış....4:26 Böylece RAB Musayı esirgedi. Sippora MUSAYA sünnetten ötürü ‹‹KANLI GÜVEYSİN›› demişti.

Onlar için KAN SÜRMEK ne ifade ediyor olabilir? Kan sürmek, kan serpmek, ALTIN BUZAĞI PUT tozunu SUYLA karıştırp İÇMEK, tapınak boynuzlarını kanlamak ne ifade ediyorsa, KANLI SÜNNET DERİSİNİ Musa'nın ayağına sürmekte aynı derin manaları taşıyor olabilir

M. Çıkış.......24:5 Sonra İsrailli gençleri gönderdi. Onlar da RABbe yakmalık sunular sundular, esenlik kurbanları olarak BOĞALAR KESTİLER.
M. Çıkış.......24:8 Musa leğenlerdeki KANI HALKIN ÜZERİNE SERPTİ ve, ‹‹Bütün bu sözler uyarınca, RABbin sizinle yaptığı ANTLAŞMANIN KANI budur›› dedi.
M. Çıkış......29:12 KANINI parmağınla SUNAĞIN BOYNUZlarına SÜR, artan kanı sunağın dibine dök.
M. Çıkış........32:20 Yaptıkları BUZAĞIYI alıp YAKTI, TOZ HALİNE gelinceye kadar EZDİ, sonra SUYA SERPEREK İSRAİLLİLERE İÇİRDİ
Yasa Kitabı....9:21 Yaptığınız günahlı nesneyi, o buzağıya benzer DÖKME PUTU alıp YAKTIM. Parçalayıp İNCE TOZ haline getirinceye dek ezdim. Sonra TOZU dağdan akan DEREYE ATTIM.

   
  TANRI olarak benimsedikleri neden SÜNNET SONRASI MUSA'yı AFFETTİ? "Mısır a git" diyen başka bir güç müydü? Kitaplarını Sina'da almalarından önce veya kitapların yazıldığı dönemden çok önce, İbrahim'le başlayan Sünnet adeti DİNİ VECİBE OLARAK İBRANİ'ler de vardı.Yahve'nin emriydi. İbrahim 99 yaşındayken aldığı emir üzerine sünnet olmuş..

Yaratılış.......17:24 İbrahim sünnet olduğunda DOKSAN DOKUZ yaşındaydı.

Üstelik bu adetin herkeze uygulanması da detaylandırılarak emrediliyor. Evdeki kölelerin sünnetli olması gerektiğini iyice vurgulamak içinde, zaten evinizde sünnetsiz köle olmayacağından, dışardan alınan köleler sünnetsizse sünnet edilmeleri, sırası gelmişken bildiriliyor

Yaratılış.......17:12 Evinizde DOĞMUŞ ya da SOYUNUZDAN OLMAYAN bir yabancıdan satın alınmış KÖLELER dahil sekiz günlük her erkek ÇOCUK SÜNNET edilecek. Gelecek KUŞAKLARINIZ BOYUNCA sürecek bu.

Musa ibrani olduğuna göre, bu emirlere sımsıkı sarılmış olmalı. Aynı "SOY"danız diye İbraniyle dövüşeni öldüren Musa, herhalde İbrani emirlere ve adetlere de sımsıkı bağlıydı. Kesinlikle sünnetliydi. Kimsenin de bundan şüphesi yok. Musa'nın Firavun'la görüşmeye gittiğinde 80 yaşında olduğu verdikleri bigiler arasında yer alıyor. Oğlu ise o sıralarda 35-40 yaşlarında olmalı (40 yaşında Midyana gittiğini söylüyorlar) hemen evlendirilip ertesi yılda çocuğu olduğuna göre, çocuk dedikleri 35-40 yaşlarında belkide evli olan bir adam.

Mısırdan Çıkış.....7:7 Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.
Mısırdan Çıkış.....2:21 Musa Reuelin yanında kalmayı kabul etti. Reuel de kızı SİPPORAYI onunla EVLENDİRDİ

Musa'ya KIRKINCI yaşında evlilik gözüküyor (Musa'nın Evlilik yaşıda, çocuğun yaşının da konumuzda yapılan analiz sonucunu etkilemiyor. SadeceAhit verileri ve kabuller ortaya koyuluyor)
Mısırdan Çıkış.....2:22 SİPPORA bir erkek çocuk doğurdu. Musa, ‹‹Garibim bu yabancı ülkede›› diyerek çocuğa GERŞOM adını verdi.

Karısı Sippo, hemen coçuk doğurduğuna göre Musa KIRKBİR yaşında olmalı.
Mısırdan Çıkış.....2:23 Aradan yıllar geçti, bu arada MISIR KRALI ÖLDÜ. İsrailliler hâlâ kölelik altında inliyor, feryat ediyorlardı. Sonunda yakarışları Tanrıya erişti.

Kötü kral öldüğüne deniliyor ama yeni Kral'da mı kötü gelmiş olmalı ki feryatları sürüyor. Herşeye gözetmen olan ve Yakup'a "sizinle Mısır'a BENDE GELİYORUM" diyen edindikleri Tanrıya ancak ulaştığına göre, kötü günleri kısa sürmüş olmalı. Bu arada Musa 80 yaşında olduğuna göre oğluda 39 yaşında olmalı. Karısının yaşını bilinmiyor. Eğer, Mısır çıkış yıllarında hala yaşıyorsa, Musa ve Harun'un Annesi YOKEVET; 271 yaşlarında Musa'yı doğurduğuna göre, 351 yaşlarında olmalı. Kutsal metin yazarlarına sormalı, vefat kararı verildi mi diye? Az gayret daha gösterip, Musa'nın yanında Firavun'a Yokevet halayı götürselerdi, adamcağız Tanrı istedi demez tüm inatcılığından da vaz geçerdi. Demek ki Musa'ya süt-Annelik yaparken Firavun görmedi ki seksen yıl sonra Musa'ya inatcılık yapma cesaretini buldu.

(407 YILI Levi+Kehat+Amram'la geçme çılgınlını gösterenler, üstüne üstlük Amram'ı Halası Yokevetle evlendiriverince ortaya böyle bir tablo çıkıvermiş. 407 yıllık boşluğu doldurabilmek içinde, 268 yaşlarına gelen YOKEVET halayı hamile yapıp Harunu doğutturanlar üç sene sonra, yani 271 yaşındaki YOKEVET halaya, Musa'yı doğurma zorunda bırakmışlar.--verilen yaşlar minumum yaşlardır.407'nin aşılması için gereken alt değerlerdir. Üst değerler sizin hayal gücünüze bağlı--)
   
  407 YILA ÜÇ NESİL ve 160'lık HALASIYLA EVLENEN, 30'luk AMRAM KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "407 LEVİ & YOKEVET" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Yahudiler Sünnet olmayı daha doğrusu o yolla işaretlenmeyi, Tanrılarına en kuvvetli bağlılık adeti emaresi olarak görüyorlar ve gösteriyorlar. Pavlus ve arkadaşları keskin taşlardan korkmasaydı, Eski Ahit gereği, Oğul Tanrı'nın sünnet olmasından kaynaklanan zorunluluktan dolayı, Yahudi olmalarından dolayı, Hıristiyanlarda şimdi İŞARETİMİZ olsun, aralara karışmayalım diye kullandıkları HAÇ (seyyar edinilen tanrı konaklama yeri, bir nevi içi olmayan müstakil ahit sandığı) yerine, SÜNNET oluyorlardı.

Gördüm / göründü / bana güveniyor diye ortaya çıkan, Pavlus ve arkadaşlarının mektuplaşması sayesinde bu işten kurtulmuşlardır. Mektuplaşmasalardı, Pavlus ve arkadaşlarının keskin taş korkuları olduğu yazıya dökülmeyecekti. Ortada mektuplar olmayınca da hiç kimse, Kutsal kitaplara dayanarak, "sünnet yok onun yerine HAÇ'la işi kotaralım" diyemeyecekti.
   
  İŞARETLENMEK, İŞARETLEMEK, İKONLAŞTIRMAK, İKONLARA SAHİP OLMAK ONLAR İÇİN ÇOK ÖNEMLİ.

Onlar hala Hz.Musa'nın büyücü olduğunu
ve asasının sihirli olduğunu düşünüyorlar. Ellerindeki asaların da, o mahretleri göstermesini umuyorlar ve o, beklenti ile teselli buluyorlar. Her birinin asası, kendilerine özgü ki; kendilerine ait olanlar başkalarına gitmesin. (Pist ışığı gibi).

Elbette içimizden, alemler efsanelerine inanıpta, haçın altına sığınanlar da azımsanmayacak sayıda.
Papa, Peygamberine Hz.Muhammed'e, hakarette etse kişiliklerini ortaya koyamadan duramayan tipler var elbette. HAÇ'ın patronunu protesto etmesi gerekirken, birde ayağına kadar gidip hediye sunuyorlar. Papa her halde az yaptım diye düşünüyordur.

Sultan Ahmet Camii'nde zafer işareti yapan, Papa 16. Benedict, "Hz.Muhammed dünyaya ne getirdi? Kötü ve insancıl olmayandan başka..."sözünü söyleyenin ta kendisi.Kaynak olarak, Bizans İmparatoru II Manuel Paleologos'un kitabını vermişti. ("ALLAH'a", isnat ettikleri OĞUL içinde; atalarının yazdığı kitapları kaynak olarak göstermiyorlar mı?).

Onlar da Firavun'un yolundan gidiyorlar. Firavun'un, aldığı derslere aldırmadan.
Onların; sığındıkları, medet umdukları, sihrini/mucizesini bekledikleri, güç umdukları ve dayanak yaptıkları şey , ellerinde sımsıkı tuttuları. Ve her geçen gün ebatlarını büyüttükleri.

Bizler ise onların, yok etmek istedikleri/ yüz çevirdikleri, dinin sahibi olan,
(din olarak bizlere İslamı seçen) ve gücüne nihayet olmayan, "Alemlerin Rabbi Allah'a" sığınıyoruz.
   
 
   
  Tanrıları, Havarileri, Oğul Tanrıya kutsal soydan baba olarak seçtikleri Yusuf ..vb SÜNNETLİ ama olsun varsın, nasıl olsa Peygamberinin kitap getirmediği bile getirmediği bir dine mensuplar ne farkeder. Tanrılarının ismini anmadığı, kutsal metin yazarlarının hayalini bile kurmadıkları bir dinin mensupları için, fazla yada eksik kuralların ne önemi olabilir?
Sünnet birçok uygarlıkta çeşitli nedenlerle uygulanmış. Önemli olan SÜNNETİN neden yapıldığı. Sünnetli olmak, diğer sünnetli olanlardan sayılmaya yada olmaya yetmiyor. Aynı anlamda olmaması da gerekli. Musa'nın Sippo olayının altında yatan da bu.

Örneğin Müslümanlar'da sünnetli ama sünnetlerini Müslümanlık gereği Dinin öngördüğü kuralları içinde, dinin sınırları içinde yapıyorlar (Din emri olmamasına rağmen din sınırları içinde, din kurallarınca nasıl olabilir diye bir soru akla takılabilir. bu tanımlardan kasıt imana helak getirmeyecek olan davranışlar / adetler / gelenekler denilebilir. Ör: Kur'an'ı Kerim okumak, Camii'ye gitmek. Dua etmek, Mevlüt okutmak, düğün derneklerde geleneksel ritüeller gibi.)

Sünnet sırasında yapılan tüm dualar, temenniler, dilekler "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a" yapılıyor. Sünnet kıyafetinde bile "herşeyin "ALLAH'tan" olduğunu herşeyin "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a" ait olduğunu belirten "MAŞALLAH" KUŞAKLARI kullanılıyor. Yani Müslümanlar bu adeti, imanlarının gereği kitapları KUR'AN'I KERİM'de" bildirilen TEVHİD emirlerine göre, İMAN ETTİKLERİ "ALLAH'ın" rızasını kazanmak amacıyla yaptıklarını her hareketleriyle, seronomileriyle belirtiyorlar. Sıradan tapınmalarla karıştırılmasın diye de bu adeti, Müslümanlık ibadeti formunda, İslami gelenek ve göreneklerine uygun gerçekleştiriyorlar.

Özetle: Müslümanlar sünnet adetini, "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" rızasını kazanmak amacıyla, adreslerini belli ederek yerine getiriyorlar. Bizler, KUR'AN'I KERİM'DE tanımlanan, Hz. Muhammed'in bizlere duyurduğu / bizleri davet ettiği MÜSLÜMANIZ / MÜSLÜMANLARIZ diyorlar. Yani ADRESİ VERİYORLAR.

ADRESİMİZ "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" DİYORLAR. ADRESİMİZ "MAŞALLAH" diyorlar.
Maşallah deyiminin nazar değmesin anlamına kimler çevirmiş olabilir? Herşeyin "ALLAH'tan" olduğunu vurgulayan bir tanımlama o.
Şükür sözü, hamd sözü. Adres bildirme sözü.
"İNŞALLAH" nidasıyla, istediği, arzu ettiği şeylere kavuştuğunda / sahip olduğunda verdiği şükür ve adres belirten söz "MAŞALLAH" / HERŞEY "ALLAH'tan"
"İNŞALLAH / VEREN ALLAH'tır / İNŞAA EDECEK OLAN ALLAH'tır duygularıyla / inancıyla, İSTEDİĞİ bir şeye kavuştuğunda, İNŞAA EDENİN / VERENİN "ALLAH" olduğunu, "ALLAH'tan geldiğini bildiren bir tanımlama "MAŞALLAH" / HERŞEY "ALLAH'tan"

Yahudiler de sünnet oluyorlar ama onlar edindikleri kitaplarında; konuşturdukları, profilini sürekli değiştirdikleri, Kutsal metin yazarlarının görevlerini belirlediği, geçmişte neler yapmış olduğunu dikte ettikleri, ölümlü olduğunu bilen bir varlığa adıyorlar.

Müslüman biri yada sünnetli biri YAHUDİ DİNİNE GEÇSE, Yahudiler onu SÜNNETLİ KABUL ederler mi? Asla etmezler çünkü O SÜNNET benimsedikleri, Tapındıkları TANRI diye işaret ettikleri İÇİN YAPILMAMIŞTIR. Ama formaliteden, ama sunuyla ama küçük bir operasyonla ama aileden birinin sünnetinden bulaşan kanla bu kabul yapılabilir. Kimbilir bu yolla, bağlılıklarını bildirenlerede "KANLI GÜVEY OLDUN" derler.

Tabii ki Yahudiliğe geçmek konusunda söylenenler olmayacak şeyler. Dini bütün olmayan YAHUDİ BİR DOKTOR tarafından yapılmayan Sünneti Hahamlık onaylamış olsa bile kabul etmiyorlar. Bu doğru ama Yahudi çocuğun sünnet olabilmesi için Yahudi bir anneden doğması gerektiğinide yine din adamları söylüyor. Kendi içlerinde "Kanlı güvey makamları olabilir. Örneğin Dünya'nın her yerinde KAYIP ON KABİLEYİ arıyorlar. Buldukların, benzettikerini, adetlerini eş gördüklerini siz falanca kabiledensiniz diye Yıllardır İsrail'e taşıyorlar, Tapınağın açılabilmesi için, ONİKİ kabilenin YERUŞALİM'de temsil edilmesi, bir araya gelmesi Tanrı emri.

Şimdi bu topladıkları insanlar elbette sünnetli değil yada öyle bir adetleri varsa kimbilir hangi SÜNNETCİ NİYAZİ tarafından, Hangi berber Mustafa tarafından operasyona uğramışlardır belli değil. Dini bütün olmayan Yahudi doktorun yaptığı kesme işini kabul etmeyenler, yönünü, işaretini yeterli görmeyenler, DİŞCİ BERBERLERİN yaptığı sünnetleri kabul ederler mi?

Yahudi zihniyet ortağı olabilirsiniz ama Yahudi olmazsınız. Zaten bizim kast ettiklerimizde Yahudi olanlar değil Yahudilik zihniyetine sahip olan herkez. Yahudilik evrensel bir din değil sadece kendilerine ait Tanrısı olan bir din. Yatay,düşey geçişlere kapalı.

Konumuzda bu müstakil Tanrılı, kapalı devre dine nasıl başladıkları. MAKAS DEĞİŞTİRMEYİ NASIL bir olaya bağlıyorlar ve bilenlerine durumu nasıl aktarıyorlar. Kitaplarında verdikleri işaretler ve İyi Yahudi nasıl olunur MANİFESTOLARINI nezaman oluşturmaya başlamışlar, hangi Tanrısal olayların içinde İLGİLİLERE aktarıyorlar..

Yahudilik din + ırkına mensuplarına, Kitaplarında özellikle vurguladıkları, altını kalın kalemlerle çizdikleri yegane ÖĞRETİ, kendilerinin "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'la" ilgili İLAHİ dinlerden olmadıklarını iyice bellemeleri. Asla ve asla böyle yanlış düşüncelere kapılınmaması gerektiği dindaşlarına Kiaplarında yer verdikleri MANİFESTOLARIYLA bildiriyorlar.

Nereye adadıklarını bırakın, onların kendileri için en zararlı gördükleri, yegane AMALEK gördükleri grup Müslümanlar. Sünneti iptal edip, aynı kitapları "her harfi Tanrıdan" diye kabul ettikleri, kol kola verip ( Yahudilerin KILICI olmayı kabul edip) Müslümanların üzerine çöken Hıristiyanlarla birlikte, yok etme listesinin en başına yazdıkları Müslümanlar. 1. dereceden en azından İMANİ olarak yok edilmeleri gerekenlerin başında gelenler SÜNNETLİ Müslümanlar. Ükeleri işgal edilip milyonlarca insanı öldürülen SÜNNETLİ MÜSLÜMANLAR.

Demek ki Ahit'te anlatılan MUSA'nın kurtulması için, yapıldı denilen SÜNNETİN yapılmış olması FİZİKEN hiçbirşey ihtiva etmiyor. Gelişmelere bakıldığında sadece SÜNNETLİ olmak hiç birşey ifade etmiyor.

Günümüzden EĞER'le başlayan bir örnek verilmek istenirse, şöyle bir cümle kurulabilir. Eğer sünnet olmak aynı paydayı paylaşmak adına birşey ifade ediyor olsaydı, Yahudilerle en büyük ittifakı kurup Hıristiyanlarla mücadele edenler Yahudiler ve Müslümanlar olurdu.

Sünnetsizleri öldürme övünmelerini kutsal kitaplarına sokacak kadar çıldırmış / ketum olan insanlar Sünnetsizlerle kol kola işbirliği yapıyorlar. Daha doğrusu zihniyetleriyle, kitaplarıyla kılavuzluk yapıyorlar. Gerisini Kuzyden getirilen KILIÇ hallediyor.

Hezekiel...32/26 " Meşek ve Tuval bütün halkıyla kendi mezarları çevresinde duruyor. Hepsi sünnetsiz, kılıçtan geçirilerek öldürülmüş.........

Bu durumda, Sünnetin kime ve neye yapıldığının önemi ortaya çıkıyor. Sünnetli olup olmamak önemli değil. Sünneti kimin için yaptığın önemli. Hıristiyanlığın Yahudi kolu dedikleri Sünnetsiz PÜRİTEN / PROTESTANLARLA IRAK'ta (ırk olarak sürgünden kalanlarda dahil, Yahudiliten Müslüman olarak o nüfusu meydana getirenlerde dahil), Afganistan da öldürülenler hemen hepsi SÜNNETLİ ama MÜSLÜMAN.
   
  HIRİSTİYAN YAHUDİLİĞİ; ABD'yi kuran YAHUDİLERİN partnerleri CALVANİST Protestanlar konusunun işlendiği "PÜRİTENLER" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  O HALDE KISSA OLARAK VERİLEN SÜNNET SAHNESİNDEKİ duruma bakalım.Musa sünnetli. Bir inanca sahip ve Sünnetini onu gözeterek yapmış.

Bilinen gerçek olan ama teryüz ettikleri duruma göre; Hz. Musa, Mısır'da kendi soydaşı için birinin ölümüne sebep olduktan sonra, korkar, saklanır ertesi günü kendisini arayan soran olmadığını, takip edilmediğini de görerek saklandığı yerden çıkar.

Bir gün önce kurtardığı onun yüzünden bir insanın ölümüne neden olduğu soydaşının yine kavga ettiğini görür. Katil damgası yemesine neden olmasının verdiği kızgınlıkla soydaşına "bu azgınlığın nedir? Hep bela mı arıyorsun?" diye kavgayı ayırmaya yeltenir.

Birgün önce katil olmasına sebep olan soydaşı, kendisini kurtarabilmek, haklı çıkarabilmek, işine devam edebilmek için, "HZ. Musa'nın cinayet işlediğini bağırarak açıklar. "Dün falancayı öldüren adam bugünde beni öldürecek" diye bağırır.

Bir gün önce ölen adamın yakınları katilin HZ. Musa olduğunu artık öğrenmişlerdir. HZ. Musa'yı yakalamak için peşine düşerler. Peşine düşüldüğünü öğrenen HZ. Musa olay meydana çıktığı için, öldürenin kendisi olduğu anlaşıldığı için, oralarda gizlenemeyeceğini anlar ve Medyen / Midyan suyuna doğru yola çıkar.

Su başında sıra bekleyen davarlarını sulamak için sıra bekleyen kızları görür, onlara yardım eder. Kızlar babalarına HZ. Musa'dan bahseder, yaşlı ve aciz durumdaki yaşlı adama böyle birinin varlığı bizlere güç verir diye, HZ. Musa'yı çağırır ve "İki kızımdan biriyle evlenmene karşılık yanımda kal" der, (8 yada 10 yıl duruma göre; hangisi gerçekleşirse kabul edilmek şartıyla. küçük yada büyük kıza göre değişen bir durum söz konusu.) Hz. Musa teklifi kabul eder. Kızlardan biriyle evlenmeyi kabul eden HZ. Musa, böylece Hz. ŞUAYİP Peygamberin damadı olur. HZ. Musa'nın sünnetini hangi adresin RIZASINI kazanmak için yaptığı ortada değil mi?

Hayvancılık yapan diğer Yakupoğullarının baskısı altında ezilen Hz. Şuayip, kendisine bir yardımcı bulmuştur. 8 yada 10 sene sonra Hz. Musa Mısır'a doğru ailesiyle yola çıkar. Sonrası malum suya yapılan yolculuk.
   
  Musa'ya "Mısır'a git" diyen, onu öldürmek için kervan sarayda bekleyen aynı olamaz. Zaten çölde seslendiğinde de, "git" dediğinde de, "ben Yakup'un, Ishak'ın atasıyım kendimi o zaman Yahve diye tanıtmamıştım işte ben oyum" diyor.

Mısırdan Çıkış.....3:6 Ben babanın Tanrısı, İbrahimin Tanrısı, İshakın Tanrısı ve Yakupun Tanrısıyım.›› Musa yüzünü kapadı, çünkü Tanrıya bakmaya korkuyordu.
Mısırdan Çıkış ....6:3 “BEN YAHVE''yim. İbrahim'e, İshak'a ve Yakup'a EL SHADDAİ olarak göründüm, ama onlara kendimi YAHVE ADIYLA tanıtmadım.”

Yani "Mısır'a git" emrini verenle, Musa arasında bir problem yok. Hatta "kim" diye sorarlarsa, "beni ben diyenim gönderdi dersin" diyor. Gerçi Musa'da Tanrının kimliği konusunda tereddütünü ortaya koyuyor. Tanrının kimliğini anlayabilmiş değil. O anda kafasında en az İKİ ADET TANRI olgusu var. Bu nedenle Tanrı'dan bilgi istiyor. Tanrının "babanın, İbrahimin, İshak'ın, Yakup'un Tanrısıyım" diyerek secere dökümü vermesi bile, Musa'nın kafasındaki TANRIYI NETLEŞTİREMİYOR.

Halkında çok Tanrı benimsemeleri var ki, "ADINI SORARLARSA ne diyeyim?" diyor. (Hani; kimlerden diyeyim? derler ya! onun gibi) Eğer Atalarında tek Tanrı bilgisi, imanı olduğunu anlatmak isteselerdi bu soruyu sordurtmazlardı. Ataları neye ibadet ediyordu? İshak'ın, Yakup'un Tanrısına bakın kimlik ortada. Daha belirgin kimlik ise, Musa ve Harun'un babaları AMRAN'la ilgili açıklamada ortaya çıkıyor.

Mısırdan Çıkış.....3:13 Musa şöyle karşılık verdi: ‹‹İsraillilere gidip, ‹Beni size ATALARINIZIN TANRISI GÖNDERDİ› dersem, ‹ADI NEDİR?› diye sorabilirler. O zaman ne diyeyim?››
Mısırdan Çıkış.....3:14 Tanrı, ‹‹BEN BENİM›› dedi, ‹‹İsraillilere de ki, ‹Beni size BEN BENİM diyen gönderdi.›
Mısırdan Çıkış.....3:15 ‹‹İsraillilere de ki, ‹Beni size ATALARINIZIN TANRISI, İbrahimin Tanrısı, İshakın Tanrısı ve Yakupun Tanrısı YAHVE gönderdi.› Sonsuza dek ADIM BU OLACAK . Kuşaklar boyunca BÖYLE ANILACAĞIM.

İŞTE MAKASBAŞI SORULARI / RAY DEĞİŞTİRME SORULARI..... İrdelenen ifadelerin hepsi, "her harfi TANRIDAN" dedikleri kitaplarındaki "TANRI sözü cümleler". Bu nedenle her tanım çok şey anlatıyor olmalı.

Musa'ya ilk seslendiğinde Tanrı, "BEN BABANIN TANRISIYIM" diyor.
Musa babasının ibadet ettiği TANRININ İSMİNİ bilmiyor muydu?
Musa Babasının Tanrısının İSMİNİ BİLSEYDİ "KİM DİYEYİM" diye sorar mıydı? Babasının ibadet ettiği TANRININ ismini BİLİYORSA neden TEKRAR İSMİNİ soruyor?

Babası ve kendisi başka bir dindendi başka Tanrılara mı inanıyorlardı da onun için mi "babanın tanrısıyım" diyince ikilemde kaldı? "Benimle ne işi olabilir mi?" dedi

Babalarının Tanrılarını TEK OLAN İLAHI BİLMEYENLER, Yahve ismi ile onu nasıl tanıyacaklardı. Mecburen El-Shaddai'yi TANRI olarak kabul edeceklerdi ve öylede olmuş
YAHVE isminin geçtiği kitaplar daha verilmemişken nasıl bileceklerdi YAHVE'lerini?
"Ben Benim, YAHVE'yim" demesinin ne manası olabilirdi? Babasının tanrısının YAHVE olduğunu bilmeyenler için.
Bir tek manası olabilir, Mısır'dan çıkıştan sonra benimsediğimiz RAB Tanrınız ben olacağım demektir.
Baba'nın Tanrısı denildiğinde anlamayan tanımayana, "YAHVE'yim" demenin bir anlamı olabilirdi? Baba'nın taptığı Tanrı'nın ismini bilmeyenler için.
   
  Atalarının, Babasının, halkının Tanrısını bilmeyen, "Sorarlarsa KİM diyeyim" alakasızlığında / hafiflğinde olan, din önderinden / Peygamberden / Din KURUCUSUNDAN / 1.MUSA'dan bahsetmenin bir tek nedeni olabilir? Hz. Musa, bizmi kitaplarda bahsettiğimiz Bizim Musa'yla bir ilgisi yoktur. İsim benzerliği dışında ortak bir yanları yoktur. Bizim dinimiz bize ait olan bir dindir. MISIR ÇIKIŞINI; Yeni DİN anlayışına (Dinini IRKLA bütünleşmesine) yani Yahudilik ZİHNİYETİNİN doğuşuna MİLAD OLARAK kabul eden bir dindir.

İşte, sizlere Hz. Musa ile alakamızın olmadığını gösteren KİTABIMIZDAKİ beyanlarımızdan, YAHUDİLİK MANİFESTOSUNDAN konu başlıkları. Kitabımızda açıkca belirttiğimiz Hz. Musa ve ona yüklenilen, onun taşıdığı yaydığı, dinle bizim dinimizin alakasızlığını ilan ettiğimiz ARA NOTLAR.

Hz.Musa; BUGÜN sahip olduğunuz DİNDEN değildi,
Hz.Musa; BUGÜN TANRI olarak BAĞLANDIKLARINIZA tapmıyordu.
Hz.Musa; atalarına gözüktü denilen EL-SHADDİ'yi tanımıyordu,
Hz.Musa; atalarının BAĞLANDIĞI "İLAH'ın" ona buna görüntü verip, "oyum buyum" diyen, "öyle gözükmedim, böyle görünmedim" diyen, EL-SAHADDİ olmadığını biliyordu.
Hz.Musa; YAHVE isminde olanı, anılanı da tanımıyordu..
Hz.Musa; Yahve isminide duymamıştı. Ataları, Hz. İbrahim, Hz. İshak, Hz. Yakup, Hz. Yusuf zamanında YAHVE İSMİ hiç kullanılmamıştı.
Hz.Musa; Kayınpederi Hz.Şuayip peygamberden de, Yahve konusuna ilişkin bir bilgi almamıştı. Zaten Hz. Şuayp Peygamberde onlara göre Putperesti.
Hz.Musa; Yahve, ismini bilmiyordu. vurgusunu üzerine basarak işliyorlar.

Kendi Musa'larını dahi Yahveyi biliyor göstermiyorlar. "Yahve esintisi bile olmayan bir din sahibiyiz" diyorlar. "Musa'mız bile Yahve'yi tanımıyordu" diyorlar. Çölden gelen bir sesle değil, sünnetle işaret edilen yoldan gidilerek kuruldu bu din diyorlar. Yahveden İbrahim'in, İshak'ın, Yakup'un dininden, onların İLAHIN'dan haberi olmayan, ismini de bilmeyenin önder yapıldığı bir din bu diyorlar.

Dinimizin kurucusu ilan ettiğimiz, Musa; "Atalarının Tanrısıyım denilince" herhangi bir tanrı ismi veremeyecek kadar, Tanrıyla, Tanrısallıkla, inançla bağı olmayan bir şahsiyet. Tarihsel olayların izleri, kültür kalıtımları, inanç aktarımları, kullanılacak hikayeler nedeniyle, ismini Musa olarak kullanmak zorunda kaldığımız ütopik / sanal kahramanımız, yani Bizim Musa'mız Tanrı tanımayan bir karekter. Dinimizin hiç bir inanç sitemine dayanmadığını anlatabilmek içinde bu bildirimleri satırlar arasında, nesillere aktarıyoruz. Dinimiz inanç değil din+ırk üzerine kurulmuş Yahudilik zihniyetidir. Tanrıda, inanaçta, ırkta, davranışlarda onun içindedir. Hepsi bir araya geldiğinde, yani Yahudilik zihniyeti Tanrıdır, dindir, ırktır, inançtır.

Musa'yı, YAHVE'yi biliyor göstermek isteselerdi, yani onun YAHVE ismini bildiğini gelecek nesillere aktarmak isteselerdi yani, "Musa'da BİZDENDİ, BİZİM Musa'mız oydu" izlenimini edindirmek isteselerdi, kutsal metin yazarları cümleleri ona göre kurardı. "Atalarının Tanrısı" cevabından sonra, Musa'ya "Kim diyeyim" yerine, "TANRIM YAHVE" dedirttirerek, ateş yolu rehberi olan eserlerine devam ederlerdi.

Gördüğünüz gibi sadece, İmandan kopmak yetmiyor, Eskiye dair ne varsa kopmaları gerektiğini, hatta koptuklarını usturuplu bir biçimde kitaplarında anlatıyorlar. Yahve ismi bile onlara ağır geliyor. İmanlarında ki sapkınlık döneminin hatırası bile yeni din anlayışlarında, yeni din sistemlerinde yeni Yauhudilik zihniyetlerinde fazlalık yapıyor.

İman ve İnanca dair hiç birşey kalmamalı titizliğiyle eserlerini, manifestolarını meydana getirmişler. Neden Yahve'den bile kopmak isterler herşey ortada değil mi? Babil sürgününe kadar, herşeyi yaratan "ELOHİM" yerine, kabul edilmiş / kullanılır olmuş bir isim, Yahve.
   
  Oysa onların kurdukları dinde asla ilahi bir ilinti olmamalı, kule yapımına boşuna başlamadılar. Kitaplarına yukarıda örneklenen ifadeleri boşuna YAZMIYORLAR. Tüm gayretleriyle İLAHİ ilintisiz olduklarını anlatıyorlar. Nesiller boyunca RABbilerle işlenen öğretiler bunlar.

Yoksa, önderlerden biri "bir kitap yazdım hadi kutsalımız olsun" diyince, kimse bu teklife olur diye balıklama atlamaz. İkna etme kabiliyeti olan kitaplar olmalı ki, KUTSAL KİTAPLARI arasında yer bulabilsin. Din sistemlerine ait kuvarların sınırlarını belirleyen çizgileri görmeli ki sıralamaya girebilsin.

Rabbiyi Rabbi yapan düz AHİT kitabını, Yasa'yı, Talmud'u..vb bilmek değil ki. Birşeyleri çıkarıp ortaya koyabilmek onun saygınlığını artıran, onu erişilmez kılan. Atalarının yazdıkları ANA MANİFESTO uyarınca ihtiyaçlara göre, çağların getirdiklerine göre yeni düzenlemelere kulvarı daraltarak hedefe doğru yol verdirebilmek ve uygulatabilmek onları vazgeçilmez yapan.

Herkez Yahveye gidiyoruz sanarken huni ağzını daraltıp insanları nereye boşalttıklarını bilenler elbetteki, satır aralarının üstadı Rabbiler. Edinilen "Yahveyim, Sonsuza kadar ismim öyle kalacak" diyor ama kitaplarda ismi YAHVE olarak anılmıyor.

Bir Rab /öğretmen/öğreten, İsrailin Tanrısı, tanrı herşeye egemen güç..vb.. tutturulmuş gidiliyor. Yahveden bahseden yok. Bu ortamda duaların,, isteklerin, Tapınmaların nereye yapıldığını bilenler yine Rabbiler.
.
yeni açılımlar yapmak ve bunları dinlerini, inanç sistemlerini çok iyi bilen diğer meslektaşlarına kabul ettirebilmek her babayiğidin hacı değil. Hele hele posta oturup ulafeleri alıp, sağa sola fetvalar vermeye hiç benzer bir yanı yok yaptıklarının. Kabul etmedikleri sürece kıyamet kopsa bir noktayı bile değiştiremez kimse. Yaratılış için verdikleri M.Ö.3761 yılı içine, koca bir zaman aralığını sokacam diye dünyanın insanı onunla uğraşıyor.

Sayısız insan, sivrilikleri yok etmek için, boşlukları doldurmak için hikayeler uyduruyor savunmalar hazırlıyor, ölüleri diriltip yeniden öldürüyor, babasından önce çocuğunu doğurtup neredeyse torununa beşik sallattırıyor vs.. gördünüz değil mi? Rabbinin / Hahamın aldığı kararın değiştirilmesinin zorluğunu. Tanrı olarak atadıkları, "ben verdim" onlarında "aldık kabul ettik" dedikleri kitaplarında, peşpeşe yazdırmış "Mısır sürgünü 430 yıl sürdü" beyanı var.

Ama Rabbiler, Hahamlar bir kere lafı ağızlarından çıkartmışlar tarih bu diye. Kim yazar "Tanrı öyle demiş böyle" demişi. Rabbiyi / Hahamı yalancı çıkarmamak için kollar sıvanmış 2. Ramses'in doğumu, Kadeş savaşı gibi olaylar yüz yıl öne alınmış, bazı üstüste sıkışan olaylar yoğunluk nedeniyle iptal edilmiş, bazı tarihsel olaylarda gereksiz görülerek yok sayılmış (elbette onlara bağlı binlerce olay..Vagon, 2. Ramses vagonundan vurdu mu? Yaratılış Lokomotifinden ses gelir) ve 430 yıllık süre 210 yıla indirilmiş. Var mı öyle, "ben Tanrıyım benim dediğim doğrudur" demek. Tanrı dediklerine karekter kazandırıp, görev ve yetkierini bildirenler onlar değil mi?
   
 
   
  İnançsızlığı, Tanrı tanımazlığı kuvvetlerin ittifakı, varlıkların hedef birliğiyle ölçenler yani din sistemlerini, AHİTLERE yaslayanlar, İsraillilerin herşeyi yaratan olarak bildiği, Yahve ismini bile imanı / inancı çağırır bir mıknatıs olarak görmüşler ki, hem YAHVE isminin tekrarlanması yasaklanmış, hemde kitaplarında ki anılmalar yok edilmiş.

Türkce bastıkları Eski Ahit kitaplarında 5'i adres (yer ismi), 1 i bildirim, geri kalan 8 adedi de Mısırdan Çıkış kitabındaolmak üzere 14 kez YAHVE ismi geçiyor. 23.144 madde içinde 14 defa Yahve ismi anılmış. Mısırdan Çıkış kitabındaki, Yahve isminin geçtiği ifadeler sanki Yahve'nin veda sözleri. Ondan başka yer ismi dışında bir daha ismi anılmıyor. " "ismini bir daha anmayacağım, Tövbeler tövbesi" der gibi bir daha anmıyorlar anmayı da yasaklıyorlar.
   
  ESKİ AHİT'te YAHVE İSMİ KAÇ KEZ GEÇİYOR?... İSRAİL TANRISI MI VAR? İSRAİLİN TANRISI Mİ VAR? "TANRI İSİM SAYISI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
 

Oluşturdukları sistem içinde, herşey müstakil ve sadece kendilerine ait. Babil tanrıları gibi, (SETH / ŞİT düşmanı, herşeyi gören TEK GÖZ, İmanlıların İLAHINA ulaşmayı düşledikler tekamül PİRAMİTİNİN sahibi) Mısır'lı HORUS gibi.

Tanrı olarak kabul edilmiş, bilinen, iman edilen, inanılan tüm olgulardan arındıklarını daha doğrusu kurtulduklarını, Tanrılarına verdikleri taktıkları özel isimleri bile kullanmayarak gösteriyorlar. Tanrılara ait ANMA / TANIMLAMA / SESLENME amaçlı kullanılan hiç bir ÖZEL İSİMLE hiç alakalarının kalmadığını, bilenlerine ilan etmiş olduklarını teyit ediyorlar.

Özetle: Kitaplarına aldıkları Musa'larının inançsız, dinsiz, başka dinlere ait de olmayan, Tanrı tanımaz biri olduğunu ısrarla işlemişler.

Din kurucusu ilan edilen Musa penceresinden bakan din inanlısı için, Musa adına yapabileceği çıkarım şöyle olur.
"Baba'nın Tanrısı" denildiğinde, "YAHVE Tanrımız, YARATICIMIZ" demeyen MUSA için, Musa'ya, "BEN YAHVE'yim" demenin bir tek manası olabilir. "Demek ki, Babamın TAPMIŞ olduğu TANRININ ismi YAHVEY'miş, bundan sonra tapacağım TANRI'da babamın TAPMIŞ olduğu YAHVE olacakMIŞ, doğrusuda bu!" kabülünü yaptırmak.

Mısır'da ki İsrailoğullarının penceresinden bakan din inanlısı için, İsrailoğulları adına yapabileceği çıkarım şöyle olur.
"Ataları'nın Tanrısı" denildiğinde, "YAHVE Tanrımız, YARATICIMIZ" diyemeyecek / demesi beklenmeyen İsrailoğulları için, İnsanlara, "BEN YAHVE'yim" demenin bir tek manası olabilir. "Demek ki, Atalarımızın TAPMIŞ olduğu TANRININ ismi YAHVEY'miş, bundan sonra tapacağım TANRI'da Atalarımın TAPMIŞ olduğu YAHVE olacakMIŞ, doğrusuda bu!" kabülünü yaptırmak.

Gelecek nesillerin penceresinden bakan din inanlısı için, Atalarının izinden gidenlerin adına yapabileceği çıkarım şöyle olur.
Ataları'nın Tanrısı denildiğinde, "YAHVE Tanrımız, YARATICIMIZ" diyen / diyecek olan gelecek nesiller için, İnsanlara, "BEN YAHVE'yim" demenin bir tek manası olabilir. Demek ki, Atalarımızın TAPMIŞ olduğu TANRININ ismi YAHVEY'miş, bundan sonra tapacağım TANRI'da, Kitaplarından, Mısır Çıkışında Musa'yla seslendiği gibi Ataların bana TAPTI "ben benim, sonsuza dek ADIM BU OLACAK Kuşaklar boyunca BÖYLE ANILACAĞIM" diye seslenen olmalı. Doğrusu buymuş kabulünü gönül sızılarına karşı merhem olarak kullandırabilmek

Çölde bulup sizleri kayırdım, Gözbebeğim gibi korudum demiyor mu?
Yasa Kitabı....32:10 ‹‹Onu kurak bir ülkede, Issız, uluyan BİR ÇÖLDE BULDU, Onu kuşattı, kayırdı, Gözbebeği gibi korudu.

Uçan kartal HORUS sembolüde böyle oluşmuş olmalı. Horus'un kanatlarının açık olarak tasvir edilmesinin bir nedenide, Horusta görmek istedikleri, korunma işlevinin var olduğunu belirtmek için değil mi? (Kanatlarının altın alamak) Aynı yorum, Vahiy kitabında da HORUS tanrısal güç olarak kabul ediliyor.

HORUS KABULLERİNDEKİ CİDDİYETLERİ: Doların üzerindeki ve Kongre binasının çevre düzenlemesinden belli değil mi? Yuhanna'nın Tanrı katında gördüm dediği HORUS. Dört yaratıktan biri olarak tasvir edilen, o günlerin KABUL GÖREN dört tanrısal gücünden biri, herşeyi gören HORUS

Yasa Kitabı....32:11 Yuvasında yavrularını uçmaya kışkırtan, Onların üzerinde kanat çırpan bir kartal gibi, KANATLARINI GERİP onları aldı Ve kanatları üzerinde taşıdı.
Yasa Kitabı....32:12 Ona yalnız RAB yol gösterdi, YANINDA YABANCI İLAH yoktu.

   
 
   
  Esinleme .4/7de yaratıklar tanımlanarak sıralanırken, "Dördüncü yaratık UÇAN bir KARTALA benziyordu." ifadesi var. Özellikle "uçan kartala benziyor" ibaresi kullanılarak kanatların açık olduğu vurgulanıyor.(uçmayan ama uçan gibi duran) Uçan kartala benzeyen ise Mısırdan tanıdığımız, Osiris ve İsis' in oğlu Tanrı Horus.
   
 
   
  İşi, ideolojiyi, zihniyeti, stratejiyi bilen, yani İYİ YAHUDİ nasıl olunuru öğrenmiş olan içinse; kitapta anlatılanlar İYİ YAHUDİ OLMASINI sağayan MANİFESTOLARDAN ibarettir. Musa ile anlatılanar esasında yol haritalarındaki yolun başlangıç etabındaki ayrımlardan biridir.

Kendi Yaratılış hikayelerinde tutturdukları yolda ilk sapaktan sapanların, önlerine çıkan her sapaktan, nasıl saptıklarını anlatan, "sapa-sapa geldik biz bu zihniyete" adlı maceralarıdır.

Örneklemek gerekirse; ELOHİM'le başlayan yola çıkış etabı.
Şeytanın temize çıkarmakla devam eden özel etap.
ELOHİM yerine YAHVE ilan edilerek / ön plana çıkarılarak sürdürülen etap
Musa ismi kullanılarak 2. oluşumlarının ilanı ile Yahve'ye de özel isimli Tanrı'lara da veda edilen etap (Özel isimlerle anmaları engelleyip, genel kavramlı tanrı anmalarına yol vermek)
"Ben Benim" diyenin arkasına toplumları takarak Tanrı, Rab, İsrail Tanrısı Rab, İsrailin Tanrısı gibi genel tanımlarla geçiştirilen etap.
Ve Tanrı isminin tamamen çıkarıldığı / anılmadığı Ester ile nihayetlenen etapla, kitap bölümü tamamlanmış olan Yol haritalarıdır, İYİ YAHUDİLİK nasıl olduğunu öğrenmiş olan için.

Var oluş Zihniyeti olarak kabul ettikleri bu öğretileri, kavramakla kalmayıp uygulayıcı, öğretici konumuna gelmiş olanlar için, Yahudilik zihniyetini oluşturan Manifestolarının yaşamın içine aktarılması, çalışır halde tutulması çok önemli olmalı. İsrail devletinin şeriat devleti olmasıda bu yüzden olmalı. Yapılacak her eylem her hareket için bazı işaretlerin oluşması, oluşmuyorsa KEHANET yönünde olayların geliştirilmesi gerekmektedir. Olaylar yönlendirilmeliki kehanet gerçekleşsin. Kehanet gerçekleşmeliki Kitap doğru çıksın. Kitap doğru çıkmalıki İnsanlar "Tanrı bizimle" desin.

Dolar üzerinde yazdığı gibi "Tanrı VERDİĞİMİZ sözlerimizi gerçekleştirdi" diyebilmek için, Yahudilik MANİFESTOLARI titizlikle, tavizsiz uygulanmalı. Dolar üzerindeki Tanrı HORUS sembolü ve "biz Tanrıya inanırız" lafının yanına ""Tanrı VERDİĞİMİZ sözlerimizi gerçekleştirdi" diye yazmışlar. TEK göz işaretli paralarının üzerine. Artık neye inanıyorlarsa?
   
  DOLARDAKİ, HORUS, PİRAMİT, ADALET TERAZİSİ, ANAHTAR ve "BİZ TANRIYA İNANIRIZ" sözünün işlendiği "PARADAKİ TANRI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Bir tek manası olabilir, bundan sonra Mısır'dan çıkıştan sonra benimsediğimiz RAB ATALARINIZIN Tanrınız ben olacağım demektir.
İbrahimin'e, İshak'a ve Yakup'a YAHVE olarak kendisini tanıtmamıştı ki. İnsanlar onun YAHVE olduğunu bilsinler. İbrahim'e, İshak'a, Yakup'a göründüm ama kendimi Yahve olarak tanıtmadım diyen, aslında YAHVE değildi ki, "BEN BENİM" dediğimde, benim "O OLDUĞUMU" anlayın diyendi.

BEN dendiğinde, TANRIı dendiğinde, EGEMEN RAB, ADONAY, RAB TANRI, İSRAİLİN TANRISI, İSRAİL TANRISI RAB..vb..dendiğinde anlayacağınız olan BENİM" diyendi.

Babalarının Tanrılarını bilmeyenler, tariften çıkaramayanlar, "BEN BENİM" diyeni nasıl tanıyıpta "ONUN O OLDUĞUNU" anlayacaklar.
   
  KİTAPLARINDAN BAĞIRIYORLAR,
TANRI OLARAK İŞARET ETTİKLERİNE BAS BAS BAĞIRTTIRIYORLAR.
TANRI OLARAK İŞARET ETTİKLERİ KİMLİĞİNİ BAĞIRA BAĞIRA SÖYLÜYOR.
TANRI OLARAK İŞARET ETTİKLERİ ADETA ŞÖYLE DİYOR.

ÖZETLE: "BEN YAHVE DEĞİLİM".
"Ben Yahve kimliğinde olan, Yahve adı ile bilinen, inançlarda YAHVE olarak yer verilmiş olan, o sanılan YAHVE değilim. Elohim'den sonra ortaya sürülen YAHVE ben değilim. "Çünkü; ben önce YAHVE OLARAK GÖZÜKMEDİM, EL-SHADDAİ olarak gözüktüm" diyenim." YÜZÜMÜ GÖREN YAŞAMAZ" diyen değilim. Ben o sözü devam ettirmek isteyen ama görüntü vermenin cazibesine kendisini kaptırıp bol bol görüntü verenim.

Yani, onların "Yahve" dedikleri ben değilim. Onların "Yahve" dedikleri, benden önce yaratılış kitabında da ismi ONLARCA KEZ GEÇEN ve Elohim / Tanrı yerine anılan YAHVE değilim. Kendisini İkinci Yaratılış kahramanı (kutsal secere ilk başlangıç insanı) Adem'e de, İkinci secere başlangıcı olan Nuh'a da,Yahve olarak tanıtan BEN değilim.

Yaratılış.......4:1 Adem karısı Havva ile yattı. Havva hamile kaldı ve Kayini doğurdu. ‹‹RABbin yardımıyla bir oğul dünyaya getirdim›› dedi.
Genesis.......4:1 And Adam knew Eve his wife; and she conceived, and bare Cain, and said, I have gotten a man from YHWH.

Yaratılış.......5:29 ‹‹RABbin lanetlediği bu toprak yüzünden çektiğimiz eziyeti, harcadığımız emeği bu çocuk hafifletip bizi rahatlatacak›› diyerek çocuğa Nuh adını verdi.
Genesis.......5:29 And he called his name Noah, saying, This same shall comfort us concerning our work and toil of our hands, because of the ground which YHWH hath cursed.

ŞİT'ten / SETH'ten sonra adıyla çağırılan ben değilim. O YAHVE ismini kullanıyor diye, bende Yahve / Rab ismine talip oldum. Tıpkı Hıristiyanların o güçlü ismi OĞUL TANRI için kullanmaları gibi.

Yaratılış.......4:26 Şit'in de bir oğlu oldu, adını Enoş koydu. O zaman insanlar RAB'bi adıyla çağırmaya başladı.
Genesis.......4:26 And to Seth, to him also there was born a son; and he called his name Enos: then began men to call upon the name of YHWH.

Ataları İbrahim'e kendini Yahve ismi altında herşeye gücü yeten olarak tanıtanım. İbrahim'e ilk görüntüyü verenim. Kendimi YAHVE gibi tanıtıp onların RAB/ YAHVE tanımlarına mahsar olanım.

Yaratılış.......15:1 Bundan sonra RAB bir GÖRÜNÜMDE Avrama, ‹‹Korkma, Avram›› diye seslendi, ‹‹Senin kalkanın benim. Ödülün çok büyük olacak.››
Genesis.......15:1 After these things the word of YHWH came unto Abram in a vision, saying, Fear not, Abram: I am thy shield, and thy exceeding great reward.

Yaratılış.......15:2 Avram, ‹‹Ey Egemen RAB, bana ne vereceksin?›› dedi, ‹‹Çocuk sahibi olamadım. Evim Şamlı Eliezere kalacak.
Genesis.......15:2 And Abram said, Sovereign YHWH, what wilt thou give me, seeing I go childless, and the steward of my house is this Eliezer of Damascus?

Ben EL-SHADDAİ'yim kendimi YAHVE olarak göstermeden, EL-SHADDAİ olarak gösterip, RAB kabulü yaptıranım. Yahve kabulü yaptıranım. Yahve görüntüsü veremediğim için EL-SHADDAİ görüntüsü verdim ama bana RAB demelerine / YAHVE diye hitap etmelerine müdahele etmedim. Kimsenin görmediği Yahve görüntüsüne nasıl bürünebilirdim.

Yaratılış.......17:1 Avram doksan dokuz yaşındayken RAB ona GÖRÜNEREK, ‹‹Ben Her Şeye Gücü Yeten Tanrıyım›› dedi, ‹‹Benim yolumda yürü, kusursuz ol.
Genesis.......17:1 And when Abram was ninety years old and nine, YHWH appeared to Abram, and said unto him, I am El-SHADDAİ ; walk before me, and be thou perfect.

Eğer, İbrahim Yahve'yi görmüş olsaydı bana Rab'bim der miydi? Bana Yahve der miydi? Eğer bizim İbrahim dediğimiz, gerçekten Peygamber olsaydı, her gördüğüne Rab'bim diye yerlere yatar mıydı? Kitapta anlatılan İbrahim, gerçek Peygamber İbrahim olsa, kendimi EL-SHADDAİ olarak tanıttığımda, 2. TANRI / 2. RAB olarak BENİ kabul edip, itirazsız secde eder miydi? iLK YAHVENİN NE OLDUĞUNU HİÇ MERAK etmeden yeni EDİNDİĞİ TANRISINA secde eder miydi?

Yaratılış.......18:1 İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine GÖRÜNDÜ.
Genesis.......18:1 And YHWH appeared unto him in the plains of Mamre: and he sat in the tent door in the heat of the day;

Yaratılış.......18:2 İbrahim karşısında üç adamın durduğunu gördü. Onları görür görmez karşılamaya koştu. YERE KAPANARAK birine,
Genesis.......18:2 And he lift up his eyes and looked, and, lo, three men stood by him: and when he saw them, he ran to meet them from the tent door, and bowed himself toward the ground,
   
  Hala anlamamakta direniyor musunuz? Anlatılan olay hayal mahsülü, İbrahim'in yeni bir RAB EDİNDİĞİ - MEDİNDİĞİ yok. Bu günkülerin Yeni rabler edinmesini sağlayan satırlar onlar. Ezra'ya boşuna Tanrısallık yüklenmedi, o onay satırlarını, o düzenlemeleri yapan o. O nedenle, Ezra'nın Tanrısallığı bozulmasın diye doğum ve ölüm tarihleri hiç bir yerde geçmez. Tanrısal olarak gelmiş Tanrının yazmanı olarak Kutsal Kitaplara çeki düzen vermiş ve Tanrının yanına göğe yükselmiştir. (Ezra=Hanok= El-Shaddai???)

Yaratılış.......5:23 Hanok toplam 365 yıl yaşadı.
Yaratılış.......5:24 Tanrı yolunda yürüdü, sonra ORTADAN KAYBOLDU; çünkü TANRI ONU YANINA ALMIŞTI.
   
  GÖĞE YÜKSELEN HANOK , KUTSAL KİTAP DENETLEYİCİSİ KİTAP YAZMANI ve TANRININ OĞLU "EL SHADDAİ & EZRA" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
 

YENİ RAB'ler edinenler daha sonradan O KİTAPLARA BAĞLANANLAR.
Hala o kitaplara bağlı olanlar, kendilerinden önceki ataları gibi o satırlarla EL-SHADDAİ'yi, RAB edinmiş oluyor. EL-SHADDAİ'ye bağlanmış oluyor.
Onu Yahve yerine gönüllerine dahil etmiş oluyor.
Her RAB dediklerinde o satırlara göre bahsedilenin İLK YAHVE olmadığı tescil edilmiş oluyor.
Her Rab denildiğinde "BEN, BEN OLANIM" diyen olduğu onaylanmış oluyor

Peygamber İbrahim'de, hayali İbrahim'de yeni RAB'ler edinmemiş, Yeni TANRI SAHİBİ olanlar o satırları okuyupta, TAPINMAYA gidenler, o satırlara bağlı kalmaya devam edenler, Tanrı değişikliğini kabul edenler. ORTADA OLAN SADECE GÖNÜLLERE İÇİRİLEN SAMİRİNİN BUZAĞISI. Hani Harun'un yaptığı BUZAĞI putu, Musa tarafından toz haline getirilip suyu Mısırdan çıkanlara içirilmişti ya! İşte orada yapılan vurgunun gerçekleştirilmiş hali. Buzağılar, ortalıkta değil gönüllerde beslenecek.

Mısırdan Çıkış......32:20 Yaptıkları BUZAĞIYI alıp YAKTI, TOZ HALİNE gelinceye kadar EZDİ, sonra SUYA SERPEREK İSRAİLLİLERE İÇİRDİ

Puta çok günah diyen ama PUTUN SUYUNU toplumuna İÇİRTMEKTE HİÇ SAKINCA GÖRMEMEKLE ne demek istemiş olabilirler? BUZAĞILAR GÖĞÜSLERE demiş olabilirler mi? Bizim BUZAĞIMIZ gönüllerde yaşatılıyor demiş olabilirler mi?

Mısırdan Çıkış.....32:31 Sonra RABbe dönerek, ‹‹Çok yazık, bu halk KORKUNÇ BİR GÜNAH İŞLEDİ›› dedi, ‹‹Kendilerine altın PUT YAPTILAR.

Göründüm diye anlatılan hikayedeki, İbrahim Peygamber olsa, Tanrının ihtiyaçsız olduğunu bilmez miydi? Hem her şeye egemen RAB diyip, hemde yiyecekler sunup ayakları gölgelikte yıkar ve yemek yememizi seyreder miydi? Anlatılanlar hayal mahsülü olmasa, sanıları harekete geçirme amaçlı olmasa, "TANRI yemek yedi, ayak yıkadı" diye bir sahne olur mu?

Yaratılış.......18:4 ‹‹Biraz su getirteyim, ayaklarınızı YIKAYIN. Şu ağacın altında DİNLENİN.
Yaratılış.......18:8 İbrahim hazırlanan buzağıyı yoğurt ve sütle birlikte götürüp konuklarının önüne koydu. ONLAR YERKEN o da yanlarında, ağacın altında durdu.

Göründüm diye anlatılan hikayede, İbrahim'in sorgusuz YAHVE olarak benimsemiş gösterilmesi, içirilecek BUZAĞININ hazmını kolaylaştırmak içindi. Yoksa, El-shaddi olarak göründüğümde neden bana YAHVE desin, RAB desin. En fazlasından RAB'BİMİZ YAHVE'de bize izin verir derdi, yardım eder derdi.

Yaratılış.......18:30 İbrahim, ‹‹Ya Rab, öfkelenme ama, otuz kişi var diyelim?›› dedi. RAB, ‹‹Otuz kişi bulursam, kente dokunmayacağım›› diye yanıtladı.
Genesis.......18:30 And he said unto him, Oh let not YHWH be angry, and I will speak: Peradventure there shall thirty be found there. And he said, I will not do it, if I find thirty there.
Yaratılış.......18:31 İbrahim, ‹‹Ya Rab, lütfen konuşma yürekliliğimi bağışla›› dedi, ‹‹Eğer yirmi kişi bulursan?›› RAB, ‹‹Yirmi kişinin hatırı için kenti yok etmeyeceğim›› diye yanıtladı.
Genesis.......18:31 And he said, Behold now, I have taken upon me to speak unto YHWH: Peradventure there shall be twenty found there. And he said, I will not destroy it for twenty's sake.
Yaratılış.......18:32 İbrahim, ‹‹Ya Rab, öfkelenme ama, bir kez daha konuşacağım›› dedi, ‹‹Eğer on kişi bulursan?›› RAB, ‹‹On kişinin hatırı için kenti yok etmeyeceğim›› diye yanıtladı.
Genesis......18:32 And he said, Oh let not YHWH be angry, and I will speak yet but this once: Peradventure ten shall be found there. And he said, I will not destroy it for ten's sake.

Her lafta gördüğüne RAB demezdi / diyemezdi. Eğer, olay gerçek olsa, en azından YAHVE'nin KISKANÇLIĞINDAN korkardı. GÖRÜNEN BEN EL-SHADDAİ olarak gözüküyorum ama ben YAHVE'yim demiyor ki. Dese bile sözün ne mantığı ve güvenirliliği olur. Bütün görünenler, görüntü verdiklerine ben RAB'bim demiyor mu? Ama burada ben RAB'bim dmeyen yeni bir tanrı edindirme çalışması açıkta duruyor. Ben Rab'bım deme yerine, EL-SHADDAİ'yim demekle, bu gerçekleştirilmiş oluyor, taklit yapmadan meydandan. Önce gerçek kimliğin verilmesi ve arkasından sonsuza kadar ismim RAB olarak anılacak denmesinin sebebi de bu değil mi?

Bundan sonrada TANRI, EGEMEN RAB, ADONAY, RAB TANRI, İSRAİLİN TANRISI, İSRAİL TANRISI RAB denildiğinde akla gelecek olan sanılacak olan isimdi YAHVE.

Hala anlamıyor musunuz? Tevhid imanından kopma yolunda atılmış olan en büyük hamlelerden olan Tanrı değiştirme operasyonunun ürünüyüm ben. "Onlara Yahve olarak gözükmedim" ifadesi benim kimliğimi açıklayan sözlerdir.

   
  YAHVE'ydi O, KİTAPLARDA İSMİ geçendi / ismi anılandı. Ben o YAHVE olan değilim. bende onlara gözüktüm ama o gözükmelerim de şimdi oduğu gibi kendimi YAHVE olarak tanıtmadım.Ama onlara RAB olarak kendimi tanıttım ve kabullendirdim.

Onlara antlaşmalar yapmaya çalıştım ama bu yaklaşımlarım EL-SHADDI olarak RAB genel adı altındaydı. Ben İNANÇLARDA YER EDİNMİŞ OLAN GERÇEK MANADAKİ YAHVE DEĞİLİM. İsmini kullananım. Tıpkı Hıristiyanların Yahve ismini / Rab ismini kullanmaları gibi.

VATİKAN .Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri .....................www.meryemana.net/meryem/tr/misc.php?id=20&par=9&td=11

446 Eski Ahit'te yer alan kitapların Yunanca çevirisinde Tanrı'nın Musa'ya açınladığı sözle ifade olunamaz adı YAHVE, Kyrios ("Rab") olarak çevrilmiştir. Rab sözcüğü o zamandan beri İSRAİL TANRISININ Tanrılığını ifade etmek için kullanılmaya başlandı. Yeni Ahit bu güçlü "Rab" adını hem BABA hem de TANRI'NIN KENDİSİ olarak kabul edilen İsa için kullanıyor, bu bir yeniliktir.

Rab sözcüğünün, ismi tekrarlanamaz Yahve tarafından Musa'ya verildiği tarihten itibaren, Yahudiler tarafından YAHVE için kullandıkları bu güçlü (taraftar toplamış, beğeni kazanmış, tutulmuş) isim, "BİZİM TARAFIMIZDAN'da, hem BABA TANRI hemde TANRININ kendisi kabul edilen İSA için kullanılıyor" diyor. (Musaya açınladığı demekle ne kasdetiliyor anlamak mümkün değil. Ondan öncede YAHVE ismi geçiyor. Tanrı değiştirme etabı olarak Mısırdan çıkış alınmış olabilir mi? Göğe yükselmiş El-Shaddai devri)

Yakup'la güreş tutanda bendim ve orada da tüm ısrarlara rağmen ismimi söylememiştim. Sadece yüzü gören olür denilen TANRI izlenimi verdim. Eğer Tanrı olsaydım, Yahve olsaydım, Yakup yaşıyor olabilir miydi? Kurtulmak için kuluna yalvaran Tanrı olur mu? Tanrı yenilir mi? Yenilen, yalvaran Tanryı kim ne yapsın? Kul sığınacağı makamın aciz olmasını kabul eder mi? Kulun yardım umduğu makam yalvarıyor. Hiç bu yakıştırmalar, azcıcık kafasını çalıştıranlar için kabul edilebilir / yenilebilir lokmalar olabilir mi?

Tanrı yenilir mi? Tanrıya güç yeteceği inançların içinde yer bulabilir mi? Ancak buhur ihtiyacı olan, insana ihtiyacı olan bir yaratılan insana ittifak gereği teslim olur.Ahitleşerek teslim olur. Tanrı ahitleşir mi? Tanrı şunları yaparsanız size CENNETİ veririm anlaşması yapar mı? Tanrı, şunları yaparsanız size CENNET mükafatı verebilirim der, Cennetimle lütüflandırırım der.

Hala anlamıyormusunuz,
Varlık birliğine can vermek için aciz gösterilen yenilebilme boyutunda tutulan ve yalvarma ihtimali çok yüksek olan bir TANRI MODELİ inançlara yerleştiriliyor.
Birlik olunursa yenilebilecek ve varlığını sürdürebilmek için yalvaracak bir TANRI modeli beyinlere yerleştiriliyor.
Din gününde hesap soramayacak ve kendi müminlerini koruyamayacak bir TANRI modeli bilinçlere işleniyor.
Ölümü yok ederek, kazananlara sonsuz yaşam kapısını açmak zorunda kalacak bir TANRI motifi hayallere monte ediliyor.

Mantık kitapta işlendiği şekliyle şu; Yakup / İsrail tek başına yenemese bile Tanrıyı yalvarttıysa, tüm varlıklardan destek almış olan İsrailoğulları bir araya geldiğinde Tanrıya kök söktürür.
Yaratılış........11:6 ve şöyle dedi: "Tek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir engel tanımayacaklar.
Yaratılıs.......32:28 Adam, "Artık sana Yakup değil, İsrail denecek" dedi, "Çünkü Tanrı'yla, İNSANLARLA güreşip yendin."
Hoşea.........1:3 Yakup ana rahminde kardeşinin topuğunu tuttu, Büyüyünce Tanrı'yla güreşti.
Hoşea.........1:4-5 Melekle güreşip yendi, Ağladı, kutsanmak istedi. Tanrı'yı Beyt-El'de buldu, RAB, Her Şeye Egemen Tanrı bizimle orada konuştu, O YAHVE diye anılır.

Yakup'a gözüken El-Shaddai, YAHVE olarak anılır deniliyor. O gözüktüğü şekliyle El-Shaddai olarak anılmıyor. Görünen YAHVE olarak kabul ediliyor. Hala anlamıyor musunuz? o hikayaler beni ortaya çıkarmak içindi. "BEN BENİM" denildiğinde zannedilecek, BENİ ortaya sürmek içindi. YAHVE yerine, YAHVE olarak ortaya sürülen "BENİM" olarak görüntü veren Yahve değildi.
   
  Yartılış kitabında Yüzlerce kez (defalarca peygamberleri de Yahve olarak hitap ediyor) Yahve ismi geçtiği halde, ne diye daha önce kendimi atalarına YAHVE diye tanıtmadım diyor. Elebette O KİTAPLARI VEREN BEN DEĞİLİM içinde yazılanlarla da ilgili değilim, değişim sonucu buraya gelmiş olanım vurgusu için bu sözler sarfettiriliyor.

O kitaplar bana karekter veren, bana Tanrılık makamı veren ittifak ortaklarımın yazdıklarıydı. O kitapları yazıp "Tanrı verdi" diyen KUTSAL METİN YAZARLARI APTAL mıydılar da? "ben daha önce YAHVE olarak gözükmedim" denilen ifadeden önce geçen yüzlerce YAHVE ismini görmediler. Böyle bir şey müğmkün olabilir mi? Tüm kitapları ezberlemiş ve ezberinde tutanlar için böyle birşey söz konusu olabilir mi? Dünyanın en zeki insanlarına hakaret olur. Üstelik kitaplardan kehanet çıkaran, sayısal kodlamalar yapanlar için böyle birşeyin olması olanak dışı.

Tanrı olarak benimsenen, "hadi ben kitapta yazılanlarla ilgili değilim hadi ben aşağılanmalara yapım ve amacım gereği aldıran bir tipte değilim diyerek işten muaf olsa.(ayağı takılan Şeytana küfrediyor ama o hala, "gel güzel kardeşim birlikte olalım, birlite çıkalım yollara" diye gelip gidip insanlara şirinlikler yapıyor.)

Ama o her türlü planlamaları yapabilen, stratejileri saptayan, kendilerini Tapınalacak tanrısal boyutta gören, Tanrıyla kibirleri yüzünden din konusunda rekabete girecek kadar kendilerini beğenmiş / kendilerini üst gören o üstadlar bu hataları yaparlar mı?

Hata olarak gözüken ifadelerin uç boyutlarını göstererek izah edememiş olsalar, amaçlarını gayelerini ortaya koyamamış olsalar binlerce yıldan beri ayakta durabilirler mi? Seçilmiş soyların, ırkların sahibi kutsal metin yazarları kendilerini cahil, salak, palavracı, okuduğunu bilmeyen, yazdığından haberi olmayan konumuna sokacak o hatayı yapıpta yüzlerce yahve ismini görmemezliğe gelerek, "ben daha önceYAHVE olarak gözükmedim ifadesini kitaba yazarlar mıydı? Öyle bir ibareyi kitapta bırakırlar mıydı?

Onu kitaba yazana, 2. Musa lakabı verip, o makama layık görüp MUSA'nında kitaplarını değiştittirirler miydi?
Yani 1. Musa'yı şeklen, ismen hafızalar gereği / dinin başlangıcına gereken isim gereği muhafaza edip, Musa'yı içi boşaltılmış kalıp olarak bırakırlar mıydı?
Kitaplar ona verilmeseydi, Ezra'ya verilirdi sözünde ki özlemlerini yerine getirmiş olabilir miydi?

Musa'ya verilen kitapları yeniden düzenleyip, YAHUDİLERE VEREN konumuna geçmiş olan (Yazan değil. Tanrı Musa'ya verdi dediği kitapları, yazmakla VEREN konumunda olur)
TANRI YAZDIĞI KİTABI / levhaları MUSA'ya verdi (tanrının el yazısından tanıdılar. tTaşlevhaları hazırlada gel diyen Tanrının taşa yazı yazması??? ve onun yazısı denmesi).
Ezra ise yazdığı kitapları YAHUDİLERE VERDİ.
Tanrı konumuna oturtulan, TANRININ OĞLU olarak görülen EZRA bu hatayı yapar mı?
   
  EL-SHADDAİ olan / Tanrı olarak atanan bağırmaya devam ediyor.
Gördüğünüz gibi, yazılanlardan da anlaşıldığı gibi Mısırdan Çıkış 6:3 maddesinden önce geçen yüzlerce YAHVE ismiyle kast edilen ben değilim. Ben atalarına EL-SHADDİ olarak görünenim, aksi olsaydı o maddeden önce geçen yüzlerce YAHVE İSMİ orada bırakılmaz yada bu madde yazılmazdı.

Ben atalarını doğru yoldan çıkarmak için gözüken, kendimi EL-SHADDİ olarak hisseden ve öyle hissetmekten hoşlananım. Ahit secerelerinde yer alanTEK ÖLÜM TARİHİ olmayanın göklerde ki izdüşümü olarak atanan ve rol biçilenim.

Tıpkı EZRA gibi, benimde yeryüzü eşleğimin ölüm (Ezra'nın doğum yılıda yok) yılı yok. Benim yeryüzünde eşleğim olarak gösterilen, vücudlanmış halim olarak gösterilen HANOK''un göğe yükseldi diye benim üzerime yapıştırılmış boyutuyum.

(Rabi Şimon bar Yohay, Kabala'nın mistik eseri Zohar'da şunu açıklamış: Amalek'e karşı savaş özellikle zordu çünkü hem Göklerde, hem de aşağıda, yeryüzünde gerçekleşti.)

Benim için biçilen makam, Tanrının kitaplarının denetciliği ve Tanrının yazmanlığın da ki başarım, kitapların halinden belli olmuyor mu?
Kitaplar daha öncede dediğim gibi benim imzamı taşıyor ama benim değil. Bana kitaplar atfedilerek nasıl ölümsüz ilan edildiysem, aynı durumu sergileyen Ezra'nın, yazdığı kitaplar sayesinde ölümsüz kılınması, Tanrısal görülmesi doğal değil mi?

Kitapların haline balıkdığında birbirimizden farkımız yok. Çünkü her ikimizde aslında birbirmizin ürünü sayılırız. Yumurta civciv ilişkisi gibi. Her ikimizde ruhani boyutta , inançlarda yer edinmiş ve oralarda sanılar içinde yaşatılanlarız. Ben Kitapların denetcisi El-shaddai, o kitapları yazan dünya ismiyle EZRA, Kitapları verdiği isimle RAB TANRI, TANRININ OĞLU, İSRAİLİN TANRISI, ANDONAY,VS VS.

Hala anlamadınız mı? kitaplarda hata olarak ortalıklarda bırakılan şeyler, başka şeyleri gizlemek içindi. Tarihsel bigi hataları dışında var olan celişkilerin birçoğu, bulanları meşgul etmesi amacıyla yerleştirilmiş olan hatalardı. Dikkat çekicilerdi. Yoksa binlerce yıl sonra KİTABI KORUDUK" diye nasıl ortaya çıkabilirdik. Görünürde kitapta korunacak bir şey yoktu ki.

Hala anlamdınız mı? YAHVE isminin gereksiz kullanımının yasaklanmasını, anmaların yanlış yere gitmemesi için (daha doğrusu ilk sahibine doğru yere hitap etmemesi için) bu yasak geldi. GEREKSİZ kullanım nedir? GEREKSİZ kullanıma kim karar verir? GEREKSİZ kullanım yapılıp yapılmadığı nasıl anlaşılabilir? Elbette bu gerekli ve gereksizliği dinin mensupları karar veremez.

Peki karar veren kim? Karar verdiklerini nasıl öğreneceğiz? Yaratılış bölümünde olan Yahve isimleri, size bunun nerelerde ve ne kararda kullanmanızı bildiriyor.Hiç birşeye gücü olmayan, sanki öyleymiş gibi, izlenimi verdiren isim karıştırmalarının sebebi bu.

Nasip bugüne imiş atalarını El-Shaddai olarak kandıramadım ama atalarınıza El-Shaddai olarak gözüktüm, Yahve olarak gözükmedim diyince herkez beni, GERÇEK ANLAMDAKİ yaratn sandıkları Yahve ile eşleştirdi. Oysa, ben sadece RAB ismi kullananım YAHVE=RAB olduğundan bu çağrışımı yapıyorum. Halbu ki; o maddeden öncede yüzlerce kez YAHVE'den bahseden yaratılışla ilgili ifadeler vardı. Özetle: Bende Süleyman idim, Bende ateşe ve rüzgara hükümran idim, sanmayın ki Sultan Süleyman idim, Tersanede körükcü Süleyman idim.

Musa'nın çıkışı; bu anlayışa, bu zihniyet değişimine, yol açan anlatımları içermektedir. Tanrı değişimine, Yahve sandırma kandırmacısına müşteri toplama anlatımlarıdır. Çünkü Mısır'dan çıkış hikayesi, Yahudiliğin daha doğrusu YAHUDİLİK ZİHNİYETİNİN Ezra ve arkadaşları tarafından YENİDEN YARATILIŞIDIR.(yaratmak sadece ALLAH'a mahsusutur. Yaratmak yoktan var etmektir, gereğinde de yaratılan şeyin yok edilebilmesini ifade eder. Burada Yaratılma kelimesinin kullanılması Onların anlayışındaki vurgulamayı daha belirgin hale getirmek için. Yoksa diğer yerlerde yaratılış yerine, meydana getirmek, oluşturmak gibi kelimeler kullanılarak cümleler kurulmuştur)

Kitaplarında yer verdikleri Yahudilik MANİFESTOLARINDAN ve TANRI inancını MÜSTAKİLLEŞTİRMELERİNDEN / ÖZELLEŞTİRMELERİNDEN belli değil mi. Kendilerini üst sınıf insan görüp, tanrılarını İSRAİL sınırları içine hapsetmelerinden belli değil mi? Sınırlar dışında olanların, sembollerle İŞARETLENEREK İSRAİLİN TANRISININ nerelerde olması gerektiğinin bildirilmesi gibi (Mısırda kapı üzerlerine kanla işaret yapılması gibi, Kayin'in işaretlenerek salınması gibi 7 lanet ile korunması gibi, 7 kollu şamdan gibi, saç traşları gibi, kıyafetler gibi, Mason ve diğer kuruluşların sembolleri logoları gibi)
   
  Eğer ben onların dediği gibi, yani vermiş oldukları sacerede yaşayıpta göğe alınan Hanok olasaydım, ben ortalıktan kaybolduktan 500-550 yıl sonra Tufanın olmadığını bilirdim. Piramitlerin de o yıllarda on binlerce içci çalıştıran, Firavunlara atıfta bulunarak / örnekleyerek Tufanın esasında benden binlerce sene önce olmuş olabileceğini, kitaplara işlerdim. Benim Tanrısal görevimin olmadığı gibi bir tanrısallık taşımadığıma en iyi kanıtlardan biri bu Tufan olayıdır. Firavunların on binlerce işçi çalıştırdığı dönemde "Tufan oldu" ifadelerini Tanrı kitap denetciliği görevide olmuş olsaydım, kitaplardan çıkarırdım. . Bana doğdun dedikleri tarihteki devletleri ve şehirleri de mutlaka bilirdim duymuş olurdum. Eğer ben 7. KUŞAK ADEM torunuysam, benim doğduğum da devletler yoktu.

Yaratılış.......5:24 Tanrı yolunda yürüdü, sonra ORTADAN KAYBOLDU; çünkü TANRI ONU YANINA ALMIŞTI.
 
   
  Eğer, Musa'nın babası başka Tanrı'ya inanıyorsa; BAŞKAHİNLER BOYU LEVİ'liler nasıl oluştu? Musa'nın babası Amram, Yakup oğlu Levi'nin torunu. Bu durumda, kutsal işlerden sorumlu tutulan Levi soyunda başka TANRILAR inançlara yerleşmiş görülüyor. Sadece üç nesil var, Yakup ile Musa arasında. Yakup, Levi, Kehat, Amram ve Musa. Bu üç nesil oğullarına Tanrılarının ismini aktarmadıysa, Harun soyundan gelen Ezra doğru Tanrıyı nasıl bulmuş olabilir?

Ezra..............7/1-6 Bu olaylardan sonra, Pers Kralı Artahşasta'nın krallığı döneminde, Başkâhin HARUN oğlu Elazar oğlu Pinehas oğlu Avişua oğlu Bukki oğlu Uzzi oğlu Zerahya oğlu Merayot oğlu Azarya oğlu Amarya oğlu Ahituv oğlu Sadok oğlu Şallum oğlu Hilkiya oğlu Azarya oğlu Seraya oğlu Ezra adında biri Babil'den geldi. EZRA İsrail'in Tanrısı RAB'bin Musa'ya verdiği yasayı iyi bilen bir bilgindi. Tanrısı RAB'bin yardımıyla kral ona her istediğini verdi.

Amram eğer yaşadıysa, Musa'nın Nil nehrine bırakılışını ve kurtuluşunu gördüğünde hiç mi? Rabbine İSMİNİ ANARAK dua etmedi de ailesi Rab isminden habersiz kaldı. 15-20 yaşlarında olması muhtemel (Saraya gidip Firavun hanımlarıyla görüşebiliyor) Meryem mucizevi olayları kardeşine naklederken, Rabbin isminden hiç bahsetmedi mi?

Musa'nın babası Amran'ın karısı Yokevet aynı zamanda Amran'ın halası (Amran halasıyla evli) yani Kehat'ın kardeşi, yani Levi'nin kızı (kolay mı öyle kutsal metin yazarı olmak. Yokevet'e 271 yaşında Musa'yı doğurtup,süt anne olarakta sarayda yıllarca Musa'ya baktırıyorlar) yani annesi Yokevet birinci kuşaktan Atlarının Rabbini bilen insan. Yokevet, Musa'ya, Rabbin ismini vermedi mi?

Put yapan Harun, "Musa'nın yanına git" diyen Tanrının, Atalarının tanrısı olduğunu nereden bildi? Musa'nın, hangi Tanrı olduğunu bilemediği doğru Tanrıyı, Harun nasıl bildi? Her ikiside doğru Tanrıya tabi olduklarını zannettikleri, Harun'un Put yapmasından ve Musa'nın çok sinirlenmesinden belli değil mi? Birbirlerini, aynı Tanrıya inanıyor zannetmeleri Harun'un Put yapmasıyla son buldu. Dağda görüştüm dediği Tanrının Put yap diyen olduğu yine kendi kitaplarındaki ifadelerle ilan ediliyor. Buzağının suyunun içirilmesi ve Harun'un BAŞKAHİN yapılması.

Musa çölde Firavun'a git diye seslenen (1.ses) Tanrısına ait olmayan başka bir inanç içinde olduğunu orada mı anladı?
Önce çok kızdığı Puta sonradan neden sıcak baktı?
Ortaya sürülen alternatif sistem hoşuna mı gitti ve BUZAĞIYI EZİP SUYUNU TOPLUMUNA İÇİRDİ?
Sina'da görüştüm dediği Tanrı esasında putu savunan, sünnet olayında bağlılığını aldığı (2.ses) Tanrı mıydı?
Çölde "git" diyen olsaydı yani, Musa'nın ilk bildiği Tanrı olsaydı, Putu kırıp yok ederdi. Ama putu görüp sinirleniyor ama gelişen olaylar sonucunda yok etmiyor. Teslim olup BUZAĞININ suyunu içiyor. Kitaplarında Sünnet hikayesi adı altında anlatılan SEÇİLEN YOL HİKAYESİ böyle duyruluyor
   
  Esasında ortada masal kahramanları Musa ve Harun var, Sadece isimleri benzer hale getirilmiş "aç ağzını, bak kuş uçuyor" kahramanları var. Ne putcu kimliğinde Harun var, ne KAHRAMANLARINDAN Sinaya gidip gelen var, ne SAMİRİNİN BUZAĞISINA AİT suyu içen Peygamber Musa ve Harun var. Hz. Musa'da, Hz.Harun'da suyu içmemiş, yeni rabler edinmemiş.Ortada olan tek şey, kitaplara tabii olanlara bu kıssalar ile gögüslerinde beslesinler diye gönüllere içirilen BUZAĞININ suyu var.

Yeni TANRI SAHİBİ olanlar bu kıssaları İLAHİ zannedip TAPINMAYA gidenler. O satırlar da anlatılanlara bilmeden de olsa "AMİN" diyenler. O değişikliklere bağlı kalmaya devam edenler. Yeni Tanrı atamasını, kabul edenler. Hayali Musa'nın ve Harun'un içtiği hiç birşey yok. Onlar görseydi sadece afiyet olsun derlerdi.

ORTADA OLAN SADECE GÖNÜLLERE İÇİRİLEN SAMİRİNİN BUZAĞISI. Harun'un yaptığı BUZAĞI putunun, Musa tarafından toz haline getirilip suyunun içirlmesi var. İşte orada yapılan vurguyla artık Buzağılar, ortalıkta değil gönüllerde beslenecek.

Mısırdan Çıkış......32:20 Yaptıkları BUZAĞIYI alıp YAKTI, TOZ HALİNE gelinceye kadar EZDİ, sonra SUYA SERPEREK İSRAİLLİLERE İÇİRDİ

Puta çok günah diyen ama PUTUN SUYUNU toplumuna İÇİRTMEKTE HİÇ SAKINCA GÖRMEMEKLE ne demek istemiş olabilirler? BUZAĞILAR GÖĞÜSLERE demiş olabilirler mi? Bizim BUZAĞIMIZ gönüllerde yaşatılıyor demiş olabilirler mi?

Mısırdan Çıkış.....32:31 Sonra RABbe dönerek, ‹‹Çok yazık, bu halk KORKUNÇ BİR GÜNAH İŞLEDİ›› dedi, ‹‹Kendilerine altın PUT YAPTILAR.

Musa, atalarının tanrısı dendiğinde durumu kavrayamıyor. Eğer, Musa'nın babası ve dedesinin inandığı tanrıyı bilseydi " adını sorarlarsa kim diyeyim" demezdi. Demek ki ortada birden çok tanrı inancı var ki; Tanrı tarafından seçilme düzeyinde görülmüş, seçilmiş insana bile, "HANGİ TANRISIN?" diye sorduruyorlar. Kitaplarında bu satırlar ile çok tanrı ruhsatı vermiş oluyorlar. Musa bile bilmedikten sonra sıradan insanın bilmesi mümkün mü? O halde, "din önderinin işaret ettiğine baksın yeter" ruhsatı böylece verilmiş oluyor. Eğer o hala Rab diyorsa o Rab'tır. Bu arad Rab değişmiş, başka varlıklarla Ahitler yapılmış, ittifaklar kurulmuş o inananlıyı ilgilendirmez. O na düşen işaret edilene "RAB" demesi.

Yasa Kitabı....10:1 ‹‹O zaman RAB bana, ‹Öncekiler gibi iki taş levha kes ve dağa, yanıma çık› dedi, ‹Ağaçtan bir sandık yap.
Yasa Kitabı....10:2 Parçaladığın önceki levhalara yazılı buyrukları yeni LEVHALARA YAZACAĞIM. Sonra onları sandığa koyacaksın.›
Yasa Kitabı....10:3 ‹‹Böylece akasya ağacından bir sandık yaptım. Öncekiler gibi iki taş levha kestim. İki levhayı da alıp dağa çıktım.
Yasa Kitabı....10:4 RAB dağda toplandığınız gün ateşin içinden size bildirdiği ON BUYRUKU, daha önce yaptığı gibi, bu LEVHALARA YAZDI ve BANA VERDİ
Yasa Kitabı....10:5 Sonra dönüp dağdan indim. RABbin buyruğu uyarınca, levhaları yaptığım sandığa koydum. Orada duruyorlar.››

Mısırdan Çıkış.....3:13 Musa şöyle karşılık verdi: ‹‹İsraillilere gidip, ‹Beni size ATALARINIZIN TANRISI GÖNDERDİ› dersem, ‹ADI NEDİR?› diye sorabilirler. O zaman ne diyeyim?›

Tanrı'nın, birkaç ay sonra yazılı emirlerini vermeyi planladığı, yüzyüze görüşme şerefine nail kılacağı seçilmiş adamı, TANRISINI değil TANRI bile tanımıyor. Akılla mantıkla uyan bir durum var mı? Tanrı inancına sahip olmayan biri, çok önemli bir göreve seçiliyor. Elbette ne Musa gerçek nede olaylar. Sadece ilan edilen Tanrı bağının olmadığını ilan eden anlatımlar söz konusu. Seçilenin İLAHİ hiç bir vasfının olmadığını belirten sözler. İnanç sisteminde Tanrı anlayışının yok olduğunu vurgulayan ifadeler. Yaratan Tanrıdan, edinilmiş Tanrıya, edinilmiş Tanrıdan, seçilmiş müstakil Tanrı'ya oradanda zihniyeti temsil eden KURUMSAL TANRIYA geçişin anlatıldığı makasbaşı hikayeleri.

Tükçe Eski Ahit kitapların da, artık Yahve devri bitiyor ve "RAB" TANIMLAMASI başlıyor. İSRAİLİN RAB'bi, İSRAİLİN TANRISI, İSRAİL TANRISI RAB, gibi bir Tanrı anmaları başlıyor.

Dikkat ederseniz "İSRAİL TANRISI" diye bir vurgulama yok. Hep Yakup'un, atalarının, Babanın..vb.. TANRISI gibi vurgulamalarla hitaplar ve adresle veriliyor. İsrailin Tanrısı gibi vurgularla, İSRAİL TANRISI tanımı içinde yer alabilecek evrensellik kırıntısını bile yok edecek ÖZELLEŞTİRMELERLE, RAB dedikleri olgunun sadece kendilerine ait olduğunu, asla ve asla başka hiç kimseyle ilintili olmadığını da netleştirmiş oluyorlar.

Hani onlar Yahve ismini evrensel boyutta kullanıyoruz, biz yaratana YAHVE diyoruz açıklamalarını / izlenimlerini kökten YOK EDEN tanımlalarla MÜSTAKİL TANRI kabullerini netleştirmişler oluyorlar. Ataların tanrısı havasına sokulmuş, Yakup'un Tanrısı kıvamında tutulan İSRAİLİN TANRISI deyişi ile evrensellik katılan, tanımlama ile TEK TANRILI DİN kategorisinde tutunmaya çalışıyorlar. Kitaplarında ki, ray değişimleriyle, Yahve inançlarının / evrensel tanrı inançlarının son bulduğunu cümle aleme ilan ediyorlar.
   
  Tanrı, hem "hadi Mısır'a git, o haddini aşmış olan FİRAVUNA haddini bildir" diyen ve bu yönde emir verip, hemen arkasından neden MUSA'yı öldürmek istesin.
Öldürmek isteseydi emrini vermez "ol/öl" derdi olur biterdi. Daha başlangıcında hata yapan olgu Tanrı olabilir mi?
Oysa; "Mısıra git" diyen böyle öldürme niyeti olmadığını tam tersine Musa'nın gidip İsraillileri kurtarmasını istiyor.
Eğer ölmesini istemiş olsaydı, Musa'yı öldürmek yada öldürülmesini isteyenlerin ÖLMESİNİ beklemezdi.
Zaten onu öldürmek isteyenler vardı.
Bu nedenle Musa'nın ölmemesi için onu koruma yolunu seçmezdi.

Gücü yetmeyen bile olsa, "ne halin varsa gör" derdi. Demediğine, koruduğuna ve "Mısır'a GİT" emrini verdiğine göre, KONAKLAMA yerinde MUSA'yı ÖLDÜRMEK isteyen, kendisini "YAHVE" olarak tanıtan, "Babanın Tanrısıyım" diyen YAHVE İSİMLİ TANRI olamaz. "Ben Benim diyen" olabilir. Daha sonra, "ben İsrailin Tanrısı olacağım, zihinlerine işleyeceğim" diyen sürekli değişkenlik gösteren hatta değiştirilenlerden biri olabilir.
   
  O halde, Musa'yı öldürmek isteyen başka bir kuvvet olmalı (tiyatrolarda, skeçlerde fonda / arka planda gaipten gelen sesler , konuşmalar olurda, sahnelenen oyunda rol alanların ismi sıralanırken. Fondaki konuşmları yapanlar için 1.adam, 2. adam diye o seslendirmelri yapan sanatcıları sıralarlar Buradaki durumda öyle.)

1.ses, "git onları kurtar, ben Atan Yakup'a güreşte yenilen Tanrıyım" diyor ve gönderiyor. Bu sese uyan Musa, bu kezde konaklama yerinde 2. sesin sahibiye KARŞILAŞIYOR. Yüz yüze geliyor.

Artık burada 2. ses değil, 2. varlık var. Karşılaştığı varlık ondan büyük ihtimalle yapmak için yola çıktığı eylemden vaz geçmesini istiyor. Hatta tehdit ediyor," ÖLDÜRÜRÜM" dediği iddia ediliyor.

2. görünüm veren sesin sahibi MUSA'dan ne istemiş olabilir? Musa'ya "Mısır'a git" diyen olmaz, Çünkü o görevini yerine getirmek için yola çıkmış. Görevde bir aksama söz konusu değil. Musa'yı Öldürmek isteyenin, Musa'ya verilmiş olan görevin yerine gelmesini istemediği muhakkak. Musa'nın, "1. ses'in verdiği emir uyarınca" hareket etmesi konaklama yerinde öldürmek için karşısına çıkan 2. ses tarafından istenmiyor. Mısır'a gitmesine karşı bir tavır yok, anlaşıldığı kadarıyla sadece bağlılıkla igili talepler var.

"Mısır'a gitme veya İsrailoğullarının başına geçme" diye bir EMİR / istek söz konusu değil. İstenen bu eylemlerin hepsinin kendi adına yapılması. Harun'un buzağısı ile tanışması. Musa'nın kendine bağlanması isteyen ve bu nedenlede tehdit ediyor."Ya! benimle ya! bensiz deniyor". Kim diyor elbette MUSA'nın da BU KABULÜ YAPTIĞINIilan eden kutsal metin yazarları bu şartları öne sürüyor. O halde bir makas başı durumu var.

Demek ki 2. ses Tanrı ile yüzyüze geliyorlar ki, Musanın karısı denilen SİPPOR İSİMLİ KADIN tartışmalara, tehditlere şahit oluyor. Yüz yüze görünümlü olmasa nerden bilecek tartışma mecrasının, ne tarafa yöneldiğini. Tartışma konusu, tartışmanın ciddiyetini içinde ölüm tehditlerinin olduğunu. Musa 2. sesten DUYUMLAR alırken müsaade isteyip Sippor'a durumu izah mı ediyordu? BÖYLE BİR İHTİMAL OLMADIĞINA GÖRE, herşey karşı karşıya gerçekleşiyor olmalı.

Tanrı-Sippor-Musa ve 38-39 yaşlarında olması muhtemel birde oğul var. (Musa 40 yaşında Medyen'e gittiyse varsayımından çıkan yaş. Genel inanışa göre, Musa 40 yaşında Medyene gidiyor. 80 yaşındayken Mısır'a gittiği 120 yaşında da öldüğü Ahit'te yazılı. Musa'nın yaşamında KIRKINCI devirler ön plana çıkarılmış) Öyle kucağa alınıpta sünnet edilecek bir çocuk söz konusu değil. Yaklanması çok zor olan ancak razı gelirse sünnet edilebilecek (oda keskin bir taşla) kocaman adam var. Kirve kimdi onun belirtmemişler.
 


  Aynı çocuk hikayesi Yakup'un ölüm sahnesinde de var. Ölüm döşeğindeki Yakup, zayıf düştüğünü ifade ettikleri 147 yaşındaki Yakup, Yusuf'un iki çocuğunu aynı anda KUCAĞINA alıyor. Sonra Yusuf babasına secde etmek için çocukları Yakup'un kucağından alıyor.

Yaratılış.......48:12 Yusuf OĞULLARINI BABASININ KUCAĞINDAN ALIP onun önünde yere kapandı.
Yaratılış.......48:5 ‹‹BEN MISIRA GELMEDEN ÖNCE burada doğan İKİ OĞLUN BENİM sayılır. Efrayimle Manaşşe benim için Rubenle Şimon gibidir.

Yaratılış.......47:9 Yakup, ‹‹Gurbet yıllarım yüz otuz yılı buldu›› diye yanıtladı, ‹‹Ama yıllar çabuk ve zorlu geçti. Atalarımın gurbet yılları kadar uzun sürmedi.››
Yakup Mısır'a geldiğinde Yusuf'un yaşı 39'du. (17 yaşında Mısır'a kuyudan alınarak götürüldü, 13 yıl kölelik yapıp hapis yattı - rüya yorumuna kadar geçen süre- 7 yıl bolluk ve kıtlığın 2. yılında Yakup ile buluşması). Hapisten çıkınca evlendiğine göre, evlilik yaşı 29-30 olmalı. Demek ki ilk çocuğu bu yaşlarındayken oldu. Çünkü kıtlık yılları başlamadan önce çocuklar doğmuş. Yakup mısırda 17 yıl yaşadığına göre, Yusuf, Yakup öldüğünde 39+17(Yakup'un Mısırda kaldığı yıl) = 56 yaşında oluyor. Bu durumda Yusuf'un çocukları maksimum 56-30= 25 ve 24 yaşlarında olur. (birer sene arayla doğdukları kabul edilirse)

Yaratılış.......41:50 KITLIK YILLARI başlamadan, On Kentinin kâhini Potiferanın kızı Asenat Yusufa iki erkek çocuk doğurdu.

Kıtlık yılları başlamadan iki oğulda doğmuş olduğuna göre; Yusuf küçük oğlu doğduğun da (Kıtlığa 1 yıl kaldı desek) 30+1=37-1=36 yaşında olur. Büyük oğlanda bundan min 1 sene önce doğabileceğine göre. Manaşşe doğduğunda da Yusuf'un yaşı maksimum 36-1=35 olur. Bu durumda Yakup öldüğünde Manaşşe'nin yaşı minimum 21 olur

Gördüğünüz gibi çocuk kavramı kutsal metin yazarlarınca farklı ALGILATILIYOR.

   
  YUSUF KAÇ YILINDA DOĞDU, YAKUP'la KAÇ YILINDA BULUŞTU, HANGİ YILDA ÖLDÜ analizinin yapıldığı "YUSUF'un YAŞI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Sünnet olayında da aynı yaş problemi var. Oğulun sünnet edilebilmesi için, rızasının olması gerekiyor. Demekki TANRI-SİPPOR-MUSA diyaloglarına oğulda şahit oluyor. O halde görüşülen varlık YÜZÜ GÖRÜLEMEZ diye ilan edilen Tanrı olamaz. Bırakın burada yüz göstermeyi bayağı bir konferans söz konusu.

Mısırdan Çıkış...33:20 Ancak, yüzümü görmene izin veremem. Çünkü yüzümü gören yaşayamaz."
Mısırdan Çıkış...33:21 Sonra, "Yakınımda bir yer var" dedi, "Orada, kayanın üzerinde dur.
Mısırdan Çıkış...33:22 GÖRKEMİM oradan geçerken seni kayanın kovuğuna sokup geçinceye kadar ELİMLE örteceğim.
Mısırdan Çıkış...33:23 Elimi kaldırdığımda, SIRTIMI göreceksin. Ama YÜZÜM görülmeyecek."

Diyor ama öncesinde de sonrasında da bol bol görünüm veriyor. TANRI SÖZLERİNİ CİDDİYE almayın içerikli anlatımlar kitabın oldukca KALIN bir kısmını bu ve bunun gibi, ilk bakışta ÇELİŞKİYMİŞ gibi gelen ifadelerle doldurulmuş.
   
  "YÜZÜMÜ GÖREN ÖLÜR'le" başlangıç yaptırılan "YAHVE" imajı & markası ile sunulan "TANRININ sonraki hali "TANRININ YÜZÜ"sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  "Aman çelişki yakaladım" diyorsunuz ama boşuna seviniyorsunuz. Yazarların amacı KUSURSUZ, YANILMAZ, HERŞEYİ BİLEN, GÜVENİLİR..vb.. karektere sahip bir TANRI PROFİLİ çizmek, ortaya koymak değil ki. (bu sözlerden çelişkisiz inanç kıtabı yazarlardı manası çıkmasın. Herhangi bir konuda yazılmış olan kitaplardaki çelişkisizlik şartı vurgulanıyor. . Yazdıkları kitap inançsal yönden birşey ifade etmiyor ki. Sadece söylenen "bizi takip edin" mesajı. "Biz gerektiğinde Ahitlerde yaparız, gerektiğinde tanrılarda değiştiririz siz bizleri takip edin yeter" diyorlar. Dini kitap bile olamaz. Olsa olsa bir zihniyetin dışa vurumunun maskelenerek ilan edildiği bir kitap olabilir)

Tam aksine başa çıkılabilecek boyutlara sahip ve sürekli hata yapan, kontrol altında tutulması gereken TANRI PROFİLİNİ BEYİNLERE işlemek. Onlar bu kitapları "her harfi Tanrıdan" diye ilan etme amaçlardan bir tanesi de, Tanrının beceriksizliklerinin sergilendiği belgeyi sunabilmiş olmak.

Onlar için ne kadar çürük inanç, o kadar güç demek. Yoksa ortada dolaşan bariz hataları kitap yazanlar hemen düzeltirlerdi. Bu durumda da istedikleri mesajları bilinçlere gönderemezlerdi. İnanlıları ise zaten işaret edilen yerlere bakmakla, içten okunan ilahilere uymakla, gelecek kurtarıcı hayallerine katkıda bulunmakla meşguller.

Ezra'nın Tanrısal görülüp, 2. Musa mevkisine yükseltilmesi ve doğum ve ölüm tarihlerinin olmamasının sebepleri bu olmalı. Musa kitap alan konumunda gösterilirken, Ezra kitap veren konumunda tutuluyor.

Çelişkilerin bir çoğunu dikkat dağıtmak, (kediye oynaması için verilen yumak gibi) içim bilinçli yaptığı belli olan Ezra, kitapları belli formatlar halinde düzenleyip iletilmesi gereken tüm manifestoları iletmiştir. Elbette onu ölümsüz yapıp, Tanrı oğlu olarak nitelendirirler.

El-Shaddai gibi. Belkide o. Onunda ölüm tarihi belli değil ve unvanı TANRININ KİTAP YAZMANLIĞI. Ezra'nın'da yaptığı Tanrı kitaplarını yazmak ve düzenlemekti. El-Shaddai ile eşleşmesi buradan olabilir. Ezra'nın doğum tarihinin verilmemesi Hanok'la eşleştirilme nedeniyle olabilir. Ezra'nın doğum yılını da kozmik saat dedikleri, Yartılışa göre 622 yılı, Yahudi takvimine göre M.Ö. 3139 yılı, Miladi takvime göre 3378 yılı olarak da veremezlerdi. Ölüm tarihini ölümsüz kılmak için vermediler diyelim. Peki doğum tarihini neden vermemiş olabilirler?
   
  HIRİSTİYAN ve YAHUDİLERE GÖRE; E&Y.AHİT KAYNAKLI YARATILIŞ SECERESİNİN İŞLENDİĞİ "ADEM - MİLAD KRONOLOJİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Hafızalarda yer etmiş olan, Musa'ya çölde seslenenin ve Musa''ya "Mısır'a git" diyenle bir bağlarının kalmadığını, gelişen olayların onun kontrolunde olmadığını vurgulayarak anlatıyorlar. Çölde seslenenin yolunda olmadıklarını, onun yolundan çıkılarak yeni Tanrılar seçildiğini anlatıyorlar.

Çölde seslenenin yerine, yine çölde Musa'ya baskı yapanın benimsendiği ve sünnet olayı antlaşmanın tamamlandığını bildiriyorlar. Sünnet ile PUTPERES (İbrahimle başlayan kurala göre, her inananlı 8. günde sünnet olmalı. Musa'nın çocuğu 40 yaşlarında ve hala sünnetsiz olduğu vurgulanıyorsa, İbrahim inancına göre putperestir) KANININ MUSA'nın bacağına sürülerek bu işin akte bağlandığını ilan edenler bu yol değişikliğinin ciddiyetini vurguluyorlar.
   
 

Musa'nın kayınpederi Putperes olduğuna göre kızıda putperesti.
Yani konaklama yerinde sahneye sürelen TANRI adayı da, Musa'ya bulaşan putperes kanından sonra "KANLI GÜVEY" dediğine göre, kendisinin damadı olduğunu ilan ettiğine göre, karısıda konaklama yerinde kunuştukları varlığa bağlıydı.
Yoksa neden varlığa damat olmuş olsun. Annenin Putperes oğlundan alınan kanlı parça ile de akit tamamlanmış oluyor.

Kan ile bağ saçma gelebilir. Bu durumda da BUZAĞI suyunun neden içirildiği sorusu ortaya çıkar. Demekki, inançlarının içinde bu türlü adetler kitaplarına girecek kadar önem kazanmış bir durum sergiliyor.

Arkasından gelen, Harun'un put yapması, putun parçalanıp yok edilme yerine suyunun kaynatılıp içirilmesi,
Tanrılarının Put olayın da sadece meydandaki Put varlığına / görünür olmasına bozulmuş olması,
Putun toz haline getirilip topluluğa içirilmesine hiç ses çıkartmamış olması,

Hatta içmeyenleri coluk çocuk demeden, put yapımcıları Levilere kılıçtan geçirtmesi,
Put yapan Harun'un ise ceza yerine mükafatlandırılarak İLK BAŞKAHİN ilan edilmesi,
Bu işi çok iyi yaptıklarına kanaat getirmiş olmalıki, BAŞ KAHİNLİK/ KOHENLİK mesleğini onun soyuna vermesi,
Ezra'nın seceresini PUT YAPIMCISI Harundan başlatması,

Bilinen ve çok önemli dört isim daha yazarak Yakup'a, kutsal soya, İsrailoğullarına ulaşabilecekken secere bilgilerini Harun'dan başlatması, Harun, Amran, Kehat, Levi, Yakup
Yakupoğulları yerine Yusuf oğlu Efreyim'i öne çıkartma gayretleri, yeni ulusu ona bağlaması,

Vaad edilmiş toprakları Mısır çıkışından sonra alırlarken, hiçbir Yakupoğulunun gözünün yaşına bakmamaları,
Amalek soyu kendilerinden olmasına rağmen, Esav soyundan gelenlerle onları yok et mesajlarının verilmesi,
Yahudilik zihniyetinin ve isminin kitaplarda yer alması..vb.. nedenlerden dolayı MISIR ÇIKIŞI YAHUDİLİĞİN YARATILIŞ MİLADIDIR. Yahudilik Manifestolarının milad yapıldığı anlatımlardır.