but1
   
   
  DECCAL, TÜRKÇE ANLAMI İLE YALDIZLAMA...NEYİ YALDIZLIYOR OLABİLİRLER...
   
 
   
 

ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...

9 - TEVBE.......... 32. Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah ise kâfirler hoşlanmasa da nurunu tamamlamaktan başka bir şey istemiyor.
61 - SAFF........... 8. Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.
24 - NUR........... 35. Allâh, göklerin ve yerin nurudur................

   
   
  Onların ilk amacı, Altın çağın başlangıcı olan, iyilerle, kötülerin savaşının taraflarını oluşturabilmek. Armegeddon savaş meydanında buluşacak, mesihin ordusu ile deccalin ordusunun taraflarını hazırlayabilmek.İyi_yüzlüler ile kötü_yüzlülerin savaşı. Müslüman taklitli, ünvanlı misyonerler tarafından, Argemeddon savaşı, Anadolu'da böyle anlatılıyor."Batının, iyi_yüzlüleri ile bir araya gelip kötü_yüzlülere karşı, İsa Mesih arkasında, mehdi (kim?) ile deccale karşı savaşacağız diyorlar.

İyi yüzlüler kim? İnançsızlara karşı ittifak kurmuş olanlar. yani Tanrının sözcüsü Vatikan temsil ettiği Katolikler, Fener Patrikhanesinin temsil ettiği ortodokslar,Hıristiyan Amentusünu bizim amerntümüz ile aynı diyerek,kabul etmiş olanlar. Elbette Altın çağın sahibi, Argemeddon savaşının proje müellifi Yahudiler.
Kötü yüzlüler kim? Bölgede hiç hıristiyan, Ehli kitap dedikleri ülke yok ki. O halde, savaş kimlerle yapılacak.Elbette, geriye Allah'ın, emrettiği İman şartlarına bağlı olarak yaşayan müslümanlar kalıyor.

Her halde! Amerika, buraya gemiler dolusu, Hıristiyan Orduları göndermeyecek, sırf Argemeddon savaşında batının, kötü_yüzü olsun, İsa Mesih'e yalancı çıkmayalım, savaşsınlar diye. O halde bölgede, savaşacakları 'bir blok' olması gerekiyor. Birbirlerine yaklaştırılarak, bir lider etrafında toplanmaları sağlanmış, herşeyden habersiz, Deccalin ordusunu oynayacak olan bülgesel blok. Yahudi düşmanlığı ile birbirine kenetlenmiş bir kitle. Blok; yahudiler tarafından gerçekleştirilen çeşitli olayların, ara gazları ile sağlamlaştırılacak.Yahudilerde sürekli yenilen, küçük düşen pozisyonlarını koruyarak, kendi taraftarlarının kurtarıcı İsa Mesih isteme arzularını, yalvarma boyutuna taşıyacaklar. (2.Dünya savaşında ezilen olmasalardı İsrail devletini kurmada bu kadar istekli olabilirler miydi?).
   
  Kutsal kitaplarında ne diyor.

Hezekiel..38/16 Ülkeyi kaplayan bir bulut gibi halkım İsrail'in üzerine yürüyeceksiniz. Gelecekte, ey Gog, seni ülkeme saldırtacağım. Öyle ki, ulusların gözü önünde kutsallığımı senin aracılığınla gösterdiğim zaman beni tanıyabilsinler.
Hezekiel..38/22 Onu salgın hastalıkla, kanla cezalandıracağım; onun, ordusunun, ondan yana olan birçok ulusun üzerine sağanak yağmur, dolu, ateşli kükürt yağdıracağım Hezekiel..39/2 Seni geri çevirip sürükleyeceğim. Seni uzak kuzeyden çıkarıp İsrail'in dağlarına getireceğim
Hezekiel..39/6 Magog'un ve kıyıda güvenlik içinde yaşayanların üzerine ateş yağdıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.

Kuzeyden gelecek olan Gog (yecüc) kimlerdendir.Kıyıda güven içinde yaşayanlar (magog) kimlerdir? Demek ki İsrail'in önce ezilmesi gerekiyor, o mutlu sonlarına ulaşabilmek için. Demek ki, İnsanlık dışı kabullerinin yapıldığı ve en zayıf görüldükleri zaman esasında onların en kuvvetli oldukları zaman olacak.
   
 


   
  Argemedon savaşının Gog ve Magog anlatıldığı Hezekiel bölümünde; İsrail Tanrısı Hezekiel'e "yüzünü GOG'a dön onlara karşı Peygamberlik yap" emri veriyor.
:
Onların kehanet dedikleri sözlerle, herkezi tasnifledikleri gibi kendilerini de o tasnifler içinde tutmuyorlar.Kendilerine hiç toz kondurmuyorlar. Siz hiç İBADETHANELERİNİN İSMİ "GOG'u" çağrıştıran bir din, BİR İNANÇ SİSTEMİ, bir ulus biliyor musunuz?

Kendi müstakil tanrıları olduğu gibi, "KENDİLERİNE HAS TANIMLAMALARIDA" inanç sistemleri içinde barındırmalarını normal karşılamak gerekir. Kendi içlerinden olduğunu vurgulayan SinaGOG. Sina'da verilen kitapla ibadet edenler. Sina'da verilen kitaba tabi olanlar, Sina'da verilen kitabın okunduğu yer, Sina'da verilen kitabın ait olduğu yer..vb..

Esasında GOG ile çağrışım yapılan ibadethanelerine bağlı olan, onu meydana getiren bir unur olmalı. Babil'de bulunan insanın, GOG'a başka türlü yüzünü çevirmesi ve peygamberlik yapması mümkün mü? Burada yüzünü çevir dediği yer SİNAGOG olmalı.Sina dağında verilen kitaba tabi olanların devam ettiği bağlı bulundukları ibadethane.

Sürgün sonrasında da geriye sadece devam edebilecekleri bir SinaGOG'ları kalıyor. Tüm kabileler dağıtılıyor. 10 kabilenin kaybolmuş olması geriye kalanın ne olacağı hakkında, yeterli bilgi vermiyor mu? GERİYE DÖNDÜKLERİNDE DE TAPINAK SAHİPLENME KAVGALARI OLMUYOR MU?

İSRAİL TANRISI HEZEKİEL'E NEREYE ve KİMLERE "YÜZÜNÜ DÖN" DİYE EMİR VERİYOR. Kudüs şehrinin maketine dönmesini dönmesini emrediyor. Tıpkı "Ey insan oğlu GOG önderine yüzünü çevir ve Peygamberlik yap" dediği gibi, Kudüs'e de yüz çevirmesini ve Peygamberlik yapmasını emrediyor.Kendi emirleri dışında kalan, etki alanından çıkmış bulunan, Sina inanç kökenli insanlara yönelmesini istiyor. Kendisinin Tanrı olarak yapamadığı, etkileme eylemini Hezekiel'e (flimlerde gördüğümüz beyin gücüyle) yaptırmak istiyor.

Hezekiel.....4:1 ‹‹Sen, ey insanoğlu, BİR TUĞLA AL, önüne koy, üzerine YERUŞALİM KENTİNİ ÇİZ
Hezekiel.....4:2 Kenti kuşat, duvarla çevir. Kente karşı toprak rampalar yap, ordugah kur, çevresine kütükler yerleştir.

Hezekiel.....4:3 Sonra demir bir sac al; demirden bir DUVAR GİBİ KENDİNLE KENTİN arasına koy. YÜZÜNÜ ONA DOĞRU ÇEVİR. KENT KUŞATMA ALTINDA tutacak,
ONU SEN kuşatacaksın. Bu İsrail halkı için bir BELİRTİ OLACAK.
Hezekiel.....4:7 YÜZÜNÜ YERUŞALİM KUŞATMASINA ÇEVİR, çıplak kollarını kaldırıp YERUŞALİME KARŞI PEYGAMBERLİK ET.

   
  SİNAGOG, BOZGUNCU GOG / YECÜC, MAGOG ve ŞEYTAN DOSTLARI KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "SİNA & GOG " sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  GOG-MAGOG ile YECÜC-MECÜC FARKI, HEZEKİELİN SÖZLERİ KONULARININ İŞLENDİĞİ "GOG & YECÜC" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  ADEM'İN MEYVA, YILANIN YANILMAZLIĞI, TANRININ YALANCILIĞI KONULARININ İŞLENDİĞİ "TANRININ BAHÇESİ " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
 
   
  İsteme eylemleri, yalvarma boyutuna taşınmalı ki, ortaya sürülen, atama mesih, hemen kabul görsün. Kabul görsün ki, atama mesih sayesinde hertürlü mezalimi, yok etmeyi rahatca yapabilsinler. Öyle ya! İsa Mesih ne yaparsa Tanrı adına yapar. Kim Mesih'in yaptıklarına karşı çıkabilir, kim Mesih'in yaptıklarına mezalim diyebilir? Bu güne kadar Dünyadaki tüm yok etmeleri, mezalimi, zülmü bütün masumluklarını takınarak, maduru, mazlumu, mahsunu oynayarak,Tanrı adına yapmamışlar mıydı?. O halde Tanrının vekiline, aynı zamanda tanrının oğlu ve Tanrı olan İsa Mesih'e nasıl karşı çıkabilirler. Yine şeytanın 1 numaralı A planı; ALLAH İLE ALDATMAK.
   
  Yer yüzünde o kadar çok kan döküp, zülüm yaptıklarından, Allah'ın, kendilerine bir kurtarıcı göndermesinin imkansız olduğundan, o kadar eminler ki,
İsa Mesih dediklerinin Allah'la ilişkisinin olmadığını/olamayacağını, atama olacağını kesinlikle biliyorlar ki,
Gidecekleri yolun, gönderilen peygamberlerin ve indirilen kitapların emrettiklerine göre sapkın olacağınının bilinçindeler ki,
Alemlerin Rabbi olan Allah yerine; gönüllerinde büyüttükleri Tanrılara, göğüslerine içirilen buzağılara, bağlı olduklarından hiç şüpheleri yok ki,
Amaçlarının Allah'a ulaşan yol olmadığını, HORUS'un (gören gözünün)/ PİRAMİT'in kopuk parçasının birleşimini sağlamak olduğunu biliyorlar ki,
 

 

  Onları; bir takım endişelerini giderecek tedbirler almaya yönellti;

Soğuk kış gecelerinde soba başında anlatılan Deccal hikayeleri gibi. Callut yerine Deccalin olduğu hikayelerle bu durumu atlatabilirlerdi. Ama ortada garip bir durum söz konusu idi...Hem zülüm yapıp, hemde kurtarıcı bekleme yüzsüzlüğü vardı.Yüzsüzlüklerinin de farkındalardı.

"Bu kadar, maduru, masumu, mahsunu, mazlumu oynayıp, zulümler sergileyip, sapkınlıklar yapıyoruz".
"Ortaklar, oğullar isnat ediyoruz."
"Üstelik, perdeleme olsun diye, Tanrı'dan da sürekli kurtarıcı istiyoruz".

Yukarıdaki saptamalardan dolayı kafaları kurcalayan soru şu idi..
"Geçekten Tanrı Kurtarıcı gönderirse, bizle ne yaparız?."
"Allah'la ilişkisi olmayanlar bizler, zulum sergiliyen bizler, bizim değil, diğer toplulukların kurtarıcıya ihtiyacı var. "
"Allah, kurtarıcı gönderirse, insanları bizden kurtarmak için göndereceği muhakkak."
" Oysa biz, mesih derken şartlar olgunlaştığında ortaya süreceğimiz atama mesihi kastediyoruz." Şüphesi onları bazı tedbirler almaya itti.

"Tanrı hiç bir zaman yeryüzüne gelip olaylara müdahele etmediğine, sürekli insan resül gönderdiğine göre geleni yalanlamak elbette mümkün" dediler."Her zaman yaptığımız gibi" dediler. "Gerekirse çarmıha gerer, gerekirse yalancılıkla sapkın olmakla itham ederek Deccaliyetini ilan ederiz. İşte size, Mesih'in yok etmek üzere geldiği, Deccal ve ordusu deriz." diyerek senaryolarını, hikayelerini yazmaya başladılar.
   
  ALLAH KURAN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..

6 - EN'AM......... 158. Neyi bekliyorlar? Kendilerine meleklerin gelmesini mi, Rabbinin gelmesini mi, yoksa Rabbinin bazı mucizelerinin gelmesini mi? Rabbinin bazı mucizeleri geldiği gün, daha önce iman etmemiş yahut imanında bir hayır sahibi olamamış kişiye imanı hiçbir yarar sağlamayacaktır. De ki: "Bekleyin! Doğrusu biz de bekliyoruz."
25 - FURKAN......21. Bize kavuşmayı ummayanlar dediler ki: "Üstümüze melekler inse, yahut Rabbimizi görsek olmaz mı?" ......
2 - BAKARA........55. Siz şunu da söylemiştiniz: "Ey Mûsa! Biz, Allah'ı apaçık görmedikçe sana asla inanmayacağız."........
17 - İSRA........... 92. "Yahut iddia ettiğin gibi göğü, parçalar halinde üzerimize düşürmelisin, yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza dikmelisin."
   
  İlk girişimler/ hikayeler, Hz.Yusuf sonrası' da kullanılan, ölenin üstünlüğü vurgulanarak; "Allah, bir daha böylesini göndermez" ağıtları. Hz. Yusuf'u, över gözükerek, daha sonra gelmesi muhtemel olan peygamberlerin önünü kesmek onların yalancı olacaklarını önceden ilan etmek, bilinç altlarına kazımak. (Hz. Muhammed'in Hıristiyanlar tarafından kabul görmemesi gibi...)
   
  ALLAH, KURAN'I KERİM'DE ŞÖYLE ÖRNEK VERİYOR.

40 - MÜ'MİN........34. Andolsun, daha önce Yûsuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, “Allah ondan sonra aslâ peygamber göndermez” demiştiniz. İşte Allah aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır.
   
  DEMEK Kİ O EGEMEN GRUBUN YÜZYILAR BOYUNCA, PEYGAMBERLERİ ÖLDÜRMELERİ, KABUL ETMEMELERİNİN SEBEBİ BU DÜŞÜNCELERİ. "....Allah ondan sonra aslâ peygamber göndermez....." Ölene övgüymüş gibi sunulan, aslında gelecek olana reddiye içeren ağıt.Böylece gelecek olan Peygamberlerin önünü kesmeyi amaçladılar. Allah "başka peygamber göndermez" diyerek.
Bu söylem, peygamberlerin önünü kesmek için, kurdukları inanç sistemlerini yaşatabilmek için; uyguladıkları bir metod /izledikleri bir yol.
   
  ARA AÇIKLAMA NOTU..

KUR'AN'I KERİM'DE NE MESİH, NE MEHDİ, NE DE DECCAL GEÇMEMEKTEDİR. Bunlar İslamiyete, İsraliyat uydurmaları olarak sokulmuş Truva atlarıdır.
MÜSLÜMANLARIN KURTARICISI, ALLAH'IN, "RAHMET, HİDAYET KAYNAĞI", "ONDAN BAŞKA SIĞINILACAK BULAMAZSINIZ" DEDİĞİ KUR'AN'I KERİMDİR.

Deccal'in kelime anlamı; bir
şeyi örtmek, yaldızlamak veya boyamak manasına gelen ‘decl' kökünden türemiş bir sıfat olup, çok yalancı, aldatıcı, hilekar demekmiş.

Mesih silahını keşfettiklerinde ise, Allah'ın, gerçekten bir kurtarıcı gönderme ihtimaline karşılık, tedbirler alma ihtiyacı hissettiler.
Öyle ya! ALLAH BİR KURTARICI GÖNDERİRSE NE YAPARLARDI? TAM BİR "YANDIM KETEN HELVA" OLURDU, MARMARA ÇIRASI GİBİ YANARLARDI.

Benzer durumu Hz. Muhammed geldiğinde yaşamışlardı. Allah'tan, inkarcılara karşı kurtarıcı istemişler, yalvarmışlar. Allah, Hz. Muhammed'i gönderince, hemen onu inkar yoluna gitmişler.Çünkü onlar kafalarına göre yazdıklarını ortaya sürecek, 'atama bir kurtarıcı' ortaya süreceklerdi.

Toplumları hazırlamak için Allah, bize kurtarıcı gönderecek nutukları atıyorlardı. Asıl amaç, gizledikleri üzerini örtemeye çalıştıkları Tevrat'ın yerine, açıktan açığa hükümlerini uygulayabilecekleri bir kitabı, "bu Allah'tandır" diyerek ortaya sürmekti
   
  ALLAH KURAN'I KERİM'DE ŞÖYLE ÖRNEK VERİYOR.

2 - BAKARA........89.Kendilerine ellerindekini (Tevrat'ı) tasdik eden bir kitap (Kur'an) gelince onu inkar ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkarcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat'tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkar ettiler. Allah'ın lâneti inkarcıların üzerine olsun.
   
  Allah, gerçekten Hz. Muhammed'i ve ellerindeki gizledikleri Tevrat'ın hükümlerini doğruluyan, Kur'an'ı gönderince hemen inkara gittiler. Çünkü İstedikleri, Allah'tan, gelecek olan değildi.Tüm hazırlıkları boşa gitmişti.

Pekii! Allah, Kurtarıcı gönderirse nasıl olurdu? Hele bu kurtarıcı, Hz. İsa Mesih olursa ne gibi özellikleri olurdu? Kendilerinin ortaya sürecekleri atama, İsa mesih gibi olmayacağı kesin idi? Hz. İsa'da birtakım mucizeler olacağı muhakkaktı. Bu mucizeler, kendi yapabilecekleri duman ve yaldız boyanın çok ötesinde olan ilahi gerçek mucizeler olacaktı. Sorunun cevabını; yine Hz. İsa'da ve Allah'ın, Hz. İsa'ya verdiği, nur ve hidayet rehberi dediği İncil'de buldular. Kur'an'ı Kerim de buldular.
   
  Allah, Hz. İsa'ya, hangi mucizeleri vermişti:
Ölüleri, Allah'ın izniyle diriltiyordu
Çamurdan kuş görünümünde bir şey yapıyor, içine üflediğinde, Allah'ın izniyle kuş oluyordu
Doğuştan körü, abraşı Allah'ın izniyle iyileştiriyordu.
Beşikte iken insanlarla konuşuyordu.
Allah, Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretmişti
Ruhulkudüs'le desteklenmişti
İnsanlara, evlerinde yemekte ve biriktirmekte olduklarını haber veriyordu
Allah, İsrailoğullarını uzak tutmuştu
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...

5 - MAİDE........ 110. Hani, Allah şöyle demişti: "Ey Meryem'in oğlu İsa! Senin ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla. Seni Ruhulkudüs'le desteklemiştim, beşikte iken ve erginlik çağında insanlarla konuşuyordun. Sana Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş görünümünde bir şey yaratıyor, içine üflüyordun da o benim iznimle kuş oluyordu. Doğuştan körü, abraşı benim iznimle iyileştiriyordun. Benim iznimle ölüleri çıkarıyordun. İsrailoğullarını senden uzak tutmuştum. Hani, sen onlara açık-seçik ayetleri getirdiğinde, küfre sapanları şöyle deyivermişti: "Açık bir büyüden başka bir şey değil bu."

3 - ALİ İMRAN.....49. Onu Beniisrail'e şöyle konuşan bir resul yapacak: "Şu bir gerçek ki, ben size Rabbinizden bir mucize getirdim: Ben, çamurdan, kuş görünümünde bir şey yapar, ona üflerim de Allah'ın izniyle kuş oluverir. Ben, körü ve abraşı iyileştirir, ölüleri Allah'ın izniyle diriltirim. Evlerinizde yemekte ve biriktirmekte olduklarınızı size haber veririm. Eğer inananlarsanız, bunda sizin için tam bir mucize vardır."
   
  DECCAL DİNLER ANLATIMINA GÖRE; Deccal'e, ölüyü diritme, hastaları iyileştirme, körü görür hale getirme, çok hızlı hareket etme gibi özellikler verilmiş. Allah'ın Hz. İsa'ya verdiği belli başlı mucizeleri, Deccal dedikleri hayali varlıkta toplayarak, tanıtımını yapıyorlar. Olur'da Allah gerçek Hz. İsa'yı gönderirse hazırlıklı olalım, diye.İnançlılarımızın, ona inanmasına engel olalım diye

Oysa YALDIZLAMA, BOYAMA, SAPTIRMA İŞLERİNİ onlar yapıyor. Hille, Yalan entrika düzenliyicisi onlar. Bunlar Allah'tandır, diye çağrıda bulunan onlar.O halde kendilerinde ki, DECCALLİK VASIFLARINI gizlemek için,DECCAL ORTAYA ÇIKACAK yalanları uyduruyorlar.
   
  KENDİ ADAYLARI, ATAMA MESİH'E VERDİKLERİ ÖZELLİKLER İSE; Orduların başına geçme, kötü denilenlerle savaşma görevleri dışında, mucizevi maharetleri yok. Simyacıları ne maddeye egemen olup yoktan var edebildi, ne tanrıları söz verdiği gibi ölüleri diriltebildi.Ne şöyle ortaya salabilecekleri hortlakları/hayaletleri oldu, nede resmi geçit yaptırabilecekleri cinler ordularına sahip olabildiler. Ne vampirler gerçek çıktı, nede cadıları. Duvarları delenler, havada uçanlar, asa ile hükmeden Firavunlar, filmlerinde ve hayallerinde kaldı

Yer-merçekimi, elma neden düştü, kuvvet kudret midir?, belki kontrol da ederiz, belki de tanrı oluruz hayalleri içinde yüzyılları böyle bekleyişler ve arayışlarla geçti. Halbuki ne kadar da umutlanmışlardı, kopya Dolly ile... DNA, klonlama, kopyalama, kozmik bilinç, evrenin sesi, kuantum, gen bankası, gen haritası derken çıldıracak gibi oldular. Nihayet Dünya'da benzeri olmayan genlere sahip olması gereken İsa mesih'i meydana getirebileceklerdi..

İsa tanrı, annesi Meryem'den olma diyerek kutsallık kazandırmışlardı.Benzeri olmayan bir DNA (Tanrı) yapısı ve eşşiz bir gen (Tanrı) haritası olmalı idi. Maria Magdelana fahişeydi yok değildi tartışmaları arasında, bir türlü İsa ile evlendiremediler. Dolayısı ile İsa mesihe çocuk bağlayamadılar. Annesi Meryem'de kutsal bakire idi. Doğal olarak onunda başka çocuğu yoktu.Kocası olarak gösterilen, Yusuf'tan çocuğunun, olup olmadığına da aralarında net bir karar vermemişler.Papalığa göre, Tanrının annesi olan Meryem, başkasından hamile kalıp doğurdu mu, yoksa kutsal bakire olarak mı kaldı, zor bir karar. Mesih'i atayacaklarsa; mecburen Beytüllahimli , bir çocuğu yetiştirmiş/ yetiştiyor olmaları lazım.

İkinci bir tanrı olur, komik olur diye, aynı yoldan İsa gibi doğan, bir kardeşi de var diyemediler. Bu nedenle çağın simyacıları sayılan, DNA ve Gen bilimcilerinin buluşları, onları çıldırtacak hale getirmişti. Bu ilerlemeler, nasıl çıldırtmasın, nesli devam etmeyen ve tanrısal gen taşıyan, İsa'nın DNA yapısı benzersiz olmalı idi. Ama olmadı, seneye inşallah da diyemediler. Umutlar tükenmişti, vakitte yoktu.

Oysa ne güzel hazırlamışlardı beyinleri, evrenin gücünü barındıran, He-Men (o-adam), Voltran, yüzüklerin efendisi ve benzerleri ile.Ortaya sürecekleri mesih'in genleri ne yaparlarsa yapsınlar, şu anda Dünya'da yaşayan, birilerinden izler taşıyacak. İstedikleri kadar kod'larla oynamış olsalarda benzerlikleri tamamen yok edemezler. Çok az rastlanan olabilir, kıyıda köşede (ortadoğulu/yahudi olmak zorunda) kalmış olan olabilir ama Ortadoğulu olan genleri taşımalıdır. Halbuki tüm bilgin büyücüleri de toplamışlardı.
Gerçek Hz. İsa kaç yıl yaşadı, evlendi mi? çocuğu var mı idi? Bu konular hakkında, Kur'an'ı Kerim de detaylı, bir bilgi yok. Sadece Çarmıha gerilmediği, öldürülenin de Hz. İsa'ya, benzer gösterilen biri olduğunu biliyoruz.(Hz. Meryem'in kocası olarak kitapların da ismi geçen Yusuf tan üvey kardeşlerin ile bir soy arayışında oldukları muhakkak.)
   
  Ellerinde kalanlar ise Bilinçleri bulandırma, insanları zombileştirme, Allah ile aldatma, bloklar oluşturma yöntemleri kalmıştı. Bir de sis içinde kullanacakları hologramlar ve lazerler ile ilgili teknolojik araçlar var. Bilimci, dinci, falcı, astrologcu, büyücü, medyacı, kuantumcu, reikici, beyin bulandırıcı, sürreyalistci....vs, kısaca tüm bilgin büyücüler bir araya getirilmeli, toplumlar üzerinde tüm maharetlerini uygulamalı olarak göstermelidirler..Bilinçler bulanmalı, zombilik dereceleri artmalı idi.

Allah, mesih'e (geleceğini iddia ettikleri) vermediği mucizeleri, insanları saptıracak Deccal dediklerine verecek.Akılla mantıkla alaksı olmayan bir kabul. Çizgi filmlerindeki Tanrılar arası savaşlar gibi. Kurtarıcı mesih, ve birtakın mucizelerle donatılmış Deccal. Allah kurtarıcı gönderecekse neden Deccali göndersin.İşin ilgincide Allah'a oğul isnat edenler, kendilerini Tanrı vekili ilan ederek şirk koşanlar, İsa tanrıdır diyenler, zülüm segiliyenler, Hz. Muhammed'i ve Kur'an'ı Kerim'i inkar edenler, Mesih kurtarıcı olarak," bize gönderilecek" diyorlar, Müslüman gruplar da "evet onlara gelecek" diyor.
   
  Oysa onların, deccal tanımlı olanları, zaten insanları peşlerine takarak sapkın yollara sürüklüyor. Safları sıklaştırıyorlar. Kurtarıcı olan Kur'an'ı Kerim'e göre hareket etseler, kurtuluşu Kur'an'ı Kerim de arasalar, Mehidi, mesih avcılarından kolaylıkla kurtulabilirlerdi. Mehdi Mesih gelecek/gelebilir, inancına sahip olsalar bile, en azından Hıristiyan veya onlara hizmet eden / onlardan olan, misyoner avcıların elinden kurtulurlardı.

Öyle bir şey olacak olsa bile, bu gönderilmenin asla Hıristiyan ve Yahudi inancına sahip olanlara olmayacağını bilirdi.Gönderilenin, Allah'ın Kur'an'ı Kerim de belirtilen esaslar doğrultusunda, Hz. Muhammed'in yolunda, o sapkın görüşlere karşı mücadele etmek olduğunu bilir, deccallerin peşine takılmaktan da kurtulmuş olurdu..

Gönderilenin; Allah'a oğul isnat edenlerle birlikte olmayacağını, Tam aksine Kur'an'ı Kerim'in rehberliğinde Hz. Muhammed'in yolunda, o sapkın görüşlere karşı mücadele etmek olduğunu bilecek, Tellallerin, deccallerin peşine takılmaktan da kurtulmuş olacaktı.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...

6. - EN'AM.........115. Rabbinin sözü hem doğrulukça, hem de adaletçe tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir.
43 -ZUHRUF........44. Gerçek şu: Bu Kur'an sana ve toplumuna elbette ki bir hatırlatıcı/bir düşündürücü/bir şeref/bir öğüttür. Bundan sorumlu tutulacaksınız.
24 -NUR........... .34. Yemin olsun ki, size, gerçeği açık-seçik anlatan ayetler, sizden önce gelip geçmiş olanlardan örnekler, korunanlar için de bir öğüt indirdik.
6. - EN'AM........116. Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Çünkü onlar sadece "zann"a uyarlar ve saçmalarlar.
53 -NECM......... 28. Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, şüphesiz hakikat bakımından birşey ifade etmez.
7. - A'RAF..........52.Andolsun biz onlara, bilerek açıkladığımız bir kitabı, inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik.
   
 

Deccallerin peşine "takılmaktan korunmak" sözü çelişki gibi gelebilir. Hem deccal kavramı "Müslümanlıkta yok" diyeceksin, hemde deccallerin peşine takılıp takılmamaktan bahsedeceksin "bu ne lahana turşusu bu ne pehriz" denilebilir.

Evet, fiziki anlamada DECCAL diye bir varlık Kur'an'ı Kerim'de yok.Ama inanç sistemleri içinde sanalda olsa böyle bir varlık kabulü hatta beklentisi var.Müslüman toplumlarda da Kıyamet öncesi meydana çıkacak olan Deccal inancı var. En belirgin anlatılan özelikleri; insanları İMANA çağırıyorum diyerek, imanları yok etmesi yani ateşe götürmesi. Devasa yapıda olması. havada uçan kuşları tutması, bir adımda şu kadar mesafe alması ve TEK GÖZLÜ olması.

İnsanları imana davet ediyorum diyerek davet ettiği inanç sisteminde, insanlar imansızlaştırılacaklar.Bu işlem binlerce senedir yapılıyor."Tek ilah inancı var, bizlerde tek ilaha inanıyoruz, bizlerde semavi dinleriz" diyerek insanları dinlerine davet edenler, çok Tanrı inançlarını bu sözlerle örterek, esasında insanların imalarına talip oluyorlar.

Aynı kapak altında hepsi Tanrı sözüdür dedikleri kitaplarında birden çok Tanrı varlığı var diyenler kendilerini tek ilahlı din adı altında saklıyorlar.Çok tanrının varlığını kabul edip, tek Tanrıya tapıyor olmayı; TEK İLAHLI DİN gibi göstererek gittikleri yolu gizliyorlar.

Her harfi Tanrıdandır diyerek kendi kitaplarına geçmiş kazandırmak için aynı kapak altına, Eski Ahit adı ile dahil ettikleri kitaplarda birden çok Tanrı var diyen ve o kitaplarda ismi geçen İSRAİL TANRISINA değilde OĞUL TANRIYA inananlar kaç Tanrının kabulünü yapmış oluyorlar?

Her harfi Tanrıdandır dedikleri kitaplarda, Tanrı olarak geçen yerine Oğul Tanrıyı oturtanlar çok Tanrıya inanmış olmuyorlar mı? O kitaplarda birden çok Tanrı var diyenler, "O KİTAPLAR HER HARFİ İLE TANRI SÖZÜDÜR" derlerken neleri örtmeye çalışıyor olabilirler?

Elbetteki öncelikle ALLAH, imanı taşımadıklarını örtmeye çalışıyorlar.Boyunlarındaki haçın manasını, anlamını, onun put olduğunu örtmeye çalışıyorlar. DECCAL'e isnat edilen vasıflardan biride, alnında imansız yazacak olması değil mi?

Başka Tanrılar icad eden, varlıkları ilah edinenler, Oğul Tanrılar ilan edenler, kendilerine müstakil İsrail Tanrısı seçenler, en azından, "ALLAH'A", BİLEREK ve İSTEYEREK ŞİRK KOŞANLAR olmuyorlar mı? Her biri imana çağırdığı insanları İmansız hale getirmiyor mu? Daha nerelerinde ne yazması bekleniyor. Açıkca, imana çağırdıklarını, şeytana teslim ediyorlar.

Dinler arası diyalog panayırları, sırat köprüsü müsamereleri, tek taraflı hoşgörü gülücükleri, üçlü ibadetler, İsevi-Müslümanlık çağrıları, İbrahimi dinler kandırmacaları, Semavi dinler yalanları ile kapatılmaya çalışılan her taraflarında yazılı bu yazılar, dikkatli bakıldığında yapılan bunca makyaja rağmen sırıtıyor.

   
  VATİKANA GÖRE; E.AHİTTE 2. TANRI İŞARETLERİ ve Y.AHİTTE TUTARSIZLIKLAR; konusunun işlendiği "DÜALİST DİNLER" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Önce tevhid inancının örtülmesi için gerekli değişiklikler yapılıyor. Kamufle edilmiş halde bizlerde ALLAH yoluna çağırıyoruz, bizimde yolumuz aynı, bizlerde tek tanrıya inanıyoruz, bizimde kutsal kitabımız var başlıkları ile kendilerini tanıtıyorlar.

Müjde bize geldi, kurtarıcı gelecek, mesih gökten inecek, o bizim günahlarımız için çarmıhta öldü, o Tanrının oğludur gibi yaldızlamalarla da inanç sistemleri albenili hale getiriliyor

Bu anlatım DECCAL TARİFİ ile aynı özellikleri taşıyor. Hiç bir fark yok. Herşey örtülmüş ve inandırıcılığı artırmak içinde süslenmiş. Tanrı diye peşine takınılan ( takıldılarsa tabii. Papuç bırakmazlar gibi geliyor. Ama inançsızlara karşı ittifak için işbirliği yapıyor olabilirler.) Alladdinin lambasında da arasıra gizlenen yaratılmış bir varlık.

Buch kadar gelip "git bu işi hallet" diye özel direktifler verdiyse artık siz; TANRI OLARAK İŞARET EDİLENİN NE OLDUĞUNU düşünün.Zulüm ve kan isteynlerin planlayanların isteğne göre direktifler veren ve "dile benden ne dilersin" diyenden başka ne olabilir. MÜSLÜMANLARI yok etmesi için, BUCH'A DİREKTİF VERDİ denileni, bir zamanların ilahi devler dedikleri lambadan çıkan devlerden başka ne olabilir? Tanrıyla görüşmeye giden ilahi yaratıklar, "Şeytanla birlikte Tanrı ile toplantıya gitti "diyenlerin, Tanrı diye işaret ettikleri, ancak o toplantıya gittiklerinin ağa babaları olabilir.

Eyüp/Jop......1:6 Bir gün İLAHİ VARLIKLAR RABbin huzuruna çıkmak için geldiklerinde, ŞEYTAN da onlarla geldi.

Eyüp/Jop......1:7 RAB ŞEYTANA ‹‹Nereden geliyorsun?›› dedi. ŞEYTAN, ‹‹Dünyada gezip dolaşmaktan›› diye yanıtladı.

Kutsal dedikleri kitaplarında bunlar yazarsa onlarda farklı boyuttan herşeyi TANRI OLARAK KABUL etmekte bir sakınca görmez.ğer ŞEYTAN TANRI ile İSTEDİĞİNDE GÖRÜŞÜYORSA zaten ortada bir nevii, SELANA DİZİSİ" var demektir. O halde şeytana uymakta bir sakınca yoktur, Tanrı ile istediği zaman toplantılar yapan, akıl verenle neden görüşülmesin ki.

Her harfi Tanrıdan dedikleri kutsal kitaplarında da Tanrı ŞEYTANLA TOPLANTILAR YAPIYOR yazdığına göre şeytanla görüşme ve işbirliği yapmak onlar için son derece normal olmalı. Bakmayın onların şeytana lanet okumalarına.Onlar kendilerine mani olana lanet okuyorlar.

"Devler" diye bahsettikleride, lamba ovalandığında ortaya çıkan "emret sahip" diyen devin atalarıymıştır. Pagan inanca sahip olanlar Totemlerinden ne buluyorlar.Totem etrafında toplanmış olan varlıklardan elde ettiklerini topluluklarına satarak kazandıkları gücü buluyorlar. Bir nevi falcılık gibi.

6:2 İlahi varlıklar, insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler.

6:3 RAB, ‹‹Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür›› dedi, ‹‹İnsanın ömrü yüz yirmi yıl olacak.››

Kızlarla evlenen ilahi varlık dedikleride, onların kadınlara musallat olması ile ilgilidir.Hatırlayın bir zamanlar TV'erde CİN'lerle evlendim, çocuklarım var diyen medyum lakaplı insanlar vardı.

Kitaplarında bahsettikleride , buna benzer şeyler olsa gerek. Şeytanla görüşmeyi normal karşılayan, Hz. Adem ile Hz. Havva'nın cennetten kovulmasının baş aktörü olan Şeytandan suçu alıp, hiç birşeyden habersiz yılana yükleyenlerin, Şeytan ve tayfası ile diyalog kurmasından daha doğal ne olabilir. Onları Tanrı olarak kabul etmesinden daha normal ne olabilir.

EĞER ÖYLE DEĞİLSE NEDEN ŞEYTANI TEMİZE ÇIKARDILAR.
EĞER ÖYLE DEĞİLSE NEDEN KİTAPLARININ BİR KISMINDA, ŞEYTAN KÖTÜ OLARAK ANILMIYOR?
EĞER ÖYLE DEĞİLSE, ELOHİMDE OLMAYAN YASAK YAHVE İÇİN GETİRİLDİ. YAHVE ismini tekrarlamak yasaklandı.Gerçek ismi neden saklı ve tekrarlamak neden yasak? Taptıklarının belli olmasından mı korkuyorlar.

Tıpkı CİN isminin medyada sarfedilmesine sınırlar getirilmesi gibi.Üç-harfliler diyorlar ama CİN diyemiyorlar.Neden acaba? Oysa Üç- harfliler tanımıylada, CİN ismiyle de aynı şeyin kastedildiğini herkez biliyor. Herkez üç-harfliler tanımını duyduğunda zaten beyninde "CİN" diye tercüme ediyor.Üç-harfli tanımını ilk kez duyanda merak ediyor ve öğrenmek için soruyor, CİN ismini söylemek sakıncalı ise merak daha sakıncalı değil mi? Şeytan ismi nasıl rahatca kullanılıyorsa, CİN ismide aynen öyle kullanılmalı. Rahatsızlık niye orası anlaşılmıyor. Yoksa CİN'lerde rahatsız olup, isimlerinin fazla tekrarlanmaması için birilerine direktif vererek sınırlamamı getirtti?Yahve'de öyle yapmıştı ya! Yoksa; "bu durum böyle devam ederse size bilgi vermem, Rab'lik yapmam" mı dedi?

Bu konular sadece Yahudileri ilgilendirmiyor. Konuların geçtiği kitapları, HER SÖZÜ TANRIDANDIR diyerek kabul eden, kutsal kitaplarının arasına alan Hıristiyanları da ilgilendiriyor. Kutsal metinlerinin arasına kattıkları, "kitapları yazdırdım diyen" YAHVE". Her harfi bendendir" dediği ktaplar Hıristiyanlarında kutsal kitabı olmuştur.

6:4 İlahi varlıkların, insan kızlarıyla evlenip çocuk sahibi oldukları günlerde ve daha sonra yeryüzünde NEFİLLER vardı. Bunlar eski çağ kahramanları, ünlü kişilerdi.......(-Bu ifadenin sonuna şöyle bir açıklama eklemişler-....Bunların melek ya da Şit soyundan gelen insanlar olduğu sanılıyor. Septuaginta bunu ‹‹Devler›› diye çevirir. )

Melekmi İnsanmı karasızlığı yine fiziki yapıları olmayan ama görünen, hissedilen, hayal edilen varlıklar olduğunu gösteriyor. Çocukluğumuzda bizlerde devler var zannederdik. Çünkü bizim uslu çocuklar olmamız için, öyle zannettirilmişti.

O halde bunların irtibat kurdukları, Tanrı olarak kabul ettikleri ne olabilir? Tek Tanrılıyız yaldızını kullanırken, esasında Tanrı olarak tapıdıklarının kimliğini örtmüş olmuyorlar mı?

Bu söylenenler, DECCAL diye fiziki bir varlığın gelmiyeceğini, esasında DECCAL anlamında faaliyetlerin devam ettiğini belirtmek adına sıralanıyor. "DECCAL gelecek" diye sürdürdükleri yıkıcı faaliyetlerini örtmüş oluyorlar. Herkez tarif edilen bir varlığın çıkacağını beklediğinden, onlarda bu boşluktan yararlanarak DECCAL TANIMI içine neleri kattılarsa, gereken neyse onu yerine getiriyorlar.

Yaptıkları DECCA'Lİ davranışlarını örtmek içinde, TANRISALLIK SÜSÜ VERDİKLERİ KEHANETLERİ kullanıyorlar. Kehanet maskesi ile her türlü planlamaları yapıp istedikleri yere yerleşiyorlar. Dinlerin diyaloğu, İsevi-Müslümanlık, Semavi dinler, Dinler arası höşgörü, İbrahimi dinler maskeleri ile de yaptıkları işleri YALDIZLIYORLAR.

İkili-üçlü ibadethaneler, nikahlar eşliğinde herkez, merakla Argemeddon savaşını bekliyor. Kim hangi tarafta olacağı belli olmayan, hasım olarak görülenlere kazanması için yapılan, "kurtarıcı Mesih gelecek" koroları eşliğinde, abondene halde bekleyiş sergileniyor.. Av, avcıya teslim olmuş, onun ziyafetten alacağı hazdan dolayı mutlu, bir an onun yerine kendini koyup "hadi diyor hadi!"

O kadar iyi örtüp yaldızlamışlar ki, herkez Kurtarıcı Mesih beklemekteyiz zannediyor ama yine av olarak biliyorlar ki Mesih gelmeden önce savaş, yıkım var. Mesih kendisini atayanları ARGEMEDDON SAVAŞINDA KURTARACAK.

Aradaki fark Geyik ile Aslan arasındaki ilişki kadar. Her ikisininde ortak parolası "AVLANMAK"
Av "AVLANMADIM" diye sevinerek yuvasına dönüyor. Avcı ise "AVLANMADIM" diye üzülerek inine dönüyor.
Biri "AVLANMAK" korkusu ile uykuya dalıyor, diğeri ise "AVLANMAK" umudu ile uykuya dalıyor.
Biri dışarıda ses duysa eyvah "AVLANDIM" diye panikliyor, diğeri bir ses duyduğunda işte şimdi "AVLANDIM" diye salyalarını siliyor.

BİRİ; BESLENME ZİNCİRİNİN EN ÜST NOKTASINDA KAN ve ETLE BESLENİYOR, diğeri ise otla beslenip kendi halinde yaşıyor ama AVCININ AV LİSTESİNDE. Özetle diğerleri: ZİNCİRİN ZİYAFET SOFRASINDA.
   
  Deccal kavramında olan yaldızlama ve örtme boyutları böyle. Deccal kavramında olan dev olmaya da değindik.Dev olmaya bir örnekte Yahve'den verilebilir. Gerçi "en büyük Tanrı bizim TANRI" diyerek, konut ve dinlenmesi için 300 m2 (10*30mt) çadır yapıyorlar.

2 Tarihler (Chronicles)...2/5 "Yapacağım tapınak büyük olacak. Çünkü Tanrımız bütün tanrılardan büyüktür.

1 Tarihler (Chronicles)...17/5 İsrail halkını Mısır'dan çıkardığım günden bu yana tapınakta oturmadım. Bir çadırdan öbür çadıra, orada burada konaklayarak dolaştım.

Yeremya.............6/20 Neden bana Sabadan günnük, Uzak bir ülkeden güzel kokulu kamış getiriliyor? Yakmalık sunularınızı kabul etmiyorum, Kurbanlarınızdan hoşnut değilim.››

Devliğine gelince:

Zekarya.....14/4 O gün O'nun ayakları Yeruşalim'in doğusundaki Zeytin Dağı'nın üzerinde duracak. Zeytin Dağı doğuya ve batıya doğru ortadan yarılıp çok büyük bir vadi oluşturacak. Dağın yarısı kuzeye, öbür yarısı güneye çekilecek.
   
  Deccal kavramında olan yaldızlama ve örtme boyutları böyle. Deccal kavramında olan dev olmaya da değindik. Alaaddin'in lambasından çıkanlara değindik.
Yaratma iddiaları, Tanrıcılık oynayanların "mangal-kül" hikayesidir. "İnsanı yarattım" dediği tarihten, binlerce sene önce kendisiyle birlikte yaratılan insanları bilmeyenin atıp tutmasıdır.

DECCAL'e, belli başlı atfedilen özelliklerden birtek TEK GÖZ OLMASI kaldı. Elbette TEK GÖZ nerede ve TEMSİLCİLERİ kim olayı kaldı?

Binlerce yıldır TEK GÖZ İLE SEMBOLİZE EDİLEN NE? Elbette Horus.
   
  HORUS, Mısır mitolojisinde dense de siz inanmayın. Günümüzde de gök tanrısı olarak kabul gören bir tapınma olgusudur. Güç ve kuvvetlerin birleştirilmeye çalışıldığı semboldür. VARLIKLAR ARASI KOORDİNASYONU SAĞLAYAN bir isimdir.

Mitolojiye göre; İsis ve Osiris'in oğlu kabul edilirmiş. Şahin başlı olarak tasvir edilen Horus, aynı zamanda Güneş tanrısı olarakta gösteriliyormuş. Bunun gibi çeşitli versiyonları olan Horus; eğer İsis oğlu olarak anılırsa Osiris tarzı bir tanrı olarak kabul ediliyormuş. Yoksa; GÜNEŞ tanrısı tarzında / yapısında RA, Atum gibi TANRILARIN, OĞLU olarak anılıyormuş. Ne kadar tanıdık geliyor değil mi? TANRININ OĞLU tanımı.

Amca Set, Horus'un babası Osiris'i öldürmüş. Bu ölümden sonra hamile kalan İsis, Horus'u doğurmuş.Osiris'in parçalarını birleştirmiş. Osiris o zamandan sonra yer altı faaliyetlerine bakıyormuş. Babasının katili amcası, Seth'den intikam almaya kararlı olan Horus, Şahin kafalı olarak sembolize edilmiş. Horus böylece herşeyi gören hiç birşeyi gözünden kaçırmayan olarak vurgulanmış.

(Seth, Şit'in karşılığına denk geliyor. Hz. Adem'in oğlu olup olmadığını bilinmiyor. Peygamber olduğu Kur'an'ı Kerim'de belirtilmemiş. Konu Kur'an dışı inanç sistemleri olduğu için o pencereden bakılmalı. Habil ve Kabil isimleride Kur'an'ı Kerim'de geçmiyor. -Adem'in iki oğlu tanımlaması ile konu naklediliyor-, Kutsalımız dedikleri Eski Ahit, Hz. Adem'in oğlu olduğu ileri sürüyor.
Sakın bu durumda Horus ile temsil edilen zihniyet, katil evlat Kabil'in mirası olmasın? Kendinden olamayanların, kendinden imanda daha iyi olanların seviyesine gelmektense onları yok ederek her şeyin belirleyicisi olmayı, 1. tercih olarak kullanan Kabil'i, böylece yaşatıyorlar olmasınlar.
Binlerce yıldan beri, Seth ile mücadelesini sürdürdüğü söylenen Horus, esasında peygamber olan ve ALLAH'ın vahiylerini ileten Şit ve onun öğretileri ile savaşıyor olmasın. Şeytana kötülük MELEKLERDEN gelir, İMANLI olanlardan gelir.
Şeytanın düşmanları İMAN SAHİBİ OLANLARDIR.Bu noktadan hareketle de, Horus'un düşmanları elbette İMANDA İLERİ olanlar olacaktır ve öyledirde. Şahin ile sembolize edilmeside gayet normal. Katil evlattan daha bilgili olan kargayı sembol yapamayacaklarına göre, kendilerinden daha bilgili olduğuna inandıkları kuşlardan biri olan Şahini kendilerine ikon olarak seçmiş olmalılar.)


Keskin bakışları, yasalarını kıl kadar saptırmadan, gerekirse acımasızca uyguladığını ifade edermiş. Öte alemde de hükümran ilan edilen Horus, gece gündüz sürekli açık gözü ile herşeyi görür imiş. Üstelik, gözleri açık kalmakla kötü ilah, Seth ile de mücadelesini kötülük yapmasına engel olarak sürdürür olurmuş. Gözünün sürekli açık olması nedeni ile Ay ve Güneşe Horus'un gözleri olarakta bakılırmış. Böylece gece gündüz nöbetleşe de olsa insanları gözetlediğine, önce kendilerini, sonrasında da kendilerine kattıklarını inandırmışlar.

İSRAİL TANRISIDA HORUSTAN ETKİLENMİŞ OLMALI Kİ: 7 kollu kandilleri her yerde kullanıpı, her tarafa dağıtıyorlar
Zekerya........4:10 ‹‹Küçük işleri yapma gününü kim küçümsüyor? İnsanlar Zerubbabilin elinde çekülü görünce sevinecekler. -‹‹Bu yedi kandil RABbin bütün yeryüzünde DOLAŞAN GÖZLERİDİR .››-

Mısırdan Çıkış....25/31 "Saf altından bir şamdan yap. Ayağı, gövdesi dövme altın olsun. Çanak, tomurcuk ve çiçek motifleri kendinden olsun.
   
  Yecüc ve Mecüc hakkında, "her tepeden" gelecekler tanımıda, mertebe sahibi olarak ilan edilmişlerden gelebilecek tehlikelere karşı, imanlıları uyarmak, tehlikelere karşı ikaz etmek amacıyla kullanılmış olabilir. Gog ve işbirlikcisi Magog için, imanlılara yapılmış bir uyarı olmalı. Tıpkı, tek göz tanımı ile binlerce yıldır varlığı inanç sistemleri içinde yaşatılan Horus ve benzerlerine dikkat çekildiği gibi.

TEK GÖZ ile sembolize edilen Horus ve onun gibilerine karşı imanların korunabilmesi için insanlar uyarılmış olabilir.
Horus ve avanesi anlatılırken bir takım nitelendirmeler de yapılmıştır.
Daha iyi anlatabilmek için benzetmeler de kullanılmış olabilir.
Yayılan Pagan esaslı dinlere ve Pagan esaslar üzerine kurulan inanç sistemlerine karşı uyanık kalınması için, onların örtme ve yaldızlama yaptıkları anlatılmış olabilir.

"Tehlike, gerçekleri örterek ve yaldızlayarak" gelecek diye toplumlar uyarılmış olmalı.
Bu anlatımların hepsi DECCAL kelimesi ile ifade edilmek istenen nitelendirmeleri içermektedir.

Zaman içinde bu nitelendirmeler, Gökten kuşları avlayan, yaratacak olan, bir ayağı şurda bir ayağı burda olan, TEK gözlü, İlahlık iddiasında bulunan hayali DECCAL kabulüne doğru yol almış gözüküyor.

Tanım olarak DECCAL görevini son hızla yerine getiriken, İnsanlar tek gözlü devasa bir yaratık bekleyişine itilmiş halde.
İlahlık taslayan sonsuz hayat vaadi ile insanları alıp kendi inanç sistemi altında toplamadı mı?
Hz. Adem'i de kandırmak için, sonsuz hayat vaad eden ŞEYTAN değil miydi?
Kurtarıcı vaadleri ile günahtan arındırma sözleri ile yeni bir yaşam ümidiyle insanları peşne takmıyor mu?

Kah! "Oğul Tanrıyım" diyor, kah! "üçü-birliğin Kutsal Ruh'uyum" diyor, Kah! "Yahve'yim" diyor, Kah! "İsrail müstakil Tanrısıyım" diyor. Sayılan nitelikleri taşıyan başka dini oluşum var mı da onun, "Deccal" denen saptırıcı çıkartması bekleniyor? Sapmadıklarını sanmaları için çizilen, DECCAL tanımlı robotik özellikli, üstün meziyetli olanı öne sürerek, ortamı sis bulutu içine alanlar, DECCALİYETLERİNİ bir takım çağrılarla, kurulan ittifaklarla, dini figürlerle süslü oluşumlarla hızla sürdürmekteler.

MÜSLÜMANLAR, tarif edileni Kıyamet öncesi geleceğini sandığı / sandırıldığı YALDIZCIYI, burnunun ucundaki, hemen yanı başındaki DECCALLERİN içinde aramak yerine, alnında yazısı olan, adeta canavar bozması birini bekliyor. O bu sanılar içinde Deccalini beklerken, Yaldızcılar, örtücüler faaliyetlerini hızla yerine getirebilmek için hedefleri / hedefte gösterdikleri isimleri sürekli değiştirmekteler.

Uzak diyarlardan gelecek, hilkat garibesi bir hayali SAPTIRICIYI beklemekte olanda, Deccali tanıdıklar bildikler, dostlar arasında aramamaktadır. Oysa; Deccaliye kıvamında olanlarla, inançsızlara karşı açık yada gizli ittifak kuranlar, mensup oldukları çevre içinde, cemaat grubunda mertebe sahibi olan insanlar. Bu nedenle tepelerden hucüm edecekler deniliyor. Kudret ve makam sahipleri, güçlerini çıkarlarından, elde edecekleri imtiyazlarından yana koyarak bozgunu yaygınlaştıracaklar. Artık bozgun, kuralları, öğretisi olan, yasal ve dini desteklere sahip, kendinden olmayanları dışlayan hareketler haline getirilmiştir.
   
 
   
  DOLARDAKİ, HORUS, PİRAMİT, ADALET TERAZİSİ, ANAHTAR ve "BİZ TANRIYA İNANIRIZ" sözünün işlendiği "PARADAKİ TANRI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Dikkat edilirse sanki Horus, Frak giyip Melon şapka takmış bir halde. Belkide frak giyip melon şapka takmada, onu sembolize etme adına gelenek haline getirlmiştir. Horus (heykelin yapımcısı) onları taklit edemeyeceğine göre; o adetin yerleşmesini sağlayanlar, onu taklit ederek sembol düşkünü olanlara, yeni aitlik olanakları sağlamış olabilirler.
   
  Horus’un gözünün eski Mısır inançlarındaki gösterimi: KORUYUCU GİZE SFENKSİ’dir. Doğuya yönelmiş bakışları ile GÜNEŞİ / SEVİNDİREN IŞIĞI beklemektedir. Firavunların dolaysıyla kendilerini Tanrı ilan etmişleri korumaktadır.

SEVİNDİREN IŞIK:
Hıristiyanlık Pagan köklerinden biridir Sevindiren Işık inancı ve ilahisi. Tıpkı Gök kraliçe Seramis + Marduk = Meryem + İsa gibi. Hristiyanlık kurucuları, Mithra dininin / Paganların / Güneş tanrısı tapınıcılarının (yenilmez güneş SOL İNVECTUS) bir takım seronomilerini benimsemişler.(--25 Aralık İsa'nın doğum günü (noel) ve Sunday -GÜNEŞ GÜNÜ- / Pazar günü ibadetleri gibi--)

Roma inancı ile İsa arasında ilişki kurma / aynılaştırmaya en belirgin örneklerden biri olarak gösterilebilecek, '"Selam sevindiren ışık / Selam sevincin ışığı" diye isimlendirilen müzik parçası, İLK HIRİSTİYAN İLAHİSİ imiş.
Hırıstiyanların "SEVİNDİREN IŞIK" dedikleri İSA'nın doğum ile Roma dininde "YENİLMEZ GÜNEŞİN DOĞUMU" aynı güne, yani 25 Aralık'a denk geliyormuş.

Bu ilahi SFENK / HORUS konusu içinde neden o kadar önemli? Çünkü Hıristiyanlar bu ilahiyi söylerken DOĞUYA, GÜNEŞİN DOĞDUĞU yöne dönerek bu ilahiyi icra ediyorlarmış. İşte Abraham Lincoln'un baktığı yön onlara göre, "SEVDİREN IŞIĞIN DOĞMASINI UMDUĞU" yer olan TAM DOĞU. A. Lincoln o nedenle 3000/4000 metrelik düz bir hattın tam ucundan bakıyor. Göz, Gez, Arpacık ve HEDEF. A.Lincoln bakışı, dikiltaş, Kongre ve HORUS / MARDUK (Güneş Buzağısı) / GÜNEŞ.

4.ROMA DEVLETİ OLARAK KENDİLERİNİ GÖRENLER ELBETTE ROMA GELENEĞİNİ SÜRDÜREREK DÜNYAYI EYALETLERE BÖLEREK KONSİL (Ahit bağlısı olan konsey. İznik konseyi gibi ama tüm kararlar için İmp+din adamı+siyasetci mekanizması) SİSTEMİ İLE YÖNETMEK İSTEYENLER, ELBETTE ROMA DİNİNİN GEREKLERİNİ DE YERİNE GETİRECEKLERDİR.

Sadece bir farkla, yöneldikleri GÜNEŞ ama HORUS'un temsil ettiği güneş. Mithra'nın temsil ettiği Şark güneşi değil (şu anlar oraları yok etme planları yapıyorlar) Horus'un temsil ettiği Firavunların TANRISI OLAN GÜNEŞ.

Her ikiside PAGAN inancı olmasına, ve her ikiside aynı amaca hizmet ediyor olmasına rağmen Mithra dini tapınıcıları ile aralarında hedef farkı var.
Mitra dinine ait olanlar Tanrılarını hoşnut edip sonsuz huzuru amaçlarken, Horus yada ismi her neyse onunla İTTİFAK yapan Yahudi zihniyetliler, TÜM DÜNYAYI AÇLIKLA KÖLELEŞTİREREK iç huzurlarına kavuşmayı hesap ediyorlar. Kötü dürtülerinden kurtulup arındıktan sonrada; sonsuz yaşam için kendilerini "ALLAH'ın" hesap gününden MUAF tutacak, kurtarıcıyı ortaya ÇIKARABİLMEYİ hayal ediyorlar.

Bu tür inançların ürünü olarak yapılan SFENKS; Tanrı adına Tanrısal kararlar alan ve Tanrı RA'nın yeryüzündeki vucutlanmış hali olan Firavunların öldükten sonraki maduriyetlerini gidermek için koruma görevi yapmaktadır.
Tanrı olmaktan muaf duruma düşmüş Firavunları ve Tanrılaşamadan ölmüş olan Firavun adaylarını ve ailesini korumaktadır.
Yoksun kaldıkları Tanrı kimliğinden dolayı ÖLÜM diyarında / yer altı yaşamlarında koruyucuklarını yaptığı ilan edilip inançlar içine yerleştirilmiştir ki arkadan gelecek olan FİRAVUNLARIN elleri titreyip YÜREKLERİNDE KORKU oluşmasın.

Özetle: Yaşarken Tanrı olan firavunları, hayatta iken TANRI adına kararlar alanları; Seth ve diğer kötü dürtülere sebep olanlara karşı korusun diye yapılmıştır SFENKS.
Tanrı adı altında katliam yapacaklara (Tanrı dediki Bush git bu işi hallet) moral versin, DECCALİYET yolundan ayrılmasın diye yapılmış olmalı SFENKS.

Bu inanç noktasından hareketle, Piramitleri nasıl SFENK koruyorsa, ABD KONGRESİNİDE A. LİNCOLN'un korumasına verilmiş.

   
  a lincoln sfenks
   
  washington kongre horus
   
  deccal kongre firavun vatikan
   
  şeytanın yüzme havuzu
   
  İmanlıları korumak için dikkat çekilen DECCAL kavramı yıllar içinde kendisinin kelime manası uygun biçimde hareketle, örtülmüş ve yaldızlanmış olarak içlerimize kadar girmiştir. Her yerdedir.

Gece gündüz, herşeyi gözetlemekte, dinlemekte, arşivlemekte ve yasalarını çiğneyenleri acımasızca cezalandırmaktadır. Kendinden olmayanların baş belalısı durumunda olan DECCAL,onların kendisine kötülük yapacağını düşünerek, bir-bir cezalandırmaktadır. Kendisini, kendisine ve kendilerine kötülük yapacaklara karşı adamış olan DECCAL bu görevi Düyanın her yerinde eksiksiz ve acımasız bir şekilde uygulamaktadır.

Kendilerine mani olabilecek herkezi, doğal düşmanları olarak kötüler olarak ilan eden DECCAL anlayışı, iman sahibi olan Müslümanlara aman vermemektedir.Tüm Müslümanlar onun için POTANSİYEL BİR DÜŞMANDIR.
   
  İşte bir örnek:Saldırıyı, kendilerinin planladığı açığa çıkan 11 Eylül ikiz kuleler olayı.

Cezalandırmak istediklerine, suçlar icad etmede üstat olan DECCAL; masum, madur, mahsun ve masum tavırlar takınarak bu terörist sadırının karşılıksız kalmayacağını ilan etmiş ve öylede yapmıştır. Olay öyle bir hale gelmiştir ki; alışkanlıkları olduğu, adetten sayılan Cadı avı benzeri, sürek avları ile Müslümanların üzerine görülmedik baskılar kurmuşlardır.Milyonlarca insanı, uydurdukları Cadı suçlaması ile "yak emri" veren Papalığın bugünkü temsilcileride, olanları büyük hoşnutluk içinde seyretmiştir.

Sonuç olarak bu baskılardan karşılıklarını almış, herkez suçluların ceza görmesi için dua eder hale gelmiştir. Savunması gereken çok basit şeyleri bile damga yemekten korktuğu için müdafaa edememiştir. Yapılan bir çok zulme, "aman bizede bulaşırlar, bizleride onlardan sayarlar" korkusuyla görmemezliğe, duymamamazlığa gelmiştir.

Bu baskılar, DECCAL'A o kadar çok yararlar sağlamıştır ki, kendisine bağlılıkları o kadar çok artırmıştır ki; kendilerini DECCAL'e adamak isteyenler, onun temsil edildiği yerin kapısına kadar gidip BAĞLILIK SECDELER YAPARAK TESLİMİYETLERİNİ BİLDİRMİŞLERDİR. Hiç birşeyden pek haberi olmayan, binlerce Müslüman kullanılarak, bu bağlılıklar bildirilmiştir.

DECCAL'i devasa bir varlık olarak bekleyenlerin, DECCAL'in yanı başlarında olduğunu bilmelerine imkan var mı? Onları oraya çağırıp, Kabe'den 40 derece farkla, direk Kongreye secde ettiren olgunun DECCAL olduğunu nerden bilsinler.

Cuma namazı yaldızı ile kendilerini, DECCAL'A SECDE ETTİRENİN, ONUN TELLALLERİNDEN OLDUĞUNU nereden bilsinler? TEK PARÇA DEVASA DECCAL bekleyenin, DECCAL'in birim elamanlardan oluşan olgu olduğunu nasıl tahmin etsinler? Kendilerini "iman yolu" diye, imanların yok edileceği yola çağıranların, esasında DECCAL'i oluşturan zihniyetin birimleri olduğunu, verilen hangi bilgi ile bilsinler
   
  ABRAHAM LİNCOLN İNANCI GEREĞİ GÜNEŞİN / İSA'NIN O SEVDİKLERİ IŞIĞIN DOĞUDAN GELECEĞİNİ DÜŞÜNÜYOR VE O YÖNE YÖNELMİŞ.
PEKİ SECDE ETTİRİLENLER KİME YÖNELTİLMİŞ ve KİME BAĞLILIKLARINI BİLDİRMİŞ OLUYORLAR?
DOĞUDAN GELECEK OLANA ve DOĞUDAN SEVDİĞİMİZ IŞIK GELECEK DİYENLERE BİAT ETMİŞ OLUYORLAR.
   
 
  http://www.qibla.com.br/
     
  ABD KONGRESİNE CUMA NAMAZI BAHANESİ İLE YAPILAN SECDENİN İŞLENDİĞİ "NAMAZ İLE KONGREYE BİAT "SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  11 Eylül ikiz kulelere yönelik yapılan terörist saldırılarında, katledilenlerin sayısı 4-5000 civarında. 11 Eylül'deki saldırı sonrası terörizmle mücadele adına, Dünya barışı adına; sivil insanlardan öldürülenlerin sayısı 5 milyonmuş.

11 Eylül kule saldırılarından sonra, Müslüman iki ülke (Magog diyarından) Afganistan ve (Asur/Babil diyarından) Irak işgal edildi, bir devlet başkanı öldürüldü, eski teröristlere ülkeler teslim edildi. Sudan, İran dışlandı, Somali abluka altında.

Müslümanlar terörist ilan edilmiş, ülkelerinde oturan, Camiye gidenlere potansiyel terörist muamelesi yapılmış. Polis kontrolü, medya aşağlama saldırıları ve global mahalle baskısı altında yaşar olmuşlardır.

11 Eylül olaylarından sorumlu tutulan El-Kaide lideri, Usame Bin Ladin ise sağdır. Yakalanmak şöyle dursun, örgütünü yönetmeye devam etmektedir. Terör odağı olarak gösterilen ve "etkisiz hale getirilmesi gerekir" diye peşine düşülen El-Kaide, durumunu daha da güçlendirmiş, barındığı ülkelerde daha da etkin hale gelmiş, çekinilen bir kuvvet haline sokulmuştur.

Bu tür uygulamaları pervasızca gerçekleştirenler, inanç sistemlerinde olduğu gibi, birilerini günah keçisi ilan ediveriyorlar.Kendilerini sütten çıkmış akkaşık olarak göstermek içinde, kavram kargaşaları oluşturuyorlar. İnsanları acabada bırakıyorlar.(Günah keçisi deyimi,Yahudierin günahlarından kurtulmak için kullandıkları yöntemin adı. Seçilen keçiye yükledikleri gühları ile birlikte uçurumdan atılmasına dayanan bu ibadet şekli, günümüzde keçisiz olarak tüm acımasızlığı ile ülkeler ve toplumlar üzerinde sürdürülmektedir.)
   
  Üstelik onların suçlamalarını o kadar benimsemişizki / onların terör konusunda, "çok haklı olduklarını" ilan etmek için; PAPA'ya sunulan mektupta "Yanlış anlaşıldığımız için özürler" bile dilenmiş. Hemde "Yanlış anlaşılmanında" suçunu kabullenerek.
   
  PAPA'ya YAZILAN MEKTUPTAKİ "YANLIŞ ANLAŞILAN MÜSLÜMANLAR" ve DALGAKIRAN KONUSUNUN İŞLENDİĞİ SAYFAYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  BU ÖRNEKLERİN IŞIĞINDA DECCAL NE OLABİLİR. NEREDEDİR DERSENİZ İŞTE ADRESİ
   
  ABD KONGRE ÖNÜNDEKİ HORUS ve PİRAMİTİNİN İŞLENDİĞİ "HORUS PİRAMİTİ GÖREN GÖZ ve KONGRE "SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Güneşin doğuşunu gözetleyen ABRAHAM LINCOLN.Göz, gez arpacık, hedef misali, göz, pramit, Kongre ve hedef demiş. Horus'un Güneşi / Firavun'un Güneşi olduğunu da vurgulamak için; KORUYUCU SFENKS gibi oturmuş, okun ucunu da KOPUK PARÇALI PİRAMİT.....GÖREN GÖZ , TAM KOPUK PARÇANIN ORTASINDA.
   
  Doğudan Doğacak ışığa bakıyor. Sevinden ışıkları, Doğudan beyaz atıyla gelecekmiş ya! Bu nedenle tüm ümidini bağladığı, ışığını gözünü ayırmadan bekliyor

Roma inancı ile İsa arasında ilişki kurma / aynılaştırmaya en belirgin örneklerden biride, '"Selam sevindiren ışık / Selam sevincin ışığı" diye isimlendirilen, İLK HIRİSTİYAN İLAHİSİ imiş.Hırıstiyanların "sevdiren ışık" dedikleri İsa'nın doğum ile Roma dininde "Yenilmez Güneşin Doğumu" aynı güne, yani 25 Aralık'a denk geliyormuş.

Hıristıyanlar bu ilahiyi söylerken DOĞUYA, GÜNEŞİN DOĞDUĞU yöne dönerek bu ilahiyi söylerlermiş. İşte Abraham Lincoln'un baktığı yer onlara göre, SEVDİREN IŞIĞIN DOĞACAĞI yön olan TAM DOĞU. O nedenle 3000/4000 metrelik düz bir hattın tam ucundan bakıyor. Göz, Gez, Arpacık ve HEDEF. A.Lincoln bakışı, dikiltaş, Kongre ve HORUS/GÜNEŞ..... Ucu piramitle "ok-ucu" haline getirilmiş bir ok. Şahinin pençesindeki oklardan biri olabilir mi?

Belki sevindiren ışık olarak H.B.Obama seçilme ihtimali vardı ki; Abraham Lincon'un baktı DOĞU, tam olarak H.B. Obama'nın köyünün üzerinden, ŞEYTANIN YÜZME HAVUZUNA odaklanmış halde. (Horus ve Pramitinde açıklaması var)
   
  dolar deccal
   
   
  ÖZETLE: DECCAL TANIMI İLE ORTAYA KOYULAN ZİHNİYET HEP VARDI. ONLAR HEP GÖREV BAŞINDAYDILAR.DEDİKLERİ GİBİ 7/24 GÖZETLEDİLER.HER BOŞLUKTAN YARARLANIP İLERLEDİLER.İZLERİNİ ÖRTTÜLER HEDEFLERİNİ YALDIZLADILAR.
   
  lusifer