but1
   
   
  KUTSAL KİTAPLARINDA YUSUF ADIYLA SAKLANAN HAMAN... FİNANSAL YAHUDİLİK MANİFESTOSU...
   
 

HALKINI KÖLELEŞTİREN, TUZAKLAR KURAN, TEFECİLİK YAPAN YUSUF ADI ALTINDA SAKLANAN HAMAN PROFİLİYLE İLETİLEN İYİ BİR YAHUDİ NASIL OLUR.DERSİ

   
     
   
   
  "Mısır'da vezir oldu" dedikleri Yusuf'un ismi, değiştirilmiş. İsimlerin değiştirildiğini bildirenler birçok şeyin daha KENDİLERİ TARAFINDAN değiştirildiğini haber olarak hikayelerinin içine katmışlar. Artık,anlatmış oldukları Yusuf, kendilerine ait olan Yusuf'tur. Her şeyiyle, kendilerine münasip kalıplar içine oturttukları Yusuf'u kaleme aldıklarını, uygun bir dille bildirmiş oluyorlar. Değiştirilen ismin ne olduğunu, değiştirilen ismin arkasında ne olduğu, yazının ilerleyen bölümünde işlenecek

Yaratılış..........41:45 Yusufun adını Safenat-Paneah koydu. On Kentinin kâhini Potiferanın kızı Asenatı da ona karı olarak verdi. Yusuf ülkeyi boydan boya dolaştı.

Daha Mısır yaşamına 70 kişiyle başladıklarında, zaten MISIR DİNLERİYLE içi içe bir durum sergiliyorlar. Starları bile, Horus'lu, Osis'li, İsiris'li, Ra'lı..vb.. Bu düşünceye sevk eden ne? Elbette yine onlara ait kitaplarda geçen ifade, bu teze kaynaklık ediyor. "EFRAYİM benim BİRİNCİ DOĞANIM" demesinin anlamı da kendiliğinden ortaya çıkmış oluyor.

30 yaşında Mısır veziri olan Yusuf; 70 kişiyle girilen Mısır macerası başlamadan, Yusuf'u babası Yakup'la karşılaşmadan, kıtlık yılları başlamadan önce evlilik yapıyor.

Yusuf'un evlendiği kadının babası, ON kentinin BAŞ KAHİNİ. Sözde Tek ilahlı dinin temsilcisi YUSUF, MISIR TANRILARINA hizmet eden, dinin yayılması için çabalar sarfeden PAGAN BAŞ KAHİNİNİN kızıyla evlenip PUTPERES ÖNDERLERDEN kayınpeder sahibi oluyor. Savundukları tek ilahlı din hakkında bile yeteri bilgisi olmadığı belli olan Yusuf, Mısır Tanrılarına Hizmet eden BAŞ KAHİN damadı oluyor. Yakup bile İsrail Tanrısının, "ben BABANIN tanrısıyım" demesiyle, konuştuğunun İsrail Tanrısı olduğunu anlıyor. Daha henüz İsrail'İN Tanrısı olmamış olmalı ki; Yakup güreşte yendiği Tanrıyı tanıyamıyor. Bu durumda Yusuf, DİNLERİ konusunda ne kadar bilgili olabilir ki? Dinlerinin gerektirdiği inançlara ne kadar sahip olmuş olabilir ki?

Yaratılış.......46:2 O gece Tanrı bir görümde İsraile, ‹‹Yakup, Yakup!›› diye seslendi. Yakup, ‹‹Buradayım›› diye yanıtladı.
Yaratılış.......46:3 Tanrı, ‹‹Ben Tanrıyım, babanın Tanrısı›› dedi, ‹‹Mısıra gitmekten çekinme. Soyunu orada büyük bir ulus yapacağım.

Profilini çizdikleri Yusuf öyle, Tanrı korkusu taşıyan bir yapıda olmaktan ziyade, emrinde olduğu FİRAVUNUNA hizmette kusur etmeme çabası içinde. Halkın zor durumda bırakıp FİRAVUNU için, toprakları ele geçiren fırsatları değerlendiren, portföy yöneticisi tarzından çok öte işler yapıyor.Tefecilik, bankerlik, simsarlık, tahsilatcılık gibi ne kadar parayla ilgili kötü şey varsa, hepsini gurur duyarak yapıyor.

Takipcileride bu davranışların kendilerine "cuk" oturduğunu düşünmüş olamalılar ki, Yusuf adı altında yapılan HALKI KÖLELEŞTİRME operasyonunu, "her harfi Tanrıdan" kitaplarında olmasını yadırgamayıp, "Tanrı ne kadar doğru söylemiş" tarzı yaklaşımlarla, kendilerine soygun, işgal şablonları oluşturuyorlar.

Din kitabında vahiylere göre hareket etmesi beklenen / gereken Yusuf, ÜSDAT TEFECİ tavrıyla gelecek nesillere, MANİFESTO kıvamında, İLK DUAYEN olarak YAHUDİLİK dersleri veriyor.

Burada tanımlanan Gösterilen rüyayı saklayan, halkını tuzağa düşüren, aç bıraktığı halkın elinden tüm hayvanları ve Toprakları alıp hepsini Firavuna köle yapan Yusuf'un, ilahi adaletle, vicdanla, halkı doğru yola sevk etmekle, dürüstlüğü aşılamakla bir ilgisi var mı?

Rüya halkı soysunlar KÖLE yapsınlar diye mi gösterildi.Yusuf kurtarıcı rolü üstlensinde, Mısır halkı ve Saray nezdinde itibar görsün, sevilsin diye mi gösterildi. Rüya anahtarları, efendisine hizmet etsin diye mi verildi? Yoksa; halkın gözünde kabul görsün DİN önderi olarak sözleride dinlenir olsun, iman halkın ve Sarayın içine zerk olsun diye mi verildi?

Dinimizin Peygamberi dedikleri Yusuf tarafından Firavunu, ilahi anlamda makbul biri olarak görmek, Mısır Tanrılarının içlerine ne kadar çok işlediğini göstermiyor mu? Burada anlatılan Mısır'da olanlar mı? Yoksa bir Yahudi'nin nasıl olması gerektiği mi? İyi bir YAHUDİ ZİHNİYETİ nasıl olunur mu? İyi bir YAHUDİ TARZI nasıl olmalı mı? Ester bölümünde ki, YAHUDİ SİYASİ MANİFESTOSUNUN TİCARİ VERSİYONU gibi.

Burada bahsedilenYAHUDİLİK ırktan ziyade, bel kemiğini Yahudilerin -ırk ve inanç olarak- oluşturduğu ama çoğunluğu başka dinlere mensup olan bir zihniyet.
İsraillilerin anma Irkları; Yahudi,
İsraillilerin anma Dinleri; Yahudi,
İsraillilerin anma ticari davranışları; Yahudi,
İsraillilerin anma Vaad ediilmiş topraklar için davranışları da; Yahudilik adına, olunca, anlatımlarda da Yahudi aşağıya Yahudi yukarıya anlamlar çıkıyor.
Elbette zihniyet babaları Yahudiler ve onların ataları. Yahudilerin, Tanrı adı kullanarak Eski Ahit'i meydana getirmiş olmaları, Yeni Ahitcilerin de, O KİTAPLARI KUTSALLARI olarak kabul etmeleri, zaten yeterince Yahudilik zihniyetine sahip olmaları için yetipte artmıştır bile.

Örneğin:
Her biri; Tanrı sözü diye Yahudilerin VAAD TOPRAKLARI için çalışmıyor mu?
Her biri; Eski Ahit kehaneti diye, "Tanrı öyle istedi" diye Yahudilerin arzuladığı Argemeddon'a ortam hazırlamıyor mu?
Her biri; Yahve için "İSRAİL'
İN TANRISI" demekle, Yahudilerin "ayrı, müstakil tanrılarının" var olduğunu vurgulamakla yetinmeyip, ona şükretmiyor mu?
Bizden birileri de; "Bugünkü diye başladığı söze, İsrail Tanrısının verdiği kitaplara uyanlar CENNETLİKTİR demekle, YAHUDİLERİ canı gönülden desteklemiş olmuyor mu?
Bizden birileri de; "Yahudi ADL örgütünün ısmarlamasıyla, Hoşgörü konulu kitaplar yazarak YAHUDİLİK zihniyetinin Müslümanlar arasında yayılmasına aracılık etmiş olmuyor mu?
Bizden birileri de; KUR'AN'I KERİM" mealinden, Eski Ahit'lerine yönlendirmeler yapmakla, onarın kitaplarına İlahilik izlenimi vermekle YAHUDİLİK zihniyetini normalleştirmiş olmuyor mu?
Bizden birileri de; Ametülarımız aynı çağrıları yaparak, Yahudi zihniyetine tabi olnmasını tavsiye etmiş olmuyor mu?
Bizden birileri de; Dolaylı da olsa, "Eski Ahit bizim kutsalımızdır" diyenlerin liderine yazdığı mektupta; "onlar için RAB'in ne manaya geldiğini bile bile, mektubu" RAB'bin aciz kulu" diye imzaladığında YAHUDİLİK zihniyetine bizler açığız / buyrun gelin biz hazırız demiş olmuyor mu?..vb...
   
  "BUGÜNKÜ" İLE KASTEDİLEN CENNETLİKLER KİMLER?....."BUGÜNKÜ CENNETLİKLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  HIRİSTİYANLARA GÖRE "RAB ve KUL NE DEMEK?" "RABBİMİZ" DENİLDİĞİN DE NE ANLARLAR? AYRINTILARI İÇİN BU BAĞLANTIYI KULLANABİLİRSİNİZ
   
  FETHULLAH GÜLEN'İN PAPA'YA SUNDUĞU MEKTUBUN TAM METNİNE ve HABERİNE; "PAPA'YA MEKTUP" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  F. GÜLEN'İN PAPA'YA YAZDIĞI MEKTUPTAKİ "YANLIŞ ANLAŞILAN MÜSLÜMANLAR" KONUSUNUN İŞLENDİĞİ SAYFAYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  SUAT YILDIRIM'IN "ESKİ ve YENİ AHİT YÖNLENDİRMELİ KUR'AN MEALİ" İLE İLGİLİ ÖRNEKLİ YAZIYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Görüldüğü gibi Yahudilik kavramı, daha doğrusu o zihniyet Yahudi diniyle, ırkıyla alakalı değil. Yüzyıllardır Dünya'da bir davranış zihniyeti temsil eden / tarif eden bir tanım haline gelmiş durumda. Museviliğin, Musevilik tanımının, yada sadece din olaral Yahudiliği uygulayanların, bu zihniyeti paylaşmayan İsraillilerin, Yazı boyunca bahsedilen YAHUDİ kavramıyla bir alakası yok. Onlarda bizler gibi ibadet eden, iyileri ve kötüleri içinde barındıran topluluklar.

Yahudiliğin candan destekcileri Protestanlar. Kutsal kitaplarını bile Yahudilerin kabul ettiği biçimde düzenleyen Protestanlar Eski Ahit kurallarına normal bir Hıristiyandan daha fazla bağlı oldukları için doğal olarakta en büyük destek onlardan geliyor. Yahudileri seçilmiş üstün ırk olarak gören, Püritenler olarakta nitelendirilen Protestanlar, Yahudileri tam manasıyla destekliyorlar. ABD'nin kuruluş felsefesinin mimarları olan PÜRİTENLER, yoruma gerek bırakmayacak kadar açık bir şekilde, DÜNYADA yaptıklarından Yahudileri candan ve tüm varlıklarıyla desteklediklerini görüntüler eşliğinde sergiliyorlar.

Hıristiyanlığın Yahudi mezhebi olarak nitelendirilen, İngiliz kökenli Püritenler Hırıstiyanlığın Yahudi mezhebi olarak anılıyor. ABD kuruluşunda Yahudilerin oynadığı rol ortada. Parlarının üzerindeki işarelerden belli olmuyormu, Protestanların Yahudilik zihniyetini nasıl paylaştıkları.Hıristyanlığın, Yahudi mezhebi denilebilecek kadar, Eski Ahit'e ve Yahudilik zihniyet esaslarına bağlı olan Protestanlar Yahudilerin tüm hareketlerini destekliyor ve katılımda bulunuyor)
   
  HIRİSTİYAN YAHUDİLİĞİ; ABD'yi kuran YAHUDİLERİN partnerleri CALVANİST Protestanlar konusunun işlendiği "PÜRİTENLER" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Yusuf'ları, Mısır rahiplerine ve dinlerine onların topraklarını almamakla onlara yardım etmiş olmuyor mu?
Mısır'a gönderilme amacı o dinleri yok etmek onlara ait olanları kendine bağlamak değil miydi?
Orada TAEVHİD İMANINI YERLEŞTİRMEK değil miydi? İman topraklarını / iman bölgesini genişletmek değil miydi?
Efsane halkın içinden kendini sevdiren elçi olması için gönderilmedi mi?
Saray ve ülke yönetimi içinde imanı yerleştirmek için gönderilmedi mi?
Arkasından gelecek Peygamberlere basamak oluşturmak için gönderilmedi mi?
İman bölgesinin / Peygamberler bölgesinin alt sınırını oluşturmak için gönderilmedi mi?
Horus gibi Pagan dinlerinin bölgedeki varlıklarını sona erdirmek için gönderil medi mi?
Firavun ve Firavunlaşmanın önüne geçilsin, İman tohumları serpilsin diye gönderilmedi mi?
Sarayda Hz. Musa'yı kucaklayacak inanca sahip insanları oluşturmak onun İMANI YAYMA yolunu açmak için gönderilmedi mi?

Hz. Musa, Mısır'da "NİL" nehrine bırakılmasıyla amaçlanan neyse Yusuf'un Mısır'a gönderiliş amacıda aynıydı. Mısır'da imanın tohumlarını atmak. Ama onlara bakarsanız SEÇİLMİŞ İNSAN MUSA BABSININ ve AİT OLDUĞU DİNİN TANRISINI TANIMIYOR. Tanrı kendisini tanıtmasına rağmen, çok Tanrı inancına sahip olduğu belli olan Musa'ları Tanrıya "İSMİNİ SORARLARSA KİM diyeyim" diyebilecek kadar imandan ve TANRI VARLIĞINDAN yoksun PUTPERES birisi.

Mısırdan Çıkış.....3:13 Musa şöyle karşılık verdi: ‹‹İsraillilere gidip, ‹Beni size ATALARINIZIN TANRISI GÖNDERDİ› dersem, ‹ADI NEDİR?› diye sorabilirler. O zaman ne diyeyim?››

Harun'un Put yapması ve Rabbiniz bu demesi Putperes kimliklerini ortaya koymuyor mu? Yapılan Puta öfke, TANRI KİMLİĞİNİN AÇIĞA çıkması ve TANRI olarak ilan edilecek OLANIN ALENEN ortalığa koyulması değil miydi?

Eğer öyle değilse, BUZAĞI ezilip toz haline getirilldikten sonra yok edilmesi gerekirken neden suları TOPLUMUNA içirildi. Böylece; BUZAĞI açıkta TAPILAN DEĞİL, GÖĞÜSLERDE BESLENEN PUT olarak yerini aldı. TANRI ve MUSA zamanı gelmeden, PUTUN açığa çıkmasına sinirlenmedilerse neden suları içirilince sakinleştiler. Eğer Put'a kızsalardı, suyunu içirmezler ÜSTELİK PUT yapımcılarına ve ilancılarına ceza verirlerdi.

Zor kulllanıldığıda belli olan BUZAĞININ suyunu içirme operasyonundan sonra, açıktaki BUZAĞI, ortalıktan kaldırılmış zor ve baskı kullanılarak GÖNÜLLERE içirilerek göğüslerdeki yerini alması sağlanmıştır.

Sadece, Levilerin yani PUT YAPIMCILARININ ve YENİ TANRI İLAN EDİCİLERİN, kılıç kuşanmış olmaları, cezalandırılanların PUTUN SUYUNU İÇMEMEKTE direnenler olduğunu göstermiyor mu? Tevhid İmanında direnenler olduğunu anlatmıyor mu? Endülüste zorla Müslümanlıkta direnenlere, Domuz eti yedirme eylemleri gibi. Domuz kolluk kuvvetleri kurularak kontrollerin yapılması gibi. Yememkte direnenlerin kılıçtan geçirilmesi gibi.

Belki PUTUN yapıldığından haberi olmayan insanlar, "SIRF PUTU SUYU İÇMEDİLER" diye öldürüldüğü ifadelerinden anlaşılıyor. Put'tan haberleri bile olmayanların kılıçtan geçirildiği katliamlarla insanlar CEZALANDIRILIRKEN, Put yapımcıları ve dayatıcıları MÜKAFATLANDIRILMIŞ olması ölenlerin neden öldüğünü anlatmıyor mu?

PUT imalatcısı / puta tapan ve tapılmasını teşvik eden HARUN BAŞKAHİNLİKLE mükafatlanmış olması cezalandırılanların kimler olduğunu göstermiyor mu?
Harun soyunun, yani Levi boyunun o olaydan sonra BAŞKAHİNLİK yapacak tek soy ilan edilerek ödüllendirilmiş olmaları, onların kılıçtan geçirdiklerinin İNANÇLARI hakkında fikir vermiyor mu?

Putun suyu içirldikten ve Karşı çıkanlar yok edildikten sonra, TANRININ ÖFKESİNİN DİNMİŞ olması, Musa ismi altında yöneldikleri PUTPERESLİĞİN adresini vermiş olmuyor mu?
Mısırdan Çıkış......32:20 Yaptıkları BUZAĞIYI alıp YAKTI, toz haline gelinceye dek ezdi, sonra suya serperek İsraillilere içirdi.

Elbette Putperesliği kendilerine inanç sistemi olarak almış olanlar, buzağının suyunu GÖNÜLLÜ OLARAK İÇTİK diyenlerin, tayin ettikleri Musa'ları da gönüllerinde yatan soruları paylaşan olmalı. Yoksa öyle bir tipi neden karekterize etsinler ki. Canlandırdıkları Musa tipi, kutsal metin yazarlarının duygu ve düşüncelerini yansıtmalı ki, sözler Tanrı kıvamında kutsal kitaplarında yer alabilsin.

Bu nedenle Musa'larına ÇOK TANRILI görüşlerini destekleyen sorular, mizansen gereği sordurulur. Başka bir deyişle; Musa kimliği arkasında anlatılan, karakter putperes yanlısı biri olunca, elbette böyle garip soruları sordurarak, ASLINDA kimliğini ve din kimliklerini açıklamış, ilan etmiş oluyorlar.
   
  DİN İNANCINDAN YAHUDİLİK ZİHNİYETİNE GEÇİŞİN ÖZETLENDİĞİ, MAKASBAŞI HİKAYELERİNDEN "MUSA & SÜNNET" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Musa, sarayda destekleyecek inanaç sistemini kuracağına, Yusuf'ları burada tam bir ters tavırla onlara biat etmiş gözüküyor. Vahiyleri tebiliğle görevli olması gerektiği halde o TEVHİD imanı yerine PAGAN putperes dinlere kendini bağlamış gözüküyor. Yusuf'larını kökenini böyle anlatanlar esasında kendi din sistemlerine seçtikleri egemen güşleri bugünkü mensuplarıda adahil inanalılarına aktarmış oluyorlar. Horus'lu dinlerin kucağında olan bir Yusuf Modeli, HZ. YUSUF Adı altında onun ismi kullanarak anlatılıyor.
   
  MISIR'ın DİN SİSTEMİ İÇİNDE YER ALAN, İHTİYACA GÖRE GÖREV VERİLEN TANRILARIN LİSTELENDİĞİ "MISIR TANRILARI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  İSRAİL TANRI'sını HARACA KESEN, FİDYE&RÜŞVET ALMADAN MISIR'daki İSRAİL'lileri, YAHVE'ye VERMEYEN "ÇÖLLÜ AZAZEL" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Horus inancı, çokta rağbet görmüş olmalı ki, inançlarının geldiği, ulaştığı noktayı göstermek için yine HORUS sembollerini kullanmaktan kaçınmıyorlar / gurur duyuyorlar. Gurur duydukları muhakkak eğer, gurur duymasalar HORUS ziyniyetine bağlı olmaktan mutlu olmasalar, KONGRE BİNALARINI HORUS sembolleri içine yaparlar mı? Tekamül üçgeninin ucuna oturturlar mı? Gören gözün hemen önüne yaparlar mı? Paralarında Horus piramiti kullanıp ona TANRIYA İNANIRIZ / TANRIM derler mi?
   
  DOLARDAKİ, HORUS, PİRAMİT, ADALET TERAZİSİ, ANAHTAR ve "BİZ TANRIYA İNANIRIZ" sözünün işlendiği "PARADAKİ TANRI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Bazılarıda CUMA NAMAZI ADI ALTINDA KONGREYE YAPTIKLARI BİATI HORUS'un gözü önünde takamül parçası içinde yaparlar mı? Horus Piramitinin tam tepesinde Tekamül üçgeninde ne işleri olabilir? Abraham Lincoln'un gözetimi altında, KABE'den, MÜSLÜMANLIĞIN KIBLE'sinden 40 derece sapmayla, KONGREYE BİAT'ta ne işeri olabilir.

Eğer yeni kıblelerinin ilanını, gelecekteki Kıblellerinin yönünü ilan etmek için bunu yapmadılarsa; 40 derece sapmayla neden SÖZDE CUMA NAMZI altında KONGREYE BİAT ettiler? BUZAĞI SUYUNU içmeye hazırız bizlerinde göğsünde BUZAĞILAR var demek değilde nedir bu yapılan şarlatanlık.
   
  ABD KONGRESİNE CUMA NAMAZI BAHANESİ İLE YAPILAN SECDENİN İŞLENDİĞİ "NAMAZ İLE KONGREYE BİAT "sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Esasında Yusuf'ları Peygamber olsaydı, kendi dinini tebliğilerini yapmak için çalışmalar yapacağı yerde Mısır tapınaklarına koruma getirir miydi? Dinimi, güzel ahlakı, insanlığı, dostluğu, sevgiyi, kadeşliği, yardımlaşmayı, kötü gün dostu olmayı yaymak için verilmiş fırsat diyerek çalışmalar yapması gerekmiyor muydu?

Onlara göre Yusuf peygamber olarak markalanmış halde ama başka Tanrıların peygamberlerin olduğunada inanıyorlar. BALAM'da onlara göre Peygamber. BAAL'inde sayısız peygamberleri var. Kral Ahav'ın da.

Nasıl oluyor bu iş derseniz. Bal gibi de oluyor cavabını kitaplarından alıyorsunuz. Çok TANRILI inanç SİSTEMİ İÇİNDE yer alıyorsanız elbette, diğer "VAR" kabul ettiğiniz TANRILARIN'da PEYGAMBERLERİ olacaktır. Bunun kaçışı olmazki.

Eğer sizin TANRI olarak İŞARET ETTİĞİNİZE KARŞI olan, yani edindiğiniz TANRI'nın PEYGAMBERİ olmayan PEYGAMBERLERİN "VAR" olduğuna inanıyorsanız, BAŞKA TANRILARIN VAR olduğuna da İNANIYORSUNUZ demektir.
Özetle: ÇOK TANRILI İNANÇ ESASLARININ TEMELİNİ oluşturduğu bir DİNE SAHİPSİNİZ demektir.
Çok Tanrılı din mensubu olarak TEK İLAHLI DİN taklidi içinde bulunan birisiniz demektir.

BU ÇIKARIMLARI YAPAN / YAPTIRAN KİTAPLARINIZ. Kitaplarda anlatılan ve özellikle de vurgulanarak ilan edilen DİN MANİFESTOLARI böyle söylüyor.

1 Krallar.........18:22 İlyas konuşmasını şöyle sürdürdü: ‹‹RABbin PEYGAMBERİ olarak sadece BEN KALDIM. Ama BAALın DÖRT YÜZ ELLİ PEYGAMBERİ var.

2 Tarihler.......18/19 RAB SORDU: 'Ramot-Gilat'a saldırıp ölsün diye İsrail Kralı AHAV'ı kim kandıracak?' "Kimi şöyle, kimi böyle derken,
2 Tarihler.......18/20 BİR RUH çıkıp RAB'bin ÖNÜNDE durdu ve, 'Ben onu kandıracağım' dedi. "RAB, 'Nasıl?' diye sordu.
2 Tarihler.......18/21 "Ruh, 'ALDATICI RUH olarak gidip AHAV'ın bütün PEYGAMBERLERİNE yalan söyleteceğim' diye karşılık verdi. "RAB, 'Onu kandırmayı başaracaksın' dedi,.
2 Tarihler.......18/22 "İşte RAB bu PEYGAMBERLERİN ağzına ALDATICI BİR RUH koydu. Çünkü sana kötülük etmeye karar verdi."
   
  Kıtlık zamanında neyi var neyi yok her şeylerini almakla HALKI, yiyeceklerine kısıtlama gelmeyen üstelik yardım görerek güçlendirilen Tapınaklara yöneltmiş olmuyor mu?
Olması gereken, olduğu SANDIRILAN dini misyonu gereği kahinler üzerinde baskı kuracağına, halka yemek dağıtmalarına destek vererek; taraftar toplamalarına, güçlenmelerine, rağbet görmelerine, inançlarını rahatca yaymalarına YARDIM ETMİŞ olmuyor mu?
Bu tür desteklerle, Halkın tapınaklara Mısır İKON TANRILARINA ve Mısır pagan dinlerine bağlılıklarının artmasını teşvik etmiş olmuyor mu?

Yardımı direk kendi adına, dostluk yardımlaşma, ilahi RIZA kazanma adına yapmayıpta, Mısır Pagan dinlerinin tapınma merkezlerinden yaptırmış olması, Yusuflarının yaymak istediği ve benimsediği DİNİN ne olduğu konusunda fikir vermiyor mu?
Yardımı halkın arasında, ilahi yardım ve ilahi yardımlaşma adına derin izler bırakma yerine, Mısır halkını TAMAMEN KÖLELEŞTİREREK LANETLE anılan izler bırakmış olması ve bu izlerle hala övünülüyor olması DÜNKÜLERİN ve BUGÜNKÜLERİN inançları hakkında,
PUTPERESLİKLERİ hakkında,
FİRAVUNLAŞMIŞ olmaları hakkında,
FİRAVUNLAŞMA çabaları hakkında,
FİRAVUN TARAFTARI olmaları hakkında,
FİRAVUN, PİRAMİT, HORUS ve MISIR TANRILARININ ikonlarını kullanma istekleri hakkında,
HAMAN'cı olmaları hakkında,
FİRAVUN DÜZENİNİ YENİDEN kurmak istemeleri hakkında,
FİRAVUN TANRILIĞINI kullanma istekleri hakkında,
FİRAVUNLA ÖZDEŞLEŞME arzuları hakkında,
TÜM DÜNYA İNSANLARINI köleleştirme açlışmaları hakkında,
TOHUM, GIDA TEKELLERİNİ oluşturma gayretleri hakkında,
GDO'lu TOHUMLARI geliştirme çalışmaları hakkında,
TÜM TOHUMLARI TESCİLLEME çalışmaları hakkında,
TOHUM BANKALARI KURMA ve KONTROL etme zorlamaları hakkında,
TEKRAR TOHUM vermeyen kısırlaştırılmış ürünler üzerinde çalışıyor olmaları hakkında,
KÖY NÜFUSLARININ azaltma gayretleri hakkında,
HAYVANLARDAN BULAŞAN salgınların devreye sokulup çıkarılması hakkında,
İNSANLARIN DNA yapıları için KAN kampanyaları düzenlemeleri hakkında,
KÖK HÜCRE yönetiminde her şeye egemenlik mücadeleleri hakkında,
TÜP BEBEK, AŞILAMA YÖNTEMLERİNDE bir numara olma çalışmaları hakkında..vb.. size bir fikir vermiyor mu? Kafanızda hiç AMPULLER yanıp sönmüyor mu?

Yusuf'ları vasıtasıyla, Hz. Yusuf kıssasından yararlanarak, Hz. Yusuf'un ismini kullanarakta esasında, HAMAN'I ANLATMIŞ olmuyorlar mı?
FİRAVUN'un GÖZDESİ HAMAN,
Mısır HALKININ CANINI ÇIKARAN HAMAN,
FİRAVUNUN SAĞ KOLU HAMAN,
KULELER YAPIP İMANIN TANRISINA ULAŞ EMRİNİ ALAN HAMAN...

..VE... Mısır halkınının tüm varlıklarını İMANIN TANRISINDANIM DİYEREK ellerinden alan ve onları KÖLE YAPMAKLA İFTİHAR eden ve edilen YUSUF. Aralarında bir fark var mı? YUSUF'ları = HAMAN değil mi?

DÜNKÜLERİN, HAMAN olarak yaptıkları KÖLELEŞTİRME senaryoları, BUGÜNKÜLERE YUSUF adı altında NAKLEDİLMİŞ olmuyor mu?

Yaratılış.......47:19 Gözünün önünde ölelim mi? Toprağımız çöle mi dönsün? Canımıza ve toprağımıza karşılık bize yiyecek sat. Toprağımızla birlikte firavunun kölesi olalım. Bize TOHUM ver ki ölmeyelim, yaşayalım; toprak da çöle dönmesin.››
Yaratılış.......47:20 Böylece Yusuf MISIRDAKİ BÜTÜN TOPRAKLARI FİRAVUN için SATIN ALDI . Mısırlıların hepsi tarlalarını sattılar, çünkü kıtlık onları buna zorluyordu. TOPRAKLARIN TÜMÜ FİRAVUNUN oldu
Yaratılış.......47:21 Yusuf MISIRIN BİR UCUNDAN ÖBÜR UCUNA KADAR BÜTÜN HALKI KÖLELEŞTİRDİ.

Mısır halkını aç bırakarak, onların ellerindeki tüm toprakları , malları, hayvanları gasp ederek kendi inandırıcılığını, HİÇ EKSİLMEMESİ GEREKEN güvenirliliğini yok etmedi mi? kendi GÜVENİRLİLİĞİNİ yok ederken Putperes kahinlerin rahiplerin güvenilebilecek, sığınalabilecek, DOĞRU SÖZLÜLER olduklarını ilan etmiş olmadı mı? İmandan yoksunolanların, ellerini güçlendirerek dinlerini yaymalarına ön ayak olmak, "ALLAH'ın" ELÇİM" değinin davranışlarının içinde yer alabilir mi? "ALLAH'ın" HANGİ ELCİSİ böyle bir davranışta bulunabilir?

"ALLAH'ın" ELÇİSİ ELİNDEKİNİ BÖLÜŞEN değil midir?
Halkıyla bütünleşen, onların dert ortağı olan, onların mutluluğu ve kurtuluşu için sürekli yalvaran çalışan, öğütler veren değil midir?
Yusuf örneğine bakarsanız tam tersi bir durum söz konusu. Tam bir HAMAN tiplemesi söz konusu. Din maskesi altında, ZİHNİYET MESAJLARINA alet edilen, Hz. Yusuf'un ismi kullanılan YUSUF KAREKTERİ gerçekten FİRAVUN için ateşi yakıp kuleyi yapmaya başlayan, "İmalılıların İlahı'na" erişmeyi amaçlayan, ulaşabilme hayalleri kuran, bugünkü deyimle Şeytan İttifaklı Varlık birlikci / Vahdeti Vucud'cu, HAMAN.

Aç bırakılırsalar, İlahlarını, imanlarını terkederler, İlahlarını bırakırlarsa KULENİ TAMAMLAMIŞ sayılırsın. ulaştıkları sandıkları İlahlerı yerine kulen vasıtasıyla koyduğun edindirdiğin yeni ilahlarının farkına varamazlar.
   
 

Açlığa mahkum ettiğin her birey, İlahlarına ulaşman için sana yardım edecektir.
Kuleni yapabilmek için onlara ihtiyacın var.
Kulenin tuğlaları onların sahip olduğu inançlardır.
Her tuğlayı nereye ve ne şekilde koyacağına karar verenlerde HAMAN ustalardır.
Bu nedenle, Kuleyi yapmakta kullanacağın malzemen, tuğlan o yörenin, o toplumların dini inançları olmalıdır.
Şekli uydurmak ve her sırada kuleyi ölçeğe uygun daraltamak HAMAN ustanın işidir.
Yerel Tuğlaların, harçların, yakılan ışıkların sayesinde ancak kuleni tamamlayabilirsin,
Yakılan ateşler sayesinde her tuğayı pişirtebilip, harçları dondurabilirsin.
Dinlerini, ilahlarına giden yolların değiştirmeden, ibadetlerini yapmalarına, sahip olduklarının ellerinde sanmalarına ancak bu yolla sağlayabilirsin.
Yerel malzemeyi kullanmalı İKLİMLERİNDEN yararlanmalısın.
Malzemeye göre şerbet vermek için İKLİMİ ve ORTAM şartlarını istediğin gibi kullanabilirsin.
Malzemelerdeki uyumsuzluğu gidermek için DİYALOG adaptörünü, yönlendiricisini kullanarak giderebilirsin.

   
 
   
  Kule tamamlandıkca, hedefe yaklaşmışsın demektir.
KULENİ tamamladığında / tamamlattığında artık işin bitmiş hedefine ulaşmışsın demektir.
İlahlarına ulaşmış etkisiz hale getirmiş, hatta değiştirmişsindir. Ayaklarındaki donu habersizce almışsın demektir.
Eğer ayaklarında donlarının yok olduklarının farkına varmışlarsa, daha kuleni tamamlamamışsın demektir.
Daha alman ve kullanman gereken Tuğlalara ve onları bir arada tutacak harçlara ihtiyacın var demektir.
Kulenin boyunun standart bir ölçüsü yoktur.
Amaç ebatlarını göz doldurucu olması değil kazandırdığı işlevsellikleridir.
Kule testleri aşağıda görüldüğü gibi yöntemlerle yapılabilir.
Bu ve benzeri milyonlarca testler sürekli yapılarak, kule bitim ve ebatları hakkındaki bilgiler tahmin boyutundan, takvime bağlanılabilir hale getirilebilir.
Eğer tepki almıyorsan, alay konusu yapılmıyorsan, küfürler yemiyorsan, doğru yoldasın demektir.
Kalplerinden imanı, kıçlarından donlarını almak üzeresin demektir.
Kıtlıkla gözler hepten kararcağı, gözlerde yiyecekler uçuşacağı, hareketler kısıtlanacağı, düşünceler miğdeyle ortaklık kuracağı için son aşamalara geldiğini anlayabilirsin
Karnını doyuran yarınk ne yiyeceğini, kime yanaşıp neler elde edeceğini, kimlerle işbirliği..vb. yapacağına odaklanmış olacağından hedeflerine ait şartları bir-bir dikte ettirebilirsin
İşte bu ve buna benzer milyonlarca testlerle kulenin ebatlarını yaklaşık olarak tahmin edebilirsin
Kulenin bitme terminlerini üç aşağıya beş yukarıya saptayabilirsin.
   
 
   
 
   
  TANRI diye CİN'lerle kurdukları ittifaklara İNSANLARI taptıranların, TANRININ OĞLU inançları olabilir mi? "KUZU KİM & KÖPECİK KİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
 
   
  FARKLI BİRKAÇ ÖRNEK DAHA GÖRMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ BAĞLANTILARA UĞRAYABİLİRSİNİZ.
   
  "NASA ile 25. SANAL MİSYONERLİK" KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "NASA HARİTALARI 25.KARE MİSYONERLİĞİ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  "HARİTALARLA 25. SANAL MİSYONERLİK" KONUSUNUN İŞLENDİĞİ"HARİTALAR ile 25.KARE MİSYONERLİĞİ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  "GOOGLE ile 25. SANAL MİSYONERLİK" KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "GOOGLE 25.KARE MİSYONERLİĞİ " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  ENERJİLERİNİ İSTANBUL'dan ALANLARIN RESİMLERLE GÖSTERİLDİĞİ "İSTANBUL 2010: ENERJİSİ KİMLERE?" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAYRAĞINA YAPILAN, TAHRİBATIN ÖRNEKLENDİĞİ "BAYRAK TAHRİBATI " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  BİLİNÇ ALTLARINA GÜVERCİNLE atılan, İSA SİLÜETLERİ. 25. KARE ÇALIŞMASI KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "DİYALOĞUN KUŞU" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Kule hedefinde olan, kuleyle hedeflenen ilah değiştirme, ilahlarına varma eylemi tabii ki, her ülke ve toplumlar için farklılıklar göstermekle birlikte, genel Tanımlamalar ve isimler kullanarak bu engelleri rahatca aşabilirsin. RAB, TANRI, İLAH, HERŞEYE EGEMEN, YARATAN gibi anahtar sözcükler kullanarak özel tanımlamaların önüne geçmeli, artık herkez, "BEN BENİM" diyenin kendi bildiği "RAB" olduğunu sanmalıdır.

Ortak tanımlamalar halinde "TANRILARI" anıldığı için kimse neye çağrı yaptığını bilemez.
Özetle: Topluluklar ulaştıkları sandıkları İlahları yerine, kulen vasıtasıyla koyduğun edindirdiğin yeni ilahlarının farkına varamazlar.
İşte bu eylemin sonucunda kule tamadır.Artık açılış saatini yani zamanını beklemektedir.

"EY! HAMAN KULEYİ YAP" isteği ile başlayan çalışmanın son noktası olacaktır.
İştebu o çok merak edilen TEKAMÜL ÜÇGENİNİ tamamlanma etabının son noktası olacaktır.
   
  Bunun anahtarıda AÇLIK ve KÖLELİKTEN geçer. Köle edinmek, köle yapmak, köle sahibi olmak yada başka bir deyişle EFENDİ olamak için, anahtarlarını taşıyamayacak kadar servetlere sahip KARUN'ların olmalı ki; KÖLELEŞTİRMEYİ kralların vezirleri, finansörleri, danışmanları,..vb.. olarak yapabilsin.

Kule bitmedeki sonlara gelindiğinin işareti KITLIK olacaktır. Kıtlığı oluşturmanın ve önceden bilmenin TEK YOLU elbette; sanıldığı gibi rüya yada kehanet değil. O ilahi bir işaretti. Hz. Yusuf'un halkın hafızasında, kültüründe, hikayelerinde, benzetmelerinde silinmez bir yer edinmesi içindi.

İlahi bir kıssayı MANİFESTO YAYINIMIZ İÇİN KULLANDIK diye, kıtlık haberini de o yoldan beklemenin bir alemi yok.
Eğer ilahi bir bağımız olsaydı bekleyebilirdik ama bizim KULEYİ yapmakta ki amacımız, zaten İLAHİ yolları tıkamak, TEVHİD İMANINI YOK ETMEK değil mi?
Bu durumda ıkınsakta-sıkınsakta böyle birşey olamayacağı ortada.
Kitaplarımızda yazılanlara kanıpta, yazdıklarımızı gerçekmiş gibi algılayıpta, Putpereslere yardım geliyor sanmayın.
Onlar bizim yollardaki sapaklarımızın işaretleri, kavşakları.
Bu nedenle Kıtlık yıllarını bilmek yada oluşturmanın tek yolu, TOHUM üzerinde hakimiyet kurmaktır.
Yoksa ne yağmura nede rüzgara egemen olunabilir. Onun hükümranlığının adresi belli.
Bu ikisine egemen olamadığın sürecede KITLIĞI DÜNYA ölçeğinde KONTROL EDEMEZSİN.
TOHUM dağıtıcısı olmak, halkı köleleştirmek, tüm DÜNYA'yı kontrol etmek istiyorsan, TOHUMU kontrol etmeli, bitki isteklerini değiştirmeli, üretim miktarlarını kontrol etmelisin. Kıtlığa karar verdiğinde, sadece sen bilmeli ve tüm ürünleri depolayıp (işlenmiş ve işlenmemiş bir halde) muhafaza etmelisin.
Bolluk çok olacak havasını hakim kılmalıki, tüm ürünleri "SALAKCA GELEN BİR TAVIR SERGİLEYEREK" toplayan sen olmalısın
Kaç yıl ürün alacağını, kaç yıl almayacağına karar verecek olan sizlersiniz.
Bu güce erişebilmek içinde, TOPRAĞI KONTROL EDER hale gelmelisiniz.
TOPRAĞIN SİZLERE OLAN LANETİNİ kullanmalı, TOPRAĞIN LANETİNİ lehinize çevirmeli, TOPRAĞIN LANETİNİ kontrol etmeli, YOPRAĞIN DAHA ÇOK LANET etmesini sağlamalısınız.
ATALARINIZ KAYİN'in kazandığı laneti büyütmeli, HUZURA asla çıkmayı düşünmemelisiniz. HUZURUNA ÇIKMAMA sözü verilene ait ne varsa köleleştirmelisiniz.
   
  Halkının elindeki malları, zorla gasp edip ele geçiren ve HALKINI zorla KÖLELİĞE İTEN PEYGAMBER olur mu? Gaspcı, simsar, entrika ve komplolar düzenleyen, durumdan çıkar sağlayan bir tip olsa olsa fırsatları değerlendiren karaborsacı olur.

Doğru yola, dürüstlüğe davet etmek için gönderildiği halkını uyarmayanı kendisine elçi olarak seçmiş olan, ancak kendileri gibi zihniyete sahip, kendinden başka hiç bir şeyin önemini kabul etmeyen İTTİFAK KURDUKLARI bir varlık olabilir.

Hikaye kahramanları YUSUF, tüm halkını Köleleştirirken bu eylemi tek başına yapmadığına göre; gasbı, işgali, kötülüğü..vs.. normal olarak algılayan bir grup oluşturdu. Yani iyiliği yayıp kötülüğü men etmekle görevli olan Yusuf, kötülüğün her türlüsünü ülkenin her tarafına yaymış, teşvik etmiş, kurumsallaştırmış, YASALARLA UYGULANIR hale getirerek koruma altına almıştır.
.
Ve kötülük iman ve insanlık dışı yapılanmayı / Piramitleşmeyi (kule ile kast edielen) yaparken hep üzerinde din kıyafetini giymiş. Yüzünden din maskesini eksik etmemiş. Tanrı elçisi gibi sıfatlarla, Yakupoğullarının (yada herhengi bir din inancı ile) kutsallığıyla işleri götüren bir Yusuf profili çizilmiş.
   
  Hiç böyle bir profile sahip olan Yusuf; "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" tarafından ELÇİ olarak seçilmiş, övgülerine mahsar olmuş, Peygamber olarak gönderilmiş, vahiyler verilmiş Hz. YUSUF olabilir mi? Asla ve Asla olamaz. İsmi üzerinden, çıkarları doğrultusunda prim yapan insanların, attıkları çamurlarla oluşturdukları kendilerine ait Yusuf olabilir

Kur'an'ı Kerim'de Hz. Yusuf'un bolluk zamanı biriktirdiği / biriktirtdiği ürünleri dağıtarak halkının sevgilisi durumuna geldiği anlatılıken, Ahit kitaplarında tüccar, tefeci, komplocu, durum istirmarcısı, vicdansız, simsar, karaborsacı, efendisine hizmet eden, kendiside oldukca nemalanan, makam mevki sahibi olmuş Haman yapısında bir YUSUF tiplemesi işleniyor.

Kur'an'ı Kerim'de Yusuf'un arkasından halk "bir daha onun gibisi gelmez" diye yas tutarken, Ahit kitabında arkasından özgür iradesini kullanabilipte, yas tutacak kimse bırakmayan, "halkın tümünü KÖLE yaptım" diye övünen YUSUF modeli bugünkü zihniyet uygulayıcılarına mesaj olarak işleniyor.

Bugün Dünya'da yapılanlara, Eski Ahit'ten Tanrının "OKEY" mesajı olarak, zihniyet torunlarına bildirilmiş oluyor.
Halkı kurtarma yerine ezilmesi için YÖNTEMLER GELİŞTİRENİ kim Peygamber olarak kabul eder?
Bugün söz konusu dinlere inananlar böyle bir olasılığa inanıyorlar mı? Onlar gözlerini kapamış, ellerindeki kitapların KAPAK İSİMLERİNE bakarak yollarına devam ediyorlar. Kapklarının içindekileri, din önderleri,nin tarifi,nden öğreniyorlar. Kendilerine çok üst vazifeler yüklendiğini sanarak, KURTARICI hayallerine dalıyorlar.

Ama söz konusu para, çıkar, servet olduğunda tıpkı DÜNYANIN her yerini işgal eden, gasp eden, soylar kurutan ÜSTÜN MEZİYETLERE sahip ATALARI gibi, bilinçlerine pompalanmış yüksek ideallerini hatırlayıp DÜŞÜNCE MEKANİZMALARINI terliksi hayvanlar düzeyine kilitliyiveriyorlar.

Canlı Piramitinin temel taşı olan "bir hücrenin" zekasına sahip benliklere bürünürek, sadece kodlanan, aktivetileri yerine getiriyorlar. İçgüdülerine yerleştirilmiş programlı işlemlerine devam ederek yani, canlılık faaliyetleri için gerekli, ye, öldür, üre, yaşa modunda kalıyorlar.

Atalarıda insan olmanın gerekli şartlarını taşıyor olsaydı, ABORJİNLERİN, MAYALARIN, AZTEKLERİN, KIZILDERİLERİN, ESKİMOLARIN, AFRİKALI KUNTA KİNTELERİN..vb.. İNSAN OLMALARINI kendilerine örnek alır, onlara benzemeye çalışırdı. Onların memeketlerinde onları parçalayan, ÖLDÜR içgüdülü HAYVAN MODUNDA olmaktan kurtulurdu. YE, ÖLDÜR, ÜRE, YAŞA modunda kalmaz İNSANI İNSAN yapan değerlere sahip olurdu. Aynaya baktığında da kendini değil, değerli bir insan görürdü.

Kendini çıkarmak adına; vatanım içindi, ailem içindi, Tanrı içindi, ticaret içindi, gelecek içindi..vb.. gibi yaptıkları katliamlara, yaptıkları gasplara kılıflar aramak zorunda da kalmazdı. Bu ve buna benzer şeyler ortaya koyulduğunda, o büyük tüccar, o büyük iş adamı, o kahraman komutan, o büyük politikacı, o çok soylu atalarıyla kimler övünebilecek? Resimlerinin altında kimler poz verebilecek. Kitaplar açıldığında, herkez kendisini okuyacak ve görecek. Kitaplar aynalarda nasıl göründüklerini gösterecek. Bakalım İnsan yüzü görebilecekler mi? İçlerinde besledikleri YE, ÖLDÜR, ÜRE, YAŞA programlı yaratığı mı görecekler? Hep kaçınılan YÜZLEŞME yaşanacak. Yüzleşme içlerinde yaşattıkları ile kendi aralarında olacak. Yüzler, yüzyüze gelecek. Ve aynada gördüğü yüze, hiç benzemediğini görecek.

Milyarlarca hücreye sahip beyinlerdeki düşünce yapısı, işlere gelmeyince, YÜKSEK İDEALLERİYLE çakışınca, TERLİKSİ HAYVAN moduna geçiyor demiştik ya! En basitiyle şu soruyu düşünseler bile, hatta cevap vermeseler bile, hatta hatta çarpıtarak yorumlasalar bile içinde bulundukları SAHTE DURUMU algılamaya başlarlar.

TANRI SOYGUNCU, KÖTÜLÜK YAYICISI ve ÜRETİCİSİ BİRİNİ ELÇİ OLARAK SEÇER Mİ? TANRININ KAZIK ATMAYA İHTİYACI OLUR MU?
BUNLARA İHTİYAÇ DUYAN TANRI OLUR MU? ONA TANRI DENİLİR Mİ?

İşte kitaplarında yaptıkları, Tanrıyı bayağılaştırma, Peygamberleri aşağılama hareketleri böyle her fırsatta yapılıyor. Bayağılaştırma, sıradanlaştırma nedenleri, Tanrı olgusu yerine, i Yusuf gibi çizdikleri karekterleri kabul ettirebilme gayretlerinden. Tanrı "doğrulukta" dese, siz herşeyi kafanıza ve planlamalarınıza göre elde edebilirsiniz, TANRI zihniyetin İÇİNDE ilanları yüzünden.

Bugün Dünya'nın her yerinde aynı eylemler yapılıyor. Yusuf gibi karekterlerle, beyinlerine işlenmiş şablonları kullanarak, yapılan tüm haksızlıklara, işgallere, köleleştirme hareketlerine, soygunlara, katliamlara Tanrı emri damgasını yapıştırıp, yapılanların getirisini hesap ediyorlar.
   
  YUSUF ADI: Din maskesi kullanarak yapılan komplolarla kontrol ve egemenlik Piramiti oluşturulmuş. Böylece kendinden sonra gelen tüm kuşaklara hangi konuda olursa olsun Piramit yapmayı öğretmiş. Konunun üstadı olarak kitaplarında yer almış (Cemaatlerin, Titan gibi saadet zincirlerinin, Envey gibi ticari kuruluşlarının "ÜÇLEME" zincirinin örneğini oluşturmuş olmalı. Kim ne olduğunu anlamadan, birbirlerini taşıyan ve taşıttıran küçük üçgenlerle ÜÇ BOYUTLU PİRAMİTLER teşkil edebilmenin fikir babalığı yapmış. Mısır içinde böylelikle herşeyi çok kolay bir şekilde kontro eder hale gelmiş. Sadece 1-3 kişiye verilen direktif, 1-3 kişiden alınan rapor ve KÖLE yapılan TÜM MISIR HALKI)

Haksızlığı yasal hale getiren, TİCARET olarak algılatan Yusuf, ateşi yakıp Tanrıya erişmek için inşaa ettiği KULEYİ bitirmek üzere olduğunu zannetmiş olmalı ki, yaptığı işlerde Tanrı adı pek anmaz, Tanrıdan çekinmez olmuş. Tanrıdan hiç görüntüde almamış. Ahit kitabında anlatılanlara göre, Yahudiliğin temellerini atan Yusuf esasında bir anlamda MISIR'ın HAMAN'I olmuş.Yada HAMAN'ın yaptıklarını Yusuf adı altında, iyi bir Yahudilik dersi olarak anlatıvermişler.

Hatırlayın Samirinin yaptığı PUT'u da, Samirinin Buzağısını'da, Peygamberleri Harun'a maletmişlerdi.Yok olmayan putperes yanlarını, göğüslerinde hep var olan buzağılarını Peygamberimiz dedikleri Harun İSMİNİ KULLANARAK duyurmuşlardı. Peygamberleri Harun, GÖNÜLLERİNDE yaşattıklarına, GÖNLÜNDE YAŞATTIĞINI şekillendirerek sunmamış mıydı?

Efendisinin" hadi ateşi yak" emriyle yapımına başladığı ama Tamamına erdiremediği Tanrı'ya erişme umutlarının, Tanrıyı oynama hayallerinin, kısaca TANRILAŞMA ARZULARININ temellerini atmış. Hani biri evlenince bekar olanlara "darısı başına" denir ya! KULEYİ tamamlamakta, TEKAMÜLE erdirmekte bugünkü zihniyet torunlarına kalmış. Hiç bir zaman "darısı olamayanların başına" temennilerinde bulunamayacakları sanıları için, nesillerdir çabalıyorlar. (sürekli uzayan don lastiği üzerindeki miklro-organizmanın hedefe koşması gibi. Koşuya başladığında lastiğin bitmesine bir karış varken, durumu değerlendirdiğinde gördü ki, daha hedefe varmasına 1 metre var)

Ahit maddelerindeki anlatımlara bakarsanız, Ester bölümündeki gibi bir MANİFESTO ilanı var. Yahudiliğin ekonomik/ finansal sistem anlayışını yansıtan, bir menifesto yayını var. Ester bölümündeki gibi gizli mesajlar, gizli tanımlamalar eşliğinde Yahudilik olgusunun, davranış şeklinin tarifi var.

Dünyayı köye çevirip "AĞA / DEREBEY" yetkisiyle,3-5 esasa bağlanmış ana kurallara göre yönetmek istiyorlar. TEK DÜNYA DEVLETİNİ bu anlayış içinde uygulamaya almak istiyorlar.

Kömün birim yönetimli, eyalet sistemli, konsil (Ahit esaslı konsey) yönetimli, tek patronlu / Firavunlu / İmparatorlu Altın Ahit esaslı (Altın çağda Altın Ahit olur herhalde. Yüce Pir'leriyle yapacakları antlaşmanın ismi, "En Son Ahit" olacak değil ya! ) HALKI KÖLELEŞTİRİLMİŞ, TEK DÜNYA DEVLETİ.

Yada Doların üzerinde yazdığı gibi, "NOVİS ORDO SECLORUM" / YENİ DÜNYA DÜZENİ. Tanrı olarak neleri benimsedikerini, Paralarının/ Dünya parasının üzerine işlemekten kaçınmayanlar, elbetteki ideallerinin, proje / paket isminide yazacaklardır. Fermanlarını paralarla bile yayınlayanlar / duyuranlar amaçlarını, hedeflerini de elbette bildireceklerdir.

MISIR TANRISI Horus'u, piramitini, gören gözünü, tekamül üçgenini bir köşeye koyupta; "BİZ TANRIYA İNANIYORUZ" sologanını da yanına yazarlarsa, HANGİ TANRIYA inandıklarını göstermiş oldukları gibi, hayallerindeki YENİ DÜNYA DÜZENİNDEKİ / DEVLETİNDEKİ, Tanrının KİMLİĞİNİ DE GÖSTERİR.

Yoksa boşuna mı yazdılar Horuslu paranın üzerine: "ANNUE CCEPTIS" sözünü? Boş yere mi yazdılar.Tanrı olarak işaret ettiklerine "TANRI VERDİĞİMİZ SÖZLERİ GERÇEKLEŞTİRDİ" diye yazdılar?

Çünkü Tanrı inançlarına göre; HER BİRİ TANRI. Onlar karar veriyor, Tanrı olarak işaret ettikleride, YOLLARINI açıyor. Piramitin altına da açılmasını umdukları yolun ETİKET / TABELA isminide yanlışlığa kurban gitmemek, yollarda kaybolmamak için yazmış olmalılar. "NOVİS ORDO SECLORUM" / ÇAĞLARIN YENİ DÜZENİ / YENİ DÜNYA DÜZENİ /YENİ DÜNYA DEVLETİ

Unutkan, şaşıran, yanılan, karıştıran, "evindekiler kim" diye soran, anımsayan, pişman olan, kulunun öldüğünden bile haberi olmayan Tanrıları, yapılacak iş listesini sürekli görsün, eğlencelere dalıp gülerken açılacak yolları karıştırıpta hedefi şaşırmasın diye yazmış olmalılar. Atalarının kutsal kitaplarımız diye yazdıklarını okuyunca pekte haksız sayılmazlar.

Özetle: BİZE AİT OLAN, sadece "SANA TAPINILAN ALTIN ÇAĞIMIZ olacak" dediler. Piramitin altına bunu yazdılar ki, "TANRIM yazdığımız bu ifade VERDİĞİMİZ SÖZLERİN TOPLAMI, gerçekleşmesini sağladığın SÖZLERİMİZİN DİP BİLANÇOSU, "YENİ DÜNYA DÜZENİ" tembih yapılmış olsun. Ataları, taş dikip, taşı Rab huzurunda tanık atıyorlardı, şimdiki torunlarıysa, en değer verdikleri şeyin üzerine bu sözleri yazıyorlar ki, verilen sözlerin onlar için ne kadar değer taşıdığı daha iyi anlaşılsın. Tanrıları durumun ciddiyetini kavrasın...
   
 
   
  Yahudi tiplemesinin elindeki "GERÇEK FURKAN" adı altında basılmış olan, KAFALARINA GÖRE takıldıkları kitap. Ataları da kitaplar yazıp, "TANRIDAN" damgasıyla bu günkü torunlarına metinleri, miras bırakmamışlar mıydı? Atalarından edindikleri "TANRI ADINA KİTAP YAZMA" öğretisini zihniyet torunları hiç korku duymadan yerine getiriyor.

Yazma yetkisini de, ELBETTE "HER HARFİ TANRIDAN" dedikleri ellerindeki kitaplardan alıyorlar. ATALARINDAN aldıkları bu yetkiye dayanarak yazdıkları kitapları da, ZİHNİYET TORUNLARINA, "HER HARFİ TANRI" damgasıyla miras bırakacaklar. O kitapları miras olarak kabul edenlerde......bu şekilde bir "sür-git emri" olan bu alışkanlık, "damdan düşen kurbağanın mezar taşındaki, tekraralı hayat hikayesine" benziyor?

Suat Yıldırım'ın (Ahit Adreslemeli, Ahitlere ilahi kitaplarlar sınıfına sokma çalışması) Ahit yönlendirmeli, Tükce Kur'an'ı Kerim Meali yapmasına savunma olarak bahis konusu ettiği "benim kitabım B.O.P.'tan önce yayınlandı" diyerek dile getirdiği, Büyük Orta Doğu Projesinin (B.O.P.) bir parçası olarak, Gerçek Furkan adlı kitabı yayınladılar. Sunum adı ile "The True Furqan"..

ABD'nin Texsas eyaletinde Evangelist, Omega 2001 ve Wine Press yayınevleri tarafından "Gerçek Furkan" adıyla piyasaya sürülen kitap. Arapça ve İngilizce olarak basılan bu kitap 366 sayfa. 77 Sure'den oluşuyor. Üç dinin/İbrahimi dinlerin, 21.Yüzyılın din kitabı, olarak tanıtılıyor.

İçinde Hırıstiyan ve yahudi kitaplarından alıntılar yapılmış. Benzerlik olsun, tanıdık gelsin, yedirmesi / hazmettirmesi kolay olsun diye de Kuran'dan, bazı surelerin isimleri kullanılmış.

Birçok ülkelerin/toprakların, Yahudilere ve Hıristiyanlara ait olduğunun vurgusu unutulmamış. Büyük Ortadoğu Projesi"ne destek veren bir kitap. İslam dünyasını Hıristiyanlaştırma çabalarına katkı sağlayan bir ürün. The True Furqan
   
  GLOBALLEŞME HAVUCU KONUSUNA DÖNERSEK: Globalleşmeden anladıkları kontrol edebilmek. Onların Küreselleştirmekten kasteddikleri; Mutlu birbirlerinden haberdar olan, birbirleriyle yardımlaşan, sınırların azaldığı, mesafelerin minumuma indirildiği, özgürlükleri arttığı, paylaşımların yapıldığı, sorunların azaltıldığı, Kültürel alışverişlerin arttığı, bilgi paylaşımlarının yapıldığı bir KUCAKLAŞMA değil. Onarın kat ettikleri mefhum; kendi tatminleri, kendi istekleri, ŞEYTANIN ve Göğüslerde beslenenlerin mutluluğu.

İnsan mutluluğunu esas alan bir oluşum değil onların planlarında yer alan Küreselleşme, DÜNYA MUTLULUĞU ODAKLI değil, DÜNYANIN MUTLULUĞU onları ilgilendirmiyor. Onları ilgilendiren DÜNYANIN hangi şekilde olursa olsun KENDİLERİNE ait olması.Tüm Dünya Krallarının (Eyalet yöneticilerinin onların DİNİNDEN ve onlara ait olması) onlara tapar olması.Tüm Dünya zenginliklerinin onların kontrolünde ve onlara "GELİYOR" olması. Tüm DÜNYA HALKINI, HEDEFLEDİKLERİ GİBİ BARKODLU KÖLE HALİNE GETİRİLMESİ
   
  Şeytan rahatı, huzuru, mutluluğu, dürüslüğü, doğruluğu, rahat durmayı, sevgiyi, aşkı sevmez ki. Aksi halde adı ŞEYTAN olmaz, MELEK gibi bir tanım olurdu. ŞEYTANA çok bulaşanlar, artık her hareketleri ŞEYTANİ olanlar, ŞEYTANIN "yap" dediklerini yapanlar, ŞEYTANA papuçlarını ters girdirenler, ŞEYTAN TANRILIĞIN soyunanlar da baktılar işin içinden çıkılmıyor, Partnerleri de ŞEYTAN, "ESASINDA ŞEYTAN ÖNCELERİ BAŞ MELEKTİ" dediler demesine ama işin içinden çıkmadılar / işin içinden sıyrılıvermediler.Sadece ortaya çıkan hareketlerinden dolayı, VİCDANLARINDAKİ UYARI SESİNİ, bu kabulleriyle başka yerlere yönlendirdiler.

Böylece, "VİCDAN denilen" uyarı sistemine nasır bağlattılar. Vicdanlarını KARARTARAK kendi frekanslarından yayın yaptırdılar. Körleştirerek duyulmaz hale getiriverdiler. Ancak ve ancak tercüman aracılığyla anlaşılabilecek bir yapıya getirdiler. Tercuman olarak gönderilen peygamberleri, ilahi vahiylerinde üstlerini örtüp / yaldızlanıp kullanılmaz hale getirilince, kulaklar tıkandı ve kalpler kabuk bağladı. Kalpler katılaşınca da, Atalarının yazdıkları MANİFESTOLARI TANRI SÖZÜ kabul ettiler / ettirdiler.

İnananların huzurunda (açık alanlarda) "bizler de sizin gibi inanıyoruz" dediler. ŞEYTANLARIYLA baş başa kaldıklarında da "BİZ ESASINDA İNANALARLA DALGA GEÇENLERİZ" dediler. Ve uygulamalarına "TANRI DEDİ Kİ" solaganlarıyla maskelemiş olarak devam ettiler.

Göğüslerinden gelen fısıltıyı da, "HAYRA" YORARAK BU VİCDANIMIZIN sesi dediler.Yaptıklarının anlaşılmaması için, ŞEYTANLA ilişkilerini kapalı devreli inanç sistemlerinin parçası yaptılar. Vicdan sesini, VESVESE, KÖTÜ DÜRTÜ gibi isimler vererek KENDİLERİNİ KANDIRMAYA devam ettiler. Vicdan olgusu "İNSAN OL" emri / uyarısı verirken, göğüslerinde beslediklerinden gelen KÖTÜ DÜRTÜ dedikleri "CANİ OL" emrini / uyarısını veriyordu. "YAŞAMAN İÇİN İNSAN OLMAYI BECER" diyen SESE karşılık, "YAŞAMAK İÇİN İNSANLARI ÖLDÜR" diyen DÜRTÜYE uydular.

Böylece; İnsani duygulardan gelecek, İnsanı insan yapan oto-kontrol sistemlerinden gelecek tüm uyarıları YOK ediverdiler. Oto-kontrol bu. Mutlaka çalışacak. Akıl ve mantıklar oluşturulmuş düşüncelere yapısı gereği itiraz edecek, göğse bir sıkıntı, kalbe bir sızı gönderecek. İllaki uyarıda bulunacak.

Bu illakilik durumu yüzünden, "İllaki bir kötü dürtü olacaksa, illaki uyaracaksan bizi, AMALEK hakkında uyarman gerekir" diyerek, VİCDANLARINI AMALEK katlederek susturma yoluna gittiler.

Masum ve Mazlum ve Mahsun ve Maduru oynayarak, o gelen sesi "ama biz haklıyızla nötürlemeye çalıştılar." Yok etme işlemlerinden planlarından sonrada "İşte bak yok olmaktan kurtulduk, daha ne istiyorsun" yaklaşımıyla, oto-kontrolden gelen uyarı sesini, göğüslerinden gelen (beslediklerinin) öldür sesiyle karıştırıp YOK ETMELERİNE devam ettiler.

AMALEK'lerin soylarını kurutunca da, yeni AMALEKler icad ederek, KAPKARA hale getirdikleri OTO-KONTROL sitemlerine malzeme sağladılar. Yaptıkları ve yapacakları SOY kurutmalarına karşı çıkması gereken O GİZLİ SESİ, katliamlarına ORTAK EDİP birlikte SEVİNÇ YUMAĞI olup PURİM BAYRAMLARI ilan ettiler. Yoksa içlerinden gelecek olan uyarıyı nasıl duymamazlığa gelebilirlerdi..
   
  Yusuf kıssası altında, Dünya'yı ele geçirmeye, Dünya insanlarını bir uçtan bir uca köleştirmeye Tanrısal izin var . Özetle: Ahit bağlamında, Atalarının yazdığı Tanrı müsadesiyle, ilk oğlu ve ilk doğanı İsrail gibi, ilk "TEK DÜNYA DEVLETİ" kurulabilir. Tek Dünya Devleti'nin de yöneten Firavunu (ismi, imparator, başkan, Pir..vs olabilir) elbette olacaktır.

Yaratılış..........47:19 Gözünün önünde ölelim mi? Toprağımız çöle mi dönsün? Canımıza ve toprağımıza karşılık bize yiyecek sat. Toprağımızla birlikte firavunun kölesi olalım. Bize tohum ver ki ölmeyelim, yaşayalım; toprak da çöle dönmesin.››
Yaratılış..........47:20 Böylece Yusuf MISIRDAKİ BÜTÜN TOPRAKLARI FİRAVUN için SATIN ALDI . Mısırlıların hepsi tarlalarını sattılar, çünkü kıtlık onları buna zorluyordu. TOPRAKLARIN TÜMÜ FİRAVUNUN oldu
Yaratılış..........47:21 Yusuf MISIRIN BİR UCUNDAN ÖBÜR UCUNA KADAR BÜTÜN HALKI KÖLELEŞTİRDİ.

Tanrı herşeyi yarttığına / herşeyin yaratanı olduğuna göre;
Tanrı sadece İSRAİLLİLERİN BABASIYIM, BENİM İLK DOĞANIM dediğine göre;
Tanrı bu sözlerini de "BEN VERDİM" dediği, "HER HARFİ TANRIDAN" denilen kitaplar külliyesinde kayıt altına aldırdığına göre; ONLARI KİM TUTABİLİR?

Hele daha kitabın başında bu tür vaadlerde bulunulduysa;
Yaratılış.......1:29 İşte yeryüzünde TOHUM veren her otu, tohumu meyvesinde bulunan her meyve ağacını size veriyorum. Bunlar size yiyecek olacak.
   
  Ahit maddelerindeki anlatımlara bakarsanız, Ester bölümündeki gibi bir MANEFESTO ilanı var. Yahudiliğin ekonomik anlayışını yansıtan bir menifesto yayını var. Ester bölümündeki gibi gizli mesajlar, gizli tanımlamalar var.

Fazla kafaları zorlamasın, sorular soruları doğurmasın diye;
Ester bölümüne taransfer edilip ortadan kaldırılmış olan,
Kendi yapılarını tanrısal boyutla da göstermek amacıyla, Kendilerinden çok uzaklardaymış gibi AMALAK ilan edilerek soyu değiştirilen, (Kuzenleri oluyor. Yakup oğlu Esav soyu ile İshak Oğlu İsmail soyunun evliliğinden türeyen AKRABALARI. Esav'da, amcası İsmail'in kızı ile evlenerek ilk AMALEK üretimini yapmış oluyor)
Ahit'te, ismi Mısır'la alakalı olarak hiç geçmeyen,
Firavunlarla asla ödeşleşmesine, beraber anılmasına izin verilmeyen,
Firavunlarla bağlantısının belli olmaması için maskelenen,
Yahudilik zihniyeti ve Firavunlaşma ile Yahudilik dini ve Mısır dinleri arasındaki sıkı içiçe geçmişliği saklamak için yokmuş gibi davranılan,
Ama ait olduğu Pagan esaslı dinin tanrılarını , sembollerini bugün bile kullanılan,
Firavunun vezirlik makamına kadar yükselmiş bir HAMAN var.
Haman'ı yok edebilmek için, olmayan Krallığın, olmayan kralına vezir yapılmış olması, sanırım HAMAN gizlenmesindeki hassasiyetlerini açıklar.
   
  SOYKIRIM, YAHUDİLİK MANİFESTOSU, AMALEK AVCILIĞI ve MASKESİ PURİM BAYRAMININ İŞLENDİĞİ "ESTER & PURİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Konudan da anlaşıdığı gibi, Yusuf adı altında HAMAN'ın iş bitirciliği anlatılıyor. Karun'un hazinelerine çalışan, efendisine son derece bağlı olan Haman hikayesi, Yusuf adı altında naklediliyor. Bugün Dünya'da uygulanan PLANLARA bakıldığında, bu isim değişikliği çok daha iyi anlaşılıyor. Görünenlerle, gizlenenler arasındaki bağlantı.
   
  KÖLELEŞTİRME HİKAYESİ AHİT'E GÖRE ŞÖYLE..
  Yaratılış.......47:13 Kıtlık öyle şiddetlendi ki, hiçbir ülkede yiyecek bulunmaz oldu. Mısır ve Kenan ülkeleri kıtlıktan kırılıyordu.

GDO, Gen, İLAÇ ve TOHUM kontrollerinin kimlerin elinde olduğunu düşünürseniz, kutsallarımız dedikleri kitaplarında, ekonomik, politik MANİFESTOLARININ aynen kullanılıyor olduğunu görürsünüz. Tohum patentleme adı altında yapılan tarım kontrollerinin amacı daha iyi anlaşılmıyor mu?

Yaratılış.......47:14 Yusuf SATTIĞI BUĞDAYA karşılık Mısır ve Kenandaki BÜTÜN PARALARI toplayıp FİRAVUNUN SARAYINA götürdü.

Banker zihniyetinin monte edildiği Yusuf, tüm paraları ele geçirip, herşeyi kontrol altına alıyor. Bugünkü uygulamalar ne kadar benziyor değil mi? İflas eden ülkeler. Para için kapılarda bekleyen ülkeler, imtiyazlarını tamamen kabul eden ülkeler, yer altı yer üstü kaynaklarını peşkeş çeken ülkeler, topraklarını satan ülkeler..vs..

Yaratılış.......47:15 Mısır ve Kenanda PARA TÜKENİNCE Mısırlılar Yusufa giderek, ‹‹Bize YİYECEK VER›› dediler, ‹‹Gözünün önünde ÖLELİM Mİ? PARAMIZ BİTTİ.››

Tüm paraları emen, yönetici değil sadece ticaret adamı vasıflarıyla yaklaşan ama ticaret erbabının yapamayacağı, düşünemeyeceği, kabul edemeyeceği boyutta, olayı planlayıp hiç vicdani rahatsızlık duymadan hareket eden sözde TANRI ELÇİSİ.

Gerçekleştirdiği tegahtan son derece mutlu ve gururlu bir edayla "HAYVANLARINIZI GETİRİN" diyebilen, kelime hazinesinin yetersiz kaldığı, RUHU HİLKAT GARİBESİ bir adam DİN KİTABI İÇİNDE PEYGAMBER SIFATIYLA SIRITIYOR.

İnsanları, son tutanakları olan HAYVANLARIDA alırsa, TOPRAKLARINI ele geçirebilmek çok daha kolay olacağından bu teklifi yapıyor. Tanrının elçisi / Peygamberi olarak "her harfi Tanrıdan" diye yazdıkları kitaba soktukları, KAREKTERLERİNE UYGUN davranışlar sergileyen MAHLUKAT, ARSIZCA bu teklifi yaparak gelecek nesillere nasıl davranmaları gerektiğini TANRI RUHSATI olarak veriyor.

Güzelliğiyle, yakısıklılığıyla dillere destan olan, Mısır'ın Yusuf'u lakaplı Hz. YUSUF'un ismini, TÜM DÜNYA İNSANLARI bir araya gelse ancak bu kadar kirletebilir?
ŞEYTAN: ŞEYTANA yenilmeyip, ŞEYTANA tesim olmayıp, evin kadınıyla yatmayan Hz. Yusuf'tan, intikamını demek böyle aldı.
Tanrı olarak işaret ettiklerinin yanından hiç ayırmadıkları ŞEYTAN'ın intikamını almak, yüzlerce (kitapların yazılışına göre) sene sonrada olsa adamlarının çok hoşuna gitmiş olmalı.

Eyüp.................1:6 Bir gün İLAHİ varlıklar RABbin HUZURUNA ÇIKMAK için geldiklerinde, ŞEYTAN da ONLARLA GELDİ.
Eyup.................1:7 Rab ŞEYTAN'a, "Nereden geliyorsun?" dedi. ŞEYTAN, "Dünyada gezip dolaşmaktan" diye yanıt verdi.

Şeytanla yapılan toplantılar sonrasında elbette stres atmak, alınan kararları kutlamak gerek. İsrail Tanrısı, şeytanı sağına almış eğleniyor olmalı. Melekler sağına geçemezken o sağında duruyor. Kutsal metin yazarıda üzerine basarak "SAĞ" kelimesini kullandığına göre, kurulan ittifaklar belli olsun diye bu detaya yer vermiş olmalı

Zekerya..............3:1 RAB, MELEĞİNİN önünde duran Başkâhin Yeşuyu ve onu suçlamak için SAĞINDA DURAN Şeytanı bana GÖSTERDİ
1 Petrus ...........3:22 Göğe çıkmış olan Mesih, TANRININ SAĞINDADIR Melekler, yetkiler ve güçler O'na bağlı kılınmıştır.

İsrail tanrısı ile Şeytan muhabbet o kadar çok ilerlemiş olmalı ki? Melek bile isyan edip "RAB SENİ AZARLAMALI" diyor. Azar dahi işitmeyen, alacağı en büyük ceza sadece AZARLANMAK" olan Şeytan'la gülüp eğlenen TANRI OLABİLİR Mİ?

Zekerya..............3:2 RABbin MELEĞİ Şeytana, ‹‹RAB SENİ AZARLASIN, ey ŞEYTAN!›› dedi, ‹‹Yeruşalimi seçen RAB SENİ AZARLASIN ........

Gördünüz Tanrı olarak işaret ettikleriyle ŞEYTAN zaten kolkola bir durum sergiliyor. Bu durumda elbette Hz. Yusuf'ta onların en büyük düşmanları olmalı.
   
  YAHVE KERUV'ları YAKIP KÜL MÜ ETTİ? yoksa; TAHTINI KERUV'arın ARASINA MI KURDU? ÖRNEKLERİ İÇİN "KERUV" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Yaratılış.......47:16 Yusuf, ‹‹PARANIZ BİTTİYSE, DAVARLARINIZI GETİRİN›› dedi, ‹‹Onlara karşılık size yiyecek vereyim.››

Burada tasvir edilen kişinin Peygamber olma olasılığı var mı? Ancak acımasız fırsatcı bir tefeci tanımlı bir TOPLUM SÜLÜĞÜ var. KAN EMİCİ var.
Halkının refahini değil, PUTPERES efendisinin, "BEN TANRIYIM" diyen efendisinin, hazinesini ve kendi payını düşünen, İNSANLIKTAN NASİBİNİ almamış FIRSATCI bir TİP var
Elçisi olduğu TANRISINI bile hiçe sayıp başka TANRIYA hizmet eden ve asla ilahi hiçbir korku taşımayan MODEL var.
BUGÜNE aktarılmış olan zihniyet ŞABLONU var, Yüksek idealler peşinde koşanlara uygun PROFİL var.

Yaratılış.......47:17 Böylece davarlarını Yusufa getirdiler. Yusuf atlara, davar ve sığır sürülerine, eşeklere karşılık onlara yiyecek verdi. BİTR YIL boyunca hayvanlarına karşılık onlara yiyecek sağladı.

Hayvanlarına karşılık alabilecekleri yardım mitarıda ortalama BİR YILLIK civarında olmalıymış. .Hayvanlarıyla ancak bir yıılık geçim sağlayabilen insanlar yine, TEFECİ MAHLUKATIN kapısını çalarlar. "Canlarımız ve topraklarımız" kaldı derler.

İlk başından beri hedefi olan özgürlükleri pranga altına almak olan MAHLUKAT topraklarını satın alarak, özgürlükleri yok edip hepsini Köleleştirir. Bu anlatılanların hepsi gördüğünüz gibi her harfi Tanrıdan dedikleri kitapta yazılmış olan stratejik ifadelerden.

Yaratılış.......47:18 O yıl geçince, ikinci yıl yine geldiler. Yusufa, ‹‹Efendim, gerçeği senden saklayacak değiliz›› dediler, ‹‹Paramız tükendi, davarlarımızı da sana verdik. Canımızdan ve toprağımızdan başka verecek bir şeyimiz kalmadı.

Dini anlamda bakıldığında; asli görevi, insanları FİRAVUNUN zülmünden kurtarma olması gereken YUSUF'ları, yapması gereken tam tersi hareketleri sergileyerek FİRAVUNA yeni KÖLELER sağlamakla meşgul.

Kutsal Kitapta kahraman, dini önder olarak gösterilen. "Soyumuzun Mısır'da ki ilk tohumunu attı, bizim ÖNDERİMİZ" denilen İLAHİ vasıflar yüklenmiş kişinin, insan dostu, zalim düşmanı olması beklenir. Ama karşınıza çıkarılan tip, ZALİMLERİN YILMAZ YARDIMCISI, masum KORUNMAYA İHTİYACI olan İNSANLARIN AMANSIZ DÜŞMANI olarak karşınıza çıkartılıyor. Ve "HERŞEYİ TANRI adına yaptı" diyede altına etiket asılıyor.

Tanrı insanların masum olanlarını cezalandırıp, Zalim olanını, hemde kendisine rakip olanını, ben TANRIYIM diyenini ödüllendiriyor. Ve bunların hepsini, kah yağlıyarak, kah tuzluyarak acıtmasına bakmadan taliplilerine yediriyorlar. Bunları ayrımsız yiyenlerden de "GIK" bile çıkmıyor. Yahudilerin ve Hıristiyanların Tanrı olarak benimsedikleri "BEN TANRIYIM" diyen FİRAVUN mu? Yoksa; diğer boyuttaki özdeşi, bağlı olduğu, "RA" yada "HORUS" mu? Doların üzerine bakarsanız TANRILARI HORUS.
   
 
   
 
   
  ANAHTARI BENDEDİR DİYENLER BOŞUNA LAF ETMEMİŞ DEMEK Kİ.
 
   
  DOLARDAKİ, HORUS, PİRAMİT, ADALET TERAZİSİ, ANAHTAR ve "BİZ TANRIYA İNANIRIZ" sözünün işlendiği "PARADAKİ TANRI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  TANRIDAN DENİLMESİ NEDENİYLE; Firavunların İlahi cezalandırıcısı olarak beklediğiniz kişi FİRAVUNLARIN UŞAĞI olarak karşınızdaki yerini alıyor.
Bu durumda ESKİ AHİTİ kaleme alanlar FİRAVUNLARIN adamları mıydı?

ELLERİNDE Kİ KİTAP; esasında "RA / HORUS" adı ile anılan, paralar üzerinde ve birçok yerde varlığını, GÖĞÜSLERİNDE YAŞADIĞI UŞAKLARI sayesinde duyuran, TANRI olarak taptıklarına mı "AİTTİ DE", halk "TANRIYIM" da diyen FİRAVUN adına köleleştirildi.

Yaratılış.......47:19 Gözünün önünde ölelim mi? Toprağımız çöle mi dönsün? Canımıza ve toprağımıza karşılık bize yiyecek sat. Toprağımızla birlikte FİRAVUNUN KÖLESİ olalım. Bize tohum ver ki ölmeyelim, yaşayalım; toprak da çöle dönmesin.››

Yaratılış.......47:20 Böylece YUSUF Mısırdaki bütün TOPRAKLARI FİRAVUN için SATIN ALDI. Mısırlıların HEPSİ TARLALARINI SATTILAR, çünkü kıtlık onları buna zorluyordu. TOPRAKLARIN tümü FİRAVUNUN oldu.
   
 

Düşünebiliyor musunuz? "ALLAH" tarafından Firavun'a gösterilen bir rüya var. Rüyanın yorum anahtarıda "ALLAH" tarfından Hz. Yusuf'a veriliyor. Amaçlanan görünür nede ise; Hz. Yusuf'un itibar görmesi, gerek sarayda, gerek halk arasında aranan kabul edilen, sözü dinlenen biri olması.

Yakupoğullarının Mısır yaşamıyla çoğalması, imani değerlerin, Hz. Musa öncesinde Sarayda yer edinmesi, halk arasında Hz. Yusuf'la birlite tanınması. Rüyanın ve Rüya anahtarının verilme nedenlerinin başlıcaları böyle sayılabilir.

Özetle: Rüya, rüya yorumu, bolluk ve arkasından gelen kıtlık ile halkın İÇTEN GELEN duygularla Hz. Yusuf'u kabul etmesi hedeflenmiş. Doğal yollardan oluşması istenen sevgi seli için, gerçekleştirilen olaylar zinciri denilebilir.

Yoksa Hz. Yunus gibi, kendisi olmadan da, Mısır halkı gönderilen birini seviyor olabilirdi? Herkes kendi isteği olarak yorumladığı, bu kabul etme sayesinde Yakupoğulları yüzyıllarca seçkin, itibarlı bir yaşam içinde kendilerine yer bulunmuşlardır. En azından Çıkış yıllarına kadar.

Gösterilen Rüyanın amacı neydi? Halkı aç bırakmak yada köleleştirmek değildi.
Hz. Yusuf'u Saray'a ve Halka kabul ettirmek, itibar kazandırmaktı.
Hz. Yusuf itibar kazanabilmesi, halk tarafından benimsenebilmesi için ne yapması gerekiyordu?
Halka yardımcı olmak, onlarla kaynaşmak, onlara iyilikler yapması gerekiyordu.
İyilik yapması için ona ne imkan verilmişti? Bolluk ve arkasından gelecek olan kıtlık haberi verilmişti.
Halkını uyarabilsin onların bolluk zamanında kendisine bildirildiği gibi, birikim yapsın kıtlık zamanında da madur olmadan yaşamlarını sürdürebilsin.
Yetmeyen, biten yada hayvancılık gibi başka işlerle uğtaşanlara da, devlet olarak depoladıkları ürünlerden verilsin.
Satma işi coğunlukla Mısır dışındaki ülkeler için.

İlahi vahiylere göre olması gerekenler aşağı yukarı böyle.
Yusuf'un kabülü, Yakupoğullarının rahatı için gerçekleştirilen olaylar zinciri böyle.
İlahi vahiylerde olması arzu edilen, kabul edilebilecek haliyle yer alıyor.
Tersi durum olsaydı Halk Yusuf'u sever miydi?
Hz. Yusuf dillere dolanırda, MISIR'IN YUSUFU adı verilir miydi? Elbette verilmez ve hatırlanırsa da kötülükle anılır, KÖTÜYE ÖRNEK OLSUN diye ismi telaffuz edilirdi.

Oysa onların atama Yusuf'larına yaptırdıklarına bakın.
Rüyanın yorumu kesinlikle halka bildirilmiyor ki, kimse bir yıllık bile tedbir almamış.
Tedbir alamayı bırakın tüm ürünlerini çok ucuza YUSUF'a satmışlar.
Depolardaki buğdayın kaynağı elbetteki Mısır ve diğer ülkelerden toplananlar.
Firavunun tarlaları yok. Çiftcilikte yapıyor değil.

İNANÇ ŞEKLİNE BAKIN. TAPINILAN İNANCA BAKIN, TANRI OLARAK BENİMSENENE BAKIN.. MISIRDAN ÇIKIŞTA, FİRAVUNA "ZALİM DİYENLERE" BAKIN..

Tanrı rüya gördürüyor, elçisi tüm halkı köle etsin diye. Ve elçi tüm halkını sülük gibi emebilmek için halkını KITLIĞA KARŞI uyarmıyor. Uyarmak şöyle dursun kurduğu simsarlık ağıyla tüm ürünleri topluyor. Sürekli bolluk olacak mesajlarıyla halkın elinden ürünleri SALAĞI OYNAYARAK topluyor. Ve depoluyor. 7 yıl boyunca bu eylemi hiç aralıksız yapıyor.

"Her yıl boluk oluyor ürün fiyatları da sürekli düşüyor, daha fazla düşmeden satalım" yaklaşımı sergilettirilen, halkın elindeki tüm ürünler tam bir KAN EMİCİ gibi kendine pazar oluşturan FIRSATCI mantığıyla toplanıyor.

Kıtlık başladığında, kıtlık yılını haber vermediği gibi, halkın elinde kalmış olan ürünler bitesiye kadar, tamamen kuruyasıya kadar depoları açıp satışa da başlamıyor. Şartlarını kabul ettirebilmek, kuralları tek başına koyabilmek, çok kısa sürede fazla uğraşmadan toprakları ele geçirip, KÖLELEŞTİRME operasyonunu tamamlamak istiyor.

Ve tüm bu anlatılanlara rağmen birileri hala, ELLERİNE TUTUŞTURULMUŞ kitapların KAPAK İSİMLERİNE bakarak, İLAHİ metinler diye tapınmalar da kullanıyor.
Ve birileri hala "her harfi tanrıdandır" diye kutsal kitaplarının arasında tutuyor.
Birileri hala, Peygamberine "tefeci" diyenlerinİ kitaplarına uyulursa CENNETLER vaad ediyor.
birileri halkını nasıl sömürdüğünü ve nasıl sömürüler yapılacağını anlatan kitaplara, kutsiyet yükleyebilmek için, yaptığı Meal'den yönendirmeler yapıyor,
Birileri hala sipariş kitaplar yazıp, "Amenetümüz aynı" diyen tellalleri yanında tutuyor.

Yaratılış.......47:21 Yusuf Mısırın bir ucundan öbür ucuna kadar BÜTÜN HALKI KÖLELEŞTİRDİ.

Yaratılış.......47:22 Yalnız KÂHİNLERİN TOPRAĞINI satın almadı. Çünkü onlar FİRAVUNDAN aylık alıyor, firavunun bağladığı aylıkla geçiniyorlardı. .....

Yaratılış.......47:23 Yusuf halka, ‹‹Sizi de toprağınızı da FİRAVUN İÇİN SATIN ALDIM›› dedi, ‹‹İŞTE SİZE TOHUM, TOPRAĞI EKİN.

Yaratılış.......47:24 Ürün devşirdiğinizde, BEŞTE BİRİNİ FİRAVUNA vereceksiniz. Beşte dördünü ise tohumluk olarak kullanacak ve ailelerinizle, çocuklarınızla yiyeceksiniz.››

Bir lokma ekmek için fuhuş batağına batanlar, Hırsızlık mesleğine adım atanlar, Birbirlerinden yiyecek saklayanlar, Karborsacılık piyasası oluşturanlar, Tefecilik mesleğinin zirvesine oynayanlar, Ahlak anlayışları kökten değişime uğrayanlar, kurulan çeteler..vb.. PEYGAMBER diye ORTAYA SÜRÜLENİN yol açtığı ÇÖKÜNTÜLER olabilir mi? Toplumsal yaşama çeki düzen vermesi gereken ama BOZGUNCULUĞA yol açan ve prim veren PEYGAMBER olabilir mi? Eğet kitap sizin kitabınız, Tanrı sizin Tanrınız, Din sizin zihniyetinizin YANSIMASIYSA elbette Peygamber olarak ortaya sürülende, BOZGUNCULUĞU teşvik eden, PUTPERSLİĞİ yayan, KENDİ TARAFINA çalışan İNSANLIKTAN NASİBİNİ almamış MAHLUKAT olabilir.

Kendilerini ayrıştırmak için, KİTAPLARININ yalanını örtmek için, ADAM yaratıldığında etrafta imparatorluk kurmuş, Devletler sahibi olmuş, Şehirlerde sosyal yaşam süren milyonlarca insanı koca kafalılardı, onlar aslında CRO-MAGNON ADAM'dı diye tezler üretenler, elbette kendilerine yaraşan Peygamberi de böyle tipler olur. Tıpkı atamayı düşündükleri beyaz atlı KURTARICI ETİKETLİ mesihleri gibi. Szi onların MESİHE, İSA'ya, KUZU'ya, KURTARICI'ya, TANRI'ya inandıklarını mı sanıyorsunuz da, "Mesih gelecek iyiller kurtulacak" diye ABUK-SUBUK HAYALLER kurup, (kendilerinizide o tarafta taransfer edip / zannedip) teselliler buluyorsunuz. Bunca yalanı, bir çırpıda kusal damgalı kitaplarına alanların, İLAHİ bir beklentisi olabilir mi?

   
  "KİTABIMIZ YALAN DOLU" yerine, İNSANLARI CRO-MAGNON İLAN ETME'nin işlendiği "SEÇKİNLER & CRO-MAGNON ADAMI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
 
TANRI diye CİN'lerle kurdukları ittifaklara İNSANLARI taptıranların, TANRININ OĞLU inançları olabilir mi? "KUZU KİM & KÖPECİK KİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
     
  İYİ - KÖTÜ TARAF HANGİSİ? BANA GÖRE İYİ ama ONLARA GÖRE KÖTÜ TARAF neden BEN oluyorum? "İYİ & KÖTÜ KİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
     
 

Giden hayvanlar, toplanan paralar, fahiş fiyatla satılan ürünler, "öldüm pahasına" ellerinden alınanlara onlar ne oldu?
Açlıktan ölenlerin geride bıraktıkları ailesine ne oldu?
Mutlaka intihar edenler ve yiyecek yüzünden cinayete kurban gidenlerde vardı. Onların açtığı yaralara ne oldu?
...elbette bilemeyiz ama Mısır halkı kendi topraklarında köle durumuna düşmüşler ve onların verdiği TOHUMLARI KULLANIR olmuşlar.

Onlara o zaman verilen tohumlar genetik olarak denetlenemediğinden tekrar tohum lrak kullanılabiliyordu. Bu nedenle her ne olursa olsun ürünün %20'sini istediler. Yetecek kadar da olsa %20, yetmeyan miktarda da olsa %20. Elbette o zamanlar Para ve bu gibi uygulamaların dışında yani toprakları tamamen ele geçirmenin ve borçlandırmanın dışında pek fazla seçenekleri de yoktu.

Toprağın Lanetini kendilerine seçenler, kendilerine yakıştıranlar, HAYVANCILIKLA uğraştığından, toprak onlar için işlenecek bir meta değildi. Onlar için Toprak hükmedilecek İnsanlar ve akıtacağı servet yolu demekti. Bu ve bunun gibi nedenlerle uygulayabildikleri yöntemler sınırlıydı. Amaçlarına ulaşabilmeleri için; ancak tüm toprakları ve tüm tohumları / tohumlukları ele geçirmeleri gerekiyordu.

O günlerde, bitkiler kimyasal ilaçlara muhtaç hatta BAĞIMLI değildi Ogünler geride kaldı ve bitkiler genlerine yazılmış tarifeler doğrultusunda üretimlerini gerçekleştiriyorlar. Pehrizleri gereği, listelerinde olmayan hiç bir şeyi kabul etmeyerek tepkilerini ortaya koyuyorlar. Rejim listelerinde olanlartıda mutlaka istiyorlar yoksa triplere bürünüp, üretmemekle tehdit ediyorlar. GDO'lu-MDO'lu diye kavramlar henüz sözlüklerde yer almıyordu. Tohum kontrolü ancak tüm ürünleri ele geçirmekle yapılabiliyordu. Öyle tohumu karşına alıp, parmağımı şıklattığımda kendini kısır saycaksın diye beyin yıkamaları da yoktu.

O GÜNLERDE parmak şıklatmaları, sadece hizmetliyi çağırmak amacıyla kullanıldığından, yani bitkilere yönelik kullanılamadığından, Dünyada Tohum tekelide oluşmamıştı. Tıpkı insan tohumlarının saklandığı, kök hücrelerinin muhafaza edildiği, ısmarlama EVLATLAR için spermlerin-yumurtaların kotlanarak tutulduğu, işlenmiş insan tohumlarının dondurulduğu, İnsan tohumlamalarının yapıldığı, gen kodlarının işlendiği, Bölgelere - ülkelere ÖZGÜN nesiller için katkılarda bulunma çalışmalarının aralıksız sürdürüldüğü İNSAN TOHUMLARININ yada İNSAN YEDEKLERİNİN yasal olarak saklandığı İNSAN GELİŞTİRME BANKALARI gibi, BİTKİ TOHUM bankalarıda kurulmuş.

Bu bankalarla dağ başlarında itilmişlik-kakılmışlık yaşayan bitkimsi karartılar bile "OT" statüsüne alınarak, onlara karşı gerekli nezaket gösterilmiştir. Ozamanlar bunlar yoktu ama zihniyetleri gereği aynı sonucu bölgesel olsada elde etmişlerdi. Çünkü; aynı zihniyetin ağa babalarının duayenleri o zamanlarda yaşamıştı.

Yaratılış.......47:25 ‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. FİRAVUNUN KÖLESİ OLURUZ.››

Yaratılış.......47:26 Yusuf ürünün beşte birinin firavuna verilmesini Mısırda toprak yasası yaptı. Bu yasa bugün de yürürlüktedir. Yalnız KÂHİNLERİN TOPRAĞI FİRAVUNA verilmedi.

   
  Köleleştirme operasyonundan elde edilen servetler nereye gitmiştir. KARUN'lar nasıl meydana gelmiş olabilir? Karunla sembolize edilen zaten sömürü düzeninin soygun düzeninin mevcudiyeti değil mi? Elbette Karun'a yada Karun'larına gitmiştir. Firavunların ve elebaşlerinin da içinde olduğu FONLARA gitmiştir. İsimleri KARUN'la özdeşleşmiş, KARUN'la sembolize edilen, kısaca KARUN GİBİ" denilen "FON" yöneticilerine gitmiştir.

FON ne "MENEMEN ŞEY" derseniz, FON: FONLANMADAN gelenlerin, FONLANDIĞI yer denilebilir.

Sahibi, üyesi, mudisi, Fonlayanı-Fonlananı, Düşmanı-Dostu asla belli olmayan ama yönetimi KARUN SINIFININ elinde olan, Türkçe açılımı; "FAKA OTURTULANLARIN NEMALARI" olarak yapılabilecek "FON" için, HARAMİLER kasasının dürüstlük sembolü olan ismi denilebilir.

Kimbilir, son krizde ülkesini satılığa çıkaran başbakan, "FON'un" en iyi müşterisi olabilir
Ülkem, Filistinim diye ortalıkta dolanan liderler bir bakarsanız "FON'un" bir parçası olabilir
Kahrolsun Emparylimz diye bağıran liderin tüm fertleri esasında "FON'da" birikimlerini değerlendirenlerden olabilir.
Kimbilir? ülkeme karşı silah satanlara lanet okuyan esasındaülkesinden gasp ettiği tüm servetini "FON'da" değerlendiriyor olabilir.
Kimbilir? Kahrolsun ABD, Lanet olsun İsrail'diye poposunu yırtanın bir bakarsınız milyarlarca doları "FON" hesabından çıkabilir..vb...

KARUN'un ilk atalarıda aracılık yaptığından mı, transfer yaptığından mı bilinmez ama hazinelerin kilitlerine ait anahtarları taşımak bir grubu zorladığına göre, bugünkü anlamda tefecilik, bankerlik arası birşey denilebilir.
   
 

SAMİRİNİN BUZAĞISINI HARUN'a YAPIŞTIRIP NASIL KENDİLERİNE MAL ETTİRSE, HAMAN'ın YAPTIKLARINDA YUSUF'a YAPIŞTIRIP KENDİ ÖZ YAPILARININ İSKELETİNİ oluşturmuşlar. Ve bu olumşularında iftiharla, KİTAPLARINDA açıklayarak, tanrısal dedikleri, İLAHİ KİTAPLARIN isimlerini kullanarak, "ALLAH'tan" sandırdıkları kitaplarında kendilerini tarif etmiş bulunuyorlar.

Herhalde "bizler hırsız, gaspcı köle yapmak isteyen putperes, katliamcıyız" diyemiyeceklerine göre, ZİHNİYETLERİNİ mudilerine ve varislerine bu yöntemle KUTSALLIK DAMGALARIYLA duyuruyorlar. Zihniyetleri yanı sıra, Tanrısallık kaynaklarını muhafaza eden, din+ırk kitaplarınıda oluşturmuş olmuşlar.

Yahudiliğin hem ırk, hem din olarak anılmasına yol açan, bir bütün olarak geçerli hale getirilmesini sağlayan TEMEL ÖĞRETİLERİN hikayeleştirilmiş hali olarak gözüken bu anlatımlarla, YAHUDİLİK zihniyetinde olması gereken prensipler ortaya koyulmuş.

Perensiplerinin özeti; kitaplarının ve davranışlarının anlatımı ile....."Yahudilik zihniyeti için Tanrı varlığı olması yada olmaması önemli değil, Bizlerin bir arada olmamız onu temsil etmemiz demektir. Aynı zihniyeti paylaşıyor olduğumuzu KİTAPLARIMIZA İŞLEDİĞİMİZE göre, İŞLEDİĞİMİZ herşey TANRI "OKEYİ" aldığına göre, düşündüğümüz herşey TANRI olgusunun bir parçası haline gelmiştir. Kutsal kitaplarımızda yazan bu. Kutsal kitaplar Tanrıdan olduğuna göre yaptığımız herşey TANRI VİZELİ demektir.

Demek ki Tanrıyı biz GÖĞÜSLERİMİZE iyice yerleştirmişiz ki, BUZAĞI suyunu KANA-KANA içmişiz ki, emredilenlerle uygulananlar arasında bir fark yok. O halde ayrıca bir TEKİL TANRI yerine, aynı zihniyetin paydaşları olarak bir araya gelmemiz TEKİL TANRIYA olan ihtiyacımızı ortadan kaldıracaktır.

Bu ve benzeri nedenlerle, herhangi bir inanca sahip olanlarda aynı zihniyetin PAYDAŞLARI olabilirler. "ALT DİNLER" olarak, vitrinlerindeki dinler olarak, tuğla çamurunun ait olduğu dinler olarak farklı dinlere ait olup ona göre davranabilirler. ÇOK TANRI İNANCINA ship olduğumuzu tekraralayarak ilan etmemizin nedeni bu değil mi? İster Putperes ol, ister Mecusi hangi dinden olusan ol, gel bize katıl. Yüzbinkere tövbe etmiş olsanda gel biz yine kabul ederiz. Bize karşı yüzbin kere Tövbeni bozmuş olsanda farketmez, burası TÖVBEKARLARIN kapısı. Burası TÖVBE kapısı değil ki, yanlış kapıya geldin sen bizden değilsin" diyelim. Yoksa her dinden insanları niye çağıralım. Eğer öyle olsaydı sadece bizden olanları çağırırdık

Açık açık, korkusuzca, pervasızca, TANRI inancının TEKİL olamaktan çıkarılmış olduğunu ilan etmememizin sebebi bu değil mi? Bizleri var kabul edilen hiç bir TANRI olgusu ilgilendirmiyor. Bizler gönüllerine BUZAĞININ suyu içirilmiş olanlarız. TANRI; bizlerin göğüslerimizde beslemiş olduğumuz BUZAĞILARDIR, o nedenle TEVHİD İMANI karşısında olan, onda çatlaklıklar arayan, ona muhalefet olmayı MESLEK edinmiş olan herkez bizlerin ZİHNİYET İKİZİ olabilir...denilebilir.

O nedenle Tanrıya sığınarak Tanrıdan korkmuyorlar çünkü kitaplarında kendi yaptıklarının tarifleri ve izinleri var. YAZDIKLARI sayesinde, "Tanrı ne derse / demişse ona göre hareket ediyorlar. Bu durumda neden Tanrıdan korksunlar ki? Tanrıya hayat ve karej-kter verenler o kitapların yazarları olan ATALARI değil mi? Yazan kendileri, yorumlayan kendileri, uygulayan kendileri ortada korkulacak ne var?

   
  Herhangi bir makamda / kurumda bulunan bir Yahudi aynı zamanda Yahudi ırkını da, Yahudi dininde temsil etmiş oluyor. Yusuf'ta da aynı özellik işlenmiş. Ayrıca din adamlarıyla bir takım organizasyonlara gitmiyorlar. Bir fonu yöneten Yahudi hem ırksal hemde dinsel ögeleri temsil etmiş oluyor. Din adamları kule yapmıyor. Kuleyi yine DİN VE IRK temsilciliğini, taşıdığı ZİHNİYETİ içinde muhafaza eden iş adamları, yöneticileri, bilim adamları, politikacıları yapıyor. Hem dinsel açıdan hem ırksal açıdan.

Din adamları ise zihniyet OLUŞUMUNA inanç açısından, kitaplarındaki MANİFESTOLARA bağlı kalarak katkıda bulunuyorlar. Elbette işleri gereği halkı ikna etme çalışmalarıyla, tapınma ve din kurallarının uygulanmaları ile ilgileniyorlar. Onlardan başka ırk ve dini içiçe olan bir topluluk yok.

Yusuf'a, Haman'a bu açıdan baktığınızda hem din adamıydılar hemde devlet adamlığı yaptılar. Hem de kabul ettikleri soy neyse, ona bağlı bir Yahudi olarak ta kaldılar. Dünyanın en büyük FONlarında, şirketlerinde, ailelerinde de durum aynı. Irk olarak YAHUDİLERSE zihniyet olarakta YAHUDİLER.

Küreselleşmeyi, globelleşmeyi köyleşme olarak görenler kim?
Dünya'yı tek köy olarak görüp, her yer bizimdir mantığıyla, her istediği yerleri işgal edenler kim.
TEK DÜNYA DEVLETİ peşinde olanlar kim?
Dünya ülkelerine borç (ABD dahil) batağına sokan hatta, bazılarını İFLAS ETTİRENLER KİM?
Ülkeler bazında yeşil devrim, kadife devrim adı altında senaryolarını gerçekleştirenler kim?
Fonlarıyla Ulusları Turuncu devrim adı altında, İSTEKLERİNİ yapmaya mahküm bırakanlar / zorlayanlar kim?
Fonlarıyla darbeler yapıp hükümetleri ayakta tutanlar kim?
Yusuf adı altında Dünya sürü düzeninegeçmeyi hedefleyenler kim?
Ulusalcılığı / Millyetciliği ırkcılık olduğunu çağdaş yorum olarak kabul ettirip kendileri için tüm dünyayı kana bulayanlar kim? ..vb..
   
  Dünya'yı ele geçirmeye, Dünya insanlarını bir uçtan bir uca köleştirmeye, ATALARININ yazdığı KİTAPLARINA göre tanrısal izin var .

özetle: Ahit bağlamında, Tanrı müsaadesiyle, ilk oğlu / ilk doğanı İSRAİL gibi, ilk İNŞAA edileni TEK DÜNYA DEVLETİ kurulabilir. Yeni Dünya Düzeninin, TEK DÜNYA DEVLATİ'de tek YÖNETİCİYLE idare edilebilir. FİRAVUN kıvamında, hem insan hemde Tanrısal vasıflarla yaldızlanmış, TANRI kabülü gören bir ÖLÜMLÜ. Bu sahnede TEKİL TANRI ihtiyacı var mı? Sadece "UMACI" rolü verilmiş olan perde arkası bir olgu, oluşumla KOTARILACAK bir sahne söz konusu.

Ait oldukları ZİHNİYETİN böyle bir sahnede TANRI rolünü, 2. dereceden de olsa oynayan varken, tüm SÖZCÜLÜKLER ve KARAR VERİCİLİK onda toplanmışken, TEKİL TANRI inancı ve ona ait olan kitaplar işi bozmaz mı? Her dinin kitapları, atalarının yaptığı gibi, GÖNÜLLER ŞELALE olsun diye mizansenleri, kıssaları, katliamları, sapkınlıkları, putpereslikleri içermiyor.

Sahne bu plan çercevasinde gerçekleşirken, TEKİL TANRI inancının ismi bile sahne gerisinde yer alan TANRI KONSEYİNİN elemanlarını işsiz bırakmaz mı? Kitaptakiler uygulanacaksa, Konsillerin, konsetlerin, kurumların, platformların, Dinlerin diyoluğunun, Tellallerin, Amentümuz bir diye çığırtkanlık yapanların, Cemaatlerin, Cemaat liderilerinin, uçanların-kaçanların, Hızırla görüşenlerin ne işi olabilir?

Yeni Dünya düzeninde, Firavun kıvamında İMPARATOR / PİR/ BAŞKAN vs.. adı alacak bir yöneticisi nin buyruğu altında yaşayacağı tebaasının barkodlanacağını ve tüm mülkiyetin fon emrinde olacağını YUSUF örneğinden sonra söylemeye gerek yok sanırım.
Bakarsının Firavun kıvamındaki ülkenin / oluşumun sembolik adı / tanım adı, 4. Roma / Yeni Roma olabilir. Roma gibi konsil devlet kurulabilir. Seçkinlerini GÖRLAND'da yer aldığı, DÜNYANIN ÇATISINDAKİ TEK DÜNYA DEVLETİ. KYOTA ödülü olan, Altın çağın ALTIN ülkesi.
   
  DÜNYANIN ÇATISI, TEK DÜNYA DEVLETİ ve YENİ KITALARI, 51. BÖLGE, HORUS, PİRAMİT OLUŞUMU SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Belki o zaman, Amerikan kongeresi önünde ki dikili taşa, yazıda yazılır. Dünya'nın çatısında, konsil 4. Roma imparatorluğu. Eyalet temsilcilerinin oluşturduğu Senatoya sahip bir imparatorluk. Eğer ilk doğanı israil ise, mutlaka ikinci doğanı ABD bazlı olmalı. YENİ DÜNYA'ya da YENİ DÜNYA DEVLETİ yakışır. AMERİKA kıtasının bir ismide YENİ DÜNYA değil mi?

Yaratılış.......47:19 Gözünün önünde ölelim mi? Toprağımız çöle mi dönsün? Canımıza ve toprağımıza karşılık bize yiyecek sat. Toprağımızla birlikte firavunun kölesi olalım. Bize TOHUM ver ki ölmeyelim, yaşayalım; toprak da çöle dönmesin.››
Yaratılış.......47:20 Böylece Yusuf MISIRDAKİ BÜTÜN TOPRAKLARI FİRAVUN için SATIN ALDI . Mısırlıların hepsi tarlalarını sattılar, çünkü kıtlık onları buna zorluyordu. TOPRAKLARIN TÜMÜ FİRAVUNUN oldu
Yaratılış.......47:21 Yusuf MISIRIN BİR UCUNDAN ÖBÜR UCUNA KADAR BÜTÜN HALKI KÖLELEŞTİRDİ.
   
  Kitaba göre, Yakup ölmeden önce Yusuf'u yanına çağırır ve küçük olmasına rağmen Efrayim'i kutsar. Tercih onun. Kendiside küçük olmasına rağmen, annesi ile bir olup, babaları İSHAK'ı kandırmış, İshak'ta Yakup'u Peygamber ilan etmişti. TANRIYA HAYAT verenler kendileri olduğundan, Peygamberlik saçiminide Tanrıyı karıştırmadan hille ve hurda ile aralarında hallediveriyorlar. Tanrı'da çıkan sonucu elbette kabul ediyor. Onun karışmaya hakkı yok ki. Ne yazılmışsa onlar onun beyanatıdır.

Tanrı olarak edinilenin durumunu şu örnekle daha iyi açıklayabiliriz; Tanrı olarak edindiklerinin durumu, yıllar önce Televizyon ekranlarından tanıdığımız, Cenk Koray'ın seslendirdiği BAY MERAKLININ hallerine benziyor. Kalem çizmezse, her şey bitiyor. Kalem çizdiği sürecede varlığını bağıra çağıra sürdürüyor. El gelip altından çizgisini silerse, tüm yaptığı işlevselliği, çizgi üzerinde seyir halinde olmaktan ibaret olan Bay Meraklı için, herşeyin sonu geliveriyor.

Bunların edindikleri Tanrının da durumu tıpkı öyle. Ne konuşacağına, nelere karşı çıkıp onay vereceğine karar verenler, kutsal metin yazarları. Edinilen / TANRISIN DENİLEN ne kadar bağırsada, "KALEM İSTEDİĞİNİ gerektiği biçimde HEMDE TANRIDAN diye / TANRI ağzından yazıyor.

Görüldüğü gibi, " HER HARFİ TANRIDAN" olan kitap sahibi olmak kolay değil. Hem Tanrıyı oynayacaksın, hem yazacaksın, hemde aciz kul pozisyonunu koruyup, hayat verdiğini yücelteceksin ki, Bay Meraklı gibi onda İZLEYENLERİ olsun.

Bay MEREKLI ekrandan gözlerle izlenirken, "SEN TANRISIN" denilenin çizilmiş yolundaki hareketlerine sekronize olarak / takip edilerek izleniyor. Birinde hoşça VAKİTLER geçirilip, BOŞ zamanlar değerlendirilirken, diğerinde BOŞA kürekler çekilip çok kıymetli VAKİTLER heba ediliyor.Ve hiçte hoş olmayacak bir zamana doğru yollar alınıyor.
   
 
   
  Yakup ölmeden önce Yusuf'u yanına çağırıp veda konuşması yapar demiştik. Veda konuşmasında, ON İKİ oğlunun meydana getirdiği, ON İKİ kabile hakkında düşüncelerini bildirir.

Yaratılış.......48:21 İSRAİL Yusufa, ‹‹Ben ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹Tanrı sizinle olacak. Sizi atalarınızın toprağına geri götürecek.

Bunlardan biride, açımasızlıklarından dem vurduğu, (Mısır çıkışında halkını PUTA tapmıyorlar diye, seve seve kılıçtan geçiren) Levi'lerdir. Yakup onlar için şöyle der. Söylediklerini dkkatlice okuyun ve TANRI OLARAK KABUL EDİLENİN kim olduğuna, Tanrının kim olduğuna karar verin. Tanrıyı Güreşte yalvartan Kim? Tanrıyı güreşte yenen kim? O ismide düşüncenizin içine atarak çıkarımınızı yapın.

Yaratılış.......49:1 YAKUP oğullarını çağırarak, ‹‹Yanıma toplanın›› dedi, ‹‹GELECEKTE SİZLERE NELER OLACAĞINI ANLATAYIM.
Yaratılış.......49:2 ‹‹YAKUPOĞULLARI, toplanın ve dinleyin, Babanız  İSRAİLE kulak verin.
Yaratılış.......49:7 Lanet olsun öfkelerine, Çünkü şiddetlidir. Lanet olsun gazaplarına, Çünkü zalimcedir. Onları YAKUPTA bölecek Ve İSRAİLDE dağıtacağım.
Yaratılış.......49:29 Sonra Yakup oğullarına şu buyrukları verdi: ‹‹Ben ölmek, halkıma kavuşmak üzereyim.

SÖYLEYEN TANRI mı? YOKSA YAKUP'mu?
"YAKUP'ta BÖLECEĞİM" diye Yakup LAF edebilir mi? Üstelik ölüm döşeğinde iken.
Yakup, oğullarını Yakup'ta böleceğim diye geleceğe dair sözleri nasıl sarfeder?
Yakup, Oğullarını Yakup'ta (kendisinde) nasıl böler?
Eğer Yakup, Yakupoğullarını Yakup'ta bölecekse yani bunu kendini kastderek söylemişse çok geç kalmış olmuyor mu?
Yakup, Yakupoğullarını Yakup'ta bölecekse, buradaki ilk Yakup, Yakup'un içine kaçmış CİN'mi oluyor.
Yakup yalvarttı, bağladı, tutsak etti dedikleri TANRININ MELEĞİ lakaplı CİN, o CİN'mi oluyor?
Çocukları toplayıp nasihat eden, Yakup'un ağzından giren, ONUN SÖZLERİNE YÖN VEREN onların "RUH" dedikleri CİN olmasın?

2 Tarihler.......18:19 RAB SORDU: 'Ramot-Gilat'a saldırıp ölsün diye İsrail Kralı AHAV'ı kim kandıracak?' "Kimi şöyle, kimi böyle derken,
2 Tarihler.......18:20 BİR RUH çıkıp RAB'bin ÖNÜNDE durdu ve, 'Ben onu kandıracağım' dedi. "RAB, 'Nasıl?' diye sordu.
2 Tarihler.......18:21 "Ruh, 'ALDATICI RUH olarak gidip AHAV'ın bütün PEYGAMBERLERİNE yalan söyleteceğim' diye karşılık verdi. "RAB, 'Onu kandırmayı başaracaksın' dedi,.
2 Tarihler.......18:22 "İşte RAB bu PEYGAMBERLERİN ağzına ALDATICI BİR RUH koydu. Çünkü sana kötülük etmeye karar verdi."

YOKSA KONUŞAN YAKUP İSRAİL İSMİNİ ALINCA TANRILIKTA MI BULAŞTI?
İSRAİL DEVETİ YOKTU Kİ. İSRAİL İSMİ YAKUPTA ORTAYA ÇIKIYOR.
80 YAŞLARINDA YUSUF DOĞDUKTAN 6 YIL SONRA LAVAN YANINDAN YAPTIKLARI GÖÇ SIRASINDA YAPILAN GÜREŞTE BU İSİM ORTAYA ÇIKIYOR.

Yaratılıştan itibaren yapılan hesaba göre Yakup'un güreş yaptığında yaşı 80 olmalı. Mısır'a girilmeden 50 yıl önce. Yani; Yahudi kabulüne göre; M.Ö 1573, Ahit verilerine göre M.Ö 1976 yılına denk geliyor.

Mısır'a, Yusuf'un 39 (17+13+7+2) yaşında iken, 130 yaşında girdiği göz önüne alındığın da ise; (Yusuf'un doğumundan 6-7 sene sonra göç sırasında güreş yapılıyor) Yakup'un güreş yaptığında yaşı (130-39)+6=97 olmalı. Mısır'a girilmeden 33 yıl önce. Yani; Yahudi kabulüne göre; M.Ö 1556, Ahit verilerine göre M.Ö 1959 yılına denk geliyor. İki tutarsız sonuç.
 

DEVAM EDİYOR

 
   
  Yakup'un, Güreş yıllarına ait yaş durumu 80-100 arası olmasının sebebi yada yaş aralığının bu kadar neden geniş tutuluyor olmasının sebebi, iki ayrı yerden yapılan tarih analizinden, iki ayrı sonuç çıkıyor olması

Yakup'un Mısır'a girişi ve Yusuf'la karşılaşması baz alınarak yapılan hesaba göre;

Mısır'a, Yusuf'un 39 (17+13+7+2) yaşında iken, Yakup'un da 130 yaşında girdiği göz önüne alındığın da; (Yusuf'un doğumundan 6-7 sene sonra göç sırasında güreş yapılıyor) Yakup'un güreş yaptığında yaşı (130-39)+6=97 olmalı. Mısır'a girilmeden 33 yıl önce. Yani; Yahudi kabulüne göre; M.Ö 1556, Ahit verilerine göre M.Ö 1959 yılına denk geliyor. Yaratılış 2205 yılı


Esav'ın Amcası İsmail'in kızı ile evlenmesi ve İsmail'in ölümü baz alınarak yapılan hesaba göre:
Esav, Yakup Dayısı Lavan'ın yanına kaçtığında Esav'da Amcası İsmail'in kızıyla evlenmeye gidiyor. İsmail, 137 yaşında Yaratılış 2171'de öldüğüne göre, bu evliliğin 2171 yılından önce olması gerekiyor. Dolaysıyla da Yakup'un Dayısı Lavan yanına gidiş tarihide, Yaratılış 2171 yılından önce olması gerekiyor.

Esav evlendi İsmail öldü yada Yakup Dayısının yanına gitti İsmail öldü kabul edilse bile; Yakup 2171-2108 = 63 yaşında olur. İsmail ölmeden 2-3 sene önce dayı Lavan yanına gidiş ve Esav'ın evlilik yaptığı kabul edilirsede bu durumda Yakup ve Esav 60 yaşlarında olur.

Dayı Lavan yanındaki 14. yılında Yusuf'a sahip olan ve Yusuf'tan ALTI yıl sonra Tanrı ile güreş tutan Yakup, 60+20=80 yaşında Tanrı ile güreşmiş olur. Mısır'a girilmeden 50 yıl önce. Yani; Yahudi kabulüne göre; M.Ö 1573, Ahit verilerine göre M.Ö 1976 yılına denk geliyor. Yaratılış 2188 yılı

Bu durumda da ortaya Ahit Klasiği olan iki ayrı sonuç çıkmış olur. Yusuf'la ilgili herşey değişir. Örneğin Yakup 130 yaşında Mısır'a girdiğinde 39 yaşında olan Yusuf bu durumda 56 yaşında olur. Doğumunu takip eden 39. yılında Mısır'a vezir olması, rüya görülmeden hapisliğinin 4-5 yılında olur.
  DEVAM EDİYOR
  Hoşea.......9:16 Vuruldu EFRAYİMİN KÖKLERİ KURUDU, Meyve vermeyecekler artık. Çocuk doğursalar bile, RAHİMLERİNİN değerli meyvelerini ÖLDÜRECEĞİM.››
Hoşea.......9:13 Efrayimi, Sur Kenti gibi, Güzel bir yere kurulmuş gördüm. Ama EFRAYİMİN ÇOCUKLARINI CELLADIN ÖNÜNE götürecek.››
Hoşea.......12:12 YAKUP Arama kaçtı, İSRAİL bir karı için kul oldu, Koyun güttü.
Hoşea.......12:13 RAB İSRAİLİ bir peygamber aracılığıyla Mısırdan çıkardı, Yine bir peygamber korudu onları.
Hoşea.......12:14 Ama EFREYİM Tanrı'yı aşırı ÖFKELENDİRDİ. Rab döktükleri kanın hesabını soracak, AŞAĞALAMALARININ karşılığını verecek.
Hoşea.......13:1 Efrayim konuştuğunda herkes titrerdi, Yücelmişti İsrailde. Ama BAALA TAPARAK suç işleyince öldü