but1
   
   
  AYNI TANRI'DAN "ESİNLEME ALDIK" DİYEN, BİRBİRLERİNİ TANIYAN İKİ KİŞİNİN İKİ AYRI LİSTESİ
   
 

HER HARFİ TANRIDAN DENİLEN KİTAPLARA TANRI DENETİMİ DIŞINDA SOKULMUŞ İKİ AYRI LİSTE.
TANRI DENETİMİ OLAMADAN LİSTELER SOKULMUŞ KİTABA, "HER HARFİ TANRIDANDIR" DİYE KUTSALLIK VURANLAR.
TANRININ "BUNLAR BENDEN DEĞİDİR" İTİRAZINI YAPMADIĞI, İNSANLARIN DÜZENLEDİĞİ KİTAPLARIN ARKASINA TAKILANLAR.

   
   
     
 

DİNE KİTABA NE KADAR UMURSAMAZ, KUTSALLIĞA NE DERECE UZAK, TANRISAL SAYGIYA İLİNTİSİZ YAKLAŞTIKLARINA BİR ÖRNEK.
YALAN YANLIŞ BİLGİLERİN "TANRIDAN GELDİ" DENİLEN KİTAPLARIN İÇİNDE NE İŞİ VAR? BU YANLIŞ BİLGİLERİDE Mİ TANRI VERDİ?

Her iki kutsal metin yazarıda, Babil sürgününden dönenlerin listesini yayınlamış. Ezra, sayıma tanıklık ettiğini vurgularcasına, "dönenler bunlardır" derken, Nehemya "dönenlerin listesini buldum" demekle liste sahibinin Ezra ve Tanrı olmadığını vurguluyor. Ezra'nın da bu listeden yanlış nakletmesine rağmen yararlandığını, listenin doğrusunun kendi yazdığı gibi olduğunu üstü kapalı söylmekle kalmayıp, "ben Ezra'nın listesini kesinlikle kulanmadım" diyor.

Her ikiside, birbirlerini Zerubbabil'le dönen konvoyda olduğunu iddia ediyor ama her ikiside o konvoyla değil özel bir konvoy oluşturarak geldiklerini iddia ediyorlar. Her ikiside kutsal metin yazarı ve her ikisinin de yazdığı "her harfi Tanrıdan" kabul edilmiş kitapta, TANRI SÖZÜ OLAMAYACAK İÇERİKLERİYLE YERLERİNİ ALMIŞ.

Nehemya...12:1 Şealtiel oğlu ZERUBBABİL ve Yeşu ile birlikte sürgünden dönen kâhinlerle Levililer şunlardır: Kâhinler: Seraya, Yeremya, EZRA,
Ezra...........2:2 Bunlar ZERUBBABİL, Yeşu, NEHEMYA, Seraya, Reelaya, Mordekay, Bilşan, Mispar, Bigvay, Rehum ve Baananın önderliğinde geldiler. Sürgünden dönen İsraillilerin sayıları şöyleydi:

Ezra'da, Nehemya'da esasında birbirlerinin SARAY EFRADIYLA YAKIN İLGİSİNİN OLMADIĞINI İSPAT İÇİN, BİRİBİRLERİNİ İLK DÖNEN ZERUBBABİL KONVOYUNA DAHİL EDİYORLAR. Ezra Tapınak yapımını anlatırken, hiç Nehemya'dan yardım istemiyor, istediğini "ima" bile etmiyor.

Tapınak için ölüp biten, "görünümler aldığına" sürekli yalvaran Daniel'den de yardım istenmediği gibi, Daniel, herhangi bir yadımda da bulunmuyor. Ezra tüm işin. mektuplarla kendisi dışında ZERUBBABİL ve arkadaşları tarafından gerçekleştirildiğini söylüyor. Zorluklarla mücadele edenlerin Zerubbabil ve arkadaşları olduğunu söylüyor. Zerubbabil vasıtasıyla kendisine Tapınak yapımından pay çıkartıyor.Pay çıkartıyor denilebilir, Çünkü; kendisi tapınak bitiminden 58, sürgün bitiminden 80 yIl sonra Yeruşalim'e dönüyor.

Sürgüne gidenlerle gitmeyenler arasındaki engellemeler yetmiyormuş gibi, sürgünden dönenlerin aralarındaki güç düelloları yüzünden de Tapınak yapımının ve Yeruşalim'in onarımının geciktiği anlaşılıyor.Tüm izinlerin ve Nebukadnessar tarafından alınmış tüm değeri eşyaların geri verilmesine rağmen, Tapınak temeli sürgünden 17 yıl sonra atılıyor ve sürgünden 22 yıl sonrada bitirilebiliyor.

Her biri yaşadıkları olayların çoğunu, Darius'un ilk yıllarına bağlarlarken; o yıllarda Sarayda olduklarını yada sarayla ilişkilerinde saygın bir yere sahip olduklarını belirtiyorlar. Ne gariptir ki Saray yaşamı içinde birbirlerinden hiç bahsetmiyorlar. Görünüm aldıkları, tanrım dediki dedikleride "dün gece kulum Ezra'ya, Nehemya'ya, Daniel' e ... şu bildirimlerde bulundum aranızda iştişare edin" demiyor. ""Birbirlerinizle yardımlaşın" demiyor. Ne kadar ilginç deği mi? Her biri; sanki "sadece kendilerine ait olanla" görüşüp, TEK ADAM OLMA SEVDASINDAYMIŞ görüntüsünü yaılarında işleyerek bu izlenimi veriyorlar. Nehemya'nın, Ezra'dan behsetmesi üstlüğünü ilan etme çabasından başka birşey değil.

Daniel sürgünden sonra hiç dönmüyor, Sarayda işlerim iyi diyor. Ezra ve Nehemya'da sürgün bittikten ve Tapınak açıldıktan onlarca sene sonra dönüyorlar. Uğruna kitaplar yazdıkları Tapınakları ve Yeruşelim'lerine dönme yerine SÜRGÜN HAYATININ İMTİYAZLARINI yaşamayı tercih ediyorlar. Adı sürgün denilen köleler edinilen, sarayda sakilik, bilicilik görevleri yerine getirilirken, öğretisini aldıkları BABİL'İN FAHİŞESİNE ve MARDUK'a saygılar sunulan bir yaşam.

Sürgünden bi-haber insanların, sürgün bittikten 70-80 yıl sonra, yazdıkları "dönüş nasıl oldu" hikayeleri yada "sürgünden dönenlerden duyduklarımız" tarzında metinlerini kaleme almışlar.

"Tanrım benden saymamı istedi ama saymama gerek kalmadı dönenlerin kütüğünü buldum" demekle, Ezra bölümündeki sayıların, Tanrısal olmadığını iyice pekiştiriyor. Sayıları farklı vererek "doğru rakkamlar bunlar" duyurusuyla aslında Ezra'yı yalanlıyor (Sayılan şey zaten tanrısal olur mu? Ama onlar kitaplarında yazılı herşeyi, "TANRIDAN" diyerek yapılacak itirazları, duyulacak şüpheleri, uygulanacak testleri kökten kesiyorlar. Kişisel istekleri, duyuruları, anlatımları, olay nakilleri bile bu mantıkla Tanrı'dan oluyor. Kitabın, "her harfi Tanrıdan" denildiğine göre.)

Aynı kapak altında, aynı dönemde yaşamış, aynı Tanrı olarak işaret ettiklerinden bilgiler aldığını söyleyen kişilerin yazdığı birbirini yalanlayan iki kitap ve bu kitaplara her harfi tanrıdan diye tabii olan insanlar.

Ezbere rakkamlar yazdıkları, mesnetsiz salladıkları, o kadar açık ve net ki; farklı rakkamlar yazıyorlar ama toplam sayıyı tutturuyorlar. Sallamalarının üzerini örtmek içinde, "eşeğe" kadar detay verip, "Tanrım istedi" damgasını, ifadelerine giriş yapıyorlar.

Nehemya......7:67 Ayrıca 7 337 erkek ve kadın köle, kadınlı erkekli 245 EZGİCİ, 736 at, 245 katır, 435 deve, 6 720 eşek vardı.
Ezra.............2:65 Ayrıca 7 337 erkek ve kadın köle, kadınlı erkekli 200 EZGİCİ, 736 at, 245 katır, 435 deve, 6 720 eşek vardı.

Tıpkı Matta'nın, arada yaşamış olan nesilleri silip, çok büyük dedeleri baba yapıp, sürgün tarihlerini allak-bullak edip yine İsa'nın babası Yusuf'u dolaysıyla İsa'yı tutturma düzmecesini, ONDÖRT mucizesi ile yaldızlaması gibi. (41 sayısının 3'e bölen adam olarak tarihte yerini alacaktır sanırım)

Tanrı sözü denilen kitabın içinde yer alan bölümler arasında farklılık olur mu? Birbirlerini yalanlar mı? Birbirlerini yalanlayan bölümler aynı kitapta yer alırsa, "Tanrıdan geldi sözü" neyi ifade eder?

Bütünü meydana getiren bölümlerin, yalan ifadeler içerdiğini, dolaysıyla kitabın Tanrısal hiç bir baği olmadığını ifade eder. Bölümler arasında yalan-yanlış ifadeler varsa, bölümeri meydana getiren sözlerde de aynı sorun var demektir.

KİTAP İÇİNDE BÖLÜMLER yada İFADELER ARASINDA FARKLILIK OLURSA, SÖZLER TANRIDAN OLMAZ. EĞER OLUR DİYORLARSA, ESİNTİ ALDIKLARI TANRI OLMAZ.

   
 
   
  EZRA ve NEHEMYA'nın DÖNÜŞ LİSTELERİNE AİT, AHİT İFADELERİNİN YER ALDIĞI "SÜRGÜN LİSTELERİ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Hiç ara rakkamlar farklı olurda, toplamlar aynı çıkar mı?
Tanrı sözü denilen kitaba hekez istediği listeyi koyabilir mi?
Koyduğu listeye "Tanrıdandır" diyebilir mi?
O sallama listeleri binlerce yıldır "bunlar her harfiyle tanrıdan gelen sözlerdir" diye insanlara sunulabilir mi?
Dine tabi olanlarda, yalan yanlışlıklara rağmen "bunlar tanrıdanmış" diye olmayacak dualara, "amin" dediğinin farkına varmaz mı?

Beyninizde geliştirdiğiniz, göğüslerinizde beslediğiniz, kalplerinize oturttuğunuz Tanrı inancında / Tanrı imajında / Tanrı profilinde / Tanrı olgusunda / Tanrı imanında / Tanrı anlayışında; Tanrı güçlü değilse, Tanrı hata yapıyorsa, Tanrı yanılıyorsa, Tanrı unutuyorsa o zaman ne işiniz var, ibadetlerle, ritüellerle, dinle.....?. O kabullerinizde yaşattığınız Tanrı olabilir mi?

Eğer yanılan, unutan herkeze farklı şeyler söyleyene "Tanrıdır" diyorsanız o zaman ne diye, dua edip korunma ve kurtarılma umuyorsunuz. O isimleri karıştırırken hala hayallerinizdeki Tanrı nasıl olabilir? Yarattım dediği zamanlarda milyonlarca insan yaşadığını bilmeyen, şehirler ve imparatorluklar kurulduğunu bilmeyen bırakın size ait bilgileri bilmeyi sizi nasıl bilecek.

Benden dediği kitapları yanlşlıklar ve hatalar doluyken, hatalarını düzeltmek yerine, yeni istekler bildirenin Tanrısal bir yapısı olabilir mi?

Hatalarını düzeltmek, yapılan hatalar konusunda, "kulum dediklerini" uyarma yerine, "buhurdan, tütsüden, yakmalık sunudan, günnükten, çadırının kopçalarından" bahsedenin ilahi bir yapısı olabilir mi? "Kulum" dediklerini korumakla bir ilintisi olabilir mi?

Hatalarının farkında olmayan, daha doğrusu kime ne söylediğini ve "benim" dediği kitaplarda yazanları dahi bilmeyen, konuyla da hiç ilgilenmeyenin, vaadlerinin kitaplarda nasıl yer aldığını bilmesi mümkün mü?

TANRI HATA YAPAR MI?
HATALI KİTAPLAR TANRIDAN OLUR MU?
HATALI KİTAPLAR VARSA ONUN SAHİBİ, "O KİTAPLARI GÖNDERDİM" DİYEN TANRI OLABİLİR Mİ?
"SİNADA MOŞEYE ELERİNİZDEKİ KİTAPLARI BEN VERDİM" DİYEN ve KİTAP İÇERİĞİNDEN HABERİ OLMAYAN TANRI OLABİLİR Mİ?

   
  Tutarsızlıklar, toplanan yardımları bildiren ifadelerde de mevcut. "Tanrı sözü damgası" vurdukları kitapları istedikleri gibi doldurmuşlar
Hemde büyük bir pervasızlıkla bu işlemleri yapmışlar. Benimsedikleri Tanrı yanılmalı, Tanrı unutmalı ki; baş edilebilir kul sözleri onun sözleri yerine geçirilebilir olsun, TANRI PROFİLİ nedeniyle, karşılaştırma dahi yapmamışlar.

Yazılanları birbirleri ile karşılaştırmayı;
Ne kutsal metin yazarlığına kendilerini atamış olanlar,
Ne Tanrı adına ona atfettikleri kitapları derleme işini üstüne alanlar,
Ne o kitaplar sayesinde ruhban sınıflarında kademeleri ellerinde tutanlar,
Nede "Tanrı olarak işaret ettiklerinden kurtarılmayı bekleyenler yapmamış.
   
 
   
  Ezra'ya üstlük tavılar sergilediği kurduğu cümlelerden belli olan Nehemya, Ezradan bu konuda bir bilgi almamış olmalı. Çünkü, ya! Nehemya'nın kitabı Ezra'nın, yada Ezra'nın kitabı Nehemya'nın esin kaynağı. Her ikiside aynı olayları kendilerine yontarak anlatmışlar. Her ikisi de hemen hemen aynı konuları işlemişler.İlginçtir her ikiside kitaplarını yabancı kadın muhabbeti ile bitirmiş.

Kalıp aynı ama rakkamlar farklı. Kendilerine yontmaları farklı. Nehemya "benimki doğru, Yeruşalim'i ben kurdum" demek için mi, kendisinin egemen güç olduğunu belirtmek için mi? bu tarz farklılıkları işedi. Ezra'ya göre tapınak uzun yazışmalarla, rüşvet verenlere karşı mücadelerle, hainlere rağmen oluyor. Oysa Nehemya'ya göre böyle uzun uzadıya yazışma falan yok. Kral Artahşasta'nın izniyle Kudüse gidiyor ve kısa sürede işi bitiriyor. Ezra'ya da yasa kitabını okumak düşüyor. Nehemya açıkca Ezraya direktifler verdiğini de ifade etmiş

Nehemya.....2:1 Kral ARTAHŞASTA'nın krallığının YİRMİNCİ yılı, Nisan ayıydı. Krala getirilen şarabı alıp kendisine sundum. O güne kadar beni hiç üzgün görmemişti.
Nehemya.....2:4 Kral, ‹‹Dileğin ne?›› diye sordu. ...... beni Yahudaya, atalarımın gömüldüğü kente gönder; KENTİ ONARAYIM.››

Nehemya.....12:31-33 Yahudalı ÖNDERLERİ SURLARIN ÜZERİNE ÇIKARDIM. Şükrederek yürüsünler diye İKİ BÜYÜK GRUBA AYIRDIM . Birinci grup sağdan Gübre Kapısına doğru yürüdü Arkalarından Hoşaya ve Yahudalı önderlerin yarısı, Azarya, EZRA, Meşullam,

MUSA OLMASAYDI KİTAP ONA VERİLDİ DİYEN İNSANLA, ONU ÇEKİP ÇEVİRDİĞİNİ İMA EDEN İNSAN PROFİLİ. TIPKI MUSA İLE KENDİSİNİ KIYAS ETTİREN, IRMAKTAKİ SUYU YARAN YEŞU GİBİ...TANRI SÖZÜ DEDİKLERİ KİTAPTA GÜÇ DÜELLOSU
   
  Ezra'nın, Yeruşalim'e dönüş konusunda bile aynı yılları vermiyorlar. Arkeolojik verilere göre; Ezra'nın ne zaman doğup ne zaman öldüğü belli değil.Yahudiler, İsrail Tanrısı ve Eski Ahiti'de benimsedikleri için Hıristiyanlarında gözbebeği sayılan, "Musa olmasaydı İsrail tanrısı kitabı Ezra'ya verirdi" denilen kişinin ölüm doğum yılları ortalıkta mevcut değil. (kitapları yeniden yazdı denildiğine ve "her harfi İsrail Tanrısından geldi" kabulüyle inanç sistemlerine dahil edildiğine göre, Musa konumunda olmuş zaten)

Adeta dine yön veren 2. Musa olarak nitelendirilen Ezra, adeta hayalet bir yaşam sergilemiş. Hakkında tarihsel hiçbir veri yok. Nehemya bile farklı yıllardan bahsederken bu hayalet yaşamı işaret etmiş oluyor. (M.Ö. 428 yıllarına kadar olayların içinde olduğunu bir mantık çerçevesi içinde sunanlar görüşer var. bu durumda yaşı 200'ü buluyor)

Eşeklerin, kap-kacağın, çadırdaki kopçaların sayısını verenler bu konuda hiçbir bildirimde bulunmamışlar. Daniel gibi yaşına sınır koyamamalarından dolayı olabilir mi? Ezra; sürgün öncesi Babil'de, Yahudiler içinde ve Kraliyet nezdinde, söz sahibi olduğuna göre, (Zerubbabil'in babası olabilirmiş. BAY 1.X) Zerubbabil de, liderler arasına girdiğine, Yeruşalim'e döndükten sonra Tapınak yapım önderliğine ve Şesbessar'ın yerine Vali olduğuna göre Ezra'nın yaşıda bu sıralarda 40-50 olmalı.

GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ BU BÖLGEDE DE İŞLER KARIŞIK EN AZINDAN PUSLU.. EZRA'NIN YERUŞALİM'E DÖNÜŞ TARİHİNDE BİLE İHTİLAF HALİNDELER.

NEHEMYA, EZRA İÇİN ZERUBBABİL'Lİ KONVOY İLE DÖNDÜĞÜNÜ SÖYLERKEN; (Yeremya, kehanet 70'in sahibi Yeremya değil O M.Ö. 587 yılında ölüyor)
Nehemya...12:1 Şealtiel oğlu ZERUBBABİL ve Yeşu ile birlikte sürgünden dönen kâhinlerle Levililer şunlardır: Kâhinler: Seraya, Yeremya, EZRA,

EZRA, ZERUBBABİL'Lİ KONVOYUN LİSTESİNDE KENDİSİNİN OLMADIĞINI, TAM TERSİNE O KONVOYDA NEHEMYA'NIN OLDUĞUNU YAZIYOR..
Ezra...........2:2 Bunlar ZERUBBABİL, Yeşu, NEHEMYA, Seraya, Reelaya, Mordekay, Bilşan, Mispar, Bigvay, Rehum ve Baananın önderliğinde geldiler. Sürgünden dönen İsraillilerin sayıları şöyleydi:
Ezra...........3:8 Tanrının Yeruşalimdeki Tapınağına vardıktan sonra, ikinci yılın ikinci ayında Şealtiel oğlu ZERUBBABİL, Yosadak oğlu Yeşu ve bütün öteki kardeşleri,
kâhinler, Levililer ve sürgünden Yeruşalime dönenlerin tümü işe başladılar. RABbin Tapınağının yapımını denetlemek için .....

BUYRUN CENAZEYE..Her ikiside, birbirlerinin Zerubbabil'le dönen konvoy da olduğunu söylüyor, her ikiside kendilerinin Zerubbabil konvoyunda olmadığını söylüyor, her ikiside çok sonraları PERS KRALININ HİMAYESİNDE döndüğünü, özel yetkilerle donatılmış olarak gelip Yeruşalim'i onardıklarını söylüyor ama her ikiside esasında olandan bitenden haberi olmadıkların satırlarının arasında söylüyor. Konuya sonradan icabet ettiklerini söylüyorlar. Söyleyenlerin HER İKİSİDE TANRI SÖZÜ YAZARI.

Her ikiside Zerubbabil konvoyunda olmadıklarını ispat için cümleler kuruyor. Nehemya, "ben dönenlerin sayılarının kütüğünü buldum derken, Ezra kendi konvoyunun sayısını ayrıca, ayrıntılarıyla veriyor. Rakkamlarda da anlaşamıyorlar. bir arada yaşadıkları halde birbirlerine "TANRI SANA NE DEDİ" diye sormuyorlar.

Nehemya, "Tanrım bana say dedi" diyor da Tanrı olarak işaret ettikleri benimsedikleri neden "kulum Ezra sayıları biliyor git ondan al" demiyor? Neden Tanrı olarak ortaya sürdükleri " aynı yıllarda aynı konuları yazıyorsunuz ama rakkamları yanlış yazıyorsunuz demedi? Yoksa bunların Tanrı olarak benimsedikeri de mi farklı. Üzerinde tek mutabık kaldıkları, zamanları faklıda olsa yedinci ay, çardak bayramı.

EZRA, KENDİ DÖNÜŞÜNÜN LİSTESİNİ VE ZAMANINI VERDİĞİ BAŞKA KONVOYLA OLDUĞUNU SÖYLÜYOR.
Ezra...........8:1 ARTAHŞASTAnın krallığı döneminde BEN EZRAyla birlikte BABİLden dönen boy başlarının ve onlarla birlikte kayıtlı olanların LİSTESİ:
Ezra...........7:8 Ezra, ARTAHŞASTAnın krallığının YEDİNCİ yılının beşinci ayında Yeruşalime vardı.
Ezra...........7:1-6 ....Pers Kralı ARTAHŞASTAnın krallığı döneminde, Başkâhin Harun oğlu Elazar ....oğlu Seraya oğlu EZRA adında biri BABİL den geldi. EZRA İsrailin Tanrısı.

EZRA'NIN FARKLI KONVOYLA GELDİM, YANIMDAKİLERDE BUNLARDI DEDİĞİ ANDA; BU KEZDE ORTAYA SÜRGÜNDEN DÖNENLERİN LİSTESİNDEKİ RAKKAMLARA İLAVE ÇIKIYOR.
Dönenlerin kütüğünü buldum diyen ve o konvoyda birim rakkam farklılığına rağmen TOPLAM 42,360 kişi vardı diyen, Tanrı ile sürekli haberleştiğini "TANRIM DEDİKİ" başlıklarıyla süsleyen Nehemya toplam rakkamı da tutturamamış oluyor. Çünkü Ezra, 42.360 kişinin dışında konvoyunda daha 1496 insan olduğunu söylüyor. Bu durumda, Nehemya, listesini Ezra'lı verdiğine göre; Toplamda bu kadar sayıyı eksik vermiş oluyor.
   
 
   
 
   
  YA! SÜRGÜN BİTİM YILLARINI KARIŞTIRIYORLAR YADA HAYALİ OLAYLARI ANLATIYORLAR. EZRA tek vucud toplanmada orada olmadığını ve bu tek vücud toplanmanın sürgünden dönen ilk konvoyun Yeruşalim'e yerleşmesinden YEDİ AY sonra olduğunu bildirirken, NEHEMİAH bu toplanmanın Kral ARTAHŞASTA'nın YİRMİNCİ yılından sonraki YEDİNCİ AYDA olduğunu söylüyor. YEDİNCİ AYDA mutabıklar ama Ezra ilk giden kafilede olmadığını, kendisinin bu kafileden sonra, Kral ARTAHŞASTA'nın 7 yılında Yeruşalim'e gittiğini söylüyor.

Ezra'nın, sürgün dönüş öncesi Babil'deki yaşını 50 kabul etsek, sürgün bitiminden 80 yıl sonra Yeruşalim'e geldiğine göre yaşı 130 civarında olmalı. Nehemiah, Kral Artahşasta'nın, 20 yılında gelip, Ezra'ya Yasa kitabını okutup, surların üzerinde oluşturduğu korteje dahil ettiğine göre Ezra, hala yaşamakta. Bu durumda; Ezra'dan Kral Artahşasta'ya göre 20-7=13 sonra geldiğine göre; EZRA 130+13 = 143 yaşları civarında olmalı.

Nehemiah.....1:1 Hakalya oğlu Nehemyanın anlattıkları: Pers Kralı ARTAHŞASTAnın krallığının YİRMİNCİ yılı, Kislev ayında Sus Kalesindeydim.

Nehemiah.....8:1 İSRAİLliler KENTLERİNE YERLEŞTİKTEN sonra, YEDİNCİ AY TEK VUCUD HALİNDE Su Kapısının karşısındaki alanda toplandılar. Bilgin EZRAya RABbin Musa aracılığıyla İsrail halkına verdiği buyrukları içeren YASA Kitabını GETİRMESİNİ SÖYLEDİLER.

Ezra............3:1 İSRAİLlilerin KENDİ KENTLERİNE YERLEŞTİKTEN sonra, YEDİNCİ AY Yeruşalimde TEK VUCUD HALİNDE toplandılar.
Ezra............7:8 EZRA, ARTAHŞASTAnın krallığının YEDİNCİ yılının beşinci ayında YERUŞALİMe vardı.
Nehemiah.....8:2 Yedinci ayın birinci günü Kâhin EZRA YASA KİTABINI HALKIN TOPLANDIĞI YERE GETİRDİ. Dinleyip anlayabilecek kadın erkek herkes oradaydı

Eğer Nehemiah'a bakar, Ezra'nın yedinci ayda kentlerine yerleşen İsrail'lilerle geldiğini kabul edersek; bu kezde BABİL SÜRGÜNÜ
YehoyaKİN'e göre: M.Ö.598 - M.Ö. 458 = 140
Sidyikya'ya göre..: M.Ö.587 - M.Ö. 458 = 129 yıl sürmüş oluyor. yada Sürgün bitmesine rağmen yanılıp yıkıldıkları Babil hayatına 70-80 yıl daha devam etmişler.

Yıllar sonra, ellerindekini satmak, Tanrımız dediklerinden değil Krallardan aldıkları kuvetlerle, Yeruşalim'e şöylesine uğramış oluyorlar. Babil hayatı ve saray yaşamı hoşlarına gitmiş olmalı ki, bir türlü dönememişler.

Her ikiside o günü (onlarca yıl farkla da olsa) Çardak bayramı ilan ediyor, her ikiside olayı aynı kalıplar içinde anlatıyor ama yıllar farklı konvoylar farklı. TANRI OLARAK BENİMSEDİKLERİDE FARKLI OLMALI. Görüldüğü gibi buradaki karışıklığın içinden kolayına çıkmak mümkün değil. Daha onlarca irdeleme yapılarak çelişkiler ortaya koyulabilir. Ama hepsinin vereceği sonuç, kitapların asla Tanrısal olmadığını, Tanrısal olmayı bırakın doğru bilgileride içermediği yönünde çıkacaktır. Yukarıdakilere ilaveten, Tarihlerin ve ifadelerin olduğu bilgi tablosu aşağıda, yorumlar size kaldı.

Ezra; Tapınak, konusunda da Kralları karıştırıyor. Artahşas'a yazılan kötüleme mektubu sonucu, inşaat işi durduruluyor. Dursun ne zararı var diyebilirsiniz ama bu durdurma geriye doğru gidiyor. "Darius'un 2. yılına kadar askıda kaldı" derken en az 40 yıl geriye gidiliyor. Tapınaksa, Darius'un 6. yılında açılıyor. İfadeler aşağıda buyrun siz kara verin. Tapınak yapıldığında Kral ARTAHŞASTA Dünya'ya bile gelmemiş olabilir. Kudüs surları için yazılan metupla, Tapınak serüveni bence karıştırılmış. Yaşadıklarını nakledemeyenler, sonsuz hayatla ilgili nasıl öngörüde bulunabilirler.

Ezra...........4:7 Pers Kralı Artahşastanın krallığı döneminde, Bişlam, Mitredat, Taveel ve öbür çalışma arkadaşları Artahşastaya bir mektup yazdılar. Mektup Aramice yazılıp çevrildi. yazılmıştır.
Ezra...........4:23 Kral Artahşastanın mektubunun örneği kendilerine okunur okunmaz, Rehum, Yazman Şimşay ve öbür çalışma arkadaşları hemen Yeruşalime Yahudilerin yanına gittiler ve zorla onları durdurdular.
Ezra...........4:24 BÖYLECE Tanrı'nın Yeruşalim'deki Tapınağı'nın yapımı, Pers Kralı DARİUS'un krallığının İKİNCİ yılına dek askıda kaldı.

Hagay........1:14-15 Böylece RAB Şealtiel'in TORUNU Yahuda Valisi Zerubbabil'i, Yehosadak oğlu Başkâhin Yeşu'yu ve sürgünden dönen halkın tümünü bu konuda harekete geçirdi. DARİUS'un krallığının İKİNCİ yılında, altıncı ayın yirmi dördüncü günü gelip Tanrıları Her Şeye Egemen RAB'bin Tapınağı'nda işe başladılar.
   
 
   
 

Peşpeşe koyulan iki kitap arasındaki bu çelişkiler nedeniyle, kitap derleyicilerinden hiç kimse "ya'arkadaşlar bu çelişkili yazıları kutsal kitabımıza koyarak, Tanrı olarak işaret ettiğimize saygısızlık etmiş olmuyor muyuz" dememiş mi? Tanrıya olan güveni sarsar dememiş mi? Tanrı yanılmazlığını yok eder dememiş mi?

EĞER SAYILAN KRİTERLERİ DEĞERLENDİRMEDEN KUTSAL KİTAPLARINI CİLTLEDİLERSE; BU DURUMDA GÖZ ÖNÜNE ALDIKLARI KISTASLAR NELERDİ?
SADECE KENDİ GÖRÜŞLERİNİ yada MENSUBU BULUNDUĞU / DESTEKLEDİĞİ GRUBUN DÜŞÜNCELERİNİ YANSITAN METİNLERİN CİLT İÇİNDE YER ALMASI MIYDI?

   
   
  Kehanet dedikleri şeylerin nasıl oluşturulduğuna bir örnek. İşte, 70 sayısının sahibi ilan edilen YEREMYA KİTABINDAN bir ifade. Yeremya'nın ölümünden 25 sene sonraki haber. Yeremya kitabında yer alıyor. 70 sayısını da birilerinin olaylar bittikten sonra, kitaba yazmış olabileceğini tahmin etmek hiçte zor değil. Zaten, bir kısmını Baruk "ben yazdım" diyor. Bir kısmı ise "Yeremya'nın sözleri burada bitti" dendikten sonra yazılmış. Baruk'a, "bunları sen mi yazdın" diye sorulduğunda, "Yeremya'nın söylediklerini ve daha bir çok sözleri ikinci yazımda kağıda döktüm" diyor.

Yeremya, M.Ö.650 yılında doğuyor. M.Ö. 586 yılında Sidkiya'nın Nebukadnessar tarafından esir alınmasından sonra, halkı tarasından Mısır'a sürgüne zorlanıyor ve orada ölüyor / taşlanıyor.
YehoyaKİN ise M.Ö. 598 yılında Yine Nebukadnessar tarafından ailesi ile Babil'e sürülüyor. Bu tarih aynı zamanda sürgünün başlangıç tarihi.
Babil Kralı EVİL MERODAK yani MARDUK'da (Tanrı kabul edilen MARDUK) M.Ö. 562 yılında tahta geçiyor
.

Soru şu; M.Ö 586 yılında öldü denilen zat-ı muhteremin kitabında, kendi ölümünden 25 sene sonra hapisten çıkan YehoyaKİN'in İSMİ NE GEZİYOR .Üstelik ismi geçmekle kalmıyor ömrünün sonuna kadarda, MARDUK'un sofrasında yer aldığı görülmüş ve yaşanmış olay olarak bildiriliyor.

YEREMYA KİTABININ içinde sanki, YEREMYA'nın SÖZLERİYMİŞ gibi yer alıyor. Kimler kitapları yazdı ve düzenledi ise, bu kutsal kitap yazma işini, YEREMYA'dan çok sonraları yaptıklarını, kitaplarına kendi elleri ile yazmışlar. Tanrı sözü yazmaya alışık olan eller, YehoyaKİN'li ifadeleri de içeriğe ilave edivermiş olmalılar.

Yeremya.......52:31 Yahuda Kralı Yehoyakinin sürgündeki OTUZ YEDİNCİ yılı Evil-Merodak Babil Kralı oldu. Evil-Merodak o yılın on ikinci ayının yirmi beşinci günü, Yahuda Kralı YEHOYAKİNe lütfederek onu CEZAEVİNDEN çıkardı.
   
 
   
 
   
 

Nasıl olsa, "gördüm" diyende, "konuştum" diyende, yazanda TANRI ADINA bildirimlerde bulunmuyor mu? Kendilerini TANRI SÖZCÜSÜ ilan etmemişler mi? O halde, sonuç olarak ne farkeder mantığıyla bu ifadeleri ekleyenler, Yazdıklarına Tanrısal boyut katmak isteyenler, kehanetci olduklarına inanılmasını isteyenler, metinlerinin kutsiyet kazanmasını isteyenler, YETMİŞ YIL KEHANET yapıştırmasını da yapıvermişler. Yazdıklarına güvenirliliği artırmak için, tüm olaylar gerçekleştikten, herşey yaşanıp bittikten sonra, 70 yılı satırların arasına "RAB DEDİ Kİ" başlığı ile ekleyivermiş.

Geçmişi hatırlayamayan, unutan, olayları karıştıran Tanrı olarak işaret ettiklerine bağlılığı artırmak, ona biraz kuvvet kazandırmak için yapılmış ilaveler. "Tanrı birşeyleri bilmiş olmalı" noktasından hareketle, metinler arasına revizyonlar sırasında, Tanrının gayp haberleri olarak sokulmuşlar. "Tanrı zaten SÖYLEMİŞTİ" vurgulamaları ve örnekleri ne kadar çok olursa, vaadlerin arkasına takılanlarda o nisbette çok olacaktır.

Ne kadar acı ve garip bir durum değil mi? Aslında kutsal metin yazarları, Tanrı adına birşeyler yazmadıklarını ve Tanrıdan hiç bir şey gelmediğini de biliyorlar.Göğüslerinde büyüttükleri Tanrı anlayışlarını tatmin ettiklerini biliyorlar. İnsanlara, Tanrı olarak benimsetmeye çalıştıklarının esasında, hiçbir şeye muktedir olmadığını da biliyorlar. Ama yine de "Tanrı dedi ki" diye başlayan sözleri yazmaktan geri durmuyorlar.

Bu konuda uzman olanlar şöyle demişler. Din adamlarının metinleri: Sürgün dönemine veya sürgünden sonraki zamana aittir (İ.Ö. 6yy) Bu şekilde Tevrat metninin hazırlanması, en azından üç asırlık bir zaman bölümüne yayılmaktadır (Bkz: Kitab-ı Mukaddes Kur'an ve Bilim, Maurice Bucaille, çev: Suat Yıldırm, Töv Yay İzmir-1981, s.32-33)

Şu ifade bile kitabın YEREMYA TARAFINDAN değil bir ANLATICI, bir NAKLEDİCİ tarfından yazıldığını gösteriyor. Bu ve benzeri anlatım, nakil örneklerinden yüzlerce bulabilirsiniz.
Yeremya.......32:1 Yahuda Kralı Sidkiyanın ONUNCU Nebukadnessarın ON SEKİZİNCİ yılında RAB Yeremyaya seslendi.
Yeremya.......37:4 O sırada Yeremya daha CEZAEVİNE KONMAMIŞTI, halk arasında DOAŞIYORDU.

Brauh'un "Yeremya söyledi ben yazdım" ifadesi de, "daha birçok şeyler yazıldı" demesi de, kitabın ikinci kez yazılmış olması da, "Yeremya'nın sözleri burada bitiyor" denilip Kitap yazımına devam edilmiş olmasıda, "HER HARFİ TANRIDAN DEDİKLERİ" kutsal damgalı kitabın, KOLLEKTİF BİR ÇALIŞMA ÜRÜNÜ olduğunu ortaya koyuyor. İfadelerin YEREMYA AĞZINDAN yazılmış bir hali var mı?

Yeremya.......51:64 Sonra de ki, ‹Babil başına getireceğim felaket yüzünden batacak, bir daha kalkamayacak. Bitkin düşecekler.› ›› Yeremya'nın sözleri burada son buluyor.

Sonra her şey Tanrısal havalarına sokularak, insanların önüne 70 SAYISI KEHANET ÖRNEĞİ olarak sürülüyor. "70 SAYISI TUTSA, YİNE GAM YEMEM". Tutması için oradan buradan çekiştiriyorlar ama nafile.

Daniel bile sürgün bittikten 17 yıl sonra, "Yeramya'nın 70 sayısının ne manaya geldiğini bildim" diyor. Eğer sürgünle alakalı olsaydı, 70'in manasını 17 yıl sonra anlaldım der miydi? Hemde bunu söyleyen ünlü bilici Daniel. Üstelik "70 sayısını bildim" diyor, "70 yılı bildim" demiyor ve hafta olarakta yorumluyor. Yorumunu da yine göklerden gelenler sağlıyor.

     
  DANİEL'in, YEREMYA'nın 70 SAYISINI NE OLDUĞUNU ANLAMASI ve YORUMLAMASININ İŞLENDİĞİ "DANİEL ve 70 SAYISI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Peki fırtınalar koparılan sürgüne kaş kişi gitmiştir?
 

FIRTINALAR KOPARILAN SÜRÜLME HAREKETİNİN ACIMASIZ 2. ETABIN DA, (SİDKİYA M.Ö. 586/7) NEBUKADNESSAR'IN SÜRGÜNE GETİRDİĞİ YAHUDİ SAYISINI DA ŞÖYLE BİLDİRİYORLAR. (Erkeklerinin tümünün kılıçtan geçirilmesi ve  Hama ülkesinde, Yeruşalim'in önde gelenlerinin idamı ve Sidkiya'nın Babil'de gözlerinin kör edilmesiyle başlayan sürgünlerde: 23 yılında: toplam 4600 kişi sürgüne tabii oluyor. Geride kalanları onlar bile kendilerinden görmediğini kitaplarında beyan edip EZRA-NEHEMYA-ZERUBBAİL ile büyük mücadeleler verdiklerini anlatıyorlar. Nabukadnessar'ın 7. yılı M.Ö. 598 yılına yani ilk kuşatmaya YehoyaKİN zamanına denk geliyor) 

Yeremya.......52:27 Babil Kralı Hama ülkesinde, Rivlada onları idam etti. Böylece Yahuda halkı ülkesinden sürülmüş oldu.
Yeremya.......52:28 Nebukadnessarın sürgüne götürdüğü halkın sayısı şudur:YEDİNCİ yıl 3 023 Yahudi;
Yeremya.......52:29 Nebukadnessarın ON SEKİZİNCİ yılında Yeruşalimden 832 kişi;
Yeremya.......52:30 YİRMİ ÜÇÜNCÜ yılında, muhafız birliği komutanı Nebuzaradanın sürdüğü 745 Yahudi. Hepsi 4 600 kişiydi.

70 YIL SÖZÜNÜ SARFEDEN YEREMYA BİLE NABUKADNESSAR'IN 23. YILINDA SÜRGÜNE GİDENLERİN SAYISININ TOPLAM 4.600 KİŞİ OLDUĞUNU ELBETTE SÖYLEYEMEMİŞ OLMALI. (Sidkiya'nın ömrünün sonuna kadar hapiste kaldığını söyleyemiyeceği ve sonraki olayları anlatmayacağı gibi.) ÇÜNKÜ, YEREMYA SÜRGÜNÜN BAŞLADIĞI M.Ö. 587 YILINDA, YAHUDA DA GERİDE KALAN HALKI TARAFINDAN MISIR SÜRGÜNE GÖNDERİLİYOR ve ORADA ÖLÜYOR / TAŞLANIYOR.

(Yeremya, kurtarılmadığı için çok üzülmüş olmalı. Babil Kralı bile "bana çalıştı" diye, ülkesine getirtmiyor, üstelik kızgın halkının içinde bırakıyor.
Yeremya.......52:15 Komutan Nebuzaradan yoksullardan bazılarını, kentte
SAĞ KALANLARI , Babil Kralının safına geçen kaçakları ve zanaatçıları sürgün etti.
Mükafat beklerken ortada çaresiz kalıyor. "RAB DEDİKİ" HİKAYESİNİN SONU HAYAL KIRIKLIĞI İLE BİTİYOR. Vaad veren "ERK" olmayınca söyledikleri, sadece SANDIRMAK ve  HAYAL ETTİRMEKTEN ibaret oluyor)