but1
   
   
  TANRI SÖZLERİNİ YALANLAYANLARIN KİTAPLARI, TANRI SÖZÜ OLARAK KABUL EDİLİR Mİ?
   
  TANRI SÖZLERİNİ YALANLAYANLARIN KİTAPLARINI, TANRI SÖZÜ OLARAK KABUL EDENLERİ, ANLAYABİLMEK ELBETTE MÜMKÜN DEĞİL.
   
   
     
   
  BAŞLARKEN:
Kitaplarının kapaklarına; "ALLAH" tarafından Peygemberler vasıtası ile tebliğ edilmiş / indirilmiş İLAHİ VAHİY kitapları "TEVRAT" ve  "İNCİL'in" isimleri verilmiş diye; Eski ve Yeni Ahit metinler bloğunun  bir kısmı dahi "İLAHİ VAHİYLERLE" eşleştirilebilir mi? O kitaplar külliyesine /  Ahitleşmemizin belgesi diye diye sundukları Eski / Yeni Ahit  (veya kendilerinin koyduğu isimler dışında)  dışında İLAHİ DEĞER İFADE EDEN  bir isim verilebilir mi?

İlahi vahiyleri  iletmek, TEVHİD İMANINI tebliği etmek için gönderilen Peygamberlerin isimlerini kullanarak, oluşturulan  metinlerde; put yaptırdıkları, put suyunu içirdikleri, karılarını başkalarına peşkeş çektirdikleri, kızlarıyla yatırdıkları, torunlarına tecavüz ettirdikleri, tütsü ve buhur sundurdukları, cin çıkartdırdıkları, bilicilik yaptırdıkları, yalan söylettirdikleri, hile yaptırdıkları vs..vs şahsiyetlere, SIRF İSİMLERİ BENZER diye,  "HAZRET" gibi unvanlar verilebilir mi?  İsimlerinin önüne "Hz." ibaresi koyulabilir mi?

Tanrı kelimesi, Tevhid inancından uzakta gelişme sağlayan, "ALLAH", dışında kendilerine bir takım hayali olgular oluşturanların, KUTSAL olarak benimsediklerine verdikleri genel bir addır. Bu benimsemeler, taş-sopa, dağ-tepe olabileceği gibi, şeytani varlıklar, insanlar ve cinlerden edinilmiş "kutsal ilanlılarda" olabilir. Meleklerin onların ibadetine izin vermiyeceği, böyle bir şeyin imkansız olduğu Kur'an'ı Kerim'de bizlere bildiriliyor.

Melek sandıklarının da kesinlikle CİNLER olduğu, bu tür "ilahi varlıklar sanılanların" kesinlikle CİN olduğu, Kur'an'ı Kerim'de, BİZLERİ UYARMAK İÇİN bildiriliyor.Yanlış hayallere kapılmamız ve bilinmezlerin arkasına takılmamız için İKAZ EDİLİYORUZ.

ALLAH BU DURUMU BİZE ŞU AYETLE BİLDİRİYOR.
34 - SEBE.......... 40.Allah'ın, onları hep birden toplayacağı, sonra da meleklere, “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla!
34 - SEBE.......... 41.(Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar CİNLERE İBADET EDİYORLARDI . Onların çoğu CİNLERE İNANIYORDU.”

Bu nedenle yazı boyunca, Tanrı kelimesi onların anlayışını belirtmek için kullanılıyor. Pagan ve putpers dinlerde de, Tanrı kelimesi kullanılıyor. Asla ve asla Tanrı hitabının "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'la" bir ilgisi yoktur. "ALLAH", sadece kendisine özel olan isimlerle anılır.

ALLAH BU DURUMU BİZE ŞU AYETLE BİLDİRİYOR.
19 - MERYEM.....65. (O), göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunan şeylerin Rabbidir. O'na kulluk et ve O'na kullukta sabret. Hiç O'nun ADIYLA ANILAN birini biliyor musun?

Aynı durum Peygamberler ve Cebrail içinde geçerlidir. Onların ismini verdikleri, peygamberi olarak ilan ettikler isimler, tamamen kendi oluşturdukları hatta kendilerine yakıştırdıkları, inanç sistemlerine uygun buldukları hayali karekterler. Bu uygulama ile kitaplarında bu isimlerin geçiyor olması nedeniyle de isimlerinin önüne, "Hz." gibi unvanlar koyulmamıştır.

Konu bizim inancımızda olan, bizlerin bildiği Peygamberlerden bahsetmeye geldiğinde, Önlerine Hz. unvanı koyulmuştur. Hz. Muhammed, HZ. İsa, Hz.Musa, Hz. Meryem..gibi..

Onlar peygamber dediklerinin, karılarını satmış olmasını, kardeşleri ile evlenmesini, kızlarının babalarından çocuk edinmesini, hile yapmasını, put imal etmesini, Putlara tapmasını, peygambere torunun tecavüz etmesini, yalan söylemesini kabullenmişler ve bunları da kitaplarında hiç sakınca görmeden yayınlıyorlar.

Karısını satan, puta tapan peygamber dediklerinin içinde bulunduğu sözleri yazarken ve o ifadeleri yorumlarken, nasıl olurda; onun isminin önüne Hz.gibi unvanlar koyabilirim. Nasıl olurda o çirkin eylemleri Peygamberlerime yapıştırabilirim?

Onların kitabındaki, İSA'nın "ben Tanrıyım / Rab'bım / Oğulum" dediği, ifadesinin önüne Hz.unvanını koyarak nasıl olurda onu, Hz.İsa ile özdeşleştirebilirim? Onların İSA'sı güvercin ve kumru sundu ifadesini Hz. İsa ismini kullanarak nasıl kurabilirim?

Onların kitabında kendilerine münasip görmüş oldukları İSA'larının Yahve'ye "BABAM" demesini, nasıl Hz. İsa söyledi diyebilirim?  İSA'ları "gökteki BABAM" sözleri sarfederken nasıl isminin önüne Hz. ibaresi koyarak Hz. İSA çağrışımı yaptırabilirim?

Onların inanç sistemleri haline getirdikleri, onların olmazsa olmaz derecede bağlandıkları şirklerinin yayılmasına, ilahi damgalar yemesine, kutsiyet kazanmasına nasıl aracılık edebilirim?

Onların Kutsal Ruh dedikleriyle Cebrail'in hiç alakası yoktur. Büyük ihtimalle kendilerine bağlı olan bir varlıktan bahsediyorlar. Hiç birşeyden haberi olmayan bir Kutdsal Ruh. (Ör: Kutsal Ruh seçiyor dedikleri Papalık seçiminde, Kutsal Ruh'un her üyeye başka isim vermesi ve seçimin oy çokluğu ile sonuçlanması gibi)
   
  ESKİ ve YENİ AHİT'te PEYGAMBERLERE BAKIŞ AÇILARINI ve ONLARA YAKIŞTIRILAN ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Somut yaşanmış, var olan şeyleri doğru dürüst yazamayanların, hayallerinin peşine takılmak hiçte anlaşılır birşey değil. İsimlerin yanlışlığı yada onları bilmemek cehaletten denilir geçilir. Ama imani anlamda yapılan yanlışlıklar, hiç birşey denilerek geçiştirilemez. Pişmanlığın faydası yok. Sessiz gemiyle çıkılan yolculuktan dönüş yok.

Kitaplarının hepsine hem Yahudiler, hemde Hıristiyanlar, "Tanrı sözü" demiyorlar mı? Her ikisini de Tanrı yazdırdı demiyorlar mı? Yaratılış kitabı Moşe'ye Sina dağında TANRI tarafından, Hıristiyanlara göre; M.Ö. 1438, Yahudilere göre; M.Ö.1312 yılında verildi demiyorlar mı? Yeni Ahit, Tanrı tarafından, özel melekleri aracılığı ile yazdırıldı demiyorlar mı?

Hıristiyanların kabullerine göre;.......1438= 10 emir; 40 yıl sonra 1398'de Eski Ahit'in ilk 5 kitabı olan TORA MOŞE' ye verilmiş / tamamlanmış
Yahudi kabullerine göre;....................1312= 10 emir; 40 yıl sonra 1272'de Eski Ahit'in ilk 5 kitabı olan TORA MOŞE' ye verilmiş / tamamlanmış


Kitaplarında şu ifadeler yok mu? O halde hem "kutsallarımız" diyeceksin, hem "her harfi Tanrı sözü" diyeceksin Sonra, tehdit dolu yazılanlarıda kâle almadan, dilediğin gibi değişiklikler hatalar yapıp, suçuda Tanrı olarak işaret ettiğine atıp sıyrılacaksın. Herkezinde bu yazdıklarına, Tanrı sözü olarak saygı duymasını bekleyeceksin.Sen kutsal metinleri meslek icabı yazarken, böyle bir saygıyı kaleminle, ifadelerinde hissettirmedin ki.

Esinleme ...22/18 Bu kitaptaki peygamberlik sözlerini duyan herkesi uyarıyorum! Eğer bir kimse bu sözlere bir şey katarsa, Tanrı da bu kitapta yazılı BELALARI ona katacaktır.
Esinleme ..22/19 Eğer bir kimse bu peygamberlik kitabının sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı yaşam ağacından ve KUTSAL KENTTEN ona düşen payı çıkaracaktır.

Eski Ahit'te benzer şeyler söylüyor.
Yasa Kitabı .18/20 Ancak, kendisine buyurmadığım bir sözü BENİM ADIMA söylemeye kalkışan ya da PEYGAMBER ÖLDÜRÜLECEKTİR.'

Böyle yazarak kendi yazdıklarını, Tanrı sözü konumuna oturtuyorlar. "Bakın bu yazdıklarımız Tanrı sözüdür değiştirmeye kalkarsanız yandınız demektir. Bunları geçersiz kılarsanız, sonsuz yaşamı unutmanız gerekir. Yazılanların her harfinin Tanrıdan olduğuna süphe duyarsanız, yaşam ağacındaki meyva yerine kükürtlü sularda yüzenlerden olursunuz" demek istiyorlar. "Bizlerde bu sözleri Tanrı vekillerinden onun izni ile aldık hiç dokunmadan sizlere iletiyoruz bu böyle biline" diyorlar

Yasa Kitabı .18/20 Ancak, kendisine buyurmadığım bir sözü BENİM ADIMA söylemeye kalkışan ya da BAŞKA İLAHLAR adına konuşan PEYGAMBER ÖLDÜRÜLECEKTİR.'
   
 
   
  "İsa kitap getirmedi onun yerine bizler Kutsal metinleri oluşturduk" diyenler, usta esinleme / görünüm yalancıları oldukları gibi, aynı zamanda kötü birer kopyacılarmış. İsa onunla tebliğlerini yaptı dedikleri, ellerindeki Eski Ahiti okuyamayan, ondan iyi kopya çekemeyen insanların, VAR DEDİKLERİ VAADLER HAKKINDAKİ SÖZLERİ NASIL DOĞRU OLABİLİRKİ?

Luka..1/1-3 Sayın Teofilos, Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişmiştir. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize iletmişlerdir. Ben de tüm bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.

Oysa, Petrus tam tersini söylüyor.Kutsal yazıların ve bildirimlerin, KUTSAL RUH'un kontrolü altında olduğunu ifade ediyor. Hemde "her harfi Tanrı sözü" dedikleri kitaplarında.

2 Petrus ........1:20 Öncelikle şunu bilin ki, KUTSAL YAZILARDA bulunan hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir.
2 Petrus ........1:21 Çünkü hiçbir peygamberlik sözü İNSANIN İSTEĞİNDEN kaynaklanmadı. İnsanlar KUTSAL RUH tarafından yöneltilerek Tanrı'nın sözlerini ilettiler.

Ortaya çıkan çelişkiler, Tanrı veya onun vekillerinden kaynaklanan hatalardansa, o zamanda sizleri, birileri peşine takmış götürüyor demektir. "KORKMAYIN TÜM YAZILANLAR KUTSAL RUH DENETİMİNDE" diyenlerde YALAN SÖYLEYEN ÇIĞIRTKANLARDIR.

İŞTE İSPATI: Adem yaratıldı dedikleri tarihlerde Akad İmparatorluğunun kurulduğunu, Urfa Göbeklitepe'de şehir hayatının onların verdiği tarihten, 4-5000 sene önce başladığını önceleri bilmeden ve şimdi ise umursamadan "bizim secerelerimiz doğrudur, bizim Tanrımız öyle söyledi, öyle yazdırdı" diyerek, M.Ö. 4000 (yahudilere göre, M.Ö. 3761) yıllarına dayanan secereler yayınlıyorlar.

Böylece, kendilerine "BAŞKA TANRILAR EDİNDİKLERİNİ" ulu orta ilan etmiş oluyorlar. "Allah'ın", yarattığı insanları, arkeolojik belgelerle ortaya çıktığı halde; saymamak, kabul etmemek ŞEYTANLA KURDUKLARI İTTİFAKLAR SONUCU kazandıkları sapkınlıklardan olsa gerek.

"ALLAH'IN," YARATTIĞINI KABUL ETMEMEK ŞEYTANIN KOVULMASINA neden oduğunu bile bile hala, "ilk insan M.Ö. 4000 yılında yaratıldı" demenin arkasındaki mana TARAFLARINI BELLİ ETMEKTEN BAŞKA ne olabilir?

"Yüzsüzlüğün böylesi" dedirtircesine (İnsanlık en yakın tarihi ile 40-100.000) yüzlerce nesli yok ederek, insanlğı M.Ö 4000 yılı ile sınırlıyan secereler yayınlamaları yetmiyormuş gibi "hepsi bizim Tanrımızdan" deyip tapınma kitapları yaptıkları metinler içindeki ifadeleride yalanlıyorlar. Tanrı ilan ettiklerine "sen ne bilirsin, yine karıştırmışsın, biz nedersek o olur, senin kalemin biziz" tarzındaki bu yaklaşımı sergileyenlerin, hangi dedikleri doğru olabilir? "TANRI SÖZÜ" DEDİKLERİNİN NE KADARI KENDİLERİNE ait olduğu nasıl anlaşılabili? Tanrı korkusu, saygısı omayanın dediklerini yalan üzerine kurmasına hangi saygı, hangi vicdan, hangi duygu, hangi korku engel olabilir?
   
  HIRİSTİYAN ve YAHUDİLERE GÖRE; E&Y.AHİT KAYNAKLI YARATILIŞ SECERESİNİN İŞLENDİĞİ "ADEM - MİLAD SECERE" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Tanrı sözü denilen, kutsal soy denilen secereden nasıl değişiklik yapılabir.Sonrada bak işte kutsal soydan İSA geldi diye nasıl ilan edilebilinir. Bir soyun farklı olması, tüm dünyadaki insanları düşündüğünüzde bambaşka ırklara, soylara neden olabilir.
   
  ZERUBBABİL
   
  AZ ADEM'in MEYVASI, YILANIN YANILMAZLIĞI, TANRININ YALANCILIĞI KONULARININ İŞLENDİĞİ "TANRININ BAHÇESİ " sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Yahudilerin ve Hıristiyanların kutsal kitapları olarak ilan ettikleri, "her harfi Tanrıdan'dır" damgasını vurdukları, Eski Ahit'in yanlışlığını bulan LUKA, TANRI'nın Eski Ahit'te yaptığı hatayı düzeltmiş. Arpaksat'ın oğlunun, ŞELAH değil KENAN olduğunu kitabına işlemiş. Yani Şelah, Arpakşat'ın oğlu değil torunu imiş. Bu gerçeği açıklayan LUKA, esasında kitapların yanlışlarla dolu olduğunu da ilan etmiş.

Bir başka "her harfi Tanrıdan" denilen kitaplar külliyesi olan, Yeni Ahit'te, bu tespitinin kayıt altına alınmasıyla da, düzeltmenin bu günlere taşınmasına sebep olmuş. "Her harfi Tanrıdan" denilen kitapta, "her harfi Tanrıdan" denilecek kitabın yazalarından olan Luka, düzeltme yapıyor.Tanrı kim? Kutsal kitap ne? Luka kim? Tanrı sözü ne? Tanrı sözünü hiçe sayan, Tanrı sözü yazarı.

Bütün secereleri kökten YOK SAYDIRACAK olan bu farklılığa rağmen, hala soy secereleri yapıp bunlar "Tanrıdandır" diyorlar. 13 göbekteki bu değişiklik her secereyi altüst eder.

Ham'ın oğlunu, Ham'ın yeğeni Arpakşat'ın oğlu yapıvermişler. Başka bir deyişle; Kenan, kuzeni Arpakşat'ın oğlu oluvermiş.Böylece o kutsal dedikleri soy, lanetli KENAN SOYUNDAN meydana gelivermiş.

LUKA kitabında ismi geçen KENAN, Eski ahit'e göre, NUH'a tecavüz eden HAM'ın oğlu. Eski Ahitte böyle geçiyor. Kenan diyarının lanetlenmeside o nedendir. Tecavüz olayı hoşuna gitmiş olmalı ki, LUKA unutturulmak istenen tecavüzcü KENAN'I, OĞUL TANRININ çok-çok büyük dedesi konumuna getirmiş. Laneti Kenan'dan, secere alan Oğul Tanrı.
   
  İŞTE BİR ÇELİŞKİLİ DURUM DAHA. Tanrı sözü kitaplarda sürekli düzeltmeler yapıyorlar? Eski Ahitten akıllarında kalanlarla. O tarihte olan yazılara ve bilgilere dayanarak bu listeleri yağmış olabilirler. Sonrada "Tanrı bizi esinlendirdi" diye yayınlamış olabilirler.Hemde ne düzeltmeler. Başka ataları dolaşacaklar ama Oğul Tanrı İsa'da buluşacaklar.

Şu anda KENAN seçimi ile zaten aynı isimleri birlikte tekrarlamaları çok anlamsız.Çünkü "ata"/ kök karıştı bir-kere. Sonra gelecek nesiller aynı soya nasıl oturtulabilir. Ama onlar oturturlar onlar TANRI ADINA kitaplar yazdıklarına göre bunuda bir şekilde hallederler, üzerini örtebildikleri kadar örterler, müjdeler, kurtarıcılar ile de yaldızlayıp işlerini yürütürler.

"TANRIM" DEDİĞİNİ, TANRI OLARAK TAPTIĞINI, KALEMİ ELİNE ALIR ALMAZ YALANCI ÇIKARTAN, "BENİM SÖZLERİME GÜVENİN, BEN TANRIDAN ESİNLENİYORUM" DİYEN KUTSAL METİN YAZARININ, "TANRI OLARAK İŞARET ETTİKLERİNİ" YALANCI İLAN EDEN İFADELERİ..
   
 
   
  TANRI; "AMMİNADAV ve NAHŞON KARDEŞTİR" dedi.
MATTA; "HAYIR! AMMİNADAV BABA, NAHŞON'DA ONUN OĞLUDUR" dedi.

TANRI; "AMMİNADAV ve NAHŞON RAM'IN ÇOCUKLARIDIR" dedi.
MATTA; "HAYIR! AMMİNADAV RAM'IN ÇOCUĞUDUR ama NAHŞON'DA AMMİNADAV ÇOCUĞUDUR" dedi.

TANRI; "AMMİNADAV, SALMA'NIN AMCASIDIR" dedi.
MATTA; "HAYIR! AMMİNADAV SALMA'NIN DEDESİDİR" dedi.

TANRI; "NAHŞON'UN DEDESİ HESRON'DUR" dedi.
MATTA; "HAYIR! NAHŞON'UN DEDESİ RAM'DIR" dedi.

TANRI; BELKİ! "BEN TANRIYIM, BEN NE DERSEM O OLUR, BENİM DEDİĞİM DOĞRUDUR SEN SADECE BİR KULSUN" DEDİ ama TANRININ DEDİKLERİ HAVADA KALDI.
MATTA; "SEN TANRI İLAN EDİLMİŞ OLABİLİRSİN ama SANA KAREKTER VEREN, CANLILIK KAZANDIRAN BENİM, BENİM DEDİĞİM OLACAK DEDİ ve MATTA'NIN YAZDIKLARI KİTAPLARDA "TANRI SÖZÜ" OLARAK KALDI.
   
 
   
  Yukarıdaki tabloya bakarsak; Matta ve Yaratılış kitabındaki listeler arasında, inanılmaz kopuklukların olduğu görülecektir.Kutsal kitaplar içinde çelişkiler, kehanet zırvalarıyla ilgili açmazlar olduğunda, yanlışlıkları örtmek için; (yüzsüzlük edip) bunlar TANRININ mucizesi, TANRININ vaatleri, TANRININ sözleri, TANRININ işaretleri demişler.

Luka'da ise secere dökümü, Yaratılış kitabındaki kuşak sayısına bağlı kalımakla birlikte, farklı isimler secerede yerlerini almış. Anne tarafının soyu diye geçiştirilmeye çalışılan cevaplar hiçte inandırıcı değil.

UZİYA / AHAZYA'nın torun torunu olan YOTAM, Matta tarafından Uziya'nın oğulluğuna atanmış görünüyor. TANRI'YA OĞUL İSNAT ETMELERİ bu alışkanlıkları yüzünden mi oldu dersiniz? Tam yüz yıllık zaman dilimi içinde olan kuşaklar yok sayılıyor. 100 yıl içinde oluşan kuşaklar yok sayılabilir mi? Bu durumda secere nasıl doğru kabul edilebilir ki?

100 yıl içinde bu insanlar birilerinden türedi. Ağaçta yetişmediklerine göre bu insanların BİRER adet ANNE ve BABALARI olmalı. Tanrı olarak seçtiklerine nasıl, BABA TANRININ oğlu diyorlarsa, bu aradaki insanlarında BABA diyebileceği bir takım insanlar olmalı. Baba ve Ana olmalı ki, nesil devam etmeli.

Matta belki kendisini Leylekler getirdi lafına kanarak, bu birden bire oluşan nesli yazarken zorlanmamış olabilir. Ama okula gitmeyen çocuklar bile, Anne ve Baba olmadan çocuk olamadığını biliyor. (Tüpde olsa malzemeleri gerekiyor) Hz. Adem ve Hz.Havva bu nedenle Cennetten kovulmadı mı? Yasak olan ilişkiye girdikleri, yasak olan meyvayı yedikleri, üremeyi başlattıkları için.Şeytanın SONSUZ HAYAT vaadine kanarak.

Pagan, Yunan Tanrıları ile yoğrulmuş düşünceler, Tanrıya secere kabulüne yatkın olan yürekler, Tanrı'ya karşı, başka Tanrıcıklar oluşturma sistemine aşina olan inançlar, Tanrıya karekter biçmeye alışık olan eller, elbette kafalarına göre nitelendirme huylarından vazgeçmezler. Yeni bir din yazmaya başladılarmı, ancak bildiklerini okurlar. Huylu huyundan vazgeçer mi? Can çıkmayınca huy çıkar mı?

Davut'a kadar birkaç sıyrıkla gelen secere, Davut'tan sonra alabildiğine karışıyor.Luka'nın kitabındaki liste bir-iki isim dışında tamamen değişik isimlerden oluşuyor. Hıristiyanlar bu durumu "Luka, farklılık, zenginlik olsun diye İsa'nın Anne soyunu yazmış" diye açıklıyorlar. Yani, anne tarafının babalarını yazarak listeyi İsa'ya ulaştırdı diyorlar. Yani üzerini örtüyorlar. Zenginlik, farklılık gibi süslerle de yaldızlıyorlar.

Kutsal Ruh'ta gelse, Oğul Tanrı meleklerini de gönderse, Baba Tanrı kükrese de, kitaplardaki hiçbir şeyi düzelttiremez. Kanıtı da kitaplarındaki, çelişkilerin tüm çıplaklığı ile duruyor olması. Tanrı dedikleri olgunun, saygınlığını, güvenirliliğini yok eden ifadeler. Unutan, bilmeyen, yanılan, atıp tutan Tanrı ifadelerinin kitaplarında yer alması TANRI OLARAK İŞARET ETTİKLERİNİN, YAPTIKLARI HİÇBİR HATAYI DÜZELTTİREMEDİĞİNE KANIT DEĞİL Mİ?

HER FIRSATTA OYNANAN, KEYİFLERE GÖRE DÜZENLENEN SECEREDE KUTSAL SOYLUK MU KALIR? SECERELERLE İSTEDİĞİN GİBİ TANRICILIĞA SOYUNARAK OYNA, SONRA "İŞTE YUSUF OĞLU İSA" DİYEREK İŞİN İÇİNDEN SIYRIL.

YAZDIKLARININ HER HARFİ İÇİNDE SAYGI DUYMADIĞIN, ÇEKİNMEDİĞİN, HİÇE SAYDIĞIN, SÖZLERİNİ SÜREKLİ YALANLADIĞIN, ACİZ, BİLMEZ KONUMUNDA TANITTIĞIN, "TANRIM" DEDİĞİN ADINA TEMİNATLAR VER YEMİNLER ET
   
  Görüldüğü gibi,"TANRIM" diyorlar, ama "TANRIM" dediklerinin SÖZLERİNİ DE YALANLIYORLAR.
"HER HARFİ TANRIDANDIR"diye TEMİNATLAR VERİYORLAR ama KİTAPLARI İLK FIRSATTA YALAN-YANLIŞ İFADELERLE DOLU OLDUĞUNU DA İLAN EDİVERİYORLAR.

KİTAPLARIN SAHİBİ OLARAK GÖSTERDİKLERİNE ve KİTAPLARA OLAN GÜVENİ AZALTAN BU DAVRANIŞLARIYLA İNANÇLARIN İÇİNİ BOŞALTARAK TOPLULUKLARI İSTEDİKLERİ GİBİ YÖNLENDİREBİLİYORLAR.

Her harfi tanrıdan dedikleri kitapları bile yalanlamaktan çekinmeyanler sayesinde, o kitaplara bağlı olanlar, içrahatlığı ile her iki akrabağlık bağları için yemin edebilirler. Yalan yere yemin etmeye ruhsat, kutsal metin yazarları tarafından TANRI adı kullanarak sağlanmış. Ruhsat kullanımı, din sistemi içinde kişilerin keyiflerine bırakımış halde.

Tanrıya davet eden bir kutsal metin yazarı düşünün ki;
Oğul Tanrı olarak nitelendirdiği için "kitap getirmedi, babasının VERDİĞİ ESKİ AHİT'E bağlı kalıp, BABA'SININ TAPINAĞI SİNAGOG'a / Havralara gitti oralarda dersler verdi" diyor.
Tapınaklarda, İsrail Tanrısına, yani "YAŞAYAN TANRIYA TAPTI"diyor.
Matta..........23:21 Tapınak üzerine ant içen de hem tapınak, hem de tapınakta yaşayan Tanrı üzerine ant içmiş olur.
Matta..........21:13 Onlara şöyle dedi: «`BENİM EVİME dua evi denecek' diye YAZILMIŞTIR. Ama siz burayı haydut inine çevirdiniz!»

Eski Ahiti'de Yahvenin Sina'da Moşe'ye verdiğini, her harfinin Baba Tanrı'dan yada İsrail tanrısından olduğunu kabul ediyor.
Yuhanna......2:16 Güvercin satanlara, «Bunları buradan kaldırın, BABAMIN EVİNİ pazar yerine çevirmeyin!» dedi.
   
  YAHVE KİM? İSA'NIN "BABAM" DEDİĞİ YAHVE'YE NE OLDU? KONULARININ İŞLENDİĞİ "İSA YAHVE Mİ? " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Sonra, "her harfi TANRI SÖZÜ" dediği kitapları yalanlayan ifadeleri yazıyor. Sıkılmadan "benim yazdıklarım Tanrı sözüdür" derken, "her harfi Tanrı'dandır dediği diğer kitabı yalanladığını görmemezliğe geliyor. Umursamıyor. Üstelik karşı fikirler içinde suçlamaları hazır. (Herhalde? kendi yazdığı bu ifade için, kendi başından, kendi davranışlarından pay biçmiş olmalı.) Matta'nın, karşı yalanlamalar için, doğruları gösterecek olanlar için, çelişkilerini yüzüne vuracaklar için savunma ifadesi şöyle.

Matta.............23:28 Dıştan insanlara doğru kişilermiş gibi görünürsünüz, ama içte ikiyüzlülük ve kötülükle dolusunuz.

Hatırlayın Petrus'ta şöyle demişti..
2 Petrus ........1:20 Öncelikle şunu bilin ki, KUTSAL YAZILARDA bulunan hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir.
2 Petrus ........1:21 Çünkü hiçbir peygamberlik sözü İNSANIN İSTEĞİNDEN kaynaklanmadı. İnsanlar KUTSAL RUH tarafından yöneltilerek Tanrı'nın sözlerini ilettiler.

MATTA, BU DAVRANIŞI İLE ADETA:
"BEN TANRIDAN DAHA İYİ BİLİRİM" DİYOR.
"OĞUL TANRI SAĞLIĞINDA BİZE BU YANLIŞI SÖYLEDİ" DEMİYOR. "OĞUL TANRI, O KİTAPLARDA BULUNANI TEBLİĞ ETTİ" DİYOR.
"HER HARFİ TANRIDANDIR" DİYOR. AMA SONRA O İFADELERİ YALANLAYARAK, TANRI OLARAK BENİMSEDİĞİNİ BİLGİSİZ İLAN EDİP, KİTAPLAR HAKKINDA ŞÜPHE UYANDIRIYOR.

BABA TANRININ verdiği, OĞUL TANRI'nın tebiliğlerini yaptığı kitaba yanlış damagası vurmak, OĞUL TANRI sevgisinin, BABA TANRI saygısının neresi ile bağdaşır? Tanrı algısını, buhur yakılan, yakmalık sunular sunulan bir olgu olarak bilinçlerine yerleştirmiş olanların, düşüncelerinde Pagan Tanrılarını inançlarının izler taşıyanların, yazdıklarından daha ne beklenir.?

Onların mektuplar halinde "bende biliyorum" tarzında, vaaz kıvamında, haber niteliğinde yazdıkları, "mış ve miş" anlatımlarıyla dolu çelişkiler yumağı metinleri, sırf "atalarımız kutsal damgası vurmuş" diye, Ahiret yaşamlarına kurtuluş kapısı olarak görmelerine ne denir? Yazının ilerleyen kismında görüleceği gibi, maddesel hataları yapanların, hatalarıda TANRI'ya yükleyenlerin, hayalleri içeren vaadlerinden hangisi doğru olabilir?

TANRI HİÇ; HATA YAPAR MI?
TANRI HİÇ; YANILI MI?
TANRI HİÇ; UNUTUR MU?
TANRI HİÇ; SÖZLERİNİ YALANLAYANLARA VAHİY VERİR Mİ?
TANRI HİÇ; SÖZLERİNİN YANLIŞ KALMASINA İZİN VERİR Mİ?
TANRI HİÇ; SÖZLERİNİ YANLIŞ NAKLEDENLERİN YAZDIKLARINA KUTSAL KİTAP DAMGASI VURUR MU?
TANRI HİÇ; KANDİSİNE OLAN GÜVENİ SARSANLARIN ÜZERİNE KUTSAL RUH'U GÖNDERİRİ Mİ?
TANRI HİÇ KİTAPLARINA VE KENDİSİNE OLAN GÜVENİ SARSANLARI, KURTULUŞA GÖTÜRÜR MÜ?
ASLA GÖTÜRMEZ.

YOK HALA ELLERİNİZDEKİ METİNLERE DAYANARAK "GÖTÜRÜR" DİYORSANIZ, SÜREKLİ HATA YAPAN, HAFIZASI ZAYIF, UNUTAN TANRININ HANGİ SÖZÜNE GÜVENEREK, HAYALLER KURUYORSUNUZ.

O SÖZLERİ VERENİN, O SÖZLERİ SÖYLERKEN SALLAMADIĞINI, ATIP TUTMADIĞINI, 3300 senedir (Çöl macerası sırasında, şu dağın arkasında bal ve süt nehirli ülkeler var, önden Meleklerimi gönderdim dediği -vahiylerden aklında kalanı Dünya üzerine yorumlamış-) BULAMADIĞI BAL VE SÜT AKAN NEHİRLER KONUSUNDA YANILMADIĞINA NASIL EMİN OLABİLİYORSUNUZ?

"YOK CANIM SAMİMDİR" DESENİZ BİLE; SÖYLEDİĞİ SÖZLERİ UNUTMADIĞINI NEREDEN BİLİYORSUNUZ?
Kitaplarında işlendiği gibi; DEDİĞİNİ BİLMEYEN, SÜREKLİ YANILANIN SÖZLERİNE GÜVEN OLUR MU?
TANRI SÖZLERİNİ YALANLAYANLARIN KİTAPLARI, "TANRI SÖZÜ" OLABİLİR Mİ?
  Matta kitabı, Yeni Ahit denilen, insanlara Tanrı ile yapılmış son mukavelenin maddeleri olarak sunulan, Tanrının özel melekleri ve Kutsal Ruh denetimi ile yazdırıldığı söylenen, metinler külliyesinin, 1. KİTABI.

OĞUL TANRI'nın, yeni kitap getirmeyip tebliğlerini yaptığı, her harfi babamdandır dediği Eski Ahit kitabına ilav"eten yeni müjdelerini, vaadlerini işlettiği metinler bloğunun 1. KİTABI.

Kitapları kim yazdırmıştı? Oğul Tanrının özel melekleri.
2 Petrus ........1:21 Çünkü hiçbir peygamberlik sözü İNSANIN İSTEĞİNDEN kaynaklanmadı. İnsanlar KUTSAL RUH tarafından yöneltilerek Tanrı'nın sözlerini ilettiler.

TANRI DAHA 1. KİTABIN İLK 11. MADDESİNDE HATA YAPAR MI?
DAHA 1. KİTABIN, İLK MADDELERİNDE HATA YAPAN TANRI, KİTABIN SONUNU NASIL GETİREBİLİR?
DİĞER KUTSAL METİN YAZARLARINA MÜJDELİ VAADLERİNİ SAĞLIKLI OLARAK NASIL YAZDIRABİLİR?

DAHA 1. KİTABIN İLK MADDESİNDE DENETMEN KUTSAL RUH BU HATAYI GÖRMEZSE, GÖRMEDİĞİ HATALARIN HADDİ HESABI OLUR MU?
KUTSAL RUH, YİNE KENDİ DENETMENLİĞİ ALTINDA, BABA TANRI ZAMANINDA YAZILMIŞ OLAN MADDEYİ YALANLAYAN İFADEYİ NASIL GÖZDEN KAÇIRABİLİR?

ÖZEL MELEKLER DAHA 1. KİTABIN İLK MADDELERİNDE YANLIŞ BİLGİ VERMEYE BAŞLADILARSA; KİTABIN SONUNU NASIL GETİRDİKLERİNİ SİZ BİR TAHMİN EDİN.

Yanlışlıklar, hatalar, çelişkiler, TANRI İNANCININ ARKASINA SIĞINILARAK yapılmış olan sallamalar, aynı kapak altında muhafaza edilen, "HER HARFİ TANRIDAN" denilen kitaplar külliyesinde, yalanlanmadan, herhangi bir düzeltmeye uğramadan bugüne kadar, konumlarını bozmadan varlıklarını sürdürdüklerine göre; HİÇ BİR DENETLEMENİN YAPILMADIĞI AŞİKARDIR. ya'kitaplar tanrı dentimi dışındadır, yada tanrı kitaplarda ne yazıldığını bilmemektedir.

"TANRI YANILMAZ SÖZÜNÜ" DOĞRULATMAK AMACIYLA, YALAN-YANLIŞ ŞEYLERİ MUHAFAZA ETMEK / ETMEYE ÇALIŞMAK ZATEN YAZILANLARIN TANRISAL OLMADIĞININ, İLAHİ HİÇ BİR DEĞER İHTİVA ETMEDİĞİNİN İSPATI DEĞİL MİDİR?

"TANRI YANILMAZ SÖZÜNÜN" GEÇERLİLİĞİNİ KORUMAK AMACIYLA, YANLIŞ OLDUĞU İSPATLANMIŞ OLAN TANIMLARA DAHİ, "EVET BU TANIMLARDA HATA VAR" DEMEMEK BİLE; ELLERİNDEKİ METİNLER KÜLLİYESİNİN TANRI SÖZÜ İLE BİR İLGİSİNİN OLMADIĞININ İSPATI DEĞİL MİDİR?

TANRI YANILMAYACAĞINA GÖRE; TANRI SÖZÜNÜN YANLIŞLIĞININ SAKLANMAYA, ÜZERİ ÖRTÜLMEYE, YALDIZLANMAYA İHTİYACI OLUR MU?
EĞER BİR SÖZ YANLIŞSA, EĞER TANIMDA ÇELİŞKİ VARSA, O SÖZ ZATEN TANRI SÖZÜ DEĞİLDİR, KORUNMASININ DA HİÇ BİR ANLAMI YOKTUR.

TANRISAL OLMAYAN SÖZLERİ KORUMAK, PEŞİNE TAKILANLARA SAPKINLIKTAN BAŞKA HİÇ BİR ŞEY KAZANDIRMAZ.
SAPKIN SÖZLERİ KORUMAKTA, HİÇ BİR KULUN GÖREVİ OLAMAZ. ÇÜNKÜ SAPKIN SÖZLERİN ARKASINA TAKILMAK ZATEN İLAHİ EMİRLERLE YASAKLANMIŞTIR.

"ALLAH'TAN", GELEN VAHİYLERİN AMACIDA SAPKIN DAVRANIŞLARIN, İNANÇLARIN ÖNÜNE GEÇMEK DEĞİL MİDİR?
O HALDE SIRF TANRIDAN OLDUĞU SANILSIN DİYE, ÇELİŞKİLER YUMAĞI HALİNE GELMİŞ, SÖZLERİ KORUMANIN TANRI EMRİYLE NE İLGİSİ OLABİLİR?

TANRI SAPKINLIĞI ÖNLEMEK İÇİN PEYGAMBERLER GÖNDERİYOR, SAPKIN SÖZLERİ GEÇERSİZ KILMAK İÇİN VAHİYLER GÖNDERİYOR.
BUNLARSA ÇELİŞKİLER İÇEREN SÖZLERİ, SAPKINLIK İÇEREN İFADELERİ TANRI SÖZÜ İLAN EDİYORLAR

Bu güne kadar, hiç bir denetlemenin yapılmadığı açıkca belli olan, KAYNAĞI TANRI İLAN EDİLEN ama çelişkileri daha 1. KİTAPLARININ İLK MADDELERİNDE başlayan kitaplara ahiret yaşamı emanet edilir mi?

SORU ŞU: 1. KİTAPTA, YOŞİYA OĞLU YEHOYAKİM YERİNE, YOŞİYA OĞLU YEHOYAKİN YAZILMAKLA YETİNMEYİP, SÜRGÜNE KRAL OLARAK GİDEN ADAMI BABİL SÜRGÜNÜNDE DOĞMUŞ İLAN EDEN, KUTSAL METİN YAZARININ İLAHİ BİR DESTEĞİ OLABİLİR Mİ? TANRI SÖZLERİ DEDİĞİ KİTAPLARI YALANLAYAN İNSANIN İLAHİ BİR ESİNTİYE MARUZ KALMIŞ OLDUĞU DÜŞÜNÜLEBİLİR Mİ?

Sırf müjde olsun, yazdıkları Tanrısal sayılsın, seçilmişlik şareti olsun, sıraladığı isimlerde gerçekten kutsal sayılsın, 14'lü etaplara uygun düşsün diye secerelerle oynayan, yüz yıllık boşluklar oluşturmayı göze alarak, soyları yok eden ZAT-I MUHTEREM'İN YAZDIĞI metinler kutsal olabilir mi?

Secerelerle fazla oynamasının cezasını, ondörde (yada üçe) bölünemeyen KIRKBİR KİŞİLİK soy yapısını, SÖZLERİM TANRI İŞARETİ sanılsın diye üç'e bölündüğünü ilan ederek gören kutsal metin yazarının, iddia ettiği gibi ilahi desteği olsaydı, ebediyete kadar sürecek bu yanlışlığı yapar mıydı? Ebediyete kadar sürecek yalancılık damgasını yiyen olarak kalmasına müsade edilir miydi?

Saymada yanlışlık yapacak kadar gözü dönmüş olanın, TANRI SÖZÜ OLMADIĞINI BİLE BİLE TANRI'YA YANLIŞLIKLAR YÜKLEYENİN, kutsal olan tüm değerlerden yoksun olanın yazdılarına güven olur mu?

Akrabalık bağlarını bir kenara bırakıp, sadece tarihsel olarak yazılanlara baktığımızda bile, ne kadar büyük sallamaların yapıldığını görebiliriz. Çelişkilerin yazıya dökülmüş ifadelerde nasıl sırttığını tespit edebiliriz.

Soylar arasındaki akrabalık bağlarında yaşanan "TANRI SÖZÜ" diye KAPATMAYA ÇALIŞTIKLARI karmaşayı, komediyi daha sonra işlemek üzere, şimdilik göz ardı edelim. Sadece arkeolojik kronolojilere dayanarak, sallamalarla oluşturdukları KUTSAL SOY adı altında, "TANRIDAN ESİNLENDİK" diyerek sergiledikleri pervasızlığaı bir örnek verelim.

İnançsızlığın göstergesi sayılabilecek, TANRI ANLAYIŞININ ALTINDA GİZLEDİKLERİ HİÇE SAYMANIN, SAYGISIZLIĞIN, İNANÇSIZLIĞIN yüzlerce yıl sonrasına aktarımı niteliğindeki bir örnek.

TANRI SÖZLERİNİ YALANLAYANLARIN KİTAPLARINI, TANRI SÖZÜ OLARAK KABUL ETMEK SAMİMİ BİR İNANÇLA BAĞDAŞIR MI?
TANRI SÖZLERİNİ YALANLAYANLARIN KİTAPLARINI, TANRI SÖZÜ OLARAK KABUL EDENLERİ ANLAYABİLMEK ELBETTE MÜMKÜN DEĞİL.
   
  Matta..1/11 Yoşiya, Babil sürgünü SIRASINDA doğan Yekonya ve onun kardeşlerinin babasıydı.
Matta..1/12 Yekonya, Babil sürgününden SONRA doğan Şaltiyel'in babası;Şaltiyel ise Zerubabel'in babasıydı.

Nehemya.....12:1 Şealtiel oğlu Zerubbabil ve Yeşu ile birlikte sürgünden DÖNEN kâhinlerle Levililer şunlardır: Kâhinler: Seraya, Yeremya, Ezra,

Zerubbail'i, sürgün sonrası doğurtarak /Zerubbabil'in doğumunu sürgün sonrasına erteleyerek, zaten konuyla hiç ilgisinin olmadığını, pekte umursamadığını ortaya koymuş oluyor. Sadece Zerubbabail ismine dikket etseydi veya "Tanrım" dediği İsa'nın, tebliğ ettiği Eski Ahiti iyi okusaydı, Yada sürgün "70" yıl sürmüş olabilir mi? diye biraz araştırsaydı, Kutsal metin yazarlığında daha başarılı eserler ortaya çıkarabilir, 2000 sene sonra bile gülünecek ortamları o günlerden oluşturmamış olurdu. Hem de tabi olduğu kitaptaki "70" yıl kehaneti denilen safsatayı yalanlayan, o kitaba bağlı nadir insanlar arasında yerini almazdı.Tanrı sözü olarak inançlara sundukları kitaba da biraz ciddiyet gelmiş olurdu.

Açıkları örteceğiz. kitapları koruyacağız diye uğraşan ve kitap korumayı kendilerine bağlı olanların imanlarının önünde tutup, 1. asli görevleri olarak gören, Yaldızcıları da bu kadar zorlamazlardı. Çuvalda belli olacak olsada, hiç olmazsa Dünya ölçeğinde var olması mümkün olan çuvala gireblecek botutta olanlarla, uğraşmak bu boyutta olanlardan elbette çok daha kolay olacaktı. Hiç olmazsa ÇUVALLADIK ama bir şeylerde yaptık diye sevineceklerdi.

Zerubbabel'in (Zeru Babel veya Ziri Babel) isminin Babilce olduğu ve “Babil'in zürriyetine” ait olduğunu vurgularmış, yani “Babil'de doğan” anlamına gelirmiş. İsimlerinin Babil'ce olmasının nedenide Zerubbabil'in sarayda önemli bir görev sahibi olmasından kaynaklanıyormuş. (Hatırlanırsa, Babil Kralı Nabukadnessar, Yerşualim'i işgal ettiğinde tahta geçirdiği kralında Matanya olan ismini Sidkiya -Tsedekia- olarak değiştirmişti. Mısır'lı Neko'da Elyakim ismini YehoyaKİM olarak değiştirmişti)

Bu durumda, Babil sarayında görev alacak yaşta olan Zerubbabil'i, MATTA Babil sürgününden sonra doğurttuğu Şatiyel'in Oğulluğuna ATAMIŞ oluyor.Ve bunların hepsinide, HER HARFİ TANRIDAN" dedikleri kitaplarda, KUTSAL RUH denetiminde, TANRI ADINA yapmış oluyor.
   
 
   
 
   
  Matta, YehoyaKİN'in babası YehoyaKİM'i atlamakla yetinmeyip, YehoyaKİN'i BABİL DOĞUMLU ilan etmiştir.

YEHOYAKİN / YEKONYA SOYU NEDİR?
1 Tarihler......3:15 Yoşiyanın OĞULLARI : İlk oğlu Yohanan, İkincisi YehoyaKİM, Üçüncüsü Sidkiya, Dördüncüsü Şallum.
1 Tarihler......3:16 YehoyakiMİN OĞULLARI: YehoyaKİN ve Sidkiya.

YEKONYA'nın yani YehoyaKİN'in BABASI YehoyaKİM'e yani ELYAKİM NE OLMUŞTUR? 3 ay krallık yapabilen Yehoahaz'ın yerine, ismi değiştirilerek Kral olarak atanmıştır
2 Tarihler......36/3-4 Mısır Kralı Neko Yeruşalim'de onu tahttan indirerek ülke halkını yüz talant gümüş ve bir talant altın ödemekle yükümlü kıldı. Yehoahaz'ın ağabeyi Elyakim'i de Yahuda ve Yeruşalim Kralı yaptı ve adını değiştirip YehoyaKİM koydu. Sonra kardeşi Yehoahaz'I alıp Mısır'a döndü.

11 YIL KRALLIK YAPAN YEHOYAKİM'den sonra, TAHTA KİM GEÇMİŞTİR?
2 Krallar.......24:8 Yehoyakin on sekiz yaşında kral oldu ve Yeruşalimde üç ay krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Elnatanın kızı Nehuştaydı.

BABİL SÜRGÜNÜ NE ZAMAN OLMUŞTUR? Babil kralı Nebukadnessar'ın SEKİZİNCİ yılında olmuştur. Nebukadnessar tahta M.Ö.605 yılında geçmiştir. (M.Ö. 605-8 = M.Ö 597)
2 Krallar........24:12 Yahuda Kralı Yehoyakin, annesi, görevlileri, yöneticileri ve hadımlarıyla birlikte, Nebukadnessara teslim oldu. Babil Kralı KRALLIĞININ SEKİZİNCİ yılında
YEHOYAKİN'İ TUTSAK ETTİ.

YEHOYAKİN KİMİN OĞLU? Tanrı sözü diye sahiplendikleri kitapta, YehoyaKİM'in YERİNE TAHTA GEÇEN OĞUL KİM? Arkeolojik verilere görede ,YehoyaKİM'den sonra tahta oğlu YehoyaKİN geçiyor.
2 Tarihler.....36:8 YehoyaKİMin yaptığı öbür işler, iğrençlikleri, onunla ilgili açığa çıkan kötülükler İsrail ve Yahuda krallarının tarihinde yazılıdır. Yerine OĞLU YehoyaKİN kral oldu.
   
  .
  SIRF ONDÖRT PERYOTLARINI TUTTURABİLMEK İÇİN SECEREDEN İSİM ÇIKARTANLARA, YEHOYAKİM'İN AHI TUTMUŞ OLMALI.
 
MATTA; TANRI OLDUĞUNA TANIKLIK ETTİĞİ OĞUL TANRININ DA TEBLİĞİLERİNİ YAPTIĞI KİTABI, YALANLANLAYAN AŞAĞIDAKİ SÖZLERİ YAZMAKLA HANGİ MUCİZELERİN GERÇEKLEŞMESİNE SEBEP OLMUŞTUR?. (YEKONYA = YEHOYAKİN... YEHOYAKİM = ELYAKİM.... SIDKİYA =ZEKERİA)

Matta..1/11 YOŞİYA, BABİL SÜRGÜNÜ SIRASINDA DOĞAN Yekonya ve onun kardeşlerinin babasıydı.
Matta..1/12 YEKONYA, BABİL SÜRGÜNÜNDEN SONRA DOĞAN ŞATİYEL'in babası; Şaltiyel ise ZERUBABEL'in babasıydı.


SÜRGÜNDEN EN AZ 11 SENE ÖNCE ÖLEN YOŞİYANIN, SIRF MATTANIN HATIRI İÇİN DİRİLTLEREK BABİL SÜRGÜNÜNE GÖNDERİLMESİ
BABİL'E GİTTİĞİN DE 18 YAŞINDA OLAN YehoyaKİN'in, SÜRGÜNE BERABER GİTTİĞİ ANNESİNİN, DİRİLTİLEN BABA TARAFINDAN HAMİLE BIRAKILARAK YENİDEN DOĞURULMASI. (Masalların başlangıç tekerlemesi "BEN ANAMIN BEŞİĞİNİ TINGIR-MINGIR SALLARKEN" tekerlemesinin esin kaynağıda, Matta'nın bu esinlenmesi olsa gerek.)

2 Krallar.........24:12 Yahuda Kralı YehoyaKİN, ANNESİ, görevlileri, yöneticileri ve hadımlarıyla birlikte, Nebukadnessara teslim oldu. Babil Kralı KRALLIĞININ SEKİZİNCİ yılında YehoyaKİN'İ TUTSAK ETTİ.

ŞATİYEL'İN DOĞUMUNUN, ONDÖRT ETAPLARINA SEKTE VURMAMASI İÇİN DOĞUMUNUN SÜRGÜN SONRASINA ERTELENMESİ.
YİNE 14 UĞRUNA SÜRGÜN SIRASINDA ZERUBBABİL'İN DOĞUMUNU SÜRGÜN SONRASI ERTELEME OPERASYONUNU YAPABİLMEK İÇİN, SÜRGÜN YILLARINDA DOĞAN ZERUBBABİL'İN DOĞUMUNUN İPTAL EDİLMESİ.

SÜRGÜN SONRASI DOĞUM İÇİN GÜN SAYAN ZERUBBABİL'İN DOĞUMUNUN, ŞATİYEL'İN EVLENEME YAŞINA KADAR BEKLETİLMESİ

EZRA'NIN SÜRGÜN DÖNÜŞÜNE ÖNDER YAPTIĞI, KÖLELERİ, EŞEKLERİYLE BİR ALAY HALİNDE KUDÜS'E GÖNDERDİĞİ ZERUBBABİL'İN; SÜRGÜNDEN EN AZ 20 YIL SONRA, TEKRAR DOĞMAK ÜZERE, GELDİĞİ YERE GÖNDERİLMESİ.

EZRA'NIN SÜRGÜN DÖNÜŞÜ KUDÜS'E VALİ YAPTIĞI ZERUBBABİL'İN, BU HİZMETLERİNİN TÜM KAYITLARDAN SİLİNMESİ.
SÜRGÜN DÖNÜŞÜ, EZRA'NIN MİMARLIĞINI YAPTIĞI DİNİN, DERLEMELERİNİ KABÜL ETTİRMEK İÇİN BAŞLADIĞI MÜCADELEYE HİÇ GİRMEMİŞ OLMASI.
EZRA'NIN İSTEĞİ İLE ZERUBBABİL'İN, TAPINAK İNŞAATINA DOĞMADAN BAŞLAMIŞ OLMASI.
YİNE KUTSAL METİN YAZARLARININ ZORUYLA, TAPINAĞIN AÇILIŞINI DOĞMASINA EN AZ İKİ SENE VARKEN YAPMIŞ OLMASI

TAHTA GEÇMESİNE EN AZ 5 SENESİ OLAN NEBUKADNESSAR'A DA KUDÜS'ÜN ALDIRILMASI ve BABİL SÜRGÜNÜN SANAL PROVASININ YAPILMASI
MISIRLI NEKO, HAYALİ YOŞİYO ÖLDÜKTEN SONRA TAHTA GEÇEN, HAYALİ OĞLU YOHANAN'I TAHTAN İNDİRİP, HAYALİ "ELYAKİM İSMİNİ" YİNE HAYALİ OLARAK "YEHOYAKİM" OLARAK DEĞİŞTİRİLMESİ

ÜÇ AY TAHTA KALAN VE MISIRLI NEKO TARFINDAN TAHTAN İNDİRİLEN YOHANAN'IN HAYALETLERDEN SAYILMASI,
MISRLI NEKO'NUN ESASINDA HİÇ İSRAİL'E GELMEDİĞİ ve YEHOYAKİM'İ TAHTA GEÇİRİLMEDİĞİNİN, HATTA ONLARIN HİÇ YAŞAMAMIŞ OLDUKLARININ SANDIRILMASI
EZRA...YEREMYA...DANİEL DAHA DOĞRUSU KİTABIN TORA GRUBU DIŞINDA YOK SAYILMASI
   
  MATTA'NIN "TANRI SÖZÜ" KİTAPLARI YALANLAMAK İÇİN KULLANDIĞI, YİNE "TANRI SÖZÜ" DEDİKLERİ İFADELERE GÖRE OLAYLAR BU ve BUNLARA BENZER TÜRETİLEBİLECEK MUCİZELERE NEDEN OLUYOR.

ÖZETLE OLAY ŞÖYLE GERÇEKLEŞMİŞ OLUYOR....
Hayalen YehoyaKİM 11 yıllık krallık yapıyor ve yine hayalen Babil sürgünü için dirilecek babası Yoşiya'nın yerine, YehoyaKİN'in babası olup, Yoşiya'nın 1. ölümünden sonra, YehoyaKİN'in 18 yaşında tahta geçmesini sağlıyor ki; Yoşiya'nın hayali ölümünden 4 yıl sonra tahta geçecek olan NEBUKADNESSAR, TAHTA GEÇİŞİNİN 8. yılında (yani Yoşiyanın 2. ölümünden 3 ay sonra) gelip, Babil'den Kudüs'e hayalen geçirilmiş henüz üç aylık kral olan YehoyaKİN'i, Babil'e annesi ve hadımlarıyla sürebilsin ki, Yoşiya'nın 2. hayatına kavuşarak YehoyaKİN, Şatiyel ve Zerubbabil'i tarih akışı yoluna girebilsin.Olay MATTA'YA göre böyle gerçekleşmiş oluyor. -Horus, İsis, Osiris, Seti hikayesinde olduğu gibi ölenler ve diriltienler-

MATTA; ESASINDA, "ESKİ AHİT'E VAKIF DEĞİLİM, PEKTE UMURUMDA DEĞİL" HAVALARI İÇİNDE, "TANRI SÖZÜ-MÖZÜ ANLAMAM, TANRININ NE SÖYEMESİ GEREKTİĞİNE KARAR VERENDE BENİM" DİYOR.

HİRİSTİYAN DİN PATRONLARIDA, KİTAPLARINDAKİ "TANRI SÖZÜ" OLMASI İMKANSIZ, SAYISIZ ÇELİŞKİLERİ ORTAYA KOYMAYARAK, MATTA'NIN DEDİKLERİNİDE KABUL ETMİŞ OLUYORLAR. TANRI'DA SÖYLESE SÖYLESE BUNLARI SÖYLERDİ TAVIRLARINI SESSİZ KALMAKLA SEGİLEMİŞ OLUYORLAR.

BU TAVIRLARI İLE TANRI DENİLEN OLGUNUN YANILABİLİR, UNUTABİLİR, BİLMEYEBİLİR, KARIŞTIRABİLİR OLDUĞUNU BİLİNÇLERE YERLEŞTİRMİŞ OLUYORLAR.
TANRI OLARAK İŞARET ETTİKLERİNİN, BAŞ EDİLEBİLİR BİR OLGU OLDUĞUNU İNANÇLARIN İÇİNE ATMIŞ OLUYORLAR.
TANRI OLARAK KABUL EDİLENİN, SÜREKLİ YENİ ANTLAŞMALARLA İTTİFAKLAR KURMA ZORUNDA OLDUĞUNU İNANÇ SİSTEMLERİNE İYİCE OTURTMUŞ OLUYORLAR

"TANRI SÖZÜ" DENİLEN İFADELERİN, KUTSAL KABUL EDİLMİŞ / KUTSAL DAMGASI VURULMUŞ, KUL SÖZLERİNDEN İBARET OLDUĞUNU TASDİKLEMİŞ OLUYORLAR. DOLAYSIYLA DA KİTAPLARININ BU ÇERÇEVE İÇİNDE DERLEMELER OLDUĞUNU ONAYLAMIŞ OLUYORLAR.

25 YILLIK UZUN VE TİTİZ ÇALIŞMALAR SONUCU UZMANLARINA HAZIRLATTIKLARI, "THE NEW AMERİCAN BIBLE" TEFSİR KİTABI, ÖRNEĞİNDE OLDUĞU GİBİ, İNANANLILARIN İMANINI KORUMAK YERİNE, BU TÜR ÇELİŞKİLERİ ÖRTEREK MATTA ve DİĞER KUTSAL METİN YAZARLARININ İSMİNİ KORUYORLAR.
YANLIŞLIKLARI, DÜZELTME ADINA ÇALIŞMALAR YAPACAKLARINA, ÇARPIKLIKLARI ÖRTEN MASKELER HAZIRLAYARAK, KUTSAL İLAN EDİLMİŞ KUL SÖZLERİNİ KORUMAYA ÇALIŞIYORLAR. KENDİLERİNE DAYANAĞIDA YİNE KENDİ İNKARCILARINDAN BULUYORLAR. (Oğul Tanrıyı üç kez inkar ettiği kutsallarında yazanın sözlerne güvenerek İMAN YOLUNDA ilerlediklerini sanıyorlar)

2 Petrus ........1:20 Öncelikle şunu bilin ki, KUTSAL YAZILARDA bulunan hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir.
2 Petrus ........1:21 Çünkü hiçbir peygamberlik sözü İNSANIN İSTEĞİNDEN kaynaklanmadı. İnsanlar KUTSAL RUH tarafından yöneltilerek Tanrı'nın sözlerini ilettiler.

TANRI DENEN OLGUNUN SAYGINLIĞINI, GÜVENİLİRLİĞİNİ ARTIRMAK İÇİN, KİTAPTAKİ ÇELİŞKİLERİ "BUNLAR TANRI SÖZÜ OLAMAZ" SAPTAMASI İLE TEMİZLEMEK YERİNE, KUTSAL METİN YAZARLARININ SAÇMALIKLARINI "TANRI SÖZÜ" DİYE TANITMAYA DEVAM EDİYORLAR.
   
  MATTA, YUKARIDAKİ PERVASIZLIKLARI YAPIYORDA, ESKİ AHİT YAZARLARINDAN EZRA, NEHEMYA ve TÜM ÇELİŞKİLİ İFADELERİN KİTAPTA YER ALMASINI "HER HARFİ TANRIDAN" DİYE SAĞLAYANLARLA, SÖZ KONUSU ÇELİKİLERİ BİLE BİLE, "KURTULUŞUMUZ BURADA YAZILANLARA GÖRE OLACAK" DİYENLER, HİÇ Mİ VURDUMDUYMAZLIK YAPMIŞ OLMUYOR
   
  ESKİ ve YENİ AHİT'TE YER ALAN KİŞİSEL İSTEKLERİ, SELAMLARI, ÖFKELERİ, ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE, BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  EZRA ve NEHAMYA'nın, YERUŞALİM'E DÖNÜŞ HİKAYESİNİN İŞLENDİĞİ "EZRA MI, NEHEMYA MI, YANILIYOR?" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  HİÇ ŞEYTANI SAĞINA ALMIŞ TANRI İNANCI OLUR MU? GÜNAHA SEVABA TERS, İMTİHANA, SINAVA TERS....vs İMANA, KULLUĞA TERS
   
  ADEM'İN MEYVA, YILANIN YANILMAZLIĞI, TANRININ YALANCILIĞI KONULARININ İŞLENDİĞİ "TANRININ BAHÇESİ " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  Şatiyel'in hemen sürgün dönüşünde doğduğunu kabul etsek bile, Zerubbabil tapınak açıldıktan sonra doğmuş oluyor. (Sürgün dönüşü M.Ö. 538, Tapınak yapım başlangıcı M.Ö.521, Tapınak açılışı M.Ö. 516 yani sürgün dönüşünden 22 sene sonra açılıyor)

Matta..1/11 YOŞİYA, BABİL SÜRGÜNÜ SIRASINDA DOĞAN Yekonya ve onun kardeşlerinin babasıydı.
Matta..1/12 YEKONYA, BABİL SÜRGÜNÜNDEN SONRA DOĞAN ŞATİYEL'in babası; Şaltiyel ise ZERUBABEL'in babasıydı.

Oysa, "HER HARFİ TANRIDAN" dedikleri kitabın başka bir yerinde, "TANRI SÖZÜ" dedikleri şöyle bir ifade alıyor. Gerçi buradad Zerubbabil'in babsı birden bire PEDAYA oluyor ama olsun amaç bizlere çelişki örnekleri sunmak, yanlış yolda olanları uyarmak değil mi? Kitap esasında düşünenlere, "bana gelmeyin, ben Tanrı sözü değilim, bakın örneklere, bu kadar çelişkilerin kol gezdiği kitap TANRI SÖZÜ OLABİLİR Mİ? Bu kadar yalan-yanlış ifadelaerin bulunduğu KİTABIN VAADLERİNE inanılırda, AHİRET YAŞAMI kabus haline dönüştürülür mü?" diyor.

1 Tarihler......3/17 Sürgün edilen YEHOYAKİN'in torunları: ŞEATİEL,
1 Tarihler......3:18 Malkiram, PEDAYA, Şenassar, Yekamya, Hoşama, Nedavya.
1 Tarihler......3:19 PEDAYAnın oğulları: ZERUBBABİL, Şimi. Zerubbabilin çocukları: Meşullam, Hananya ve kızkardeşleri Şelomit.

Sürgün dönüşü Konvoya önderlik yaptığı Ezra tarafından bildirilen, sürgün dönüşü Kudüs'e Valilik yapan, Tapınağın yapılması için çalışmalar yapıp krallara mektuplar yazan, bugün ellerinde bulunan "her harfi tanrıdandır" denilen kitapların, Kudüste kabulü için mücadele eden adamı MATTA tapınağın açılışından sonra doğmasına ATIYOR (Hagay........2:10 DARİUS krallığının İKİNCİ yılında, dokuzuncu ayın yirmi dördüncü günü RAB, Peygamber Hagaya seslendi: Hagay (Haggai)......2:18 ‹Bugünden, dokuzuncu ayın yirmi dördüncü gününden, RABbin Tapınağının temelinin atıldığı günden başlayarak olacakları iyi düşünün.........yani Darius'un Krallığının 2 yılının 9 ayının 24. günü TAPINAĞIN TEMELLERİ ATILIYOR. Ve Yeruşelim valisi olarakta Zerubbabil var. yıl M.Ö.522-2=520 olmalı)

Nehemya....12/1 ŞEATİEL oğlu ZERUBBABİL ve Yeşu ile birlikte sürgünden dönen kâhinlerle Levililer şunlardır: Kâhinler: Seraya, Yeremya, EZRA
Ezra...........2:65 Ayrıca 7 337 erkek ve kadın köle, kadınlı erkekli 200 ezgici, 736 at, 245 katır, 435 deve, 6 720 eşek vardı.

Ezra...........2:68 Bazı aile başları Yeruşalimdeki RAB Tanrının Tapınağına varınca, tapınağın bulunduğu yerde yeniden kurulması için gönülden armağanlar verdiler.
Ezra...........3:2 Yosadak oğlu Yeşu ve kâhin olan kardeşleri, ŞEATİEL oğlu ZERUBBABİL'le kardeşleri İsrailin Tanrısının sunağını yeniden kurdular. .......
Hagay........1:12 ŞEATİELin torunu ZERUBBABİL, Yehosadak oğlu Başkâhin Yeşu ve sürgünden dönen halkın tümü Tanrıları RABbin sözüne,.........

Tanrının seni seçtim seni DAVUT soyu yerine, Davut gibi güçlü yapacağım sözlerini HİÇE SAYARAK Zerubbabil'in doğumunu sürgün dönüşünden en az 20 yıl sonraya ATIYOR.
Darius'un krallığının 2. yılında yani M.Ö. 522 - 2 = M.Ö. 520 yılında TANRI'NIN ŞÖYLE SESLENDİĞİNİ, YİNE KENDİ KİTAPLARINDA YAZIYORLAR.Oysa Matta'ya göre, Tanrının seslendiği KUDÜS VALİSİ ZERUBBABİL'in doğmasına en az 5-6 sene var.

KUTSAL KİTAPLARININ YAPISI GEREĞİ TANRI OLARAK İŞARET ETTİKLERİDE OĞUL ve TORUN KARIŞTIRMASI YAPIYOR. ZATEN ÇELİŞKİLER YUMAĞI BİR KİTAPLAR KÜLLİYESİNİ İNCELİYOR DEĞİL MİYİZ? Hangisini yanlış derlerse desinler, sonuçta kitaplarının TANRISAL HİÇ BİR DEĞERE SAHİP olmadığını kabul etmiş olurlar. Maddesel hataları bu derece bol kitapların, HANGİ HAYALİ VAADLERİDE MÜJDE ADI ALTINDA SIRALAMIŞ OLABİLECEĞİNİ tahmin etmeye çalışırlar.

Hagay........2:10 DARİUS krallığının İKİNCİ yılında, dokuzuncu ayın yirmi dördüncü günü RAB, Peygamber Hagaya seslendi:
Hagay........2:21 ‹‹Yahuda Valisi ZERUBBABİL'e de ki, ben yeri, göğü sarsmak üzereyim.
Hagay .......2:23 ‹‹Her Şeye Egemen RAB ‹O gün seni alacağım, ey ŞATİYEL'in TORUNU kulum ZERUBBABİL› diyor, ‹Ve seni MÜHÜR YÜZÜĞÜ gibi yapacağım. Çünkü ben seni seçtim.› Böyle diyor Her Şeye Egemen RAB.››

Ve bu kabullerini de TANRI SÖZÜ OLARAK kutsal kabul ettikleri kurtuluş hayallerini o yazılanlara bağladıkları kitaba TANRI SÖZÜ OLARAK yazıyor. Ve inanlarıda 2000 yıldır o, sözleri TANRI SÖZLERİ OLARAK KABUL edip, seçilmişliğin hazzını doruk noktalarına kadar çıkarak tadıyorlar.

Özel TANRILARI olan, kurtuluşları için BABA TANRININ OĞLUNU tahsis ettiği, OĞUL TANRININ DA üçte-birleri olan, KUTSAL RUHU üzerlerine döktüğü, bir topluluktan olmak insana az mı haz verir?
   
 
   
  BABİL SÜRGÜNÜ SIRASINDA TAHTA KİM GEÇİRİLMİŞTİR? Yoşiyanın oğullarından, YehoyaKİM'in kardeşi, YehoyaKİN'in amcası olan Sidkiya, Nebukadnessar tarafından tahta geçirilmiş, Krallığının 11.yılında tahtan indirilip gözleri kör edilmiştir. (Tahta geçen Sidkiya'nın/Zekirah'ın YehoyaKİM'in oğlu Sidkiya ile bir bağı yoktur)
2 Tarihler...36/10 İlkbaharda Kral Nebukadnessar onu ve RAB'bin Tapınağı'ndaki bazı değerli eşyaları Babil'e getirtti. Yehoyakin'in yerine akrabası Sidkiya'yı Yahuda ve Yeruşalim Kralı yaptı.

BABİL SÜRGÜNÜNE 18 YAŞINDA ve HENÜZ 3 AYLIK KRAL İKEN GİDEN YEHAOYAKİN'e NE OLMUŞTUR?
2 Krallar.......25:27 Yahuda Kralı Yehoyakinin sürgündeki OTUZ YEDİNCİ yılı Evil-Merodak Babil Kralı oldu. Evil-Merodak o yılın on ikinci ayının yirmi yedinci günü, Yahuda Kralı Yehoyakini cezaevinden çıkardı.
2 Krallar.......25:29 Yehoyakin cezaevi giysilerini üstünden çıkardı. Yaşadığı sürece Babil Kralının sofrasında yer aldı.

YEKONYA'nın yani YEHOYAKİN'in ÇOCUKLARI OLMUŞ MU? HAYIR.
Çünkü ondan sonra gelen tüm nesiller için TANRI'nın; ya!YehoyaKİM'in torunu, ya! YehoyaKİN'in torunu seslenişleri vardır. Asla ve asla diğer soy sayımlarında olduğu gibi YEHOYAKİN'in oğlu tanımı yapılmamıştır. Bu hitap şekli bile soyun YehoyaKİN'ile bittiğinin işaretidir
   
  SECERELERİNİN SALLAMA OLDUKLARINI İSPATLARCASINA, LİSTELERİNDE ZERUBBABİL'İN ÇOCUKLARI OLARAK VERDİKLERİ İSİMLER, BİRBİRLERİNDEN FARKLI ANLAŞILAN, LUKA, MATTA ve ESKİ AHİT YAZARLARI FARKLI KUTSAL RUH'LARLA İLİŞKİ KURMUŞLAR. LUKA ve MATTA'nın BAŞKA BAŞKA İSA'ları mı var?

Yeni Ahit yazarlarını anlamaksa hiç mümkün değil. Aynı Oğul Tanrı'ya inanıyoruz diyorlar, aynı Kutsal Ruh geldi diyorar, O HALDE ESİNLENDİRENDE AYNI OMALI.Ama İsa'ya ulaştırılan "SOY YOLUNDA", Zerubbabil'in çocukları farklı.Sonra herşey doğruymuş havasında, kutsal ilan ettikleri soydan İSA'yı çıkarıveriyorlar. Hemde 12 yıl farkla doğurtularak, doğru soyda kalmayı başarıyorlar.

Havari unvanları takınarak, "TANRININ YAŞAMINA ŞAHİDİZ" diyenler daha, İSA'nın DOĞUMUNU BİLMİYOR Kİ. Nereden kalkıpta yüzlerce sene öncesine dayanan secereleri doğru yazmış olsunlar?

Kendi yaşamları içinde yer almış TANRI DEDİKLERİNİN DOĞUMUNU BİLMEYENLER, GELECEKLE İLGİLİ, KURTULUŞLA İLGİLİ SÖZLERİ NERELERİNDEN ATMIŞ OLABİLİRLER? BİR DÜŞÜNÜN.

1 Tarihler......3:19 PEDAYANIN oğulları: Zerubbabil, Şimi. Zerubbabilin çocukları: Meşullam, Hananya ve kızkardeşleri Şelomit.
1 Tarihler......3:20 Zerubbabilin beş oğlu DAHA vardı: Haşuva, Ohel, Berekya, Hasadya, Yuşav-Heset.

Hangisi doğru?. Her üçüde "HER HARFİ TANRIDAN" DİYE KEFİL OLDUKLARI KİTAPLARINDAN.

Matta..........1:13 Zerubabel, Abihud'un babası; Abihud, Elyakim'in babası; Elyakim de Azor'un babasıydı.
Luka............3:27 Yohanan oğlu, Reşa oğlu, Zerubabel oğlu, ŞATİYEL oğlu, Neri oğlu,
   
 
   
  Elindeki somut belgelerden, doğru dürüst aktarımlar yapamayan, esinlendim dedikleri hayallerini, kimbilir nasıl KURTULUŞ VAADLERİ ile harmanlayıp anlatmışlardır.Taraftar toplayabilmek için hangi süslü laflarla, vaadlerle, müjdelerle metinlerini doldurup tamamlamışlardır. Bu konuda örnek Aynı konu ile ilgili ifadeleri ile Matta'dan. Secerede yaptığı inanılmaz hataları örtebilmek için, secere sonuna şu ifadeyi MUCİZE göstergesi olarak ilave ediyor.Saydığı secere sanki doğruymuş gibi birde o, listeye kutsallık katarak dikkatleri MÜJDE, KURTULUŞ, KEHANET, MUCİZE kavramları üzerine oturtuyor.

SECERE SIRALANDIKTAN SONRA 41 SAYISINI DA 3'E BÖLME MUCİZESİNİ GERÇEKLEŞTİREREK (Davut ve İsa dahil 41 isim veriliyor) ŞU MADDE MATTA TARFINDAN yada ONUN ADINA BAŞKA TANRI SÖZCÜLERİ TARAFINDAN YAZILIYOR.

Matta..1/17 Buna göre, İbrahim'den DAVUT'a kadar toplam ON DÖRT kuşak, Davut'tan BABİL sürgününe kadar ON DÖRT kuşak ve BABİL sürgününden MESİH'e kadar da ON DÖRT kuşak geçti.


SIRALADIKLARI İSİMLERİ SAYMAKTAN ACİZ OLANLARIN (yazdıları isimleri sayısını 42 olarak sayanların) Yazdıkları hiç TANRI SÖZÜ OLABİLİR Mİ?
   
  NEDEN ONDÖRTLÜ ETAPLAR OLMALIYDI? Çünkü belirleyici olarak kullanılacak isimler, herkezin üzerinde mutabık kalacağı, kişiler ve olaylar olmalıydı. Aksi halde ortaya çıkan rakkamların ne öndemi olurdu. Her hangi bir sayıyı herhangi bir sayıya bölmek Tanrısal bir işaret olabilir mi? Olamaz. Kutsal / Tanrısal kabul edilebilmesi için, kullanılan sayının bir şeylere işaret ediyor olması gerekir.

İbrahim başlangıç olarak alındığına göre, etap sonuda veya başka bir değişle ikinci etabın başlangıcıda, kutsal soyun bağlandığı Davut olmalıydı. Tanrının senin soyunu sonsuza kadar yaşatacağım dediği isim olmalıydı. Bu iki isim arasında tespit edebildikleri yada kabul ettikleri kişi sayısı İbrahim ve Davut dahil 14'dü. En büyük hatayıda bence burada yaptılar. Çünkü iki etap başıda dahil edilerek 14 sayısı saptanmıştı. Artık kutsal devir sayısı ondört rakkamı ortaya çıkmıştı. Artık dönem sonları bu sayıya göre olmalıydı.

Esasında, İbrahim ile Davut arasında 13 kuşak fark vardı. Davuttan sonra, en önemli etap işareti olarak gördükleri Tanrı isteği olan (onlar öyle söylüyor.) Babil sürgünü. Davut ile Babil sürgünü arasını yanlış rakkamları 14'e tamamlamak için gerekli operasyonlar yapıldı ve soy ağacından bazı dallar, "TANRI SÖZÜ" olarak kitabın başka yerinde KABUL EDİLMİŞ OLMASINA rağmen, BUDANIVERDİ. Babalar yok edildi, doğumlar iptal edildi, Dünya'ya gelmeler ve terk etmeler ertelendi.

Sözlerini, Tanrı sözü olarak gören Matta, birazda Esaki Ahit'ten esinlendiği belli olan (secerlerdeki) karışık düzen (yorumlamayı zorlaştıran) anlatımlarının ilk kurbanı oluvermiş. "Hem yazdım, hem yanlış saydım" diyemeden, etaplardan birini on üçte bıraktığının farkına varmadan, o müjdeli on-dörtlüler ifadesini, TANRI ADINA yazıvermiş. Arşimet'in bulma sevinci ile hamamdan çıplak fırlaması gibi, Matta'da ortalığa kutsal soyu uydurdum, "İSA'mı KUTSAL SOYA MONTE ETTİM" diye fırlamış olmalı. TANRI'YA RAĞMEN, TANRI ADINA, TANRIYA SOY OLUŞTURMAK KOLAY MI?
   
 
   
  Elbetteki, "Her harfi Tanrı'dandır" denilip bol bol vaadlerle süslenerek sunulduğunda, çok az insan (oransal olarak), eline kağıt kalem alıp bu tür kıyaslamaları yapıyor. Onlara da kimse rağbet edip, ciddiyede almıyor. "Koca koca adamlar yanılır mı" diyorlar? "Onlar anlamadı da sen mi anlayıp buldun" diyorlar. Halbuki o koca koca adamlar dedikleri DAMDAKİ BACALAR.
   
 
   
 

SECERE ÇIKARTIK DİYORLAR AMA KOPYALARKEN BİLE HATALAR YAPIYORLAR. Kutsal metin yazarlarının dini ne kadar ciddiye aldıklarının bir örneği bu listeler.Bugünkülerin de artık her tarafından dökülen bir sistemi ayakta tutmaya çalıştıkları belli. Her tarafı yamanarak örtülerek kamufle edilmeye çalışılmış.

Kitaplarına bakıldığında bu maddesel hatalar hemen bulunuyor.Üzerini örtmeye çalıştıkları çamurda elbette fazla dayanıklı olmuyor.Ama onlar hemen başka bir çamur tabakası ile çatlağı, "kurtuluşumuz yakın, Mesih geldi gelecek" sözleri eşliğinde sıvıyorlar.

Güneşi balçıkla sıvamak gibi bir işe girişmişler. KUTSALLIK, TANRI SÖZÜ GİBİ KORUMA KALKANLARI İLE DURUMU SÜRDÜRMEYE ÇALIŞIYORLAR. Taki, Güneş çamuru çatlatıp dökene kadar sürecek bir çaba. Tüm çabalar o sessiz gemiye kadar sürüyor. Ne hayal etmiş olursa olsun, ne ummuş olursa olsun orada sadece ne varsa onunla yüzyüze gelecek. Hayalindeki tatile gidilmiyor. Zorunlu davete icabet ediliyor. Ne umduğun değil ne bulacağın önemli.

   
  KUTSAL METİN YAZARLARI DAHA KENDİ ARALARINDA KİŞİLERİN ANA BABALARINI KARIŞTIRIYORLAR.
HATALARININ İNCELENMEMESİ İÇİNDE "HER HARFİ TANRIDANDIR" KORUMA KALKANINI KULLANIP, VAADLERLE DE ARALARI DOLDURUYORLAR.
KURTARICININ OLMAZSA OLMAZI OLARAK GÖSTERİLEN DAVUT SOYUNUN
   
 
   
  YANLIŞLAR ÜZERİNE KURULAN SECERENİN, NE ANLAMI KALIR. BÖYLE BİR SECERE OLUŞUMU SADECE, BİRŞEYLERİN ÖRTÜLMEK İSTEDİĞİNİ GÖSTERİR.

BÖYLE BİR SECEREDEN HAREKETLE KEHANET AVCILIĞI YAPANLAR, PEYNİR EKMEĞE KATIK OLMASIN DİYE AKILLARINI YİTİRMİŞ OLANLARDIR.
GÖZLERİNİ KAPAMIŞ, KULAKLARINI TIKAMIŞ, DÜŞÜNCE MEKANİZMALARINI DONDURMUŞ OLANLARDIR.
BÖYLE BİR SECERENİN OLDUĞU KİTABA "HER HARFİ TANRIDANDIR" DİYE BAĞLANANLAR, BİR TANRIYA DEĞİL İTTİFAKLAR KURUP, TILSIMA İNANANLARDIR.
SAYISIZ HATALARIN OLDUĞU KİTABIN TANRIDAN OLMASINI TEMENNİ EDENLER ESASINDA, HAYALLERİNİN BOZULMAMASINI İSTEYENLERDİR.
   
 

Havuzdaki süs sayısından, çadırdaki kopçadan, tütsüdeki dumandan, eşeklerin sayısından, masraflardan, bağlanan zincirin tunç olmasından, çalgıcıların isimlerinden bahsedenler, YehoyaKİN'in oğlundan neden bahsetmezler?

Ezra...........2:65 Ayrıca 7 337 erkek ve kadın köle, kadınlı erkekli 200 ezgici, 736 at, 245 katır, 435 deve, 6 720 eşek vardı.

Herşeyi en ince detayına kadar veren ve sayfaları bunlarla dolduranlar, neden ŞATİYEL ve PEDAYA kardeşlerin baba isimlerini yazmamış olabilirler? Neden sürgünden önder olarak döndürülen, sürgün sonrası Valilik, Tapınak yapma gibi görevlere getirilen Şenassar'ın babasının ismi verilmemiştir?

YehoyaKİN'in, sürgüne giderken oğul isimleri verilmemiştir. Neden verilmemiş olabilir? Yok olduğundan dolayı verilmemmiş olabilir.Eğer çocukları olsaydı; sıralarlardı.Secerenin kopukluğu olmasın, KUTSAL DAVUT SOYUNUN AKIŞI belli olsun diye.

Sırf detay olsun, bilgi dolsun diye, hadımlarından bahsedenler, DAVUT SOYUNDAN olan YehoyaKİN'in çocuklarının isimlerini elbette yazarlardı. Sürgüne gittiğinde 3 aylık kral olan YehoyaKİN daha 18 yaşında imiş. Babil sürgününe 37 yıl HAPİSTE DEMİR PARMAKLIKLAR, altında, hapisane elbiseleri ile yaşamış.

2 Krallar.........24:8 Yehoyakin on sekiz yaşında kral oldu ve Yeruşalimde üç ay krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Elnatanın kızı Nehuştaydı.
2 Krallar.........24:12 Yahuda Kralı Yehoyakin, annesi, görevlileri, yöneticileri ve hadımlarıyla birlikte, Nebukadnessara teslim oldu. Babil Kralı krallığının sekizinci yılında Yehoyakini tutsak etti.

2 Krallar......25:27 Yahuda Kralı Yehoyakinin sürgündeki OTUZ YEDİNCİ yılı Evil-Merodak Babil Kralı oldu. Evil-Merodak o yılın on ikinci ayının yirmi yedinci günü, Yahuda Kralı Yehoyakini cezaevinden çıkardı.

2 Krallar......25:29 Yehoyakin cezaevi giysilerini üstünden çıkardı. Yaşadığı sürece Babil Kralının sofrasında yer aldı.

   
 
   
  MARDUK/ EVİL MERADOK / NİMROD kısmı, yani YehoyaKİN'i hapisten çıkarılmasını anlatan ifadeler çelişkilerle, sallamalarla dolu. Kısaca yine çok karışık. Her harfi Tanrıdan dedikleri metinlerde yine tarih, isim ve hesap hataları var. Maddesel olmayan hataları siz tahmin edin ve birde bu sözleri ciddiye alıp kurtulacalarını sanan, insanları düşünün.

ÖNCE MARDUK'U BABİL TARZI İLE GÖRELİM.
   
  Marduk adı, Babil kentini kuran Nimrod'dan gelmiş olabilirmiş. Babil kralları aynı zamanda kendileri de bir tanrı olarak görülür ve tanrılarının adlarını taşırlarmış. Baal ilk olarak, Babil'in baş tanrısı olan Marduk olarak ortaya çıkmış. Baal adı aynı zamanda Merodak / Marduk'muş. Tanrılaştırılmış Nimrod olan Marduk, gök kraliçesi olarak kabul edilen Semiramis'in oğlu olarak kabul edilmiş.

Baal'in sembolü AY -Hilal- imiş. Babil tanrıçalarından Tammuz'un simgesi ise GÜNEŞ imiş. ("GÜNEŞE SARILMIŞ AYA BASAN, BİR KADIN GÖRDÜM" DİYENİN ne esinlemeleri yaptığı daha iyi anlaşılıyor) Esinleme / Vahiy.....12:1 Gökte olağanüstü bir belirti, güneşe sarınmış bir kadın göründü. Ay ayaklarının altındaydı ve başında on iki yıldızdan oluşmuş bir taç vardı.--

Marduk ölümünün ardından (Horus gibi yada beklenen İsa'nın dirilmesi gibi ve tekrar diri olarak gelmesinin beklenmesi gibi) tekrar Dünya'ya geldiğinde, annesiyle evlenerek, oğul Marduk / Baal yerine, koca BAAL olmuş. Annesinin adı da İştar olarak değişmiş.Ve böylece Marduk (Nimrod), BAAL ve İnanna/ İştar / Tammuz / Babil Fahişesi olarak varlıklarını isimsel olarak farklı inançlarda sürdürür olmuşlar.

Semiramis'in GÖK KRALİÇELİK yakıştırması ile (kucağındaki Nimrod/ Marduk) KUTSAL ANNE kabulü daha sonraları, Hıristiyanlar tarafından Meryem' e (kucakta İsa) yorumlanmış ve ibadetlerde yerini almış. (İsis, Osiris ve Horus gibi)
   
  HIRİSTİYANLARIN, MERYEM'İ GÖK TANRIÇASI HALİNE GETİRMELERİNİN İŞLENDİĞİ "GÖK KRALİÇESİ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  Evil MERADOK / MARDUK'un, Tahta olduğu yıllar M.Ö.562 - 560, YehoyaKİN'i Hapisten çıktığı yıl ise; sürgüne gittiği zamandan, 37 yıl sonra oluyor. Sürgüne gidiş yılı M.Ö.588. O halde 558 + 37= M.Ö 551 yılında hapisten çıkmış ve yaşıda 18+37=55 olmuş gözüküyor. Demekki tahta Marduk'tan başkası vardı yada YehoyaKİN 37 yıldan fazla hapiste yattı.

2 Krallar......25:30 Yaşamı boyunca kral tarafından günlük yiyeceği sürekli karşılandı.

Belkide, hapisten hiç çıkamadan neslini kuruttuğunu resmileştirerek öldü. Belkide, o nedenle yazının en altına "hapisten çıktı Kralın sofrasında yer buldu" diye eklediler. (Yaşayıp gitti izlenimini edindirmek)

"Garibim Kutsal metin yazarı, YehoyaKİN'i, YehoyaKİM ile karıştırdığı için bu 10 yıllık hatayı yapmış, bulduğu tarihin karşılığına gelen Babil kralı Marduk'u da ifadeye yazmış" diyemiyeceğim. Tam tersine arada yedirilmesi gereken en azından bir 10 yılları olmalı ki; KİN ve KİM karıştırması yaparak M.Ö.562 tarihini bulmuş olmalılar.

Zaten Elyakim ismini durduk yerde Mısırlı'ya, YehoyaKİM olarak değiştirmelerinin altında da buna benzer bir sebep olmalı. (Mısırlı Neko, değiştirdiği isim yerine yine Yahudi ismi niye koysun?). Y.Ahit yazarları da bu ve buna karıştırmaların kurbanı olmuşlar ve secereyi hepten karıştırmışlar.

Açıkca "YehoyaKİN'in, Hadımları vardı saydık, çocukları olsa onuda sayardık" diyemeyenler,
" ÇOCUĞU OLMADAN ÖLDÜ" diyemeyenler,
"Davut'un (kendilerinin uygun gördüğü) yazdığımız seceresi burada bitti" diyemeyenler,

..vs...tarih ve isim karıştırarak puslu yollarda inandırdıkları toplumları, yollarında ilerletmek istiyorlar.(Özellikle KİN ve KİM hecelerinin büyük yazılmasının sebebi bu. Karıştırmamak ve dikkati o hecelere çekebilmek)

Binlerce yıldır aksatmadan sürdürülen saptırmalara ve örtmelerle elde ettikleri kollara, soylarını oturtmaya atalarından kalan alışkanlıklarla günümüzde de devam ediyorlar. Bunun en iyi örneklerinden biride ÇAKMA BİZANS İMPARATORU ve PRENSİ. Söz bu kadar soy'su bulmaya dayanmışken, hatırını sormadan geçmek yakışık almaz.
   
  KENDİLERİNİ YENİ BİZANS ve TRABZON İMPARATORU ATAYANLAR İLE İLGİLİ "ÇAKMA PRENS ve İMP." SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Tarih oynamaları ile değişen belki çok şey vardır. Sürgünde dönenlerin yaşları birden bire küçülüverecektir. Mesala, "şu YehoyaKİN'den doğmuş olabilir miyki? denilemiyecektir. Yaşayarak Kral sofralarında bırakılan Kraldan da birşeyler olmuş olabilir denilebilecektir. Oysa sofrasına ortak oldukları Kral, YehoyaKİN'i hapiste tutarken, sofrasında başkaları ile gününü gün ediyordu. O günkü şartlarda bir insanın 37 yıl hapiste kalıpta sağ çıkması imkansız olsa gerek.

Hapisten sonra bir çocuğu olmakla kalmayıp onunda bir torunu olacak, (yani TORUN- çocuğu sahibi olacak) o çocukta sürgün (M.Ö. 538) dönüşü, Kudüs'e vali olacak. Miladi Takvimle, İbrami takvim arasındaki yaklaşık 250 yıllık zaman farkınıda bu yollarla kapatmaya çalışmıyorlar mı?

Her Kralın, Rab'lerinin nefret ettiği Kralların ölümlerini yazanlar YehoyaKİN'in ölüm tarihini yazmamışlar. Davut soyundan gelen, son Kraliyet üyesinin ölüm tarihini yazmaktan kaçınmışlar.Yiyeceğinin karşılandığını bildirecek kadar detay verenler, ölüm tarihini yazmamışlar. Oysa; kimse onun yiyeceğinin karşılanıp karşılanmadığını, hangi sofralara oturduğunu merak etmiyor. Kaç yıl daha yaşadı onu merak ediyor.

KUTSAL KILINAN SECEREDEKİ ÇOCUK İSİMLERİNİ görüp, SOY YAZMA yolunda devam edebilmek istiyor. Çıkarımlar ve sonuçlar içinde YehoyaKİN'in ölüm tarihini merak ediyor. Kitaplarında yüzlerce hiçbir yere ulaşmayan isimler gibi, Davut soyuda Babil sürgününde noktalanmış gözüküyor. YehoyaKİN'in hapiste ölümü yada öldürülmesi ile.

Çocukları olmadığı kesin olan YehoyaKİN acaba kaç yaşında öldü. Bu sorunun cevabını da elbette yazamazlardı. Yaşıyor gibi bırakmak en iyisi idi. Bu durumda soyun bittiğinide yazılı olarak, resmen ve Rab onaylı olarak bildirmemiş olacaklardı. Hemde her harfi Tanrı sözü dedikleri kitaplarında. Daha sonradan "buraları yanlış olmuş" diyemiyecekleri ve diyemedikleri kitaplarında.

Sonra nasıl derlerdi, "Kurtarıcı DAVUT SOYUNDAN ve BU SECEREDEN GELECEK" diye. Bir kere kurtarıcının Davut soyundan geleceği ilan edilmiş. Sürgün çağrısını Rab adına yapan Yeramya üstelik bu sözüde, RAB'ın ağzından TEMİNAT OLARAK vermiş.Hem sürgüne katılanlara, hemde katılmayanlara.

Yeremya.......33/17 RAB şöyle diyor/ ‹İsrail tahtı üzerinde oturan Davut soyunun ardı arkası kesilmeyecek.

Sürgüne katılmayanlarda kendilerini kurtaracak kişinin DAVUT SOYUNDAN geleceğine çok öncelerden inandırılmış. Sonra nasıl derlerdi arkalarından gelen kutsal metin yazarları Yeni Ahitte, "İŞTE İSA'nın DAVUT'tan GELEN KUTSAL SECERESİ" diye.
   
 
   
  Davut soyu, daha doğrusu secerede takip ettikleri SOY, BABİL'de son bulmuştur. Neden bu kadar kesin olduğu yukarıdaki secere tablosundan da belli. YehoyaKİN'in torunu diyebiliyorlar, ama çocuğunun ismini veremiyorlar. Bu durumdada çocuğa Baba ismide veremiyorlar.

SORUN SADECE YehoyaKİN'in ÇOCUĞU YADA TORUNU MUHABBETİ OLSA YİNE İYİ. Karıştırma sadece yukarıda sayılanlarla sınırlı değil ki. SOY SOP OUŞTURMA İŞİ ELBETTE ÇOK ZOR OLMALI. BİRDE ÇOK KUVVET DENGELERİNİN KONUŞTUĞU, TANRI SÖZCÜLÜĞÜNE SOYUNMUŞ BİR YIĞIN "RAB BANA DEDİKİ" DİYEN VAR İSE.

1. Dolaysıyla; YehoyaKİN'in torunu olarak nitelendirdikleri ŞATİYEL ile secereye devam etmek istiyorlar.

2. Dolaysıyla; YehoyaKİN'in torunu olarak nitelendirdikleri PEDAYA ile secereye devam etmek istiyorlar.

Büyük misyonlar yükleyecekleri, Zerubbabil'in kimin torunu olduğunuda karıştırıverirler.Babaları belli olmayanların çocukları nasıl bilinebilir? Gelin şimdi işin içinden çıkın. Davut soyu Babil'de bitti derken, ortaya birde Zerubbabil'e yapıştırılan birbirleri ile kardeş olan iki baba birden çıktı.


Babalar her biri içinse hem yeğen hemde çocuk konumunda kalıyor. Bu durumda anne kaç tane olabilir. Kitaplarında ensest ilişkiyi sürekli işleyenler bu durumuda normal karşılamış olabilirler.
   
  ESKİ ve YENİ AHİT'te PEYGAMBERLERE BAKIŞ AÇILARINI ve ONLARA YAKIŞTIRILAN ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  ZERUBBABİL birinin yeğeni, diğerinin çocuğu konumunu çaprazlama ile sürekli koruyor. Sadece babanın birine göre, öbür babanın yeğeni olma sıfatını taşıyarak bu zor görevide yerine getiriyor. Her harfi Tanrıdan denilen kitapta öyle yazılmışsa o ne yapabilir?

"Ben babamı biliyorum, burada yazılanların hepsi yalan" diyemezdi ki. Hele kendisine satırlar arasında yüklenilen, "DAVUT SOYU GİBİ makbul olacaksın" ifadelerini gördükten sonra.

Şeçilmiş, mesh edilmiş biri olarak, "her harfi Tanrıdan" denilen kitapta yer almak yerine, doğruyu söyleyip, İYOT gibi ortada kalmayı kim ister? Eğer birde Ezra'nın yada ona eş birinin çocuğu ise; seçim yapma ihtimali hiç yok. Levi soyunu Tapınak görevinden "RAB İSTEDİ" diye alarak, yerine Sadok'ları atayanlar, yine "RAB, Zerubbabil'i seçti" diye ifadeyi kutsal yazıların arasına almışlar. Kalem onların elinde değil mi? Tanrı adına yeryüzünde sözcülük yapan, karar veren onlar değil mi?

Hezekiel (Ezekiel)...47/11 Bu bölge Sadok soyundan gelen kutsanmış kâhinler için olacak. Onlar bana bağlılıkla hizmet ettiler, İsrail halkı yoldan saptığında Levililer de yoldan saptı, ama onlar sapmadı.
   
 
   
  Rab "ŞATİYEL'in torunu Zerubbabil" derken, araya baba olarak, 3. bir zatı muhteremi mi eklemiş oldu?
Rab'ın bildiği adamı kimse görmüyor mu?
O -2.X- adam Zerubbabil'in babası olduğuna göre Zerubbabil'de mi görmemiş?
Zerubbabil -2.X- adam'a "hiç babam" demediği için mi kimse onun babası olduğunu bilmiyor?

Şatiyel ve Pedaya kardeşler Zerubbabil'i oğlum diye severlerken, kim olduğu belli olmayan, Şatiyelin oğlu olması yanısıra Pedaya'nında yeğeni olan bu meçhul görünmez zat, onları uzaktan mı seyrediyormuş?

Sürgünde herşeyi en ince ayrıntısına kadar kontrol altında tutan önderleri bu konuya hiç müdahele etmemişler mi?
Zerubbabil, "BEN HANGİNİZE BABA DİYECEĞİM" diye babalarına da mı sormamış? Annesine senin kocan hangisi diyede mi sormamış?
"Zerubbabil, hakikaten Şatiyel'in mi, Pedaya'nın mı? Yoksa Şatiyel oğlu olan, bir zatın çocuğumu?" diye sürgünde bulunanlar niye merak etmemiş?

Sürgünde, herkeze görünümler veren Rab olarak benimsedikleri, "beni neden yalanlıyorsunuz ben yarattığımı, ruhumdan parça verdiğimi bilmezmiyim" dememiş mi?
Kitabında inandırıcılığını gideriyorsunuz düzeltin bunları neden dememiş?
Rab' mı yanılan, yoksa "Rab bize söyledi öyle yazıyoruz" diyenler mi?

Rab, eğer doğru söyledi ise; "oğul olduğunu" söyleyenlerin 1. kısmı; hangi cesaretle "hayır!, Zerubbabil, ŞATİYEL'in oğlu" diyebilir.
Rab, eğer doğru söyledi ise; "oğul olduğunu" söyleyenlerin 2. kısmı; hangi cesaretle "hayır!, Zerubbabil, PEDAYA'nın oğlu" diyebilir.

Bu kadar yalanı, Rab adına rahatca sarfedenlerin güvenirliliği kalır mı? Ya işlerine geleni söylemişlerse?
YA! "RAB DEDİKİ" BİR ANLATIMA GİRİŞ SÖZLERİNDEN İBARETSE?
YA! "RAB DEDİKİ" GİRİŞİNİ, SÖZLERİNE TANRISALLIK KATMAK İÇİN KULLANMIŞSA?
YA! "RAB DEDİKİ" DERKEN KASTETTİĞİ KENDİ DÜŞÜNCELERİ İSE?

İşte Tanrı adına söyletilmiş, bu konuyla ilgili bir ifade. Mutlaka bu sözüde içinde ifade edildiği gibi "Rab dediki "diye nakletmişlerdir.

Hagay (Haggai)......2:23 ‹‹Her Şeye Egemen RAB ‹O gün seni alacağım, ey ŞATİYEL'in TORUNU kulum ZERUBBABİL› diyor, ‹Ve seni MÜHÜR YÜZÜĞÜ gibi yapacağım. Çünkü ben seni seçtim.› Böyle diyor Her Şeye Egemen RAB.››

Burada kutsal metin yazarlarından biri "RAB dediki" diye başlayan ifadesinde, Zerubbabil'in ŞATİYEL'İN TORUNU OLDUĞUNU söylüyor. Diğerleri yine, Rab adına yazdıkları kitaplarda Zerubbabil'in, ŞATİYEL'İN OĞLU olduğunu söylerlerken; o "RAB dediki" diye başladığı ifadesinde TORUNU olduğunu, RAB'be söyletmiş oluyor.

Elerindeki kitap için, "HER HARFİ İLE TANRIDAN" demiyorlar mıydı? O halde bu farklılık niye? Harfi bırakın ifadelerin her biri, bir başka ağızdan çıkmış.

Rab yarattığını bilmez mi? Kul yanılır, Rab yanılmaz AMA KUTSAL METİNLERİ "RAB BANA DEDİKİ" diye birileri yazmamışsa.

Yukarıdaki soruların (daha nicelerinin) havada uçuştuğu bir ortamın yaşanmış olabileceğini düşünebiliyor musunuz?
Böyle ortamda süren dini inançların varlığını kabul edebiliyor musunuz?.

Sürgün dönüşünde lider konumuna gelebilecek önder seviyesindeki bir kişiye, birileri PEDAYA'nın OĞLU, başka birileri ŞATİYEL'in OĞLU derken, gökten geldi denilen ifadede "ŞATİYEL'in TORUNU" denilecek. Hangi toplum bu durumu kabul eder? Birde Şatiyel, Pedaya öncesi bilinmeyen bir baba daha varken.

SECEREDE SON DURUM ÖZET OLARAK, TABLODA GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ.
   
 
   
  Mutlaka o gün sürgünde olanlar Zerubbabil'in babasını da biliyordu, annesini de. EĞER BABASI BELLİ OLMASAYDI, YASALARINA GÖRE RECMLER OLURDU. (Aynı durum Magdelalı Meryem içinde geçerli. Ona fahişe yakıştırması yapılıyor. İsa ile evlenmedi deniliyor. Böyle bir ilişkiyi o günkü Yahudi toplumu yasaları uygulamakla bitirirdi. Yine aydı durum Meryem'in Yusuf ile nışanlı iken doğurması gibi. Yahudi yasaları bu duruma müsade etmezdi. Mucize çocuk olduğunda kabul etmiş olslardı İsa'ya bağlanırlardı.)

Çevresinde onu bilen herkez elbette Zerubbabil'e, tek babaya bağlı isimle hitap ediyordu. Herhalde "Pedayanın mı?, Şatiyelin mi? Oğlumusun nesin? baksana" demiyorlardı. "Ya! arkadaşlar, Pedeya oğlu mu? yoksa Şatiyel oğlu mu? hitabında zorlanırken, şimdi nereden çıktı bu Şatiyel'in torunu diyen Tanrı genelgesi" dememişlerdir.

ANASI VE BABASI BELLİ OLARAK DAHA DOĞRUSU BİLİNEN OLARAK SÜRGÜNDEKİ YAHUDİLER İÇİNDE VARLIĞINI SÜRDÜRMÜŞ OLAMALI Kİ; DÖNÜŞ YOLUNUN ÖNDERİ ve YERUŞALİM'e VALİ OLMUŞ OLABİLSİN.

Yukarıda ki saçmalıklar TANRICILIK OYNAMAK İSTEYENLERİN olayları istedikleri biçime sokma çalışmalarından başka birşey değil. Sürgünde varlığı biten Davut soyuna sahip olmak, oraya istediklerini atama çalışmalarından başka birşey değil. Soya çok talipler oluncada ortaya birçok isimler atılmış olmalı.

Herkeze göre seçimde, ancak bu ifadelerle mümkün olabilirdi. Onlar da ifade çeşitliliğini artırarak öyle yapmışlar. Birde bunun sürgüne katılmayıp, Yeruşalim'de kalanlara kabul ettirme safhası vardı. İşte işin en zor kısmıda oydu.

Tanrı onlara Davut soyunu devam ettireceğini ve o soydan hükümranlığı devam ettireceğine dair söz vermemiş miydi?
Hatta Yahuda soyunu yok etmemesinin sebebi olarak, Davut soyununun devamlılığındaki zorunluluktan olduğunu AÇIKCA İTİRAF etmemiş miydi?
Eğer başka bir yoldan Davut soyunu devam ettirebilecek olsaydı, "Yahuda soyunu yok ederdim" manasını taşıyan bu ifadeyi, İsrail Tanrısı sarfedip kitaplara alınmasına müsade eder miydi?

2 Krallar........8:19 Ama RAB kulu Davut'un hatırı için YAHUDA'yı YOK ETMEK İSTEMEDİ. Çünkü Davut'a SOYUNU korumak için sonsuza dek BİR IŞIK bırakacağına SÖZ VERMİŞTİ.

Yeremya.......33:17 RAB şöyle diyor/ ‹İsrail tahtı üzerinde oturan Davut soyunun ardı arkası kesilmeyecek.

Şimdi ne oluyordu da birileri onlarca yıl sonra, Marduk, Baal, İnanna diyarlarından gelipte, "Sizlere tanıttığımız ZERUBBABİL, sizin eski kralınızın, hani tunca bağlanarak Annesi ve hadımlarıyla birlikte Babil'e götürülen, YehoyaKİN'in torudur" diye ortaya sürüyorlardı.

Babasının ismini bilmedikleri, YehoyaKİN'in torunu olduğunu ispatlayamadıkları Zerubbabil'i, "Davut soyundan" diye ortaya sürüyorlardı. İsrail Tanrısının sözlerini de delil olarak gösteriyorlardı. Ama bir başka Tanrı sözü belgede de, Tanrı sözü olarak " ŞATİYEL'İN TORUNU diye bir ifade de mevcuttu.

Durum karışıktı. Zaten İsrail Tanrısına güvenmeyip sürgüne gönüllü olamayanlar, bu işte bir bit yeniği sezmiş olmalılar. Oysa sürgünden gelenler aynı yöntemle kendilerini ispatlayamayanları kahinlikten uzaklaştırmışlardı.Yabancı kadınlarla evlenenleri de dışlamışlardı.

Onların ellerinde olan kitaplar başka, sürgünde olanların ellerinde olan kitaplar başka idi. Geride kalanlara ellerindeki kral adayını kabul ettirebilmeleri imkansız hale gelmişti. Tapınak yapılması sırasında alevlenen bu tartışmanın, zorlu anlarında yardımlarına yine Pers kralları iemirlerini içeren mektubuyla geldi.

Pers imparatorlarının torpilini kullandılar. Tapınak çatışmasının altında İnanç sisteminin kabulünün yanısıra, DAVUT SOYUNDAN OLMAYAN BİRİLERİNİN ortalığa salınmak istenmesi, sürgüden dönenlerle sürgüne gitmeyenler arasında ciddi ihtilaflara ve çekişmelere neden olduğu, kendi ifadelerinde de mevcut.

(Ezra, Daniel, Hezekiel gibi isimlerin yanında sürgün taraftarı olan ama sürgüne katılmayan Yeramya gibi isimlerin kitapları, sürgüne katılmayarak Kudüste kalanların ellerinde yoktu. Onlar halâ sürgün öncesi ellerinde mevcut olan kitaplara göre tapınmalarını sürdürüyorlardı. Zaten ayrılığın en büyük sebebi dinsel inanç farklılığı değil miydi? Elohimci İsrail ile Yahveci Yahuda arasındaki ayrımlar değil miydi? Beliki o nedenle bazıları Yahve adı yerine RAB telaffuzunu ,yumuşak geçişi sağlayabilme adına daha fazla kullanır hale gelmişlerdir.Elbette bu kadar farklı kitabı, geride kalanlara dönüşte kabul ettirme zorluğunu yaşamışlardır.)
   
 
   
 

İlk en büyük ihtilafları tapınak yapımında oluyor.Çünkü, Davut soyundan olmayan biri Tapınağı yapmaya ve Davut soyuna talip olmaya kalkıyor.Oysa Tapınağı Davut soyundan gelen biri onarmalı ve Rab'bin söz verdiği gibi de (babası belli olan) Davut soyundan biri oturmalıydı. Eğer bunlar olmazsa, Tanrı sözü denilen kitaplarda yazılanların ne önemi kalırdı. Tanrı sözleri yerine gelmiyorsa, tutulmuyorsa kurtuluşla ilgili sözlerde unutulabilir yerine gelmeyebilir hatta söyleyenin kurtarılmaya ihtiyacıda olabilir.

RAB "Davut soyu sonsuza kadar egemen olacak" derken şimdi ne oluyorda, ne-idüğü belirsiz, ispat edilemeyen bir soy tahta devam ettirilmek için, saltanata oturtulmak isteniyor. Ana adı belli değil, baba adı belli değil, kimin çocuğu olduğu belli degil (Şatiyel veya Pedaya) bu durumda, nasıl Davut soyundan bahsedilebilir?

Ezra...........5:2 Bunun üzerine Şealtiel oğlu Zerubbabil ile Yosadak oğlu Yeşu Tanrının Yeruşalimdeki Tapınağını yeniden kurmaya giriştiler. .....
Ezra...........5:3 Fıratın batı yakasındaki bölgenin valisi Tattenay, Şetar-Bozenay ve çalışma arkadaşları onlara gidip,.......
Ezra...........5:4 Yapıyı kuranların ADLARINI da sordular.
Ezra...........5:10 Bilgine sunmak üzere önderlerinin kim olduklarını sana yazabilmek için adlarını da sorduk.
Ezra...........5:11‹‹İşte bize verdikleri yanıt:‹‹ ‹Biz yerin ve göğün Tanrısının kullarıyız. Uzun yıllar önce İsrailin büyük bir kralının kurup yapımını tamamladığı tapınağı ...kuruyoruz.

Elbette kim oldukları Yeruşalim'liler tarafıdan merak ediliyor. Onlarda isimlerini bidiremiyorlar. Nasıl bildirsinler? Yeruşalim'den saplanabilecekleri bir soya ait değilleri ki. Aitseler bile açıklayamıyorlar. Yeruşalimde kalanlarda elbette sürgünde olanlardan haberdardılar. Onlarda eski alışkanlıklarına bağlı olarak secere tutuyorlardı.

Sürgünden gelenler secerelerini açıkladıkları zaman tüm beklentileri suyada düşebilirdi. Şimdilik en azından YaehoyaKİM'in torunu diye durumu idare etmeleri, hepten işi açığa vurmaktan elbette daha iyiydi. Zerubbabil için, YehoyaKİN'in torunluğu kabul olamazsa, Pedaya ve Şatiyel'in çocuğu ilan etme seçenekleride kitaplara yazılmış halde mevcuttu yada hemen mevcut hale getirilebilirdi.(Bu kadar çelişknin olduğu ifadelerde, ancak böyle siparişele meydana gelebilir.)..Hiç biri olmazsa; Tanrının Şatiyel'in Torunu Zerubbabil seçeneğini de hazır edilmiş yada ortaya sürülmüş olabilir.

Durum o günlerde insanlara bu kadar karışık geliyor muydu bilemem. Bütün olarak tüm yazılanlar, gözler önüne koyulmadığı için çelişkiler yumağı bir arada görülmemiş olabilir. Okuma yazma oranlarının tek haneli olduğu, kağıdın daha icad edilmediği, papirus ve Parşomen (inceltilmiş deri) ile kitapların oluşturulduğu dönemde elbette, bütünen alınıp okunması mükün olmaz. Okuma ve karşılaştırma yine belli kişilerin tekelinde olacağı için, söylenti olarak kulaklarına gelenleri çelişki olarak değil, "yalan, iftira" cinsinden tanımlarla karşılamış olmalılar.

.Oysa bugün kitaba baktığımızda durum o kadar karışık ki; seçmeli Baba olarak gösterilen, ŞATİYEL ve PEDAYA'nın baba isimleri de belli değil. YehoyaKİN'le aralarında kimliği açıklanmayan BAY 1.X var. Baba belli değil, dede belli değil.

O halde kim bu adam diye merak ederlerken, gökten gelen "görünüme ait ses" bu seferde, baba adaylarından birini dede (ŞATİYEL'i) olarak ilan ederek BAY 2.X'i ortaya atıveriyor. Bu durumda anlaşılan tek şey birileri Davut soyunun yerine hiç alakası olmayan bir çocuğu tahta soy başlangıcı olarak geçirmek istiyor. (mesala Ezra'nın çocuğunu.Kitapları yazan Tanrı adına kuralları koyan o olduğuna göre, Hangi soyun devam edeceğine karar verende olabilir. Tanrının neler söyleyip neler söylemediğini bilende o, şunları söyledi diyende o.)

Tapınak yapmak istemeleri çevreden duyulunca;

Ezra...........4:2 Zerubbabilin ve boy başlarının yanına vardılar. ‹‹Tapınağı sizinle birlikte kuralım›› dediler, ‹‹Çünkü biz de, sizin gibi Tanrınıza tapıyoruz;.....
Ezra...........4:3 Ne var ki Zerubbabil, Yeşu ve İsrailin öteki boy başları, ‹‹Tanrımıza bir tapınak kurmak size düşmez›› diye karşılık verdiler, ..........
Ezra...........4:4 Bunun üzerine çevre halkı Yahudalıları tapınağın yapımından caydırmak için korkutmaya, cesaretlerini kırmaya girişti.

Kalan gelenekciler ile gelen yenilikciler arasında böyle tartışmalar Tapınağı siz yaparsınız yapamazsınız tartışması ile iyiden iyiye açığa çıkmış. Birleri gelip tapınağını yapıyor ama gelenekciler o yapıma karşı çıkıyor neden acaba. Yapılan herhangi bir yerde herhangi bir tapınanak olsaydı karşı çıkarlar mıydı? Sanmam. Onları ilgilendirmez. Aynı sınırlar içinde hem işgal ülkelerinden , hemde kendi içlerindeki inanç çeşitliliğinden dolayı, benzer bir yığın tapınak yapılmış ve kullanımda olmalı.

Ezra..............7/15 Benim ve danışmanlarımın Yeruşalim'de konut kuran İsrail'in Tanrısı'na gönülden verdiğimiz altını, gümüşü birlikte götürmelisin.

Burada söz konusu olan Rab'be ait olan, onun konutu dedikleri, sunak ve buhurun sunulduğu, perdelerinin renginden kopçalarına kadar İsrail tanrısı tarafından en ince detayına kadar tarif edilmiş olan, ANA TAPINAK.Tapınağa kimler görevli kılınmıştı Harunoğulları yani Leviler. Tapınak yapma, buhur sunma, tapınağa bakma görevleri onlara İsrail Tanrısı tarafından verilmişti.

Mısırdan Çıkış...30/22 RAB Musaya şöyle dedi/
Mısırdan Çıkış...30/23 ‹‹Şu nadide baharatı al/ 500 şekel sıvı mür, yarısı kadar, yani 250şer şekel güzel kokulu tarçın ve kamış,
Mısırdan Çıkış...30/30 ‹‹Bana kâhin olmaları için Harunla oğullarını MESH edip kutsal kıl.
Yeşu................13:33 Ama Levi oymağına topraktan pay vermedi. Söz verdiği gibi, onların mirası İsrail'in Tanrısı RAB'bin kendisidir.

Şimdi birileri kalmış hem kahinlerin bir kısmını uzaklaştırmış, hem işi Sadok soyundan olanlara kısmende olsa aktarmış, bu yaptıkları yetmiyormuş gibi birde, Tapınağa hepten hükümran olmak istenmesi, elbette geride kalanlar için kolayca kabul edilebilir birşey olamazdı. Sürgünden dönenlerde öyle yaptılar ve Pers imparatorunun, "hamili kart yakınımdır" torplini / seçeneğini kullandılar.

Oysa Sürgün dönüşü ortaya sürdükleri inanç sistemi, gitmeden önce Tanrıdan geldiğini kabul ederek tapındıkları emirlerle aynı olsaydı; ne? Yeruşalim'de kalanlar itiraz ederdi nede? Sürgünden dönenler Pers İmparatorundan torpil peşinde koşarlardı.

Ufak tefek adet ve ibadet farklılığı ile iş hallolur giderdi. Yeruşalim'de kalanlar "biz sizin zamanınızdan beri İsrail tanrısına tapıyoruz" dedikleri halde, onları kabul etmiyorlar. Demek ki kendilerine ait olmak üzere köklü değişiklikler yaparak, yeni bir inanç sistemi sahibi olmuş durumdalar. Döndüklerinde de, köklü değişimleri yapmayı kafaya koymuşlar.

Sürgün yıllarında herşeyi yazıp biçmiş omalılar. Tanrı nasıl olsa onlarla çadır çadır gezmiyor mu? En ufak ihtiyaçlarında görünüm vererek soruna çözüm getiren ifadeyi nasıl olsa bildirivermiştir.

1 Tarihler....17/5 İsrail halkını Mısır'dan çıkardığım günden bu yana tapınakta oturmadım. Bir çadırdan öbür çadıra, orada burada konaklayarak dolaştım.

Babil Talmut'unun, Kudüs Talmut'u yerine kabul ettirilmek istenmesi ve daha detaylandırılmış olması, inanç yönünden sürgünün ne kadar verimli geçmiş olduğunun delili değil mi?
(Babil Yahudiler için sürgün yeri olmasının dışında, ikinci Talmut kitabının meydana getirildiği yermiş.. Babil Talmud'u, Kudüs Talmud'undan üç misli daha uzunmuş. Ve Yahudiler için Babil Talmud'u daha makbulmüş)

Oysa geride kalanlar dine sahip çıkar. Gidenlerin dinsel yada töresel yanlış yada farklı inançlardan etkilenebileceklerini düşünerek onlara karşı sınayıcı olarak yaklaşır. Anavatan anlamıda bu olsa gerek. İsrail Tanrısı "ben sizinle geliyorum" demediğine göre İsrail'de de kalmış olabilir. Babil'de Marduk, İnanna varken oralarda nasıl rahat edebilir diyeceğim ama bu durumda, orada "Tanrı bana dediki" diyenler başka birşeylerle görüşmüş durumuna düşüyor. Pers kralı aynı zamanda, İsrail Tanrısına Buhur iznide mi vermiş oluyor?

Konu çok önemliydi TAPINAĞA SAHİP OLAN "TANRI İLE HABERLEŞTİM" DİYEBİLEN TEK GÜÇ OLACAKTI.Tapınağa sahip olanı önünde hiçbir engel kalmayacak, istediği kuralları istediği biçimde koyabilecekti. İNANCIN ÇITASININ SEVİYESİNİ ARTIK O BELİRLEYEBİLECEK, "TANRI SÖZÜ OLANLARA" O KARAR VEREBİLECEKTİ.

Onun onayı olmadan hiç birşey tapınmada kullanılmadığı gibi, hiç bir söz Tanrı sözü olarak yürülüğe girmeyecekti. Kim peygamber? kim değil? neler kutsal, neler kutsal değil, o saptayacaktı.

İnancın tanımını o yapacak, gerektiğinde İNANÇSIZLARA KARŞI İTTİFAK KURMA ORGANİZASYONLARINI DA O DÜZENLEYECEKTİ. İnsanlar artık onlar ne derse onu kabul etmek zorunda idi.Yoksa Tanrı onları cezalandırıdı. Bu gelişen olayların arasında, İsrail Tanrısına gelince o herhalde yeniden buhurlu günlerine kavuşacağı için sevinç içindeydi.

Yeşaya (Isaiah)............66/1 RAB diyor ki: "Gökler tahtım, Yer ayaklarımın taburesidir.Nerede benim için yapacağınız ev, Neresi dinleneceğim yer?
Yeramya.....................6/20 Neden bana Sabadan günnük, Uzak bir ülkeden güzel kokulu kamış getiriliyor? Yakmalık sunularınızı kabul etmiyorum, Kurbanlarınızdan hoşnut değilim.››

İsrail Tanrısının; heyacandan, "Şatiyel'in yada Pedaya'nın oğlu Zerubbabil" yerine, "Şatiyel'in torunu" demesinin de sebebi bu olmalı. "Pedaya yada Şatiyel oğlu" demelerine aldırmayan, hatta karışıklığın farkında bile olmayan, (farkında olsa müdahele eder "prestijimi iki paralık ediyorsunuz" diye), "her harfi bendendir" dediği kitaplara, isteyenin istediğini yazmasına müsade edenin; TAPINAĞINA SAHİP OLMAK DEMEK, "TANRI SÖZÜNÜN SAHİBİ" DEMEKLE aynı şey olduğunu bilenler, Tapınak konusunda sonucu Krallara varacak olan sürtüşmelere elbette girerler.

(Tarihleri birbirine geçmiş, krallar arası uzamış bir mektup serüveni sonucu Tapınak yapma izni çıkar. Artahşasta'nın ismini veriyorlar ama Darius'un 6. yılında (M.Ö. 516) tapınak açıyorlar. Artahşasta M.Ö. 465'de tahta geçmiş..Darius ise M.Ö. 522 yılında tahta geçmiş. M.Ö. 522 + 6= 516 yılı yapar. 516-465=51 -enaz- yıl fark yapar. Gördüğünüz gibi tutulacak yeri olmayan, metinleri ahiret yaşamları için kılavuz yapmışlar ve bu metinlerde yazılmış ifadelere dayanarak 2500 yıldır kurtulmayı ümit edyorlar. Kimden kurtulmak istiyorlar dersiniz. Böyle bir kitapla yola çıkanlar kimin / kimlerin arabasına binmiş olabilir? Tufandan türedik derken tufaya gelmiş oldukları muhakkak.)


Ezra...........6:1 Kral Dariusun buyruğu uyarınca, Babilde kayıtların saklandığı odada araştırma yapıldı.
Ezra...........6:12 Yeruşalimi adına konut seçen Tanrı, bu kararı değiştirmeye, oradaki Tanrı Tapınağını yıkmaya kalkışan her kralı ve ulusu yok etsin. .........
Ezra...........6:14 Peygamber Hagay ile İddo oğlu Zekeriyanın yaptıkları peygamberlik sayesinde Yahudi ileri gelenleri yapım işlerini başarıyla ilerlettiler. İsrail Tanrısının buyruğu ve Pers kralları Koreşin, Dariusun, ARTAHŞASTA'nın buyrukları uyarınca tapınağın yapımını bitirdiler.

Ezra...........6/15 Tapınak Kral Dariusun krallığının altıncı yılı, Adar ayının üçüncü günü tamamlandı.

Krallığının 1. yılında (M.Ö. 558) "Yahudileri kurtarmam ve tapınak yaptırmam için İsrail tanrısı bana emretti" diyen, Pers Kralı Koreş, EMİR UYARINCA o kadar hızlı hareket ediyor ki; Yahudileri esaretten 21 yıl (M.Ö. 538) sonra kurtarıyor. Herşeye egemen İsrail Tanrısının emrini derhal yerine getiren Koreş, tapınak yapma görevini de aynı hızla Darius'a devrediyor. Tapınakta İsrail Tanrısının emrinden 43 yıl (M.Ö.516) sonra açılıyor. Hep aynı vurgulama, herşeye egemen Rab. Herne olursa olsun, "kontrol onda" İZLENİMİNİ EDİNDİRMEK için yapılan mizansen ifadeler.Her tarafı hedefle dolduruyorlar. Ara boşluklar olursa da, hedef tahtasını okun önüne taşıyorlar.

   
 

DAVUT SOYUNUN SÜRGÜN ESNASINDA BİTTİĞİ, ŞATİYEL'in, PEDAYA'nın dolaysıyla ZERUBBABİL'in Davut soyundan olmadığı yukarıdaki ifadelerden ve tablolardan anlaşıldığı gibi bu konudaki en büyük delilerden bir tanesi;

2 Krallar........8:19 Ama RAB kulu DAVUT'un HATIRI için YAHUDA'yı YOK ETMEK İSTEMEDİ. Çünkü DAVUT'a SOYUNU korumak için sonsuza dek BİR IŞIK bırakacağına SÖZ VERMİŞTİ.

Halbuki aşağıda ZERUBBABİL SEÇİMİNİ bildiren ifade sarfedilmeden 50-60 yıl önce RAB, Yeramya'ya aşağıdaki sözü vermemiş miydi? 50-60 yıl içinde verilen sözler unutuldu mu? Her 50-60 yılda verilen sözler unutuluyorsa, binlerce sene önce kitaplara girmiş olan vaadler zaten küflenmiştir.

Yeremya.......33:17 RAB şöyle diyor/ ‹İsrail tahtı üzerinde oturan DAVUT soyunun ardı arkası kesilmeyecek.

Yoksa birileri "Rab dedi"ki" diye işi kotarmaya mı çalışıyor? Her önüne gelen BİLEĞİ KUVVETLİ "Rab dedi ki" diye başladığı sözleri kitaba aldırabiliyorsa; vaadlerde işlerini gördüresiye kadar kullanılan, bedelini başkaları ödeyecek sözlere dönmüştür. İhtiyaca göre yazılan sözleri, vaad sanarak peşlerine düşmenin ne anlamı var.

..gibi benzeri bir yığın sözleri söyleyen İsrail Tanrısının herşeyi unutarak ZERUBBABİL'i seçilmiş, mesh edilmiş olarak ilan eden "seni MÜHÜR YÜZÜĞÜ GİBİ yapacağım ifadesindeki benzetme ile verdiği adrestir.Yeruşalim'in değil artık tüm Yahuda bölgesinin valiliğine Rab tarafından atanmıştır.

(2500 yıl önce öyle diyor İsrail Tanrısı. "ben yeri, göğü SARSMAK ÜZEREYİM". Tam 2500 yıl önce dediklerini, şimdi gerçekleştimek için kolları sıvamış görünüyorlar.Tanrı dedikleri olgunun yeri ve göğü sarsmasının 2500 yıldır bekleyenler "bu işler Tanrıya bırakılmayacak kadar önemlidir" sologanları eşliğinde, ulusların krallarını değiştirip, yeri ve göğü karanlık hale getirmeye hazırlanıyorlar)


Hagay........2:21 ‹‹Yahuda Valisi ZERUBBABİL'e de ki, ben yeri, göğü sarsmak üzereyim.

Hagay........2:22 KRALLARIN TAHTLARINI devireceğim, yabancı ULUSLARIN GÜCÜNÜ yok edeceğim. Savaş arabalarıyla sürücülerini de devireceğim; atlarla binicileri düşecek, hepsi kardeşinin kılıcıyla öldürülecek.

Hagay........2:23 ‹‹Her Şeye Egemen RAB ‹O gün seni alacağım, ey ŞATİYEL'in torunu kulum ZERUBBABİL› diyor, ‹Ve seni MÜHÜR YÜZÜĞÜ gibi yapacağım. Çünkü ben seni seçtim.› Böyle diyor Her Şeye Egemen RAB.››

Sanki, Y.Ahit vahiy bölümünden bir sahne okuyorsunuz. Ama değil Sürgün dönüşü Zerubbabil için yazılmış satırlara ait. 36 maddelik Hagay kitabında 7 kez ismi geçiyor Zerubbabil'in ve Şatiyel torunluğu ve YAHUDA valiliği vurgulanıyor. (Pers imparatorluğunun işgali altında olduklarından krallık yapmaları mümkün değil. Bu işgal penceresinden bakıldığında Zerubbabil'in Valilik yapmasıda mümkün değil. Sürgün öncesi Pers İmparatoru tarafından Şeşbassar'a verilen bu görev daha sonra birden bire yeğeni yada kardeşinin torunu olan Zerubbabil'in olmuş olduğu görülüyor)

Kronik, kurtuluş bekleme (neden kurtulmak istiyorlarsa?) yapısına sahip olarak yapılandırılmış Yahudi toplumuna belli aralıklara yeteri dozda vaadlerin tekrarlanması gerekiyor. Kendi ifadelerinden anlaşıldığı kadarı ile; sürgün öncesi, Yeramya ve arkadaşlarıda aynı amaçla SÜRGÜNÜN İSRAİL TANRISININ EMRİ olduğunu, yaptıkları propagandalar ile toplumlarına duyurmuşlar. Nihai kurtuluşa kavuşabilmeleri için katlanılması gereken bir görev olarak sürgünü takdim etmişler.

Burada asıl amaç "ben İsrail halkı için varım" diyenin / dedittirilenin başarısızlığını örtmekte olsa, insanlar yeniden dirilme hakkından, mahrum edilmekle tehdit edilmişler. Sürgüne katılanlarda, Tanrılarına daha doğrusu önderlerine, daha da sıkı sarılarak sürgün gönüllüsü olmuşlardır.

Bu nedenle, kurtuluş modunda yaşatılan, kurtuluşu bir yaşam biçimi olarak benimsemişYahudi halkına , sürekli yapıldığı gibi coşturacak, ideallere daha sıkı bağlanmalarını sağlayacak vaadler veriliyor. Yüzde yüz kurtarılma garantisi içeren vaadler olmadan, ayakta durması mümkün olmayan inanç sisteminde, toplumun duymak istediği sözler tekrarlanırken, araya toplumun yapması gerekenlerde sıkıştırılıveriyor.

Zerubbabil konusuda aynı bu tür yaklaşımla, işgal altında olan kurtuluşu bekleyen topluma sunuluyor. Onun valiliği ve Şatiyel torunluğu (neden oğlu demkten vaz geçip torunu diyor olabilirler?) Sonsuz Dünya yaşamından başka birşey düşünmeyen ve sırf bu vaad için yaydıkları inanç sistemi içinde kalanlara uygun bir dille kutsallık atılarak iletiliyor.Tanrının yanlarında olduğunu sanmaları ve vaktin yaklaştığını bildiren ifadeler elbette işgal altında olan, tapınakları yıkılmış topluluk için etkileyici sözler.

Asıl amacın Zerubbabil'i kabul ettirmek, TANRI SÖZCÜLÜĞÜNÜ ELE GEÇİRMEK olan bu sözlerde, kayıtsız şartsız insanları kabul etmesini sağlamak yada itirazları asgari seviyeye getirebilmek için, vakit çok az tutulmuş. Vaktin azaldığını, kaybedecek zamanın kalmadığını vurgulamak için, ifadede "yeri ve göğü sarsmak üzereyim" diye vurgulama yapıyorlar.

"Ya! bizden yani İsaril Tanrısından yana olur kurtulursunuz yada o titreyen göklerin altında kalırsınız" tehditini içeren ifade ile üstünlük kurmak istiyorlar. Bu nedenle, kurtuluş için YAHUDA VALİSİ ZERUBBABİL'in, bir an önce kabul etme zorunluluğu ortaya koyuluyor.

Geri döndüklerinde karşılaştıkları engellemenin önüne geçebilme adına, toplulukları ikna edebilme adına, ortaya atılan yönlendirici sözlerle TAPINAĞIN dolaysıyla YAHUDA'nın ve DİNİN tek hakimi olabilmeyi amaçlayanlar kutsallık kattıkları sözlerini krallardan aldıkları desteklerle kuvvetlendirmişler.

Kitaplarında sürgün öncesinde Davut soyu için verilmiş olan, Tanrıdan denilen sözler unutulmuş, yerine yine Tanrısal dedikleri ifadelerle bir soy monte edilme gayreti içine girilmiş. Ve elbette, her zaman olduğu gibi toplumun hassas olduğu kutsal değerleri kullanarak bu işler halledilmeye çalışılmış. Öyle ya! Tanrıyı "gördük diyenler" onlar, kalemi kağıtı alıp yazan onlar.

" Davut soyu bitti" diyemiyorlar. Zerubbabil'in soyunuda, Yahuda önderlerini ikna edici bir şekilde ortaya koyamıyorlar. "Pers Kralı vali olarak atadı" sözüde geçerli olmayınca tek seçenek kalıyor o'da, göklerden gelen sesi duyurmak. Onlarda öyle yapıp "Rab dedi ki" diye sözlerine başlayıp yıkıcı darbeyi, tercih kullanılamayacak olan darbeyi indiriveriyorlar.

Kalıcı öyle bir darbe indiriyorlar ki, kendilerinden 500 yıl sonra "Oğul Tanrıyım" diye geldiği söylenen ve onun özel Melekleri de, bu darbenin etkisinde kalıyorlar. Kutsal Ruh tanımı ile sadece kendilerine ait olanda bu ifadeler karşısında birşey yapamıyor. Oğul Tanrı olsun, özel melekleri olsun Kutsal Ruh olsun bu atamaların doğrusunu çıkartamıyorlar ki esinemede bulundukları, Yeni Ahit'in kutsal metin yazarlarıda, Zerubbabil için Şatiyel'in oğlu diyorlar.

Üstelik bu oğulluğu araya BAY X'ler katmadan, Davut soyunun devamı olarak onaylıyorlar ve her harfi Tanrıdan dedikleri kitaplarına övünerek (14'lü evreler halinde işte mucize diyerek) alıyorlar. Matta, YehoyaKİN/Yekonya oğlu Şatiyel oğlu Zerubbabil, Luka'da Neri oğlu Şatiyel oğlu Zerubbabil olarak tescilliyor.. Öyle Rab TORUN demiş, dememiş hiç umursamadan. Tanrı adına söz sarfedenler onlar değil mi? Tanrıcılık oyunu söz söylenmezse nasıl oynanır. Tanrısal hükümler olarak, çıkarımlarını kutsal ilan ettikleri kitaplarında kayıt altına alıyorlar.

ŞATİYEL ve ZERUBBABİL CEPHESİNDEKİ TABLONUN SON DURUMU BU.
5 AYRI DOĞRU AYNI KAPAK ALTINDA HER HARFİ TANRIDANDIR DİYE MUHAFAZA EDİLİYOR VE İBADETLERDE KULLANILIYOR.
iÇİNDEKİ SÖZLER GERÇEK ZANNEDİLİP MÜJDE OLARAK ALGILANIYOR VE 2500 SENEDİR GÖZLER UFUKTAN GELECEK IŞIĞI TARIYOR.

   
 
   
  ŞİMDİ SOMUT OLAN, TABLODA YAZILANLARA MI İNANIRSINIZ? YOKSA AYNI KAPAK ALTINDA KUTSAL SÖZ KAPSAMINA SOKULMUŞ ŞU İFEDELERE Mİ İNANIRSINIZ?

2 Petrus ........1:20 Öncelikle şunu bilin ki, KUTSAL YAZILARDA bulunan hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir.
2 Petrus ........1:21 Çünkü hiçbir peygamberlik sözü İNSANIN İSTEĞİNDEN kaynaklanmadı. İnsanlar KUTSAL RUH tarafından yöneltilerek Tanrı'nın sözlerini ilettiler.

Yukarıdaki tablodaki çıkarımlar, Tanrı veya onun vekillerinden kaynaklanan hatalardansa, o zamanda sizleri birileri peşine takmış götürüyor demektir. "KORMAYIN TÜM YAZILANLAR KUTSAL RUH DENETİMİNDE" diyenlerde, YALAN SÖYLEYEN ÇIĞIRTKANLARDIR.

Meslekleri, VAADCİNİN TELLALLİĞİNİ YAPMAK olan bu zatı muhteremler, Tanrıcılık oynamayı ve KUTSAL METİN YAZARLIĞI yapmayı oldukca seven, o sayede post, taç, kavuk, koltuk, asa, tarikat, mal mülk, iktidar, cemaat, ekümenlik ve devlet edinmiş veya edinme gayreti içinde olanlardır.

Bu sözleri, ben söylemiyorum.Sadece onlar tarafından söylenmiş, kitaplarına ve ifadelerine koruma kalkanı olarak kullandıkları, sözleri biraz açıyorum.

2 Petrus ........2:1 Ama İsrail halkı arasında SAHTE PEYGAMBERLER vardı, tıpkı sizin de aranızda YANLIŞ ÖĞRETİ YAYANLAR olacağı gibi. Bunlar kendilerini satın alan Efendi'yi bile inkâr ederek GİZLİCE aranıza YIKICI ÖĞRETİLER sokacaklar.Böyleleri ANİ BİR YIKIMA uğrayacaklar

"Yazdıklarımız yüzde yüz kutsaldır. bizim dışımızdakiler yalandır" amaçlı bu tür kalkanlarla, kendilerini ve kitaplarını yıllarca dokunulmaz yaptılar. Kehanet dedikleri çıkarımlarlada kitleleri felaketlere getirdiler ve en büyüğüne hazırlıyorlar.
   
  YİNE KENDİ YAZDIKLARI İFADELER İLE NE KADAR KÖTÜ BİRŞEY YAPTIKLARINA GÖZ ATALIM.

Esinleme ...22/18 Bu kitaptaki peygamberlik sözlerini duyan herkesi uyarıyorum! Eğer bir kimse bu sözlere bir şey katarsa, Tanrı da bu kitapta yazılı BELALARI ona katacaktır.
Esinleme ..22/19 Eğer bir kimse bu peygamberlik kitabının sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı yaşam ağacından ve KUTSAL KENTTEN ona düşen payı çıkaracaktır.
Eski Ahit'te benzer şeyler söylüyor.
Yasa Kitabı .18/20 Ancak, kendisine buyurmadığım bir sözü BENİM ADIMA söylemeye kalkışan ya da PEYGAMBER ÖLDÜRÜLECEKTİR.'

Sadece Şatiyel ve Zerubbabil ile de yetinmeyip, devamlılığını yitirdiği ellerindeki kitaplarında da (E.Ahit) açıkca belli olan, BAY X'lerden türetilmiş secereden, "Davut soyundan geliyor" diye, İSA'yı ve Meryem'i çıkartıyorlar. Onların inanç takipcileri olan bugünküler, işi daha da ileri getirerek, 2000 yıl geçmesine rağmen Davut soyundan gelecek olan, kendilerini kurtaracağını sandıkları Kralı bekliyorlar. (Etinden, suyundan, iliğinden ne istiyorlarsa çıkartıyorlar)

Bu bekleyişi de; ellerinin altında tüm arkeolojik, bilisel belgeler varken yapıyorlar. Bigisayar denen araştırma ve tespit etme araçları varken, hala o, her tarafı çelişkiler yumağı olan kitaplardaki sözlere inanarak, Davut soyundan kurtarıcı beklemek sözlerle ifade edilemez.
   
 
   
  Başlar kumdan çıkarılmalı, gözlerden perdeler açılmalı, kulaklardan tıkaçlar atılmalı, bilinç altlarına yerleştirilen şartlanmalar yok edilmeli, düşünme mekanizması çalıştırılmalı NEDEN KURTULUŞ diye.KURTARMASINI UMDUĞUMUZ nedir diye. PEYGAMBERLER geliyor KURTARICI VAAD ediyor. KİTAPLAR veriliyor KURTARICIYI bekleyin diyor. OĞUL TANRI geliyor KURTARMAYA geleceğim diyor. TANRI HABER gönderiyor KURTULUŞUNUZ yakın diye.

Mutlaka fiziki bir kurtarıcı mı olması gerekiyor. Esas olan İMANİ KURTULUŞ değil mi? Peygamberlere onların getirdiği tebliğilere kitaplara uyarsın İMANİ KURTULUŞUNU sağlam yolunda ilerlersin. İMANİ KURTULUŞ İÇİN FİZİKİ KAHRAMANLARA NEDEN İHTİYAÇ OLSUN Kİ? Oğul Tanrı çarmıhta insanlar günahı için can verdiği halde biz hala neden 2000 yıldır (her kuşak içinde) gelecek diye KURTARICI bekliyoruz.

Peygamberleri, Kitapları hatta müstakil Tanrıları olan bir din hala kurtarıcı ile kurtaracağım diye 2000-3000 senedir vaadde bulunuyor ve hiç birşey olmuyorsa bu işte bir bit yeniği var denmeli, düşüncelerdeki AT GÖZLÜKLERİ ÇIKARILMALI.

Artık herşey belgeli, evraklı. Üstelik bır "TIK" uzaklığında. Unutmayın KURTARICI sadece İNANÇLILARI kurtaracaksa ve sizde "inançlıyım" diyorsanız, neden kurtarıcıya ihtiyacınız olsun ki? Bu durumda toplumları peşine takan, inananlılarını olmadık yerlere sürüklemiş olmalı ki; kendisininde, sizinde fiziki müdahale ile kurtarılmaya ihtiyacınız olduğunu vurguluyor. Kitapları ile İmani kurtuluşu gerçekleştiremeyen vaadci, fiziki olarak bu kurtuluşu nasıl gerçekleştirebilir. Bu durumda kurtulunması gereken ne oluyor? Bu sorunun cevabından belli değil mi? Sizleri nerelere sürüklediği.

KURTARICI sadece İNANÇLILARI kurtaracaksa ve sizde "inançlıyım" diyorsanız, o halde sizi peşine takan, sizleri hangi BATAKLARA GÖTÜRDÜ Kİ; içine soktuğu çıkmazlardan KURTARMA vaadlerinde bulunuyor. Müjdenin özeti: "BEKLEYİN"

PEYGAMBERLERE UYUYORSUN, KİTAPLARA UYUYORSUN, TANRININ OĞLU DİYE TAKDİM ETTİKLERİNE UYUYORSUN ama yine, KURTARICININ KURTARABİLECEĞİ KUL DURUMUNA geliyorsun. Bir yerlerde yanlışlık yok mu?

Manevi yönden neden kurtuluş istenir bu tür sorularla cevap bulabilir..Fiziki yönden, yine aynı tarafın kurtarıcı istemesinin bir nedeni olabilir mi? Bakalım.
   
  Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlar; hala neden kurtuluş istiyorlar?
Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlar; hala kimden kurtulmayı istiyorlar?
Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlar; hala nelerden kurtulmayı istiyorlar?
Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlardan kurtulmayı istemesi gerekenler bu işin, patronları / organizatörleri dışında kalanların olması gerekmez miydi?
   
  Kutsal metin yazarları "Mühür yüzüğü gibi yapacağım" demekle neyi kast etmiş olabilirler. Yüzükle anılan, yüzükle özdeşen, yüzük dendiği vakit akla gelen tek isim var o'da DAVUT.Devam etmesi gereken, devamı için söz verilen soyda, DAVUT soyu idi.

Rab'leri de, kahinleride, kutsal metin yazarlarıda öyle yazmışlar, "DAVUT soyu sonsuza kadar sürecek" diye, "DAVUT soyundan kral gelecek" diye, "tahta DAVUT soyundan başkası oturamaz" diye.

Yazmışlar ama onlar yazdılar diye olaylar öyle gelişmiyor. Sürgünü "ben emrettim" sözleri ile ceza moduna sokan böylece, "koruyamama" sıfatından sıyrılan taptıkları varlık, bu kez "soyu ben kuruttum" diye görünümler veremezdi (yada verdirilmezdi). Sürgünden dönenler, yapılmak istenen değişikliklere "seçilen nasıl olsa bizden" diye rıza göstermiş olsalar da, bu atamayı sürgüne katılmayanlara anlatmak çok zordu.

Daha önce, "sonsuza kadar sürecek" diye, Davut' soyu için söz verildiğine göre, bir şeyler yapılarak yumuşak geçiş yapılmalıydı. ÖZETLE DURUM KONTROL ALTINA ALINMALI, GEREKEN YERLER ÖRTÜLMELİ, YAPILAN SUNUMLAR DA BOLCA YALDIZLANMALIYDI. Davut soyu, daha doğrusu onların takip ettiği, Krallara ait Davut soyu BABİL SÜRGÜNÜNDE SONLANINCA yerine devamlılığı sağlayacak biri gerekiyordu. Eğr Davut soyu devam etse idi böyle bir yola başvurmyacaklae nesil devam edip gidecekti.

Hagay........2:23 ‹‹Her Şeye Egemen RAB ‹O gün seni alacağım, ey ŞATİYEL'in torunu kulum ZERUBBABİL› diyor, ‹Ve seni MÜHÜR YÜZÜĞÜ gibi yapacağım. Çünkü ben seni seçtim.› Böyle diyor Her Şeye Egemen RAB.››

Devamlılığı sağlamak içinde Ezra'ya çok yakın olması gereken Zerubbabil, kralın seçtiği Şenbassar'ı da ekarte ederek öne çıkarılıyor.. Göksel destek sağlama işi zaten kendilerinde olan bu grup, Zerubbabil'i TANRI TARAFINDAN SEÇİLMİŞ kişi ilan ederek destekliyorlar.
   
 

Rab'be öyle laf söylettiriliyor ki, belirlenen gün yaklaşmış, o gün için seçilmesi gereken biri var o'da Zerubbabil.

"O gün seni alacağım" diyor. Ne zaman alacağım diyor? Gökleri ve yeri titreteceği yakın zaman içinde "alacağım" diyor.. çok yaklaşmış bir zaman dilimi içinde olacağı hisstttirilen, olaylar başladığında, kim Zerubbabil'in tarafında olamak istemez? Adeta kurtuluşun anahtarı sunuluyor. Kim almam der? Teklif oldukca cazip hale sokulmuş.

SEÇİLMİŞLİK var, TANRININ YANINDA olmak var, DAVUT'UN YERİNE "SOY ATALIĞI" yapmak var.

Doğal olarak herkez böyle bir seçilmişliğe sahip olanın yanında olmak ister. Tanrının kurtarışına erişebilmek için, başka seçeneklerle uğraşmanın alemi yok. O müthiş gün için göklerin ve yerin sarsılacağı, o kıyameti andıran günde, seçilmiş olanın koruyucu kanatlarının altında olmak, ibadetlerin ana amacını oluşturmuyor mu?

Rab'de, Davut soyunun tükendiğinin farkına varmış olmalı ki, "Davutoğullarından Zerubbabil" yerine "Şatiyelin torunu" diye hitap ettiği Zerubbabil'i, "DAVUT GİBİ HÜKÜMRAN YAPMAYA" söz veriyor. Dvaut gibi yapmayı vaad etmesi "MÜHÜR YÜZÜĞÜ" yapacağım demesi ile soyun bittiğini Zerubbabil'in Davut yüzüğü gibi kullanacağı, o konumda tutacağı anlaşılıyor.

"Davutu nasıl yüzük ile ölümsüzleştirdiysem, onu nasıl hükümran kıldıysam, senide onun gibi yapacağım" diyor.Bunları neden diyor? Çünkü Ezra dini liderliğin yanında tahtıda istiyor. Davut soyundan en son kalanlardan Sidkiya tüm ailesi gözlerinin önünde katledildikten sonra kör edilerek hapse atılıyor. YehoyaKİN ise, en iyi tahminle ölmeyip sağ kaldıysa, 37 yıl hapis yatıyor.

Ezra, sürgün liderleri ve İsrail Tanrısı dahil, hiç kimseyi YehoyaKİN yada Sidkiya çocuğu olarak ortaya çıkaramıyor. Oysa çocukları olsaydı bunca süslü laflara, gökten geldi denilen öksürmelere gerek kalmadan, saltanat sürgünde de olsa devam ederdi.Sürgün sonrasında kim hayatta kaldıysa, Davut soyunun devamı olarak secerede yerini alır, hükümdarlığa devam ederdi. Yorgan olmayınca kavgada olmazdı. İsrail Tanrısı tapınak işlerini Levilere (Harun soyuna), Tahtıda Davut soyuna verdiğinden kimsenin gıkı çıkamazdı.

İsmi verilen bir babanın çocuğu olmayı bırakın, Zerubbabilde dahil hiç kimse için Davut soyundandır diyemiyorlar. Sadece babasının ismini veremedikleri, Şatiel ve Pedaya kardeşler ortaya sürülüyor. Davut soyu ile hiç bağlantısı olmadığı kendi ifadelerinden de anlaşılan, Şatiyel ve Pedaya kardeşlerin çocukları (artık hangisininse) Zerubbabil, Davut gibi güçlü olacak izlenimi verilerek tahta oturtulmak isteniyor. Ezra hem dini önderliğe, hemde tahtaki bu boşluğu değerlendirerek Zerubabil'in tahta oturmasını istiyor.


Biten DAVUT SOYU YERİNE, onun gibi ayrıcalıklarala TECHİZEDİLMİŞ İZLENİMİ verilen Zerubbabil'in, babasının hatta dedesinin ismini bile veremeyenler, soy boşluğunun ortaya çıkardığı olanaktan, "Rab sözü" diye birtakım ifadeleri de ortaya sürerek faydalanmak istiyorlar.

Kimbilir aynı sahnede kaç "Rab dediki" adayı mücadele etmiştir.Nasıl mücadeleler olduğunu bilmemiz elbette imkansız. Ezra sürgünde elde ettiği ve dönüşünde de kaybetmek istemediği dinin patronu olarak, herşeye egemen kahin olarak bu maceralarını yazmamış olsaydı bu çıkarımlarıda yapamazdıkki.

Nereden bilirdik, kim, kimin oğlu torunu?
Nereden bilirdik İsrail Tanrısının olaya nasıl müdahil olduğunu?
Nereden bilebilirdik DAVUT soyunun Babil sürgünü ile bittiğini?

Ne verirlerse doğrudur diye bakardık. Zaten en büyük avantajlarıda çok isim, lakap ve detay kullanmaları değil mi? Sayılan isimlerin çokluğundan, benzerliğinden, tekrarlarından ve araya sokulan ifadelerden dolayı, daha okunduğu anda doğruluklarını sınamaktan vaz geçiyor insan.

İnsan eli le yazıldığı için, farklı kuvvet dengeleri gözetildiği için, farklı devirlerde yazıldığı için çelişkilerin mutlaka oalcağını tahmin etsenizde, yine o isimlerin sayılışı, insanı incelemekten uzak tutuyor. Sürekli parçalar halinde tekrarlanan isimler ve lakaplar, algılama karışıklıkları oluşturuyor. Değişik yerlerde, aynı konuda da olsa, farklı ifadelerle karşılaşmaktan doğan bıkkınlık, vaz geçirici etken olarak ortaya çıkıyor.

Neden bazı şeyler bu kadar açık anlatılmış derseniz, bu ifadeler bizler için değil ogünkü Yahudi topluluklarını ikna etme aracı olarak mecburen kitaplarına işlendiği için, kutsal metinler arasında yerini almış bulunuyor.

Kitaplarındaki bu ifadelerle, DAVUT SOYUNUN BİTTİĞİNİ kutsal saydıkları kitaplarında ilan ederek kabul etmiş oluyorlar..Bu durumda, ZERUBBABİL'in seceresinden, DAVUT SOYU diyerek, hem BABA hemde ANA tarafına ulaşmayı başarıyorlar. Bu derece becerikliliği ANLAMAK mümkün değil. TEK İZAHATI VAR ATIYORLAR. Nasıl olsa kutsal mühürü yemiş bir kitap yazıyorlar.

   
  Sürgünde olanlar, gelişen olaylar, Matta içinde bir muamma olmalıki; ne YehoyaKİN'in babası, YehoyaKİM ile uğraşıyor, nede sürgünde olan olayların çözümüne kafa yoruyor. YehoyaKİN'den, direk Şatiyele geçerek işi bitiriyor. Tanrının oğlundan esinleniyoruz diye ortaya çıkanlar, sürgünü yorumlayabilecekler olanlar orada yaşanan olayların üzerini örtüyorlar. Belki aynı şey Tahta geçen Ahazya'nın annesi ATALYA zamanındada aynı şeyler olmuştur.
   
  2 Krallar....8:26 Ahazya yirmi iki yaşında kral oldu ve Yeruşalimde bir yıl krallık yaptı. Annesi İsrail Kralı Omrinin torunu Atalyaydı.
2 Krallar....11:1 Ahazyanın annesi Atalya, oğlunun öldürüldüğünü duyunca, kral soyunun bütün bireylerini yok etmeye çalıştı.
2 Krallar....11:2 .......Yehoşeva, Ahazya oğlu Yoaşı kralın öldürülmek istenen öteki oğullarının arasından alıp kaçırdı ve dadısıyla birlikte yatak odasına gizledi.........
2 Krallar....11:3 Atalya ülkeyi yönetirken, çocuk altı yıl boyunca RABbin Tapınağında dadısıyla birlikte gizlendi.
2 Krallar....11:12 Yehoyada kralın oğlu Yoaşı dışarı çıkarıp başına taç koydu. Tanrının Yasasını da ona verip krallığını ilan ettiler. Onu meshedip alkışlayarak,.....
2 Krallar....11:16 Atalya yakalandı ve sarayın At Kapısına götürülüp öldürüldü.


2 Krallar....12:1 İsrail Kralı Yehunun krallığının yedinci yılında Yoaş Yahuda Kralı oldu. YEDİ YAŞINDA kral oldu ve Yeruşalimde kırk yıl krallık yaptı. Annesi Beer-Şevalı Sivyaydı.
   
 

Kralın öldürülmeyen çocuğu diye başka birini ortaya sürmüş olabilirler. "Tüm çocuklarını değil sadece 1 yaşındaki çocuğu kurtardık" diyorlar. Kurtardık dedikleri çocukta 1 YAŞINDA olduğundan, hiç birşeyi hatırlayamıyor. Eğer Büyük Anne Atalya, kendi oğlunun soyunu kurutmaya karar verdiyse, TORUNLARININ SAYISINI bilir ve arayışını devam ettirrdi. Çocuk ağlama sesinden sarayda saklandığı yeri bulabilirlerdi. Çocuğa bakması gerenlerin yok olmasından yine bulabilirlerdi.

"Tapınakta gizlendi" diyerek, korunduğunu belirtmelerindeki en önemli kaynak, kutsal metin yazarlarının insan sözünü, TANRI SÖZÜ ile eş tutmaları.TANRI'DAN HİÇ BİR VAHİY GELMEDİĞİNİ KABUL EDEREK, ÖNE SÜRDÜKLERİ SOY DEVAMINI SAĞLAYAN ÇOCUĞUN DOĞRULUĞUNA NASIL GÜVENİLEBİLİR? Araya sokuşturulan, Davut soyunu devam ettirdikleri çocuğun, TANRI BİLDİRİMİYLE BİR İLGİSİ VAR MI?

Dadıya emanet edilen çocuğu gözü dönmüş Ana kraliçenin elinden kim kurtarabilir? Ortaya koyulan yeni kral olacak çocuğu, "saklayarak yetiştirdik" dediklerine göre kimsede, tanıyıpta "bu, o değil" diyemez. Çocukta kimseyi tanıyamaz. Kutsal kitap yazarlarıda, TANRI SÖZÜ OLMAYAN bir komutanın, kefilliğiyle TANRI SÖZÜ dedikleri kitapta, KUTSAL KILINMIŞ SOYU devam ettirivermişler.

Bu tür olaylardan kafası karıştığı anlaşılan Matta, sürgünde takındığı tavrı, bu etaptada takınıyor. Atalya ve daha sonraki 4 kişiyi atlayarak secereye devam ediyor. Böylece Matta, o kuşaklarda olmuş olan olayları, geçiştirerek yok kabul etmiştir.O yılları yaşanmamış kabul etmiş olmalı ki; 5 göbek aşağıdan torun olan YOTAM'ı, UZİYA'nın oğlu ilan ederek bu işi çözüvermiştir.

Arada dört kuşak ve 100 yıllık zaman dilimi atlanmıştır ne farkeder? Önemli olan, Davut yolunda İsa'nın seceresine HELAK getirmemektir. Yoksa nasıl ilan edecekti, "İSA secilmiş DAVUT SOYUNDAN" diye.

Kutsal soyun, helak olduğu yerler varsa da, hasarlı yerleri örtmek, gerekirse tamamen atlamak, KUTSAL METİN YAZARININ görevleri arasındadır. Atlanabilir veya örtülebilir. Herşey TANRI ADINA, TANRI İÇİN yapılmıyor mu? Zamanını ve bilgisini TANRI İÇİN harcamıyor mu? Tüm bilgisini ortaya koyarak TANRI SÖZÜ KİTAP yazmıyor mu? Kim Tanrı sözünden şüphe edip araştıracak, araştırıpta yanlışını arayacak? Kimin haddine Tanrı sözünü araştırmak?

Araştırsa araştırsa bu dinin yayıcıları, sistem içinde kuvvet sahibi olanları, patronları araştırır. Onların görevi TANRI SÖZÜNÜ KORUMAK değil mi? Her ne olursa olsun KURTULUŞA KADAR sözleri geçerli tutmak için, gerekirse bu tür yanlışlıkların üzerini örtmek yaldızlamak değil mi? Onların ana görevi sözcülüğünü yaptıkları, TANRININ SÖZÜNE SAHİP ÇIKMAK değil mi?

Binlerce yıldır, görevlerini o kadar iyi yerine getiriyorlar ki; milyarlarca insan, yazılanların Tanrı sözü olduğuna ikna olmuş durumda. Örtme ve yaldızlama becerileri o kadar üst seviyede ki; hemen hemen hiç kimse incelemeden, araştırmadan, etliye sütlüye dokunmadan KURTARICI bekliyor. Müjdelerin gerçekleşeceği zamanın, hep "şimdi geldiğini" düşünüyor.

Araştırma yapılmamasının, fazla karıştırmamasının bir nedeni de, kurdurulan kurtarıcı hayalleri, müjdeler değil mi? "Kurtarıcının şartları bu, yoksa Aforoz yersin" yaklaşımı sonucu kimse örtüyü kaldırıp altında ne var bakmak istemiyor. Kimse hayallerinin bozulmasını, "kelin" görülmesini istemiyor.

Elimdeki kitaplar maden kurtarıcı vaad ediyor, madem müjdeler veriyor, madem kurtarıcının şartlarıda bu o halde, içinde olanlarda ona göredir. Ben "oturur kurtarıcımı beklerim gerisine karışmam" diyor.

Bu kitaplara ve sahibi gösterilenin kurtacağına inanılmışsa, hayallerde onun üzerine kurulmuşsa, kim ilgilenir kitabın içinde yazanlarla. İlacın terkibine kim bakar. En fazla sorsa sorsa "dozu nedir? yemekten önce mi, sonra mı?" diye sorar.Hayalleree dalanın, vaadlere bağlanmaktan, müjdeleri beklemekten başka çaresi yokki.Kitabın her yerini didik didik etse, kitabın dediğini harfiyende yerine getirse; yine de KURTARICIYI BEKLEMEK ZORUNDA.

Çünkü elindeki kitaplar kurtarmak için değil KURTARICIYI BEKLETTİRMEK için var.Vaadciye tabi oldurmak için var. Vahdet-i Vücudu meydana getirebilmek için var. Varlık birliğinde BİR'liği sağlayabilmek için var..

   
  ENEL-HAK, TEK ve BİR, TEK ve BİRİCİK VARLIK BİRLİĞİ GÖRÜŞLERİNİN YER ALDIĞI "VAHDET-İ VUCUT" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
 

Çünkü elindeki kitap kurtarmak için değil KURTARICIYA UMUDUNA bağlatmaya yarıyor.İmani kurtuluşun yolarından alıp, hayali kurtarıcılar dünyasına getirip bırakıveriyor. Artık tek yapacağın, binlerce senedir atalarının yaptığı gibi KURTARICI HAYALİ ile ömrü tamamlamak.

   
  "HER HARFİ TANRIDAN" DEDİKLERİ KİTAPTA, ZERUBBABİL İÇİN VERDİKLERİ SECERE BÖYLE.
AYNI KAPAK ALTINDA, "HER HARFİ TANRIDAN" DEDİKLERİ KİTAPLARINDA İSA'ya ULAŞMAK İÇİN ÇİZDİKLERİ GÜZERGAHLAR TABLODA GÖSTERİDİĞİ GİBİ.
   
 
   
  YOK ARTIK DEDİRTECEK CİNSTEN YAPILMIŞ SECERE HATASI VAR. Hem 100 yıl atlayacaksın hem sonra, babası belli olmayan Şatiyel soyuna, DAVUT SOYU vurgulaması ile isabet sağlayacaksın. İnanın hedef tahtasını okun önüne elinizle taşısanız bile, bu kadar merkezden isbet sağlatamazsınız.

Sonra Davut soyundan olmayan, babasının ismi bilinmeyen, tarifi çok karışık olan 3 baba adaylı Zerubbabil'den, ismi Eski Ahit'te geçmeyen bir oğul icad edeceksin, sonrada bu uydurma isimlerden (Ya! Ezra, ya! Hagay, ya! Tarihler, ya! Luka, ya! Matta kaynaklarından en azından dördü yalan söylüyor. Uydurulmuş secere yayınlıyor.) DAVUT SOYUNDANDIR diye İSA'yı çıkartacaksın. Yok artık daha neler?

Bu olmazların, olabilirliği kabulünün dışında bir olay olur. Kuantum kabulleriyle bile, çıkılmaz bu işin içinden. Kozmik bilinç ise daha kendine bakacak güdüye ulaşabilmiş değil. Emekleme safhasında bile değil. Sürekli dönüyor.

Şu anda, "Gel-Git" dalgasının, git safhasında. Sürekli gidip duruyor."Gel" denilesiye kadar "tüm yapabileceği de" bundan ibaret.. "Gel" denildiğinde de, Gel safhasını aynı döngü içinde tamamlayacak. Belki bir dahaki, "OL" değişe kadar, "yok-OL" denilirse yok olacak. "Yok etmek" yaratıcılığın bir etabı / parçası değil mi? Yarattığını yok edemeyen "yarattım" derken yalan söylüyordur. O zaten hiçbir şeyi yaratamamıştır.

Bu zorunlulular nedeni ile maddenin sakınımı kanununu, insanlar mecburen boynu bükük olarak kabul etmişlerdir. Yok olan var, var olanda yok edilemez. Newton yerçekimini anladığında, karşıt bir güç bulduğu için çok sevindi ama o da simyacılar gibi, modern kopyalamacılar gibi, bulduğu kuvvetin "ol demekle" meydana gelmiş, yaratılma kuralları dışında, kullanabileceği hiç bir yetisinin olmadığını anladığında çok üzülmüş olmalı.

Fiziğin kurallarını bu sayede öğrenen ve bizler için bilimsel açıklamalarını yapan Newton, yerçekim kuvvetinin "OL DEMEKTEN" kaynaklanan enerji dönüşümleri olduğunu böylece anlamış.(Enerji sadece kendi içinde dönüştürülebilir kinetik-Potansiyel gibi.) Yaratmakta, yok etmekte sadece "ALEMLERİN RABBİ ALLAH'a" mahsustur.
   
  Matta bu yaptığı nesil atlama yada yok sayma sonucu ortaya koyduğu secerede, yaptığı atlamaları, örtmeleri, ana-baba nakillerini gizlemek içinde ("haydi hep beraber ilahi söyleyelim" tarzı yaklaşımla) 14'lü etaplar misalini vererek dikkatleri kutsiyete, seçilmişliğe çekerek yaptıkları gafları süsülüyorlar. Yazılanların, Tanrısal olduğuna ve oluşturduğu daha doğrusu mucize sanılmasını istediği, (Matta'nın oluşturduğu, daha doğrusu oluşturduğunu sandığı) ifadeye dikkatleri toplayarak "yaptığı örtpas-işini", yaldızlamıştır.

ÖZETLE:ÖNCE ÖRTMÜŞ, SONRA DOLDURMUŞ, EN SONDA CİLASI OLSUN DİYE YALDIZLAMIŞTIR En ufak korku duymadan, yaptığı işi Tanrısal ilan edenin yazdıklarına nasıl güvenilir?Herşeyi Matta'nın yazdığı isimler çerçevesinde olduğunu kabul etseniz bile; 41 sayısını üçe bölerek 14'lü gruplar oluşturmanız imkansız.
   
 
   
  Matta'nın seceresinde Babil sürgünündeki etap başlangıcı olarak, liste başına yazılabilecek iki isim var. Bir tanesi, Yekonya, diğeri Yoşiya.

Matta..1/6 İşay da, kral Davut'un babasıydı.DAVUT, Uriya'nın karısından doğan Süleyman'ın babasıydı.
Matta..1/7 Süleyman, Rehavam'ın babası;Rehavam, Abiya'nın babası;Abiya da Asa'nın babasıydı.
Matta..1/8 Asa, Yehoşafat'ın babası;Yehoşafat, Yoram'ın babası;Yoram, Uziya'nın babasıydı.
Matta..1/9 Uziya, Yotam'ın babası;Yotam, Ahaz'ın babası; Ahaz da Hizkiya'nın babasıydı.
Matta..1/10 Hizkiya, Manaşe'nin babası;Manaşe, Amon'un babası;Amon ise Yoşiya'nın babasıydı.
Matta..1/11 Yoşiya, Babil sürgünü sırasında doğan Yekonya ve onun kardeşlerinin babasıydı.
Matta..1/12 Yekonya, Babil sürgününden sonra doğan Şaltiyel'in babası;Şaltiyel ise Zerubabel'in babasıydı.
Matta..1/13 Zerubabel, Abihud'un babası; Abihud, Elyakim'in babası;Elyakim de Azor'un babasıydı.
   
 
   
  Dikkat edilirse; yukarıdaki tabloda österildiği gibi, "Her harfi Tanrıdan" denilen kitaptaki hatayı düzeltmenin dışında, Eski Ahitt'e yazılan nesil sayısına, birebir riayet ederek isimler yazılmış. Yani, arada geçen kuşak sayıılarının aynı adette olmasına, özen gösterek seceresini tamamlamış. Eski ahitte yazan her ismin karşılığına kendisinin uygun gördüğü ismi yazmış.
   
 
   
  Belkide yukarıdaki KENAN ilavesini, yazım hatası sonucu mükerrer olarak kaydetmiş olabilir.Eski Ahit, o zamanlar madde madde değil. SOKAK BAŞLARINDA DA DAĞITILMIYOR. Bilgisayarda da incelenemiyor. Gözler bozulduysa, gözlük seçenekleride mevcut değil. Tek avantajları var, hiç elektrikleri kesilmiyor .

Elbette bu durumda Luka, hata yapmış olabilir. Hatanın kim tarafından yapılmış olması hiç önemli değil, Her harfi Tanrıdan denilen kitapların buna benzer sayısız hatayı barındırıyor olması önemli."Her harfi Tanrı sözü" dedikleri kitaplarının hiçte "İLAHİ BİR BAĞININ" olmadığını göstermesi önemli. Ha! Ali, Veli diye çağırmışsınız, ha! Veli, Ali diye çağırmışsınız ne farkeder, hangisinin önce geleceği yakınlıklarına, duymalarına ve reflekslerine ve sizi umursamalarına bağlı.

Her harfi Tanrıdan denilen kitaplarının hiçte öyle yaldızlamalarla iddia ettikleri gibi; "ilahi" bir değere sahip olmadığının, kendi elleri ile yazdıkları ifadeler ile ortalığa serilmiş olması önemli.

Üstelik Kutsal metin yazarlarıda birbirleri ile irtibat halinde. İsa gibi mucizelerle gelen bir kişinin hizmetlisi olmak demek inanılmaz saygı duyulan, büyük onur veren ulaşılmaz birşey olsa gerek.

Tanrının Oğlu olduğunu, ilan ettiğiniz bir kişinin tanıtımını yapıyorsunuz.
Sonsuz yaşamı var yada yok edecek, herşeyin Yaratılışında var olmuş olanı anlatıyorsunuz.
Yargılamada son kararı verecek, tüm ulusları yargılayacak, yaşam ağacından kim yiyecek kimler yemiyecek kararını verecek olanı duyuruyorsunuz.
Kendi kuşağınız yok olmadan,ışıklar içinde gelerek, kendisine bağlı olanları kurtaracağını söylediğinizin hayatını yazıyorsunuz.

Sonra kalkıp onun doğum yıllarını, doğumunu atarak "işte TANRI İSA böyle doğdu" diye, kutsal damgalı olarak ortalığa sürüyorsunuz.Bu payelere eriştirilmiş olan kişilerinde, ona karşı olan hizmetlerinde kusur etmemeleri, İsa'nın adını yüceltmeleri yolunda, 1. şart olsa gerek.

"Bu amaçla her bir araya gelişlerinde İSA konuşulmalı, onun hakkında elde olan bilgiler ortaya koyulmalı, yanlışlar düzeltilmeli, eksiklikler giderilmeliydi", çıkarımı sadece temennide kalmış gözüküyor. Öyle olmasa bu kadar çelişkili mektupları yazabilirler miydi? Birbirleri ile dolaylıda olsalar ilişki içinde olanlar bir araya geldiklerinde birbirlerinden bilgimi sakladılarda 12 yıl fakla İKİ İSA portresi ortaya çıktı. Kitaplarda iptaller ve ilaveler yapıldı.

Peki! hiç mi bir araya gelip SECERE KONUSUNU tartışmadılar?
Birbirlerini yanlışları hakında neden uyarmadılar.
Yoksa o zamanda kafalarında farklı İSA'lar vardı da, tartışmalardan bir sonuç elde edemiyorlar mıydı?
Matta'nın vergi memuru oduğunu bilen Luka, neden 12 yıl farkında direndi?
Ustası Markos, Luka'ya başka bir İsa'yı anlattıda, Luka onu mu yazdı?
Matta'da, Markos'un evinde İSA ile toplantılara katıldığına göre, nasıl oluyorda farklı İsa hayatları ortaya çıkıyor...vb..?

İşte LUKA, MATTA, MARKOS, PAVLUS irtibatlarını ortaya koyan kendi ifadeleri.

Matta...9:9 İsa oradan geçerken, VERGİ toplama kulübesinde oturan birini gördü. Adı MATTA olan bu adama, «Ardımdan gel» dedi. Adam da kalkıp İSA'nın ardından gitti.
Matta...9:10 Sonra İSA, MATTA'nın evinde sofrada otururken, birçok VERGİ görevlisi ve günahkâr birçok kişi gelip O'nunla ve öğrencileriyle birlikte oturdu.

Bu konuyu Markos'ta doğruluyor...Markos'un ve Luka'nın LEVİ diye bahsettiği MATTA imiş. ALFAY oğlu LEVİ yani ALFAY oğlu MATTA

Markos.........2:14 Yoldan geçerken, vergi toplama kulübesinde oturan ALFAY oğlu LEVİ'yi gördü. Ona, «Ardımdan gel» dedi. LEVİ de kalkıp İSA 'nın ardından gitti.
Markos.........2:15 Daha sonra İsa, LEVİ'nin evinde yemek yerken, birçok VERGİ görevlisi ve günahkâr birçok kişi O'nunla ve öğrencileriyle birlikte sofraya oturmuştu.......

LUKA'da MATTA'nın VERGİ MEMURU OLDUĞUNU BİLİYOR. İKİSİNİN ANLATTIĞI İSA'lar ARASINDA, 12 YIL FARK OLMASINA RAĞMEN AYNI OLAYI AYNI,

Luka..............5:27 Bu olaydan sonra İSA dışarı çıktı, VERGİ toplama kulübesinde oturan LEVİ adında bir VERGİ görevlisini gördü. Adama, «Ardımdan gel» dedi.
Luka..............5:28 O da kalktı, her şeyi bırakıp İSA'nın ardından gitti.

ÜSTELİK PETRUS ve LUKA'nın HOCASI MARKOS'ta, MATTA ile AYNI TOPLANTILARA KATILMIŞ. (Elçilerin İşlerinin yazarıda LUKA imiş)

Elçilerin İşleri..12:12 Petrus olanların farkına varınca MARKOS diye tanınan YUHANNA'nın annesi Meryem'in evine gitti. Orada birçok kişi toplanmış dua ediyordu.
Elçilerin İşleri..1:13 ..... Petrus, YUHANNA, Yakup, Andreya, Filipus, Tomas, Bartalmay, MATTA Alfay oğlu Yakup, Yurtsever Simun ve Yakup oğlu Yahuda oradaydı.

İSA'nın, Matta'yı "peşimden gel" diye götürdüğü evde Markos'un annesi Meryem'in evi. Luka ile Matta birbirleri ile karşılıklı görüşmemiş olsalar bile, birbirlerinden haberdarlar. O kanaldan haberleşebildikleri gibi; Pavlus ekibi olmalarından ötürü zaten sürekli Markos, Luka, Pavlus birlikteliği var.

2 Timoteyus....1/11 Yanımda yalnız LUKA var. MARKOS'u alıp beraberinde getir. O, yapacağım hizmette bana yardımcı olur.
Filimun...........1/23-24 Mesih İsa uğruna kendisiyle birlikte tutuklu bulunduğum Epafra, emektaşlarım MARKOS, Aristarkus, Dimas ve LUKA sana selam ederler.
Koloseliler......4/14 Sevgili hekim Luka ve Dimas da size selam ederler.

YUHANNA PETRUS İRTİBATI
Yuhanna ......21/23 ......Ama İsa PETRUS'a, «O ölmeyecek» dememişti. Sadece, «Ben gelinceye dek ONUN YAŞAMASINI istiyorsam, bundan SANA ne?» demişti.
Yuhanna ......21/24 Bütün BUNLARA TANIKLIK EDEN ve BUNLARI YAZAN ÖĞRENCİ budur. ONUN tanıklığının doğru olduğunu biliyoruz

PETRUS PAVLUS ve PETRUS MARKOS İRTİBATI
2 Petrus .......3:15 Sevgili kardeşimiz Pavlus'un da kendisine verilmiş olan bilgelikle size yazdığı gibi, Rabbimizin sabrını kurtuluş fırsatı sayın.
1 Petrus .......5/13 Sizinle birlikte seçilmiş olup Babil'de bulunan inanlılar topluluğu ve oğlum Markos size selam ederler.