but1
   
   
  "ÖLÜMÜ FİDYEYLE SUSTURACAĞIM" DİYENİ TANRI KABUL EDENLERİN DRAMLARI..
   
     
  RÜŞVET ALMAYAN ama RÜŞVET VEREN  İSRAİL'in / YAKUP'un TANRISI.
ÖLÜMÜDE "ÖLÜM DİYARINA VERECEĞİ" FİDYEYLE / RÜŞVETLE ÇÖZECEĞİNİ MÜJDELEYEN İSRAİL'in / YAKUP'un TANRISI.
RÜŞVET ALMAYAN DERKEN "RÜŞVET ALAN TANRILAR VAR" İLANINI DOĞRULAYARAK, AZAZEL'E RÜŞVET FİDYE VEREN İSRAİL'İN TANRISI.
HALKIM DEDİKLERİNİ MISIR'I BAŞKA BİR GÜCE (Tanrı olarak kabul ettikleri varlıklardan biri olmalı) FİDYE VEREK KURTARDIĞINI İLAN EDEN İSRAİL'in / YAKUP'un TANRISI.
ÖLÜLER DİYARINA VERECEĞİ FİDYEDEN HİÇ PİŞMANLIK DUYMAYACAĞINI BELİRTEN yani OLAYLARIN SONUNU KESTİREMEYEN İSRAİL'in / YAKUP'un TANRISI

Yasa Kitabı...10:17 Çünkü TANRINIZ RAB, TANRILARIN TANRISI, RABLERİN RABBİDİR. O kimseyi kayırmayan, RÜŞVET ALMAYAN, ULU, GÜÇLÜ, HEYBETLİ, TANRIDIR,

Luka............1:68 «İsrail'in Tanrısı olan Rab'be övgüler olsun! Çünkü HALKININ yardımına gelip onları FİDYEYLE KURTARDI.
Yeşaya........43:3 Çünkü senin Tanrın, İSRAİL'in KUTSALI, Seni kurtaran RAB benim. FİDYEN olarak MISIR'ı, SANA KARŞILIK Kûş ve Seva DİYARLARINI VERDİM.
Hoşea.........13:14 ‹‹Onları FİDYEYLE kurtaracağım ÖLÜLER DİYARININ ELİNDEN, Ölümden FİDYEYLE kurtaracağım. Felaketin nerede, ey ölüm? Yıkıcılığın nerede, ey ölüler diyarı Hiç PİŞMANLIK duymayacağım.
   
  Unutan, şaşıran güreşte yenilebilen, gülen, kıskanan, yorulan, yemek yiyen, buhur isteyen, bilmeyen, yalan söyleyen, başka varlıklara günahları için sunu gönderen, Azazelden korkan, Livyatanı yendim diye böbürlenen, Kurtarmak için kendinden üst olan varlıklara FİDYE veren, ÖLÜMÜDE FİDYE vererek yok edeceğim diye çaresizliğini ortaya koyan..vs..vs..konularıyla ASIRLARDIR yaptıkları da bu. "EL'e" avuca gelebilir, kontrol edilebilir, güç yetirilebilir TANRI inancına insanları AŞİNA yapmak, inandırmak.Yoksa ortada İMAN ADINA yapılmış birşey yok. Tam tersine ikonlaştırılan, Paganlaştırılan İNANÇ çalışmaları var.


Yoksa Tanrı adına konuşanlar, TANRIYI OYNADIKLARI için ahkamlar kestiklerini biliyorlar. EDİNDİKLERİ yada SANDIRDIKLARI TANRI adına kitaplar yazanlar emirler verenler "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" adına KONUŞULAMAYACAĞININ İDRAKİ İÇİNDE OLAN İNSANLAR.
   
  Yeremya.......37:1 Babil Kralı Nebukadnessarın Yahudaya atadığı Yoşiya oğlu Sidkiya, Yehoyakim oğlu Yehoyakinin yerine kral oldu.
Yeremya.......38:14 Kral Sidkiya Peygamber Yeremyayı RABbin Tapınağının üçüncü girişine getirterek, ‹‹Sana bir şey soracağım›› dedi, ‹‹Benden bir şey gizleme.››
Yeremya.......38:15 YEREMYA, ‹‹Sana bir şey bildirirsem, BENİ ÖLDÜRMEYECEK misin?›› diye karşılık verdi, .......
Yeremya.......38:16 Kral Sidkiya, ‹‹Bize yaşam veren RABbin varlığı hakkı için SENİ ÖLDÜRMEYECEĞİM, canının peşinde olan bu adamların eline seni teslim etmeyeceğim›› diyerek GİZLİCE ANT İÇTİ.

Yeramya canını "RAB" dediğine emanet edemiyor ama Sidkiya'ya, RAB adına "CANIN bağışlanacak" diyor. Sizce ortada komik bir durum yok mu? Canın bağışlaması için Sidykiya'ya sığınan, SİDKİYA'ya CANININ alınmayacağına dair teminat veriyor. Kelin merhemi olsa önce başına sürmez miydi? Can bağışlaması için RAB'bi, onumu kıracaktı? Bu açıktan açığa yani Rab yerine, bir insana / Sidkiya'ya sığınmak ölümün Tanrı elinde olmadığını söylemek değil mi?

Tanrıdan görünümler alıp, Tanrının isteklerinin duyurularını yapan. Öküz / Buzağı / Boğa BOYUNDURUĞU takarak "ALTIN BUZAĞI yapımcısını KOHEN atayan, kabilesi Put yapımcıları LEVİLERİ kutsayıp TAPINAK görevlisi yapan, Put suyunu içmeyenleri öldüren Levileri nesiller boyunca toplumun seçkinleri ilan eden TANRISININ sözde DUYURULARINI yayan Yeremya, "Canı için Tanrısı yerine Sidkiya'ya sığındı" demenin başka bir izahı olabilir mi?

Bu vurgu içinde / bu vurguya bağlı olarak Sidkiya'ya Tanrı adına CANININ ALINMAYACAĞINA dair, teminat veriyor. Sidkiya'da Tanrı inancının ne derecede olduğunu gösteren ifadeyle, Yeremya ile aynı kalıp içinde Yeremya'ya "CANINI ALMAYACAĞIM" diyor. Ve CAN teminatı veren, Tanrı adına CAN teminatı verdiğinden Can teminatı alınca "ÖLMEYECEĞİM" diye RAHATLIYOR.

Sidkiya'da "madem benim canıma teminat veren sensin, o halde bana neden canın için yalvarıyorsun" diyeceğine, canını bağışladım dediği / canı elinde olan insanın, canı için TANRI ADINA verdiği teminatı kabul ediyor. Bu satırların aldığı metinleride birileri "ÖLÜME HÜKMEDEMEYEN seçilmiş tanrının, TANRISAL bildirimleri" diye ortalığa sürerek "peşine takılanın NİTELİKLERİ bunlar" diyor.

Yeremya aracılığı ile; Yeremya'nın da "TANRI" dediğinin "Görünümler aldım" dediğinin, "şunu bunu yapacak" dediğinin yani; onların "gördüm, görmüşmüş, dediki, demişmiş..vb" ifadeleri ile oluşturulmuş kitapların da, "RAB / TANRI" diye sunduklarının ÖLÜME hükmeder olmadığını açıklayanlar ne anlatmak istemiş olabilirler?

Kendi canını HER ŞEYE EGEMEN" dediği / diyerek tapılmasını istediği TANRI yerine SİDKİYAYA emanet eden Yeremya yada adına kitaplar yazanlar yüzsüzlüğün böylesi dedirtebilecek bir yaklaşımla, SİDKİYAYA canını HER ŞEYE EGEMEN TENRIMIZ BAĞIŞLAYACAK" diyorlar. Kendi canı Tanrı yerine Sidkiyaya, Sidkiyanın canıda Yeremya'nın hiç güvenmediği TANRI dediğine emanet ediliyor.

Yeremya.......38:17 Bunun üzerine Yeremya Sidkiyaya şu karşılığı verdi:‹‹İsrailin Tanrısı, Her Şeye Egemen RAB Tanrı diyor ki, ‹Babil Kralının KOMUTANLARINA teslim olursan, CANIN BAĞIŞLANACAK, bu kent de ateşe verilmeyecek. Sen de ailen de sağ kalacaksınız.

Gerçektende Yeremya Tanrı dediğinin kendisini koruyamayacağından korkuyor ve Krala sığınıyor. Ama hakkını yememek lazım Tanrı olarak GÖRÜNÜMLER aldığı "senin kılıçla öldürülmekten kurtaracağım" sözünün arkasında durduğunu (bu söz Yeremya öldükten kaç yıl sonra yazıldıysa) gösteriyor.

Kılıçla öldürülmiyeceksin demek "ÖLMEYECEKSİN mi" demek oluyor, yoksa KILIÇ dışında herhangi birşeyle (geleneksel taşlama gibi) ÖLDÜRÜLECEKSİN" demek mi oluyor? Geleneksel taşlama olarak ölmenin ÖLME olarak kabul edildiği Tanrı denilenin "ÇÜNKÜ BANA GÜVENDİN" demesinden anlaşılıyor. Bana güvendin Kılıçla ölmeyeceksin, canını kurtaracaksın" denilen Yeremya O YIL TAŞLANARAK öldürüldüyse başka hangi sonuç çıkarılabilir?

Yeremya.......39:17 Ama O GÜN SENİ KURTARACAĞIM diyor RAB KORKTUĞUN ADAMLARIN eline teslim edilmeyeceksin.
Yeremya.......39:18 Seni KESİNLİKLE kurtaracağım, KILIÇLA  öldürülmeyeceksin. Hiç değilse canını kurtarmış olacaksın. Çünkü bana güvendin, diyor RAB.› ››

Yeremya'nın korktuğu kim / kimler olabilir? Nabukadnessar olmadığını kendileri söylüyorlar.

Yeremya.......39:11 Babil Kralı Nebukadnessar, muhafız birliği komutanı Nebuzaradan aracılığıyla YEREMYAYLA ilgili şu buyruğu verdi:
Yeremya.......39:12 ‹‹Onu sorumluluğun altına al, ona iyi bak, hiç zarar verme, senden ne dilerse yap.››
Yeremya.......40:2 Muhafız birliği komutanı Yeremyayı yanına çağırtıp, ‹‹Tanrın RAB buraya karşı bu felaketi belirledi›› dedi,

Yeremya.......40:4 ....Benimle Babile gelmeyi yeğlersen gel, SANA İYİ BAKARIM; ..... Bak, BÜTÜN ÜLKE ÖNÜNDE! İyi ve doğru bildiğin yere git.
Yeremya.......40:5 VALİ.....GEDALYANIN yanına dönüp onunla birlikte halkın arasında yaşa ya da istediğin yere git.›...Yeremyaya yiyecek ve ARMAĞAN verip yoluna gönderdi
Yeremya.......40:6 Yeremya Mispaya, Ahikam oğlu GEDALYANIN yanına gitti. Onunla ve ülkede kalan halkla birlikte orada yaşamaya başladı.

Korktuğu adamların BABİL'liler olmadığını söylüyorlar. Korktuğu adamlardan kendisini kurtaramayan, Tanrı olarak görünümlü görüşmeler yaptığına güvensizliğini dile getirmesinin boşuna olmadığını TARİH yazar. Tanrı sözü kitaplarında yazanlara ve Tanrı sözlerine nazire yapar biçimde, o yıl / Sidkiya'nın gözlerinin kör edilip oğullarının öldürüldüğü yıl (M.Ö. 586) kaçtığı Mısır'da kendi halkı tarafından KILIÇLA değil ama gelenekler gereğince TAŞLANARAK öldürülüyor.

   
  yeremya kehanet
   
  CENNET ASLA ve ASLA BİR KULUN HAK EDEBİLECEĞİ, KAZANABİLECEĞİ BİR AHİRET YAŞAMI değildir. CENNET "ALLAH'ın" DİLEDİĞİNE MÜKAFAT OLARAK LÜTFEDECEĞİ BİR MAKAMDIR. Cennete vize verenler, "ALLAH'ın" vereceği ödülü de yok sayıyorlar, yok etmiş oluyorlar. Kafalarındaki, göğüslerinde besledikleri, gönüllerinde yaşattıkları BUZAĞI'larını yetkili ilan etmeye, yetkili sandırmaya yani; KENDİLERİNİ ve elbette takipcilerini ikna etmeye çalışıyorlar.

Ama isteyen ve arzu edenler için ÇAĞIRICININ da dediği gibi, ATALARIN yazdığı ve yazmadığı inanılan her hangi birşeylede, vaad ettikleri SONSUZ yaşamlı ÖLÜMÜN ASLA olmadığı bir ebedi hayata gitmek mümkün.
Sıcağa dayananlar için,
HARARETİNE katlanabilecek olanlar için,
yemeklerden SÜREKLİ SICAK ama çok sıcak servis sevenler için,
ÖLÜM defalarca istense bile, hiç gerçekleşmeyecek bir yer arayanlar için,
ŞEYTANIN CENNETİ sayılan CEHENNEME gitmek "DOĞRU SÖYLEYENLERDENİM" diye YEMİN EDENLERİN peşine takılmakla çok kolay hale getirilmiş durumda. Böyle bir seçeneği isteyenler için, elbette, YOLU gösteren, ATEŞ DOLU sınırsız sayıda kitaplar ve öğretiler mevcud.

Üstelik sayıları milyonlarla ifade edilen DİN MASKELİ ücretsiz rehberler eşliğinde. Tur boyunca yani SONU OLMAYAN zaman boyunca / UCU AÇIK zaman süresince her aktivasyona İŞTİRAK edecek REHBERLER eşliğinde.Turu tavsiye edenlerle birlikte geçirilecek SONSUZ yaşama, ÖLÜMÜN OLMADIĞI yaşama ulaşabilmek, sadece kalpleri katılaştırmaya ve düşünceleri kilitlemeye bağlı.
   
  Luka............1:68 «İsrail'in Tanrısı olan Rab'be övgüler olsun! Çünkü HALKININ yardımına gelip onları FİDYEYLE KURTARDI.
Yeşaya........43:3 Çünkü senin Tanrın, İSRAİL'in KUTSALI, Seni kurtaran RAB benim. FİDYEN olarak MISIR'ı, SANA KARŞILIK Kûş ve Seva DİYARLARINI VERDİM.
Hoşea.........13:14 ‹‹Onları FİDYEYLE kurtaracağım ÖLÜLER DİYARININ ELİNDEN, Ölümden FİDYEYLE kurtaracağım. Felaketin nerede, ey ölüm? Yıkıcılığın nerede, ey ölüler diyarı Hiç PİŞMANLIK duymayacağım.
   
  Ölümü yok etmek için onu tesirsiz bırakmak için, ölüm diyarının sahibine neleri FİDYE OLARAK vermeyi gözüne kestirdiyse, onları kaybetmekten pişman olmayacağım diyor. Mısır'dan pişmanlık duyuyor mu? Sözcülerine / yerine konuşanlarına sormak lazım.

Pişmanlığı bilinmez ama yaptığı fedakarlık dediği AZAZEL korkusuyla yaptığı mecburi geri çekilme eylemini, sonradan saplandığı ve halkım dediği topluluğunun başına kakarcasına söylüyor /söyletiliyor.

Tanrı olarak benimsedikleri, ölüme bile muktedir değilse bu işte bir şeyler var demektir.
Eğer ECEL, Tanrı olarak işaret ettiklerinin kontrolünde değilse bu durumda TANRI dediklerinde bir gariplik var demektir.

Tanrı dedikleri, "KULUM" dediklerinin ölümlerini FİDYE / RÜŞVET vererek kurtardığını söylüyorsa, ortada ÇAKILMIŞ (çakma) OLDUĞUNUN farkında olan, ama TANRICILIK oynayan / TANRICILIK oynatılan bir ÖLÜMLÜ bir VARLIK var demektir.

Yaratılmış oduğunun bilincinde, hiçbir yetisinin olmadığını kavramış İKON TANRISI ilan edilmiş bir varlık var demektir.
Köşeye koyulup tozu hergün alınma yerine, göğüslere oturtulmuş, gönüllere içirilmiş böylelikle sürekli parlatılabilen SANAL PUT TANRI var demektir.

   
  Takipcileri açısından işin en kötüsü, İSRAİL TANRISINDAN korkmayan, SON SÖZ SAHİBİ olması nedeniyle herşeye egemen dedikleri TANRILARINI korkutan, BAĞIMSIZ hareket eden, baş edilemez yenilmez güce sahip olarak tanıtılan ÖLÜM DİYARININ sahibi, TANRILARIN TANRISI boyutunda. Yani İsrail Tanrısı ağzından, dolaysıyla takipcisi oğul Tanrı ağzından BİZİ BOŞUNA HAYALLER KURUP TAKİP EDİYORSUNUZ itirafları var.

Sandığınız gibi bizim birşeylere gücümüz yeter durumda değiliz diyen uyarıları var. Her harfi Tanrıdan dedikleri ortak kutsal kitaplarının sözlerinde BU İTİRAFLARI onaylıyor. KUTSAL METİN YAZARLARININ gelecek kuşaklara bırakmış olduğu "BİZ UYARMIŞTIK" notu gibi kitaplarına yazılmış..

İSRAİL TANRISININ ve ona BABA diye tapınmış olan OĞUL TANRININ, Nemrutvari sallamalarında kullandıkları "ÖLDÜRÜR ve HAYAT VERİRİM" sözünün, asıl RUHSAT SAHİBİ olarak itiraf ettikleri (ölüm korkularını yenebilmek, tekrar dirilişin gerçek olduğuna iyice inanabilmek için çaresizliklerine çare türetmiş olmanın mutluluğu ile itiraf ettikleri acizlikleri, "Tamam işte FİDYE vererek kurtulacağız/ kurtaracak" çözümü / çıkartımı) GÜCÜNE NİHAYET olmayan TANRI kıvamında.

   
  LUKA'da, diğerler kutsal metin yazarlarıda defalarca İSRAİL TANRISINA her konuda ve mensubu bulunduğu İNANÇ SAHİPLERİNİ kurtardığı için ÖVGÜLER sunuyor.
Muhalif dinin Tanrı inancı içinde yer alan TANRI olsa yani,Yahve kendi Tanrısı değilde başka bir inanç sisteminin Tanrısı olsa, KUZU'yu anlattığı kitapta ona neden övgüler düzsün.

Oğul Tanrı Baba Tanrıyla aynı özden değiller miydi?
Oğul Tanrı BABA Tanrının "SÖZ'ü" değil miydi?
Tüm yaratılışta da bulundu denilen ve BABA Tanrının sağında otururken gördükleri, DÜNYA'da ki görevi icabı görev icabı bedenlendiği MÜJDELERİYLE anlatılan OĞUL TANRI değil miydi? ..vb..

O halde Oğul Tanrı ile İsrail Tanrısı (İlah tekliğinin söz konusu olduğu inanç sistemi içinde) neden farklı TANRILAR olsun. BÖYLE BİRŞEY OLABİLİR Mİ? Bu durumda; Baba Tanrı Oğul Tanrısıyla birlikte herşeyi yaratan konumda iken, YAHVE adı altında kitapları indiren, Yaratılışı düzenleyen KORSAN TANRI kim?

Üçü-bir olmayı da "söz" olarak arada eritip, TEK İLAHLI din iddialarını sürdürüyorlasa; bu durumda İsrail'in / Yakup'un TANRISI / Yahve, ya! BABA TANRIDIR ya! da OĞUL TANRININ bayrağı devralıp TANIM İSMİNİ değiştirdiği kendisidir.

İsrail Tanrısı; Kitabı alınan, övgüler düzülen, Oğul Tanrılarının tapındığı, Tanrı olarak kabulleri içinde yer alan nasıl olurda sırra kadem bastı muamelesi görüyor olabilir. Edinilen Tanrı işarertli olan ÖLÜMLÜ bir VARLIKSA, elbette ECELİ geldiğinde, o çok korktuğu ÖLÜM DİYARINA hareket edecek olan SESSİZ GEMİSİNE bindirilecektir.

Yaratılıştan beri VAR olan, kitapları her harfi Tanrıdan denilerek kutsallarının arasına alınan birden bire yok sayılıveriyor. Ha! HER HARFİ TANRIDAN" derlerken, eli kalem tutan kutsal metin yazarları olan ATALARINI kasdetmemişlerse.

Luka............1:68 «İsrail'in Tanrısı olan Rab'be övgüler olsun! Çünkü HALKININ yardımına gelip onları FİDYEYLE KURTARDI.
Yeşaya........43:1 Ey YAKUP SOYU, seni yaratan, Ey İSRAİL, sana biçim veren RAB şimdi şöyle diyor: ‹‹Korkma, çünkü SENİ KURTARDIM, Seni adınla çağırdım, sen benimsin.
Yeşaya........43:3 Çünkü senin Tanrın, İSRAİL'in KUTSALI, Seni kurtaran RAB benim. FİDYEN olarak MISIR'ı, SANA KARŞILIK Kûş ve Seva DİYARLARINI VERDİM.

Havari Markos'ta aynı Rab'be inanıldığını, YAHVENİN BEN VERDİM DEDİĞİ KİTAPTAKİ ifadeyi kullanarak belirtiyor.
Markos......12:29 İsa şöyle karşılık verdi: «En önemlisi şudur: `Dinle, ey İSRAİL! Tanrımız olan Rab tek Rab'dir.
Yasa Kitabı....6:4 ‹‹Dinle, ey İSRAİL! Tanrımız RAB tek RABdir.

Bu maddeleride, tanıklıklarıyla KEFİLLENDİRİP bu günkü inanç takipcilerine iletenler KUTSAL METİN YAZARLARI değil miydi? Bu tanıklığı yapan, nakleden övgüleri yapan LUKA değil mi? O halde başka bir Tanrı olma ihtimali var mı? Tabii; eğer bir varlık TANRI diye baş tacı edinilmemiş ve insanlar ATEŞE yönlendirilmemişse. Edinilmişliğe MANTIKLI bir örnek, FİDYE konusundan devam edilerek -EDİNİLMİŞLİK iddiası- delillendirilebilir.

Hoşea.........13:14 ‹‹Onları FİDYEYLE kurtaracağım ÖLÜLER DİYARININ ELİNDEN, Ölümden FİDYEYLE kurtaracağım. Felaketin nerede, ey ölüm? Yıkıcılığın nerede, ey ölüler diyarı Hiç PİŞMANLIK duymayacağım.

Görüldüğü gibi; yukarıdaki varsayımlar çercevesi içinde, İSRAİL TANRISININ ve ona BABA diye tapınmış olan OĞUL TANRININ, Nemrutvari sallamalarında kullandıkları "ÖLDÜRÜR ve HAYAT VERİRİM" sözünün, asıl RUHSAT SAHİBİ olarak itiraf ettikleri (ölüm korkularını yenebilmek, tekrar dirilişin gerçek olduğuna iyice inanabilmek için çaresizliklerine çare türetmiş olmanın mutluluğu ile itiraf ettikleri acizlikleri, "Tamam işte FİDYE vererek kurtulacağız/ kurtaracak" çözümü / çıkartımı) GÜCÜNE NİHAYET olmayan TANRI kıvamında. Özetle; Tanrı diye ortaya sürdükleri ise ne ölüme ne ecele hükmedebiliyor.
   
  TEK, GÜÇ YETİRİLEMEZ, ÖLÜMSÜZ, HERŞEYE HÜKÜMRAN (ölüme hükmeden ecele, ecele hükmeden herşeye hükmetmiş olur. Tüm iş-ve oluşu kontrol eder) olduğu, İsrail Tanrısı tarfından da, kutsal metin yazarları tarafından da kabul edilmiş bir TANRISAL GÜÇ durumu söz konusu olduğu anlaşılıyor.

PAZARLIK GÜCÜ çok yüksek olan, ÜST DURUMDA olan, ASLA ve ASLA edindikleri TANRILARI gibi olmayan YAPTIRIMCI bir kuvvet olarak algılanmış olduğu bu FİDYE ifadesinden anlaşılıyor.

Ölüm Diyarı olarak İSİMLENDİRİLEN Fidyesiz / rüşvetsiz haraçsız iş yapmadığına göre / yapmayacağı sanıldığına göre, "herşeyi yarattı" denilen İsrail Tanrısının yalanını İTİRAF ETTİRECEK kadar gözleri korkutmuş, ÇARESİZLİĞİ yaşatmış TANRI konumunda.

Razı edilmediği sürece ÖLDÜRMEKTEN de vazgeçmeyeceği İTİRAF ifadelerinden anlaşıldığına göre; ÖLÜM DİYARI denilen CANLI, BİLİNÇ SAHİBİ, OTORİTER, ASTIĞI ASTIK ÖLÜMSÜZ bir üst düzey TANRI pozisyonunda.

İşin en kötüsü, İSRAİL TANRISINDAN korkmayan, SON SÖZ SAHİBİ olması nedeniyle herşeye egemen dedikleri TANRILARINI korkutan, BAĞIMSIZ hareket eden, baş edilemez yenilmez güce sahip olarak tanıtılan ÖLÜM DİYARININ sahibi, TANRILARIN TANRISI boyutunda.

 


  İman ettik diyenlerin / SANANLARIN içine düştükleri durumun vahametini okuyabiliyor musunuz?
Acınacak hallerini görüyor musunuz?
Kitapları yazanların zavallı hallerini hissedebiliyor musunuz?
Tutulan yolun ve gidilen istikametin ÇARESİZLİKLER içinde sevkiyatlarına devam etttiğini resmedebiliyor musunuz?

İnsanlar sonsuz hayata, bal ve süt akan nehirlere ulaşacağız diye işaret edilen bir olgunun peşine takılıyorlar.
Kutsal metin yazarları "gördüm, gördü, dedi" gibi sözlerle tanıklıklarını ortaya koyup insanları işaret edilene yöneltiyorlar,
İşaret edilende evet ellerinizdeki kitaplar bendendir diyor / dedittiriliyor.

Tüm bu söylenenlere, din adamlarının yaldızlamalarına, kanarak İNANIP TAPINAN insanlara; sonsuz hayat için FİDYE verilerek geçiş yapılacağı duyruluyor.

İnanmış Tanrısının, kitaplarının, din adamlarının dediği gibi yapmış direk sonsuz hayata geçeceğini umarken, ortada daha pazarlığı ve antlaşması yapılmamış olan FİDYE sorunu ile yüz yüze geliyor. Ortada halledilmiş hükümran olunabilinen hiç birşeyin olmadığını gösteren acı gerçekle karşılaşıveriyor.

Çünkü Tanrı olarak işaret edilip peşine taktıkları varlık ÖLÜME HÜKMEDEMİYOR, Ölümden çok korkuyor. "Ölümden FİDYE verir kurtulurum" mantığını kendisine karakter edinmiş bir yaratılmışla, YÜZYÜZE geliveriyorlar.

Tanrı olarak benimsenenin durumu ortada. Açıkca acizliğini, kendinden üst olanların olduğunu, Mısır'ı fidye verdim demekle ortaya koymuş. Fidye VEREREK işlerini halledeni TANRI olarak işaretlemiş DİN SİSTEMİ ve TANRI inancı.

Ve o TANRININ sözüne güvenerek KURTARICI bekleyen insanların birçoğu belkide, O GÜÇ YETİREMEDİĞİ anlaşılan ÖLÜLER DİYARININ sahibine FİDYENİN BİR PARÇASI olarak teklif edilecek / teslim edilecek. Edindikleri Tanrılarının vereceği hiç birşeyi kalmamışsa başka ne yapabilir? HÜKMEDEMEDİĞİ yerlerden ve insanlardan birşeyler verebilmesi söz konusu olamaz ki? Onlar zaten ifadeden anlaşıldığı kadarıyla, EDİNDİKLERİ TANRILARININ elinde ve kontrolünde değil. Eğer kontrolünde ve elinde olsaydı vermiş olduklarından dolayı neden PİŞMANLIK duyma ihtimalini hissedipte "PİŞMAN OLMAYACAĞIM" vurgulamasını yapmış olsun.
   
  Hal böyleyken edindiğiniz ve Tanrı sandığınız varlık, kendi KURTULUŞU için, Mısır gibi sizleride FİDYE olarak verirse ne yapacaksınız. Gözünüze kestirdiğiniz bölgede yani Müslümanların olduğu bölgede, edindiğiniz tanrının vereceği bir şeyde yok.

O bölgenin neredeyse tamamını MÜSLÜMANLARA / MÜSLÜMANLIĞA bırakıp, en son edinilmiş olan OĞUL TANRI adı altında takipcileriyle birlikte tasını tarağını toplayıp, İMAN BÖLGESİNİN / PEYGAMBERLER BÖLGESİNİN dışına çıkmadı mı?
Gelişmesinin temellerini attığı Anadolu'dan da dışlanarak sürdürmedi mi?
En sonunda EDİRNE sınırı onun için geçilmez, AŞILMAZ bir SET haline gelmedi mi?
Çanakkale'den zorlandığı halde girilebildi mi?
Anadolu'da tutunmaya çalışıldı tutunulabildi mi?
O halde Tanrı olarak edindiğinizin FİDYE verme imkanına sahip olduğu kabul edilirse (kabul edenler ona Tapanlar) FİDYE olarak vereceği ne olabilir?

Elinde vereceği, sadece sizlerin üzerinizde İNANÇ mevcudiyetinizi sürüdürdüğünüz topraklar kaldı. Sonsuz hayat için nereleri fidye olarak veripte sizleri kurtaracağını düşünüyorsunuz? Ölüme etkisi olmayan, öldürmeyi ve hayat vermeyi ancak, Hz. İbrahimle tartışan NEMRUT kıvamında algılayan, ölümden çok korkan,Tanrı olarak edilenin sonsuz hayat çözümleri de ancak böyle olur.

Ölüme hükmedemeyen "AMA TANRIYIM" diyenin, hangi sözüne güvenerek imanlar teslim ediliyor? Ölüme hükmedemediğinin farkında olan, hatta o kadar farkında ki yalandan yere "sizleri kurtaracağımda"diyemiyor. FİDYE vererek kurtaracağım diyor. Ölüm ve Ecel hükmünü tayin edeni, çölde rüşvet verdiği AZAZEL gibi algılıyor olacak ki, bu işleri sunuyla, fidyeyle halledeceğini zannediyor.

TANRIYIM diyen / TANRIMIZ diye ortaya sürülen, kendinden başka çok güçlü ECEL tayin edicisi olduğunu biliyor. TANRIMIZ denilenin hali açıkca "BUYRUN CENAZE NAMAZINA" tavında.
   
  "Herşeyi yarattı" diye ortaya sürülen ama ölüme hükmedemediği bilinen ve "ölümden fidyeyle kurtulabilirizi" düşünen yazarların bulduğu çözüm başka nasıl olabilir?. Halkı VERECEĞİ RÜŞVETLE kurtulacağını söyleyen / söylettirilen TANRIMIZ denilen ve ona bu sözleri söyleten cücük beyinli kutsal metin yazarları.

Hoşea.........13:14 ‹‹Onları FİDYEYLE kurtaracağım ÖLÜLER DİYARININ ELİNDEN, Ölümden FİDYEYLE kurtaracağım. Felaketin nerede, ey ölüm? Yıkıcılığın nerede, ey ölüler diyarı Hiç pişmanlık duymayacağım.

Misafir olarak girdiğiniz, silah zoruyla durduğunuz toprakların inançsızlığı kusmayacağını mı sanıyorsunuz? Açıkca belli olan yaratılmış olan varlığın sözüne güvenerek peşlerine takılıyorsunuz. Eğer din gününde yazarlarınızın ve onların hayat verdiği edindiğiniz Tanrınızın dediği gibi, FİDYE söz konusu olsaydı, HİÇ ŞÜPHENİZ OLMASIN, o edindiğiniz TANRIMIZ dediğiniz varlık, o günün dehşetinden kurtulabilmek için, hepinizi fidye olarak veriridi. Takıldığınız, arkanıza taktığınız, kendinize siper yapmaya çalıştığınızla o iman bölgesine hükümran olamazsınız.

Eğer öyle sanıyorsanız, siz SAMİRİNİN BUZAĞI örneğini iyi algılamamışsınız demektir. Yada görmemezliğe geliyorsunuz demektir. Belkide çölde Buzağı suyunun gerçekten içirilerek böğürenin sahibi olduğunu sanıyorsunuz. Unutmayın, Ahit'te ki o satırlar, Buzağı hikayesinden belki 1000 sene sonra yazılmış sözler.

Yahudi zihniyetiyle biz Putperesiz MANİFESTOSU olarak kalem alınmış Ahitteki buzağı hikayesini bırakıp, "KUR'AN'I KERİM'de" ki, "SAMİRİNİN BUZAĞI" kıssasını iyice amel edip yorumlamaya çalışın. Sadece şu soruların cevaplarını bulmanız bile yaptığınız tüm planların boş olduğunu gösterir.
Elçinin (Peygamber. Melekler için elçi tanımı kullanılmıyor.) izi nerede görülmüştü?
Altına karıştırılarak elde edilen BUZAĞI neden böğürtü sesi / feryat sesi çıkarmıştı?
Hz. Musa buzağıyı erittikten sonra içindeki maddeyi neden ayrıştırdı?
Ayrıştırıp, toz haline getirdiğiı maddeyi, neden bulundukları Sina civarındaki Çöl kumlarına atmadı da, geçtikleri Denize kadar gidip attı?
   
  İsrail'in Tanrısı, "Kurtaracağım" dediğine göre ortada kesin olan bir AHİTLEŞMEDE yok. Anlaşıldığına göre; önce bir defa ölünecek ki, ölenlerin arkasından "bunlar ölüyor, gidende gelmiyor, acaba bizde gidersek bir daha gelemiyecek miyiz?" diye abuk-sabuk sorular gündeme taşınıp ortalık bulandırılmayacak. BAL ve SÜT akan nehirlerin olduğu sonsuz yaşam ve gücüne nihayet olmayan hayatın sürüleceği ÜLKE tezi sulandırılmayacak.

Tüm bunlardan sonra, "ÖLÜMÜN ELİNDEN KURTARACAĞIM" diye söz verenin, RÜŞVET / FİDYE işini halletmesi ve ÖLÜM DİYARI sahibinin yani ECELE hükümran olanın elindekileri vermeye razı gelmesi BEKLENEMEYECEK. Çünkü söz verende ölümlü. O'da, SUR'a 1. üflenişte yolculuğa çıkamak için SESSİZ gemide yerini alacak. Yeniden hesap günü için dirilmeyi bekleyecek.

Görüldüğü gibi ölüm SUR'a üflendiğinde (Kıyamet) YARATILMIŞ olan, ÖLÜME hükmedemeyen, ECELİ tayin edemeyen her KULUN başına gelecek bir olay.
SUR'a ikinci kez üflendiğinde (Fidye falan vermeye gerek kalmadan) Ölümden sonrada herkez DİRİLECEK. Bunda hiç şüphe yok.
Örtükleri, ortalıktan kaldırdıkları VAHİYLERDEN biliyorlar ki bu anlatılanların hepsi yaşanacak.
DİRİLME olayında edinilmiş Tanrının söz vermiş yada vermemiş olmasıyla ilgili bir durumda söz konusu değil.
SONSUZ HAYAT sürme hayali YALAN değil. Her yaratılan Sonsuz yaşamı sürecek. Ama ATEŞ içinde, ama YEŞİLLİKLER içinde.

Sonsuz yaşama geçmek başarı değil.
Asıl mesele dirildikten sonra gidilme ihtimali olan CEHENNEMDEN kurtulabilmek.
Dirildikten sonra ARAFAT'ta toplanıldığında CENNET EHLİNİ simalarından tanıyacak olanları yanında olabilmek.
SONSUZ yaşamı, BAL ve SÜT akan nehirlerin olduğu yerde sürdürebilmek.

   
  Sonsuz yaşam, imkansız yada bazılarına has bir süreç değil. Her yaratılanın tadacağı ama tatlı ama acı bir YAŞAM. Sonsuz yaşamı sürmeyecek, yani onların deyimiyle İLK ÖLÜMDEN geri dönmeyecek kimse yok. Ölümden dönüldükten sonra bir daha zaten ÖLMEK yok. Hatta "YETİŞ EY ÖLÜM" diye yalvarılsa bile. ÖLMEK İSTİYORUZ, neredesin ÖLÜM" diye yırtınılsa bile, DİRİLDİKTEN sonra / ÖLÜMDEN geri geldikten sonra bir daha ÖLMEK yok. Bana ait olanlar kurtulacak diğerleri ÖLÜLER DİYARINDA kalacak diye birşeyde söz konusu değil. Çünkü bazıları için ÖLEBİLMEK, EN BÜYÜK KURTULUŞ OLACAK gözüküyor.

Görüldüğü gibi Sonsuz hayata geçememek diye bir durum yok. Ölüler diyarında kalacağım diyede bir şey yok. Ucuza kurtulmanın yolu ve yordamı da yok. Önemli olan, (Dünya imtihan etapları sonucunda) sonsuz hayatı CENNETTE sürdürebilme LÜTFUNA NAİL olabilmek. Lutfa nail olabilmek için, LÜTUF SAHİBİNİN VAHİYLERİNE UYMAK gerekir.

YARATILIŞA, ÖLÜME, ECELE, AHİRETE, HESAP GÜNÜNE HÜKÜMRAN OLAN / SAHİBİ OLAN "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'A" İMAN ETMEK GEREKİR.

ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH ile gittikleri yol nedeniyle bir bağları kalmadığını bilenlerin derdi ise, HESAP GÜNÜ olmadan Dünya üzerindeki yaşamlarını sürdürebilmek. Secde ederek girmedikleri bal ve süt nehirlerine açılan kapılardan yine secde etmeden, hesap vermeden geçebilmek.

Yoksa Tanrı adına konuşanlar, TANRIYI OYNADIKLARI için ahkamlar kestiklerini biliyorlar. EDİNDİKLERİ yada SANDIRDIKLARI TANRI adına kitaplar yazanlar emirler verenler "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" adına KONUŞULAMAYACAĞININ İDRAKİ İÇİNDE OLAN İNSANLAR.

Gittikleri yoldan, böyle bir MUTLU bir sona ulaşılamayacağını, ÜZERLERİNİ ÖRTTÜKLERİ VAHİYLERDEN ÖZ OĞULLARINI BİLDİKLERİ gibi bilenlerin (FİDYE olarak bir kişi için Dünya dolusu altın verilse bile, kabul edilmesinin söz konusu olmadığı) DİN GÜNÜNDEKİ hesaptan kurtuluş için sarfedecekleri lafları kalmamış olmalı ki, (şartları ve durumu bildiren) örttükleri Vahiylerin yerine YALDIZLADIKLARI FİDYE kelimesini sıkıştırıvermişler.

Sarfettikleri sözlerin sadece TAKİPCİLERİNİ KANDIRMAYA yönelik sözler olduğunu bilenler, var güçleri ile KABALA kökenli Vahdet-i Vücud (Varlık Birliği) açılımlarına / çıkarımlarına / varsayımlarına CAN KURTARACAK SİMİT olarak sarılmış bir halde, dört koldan VARLIK BİRLİĞİ çalışmalarını sürdürmektedirler. Felsefi görüşlerle yapılandırdıkları hayalleri doğrultusunda faaliyetlerini aralıksız sürdürmektedirler.

   
  Vahdet-i Vücut'un ve Kabalanın gerçek görüşüne göre; Evrende Tanrıdan başka hiç birşey yoktur.Yani herşey TEK'tir.Varolduğunu sandığımız herşey Tanrı'nın bir parçasıdır. Yani YARATAN ve YARATILAN yoktur. (onların anlayışına göre Yaratma yerine yapma, meydana getirme vardır.)

Sanılarını oluşturan düşünce İKLİMLERİNE göre; Madem ki her şey Tanrının parçası o halde herşey, Tanrı ile birlikte VAR OLMUŞ olmalı. Daha sonradan Tanrı "OL" diyerek birşeyi yaratmış olmamalı.

Hep var olan Tanrı herşeyin BÜTÜNÜ / TAMI olmalı, BÜTÜNÜ bozacak hiçbirşey, TANRI tarafından "OL" diyerek yaratılmış olmamalı. Çünkü sonradan "OL" diyerek yaratılmalar olursa yada var kabul edilirse; bu durumda EVRENDEKİ HERŞEY TANRININ PARÇASI OLAMAKTAN ÇIKAR. YOKTAN VAR EDİLMİŞ SINIFINA GİRER.

Böyle bir kabulse elbette Kabalacıların Vahdet'i Vücud'cuların, Varlık BİRlik'cilerinin, "TEK ve BİR" özlemcilerinin HAYALLERİNİ yıkar ve UYKULARINI kaçırır. Onlara göre Tanrı; Ancak birşey isterse sistemi ve akışı bozmadan ve en önemlisi hiçbirşeyi yok etmeden İNŞAA ETMİŞ / İMAL ETMİŞ / YAPMIŞ olmalı. Yok ederse Tanrı kendinden birşeyleri tamamen yok etmiş olur.

Bu inancı hayallerinin DİNAMOSU yapmış olanlara göre; Tanrı evrendeki herşeyi, kendinden bir parça olarak, belli görevler vererek serbest bırakmış. Tanrının İnsanı kendine benzer kıldığı kabul etmişler hatta tüm Tanrı nitelendirmelerini İNSAN SİLÜETİ formunda resmetmişler. Hem düşüncelerinde hem tablolarında ikonlarında.

Bu akımın İTTİFAK ortakları, Tanrının yer yüzünde YANSIMASININ İNSAN olduğunu HAYALLERİNİ güçlendirmek için görüşleri içine dahil etmişler. Elbette bu dahiyane kabullerinden de çok mutlu olmuşlar. Nasıl mutlu olmasınlar, nasıl BAL ve SÜT akan nehirleri VAAD etmesinler, hemde yanında SONSUZ YAŞAM promasyonuyla.

ATALARI Tanrı insanı kendine benzer kıldı diye kitaba yazmış, takipcileri ise; Tanrının kendine benzer kıldığı İNSAN yaratılmış değil, TANRIDAN BİR PARÇADIR saptamalarıyla bu kurtuluş hayallerini DORUK noktalarına taşıtmışlar. "Kendin pişir kendin ye" olayı söz konusu ama burada PİŞİRENLER PİŞİRENİ yiyecekler gibi gözüküyor. Oysa ortada pişen bir şey yok sadece yakılmış bir ateş var.

Neden mutlu oldukları ortada değil mi? Tanrı eğer Evren'i meydana getirense, yani EVRENİN TAMAMI ise yada Evren onun yansımasıysa o halde kendi silüetinde, kendine benzer ve kendinden bir parça olarak yarattığı İNSANDA, KÜÇÜK EVREN sayılır.

Tanrıda var olan bütün unsurlar, yansıması olan İNSANDA DA olmak zorunda çıkarımı, VAHDET-İ VUCUD'cuları, VAHDET-İ MEVCUD'un EVREN OLARAK VAR OLDUĞUNA ve insanlarında onun bir parçası durumunda olduğuna iyice inandırmış (VAHDET-İ MEVCUD: TANRI =EVREN özdeşliği çerçevesi içinde Meteryalist bir düşünce denilebilir. Evrenin tamamı için kullanılıyor). Tıpkı: MAKRO-KOSMOS'u (Macrocosmos) meydana getiren MİKRO-KOSMOS (Microcosmos) ilişkisi gibi.

Tanrı içindeki, Tanrı'dan parça olan BİR'imlerin, BİR (birlik) olması sağlanabilirse, VAHDET-İ VÜCUT (Varlık Birliği) birliği de meydana gelmiş olacaktır. Böylece hayalleri olan, solagan hale getirdikleri TEK ve BİR'İ gerçekleştirmiş olacaklardır. YARATILMA OLMADIĞI SÜRECE HER YENİ BİREY TANRIDAN GELDİĞİNE GÖRE TANRI SÜREKLİ KÜÇÜLMEKTE KARŞI TARAF İSE SÜREKLİ BÜYÜMEKTE. BU DURUMDA TANRI'DAN OLMAYANLARIN NE OLMASI GEREKİYOR. ELBETTE SAPKIN OLMASI GEREKİYOR.

İmanı olanların, İman ettiği kaynağa döneceği noktasından hareketle; İMANI YOK OLAN HER BİREY, ONLAR İÇİN ÇARESİZ KENDİLERİNE KATILACAK OLAN YENİ BİR MİKRO EVREN DURUMUNDADIR

Görüldüğü gibi insanları kemdi amaçları doğrultusunda imandan uzaklaştırabilmek. Şeytan için insanın ölmesi yada ölmemesi önemli değil. Onun için ve VARLIK BİR'liği İTTİFAK mensupları için İNSANLARIN imanını kaybetmesi önemli. GÖNÜLLERE BUZAĞIYI içirtip, GÖĞÜSLERDE besletebilmeleri önemli.

Mısırdan Çıkış......32:20 Yaptıkları BUZAĞIYI alıp YAKTI, TOZ HALİNE gelinceye kadar EZDİ, sonra SUYA SERPEREK İSRAİLLİLERE İÇİRDİ

Puta çok günah diyen ama PUTUN SUYUNU toplumuna İÇİRTMEKTE HİÇ SAKINCA GÖRMEMEKLE ne demek istemiş olabilirler? BUZAĞILAR GÖĞÜSLERE demiş olabilirler mi? Bizim BUZAĞIMIZ gönüllerde yaşatılıyor demiş olabilirler mi?

iMANLARI almanın, göğüslere BUZAĞILARI yerleştirmenin en kestirme yoluda, DÜNYA İNSANLARINI KÖLELEŞTİRMEKTEN geçiyor. Herşeyleri ellerinden alınan insanların en sonunda İMANLARIDA istenecek. Tıpkı Endülüs'te Müslümanlara yapıldığı gibi.

O günün şartlarında kitaplarındaki MUSA'nın zorla put suyu içirmesinden esinlenilmiş, içmeyenleri öldürme ruhsatlı LEVİ'ler edasıyla Müslümanlara yaptıkları İNSANLIK DIŞI baskılar gibi.

Hıristiyan olamaya zorlanmalar
Hıristiyan olmamakta direnenlerin kılıçtan geçirilmesi.
Zorla yaptırılan ayinler,ayinlere katılmayanların katledilmesi,
Zorla DOMUZ eti yedirilmesi ve DOMUZ etinin Müslümanlara yedirilmesine refakat edecek olan yardım sever, DOMUZ KOLLUK KUVVETLERİNİN kurulması ve onların bu Tanrısal görevi büyük bir şevkle yerine getirmesi aynı zihniyetlerin eseri değil mi?
Domuz eti yemeyenleri sevgi ve şefkat dolu kılıçlarıyla doğramaları. Ailede fazla direnen varsa, yemeyenlerin SOYLARININ kurutulması, aynı şablonun uygulanması değil mi?
Hepsi Nasıl Olsa TANRI emri değil mi?
Onlarda Atalarının yapmış olduklarını yapmıyorlar mı?
"RAB" edindiklerinin emirlerini yerine getirmiş olmuyorlar mı?

Sonra 1492 Gırnata elveda ENDÜLÜS. Endülüs tarihini okumayan, ders almayan, fikir sahibi olmayan, Futbool, Real Madrid, Ole, Fiesta, Dostluk ayaklarına takılıp kalanlar TÜRKİYE'nin ve MÜSLÜMAN'ların başına örülen çorapları anlayamazlar. Dünyanın başına gelecekler için, İTTİFAK ortakları hariç kanaat sahibi bile olamazlar.

   
  DÜNYA KÖLELİĞİ için KÖYLEŞTİRME ve E.AHİT'ten YAHUDİLİK MANİFESTOSUNUN anlatımı olan "YUSUF& HAMAN & AÇLIK" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  DİN İNANCINDAN YAHUDİLİK ZİHNİYETİNE GEÇİŞİN ÖZETLENDİĞİ, MAKASBAŞI HİKAYELERİNDEN "MUSA & SÜNNET" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  İSRAİL TANRI'sını HARACA KESEN, FİDYE&RÜŞVET ALMADAN MISIR'daki İSRAİL'lileri, YAHVE'ye VERMEYEN "ÇÖLLÜ AZAZEL" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  SANAL LİVYATAN'ı yendirerek, EDİNDİKLERİ TANRININ "PAZU GÜCÜNÜ", EYÜP vesilesiyle duyurdukları "LİVYATAN & EYÜP" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.