but1
   
   
  İSRAİL TANRISINI HARACA KESEN AZAZEL...... İSRAİL TANRISINA SUNU SUNDURAN AZAZEL / AZAZİL
   
 

İSRAİL TANRISINI HARACA KESEN, FİDYE / RÜŞVET ALMADAN MISIRDAKİ İSRAİL'lileri YAHVE'ye VERMEYEN "ÇÖLLÜ AZAZİL / AZAZEL "

   
  Azazel'in Yezidilerin benimsediği Tavus'
   
   
   
  RÜŞVET ALMAYAN ama RÜŞVET VEREN  İSRAİL'in / YAKUP'un TANRISI.
ÖLÜMÜDE "ÖLÜM DİYARINA VERECEĞİ" FİDYEYLE / RÜŞVETLE ÇÖZECEĞİNİ MÜJDELEYEN İSRAİL'in / YAKUP'un TANRISI.
RÜŞVET ALMAYAN DERKEN "RÜŞVET ALAN TANRILAR VAR" İLANINI DOĞRULAYARAK, AZAZEL'E RÜŞVET FİDYE VEREN İSRAİL'İN TANRISI.
HALKIM DEDİKLERİNİ MISIR'I BAŞKA BİR GÜCE (Tanrı olarak kabul ettikleri varlıklardan biri olmalı) FİDYE VEREK KURTARDIĞINI İLAN EDEN İSRAİL'in / YAKUP'un TANRISI.
ÖLÜLER DİYARINA VERECEĞİ FİDYEDEN HİÇ PİŞMANLIK DUYMAYACAĞINI BELİRTEN yani OLAYLARIN SONUNU KESTİREMEYEN İSRAİL'in / YAKUP'un TANRISI

Yasa Kitabı...10:17 Çünkü TANRINIZ RAB, TANRILARIN TANRISI, RABLERİN RABBİDİR. O kimseyi kayırmayan, RÜŞVET ALMAYAN, ULU, GÜÇLÜ, HEYBETLİ, TANRIDIR,

Luka............1:68 «İsrail'in Tanrısı olan Rab'be övgüler olsun! Çünkü HALKININ yardımına GELİP onları FİDYEYLE KURTARDI.
Yeşaya........43:3 Çünkü senin Tanrın, İSRAİL'in KUTSALI, Seni kurtaran RAB benim. FİDYEN olarak MISIR'ı, SANA KARŞILIK Kûş ve Seva DİYARLARINI VERDİM.
Hoşea.....13:14 ‹‹Onları FİDYEYLE kurtaracağım ÖLÜLER DİYARININ ELİNDEN, Ölümden FİDYEYLE kurtaracağım. FELAKETİN nerede, ey ÖLÜM? YIKICILIĞIN nerede, ey ÖLÜLER DİYARI Hiç pişmanlık duymayacağım.

"Her harfi Tanrıdan, yani Kutsal Ruh denetiminde yazdırılmış olan BABA & OĞUL TANRI ikilisinin kitabı, Dünyada iken Oğul Tanrıda Eski Ahitle amel etti" diyen ve ESKİ AHİT'i KUTSAL KİTAPLARI olduğunu kabul etmiş olan (İncil adı altında derlenmiş olan. Başka bir değişle Oğul Tanrının dünyada tabii olduğu, müjde olarak yaydığı ESKİ AHİT ile öldükten sonra KUTSAL METİN YAZARLARINA Kutsal Ruh denetiminde ÖZEL MELEKLERİNCE yazdırdığını kabul ettikleri YENİ AHİT KİTABININ bütünleştirilmiş hali olan ismini İNCİL / MÜJDE koydukları kitap) HRİSTİYANLAR'da kitapların sahibinden dolayı, aslında edindikleri TANRI ve TANRILARDAN dolayı ŞEYTANA bağlı olduklarını / ŞEYTANIN ALT KADROSUNDA yer almış olana TAPINDIKLARINI söylemiş olmuyorlar mı?
     
 

  İbrani dilinde AZAZEL Tanrının kuvvetlendirdiği anlamına gelirmiş. İbrani dilinde Tanrının kuvvetlendirdiği anlamına geliyor olması onun İsrail Tanrı'sı olarak benimsenenin kuvvetinden pay aldığı anlamı çıkarılmamalı. Tanrının kuvvetlendirdiği deyimden çıkartılabilecek olan yaklaşım, Tanrının Oğulları bazında olmalı.

İnanç sistemlerinde iman zayıflatma faktörü olarak yer alan, iman zayıfladıkca ortaya dahada çok çıkan ve topluluklar tarafından "KUVVET" olarak benimsenen olgular denilebilir. Tevhid imanından uzaklaştıkca kendini gösteren bu olgular, gerek din sistemi içindeki kuvvet dengelerini oluşturmak , gerek ortaya çıkan boşlukları doldurmak, gerek tapınma ihtiyaçları gidermek için türetildikce türetilir.

ÇÖLDEKİ bir kuvvete, TEKE SUNUSU sunarak bağlılığını belirten yani; AZAZEL gücü karşısıda BİATINI yeniliyen Tanrının bir dine yön veren olarak kabul edilmeside işin komiklik boyutunu gösteriyor. Dince Tanrı kabul edilen, başka bir tanrı kabullüye / kuvvete TEKE sunusu göndertiyor.

İsrail'İN Tanrısı, sıradan bir varlığın inançlara sokularak YALDIZAMALARLA nasıl güçlendirildiğine iyi bir örnek olsa gerek.
Edindikleri Tanrıları fidye verdiği bir gücün önünde eğiliyor ve TEKE sunusu gönderilmesini TAPINMALAR arasına sokturuyor.

İsrail'İN / Yakup'UN TANRISI, iyi geçinmek, ters düşmemek için Teke sunusu gönderdiği dolaysıyla HATALARININ / Günahlarının affını istediği AZAZEL yani TAVUS yani YEZİDİLERİN taptığı ŞEYTAN.

, İSRAİL'in dini içinde / AHİT dinleri içinde nasıl ve kimler tarafından güçlendirilmiş olabilir? Elbetteki beyinlerde, sanılarda yaşatıldığı kalıplar içinde bir takım unsurlar yükleyerek kuvvetlendiği kabul edilmiştir.

Zebur.........74:13 Gücünle denizi yardın, CANAVARLARIN kafasını sularda parçaladın.
Zebur.........74:14 LİVYATANIN başLARINI ezdin, ÇÖLDE YAŞAYANLARA onu yem ettin.

"İman" tamamen herhangi bir şeye inanmak haline geldiğinde ise, Tanrısal denen bu kuvvetler, Tanrı tanımlı konumulara doğru dikey bir seyir izleyerek yoluna devam eder. Kendine bulduğu mecralarda devam eden bu yolculukları Tanrı kabulüyle de son bulabilir. Eğer kabul edilen kuvvet, efsane değilde edinilmiş bir varlık ise, ömrü vefa ettiği sürece görevine kurduğu ittifaklarla devam eder. Yerine kendi hiyerarşileri içinde yer tutumuş bir başkası aynı isimle talip olabilir.

Yahudilerin Eski Ahit kitabına bakıldığında, bu bariz değişimin, ittifaklar bozularak yapılan kökten değişimlerin 3-5 defa olduğu görülmektedir. Aynı anda bir çok görünüm veren ama aynı "RAB, EGEMEN RAB, İSRAİL'in TANRISI..vb.." isimlerle anılanlarda var. İsrail'in Tanrısıda kim belli değil.

Örneğin görünüm alan bir tanesi "A" derken diğeri "B", hemen alabinde bir diğeri "C" diyebiliyor. Ve faklı görünümler alanlar, farklı şeyler söyleyenlerin hepsi aynı devirde hatta aynı mekanda yaşamış insanlar. Her biri Peygamber statüsüne sokulmuş insanlar. Üstüne üstlük her biri kitapların yeniden düzenlenmesinde yer alan insanlar. O halde tüm çelişkilerin alt alta bırakılmasının nedeni ne olabilir? Elbette çok "RAB'li" sisteme geçildiğinin ilanı olabilir. Tek İLAH imanından sonra sürdürülen, edinilmiş Tanrı inancı yerine yerine varlık birliğine atılan adımın izleri olarak bırakılmış olmalı. Kitapları yazama konusunda diğer bilge insanlara kendisini kabul ettirebilecek seviyede olan insanlar bu tür hataları asla yapmazlar ve yapımasınada izin vermezler.
..
Bu ve bu gibi farklı tanımlamaları kitaplarında bırakmalarının nedenide bu zaten Çok Tanrılı ittifaklar içinde oldunduğunun bilinmesi. (Biri Zerubbabil Şatiyel oğlu derken, diğeri Pedeya oğlu diyor bi rdeğeride Şaatiye'lin torunu diyor. Yeni ahitciler ise hiç birine katılmıyor. Tanrının kutsal kitap yazmanı kim?
   
  GÖĞE YÜKSELEN HANOK , KUTSAL KİTAP DENETLEYİCİSİ KİTAP YAZMANI ve TANRININ OĞLU "EL SHADDAİ & EZRA" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
 
   
  Yeni Ahit'te durum farklı mı? Asla değil. Her konuda Eski Ahit'le yarıştığı gibi bu konuda da yarışıyor. Çok Rab"'li olma yolunda aynı ısrarcılığı sürdürüyor. Sadece bir farkla, OĞUL TANRI'yı en üste tutuyor ve ona "RAB'lerin RAB'bi" unvanını vererek durumu iki yönden tescilliyor. 1. Yahudilerin tek "Rab'le" işi kalmadı, kontrol bizde. 2 Var olan Rab'lerin içinde bizim benimsediğimiz RAB en üst olandır.

İşte Yeni Ahit kitabından aynı konudaki örnek. Hepsi Kutsal Ruhla irtibatlı, hepsi Oğul Tanrıdan esinlenmeli, hepsi "her harfi Tanrıdan" olan kitapların yazarları ama herbirinin "TANRIDAN DİYE YEMİN ETTİKLERİ" sözleri farklı. Maden her biri TANRI ile yada Tanrısal yetkililer atfettikleri güçlerle görüştüğünü iddia ediyor, o halde her birinin "görüştüm" dediği "RAB" etiketi altında olan EDİNİLMİŞLERDE farklı-farklı olmalı. "RAB" dediki maskesi altında saklanan kimlikler bol miktarda olmalıki, söylenen sözleri bile benzeşir yapamıyorlar. Çünkü herbirinin görüntü aldığı doğru söyleyenlerden olmalı. Ama İSA'nın RAB'ler RAB'bi olmasına da karşı olunmamalı. Yoksa nasıl olurda TEK İLAHLI DİN KATEGORİSİNDE yer alabilirler?

2 Petrus ........1:20 Öncelikle şunu bilin ki, KUTSAL YAZILARDA bulunan hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir.
2 Petrus ........1:21 Çünkü hiçbir peygamberlik sözü İNSANIN İSTEĞİNDEN kaynaklanmadı. İnsanlar KUTSAL RUH tarafından yöneltilerek Tanrı'nın sözlerini ilettiler.
   
 
   
  RAB'bin 400 peygamberine danışılıp 401 peygamberin aranmasının sebebide bul değil mi? Üzerine basa-basa "RAB'bin başka PEYGAMBERİ" yok mu diye kitaplara not düşmek başka hangi amacı taşıyor olabilir?

2 Tarihler ...18/5 İsrail Kralı Ahav DÖRT YÜZ peygamber toplayıp, "Ramot-Gilat'a karşı savaşalım mı, yoksa vaz mı geçeyim?" diye sordu. .......
2 Tarihler ...18/6 Ama Yehoşafat, "Burada danışabileceğimiz RAB'bin başka peygamberi yok mu?" diye sordu.

Amaç içinde yaşadıkları / oluşturdukları çok Rab'li sistem vurgusunu yapabilmek değil mi? Soru sorulmak için aranılan ve cevapları kabul edilen "EN SON" kişi, "AYNI RAB EDİLENİN" PEYGAMBERİ OLSAYDI; cevaplarda diğerlerinden duyduklarıyla MUTLAKA AYNI olurdu.

Bu durumda bir tanesiyle görüşmekle hepsiyle görüşmüş olurdu. Ama "RAB" olarak nitelendirdiklerinin esasında edinilmiş bir varlık olduğunu bilenler, elbette kapı kapı gezmeye devam ederler. Ama siz falcıları, büyücüleri, medyumları, onların tabiriyle bilicileri arıyorsanız elbette 401. biliciyide aramakta İNANCINIZ GEREĞİ haklı olrsunuz. Çünkü her birinin irtibatta olduğu "RAB" olarak etiketlenen CİNLERİ'nin farklı olduğunu biliyorsunuz.Aksi durum söz konusu olsa bırakın 401. Peygamberi aramayı, 2. Peygamber bile aranmazdı.

Demek ki, hemen hemen her 1000 kişiye bir peygamber düşüyormuş. Demek ki, herkez kendi peygamberinin bildirimlerine göre hareket edip tapınmalarını devam ettiriyorlarmış. Bu durumda hepsini TEK DİN ETİKETİ altında toplayabilmek için de "ÇOK RAB" benimsemeli ama görünürde TEK RAB TAPINMALI din sistemi oluşturulmak zorunda değil mi?

Çok Rab'li İNANÇ BİRLİĞİNE, yeşil ışık yakmak ve sistemi ona göre oluşturmak zorunluluğu ortadayken bu durumu kitaplara işlememek mümkünmü? Yoksa din isminde ve kitapta birlik nasıl sağlanabilir? "Nasıl hepimiz şu dindeniz dedirtilebilir? Ya dağınık gruplar halinde kalacaklardı yada bir tanesinin ismi altında kalınıp, tüm RABlere yer verilecekti. Nitekim öyle davrandıklarını da, en kestirme anlatımlarıyla şöyle ifade ediyorlar.

Mısırdan Çıkış.15:11 ‹‹Var mı senin gibisi ilahlar arasında, ya RAB? Senin gibi kutsallıkta görkemli, heybetiyle övgüye değer, Harikalar yaratan var mı?
2 Tarihler...........2:5 "Yapacağım tapınak büyük olacak. Çünkü Tanrımız bütün tanrılardan büyüktür.
Esinleme........19:16 Kaftanı ve kalçası üzerinde şu ad yazılıydı: `KRALLARIN KRALI VE RABLERİN RABBİ'

400 bilicinin onları kesmemesinde ki neden her birinin farklı-farklı ve işlerinee gelmeyen bildirimlerde bulunması. Falcı değiştiren insanlar. Neden farklı cevaplar havalarda uçuşuyor? Çünkü her biri soruları aldıktan sonra "RAB" dediğiyle irtibata geçiyor (yada geçmiş gözüküyor) ve cevapları öyle sıralıyor. Örneklemek gerekirse; Kral Yeşua döneminde TESADÜFEN bulundu denilen yasa kitabı hikayesinde de öyle aranışlar var.

Tapınakta sene başına ortalama bir kohen öldürdüğünü sayılarla verdikleri İSRAİLİN TANRISI, Tapınakta Ahit sandığının civarında dururken; başkahin ona haftalık, günnük sunularını peryodik olarak sunarken, özel bölmesine ritüellerle girip özel seanslarını yaparlarken, BAŞKAHİN Hilkiya RAB dediklerine soru sormak için kahin arıyor.
   
 
   
  Başkahin Hilkiya, Tapınak görevlisinin karısının bu RAB'le konuşma işini, iyi becerdiğini duyup kadının evine giderek sorularını soruyorlar ve istedikleri cevaplarıda KİTAPLARINA geçiriyorlar. Kadın kim? kahin kim? kadının görüştüm dediği kim? Tapınakta durupta yanlış kitap okunduğunu bilmeyen kim? Kitabını bilmeyenin Başkahinlikte kalmasına müsaade edip çarpmayan kim, HER CANI sıkıldığında "vay bana baktı", diye adam çarpıp öldüren kim? Tapınaktakine değilde, kadının irtibata geçtiğine "sordu" denilenler kim?..vb.. Siz yeter ki inanmak isteyin hikaye çok.
   
  AHİT SANDIĞI'nı YAHUDİLER KABUL EDER Mİ? Tanrının, KİMSENİN BİLMEDİĞİ KİTABI BULUNUR MU? "KAYIP SANDIK&KİTAP" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Hıristiyanların kitaplarındaki tutarsızlıklarında nedeni olan çok Rab'lilik kendini PAPA'lık seçiminde de gösteriyor. Ölen Papa yerine seçilecek, yeni makam sahibinin nasıl şeçildiğini sorarsanız, Kutsal Ruhun seçtiğini söylerler.

(Mezheplerin her konuda kendilerini destekleyen Müstakil Kutsal Ruhları olduğu gibi, mezhep içinde farklı Kutsal ruhlarla kurulmuş ittifaklarda olmalı. Papalık seçiminde kardinaler arasındaki mücadele ancak böyle işbirlikleri ile olur. Kutsal Ruh'un desteklediğinin seçilmesi ve Kutsal Ruh'un "seninleyim, üzerine döküldüm" dediklerinin bazılarının kaybetmiş olması başka türlü nasıl açıklanabilir.)

Böyle söylemek zorundadırlar çünkü; seçilecek kişi aynı zamanda Tanrı'nın, yeryüzündeki temsilcisi konumunda olacaktır. Artık o, günah işlemez, günah işletilemez, yanılmaz, özür dilemez biridir. Kısaca o kendini SEÇTİRMİŞ / ATATTIRMIŞ ve "RAB" / Tanrı vekili olmuştur.

Ağzından çıkan dini her söz Tanrı sözüdür.Şimdi böyle bir vekilin Tanrı onayı olmadan seçilmesi mümkün mü? Elbette değil. Sonra insanlara nasıl izah edecekler, Tanrı vekillini kafamıza göre seçtik, Siyasi güçlerin, sponsorların, dünyada söz sahibi klüplerin isteklerine göre atadık nasıl diyecekler. Kurumların, kurulların, zihniyetlerin doğrultusunda güç dengelerinin savaşı sonucunda seçildi nasıl diyecekler? Kralın çıplak olduğunu görmemek için, senaryo gereği yapılan, kutsal ilan edilmiş işlemler, ritüeller devreye sokulmuştur.

İşte kutsiyet kazandırılan işlem; KUTSAL RUH seçime katılan 80 yaşın altındaki, 120-150 Kardinalin, kalbine seçilmesi gereken ismi bildiriyormuş. Onlarda, KUTSAL RUH'un emrettiği yönde oylarını kullanarak, yeni "TANRI SÖZCÜSÜ" unvanlı makam sahibini göreve getiriyorlarmış.

Buraya kadar "hadi öyle olsun" denilebilecek bir anlatım var. Ama karar oy çokluğu ile alınıyor. Kararın alınması bazen GÜNLER ve HAFTALAR sürüyormuş. "RAB" adamı seçildiğinde de yani seçim bittiğide dumanla işaret verilerek bildiriliyormuş.

Soru şu; Eğer, seçim, Tanrı onaylı ise ve kutsal ruh bunu kalplere bildiriyorsa neden kararın çıkması günler, haftalar sürebiliyor.
Neden oy birliği ile değilde oy çokluğu ile karar alınıyor?
Kutsal Ruh herkezin kalbine başka isim mi bildiriyor?
KUTSAL RUH'lar arasında da mı, pazarlıklar, güç düelloları, AHİTLER var?
Yoksa bazı kardinaller olgunlaşmadığı için iyi iletişim mi kuramıyor?
Tanrı vekilini, oy çokluğuna göre seçtiklerine göre şeçileni Tanrı'ya nasıl onaylatıyorlar? Onayladığını nasıl anlıyorlar? Onay belirtisini nasıl alıyorlar?
Anlamaları mümkün olmayan ONAY yalanını nasıl kabul ettiriyorlar?

Diğer mezhepler bu seçimi kabul etmediğine ve saymadığına göre; Tanrı durumu nasıl idare ediyor?
Onların "RAB" dedikleri ve KUTSAL RUH'larıda farklı mı? eğer farklı değilse diğer mezhepleri neden din dışı ilan etmiyorlar?
Kendileri birbirlerini Aforoz ettiği halde, Tanrı ve Kutsal Ruh ve de Oğul Tanrı olaya neden NÖTR kalıyor?
Neden ben sizinleyim diye diğer mezheplere de Mavi boncuklar dağıtıyor? Böyle birşey mümkün olabilir mi? Elbette MÜMKÜN OLABİLİR ama bir şartla, peşine takıldığınız ve RAB dedikleriniz farklı-farklı olursa.

Kendileride biliyorlar seçilenin "ALLAH'la" bir ilişkisi olmadığını. Bir yığın dengeler, çıkarlar, sponsorlar, baskılar ve tercihler sonucu Papa'nın seçildiğini.

Bu yapılan atamada her halde şöyle açıklanıyordur.

Eçilerin İşleri......1:24-25 Sonra şöyle dua ettiler: «Ya RAB, sen herkesin yüreğini bilirsin. Yahuda'nın, ait olduğu yere gitmek için bıraktığı bu hizmeti ve elçilik görevini üstlenmek üzere bu İKİ KİŞİDEN hangisini SEÇTİĞİNİ göster bize.»
Eçilerin İşleri......1:26 Ardından bu iki kişiye kura çektirdiler; kura Matiya'ya çıktı. Böylelikle Matiya on bir elçiye katıldı
   
  RAB anlayışlarının arkasında gizledikleri edinilen yada ortaya sürülen TANRI kabulleri genel hatlarıyla; Mısır çıkışı, sürgün öncesi, Sürgün sonrası farklı. Yartılışta'da iki ayrı anlatım değil iki ayrı yaratılış içinde farklı etaplara geçişler anlatılıyor. Elbette herşeyi yaratan bir Tanrı profli var O kabulden kendilerini çıkartma istekleri, kendilerine ait Tanrı oluşturma çabaları zaten bu etapları oluşturan başlıca faktör değil mi?

KİTAPLARINDA bu konuda yazılanların hepsinin, Babil sürgünü ve sonrasında yazıya döküldüğü unutulmamalı. Belkide hiç olmayan, hiç yaşanmamış ilk etaplar / Yaratılış etapları öyle uygun olacağı için o anlatımlar içinde yer almış ve KİTAPLARINDA yer bulmuş olabilir. Birden bire İSRAİL tanrısı olmaz. Birden bir hikayesiz BUZAĞI SUYU İÇİRTMEK olmaz..vb..

Mısır çıkışında Sippo Sünnet olayı ile anlatılanlarda bu etaplardan bir tanesi. Harun'un yaptığı putun suyunun içirilme hikayesi bu etaplara işaret eden anlatımlar. Ester kitabı ile Tanrı kabulü, "var olan bir olgudan" öte bir konuma taşınmıştır. Tanrı algısı zihiniyetler taşınmıştır. Sürgün öncesi Yeremya ağızıyla söyletilmiş söz yerine getirilmiş, Tanrı bir zihniyet haline getirilmiştir. Ester kitabıyla da bu ilan bayramlaştırılarak yapılmıştır.

Yeremya.......31:33 ‹‹Ama o günlerden sonra İSRAİL HALKIYLA yapacağım ANTLAŞMA şudur›› diyor RAB, ‹‹YASAMI içlerine yerleştirecek, YÜREKLERİNE yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım, onlar da BENİM HALKIM olacaklar.

Ester kitabı ile ilan edilen Yahudilik zihniyetinin finali ile artık, Tanrı edinilmekten çıkmış, ortaya koyulan zihniyetin çevresinde oluşturulan bir kuvvet birliği olmuştur. Kollektifleşmiş, kurumsallaşmış, ittifaklar içeren bir kuvvetler bloğu haline getirilmiştir. Tabikî bu aşamalar kimin eseridir bunu bilmek imkansız. Onlar Ezra ve arkadaşları dediği için, 2. Musa dedikleri için, Tanrısal motiflerle donattıkları için, Hanok misali göğe yükseldiğini vurgulama (ör:ölüm tarihini anmadıkları) çalışmaları yaptıkları için, Tanrının Oğlu konumunda tuttukları için, Ezra ismi ön plana çıkartılıp yorumlar yapılıyor. (Oysa en eski yazılı eserleri M.S 3 yy ait olan İbrani Yasasını denilen Çıkış 20:2-17 ve Tesniye 6:4-9 içeren nüsha imiş. En eski Ahit ise M.S. 820-850 ıllarında yazılmış olan "Doğu Nüshası" imiş. Halen İngiliz Müzesinde 4445 numarayla kayıtlı imiş)

Gönüllere içirilmiş olan göğüslerde beslenen BUZAĞILARIN ortak sesi, artık Tanrı olarak, Yahudi zihniyetine (din dil, ırk ayrımı olmadan o zihniyet doğrultusunda hareket eden) ait olanların inançlarının içinde yer etmiştir. (tüm dinlerde varlığını popüler olarak sürdürmektedir. Kimileri buna Yahudileşmek desede aslında, varlık birliğinde ittifaklaşmatır)

Yoksa Ezra ve kutsal metin yazarları neden Mısır çıkışında Harun'u putcu yapsınlar?. Neden Musa'ya putu kırdırıp toz haline getittirdikten sonra halka suyunu içirttirsinler. Ve Tanrı olarak işaret edilende, Put suyunun içimine seyirci kalsın ve bu duruma gık demesin.

"Put yaptıkları için insanlar öldürüldü" sözüne baktığınızda esasında puta karşı olanların, put suyunu içmeyenlerin, Putcu taraftan fışkıran ÖFKELERE kurban gittiğini anlarsınız. Eğer Put yapımına Tanrı olgusu kızmış olsaydı, ilk başta HARUN ve Leviler yok edilir ve sadece onlar cezalandırılırdı?

Oysa hikayede kılıç kuşanan ve öldürme işlemini gerçekleştirenler LEVİLER. Hemde ana-baba-kardeş dinlemeden. Bu dinlememezlik "biri put yaptı" diye yapılmaz, Put yaptı diye yapılırsa yapana ve bu sizin YENİ RABBİNİZDİR diyene ve diyenlere yapılır. Bu dinlememezlik; ancak PUT yapımcıları ve bu sizin YENİ RABBİNİZDİR diyenler tarafından, YENİ "RAB'bı" SAPKINLIK olarak görüp kabul etmeyenlere karşı yapılır.

Önüne sunulanı kabul etmeme nedeniyle yapılır. Belkide içlerinde yapılmış olan Putu hiç görmemiş olanlar, sırf BUZAĞIINN SUYUNU içmediler diye katledildiler. OYSA PUT yapımcısı ve "BU YENİ RABBİNİZ" diyen, PUTU TANRI ilan eden HARUN, BAŞKAHİN olarak / KOHEN olarak ödüllendiriliyor. Soyu LEVİLERDE tapınak ve dinden sorumlu sınıf haline getiriliyor.

MÜKAFATLANDIRILANLARA ve MÜKAFATLANDIRMANIN ŞEKLİNE BAKILDIĞINDA, öldürülenlerin kimler olduğunu anlamak hiçte zor olmuyor.

İşte bu ve buna benzer örneklerden dolayı Tanrı değişim noktalarının olduğunu, o noktaların / etaplarında bizzat kendileri tarafından açıkca anlatıldığı söylenebilir. Tanrı kuvvetinin ne olduğunu açıklamak için, bundan daha iyi bir yöntem bulamazlardı. Şu anda ikon dışında, figür olma dışında bireysel bir tanrı sahipliğinde bulunmuyorlar. Nasıl olsa genel anlamlı tanımlarla bu işi hallediyorlar. Tıpkı Mısırdan çıkışta yapılan ilanlarında olduğu gibi.

Mısırdan Çıkış.....3:13 Musa şöyle karşılık verdi: ‹‹İsraillilere gidip, ‹Beni size ATALARINIZIN TANRISI GÖNDERDİ› dersem, ‹ADI NEDİR?› diye sorabilirler. O zaman ne diyeyim?››
Mısırdan Çıkış.....3:14 Tanrı, ‹‹BEN BENİM›› dedi, ‹‹İsraillilere de ki, ‹Beni size BEN BENİM diyen gönderdi.›
Mısırdan Çıkış.....3:15 ‹‹İsraillilere de ki, ‹Beni size ATALARINIZIN TANRISI, İbrahimin Tanrısı, İshakın Tanrısı ve Yakupun Tanrısı YAHVE gönderdi.› Sonsuza dek ADIM BU OLACAK . Kuşaklar boyunca BÖYLE ANILACAĞIM.


Yada Hıristiyanların YAHVE ismini yani RAB ismini neden aldıklarını ve kullandıklarını anlatırken ifade ettikleri gibi. Yani Tanrı olduğundan değil, Tanrı çağrışımı yaptığından genel anlamlı "Rab" ismini kullanıyorlar.
VATİKAN .Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri .....................www.meryemana.net/meryem/tr/misc.php?id=20&par=9&td=11

446 Eski Ahit'te yer alan kitapların Yunanca çevirisinde Tanrı'nın Musa'ya açınladığı sözle ifade olunamaz adı YAHVE, Kyrios ("Rab") olarak çevrilmiştir. Rab sözcüğü o zamandan beri İSRAİL TANRISININ Tanrılığını ifade etmek için kullanılmaya başlandı. Yeni Ahit bu güçlü "Rab" adını hem BABA hem de TANRI'NIN KENDİSİ olarak kabul edilen İsa için kullanıyor, bu bir yeniliktir.

Rab sözcüğünün, ismi tekrarlanamaz Yahve tarafından Musa'ya verildiği tarihten itibaren, Yahudiler tarafından kullanılan bu güçlü taraftar toplamış, beğeni kazanmış, tutulmuş isim, "BİZİM TARAFIMIZDAN'da, hem BABA TANRI hemde TANRININ kendisi kabul edilen İSA için kullanılıyor" diyor.
   
  DİN İNANCINDAN YAHUDİLİK ZİHNİYETİNE GEÇİŞİN ÖZETLENDİĞİ, MAKASBAŞI HİKAYELERİNDEN "MUSA & SÜNNET" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Kapı komşuları dendiğine göre, demek ki konaklananlar tek tek gezildi ve suyu içmeleri, İsrail Tanrısına BİAT'leri istendi. Biat etmeyenler öldürüldü. Endülüs'te Müslümanlara yapılanlara ne kadar yakın değil mi? Üst üste koyuldukların da nasılda birbirlerini tamamlıyorlar. Endülüs'te de:

Hıristiyan olmamakta direnenlerin kılıçtan geçirilmesi. Zorla DOMUZ eti yedirilmesi ve DOMUZ etinin Müslümanlara yedirilmesine refakat edecek olan yardım sever, DOMUZ KOLLUK KUVVETLERİNİN kurulması ve onların bu Tanrısal görevi büyük bir şevkle yerine getirmesi aynı zihniyetlerin eseri değil mi?
Domuz eti yemeyenleri sevgi ve şefkat dolu kılıçlarıyla doğramaları. Ailede fazla direnen varsa, SOYLARININ kurutulması, aynı şablonun uygulanması değil mi?
   
  İşte Azazel için İbranice karşılığı olan Tanrısallıkla kuvvetlendirilmiş manasının arkasında olanlar bu: Neden, İsrail Tanrısı olarak işaret edilenin Azazel'den korktuğu çekindiği yorumu çıkartılıyor. Elbetteki kendi kitaplarına aldıkları ve Tanrı olarak işaret edilenin acizliğini belirten sözlerinden.

Tanrısallık yüklenmiş, kendisinden korkulan yada yardım umulan iyi yada kötü olabilen, kimilerinin dostu kimilerinin düşmanı olarak kabul edilen bir olgu olmalıdır. Neden derseniz, İsrail Tanrısı olarak kabul edilen Azazel'den korkuyor. Ona sunu gönderiyor. hemde hak geçmesin diye İKİ TEKE arasında yapılan kura çekme sonucunda SUNU TEKE'si hazırlanıyor. Biri İsrail Tanrısına diğeri Azazele. Hangisi çıkarsa. Hak geçme yok titizliği gösterilerek seçim yapıldığına göre; Tanrının kuvvetlendirdiği tanımında edinilmiş İsrail Tanrısının bir payı yok.

Levililer......16:5 İSRAİL TOPLULUĞU GÜNAH SUNUSU olarak Haruna İKİ TEKE, YAKMALIK sunu olarak BİR KOÇ verecek
Levililer......16:7 Sonra İKİ TEKEYİ alıp RABbin HUZURUNA, BULUŞMA ÇADIRININ giriş bölümüne götürecek.

Huzura getirdiği iki teke arasında kura çekmesini Harun'dan istiyor.

Levililer......16:8 İKİSİ ÜZERİNE KURA çekecek. Biri RAB için, biri AZAZEL için.
Levililer......16:9 Harun KURADA RABbe düşen tekeyi getirip GÜNAH SUNUSU olarak sunacak.

Her halde kura istemesindeki mantık aşağıdaki Y. Ahit maddesine benzer olmalı. Kura sonucu bir üst makamın, "RAB" olarak kabul edilenin CEVABI olarak kabul ediliyor. Ester kitabında çekilen kuraların sonuçları Tanrının istekleri olarak kabul edilmemiş miydi? Bu durumda İsrail Tanrısı Azazelden korkmakta ve ona sunu göndermekte haklı değil mi? Günahlarını onun kabulüne sunarak bağışlanmayı ummaya hakkı yok mu?

Eçilerin İşleri......1:24-25 Sonra şöyle dua ettiler: «Ya RAB, sen herkesin yüreğini bilirsin. Yahuda'nın, ait olduğu yere gitmek için bıraktığı bu hizmeti ve elçilik görevini üstlenmek üzere bu İKİ KİŞİDEN hangisini SEÇTİĞİNİ göster bize.»
Eçilerin İşleri......1:26 Ardından bu iki kişiye kura çektirdiler; kura Matiya'ya çıktı. Böylelikle Matiya on bir elçiye katıldı

İKİ TEKE ve İKİ SUNU SUNULACAK KUVVET var. Bir tanesi herşeyi "BEN YARATTIM" makamlarında seyreden / seyrettirilen İSRAİL TANRISI, diğeri ise hem İsrail Tanrısının hemde İsrail halkının gözünü KORKUTMUŞ AZAZEL.

HARUN'un ve AİLESİNİN BOĞA SUNUSU
Levililer......16:11 ‹‹Harun kendisi için GÜNAH SUNUSU olarak BOĞAYI getirecek. Böylece kendisinin ve ailesinin günahlarını bağışlatacak. Bu GÜNAH SUNUSUNU KENDİSİ İÇİN KESECEK
İSRAİL HALKI İÇİN SEÇİLEN TEKE SUNUSU:

Levililer......16:15 ‹‹Bundan sonra, HALK İÇİN GÜNAH SUNUSU olarak TEKEYİ KESECEK. Kanını PERDENİN ARKASINA götürecek. Boğanın kanıyla yaptığı gibi tekenin KANINI da Bağışlanma Kapağının üzerine ve önüne serpecek.

Tanrılık görevleri arasında nasıl günahları bağışlama işlevini yürütüyorsa, aynı şekilde Azazel'inde böyle bir misyona sahip olabileceğini düşünen hatta kabul eden, hata ve hatta uygulayan Tanrı konumunda İsrail Tanrısı bu durumda Azazel olgusuna kuvvet kazandıran değil ancak ondan kuvvet alarak gürleyebilen pozizsyonda olduğu her harfi ondan olan kitaplarında işlenmiş durumda.

AZAZELİN İÇİN SEÇİLEN TEKE SUNUSU:
Halkın günahları için TEKE isteyen İSRAİL TANRISI, üzerine yüklenilen günahlardan kurtulabilmek içinde, ÇÖLDEKİ AZAZELE "TEKE sunusu" gönderiyor. O çok korktuğu gerektiğinde rüşvet verdiği AZAZEL'e. (Yezidi inancında düşmüş Melek olan Şeytan Tanrı TAVUS)

Levililer......16:20 ‹‹Harun En Kutsal Yeri, Buluşma Çadırını, sunağı arındırdıktan sonra, CANLI TEKEYİ sunacak.
Levililer......16:21 İki elini tekenin başına koyacak, İSRAİL HALKININ bütün SUÇLARINI, isyanlarını, GÜNAHLARINI AÇIKLAYARAK bunları TEKENİN BAŞINA AKTARACAK. Sonra bu iş için atanan bir adamla TEKEYİ ÇÖLE gönderecek.

Levililer......16:22 Teke İSRAİL HALKININ bütün SUÇLARINI YÜKLENEREK ISSIZ bir ÜLKEYE taşıyacak. Adam tekeyi ÇÖLLE SALACAK.

Egemenliğini bile fidye vererek sağladığını kabul eden, edinilmiş bir Tanrı BAŞKA birine hemde günahlarının bağışlamasını beklediği birine nasıl güç vermiş olabilir? Egemenliğini onula yaptığı ittifaklara bağlı olduğunu söyleyen edinilmiş Tanrı fidyeyle ayakta durabiliyorsa, ÇÖL AZAZELİNE HARAÇ veriyorsa onu kuvvetlendirmiş olabilir mi?

Özetle: Mısır'ı diğer TANRILARA BIRAKMASAYDI sizleri kurtarması, Mısırdan çıkarması mümkün olmayacaktı deniliyor.

MISIR'dan İSRAİL'lilere ÇIKIŞ VİZESİ ALABİLMEK İÇİN RÜŞVET VERİLEN AZAZEL.
Luka..........1:68 «İsrail'in Tanrısı olan Rab'be övgüler olsun! Çünkü HALKININ yardımına gelip onları fidyeyle kurtardı.
Yeşaya......43:3 Çünkü senin Tanrın, İSRAİL'in KUTSALI, Seni kurtaran RAB benim. FİDYEN olarak MISIR'ı, SANA KARŞILIK Kûş ve Seva DİYARLARINI VERDİM.
   
  İSRAİL'in(Yakup'un) Tanrısı, İSRAİL Tanrısı RAB gibi tanımlarla, ÖZELLEŞTİĞİ vurgulanan "İSRAİL TANRISI KİM? AZAZEL'in nesi?" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Bu işleri bilenlere göre; Kefaret gününde (Yom Kippur) gününde yani GÜNAH BAĞIŞLATMA günlerinde, İKİ TEKE'den birinin gönderildiği Meleğin adı da olabilirmiş, Gönderilen yerin adı da olabilirmiş.

Her iki halde de, İSRAİL TANRISI kendisinden üst olarak gördüğü, en azından hoşnut etmek, bağlılığını bildirmek zorunluluğunu hissettiği bir makama "SUNU" gönderiyor. Tıpkı kendisini üst olarak gören insanların zat-ı allerine sundukları gibi.

Azazel'i, bazı kimselerin Arapça "azza / engebeli" anlamı ile ilintilemeleri de yani yer ismi olarakta alınsada sonuç değişmiyor. Yada kimlerin yazdığı belli olmayan HANOK kitabına göre;(Adem onların göre M.Ö 3761 yılında yaratılmış. yada Ahit verilerini alt alta yazarsanız M.Ö 4000 yılların da yaratılmış gözüküyor. Oysa Göbeklitepe şehri M.Ö 8500-9000 yılında kurulmuş. Bu durumda onların Hanok dedikleri kimdi. Adem'in 7. göbeğinde yazı bulunmuş muydu? Eğer bulundu diyorlarsa Adem yaratıldı dedikleri tarihten 5.000 sene önce URFA GÖBEKLİTEPE şehrini kuran ve sosyal hayatı sürenler kimlerdi?) burası "çöldeki" Dudael imiş. Azazel'in buraya gönderildiği Hanok'un kitabında yazılıymış
   
 
   
  HIRİSTİYAN ve YAHUDİLERE GÖRE; E&Y.AHİT KAYNAKLI YARATILIŞ SECERESİNİN İŞLENDİĞİ "ADEM - MİLAD KRONOLOJİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
 



İsrail Tanrısı olarak işaret edilen, günahları bağışlayıp yok edecek olanın kendisi olmadığını biliyor. Günahları defedebilmek, onlardan kurtulabilmek için TEKE SUNUSU sunduğu takındığı yada takındırılan tavırlardan belli. KURA çekiminden Günahların yüklenmesine ve TEKE' nin refakatci ile gönderilmesine kadar tüm aşamalarda gösterdiği titizlikten, gönlünü almak istediği makamın, kendisinden üst olarak algıladığı ve çekindiği anlaşılıyor.

Kutsal metin yazarları ve din önderleride "ne oluyor kardeşim, BU NE BİÇİM İŞ, biz günahlarımızı bağışlatmak için İsrail Tanrısına güvenirken, o da tutmuş SİNA'dan her harfi bendendir diye gönderdiği kitaplarında kendisi ve bizler için Azazel yolu gösteriyor" demediklerine göre; isimlerini bildikleri gibi kitapları ve çözüm yollarını, olayların gelişimine göre, gönüllerindeki BUZAĞILARA göre ATA ELLERİYLE yazıldıklarını biliyorlar.

Günahlarımızı bağışlatacağımızı sandığımız, Tanrımız dediğimiz, Tapındığımız, sunular sunduğumuz, kendi günahlarını bağışlatacağını sandığı kapıları aşındırdığına göre bu işte bir iş var demediklerine ve halkı uyarmadıklarına göre; onlarda İSRAİLİN TANRISININ kesinlikle yaratılmış bir ölümlü olduğunu biliyorlar. Oğulların tanıdıkları gibi, İsrail Tanrısını tanıyorlar ve onunda günahları yüzünden HESAP GÜNÜNDEN KORKTUĞUNU BİLİYORLAR.

Bir yerlere günah göndererek onlardan kurtulma ihtiyacını hissetmesi bile İSRAİL TANRISI olarak işaret edilenin, Tanrı olarak seçilenin ASLINDA BİR YARATILMIŞ olduğunu gösteriyor mu? Tanrı günahları bağışlarsa "bağışladım" der. Bir yerlere gönderterek, birtakım makamlara evrak arasında rüşvet vererek, onlardan kurtulabileceğini zannetmezde, kullarına böyle sapkın bir yolu önermez de.

Günahları affedemeyenin Tanrılığından bahsedilebilir mi? Bir tutam günahı affetme yetiisine sahip olmadığına vakıf olan ve bu durumunu "HER HARFİ BENDENDİR" dediği KİTAPLARINDA itiraf edenin, hangi maharetlerine güvenilipte gelecekle ilgili sözlerinin arkasına takılınarak KURTULUŞ HAYALLERİ kurulabilir.

KİTAPLARINDAKİ acizlik itiraflarını sürekli okunanın, artık nesine güvenilerek lafın gelişi söylendiği belli olan "tüm günahlarınızı affedeceğim" sözünden hareketle pervasızca "TANRI EMRİ" diye; eylemler, planlar, işgaller yapılabilir?

Daha günah keçisinin GERİ DÖNMEMESİNİ garanti edemeyen ve yanına refakatci vermek zorunda kalınanın HESAP GÜNÜNDEN KURTARACAĞIM sözü çok havalarda kalmıyor mu? ÖLÜMLÜ OLDUĞUNU BİLEN ve ATALARININ ÖLÜMÜNE TANIK olanın, SONSUZ HAYAT VAADİ temenni dahi olamayacak kadar, zayıf bir hal sergilemiyor mu?

   
  O bölge insanı arasında Azazel, Çöl Cinlerinin reisi olarak bilinirmiş. Karanlık gecelerde yolculara eziyet edermiş. Bu nedenle bölge insanı arasında onunla iyi geçinmek için sunularda bulunmak adet haline gelmiş. Çöl cinleri, çölün ruhani varlıkları olarak kabul edilirmiş. Yalvarılan, yardım istenen konumunda görülen bu varlıklar içinde Azazel ismi belleklerde en çok yer eden olayların kahramanı olarak gösterilmiş. Kervanların medet umduğu, sunular sunup, tütsüler yaktığı ÇÖL CİN'i imiş"

Çok eski Yahudi kitaplarından ve Hanok kitabından elde edilen bilgilere göre bu varlık insanoğullarını iğfal eden asi cinlerin elebaşılarından biriymiş. Yani TANRININ SUNU SUNARAK ŞERRİNDEN KURTULMAYA ÇALIŞTIĞI BİR CİN'miş

Kutsal metin yazarlarını ve onların karekter vediği İsrailin Tanrısını bile korkuttuğuna göre, bayağı dehşet salmış bir CİN olmalı. Efsaneleşmiş, korku ikonu haline getirilmiş olamalı ki kendisine Tanrı olarak işaret edilen bile "meyva tabağı yan masadan" dercesine armağanlar gönderterek, ikramlarda bulunduruyor. Daha da ilginci bu ikram ve sunu işini gelenekselleştiriyor. İbadetleştiriyor. Tapınma ritüelleri arasına aldırtıyor. Hemde kendi seviyesini düşürerek, rütbesinin ast olduğunu bildirerek bu seronomileri, "her harfi benden dediği kitaplar aracılığıyla" kalıcı hale getirttiriyor.

O halde İsrail Tanrısının korktuğu ve çekindiği hatta kerndisinden kuvvetli olduğunu ilan ettiği Azazel varken, insanlar neden İsrail Tanrısına tapıyor olabilirler ki? Meslekleri mi farklı? Kabiliyet yetersizliği mi var? Yoksa Azazel'e hükmedemeyiz diye mi ona tapınmaktan uzak durdular?

Tabii ki, O göremediğimiz boyutta Tanrı olarak geçinen ve genellikle İlahi güçler damgası altında dinler içinde inançlar içinde yer alan bu varlıklar arasında, ne tür kavgaların olduğu bilinmiyor. Anlatılanlar gördüm diyenlerin doğru-yalan içiçe aktardıklarıyla sınırlı. Ama her dinin içinde kendilerini ilahi güçler olarak kabul ettirmiş olanlar var.

"ŞEYH UÇURMA" diye BİLİNEN yöntemin baş aktörleri onlar. Onlarına kendinden olanları ve olmayanları olduğu kesin. Herbirinin işaretleri olduğuda kesin yoksa kılık kıyafet renkler, ikonlar, işaretler nereden çıkıyor. Okul ünüforması gibi birşey. Elbise farklı olunca İMANLAR'mı ARTIYOR yoksa; BAĞLI olunan ADRESLER Mİ ilan edilmiş oluyor?
   
 
   
  Onlar hala Hz.Musa'nın büyücü olduğunu ve asasının sihirli olduğunu düşünüyorlar. Ellerindeki asaların da, o mahretleri göstermesini umuyorlar ve o, beklenti ile teselli buluyorlar. Her birinin asası, kendilerine özgü ki; kendilerine ait olanlar başkalarına gitmesin. (Pist ışığı gibi).

Elbette içimizden, alemler efsanelerine inanıpta, haçın altına sığınanlar da azımsanmayacak sayıda.
Papa, Peygamberine Hz.Muhammed'e, hakarette etse kişiliklerini ortaya koyamadan duramayan tipler var elbette. HAÇ'ın patronunu protesto etmesi gerekirken, birde ayağına kadar gidip hediye sunuyorlar. Papa her halde az yaptım diye düşünüyordur.
   
  CİN türü yaratılmışlarında, kendi aralarında mücadele ediyor oldukları, yine İsrail Tanrısının sizi kurtarmak için MISIR'ı fidye verdim demesinden belli. Tanrı fidye vererek Halkım dediğini kurtarır mı?

"Fidye vererek sizleri kurtardım" diyenin arkasına takılıpta, hesap gününden kurtuluşun hayallerine dalınır mı? Dolaysıyla; Mısır'ın Tanrısı başka demiş olanın, TANRILIĞINA TAPINILIR MI?

Mutlaka onlarda yer yüzü hükümranlık sahaları için GÖKLERDE KENDİ aralarında TANRI OLMA savaşları veriyorlar olmalılar. Fidyeler, rüşvetler, sunular arada uçuştuğuna göre.. Mutlaka onlarında BEYAZ ATININ arkasından gelecek orduları vardır...vb..

Azazel'in kuvvetli olması ve hesap sorucu konumunda gözükmesi, imtiyaz bölgelerini saptayıcı konumunda olması, işlere su katabilecek yapıda görülmesi..vb.. gibi korkular yüzünden,İsrail Tanrısı, Tanrı olarak kabul görmeden öncede sığınıp, bağlılık bildirdiği Azazel'e, sunular sunarak, "yerimi biliyorum" mesajlarını iletiyor olmalı. Mısır'ı fidye veren Tanrı imajına sahip olanın korkuları da, KÖTÜ DÜRTÜLERİDE olmalı elbette.

Hani rahmetli Kemal Sunal filmlerinde sürekli tekrarlanan bir tanımlama sahnesi vardır. Duruma göre çevresindekiler ona gaz verirler "sen aslansın, sen döversin, sen kuvvetlisin..vb.." o'da "ben öyleyim değil mi?" der.

Tanrıcılık oyunundaki mizansenlerde tıpkı öyle. Kutsal metin yazarları "sen en büyüksün, senin gibisi var mı?, sağ elin yeter" diye yazıyor, tapınanlar da "asarsın, kesersin, affet" diyor, İsaril tanrısıda "ben yaparım de mi" diyor. Diyor ama Azazel aklına gelince, "ya bir teke'de ona gönderelim, kırılır-mırılır şimdi, zamanında iyi kötü ilişkilerimiz oldu, bak Tanrı olduda burnu büyüdü demesin" kıvamındaki sözlerle, içindeki korkularını gidermenin yollarını açıyor.