but1
   
   
  GÜNAHLARININ BÜYÜKLÜĞÜNÜ BİLEN ama "ALLAH", YOLUNDAN KOPMUŞ OLANLARIN GÖNÜL TESELLİLERİ...
   
 

GÜNAH KEÇİSİ

  Günah keçisi, suçsuz olduğu halde başkalarının suçlamalarına maruz kalan, aslında hiç birşey yüklenememiş olan ama dünyası karartılan yada sonlandırılan kurbandır.
   
   
  Korunma tılsımı için, korunma kalkanı için, korunma büyüsü için haksız yere CAN ALACAKSIN, masum KANI dökeceksin. Günah keçisi ilanlarıyla, günahlarından kurtularak korunduklarına inanlar, elbette her türlü korunma reçetelerini de sanılarına ekleyecektir. Günahlarını kağıtlara yazarak keçi üzerine yükledikten sonra keçiyi kayalıktan aşağıya atarak GÜNAHLARINDAN kurtuluveriyorlarmış.

Hayvan derneklerinden, çevrecilerden çekindileri için, artık Keçilere günahlarını bağlayıp, uçurumdan atamıyor olmalılar. Adetlerine, geleneklerine, Dinsel ritüellerine çok bağlı olan, Yahudiler günahlarını neleri yok ederek gideriyor olabilirler?

Anlaşıldığı kadarıyla bu açıklarını, Hayvan seviyesinde gördükleri başka bir deyişle, kendi dışında olan SEÇİLMEMİŞLERİ (SEÇİLMİŞLİĞİN verdiği ayrıcılıkla), CRO-MAGNON ADAM'ları bombalayarak kapatıyorlar. Tıpkı içlerindeki kötü dürtüler yüzünden Amalek avcılığı yapmaları gibi. PURİM BAYRAMLARINA kavuşmalarını sağlayan SOY YOK etmeleri gibi.

Tersi olsaydı İsrail, suyumu (Kurt'un kuzu yeme bahanesi) bulandırdın diye, Ramazanda, bayramda en mubarek kabul edilen günlerde, Bombalama işlemine devam ederler miydi?
Hastahane, okul, kreş, Pazar yeri, sivil çoluk çocuk ayırmadan katliamlar yapabilir miydi?
   
  Bu günahtan kurtulma işini o kadar ileri boyutlara vardırmışlardır ki; Tanrı edindiklerinin günahlarınında effedilmesi gerektiğine karar vermişler. Edindikleri Tanrıyla yapılan Ahitleşme gereği, hafızalarından silemedikleri, "YARATAN" ve HESAP VERME korkularından kurtulma yolu olarak gördükleri GÜNAHLARI TEKE'ye YÜKLEME YÖNTEMİNİ, İSRAİL TANRISI içinde uygulamışlar.

İSRAİL TANRISI içinde ÇÖLDE SESLENEN OLARAK kabul ettikleri AZAZEL dediklerine, "GÜNAHLARINI YÜKLEYİP TEKE'yi göndermişler. Böylece, İsrail'in Tanrısını günahlardan arındırmışlar.

Varlığını ve hükümranlığını AZAZEL'e HARAÇ / RÜŞVET/ FİDYE vermesine borçlu olan İsrail'in Tanrısı böylece, Azazel'e mutad bağlılık sunularını da iletmiş olmuş.

Luka..........1:68 «İsrail'in Tanrısı olan Rab'be övgüler olsun! Çünkü HALKININ yardımına gelip onları fidyeyle kurtardı.
Yeşaya......43:3 Çünkü senin Tanrın, İSRAİL'in KUTSALI, Seni kurtaran RAB benim. FİDYEN olarak MISIR'ı, Sana karşılık Kûş ve Seva diyarlarını verdim.
     
  İSRAİL TANRI'sını HARACA KESEN, FİDYE&RÜŞVET ALMADAN MISIR'daki İSRAİL'lileri, YAHVE'ye VERMEYEN "ÇÖLLÜ AZAZEL" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Günah keçisi, insanların kendilerini, gruplarını temize çıkmak için başvurduğu bir yöntemdir.Normal yollardan elde edemedikleri hedefleri ele geçirme yöntemlerindeki kullandıkları alet-adevat cinsinden bir malzemedir.Haklı olmadıkları halde karşı tarafı suçlu göstererek, takındıkları maskelerin montajında kullanılır. Asimetriktir, simetri takıntısı olanlar tarafından pek kullanılmayan takımlar sınıfına girer.

Asimetriktir çünkü; adalet, hak, hukuk ölçücüsü teraziyi hiç kullanmazlar. Simetrik olan yani EŞİTLİK İHTİVA eden hiçbir şeyden hoşlanmazlar.Günah keçisinin usta kullanıcısı olanların, ortak özellikleri için şu tanımlamalar yapılabilir. Kişilikleri sadece kendinden tarafa gelişme gösteren, pasif, saman atından su yürüten, su uyusa bile uyumayan, içten pazarlıklı, yere bakan ama yürekleride yakan, yüz ifadelerini gizlemek için maskeler kullanan tiplerdir.En çok kullandıkları kılıflar şunardır. Barış, Demokrasi, Özgürlük, İman, Diyalog, Allah yoluna çağrı.....

Günah keçisi; kendilerine ait olmayan (olmasıda mümkün olmayan) herşey için pazarlığa açık olan, barkotları üzerlerinde basılı dolaşan zatı muhteremlerin en çok el altında olmasından hoşlandıkları takımlardandır.

Kendilerine ait olmayan hiç birşey yeryüzünde mevcut değildir. İnsan hayatları ve özgürlükleride buna dahil. Doğal zanginlikler ve Doğal yaşamda onlarındır.Afrikanın balta girmemiş ormanları, Orta Asya'nın bozkırları, G.Amerika'nın platoları, K.Amerika'nın vadileri, Avustralya'nın çölleri/stepleri nasıl onların tapulu malı oldu sanıyorsunuz.

Tanrı adına oralara girilerek günah keçileri ilan edilen ilkellerden, yamyamlardan ve dini sapkınlardan günahlarının bedeli olarak oraları alınmıştır. Elbette günah keçileri üzerindekileri bırakarak. ölmüştür. Şimdide sırada Müslüman toprakları var. Bir kısmını cetvelle çizip paylaştırdıkları.

Afrika'lı, Jomo Kenyatta'nın bir sözü.
"Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı. Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda ise bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı."

Bir tanede Kızılderili sözü
"Verdikleri sözün sadece birini tuttu çatal dilli soluk yüzlüler; topraklarınızı alacağız dediler ve aldılar".(Kızılderili sözü)

Masum Mazlum, Madur, Mahsun rollerine iyice ısınmış olanlar, boyunlarını bükerek karşı taraf olarak gördükleri, azılı düşmanları ilan ettikleri için suçlamalarda bulunurlar. Sürekli tehdit, iftiralar ve komplolar altında sürdürdükleri mücadalelerini, üzerlerinde hiç günah bırakmayacak şekilde senaryolaştırırlar.

Sürekli, hayali de olsa düşmanları, kurulan tuzaklar ve kendilerine karşı kurulan ittifaklar vardır. Oysa herbiri sıcacık korunmalı yerlerde yaşarlar.Yaşamlarını entrika düzenlemekle geçirirler. Don Kişot'un Yeldeğirmenleri gibi. Panço'ları, (hizmetlileri/ ekibi) onların düşman değil değirmen olduğunu söyleselerde bir türlü kabul edemezler. Üstün insan, üstün ırk nasıl düşmansız olabilir.

Düşmansız hayat tarzında, kendilerini bir işe yaramaz konumda hisseden bu beyler, birilerini suçlayarak kendilerinin sayısız düşmana sahip olduklarını, buna rağmen kendilerinin ne kadar masum olduklarını ispatlamak isterler.

Mantıkları hep şu, kendini ne kadar masum göstermek istiyorsan, hayali de olsa birilerini o kadar çok günahkar göstereceksin. Nasıl olsa uçurumdan aşağı atılacak olan zavallı savunmasız keçi.

Topluluk içinde bir olmayı sürdürmek zorunda olanlar, yani birbirlerini açıktan suçlayamayanlar, kendilerinde var olduklarını bildikleri kusurları, günahları yok edebilmek adına / günahsızlıklarını hep birlikte ilan edebilmek adına, kurban olarak bildiğimiz keçiyi/tekeyi seçmişler.

   
  Geleneksel Yahudi adeti olan hatta din kitaplarında Tanrılarının emri olarak geçen bir ibadet şekli günah keçisi oluşturmak. Günah keçisi oluşturmak, ibadet olmaktan çıkarılmış artık linç politikası haline getirilmiş. Yahudileşmekten mi nedir, Dünyanın her yerinde Mazlum, mahsun, madur,ve masumu oynamak isteyenler tarafından sürekli kullanılır hale gelmiştir.11 Eylül suçlusu ilan edilen Müslümanlar ve başlarına gelenler buna en güzel örnektir. Onlarsa hala masumluk maskesi altında, "Mesih gelecek bizi kurtaracak" piyesini oynamakta, dekor gereği Gog Ve Magog imalatları yapmaktadırlar.

11 Eylül ikiz kulelere yönelik yapılan terörist saldırılarında, katledilenlerin sayısı 4-5000 civarında. 11 Eylül'deki saldırı sonrası terörizmle mücadele adına, Dünya barışı adına; sivil insanlardan öldürülenlerin sayısı 5 milyonmuş.

11 Eylül kule saldırılarından sonra, Müslüman iki ülke (Magog diyarından) Afganistan ve (Asur/Babil diyarından) Irak işgal edildi, bir devlet başkanı öldürüldü, eski teröristlere ülkeler teslim edildi. Sudan, İran dışlandı, Somali abluka altında.

Müslümanlar terörist ilan edilmiş, ülkelerinde oturan, Camiye gidenlere potansiyel terörist muamelesi yapılmış. Polis kontrolü, medya aşağlama saldırıları ve global medya ile mahalle baskısı altında yaşar olmuşlardır.

11 Eylül olaylarından sorumlu tutulan El-Kaide lideri, Usame Bin Ladin ise sağdır. Yakalanmak şöyle dursun, örgütünü yönetmeye devam etmektedir. Terör odağı olarak gösterilen ve "etkisiz hale getirilmesi gerekir" diye peşine düşülen El-Kaide, durumunu daha da güçlendirmiş, barındığı ülkelerde daha da etkin hale gelmiş, çekinilen bir kuvvet haline sokulmuştur.

O halde terörizmi engellemek için mi, bu işgalleri yaptılar yoksa, terörist olduklarını göstermek ülke halklarını sindirmek , bozgunculuk yapmak ve bozgunculuğu yaymak için mi, işgal planlarını, devreye aldılar?

BURADA GÜNAH KEÇİSİ İLAN EDİLENLER KİMLER?

 

 

 

BU ADET NEREDEN ÇIKMIŞ? Yahudi kavmini günahlarından arındırdıklarına inandırmak için icad olunmuş bir yöntem. Din adamlarının saygınlığını, otoritelerini artırmaya yönelik olarak geliştirilen bu uygulama söyle gerçekleştiriliyormuş.Kahinler tarafından seçilen keçinin üzerine, yine din adamları nezaretinde günahları sembolize eden eşyalar bağlanır, boyalar sürülür, bezler bağlanırmış.

Yapılan günah transfer ayininden sonra, kişilere ait olan suçlar tamamen keçinin bir parçası haline gelmiş olurmuş. Günahların transfer edildiği keçi daha sonra, yüklendiği günahlarla birlikte ölüler diyarına gitmesi için uçurumdan aşağıya atılırmış.

Muskalar, bezler, boyalarla, el sürmelerle günahları üzerine alan keçi, ne olduğundan habersiz büyük bir hizmette bulunarak, tüm toplumun günahlarını AFFEDEN olurmuş (günahları yok eden günahları affedendir). Keçi kendisini feda ettirerek koskoca toplumun tüm günahlarını yok edilmesinin aracısı olurmuş. Farkında olmasada suçsuz bir toplum oluşturarak, heykeli dikilesi bir hizmette bulunmuş olan keçi, onlara göre Meleklerle eş değerde olsa gerek.

Yeşaya (Isaiah)...6:6 Seraflar'dan biri bana doğru uçtu, elinde sunaktan maşayla aldığı bir kor vardı;
Yeşaya (Isaiah)...6:7 onunla ağzıma dokunarak, "İşte bu kor dudaklarına değdi, suçun silindi, günahın bağışlandı" dedi.

   
 

ESKİ AHİT'TEKİ TEMİZE ÇIKMA / GÜNAH KEÇİSİ İLAN ETME MADDELERİ

AHAZ'IN sebep olduğu, Tanrının Tapınağındaki uğursuzluğu gidermek ve İSRAİL halkının GÜNAHLARININ yok edilmesi için yapılan ayin

2 Tarihler .....29:19 "Ayrıca krallığı döneminde ihanet eden Ahaz'ın attırdığı bütün takımları da hazırlayıp kutsadık. Hepsi RAB'bin sunağının önünde duruyor."

2 Tarihler .....29:21 Kral ailesi, Kutsal Yer ve Yahuda halkı için günah sunusu olarak yedi boğa, yedi koç, yedi kuzu, yedi TEKE getirdiler. .........
2 Tarihler .....29:22 Önce boğalar kesildi, kâhinler boğaların kanını sunağın üzerine döktüler. ........
2 Tarihler .....29:23 TEKELERİ günah sunusu olarak kralla topluluğun önüne getirdiler. Kralla topluluk ellerini TEKELERİN üzerine koydu.

2 Tarihler......29:24 Sonra kâhinler TEKELERİ kestiler. BÜTÜN İSRAİL HALKININ günahlarını bağışlatmak için TEKELERİN kanını sunağın üzerinde günah sunusu olarak sundular. Çünkü kral yakmalık sunu ve günah sunusunu bütün İsrail halkı adına sunmaları için buyruk vermişti.

Ezra..............6:17 ........ Oymakların sayısına göre, bütün İsrailliler için günah sunusu olarak on iki TEKE sundular.

Levililer.......10:3 Harun En Kutsal Bölüm'e ancak günah sunusu olarak bir boğa, yakmalık sunu olarak da bir koç sunarak girebilir.

   
  GÜNAHLARDAN KURTULMANIN EN KOLAY YÖNTEMLERİNDEN BİRİ OLAN GÜNAH KEÇİSİ UYGULAMASI, İMANİ DEĞERLERE SAHİP OLMAK İSTEMEYENLER TARAFINDAN ÇOK SEVİLİR OLMUŞTUR. HIRİSTİYANLIK KURUCULARI OLAN YAHUDİ KÖKENLİLERDE BU ADETİ YENİ DİNLERİNE MONTE ETMİŞLERDİR.
   
  Küresel ve zaman sınırı olmadan ilan edilen ve büyük kitleler tarafından (oğul Tanrı İsa inanlıları) çoşkuyla kabul gören günah keçisine örnek olarak, Hz. İsa verilebilir. Hz. İsa'nın günah keçisi ilan edilmiş olmasını çoşkuyla kabul edip, övünerek bu işlevini sürdürdüğüne inananlar, günahlarının Hz. İsa sayesinde bertaraf edildiğini kabul ediyorlar.Özetle Hz. İsa, onlar için günahlarını yüledikleri günah keçisi durumunda.

Neden İsa? Bireysel olarak temizlenmek yerine Yahudi alışkanlıklarını devam ettiren topluluklardan taraftar toplamak adına yaşayan insanlar adına yapılan bu çalışma İsa'nın oğul tanrı ilanı ile gelecekteki tüm insanlarıda kapsayacak hale getirilmiştir.Küresel boyutta, sonsuz zaman dilimi için ilan edilen günah keçisi durumundadır, "oğul Tanrı İsa". Zaman sınırlaması olmamalı ki, yeni katılımcılarda hemen günahlarını transfer ederek arınabilsinler.Kampanyalı satışlar gibi. Yeterki vaftiz ol, çarmıhını taşı, oğul Tanrı de, günahları için kendsini feda ettiğine inan.

Bu nedenlerden dolayı .İsa'nın çarmıhta, tüm inananlıları için acı çekerek öldüğüne inanırlar. Tüm bağlı olanları ve kendisine bağlanacakların günahların kefarreti olarak kendisini feda ettiğine inanırlar.Tanrı, kullarının Tanrıya verilecek kefarreti için çok sevdiği yaşama acılar içinde veda ederken, canını Tanrı alıyor. Tanrı Tanrya beni kurtar diye yalvarırken Kutsal Ruh seyrediyor.Üçübirliğin ayrılığı bu olsa gerek.
 


   
  Oysa; Hz. İsa çarmıhta ölmemiştir öldürülememiştir. Onu yerine benzeri öldürülmüştür. Ama ısrarla Hz. İsa'nın çarmıha gerilişini, ballandıra ballandıra tüm detayı ile anlatırlar. Nedeni ise günah keçisi ilan edebilecekleri, gönüllerini ferahlatabilecekleri bir önder bulmuşlardır.


Ortalıkta olmayan, diledikleri gibi işleyebilecekleri hatta tanrı ilan edebilecekleri diledikleri gibi kullanabilecekleri / değerlendirebilecekleri bir ismi sahiplenmişlerdir. Öyle kolayına bırakılacak cinsten değildir o isim. Üstelik Tanrının oğlu ilanıda yapılmış büyük taraftarda toplamışlardır.Tüm sistemlerini ve inançlarını bu kurtuluş üzerine kurmuşlardır. Avuntularının kaynağı bu yaptıkları ilanlar ve kabullerdir.

Hz. İsa Çarmıhta insanların günahı için ölmediği anlaşılırsa tüm sistem çöker. Günahsız olmanın rahatlığı ile hareket eden uzuvlar, birden bire o rahatlığı sıkıntılı durumlara bırakırlar. Gönülleri bir sıkıntı ve korku basıverir, "ya af olmazsak" diye.

Hz. İsa'nın tüm hayatını ayak numarasına kadar bildiğini iddia eden çarmıh taşıyıcıları, nedense onun mezarının yerini bilmezler. Magdenalı Meryem'e ziyaret ettirilen ve onun Rabbimi çalmışlar sözüne tanıklık eden, sözde havariler Mezarı, çarmıhı, Romalı Valinin ismini hatta birbirlerinin ismini bile ismini (Kitaplarda havari isimleri farklı) bilmezler. Ama yinede onun çatrmıhta gerilerek öldürüldüğünü iddia ederler.

Çarmıh olayını en ufak detayına kadar anlatırlar. En küçük fısıltı, ufacık bir hareket anlatımarında yer alır. Sonra ne olursa olur, İsa'nın çarmıhtan inişine ve gömülmesine kimse tanıklık etmez. (Eşi Meryem hariç) Ama günahların affı için günah keçisi olarak öldüğüne hep birlikte koro halinde tanıklıklarını sürdürürler.Çarmıhtaki günahların affı için gerçekleşe bu ölüm sahnesini, inanç sistemlerinin ana direği olarak ilan etmişlerdir.
   
  YENİ AHİT'TEKİ TEMİZE ÇIKMA ve AYNI ZAMAN DA YAHUDİLERİ GÜNAH KEÇİSİ İLAN ETME MADDELERİ

Yuhanna........11:48 Böyle devam etmesine izin verirsek, herkes O'na iman edecek. Romalılar da gelip kutsal yerimizi ve ulusumuzu ortadan kaldıracaklar.»
Yuhanna........11:49 İçlerinden biri, o yıl başkâhin olan Kayafa, «Hiçbir şey bilmiyorsunuz» dedi.
Yuhanna........11:50 «Bütün ULUS YOK olacağına, HALK UĞRUNA bir tek adamın ölmesi sizin için daha uygun. Bunu anlamıyor musunuz?»
Yuhanna........11:51-52 Bunu kendiliğinden söylemiyordu. O yılın başkâhini olarak İSA'nın, ULUSUN UĞRUNA ve yalnız ulusun uğruna değil, Tanrı'nın dağılmış çocuklarını toplayıp birleştirmek için de öleceğine ilişkin peygamberlikte bulunuyordu.
Yuhanna........11:53 Böylece o günden itibaren İSA'yı öldürmek için düzen kurmaya başladılar.
   
  Günahlar için öldürmek sadece kitaplarında yazdıkları gibi Yahudilere has bir yöntem mi? Papalık uygulamalarından örnek..

Havva'nın şeytana uyup ilk günahı işleyen kabul edilmesi yıllar sonra; dine girerken ataları Vaftiz olmamış, ataları vaftiz olmayınca arkadan gelen nesillerde ilk günah için Vaftiz edilmemiş.

Papa'lık, bu nedenle "bunları da vaftiz edemiyoruz. Günahları almış yürümüş, bizlere uğursuzluk da getiriyorlar, vaftizde edilemediklerine göre,...." diyerek; bu günahtan doğanların katline karar verilmiş. Bu enginizasyon kararına göre milyonlarca kişi kafir ilan edilmiş.

1209 yılında Papa, yoğunlaşan günahlardan kurtulabilmek, İsa'nın kurtarıcılığını sağlayabilmek/hak edebilmek için "Heretik = Dinden sapmış kişi, kabul ettikleri Hıristiyan cemaatleri soykırıma uğratmış.

Cathare diye adlandırılan bu soykırım sırasında
yaklaşık bir milyon civarında insan öldürülmüş.Kim adına İSA mesih adına, TANRI adına.İsa kurtaracak diye girdikleri dinde Tanrı İsa adına öldürülmüşler.

Niçin öldürülmüşler Kurtuluşu sağlayabilmek için/günahları yok edebilmek için. O kadar çok kısa zamanda o kadar çok insan öldürülmüş ki, kimin vaftizli, kimin değil, kim kafir (heretik), kim değil ayırt edememişler, etmekte istememişler.Kilise kayıtlarına bile bakmadan önlerine gelen herkezi kimlerden olduğuna bakmadan katletmişler.Tanrının onlara verdiği görev algılamaları, her zamanki gibi öldürmek olduğundan, işleri aksatırız korkusuyla suçlu-suçsuz konusuna vakit ayıramamışlar.

Soykırımı yöneten Katolik şövalyelerden biri şöyle demiş: "Hepsini öldürün. Tanrı nasıl olsa hangisinin kafir (heretik), hangisinin masum olduğuna karar verir."Kendilerini TANRI VEKİLİ ilan edenler yaptıkları her ne olursa olsun, yaptıkları vahşet nesilleri yok edecek boyutada olsa HEP SUÇSUZ, KARAR VERİCİ ve UYGULAYICI konumundadır.

Çünkü, Tanrı'nın nelere karışıp karışmayacağı da, yetkileri de dahil, ellerindeki tüm kitapları, Tanrı'dan gelmesini beklemeden, gelenleri kabul etmeden kendileri yazmış, tüm kuralları kendileri saptamıştır. (tahrif etme değil sadece kendi istekleri doğrultusunda yazmışlardır. tahrif edilmiş kitaplar değil tamamen kendilerine ait olan metinler bloğudur. -Zorlamalarla benzeşir kılma çalışmalarına bakmayın siz, imani anlam konusunda en ufak bir benzerlik dahi yok. Kelime bazındaki benzerlikler herhangi bir dini yazıda olabilecek benzeşmelerden ibarettir.-)

Elbette onlar diledikleri gibi öldürme ruhsatına sahip idiler. Çünkü, Tanrı adına kural koyucular onlardı, kitapları yazanlar da onlardı.Edindikleri, hayal ettikleri, umdukları, (Tanrılarına uygun gördükleri yetkiler çerçevesinde), Tanrıları da, onların yaptıkları zulme, kafir ayrımı ile görevlendirilmiş olarak, duruma seyirci olmak zorundadır.
   
  BİR BAŞKA ÖRNEK..

15.yy. Doğum sırasında acı çeken kadınların acılarını dindiren ebelere, "büyücülük ve sihirle uğraşıyorlar kesin bunlar cadıdır" suçlaması yapılmış. Havva'nın, yasak bilgi ağacının meyvasını yiyerek ilk günah'a sebep olduğu için, Tanrı tarafından Havva'ya dolayısıyla tüm kadınlara doğum acısı cezası verildiğine inanıyorlar.

Tanrı tarafından verilen, Tanrısal cezanın ancak sihirle ve büyü ile yok edilebileceğini, ebelerinde bitkiler toplayıp acıları dindiren sihirler yaptığını öne sürerek ebelere karşı cadı avı başlatmışlardır.Bu suçlamalar sonrasında tam iki milyon kadın; "TANRI emri" diye ateşte yakılarak yine "TANRI ADINA" katledilmiş.(Konu ile ilgili ayrıntılı örnekler Aytunç Altındal'ın - Vatikan Ve Tapınak şövalyaleri- kitabında) Dan Brown "Da Vinci Şifresi" adlı kitapta; 300 yıl içinde bu cadı avı sonucunda yakılanların kadınların sayısının 5 milyona ulaştığını yazıyor.

(Demek ki İsa'nın, çarmıhta tüm insanların günahı için acı çekmesi bu insanları kapsamıyormuş. Demek ki "inandık" demelerine rağmen uydurulan keyfi günah yakıştırması ile hepsi yakılmış. Büyüclükle uğraşanları yakmalarının sebebi kendi büyücülüklerinin ortaya çıkması ve rakip olabilecek olmaları)
   
  KÖTÜ RUH DEDİKLERİ KENDİLERİNDEN OMAYAN CİNLERDENDE KURTULMA YÖNTEMLERİ AYNI (Ruhlar serbestce dolaşmaz. O zaman ne hesap günü, ne kabirde kalma, nede Cennet ve Cehennem diye bir kavram olmaz. Onlar ilahilik elbisesinin içine girmek için "Ruhlar" diyorlar. Cinlerle konuştuk deseler falcılar, medyumlar oldukları anlaşılır.)
  Mar 5:11 Orada, dağın yamacında otlayan büyük bir domuz sürüsü vardı.
Mar 5:12 KÖTÜ RUHLAR İsa ya, «Bizi şu domuzlara gönder, onlara girelim» diye yalvardılar.
Mar 5:13 İsa nın izin vermesi üzerine KÖTÜ RUHLAR adamdan çıkıp domuzların içine girdiler. Yaklaşık iki bin domuzdan oluşan sürü, dik yamaçtan aşağı koşuşarak göle atlayıp boğuldu."