but1
   
   
  KATLİAMLARINI BAYRAMLAŞTIRARAK,TAKINDIKLARI MASUM MASKESİYLE KATLİAMLARINI KURTULUŞ GÖSTERENLER
   
   
  BELKİDE TARİHİN İLK SOYKIRIMI... İRAN'da kiİ ATEŞE ATMALARDAN, HİTLERİN FIRINLARDA YAKTIĞI (??) YAHUDİLEŞTİRİLEN HAZAR TÜRKLERİNE UZANAN YOL
   
  ELBETTEKİ, "ASTIK, KESTİK, YAKTIK, YOK ETTİK ONU KUTLUYORUZ" DİYEMEYECEKLERDİ..
ÖNCE, KATLİAMLARINI HAKLI ÇIKARTACAK MİZANSENLER, SENARYOLAR GEREKLİYDİ.

KATLİAM SONRASI YAPTIKLARINA ÖN BAHANE YAZMAK, FİLİSTİN İŞGALCİLERİ ve 11 EYLÜL MİMARLARININ ZİHNİYET ATALARI İÇİN, HİÇTE ZOR OLMADI.

4-5 BİN KİŞİ KULELERDE KATLEDİLDİ (Teröre / herhangi birşeye verilen 1 kişi bile çok acı),
BÖYLECE; ONLARIN ZİHNİYET MİRASCILARI DA, TERÖRİZMLE MÜCADELE MASKESİ ALTINDA İŞGAL ETTİKLERİ ÜLKELERDE 4-5 MİLYON KİŞİ KATLEDEBİLDİLER. 

PERS KRALLIĞINDA DA, ÖNCE KATLİAMLARINI PLANLADILAR, SONRA KATLİAMLARINI YAPTILAR
DAHA SONRA KİTAPLARINA BAHANELERİNİ YAZDILAR ve EN SONUNDA DA O GÜNÜ BAYRAM İLAN ETTİLER.

ARKEOLOJİK BİLGİLERE GÖRE, 2500 YILDIR DA KUTLUYORLAR. YAHUDİ TAKVİMİNE GÖREYSE 2300 YILDIR KUTLUYORLAR..
YAPILAN HERŞEY "TANRI ADINA İDİ" DEDİLER ve YAPTIKLARI SOYKIRIMI EN NEŞELİ BAYRAMLARI OLARAK KUTLAMAYA DEVAM EDİYORLAR
   
  BAŞLARKEN:
Kitaplarının kapaklarına; "ALLAH" tarafından Peygemberler vasıtası ile tebliğ edilmiş / indirilmiş İLAHİ VAHİY kitapları "TEVRAT" ve  "İNCİL'in" isimleri verilmiş diye; Eski ve Yeni Ahit metinler bloğunun  bir kısmı dahi "İLAHİ VAHİYLERLE" eşleştirilebilir mi? O kitaplar külliyesine /  Ahitleşmemizin belgesi diye diye sundukları Eski / Yeni Ahit  (veya kendilerinin koyduğu isimler dışında)  dışında İLAHİ DEĞER İFADE EDEN  bir isim verilebilir mi?

İlahi vahiyleri  iletmek, TEVHİD İMANINI tebliği etmek için gönderilen Peygamberlerin isimlerini kullanarak, oluşturulan  metinlerde; put yaptırdıkları, put suyunu içirdikleri, karılarını başkalarına peşkeş çektirdikleri, kızlarıyla yatırdıkları, torunlarına tecavüz ettirdikleri, tütsü ve buhur sundurdukları, cin çıkartdırdıkları, bilicilik yaptırdıkları, yalan söylettirdikleri, hile yaptırdıkları vs..vs şahsiyetlere, SIRF İSİMLERİ BENZER diye,  "HAZRET" gibi unvanlar verilebilir mi?  İsimlerinin önüne "Hz." ibaresi koyulabilir mi?

Tanrı kelimesi, Tevhid inancından uzakta gelişme sağlayan, "ALLAH", dışında kendilerine bir takım hayali olgular oluşturanların, KUTSAL olarak benimsediklerine verdikleri genel bir addır. Bu benimsemeler, taş-sopa, dağ-tepe olabileceği gibi, şeytani varlıklar, insanlar ve cinlerden edinilmiş "kutsal ilanlılarda" olabilir. Meleklerin onların ibadetine izin vermiyeceği, böyle bir şeyin imkansız olduğu Kur'an'ı Kerim'de bizlere bildiriliyor.

Melek sandıklarının da kesinlikle CİNLER olduğu, bu tür "ilahi varlıklar sanılanların" kesinlikle CİN olduğu, Kur'an'ı Kerim'de, BİZLERİ UYARMAK İÇİN bildiriliyor.Yanlış hayallere kapılmamız ve bilinmezlerin arkasına takılmamız için İKAZ EDİLİYORUZ.

ALLAH BU DURUMU BİZE ŞU AYETLE BİLDİRİYOR.
34 - SEBE.......... 40.Allah'ın, onları hep birden toplayacağı, sonra da meleklere, “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla!
34 - SEBE.......... 41.(Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar CİNLERE İBADET EDİYORLARDI . Onların çoğu CİNLERE İNANIYORDU.”

Bu nedenle yazı boyunca, Tanrı kelimesi onların anlayışını belirtmek için kullanılıyor. Pagan ve putpers dinlerde de, Tanrı kelimesi kullanılıyor. Asla ve asla Tanrı hitabının "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'la" bir ilgisi yoktur. "ALLAH", sadece kendisine özel olan isimlerle anılır.

ALLAH BU DURUMU BİZE ŞU AYETLE BİLDİRİYOR.
19 - MERYEM.....65. (O), göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunan şeylerin Rabbidir. O'na kulluk et ve O'na kullukta sabret. Hiç O'nun ADIYLA ANILAN birini biliyor musun?

Aynı durum Peygamberler ve Cebrail içinde geçerlidir. Onların ismini verdikleri, peygamberi olarak ilan ettikler isimler, tamamen kendi oluşturdukları hatta kendilerine yakıştırdıkları, inanç sistemlerine uygun buldukları hayali karekterler. Bu uygulama ile kitaplarında bu isimlerin geçiyor olması nedeniyle de isimlerinin önüne, "Hz." gibi unvanlar koyulmamıştır.

Konu bizim inancımızda olan, bizlerin bildiği Peygamberlerden bahsetmeye geldiğinde, Önlerine Hz. unvanı koyulmuştur. Hz. Muhammed, HZ. İsa, Hz.Musa, Hz. Meryem..gibi..

Onlar peygamber dediklerinin, karılarını satmış olmasını, kardeşleri ile evlenmesini, kızlarının babalarından çocuk edinmesini, hile yapmasını, put imal etmesini, Putlara tapmasını, peygambere torunun tecavüz etmesini, yalan söylemesini kabullenmişler ve bunları da kitaplarında hiç sakınca görmeden yayınlıyorlar.

Karısını satan, puta tapan peygamber dediklerinin içinde bulunduğu sözleri yazarken ve o ifadeleri yorumlarken, nasıl olurda; onun isminin önüne Hz.gibi unvanlar koyabilirim. Nasıl olurda o çirkin eylemleri Peygamberlerime yapıştırabilirim?

Onların kitabındaki, İSA'nın "ben Tanrıyım / Rab'bım / Oğulum" dediği, ifadesinin önüne Hz.unvanını koyarak nasıl olurda onu, Hz.İsa ile özdeşleştirebilirim? Onların İSA'sı güvercin ve kumru sundu ifadesini Hz. İsa ismini kullanarak nasıl kurabilirim?

Onların kitabında kendilerine münasip görmüş oldukları İSA'larının Yahve'ye "BABAM" demesini, nasıl Hz. İsa söyledi diyebilirim?  İSA'ları "gökteki BABAM" sözleri sarfederken nasıl isminin önüne Hz. ibaresi koyarak Hz. İSA çağrışımı yaptırabilirim?

Onların inanç sistemleri haline getirdikleri, onların olmazsa olmaz derecede bağlandıkları şirklerinin yayılmasına, ilahi damgalar yemesine, kutsiyet kazanmasına nasıl aracılık edebilirim?

Onların Kutsal Ruh dedikleriyle Cebrail'in hiç alakası yoktur. Büyük ihtimalle kendilerine bağlı olan bir varlıktan bahsediyorlar. Hiç birşeyden haberi olmayan bir Kutdsal Ruh. (Ör: Kutsal Ruh seçiyor dedikleri Papalık seçiminde, Kutsal Ruh'un her üyeye başka isim vermesi ve seçimin oy çokluğu ile sonuçlanması gibi)
   
  ESKİ ve YENİ AHİT'te PEYGAMBERLERE BAKIŞ AÇILARINI ve ONLARA YAKIŞTIRILAN ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Ester kitabında anlatılan ve PURİM bayramlarının kökenini oluşturan AMALEK KATLİAM hikayesinin yorumunu, Yahudi bakışı olarak şöyle değerlendiriyorlar.
Sevivon... Yitshak ve Oğulları……………...http://www.sevivon.com

"....Böylece “Megilat Ester – Gizli Olanı Açığa Çıkarmak” şeklinde açıklanabilir. Nereye gidersek gidelim, yanımızda taşıyacağımız güçlü sebep-sonuç dersini bize öğretir. YÜZEYSEL KANITLARLA tatmin olmamalıyız. Onun yerine, karşılaştığımız sorunların DERİNİNDE YATAN SEBEBİ araştırmalıyız....."

“Megilat Ester – Gizli Olanı Açığa Çıkarmak” manasını taşır diyorlar. Amaç var olanda gizli ortaya çıkarabilmekse, o halde ONLARIN İLK AMAÇLARI var olanda GİZLİYİ barındırabilmek oluyor. Bu durumda; Tanrı Maskesi / Tanrıdan maskesi altında aslında ZİHNİYETLERİMİZİN MANİFESTOLARI yatıyor demiş olmuyorlar mı?

Özetle bu yorumla şöyle diyorlar. Bu kitapta yazılanları oku ama inanma. Anlatılanların altındaki gerçekleri ara. Yüzeysel olarak sunulan kanıtlara değil, olayın derinlerinde yatan maskelenmiş kanıtları ara. Ön plana çıkartılmış olan / vitrini doldurmuş olan, olayın kaburgası gözüken yaldızlanmış ifadeleri değil, satırlar arasına gizlenmiş NİYETLERİ ara. Gizli denilende GİZLENMİŞ olanı ara. Maskelenmiş olanda, maskeyi kaldırdığında gördüğün YÜZ ile perdelenmiş gerçek MASKELENENİ ara.

Onların kendilerine zihniyetlerinin öğretisi yaptıkları bu görüşlerine göre; ESTER kitaplarında PURİM altında neler GİZLEMİŞ olduklarına, PURİM bayramları ile neler MASKELEMİŞ olduklarına (ucundanda olsa) bakalım...
   
   
  Ester bölümünde anlatılan olayda AMALEK ismi doğrudan geçmemektedir. Yapılan tüm yorumlarda, Mordekay öncülüğünde yapılan katliamda, öldürülen Haman taraftarlarının Amalek soyundan geldiği belirtilmektedir. Kurutulan soyun Amalek olduğunda ittifak halindedirler. Bu konuda delil olarak sundukları bir görüş şöyle;
"Büyük Kabala âlimi Rabi Yitshak Luria'ya (Ari aKadoş – Kutsal Ari olarak da bilinir) göre, vezir AMAN, AMALEK halkının son kralı Agag'ın onuncu nesilden torunudur."

1 Samuel.......15:18 RAB seni bir göreve gönderip, ‹Git, o günahlı AMALEKLİLERİ TÜMÜYLE YOK ET; hepsini ortadan kaldırıncaya dek onlarla savaş› dedi.
1 Samuel.......15:20 Saul, ‹‹Ama ben RABbin sözüne kulak verdim!›› diye yanıtladı, ‹‹RABbin beni gönderdiği yere gittim. Amaleklileri tümüyle yok ettim, AMALEK KRALI AGAKI da buraya getirdim.
1 Samuel.......15:33 Ama Samuel, "Kılıcın kadınları nasıl çocuksuz bıraktıysa senin annen de kadınlar arasında çocuksuz bırakılacak" diyerek Agag'ı Gilgal'da RAB'bin ÖNÜNDE KILIÇLA PARÇALADI

ESTER'in kelime manası, “GİZLİ OLANI ORTAYA ÇIKARMAK” mış. Ester'in manası gizli olanı ortaya çıkarmaksa, Ester bölümünde geçen isimlerin ne önemi olabilir? O isimler nasıl olsa her devirde, her olayda değişecektir. Değişmeyen tek şey ise Ester kitabında var olan "GİZLİ OLANDIR / GİZLENMİŞ OLANDIR". Gelecek nesillere aktarılan mesajlardır. Bir zihniyetin gelecek nesillere aktarımıdır.

Her harfi Tanrıdan iddiasıyla ortaya koyulan kitaplarında, Tanrı ismi geçmeyen bölümünde elbette gizli ocak olan Tanrı olamaz. Tanrı'dan denilen kitapta Tanrı ismi, izi gizli olabilir mi? Tanrıdan denilen kitapta Tanrı olayları gizli olabilir mi? Tanrı ismi, izi ve olayları gizli olan kitap Tanrıdan olabilir mi? O sadece bir kitap olabilir. Olsa olsa, Göğüslerinde beslediklerinin, gönüllerine içirilmiş olanın dışa vurumlarıdır

Ester bölümünde anlatılan olay, zihniyet varislerine şablon olması açısından önem arzetmektedir. Ester kitabında amaçlanan şey, Tanrı maskesi altında zihniyetlerini maskelerken, yollarını izleyecek olanlara, tutmaları gereken yolları Ester-Mordekay-Haman olayıyla örneklemektir. (Esasında satır aralarındaki ifadeleriyle açıkca anlatıyorlar) .Kullanılan isimler pekte önemli olmasa gerek. İsimler kendileri dışında olan her kezi kapsadığı için, anılan isimler sembol olarak kabul edilmelidir.

Önemli olan, bir katliamın arkasından ilan edilen Bayramın, ırkları için ne mana taşıdığının anlatılmış olmasıdır. Büyük bayramlar için, büyük katliamlar yapmak gerekliliğini vurgulayan bir yazıda isimlerin ne önemi olabilir. Altınçağ Bayramı için, sonsuz yaşama merhaba dendiğinde kutlayacakları BAYRAMLARINA kavuşulabilmesi için, yapılması gereken olaylar zincirinin anlatımıdır.

Özetle: Tüm Dünya saraylarına girilip, Saraylarda söz sahibi olunması arkasından, saptanmış gün sabırla beklenecek. Artık o gün Argemeddon zamanı mıdır? Yoksa, belirleyecekleri / belirlemeyi düşündükleri başka bir zaman mıdır bilinmez? Şurası kesin Argemeddon safhası yıllar yıllar öncesinden çoktan başladı. Düşünce boyutunda herşey olgunlaştırıldı. Savaşın en önemli kısmı olan hazırlık etabı tamamlandı.Tüm insanlar konumuna bakmadan, konumunu değerlendirmeden, Megiddon ovasında yapılacak Argemeddon savaşında (sembolik bir savaş) ortaya çıkacak kurtarıcıyı bekliyor. Yazıda işlenen, Amaleklerin hiç bir şeyden habersiz beklediği gibi. "Kurtarıcı gelecek bizi kurtaracak", tıpkı yazıda da okuyacağınız gibi.
     
 
   
  Bizde ki Hürrem Sultan (uyarlaması) benzeri bir girişle başlıyor anlatım.Olayın gelişimi Hürrem sutanla benzer etapları izleyerek devam ediyor.
İşin planlayıcısı gözüken Yahudi Moredekay, yetim kalan Amca kızı Ester'i evlatlık alıp büyütüyor. Büyüyen Ester büyüyüp güzelleşiyor. Harem ağasının da yardımıyla Yahudi kimliği gizlenerek Saray haremine sokuluyor. Güzelliğiyle dikkati çekiyor. Güzelliği ve çekiciliğiyle gözdeler arasına girip durumunu sağlamlaştırıyor. Pers Kralı'yla Vaşti olayından sonra, yine Yahudi kimliğini gizleyerek evleniyor.

Ester.........2:15 Kralın yanına girme sırası Mordekayın evlat edindiği ESTERE -Mordekayın amcası Avihayilin kızına- gelince, ........
Ester.........2:16 Ahaşveroşun krallığının YEDİNCİ yılında, Tevet diye adlandırılan onuncu ayda, ESTER saraya, kralın yanına götürüldü.
Ester.........2:17 Kral ESTERİ öbür kızlardan daha çok sevdi, en çok ondan hoşlandı, en çok ona ayrıcalık tanıdı. KRALİÇELİK TACINI ona giydirip Vaştinin yerine kraliçe yaptı.

Elbette Kraliçe olabilirdi ama kendisini büyüten Mordekay'ın sözünden çıkamazdı. Tipik geriden yönetim, saltanata ortak olma, kadın vasıtasıyla entrika uygulamalarına devam.

Ester.........2:20 Ester, Mordekayın verdiği buyruk uyarınca, soyunu ve halkını henüz açıklamamıştı; kendisini büyüttüğü günlerde olduğu gibi, Mordekayın sözünü dinlemeye devam etti.
   
  Ester ve çalışması sayesinde kapı görevlisi olmayı başaran Mordekay, ilk icraatını görev arkadaşları içinde gerçekleştirerek, senaryosunun açılımını yapmaya başlıyor.

Ester.........2:21 Mordekay kralın kapı görevlisiyken, kapı nöbetçilerinden ikisi, Bigtan ve Tereş, Kral Ahaşveroşa öfkelendiler; onu öldürmek için fırsat kollamaya başladılar.
Ester.........2:22 Durumu öğrenen Mordekay bunu Kraliçe Estere iletti; o da Mordekay adına krala bildirdi.
Ester.........2:23 Durum araştırıldı; doğru olduğu anlaşılınca da iki adam darağacına asıldı ve olay kralın önünde tarih kayıtlarına geçirildi.

Mordekay'dan daha üst olan Haman, makam üstlüğü nedeniyle kendisini selamlamak zorunda olan Mordekay'ın, kendisini selamlamamasına çok kızar.
Ester.........3:5 Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.

Mordekay'a göre:Haman kendisine yapılan bu saygısızlık yüzünden, sadece Mordekay'dan değil (nedense) bütün Yahudilerden intikam almak ister.

Ester.........3:6 Yalnız onu öldürmeyi düşünmekle kalmadı, onun HANGİ HALKTAN GELDİĞİNİ bildiği için bütün halkını, Ahaşveroşun egemenliğinde yaşayan bütün YAHUDİLERİ ORTADAN KALDIRMAYA karar verdi.

Ne gün yok edelim diye birde kur'a işine giriyorlar. Ne gün harekete uygun olur diye değil, ne zaman yok edelim diye kur'a çekiyorlar ve Tam oniki ay sonrasına gün alabiliyorlar. 1. ay olan Nisanda kura çekiyorlar ve kura onikinci ADAR ayına çıkıyor. Tam bir yıl sonrası için Yahudileri yok etmek için bekleyecek olan kızgın Haman

Ester.........3:7 Bu işe en uygun ayı ve günü belirlemek için Ahaşveroşun krallığının ON İKİNCİ yılında, BİRİNCİ ay olan NİSAN ayında HAMANIN önünde PUR, yani KURA ÇEKİLDİ. Kura, ON İKİNCİ ay olan ADAR ayına düştü.

Haman karar verince, Krala da durumu açar. Atalarının özgür bıraktığı Yahudileri öldürmek fikrini Kral da benimser.

Ester.........3:8 Haman Kral Ahaşveroşa şöyle dedi: ‹‹Krallığının bütün illerinde, öbür halkların arasına dağılmış, onlardan ayrı yaşayan bir halk var. ......

Hatta, Haman Krala bu iş için 10.000 talat gümüş vereceğini de söyler. Bir selam vermeme kızgınlığının yol açtığı maliyeti görüyormusunuz. 10.000 Talant Gümüş yaklaşık 340 ton yapıyormuş. Evet yanlış okumadınız ÜÇYÜZ KIRK TON Gümüş, 10.000 Talant Gümüş'müş

Ester.........3:9 Kral uygun görüyorsa, YOK EDİLMELERİ İÇİN yazılı bir buyruk verilsin. Ben de hazineye ödenmek üzere kralın memurlarına ON BİN TALANT GÜMÜŞ vereceğim.››

Ester.........3:10 Bunun üzerine kral MÜHÜR YÜZÜĞÜNÜ parmağından çıkartıp Agaklı Hammedatanın oğlu YAHUDİ DÜŞMANI HAMANA verdi.

   
  Ester.........3:12 BİRİNCİ AYIN on üçüncü günü kralın YAZMANLARI çağrıldı ve HAMANIN buyruğu her ile kendi işaretleriyle ve her HALKA kendi diliyle yazılarak satraplara, il valilerine ve BÜTÜN HALK ÖNDERLERİNE gönderildi. Buyruk Kral Ahaşveroşun adını ve yüzüğünün mührünü taşıyordu.

Ester.........3:13 Krallığın bütün illerine ULAKLAR aracılığıyla mektuplar gönderildi. Bu MEKTUPLAR, ON İKİNCİ ay olan Adar ayının on üçüncü günü, genç, yaşlı, kadın, çocuk, BÜTÜN YAHUDİLERİN BİR GÜNDE ÖLDÜRÜLÜP YOK EDİLMESİNİ, KÖKÜNÜN KURUTULUP mal mülklerinin de yağmalanmasını buyuruyordu.

Ester.........3:14 Bu FERMANIN metni HER İLDE yasa olarak DUYURULACAK ve BÜTÜN HALKLARA BİLDİRİLECEKTİ. Öyle ki, HERKEZ belirlenen GÜN İÇİN hazır olsun.

Ester.........3:15 ULAKLAR kralın buyruğuyla HEMEN YOLA ÇIKTILAR. Ferman Sus Kalesi'nde de duyuruldu. SUS HALKI ŞAŞKINLIK içindeyken kral ile Haman oturmuş içki içiyorlardı.

Ester'e göre, Kralın özel ulakları, Yahudilerin Adar ayı ON ÜÇÜNCÜ günü yok edileceğini tüm illere hemen duyurmuşlar. Yahudiler yaslara bürünmüş. Bu anlatımdaki mantık dışı olay, öldürülecek Yahudilerin tam ON İKİ ay önce çekilen kur'a (Kral zar atarak karar veriyor?) ile belirlenip, ON BİR ay önceden kendilerine (Yahudilere) öleceklerinin bildirilmiş olması.

Hangi Kral böyle bir bildirimde bulunabilir? ON BİR ay öncesinden halkının bir kısmını açık olarak bildiriyor ve o halkın huzur içinde yaşayacağını düşünüyor. İlan haka açık olarak yapıldığı için ölecekler ve öldürecekler belli.BÖYLE BİR BİLDİRİ OLABİLİR Mİ? ASLA OLAMAZ.. Öyle bir bildiri sonrası, kargaşa ve güvenlik nedenleriyle her Yahudinin tutuklanması gerekirdi. Karagaşa çıkarmasalar bile kaçarlardı / ülkeyi terk ederlerdi.

Haman, Yahudileri sevmiyor olabilir. Haman, Mordekay'ı da sevmiyor olabilir. Öldürmeyi de düşünüyor olabilir. Ülkenin İKİNCİ ADAMI KONUMUNDAKİ HAMAN için, sıradan Kapı görevlisi (Kraliçe kimliğini açıklamamış durumda) olan MORDEKAY'ı öldürmek, ortadan kaldırmak çok basit bir mesele olmalı. Kralın MÜHÜR YÜZÜĞÜNÜ taşıyan vezir için MORDEKAY'ın ne değeri olabilir? "Bunlar güvenliğimizi tehdit ediyor" diyerek, Krala herşeyi kabul ettiren, Yine ülke güvenliği nedeniye Yahudileri hemen sürdürür, hemen yok ettirirdi. İlk iş olarakta elebaşlarını, önderlerini yok ederdi. Ama öyle olmuyor. Önderler görevlerine devam ediyor.

TEHLİKELİ ve BOZGUNCU bir toplulukla BİR SENE DAHA YAŞAMAYA DEVAM ETMEYİ KABUL EDEN KRAL, VEZİR ve ÜLKE OLABİLİR Mİ? Madem tehlikeliler işi hemen bitiriverirlerdi.

   
  Ama ortada Yahudilerin aleyhine yazılmış bir mektup yoksa; Yönetimdeki bir takım insanları tasfiyeye yönelik bir hareket planmışsa, bu hareket "her sözü Tanrıdan denilen kitapta yer alacaksa, yapılan katliamın üzeri örtülmek için, ve bu olay nesiller boyu "EN NEŞELİ BAYRAMIMIZ" kutlamalarıyla YALDIZLANACAKSA, elbette yaptıkları SOYKIRIMA ÖN SEBEPLER YAZILMASI gerekir.

"Bizi yok etmek isterlerken kendileri yok oldu" savunmasının arkasına sığınabilmek için, elbette ön gerekçeleride olmalı. Tanrıdan denilen "öldürmeyin emirli" kitaba, girecek hikayeninde biraz, akıl, vicdan, merhamet sınırlarının içinde gösterilmesi gerekmektedir.

Argemeddon hazırlıklarına bakın aynı çerçeve içinde gelişmekte. İkiz Kulelerle başlatılan son etapla, Tüm dünya'ya Müslümanlar TERÖRİST olarak kabul ettirildi. Böylece ellerinde Irak Saddam Kimyasal silah, 11 Eylül, Sudan Terorist başkan, Somali korsan, Afganistan El-Kaide.. gibi yakıştırmalarla bu ön gerekçelerinin sahibi oldular.

Tüm Dünya insanlarına, ön bahanelerinde belirttikleri mazlumiyet ve maduriyet gerekçeleriyle yaptıkları eylemeri onaylattılar. En azından korkutarak sesiz kalmaları sağlandı. "Sıra size de gelebilir, sizde o listelerde olanlardan olabilirsiniz" yaklaşımlarıyla.

Tüm bu gelişmeler sonucunda, maduriyetlerinin giderilmesi amacıyla, listelerine dahil ettiklerini, ARGEMEDDON SAVAŞINDA, MEGİDDO OVASINDA, ATAMA MESİHLERİNİN ÖNDERLİĞİNDE YOK EDİLMESİNE KARAR VERDİLER. Kim bilir? belkide çekilen kura sonucu 2012 yılı çıkmış olabilir.İbrahim'in 75 yılının İZDÜŞÜMÜ olan 2023 gibi bir yıl da çıkmış olabilir.

İbrahim'i ataları kabul ediyorlar. Ona kitaplarında (üç sonuçlu ama onlar 1948'i kabul ediyorlar. Yahudi Takvimine göreysede 1949) yaratılış doğum yılı olarak atfettikleri 1948 yılında İsrail'i kurdukları gibi, onun sahneye çıktığı yıl dedikleri (75.yaşı) 2023 yılını da DÜNYA insanlığı için, KURA'dan çıkartıvermiş olabilirler. (kehanet denilen şey, sürekli gerilen don lastiği üzerinde koşan mikro organizmaya benzer. esasında alınan yol yoktur. çekilen eziyet ve dökülen kan vardır). Ama mutlaka Adar ayı olmalı.

En neşeli bayramlarını, PURİM bayramlarını daha neşeli hale getirmenin ve yapmayı planladıkları katliamın Tanrı maskesiyle örtmenin başka yolu var mı? En neşeli kutladıkları PURİM BAYRAMLARI içinde, ölümden kurtuldukları günü seçmeyip, ESTER ve EKİBİ OLARAK kendi bildirimleriyle enaz DOKUZ AY YİRMİ GÜN hazırlık yaptıkları katliam sonrasını seçmemişler miydi?

Oysa vezirin öldürülmesiyle, katliamdan kurtulmuşlardı. Bayram, fermanın yazıldığı gün olmalıyken, onlar hemen hemen bir hamilelik dönemi kadar, dokuz ay yirmi gün bekleyip, soykırımı yaptıkları günü, masum (çoluk çocuk demeden. soyları kurutma üzerine yapılan katliam) binlerce insanı yok ettikleri günü BAYRAM İLAN ETMİŞLER. (Yıllar kameri sistem üzerinden işlediğinden, geçen süre 9 ay 15 gün gibi olmalı)

O kadar çok destek buldular ki; bırakın "Mesih gelecek Argemeddonda bizleri kurtaracak, Mehdi'de bizden çıkacak" diye hayaller kurdurup, umutlandırılanları ve umutlananları, açıktan açığa, TERÖRİST OLARAK ANLAŞILDIĞIMIZ için özür dileriz diyenler var..

AÇIKCA; ASIRLARDIR "DOĞRU ANLAYIP", "YANLIŞ KABULLER YAPTIKLARI / YAPTIRDIKLARI" İÇİN, KARŞI TARAFTAN / TERÖRİST YAPANLARDAN DİLENEN ÖZÜRLER VAR. "BİZLER SİZE KARŞI GELEBİLECEK HER TÜRLÜ AKIMA, DALGAKIRANLAR OLABİLİZ DİYENLER" VAR.
   
  PAPA'ya YAZILAN MEKTUPTAKİ "YANLIŞ ANLAŞILAN MÜSLÜMANLAR" ve DALGAKIRAN KONUSUNUN İŞLENDİĞİ SAYFAYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  11 Eylül olayı hala hafızalarda. İnternetten ulaşmak yeniden değerlendirmek çok kolay. İlk Terörist ilan etme safhasının başladığı FKÖ zamanı var. Yahudilerin, Filistin topraklarını işgal etmesiyle ortaya çıkan, vatan ve toprak savunma, özgür yaşama ve bağımsızlık mücadelesinin, amacından saptırarak, emelleri doğrultusunda kullanma operasyonları var. Olaya kısaca bakmak attıkları adımları görmek açısından faydalı olur sanırım.
   
  Filistine girdiler direnişciler ortaya çıktı onları tüm Dünya'ya alkışlattılar onları kahraman muamelesi yaptırdılar. Onların Vatan sevgisini, bağımsızlık isteklerini istismar ettiler.Vatan mücadelesini için vermeye hazırlandıkları, özgürlük savaşlarını terör sahasına çekerek kullandılar... İşin gereği Mazlum, madur, mahsunu oynayan İsrail, ve "o zihniyeti" haremine alan ABD hariç, tüm Dünya'ya sevdirdiler, ilahlaştırdılar.

Elbette ki; MÜSLÜMANLARA KAZANDIRILACAK "YENİ İMAJ" ÇALIŞMALARINA YAPACAKLARI katkılarından dolayı,

Terörist ilan ettikleri, kötülerin kötüsü dedikleri Filistinlilerin (FKÖ) lideri, Yaser Arafat'ı omuzlarına alıp belinde tabancası olduğu halde BM'de konuşturmadılar mı?
1994 yılında Nobel barış ödülü vermediler mi?
HANİ O; "TERÖRİST" idi ???
Ne oldu da barışa hizmetinden dolayı Dünya'nın en büyük ödüllerinden birine layık gördünüz.

Peki ne oldu da Bariş havarisi ilan ettiğiniz, o Nobel barış ödülü verdiğiniz insan yine birden bire terörist oluverdi?
HANİ O; "BARIŞSEVER" idi ???
Ne oldu da, teröre ne desteğini gördünüzde? Dünya'nın, en büyük teröristlerinden biri ilan ediverdiniz?

Karargahından çıkamaz hale getirdiniz.
Tedaviye bile DÜNYA BARIŞ havarilerinin izni ile ancak gidebildi.
Ne olduda barış ödülünü birlikte aldığınız adam aynı iken siz onu karargahını askerleriniz ile barışı yok ederek, kuşatıp duvarlarına basın önünde işettiniz.

Kitaplarınızda, Peygamberlere yapılan aşalamalar sizde alışkanlık yaptı da ondan mı?
Çaptan düştüğü, sizin onunla olan işiniz bittiği, alacağınızı elde ettiğiniz için mi?
Ona ve nezdinde TÜM İNSANLIĞA bu hareketleri layık gördünüz?
   
  YASER ARAFAT NOBEL
   
  Yaser Arafat, belinde tabancası ile B.Milletler kürsüsünden hitap ettirildi. Gelecekteki planlarından dolayı,
1994 Nobel barış ödülü verdiler.Barışa katkılarından dolayı,
Sonunda yıkık dökük, elektriği olamayan, İsrail kuşatması altında çaresiz tek başına kalıverdi...Barışa verdiği zarardan dolayı,
O içerdeyken, İsrail askerleri kaldığı göçüğün duvarlarına işediler.Rolü bittiği, ellerine düşmüş olduğundan dolayı,
Kuklacıların denetiminde, işin gereğinden dolayı,
Değil silahını, burnunu bile çıkaramadan (özel hastahane izni dahil) öldü, acılar içinde..Ailesine İYİ BİR SERVET bırakarak. Filistin davasını çok sevmiş olmasından dolayı..
   
  Konuya dönersek. Kralın fermanı özel ulaklarla tüm illere gönderiliyor ve AÇIKTAN İLAN EDİLİYOR. "EY!SİZ YAHUDİLER TAM 11 AY SONRA HEPİNİZİN KÖKÜNÜ KURATACAĞIZ, ŞİMDİ SESSİZCE EVLERİNİZE GİDİN VE BİZLERİN GELİP SİZLERİ ÖLDÜRMEMİZİ BEKLEYİN.HERKEZ SIRASI GELDİĞİNDE ÖLDÜRÜLECEKTİR. HAK YENMESİ DİYE BİRŞEY SÖZ KONUSU DEĞİLDİR. ÇOCUK YAPARAK İŞLERİMİZİDE ZORLAŞTIRMAYIN" mı demişerdir./ ilanı arkasından....

Ester.........4:3 Kralın buyruğunun ve fermanının ulaştığı HER İLDE YAHUDİLER büyük yas tuttular, ağlayıp feryat ettiler, oruç tuttular. Birçoğu da çula sarınıp kül içinde yattı.

Ester.........4:8 Estere gösterip açıklaması için SUSta YAYIMLANAN, Yahudilerin kökünün kurutulmasını isteyen FERMANIN BİR KOPYASINI da ona verdi. Esterin krala çıkmasını, ondan merhamet dileyip kendi halkı için yalvarmasını istedi.

Ester Krala yalvarır, birtakım entrikalarla, Haman öldürttürülür ve YAHUDİLERİ KURTARAN FERMAN KRALDAN ALINIR.
Yahudi düşmanı Haman'ın Yahudileri öldürün fermanını almasından daha doğrusu bu fermanı YAYINLATMASININ üzerinden İKİ AY geçmiştir.
Yahudiler, MORDAKAY'IN manevraları sayesinde yok edilmekten kurtulmuşlardır.

Ester.........7:10 Böylece HAMAN MORDEKAY için hazırlattığı DARAĞACINA ASILDI; kralın öfkesi de yatıştı.

Ester.........8:1 O gün Kral Ahaşveroş YAHUDİ DÜŞMANI HAMANIN MALINI MÜLKÜNÜ KRALİÇE ESTERE verdi.ESTERİN MORDEKAYA YAKINLIĞINI AÇIKLAMASI üzerine Mordekay kralın huzuruna kabul edildi.

Ester.........8:2 KRAL, Hamandan geri almış olduğu MÜHÜR YÜZÜĞÜNÜ parmağından çıkarıp MORDEKAYA verdi. Ester de onu Hamanın malının mülkünün yöneticisi atadı.


İşte bu bayram edilecek bir gündür.Ama Ezter kitabında yazılanlardan dolayı, gelişmelerin hiçte öyle olmadığı, Yahudilerin, üzgün, mahsun, mazlum, madur, ezik tutumlarını sürdürerek kurbanlık rollerine devam ettiklerini, "ASIL BAYRAM KUTLAMALARINI" yapmayı planladıkları, KATLİAM GÜNÜNE erteledikleri anlaşılıyor.

Sevinci bayram ilan etmektense; KAN DÖKECEKLERİ GÜNÜ BEKLEMİŞLER.Şu andada Purim kutlamaları kurtuluş günlerinin bayramı değil, YAPTIKLARI SOYKIRIMIN SEVİNÇ GÖSTERİLERİDİR.(Din kitabı değil, sanki Drakula maceraları)

KURTULDUKLARI ÖLÜMDEN DEĞİL, ÖLDÜREREK KURTULDUKLARINDAN DOLAYI BAYRAM ilan etmişler ve 2500 yıldırda kutluyorlar

Ester.........9:1 Kralın buyruğu ve fermanı, ON İKİNCİ ay olan ADAR ayının ON ÜÇÜNCÜ günü yerine getirilecekti. YAHUDİ DÜŞMANLARI o gün YAHUDİLERİ ALT ETMEYİ ummuşlardı, AMA TAM TERSİ OLDU; Yahudiler kendilerinden nefret edenleri alt ettiler.
 


  İLK OKUNUŞ SONUNDA, AKILLARDA ŞÖYLE SORULAR OLUŞUYOR. Nasıl oluyorda ödürmeyi umanlar bir kişi bile öldürmeden, haftaymlı ölüm etapları sonucunda kökleri kazınasıya kadar tesirsiz bir biçimde kubanlık koyun rolünü üstleniyorlar?

Öldürecek olanlar öldürülenlerse, bir gün içinde kuvvetli hale geçip, silahlanıp, nasıl olurda kendilerini öldürecek olanlara karşı, bir kayıp vermeden katliam yapabilirler?
Öldürülecek olanlar, öldürecek olanları öldürdüyse, silahlanan kimlerdi? Silahsız bırakılanlar kimlerdi?
Öldürülecek olanlar, Yahudilerin tümüyse, onlar nasıl olurda, hala korkulan tipler olabilir? Herkez onları öldürüeceğini zaten ilanlar yoluyla öğrenmemiş miydi?

Öldürecekler diye işaret edilen diğer topluluk, neden hiç direnmedi? Neden Yahudiere bir kayıp dahi verdiremedi?
Yoksa her biri, belli yerlerde (çoktan) esaret altında tutularak, o kutsal tayin edilen (BELKİDE KUTSAL İLAN EDİLMESİNE KARAR VERİLEN) günün gelmesini mi bekliyorlardı?
Yahudileri, "öldür" emri söylentisini yayanlarla, diğer insanların soyunu kurutanlar aynı kişiler miydi?
Öldürülenler, öldürmeyi hedeflediklerine göre, silahlı olması gerekmiyorlar mıydı?
Yahudileri öldürmeyi hedefleyenler, öldürülmeye başlandığında öldürülme eylemiyle karşılaştıklarında, karşı koymayıp neden ölüme razı oldular?
İlk gün Yahudilerin elinden sağ kurtulanlar, kaçmadılarda Yahudilerin dinlendikten sonra tekrar kendilerini gelip öldürmelerini mi bekledi?

İkinci fermanla, Yahudilerin değilde Amalek soyunun öldürülmesi kesinleştiği halde, liderleri HAMAN öldürüldüğü halde neden Amalek soyu kaçmadı?
Neden, DOKUZ AY ölümün kendilerine gelmesini bekledi?
Neden silahlanmadılar? Neden ilk öldürmeyi planlayanlar olduğu halde silahları yoktu?
Anlatımlarına göre; O sabah Yahudileri öldürmeye hazırlanmış olan ve o gün kan dökmek için uyanan Amalek topluluğu, nasıl olurda silahlı olmaları gerekirken / silahlanmış olmaları gerekirken hiç karşılık veremeden yok olup giderler?
Tam DOKUZ ay Amalek'liler nasıl silahsız ve savunması kurbanlık koyunlar haline getirildi ki, bir günde, bir etapta 75.000 kişi soykırıma kurban oldu?
Amalek'liler bu süreç içinde neler yaşadılar?
Öldürenler öldürmekten yorulup, dinlendikten sonra öldürmeye devam ettiklerine göre, herbiri sırasını kafeslerinde mi bekliyordu?

Kralın 2. FERMANIYLA verdiği, AMALEK'ler YAHUDİLERİ değil, YAHUDİ'ler AMALEK'leri ÖLDÜRECEK EMRİ, düşman olarak gösterdikleri, nefret ettikleri, "bizi öldürmeyi tasarlıyorlar" dedikleri, AMALEK soyuna gitmedi mi?
Ön sebep olarak ileri sürdükleri "bizi öldürecek dedikleri" AMALEK'ler bu emir karşısında, ölmek için Yahudilere teslim mi oldular?

Amalek soyu yazılı emri göre göre mi beklediler?
En azından liderlerinin asıldığını duymadılar mı?
Liderleri asıldığında yaptıkları planın suya düştüğünü anlamadılar mı?
Liderlerinin yerine yok etmek istedikerinin ele başının geçtiğini duyduklarında paniklemediler mi?

Amalek soyuna mensup olanlar, Yahudileri gerçekten öldürmeyi planlamış olsalardı, Liderleri olarak gösterilen Haman öldürüldüğünde, başlarına bela geleceğini akıl etmezler miydi?

Haman ölmesiyle tedirgin olan Amalek'ler bu süre içinde neden kaçmamaları için, kendilerine hiç bir şey olmayacak diye teminatlar mı verildi?
Yoksa kaçmamaları için HİTLER vari "Auschwıtz" gibi kamplar mı kuruldu.

Haman kralın yüzüğünü taşıdığına göre, "Kral en çok onu seviyordu" dediklerine göre, Valiler ve yöneticiler onun adamıydı. "Yahudi öldür emrini ilk elden ve öncelikle alanlar onlardı.
Çoğunluğunun, Vezir Haman nedeniyle, Amalek soyundan olmaları gereken bu insanlar, Haman öldürüldüğünde de ilk haberdardar olması gerekenlerdir.
Peki Haman öldüğünde planlarının yattığını anlamadılar mı? Artık Yahudileri öldürmeleri için bir sebep ortalıkta kalmadığı gibi arkalarında onları koruyacak, işlerin planlayıcısı olan kurtarıcıları da İŞLEYECEKLERİ SUÇ nedeniyle CEZALANDIRILARAK öldürülmüştü.

Planlamayı yaptıkları kabul edilse bile; Liderleri, koruyucuları ülkenin ikinci adamı öldürülmekle, elleri kolları bağlanan, çaresizlik içinde kalan, kendileri tehlikeli duruma düşen AMALEK topluluğu bu durumda Yahudiler için nasıl tehlike arzedebilirler.

Nasıl olurda? YAHUDİ kimliğini açıklamış bir kraliçenin olduğu, İKİNCİ ADAMIN YAHUDİ olduğu bir ülkede, Yahudi düşmanlığı yapabilirler. KRALIN "İSTE BENDEN ÜLKENİN YARISINI VEREYİM" DEDİĞİ KRALİÇENİN SOYDAŞLARINA KİM DOKUNMAYA CESARET edebilir?

Üstelik kralın yüzüğü MORDEKAY'ın eline verilmişken. Üstelik MORDEKAY, Kral adına MEKTUP YAZMA olanağına sahipken. Amalek'liler bağlılıklarını ilan etme yerine, ADAR AYINDA nasıl olurda, Yahudilere karşı saldırıya geçmiş olabilirler.

"Yüzük kimdeyse! efendi o" olduğundan hareketle, yöneticilerde Yahudileşmiş olmalı. Herkesin Yahudi oduğunu söyleyenlerde yine kendileri..
O halde hangi komplodan ve tehlikeden bahisle kitaplarında mazlum, madur, mahsun, masum sözcükleriyle süsledikleri bayram ilanları yapabiliyorlar?

Öldürecek olanları, öldürmek için o tarihe kadar beklendi mi?

kral haman'ı cezandırıp, yahudileri kurtardığı gün bayram ilan edilseydi buna akıl ererdi. (Hayalide olsa) katliamdan kurtulmanın sevinci elbette yaşanmalı. Ama bayram ilan etmek, nesiller boyu sürecek kutlamaların ilanını yapmak için, sadece bir etapta bir günde 75.000 kişinin ardından bayram ilan etmek ve böyle bir bayramı hala EN NEŞELİ BAYRAM olarak kutlamak Dünya'da yapabileceklerinin, argemeddon / mesih projesiyle yapmak istediklerinin boyutunu gösteriyor,

Kutladıkları, çocuklar boyutuna getirdikleri, şekerler ve tavşanlarla yaldızladıkları;
YOK OLMAKTAN KURTULMA BAYRAMI değil, (sanal olmakla birlikte, ferman yazıldığı anı Purim günü ilan edilmiş olsaydılar, yok olmaktan kurtulma sevinçlerini ifade ediyorlar denilebilirdi. Oysa onlar dokuz ay onbeşgün sonra yaptıkları KATLİAMI kutluyorlar, Yaptıkları Soy-kurutmayı kutuyorlar. Hitler'den ne farkları var? Hitler savaşı kazansaydı, mutlaka o'da hoşuna giden bir günü "ARİ IRK" günü ilan ederek kutlamalarda bulunurdu)

"EN NEŞELİ BAYRAMIMIZ DEDİKLERİ" kutlamalar, VAR OLMALARINI KUTLADIKLARI bir şenlikte değil,
KUTLADIKLARI; SADECE BİR GÜNDE, BİR ETAPTA 75.000 İNSANIN YOK ETMİŞ OLMALARI...
"PURİM Bayramı" dedikleri söz konusu katliamdan DUYDUKLARI SEVİNÇLERİN DIŞA YANSITILMASI.
Kendi aralarında mutlaka "DAHA NİCELERİNE" temennilerinde bulundukları, GURURLANMA FESTİVALLERİ
Alenen ismini SOY KURUTMA / KATLİAM koyamadıkları için, hayali KUR'A olayından esinlenerek adını PURİM koydukları, NİYET İLANLARI..

   
  Yahudilerin kurtulduğunu belirten, tam tersine Amalek'lerin okkanın altına gittiğini gösteren FERMAN, Valilere, illere, halkı temsil eden önderlere ulaştığında Amalek'lilerin haberi olmamış olabilir mi?
1. ve 2. fermandanYahudilerin nasıl haberi olmuş ise, mutlaka Amalek'lilerin de haberi olmuştur. Belkide, birtakım kimselerin Yahudilere karşı katliam planladıklarını 2. fermandan öğrenmişlerdir. Belkide sadece 2. fermandan, Yahudilere karşı yapılması planlanan, "katliamın" iptal edildiğini öğrenmişlerdir.

1. fermanda katliam emiri olmamalı ki, Amalekler bu durumdan kurtulmak için bir şey yapmıyorlar ve yaşamlarına devam ediyorlar.
2. fermandada kendileriyle ilgili herhangi birşey bulamamış olmalılar ki, yine normal yaşamlarını aksatacak bir girişimde, hal ve gidişte bulunmuyorlar. Her şeyi eskisi gibi devam ettiriyorlar.

Yahudiler ise, 2. fermandan tayin edilen bir gün olduğunu, o günün ADAR ayı 13 günü olduğunu öğreniyorlar. Belirlenen o günde, AMALEK öldürmenin serbest bırakıldığını, vaktiyle birlikte öğreniyorlar.

BÖYE BİR ŞEY NASIL OLABİLİR?
Kralın fermanındansonra; birileri, "kurtulduk bizler ÖLDÜRECEĞİZ" derlerken,
Diğer grup, "bizim katliam işİ yattı, eyvah! bizler ÖLDÜRÜLECEĞİZ" demiyor.

Her grubun okuduğu ferman aynı olsaydı, elbette aynı çıkarımı yaparlardı.
Demek ki, her grubun okuduğu ferman başkaydı.
Bu farklı ferman nasıl olabilir?
Eğer, Yahudilerin anlayacağı biçimde onlara özgü alfabeyle farklı bir metin kaleme alındıysa, kimse aradaki farkı anlamayacak ve her iki fermanda yazanları da, biribirinin aynı kabul edecektir.
Çünkü her halka kendi dilinde ve kendi alfabeleriyle yazılmış olarak fermanlar gönderiliyor. (Ayrı dil ve alfabe oduğu kutsal metinlerinin içinde mevcut). Farklı metin uygulamasıyla değişiklikler, eğer halka duyrulmamışsa anlatılan, BAYRAMLARINI KUTLADIKLARI KATLİAMLAR, hiç bir direniş göstermeden gerçekleşmiş demektir.
   
   
  YUKARIDA SIRALANAN TÜM SORULARIN CEVAPLARI, AŞAĞIDA GÖRÜLECEĞİ GİBİ KUTSAL DEDİKLERİ METİNLERİNİN İÇİNDE MEVCUT.

BU ve BENZERİ SORULARIN CEVAPLARINI DA YİNE KENDİLERİ SATIR ARALARINDA VEREREK, GELECEK NESİLLERİNE MESAJ OLARAK BIRAKMIŞ OLMALILAR.

ZİHNİYET ATALARI TARAFINDAN AMALEKLER İÇİN TOK ET MESAJLARI BIRAKILDIYSA, onlarda kendinden sonra gelecek kuşaklara, İŞARET EDİLENLERE yapılması gerekenleri ve yöntemlerini mesajlar halinde bırakmış omalılar. Anılar taze tutulması içinde, Purim ve benzeri işaret ilanları gerekiyor.

Mısırdan Çıkış....17:13 Böylece Yeşu Amalek ordusunu yenip kılıçtan geçirdi.
Mısırdan Çıkış....17:14 RAB Musaya, ‹‹Bunu ANI OLARAK KAYDA GEÇ›› dedi, ‹‹Yeşuya da söyle, AMALEKLİLERİN ADINI YERYÜZÜNDEN BÜSBÜTÜN SİLECEĞİM.››
Mısırdan Çıkış....17:15 Musa bir sunak yaptı, adını ‹‹Yahve nissi›› koydu.
Mısırdan Çıkış....17:16 ‹‹Eller Rab'bin tahtına doğru kaldırıldı›› dedi, ‹‹RAB KUŞAKLAR BOYUNCA AMALEKLİLER'E KARŞI SAVAŞACAK!››

YAPILAN EYLEMİN BİR KATLİAM HAVASINDA GERÇEKLEŞTİĞİNİ ÖVÜNEREK, MÜJDELEYEREK NEREDEYSE TÜM DETAYLARI ANLATIYORLAR..

SİZ SORUYORSUNUZ SATIRLAR CEVAP VERİYOR. YETERKİ SİZ SORULARI SORUN. HER SORUNUN CEVABI METİNLERİNİN İÇİNDE YAZILI. (elbette, sayı ve birtakım sistemlerle yazılmış olanlar hariç. Asıl kitabın korunmsını zorunlu kılan lguda bu tür yazıların onlar için ifade ettiği anlamlar, anlatımlar ve mesajlar olmalı)

Tüm kitaplarında, her konuda olduğu gibi. Siz sorularınızı sıralayın, sonra cevaplarını arayın, hepsi satır satır yazılmış durumda sizleri bekliyor.
Kitabı korumak istemelerinin bir nedenide bu olabilir. Farklı isimlerde kategorize edilmiş din kitaplarını yazmaları da (Talmut, Mişna gibi) sorulan soruların cevaplarını nakletme çalışmalarının göstergeleri olabilir.

Yüzlerce sene sonra yazılan kitapları bile, inanç sistemleri içinde kullanılır hale getirmiş olmaları, o kitapların bu tür sağlama işlemlerinden geçtiğini gösterir. Bu çalışmalar, olaylar, adetler, ibadetler, kurallar, töreler hakkında satırlar arasında olan anlatımları kullanılır hale getirme amacı güdüyor olabilir.
   
  SAKIN, TÜM GELİŞEN OLAYLAR İÇİNDE AMALEK TOPLULUKLARI ÇEŞTLİ VAADLERLE BİR YERLERE TOPLANMIŞ OLMASIN. Gazze, örneği duvarlar arasında yatılmış BİR YAŞAMA mahküm edilmiş olmasınlar.

HER AN GEDİKLERİ KAPANDIĞINDA KAFES HALİNE GETİRİLEBİLECEK DUVARLAR ARKASINA, güvenlikleri ve güvenlik bahaneleriyle kapatılma aşamasında tutulan FİLİSTİNLİLER gibi olmasın. AMALEK'lerde silahsız, korunmasız, tüm soylarının bir araya toplandığı kurbanlık koyunlar gibi sınırlar içinde yaşatılmış olmasınlar.
   
 

"Halk Yahudilerden korkuyordu" demeleri, egemen gücün Yahudiler de olduğunu ispatlamıyor mu? Tıpkı bugün olduğu gibi.

Ester.........8:17 Kralın buyruğu ve fermanı ulaştığı her ilde ve her kentte YAHUDİLER ARASINDA SEVİNÇ ve mutluluğa yol açtı. Şölenler düzenlendi, bir BAYRAM HAVASI
DOĞDU
. Ülkedeki halklardan ÇOK SAYIDAKİ KİŞİ YAHUDİ OLDU; çünkü YAHUDİ KORKUSU hepsini sarmıştı.

Ester.........9:1 Kralın buyruğu ve fermanı, ON İKİNCİ ay olan ADAR ayının ON ÜÇÜNCÜ günü yerine getirilecekti. Yahudi düşmanları O GÜN Yahudileri alt etmeyi ummuşlardı, amaTAM TERSİ oldu; Yahudiler kendilerinden nefret edenleri alt ettiler.

Ester.........9:2 Yahudiler kendilerini YOK ETMEYİ TASARLAYANLARA SALDIRMAK üzere Kral Ahaşveroşun bütün illerindeki kentlerde bir araya geldiler. HİÇ KİMSE ONLARA KARŞI KOYMADI. Çünkü YAHUDİ KORKUSU bütün halkları sarmıştı.

Ester.........9:3 İl önderleri, satraplar, valiler ve kralın memurları, MORDEKAYDAN KORKTUKLARI için YAHUDİLERİ DESTEKLEDİLER
Ester.........9:5 YAHUDİLER bütün düşmanlarını kılıçtan geçirdiler, ÖLDÜRDÜLER, YOK ETTİLER. Kendilerinden nefret edenlere DİLEDİKLERİNİ YAPTILAR

Ve ertesi günüde nesiller boyu kutladıkları "PURİM" BAYRAMLARI olarak ilan ettiler.

Bugün de dünyanın heryerinde aynı şeyleri, Saraylarına kız verdikleri ABD'yi kullanarak yapmaya devam etmiyorlar mı? ABD'nin kuruluşunda etkin rol oynayan Yahudiler, ABD devletini istedikleri gibi biçimlendirdiler.ABD ve Müttefikleriyle yapılan ittifaklar sayesinde, hedefledikleri yolda hızla ilerliyorlar.

"Gelin ESTER" istiyor KONGRE yerine getiriyor.Finans ve Lobileri elinde tutan kız tarafı istediğini yaptırmayı çok iyi biliyor. Uzun vadeli planlarını adım adım yerine getirerek etaplarını gerçekleştiriyor. Uzun dönemli planlar için uzun dönemli Mayalanma sürelerini sabırla yerine getirtiyor.

  ...
  İSRAİL TANRISI BU DURUMU ŞÖYLE DEĞERLENDİRİYOR.

Hezekiel.......16/28 Asurlular'la da fahişelik ettin, çünkü doymamıştın. Evet, onlarla fahişelik ettin, yine doymadın.
Hezekiel.......16/29 Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.
Hezekiel.......16/46 Kızlarıyla senin kuzeyinde yaşayan Samiriye ablan, kızlarıyla senin güneyinde yaşayan Sodom kızkardeşindir.
   
  Yahudilerin, ABD ile evlilik yapması, onların deyimiyle kız vermesi hiçte zor olmadığı ABD'nin kurucularının benimsediği görüşlerden belli. Saraya girmeleri uyumlanmaları hiçte zor olmamış gözüküyor.

Amerikanın işgali ve yerlilerin yok edilme seyrine bakıldığında ortada; Tanrısal bağlamdaki tüm yetkileri kendilerinde gören (üstün ırk beyazlar, zencilere karşıda devam ettirilen görüş) işgalci insanların, hoşlanmadıkları, nefret ettikleri yerli ırkın / soyun kurutulması var.

Amerika'nin kurucu kökenini, din olarak Katolikleri putperes olarak nitelendirip ayrılan ve Eski Ahit'e olan bağlılıklarını artıran Protestanlar oluşturuyordu. ABD'nin şekillenmesinde Luter'in kurduğu, Calvanist protestanlığın olması, Yahudilerin Saraya kız vermelerini çok kolay hale getirmişti. Saray içinde itibarlı yerleri kısa sürede elede ederek, bağımsız Amerika'nın oluşumunda önemli roller üstlenmiş ve devletin biçimlenmesinde aktif rol oynamışlar.

Protestanlar olarak Yahudilere daha yakın duran ve onların seçilmiş olduğuna inana halkın desteğiyle de bu işler daha da kolaylaşmış. En azından ekonomide ve finans sektöründe karşılarında olan, yasaklar getiren bir kilise anlayışı olmamış. Yahudilerin Vaad edilmiş toprakları olduğuna temelden inanıp, bu güne kadarda her türlü desteği vermeleri, ABD'nin ve halkının Yahudilere bakışını ortaya koymuyor mu?

Üstelik; ABD'nin kuruluşunda ve biçimlenmesinde etkin olan Protestanlar, Luther ve Calvin'in başlattığı "Eski Ahit'e yönelme" hareketini, daha da radikal bir çizgiye götürmüş olan PURİTENLER mezhebindendi. Puritenler Eski Ahit'i neredeyse inançlarının ana kaynağı haline sokmuşlar.

Puritenlik, 1600 başlarında William Tyndale adlı bir Calvanist'in kurduğu ve İngiltere'de gelişmiş bir mezhep. Puritenler; Protestan kabullerini, Eski Ahit yönünde daha ileri getirmişler. Bu işi o derece ileri getirmişler ki; Protestanlığın Katolik kilisesine açtığı savaşı, içinden çıktığı Protestan Angaligan Kilisesini de içine alacak şekilde genişletmişler.

Puritanların, Luther ve Calvin kabulerini, Eski Ahit yönüne dahada ileri götürmeleri, onların Eski Ahit'e olan bağlılıklarını artırmakla kalmamış, inanç olarak Yahudieşmelerine de sebep olmuştur. Bu kabuller sonucunda, Pulitenlere göre Yahudiler seçilmiş ve üstün olan bir soydu.

Doğal olarakta, seçilmiş ve üstün ırk olarak gördükleri Yahudilere duyulan sempati ve hayranlık kendiliğinden inançlarının içine yerleşivermiş. Böylece, Yahudilere sadece hayranlık duymanın ötesinde, özdeşleşmeler ve benzemelerde ortaya çıkmış yönetimlerii toplumları istedikleri gibi yönlendirir olmuşlardı.

Evrensel Yahudi Ansiklopedisi / Universal Jewish Encyclopedia da; Etik yapısı E. Ahit'le tümüyle eş olan Puritenlik; "İNGİLİZ YAHUDİLİĞİ" olarak adlandırılmış.

Bazı dönemlerde Yahudi aleyhtarı gibi gösterilen Proestanlık, tam tersine Eski Ahit'e olan bağllıkları, kurucuları, uygulamaları, finansal hareketlere yaklaşımları ve Dünya üzerindeki politikalarına bakıldığında, Yahudilerle ve Yahudilikle yakından alakalı olduğu görülebiliyor.

Yahudi Ansiklopedisi de bu yakından alakayı özetlemiş.
“Luther’in Roma Katolikliğine getirdiği yıkıcı darbe ilk olarak Yahudiler tarafından benimsendi.” (Encyclopedia Judaica)
“Özellikle Sefardi diasporasından olan Joseph ha-Kohen gibi bazı Yahudi bilim adamlarının Reform’a karşı oldukça büyük sempatileri vardı.” (Encyclopedia Judaica)
“Kabalist Abraham B. Eliezer ha-Levi, Luther’in Hıristiyanları yavaş yavaş eğitmeye çalışan bir ‘Gizli Yahudi’ olduğunu söyledi.” (Encyclopedia Judaica)
“Martin Luther kilise tarafından ‘Yarı Yahudi’ olarak adlandırıldı. Abraham Farissol gibi bazı Yahudiler, Luther’i ‘gizli bir Yahudi’, dini gerçeği ve adaleti ayakta tutan bir yenilikçi olarak tanımlarken, anti-putperest yenilikleri Yahudiliğe dönüş olarak belirttiler.” (Encyclopedia Judaica)

Yukarıda sayılan nedenlerden dolayı Yahudilerin Saraya kız vermeleri, Sarayda barınmaları hiçte zor olmamış. Yahudi inancına yada kökenine sahip olmayan yöneticiler, iş başınada gelse, kendilerini kabul eden, üstün ve seçilmiş ırk olarak gören Puritalist görüş, ABD'ye egemen olmuş

   
 
   
 

Puritalist kelime olarak, katı, bağnaz, taviz vermez anlamına geliyorsa da, bu kişisel davranışlar için kullanılan bir tanımlamaymış. Mezhebin kurucularına göreyse, "Püritalis" sadeleşmek / saflaşmak manasına geliyormuş. Kural olarak tutucu, tavizsiz, bağnazlığı benimseyen, stratejisini ise sadeleşmek, saflaşmak üzerine kuran, Tanrısal görevler edinmiş bir mezhep.

"Pur" kelimesi ise "kura, zar" anlamına geliyormuş. "Purim" de "kura çekmek" anlamına geliyormuş. "Puritalist" kelimesinin kökü cahillik benzetmesimdir bilmem ama aynı. Kelime kökleri farklıda olsa, uygulamada, pratikte eşitlik / aynılık olduğu için (hemen hemen aynı amaçlı), kelime köklerindeki benzerliğin pekte önemi olmasa gerek. (Türkce kunuşu ve yazılışında "Ü" kullanılması Türkçeleştirilmesinden kaynaklanıyor olmalı)

Yahudiliğe sempati duyanlar, Eski Ahit'e daha çok yaklaşanlar elbette esinlenmelerini de onlardan yapacaklar. Katliamı kura ile özdeşleştirenler, purimi de saflaşmakla özdeşleştirebilirler. Ortalığa çıkıpta "biz purimciyiz" diyemeyeceklerine göre, yaldızlayarak sunumlarını yapacaklar.

Irkları, inançları saflaştırmak, daha doğrusu sadeleştirmelerle "TEK"leştirmek olarak alınırsa, PURİM sözcüğü arkasından gelen olaylar nedeniyle, PURİTAN'la tam olarak örtüşüyor.Yahudi sempatizanı olanlar, onların kitaplarını benimseyenler, elbette onlarla özdeşleşen yeni fikirlerini yaşatmak isteyeceklerdir.

Papa'lığın 25 yıllık çalışma sonucu hazırladığı "The New American Bible" isimli Yeni Ahit tefsirin de, Eski Ahit'teki çoklu / ikincil / Düalist Tanrı izlerinin varlığından bahsetmesinin nedeni bu değil mi? Yeni Ahit'ten, Eski Ahit'e geçişlerin önünü kesebilmek, Amerikan Din pazarında daha iyi yer edinebilmek değil mi? Hem Eski Ahit'i "her harfi Tanrıdan" diye kabul edenlerin, Eski Ahit'teki ikincil / Düalist kuvvetlerden bahsetmesinin ne amacı olabilir?

   
  VATİKANA GÖRE; E&Y AHİT'ler de ki, TANRI İŞARETLERİ ve TUTARSIZLIKLARIN İŞLENLENDİĞİ "DÜALİST DİNLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Madem Eski Ahit'te "ikincil Tanrılar" var, o halde neden "her harfi Tanrıdandır" diye, Yeni Ahit'le birlikte aynı kapak altında tutuyor ve dağıtımını yapıyorsunuz?
Sizde mi çok Tanrılara inanıyorsunuz?
Yahve'nin kitabını alıp kendisini ne yaptınız?

"İsa kitap getirmedi Eski Ahit'e bağlı kaldı, onu tebliğ etti" dediğinize göre, İsa'nız da mı çok Tanrı varlığını savunuyordu?..vb.., sorularını göze alarak, böyle bir tefsir yapmalarının amacı ne olabilir? "Bu ne lahna bu ne pehriz" dedirtebilecek uygulamayı yapmak için iyi nedenleri olmalı.
   
  YAHVE KİM? İSA'NIN "BABAM" DEDİĞİ YAHVE'YE NE OLDU? KONULARININ İŞLENDİĞİ "İSA YAHVE Mİ? " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Protestanlarda aynı kökten çıktıkları, Katolikleri Putperslikle suçlamaları, bu tür görüş ayrılıklarından olmalı. Birbirlerini PUTPERESLİKLE, TANRIYA ŞİRK KOŞMAKLA, SAPKINLIKLA suçlayanlar, "YANİ KENDİ DEYİMLERİYLE / TANIMLAMALARIYLA PUTPERESLER", Müslümanlara saldırı sözkonusu olduğunda İMANI YOK ETMEK için bir araya gelip, "TEK / AYNI TERCÜMELİ" kitaplarını ellerine alarak misyonerliklerini sürdürüyorlar.
   
  HIRİSTİYANLARIN, MERYEM'İ GÖK TANRIÇASI HALİNE GETİRMELERİNİN İŞLENDİĞİ "GÖK KRALİÇESİ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  Soyları kırmak, ırkları yok etmek sadeleştirmek, "TEK'e" doğru yol almak değil mi? PURİTANLAR, AMERİKA'ya GELDİKLERİNDE ,İLK YAPTIKLARI YERLİ HALKI YOK ETMEK OLMUŞTUR. Kendilerinden başkasına yaşam hakkı vermemişlerdir.Kızılderililer neredeyse tamamen yok edilmiştir. SOYLARI KIRILMIŞTIR.

Aynı şekilde Avustralya'yı ele geçiren İngilizler'in başka bir koluda, orada da Aborjinlerin SOYLARINI KIRMAYA GİRİŞMİŞLER ve NERDEYSE KÖKLERİNİ KAZIMIŞLARDI. (Günahlarını da almamak lazım. Çok büyük atalarının yaptığı bu soykrım için, atalarından kalan servetlerin ve unvanların mirascı torunları özürde dilediler.). Örnekleri çoğaltmak mümükün. Hemde TÜM SOY KIRMALARI, TANRI ADINA, KUTSAL KİTAPLARINDAN ALDIKLARI "ÖLDÜR" EMRİNE DAYANARAK YAPMIŞLARDIR.

Özetle; ırkları sadeleştirmişlerdir.Her gittikleri yerde, kutsal kitaplarından örnekledikleri PURİM'DEN gelen, PURİTAN görüşle, kendilerine özdeşleştirdikleri sadeleştirmeyi yapmaya hiç ara vermeden devam ediyorlar. Çeşitli bahanelerle girdikleri ülkelerde, dinsel, ırksal nedenlerle insanları yok etmeye devam ediyorlar.
   
  Ne demişti; projenin 'sunumcularından', Irak'tan Ayakkabı ile uğurlanan, (Ayakkabı üstün hizmet ödülü) oğul W.G.Bush?. Irak seferinden önce, Fransa devlet başkanı Chirac'a, "Yecüc ve Mecüc ortaya çıktı" demiş..

Tanrı ile konuşan ondan direk emirler alan seçilmiş insanlardan, buna benzer öngörüleri beklemek lazım. Tanrı ile konuştuğunu söyleyen yine kendisi. Irak işgalini tamamladıktan sonra şöyle beyanat veriyor..Tanrı bana "George git, Irak'taki, despotluğu bitir" dedi, "bende bitirdim."

Neden mi? nedenin cevabı yine Ayakkabı üstün hizmet ödüllü W.G.Bush'tan; Afganistan'a Ordularını gönderdiğinde, “haçlı seferi başlattık” demişti...Postalları ile o toprakları kirletmeden önce..
   
  TÜM DÜNYA'DA "YÖNETİCİYİM" DİYENLER, DÜNYA'nın HER YERİNİ İŞGAL EDEN, ABD'ye HAKİM olan ve ABD YÖNETİMİNİN ETKİN GÜÇLERİNİ TEMSİL edenler, AHİT'te bahsedilen MORDEKAY'ın, ESTER kitabındaki katliam gerçekleştiricililerin ZİHNİYET TORUNLARI DEĞİL Mİ? Yeni Purimler peşinde koşanlar değil mi?

Aynı kitapta yazdığını iddia ettikleri, KEHANET denilen zırvaların gerçekleşmesi için, Dünya'yı altüs edip KANA BULAMAYA hazırlananlar, KATLİAMLARINI yaptıkları günü (ESTER bölümünde) BAYRAM ilan edenlerin, ZİHNİYET MİRASCILARI değil mi?
   
  DÜNYA İŞGAL HARİTALARINI, DİLLERİN - DİNLERİN değişimini, 3.BİN YILIN hedeflerini içeren'TEKRARI BOL OYUN GOP ve BOP' Sayfasına, buradan ulaşabilirsiniz
   
  ÜLKELERİ, yada KURULMASI PLANLANAN (KONSİL) TEK DÜNYA DEVLETİNİN, "O GÜNKÜ VİLAYETLERİNİ" ŞİMDİLİK KAYDIYLA YÖNETENLER / EYALETLERİNİN YÖNETİMLERİNE KENDİLERİNİN ATANMASINI UMANLAR, ONLARIN İSTEDİKLERİ YÖNDE POLİTİKALAR İZLEMEYE DEVAM EDİYORLAR..

İç politika biçimlendirmeleri için yapılan show nitelikli gösteriler dışında, hata yapmaktan, kusur işlemekten korktukları aşağıdaki fotoğraflardan belli değil mi?

Her kıtanın kendine özgü; GOB, BOP, DİYALOG, 2050 LİDER ÜLKE, BARIŞ, TERÖR..vs laflarıyla kapatılan, "YÖNETİLİYORUZ ÇÜNKÜ KORKUYORUZ" etaplarının kareleri, aşağıda görünenler.

Her aldıkları tavizler sonrasında, ADIM ADIM buralara kadar geldiler. Şimdi listelerinde olan, MEGİDDO ovasındaki EN BÜYÜK ŞÖLENLERİNİN anahtarı olacak, ARGEMEDDON savaşına davet ediyorlar yada ARGEMEDDON adı atında başka başka şeyleri mayalandırıyorlar. Tüm insanları oraya dolduramayacaklarına göre, orada yapılması planlanan savaş, sadece sembolik manada gerçekleşecek omalı.

Ester.........9:3 İl önderleri, satraplar, valiler ve kralın memurları, MORDEKAYDAN KORKTUKLARI için YAHUDİLERİ DESTEKLEDİLER

ABD, ŞEMSİYESİ ALTINDA TOPLANACAK DÜNYA KONSİL DEVLETİ ve ONUN EYALETLERİ. ÖZETLE, STRAPLAR, VALİLER, ÖNDERLER...

Ester.........9:2 Yahudiler kendilerini YOK ETMEYİ TASARLAYANLARA SALDIRMAK üzere Kral Ahaşveroşun bütün illerindeki kentlerde bir araya geldiler. HİÇ KİMSE ONLARA KARŞI KOYMADI. Çünkü YAHUDİ KORKUSU bütün halkları sarmıştı

Ester.........9:5 YAHUDİLER bütün düşmanlarını kılıçtan geçirdiler, ÖLDÜRDÜLER, YOK ETTİLER. Kendilerinden nefret edenlere DİLEDİKLERİNİ YAPTILAR

Ester.........9:16 Krallığın illerinde yaşayan öbür Yahudiler de canlarını korumak ve düşmanlarından KURTULMAK için bir araya geldiler. Kendilerinden nefret edenlerden YETMİŞ BEŞ BİN kişiyi ÖLDÜRDÜLER, ama yağmaya girişmediler.
   
 
   
  Zekerya.......11:1 Ey Lübnan, kapılarını aç ki, Ateş sedir ağaçlarını yakıp yok etsin!
Zekerya........9:4 Ama Rab onun mal varlığını alıp götürecek; Denizdeki gücünü yok edecek Ve ateş kenti yiyip bitirecek.
Zekerya........9:5 Aşkelon bunu görünce korkacak; Gazze acıdan kıvranacak, Ekron da öyle, çünkü umudu sönecek. Gazze kralını yitirecek, Aşkelon ıssız kalacak.
Zekerya........9:6 Aşdotta melez bir halk oturacak, Filistlilerin gururunu kıracağım.

Hezekiel......29/12 Mısır'ı ıssız kalmış ülkeler gibi ıssız bırakacağım. Kentleri, viran olmuş kentler arasında kırk yıl kimsesiz kalacak. Mısırlılar'ı uluslar arasına gönderecek, ülkelere dağıtacağım.
   
  Yasa Kitabı........20:16 ‹‹Ancak Tanrınız RABbin miras olarak size vereceği BU HALKLARIN KENTLERİNDE SOLUK ALAN HİÇ BİR CANLIYI YAŞATMAYACAKSINIZ.
Yasa Kitabı........20:17 TANRINIZ RABBİN SİZE BUYURDUĞU GİBİ, ONLARI -HİTİT, AMOR, KENAN, PERİZ, HİV VE YEVUS HALKLARINI- TÜMÜYLE YOK EDECEKSİNİZ.
Mısırdan Çıkış....23:23 Meleğim önünüzden gidecek, sizi AMOR, HİTİT, PERİZ, KENAN, HİV VE YEVUS topraklarına götürecek. ONLARI YOK EDECEĞİM.

İSRAİL TANRISI, YOK EDİLMELERİNİN NEDENİNİ DE, DİNE BAĞLIYOR. "O ULUSLARIN İNANÇLARI GEREĞİ, YOK EDİLMELERİNİ İSTİYORUM" DİYOR. BUGÜNE UYARLARSAK ÖNCELİKLE MÜSLÜMANLAR...

Yasa Kitabı....7:16 Tanrınız RABbin elinize TESLİM edeceği HALKLARIN tümünü YOK edeceksiniz. Onlara ACIMAYACAKSINIZ. İlahlarına tapmayacaksınız. Çünkü bu sizin için tuzak olacaktır.
Yasa Kitabı....7:20 Sizden gizlenerek SAĞ KALMIŞ olanların üzerine, hepsi YOK OLANA DEK eşek arısı gönderecek.
Yasa Kitabı....7:23 Tanrınız RAB onları ELİNİZE TESLİM edecek ve hepsi YOK OLUNCAYA dek onları şaşkına çevirecek.
Yasa Kitabı....7:24 Krallarını elinize teslim edecek; ADLARINI GÖĞÜN ALTINDAN SİLECEKSİNİZ. ONLARI YOK edene dek kimse size karşı duramayacak.
Yasa Kitabı....7:26 Bu iğrenç şeyleri evinize getirmeyeceksiniz, yoksa siz de ONLAR gibi YOK olursunuz. ONLARDAN çok NEFRET edecek, TİKSİNECEKSİNİZ; çünkü onlar YOK OLMAYA mahkûmdur.›› Dehşet ya da bir çeşit hastalık anlamına da gelebilir. imiş

Yasa Kitabı....20:18 Öyle ki, ilahlarına taparken yaptıkları iğrençliklere uymayı size öğretemesinler, siz de Tanrınız RABbe karşı günah işlemeyesiniz.

İNSANLARIN ONLARIN GÖZÜNDEKİ DEĞERİ AĞAÇLAR KADAR BİLE DEĞİL.
Yasa Kitabı.......20:19 ‹‹Bir kentle savaşırken, kenti ele geçirmek için kuşatma uzun sürerse, AĞAÇLARINA BALTA VURUP YOK ETMEYECEKSİNİZ.. Ağaçların ürünlerini yiyebilirsiniz, ama onları kesmeyeceksiniz. ÇÜNKÜ KIRDAKİ AĞAÇLAR İNSAN DEĞİL Kİ

KIRDAKİ HAYVANLAR KONUŞAN YARATIKLAR / GOYİMLER olabilir mi?

Yasa Kitabı....7:22 Bu ULUSLARI önünüzden AZAR AZAR kovacak. Onları birden ortadan kaldıramazsınız. Yoksa çevrenizde YABANIL / KIR HAYVANLARI çoğalır.
 

 

  ÖNCELİKLE 75.000 kişiyi öldürmenin, onları bir günde KILIÇLA yok edebilmenin olabilirlik boyutlarına bakmak lazım. Bu nedenle de onların kitaplarında örnekleyerek verdikleri öldürme sayılarını, görmek lazım. Bu öldürme şeklinin nasıl olabileceğine karar verme açısından bizlere fikir verecektir. Sus kalesindeki KILIÇLA öldürme işlemini ferman dışı olmasına rağmen, süre uzatımı taleplerinin yerinde görülmesiyle 2 günde yapabiliyorlar (fermana göre istedikleri kadar, köklerini kurutusaya kadar öldürme yapabilecekleri gün sayısı sadece BİR gün ADAR ayı ON ÜÇÜNCÜ günü. Ertesi gün bayram.)
   
  Mısırdan Çıkış....20:13 ‹‹Adam ÖLDÜRMEYECEKSİN.

MUSA BU EMRİ SİNA DAĞINDAN almasının arkasından, Mısır'dan çıkmalarına öncülük ettiği topluluğunun yanına döner. Topluluğunun konakladığı yere geldiğinde, toplumunu Harun'un yaptığı SAMİRİNİN BUZAĞISINA tapar bulur ve sinirlenerek şu emri verir..

Mısırdan Çıkış.....32:27 Musa şöyle dedi: ‹‹İsrailin Tanrısı RAB diyor ki, ‹HERKES kılıcını kuşansın. ORDUGAHTA kapı kapı dolaşarak KARDEŞİNİ, KOMŞUSUNU, YAKININI ÖLDÜRSÜN.› ››
   
  GÖNÜLLERE İÇİRİLEN BUZAĞI, PUT'culuğu TEŞVİK EDEN TANRI MANİFESTOSU ve PUT'cu "HARUN & SAMİRİNİN BUZAĞISI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Mısırdan Çıkış...32:26 Musa ordugahın girişinde durdu, ‹‹RABden YANA OLANLAR yanıma gelsin!›› dedi. BÜTÜN LEVİLİLER çevresine toplandı.

Musa'nın çevresinde toplanan LEVİLİ'ler yaklaşık kaç kişiydi? Tüm 1 AYLIK ve yukarı yaştaki erkeklerin sayısı 23.000 olduğuna göre, SAVAŞ GÜCÜ olanlarda 11-12.000 kişi olmalı

Çevesine toplanan LEVİ'lerin nekadar kan dökücü ve acımasız olduğunu bildiren yine kitaplarındaki onlara ait bir isim. Levilerin ve Yakup oğullarının atası olan Yakup şöyle diyor.
Yaratılış.......49:5 ‹‹Şimonla LEVİ kardeştir, Kılıçları şiddet kusar.
Yaratılış.......49:6 GİZLİ TASARILARINA ortak olmam, Toplantılarına katılmam. Çünkü ÖFKELENİNCE adam ÖLDÜRÜRLER, Canları istedikçe sığırları SAKATLADILAR

Çölde Sayım......26:62 LEVİLERDEN sayılan BİR AYLIK ve daha yukarı yaştaki BÜTÜN ERKEKLER 23 000 kişiydi. Bunlar öbür İsraillilerle birlikte sayılmadılar. Çünkü öbür İsrailliler arasında onlara pay verilmemişti.

Diğerleri yani 11 boya ait 20 YAŞ ve üzeri SAVAŞABİLECEK durumdaki İsrail'lilerin sayısı kaçtı? Yine kendi rakkamlarıyla; sadece 20 yaş ve üzeri savaşabiecek durumdaki insanların 600.000 olduğunu görüyoruz.

Çölde Sayım......26:1 Ölümcül hastalık son bulunca RAB, Musayla Kâhin Harun oğlu Elazara, ‹‹İsrail topluluğunun ailelerine göre sayımını yapın›› dedi, ‹‹SAVAŞABİLECEK durumdaki YİRMİ ve daha yukarı yaştaki BÜTÜN ERKEKLERİ sayın.››
Çölde Sayım......26:51 Sayılan İsraillilerin toplamı 601 730 erkekti.

ORDUGAHTA bulunan İsraillilerin toplam nüfusuda; Kadın, çoluk-çocuk, 20 yaş altı genç ve savaşamayacak durumdaki erkeklerle bu sayı çok rahat biçimde 1.5-2 MİLYONA ulaşır. 12.000 silahlı LEVİLİ KILIÇLARIYLA 1.5-2 milyon kişinin arasına girdiğinde bu sayı ölenlerin sayısı yüzbinlerle ölçülürdü. Adam başı sabahtan akşama kadar öldürülenler, "TANRI SÖZÜ DİNLEYEN LEVİ BAŞINA" bir adet olsa, öldürülenlerin sayısı 11-12.000 olurdu.

"GÜN BOYU öldürülenlerin sayısı, 3 BİNİ BULDU" DEDİKLERİN DE;Ya! öldürülenlerin sayısı yalan, ya! sadece işi yaramazları oldürerek İsrail Tanrısını kandırdılar, ya! Mısırdan çıkanların ve cellatlığa soyunmuş Levilerin sayısı yalan, YADA KİTAPTA YAZANLAR kafalara göre yazılmışlardan ibaret.

Mısırdan Çıkış.....32:27 Musa şöyle dedi: ‹‹İsrailin Tanrısı RAB diyor ki, ‹HERKES kılıcını kuşansın. ORDUGAHTA kapı kapı dolaşarak KARDEŞİNİ, KOMŞUSUNU, YAKININI ÖLDÜRSÜN.› ››

Mısırdan Çıkış....32:28 LEVİLİLER Musanın buyruğunu yerine getirdiler. O GÜN halktan ÜÇ BİNE yakın ADAM ÖLDÜRÜLDÜ

Ölümlerin arkasından, sakinleşen İsrail Tanrısı bu eylemlerinden dolayı, katliamlarından dolayı, İsrail Halkını kutsar.

Mısırdan Çıkış....32/29 Musa, "Bugün kendinizi RAB'be adamış oldunuz" dedi, "Herkes öz oğluna, öz kardeşine düşman kesildiği için bugün RAB sizi kutsadı."

Ölümlerle ancak sakinleşen, öfkesi yatışan, kan isteyen Tanrı inancını DİN SİSTEMLERİNİN ayrılmaz parcası haline getirmişler. Gözünü açan her İsrailli, bu öldür emirleriyle büyüyor. Kendileri dışındaki tüm canlıların, İSRAİL TANRISI adına öldürülebileceğini, düşüncelerinin ön kabülü haline getiriyor. Bu öldürmelerle, İsrail Tanrısının takdirlerini kazanacağı da, kitaplarının hemen hemen her sayfasında örnekleriyle mevcut.

Çölde Sayım......25:4 Musaya, ‹‹BU HALKIN bütün önderlerini GÜNDÜZ BENİM ÖNÜMDE ÖLDÜR ›› dedi, ‹‹Öyle ki, İSRAİL HALKINA ÖFKEM YATIŞSIN.››

Tanrının GECE göremiyeceğini düşünen kutsal metin yazarı için, KAN DÖKMEYİ SEVEN TANRI imajı, tamda GÖNLÜNDE BESLEDİĞİYLE eşleşiyor olmalı. GÖNÜL İKİZİNİN dışa yansıması olmalı yazdıkları.


   
  SİNA'da KİTAP VERİLMESİNİN HEMEN ARKASINDAN BAŞLATILAN, ÖLDÜR EMRİNİN ÖRNEKLENDİĞİ "AHİT'TE ÖLDÜR EMRİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
 
  Yahudi sayıları öldürecekleri kişilerden az ki; 800 kişiyi kılıçtan geçirmeleri iki gün sürüyor
   
  Mısır'dan çıkışta 20 yaşın üzerindeki savaşabilecek erkeklerin sayılanları sayısının 600.000 üzerinde olduğu bir toplulukta, "öldür" emri arkasından, 11-12.000 kişilik KILIÇ KUŞANMIŞ LEVİLİ'liler GÜN BOYUNCA,  3 MİLYONLUK  kitle içinde (Yahudilere göre - Sevivon-  3 milyon)  3000 yakın insan öldürülebilirken, burada bir GÜNDE, bir ETAPTA 75.000 kişi nasıl öldürülmüş olabilirler.

1,5-2 milyon içinde "İsrail Tanrısı emriyle" bir günde ancak 3000 kişi öldürülebiliyorsa, ESTER ve MORDEKAY'ekibi tarafından 75.000 kişiyi nasıl kesip biçebildiler. Üstelik sadece Amalek soyundan olan insanları seçerek öldürme zorunluluğu var,ÖNÜNE GELENİ ÖLDÜRME mevzubahis değil. Dahada kötüsü bunlar Yahudileri öldürmeyi tasarladıklarına göre hazırlıklı ve silahlı.

ÇÖLDE İSE; 11-12.000 kişilik KILIÇ KUŞANMIŞ insanın HERŞEYE EGEMEN İSRAİL TANRISININ EMRİNİ yerine getirmek için, 1.5-2 MİLYONLUK bir topluluğun içine girmesi var.Ama anada olsa, babada olsa, çocukta olsa öldür emri varken sayı 3000 de kalıyor. Demekki bu KILIÇLA öldürme işi o kadar kolay değil. Hiç birşey armut gibi toplanıp, insanlar kesilip biçilemiyor. Mezbaha hayvanları gibi kesilemiyorlar.

Sus kalesinde de durum aynen böyle olmuş. 800 kişiyi kesmeleri iki gün sürmüş. Sus kalesinde olan AMALEK'lerin soylarını kurutamadıkları için süre uzatım talebinde bulunmuşlar. Süre taleplerinin, olumlu karşılanması üzerine de, o geceyi iyice dinlenerek geçirmişler ki, yorgunluklarını tam olarak atsınlar ve ertesi günü geride kalan ve büyük ihtimalle ölme sıralarını bekleyen, AMALEK'lileri dinç bir vucutla katledebilsinler.

Öldüren cellat sayısı az, öldürülenler KAFESTE ki; telaşsız bir şekilde süre uzatımı isteyip DİNLENEBİLİYORLAR.

Ester.........9:6 Sus Kalesinde BEŞ YÜZ kişiyi öldürüp yok ettiler.
Ester.........9:12 O da Kraliçe ESTERE, ‹‹Yahudiler Sus Kalesinde Hamanın on oğlu dahil BEŞ YÜZ kişiyi öldürüp yok etmişler›› dedi, ....
Ester.........9:13 ESTER, ‹‹Eğer kral uygun görüyorsa, SUSTAKİ YAHUDİLER BUGÜNKÜ FERMANINI YARIN DA UYGULASINLAR›› dedi, ....
Ester.........9:15 SUSTAKİ YAHUDİLER Adar ayının ON DÖRDÜNCÜ günü YENİDEN TOPLANARAK kentte ÜÇ YÜZ kişi daha öldürdüler;

AMALEK'liler KAFESTE olmasalar, Kafeslenmiş olmasalar; HİÇ YAHUDİLERE ZAYİAT VERDİRMEDEN sırası geldikce ÖLÜP GİDERLER miydi? Yahudierde rahatlık içinde DİNLENEBİLİRLER miydi ? Öldürülen AMALEK'liler, HESAPTA YAHUDİLERİ ÖLDÜRMEYE HAZIRLANMIŞ olanlar değil miydi? Katliama hazırlanmış olan AMALEK soyunun silahlı kişileri, nasıl olupta bir tane kalmayasıya kadar, SOYLARINI KURUTTURURLAR?

YAHUDİLER SİLAHLANMIŞ AMALEK'lileri, köklerini kurutasıya kadar HİÇ ZORLANMADAN, DİNLENEREK, KATLİAM SONRASI BAYRAM ÖZLEMLERİYLE DOLU olarak, HİÇ ZAİYAT vermeden, bir günde 75.000 kişiyi nasıl öldürmüş olabilirler? Bir soyu kökünden nasıl kazıyabilirler, SOYKIRIMI bu kadar rahat yapabilirler? Ve o günü nasıl BAYRAM ilan edebilirler?

Bunları ben yada herhangi biri söylemiyor. Sözler anti-seminist sözler değil. bu sözler ANTİ-İNSANLIK idealleri kendilerine DİN SİSTEMİ olarak seçmiş olanlara söylenen sözler.

Mısırdan Çıkış....17:14 RAB Musaya, ‹‹Bunu ANI OLARAK KAYDA GEÇ›› dedi, ‹‹Yeşuya da söyle, AMALEKLİLERİN ADINI YERYÜZÜNDEN BÜSBÜTÜN SİLECEĞİM.››
Mısırdan Çıkış....17:16 ‹‹Eller Rab'bin tahtına doğru kaldırıldı›› dedi, ‹‹RAB KUŞAKLAR BOYUNCA AMALEKLİLER'E KARŞI SAVAŞACAK!››

Bu sözleri ben söyemiyorum bu sözleri, varlığını İsrail halkına adamış ve ulus olarak sadece İsrail'lileri tanıyan, "İsrailliler benim halkım, bende onların Tanrısıyım" diyen, Yahudilerin Tanrı olarak benimsedikleri VARLIK'la kurdukları İTTİFAK'IN kutsal kitaplarında olan sözleri.

Özetle: İsrail Tanrısının, kitabında yazılı olan anlatımların sözleri. İntikam yeminlerinin sonucunda, herşey TANRI İÇİN SOLAGANIYLA YAPILMIŞ olan gurur duydukları KATLİAMIN kitaplarındaki anlatımları.

"75.000 kişiyi bir günde öldürdük, o günüde bayram ilan ettik" diyen Ezra kitabında sarfedilmiş olan sözler. Sadece bir etapta ve bir günde "SOYLARINI KURUTTUK" dedikleri, 75.000 kişinin ardından, KATLİAM GÜNÜNÜ (tüm nesillere) "BAYRAM YAPIN" emrini veren, inanç sistemleri içine MONTE ETTİKLERİ kitaplarının anlatımları.
.
Ölümden kurtuldukları günün sevincini, içlerine 9 ay boyunca gömen, KATLİAM ertesi gelen GÜNÜ, nefret duygularının ifadesi olarak BAYRAM ilan edenlerin kitaplarındaki anlatımları.

İnsanların, ölümden kurtulmalarını, kendisine sevinç kaynağı olarak görmeyen, GÖĞÜSLERİNDE beslediklerinin emri uyarınca, GÖNÜLLERİNDE YAŞATTIKLARININ sevincine ortak olmak amacıya BAYRAM ilan edenlerin anlatımları..

Yaptıkları kök kurutma katliam sonrası, ellerinden damlayan kanları örtmek için, tanrı maskesi kullanan ve o günü bayram ilan edenlerin, kitaplarındaki övünme anlatımları.
Purim günlerini, tavşan, şeker ve çocuklar bazına indirgeyerek yaldızlayan, "en neşeli kutlanan bayramız" diyenlerin kitaplarında yazan KAN DOLU HİKAYELERİN anlatımları bunlar.
   
  BU SÖZLERİDE BEN YADA BİR BAŞKASI SÖYLEMİYOR. EĞER BU SÖZLER ANTİSEMİNİSTLİK İFADE EDİYORSA, BU DURUMDA GİDECEKLERİ ADRESLERİDE BELLİ. İŞTE SÖYLEYENİN AĞZINDAN, YAZANIN KALEMLERİNDEN O İFADELER..

TANRI YAHVE HALKIM DEDİĞİ İSRAİL'İN YAPISINI HANGİ İFADELER İLE AÇIKLIYOR..Hem Yahuda halkı hemde İsrail halkı için kullandığı ifadeler..( Buradaki fahişelik Tanrı İnannaya, tapmak olabilir, Tanrıyı Tanrıyla aldatmak gibi birşey. DÖNEK'se, BİLDİĞİMİZ DÖNEK OLMALI. Sözünde durmayan, güvenilmez)

Yeremya..........3/6 Kral Yoşiya döneminde RAB bana, ‹‹DÖNEK İSRAİL'in yaptığını gördün mü?›› dedi, ‹‹Her yüksek tepenin üzerine, her bol yapraklı ağacın altına gidip FAHİŞELİK etti.

Yeremya..........3/7 Bütün bunları yaptıktan sonra bana geri döneceğini düşündüm, ama dönmedi. HAİN kızkardeşi YAHUDA da gördü bunları.

Yeremya.........3/8 Fahişeliği yüzünden DÖNEK İSRAİL'i boşayıp ona boşanma belgesini verdiğim halde, kızkardeşi HAİN YAHUDANIN hiç korkmadığını, gidip fahişelik ettiğini gördüm.

Yeremya.........3/9 Hiç umursamadan fahişeliğiyle ülkeyi kirletti; taşla, ağaçla zina etti.

Yeremya.........3/10 Bütün bunlara karşın, HAİN kızkardeşi YAHUDA içtenlikle değil, göstermelik olarak bana döndü.›› Böyle diyor RAB.

Yeremya.........3/11 RAB bana, ‹‹DÖNEK İSRAİL HAİN YAHUDADAN daha doğru olduğunu gösterdi›› dedi,

Yeremya........3/12 ‹‹Git, bu sözleri kuzeye duyur. De ki, ‹‹ ‹Ey DÖNEK İSRAİL, geri dön› diyor RAB. ‹Size artık öfkeyle bakmayacağım, Çünkü ben sevecenim› diyor RAB. ‹Öfkemi sonsuza dek sürdürmem.
Yeramya.........3/14 ‹‹Geri dön, ey DÖNEK HALK›› diyor RAB, ‹‹Çünkü kocan benim. Birinizi kentten, ikinizi bir boydan alıp Siyona geri getireceğim.

Yahve'nin , önderlerinin, döneklik iyileştirme tekliflerini de reddetmişler

Yeremya.........3/22 ‹‹Geri dönün, ey DÖNEK ÇOCUKLAR, Dönekliğinizi iyileştireyim.›› Halk, ‹‹İşte buradayız, sana geliyoruz!›› diyor, ‹‹Çünkü Tanrımız RAB sensin.

Yeremya.........6/15 Yaptıkları İĞRENÇLİKLERDEN UTANDILAR MI? Hayır, ne utanması? KIZARIP BOZARMANIN NE OLDUĞUNU BİLE BİLMİYORLAR. ...........

Yeremya.........5/27 Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların EVLERİDE HİLEYLE DOLU. Bu sayede güçlenip zengin oldular,

Yeremya.........5/29 Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹BÖYLE BİR ULUSTAN öcümü almayayım mı?

Yeremya.........8/12 Yaptıkları İĞRENÇLİKLERDEN UTANDILAR MI? Hayır, ne utanması? KIZARIP BOZARMANIN NE OLDUĞUNU BİLE BİLMİYORLAR. .........

TANRI OLARAK İŞARET ETTİKLERİ, "BİZLERİ O YARATTI" DEDİKLERİ VARLIĞA BU KADAR DÖNEKLİK VE HAİNLİK YAPMAKTAN GERİ DURMAYANLAR, İNSANLARI ELBETTE DUVARLAR ARASINA DOLDURUP, CANLARI SIKILDIKCA BOMBALARLAR. Evlerini basarlar. Diledikleri ülkeleri işgal edip, kaliamlar yaparlar yada yapılmasına göz yumarlar.

Tanrıları adına karar veren onlar değil mi? Kitapları yazanlar onlar değil mi?
Tanrılarına buhur sunup, tütsüler yakan onlar değil mi?
Tanrılarına konut olarak 300 m2 çadır kuran onlar değil mi?
Tanrı'nın 300 m2 çadıra sığacağını düşünüp, tapınanlar onlar değil mi?
ÇADIRDAKİNİ "TANRI" DİYE TANITANLAR onlar değil mi?
ÇADIRDAKİNE "TANRI" DİYE TAPANLAR onlar değil mi?

BU SÖZLERİ İSRAİL'lilere ELBETTE TANRI SÖYLEMİŞ. Yeremya'da hemen, YAZMAN BARUK'A emir vererek kitaba yazdırmış. TANRI SÖZÜ OLMAYAN İFADELERİN, "her harfi Tanrıdan" denilen kitaplarda işi ne?

Yeremya.......36/17 Sonra Baruka, ‹‹Söyle bize, bütün bunları nasıl yazdın? Yeremya mı yazdırdı sana?›› diye sordular.
Yeremya.......36/18 Baruk, ‹‹Evet›› diye yanıtladı, ‹‹Bütün bu sözleri o söyledi. Ben de hepsini mürekkeple tomara yazdım.››

   
  BULUŞMA ÇADIRI, YAHVE'NİN İSTEDİĞİ BUHUR-TÜTSÜ KONULARININ İŞLENDİĞİ "YAHVENİN ÇADIRI ve BUHURU" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  KATLEDİLEN 75.000 KİŞİNİN ARDINDAN, BÖYLE BİR BAYRAM İLAN ETMEK, GÖĞÜSLERE İÇİRİLMİŞ OLANI TATMİN AMAÇLI OLABİLİR.
Gögüslerinde beslediklerini tatmin için, katliam günlerini bayram olarak kutlayanlar; kimbilir daha neleri bayramlarla, bal ve süt vaadleriyle örttüler?

75.000 kişinin katliama uğradığı bir gün kendisini insan hisseden, insan zanneden yada insan yerine koyulmak isteyen herkez için kutlama yapmak, en azından insanlığın onur suçu olmalı.
   
  HAMAN'IN İDAM EDİLMESİNE ve KURTULUŞ FERMANLARI YAZILMASINA RAĞMEN; TAM 8 AY 20 GÜN SEVİNMEK İÇİN BEKLİYORLAR.
Sevinç duygularını, nefretlerini mayalandırmak için kullanıyorlar.Baharla gelen sevinç / canlanma, sonbaharda nefretle / ölümle bitiyor.
Nefretlerini tatmin edebilmek için, 8 ay 20 gün süresince organizasyonlarını mayalandırıyorlar.
Tam 8 ay 20 gün sonra, başka bir deyişle 260 gün sonra nefretlerini doğuruyorlar ve katliamı gerçekleştiriyorlar.

ÖZETLE: duydukları SEVİNÇLERİNİ BAYRAMLAŞTIRACAKLARINA, DOYURDUKLARI NEFRETLERİNİ BAYRAMLAŞTIRMIŞLAR.

Onların "PURİM" dedikleri; KATLİAMIN, SOYKIRIMIN sevincini yaşadıkları FESTİVAL havasına büründürdükleri KUTLAMALARIN adı. .

Ne kadar alaksız bir isim değil mi? SOY YOK ETME kutlamalarının yapıldığı BAYRAMIN ismi "PURİM" .Manası"KUR'A" imiş. Bildiğimiz KURA çekme. Dikkatleri alakasız, düşmanlık üzerine kurulmuş ifadelerde kilitlemek için, bu isim seçimiş olmalı.

Oysa BAYRAM İLAN ETTİKLERİ gün, KURANIN çekildiği 1. ferman günü değil, KURANIN geçersiz kılındığı 2. ferman günü de değil, AMALEK'lerin soylarının kurutulduğu gün. Gönüllerinde 260 gün MAYALANDIRDIKLARI nefretlerini TATMİN ettikleri gün.

Ölümden KURTULDUKLARI günü değil, KATLİAM yaptıkları günü BAYRAM ilan etmişler ve adını da "PURİM" koymuşlar.

Ölümden kurtulma sevinçlerini 260 gün MAYALANDIRARAK, nasıl nefrete dönüştürdüklerini gösteren tablo aşağıda. Aleyhlerine alınan ÖLÜM karar günü, yani KURA / PUR günü. Ölümden kurtuluş kararının alındığı gün, katliam yaptıkları gün
   
   
   
  Tabloda görüldüğü gibi, Kralın fermanı ile Amalek'lerin soyunu kurutma arasında sekiz ay yirmi günlük bir hazırlık dönemi geçiyor. Nefretin kuluçka dönemi olarak isimlendirilebilecek bu dönem, "kura çekildi tarih belliydi" sözleriyle geçiştirilmeye çalışılıyor. Kurayı Haman çekti ve öldü. Kurayla Tanrısallık vermekte işin başka bir makyaj bölümü. Ester kitabında hiç Rab adı geçmiyor ki, olay Tanrısal boyutta değerlendirilsin. Knedi kafalarına göre saptanmış tarihleri ardada sıralayıp "bak sen şu işe Tanrı neler ayarlamış" demek, Tanrı isminin hiç geçmediği bölümde abesle iştigal etmek demektir. Tamamen, Mezopotamya takvimlerine göre hazırlanmış olan, bir katliam senaryosu söz konusu.
   
  Mezopotamya'da 260 günlük takvimlerin kullanılıyor olması, bu mayalanma döneminin İnanna / İştar , Domuzi / Temmuz / Çoban Tanrı inancından kaynaklandığını düşündürüyor. İnanna'da her yıl bahar aylarında Domuzi /Temmuz ile düğün yapıyor. Bu ilişki sonucu tabiatın uyanmasını sağlıyor ve her yıl sonbaharda tabiatın ölmesiye Temmuz tanrısının da öldüğü / yer altına çekildiği kabul ediliyor. Venüs gezegenini hareketlerinden esinlenilmiş, tabiata hareketleriyle bütünleştirilmiş, Tanrıça İnanna'ya bağlanmış dinsel bir takvim. Bereketin habercisi olan takvim.

Mayalanmaktan gelen çağrışım: Maya'lar da 260 günü esas alan takvimler kullanmışlar. Güneş yılını gösteren takvimlerin yanısıra çağların hesapları için döllenme ve doğum arasındaki bu 260 günlük süreyi 1 etap kabul eden takvimleri bloklar haline getirerek kullanmışlar. Bu takvimlerin 144.000 (144.040) günlük bir etabı bir Baktın olarak isimlendirilmiş. Bir Baktın'da bir çağ olarak kabul edilmiş.

Maya'ların da Eski Ahit değerlendirmesiyle kolayca Mezopotamya kökenli olduğu anlaşılabilir. İsrail Tanrısının serinlikte gezindiği ve Adem'i oraya koydum dediği bahçe o dolaylarda olduğu yine "her harfi Tanrıdan" dedikleri kitaplarında yazıyor. Asur, toprakları çevrelediği bahçe Asur'lulara komşuymuş (demek ki İsrail Tanrısının "ilk insanı yarattım" dediği zamanlar da, Asur'luların olduğunu kabul ediyorlar) İlk insan Adem, Tanrı bahçesinde yada orada yaratıldığına ve bahçede yaşadığına göre, Maya'lar da oradan çıkmış olmalı. Bizzat kendileri tarafından da "Tanrı adına" ciddi biçimde soykırıma uğradıkları, tüm değerleri talan edildiği içinde, büyük ihtimalle Kenan soyundan olmalılar.

Maya'lar, takvim başlangıç tarihi olan M.Ö. 12 Ağustos 3114'ü nereden buldu derseniz? Yahudiler "ilk insanın yaratılış tarihi" dedikleri 1 Eylül / Trişin M.Ö 3761'i (sallama tarihi) nereden bulmuşlarsa, onlarda oralardan bir yerden bulmuş olamalılar. Takvimi bir yerden başlatmak zorundaydılar başlattılar. Başlangıç tarihini kusuratlı olması Miladi takvime adaptasyonundan ötürü. Yoksa onlarda bir şeyi -0- kabul edip takvimlerini yapmışlar.

Yaratılış.......2:8 RAB Tanrı doğuda, ADENde bir bahçe dikti. Yarattığı Ademi oraya koydu.
Yaratılış.......2:10 Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.
Yaratılış.......2:14 Üçüncü ırmağın adı Dicledir, ASUR doğusundan akar. Dördüncü ırmak ise Fırattır.
   
  HIRİSTİYAN ve YAHUDİLERE GÖRE; E&Y.AHİT KAYNAKLI YARATILIŞ SECERESİNİN İŞLENDİĞİ "ADEM - MİLAD KRONOLOJİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Gelelim olay nasıl olmuştura?Olay nasıl sonuçlandıya?

Olay, Ester'in Saraya sokulmasıyla başlıyor.
İşin planlayıcısı gözüken Yahudi Moredekay, Ester'i Yahudi kimliği gizlenerek Saray haremine sokuyor. Ester güzelliğiyle gözdeler arasına girip durumunu sağlamlaştırıyor. Pers Kralı'da, Yahudi kimliğini gizleyen Ester'i Kraliçe yapıyor. Böylece MORDEKAY saray yönetimine, perde arkasından müdahele etme olanığına kavuşmuş oluyor.

Ester.........2:17 Kral ESTERİ öbür kızlardan daha çok sevdi, en çok ondan hoşlandı, en çok ona ayrıcalık tanıdı. KRALİÇELİK TACINI ona giydirip Vaştinin yerine kraliçe yaptı.

Ester.........2:20 Ester, Mordekayın verdiği buyruk uyarınca, soyunu ve halkını henüz açıklamamıştı; kendisini büyüttüğü günlerde olduğu gibi, Mordekayın SÖZÜNÜ DİNLEMEYE devam etti.
   
  Ester ve çalışması sayesinde kapı görevlisi olmayı başaran Mordekay, ilk icraatını görev arkadaşları içinde gerçekleştirerek, senaryosunu uygulamaya başlıyor. İki kapı görevlisinin Krala suikast yapacağını öne sürerek, ilk sadeleştirme ve göze girme eylemini gerçekleştiriyor. Ester ve Mordekay artık Kralın hayatını kurtaran iki kişi durumuna gelmişlerdir. İlerki zamanlarda bu hayat kurtarmayı hatırlayan Kral, baş vezirine Mordekay'ı ata bindirip gezdirmesini emrederek, şükranlarını bildirir. Artık Mordekay ve Ester Kralın gözünde ayrılacılıklı bir konuma gelmiş durumdadırlar.

Ester.........2:21 Mordekay kralın kapı görevlisiyken, kapı nöbetçilerinden ikisi, Bigtan ve Tereş, Kral Ahaşveroşa öfkelendiler; onu öldürmek için fırsat kollamaya başladılar.
Ester.........2:22 Durumu öğrenen Mordekay bunu Kraliçe Estere iletti; o da Mordekay adına krala bildirdi.
Ester.........2:23 Durum araştırıldı; doğru olduğu anlaşılınca da iki adam darağacına asıldı ve olay kralın önünde tarih kayıtlarına geçirildi.

Kurt kuzuyu yiyecekse kuzunun suyu çok aşağılardan içmiş olmasıda suyu bulandırmamak için çok aşağılardan içmiş olmasının da bir önemi yoktur. Önemli olan Kurt'un , Kuzu'yu yemek istemesidir. Ama yinede bir sebep öne sürmesi gerektiğinde "suyumu bulandırdın" der.

Bu mazerette haklı olup plmamsı önemli değildir. Önemli olan o sözün Kurt tarafından söylenmiş olmasıdır. Kuzunun itiraz etme hakkı yada gücü yoktur ki. İtiraz etse ne yazar. Kurt yapacağı eyleme bir kez karar vermiştir. Açlık giderilmelidir.

Mordekay'ın Haman için "bize bu sebepten dolayı düşman oldu" demeside "suyu bulandırdı" sebebi gibi, laf olsun beri gelsin cinsiden. "Her harfi Tanrıdan" denilen kitaptada açıktan, sebepsiz bir katliam anlatılabilir mi? Elbetteki hayır. O halde biraz yaldızlamalı, çok dozda maduriyet, bolcada masumiyet katılmalı.

Dikkat edin Ester bölümündeki anlatım da, bu mecrada devam ediyor. Tüm Dünya'da ezilen sadece İsrail'lilerdir ve Tanrı onları Argemeddon'da kurtaracak ve vaad ettiği topraklara koyacaktır.

Bu arada seneryo gereği, ölen, işgal edilen, özgürlükleri ellerinden alınanlar İsrail'i, EZEN-ZULMEDEN-AMALEKLİĞİ HAKEDEN rolünde gösteriliyorlar. Doğal olarakta Argemeddon sürecinde yok edilecek olanlar, yine ülkeleri işgal edilenler. İsrail Tanrısının "sizleri kurtarırken yok edeceğim" dedikleri, bugün ülkelerini, özgürlüklerini, geleceklerini kaybetmiş topluluklar.
   
 

Dünya'da kan döken kimler? onlar,
Dünya'da Terörist yetiştirenler kimler? onlar,
Dünya'da silah sanayini elinde tutan kimler? onlar,
Dünya'da siyasette egemenlik sürenler kimler? onlar,
Dünya'da barış oluşmasından rahatsız olanlar kimler? onlar,
Dünya'da fuhuş, alkol, kumar sektörlerini ellerinde tutanlar kimler? onlar,
Dünya'da ticareti ellerinde tutanlar kimler? onlar,
Dünya'da sermayeyi ellerinde tutanlar kimler? onlar,
Dünya'da her tarafa inançları ile yayılmış olanlar kimler? onlar,
Dünya'da her yerini işgal edilmedik yer bırakmayan kimler? onlar,
Dünya'da her yerini işgal ettikleri yerde ırkları yok edenler kimler? onlar,
Dünya'da herhangi bir zenginlik ortaya çıktığında el koyanlar kimler? onlar,
Dünya'da misyonerlik teşkilatı kurarak sapkın tanrı inancını yayan kimler? onlar,
Dünya'da iç karışıklık çıkarmaları için örgütler kurulmasına hamilik edenler kimler? onlar,
Dünya'da Ülkelerinde ayaklanma, iç karışıklık çıkartanları bağılarına basanlar kimler? onlar,
Dünya'da kafalarına göre sınırlar saptayan, cetvelle sınırlar çizip Ülkeler oluşturanlar kimler? onlar,
Dünya'da bir ulusu senaryolarınca (gog/mogog) yok etmek adına, duvarlar arasında yaşatanlar kimler? onlar,

Dünya'da ...vs..... kimler? onlar,

O halde, kurtulmak istedikleri bunlarsa, YAPTIKLARINDAN VAZ GEÇSİNLER. Ama onlar yukarıda sayılanların hepsini, yapanlar kendileri olduğu halde, hala "kurtulacağız" diyorlarsa; O halde kurtulmak istedikleri ne?

Tüm yukarıda sayılanlara zaten onlar hükümran değil miydi?
O halde kurtarıcı gelecek diye toplumları helak etmek niye?
Açıkca "hesap gününden kurtulmak istiyoruz" diyemeyenler lafı dolaştırıp, Tanrı olarak benimsediklerinin "kurtaracağım" sözlerinin arkasına düşmüş, hayaller içinde yaşıyorlar. Kurdukları, umut ettikleri bir hayalden ibaret ama döktükleri kan ve yaktıkları canlar gerçek.

   
  ENEL-HAK, TEK ve BİR, TEK ve BİRİCİK VARLIK BİRLİĞİ GÖRÜŞLERİNİN YER ALDIĞI "VAHDET-İ VUCUT" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   

Kurtulmak istediğini çok iyi bilen Mordekay, su bulandırma mazereti olarak, Haman'ın selamlanmamasına çok kızdığını ve bu nedenle tüm Yahudileri ortadan kaldırmaya karar verdiğini öne sürüyor.

Ester.........3:5 Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.

Ester.........3:6 Yalnız onu öldürmeyi düşünmekle kalmadı, onun HANGİ HALKTAN GELDİĞİNİ bildiği için bütün halkını, Ahaşveroşun egemenliğinde yaşayan bütün YAHUDİLERİ ORTADAN KALDIRMAYA karar verdi.

Haman kendisine yapılan bu saygısızlık yüzünden, sadece Mordekay'dan değil (nedense) bütün Yahudilerden intikam almak ister. Ve "Yahudileri ne gün yok edelim, olay biraz renklensin, Mordekay ekibine de süre kalsın" diye birde kura çekme yoluna gider. Kral madem bunlar bozguncu, en kısa sürede yok edelim, ne gün harekete uygun olur planlaması yapın emri vereceğine, zar atma sonucu saptanan tarih üzerinde mutabık kalıyor. Haman'da nefret ettiği insanlarla ON BİR ay daha yaşamayı göze alıyor.

HAMAN, NEFRET ETTİĞİ İNSANLARLA ON BİR AY DAHA NİYE YAŞASIN?. HAMAN, MORDEKAY'DAN BİR AN ÖNCE KURTUP SİNİRLERİNİ YATIŞTIRMIŞ OLURDU.

Zar atma sonucunda (herhalde önce hangi yıl ve ay? diye, sonra hangi gün? diye zar atmış olmalılar) yok edilmesi gereken, bozguncular için, Kraliyet zararlıları için tam ON İKİ ay sonrasına gün alabiliyorlar. 1. ay olan Nisanda kura çekiyorlar ve kura ON İKİNCİ ADAR ayına çıkıyor.

Tam BİR YIL sonrasın da, Yahudileri yok etmek için bekleyecek olan kızgın Haman'la, tehlikeli grubu yok etmek isteyen Kral.
Ve Haman'ın intikam almak istediği, Mordekay kapı görevinde. Hani kızanın Krala suikast düzenleyebileceği mevkide görevine devam ediyor.
Sus kalesinde okunan Yahudileri yok etme fermanın, kendisinin de kapsadığını bildiğini, bildikleri Mordekay'ı, Saray çevresinde tutuyorlar.

Ester.........3:7 Bu işe en uygun ayı ve günü belirlemek için Ahaşveroşun krallığının ON İKİNCİ yılında, BİRİNCİ ay olan NİSAN ayında HAMANIN önünde PUR, yani KURA ÇEKİLDİ. Kura, ON İKİNCİ ay olan ADAR ayına düştü.
Ester.........3:9 Kral uygun görüyorsa, YOK EDİLMELERİ İÇİN yazılı bir buyruk verilsin. Ben de hazineye ödenmek üzere kralın memurlarına ON BİN TALANT GÜMÜŞ vereceğim.››

Haman Krala bu iş için 10.000 talat gümüş vereceğini de söyler. Bir selam vermeme kızgınlığının yol açtığı maliyeti görüyor musunuz? 10.000 Talant Gümüş, yaklaşık 340 ton yapıyormuş. Evet yanlış okumadınız ÜÇYÜZ KIRK TON Gümüş, 10.000 Talant Gümüş'müş. "Kral o paralar sende kalsın" der ve Mühürünü Haman'a verir.

Haman yazmanları çağırır ve Yahudilerin çoluk çocuk demeden katli fermanını yazdırır. Her nedense tam ON BİR AY sonra yapılacak katliam emri Kralın özel yetişmiş ulaklarıyla son hızla gerekli yerlere gönderilir. Ve fermanlar gizli durması gerekirken, halk paniklesin ve Yahudiler ayaklansın diye hemen okunur

Ester.........3:10 Bunun üzerine kral MÜHÜR YÜZÜĞÜNÜ parmağından çıkartıp Agaklı Hammedatanın oğlu YAHUDİ DÜŞMANI HAMANA verdi.

Ester.........3:12 BİRİNCİ AYIN on üçüncü günü kralın YAZMANLARI çağrıldı ve HAMANIN buyruğu her ile kendi işaretleriyle ve her HALKA kendi diliyle yazılarak satraplara, il valilerine ve BÜTÜN HALK ÖNDERLERİNE gönderildi. Buyruk Kral Ahaşveroşun adını ve yüzüğünün mührünü taşıyordu.

Ester.........3:13 Krallığın bütün illerine ULAKLAR aracılığıyla mektuplar gönderildi. Bu MEKTUPLAR, ON İKİNCİ ay olan Adar ayının on üçüncü günü, genç, yaşlı, kadın, çocuk, BÜTÜN YAHUDİLERİN BİR GÜNDE ÖLDÜRÜLÜP YOK EDİLMESİNİ, KÖKÜNÜN KURUTULUP mal mülklerinin de yağmalanmasını buyuruyordu.

Ester.........3:14 Bu FERMANIN metni HER İLDE yasa olarak DUYURULACAK ve BÜTÜN HALKLARA BİLDİRİLECEKTİ. Öyle ki, HERKEZ belirlenen GÜN İÇİN hazır olsun.

Ester.........3:15 ULAKLAR kralın buyruğuyla HEMEN YOLA ÇIKTILAR. Ferman Sus Kalesi'nde de duyuruldu. SUS HALKI ŞAŞKINLIK içindeyken kral ile Haman oturmuş içki içiyorlardı.

Ester'e göre, Kralın özel ulakları, Yahudilerin Adar ayı ON ÜÇÜNCÜ günü yok edileceğini tüm illere hemen duyurmuşlar. Yahudiler yaslara bürünmüş. Bu anlatımdaki mantık dışı olay, öldürülecek Yahudilerin tam ON İKİ ay önce çekilen kur'a (Kral zar atarak karar veriyor?) ile belirlenip, ON BİR ay önceden kendilerine (Yahudilere) öleceklerinin bildirilmiş olması.

Hangi Kral böyle bir bildirimde bulunabilir? ON BİR ay öncesinden halkının bir kısmını açık olarak bildiriyor ve o halkın huzur içinde yaşayacağını düşünüyor. İlan haka açık olarak yapıldığı için ölecekler ve öldürecekler belli.BÖYLE BİR BİLDİRİ OLABİLİR Mİ? ASLA OLAMAZ.. Öyle bir bildiri sonrası, kargaşa ve güvenlik nedenleriyle her Yahudinin tutuklanması gerekirdi. Karagaşa çıkarmasalar bile kaçarlardı / ülkeyi terk ederlerdi. Komplolar düzenlerlerdi, bozgunculuk "sıra size gelecek" diye diğer gruplara da sirayet ettirilirdi

Haman, Yahudileri sevmiyor olabilir. Haman, Mordekay'ı da sevmiyor olabilir. Öldürmeyi de düşünüyor olabilir. Ülkenin İKİNCİ ADAMI KONUMUNDAKİ HAMAN için, sıradan Kapı görevlisi (Kraliçe kimliğini açıklamamış durumda) olan MORDEKAY'ı öldürmek, ortadan kaldırmak çok basit bir mesele olmalı. Kralın MÜHÜR YÜZÜĞÜNÜ taşıyan vezir için MORDEKAY'ın ne değeri olabilir? "Bunlar güvenliğimizi tehdit ediyor" diyerek, Krala herşeyi kabul ettiren, Yine ülke güvenliği nedeniye Yahudileri hemen sürdürür, hemen yok ettirirdi. İlk iş olarakta elebaşlarını, önderlerini yok ederdi. Ama öyle olmuyor. Önderler görevlerine devam ediyor.

TEHLİKELİ ve BOZGUNCU bir toplulukla BİR SENE DAHA YAŞAMAYA DEVAM ETMEYİ KABUL EDEN KRAL, VEZİR ve ÜLKE OLABİLİR Mİ? Madem tehlikeliler işi hemen bitiriverirlerdi.


 
  Sus kalesinde, 11 ay sonra Tüm yahudiler çoluk çocuk demeden öldürülecek fermanı okundutan sonra panikleyen Mordekay, çullarını kuşanır ve Ester'le görüşmek üzere sarayın yolunu tutar. (Çul kuşanma ve küle bulanma Babil PAGAN dinlerinde de görülen bir adet. Tanrıça İnanna hikayesinde de çula bürünme ve toza bulanma var. Babil dinlerinden ne kadar çok etkilendikleri ortada. İnanna'nın yer altında kalmasına çok üzülen Tanrılar çuval elbiseler giyip, toza bulanmışlar)

Ester.........4:3 Kralın buyruğunun ve fermanının ulaştığı HER İLDE YAHUDİLER büyük yas tuttular, ağlayıp feryat ettiler, oruç tuttular. Birçoğu da çula sarınıp kül içinde yattı.

Ester'e durumu haber verir ve yadım ister. Esasında yapmayı düşündüğü planının anlatır ve Ester'den harekete geçmesini ister.

Ester.........4:8 Estere gösterip açıklaması için SUSta YAYIMLANAN, Yahudilerin kökünün kurutulmasını isteyen FERMANIN BİR KOPYASINI da ona verdi. Esterin krala çıkmasını, ondan merhamet dileyip kendi halkı için yalvarmasını istedi.

Ester ise Kralın kendisini otuz gündür çağırmadığını söyler.
Ester.........4:11 ‹‹.......Kral altın asasını uzatıp canlarını bağışlamadıkça bu kişiler ölüme çarptırılır. Ben de OTUZ gündür kralın huzuruna çağrılmış değilim.››

bu öyle bir karşıya çıkma olmalıki Kral otuz gündür çağırmadığı hatırlamadığı hatta aklına bile getirmediği Ester'e, "iste benden krallığımın yarısını vereyim" diyor. Krala kendisini çok farklı sunmuş olmalı ki adamın gözü dönmüş bir halde iktidarının yarısını daha Ester ağzını açmadan, isteklerini sıralamadan vaad ediyor.

Ester.........5:3 Kral ona, ‹‹Ne istiyorsun Kraliçe Ester, dileğin ne?›› diye sordu. ‹‹KRALLIĞIN YARISINI BİLE İSTESEN sana verilecektir.››
Ester.........5:4 Ester, ‹‹Kral uygun görüyorsa, BUGÜN kendisi için vereceğim ŞÖLENE HAMANLA birlikte gelsin›› diye karşılık verdi.

Ester bu soruya "bugün vereceğim şölene Haman'la gelmenizi istiyorum" der. Şölende Kral ve Ester şarap içerken Kral yine Ester'e, "iste benden krallığımın yarısını vereyim" der. Kralın gözü iyice dönmüş ki sürekli Krallığının yarısını teklif ediyor.

Ester, nedense isteğini açıklamaz ve ertesi günü vereceği şölende açıklayacağını ve Haman'la birlikte tekrar gelmesini ister. Kıvama gelecek birşey vardı ki, iki gün peşpeşe şölen veriliyor ama istek açıklanmıyor. Kralda sürekli hükümranlığının yarısını teklif ettiğine göre unutulmaz anlar yaşıyor olmalı.

Ester.........5:6 Şarap içerlerken kral yine Estere sordu: ‹‹Söyle, ne istiyorsun? Ne istersen verilecek. Dileğin nedir? KRALLIĞIN YARISINI BİLE İSTESEN sana bağışlanacak.››
Ester.........5:7 Ester, ‹‹İsteğim ve dileğim şu›› diye yanıtladı,
Ester.........5:8 ‹‹Kral benden hoşnutsa, istediğimi vermek, dileğimi yerine getirmek istiyorsa, kral ve HAMAN YARIN kendileri için vereceğim ŞÖLENE gelsinler, o zaman kralın sorusunu yanıtlarım.››

Haman bu davetten çok mutlu ayrılır

Ester.........5:12 ‹‹Üstelik, Kraliçe Ester, verdiği şölene KRALIN YANISIRA YALNIZ BENİ ÇAĞIRDI›› diye ekledi, ‹‹Yarınki şölene de KRALLA BİRLİKTE BENİ DAVET etti.

Haman eve geldiğinde özel davet müjdesini verir. Mordekay'la Ester ilişkisini bilmeyen çevresindekiler, Haman'a "hemen "50 arşın (yaklaşık 23 mt. 8 katlı apartman yüksekliği yapıyor. 3x8=24 mt ) yüksekliğinde darağacı kurdur, şölenden önce Kraldan da, MORDEKAY'ın öldürülmesi için izinini alır işi bitirirsin" derler.

( Kutsal metni yazanın ölçüyle de pek alakası olmamalı ki, sekiz kat apartman yüksekliğindeki bir darğcından bahsediyor.Üstelik bu darağcı akşam olmadan kuruluyor.--hemen kurdur, sabah astır, sevinçle şölene git pratikliği içinde -- . Sekiz katlı apartman yüksekliğindeki darağacı masal bu ya hemencecik kuruluveriyor. Sekiz kat yukarı merdiveneler yapacaksın ve asılacak adamı merdivenlerden çıkartıp asacaksın.)

Ester.........5:14 Karısı Zereş ve bütün dostları Haman'a şöyle dediler:‹‹ELLİ arşın yüksekliğinde bir DARAĞACI kurulsun. SABAH olunca kraldan Mordekay'ı oraya ASTIRMASINI iste. Sonra da sevinç içinde kralla birlikte şölene gidersin.›› Haman öneriyi beğendi ve darağacını HEMEN KURDURDU.

Hani, Haman öfkesinden kudurduğu için Mordekayı ve tüm Yahudileri yok etmeyi organize etmiş herşeyi kararlaştırmıştı? Katliam içinde KRALDAN GEREKLİ ONAYI ALMIŞTI
Hani, Moreday ve tüm Yahudiler, HAMAN tarafından Adar ayındaki katliamla kökleri kurutulacaktı? Kraldan YENİDEN İZİN ALMAK nereden çıktı?
Hani, Yahudilere karşı bir katliam hazırlanmıştı da Haman kura çekmişti? Üstelik FERMAN Kralın yüzüğüyle MÜHÜRLENEREK DEĞİŞTİRİLEMEZ hale getirilmişti

Hani, Yahudilerin yok edilmesi için Haman, 10.000 Talant (340 ton) Gümüş teklif etmişti de, Kral paralar sende kalsın, bozguncuları KATLEDEBİLİRSİN demişti. Demişti ama kendi ülkesinden HANGİ HALKIN KÖKÜNÜN kurutulacağını da sormamıştı.

Kralın böyle bir soru sormaması mümkün mü? Yok edilecek halkın isminide, SAYILARINIDA, bulundukları YÖRELERİDE, Devlet içindeki KONUMLARINI DA, ticaretteki PAYLARINIDA tek tek sormaması mümkün mü? Hikaye gereği, neden sormadı yada Krala neden sordurulmadı derseniz? Çünkü; sorsa ve öğrense Haman düşman ilan edilemeyecekte ondan.

Hani, Kralın fermanı, Kralın özel ulaklarıyla tüm Valiliklere, Straplara ve önderlere, her halkın dilinde yazılarak gönderilmişti? Tüm insanlar Yahudilerin yok edileceğini öğrenmişti. Ama Kral nedense bu duyurularıda duymamıştı. Dedik ya! Krala dokunmadan Haman can düşmanı ilan edilecek.

Hani, Yahudi katliam fermanı Sus kalesinde okunmuş herkez duymuştu? Sus kalesinde deprem etkisi yapan ve herkezin duyduğu söylenen bu fermandan sonra, Kral'dan TEKRAR İZİN istemek niye?

Ferman Sus kalesinde okunurken, ülkeyi Sus kalesinden yöneten Kral, Haman ile birlikte, bir halkın yok edileceğini umursamadan şarap içiyormuş. Ama kalede okunan fermanı da duymuyor. Yada danışmanları, casusları, yöneticileri, komutanları, ulema takımı Krala bir türlü, bir halkın kökten yok edilme organizasyonunu bildirmiyordu.

Üstelik KURADA çekilmiş, Yahudilerin katledileceğini sağır sultanlar bile duymuştu ama Ester'in kocası olan Kral hiç birşeyden habersiz ülkenin yarısını, Ester'e teklif edip duruyordu. Anlaşıldığı kadarıyla hükmü altında olan bir ülkeside yokmuş.

Oysa; Haman zaten istediğini, istediği zaman ortadan kaldırabilecek makamların en üstünde, ülkenin ikinci adamıydı. Kapı görevlisini ortadan kaldırmak için Kraldan neden izin istesin?

ÜSTELİK KRALIN MÜHÜR YÜZÜĞÜNÜDE HAMAN TAŞIYOR.
ÜSTÜNE ÜSTLÜK, YAZDIKLARINDAN ANLAŞILDIĞI KADARIYLA, KRAL ÜLKEDE OLUP BİTENLERLE DE PEK ALAKALI DEĞİL.
ÖZETLE; HAMAN, İSTEDİĞİNİ YAZABİLİR DURUMDA.

KRAL, YAZILMIŞ FERMANLARIN İÇERİĞİNİ BİLMESİNİ BIRAKIN, TELLALLER ARACILIĞIYLA OKUNAN, SAĞIR SULTANLARIN DUYDUĞU, KENDİ ADINA YAZILMIŞ OLAN EMİRLERİN "KONU BAŞLIKLARINA" BİLE KULAKLARI KAPALI.

Sıralanan bu maddelerden sonra, "Hani, Yahudilere karşı komplo vardı?" sorusu ortaya çıkıyor. Komplo dedikleri; Kitaplarında anlattıkları ve anlatmak istedikleri eyleme, eklemek zorunda oldukları ön sebep / ön bahaneler. Yoksa açıktan yaptık diye anlattıkları katliam arkasından, ilan edilen ve Tanrısallık katılan BAYRAMI nasıl izah edebilirler?

   
  Bu sayılanlara bakılırsa, ortada YAHUDİLERE YÖNELİK BİR KOMPLO YOKTU. "Mordekay'a göre, kapı görevlisi Mordekay'ı sevmeyen, ondan hoşlanmayan ülkenin ikinci adamı Haman vardı" demek bile, o günkü devlet yönetimlerin de, insan hayatına verilen önem düşünüldüğünde imkansız bir yaklaşım olarak gözüküyor. Çok uçuk iddia olarak havada kalıyor.

Kapı görevlisini yok etmek isteyen ve bunun için fırsat kollayan, KRALIN MÜHÜRÜNE SAHİP ÜLKENİN İKİNCİ ADAMI. Haman'ın ailesi ve çevresi dahil herkez Mordekay'dan kurtulunması gerektiğini biliyor ama ülkenin ikinci adamı çaresiz. Bir sözüyle ülkedeki tüm Yahudilerin öldürülme isteğini kabul ettiren, hatta bunun için kurlar çektirip, fermanlar yayınlatan Haman, kapı görevlisinin halettiremiyor. Her gün kapı nöbetcisi Mordekay'ın kendisine selam vermemesine kriz geçirsede katlanıyor.

ÜLKENİN İKİNCİ SEVİYESİNDEKİ BİR ADAMA SELAM VERMEYEN KAPI GÖREVLİSİ MASALLARDA RASTLANAN BİR KAHRAMANLIK ÖYKÜSÜ OLABİLİR.

Üstelik kral buyruğunu yerine getirmeyen en kahraman Mordekay. Kraliçenin bile çağrılmadan giremediği, çağrılmadan gittiğinde ölümü göze aldığı saray disiplininde Kral emrine uymayan Mordekay.

Ester.........4:11 ‹‹Kralın bütün adamları ve illerinde yaşayan halk biliyor ki, çağrılmadan sarayın iç avlusuna girip kralın yanına yaklaşan her erkek ya da kadın için tek bir ceza vardır. Kral altın asasını uzatıp canlarını bağışlamadıkça bu kişiler ÖLÜME ÇARPTIRILIR. Ben de OTUZ gündür kralın huzuruna çağrılmış değilim.››
Ester.........4:16 ‹‹Git, Sustaki bütün Yahudileri topla; benim için oruç tutun; .........Ardından, KURALA AYKIRI olduğu halde kralın huzuruna çıkacağım; ÖLÜRSEM ÖLÜRÜM.››

Saraya Kral çağırmadan giren herkezin sualsiz öldürüldüğü bir gaddarlıkta / katılıkta yönetime sahip olan, o düzen içinde yönetilen sarayda ülkenin ikinci adamı, Kralın mühürünü taşıyan adama selam vermeyen, yeni atama kapı görevlisi.

Ester.........3:2 Kralın buyruğu üzerine saray kapısında çalışan herkes Hamanın önünde eğilip yere kapanırdı. Ama Mordekay ne eğildi, ne de yere kapandı.

Masallarda bile rastlanmayacak seviyede kahraman olmalı ki? "Neden Kralın emrine karşı geliyorsun" sorularına rağmen "Kralda kim oluyor, ...... kendisini" dercesine KRALIN EMRİNE KARŞI GELMEYE devam etmiş, en kahraman MORDEKAY.
Ester.........3:3 Kralın kapı görevlileri Mordekaya, ‹‹Kralın buyruğuna neden karşı geliyorsun?›› diye sordular.

Ama olayı şöyle izah ettiğimizde durum daha inandırıcı hale geliyor. Haman'ı, kendi önlerinde engel gören Ester ve Mordekay, Haman'dan kurtulmak için planlar yapıyorlar. Masum, mazlum, mahsun tavırlala maduru oynayabilmek için, dramatize edebilecekleri birtakım sözleri ön sebep olarak kitaplarında işliyorlar.

Haman, Mordekay'a kızdı, Mordekay'ı ve Yahudileri öldürmek istedi gibi ifadeler; Kutsal ilan ettikleri kitapta, elbette kötülüğe maruz kalanlar kendileri, kötülüğü hak edenlerde karşı taraf olma mecburiyetinden dolayı yer alıyor. Başka türlü "her harfi Tanrıdan" dedikleri kitapta, yaptıkları katliamın üzerini örtüp, nasıl BAYRAM ilan edebilirler?
   
  Masal bu ya gece birden bire Kralın gündemine Moredakay gelmesi için uykusu kaçar ve Tarih kayıt defterlerini inceler. Kendisine yapılmak istenen suikastten kurtaran Mordekay'ı sorar. Haman'dan onu ödüllendirmesini ister. Mordekay'a verilen ödül, Haman'ı rencide yapacak biçimde sergilenir. Bu durum elbetteki Haman'ı daha da kızdırır.

Ester.........6:1 O gece kralın uykusu kaçtı; tarih kayıtlarının getirilip kendisine okunmasını buyurdu.
Ester.........6:3 Kral, ‹‹Bu yaptıklarından dolayı Mordekay nasıl onurlandırıldı, ona ne ödül verildi?›› diye sordu. Hizmetkârlar, ‹‹Onun için hiçbir şey yapılmadı›› diye yanıtladılar.
Ester.........6:10 Kral Hamana, ‹‹Hemen git›› dedi, ‹‹Giysiyle atı al ve söylediklerini kralın kapı görevlisi Yahudi Mordekay için yap. Söylediklerinin hiçbirinde kusur etme.››
Ester.........6:11 Böylece Haman giysiyi ve atı aldı, Mordekayı giydirip atın üstünde kent meydanında gezdirmeye başladı. Önden giderek, ‹‹Kralın onurlandırmak istediği kişiye böyle davranılır›› diye bağırıyordu.
Ester.........6:12 Sonra Mordekay saray kapısına döndü. Haman ise utanç içinde başını örterek çabucak evine gitti.

"Masal bu ya!" vurgulaması boşuna değil. Yahudilerin, ilk karar alındıktan ON BİR ay sonra, Tarih kayıt defterini incelemesinden SEKİZ ay YİRMİBEŞ gün sonra katledileceğini bilen ve bu eyleme onay verdiğini belirten fermanını tüm illerine gönderen Kral, Mordekay'ın Yahudi olduğunu biliyordu. Mordekay'ı neden ödüllendirsin. Haman, kendisine selam vermedi diye bu işi tezgahlamadı mı? Ester kitabında Mordekay'ın ağzından kendisinin YAHUDİ olarak bilindiğini söylemiyor mu?

Ester.........3:4 Görevliler ona bu soruyu her gün sordularsa da Mordekay onlara kulak asmadı. Bunun üzerine durumu Hamana bildirdiler. Çünkü MORDEKAY onlara kendisinin YAHUDİ OLDUĞUNU SÖYLEMİŞTİ ve böyle davranmaya devam edip etmeyeceğini görmek istiyorlardı.

Bu durumda Kral, Mordekay'ı ödüllendirecek bile olsa, atının üzerinde gezdirmez hayatını bağışlar ve Yahudiler hakkında neler yapılabileceğini sorardı. Ödüllendirmeye kaktığında bile, en azından Haman'dan, onun Yahudi olduğunu duyması gerekirdi. Böylece Haman, sinir krizleri de geçirmemiş olurdu. Kralın atında gezdirrerek ödüllendirdiği kimseyi, kim kesip biçebilir. Kim onun için SEKİZ KATLI APARTMAN yüksekliğindeki DARAĞACINI hemde 3-5 saat içinde yapabilir? (Darağacı yüksekliğini de bayağı sallamışlar. Öyle bir sallamışlar ki, Kitaba tabii olan herkez mışıl mışıl uyumuş.)

Kutsal metin yazarı bu arada, Yahudilerle başa çıkılamayacağını, önünde tüm güçlerin gerileyeceğini vurgulamaktanda geri durmuyorlar. Hiçte haksız değil. Dünya'da ki gelişmelere bakıldığında, karşılarında durabilen hatta geri çekilmeyen bir güç yok. Her yeri her şeyi kontrol edip diledikleri gibi olayları yönlendirebiliyorlar. ÜLKENİN İKİNCİ ADAMI NASIL ALT EDİLEBİLİR? Elbette, komplolarla, entrikalarla. Bıktırıp, bezdirip "aman ne olursa olsun" dedirtmelerle.

Ester.........6:13 Başına gelenleri karısı Zereşe ve bütün dostlarına anlattı. Karısı Zereş ve danışmanları ona şöyle dediler: ‹‹ÖNÜNDE GERİLEMEYE başladığın Mordekay YAHUDİ SOYUNDANSA, ona gücün yetmeyecek, ÖNÜNDE YOK OLUP gideceksin.››

Ester.........6:14 Onlar daha konuşurken, kralın haremağaları gelip Haman'ı apar topar ESTER'İN VERECEĞİ ŞÖLENE GÖTÜRDÜLER
Ester.........7:1 Böylece kral ve Haman,KRALİÇE ESTERİN ŞÖLENİNE gittiler.

Ester'in ziyafetinde de gözü döndürülmüş Kral, Ester'e vaadlerini tekrarlıyor. Öyle HOŞNUT olmuş olmalı ki gözü Ester'den başkasını görmüyor.
Ester.........7:2 O gün ŞARAP İÇERLERKEN KRAL ESTERE YİNE SORDU: ‹‹İSTEĞİN NEDİR Kraliçe Ester? Ne istersen verilecek. Dileğin nedir? KRALLIĞIN YARISINI bile istesen sana bağışlanacak.››
   
  Ester sonunda karşı karşıya kaldığı tehlikeyi anlatır. Halkına yapılmak istenen zorbalığı, yok etme girişimlerini sıralar. Ester, Kral'dan kendisinin ve halkının CANLARININ bağışlanmasını ister. Kendisinin ve halkının YOK EDİLMEK üzere satıldıklarını, kendilerine tuzak kurulduğunu bir bir anlatır.

Ester.........7:3 Kraliçe Ester şöyle yanıtladı: ‹‹Ey kralım, eğer benden HOŞNUTSAN ve uygun görüyorsan, isteğim CANIMI bağışlaman, dileğim de HALKIMI esirgemendir.

Ester.........7:4 Çünkü BEN ve HALKIM ÖDÜRÜLÜP YOK EDİLMEK, yeryüzünden silinmek üzere SATILDIK. Eğer köle ve cariye olarak satılmış olsaydık sesimi çıkartmazdım.....

Ülkede oup bitenden, mührünün olduğu fermanlardan, hükümranlığı altındaki bir halkın yok edileceğinden ve her nasılsa SUS kalesinde okunan fermandan haberi olmayan Kral, (KÖKLERİ KURUTULACAK halkın kimler olduğu Krala sordurulmamıştı ya!) "hani kim o kendini bilmez hainler?" kükreyişlerini sıralar. Ülkesinin yarısını vermeye hazır olduğu ve son derece kendisini HOŞNUT eden Kraliçe ve onun sevdiği halkına kim kötülük yapmaya cüret edebilir?

Ester.........7:5 Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹BÖYLE BİR ŞEYİ YAPMAYA CÜRET EDEN KİM, nerede bu adam?›› diye sordu.
Ester.........7:6 Ester, ‹‹Düşmanımız, HASMIMIZ, işte bu KÖTÜ HAMANDIR!›› dedi. HAMAN kralla kraliçenin önünde DEHŞETE kapıldı.

Ester.........7:7 Kral ÖFKEYLE içki MASASINDAN kalkıp SARAYIN BAHÇESİNE çıktı. HAMAN ise Kraliçe ESTERDEN canını BAĞIŞLAMASINI istemek için İÇERDE KALDI...




Ziyafette Moreday planının ikincisi sahneleniyor.Kralın bir numaralı adamı, yüzük mühürünün kullanıcısı Haman'ın gözden düşürülmesi ve tasfiyesi. Ziyafet sırasında Ester'in Haman'ı, suçlu ilan etmesi üzerine şaşıran ve sinirlenen Kral MASADAN kalkıp SARAYIN BAHÇESİNE çıkmasının ardından, büyük ihtimalle içki masasında oturan Ester'de kalkıp divana uzanıyor.

Kral ve Haman şölen masasında ziyafet gereklerini yerine getirir ve içki içerlerken, Kraliçe Ester'in, üstelik şölen sahibi olarak, divanda uzanır biçimde onlara eşlik etmiş olması, zaten düşünülemez. Üstelik masada verilen şölende, Kral dışarı çıkmasının ardından, Kraliçe divana uzanıyorsa, bu hareketin Haman'ı tuzağa düşürme amaçlı olduğu açıkca ortadadır..

Onlarda zaten, "Af dilemek için eğilen Haman'ı Kral yanlış anladı" diye kurulan mizanseni, kabul edip anlatmış oluyorlar. (Gelecek nesillere, zihniyet varislerine, olayın perde arkasındaki gelişmeleride, operasyondaki ustalığıda mesaj olarak bırakmış oluyorlar.)

Bazı şeyleri neden "Tanrıya bırakılmayacak kadar önemli gördüklerini" vurguayabilmek içinde, kolları sıvayıp planlamalar yaptıklarını detaylarıyla anlattıkları Ester bölümünde Tanrı ismini geçirmemişler. "Tanrı dediki" yok.

Ester bölümünün tek özelliği, içinde sadece Tanrı adının geçmemiş olması değil. Ayrıca, Eski Ahit'te, ilk defa YAHUDİ isminin kullanıldığı bölüm Ester kitabıymış.. Diğer kitaplarda İsrailoğulları, Yakupoğulları, İsrail'liler gibi isimlerle anılan, Eski Ahit bağlıları ilk kez Ester bölümünde kendilerinden YAHUDİ İSMİNİ kullanarak bahsetmişler. (Yahudi MORDEKAY gibi)

Krala açıkladıkları gibi ilk kez kimliklerini bu kitapla kullanır olmuşlar. Tanrı olmadan olaylara yön veren, can alan, canını almadıklarına can vermiş olan Yahudi kimliği bu kitapta ortaya çıkmış. Ester nasıl kimliğini o ana kadar gizlediyse, onlarda Ester bölümüne kadar Yahudi kimliklerini belki ongunlaşması için saklamışlar. Ester kitabında, Krala yapılan açıklamanın aslında, TÜM İNSANLARA yapılmış YAHUDİ kimliğinin (kazanıldığı) ilanı olarak bakmak lazım.

Ester.........7:8 Kral sarayın bahçesinden şölen salonuna dönünce, HAMANI ESTERİN UZANDIĞI SEDİRE KAPANMIŞ OLARAK GÖRDÜ ve, ‹‹Bu ADAM SARAYDA, GÖZÜMÜN ÖNÜNDE KRALİÇEYE bile EL UZATMAYA mı kalkıyor?›› diye bağırdı. Kral sözlerini bitirir bitirmez HAMANIN YÜZÜNÜ ÖRTTÜLER.

Sarayın bahçesine çıkan kral döndüğünde, tam da Mordekay tarafından istenen pozisyona gelmiş olan sahneyi görüyor. Ester'i divana uzanmış, af dilemek için eğilmiş Haman'ı da onun üzerinde görünce Haman'ın işi bitiyor.

Ester kitabında bir olayı anlatmaktan ziyade bir strateji anlatılıyor. Ester bölümünde hiç Tanrı ismi geçmemiş olmasıda "bazı şeyler Tanrıya bırakımayacak kadar önemlidir" inançlarından kaynaklanıyor olabilir. Sahip oldukları"kendi işini, Tanrı adını an ama Tanrıya bırakmadan kendin gör" inancını vurgulamak için, "her harfi Tanrıdan" denilen kitaba, Tanrı ismi geçmeyen bölümü eklemiş olabilirler.

Tüm gittikleri / bulundukları yerde, yönetimlere yaklaşmaları aynı strateji içinde olmuş. Bir şekilde göze girmeyi başarmışlar ve finansla, zekalarıyla, komplolarıyla kazandıkları kuvvetlerle ülke yönetilerinde söz sahibi haline gelmişler. İspanya'da, Hazar Türklerin'de, Ermeniler'de, Osmanlı'da..vb.. hep aynı stratejierle yönetimde sivrilmişler. Kimi zaman dini kimliklerini gizleyerek. Ya! o ülkenin dininden gözükmüşler yada kendilerine en yakın buldukları, Hıristiyanlığın Yahudilik versiyonu Protestanlaşmayı seçmişler. (Yada Protestanlaşmış gözükerek varlıklarını sürdürmüşler.)
   
  Harem ağalarından olan Havrona (Havron'a değil. ismi HAVRONA Ester...1:10 ...... Kral Ahaşveroş, hizmetindeki yedi haremağasına -Mehuman, Bizta, HAVRONA, Bigta, .......) Darağacının hazır olduğunu, Haman'ın, Mordekay'ı astırmak için yaptırdığı darağacına asılmasını önerir. Haman'da, sekiz katlı adam asma kulesini, evinin ön bahçesine yaptırmış. Şehrin o günkü ölçüleriyle Eyfel kulesi muamelesi görmüş olmalı.

Ester.........7:9 Krala hizmet eden haremağalarından biri olan HARVONA şöyle dedi: ‹‹Bakın, kralı uyarıp hayatını kurtaran MORDEKAY için HAMANIN hazırlattığı ELLİ ARŞIN yüksekliğindeki darağacı HAMAN'ın EVİNİN önünde hazır duruyor.›› Kral, ‹‹HAMAN O DARAĞACINA ASILSIN !›› diye buyurdu.

Elli arşınlık Darağacına Haman'ın asılmasını KRALA ÖNEREN KİM? Harvona denilen harem ağası. Kralın hizmetinde olan yedi harem ağasından biri.Peki harem ağası bir gün önce yapımına başlanan darağacının yapılıp bittiğini, boyunu ve en önemlisi, sekiz katlı apartman yüksekliğindeki darağacında MORDEKAY'ın asılacağını nereden biliyordu?

Demek ki, Haman'a elli arşınlık darağacı yapmasını, Moreday'ı orada asmasını öneren dostlarının içinde, Haman'a akıl veren yakın çevresinde haremağası da vardı. (Ester....5:14  Karısı Zereş ve bütün dostları Haman'a şöyle dediler: ‹‹Elli arşın yüksekliğinde bir darağacı kurulsun. Sabah olunca kraldan Mordekay'ı oraya astırmasını iste. ....)

Haman'ın Morekay düşmanlığı iyice vurgulansın, gerçekten Yahudilerin yok edilme girişimlerinin varlığına inandırıcılığı artsın üzerine yaptırılmış darağacı. Harem ağası, Haman'ın kahraman insan Mordekay'ı astırmayı planladığı, "darağacı" vurgusunu yapmaktan geri kalmıyor.

Haman'ın hainliğini vurgulayan bu söz bu durumda şu soruyu akla getiriyor. Madem daha önceden kahraman Mordekay'ın o darağacında asılacağından haberi vardı da, sevgili Kralının hayatını kurtaran insanın başına örülen çoraptan Kralını niçin haberdar etmedi?
Neden entrikanın son anına kadar haber vermedi?
Niye, Kralını bilgilendirme için son sahnenin oynanmasını bekledi?

Elbette ki, kurulan tuzakta rol aldığı için son ana kadar bekledi. Haman'a da bahçesine hiç bir şeyden habersiz darağacı yapmak, sevinmek ve asılmak düştü. (Haman bahçesine neden daraağacı yapsın? Ülkenin ikinci adamı olduğuna göre saray yavrusu bir yerde yaşıyor olmalı. Evinin ön bahçesine kim sekiz katlı Apartman yüksekliğinde ağaçtan kule diktirir?
   
  Ester.........7:10 Böylece HAMAN MORDEKAY için hazırlattığı DARAĞACINA ASILDI; kralın öfkesi de yatıştı.

Ester.........8:1 O gün Kral Ahaşveroş YAHUDİ DÜŞMANI HAMANIN malını mülkünü KRALİÇE ESTERE verdi.ESTERİN Mordekaya YAKINLIĞINI açıklaması üzerine Mordekay KRALIN huzuruna kabul edildi.

Ester.........8:2 KRAL, Hamandan geri almış olduğu MÜHÜR YÜZÜĞÜNÜ parmağından çıkarıp MORDEKAYA verdi. Ester de onu Hamanın malının mülkünün yöneticisi atadı.

Kralın öfkesi yatışır ama daha geride panlanmış bir katliamdan haberi de yoktur. Amalek'lerin kökünü kurutmaya karalı olan Mordekay ve Ester, Haman'ın öldürülmüş olamasına, tüm mallarını almış olmalarına, Kralın MÜHÜR YÜZÜĞÜNÜ ele geçirmelerine rağmen, isteklerine devam ederler. Planları gereği geride daha dökecekleri kan, kusacakları nefretleri ve ilan edecekleri BAYRAM günleri vardır.

Kral "iste krallığımın yarısını vereyim" vaadini yüzük mühürünü Mordekay'a vermekle, gerçektende Krallığını Ester'e ve Mordekay'a teslim etmiş oluyor. İlk defa Ester kitabında kullandıkları YAHUDİLİK KAVRAMI için, Kitaplarında ne demişlerdi?

Ester........6:13 Başına gelenleri karısı Zereşe ve bütün dostlarına anlattı. Karısı Zereş ve danışmanları ona şöyle dediler: ‹‹ÖNÜNDE GERİLEMEYE başladığın Mordekay YAHUDİ SOYUNDANSA, ona GÜCÜN YETMEYECEK, önünde YOK OLUP GİDECEKSİN .››

   
  Ester.........8:3 Ester yine kralla görüştü. Ağlayarak onun ayaklarına kapandı. Agaklı Hamanın Yahudilere karşı kurduğu düzene ve kötü tasarıya engel olması için yalvardı.
Ester.........8:5 ve şöyle dedi: ‹‹Kral benden hoşnutsa ve uygun görüyorsa, benden hoşlanıyorsa ve dileğimi uygun buluyorsa, Agaklı Hammedata oğlu Hamanın krallığın bütün illerinde yaşayan YAHUDİLERİN YOK EDİLMESİNİ BUYURMAK İÇİN YAZDIRDIĞI mektupları YAZILI OLARAK GEÇERSİZ KILSIN.

Ester.........8:6 Halkımın felakete uğradığını görmeye nasıl dayanırım? SOYDAŞLARIMIN öldürülmesine tanık olmaya nasıl dayanırım?››

Zaten, Haman'ın asılmasıyla var olduğunu iddia ettikleri komplodan geriye eser mi kalır? Ülkenin ikinci adamı, Yahudi düşmanlığından asılacak, sonra birileri "haydi gün geldi" diye KRALİÇENİN SOYUNDAN olanlara saldıracak. Onların köklerini kurutmaya kalkacak. Akılla mantıkla tutulur bir yanı var mı? Bu durumda Yahudi katliamını yapan, o katliamlara göz yuman hiç kimse sağ kalabilir mi?

Üstelik, ülkenin ikinci adamı konumuna, Haman'ın yok etmek istediği Mordekay getirilmişken. Ülkenin ikinci adamının elinde Kralın MÜHÜR YÜZÜĞÜ varken, hangi aklı-evvel, Yahudilere karşı tasarlanmışta olsa saldırıya yeltenebilir? İlk fırsatta tabanları yağlamanın yollarını arar. "Yok olmaktansa ortalıkta gözükmemek daha iyidir" der ve kaçar.

Kitaplarında kendileride, "halkın bu süreçte Yahudilerden korktuğunu" ve çoğunun Yahudi olduğunu da belirtiyor.
Ester.........8:17 Şölenler düzenlendi, bir BAYRAM HAVASI DOĞDU. Ülkedeki halklardan ÇOK SAYIDAKİ KİŞİ YAHUDİ OLDU; çünkü YAHUDİ KORKUSU hepsini sarmıştı.

Ama dedik ya! geride planlanmış bir KÖK KURUTMA etabı var. Her ne olursa olsun o etap yapılmalı ve kimlikler ortaya koyulmalı ki, gelecek zihniyet mirascılarına, devraldıkları kimliğin yapısı iyice anlatılabilmiş olsun.

Mısırdan Çıkış....17:13 Böylece Yeşu Amalek ordusunu yenip kılıçtan geçirdi.
Mısırdan Çıkış....17:14 RAB Musaya, ‹‹Bunu ANI OLARAK KAYDA GEÇ›› dedi, ‹‹Yeşuya da söyle, AMALEKLİLERİN ADINI YERYÜZÜNDEN BÜSBÜTÜN SİLECEĞİM.››
Mısırdan Çıkış....17:15 Musa bir sunak yaptı, adını ‹‹Yahve nissi›› koydu.
Mısırdan Çıkış....17:16 ‹‹Eller Rab'bin tahtına doğru kaldırıldı›› dedi, ‹‹RAB KUŞAKLAR BOYUNCA AMALEKLİLER'E KARŞI SAVAŞACAK!›


 
  Kral, kendi ifadeleriyle bile, bakın her dediğinizi yaptım, elebaşlarını en gözdem olduğu halde astırdım sezerznişinde bulunuyor. Yeter dercesine. Ama plandan geri dönmek yok diyen Moreday, ısrardan da vaz geçmiyor. Kralı bıktırmış olmalılar ki "yüzük sizde ne yaparsanız yapın, adıma istediğinizi yazıp yayınlayın" diyor.

Ester.........8:7 Kral Ahaşveroş, Kraliçe Estere ve Yahudi Mordekaya, ‹BAKIN›› DEDİ, ‹‹HAMANIN malını mülkünü ESTERE VERDİM ve Yahudileri yok etmeyi tasarladığı için HAMANI DARAĞACINA ASTIRDIM.

Kurt kuzuyu yiyecek ya! kafaya koydu ya! ilk fermanı iptal edip barış ilan edileceğine, ilk ferman iptal edilmeden, bu kez gerçekten AMALEK katlamına izin veren fermanı kaleme alıyorlar. İlk fermanın neden iptal edilemediğini şöyle izah ediyorlar.

Ester.........8:8 Ama kral adına yazılmış ve onun yüzüğüyle mühürlenmiş yazıyı kimse geçersiz kılamaz. Bunun için, UYGUN GÖRDÜĞÜNÜZ BİÇİMDE kral adına YAHUDİ SORUNU KONUSUNDA şimdi siz yazın ve KRALIN YÜZÜĞÜYLE MÜHÜRLEYİN.››

Sırf katliamlarını yapabimek için, ilk emrin geçersiz kılınamıyacağını söylüyorlar. Bu durumda Kral verdiği hiçbir kararı ne kadar isterse istesin değiştiremez. Kral bir fermanı değiştiremazse, iptal edemezse onun Krallığı nerede kalır? Bu durumda ülke yönetilebilir mi? Elbette Kralın aldığı ve MÜHÜRÜYLE duyurduğu kararlar, yine kendi MÜHÜRÜYLE yayınladığı fermanıyla geçersiz kılınır yada değiştirilir.

Değiştirilmediğini düşünün.YÖNETİCİLERİN ELLERİNDE herkezin öldüğünü öğrendiği elebaşı Haman'ın yazdığı, "YAHUDİLERİ YOK EDİN" fermanı varken, bu fermanın yanına Moreday'ın yazdığı, "AMALEKLERİ YOK EDİN" fermanı geliyor.
Kim hangisini uygulayacak?
İkinci fermanla, birinci ferman iptal edilmezse, karar hangisine göre verilecek?
Hangi fermana uyulursa kanuni hangisine uyulmazsa suç işlenmiş kabul edilecek?
Bu durumda ülke yönetilir mi?
Kaos çıkmaz mı?
Kim kimin öldürmesinin yasal olduğuna nasıl karar verecek?
Kralın kararlarından hangisinin doğru olduğunu nasıl anlayacak?
Bundan sonra gelen değişikliklerde de, ilk ve ikinci kararlar peşpeşe mi uygulanacak?
Örneğin. Kral bir kişi hakkında öldür yazısının ardından af yazısı gönderdiğinde kişi mühürlü yazı değiştirilemez kuralı uyarınca, önce öldürülüp sonra af mı edilecek?
Kral mühürüyle atanmış biri yine Kral mühürüyle görevden alınamayacak mı? Görüldüğü gibi, olaya mazlumiyet görüntüsü verebilmek için saçmalamaya başlıyorlar. Anlatımı Masal havasına büründürüyorlar.

Ester.........8:9 Bunun üzerine ÜÇÜNCÜ ay olan SİVAN ayının YİRMİ ÜÇÜNCÜ günü kralın yazmanları çağrıldı. MORDEKAYIN BUYURDUĞU HER ŞEY, Hoddudan Kûşa dek uzanan bölgedeki YÜZ YİRMİ YEDİ İLDE yaşayan YAHUDİLERE, satraplara, VALİ ve ÖNDERLERE yazıldı. Her il için kendi işaretleri, HER HALK için KENDİ DİLİ kullanıldı. YAHUDİLERE de KENDİ ALFABELERİNDE ve KENDİ DİLLERİNDE yazıldı.

   
 
   
  Ester.........8:10 MORDEKAY Kral Ahaşveroş ADINA YAZDIRDIĞI MEKTUPLARI kralın YÜZÜĞÜYLE MÜHÜRLEDİ ve kralın hizmetinde kullanılmak üzere YETİŞTİRİLEN atlara binmiş ULAKLARLA HER YERE GÖNDERİLDİ.
   
  Kral adına yazılmış olan fermanda, Kral neler demiş olmuş?
Fermanları, isteklerinden usanan, Ester'le yaşadıklarına bir an önce dönmek isteyen Kral "al mühürü ne istersen yaz" diye, ferman yazma işini Mordekay'a havale etmedi mi? Özetle; fermanları Mordekay yazmadı mı? Kralın ne yazıldığından haberi yo ki. O Ester'le kendi Dünyasının hayallerini gerçekleştirirken, fantazilerini yaşarken fermanlar yazıldı.

Ester'e, her harfi Tanrıdan" denilen kitapta bile, Krala üç kez, "iste Krallığımın yarısını vereyim" dedirttiriliyorsa, ortadaki Ester ve Kral muhabbetinin hangi boyutlarda seyir izlediği açıkca anlaşılıyor.

Ama o günden başlayan, otuz günlük aradan sonra başlayan muhabbet sonrası. Kralın OTUZ GÜN hiç arayıp sormadığı, aklına bile getirmediği ESTER için birden bire "İste ülkemin yarısını veririm" dedirtiliyorsa bu işte birşey var demektir.

Kral için bu kadar önemliyse, Krallığının yarısını gözden çıkartacak kadar vazgeçilmez idiyse, Kral neden OTUZ GÜN boyunca Ester'i hiç arayıp sormadı? Ester gelmese bu ara boşluğun ne kadar daha süreceğide ucu açık bir biçimde ortada duruyorken, Ester kendisini nasıl sundu da Krallığın yarısı gözden çıkarıldı? Ester'e böyle bağlanmış olan Kralın, Dünya umurunda olur mu? Mektupta yazılanlar umurunda olur mu?

Kendisine bu kadar farklı davranan, kendisine hizmet aşkıya yanıp tutuşan haller sergileyen, mazlum ve madur insanların planlamalarında soy kurutmak yattığını tahmin etseydi belki de bu derece onlara güvenmezdi.Ester'e güvenip, mutlu bir yaşam sürerken fermanda yazılanlardan nasıl haberi olabilir? Ester'le yeni nesiller üzerinde çalışırken, zaman ayırıpta fermanda yazılanlarla kim ilgilenir?

Üstelik tüm mektuplar halkların dilinde yazılmadı mı? Yahudilere hem kendi dilerinde, hemde KENDİ ALFABELERİYLE yazılmış ve İŞARETLERİYLE donatılmış fermanlar gönderilmedi mi? Ferman örneği Kral'a gösterilmiş olsa bile, hangi metin gösterilmiş olabilir? Eğer Krala Ferman konusunda bilgi verildiyse, Krala okunan mektupla Yahudilere KENDİ ALFABELERİYLE ve İŞARETLERİYLE gönderilmiş fermanlar mutlaka farklıydı.

BU ÇERÇEVE İÇİNDE KRAL, İÇERİĞİNİ BİLMEDİĞİ MEKTUPLARDA ŞÖYLE DEMİŞ OLMUŞ. "ÖLDÜRMEKLE YETİNMEYİN, İSTEDİĞİNİZİN KÖKLERİNİDE KURUTUN"

"Kral mektuplarda şu izni veriyordu" tanımlamasını, "MORDEKAY mektuplarda şu izni veriyordu" olarak anlamak gerekiyor. Mektupları yazan, mühürleyen ve gönderen Mordekay. Kralın yazılanlardan hatta duyuru olarak okunanlardan haberi yok ki.

Ester.........8:9 Bunun üzerine ÜÇÜNCÜ ay olan SİVAN ayının YİRMİ ÜÇÜNCÜ günü kralın yazmanları çağrıldı. MORDEKAYIN BUYURDUĞU HER ŞEY, ....yazıldı.......

Ester.........8:11 KRAL mektuplarda YAHUDİLERE bütün kentlerde toplanma ve kendilerini KORUMA HAKKINI VERİYORDU. Ayrıca kendilerine, çocuklarına ve kadınlarına SALDIRABİLECEK herhangi bir DÜŞMAN halkın ya da ilin SİLAHLI GÜÇLERİNİ öldürüp ÖLDÜRÜP YOK ETMELERİNE, KÖKÜNÜ KURUTMALARINA ve mallarını mülklerini yağmalamalarına izin veriyordu.

Ester.........8:12 Bu izin Kral Ahaşveroşun BÜTÜN İLLERİNDE TEK BİR GÜN -ON İKİNCİ AYIN, YANİ ADAR AYININ ON ÜÇÜNCÜ GÜNÜ- GEÇERLİ OLACAKTI.

Alınacak olan öç ne? en fazla Amalek'lerin Yahudilere duyduğu düşmanlık duygusu. Yahudiler'de, 2. fermanla kurtulmaları belli olduktan sonrra onlara düşmanlık duyar böylece öçlerini almış olurlardı. Zaten bir taraf, diğer tarafa düşmanlık duyuyorsa, mutlaka duygular karşılıklıdır. Demek ki düşmanlık duygularında da eşitlik varmış.

Üstelik Amalekliler, SİLAHLI SALDIRMA imasına rağmen bir tane bile YAHUDİDE ÖLDÜRMÜŞ DEĞİLLER. 2. ferman Yahudilere, SİLAHLI saldırı olduğu zaman, KORUNMA amaçlı ÖLDÜRME izni vermiyor mu? Hal böyleyken, dinlenip dinlenip öldürmelere devam etmek, köklerini kurutmak ne manaya geliyor. İçlerinden hiç masum bir bebe bile çıkmamış olması, hiç yaralı kurtulan Amalek'linin olmaması Yahudilerin, "biz kendimizi koruduk" palavrasıyla açıklanabilir mi?

Bir sene boyunca hazırlık yapmış oduğu söylenen ve 2. ferman gereği, SİLAHLA SALDIRDIKLARI için YOK EDİLMİŞ olmaları gereken Amalekler bir tane bile YAHUDİ öldürememiş olmaları garip değil mi?

Amalekler, gerçekten ON BİR ay boyunca hazırlanmış olsalar ve gerçektende silahlanmış olarak Yahudilere saldırmış olsalar, bir tane bile Yahudiyi öldürememiş olmaları olasılık dahilinde mi? ("Saldırdı" denilenler kafes içindeyse neden olmasın?)

Anlaşıldığı kadarıyla; ortada sadece, "Yahudileri öldürecekler" sanısı vurgulanarak işlenmiş satırlarla, işaretlenmiş Amalek SANAL DÜŞMANLIĞI var. 1. fermanda Amalek düşmanlığının olduğunu "Yahudilerin katlinin yazıldığını" söyleyen yine YAHUDİ Mordekay.

Kral ülkeyi Sus kalesinden yönetmesine ve ferman da, Sus kalesinde okunmasına rağmen Kralın, Kraliçenin, Danışmanların, Amaleklerin Yahudi katliam hazırlıklarından haberi olmuyor. Bütün illerde 1. fermandan sonra, "Fermanın içindekileri öğrenen Yahudiler perişan olup üzüntüden kahroldu" deniliyor ama Kral ve Kraliçe yine de 1. fermandaki Yahudi katliamından babersiz birbirlerinden ayrı-ayrı da olsalar günlerini gün ediyorlar.(Otuz gün Kral Kraliçeyi çağırmamış. Demekki o karşılaşmaya kadar, Kral, Ester'i ülkesinin ufak bir parçasını vermeye bile layık görmüyormuş. Ama Ester kendini öyle bir sunmuş olmalı ki, Kral ülkenin yarısını vaad eder hale gelmiş)
   
  Nisan ayının manası işe başlamak, açmak, birinci anlamlarına gelirmiş. Temmuz ayının İnanna'nın İŞTAR'ın kocası Dumizi / Tammuz geldiği gibi. Bereketin getirmeden önce Bahar bayramından Nevruz'dan önce yer altına çekilen Dumuzi'nin adı olduğu gibi. Nevruz 21 mart Tarihi olarak kutlanmakta.  Bu tarih Yahudi takvimine göre Nisan ayına denk geliyor. Dummuzi'nin / Tammuz'un ölümden dönüşü yani Bereketlendirmek için faaliyete geçmesi / dirilmeside ARALIK ayında olurmuş. İnanna Dummuz'inin aşk hayatından, yani ona atfedilen Sümer şiirlerinden ne kadar etkilendikleri, Neşideler neşidesi kitaplarından belli.

Örneğin; Nevruz'u, Birleşmiş Milletler 2010 yılında Manevi Kültür Mirası Koruma listesine dahil etmiştir. B.M kararına göre artık her yıl 21 Mart günü Nevruz bayramı olarak kutlanacakmış. Doğanın uyanışı ve PURİM BAYRAM coşkusu aynı tarihlere denk geliyor. Yahudi Ay esaslı takvimi nedeniyle bir kaç yıl değişkenlik göstersede aynı günler civarında geziniyor.  AMALEK SOYKIRIMINDA hangi tarihler ve hangi inançlar göz önüne alınmış olabilr?

Neden 8 ay 20 gün gibi mayalanma / doğurma / hasat toplama zamanı içermiş olabilir. (260 günlük takvimlerin temelinde sadece Venüs gezegeninin belirsiz yılları yatmamakta. Kadınların hamileliklerini anlamaları ile doğum zamanları arasında geçen  sürelerinde  göz alındığı ortada. Maya takvimide bu esaslar içinde  hazırlanmış olmalı. 9 ay 10 gün = 280 gün.  20. günde hamilelik anlaşılsa; 280 - 20 =260 gün = 8 ay 20 gün) AMALEK KATLİAMI ile düşman, kendilerinden nefret edenler cezalandırılarak ÖLÜM DİYARINA gönderilmiştir.  PURİM BAYRAMININ OLUŞ günleride DUMUZİNİN dirilişi ve İnanna / İştar / Ester?  ile evlenişi günlerine gelmesi tesadüf olabilir mi?

Ester kitabının açıklamasında, "hiç birşey tesadüf değildi, şansa bırakılmış hiç birşey yoktu, herşey palanlandığı gibi sonuçlandı" diyenler kendileri. O halde konunun başlangıç ve bitim tarihleriyle, inançlarının adreslendiği yerleri göstermeleri kadar doğal birşey olabilir mi? 2500 sene önceki PURİM katliamından hareketle, Hitler dönemi sonrası idam edilen üst düzey  on subayın, (tarihleriyle) Haman oğullarıyla ilişkisini kuramayı becerenler, B.Milletler kararınıda birşeylerle maskeleyerek çıkartmaları kadar doğal bir şeyde olamaz.

Madur, masum, mazlum, mahsun edalarına ait MASKELERİNİ, yüzlerine iyice yerleştirebilmek için kendi katliamlarını BAYRAM ilan edip, direk Hitlere geçiş yapanlar, kimbilir daha neleri nelerle örtüyordur?  İnançlarının kaynağını maskeleyerek ama AÇIKTAN gösterdikleri gibi. Adresler belli ama görünen, sanki aranan değilmiş gibi duruyor.

2010 yılında B.M'ye göre her yıl NEVRUZ /BAHARIN DİRİLİŞ bayramı 21 MART günü kutlanacakmış. Yahudilerinde  2011 yılı PURİM kutlamaları 20-21- Mart ayına denk geliyormuş. Dünya 2010 yılında iken, onlar Eylül ayında 2011 yılına giriyorlar.
   
  purim soy kırım
   
  2011 PURİM BAYRAMININ YAHUDİLERCE KUTLANMA GÜNÜDE 20-21 MART 2011 tarihi. Tesadüf mü? Asla değildir.  Sadece NEVRUZ BAYRAMIYLA maskeleme yapıp karar çıkarttırılmıştır. Hemde AMALEK ilan edilmeye aday olan ülkelerin oylarıyla. Haman, nasıl vezir olmuş ve sonra daraağacını boylamış olabilir ki?  PURİM BAYRAMI, aynı zamanda onlar için MASKELİ BALO. Herkez o bayramda kılık değiştirip MASKELERİNİ takıyormuş.
   
  nevruz mu
   
  Dumuzi / Tammuz adının Temmuz ayına isim babalığı yapmış olmasına rağmen, Dumuzi'nin Boğa burcu ile temsil edildiği ve Boğa burcununda 21 Nisan-20 Mayıs arasını temsil ediyomuş

Görüldüğü gibi Yahudi Takviminde belli peryotlar içindeki bu tür kaymalar gözükmektedir.   Büyük ihtimalle Kur'aların çekildiği tarih için, Yahudi Takviminin birinci ayı olan NİSAN ayının seçilmiş olması, Dammuzi'nin ölümü dirimi ve herşeyi düzenlemesiyle  (yani yeni işe başlamayla)  ilgilidir. Pers Kralı ve veziri Haman'ın böyle bir tarihi isabet ettirebilmeleri  Kutsal Metin yazarlarının gayretleriyle mümkün hale gelmiş.
   
  Mordekay, Sürgünden yani Babil'den döndüğüne göre yanında kuzeni Esteride getirmiş olmalı. Onu Babil illerinde MARDUK'un (Sürgün yıllarının yani, Babil'in sondan ikinci Kralı Evil Merodak'ta kendisini MARDUK ilan etmiş) ve İŞTAR'ın memleketinde bırakacak değildi. Her ne kadar Ester ve MORDEKAY'ın isimlerinin kökleri BABİL TANRISI MARDUK ve İŞTAR'dan türetilmiş olsada, Babil inançlarını kendileriyle özdeşleştirmiş olsalarda, emanet kuzenini sürgünde bırakamazdı.

Marduk esaslı yani; Mordachi / Mordekay, Tanrıça İştar'dan da Ester.isimler alarak, inanç köklerinin Babil'deki  değişimlerinin haberlerini dolaysıyla adreslerini vermişler. Adresleri  verenlerin inanç köklerinin, nerelere dayandığı, Daniel'in genç yaşta aldığı eğitiminlerden ve yükseltildiği sihirbazlar, falcılar, büyücüle başkanlığından  anlaşılabilir

Daniel.............1:3-4 Kral İsrailliler arasından kral soyundan gelme ya da soylu bazı gençlerin seçilip saraya getirilmesi için saray görevlilerinin yöneticisi Aşpenaz'a buyruk verdi. Bu gençler kusursuz, yakışıklı, her konuda bilge, bilgili, ÖĞRENMEYE YETENEKLİ, SARAYDA görev almaya uygun nitelikte kişiler olmalıydı.
.
Marduk esaslı  BABİL dinlerini öğrendiğini ve bu konuda üstatlaştığı onun SİHİRBAZLAR, BÜYÜCÜLER başkanlığına kadar yükseltilmiş olmasından belli. Peygamber olsa yasaklayacağı mesleklerin BAŞKANLIĞINI neden yapıyor olsun.  Peygamber olarak ona makamlar, mevkiler unvanlar vermiş olsalardı,  verdikleri  değerin sonucu olarak, ona bağlanırlar ve  hepsi imanlı olurdu. Falcı olarak kullanılmazdı (Daniel = kum falı Remil ile özdeşleştirilmezdi.)

Daniel.............5:11 Ülkende kendisinde kutsal ilahların ruhu bulunan biri var. Atan Kral Nebukadnessarın döneminde kavrayışa, sağduyuya, İLAHLARA ÖZGÜ bilgeliğe sahip olmakla tanınırdı. Atan Kral Nebukadnessar onu SİHİRBAZLARIN, YILDIZBİLİMCİLERİN, FALCILARIN BAŞKANLIĞINA atadı.

Daniel'in gerçek anlamda Peygamber olmadığını Talmud tefsirinde Raşi'de söylemiş. Raşi / Raşhi, M.Ö.2 yüzyılda Rabbi Yosef Ben Halafta tarafından yazıldığına inanılan Seder Olam Rabba kitabına dayanarak, Talmud kitabındaki Peygamberler listesinde yer alan DANİEL’in, aslında PEYGAMBER olmadığını, onun yerine listeye Şemayah’ın eklenmesi gerektiğini söylemiş. Üstelik Ester kitabının arka planını anlatan, Rabbi (Vilna’lı) Eliyah Gaon'da (1720-1797) Talmud’a yazdığı şerhle bu görüşü desteklemiş.

Tam adı, Rabbi Shlomo Yitzchaki veya Rabbi Shlomo Yarchi olan Rashi, 22 Şubat 1040 - 13 Temmuz 1105 arasında yaşamış,Talmud ve Tanah kitaplarının ilk kapsamlı tefsirlerini yazmış bir Yahudi din alimi..


Artık siz kimlere Peygamber unvanları verilerek, Peygamberlik / elçilik kavramlarının içinin nasıl boşaltıldığını hesap edin.
   
  bir milyon peygamber
   
  Mordekay eğer Ester'i Babil'de bıraksaydı; onların anlatımlarındaki sürgünden sonra gerçekleştiğini iddia ettikleri Purim hikayeleride, ESTER ismi altında kutsal kitaplarının arasında yer alamazdı. Ester'siz bir Mordekay dönüşünü ileri sürdüklerinde Ester'li, Mordekay'lı Purim olaylarının sürgünden çok önce olduğunu kitaplarına işlemeleri gerekirdi.

Sürgün dönüşünden hemen 15 yıl sonrasın da kendi verdikleri tarihlerle [M.Ö. 370 (sür. dönüş) - 355 (Purim) =15] PURİM KATLİAMI gerçekleştiğini söylediklerine göre,
Mordekay ve ekibinin planlarıyla birlikte sürgün dönüşü apar topar dönmüş olmaları önder konumundaki Mordekay'ın sarayda kapıcılığa başlaması gerekir.
Ve Koreş Babil'i aldıktan İKİ SENE sonrada ölmüş olması gerekir.
Ve Koreş sonrası Krallık yapanların bu İKİ sene içinde sıralarını savmış olmaları gerekir.

Neden derseniz? Sürgünle, Purim arasında 15 sene var. Ester Kralın 7. yılında saraya girdiğine, Kralın 12. yılında yardım istediğine ve bir yıl sonra yani 12 +1 = Kralın 13. yılında Yahudilere PURİM KATLİAMI yapma imkanı tanındığına göre göre; sürgünden döner dönmez ayaklarını tozuyla SUS kentine gitmiş olmalılar. Bu arada Babil sürgününde doğan ve Mordekay korumasında olan Esterde Mordekay'ın yanında olmalı.  Böyle bir gelişmenin olması bile PURİM olayının palanlamalar çerçevesinde yapıldığını gösterir. Olayın planlı KATLİAM olduğunu net olarak ortaya koyar.

Oysa NEHEMYA'nın Yeruşalim'i yapış hikayesinde ve Ezra başkanlığında kurulan Yahudi meclisinde MORDEKAY yer alıyor. Yani sürgün sonrası yıllarda Yeruşalimdeler.Ayrıca o esnada NEHEMYA Pers kralının sakisi konumunda saraydaki yerini "kralın neden bugün üzgünsün" diye sorduracak kadar sağlamlaştırmış durumda.
   
  Dinlerinin temellerini Dumuzi'ye yaslayıp uygarlıkların Tabiatın bereket getirecek olmasını kutladıkları günde kendilerine kapılar açıp yeni yollar açan PURİM KATLİAMLARININ KUTLAMALARINI aynı günlere denk getirmezlerdi. Kendi zihniyetlerini uyanış, yayılış günü tabiatın yaptığı gibi üremeyle, sevgiyle, çoşkuyla değil, BALLANDIRARAK KİTAPLARINDA anlattıkları yok etme, soy kurutma  ile yapılmış.

Doğanın kuralları gereğince paylaşarak, destekleyerek değil dilediklerini, içgüdülerini tatmin edecek şekilde yapmışlar. Hırslarını alamamışlar  ki; öldürdüklerini birkez daha asmışlar. AMALEKLER onların ezeli düşmanları oluyorda, kendileri AMALEK ilan etme özgürlüğü içinde TÜM İNSANLIĞIN ezeli düşmanları durumunda olmuyorlar mı? Ezeli düşmanımız diye bir ulus yok edilir mi? Hayvanları, nefes alan her şeyleriyle. Yok et ve o gün en neşeli bayramın olarak ilan et.
   
  G YAHUDİ AY TAKVİMİ ve GÜNEŞ TAKVİMİNE UYARLANMASI, 19 YILLIK PERYOTLARIN İŞLENDİĞİ "YAHUDİ TAKVİMİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
 
   
  Ester.........4:11 ‹.......Kral altın asasını uzatıp canlarını bağışlamadıkça bu kişiler ölüme çarptırılır. Ben de OTUZ gündür kralın huzuruna çağrılmış değilim.››
Ester.........4:16 ‹‹Git, Sustaki bütün Yahudileri topla; benim için oruç tutun; üç gün, üç gece hiçbir şey yemeyin, içmeyin. Hizmetçilerimle ben de sizin gibi oruç tutacağız....
Ester.........5:1 Üçüncü gün Ester kraliçe giysilerini kuşanıp sarayın iç avlusunda, taht odasının önünde durdu. Kral bu odanın giriş kapısının karşısındaki tahtında oturuyordu.
Ester.........5:4 Ester, ‹‹Kral uygun görüyorsa, bugün kendisi için vereceğim şölene Hamanla birlikte gelsin›› diye karşılık verdi.
Ester.........5:8 ‹‹Kral benden hoşnutsa, istediğimi vermek, dileğimi yerine getirmek istiyorsa, kral ve Haman yarın kendileri için vereceğim şölene gelsinler, ......
Ester.........7:8 ........‹‹.. GÖZÜMÜN ÖNÜNDE KRALİÇEYE BİLE EL UZATMAYA MI KALKIYOR?›› diye bağırdı. Kral sözlerini bitirir bitirmez HAMANIN YÜZÜNÜ ÖRTTÜLER.
Ester.........7:10 Böylece HAMAN MORDEKAY için hazırlattığı DARAĞACINA ASILDI; kralın öfkesi de yatıştı.
Ester.........8:9 Bunun üzerine ÜÇÜNCÜ ay olan SİVAN ayının YİRMİ ÜÇÜNCÜ günü kralın yazmanları çağrıldı. MORDEKAYIN BUYURDUĞU HER ŞEY, ....
   
  Ester'in bile haberi, Mordekay'ın getirdiği ferman örneğiyle oluyor. Yahudi halkı gerçekten kendilerini yok etme üzerine kurgulanmış fermanı duymuş olsalar, daha doğrusu "Yahudileri yok edin" fermanı gerçekten var olmuş olsa ve gerçekten, ONBİR AY SONRA YAHUDİLERİ YOK EDİN" ferman halka açıktan okunmuş olsa; Kraliçenin, halkının içine düştüğü tehlikeyi duymamış olmasına imkan var mı? Kapı nöbetcilerinin Kral'a düzenleyeceği, suikastten acemilik yıllarında bile anında haberi olan Mordekay'ın, Fermanın okunmasından, 60 gün sonra haberdar olmuş olması düşünülebilir mi?

Ester.........4:8 Estere gösterip açıklaması için SUS'ta YAYIMLANAN, Yahudilerin kökünün kurutulmasını isteyen FERMANIN BİR KOPYASINI da ona verdi. Esterin krala çıkmasını, ondan merhamet dileyip kendi halkı için yalvarmasını istedi.
   
  Amalekliler bir tane bile Yahudi öldürmüş değillerken, aslında öldürme girişiminde bulunmamışlarken, Amaleklerin önderi olarak gösterilen Haman astırılıyor. Buna rağmen hala "YAHUDİLER ÖÇ ALMAK için hazır olacaklardı" denmesinin tek nedeni olabilir;göğüslerinde barındırdıkları yok etme arzularını tatmin etmek. Yahudilere yapılan en ufak bir darp hareketi olmamasına rağmen kendilerini, SEKİZ ay YİRMİ gün sonrasın da ÖÇ ALMAYA hazırlayan, katliam-sever soy-kırımcılar. Bu duruma başke ne denilebilir? Kendilerine yapılan bir hareket yok ki, ÖÇ ALMAYA hazırlanıyor olsunlar. Yapacakları katliamı, ÖÇ aldık savunmasıyla örtüyorlar.

Ester.........8:13 BÜTÜN HALKLARA DUYRULAN bu fermanın metni her ilde YASA YERİNE geçecekti. Böylece YAHUDİLER BELİRLENEN GÜN DÜŞMANLARINDAN ÖÇ ALMAYA hazır olacaklardı.
Ester.........8:14 Kralın hizmetindeki atlara binen ULAKLAR, kralın buyruğuna uyarak hemen DÖRT NALA yola koyuldular. Ferman SUS KALESİNDE DE OKUNDU

SUS KALESİNDE OKUNUYOR ama orada bulunan HAMAN tarftarları kaçmaya teşebbüs etmiyorlar. Eğer okunan fermanda ADAR AYINDA KENDİLERİNİN ÖLDÜRÜLECEĞİNİ BELİRTEN İFADELER OLSAYDI, SEKİZ AY YİRMİ GÜN orada kurbanlık koyun gibi kalırlar mıydı? Ferman yayınlandığında, büyük ihtimalle kendilerine ait, tehlikeli bir durum görmediler. Onlara okunan ferman, mutlaka onlarada iyi şeyler vaad ediyordu. Belki de okunanları duyduklarında onlarda, diğer insanlar da Yahudiler gibi sevindiler.

Ester.........8:15 Mordekay, lacivert ve beyaz bir krallık giysisiyle, başında büyük bir altın taç ve sırtında ince ketenden mor bir pelerinle kralın huzurundan ayrıldı. SUS KENTİ SEVİNÇ ÇIĞLIKLARIYLA yankılandı.

Ester.........8:17 Kralın buyruğu ve fermanı ulaştığı her ilde ve her kentte YAHUDİLER ARASINDA SEVİNÇ ve mutluluğa yol açtı. Şölenler düzenlendi, bir BAYRAM HAVASI DOĞDU. Ülkedeki halklardan ÇOK SAYIDAKİ KİŞİ YAHUDİ OLDU; çünkü YAHUDİ KORKUSU hepsini sarmıştı.

Yukarıda ki madde ile aşağıdaki madde de ifade edilen olayların arasında tam sekiz ay yirmi gün var. Bakın bakalım iki ifade arasında yaklaşık dokuz ay içinde bir değişiklik olmuşmu?

Ester.........9:2 Yahudiler kendilerini YOK ETMEYİ TASARLAYANLARA SALDIRMAK üzere Kral Ahaşveroşun bütün illerindeki kentlerde bir araya geldiler. HİÇ KİMSE ONLARA KARŞI KOYMADI. Çünkü YAHUDİ KORKUSU bütün halkları sarmıştı.

Hemen hemen hiç bir fark yok. Sekiz ay yirmi gün öncede halk yayınlanan fermandan sonra Yahudilerden korkar hale gelmiş. Korkularından "Yahudiler seviniyor" diye, onlarda Yahudilerle birlite şenliklere katılmış olmalı. Anlaşıldığına göre, Yahudilerden duyulan koru ülkeyi, insanları öyle bir sarmış ki; halklardan birçok kişide Yahudi olmuş. Bu tür katılımlarla Yahudiler, liderleri Mordekay'ın ülkenin ikinci adamı olmaları yanısıra, sayıca çoğalmışlar ve kuvvetlenmişler.

Kralın desteğini almış, Kraliçenin ve ülkenin ikinci adamının koruması altındaki halka kim saldırabilir? Hangi yönetici, saldırgan tavırlar sergileyen Amaleklere destek verebilir? Bu durumda, "Amalekler, yaptıkları hazırlıklar sonucunda, alt etmeyi umarak Yahudilere saldırdılar" tarzında düzenlenmiş ifadelerinin bir inandırıcılığı olabilir mi?

Ester.........9:1 Kralın buyruğu ve fermanı, ON İKİNCİ ay olan ADAR ayının ON ÜÇÜNCÜ günü yerine getirilecekti. Yahudi düşmanları O GÜN Yahudileri alt etmeyi ummuşlardı, amaTAM TERSİ oldu; Yahudiler kendilerinden nefret edenleri alt ettiler.

Amaleklerin, liderleri öldükten sonra, silahlı hazırlıklar yaptı izlenimi veren ifadelerin İnandırıcılığı olmayacağı aşağıdaki sözlerinden de anlaşılıyor.Tüm yöneticiler, KRALDAN DEĞİL ama MORDEKAY korkusuyla tüm vahşete izin verdiklerini yine kendileri söylüyor. Bu aşamada hangi yönetici, Amaleklerin örgütlenmesine, silahlanmasına, toplu hale gelmesine, hele hele "harekat günü" ON BİR ay öncesinden resmi yazı ile belirlenmiş günde, Yahudilere saldırmasına izin verir? Kralın MÜHÜR YÜZÜĞÜNÜ ve yetkilerini taşıyan adama, bir tek EN KAHRAMAN MORDEKAY karşı gelebilir.

Ester.........9:2 Yahudiler kendilerini YOK ETMEYİ TASARLAYANLARA SALDIRMAK üzere Kral Ahaşveroşun bütün illerindeki kentlerde bir araya geldiler. HİÇ KİMSE ONLARA KARŞI KOYMADI. Çünkü YAHUDİ KORKUSU bütün halkları sarmıştı.

Ester.........9:3 İl önderleri, satraplar, valiler ve kralın memurları, MORDEKAYDAN KORKTUKLARI için YAHUDİLERİ DESTEKLEDİLER
Ester.........9:5 YAHUDİLER bütün düşmanlarını KILIÇTAN geçirdiler, ÖLDÜRDÜLER, YOK ETTİLER. Kendilerinden nefret edenlere DİLEDİKLERİNİ YAPTILAR

Haman taraftarı gösterilenlere karşı saldırılar süreken, tüm yöneticiler Yahudileri DESTEKLEDİLER, Yahudiler de ÖLDÜRDÜLER, YOK ETTİLER, DİLEDİKLERİNİ YAPTILAR" demek, ne manaya geliyor olabilir? "Yahudiler diledikleri gibi katliamlarını yaptı ama yöneticiler müdahalede bulunmadı hatta yardım etti" demektir. Kılıçtan geçirenler Yahudiler olduğuna göre, "YAHUDİLERİN YAPTIĞI KATLİAMA YÖNETİCİLER GÖZ YUMDU" demektir.

Kendilerinden nefret edenlere, "DİLEDİKLERİNİ YAPTILAR" demek, korkunç olayların yaşandığını, vahşetin diz boyu sergilendiğini ifade etmek demektir.
1-Kılıçtan geçirdiler, 2-öldürdüler, 3- YOK ETTİLER tanımlamalarının arkasından sarfedilen 4-DİLEDİKLERİNİ YAPTILAR TANIMI, vahşetin inanılmaz boyutlara taşındığının ifadesi olsa gerek.

Tanrısal damgası vurulmuş bir kitapta, vahşet ancak böyle DÖRTLÜ ÖLDÜRME kelimeleri ard arda sıralanarak yapılabilir. (Son yıllarda muhtelif sebeplerle işgal edilen, çatuşma çıkarılan bölgelerde yapılanları hatırlamak, Ester kitabında DİLEDİKLERİNİ YAPTILAR" tanımıyla anlatılmak istenenler hakkında fikir verebilir.).

Bir madde içinde yaptıkları öldürme eylemini, şu kelimelerle tanımlıyorlar.
1-KILIÇTAN GEÇİRDİLER
2-ÖLDÜRDÜLER
3-YOK ETTİLER
4-DİLEDİKLERİNİ YAPTILAR.

"DİLEDİKLERİNİ YAPTILAR" vurgusu, akla hayale gelebilecek her türlü davranışın öldürürken de öldürüldükten sonrada gerçekleştirdiklerini anlatıyor. Bu derece geniş anlamlar içeren bir deyimin kullanılmış olması, yapılabilecek her türlü yorumun geçerli olduğunu / olacağını gösterir.

Sanki üç etaplı bir katliam tarif ediliyor. (Kılıçtan geçir / yarala -işkence-, Öldür, Yok et) Ve katliam basamaklarında yapılan uygulamaların sınırsız olduğunu, uygulayıcıya göre değişebildiğini, göğüslerinde mayalandırdıkları nefretin tatmini için çok farklı yollar ve yöntemlerin tatbik edebileceğini vurgulamak içinde, "DİLEDİKLERİNİ YAPTILAR" deyimini kullanmışlar.

   
 

İntikam, kin ve nefret duyguları o kadar yüreklerine işlemiş ki, ÖLDÜRMEKLE DİNMEYEN "CANİ" duygularını, ÖLDÜRDÜKLERİNİ ASMAKLA tatmin etmeye, söndürmeye çalışıyorlar. Ester bölümünde anlattıkları öldürme seanslarından sonra, ağaca asma sahnelerinin sebebi bu. Katliam öğretilerden miras kalan kin, nefret, intikam ve yok etme üzerine kurulmuş eylemlerinin gurur işaretleri olmalı, öldürülmüş insanların tekrar asılması.

Sapık belirtiler taşımayan hangi düşünce bu tür eylemlere izin verebilir?
Öldürmekle tatmin olmayan, öldürdüklerini sonsuz defa öldürmek isteyen düşüncelere sağlıklı demek mümkün mü?
Öldürdüklerini, işkencelerle bile öldürmüş olsalar, göğüslerinde yaşattıkları ve sürekli mayalandırdıkları kinlerini tatmin için, cesetlere yeni baştan işkence uygulamak, sağlıklı bir düşünce yapısında, bulunabilir mi?

Öldürdükten sonra da, kurbanlarına işkenceler yaparak "haz alma" içgüdüleri sağlıklı bir insanda olabilir mi? İnsanım diyenin, vücud kimyası o duyguları barındırabilir mi?
Öldürdüklerini asarak tatmin olan, gerçekleştirdiği katliamın eserlerini asılmış halde seyrederken bu görüntülerden de gurur payeleri çıkartmak, kişiliği gelişmiş "BEN İNSANIM" diyende olabilir mi?

Eğer öldürülenleri fiziksel ulus olarak değilde,iç dünyalarındaki sanılarının tezahürü olarak görüyorlarsa ve bu kabuller içinde gelişimlerini tamamlamışlarsa neden olmasın. Göğüslerine yerleştirilmiş / yerleşmiş / içlerinde yer edinmiş kuşkuyu, sanıyı yok etmek için öldürdüklerini söylüyorlarsa, esasında Amaleklerin; gönüllerini kemiren bir kuşkudan ibaret olduğunu itiraf ediyorlarsa, bu sayılanların hepsini ve daha fazlasını yapabilirler.

Benliklerinin bir parçası haline gelmiş, içlerindeki kuşkuyu yok etmek için Fiziksel, yaşayan, var olan, etiyle, canıyla, kanıyla "VAR OLAN" ve VAR OLDUĞU bilinen insanları katledip arkasından da, O GÜNÜ "EN BÜYÜK / EN NEŞELİ BAYRAM" olarak ilan etmek, sağlıklı insan profillerine / yapılanmalarına dayanarak başka türlü nasıl izah edilebilir.

Binlerce yıldır gönüllere içirilen, sürekli tazelenerek, beslenerek MAYA'landırılan göğüslerindeki kuşkuları gidermenin sonu gelir mi? Düşmanlarına yüzlece yıl önce soylarını kuruttuklarının Reankarnasyonları / yansımaları olarak algılayan nefislerin ve bunu saçmalığı kabul eden beynin, yeni düşmanlar icat etmek için çalışmasının önüne geçilebilir mi?

   
  AMALEK PURİM KATLİAM
   
  "Tertemiz gönüllere düşen bir lekedir" dedikleri vesveseler, sakın onları İNSANİ DUYGULARA davet eden ama yapılarına tamamen ters olduğu anlaşılan, örnekler, çağrılar olmasın. Gönüllerine düşen ve anlaşıldığı kadarıyla vesvese olarak kendini gösteren / onlara vesvese olarak gelen , insani olma davetlerini, İmani duyguları, örnekleri yok ederek gideremezler ki.

İnsanları /kendi dışında olanları, "Gönüllerimizi kirleten düşünceler" olarak görenlerin davranışlarına bakılırsa; onların, "vesvese" tanımıyla nitelendirdikleri davranışlar, insanı insan değerleri içinde tutan davranışlar olmalı.

Böyle düşünceler, hayal dünyasına dayanarak düşman ilan etmeler, benim bildiğim kadarıyla, yeldeğirmenlerini düşman şövalyeleri ilan edip saldıran Don Kişot'a mahsustu. Don Kişot, burnunun doğrultusunda gidip, seçkin soylu olarak gördüğü "BENLİĞİNİN" fısıltılarına değilde, cahil köylü hizmetkarı Sancho'nun sözünü dinlemiş olsaydı, hem komik durumlara düşmeyecek, hem kemiklerini zeletmeyecek, hem köşesinde efendi gibi hayatını sürdürecek, hemde canını yaktırmamış olacaktı.

Sonuçta düşman dediklerinin hiç biri düşman değildi. Hatta bazıları canlıda değildi. Saldırdıkları "zannettikleri" / "reankarne" olmuş olanlarda değildi. Sadece göğüsünde varlığını sürdürenin beyninde oluşturduğu Paranoyal görüntülerdi. Kendisi ne asil denilen bir şovalyeydi, nede seçilmiş biri.

Bu nedenle ne düşmanlarını yok edebildi, ne içindeki düşman türetme mekanizmasını durdurabildi, nede göğsünde beslediği, gönlüne içirilmiş olanı tatmin edebildi. Ne sevdiği kadın Dulcinea'ya kavuşabildi, ne servet sahibi olabildi nede Uşağı Sancho'ya vaad ettiği adayı verebildi. Uşağının çektiği eziyetler ve yediği dayaklar yanlarına kar kaldı. Don Kişot'un atı olma kısmetsizliğini yaşayan Rozinante'de özlemini çektiği bol arpasına kavuşamadan çektiği eziyetler içinde bulduğuyla yetindi.

Hiç birşeyi değiştiremeden, komkliliklerini, zavallılIklarını, verdiği zararları geride bırakarak sesiz gemiye binip son yolculuğuna çıktı. Yaşanan benzerliklere bakılınca, demek ki (İspanyol romancı) Miguel de Cervantes'in Don Kişot'u yazarken esinlediği bir kaynakta varmış.
   

Ahit Kitabında bu tür davranışlara ruhsat veren, öldürmekle yetinmeme üzerine kurulmuş kin ve nefretlerin "İsrail Tanrısının emirleri" içinde yer aldığını belirten ifadeler oldukca fazla. Aşağıda örnek olarak verilen ifadeleri "her harfi Tanrıdan" denilen kitapların içinde gören, katliam yapmayı "TANRI emri olarak" algılayan seçilmiş egolu insanların başka türlü davranışlar bulunması beklenemez. Üstelik Tanrıdan dedikleri kitapta "ÖLDÜR" EMİRLİ ifadeler, kavuşmayı hayal ettikleri VAAD EDİLENLERE / BAL ve SÜT ırmakların aktığı ülkelere kavuşmanın, ÖN ŞARTLARI olarak sunulmuşsa.

Yeşu...............10:26 Ardından beş kralı vurup öldürdü ve HER BİRİNİ BİR AĞACA ASTI. Akşama dek öylece ağaçlara asılı kaldılar.
Yeşu...............10:28 ......... Makkeda Kralına da Eriha Kralına yaptığının aynısını yaptı.
Yeşu...............10:30 ...... ..... Tek canlı bırakmadı. Kentin kralına da Eriha Kralına yaptığının aynısını yaptı.
Yeşu...............10:39 .... tek canlı bırakmadı, hepsini öldürdü. Hevrona, Livnaya ve kralına ne yaptıysa, Devire ve kralına da aynısını yaptı.
Çölde Sayım....25:4 Musaya, ‹‹BU HALKIN bütün önderlerini GÜNDÜZ BENİM ÖNÜMDE ÖLDÜR ›› dedi, ‹‹Öyle ki, İSRAİL HALKINA ÖFKEM YATIŞSIN.››
1 Samuel.........15:33 Ama Samuel, "Kılıcın kadınları nasıl çocuksuz bıraktıysa ...... " diyerek Agag'ı Gilgal'da RAB'bin ÖNÜNDE KILIÇLA PARÇALADI
1 Samuel.........15:3 Şimdi git, AMALEKLİLERE saldır. ONLARA AİT HER ŞEYİ TÜMÜYE YOK ET, hiçbir şeyi esirgeme. KADIN ERKEK, ÇOLUK ÇOCUK, ÖKÜZ, KOYUN, DEVE, EŞEK hepsini öldür.› .

Sürekli her katliamın arkasından bayram edecek halleri yok ya' Ağaçlarda sallandırdıkları, dilediklerini yaptıkları ve ağaçta sallandırdıklarını görerek küçük çaptada olsa kutlamalar yapmış olmalılar.


 
  Tasarlanan öldürme günü geldiğinde, heşey planlandığı gibi yürür. Ülkenin yönetildiği Sus kalesinde, Yahudiler beşyüz kişiyi ÖLDÜRÜP YOK EDİYORLAR. Amalekler, ADAR ayının ON ÜÇÜNCÜ gününe kadar kuzu kuzu beklemişler ve o gün kendilerini, hiç karşı koymadan Yahudilere teslim etmişlerdir.

Amalekler hiç karşılık vermemiş olmalılar ki, Yahudilerin kaybı olmamış. Neden, Yahudileri yok etmeye hazırlanıyor iddiasında bulunulan bir topluluk, karşı tarafa hiç ZAİYAT VERDİREMEMİŞ olabilir?

Yoksa, Amaleklerin bir kısmı önceden toplanıp, toplu halde kamp türü yerlerde müsadere altına alınmış, bir kısmı sürülerek belli yerlere sevk edilmiş, bir kısmıda bir takım suçlama isnatlarıyla hapsedilmiş ve kontrol altında tutulmuş olmasınlar? Aksi halde, Yahudiler öldürdükleri herbir Amalekliyi, raftan alır gibi, kendilerinde bir çizik bile olmadan nasıl yok edebilirler? Hem insanlarını hem hayvanlarını...

Ester.........9:6 Sus Kalesinde BEŞ YÜZ kişiyi ÖLDÜRÜP YOK ETTİLER.

Anlatım oldukca garip değil mi? Öldürüp YOK ETMEK. Ahit Kitaplarında olayı anlatırlarken, ifadelerinde sadece "öldürdüler" kelimesini kullanmakla yetinmiyorlar. "Öldürüp YOK ETTİLER" tanımlamasını, tekrarlayarak kullanıyorlar.

Kullandıkları "DİLEDİKLERİNİ YAPTILAR" tanımlaması göz önüne alındığında, "YOK ETTİLER" deyimi farklı çağrışımlar yapıyor. ÖLDÜRÜP YOK ETMEK nasıl olabilir? Öldürüldükten sonra, cesetler AĞAÇLARA ASILMA yerine parçalanmış olabilir, Hayvanlara verilmiş olabilir, YAKILMIŞ olabilir...vb.., ancak ceset böylece yok edilebilir.

1 Samuel.......17:46 Bugün RAB seni elime teslim edecek. SENİ VURUP BAŞINI GÖVDENDEN AYIRACAĞIM. Bugün FİLİSTLİ ASKERLERİN LEŞLERİNİ gökteki KUŞLARA yerdeki HAYVANLARA YEM EDECEĞİM. Böylece BÜTÜN DÜNYA İSRAİLDE TANRININ VAR OLDUĞUNU ANLAYACAK.
   
  Nasıl sözler, teminatlar vererek katliama hazırlanmışlar ki, baş Yahudi düşmanı gösterilen Hamanın oğulları bile kaçmamış."Babamızı öldürtenler bizide öldürürler" diye hiç şüpheye kapılmamışlar. Tedbirde almamışlar. Anlaşıldığı kadarıyla bir çakı sahibide olmamışlar. ADAR ayı on üçüncü güne kadar, intikam gününe kadar, ilan edilecek Purim bayramının arifesine kadar,gönül rahatlığı içinde yada KAFESLERDE yaşamışlar.

Sokak ortalarında, yakalandıkları yerlerde öldürülmedikleri toplam sayının rapor halinde Kraliyet sarayına ulaşmasından belli. Koşuşmalar, kaçışmalar ve çatışma olsa, aralarda derelerde öldürülenler olsa, kim hangi arada ölfürülenleri sayabilir? Her ölünün Amalekli olma garantisi mi vardı da kolayca çetele tuttular? Kimin kimden olduğu belli olsun diye forma giymediler ya. Yoksa; Hitlerin Yahudilere yaptığı İŞARETLEME / DAMGALAMA işini, Mordekay ve ekibi Amaleklere yapmış olabilir mi?

Babaları öldürülmesinden itibaren tam SEKİZ AY YİRMİ GÜN öylece kalmışlar. Babalarını elli arşınlık darağacına asan adamın yönetimindeki Sus kalesinde. Aklını peynirsiz ve ekmeksiz yemiş olanlar için bile, böyle kalma seçeneği hiç gündeminde yer işgal edemez.

Ester.........9:7 Yahudi düşmanı Hammedata oğlu HAMANIN ON OĞLU-Parşandata, Dalfon, Aspata, Porata, Adalya, Aridata, Parmaşta, Arisay, Ariday ve Vayzatayı- öldürdüler. Ama YAĞMAYA girişmediler.

Öldürmüşler ama yağmaya girişmemişlerin anlamı hayvanları öldürülmedi, diğer canlılarına dokunulmadı manasında kullanılmış olmalı. Zaten tüm malları Mordekay ve Ester'e devredilmemiş miydi?. Adamlar öldürüldükten sonra zaten malları yağmalansa ne olur, yağmalanmasa ne olur? Bu nedenle yağmalanmadı demenin manası hayvanların canlı bırakıldığı manasına gelebilir.

Tüm soyları kurutulduğuna göre, yani geriye hiç Amalek bırakılmadığına göre, malları sağlam kalsa ne olur kalmasa ne olur? 1 Samuelde anlatılan, Saul'un yaptığı hatayı tekrar edip İSRAİL Tanrısının şimşeklerini üzerlerine çekmek istmiyeceklerine göre, Amalekten hiç kimseyi, beşikteki ve rahme düşmüş olanıda sağ bırakmış olamazlar.

Yeşaya....13:16 YAVRULARI gözleri önünde PARÇALANACAK, Evleri yağmalanacak, KADINLARIN IRZINA geçilecek.
Yeşaya....13:18 Oklarıyla gençleri parçalayacak, BEBEKLERE acımayacak, ÇOCUKLARI esirgemeyecekler.

Yahudi inancına göre, Haman, Kral Saul'un bir gece sağ kalmasına izin verdiği Amalek Kralı Agag'ın onuncu göbekten torunuymuş. Bu konuda görüşlerini Şalom Gazetesinin Ester bölümü yorumunda, özetle şöyle anlatıyorlar.
"Büyük Kabala âlimi Rabi Yitshak Luria'ya (Ari aKadoş – Kutsal Ari olarak da bilinir) göre, vezir AMAN, AMALEK halkının son kralı Agag'ın onuncu nesilden torunudur."....... saptamasına dayandırıyorlarmış. Saul'un, Amalek Kralı Agag'ı bir gece sağ bırakması, Kral'ın o gece bir kadını hamile bırakmasına neden olmuş.

İşte Ester ve Mordekay'ın başını ağrıtan, onları uğraştıran, planlar yaptıran Haman o gecenin ürünü olan çocuğun, 10. göbek nesliymiş. Üremişler çoğalmışlar ve Yahudilerin karşısına dikilmişler. "Haman, Kral Agag'ın reenkarne hali" diyerek göğüslerinde barındırdıklarının işaret ettiği sanal düşmanlarına birde vücud uydurmuş oluyorlar.

Bu düşüncelere sahip olanların, düşmanlıklarını bu mantığın ürünü olan nefretlerin üzerine kuranların, Amaleklerin tekrar, çoğalmamaları için, Saul'un yaptığı hatanın tekrarlanmaması gerekli olduğundan siz Mordekay tarafından planlanan Amalek katliamının hangi şartlarda ve acımasızlıkta gerçekleştirildiğini bir tahmin edin.

Kesinlikle öldürüldü diye bırakılanlar yaralı olabilir, baygın olabilir diye tekrar tekrar işlemden geçirilmiş olmalı. Tamamen öldüklerinden emin olabilmek, hata paylarını yok etmek içinde cesetler yada ceset olarak gördükleri yakılmış olabilir. Öldür ve YOK ET....DİLEDİKLERİNİ YAPTILAR..
   
 
"YOK ETME", YAKMAK OLMASIN?ÖLDÜRME KELİMESİNİ KULLANMAKLA YETİNMİYORLAR......."YOK ETME" DEYİMİNİ, İŞİN NİHAYETİNİ BİLDİRMEK İÇİN CÜMLELERİNE İLİŞTİRMİŞ OLMALILAR

Ester.........9:12 O da Kraliçe ESTERE, ‹‹Yahudiler SUS Kalesinde HAMAN'IN ON OĞLU dahil BEŞ YÜZ kişiyi ÖLDÜRÜP YOK ETMİŞLER›› dedi, ‹‹Kim bilir, ÖBÜR İLLERİMDE NELER YAPMIŞLARDIR? İstediğin nedir, sana vereyim; başka dileğin var mı, yerine getirilecektir.››

Öldürme işinin, katliam havasında segilendiği asla karşı müdahele olmadığı o kadar açık ki; ilk gün yani ADAR ayının ON ÜÇÜNCÜ günü, bitiremedikleri kesme, biçme, öldürme ve yok etme işleri için bir gün daha ek süre istiyorlar. On üçüncü günü BEŞYÜZ kişiyi kesip biçmekten yorgun düşen Yahudiler, o geceyi dinlenerek geçiriyorlar. Dinleniyorlarki, ertesi günü yapacakları katliama güç ve kuvvet toplayabilsinler.

Ester.........9:13 ESTER, ‹‹Eğer kral uygun görüyorsa, SUSTAKİ YAHUDİLER BUGÜNKÜ FERMANINI YARIN DA UYGULASINLAR›› dedi, ‹‹Hamanın on oğlunun CESETLERİ de DARAĞACINA ASILSIN.››

Amaleklerin, kaçmasından, kendilerine saldırmasından hiç korkmuyorlar. Böyle bir kayguyu taşımıyorlar. Oysa İsrail Tanrısı'nın, bir tane Amaleklinin, esir bile alınmasına tahammülü olmadığını, Saul olayından biliyorlar. O halde Yahudileri, Mordekay'ı Kraliçeyi bu kadar rahatlık içinde tutan, onların telaşsız hareket etmesini sağlayan olgu / etmen ne olabilir?

Nasıl olurda, hiçbir Amalek'in yaşar halde kalmamasını GARANTİ ALTINA ALMIŞ olabilirler? Demek ki, her Amalekli sayılmış, numaralanmış, kapalı bir alana tıkılmış, çaresiz kesilme sırasının kendisine gelmesini bekliyor. Katliamda, hiç "Amalekli sağ kalmama şartı" olduğuna göre; kundaktaki çocuklarda annelerinin kucaklarında, başlarına geleceklerinden habersiz bir halde ağlaşıyor olmalılar.

Tüm Amaleklilerin kayıpsız bir şekilde, yani kaçma, unutulma, es geçme, kaybetme, acıma, kaçırma, saklama,..vb.., gibi bir eylem sonucu sağ kalmadan öldürülmeleri için. mutlaka herbirinin önceden, sayılmış olmaları gerekir ki, katliam bittiğinde "işlem tamam" diye gönül rahatlığıyla raporlarını verebilsinler.

Eğer bu sayılanlar yapılmamış olsaydı, Amaleklerin tamamını öldürdüklerini nereden bileceklerdi. Ya! bir tane Amalek BEBEKTE OLSA, RAHİMDE DÖLDE olsa sağ kalırsa. Bu durumda görev yerine gelmemiş olurdu. Nesiller sonra başka bir REENKARNE HAMAN, karşılarına çıkacağından dolayıda, İsrail Tanrısının tüm öfkelerini üzerlerine almış olurlardı

Özetle: halleri nice olurdu. İşte AMALEK KRALINI bir gece sağ bıraktığı için KRAL SAUL'un başına gelenler. Kral Saul'un, bir gece fazla yaşamasına izin verdiği Amalek Kralı Agag'ın ürünü olan Haman'ın açtığı sorunu Mordekay ve Ester'in nasıl zorluklar içinde önledikleri ortada.
   
   
  KRAL SAUL ve KRAL AGAG'ın HİKAYESİYLE İSRAİL TANRISININ ÖFKESİ

İYİ BİR SİYONİST NASIL "OLMALIDIRIN" TARİFİ. SİYONİZMİN ANA KURALI; İSRAİL TANRISI, İSRAİL'İN MÜSTAKİL TANRISIDIR, İSRAİLLİLER DIŞINDAKİ TÜM İNSANLAR ve HAYVANLAR AYNI KONUMDADIR.

AMALEKLERİ HAYVANLARLA EŞİT GÖRÜYORLAR. Hayvanların bir kısmını YOK ETMEYİP, yakmalık / kurbanlık sunu olarak yanlarında getiren Saul'e İsrail Tanrısı ateş püskürüyor. İsrail Tanrısı olmasının özelliği olarakta, Saul'u seçmiş olmasından kaynaklanan PİŞMANLIĞINI dile getiriyor. (Göğüslerinde besledikleriyle ittifak kurdukları varlığı, Tanrı olarak benimserlerse, gelecekte olacakları nasıl bilebilecekler. Benimsedikleri de bir yaratılan olduğu için; unutur da, yanılır da, pişmanlıkta duyar, bilemezde, o'da diğer yaratılmışlar gibi eylemin gerçekleşmesini bekler ki, sonucu görebilsin)

1 Samuel.......15:10 RAB Samuele şöyle seslendi:
1 Samuel.......15:11 ‹‹Saulu kral yaptığıma PİŞMANIM. Beni izlemekten vazgeçti. Buyruklarımı yerine getirmedi.›› Samuel öfkelendi ve bütün geceyi RABbe yakarmakla geçirdi.
1 Samuel.......15:12 Ertesi sabah Samuel Saulla görüşmek için erkenden kalktı. Saulun Karmel Kentine gittiğini, ......

Saul bile hayvanlarla insanların eşit sayılmayacağını sanmış olmalıki; Rab'bın verdiği buyrukları yerine getirdim" diye Samuel'e rapor veriyor.

1 Samuel.......15:13 Saul kendisine gelen Samuele, ‹‹RAB seni kutsasın! BEN RABbin BUYRUĞUNU YERİNE GETİRDİM›› dedi.

Oysa, İsrail müstakil Tanrısı'nın ve Samuel'in gözünde sadece İsrail'lilerin insan sayıldığını, diğerlerinin ise hayvanlarla eşit görüldüğünü, Samuel'in şu sözleriyle anlamış olmalı.

1 Samuel.......15:14 Samuel, ‹‹Öyleyse nedir KULAĞIMA GELEN bu KOYUN MELEMESİ? Nedir bu duyduğum SIĞIR BÖĞÜRMESİ?›› diye sordu.

Bu sözler, Siyonist düşüncenin temelini oluşturan ifadelerdir. "Her harfi Tanrıdan" denilen kitapta, iyi bir Yahudinin, kendi dışındaki insanları nasıl görmesi gerektiğini anlatan, hatta emreden ifadelerdir. Neden emirlerdir? Çünkü, Amaleklere ait hayvanlarının sadece bir kısmını yok etmeyen, SAUL İSRAİL TANRISININ öfkesine MARUZ kalıyor.

İsrail Tanrısı PİŞMANLIĞINI dile getirmekle kalmıyor, bu tür davranışı benimseyen her Yahudinin başarısız sayılacağını ve İYİ BİR SİYONİST olamaması nedeniyle GÖREVİNDEN ALINACAĞINI vurguluyor.Görevi ihmal edenin yalvarmalarının da fayda sağlamayacağını belirten vurgularını da, Saul'un elinden Krallığının alındığını ilan etmekle yapıyorlar.

1 Samuel.......15:27 Samuel dönüp gitmeye davranınca, Saul onun cüppesinin eteğini tuttu. Cüppe yırtıldı.
1 Samuel.......15:28 Samuel, ‹‹Bugün RAB İsrail KRALLIĞINI ELİNDEN ALDI ve SENDEN DAHA İYİ BİRİNE verdi›› dedi,

Bu ifadelerden anlaşıldığı gibi, iyi bir Yahudi olmak için, kendi dışındaki tüm insanları hayvanlarla eşit görmeli. Siyonist anlayışın uygulanabilmesi içinde, bu konuda en ufak bir esneme olmamalı. Hatta, İsrail Tanrısına hediye babında bile olsa, saptanmış / kanun haline getirilmiş kurallardan hiç bir taviv verilmesini istemiyorlar. Siyonist kuralları uygulama safhasında yapılacak olan esnemenin, "görevi yerine getirememek demek olduğunu" yine kendileri söylüyor.
   
 

Yahudilik Manifestoları ile anlattıkları aslında; "BAZI İŞLER TANRIYA BIRAKILMAYACAK KADAR ÖNEMLİDİR" kabullerinin bir yansımasıdır.
Bu kabul daha sonraları "Rabi Şimon bar Yohay'ın", Yahudiliğin İNANÇ TEMELİ haline gelen görüşünde belirttiği gibi Yeryüzünde birtakım olayların olması için TANRI'nın uyarılması gerekmektedir.

Rabi Şimon bar Yohay, Kabala'nın mistik eseri Zohar'da şunu açıklar: Amalek'e karşı savaş özellikle zordu çünkü hem Göklerde, hem de aşağıda, yeryüzünde gerçekleşti. Amalek'in ideolojisini teşkil eden kirlilik güçlerinin amacı, am Yisrael'in Tanrı ile arasındaki ilişkinin önde gelen unsuru olan emunayı (imanı) amYisrael'in kalbinden silmektir. Mücadele Göklerde de gerçekleşti çünkü Tanrı hem iyiyi, hem de kötüyü yarattı. Yahudi halkı Tora'yı ulusça kabul etmeye ve Tora'ya göre yaşamaya hazırlanırken, iyinin hakimiyetini ilân etmesi gerekiyordu. Dolayısıyla Amalek'in güçlerinin temsil ettiği kötünün, Yisrael'in aklına kuşku tohumlarını ekmeye, Tanrı'nın, Tora'nın ve Moşe'nin doğruluğu hakkında şüphe uyandırmaya çalışması şarttı....

TANRI olarak TAPINMALARA açılarak PEŞİNE TAKILANA; Duyarsız, habersiz, bilmez, algılayamaz, geleceği planlayamaz, vs, vs gibi nitelendirmeleri de AYNI ANDA BERABERİNDE sürükleyen "TANRININ UYARILMASI GEREKİR" inanç nitelendirmeleri, DÜNYA HAKİMİYETLERİ için gerekli gördükleri veya görecekleri katliamlarına KULP yapılmış.

Herşey Tanrı adına, Tanrı için, Tanrı bizim hareketimizi bekliyor, Biz ne yaparsak Tanrı aynısını yapar o halde tüm hareketlerimiz Tanrısaldır.
Tanrının buhurunu, sunusunu verdik mi işimiz tamam. Biz onun Halkıyız, o bizim Tanrımız..... TANRI BİZİZ'e dönüşmeside İNANÇLARDA yer alacak olan "İDEOLOJİLERİNE uygun TANRI YAPILANDIRMA" ihtiyacını ortaya koyar.
Her konuda kendilerini RUHSAT SAHİBİ KILMIŞ TANRI inançlarında yer olmalı ki, "TANRI BİZİMLECİLER" rahat hareket edebilsin. Her soru, her eylem, her karar, her karşı duruş daha kaynağında tesirsiz hale getirilebilsin.

Tamamen TAPINMA RİTÜELLERİNE bağlanmış olan ve TAPINMA dışındaki tüm olaylara VİCDANLARINI, AKILLARINI, GÖZLERİNİ, KALPLERİNİ en kötüsüde irdeleme ve düşünce mekanizmalarını kapamış olan BİR TOPLULUK nasıl elde edilebilir?
Elbetteki TANRININ İDEOLOJİK yapılanması ile sağlanabilir.
TAPINMA RİTÜELLERİ dışında kalan tüm işleri İDEOLOGLARINA bırakmış olan TANRI sayesinde RİTÜEL ZORUNLULUKLAR dışında kalan herşeyin TANRI RUHSATLI olduğundan emin olanlarla olabilir.

Masum bir felsefe üretimi olarak ortaya koyulan ve kibarca söylenen "UYARMA" benimsemesi, TANRIYI oynayanlar tarafından önce; TANRIYA ÖN AYAK olmak gereklidir'e TANRI KILAVUZLUĞUNA, TANRI YÖNLENDİRİCİLİĞİNE dönüştürülmüş daha sonrasında ise; TANRI KARAR VERİCİLİĞİNE, TANRICILIĞA oturtulmuştur.

İşte "TANRIYI KIYAMETE ZORLAMAK" felsefeside bu TANRIYI YÖNLENDİRME NOKTASINDAN çıkmaktadır. Kıyamet TARİKATLARIDA, projeleride, KIYAMETCİLİKTE,..vb.. GÖKLERİ ZORLAMA hayallerini DİNLEŞTİRMELERİNDEN kaynaklanmakta ve beslenmektedir.

   
  AHİT YAHVE ESTER MORDEKAY
   
  Tüm bu akımlarda, "TANRILAŞMA GEREĞİ yada TANRI ADINA KARAR VERME" yapılan, yapılması planlanan olayların maskelenebilmesi için BİRİNCİ ŞARTTIR.

Tanrılaşmayı yani VAHİYLERİN olmadığı zamanlarda bile, TANRI ADINA karar verci olmalarını EN SAF TAKİPCİLERİNE BİLE kabul ettirebilmeleri için;
"NEDEN ONLAR DEĞİLDE BİZLER DEĞİL" süpheciliğini bertaraf edebilmek,
"TANRININ YARATTIKLARI ve KORUDUKLARI SADECE BİZLER MİYİZ" irdelemelerini saf dışı bırakabilmek,
"SOYLARI KURUTULANLARDA İNSAN" yargılarına vicdanlarda yer vermemek..vs,..vs.. amacıyla, öncelikle TANRILAŞACAKLARI / yol-yöntem öğretecekleri / ADINA KİTAPLAR YAZACAKLARI / yeryüzünde temsilcisi olacakları TANRI tarafından SEÇİLMİŞ olmaları gerekmektedir.

SEÇİLMİŞ olduklarına "NAPOLYON'um" diye dolaşanlar KIVAMINDA inanmaları / inandırmaları gerekir.
SEÇİLMİŞ olduklarına inanmalılar ki; "NEDEN TANRILAŞMAK ZORUNDA OLDUKLARINI", SEÇİLDİKLERİNE İNANDIRDIKLARI takipcilerine kolayca KABUL ETTİREBİLSİNLER.

Tanrılaşabilmek için gerekli şartları taşıdıklarını, ADAM KADMON'un / 2., 3., 4.,..ADEM'lerinde her 6.000 yıllık Dünya döngüsü + 1.000 yıllık ALTIN ÇAĞ sonunda kendilerince SEÇİLECEĞİNİ yani 32 aşamalı 125. dereceden mükemmeliyete kavuşmuş / TANRI OLMUŞ KÂMİL ADAMA, seçilmiş DİN MİMARLARININ karar vereceğini.
SEÇİLMİŞLİKLERİ KİBİRLİLİKLERİNİ beslemezse, kolayca Akıllarına, mantıklarına, gönüllerine, zekalarına, vicdanlarına nasıl kabul ettiripte DÜŞÜNSEL İNANÇ SİSTEMLERİ kurabilirler.

Yoksa; DİN olarak kabul edilen İNANÇSAL İTTİFAKLARIN, TANRIYA rağmen TANRIYA YÖN VERİYOR olmaları, TANRIYA İŞİNİ ÖĞRETİYOR olmaları, TANRIYA YÜRÜME ÖĞRETİYOR olmaları, vb.. TAPINICIYA nasıl kabul ettirilebilir?
   
  KONUŞAN HAYVANLAR GOYİM
   
  SİYONİZMİN en büyük savunucularından Ahad Ha'am; Hayvanları, KONUŞANLAR ve KONUŞAMAYANLAR olarak ikiye AYIRIYORMUŞ.
KONUŞAN HAYVANLAR, Dünya üstünde FİZİKSEL benzerlikleri nedeniyle İNSAN kategosinde değerlendirilen ama YAHUDİLERİN TÜRÜNDEN olmayan İNSANSAL HAYVANLARMIŞ.

SİYONİZMİN en büyük savunucularından Ahad Ha'am, YAHUDİLERİ diğer KONUŞAN HAYVANLAR statüsünde tuttuğu İNSANLARDAN, ırk, soy olarak değil, TÜR olarak ayrı tutuyormuş. İNSAN olan YAHUDİLER ve KONUŞAN HAYVANLAR....

Kitaplarından da bu görüşleri besledikleri belli değil mi? Amalek Katliamlarında nefes alan canlılarına kadar yok edilme emri kitaplarından aldıkları DÜNYA senaryoları için en önemli madde.

"Feth ettiğiniz yerlerde Ağaçları kesmeyin çünkü onlar İNSAN değildir" türünden kutsal kitap manifestoları, YAHUDİLERİN dışında kesilen ve kesilecek olan tüm İNSANLARIN MEZBAHANE işlemine tutulmuş HAYVANLAR SINIFINDA kabullerinin temelini oluşturuyor. Mezbahane hayvanları olarak gördükleri KONUŞAN HAYVANLARIN, kutsal kitaplarına görede katlinede karar verecek olanlarda elbette İNSAN OLAN SEÇİLMİŞ YAHUDİLER.

Kurban bayramı gibi 75.000 AMALEK soyuna mensupları YOK ETTİKLERİ günü EN NEŞELİ BAYRAMLARI ilan etmeleri tüm bu tezleri ne kadar ciddiye aldıklarını göstermiyor mu? Eğer 75.000 kişiyi MEZBAHANEDE kesilmiş HAYVANLAR olarak görürseniz ELBETTE O GÜNÜ 2500 yıldır çok neşeli olarak kutlanan PURİM BAYRAMLARINIZ olarak yaşatırsınız.

FERYATLAR vicdanlarda; Koyun me'elemesi, sığır böğürmesi olarak YARGILANMIŞSA yada VİCDANİ YARGILANMA SORUNU piskolojik travmaların önüne geçebilmek için KONUŞAN HAYVANLAR kategorisini şart koşuyorsa / gerekli kılıyorsa, elbette KATLİAMLAR BÜYÜK ÇOŞKULARLA BAYRAM HAVASINDA KUTLANMALI...

2500 yıldır SOYKIRIMLARININ sene-i devriyesi kabul edilebilecek PURİM BAYRAMLARINI büyük coşkularla kutluyor olmaları KONUŞAN HAYVANLAR / GOYİM inançlarındaki TAVİZSİZLİKLERİNİ ortaya koymuyor mu?

Tanrı olarak atadıklarının ağzından kitaplarında sık sık vurgulanmış olan, "seçildiniz, diğerleri tu-kaka, hepsinin soyunu kurutun, ben sadece size aitim, İsrail'in tanrısıyım (Hatta Hıristiyanlar bile tanrılarının İsrail için hizmette bulunduğunu ve halkının İsraililer olduğunu, Yahudilerin / LEVİLİLERİN yazdığı kutsal kitaplarında okuyorlar ve tastikliyorlar. Eski Ahit aynı zamanda Hristiyanlarında kutsal kitabı) gibi sözlerle geçiştirilen YARATILIŞ SINIFLANDIRMASINA açıklık getirerek şöyle diyor

"Yaratılış merdiveninde farklı basamaklar olduğunu herkes doğal olarak kabul eder. Önce inorganik nesneler, bitkiler ve HAYVANLAR alemi, sonra KONUŞAN YARATIKLAR ve hepsinin üstünde YAHUDİLER."(Sources da la Pensee Juive Contemporaine, s/49)

Siyonizmin temel görüşlerinden olduğu için Siyonistlerden Ahad Ha'am, ÜSTÜN İNSAN savunucusu Alman filozof Friedrich  Wilhelm Nietzsche'ye (1844 - 1900, "Güç İstenci", "Üst-insan", gibi Özgün fikirlerle tanınan varoluşçu Alman filozof) nazire yaparcasına, ÜSTÜN IRK saptamaları yerine ÜSTÜN TÜR ilanı yapıyor.

Alman Filozof; insanda var olan, yaşam biçimi, yetenek, bilgi, fiziki üstünlük, görünüm farklılığını öne sürerek ÜST'lüğü kastederken, Siyonist Yahudi Asher Zvi Hirsch Ginsberg (1856 - 1927), yada takma adıyla AHAD Ha'am, İsraillilerin / Yahudilerin IRK ÜSTÜNLÜĞÜNÜN değil TÜR ÜSTÜNLÜĞÜNÜN söz konusu olduğunu söylüyor.

Yahudi üstünlüğünün yaratılış sırasından ve ayrıcalığından kaynaklandığını söyleyerek, IRKCILIĞIN çok ötesine KOCAMAN bir adım atıyor.
Ahad Ha'am'a göre Yahudilerle, DİĞER İNSANLAR statüsünde yeryüzünde varlıklarını sürdüren KONUŞAN HAYVANLARLA / KONUŞAN YARATILMIŞLAR arasında IRK farklılığı yada üstlüğü değil, TÜR FARKLILIĞI var.

Talmut gibi kitaplarında, Rabbiler ve Sanhedrin Kutsal meclislerinin kararlarında TÜR kabullerinin ifadeleri var.
.
Bir Yahudiye vurmak TANRI’ya vurmaya denktir.
Yahudi olmayan başka bir değişle GENTİLE kategorisinde olan bir kişi, bir Yahudiye vursa vuran GENTİLE ÖLDÜRÜLMELİDİR.
Yahudiler, Yahudi olmayanları / Gentileleri SOYABİLİRLER ve ÖLDÜREBİLİRLER. Bir Yahudi bir Gentile'yi öldürse KISTAS UYGULANMAYACAK / ölüm cezası almayacaktır. Yahudilerden biri Gentileden birşeyler çalmışsa, çaldığı şeyi elinde tutabilir.
Yahudi olmayan çocuklar / Gentilenin çocukları da İNSAN TÜRÜNDEN aşağıdır. Butun Yahudi olmayan çocuklar yani Gentile çocukları HAYVANDIR. Gentile kızlar doğumdan öncede pislik içindedir.


İSRAİL'lilerin, Yaratılış kademesinin son halkasında ÜST olarak, KONUŞAN VARLIKLARDAN / GOYİMLERDEN yada başka bir deyişle GENTİLE / Yahudilerin dışında kalanlardan sonra ORTAYA çıkarıldıklarını, YAHUDİLİK anlayışının ÜST'lük / SEÇİLMİŞLİK manifestosu olarak yayınlıyor. Özetle şöyle diyor;

"YARATILIŞ MERDİVENİNDE farklı basamaklar olduğunu herkes doğal olarak kabul eder. Önce İNORGANİK nesneler, BİTKİLER ve HAYVANLAR alemi, sonra KONUŞAN YARATIKLAR (Kendileri içinde konuşanlar içine de "YARATILAN" demiyorlar) ve HEPSİNİN ÜSTÜNDE YAHUDİLER." (1- Sources da la Pensee Juive Contemporaine, s/49... 2- Stefan Goranov, "Irkçılık: Siyonizmin Temel Bir İlkesi" Siyonizm ve ırkçılık, Ankara: AÜSBF Yayınları, 1982, s. 32-33) 
   
  Bu mantıktan hareketle; Yahudiler bizim Adem'imiz bize özel demiş olmuyorlar mı?
Bu kabulleri, iki Havva'lı YARATILIŞ HİKAYESİNİ kitaplarına işlemiş olmaları ile kanıtlanmıyor mu?

İki Havva kabulleri ile / vasıtası ile aslında İKİ ADEM duyurusunu da yapmış olmuyorlar mı?
İlk yaratılmış olan gören Adem konumunda iken ikincisi yasak meyvayı yedikten sonra görür duruma geçmesi iki adem kabulleri olduğunu göstermiyor mu?

ilk insan olarak iki Adem varsa, bu durumda onların yaratıcıları olarak gözüken iki Tanrı inancını da SEÇİLMİŞLİKLERİ uğruna kabul etmiş olmuyorlar mı?
Evreni 6 günde yaratan TANRI'nın (Elohim / Tanrı) dinlenmeye (7. gün) çekilmesi ardından, GÜNÜN SERİNLİĞİNİ gözetip / güneşin batışını bekleyip yeryüzündeki bahçesinde dolaşmaya çıkan TANRI anlatımının, yeni ismiyle (Yahve / Rab Tanrı) birlikte kitaplarında yer bulmuş olması kendileri için ayrı adem ayrı tanrı, ayrı Havva benimsemiş olduklarını göstermiyor mu?

Açıkca; "KONUŞAN HAYVANLARIN TÜR ATALARI ADEM ile BİZ İNSANLARIN TÜR ATASI ADEM aynı olsaydı, BİZİM SEÇİLMİŞLİK İDDİAMIZ nerede kalırdı"
Aynı Tanrıya bağlı olsaydık SEÇİLMİŞLİĞİMİZ olamayacağı gibi, aynı Tanrı tarafından yaratılmış Ademlerimiz olsaydı, "hern ne yaparsak yapalım TANRI BİZİMLE" iddiamız olabilir miydi? TEZLERİNİ KİTAPLARINA TANRI DAMGALI olarak işlemişler / diyorlar...
   
  ADEM LİLHT HAVVA
   
 

VE artık TABİİ OLUNMASI istenilen TANRI "ELOHİM" değil, "TANRI RAB / LORD / YAHVE " olarak isimlendirip "HER HARFİ TANRIDAN" dedikleri kitaplarına dahil ettikleridir. Yeni ritüellerle kitaplardaki yerini alan, değişken sahipli TANRI kavramına / TAPINILAN makama sahip olmuşlardır.

YARATILIŞ SAHNESİNDE yer alan ELOHİM'ci kaynaklardan gelen HERŞEYİ YARATAN ELOHİM / TANRI gitmiş, yerine RAB TANRI olarak (Tanrılık makamını işaret eden unvan tanımlaması olarak) TAKDİM ETTİKLERİ TANRI, DİNE dahil edilmiştir..

KENDİ ADEM'ini / ADAMINI oluşturmak üzere TANRI OLARAK BENİMSENEN, Yaratılış 7. gün DİNLENME etabının hemen AKABİNDE GELMİŞTİR.
Yaratılışı gerçekleştirdiğini söyledikleri TANRI / ELOHİM çekildiği DİNLENME MOLASINDAN bir daha İNANÇLAR İÇİNDEKİ YERİNE döndürülmemiştir.

Dinlenme günü sonrasında yani Yahudi takvimine göre M.Ö. 3761 yılı Eylül-Ekim aylarında RAB TANRI / YAHVE / LORD anma isimli yeni Tanrı KİTAPLARINDA iş başı yaptırılarak ZİHNİYET VARİSLERİNE aktarılmıştır.

Zihniyet torunlarına yani; SEÇİLMİŞLİKLE MÜJDELENMEK için SEÇİLMİŞLİKLERİNİ müjdeleyecek TANRI peşinde olanlara SEÇİLMİŞLİKLE MÜJDELEYİP, BAL ve SÜT diyarlarını VAAD EDEN ama hala o topraklara kendiside dahil SECDE ETMEDİKLERİ için giremeyen bir Tanrı benimsemesi vardır.

Cendereye sokulmuş bir inanç sistemi, ırkcılık, seçilmişlik ve kendi uluslarını ezdirerek sağladıkları "ZORUNLU BİRLİKTELİKLE", bu günlere kadar gelebilenlerin TAPTIRILDIĞI bir TANRI vardır.

Görünmeyen değil GÖRÜLMESİ YASAK (demekki görülebilen yaratılmış bir varlık Tanrı olarak inançlara monte edilmiş. Oysa Tanrı görülmesi yasak olan değil, görrülmesi mümkün olmayandır) olan, Irkcı, kıskanç, unutkan, korkan, ölüme hükmedemeyen, kendinden üst kabul ettiği AZAZEL'e Teke sunusu GÖNDEREN, halkım dediklerini başka TANRI kabullülere MISIR BÖLGESİNİ fidye vererek kurtarabilen, güreşte yenilip Yakup'a teslim olan, gülen eğlenen, olayları bilmeyen, akıl alan, etekleri uzun elbise giyen, Kohenlerin ayıp yerlerini gören, tütsü-buhur seven, esir düştüğü Filistin diyarlarında 20 YIL tutsak yaşayan, Öküz arabasının insafına kalarak yolunu arayan, Pers Kralına 21 gün tutsak kalan, 12 kabilesini koruyacağım diye söz verdiği halde en az 10 kabilesini kaybettiğini bile bilmeyen, yaşayabilmek için konut isteyen ve kendisine arazi çevirip bahçe yaptıran, AHİT SANDIĞI ile biryerlere Babil sürgünü etabında gömülmüş olan,..vb.. bir TANRI inancı vardır.

BIRAKIN ADEN'de DİCLE KENARINA BAHÇE YAPTIRAN TANRI'yı,
GÜNEŞİN YAKICI IŞINLARINDAN KORUNMAK için, SICAKLARDAN ETKİLENMEMEK için; GÜNÜN SERİNLİĞİNİ GÖZETEN,
AYAK SESLERİ olan ve YÜRÜYÜŞ ADIMLARI / GELİŞİ UZAKLARDAN DUYULAN KANLI CANLI, İKON TANRI DİN SAHNESİNDEKİ YERİNE OTURTULMUŞTUR.

YILAN kadar bilge olmayan, Yılanın Adem ve Havva'sını kandırdığını bilmeyen,
Onlara,"Ağaçtan uzak durun ölürsünüz derken" YALAN SÖYLEMİŞ olan
İlerleyen safhalarda daha sapkın inançların DİN içinde yer bulabilmesi için YAKUP'a GÜREŞTE YENİK düşürülecek olan,
İsrail'le / Yakup'la yaptığı ve tutsaklıkla biten inançsal güreşi sonrasında, YAKUP'un / İSRAİL'in TANRISI olarak "DİN İÇİ YAŞAMINA" devam edecek olan TANRI kabullerinin ÖN PROTİPİ vardır.

BAHÇEDEKİ YÜRÜYÜŞÜ esnasında Adem'i GÖREMEYİNCE "neredesin" diye seslenen, TANRILAŞTIRAN yasak meyvanın YENİLDİĞİNİ, Adem'in "ÇIPLAKLIĞIMDAN UTANDIĞIM için saklandım" demesi üzerine yaptığı, "Çıplaklığınızı görebildiğinize göre, siz YASAK AĞAÇTAN yemiş olmalısınız" ÇIKARIMLA ancak ANLAYABİLEN yani KONTROL ve İDARE EDİLEBİLECEK BİR TANRI PROFİLİ inançlarına giriş yaptırılmıştır.

Kabil tarafından öldürülmüş olan HABİL'i, (Ruhunu, canını kim aldıysa düşüncelerini atlayarak) KABİL'e "kardeşin Habil nerede" diye SORDURANLAR, olan-bitenden Bİ-HABER olan TANRI şartlandırmasını, daha ilk TANRI-KUL mizansenlerinde yapmaya başlamışlardır.

TANRININ Bİ- HABERSİZLİĞİNİ BİLEN KUL İMAJLI Kabil'e, "KARDEŞİMİN BEKÇİSİMİYİM" cevabı sarf ettirilerek, daha kitaplarının başlangıcında "Tapındırılan TANRI olgusunu pek SALLAMAYA gerek yok" denilmiştir.
Bunların hepside "HER HARFİ TANRIDAN" dedikleri kitaplarının SANDIRDIĞI TANRISALLIK MASKESİ ile TANRI SÖZÜ olarak yapılmıştır.

TÜM EVRENİ YARATAN TANRI MASKESİ / YALDIZLAMASI ALTINDA, karşındaki KULUM dediklerini bile etkileyemeyen ve kulu tarafından hiçe sayılan BİR TANRI şartlandırması İNANÇLARINA monte edilmiş.

Yaratılışın ardından yüz yüze TANRI ile KARŞILAŞMIŞ olan bir kulun (gören ölür faslını bir yana bırakın) YARATANINA böyle lakayit tavırlar içinde böyle cevaplar vermesi mümkün mü? Mümkünse kim YARATANINDAN korkar? Karşı karşıya gelindiğinde bile korkulmuyorsa, ölüm sonrası karşılaşma ne derece korkutucu / caydırıcı olabilir?

Ama; Tanrı olarak işaret edilenin / bilinenin kendisi gibi bir yaratılan olduğunu bilirse, Tanrı işaretlinin ölüme etkisinin olmadığını Habil kulunun EKSİLMESİNİ fark edememiş olmasından anlarsa, TANRI işaretli olanla karşılaşmak tıpkı bir üst rütbeli ile, şef ile karşılaşmak gibi gelir.

Bu ve bunun gibi yaklşımlar kitaplarında neden yer alır?
Bu yaklaşımlar ""HER HARFİ ONDAN" diye kaleme alan KUTSAL METİN YAZARLARI tarafından, hiç sevmedikleri "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" imanını yok etmek için yapılır.

Bu tür yaklaşımlarla; ECELE ve ÖLÜME EGEMEN OLMAYAN ve İLERDE ÖLÜMÜ FİDYE VEREREK ETKİSİZ KILACAĞIM SÖZÜNÜN İNANDIRICILIĞINA, daha ilk satırlardan kol attırılmıştır.
Bu ve benzeri aktarımlarımlarında yer alan, TANRI eşiti KUL mizansenleri ile BEYİNSEL TANRI inancı DİNLERİNDE yer bulmuştur.

OLAYLARI TAYİN EDEMEYEN ve KULE YAPIMINI BİLE HABER ALDIKTAN SONRA ÖĞRENEN, KULEYİ GÖREBİLMESİ İÇİN YAKINLARINA İNİŞ YAPMASI GEREKEN TANRI İNANÇLARI KİTAPLARINDAKİ BU SATIRLARLA GİRİŞ YAPMIŞTIR.

BU VE BENZERİ AKTARIMLARLA, İZOLE EDİLEBİLEN, İSTENİLDİĞİ GİBİ KULLANILABİLEN BİR TANRI YAPILANDIRILMASININ, GÖNÜLLERDEKİ TEMELLERİ ATILMIŞTIR.

   
  İlk zamanlarda ÖLÜMLÜ TANRI olarak kabul edilen Krallar, İmparatorlar, Cemaat liderleri, FİRAVUNLAR gibi günümüzde de TANRILIKLARINI iddia eden ve TANRILIKLARI tapınıcıları tarafından kabul edilen TANRILAŞMA iç güdüsünün / dürtüsünün GÜNÜMÜZDEKİ örneklerinden biri; ÖLÜMLÜ TANRI SAİ BABA (2012'de tekrar gelmek üzere ölmüş ve Göklerdeki vazifesinin başına dönerek GÖK KONSEYİNDEKİ TAHTINA YERLEŞMİŞ. Görev gereği tekrar vücutlanana kadar gökleri yönetmeye devam edecekmiş)
   
  YAŞAYAN TANRI SAİ BABA
   
  Tanrı olarak neye hitap ettikleri, halisilasyon kıvamındaki görünüm veren herşeyin TANRI olarak adlandırabildiği, TANRI ile RABBİN MELEĞİ kavramlarını EŞİTLEYEREK TANRI kabul seviyelerini ortaya koydukları, Tanrı'nın güreşle tutsak alınarak Tanrısal güçlerin elde edilebileceğini, konuşanın aslında TANRI OLARAK KABUL edilmiş BİR ÖLÜMLÜ olduğu, vb, kitaplarından ilan edilmiş durumda..
  ADEM YAHVE ADEN HAVVA
   
  Kitaplarındaki çoklu Tanrı ve ADAM kabulleri SEFİROT dedikleri ADAM KADMON / KAMİL ADAM / YAHVE inançlarıyla da özetlenerek şemalaştırılmıştır.

Sefirot, 13. yüzyılda yazılan ve Kabala'nın en önemli kitabı haline gelen SEFER HA-ZOHAR'da, BEYİNLERDE oluşturulacak TANRI alt yapılandırmalarına yönelik, Ayn Sof kaynaklı IŞIĞIN dağılımını gösteren bir şemadır.

Şemada yer verilen etapların / kürelerin hepsi birbirleriyle bağlantılıdır. Ön planda yer alan küreler 10 emiri temsil etmesinden dolayı on adettir. Bu on kürenin bağlantıları da Kabala felsefesinde özel bir yeri olan İbrani alfabesinin 22 harfi ve 10 sayısıyla gerçekleştirilmiş.
Böylece, küreler ve küreleri birbirlerine bağlayan ve bir sembol olarak kullanılan harfler ile sayılarla TANRININ BİRLİĞİ / VAHDET-İ VÜCUT anlatılmaya çalışılmış

AYN SOF içkin tanrıdır, ‘’ sonu olmayan’’ olarak ifade edilir.  Zaman ve mekanla sınırlanamaz. AYN SOF; ‘’olan’’ ve ‘’olmayan’’ın toplamıdır. ‘’Mutlak Herşey’’dir. ‘’Tanrı Tanrıdır, Tanrıyla kıyaslanabilecek ne vardır?’’ İfadesi Kabalistlerin Tanrıyı bu dünyanın dışında tuttuğu anlaşılmaktadır.

Kabalada AŞKIN TANRI (madde ötesi / fizik ötesi) AYN diye adlandırılır. İbranice’de AYN ‘’hiç birşey / yokluk’’ anlamına gelen bu tanım, Tanrı için kullanıldığında ise ‘’VAROLUŞUN ÖTESİNDE’’ anlamına gelirmiş.

AYN SOF ise; "İÇKİN TANRI‘’, sonu olmayan, ışık gibi algılanılabilen ama zaman ve mekanla sınırlanamayan’’ Tanrıdır.
Tanrı artık Aşkın / madde ötesi boyutta değil, İÇKİN yani MUTLAK HERŞEY miş. Olan ve olmayan yani olmuş ve olacak herşeyin toplamı imiş.

Bu şemayı gerçek damgasıyla DİNİN içine sokanlar işin ucunu o derece ileri safhalara dayandırmış ki, Sefirot, "TANRI PLANI SANISIYLA" kendilerini takip edenlerin inançlarındaki yerini almış.
Kabalacılar, Sefirot'un Tanrı Yehova'nın "yansıma şekli" olduğuna inanadıklarından ve inanılmasını istediklerin, öyle olmasını dilediklerinden, Sefirot şeması tüm yaratılışları ifade ediyordu ve kurtuluş hayallerinin sürebilmesi içinde etmeliydi de. Kabala felsefesine göre hersey Sefirot'a bağlı olarak yaratılıyordu.

Hatta onlara göre, İnsanın ruhundan, evrenin yapısına kadar her şey Sefirot semasıyla uyumlu olmakla kalmıyor tüm varlıklarda Sefirota göre konumlanıyordu. Neden derseniz 13. yüzyılda en ünlü RABBİLERİ TANRIYI OYNAYARAK öyle demiş, ŞEMAYIDA ortaya koymuştu. İş, RUHBANLIKLARINI sürdürmek isteyenlerin kabul etme yeteneklerine kalmıştı.

Her şeyin ortaya çıkması aslında TANRISAL parçacıkların boyut değiştirmesi ile alakalı olduğundan yani herşey aslında TANTININ İMAJINA sahip olarak ortalığa döküldüğünden Hayat Ağacının / Sefirot'un yapısıda Kabalaya göre aslında TANRININ İMAJI oluyormuş.
Tanrının Sina'da Musa'ya verdiği 10 EMRİN karşılığı sayılan SEFİROTA ait 10 küre / etap bu nedenle TANRININ, tanrılaşma yolunu belirleyen KUTSAL YOLUNUN şeması imiş.

.Özetle: Dine yön verenler / inançları biçimlendirenlere göre; buküreler aslında TANRI olarak kabul edilenin (insanı kendime benzer kıldım. Tanrı insan halinde ise ve herşey Tanrının bir parçası ise o halde Evren İNSAN biçimindedir) yüzü, eli, ayağı ve hatta giysileridir.

AHİT kitaplarını, ideal Yahudilik için hedefledikleri Yahudilik için yorumlayan Kabalaya göre, herşeyden önce hiçbir tezahürün (ortaya çıkan/çıkarılan), hareketin (aktifliğin) , tecellilerin (yaratımın) olmadığı, pasifliğin var olduğu, Negatifliğin hükmettiği (Hinduların "PRALAYA" dedikleri) KAOS devresi olarak adlandırdıkları bir HİÇLİK DÖNEMİ vardır.

Bu dönem birden hareketlenir. (Tzimtzum / Tanrı'nın geri çekilme) Tecelliler ile ortaya koyulan yaratımlarla pasiflik yerini aktifliğe / hareketliliğe bırakır. Ve bu tecelliler sonucunda ortaya TANRI tezahür eder.

Negatif dinlenme olarak isimlendirdikleri bu dönemden yani AIN'den, AIN SOPH (SOF) yani sınırsız, Sonsuz, bilinemeyen ezeli ve ebedi baki SINIRSIZ IŞIK AİN SOPH (sof) AUR ortaya çıkar.

AİN SOPH AUR'un / Sonsuz sınırsız ışığın bir noktaya yoğunlaşmasıyla da ortaya KETHER / TAÇ , Ahit (Yahudi ve Hristiyan) inancıyla yeryüzünündeki ilk TEZAHÜRÜN sahibi olarak gösterilen ELOHİM çıktı.

Bundan sonra EN YÜKSEK ALEMDE ( AIN SOF) Kutsal Sesler / (ol gibi, ışık olsun gibi emirler) sonucunda Sefirot (erkekliği ve dişilliği barındırır biçimde / Karşı cinsin özelliklerini taşıyan. Andorejen yapıda denilebilir. ) tecelli eder.

   
  elohim yah, yahve, kutsal ana baba, ayn sof
   
  Hrıstiyanlığın Yeni Ahit kitabını yazan Yahudi Kutsal Metin yazarları ADEM'i Tanrının yarattığı değil Oğlu olarak ilan etmişler. Aynı tutumu OĞUL TANRI İSA ilanında da sürdürmüşler.
Luka 3:38 Enoş oğlu, Şit oğlu, Âdem oğlu, TANRI OĞLUYDU.
Luke...3:38 the son of Enos, the son of Seth, the son of Adam, the SON OF GOD

Markos .....4:35 Biraz ilerledi, YÜZÜSTÜ yere kapanıp DUA ETMEYE başladı. «MÜMKÜNSE o saati YAŞAMAYAYIM» dedi.
Markos .....4:36 «ABBA, BABA, senin için her şey MÜMKÜN, bu kâseyi BENDEN uzaklaştır. Ama benim değil, senin istediğin olsun.»

Markos......15:34 Saat üçte İSA yüksek sesle, «ELOHİ, ELOHİ, lema şevaktani» yani, «Tanrım, Tanrım, BENİ NİÇİN TERK ETTİN?» diye bağırdı.
Matta.........27:46 Saat üçe doğru İSA yüksek sesle, «ELİ, ELİ, lema şevaktani?» yani, «Tanrım, Tanrım, BENİ NİÇİN TERK ETTİN?» diye bağırdı.

Can alıp veren Tanrı değil mi? Can alıp vermeyi yapacak olan olsa neden korksun?
O'da Habil'in öldüğünden haberi olmayan ve Kabil'e "Habil nerede" diye soran, Ahit kitaplarında Tanrı olarak tapınmalara sunulanın KOPYASI şeklinde, yani TANRI olarak kutsal kitaplarında yer almıştı?

"Aç kollarını BABA ben geliyorum" diyeceğine "ölümü benden uzaklaştır" diye neden YALVARIP AĞLASIN?
Neden beni kurtar diye BAĞIRSIN?
Tanrı ağlar mı?

TANRISAL EGEMENLİK için GERİYE / GÖK EGEMENLİK SAHASINA dönmesi gerektiğini bilmiyor muydu?
Yuhanna'ya gösterdiği ve vahiy kitabı olarak derlenen etapları gerçekleştirmek için TANRILIK KOLTUĞUNDAKİ yerini alması gerektiğini bilmiyor muydu?
"O TANRININ TA KENDİSİ" denilen ve tapınılan değil miydi?
Bir PLAN gereği dünyaya gelip VÜCUD bulduğunu söylememiş miydi?
Dönmeyerek TANRILIKTAN feragat etmek mi istemişti?
O, "ben başlangıç ve sonum" diyen, "Alfa ve Omega'yım" diyen değil miydi?

Dönmezse Argemeddon safhasının olmayacağını, Mühürlü zarfların açılamayacağını, Kıyamet'in başlamayacağını, Vaadlerde yer alan kurtuluşların gerçekleşmeyeceğini, Yaşam Ağacının sahiplerinin başkaları olacağını, Gökten GELİN olan KUDÜS'ün inmeyeceğini, sadece 144.000 kişinin bildiği ve sadece onların söyleyeceği özel ezgilerinin seslendirilemeyeceğini, Boynuzlu canavarların yenilemeyeceğini, Tahtın sağının boş kalacağını, vs bilmiyor muydu?

Eğer İNANÇLAR içi atama tanrıysa, yani "bu tanrımız olsun" diye bir olgunun peşine düşüldüyse, elbette ağlar ve ölmek istemez.

Başlangıç ve Son "O" ise, yani ALFA ve OMEGA ise; Evren OĞUL TANRISIZ sahipsiz kalmaz mıydı? Kalırdı elbet.
   
  ALFA OMEGA ÇIRA KUDÜS
   
 
Esinleme.....6:16 Dağlara ve kayalara seslenip dediler ki, «Üzerimize düşün! TAHT ÜZERİNDE OTURANIN YÜZÜNDEN ve KUZU'nun GAZABINDAN saklayın bizi!
BABA TANRI, "YÜZÜ GÖRÜLEMEZ OLAN / TANRI GÖRÜLMEZ" olarak nakledilmese de yani peşine takıldığımız / sizleri peşine takdığımız Tanrı makamındakinin YÜZÜDE kendisi gibi GÖRÜLEBİLİR.

Şeytanla toplantılara giren Tanrı olarak işaret ettikleri, Adem, Havva, Kabil, Habil, konuşan bilge Yılan ve topluluklarına zaten defalarca görüşmüş, konuşmuş merakını giderecek sorular sormuş, hatta ayak seslerini bile duyurmuştur. Ama Musa ile YENİ TANRI geçişlerinde birden bire, TANRI ağzından "yüzümü görmemen lazım yoksa ÖLÜRSÜN" yaklaşımı sergilenir olmuştur

Tanrı'ya yaptırılan "ÖLÜRSÜN" sonuç bildirgeside, TANRININ ÖLÜME etkisinin olmadığı, ölümü engelleyemeyeceği adeta ÖZÜR diler konumdaki BİR TANRININ dine monte edildiğini ortaya koyuyor.

TANRI adeta Musa'ya "Bak seni severim ölmeni istemem, seninle katedeceğim çok yollar var ama kural böyle. Eğer yüzümü görürsen Ölüm diyarı seni benden alır" der.
O nedenle TANRI olaral DİNE monte edilenin ağzından / kutsal kitaplarında MUSA'ya yönelik "ben senin GÖZLERİNİ ELLERİMLE KAPATACAĞIM ve önünden geçeceğim ki sadece SIRTIMI görerek ÖLMEKTEN KURTULABİLESİN" ifadesi yer alır.

Tanrıdan görünüm almalar, Tanrı göründü diye kitap yazmalar, Tanrı bana dinden sen sorumlusun Pavlus vari DİN kurmalar işte böyle ruhsatlar, böyle nakiller aracılığı sayesinde kolayca kabul ettirilmiştir. Kahin'in, Falcının, Büyücünün, vs. CİN'lerle olan irtibatı sunucu "DEDİKİ" söylemli fetvaları gibi.

Daha sonraki Tanrı - Musa ve diğerleri ilişkisinde / görüşme etaplarında bu yüz görmeler sıradanlaştırılarak TANRI geçişlerinin kendilerini Tanrı seviyesinde hangi noktalara getirdiği bildirilir. Görülebilen Tanrı işaretli ile yapılan AHİTLEŞMELERİN / ANTLAŞMALARIN hangi şartlarda gerçekleştirildiğinin işaretleri verilir. Çünkü onlar Kabil gibi kapılardan secde ederek girmeyenlerdir, Çünkü onlar "SENİ HİÇBİR ZAMAN ANMAYACAĞIM, HUZURUNDA SECDE ETMEYECEĞİM, TÖVBELER TÖVBESİ" diyenler ve onların ZİHNİYET VARİSLERİDİR.

Görülebilen ama görülmemesi gereken bir tanrı edindikleri bu ifade ile "ZİHNİYET TORUNLARINA" korkmayın biz asla "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" yolunda, İLAHİ YARATICININ yolunda değiliz ilanlarını ZİHNİYET VARİSLERİNE iletmişlerdir ki; ŞEYTANLARINA, bizler aslında TEK TANRICILIK maskesiyle ONLARLA DALGA GEÇENLERİZ, BİZ ASLINDA SANA BAĞLI OLANLARIZ" diyebilsinler / demiş olsunlar / diyerek ŞEYTANA BAĞLILIKLARINI ve YOLUNDA olduklarınıo bir kez daha ortaya koyabilsinler)

işittirmiştir.ÖLDÜRÜLECEK olmalarından dolayı YÜZÜ GÖRÜLMEMELİ bir yapıda nakledilirken, kuzu için böyle bir korunma isteğinde bulunmuyorlar. Tam tersine kıyamet seansında sergilediği vahşetten dolayı onun gazabından korunma diliyorlar.
Esinleme.....7:10 Yüksek sesle, «Kurtarış, taht üzerinde oturan Tanrımıza ve Kuzu'ya özgüdür» diye bağırıyorlardı.
Esinleme.....22:3 Artık hiçbir lanet kalmayacak. TANRI'nın ve KUZU'nun tahtı kentin içinde olacak ve O'nun kulları kendisine tapınacak.
   
 

Kitaplarına göre İnsan Tanrı suretinde yaratılmış. Sefirot'un temelinde, Ayn Sof'un yaratıcılığında yatan Tzimtzum (Tanrının geri çekilmesi yarattıklarına yer açması) teorisine görede Herşey Tanrıdan bir parça imiş Vahdet-i Vücud / VARLIK BİRLİĞİ hayalleri kurduranda, yaratılanların yani herşeyin TANRI'dan BİR PARÇA olması. (Mikro-kosmoz "BİR'likteliğinden" Makro-kosmoza ulaşmak)

Benzer ikon Tanrılar gibi; Hem ağlar, hem yalan söyler, hem bilmez, hem yorulur, hem korkar, hem kıskanır, hem kin kusar, hem unutur, hem pişman olur, hem öğrenir, hem akıl alır, hem yüzüm görülmez deme yerine görülenim ama yüzümü gören ölür der, hem Musa ile çadır muhabbetlerini iki arkadaş gibi yapar, hem "sınırı geçen ölür" diyemez zarar veririm der, hem Musa, Yeşu, Harun 70 kişiyle görüşür yer içer eğlenir, hem yeni TANRI olarak Harun'a görünüm verir, hem kendisni gören Harun "yeni RABBİNİZ" diye heykelini yaptığında öfkelenir, hem tütsü ister, hem "yakmalık sunum nerde" der, hem Azazel'e günahlarının affı için TEKE sunusu gönderirir, hem Azazel'e tapınmayı ritüel haline getirtir, hem PUTUNA öfkelenir ama PUTUNU yapanları (Harun ve kabilesi Leviler) sonsuza kadar KENDİSİNDEN, TAPINAKLARINDAN, TAPINMALARDAN yani DİNDEN sorumlu yapar, hem PUTUNUN parçalandığında rahatlar, hem toz haline getirilen "PUTUNUN SUYUNDA" VAFTİZ olunmasını zevkle seyreder,PUTUNUN suyunu içmeyenleri öldürtür, hem benim dışında hiç bir Tanrı için "PUT DÖKMEYECEKSİNİZ" der, hem eski TEK TANRI inancı içinde direnenleri hem güler, hem eğlenir, hem giysi giyer, hem merdivenlerden donsuz yerlerini görür ve rahatsız olur, hem yolunu kaybeder, hem "konutum nerede" der, hem götürülerse savaş alanından alınına çadırıyla gezer, hem savaştaki demir arabalardan korkar, hem savaşta esir düşer, hem 20 yıl tutsak kalır, hem aranızda yaşamaya geliyorum der, hem öküzlerin insafında halkının arasına dönmeye çalişır, hem güreşte yenilir, hem tarih bilmez, hem "evine girenler kimdir" diye sorar, hem Habil'in öldüğünü bilmez, hem Kabil'in katil olduğunu bilmez Habil'i sorar, hem Yaşam meyvasının yendiğini bilmez, hem yiyen ölür diye yalan söyler, hem ölümü ve ölüm diyarını HARAÇ vererek etkisiz kılacağım der, hem ölümsüz / sonsuz yaşam vaad eder, hem kulenin yapıldığını bilmez, hem kuleyi göremez, hem "kule yapılmış mı, inşaat alanına İNİP bakacağım" der, .vb., vb...gibi yüzlerce

Seçilmiş insan MUSA babasının TANRISINI tanımıyor / bilmiyor. Sanki Tanrı ile bir işi olmamış gibi ibr tahminde dahi bulunmuyor ve soruyor "SORARLARSA KİM DİYEYİM"

Cevabın "YORUM UCU" açık olması nedeniyle, herkesin, her yüreğin, her inancın, her dinin "TANRI İNANCINA "hitap ediyor.
Kim "BEN BEN'im" diyeni nasıl biliyorsa "İŞTE BEN OYUM" diyen, her Tanrı'yı, "O" SANDIRAN bir cevap.

Bırakın HERHANGİ BİR Tanrısı olmayı, herhangi bir TANRI ile ilişkide bile olmayan (Tanrı tanısaydı o zaman sen FALAN TANRISIN, benim FALANCA TANRIMSIN" derdi) TANRI BİLE TANIMAYAN MUSA portresi vasıtasıyla, "TAŞTAN YILDIZA" kadar tapınanlara AÇIK yeni Tanrı anlayışı ile böylece işlenmiş oluyor.

Böylece: Musa ile artık kesin gruplara sahip olmuş, ayrıştırılmış Yahudi kabileleri (İsrailoğulları adı altında) olarak, MISIR ÇIKIŞI itibarı ile MISIR KÖKENLİ (o zamana göre yeni) bir TANRI edindiklerinin ilanını yapmışlar.

Yeni Tanrı ikonunun suya karıştırılmış tozunu içmemekte direnenlerin / eski Tanrı inancında kalmakta ısrar edenlerin, Levilerce (din işlerinden sorumlulularca. yeni Tanrının hizmetkarlarınca) öldürtülmesi de bu TANRI DEĞİŞTİRME etabını doğruluyor.

Vaadlere sarılmış olan İsrail oğullarının SEÇİLMİŞLİKLERİNE BAŞLANGIÇ yaptıkları İbrahim'le, başlayan EL SHADDAİ tapınması, Güreşte tutsak düşen Yakup'UN Tanrısı ile devam ettirilerek TANRI geçişleri DİNLERİ içinde KUTSAL BİR SÜREÇ olarak gösterilmiştir. Yahudilerin, çok Tanrı kabulleri içinde "BİR" tanrıya tapınma geleneği "AHİTLEŞMEYE" açık TANRISAL kabullüler arasında DALGALANARAK sürüp gitmiş.

Bu ve benzeri anlatımlarla, Yakup'UN Tanrısı / İsrail'İN Tanrısı ile girilen MISIR yaşamlarından, Musa ile "BEN BEN" ile çıkıldığı ilan edilerek AHİTLEŞMEYE AÇIK TANRILAR arası geçişlerinin devam ettiği "Her harfi Tanrıdan" kitaplarından duyrulmuştur.

Bu değişim Babil Sürgünlerinde ve sonrasında devam etmiştir. Babil'de MARDUK ile tanışılmış ve kendilerine sahip çıkamayan Tanrıları AHİT SANDIĞI ile birlikte yok edilmiştir. (Filistin'lilere tutsak düşen TANRILARININ 20 yıl boyunca KURTARILMAYI beklediğini ve 20 yıl sonra ÖKÜZ ARABASINA yüklenerek. üstelik , Öküzlerin insafına bırakılarak gönderilmesiyle İsrail halkının 20 yıllık TANRI özlemlerinin bittiğini bildiren "Her Harfi Tanrıdan" dedikleri kutsal kitapları)

KOREŞ'in TANRISI = YAHUDİLERİN TANRISI olduğunu, Koreş'in Tanrıları tarafından MESH edilerek görevlendirildiğini, Koreş'in TANRILARININ emirlerini yerine getirip onun açtığı yolda ilerlediğini, yine "Her Harfi Tanrıdan" dedikleri kitaplarına yazanlar kendileri.

Yeşaya....45:1 RAB MESHETTİĞİ kişiye, SAĞ ELİNDEN TUTTUĞU Koreşe sesleniyor. Uluslara onun önünde baş eğdirecek, Kralları silahsızlandıracak, ..........
Yeşaya....45:3 Seni adınla çağıranın BEN RAB, İSRAİLİN TANRISI OLDUĞUMU anlayasın diye Karanlıkta kalmış hazineleri, Gizli yerlerde saklı zenginlikleri sana vereceğim.
Yeşaya....45:4 SEN BENİ TANIMADIĞIN HALDE Kulum Yakup soyu ve seçtiğim İsrail uğruna SENİ ADINLA ÇAĞIRIP ONURLU UNVAN vereceğim.

Koreş ise resmi belgeli olarak MARDUK'a taptığını, o yıllarda yazdırdığı silindir ile beyan etmiş durumda. Koreş silindirini iftiharla işaret edenlerde Yahudiler.
Bu durumda Yahudilerin BUGÜNKÜ TANRISI KİMDİR?
Sorarlarsa KİM dersiniz?

Bu ve bu nedenlerden dolayı belirsizleşen TANRI KABULLENMELERİNDEN dolayı TANRI İSMİ tekrar edilemez ilan edilmiş durumda.
Hangi devirde hangi İKONLAŞMA, AHİTLEŞME / ANTLAŞMA, İTTİFAKLAŞMA eylemleri, TANRI OLARAK inançlarında en tepede olacak belli değil.

Son olarak yani günümüzde, TANRIYI oynayanlar, Tanrıya yön verenlerde KENDİ İNANÇSIZLARINA karşı teşekkül etmiş GÖK+YER İTTİFAKLARI.
O yüzden "yerde ne oluyorsa Göklerde de o olur" diyorlar,

O yüzden Dolar üzerine HORUS PİRAMİTİ yerleştirip, "TANRIYA İNANIRIZ" yazdıktan sonra "TANRI BİZİM VERDİĞİMİZ SÖZLERİ GERÇEKLEŞTİRDİ" / "ANNUIT COEPTIS" sologanını yazmışlar.
O yüzden "Tanrımız VAADLERİNİ gerçekleştirdi, bizleri yarı yolda bırakmadı" demiyorlar.
Tam tersine: "TANRININ DÜŞÜNEN ve KARA VEREN MEKANİZMASI BİZİZ" diyorlar.
"BİZ KARAR VERİYORUZ, BİZ UYGULUYORUZ. BİZ TETİKLİYORUZ GÖKLERDE AYNISINI KENDİ BOYUTUNDA GERÇEKLEŞTİRİYOR" diyorlar.

O yüzden GÖKLERİ HAREKETE geçirmek için önce YERYÜZÜNDE OLAYLARI GERÇEKLEŞTİRMEK gerekir diyorlar.

O yüzden Dünyasal ölçekli KIYAMET PROJESİNİN altını ateşliyorlar. Çünkü Yahudilere göre M.Ö 3761 yılında başlayan 6.000 yıllık Dünya yaşamı, AHİTLEŞMELERİNE göre KULE tamamlanmasının ( Nemrut'un Tanrıya ulaşan kulesi; yaratılış 1948 - izdüşümün miladi yansıması ise İsrail'in kuruluş yılı- doğumlu İbrahim 56 yaşında iken 1948+56=2004 yılında bitiyor) ardından 2239 yılında biterek, 1.000 yıllık ALTIN ÇAĞ" olarak yaldızladıkları (Deccal Yaldızlamak demek) BÜYÜK RESTERASYONA girmeli. .

Mısır Çıkışı ile sahip olunan yeni Tanrı ilanını, soylarını bağladıkları İbrahim'i de (çünkü tüm vaadler Yakup'un oğullarına devredilecek ve sadece seçilmiş olanlar sadece onlar olcak. 10 kabileninde kayıp olduğu düşünüldüğünde vaadler sadece Babil sürgününden döndük diyenlerin daha doğrusu Ezra'nın listesine girenlerin yani EZRA=Ezrail = İsrail oğulları denilebileceklerin olacak) ona vaadde bulunanı da (vaad yenilenmesi için) hiçe sayarak şöyle yapıyorlar.

Kendileri YAHVE ismini kullanarak nasıl sonsuza kadar kullanılma şartı olan EHYEH ismini, TANRI EDİNME kaynağı gösterebilmek adına göz ardı ettilerse, aynı şekilde Avram'a söylettikleri (benimsenmiş tanrılarının) sonsuza kadar sürecek ismi EL-SHADDAİ'yi, tanrı değişim noktalarını (Tanrı düşey-yatay geçişlerini) belirtebilmek için göz ardı etmişler.

Oysa daha Adem oğlu Şit'in oğlu Enoş'un doğumu ile aile haline gelen bu insanlar RAB'be ismi ile hitap etmişler. Aden bahçelerindeki Adem, Havva, Kabil ve öldürdüğü Habil o sıralarda HİTAPLARINI NASIL yapıyorlardı.

Yoksa; bugün tanrı olarak kitaplarına işlenmiş olan, inançlarının tanrısı o yıllarda RAB olarak kabul edilmemiştide, yani M.Ö. 3761 yılında "ADAM'ı yarattım" diyen Yahudilerin tanrısının TANRILIK MİLADINI ŞİT ile başlamıştıda onu mu bildiriyorlar.

Yaratılış.......4:26 Şit'in de bir oğlu oldu, adını Enoş koydu. O zaman insanlar RAB'bi adıyla çağırmaya başladı.

Oysa Tanrıları Mısır'dan çıkış öncesi Musa'ya ben senden başkasına YAHVE olarak gözükmedim, İLK OLARAK SANA GÖRÜNÜYORUM (bu durumda İbrahim'den önce hangi TANRILAR kitaplarında yer bulmuştu, Musa'ya YAHVE olarak gözükünceye kadar?) DİNİN kurucusu İbrahim'e de, 12 Yahudi kabilesinin meydana getiricisi Yakup'a da El Shaddai olarak gözüktüm ve güreştede El Shaddai olarak yenildim, İbrahim ve İbrahimoğullarının, Yakup ve Yakupoğullarının taptığı aslında El Shaddai'ydi" diyor. "Onların YAHVE'ye tapmalarını bırakın Yahve'den haberleri bile yoktu" diyor.

Bütün bunları kim söylüyor? Elbetteki TANRI ADINA KİTAP YAZAN kutsal metin yazarları TÜM TANRILAŞMAYLA ilgili bu ifadeleri zihniyet torunları doğruları bilsin diye satır aralarına sıkıştırılmış halde Tanrı damgalıya söylettiriyor.

İbrahim'e bileEl Shaddai ölümsüz adı mıydı da İbrahim / kendisini El Shaddai olarak gösterene İbrahim," El Shaddai" diye seslenerek ÖLÜMSÜZ adıyla hitap etmiş mi oldu?
Yoksa ÖLÜMSÜZ isim Yahve'yi kullanmış olmak için, El Shaddai'yim diye kendini tanıtana "YAHVE" diye mi seslendi?

Bu durumda İbrahim, kendisini YAHVE olarak göstermeyen El Shaddai'ye / İbrahim'in hiç görmediği için ismini bilemeyeceği (görmüş vede Yahve ismini bilmiş olsa El Shaddai'ye "Tanrı tek olduğundan o zaman sen benim Tanrım Yahve'sin derdi. Bilipte demediği söylenirse bu durumda İbrahim hem herşeyi yarattı denilen Yahve'ye hemde El Shaddai olarak görülene taparak İKİ TANRILI bir inanç yapısı sergiler) ve El Shaddai olarak gözükerek EL SHADDAİ = TANRI profili çizene, gerçekte ise El Shaddai olmayıp Yahve olan ama ben El Shaddai'yim diyene YAHVE diye seslenmiş.

Yaratılış......21:33 İbrahim Beer-Şevada bir ılgın ağacı dikti; orada RABbi, ÖLÜMSÜZ Tanrıyı ADIYLA çağırdı.
Genesis…..21:33 And Abraham planted a grove in Beersheba, and called there on the name of the LORD, the everlasting God.

M. Çıkış.....6:3 “BEN YAHVE''yim. İbrahim'e, İshak'a ve Yakup'a EL SHADDAİ olarak göründüm, ama onlara kendimi YAHVE ADIYLA tanıtmadım.”'

Her nasılsa İbrahim Tanrısına (YAHVE İSMİNİ bilmeden) sonsuz ismi ile seslenmiş.
İbrahim bu seslenişte, Tanrıyı El-Shaddai olarak gördüğüne göre,
Ve TANRI sözüyle Yahve ismini bilmediğine göre (Yahve'yi bilipte El-Shaddai'ye iman etmek, onu tanrı olarak kabul etmek AYNI ANDA İKİ TANRIYA TAPIYORUZ ilanı olur. Dinlerini hangi zemin üzerinde inşaa ettiklerini AÇIKCA gösterir)
İbrahim YAHVE / ELOHİM... isimlerini TANRI olarak kabul etmişse, El-Shaddai ismini red etmesi gerekeceğine göre,
İki tanrı kabulü AÇIKTAN olamayacağına göre,
VE Dinin, ırkın babası İbrahim kabul edildiğine göre,
Benimsenen Tanrının SONSUZ, ÖLÜMSÜZ isminin BAŞLANGIÇTA El-Shaddai olması gerektiğinin çıkarımı yapılabilir.
Bu durumda "BEN BEN'im" diyen nasıl olurda ATALARINCA YAHVE olarak bilinebilir ve TAPINMALARDA kullanılmış olabilir?

"Ben Ben'im" diyen daha önce kendisini YAHVE olarak tanıtmadığına, yani TANRI OLARAK BİLİNMEDİĞİNE göre,
yani MUSA ve M. ÇIKIŞI yapanlarca TANINMASI MÜMKÜN OLMADIĞINA göre,
Harun'un Sina dağındaki TANRI TANIŞMASINDAN sonra, halkına "size YENİ RABBİNİZİ YAPAYIM" diyerek ALTIN BUZAĞI yaptığına göre,
Musa'nın da YENİ TANRININ betimlenmesine kızarak yapılan buzağıyı yok etme yerine SUYA KARIŞTIRDIĞI PUT TOZUNU zorla halkına içirttiğine göre; vb...
"BEN BEN'im" diyen MISIR ÇIKIŞI YAPAN YAHUDİLERCE YENİ BİR TANRI OLARAK KABUL GÖRMEZ Mİ?

M. Çıkış.....3:13 MUSA şöyle karşılık verdi: ‹‹İsraillilere gidip, ‹Beni size ATALARINIZIN TANRISI GÖNDERDİ› dersem, ‹ADI NEDİR?› diye sorabilirler. O zaman NE DİYEYİM››
M. Çıkış.....3:14 Tanrı, ‹‹BEN BENİM›› dedi, ‹‹İsraillilere de ki, ‹Beni size BEN BENİM diyen gönderdi.›

   
  NUN ATUM BEN BEN TEPESİ ve YAHVE MUSA
   
 

Bu 10 adet sefirot, 32 aşamalı (10sefirot + 22 ibrani harfi = 32) gerçekleşen tanrısallık üzerine (tanrı kavramı üzerine) yoğunlaşır. İnsanların kavramaya çalıştıkları ama sadece ruhsal varlık(lar) olarak nitelendirebildiği Tanrısallık kavramını sınırlandırarak, sınıflandırarak, kategorize ederek, biçimlendirerek, ritüellerle donatarak tapması için İlahi bir kişilik / TAPINILMASI için TANRI (Kamil adam protipi / ilk adam / ADOM KADMON) yada TANRILAR PANTEON ÜYELİKLERİ oluşturur.
Yahudiler bu Sefirot yapılandırmasıyla ortaya çıkardıklarını SANDIKLARI, "kuvvetlerin BİR'likteliğine" YAHVE adı verdiler.
Tanrılık makamının UNVAN İSMİNİ YAHVE yaptılar. İsimlikten çıkartarak sıfatlaştırdıkları YAHVE adı artık TANRILIK makamının işareti oldu.

Belli kıstasları yerine getirerek yada yerine getirdiği kabul ederek BEYİNSEL ÜRETİMLERİ olan TANRI anlayışlarını / kabullerini DÜNYA SAHNESİNE indirerek konutunu KUDÜS'e kurdukları, halkı olarak kendilerini atadıkları, göğüslerinde beslemeye aldıkları, Musa ismi ile gönüllere içirttikleri Sina Buzağısına / Harun Buzağısına / Musa'nın tozunu içirttiğine, Ezra ve arkadaşları sürgünde kendilerine tanrı olarak seçtikleri / yaptıkları MARDUK'a YAHVE adını verdiler.

Marduk'un ALTIN BUZAĞI ile temsil edilmesi, Ezra ve arkadaşlarına Musa'ya dayandırarak izah ettikleri BUZAĞI tapınmalarını, kitaplarında detaylı olarak anlatmalarına imkan vermiş.
Bu "BUZAĞI TANRI" ortak paydası sayesinde, Harun-Musa-Sina-ALTIN BUZAĞI ilişkisini AÇIKTAN yazmışlar. Marduk-Sina-Buzağı-TANRI bağlantılarını açıktan yazmakla yetinmeyip, M.Ö. 538-530 yılından kalma BELGEYİDE işaret etmekten geri kalmamışlar ki; TANRI ADRESLERİ belli olsun

MARDUK, Sümer dilinde / Sümerce: AMAR.UTU / SOLAR CALF / GÜNEŞ BUZAĞISI. manasına geliyormuş.
MARDUK / NİMROD / NEMRUT aynı tanrısallaştırılan kişiyi işaret ediyormuş.
Sıfat olarak, Marduk / Nimrod içeriğinde ŞEYTANİ İSYAN ETMEYİ BARINDIRAN anlamında imiş.

Eski Ahitte MARDUK; Ester kitabı kahramanlarından,Ester / İŞTAR ile birlikte PURİM KATLİAM organizatörü olarak gösterilen MERODACH / MERODAK / MORDEKAY olarak geçiyor.

   
  sefişrot ve yahve israil'in tanrısı
   
  HAYAT AĞACININ / SEFİROT'un İNANÇLARINDAKİ YAHVE / YHVH / YAHOVA'yı OLUŞTURDUĞUNU ÖĞRENCİLERİNE TABLO EŞLİĞİNDE ÖĞRETEN YAHUDİ BİR DİN ADAMI..

ASLINDA YAHVE'nin, GELECEKLERİNİ / KURTULUŞLARINI BAĞLADIKLARİ KAMİL ADAM OLDUĞUNU ve ONUNDA BU SEFİROT ile TEMSİL EDİLDİĞİNİ ŞEMATİK OLARAK GÖSTERİYOR.

HATTA TAPINMALARA SUNULMUŞ OLAN YAHVE'nin KENDİ İNANÇ SİSTEMLERİNDE BİLE ANCAK 2.3... DERECEDEN TANRISALLIK TAŞIDIĞINI ÇOCUKLARA ÜSLUBUNCA ANLATIYOR.

ELBETTEKİ YAHVE / İSRAİL'in TANRISI OLARAK TAPINILANIN, TANRILIK MAKAMINA OTURTULANIN 1. AĞIZDAN / DİREK OLARAK / AÇIKTAN YARATILAN ÖLÜMLÜ BİR OLGU OLDUĞUNU SÖYLEMEDEN.

ARTIK YAHVE'nin TANRISALLIK BAĞLAMINDA NE OLDUĞUNU ALGILAMAK, ÖĞRENCİNİN DİN İÇİNDEKİ GELİŞMESİNE, ÖĞRENDİKLERİNİ SİNDİRMESİNE, ÖĞRENCİNİN KABULÜNE KALMIŞTIR.
   
  RAB, RABBİN MELEĞİ, TANRI, MUSA
   
  Tek tanrıcılık adı altında, göğüslerde beslenenin dürtüleriyle BİR'leştirilmiş (çok tanrı kabulleri içinden BİR tanesine yönelerek Tanrı inançlarını BİR'lemek) / BİR'leşik olan (çok tanrı kabulleri içinde yer alan TAPINMA araçlarını, BİR isim altında BİR'leştirmek) tek güce VOLTRAN gibi,TAPTIKLARINI açıktan açığa yazıyorlar.

Adına kitaplar yazmakla yetinmeyip birde ona ASHERAŞ isimli birde EŞ / KADIN buldular. YAHVE'ye / İsrail'İN TANRISINA eş / kadın buldular ki; TANRININ OĞULLARININ NASIL oluştuğunu BEYİNLERİNDE TAŞIDIKLARI inançlara kabul ettirebilsinler. Böylece kitaplarına rahatca TANRININ OĞULLARINI işleyebilsinler ve TANRININ OĞULLARININ kimler olabileceğini gönüllerine BUZAĞI içirilmiş olanlara sorgusuz anlatabilsinler.

Ve Tanrılarının EŞİ olmasını da yalanlamayıp, ORTODOKS YAHUDİLİĞİN KURULUŞUNDAN ÇOK SONRALARI" diyerek BUGÜN BİLE GEÇERLİ OLAN bir "YAHVE eşi ASHERAŞ TAPINMASINI" kabul ediyorlar.
   
  yahve VE karısı asheraş
   
  "Ortodoksluğun RESMİLEŞMESİNDEN sonra" diye tarih vererek kurtulmaya (geleneksel Yahudiliği Sina ve Musa'ya dayandırdıklarından) çalıştıkları YAHVE ve KARISI ASHERAŞ kabulleri aslında, 2. Musa dedikleri EZRA ve arkadaşlarının kitapları yenilemeden hatta onlar daha doğmadan DİNLERİNİN içinde imiş. İnançlarının esasını oluşturuyormuş

M.Ö 8. yüzyılda Kuntillet `Ajrud'da ki Sinagog kalıntısında bulunan testiye ait resimler, YAHVE ve KARISI AHSERAH'ın varlığını "DUA EDİLENLER" konumunda ortaya koyuyor. Dolaysıyla, Ezra, Nehemya, Sanhedrin meclisi, Rabbani müessesesi üzerine inşaa edilmiş olan ORTODOKS YAHUDİLİĞİN kökleri, elbetteki BABİL sürgünü ve sürgün sonrası yeniden yapılandırma çalışmalarına dayanıyor.

Sina, Mısırdan çıkış, Yasalar gibi kitaplar Babil sürgününden sonra geriye doğru yazılmış, daha sonra sanki onlar içlerinde nakledilen hikayeler zamanında kaleme alınmış gibi / Sina'da Tanrı tarafından yazdırılmış gibi ORTODOKS YAHUDİLİK, Sina'ya, Musa'ya bağlı ilan edilmiştir.

İsrail'İN Tanrısı / Yakup'UN Tanrısı olarakta unvanlandırdıkları YAHVE TANRILARININ evli olduğu / karısı olduğunu kıyısından dolaşarak, YEHOVA eşinin kökenini anlatıyorlar.
   
  YAHUDİ ORTODOKSLUĞU, İsa'yı çarmıha (Hristiyan ve Yahudilere Ahit kitaplarına göre) astıran "FERİSİ YAHUDİLİĞİNİN günümüzdeki yansımasıdır / adıdır.

Kökeni SİNA ve MUSA'ya dayandıran EZRA ve ARKADAŞLARININ ortaya koymuş olduğu YAHUDİLİK DİNİNİ ve İLK HALDEKİ gibi / KLASİK YAHUDİLİK olarak değerlendirilen Yahudiliğin günümüzdeki temsilcileridir / savunucularıdır / sürdürücüleridir.

Bugünkü İsrail'in yönetiminde de, kökleri / ekolleri Ferisilere dayanan ORTODOKS YAHUDİLER egemen durumdadır.

Tapınağın Roma'lılar tarafından yıkılmasıyla DİN MERKEZLİ otorite varlığını (işbilikci Yahudiler nedeniyle parçalanma sebeplerden biri) kaybeden dolaysıyla zayıflayan Fersiler, İslamın gelmesi ile devreye soktukları Rabbani Yahudiliğin ardından, tekrar eski kabullerinde / ortak paydalar oluşturdukları esaslarda birleşerek oluşturdukları Ortodoks Yahudiliği, Ferisiliğin devamı yapmışlardır.

Hristiyanlığın kurucusu kabul edilen, "o olmasaydı Hristiyanlık olmazdı" denilen Pavlus'ta, sıkı / fanatik bir FERİSİ taraftarıydı.
Oğul Tanrıyı görmeden önce, onun ayaklarına kapanmadan önce, YANİ İSA ÇARMIHTA ASILMADAN ÖNCE, tam bir OĞUL TANRI DÜŞMANI idi.

Ferisilerin, OĞUL TANRI düşmanlıkları (elbette Hz. İsa düşmanlıkları da. Yahudiler Hz. İsa'yı astırmak isterler hatta astırdıklarını zannederek MUTLU BİR ŞEKİLDE, ikon tanrılarına sunular sunup tütsülerde yakarlar ama aslında Hz. İsa yerine benzeri biri -ihbarcı- asılmıştır. Hz. İsa ise ömrünün sonuna kadar İLAHİ VAHİYLERLE DOLU İNCİL'i TEBLİĞ EDEREK, insanları "TEVHİD İMANINA" davet etmiştir. Ve Müslüman olarakta vefat etmiştir.) düşmanlıklarını çok ileriye vardırdıkları yüzlerce yıl sonra kaleme alarak DİN KİTABI yaptıları / KURTULUŞ SENARYOLARINI yazdıkları (Sözlü Tora mamülü en erkeni 2 yy olan Mişna ruhsatlı Kudüs, Babil Talmudu, Kabbala grubu gibi kitaplar. Çünkü Ortodoks Yahudiler Musa'ya Sina'da Tora kitaplarının yanında sözlü geleneklerini oluşturan bilgilerin SÖZLÜ olarak verildiğini kabul ediyorlar) ifadelerden açıkca görülüyor.

"İşte OĞUL TANRI İsa'nın annesi olarak ilan ettikleri Marangoz Yusuf'un Karısı Mary için söyledikleri.
Sanhedrin 106a: Says JESUS’ MOTHER was a whore: "She who was the descendant of princes and governors played the harlot with carpenters."
" HÜKMEDENLERİN NESLİNDEN (Davut soyu olmalı) olan, MARANGOZLARA (OĞUL TANRI İsa'larının seceredeki babası MARANGOZ YUSUF) fahişelik yaptı."

Yazıya düşülen dip notta ise: Shabbath 104b of the Soncino edition: it is stated that in the “uncensored” text of the Talmud it is written that Jesus mother, “Miriam the hairdresser,” had sex with many men.... ...................“İsa'nın annesi Marangoz Yusuf'un karısı Meryem’in bir çok erkekle cinsel ilişki yaşadığından bahsedilmiş..

Sina'da Musa'ya verildiğini söyledikleri Tora grubu kitapların, (Yaratılış, M. Çıkış, Yasa Kitabı, Çölde Sayım, Leviler) bütün harf ve kelimeleriyle İsrail'İN Tanrısı tarafından, Musa’ya yazdırıldığı, dolaysıyla bunların İlahi Vahiy kitapları olduğunuu savunan Ortodokslar, aynı zamanda, Musa'nın yorumu olan Mişna ve Talmud’un da ilahi kaynaklı olduğunu kabul ediyorlarmış.

Ortodokslar, Tora gurubu kitapların ve din bilgini rabbilerin belirlediği kuralları ve onların otoritelerini katı bir şekilde kabul etmekte ve hiçbir değişikliğin meydana gelmemesi içinde çalışmaktalarmış.
   
  Yahudi Ortodoksluğu, ne zaman kurulma aşamasını tamamlayıp RESMİ statüsünde değerlendirilir olmuştur bilinmez (hangi zaman kastedilir?) ama RESMİ ORTODOKSLUĞUN oluşmasından ÇOK SONRALARI BİLE YAHUDİ DİNİ, Yehve KARISI Asherah, delilli ispatlı olarak M.Ö. 8.yüzyıldan beri inançları içinde yer almış.

Elbette, ORTAK kitapların olması münasebetiyle, oğul tanrılarının kitap getirme yerine ESKİ AHİT yorumculuğu / yayılıcığı ile MÜJDELERİNİ duyurması nedeniyle Hristiyanların inançlarında da YAHVE ve KARISI yaşamış olmalı. Belkide Semiramis&OğulTanrı Marduk esinlemeli Meryem&Oğul Tanrı İsa "GÖK KRALİÇESİ" tapınmaları Hristiyanlığın Ritüelleri arasında yüzlerce yıldır yerini korumuş olmalı. (~100 yıl öncesine kadar)

M.Ö 8. yüzyılda Kuntillet `Ajrud'da ki Sinagog kalıntısında bulunan seramikler / testiye ait resimler; iletilmedikce / yönlendirimedikce hareket edip esaretten 20 yıl boyunca kurtulamayan İsrail'İN Tanrısı / Yakup'UN Tanrısı / Elohim / Andoai / EH-YEH & BEN-BEN / El Shaddai / Tanrı Rab / Lord / BABA Tanrı (Oğul Tanrının babası değil mi?) / Yehova / Yahve, (vb gibi) YARATILMIŞ olmanın gerekliliği, doğallığı içinde bir KADIN SAHİBİ olduğunu ortaya koyuyor.

Hristiyanlarda, TANRININ KADINI konusunda hem-fikir olduklarını, Dinlerine geçmiş ve köken kazandıran ESKİ AHİT kitaplar külliyesini, "İNCİL" adı altında KUTSAL KİTAPLARI olarak ilan etmeleriyle ortaya koyuyorlar.
Üstelik TANRIYA EŞ / KADIN yakıştırmasını içeren kabullerini hemde VATİKAN tavanlarına işledikleri "BABA TANRININ (OĞUL TANRININ HİÇ BİR ETABINDA YER ALMADIĞI) YARATILIŞ HİKAYESİNİ" kullanarak GURURLA İFŞAA ediyorlar.

Oğul Tanrının öngörmediği, en ufak bir imada dahi bulunmadığı Hristiyanlığın kuruculuğuna eski fanatik FERİSİ layık görüldüğüne göre, elbette (Yahudiliğin birkaç sivri ritüelleri dışında kalan) benimsenmesini istediği İNANÇ ESASLARINI yani TANRI NEDİR NE DEĞİLDİR kabullerini KURDUĞU DİNE taşıyacaktır.
   
  tanrıgiller, baba tanrı ve karısı
   
  Tapınmalarına dahil ettikleri BAAL PANTEONUNA ait (Tanrılar sanayisinin kabullerine göre Asheraş Baal'ın eski eşi imiş. o nedenle YAHVE ile BAAL arasındaki düşmanlık KRONİKLEŞMİŞ. Baal'ın Tanrı olduğu ve peygamberlerinin olduğunu "her harfi Tanrıdan" dedikleri AHİT kitaplarında açıktan belirtiliyor) YAHVE'nin aslında yaratılmış, üreyen ölümlü bir varlık olduğunuda satır arasında söyliyiveriyorlar. O yörenin BÜYÜ ve KAHİNLİKLE uğraşanlarının kabullerinde, tanrısal işlevler yükledikleri, SUNU sunup TÜTSÜ / BUHUR (Hindistan, Çin gibi Tanrı sayısının bilinmediği ülkelerde BUHUR ve TÜTSÜ neden önemli, Ülkemizdede BUHUR hangi amaçlara hizmet için, nelerle hoş geçinip POZİTİF yüklenmeler arzusu ilealınır ve neden teşvik edilir ortada değil mi?) VOLKAN CİNİ olarak bilinen bir CİN imiş İSRAİL'in TANRISI.

Mısır diyarlarını "halkım" dediği topluluk için başka bir güce FİDYE olarak / Haraç olarak vermesi yani o bölgenin hükümranlığını / kullanım hakkını başka bir tanrısal kabul edilen ikona HARAÇ olarak vermesinden bir YARATILMIŞ OLDUĞU belli değil mi?

AZAZEL'e kendisinin ve halkının GÜNAHLARINI yükleyerek TEKE SUNUSU sunması yani kendisinden daha güçlü bir TANRI KABULLÜNÜN olduğunu kabul etmesi onun sıradan bir yaratılmış olduğunu ortaya koymuyor mu?

Hadi Mısır Fidyesi onun yaratılmış olduğuna yeterli delil teşkil etmedi diyelim, Peki; "Ölüm diyarına FİDYE / HARAÇ vererek ölümü etkisiz kılacağım" diye TAPINICILARINA vaadde bulunmasıda mı, onun ölümlü bir YARATILMIŞ olduğuna yeterli delil teşkil etmiyor mu?

Kabil'in Habil'i öldürdüğünü bilmeyen, Habil'in ÖLÜMÜNDEN haberi olmayan elbette kendisi içinde takipcileri içinde ÖLÜM DİYARINA FİDYE VEREREK KURTULMAYI HAYAL EDECEK ve ETTİRECEKTİR.

Sandıracak ve hayal ettirecek ki; ÖLÜMÜN yenildiği, sonsuz YAŞAMIN güç yetirilemez SALTANATIN başladığı KURTULUŞ ve BAL&SÜT nehirli (Altın Hilal /Arz_ı Mevdud) Dünyanın tüm zenginliklerinin akacağı, emirlerin SİON'dan çıkacağı SİYONİST ALTIN ÇAĞ daha başında İFLAS etmesin.

Ortada Din diye birşey olsun ki, sunular ve tütsüler aksamasın, TANRILIK EGOLARI TAMİN olsun, göklerin yansıması olan RUHBAN sınıfıda istediklerini rahatca gerçekleştirebilsin..

TANRININ OĞULLARININ varlığını kabul edenler, elbette ASHERAH adlı eşinin olmasına da zaten peşinen kabul etmiş durumdalar
   
  Sefirot donuk bir şema değilmiş. Benimsenen görüşlere göre;  ZİM ZUM diye adlandırılan şimşek hareketine sahip, yoğun ışık akımı biçiminde gerçekleşirmiş. Sefirot küreleri / etapları arasındaki bu zigzaglı ışık hareketinin diyagramı, aslında Tanrısallık / Adom Kadmon için  izlenileceği iddiaa edilen bir yolun güzergahıymış. 

On sefirah ait bu dairelerden her biri, Yahudilerin Tanrı'ya verdiği adları yada kitaplarında geçen TANRI EVRİMLERİNİN / TANRILAŞMANIN etap isimlerini alır. KUDÜS'TE KONUT edinen Sion (sadece İsrail'İN Tanrısı) Tanrısı oluncaya kadar geçirdiği EVRİMLER, sefirot dairelerinin isimlerini belirler.

ADAM KADMON /Kamil insan / Tanrıya ulaşmak / fenafillah makamı içinde yani bu makama ulaşmak için Tanrının İNANÇLARINDA geçirmiş olduğu etapları katetmesi gerektiğinden bu küreler Tanrıya verdikleri bu 10 isimle anılır. (Onların tanrının sıfatları dedikleri bu adlar esasında Elohim inancı ile başlattıkları İsrail'in Tanrısı ile devam ettikleri Tanrı kabullerindeki Tanrı evrimlerinin etaplarını belirten isimlerdir. Son nokta Ezra ve arkadaşları tarafından koyulmuş ve en son varlığa dayalı tanrı inançları BABİL SÜRGÜNÜ sonrası AHİT SANDIĞI ile birlikte TOPRAĞA GÖMÜLMÜŞTÜR. Tanrı inançlarından geriye SİYONİZM çercevesi içinde YAHUDİLİK MANİFESTOLARI kalmıştır.) 

Kürelere bağlanan edilen Tanrısallaşma ve işlev isimleri:
EHYEH
- Keter, YHWH - Binah, YAH - Hokmah, ELOHİM - Geburah, ELOHİM zeva'ot -Hod, YHWH - Tiferet, YHWH zeva'ot - Nezah, EL SHADDAİ - Yesod, ADONAİ -Malkut

Tümü birden ADAM KADMON'u (örnek insan'ı) oluşturur. Adom Kadmon YENİ ADEM demektir. Yaratılışların yani YENİ NESİLLERİN bu zat-ı muhteremden olmasının temenni ötesi İNANÇLARINDA yer aldığını göstermek içinde, Sefirot şeması tezleriyle birlikte oluşturulmuştur.

Sefirot, Sefirah’ın çoğulu imiş. Yahudi Kabalasında AYN SOF olarak bilinen TANRI’nın kendini bildirmek ve kendisini yansıtmak için / kendi görüntüsünü (görebilmek. Tzimtzum felsefesinin temeli. Kendini, yarattıklarını görebilmek için geri çekilmesi) aynalamak için, var ettiği 10 tecelli mertebesi imiş. Bu tecelliler (yansımalar / belirmeler) sadece madde / fizik aleminde değil, ruhsal / metafizik alemde de görünürmüş. Kabala dört alem / varlık boyutu olduğunu söylermiş.

ATZİLUT..TECELLİLER: Bu alemde Ayn Sof / SONSUZ TANRI yayılır ama hala kaynağı ile bağlantılıdır.

KABALA VE TASUVVUFTA TECELLİ: Tanrı'nın evrendeki CANLI ve CANSIZ her zerrede GÖRÜLMESİ, belirmesidir. Kabala ve diğer tasavvufi felsefelere göre evrenin oluşunu ve niteliğini anlatmasından dolayıda aynı zamanda alın yazısı, kader anlamı da taşır.

Kabala ve Tasavvuf, Tanrı ile Tanrı'nın yarattığı şeyler biçimindeki İKİ'liği reddeder. Tasavvufa göre, Tanrı evreni YOKTAN VAR etmemiştir. Mutlak "VAR" olan Tanrı, "YOKLUK" ile karşılaşınca (Var sınırı sonuna), bir AYNaya akseder gibi, YOKLUK İÇİNDE bir GÖLGE, bir HAYAL gibi BELİRMİŞ, yani "TECELLİ" etmiştir.

BU yüzden evren; "MÜMKİN" yani TANRININ TECELLİ (belirme, görünme, ortaya çıkma, meydana çıkma) etmesinden / TANRININ orada VAR OLMASINDAN dolayı VAR GÖRÜNEN bir alemdir (yokluktan kurtulan alemdir). Spot nakaratlarıyla: SIFIR yoktur, BİR vardır. İKİ, BİRin Gölgesidir / yansımasıdır / AYNadaki aksidir / AYNadaki kendi görünümüdür / AYN içindeki kendisidir, AYN-SOF'un (Sonsuz Işık)


BERİ’AH..YARATILIŞ ALEMİ: Bu alemde yaratılışın henüz biçim kazanmamış ilk protipleri ile büyük melekler bu alemde yer alır.

YETZİRAH..BİÇİMLENME ALEMİ: Bu alemde Protipleri BERİ'AH / YARATILIŞ aleminde hazırlanmış olanlar burada RUHANİ yapıda (görünüm verme boyutunda) biçim ve şekil alırlar. Henüz FİZİKİ yapıya kavuşamamıştırlar.

ASİYAH..AMELLER ALEMİ: Son aşama olan bu alemde, RUHSAL yapıda (görünüm halinde) olanlar FİZİKİ yapılarına kavuşurak YARATILMA işleminin sonuna gelirler

Kabala'ya göre, TANRI'nın MADDE İÇİNDEKİ VARLIĞI olan "ŞEHİNA", MALKUTH / dünya krallığı içindedir. Çünkü Maddesel / Fiziksel uygulamalar DÜNYA KRALLIĞI safhasındadır.

Ahit inancında 1. Adam / Adem, Cennetten kovulması sonucunda Dünyadaki ADEN bahçesinde hayatına (İki etaplı Ahit yaratılış hikayesine göre aslında Aden bahçesinde olan Yahudilerin kendilerine SOY babası olarak gösterdikleri 2. ADAM ve 2. KADIN) devam etmiştir.

Var-oluşun tamamlanacağı MALKUTH malikiyet, egemenlik, sahiplik, hükümranlık, krallık. etabını göstermektedir.

En alttaki sefırah MALKUTH /ADONAİ (krallık), KETER / EH-YEH (taç) ile başlayan 32 duraklı (10 küre + 22 İbrani harfi = 32) tekamülün bütünleyicisidir / tamamlayıcısıdır. Burada PARLAYAN IŞIK YERE İNER ve Tanrının MADDE içindeki VARLIĞI olan ŞEHİNA'yı oluşturur.

Adam Kandmon, bu Malkuth sefirotu ile tamamlanır ve GÖK (hava), ATEŞ, SU ve ASSİAN / DÜNYA KRALLIĞI tamamlanmış / uygulanır (Tasavvufta buna inzal / iniş tamam oldu denirmiş."Kitap inzal oldu" gibi ) olmuştur.

Ağaç tamamlanmıştır. Kök, gövde, dallar ve meyve, ağacın varlığa ulaşmasını sağlar veya bu tekamül; tanrısal istek, tanrısal vücut, tanrısal kalp ve tanrısal akıl olarak ifade edilebileceği gibi insan boyutunda; irade, vücut, kalp, akıl olarak da ifade edilebilirmiş.

İnsan vücudunda bulunan "TOPRAK (katı vücudu meydana getiren karışım madde), SU (sıvı), HAVA (gaz) ve ATEŞ'i (ısı / aynı zamanda görülemeyen yayınım) içeren 4 unsur" aynı zamanda Malkuth’un dört katmanını meydana getirirerek canlılığı sağlarmış.
   
  SEFİROT MALKUTH VE SİON KRALLIĞI ZAMAN
   
  DAVUT YILDIZI / SİON YILDIZI FETHULLAH
   
 

Secde edenin önünde, Hıristiyanların YENİ AHİT kitabı, secde edenin üzerine oturmuş dua edenin elinde Yahudilerin ESKİ AHİT kitabı, En üstte kitabı elinde tutanın elinde ise "Kur'an'ı Kerim'in" yerine geçirmeye çalıştıkları -diğerlerinden daha ince ve küçük boyutlu- "THE TRUE FURQAN / GERÇEK FURKAN" adını verdikleri BİR KİTAP VAR. (Diyalogcu Evanjelistler tarafından yazılmış)

ABD'nin Texsas eyaletinde Evangelist, Omega 2001 ve Wine Press yayınevleri tarafından "GERÇEK FURKAN" adıyla piyasaya sürülen ve Arapça, İngilizce olarak basılan bu kitap 366 sayfadan ve 77 Sure'den oluşuyormuş. Üç dinin / İbrahimi dinlerin, 21.Yüzyılın din kitabı, altın çağa giriş kitabı olarak tanıtılıyormuş. İçinde Hırıstiyan ve yahudi kitaplarından alıntılar yapılmış. Benzerlik olsun, tanıdık gelsin, yedirmesi / hazmettirmesi kolay olsun diye de, "Kur'an'ı Kerim'den", bazı surelerin isimleri kullanılmış. Birçok ülkelerin / toprakların, Yahudilere ve Hıristiyanlara ait olduğunun vurgusu unutulmamış. Büyük Ortadoğu Projesi"ne destek veren bir kitap. İslam dünyasını Hıristiyanlaştırma çabalarına katkı sağlayan bir ürün. The True Furqan

DİKKAT EDİN YAHUDİ'nin AYAKLARI, HIRİSTİYANIN OMUZLARINA YÜK VERMEYECEK BİÇİMDE HAVADA. KİMSEYE İHTİYACI KALMAMIŞ, TANRIYA ULAŞMIŞ SANKİ TEKAMÜL ÜÇGENİNİN KOPUK PARÇASI KONUMUNDA. TANRISALLAŞMIŞ, EGEMEN DİN.

Ayakları yere basmayan, HAVALARDA durarak TEKAMÜL ÜÇGENİNİN kopuk parçası GÖREN GÖZÜ temsil edenin tipi (ırkı) tam bir YAHUDİ gibi RESMEDİLDİĞİNE göre, TEKAMÜL ÜÇGENİNE onlardan BAŞKASI yükselemeyecek.

Ellerinde GERÇEK FURKAN isimli kitabın yani ALTIN AHİT'in (Altın Çağ'da da elbette Altın Ahit / antlaşma kitabı olur) YAZARLARI olarak, gönül rahatlığı ile TANRICILIK oynayabilecekler. Atalarının yaptığı gibi onlar yazacak TANRI olarak benimsedikleri kabul edecek. Bu durumda TANRI, onların uygulamalarında sergiledikleri inançlarına göre; KİMLERDEN oluyor?

Kitaba yön verenler, tekamülü tamamlayanların kimler olabileceğinin kimler olacağıda, Yahudi'nin, ayakları Hıristiyanın omuzlarına yük vermeyecek biçimde havada durmasıyla vurgulanmış .Hıristiya'nın hiçbir şekilde ibadetine engel olmuyor.

Müslüman'a ise, an aşağılara itilmiş, ayaklar altına alınmış durumda. Başını kaldırıp ne olup bittiğini görmesi ve anlaması imkansız bir halde EFENDİLERİNİN ilettiği yolda, EFENDİLERİNİN emrettiği gibi ibadetini yapıyor.
Elindeki Kur'an'ı Kerim alınmış, önüne Yani Ahit kitabı koyulmuş ama onun bu TABAN KAYDIRMALRINDAN haberi yok.
DİNLERİN DİYALOĞUNDAN nasibini almış, TEVHİD İNANCINI bilmeden teslim etmiş durumda.
Başını secdeden kaldırmadan her denileni "EFENDİ BUYURDUYSA DOĞRUDUR" yaklaşımı sergileyip DÜŞÜNME mekanizmasını çalıştırmadığından (düşünmesine araştırmasına, sorgulamasına fırsatta verilmediğinden) EFENDİLERİNİN kendisini Yeni Ahit'e bağladığından haberi yok.

Çünkü yönlendilirdiği yolu göremiyor. Önüne koyulana "ilahi kitap" denmiş, sen artık "İSEVİ-MÜSLÜMANSIN" denmiş olmalı ki; (Tüm Müslümanların Hz. İsa'ya, KUR'AN'I KERİM rehberliğinde bağlı olduğunu göz ardı edip, putpereslerin OĞUL TANRILARI İSA'ya tabii oluyor) etrafını araştırmayan bir halde resmedilmiş.
Yani DİYALOG heykeline göre; sorgusuz sualsiz tüm bu saçmalıkları düşünmeden, TELLALLERE kanıp kabul edince OĞUL TANRI inananlısı oluvermiş.

Hıristiyan değerlere, İmani olmayan inançlara secde etmiş olarak kalacak. Kendisinin iman ettiği hatta tabii olduğunu sandığı kitap değiştirilmiş, yerine başka kitaplar koyulmuş. O ise hala, doğru bir secde yaptığının inancında.
İSEVİ-MÜSLÜMAN kimliğine taşınarak PUTPERESLEŞMİŞ olduğunu bilmiyor.
Oysa;"ALLAH'a", isnat edilmiş OĞUL'a yani Hıristiyanlığın olmazsa olmazı ilan edilmiş, "Tanrının ta! kendisi" dedikleri OĞUL TANRIYA BİAT etmiş durumda.

Geldiği adresi bildiren MÜSLÜMANLIK, yöneldiği adresi gösteren İSEVİLİK etiketiyle oluşturulan, İSEVİ-MÜSLÜMAN adlı Hıristiyan mezhebinin inananlısı yapılmış durumda.

"Yahveye BABAM" diyen ve BABASI olan TANRIYA yakmalık sunu sunan PUTPERES TANRI İSA'ya, "bende sendenim" diye SECDE EDECEK olanların dini olmalı İSEVİ-MÜSLÜMANLIK denilen YALDIZLAMA / DECCALİYE.

   
  Birkaç Tanrı, birkaç Adam benimsemesi elbetteki sadece Yahudilere has bir inanç değil. Çünkü onların kitaplarını kendilerine geçmiş yaptıklarına göre herşeyi kabullenmişlerdir demektir. Yaratılışı oğul tanrı ile başlatamayacaklarından, bağlı oldukları Yahudilik inançlarını, yazdıkları Yeni Ahit kitabının başlangıcı yapmışlar.

"Kitap getirmedi Eski Ahit'le müjdelerini duyurdu" dedikleri OĞUL TANRI nedeniyle, Eski Ahit kitaplarını kutsalları arasına dahil eden HRİSTİYAN kurucu ve devam ettirici patronlarının da, yaratılış, Tanrı sayısı, Tanrı ismi, Tanrı oğlu ile Adem sayısı ve eşleri konusundaki görüşleri benimsedikleri ortada. (Kendileri dışındaki tüm dünya insanlarını köleştirme ve soyları kurutmaları Tanrıya bağlamaları nedeni)

Hatta benimsediklerini VATİKAN'ın tavanlarına resmederekte ölümsüzleştirmişler. Peşlerine takıldıklarına bak senin yolundayız belgesi niteliğindeki VATİKAN tavanlarındaki bu YARATILIŞ SAHNELERİNDE HİÇ OĞUL TANRI YER ALMADIĞI gibi, YARATILIŞI BAŞLATAN YANRI ile ADEN BAHÇESİNDE Adam ile KONUŞAN TANRI hem FARKLI hemde YAŞLI. .
   
  VATİKAN YARATILIŞ
   
  İkinci Tanrı'yı ve ikinci Adam'ı kendilerine has, kendilerinden, kendi kutsal soylarının başlangıcı olarak inançlarına oturtan Hristiyanlarda, elbette diğer insanları HAKİR / 2. SINIF gördükleri yani; KONUŞAN HAYVAN sınıfında kabul ettikleri ortada.

Kendilerine yaratılışta yer almadığını bile bile oğul Tanrı edinenler ve soylarını oralara dayandıranlar, elbette kendilerini seçkin, diğer insanları "AŞAĞI" göreceklerdir. Kitaplarında yaratılışın her sahnesinde var diye yer aldığı halde, VATİKAN'ın yaratılış sahnelerinde neden yer bulamamış olabilir?

Yoksa onlarda bu yolla OĞUL TANRI isminin sıfatlaştırılarak bir UNVAN / MAKAM haline getirdiklerini mi ilan ediyorlar?
Tanrılar Panteonu içinde değişiklikler yaptılarda / yeni benimsemeler yaptılarda yada yeni benimsemelere kapılarını açık bıraktılarda, YARATILIŞ SAHNELERİ ile duyuruyorlar.
Göksel ittifaklar sonucu değişim gösteren TANRI edinmelerini bu yolla mı maskeleniyor?
Zorlu kişiler oldularda, OĞUL TANRI'nın TAHTINI ele mi geçirdiler?
Onların inançlarında böyle bir durum mümkün. Yani TANRISAL dedikleri katı ve GÖKSEL EGEMENLİĞİ insanlar ele geçirebilir.
Onların İNANÇ YELPAZESİNDE TANRI katını ele geçirme, GÖKSEL EGEMENLİĞİ ELDE ETMEK İSTEYEN "KİŞİLERİN ZORLULUK DERECELERİNE" bağlı.

Matta............11:12 Vaftizci YAHYA'nın ORTAYA ÇIKTIĞI GÜNDEN bu yana GÖKLERİN EGEMENLİĞİ ZORLANIYOR, ZORLU KİŞİLER ONU ELE GEÇİRMEYE ÇALIŞIYOR.

Mademki Eski Ahit, Oğul Tanrı'larının müjdelerini duyurduğu kitap konumunda, madem Eski Ahit'i "her Harfi Tanrı'dan" diye "İNCİL" (Hz. İsa'ya vayhedilen ismi kullanıyorlar) adıyla BÜTÜNLEŞMİŞ halde aynı kapak altında KUTSAL KİTAPLARI kabul ederek sahiplenmişler, o halde Yahudilerin tüm görüşlerini de paylaşıyorlar demektir.

Yok edilen KIZILDERİLİLER, kökleri kurutulan ABORJİNLER, katliama uğrayan MAYALAR, AZTEKLER, İNKALAR, AFRİKALILAR, vb, Hristiyanların kendilerinden olmayanları hangi gözle gördüklerini ortaya koymuyor mu?

Afganistan ve Irak insanının maruz kaldığı davranışlar hangi insanlık değeri ile ölçülebilir?

Papa'lık makamından kendilerinden olmayanları bırakın katledilebileceğini, yenilebileceğine dair TANRI SÖZCÜSÜ olarak / TANRININ YERYÜZÜ VEKİLİ olarak fetva çıkmışsa ve yamyamlık teşvik ediliyorsa, siz düşünün artık DİNLERİNİN nelere izin verdiğini? Kendilerinden saymadıklarını nasıl gördüklerini?

Karnibalizm: Kolomp'un Amerika yerlilerini gördüğünde KATLİAMLARINA dinsel ve vicdansal ZEMİN TEŞKİL ETMESİ için onlara verdiği isim. Daha sonraları O barışsever yerlilere uyguladıkları katliamları örtmek, kendilerine katılımları artırmak için yerlileri vahşi ilan etmek için kullanılmış bir isim. Yamyamlığa taşınan tanım. Oysa; Baal Babil'in baş tanrısı haline gelen Marduk'un ve Tammuz tanrısının bir diğer adıdır. Baal sözcüğü efendi, sahip, koca anlamlarını taşır. .

Marduk / Baal ve İştar / Ester tapınmasının bir bölümü, bu tanrıların hoşnutluğunu kazanmak için sunulan kurbanlarla ilgiliymiş. İnsanlar bu tapınma ritüelleri bazılarında biçilen kefarete göre, kendi çocuklarını Marduk / Baal için ateşe atarlarmış.
   
  Nimrot, Marduk Baal'ın sıfatlandırılmış ismi. Baal, Marduk, Damuzi, Tammuz aynı inancın farklı varyasyonlarındaki tanım isimleri. Baal Babil'in baş tanrısı haline gelen Marduk'un bir diğer adıdır. Baal sözcüğü efendi, sahip, koca anlamlarını taşır. Baal için aynı zamanda Tammuz'da denir.

Fırtına tanrısı olan Baal bitkilere yaşam veren yağmuru yağdırdığı için aynı zamanda bir bereket tanrısıdır. Bitki ekimi için kullanılan BEL ve onu kullanmayı belirten BELLEMEK, BAAL'ın bereket Tanrısı olarak görülmesinden gelir. Mezopotamya'nın bereketli olmasında baş aktör olarak görülen BAAL, oradan diğer bölgelere TANRISALLIĞINI taşıyamasa da BEREKET sembolllüğünü taşımıştır.

Baal aynı zamanda Tammuz adıyla güneş tanrısı olması yanısıra; Baal, Tammuz ve Astarti (İştar / Ester / Astarte / Afrodit / Asterot / İnanna) üçlemesi İNANÇLARI içinde MARDUK'un farklı varyasyonlarını oluştururlarmış.
Hollwood'ta (-Hol Wood > Kutsal odun >Hollywood-) ismini baharda dirilen Tanrı Tammuz'un katkılarıyla / döllemesi ile yeşeren toprak ananın ürünlerinden, bol yapraklı ağaç ve kazıkla sembolize edilen İŞTAR'dan / Ester'den almakta imiş.

İŞTAR / ESTER'in simgelerinden olan GÜL, Baal / Marduk / Tammuz ve İştar ( Ester / Astarte / Afrodit / Asterot / İnanna) tapınmasının KAN DÖKÜCÜLÜĞÜNÜ vurgulamak için KIRMIZIDIR.
MARDUK / BAAL ve İŞTAR / ESTER'in aşkıyla ve kendileri ile ilgili simgeler arasında KIRMIZININ yanısıra SARI, YEŞİL renkler de vardır.

SARI RENK: GÜNEŞİ güneşi,
YEŞİL RENK: tabiatı ve doğurganlığı (Dirilen Dumuzi / Tammuz ile İnanna / İştar birleşmesi sonucu Mart ekinoksunda -20-22 Mart'ta canlanan tabiat),
KIRMIZI RENK: Marduk / Baal ve İştar ( Ester / Astarte / Afrodit / Asterot / İnanna) adına dökülen / kurban edilen insan KANLARINI simgelemektedir.

İştar / Astarte / Afrodit / Asterot / İnanna / Ester, Baal / Marduk / Tammuz ile ilgili diğer simgeler
TAMMUZ ismi için  (Marduk: Tammuz - Baal): "T", Haç, Boğa boynuzları, Güneş, Güneş çemberi ya da güneş diski, Sarı renk.

İştar: Beş köşeli yıldız, Meşe ağacı (Bol yapraklı ağaçlar), Odun kazık / Kutsal odun> Hollywood, Gül, Kırmızı gül, 5 sayısı, Savaş Tanrıçası, Beşgen / Pentegram > Pentagon, Kalp sembolü (Aşk Tanrıçası), Gök kraliçesi, Madonna, Kutsal Bakire Anne,Yeşil, Kırmızı....

LALE: Marduk / Baal simgesidir. Lalenin iç siyahlığı Baal ve Marduk'la simgelenen tanrının içindeki kötülüğü simgelerken. Lale'nin dış parlaklığı , çekiciliği ise içteki kötülükleri saklayan cezbedici MARDUK çağrılarını simgelermiş. Şeytan'ın kendisini doğru yolda olduğunu gösterebilmek için kullandığı "DOĞRU SÖYLEYENLERDENİM, DOĞRU YOLA ÇAĞIRANIM" yaldızlaması gibi.

LALE EĞER TERS OLARAK RESMEDİLİRSE bu sembol kesinlikle ŞEYTANI TEMSİL edermiş. TERS LALE İÇİNE RESMEDİLMİŞ OĞUL TANRI'nın kökü nerelere dayandırılıyor olabilir? Oğul Tanrı tezini ortaya atanlar ŞEYTAN sofrasında yer almış olanlardır. Maskeli İLAHİ DİN taklidi yapanlardır. Anlaşıldığı gibi TERS LALE İNADI / İNATCILIĞI değil, OĞUL TANRIYI, HIRISTİYANLIĞI, KAMİL İNSAN dolaysıyla SEFİROTU işaret etmektedir.

LALE'nin Tanrılar Panteonunda adı “EFENDİ” manasında olan Güneş / Şems Tanrısı TAMMUZ, ADONİS işaret etmesi elbette Lale ile bu TANRI İLANLILARIN özdeşleştirilmesindendir. Yunan Panteonunda Güneş Tanrısı’nın adı olan Adonis, İbranice’de ‘EFENDİ’ anlamına gelen Babil'li TAMMUZ (Temmuz) TANRI adının Yunanca karşılığıdır.

Elbette ADONİS'te TAMMUZ gibi ERİL bir Tanrıdır yani DÖLLEYEN Tanrıdır, Tabiatı uyandıran Tanrıdır. 20-22 Mart Ekinoksuyla Canlanır / hayata döner ve İNANNA'yı / İştar'ı / Aştarte'yi / Ester'i / Afrodit'i yani TABİATI dölleyerek hayat verirmiş.

Yunan / Babil / Sami Tanrı Panteonlarında Güneş Tanrısı Tammuz (Tammuz ilişkisi ile Marduk, Baal) ile Adonis ile TASAVVUF geleneğinde Tanrısal AŞK'la yanarak etrafına verdiği IŞIK, FEYZ nedeniyle adeta bir GÜNEŞ / ŞEMS olarak nitelenen, “EFENDİ” arasındaki bağlar / köprüler, müdavimleri tarafından kurulmuştur.

Tarikat ehlinin ER kişilerden olmasıda bu nedenlerdendir. Tıpkı İmamlık gibi Hoca EFENDİ gibi.... Tasavvuf geleneğinde, İNSAN-I KAMİL yani EFENDİ, Arap harfleri arasında Elif harfi ile işaret edilirmiş / sembolize edilirmiş. Elbette kim kimin Kamil'i olduğunu bilmeden, sadece etiketlere ve yaldızlarına bakılarak bağlanılmış EFENDİ bu sembol ile taltif edilirmiş.

Tasavvufta AŞK sınırlarının nerelere ulaştığı, AŞKLARININ içine neler girdiğini, AŞK'ın nasıl TANRISALLIK PANTEON'unun bütününe hitap eder hale geldiği, AŞK duygusunun AŞKIN'laştırılmasından tahmin edilebilir. AŞK'ın (Ayn Sof) TANRI benimsemeleri, AŞK'larının sınırlarını genişlettikce genişletmiş.

"Oğul Tanrı İsa’nın çarmıha gerilişi sırasında boynunu büktü" söylemleri / rivayet sallamaları ile Hristiyanlığın, ÇARMIHA GERİLDİ dedikleri Oğul Tanrımız dedikleri İsa'larının başına Hz. koyarak yani Oğul Tanrı dedikleri İsa'yı, İLAHİ VAHİYLERE mahsar olmuş Hz. İsa ile özdeşleştirerek Müslümanlığında içine İNANÇ etiketli sembol olarak sokulan LALE bu sayede TERS olarak betimlendirmelere yelken açmıştır / sebep olmuştur.

Hristiyanlar için OĞUL TANRI'larının ÇARMIH hikayesine üzüldüğü için boynunu bükmüş kabul edilen LALE, Müslümanlıkta Yaşam Ağacı / Sefirot / Kamil Adam / Tanrısal sembol olarak yer bulmuş ve ibadathanelerde yerini almış. Kökleri ve soğanı arşta, çiçeği ve meyveleri ise yeryüzünde olan lale, İnsan-ı Kamil'i sembolize edermiş Tasavvufta. Yani bir nevi Tanrı katına ulaşmış ve oradan beslenip müritlerine arz eden / ulaştıran Sefirot yapılanması içinde hareket eden İlahilik yüklenmiş Adam Kadmon'muş.

Ölümü ve Ölmüşlerini hatırlamak adına Mezarlıklara güzelliği için dikilen, motif, desen amacıyla ibadethanelere işlenen Lale elbetteki tüm bu nitelendirmelerin dışındadır.

Babil İnanç kulesinin yapımcısı olan, Tanrılığı için Tanrı'yı Feth etmek isteyen kişi efsanevi adıyla Gılgamış / İzdubar, bildik ismiyle Nemrut / Nimrod'dur.
Ahit'te ilk bahsedilen Tanrılardan Elohim tarafından sevilmeyen ve cezalandırılan ama inanç yelpazesinde yer alan Tanrı Rab / Lord / Yahve tarafından kahraman usta bir avcı olarak çok sevilen İzdubar, Nemrut, Nimrod BABİL KULESİNİN yapımına inanç ve örgütleme uzmanı HAMANLARI sayesinde girişmiştir.
   
  İZDUBAR, NEMRUT GILGAMIŞ, NİMROD KULE
   
  İnanç tuğlalarını / tabiilerini yaktığı ateşte PİŞİRMEYE / OLDURMAYA çalışanların ortak adıdır HAMAN.
PİR'lik makamı ELDE EDEBİLMEK İÇİN İNANAÇ ATEŞİNİ KÖRÜKLEYENLERİN MESLEK ADIDIR HAMAN. "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'ı" kendi icadları TANRILARLA aynı kefede tutmak isteyenlerin / görmek isteyenlerin / görenlerin / öyle sananların ve sandıranların PİR'idir HAMAN.
Hz. İbrahim'e "bende can verir bende öldürürüm" diyen EFENDİLERİNE çalışanların mensubudur HAMAN
Müstakbel PİR'leri / Yüce EFENDİLERİ için KULEYİ tamamlamaya çalışan bugünkülerin köküdür / üstadıdır HAMAN.
Kitaplarında BABİL KULESİNİ yaptığı için ilk etap Tanrılarından ELOHİM tarafından cezalandırılan NEMRUT / NİMROD / MARDUK / İZDUBAR ekolünü, İNANÇLARININ TEMELİ olarak benimseyenlerin TEKAMÜL PİRAMİTİNİ tamamlıyıcısıdır HAMAN.

Kutsal kitaplarında bile Tanrı olarak işaret ettiklerinin KARŞI ÇIKTIĞI Babil Kule yapımcısı NİMROD / NEMRUT / MARDUK'u / ŞEYTAN yolunu / Horus gözünü DİNLERİNE TEMEL yapanların KILAVUZUDUR / eli ayağıdır HAMAN.

"Her Harfi Tanrıdan" dedikleri kitaplarında kuleden dolayı ceza alan NEMRUT'u, daha sonra tabii oldukları TANRIYA övdürenlerin rehberidir HAMAN.

1 Tarihler......1:10 Kûşun Nemrut adında bir oğlu oldu. Yiğitliğiyle yeryüzüne ün saldı.

Kitaplarında TANRILARININ BİLE KARŞI ÇIKTIĞI Nemrut'u daha sonra rehberliklerine uygun görüp KULEYİ örmeye başlayanlar, elbette Nemrut'u SEVMEYEN, işlerine mani, yollarına ENGEL olacak olan, KULESİNİ yıkan TANRI yerine, Nemrut'u KAHRAMAN AVCI olarak yücelten, Yollarını açan, İNŞAA ETTİĞİ KULENİN BİTMESİNİ TEPESİNDE sabırsızlıkla bekleyen BİR TANRIYI ÇOKTAN EDİNMİŞ OLMALILAR.
   
  11 EYLÜL, İKİZ KULELER, 9:11
   
  GÜNÜMÜZDE DE BOYNUZ VE PENÇE GELENEĞİNİ SÜRDÜRENLER OLDUKCA FAZLA. ÖRNEĞİN MARDUK ve TİAMAT TANRILARINDAKİ KADER TABLETİNİ VE ONUN SİÜLETİNİ GÖĞSÜNE ALMIŞ, PENÇELİ KNATLI AYA YORGİ.

AYA YORGİ'Yİ DİN TANRISALLIĞINA YÜKSELTENDE, PATRİĞİN ASASINDA BETİMLEDİĞİ / GÜCÜNÜ ASASINA ÇEKTİĞİ / ONUN VARLIKLARINI (Marduk / Baal Melekleri etiketli Cinler) ASASININ ETRAFINDA TOPLADIĞI (Kutsiyetlerini asasına aktardığı) MARDUK EJDERHASINI ÖLDÜRMESİ. vs, vs.
   
  aya yorgi 23 nisan tapınmaları, tiamat, marduk kader tableti
   
  Dinleyene ve İNANMAK İSTEYENE masalları / sandırmaları çok. Herşey Kutsal damgalı yapılmış. Kutsal damgalı olan herşeyde Tanrıya bağlanmış. Tanrı'da "BİZİMLE" kabulüne bağlanmış. Bizimle olan Tanrı elbette tututuğumuz yolu onaylayan ve KURTARICI olandır çıkarımına bağlanarak Ruhbanlarca her verilen DİN İÇİ KABUL GÖRMÜŞ. Özetle: ORTODOKSLUĞA MARDUK / BAAL GÜCÜNÜ AKTARILMASI AYA YORGİ ile kolayca olmuş.

Hz. Musa'nın asası SİHİRLİ ZANNDENLER için SİHİRLİ BÜYÜLÜ bie asa sahibi olmak isterler. Oysa, Hz. Musa'nın belirttiği gibi asa koyun güdmeye, dayanmaya yarayan bir ağaçtan ibaret. Asayı MUCİZE BAŞLANGIÇLARINDA "START VERİCİ " olarak kullandırıpı MUCİZELERİ gerçekleştiren ise "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" ....
   
  barteholemos, Marduk, Baphomet, ejderha asa
   
  Kimlerdir bunlar? KUR'AN'I KERİM'in tabiri ile "EY HAMAN bir ATEŞ YAKIP BİR KULE YAP ki, MUSA'nın RAB'bine ERİŞEYİM" diyen, kendini TANRI olarak gören FİRAVUN'un seslendiği HAMAN türü İNANÇ ATEŞİ parlatanları bunlar... Özetle: kitaplarından NEMRUT'a övgü dolu sözlerle ilan edenlerin son durak / çağrı / davet adıdır HAMAN.

ONLAR İÇİN AYNI TANRIYA / BİR TANRIYA / BİR'lenen TANRIYA / BİR'lik TANRISINA TAPMAK TEK TANRICILIKTIR.
VE BU TÜR TEK TANRICILIK İDDİALARINI / İNANÇLARINI, ÇOK TANRI VARLIĞINI KABUL ETMİŞ OLMALARI BOZMAZ.
TANRILAR PANTEONUNDAN AYNI TANRIYA / BİR'lenmiş TANRIYA TAPMIŞ OLMALARI ONLAR İÇİN TEK TANRICILIKTIR.
   
  ARDUK ENLİL İŞTAR ESTER, BAAL
   
  Baal / Marduk: Hilal, Lale, 6 sayısı ve katları, Yahudi tapınaklarının TANRI EMRİ ile vazgeçilmezi olan BOYNUZ.
BOYNUZ'un hem MARDUK bağlantısı nedeniyle, hemde Mısır bağlantısı nedeniyle Vatikan'da dahil birçok yerde Musa heykelleri BOYNUZLU olarak betimlenmiştir.
BOYUNDURUK; Yeremyanın BABİL SÜRGÜNÜNÜ TEŞVİK için BOYNUNA taktığı ve kitabında TANRI EMRİ olarak gösterdiği MARDUK sembolü.

M. Çıkış.....4:16 O sana sözcülük edecek, senin yerine halkla konuşacak. Sen de onun için TANRI GİBİ OLACAKSIN.
M. Çıkış.....7:1 RAB, ‹‹Bak, seni FİRAVUNA karşı TANRI GİBİ YAPTIM›› dedi, ‹‹Ağabeyin HARUN SENİN PEYGAMBERİN OLACAK.
   
  BOYNUZLU MUSA, TANRI MUSA,
   
  Sina'da Harun 73 kişilik grubuyla TANRI ile görüşmesinin hemen ardından, neden Buzağı heykelini yeni Rabbiniz diye halkına sundu?

Harun'un GÖRDÜĞÜ TAPILMAYA karar verilen BUZAĞI olmasaydı, Yahudilik DİNİ içine BUZAĞI SOKULMAK istenmeseydi, Harun ve ALTIN BUZAĞI yapımının sonu PUT / BUZAĞI suyunu içirmek biçiminde bitirilir miydi?

M.Çıkış....24:9 Sonra Musa, HARUN, Nadav, Avihu ve İsrail ileri gelenlerinden YETMİŞ KİŞİ dağa çıkarak
M. Çıkış...32:4 HARUN altınları topladı, oymacı aletiyle buzağı biçiminde dökme bir put yaptı. Halk, ‹‹Ey İsrailliler, sizi MISIRDAN ÇIKARAN TANRINIZ BUDUR!›› dedi.

Tapınılıcak BUZAĞI İKONUNUN erken ORTALIĞA ÇIKMASI / DEŞİFRE OLMASI asıl KIZILAN KONU olmasaydı, Buzağının ortalıklardan kaldırılmasının GÖNÜLLERE İÇİRİLME ile göğüslerde beslemeye alınma şeklinde gerçekleştiği anlatılır mıydı?
Göz önünden kaldırılmanın yeterli olduğu dere suyu VAFTİZ olayı ile anlatılır mıydı?
SinaGOG gibi TAPINAKLARDA kitaplarında TANRI EMRİ olmasına rağmen BOYNUZ türü tapınma aletlerinin bulunmamasının nedeni, BUZAĞIYI GÖĞÜSLERDE BESLEMEYE almış olmaları.

M. Çıkış...32:20 Yaptıkları BUZAĞIYI alıp YAKTI, TOZ HALİNE gelinceye kadar EZDİ, sonra SUYA SERPEREK İSRAİLLİLERE İÇİRDİ
Y. Kitabı...9:21 Yaptığınız günahlı nesneyi, o buzağıya benzer DÖKME PUTU alıp YAKTIM. Parçalayıp İNCE TOZ haline getirinceye dek ezdim. Sonra TOZU dağdan akan DEREYE ATTIM

Neden Musa Buzağı heykelini toz haline getirdikten sonra yok etmeyipte tozu suyla karıştırıp halkına içirdi?
İlk Vaftizi ALTIN BUZAĞI / PUT tozu ile KUTSANMIŞ DERE SUYUNDA yaptırdı?
Neden suyu içmekte direnenleri Levilere öldürttü?
Neden Altın buzağıyı RAB olarak yapan Harun baş KOHEN olarak atandı?
Neden Altın Buzağı taraftarı ve ona tapmayanları öldüren Leviler ömür boyu TANRIYA BAKIMDAN sorumlu SOY yapıldı?
Neden Sina'dan alınan taş levhalar üzerindeki el yazısını halk TANRININ EL YAZISI" diye hemen tanıyıverdi?

M. Çıkış....32:16 Onları TANRI YAPMIŞTI, üzerlerindeki OYMA yazılar O'NUN YAZISIYDI

Oysa o güne kadar hiçbiri TANRIDAN YAZILI bir şey almamışlardı. Üstelik, Harun yeni Rabbiniz diyerek eskiyi geçersizde kılmıştı..vb.... Çünkü Yeni Tanrıları Musa olarak aralarında idi. Musa Tanrı gibi olmuş Harun'da Peygamberi....
   
  MARDUK, NABUKADNESSAR, İŞTAR
   
 

Yahudilik dinini mimarları, Tanrıdan kitap almadan Yahudiliğin ve Hristiyanlığın kitaplarını KALEME alan 2. Musa unvanlı Ezra ve arkadaşları, DaniEL'in açmış olduğu yoldan MARDUK (Purimdeki gizli EL. Merodah / Mordekay) MERODAH  TANRIMIZA yoldan gittik İŞTAR / ESTER kapısına geldiğimizde tanrımızı GÖRDÜK nasıl diyebilirlerdi?

(Babil kale kapılarını Pers'li Koreş'e açan GİZLİ EL. Bir gecede Babil devletinin Pers egemenliğine geçmesini sağlayan ve bunun içinde tüm hanedanlığı, devlet ileri gelenleri kan banyosuna çevirdiği katliamla yok ettirenTruva Atı DaniEL)

Elbette geçmişlerine hitap eden, kendi köklerini çok eskilere dayandıran birtakım isimleri ve olayları kullanmalıydılar. Kullanmalıydılar çünkü DİNİ Sina'ya dayandırmak zorunda idiler.
Yoksa hiç Mısırdan çıkmamış, çıkış yolunu bile bilmeyenler verdikleri tüm isimleri sallama olan 42.360 mevcutlu Babil kökenliler kendilerini nasıl olupta Musa'ya bağlayacaklardı.
(Ezra..2:64/5 Bütün halk toplam 42 360 kişiydi. Ayrıca 7 337 erkek ve kadın köle, kadınlı erkekli 200 ezgici, 736 at, 245 katır, 435 deve, 6 720 eşek vardı)

Hemde Kudüs'e döndüklerinde oradaki tüm Musa'ya bağlı olanları, geleneksel Yahudiliği Babil sürgünü öncesine göre uygulayanları dışlayarak.
Babil Sürgünü öncesi kitapları yok saymak hatta onları din dışı ilan ederek.
Eski yıkılan tapınağın yerine boynuz ritüelleri İÇİN yeni BOL BOYNUZLU tapınak yaparak, YENİ TANRILI DİN anlayışlarının EGEMEN olmasını sağlayabilirlerdi.
Çünkü DİNE TAMAMEN EGEMEN olabilmelerinin bir yoluda, kendi dışında kalan tüm RABBİ sınıfını devre dışı bırakmakta, yazılmış çizilmiş her belgeyi sahte olarak nitelendirmekte ESKİYİ TAMAMEN İNKAR etmekten geçiyordu. Bu nedenle DİN EGEMENLİĞİ ve YENİ TANRILARI için ancak UYGUN BİR GEÇMİŞ kazandırmakla olabilirdi.

Herşeyi işlerine geldiği KILIFLAR içinde GEÇMİŞE GÖNDERİP, "doğrusu bizim dediğimiz gibidir, BAKIN ATALARIMIZDA o doğruları benimsemiş, vb gibi" diyerek YAZDIKLARI / VAR ETTİKLERİ DİNSEL GEÇMİŞİ, potansiyel inanç sahiplerine sunmakla olabilirdi.

Bir ülkeyi İÇTEN FETH ETMEK, ELE GEÇİRMENİN yolunun manzarası ne ise, BİR DİNİ ELE GEÇİRMENİN YOLUNUN GÜZERGAHIDA aynı manzaraları izletir..

Her ikisinde de SİZDENİZ, SİZİN İÇİN, ASIL DOĞRUSU BU, DEMOKRASİ, BARIŞ, ÖZGÜRLÜK, KARDEŞCE YAŞAM, İNSAN HAKLARI, SEVGİ, VATAN, MİLLET, vb. gibi SÖYLEMLİ ama AKSİ YÖNLÜ yöntemlerin uygulanması ile mümkün olur.

Mustafa Kemal Atatürk Gençliğe yani; düşüncesini genç / dinamik / yaşayan / çalışan / zinde tutanlara HİTABESİNDE, ülkenin nasıl İÇTEN nasıl FETH edilebileceğini, İÇTEN nasıl ELE geçirilebileceğini vasiyet / uyarı olarak bildirmeside bu yöndedir.
Yoksa 20 yaş altına hitap değildir bu ülkenin içine gireceği durumu haber vermesi.
Düşüncesini Türkiye Cumhuriyetinin ilk günlerindeki gibi İDEALLERİNİ, CUMHURİYETİ, VATAN BÖLÜNMEZLİĞİNİ, ÜLKE ve TOPLUM ÖZGÜRLÜĞÜNÜ hala ilk günkü gibi GENÇ TUTANLARADIR bu uyarı. "İlalebet yaşayacak" dediği Türkiyenin GENÇLERİNEDİR bu tembih. İstiklal Marşı ile bir GAYP esintisidir / yorumudur / uyarı haberciliğidir

ATATÜRK SEÇİLMİŞ BİR İNSANDI. Eğer o SEÇİLMEMİŞ OLSAYDI bu gün ARAP BAHARINI yaşayanlar çoktan Osmanlı ile birlikte KIŞA girmişlerdi
Güçlü ve MÜSLÜMAN bir TÜRKİYE hep engel görülmüştür İMAN BÖLGESİNE SECDE EDEREK GİRMEYENLER tarafından. Kapılarından SECDE ederek girmekdikleri yasaklanmış bölgeye bu kez SİLEHLA GİRMEK isteyenler GÜÇLÜ ve SÖZÜ dinlenir TÜRKİYE'yi ne yapsınlar.

O duyguyu kalplerde yaşatanların damarlarında dolaşan ASİL KANDIR kurtarıcı ilan edilen. O kan; ÖZGÜRLÜKTÜR, BARIŞTIR, SEVGİDİR, TESLİM OLMAMADIR, ZİNCİRİ KABUL ETMEMEKTİR.

Eğer en önemli 5 kitapları Yaratılış, M. Çıkış, Yasa Kitabı, Ç. Sayım, Levililer Musa'ya verildiyse, Yeşu Yeşu kitabını akabinde yazdı ise, Eyüp ve diğerleri kendi kitaplarını TANRIDAN alarak ilettiyse, Zebur'u Davut Tanrıdan aldıysa, Krallar, Tarihler gibi kitaplar diğer kitapların özeti / ihtisas bölümü / tasnifi konumunda ise, bu durumda Ezra'ya 23.144 maddelik kitaplar külliyesinden 280 maddelik bir pay düşer.

Eski Ahit Kitap Sayısı...39 Adet; Bölüm Sayısı.....929 Adet; Madde Sayısı...23.144 Adet. Bu payda onu YAHUDİLİĞİN 2. MUSA unvanına taşımaz / makamına oturtmaz. Demekki tüm kitaplar onun elinden geçtiki, YANİ TANRIDAN KİTAP ALMADAN KİTAP VEREN KONUMUNA oturduki, 2. MUSA unvanı verildi.

BOYUNDURUK; Yeremyanın BABİL SÜRGÜNÜNÜ TEŞVİK için BOYNUNA taktığı ve kitabında TANRI EMRİ olarak gösterdiği MARDUK sembolü.

"Tanrı Babil sürgününü emretti" derken aslında MARDUK'un, BÜYÜK EFENDİNİN, BAAL'ın yani NABUKADNESSAR'ın, KOREŞ'in tanrısının ÇAĞRISINI yinelemeye devam ediyordu. Hemde bu daveti kitabında onlarca defa yapmış. Yazmanı Baruk ve öğrencisi Ezra her harfi tanrıdan dedikleri kitaplarında sürekli BOYUNDURUK emrine yer vermişler.

Babil sürgününden yeni bir TANRI ile dönenlerin kahraman lideri 2 . Musa lakaplı Ezra, toplumuna TANRIDAN kitap almadan KİTAP KAZANDIRAN kişi olarak ne yazması gerektiğini elbette biliyordu.

Yahudi tanrısının seçtiği ve yollarını açtım dediği Koreş'in yaptırdığı ve Koreş / Sirus / Cyrus silindiri olarak anılan beyannamede, Yahudilerin MESİHLERİ / KURTARICILARI ile birlikte BÜYÜK EFENDİ MARDUK'a taptığını Koreş ağzından yazılmış.

Yahudilerde bu silindiri inanç yollarının GERÇEĞİNİ gelecek nesillerine aktarmak için delil olarak kullanıyorlar. Tabii ki silindirin muhteviyatını İLAHİ inanç ilanında bulunan belge zannettirerek

   
  SİRUS / KOREŞ SİLİNDİRİ
   
  BOYUNDURUK emri ile ÖZELLİKLE GELECEK NESLE; Babil BAŞ TANRISI MARDUK benimsetmesi daha kolay bir hale gelmiştir. Çünkü Babil SÜRGÜN yeri değil, Yabancı bir kralın (Nabukadnessar) zorla alıp getirdiği bir yer değil adeta İsrail'İN Tanrısının DAVET ETTİĞİ YER olarak KABULLERİNDE yer bulmuştur. Zorunlu bir şark görevi olarak işlenmiştir, MARDUK'un daveti. Böylece Marduk, İsrail'İN yeni TANRISI olarak ilk ÇAĞRISINI yeni Halkına yapmıştır, Ezra'nın / Üzeyir'in tercümanlığında. (kurtarıcı olarak beklenen adıyla. Ölmeyip göklere çekilmiş olan MESİH ÜZEYİR) kitaplarıolarak kitaplarında yer almıştır.

Sandığıyla birlikte KAYBEDİLEN / YOK EDİLEN Azazel'e Teke sunusu sunan, halkı için Mısır dolaylarını bir üst Panteon Tanrısına haraç olarak vermiş olan, "Halkım" dediğini BABİL SÜRGÜNÜNDEN koruyamayan KISKANÇ İsrail'İN eski Tanrısı yerine, MARDUK İsrail'İN (Yakup olan İsrail değil Toplum olan İsrail) Tanrısı olarak kolayca monte edilmiştir.

Bu arada, Eski İsrail'İN / Yakup'un Tanrısı makamında yer almış olan, Ahit Sandığı misafiri / müdavimi / bağımlısı Tanrı'da BOL BOL ÖVÜLMÜŞ, her olay için GÖRÜNÜM verme sahneleri İHTİŞAMLAR içinde kitaplarında yer bulmuştur.

Ta ki; Babil'den dönüp yeni Tanrı sitilinde Tapınak yapılana kadar. O tarihten sonra, görünümle bildirim işini / Tanrısal mesaj işini Sanhedrin meclisi üstlenmiştir.
Babil Sürgünü kitaplarında asla bir Tanrısal suç / Tanrısal zayıflık olarak gösterilmemiştir.
Babil sürgünü için TANRIYI SUÇLASALARDI, Yahudi halkını, döneklik, fahişelik, günahkarlık gibi sıfatlarla suçlamasaladı, KUDÜS'te ESKİ TANRI İNANCINA sahip olanlara TANRI kabullerini nasıl izah edebilirlerdi?
Demezler miydi; "HEM TANRIYI KÖTÜLÜYORSUNUZ hemde Babil'de verilen emirler diye "BİZİM yani ESKİ TANRI'yı ve KİTAPLARI KABUL ETMİYORSUNUZ. yeni emirler diye yıkılan Tapınağı temelleri üzerine eskisi gibi yapmayıda red ediyorsunuz.

Eğer BABİL SÜRGÜNÜ esnasında TANRI ÖVÜLMEMİŞ olsaydı, YAZIKLARI BİNLERCE SAYFA KİTAPLARI, BUNLAR TANRI SÖZÜ" diye nasıl sunacaklardı. Nasıl GÖRÜNÜMLERİ yaldızlayacaklardı?
Tanrı övülmeseydi "TANRI BİZİMLE idi" nasıl diyeceklerdi, Tanrının GİZLİ EL'i nasıl olacaklardı? vb gibi...

ÇÜNKÜ BABİL'den BİRLİKTE DÖNÜLECEK TANRIYI HERKEZİN SEVMESİ, DOST OLARAK GÖRMESİ, ONA BAĞLILIKLARINI ARTIRMASI, ONUNLA KURTULUŞ BEKLENTİLERİNİ YAŞATMALI ve KUDÜS'te kalıp SÜRGÜNE GİTMEYENLERİN (eski Tanrı anlayışına sahip olanların) YALANCI, TANRI BİLMEZ OLMASI, DIŞLANMASI GEREKİYORDU.
Aynı Tanrı, aynı Tapınak, aynı Kitap, aynı ritüeller olsaydı ne diye DIŞLAYACAKLARDI KUDÜS'te kalan YAHUDİLERİ.

Çünkü TANRI BABİL SÜRGÜNÜNE SÖZÜNÜ / EMİRLERİNİ DİNLEYENLERLE BİRLİKTE İDİ. Dışlanma sadece dinsel alanda olmadı elbette. Listelerinde yer almayan kimselerle evlenenlerde Günahkar / suçlu ilan edilip dışlandılar. Yabancı ile evlenmemek bir tek Ezra ve Nehemya listelerinde yer almakla yani BABİL SÜRGÜNÜNE gitmiş TATALARA ship olmakla mümkündü.

Ezra...........9:2 KENDİLERİNE ve oğullarına bu halklardan KIZ ALDILAR. Böylece KUTSAL SOY ÇEVREDEKİ HALKLARLA KARIŞTI. Önderlerle görevliler bu HAİNLİKTE öncülük etti.››
Ezra...........9:3 Bunu duyunca giysimi ve cüppemi yırttım, saçımı sakalımı yoldum, dehşet içinde oturakaldım.
Ezra...........9:4 SÜRGÜNDEN DÖNENLERİN bu HAİNLİĞİNDEN ötürü İSRAİLİN Tanrısının sözlerinden titreyenlerin hepsi çevremde toplandı. Bense akşam sunusu sunulana dek dehşet içinde kaldım.
Ezra..........10:10 Kâhin Ezra kalkıp, ‹‹Siz Tanrıya ihanet ettiniz›› dedi, ‹‹YABANCI KADINLARLA evlendiniz. İsrailin SUÇUNA SUÇ KATTINIZ.
Ezra..........10:11 Şimdi atalarınızın Tanrısı RABbe suçunuzu açıklayın. Onun istediğini yapın. ÇEVREDEKİ HALKLARDAN ve YABANCI KADINLARDAN AYRILIN.››.››
Ezra..........10:17 Birinci ayın birinci günü YABANCI KADINLARLA EVLENEN bütün ERKEKLERİN durumunu incelemeyi bitirdiler.

Boşuna "TANRIMIZ 20 YIL TUTSAK KALDI" cümlelerini kurmuyorlar. Pers'liler 21 GÜN ALIKOYDU" vakaları, laf olsun sayfalar dolsun diye ZİHNİYET TORUNLARINA AKTARILMIYOR. Amaç Tanrı kabullerini İNANÇLARI içinde SIRADANLAŞTIRMAK, BASİTE İNDİRGEMEK. Güreşte yenilerek Yakup'UN / İsrail'İN Tanrısı unvanını alanın KENDİLERİNE BAĞIMLI OLDUĞUNU , Tanrı beceriksizlikleriyle, Tanrı korkularıyla BEYİNLERE yerleştirmek.

1 Samuel.......7:2 SANDIK uzun bir süre, YİRMİ YIL boyunca Kiryat-Yearimde kaldı. Bu arada BÜTÜN İSRAİL HALKI RABbin ÖZLEMİNİ ÇEKTİ.


Daniel'e Babil sürgünü sırasında görünümler veren Tanrı, uzun süre Daniel'e görünmez. Nihayet 21 gün sonra Daniel'e görünür. Neden 21 gün boyunca gelemediğini Daniel'e şöyle açıklar.

(Sürgün sonrası yazıldığı belli olan bu satırlar TANRI İNANÇLARININ hangi seviyede SÜRMEYE DEVAM ETTİĞİNİ göstermesinin yanısıra, gelecek nesillere TAPINILAN TANRI UNVANLI OLGUNUN vasıflarını aktarmaya yönelik. Alaaddinin Cini gibi esir alınabilen, tutsak edilebilen, kurtarılmaya muhtaç olan TANRI olarak benimsenmişlerden biri. Tıpkı şu ifade ile İNANÇLARINDA yer edinmiş duyuruları gibi...........Yasa Kitabı....32:17 TANRI OLMAYAN CİNLERE, TANIMADIKLARI İLAHLARA, Atalarınızın korkmadıkları, Son zamanlarda ortaya çıkan Yeni ilahlara kurban kestiler)

Daniel.............10:13 Pers krallığının önderi YİRMİ BİR GÜN bana karşı durdu. Sonra baş önderlerden MİKAİL BANA YARDIMA GELDİ, çünkü orada, Pers KRALLARININ YANINDA ALIKONULMUŞTUM.

Korkak tanrı : TANRI: savaşta geri çekiliyor ÇÜNKÜ; DEMİRDEN YAPILMIŞ SAVAŞ ARABALARI TANRIYI KORKUTUYOR. Demir savaş arabalarından korkan bir tanrı...
Hakimler.....1:19 RAB Yahudaoğullarıyla birlikteydi. Yahudaoğulları dağlık bölgeyi ele geçirdilerse de ovada yaşayan halkı kovamadılar. Çünkü bunların DEMİRDEN SAVAŞ ARABALARI vardı.
   
  SURİYE DURA SİNAGUG U 20 ESİR DÜŞEN YAHVE
   
  BOYUNDURUK emri ile DİNE sokulan Mardukvari inançlar ZİHNİYET TORUNLARINA / öyle bir tanrı özlemi içinde olanlara büyük bir hareket sahası kazandırmıştır. (Hem Tanrı hem halk adına "TEKE GÜNAH SUNUSU" sunulma sahneleriyle de, AZAZEL / ŞEYTAN / TAVUS ast'ı bir 2. dereceden TANRI sahipliği ile İDEAL TANRI arayışına çıkıldığıda belirtilmiş)

"Tanrı kaybolurda, korkarda, tutsakta düşer" İNANCINA SAHİP KILINMIŞ topluluklara inanılması mümkün olmayan MASALLARI anlatmak hiçte çekinilecek bir şey olmamalı. Kitaplarına ve kabul edenlere bakınca ortaya çıkan durum bu.

Yeremya.......27:2 RAB bana dedi ki, ‹‹Kendine sırımla bağlanmış tahta bir BOYUNDURUK yap, boynuna geçir.
Yeremya.........5:5 Büyüklere gidip onlarla konuşayım. RABbin yolunu, Tanrılarının buyruklarını bilirler kuşkusuz.›› Gelgelelim onlar da BOYUNDURUĞU kırmış, Bağları koparmıştı.

Yeremya.........2:20 ‹‹BOYUNDURUĞUNU çok önce kırdın, Bağlarını kopardın. ‹KULLUK etmeyeceğim› dedin. Gerçekten de her yüksek tepede, Her BOL YAPRAKLI AĞACIN altında Fahişe gibi yatıp kalktın.

Boyunduruğu kırmak: Marduk'un / Baal'ın sembolü olan BOYUNDUĞU terketmek manasında kullanılmış. Marduk inancından uzaklaşmakla, başka Tanrı ve Tanrıçalar peşine takılmayı anlatıyor.
"BOL YAPRAKLI AĞAÇLAR altında BENİ ALDATTINIZ" diye aktarılan TANRININ dert yanması ile BOL YAPRAKLI AĞAÇLA sembolize edilen İŞTAR / ESTER tanrıçası yada onun benzeri icad edilmiş TANRILAR ile kurulan İNANÇ sapmaları kast edilmektedir.

Yeremya.......29:26 ‹‹ ‹RAB tapınağın sorumlusu olarak Yehoyada yerine seni kâhin atadı. Peygamber gibi davranan her deliyi tomruğa, demir BOYUNDURUĞA vurmak görevindir.

Her BABİL Kralı aynı zamanda TANRI'dır. Tıpkı Mısır Firavunları gibi. Nabukadnessar'ın karısı SEMİRAMİS'in MARDUK'un ANNESİ olduğu unutulmamalı. Hristiyanlığa GÖK KRALİÇE tapınma ritüelini inancıyla, tiplemesiyle birlikte verdiği hatırlanmalıdır.

Gök Kraliçesi Semiramis&Marduk / Tanrı betimlemesi, Gök kraliçesi Meryem / Madonna& İsa / Oğul Tanrı betimlemesi ile aynıdır.

Babil İNANÇ kulesininin günümüzdeki yapımcıları, İLAHİ SAPMA içinde olduklarını DOLAR ÜZERİNE işledikleri Piramitin / Kulenin bitmesini sabırsızlıkla bekleyen TEK GÖREN GÖZLÜ DECCAL'i resmetmelerinden belli.
Oysa kitaplarının Yaratılış bölümünde benimsenmiş / öne çıkarılmış TANRI Babil kulesinin bitmesiyle KENDİSİNE ULAŞILACAĞINDAN KORKMUŞ ve FETHEDİLMEMEK içinde yıkımına karar vermişti.
Bugün ise paralarının üzerine "TANRIYA İNANIRIZ" yazanlar, KULENİN BİTMESİNİ DÖRT GÖZLE bekleyen "TEK GÖZ" sembollü ŞEYTANA hizmet ettiklerini beyan etmiş oluyorlar.
   
  DOLAR GÖREN GÖZ HORUS, TERS LALE, PENSİLVANYA
   
  Ayinleri yöneten ve kendilerine Cahna / Kahna'lar (Kahin) BAAL'a hizmet ettiklerinden, Cahna Baal (Baal Kahini) olarak isimlendirilirmişler. "Canibal" (Kanibal) denilen bu rahipler Ayin sonrasında ateşte kızartılmış olan çocukları yerlermiş.

Bu nedenle insan eti yiyenler / yamyamlar; CANNIBAL / KANNİBAL / CANNİBALISM tanımı ile özdeşleşmiş. BAAL'ın Kahinleri tanımı İnsan eti yiyenleri yani yamyamları işaret eden bir kavram haline gelmiş
   
  haçlılar ve yamyamlık karnibalizm
   
  Kutsal kitapları olan Eski Ahit'te öne sürülmüş Tanrılara ait bu ANLATIMLARI havada kapıp, "KONUŞAN HAYVANLAR" görüşünü FİZİKSEL olarak UYGULAMAYA soktukları Dünya'da konuşulan dillerin EGEMEN GÜÇLERE ait olmasından belli. Sömürge yapılan, soyları kurutulan, Dinleri değiştirilen toplulukların Dünya üzerindeki yayılımlarından belli
   
  dünya diller ve dinler dağılımı
   
  "ADEM'in TORUNULARI" dedikleri Homo Sapiensin 120..000 yaşını kabul edenler, elbette M.Ö. 3761 yılında "ADEM TANRIYA BENZER olarak yaratıldı" diyorsa, bu yaklaşım kendilerine ait SOY ATALARINI belirleme arzularının iç-güdüsel olduğunu ortaya koyar.

Ötekileri koca kafalı CRO-MANGON sınıfında / KONUŞAN HAYVANLAR kategorisinde / GOYİM KAVRAMI içinde tutabilmek için, 5773 yaşındaki Adem'lerine 120.000 yaşa / yıla kökleri ulaşan Homo Sapiens'in İLK ATASINI, OĞUL (Habil, Kabil, Şit ilan ederlerki) yapmış olmalılar ki; onlardan türeyen diğer Homo Sapiens'ler Adem'lerinin (1000 kuşaktan torunları olanın, TORUNU olabilsinler) TORUNU olabilsin.

Görüyorsunuz; Kitaplarımız, Hz. Musa'ya verilen İLAHİ VAHİYLERİ içeren TEVRAT değil, pagan inançlı ATALARIMIZIN sanılarını dile getirdiği ve takipcilerini benimsediği adreslere teslim eden SALLAMALARLA dolu metinler külliyatı" dememek için İNANILMAZ MANEVRALARLA dolu SENARYOLAR türetiyorlar.

İNANMAYA HAZIR, UYUMA MODUNA GİRMİŞ "HE-HECİLERE" MASALLAR YAZIYORLAR.

"HER HARFİ TANRIDAN" dedikleri kitaplarının ilan ettiği ve YARATILIŞ sahnesinde boy göstermeye başlayan TANRI DEĞİŞİMLERİNE, 2. ADEM'e, 2. HAVVA sunumlarına TERCÜMAN OLUYORLAR demektir.
   
  GOYİM, HOMOSAPİENS, ADEM
   
  Bu yüzyıla göre basit aletler ve araçlar sayılacak olan evreden yani binlerce yıldır atın ve atın çektiği araba üzerinde geçen yaşamların; Uzay, havacılık, nükleer, elektronik gibi Tüm teknolojik gelişmelere kavuşması son yüzyılda olmuştur.
Bu durumda TÜM İNSAN DEDİKLERİMİZ ASLINDA CRO-MANGON mu?
Adam ile ÖZELSOY OLUŞTURANLAR aslında binlece yıl süresince CRO-MANGON sınıfına soktuklarının saraylarında, onların EMİRLERİ ALTINDA yaşamış olmuyorlar mı?
CRO-MANGON'ların sevk ve idaresinde onların kurduğu şehirlerde, onlardan öğrendikleri YAZIYI, ilmi, bilgiyi, beceriyi kullanarak yaşamış BİR ALT KATEGORİ olmuyorlar mı?..vs

Bugün bile yapım tekniği insanları hayrete düşüren PİRAMİTLERİN yapıldığı yıllarda TUFAN oldu, Nuh, Ham, Yafet ve Sam kaldı biz onlardan türedik TEZİ ile SEÇİLMİŞ TÜRLERİNE soy-sop / SOYSUZu uyduranlar; Tanrı RA'yı, FİRAVUN'u, İNŞAAT DEHASI MİMARLARI, USTALARI, MISIR halkını ve PİRAMİT inşaatında çalışan BİNLERCE insanı kendi DİNLERİNE temel yaptıkları SAFSATA TEZLERİ için GÖRMEMEZLİĞE geliyorlar.

"Tufan oldu" dedikleri tarihlerde kayda alınmış ve günümüze kadar gelen tüm yazılı belgelerde TUFAN bildiren kayıtlar bulunamamasına rağmen TÜR SOYLARININ SEÇKİNLİK iddiaları için, "HER HARFİ TANRIDAN" dediğimiz kitaplar SALLAMALARLA dolu" diyemiyorlar.

"Tufan oldu Nuh, Ham, Yafet, Sam ve Nuh'a tecavüz edecek olan torunu tam bir sene gemi içinde sularla kaplı Dünya'da gezindi" dedikleri tarihlerde yapılmış olan anıtsal eserlerde, kurulmuş olan şehirlerde bırakın ÇAMUR / MİL kalıntılarını, uzun süre su baskınının oluşturacağı izleri dahi bulamamalarına rağmen SONSUZ YAŞAM HAYALİNE BAĞLADIKLARI TAKİPCİLERİNDEN olmamak için, "TANRI SÖZÜ" dediğimiz kitaplar "SİNA'da VERİLMEDİ" diyemiyorlar.

Bu nedenle, Dinlerine SOYLARINA nirengi yaptıkları TÜRLERİNİ bağladıkları, SECERELERİNİ başlattıkları AHİT TUFAN tarihlemesini dolaysıyla; KİTAPLARINN ve DİNLERİNİN İLAHİLİĞİNİ yalanlayan Piramitler gibi, Firavunlar gibi Dünya tarihine damgasını vurmuş olguları, TUFAN HİKAYESİ içinde BIRAKIN BİR YERLERE oturtmayı hepten YOK SAYIYORLAR.
   
  MISIR PİRAMİT NUH TUFAN
   
  YAHUDİ HRİSTİYAN AHİT KRONOLOJİ
   
  İşlerine geleni kabul edip işlerine gelmeyenleri yalanlayıp yok sayanlar, YALAN ÜZERİNE yazılmış olan ATA YADİGARI kutsal damgalı kitaplarınıda YALANLAMAKTAN geri kalmıyorlar.

Sadece ATALARININ SANILARI üzerine yazılmış olan KİTAPLARIN yazarı TANRIYI EL YAZISINDAN tanımış olanlar, elbette TANRILIĞA SOYUNUP bazı TANRISAL SAPTAMALARIN üzerlerini çizmekte kendilerini RUHSAT SAHİBİ olarak görüyor olmalılar.

Aynı kitaptan çıkarılan Yaratılış tarihi ile Yahudilerin kabul ettiği Adem'in var oluş tarihi arasında 403/4 yıl fark var. TANRI UYARILMAZSA, yönlendirilmezse hata yapan diyenlere layık bir fark.

Aynı kitaba tabii olan yani YAHUDİLERİN kendi kitapları olan Eski Ahit kitabındaki "TANRI BİLDİRİMİ" yılların alt alta sıralanmasıyla elde edilen ATALARININ TANRI ADINA ÖNGÖRDÜKLERİ yaratılış yılı.
   
  KRONOLOJİ YAHUDİ TAKVİMİ
   
  Kitaplarına tercüman olup bizim Adam'ımız bize ÖZELDİR. Seçilmişler için atadığımız M.Ö. 3761 doğumlu ADAM bizim ilk atamızdır. Diğer KONUŞAN HAYVANLARIN atası olan YARATILMIŞ ADEM ile bizim hiçbir ilgimiz yok diyorlar.

Adem'lerinden 6.000 yıl önce Urfa Göbeklitepe'yi kurup sosyal yaşamları içinde TANRIYA TAPMAYI ihmal edenler ve herşeyi ben yarattım diyen ama KENDİSİNE TAPANLARDAN HABERSİZ TANRI İLAN EDİLEN AHİT TANRISI / YAHVE / ELOHİM / EHYEH / ANDONAİ / EL SHADDAİ / BEN BEN / İsrail'İN TANRISI / Yakup'UN TANRISI / vb..

KUL TANRI OLDUĞUNU BİLİYOR ve TAPINIYOR ama "TANRIYIM" diyen / "TANRI" denilen TAPINAN KULDAN HABERSİZ..
   
  URFA GÖBEKLİTEPE
   
  Kitaplarından "HER HARFİ TANRIDAN" damgalı olarak duyurdukaları 2.Adam / Adom Kadmon öncesi yani; Yahudilerin kronolojik kabullerine göre M.Ö. 3761, Tanrı sözü kitaplarındaki rakkamları alt alta toplandığında (Eski Ahit kitabındaki tarihleri Babil Sürgün dönüşü, sürgün gidişi, 2. Tapınak açılışı, tarihleri üzerine ilavesi ile) ortaya çıkan M.Ö. 4164/5 tarihinden önce DEVLET KURMUŞ (İmparatorluk kurma aşamasına gelmiş), YAZIYI BULMUŞ, şehir devletlerini kurmuş, SANATSAL değerler üretmiş, Urfa Göbeklitepe'de M.Ö. 9500 yılından beri tapınaklarında kendilerini yarattığına inandıkları tanrıya tapmış olanlar onlara göre BİR ÇIRPIDA "CRO-MANGON HAYVANSILARI" sınıfına giriveriyor.
   
  KAZIM MİRŞAN HALAY
   
  Uygulamaları adeta: "Konuşan Yaratıkların (Yaratılanda demiyorlar. Yaratık diyorlar) Adem' dedikleri ile bizim Adem'imiz aynı koşullar altında oluşsaydı, arada seçkinlik farkı kalır mıydı" diyor. Her ne vahşet sergilersek sergileyelim, her ne yaparsak yapalım "TANRI BİZİMLE" nasıl derdik. "Yeryüzünde TANRININ GİZLİ ELİ nasıl olurduk" diyorlar.

Hıristiyan din kurucuları vasıtasıyla; AYRI BİR TANRIYA sahip olduklarını, ADAM'larının bu OĞUL TANRININ OĞLU olduğunu TANRI sözü SECERELERİNE yazmışlar. Yahudilerin yazdığı HRİSTİYANLARIN Yeni Ahit kitaplarında İsrail halkı övülürken, OĞUL TANRILARININDA İSRAİL HALKINA, "halkım dediği" bol bol tekrarlanıyor.

Yahudilerin kendi kitaplarının devamı olarak iç çekişmelerinde kullanmak için yazdıkları anlaşılan bu kitaplar, daha sonra kitaplarda "İMASI" dahi olmamasına rağmen HIRİSTİYANLIK dinini oluşmasına neden oluyor. İsrail Halkı içindeki Ruhban sınıfın "TANRI DEDİKİ" kavgalarının sonucu olan Hıristiyanlığın benimsediği kitaplara göre; ADAM, TANRI-OĞLUNUN OĞLU gözüküyor.

Yaratılışa yada Babasız doğuma inanmadıkları için, kutsal soylarını Yusuf'u Meryem'le evlendirerek çözenlerin, başka bir inanca sahip olmaları düşünülebilir mi?
İsa'ya atfettikleri Davut soyu ile en ilkel bile olsa "Tanrısal kutsallığı" hiçe saydıklarını gösterenlerin, inanç temelleri elbette kiliselerinin içlerine kadar girmiş olan PENİSLERİYLE temsil edilen Tanrılarda olmalı. Kusallığı Babasız olmasında olan İsa'ya, illaki İNSAN soyu içeren Secere yazarak KUTSALLIĞI yok edenlerin, kaleme aldıkları kitap elbetteki PENİS ZİHNİYETLİ inançların aynası olacaktır.
   
  OBELİSK PENİS VE KİLİSE
   
  Hatta Yuhanna'ya atfedilen vahiy kitaplarında da kurtulanlar sadece Yahudiler. Oğul TANRILARI ile kimsenin bilmediği ve bilemiyeceği ÖZEL EZGİYİ söyleyebilecek olanlarda seçilmiş olan 144.000 YAHUDİ.

Luka ile Şükür edip "halkını kurtardı" dedikleride İSRAİL'İN TANRISI. "Tanrımız" diye tapındıklarının da "İSRAİL'İN TEK HALKI olduğu AHİT ZAMANININ yaklaştığını belirten ifadelerini, Zihinlerine işleme projelerini kitaplara almışlar.

(144.000 Yahudi dışında Ezgiyi kimse bilmiyor ve bilmeyecekse, bu durumda ÖZEL EZGİYİ kimse duyamayacak demektir. Demek ki ÖZEL EZGİ söylenirken OĞUL TANRININ yanında HİÇ HIRİSTİYAN olmayacak demektir. Yanlarında olurlarsa öğrenirler ve söylemeye başlarlar. Sayısal olarakta Yahudilerden başkasının olmayacağı vurgulanan EZGİ SÖYLEME sırasında Hıristiyanlar olmayacağını, Oğul Tanrı+Kutsal Ruh+ Özel Melek destekli Hıristiyan kitaplarını yazanlar söylüyorlarsa ELLERİNDEKİ KİTAPLARI KİMLER YAZMIŞ olabilir?)

Ahit'te bol bol geçen başka ilah varlıklarını kabul ifadelerinin yanında, Tanrıoğullarının varlığıda vurgulanıyor. Tanrının oğullarının İNSAN / KONUŞAN YARATIKLARLA EVLENİP ÇOCUK SAHİBİ olduklarıda belirtiliyor.

İşte bu anlayış içinde ADAM'larının TANRININ OĞULLARINDAN birinin katkısıyla KONUŞAN YARATIK KIZLARINDAN birinden olmuş olduğunu SECERELERİNDE yazmışlar. "Her harfi Tanrıdan" dedikleri kitaplarındaki secerede, "TANRI OĞLU ADAM" kabullerini açıkça yazmışlar. Elbette İNGİLİZCE, İBRANİCE..vb.. Orjinallerinde.
   
  adem tanrı oğlu
   
  AZ TAPILANIN "YARATAN" değil ÜREMEYLE anılan olduğunu işaret eden, dölleme uzvu PENİS sembollü PUT TANRI ikonları "Dikilitaş&Obelisk" sayfasına buradan ulaş.
   
  AZ İLAHİ DİN MASKESİYLE HIRİSTİYANLIĞIN İKONU HALİNE GETİRİP, EDİNİLEN TANRIYA İTHAF ETTİKLERİ "HAÇ ve SEFİROT" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  "İsrail Tanrısı, SUNU, BUHUR, YAKMALIK TÜTSÜ, HAYVAN YAĞLARI seviyor, SÜREKLİ İSTİYOR" diye, nasıl hayvanları bile sağ bırakmak yasaksa, ON EMRİN içinde, yer alan İsrail Tanrısının "ÖLDÜRME EMRİNE" bu safhada uymanın, İsrailliler dışında bu kuralı uygulamaya kalkmanın, İsrail Tanrısının öfkesini çekmeye yeterli olduğu uygun bir dille ifade edilmiş oluyor.

1 Samuel.......15:21 Ne var ki askerler, Gilgalda Tanrın RABbe kurban sunmak üzere yağmalanmış bazı malları, yok edilmeye adanmış en iyi davarlarla sığırları aldılar.››
1 Samuel.......15:22 Samuel şöyle karşılık verdi: "RAB kendi sözünün dinlenmesinden hoşlandığı kadar YAKMALIK SUNULARDAN, KURBANLARDAN HOŞLANIR mı? İşte söz dinlemek kurbandan, sözü önemsemek de KOÇLARIN YAĞLARINDAN daha iyidir.
   
  Siyonizmin (Siyon'dan çıktığı iddia edilen "YAHUDİLİK" IRKCILIĞININ -Musevilik değil-) kuralı olan, İsrail Tanrısının (Siyon ittifakının) sevmediğini belirttiği (sevmediği söylettirildiği), her şeyi "YOK EDEBİLİRSİN" emri uyarınca, insanları ve hayvanları kökünden kurutma eylemi hiç tavizsiz uygulanmalı.

Ester........9:5 YAHUDİLER bütün düşmanlarını kılıçtan geçirdiler, ÖLDÜRDÜLER, YOK ETTİLER. KENDİLERİNDEN NEFRET edenlere DİLEDİKLERİNİ YAPTILAR

Siyonizm:Sina'dan alınıp, Siyon'dan beslendiğini iddia ettikleri inanca bağlı olanların yolu. Sina'dan alınan "ON EMİR" kaynak gösterilerek, Yerruşalim kaynaklı sözlerin, kabullerin oluşturduğu inanç sistemi üzerine inşaa edilmiş, ("seçildik" egolu ırkcılık) dinsel maskeli, ırksal yaklaşımın genel adı olmalı. (Sina dağı 10 emrin verildiği Mısır yakınlarındaki Sina Yarım adası üzerinde bulunan, Sina çölündeki (2200 mt) bir dağ. Siyon Dağı ise Kudüs yakınlarında bulunan 500 mt yüksekliğindeki kutsal kabul edilmiş, tüm Yahudilerin zamanı geldiğinde toplanacakları bir tepe)

Yeşaya......2:3 Birçok halk gelecek, ‹‹Haydi, RABbin Dağına, Yakupun Tanrısının Tapınağına çıkalım›› diyecekler, ‹‹O bize kendi yolunu öğretsin, Biz de Onun yolundan gidelim.›› Çünkü YASA SİYONDAN, RABbin sözü YERUŞALİMDEN çıkacak.

Sina'dan verildiğini iddia ettikleri Kitaplarında, yazdıklarına göre,
Siyon'a / Sina'ya bağlı olanların (Siyonist) saptadıkları kurallarına göre,
Siyon'dan geldiğini iddia ettikleri emirlere göre,
Sina'dan Moşe vasıtasıyla aldıklarını iddia ettikleri vaadlere göre,
"Kendine düşman gördüğün, toprağına göz koyduğun, zenginliklerini sahip olmak istediğin, gözünle gördüğün, elinle tuttuğun, ayağını bastığın her şey için, "yok et emri" geldiğinde, "hedefin ve soluk alan her-şeylerinin" kökünü kurutmak olmalı" kuralı, "ideolojilerinin" temelini oluşturmaktadır. Dünya'ya ve insanlara bakışlarını özetlemektedir.

Sina'dan alındığı ve Siyon'dan geldiği iddia edilen esintilere rağmen, Saul hala, insanların hayvanlarla eşit olamayacağı zannında ısrar ediyor / ettiriliyor. Ama diyor "geri kalan HAYVANLARI TÜMÜYLE YOK ETTİK".

Saul'a, itiraz ettirerek yapılan bu detay vurgulamasının nedeni; Siyon'dan gelen dogmanın, görüşün, inanç sisteminin kurallarını, tabi olanlara iyice anlatabilmek olmalı. Kendisini Siyon'dan çıktığını iddia ettiği "Yahudi ideolojisinin" neferi görüpte, hala diğer İnsanların hayvanlardan biraz farklı olabileceğini düşünen varsa, "bu düşüncesinden vaz geçmesi gerektiğini", bildiren vurgulama olmalı.

"O Yahudi İsrail Tanrısı gözünde muteber biri değil" vurgulaması yapılırken de, iyi bir Siyonistin nasıl olabileceği, Siyonizmin ana inancının ne olduğunu da, bu cümlelerle bir kez daha anlatılmış oluyor.
   
  SİNAGOG, BOZGUNCU GOG / YECÜC, MAGOG ve ŞEYTAN DOSTLARI KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "SİNA & GOG" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  1 Samuel.......15:15 Saul şöyle yanıtladı: ‹‹Halk bunları Amaleklilerden getirdi. Tanrın RABbe kurban sunmak üzere davarların, sığırların en iyilerini esirgediler. Ama geri kalanları TÜMÜYLE YOK ETTİK.››

Saul böyle diyor ama Samuel, "sen verilen görevi anlamadın demek ki bak sana verilen görevi bir kez daha tekrar edeyim de, sana verilen görevin ne olduğunu kavra. Anlaman için illa içinde detay olması mı gerekiyor? Sana Amalekleri yok et dendiğinde, bunun içine İsrail Tanrısının emrince, Siyonist kurallar gereğince, bizim dışımızdaki insanlardan farkı olmayan Hayvanların da dahil olduğunu bilmeliydin. Tanrısal anlatımın içinde yer aldığını artık açıkca belli olan İsrail Tanrısının bu isteğini, herkez bilmeli, herkez bunu kafasına yerleştirmeli.

Siyonist, kural gereği: "ama ben AMALEKLERİN hepsini yok ettim, sadece hayvanlarının bir kısmını sağ bıraktım demen, senin Siyonist kurallara sahip olmadığın anlamına gelir" dercesine, birkaç hayvan dışında tüm insanları öldürmüş olan Saul'a, "sen Rabbin sözüne kulak asmadın demek"; takipcilere Siyonist ilkeleri iletme arzusu dışında başka bir amaç güdüyor olabilir mi? Siyonist kuralları, Tanrı damgasıyla, her harfi Tanrıdan dedikleri kitap içinde, detaylarıyla anlatmanın ve gelecek nesillere aktarmanın bundan güzel yolu olabilir mi?

1 Samuel.......15:16 Samuel, ‹‹Dur da bu gece RABbin bana neler söylediğini sana bildireyim›› dedi. Saul, ‹‹Söyle›› diye karşılık verdi.
1 Samuel.......15:18 RAB seni bir GÖREVE gönderip, ‹Git, O GÜNAHLI AMALEKLERİ TÜMÜYLE YOK ET; hepsini ORTADAN KALDIRINCAYA dek onlarla savaş› dedi.
1 Samuel.......15:19 Öyleyse neden RABbin SÖZÜNE KULAK ASMADIN? Neden YAĞMALANAN MALLARA saldırarak RABbin gözünde kötü olanı yaptın?››

"BİRŞEY yada BİRİLERİNİ yok et emri verildi mi, HEDEFTEKİLERE AİT ne varsa hepsini YOK ET manasına geldiği yönündeki açıklamasından sonra, Samuel'in anlatımındaki inceliği nihayet kavrayan Saul, kendisinin "İsrail Tanrısının tüm isteklerini tıpkı emrettiği gibi yerine getirdim ama bazı askerler, YAĞMALANMIŞ MALLAR içinden en iyi hayvanları sunakta sunulmak üzere CANLI olarak aldılar.

YOK EDİLMEYE adanmış, bu YAĞMALANMIŞ malları CANLI bırakmak benim suçum değilde" dese, Kral Saul, EKİBİNE hakim olamadığı, YOK ETME eylemini gerçekleştiremediği için tüm yalvarmalarına rağmen KRALLIKTAN alınıyor. Siyonist ilkeleri anlayamayanın, Siyonist davada ne işi olabilir?

1 Samuel.......15:20 Saul, ‹‹Ama ben RABbin SÖZÜNE KULAK VERDİM!›› diye yanıtladı, ‹‹RABbin beni gönderdiği yere gittim. AMALEKLERİ TÜMÜYLE YOK ETTİM, AMALEK KRALI AGAKI da buraya getirdim.
1 Samuel.......15:21 Ne var ki askerler, Gilgalda Tanrın RABbe kurban sunmak üzere YAĞMALANMIŞ bazı malları, YOK EDİLMEYE ADANMIŞ en iyi davarlarla sığırları aldılar.››

1 Samuel.......15:24 Bunun üzerine Saul, ‹‹Günah işledim! Evet, RABbin buyruğunu da, senin sözlerini de çiğnedim›› dedi, ‹‹Halktan korktuğum için onların sözünü dinledim.

Anlaşıldığı kadarıyla, YAĞMALANMIŞ demek, öldürülmüş, yok edilmiş, canlı veya işe yarar halde bırakılmaması gereken ve alınması yasak olan mallar anlamına geliyor. Aksi halde yağmalanan mal, zaten onların ele geçirdikleri mallar olacağından, ne diye İsrail Tanrısı "YAĞMALANAN malları aldınız" diye kızsın. Demek ki, YAĞMALAMA Siyonist düşüncede, hedefte olanların neyi var neyi yok her şeyiyle İMHA EDİLMESİ anlamına geliyor.

   
  İntikam alma işlemi sona ermemiştir. Sağ olarak getirilen, Onuncu göbekten torunu Haman'ın bile, Ester bölümünde Mordekay ve Yahudilere zararı dokunan AMALEK'lerin, Kralı AGAG vardır. Amaleklerden sağ kalan bir tek Kral AGAG vardır. Saul'un İsrail Tanrısına tapınmasından sonra, Samuel, Amalek Kralı AGAG'ı ister.

Samuel, AGAG'ı İsrail Tanrısının önünde, öldürmekle yetinmez, öldürdükten sonrada, DİLEDİĞİ GİBİ PARÇALAYARAK, Siyonist zihniyetin nasıl davranması gerektiğini sergiler. Böylece Amaleklerin SOYU KURUTULDU sanılırken karşımıza, ESTER BÖLÜMÜNDE, Agag'ın onuncu göbekten Torunu dedikleri HAMAN'ı çıkartıverdiler. Bu konuda sundukları bir görüş şöyle; "Büyük Kabala âlimi Rabi Yitshak Luria'ya (Ari aKadoş – Kutsal Ari olarak da bilinir) göre, vezir AMAN, AMALEK halkının son kralı Agag'ın onuncu nesilden torunudur." ....demiş.

Ester........9:5 YAHUDİLER bütün düşmanlarını kılıçtan geçirdiler, ÖLDÜRDÜLER, YOK ETTİLER. KENDİLERİNDEN NEFRET edenlere DİLEDİKLERİNİ YAPTILAR
   
 
   
  Yok etmek istedikleri herkez onlar için, potansiyel Amalek'lidir yada lanetli Kenan soyundandır.

1 Samuel.......15:31 Böylece Samuel Saulla birlikte geri döndü ve Saul RABbe tapındı.
1 Samuel.......15:32 Samuel, ‹‹Amalek Kralı Agakı bana getirin›› diye buyurdu. Agak güvenle geldi. Çünkü, ‹‹Ölüm tehlikesi kesinlikle geçti›› diye düşünüyordu.
1 Samuel.......15:33 Ama Samuel, "Kılıcın kadınları nasıl çocuksuz bıraktıysa senin annen de kadınlar arasında çocuksuz bırakılacak" diyerek Agag'ı Gilgal'da RAB'bin ÖNÜNDE KILIÇLA PARÇALADI
1 Samuel.......15:35 Samuel ölümüne dek Saul'u bir daha görmediyse de, onun için üzüldü. RAB de Saul'u İsrail KRALI YAPTIĞINA PİŞMANDI. Givası'ndaki››.

Tanrı olarak benimsedikleri elbette gönüllerinde besledikleri Tanrı profiliyle örtüşmeliydi? Yani, başa çıkılabilir, hata yapan kendileri gibi duygulara sahip olan bir olgu olmalıydı. Birçok şeyi onun adına söyleyebilmeli, stratejileride özgürce saptayabilmeliydiler. Ancak böyle bir Tanrı olgusu, gönüllerine içirilmiş olanla ittifak yapabilirdi. Son derece sekronize hareket etmelerinin nedeni de budur.

Tanrı anlayışını bu çerceveler içinde değerlendirenler için, elbette bazı şeyleri Tanrı dediklerinin görebilmesi için önünde yapmaları gerekiyor. Bu durum, Yahudileri hiç şaşırtmıyor Çünkü Tanrı olgusunun profilini gögüslerinde beslediklerinin uyarınca çizenler kendileri.

Çölde Sayım......25:4 Musaya, ‹‹BU HALKIN bütün önderlerini GÜNDÜZ BENİM ÖNÜMDE ÖLDÜR ›› dedi, ‹‹Öyle ki, İSRAİL HALKINA ÖFKEM YATIŞSIN.››
1 Samuel.......15:33 Ama Samuel, "Kılıcın kadınları nasıl çocuksuz......" diyerek Agag'ı Gilgal'da RAB'bin ÖNÜNDE KILIÇLA PARÇALADI

Önünde olmayınca göremeyen Tanrı inancını kendilerine yapıştırmış olanlar, elbette Tanrı olarak benimsediklerinin, HATA yapmasından, YANLIŞ seçiminden ve yaptığı işlerden PİŞMAN olmasını da, hiç yadırgamazlar

Aslında birbirlerinden farkı yok bir tarafta işaret edilen adına yazılmış kitaplara uyulmasını isteyenler, diğer tarafta o kitaba tabi olanlara bende sizinleyim diyen varlık. Onun derdi varlık birliğinde söz sahibi olabilmek, bunların derdiyse Dünyaya hakim olabilmek. Her ikisinin yani VARLIK BİRLİĞİNİN / VAHDET-İ VÜCUD'un ortak gayesiyse HESAP GÜNÜNDEN KURTULABİLMEK.

Yasa Kitabı........20:16 ‹‹Ancak Tanrınız RABbin miras olarak size vereceği BU HALKLARIN KENTLERİNDE SOLUK ALAN HİÇ BİR CANLIYI YAŞATMAYACAKSINIZ.
Yasa Kitabı........20:17 TANRINIZ RABBİN SİZE BUYURDUĞU GİBİ, ONLARI -HİTİT, AMOR, KENAN, PERİZ, HİV VE YEVUS HALKLARINI- TÜMÜYLE YOK EDECEKSİNİZ.
Mısırdan Çıkış....23:23 Meleğim önünüzden gidecek, sizi AMOR, HİTİT, PERİZ, KENAN, HİV VE YEVUS topraklarına götürecek. ONLARI YOK EDECEĞİM.
   
  Hata yapan Tanrı olur mu? Tanrı hata yaparsa geleceği nasıl tayin eder? Yaptığı hatayı daha sonra telafi etmek için nelerden vaz geçer, Hatasını anlaması için sürekli dene, yanıl, değiştir yöntemini kendisine benimseyen Tanrı, evreni nasıl idare ediyor olabilir? Kaos ve karmaşa olmaz mı?

AMALEKLERİN TÜMÜNÜ ÖLDÜRMESİNE RAĞMEN İSRAİL TANRISI, SAUL'Ü SEÇTİĞİNE NEDEN PİŞMAN? GERİYE BİR KAÇ TANE CANLI HAYVAN BIRAKTIĞI İÇİN PİŞMAN. ÖZETLE: "SİYONİZM DEDİKLERİ BU!" DEMEK Kİ

SİYON'DAN (SİNA'DAN) GOG'A GELEN ESİNTİNİN DOGMASI SİYONİZM.......
   
  ESTER ve MORDEKAY'A DÖNERSEK.

ÖLDÜRME BİLE KİNLERİNİ YATIŞTIRMAMIŞ OLMALI Kİ ÖLÜLERİ TEKRAR ASTIRIYORLAR. Bu ne kin bu ne nefret. Ölmediklerindenmi korkuyorlar, yoksa gelecek nesillere öldürdüğünüzden emin olmanız için, öldürme eylemini tekrarlamaktan kaçınmayın, işi garantiye alın mesajları mı veriyorlar?

Ester.........9:13 ESTER, ‹‹Eğer kral uygun görüyorsa, SUSTAKİ YAHUDİLER BUGÜNKÜ FERMANINI YARIN DA UYGULASINLAR›› dedi, ‹‹HAMANIN ON OĞLUNUN CESETLERİ de DARAĞACINA ASILSIN.››

Haman'ın öldürülmüş oğulları neden Kral fermanından sonra asılmış olabilir? Bir gün önce öldürülmüş olan Haman oğullarının cesetlerini asmak için neden Kral fermanına ihtiyaç duyulmuş olabilir? Öldürdüklerine zaten dilediklerini yapmadılar mı? Mordekay'ın emriyle asılamazlar mıydı? Yoksa gerçekten Haman oğulları asılamayacak dereceye getirilmiş cesetler halindeydi de asılmalarına itirazlar mı oldu? Yoksa çok önceden zaten öldürülmüşlerdi de mezardan çıkartmaları mı gerekiyordu? Birgün önce öldürülmüş olsalar, fermana ne gerek vardı. Gece hepsini gömmediler ya!

Ester......9:7 Yahudi düşmanı Hammedata oğlu HAMANIN ON OĞLU-Parşandata, Dalfon, Aspata, Porata, Adalya, Aridata, Parmaşta, Arisay, Ariday ve Vayzatayı- öldürdüler..
Ester......9:14 Kral bu isteklerin yerine getirilmesini buyurdu. Susta FERMAN ÇIKARILDI ve HAMANIN ON OĞLU ASILDI.

Kendi yazdıkları ifadelerden görüldüğü gibi, büyük bir rahatlık içinde SUS KALESİNDE, mezbaha havasında Amalek soy kurutma işlemi devam ediyor. İstenen şeyler fermanlar aracılığıyla, ülkesinin yarısını Ester'e vermek için yalvaran Kral tarafından anında yerine getiriliyor. Kral fermanlarının konuştuğu yerde, Amaleklerin, Yahudilere karşı varlıklarını sürdürebilmek için bir şansları olabilirmi? Nitekim elleri mahkum halde bekleyen Amalekler'den geriye kalanlar, bir gece önce iyice dinlenen, yorgunluklarını atan Yahudiler tarafından kesip biçilerek, yok etme eyleminin son kurbanları oluyorlar.

Ester.........9:15 SUSTAKİ YAHUDİLER Adar ayının on dördüncü günü YENİDEN TOPLANARAK kentte ÜÇ YÜZ kişi daha öldürdüler; ama yağmaya girişmediler.

Bir günde öldürülen Amalek'li sayısı, kendi ifadeleriyle YETMİŞ BEŞ BİN KİŞİ. En muhkem yerde, en örgütlü yerde, Kral, Kraliçe, Mordekay, asker, yetkili etkisi ve yardımı olduğu halde, bir günde beşyüz kişiyi öldürenler, diğer yerlerde Yetmiş beş bin kişiyi nasıl yok etmişler. Sus kalesi merkezde operasyonu yöneten Mordekay ve ekibi, YETMİŞ BEŞ bin kişinin tamamen imha olduğunu nasıl öğrendi de, (Uydu konferans görüşmesi yapmış olabilirler mi?) ek süre talebini sadece SUS KALESİ için sınırlı tuttu.

Ülkenin, Pakistan / Afganistan (Hoddu) sınırından, Sudan (Kûş) sınırına kadar 127 Satraptan oluştuğunu düşünürseniz, dört nala giden Kralın özel yetişmiş ulakları bile günlerce sonra haber getirebilirler. Oysa onlar, sonuçtan son derce emin bir şekilde, Sus kalesi dışında kalan yerlerde, ADAR ayı Ondördüncü gününü PURİM BAYRAMI ilan ediyorlar.

Ester.........1:1 Ahaşveroş Hoddudan Kûşa uzanan bölgedeki yüz yirmi yedi ilin kralıydı.

Yönetim merkezi olması dolaysıyla, katliamlarında daha kurallara uygun hareket ettikleri, yazdıkları ifadelerden (Kraldan asılmalar için ferman istemek, Sus kalesi için bir gün süre uzatımı istemek gibi) belli olanlar, Sus kalesi dışında kalan yöneticilerini Mordekay'ın atadığı yörelerde, 75.000 kişiyi yok edebilmeleri için hangi yöntemleri kullanmış olabilirler?

Sus kalesi dışında süre istemi olduğunu belirtmek yerine, öldürülenlerin sayısını seçim sonuçlarını bildirir gibi vermişler.Ülkenin her yerinde soykırımın gün içinde bittiğinden emindiler. Çünkü Amalekler toplu halde TUTULDUKLARI yerlerde ya daha önceden imha edilmişlerdi, yada toplu olarak o gün içinde imha edileceğini biliyorlardı.

DİLEDİKLERİNİ YAPTILAR ibaresinden anlaşıldığı kadarıyla, Sus kalesinde tam olarak dilediklerini gerçekleştirememiş olsalarda, Sus kalesi dışında DİLEDİKLERİNİ YAPTIKLARI muhakkak.

Ester.........9:16 Krallığın illerinde yaşayan öbür Yahudiler de canlarını korumak ve düşmanlarından KURTULMAK için bir araya geldiler. Kendilerinden nefret edenlerden YETMİŞ BEŞ BİN kişiyi ÖLDÜRDÜLER, ama yağmaya girişmediler.
   

Sus kalesin de bu katliamların;

Kaledeki diğer halk arasında kargaşa oluşturmaması,
Gereksiz korkulara kapılıp paniklememesi,
Şaşkınlıkla kendilerine korunmak adına taraftar edinmemesi,
Amalekliler komşularıda olsa koruma iç güdülerinin çalışmaması,
Yanlışlığa kurban gitmemeleri için;
Kılıçtan geçirmenin, sistem içinde, listelere bağlı kalınarak sıralı yapılmış olmalı. (500'ünü öldürüp, 300'ünü ertesi güne bırakma rahatlığı başka nasıl olabilir?)

Aksi halde şehirde panik çıkar, yanlışlığa kurban gitmek istemeyen insanlar, gruplar oluşturabilirdi. Amaleklerin bir kısmıda eğer listelenmemiş, damgalanmamış yada bir yerlerde yaşamaya mahküm edilmemiş olsalardı, kendilerini diğer halklardan gösterme yoluna gidebilirlerdi. Hatta kendilerini Yahudi tarafının en hızlı cellatlarından ilan edebilirlerdi.

Ama birtek bile Amaleklinin, Kral Saul zamanında, sağ kalmasının nelere yol açtığı öğretilmiş olan Mordekay ve ekibi, böyle bir olasılığa yer vermemek için tüm tedbirlerini almış olmalılar. "Amalekliler yok edildi, kökleri kurutuldu" denildiğine göre, her bir Amalekli önceden listelenmiş, işaretlenmiş ve mutlaka kendileri için oluşturulmuş GETTOlarda, yaşama zorunda bırakılmıştır.

Katliam sırasında Sus kalesinde düzenin bozulmaması için, Amalek katlamının sürek avı şeklinde yapılmadığı kesin. Zaten Yahudilerin dinlenmek için süre isteyip katliama ertesi günü devam etmeleri, Amalek katliamının bir sistem dahilinde, seçilmiş bir bölgede gerçekleştirildiğini gösteriyor.

Sus kalesinde kapılardan giriş çıkışlar kontrol altına alınabildiğinden, Sus kalesi sakinleri olan Amaleklerin, kontrol altında tutulduğu kaçmalarının ve saklanmalarının önüne geçildiği kabul edilebilir. En fazla bir yerde toplu halde tutulmuş olabilirler.

Ya! şehirden uzaklarda, kırsal bölgelerde, kasabalarda yani giriş ve çıkışları kontrol altında tutulamayan yerlerde bulunan Amalekler nasıl kontrol altında tutulmuş olabilirler? Bir tek Amaleklinin kaçmış yada saklanmış olması, yüzyıllar sonra karşılarına bir ulus olarak çıkma ihtimalinden dolayı işi sıkı tutmuş olmalılar. Ölülerindeki sayılarının eksik çıkması bile, gelecekte Yahudilerin gönlündeki kuşkuları katlanamaz hale getirecektir. Bu tür tehlikeli durumlarla yüzyüze olan Ester ve Mordekay ekibi , Amalekleri bir yerlere sürüp, toplu halde tutmuş olmalılar.

ADAR ayının ONÜÇÜNCÜ gününe kadar, sekiz ay yirmi gün süresince KATLİAMA /SOYKIRIMA hazır olacak şekilde, eksiltmeden, gözden kaybetmeden el altında tutulabilmeyi nasıl başarmış olabilirler?

Muhtelif yerlerde oluşturulmuş kamplarda tutulmuş olabilirler. Bu kamplarda tutulan Amaleklerin yok edilmesinde ek süre talebinde bulunmadıklarına göre; buradaki soy kurutmaları, Sus kalesinde ki, (mecburen uydukları) kurallara tabii olmadan gerçekleştirdikleri çıkarımını yapmak mümkün.

1-KILIÇTAN GEÇİRDİLER,
2- ÖLDÜRDÜLER,
3- YOK ETTİLER
   
  Etaplarıyla / aşamalarıyla / seçenekleriyle / kullanılan yöntemleriyle izah ettikleri SOY KURUTMA operasyonunların da, gettolarda tuttukları Amalekleri topluca yakmış olmaları kuvvetle muhtemel. Öldürülenlerin cesetlerini ancak öyle yok edilebilirler.Yok ettiler tanımını karşılayan eylem, ancak bu türlü bir hareket olabilir.

Bu kanıya varmaya neden olan faktörlerden biri şöyle açıklanabilir. Tüm ülkede, Amalek katliamının, Sus kalesi dışında, ADAR AYI ON ÜÇÜNCÜ GÜNDE BİTMİŞ olduğunu BİLMİŞ olmaları. Ve sonuçtan emin bir şekilde, Sus kalesi dışında PURİM BAYRAMLARINI, ADAR ayı ON DÖRDÜNCÜ günü olarak ilan etmeleri.

Neden bu sayılanlar, katliamın toplu olarak yapıldığına, hatta yakma ile YOK ETME hedeflerine varıldığını gösteriyor olabilir?
Nedeni gayet basit.
O günkü haberleşme şartlarında katliamların bittiğini yada bitmediğini, telepatiyle haberleşmiyorlarsa öğrenmelerine imkan yoktu.
Sus kalesi dışındaki yerler için ek süre istemelerinin de anlamı yoktu. Ek süreyi isteyemezlerdi, çünkü; ek süre bildirimini, katliam yapıcılarına ulaştırmaları günler alırdı.
Bu nedenle BAYRAM ilanlarını, katliamların bittiğinden emin bir şekilde hemen yaptılar.
Çünkü sonuçları biliyorlardı.
Soyların yok edilmesinin yetişmeme gibi bir olasılığının olmadığından emindiler.
Sus kalesinde başlarına gelen "YETİŞMEME" gibi bir aksiliğin, oralarda olmayacağından emin durum sergilemeleri de, ancak öldürme ve yok etme yöntemlerini bir arada uygulamakla olabilirdi.
   
  Özetle:Sus kalesi dışındaki yerlerde, Bayram ilanlarından ortaya çıkan sonuca göre; YETMİŞ BEŞ BİN kişiyi bir günde planladıkları gibi, eksiksiz öldürmüş olmaları gerekiyor.
Ülkenin her yerinde katliamların ADAR ayı On üçüncü gününde bittiğini nasıl anladılar? Katliam bitti raporları kendilerine faks aracılığıyla mı ulaştı?

Sus kalesinde, akşam saatlerinde toplam sekiz yüz kişinin, ancak beş yüz kişisini öldürebileceklerini anladıktan sonra, ek süre talebinde bulunan Mordekay ve ekibi;
Aldıkları izni ülkenin dört bir yanına telgraf çekerek mi bildirdiler de, öldürme işlemlerini bitiremeyenler, ertesi günü bu katliamlarına devam ettiler.

Eğer katliamın bitmediğini tahmin ederek izin alındığı kabul edilirse; bu durumda katliama, ADAR AYI ONDÖRDÜNCÜ günü devam edebileceklerine dair "ALINAN İZİN" haberini, soy kırımcılara elektronik postayla mı göndermiş olabilirler mi?

Kılıçla kesme biçme yöntemleriyle, bir yerlere toplanmış olanları yok etmek söz konusu olsaydı, SUS kalesi için alınmış olan süreyi, oraları içinde almaları hiçbirşey ifade etmeyeceğini haberleşme olanaksizlığından dolayı biliyorlardı. Katliamın tam olarak yerine getirildiğinden emin olabilmeleri de, ancak öldürme yöntemlerini değiştirmekle olabilirdi.

Yöntem değiştirmenin verdiği rahatlıkla biliyorlardı ki; Sus kalesinde bir takım kurallara uymak zorunluluğundan ve her şeyin göz önünde olmasından kaynaklanan soy kurutma işlemlerinin, diğer yerlerde asla yaşanmayacak

Sus kalesindeki katliamların dışında kalan yerlerdeki katliamların, o gün tüm bittiğini nereden öğrendiler de, süre uzatım iznini, sadece Sus kalesi için aldılar?
İzni sadece Sus Kalesi için aldıklarına göre, ülkenin her yanındaki katliamların bittiğinden emin olmaları gerekir.

Emin olduklarına göre, Amalekleri bir yerde topladılar hatta toplu ölümleri, hatasız / firesiz sağlayabilmek için yaktılar ki, Sus kalesi dışındaki Amalek katliamının bittiğini biliyorlardı.

Bu nedenle ek süre talebinde bulunmadılar, zaten bulunamayacaklarını da planlamanın en başından itibaren biliyorlardı. Çünkü, katliam sonuçlarını aynı gün alma olanakları yoktu. Tıpkı ek süre iznini alsalar bile, aynı gün içinde bildiremiyeceklerini bildikleri gibi.

Sonucu bildikleri içinde, katliamın bitmediği gibi bir kuşkuyu / o içlerini KEMİREN VESVESEYİ, O TERTEMİZ YÜREKLERİNDEN söküp atmışlar ve en neşeli BAYRAMLARINA sevinç içinde katılmışlar.
   
 
   
  Unutmayın Hitlerde aynı kitapları "her harfi Tanrıdan" kabul edenlerin kafa yapılarındandı. Tanrının kendilerinin yanında olduğunu kabul edip onun adına kitaplar yazanların, tüm katliamları Tanrı maskesiyle yapanların, mensup olduğu inanç sisteminin bir üyesiydi.

Hitlerin danışmanları arasında Yahudiler, SS kolluk kuvetlerini yöneten Yahudiler, Hitler'le işbirliği yapan Yahudi işadamları vardı. Hitlerin partisinin yükselişi için yardım eden, finansmanını sağlayanlarda yine İbrani kökenli Siyonizmi ideoloji olarak benimsemiş ve gerçekleştirmek için her yolu mubah gören Yahudilerdi. Soylarının Yakupoğullarından olduğunu kabul etmiş, inanç ve ırk olarak kendilerini İsrail'li görenlerdi.

Sonradan Yahudiliği din olarak seçmiş yada kabul ettirilmiş olanlar değildi.
Musevi olarak isimlendirdiğimiz, kendilerine din olarak Eski Ahit'i rehber edinmiş olan dindarlar insanlar hiç değildi.
İnsanlar dilediği gibi inanabilirler ve ibadet edebilirler.
Elbette başkalarına zarar vermeden.
Onların özgürlüklerini kısıtlamadan, Hayatlarını ipotek altına almadan.

Sırf ATALARININ yazdıkları gerçekleşsin amacıyla,
Dünyayı kana bulamadan.
Irkcılık, ayrımcılık yapmadan.
Kendileri dışında olanları düşmanlar ilan etmeden.
Mazlum, madur tavırları için 11 Eylül gibi olayları gerçekleştirmeden.
Tehdit altında olduklarını göstermek için, El-Kaide gibi Saddam gibi aktörler kullanmadan, İnsan değerleri içinde yaşamayı beceremeyenlerin zihniyet torunlarının faaliyetleri, Dünyayı kana buluyor.
Kendilerine düşman ilan etmeden, kendilerini ezilmiş hissetmeden, yok edecekleri hedefler belirlemeden, ezilmişliklerini üzerlerinden atmak için soyları kurutmadan insanca yaşam sürdürmeyi başaramayanların, ortak amaçları için HİTLER ortaya çıkarılmadı mı?

Avrupa'da hiç bir ülkenin kabul etmediği, sınırlarını kapattığı, Müttefik kuvvetlerinin kurtarmak için hiç çaba sarfetmediği, hatta Rusya gibi (Türkiye'ye kabul ettirilmeyen) gemilerini batırdığı Yahudilerin kökenleri, Hazar ve Kafkas'lı Türk Musevilerdi. İbrani kökü olmayan, Yakup-oğullarından gelmeyen ama Yahudiliği inanç olarak benimsemiş insanlardı.

Hitlere yapılan yükseliş yardımı, varlık göstermesi için sağlanan olanaklar, Mordekay'ın Haman için yaptıklarından farklı değil. Hatırlayın, Mordekay'ın suikast olayından sonra terfi alan ve ülkenin ilinci adam konumuna getirilen Haman'dı. Oysa, suikast haberi Ester tarafından, Mordekay kaynak gösterilerek Krala bildirilmişti. Haman terfi aldığına göre, bu anlatımda, Mordekay'ın Haman hakkında bulunduğu öne çıkartma sözleri yer almamış demektir. Mordekay suikasti ortaya çıkardıysa, ve Haman'a o suikast olayından hiç başarı tevdii edilmediyse, Haman nasıl terfi alabilir?
   
  Haman'ın nasıl önplana çıktığına, çıkartıldığına bakmak lazım. Çünkü Haman'a uygulanan, ideolojilerini, stratejilerinin ana şablonlarının bir etabı olarak gözüküyor.
   
  Ester.........2:16 Ahaşveroşun krallığının YEDİNCİ yılında, Tevet diye adlandırılan onuncu ayda, Ester saraya, kralın yanına götürüldü.

Ester Kralın huzuruna yetişmiş Kraliçe adayı olarak YEDİNCİ yılda götürmüşlerse, Ester'in Saray Harem'ine kabulü, Kralın ALTINCI yılında olmalı..

Ester.........2:12 .... Ama kızlarla ilgili kurallar uyarınca, önce ON İKİ ay süren güzellik bakımını tamamlaması gerekiyordu. Altı ay süreyle her kıza mür yağı sürülüyor, altı ay ....

Kralın YEDİNCİ yılında huzuruna kabul edilen Ester beğeniliyor ve Kraliçe yapılıyor.
Ester.........2:17 Kral Esteri öbür kızlardan daha çok sevdi, en çok ondan hoşlandı, en çok ona ayrıcalık tanıdı. Kraliçelik tacını ona giydirip Vaştinin yerine kraliçe yaptı.
Ester.........2:18 Ardından Esterin onuruna büyük bir şölen verdi. Bu şölende bütün önderler ve görevliler hazır bulundu. ..........

MORDEKAY Kralın YEDİNCİ yılında kapı görevlisi oluyor.
Ester.........2:19 Kızlar ikinci kez toplandıklarında MORDEKAY, kralın KAPI GÖREVLİLERİNDEN BİRİ olmuştu.
   
  Kapı görevlileririnin krala suikast yapacağını öğrenen Mordekay, Ester'e haber veriyor. Suçlular asılıyor. Ama nedense suikastı ortaya çıkaran Mordekay yerine Haman ödüllendiriliyor. Her nedense, Mordekay tam beş sene sonra, bu olayın ortaya çıkarıcısı olarak mükafatlandırılıyor.

Ester.........2:21 Mordekay kralın kapı görevlisiyken, kapı nöbetçilerinden ikisi, Bigtan ve Tereş, Kral Ahaşveroşa öfkelendiler; onu öldürmek için fırsat kollamaya başladılar.
Ester.........2:22 Durumu öğrenen Mordekay bunu Kraliçe Estere iletti; o da Mordekay adına krala bildirdi.
Ester.........2:23 Durum araştırıldı; doğru olduğu anlaşılınca da iki adam darağacına asıldı ve olay kralın önünde tarih kayıtlarına geçirildi.

Bu olaylardan sonra mükafat alan HAMAN oluyor.Demek ki; Kraliçe Ester, kapı görevlilerinin ihanetini ortaya çıkaranın, HAMAN olduğunu Krala bildirdi ki, ödüllenen Mordekay yerine Haman oldu.
Mordekay'ın emriyle, Mordekay adına yapılan Krala bidirimin baş kahramanı olarak Haman monte edildi. Hem patlatacakları olayda hedefi büyüterek, manevra sahalarını ülke geneline yaydılar, hemde Haman'ı kendilerine borçlandırarak elde etmek istediklerine sessiz sedasız, hiç emek sarfetmeden kolayca ulaştılar.

Suikast olayını aydınlatmakla elde edemeyeceği makamı, aynı olayı kullanarak o makama gelebliecek olana destek vererip yolunu açmış oldu. Haman'a ödemesi gereken diyeti sürekli hissettirerekte, "hiyerarşi şantajlarını" sürdürdüler. Artık Ülkenin birinci adamı Kral Ester'in, ülkenin ikinci adamı Haman Mordekay'ın kontrolü altına girmişti.

Ester.........3:1 Bu olaylardan sonra Kral Ahaşveroş, Agaklı Hammedatanın oğlu Hamanı yüksek bir göreve atayıp onurlandırdı. Onu bütün önderlerden daha yetkili kıldı.

   
  Mordekay'ın sözünden çıkmadığı üzerine basa-basa belirtilen Kraliçe Ester'de, Mordekay'ın talimatlarını hiç eksiksiz yerine getirmiş omalı.

Ester.........2:20 Ester, Mordekayın verdiği buyruk uyarınca, soyunu ve halkını henüz açıklamamıştı; kendisini büyüttüğü günlerde olduğu gibi, Mordekayın sözünü dinlemeye devam etti.

Haman'a yapılan ZORUNLU BORÇLANDIRMADAN dolayı, MORDEAY EN KAHRAMAN rolüne bürünüp , HAMAN'a saygısızlık yapıyordu. Saygısızlık göstererek, Haman'a "yerini bil hatırlatması yapıldı" vurgulamalarının sürekli tekrarlanmış olmasının bir nedenide, durum özetini gelecek nesillere mesajlayabilmek olmalı.

Ülkenin ikinci adamına, yapıldığını söyledikleri bu saygısızlıkla, Haman'a yapılan borçlandırmayı, ilerleme aşamalarını, sonuçlarını ve yapılan şantajın boyutlarını anlatabilme amaçlanmış olabilir. Kuklacı nasıl olunurun anlatımı için ısrarla, EN KAHRAMAN MORDEKAY profili işlenmiş olabilir. (Saygısızlığı hangi cesaretle, neden, nasıl yapıyor? soruları sorulduğunda satır aralarındaki mesaj kendini gösteriyor)

Ester.........3:2 Kralın buyruğu üzerine saray kapısında çalışan herkes Hamanın önünde eğilip yere kapanırdı. Ama Mordekay ne eğildi, ne de yere kapandı.
Ester.........3:3 Kralın kapı görevlileri Mordekaya, ‹‹Kralın buyruğuna neden karşı geliyorsun?›› diye sordular.

Haman'ın önünde eğilmeyen Mordekay'a "neden Haman önünde eğilmiyorsun?" diye soruyorlar. Ama o bu sorulara kulak arkasını gösterircesine yaklaşımda bulunuyor.Ülkenin ikinci adamına, o çağda, o yıllarda DÜNYANIN EN BÜYÜK KRALLIĞININ İKİNCİ ADAMINA, "Şeyimin veziri" yaklaşımı sergiliyor. "Külahıma anlatsın, kim takar onu" dercesine ilgisiz kalıyor. Mısır dahil, Pakistan dahil o gün için bilinen Dünya'nın, nerdeyse yarısından fazlasına sahip olan bir ülkenin İKİNCİ adamına, VEZİRİ'ne kafa tutabilen, meydan okuyan, Veziri hiç ikilemeyen EN KAHRAMAN KAPI GÖREVLİSİ. Bu durumda, Mordekay genç ve yaşıyor olmasını neye borçlu olmuş olabilir?

Ester.........3:4 Görevliler ona bu soruyu her gün sordularsa da Mordekay onlara kulak asmadı. Bunun üzerine durumu Hamana bildirdiler. Çünkü Mordekay onlara kendisinin Yahudi olduğunu söylemişti ve böyle davranmaya devam edip etmeyeceğini görmek istiyorlardı.

Mordekay'ın bu Vezir takmaz durumu, ülkenin ikinci adamına bildiriyorlar ama ülkenin ikinci adamı, Kuyruğunu iyice kaptırmış olmalı ki Mordekay'a hiç birşey yapamıyor. Mordekay'ın, Kraliçeyle olan ilişkisini bilmediği halde sıradan kapı görevlisine hiç birşey yapamıyor. Üstelik çok zengin olan ve bu iş için 340 ton gümüşü gözden çıkaran Haman, Mordekay karşısında süt dökmüş kedi modunda ortalıkta geziniyor.Mordekay ise onu hiç "iplemiyor". Haman'da, daha da aşağlasın diye sürekli Mordekay'ın önünden geçiyor.

Ester.........3:4 Görevliler ona bu soruyu her gün sordularsa da Mordekay onlara kulak asmadı. Bunun üzerine durumu Hamana bildirdiler. Çünkü Mordekay onlara kendisinin Yahudi olduğunu söylemişti ve böyle davranmaya devam edip etmeyeceğini görmek istiyorlardı.
   

Mordekay'ın kapı görevlisi olmasından, Kapı görevlilerinin Krala yapacağı suikastı ortaya çıkarasından, Haman'a destekler verip onu ülkenin ikinci adamı konumuna kadar yükseltmelrinin üzerinden hemen hemen BEŞ sene geçmiştir. Nihayet, "süt dökmüş kedi" yapısındaki pasifliği seçmiş olan bol unvanlı, en büyük makamın sahibi olan HAMAN, geldiği yeri borçlu olduğu Mordekay'dan intikamını almak için, Krala baş vurur ve razı eder.

Haman, "Sayın Kralım, bu işe başlamışken Mordekay soyundan kim varsa, onların hepsini de bir kalemde temizleyelim" der.
Haman devam eder;
"Bu arada, Mordekay hem Yahudi, hemde tam suikast yapılacak bir mevkide ama işsiz ve güçsüz kalmasına da gönlüm razı gelmiyor, Adar ayına kadar kapı görevine devam etsin" der.
"Gerçi bundan önceki iki kapı görevlisi, çok daha basit bir nedenden dolayı sizi öldürme planları yapmıştı, Mordekay ise katledileceğini bildiren fermanı duyduğunda, çok daha ciddi sebeplerin sahibi olarak canınıza kastedebilir ama Kralım sizde bu durumu idare edeceksiniz / bu duruma artık katlanıvereceksiniz" der. "Altı üstü şunun şurasın da ON BİR ay var" diyede ileve eder.

Eğer yukarıdaki sıralananların Vezir tarafından, Krala söylendiğine, Kralın da bu söylenenleri ön koşulsuz sineye çekip kabullendiğine inanıyorsanız, Ferman okunduktan sonra Yahudi olduğu bilinen ve Kraliçe Ester ile yakınlığı bilinmeyen Mordekay'ın kapı görevine devam ettiğine inanabilirsiniz.

Yok eğer bu çıkarıma inanmıyorsanız, o halde, Haman'ın kura çekmediğini, Yahudilere karşı katliam kararının olmadığını kabul etmek zorundasınız. Ortalıkta ne ferman vardı nede katliam hazırlığı. Katliama kurban gideceği ON BİR ay öncesinden duyrulmuş olan ve Yahudi olduğu bilinen adam Saray da tutulur mu? Üstelik, Kralın çok yakın olunabilen, daha önce suikast planlanmış bir mevkide.

Sus kalesinde okunan fermandan "İKİ AY sonra haberim oldu" diyen Mordekay'ın, Ferman dahil hiç birşeyden haberi olmayan Ester'in eline tutuşturduğu, "işte Fermanın kopyası dediği bir metinden başka bir şey yoktu. Sus Kalesinde yaşayan Kraliçenin, katliam fermanından İKİ AY boyunca hiç haberdar olmaması mümkün olabilir mi? Mordekay'ın, Nisan ayında okunmuş fermandan, "Haziran ayında haberdar" oldum demesi kadar havada kalan bir söz olabilir mi?

"Süt dökmüş Kedi" kıvamındaki Haman'a, birden bire öz güven gelmiş olmalı ki, mozoşit yaşamlı bir ONBİR AY DAHA yaşamayı göze alır ve kendisinin önünde kurada çıkan ADAR ayı ON ÜÇÜNCÜ güne itiraz etmez değiştirebileceği halde değiştirmez. Koskoca Dünya Krallığının Veziri Haman, boynunu büker ve doğruca kendisini bir kez daha aşağılaması için Mordekay'ın önünden geçer.


 
  Ester.........3:6 Yalnız onu öldürmeyi düşünmekle kalmadı, onun hangi halktan geldiğini bildiği için bütün halkını, Ahaşveroşun egemenliğinde yaşayan bütün Yahudileri ortadan kaldırmaya karar verdi.

Ester.........3:7 Bu işe en uygun ayı ve günü belirlemek için Ahaşveroşun krallığının ON İKİNCİ yılında, birinci ay olan Nisan ayında Hamanın önünde pur, yani kura çekildi. Kura, on ikinci ay olan Adar ayına düştü. kapsardı.

Tam BEŞ sene Mordekay ve ekibi Haman'ı onere etmiş ve bunun karşılığındada elbette istediklerini teker teker elde etmiş görülüyor. Neden derseniz? Kral Tarih defterine bakıp kendisini suikasten kurtaranı ödüllendirmek istediğinde, Haman'a "yararlı iş yapanlara nasıl ödül verilir" diye sorduğunda, Haman ödül alacak olan, bu ülkede benden yararlı olan benden başkası olamaz diyor.Demek ki, o güne kadar Haman hakkında, Kraliçede dahil hep hoş sözler söylemişler. Haman'ın Kralın gözünde değeri hep üst seviyede olmuş. (Kral kendisini suikastten kurtaranı Haman bilirken, kayıt defterinde Mordekay'ın ismi nasıl geçmiş olabilir? Eğer Mordekay'ı bilseydi hemen onu ödüllendirirdi. Oysa suikast sırasında iletilenlere göre ödüllendirilen HAMAN )


 
  Görüldüğü gibi önce Haman desteklenmiş, büyümesi sağlanırken de "kuyruğu kapılmış". İstedikleri yere kolayca yönlendirmişler. Mektupların yazılmasında da, bir takım düşmanlıkların ortaya koyulmasıda da, Hitlerin gelişimi ve davranışlarıyla bire bir örtüşmeler var.

Purim olayınd da Amalek düşmanı oluşturmak için; belki mektuplar bir şekilde başka amaçlarla yazdırılmış, Haman'a mühürlettirilmiş olabilir. Mordekay'ın Yahudi olduğu biliniyor türü cümleler kuruluyor ama Yahudi Mordekay'ı en tehlikeli mevkide tutmaya devam ediyorlar.

Belkide Mordekay'da, Ester gibi Yahudi kimliğini gizli tutmuştu. PURİM bayramında işlen konu gizlyi açığa çıkarmak, olduğundan başka kılığa bürünmek değil mi? Bu varsayım göz önüne alınırsa, Ferman Sus Kalesinde ve diğer yerlerde hiç okunmamıştı, dolaysıyla hiçbir yere gönderilmemiş Mordekay'ın kontrolünde duruyordu.

Çünkü; "Ferman Sus kalesinde okundu" dendikten İKİ AY sonra Mordekay çula kuşanıp Kraliçeye gidiyor. Sus kalesinde okunan ve tüm Yahudilerin yok edileceğini bildiren fermanıın içeriğini, TAM İKİ AY boyunca Mordekay'ın duymamasına imkan var mı? Kapı görevlilerinin gizli planlarını daha birinci yılda öğrenip Krala yapılacak suikasti ortaya çıkaran ADAM, SUS KALESİNDE TELLALLER aracılığıyla TOPLULUKLARA okunmuş olan, üstüne üstlük YAHUDİ KATLİAMINI İÇEREN Fermanı duymamış olacak. Duymama ihtimali, Ağaçta balık yetiştirmekten daha da imkansız bir durum sergiliyor.

Ayrıca; Ester'in o sadık görevlileri duymamış olabilir mi? Ester'in Yahudi olduğunu bilmeseler bile böyle önemli bir Ferman içeriğinden mutlaka Kraliçelerini haberdar ederlerdi. Yazılı değil sözlü duyuruların yapıldığı, fısıltı mekanizmalarının çalıştığı, ispiyonculuk, zurnalcilik mesleklerinin zirve yaptığı bir devirde / bir mekanda böyle bir femanın içeriğinden Ester'in de haberdar olmama olasılığı SIFIR -0-..

Bütün gün ve ve gece boyunca dizil kahramanlarını konuşmuyorlar ya! Üstelik, tam Otuz gün Kral'ı memnun edeceğim diye de bir derdi olmadığını kendisi söylüyor. Demekki sürekli "Kralın ne yaptığını, Sarayda neler döndüğünü öğrenme zorunluluğu hat safhaya çıkmış. Gözden düştüm mü? gözde miyim? Bu gece kiminle? Kimler aramıza girdi?..vs..

Ester.........4:11 ‹‹Kralın bütün adamları ve illerinde yaşayan halk biliyor ki, çağrılmadan sarayın iç avlusuna girip kralın yanına yaklaşan her erkek ya da kadın için tek bir ceza vardır. Kral altın asasını uzatıp canlarını bağışlamadıkça bu kişiler ÖLÜME ÇARPTIRILIR. Ben de OTUZ gündür kralın huzuruna çağrılmış değilim.››
   
 
   
  Haman benzeri birtakım gelişmelerle, BİR IRKCI Almanya'ya egemen yapılıyor. Onunla ekilenler hala biçilmeye de devam ediliyor. Hitler ve Naziler, Yahudi örgütlerinin desteğiyle, Yahudi danışmanların fikirleriyle, Hitler kendisinden beklenen tüm vahşetleri sergileyerek ilerliyor. Elbette karşı tarafta bu hareketlerin simetrik davranışlarını sergiliyor yada Hitler davranışlarının, Asimetrik kalmasına seyirci kalıyor. Sonrası malum, 50-60 milyon candan sonra Hitler'den kurtuluveriyorlar ve İsrail Devletinin temeli atılıveriyor.

O güne kadar Filistin topraklarına gelmemekte direnen Yahudiler, birden bire o topraklarda toplanmaya başlıyorlar. O güne kadar yaşadıkları topraklarda kalmayı tercih edenler aniden VATANLARI OLMADIĞI sürece korunamayacaklarını anlıyorlar.

Ezeli düşmanları AMALEKLERE karşı korunabilmek için TOPLANMALARI gerektiğini, fırınlarda yakılan, gemileri (Struma gemisi) batırılan, esir kamplarında yok edilen Kuzey Avrupa- Hazar kökenli İNANANÇ YAHUDİLERİNİN acı akibetlerinden sonra anlayıveriyorlar. Yaşananlar ve yaşadıklarından sonra korunmaları için TOPLANMALARI GEREKTİĞİNİ kavrayıveriyorlar.

Onların korunmak için TOPLANMA, bir araya gelme dedikleri, YENİ PURİMLER için KATLİAM YAPMA hazırlığı anlamı taşıyor. Yeni ve daha büyük PURİMLER için son safha anlamını taşıyor. AMALEK OLARAK işaretlediklerinin KÖKÜNÜ KURUTMA vaktinin yaklaştığı anlamını taşıyor.

İşte kendi ifadeleriyle ispatı. Ne diyorlar? "KURTULMAK için BİR ARAYA GELDİLER ve YETMİŞ BEŞ BİN kişiyi öldürdüler"

Ester.........9:16 Krallığın illerinde yaşayan öbür Yahudiler de canlarını korumak ve düşmanlarından KURTULMAK için BİR ARAYA GELDİLER. Kendilerinden nefret edenlerden YETMİŞ BEŞ BİN kişiyi ÖLDÜRDÜLER, ama yağmaya girişmediler.


Özetle: Dünya'da ki ANTİSEMİNİST FAALİYETLERİ kontrol eden, onlara çeki düzen veren SEMİNİST'lerin ta kendileri. Diğer insanlar sadece üstlerine yazılmış olan rolleri oynuyorlar. Olayın farkına vardıklarında ise Saddam gibi ipi boyunlarına dolanmış buluyorlar.

Saddam'a danışmanları, "aman efendim Dünya sizde korkuyor, siz dördüncü büyük ordusunuz, bakın Kuveyt'e kimse birşey yapabilecek mi? karşınızda ordusu durabilecek mi? birkaç günde Kuveyt tamam, daha sonrası, çorap söküğü gibi gelecek. Başımızda siz, elimizde ordumuz ve kimyasal Ali kozumuz var..vb.." demese Saddam efelenebilir miydi?

Verdikleri raporlarla, hergün önüne koydukları gazete manşetleriyle, Dünya insanlarının yaşadığı kimyasal korku görüntüleriyle, kafada (ftör) şapka, elde tüfek Saddamı ortalarda dolaştırdılar. Silahları verende onlardı, sığınakları yapanda onlardı, savunma mekanizmasını kuranda onlardı, saldırı planlarını yapanda onlardı, A, B, C..gibi tüm planları yapıp, "dereyi göstermeden" Ortadoğu imparatorluk üniformasını Saddam'a biçip, tahtına çıkartanlarda onlardı.

Elbette; asacak olanlar planladı,
Elbette; planlayanlar raporları sundu,
Elbette; raporları sunanlar efelendirdi,
Elbette; efelendirenler tahta oturttu,
Elbette; tahta oturtanlar işgal etti,
Elbette; işgal edenler yargıladı ve elbette yargılayanlar astı

Bakın diğer çevre ülkeler farklı bir durum var mı? Gelişmelerde şablon dışı bir hareket var mı? Terörizmle mücadele, Demokrasi, insan özgürlüğü, nsanlar arası barış söylemleri arkasından gelen iç kuvvet değişiklikleri, yeni dengelerin oluşumu ve fiziksel yada siyasal işgal.

Amalek olgusunu yaşatabilmek, yüksek ideallerini gerçekleştirmek için gerektiğinde ANTİSEMİNİST hareketleri icad edenler kendileri. Purim bayramına onların anlatımlarıyla bakarsanız, ana tema olarak kılık değiştirme. Hemde hiç alakasız kılıklara bürünme. Maskelenme, maskeleme, maske kullanma üzerine kurulmuş bir bayram. Elbette adı, Katliam kutlamasıyla özdeşleştirilmiş bayram olduğu içinde, neşe var, şeker var. Purimin gelişiminde olanları sembolize eden olduğundan başka türlü görünme var.

Büyük PURİM KUTLAMALARI için onlara gereken tek şey KENDİLERİNE DUYULACAK NEFRET. Bu nedenle bol bol ANTİSEMİNİSTLERİ olması gerekiyor. Dünyanın her yerinden "artık bu kadarıda fazla, bu Yahudierde çok oluyor" diyecek / DEDİRTECEK gruplara ihtiyaçları var.

Gürleyen, atan, tutan kağıt üzerinde tehlike arzeden, izin verdikce göz yumdukca terör eylemlerinde bulunan, her söze Yahudi (ırk-din- zihniyet- ülke..onlarla ilgili ne varsa) düşmanlığı ile başlayıp, sözlerini küfürlerle bitiren ama
Servetini Yahudi finans kurumlarında tutan,
Çocuklarını onların okullarında onların burslarıyla okutan,
Ticari faaliyetlerinde onlarla işbirliğine giren,
İktidarları için danışmanlıklarına, finansmalarına, medyasına, komisyonları için banklarına, ayarlayacakları uluslar arası randevularına, yayınladıkları itibar göstergelerine, uluslar arası desteklenme görüntülerine ihtiyacı olan,..vb..
Kitleleri çekip çevirebilen ANTİSEMİSTLER yada öyle gözükenler SEMİNİSTLERİN VAZGEÇİLMEZ PARTNERLERİDİR.

Bu tür partnerleri olmazsa, bu piyasadan asla ekmek yiyemezler. Onlar öyle partnerdirler ki, servetlerini Yahudi fonlarında değerlendirerek ülkelerine, ulusuna, toplumuna atılan her bombanın, her saldırının, her işgalin, alınan her canın finansmanını sağlamışlardır. Onlar öyle partnerdirler ki, servetlerini değerlendirdikleri fonlar sayesinde, ülkeleri bombalansa da, başka ülkeleri bombalasalarda para kazanırlar. Silah aldıkları firmalar, ülkeler silah sanayilerini büyüttükce onlarda servetlerini büyütür.
   
  Köyleştirilen, tek devlet haline getirilmek istenen Dünya'da kim bilir kaç bölge kralını, ödüllerle, itibarlarla, mühürlerle ödüllendirdiler de onları baş tacı konumuna getirdiler? Kimbilir kimlere, kendilerini (Yahudileri) aşağılama izni, fırsatı verdilerde, saldırganlık yapmalarına maske olarak kullandılar? Kimbilir kimleri, zamanı geldiğinde alaşağı edip, icad ettikleri ama göğüslerinden hiç eksik etmedikleri "ÖÇ" alma eyemleri sonucunda DARAĞACINDA sallandırmayı hedeflediler.
   
  ANTİSİYONİZM, hemen hemen AMALEK demek. Boyut değiştiriyor dediklerine, kötü dürtü olarak gördüklerine, sağ bırakılan hayvanlardan bile bulaşmasından korktuklarına göre,. AMALEK = A-melek mi oluyor. Onların tanımıyla Amalek, içlerini kemiren kuşkuysa, başka boyuta ait varlık olmalı.

Temiz kalplerine bulaşan vesvese olarak değerlendirdikleri Amalek için, “Yetser Ara / kötü dürtü" tabirini kullanıyorlar. “Yetser Ara / kötü dürtü" deyim olarak, içleri kemiren kuşku duygusundan dolayı AMALEK-ruhu anlamı taşıyormuş. Anlaşılan bunların zihinlerini iyi-saatte olsunlar kuşatmış. Onlarda, iyi-saatte olsunların kuşattığı zihinleri ırksal, dinsel zihniyet olarak kabul etmişler. Alaaddinin lambasından çıkanların etkisinde kalıp, kendilerine düşmanlar icad etmişler.

Amalek onlar için tüm fiziksel bedenler yok edilse bile varlığını sürdüren, yer altı yaşamına (saklanan, gizlenen) geçişler yapabilen bir olgu. Her yerde olabilen, herkezde yaşayabilen, her devirde açığa çıkabilen farklı boyuttaki bir olgu. Onlar için herkez potansiyel Amalek. Kişilerde gizlenmiş / saklanmış olarak varlığını devam ettirebilen bir olgu. Hayvanlardad bulunabilen bulaşıcı bir yapı sergileyen bir olgu.

Amalek katliamının, ilan edilen Purim BAYRAMININ anlatıldığı Ester'in, kelime manası gizliyi açığa çıkarmakmış. (Şüphelendiklerini çeşitli entrikalarla, düşman ilan ettilerinde "gizli oanı ortaya çıkartmış oluyorlar. Kurbanlar için, gizli olanı açığa vuranlar değil, zorla yapılan Antiseministler demek daha doğru olur.)

Paronaya halini almış bu saptamalar, olgu tarifleri elbette benim düşüncelerim yada kabullerim değil. Gerek Amalek için söylenenler, gerek kuşku için söylenenler, o zihniyetin uygulayıcılarına, yayıcılarına, takipcilerine ve yorumcularına ait.
   
  Topluluklarını bir arada tutabilmek, günah keçileri ilan ederek işlerini halledilme adına Paronaya haline getirilmiş olan Amalek'li ruhsal boyut konuları ve tablosu
 
   
 
  Arkeolojik verilere göre Kral SAUL 40 yıl Tahta kalmış.
   
  Purim uygulamacılarıyla, Musevileri, inanç olarak Yahudiliği benimsemiş olanları, ırk olarak Yakupoğullarından olduğunu düşünenleri, Tanım olarak / isim olarak kendisine Yahudi diyenleri, Eski Ahit inanç kitabı olarak kabul edip Sinagog'a gerçekten inançları gereğini ibadet edenleri, kendisine kökü gereği İsrail'li diyenleri AYRI TUTARAK, Purim zihniyetini taşıyanlar, Amalek kuşkusunu yüreklerden eksiltmeyenler, o zihniyet uğruna Dünyayı kana bulamak isteyenler kast ediliyor.

Burada sorgulanan, insan olmanın getirdiği değerler. Purimi bir ideoloji olarak gören, bunu yaşatmak içinde AMALEKLER/ ANTİSEMİNİSTLER icad eden KUŞKULARI gönüllerde yaşatan zihniyetler kast ediliyor. Her ulustan, her ırktan, her dinden aynı amaç için bir araya gelmiş, kendi ülkelerinin, kendi mensuplarının, kendi toplumlarının, kendi dinlerinin maskeleriyle, büyük Purimlere bilerek yada bilmeyerek ortak olan zihniyet ikizleri kast ediliyor.

O zihniyeti taşıyanlar için Kitapta yazılanlar önemli değil. O kitaplarda çelişkiler olması, bilimsel bulgularla çelişmesi önemli değil. Purim'i esas alanlar biliyorlar ki / Amalek senaryosunu gündemlerine alanlar biliyorlar ki; İnsanlara Tanrı emri diye dayatılan kitapları, kendilerinin ZİHNİYET ATALARI yazdı. Onlarda, Zihniyet atalarından aldıkları mirası korumak için ellerinden geleni yapıyorlar.

Sayfalarının başında sologan olarak kullandıkları "Biz kitabı koruduk..." sözü, kitabın içinde bahsedilen ifadelerin korunması anlamını taşımıyor.Elbette fiziki olarak kitap sayfaları korunuyor ama pratikte "Kitabı koruduk" sözündeki kasıt, Kitabın oluşmasında kullanılan ZİHNİYETİ KORUDUK anlamını ifade ediyor.

Atalarımızın ortaya koyduğu, din maskesiyle örttüğü ZİHNİYETİ, MİRASCILARI OLARAK muhafaza ettik anlamına geliyor. Yoksa imani bir koruma söz konusu değil. Öyle olsaydı çelişkilerini ortaya koyarak mensuplarını uyarırlar, bu sözler TANRI VAHİY'leri olamaz bunlarda bir yanlışlık var uyarısı yaparladı. Ama tam tersine her ne olursa olsun, 1. vazifeleri İMANLARI korumak değil, KİTABI OLDUĞU ŞEKLİYLE muhafaza etmek.

"...Kitapta bizi korudu" sözüde, kitabın kendilerini koruduğundan, vaad edilenleri, bal ve süt ülkelerini verdiğinden dolayı değil, Kitabın muhteviyatındaki ZİHNİYET UYGULAMALARINI / YOL GÖSTERİMLERİNİ uygulamakla elde ettikleri Dünyasal mevzilerin kendilerine sağladığı ÖÇ zamanı. Kitapta var olan, kitapta önerilen uygulamalarla, Dünyada hep dört ayak üzerinde durabildik deniliyor.
     
  HIRİSTİYAN ve YAHUDİLERE GÖRE; E&Y.AHİT KAYNAKLI YARATILIŞ SECERESİNİN İŞLENDİĞİ "ADEM - MİLAD KRONOLOJİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  ÇELİŞKİ ÖRNEKLERİNİN; RESİMLERLE DETAYLANDIRILMIŞ OLDUĞU "AHİT ve ÇELİŞKİLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
 

Amalekler, madem ruhsal boyuttalar, o halde NEDEN CANLAR ALINIYOR?
Madem insanları öldürmekle bu iş bitmiyor, o halde neden NEDEN KATLİAMLAR YAPILDI?
Madem insanları öldürmekle, Amaleklerin yok olmayacağına inanılıyorsa, o halde neden yeni SOY YOK ETMELER planlanıyor?

"SEMİNİSTLERİ MUTLU ETMEK İÇİN; SEMİNİZMİ YAŞAT, SEMİNİZMİ YAŞATMAK için de ANTİSEMİNİSTLER İCAD ET."
"İçlerimizdeki nefreti dindirmek için yapıyoruz,
göğüslerin içlerine yerleştirdiğimiz kuşkuları tazeleyebilmek için yapıyoruz,
içlerindeki kötü dürtüleri hatırlatmak için yapıyoruz,
kan dökmek için yapıyoruz,
İsrail Tanrısı adına atalarımızın yazdığı "öldür" isteklerini yerine getiriyoruz" deme yerine,
"Amalekleri öldürüyoruz,
Kuşkuyu öldürüyoruz ,
Sanıyı öldürüyoruz,
Temiz içimizi kirleten vesveseyi öldürüyoruz,
Kötü dürtüleri öldürüyoruz" diyorlar.

Maden yok olmuyorlar,
Maden biçim değiştiriyorlar,
Madem boyut geçişi yapıyorlar,
Ohalde; kuşkulandığınız, Amalek ilan ettiğiniz, Antiseminist yaptığınız, Nazi yetiştirdiğiniz insanların, o canların günahı ne?

Fiziksel yaşamın içinde, etiye canıyla VAR OLANLARDAN ilan ettiğiniz, ilanları sonucunda SOYLARINI tamamanen YOK ettiğiniz, KÖKLERİNİ kuruttuğunuzdan emin olduğunuz, düşmanlarınız bitince, İÇİNİZDEKİ KUŞKU CANAVARININ sesi olan ÖLDÜRME İÇ-GÜDÜLERİNİZİN TATMİNİ için mücadele alanını, neden METAFİZİK boyutlara çekip, yeni DÜŞMANLAR İCAT ETME yollarına başvuruyorsunuz.
Kanıyla canıyla Dünya üzerinde VAR olan, nefes alan yaşayan, sizler gibi yaratılmış olan, insanları İÇİNİZİ KEMİREN KUŞKU yüzünden daha ne zaman kadar düşmanlar ilan edip öldürme planları yapacaksınız. Ne zamana kadar önden gidip kılavuzluk yaptığınız yerlere, KILICINIZI SALIP AMALEK şüphelilerini yok edeceksiniz.

İsrail Tanrısı Bal ve Süt akan ülkeler için 3200 yıl önce göndereceğini söylediği ama bir türlü gelemeyen, kötü Amalek'lerden de olmayan, bu çağın bal ve süt ülkelerini gösteren MELEK'ler sizler misiniz? (Amalekler anti melek değil. Anti melek olurlarsa şeytan oldukları söylenmiş olur ki, bu Ahit ifadelerine göre aklanmış olan Şeytanın kötü ilan edilmesi anlamına gelir. İsmi saklı tutulana, isminin fazla anılmasını istemeyene dokunan, bir ifade söz konusu olur.)

Kral Saul'un Amalekleri, "kundaktaki bebeklerinden döldeki ceninlere, nefes alan her şeylerinden ahırdaki hayvanlarına kadar yok etti, esir aldığı Krallarını da öldürdü" diye kitaplarınızda gururla anlatıldığı için; bu Ester kitabında anlatılan Amalekler'de nereden çıktı sorularına, masal boyutunda verilen cevaplarla da bir çıkış uydurdunuz.

Saul'un esir aldığı, Amalek kralı Agag'ın bir gece yaşamasına izin vermiş. Ama o gece, ailesinin tüm fertlerini, toplumunu, ülkesini, geleceğini her şeyini kaybetmiş olan Kral Agag masal bu ya! kendisine servis edilen bir kadını hamile bırakır. Adam can derdindeyken savaşın tüm sıkıntısı yorgunluğu, acıları, mağlubiyet üzgünlüğü/ ezikliği ve yaşam korkusu varken kendisine servis edilen kadınla vur patlasın, çal oynasın yaptı diyorlar. (Kadın mutlaka Yahudiydi. Saul'un sarayında Amalekli bir kadında olacak değil ya! Böyle bir durumda da, Amaleklerin Yahudi olma olasılığı çok yüksek)

Bu konuda delil olarak sundukları bir görüş şöyle; Salom gazetesi..maskeli balo yazısından
"Büyük Kabala âlimi Rabi Yitshak Luria'ya (Ari aKadoş – Kutsal Ari olarak da bilinir) göre, vezir AMAN, AMALEK halkının son kralı Agag'ın onuncu nesilden torunudur."

Hadi, "Kral Agag'ı esir aldı, almakla da yetinmedi hizmette kusur olmasın diye, birde ona kadın servis ederek, Amaleklerin türemesine neden oldu" sallamasının arkasına sığınarak Ester bölümünde katledilenlere Amalek damgası vurunuz. "Esasında Ester ve Mordekay içlerindeki kuşkuyu / acabayı giderdi" dediniz (Amalek içlerdeki kuşku demiyorlar mı?). Kuşku giderme, kötü dürtüyü yok etme adına yaptığınız katliamları PURİM ADI ALTINDA İLAN ETTİĞİNİZ BAYRAMLARLA bugünkü nesillerde dahil kutlatarak örttünüz.

Ester bölümünde verilen detaylardan anlaşıldığı kadarıyla, Saul döneminde yapılanın hatanın hiçbiri, Mordekay tarafından yapılmadı. Kılıçlandı, öldürüldü ve YOK edildi etaplarıyla ve uzun hazırlık dönemi ardından tüm AMALEKLER TÜMÜYLE SOYLARI KURUTULDU. Hatta bu durum, ölülerin tekrar asılması ve DİLEDİKLERİNİ yaptılar vurgulamasıyla da iyice pekiştirilmiş bir halde ortaya koyuuyor.Özetle; Katliamın, hatasız (hata, Saul örneğindeki gibi canlı bırakmak) bir operasyonla gerçekleştirildiği İYİCE vurgulanıyor.

Hal böyleyken, tüm Amalklar yok edilği tarafınızdan belirtilirken, yeni katliamlar için gereken AMALEK ihtiyacınız için elinizde kadın servis yapılacak isimler kalmayınca simdide metafizik boyuttan mı transferlere başlandı? (Mordekay hiç esir almamıştı. Biri çıkıpta " İRAN'lılarla, şunlar, şunlar ondan türedi, isimlerini saydıklarım Haman'ın XX. kuşak torunlarıdır" diyebilsin. Hepsini yok ettikleri için PURİM adı altında BAYRAM ilan etmemişler miydi?)

Şüpheciliği farklı boyutlarda arayanların tedavi olması gerekirken, Dünya imparatorluğunda söz sahibi olması elbetteki insanlık için çok kötü. Tek Dünya Konsil devletinin kurulması için, Dünya'yı tek devlet haline getirmek için, her türlü çalışmaları yapanların, kuşkuları, vesveseleri, dürtüleri fiziksel düşmanlara çeviriyor olmaları onların tedaviye gerçekten ihtiyacı olduklarını gösterir.

   
  ABD KONGRE ÖNÜNDEKİ HORUS PİRAMİTİNİN İŞLENDİĞİ "HORUS PİRAMİTİ GÖREN GÖZ & KONGRE ve DÜNYANIN ÇATISI"sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  DÜNYA İŞGAL HARİTALARINI, DİLLERİN - DİNLERİN değişimini, 3.BİN YILIN hedeflerini içeren'TEKRARI BOL OYUN GOP ve BOP' Sayfasına, buradan ulaşabilirsiniz
   
  4.ROMA / TEK DÜNYA DEVLETİ'NİN AŞAMASI OLAN, EYALET DEVLET KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "2050 HARİTALARI" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  İki kere ikinin DÖRT ettiğini BİLİP ÜZÜLME safhasından, iki kere ikinin BEŞ ettiğini KABUL EDİP SEVİNÇ duyma safhalarına çoktan geçmiş olanların, Dünya üzerinde oluşturacağı tehlike, yetiştirdikleri / ortaya sürdükleri Hitler'le kıyaslanamaz bile.

İçinde bulundukları Purim safhaları; Antiseminist, kuşku, kötü dürtü kısaca AMALEK üretmek değil. İstedikleri, işaretledikleri, listeledikleri uygun gördükleri AMALEKLERİ YOK ETME SAFHASI.

Saraylara çoktan girilmiş, Kuralar çoktan çekilmiş, mevziler çoktan kapı görevlilerince ele geçirilmiş, listeler çoktan askıya çıkmış, Amalekler çoktan kımıldayamaz hale getirilmiş ve hızla getirilmekte. Olay sadece, KILICA kalmış halde görülüyor. Sudan (Kûş) sınırından (Somali korsanlığı sonrası elde edildi) Afganistan / Pakistan (Hoddu) dahil kapıları (Satraplar. kura tarihine kadar 127 tane olacak mı bakalım?..Ester.........1:1 Ahaşveroş Hoddudan Kûşa uzanan bölgedeki yüz yirmi yedi ilin kralıydı.) elde edlmiş halde.

Olay sadece, KILICA kalmış halde görülüyor. Sudan (Kûş) sınırından (Somali korsanlığı sonrası elde edildi) Afganistan / Pakistan (Hoddu) dahil kapıları (Satraplar. kura tarihine kadar 127 tane olacak mı bakalım?..Ester.........1:1 Ahaşveroş Hoddudan Kûşa uzanan bölgedeki yüz yirmi yedi ilin kralıydı.) elde edilmiş halde.
  İnançsal doza bağlı Paronaya örneği derseniz; Netanyahu'nun, Obama'yı Amalek konusunda razı etmesi verilebilir.

Mısırdan Çıkış/Exodus....17:14 RAB Musaya, ‹‹Bunu anı olarak kayda geç›› dedi, ‹‹Yeşuya da söyle, AMALEKLİLERİN ADINI YERYÜZÜNDEN BÜSBÜTÜN SİLECEĞİM.››

Mısırdan Çıkış/Exodus....23:20 ‹‹Yolda sizi koruması, hazırladığım yere götürmesi için önünüzden bir melek gönderiyorum.

Mısırdan Çıkış/Exodus....23:21 Ona dikkat edin, sözünü dinleyin, başkaldırmayın. Çünkü beni temsil ettiği için başkaldırınızı bağışlamaz.
Mısırdan Çıkış/Exodus....33:2 Süt ve bal akan ülkeye senden önce bir melek gönderecek, Kenan, Amor, Hitit, Periz, Hiv ve Yevus halklarını oradan kovacağım. Ben sizinle gelmeyeceğim, çünkü inatçı insanlarsınız. Belki sizi yolda yok ederim.››

Mısırdan Çıkış/Exodus....23:23 Meleğim önünüzden gidecek, sizi Amor, Hitit, Periz, Kenan, Hiv ve Yevus topraklarına götürecek. Onları yok edeceğim.
1 Samuel.......29:9 Akiş, ‹‹Biliyorum, sen benim gözümde Tanrının bir meleği gibi iyisin›› diye yanıtladı, ‹‹Ne var ki Filistli komutanlar, ‹Bizimle savaşa gelmesin› diyorlar.
 
Paronayaklılğın bir kaç kademe otesinde seyredenlerin, duydukarı kuşkulara karekter kazandırıp, onlarla eşleşen düşmanlar oluşturması ve onları cezalandırmak içinde KANLA, KATLİAMLA yok ediyor olması, inanç sistemleriylede bu tür yok etmelere ruhsatlar veriliyor olması, tıp terimlerinin hangileriyle tenımlanır bilemem.

Elbette toplumsal paranoya diyemem ama o zihniyeti yayanların, o zihniyeti uygulayanların topluca paranoya içinde olduklarını yada topluluklarını Paronoya içinde tutmak stediklerini rahatlıkla söyleyebilirim. Böyle yaklaşımlarıyla insanları şüpheci bir yapı içinde tutuyorlar. Sürekli düşman arayışı içinde bırakıyorlar. Başlarına gelen her şeyi mutlaka o kötü dürtüye, kötü Meleğe bağlıyor olmalılar. Toplumlarının var olmalarını da (bugüne gelmelerini) Amaleklerin yok edilmesine bağladıkları gibi, .varlıklarını sürdürebilmeleri içinde Amaleklerin yok edilmesi gerektiğine de inandırmışlar.

Ülkelerini yönetenler bu inanç içinde, toplumlarına yaklaşmışlar. Unutmayın Neron'da, ünvan sahibi, makam mevki sahibi erişilmez bir insandı. Bir emriyle yerleri gökleri inletmiş. Roma Tanrılarıda onunla birlikteydi,(Roma Tanrılarına taparken daha sonra Yahudi olmuş. Talmud, Simon bar Kokhba'nın Roma'ya karşı olan isyanının önemli destekçilerinden bilge Reb Meir Baal HaNess'in Nero'nun soyundan olduğunu söylermiş. Hıristiyanlar ise Sahte Mesih derlermiş), edindiği Tanrıları adına mutlaka çokta çalışmalar yapmıştı, orduları yönetmiş ülke yönetiminde M.S. 54 - 68 yılları arasında 14 yıl bulunmuş (68 yılında Roma yangınından dört yıl sonra intihar ediyor), benim diyen konsil devletin senato üyeleriyle mücadele edebilmiş, fikrini ortaya koymuş, Romanın 5. imparatoruydu ama Roma'yı yakıverdi. İçini kemiren kuşku ve şüphe yüzünden Annesini, karısını ve en yakınlarını idam ettiriverdi.

Romayı neden yaktı, elbette yanık hali daha güzel olur diye yakmadı, gücünü göstermek için de yakmadı, içini kemiren kuşkudan kurtulmak için yaktı, kuşku düşmanlarını yok etmek için yaktı, Kuşku için, Romayı imar edenlere inat yaktı. Tarih onu kuşku / kötü dürtü / Amalek teorileri olmadığı için deli damgasıyla yaftaladı. Oysa onunda inanç sistemi içine sokuşturduğu bir Amalek kavramı olsaydı deli damgası yiyeceğine, ırkını kurtaran kahraman unvanları içinde anılır olurdu. Şarkılarda çılgınlığı vurgulanarak anılacağına, kahramanlıkları övülerek anılırdı.

(Simetrik- Asimetrik gibi..melek Amalek gibi onlar için kötü kuşku olduğuna göre anti melek anlamında Amalek diyorlar. İç dünyalarına ait kuşkuların vesveselerin kaynağı olarak bilinen ŞEYTAnın yerine, onun görevlerini verdikleri AMALEK'i oturtmuş gözüküyorlar. Kitaplarında sadece 17 adet ifadede yer verdikleri ve övgüyle bahsattikleri ŞEYTAN'ı temize çıkarmak için, AMALEK kavramını Piskolojik kavramları taşır hale getirmişler. Kuşku veren, vesvese kaynağı, temiz kalpleri kirleten, kötü dürtü gibi. Dinlerin vazgeçilmez kavramı ŞEYTAN yerine AMALEK oturtulmuş. Meleklerin de kötüleri olduğunu kitaplarında işlemelerinin sebebi bu nedenle olmalı.

Zebur.......78:49 Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.

Bu durumda Amalek günah işleyen melek mi? Yoksa -yapı olarak değil, insanlara yaklaşım yönüyle anti--Anti melek mi? oluyor. Bence günah işleyen melek oluyor. Anti melek olsaydı direk ŞEYTAN olurdu ve ŞEYTAN derlerdi. Oysa AMALEK diyorlar Melekte diyemiyorlar lafları yuvarlayıp Amalek diyorlar. İşbirliği halinde oldukları, meleklerden daha üst seviyede gördükleri Şeytan yorumu yapılmasın, Şeytanın ismi kirlenmesin diyede ANTİ MELEK DİYEMİYORLAR. . Hani Cennetten kovulma suçunu yılana yükleyerek temize çıkardıkları, İsrail Tanrısının yada Meleklerinin SAĞ yanından ayırmadığı, sürekli toplantılar ve iştişareler de bulunduğu, Meleklerin bile AZARLAYAMADIĞI, hiç azar yememiş ŞEYTAN)
   
  ADEM'in MEYVASI, YILANIN YANILMAZLIĞI, TANRININ YALANCILIĞI KONULARININ İŞLENDİĞİ "TANRININ BAHÇESİ " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  ŞEYTAN İSMİ: Eski Ahit'in, ilk BEŞ kitabında yani TORA grubu kitaplar da, yani İSRAİL TANRISININ SİNA'da MOŞE'ye verdi dedikleri kitaplarda hiç telaffuz dahi edilmiyor. Tanrı'dan geldiğini iddia attikleri kitaplarında, hiç ŞEYTAN isminin geçmemiş olması, ellerindeki kitapların kaynağı hakkında bilgi vermiyor mu? İlahi vahiylerin iletilmesi için bir Peygamber gönderiliyor, o Peygambere ilahi vahiylerle belirlenmiş emirleri içeren kitap veriliyor ama içinde hiç ŞEYTAN'DAN bahis dahi geçmiyor. O zaman, Peygamber neden gönderilmiş, kitap neden verilmiş olabilir?

O Peygamber insanları kötülükten korumak için, kötülüğün temsilcisi ŞEYTANDAN koruyan vahiyleri iletmeyecekse, ilahi bir mertebe sahibi neden yapılmış olsun. Amaç yeryüzüne falcı göndermek değilki. Buhur sunu, tütsü reçetesi yaptırmak değilki, çadırın kopçalarının sayısını bildirmek değilki. Amaç insanların aldatılmadan, maskeenmiş, gizlenmiş şeylerden korumak.İnsanları imana davet etmek. İmandan alıkoymayı kendisine destur edinmiş ŞEYTANA karşı insanları uyarmak.

İnsanlar şahsi, ULUSAL yada IRKSAL AMALEKLERİNİ iç-dış politikalara göre, yeryüzünde bulunan, gözle görünen, elle tutulan, nefes alan, yiyen içen, belli bir ömür sürdükten sonra ölenler arasından seçeceklerse ilahi vahiylere ne gerek var. Nasıl olsa o seçimi yapanlar kendi düşüncelerine uygun kitapları ve kitapların geldiğini iddia ettikleri adresleri de, inanç sistemlerinin içine sokuyorlar.

Kendi sistemleri içinde oluşturdukları, KULLUK makamına kendilerini oturtanlar, çok kötü şeyler yapmış olsalarda, Tanrılık makamına yükselttiklerinden ceza görmeyeceklerini bildikleri için AMALEK seçimlerinde diledkleri gibi davranmakta kendilerini özgür görürler. Çünkü, yaptıkları seçimlerin ve eylemlerin hepsi TANRISALDIR. "İspatı derseniz" kitaplarını gözünüze sokuverirler. Yaptıklarının herbiri kitaplarında yazmaktadır. Ellerindeki kitaplarının her harfi Tanrıdan olduğuna göre, YAPTIKLARI TANRININ "YAP" dedikleridir.

Yaratılış, Mısırdan Çıkış, Leviler, Çölde Sayım, Yasanın Tekrarı, Yeşu, Hakimler, Ruth, 1 Samuel, 2 Samuel, 1 krallar, 2. KRALLAR, 1. Tarihler, 2. Tarihler, Eski Ahit'in mimarı kabul edilen Ezra, Nehemya, Ester, Yeşaya, Yeremya, Hezekiel, Daniel, Hoşea, Yoel, Amos, Yunus, Odavya, Mika, Nahum, Habakuk, Hagay, Malaki, Zebur, Özdeyişler, Derlemeci, ezgiler kitaplarında Şeytan ismi hiç geçmemektedir.

Her harfi Tanrıdan" dedikleri kitaplarda, insanlığın en büyük düşmanı ve yoldan çıkartıcısı olan ŞEYTANIN isminin hiç geçmemiş olması ne kadar garip değil mi? Şeytan ismini geçmesinden rahatsız olan mı var? Şeytan ismini geçmesinden, lanetle anılmasından (şeytan taşlama gibi) kim rahatsız olabilir? Şeytanın kötülüğünden dem vurmayan, kullarını uyarmayan Tanrı kabulünün yapıldığı ıinanç sistemi, İLAHİ bir değer taşıyor olabilir mi? Şeytanın yapabilecekleri anlatılmayan kitapların "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" tarfından gelme ihtimali olabilir mi?

Eski ahitte sadece; 1 Tarihler kitabında... 1 adet / defa, Eyüp kitabında.. . 14 adet/defa, Zekerya kitabında... 2 adet/defa ŞEYTAN İSMİ geçmektedir. Eski Ahit'te ŞEYTAN isminin geçtiği ifadelerin sayısı toplam 17 adet.

Evet yanlış okumadınız. ESKİ AHİT'TE ŞEYTAN İSMİNİN GEÇTİĞİ ve HİÇ KÖTÜLENMEDİĞİ İFADELERİN SAYISI; TOPLAM ON YEDİ ADET.

Oysa Eski Ahit'te toplam 23.144 madde varmış. 23.144 madde içinde ŞEYTAN'dan bahseden sadece 17 adet ifade var. Toplam 17 yerde ŞEYTAN'dan bahsediliyor. O bahislerde de ŞEYTAN çok saygın bir konumda gösteriliyor.

Eski Ahit................Kitap Sayısı...39 Adet .....................Bölüm Sayısı.....929 Adet ................Madde Sayısı...23.144 Adet


ŞEYTANIN isminin kötülükle anılmasından kim rahatsız olabilir? Hatta İSMİN kötülükle eşleştiğini bildiği için, tekrarlanmasını yasaklayan kim olabilir? Kötülükle özdeşleşmiş bir İSMİ, inanç kitaplarında yada ibadetlerde geçmesinden kim rahatsızlık duyabilir?

Bu ve buna benzer nedenlerden dolayı, Yahudiler Sinagog'lar da yada başka yerlerde yaptıkları ibadetlerinde ŞEYTANA LANET okuyamıyor olmalılar. Çünkü kitaplarında, Şeytan ismi TEKİL SAYILABİLECEK kadar az geçmekte, onların hepside ŞEYTANI masum saygın bir yapı içinde sunmakta. Bu durumda o kitaba bağlı olanlar nasıl olurda ŞEYTANA lanet okuyabilirler. Nasıl olurda ŞEYTAN'dan, onun vesveselerinden, tuzaklarından korunmak için dua edip yalvarabilirler. Tipik SELENA dizisindeki ŞEYTAN tiplemesi için de, Ahit'teki yerini almış olan ŞEYTANA ancak övgülerini iletebilirler.

Job / Eyüp...........1:6 Now it fell upon a day, that the SONS OF GOD came to present themselves before the LORD, and SATAN came also among them.
Eyüp / Job...........1:6  Bir gün TANRININ OĞULLARI RABbin HUZURUNA ÇIKMAK için geldiklerinde, ŞEYTAN da ONLARLA GELDİ.
Eyup...................1:7 Rab ŞEYTAN'a, "Nereden geliyorsun?" dedi. ŞEYTAN, "Dünyada gezip dolaşmaktan" diye yanıt verdi.

TANRININ SAĞINDA durup BAŞKOHEN'i ŞİKAYET edebiliyorsa,
Zekerya......3:1 RAB, MELEĞİNİN ÖNÜNDE duran Başkâhin Yeşuyu ve onu suçlamak için SAĞINDA DURAN ŞEYTANI bana GÖSTERDİ
1 Petrus.....3:22 Göğe çıkmış olan Mesih, TANRI'nın SAĞINDADIR. Melekler, YETKİLER ve GÜÇLER O'na bağlı kılınmıştır.
Zekerya......3:2 RABbin MELEĞİ Şeytana, ‹‹RAB SENİ AZARLASIN, ey ŞEYTAN!›› dedi, ‹‹Yeruşalimi seçen RAB SENİ AZARLASIN Bu adam ateşten çıkarılan yarı yanmış odun parçası değil mi?››

Baş melek BİLE azarlayamıyorsa,
Yahuda......1:9 Oysa BAŞ MELEK MİKAİL BİLE, Musa'nın cesedi konusunda İBLİS'le çekişip tartışırken, DİL UZATARAK ONU YARGILAMAYA KALKIŞMADI. Ancak, «SENİ RAB AZARLASIN» dedi.

İsrail tanrısı / Baba Tanrı / Oğul Tanrı ile Şeytan muhabbeti o kadar çok ilerlemiş olmalı ki yada İNANÇ SİSTEMİNDE ŞEYTAN O DERECE YÜCELTİLMEK İSTENMİŞ Kİ; ? Melek bile isyan edip "RAB SENİ AZARLAMALI" diyor. Azar dahi işitmeyen, alacağı en büyük ceza sadece AZARLANMAK" olan Şeytan'la gülüp eğlenen TANRI OLABİLİR Mİ?

Elbette bu yaklaşım üzerine kurulmuş bir inanç sisteminde, kötüyü oynayacak, vesvese verecek, temiz duyguları kirletecek, duyuları nefisleri esir alacak, kötü dürtüleri göğüslere dolduracak bir olgu olarakta, yada birileri olarakta zavallı AMALEK SOYU SEÇİLMİŞ.

İsrail Tanrısı dedikleri ve GERÇEK İSMİNİ çok az kişinin bildiği, İSMİNİN TEKRARLANMASINDAN hoşlanmayan, hatta yasak eden, "İSMİMİ GEREKSİZ İFADELERLE tekrar edenleri cezalandırırım" diyen Yahve tarafından, "SOYLARINI KURUTUN emriyle işaret edilen AMALEKLER bütün kötü şeylerin kaynağı ilan edilmiş.

Hayvanlarını, kundaktaki bebeklerini, soluk alan herhangi bir şeylerinin varlığına bile katlanamayan İsrail Tanrısının "YOK EDİN" emrine maruz kalan AMALEKLER, kötü dürtünün ta kendileri ilan edilmişler.

1 Samuel.......15:18 RAB seni bir GÖREVE gönderip, ‹Git, O GÜNAHLI AMALEKLERİ TÜMÜYLE YOK ET; hepsini ORTADAN KALDIRINCAYA dek onlarla savaş› dedi.

O nesiller ortadan kalkınca, yerine yeni adaylar bulunduğu gerek Ester kitabından gerekse Dünyada yapılan uygulamalardan görüyoruz.
   
  AYRICA; AHİT KİTAPLARINDA VARLIK OLARAK BAHSİ GEÇEN KERUV'lar VAR.

Kevurların yapıları hakkında onlarında kafaları karışık. İfadeler arasında bir Ahit klasiği sayılan çelişkili tanımlamalar var. Eğer; "Keruv'lar işte cezalandırılmışlar, ŞEYTAN konumunda tutulmuşlar, yakılıp kül edilmişler" diye, ortalıklarda dolaştırılan cevabi ifadelere bu iş bağlanmaya kalkarsa, ortalık hepten arap saçına döner ve İSRAİLİN TANRISI'nı aynı kategoride ilan etmek zorunda kalırlar. Benim için hiç sakıncası yok. Ahitcier için ortaya çıkan, açığa çıkan kimlik sorunu olur hepsi bu.

Keruvlara şeytan denirse, bu durumda da Ahit sandığını meleklerin değil ŞEYTANLARIN taşıdığını kabul etmek gerekiyor. Melek oldukları yada ilahi varlıklar oldukları kabul edilirse de İsrail Tanrısını onlarla özdeşleştirmek gerekiyor. İşte bu nedenle ortaya / açığa çıkan kimlik tanımı kullanıldı.

Özetle: KERUVlar, İsrail Tanrısını istediği zaman ziyaret edebilen ŞEYTANSA, İsrail Tanrısına ait Tahtın / Makamının onların arasında olduğunuda göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Melek oldukları yada ilahi varlıklar oldukları kabul edilirse de; Hezekiel 28:18 de İsrail Tanrısı onları cennetten kovdum demiş. Oysa onları daha önce "bilgelik / yaşam ağacının koruyucusu yaptım" demişti. Ama çadırlardan motiflerini sökün dememiş. Üstelik tahtını da onların arasında kurmuş.

Yeni Ahit yazarları da, KERUV'un gözden düşmediğini sanmış olmalılar ki, Vahiy bölümünde, Yuhanna'nın şahitliğiyle Tanrının tahtının etrafında görüldüğünü yazmışlar.

Hezekiel bölümü esas alındığında, Yahudiler Ahit sandığını boşuna bekliyorlar. Ahit sandığını taşıyan, İsrail Tanrısının arasına taht kurduğunu söyledikleri Kevurlar İsrail Tanrısı tarafından bizzat yok edilmiş. Küle döndürülmüş.
     
  YAHVE KERUV'ları YAKIP KÜL MÜ ETTİ? yoksa; TAHTINI KERUV'arın ARASINA MI KURDU? ÖRNEKLERİ İÇİN "KERUV" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  17 Mayıs 2009 tarihli The New York Times gazetesinden, J. Goldberg İsrail Başbakanı Netanyahu ile yaptığı ropörtajın ana konusu, Kraliçe Ester'in Saraylarına hükümran olduğu İRAN yada başka bir deyişle AMALEK.

Ropörtaj boyunca, İran, Amalek özdeşliğini kurup, onun üzerinden anlaşıyorlar. Hatta J.Goldberg'in İran konusunda Netanyahu'nun düşüncesini açığa çıkarabilmek için yaptığı nabız yoklamalarına, danışmanlardan birinin verdiği cevap "AMALEK'i DÜŞÜN" oluyor.

Herşey, kodlanmış, numaralanmış, sınıflandırılmış, senaryolaştırmış, beyinlere ve bilinçlere yerleştirilmiş. "AMALEK'i DÜŞÜN" diye cevap veren danışman, tüm stratejilerin Amalek versiyonları üzerinde olduğunu söylemiş oluyor. Soruyu soran gazetecide verilen cevaptan kastedileni biliyor. Anlayan bilen okurlarına da, İran'la ilgili gelişmenin özetini böylece aktarmış oluyor.
" AMALEK'İ DÜŞÜNÜN" cevabı karşısında ne yaparsınız? Doğal olarak AMALEK'lerin başına geldiğini söyledikleri ve senaryolaştırdıkları hikayeleri iyice gözden geçirirsiniz. Demekki olayın gelişimi AMALEK hikayesiye paralellik gösteriyor. Olaydaki nihai hedef, belirlenmiş, işaret edilmiş AMALEKLERİN YOK EDİLMESİ.

Amalek, Yahudilerin ve Hıristiyanların "her harfi Tanrıdan" diye iddia ettileri / kabul ettikleri kitaplara göre, Yahudileri yok etmek isteyen bir soy. Öne sürülen bu hedefle arka planda, büyük bir gizlilik içinde, düşüncedeki, davranışlardaki kimliklerin gizlendiği büyük bir harekatın yapıldığını söyleyen yine ellerindeki kitap. Purim düşünceleri gibi büyük gizlilikle, herşey göründüğünden farklı biçimde, maskelenmiş masum ve cani oyunu. Purim düşüncesi rolleri değiştirmek, olanı maskelemek / olduğundan başka gözükmek değil mi?

Ortada gözüken; Tehdit olarak gösterilen / tehdit seviyesine yükseltilmiş ve kendisinin gerçekten tehdit olduğunu sanan yada öyle gösteren bir İran / Haman.
Nükleer saldırıyla karşı karşıya olan soyları tamamen yok edilmek isteyen İsrail / Ester ve Mordekay var.

Oysa ortada Purim hazırlıklarını; yüz, düşünce, tehdit, barış, özgürlük, masumiyet, maduriyet, çaresizilik, eyvah yandık..vs.. maskelerini, takmış olarak planlarını iğne oyası gibi işlemiş, örümcek ağı gibi her yeri sarmış, AMALEK soy kurutucuları var.
     
  PURİM ve AMALEK KONULARINDA YAHUDİ GÖRÜŞLERİNİ YANSITAN YAZILARIN BULUNDUĞU "AMALEK DÜRTÜSÜ & PLANI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
     
  Amalek konusunda, yorum görüşlerinin özeti, aşağıda Şalom gazetesinin küpüründe görüldüğü gibi..
   
 
   
  İran'ın Amalek olduğu kabul edilirse neler olacak? Kitaplarındaki İsrail Tanrısının emirlerine göre SOYLARI KURUTULACAK hiç bir canlıları kalmamak üzere. Bir canlı bile kalması İsrail Tanrısının öfkesini üzerlerine çeker.

Peki bunu nasıl yapacklar herhalde Netanyahu askerlerinin başına geçip, bir zamanların Pers imparatorluğuna sefer düzenlemeyecek. Elbette KILICI görevlendirecekler. Klasik bir savaş mı olacak? Mümkün değil. Sözkonusu olan "YOK ETME / SOY KURUTMA" ise bu kadar büyük kitleyi Afganistan / Irak örneğinde olduğu gibi işgal dahi edemezler.

NÜKLEER TEHLİKE OLARAK İLAN EDİLEN ve KENDİSİNİ NÜKLEER TEHDİT OLDUĞUNU KABUL EDEN BİR ÜLKEYE, ELBETTE SALDIRI TANK TOP TÜFEK ve PİYADE GÜÇLERİYLE yapılmaz.

İRAN'A neden saldıracaklar? NÜKLEER TEHDİT olduğu için saldıracaklar.
Neden NÜKLEER TEHDİT olan bir ülkeye saldıracaklar? NÜKLEER SİLAHLARINI, İSRAİL ve BATI ülkelerine karşı KULLANMA FIRSATINI bulamasın diye saldıracaklar.

İran elindeki NÜKLEER SİLAHLARI kime karşı "kullanırım" diyor? "İran'ı, NÜKLEER TEHDİT ilan edenlere karşı kullanırım" dediği kimler? İSRAİL, ABD ve BATI
İran'ın NÜKLEER SİLAHLARINI kendilerine tehdit olmaktan çıkartmak için SALDIRACAK olanlar kimler? İSRAİL, ABD ve BATI
NÜKLEER SİLAHI kullanmasından KORKULAN kim? İRAN

Bu durumda, AMALEK yok edicileri, NÜKLEER SİLAH avcıları "komşu biz geldik, gelmişken bir tavla atalım dedik" diye klasik yöntemlerle İRAN'a saldıramayacaklardır. Çünkü bu arada İran'ın silahı kullanma hakkıda ortaya çıkar, çok rahat bir biçimde kullanma zamanı da. Saldıranlar, yok etmek istedikleri şeyi kullanma fırsatı vermeden YOK ETME yollarını deneyeceklerdir.

Yasa Kitabı .....32:25 Sokakta kılıç onları çocuksuz bırakacak; Evlerinde dehşet egemen olacak.Delikanlısı, genç kızı, Emzikteki çocuğu, aksaçlısı ölecek.
Yasa Kitabı .....32:23 Üzerlerine kötülükler yığacağım, Oklarımı onlara karşı kullanacağım.
Yasa Kitabı .....32:24 Kavurucu kıtlık, tüketici hastalık, öldürücü salgın,Vuracak onları. Gönderdiğim canavarlar dişleriyle onlara saldıracak,Toprakta sürünen zehirli yılanlar onları ısıracak.
Yasa Kitabı .....32:41 Parlayan kılıcımı bileyip Yargılamak için elime alınca, Düşmanlarımdan öç alacağım, Benden nefret edenlere karşılığını vereceğim.
Yasa Kitabı......32:42 Oklarımı kanla sarhoş edeceğim, Kılıcım vurulanların, tutsakların kanıyla, Düşman önderlerinin başlarıyla Ve etle beslenecek.'

Yıllardan beri, sınırlarının içinde toplanmış tecrit edilmiş, potansiyel terörist damgasıyla diğer ülkelerle olan bağları zayıflatılmış, ambargolarla silahları ve uluslar arası arkadaşlıkları, komşu yardımlaşmaları kesilmiş İran'ı elbette yakarak YOK EDECEKLER. Ama önce kendileri için gerektiği zamana kadar ihtiyaçları doğrultusunda kullandıktan sonra. İran, şu anda onlar için gerilimi tırmandıran, kendilerini madur duruma sokan bir ülke. Neden hemen yok etmek istesinler. Ladin gibi, Saddam gibi Hamanvari rolleri bittiğinde yok edilecekleri muhakkak.

İran daha önce Haman türü açıklamalar yapmadı mı? Ama iç politika için ama yapması gerektiği için. Sonuçta; Yahudiler ile ilgili fermanı yayınlamış oldu. Hem de, Birleşmiş Milletler salonunda yani tüm ülkeler nezdinde resmi açıklamasını (boş sıralara da olsa) yaptı.
Bu açıklamaları İran liderini, ükesinde ve taraftarı olduğu ülkelerde kahramanlık koltuğuna oturttu. Bu söylemleri sonucu sempatizan grupları oluşmadı mı?
Ülkesinde belkide bu sayede güç toplayıp, ikinci kez ülkenin İKİNCİ adamı (Başbakan) olmadı mı?
Fermanın defalarca Dünyanın en ücra köşelerinde bile okunup, her halka KENDİ DİLİNDE duyurulmadı mı?
Ferman her halkın kendi alfabeleri, kendi işaretleriyle yazı hale getirip basılıp dağıtılmadı mı?

Ester.........8:9 Bunun üzerine ÜÇÜNCÜ ay olan SİVAN ayının YİRMİ ÜÇÜNCÜ günü kralın yazmanları çağrıldı. MORDEKAYIN BUYURDUĞU HER ŞEY, Hoddudan Kûşa dek uzanan bölgedeki YÜZ YİRMİ YEDİ İLDE yaşayan YAHUDİLERE, satraplara, VALİ ve ÖNDERLERE yazıldı. Her il için KENDİ İŞARETLERİ, her Halk için KENDİ DİLİ kullanıldı. YAHUDİLERE de KENDİ ALFABELERİNDE ve KENDİ DİLLERİNDE yazıldı.

Nükleer tehdit sonrasında, Yahudiler ve Batı ülkeleri arasında korku ve panik başlamadı mı?
Bu ülkeler arasında ve komşu ülkeler arasında " İran'a karşı nasıl tedbir alırız" konuşulmadı mı?
Bazı komşu ülkeler, Nükleer malzeme konusunda, Uranyum zenginleştirme konusunda ABD'nin, İsrail'in ve Batı ülkelerinin izni olmadan, göz kırpma işareti almadan parmağını bile oynatamayacak ülkeler aracılık yapmadı mı?
İran'ın, İsrail'e olan tehditini daha belirgenleştiren, İsrail ve ABD'nin saldırması için gerekli bahanelerin daha da kuvvetlenmesi için yapılmadı mı/ yaptırılmadı mı?

Gördüğünüz gibi AMALEK olması için gereken herşeyi yapmış. Tebligatını da almış. Yakılmak için mutlaka kurasıda çekilip bir kenara yazılmıştır. Bu yok etme AMALEK türü yok etme olacağından, diğer ülkelere yapılanlara benzemeyeceğide aşikar. Top yekün, kökten, sou kurutmacasına, içinde ne varsa, soluk alan her canlısıyla birlikte. Bu yakma Ester zamanındaki gibi odun (belkide zift / katran katkılı) ateşiyle değil, çağın ölüm aracı olan Nükleer silahlarla, ismi bilmem-ne olan silahlarla, kimyasallarla ESİNLEME KİTABINDA TARİF EDİLDİĞİ GİBİ yapılacak. Her zarf açıldığında, her kase döküldüğünde yok edilecekler arasında, baş sırayı işgal eden, İran'da var. Hemde 1 numaralı Amalek adayı olarak.

Yahudileri top yekün yok etmeye hazırlanan İran; "nükleer silahlarını tam kullanma hazırlığındayken / yada kullandığında, karşı hareketle tüm AMALEK SOYU yok edildi, hiç birine acınmadı" tarzında açıklamalarla nükleer silahlarla yeryüzünden silinmiş olacak. Ama önce, İmanını bırakıp tamamen KÖLELEŞTİKTEN sonra. Din ve özgürlük anlamında tamamen teslim olduktan sonra. Onların anlayışında ki Kıyamet senaryoları başladığında bu yok etmeler başlayacak.

Köleleştirme nasıl olacak. Bütün Dünya'yı nasıl köleleştirebilirler? Köleleştirerek insanların İmanlarını nasıl alabilirler? İnsanlık var olduğundan beri en büyük silah olan, "AÇLIK" silahını kullanarak yapacakları muhakkak.

GDO, Gen, İLAÇ ve TOHUM kontrollerinin kimlerin elinde olduğunu düşünürseniz, kutsallarımız dedikleri kitaplarında, ekonomik, politik MANİFESTOLARININ aynen kullanılıyor olduğunu görürsünüz. Tohum patentleme adı altında yapılan tarım kontrollerinin amacı daha iyi anlaşılmıyor mu?

Kitaplarında YUSUF adı kullanılarak anlatılan bir HAMAN tiplamasi var. HAMAN MANİFESTOSU altında KÖLELEŞTİRME ve TOHUM kontrolünün nasıl yapıldığı anlatılıyor. İlahi maskeler kullanarak, FİRAVUNA hizmet amaçlı yapılan operasyonun bildirimleri var. Kutsal kitaplarından TANRISAL bazda teşvik görenler elbette gönül rahatlığı ile Tüm dünyayı FİRAVUNLARI adına köleleştireceklerdir.

Kutsal Kitapta kahraman, dini önder olarak gösterilen. "Soyumuzun Mısır'da ki ilk tohumunu attı, bizim ÖNDERİMİZ" denilen İLAHİ vasıflar yüklenmiş kişinin,ezilen insanların dostu olması beklenir. Mazlumun yanında zalimlerin karşısında olması beklenir. Hele bu kişi Peygamber unvanlı ise, İlahi adalet gereği, Firavun'ların karşısında yer alması, halkın arasında olması beklenir. Ama karşınıza çıkarılan tip, ZALİMLERİN YILMAZ YARDIMCISI, masum KORUNMAYA İHTİYACI olan İNSANLARIN AMANSIZ DÜŞMANI olarak karşınıza çıkartılıyor. Ve "HERŞEYİ TANRI adına yaptı" diyede altına etiket asılıyor.


Yaratılış.......47:19 Gözünün önünde ölelim mi? Toprağımız çöle mi dönsün? Canımıza ve toprağımıza karşılık bize yiyecek sat. Toprağımızla birlikte firavunun kölesi olalım. Bize TOHUM ver ki ölmeyelim, yaşayalım; toprak da çöle dönmesin.››
Yaratılış.......47:20 Böylece Yusuf MISIRDAKİ BÜTÜN TOPRAKLARI FİRAVUN için SATIN ALDI . Mısırlıların hepsi tarlalarını sattılar, çünkü kıtlık onları buna zorluyordu. TOPRAKLARIN TÜMÜ FİRAVUNUN oldu
Yaratılış.......47:21 Yusuf MISIRIN BİR UCUNDAN ÖBÜR UCUNA KADAR BÜTÜN HALKI KÖLELEŞTİRDİ.

   
  DÜNYA KÖLELİĞİ için KÖYLEŞTİRME ve E.AHİT'ten YAHUDİLİK MANİFESTOSUNUN anlatımı olan "YUSUF& HAMAN & AÇLIK" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Yukarıdaki safhalara bakıldığında, geriye sadece işin yok etme faslı kaldığı görülmektedir. Mutlaka kuralarda çekilmiş olmalı. Mordekay zamanında ki İran'da, AMALEKLERİN yok edilmesi için bir sene öncesinden kuralar çekildiğine göre, bu çağda herkesin herşeyden haberdar olduğu devirde kuraların çoktan çekilmiş olması gerekir. Ülkeler arası kuvvet dengelerine bakıldığında VE EN ÖNEMLİSİ bir ulus içinde yaşayan insanları değil, ÇOK BÜYÜK KİTLELERİN yok edilmesi söz konusu olduğundan, PURİM günleri oldukca önceden saptanmış olmalı.

Bu yazılanlar çok uçuk gibi gelebilir. Eğer bir ülke düşmanlarını fiziki, yaşayan varlıklardan, boyut ötesi varlıklara çevirdiyse bu yazılanlar az bile. Amalek onlar için ders alınması gereken ve hiç hata yapılmaması gereken ulusal hatta ırksal bir konu. Amaleklerin, Fiziksel olarak yok edildikleri kendi kitaplarında yazdığı halde, içlerini kemiren kuşkuyu metafizik boyutlara çevirerek yaşatıyorlar. Amalekler onlar için artık ruhsal alemden gelen düşmanlar olmuş.

Şöyle diyorlar. "....Şimdi soracağımız soru, sürekli gündeme gelir. Amalek'in neden ortadan kaldırılması gerekiyordu? Çünkü Amalek'i FİZİKSEL BİR ULUS O olarak görmek doğru değildir; AMALEK, hepimizin İÇİNİ KEMİREN SİNSİ KUŞKUDUR. TEMİZ KALBİMİZİ OYAN , ZİHNİMİZİ KİRLETEN, AKLIMIZI ÇELEN, İKNA OLMAMIZI ENGELLEYEN, BEYNİMİZİ YİYİP BİTİREN o kuşku... Amalek bunu tek başına mı başarır? Tabii ki hayır. Ona biz izin veririz. Tıpkı Kral Şaul'un, Kral Agag'ın bir gece yaşamasına izin verdiği gibi..."
   
 
   
 
   
  EĞER İRAN ve diğer AMALEKLER GERÇEKTEN ABD, İSRAİL, AVRUPA ÜLKELERİ ve YAHUDİLER İÇİN BİR TEHDİT TEŞKİL ETMİŞ OLSAYDI ÇOKTAN İRAN SALDIRIYA UĞRAMIŞTI.

Eğer gerçekten kendierine karşı ansızın NÜKLEER SİLAHLARIN kullanabileceğini düşünseler, daha başlangıç aşamasında bu işi bombalayarak bitirirlerdi. Dünya'da çekindikleri yada hesap verecekleri bir güç yok ki. Korkacakları bir Tanrı inancıda söz konusu değil.

İçinde (hacıların olduğu. suçsuz, habersiz insanların olduğu) yolcularıyla birlikte yolcu uçağını düşürenler, Afganistan, Irak'ta 4-5 milyon insanı öldürenler İran'ı bombalamaktan mı çekinecekler? En fazla; "yanlışlıkla oldu, elimiz kaydı" derler. ÖZÜR bile DİLEMEZLER. Özür dilememelerinin örneklerini bizlerde yaşadık. (Aslında adamlar haklı, güdümlü füzelerinin önünde uçakların işi ne?)

Örnek: 3 Temmuz 1988 (ABD kuruluş yıldönümü şerefine olmalı. Bizim askerlerimize çuval geçirme tarihide 4 Temmuz 2003) Birleşik Devletler Donanması'na ait USS Vincennes (CG-49) kruvazörü, 655 sefer numaralı uçuşunu yapmakta olan İran Airbus A 300 yolcu uçağını düşürdü. Yanlışlıkla düşürüldüğü söylenen yolcu uçağında 290 kişi hayatını kaybetti.

19 Şubat 1973 İsrail hava kuvvetleri, Libya Havayolları’na ait bir uçağı düşürdü. 107 yolcu ve mürettabat ne olduğunu anlayamadan can verdi.

Kendi kitaplarını kendileri yazanların, Tanrı olarak benimsediklerinin görev ve yetkilerine de çeki düzen verdikleri muhakkak. Bu güne kadar Tanrı olarak benimsedikleri, "kitaplarım" dediği metinlerdeki hiç bir çarpıklığa, çelişkiye itiraz etmemişki. kitaplarım" dediği metinlerdeki yanlışlıkların, saçmalıkların hiç birinin düzeltilmesi için uyarıda bulunmamış ki.

"Kitaplarım" dediği metinlerde; "ilk insanı yarattım dediği" veya "ilk İnsan yaratıldı" dedikleri tarihte İmparatorlukların olması, şehirlerin sosyal hayat sürdürüyor olması Tanrı olarak benimsediklerini rahatsız etmemişki. Her şey ortada olmasına rağmen o kitaplar için, "HER HARFİ TANRIDAN" diyerek bağlılıklarını bildirenleri RAHATSIZ ETMEDİĞİ gibi....

"BENİM DEDİĞİ KİTAPLARDA" kendi yalancılığını işleyen sözleri düzeltmeyen Tanrı olarak benimsenenin, diğer yazılmış olanlar umurunda olur mu? Dolayısıyla, bu tür yaklaşımlarla oluşmuş kitaplara tabii olupta, Tanrı korkusunun var olması mümkün olabilir mi?

Tanrı olgusuyla sürekli Ahit / Antlaşma masasına oturdukları, buluşma çadırlarında tartıştıkları, bilgisizlik, yalancılık, yanılma gibi nitelendirmelerle sıradanlaştırdıkları, güreşte yendirdikleri, kitaplarını elleriyle yazdıkları, Peygamberlerini ensest ilşkilerle, üç kağıtcılıkla aşağıladıkları bir Tanrı inancında; "Tanrı korkusuyla bir şeyi yapmaktan çekinmek mümkün olur mu?"

Yasa Kitabı......5/29 KEŞKE BENDEN KORKSALARDI ve bütün BUYRUKLARIMA UYMAK İÇİN her zaman yürekten istekli olsalardı! O zaman kendilerine ve çocuklarına sürekli iyilik gelirdi.

Belkide kitaplarında, olmayan tek şey "Tanrı" korkusu. "ALLAH" korkusu demiyorum, imanı olmayanların "ALLAH'tan" korkması zaten söz konusu olamaz. Pagan dinlerinde bile tapınılan / Tanrı olarak kabul edilen kuvvetten / emtiadan çekinilir. Kitaplarında Tanrı korkusu olmayanların, ne yazdıklarında, nede yaptıklarında İlahi bir değer / Tanrısal bir iz olamaz. Eğer Tanrı kudretini, erg'ini kabul etselerdi Tanrı korkusu olurdu. Tanrıya yapacakları tek hata, başka tanrılara inanmak, onlara buhur sunmak.

Madem İran Nükleer tehdit oluşturuyor o halde İran'a daha hazırlık aşamasında iken neden müdahele etmediler.
Dünyada çekinecekleri bir kuvvet yok ki. Taşeron ülkeleride, örgütleride, teröristleride oldukca fazla.
Daha önce bu tür harekatları, Irak'a karşı sürekli yapıp tehdit olarak gösterdikleri tesisleri imha ettiler.

Gerçekten TEHDİDİ kendileri EKİP + BESLEYİP + BÜYÜTMÜYOR OLSALARDI; imha harekatını İRAN'a çoktan yaparlardı. Daha zenginleştirme işlemi başlamadan, Uluslar arası pazarlarda Uranyum pazarlıkları yapılmadan, kendilerince HAYATİ ÖNEM taşıyan (öyle sunulan) Nükleer tehdit konusunda gerekli saldırı girişimlerinde bulunurlardı.

İran içinde Uçak mühendislerini taşıyan uçağı düşürenler, bu dalda teknolojik gelişmesini engelleyenler, Nükleer sahada yapılan atakları da çok rahat biçimde engelleyebilirlerdi. İran'ın yaptığı birtakım teknolojik gelişmeler, TEHDİT KONUMLARINI ANTİ-SEMİNİST hareket LEHİNE sürdürebilmeleri içindir.

Yahudilik Manifestoları gereğidir. Nükleer sileh İRAN'ı KORUMAK için değil, İSRAİL'e HAREKET SAHASI KAZANDIRMAK içindir. İran'a, Suriye'ye (kimyasal) yaptırılanlar tıpkı HAMAN'da ve Saddam'da olduğu gibi, BİR SONRAKİ adımın hazırlıkları içindir.

Uslu duran, tehdit oluşturmayan bir topluluğu durup duruken AMALEK ilan edebilirler mi? Yapılması planlanan KATLİAMLARA "TANRISAL RUHSATIMIZ VAR" nasıl diyebilirler? Tanrısal ruhsat sahibi olduklarını ilan etmezlerse, TOPLUMLARININ KARALAR BAĞLAMIŞ VİCDANLARINI nasıl işlemez tutabilirler.
KURUMLARI DÖKÜLÜMEDEN VİCDANLARIN İŞLEVSİZ KALMASINI SAĞLAYABİLİRLER Mİ?

İRAN'ın nükleer tehdit olması, Yahudilerin ulusal ÇULA KUŞANMA eylemleri için gereken sahne dekoru. Madur, masum, mazlum ve mahsun olabilmek için ya gerçekten ezilen, saldırıya maruz kalan taraf olacaksınız yada yok etmek istedikleriniz karşısında maskelerinizi takıp oyununuzu oynayacaksınız. Onlarda çula bürünüp maduriyetlerini ortaya koyuyorlar. (Çul kuşanma ve küle bulanma Babil PAGAN dinlerinde de görülen bir adet. Tanrıça İnanna hikayesinde de çula bürünme ve toza bulanma var. Babil dinlerinden ne kadar çok etkilendikleri ortada. İnanna'nın yer altında kalmasına çok üzülen Tanrılar çuval elbiseler giyip, toza bulanmışlar)

"NEDEN BAZI ŞEYLERİN TANRIYA BIRAKILMAYACAK KADAR ÖNEMLİ" dediklerinin açıklaması sayılabilecek görüşler..
Yahudilikte Kabala inançlarına göre Dünya üzerindeki olayların gelişmesini şöyle izah ediyorlar. (Şalom gazetesi, --Maskeli.Balo@Purim.Bayrami.din-- yazısından)

"....Rabi Moşe Hayim Luzzato’nun ilahi ilhamla kaleme aldığı Dereh Aşem (Tanrı’nın Yolu) kitabında belirtildiği gibi, bu dünyada meydana gelen her olayın kökeni, Yukarı Alem denilen ve doğaüstü güçlerin bulunduğu Tanrı katıdır. Aşağı Alem diye adlandırılan bu dünya ile Yukarı Alem sürekli etkileşim halindedir. Bu âlemde meydana gelen ne varsa, tekrar Yukarı Alem’e yansır ve bir şekilde yeniden bu âlemi etkiler. Açıklaması zor gibi gelse de, gündelik yaşamda kullandığımız atasözleri bu ilkeyi çok sık dile getirir: Ne ekersen onu biçersin; İyilik eden iyilik bulur; Kötü söz sahibini bulur..."

"Ari ha-Kadoş’a göre Ester hem bir peygamber, hem de Kabalist idi; bu âlemde meydana gelmesi istenen her değişikliğin Yukarı Alem’den kaynaklanması gerektiğini biliyordu. Bir etkinin ‘oradan’ harekete geçmesi için, ‘burada’ bir şeylerin yapılması şarttı."

(ARİ HA-KADOŞ: Aşkenazi Rabbi İshak, bu isimlerin baş harflerinden oluşmuş. Bir sentezi temsil eden ”ARİ ha-Kadoş (Safed'in Kutsal Aslanı) felsefesi, yaratılışı Tanrının bizzat kendi içindeki karşıt/zıt faaliyetler süreci olarak tanımlarmış. Kötülüğü de bir takım şeyleri içinde bulunduran bir vazoya benzetir ve ”vazonun kımıldamasıyla” düşen manevi parçaların aktif bir varlığı olarak düşünürmüş. Luria Kabbalacılığı 1630-1640 yılları arasında tüm Yahudi muhitlerini bir yangın gibi sarar ve topyekün kurtuluş düşüncesini onlarda uyandırmış)

GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ TANRISAL (onlara göre) KATTA BİRŞEYLERİN OLABİLMESİ İÇİN YERYÜZÜNDEN UYARMAK GEREKİYOR / TETİKLEMEK GEREKİYOR. Onlarda Tanrıcılık oynamayı çok sevmiş olmalılar ki, bu zihniyet olarak benimsedikleri bu davranışlarını IRKSAL STANDARTLARI olarak gelecek nesillere aktarıyorlar.

Özetle; Tanrıya yol göstermek gerekiyor. AKIL VERMEK GEREKİYOR. Bu söylenenler garip gelebilir ama Yahudiler için hiçte öyle değil.
İsrail Tanrısı, Harun'un Put yapma olayından sonra çok sinirlenmiş. Ve dahada öfkelenmek için Musa'dan destek istiyor. Ama Musa İsrail Tanrısına nasihat ederek, sakıncaları bildirerek, öfkesinin dinmesini sağlıyor.

KULUNDAN DERS ALAN TANRI İNANCI, İLAHİ HİÇBİR KORKU DUYMAYANLARA GEREKEN BİR DUYGU OLMALI. Ders alanın nesinden korkulur ki? Tapınmalarını yap, buhurunu sun, kıskandırma, senin tarafında olamsını sağla istediğini yap. Günah ve Sevap kavramı olamayan inanç sisteminde İLAHİ BİR KUDRETİN izleri olabilir mi?

(Tanrı onlara göre sinirlenirde pişmanda olur. Yanılırda, yalanda söyler. Eğer Tanrı için bu tür nitelendirmelere inanmasalar, bu tür sapkın düşüncelerini inanaç sistemleri içine, Tanrı damgalı kitapları vasıtasıyla sokmasalar, "TANRISAL KATTAKİ BAZI OLAYLARIN GERÇEKLEŞMESİ için, yeryüzünde bir şeyler yapmak gerekir" diyebilirler miydi? "BAZI ŞEYLER TANRIYA BIRAKILMAYACAK KADAR ÖNEMLİ" görüşünü benliklerine yerleştirebilirler miydi? Bu görüşlerden edindikleri zihniyetlerle Dünya üzerinde bu kadar pervasız davranıp, TOPRAK PARÇASI için kan dökmeleri yapabilir miydi? KAN SAYLAPLARI oluşturabilirler miydi? Oluşturdukları "KAN SAYLAPLARI" için kendileriyle İTTİFAKLAR yapmak isteyenleri "hadi sizde gelin" diye kabul ederler miydi? Yeni "PURİMLER" için ortam hazırlıklarına girişebilirler miydi?)


Mısırdan Çıkış........32/10 "Şimdi bana engel olma, bırak öfkem alevlensin, onları yok edeyim. Sonra seni büyük bir ulus yapacağım."

Mısırdan Çıkış........32/11 Musa Tanrısı RAB'be yalvardı: "Ya RAB, niçin kendi halkına karşı öfken alevlensin? Onları Mısır'dan büyük kudretinle, güçlü elinle çıkardın.
Mısırdan Çıkış........32/12 Neden Mısırlılar, 'Tanrı kötü amaçla, dağlarda öldürmek, yeryüzünden silmek için onları Mısır'dan çıkardı' desinler? Öfkelenme, vazgeç halkına yapacağın kötülükten.
Mısırdan Çıkış........32/13 Kulların İbrahim'i, İshak'ı, İsrail'i anımsa. Onlara kendi üzerine ant içtin, 'Soyunuzu gökteki yıldızlar kadar çoğaltacağım. Söz verdiğim bu ülkenin tümünü soyunuza vereceğim. Sonsuza dek onlara miras olacak' dedin."
Mısırdan Çıkış........32/14 Böylece RAB halkına yapacağını söylediği kötülükten vazgeçti.

İRAN ve İLGİLİ ÜLKELER ŞU ANDA VERİLEN İZİN GEREĞİNCE YAPILANIYOR. Ne diyorlar "bu izni BİZ VERİRİZ". Tıpkı Mordekay ve Ester'in, Haman'a verdikleri süre ve olanaklar gibi.

Tabii Amalek bunu tek başına başarır mı diye soruyorlar ev yine kendileri cevaplıyorlar. Tabii ki Amalek bunu tek başına başaramaz ONA BU İZNİ BİZ VERİRİZ. Tıpkı Karal SAUL'UN AMALEK KRALI AGAG'A VERDİĞİ İZİN GİBİ.
   
  Ester olayının geri kalanı aşağıdaki gibi devam eder. Kibarlıklarından olsa gerek, KÖKLERİNİ KURUTMUŞLAR ama yağmaya girişmemişler. İşgalci AVUSTRALYALILARIN Aborjinlerden SOYLARINI kuruttuktan yıllar sonra ÖZÜR dilediği gibide olsa özür diemedileri "EN NEŞELİ BAYRAMIMIZ" diye kutladıkları, PURİM GÜNLERİNDEN belli.
Tıpkı bundan sonra soylarını (kurutmak istediklerinden) kuruttuklarından, "özür dileyeme yerine" ilan edecekleri "EN BÜYÜK PURİM BAYRAMLARI" gibi.

Ester.........9:16 Krallığın illerinde yaşayan öbür Yahudiler de canlarını korumak ve düşmanlarından KURTULMAK için BİR ARAYA GELDİLER. Kendilerinden nefret edenlerden YETMİŞ BEŞ BİN kişiyi ÖLDÜRDÜLER, ama yağmaya girişmediler.

Özür dileme konusunda İRAN'ın ayrıcalıklı bir yeri olmalı. Neden derseniz? AMALEK olarak gördükleri İran'da, gözbebekleri ESTER ve MORDEKAY'ın bilmem kaçıncı göbekten torunları yaşıyor. Yahudiliğin MANİFESTOSUNU ortaya koyan, Yahudi ırkını yok olmaktan kurtaran mubarek insanlar bunlar.

YAHUDİLİK MANİFESTOSUNU "her harfi Tanrıdan" iddiasında bulundukları kitaba girmesine vesile olan, Peygamber kıvamında kabul gören Ester'in, saf kan çocuklarından türemiş, Yahudi torunlarının bulunduğu bir ülke. (Yahudilere göre saf soy kadından türüyor. Bugünkü zihnyet variscileri tarafından Amalek soyu tarifi yapılırkende, Esav soyundan bir ERKEĞİN, İsmail soyundan biri KADINA evlenmesi öne sürülüyor)

İlk kez Yahudilik kavramını (isim olarak) ortaya koyan, tüm ülkeye egemen olup Yahudi soyunun rahatlığı için herşeyi yapan MORDEKAY'ın çocukları da, onlardan türemiş olan torun-torunları da unutulmamalı.

Kral Saul zamanında köklerini kuruttukları Amaleklerden, 200-300 yıl içinde "GEBE KALAN BİR KADINDAN", öldürülecek 75.000 kişiyi elde edenler, aynı hesap yöntemlerini kullanarak Ester ve Mordekay soyunun kaç adet olduğunu kolayca hesap etmeliler.

Aynı hesap ustalığını, Mısır'a giren 70 kişilik Yakupoğullarını 430 sene içinde 1,5-2 milyona ulaştırırken gösterenler, İran ve çevresinde kalan Yahudi soyundan gelenlerin 2500 yıl sonra, (yani bugün) kaç kişi olduklarını kolayca hesap edebilirler.
   
  "Yıllar içinde Yahudi soyu asimile oldu, melezleşti diye bir kaçamak yol olmaması gerekir. Öldürmeyi / köklerini kurutmayı kafaya aldığınız AMALEKLİLER asimile olmuyor da, tekrar tekrar kanlı canlı aynı kötülükleriyle karşınıza çıkıyorda, evliliklerinde (inanç gereği) iç evlilikler yapmak zorunda olan Yahudiler mi asimile oluyor?

Bu hesapları yaparlarsa ırk ve inanç açısından düşmanlar edinmenin, düşmanlar ilan etmenin ne kadar anlamsız olduğunu anlayabilirler. Anlamaları o kadar kolay mı? Elbette değil. Çünkü onların IRKÇI YAKLAŞIMLARI HİTLERE şapka çıkarttırır / papuçlarını ters giydirir. Bakın tüm politikaları IRKÇILIK üzerine kurulmuş. Sosyal hayatları da. İnanç kitapları da tamamen IRKCILIK üzerine inşaa edilmiş eşi benzeri olmayan, IRKCI bir din kitabı haline getirilmiş.Yahudilik dışındaki tüm insanların ağaç kadar değeri yok. Ağaç kesilmez ama dilediği kadar insan öldürülebilir inancı, kitaplarında "Tanrı sözü" iddiasıyla yer almış

Yasa Kitabı.....20:19 ‹‹Bir kentle savaşırken, kenti ele geçirmek için kuşatma uzun sürerse, AĞAÇLARINA BALTA VURUP YOK ETMEYECEKSİNİZ.. Ağaçların ürünlerini yiyebilirsiniz, ama onları kesmeyeceksiniz. ÇÜNKÜ KIRDAKİ AĞAÇLAR İNSAN DEĞİL Kİ

Eğer Yahudi IRKI dışında kalan insanlar, Ağaç değerinin altında ise, bu durmda konumları ne olabilir denilirse cevap ancak hizmetlileri olabilir. Hizmet amaçlı var olmuşlardır. Seçilmiş nadide insanların, KAN İÇGÜDÜLERİNİ tatmin edebilmek için var edilmişlerdir. Kendilerine seçkinlik verebilmeleri için, kendilerini seçilmiş olduklarını anlayabilmeleri için var edilmişlerdir.

Zekerya..........2:8 Çünkü Her Şeye Egemen RAB beni onurlandırdı ve sizi yağmalamış uluslara şu haberle gönderdi: ‹‹Size dokunan GÖZBEBEĞİME dokunmuş olur›› diyor,
Yeremya........31:33 ‹‹Ama o günlerden sonra İsrail halkıyla Yapacağım antlaşma şudur›› diyor RAB, ‹‹YASAMI İÇLERİNE yerleştirecek, YÜREKLERİNE yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım, onlar da BENİM HALKIM olacaklar.

Yasa Kitabı.....7:6 "Siz Tanrınız RAB için kutsal bir halksınız. Tanrınız RAB, öz halkı olmanız için, yeryüzündeki bütün halkların arasından sizi seçti.

Tanrı olarak işaret ettiklerinin tanımını hiç çekinmeden, İsrail'İN Tanrısı olarak yapabilenler, Tanrıları olarak benimsediklerini müstakil İsrail Tanrısı olarak inanç sistemleri içine alanlar elbette MÜSTAKİLLİK ŞARTI gereği diğer insanları, kendileriyle aynı seviyede göremezler.

Ezra..............7/15 Benim ve danışmanlarımın Yeruşalim'de konut kuran İsrail'in Tanrısı'na gönülden verdiğimiz altını, gümüşü birlikte götürmelisin.
Yeşu.............13:33 Ama Levi oymağına topraktan pay vermedi. Söz verdiği gibi, onların mirası İsrail'in Tanrısı RAB'bin kendisidir.

Bu durumda özel müstakil bir Tanrı benimsemenin ne manası olabilir? Eğer, diğer insanlarla aynı konumda olurlarsa / eşitlik kabulünü yaparlarsa müstakil bir Tanrıları olmasının ne önemi olabilir? Ayrıcalıkları nerede kalır? Diğer insanları İsrail Tanrısı tebaası olarak göremezler. Zaten İsrail Tanrısı ilan ettikleri varlıkta, diğer insanları kendinden görmez.Onlar benim halkım ben onların Tanrısıyım diyen Tanrı olarak benimsenmiş varlık için diğer insanların İsraillilerle eşit olması kabul edilebilir mi? Eşit olduğu düşünülebilir mi?

Yeremya........31:1 ‹‹O zaman›› diyor RAB, ‹‹BÜTÜN İSRAİL BOYLARININ TANRISI OLACAĞIM , onlar da benim halkım olacaklar.››

Bu deyişleri bir tek anlamayan, BAŞKADA SEÇENEKLERİ OLMAYAN Hıristiyanlar. Onlarda Oğul Tanrılarına İsrail'in Tanrısı diyorlar amam aynı edindikleri Varlığın kendierini koruyacağını sanıyorlar. Ben İsrail'in Tanrısıyım deiyenin ben verdim dedikleri kitaplarını "her harfi Tanrıdan" diye kabul ediyorlar ama İSA'nın "ben sizin değil sadece İsraillilerin Tanrısıyım" sözünü kulak arkası yapıyorlar görmemezliğe geliyorlar. Oğul Tanrı sahibiyiz diyenlerin kutsal metin yazarları bile; İSRAİL'İN MÜSTAKİL TANRISINA ŞÜKREDİYOR.

Luka.............1:68 «İsrail'in Tanrısı olan Rab'be övgüler olsun! Çünkü halkının yardımına gelip onları fidyeyle kurtardı.

Lukanın şükrettiği İSRAİL'İN TANRISI ben başka ulusların değil, İSRAİL HALKININ TANRISIYIM diyene şükrediyor. Sonra ortaya Oğul Tanrıcılar ve Hıristiyanlar çıkıyor. Şükrettiği varlık "İSRAİL HALKINDAN BAŞKASINI KABUL ETMEM" diyor. Bu durumda HIRİSTİYANLAR EN AZ İKİ TANRININ VAR OLDUĞUNU kabul etmek zorundalar. Yada birinci sınıf hizmetliler olarak, İsrail Tanrısının varlığına inanıyoruzu kabul etmek zorundalar. İsa'nın gençliğinde de BABAM dediği tapınaklarında ibadet ettiği Tanrı dedikleri olgu "ben İsraillilerin dışında bir halkı kabul etmem, onların dışında birilerine Tanrılıkta etmem" diyor.

Luka; İSRAİL TANRISINA ŞÜKREDERKEN, ayrıca ÜZERİNE BASARAK ,"«İsrail'in Tanrısı olan Rab'be övgüler olsun" diyor. OĞUL TANRI RAB değil miydi? Yoksa Oğul Tanrıya "RABLERİN RABBİ, KRALLARIN KRALI" derken, BİRDEN FAZLA TANRIYA, RABBE İNANDIKLARINI MI ORTAYA KOYMAK istiyorlardı?

Aynı sözleri bire bir olarak OĞUL TANRIDA sarfediyor. "İsraillilerle yapacağım antlaşma yakın. İçlerine işleyeceğim, ben onların Tanrısı Olacağım, Onlarda benim halkım olacak" diyor. Yani Hıristiyanların Oğul Tanrı olarak ilan ettikleri, kitaplarını onun özel melekleri nezeretinde yazdık dedikleri, diyorki; "BEN İSRAİLLİLERDEN BAŞKASINA TANRILIK YAPMAM, İSRAİLİLERDEN BAŞKASINI DA HALKIM OLARAK KABUL ETMEM".

İbraniler..........8:10 `O GÜNLERDEN sonra' diyor RAB, `İSRAİL HALKIYLA yapacağım ANTLAŞMA şudur: YASALARIMI onların ZİHİNLERİNE işleyeceğim, YÜREKLERİNE yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım, onlar da BENİM HALKIM olacaklar.
İbraniler .........8:6 Şimdiyse, İSA daha iyi vaatler üzerine kurulmuş daha iyi bir antlaşmanın aracısı olduğu kadar, daha üstün bir göreve de sahip olmuştur.
İbraniler .........8:7 Eğer o ilk antlaşma kusursuz olsaydı, ikincisine gerek duyulmazdı.
İbraniler .........8:8 Oysa HALKINI kusurlu bulan Tanrı şöyle diyor: «`İsrail halkıyla ve Yahuda halkıyla yeni bir antlaşma yapacağım günler geliyor' diyor Rab.

İsrail ve Yahuda halkım ben de onların Tanrısıyım diye sürekli tekrarların yer aldığı kitaba bağlı olanlar, diğer insanları kendilerinin hizmetlisi konumunda algılarlar. Bu seviye belirlemelerinin en güzel örneklerini Ezra ve Nehemya vermiş. Çok eziyetler çektikleri Babil sürgününde edindikleri köle sayılarını, hayvan sayılarının verildiği ifade içinde bildirerek seviyeyi ortaya koymuşlar. Ezra ve Nehemya birbirlerinden farklı rakkamlar vererek dönenlerin sayılarını vermişler. Ama hizmetlileri köle ve ezgicileri, hayvanlarla birlikte kutsal kitabın, AYNI İFADESİ içinde yazıvermişler.

Sanki dönen hayvan sayısı birilerinin umurundaymış gibi, çok önemli bir detaymış gibi. Toplamayı bilmeyenler, dönenlerin sayısını karıştıranlar "ağır abiyi" oynamak adına rakkamları da 7337 gibi deteylandırarak veriyorlar. Bu detaylar sizi yanıltmasın. Dedik ya! AĞIR ABİYİ oynuyorlar.

Oysa boy başına verdikleri kişi sayıları, birbirlerininkini (Ezra ve Nehemya kitaplarında) tutmuyor. Tıpkı aşağıda gördüğünüz ifadede ezgici sayılarının tutmadığı gibi, bir çok maddede farklı sayılar vermişler. Dedik ya! "her harfi Tanrıdan" iddiasında bulundukları kitapta yazanlar, Tanrı olarak benimsedikleride dahil KİMİN UMURUNDA?

Ezra............2:64 Bütün halk toplam 42 360 kişiydi.
Ezra............2:65 Ayrıca 7 337 erkek ve kadın köle, kadınlı erkekli 200 EZGİCİ, 736 at, 245 katır, 435 deve, 6 720 eşek vardı.
Nehemya.....7:67 Ayrıca 7 337 erkek ve kadın köle, kadınlı erkekli 245 EZGİCİ, 736 at, 245 katır, 435 deve, 6 720 eşek vardı.

(Her harfi Tanrı olarak benimsediklerinden ya! olur böyle yanlışlıklar.Tanrı olarak işaret ettikleri her birinde farkılı olmalı ki; TANRI YANIMAZLIĞI kabul edilebilsin, Aksi Ahit kitaplarında var olan, buna benzer yüzlerce çelişki nedeniyle ya! Tanrı oarak benimsediklerinin sürekli hata yaptığını kabul edecekler yada kitapları Tanrı maskesiyle kendilerinin yazdığını kabul edecekler. Birbirlerini tanıyan, birbirlerinin isimlerini kendi kitaplarında geçiren iki kutsal metin yazarının çelişkilerinin sebebi "görünüm aldık" dedikleri Tanrı mı? Yoksa gönüllerinde yaşattıkları mı?)
   
  EZRA ve NEHAMYA'nın, YERUŞALİM'E DÖNÜŞ HİKAYESİNİN İŞLENDİĞİ "YANILAN; EZRA MI?, NEHEMYA MI?, TANRI MI?" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  ÇELİŞKİ ÖRNEKLERİNİN; RESİMLERLE DETAYLANDIRILMIŞ OLDUĞU "AHİT ve ÇELİŞKİLER" SAYFALARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Özetle: kitaplarında bildirildiği gibi kendileri dışındaki tüm ırklar, hizmet amaçlı hayvanlar seviyesindedir. "GOYİM'dir" HAYVANLARDIR. Eğer, hizmetli konumuna gelmemiş olanlar da varsa, Yahudilik Manifestosu sayesinde, yakında gerçek konumlarını bulacakları, İsrail Tanrısı tarafından garanti edilmiş durumda.

Yasa Kitabı.....7:17 ‹‹ ‹Bu ULUSLAR bizden daha GÜÇLÜ. Onları nasıl kovabiliriz?› diye düşünebilirsiniz.
Yasa Kitabı.....7:22 Bu ULUSLARI önünüzden AZAR AZAR KOVACAK. Onları birden ORTADAN KALDIRAMAZSINIZ. Yoksa çevrenizde yabanıl HAYVANLAR çoğalır.
Yasa Kitabı.....7:24 KRALLARINI ELİNİZE TESLİM edecek; ADLARINI GÖĞÜN altından SİLECEKSİNİZ. Onları YOK EDENE DEK kimse SİZE KARŞI duramayacak.

Aynen Irak'ta olduğu gibi, sürgünden dönenler, sürgünden dönmeyipte Irak'ta kalıp Müslüman olanları katlettiği gibi, İran'da da Müslümanlığa geçmiş olan birçok Mordekay ve Ester torunları yok edilecek. Sürgünden dönenler ırk olarak Yahudi, dönmeyenler tu-kaka.
   
 

Açık açık neden demiyorlar? "bizlerin içlerini kemiren, İman korkusu, ilahi zafer korkusu, ilahi kudretin egemen olma korkusu" diye. Şeytanı inanç kitaplarının misafir konuğu olarak ele alıp, "iyi hoş bir yapısı var, arasıra geçerken uğrar" tarzında tanıtanlar, ELBETTE ŞEYTANDAN RAHATSIZLIK DUYMAZLAR.

SinaGOG'larında yada tapınaklarında KAHİNLİK yapanı, İSRAİL TANRISINA şikayet etme pozisyonunda görünümler alanların yazdıkları kitapları İLAHİ KİTAP kabul edenlerin, oluşturduklar inanç sisteminde baştacı edilen ŞEYTAN, elbette o dinin mensupları tarafından küfürle karşılanamaz.

"Her harfi Tanrıdan" denilen bir kitapta görünümde olsa, ibadetleri düzenleyen KAHİNİ, ŞEYTANIN İSRAİL TANRISINA SİKAYET etme sahnesi yer alıyorsa, SinaGOG'lar da öğretilenlerde elbette ŞEYTANIN şikayet etmiyeceği tarzda olmalı.

Zekerya........3:1 RAB, meleğinin önünde duran BAŞKÂHİN YEŞUYU ve ONU suçlamak için SAĞINDA DURAN Şeytanı bana GÖSTERDİ

Kitaplarında ŞEYTANIN ŞİKAYET ETMEK İSTEDİĞİ BAŞKAHİN YEŞU'YU AFFETTİM DİYEN RAB OLGUSUNU GÖREN YANİ ŞEYTANA HAK VERİLİDİĞİNİ, ŞEYTANIN İSRAİL TANRISININ YOLUNDA GİTTİĞİNİ FARKEDEN / GÖREN / ALGILAYAN BİR DİN MENSUBU, ŞEYTANI KÖTÜ OLARAK SİNAGOG'LARDA ANABİLİR Mİ?

Sadece "âdet yerini bulsun çevredekiler uyanmasın" diye "SATAN, KÖTÜ RUH, ALDATICI RUH, YILAN..vb.." gibi tanımlarla iş geçiştiriliyor olmalı. Aciz kalan İsrail Tanrısı, kendi katındaki olayların tetiklenebilesi için "yarttım" dediği kullarından yardım istiyor.

2 Tarihler ......18/19 RAB SORDU: 'Ramot-Gilat'a saldırıp ölsün diye İsrail Kralı AHAV'ı KİM KANDIRACAK?' "Kimi şöyle, kimi böyle derken,
2 Tarihler ......18/20 BİR RUH çıkıp RAB'bin ÖNÜNDE durdu ve, 'Ben onu kandıracağım' dedi. "RAB, 'Nasıl?' diye sordu.
2 Tarihler ......18/21 "Ruh, 'Aldatıcı ruh olarak gidip AHAV'ın bütün PEYGAMBERLERİNE yalan söyleteceğim' diye karşılık verdi. "RAB, 'Onu kandırmayı başaracaksın' dedi, 'Git, dediğini yap.'
2 Tarihler.......18/22 "İşte RAB bu PEYGAMBERLERİNİN ağzına ALDATICI BİR RUH koydu. Çünkü sana kötülük etmeye karar verdi."

Peygamber anlayışlarıda görüldüğü gibi çok farklı.
Çok tanrının varlığını kabul eden ama bir tanrıya tapınmayı TEK TANRICI DİN olarak,
TANRIYI BİRLEYENLER ana başlığı altında Dinler piyasasında kabul gördürüp, DİNLERİN DİYALOĞUNA sokanlar için;
PEYGAMBERLİK sadece bilicilik, falcılık, kahinlik, büyücülük, cincilikten ibaret.

Onlar için Peygamberlerin tıpkı kitapları, inanç sistemleri gibi İLAHİ DEĞERLERLE bir ilgisi yok.
Her kuvvetin melekleri olabileceği gibi, Peygamberlerin de olabilir görüşünü inançlarının içine yerleştirmişler.
Diğer TANRILARINDA, KÖTÜLERİN DE PEYGAMBERLERİ olduğunu kabul ederek Peygamberleri ilahi saygınlıklarını yok etmişler.

Üstelik İYİ PEYGAMBER olarak ilan ettikleri kişiler de Tanrı'nın emrinde olmayabiliyor.
Kralların yöneticilerin emrinde olanları da var. Kralların emrinde olanlarda, Kralların hoşuna giden yorumlarda bulunur.
Eğer özgür iradeleri olsa, Kral'ın önünde seviyesi ne olursa olsun yüzüstü kapanır mı? "ALLAH" RESÜLÜ, KRAL ÖNÜNDE YERLERE KAPANIR MI? Kral Peygamberde olsa!

1 Krallar....1:23 Krala, ‹‹PEYGAMBER NATAN geldi›› dediler. NATAN KRALIN HUZURUNA çıkıp YÜZÜSTÜ YERE KAPANDI.

Peygamberlik olgusunu o kadar ayağa düşürmüşler ki, adeta bir meslek haline getirmişler.
Din maskesi altında faaliyet gösteren tüm büyücülere, falcılara, bilicilere, Cincilere Peygamber ismi vermişler.

   
  Yhaudilik, cinciler
   
  Peygamberlerin sayılarıda oldukça fazla olduğundan İnsanlar hepsini de tanımıyor. "Daha yok mu / başka yok mu? "diye birbirlerine soruyorlar. Sayı çok oluncada her biri başka başka sözleri, "Tanrıdan geldi" diye ORTAYA söylüyor.

Ortaya konuştukları EZRA'nın ortalıktaki sözlere çeki düzen verip işi Sanhedrin Meclisine devretmesinden belli değil mi? Sanhedrin damgası olmayan yani o meclisten çıkmayan herşeyin geçersiz ilan edilmesinde ki amaç, DİN-TANRI-VAHİY (İlahi olmayan fısıltı olur, İLHAM olur) maskelemesini sağlamak içindi.

Her biri farklı bildirimde bulunmalarından dolayı güven bunalımı yaşayan insanlar başka Peygamberler arayışına giriyor. Bu arayışların sonucunda da Peygamberler pazarı oluşuyor. Kim daha hoş şeyler söylerse elbette tutulan rağbet gören, o tatlı dilli adam, en iyi BİLEN peygamber ilan ediliyor. Aslında yaptıkları, kahinlik / falcılık.

Peygamber ilan etme işinde daha doğrusu "ALLAH'ın" göndermiş olduğu peygamberlerin önünü kesmede, İLAHİ VAHİYLERİN üzerini örtmede, inananların kafalarını karıştırma da o derece ileri gitmişler ki; bir anda 400 Peygamberi bir araya getirebiliyorlar.

Hatta; 400 sayısı ile yetinmeyip başka bir biliciye / kahine / büyücüye gidiyorlar. Tabii bu Peygamberi sıradanlaştırmayı / falcıları, büyücüleri Peygamber ilan etme işini, Tanrısal gereklilik üzerine oturtarak yapmayı ihmal etmiyorlar.

Bu Tanrısallaşma operasyonu sonucu ortaya koyulan kitapları okuyanlarda, Peygamber enflasyonundan onların ÇOK İŞE yarayanlar olduğunu, KURTULUŞ için yararlıklarını düşünmeden kabullenmiş oluyor.

EN ÜST YAHUDİ DİN ADAMININ yani KOHEN GADOL'un manası bile BAŞ KAHİN. Yani etkiliyici adıyla BAŞ BİLİCİ, mahalle adıyla BAŞ FALCI.

Garip ama kendileri öyle söylüyor, 401 peygamber işaretli olanın hepsi, istedikleri anda RAB DEDİKLERİ ile HEMEN İRTİBATA geçebiliyor.
Geçiyorlar geçmesine de, HER BİRİ FARKLI ŞEYLER SÖYLÜYOR olmalı ki 401. PEYGAMBERİ arıyorlar.
her birinin BAŞKA RAB'LERİ OLDUĞU, 401. KAHİNİ ARAMALARINDAN belli.
Eğer her biri gerçekten aynı RAB DEDİKLERİ ile irtibat kurabilselerdi, 401. BİLİCİYİ aramazlardı.
Bu durumda KAÇ TANRIYA İNANMIŞ oluyorlar.
Her birinin İRTİBAT KURDUĞU AYNI TANRI OLSAYDI (onların Tanrı dedikleri) PEYGAMBERLERİN VERDİĞİ CEVAPLAR AYNI olmaz mıydı?

Hıristiyanların Kutsal Ruh'ları (ör: kitap yazanlara ve Paplık seçiminde olduğu gibi) gibi, İsrail Tanrısı'da her peygamberine farklı birşey mi söylüyordu?
Her benimsenen Peygamber farklı şeyler söylüyorsa, aynı kaynaktan seçilmiş oldukları ve aynı kaynaktan ESİNLENMİŞ olmaları kabul edilebilir mi?
Onlardan hangisinin doğru hangisinin yanlış söylediğine karar verenler insanlar olduğuna göre, YAHUDİLİK İÇİNDE TANRI OLGUSU nereye oturtulabilir?
İnsanların karar verdikleri; İsrail Tanrı'sının 400 PEYGAMBERİNİN bildirimlerine inanmayıp, 401. PEYGAMBERİNİ aramak istemelerinden belli değil mi?
Ancak 401. peygamber onlara GÖNÜLLERİNE UYGUN bildirimleri veriyor. Verilen bildirimin İsrail Tanrısından oduğuna, onları ikna eden, GÖĞÜSLERİNDE YAŞATTIKLARI değil mi?
Bu durumda, GÖNÜLLERİNCE bildirimde bulunan, ağzından BAL DAMLATAN zat-ı muhterem en makbul PEYGAMBER olmuyor mu?

İşin daha da garibi, başka başka RAB'lerle GÖRÜŞTÜLERİ farklı beyanlarda bulunmalarından belli olan BU ZATLAR; "TEK RAB'be İNANIYORUZ" diyenlerin, "HER HARFİ TANRIDAN" OLDUĞUNU İDDİA ETTİKLERİ KİTAPLARIN İÇİNDE YERLERİNİ ALIYORLAR. Başka başka RAB'LERE BAĞLI OLMALARINA RAĞMEN.

2 Tarihler ...18/5 İsrail Kralı Ahav DÖRT YÜZ peygamber toplayıp, "Ramot-Gilat'a karşı savaşalım mı, yoksa vaz mı geçeyim?" diye sordu. .......
2 Tarihler ...18/6 Ama Yehoşafat, "Burada danışabileceğimiz RAB'bin başka peygamberi yok mu?" diye sordu.

Bu durum Yahudilik inanç sistemine öylesine yerleşmiş ki, neredeyse çevresi olan her falcı, kahin, Cinci peygamber kabul edilmiş. O devirlerde bilge geçinen insanlar, anlatımlarına "RAB DEDİKİ" diye başlarlarmış. Bu çokluğu Sanhedrin meclisi ile ortadan kaldıran din mensuplarıda (bugünkülerde) kabul ediyor olmalılar ki, o zamanki bilici fazlalığını ilahi duyguların yoğun olmasına bağlıyorlar.

ŞEYTAN'IN lanetlenmesi durumunda, azarlanmayarak İsrail Tanrısı yanında dolaşan, toplantılara giren ŞEYTAN, o dini benimseyenlerin kafalarında, bir çok soru işaretleri oluşturur. Müslümanların kafasında, kaynakları aynı olduğu için / vaadci takımından oldukları için böyle bir soru işareti oluşturmaz.

Tapınak için SinaGOG ismi ilk kez Babil sürgünü sırasında kullanılıyor. Yahudilerin ilk dönemlerde tapınakları olmadığı için ibadethane ve buluşma yeri / toplantı yeri olarak kullandıkları mekanlara, inançlarının Sina kökünden geldiğini vurgulayan SinaGOG ismini veriyorlar. İsrail Tanrısının "EY GOG" diye seslendiği, Hezekiel'e yüzünü cevir Peygamberlik yap dedikleri bu topluluklar olsa gerek. Hezekiel.....38:2 ‹‹İnsanoğlu, yüzünü Magog ülkesinden Roşun, Meşekin, Tuvalın önderi GOGa çevir, ona karşı peygamberlik et.

Ayrıca kitaplarında başı ve devamı olmayan daha doğrusu biryerlere bağlanması biraz zor olan secerede mevcut.
1 Tarihler...........5:4-6 Yoel'in soyu: Şemaya Yoel'in, GOG Şemaya'nın, Şimi Gog'un, Mika Şimi'nin, Reaya Mika'nın, Baal Reaya'nın, Beera Baal'ın oğluydu. Asur Kralı Tiglat-Pileser'in sürgüne gönderdiği BEERA RUBENLİLER'in önderiydi

Ahit kitabındaki secere dışında GOG ismi, Babil sürgünü sırasında aldığı görünümleri, nakleden Hezekiel tarafından sarfediliyor. Diğer ülkelere dağılmış kendilerinden olanların, İsrail Tanrısına ihanet etmelerinin önüne geçebilmek için bu tür çağrılar ve tehditler sıralanmış olmalı. Hem ibadethanenin isminin ilk kez orada verilmiş olması, hemde GOG ve MAGOG isminin ilk ve son kez Babil sürgününde sarfedilmiş olması ortak yönlerinin olduğunu gösterir.

Şeytan kitaplarında baş tacı olduğuna göre Gog'ta onlardan olmalı. İçeriğine bakıldığında Yecüc ve Mecüc ile Gog ve Magog arasında tek benzerlik bozgunculuk yapmaları. Dünyanın neresinde düzen kaldı? Dünyanın neresinde bozgunculuk yok? Dünyanın istedikleri yerini işgal edenler kim? İşgal etmeden önce o yerlerde karışıklık çıkartanlar, bölücü örgütleri besleyenler kim? Dünyanın istedikleri yerleri işgal edenler bu sayılanları yapanlar olmalı.
   
  GOG-MAGOG ile YECÜC-MECÜC FARKI, HEZEKİEL'in SÖZLERİ KONULARININ İŞLENDİĞİ "GOG & YECÜC" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  SİNAGOG, BOZGUNCU GOG / YECÜC, MAGOG ve ŞEYTAN DOSTLARI KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "SİNA & GOG" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  SinaGOG'ların da Şeytanın kötülenemediği (laf olsun diye değil. Aksi halde kitaplarındaki ifadelerini değiştirmek zorunda kalırlar), lanetler okunamadığı için boşluğu da AMALEK düşmanlığıyla, AMALEK kuşkusuyla dolduruyorlar.

İmanlılar, imanlarından olmamak için ŞEYTAN'dan uzak durular, ŞEYTAN'dan korunurlar. Şeytan eğer düşman değilse, kitaplarda düşman olarak değilde İsrail Tanrısı nezdinde itibarlı bir varlık olarak gösteriliyorsa korunulması gereken ŞEYTAN olmaktan çıkar.

Baş kahini şikayet edecek kadar İsrail Tanrısı nezdinde ilerlemiş ŞEYTANLI görünümler aldığı söyleyen de,
Aldım dediği görünümleri, din adına kitaplaştıranda,
O görünümleri inançlarının rehberi olan "her harfi Tanrıdan" iddiasında bulundukları kitaplarda bulunmasından rahatsızlık duymayanlar da,
Kitaplarına ve inançlarına bu sözleri dahil edenleri din önderleri olarak kabul edenler de, ŞEYTAN KONUSUNDA aynı görüşleri paylaşıyor demektir.

"Zekeria yanlış görmüş olur mu? öyle şey, bu kitaplarımız arasında yer almamalı denmediğine" göre, ASIRLAR ÖNCESİNDEN dinin inanç sistemini, ŞEYTANI DÜŞMAN GÖRMEME ÜZERİNE kurmuşlar demektir. Şeytan yerine kötü Melekler ve ruhlar yer almış.

Zebur...........78:49 Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.
Eyüp............4:18 Bakın, Tanrı kullarına güvenmez, MELEKLERİNDE HATA bulur da,
Eyüp............15:15 Tanrı MELEKLERİNE GÜVENMİYORSA, Gökler bile Onun gözünde temiz değilse,

Özellikle Babil yıllarında sürekli alındğını söyledikleri görünümlerde de, İsrail Tanrısı tarafından uyarılmadıklarına göre; SinaGOG'larında ŞEYTANA lanet okunması da mümkün olmaz. ŞEYTANI temize çıkarmak için, Cennetten kovulmayı yılan (yerde sürünme cezası) ve kadınla (doğum sancısı cezası) çözme becerisini gösterenler, lanetlemeyide değişken, geçirgen, boyut değiştiren Amalek soyu icad ederek çözmüş görünüyorlar. En azından Amalek soyu icad ederek göğüslerde barındırılanı tatmin ediyorlar. "Hani insan çok canım çekti" der ya!

Bu nedenle, düşmanlığı nesiller boyu DÜŞÜNCELERDE besleyebilmek adına, gönüllerdekini doyurabilmek adına, önceleri Fiziksel soy olarak ele alınan ve kökleri YOK EDİLDİĞİ için, (ellerinde fiziksel soy kalmayınca) Amalek'i sendromunu PİSKOLOJİK algılara çevirmişler. Ayaklarına taş takılsa, işleri ters gitse bizler nasıl ŞEYTANA LANET okuyorsak onlarda herhalde AMALEK'e LANET okuyup, 5-10 ineği sağ bırakıp bu sıkıntıları yaşattığı için Kral SAUL'a kulak çınlatması yaptırıyorlardır.

"Ne olurdu yani, tüm Amalekleri çoluk çocuk demeden, kundakta beşikte ayırmadan soylarını kuruttuğun gibi, o inekleride yok ediverseydin olmaz mıydı? İşlerimiz ters gitmese, yüreklerimiz kabarmasa, içlerimize kuşku düşmese fena mı olurdu?. Eğer başarılı olsaydın Samuel / İsrail Tanrısı seni görevden almaz sende gerçekten Arkeoloji verilerindeki gibi, 40 yıllık Krallığını Ahit'tede yapmış görünürdün. Ester ve Mordekay'ın başarılarını en neşeli bayramlar olarak nasıl kutluyorsak, senin başarılarını da öyle kutlardık. Hiç süphen olmasın onun içinde BAYRAM ilanı yapardık" diye Kral Saul'a sezerzenişte bulunmaları normal karşılanmalı.

Amalek korkusunu / havucunu istedikleri zaman Tanrısal emre dönüştürebilmek için yaşar hale getirmişler. Kuşku, kötü dürtü, vevese, gibi piskolojik algılara çevirip, ruhlar alemiyle irtibatlandırıp YOK EDİLEMEZ BİR YAPIYA KAVUŞTURMUŞLAR.

Amalek olgusunu, Ruhlar alemiyle, görü ötesi varlıklarla irtibatlandırmışlar ki, her an açıktan açığa "şunlar bunlar Amalek'tir" ilanı yapamadıkları için, (Ester gizlyi açığa çıkarmak demekmiş. Purim bayramlarında maske kullanmaları da bukelemunlaşma gereğini işaret ediyormuş) ara dönemler denilebilecek bu sessizlik etaplarında, toplumsal sendromlarını yer altlarında kuluçkaya yatırabilsinler.

Zihniyetlerinin ana teması haline getirdikleri, yüreklerinde yaşattıkları, Amalek adı altında maskeledikleri kendi dışındaki soylara yönelik, IRKSAL kin ve nefrelerini iyice mayalandırabilsinler. Yer altına indirdikleri ama istedikleri zaman ortaya çıkartacakları Amalek soyu. İşinize gelirse. Onların inanmak istediği bu! İnandıklarıda, inanmak istedikleri olduğuna göre, bizlere yok! yok! tuzlayarakta olsa, soyarakta olsa hiç birşey yemek düşmez."Arzu ediyorsanız siz buyrun demek düşer.

Yer altına gönderme işi, ilkel din kurucularının sorulara cevap olsun diye İnannanın kocası Dammız'ın (Temmuz'un) kışın yer altına gitti demeleri gibi birşey. İlahi bir kırıntısı olmayan insanların, toplumlarının soruları karşısında kurtulmak için verdikleri cevaplar akıllı uslu denilebilecek insanlar tarafından Babil sürgününde havada kapılmış olmalı ki Amalek sanısını sürdürebilmek, Amalek olgusunu saplantı haline getirebilmek için kullanılır olmuş.

Hıristiyanların Tanrı Marduk'un annesi GÖK KRALİÇESİ lakaplı Tanrıça Semiramis'ten esinlenerek Meryem'i GÖK KRALİÇESİ ilan etmekle, onlarda BABİL FAHİŞESİNİN memleketinden, İNANNA diyarlarından ilhamlanarak inanç sistemlerine katkıda bulunmuşlar. Bakmayın siz onların Babil'e ve tanrılarına lanet okumalarına. Din sistemlerine aldıkları inançların üzerlerini örtmek için, biz tek ilah'lı bir diniz kamuflajını sağlamlaştırmak için, tu-kaka türü davranışlarda bulunuyorlar.
   
  HIRİSTİYANLARIN, MERYEM'İ GÖK TANRIÇASI HALİNE GETİRMELERİNİN İŞLENDİĞİ "GÖK KRALİÇESİ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  Tanrı Marduk ve İnanna tapınmalarının sürdüğü topraklarda öğrenmeye kabiliyetli gençlerin seçilmiş olmasının nedenide bu olmalı. Babil Tanrılarına bağlı olanlar, Tanrılarına hizmet etmek amacıyla DANİEL gibi gençleri alıp eğitmişler.

Daniel.............1:3-4 Kral İsrailliler arasından kral soyundan gelme ya da soylu bazı gençlerin seçilip saraya getirilmesi için saray görevlilerinin yöneticisi Aşpenaz'a buyruk verdi. Bu gençler kusursuz, yakışıklı, her konuda bilge, bilgili, öğrenmeye yetenekli, sarayda görev almaya uygun nitelikte kişiler olmalıydı. .......

Daniel.............1:6 Seçilen gençler arasında Yahudalılardan DANİEL, Hananya, Mişael ve Azarya da vardı.

DANİEL, öğrenmeye yetenekli gençler arasına alındığı içinde övünüyor. Bu seçilmeye tüm Yahudi ve Hıristiyan alemi de alkış tutuyor. Hadi Yahudiler bu işten kahinlik adına (Danie = remil= kum falı) karlı çıkmış olup alkış tutuyor olabilirler.Hıristiyanlar neden bu kadar sevinç duyuyorlar anlamak mümkün değil?

Yahudilik dininin değişim sürecine bakıldığında, Babil sürgünü bir dönüm noktası olarak çok önemli yer işgal ediyor. Babil sürgününde yapılan değişiklikler, Eski Ahit ve Yahudilik anlayışındaki, kökten değişimlerin miladı olmuş.

"Eski Ahit'in " kaybolması, "bulduk" diye başka bir kitabın ortaya sürülmesi, tüm kitaplarının 2. Musa dedikleri Ezra tarafından tekrar derlenmesi, derleme ve inanç sisteminin yeniden şekillenmesi için karar verici Büyük meclisin kurulması, Babil Talmud'unun yazılması, İlk beş kitapları ve Zebur (isim olarak hariçler içerik olarak hepsi yeniden düzenlenmiş) hariç diğer kitapların bu döneme ait olması,

Peygamber olarak gördükleri kimselerin SAKİLİKTE dahil birçok konuda Zerdüş, Marduk, İnanna dinlerine mensup Krallara hizmet etmiş olmaları.
Sürgün dönüşü geride kalanlarla inanç çatışmalarının yaşanması, Kutsal soy dedikleri Davut soyunu kaybedip yerine Zerubbabil'in sürülmek istenmesi, (Matta'ya bakarsanız Zerubbabil sürgün dönüşünden en az 20-30 yıl sonra doğuyor. Tabiki suç Aritmetik öğretmeninde ve 14 etaplı soy mucizesi oluşturmak istediğinde kendisini uyarmayan Kutsal Ruh'ta)
   
  MATTA'nın "KİTAPLAR TANRISAL SANILSIN, KUTSAL OLSUN" diye YAPTIĞI MUCİZE İMALATININ İŞLENDİĞİ "MATTA 41 / 3=14" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  BABİL SÜRGÜNÜNDE BİTEN KUTSAL DAVUT SOYUNUN İŞLENDİĞİ "ZERUBBABİL ve DAVUT SOYU" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  VE en önemlisi kaybolan Ahit sandığı.

Levililer......16:1 RABbin huzuruna yaklaştıkları için ölen Harunun iki oğlunun ölümünden sonra RAB MUSAYA şöyle dedi: ‹‹Ağabeyin HARUNA DE Kİ, perdenin arkasındaki EN KUTSAL Yere İKİDE BİR GİRMESİN, Antlaşma Sandığının üzerindeki Bağışlanma Kapağına yaklaşmasın. Yoksa ÖLÜR. Çünkü BEN KAPAĞIN ÜSTÜNDE, BULUT İÇİNDE GÖRÜNÜYORUM

M. Çıkış..........20:26 Sunağımın üzerine BASAMAKLA ÇIKMAYACAKSINIZ. Çünkü ÇIPLAK YERİNİZ GÖRÜNEBİLİR.› ››

Tanrı olarak benimsediklerinin, birlikte hareket ettiği Ahit sandığı. (Masallardaki Alaaddinin Lambası görevini üstlenmiş olan Ahit sandığının kaybolmuş olması.)
Babillilerin Tapınaklarından talan ettikleri her şey, kayıtlar uyarınca geri almalarına rağmen, bulamadıkları ve geri alamadıkları yada GERİ ALMADIKLARI Ahit sandığı.

Geri almadıkları AHİT SANDIĞI denilebilir. Kudretiyle hiçbir yerlerde duramayan, gözleri gibi baktıkları, İsaril Tanrısının evim dediği, yanından hiç ayırmadığı AHİT SANDIĞI başka türlü nasıl ortadan kaybolabilir. Her şeyi bilen ve sürgünde önüne gelen herkeze görünümler veren İSRAİL TANRISI o çok değer verdiği AHİT SANDIĞININ yerini neden söylememiş olabilir?

BİRİLERİNİN BULUNMASINI İSTEMEDİĞİ yada GERİ ALMAK İSTEMEDİĞİ hatta YOK ETTİKLERİ AHİT SANDIĞI. İnanç sistemlerinde köklü değişiklik yapmak isteyenlerin önünde en büyük engel, eski inanç sisteminine sahip olan ondan parçalar bilenler değildi.

Onlar en fazla Tapınak yapımında ortaya koydukları muhalefet örneği kadar engel teşkil edebilirlerdi, Ellerinde yazılı Papürüsler bulunduranlarda önemli değildi çünkü hiçbirinin orjinal oldukları ispat edilemezdi

Kitabı ve inanç sistemini yenileyecekler için en büyük engel, AHİT SANDIĞININ ortaya çıkmasıydı. Ahit sandığında TAŞ LEVHALAR yanında başka kutsal metinler olması büyük ihtimal. Süleymana sarfettirilen söz Sürgüne kadar olanların geçersiz kılınması içindir. Ellerinde bilgi olanları yalanlamak için Süleyman tarafında sarfedildiğini söyledikleri bu sözü Babil etabı kitap düzenlemelerinde ilave etmiş olmalılar. KÜÇÜMSEYEN BİR TAVIRLA kaleme alınmış bir ifade. Meraklısına duyrulur gibi bir söz."İKİ LEVHADAN BAŞKA BİR ŞEY YOKTU". ifadesi sarfediliyor.

2 Tarihler......5:10 Sandığın içinde Musanın Horev Dağında koyduğu İKİ levhadan başka bir şey yoktu. Bunlar Mısırdan çıkışlarında RABbin İsraillilerle yaptığı antlaşmanın levhalarıydı.

Sandık getirilmeden öncede düşmanları Filistinlilerin elinde kaldıktan sonra YİRMİ YIL İsrailden uzak bir yerde kalıyor.

1 Samuel.......7:2 SANDIK uzun bir süre, YİRMİ YIL boyunca Kiryat-Yearimde kaldı. Bu arada BÜTÜN İSRAİL HALKI RABbin ÖZLEMİNİ ÇEKTİ.
2 Samuel.......6:11 RABbin SANDIĞI Gatlı Ovet-Edomun evinde ÜÇ AY kaldı. RAB Ovet-Edomu ve bütün ailesini KUTSADI.

İçi acaba orada boşaltılmış mıdır sorularına cevap olarakta, SANDIK DOKUNANI ÖLDÜRDÜ anlatımlarını olduğu ifadelerle cevap veriyorlar. PEKİİ! O HALDE NASIL ÇALINDI. Çalanlara neden hiçbir şey yapmadı.

1 Samuel.......5:11 Bütün Filist beylerini toplayarak, ‹‹İsrail Tanrısının Sandığını buradan uzaklaştırın›› dediler, ‹‹Sandık yerine geri gönderilsin; öyle ki, bizi de halkımızı da yok etmesin.›› Çünkü kentin her yanını ölüm korkusu sarmıştı. TANRININ ONLARA VERDİĞİ CEZA ÇOK AĞIRDI.
1 Samuel.......6:1 RABbin Sandığı Filist ülkesinde YEDİ AY kaldıktan sonra,
2 Samuel.......6:6 Nakonun harman yerine vardıklarında öküzler tökezledi. Bu nedenle Uzza elini uzatıp Tanrının Sandığını tuttu.
2 Samuel.......6:7 RAB Tanrı saygısızca davranan Uzzaya öfkelenerek onu orada yere çaldı. Uzza Tanrının Sandığının yanında öldü.

Sıkıntıya gelemeyen Sandık kapalı yerde nasıl duruyor. İsrail Tanrısı onsuz bir an bile duramazken Babil sürgününden sonra ne olduda birlikte yol aldığı sandıktan vaz geçti? Çalındığı yerde nasıl sakin duruyor.

SANDIKTAN ayrılamayan İSRAİL TANRISI, "GÖZBEBEKLERİM" dediği, İSRAİLLİLERDE 2500 YILDIR NASIL AYRI DURUYOR?
İSRAİL HALKI BABAİL SÜRGÜNÜNDEN SONRA, MÜSTAKİL TANRISIZ MI KALDI?
MADEM SANDIK NERDEYSE İsrail Tanrısı orada kalıyor.
Madem ki; Sandık onun konutu, tahtı
Madem ki; 20 yıl sandık İsrail'den uzakta kalınca İSRAİL HALKIDA TANRISIZ KALIP ÖZLEMİŞLER;
OHALDE SANDIĞIN KAYBOLDUĞU 2500 YIL BOYUNCA İSRAİL HALKI TANRISIZ KALDI DEMEKTİR.

TANRI ÖZLEMİYLE YANIP TUTŞUYOR OLMALARINDAN DOLAYI MI, HER ÖNÜNE GELENİ (yaratılmış demeden) YARATANA REĞMEN SOYLARI KURUTULMASI GEREKENLER OLARAK GÖRÜYORLAR?

Daniel bölümünde de TANRI tutsaklığı ZİHNİYET TORUNLARINA bilgi notu olarak aktarılıyor. İskender ordusunun Pers Krallığını yıkması sonrasında kurulan Krallıkların KEHANET vurgusu içinde özetlendiği görünüm öncesiyle ilgili GÖRÜNTÜ VERENCE bir mazeret açıklaması yapılır.

Daniel'e Babil sürgünü sırasında görünümler veren Tanrı, uzun süre Daniel'e görünmez. Nihayet 21 gün sonra Daniel'e görünür. Neden 21 gün boyunca gelemediğini Daniel'e şöyle açıklar.
(Sürgün sonrası yazıldığı belli olan bu satırlar TANRI İNANÇLARININ hangi seviyede SÜRMEYE DEVAM ETTİĞİNİ göstermesinin yanısıra, gelecek nesillere TAPINILAN TANRI UNVANLI OLGUNUN vasıflarını aktarmaya yönelik. Alaaddin'in Cini gibi esir alınabilen, tutsak edilebilen, kurtarılmaya muhtaç olan TANRI olarak benimsenmişlerden biri)

Daniel...........10:13 Pers krallığının önderi YİRMİ BİR GÜN bana karşı durdu. Sonra baş önderlerden MİKAİL BANA YARDIMA GELDİ, çünkü orada, Pers KRALLARININ YANINDA ALIKONULMUŞTUM.

1 Samuel.......7:2 SANDIK uzun bir süre, YİRMİ YIL boyunca Kiryat-Yearimde kaldı. Bu arada BÜTÜN İSRAİL HALKI RABbin ÖZLEMİNİ ÇEKTİ.
   
  "TANRI ÖZLEMİ" duyurusu TANRISIZDA yaşanabilir teselli mi?
Nasıl bir TANRI ki, TANRISIZ YAŞAM SÜREBİLİYOR?
Nasıl bir TANRI İNANCI ki; "YOK OLABİLECEĞİ kabulüi DİNLERİNİN BİR PARÇASI haline getirilmiş. ..vb...
"Yokluğunda durumu idare ediyoruz_u" vurgulamak adına mı, Eski Ahit'in SON yazılan kitabı ESTER bölümünde "TANRI" adını anmadan YAHUDİLİK MANİFESTOSUNU yayınladılar?
"Tanrı olmadan da bizler dilediğimiz yaparız" mesajını mı verdiler?
"Tanrı bize karışmaz" bugüne kadar olacaklara kararlar verenler bizleriz işte örneği PURİM BAYRAMI mı diyorlar?
Ahit sandığı yok iken yani çok sevdikleri tanrıları halkının arasında değilken o kitapları kim yazdırdı / yazılmasına onay verdi?
O HALDE; ESTERDE YENİ EDİNİLEN TANRI KİM? İsrail'İN TANRISI kim? Yakup'a güreşte yenilen, Mısır'ı fidye olarak veren, Musa'ya "BEN-BENİM" diyenin olmadığı ortada.

O nedenle mi? PURİM BAYRAMIYLA gizlenenin arkasına bakmadan, yapılan KATLİAMI sorgulamadan, ilahi hiçbir korku duymadan, Din maskesi altında yazılan teminatları geçerli ve yeterli görüyorlar. Din adı altında yazılanları hesap vermeme garantisi olarak kabul ettikleri için mi yeni AMALEK ilanlarına sıcak bakıyorlar?

Yazılanlar Din maskesiyle, yaldızlanmış olarak verilmiş olması, yeni soy kurutmalar için gönüllerine içirilmiş olan SONSUZ YAŞAMA kavuşma adına "YOK ET" nefretlerini mayalandırdıkca MAYALANDIRIYORLAR? Mayalandırdıkca da; kurtulmak adına kötü-dürtü AMALEK arayışları devam ediyor. Stratejik olarak belirlediklerinin soyunu, yeniden AMALEK olarak icad ediyorlar. Binlerce yıldan beri kendi içlerindeki, iman esintisi olanları, yan bakanları temizledikleri içinde, tercihlerinin 1. sırasını MÜSLÜMANLAR oluşturuyor.

Dolaysıyla AMALEK üretiminin zorunluluğunu TANRI buyruğu olarak kitaplarına yazdıkları içinde, kabul etmek zorunda kalmışlar. AMELEKLERİ olmazsa kurtulamayacaklarına inandırılacak kadar, DELİ SAÇMASI havuçların peşinden koşturulduklarını farketmiyorlar mı? Akıl-mantık-vicdanla açıklanamayan, insani değerlerle tartılamayan bu saçmalıkların, asla İlahi olamayacağını ve bu nedenle İLAHİ değerlerden uzaklaşmış olduklarını hiç düşünmüyorlar mı?

Kurtulmak için SOYLARI KURUTMANIN mantık akıl, vicdan ve insanı insan yapan olgularla bağdaşmayacağını, düşündürmeyecek boyutta mı gözleri, kulakları tıkamak?
AMALEK yok etmekle İLAHİ bir kurtuluşun olamayacağı, esasında kurtuluş için geçerli olanın, İMAN olduğunu düşündürmeyecek kadar mı, egemen bu göğüslerde yaşatılan?
   
  Bu nedenle mi? kitaplarında yazılı olanları, din adamlarının kuşları güldürecek izahları "bunlar Tanrıdan olamaz" demeden kabul ediyorlar.
Onlar için Tanrının neler diyebileceğini düşünmenin, artık bir kıymeti kalmadı mı?
"Tanrı bu durumda ne der" düşüncelerine dalmadan, Din adamları SAÇMALASADA hemen "olur" onayımı veriyorlar?

"Evreni yarattım" diyen Tanrı'nın, "ilk insanı yarattım" dediği tarihten 5 bin yıl önce, Urfa Göbeklitepe'de (ve daha bir çok yerde. Hatta imparatorluklar var) şehir hayatı yaşayan insanların olduğunu, TANRININ BİLMEMİŞ olmasını KABUL ETTİRMEYEN TANRI KAVRAMI / İNANCI artık beyinlerde de mi kalmadı?

Din önderlerinin, Tanrıcılığı oynayanların, İlahi olan herşeyin üzerini yaldızlayanların, hala devam eden KİTABI KORUMA çalışmaları nedeniyle ürettikleri SAÇMALIKLARA inanıpta, bu kadarcık şeyleride sorgulayamayacak hale mi getirildi BEYİN HÜCRELERİNİZ?

Bilinçlerinize bu kadar hükmeder mi oldular? Düşüncelerinize bu kadar hükümranlar mı? Parmak seslerine (şıklatmak) alıştırdılarda, her denileni sorgusuz sualsiz DOGMA kıvamında kabul eder mi oldunuz?

Aynada inançlarınızı görme imkanınız olsa inanç sisteminizin, Tanrı adına atalarınızın katlettiği, "ilkeller" tanımlılardan çok daha beter olduğunu görürsünüz. Belgesellerde gördüğünüz, totemlere Tapanlarla sizin ne farkınız var?.
Onlarda, doğduklarında ellerine tutuşturulana TANRI diyorlar, sizde.
Onlarda sanılara, halüsinasyonlara, Tanrı sözü demiş, sizde
Onlarda Atalarından arta kalanları sorgusuz süalsiz DİN ADI ALTINDA kurtuluşlarının reçetesi kabul etmiş, sizde.
Düşünen varlık İNSAN, düşünmeden yoksun bir hal sergiliyorsa durum vahim bir durum sergiliyor demektir.
Zihinleriniz feth edip esir mi aldılar?
Uzay filimlerindeki gibi sizleri VARLIKLARLA kontrol eder hale mi geldiler?
Hiçmi bir şeyi sorgulama "YETİNİZ" yok?
Sizler düşünmeyen İNSANLAR sınıfını mı temsil ediyorsunuz?
   
  Dünyadaki, bilim, sanat, küiltür, araştırma, keşfetme, icad etme..vb.. eylemlerin sahibi olurken çalıştırdığınız düşünce mekanizmalarınızı, neden konu DİN olunca, saçmalasada kullanmıyorsunuz. Kutsal damgalı sunulan herşey için ön kabullü davranışlar sergiliyorsunuz?

Beyninizde basınçlar mı oluşuyor?
İmani konular kunuşurken Ruhunuza darallar mı geliyor?
Derin düşünmeye başladığınızda gırtlağınız / boğazınız sıkılıyor mu?
Beyinlerinizde doluluk mu hissediyorsunuz?
Algılayabilmek için duyularınızı mı zorluyorsunuz?
Göğüsleriniz de baskılar mı ortaya çıkıyor?
Gönülleriniz mi daralıyor?
Miğdenize kramplar mı giriyor?
Elleriniz, parmaklarınız, vücudunuz geriliyor mu?
Yürekcikleriniz mi bıçaklanıyor?
Eğer bu ve buna benzer esintiler sizin diğer konularda yaptığınız araştırma ve sorgulamanıza mani oluyorsa, siz ZİHNİNİZİN KONTROLÜNÜ elden teslim etmişsiniz demektir.
Eğer bu ve buna benzer esintiler sizin yapmakta olduğunuz (peryodik olan, meslek gereği) çok kafa çalıştırma gereken işlerde dahi olsa rahatsız etmiyorda, ÜLKE, SİYASİ, DİNİ konularda yaptığınız araştırma ve sorgulamanıza mani oluyorsa, siz ZİHNİNİZİN KONTROLÜNÜZÜ elden teslim etmişsiniz demektir.

İbraniler.........8:10 `O GÜNLERDEN sonra' diyor RAB, `İSRAİL HALKIYLA yapacağım ANTLAŞMA şudur: YASALARIMI onların ZİHİNLERİNE işleyeceğim, YÜREKLERİNE yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım , ONLAR DA BENİM HALKIM olacaklar.

Yeremya.......31:33 ‹‹Ama o günlerden sonra İSRAİL HALKIYLA yapacağım ANTLAŞMA şudur›› diyor RAB, ‹‹YASAMI İÇLERİNE yerleştirecek, YÜREKLERİNE yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım, onlar da BENİM HALKIM olacaklar.

Göğüslerinizde beslettikleri varlıklara teslim edilmişsiniz demektir.
Gönüllerinize içirilmiş olan Buzağılarca teslim alınmışsınız demektir.

M. Çıkış........32:20 Yaptıkları BUZAĞIYI alıp YAKTI, TOZ HALİNE gelinceye kadar EZDİ, sonra SUYA SERPEREK İSRAİLLİLERE İÇİRDİ
Yasa Kitabı....9:21 Yaptığınız günahlı nesneyi, o buzağıya benzer DÖKME PUTU alıp YAKTIM. Parçalayıp İNCE TOZ haline getirinceye dek ezdim. Sonra TOZU dağdan akan DEREYE ATTIM.

Düşünce mekanizmanızı, garibetlerine, "eçüşlerine ve büçüşlerine" park alanı olarak tahsis etmişsiniz demektir.
Bilinçleriniz; anlamadığınız, anlama imkanınızın pekte olmadığı, sayısız eşleşmeyen emirlerle doldurmuşsunuz demektir.
Muhakeme yeteniğinizi besleyen bilgi dağarcığınızı düzensiz, aranılanın bulunmadığı dağınık depo gibi / hurdalık gibi başkalarının verilerine açmışsınız demektir.
Eğer bu ve bu gibi sorunlarınız varsa; A-SİMETRİK SAVAŞIN FETHEDİLENİSİNİZ demektir
   
  Yeremya.......31:34 Bundan böyle kimse komşusunu ya da kardeşini, ‹RABBİ TANIYIN› diye EĞİTMEYECEK. Çünkü KÜÇÜK BÜYÜK hepsi TANIYACAK BENİ ›› diyor RAB. ‹‹Çünkü SUÇLARINI BAĞIŞLAYACAĞIM, GÜNAHLARINI artık ANMAYACAĞIM.››

"Bundan kurtulmanın yolu MÜSLÜMAN olmaktır" demiyorum, "İmanda edin de" demiyorum. "MÜMİN OLUN" falan hiç demiyorum. Herhangi bir konuda şu çizgide olun da demiyorum.Hiç bir ön şart öne sürmüyorum.

Ya? ne diyorum? Kulaklarınız tıkayın, içinizden gelen kötü dürtülere aldırmayın, vesveselere yüz vermeyin. İçsel temizlik, düşsel arınma, negatiflik, Pozitive olmak,..vs onlara da boş verin. Hayallerinizide bir müddet askıya alın, Sanılarınızla kavga edip darılın, Umutlarınızdan izin isteyin, güzel düşüncelerinizi, yaşama sevincinizi, sevginizi, mutluğunuzu yanınıza alın hatta sımsıkıda sarılın.

Bir gece ışığın az olduğu yerde (ışık kirliliğinin olmadığı yerde) örneğin bir tepede yanınıza eşinizi de alın. Bir örtü serip sırt üstü yatar halde (yanlış yorumlar yapmayın örtü ciğerleri üşütmemek, çiğden ıslanmamak ve börtü-böcek için) gökyüzünü seyredin. Gitmeden önce, Evren nedir, Güneş sistemi nedir, Galaksiler nedir, Boyutları kaç birim ışık yılıdır, ışık yılının anlamı nedir gibi, edindiğiniz bilgileri yıldızları seyrederken bir düşünün. Şöyle kendinize muhteşem bir YILDIZLARIN ALTINDA şarkısını aratmayacak bir GÖRSEL ziyafet çekin.

Bir düşünün o seyrettiğiniz manzaranın içinde Dünya'yı, bir düşünün; Dünya üzerinde yer işgal eden bir insanın beynini, gözlemlediğiniz tablo içinde değerlendirin. İstediğiniz kadar seyredebilir ve düşünebilirsiniz. Düşüncenize yukarıda sayılan hiçbir etki, müdahil olmayacaktır.
Çünkü onların görevi, sadece İMANİ düşünceler söz konusu olduğunda devreye girmektir.
Çünkü onlar sapkın olan hiç bir düşüncede, yukarıda sayılan etkileri devreye sokmazlar yani negatifleşmezler. Tam tersine OLUMLAMACILAR gibi, pozitiflik yayarlar.
Çünkü onların eğitimi, İMANI belirten sözcüklere ve ibadetlere göre verilmiştir. Bu nedenle gökyüzü hakkında istediğiniz kadar düşünebilirsiniz hiç bir şey olmaz. Düşünme eyleminiz bittikten sonrada rahatca Ahit kitaplarınızı alıp okuyabilirsiniz. Bu durumda da hiç bir sıkıntıyla karşılaşacak değilsiniz. Çünkü onlar Ahit kitabına, ikonlara, işaretlere, rumuzlara, yedi kollu şamdanlara, kıyafetlere, cübbelere, seslere karşı eğitim almışlardır. Bu konuda müsterih olabilirsiniz.

Ahit kitaplarınızı alıp bir bakın bakalım; o seyrine doyamadığınız, oluşuna akıl erdiremediğiniz;
O AZAMETİN SAHİBİ; elinizde okuduğunuz öyle bir kitabın sahibi olabilir mi?
O AZAMETİN SAHİBİ; öyle birşeyi vahiy eder mi? Kitap diye gönderir mi? Kitabım der mi?
O AZAMETİ kontrol eden yanılır mı? Unutur mu? Pişman olur mu? Sonunu kestiremediği bir şeye "OL" demiş olabilir mi?
O AZAMETİN SAHİBİ;Yenilebilir mi? (Uydurdukları Yakup'un güreş hikayesine, kendileri inanıpta hayaller kurup hazırlandıkları varlık boyutunda hesaplaşmadan bahsediyorum)
O AZAMETİN YARATANI / OL DİYENİ ve YOK OL DİYECEK olanı; "gördüm, dedi ki" diyen tipleri kendisine ELÇİ OLARAK, HABERLEŞME BİRİMİ olarak, ANTEN olarak, YAZAR olarak, MÜREKKEP olarak, KİTAPTAKİ NOKTA olarak, PAPAĞAN olarak atar mı?

"Yeni Tanrısal kuvvetlerin", KUTSAL METİN YAZARLARININ olduğu, DOGMA olarak kabullerde yer buldu da; düşünmeden, yargılamadan, sorgulamadan hesap vermeyi akla getirmeden, önünüze koyulan satırlara tabii olup, yaşam ötesindeki bal ve süt akan nehirli ülkeler hayallere mi dalındı?

Yeremya.......31:34 ...diyor RAB. ‹‹Çünkü SUÇLARINI BAĞIŞLAYACAĞIM, GÜNAHLARINI artık ANMAYACAĞIM.››

Affetmeye gerek kalmadan Günahları unutan Tanrı anlayışıda her ölümlünün arayıpta bulamadığı bir özellik olsa gerek. Kutsal metin yazarı, "Tanrı affeder" demiyor. Tanrı olarak benimsenenin unutkanlığından, hafızasının zayıflığından o kadar eminki, "TANRI UNUTTU BİLE" diyor. Sonra eli hiç titremeden, yüreği hiç ürpermeden "her sözü tanrıdandır" ismini verdikleri kitaplara bu ifadeleri yazabiliyor.

Bilgeliği yeterli olmadığı için "BİLMESİDE" sınırlı olduğuna bildirilen inançlara sunulmuş olan TANRI PROFİLİ..
Eyüp....11:6 Bilgeliğin sırlarını bildirse! Çünkü BİLGELİK ÇOK YÖNLÜDÜR. BİL ki, Tanrı GÜNAHLARINIZDAN bazılarını UNUTTU BİLE,

Onun için mi? Eski Ahit'te ilk kez telaffuz edilen YAHUDİ ismi / tanımı, Eski Ahit'in son kitabın olarak yer aldı.
Böylece; YENİ TANRININ, PURİM ZİHNİYETİ olduğu mu ilan edilmiş oluyor?
Onun için mi? Ester kitabında GİZLİ olandan, ARKA PLANDA olandan bahsediliyor?
Böylece;kitabın arka planında ki, GİZLENMİŞ OLAN EL bundan böyle tarifi yapılan PURİM ZİHNİYETİ mi deniliyor?
Onun için mi? Eski Ahit'in kapanışı YAHUDİLİK MANİFESTOSU ile oluyor?
Arka plandaki kuvvet, gizlenen güç, görünmeyen el tanımlı ZİHNİYET / TANRI kabullerinin işareti olsun diye mi, PURİM BAYRAM ilanı yapmış oluyorlar?
Onun için mi? İsrail Tanrısı kimliği anlaşılmasın diye ismini gizlediği gibi, ESTER bölümünde bu kez hiç TANRI isminin hiç geçmemesi PURİM ZİHNİYETİNİ mi işaret ediyor?

Tevrat'ın, ne kadarı yazılı hale getirildi bilinmiyor ama azda olsa birtakım parşömenlerin Ahit SANDIĞI İÇİNDE OLMASI olması gerekir. Her şeyi detaylandırıp tek tek sayan insanlar mutlaka bir takım vahiyleride yazıya geçirmişlerdir Parşömen (inceltilmiş deri) ve Papirüslere geçirilmiş olmalı. Herhalde her şeylerini Bay Çakıltaş gibi taşlara işlemiyorlardı.

Taşa yazma olaya renk katmak için araya sıkıştırılmış olmalı. Yazıyı yazan Tanrıyı, yazısından tanıyanlar varken elbette metinlerde bol renkli olur. Tanrı yazsın diye taş kesiliyorsa, metinlerin bayağı renklendirildiğide anlaşılmalı.

İlahi vahiylerin levhalarda verilmiş olması nedenleri; çok üzun süre muhafaza edilebilmeleri, daha sonra gelecek Peygamberlere kadar insanları, "ALLAH" İmanına ve İnsanlığın birinci şartları olan maddelere alıştırmak. Musa tarafından yazımı bitten kitap, Ahit sandığının YANINA TANIKLIK yapması için koyulmuş. Dikkat edin TANIKLIK YAPMASI için koyulmuş. Taşın herşeyi duyması gibi kitapta verilen sözleri duymuş olmalı. Her birinin AHİTLERE bağlı kalacağına dair verdikleri sözleri hafızasına kaydetmiş olmalı. KAYBOLUPTA BULUNDU dedikleri YASA KİTABINDA öyle yazmışlar.

Yasa Kitabı....31:24 Musa yasanın sözlerini EKSİKSİZ olarak KİTABA YAZMAYI BİTİRİNCE
Yasa Kitabı....31:25 RABbin Antlaşma Sandığını taşıyan Levililere şu buyruğu verdi:
Yasa Kitabı....31:26 ‹‹Bu YASA KİTABINI alın, Tanrınız RABbin Antlaşma Sandığının YANINA koyun. Orada size karşı BİR TANIK olarak kalsın.

Tıpkı bu güne kadar yaptığı kayıtlar gibi. Neden onlar için tüm çelişkilerine rağmen KİTABI KORUMAK bu kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılıyor. KİTAPTA ONLARI TANIKLIĞIYLA koruyacak ya! İçindeki kodlanmış sayısal değerlerle kalkan olacak ya!

Yeşu..............24:27 Ardından bütün halka, ‹‹İşte taş bize tanık olsun›› dedi, ‹‹Çünkü RABbin bize SÖYLEDİĞİ BÜTÜN SÖZLERİ İŞİTTİ. Tanrınızı inkâr ederseniz bu taş size karşı tanıklık edecek.››
Yaratılıs.........31:44 Gel anlaşalım. Aramıza tanık koyalım."
Yaratılıs.........31:45 Yakup bir taş alıp onu anıt olarak dikti.

Mısır'dan itibaren gösterilen mucize örneklemesi gibi, verilenin ancak "ALLAH'tan" olabileceğini idrak etmeleri ve Vahiylerin Hz. Musa öldükten sonra da DEĞİŞTİRİLEMEMESİNİ sağlamak için levhalar halinde verilmiş olmalı. Peki öyle mi olmuş. Bu sayılan kıstaslar göz önüne alınmış mı? Hayır ne gezer.

Üstelik birde bu durumu çok doğal bir işlemmiş gibi de yazmışlar. Yoksa, Tora grubu kitaplara kaynaklık edenin aslında; Musa gibi nehri yarıp halkını kurtaran, VAAD edilen toprakları alan, YAHUDİLİĞİN ÖLDÜRME MANİFESTOSUNA isim babalığı yapan YEŞU OLDUĞUNU vurgulamak için mi, böyle bir ifadeyi kitaplarına hiç çekinmeden ilave ettiler
   
  SİNA'da KİTAP VERİLMESİNİN HEMEN ARKASINDAN BAŞLATILAN, ÖLDÜR EMRİNİN ÖRNEKLENDİĞİ "AHİT'TE ÖLDÜR EMRİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  DÜNYA KÖLELİĞİ için KÖYLEŞTİRME ve E.AHİT'ten YAHUDİLİK MANİFESTOSUNUN anlatımı olan "YUSUF& HAMAN & AÇLIK" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Eksiksiz olarak yazılıp Antlaşma sandığına koyulmak için Kahinlere / Din görevlilerine teslim edilen kitap, Musa'nın ölümünden sonra, alınıp MUSA'NIN ölümü ve diğer sahneler ilave edildikten sonra "her harfi Tanrıdan" diye takdim ediliyor. Herhalde bu sözleri bizlerle dalga geçmek için söylüyor olmalılar. Kutsal kitaplara bakış açılarını göstermek için vurguluyor olmalılar."Tanrı'da biziz, kitabıda yazan bizizi" dolaylı yoldan duyurmak için ilan ediyor olmalılar.

Musa öldükten sonraki 30 günü, Tanrının bizzat MUSA'ya verip tamamlattığı kitaplara (Musanın ölümünü ve sonrasını) yazan YEŞU, aslında kitapların ilk şekillendiricisi mi denmek isteniyor?
Musa'ya gerçekte verilenlerin terkedildiğini bilin. Şu an sahip olduğunuz din, Yeşu'yla ortaya koyduğumuz temeller üzerine inşaa edilen inanç sistemine ait olandır mı deniliyor?

Yusuf ismi altında nasıl despot HAMAN'I gizledilerse yada anlattılarsa;
Ester'de katliam komplosunu anlattılarsa,
Yeremya ile ülkelerin nasıl içten çökertileceği, çağrı sistemlerinin ne olacağını anlattılarsa,
Eyüpte, Tanrı olgusunun adele gücünü, övündüğü zaferinin boyutunu, fiziksel kudretinin kapasitesini anlattılarsa,
YEŞU ile de Öldürme, yok etme, soy kurutma metodlarının yanı sıra, inançlarının değişim hikayesinin nirengi noktasını vermişlerdir.

Halk adına antlaşmayı kiminle yapmış olabilir?
KURALLAR ve İLKELER kendisi belirledikten sonra antlaşmayı kimle yapmış olabilir?
Tanrının YASA KİTABINA, TANRIDAN diye ilaveler yapabilen ve bu kitapları TANRI VERDİ diyen kendisini ne sanıyor olabilir?
Yeşu Kitabında Yeşu'ya, Musa'yı eleştirme hakkı, küçümseme tavrı, eleştirel yaklaşım karekteri verildiğine göre, derin manalar var demektir.

Yeşu.........24:25 YEŞU o gün Şekemde halk adına bir antlaşma yaptı. Onlar için KURALLAR ve İLKELER BELİRLEDİ.
Yeşu.........24:26 Bunları TANRININ YASA KİTABINA da geçirdi. Sonra büyük bir TAŞ alıp oraya, RABbin Tapınağının yanındaki yabanıl fıstık ağacının altına dikti.

ORJİNAL SANDIĞIN BULUNMASINI ELERİNDENKİ KUTSAL DEDİKLERİ KİTAPLARINDAN DOLAYI ASLA İSTEMEZLER. "Kitap kaybettik bulduk" diyenler, Yasa kitabına yeni ilkeleri yazdı diyenler, Musa öldükten sonraki 30 günü yazanlar, "Yeremyanın söylediklerini de benzer başka şeyleride yazdım" diyenler ve organizatörlerin kendileri, NASIL AHİT SANDIĞINI YOK ETTİLERSE bugünkü zihniyet torunlarına yalvarsanızda, gerçek olduğunu tüm deilleriyle tespit etseniz bile, sayılan nedenlerden dolayı asla AHİD SANDIĞINI KABUL etmezler.

MELEKLERİN TAŞIDIĞI SANDIK ORTAYA ÇIKTIĞINDA, ZATEN İŞTE BİTİRİLMİŞ OLACAKTIR.

KİTAPLARININ HANGİ ARALIKLARLA ELDEN GEÇİRİLDİĞİNİ BİLEN ONLARKEN, BAŞLARINA BELA OLABİLECEK MALZEMEYİ ORTAYA ÇIKARTMAYI İSTERLER Mİ?

İlk kitaplardan hiç bilgileri olmadığını, kendi kitaplarında yazanlar yine kendileri. Musa'ya verilenlere ne kadar aşina olabildiklerinin bildirenler kendileri. Aşinalıklarının derecesini kayıt altına aldıranlar da, kutsal metin yazarları olan ataları.
   
  KAYBOLMUŞ OLAN YASA KİTABININ BULUNMA HİKAYESİ. Kaybolan kitap yada kitaplar olduğunu biliyorlar ama içeriğinden Bİ-HABER durumdalar. Dindaşlarına "RAB MUSA'ya DEDİ Kİ" diye söze başlayıp başlıyorlar anlatmaya ama anlattıklarının buldukları kitapla ilgisi olsaydı çul kuşanmazlardı.

2 Tarihler......34:8 YOŞİYA ülkeyi ve tapınağı arındırdıktan sonra, krallığının on sekizinci yılında Asalya oğlu Şafanı, ....... RABbin Tapınağını onarmaya gönderdi.
2 Tarihler......34:9 Bunlar Tanrının Tapınağına getirilen paraları götürüp BAŞKÂHİN HİLKİYAYA verdiler. .........

Kral Yoşiya denilincede öyle oturaklı kelli-felli biri sanmayın. SEKİZ yaşında tahta geçirilmiş çocuk. Hayatında sekizleri çok olan bir Kral. Ölümünde sekiz yok. 39 yaşında ölmüş

8 YAŞINDA............2 Tarihler......34:1 Yoşiya sekiz yaşında kral oldu ve Yeruşalimde otuz bir yıl krallık yaptı.
16 YAŞINDA..........2 Tarihler......34:3 Yoşiya krallığının sekizinci yılında, daha gençken, atası Davutun Tanrısına yönelmeye başladı. Krallığının on ikinci yılında da .....
26 YAŞINDA.... .....2 Tarihler......34:8 Yoşiya ülkeyi ve tapınağı arındırdıktan sonra, krallığının on sekizinci yılında Asalya oğlu Şafanı, kent yöneticisi Maaseyayı ve Yoahaz....

Babası Amon İsrail'İN Tanrısı gözünde kötü olanı yapan bir Kralmış. Kim söylüyor kötü olanı yaptı diye. İsrail'İN Tanrısı söylüyor.

2 Tarihler......33:22 Amon da babası Manaşşe gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı. Babası Manaşşenin yaptırdığı putlara kurban sundu, onlara taptı

Enterasan deği mi? "Verdim" dediği YASA KİTABI kaybolduysa Kohen'ler ne okuyordu? "Kitap bulundu" denilesiye kadar, tapınakta özel bölmesinde sunuları, buhurları, tütsüleri kabul eden, gözüne batanları, hata yapan KOHENLERİ affetmeyip ÖLDÜREN İsrail'İN Tanrısı, kitabın kaybolduğunu farketmiyor.

Her hafta, her gün BAŞKAHİNLE teşviki mesaide bulunduğu söylenen tanrı damgalı olgu, yanlış kitap okuyorsunuz demediği gibi bulunan kitabın kendisine de ait olduğunu bilmiyor.

"2 Tarihler .....2:5 "Yapacağım tapınak büyük olacak. Çünkü Tanrımız BÜTÜN TANRILARDAN büyüktür" diyerek gönüllere su serptikleri İKON tanrıları, sununun buhurun günnük'ün menşeiyle uğraşıp duruyor.

Görevlilerin don giymesini tembihliyor, "çirkin yerleri merdivene çıkınca gözüküyor" diyor ama "HER HARFİ ONA AİT denilen kaybolduğundan ve yerine başka kitaplar okunduğundan BAŞKAHİN HİLKİYA gibi haberi yok.

En ufak detayına kadar verdiği, "KONUTUM " dediği tapınağında başkalarına ait yasa kitapları yada başka kitaplar okunuyor, o hala kralları suçluyor. Kitap bulundu demesele kitabın kaybolduğunu bilen de yok.

Görkemi sürekli Tapınağı doldurmuyor muydu? Elbisesinin eteği tapınağın dışına taşmıyor muydu? Kendi habersizliğine bakmadan krallara öfkeleniyor. Tanrı kitabını tanımazsa, İÇİNDE NELER YAZILI OLDUĞUNU BİLMEZSE kul nerden bilecek sahte olup olmadığını.

Bulunan kitabı, sıradan bir kitap olarak algılayan (siz onların Hilkiya'ya, "YASA KİTABINI buldum" dedirtmelerine bakmayın) Hilkiya, Musa'ya verildi dedikleri Yasa Kitabını bulmuş olsaydı, üzerini ilk yırtan DİN ÖNDERİ KAHİN HİLKİYA olurdu. Elindeki din kitabı diye okutturdukları metinleri anında imha ederdi. İmha etmeklede yetinmez TANRISINDAN; "bu güne kadar senin YASA KİTABIN yerine başka kitapları okuttum diye. Bu güne kadar senin YASALARINDAN habersiz yaşadım diye. Senin yaslarını bilmeden BAŞKAHİN oldum diye..vs.. af dilemeye başlardı.

İyi hoş güzelde, yanında yapılan ritüellerde en ufak bir hatayı bile affetmediği söylenen, İsrail Tanrısı, nasıl oluyor da? YASA KİTABINDAN habersiz bir adamların KOHEN / BAŞKAHİN olmasına çok uzun yıllar katlanabiliyor.

Yoksa kendisine atfedilen KİTAPLARIN İÇERİĞİNDEN onunda mı haberi yoktu. Gerçi bir parça haberi olsa kendisini saf, yalancı, akıl alan, yanılan, unutan, korkan, pişman olan, bilmeyen, soran oarak tanıtanlara en azından ağızlarının payını verirdi. Şeytanı azarlamamış olabilir ama şeytanın şikayetinde KOHEN'in haddini nasıl bildirdiyse, bu durumda da bir "HAD" bildirmesi yapardı.

Sayılanların birini yapabilmesi için bile, Musa'ya verilenin içeriğinden haberdar ve bilgi sahibi olmalı.
Eğer elindekiyle, bulduğu aynı olsa karşılaştırır "atalarımın yazdığı NÜSHAYI buldum" derdi.

Bulduğu kitabın din kitabı olduğunu anlayabilseydi yani Musa'nın Yasa kitabı olduğunu anlayabilmiş olsaydı, önce kendisi ilgilenirdi. BAŞ KAHİN din kitabını ilgilensin diye KRALA gönderir mi / gönderebilir mi? Adamı tefe koyar. "Sen mi baş kahinsin ben mi" diye? Sen mi Harun soyu Levi'lerdensin, ben mi diye? Tanrının seçtiği, kutsadığı, bilgilendirdiği sen misin yoksa ben miyim diye?
   
  Bulduğunu zannettiği şey mutlaka, devletle ilgili zannettiği bir kitaptı ki, ilgilensin diye, işe yarar mı diye Krala gönderdi. Eğer içindekileri az da olsa yorumlayabilseydi, yada bildikleriyle benzeşir bulsaydı, Kralın birkaç cümlede anladığını oda anlar ELBİSELERİNİ YIRTMAYA başlardı.

2 Tarihler......34:14 RABbin Tapınağına getirilen parayı çıkarırlarken, Kâhin Hilkiya Musa aracılığıyla verilmiş olan RABbin Yasa Kitabını buldu.
2 Tarihler......34:15 Yazman Şafana, ‹‹RABbin Tapınağında Yasa Kitabını buldum›› diyerek kitabı ona verdi.
2 Tarihler......34:16 Şafan kitabı krala götürerek, ‹‹Görevlilerin kendilerine verilen her işi yapıyorlar›› diye haber verdi,
2 Tarihler......34:17 ‹‹RABbin Tapınağındaki paraları alıp denetçilerle işçilere verdiler.››

Kitabı Krala sunarken bile, sıradan bir kitap, sıradan bir buluntu, sıradan bir olay anlayışı içinde veriyorlar. Tüm haberler ve işler halledildikten sonra "ha birde kitap vardı" size verecektim azdaha unutuyordum yaklaşımı içinde kitap Krala veriliyor. Eğer önemini anlasalardı, içeriğini öğrettikleriyle bağdaşır bulsalardı ve en önemlisi BULUNAN KİTABIN MUSA'ya VERİLEN YASA KİTABI olduğunu bilselerdi, BAŞ KAHİNLE birlikte koştura koştura Krala giderler ve ilk etapta kitabı sunarlardı. Oysa BAŞKAHİN Kralın yanına bile gitmiyor.

Bulduğunun değerini bilmeyen BAŞ KAHİN.
Tanrı sözünü öğrenmemiş BAŞ KAHİN. Kral da zaten öyle diyor.
"BAŞ KAHİNDE bu kitapta olanların hiç birini bilmiyor".

Evet öyle diyor. "....Çünkü ATALARIMIZ RABbin sözüne kulak asmadılar, BU KİTAPTA YAZILANLARA UYMADILAR.››..." dediğine göre, karşısında duran BAŞ KAHİN için, "hiç bir halt bilmiyor" demiş oluyor. Açık açık, "yalan yanlış şeyleri TANRIDAN GELDİ diyerek insanları kandırıyorlar" diyor.

2 Tarihler......34:18 Ardından, ‹‹Kâhin Hilkiya bana bir kitap verdi›› diyerek kitabı krala okudu.
2 Tarihler......34:19 Kral Kutsal Yasadaki sözleri duyunca giysilerini yırttı.

2 Tarihler......34:21 ‹‹Gidin, bulunan bu KİTABIN SÖZLERİ HAKKINDA benim için de, İsrail ve Yahuda halkının geri kalanı için de RABbe DANIŞIN. RABbin bize karşı alevlenen öfkesi büyüktür. Çünkü ATALARIMIZ RABbin sözüne kulak asmadılar, BU KİTAPTA YAZILANLARA UYMADILAR.››

Bulduğu kitapların, okuttukları / ellerindeki "Tanrı sözü" diye kullandıkları kitaplarla bir benzerliği yok ki, telaşesiz bir davranışla KİTABI Kralına gönderiyor.
Kral BAŞKAHİN'e, "RAB'be SOR bakalım bu SÖZLER ONA MI AİTMİŞ?" diyor.
Bunun üzerine BAŞ KAHİN Hilkiya, TAPINAKTAKİ TANRI / RAB danışma yerine, BAŞKA RAB'be DANIŞMAK için TAVSİYE ÜZERİNE bir KADIN PEYGAMBERE gidiyor.

Dikkat edin, Süleyman'ın kurduğu Tapınak yıkılmamış ve daha Tapınak yapılalı 139 yıl olmuş. (Süleymanın tahta geçişi M.Ö. 962 Tapınak yapımı Süleyma'nın 4. yılı M.Ö 958 - Yoaş'ın tahta geçişi M.Ö. 837, Yoaş'ın 18 yılı M.Ö 819.....M.Ö 958 - M.Ö 819 = 139 YIL)

Süleymanın içinde taş tabletler var dediği Ahit Sandığıda özel bölmesinde yani tapınakta. HİLİKİYA, BAŞ KAHİN olduğu için Buluşma çadırına yada özel bölmeye girebilen tek insan. (yanlış girenin anında Rab tarafından öldürüldüğü bölme)

AMA; Ahit sandığının yanında / konutunda olan TAPINAKTAKİ tapındıklarına değil, başka TANRISAL güç kabul ettiği RAB'be sorabilmek için KAHİN arıyor.

Tapınakta ayin yönetebilecek seviyeye, (yaşadığına göre) mutlaka İsrail Tanrısının onayıyla gelmiş olan ve İsrail Tanrısına buhur koklatan, yakmalık tütsüler sunan, "İsrail Tanrısının hoşuna giden ayinler düzenledim" diyen, BAŞ-KAHİN kutsal kitaplarında olanları bilmiyor ve (BAŞ olmayan sıradan) KAHİN arıyor.

Yani bulduğu kitabın tapınaktaki tapındıklarını ilgilendirmediğini biliyor. Bu tapındıkları tanrı inancındaki sapmalarından birini gösterdiği gibi, tapındıkları tanrıya atfedilmemiş bir kitabın inanç sistemlerine sokulduğunu gösteriyor.

"Sandık yokken İsrail Tanrısı da 20 yıl boyunca yoktu" dediklerine göre, sandık orda olduğu sürecede İsrail Tanrısı oralarda olmalı.
Oralarda olduğunu hem sadece ben söylemiyorum ki. Kendileri de söylüyor. Nereden biliyorlar derseniz, İsrail Tanrısının hata affetmemesi sonucu verdikleri BAŞ KAHİN ZAYİATLARININ sonucu olan cesetlerinden.

İlk yıllarda iyi giden ilişkiler daha sonraları bozulmuş ve ortalama her yıl BİR ADET BAŞ KAHİN kaybetmişler. İSRAİL TANRI'SIYLA KARŞILAŞMAYA DAYANAMIYORLARMIŞ. Demekki İsrail Tanrısı sürekli tapınaktaymış.

"....Koen Gadol'lar olacağı halde bu kurum yoldan çıkacaktır. Talmud'a göre yaklaşık 410 yıl süren Birinci Bet-Amikdaş dönemi boyunca sadece 18 Koen Gadol olmuştur. 420 yıllık İkinci Bet-Amikdaş süresince 300 Koen Gadol olmuştur! Talmud'dan biliyoruz ki Yohanan 80 yıl boyunca, Şimon 40 yıl boyunca, Yişmael ise 10 yıl boyunca Koen Gadol idi. Bu demektir kadar geriye kalan 290 yılda 298 koen görev aldı. Yani yaklaşık yılda bir koen. Bunun sebebi nedir? Talmud der ki Kodeş Akodaşim Yom Kipur dışında girilmesi yasak olan bir yerdi. Koen Gadol sadece o gün, TANRININ HUZURUNDA ÖZEL RİTÜELLER yapmak üzere oraya girerdi. Ama Koen Gadol'un kendisi ruhani olarak temiz değilse ve odaklanamıyorsa, TANRI ile O HEYACAN VERİCİ KARŞILAŞMAYA dayanamıyor ve hemen oracıkta ölüyordu. İkinci Bet-Amikdaş döneminde Koen Gadol'a, öldüğü takdirde Kodeş Akodaşim'den dışarı çekilebilmesi için bir ipin bağlandığını biliyoruz. Koen Gadol'luk İkinci Bet-Amikdaş döneminin büyük bir kısmında yoldan çıkmış bir kurum olduğundan, Koen Gadol'lar her yıl ölüyordu. ...."


Üstelik Tanrı olarak kitaplarında kabul gören kendisinin sürekli Sandığın üzerinde olduğunu, KAPAĞA asla yaklaşılmamasını söylüyor.

Levililer......16:1 RABbin huzuruna yaklaştıkları için ölen Harunun iki oğlunun ölümünden sonra RAB MUSAYA şöyle dedi: ‹‹Ağabeyin HARUNA DE Kİ, perdenin arkasındaki EN KUTSAL Yere İKİDE BİR GİRMESİN, Antlaşma Sandığının üzerindeki Bağışlanma Kapağına yaklaşmasın. Yoksa ÖLÜR. Çünkü BEN KAPAĞIN ÜSTÜNDE, BULUT İÇİNDE GÖRÜNÜYORUM
   
  KOHEN GADOL BAŞ KAHİN
   
  İsrail Tanrısının sürekli orada olduğu vukuatların belli iken, özel görüşmeyi yapabilen BAŞKAHİN, BAŞKA TANRILARA ait KİTAP buldu da,o yüzden mi gitti, "Başka RAB'bin kahinine"?

Öyle değil mi? kendi elindeki kitapla benzeşir olsaydı, hem bilecekti hemde sormak için kapı kapı dolaşıp başka edinilmiş RAB'be ait kahin aramayacaktı.
İsrail Tanrısı zaten konutunda değil miydi?
İsrail Tanrısıyla konutundan başka yerde görüşülebilir mi?
Başka eylemler için konutundan uzaklaşmış olsa bile, dönüp geleceği yer / bulunacağı yer herhalde, BAŞ KAHİNİN emrinde çalışan tapınak elbise nöbetcisinin karısına ait ev olmazdı.

Peygamber denilen kadında, BAŞ KAHİNİN emrinde çalışan adamın oğlunun karısı. Adresi alıp giderler. Peygamber var ama Tapınakta okutulan kitaplardan haberi yok.

2 Tarihler.....34:22 Hilkiya ile kralın gönderdiği adamlar varıp tapınaktaki giysilerin nöbetçisi Hasra oğlu Tokhat oğlu Şallumun karısı Peygamber HULDAya danıştılar.HULDA Yeruşalimde, İkinci Mahallede oturuyordu.

Tapınakta ayin yönetebilecek seviyeye, (yaşadığına göre) mutlaka İsrail Tanrısının onayıyla gelmiş olan ve İsrail Tanrısına buhur koklatan, yakmalık tütsüler sunan, "İsrail Tanrısının hoşuna giden ayinler düzenledim" diyen, BAŞ KAHİN kutsal kitaplarında olanları bilmiyor ve KAHİN arıyor.

Hemde özel ritüelleri gerçekleştirdiği, özel seanslar yaptığı Tanrısına soracak olsa aracı arar mı? Başka bir tanrısal kaynaktan olduğuna inandığı için aracı arıyor. İnsanları günahkar, sapkın diye ayırabilen BAŞ KAHİN Tanrı sözlerinin neler olduğunu bilmiyor. Ve kitabın içinde olanların Tanrı sözü olup olmadığındansa hiç emin değil.

Bulduğu kitaptaki sözlerin TANRI SÖZÜ olup olmadığını bilemeyen BAŞ KAHİN, elindeki kitapların TANRI SÖZÜ olduğundan nasıl EMİN OLABİLİR?
Yani bulduğu kitabın tapınaktaki TAPINDIKLARINI ilgilendirmediğini biliyor.
Bu tapındıkları tanrı inancındaki sapmalarından birini gösterdiği gibi, tapındıkları tanrıya atfedilmemiş bir kitabın inanç sistemlerine sokulduğunu gösteriyor.

BAŞ KAHİN ise o güne kadar MUSA'dan GELENLERDEN eksik birşeyler okuttuğunun farkında olmadığı gibi, bulunan kitabın TANRI sözü oluduğunuda bilmiyor. Üstelik herşeyi işiten TANRI VERDİĞİ kitaplardaki EKSİKLİĞİDE farketmiyor ve BAŞ KAHİN HİLKİYA'ya birşey yapmıyor.

Şimdi bu durumda 1. AMİKDAŞ tapınağı yapılmasının üzerinden 139 yıl, Kral Süleymanın ölümü üzerinden 103 yıl geçtikten sonra, BAŞKAHİN tanrı sözü kitaplardan bir haberse MUSA'dan gelen YASA KİTABI kaybolmuş Tanrıda dahil herkez işin SERONOMİ kısmına kilitlenmiş / kilitlendirilmiş ise TAPINAĞIN RUHANİ görkeminden bahsedilebilir mi?
   
  ahit kronoloji
   
  GÖRKEMİ DIŞARLARA TAŞAN TANRI'nın yanlış yapan KOHENLERİ öldürdü sözü inandırıcı olabilir mi?
Üstelik kitabın kime ait olduğu, kafası estikce KOHEN öldüren tanrılarına DEĞİL DE, TAPINAK BEKCİSİNİN KARISI Hulda'ya sorulması "TAPINAK-TANRI- RAB DEDİ Kİ" İLİŞKİSİNİN NE KOMİKLİKTE OLDUĞUNU GÖSTERMİYOR MU?

Komiklik çünkü; bulunan kitabın TANRI SÖZÜ olduğuna karar veren KİŞİ, ismi-sanı BAŞ KAHİNCE bile duyulmamış bir BİLİCİ / FALCI / BÜYÜCÜ / CİNCİ.
Ve BAŞ KAHİNDE kadının "EVET ÖYLEYMİŞ" demesi üzerine KABUL ediyor.

Kadın bilicinin kullandığı "RAB o gelenlere deki" vurgusuyla, danıştığı varlığın tapınakla ilgisi olmadığı gibi, BAŞ KAHİNİ bile tanımadığını açık açık belirtiyor.
Bu vurguya rağmen insanlarda O KİTAPLARA göre TAPINMALARINA devam ediyor.

2 Tarihler......34:23 Hulda onlara şöyle dedi: ‹‹İsrailin Tanrısı RAB, ‹Sizi bana gönderen adama şunları söyleyin› diyor:

BAŞ KAHİN, gittiği kahine "bulunan kitabın Rab'be ait olup olmadığını soruver" diyor.
Kadın bilicinin "BAŞ KAHİN'in BAĞLI olmadığı" "Rab" denilenle kurduğu irtibattan sonra KRALA OKUNAN kitaptaki lanet kısımlarının "RAB" denilen tarafından da BENİMSENDİĞİNİ öğreniyor.

Kadının irtibat kurduğu KİTAP BENİM" demiyor.
Üstelik Tapınakta okunan kitaplarlada karıştırılmaması içinde KRALA OKUNAN KİTAPTAKİ" diyor.
"BENİM HALKIMIN ÜZERİNE" demiyor.
KİTAPTA YAZILI OLAN LANETLERİ ve FELAKETLERİ BURADA YAŞAYAN HALKIN BAŞINA GETİRECEĞİM" diyor.

2 Tarihler......34:24 ‹Yahuda Kralının önünde okunan kitapta yazılı BÜTÜN LANETLERİ, felaketi buraya da, burada yaşayan halkın başına da getireceğim.

Toplulukları istedikleri çizgiye sokma için LANET korkusundan daha etkili bir silah olabilir mi? Dini ticaret, sanayii haline getirenlerin tek yaptıkları şey korku salmak ve korkulardan korunup kurtuluşa erbilmeleri içinde, KURULUŞLARINA / CEMAATLERİNE / HİZİPLERİNE tabiiyet istemek değil mi?

O kitapları kabul eden Yahudi ve Hristiyanlar için önemli olan KUTSAL İSİMLE anılan metinler külliyesi arasına ATALARININ yazılı birşeyleri TANRIDAN diye koymuş olması. Oysa; o kitapları aralara sıkıştıran metinlerin hiçte ilahi olmadığını, kutsallık kararını BAŞ KAHİN bile vermedi diyerek anlatıyor.

Kutsal kitaplarımızda ve İbadetlerimizde İSRAİL'in TANRISI bir isim değil bir SIFAT olarak kullanılıyor unutmayın diyor.
Eğer Tanrı değiştirmelerimiz olmasa yani; Tanrı ismi sabit olsa / Tanrı seçimimiz sabit olsa, Tanrı isminin tekrar edilmesi veya isminin unutulmuş olması mümkün mü?" diyor. Bundan büyük komiklik olabilir mi?

Eğer rabbe istediği anda soru sorabilenler mevcutsa Rab ona "bu kullarım ne yapıyor öyle yanlış kitaplar okuyor" neden demedi. Kahinin okuttuğu kitap, İsrail Tanrısının "benim" dediği kitapla benzerlik taşısa, kahin denilen din önderi o kitaptan bir kaç kırıntı bilse yada duymuş olsa zaten Rab'be sormak için başka bir kahin / falcı aramazlardı.

Tapınağın baş kahini, ismini din kitabına alınacak kadar önemsettiren önder hemen teşhisi koyardı. Çünkü okuttuklarıyla / elinde olanla aynı olan bir kitapla karşılaşmış olacaktı bu durumda niye şaşırsın ki?
Dininin kitabını, Kanun kitabından ayıramayan, seceresi Ahit kitabında yer alacak kadar önemsenmiş HİLKİYA gibilerinin varlığı, kitapları ve inanç sistemini yeniliyeceklere bir engel teşkil etmeyeceği ortada.

Bulduğu kitabı din kitabı olarak görmedi vurgulaması elbette laf olsun diye yapılmadı. Eğer bulduğu kitabı din kitabı olduğunu bilseydi bu yollara başvurur muydu? sorusunun yanında Kralın affedilme umuduyla şehrin tüm ileri gelenlerini ve büyük küçük herkezi toplayıp ANTLAŞMA KİTABI dedikleri metinleri herkezin uyacağı biçimde okumasına gerek olur muydu? Olmazdı. Topluluğa okunacak olan metinler, ellerindeki "kitaplar da olanlarla" aynı olacağından, elbette herkezin duyacağı biçimde okumasına gerek kalmazdı.

İnsanları yeni bir şeyle tanıştırıyor olmasaydı toplamaya gerek duymazdı. Kitap bulunmadan öncede Rab'ın isteklerini bilmiş olacağından / biliyor olacağınadan İçindeki lanetlerden kurtulmak için çok önceden o toplantıyı düzenler, okumasını yapar, sözleri alırdı. Panik içinde yeni haberi olduğu ve toplumunu yeni haberdar edebildiği ANTLAŞMAYI / YASAYI çok önceden tazelerdi.

2 Tarihler......34:29 Kral Yoşiya haber gönderip Yahuda ve Yeruşalimin bütün ileri gelenlerini topladı.
2 Tarihler......34:30 Sonra Yahudalılar, Yeruşalimde yaşayanlar, kâhinler, Levililer, büyük küçük herkesle birlikte RABbin Tapınağına çıktı. RABbin Tapınağında bulunmuş olan Antlaşma Kitabını baştan sona kadar herkesin duyacağı biçimde okudu.
2 Tarihler......34:31 Özel yerinde durarak RABbin yolunu izleyeceğine, buyruklarını, öğütlerini, kurallarını candan ve yürekten uygulayacağına, bu kitapta yazılı antlaşmanın koşullarını yerine getireceğine ilişkin RABbin huzurunda antlaşma yaptı.
2 Tarihler......34:32 Sonra oradaki Yeruşalim ve Benyamin halkına bu antlaşmaya bağlı kalacaklarına ilişkin ant içirtti. Yeruşalimde yaşayanlar Tanrının, atalarının Tanrısının antlaşmasına bağlı kaldılar.

Bu durumda kitapları yenileyenler Ahit sandığının ortaya çıkmasını isterler mi? Asla istemezler. Çünkü; sandıkta bulunması muhtemel olan belgeler, onların önüne çok büyük bir engel çıkarırdı.

Dine verilen yeni çehre, elden geçirilen kitaplar , yeniden yazılan metinler sandıktan çıkan bilgilerle nasıl örtüşecekti? ÖRTÜŞÜYOR OLSAYDI, EZRA'nın 2. MUSA konumuna getirilmesine / "Musa olmasaydı kitaplar ona verilirdi" mertebesine yükseltilmesine neden OLAN KİTAPLARDAKİ DÜZENLEMELERE ne gerek kalırdı?

Kitaplarda "TANRI ADINA" ama hiç "TANRI DEDİKİ" demeden, reform seviyesinde "TANRI GİBİ" değişiklikler yaptı ki; "TANRIYLA ARKADAŞ OLUNABİLİNEN" bu makam Ezra'ya layık görüldü.
   
  MARDUK EZRA
   
 

Dolaysıyla içinden çıkanlar onların Yahudi doktirinini ortaya koymalarna engel olacaktı. "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" hiç bir ulusa endekslenebilir mi? "ALLAH" bütün yarattığı kullarına eşit mesfededir."RAHMAN'dır" bütün kullarını korur ve gözetir. "RAHİM'dir" sadece MÜMİN olanları affıyla lutuflandırır. Hiç kimseye, hangi inançtan olursa olsun "DİN GÜNÜNDE KIL KADAR HAKSIZLIK" yapmaz.

Tapınaktan çalınan en ufak çanağın bile kayıtları tutulduğu soygunda, Ahit Sandığının kaydının tutulmaması mümkün mü? Sürgünün hemen öncesinde yazıldığı iddia edilen kitaplarda da (Yeremya gibi) Ahit sandığı bahsi geçmiyor ki. Babilliler etrafı sardı Tanrının Ahit sandığını ne yapalım diyenler ortalıkta yok.

İsrail Tanrısı, ölçülerini, ağacının cinsini, üzerindeki motflerini verdiği, ve yanından hiç AYRILMADIĞI sandık içinde bir görünümde bulunmuyor. 20 yıl süresince sandık nereye koyulmuşsa, sandıkla beraber kalıp İsrail halkını özleten İsrail Tanrısı değil miydi? Sandığa bu kadar bağlı olan İsrail Tanrısı (Alaaddinin lambasına bağlılığı gibi) halkalarına kadar detay verdiği sandıkla ilgili hiç bir bildirimde bulunmuyor. Garip değil mi?

Mısırdan Çıkış....25:10 ‹‹Akasya ağacından bir sandık yapsınlar. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşın olsun.
Mısırdan Çıkış....25:11 İçini de dışını da saf altınla kapla. Çevresine altın pervaz yap.
Mısırdan Çıkış....25:12 Dört altın halka döküp dört ayağına tak. İkisi bir yanda, ikisi öbür yanda olacak.
Mısırdan Çıkış....25:13 Akasya ağacından sırıklar yapıp altınla kapla.
Mısırdan Çıkış....25:14 Sandığın taşınması için sırıkları yanlardaki halkalara geçir.
Mısırdan Çıkış....25:15 Sırıklar sandığın halkalarında kalacak, çıkarılmayacak.
Mısırdan Çıkış....25:16 Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.

Ahit sandığı bulunmuş olsaydı; Babil sürgünü sırasında oluşturdukları İsrail'in Tanrısını ilan edebilecekler miydi? Yakup kıssalarında anlatılan, daha doğrusu uzantıları oraya dayandırılan "İsrail Tanrısı" fikri büyük ihtimalle Ezra ve arkadaşları tarafından oralara (İsrail'in Tanrısı kavramı) sokulmuştur.

KUR'AN'I KERİM'e göre; İsrail = "ALLAH'ın DOSDOĞRU YOLUNDA OLAN" demek.
Onların salladığı gibi, Tanrıyı güreşte yenen demek değil. İsrailoğullarıda; "ALLAH'ın" yolunda DOSDOĞRU YÜRÜYENLERİN OĞULLARI anlamına gelmektedir.

HİÇ TANRISINI YENEN "BİR İMANLI / İNANAN" OLABİLİR Mİ?
HİÇ TANRISI YENİLEN BİR DİN OLABİLİR Mİ?
HİÇ TANRISININ YENİLDİĞİNİ DÜŞÜNEN BİRİ İMANLI OLABİLİR Mİ?
TANRISINI YENDİĞİNE İNANANLAR, ANCAK YENİ TANRI KUVVETİ OLUŞTURMA YOLUNDA İLERLEYENLER OLABİLİR.
TANRISINI YENEN BİRİNİN VARLIĞINA İNANANDA, YENİ TANRININ KENDİLERİ OLDUĞUNA / OLACAĞINA İNANANLARDIR. BU YOLDA MESAİ HARCAYANLARDIR.
VARLIK BİRLİĞİ YOLUNDA İNANÇSIZLARA KARŞI İTTİFAKLAR KURANLARDIR.
TANRI'yı TUTSAK ALDIĞI BİLDİRİLEN İSRAİL / YAKUPun aslında TANRISALLAŞTIĞI / TANRI ile BÜTÜNLEŞTİĞİ / TANRI OLDUĞUNA İNANLARDIR.

ADAM kıvamındaki / vurgusundaki TANRIYI YENEREK Yakup'UN / İsrail'İN TANRISI makamına OTURTULAN YAKUP'un TÜM İNSANLARIDA YENDİĞİNİ İLAN EDENLERDİR.

Yaratılış.......32:26 ADAM, ‹‹BIRAK BENİ, gün ağarıyor›› dedi. Yakup, ‹‹Beni kutsamadıkça seni bırakmam›› diye yanıtladı.
Yaratılış.......32:27 ADAM, ‹‹Adın ne?›› diye sordu. ‹‹Yakup.››
Yaratılış.......32:28 ADAM, ‹‹Artık sana Yakup değil, İSRAİL denecek›› dedi, ‹‹Çünkü TANRIYLA, İNSANLARLA GÜREŞİP YENDİN.››
Yaratılış.......32:29 Yakup, ‹‹Lütfen adını söyler misin?›› diye sordu. Ama ADAM, ‹‹Neden adımı soruyorsun?›› dedi. Sonra Yakupu kutsadı.

Yakup'un ADAM olarak seslendiği ve Yakup'a ismini vermeyen OLGU, araya hiçbir ipucu katmadan YAKUP'un ağzından çıkartılan "TANRIYLA YÜZYÜZE GÖRÜŞTÜM ama hala YAŞIYORUM" nidaları arasında İNANÇLAR içine TANRI olarak / YAKUP'un / İSRAİL'in TANRISI olarak monte ediliyor. Hemde TUTSAK düşmüş, YENİLMİŞ zayıf başlangıçlı / eğitime alınacak, AHİTLEŞMEYE / antlaşmaya açık TANRI olarak.

Yakup'un / İsrail'İN insafına kalmış bir şekilde, YALVARARAK tutsak kalıyor.
İsrail, " RUH" dedikleri GÖRÜNÜMÜ / boyut değiştirmiş IŞIĞI; nasıl KISKIVRAK YAKALADIYSA, nasıl KÜNDEYE GETİRDİYSE, nasıl AVUÇLARININ İÇİNDE TUTUYORSA, tutuyor.
Üstelik kündeden kurtulamayan IŞIĞIN form değiştirmiş hali olan ADAM / ADEM silüetindeki TANRI DAMGALI "BIRAK BENİ" diye YALVARIYOR.

Bu ifadedeki "TANRIYIDA yendin İNSANLAR'ın da yendin" (sadece tanrıyla güreştiği halde ÇOĞUL İNSAN / 3. çoğul şekliyle insan da yenilenler safhında anılıyor) bildirimi, İSRAİLin ADAM / ADEM NEZDİNDE TÜM İNSANLIĞIDA TUTSAK ALIP PES ETTİRME, eyleminin duyurusudur.

Çünkü; tüm insanları sembolize eden ADAM / ADEM ile güreşerek yenmiştir. ADAM / ADEM tüm insanların kaynağı olduğuna göre yani tüm insanlar ADEMOĞULLARI olduğuna göre İNSANLARLADA GÜREŞİP yendiği kabul edilmiş olmalı.

YAKUPOĞULLARININ babası olan YAKUP, ADEMOĞULLARININ babası olan ADAM'ı / ADEM'i yenmiş ve kendisini KUTSATMIŞTIR. Bir nevi "EL" almıştır. ADAM'ın / ADEM'in yasak ağaçtan yemesiyle TANRILAŞTIĞI ilanını, hemde Tanrıları yapmıştır. (Elbette aynı ağaçtan yemesine karşı Havva TANRIGİLLERDEN olamamıştır)

Yaratılış.......3:21 RAB Tanrı Ademle karısı için DERİDEN GİYSİLER YAPTI onları giydirdi.
Yaratılış.......3:22 Sonra, ‹‹Adem iyiyle kötüyü bilmekle BİZLERDEN BİRİ GİBİ OLDU ›› dedi,................

Yakup'un, TANRI / ADAM ile üstlük güreşi / kabullendirme güreşi, büyük ihtimalle TANRI OLAN CİN / RUH kabul edilen bir varlıkla yaptığı mücadeleyi anlatmakta.
Yasa Kitabı..32:17 TANRI OLMAYAN CİNLERE, Tanımadıkları ilahlara, Atalarınızın korkmadıkları, Son zamanlarda ortaya çıkan Yeni ilahlara kurban kestiler.

Tanrı olgusuna ait mistik /maji yeteneklerini ele geçirerek yada kendisine bağlayarak bir takım güçlere sahip olduğu, Tanrı güreşi etiketi altında anlatılmaktadır.
Yakup'un Tanrılık yada Tanrılaşma iddiası öyle havada kalan bir iddia değil.
Ahit bağlılarının; Yakup'un / İsrail'in, dolaysıyla "İsrail'in oğullarıyız" iddiasına sahip olanlarında tanrılaştığını ortaya koyan bir saptama.
Üstelik bu inançlarına, "HER HARFİ TANRIDAN" dedikleri kitaplarında yer veremekle, kabullerini TANRI saptaması haline getirmişler.

Ölüm döşeğinde olan, tüm çocuklarının başına gelecekleri anlatan ve bu konuşmadan hemen sonra ölen Yakup, diğer ismiyle İSRAİL, nasıl olupta GELECEKTE olacak olayları YAPACAĞIM diye konuşabilir?

ÖLÜMÜN an meselesi olduğunu bilen bir İNSAN, eğer kendisinin TANRISAL GÜÇLERE sahip olduğunu sanmazsa / inanmazsa "ÖLDÜKTEN SONRA SİZLERİ DAĞITIP BÖLECEĞİM" diyebilir?.

Yakup adeta; "Söylediklerimi dikkatlice okuyun ve TANRI OLARAK KABUL EDİLENİN kim olduğuna, Tanrının kim olduğuna karar verin" dedirttirilmiştir. Ve mesajı ölüm döşeği sahnesiyle takipcilere iletilmiştir.

Boşuna Yahudiler yani "Yakup'un / İsrail'İN Oğullarıyız" diyenler, Tanrılarına Yakup'UN Tanrısı, İsrail'İN Tanrısı kavramlarını (sıfatlaştırmış - unvan işareti olsada) kullanmıyorlar.

"Yakup'UN Tanrısı" derken, Yakupoğulları soyundan geldiklerini / Tanrının oğulları olduklarını birey olarak adreslemiş oluyorlar.
"İsrail'İN Tanrısı" derlerken de, Babil sürgününden dönen EZRA ekibinden olduklarını toplum olarak / devlet olarak "BİR'likteliklerini işaret eden (kurulmuş / kurulacak) devleti adreslemiş oluyorlar.

   
  YAKUP / İSRAİL TANRI?
   
  Gök ve Yer ittifakları ile KEÇELEŞMİŞ bir halde insanların / insanlığın üzerine KABUS gibi çökmüşlerdir.
"2012 MARDUK GELECEK" hikayesi, bu GÖK+YER KEÇELEŞMESİNİN insanların üzerine çöküş MİLADINI haber vermektedir.
Örülen KULENİN bitmek üzere / bittiğini haber vermektedir.Yada KULE TAMAMLANMASI için gerekli olan son hamlenin yapıldığını bildirmektir.

Kule büyük ihtimalle 2023 yılında AVRAM'ın göreve başlama yaşında bitecektir.
Avram / İbrahim, Yaratılış 1948 yılında (İsrail'in miladi kuruluş yılı yaratılış 1948in izdüşümüdür) doğmuş, 48 yaşında (yaratılış 1996) iken Nemrut KULE yapımına başlamış, 56 yaşında (yaratılış 2004-5) iken NUH ölmüş, İbrahim / Avram 75 yaşında (yaratılış 2023 / tekamül piramitinin 19. katı. Sarp yokuşlu ateş mekanı Sekar'da var denilen 19) iken TANRI emri ile göreve başlamıştır.

TANRISININ YENİLDİĞİNE / YENİLECEĞİNE / YENİLEBİLİRLİĞİNE KANİ OLANLAR ESASINDA, İLAHİ KUDRETE SAVAŞ AÇANLARDIR. (Savaş açtıkları hayaliyle yaşayanlardır)


KENDİLERİNE İS-RA-EL ADI ALTINDA OLUŞTURDUKLARI İTTİFAKA DAHİL OLANLARDIR.
Babil üzerine kurulan bir dinde, Tanrıyı Güreşte Yendirenin, Babilden "BİZDENDİR" diye kendisine tabii olanların TANIM ADIDIR İSRAİL. EZRA / İZRA > İZ_RA_İL

(Din,dil,ırk ayrımı gözetmeden oluşturulan ZİHNİYET ittifakı. GÖRÜNMEYEN EL, GİZLİ EL, TANRI KONUMUNDA Kİ EL.
Ezra, Ester ile babail sürgünü sonrasında ortaya koyulan YENİ TANRISAL KUVVET. Daniel'in tarif ettiği, knedi kontrolünde olan, Etser'de hikaye arkasında duran, Ezra ile varlığını kişiliğini -ELOHİM- YAHVE- İSRAİL TANRISI- BABİL ve sürgün sonrası yok olan, en sonunda Ester'le gizli el olarak tanımlanan yeni Tanrısal kuvvetleri / ittifakları)
   
  DANİEL, BELŞAZAR KEHANETİ YAZININ CÖZÜMÜ ve BABİL'İN O GECE DÜŞMESİNİN İŞLENDİĞİ "DANİEL TRUVA ATI MI?" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Dogmatik düşüncelerinin ürünü olan, Yakup'un Tanrıyı güreşte yenme kabulleri daha sonraları "İsrail Tanrısı" DOGMASINA dönüşmüş. İnanç sistemleride bu kabullerle birlikte ATALAR DİNi haline gelmiş. Her biri İsrail'in / Yakup'un işaret ettiği ve güreşte yenilebilen, tutsak alınabilen, yalvartılan, kulunun elinden kurtulmak için hile yapan, insanların bir araya gelmesiyle yenilmekten korkan Tanrı olgusunu, bayıla-bayıla İNANÇLARININ BAŞ KÖŞESİNE yerleştirmiş.

Baş edilebilir Tanrı inancı, İnsanlara ihtiyacı olan Tanrı inancı kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? Günahlardan hesap soramayan, buhur ve sunuları başka ilahlara sunmadığın sürece hiç bir sorun yaşamayacağın bir inanç sistemi.

BAŞ EDİLEBİLİR, yada BİRLİK OLUNURSA başedilebilecek Tanrı olgusunu, İnançlarının olmazsa olmazı olarak, sorgusuz süalsiz bir kabulle DİN SİSTEMLERİNİN ana kuralı yapıvermişler.

(kurtulmak için Yakup'un uyluk kemiğinin başındaki sinire vuruyor. Bu nedenle, güreşteki Tanrı kavramını güncel tutabilmek için Yahudiler Uyluk başı civarındaki etleri yemezlermiş.
Böylece; her uyluk kemiği konusu olduğunda, İsrail'in Tanrı'yı nasıl yendiği güncellenmiş oluyor.
Çocuk "neden?" diye sorduğunda taptazecik beyinlere "ASLINDA TANRININ YENİLEBİLECEĞİ" inancı işenmiş oluyor.
Yenilen TANRININ nasıl İSRAİL'İN ÖZEL TANRISI olduğu bir kez daha tekrarlanmış oluyor.
Yenilen Tanrı'nın esasında serbest bırakılmadığı anlaşma gereği İSRAİL'İN TANRISI olduğunu ve bu sıfatla, UYGUN GÖRDÜKLERİ zamana kadar faaliyetlerini sürdürdüğü bilenlerince vurgulanmış oluyor--.- Uyluk kemiği kalça ile diz kapağı arasındaki vücudun en iri kemiği. But kemiği.--).


Yaratılıs........32:25 Yakup'u yenemeyeceğini anlayınca, onun UYLUK kemiğinin BAŞINA çarptı. Öyle ki, güreşirken Yakup'un uyluk kemiği çıktı.
Yaratılıs........32:26 Adam, "Bırak beni, gün ağarıyor" dedi. Yakup, "Beni kutsamadıkça seni bırakmam" diye yanıt verdi.
Yaratılıs........32:27 Adam, "Adın ne?" diye sordu. "Yakup."
Yaratılıs........32:28 Adam, "Artık sana Yakup değil, İsrail denecek" dedi, "Çünkü Tanrı'yla, insanlarla güreşip yendin."

Yaratılış........11:3 Birbirlerine, "Gelin TUĞLA yapıp iyice pişirelim" dediler. Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullandılar.
Yaratılış........11:4 Sonra, "Kendimize bir kent kuralım" dediler, "GÖKLERE ERİŞECEK bir KULE DİKİP ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız."
Yaratılış........11:5 RAB insanların yaptığı kentle KULEYİ GÖRMEK için AŞAĞIYA İNDİ.
Yaratılış........11:6 ve ŞÖYLE DEDİ: "Tek bir halk olup aynı DİLİ KONUŞARAK bunu yapmaya BAŞLADIKLARINA göre DÜŞÜNDÜKLERİNİ GERÇEKLEŞTİRECEK, hiçbir ENGEL TANIMAYACAKLAR.

Ahit sandığı gerçekten ilk haliyle ortalarda olsaydı, onların dediği gibi içinde EZRA düzeltmeden önceki haliyle Tanrı tarafından verilmiş olan kitaplar olsaydı (Ezra 2. Musa görülecek hareketleri yapmadan orjinal haliyle) ellerindeki kitaplar bugünkü hale getirilebilir miydi?

Kitapların yeniden düzenlenmesinde BABİL grubunun egemenliği olabilir miydi? Sürgüne gitmeyen, Mısır'a sığınanlar (Yeremya öncesi NEKO zamanında ve Yeremya ile gidip onu orada taşlayanlar) yeni kitap düzenemelerin de devre dışı kalırlar mıydı? Asla kalmazlardı, sandık açılır doğru yada yanlış ama mutlaka Ezra ve ekibini yazdıklarından farklı metinler çıkardı. 2. Tapınak yapımında olan çekişmeler kitap kabullerinde de yaşanırdı.

Böyle metinlerin ortaya dökülmesiyle; Mısırdan Çıkışta buhur ve sunu isteğinde bulunan, göğüslerindekine hitap eden edindikleri Tanrıları olabilecek miydi? Kutsal kitaplarının en değer verdikleri bölümde buhur, yakmalık sunu, çadır tarifleri olabilecek miydi? Yaratılış kitabındaki kronoloji saçmalıklarını yapabilecekler miydi? Yeşu gibi kendileri dışındaki tüm toplulukları soluk alan canlılarına kadar yok edildiği, bir din kitapları olabilecek miydi?

Daha da önemlisi; Elohim, Yahve, İsrail Tanrısı, Kahinler ve gizli EL tanrıları arasında kolayca YATAY GEÇİŞLERİNİ yapabilecekler miydi?
TANRI ÖZELLEŞTİRMELERİNİ yapabilecekler miydi. Müstakil, İSRAİL'İN TANRISI olabilecek miydi?
Yahudilik (zihniyet) Manifestolarını yayınlayarak, yeni kuvvetin zihniyet tanımlarını ortaya koyabilecekler miydi?
   
  HIRİSTİYAN ve YAHUDİLERE GÖRE; E&Y.AHİT KAYNAKLI YARATILIŞ SECERESİNİN İŞLENDİĞİ "ADEM - MİLAD KRONOLOJİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
     
  SİNA'da KİTAP VERİLMESİNİN HEMEN ARKASINDAN BAŞLATILAN, ÖLDÜR EMRİNİN ÖRNEKLENDİĞİ "AHİT'TE ÖLDÜR EMRİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Peygamberlerine yalancı, enset ilişki kurbanı, yaka silktirici, karısını başkasına peşkeş çeken, ensest ilişki yaşayan,.. vb..gibi İĞRENÇ KRAKTERLER yapıştırıp, isnat ettikleri alçaltıcı sıfatlarla saygınlıklarını yok edebilecekler miydi?

Tevhit inancını, "ALLAH" imanını, "ALLAH'ın" dosdoğru yolu için "ALLAH'ın" emirlerini tebliğle görevlendirilmiş bir peygambere, PUT yapıcısı damgası vurabilirler miydi?

Tanrı olgusunun / inancının (Tevhid imanını zaten çoktan yok etmişler) güvenilirliğini, saygısını, Tanrı korkusunu yok etmek için, yalancı, bilmeyen, yaptıklarının sonucunu hesap edemeyen, pişman olan (bilmeyen / ol diyemeyen), Tanrı inancını bilinçlere yerleştirebilirler miydi?

Kuluna güreşte yenilen, kulundan akıl alan, kulların elleriyle yazdıkları her şeye " ben verdim" diyen herşeyden bi-haber Tanrı inancını işleyebilirler miydi?

Kendisi için aynı anda atanan 401 peygamberi olup, herbirine farklı şeyler söyleyen, esasında hiç birine bir şey söylemeyen ama "Tanrı dediki" diye profili çizilen Tanrı olgusu inançlarının içinde yer bulabilir miydi?

Nitelenemyen, ihtiyaçsız, muhtaç olmayan Yaratan yerine, buhur, sunu düşkünü, yakmalık tütsü düşkünü, kullarına muhtaç bir Tanrı olgusunu, "TANRIMIZ bu" diye tanıtabilirler miydi?
   
  BULUŞMA ÇADIRI, YAHVE'NİN İSTEDİĞİ BUHUR-TÜTSÜ KONULARININ İŞLENDİĞİ "YAHVENİN ÇADIRI ve BUHURU" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  ESKİ ve YENİ AHİT'te PEYGAMBERLERE BAKIŞ AÇILARINI ve ONLARA YAKIŞTIRILAN ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  GÖNÜLLERE İÇİRİLEN BUZAĞI, PUT'culuğu TEŞVİK EDEN TANRI MANİFESTOSU ve PUT'cu "HARUN & SAMİRİNİN BUZAĞISI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
     
  İstediklerini, hoşlarına gidenleri, gazoz kapağı fazla olanları kitaplarında kutsal ilan edebilirler miydi?
Kendi kendilerine vaadlerde bulunup gözlerinin gördükleri, ayaklarının bastığı toprakları tapulamaya kalkabilirler miydi?
Kendilerini yok olmamış üstelik seçilmiş bir IRK olarak gösterebilirler miydi?
Hemde; kayıp kabilelerini, arayıp tarayıp "bakın adetleriniz, dilleriniz, birazda şekliniz uyuyor sizde bizdensizniz" diye, ordan burdan 12 kabile denkleştirme çalışmalarını aralıksız sürdürürken SEÇİLMİŞLİK iddiasında bulunabilirler miydi?
Kendilerini korumayan, 10 kabilelerinin yok olamasına göz yuman bir TANRI İTİKADINDAN, intikam alırcasına onu küçük düşürücü (bilmeyen, yalan söyleyen, gülen eğlenen..vb) anlayışları kitaplarından takipcilerine servis edebilirler miydi?
Müstakil sadece kendilerine ait Tanrıları olabilir miydi?
Babil sürgünleriyle, kabilelerinin yok olmasınının intikamını alırcasına, Tanrıya rakip kuvvetlerin var olduğunu kitaplarında Yahudilik MANİFESTOSU olarak ilan edebilirler miydi?
Bal ve Süt akan nehirleri takipcilerine bu Dünyada arattırabilirler miydi?
Bizden olanlar kurtulacak dedikleri dolaylı olarak "Hesap gününü iptal edip sadece bizimle olanlar PURİM bayramlarını kutlayacak" dedikleri, Megiddo ovasındaki İMANI YOK etme karşılaşmasını hayal ettirebilirler miydi?
Altınçağ dedikleri yaşama, eşi görülmemiş KATLİAMLARIN yapılacağı (onlara göre kötüler ve Amalek takımı. özetle; kendileri dışındaki herkez olabilir) savaş senaryolarıyla hazırlanabilirler miydi?
Ahireti kaldırıp, Dünya üzerinde, sonsuz hayat gücüne nihayet olmayan yaşam VAADİNDE BULUNANLAR olabilirler miydi?
Herşey Tanrıdan bir parça, her yaratılış Tanrıdan eksilme demektir, Yaratılanlar bir araya gelir VARLIK BİRLİĞİNİ oluşturursak Tanrıya kafa tutabiliriz stratejileri oluşturabilirler miydi?

Hesap gününe kadar yaşayacağını zanneden, 1. SUR'a üflenişle, 2. SUR'a üfleniş aradaki 1000 yıllık süreyi, ALTINÇAĞ olarak sürdürmeyi umanlar, ellerimiz nekadar kuvvetli olursa, pazarlık payımız o kadar fazla olabilir inancıyla, taraftar toplamaya gayret ediyorlar.

Kurt kuzuyu yemeyecek, günah olmayacak, altının değeri olmayacak. Altınçağ için söylenen ANA VAAD'ler bunlar.Tek şartları var, VAADCİDEN YANA olursanız bu söylenen dönemi acısıyla tatlısıyla birlikte geçirebiliriz diyorlar.

Dikkat ederseniz esasında ilahi vahiylerde olan, 1. ve 2. Sur arasındaki kabir hayatında ve DİN / hesap gününün zorunlu yaşamının özelliklerini sıralıyorlar. Çünkü orada yukarıda sayılanların hepsi olacak. Günah olmayacak, suç olmayacak, kimse kimseyi öldüremeyecek, kimse kimsenin malını gasp edemeyecek, kurtlaşanlar ve yemeye alıştıkları kuzuları yiyemeyecekler masuma, mazluma zulüm edemeyecekler.

Herkez verilenle yetinecek. Dünya dolusu altın olsa hiç bir şeyi elde edemeyecekler. Dünya dolusu altın verme imkanları bile olsa, karşı tarafın bu teklifi kabul etme imkanı olmayacağından, verileni başka birşeyle takas etme imkanı da olmayacak. Dünyaları teklifte bulunan olsa bile, mahrum bırakıldığı hiç bir şeye kavuşamayacak. Her şey olacak ama hakedenler dışında elde edebilenler olmayacak.

Dolayısıyla; orada altın var kabul edilse bile, takasta geçerli hiç bir değeri olmayacak. Hiç birşey satın alınamayacak ve satılamayacak. Özetle, çok kıymetli olan nesneler bile takasta değersiz bir emtia olacak.

Dünyevi tüm değerlerin, iktidar, güç, kudret, makam, servet gibi tüm değerlerin hayal kurduracak kadar bile işe yaramayacağını bilen, imani değerlerle ilişiği olmayan rahmetten ümitlerini kesmiş olanlar, "hiç olmazsa takipcilerimiz artsın, (hayal ettikleri pazarlıkta) ellerimiz güçlensin" diye VAADLERİNİ PAPAĞAN alışkanlığıyla sıralıyorlar.

Papağan denilen hayvan biliyorsunuz ancak ezberlediklerini tekrar edebiliyor. Örneğin kapı çalındığında "kim o" diyor ama kapıyı açması gerektiğini bimediği gibi, kapıyı da açamıyor, kapıyı çalana kimlik sorduğunu da bilmiyor. Sadece ezberine verilmiş olanları, ötüyorum zannı ile seslendiriyor. Duyanlarda, dinleyenlerde, PAPAĞANIN konuştuğunu söylüyor. Oysa o neslinin verdiği kalıtımlarla, hücrelerine zerk olmuş genlerle, sadece sesleri öğretilmiş olanları düşünmeden "notalandırıyor". Papağan için önemli olan kendisine sunulan fındık fıstık ve konacağı yüksekçe bir mevkide göreceği ilgi ve alaka.

Papağan konusunda uzman olduğunu tespitlerinin isabetli olmasından anladığım, bu güne kadar en iyi papağan tanımını, (büyük bir tevazu örneği göstererek) makam mevki ayırmadan yapan kişi; TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN Fatih Kaymakamlığına bağlı olarak faaliyet gösteren, dolayısıyla TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN kurumlarından Fener Patrikhanesin de patriklik görevinde bulunan, TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞI sayın Bartholomeos.

"Resimli protestosu". ie gönüllerimize su serpen, Bartholomeos Göstere göstere papağan tarifi ancak bu kadar yapılır dedirtiyor. Zoologlar görse diplomalarını yırtarlar. Papağanın iç dünyası ancak bukadar anlatılabilir diye. Kuş Hayvanının isim babalığı yapanlarda ne kadar övünseler azdır. İsmine münhasıl denir ya!, tam öyle bir isim; PapaĞAN. Türkiye'de sohw yapana da böylesi bir cevap yakışır.

Takdiri ilahi. Birinin tanım ismi PAPA olacak, diğerinin tanım ismi PapaĞAN olacak.Birbirlerini tamamayan bir takım olacaklar. Dahada güzeli işlevlerinin aynı olduğunu da, Fatih Kaymakamlığına bağlı bir kuruma bakan, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN VATANDAŞI tarafından tespit edilip, AĞZININ PAYI verilmiş olması

TÜRKİYE'de MÜSLÜMANLARA, MİSAFİRLİĞİ UNUTARAK ZAFER İLAN ETMENİN NE DEMEK OLDUĞUNU BİLDİRMEK, Fatih Kaymakamlığına bağlı bir kuruma bakan, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN VATANDAŞI Fener Patrikhanesi patronu Bartholomeos tarafından bildirilecek. "Rüyada gör inanma" derler ya! aynen öyle.

EŞLEŞTİRMEYLE HADDİNİ BİLDİRMEKTE ANCAK BÖYLE OLUR. Takdiri ilahi değilde bunun adına ne denir?
   
  FENER PATRİĞİNİN PAPA-PAPAĞAN BENZETMESİNİ RESİMLİ OLARAK İŞLEYEN "PAPA&PAPAĞAN" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  İşin en kötü, en acı tarafı, orada herşey olacak ama elde edemeyecekler. Dünya yaşamındaki gibi ayak bastıkları her yer "bizim" deme imkanı olmayacak. Bu konumda görülenler af olmayacak, "suçlular size verilenden bize de verin" dediklerinde "bunlar size yasak veremeyiz" denilecek. Bu şartları bildikleri için, ALTIN ÇAĞ zırvasının özelliklerini sayarken, barış, kardeşlik, servet eşitliği gibi maddeleri sıralıyorlar. Zaten çaresiz katlanacakları ortamı VAAD EDEN konumunda pazarlıyorlar.

Gerçekten suçsuzlar için, lütuflu yaşama nail olanlar için kabir hatyatı ALTINÇAĞ denilebilecek bir evre. Buna mukabil, 1. ve 2. sura üflenme arası ŞEYTAN ve AVANESİ için korkunç bir dönem olarak geçecek.

Bu korkular nedeniyle kabustanda öte geçecek kabir sürecinden kutulabilmek için, ATALARINDAN miras aldıkları KURTULUŞ REÇETELERİNE sımsıkı sarılıyorlar. Atalarıda aynı hayalin, aynı öğretinin peşinde ömürlerini tamamlamıştı. Hatta bazıları bu uğurda can vermiş ama inançlarından taviz vermemişti.

Kabir süreci olmadan, yaşamlarını ATINÇAĞ şartlarında sürdürebilmek hayaliyle, ŞEYTANIN "yap" dediğini yapıp, onun ardı sıra gidiyorlar. Böylece ŞEYTANIN zannettiği 1. SUR'A üflenişten, 2. SUR'a üflenişine kadar ölmeden geçireceği hayaline katkıda bulunup, birlikte kabir hayatı vartasını atlatmak istiyorlar. Dünya hayatında günlerini gün edip İMANI yok etmek, vahiyleri örtmekle sürdürdükleri yaşamlarının devam etmesini istiyorlar. Bu etabı yine para ve hükümranlığın olmadığı KABİR DIŞI bir yaşama dönüştürmeyi hayal ediyorlar.

Yoksa, kimse kimseye, hele DÜNYAYI GASP EDENLERİN, babaları çok büyük kaşif, kahraman komutan, tüccar, politikacı ve işadamı olanların, para delilerinin, servet düşkünlerinin ve Yahudilerin olduğu yerde karşılıksız değil altın, su bile verilmez. Tersi olsa bugünkü Dünya barış köyü olmaz mıydı? Elmas, altın ve diğer yer altı yer üstü zenginlikleri ve doğaları için Afrika, Asya, Amerika, Avustralya işgal edilip SOYLAR KURUTULUR MUYDU?
   
  DÜNYA İŞGAL HARİTALARINI, DİLLERİN - DİNLERİN değişimini, 3.BİN YILIN hedeflerini içeren'TEKRARI BOL OYUN GOP ve BOP' Sayfasına, buradan ulaşabilirsiniz
   
  Şeytan Kıyametin kopacağını biliyor. Çünkü kendiside yeniden dirilişe kadar süre istemişti."Yeniden diriliş" dediğine göre, tüm varlığın, daha doğrusu kendisi dışında (o öyle sanıyor) her yaratılanın (bazı melekler hariç) öleceğini de biliyor. O halde kurtuluşunu sağlıyacağını hayal ettiği, Varlık birliğine neden bu kadar önem veriyor.

İmanlı olarak olaya baktığınızda; Kıyamet öncesi ve sonrası ölen her varlık (Şeytanda dahil ama o 2. Sur üfleyişine kadar yaşayacağını kabul etmiş) kabir yaşamına başlayacağı için vaadlerin hepsinin yalan olduğunu anlayacak.

İmani değerlere bağlı olarak düşünüldüğünde; 1. SUR'a üflendiğinde doğruca kabire giren kişi, Altınçağ vaadinin yalan olduğunu ve Din günündeki hesap vermeden kurtuluşunun da olmayacağını anlayarak yaptığı ahitlerden vaz geçecek. O halde, kabiri gören insanların kendilerini takip etmekten vazgeçme ihtimalleri varken, Şeytan ve İttifakcıları neden boşuna hayal kurup, hem insanların imanlarını yok ediyorlar hemde kendilerin daha beter batırıyorlar?

ALTINÇAĞ VAADLERİNE göre hareket eden ve onların gösterdiği yolda ömrünü, 1. Sur'a üflenmeyle (Kıyamet) tamamlayan ama umduğu Altınçağ yerine kabire yaşamına giren kişi, bu durumda olaya nasıl yaklaşır. İnsanlar söylenen şeylerin akılla bağdaşan yönleri olmadığı halde neden ahitler yapsınlar?

Kendilerinden öncekilerde bu uğurda öldüğü halde, herbiri kendi kuşakları içinde beklentiler yaşadığı halde, neden inatla ahitlerine sadık kalıyorlar? Neden ben Tanrının bir parçasıyım denilen felsefeden hareketle VEHDET-İ VÜCUDA ulaşıldı. Bireysel Tanrı'dan parça olmaktan, İTTİFAK kurdukları (parçaçıklar topluluğu / kozmik BİRliktelik) VARLIK BİRLİĞİN de neden bu kadar ısrarlılar?

Her Ahitci (din farkı gözetmeden ahitleşenler), vakti geldiğinde kendisinin BİR'lik tarafından VAADİ gereğince kurturalacağını düşünerek dönüşü olmayan yolculuğa hazırlanıyor. Tanrıdan bir parça (ENEL HAK) olmaktan TANRILIĞA geçiş yapabilecek kadar, hiçbir delilsizliğe rağmen neden bu kadar ısrarlılar?

İşte burada ALTINÇAĞ VAADİ devreye giriyor. Kendisinin hayal ettiği süreyi, takipcilerine, ittifak kurduklarına, tekamül Piramitini tamamlamayı amaç edinmiş olanlara BİRLİKTE GEÇİRMEYİ vaad ediyor. Yalmız ŞEYTANLAŞMA şartıyla. 1. Sur ile 2. Sur'a arasındaki ALTINÇAĞI isteyenlerin bunu kendisi gibi davranarak, kendisini takip ederek hak edilebileceğini münasip İNANÇ HALİNE sokulmuş bir dille söylüyor.

Müslüman imanında asla olmaması gereken, "KUR'AN'ı KERİM'de" olmayan, dolayısıyla semavi dinlerde olmaması gereken, Ruhların başıbuyruk dolaşma, olaylara müdahele ediyorlar iddiası inanç haline getirilmiş. VAADLERİNE mesnet oluşturmak için (Ruhlar ortalıkta dolaşıyor) inançların temel odağı haline getirilmiş

O nedenle, Yahudilikte ve Hıristiyanlıkta kötü ve iyi Ruh ayrımı var. "ALLAH'tan" üflenmiş olan Ruh, elbette dönüşünü üflendiği yere yapacatır. Kabirde ve Cehennemde azap çekecek olan üflenen RUH değil insanı insan yapan benliğidir. Nefsidir.

"ALLAH'tan" üflenmiş olan nitelendirilebilir mi? Kötü olabilir mi? Hele hele iyi yada kötü ayrımına sokulabilir mi?

"Ben Tanrıyım yada ben Tanrının bir parçasıyım" diyen kötü bir insan, toplum dışı bir insan, Tanrı olarak benimsediğinin, kötü parçaları da ihtiva ettiğini söylemiş oluyor? "Benimsediğim Tanrı, ben nasılsam öyle midir demek istiyor? Yani, " caniysem, katliamcıysam, soy kurutucuysam, işgalciysem, yalancıysam..vs.. parçası olduğum Tanrıda öyle" mi demek istiyor?

Evet demek istedikleri hatta dedikleri o. "Tanrı nasılsa bizde oyuz . Biz nasılsak Tanrı da öyle. "Esasında yok birbirimizden farkımız ama o bizlerin göğsünde beslenmemiz altında diyorlar.
Aksi olsa, Kızılderilileri, Aborjinleri, Mayaları, İnkaları, Eskimoları..vb..TANRI adına YOK edebilirler miydi?
Afrika yerlilerini köleleştirip Tanrı adına yapacakları faaliyetlerine zemin teşkil edecek sermayaleri için kullanabilirler miydi?
Dünyanın her yerini Tanrı adına işgal edip, soylar kurutup, hala Tanrı bizi kurtaracak diyebilirler miydi?

Gerçekten "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a" İMAN ETMİŞ olsalar, Dünya'nın birçok yeri işgalleri altındayken, geri kalanlarını da ele geçirme arifesindeyken ve tüm yapılan her şeyide "onun adına yapıyoruz" dediklerine göre, NEDEN KURTULUŞ istiyor olabilirler ki? Herşey "ALLAH" adına yapıldıysa ve yapılacaksa ZATEN KURTULMUŞSUNUZ demektir.

Eğer herşey "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" emirleri gözetilerek, onun rızasıyla yapıldıysa, "KURTULACAĞIZ" diye, "KURTULMAMIZIN ŞARTI" diye KAN SEYLAPLARI kurmanın anlamı ne? Son KATLİAM SAVAŞINA hazırlık niye? Orada KURTULMAYI HEDEFLEDİĞİNİZ NE?

Yapılan herşey İLAHİ ise; O HALDE NEDEN? KURTULUŞ hayalleri kurup, NEDEN KURTULMAK istiyorlar? Yaptıkları herşeyin hiçbir ilahi değeri, geçerliliği olmadığını bilenler, elbette DİN GÜNÜNDEN / HESAP GÜNÜNDEN kurtulmayı hayal ediyorlar. "ALLAH'ın" hesabından / ALLAH'a hesap vermekten kurtulma sanılarını umuda çevirmeye çalışıyorlar.

Bakın kitaplarındaki Tanrı olarak çizdikleri (yanılan, yalan söyleyen, unutan, bilmeyen, pişman olan, öldürmekten zevk alan, geceleri görmeyen, ziyafete (buhur) bayılan, gölgede dinlenen (Avrahamla karşılaşması) gülen eğlenen, güreşen)..vb..profile, bakın onlardaki davranışlara bir fark var mı? Olabilir mi? Her katliamlarını "TANRI istedi" diye yapıyorlar. Büyük Ayakkabı ödülü sahibi, G. Buch'ta dahil aynı nedeni gösterek işgallerini yapmadı mı? (Tanrı "git bu işi hallet" dedi)
   
  Putperes, pagan Tanrı inancına bile sahip olmayanlar, o saygınlığı taşıyıp yaymayanlar, kurtulmayı amaçladıkları, HESAP VERME işinden yırtabilmek için sıraladıkları VAADLERİNE destek olsun amacıyla, uçuşan, ortalıkta gezinen, olaylara müdahele eden RUH fikrini bilinçlere işliyorlar. Nakşediyorlar.

Takipcileri inanıyorlar ki, ölseler bile dünyada sevdikleriyle seslerini duyuramasalar bile başbaşa olabilecekler.
Sanıyorlar ki bazı güzel olaylar ölmüş atalarının işaretleri. Kötü olan şeylerde onların hoşnutsuzluklarının kendilerince ifadeleri.
Umuyorlarki, öldükten sonra görkemli mezarlıklarının o güzel, o bakımlı bahçelerinde dolaşacaklar.
O çok sevdiği çiçekleri seyredip koklayabilecekler,
O çok sevdiği sözlerini mezar taşında okuyabilecekler,
O çok sevdiği müzik aletini kullanabilecek, O çok sevdiği arabasını kullanabilecek,..vs..
O çok sevdiği hayatını adadığı sembollerini doyasıya seyredebilecek..vs

Ölüm sonrası, teslim olmuş duymaz, duyuramaz, hareket edemez kabir hayatı yerine, özgür bir yaşamın olduğu boyut tanımını pompalıyorlar
Onun için; ölmüş insanlar Aziz ilan ediliyor, evliyalık mertebeleri veriliyor.
Onun için; "ya! medet" diye birilerine dua ettiriliyor. Çullar bağlatılıp, teller asılıyor, altın varaklı umanın ismini taşıyan tablolar, duvarlarda yer alıyor.
Onun için; kutsal bilmem kimin yerinde, kopmadan ipler çektirilip mumlar yaktırılıyor.
Onun için; menkıbelerde yardım eden ruhlardan, savaşlara yön veren efendilerden, kurtarıcı ilan edilen Aziz'lerden bahsediliyor.
Onun için; "mucizevi olaylar" diye diziler yapılıp Ruhların nelere kadir olduğu gösteriliyor.
Onun için; rüyalardan o yüksek ruhların eksik olmadığı her sözün arasında işleniyor,
Onun için; dünyasal dini makam ve mevkiler, Ruhlar aleminden geldi dedikleri işaretlere, rüyalara bağlı olarak elde edilebiliyor. Geçerliliği kabul edilebiliyor
Onun için; bazıları ölmeden önce "ben şimdi kınında olan bir kılıcım, sen birde öldükten sonra, kınından çıkmış olarak beni gör" hikayeleri anlatarak servetine servetler katıyor...vb..

Elleri mahkum bir halde, ölüm ve Kıyamet sonrası olacak olanlara seyirci kalacaklarından, VARLIK BİRLİĞİNİN müstakbel müşterilerine bunları vaad olarak sunuyorlar. Oysa herkez o dönemi o Altınçağ dedikleri 1000 yıllık süreyi kabirde geçirecek. Onlarsa bu dönemin kabir dışıda olacağını, VAADCİLERİNE dayanarak ileri sürüp BİRLİĞE taraftar toplamışlardı.

Bu vaadlerle insanlar HESAP / DİN GÜNÜNDEKİ kurtuluşlarını (ödüllendirilmelerini), "ALLAH'a" olan İMANLARINI kuvvetlendirerek sağlama yerine, fiziksel olarak gelip kendilerini KURTARACAĞINI sandıkları İSİMLERE İNANMAKLA kurtulmaya odaklanmışlar.

Elbette Kıyamet öncesi ölenler içinde gerçeği anlama zorunluluğu var. Kıyamet öncesi ölümde, insan bazında küçük Kıyamet olarak örneklenmiyor mu? (konu Altınçağ evresi olduğu için Kıyamet sonrası kabir yaşamı örnekleniyor. .)
   
  Bu örneklemeler neden yapılıyor?
TEK olan, BİR olan "ALLAH" karşısına, BİR'i oluşturma gayretlerini, yani TEK ve BİR'İ gerçekleştirme hayallerinin arkasındaki kabulleri anlatabilmek, kurulan mantığı ortaya koyabilmek için yapılıyor. Varsayımsal örneklemeler yapılıyor ki, konu daha iyi anlatılabilsin / anlaşılabilsin.

Yapılan insan ve toprak odaklı gözüken savaşın, artık o boyutu çoktan aştığı daha doğrusu insan canı-kanı odaklı olmadığı ortada.Kendilerine, kendilerinin VAAD ettiği toprakları ele geçirmedeki asıl amacın, kendilerine binlerce yıldan beri yasak edilmiş olan İMAN bölgesine, PEYGAMBERLER bölgesine İNANÇ SİSTEMLERİYLE egemen olabilmek.

OLAYIN GELDİĞİ BOYUTU, GERÇEK AMAÇLARINDAKİ CİDDİYETİ ANLATABİLMEK / ANLAYABİLMEK / KAVRAYABİLMEK İÇİN, EGEMEN OLUNMAK İSTENEN BÖLGENİN ÖZELLİKLERİNİ YAPISINI / TARİFİNİ YAPMAK GEREKİR.

Neden o bölge OLMAZSA OLMAZLARI arasında yer alıyor.
Neden o bölgeyi İNSANSIZ değilde İMANSIZ elde etmek istiyorlar?

Hani derler ya! "SENİ TOPRAK BİLE KABUL ETMEZ", işte bu MECRADA / BU BAKIŞ AÇISIYLA O BÖLGENİN yapısını KAVRAYABİLMEK gerekir.

Bilimsel adıyla, hemde bölgeye egemen olmak isteyenlerin çok sevdiği adıyla, Varlık birliği oluşturmada büyük umutlar bağladıkları adıyla, Schrödinger kedisinin hayatını bağlı olduğu adıyla, Sars denemelerinde kontrolünü ele geçirmeyi umdukları (değiştirmek yeni maddeler elde etmek) adıyla, Kuantum kabullerinin sınıf geçmesinin bağlandığı adıyla, Metafizik esaslı konuları geçim kaynağı yapan, çağdaş teknolojik büyücülerin, popüler olmalarını sağladığı adıyla, Kozmozdan / Evrenden isteyenlerin büyük umutlar bağladığı adıyla..vb.. KOZMİK BİLİNÇ denilen oluşumu kavrayabilmek gerekir.

O BÖLGE ELLERİNE GEÇTİĞİNDE NELERDEN, NEDEN, KİMDEN KURTULMUŞ OLACAKLAR?
HEM "VAAD EDİLMİŞ TOPRAKLARIMIZ, TOPRAKLARIMIZI İSTERİZ" diye tutturup, HEMDE; KIYAMET PROJELERİ GELİŞTİRİP, KIYAMETİ KOPARMA ÇALIŞMALARINDA bulunmak niye? Akılla mantıkla tutar bir yanı var mı? Onların kabullerine ve hayallerine göre, çok yakından bir ilgisi olduğu gibi, tutarlılığıda var. Çünkü onlar bizim anladığımız manada bir Kıyamet'in peşinde değiller. Onlar Tanrı ağzından yazdıkları sözlere göre bir son bekliyorlar.

Onların beklentisi kendilerini, 6000 yılın sonunda sonsuz yaşama kavuşturacak olan, 1000 yıllık dinlenme döneminin başlangıcı olan gün. Ama hayallerine göre gerçekleşmesini umdukları, kendilerinden olmayanlara yönelik bir kıyamet. Büyük hesaplaşmanın yapılacağı bir Kıyamet. Yoksa, bildiğimiz anlamdaki herşeyin yok olacağı Kıyamet, onların işine hiç gelmez. Neden gelsin ki? O çok korktukları, hesap gününe açılan bir kapıyı neden zorlasınlar ki? Tüm hayalleri Din gününden kurtulmak üzerine değil mi? Yoksa neden kurtarıcı hayalleri kursunlar? Dünya'da sahip olamadıkları birşey var mı? Dünyada onlara yan bakabilen var mı? O halde kurtulmak istediklerine olabilir?

Bu ve bunun gibi sebepler yüzünden, kendi planladıkları / hayallerini kurdukları dışındaki bir son onların hiçbir işine yaramayacak. Onların düşüncelerine göre, kontrolü kendilerinde olmayan bir son, onları Altın çağa değil en alttaki yaşama gönderir. Yoksa ne diye, SON İÇİN acele etsinler. Nasıl olsa kitaplarına ATALARININ yazdığı vaadlere göre, işaretli olanlar Altın Çağa girecekler. KENDİLERİNE, kendilerinin yaptıkları VAADLERİ böyle.

Buz dağının görünen yüzü öyle birde görünmeyen yüzü var ki, Atalarının (Atalarının bize güvenmeyin uyarıları, "bizim kurtuluşumuzda sizin ellerinizde, SON SAVAŞI kaybedersek yandık keten helva" S.O.S'leri) yazılan vaadlere güvenmeyin mesajları var ki, yüreklerini dağlıyor / yakıyor. Kötü dürtülerini körüklüyor, vesveselerini artırıyor, arındırdıkları içlerinde "Yaratan korkusunu" hissettiriyor, kurtuluş hayallerine limon sıkıyor.

Yazan onlar, yazılmış olanı aldık diyenler onlar,
VAAD eden onlar, VAAD alan onlar,
Kuralları koyan onlar, kuralları uygulayanlar onlar,
Umut dağıtan onlar, umuda kapılanlar onlar,
Kurtarıcı ilan eden onlar, kurtarıcı bekleyen onlar,
Senaryoları yazan onlar, senaryoya göre oynayan onlar,
"The End" yazılı Sonu hazırlayan onlar, "The End" SONUCUNA KATLANACAK OLANLAR DA ONLAR.

Mesajları yürekleri yakıyor. Edindikleri Tanrılarının zaafiyetlerini baş edilebilirliğini sürekli işleyen ataları bununla da yetinmemiş,
Tanrılarının Fidye vererek, rüşvet vererek, sunu sunarak ancak ayakta durabildiğini, ölümü bile fidyeyle etkisiz hale getirmeyi düşündüğünü yazıvermişler.
Ve sunu sunarak kendisininde günahlarından kurtulmayı amaçladığını, bu nedenle çok titiz davrandığını yazıvermişler.

Tanrı olarak edinilen Yaratılmış olmasa, AZAZEL'e (Yezidilerin ikincil kuvvet olduğunu bilmelerine rağmen, Tavus adı ile Tapındıkları "ismi tekrar -tıpkı Yahve gibi- edilmez" dedikleri Şeytanın diğer adı) neden sunu göndersin? Neden Mısır'dan çıkarmak için fidye versin? Neden ölümler diyarına gitmemek için fidye vermeyi düşünsün? Neden Ester kitabında hiç Tanrı ismi anılmadan "işler böyle halledilir" mesajı verilmiş olsun. Neden her harfi Tanrıdan denilen bir kitapta Tanrı emri olmadan Bayram ilan edilsin? Neden ester kitabında ilk defa Tanrı yerine Yahudi ismi ön plana çıkmış olsun?
   
  İSRAİL TANRI'sını HARACA KESEN, FİDYE&RÜŞVET ALMADAN MISIR'daki İSRAİL'lileri, YAHVE'ye VERMEYEN "ÇÖLLÜ AZAZEL" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  GÖĞE YÜKSELEN HANOK , KUTSAL KİTAP DENETLEYİCİSİ KİTAP YAZMANI ve TANRININ OĞLU "EL SHADDAİ & EZRA" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  DİN İNANCINDAN YAHUDİLİK ZİHNİYETİNE GEÇİŞİN ÖZETLENDİĞİ, MAKASBAŞI HİKAYELERİNDEN "MUSA & SÜNNET" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Yüreklerini dağlayan bu nedenlerden dolayı, edindiklerinin de esasında bir YARATILMIŞ olduğunu bildiklerinden dolayı ve "bu iş tanrıya bırakılmayacak kadar önemli işler statüsünde" olduğundan dolayı kendi işlerini kendileri halletmek istiyorlar. Yani KIYAMET'e zorladıkları, edindikleri Tanrıları değil.

Onun zaten kapasitesini kitaplarında her fırsatta işlemişler. Kendilerinin, Tanrı olarak sürdükleriyle ne sorunları olabilir ki, onun adına kitaplar yazanlar onlar değil mi? Sürekli Ahitler yapanlarda onlar.

Tanrı olarak edindiklerini adı İSRAİLİN TANRISI değil mi? Tanrı olarak benimsediklerinin adı OĞUL TANRI değil mi? Kendilerine ait olan Tanrıyı neden herşeyin sonu olacak bir şey için zorlasınlar. Her fırsatta ölümden korktuklarını belirtenler, edindiklerinden neden ölümü istesinler?

Kıyamet'e zorladıkları herşeyin YARATANI OLAN "ALLAH".Hesap gününden kurtulabilmek için, ŞEYTAN ve İTTİFAK ortaklarının tek çaresi olan VARLIK BİRLİĞİNİ sağlayabilmek. Varlık birliğini oluşturduklarında, yani Firavun'un Haman'a "bir kule yapta İlahlarına erişeyim" emri uyarınca başlanan kule bitirildiğinde, kıyamet için hazır olacaklar. Komik gibi gelen bu düşünce onlar için HAYALİDE olsa kurtuluş reçetesi.

Beyaz atıyla beklenen oğul Tanrı hikayesi de öyle. Argemeddon savaşını planlamaları da öyle. Aksi taktirde neden Kıyamet'in kopmasını istesinler? Asla ve asla gerçek anlamda bir KIYAMET kopmasını istemezler de beklemiyorlar da. Bu nedenle böyle bir oluşumu İNANÇLARI içinden kazımışlar. (Gözler kapanınca, kulaklar ve burun tıkanınca, çevre hayallerdeki gibi olabiliyor)

Yaratılış.......9:11 Sizinle antlaşmamı sürdüreceğim: Bir daha tufanla bütün canlılar yok olmayacak. Yeryüzünü yok eden tufan bir daha olmayacak.››

Komik gelen bu plan onlar için çok ciddi bir oluşum. Siz eğer Peygamberinizin TANRINIZI GÜREŞTE YALVARTTIĞINA, ONU ESİR ALDIĞINA inanıyorsanız, bu proje gerçekten cok ciddi bir proje haline geliverir. Gerçi Şeytanın bundan başka bunu denemekten başka da kurtuluş ümidi yok. Süresi kıyamet'te (Şeytana göreyse, 1000 yıl hesapsız yaşayacağı ve adını ALTINÇAĞ koyduğu sürecin sonuna yani İnsanların hesap için dirilişine kadar) kadar. Süre uzatımı için başka bir seçeneği yok ki. Ne yapabilir?

Argemeddon savaş sahasına tüm ilahi güçlerin geleceğini düşünüyorlar. BEDİR'de, UHUD'da, HENDEK'te olduğu gibi. Tüm güçlerin karşılaşacağını ve kendi taraflarının galip gelebilmesi içinde DÜNYA üzerinde İMAN ve İMAN'lı kalmaması gerekiyor. Bütün gayretleri kurdukları ittifaklarla bu yönde. Hayali Cihana değer bunun içinmi denmiş acaba. Etkisiz hale gelecek İlahi güçler sayesinde istediklerini yaptırabileceklerini, kontrolü Dünya üzerinde ele geçirip sonsuz yaşama başlayabileceklerini düşünüyorlar. Kitaplarında bile Argemeddon savaşı varlıklar arasında geçiyor. İnsanların üzerine düşense SADECE ÖLÜM.
   
  KUTSAL METİN YAZARLARINA GÖRE; KURTARICI NE ZAMAN GELECEK KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "ARGEMEDDON ZAMANI " sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Onların yada KIYAMETCİLERİN, "TANRIYI KIYAMET'e zorlama fiilini kullanırken hedefleri, adları gibi bildikleri "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH". Herşeyin yaratanı olan, hesap gününün sahibi olan "ALLAH". Bu meydan okumayı yaparken kendilerinin günahsızlıklarına güvendikleri, "sevaplarımızla nasıl olsa hesap gününü atlatırız" diye bir düşünceleri yok.

Böyle birşeyin olmasının mümkün olmadığını da biliyorlar. Kitapları elleriyle yazanlar akibetlerini bilmez mi? İttifak ortaklarının, kitapları elleriyle yazdığını bilen ve buna rağmen o kitaplara uyanlar "CENNETLİKTİR" diye fetvalar veren, "Amentülarımız birdir" diye çağrılarda bulunanlar, BAŞLARINA NELER geleceğini bilmezler mi? Elbette adlarını bildikleri gibi biliyorlar. Onlar, kurdukları zannettikleri VARLIK BİRLİĞİ ile hesap gününde meydan okumayı ve Dünyayı, ölümsüz halde teslim almayı düşünüyorlar.

Onların inancına göre, ENEL-HAK SAÇMALIĞINA göre yataılmış olan herşey TANRIDAN bir parça değil mi? O halde Tanrı eksilmiyor mu? O halde yaratılanlar (kozmik dahil) bir araya gelirse eşitlik kurulubilir. Bu onların Varlık birliği yolundaki felsefelerinin ana inancı. ENEL-HAK o kadar kuvetli inançlar içermese, insanlar derilerini yüzdürmeye razı olur muydu? İmanlı olmak varken Tanrıdan bir parça olma iddiası neden? TANRIYIM demek neden?

Kalem onlarda, kağıt onlarda. Ellerindeki kalemle ellerindeki kağıtlara (ancak temenni tadında yazabildiklerinin dışında) yazamadıkları tek şey var."O gün yazan tarafından yakına mı yazıldı / yazılacak yoksa uzağa mı?" "O gün kimin sayısı az, kim daha kuvvetli" (Burada O GÜNDEN kasıt Kıyamet günü değil. Kıyamet zamanı "ALLAH" tarfından belirlenmiş ve onun bilgisinde. Kıyamet zamanı saptanmış bir tarihte)O günden kasıt, İTTİFAK ortakları ŞEYTANIN "sizi insanlardan yenebilecek yok" vaadlerinin arkasına takılıp, ŞEYTANIN "ben bugün SİDEN UZAĞIM" diyerek İTTİFAKDAŞLARINI terkedeceği ve "ben sizin görmeyeceğiniz şeyleri görüyorum" diyeceği günle alakalı.
   
  ENEL-HAK, TEK ve BİR, TEK ve BİRİCİK VARLIK BİRLİĞİ GÖRÜŞLERİNİN YER ALDIĞI "VAHDET-İ VUCUT" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
 

6000 yıllık sürenin bitiminde o çok arzuladıkları Kıyamet kopacak, Tanrıları ile birlikte 7. GÜN olan ALTIN ÇAĞI baş-başa yaşayabilecekler. Oradan da ver elini, gücüne erişilmez saltanatın olduğu sonsuz yaşam etabı. Hesap yok sorgu yok. Her yaptıkları yanlarına kar kalmış halde, Kutsal şehirlerinde yaşam ağaçlarının altında, bütün zenginliklere sahip bir yaşama merhaba diyebilmeyi hayal ediyorlar.

Yahudiler, Tanrı edindiklerinden bir daha Dünya'yı yıkıma uğratmayacağına dair sözü KİTAPLARINA YAZDIKLARI için rahatlar. Peşlerine taktıkları ve ATEŞ YOLUNDA yürüttükleri kurbanlarına, bu maddeyi göstererek "haydi hep beraber" diyerek, sonsuz yaşama ilahileri söylettiriyorlar. İŞARETLERİNİ DE GÖKLERDE GÖSTERİYORLAR. Vakit tamam TANRININ YAYI DUMANLAR İÇİNDE GÖRÜNDÜ dekorlu sahnelerinde. Birgün gökten gelen ışıkta onları alıp götürecek ya. Gidemeyenler ışığa gark olamayanlar kendilerinde kusur ararken, ışığa gark olduğu sanılanlarda bir yerlerde imha edileceklerdir. Bir kaçı hariç geri dönsün ve muhteşemliği anlatsın diye..

Yaratılış.......9:11 Sizinle antlaşmamı sürdüreceğim: Bir daha tufanla bütün canlılar yok olmayacak. Yeryüzünü yok eden tufan bir daha olmayacak.››

Tanrı GÖKYÜZÜNDE ne zaman bir BULUTLARIN içinde / arasında / (dumanlarda olabilir) YAY görse ANTLAŞMASINI hatırlayacakmış. 11 EYLÜL'de kanatları YAY olan UÇAKLARI o nedenle KULELERE gönderip, TANRI dediklerini kullanarak AHİT zamanının / AHİTLEŞİLEN zamanın geldiğini ilan etmiş olabilirler mi?

Yaratılış.......9:13 YAYIMI bulutlara yerleştireceğim ve bu, yeryüzüyle aramdaki antlaşmanın belirtisi olacak.
Yaratılış.......9:14 Yeryüzüne ne zaman bulut göndersem, YAYIM BULUTLARIN arasında ne zaman görünse,
Yaratılış.......9:15 sizinle ve bütün canlı varlıklarla yaptığım antlaşmayı anımsayacağım: Canlıları yok edecek bir tufan bir daha olmayacak.
Yaratılış.......9:16 Ne zaman BULUTLARDA YAY görünse, ona bakıp yeryüzünde yaşayan bütün canlılarla yaptığım sonsuza dek geçerli ANTLAŞMAYI ANIMSAYACAĞIM››

   
 
   
  Onların "Tanrıyı kıyamete zorlama" tanımlarında yer alan adres, kendi edindikleri ve adını unvanı olsun diye "Tanrı" dedikleri varlık değil. Edindiklerini birşeylere zorlama gibi bir seçenekleride yok. Edindiklerinin kapasitesi kitaplarında yazanlar neler yapıp yapamayacağınıda biliyorlar. Fiziksel gücünün ne olduğunu, güreş ve Livyatanı yenme hikayelerinde ialn edilmiş. O zaten emirlerinde.

Tanrı olarak edinilenin durumunu şu örnekle daha iyi açıklayabiliriz; Tanrı olarak edindiklerinin durumu, yıllar önce Televizyon ekranlarından tanıdığımız, Cenk Koray'ın seslendirdiği BAY MERAKLININ hallerine benziyor. Kalem çizmezse, her şey bitiyor. Kalem çizdiği sürecede varlığını bağıra çağıra sürdürüyor. El gelip altından çizgisini silerse, tüm yaptığı işlevselliği, çizgi üzerinde seyir halinde olmaktan ibaret olan Bay Meraklı için, herşey son buluyor

Bunların edindikleri Tanrının da durumu tıpkı öyle. Ne konuşacağına, nelere karşı çıkıp onay vereceğine karar verenler, kutsal metin yazarları. Edinilen / TANRISIN DENİLEN ne kadar bağırsada, "KALEM İSTEDİĞİNİ gerektiği biçimde HEMDE TANRIDAN diye / TANRI ağzından yazıyor.

Görüldüğü gibi, " HER HARFİ TANRIDAN" olan kitap sahibi olmak kolay değil. Hem Tanrıyı oynayacaksın, hem yazacaksın, hemde aciz kul pozisyonunu koruyup, hayat verdiğini yücelteceksin ki, Bay Meraklı gibi onunda İZLEYENLERİ olsun.

Bay MERAKLI ekrandan gözlerle izlenirken, "SEN TANRISIN" denilenin çizilmiş yolundaki hareketlerine sekronize olarak / takip edilerek izleniyor. Birinde hoşça VAKİTLER geçirilip, BOŞ zamanlar değerlendirilirken, diğerinde BOŞA kürekler çekilip çok kıymetli VAKİTLER heba ediliyor.Ve hiçte hoş olmayacak bir zamana doğru yollar alınıyor.
   
 
   
  Edindikleri Tanrının, adına yazılan ve "her harfi Tanrıdan" denilen kitapların neresine müdahele ettiği, nerede yazıyor. Tam tersine, kitapların ondan olmadığını belirten, ifadeleri bol bol kullanmışlar. (Yeşu'nun yasa kitabını tamamlaması, Baruk'un, "buna benzer sözler yazd"ı denmesi, Musa'nın ölümünden sonraki sahnelerin yazılması,..vb..birçok delil bırakarakılmış) Ezra'nın 2. Musa kabulü ve tüm kitapları elden geçirmiş olmasının kabulü, KİTAPLARININ TANRIDAN olmadığını belirtmek için yaptıkları vurgulamalar
   
  GÖĞE YÜKSELEN HANOK , KUTSAL KİTAP DENETLEYİCİSİ KİTAP YAZMANI ve TANRININ OĞLU "EL SHADDAİ & EZRA" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  İSRAİL TANRI'sını HARACA KESEN, FİDYE&RÜŞVET ALMADAN MISIR'daki İSRAİL'lileri, YAHVE'ye VERMEYEN "ÇÖLLÜ AZAZEL" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Tapınakta okunan kitapların kendisine atfedilen kitaplar olmadığını bilemeyecek kadar, kutsal metinlerden uzak olduğu, her fırsatta belirtilen Tanrı olgusunu birşeye zorlamak gerekir mi? Tapınakta okunan kitabın yanlış olduğunu Başkahini ile birlikte, asıl denen kitap bulunduğunda (kimse birşey bilmeyince kitabınız bu diye ortaya sürülen kitap. Tapınakta denilen, buhur ve sunuları kabul eden, Tanrı olgusu kitaplarıyla ilgilense bunlarla olabilir mi?) yanlışlığı anlayabilen olgunun, kendisini aşağılayan ifadelerin bulunduğu kitapları "bendendir" diye kabul edenin, ne yapması gerektiğini yazanlar herhangibr şeye neden zorluyor olsunlar ki.
   
  AHİT SANDIĞI'nı YAHUDİLER KABUL EDER Mİ? Tanrının, KİMSENİN BİLMEDİĞİ KİTABI BULUNUR MU? "KAYIP SANDIK&KİTAP" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Tapındıklarının kapasitesini bilenler ondan sadece, hedefledikleri yollarında, kabus olsun kendinden olmayanlara vesvese verip, negatiflik yüklesin, korkular oluştursun, kendinden olanlara ferahlık pozitiflik versin yeter. Zaten bir gücünün olmadıklarını bildiklerinden, fazla bir şey bekliyorlar demek, o kitapları yazıp hedefler belirleyenlere hakaret olur.

Onlar yok olmayacak bir şey için neden Tanrıyı Kıyamete zorlasınlar, Kıyamet silahları zaten ellerinde değil mi? O halde, kendi günahları için bile AZAZEL'e sunu gönderen varlıktan, böyle bir şey ummak salaklığında neden bulunsunlar. (Yezidilerin ikincil kuvvet olduğunu bilmelerine rağmen, Tavus adı ile Tapındıkları "ismi tekrar -tıpkı Yahve gibi- edilmez" dedikleri Şeytanın diğer adı)

Eğer öyle olsaydı Doların üzerine, "TANRIMIZ VERDİĞİ SÖZLERİNİ BİRER BİRER YERİNE GETİRİYOR" sözü kullanılmayıpta "TANRI SÖZLERİMİZİ GERÇEKLEŞTİRMEMİZİ SAĞLADI" anlamına gelen "ANNUE COEPTIS" sözü kullanılmışsa, salak olmadıklarını belirtmekle kalmayıp, bazı şeyleri Tanrıya bırakılmayacak kadar önemli görmelerinin kendilerince geçerli nedenleri olduğunu belirtmiş oluyorlar. Elbette, göklerde bulutlar arasında yay göstermekte, aşama noktalarını göstermekte yine SALAK olmayanlara düşüyor
   
  Şeytan için insanların ölmesinin hiç önemi yok onun için önemli olan, insanların imanlarını kaybetmesi. İmani ve İlahi tüm vahiylerden kurtulmak istemelerinin ve bölgeye egemen olmak istemelerinin en büyük sebebi bu. İmanı ve İmanın geliştiği Peygamberler bölgesini ele geçirmek, hükümran olmak istiyorlar. Ancak Toprağıyla, inancıyla o bölgeye egemen olabilirlerse, amaçlarına ulaşabileceklerini düşünüyorlar. ATALARI BİR KEZ öyle yazmış.

Onlar için o bölgenin önemini anlayabilmek için, o bölgenin birtakım özelliklerini bilmek gerekir. Samiriye kadar gitmek gerekiyor. Yahudilere Mısır çıkışında, Peygamberlerinin elleriyle neden BUZAĞI SUYUNU içirildiğine bakmak gerekiyor.

Mısırdan Çıkış......32:20 Yaptıkları BUZAĞIYI alıp YAKTI, toz haline gelinceye dek ezdi, sonra suya serperek İsraillilere içirdi.

Putun suyu içirldikten ve Karşı çıkanlar yok edildikten sonra, TANRININ ÖFKESİNİN DİNMİŞ olması, Musa ismi altında yöneldikleri PUTPERESLİĞİN adresini vermiş olmuyor mu?

Elbette Putperesliği kendilerine inanç sistemi olarak almış olanlar, buzağının suyunu GÖNÜLLÜ OLARAK İÇTİK diyenlerin, tayin ettikleri Musa'ları da gönüllerinde yatan soruları paylaşan olmalı. Yoksa öyle bir tipi neden karekterize etsinler ki. Canlandırdıkları Musa tipi, kutsal metin yazarlarının duygu ve düşüncelerini yansıtmalı ki, sözler Tanrı kıvamında kutsal kitaplarında yer alabilsin.

Bu nedenle Musa'larına ÇOK TANRILI görüşlerini destekleyen sorular, mizansen gereği sordurulur. Başka bir deyişle; Musa kimliği arkasında anlatılan, karakter putperes yanlısı biri olunca, elbette böyle garip soruları sordurarak, ASLINDA kimliğini ve din kimliklerini açıklamış, ilan etmiş oluyorlar.

Neden Tanrı olarak edindiklerinin Put yapanı BAŞKAHİNLİĞE atadığını düşünmek gerekiyor.
PUT imalatcısı / puta tapan ve tapılmasını teşvik eden HARUN BAŞKAHİNLİKLE mükafatlanmış olması cezalandırılanların kimler olduğunu göstermiyor mu?
Harun soyunun, yani Levi boyunun o olaydan sonra BAŞKAHİNLİK yapacak tek soy ilan edilerek ödüllendirilmiş olmaları, onların kılıçtan geçirdiklerinin İNANÇLARI hakkında fikir vermiyor mu?

Put yapan ve kabilesi ödül alırken neden, suçsuz insanların PUT YAPIMCILARI Leviler tarafından kılıçtan geçirildiğini analiz etmek gerekiyor. Belki PUTUN yapıldığından haberi olmayan insanlar, "SIRF PUTU SUYU İÇMEDİLER" diye öldürüldüğü ifadelerinden anlaşılıyor. Put'tan haberleri bile olmayanların kılıçtan geçirildiği katliamlarla insanlar CEZALANDIRILIRKEN, Put yapımcıları ve dayatıcıları MÜKAFATLANDIRILMIŞ olması ölenlerin neden öldüğünü anlatmıyor mu?

Put yapanlar ödüllendirildiğine göre, PUT suyunun içmeyenlerde kılıçtan geçirilmiş olanlar olmalı. Bu aşamaların neden kitaplarında İFTİHAR meselesi yaptıklarını da göz ardı etmemek gerekiyor.

Sadece, Levilerin yani PUT YAPIMCILARININ ve YENİ TANRI İLAN EDİCİLERİN kılıç kuşanmış olmaları, cezalandırılanların "PUT" SUYUNU İÇMEMEKTE direnenler olduğunu göstermiyor mu? Hz. Musa'nın tebliğine sadık kalmakta direnenler olduğunu anlatmıyor mu? Endülüs'te zorla Müslümanlıkta direnenlere, Domuz eti yedirme eylemleri gibi. Domuz kolluk kuvvetleri kurularak kontrollerin yapılması gibi. Yememekte direnenlerin kılıçtan geçirilmesi gibi.

Harun'un Put yapması ve RAB'biniz bu demesi Putperes kimliklerini ortaya koymuyor mu? Yapılan Puta öfke, TANRI KİMLİĞİNİN AÇIĞA çıkması ve TANRI olarak ilan edilecek OLANIN ALENEN ortalığa koyulması değil miydi?

Eğer öyle değilse, BUZAĞI ezilip toz haline getirilldikten sonra yok edilmesi gerekirken neden suları TOPLUMUNA içirildi. Böylece; BUZAĞI açıkta TAPILAN DEĞİL, GÖĞÜSLERDE BESLENEN PUT olarak yerini aldı. TANRI ve MUSA zamanı gelmeden, PUTUN açığa çıkmasına sinirlenmedilerse neden suları içirilince sakinleştiler. Eğer Put'a kızsalardı, suyunu içirmezler ÜSTELİK PUT yapımcılarına ve ilancılarına ceza verirlerdi.

Zor kulllanıldığıda belli olan BUZĞININ suyunu içirme operasyonundan sonra, açıktaki BUZAĞI, ortalıktan kaldırılmış zor ve baskı kullanılarak GÖNÜLLERE içirilerek göğüslerdeki yerini alması sağlanmıştır.

Onların PUT SUYU içirme eylemlerini ve bunu sonraki kuşaklara iletme isteklerini anlayabilmek için gerçek SAMİRİNİN BUZAĞISI hikayesinden, SAMİRİNİN BUZAĞI yapım kıssasından, çıkarımlar yapılması gerekir. Bu çıkarımları yapılmalı ki onlar için TOPRAĞIN ne anlam taşıdığı net biçimde ortaya koyulabilsin. Toprağa egemen olduklarında elde etmeyi hayal ettiklerinin, neler olabileceği tahmin edilebilsin. Neden Samiri'nin BUZAĞI SUYUNU içmek gereksinimini duydukları daha iyi anlaşılabilsin.

Suyu içme müjdesi gelecek nesillere neden verilmiş olabileceği tahayyül edilebilsin. Müjde ve yapılarını açıklamaktan başka ne gaye olabilir PUT SUYUNUN içilmesinde ve duyrulmasında. İlahi bir dinde PUT suyu içenlerin ne işi olabilir? VAAD bölgesinin / İMAN bölgesinin / PEYGAMBERLER bölgesinin / VAHİY bölgesinin barındırdığı özelliğini ortaya koyabilmek için Toprağın İMAN bölgesinin toprağının ne ifade ettiğini bilmek gerekiyor.

Kitaplarında da Kayin / Kabil olayında Toprağın lanetini ve Samirinin Buzağısının onlar için ne ifade ettiğini ortaya koyabilirsek; VAAD edilen toprakların / İMAN BÖLGESİNİN / PEYGAMBERLER BÖLGESİNİN / VAHİY bölgesinin onlar için neden önemli olduğunu kavrayabiliriz.

VAAD kavramı çercevesinde, "Tanrı olgusunun" onlarda ne tür çağrışımlar yaptığı yorumlandığında da, PARALARININ ÜZERİNDEKİ "BİZ TANRIYA İNANIYORUZ" sologanı ile kast edilenin ne veya neler olduğunu daha iyi anlayabiliriz
.
SAMİRİNİN BUZAĞISININ; yapılışını, SAMİRİ'nin "gördüm" dediği şeyin ne olduğunu, SAMİRİNİN BUZAĞISININ yok ediliş hikayesini, yok ediliş biçimini, içine katıldığı Altından neden ayrıştırıldığını, ayrıştırılan (izabe edilen) toprağın neden TOZ haline getirildiğini ve en sonunda toz haline getirilen toprağın bulundukları yerdeki çöle değilde, neden geçtikleri denize döküldüğünü yorumlayabilmek lazım / kavrayabilmek lazım?

Bölgenin onlardaki özel konumunu anlayabilmek için, ikinci en büyük kaynak, Buhar halindeki, Göklerin ve yerin "İSTEYEREK GELDİK" demelerine sebep olan, maddenin BİLİNÇ YAPILARINI kavrayabilmek gerekir. ("Gökler ve yer arasında emre hazır bulutlar" ve benzeri tanımlamalar ile tarif edilen KOZMİK BİLİNCİ kavrayabilmek, VAAD BÖLGESİNİN / İMAN BÖLGESİNİN / VAHİY BÖLGESİNİN önemini anlatır?)

VAAD BÖLGESİNİN / İMAN BÖLGESİNİN önemini anlatabilmek için şu benzetme yapılabilir / eşitlik kurulabilir.
Samiri'nin önemini kavrayıp, (Büyük ihtimalle Denizi geçerken. Çünkü toz haline getirilen, alınan nesne yerine iade edilircesine Denize dökülüyor) alıp torbasına koyduğu bir avuçluk olan nesne SAMİRİ için ne İFADE EDİYORSA; torbaya koyulamayacak kadar büyük olan o bögede, gönüllerine buzağı içirilmiş olan, göğüslerinde SAMİRİNİN BUZAĞISINI besleyenler için aynı şeyi İFADE EDİYOR. Sadece boyut farklılığı var. Tipik Herry Potter flim senaryosu. Davranışları içinde, o senaryoyu yaşama tutkusu diyebilirsiniz.

Kitaplarında da Kayin / Kabil olayında Toprağın lanetinden bahseden onlar. Demekki böyle inançları var. Din sistemlerine Kitapları aracılığıyla, ÜSTELİK TANRI BUYRUĞU olarak dahil edilmiş.
Yaratılış.......4:11 Artık döktüğün kardeş kanını içmek için ağzını açan TOPRAĞIN LANETİ altındasın.
Yaratılış.......4:12 İşlediğin TOPRAK bundan böyle sana ÜRÜN VERMEYECEK. Yeryüzünde aylak aylak DOLAŞACAKSIN.››
Yaratılış.......4:13 Kayin, ‹‹CEZAM KALDIRAMAYACAĞIM KADAR AĞIR›› diye karşılık verdi,

Yaratılış.......4:14 ‹‹Bugün BENİ BU TOPRAKLARDAN KOVDUN. Artık HUZURUNDAN UZAK KALACAK, Yeryüzünde aylak aylak dolaşacağım. KİM BULSA ÖLDÜRECEK BENİ.››
   
  YERYÜZÜNDE bir oraya bir buraya atılanlar, TOPRAKTAN değilde ancak FİNANSMANINDAN, KOMİSYONUNDAN (Şimdi de tohumda, ilaçtata, GDO'da, Gen' teknolojisinde TEKEL konumunda değiller mi?) nemalanabilenler kimler? Toprağın ileride onlara birşey vermeyeceğini bildikleri için, YUSUF KÖLELİK MANİFESTOSUNDA 1/5 (%20) komisyon bildirimi yapanlar kimler?

Yaratılış.......47:21 Yusuf MISIRIN bir ucundan öbür ucuna kadar BÜTÜN HALKI KÖLELEŞTİRDİ

Yaratılış.......47:19 Gözünün önünde ölelim mi? Toprağımız çöle mi dönsün? CANIMIZA ve toprağımıza karşılık bize yiyecek sat. Toprağımızla birlikte FİRAVUNUN KÖLESİ olalım. Bize TOHUM VER Kİ ölmeyelim, yaşayalım; toprak da çöle dönmesin.››
Yaratılış.......47:20 Böylece Yusuf Mısırdaki BÜTÜN TOPRAKLARI FİRAVUN için satın aldı. Mısırlıların hepsi tarlalarını sattılar, çünkü kıtlık onları buna zorluyordu. TOPRAKLARIN TÜMÜ FİRAVUNUN OLDU.

Yaratılış.......47:23 Yusuf halka ‹‹Sizi de toprağınızı da FİRAVUN İÇİN SATIN ALDIM›› dedi, ‹‹İŞTE SİZE TOHUM, TOPRAĞI EKİN.

Yaratılış.......47:24 Ürün devşirdiğinizde, BEŞTE BİRİNİ firavuna vereceksiniz. Beşte dördünü ise tohumluk olarak kullanacak ve ailelerinizle, çocuklarınızla yiyeceksiniz.››

Yaratılış.......47:25 ‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. FİRAVUNUN KÖLESİ OLURUZ.››

Firavun kim? DİN KİMLİĞİYLE, PEYGAMBER MASKESİYLE, FİRAVUNA HİZMET EDEN HAMAN yada HAMAN'lar kimler olabilir?
Nışanlanmış efendilerine hizmet için tüm insanlığı açlıkla KÖLELEŞTİRMEYİ hedefleyenler kimler olabilir?
Demokrasi, özürlük abidesi kesilip, Dünya'nın büyük abisi kimliği altında boy gösterenlerin saraylarına kız vermiş olanlar kimler?
Saraylarının ön bahçelerine üstü daha sonra yazılmak üzere dikili taş dikenleri, yöneten, yönelten Mordekay'lar kimler?
Kongre binalarını Mısır Tanrıları, ikonları sembolleri ortasına yapanların saraylarında kapıları tutmuş olanlar kimler. İşaretlenmiş HORUS'un gözünün önüne kongre binalarını yapanlar kimlerden kız almış olabilir.

Paralarına baktığınızda kimlerin, kimlerden gelin aldığı zaten belli. Karun onlardansa elbetteki, Haman'da, gelinde, Mordekay'lar da onlardan olacak. Elbette çeyizlerinden çıkan HORUS'ta gerekli itibarı görecek. Nışanlanmış /işaretlenmiş / markalanmış olanın TEKAMÜL PİRAMİTLERİ, kimlerin bastığı paranın üzerinde baş köşeyi işgal etmiş?

Yaratılış.......4:15 Bunun üzerine RAB, ‹‹SENİ KİM ÖLDÜRÜRSE, ondan YEDİ KEZ ÖÇ ALINACAK ›› dedi. Kimse BULUP ÖLDÜRMESİN diye KAYİNİN ÜZERİNE BİR NIŞAN koydu.

   
  DÜNYA KÖLELİĞİ için KÖYLEŞTİRME ve E.AHİT'ten YAHUDİLİK MANİFESTOSUNUN anlatımı olan "YUSUF& HAMAN & AÇLIK" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  DOLARDAKİ, HORUS, PİRAMİT, ADALET TERAZİSİ, ANAHTAR ve "BİZ TANRIYA İNANIRIZ" sözünün işlendiği "PARADAKİ TANRI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Herşeyi gören göz ve piramiti, IN GOD WE TRUST / "Biz Tanrı'ya inanırız" tanımıyla İŞARET EDİLEN TANRI isminin de olduğu TANIMLAMALAR, AYNI ÇERÇEVE içinde yer alıyor.

Bu durumda hangi Tanrıya inandıklarını söylemiş oluyorlar?
"Biz Tanrı dediğimizde anlayacağınız Tanrı hangisi olmalıdır" diyorlar?
Mısır Tanrısı HORUS'u temsil eden Piramitin ve herşeyi gören gözün olduğu yerde, "BİZ TANRIYA İNANIRIZ" açıklaması / vurgusu varsa, parayı basanların, bastıranların HANGİ TANRIYA İNANDIKLARINI göstermiyor mu?

O ülkenin yöneticilerinin, din adamlarının, onların RUHANİ LİDERLERİNİN, kongrelerinin esasında hangi inançlara hizmet ettiklerini açıklamıyor mu?
Yahudi HAHAMLARIN, BAŞ KOHENLERİNİN, DİN ADAMLARININ konuya hiç itirazı olmadığına göre; GÖNÜLLERİNDE yatırdıkları ASLANIN ne olduğu ortada değil mi?

ABD'nin kurucularının büyük bir kısmı Yahudi, Püriten Hıristiyanlar ve diğer Hıristiyanlar değil mi?, Merkez bankası yine ABD kurucularıyla aynı görüşleri paylaşan zihniyet / ideal torunlarının değil mi? Yahudilerin değil mi? Doların üzerinde yazdıkları gibi "NOVİS ORDO SECLORUM" / YENİ DÜNYA DÜZENİ./ TEK DÜNYA DÜZENİ organizatörleri değil mi?

(Evrensel Yahudi Ansiklopedisi / Universal Jewish Encyclopedia da; Etik yapısı E. Ahit'le tümüyle eş olan Puritenlik; "İNGİLİZ YAHUDİLİĞİ" olarak adlandırılmış
“Kabalist Abraham B. Eliezer ha-Levi, Luther'in Hıristiyanları yavaş yavaş eğitmeye çalışan bir ‘Gizli Yahudi' olduğunu söyledi.” (Encyclopedia Judaica) .)


Hıristiyan Kardinallerinin, Papanın, Patriklerin Din önderlerinin, Mezhep liderlerinin "Hıristiyan bir ülkenin parasında HORUS'UN ne iş var" demediklerine göre, aslında OĞUL TANRI inanç kaynağının HORUS İNANÇ KÖKENLİ Mısır Tanrıları olduğunu göstermiyor mu?
Ana amaçlarının HORUS GÖREN GÖZ PRAMİTİNİ tekamüle erdirmek olduğunu ortaya koymuyor mu?
Hedefin, "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" vahiylerinin üzerinin örtülmesi olduğu, tapılanın ne olduğunun önemsiz olduğunu anlatmış olmuyorlar mı?
Tanrıcılık oynayanların, Varlık birliği oluşumuna destek olacak sapkınlık artışı için, her şeye gözlerini kapatılmış olduklarını sergilemiyor mu?

OYSA O TOPRAKLARIN KENDİLERİNİ KABUL ETMEDİĞİNİ ve ASLA KABUL ETMEYECEĞİNİ SÖYLEYEN, MANİFESTOLARI HALİNE GETİRDİKLERİ KİTAPLARI.

Yaratılış.......4:11 Artık döktüğün kardeş kanını içmek için ağzını açan TOPRAĞIN LANETİ altındasın.
Yaratılış.......4:12 İşlediğin TOPRAK bundan böyle sana ÜRÜN VERMEYECEK. Yeryüzünde aylak aylak DOLAŞACAKSIN.››

Kitaplarındaki bu tür ifadelerden dolayı; Tahmin ediyorlar ki İMAN BÖLGESİ OLAN O TOPRAKLAR egemen olunduğunda, tıpkı SAMİRİNİN BUZAĞISINDA olduğu gibi isyan edecek.
   
  "Bahçenden uzak kalacağım" demiyor. ARTIK yani "BUNDAN SONRA HUZURUNDAN UZAK KALACAĞIM" diyor.
Konuştuğu Tanrıysa, bahçeden ayrılmakla, neden HUZURUNDAN uzak kalsın ki? Tanrı her yerde değil mi? Demek ki terkedilen "Tanrıya olan İNANCIN KENDİSİ".

Dilediği her yerde Tanrıya ibadet edip yalvarabilir. Kayin, Tanrı'ya "HUZURUNDAN UZAK KALACAĞIM" demekle, "SANA İNANMAKTAN VAZ GEÇTİM" diyor.

"ARTIK SANA İBADET ETMEYECEĞİM, sana tapmayacağım, SANA SUNU SUNMAYACAĞIM ve seni umursamayacağım" diyede açık açık, üstüne üstlük TANRININ YÜZÜNE karşı bunları söylüyor. (Tüm olay yüzü yüze gerçekleşiyor. Neden derseniz? Tanrı, Kayin'e, Habil nerede diye soruyor?, Kayin'in "nereden bileyim" bekcisi miyim? cevabının devamında lanet okumalar geliyor)

Bu durumda "ADAMDAKİ YÜREĞE Mİ BAK DERSİNİN" dersiniz? Yoksa; "BU NASIL TANRI MI" dersiniz?

CEHENNEMDEN KOVULAN / CEZA ALAN KİM? YILAN ve Adem ile Havva
HUZURDAN KOVULAN KİM? KAYİN
SAYILANLARIN DURUMUNDA OLMASI GEREKEN KİM? ŞEYTAN
TANRI İLE TANRININ OĞULLARIYLA BİRLİKTE TOPLANTILARA GİREN ve HİÇ AZARLANMAMIŞ OLAN KİM? ŞEYTAN
TANRILARI ve KİTAPLARI TARAFINDAN, İNANÇLARI İÇİNDE MUHAFAZA EDİLEN / KORUNAN KİM? ŞEYTAN

YADA ŞEYTAN KİM? KAYİN KİM Mİ dersiniz?

(Eski Ahitte sadece 17 kez ismi geçiyor sadece bir yerde Süleyman'ı sayıma teşvik ettiği için eleştirisel olarak yaklaşıma maruz kalıyor. Diğer yerlerde iltifatlara mahsar oluyor. Şikayeti üzerine baş kahin bile TANRI HUZURUNDA cezalandırılıyor. >Görünümü gerçek olarak kabul edipte kitaplarına almış olmaları, zaten kitaplarının yapısını da, kitaplarını yazanların zihniyet yapısınıda ortaya koymuş olmuyor mu?< Zaten KİTAPLARI ALDIKLARI GÖRÜNÜMLERİN, RÜYALARIN, ESİNLENMELERİN ANLATIMINDAN OLUŞMAMIŞ MI?)


MISIR HORUS TANRISI HORUS'UN AMCASININ, TANRI SETH / ŞİT OLDUĞUNU HATIRLAYIN. Şit / Seth, Adem'in 3. oğlu. Kabil'in/ Kayın'ın küçüğü.

TANRININ HUZURUNDAKİ TOPLANTIYA, ŞEYTANLA GİDEN TANRI OĞULLARININ (SONS OF GOD) SİT / SETH SOYUNDAN GELDİĞİNİ, İNANÇLARININ PARÇASI OLDUĞUNU, DURUMUN ÖYLE KAVRANMASI GEREKTİĞİNİ, KUTSAL KİTAPLARINDA VURGULAYACAK KADAR ÖNEM VERENLER, "AHİT ZİHNİYETİNİN" TEMSİLCİLERİ. PARALARININ ÜZERİNE, HORUS PİRAMİTİNİ KOYUP, "BİZ TANRIYA İNANIRIZ" diyenlerde, O ZİHNİYETİN TORUNLARI.
   
  ADEM'in MEYVASI, YILANIN YANILMAZLIĞI, TANRININ YALANCILIĞI KONULARININ İŞLENDİĞİ "TANRININ BAHÇESİ " sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  ŞEYTAN İSMİ: Eski Ahit'in, ilk BEŞ kitabında yani TORA grubu kitaplar da, yani İSRAİL TANRISININ SİNA'da MOŞE'ye verdi dedikleri kitaplarda hiç telaffuz dahi edilmiyor. Tanrı'dan geldiğini iddia attikleri kitaplarında, hiç ŞEYTAN isminin geçmemiş olması, ellerindeki kitapların kaynağı hakkında bilgi vermiyor mu? İlahi vahiylerin iletilmesi için bir Peygamber gönderiliyor, o Peygambere ilahi vahiylerle belirlenmiş emirleri içeren kitap veriliyor ama içinde hiç ŞEYTAN'DAN bahis dahi geçmiyor. O zaman, Peygamber neden gönderilmiş, kitap neden verilmiş olabilir?

Yaratılış, Mısırdan Çıkış, Leviler, Çölde Sayım, Yasanın Tekrarı, Yeşu, Hakimler, Ruth, 1 Samuel, 2 Samuel, 1 krallar, 2. KRALLAR, 1. Tarihler, 2. Tarihler, Eski Ahit'in mimarı kabul edilen Ezra, Nehemya, Ester, Yeşaya, Yeremya, Hezekiel, Daniel, Hoşea, Yoel, Amos, Yunus, Odavya, Mika, Nahum, Habakuk, Hagay, Malaki, Zebur, Özdeyişler, Derlemeci, ezgiler kitaplarında Şeytan ismi hiç geçmemektedir.

Eski ahitte sadece; 1 Tarihler kitabında... 1 adet / defa, Eyüp kitabında.. . 14 adet/defa, Zekerya kitabında... 2 adet/defa ŞEYTAN İSMİ geçmektedir. Eski Ahit'te ŞEYTAN isminin geçtiği ifadelerin sayısı toplam 17 adet.
   
  YAHVE KERUV'ları YAKIP KÜL MÜ ETTİ? yoksa; TAHTINI KERUV'arın ARASINA MI KURDU? ÖRNEKLERİ İÇİN "KERUV" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  İSRAİL TANRI'sını HARACA KESEN, FİDYE&RÜŞVET ALMADAN MISIR'daki İSRAİL'lileri, YAHVE'ye VERMEYEN "ÇÖLLÜ AZAZEL" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  ŞEYTANIN isminin kötülükle anılmasından kim rahatsız olabilir? Hatta İSMİN kötülükle eşleştiğini bildiği için, tekrarlanmasını yasaklayan kim olabilir? Kötülükle özdeşleşmiş bir İSMİ, inanç kitaplarında yada ibadetlerde geçmesinden kim rahatsızlık duyabilir?

Bu ve buna benzer nedenlerden dolayı, Yahudiler Sinagog'lar da yada başka yerlerde yaptıkları ibadetlerinde ŞEYTANA LANET okuyamıyor olmalılar. Çünkü kitaplarında, Şeytan ismi TEKİL SAYILABİLECEK kadar az geçmekte, onların hepside ŞEYTANI masum saygın bir yapı içinde sunmakta. Bu durumda o kitaba bağlı olanlar nasıl olurda ŞEYTANA lanet okuyabilirler. Nasıl olurda ŞEYTAN'dan, onun vesveselerinden, tuzaklarından korunmak için dua edip yalvarabilirler. Tipik SELENA dizisindeki ŞEYTAN tiplemesi için de, Ahit'teki yerini almış olan ŞEYTANA ancak övgülerini iletebilirler.

Zekerya.........3:1 RAB, MELEĞİNİN önünde duran Başkâhin Yeşuyu ve onu suçlamak için SAĞINDA DURAN Şeytanı bana GÖSTERDİ
1 Petrus........3/22 Göğe çıkmış olan Mesih, Tanrı'nın sağındadır. Melekler, yetkiler ve güçler O'na bağlı kılınmıştır.
Eyüp.............1:6 Bir gün İLAHİ VARLIKLAR RABbin HUZURUNA ÇIKMAK için geldiklerinde, ŞEYTAN da ONLARLA GELDİ.
Eyup.............1:7 Rab ŞEYTAN'a, "Nereden geliyorsun?" dedi. ŞEYTAN, "Dünyada gezip dolaşmaktan" diye yanıt verdi.
Job...............1:6 Now it fell upon a day, that the SONS OF GOD came to present themselves before the LORD, and SATAN came also among them.
(İLAHİ VARLIKLAR DEDİKLERİ ORJİNAL DİLLERİNDE TANRININ OĞULLARI DEMEK.)
   
  MÜSLÜMANLARA, "İLAHİ VARLIKLAR" olarak sundukları "SONS OF GOD" KABULLERİNİN İŞLENDİĞİ "TANRININ OĞULLARI"sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Tanrıları, gücünü ispatlayabilmek için, adalelerinin büyüklüğünü tasavvur ettirebilmek için; bilmem kaç başlı LİVYATAN'ı nasıl yendiğini ballandıra ballandıra anlattığı, EYÜP kitabında bile ŞEYTAN, TANRININ OĞULLARIYLA birilkte gidip İSRAİL TANRISIYLA toplantılar yapabiliyor.

Demek ki İSRAİL TANRISI NEZDİNDE ŞEYTAN, YENİLECEK, TESİRSİZ HALE GETİRİLECEK BİR DÜŞMAN OLMAKTAN ZİYADE; BİR MÜTTEFİK, BİR DOST, BİR İTTİFAK ÜYESİ, BİRLİK YÖNETİCİSİ, BİR VAHDET-İ VÜCUD PARÇASI. ÖZETLE: AYNADAKİ YANSIMA.

ŞEYTANI "BEN YARATTIM" DİYEN VAR MI? YOK.
ŞEYTANA ÖLÜMSÜZLÜK VEREN VAR MI? YOK
ÖLÜMSÜZLÜK SÖZÜ ALAN KİM? KAYİN
BU DURUMDA ŞEYTAN KİM? KAYİN KİM?

Kayin'in bu davranışı, AHİT İNANALILARINA TANRININ KORKULACAK BİRŞEY OLMADIĞINI özetliyor. Tanrıyla, YARATANIYLA yüz yüze konuşan, yaratılmış Kayin, TANRISINA KAFA TUTARAK "ARTIK SENİ BIRAKIYORUM" diyebiliyor.

LİVYATANI, ŞEYTANDAN daha tehlikeli görüp "onu yok ettim" (yok ettim demesine inanmayın Zeburda, Davut Livyatan'lar senden yiyecek bekler" diyor) diyen,
"TANRI OLARAK KABUL EDİLENİN" YAPISI NE OLABİLİR?
GİZLEDİĞİ KİMLİĞİ NE OLABİLİR?
MASKENİN ARKASINDAN ÇIKACAK OLAN NE OLABİLİR?.
GİZLİYİ ORTAYA ÇIKARTTIKLARINDA KARŞIMIZA KOYACAKLARI KİM OLABİLİR?

İlk yaratılanın, ilk oğlu yüz yüze geldiği Tanrıya bunu derse, şimdiki suyunun suyu olan oğullar, elbette PARANIN ÜZERİNE MISIR TANRISI HORUS'UN SEMBOLÜNÜ DE KOYAR, HERŞEYİ GÖREN GÖZÜNÜ DE KOYAR, altınada "BİZ TANRIYA İNANIRIZI DA" yazar.
   
 
   
  "NASA ile 25. SANAL MİSYONERLİK" KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "NASA HARİTALARI 25.KARE MİSYONERLİĞİ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  TANRI diye CİN'lerle kurdukları ittifaklara İNSANLARI taptıranların, TANRININ OĞLU inançları olabilir mi? "KUZU KİM & KÖPECİK KİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  "HARİTALARLA 25. SANAL MİSYONERLİK" KONUSUNUN İŞLENDİĞİ"HARİTALAR ile 25.KARE MİSYONERLİĞİ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  "GOOGLE ile 25. SANAL MİSYONERLİK" KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "GOOGLE 25.KARE MİSYONERLİĞİ " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  ENERJİLERİNİ İSTANBUL'dan ALANLARIN RESİMLERLE GÖSTERİLDİĞİ "İSTANBUL 2010: ENERJİSİ KİMLERE?" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAYRAĞINA YAPILAN, TAHRİBATIN ÖRNEKLENDİĞİ "BAYRAK TAHRİBATI " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  BİLİNÇ ALTLARINA GÜVERCİNLE atılan, İSA SİLÜETLERİ. 25. KARE ÇALIŞMASI KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "DİYALOĞUN KUŞU" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Yalan mı söylüyorlar? Horusu Tanrı kabul edenler, asla yalan bir beyanda bulunmuş değiller. Onlara göre, Horus varlığını sürdüren Tanrı değil mi? Oğul Tanrı, Horus yada İsrail Tanrısı inancını oluşturmaları ve yaymaları arasında bir fark yok ki.

Tanrılar arasında pek fark gözetmiyorlar ama "1" DOLARIN ÜZERİNE PİRAMİTİ koymakla da ,TANRILARDAN / İÇİNİZDEN SADECE BİRİNİZE İNANIYORUZ demiş oluyorlar. Sanki; "BİR'lik" olmak gerekir, "OĞUL TANRI + İSRAİL TANRISI diye ayrılığa gerek yok, hepimiz bir fidanın Ahitler açan dallarıyız, artık "BİR" olalım, "BİR'i" oluşturalım, "Varlık BİR'liğini" sağlayalım" çağrıları / ilanları yapmışlar. (Kağıt 1 Doların en küçük para birimi olması, herkezin sahip olabileceği en küçük kağıt para birimi olmasıda göz ardı edilmemeli.)

"Hıristiyanız" diyenlerin bir çoğuda, farkında olmadan TABAN KAYDIRMA HAREKETİNE maruz kalmış durumda.Tanrıları çoktan değişmiş halde. Sanal vaadler peşinde olanları ilgilendiren, sadece kurtuluş hayalleri olduğundan, değişiklik / taban kayması pekte önem arzetmiyor olmalı. Onlar yine OĞUL TANRI diye tapınmalarını yapıyor, Papa ve din önderleri "biz Oğul tanrının yeryüzü temsilcileriyiz" diyorlar ya! onları bağlayan bu sonuç bildirimleri.

Zaten "din" diye içinde bulundukları inanç sistemi, "gördüm" diyenlerin mektuplarına dayanarak kurulmuş değil mi? Ne farkeder, önemli olan kalçası üzerinde "RABLERİN RABBİ, KRALLARIN KRALI" yazılı birinin, BEYAZ ATIYLA gelip kurtaracak olması. Dinlerinin hangi aşamalar içinde olduğunun farkında değiller ki.

Pür dikkat vaktinin yaklaştığını artan dozda işleyen din adamları dinleniyor. Şunun şurasında "KURTARILMAYA ne kaldı? Bu atmosfer içindeki topluluk, üstelik çelişkilerle dolu, her türlü yorumu ortaya koymaya olanak veren kitaplara dayanarak, dininin nerelere sevkediliyor nasıl olduğunu bilebilsin? Kitaplarında vaadden başka birşey yokki. Kitaplarının ana adı, Tanrıyla yapılan antlaşma, dine mensup olanlar içinse MÜJDE. Bütün umutları Doğudan doğacak ışıkla Kudüs'e Eşek sırtında girecek adamda.

Tıpkı; Mısır dinlerinden aldıkları her motifi, Babil'den edindikleri din motifleriyle harmanlayarak, "işte bu Tanrıdan gelen din" diye nasıl sununup kabul ettirdilerse, bu oluşumun nihayetinde de "işte dinimiz bu" diye ortaya çıkamayacaklar, "ZATEN DİNİMİZ BUYDU" diyecekler. "ZATEN DİNİMİZ BUYDU" safhasında çok ilerlemiş olmalılar.

Özellikle 11 Eylül olayları ile işlenen, Terörist Müslümanlar olgusu, AHİT ehlinde "en iyi din bizimki!! inancını" "DOGMA" seviyesine getirdi. Geçtikleri yerdeki kanlı ayak izlerine ve ellerindeki kanlara bakmadan. Tu-kaka ilan edilenler sayesinde iç temizleme seanslarıyla kendilerini birden bire bulutar üzerinde hissediverdiler.

Bu hissettirme de, Müslüman din önderlerinin de hakkını yememek lazım. İşte bir örnek. "Yanlış anlaşılma için" yanlış okumadınız, yanlış anlaşılma için dilenen özür. Kimden Atları Enginzasyonlarda milyonlarca insanı çatır çatır yakmış olanların zihniyet torunlarından. Tıpkı, Kurşunla vurulan insanın, "önünde durduğum için senden özür dilerim, kurşun kardeş" demesi gibi birşey.
   
  F. GÜLEN'İN PAPA'YA YAZDIĞI MEKTUPTAKİ "YANLIŞ ANLAŞILAN MÜSLÜMANLAR" KONUSUNUN İŞLENDİĞİ SAYFAYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
 

Tanrı Yahve konusuna, yani Yahudi cenahına gelince o iş kolay. Ataları Tanrı değiştirme operasyonlarını, din değiştirme etapları gibi defalarca yapmamışlar mı? Elohim >> Yahve >> İsrail Tanrısı >> Kahinler >> Meclisler >> Oğul Tanrı (Hıristiyanlığın kurucuları ve kitaplarını yazanların hepsi, İsrailin Tanrısına şükredecek kadar YAHUDİLİK dinine ve Yahveye bağlı değiller miydi. Ne yani' bir gün sabah Güneş doğduğunda, SELAM SANA IŞIĞINA GARK OLUP YAHVE'ye "tak sepeti koluna herkez kendi yoluna mı" dediler? Yahve diye bir Tanrı yokmuş OĞUL TANRI varmış mı dediler? Eski Tanrı Öldü Yaşasın yeni Tanrı mı dediler? Hiçte öyle dememişler. Hepsi İsrail Tanrısına bağlı kalmışlar. Ömürleri Havralarda Nihayet bulmuş. Her biri İsrail Tanrısına yalvarmış, ona sunular sunmuş, İSA'larının anneleride dahil bu yapılan tapınmalara. Oğlunu Yahudi gelenelerine göre gömmüş, Sept günü dinlenmiş. İSA'ları da dahil bu tapınmalarına. İsa'nın "babam" diye Havralar'da yalvardığı kim? Babamın evindeydim dediği kim? Ya İsrail Tanrısının var olduğunu kabul edecekler --onların Tanrı anlayışına göre.--- ama biz Oğul Tanrıya tapıyoruz diyecekler, Bu durumda resmen birden fazla Tanrı olduğunu kabul etmiş olurlar. Yada "OĞUL TANRI, İsrail Tanrısının ta kendisi" diyecekler. Aksi durumda İSA, İsrail Tanrısının oğlu olur. SİT / SETH soyundan gelen TANRININ OĞULLARINDAN biri olur. Bu durumda da Hırıstiyanlar, "Baba Tanrı" dediklerinde, ona yalvardıklarında SEVMEDİKLERİ, FIRINLARDA YAKTIKLARI İsraillilerin, İsrail Tanrısına yalvarmış olurlar. Oğlu Tanrılarının sağında oturduğu, Oğul Tanrılarının KURTARICI olabilmesi için İZNİNİ beklediği, BABA TANRI konumunda olur.) geçişleri nasıl yapıldı ve hala mensuplarının / tabii olanlarının, hiç bunu sorgulamadan DOGMA olarak kabul edip yollarına devam ediyorlarsa, Din önderleri de sorgulamaları ayinler, seronomiler, kutsamalar, rivayetler, bayramlar, vaftizler, mucize hikayeleri, ritüeller, görkemli yapılar, tablolar, Aziz Azize ilanları, müzikler, ilahilerle kim vurduya getirdiyse, YENİ TANRI ANLAYIŞINI DA kolayca hallederler.

KİTAPLARI İMANİ HİÇ BİRŞEY BARINDIMADIĞI ve SADECE VAADLERE DAYANDIĞI için, YENİ TANRI KABUL geçişinden hiç birşey anlamayacaklardır.
TEK İLAH İMANIN olmadığı, "TANRI İSTEDİ Kİ, TANRI PİŞMAN OLDU Kİ, TANRI UNUTTU Kİ, TANRI ANIMSADI Kİ, TANRI DEMEMİŞTİ Kİ, TANRI SORDU Kİ" üzerine kurulmuş çelişkiler ve birbirlerini yalanlayan ifadelerin olduğu kitaplarda kim neyi takip etmiş olabilir. Kim nelerin sabit kalması için gayret gösterebilir? Neleri değişmez kabul edebilir?

TANRI OLGUSUNUN DAHİ EVRİMLEŞTİĞİ, SÜREKLİ YAPILANDIRILDIĞI KİTAPTA, YAZILI OLANLARIN HANGİLERİ DEĞİŞMEZ KABUL EDİLİRDE, YENİ GELECEK DOGMALARDAN KORUNULANABİLİR?

Takip etmemek, sorgulamamak onlarda diğer ek kitaplarla yasaklanmış değil mi? O kitaplarda herşey ama herşey din önderlerine bırakılmış değil mi? Yedikleri yiyacekten içtikleri suya kadar. Tanrı adına tüm kararlar DOGMA haline getirilmiş değil mi? Ana hatlar hariç, herşey sürekli değiştirilmemiş mi? Kitap kayıpları ve bulunmalarıyla, yeni kitap yazımlarıyla, 2. Musa ilanlarıyla neleri ellerinden alınmış olduğunu bilimiyorlar ki. Her verieni "DİN BUDUR" diye kabul etmişler. Ne çelişkilerine, ne akıl mantık zorlamalarına bakmışlar. Sadece birilerini önder kabul etmişler, onun dudaklarına ve parmaklarına bakmışlar.

Konsillerle, kurullarla, meclislerle, önderler kararlarlarıyla ortaya konanı sorgusuzca kabul etmişler.? Kudüs Talmud'u olmazsa, Babil Talmud'u olur. O'da olmazsa İspanya Kabalası olur anlayışıyla, sürekli önlerine "genişletilme detaylandırma" yorumları altında yenilenen, dinleri verilmiş. Bu çerceve içinde yeni Tanrı geçişleri çok sesiz ve kolayca yapılmış yada yapılıyor olmalı.

Tanrıdan bekledikleri, sonsuz Dünya yaşamı yada beyaz atıyla gelip KURTARACAK olan değil mi? Yani versiyonuda aynı şeyleri VAAD ediyor. Nerede mi? BİR DOLARIN üzerinde. "TANRI SÖZLERİMİZİ DOĞRU ÇIKARDI / TANRI YOLLARIMIZI AÇTI" demekle bunu işaret ediyorlar. TANRI'yı değil, kendilerini KARAR VERİCİ konumuna oturtanlar KARAR alıyor, TANRI olarak benimsenen de "SİZ NASIL MÜNASİP GÖRDÜNÜZSE ÖYLE OLSUN" yaklaşımıyla, YOLLARINDAKİ bazı piskolojik engelleri aşmalarına yardımcı oluyor.

Yolun YÖNÜNÜ saptayan onlar,
Yol HARİTALARINI çizen onlar,
Ekipleri örgütleyen onlar,
Finansmanını araç gereci sağlayan onlar,
Nelerin yapılmasına karar veren onlar,
Harekat planlarını yapan onlar,
Dozeri, kepçeyi kullanan operatörler onlar,
Yolda karşılaştıkları bazı engelleri "kara-basanıyla, vesvesiyle, kötü dürtüleriyle, yaydığı negatif - pozitif enerjisiyle, bilinçlere hitap ederek kaldırdı" diye teşekkür edilen (kaldırdığını sandıkları) TANRI olarak İTTİFAK KURDUKLARI olgu. Teşekkür edilenin, İMAN YOLUDUR gelin dediği bir hareket mevzubahiz mi? Kitaplarındaki emirleri uyguladık diyen var mı?

Özetle:TANRININ ÇİZDİĞİ YOLDA yani TANRININ DOSDOĞRU YOLUNDA YÜRÜYEN İNSANLAR yerine; İNSANLARIN YÖNÜNÜ TAYİN ETTİĞİ YOLDA İLERLEYEN TANRI PORTRESİ VAR

İNSANLARDAN ALDIĞI GÖREVLERİ yerine getiren, TANRI İNANCININ EMPOZE EDİLDİĞİ / KABUL GÖRDÜĞÜ BİR DİN SİSTEMİNDE, İSTENİLEN DEĞİŞİKLİKLERİN YAPILMASI çok kolay olsa gerek.

Çünkü; Tapınmalarında ritüel, seronomi değişikliği pek olmayacaktır. Sadece ibadetler ve müjdeler üzerine kurulu bir din sistemide mevcut olan üzerine işlemeler yaldızlamalar yapıacaktır.

Örneğin: "Tanrı algısı kıvamında" yeni odaklar / kuvvetler ilan edersin, üstüne bolcada Tanrının oğullarını da ilave edersin. İş oldukca karışır içinden çıkılmaz hale gelince de, yeni kitaplar, yeni açılımlarla geçişi ereyağından kıl çeker gibi hallediverirsin. Bunları nereden çıkarıyorum? Elbetteki kitapları içindeki, TANRI, DİN ve İNANÇ SİSTEMLERİNİ kendi amaçları doğrultusunda olgunlaştırmalardan çıkarıyorum.

Kafalar iyice karışmış iş çıkılamaz hale geldiğinde herkez ağızdan çıkacak sözlere, hedef gösterecek parmakları merakla bekliyor olacaktır.
2. Tapınak yapımı sırasında yani Babil sürgün dönüşünde, Kudüs'te ki mücadeleyi sürgüne gitmeyenler yada Samiriler kazansaydı / Kral torpili ters tarafa işleseydi, bugün Yahudiler ve Hıristiyanlar HER HARFİ TANRIDAN" kabullü başka AHİT KİTAPLAR okuyor ve ona göre tapınmalarını yapıyor olacaktı. Şükürler olsun Tanrımıza bize DOĞRU OLANI verdi, DOĞRU YOLUNDAN ayırmadı diyeceklerdi. Samilerin kendisini dışalayıp, Put yapımcılığını Harun üzerine alarak, onların ilimi yaklaşımlarının, Putculuk yapımındaki ilim seviyelerini kendilerine maletmiş olmaları, kaybedilen ve değiştirilen çok şeylerin olduğunu ispatlamıyor mu?

Samiri, İmani değerleri Dünya yaşamıyla değiştirmiş, verilen ilmi sapkınlıkları için kullanmaya kalkmış PUT'lar yapan ve insanları ona tapınmaya çağıran sapkın bir insan. Bu nedenle kaybedilenler çokta iyi şeyler olmamalı. Ama Samirinin PUT'culuğunu Peygamberleri Harun'a atfedecek kadar, gönüllerine BUZAĞI içirilmiş olanlar, PUT'lardan ayrılamayanlar KÖTÜ BİRÇOK DEĞİŞİMİ DAHA GERÇEKLEŞTİRMİŞ olmalılar.

Tanrı elçisinin "PUT YAPMASINI BİLİYOR" olmasını yani "PUT'cu" olmasını ve "TANRINIZ / RABBİNİZ bu" diye çağırıyor olmasını hiç sorgusuz kabul edenler / sorgulama gereği duymayanlar, elbette yapılan diğer değişimleride UMURSAMADAN, "HER HARFİ TANRIDAN" dedikleri KİTAPLARINA sımsıkı sarılırlar.

Bugünküler de dahil herkez dudaklar arasından çıkan sözlere ve kalkan parmaklara göre hareket etmiş ve ediyor değil mi? Kabul edenler o günlerde kazanılan mücadelenin sevincini yaşarken, kaybetmiş olduklarının neler olduğunu düşünüyorlar mıyki; bundan sonra dudaklardan çıkan sözlere ve kalkan parmaklarla işaret edilen değişimlerin neler olduğunu, bu değişimlerle nelerin sahipleri olduğunu sorgulasınlar?

Boru değil ki bu. Herkez kurtuluşunu din önderlerinin iki dudağının arasına ve kalkacak olan parmaklarına bağlamış.Yapılacak değişimler için Kitaplarında delil de oldukca fazla işte bir tanesi . ÖNCE ÖYLEYDİM, ŞİMDİ BÖYLEYİM. YARIN? "Olurya biriyle güreş tutar, biriyle yarışır, birini sever İSRAİL'İN TANRISI olan ismimi, ......... TANRISI olarak değiştiri veririm. "Onlara öyle gözüktüm ama seni sevdim sanada böyle gözüküyorum" derim. "Ben Tanrı değil miyim? Beni Tanrı olarak atamadınız mı? O halde kutsal metin yazarlarının öngörülerine göre dilediğimi yaparım"

Mısırdan Çıkış...6:3 “Ben Yahve'yim. İbrahim'e, İshak'a ve Yakup'a El Shaddai olarak göründüm, ama onlara kendimi Yahve adıyla tanıtmadım.”

Değişiklik olduktan sonra YAHUDİLER YAHUDİLİĞİ, HIRİSTİYANLAR HIRİSTİYANLIKLARINI MI bırakacak? Yok canım. "Tanrımızın mucizesi VAAD ETTİĞİ GÜNLER yaklaştığını bizlere belli ediyor, bizleri KURTARIŞA hazırlanıyor" gibi bir yığın dudaklar arasından çıkan zırva sözlerle, KANDIRMAYA HAZIR TUTTUKLARI gönüllerini ikna ediverecekler.

İşte inançların nasıl değiştiğini kendileri izah ediyorlar. Yukarıdaki ifadeden hareketle, TEKAMÜLÜN TAMAMLANMASI GEREĞİNDEN DOLAYI; Tanrımız kendisini İSRAİL TANRISI olarak tanıtmışmış, şimdi GERÇEK KİMLİĞİNİ ortaya koydu derler ve olur biter. Nasıl olsa sorgulayanları yok. Sorgulayanlarıysa Tanrıyla neredeyse ilişkilerini kesmiş, yeni arayışlara yönelmiş, yeni inançlara doğru yelken açmış durumda olmalılar.

   
  YAHVE KİM?.. İSA'nın "BABAM" DEDİĞİ YAHVE'ye NE OLDU? KONULARININ İŞLENDİĞİ "İSA YAHVE Mİ? " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   

"TANRI SÖZLERİMİZİ GERÇEKLEŞTİRDİ" demekle de, aslında yapılan eylemlerin, yol haritalarında kat ettikleri etapların, Tanrı emrini yerine getirmekle alakası olmadığını vurgulamış oluyorlar. Yani gerçekleştirilen tüm olayların, TANRI OLGUSUNUN KİTAPLARINDA VAAD ETTİĞİ SÖZLERİ içermediğini, NET BİR BİÇİMDE ortaya koymuş oluyorlar.

"Tanrımız VAADLERİNİ gerçekleştirdi, bizleri yarı yolda bırakmadı" demiyorlar.
"TANRI BİZİM VERDİĞİMİZ SÖZLERİ GERÇEKLEŞTİRDİ" diyorlar.
Özetle; "TANRININ DÜŞÜNEN ve KARA VEREN MEKANİZMASI BİZİZ" diyorlar.
"BİZ KARAR VERİYORUZ, BİZ UYGULUYORUZ diyorlar.
Yapılanların hiç biri TANRI VAADİ değil, BİZİM SÖZ VERDİKLERİMİZİ yerine getirmek için YAPILAN ALTYAPI çalıştırmalarıdır diyorlar.
"Tanrı olarak benimsenenin öngördüğü, emrettiği değil, "VAADLERLE verdiğimiz sözler doğrultusunda YAPILMASI GEREKENLERDİR" diyorlar.

Neden? TANRI EMRİ OLMADIĞI vurgusunu BASTIRARAK yapan;
"TANRI SÖZLERİMİZİ GERÇEKLEŞTİRMEMİZİ SAĞLADI" sözü kullanılmışta,
"TANRIMIZ SÖZLERİNİ BİRER BİRER YERİNE GETİRİYOR" sözü kullanılmamış olabilir? Kitapları baştan aşağıya VAADLER ve MÜJDELERLE dolu değil mi?

Ayak bastıkları heryeri Tanrıları vaad etmemiş miydi? Bütün ulusları dize getireceğim dememiş miydi? Ülkelerin isimlerini sayarak hepsini yok edeceğim, onları DEMİR ÇOMAKLARLA yöneteceksiniz dememiş miydi? Çömlekler gibi parçalayacaksınız dememiş miydi? Babil ve Mısır için yapacaklarını bir bir sıralamamış mıydı?

O halde; bugun dün ve bugün yaptıklarını, "TANRIMIZ VAADLERİNİ YERİNE GETİRİYOR" yerine, tüm KARAR VERİCİLİĞİ kendilerine malederek, "TANRI SÖZÜMÜZÜ TUTMAMIZI SAĞLADI" neden diyorlar.

SÖZLERİ VEREN KİM? VAADLERDE BULUNAN KİM?
VAADLERE ve SÖZLERE KARIŞMAYIP sadece YOLLARI AÇMAKLA GÖREVLİ OLAN kim?
Bir operasyon bittikten sonra, arkasından gelecek EYLEMİ MERAK EDEN kim? Etapları BAŞLATARAK TANRININ MERAKINI GİDERECEK OLAN kim?

Tanrının değilde, neden? kendi sözlerinin gerçekleştiğini söylemiş olabilirler? Nedeni gayet basit. Paranın üzerindeki TANRI İLTİFATININ KİME yapıldığına, TANRI BAĞLILIKLARININ KİME yöneltildiğine bakın. Kitabı ve söylenmiş bir sözü olmayan HORUS. Bu durumda nasıl olurda "TANRIMIZ VAADLERİNİ YERİNE GETİRİYOR" diyebilirler?


 
  horus gözü oval ofis
   
  Ester bölümündeki YAHUDİLİK MANİFESTOSU uyarınca, Tanrı adına kara verip uygulayan ve sonucu gönlü kalmasın, kutsama bozulmasın, Tanrı maskesi suratımızda kalsın geleneği uyarınca "TANRI SÖZLERİMİZİ GERÇEKLEŞTİRDİ" diye bildirimde bulunuyorlar. Bildirimlerini de sözleriyle değilde bil-boardlarda aşkını ilan eden sevgililer gibi, en değer verdikleri şey üzerine, (yemin sayılsın diye) cümle-aleme gösterme adına PARA üzerine işlemişler.

ESTER MANİFESTOSUNDA da; yapılan eylemler Tanrı işin içine katılmadan gerçekleştiriliyor.
ESTER MANİFESTOSUNDA da; ilk kez YAHUDİ ismi anılıyor. Para üzerinde yeni Tanrı ilanı gibi. "YAHUDİLİK ZİHNİYET" DOKTRİNİNİN temelleri ilk kez Ester'de atılmış
ESTER MANİFESTOSUNDA da; ik kez TANRIYA bağlanmayan bir BAYRAM ilanı yapılıyor. Katliam yapmaları şerefine çok eğlendikleri PURİM BAYRAMLARI.
ESTER MANİFESTOSUNDA da; arkada olan gözükmeyen güç ilanı satır aralarında yapılıyor.
ESTER MANİFESTOSUNDA da; ilk kez TANRI ADINA KARAR VEREN ve UYGULAYAN MEKANİZMA "biziz" deniliyor.
ESTER MANİFESTOSUNDA da; ilk kez Tanrı olgusunun DÜŞENEN KARAR veren PARÇASIYIZ deniliyor ve ORTAYA UYGULAMALI OLARAK koyuluyor.
ESTER MANİFESTOSUNDA da; KATLİAMIN PLANLARIYLA, o günkü ölçekte DÜNYA'yı KÖLELEŞTİRME ve ele geçirme ORGANİZASYONU DİN MASKESİ altında yapılıyor
ESTER MANİFESTOSUNDA da; ALTIN DÖNEMLER için KATLİAMDA OLSA, KARARLARI KENDİ BAŞLARINA vermiş olduklarını üzerine basarak anlatıyorlar.

Peki bu para üzerine işlenmiş olanlar?
Peki para üzerine bu tür işlemeleri, bu tür beyanları neden yapma gereği duymuş olabilirler? Daha ikiz kuleler vurulmadan (kuleler yapıldıktan sonra / yapıldığı yıllarda) bu tasvirler Para üzerine neden yapılmıştı?

Büyük PURİMLERİ için kuralar çekilme eylemlerini ne zaman yaptılarda, Paralarının üzerine "PANİK YAPMAYIN HERŞEY KONTROLÜMÜZ ALTINDA" fermanı sayılabilecek bu tür işaret ve sembolleri koydular?

   
  11 eylül al kaide ve patron ABD
   
  Paralarında ki işaretlerin varlığı ve ortaya sürülüşü bile; onların Yahudilik Manifestosu dediğimiz, Tanrı isminin hiç anılmadığı Ester bölümünde katliamla biten olayların Mordekay tarafından planlandığını ortaya koyar. Tüm komploların, saldırıların ve karşı saldırı hazırlıklarının, Mordekay tarafından tohumlandığını, mayalandırıldığını ve nihayetinde AMALEK katliamın gerçekleştirildiğini İSPATLAR.

Yazıda işlendiği gibi, AMALEK KATLİAMINI temelden başlayarak organize ettiklerini, vezir atatdırdıklarını, siyasal mevkiler tevdii ettiklerini, şımartarak azdırdıklarını, entrikalar düzenlediklerini, kötü dürtüler saldıklarını, sanal düşmanlıklar oluşturduklarını ve YAHUDİLİĞİN KÖKÜNÜ kurutma emrinin verildiği, 1. FERMANIN DA YAZDIRDIKLARINI ortaya koyar.
   
  Neden derseniz. 11 Eylül'le birlikte paranın üzerindeki işaretler, gizli mesajlar, semboller gündeme geldi. Çok önceden paralarının üzerine işlendiği halde kimsenin haberi yoktu. Onlarca yıldır o sembol ve işaretler orada mevcudiyetlerini korudu ama hiç kimse (bu işlerin organizsyonunu yapanlar, yerlerine geçen zihniyet torunları dışında) paranın üzerindeki "PANİKLEMEYİN" fermanı bildirisini bilmiyordu.

Kitaplarındaki bulutların arasında YAYIMI gördüğünüzde ANTLAŞMAYI anımsayın sözünede kimse mana veremiyordu? Uçağın olmadığı bir dönemde o ifadenin bir değeri olabilir mi? Sıradan söylenmiş bir sözü kehanet havasına sokan, ZİHİNLERİNDE yaşattıkları, kötü dürtülerini yatıştırmak için kullandıkları KATLİAM olgusu o ifadeleri öne çıkartıyor.O söz söylendiği için olaylar olmuyor, olaylar o söze göre yapılıyor. 11 Eylül tarihinin seçilmesindeki nedende KİTAPLARINDAKİ ifadeyi öne çıkartmak olmalı.

Yaratılış.......9:11 Sizinle antlaşmamı sürdüreceğim: Bir daha tufanla bütün canlılar yok olmayacak. Yeryüzünü yok eden tufan bir daha olmayacak.››
Yaratılış.......9:13 YAYIMI bulutlara yerleştireceğim ve bu, yeryüzüyle aramdaki antlaşmanın belirtisi olacak.
Yaratılış.......9:14 Yeryüzüne ne zaman bulut göndersem, YAYIM BULUTLARIN arasında ne zaman görünse,
Yaratılış.......9:15 sizinle ve bütün canlı varlıklarla yaptığım antlaşmayı anımsayacağım: Canlıları yok edecek bir tufan bir daha olmayacak.
Yaratılış.......9:16 Ne zaman BULUTLARDA YAY görünse, ona bakıp yeryüzünde yaşayan bütün canlılarla yaptığım sonsuza dek geçerli ANTLAŞMAYI ANIMSAYACAĞIM››

Tanrı GÖKYÜZÜNDE ne zaman bir BULUTLARIN içinde / arasında / (dumanlarda olabilir) YAY görse ANTLAŞMASINI hatırlayacakmış. 11 EYLÜL'de kanatları YAY olan UÇAKLARI o nedenle KULELERE gönderip, TANRI dediklerini kullanarak AHİT zamanının / AHİTLEŞİLEN zamanın geldiğini ilan etmiş olabilirler mi?

Mordekay'da 2. Fermanı yayınlattığın da / yayınladığında ZİHNİYET SOYDAŞLARI çok sevinmiş, şenlikler düzenlemiş ve KONTROLÜN Mordekay'da, yani KENDİLERİNDE olduğunu anlamışlar. 2. FERMANIN yayınlanmasıyla, YAHUDİLERLE aynı zihniyeti paylaşmayan insanlar, ÇOK KORKMUŞLAR ve GELECEKLERİNDEN ENDİŞE DUYMUŞLAR

Geleceklerini, MAKAMLARINI, mevkilerini, İKTİDARLARINI, işlerini GARANTİ ALTINA alabilmek için, "YAHUDİ ZİHNİYET İKİZİ" olmayı, şeklende olsa kabul etmişler. Özetle YAHUDİLEŞMİŞLER.

Onlar "Yahudilerden korkan halk Yahudi oldu" diyorlar ama Yahudiler kendi soylarından olmayanları, hatta "sizdeniz diyipte ispat edemeyenleri ve hatta yabancı kadınlarla evlenmiş olanları (özellikle o zamanlar, Aynı krallıkta baş saki olan Nehemya zamanında, Ezra zamanında) red edenler, çok farklı ırktan olanları YAHUDİ olarak kabul ederler mi? Ancak zihniyet yardımcıları olarak, şimdilik engel teşkil etmesinler, ayak altından çekilsinler, işlerimizi görsünler, yollarımızı açsınar, maşalık yapsınlar diye Yahudi oldular diyorlar.

Özete: Yüksek ideallerimize ulaşmak için "YAHUDİLEŞTİRİN" diyorlar. Eğer; gerçekten insanlar Din olarak (ırk olarak zaten olamayacakları için) YAHUDİ olmuş olsalardı, oraların şimdi Yahudi yurdu olmasıı gerekirdi.Yahudi kaynaması gerekir.Anlaşıldığı gibi,İnsanların Yahudilerden korktuğu için YAHUDİLEŞTİĞİNİ, Yahudileme dalgasının başladığını ve yayıldığını söylyorlar. "Kızım sana söylüyorum Gelinim sen anla" mizanseni içinde, Yahudileşmeyenlerin Kılıçla, Ateşle yok edildiğini ve yok edileceğini söylüyorlar. Anlayanlar kimler olduğu, sivrisineği saz olarak dinlemelerinden belli değil mi?

Paranın üzerindeki gizlenmiş ama YOL HARİTALARINA AİT DURAKLARI GÖSTEREN İŞARETLER açıklanınca, tıpkı Mordekay'ın 2. FERMAN ETKİSİNİ göstermiş. Yahudiler ve aynı yolun yolcuları olanlar arasında, olabilecek panik ve korku havası yerini "HERŞEY KONTROL ALTINDAYMIŞ" duygularının tavan yaptığı sevinçli coşkuya bırakmıştır.

Konunun dışında kalan, onlarla herhangi bir şeyi payaşmayanlar insanlar arasında ise; korku hakim olmuş, adamlarla başa çıkılamaz, her şeyleri planlı, kehanetlerle çalışıyorlar endişeleri hakim olmuş. Ciddi ciddi İlahi yardımlara mahsar oldukları havası esmeye başlamış.

Tam bu sıralarda ortalığa sıcak sıcak sürülmüş olan, DİNLERİN DİYALOĞU platformalarıyla, "AMENTÜLARIMIZ AYNI" çağrılarıda eklenince, "doğru ya! hepimiz İbrahimi dinler değil miyiz, Amentülarımız da birmiş demek ki bu adamlara da, ilahi kaynaklı sağlam kehanetler verilmiş ki, paralara da bile izleri ortaya çıktı" görüşleri oldukca güçlenmiş. ("Müslümanız" diyen cemaat liderleri, din önderleri bile; ilahi / semavi birden çok din kabulünün yanında, çok tanrı inancını da onaylamış oluyorlar. Sorun hepsi "Tevhit imanına sahibiz" derler)

Durum böyle Müslümanları ezer hal seyrederken, elbette yabancı ülkelerde insanlar "Müslümanım" tanımını bile rahatca kullanamaz hale gelmiş. Seyahatleri kısıtlanmış, potansiyel terörist damgasıyla işaret edilenlerdeN yapılmışlar.

Elbetteki gelecek korkusu yaşıyan topluluklar, onlardan olmadıkları ispatlamayabilmek inandırıcılıklarını artırabilmek, onar tarafından birazda olsa kabul görebilmek için, onlara sınırlarını açmış, sınırları aşmalarına alkış tutmuştur. Telvizyon haberleri bile; Amerikan ölülerinin sayısını verirken, kullandığı ".. sayıda Amerikalı asker HAYATINI KAYBETTİ" tanımını, işgal edilmiş, özgürlükleri ellerinden alınmış ülkenin insanları için "...sayıda ÖLDÜRÜLDÜ" diye veriyordu.

Onlardan olduğunu gösterebilme kaygusuyla bir çok Müslüman ülkesi, İşgallere göz yummakla yetinmeyip, demokrasi, özgürlük anlayışlarını ve dünya görüşlerini birden bire onların zihniyetlerine paralel hale getirivermiştir. SAROZ, EKONOMİK KRİZLER, İFLAS EDEN ÜLKELER, DEVRİLEN İKTİDARLAR, GÜRCİSTAN, KAFKAS , TURUNCU DEVRİM, YEŞİL DEVRİM, KADİFE DEVRİMİ, ELKAİDE, PAKİSTAN, AFGANİSTAN, SADDAM, SOMALİ, FİLİSTİN, MISIR, LÜBNAN, SURİYE derken merhaba Yahudileşme ZORUNLULUĞU.

"PARANIN ÜZERİNDEKİ İŞARETLERİN AÇIKLANMASI MORDEKAY'ın 2. FERMANI gibidir" dedik. Kaç tane daha FERMAN var bilinmez.
Wikileaks belgelerinin bir kısmının açıklanmasıda bu çerçevede değerlendirilmelidir. Belgelere "AFFERİN EVLAT iyi yoldasın böyle devam et" tarzında yada ÇALIŞKAN ÖĞRENCİ KURDELESİ babında bakılmalıdır. FERMAN özel BASKISI denilebilir.

Elbette, afferinlerin dışında, kıbraç sesiyle uyarılmakta FERMAN maddeleri içinde yerlerini almış.
Çalışmayı bırakırsan, "bak başına neler gelir" uyarılarının olmasının yanısıra;
Yolda giderken gözlerini sağa sola kaydıranları uyarmak,
İnatcılık ederek tempoyu bozan yük hayvanlarını uyarmak,
AV köpeklerine hedefleri göstermek,
Çoban köpeklerine sürülerine daha dikkatli bakmasını sağlamak,
Çobanlarına da KAVALLARINI daha içten, daha ahenkli çalmalarını tavsiye etmek,
Yahudileşme zihniyetinden ödün vermeye kalkanlara, "daha bunun arkası var" diye çeki düzen vermek,
Kendilerine katılmada ADPTASYON SORUNU YAŞAYANLARI reabilite etmek,
Başlarını, gözlerini onlardan ayırmayanlara "sakin olun KONTROL BİZDE" mesajlarını iletmek için yayınlanmış olmalı

Paraların üzerindeki sembollerin açıklanması için; neden 11 Eylül Terör saldırıların düzenlenmesi beklendi?
Semboller, o güne kadar neden açıklanmadı da, birden bire ortalığa saçılıverdi? Eğer onların dışında birileri PARANIN ÜZERİNDEKİ işaretleri ve sembolleri bilmiş olsaydı, çok önceleri en azından SIRF NAM OLSUN diye açıklardı. Para üzerindeki açıklamaların, OLAY ORGANİZATÖRLERİ TARAFINDAN AÇIKLANDIĞI gün gibi ortada.

Hemde öyle bir ortadaki, daha önceden bilinmesi imkansız olayın oyun olarak 7 sene öncesinden (dinsel gün etapları olan 1 GÜN Ay takvimiyle Yedi seneye tekabül ediyor. 1 gün = 84 Ay = 2520 gün) oyun kartları üzerinde yerini almış. Üstelik 1994 yılının en iyi oyunu da seçilmiş.
   
  YAHUDİ AY TAKVİMİ ve GÜNEŞ TAKVİMİNE UYARLANMASI, 19 YILLIK PERYOTLARIN İŞLENDİĞİ "YAHUDİ TAKVİMİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Böylece; Yeni Dünya Düzeninin FERMANLARINDAN biride, O KAĞITLAR ÜZERİNDE yayınlanmış. Ferman olduğu MUHATAPLARINCA anlaşılsın, HERKEZİN DİLİNDE ve ÖZEL İŞARETLERİYLE yazılmış olan FERMAN ilgililerince mutlaka ama mutlaka duyulsun ve okunulsun diye de, DAVUL-ZURNA babında oyuna ÖDÜLLE de eşlik edilmiş.

İşte kitaplarından eylemin ne kadar kendilerinden olduğunu gösteren ifade.
Yaratılış.......9:11 Sizinle antlaşmamı sürdüreceğim: Bir daha tufanla bütün canlılar yok olmayacak. Yeryüzünü yok eden tufan bir daha olmayacak.››

Tanrı GÖKYÜZÜNDE ne zaman bir BULUTLARIN içinde / arasında / (dumanlarda olabilir) YAY görse ANTLAŞMASINI hatırlayacakmış. 11 EYLÜL'de kanatları YAY olan UÇAKLARI o nedenle KULELERE gönderip, TANRI dediklerini kullanarak AHİT zamanının / AHİTLEŞİLEN zamanın geldiğini ilan etmiş olabilirler mi?

Yaratılış.......9:13 YAYIMI bulutlara yerleştireceğim ve bu, yeryüzüyle aramdaki antlaşmanın belirtisi olacak.
Yaratılış.......9:14 Yeryüzüne ne zaman bulut göndersem, YAYIM BULUTLARIN arasında ne zaman görünse,
Yaratılış.......9:15 sizinle ve bütün canlı varlıklarla yaptığım antlaşmayı anımsayacağım: Canlıları yok edecek bir tufan bir daha olmayacak.
Yaratılış.......9:16 Ne zaman BULUTLARDA YAY görünse, ona bakıp yeryüzünde yaşayan bütün canlılarla yaptığım sonsuza dek geçerli ANTLAŞMAYI ANIMSAYACAĞIM››

   
  Mantık, Ester kitabında senaryolaştırılan organizasyona aynı. Ester Kitabında ilan edilen YAHUDİLİK MANİFESTOSUNUN bu yüzyılda ki uygulaması. Özel dillerde ve özel işaretlerle Ferman yayınlamak Ester ve Mordekay operasyonunda da mevcut. Ester bölümünde yapılan katliamlar da, 11 eylül olayları da MANİFESTOLARINDAN nalaşıldığı gibi, Tanrıya ihtiyaç duymadan yapılmış olan OPERASYONLARDIR.

Ester PURİM katliam anlatımlarının işaretlerinden anlaşıldığı gibi, 11 Eylül sonrası PARANIN ÜZERİNDEKİ İŞARETLERDE ortaya çıkan sonuç aynı. Tanrıya ihtiyaç duymayan, Tanrı adına karar veren insanların TANRI MASKESİ kullanarak yaptıkları katliamlardır. TANRININ DÜŞÜNME KARAR VERME ORGANI GÖREVİNE, KENDİLERİNİ ATAMIŞ OLAN BUGÜNKÜ MORDEKAY ve ESTERLERDİR.

11 Eylül olaylarında Yahudi öldü ölmedi tartışmaları yada ölüp ölmemiş olması o kadar önemli değil. Sonuçta orada ölenlerin hemen hepsi Amerikan vatandaşı idi. Bu durumda sabotajı onlar nasıl yapabilir? savunmaları olayların yıllar önce planlanarak paralar üzerinde işaretmiş olmasına, olayların akışına ve sonuçlarına (kimle karlı? kimler zararlı? Gelinen nokta kimlerin yol haritasıyla bire bir örtüşüyor?) bakıldığında bu iddianın havada kaldığı görülüyor.

Tanrılarının öfkesinin giderilmesi için Ana, Baba, Oğul, komşu, akraba, çoluk, çocuk demeden öldür emri verenlerin, emir sonrası binlerce kişinin kılıçtan geçirilmesini Tanrı emri olarak kitaplara almışsa / Tanrının öfkesinin geçmesi için gerekli olduğunu Kitaplarına almışsa; katilleri de Tanrı emrini yerine getirenler olarak tanıtmışsa, bu tür eylemlere TANRI RUHSATI sağlanmış demektir.

Ruhsat veren kitapları "DİN kitapları" olarak kabul eden ve o olaylardan gururla bahsedenler, gönüllerini bu tür emirlere alıştırmış olanlar, elbette kendinden olan ama hiç tanımadıkları insanların ölmesinden de fazla bir yeis duymazlar. Anmadan anmaya, içlerine sokulmuş kötü dürtülerini mayalandırmak, beslemek için mumlar yakarak, platformlar oluşturarak, dernekler kurarak simsarlık yaşamlarına devam ederler.
   
  H.DİNK'in ÖLÜMÜ ÜZERİNE KURULAN "TÜRKİYE DÜŞMANLIĞININ" İŞLENDİĞİ "H.DİNK'in SİMSAR ARKADAŞLARI" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Kitapları onlara kendilerinden olanlarıda öldürme ruhsatını veriyor. Tanrılarının yada yeni versiyonun öfkesini dindirebilmek için içlerinden bazılarının ölmesinde bir sakınca görmemmiş olabilirler.
Mısırdan Çıkış.....32/27 Musa şöyle dedi: "İsrail'in Tanrısı RAB diyor ki:, ‹Herkes KILICINI kuşansın. ORDUGAHTA kapı kapı dolaşarak KARDEŞİNİ, KOMŞUSUNU, YAKININI öldürsün.› ››
Mısırdan Çıkış........32/28 LEVİLİLER Musa'nın buyruğunu yerine getirdiler. O gün HALKTAN ÜÇ BİNE yakın adam öldürüldü.

Paranın üzerinde uçaklar, kuleler vardı da neden bugüne kadar kimsenin haberi olmadı. Birden bire yanan kuleler, uçan uçaklar, Pentagonlar ortaya çıkıverdi?
   
 
   
  Paralarının üzerine herşeyi gören Horus Tanrısının gözünü koyupta, yanına "BİZ TANRIYA İNANIRIZ" diyenler elbette tanrılarına olan bağlılıklarını, aşklarını, saf imanlarını sadece paraları üzerinde göstermekle yetinmezler. Dağlara taşlara her yerlere yazmalılar ki, canlı cansız herşey TANIKLIK etsin. Tanrıları kıskanmasın, aldatılıyor muyum diye vesveseye kapılmasın, başka Tanrılara taşlar dikiyorla mı diye içi darlanmasın, ağaçların altında başka tanrılara sunular mı sunuyorlar diye kuşkulara düşmesin, yapılanlar başka Tanrıların Putları olabili mi diye tasalanmasın, Beni de bırakırlar mı diye kaygılanmasın, mutlu olsun.

Yoksa koca koca adamlar neden resimlerle ve sembollerle uğraşsınlar? Neden boş yere zaman ve para harcasınlar? Neden sosyal faaliyet dernekleri adı altında kulüpler dernekler kursunlar, Neden Tapınma amaçlı ayinler düzenlesinler, Neden belli aralıkla bir takım ritüelleri yerine getireceğiz diye uğraşsınlar?

İşleri güçleri yokmu da, böyle çocukca işaretlemelerle "aldım-verdim" oynuyorlar? Koca koca adamlar, DAMDAKİ BACALAR olmadığına göre, kendilerince çok önemli sebepleri olmalı.

İlahi vahiylerle hiç işleri olmadığına göre, İnsani amaçlar en sonlarda yer aldığına göre, hatta bazı insani amaçların gerçekleşmesi için bazı insanların yok edilmesini teşvik ettiklerine göre; bu durumda davranışlarını önemli kılan ne olabilir? Onlar için bu kadar önem arzeden vak'ayı elbette her yere işleyip belli etmeleri gerekir. Ağaçlı yolda ilerleyen Köpeğin yada av bölgesini işaretleyen hayvanların davranışları içinde, işaretlemelerini yerine getirmişler. Bir bakıma kutsamışlar. Her biri Tanrı adına karar verici değil mi?

Kutsama , tılsım adı herneyse artık bu işaret ve heykel yapımında o kadar ileri gidenleri varki, Dünya'nın heryerine servetler harcayarak bu eylemlerini gerçekleştiriyor. Nereleri derseniz, aralarında Türkiye'nin (Elbetteki Göreme. Peri bacaları yer altı şehirleri, kaya kiliselerinin olduğu bölge civarı) aralarında bulunduğu ülkeler. Manaları nelerdir, hangi derin anlamlar içeriyor, neleri işaret ediyor elbette bilinmiyor. Heykel yapılan koordinatlaı, Sanal 25. kare uzmanı GOOGLE EHART haritaları üzerinde işaretledi. Sonrasında kesilip biçilen haritalarla, doğruluğu belli (kesin) olmayan ama o düzeyde amaçlara hizmet ettiği sonucuna vardırabilecek görüntüler ortaya koyuldu.
   
  DÜNYA'nın MUHTELİF YERLERİNE YAPILAN ve UZAY HEYKELLERİ'nin İNCELENDİĞİ "KUTSAYAN UZAY HEYKELLERİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Kendilerine edindikleri görev nedeniyle; tamamen teslim olduklarını, adandıklarını, yurdunu yerini, konutunun adresini gösterebilmek için TANRILARI gören gözü KONGRELERİNE bile işlemişler. Kongre'nin de, görüntülü olarak Tanrılarının beğenisine GÜNDÜZ GÖZÜYLE sunmuşlar.. Önceleri YERUŞALİM bağlantılı çıkan / Sina emirli çıkan "öldür", "işgal et, soylarını kurut" emirlerinin neden ABD kongresinden çıktığını da böylece anlamış oluyoruz.

ANLIYORUZ DİYORUZ AMA YİNEDE ANLAYAMADIĞIMIZ BAZI ŞEYLERDE YOK DEĞİL. Mesela; Paranın üzerinde olan birtakım işaretler çok derin manalar içeriyor olmalı ki, anlayınıda, yorumlayanı da pek çıkmadı. Neler bu işaretler?

1- Terazi: özellikle dengede durmasından dolayı pazar terazisi değil "Adalet terazisi" olduğunu bilenleri söylüyor. Adalet tartıcısının gözleri bağlı olmasından dolayı, dengede kalan terazi "hak yemez" diyorlar. Dünya insanları ise bu konuda, uzman görüşlerine pek katılmıyorlar. Teraziyi tutanın gözlerinin bağlı olmasının, "sade Dünya vatandaşları" için daha tehlikeli olduğunu, teraziyi tuttuğu iddia edilen Yunan Tanrıçası Themis'in, sahiplerinin sesini tanıdığını ve kılıcını ona göre salladığını iddia ediyorlar. "Kanıt istiyorsanız, açın bir kanalı haberlere bakın, Açın bir haritayı dünyanın haline bakın" diyorlar. SADE DÜNYA İNSANLARINA yaranmak elbette pek mümkün değil. SEÇİLMİŞ ELİT İNSANLARDAN olsaydı bir çırpıda anlayıverecekti, harita üzerinde konumlarını değerlendirirken.

2- Anahtar: En derin manalara sahip olan, anlaşılması teraziden çok daha güç olan, iki sembolden biri. Hazine sakladılarda onun anahtarı mı? Yoksa ilk kongrelerinin kapı anahtarı mı? Yoksa; Merkez bankalarının ilk kasasını açan anahtar mı, Washington'un sembolik şehir anahtarı mı? belli değil? Anahtar olduğuna göre birde kilit olmalı? Kilit yoksa, kim ne yapsın anahtarı. Eğer anahtar bir yeri açmayacaksa neden önem arzedipte DÜNYA PARASI ÜZERİNDE yerini almış olsun?

3- Gazoz kapağı: Bunu hiç anlamak mümkün değil. Terazi > Adalet, Anahtar > Kilit, Gazoz kapağı > COLA çıkarımlarını mı yapmamamız gerekiyor? Özetle: Anahtar kullanmak, Kapıları zorlamak, kilidi aramak, gazoz kapağı açmak, teraziyle tartmak, teraziyle tartılmak, gözü bağlı adalete, teslim olmak gerçekten çok zor.

Bu kadar zorluğun arasında Kapakla, gaz yapar mı diyorlar? Kabaranın Gazı alınır mı diyorlar? Herşey bu kapağın altında mı diyorlar? Hem KÖR TARTICILI, sahibinin sesine göre hareket eden Adalet terazisi, hem her şeyi açar gözüken Anahtar ve bunları üzerinde "arma" gibi taşıyan yıldızlı-Mıldızlı gazoz kapağı. İnanın bunu Kralın tüm bilmecelerini çözen Keloğlan zekası bile açıklayamaz.

Kapak ve ABD denilince doğal olarak akla COLA şişesi geliyor.
COLA ile bir şeylerin gerçekleştirmesini mi sağlıyoruz (Standartlaştırma, Mankurtlaştırma gibi) diyorlar?
COLA kuşakları tesis edilmesi gerektiğini mi "ima" ediyorlar, COLA kapağını açın altına bakın mı diyorlar?
COLA kapağını açacak ANAHTAR ADALET TERAZİSİNDE mi diyorlar?
COLA nesli geldiğinde iş tamam mı diyorlar?
COLA kapağının altındaki anahtar adaleti açar mı diyorlar?
COLA felsefesini benimseyen bir adet anahtar elde etmiş olur mu diyorlar?
COLA kapağı ile PURİM kurası arasında pek bir fark yoktur. Uyum sağlayanlar yada sağlayamayanlar adaletimiz gereğince, kılıca teslim mi edilir diyorlar?
COLA kapağında BOŞ BULURSAN talihe söver geçersin, Purim'de BOŞ BULUNURSAN kör adalet sağlayıcısının, (teraziyi tutmadığı elindeki) adalet kılıcına mı geçersin diyorlar?
Bizdeki adalet COLA kapağının altındaki gibidir, fazla çalkalamaya gelmez etrafı batırır mı diyorlar?
Adaleti arıyorsan COLA kapağını kazıman lazım mı diyorlar?
Adaletin ANAHTARI COLA kapağının altındadır mı diyorlar?
Adaleti açan anahtar COLA'yı da açar mı diyorlar? Yoksa; COLA'yı açan anahtar Adaleti'de açar mı diyorlar?
Adaleti açan anahtar herşeyi açtığı gibi, COLA'yı da açar mı diyorlar?
Adalet herşeyin anahtarı mıdır diyorlar?
ABD, COLA kapağının altında mı diyorlar?,..vb.. Görüldüğü gibi çok derin manalar var.

İşte anlaşılması için "derin manalara gark olmak gerekli" denilen, zorlu üç sembolün para üzerindeki gösterimleri.
   
 
   
 
   
  Anlayan, anlayanlarla yeni açılımlar yapsın. Papalığın neden DOLAR üzerindeki; HORUS, GÖREN GÖZ ve ONA HİTABEN YAZILMIŞ ÖVGÜ YAZISINA İTİRAZ ETMEDİĞİ ORTADA DEĞİL Mİ?

Ahit Kitaplarının ve inanç sistemlerini Mısır kaynaklı dinler olduğu ortada değil mi? Horus'a hiç bir yerden itiraz gelmediğine göre; farklı isimlerle, "DİN SİSTEMLERİNE", TANRI OLARAK dahil edilen HORUS.
   
  MISIR'ın İNANCI İÇİNDE YER ALAN, İHTİYAÇLARINA GÖRE GÖREVLENDİRİLEN TANRILARIN LİSTELENDİĞİ "MISIR TANRILARI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Tanrılarının yeni halini ve yeni konutunu yani, 3. Tapınağının ABD' de kurulu olduğunu bilmesi gereken / anlaması gereken herkeze, çoktan ilan edilmişte, geriye biz sağır sultanların yorumlaması kalmış.

Çıkan sonuça göre:
1. etap; DİN düzenlemelerini Mısır yaşamların da yapmışlar.
2. etap; DİN düzenlemelerini Babil sürgününde yapmışlar.
3. etap; düzenlemelerini de ABD'de yapmışlar / yapmaya da devam ediyorlar. (daha İsrail 60 senelik bir ülke) Altın çağa kadar sürecek düzenlenmeler denilebilir.

Bu durumda, 3. Tapınak çoktan yapılmış ve inanılmaz mesafeler almış kat etmiş gözüküyor.. Kudüs'te ki tapınak kutsanma için, Ritüeller için, seronomiler için mutlaka olması gereken ama sadece formalite gibi gözüküyor. Ritüeller tamamlansın, tılsım bolzulmasın, kutsama devam etsin, semboller tamamlanmış olsun. Önemli olan adreslerin ve yol haritalarının ortaya koyulması değil mi?

Tapınak sahibi olmak, "YENİ DÜNYA DÜZENİNİN" yapılanmasıyla yakından ilgili olduğu aşikar. Elbette Tapınağı sembolikte olsa, Kudüse yapmak isteyeceklerdir. Eski tütsülü, buhurlu, Tanrılarıyla görüşmeli seansların olduğu şaşalı günlerine dönmek isteyeceklerdir. Kitapları da buna benzer şey söylüyor. Sadece "RAKIMLARI" farklı.

Yeşaya........2:3 Birçok halk gelecek, ‹‹Haydi, RABbin Dağına, Yakupun Tanrısının Tapınağına çıkalım›› diyecekler, ‹‹O bize kendi yolunu öğretsin, Biz de Onun yolundan gidelim.›› Çünkü YASA SİYONDAN, RABbin sözü YERUŞALİMDEN çıkacak.

Tanrı birşeyler isteyecekse taş, tuğla yığınının bitmesini NEDEN bekliyor olsun ki? Demek ki, Tapınağın yapılmak istenmesindeki amaç Tanrı haberleşmesi değil, TAPINMA RİTÜELLERİNDEN, SERONOMİLERİNDEN şu anda yapamadıklarını yapabilmek. Kitaplarına bakın TAPINAKLARI kullanımdayken neler yapılıyormuş? Şimdi kullandıkları Babil hatırası SinaGOG'ların da neleri yapabiliyorlar? Yapılmış olanlardan, yapılanları çıkartın eleşmeyenlere bakın NELERİ YAPAMADIKLARINI görün.

Elbette, sadece baş KOHEN'in girebileceği özel seans odasından, "Tanrı dediki" diye çıkan BAŞ KAHİNLER yada Tanrısıyla beraberliğe dayanamayıp -çarpılıp- ölen ve iple dışarı çekilen KOHENLER olacaktır. (300 sene içinde sane başına bir KOHEN kaybetmişler. Bu nedenle Tanrı bölmesine giren KOHENLERİN beline ip bağlıyorlarmış. Demiyorlar ki, adamlar komploya / rakip güçlerin tezgahına kurban gidiyordu da, "Tanrı çarptı" ayağıyla son yoculuğuna uğurlanıyordu. "Duydun mu? Tanrı beğenmediği bir KOHENİ daha öldürmüş. Disiplini bozanı asla affetmeyen bir Tanrımız var". Düşünsenize; halk içinde ne kadar etkili bir sahne ortaya çıkıyor ortaya. Bir taşla onlarca kuş)

Bu ve sayısız benzer nedenlerden dolayı, Kudüs'e mutlaka Tapınağı yapmak isteyeceklerdir.

12 kayıp kabile bir araya getirildiğinde, kendilerine ait Mesih (Büyük ihtimalle Ölüm tarihi olmayan Tanrı katına yükseldiği kabul edilen Tanrı katındaki kitaplardan sorumlu olan, El-Shaddai / Hanok  -Tanrının  yeryüzündeki görünümü- olarak kabul edilen Ezra / Üzeyir) geldiğinde ve TAPINAKLARI / 3. Amiktaş  yeniden yapıldığında.  Tora kitaplar grubunda MEREDİLEN ama şu anda uygulayamadıkları 613 EMRİN hepsini yerine getireceklerini söylüyorlar.

Tapınak olmadığı için  kendilerinin şu anda YARIM YAHUDİ olduklarını açıklıyorlar. "TAM YAHUDİ olabilmemiz için yapmamız gereken 613 Mitsvot'tan / emirden, sadece 369'unu gerçekleştirebiliyoruz, üstelik onlarında çoğu YASAKLARLA ilgili, yani yapmadığımız şeyler" diyorlar.

Kendilerinden olmayanları "ÖLDÜRME EMRİ" yasakların arasında olmadığından, o emre uyma gibi bir problemi de yaşamamış oluyorlar. Yani kitaplarındaki "öldürme emrine" ait uygulamaların sadece kendi içlerinde geçerli olduğunu dolaylı olarakta olsa söylüyorlar.

ÖLDÜRME, ÇALMA" gibi AHLAKİ ve İNSANİ kavramları içeren EMİRLER gibi gözükmesine aldanmamak lazım. Esasında bu "kavramlar" YASAKLARI içermesinden ziyade; o tür uygulamaların SAHA detaylarını anlatıyor.

Olacak tüm katliamlara katılanların gönül rahatlığı içinde olmalarını, kendilerini TANRININ KILICI gibi hssetmelerini sağlıyor. Tanrı vizesinin bu eylemleri gerçekleştirmekte geçerli olduğunu Tanrı ile yapılan AHİTLEŞMELERDE ruhsatlandırıldığını böylece bildirmiş oluyorlar.

Kitaplarında 10 emirden "ÖLDÜRME" sözü gerçekten kabul edilmiş olsa, KİTAPLARININ birçok yerinde "SOY KURUT, NEFES ALAN CANLILARINI YOK ET" öldür emirleri ve katliamlara ait hikayeler BALLANDIRILARAK anlatılmaz ki.

Hele hele KATLİAM / SOYKIRIM yapılan günler EN NEŞELİ BAYRAMLARI / PURİM ilan edilip hala KUTLANIR olmazki. (YASAK OLAN ŞEY için BAYRAMLAR YAPILMAZ Kİ) Birde TAM YAHUDİ OLSALAR, "VAY Kİ VAY" DÜNYA İNSANLARININ HALİNE.

 İşte size 613 Mitsvot'tan / emirden sadece 3 madde.

613 MİTSVOT ( Taryag.. Mitzvot, "613 emir") Musa'nın beş kitabı olan Eski Ahit'te emredilen kanuni, ahlaki ve ruhani uygulamalardır. Eski Ahit'te ki bu kuralları sıralandırma ve numaralandırmayı en iyi biçimde Musa / Moşe ibn Meymun (Rambam) hazırlamış. 613 Mitsvot'tan / emirden yapılması gereken bazıları.

MİSVOT 596. Tapınma EMRİ......YEDİ KENAN ulusunu YOK ET .........Kutsal kitaplarındaki kaynağı...... Yasa Kitabı / Tesniye 20:17
MİSVOT 597. Tapınma EMRİ......ONLARDAN kimseyi YAŞATMA .......Kutsal kitaplarındaki kaynağı...... Yasa Kitabı / Tesniye 20:16
MİSVOT 598. Tapınma EMRİ......AMALEK'in SOYUNU SİL ................ Kutsal kitaplarındaki kaynağı...... Yasa Kitabı / Tesniye 25:19

Yasa Kitabı....20:16 ‹‹Ancak Tanrınız RABbin miras olarak size vereceği BU HALKLARIN kentlerinde SOLUK ALAN hiçbir CANLIYI YAŞATMAYACAKSINIZ.
Yasa Kitabı....20:17 Tanrınız RABBİN SİZE BUYURDUĞU gibi, onları -HİTİT, AMOR, KENAN, PERİZ, HİV ve YEVUS HALKLARINI- tümüyle YOK EDECEKSİNİZ.

7. Ulus ismi neden yazılmamış olabilir ki? 7 ulus ismi ne zaman (-) tire İŞARETLERİNİN arasına bir eksiğiyle yazılmış olabilir? (6 adet ulus ismi var. Kenan'ı genel tanım olarak kullanmamışlar. Kenan ismi tüm soyunu kast-eder olarak kullanılmış. Bu nedenle diğer ismi yazılı ulusları, KENAN soyundan görmüyor olmalılar. Siz tanrısal ruhsatın içine kimleri dahil edebileceklerini bir düşünün)

   
  az TANRI SÖZÜ diye RUHSATLANDIRDIKLARI ama yapadıkları maddeler için UYGUN ORTAM peşinde olanların "613 ÖLDÜR ve TAPIN" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
 

Onlarda zaten bu durumu gizlemiyorlar. Tapınak yapıldığında, Bulutun Tapınak üzerinde konaklayacağını, dolaysıyla İSRAİL TANRISININ YAHUDİLERLE birlikte olduğunu CÜMLE ALEME gösterecektir diyorlar.

Zekerya........9:8 Akın eden ordulara karşı Evimin çevresinde ordugah kuracağım. Hiçbir kıyıcı Bir daha halkımın üzerinden geçmeyecek, Çünkü artık HALKIMI BEN GÖZETLİYORUM.

Tapınak yapıldığında, İnsanlar (herhalde CRO-MAGNON'ları kasdetmiyorlar) DÜNYADAKİ KUTSİYETİ, günümüzde ANLAYAMAYACAĞIMIZ, TARİF EDEMEYECEĞİMİZ bir biçimde HİSSEDECEKLERDİR diye de ekliyorlar.
"VAY Kİ VAY (x) n defa VAY Kİ VAY...." DÜNYA'nın üzerinde yer işgal eden, "CRO-MAGNON Adam'ı" sınıfında gördüklerinin haline.
"VAY Kİ VAY (x) ~ defa VAY Kİ VAY...." DÜNYA'nın üzerinde yer işgal eden, "HAYVAN'ı" sınıfında gördüklerinin haline.
"VAY Kİ VAY (x) ~ defa VAY Kİ VAY...." DÜNYA'nın üzerinde yer işgal eden, "AMALEK'i" sınıfında gördüklerinin haline.

   
  "KİTABIMIZ YALAN DOLU" yerine, İNSANLARI CRO-MANGON İLAN ETME'nin işlendiği "SEÇKİNLER & CRO-MANGON ADAMI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Tapınak yapıldığında TÜM EÇÜŞ ve BÜCÜŞLERİYLE, CİNLERİYLE, ŞEYTANLARIYLA DÜNYAYA KARABASAN olarak kaplamayı tasarlıyorlar demektir. İnsanları ZOMBİLEŞTİRMEK İSTİYORLAR DEMEKTİR.

Düşünmeyen, düşünemeyen, Düşündürülmeyen, Mankurtlaştırılmış (internetten arayıp okuyun) belli hareketleri ritmik olarak ama ezberinden içgüdüsel olarak yerine getiren, tepkileri önceden bilinen, her şeyi standartlara bağlanmış olan hayat sürdüren ama yaşamın içinde olmayan, ayakta gezinen ÖLÜLER elde etmeyi tasarlıyorlar demektir. Tapınak olmadığı için, şimdilik bunlarla idare edin dedikleri meydanda iken, yapamadıkları NELER OLABİLİR?
   
 
   
  Tanrı dedikleri olgu "BEN SADECE YAHUDİLERE AİT TANRIYIM" diyorsa ve ONLARDA TOPLUM olarak bu duruma "Evet! TANRI DEDİĞİN BÖYLE OLUR" diyorlarsa; GERÇEKTEN toplumsal olarak toptan KAFAYI SIYIRMIŞLAR demektir.

Hepsi CİN'lere (Mümin olmayan. Aynı yolun yolcusu olan. Tanrıcılık, Evliyacılık, Azizcilik, Hızırcılık, Kutsal Ruhculuk oynamayı çok seven, KENDİLERİNE ÇEŞİTLİ İSİMLER ve MAKAMLAR TEVDİ ETMİŞ OLAN Cinler.) ve onların soyundan olan ŞEYTANA, İLHAK OLMUŞ DEMEKTİR.

YERUŞALİM'in yıkılmasını "İSRAİL TANRISI emretti" diyorlar ki; "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" YOLUNDAN SAPTIKLARI ORTAYA ÇIKMASIN.
YERUŞALİM'in yıkılmasını "İSRAİL TANRISI emretti" diyorlar ki; "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a" DEĞİLDE ATANMIŞ TANRIYA BAĞLANILDIĞI ORTAYA ÇIKMASIN.
BABİL SÜRGÜNÜNÜ Atadıkları "İSRAİL TANRISI emretti" diyorlar ki;"ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" TARAFINDAN CEZALANDIRILDIKLARI ORTAYA ÇIKMASIN.
İSRAİL TANRISI bize ceza verdi diyorlar ki; "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" TARFINDAN" ON KABİLELERİNİN DAĞILTILDIĞI ORTAYA ÇIKMASIN.
YERAMYA gibi kitapları yazıp kutsallarının arasına katıyorlar ki; "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" TARAFINDAN HELAK EDİLDİKLERİ ORTAYA ÇIKMASIN.

Kitaplarında PEYGAMBERLERİ aşağılıyorlar ki "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'ın' RESÜLLERİNİN DOĞRU VE DÜRÜST OLDUKLARI ORTAYA ÇIKMASIN
Kitaplar yazıp, VAHİYLERİN ÜZERLERİNİ örtüyorlar ki; "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH''tan" GELENLERİN ELLERİNDEKİ OLMADIĞI ORTAYA ÇIKMASIN
Bu kadar yalanı peşpeşe NESİLLERDİR SÖYLÜYORLAR ki; " ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a" İMAN ETMEDİKLERİ ORTAYA ÇIKMASIN

Seçilmiş Tanrı olgusunu benimsemiş, seçilmiş İnsanlar herşeyi yaparlar. Onlar Tanrı'yı seçmişler, Tanrıda onları. "Tanrı dedi" derler DÜNYA'yı yakarlar. Bireysel olarak "Tanrı dedi" diye, çevresine zarar verenleri MECZUP" ilan edip AKIL HASTANELERİNDE MÜŞAHEDE altına alıyorlar.

Bunlar toplumsal olarak (din, dil, ırk ayrımı yapmadan, ZİHNİYET BİRLİKLERİ olarak) bu belirtileri gösteriyorlarsa yakında BAŞLARINA GELECEK, BİR MÜŞAHEDE ALTINA ALINMA OPERASYONUYLA karşı karşıya kalacak demektirler.

"Atadığımız Bizim Tanrımız bizi cezalandırdı" diyemeyecekleri MÜŞAHEDE öncesi bir müdahele.
Bizlerde inanıyorduk, bizde "ALLAH'a ibadet ediyorduk diyemeyecekleri müdahale,
Ortalıkta gelişen olayları, hareketleri "TANRIMIZ, VERDİĞİMİZ SÖZLERİ GERÇEKLEŞTİRİYOR" diyemeyecekleri bir müdahale,
"İnanıyoruz" diyerek işaret ettikleri Tanrılarına ve hedefledikleri YENİ DÜNYA DÜZENİ hamlelerine yoramayacakları bir müdahale,
Tanrımız bizleri "ALTIN ÇAĞA" sokuyor, beyaz atına binmiş, kalçasında "Kralların kralı, Rablerin rableri yazan KURTARICIMIZ gelmek üzere" diyemeyecekleri bir müdahele.
Hiçbir şeyi "HAYRA YORUN" diyemeyecekleri, bakışlarını karartan, başlarını büken, "KEŞKE" dedirten müdahale.
"KİMİN SAYICA DAHA FAZLA, KİMİN KUVVETCE DAHA GÜÇLÜ olduğunu algılatacak olan bir müdahele.
Kendilerini koruyacağına imandıkları, KUTSAL İLAN ETTİKLERİ İNANÇ KALELERİNİ, içlerinden TEVHİD İMANINA dönenlerin ELLERİNE yıktıracak bir müdahele,
"ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" imanıyla, aralarını aralayacak, farkları ortaya koyacak olan bir müdahale.

SECDELER EDECEKLERİ ve BLOKLAR HALİNDE İMAN edecekleri bir OPERASYONLA karşı karşıya, omuz omuza, atbaşı gidiyorlar.
Şeytanın gördüklerinden dolayı "BUGÜN BEN SİZDEN UZAĞIM" diyerek gerisin geriye döneceği "ZAMANIN" içinde FİNALİ OYNUYORLAR.
ZAMAN içinde geliştirdikleri teorilerinin, sanılarının, "bize göre öyledir" demelerinin ALTINDA OLANLARIN, maskelenenlerin ortaya çıkma ZAMANI gelmiş gibi yada gelmek üzere. Çünkü sapkınlık sınırlarındaki hareketlerini, KİTLESEL tabanlara yaydılar. Dünya üzerindeki, her türlü SAPKINLIĞIN SPONSORLARI konumuna geldiler.
   
  İşlerinin yolunda gitmesiyle oluştuğunu zannettikleri / Hedeflerinde aksamadan yürümelerini HAYRA YORDUKLARI:
Kehanet dedikleri tesadüflerini,
Yalancılıklarını,
Azgınlıklarını,
Gösterdikleri süslü işlerini,
Yaldızlamalarını,
Vahiy örtmelerini,
Uydurdukları ilahi sözleri,
Yazdıkları yaldızlı kitaplarını,
Komplo tezgahlarını,
Uydurdukları hazretlerini,
Kurdukları tuzaklarını,
İlan ettikleri azizlerini, vs..yardımcı dekor olarak kullandıkları;

DÜNYA SAHNESİNDEKİ TANRICILIK OYUNLARININ PERDE KAPATMA ZAMANI GELDİ.

SİHİRLERİNİ ATTILAR, İPLERİNİ YILAN SANDIRDILAR, İNSANLARI KORKUTTULAR ve ETKİSİZ HALE GETİRDİLER.

Toplumları, duvarlar arasına hapsetme, kamplara kapatma, tecrit etme Dünyada sürekli uygulanan operasyonlar ama DİN, DİL, IRK, İNANÇ, ÜLKE farkı olmadan, ZİHNİYET ORTAKLARININ MÜŞAHEDE ALTINA ALINMASI "KUL" boyutunun üzerinde olduğu muhakkak. Eğer öyle olsaydı, insanlardan bir grupta öyle hareketlenirdi. O durumdada suçlanacak bir zihniyet olmazdı. Her iki tarafta birbirleri için KÖTÜLÜK KUTPU olarak görüleceğinden, eleştiriler taraftarlıki Şovanistlik, Narsisitlik, Bencillik boyutlarında kalır kısır döngüler içinde devam eder giderdi.

Ama bugün Dünyada gerçekleştirilmeye çalışılan YENİ ÇAĞIN DÜZENİ hareketi içinde, ANTİ görüşü savunan yada teşkil eden bir hareket yok. Olması da mümkün değil olduğu gibi, Dünya içinde, insanlık içinde OLMASI HAYIRLI DEĞİL.

Ama bugün Dünyada gerçekleştirilmeye çalışılan YENİ ÇAĞIN DÜZENİ hareketi içinde, ANTİ görüşü savunan yada teşkil eden bir hareket yok. Olması da mümkün olmadığı gibi, Dünya içinde, insanlık içinde OLMASI HAYIRLI DEĞİL.

YENİ DÜNYA DÜZENCİLERİ kitle halinde, tam bir organizasyon içinde, planlı ETAPLARINI BİR BİR gerçekleştirilerken, ANTİ görüşte olanların BELLERİ kırılmış, ÇOBANLARI vurulmuş, ELEBAŞLARI DOMUZ BAĞINDA karınları üzeri DENGE HALİNDE bırakılmış, Bir numaraları 100 (yüz) NUMARAYA çevrilmiş, Düşünürleri YAZAMAZ oldutturulmuş, Üniformalıları SOKAĞA çıkamaz hale sokulmuş, Hak hukuk diyeceklerin ellerinden TERAZİLERİ alınmış, "her gecenin sabahı" vardır diyeceklerinde DİLLERİ geri çekilmiş, Umutlar törpülenmiş hayaller yıkılmış halde bir seyir izliyorlar. Bireysel çıkışların dışında, CILIZ SESLERİN DIŞINDA, çaresizik çırpınışları yapanların dışında herşey oluruna bırakılmış.

Demek ki, TOPLUMLARI MÜŞAHADESİ hep olduğu gibi, "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" tarafından uygulanabilecek boyuttadır.

tüm helak olan topluluklarda bu şekilde herşey yanlarına kar kaldıklarına iyice kanaat getirdikten sonra, başlarına gelenlere katlanmak zorunda kaldılar.

MÜŞAHADE SIRASINDA kriz geçsin, sakinleşsin, ateşleri düşsün, soğuk su iyi gelir suya girince akılları başlarına gelir diye, "SU" SEANSLARI MI DÜZENLENİR?
Yoksa; hafızları formatlansın, kötü dürtüleri yok olsun, bilinçlerine yuvalanmış olanlar buharlaşsın, CRO-MAGNON saplantıları yok olsun, İNSANLARLA aynı olduklarını kabullenip kişilik aramaları sona ersin, beyinlerindeki düşünce merkezlerine uğramadan geçen kısa devreler yok olsun, AMALEK KORKULARINI yensin diye elektrik yada benzeri şoklar mı uygulanır bilinmez. Bireysel kafayı sıyırma, şizofren yapısına bürünmeler bu gibi yollarla tedavi ediliyormuş. İmam bildiğini okuyabileceğinden, bilinen metotlar dışında birşeyer yazılamıyor.
   
  Belkide, İsrail Tanrısının tam gönlüne göre yapılmış Tapınak, depolarda montajının yapılacağı günü "hazır olarak" bekliyordur. Belkide, Sarı kubbe dedikleri, Mscid-i Aksa Camii'sinin altında gün yüzüne çıkacağı zamanı "hazır olarak" bekliyordur.

MISIR TANRISI Horus'u, piramitini, gören gözünü, tekamül üçgenini bir köşeye koyupta; "BİZ TANRIYA İNANIYORUZ" sologanını da yanına yazarlarsa, HANGİ TANRIYA inandıklarını göstermiş oldukları gibi, hayallerindeki YENİ DÜNYA DÜZENİNDEKİ / DEVLETİNDEKİ, Tanrının KİMLİĞİNİ DE GÖSTERİR.

Yoksa boşuna mı yazdılar Horuslu paranın üzerine: "ANNUE COEPTIS" sözünü? Boş yere mi yazdılar.Tanrı olarak işaret ettiklerine "TANRI VERDİĞİMİZ SÖZLERİ GERÇEKLEŞTİRDİ" diye yazdılar?

Çünkü Tanrı inançlarına göre; HER BİRİ TANRI. Onlar karar veriyor, Tanrı olarak işaret ettikleride, YOLLARINI açıyor. Piramitin altına da açılmasını umdukları yolun ETİKET / TABELA isminide yanlışlığa kurban gitmemek, yollarda kaybolmamak için yazmış olmalılar. "NOVİS ORDO SECLORUM" / ÇAĞLARIN YENİ DÜZENİ / YENİ DÜNYA DÜZENİ /YENİ DÜNYA DEVLETİ

Unutkan, şaşıran, yanılan, karıştıran, "evindekiler kim" diye soran, anımsayan, pişman olan, kulunun öldüğünden bile haberi olmayan Tanrıları, yapılacak iş listesini sürekli görsün, eğlencelere dalıp gülerken açılacak yolları karıştırıpta hedefi şaşırmasın diye yazmış olmalılar. Atalarının kutsal kitaplarımız diye yazdıklarını okuyunca pekte haksız sayılmazlar.

Özetle: BİZE AİT OLAN, sadece "SANA TAPINILAN ALTIN ÇAĞIMIZ olacak" dediler. Piramitin altına bunu yazdılar ki, "TANRI yazdığımız bu ifade VERDİĞİMİZ SÖZLERİN TOPLAMI, gerçekleşmesini sağladığın SÖZLERİMİZİN DİP BİLANÇOSU, anımsatması yapmış olsunlar. "YENİ DÜNYA DÜZENİ" tembihini de yapılmış olsunlar

Çağımızda da Yeni Dünya Düzeni için, NEMRUD kulesini, inanç tuğlaları kullanarak inşaa ediyorlar.
Kitaplarındaki KULE hikayesinde yazılan ifadeler ilk bakışta insanda: Benimsediğimiz, tapındığımız Tanrımız birilerinden duyarda kuleyi merak ederde, yanlış-manlış yerlere gider. Yanlış ellere gitmesin (20 yıl tutsaklık yaşayan tanrıya sahipler) adres belli olsun diye NEMRUT ve BABİL ismi verilmiş olabilir. Konuyu tamamlamak için, merakını gidermek içinde "Bu kule ne menemen şeydir diye yeryüzüne inmiş olmalı. Mutlaka yanına OĞULLARINI (SONS OF GOD / TANRININ OĞULLARI) ve en muteber varlık ŞEYTAN'ı (şeytandan kasıt neyse?) almış olmalı"gibi çıkarımlara sevk ediyor. Özetle: İNANÇLARINI SERGİLEYEN pagan / putperes yaklaşımların ifadesi olduğu izlenimi uyandırıyor.

"Her harfi Tanrıdan" dedikleri Kutsal kitaplarına göre; Tanrı olarak bilinenin "ben olan bitenden ancak HABERDAR EDİLİRSEM bilgi sahibi olabilirim ve asla olduğum yerden HİÇBİRŞEYİ GÖREMEM" itirafını okuyorsunuz.

Adeta Tanrı siz gizliden gizliye çalışırsanız benim hiç birşeyden haberim olmaz. Gel zaman git zaman içinde BANA ERİŞECEK ve BENİ ETKİSİZ kılacak, Yakup güreşindeki gibi TUTSAK alacak KULENİZİ tamamlayabilirsiniz" diyor.

Burada söylenen sözleri TANRI kavramı içinde, (yayınlanmış Ahit kitaplarının aslında Ezra ve arkadaşlarınca temeli atılmış YAHUDİLİK MANİFESTOSU olduğunu aklınıza getirmeden) TANRININ söylediği sözler olarak kabul ederek TANRI KAPASİTESİNİ onun kitabından onun sözleriyle öğrendim diyebilirsiniz. Diyebilirsiniz ama burada dikkat edilmesi gerek şey, ASLINDA İLAHİ VAHİYLERİN üzerini örtmeye çalışanların bu satırları "YARATICI DÜŞMANLIĞI / Tevhid iman düşmanlığı" çerçevesi içinde kaleme aldıkları.

Bu ve benzeri anlatımlarla TANRI kavramının alçaltılması, küçültme gayesinin güdülmesi, Yakup Tanrı güreşindeki gibi güç yetirilebilir bir Tanrı imajına insanların yönlendirilmeye çalışılması.
Eğer bu gayeler olmasa, herşeye egemen Tanrı inancı yerine, güreşte tutsak düşen, yanılan, akıl alan, korkan, birileri gelip bildirimde bulunmadığı sürece Dünyadan haberi olmayan, olay mahalline gitmeden olan biteni göremeyen, vb gibi VASIFSIZLIKLARIN yapıştırıldığı Tanrı inancı neden işlenir?

Bu ve benzeri Tanrı yaklaşımlarını anlayabilmek için, kuleyi kimlerin yaptığına ve aşağıya indi denilenin o kuleyi yapanlarca TANRI olarak benimsenip benimsenmediğine baknak gerekir. Kuleyi yaparsak o güçlü TANRIYI GÜREŞTE OLDUĞU gibi etkisiz hale getireceğiz gazını pompalayanların amaçlarını görmek gerekir.

Putperes NEMRUT'u kitaplarına alacak kadar sevmiş, benimsemiş olanların dinleri, inançları ve TOPLUMLARA karşı stratejileri hangi İmani değerlere sahip olabilir?
Hz. İBRAHİM zamanında PUTCULUĞU ile ünlenmiş birini, "RAB" olarak TAPINDIKLARININ ÖNÜNDE / HUZURUNDA ÖVGÜYE DEĞER BİRİ OLDUĞUNU ilan etmek, DİNLERİNİN hangi inançların (Marduk / Nimrod) üzerine kurulduğunu göstermiyor mu?

BABİL KRALI EVİL MARODAK / NİMROD / MARDUK, GÖK KRALİÇESİ SEMİRAMİS'İN OĞLU....Marduk adı, Babil kentini kuran Nimrod'dan gelmiş olabilirmiş. Babil kralları aynı zamanda kendileri de bir tanrı olarak görülür ve tanrılarının adlarını taşırlarmış. Baal, Babil'de, Babil'in baş tanrısı olan Marduk olarak ortaya çıkmış. Baal adı aynı zamanda Merodak / Nimrod / Marduk'muş. Tanrılaştırılmış Nimrod olan Marduk, Gök Kraliçesi olarak kabul edilen Semiramis'in oğlu olarak kabul edilmiş. İsyancı olma özelliğiyle Marduk ve Nimrod sözcüklerinin içeriğinde isyan etme anlamları bulunur. Şeytanında İSAYANCI olduğu ve İSYANCILIĞI sembolleştiği unutulmamalı.

Nemrut'u bu kadar benimseyenler, aslında onun TANRISALLIĞINI dinlerinin içine taşıyarak aslında bağlı oldukları PAGAN inançlarının adreslerini vermiyorlar mı?

Onunla temsil edilen PUTPERESLİĞİ, onunla "ifade bulan TANRILIĞI" sessizce de olsa kabul ettidiklerini / inanç potasında erittiklerini söylemiş olmuyorlar mı?
Şüphesiz; Nemrut'u kutsal kitaplarında BENİMSEDİKLERİ "RAB" HUZURUNDA ÖVENLER, onun KULESİNİ tamamlayarak ŞEYTANI galip getirmek isteyenlerdir.

Elbette PUTPERESLİĞE önder olmuş, "Bende öldürür bende can veririm" benimsemesiyle, TANRILIĞINI ilan etmiş olan Nemrut'u yolunda olduklarını belirtmek için övecekler, ondan kaynaklanan, inançları ve tapınmaları "TANRI DEDİKİ" önsözleri ile kitaplarına alacaklardır.
İşte Yaratan olarak sandırdıkları ama benimsemiş olduklarını ifade eden "RAB'LARININ" HUZURUNDA yer verdikleri NEMRUT BAĞLILIKLARINI gösteren ifadeler.

Yaratılıs...10:6 Ham'ın oğulları: Kûş, Misrayim, Pût, Kenan.
Yaratılıs...10:7 Kûş'un oğulları: Seva, Havila, Savta, Raama, Savteka. Raama'nın oğulları: Şeva, Dedan.
Yaratılıs...10:8 Kûş'un NEMRUT adında bir oğlu oldu. Yiğitliğiyle yeryüzüne ün saldı.
Yaratılıs...10:9 RAB'bin ÖNÜNDE yiğit bir AVCIYDI. "RAB'bin ÖNÜNDE NEMRUT gibi YİĞİT AVCI"" sözü buradan gelir.

Adeta; "Allah'ın", Hz. İbrahime olan övgülerine nazire yaparcasına, PUTPRES NEMRUT övülüyor. Peki! Putperes Nemrut'u öven, RAB dedikleri ne olabilir.

"Allah", imanı yerine, Putpresliği teşvik eden, "Bende İlah'ım, bende HAYAT VERİR, bende ÖLDÜRÜRÜM" diyen, Hz. İbrahim'i Ateşe atarak öldürmek isteyen ama öldüremeyen, böylece öldüremediğini, dolayısıya hayat da veremediğini görmüş olmasına rağmen, İlahlık iddiasından vaz geçmeyen biridir NEMRUD.
Tanrılık iddiasından vaz geçmeyen bir yaratılmışı sevgiyle bağrına basan, ancak onun gibi TANRICILIK oynamak isteyen başka yaratılmış/yaratılmışlar olabilir.

Eğer Kuleyi yapan NEMRUD / NİMROD tanrı tarafından kahraman bir avcı olarak nitelendiriliyor ve övgü ile söz ediliyorsa, bu durumda aşağıya indi dedikleri Tanrı NEMRUD'a övgüler düzen inançlarında yer edinmiş ama yenmeye çalıştıkları TANRI olamaz.

Yaratılış.......11:5 RAB insanların yaptığı kentle KULEYİ GÖRMEK için AŞAĞIYA İNDİ.
Yaratılış.......11:7 ‹‹GELİN, AŞAĞI İNİP dillerini karıştıralım ki, birbirlerini anlamasınlar.››
Yaratılış.......18:21 Onun için İNİP BAKACAĞIM. Duyduğum SUÇAMALAR DOĞRU mu, değil mi GÖRECEĞİM. Bunları YAPIP YAPMADIKLARINI ANLAYACAĞIM.››

   
  NEMRUD BABİL  KULE
   
  Olan bitenden her zaman haberi olmadığını örtmek için mi? "Tanrının gözü kulağı biziz" demek için mi? Yoksa; başka nedenden midir, nedir? Doların üzerine göz koymuşlar. Böylece Dünyanın her yerini SEMBOLİK olarak rahatca gezip görmüş olsun demiş olabilirler mi? "Tanrı aramızda" sözleri doğrulansın diye yapmış olabilirler mi? Yoksa "bizim TANRIMIZ PARA" demek için bu Tanrısal motifleri paraya işlemiş olabilirler mi?

Yaratılış........11:6 ve ŞÖYLE DEDİ: "Tek bir halk olup aynı dili konuşarak BUNU YAPMAYA başladıklarına göre DÜŞÜNDÜKLERİNİ GERÇEKLEŞTİRECEK , hiçbir ENGEL TANIMAYACAKLAR.

İTTİFAKLARI KURDUK bir araya geldik, YENİ DÜNYA DÜZENİ YOLUMUZDA engel tanımayız, bizler Tanrıyı korkutanların zihniyet torunlarıyız. Bizler tanrıyı güreşte yenenlerin tarafında olanlarız demek için, "YENİ DÜNYA DÜZENİ" mesajını yazmış olabilirler mi?

Yeni çağın düzeninde TANRI yok, Tanrı tanımı altında tapınılacak GÜÇ var o güçte PARADIR. PARANIN SAHİPLERİDE, VERDİĞİ SÖZLERİNİ GERÇEKLEŞTİREN BİZLERİZ, vurgusunu milyonlarca kez (dolaşımda olan para) daha yapmış olmak için, HORUS'un altına YENİ ÇAĞIN DÜZENİ yazmış olabilirler mi? Esinleme kitabında yazdığı gibi, Tapınağın olmadığı ama her yerin tapınılan yer olacağı vaad edilen ALTINÇAĞ vurgusu yapılmış olabilir mi?

Ataları, taş dikip, taşı Rab huzurunda tanık atıyorlardı, şimdiki torunlarıysa, en değer verdikleri şeyin üzerine bu sözleri yazıyorlar ki, verilen sözlerin onlar için ne kadar değer taşıdığı daha iyi anlaşılsın. Tanrıları durumun ciddiyetini kavrasın...

FERMAN YAYINIYLA herkez yapılmak istenileni duysun, duymayan kalmasın. Bağdat'ta ki sağır sultanlarda duysun. Duymayan Bağdatlı Sultan / Haman varsada da asılsın. (50 arşınlık / ~24 mt darağcında değil ama 5 arşınlık / 2,4 mt darağacında asıldı. İlmeği boynuna geçirip çukura ittiler. 50 arşın 8 katlı apartman yüksekliğinde) Fermanı anlayan anlar, anlamayan ise derdine mum yakar.

Onlar Fermanlarını bu ve bunun gibi ilanlarla, tellallarla duyuruyorlar. Para onlara tanık. Onların inanç felsefesi ve Ferman anlayışları bu. Üstelik en küçük bankonottan en büyüğüne kadar, hemde Dünya Parası üzerine fermanlarını yazıyorlar ki, "duymadım" diyen olmasın. Neredeyse, COLA PARASINA. Herkez görsün, herkez verilen sözlere tanık olsun diye.

Yeşu..............24:27 Ardından bütün halka, ‹‹İşte taş bize tanık olsun›› dedi, ‹‹Çünkü RABbin bize SÖYLEDİĞİ BÜTÜN SÖZLERİ İŞİTTİ. Tanrınızı inkâr ederseniz bu taş size karşı tanıklık edecek.››
Yaradılıs........31:44 Gel anlaşalım. Aramıza tanık koyalım."
Yaradılıs........31:45 Yakup bir taş alıp onu anıt olarak dikti.
   
  Eğer verdikleri sözler gerçekleşmemiş olsaydı yada gerçekleşmiyor olsaydı, ayrıca paralarının üzerine, HORUS'a şükranlarını bildirmek için, "BİZ TANRIYA İNANIRIZ" notunu düşerler miydi?

Yeni Dünya Düzeninin Yeni Tanrı anlayışına paralel 3. tapınağı, 3 Bet-Amiktaşı çağrıştıran sembolik görüntüler eşliğinde, yeni merkezlerinin çevresine fiziksel olarak işlemişler. Fiziksel olarak işlemekle kalmayıp zihniyet adaşları olan kuruluşlarının işbilirliğiyle, sembolleri sanal ortamda bilinçlere de park ettirmişler.

İbraniler.........8:10 `O GÜNLERDEN sonra' diyor RAB, `İSRAİL HALKIYLA yapacağım ANTLAŞMA şudur: YASALARIMI onların ZİHİNLERİNE işleyeceğim, YÜREKLERİNE yazacağım. BEN ONLARIN TANRISI olacağım , ONLAR DA BENİM HALKIM olacaklar.

Alınan kararların TANRI OLARAK ATANMIŞA adandığını, alınan her kararın, edindikleri Tanrıları gözünün önüne alınmış olduğunu, bizim kalın beyinlerimize sokmaya çalışıyorlar.

Hezekiel ......37:26 Onlarla esenlik antlaşması yapacağım. Bu onlarla sonsuza dek geçerli bir antlaşma olacak. Onları yeniden oraya yerleştirip sayıca çoğaltacağım. TAPINAĞIMI sonsuza dek ONLARIN ORTASINA kuracağım.

Tanrılarının, yeni yurdundaki evinin Kongre ve Yüksek Adalet sarayının olduğu iyice bellensin diye, Piramitini de, kopuk parçasını da, gözünü de, çevreye güzelce entegre etmişler. Horus ve diğer kuvvetlerle ilgili ikonlarıda bir güzel çevreye adapte ederek, KONGREDEN ve ADALET TERAZİNDEN çıkan kararlarda, hiç göz ardı edilmediğini naciz kulları olarak belirtmiş olmuşlar.

Hezekiel ......37:27 KONUTUM aralarında olacak; BEN ONLARIN TANRISI olacağım , ONLAR DA BENİM HALKIM olacak.
   
  Kongre'de AİT'LİK işaretlemelerini o derece ileri götürmüşler ki; "BİZ SENİZ, SEN BİZİSİN. Aldığımız kararlar BİZLERİN adına" dercesine Horus kuş simgesinin (siluetinin) tam merkezine ADALET SARAYLARINI / YÜKSEK MAHKEMEYİ otutmuşlar. (Elbetteki binanın etrafına HORUS SEMBOLÜ KUŞU işlerler).

Kongre Binasını, Piramitin tabanından GÖZETMEN olarak seyreden Abraham Lincoln'e birtek, "göz-gez-arpacık" yapmak kalıyor. ANITINDAKİ koltuğundan, göz-dikilitaş-Kongre hizalaması yaparak," DOĞUDAN GELECEK IŞIĞI" gözetlemek kalıyor. Doğudan gelecek kurtarıcı IŞIĞI gözetleme işi, anaşıldığı kadar Abraham Lincoln'e verilmiş.Tam eksen üzerinde yer aldıklarına göre başka türlü nasıl yorumlanabilir.

DOĞUDAN GELECEK IŞIK beklentisi Roma Tanrı inancından, Mitra dininden Hıristiyanlığa geçmiş olan bir PAGAN DİN adeti. Hıristiyanlar, ROMA İNANCINDA ilah kabul edilen GÜNEŞ'in TANRISALLIĞIYLA, İSA arasında ilişki kurarak dinlerini Roma'da kabul ettirmek istemişler. "Bizde sizin inandıklarınıza inanıyoruz" diyebilmek içinde onların, Mithra dininden kaynaklanan birtakım seronomilerini benimsemişler, (25 Aralık İsa'nın doğum günü (noel) ve Sunday -GÜNEŞ GÜNÜ- / Pazar günü ibadetleri gibi) denilerek geçiştirilmeye çalışılan bu adeti, Hıristiyanlık dinine girenler Hırıstiyanlık din kurucularına satmışlardır / öğretmişler

(Adam akvaryuma bakıp başını bir o tarafa bir bu tarafa çeviriyor ve Akvaryumdaki balıklar da adamın hareketlerine sekronize olmuş bir halde hareket ediyorlar. Durumu kavrayamayan, meraklı safca adamın biri, uzun bir seyirden sonra dayanamaz. Adama ne yaptığını sorar. 1. Adamda "Balıkları alıştırdım ben başımı ne tarafa çevirirsem onlarda, o tarafa gidiyor" diye cevap verir. 1. üstad Adamın uzaklaşmasından sonra , meraklı ama biraz safca olan 2. adam hemen Akvaryumun başına koşar ve o' da ritmik hareketlere başlar. Aradan uzunca bir zaman geçtikten sonra, 1. Adam bir bakar ki, kendisine soru soran ve yerine geçen adam dudaklarını uzatmış, BALIK NE TARAFA GİDERSE başını o tarafa çeviriyor)


Hıristiyanlarda, "Bizde sizin inandıklarınıza inanıyoruz" diyebilmek içinde onların, Mithra dininden kaynaklanan birtakım seronomilerini benimsemişler.(--25 Aralık İsa'nın doğum günü (noel) ve Sunday -GÜNEŞ GÜNÜ- / Pazar günü ibadetleri gibi--)

Roma inancı ile İsa arasında ilişki kurma / aynılaştırmaya en belirgin örneklerden biri olarak gösterilebilecek, '"Selam sevindiren ışık / Selam sevincin ışığı" diye isimlendirilen müzik parçası, İLK HIRİSTİYAN İLAHİSİ imiş.Hırıstiyanların "SEVİNDİREN IŞIK" dedikleri İSA'nın doğum ile Roma dininde "YENİLMEZ GÜNEŞİN DOĞUMU" aynı güne, yani 25 Aralık'a denk geliyormuş.

Bunlar neden anlatılıyor, çünkü Hıristıyanlar bu ilahiyi söylerken DOĞUYA, GÜNEŞİN DOĞDUĞU yöne dönerek bu ilahiyi söylerlermiş. İşte Abraham Lincoln'un baktığı yön onlara göre, "SEVDİREN IŞIĞIN DOĞMASINI UMDUĞU" yer olan TAM DOĞU. O nedenle 3000/4000 metrelik düz bir hattın tam ucundan bakıyor. Göz, Gez, Arpacık ve HEDEF. A.Lincoln bakışı, dikiltaş, Kongre ve HORUS/GÜNEŞ. Ucu piramitle ok-ucu haline getirilmiş bir ok. Şahinin pençesindeki oklardan biri olabilir mi?

4.ROMA DEVLETİ OLARAK KENDİLERİNİ GÖRENLER ELBETTE ROMA GELENEĞİNİ SÜRDÜREREK DÜNYAYI EYALETLERE BÖLEREK KONSİL (Ahit bağlısı olan konsey. İznik konseyi gibi ama tüm kararlar için İmp+din adamı+siyasetci mekanizması) SİSTEMİ İLE YÖNETMEK İSTEYENLER, ELBETTE ROMA DİNİNİN GEREKLERİNİ DE YERİNE GETİRECEKLERDİR.

Sadece bir farkla, yöneldikleri GÜNEŞ ama HORUS'un temsil ettiği güneş. Mithra'nın temsil ettiği Şark güneşi değil (şu anlar oraları yok etme planları yapıyorlar) Horus'un temsil ettiği Firavunların TANRISI OLAN GÜNEŞ. Mitranın Tanrısının Doğusu ile onların baktığı IŞIK bekledikleri Doğu farklı.(kıtaların konumlarından açı farklılığından)

Her ikiside PAGAN inancı olmasına, ve her ikiside aynı amaca hizmet ediyor olmasına rağmen, hedefler farklı. Mitra dinine ait olanlar Tanrılarını hoşnut edip sonszu huzuru amaçlarken, Horus yada ismi her neyse onunla İTTİFAK yapan Yahudi zihniyetliler, TÜM DÜNYAYI AÇLIKLA KÖLELEŞTİREREK iç huzurlarına kavuşmayı hesap ediyorlar.Kötü dürtüerinden kurtulup arındıktan sonrada; sonsuz yaşam için kendilerini "ALLAH'ın" hesap gününden kurtaracak, kurtarıcıyı ortaya çıkarmayı hedefliyorlar.

Özetle oluşturmaya çalıştıkları, oluşturmak için İTTİFAKLAR / AHİTLER yaptıkları Varlık "BİR'liği" ile / Vahdet-i Vücud ile büyük savaşa, YARATANLARIYLA hesaplaşmaya hazırlanıyorlar. Varlık birliğiyle, TEK, BİR yerine TEK ve BİR yapmaya çalışıyorlar. Yeni Ahit kitaplarında Yahudi eseri olan Esinlemeler bölümünde; Oğul Tanrı'nın tüm yetkileri alması, tahtın sağında otururken, Tahta tek oturan olarak kalması ve göklerdeki büyük savaşı kazanma hayallerinin MANİFESTOSU denilebilir.

Tabii ki DOĞU YÖNÜ, Yahudiler içinde özellikle İsrail Tanrısı içinde çok önemli bir durum arzediyor. Abraham Lincoln'un ve birçok yoldaşlarının Yahudi, diğer ABD kurucularının Hıristiyanlık içindeki PÜRİTEN'ler olduğu gözden kaçmamalı. Hıristiyanlığın Yahudileri denilen PÜRİTENLER, Protestanların daha da Yahudileşmeleriyle ve Eski Ahit'e daha bağımlı olmalarıyla tanınıyorlar.

İSRAİL TANRISI'da DOĞU'yu çok seviyor. Çöldeki AZAZİL'den mi kaynaklanıyor? Kendisine GÜNAH TEKESİ sundurduğu AZAZİL/Azazel ile iyi geçinmekten mi kaynaklanıyor?
(Yezidilerin ikincil kuvvet olduğunu bilmelerine rağmen, Tavus adı ile Tapındıkları "ismi tekrar -tıpkı Yahve gibi- edilmez" dedikleri Şeytanın diğer adı)

Günahları o affetmezse kendisinin günahları affettim demsinin bir anlamının olmamasından mı kaynaklanıyor? Nereden kaynaklıdığına dair çok emare var ama ortada kesin olan bir şey var. İsrail için RÜŞVET / FİDYE ödediği, İsrail'lilere sizi kurtarmak için MISIR'ı BIRAKTIM dediği AZAZİL, İsrail Tanrısını anlaşılan kul edinmiş.Sunu sundurup TÜTSÜ yaktırıyor.

Levililer......16:14 Sonra boğanın kanını alıp parmağıyla kapağın üzerine, DOĞUYA DOĞRU serpecek. Kapağın önünde YEDİ kez bunu yineleyecek.
Hoşea.......13:15 ‹‹Kardeşleri arasında serpilip gelişse de, DOĞU RÜZGARI, çölden esen RABbin soluğu üzerine gelecek, Onun kaynağı kuruyacak, Pınarı kesilecek, Değerli eşyalarının hazinesi yağmalanacak.
   
  HIRİSTİYAN YAHUDİLİĞİ; ABD'yi kuran YAHUDİLERİN partnerleri CALVANİST Protestanlar konusunun işlendiği "PÜRİTENLER" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  İSRAİL TANRI'sını HARACA KESEN, FİDYE&RÜŞVET ALMADAN MISIR'da ki İSRAİL'lileri, YAHVE'ye VERMEYEN "ÇÖLLÜ AZAZİL" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
 

ÖZETLE: ABRAHAM LİNCOLN'e ABD'nin tüm kurucularını kapsayan, ABD'nin bütününe hitap eden, bir SAHNELEME / ANLATIM görevi verilmiş. A. Lincoln'un Tam DOĞU'ya baktığını gören, YAHUDİ ve HIRİSTİYAN kökenliler kendilerine ait olan inanışa göre değerlendirecekler. Dinle fazla ilişkileri omayanlarda, Başkanlarımızdan A.Lincoln'un gözü KONGRE'NİN ÜSTÜNDE diyecekler.

Mitra için Doğu Tanrılarının işareti olan yada Tanrıları olan GÜNEŞ.
Hırıstiyanların baktığı doğuda SEVİNDİREN IŞIK elbette yine GÜNEŞ. Pagan izlerini başka türlü nasıl gizleyecekler. Güneş'e ilahi söylüyoruz da diyemezler ki.
Mısır'ın Tanrıları RA ve Horus GÜNEŞ
A. Lincoln'un baktığı GÜNEŞ
Doların üzerinde HORUS .

Abraham Lincoln'un baktığı Doğuda ise İsrail Tanrısını Haraca kesen, Kendisine sunular sunmaya mecbur bırakan AZAZİL var.
ŞEYTANIN YÜZME HAVUZU var. Ne kadar ilginç isim değil mi? Binlerce yıl düşünseniz bir yere bu ismi veremezsiniz. (Bu konuyu ve daha detaylı olarak HORUS ve PİRAMİTİ" sayfasında bulabilirsiniz.

Buraya kadar herşey iyi hoşta! "CUMA NAMAZI" adı altında, aynı yönü yani tam DOĞU'yu KIBLE edinerek SECDE eden MÜSLÜMANLAR, A.Lincoln'un konumundan ne çıkarımlar yaptılarda, ABD KONGRESİNE BİAT ETTİLER / ETTİRİLDİLER?

   
  ABD KONGRESİNE CUMA NAMAZI BAHANESİ İLE YAPILAN SECDENİN İŞLENDİĞİ "NAMAZ İLE KONGREYE BİAT "sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  DÜNYANIN ÇATISI, TEK DÜNYA DEVLETİ ve YENİ KITALARI, 51. BÖLGE, HORUS, PİRAMİT OLUŞUMU SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
 
   
  A.Lincoln'un hedefi gözetlediğine ve Kongrede olanlara tanıklık etmesi için ortaya, Lincoln'un tam gözünün önüne oturtumuş olan DİKİLİTAŞIN amacı yapacağı şahitlik.Herşeyi kaydeden taş günü geldiğinde, kendilerine TANRILARI huzurunda şahitlik edeceğine inanıyorlar.Tüm sözleri duyduğunu hafızasına kaydettiğini söylüyorlar. Tanrılarına atfettikleri, UNUTMA, ANIMSAMA, YANILMA, YALAN SÖYLEME gibi sıfatlara sahip olmadığını, tam tersine TAŞ DENİLEN bu nesnenin / malzemenin UNUTMAMA, DOĞRU SÖZLÜ OLMA, YANILMAMA gibi MEZİYETLERİN sahibi olarak tanıtıyorlar.

Bakın TAŞ DİKMEKTEN ANLADIKLARI ne?
Mısır'dan aldıkları inançlardan olan taş dikmede, dikilmiş taşın görevi ne?
Dinlerinin KÖKENİ oluşturan "TANIK" tayin etme ne?
Mısır'dan, inanç ve TANRI yanında aldıkları taş dikmenin anlamı onlara göre ne?

Taş dikmeyi anlatırlarken laf arasında TANRI adına kitaplarının nasıl yazıldığını da anlatıvermiş oluyorlar. Bu durumda, Taş dikme adetini çıkartanlar onlar olduğuna göre, Taşa verdikleri MEZİYETLERİN yarısını bile TANRILARINA atfetmediklerine göre, Tanrılarıda bu duruma bir ses çıkartmadığı / umurunda olmadığı KİTAPLARINDAN belli olduğuna göre; bu durumda TANRININ YASA KİTABINI YAZAN kim? KİTAP HANGİ TANRICILIK OYNAYANLARIN ESERİ?

Yeşu.........24:26 Bunları TANRININ YASA KİTABINA da GEÇİRDİ . Sonra büyük bir TAŞ alıp oraya, RABbin Tapınağının yanındaki yabanıl fıstık ağacının altına dikti.
Yeşu.........24:27 Ardından bütün halka, ‹‹İşte TAŞ BİZE TANIK olsun›› dedi, ‹‹Çünkü RABbin bize söylediği BÜTÜN SÖZLERİ İŞİTTİ. Tanrınızı inkâr ederseniz BU TAŞ SİZE KARŞI TANIKLIK edecek.››

TANRININ YASA KİTABI MOŞE İLE TAMAMLANIP TANIKLIK ETSİN DİYE ORTADAN YOK ETTİKLERİ AHİT SANDIKLARININ YANINA KOYULMAMIŞ MIYDI? TANRININ YASA KİTABI BİRİLERİNİN MACERALARINI YAZDIĞI NOT DEFTERİ Mİ? YOKSA; YAHUDİLİK DOKTİRİNİNİN GELİŞTİRİLDİĞİ, YAHUDİLİK ZİHNİYET MANİFESTOLARININ YAYINLANDIĞI ve TANRIDAN MÜHÜRÜ SAYESİNDE RAHATCA NESİLDEN NESİLE AKTARILAN, TORUNLARIMIZA ÖĞÜTLER / TAVSİYELER KİTABI MI?

Yasa Kitabı....31:26 ‹‹Bu Yasa Kitabını alın, Tanrınız RABbin Antlaşma Sandığının YANINA koyun. Orada size karşı BİR TANIK olarak kalsın.

Kitap aynı taş dikmeleri gibi tanık olarak bırakılıyor.Okunması için değil. Kitap o gün herkezin Tanrının yasalarını duyduğuna tanıklık edecek, kimseye bir şey öğretmeyecek. Kitaba yüklenilen görev, "O ANA / İNANDIK DİYE BAŞ SALLAMALARINA" tanıklık etmek, sonsuz zaman sonra, Yahudiler çok farklı inançlara da sahip olsa kitap onları TANIKLIĞIYLA KORUYACAK. "Ben şahidim bunların ataları sana söz vermişti" diyerek kendilerini koruyacağına inanıyorlar. Neden onlar kitabı korumaya çalıştıkları ve (kitabı korurlarsa) kitabın da onları koruyacağına neden inandıkları daha iyi anlaşılmıyor mu?

İşte Abraham Lincoln; geleceğini hayal edilen o günlerin hasretiyle, Müslümanları da Cuma Namazı bahanesiyle secde ettirdikleri DOĞU'ya bakıp duruyor.
Neden Yoşiya zamanında BAŞKAHİN HİLKİYA'nın bulduğu kitabın, TANRININ yasa kitabı olduğunu anlayamamasının sebebi kitabın sadece koruma amaçlı görülmesi olabilir mi?
   
  AHİT SANDIĞI'nı YAHUDİLER KABUL EDER Mİ? Tanrının, KİMSENİN BİLMEDİĞİ KİTABI BULUNUR MU? "KAYIP SANDIK&KİTAP" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
  Her ikiside PAGAN inancı olmasına, ve her ikiside aynı amaca hizmet ediyor olmasına rağmen, hedefler farklı. Mitra dinine ait olanlar Tanrılarını hoşnut edip sonsuz huzuru amaçlarken, Horus yada ismi herneyse onunla İTTİFAK yapan Zihniyet sahipleri, TÜM DÜNYA'yı AÇLIKLA KÖLELEŞTİREREK iç huzurlarına kavuşmayı arzu ediyorlar demiştik.

İÇ TEMİZLİKLERİNİ sağlamalarının / KÖTÜ DÜRTÜLERİNDEN kurtulmalarının ardından, sonsuz yaşam için kendilerini "ALLAH'ın" hesap gününden MUAF TUTACAK, kurtarıcıyı ortaya çıkarmayı hedefliyorlar.

Böyle bir saplantıları var, var olmasına da, kendilerini KURTARACAĞINI hayal ettiklerini, HESAP GÜNÜNDEN nasıl kurtulabileceklerini bilemiyorlar.
Onu kurtaramadıkları sürece, aç Tavuğun DOLU ANBAR hayali kıvamında bir seyir arzeder. Çöldeki SERAP görmeye benzer. Şehirde görülen SERAP'la Çölde görülen SERAP arasındaki fark gibidir. İkisi de ulaşılamaz gelsede, Şehirde hayalleri süsleyen SERAP'la, çöldeki SERABIN arasındaki asıl fark, çöldeki SERABIN yanına varıldığında anlaşılır.

Yoksa tüm işlemler hazır. Hayaller tam kıvamında, KENDİSİNİ HESAP GÜNÜNDEN MUAF TUTMAYI BAŞARAN KURTARICI, elbette KENDİLERİNİ DE BİR ÇIRPIDA kurtarıverir. kurtarıcılarını tanıyabilmek için gerekli işaretlemelerde yapılmış. Beyaz at üzerinde ve kalçasında Krallar kralı yazanın kurtarıcıları olacağını da biliyorlar. Kurtarılacak olanlarda zaten Vavtizlerle, yaşam kayıt defterleriyle, ikonlarıyla belli, ortaya birtek kurtarıcıyı, "ALLAH'ın" hasap gününden muaf tutma işlemi kalıyor.

Karedenizli vatandaşarımızdan bir kaçı birtakım olaylar nedeniyle Çin'lilere gıcık kapmışlar. Aralarında kavilleşerek Çin'lilere savaş açmaya karar vermişler.Savaş ulusal bir kunu olması sebebiylede zamanın Padişahına gidip izin talebinde bulunmuşlar. Keyifli gününde olan Padişahta verdim izni demiş göndermiş bunları. Aradan çok uzun bir zaman geçtikten sonra, bu olayı başkalarına naklederken, "sahi ya gerçekten Çin'e gitmişlermidir diye de aklına takılmış. Adam gönderip bakın adamların köylerine durum nedir ne değidir tez vakitte haber getirin demiş. Köye gidenler, bütün köy halkını Kahvehanede karakara düşünür bulmuşlar. Nedir bu durumunuz hani sis Çin'e savaş açmıştınız, yoksa korktunuzda vaz mı geçtiniz diye sorarlar. Köylüler ne korkması, korku-morku yok ama o kadar Çin'liyi nereye gömeceğiz ona karar veremedik derler

Görüyorsunuz ne kadar ucuna gelmişler. Enel Hak'la başlayan, VAHDETİ VÜCUT, VARLIK BİRLİĞİ, hayalleri TEK ve BİR yolunda onları bu noktaya kadar getirmiş. Durumları Nasrettin Hocanın Yemsiz yaşayacak olan "EŞEK PROJESİ" ayarında gelişmesine devam ediyor. Etapları tıpkı "YEMSİZ EŞEK PROJESİ" kıvamında bir seyir izliyor.Küçücük bir ayrıntıları kalmış onuda hallederlerse İŞLEM TAMAM diyecekler. Elbetteki "işlem tamam" diyemeyeceklerinden, umutlarının tüm sermayelerini yitirmiş olarak, müflis düşüncelerin hamileri olarak çaresizlik içinde HAYAL DÜKKANLARINI KAPATACAKLAR.
   
  ENEL-HAK, TEK ve BİR, TEK ve BİRİCİK VARLIK BİRLİĞİ GÖRÜŞLERİNİN YER ALDIĞI "VAHDET-İ VUCUT" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Nasrettin Hocanın YEMSİZ EŞEK PROJESİNE" gelince; proıjenin ana hatları, hedefleri ve sonucu şöyle özetlenebilir. Hoca, artan yem fiyatlarından, eşeğin işe yaramazlığından (kendini taşıttıran eşekten önceki eşekten bahsediyoruz. Kıymete binmemiş eşeğin başına gelenlerin anlatımı) bıkmış usanmış ve kesinlikle yemsiz yaşayan bir eşeği elde edecek. Duyanar OLMAZ demişlersede, Hocaya laf dinletememişler. Hoca hergün azalan miktarda yem vererek forma soktuğu Eşeğe günü geldiğinde hiç yem vermez olmuş. Aradan günler geçmiş, köylülerle birlikte günler sayılmış. 1...10-20 diye günler geçmiş.Hoca'ya hergün soruyorlarmış "Eşeğe ne oldu" diye. Nihayet 42. günde Hoca Eşeğin öldüğünü büyük bir üzüntü içinde bildirmiş. Eşek; tamda açlıa alışmıştı ama ÖLÜVERDİ demiş.

Özetle oluşturmaya çalıştıkları, oluşturmak için İTTİFAKLAR / AHİTLER yaptıkları Varlık "BİR'liği" ile / Vahdet-i Vücud ile büyük savaşa, YARATANLARIYLA hesaplaşmaya hazırlanıyorlar. Varlık birliğiyle, TEK, BİR yerine TEK ve BİR yapmaya çalışıyorlar. Yeni Ahit kitaplarında Yahudi eseri olan Esinlemeler bölümünde; Oğul Tanrı'nın tüm yetkileri alması, tahtın sağında otururken, Tahta tek oturan olarak kalması ve göklerdeki büyük savaşı kazanma hayallerinin MANİFESTOSU denilebilir.
   

Piramit olması, piramitin kopuk parcanın belirgin olarak, ayrı işlenmeside bu nedenle olmalı. Kim bilir belki kendilerince, ne demiştik "belli bir etapta" dikilitaşın üstüne de hiyerografik yazılar yazarlar.

Ve baktığı göz-gez-arpacık doğrutusunda yani Oğul Tanrı olarak başlanan maceralarından, Horus egemenliğine taban kaydırma operasyonunun / etabının bildirim işaretleri, bu tanık olarak dikilen taşlarla, kuş, göz, piramit oluşumlarıyla sınırlı değil.

Kongere'de alınan kararlar, GÖREN GÖZÜN gözetiminde vurgusu için, mühürlemelerini her yere yapanlar elbette adaletinde, terazinin de Gören Göz'ün emrinde olduğunu belirmekten gurur duyarlar. Adalet her şeyi görenin emrinde vurgusunu, çatılara işlerler. "Oğul Tanrı tapınması yapıyoruz" diyenler, YÜKSEK MAHKEMELERİNİN çatısını, MISIR TANRI SEMBOLLERİYLE doldurmaktan, idealleri nedeniyle çekinmezler.

"Her kilidi açan anahtar bizde" demek için, Müslümanlarında kapısını açtıklarını, Tanrılarına ispatlayabilmek için, GÖZÜNÜN ÖNÜNDE Cuma namazı adı altında MÜSLÜMANLARI secde de ettirirler.

Çölde Sayım...25/4 Musa'ya, "Bu halkın bütün önderlerini gündüz benim önümde öldür" dedi, "Öyle ki, İsrail halkına öfkem yatışsın."

Kendilerine vaad ettikleri topraklarıda, mühürlerini işaretlerini koyacak şekilde sınırlandırırlar.
Tabiki İsa Tanrıya inanıyorlardır. Bu onlar için bir tercih meselesidir. Diğer Tanrılara tapanlar gibi, Oğul Tanrıya tapılmasında onlar için bir sakınca olmadığı ortada. Ama kendileri tercihlerini ortaya koymuşlar, Oğul Tanrı yaldızıyla, tanrısal bağlarını gizlemektedirler.

   
 
     
  ABD YÜKSEK MAHKEME ÇATISINDAKİ GÖRÜNTÜLERİNİN İŞLENDİĞİ "GOOGLE ÇATI ve 25.KARE MİSYONERLİK"sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
     
  ABD KONGRESİNDEKİ KOMPLEKSİNDEKİ İŞARETLERİN İŞLENDİĞİ "ARGEMEDDON SAVAŞININ İZLERİ "SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  Yaratılış.......4:11 Artık döktüğün kardeş kanını içmek için ağzını açan TOPRAĞIN LANETİ altındasın.
Yaratılış.......4:12 İşlediğin TOPRAK bundan böyle sana ÜRÜN VERMEYECEK. Yeryüzünde aylak aylak DOLAŞACAKSIN.››
Yaratılış.......4:15 ...... Kimse BULUP ÖLDÜRMESİN diye KAYİNİN ÜZERİNE BİR NIŞAN koydu.

Esasında pek dikkate almak istemedikleri, tahmin ettikleri halde bilmemezliğe geldikleri; o topraklar yüklenilerek, verilmiş bilinci nedeniyle, ""SENİ TOPRAK BİLE KABUL ETMEZ" deyimindeki, durumu sergileyecek. Dağ taş tepe; sahip oldukları bilinç nedeniyle, hakkını veremeyeceklerini bildikleri KUR'AN'I KERİM'in, ÜSTLERİNE İNMESİNİ, kendilerine verilmesini kabul etmiyorlar. Kabul etmeme nedenleri de, hafızalarına işlenmiş olan, yaratana bağlılıklarının / secde etmiş olmalarının verdiği görevler.

Bizler tarafından çok basite alınan, (çekirdeğin etrafında dönen elektronlardan oluşmuş, gaz, sıvı, katı konumlarda olan şeyler) ama Kozmik bilincin ağırlık seviyesini bilen ve o ağırlığın altında ezilen nesnel dediğimiz yaratılanlar, indirilenin ağırlığı altından kalkamayacak olmaları nedeniyle KUR'ANI KERİM'İ kabul etmekten kaçınıyorlar. İnsansa hiç birşeyden habersiz, İndirilenin ağırlığını hissetmeden, bir takım hayallerle yaldızlanmış oluşumları birşeyler sanarak takılıyor.
   
  Bölgenin imani açıdan önemini de şöyle sıralayabiliriz.
İmanın ilk tohumlarının atıldığı, tüm semavi dinlerin sırasıyla yaşandığı, tevhid imanının yeşerdiği bölge.
"ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" imanda olmayan inançlarıın egemen olamadığı bölge.
"ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" imanına sahip olmayanların bile, tevhid imanındanmış izlenimini vererek yüzyıllardır "tutunma yoluna" gittikleri bölge.
Yasal izlenimli görüntü sahibi olabilmek ve amaçlarına ulaşabilmeleri için TEVHİD İMANI taklidi yaparak durabildikleri bölge.

(Bu sayede yüz milyonlarca insan saflıktanda olsa din liderlerinin Tek İlaha inandığını ve onun birde oğlu olduğunu sanarak - eş koşmuş olmalarına rağmen, ama eş koşmayı kabul etmeden- TEK İLAH inançlarını sürdürüyorlar. Potansiyel imanlı olma konumlarını sürdürüyorlar. Kesin kopuşların olmaması için, Tevhid imanına blok geçişlerin olabilmesi için, o inançlardaki insanlara kapıların açık olabilmesi için, bu tür yaklaşımda bulunanlar o bölgede egemenliklerini ilan edemeden varlıklarını sürdürebiliyorlar.)


"ALLAH'ın" yolunda olduğunu sandırmak için İMAN taklidi yaparak yaparak, tek ilahlı imanımız var maskesi takarak ancak belli sayılarda belli zamanlarda ama asla ve asla egemen olunamayan bölge.

Amaçlarına ulaşabilmek için gerekli maskeleri, CEMAATLERE KİTAPLAR yazdırarak, DİNLERİN DİYALOĞUNDAN medet umarak, AMENTÜLARIMIZ bir çağrıları yaptırarak, İNANÇ PLATFORMLARI oluşturarak, İNANÇSIZLARA KARŞI İTTİFAK ilanları yaparak, SIRAT köprüsü kurdurarak sağlayanların, barınabileceğine inandıkları bölge.
   
  DİNLERİN ARASI DİYALOG'la OLUŞTURULMAK İSTENEN MELEZLEŞMENİN İŞLENDİĞİ "DİNLERİN ARASI DİYALOG" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
  .
  "BUGÜNKÜ" İLE KASTEDİLEN CENNETLİKLER KİMLER?....."BUGÜNKÜ CENNETLİKLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  SUAT YILDIRIM'IN "ESKİ ve YENİ AHİT YÖNLENDİRMELİ KUR'AN MEALİ" İLE İLGİLİ ÖRNEKLİ YAZIYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Hıristiyanlık denilen Dogma dinde, Yahudilik denen bugünkü Dogma dinde, İMAN BÖLGESİNDE hiç bir zaman egemen olamamış.Yahudiliğin hala merkezi konumunda gözükmesi;

1- Çoğunluk Yahudi nüfusunun orada olmasından kaynaklanıyor.Yahudi nüfusunu çoğunluğunun orada olmuş olması Yahudilik inancının orada geliştiğini göstermez. Dünyadaki tüm nüfusları sadece 16 milyon olan bir dinin Kudüs'te (8 milyon civarı) palazlandığını gelişip serpilip yayıldığını kimse iddia edemez. Eğer onlarda yüz milyonlarla ifade edilen sayılarda olsalardı, Yahudilerin çok büyük bir kısmının. (8-10 milyonu hariç) Dünyanın diğer yerlerinde olacaktı. Bu Peygamberler bölgesinin, ŞEHİRLERİN ANASININ (MEKKE'nin) bulunduğu bölgenin "ALLAH" tarafından biçilmiş konumundandır / korunmasındandır.

2- Bölgedeki Yahudi nüfusunun o sayılara ulaşması bile büyük göç zorlamaları, işgaller, katliamlar ve silahla olmuştur. 2. Dünya savaşında Hitlere yaktırdıkları Yahudilerin (din olarak Yahudi olanlar. Irk olarak değil) tetiklemesiyle, yine 2. Dünya savaşı Ruslara yaptırılan (tarımı bilenler, yani tarım iş gücü Rusyadan sağlanmış) Pogrom (Katliam) baskılarıyla, 1948 yılında silah zoruyla bir toprak parçası edinmişler. Onların orada merkezlerinin olması, o bölgede İNANÇ anlamında bölgeye egemen olduklarını göstermez.

Yahudiler arasında TEVHİD İMANI Hz. Süleyman'dan sonra deforme olmaya başlamış ve birkaç yüz yıl içinde de tamamen tanınmaz hale gelmiştir. (Bozulma tarihlerinin, dönemlerinin ne zamanlar olduğunu merak ediyorsanız kitaplarına bakın. "İsrail Tanrısı gözünde iyi olanı yaptı" iltifatına mahsar olan Kralların dönemleri, İMANIN yok edilme çalışmalarının ilerlediği yıllardır.) Nabukadnessar işgalinin olduğu yıllara yaklaşıldığında artık TEVHİD İMANINDAN eser kalmamıştır. Ortaya, Yahudilik denen dinin esasları çıkmaya başlamış, TEVHİD İMANINDAN tamamen uzaklaşılmıştır. Açık açık Putperes, Pagan inançları uygulanır olmuştur. (Tapınaklarda buhur, yakmalık tütüsü sunmak gibi)

Bölgenin özel konumu itibariyle İMAN zayiyatına uğrayan, "ALLAH" yoluna geri dönüşleri imkansız hale gelen, tüm kapılarını TEVHİD İMANINA kapamış olan SAPKIN İNANÇ sahipleri de, PEYGAMBERLER BÖLGESİNİN dışına itilmişlerdir. Onlarda ana gelişimlerini, özellikle Hz. Muhammed'den sonra o bölge dışında, Dünyanın başka yerlerinde tamamlama yoluna gitmişler.

On iki kabilelerinden, on kabilelerinin kaybolması ve sürgünler bu dönemlere rastlar. Geride kalan, İsrail kökenlilerde, sürgüne gidenlerin torun torunları da Hz.MUHAMMED'e biat edip, zaman içinde ilk ataları Hz. Musa zamanındaki gibi MÜSLÜMAN olmuşlardır.

Aynı durum Hz. İsa'ya biat edenlerde de gerçekleşmiştir. Hz. İsa'ya tabii olarak Müslüman olanların torunları, daha sonra Hz. MUHAMMED'e biat ederek atalarının Müslümanlıklarını devam ettirmişlerdir.

Hz. İsa'nın kurmadığı ve Hz. İsa'nın tebliğleriyle hiç alakalı olmayan, kendilerine ait (sanal yada söylenti kahramanı / şehir efsaneleri olmalılar) iki İsa üzerine kurulmuş, çoklu anlatıma sahip kitaplarından elde edilen, Aritmetik ortalama İsa'yı Tanrı olarak kabul etmiş olan bugünkü Hıristiyanlıkta, Pavlus ve arkadaşlarıyla ancak Hatay ve gerisinde kalan yerlerde Yahudi kabulleri üzerine, Yahudi inançlarını traşlayarak oluşturulmuştur.

Derleme din deniebilir. Dinin tebliğ ettiği yerde gelişimini tamamlayamayan, direk olarak kendilerini bağladıkları Oğul Tanrı sahibi olan, Peygamberi olmayan, dolayısıyla Peygamber tarafından getirilmiş bir kitaba da sahip olmayan, Oğul Tanrı'nın da kitap bırakmadığı, kutsal metin yazarlarının Oğul Tanrıya atfettiği mektupları Kutsal kitapları olarak kabul eden, edindikleri Oğul Tanrının doğum tarihlerini bilmeyen, İki İsa sahibi olup Aritmetik ortalam İsa'ya göre hareket eden, edindikleri Tanrının bile; kurdukları din ismi ve oluşumu için en ufak imada bulunmadığı, kitaplarını yazanlarının da kurmayı hayal dahi etmedikleri, bir garip inanç sistemi HIRİSTİYANLIK.
  .
  HER HARFİ TANRIDAN BİDİRİMLE (AYNI KAPAK ALTINDA) İKİ İSA, KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "TEK OĞUL & İKİ İSA" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Kendilerine inançsal yönden daha yakın buldukları, Pagan inançlarının hüküm sürdüğü bölgelerde tutunabilmiş ve yayılmış. Hemen hemen tüm paganları Hıristiyan yapmışlar. Bütün yollar Roma'ya çıkmış. Yeni dalga için altyapıyı hazırlamışlar. İster isteyerek, ister istemeyerek.

Kendilerinin yorumuyla, "Kudüs'te tebliğ edilen dinin devamıyız" diyorlar. Onların yorumunu doğru kabul edildiğinde, ortaya eşi benzeri olmayan bir durum çıkıyor. Ortaya çıkan duruma göre; Kudüs merkezli tebliğ edilen din, Kudüs'ten çok uzaklarda gelişimini tamamlayabiliyor. Kudüs'te tebliğ edilen din, önce Kudüs dışında yayılır mı? Merkezi tüm tarihlerde, kuruldu dedikleri zamandan bugüne kadar Kudüs dışında olabilir mi?

Eğer oluşturdukları inanç sistemi, KUDÜS'te TEBLİĞ EDİLEN DİNDEN farklıysa, elbetteki KUDÜS dışında yapılanabilecekti.
Tevhid imanı dışındaki bir inanç siteminin PEYGAMBERLER BÖLGESİNE hakim olabilme olanağı yok.
   
 

Maskelenmiş amacın, gizlenmiş amacın "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a" duyulan İMANI yok etme üzerine kurulu olduğunu ortaya koyabilmek için bu irdelemeler yapılıyor. Planladıkları Megiddo ovasındaki Argemeddon savaşının insan kanı dökmeyle bire-bir alakalı olmadığını ortaya koyabilmek için, yapılan anlatımlar konuları buraya getiriyor. Yahudilik MANİFESTOSU Ester, gizliyi ortaya çıkarmak değil miydi? Esterde gizli olan ne ortaya çıktı?

Maddesel insan / Amalek katliamı için yapılmış komplo planı olarak gözüken gizliliğin arkasından da, Yahudilik Manifestorunun ilanı çıktı. Tanrı isminin anılmadığı bölümde, adeta Tanrıya rağmen yapılan planlı programlı yapılan katliamlarla GİZLİ EL / GİZLİ KUVVET tabirli Yahudilik / Yahudiliğin (ziniyet) Tanrısı ortaya çıktı. "Daha nicelerine" dercesine her sene en neşeli BAYRAMLARI olarak kutladıkları "PURİM" ortaya çıkan kabullerin miladı değil mi?

İnsanları iyi ve kötü arasında olacak savaş diye takdim edilen Argemeddon, (yada ismi her ne olacaksa) aslında DİNLERİN / İNANÇLARIN / İNSANLARIN kurdukları inanç İTTİFAKLARINA kolayca esir edebilmek için İYİLER ve KÖTÜLER etiketiyle işleniyor.

İşte; insanların düşüncelerinde cevaplanmış halde, adreslenmiş halde dolaştırılan sorular

Toprak ve zafer Vaadlerini yapan kim? / Toprakları vaad eden kim?
Toprak vaad edilenler kim? / Vaad edilen topraklar kimin?
Vaad edien topraklara sahip olmadan önce saldırıya uğrayacak olan kim / Vaad edilen topraklar için savaşacak olan kim?

Kurtarıcı vaad eden kim?
Kurtarıcı vaad edilenler kim?
Kurtarıcı gelecek olanlar kim?
Kurtarıcı kimlerin ordusunun başında olacak?
Tanrı yardımıyla Savaşı kazanacak olanlar kimler? Elbetteki İYİ TARAFTA olanlar.

Bu cevaba itiraz eden olabilir mi?
Kendisini kurtarılanlardan olmamayı kim isteyebilir?
Her ne olursa olsun kurtulmayı kim istemez?
Kendisini Tanrısal bazda kötüler arasında kim görmek isteyebilir?
İnanılmaz büyüklüğe sahip olan, inanılmaz silahlarla donatılmış olan, HER ŞEYİYLE DÜNYA'ya EGEMEN olan güç karşısında, başlamadan yenik olmayı kim ister?
Üstelik yenilmekle kalmayıp Tanrısal cezaya da maruz kalmayı kim göze alır?

Elbetteki kimse almaz. Kim DECCAL (Deccal yaldızlama örtme manasına geliyor. Kur'an'da Deccal yok. ilan edilmiş tanımlaması o nedenle yapıldı. Kendilerindene olmayan, zelidüşmanları AMALEK dmek daha doğru olur) ilan edilmiş kişinin arkasında yüzde yüz kaybedeceği savaşa TANRI'ya rağmen girmeyi göze alabilir? Elbette aklı olan hiç kimse.

İşte bu cevapları aslında içinde olan, çıkarımlarını içinde muhafaza eden bir tanım İYİLER ve KÖTÜLER arsında cereyan edeceğine inanılan SON SAVAŞ.En en BÜYÜK PURİM BAYRAMLARI OLAN, sonsuz yaşama geçiş öncesinde doyasıya yaşamayı, eğlenmeyi, olduğundan başka türlü gözükmeyi umdukları ALTINÇAĞ. (Kurt kuzuyu yemeyecek, Altınlara kimse değer vermeyecek. Onlarında olacağı yerde bu sayılanlar olacaksa; demek ki onlar başka bir görünüm altında,kendilerini maskelenmiş olarak, en en büyük bayramları Altınçağ boyunca sabredecekler, tatlılar ikram edip hediyeleşecekler.)

Onların açısından bakıldığında, onların sunumlarına göre değerlendirildiğinde, onların ortaya koydukları Gazoz kapaklarının sayısına bakıldığında, onların ellerindeki olanaklar alt alta yazıldığında, durum aynen yukarıdaki gibi verilen cevaplarla sonuçlanıyor. Zaten sunumu yaparken cevapları birlikte verip, adreslememişler miydi? Cevap anahtarlarıda sorulara birlikte / paket halinde direk yada aracılı olarak (Dinlerin diyaloğu, mektup yazma, kitaplar, Aziz, dini / Ruhani önder, lider, efendi, Hz. vs..vs..) beyinlere yerleştirilmemiş miydi?

   
  Oysa aynanın arkasına bakılıp benzer sorular sorulduğunda, gizlenmiş olan ortaya "ben burdayım" diye çıkıyor.
Müsüman olanlar bu soruları kendilerine sorup, hiç etki altında kalmadan, benim efendimin ittifak ortakları, benim efendimin övdükleri, benim efendimim kutsal saydığı gibi, DOGMA olarak beyinlere sokulmuş şablonlara baş vurmadan cevap verirse herşey apaçık ortalıkta duruyor. İlahi olmayanlara MESİH geleceğine inandırılmış beyinler bu ve benzeri soruları kendi kendine sormalı. Ve kararını vermeli.

Kurtarılma durumunu yaşayayanlar kim?
Dünyayı gasp edenler kim?
Vaadleri yapan İsrail Tanrısı "ben kimlerin Tanrısıyım" diyor?
Kimler için "onlar benim halkım" diyor?
Güreşte yenildim, yalvardım diyen bir Tanrı olabilir mi? Tanrı yenilirse Tanrılığı kalır mı?
Böyle bir edinilmiş Tanrının hangi VAADİNE güvenilebilir?
Bir kula yenilip yalvaran ve istediğini elde edemeyen Tanrı olgusu, vaadlerini hangi kuvvetlere istinaten yerine getirebilecek?
İSRAİL TANRISI var mı? Yoksa Atanın Babanın tanrısı anlamında İSRAİL'in /Yakup'un Tanrısı diye tutturulan ve genel isim "Rab" ile geçiştirilen edinilmiş bir Tanrı'mı var?
Mısırdan Fidyeyle çıkardım derken TANRI OLMADIĞINI itiraf edenin, MELHEMİ OLSAYDI başına sürmez miydi?
Sonsuz yaşam için ortadan kalkması gereken "ÖLÜM MEFHUMUNU", yine FİDYE ile çözebileceğini MÜJDELERCESİNE bildirenin ne yaptırım gücü olabilir?
Ecele hükmedemeyen ve Tanrıyım diyenin tarafınd olanlar İLAHİ bir değeri temsil ediyor olabilir mi?
İlahi Vahiylerle ilgisi kalmamış olanlara VAADLERİ nerelerden gelmiş olabilir?
İlahi bağlarının YOK OLDUĞUNU, açıkca edindikleri Tanrıyı anlatırken ortaya koyanlara, VAADLERİ arasında yer alan MESİH / KURTARICI gelir mi?
   
  TANRI diye CİN'lerle kurdukları ittifaklara İNSANLARI taptıranların, TANRININ OĞLU inançları olabilir mi? "KUZU KİM & KÖPECİK KİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
     
  SANAL LİVYATAN'ı yendirerek, EDİNDİKLERİ TANRININ "PAZU GÜCÜNÜ", EYÜP vesilesiyle duyurdukları "LİVYATAN & EYÜP" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
     
  İSRAİL TANRI'sını HARACA KESEN, FİDYE&RÜŞVET ALMADAN MISIR'daki İSRAİL'lileri, YAHVE'ye VERMEYEN "ÇÖLLÜ AZAZEL" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
     
  GÖĞE YÜKSELEN HANOK , KUTSAL KİTAP DENETLEYİCİSİ KİTAP YAZMANI ve TANRININ OĞLU "EL SHADDAİ & EZRA" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
     
  DİN İNANCINDAN YAHUDİLİK ZİHNİYETİNE GEÇİŞİN ÖZETLENDİĞİ, MAKASBAŞI HİKAYELERİNDEN "MUSA & SÜNNET" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
     
  AHİT SANDIĞI'nı YAHUDİLER KABUL EDER Mİ? Tanrının, KİMSENİN BİLMEDİĞİ KİTABI BULUNUR MU? "KAYIP SANDIK&KİTAP" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Toprak ve zafer Vaadlerini yapan kim? / Toprakları vaad eden kim?
Toprak vaad edilenler kim? / Vaad edilen topraklar kimin?
Vaad edien topraklara sahip olmadan önce saldırıya uğrayacak olan kim / Vaad edilen topraklar için savaşacak olan kim?

Kurtarıcı vaad eden kim? İsrail Tanrısı ve "ALLAH'a şirk koşarak " isnat edilen Oğlu Tanrı
Kurtarıcı vaad edilenler kim? İsrail müstakil tanrısının halkı
Kurtarıcı gelecek olanlar kim? dünyayı kendilerinden kurtarılmaya muhtaç hale getirenler
Kurtarıcı kimlerin ordusunun başında olacak? "KILICIMIZ, Dünyayı işgal etmiş ve Dünya insanlarını kölelştirmek isteyenlerin başında olacak.

Tüm bunlardan sonra; "Savaşı, mücadeleyi kazanacak olanlar yani galip gelecekler kimler olur?" diye bir soru sorulacak olsa, Tüm insanlık (Tanrı var, vardır diyen herkez) Elbetteki İLAHİ emirlere sadık kalmış, Vahiyleri örtmemiş, TEVHİD inancına sımsıkı sarılmış, vb.. durumda olanlar yani; İLAHİ anlamda da, evrensel değerlerle de İYİ TARAFTA olanlar" diye cevap verecektir.

Bu cevaba itiraz eden olabilir mi?
Kendisini kurtarılanlardan olmamayı kim isteyebilir?
Her ne olursa olsun kurtulmayı kim istemez?
Kendisini Tanrısal bazda kötüler arasında kim görmek isteyebilir?
İnanılmaz büyüklüğe sahip olan, inanılmaz silahlarla donatılmış olan, HER ŞEYİYLE DÜNYA'ya EGEMEN olan güç karşısında, başlamadan yenik olmayı kim ister?
Üstelik yenilmekle kalmayıp Tanrısal cezaya da maruz kalmayı kim göze alır?
   
  BU DURUMDA "İYİ TARAFA OULRUM DİYENLER" ESASINDA NEYİ DESTEKLEMİŞ OLACAKLAR?
NELERİ KAYBETMİŞ OLACAKLAR?
KİMLERİN ELLERİNİ GÜÇLENDİRMİŞ OLACAKLAR?
İMAN BÖLGESİNDEN UZAKLAŞTIRILANLARDAN MI OLACAKLAR?

Tanrı'yı yalancı, bilmez, unutan ilan edenler kim onlar
Tanrıyı güreşte yendik diyen kim onlar
Bu durumda Tanrısal bir yardım umanlar kim onlar
 
  Dünya'da kan döken kimler? onlar,
Dünya'da Terörist yetiştirenler kimler? onlar,
Dünya'da silah sanayini elinde tutan kimler? onlar,
Dünya'da siyasette egemenlik sürenler kimler? onlar,
Dünya'da barış oluşmasından rahatsız olanlar kimler? onlar,
Dünya'da fuhuş, alkol, kumar sektörlerini ellerinde tutanlar kimler? onlar,
Dünya'da ticareti ellerinde tutanlar kimler? onlar,
Dünya'da sermayeyi ellerinde tutanlar kimler? onlar,
Dünya'da her tarafa inançları ile yayılmış olanlar kimler? onlar,
Dünya'da her yerini işgal edilmedik yer bırakmayan kimler? onlar,
Dünya'da her yerini işgal ettikleri yerde ırkları yok edenler kimler? onlar,
Dünya'da herhangi bir zenginlik ortaya çıktığında el koyanlar kimler? onlar,
Dünya'da misyonerlik teşkilatı kurarak sapkın tanrı inancını yayan kimler? onlar,
Dünya'da iç karışıklık çıkarmaları için örgütler kurulmasına hamilik edenler kimler? onlar,
Dünya'da Ülkelerinde ayaklanma, iç karışıklık çıkartanları bağılarına basanlar kimler? onlar,
Dünya'da kafalarına göre sınırlar saptayan, cetvelle sınırlar çizip Ülkeler oluşturanlar kimler? onlar,
Dünya'da bir ulusu senaryolarınca (gog/mogog) yok etmek adına, duvarlar arasında yaşatanlar kimler? onlar,

Dünya'da ...vs..... kimler? onlar,

Şimdi İyiler bunlarsa kötüler kimler oluyor?
   
  İYİ - KÖTÜ TARAF HANGİSİ? BANA GÖRE İYİ ama ONLARA GÖRE KÖTÜ TARAF neden BEN oluyorum? "İYİ & KÖTÜ KİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  BOKSUZ yaşayamayan, çevresini BOKLUK olsun isteyen BOK böceklerinin MESLEKLERİNİ işleyen "BOK BÖCEĞİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
 

O halde, kurtulmak istedikleri bunlarsa, YAPTIKLARINDAN VAZ GEÇSİNLER SORUNLARDA KÖKÜNDEN ÇÖZÜMLENİVERSİN.
ORTADA GARİP BİR DURUM YOK MU? Yukarıda sayılanların hepsini, yapanlar kendileri olduğu halde, hala "kurtulacağız" diyorlarsa; O halde kurtulmak istedikleri ne?

Tüm yukarıda sayılanlara zaten onlar hükümran değil miydi?
O halde kurtarıcı gelecek diye toplumları helak etmek niye?
Açıkca "hesap gününden kurtulmak istiyoruz" diyemeyenler lafı dolaştırıp, Tanrı olarak benimsediklerinin "kurtaracağım" sözlerinin arkasına düşmüş, hayaller içinde yaşıyorlar. Kurdukları, umut ettikleri bir hayalden ibaret ama döktükleri kan ve yaktıkları canlar gerçek.

SEN, BEN, O ayrımı yapmadan, Bizden, Sizden, Onlardan sınıflamasına başvurmadan, VİCDANLARLA, İnsanı İNSAN yapan değerlerle bu yapılanlar cevaplanmak istense, yukarıda sayılan maddeleri gerçekleştirmiş olanlar hiç kendilerini DESTEKLENİYORUZ MERTEBELERİNDE gezdirebilirler miydi? Hareketlerini yapacak destek bulupta hala KAN DÖKME hesapları yapabilirler miydi?

Dünyada yapmış olduklarının,"Herhangi bir TANRI" kavramı içinde bir yeri olabilir mi? "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" böyle bir şeye razı gelir mi?

Yine, Bizden, Sizden, Onlardan ayrımcılığı yapmadan, Ülkeler bazında düşünmeden, haklı haksız tartişmalarına girmeden, Din ayrımı gözetmeden, DÜNYADA Kİ TÜM İNSANLARI gruplar halinde yada teker teker bir ortama alma olanağı olsa ve yukarıda yapılanlar Ahlaki midir, Vicdani midir, İnsani midir? diye sorma imkanı da olsa, hiç firesiz herkez, sayılan maddelerin, Gayri Ahlaki, Gayri Vicdani, Gayri İnsani bulacaktır.

Tek Tanrılı, çok Tanrılı, bizim Tanrı, Oğul Tanrı ayrımı yapmadan, yukarıdaki maddelerin "DİNİ" onay alıp alamayacağını, insanlara teker teker sorma olanağı olsa, hiç firesiz herkez, sayılan maddelerin, "DİNİ" onay almasının imkansız olduğunu söyleyecektir.

O HALDE YUKARIDAKİ MADDELERİ UYGULAYANLAR KİM?
O HALDE YUKARIDAKİ MADDELERİ TANRI EMRİ DİYE GERÇEKLEŞTİRMİŞ OLANLAR KİM?
O HALDE YUKARIDAKİ MADDELERİ EMREDEN HANGİ TANRI?
O HALDE YUKARIDAKİ MADDELERİ EMREDEN HANGİ KİTAP?

ORTADA GARİP BİR DURUM YOK MU? Yukarıda sayılan maddeleri,
(Haylen başka Dünyalar var kabul ederek) başka Dünya'lar da gerçekleşti, bu konuda değerlendirmeniz nedir diye sorulduğunda, herkez fikirbirliği içinde, onaylanması mümkün olmayan eylemler olarak nitelendirecektir.

Oysa aynı olaylar, kendisinin ait olduğu, ülke tarafından, kendi din temsilcileri tarafından uygulandığında ve uygulamanın artıları eksileri değerlendirmeye alındığında olaylara yaklaşım birden bire değişmekte ve yukarıda sayılan maddelerin hemen hepsine onay verici tavırlar ortaya koyulmaktadır. Taraflarından biri olunmaktadır.

Artılar, Eksiler, Kazançlar, Elde edilecek İmkanlar, EGO TATMİNLERİ,..vb.. işin içine girdi mi gözler kapanıyor, VİCDANLARA kurulan hayallerle sus payı veriliyor ve NALINCI KESERİ çalışmaya başlıyor. Şu andaki Vicdanlarını rahatlattıkları, KURTARICI TANRIDAN, MÜSLÜMANLAR TERÖRİST, TANRI EMRİ AMALEKLERİ yok edin,..vb..

Esasında yukarıdaki maddelere haklılık veren içimizdeki, esiri olduğumuz BEN" dir. "BEN" bir tarafa bırakıldığında normal olan davranışlar, "BEN" ortaya çıkaran devreye girdiğinde altüst oluvermektedir. O HALDE HERKEZ KÖTÜYE ALET OLMAMAK İÇİN, İÇİNDEKİ İYİYE OYNAMALIDIR.

     
  DECCAL İÇİN (Müslümanlara hitap edecek şekilde) BELİRLEDİKLERİ ÖZELLİKLERİN İŞLENDİĞİ "DECCAL ve MESİH" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Gerçekleşecek savaş sembolik bir iyi kötü savaşı olarak cereyan edecek ve zafer ilanları yapılarak BAYRAM KUTLAMALARINA başlanacak. Amalek katliamında olduğu gibi. son kalan iaman değrei onlarınkinden farklı olanlar bir araya getirilerek yok edilecekler.

Amalek soy kurutmasında yapıldığı gibi bir yere toplanılmış olanlarlarla sonucu belli olan sözde bir savaş yapılacak. Kapı kapı dolaşmadan, tek elden, tek yerde toplanılmışlar olarak AMALEK işaretliler, daha doğrusu imani duygulara sahip olanlar, Megiddo ovasında sembolikte olsa (kısıtlı / belli sayıda) YOK EDİLECEKLER.

Unutmayın esas olan İnsanları yok etmek olsaydı, bunu çok kolay biçimde ama hastalıkla, ama çatışmalarla ama kimyasallarla ama nükleer silahlarla çok kolay hallederlerdi. Unutulmamsı gereken bir başka konuda, Şeytan için insanların ölmesi yada ölmemesi önemli değil. Şeytan için önemli olan insanların İMANLARI YİTİRMİŞ olmaları. Şeytan "kulları öldüreceğim, ölümlerine sebep olacağım" diye antlar içmedi, doğru yolda olanları yolundan çevireceğim diye antlar içti.

Bu yapılan AHTLERLE /ANT içmelerden hareketle; ŞEYTANIN sevinci başarısı, yok olan İMANLARLA yapılmayan ŞÜKÜRLERLE ölçülmeli.
Tüm insanların imanları yok edilmeden,
kusal ittifaklarına herkezi katydetmeden,
İNANÇSIZLARA KARŞI kurdukları İTTİFAKLARINA herkezi dahil etmeden,
Tüm Dünya insanlarını din, düşünce ve özgürlük anlamında KÖLELEŞTİRMEDEN
DÜNYADA TOPLU ÖLÜMLER ve KATLİAMLAR olmayacaktır. Kitaplarına görede bu yolun başlangıcı AÇLIKTAN geçiyor.. Ürün tescilleri, GDO, Tohum kontrolü, Tarım ürünlerinde kontrol...

Kutsal kitaplarında Tanrı elçisi olarak tanıttıkları Yusuf ile nasıl elitler zinciri oluşturarak Mısır halkını FİRAVUN'a köle yaptılarsa, bugünde tüm Dünya için aynı yöntemle / Yusuf Manifestosuna bağlı kalarak insanları PİR'lerine, Pramitin tepesinde gören göz olarak işaret ettikleri, ŞEYTAN YÖNLÜ CİN&İNSAN ittifakına köle yapacaklardır. (Sarp yokuşlara atılanlar, Sekar'a açılış kapısı olan KULELERİNİN 19. katına hızla yaklaşıyorlar...)

Yusuf ile duyurdukları manifestolarında; Firavun, Rüya, Rüya'nın halka duyrulmaması,
("önümüzdeki 7 bolluk senesinden sonra, 7 yıl süren bir kıtlık olacak tedbirinizi alın ki, 7 yıl bolluk zamanına rahatca ulaşın" deme yerine Firavun'a gösterilen Rüya'dan, ve Rüya'nın yorumundan kimseye bahsedilmez. Halkın rahatı için Firavuna gösterilip Yusuf'a yorumlattırılan rüya halka duyrulmaz.
Bu durumda. Hz. YUSUF'un ismini kullanarak Yahudilik Manifestosunu oluşturdukları Yusuf KİMİN / NEYİN PEYGAMBERİYDİ?
Halkın rahatı için Hz. Yusuf'a rüyayı gösteren "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'ın" ELÇİSİ OLMA İHTİMALİ VAR MI?
Şeytanın ve Yahudilik Manifestosunun sanal kahramanıdır YUSUF'ları. ŞEYTANİ ORGANİZASYONUN Zihniyet varislerine aktarımlarında kullanılmış olan bir isimdir Yusuf)
,
Bolluk, Kıtlık, Ürün toplama, Toplanan ürünü sadece kendi ürünleri kalıncaya kadar elde tutma / Stokculuk, Gıda üzerinde tekel kurma, Ürün dağıtım organizasyonu, Açlık için çalışma, açlık sınırına getirdikleri Halka Karaborsa satış, Halkın paraları bittiğinde Hayvanlarını karşılığında yiyecek verme, Tarlaları ve malları karşılığında doymalarına izin verme, Mısır'ın yarı Topraklarını Firavun adına satın alma (kimbilir kendileri neler aldı?), Açlığa mahkum olmuş Halkın paraları ve mallarıda tükendikten sonra herbirini Firavun'a KÖLE yapma, en sonundada tüm elde ettikleri toprakları işlemesi için yüzde karşılığında, Halkı kendi topraklarında çalışmaya mahkum etmeleri. Her Harfi Tanrı'dan" dedikleri kitaplarında PEYGAMBER damgalı olan adamları Halkı köleleştirmek için önce açlığa mahkum ediyor.

Yaratılış.......41:25 Yusuf, ‹‹Efendim, iki düş de aynı anlamı taşıyor›› dedi, ‹‹Tanrı ne yapacağını sana bildirmiş.
Yaratılış.......41:32 Bu konuda iki kez düş görmenin anlamı, Tanrının kesin kararını verdiğini ve en kısa zamanda uygulayacağını gösteriyor.
Yaratılış.......41:34 Ülke çapında adamlar görevlendirmeli, bunlar YEDİ BOLLUK YILI boyunca ürünlerin BEŞTE BİRİNİ TOPLAMALI.

Yaratılış.......41:38 Firavun görevlilerine, ‹‹Bu adam gibi TANRI RUHUNA SAHİP birini bulabilir miyiz?›› diye sordu.
Yaratılış.......41:42 Sonra MÜHRÜNÜ PARMAĞINDAN çıkarıp Yusufun parmağına taktı. Ona ince ketenden giysi giydirdi. Boynuna altın zincir taktı.

Yaratılış.......41:48 Yusuf Mısırda YEDİ YIL içinde yetişen BÜTÜN ÜRÜNLERİ TOPLAYIP kentlerde depoladı. Her kente o kentin çevresindeki tarlalarda yetişen ürünleri koydu.
Yaratılış.......41:49 DENİZİN KUMU KADAR buğday depoladı; öyle ki, ÖLÇMEKTEN VAZGEÇTİ. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.

Ekinleri hiç dışarda kalmamacasına stok ettiklerinden, daha ilk yıllarda yiyecek bulunmasına biraz şaşar bir hal sergiliyorlar.
Yaratılış.......41:54 Yusufun söylemiş olduğu gibi YEDİ KITLIK yılı başgösterdi. Bütün ülkelerde KITLIK VARDI, ama Mısırın her yanında YİYECEK BULUNUYORDU.

Nihayet AMAÇLARINA ulaşıyorlar ve halkın elindeki buğday YEDİ YIL BOLLUKTAN çıkılmş olmasına rağmen bitiyor.
Halk aç kalınca Firavuna yalvarıyor ama o, onları KÖLELİK TACİRİ organizatör Yusuf'a gönderiyor
Yaratılış.......41:55 MISIRLILAR AÇ KALINCA, yiyecek için FİRAVUNA YALVARDILAR. Firavun, ‹‹Yusufa gidin›› dedi, ‹‹O size ne derse öyle yapın.››

Yusuf''ta hemen depoları açmaz. Kıtlık tam yayıldığında / kıtlığın her tarafa yayılması beklendikten sonra, elde avuçta kenarda kalanlar tükettirildikten sonra, küçük tacirlerin, stoklar yapanların, feodal beylerin ambarlarında olanlarda erittirildikten sonra, DEPO KAPILARI AÇ KALMIŞLARA / KÖLE ADAYLARINA SATIŞ için açılıyor.

Bu arada ölenler olmuş, intihar edenler olmuş, sefalet almış başını yürümüş kimin umurunda.
Din kullanarak bir ülkeyi ele geçirme hikayesinin baş rolünü verdikleri Yusuf'larının görevi "DİN TEBLİĞİ, İMANA DAVET" değil ki.
Dünya nasıl ele geçirilir, İnsanlar nasıl köle yapılır BİLGİ AKTARIMINA konu yapılan / atanan Yusuf'ları, "İLAHİ VAYHE" MAHSAR OLMUŞ RESUL değil ki.
Yahudilik Manifestosuna kahraman yaptıkları Yusuf'ları İnsanlara yardım için gönderilmiş bir Peygamber değil ki.
Yusuf'ları onların değimiyle bile BİR ZİHNİYETE HİZMET eden bir İDEOLOG, en ilkel din anlayışı çerçevesi içinde bile Tanrı adamı değil ki,
Yusuf'ları en zayıf Tanrı inancıyla bile, Tanrının Rüya gösterme AMACINI hiçe sayarak, durumu ÇIKARA ve RANTA dökmesine bakılırsa TANRIYA BAĞLI / BAĞIMLI değil ki,
Yusuf'ları sadece kendilerine hizmet için çalışan bir olgu dışında tanrıya inanmıyor ki,

Yusuf İNSANİ değerlere sahip olan değil, sadece kendi ölçülerine göre "VAHİYLERDE" geçen hikayeye monte edilmiş "TİP YAHUDİ / ideal Yahudi " örneği
Yusuf, YAHUDİ ZİHNİYET YAŞATICILARININ Tanrı damgası yemiş ilk ŞABLONU.
Yusuf, Yahudiliğin DÜNYA EGEMENLİĞİ yolundaki siyasi ve finansman MANİFESTOSUNUN kapak ismi..
Yusuf, binlerce yıldan beri İNANÇ VARİSLERİNE aktardıklarıI, KRONİKLEŞTİRDİKLERİ ZİHNİYETİN sembol adı.

Yusuf, FİRAVUNA hizmette sınır tanımayan ve "VAYHEDİLEN İMANI, Firavun'un isteklerine göre şekillendirebilmek, TEVHİD İNANCINA darbe vurabilmek, Hz. Musa'nın ilettiği Vahiyleri örtebilmek / değersizleştirebilmek / sıradanlaştırabilmek için, YAKTIĞI ATEŞLE yükselttiği DİN KULESİNİN yapımcısı / PİR'i, yani anlı-şanlı HAMAN'ın, Tanrısal RUHSATLAR İÇİN MASKELENMİŞ ADI
Yusuf, kendilerinin dışında olanlara yaşam hakkı vermeyen, onları KÖLE olarak görmek isteyen, KENDİ DIŞINDA (Gentile) olanları Konuşan Hayvanlar (Goyim) gören zihniyetin O-GÜNDEN, BU-GÜNE aktarılmış olan İDOL adı, KOD adı

Yaratılış.......41:56 KITLIK BÜTÜN ÜLKEYİ SARINCA, Yusuf depoları açıp Mısırlılara buğday SATMAYA BAŞLADI. Çünkü kıtlık Mısırı boydan boya kavuruyordu.

Bütün ülkeyi sarınca depolarının kapılarını açan YUSUF elbetteki fiyatı tespit eden makam olmuştu. Ülkede kendi depolarının dışındaki tüm stokların erimesini boşuna ve nedensiz mi beklemişti? Elbetteki nedensiz değildi. Oluşturacaği KARUN'ları, köleleştireceği halkı vardı.

FİRAVUN, KARUN ve HAMAN üçlüsü başka türlü nasıl ortaya çıkabilirdi?
Firavun Siyaset alanında, Karun Finansmanda, HAMAN / YUSUF ise DİN alanında egemendi. Yani Sİyaset - Para - Din üçlemesi..

Demek ki insanları köleleştirebilmek için, onları açlığa mahkum hale getirmek gerekiyor.
Afrika gibi insanları kamplara doldurup, yiyeceklerini vererek tutmak gibi / onları kampa çalışmaktan uzak bir halde mahkum etmek gibi. Dünya'da açlığın gittikce artıyor olması gibi. Köyden şehirlere göçün artarak bağımlı toplulukların hızla oluşturulması gibi. vb. gibi.

   
 

Yaratılış.......45:17 Firavun Yusufa şöyle dedi: ‹‹Kardeşlerine de ki, ‹Hayvanlarınızı yükleyip Kenan ülkesine gidin.
Yaratılış.......45:18 Babanızı ve ailelerinizi buraya getirin. Size Mısırın en iyi topraklarını vereceğim. Ülkenin KAYMAĞINI yiyeceksiniz.›
Yaratılış.......47:11 Yusuf babasıyla kardeşlerini Mısıra yerleştirdi; firavunun buyruğu uyarınca onlara ülkenin EN İYİ yerinde, RAMSES bölgesinde MÜLK verdi.

Yaratılış.......47:13 KITLIK ÖYLE ŞİDDETLENDİKİ HİÇBİR ÜLKEDE yiyecek bulunmaz oldu. Mısır ve Kenan ülkeleri KITLIKTAN KIRILIYORDU

GDO yayıcılığı, gen oynamacılığı, hormon üreticiliği, Tohum lisanslamaları, kısır tohum imalatcılığı KİMLERİN ELİNDE olduğunu düşünürseniz, "KUTSALLARIMIZ" dedikleri kitaplarında yayınladıkları EKONOMİK, POLİTİK MANİFESTOLARINI sürdürülebilir hale getirdiklerini, uygulamaya başladıklarını görürsünüz.

Tohum patentleme adı altında yapılan TEKELLEŞMELERİN, BANKALAŞMALARIN, tarım kontrollerinin amacı daha iyi anlaşılmıyor mu?

Yaratılış.......47:14 Yusuf SATTIĞI BUĞDAYA karşılık Mısır ve Kenandaki BÜTÜN PARALARI toplayıp FİRAVUNUN SARAYINA götürdü.

Yusuf, tüm paraları ele geçirip herşeyi kontrol altına alıyor. Bugünkü uygulamalar ne kadar benziyor değil mi? İflas eden ülkeler. Para için kapılarda bekleyen ülkeler, imtiyazlarını tamamen kabul eden ülkeler, yer altı yer üstü kaynaklarını peşkeş çeken ülkeler, topraklarını satan ülkeler..vs..

Yaratılış.......47:15 Mısır ve Kenanda PARA TÜKENİNCE Mısırlılar Yusufa giderek, ‹‹Bize YİYECEK VER›› dediler, ‹‹Gözünün önünde ÖLELİM Mİ? PARAMIZ BİTTİ.››

"HER HARFİ TANRIDAN" dedikleri ATA YADİGARI kitaplarında, hiç vicdani rahatsızlık duymadan, gerçekleştirdiği tegahtan son derece mutlu bir hal sergileyen ve gururlu bir edayla "HAYVANLARINIZI GETİRİN" diyebilen, kelime hazinelerinin yetersiz kaldığı, İSRAİL OĞULLARININ ilk KUŞAĞINI sembolize eden GARİBET bir kişilik var. İsrail Oğullarının hamgi temeller üzerine ZİHNİYETİNİ tesis ettiğine örnek yapılmış HİLKAT GARİBESİ bir adam var.
İnsanların TOPRAKLARINI ele geçirebilmenin ilk adımı olarak gördüğü bu teklifi, Tanrı damgalı bu MAHLUKAT ARSIZCA yapıyor.

Güzelliğiyle, yakısıklılığıyla dillere destan olan, "Mısır'ın Yusuf'u" lakaplı, Hz. Yusuf'un ismi tüm dünya insanları bir araya gelse ancak bu kadar kirletilebilir?
ŞEYTANA yenilmeyip, ŞEYTANA tesim olmayıp, evin kadınıyla yatmayan zindana düşen Hz. Yusuf'tan, intikamını demek böyle aldı.
Tanrı olarak işaret ettiklerinin yanından hiç ayırmadıkları ŞEYTAN'ın intikamını almak, yüzlerce (kitapların yazılışına göre) sene sonrada olsa, yer ordu mensuplarının / adamlarının çok hoşuna gitmiş olmalı.

Yaratılış.......47:16 Yusuf, ‹‹PARANIZ BİTTİYSE, DAVARLARINIZI GETİRİN›› dedi, ‹‹Onlara karşılık size yiyecek vereyim.››

Burada tasvir edilen kişini Peygamber olma olasılığı var mı?
Olsa olsa acımasız fırsatcı bir tefeci tanımlı bir TOPLUM SÜLÜĞÜ var.
KAN EMİCİ var.
Halkının refahini değil efendisinin hazinesini ve kendi payını düşünen, İNSANLIKTAN NASIBİNİ almamış FIRSATCI var.
ilahi hiçbir korku taşımayan MODEL var.
"TANRI BİZİMLE" solaganını kendilerine maske edinmiş, "TANRI BİZİMLECİ" yaldızcılarına ait zihniyetin ŞABLONU var.
ProtoTİP var / tip bir PROFİL var.

Yaratılış.......47:17 Böylece davarlarını Yusufa getirdiler. Yusuf atlara, davar ve sığır sürülerine, eşeklere karşılık onlara yiyecek verdi. BİR YIL BOYUNCA HAYVANLARINA KARŞILIK onlara yiyecek sağladı.

Yaratılış.......47:18 O yıl geçince, İKİNCİ YIL YİNE GELDİLER. Yusufa, ‹‹Efendim, gerçeği senden saklayacak değiliz›› dediler, ‹‹Paramız tükendi, davarlarımızı da sana verdik. CANIMIZDAN ve TOPRAĞIMIZDAN başka verecek BİRŞEYİMİZ KALMADI

Yaratılış.......47:19 Gözünün önünde ölelim mi? Toprağımız çöle mi dönsün? Canımıza ve toprağımıza karşılık bize yiyecek sat. TOPRAĞIMIZLA BİRLİKTE FİRAVUNUN KÖLESİ OLALIM. Bize TOHUM ver ki ÖLMEYELİM YAŞAYALIM; toprak da çöle dönmesin.››

Yaratılış.......47:20 Böylece Yusuf MISIRDAKİ BÜTÜN TOPRAKLARI FİRAVUN İÇİN SATIN ALDI. Mısırlıların hepsi tarlalarını sattılar, çünkü KITLIK ONLARI BUNA ZORLUYORDU. Toprakların tümü firavunun oldu.

Düşünebiliyor musunuz? "ALLAH" tarafından Firavun'a gösterilen bir rüya var. Rüyanın yorum anahtarıda "ALLAH" tarafından Hz. Yusuf'a veriliyor.
Nedeni ise, Hz. Yusuf'un itibar görmesi, gerek sarayda, gerek halk arasında aranan kabul edilen, sözü dinlenen biri olmasını sağlamak.
Yakupoğullarının Mısır yaşamıyla çoğalması, imani değerlerin, Hz. Musa öncesinde Sarayda yer edinmesi, halk arasında Hz. Yusuf'la birlikte / Hz. Yusuf ismi sayesinde kolayca kabul bulması / tanınması.

Gösterilen Rüyanın amacı, Halkı aç bırakmak yada köleleştirmek değil.
Hz. Yusuf'u Saraya ve Halka kabul ettirmek itibar kazandırmak,Hz. Musa öncesi TEVHİD İNANCININ temellerini atmaktı.
Hz. Yusuf'u, yazının okumanın çok az olduğu dönemde sözlü anlatımlara konu yaparak "Hz. Yusuf olayını asırlar boyunca hafızalara kaydetmekti / yaşatmaktı.

Hz. Yusu'un Elçi olarak itibar kazanabilmesi, halk tarafından benimsenebilmesi için ne yapması gerekiyordu?
Halka yardımcı olmak, onlarla kaynaşmak, onlara iyilikler yapması gerekiyordu.
Bolluk ve arkasından gelecek olan kıtlık haberi verilmişti ki, Halkını uyarabilsin.
Bolluk zamanında yiyecek depolaması yapılsın. Kıtlık zamanında da madur olmadan yaşamları sürdürülebilsin.
Biriktirdiği ürünü yetmeyen, biten yada hayvancılık gibi başka işlerle uğraşanlara da, devlet olarak depoladıkları ürünlerden verilsin.
Mısır dışındaki ülkelere de yardım edilsin.
Rüyanın ve Rüya anahtarının verilme nedenlerinin başlıcaları bunlar.

Hz. Yusuf'ta İLAHİ VAHİYLERE MAHZAR olmuş ELÇİ olarak, içinde yaşadığı toplumu ve çevre insanlarını korudu. Peygamberliğinin ereklerini yerine getirdi.

   
 

Tersi durum olsaydı Halk Yusuf'u sever miydi?
Hz. Yusuf dillere dolanırda, MISIR'IN YUSUF'u adı verilip binlerce yıl efsanesi yaşatılır mıydı?
Aksi halde kötülükle anılır, KÖTÜYE ÖRNEK OLSUN diye ismi telaffuz edilirdi.

Oysa onların ZİHNİYETLERİNİ ÖZETLEYEN atama Yusuf'larına yaptırdıklarına bakın.
Rüyanın yorumu kesinlikle halka bildirilmiyor. Bu nedenle kimse bir yıllık bile tedbir alamamış Tedbir alamayı bırakın ürünlerini TÜM ÜRÜNLERİN TOPLAYICISI durumundaki Yusuf'a çok ucuza (bol malın değer düşer.Hele birde alıcı nazlıysa) belkide yalvararak satmışlar.
Firavunun tarlaları yok.
Çiftcilikte yapıyor değil.
Hal böyleyken; Tanrı FİRAVUNA rüya gördürüyor, elçisine de RÜYANIN ŞİFRELERİNİ veriyor. Neden?
Firavun ZENGİNLEŞSİN ve TÜM HALKI yalvarta yalvarta (halk açlıktan o hale geliyoki, Köle olmak için yalvarıyor. Demek ki; Açlık sınırları zorlandığında ortaya "GÖNÜLLÜ KÖLELİK" diye bir meslek grubu çıkıyor. Köleliğe KABUL EDİLENDE, kölelik için kendisini AÇLIĞA itene de LUTÜFKAR gözüyle bakıp öyle bir EFENDİNİN KÖLESİ olmaktan GURUR duyuyorlar. AÇLIK "BİR LOKMA EKMEK için neler yaptırıyor?) KÖLE etsin diye.

Yaratılış.......47:21 Yusuf MISIRIN BİR UCUNDAN ÖBÜR UCUNA KADAR BÜTÜN HALKI KÖLELEŞTİRDİ..
Yaratılış.......47:23 Yusuf halka, ‹‹SİZİDE TOPRAĞINIZIDA FİRAVUN İÇİN SATIN ALDIM›› dedi, ‹‹İŞTE SİZE TOHUM, TOPRAĞI EKİN.
Yaratılış.......47:25 ‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. FİRAVUNUN KÖLESİ OLURUZ.››

Yaratılış.......47:24 Ürün devşirdiğinizde, beşte birini firavuna vereceksiniz. Beşte dördünü ise tohumluk olarak kullanacak ve ailelerinizle, çocuklarınızla yiyeceksiniz.››

Giden hayvanlara, r fahiş fiyatla satılan ürünlerden toplanan paralara, öldüm değerine ellerinden alınan mülklere ne oldu?
Açlıktan ölenlere ne oldu?
Mutlaka intihar edenler ve yiyece yüzünden cinayete kurban gidenlerde vardı.
Onlara ne oldu bilemeyiz ama MISIR HALKI, KENDİ TOPRAKLARINDA KÖLE DURUMUNA DÜŞTÜLER.

Kenya'nın kurucusu, ilk devlet başkanı ve milli kahranmanı JOMO KENYATTA'nın bu durumu çok güzel özetlemiş.
"Batılılar geldiklerinde ELLERİNDE İNCİL , bizim elimizde TOPRAKLARIMIZ vardı. Bize, GÖZLERİMİZİ KAPATARAK DUA ETMESİNİ ÖĞRETTİLER. GÖZÜMÜZÜ AÇTIĞIMIZDA ise BİZİM ELİMİZDE İNCİL , ONLARIN ELİNDE TOPRAKLARIMIZ vardı."

(onların verdiği TOHUMLARI KULLANIR OLDULAR. Onlara o zaman verilen tohumlar yada hasat edilmiş ürünler genetikh olarak denetlenemediğinden, tekrar-tekrar tohum olrak kullanılabiliyordu. Kimyasal ilaçlara muhtaç hatta BAĞIMLI değildi. GDO'lu ise hiç. Dünyada Tohum tekelide yoktu, Lisanslamada yoktu, hastalık yayabilenlerde yoktu Ama aynı zihniyetin ağa babaları duayenleri o zamanlarda yaşamıştı)

Öyle bir Din ve o dine ait bir Tanrı anlayışı varki; ELÇİ / PEYGAMBER olarak kitaplarına aldıkları / sundukları, YÖNETİCİSİ ve YOL GÖSTERİCİSİ olduğu toplumunu, sülük gibi emebilmek için halkını KITLIĞA KARŞI uyarmıyor.
Ve tüm bu anlatılanları birileri hala İLAHİ metinlerdiye tapınmalarında kullanıyor.
Ve birileri hala HER HARFİ TANRIDANDIR" diye kutsal kitaplarının arasına alıyor, birileri hala, Peygamberine tefeci, diyenlerin kitaplarına uyulursa CENNETLER vaad ediyor.
El ele tutuşup, sırat köprülerinden geçme provaları yapıyorlar.
Birileri halkını nasıl sömürdüğünü anlatan kitaplara kutsiyet yükleyebilmek için, yaptığı Meal'lerden yönendirmeler yapıyor.
Birileri hala sipariş kitaplar yazıp "AMENTULARIMIZ AYNI" diyen TELLALLERİ yanında tutuyor.
Sırf DECCALE / YALDIZCIYA hizmet olsun diye, Yecüc ve Mecüc üretimlerinin hızı kesilmesin diye.

Ne zaman ki İMANLAR / TEVHİD İNANCI, KARABALÇIKTA batan bir göze haline gelirse, işte o zaman toplu katliamlar ve yok etmeler başlamış yada başlayacaktır. Toplu katliamlar yok etmeler başladığında bilin ki İMAN, bozguncuların ortasında / imanla imansızlık setleri arasına sıkışmış, Yecüc ve Mecüc tehditi, organizasyonu, planlaması, yönlendirmesi ile bir gidip gelir haldedir.

Ortalıkta görünenler ise "İMAN" maskeleriyle arzı endam edenlerdir. Esasında temsil ettikleri sadece nereye YÖNELDİĞİ belli olmayan, neye bağlı olduğu bilinmeyen DİNDARLIKTIR.

İman kalpleri terk etmiş, sözlerle, hareketlerle, biçimsellikle var gösterilir, üretilir, satılır, pazarlanır aşamalarınıda geride bırakmış, STANDARTLAŞMIŞ davranışları içeren beyin formatlamasını sürekli ysağlayan, senomiler, ritüeller haline gelmiştir.

İman artık gösterilen /işaretlenen şeylere saygı göstermekten ibaret hale getirilmiştir. Gösterilen, işaretlenen şeye, belli ritüelleri yerine getirerek tapanın, imanlı insan sayıldığı ortam oluşturulmuştur.

İşte, Şeytan ve işbirlikcileri için o zaman, Tanrıyı Kıyamete zorlama hayallerinde doruk noktasına ulaşmış olacaklar.("ALLAH" diyemiyorum. Nedenine gelince, sapkın ifadeler içinde yer aldığında hiçte hoş karşılanmayacak anlamlar ortaya çıkıyor / çıkabiliyor. Üçbeş sapkın düşünce, felsefe, doktirin, dogma..vs.. peşine takılıp hayaller kuranların senaryolarını anlatırken bile NİTELENDİRME olur diye TANRI demeyi tercih ediyorum. Yazının girişinde "BAŞLARKEN" başlığı altında açıklanan sebeplerden dolayı TANRI tanımı kullanılıyor. Putpereslerin sahip olduğu Tanrı inancını bile sahip olmayanların, Tanrıcılık oynayanların stratejilerini anlatırken nasıl olurda "ALLAH" ismini kullanabilir?. Yaptıkları şey sadece "ALLAH'ın" NUR'unu ağızlarıyla söndürme çalışmalarıyla sınırlı. Elde ettikleri tüm kazançta göğüslerinde beslediklerinin tatminliğinden aldıkları hazla sınırlı). Kıyamet'i kopması, en kuvvetli olduklarını sandığı bir zamanda olmalı ki, yani İmansızlığın hat safhasında olmalı ki; ittifaklar olarak kuvvetli durumda olabilsinler.

Kalem onlarda, kağıt onlarda. Ellerindeki kalemle ellerindeki kağıtlara (ancak temenni tadında yazabildiklerinin dışında) yazamadıkları tek şey var."O gün yazan tarafından yakına mı yazıldı / yazılacak yoksa uzağa mı?" "O gün kimin sayısı az, kim daha kuvvetli" (Burada O GÜNDEN kasıt Kıyamet günü değil. Kıyamet zamanı "ALLAH" tarfından belirlenmiş ve onun bilgisinde. Kıyamet zamanı saptanmış bir tarihte)

O günden kasıt, İTTİFAK ortakları ŞEYTANIN "sizi insanlardan yenebilecek yok" vaadlerinin arkasına takılıp, ŞEYTANIN "ben bugün SİZDEN UZAĞIM" diyerek İTTİFAKDAŞLARINI terkedeceği ve "ben sizin görmeyeceğiniz şeyleri görüyorum" diyeceği günle alakalı.
   
  Tanrı olarak edindiklerini Mısır çıkışında göğüslerinin içine aldıkları, gönüllerine içirdiklerinin Hz. İbrahim'in kırdığı Putların BARINDIRDIKLARIYLA aynı olduğunu bilenler, elbetteki Tanrı ismini verdiklerinden KIYAMETİN KOPMASINI isteyemiyorlar.

Aslında kopmasını istedikleri/bekledikleri Kıyamet bizlerin algıladığı anlamda değil. Onlar, Tanrı ağzından yazdıkları sözlerin gerçekleşeceği yani sonsuz yaşama ölümün yok edilerek girileceği ama Dünya üzeri bir yaşam bekliyorlar.

Hırıstiyanlar Dünyevi değil Uhrevi sonsuz yaşamın peşinde gibi sözler sadece, kendilerine takındıkları rol gereği sarfedilmiş sözler. Onlarda BAL GİBİ bu Dünya üzerinde, Dünyanın bütün zenginliklerinin kendine aktığı, Dünya Krallarının boyun eğdiği Dünya yaşamını hedefliyorlar.

Akılları ve Gözleri Dünyasal servetlerde. Bu bakış içinde olanlar, KIYAMET'in olmasını ve HAYALLERİNİN yıkılmasını ister mi? Aklını altın ve parayla bozmuş olanlar, elde ettikleri servetleri sözmürme ve ezme aracı olarak kullanmak isteyenlerin uhrevi düşünceleri olabilir mi?

Diğer ulusları sömürü ağlarına katmayı hayal edenlerin, DÜNYEVİ yaşamı sürdürmek istedikleri açık değil mi? Dünya yaşamında elde ettikleri sömürü düzenlerini orada da sürdürmek isteyenlerin, dini inançları ne olabilir?

Esinleme........21:24 Uluslar kentin ışığında yürüyecekler. DÜNYANIN KRALLARI SERVETLERİNİ oraya getirecekler.
Esinleme........21:26 ULUSLARIN servet ve zenginlikleri ORAYA taşınacak.

Onların beklentisi kendilerini, 6000 yılın sonunda sonsuz yaşama kavuşturacak olan, 1000 yıllık dinlenme döneminin başlangıcı olan gün. Ama hayallerine göre gerçekleşmesini umdukları, kendilerinden olmayanlara ise tam bir kıyamet. Büyük hesaplaşmanın yapılacağı bir Kıyamet.

Yoksa, bildiğimiz anlamdaki herşeyin yok olacağı Kıyamet, onların işine hiç gelmez. Neden gelsin ki? O çok korktukları, hesap gününe açılan bir kapıyı neden zorlasınlar ki? Tüm hayalleri Din gününden kurtulmak üzerine değil mi? Yoksa neden kurtarıcı hayalleri kursunlar? Dünya'da sahip olamadıkları birşey var mı? Dünyada onlara yan bakabilen var mı? O halde kurtulmak istediklerine olabilir?

Yani KIYAMET'e zorladıkları, edindikleri Tanrıları değil. Onun zaten kapasitesini kitaplarında her fırsatta işlemişler.
Kendilerinin, Tanrı olarak sürdükleriyle ne sorunları olabilir ki, onun adına kitaplar yazanlar onlar değil mi?
Sürekli Ahitler yapanlarda onlar.Tanrı olarak edindiklerini adı İSRAİLİN TANRISI değil mi?
Tanrı olarak benimsediklerinin adı OĞUL TANRI değil mi?
Kendilerine ait olan Tanrıyı neden herşeyin sonu olacak birşey için zorlasınlar?
Msır'dan çıkışlarını bile FİDYEYLE gerçekleştirdiğini İTİRAF ETTİRDİKLERİNİN hangi YAPTIRIM GÜCÜNE istinaten, KIYAMET gibi bir eylemi yapabileceğine ihtimal verebilirler. Ufacık yaptırım gücü olduğuna ihtimal verseler, zaten ölüm, Kıyamet laflarını ağızlarına bile almazlar. Kurtuluş hayalleri kuracaklarına KABUSLARINI yaşarlar.

Her fırsatta ölümden korktuklarını belirtenler, edindiklerinden neden ölümü istesinler?
Edindiklerinin ÖLÜMÜ etkisiz hale getirmek için FİDYE vermeyi tasarladığını bilenler, elbette Tanrı unvanı verdiklerininde bir ölümlü bir yaratılmış olduğunu da biliyorlar.
Onlar için unvanlandırdıkları varlık sadece İTTİFAKLARI için gereken bir ortak. Üstünde çalıştıkları "BİR'liğin adı üstünde VARLIK BİRLİĞİ.

Ahit Tanrısı olarak ortaya koyulan ve yine kendisine atfedilerek yazılmış olan "her harfi Tanrıdan" denilen kitaplarında, ÖLÜMÜ, FİDYE / HARAÇ vererek etkisiz kılacağım diyor.

YAŞAMAYANLARI / ÖLMÜŞ olanları ÖLÜM-DİYARININ eline düşmüş olanları nasıl FİDYEYLE KURTARACAKSAM, YAŞAYANLARIDA / ÖLMEMİŞ olanlarıda ÖLÜM'ün ELİNDEN FİDYE / HARAÇ vererek kurtaracağım" diyor.

YANİ HERŞEY ÜCRETİ MUKABİLİ OLACAK" diyor. HESAPLAR BENDEN YETERKİ BANA HİZMETTE KUSUR EDİP BUHUR SUNU İŞİNİ AKSATMAYIN" diyor yada dedirttiriliyor.

Hoşea.........13:14 ‹‹Onları FİDYEYLE kurtaracağım ÖLÜLER DİYARININ ELİNDEN, Ölümden FİDYEYLE kurtaracağım. FELAKETİN NEREDE, EY ÖLÜM? YIKICILIĞIN NEREDE, EY ÖLÜLER DİYARI. Hiç PİŞMANLIK duymayacağım

Tıpkı; "Halkım" dediği topluluğu kurtarabilmek için kendisinden daha kuvvetli olanlara MISIR ve HAVALİSİNİN İMTİYAZ HAKLARINI HARAÇ OLARAK kendinden kuvvetlilere VERDİĞİ gibi.

Yeşaya.....43:3 Çünkü senin Tanrın, İSRAİL'in KUTSALI, Seni kurtaran RAB benim. FİDYEN olarak MISIR'ı, Sana karşılık Kûş ve Seva DİYARLARINI VERDİM

"Mısır diyarlarında bir daha faaliyette bulunmayacağım o bölgedeki egemenliklerinizi tanıyorum" tarzıyla, kendisi gibi TANRICILIK oynayanlara bir bölgeyi HARAÇ vererek tamamen kendine ait bir topluluğu sahiplenmesi gibi..
Luka.........1:68 «İSRAİL'in TANRISI olan Rab'be ÖVGÜLER olsun! Çünkü HALKININ yardımına GELİP onları FİDYEYLE kurtardı.

ÖLÜME hükmedemeyen, ÖLÜMDEN korkan, ÖLÜMÜN kendi dışında güç yetiremediği başka KUVVETİN ELİNDE OLDUĞUNU söyleyen TANRI mıdır?

Yoksa; YARATILMIŞ olan ama "TANRI gibisin / TANRILIK sana yakışır, TEVHİD inancı zayıf olan topluluklar SENİ TANRI KABUL EDER" pohpohlamaları devamında, kendisine ısrarla tapınmaya devam edenleden gelen "TANRI İLAN EDELİM, GÖK EGEMENLİĞİMİZDEKİ İTTİFAKTAŞIMIZ OL" teklifleri üzerine, "TANRIMIZ YAPALIM" davetlerinin IŞILTISINA kanarak TANRILIK KOLTUĞUNU kabul eden mi?

Yani; "Esasında ben önceleri TANRI yerine koyulmak istememiştim çünkü ben, "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'tan" korkarım diyen VARLIK mı?

TANRI OLARAK DİNLERİNE MONTE ederek TAKİPCİLERİNE KABUL ETTİKLERİNİN, ÖLDÜRME YETİSİNDE OLMADIĞINI yani TANRI OLMADIĞINI (ölüme hükümran olamayan YARATILIŞA ve ÖLÜM SONRASI yaşama nasıl egemen olacak? Ölüm KARARI VEREMİYORSA hüküm verdiklerini YARATILMIŞLARA HAS, katliamlar, cinayetler, pusu, iç karışıklık, yakma, bombalama, komplo, infaz, kanunları kullanarak mı ÖLDÜRME gerekliliğini / içgüdülerini yerine getirecek. "OL" emri havada mı kalacak), sadece TANRI MAKYAJI ile sunduklarını itiraf eden ifadeleri.

ÖLMESİNİ İSTEDİĞİ Kralı ancak tuzakla, pusuya çekerek NEMRUT VARİ bir inançla ÖLDÜREBİLECEĞİNİ İTİRAF EDEN TANRI.
2 Tarihler.....18:19 RAB SORDU: 'Ramot-Gilat'a saldırıp ÖLSÜN DİYE İsrail Kralı Ahav'ı kim KANDIRACAK?' "Kimi şöyle, kimi böyle derken,
2 Tarihler.....18:20 BİR RUH çıkıp RAB'bin ÖNÜNDE durdu ve, 'Ben onu KANDIRACAĞIM' dedi. "RAB, 'NASIL?' DİYE SORDU.

Bu ifadeleri bile TANRI olgularının ÖLÜM ve ÖLÜM UYGULAMASINDAN ne kadar uzak olduğu, ancak çok ölmesini istediği kişi için bile PUSU,SALDIRI, TUZAK yöntemlerine başvurduğunu ortaya koyuyor.
Tuzak, Pusu işe yararsa yani kişinin eceli geldiyse onlara göre "ÖLÜM HÜKÜMRANI" karar verip ÖLÜM DİYARIDA kabul ettiyse KİŞİ ÖLEBİLİYOR.

Onlara göre TANRI'ya düşen PUSUNUN işe yaraması için DUA etmek. Nemrut gibi "bende can verir bende öldürürüm" (kendi dışında gerçekleşen ÖLÜM için, cellata gönderme yada göndermemek eylemleri) tarzında hareket eden TANRI.

NEMRUT, MARDUK'un SIFATLAŞMIŞ / ünvanlanmış versiyonu olduğundan BENZERLİKLERİN şaşırtmaması lazım.
Koreş silindirinin şahitliğinde Babil Sürgününde MARDUK TANRI benimsemesi yapanlar kitaplarını başka türlü nasıl yazacaklardı.
MARDUK = MORDEKAY, İŞTAR = ESTER kahramanları elbette kitaplarında yaldızlanmış olarak yer alacaktı.

Ölümüde, ÖLÜME HÜKMEDENE ve ÖLÜM DİYARININ MUTLAK HAKİMİNE FİDYE / HARAÇ vererek çözeceğini söylerken ASLINDA KENDİSİNİN BAŞKA TANRILARA BAĞLI BİR YARATILMIŞ ÖLÜMLÜ OLDUĞUNU İTİRAF ETMİŞ olmuyor mu?

Yahudilerde, AZAZEL'e günahlarının affı için FİDYE / HARAÇ niyetine TEKE sunusu gönderme ritüel aktarımlarıyla,
Halkı olacak insanları edinebilmek için Mısır bölgesini başka kuvvetlere FİDYE verdi bildirimleriyle,
ÖLÜM'ü ve ÖLÜM DİYARININ kontrolü Tanrı'nın egemenliği dışında ilanlarıyla,
aslında edindikleri TANRI ve TANRILAR münasebetiyle ŞEYTANA bağlı olduklarını, dolaysıyla ŞEYTANIN ALT KADROSUNDA yer almış olana TAPINDIKLARINI söylemiş olmuyorlar mı?

Ölümü, ÖLÜME HÜKMEDENE ve ÖLÜM DİYARININ MUTLAK HAKİMİNE, FİDYE / HARAÇ vererek çözeceğini söylerken ASLINDA KENDİSİNİN BAŞKA TANRILARA BAĞLI BİR "YARATILMIŞ - ÖLÜMLÜ" OLDUĞUNU İTİRAF ETMİŞ olmuyor mu?

Oğul Tanrı'nın kitap getirmeyerek VASITASIYLA müjdesini duyurduğu, "BABA TANRI'nın ESKİ AHİT'in" de, ÖLÜM böyle nitelendirilirken, OĞUL TANRI'nın özel Melekleri ve Kutsal Ruh aracılığıyla yazdırdığı YENİ AHİT kitabında, ÖLÜM yine YOK EDİLMESİ gereken TANRISAL İNSİYATİFLERİN dışında DÜŞMAN bir kuvvet olarak nitelendirilmiş.

Ölüm yok edilmesi gereken CANLARI ALAN yani ÖLÜME KARAR VEREN / ÖLÜM EYLEMİNİ GERÇEKLEŞTİREN bir kuvvet olarak gösterilirken, (tuaf bir tanımla:) ÖLÜM DİYARI, ÖLÜM'ün ÖLDÜRDÜĞÜ CANLILARIN, ruhlarını / Canlılıklarını elinde tutan (barındıran) bir nevii "RUHSAL MEZARLIK" konumunda gösterilmiş.

Denizlerin elinde tuttuğu canlıların Ruhları gibi, ÖLÜLER DİYARI olarak adlandırdıkları (Mısır Osiris'in egemen olduğu, Babil Tammuz-İnanna ilişkisinde her yıl Tammuz'un / Dumizi'nin gidip geldiği yer altı diyarları gibi) mekanda, ÖLÜM'ün aldığı CANLARIN (canlılıklarını) RUHLARINI elinde tutuyor. ÖLÜLER DİYARI; boğulanları içinde barındıran DENİZ GİBİ BİR ŞEY olarak yorumlanmış.

Esinleme.....20:13 Deniz, kendisinde olan ölüleri, ÖLÜM ve ÖLÜLER DİYARI da kendilerinde olan ölüleri teslim ettiler. Her biri, yaptıklarına göre YARGILANDI

TANRIDAN BAĞIMSIZ (Fidye ile haraç ile etkisiz kılınma düşünüldüğüne göre, TANRI EMİRLERİ dışında hareket ediyor demektir) düşman ilan edilmiş olan ÖLÜM (anti-can anti yaşam denilebilir. Tanrı nasıl YAŞAM veriyorsa ve kurtuluş sonrasında sonsuz yaşamı sağlayacak YAŞAM AĞAÇLI vaadlerde bulunuyorsa, ÖLÜM dedikleri de, YAŞAMA dolaysıyla İnsana ve Tanrıya düşman bir KUVVET olarak ANTİ YAŞAMI / YAŞAM KARŞITLIĞINI temsil ediyor.) ve ÖLÜM'ün, CANLILARDAN aldığı Ruhları barındıran ÖLÜM DİYARI bu yaptıklarından dolayıda cezalandırılacakmış. Tıpkı Ahit Tanrılarını tanımayanlar gibi, özel işaretlerini taşımayanlar gibi, Yaşam defterlerinde isimleri bulunmayanlar gibi...

Esinleme.....20:14 ÖLÜM ve ÖLÜLER DİYARI, ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü, İKİNCİ ÖLÜMDÜR.
Esinleme.....20:15 Adları yaşam kitabında yazılmamış olanların hepsi, ateş gölüne atıldı.

ÖLÜM ve ÖLÜLER DİYARI, tanrı dışında bir tanrı kıvamında görülüyor ki, ETKİSİZ KILINAN ÖLÜM ve ÖLÜM DİYARI ateşe atılarak cezalandırılıyor.

Tuaf bir anlatımla özetlersek, OĞUL TANRI'nın YENİ AHİT kitabında ölüm;
ÖLÜM ve ÖLÜM diyarına egemen olan ateşe atılarak ÖLDÜRÜLÜYOR.
ÖLÜM ve ÖLÜLER DİYARI başlı başına bir TANRI olarak görülüyor ki; ÖLÜM ve ÖLÜLER DİYARI'da ATEŞE ATILARAK ÖLDÜRÜLÜYOR.

Bizzat TANRI EŞLİĞİNDE onun referansıyla, meleklerinin rehberliğinde yaşadığı Kıyamet / dünya sonu hikayesinin son safhasında Yuhanna;
Ölüm ve Ölüm Diyarı Tanrı dışı hareket etmesinden dolayı etkisiz hale getirilmesinden sonra cezalandırılmak için Ateşe atılarak öldürülürdüğünü bildirir.
Dünya tamamen yok edilme seviyesine geldiğini görmüştür.
yeryüzüne GÜVEYİ (Musa Sippo Tanrı değişim noktasında ilan edilen GÜVEYLİK gibi olmalı) DAMAT için / OĞUL TANRI için / KUZU için hazırlanmış KUDÜS / YERAŞULİM şehrinin TANRI'nın yanından indiğine de şahit olur. .

Esinleme.....20:14 ÖLÜM ve ÖLÜLER DİYARI, ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü, İKİNCİ ÖLÜMDÜR.

Esinleme.....21:1 Bundan sonra yeni bir gökle yeni bir yeryüzü gördüm. Çünkü önceki gök ve önceki yeryüzü ortadan kalkmıştı. Deniz de yoktu artık.
Esinleme.....21:2 Kutsal kentin, yeni KUDÜS'ün KENDİ GÜVEYİ için hazırlanmış süslü bir GELİN gibi, gökten, TANRI'nın yanından indiğini gördüm.

Bu yaldızlanmış kurtuluş hayalleri gösteren bu süslü laflara rağmen, yüreklerini dağlayan TAPINDIRDIKLARI , peşlerine takıldıkları TANRI işaretlinin " YARATILMIŞ bir ÖLÜMLÜ" olduğunu biliyorlar.

Ve bu nedenden dolayıda yani edindiklerinin esasında bir YARATILMIŞ olduğunu bildiklerinden işi sıkı tutarak, kurtuluş / kıyamet projesini "TANRIYA BIRAKILMAYACAK ÖNEMLİ İŞLER KATAGORİSİNDE değerlendiriyorlar."

Kurtuluş ve sonsuz saltanat hedefleri "Tanrıya bırakılmayacak kadar önemli işler statüsünde" olması mucibince, kendi işlerini kendileri halletmek istiyorlar.
O nedenle, olması istenen olaylar önce YERYÜZÜNDEN TETİKLENMEK zorundadırlla başlamış olan "inançsal felsefi" görüşlerini, "YERDE ne olursa AYNISIDA GÖKLERDE GERÇEKLEŞİYOR'a" bağlayarak DİNSEL RUHSAT sahibi olmuşlardır.

Artık, önce "TANRININ YERYÜZÜ TEMSİLCİLERİ olarak / "TANRI BİZİMLECİLER" olarak, gerek gödükleri kararları alıp uygulayacaklar, sonrasında ise "TANRI NASIL OLSA AYNI UYGULAMALARI GÖKLERDE DE GERÇEKLEŞTİRİYOR" rahatlığı ile bir sonraki eylemlerinin / sonraki etabın başlangıcını bekleyeceklerdir. "Tanrı VERDİĞİMİZ SÖZLERİ gerçekleştiriyor" inancına sahip olan "TANRI BİZİMLECİLER" biliyorlarki, TANRI dedikleri aslında TANRILIĞA SOYUNMUŞ olan kendileri.

Böylece YERYÜZÜ EYLEMLERİNDE daha PERVASIZ davranarak "NASIL OLSA TANRI BİZİMLE değil mi?
Nasıl olsa, TÜM YAPTIKLARIMIZ GÖKLERDE de gerçekleşmiyor mu?
Yanlış olsa, İNANÇLARIMIZA GÖKLERİN HAKİMİ olarak atadığımız / göklerin hakimi olarak kabul ettiğimiz TANRI İZİN verir mi?, vb..gibi çıkarımlarla "KIYAMET'i TETİKLEME PROJESİ" adı altında DÜNYA HAKİMİYETLERİNE / SALTANATLARINA yol almaya çalışmaktadırlar.

"Kıyamete zorlamak" senaryosu; DÜNYA'nın TAMAMEN YOK OLMADAN, Dünya zenginliklerinin KUDÜS'e akacağı, güç yetirilemez saltanatlı SONSUZ YAŞAMLI DÜNYA KRALLIĞINDAN ibaret.

Bu hayal içinde "SESSİZ GEMİYE" binecekleri anı bekleyenler için, KIYAMET; Dünya'nın YAKILIP YOK edilmesinden, İNSANLARIN SOY KIRIMA uğramasından, kalanlarında KÖLELEŞTİRİLMESİNDEN ibarettir.

Gerçek Kıyametin uygulayıcısı, zamanını TAYİN ETMİŞ olan ise, herşeyin YARATANI "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH".

Şeytan ve ittifaktaşları biliyor ki, gerçek Kıyamet olduğunda her biri hesaba çekilecekler ve başlangıçta söylendiği gibide HARARETİ ÇOK YÜKSEK OLAN, HİÇ BİR SÖZ HAKLARININ OLAMAYACAĞI bir mevkide SONSUZ / ÖLÜMSÜZ YAŞAMLARINA kavuşacaklar.

Şeytanın orduluğunu yapan ve tüm insanlar gibi yargılanılacakları Din gününden ŞEYTANLA "BİR'likte ATEŞE yönlendirilerek çıkacaklarından emin olanlar, atalarının ortaya attığı, VAR OLAN HERŞEY TANRIDAN BİR (kopmuş / eksilmiş) PARÇADIR TESELLİSİNİN doğru çıkmasından başka seçeneklerinin olmadığını biliyorlar.

Tanrı'nın YARATILICIĞINI, İMALATCILIĞA döken bu görüşe göre; Evrende olan herşey TANRIDAN BİR PARÇADIR. Ve Tanrı bu bütünlüğün içinden, kendi dışında gerçekleşeni görebilmek için geri çekilmiştir.

Çekilme, Tanrının kendisini BÜTÜN DIŞINA almasıyla /DIŞlamasıyla geriye, Tanrıdan ayrılmış BİLİNÇ SAHİBİ KOZMİK parçalar, kozmik parçaların meydana getirdiği fiziksel / maddesel oluşumlar ile TANRIkalmıştır. Yani TANRI ve kendisini DIŞladığı kozmoz olarak genel anlamıyla iki grup / iki parça KALMIŞTIR. TANRI ve "BİR'lik" olurlarsa / "BİR" olurlarsa TANRI kuvvetinde hesap gününde ortaya çıkacak olanlar.

Tzimtzum (Ayn Sof -sonsuz ışık- safhasında iken geri çekilerek / kendisini oluşumlardan DIŞlayarak evrendeki herşeyi OLUŞTURMUŞMASI Tzimtzum teorisi olarak hayalleri yapılandırmış. Kabala’ya göre, Tanrı kendisini DIŞlaştırmış ve evrendeki her şeyi bu DIŞlaşmayla oluşmuştur) inancı yüreklerine su serpmekte ve birbirlerine kenetlemektedir. Hayal yoksul ve yoksun olanın ekmeği değil mi? O HAYALE ihtiyacı olanlara EKMEĞİ temin etmekte "TANRI BİZİMLECİLERE" düşüyor.

Çünkü;Hesap gününden kurtulabilme hayallerini süsleyen tek şey ise; VARLIK BİRLİĞİNİ yani VAHDET-İ VÜCUD'u yani TANRIDAN bir parça olarak kabul ettikleri MİKROKOSMOZ BİR'likteliğini sağlayarak MAKROKOSMOZU oluşturabilmek. Yani; ŞEYTAN ve İTTİFAK ortaklarının tek çare olarak gördükleri VARLIK BİRLİĞİNİ sağlayabilmek.

Varlık birliğini oluşturduklarında, yani Firavun'un Haman'a "bir kule yapta İlahlarına erişeyim" emri uyarınca başlanan kuleyi tamamlayabilmek.

O nedenden dolayı Dolar üzerinde Tanrıyı temsil eden "herşeyi gören göz" rumuzlu" HORUS TANRI" KULENİN TAMAMLANMASINI bekliyor. Ahit kitabında bahsedildiği gibi KULEYİ yıkmak için değil BİTMESİ için bekliyor.

Çünkü KULENİN bitmesini bekleyen, evrendeki herşeyin "BİR" olmasını bekleyen, Evrensel "BİR'liğin tesis edilmesini bekleyen NEMRUT'a kule fikrini veren. KULE BİTMELİKİ TANRI'lığını KULEYİ inanç tuğlaları ile örenler sayesinde İLAN EDEBİLSİN.

O nedenle Dolar üzerinde "Biz Tanrı'ya İnanırız" yazıyor. Piramit tepesindeki TANRILIĞINI İLAN ETMEYİ BEKLEYEN TANRI İŞARETLİ için.
O nedenle Piramitin üstünde " Tanrı VERDİĞİMİZ sözleri gerçekleştirdi / Annue Cœptis" yazıyor. "Biz söz verdik, bizim irademiz sonucunda planlamalar yaptık, senatolardan, meclislerden kararlar çıkarttık, dini kurumlardan, ruhbansal kurullardan fetvalı onaylar aldık, vb.. TANRIDA İTİRAZSIZ GERÇEKLEŞTİRDİ" diyorlar.
"Tanrı ve Kutsal Ruh adına Tanrı sözcüsü Papa'lar, Rabbiler, Hahamlar seçtik, vb onlarada hiç itiraz gelmedi" diyorlar..vs

Komik gibi gelen bu düşünce onlar için HAYALİDE olsa kurtuluş reçetesi. Beyaz atıyla beklenen oğul Tanrı hikayesi de öyle. Argemeddon savaşını planlamalarıda öyle. Aksi taktirde neden Kıyamet'in kopmasını istesinler?

Komik gelen bu plan onlar için çok ciddi bir oluşum. Siz eğer Peygamberinizin TANRINIZI GÜREŞTE YALVARTTIĞINA, ONU ESİR ALDIĞINA inanıyorsanız, bu proje birden bire çok ciddi bir hale bürünüverir.

Onların yada KIYAMETCİLERİN, "TANRIYI KIYAMET'e zorlama fiilini kullanırken hedefleri, adları gibi bildikleri "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH". Herşeyin yaratanı olan, hesap gününün sahibi olan "ALLAH". Bu meydan okumayı yaparken kendilerinin günahsızlıklarına güvendikleri, "sevaplarımızla nasıl olsa hesap gününü atlatırız" diye bir düşünceleri yok.

Böyle birşeyin olmasının mümkün olmadığını da biliyorlar. Kitapları elleriyle yazanlar akibetlerini bilmez mi? İttifak ortaklarının, kitapları elleriyle yazdığını bilen ve buna rağmen o kitaplara uyanlar "CENNETLİKTİR" diye fetvalar veren, "Amentülarımız birdir" diye çağrılarda bulunanlar, BAŞLARINA NELER geleceğini bilmezler mi? Elbette adlarını bildikleri gibi biliyorlar. Onlar, kurdukları zannettikleri VARLIK BİRLİĞİ ile hesap gününde meydan okumayı ve Dünyayı, ölümsüz halde teslim almayı düşünüyorlar.

6000 yıllık sürenin bitiminde o çok arzuladıkları Kıyamet kopacak, Tanrıları ile birlikte 7. GÜN olan ALTIN ÇAĞI baş-başa yaşayabilecekler. Oradan da ver elini, gücüne erişilmez saltanatın olduğu sonsuz yaşam etabı. Hesap yok sorgu yok. Her yaptıkları yanlarına kar kalmış halde, Kutsal şehirlerinde yaşam ağaçlarının altında, bütün zenginliklere sahip bir yaşama merhaba diyebilmeyi hayal ediyorlar.

Vaadcileride o an geldiğinde KIYAMETİN KARŞILAŞMASINI hasretle bekleyecek. Dünyada bir akımla imanın tekrar yayılarak bütün hayallerinin yıkılmasını istemeyecek olan vaadci ve müttefikleri KIYAMETİN KARŞILAŞMASI için dünyada her türlü iğrençliği, zulmü sergileyeceklerdir. Dünyada oluşacak imani bir akım artık ne Vatikan bırakır nede benzerlerini.

Hz. Muhammed'in gönderilmesyle o yıllarda bilinen dünyanın yarısını kaybedenler, böyle bir durumda neler olacağını da çok iyi biliyorlar. Tam 1500-2000 yıldır giremedikleri iman bölgesi, Peygamberler bölgesinin acısını içlerinde yaşatanlar, tekrar bu sefer nedeyse dünyanın hepsinin yasak bölge olmasını elbette istemezler. Düşüncesi bile onları çıldırmaya yetiyor. Bu durumda Varlık birliğine taraftar toplamanın ne önemi olabilir?

Şeytanın İnsanların dirilişine kadar süre istemesinin nedenide bu. Tüm umudunu İnsanlarla birlikte kuracağı İTTİFAKLARA bağlamış olan ŞEYTAN kurtuluşunun bu planın başarılı olmasına bağlamış olduğu YERYÜZÜNDE kurmaya çalıştığı ŞEYTAN İMPARATORLUĞUNUN korkusuzluğundan, pervasızlığından belli.

Madem, yaratılandan dolayı yaratanına secde etmedi, madem "kullarının hepsini yoldan çıkartacağım" dedi, bu durumda cezalanacağını da biliyordu. Zaman istemesinin, Kıyamete kadar ölümsüzlük istemesinin nedenide zaman kazanarak ÇOK TARAFTARA sahip olabilirse (Kullarının hepsini diyor) güç sahibi olabileceğini düşünmüş olmalı.

Şeytan, esasında Kıyamet'te ölmeyeceğini sanarak hayaller kuruyor. İttifak ortakları ise, Kıyametin bir savaş olarak görüyorlar. ŞEYTAN İMPARATORLUĞUNU kurabilecekleri SON SAVAŞ olarak görüyorlar. Elbette onlar, ŞEYTANIN "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'tan" korktuğu kadar korkuları yok. Çünkü onların neredeyse hepsi gerçek VAHİLERLE hiç tanışmamış. "ALLAH'ı" vahiyler çerçevesinde algılamayada çalışmamış. Oysa Şeytan, karşılaşma savaşının olduğu gün, "ben sizden uzağım" diyerek topukları üzerinde geri dönecek. Uhud'da, Hendek'te, Bedir'de olduğu gibi.

Şeytansa tüm hesaplarını, ölmeden yaşayacağını sandığı 2. dirilişin yaşanacağı DİN günü üzerine kurmuş olmalı. Hani! "Ben çağırdım sizde geldiniz diyeceği güne, Hani! "esasında ben önceleri beni "ALLAH'a" ortak koşmanıza karşıydım diyeceği güne bırakmış olmalı.

"ARTIK NE BEN SİZİ KURTARABİLİRİM, NEDE SİZ BENİ KURTARABİLİRSİNİZ" diyeceği güne kadar yaşama hayali üzerine kendini odaklamış olmalı. Kıyametin kopmamasını da istemiyor olsa gerek. Çünkü sonunun hüsran olduğunu çok iyi biliyor. Yaptığım yanıma kardır, yaşadığım kardır, ya tutarsa diye her faaliyeti destekleyen ŞEYTAN 1000 yıl süreceğini sandığı ALTIN ÇAĞININ kendisine yeterli olacağını düşünüyor olacaktır. 1. Sur ile 2.Sur arasında sağ kalacağını düşünen ŞEYTAN hesapsız dönemi ALTIN ÇAĞ olarak isimlendiriyor olsa gerek. Oysa o da Kıyametle birlikte, Dünya yaşamına veda edecek ve o süreyi tüm yaratılanlar gibi ait olduğu yerde geçirecek. Kendisine ALTIN ÇAĞ havucuyla İTTİFAKLAR kuran ŞEYTAN, yaşattığı hayaliyle TÜM AZGINLIĞINI sergiliyor.

O evrede ölmeyeceğini sanan ŞEYTAN ve İNANÇSIZLARA KARŞI İTTİFAK kurmuş olanlar o etabı ALLAH korkusu olmadan geçireceklerini düşündükleri için bu tür vaadlerde bulunup ittifakların / birliklerini kuvvetlendirmek istiyorlar. Yoksa bu hayalleri olmasa, gönüllerine BUZAĞILAR içirilmemiş olmasa, ŞEYTANLA ittifaklar kurup VARLIK BİRLİĞİ çağrıları yapabilirler miydi?

   
  ENEL-HAK, TEK ve BİR, TEK ve BİRİCİK VARLIK BİRLİĞİ GÖRÜŞLERİNİN YER ALDIĞI "VAHDET-İ VUCUT" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  VAAD'cinin BÜYÜK ÖDÜLÜ ALTININ GEÇMEDİĞİ, KURTLA KUZUNUN KARDEŞ OLACAĞI "ALTIN ÇAĞ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  ŞEYTAN yada Şeytanlaşanlar, Şeytanın takdirini kazananlar, Şetana papucunu ters giydirenler, Önceleri Rab'lik amacı olmayan ŞEYTANI tanrı ilan edenler, KUTSAL dedikleri kitaplarına ŞEYTAN'I TANRININ katında ağırlayanlar, ŞEYTANIN ŞİKAYETLERİNİ dikkate alan TANRI MOTİFİNİkitaplarında işleyenler, 20-25 bin maddelik KUTSAL kitaplarında ŞEYTANI kötüleyen BİRTEK MADDEYE bile yer vermeyenler hangi cesaretle KIYAMET'İ isteyebilirler. Onların istedikleri varlık birliği ile sağlanan gücün verdiği imkanlarla HESAP GÜNÜNDEN kurtaracağını sandıkları SON savaş.
   
 

Eğer, vahiylerden bu derece uzak kalmasalar, EN ÖNEMLİ KABULLERİNDEN, TOPLUMSAL SENDROMLARINDAN, AMELEK DÜŞMANLIĞINI RUHLARINA KADAR İŞLETECEK YAZILARI KUTSAL KİTAPLARINDA YER ALABİLECEK MİYDİ?

Önceleri Fiziksel soy olarak ele alınan ve kökleri yok edile edile ellerinde fiziksel soy kalmayınca da, Amalek'i kuşku, kötü dürtü, vevese gibi piskolojik algılara çevireREK SÜREKLİ KULLANABİLECEKLERİ MALZEME HALİNE GETİRDİLER. Ruhlar aleminde kalması, başka boyutlarda yaşıyor olması, duyu ötemizde varlıklarını sürdürüyor olmaları, hiç işlerine gelmiyor. Şeytan duyu ötemizde, başka boyutta ama her yerde. Normal bir insan bir başkasını içine şeytan girmiş diye öldürebilimi? böyle bir davranışta buluanı akıl hastanesinde müşahede altına alırlar. Bu insanlar Şeytanın esiri olmuş, vesvese veriyorlar, TEMİZ YÜREKLERİMİZİ kirletiyorlar, kötü dürtülerde bulunuyor diye bir topluluğu başka bir topluluk ateşe atıp yakabilir mi? Ateşe atanlar Engizasyon mahkeme üyeleri değilse yapamaz. Toplumsal cinnet geçirmekle suçlanırlar ve ilalebet Hitler gibi lanetlenirler.

Lanetlenmemek için mutlaka TANRI adına ATEŞE ATAN Engizasyon mahkeme üyesi yada (kitaplarla) birbirlerine bağlantılı olan KATLİAMLARI kitaplarında BAYRAM ilan eden Purimci olmalısınız. Dogmatik düşünce sahibi olmalısınız. Tıpkı Hitler gibi. Oda yaptığı her işi yanına kar görerek insan yakan fırınlara kadar ilerledi.

(Dogmatizm: kişi yada kişiler tarafından kesin doğru ilan edilmiş kabullermiş. Dogma, kelime olarak, tartışmasız kabul edilen bilgi, inanç demekmiş." Bir fikiri görüşü" SORGULAMADAN kabul etmek te bu anlama gelirmiş. Hiç bir deneysel, bilimsel, toplumsal gerçeklik onları bu kabullerinden vaz geçiremezmiş. Hitlerin, üstün/ "Ari" ırk tanımlaması gibi. Seçilmişlik gibi. Özellikle Orta çağda zirve yapan DOGMATİK isimli bu akım inançlarda, ibadetlerde, felsefede kullanıldığı gibi, Engizisyon Mahkemelerinde de çok kullanılmış ve çokta işlerine yaramış. Engizisyon kurumunun DOGMATİK kabulüne göre, masum bir kişi ateşe atılsa bile yanmaması gerekirmiş. Ateşe atılan tüm insanların yanmış olmasıda, Engizisyon Mahkemelerinin ne kadar rasyonel, ne kadar doğru, ne kadar ilahi kararlar aldığının ispatı olarak gösterilmiş. Bu kadar doğru karar alanların, Tanrısal kaynaktan beslendiği zannı, dogmatik kurallarını daha da katılaştırmış. Yanan insanlar da, Tanrısallık konusunda, Tanrının mahkemeye verdiği desteğin işareti olarak kabul edilmiş." Günahsız olanı, masum olanı ateş yakmaz" diyenler, ilahi kaynaktan yüklendikleri masumiyetlerini göstermek için, ateşe girmedikleri gibi, nedense ateşi maşa ile tutmaya devam etmişler)

Pekii! öyleyse bir topluluğu Amalek olarak ilan edip YOK ETMEK hangi tanımlar içinde kalıyor. Yeni yeni düşmanlar icad etmek için; Amalekler yok olmaz, yer altına inerler, onlar içlerdeki kuşkudur, vesvese verrle, kötü dürtülerde bulunurlar, değişik topluluklaeda ortaya çıkarlar, onlar düşmanımızdır, İsrail Tanrısının emri uyarınca yok edilmelidir yaklaşımı hangi tıp deyimleriyle izah edilebilir. Şeytan girdi diye yok etmek isteyenlerle, Amalek temsicisi bunlar ona esir olan bunlar HATTA Amalek'in kendisi bunlar diye etiyle, kanıyla, canıyla yaşamın içinde olan insanları katletmenin açıklaması olabilir mi? Kesin yok etme emiri aldıklarını bakın şöyle anlatıyorlar.(sevivon.com/jewish_history.asp?id=25)

"Bu ulus kötülüğü simgeler
ve
Yahudilere karşı duyduğu patolojik nefret öylesine büyüktür ki
fırsatı eline geçirdiği takdirde
Yahudileri yeryüzünden sileceği
için
Tora'da
onları YERYÜZÜNDEN SİLME EMRİ vardır.

Amalek'in en büyük hırsı
DÜNYAYI
Yahudilerden ve ahlaki etkilerinden kurtarmak
ve
gezegene
PUTPERESLİĞİ, PAGANİZMİ ve BARBARLIĞI

geri getirmektir.
İyi ile kötü arasındaki
KOZMİK SAVAŞ

ANLAŞMALARLA halledilemeyeceğinden
Tanrı
Yahudilere
Amalek'i YOK ETMESİNİ emreder
:
bütün ulusu,
SON İNEĞİNE kadar.

Şaul'un bunu yapma fırsatı vardır.
Emredildiği gibi
Amalek'e karşı savaşır ve kazanır
ama
sıra hükmü yerine getirmeye gelince, duraksar.
İNEKLER ESİRGENİR .
Amalek'in KRALI AGAG da öyle."

1 Samuel...........15:13 Saul kendisine gelen Samuele, ‹‹RAB seni kutsasın! BEN RABbin BUYRUĞUNU YERİNE GETİRDİM›› dedi.
1 Samuel...........15:14 Samuel, ‹‹Öyleyse nedir KULAĞIMA GELEN bu KOYUN MELEMESİ? Nedir bu duyduğum SIĞIR BÖĞÜRMESİ?›› diye sordu.

1 Samuel...........15:18 RAB seni bir GÖREVE gönderip, ‹Git, O GÜNAHLI AMALEKLERİ TÜMÜYLE YOK ET; hepsini ORTADAN KALDIRINCAYA dek onlarla savaş› dedi.
1 Samuel...........15:20 Saul, ‹‹Ama ben RABbin SÖZÜNE KULAK VERDİM!›› diye yanıtladı, ‹‹RABbin beni gönderdiği yere gittim. AMALEKLERİ TÜMÜYLE YOK ETTİM, AMALEK KRALI AGAKI da buraya getirdim

Kral Saul "tümüyle yok ettim" der ama İsrail Tanrısı adına emirler veren Samuel, "DUYDUĞUM HAYVAN SESLERİDE NE" diye sorar. Çümkü Kral Saul hayati bir hata yapmıştır. Tüm Amalekleri öldürmüştür ama çok azda olsa bazı HAYVANLARI SAĞ bırakmıştır. Görüldüğü gibi; AMALEK DÜŞMANLIĞI, İSRAİL TANRISININ tanımı kullanılarak gizlenselerde, İsrail'lilerin TÜM VARLIĞINA İŞLEMİŞ. Hiç yarattıklarına düşman olan sadece bir avuç insanı, var kabul eden Tanrı olabilir mi?

Mısırdan Çıkış....17:14 RAB Musaya, ‹‹Bunu anı olarak kayda geç›› dedi, ‹‹Yeşuya da söyle, AMALEKLİLERİN ADINI YERYÜZÜNDEN BÜSBÜTÜN SİLECEĞİM.››
Mısırdan Çıkış....17:16 ‹‹Eller Rab'bin tahtına doğru kaldırıldı›› dedi, ‹‹RAB KUŞAKLAR BOYUNCA AMALEKLİLER'E KARŞI SAVAŞACAK!››

   
  Yasa Kitabı........20:16 ‹‹Ancak Tanrınız RABbin miras olarak size vereceği BU HALKLARIN KENTLERİNDE SOLUK ALAN HİÇ BİR CANLIYI YAŞATMAYACAKSINIZ.
Yasa Kitabı........20:17 TANRINIZ RABBİN SİZE BUYURDUĞU GİBİ, ONLARI -HİTİT, AMOR, KENAN, PERİZ, HİV VE YEVUS HALKLARINI- TÜMÜYLE YOK EDECEKSİNİZ.
Mısırdan Çıkış....23:23 Meleğim önünüzden gidecek, sizi AMOR, HİTİT, PERİZ, KENAN, HİV VE YEVUS topraklarına götürecek. ONLARI YOK EDECEĞİM.

İSRAİL TANRISI, YOK EDİLMELERİNİN NEDENİNİ DE, DİNE BAĞLIYOR. "O ULUSLARIN İNANÇLARI GEREĞİ, YOK EDİLMELERİNİ İSTİYORUM" DİYOR. BUGÜNE UYARLARSAK ÖNCELİKLE MÜSLÜMANLAR...

Yasa Kitabı.......20:18 Öyle ki, ilahlarına taparken yaptıkları iğrençliklere uymayı size öğretemesinler, siz de Tanrınız RABbe karşı günah işlemeyesiniz.
Çölde Sayım......25:2 Bu kadınlar kendi ilahlarına KURBAN sunarken İsraillileri de çağırdılar. İsrail halkı YİYECEKLERİNDEN YEDİ ve onların ilahlarına taptı.

   
  Eğer amaç imanı yok etmekse, farklı inançların geişmesinin önüne geçilmekse yapılabilecek tek şey kendilerinden omayanları, farklı inançların yada imanın yayılmasına neden olnaların ortadan kaldırılmasıdır. Şeytanı Tanrı katında tutup insanları kötülük yayıcısı olarak kabul edenler için İMAN EN KÖTÜ BİR ALIŞKANLIKTIR. Şeytanın önermeyeceği tek şey İMAN YOLUDUR. ŞEYTANIN RAHATLIĞI İMANIN AZLIĞIYLA SAĞLANABİLİR. İçlerine AMALEK GİRDİ DİYE TOPLUMLAR YOK EDİLEBİLİR Mİ?

İneklerden koyunlardan da bulaştığına inandıkları ne olabilir ki? Hayvanlara kafayı takan, bal ve süt akan ülkelere kavuşamamlarını hayvanlara bağlayanlar NORMAL DÜŞÜNCE yapısına sahip olabilirler mi?

İnançsızlara karşı ittifak kurduk demiyorlar mı? inançsızlara karşı ittifak kurdukları kimler, ellerindeki kitaplara göre CENNETE GİDECEKLER diye fetvalar verilen YAHUDİ ve Hıristiyanlar. Üstelik sizlere karşı dalgakıran oluruz denilenler.
   
  PAPA'ya YAZILAN MEKTUPTAKİ "YANLIŞ ANLAŞILAN MÜSLÜMANLAR" ve DALGAKIRAN KONUSUNUN İŞLENDİĞİ SAYFAYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
 

AMALEK KONUSUNDA GÖRÜŞLERİNI ŞÖYLE ÖZETLİYORLAR.

NEDEN ESTER KİTABINDA TANRI ANILMASI YOK, "NEDEN BAZI ŞEYLERİN TANRIYA BIRAKILMAYACAK KADAR ÖNEMLİ" dediklerinin açıklaması sayılabilecek görüşler..
Yahudilikte Kabala inançlarına göre Dünya üzerindeki olayların gelişmesini şöyle izah ediyorlar. (Şalom gazetesi, --Maskeli.Balo@Purim.Bayrami.din-- yazısından)

"...Amalek’i daha önceki yazılarımızdan hatırlıyor musunuz? Hani Bene Yisrael Mısır’dan çıkıp çöle girdiği andan itibaren pusuda bekleyen, saldıran, yok etmeye çalışan ve Yahudiliğin antitezi olan ulusu? Sayısal değeri kuşku anlamına gelensafek ile aynı olan Amalek’i?

Bene Yisrael, Kenaan'a girdikten sonra uzunca bir süre fiziksel bir krala ihtiyaç duymadı. Üstün niteliklere sahip liderleri, onlara yol gösteren yargıçları (Şofetim) ve Kutsal Olan ile ilişkilerini sağlayan peygamberleri vardı. Peygamberler sözcüğü tuhaf gelebilir ama halkın o zamanlar ruhanilik seviyesi çok yüksek olduğundan, aralarındaki peygamberlerin sayısı boldu.

Rabi Şimon bar Yohay, Kabala'nın mistik eseri Zohar'da şunu açıklar: Amalek'e karşı savaş özellikle zordu çünkü hem Göklerde, hem de aşağıda, yeryüzünde gerçekleşti. Amalek'in ideolojisini teşkil eden kirlilik güçlerinin amacı, am Yisrael'in Tanrı ile arasındaki ilişkinin önde gelen unsuru olan emunayı (imanı) amYisrael'in kalbinden silmektir. Mücadele Göklerde de gerçekleşti çünkü Tanrı hem iyiyi, hem de kötüyü yarattı. Yahudi halkı Tora'yı ulusça kabul etmeye ve Tora'ya göre yaşamaya hazırlanırken, iyinin hakimiyetini ilân etmesi gerekiyordu. Dolayısıyla Amalek'in güçlerinin temsil ettiği kötünün, Yisrael'in aklına kuşku tohumlarını ekmeye, Tanrı'nın, Tora'nın ve Moşe'nin doğruluğu hakkında şüphe uyandırmaya çalışması şarttı...."

SEVİVON..….http://www.sevivon.com/index.php?mid=838
Yitshak ve Oğulları
AMALEK
AVRAAM'ın SOYUNDAN gelenler ellerinde olmadan büyük kişiler olmuşlardır. Hepsi YAHUDİ OLMASALAR BİLE dünyada etkisi büyük bir toplum oluşturdular. Aslında Yahudilerin en büyük düşmanları yine bu aileden gelmektedir.

Yahudi ulusunun tarihteki EN AZILI DÜŞMANI kimdi? AMALEK ulusu. Bu ulus kötüdür ve GÜNAHI SİMGELEMEKTEDİR. Tanah'ta da onları YERYÜZÜNDEN SİLMEK İÇİN EMİR VARDIR. Onların nefreti o kadar büyüktür ki ellerine bir şans geçse onlar Yahudi ulusunu yerıüzünden sileceklerdir.

Amalek ulusu Tanah'ın bize söylediği kadarıyla YİŞMAEL'in (İsmail) SOYUNDAN BİRİNİN ESAVın SOYUNDAN BİRİYLE EVLENMESİ SONUCU OLUŞUR..(bereşit 36:2-4) EVLENEN KUZENLER, AMALEK adında MELEZ BİR DÜŞMAN YARATIRLAR. Bu ulusun Yahudilere karşı hastalıklı bir düşmanlığı vardır.

Kabala'nın baş eserini, Zohar'ı yazan Ribi Şimon bar Yohay şöyle demiştir: Esav DÜNYANIN GİDİŞİNDEN NEFRET EDER. Yaakov ise DÜNYANIN GİTTİĞİ YOLU TEMSİL EDER. Bu sözler Yahudilerle Esav'ın soyundan gelenler arasındaki ilişkinin deyim yerindeyse fizik kurallarıdır.

Sonunda Esav ve Yaakov karşılaşırlar. Yaakov DUAYI ÇALMIŞTIR ve Esav geldiğinde NELER OLDUĞUNU ANLAR. Baba Yitshak KANDIRILDIĞINI FARK EDER ama kızmamıştır. Çünkü şimdi Yaakov'u hareket edebilecek ve misyonu devam ettirebilecek güçte görmektedir. Rifka (anne) Esav'ın kızgınlığının kardeşini öldürmeye kadar varabileceğini görür ve Yaakov'u Harran'a yollar ve ordan kendine bir eş bulmasını söyler.


AMALEK soyu "GÜNAHI SİMGELEMEKTEDİR" diyerek dinlerdeki GÜNAHIN kaynağı olarak gösterilen ŞEYTAN'ı TAPINABİLİR konuma oturtmuşlardır.

ÇÖL ŞEYTANI AZAZEL'e / TAVUS'a, benimsedikleri TANRI işaretli olanla birlikte GÜNAHLARININ AFFI için TEKE SUNUSU gönderenler, ELBETTE TAPTIKLARI / İYİ GEÇİNMEK ZORUNDA HİSSETİKLERİ ŞEYTANI temize çıkarmak için BAŞKA BİR GÜNAH KAYNAĞINI dinlerinin içine yerleştirecektir.

Başka türlü Tanrı olarak toplantılara giren ŞEYTANI nasıl aklayabilirler. Cennetten kovulmayı yılana yükleyerek, kanlı canlı olan KÖTÜ DÜRTÜLERİNE sebep gösterdikleri AMALEK ulusu oluşturarak.
NEDEN ANTİ-SİYONİZMİ KÖRÜKLÜYORLAR daha iyi anlaşılmıyor mu?

Ester........9:5 YAHUDİLER bütün düşmanlarını kılıçtan geçirdiler, ÖLDÜRDÜLER, YOK ETTİLER. KENDİLERİNDEN NEFRET edenlere DİLEDİKLERİNİ YAPTILAR

YAHUDİ DÜŞMANLIĞINI KÖRÜKLÜYORLAR hatta OLUŞTURUYORLAR çünkü; ONLARA, ŞEYTAN EMRİ OLARAK KANLI CANLI DÜŞMANLAR GEREKİYOR.

ŞEYTAN inancı yerine oturttukları AMALEK soyunun YOK EDİLMESİNE yönelik, kitaplarında yazan ifadelerden ile MİSVOT'ları içinde yer verdikleri Tanrı emirlerinden bazıları.

Tanrı emri olarak kitaplarında yer alan ama TAPINAKLARI YIKIK olduğu için uygulayamadıkları MİSVOT olarak adlandırdıkları 613 TAPINMA RİTÜELLERİ oluşturan TANRI EMİRLERİ varmış.(613 Mitsvotu, yani Eski Ahit'te ki kuralları tasnif ederek sıralandırmayı en iyi biçimde Moşe ibn Meymun / Maymonides / Rambam yapmış)

Misvot'larında yer alan ve 613 TANRI EMRİ İLAN EDİLEN TAPINMA RİTÜELLERİ İÇİNDEKİ SOYKIRIM EMİRLERİNDEN BAZILARI...
NEREDEYSE TÜM İNSANLARA KATLİ VACİP DAMGASI VURDUKLARI KATLİAM EMİRLERİ / MİSVOT MADDELERİ

MİSVOT 596. Tapınma EMRİ......YEDİ KENAN ulusunu YOK ET .........Kutsal kitaplarındaki kaynağı...... Yasa Kitabı / Tesniye 20:17
MİSVOT 597. Tapınma EMRİ......ONLARDAN kimseyi YAŞATMA .......Kutsal kitaplarındaki kaynağı...... Yasa Kitabı / Tesniye 20:16
MİSVOT 598. Tapınma EMRİ......AMALEK'in SOYUNU SİL ................ Kutsal kitaplarındaki kaynağı...... Yasa Kitabı / Tesniye 25:19

Yasa Kitabı ....20:16 ‹‹Ancak Tanrınız RABbin miras olarak size vereceği BU HALKLARIN kentlerinde SOLUK ALAN hiçbir CANLIYI YAŞATMAYACAKSINIZ.
Yasa Kitabı.....20:17 Tanrınız RABBİN SİZE BUYURDUĞU gibi, onları -HİTİT, AMOR, KENAN, PERİZ, HİV ve YEVUS HALKLARINI- tümüyle YOK EDECEKSİNİZ.

Bırakın soyları kurut emrini, kökleri kurut ruhsatlarını "ANILARINI bile GÖK KUBBENİN ALTINDAN SİLECEKSİNİZ" emrini kitaplarına yazarak TANRI mühürüyle damgalamışlar.

Yasa Kitabı.....25:19 Tanrınız RAB mülk edinmek için miras olarak size vereceği ülkede sizi çevrenizdeki bütün düşmanlardan kurtarıp rahata kavuşturunca, AMALEK'lerin ANISINI GÖKLER ALTINDAN SİLECEKSİNİZ. Bunu UNUTMAYIN!››

Odavya......18 Yakupoğulları ATEŞ, Yusufoğulları ALEV, Esavoğulları ANIZ olacak. Onları YAKIP YOK edecekler. ESAVOĞULLARIN'ndan KURTULAN OLMAYACAK. "RAB BÖYLE DİYOR
.
M. Çıkış......17:14 RAB Musaya, ‹‹Bunu anı olarak kayda geç›› dedi, ‹‹Yeşuya da söyle, AMALEKLİLERİN ADINI YERYÜZÜNDEN BÜSBÜTÜN SİLECEĞİM.››
M. Çıkış......17:16 ‹‹Eller Rab'bin tahtına doğru kaldırıldı›› dedi, ‹‹RAB KUŞAKLAR BOYUNCA AMALEKLİLERE KARŞI SAVAŞACAK!››

(Not: İsmail ve İshak, İbrahim'in iki oğlu, Yakup ve Esav, İshak'ın İKİZ OĞULLARI. Yakup İsrailoğullarının atası. Yakup'un abisi Esav ise amcası İsmail'in kızıyla evlenerek ilk AMALEK üreten kişi. Amalek: İsmailoğullarından soyundan birinin ESAV soyundan biriyle evlenmesi sonucunda meydana gelenler. Neredeyse, "biz İsrailoğullarındanız" diyenlerin dışında kalan bölge insanları)

   
  amalek soyu
   
  AMALEK soyu "GÜNAHI SİMGELEMEKTEDİR" diyerek dinlerdeki GÜNAHIN kaynağı olarak gösterilen ŞEYTAN'ı TAPINABİLİR konuma oturtmuşlardır.

ÇÖL ŞEYTANI AZAZEL'e / TAVUS'a / şimdiki YEZİDİLERİN TANRISINA; benimsedikleri TANRI işaretli olanla birlikte GÜNAHLARININ AFFI için TEKE SUNUSU gönderenler, ELBETTE TAPTIKLARI / İYİ GEÇİNMEK ZORUNDA HİSSETİKLERİ ŞEYTANI temize çıkarmak isteyeceklerdir. Bu ŞEYTANLA dost geçinebilmenin BİRİNCİ ŞARTIDIR. Bu nedenle de BAŞKA BİR GÜNAH KAYNAĞI icad edip, dinlerinin içine yerleştirecektir.

Başka türlü Tanrı olarak toplantılara giren ŞEYTANI nasıl aklayabilirler. Cennetten kovulmayı yılana yükleyerek, KÖTÜ DÜRTÜLERİNE sebep gösterdikleri kanlı canlı olan AMALEK ulusu oluşturarak yani hep yaptıkları gibi; GERÇEK ŞEYTAN yerine başka HEDEFLER koyarak.

NEDEN ANTİ-SİYONİZMİ KÖRÜKLEDİKLERİ daha iyi anlaşılmıyor mu?
YAHUDİ DÜŞMANLIĞINI KÖRÜKLÜYORLAR hatta OLUŞTURUYORLAR çünkü; BUZAĞIYI GÖGÜSLERİNDE BESLEMEYE almış olanları HEDEF YOLDA YÜRÜTEBİLMEK için, düşman gerekiyor. Şeytan düşman olamaz çünkü; ŞEYTAN Tanrı olarak işaret ettikleriyle toplantılara girebiliyor, baş melek bile azarlayamıyor.

Zekerya......3:2 RABbin MELEĞİ Şeytana, ‹‹RAB SENİ AZARLASIN, ey ŞEYTAN!›› dedi, ‹‹Yeruşalimi seçen RAB SENİ AZARLASIN Bu adam ateşten çıkarılan yarı yanmış odun parçası değil mi?››
Yahuda......1:9 Oysa BAŞ MELEK MİKAİL BİLE, Musa'nın cesedi konusunda İBLİS'le çekişip tartışırken, DİL UZATARAK ONU YARGILAMAYA KALKIŞMADI. Ancak, «SENİ RAB AZARLASIN» dedi.

İsrail tanrısı / Baba Tanrı / Oğul Tanrı ile Şeytan muhabbeti o kadar çok ilerlemiş olmalı ki yada İNANÇ SİSTEMİNDE ŞEYTAN O DERECE YÜCELTİLMEK İSTENMİŞ Kİ; ? Melek bile isyan edip "RAB SENİ AZARLAMALI" diyor. Azar dahi işitmeyen, alacağı en büyük ceza sadece AZARLANMAK" olan Şeytan'la gülüp eğlenen TANRI OLABİLİR Mİ?

TANRININ TA KENDİSİ dedikleri İSA'ları bile ŞEYTAN tarafından sınanıp bana tabii ol teklifi alıyorsa yani ŞEYTAN, TANRIYI KENDİSİNE TAPMASINI teklif edebiliyorsa, bu tapınması sonucunda ona VAATLERDE bulunabiliyorsa, DİNLERİNDE ŞEYTAN HANGİ MASKE ALTINDA YER ALIYORDUR? TANRININ SAĞINDA OTURUYOR

1 Petrus.....3:22 Göğe çıkmış olan Mesih, TANRI'nın SAĞINDADIR. Melekler, YETKİLER ve GÜÇLER O'na bağlı kılınmıştır.

O halde ŞEYTAN Ahit kitaplarına göre DOST kuvvet ilan edilmiş durumdadır.
Tapınılacak birincil kuvvet yanında Tapınılacak ikincil kuvvet olarak ilan edilmiştir.
O halde GÜNAH KAYNAĞI gösterilecek LANETLENECEK bir hedef gösterilmelidir.
Cennetten kovulma Yılanla halledilip ŞEYTAN nasıl temize çıkarıldıysa, nasıl doğru sözlü BİLGE biri olarak gösterildiyse, Dünya yaşamında da ŞEYTAN aklanmalıydı.
Tanrı ile toplantılar yapıp Meleklerin azarlamaya cesaret edemediği bir kuvvet olarak tanıtılarak bu aklanma sağlanmıştır.

Job / Eyüp....1:6 Now it fell upon a day, that the SONS OF GOD came to present themselves before the LORD, and SATAN came also among them.
Eyüp / Job....1:6  Bir gün TANRININ OĞULLARI RABbin HUZURUNA ÇIKMAK için geldiklerinde, ŞEYTAN da ONLARLA GELDİ.
Eyüp / Job....1:7 Rab ŞEYTAN'a, "Nereden geliyorsun?" dedi. ŞEYTAN, "Dünyada gezip dolaşmaktan" diye yanıt verdi.

Geriye ŞEYTAN yerine GÜNAHA kaynaklık yapacak, topluluklarını oyalayacak, onları Tanrı yolunda olma mutluluğu içinde yaşatacak bir DÜNYEVİ kaynak oluşturmak kalmıştır. İşte bu kaynaklardan biride AMALEK soyudur.
AMALEK: Kendileri dışındakilerin dahil edilebileceği tanrı emriyle yok edilecek KANLI CANLI DÜŞMANLARIN genel tanımı.

Göğüslerinde besledikleri gönüllerine içtikleri BUZAĞI ile mücadele etmektense, BUZAĞININ SESİNE UYUP, O SESİ İÇ GÜDÜ haline getirip "SOYLARI KURUT" emrini KİTAPLARINA işlemiş olmak "NEYE HİZMET ETTİKLERİNİ" ortaya koymuyor mu?
   
  ESASINDA TÜM DÖNGÜNÜN SADECE BİR KUŞKUDAN İBARET OLDUĞUNU, KATLİAMIN BU KUŞKUYU YOK ETMEK, GÖNÜL RAHATLIĞINA KAVUŞABİLMEK ADINA YAPILDIĞINI KENDİLERİ SÖYLÜYOR. Günahkarlar diye elbette kendi dininden olmayanları kastediyorlar. Günahın simgeleri kendi dışında olanlarsa ve DİN kitaplarında SOYLARININ KURUTULMASI için kesin emir varsa, gelinde DÜNYANIN sevk edildiği YOLUNDAN, DÜNYANIN UÇURUMA GİDİŞİNDEN NEFRET ETMEYİN.
 
Amalek diye istediklerinin soylarını kurutanlar, nasıl olurda DÜNYANIN GİDİŞİNDEN NEFRET ETMEYENLER olabilir?
Eğer Dünyanın gidişinden nefret edenler değilse, Dünyanın doğal seyri içinde oluşan SOYLARI NEDEN KURUTUYORLAR?
SOY KURUTMAK için neden bu kadar hevesliler?
Tanrısal ilan edilen sözlerin arkasına sığınarak KÖKLERİ KURUTMA / SOY-KIRMA planları neden yapıyorlar?    
Üstelik bu soy kurutma emirlerini, hiç yadırgamadan, "yaptıklarımız yapacaklarımızın aynasıdır dercesine" kitaplarına alıyorlar.

Soy kurutmayı bu kadar rahat telaffuz edenlerin, çok sıradan bir şeymiş gibi insanların hayatlarını, sadece ETİKETLENMELERİNE bağlayanların, DÜNYAYI KAN YOLUNA sevk ettikleri meydanda değil mi?

SOYLAR KURUTULDUKTAN sonra, Dünya İSTEDİKLERİ YOLA girdikten sonra ancak, DÜNYANIN GİTTİĞİ YOLA onay verecekleri ortada değil mi?
Bu durumda Dünyanın gidişini temsil edenler SOY KURUTUCULAR / KASAPLAR olmuyor mu?

Hem Dünya'nın gidişinden memnun olmayanları Amalek ilan edeceksin, hem Amalek soyu kurutma emirlerinden ve uygulamalarından behsedeceksin, hemde Dünyanın gidişi temsil edenlerden olacaksın. Bunun başka bir meslek erbabıyla ilişkisi olabilir mi?

Dünyanın felakete gidişine "dur demek" isteyenler Amalek ilan edip SOYLARI kurutuluyorsa, "Dünyanın gittiği yolu TEMSİL edenleriz" diyenlerde, "KATLİAMLARI YAPANLARIZ ve YAPACAK olanlarız" diyenlerdir.

AMALEK SOYUNA ait denilen toplulukların varlığına dayanabiliyorlar mı? dayanabilecekler mi? Asla!. O halde; onlar DÜNYANIN GİDİŞİNDEN NEFRET ETMEMEK İÇİN /GİDİŞİNDEN NEFRET EDENLERDEN OLMAMAK İÇİN DE, GÖZLERİNE BATANLARIN SOYLARINI KURUTUYORLAR. KAFALARINA GÖRE DÜNYA'YI YÖNLENDİRDİKLERİ İÇİNDE, BİZLER DÜNYANIN GİTTİĞİ YOLU yani UÇURUMU / FELAKETİ temsil edenleriz diyorlar.

Soykırımın sadece bir sanıdan hareketle yapıldığını söyleyenler, gönüllerinde yaşattıkları / MAYA'landırdıkları kuşkuyu yok etme adına, Dünyanın her yerini kana bulamaya devam ediyorlar ve en büyüğüne hazırlıyorlar. (Argemeddon gibi. PURİM) Artık Katliamı "her harfi Tanrıdan" denilen kitaba yazarak gelecek nesillere iletebilmek için, ön sebep hazır hale gelmiş durumda

İşte Amalek konusunda böyle diyorlar. Kitaplarıda "BASTIR" diyor

Yasa Kitabı / Tesniye ...11:23 RAB bu ulusların tümünü önünüzden kovacak. Sizden daha büyük, daha güçlü ulusların topraklarını mülk edineceksiniz.
Yasa Kitabı / Tesniye ...11:24 Ayak BASACAĞINIZ HER YER SİZİN olacak. Sınırlarınız ÇÖLDEN Lübnan'a, FIRAT Irmağı'ndan AKDENİZ'e kadar uzanacak.
Yasa Kitabı / Tesniye ...11:25 Hiç kimse size karşı koyamayacak. Tanrınız RAB, size verdiği söz uyarınca, Ayak BASACAĞINIZ HER YERE dehşetinizi, KORKUNUZU saçacaktır.

Yaratılış..........15:18-21 O gün RAB Avram'la antlaşma yaparak ona şöyle dedi: "Mısır Irmağı'ndan büyük Fırat Irmağı'na kadar uzanan bu toprakları, Kenliler'in, Kenizliler'in, Kadmonlular'ın, Hititler'in, Perizliler'in, Refalılar'ın, Amorlular'ın, Kenanlılar'ın, Girgaşlılar'ın, Yevuslular'ın topraklarını senin soyuna vereceğim."
   
 

VE MUTLU SONLARINA ULAŞMANIN, İÇLERİNİ ARINDIRMANIN, İÇLERİNDEKİ KÖTÜ DÜRTÜLERİ YOK ETMENİN ÇOŞKUSUYLA BAYRAMLARINI KUTLAMAYA BAŞLARLAR.

Ester.........9:17 Bütün bunlar ADAR ayının ON ÜÇÜNCÜ günü oldu. Yahudiler ON DÖRDÜNCÜ GÜNÜ DİNLENDİLER ve o günü şölen ve EĞLENCE GÜNÜ ilan ettiler.

Ester.........9:18 SUSTAKİ YAHUDİLER ise kendilerini savunmak için ON ÜÇÜNCÜ ve ON DÖRDÜNCÜ günler bir araya geldiler. ON BEŞİNCİ GÜN DE DİNLENDİLER. O günü şölen ve EĞLENCE GÜNÜ ilan ettiler.

Ester.........9:19 Taşradaki kentlerde yaşayan Yahudiler işte bu nedenle Adar ayının on dördüncü gününü şölen ve eğlence günü olarak kutlarlar ve birbirlerine yemek sunarlar.

Mutluluğa sevinçlere gark oldukları BAYRAM KUTLAMALARI, katliam senaryolarını tamamladıkları günle ilgili. Nefret ettikleri topluluğun köklerini kazıdıkları GÜN EN NEŞELİ PURİM BAYRAMLARI.

Ester.........9:22 Çünkü o günler, Yahudilerin düşmanlarından kurtulduğu günlerdir. O AY KEDERLERİN SEVİNCE, YASLARIN MUTLULUĞA dönüştüğü aydır. MORDEKAY o günlerde şölenler düzenleyip eğlenmelerini, birbirlerine yemek sunmalarını, yoksullara armağanlar vermelerini buyurdu.

Ester.........9:26 PUR sözcüğünden ötürü bu günlere PURİM ADI VERİLDİ. Böylece Yahudiler, Mordekayın mektubunda yazılı olanlardan, görüp geçirdiklerinden ve başlarına gelenlerden ötürü bu iki günü buyrulduğu biçimde ve günlerde her yıl kutlamayı kabul ettiler. Bu gelenek kendileri için, soylarından olanlar ve onlara katılan herkes için geçerli olacaktı.

Ester.........9:29 Avihayilin kızı Kraliçe Ester ve Yahudi Mordekay PURİMLE ilgili bu İKİNCİ MEKTUBU tam YETKİYLE YAZIP UYGULAMAYA KOYDULAR

Böylece İsrail Tanrısının isminin geçmediği ama Yahudi isminin ilk kez kullanıldığı bir kitapta, İsrail Tanrısının önermediği ama Yahudi Mordekay ve Ester'in kutlanmasını istediği en neşeli bayramları "HER HARFİ TANRIDAN" dedikleri kitaplarında kayıt altına alınmış oluyor. Yahudilik ve bayram ilanı, İsrail Tanrısının ismi kullanılmadan kitaplarında emir haline getirilmiş oluyor. Tanrı kim? Tanrıdan denilen kitaba yazılanlar kimden?

Ester.........9:31 Kraliçe ESTERLE birlikte daha önce kararlaştırdıkları gibi, PURİM günlerini belirlenen tarihte kutlamalarını buyuruyordu. Bu kutlamalara kendilerinin de, soylarından gelenlerin de katılmalarını, oruç tutmada ve ağıt yakmada belirlenen kurallara uymalarını istedi.

TANRIDAN DENİLEN KİTABA TANRI BUYRUĞU KIVAMINDA EMİR SOKANLAR, ESTER KİTABINDA MORDEKAY ve ESTER.

Ester.........9:32 PURİM'e ilişkin bu düzenlemeler ESTER'in BUYRUĞUYLA ONAYLANDI ve kayda geçirildi.

Ester.........10:3 Yahudi MORDEKAY, Kral Ahaşveroş'tan sonra İKİNCİ ADAM olmuştu. Yahudi soydaşları arasında saygı gören ve çoğunluk tarafından SEVİLEN biriydi. Çünkü HALKININ İYİLİĞİNİ düşünüyor, bütün soydaşlarının esenliği için çaba gösteriyordu.

   
  RAB'IN KUTSAMASI İÇİN KARDEŞLERİNİ ÖLDÜRME EMRİ VEREN (suçlu, suçsuz ayrımı yapmadan, çoluk çocuk demeden, yaşlı kadın ayrımı yapmadan, ana-baba, kardeş, eş gözetmeden; önüne geleni) BİR PEYGAMBER ANLAYIŞININ OLDUĞU BİR KİTABA NASIL İLAHİ KİTAP DENİLEBİLİR.

Af dilemeyi ; suçlu, suçsuz ayrımı yapmadan, çoluk çocuk demeden, yaşlı kadın ayrımı yapmadan, ana-baba, kardeş, eş gözetmeden; önüne geleni öldürmek olarak gören bir zihniyetin üretimi olan kitaplara, nasıl İlahi kitaplar denilebilir?

Tanrının affetmesi için, öldürmenin gerekli olduğunu işleyen din inancı içinde yoğrulan, gelişen zihniyet nasıl barış kelimesine katlanabilir?
Kitaplarında yoğun bir biçimde, Tanrı maskesi altında, Tanrı isteği izlenimi verilen "ÖLDÜR, TÜMÜNÜ YOK ET, SOLUK ALAN HER ŞEYİ YOK ET" komutalarına sürekli maruz kalan bir beyin / kişilik kalıcı barışa tahammül gösterebilir mi?
Tanrısının affına nail olabilmesi için, "HER HARFİ TANRIDAN" dedikleri kitaba göre öldürmesi gerekmiyor mu?
İsrail Tanrısının gözdesi olabilmek, kitaplarının bol bol örneklediği ÖLDÜR&ÖLDÜRT eylemiden geçmiyor mu?
Barış taraftarı olmak ve öldürmemek İsrail Tanrısının ÖFKELENMESİNE neden olmaz mı?
Yeterli ölümler olmazsa, HERŞEYE EGEMEN İSRAİL TANRISININ, şimşeklerini üzerlerine çekmiş olmazlar mı?

Demek ki, öldüremezse bile ölümler için ortam hazırlığı yapması, göz yumması gerekiyor.
"Onlar bizi öldüreceğine biz onları öldürdük" türü, imaj ve vicdan ikna çalışmaları yapmaları gerekiyor.
Bozguncu olmak, bozguncu ayarlamak, bozgun çıkarmak, bozgunuculuğu teşvik etmek gerekiyor.
Kur'a da vakti (en azından şimdilik kaydıyla) ortaya çıkan"ARGEMEDDON" için, var gücüyle çalışıp Dünya'yı AÇLIĞA&KÖLELLİĞE&İMANSIZLIĞA hazırlamak gerekiyor.
Dünyayı kan gölüne döndürmeden önceki aşamaları tamamlamak gerekiyor. 
   

Kaçıncı olduğu bilinmeyen, kaçıncı defadır HAYALLERİNİ depreştirdiği unutulan, en son  katliam, kur'ası şimdilik 2023 yılına çıkmış gözüküyor.
Dolar üzerindeki tekamül piramitinin 19. katı 2023 yılını gösteriyor. SEKAR'ın ondokuzu ve CEHENNEME çağıran HORUS'un  dik yokuşları olan  PİRAMİTİ.

En büyük PURİM BAYRAMI için, sonsuz yaşama merhaba için, İsrail Tanrısına bağlılıkları gösterebilmek için, öldürmek, öldürtmek gerekiyor.
Yıllardan beri kanla dolacak ovalarını, derelerini, vadilerini göstermiyorlar mı?
Oralardan kendilerine mezar yerleri almıyorlar mı? Niçin bunları yapıyorlar?
Elbette en büyük bayramlarına hazırlık olsun diye yapıyorlar.
Yapmayı çok seneler öncesi kararlaştırdıkları, DÜNYA SOYUNU kurutmak eylemlerinin sonrasında, kutlamayı umdukları "EN BÜYÜK PURİMLERİNE" hazırlık olsun diye yapıyorlar.

DÜNYA SOYUNU; A-MELEK'lere katıp, Dünyasal yaşamın sahipleri olacaklarına inandıkları için bunu yapıyorlar.
Kuralar ne zaman çekildi, günler ne zamana tayin edildi MEYDANLARDA BİR YERDEDİR ama YORUMLANMADIĞI / YORUMLANAMADIĞI İÇİNDE BİLİNMEZ.
11 EYLÜL kule KATLİAMINDA olduğu gibi, BİLMESİ GEREKEN herkez O GÜNÜ BİLİR. 4-5 bin kişinin hayatını kaybettiği TİCARETİN CAN ATTIĞI binada hiç Yahudi ölümü olmaz. Tıpkı Ester kitabında yapılan SOYKIRIM zamanı gibi. Kurban habersiz, . Göklerde YAY gösteren Cellat çok önceden hazırlıklı.

Yaratılış.......9:11 Sizinle antlaşmamı sürdüreceğim: Bir daha TUFANLA BÜTÜN canlılar yok olmayacak. Yeryüzünü yok eden tufan bir daha olmayacak.››
Yaratılış.......9:13 YAYIMI bulutlara yerleştireceğim ve bu, yeryüzüyle aramdaki antlaşmanın belirtisi olacak.
Yaratılış.......9:14 Yeryüzüne ne zaman BULUT GÖNDERSEM, YAYIM BULUTLARIN arasında ne zaman görünse,
Yaratılış.......9:16 Ne zaman BULUTLARDA YAY görünse, ona bakıp yeryüzünde yaşayan bütün canlılarla yaptığım sonsuza dek geçerli ANTLAŞMAYI ANIMSAYACAĞIM››
   
  Kitaplardaki ifadelerin Kutsal metin yazarları tarafından niçin yazıldığı yada neleri kastederek yazdıkları önemli değil. Zaten kitapların Tanrısal bir bağının olmadığının delili olarak  sayısız çelişki örneklerini sıralamışlar.
Kitaplarında yazılmış olan ifadeleri nasıl kullanmak istedikleri önemli.
Kendi amaçları ve hedefleri için Tanrısal Maskeler olarak onları nasıl kullandıkları önemli.
Yol haritalarını hangi esasları alarak saptadıkları ve   izlerini nasıl bıraktıkları önemli.
Yoksa onlar için Tanrı olgusu verdikleri sözlerin gerçekleşmesini sağlayan Dünyasal güçleridir. Varlıklarla kurdukları ittifakların kendilerine sağladıklarını sandıkları kolaylıklardır. Hedefleri gerçekleştirdiklerinde Tanrı onların zaten yanındadır. Tanrının eli hep onlarladır. Çünkü onlar herşeyi Tanrı adına yapıyorlar. Bu durumda hangi eylemi Tanrısal olanlardan ayırabilir, hangi emirlerin Tanrısal olmadığını söyleyebilirsiniz. Elbette hiç birini. Çünkü onların tüm uygulamaları Tanrısaldır bu nedenlede Tanrı adına karar verenlerde onlardır.

Ayrıca Tanrı sözüne ihtiyaç duymazlar Çünkü Tanrının ne isteyeceğini, hedeflerin ne olduğunu kitaplara yazanlarda kendileridir. Her yaptıkları Tanrı isteği olanların, Tanrı olgusuyla bir işi olabilir mi? Zaten her yaptıkları Tanrısal. Fazladan Tanrı onlara ne diyebilir ki. Tanrının söylemesi gerektiği herşey, onlarca yıl öncesinden planlanıp yol haritaları haline getirilmiş, gerekli kahanetler yapılmış, felsefi destekleri sağlanmış durumda.

Özetle; onlara göre zaten Tanrı yanlarındadır. Tanrı zaten zihniyetlerinin yansımasıdır. Gönüllerine içirilmiş olan, göğüslerinde besledikleri iç güdüleşmiş dürtülerinin tezahürüdür. Ama Piramitin tepesindedir ama sandığın üzerindedir ama..vb.. kesin olan birşey vardır, onlar nerede isterlerse oradadır.
   
  İşte kitaplarında sürekli yapılan Ahit örneklerinden biri olan, bir ifadenin ikiz kulelerde kullanılmasıbu günler için kullanılmış olması.  "Tufan yaptım, sadece Nuh ailesi kaldı hepiniz onlardan türediniz" dediği yıllarda, Firavunların Piramit inşaatlarında on binlerce işçi çalıştırdığından haberi olmayan, Tanrı'ya kitaplar yazan kutsal metin yazarlarının, taraftar kazanmak için, Tanrı adına bir daha "Tufan olmayacak" sözünü vermeleri. (Tufan tarihinden haberleri olsa yine insanın içi yanmaz. Ama yaratılış -"Adam'ı yarattım" dediği-tarihindeki 5.000 yıllık Urfa Göbeklitepe'den haberleri olmadığı gibi Firavundan ve Piramitlerinden de haberleri yok. Şimdi bu Tanrı'dan denilen sözlerin arkasına takılanların yolculukları ne tarafa olabilir? Kitaplarındaki ifadeleri kendilerine maske olarak kullandıkları açık değil mi?)
   
  9:11
   
  Görüldüğü gibi yol haritalarının işaretlerini paralarının (Dolar'ın) üzerine işledikleri gibi Kongre  (The United States Capitol) binalarının kubbesine de işlemişler. Kimbilir daha nerelerde bu ve benzeri işaretler işlenmiş olarak duruyordur?

Örneğin işaretlenmesi yıllar öncesine dayanan ama yeni gündemimize düşen, diğer sayfalarda da işlenmiş olan Kuzey Afrika ve Afganistan örneği var. 
   
  libya
   
  Onlar için Kaddafi yada Maddafi olması, olmaması önemli değil. Onlar için önemli olan,  asker çıkartmadan taraflara bölerek bölgelerde söz sahibi olabilmek. Afganistandan ve Irak'tan askeri müdahalenin zorluklarını görenler, klasik söylemleri "barış,demokrasi, hak ve özgürlük getirmek için geldik" deme yerine, hak ve özgürlük için halk ayaklandı,  deme yolunu benimsemiş gözüküyorlar. 

Görüldüğü gibi işaretler her yerde olabilir. Dünya içinde etaplardan birinin başlangıcı yada sonucu olarak kuralar çekilmiş bir yerlere not edilmiş olabilir.
   
  19 var
   
  7) Maşlim: 1996 yılında Nimrod’un dünyada hakim olduğu dönem ve Babil kulesinin inşası anlatılır. Şem’i takip eden on nesil, Avram ve Saray’a kadar listelenir. Yıl 2023’tür. Avram, Babil kulesi inşa edildiğinde 48, Noah öldüğünde ise 56 yaşındadır.

7th Aliya:The story of the Tower of Babel in 1996 and Nimrod's world dominance is told. The 10 generations of Shem, culminating in the introduction of Avram and Sarai, are listed. The year is 2023. Note that Avram was 48 years old when the Tower of Babel took place and he was 56 years old when Noach died

Eski Ahit okuma bölümleri özetlenirken, İbrahim'in doğum tarihinin Yaratılış yılına göre  1948 olduğu özellikle vurgulanıyor. Eski Ahit kitabında hiç geçmeyen kulenin yapım tarihide İbrahim'e bağlı olarak veriliyor. "Yıl 2023'tü" diye de, herhangi birşeye bağlamadan 2023  tarihi ortaya atılmış. Nemrut'un Dünyaya hakim olduğu yıl olarak verilen 1996 yılının, esasında kulenin bitim tarihi olduğu İbrahim'in 48 yaşı verilerek vurgulanıyor. Nemrut'un Dünya hakimiyetinin 1996'dan ne kadar önce başladığı ve ne kadar sonra bittiği verilmiyor ama Nuh'un ölüm tarihi yine İbrahim'e bağlı olarak veriliyor.
   
  İbrahim nasıl Yaratılış 1948 de doğup 2023'te Tanrı ile karşılaşma seviyesine ulaştı ise; Yahudilerde, İsrail ile 1948 yılında doğduklarını ve 2023 yılında Tanrı ile karşılaşma seviyelerine ulaşacaklarını sanıyor olabilirler. İbrahim nasıl 75 yaşında Tanrısal seviyede yer edinip 75 yaşında göreve başladıysa, zihniyet sahipleride ortaya çıkışlarının 75 yılında yani 2023 yılında, Tanrısal seviyede etkinliklerde bulanacaklarına inanıyor olabilirler. 2023 yılı onlar için Tanrıya gark olmak, Tanrıda yok olma, Fena fillah, Işıklaşmak etabının başlangıcı olabilir. Yeni Düzen için Tanrısal yetkilerle donanılan, Göksel egemenlikte söz sahibi olunan yani, Varlık birliğini tekamüle erdiren bir tarih olabilir.

1948 yılında doğdu, 48 yaşında iken 1996 yılında kule inşaa edildi ve 75 yaşında 2023 yılında da göreve başladı. Demek ki varlık ve ittifaklar boyutunda da kulenin İNŞAASI 1996 yılında (inşaa dendiğine göre devam eden bir süreç olmalı) gerçekleşti yada gerçekleşme safhasına girdi.
   
  horus piramiti 
   
  Kuleleri geçmişten ders alarak açıktan değil, TEK İLAHLI DİN MASKESİ altında gönüllere içirilmiş olan BUZAĞILAR vasıtasıyla yapıyorlar. Horus Piramiti bir yerlerde TEKAMÜL katına erişebilmesi için yükseltiliyor. Yeryüzünde fiziksel bir tamamlanma söz konusu olmadığına göre, piramitin yükseltilmesi gönüllerde, inançlarda kurulan ittifaklar ve yönlendirmeler ile sağlanıyor olmalı. Kendi inançsızlarına karşı kurmuş oldukları İTTİFAKLARLA, sessiz ve derinden ama TEVHİD İNANCINI yok ederek yapıyorlar.  
   
  diyalog 
   
  Firavun gibi "ey Haman ateşi yak bir kule yap" sözünü açıktan söylemek yerine;
"Putları kırın ezin İNANÇ talarınız gibi SUYUNU İÇİN" diyorlar.
"PUT SUYU İÇMEDE, her harfi Tanrıdan olan kutsal kitaplarımızda RUHSAT VAR" diyorlar.
"Putları kırın ama YOK ETMEYİN" diyorlar.
"Putlar açıkta olmamalı, gönüllerde yaşatılmalı, göğüslerde beslenmeli" diyorlar.
"Yoksa "TEK TANRICI DİNİZ" diye nasıl içlerine girebiliriz" diyorlar.
"TEK TANRICILIĞIN bir Tanrıya inanmak değil, İÇLERİNDEN BİRİNE tapmak olduğunu TEVHİD MASKESİ takmışken başka nasıl anlatabiliriz" diyorlar.
   
  tek tanrıcılık 
   
  Daniel.............11:36 ‹‹Kral dilediği gibi davranacak. Kendini BÜTÜN TANRILARDAN, daha yüce gösterecek, TANRILARIN TANRISINA karşı duyulmamış sözler söyleyecek. Tanrının öfkesi tamamlanıncaya dek başarılı olacak. Çünkü tasarlanan, yerine gelecektir. 

Daniel.............6:26 Krallığımda yaşayan herkesin DANİELİN TANRISINDAN korkup titremesini buyuruyorum. Sonsuza dek var olacak. Krallığı yıkılmayacak, Egemenliği son bulmayacak.
DANİELİN TANRISI KİM / NE OLABİLİR?
Diğer Tanrılar KİMLERDİR, NELERDİR, KİMLERDENDİR?
Kendi Tanrısını diğer Tanrılardan ayıran nelerdir?
Onu diğerlerinden bulunmaz yapan ve büyük kıldığına inandıkları PUTPERES İNANÇLARI nelerdir?
Samirinin BUZAĞISINI gönüllerine yerleştirmiş olmaları mı, onların sahip oldukları şeyi büyük zannettiriyor?

2 Tarihler..........2:5 "Yapacağım tapınak büyük olacak. Çünkü TANRIMIZ BÜTÜN TANRILARDAN BÜYÜKTÜR
Yasa Kitabı......7:9 Tanrınız RAB'bin TANRI OLDUĞUNU BİLİN. O GÜVENİLİR TANRIDIR ..................................

Yasa Kitabı......10:17 Çünkü Tanrınız RAB, TANRILARIN TANRISI, RABLERİN RABBİDİR. O kimseyi kayırmayan, RÜŞVET ALMAYAN, ulu, güçlü, heybetli Tanrıdır.
Yeşu................22:22 ‹‹TANRILARIN TANRISI RAB, TANRILARIN TANRISI RAB her şeyi biliyor; İSRAİLde bilecek. Eğer yaptığımızı, ...........

Daniel..............11:36 ‹‹Kral dilediği gibi davranacak. Kendini BÜTÜN TANRILARDAN, daha yüce gösterecek, TANRILARIN TANRISINA karşı duyulmamış sözler......
Daniel...............2:47 Daniele, ‹‹Madem bu gizi açıklayabildin, Tanrın gerçekten TANRILARIN TANRISI, kralların Efendisi›› dedi, ‹‹Gizleri açan Odur.››
Yasa Kitabı.......32:17 TANRI OLMAYAN CİNLERE, Tanımadıkları ilahlara, Atalarınızın korkmadıkları, Son zamanlarda ortaya çıkan Yeni ilahlara kurban kestiler.

Esinleme..........17:14 Kuzu'ya karşı savaşacaklar, ama Kuzu onları yenecektir. Çünkü Kuzu, RABLERİN RABBİ, KRALLARIN KRALI'dır. O'nunla birlikte olanlar, çağrılmış,.......
Esinleme .........19:16 Kaftanı ve kalçası üzerinde şu ad yazılıydı: `KRALLARIN KRALI ve RABLERİN RABBİ'.
1 Timoteos........6:15-16 Mübarek ve tek Hükümdar, KRALLARIN KRALI, RABLERİN RABBİ, ölümsüzlüğün tek sahibi, yaklaşılmaz ışıkta yaşayan, HİÇBİR İNSANIN GÖRMEDİĞİ.....

(OĞUL TANRI'yı, TANRIDAN SAYMIYORLAR ki; onu görmelerini Tanrı görme olarak almıyorlar. Soru şu: Baba Tanrıyı görmedilerse, Oğul Tanrının Baba Tanrının sağında oturduğuna neden şahitlik ediyorlar? Hiç kimse Tanrıyı göremezse bu durumda "Oğul Tanrıyı gördüm" diyenlerde, "Baba Tanrının sağında oturuyordu" diyenlerde, "Tahtın sağındaydı" diyenlerde yalan söylüyor. Eski Ahit ve İbrahim, güreş galibi Yakup, Musa, Hacer.vb yalan söylüyor.)

Yasa Kitabı....33:10 O günden bu yana İsrail'de Musa gibi RAB'bin YÜZ YÜZE GÖRÜŞTÜĞÜ bir peygamber çıkmadı.
Çölde Sayım..12:8 Onunla bilmecelerle değil, Açıkça, YÜZYÜZE KONUŞURUM . O RABbin suretini görüyor.
Yeşaya .............6:1 Kral Uzziya'nın öldüğü yıl yüce ve GÖRKEMLİ Rab'bi GÖRDÜM; TAHTTA OTURUYORDU, giysisinin ETEKLERİ TAPINAĞI DOLDURUYORDU
Eyüp................42:5 Kulaktan duymaydı bildiklerim senin hakkında, Şimdiyse GÖZLERİMLE gördüm seni.
Yaratılış.........16:13 Hacer, ‹‹BENİ GÖREN TANRIYI gerçekten GÖRDÜM mü?›› diyerek KENDİSİYLE KONUŞAN RABbe ‹‹EL-ROİ›› ADINI VERDİ.

M.Çıkış...........24:9 Sonra Musa, Harun, Nadav, Avihu ve İsrail ileri gelenlerinden YETMİŞ KİŞİ dağa çıkarak
M.Çıkış...........24:10 İSRAİLin TANRISINI GÖRDÜLER . TANRININ AYAKLARI ALTINDA laciverttaşını andıran bir döşeme vardı. Gök gibi duruydu.
M.Çıkış...........24:11 Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. TANRIYI GÖRDÜLER, sonra YİYİP İÇTİLER.

M.Çıkış..........19:21 RAB, ‹‹Aşağı inip HALKI UYAR›› dedi, ‹‹Sakın BENİ GÖRMEK için SINIRI GEÇMESİNLER, yoksa birçoğu ÖLÜR.
M. Çıkış.........33:20 Ancak, yüzümü GÖRMENE izin VEREMEM. Çünkü YÜZÜMÜ GÖREN yaşayamaz.››

Kitaplarındaki ifadelerle YÜZÜ GÖRÜLEMEZ, GÖRÜLMESİ İMKANSIZ herşeyi yaratan değil, YÜZÜ ve KENDİSİ GÖRÜLEBİLİR ama GÖRENLERİN CEZALANDIRILACAĞI ikon Tanrı PROFİLİ İNANÇLARINA MONTE EDİLMİŞ
.
Ezra ve arkadaşlarının TANRISAL meclisinin -Sanhedrin, Rabbiler dönemi- VİZE vermediği hiç bir görünüm gerçekleşmiş olmuyor. Karışıklık olmasın diyede "GÖRÜNÜM DEVRİ bitti" diyorlar.

Oğul Tanrı ve Yeni Ahit kitaplarını yazanlar Yahudiliklerinin gereği Eski Ahit kitabını okuduklarına, ritüellerine uyduklarına, ondan yararlanarak kitaplarını oluşturduklarına ve en önemliside, Eski Ahit kitabının "HER HARFİ TANRIDAN" yaklaşımı ile kabul ettiklerine göre, ONLARCA TANRI ile YÜZYÜZE GÖRÜŞME ifadeleri Eski Ahit'te cirit atarken, görmemezliğe gelerek, 1 Timoteos...6:15-16 .....maddesindeki HİÇ BİR İNSAN TANRIYI GÖRMEMİŞTİR bidirimini, yazdıkları kutsal metinlerde bulundurmazlardı.

Aksi halde Tanrı tarafından verilmiş PEYGAMBERLİK SÖZLERİNİ yalanlamış olurlar. Oğul Tanrınında bağlı olduğu Eski Ahit kitabını, DİNLERİNE geçmiş yapıp, AYNI KAPAK altında tutmazlardı. Bu da gösteriyor ki, Yeni Ahit'in HİÇ KİMSA TANRIYI GÖREMEZ bildirimli BUGÜNKÜ versiyonları, Eski Ahit'in İSTEYEN TANRIYI GÖRÜR sahnelerin işlendiği versiyonlarından ÖNCE YAZILMIŞ.

İngilizce BASKILI Eski Ahit kitabında TANRININ OĞULLARI

Genesis/Yaratılış..6:2 that the SONS OF GOD saw the daughters of men that they were fair; and they took them wives, whomsoever they chose
Yaratılış/Genesis..6:2 TANRININ OĞULLARI, insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler.....
Türkçe yazılmış Eski Ahit kitabında İLAHİ VARLIKLAR
Yaratılış...............6:2 İLAHİ VARLIKLAR, insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler.

Luka 3:38 Enoş oğlu, Şit oğlu, Âdem oğlu, TANRI OĞLUYDU.
English Standard Version (©2001)
Luke...3:38 the son of Enos, the son of Seth, the son of Adam, the SON OF GOD

   
  G MÜSLÜMANLARA, "İLAHİ VARLIKLAR" olarak sundukları "SONS OF GOD" KABULLERİNİN İŞLENDİĞİ "TANRININ OĞULLARI"sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Özetle;"Putculuğa karşıyız tüm putları yok ediyoruz" diyerek PUTPERES OLMADIKLARINI sandırırlarken, PUT SUYUNU İÇMEKLEDE PUTPERESLİĞE DEVAM işareti veriyorlar. Putlar gönüllerde yaşamalı diyorlar.  Papa'lık, "Yahudilerde  ve Eski Ahit'te birden çok Tanrı İnancı (Düalist din / ikincil ergler) var" diye 25 yıllık inceleme sonuçları yayınlıyorlar ama Eski Ahiti her harfi Tanrıdandır diye benimsemeye devam ediyorlar. İsa'mız onunla hükmetti, o kitaba uydu diye KUTSAL KİTAPLARI İLE AYNI KAPAK ALTINDA tutuyorlar.
   
  G VATİKANA GÖRE; E&Y AHİT'ler de ki, TANRI İŞARETLERİ ve KİTAPLARDAKİ TUTARSIZLIKLARIN işlendiği "DÜALİST DİNLER" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  nemrut / nimrod kulesi 
   
   Hani biri evlenince bekar olanlara "darısı başına" denir ya! KULEYİ tamamlamakta, TEKAMÜLE erdirmekte bugünkü zihniyet torunlarına kalmış. Hiç bir zaman "darısı olamayanların başına" temennilerinde bulunamayacakları sanıları için, nesillerdir çabalıyorlar. (sürekli uzayan don lastiği üzerindeki miklro-organizmanın hedefe koşması gibi. Koşuya başladığında lastiğin bitmesine bir karış varken, durumu değerlendirdiğinde gördü ki, daha hedefe varmasına 1 metre var)   
   
  İBRAHİM'İN DOĞUM TARİHİ:....1948
İSRAİL'İN DOĞUM TARİHİ:.......1948

KULE YAPIM TARİHİ.... 1996
İTTİFAK TARİHLERİ...... 1996

NUH'un ÖLDÜĞÜ TARİHİ.... 2006
SANAL NUH'un  / NUH VARİ  (Cin boyutunda) ÖLÜM TARİHİ........2006 
Nuh kıvamında kabul ettikleri Tanrı olarak gördükleri (o kadar çok Tanrı kabul edenler için bu tür kuvvet belirlemelerini normal karşılamak lazım Tanrının Oğulları çok olduğuna göre, Göksel egemenlik TAHT kavgalarıda çok olmalı)  bir şeyin etkisiz hale geldiğine / getirldiğine kanaat getirdikleri tarih olmalı. Göksel egemenliğin kurulduğuna inandıkları ZORLU KİŞİLER olarak egemen olduklarına inandıkları zaman dilimini anlatıyor olmalı. Aşağıdaki ifadelerde belirtilen bir göksel egemenlik savaşları içinde yaşıyor olabilirler.

Matta............11:12 Vaftizci YAHYA'nın ORTAYA ÇIKTIĞI GÜNDEN bu yana GÖKLERİN EGEMENLİĞİ ZORLANIYOR, ZORLU KİŞİLER ONU ELE GEÇİRMEYE ÇALIŞIYOR.
Esinleme.......12:9 Büyük ejderha, İblis ya da ŞEYTAN diye adlandırılan ve tüm dünyayı saptıran o ESKİ YILAN, MELEKLERİYLE birlikte YERYÜZÜNE atıldı.

Esinleme.......12:10 Bundan sonra gökte yüksek bir sesin şöyle dediğini duydum: «TANRIMIZIN KURTARIŞI, gücü, EGEMENLİĞİ ve MESİHinin yetkisi ŞİMDİ GERÇEKLEŞTİ. Çünkü kardeşlerimizin suçlayıcısı, onları TANRIMIZIN ÖNÜNDE gece gündüz SUÇLAYAN, AŞAĞI ATILDI.

Cincilik ve onlarla yapılan ittifaklar sonucunda yapılan Cinler arası onların boyutlarındaki iktidar savaşları gibi. Yahudiler "AMALEK savaşı çok zorluydu hem yeryüzünde gerçekleşti hem Göklerde yerleşti" demiyorlar mı. Bu Nuh kabulüde o kıvamda birşey olabilir.  Tıpkı Dünyada İTTİFAK ortaklarının yaptığı savaşlar, işgaller, komplolar ve kan dökmeler gibi, GÖKLERDEKİ izdüşümleri olarak belirledikleride bu tür eylemleri kendi boyutlarında gerçekleştiriyor olabilirler. Oğul Tanrılara, Tanrılarının Tanrılar içinde en büyük olduğuna ve Tanrılarının eğlendiğine inanalar elbette TANRILAR arası savaşlara da inanırlar.

Daniel..............2:47 Daniele, ‹‹Madem bu gizi açıklayabildin, TANRIN gerçekten TANRILARIN TANRISI, kralların Efendisi›› dedi, ‹‹Gizleri açan Odur.››
Mezburlar/Zebur2:4 GÖKLERDE OTURAN RAB GÜLÜYOR, Onlarla EĞLENİYOR.
Rabi ŞİMON Bar Yohay, Kabala'nın mistik eseri Zohar'da; "Amalek'e karşı savaş özellikle zordu, çünkü hem Göklerde, hem de aşağıda, yeryüzünde gerçekleşti" demiş.

2006 tarihi bu nedenle; Nuh'un ile temsil edilenin kesinlikle etkisiz kaldığına, yani kendi istemleri dışında helakın / tufanın olmayacağına karar verdikleri, Yaratılış 9:11 İfadelerinin geçerlilik kazandığına / kazanmış olabileceğine inandıkları tarih olabilir.
Yaratılış.........9:11 Sizinle antlaşmamı sürdüreceğim: Bir daha TUFANLA BÜTÜN canlılar yok olmayacak. Yeryüzünü yok eden tufan bir daha olmayacak.››

İBRAHİM'İN TANRISAL GÖREVE BAŞLAMASI İLE KARŞILAŞMASI TEKAMÜLÜNÜ TAMAMLAMASI  2023
İTTİFAK ZİHNİYETİNİN TANRISAL KATA SAHİP OLMAYI / ORADA OLMAYI /  TEKAMÜLÜ TAMAMLAMAYI HEDEFLEDİĞİ YIL 2023.

Göklere erişmek demek herşeye egemen olmak demek, Tanrıyı fethetmek demek, TANRILAŞMAK demek, TANRI olmak demek olduğu, kendi ifadelerinden de anlaşılıyor. Firavun'un da, Haman'a "bir kule yapta Musa'nın Tanrısına erişeyim" dediği unutulmamalı. Zaten erişmek istediklerinin Tanrı olduğu, 2023 (yaratılış yılıyla) yılında  Tanrıyı kuleleri görmek için yere indirmelerinden anlaşılıyor.

Yaratılış........11:4 Sonra, "Kendimize bir kent kuralım" dediler, "GÖKLERE ERİŞECEK bir KULE DİKİP ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız."
Yaratılış........11:5 RAB insanların yaptığı kentle KULEYİ GÖRMEK için AŞAĞIYA İNDİ.
Yaratılış........11:6 ve ŞÖYLE DEDİ: "Tek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre DÜŞÜNDÜKLERİNİ GERÇEKLEŞTİRECEK, hiçbir ENGEL TANIMAYACAKLAR.
Yaratılış........11:7 GELİN, AŞAĞI İNİP  dillerini KARIŞTIRALIM ki birbirlerini anlamasınlar."
Yaratılış.......18:21 Onun için İNİP BAKACAĞIM. DUYDUĞUM SUÇLAMALAR DOĞRU mu, değil mi GÖRECEĞİM. Bunları YAPIP YAPMADIKLARINI ANLAYACAĞIM.››

Bakın GÖKSEL EGEMENLİK ne kadar zor anlar yaşamış, OĞUL TANRI, BABASIYLA yaşadığı bu zorlu anları yani, İKTİDARLARINI kaybetme aşamalarını, "HER HARFİ BİZDEN" dediği kitaplarında  bizzat söylüyor. Savaşlara bizzat şahit olan KUTSAL RUH denetimide işin cabası.
   
  Çekilen kura nedir nereye çıkmıştır elbette bir yerlere yazılmış haldedir. Nerede ve nasıl olduğunu bulmak onların özel işaretlerini anlayabilmek ve yorumlayabilmekle mümkün. Romalıların haberi olmadan, onlara yakalanmadan aralarındaki iletişimi sağlamak için TOPAÇ / FIRDÖNDÜ / SEVİVON sistemini kuranlar, bugün elbette teknolojinin olanaklarını da kullanarak organizasyonlarını gerçekleştiriyorlardır.
   
  G İSMİNİ TOPAÇTAN (FIRDÖNDÜDEN) alan, YAHUDİLERE, İYİ YAHUDİ NASIL olunuru / YAHUDİLİK ZİHNİYETİNİ öğreten "SEVİVON" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Ester kitabındaki purim olayında da, özel işaretler ve semboller kullanarak katliamı gerçekleştirdiklerini iftiharla anlatanların zihniyet torunlarıda, elbette kutsal kitaplarında yayınlanmış olan manifestolarına bağlı kalıp çağa bağlı yeni yöntemler geliştirmişlerdir. Kutsal kitaplarında yayınlanan Manifestolarında bu işlerin nasıl olduğu açıkca anlatılıyor. Elbette mazlum, madur, mahsun, masum roller altında anlatılan bu olayların aslında öyle olmadığı satır aralarına bakıldığında net olarak görülüyor.

Kutsal bir kitapta, katliam nasıl anlatılması gerekiyorsa sınırlar zorlanarak anlatılmış.
Nasıl sevinmeleri gerektiği bile kurtuluş adı altında tarif edilmiş.
Oysa ortada tam manasıyla yapılmış bir soy kurutma söz konusu. Soykırım söz konusu.
Tanrı ismi geçmeden gerçekleştirilen katliamın sınırlarının korkunçluğu ortada değil mi?
Kutsal kitapta Tanrı isimi geçirilmeden anlatılan Yahudilik Manifestosu ile verilen Ruhsatın boyutunu düşünebiliyor musunuz.
Filistinde yapılan İNSANLIK dışı katliamlardaki pervasızlıkların kaynağı belli değil mi?
Ataları kutsal metin yazarlığına soyunup, Tanrı adına Yahudilik MANİFESTOLARI yazıyorlar, onların zihniyet varisleride yazılanların ataları tarafından yazıldığını biliyorlar ama GÖNÜLLERİNE İÇİRİLMİŞ olan BUZAĞILARIN seslerine uyarak KATLİAMLARINI gerçekleştiriyorlar.

Kutsal ilan ettikleri kitaplarında mevcut olan  23.144 (Y. Ahit hariç) madde içinden uygun olanlarını seçip TANRISAL MASKELER olarak kullanıyorlar. Her derde her hedefe uygun sözleri bulmak mümkün. Dünyayı yaksanız kitaplarından, yapılan işe ruhsat veren ifadeleri çıkarabilirsiniz. Birde bunlara SİMON, RASHİ, MAİMONİDES, EZRA  gibi önderlerinin yazdıkları (Talmut, Zohar, Mişna, Kabbala kitaplarını) ve söylediklerini katarsanız, TANRISAL RUHSAT VERİLMEMİŞ hiç birşey olay, hareket, eylem, hedef, vaad..vb.. bulamazsınız.
   
  ahit kitap madde 
   
  Kitab-ı Mukaddes olarak adlandırılan, Yeni ve Eski Ahitin bir arada bulunduğu, kitapta; 66 adet müstakil kitap, bu kitaplarda konulara ayrılmış/ başlık altında toplanmış 1189 adet bölüm ve bu bölümlerde toplam: 31.101 adet Madde var. İmani konular yani Tevhid inancı hariç herşeyin kolaylıkla bulunabildiği, hertürlü hedefin KEHANET konumuna rahatca getirebildiği, her yol haritasına deva bir kitaplar sinselesi AHİT külliyatı.

Eski ve Yeni Ahit'e kutsallık katma çalışmalarının ürünü olan, Suat Yıldırım'ın KUR'AN'I KERİM meal çalışmasında bile; tüm uğraşlarına rağmen 31.101 adet maddelerine benzeşir olduğunu iddia ettikleri / "Kur'an'ı Kerim'de" kendi kitaplarına kelime anlamında yakın (mana değil) diyebildikleri 290 adet Ayet'i işaret edebilmişler. O bulunanlarında çoğu alakasız şeyler. Aynı bağlantıları ansiklopedi maddeleri ile de kurabilirsiniz. Kuş ismi geçti diye, kuşlarla ilgili, oğul ismi geçti diye oğullarla ilgili, adet dönemi geçti diye adetlerle ilgili, zina geçti diye zina ile ilgli maddeler, benzeşirlik olduğu iddiası ile işaretlenmiş.
   
  G SUAT YILDIRIM'IN "ESKİ ve YENİ AHİT YÖNLENDİRMELİ KUR'AN MEALİ" İLE İLGİLİ ÖRNEKLİ YAZIYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Ester kitabında anlatılan ve kendi soylarının kurtuluşu, olarak gösterdikleri olaylar aslında, Daniel'le başlayan organize bir katliamın sonucu olarak gözüküyor. Genç yaşta getirildiği Babil'de, Babil'li bilgelerce eğitilen ve Babil'in Valiliği ile SİHİRBAZLARIN, BÜYÜCÜLERİN başkanlığı gibi görevlerde bulunmuş. Büyücülerin, Sihirbazların, Falcıların meslek odası başkanlığını yapmasıyla övündüklerinin isim benzerliği dışında Peygamberlik vasıfları olabilir mi?

İlahi emirlerde yasaklanan ve Peygamberlerin mücadele etmesi gereken meslekler, Peygamber dediklerinin BAŞKANLIĞI altında toplanmış. Ve bu durumdan övünerek bahsediyorlar ki; İLAHİ VAHİYLERLE ilişkilerinin olmadığını, din sitemlerinin İLAHİ emirlerden daha o yıllarda kopmuş olduğu bilinsin TANRI olarak benimsenmiş olanın vasıfları ortaya koyulabilsin.

Daniel isimli kitabı var diye, İLAHİ elçiliğe / görevlendirmelere sahip  Peygamberlerle karıştırılmasın diye de, Danielin ağzından hangi konularda uzmanlaştığı ve mesleğinin ne olduğu açıklanmış. 

Daniel.............2:48 Sonra Danieli yüksek bir göreve getirdi; ona birçok değerli armağan verdi. Onu BABİL iline VALİ atadı, BABİLİN bütün BİLGELERİNİN BAŞKANI yaptı.
Daniel.............5:11 Ülkende kendisinde kutsal İLAHLARIN RUHU bulunan biri var. Atan Kral Nebukadnessarın döneminde kavrayışa, sağduyuya, İLAHLARA ÖZGÜ bilgeliğe sahip olmakla tanınırdı. Atan Kral Nebukadnessar onu SİHİRBAZLARIN, YILDIZBİLİMCİLERİN, FALCILARIN BAŞKANLIĞINA atadı.

Sihirbazlık, falcılık konusunda  ülkenin en önemli otoritesi  / üstadı konumunda olan Daniel isimli kişinin, yani Turuva atı rolündeki Daniel'in, Babil'li Saray efradından tüm hükümran kişileri bir araya getirmesi ile başlıyor. Verilen ziyafetin sarhoşluktan sızma aşamasında KALE kapılarını PERSLİLERE açması ile devam ediyor.

Daniel.............5:1 Kral Belşassar SOYLU adamlarından BİN kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.

"Daniel Turuva atıydı" demek Kutsal kitapla pek bağdaşmayacağı içinde, bu durumu usturuplu bir biçimde anlatmak gelecek nesillere şablonlar sunmak zorundalardı. İleriye yönelik MANİFESTOLARI olmazsa Yahudilik zihniyeti başka türlü nasıl oluşabilirdi? Bunun sonucu olara  kapı açma olayını, duvara yazı yazan Tanrı mucizesi el hikayesi ile motiflendirerek / TANRISAL HAVA KATARAK kitaplarına, Yahudilik manifestoları olarak dahil ediyorlar.

Pers Ordusu, İrandan hava indirme bindirme birliklerini kullanarak ansızın BABİL kalesine baskın yapmış gibi, olay anlatılıyor. Pers ordusu kale kapısına kadar aylar süren yolculukla çatışarak, konaklayarak, beslenerek gelecek ve Babil'lilerin bundan haberi olmayacak.

Açıkca denmiyor ki, Ülkenin tüm yöneticileri bir araya toplanmıştı. hepsi sarhoş edilmişti. Bir tek sarhoş olmayan, ülkenin ÜÇÜNCÜ yöneticisi ilan edildiği söylenen yada MOR GİYSİYİ (Üniformayı) SIRTINA geçirip, mühürü boynuna takıp kendini ülkenin ÜÇÜNCÜ ADAMI ilan etmiş olan  DANİEL vardı. Kararlaştırılan zaman geldiğinde / kendilerinden olmayan nöbetcilerde sızdığında TURUVA ATI devreye  girer ve kale kapılarını farklı kılıklarda ve görevlerde etrafta gizlenmiş olan PERS askerlerine kapıyı açar.

Böylece  Kale kapısı önünde hatta kale içinde gizlenmiş olan Persliler  ortaya çıkarlar ve tüm Babil ileri gelenlerini komutanlarını yöneticilerini öldürürler. Daniel'le birlikte, büyük ihtimalle Babil'i işgal eden ve Yahudilerin sürgün hayatına son veren Pers Kralı Koreş'e yada komutanına / Valisine sunulmak üzere Nabukadnessar'ın (Nevuhadnetsar I / Nabucodonosor) torunu VAŞTİ hayatta bırakılır. Ester PURİM olayının dekorlarından olan VAŞTİ böylece olaya dahil olmuş olur.

Daniel.............5:29 Belşassarın buyruğu üzerine DANİELE MOR GİYSİ giydirilip BOYNUNA ALTIN ZİNCİR takıldı ve ÜLKEDE ÜÇÜNCÜ ÖNDER İLAN edildi.
Daniel.............5:30 Kildan Kralı Belşassar o gece öldürüldü.

Sıradan, hükümdarın bile tanımadığı bir insan konumunda iken, ülkenin hükümranlık MÜHÜRÜNÜ (zincirini) boynuna geçirmiş, MOR ÜNİFORMAYI giymiş, Kral öldürülmeden yada öldürüldükten sonra UNVAN ve  RÜTBE İŞİDE böylece halledilmişti. Olaya şahid olanların hepsi öldürüldüğünden, DANİEL ve ekibinin her söylediği doğru kabul edilmiş, hatta kabul edilmek zorunda kalınmış çünkü ortada emir vermeye tek yetkili, KAFTAN sahibi DANİEL kalmıştı. Oda gereğini yapar. Efendisi Pers Kralının hoşuna gidecek tüm kararları alır. Elbette Turuva Atı olmanın ödülünü de Efendisinden alır.

Daniel ve ekibinin verdiği emirler boynundaki MÜHÜR ve sırtındaki MOR ÜNİFORMA sayesinde, BABİL'lilerce derhal yerine getirilmiş olmalı. Askerlerin, ordunun komutanları öldürüldüğünden, yerlerine atanan Daniel ekibinden komutanlarda, takviye kuvvetlerini başka yerlere sevk etmiş, ilerleyen günlerde yapılan iç muhalif temizliklerden sonra, askerleriyle birlikte yeni yönetime biat etmiş olmalılar.

BABİL'İN TÜM ÜST DÜZEY YÖNETİCİLERİNİ, KOMUTANLARINI, SARAY MENSUPLARINI ÖLDÜREN PERS'liler,  ÜLKENİN ÜÇÜNCÜ YÖNETİCİSİNİ NEDEN ÖLDÜRMEMİŞ OLABİLİR?

Böylece Tanrının emriyle harekete geçtiği söylenen Pers kralı Koreş, TANRI EMRİNDEN tam ON İKİ yıl sonra, TRUVA ATI DANİEL yardımlarıyla BABİL'i alır ve YAHUDİLERİN SÜRGÜN yaşamına son verir. Ve Vaşti'li, Ester'li, Mordekay'lı bol soy kurutmalı ama TANRI isminin ve emrinin geçmediği, BÜYÜK PURİM  katliam (AMALEK)  senaryosuda böylece başlar.
   
  G DANİEL, BELŞAZAR KEHANETİ YAZININ ÇÖZÜMÜ ve BABİL'İN O GECE DÜŞMESİNİN İŞLENDİĞİ "DANİEL TURUVA ATI MI?" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  DANİEL, PERSLİLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLMEK ŞÖYLE DURSUN, YİNE ÜLKENİN HEMDE PERS İMPARATORLUĞUNUN ÜÇÜNCÜ ADAMI KONUMUNA ATANIR.

Daniel.............6:1 Darius BÜTÜN ÜLKEYİ yönetecek yüz yirmi satrap atamayı uygun gördü.
Daniel.............6:2 BUNLARIN BAŞINA da biri DANİEL olmak üzere ÜÇ BAKAN ATADI. KRALA ZARAR GELMEMESİ için bakanlar satraplardan hesap soracaklardı.
Daniel.............6:3 Kendisinde bulunan olağanüstü ruh sayesinde DANİEL öbür bakanlarla STRAPLARDAN ÜSTÜN olduğundan, kral onu BÜTÜN ÜLKENİN BAŞINA atamayı tasarlıyordu.

Siz şimdi gelinde madur duruma düşen YAHUDİLER HİKAYESİNE inanın.
PURİM'İN, KATLİAM KUTLAMASI değilde KURTULUŞ KUTLAMASI olduğuna inanın.
Şah'ın sakliğini yapan NEHEMYA'nın, ŞAH'lardan torpilli EZRA'nın, Şah zamanında işleri çok iyi giden DANİEL'in ve sayısız Yahudi danışmanların olduğu dönemde Yahudilerin madur duruma düştüğüne inanın.
Tanrının emir verip harekete geçirdiği ve Yahudilere dokunan bana dokunmuştur neviinden bildiriler yayınlayan KOREŞ zamanında Yahudilerin ezildiklerine inanın.
Daniel'in kapıları açıp ödüllendiği ortamda Yahudilerin değilde başkalarının KATLİAM hazırlıkları yaptıklarına inanın.
Tapınak yapımına izin veren ve açılmasını sağlayan I. DARİUS zamanında Yahudilerin ülke yönetiminde söz sahibi olmadığına inanın.  

Her ne olduysa, Koreş zamanında olmuş olmalı. Saraya girip yerleşebilmek için yapılan entrikaların Tanrısal boyutta anlatımı olmalı Ester kitabı.
   
   
   
  Ezra...........1:2 ‹‹Pers Kralı Koreş şöyle diyor: ‹Göklerin Tanrısı RAB yeryüzünün bütün krallıklarını bana verdi. Beni Yahudadaki Yeruşalim Kentinde kendisi için bir tapınak yapmakla görevlendirdi. 
   
  AHEŞVEROŞ KİM? KİM OLABİLİR? YAHUDİLERE GÖRE KİM? AHİT KİTAPLARINA GÖRE KİM? AHİT KİTAPLARINI KABUL EDENLERE GÖRE KİM? ARKEOLOJİK VERİLERE GÖRE KİM?
   
  Arkeolojik verilere bakıldığında Purim anlatımındaki herşeyin yalan üzerine kurgulandığı görülüyor. Entrikalar zinciri arkasından yapılan KATLİAMIN hem saklama,  hemde gelecek nesillere Yahudilik manifestosu olarak sunma gayretlerinin olduğu görülüyor.

Ester kitabı, kutsal metin olarak okunduğunda, (nasıl kutsal kitap oluyorsa. Hem Tanrı ismi geçmiyor diyecekler hem Tanrı emri olmadan ilk bayramımız dedikleri Purim'i ilan edecekler hemde kitap her harfiyle Tanrıdan diye YALAN söyleyerek KUTSAL ilan edecekler. Bu durumda Bayramı ilan eden Tanrı olmadığına göre, Purim bayramını ilan eden kitabı kutsayan TANRI KUVVETİNDE olan kim?) yani, düz okunduğunda; kahraman Mordekay, peygamber Ester, Madur Yahudiler, Tanrının gizli planı olarak algılattırılan kitap ortaya çıkıyor. Geleceğe pay çıkartılan, Tanrının Yahudileri her ne yaparlarsa yapsınlar kurtaracağını müjdeleyen kutsal yazı olarak gözüküyor.

kitabının satır araları okunduğunda, Entrika üstadı Mordekay, Sarayı dişiliği ile elde eden Ester, Tanrının olmadığı planlamalar, masum madur rolleri, SOY KURUTMANIN tüm çıplaklığı ve acımasızlığıyla sergilendiği,  Tanrısal isteklerin değil, kötü dürtülerin ön plana çıkarılmasını tavsiye eden  bir kitap olduğu açıkca anlaşılıyor.

nınHem Tanrı ismini anmadan bir anlatım yapılarak Tanrı izni ve isteği olmadan işlerin nasıl halledileceği anlatılıyor, hemde Yahudilik Manifestolarının kutsal kitapta yer alması zorunluluğu nedeniyle de; GİZLİ, BİLİNMEYEN TANRI PLANLAMALARINDAN bahsediliyor. Bu vurgulamaları yorumlarıyla pekiştiriyorlar ki; Yahudilik zihniyetinin neler içerdiğini Tanrı ile ilişkilerin nasıl olması gerektiği, hangi işlerin Tanrıya bırakılmayacak kadar önem arzettiğini nesiller arası nakledebilsinler.

Ortada saklanmak istenen Babil'den başlayan Purim'le biten bir entrikalar zinciri var. Zincirin halkalarını birbirinden kopartarak olaylardaki katliamı soy kurutmayı örtmeye çalışıyorlar.

Halkaları ayrı ayrı birbirlerine bağlı olmadan sergiliyorlar ki onlarca yıl içinde tasarlanmış, kendilerini sürgünden kurtarıp kuvvetli hale getiren ve sırası geldikce uygulama safhasına alınmış olan planları, masum mazlum mahsun maskeleri arkasında gizlenmiş olarak kalabilsin. Babil saraylarında başlayan Pers saraylarında nihayetlenen, entrikalar zincirini Tanrısal metinler olarak, zihniyet varislerine sunabilsinler. Olayları bir bütün halde sunmayarak Yahudileri madurluktan kurtaran, tüm insanların hak verdiği / vereceği, hatta sevineceği bağımsız hareketler haline getirebilsinler. 

Örneklemek gerekirse:
I. Darius'un oğlu, I. Serhas'ı (Xerxes-Kserkses-Ahaşveroş?) Ahaşveroş ilan etmeleri ve Ester'le evlendirdi göstermeleri, I. Serhas'ın çocuğu I. Artahşasta'nın yerine, torunu  II. Darius'u (I. Artahşasta'nın /  I. Artaxerxes'in oğlu)  Serhas'ın oğlu olarak ilan etmeleri ve TAPINAĞIDA ona bitirtmiş olmaları ortada gizledikleri, MASUMİYETLE asla bağdaşmayan ama çok MASUMUN soyunu kurutmuş olan bir entrika var demektir.

Oysa tapınak 1. Darius zamanında bitmiştir.1. Darius M.Ö.522 yılında tahta geçmiş ve 2. yılında izni vermiştir. Saray entrikaları ile tahta geçen 1. Draius, bir önceki kralın oğlu değil, Vali Hystasfes / Arsemes'un oğludur. Büyük ihtimalle saklanmak istenen budur.

Tarih ve isim karıştırma çabalarının nedeni; Babil'de Daniel'le başlayan, Kral KOREŞ'i bile korkutup Yahudilerden uzak durmasına neden olan olaylar zincirinin kamufle edilme çabaları olmalı.
Olayları birbirinden kopartabilmek için Ahaşveroş ve oğlu olmayan dolaysıyla Ester'in oğluda olamayan, torun 2. Darius ismi ortaya atılmış olmalı.
Çelişkilerin peşine düşenlerin ve o devre göre inanılmaz Tarih bilgisine sahip olanların çıkarabileceği KATLİAM anlatımı da, böylece KUTSAL kitaplarında yer almış olmalı.
Saray entirikalarını Purim bayramına çevirme adına yapılmış olmalı.

Olaylar arasındaki irtibatları nasıl olsa Rabbileri, önderleri felsefecileri YAHUDİLİK KURALLARI altında zihniyet taliplilerine iletiyorlar. Tanrısal denilen kitaplarında böylece manifestolarını yayınlayabiliyorlar. Kitaplar arası aynı olayları farklı anlatmakla, olaylar arası ilişkiler kurmakla zaten gerekli yönlendirmeleri yapmışlar / yapıyorlar.

Purim bayram ilanı ile MADURLUKTAN kurtuluş havasına sokulan olaylar, EN NEŞELİ KUTLAMALARLA maskelenmiş görülüyor.
   
  Arkeolojik verilere bakıldığında, yani olayın bütünü görüldüğüne göre, "örtmeye çalışmak imkansız, örtülmek istenenin onlarca belgesi var " denilebilir. Unutmayın ki ATALARININ VAHİYLERİ örtme, yok sayma ustalıkları öğretilerle manifestolarla inanç varislerine de aktarılımış durumda.. Bu konuda ehil olmanın verdiği maharetle, onlarda gerçekleri örtme yolunu kolayca bulmuşlar. Bu kadarda olmaz denilecek yollardan geçirdikleri görüşlerini, kehanet zırvalarına uyugun (doğrulamak için) hareketlerle, yorumlarla, tezlerle ortaya koyarak tek geçerli görüş haline getirivermişler.

Örneğin Ahit kitaplarının verileriyle bile; Babil Sürgünü üzerine (M.Ö. 538 + 3626= 4164 (+-1)) ilave edildiğinde 4164 sene çıkarken, onlar kitaplarında yazılmış olan bu yılları 3761 sene içine sığdırmak adına, Arkeolojik tüm bilgileri yok sayıp kendilerine uyan tarihleri ve isimleri yazabiliyorlar.Üstelik tüm bunları "her harfi tanrıdan" diye sundukları kitapları YALANLAMAK pahasına yapıyorlar. "Kitapları yazanlar Atalarımızdı, biz onların hatalarını düzeltiyoruz" dercesine. (Yahudi kabullerine göre ilk insan M.Ö. 3761 yılında yaratılmış. Ve Dünyanın 6000 senelik döngüsünü bu yılı baz alarak hesap ediyorlar.Yahudi takvimi, ilk olarak yaklaşık MÖ 2. Yüzyılda Rabbi Yosef Ben Halafta tarafından yazıldığına inanılan Seder Olam Rabba adlı bir kitaptan alınmış)

Fiziki belgelere, Arkeolojik bulgulara dayanan tüm bilgileri yalan sayarak Tanrı tanımaz, bilim tanımaz tavırlarıyla KRONOLOJİLER düzenleyenlerin, Vahiy yoluyla gelmiş olan ilahi bilgileri nasıl YOK HALE getirip, KİTAPLAR YAZMIŞ olabileceklerini varın siz tahmin edin. 

Atalarının yazdığı ve "her harfi Tanrıdan" diye sahiplendikleri kitaplarında YAZILI OLAN ifadeleri bile yok saymaktan çekinmeyenlerin gerçeklerle işi olabilir mi?  Türettikleri KEHANET makyajlı ÇIKARIMLARA dayanarak  yollar çizenlerin, söylediklerinin DOĞRU olma şartı olabilir mi? Ortaya attıkları veya "Tanrıdan" dedikleri herhangi bir şeyde doğru yada doğrudan yana olma kaygusu taşıyor olabilirler mi? 

TANRILARININ başka İLAHLARLA AHİTLEŞMELERİNDEN KORKTUĞUNU yazanların, çekinebilecekleri bir MAKAM / bir KUVVET olabilir mi?

Mısırdan Çıkış.....23:32 Onlarla ya da İLAHLARIYLA ANTLAŞMA yapmayacaksınız.

Tüm inançları; Tanrı kabul ettikleriyle yaptıkları, yapacakları yada yapılan AHİTLEŞMELERE endeksli olanların tavrı "AMASYA'nın BARDAĞI BİRİ OLMAZSA BİRİ DAHA" şeklinde olmaz mı? Onlara göre kıskandırma eylemlerinde bulunmaları, Tanrılarına karşı ellerini güçlendirmez mi? Kitaplarında tanrı profilini oluşturuken, bol bol kıskanma sahneleri eklemeleri boşuna mıydı?

Yasa Kitabı....32:16 YABANCI İLAHLARLA TANRIYI KISKANDIRIP İğrençlikleriyle Onu öfkelendirdiler.
M.Çıkış..........34:14 BAŞKA İLAHLARA tapmayacaksınız. Çünkü ben KISKANÇ BİR RAB, KISKANÇ BİR Tanrı'yım.
Nahum.............1:2 RAB KISKANÇ, öç alıcı bir Tanrı'dır. Öç alır ve gazapla doludur.Karşıtlarından öç alır, DÜŞMANLARINA karşı öfkesi süreklidir.

İlah sayıları ne kadardır onu; ilahlar konseyine katılanlar
Zebur……......82:1 TANRI YERİNİ ALDI TANRISAL KURULDA, Yargısını açıklıyor İLAHLARIN ORTASINDA:
Zebur…......…82:6 ‹‹ ‹SİZ İLAHLARSINIZ› DİYORUM, ‹YÜCELER YÜCESİNİN OĞULLARISINIZ HEPİNİZ

2 Krallar........18:33 ULUSLARIN İLAHLARI  ülkelerini Asur Kralının elinden kurtarabildi mi?

Bol bol başka İLAHLARIN var olduğunu ama TAPILMAMASI gerektiğini tanrı sözü kitaplarında tekrar edenler

2 Tarihler........2:5 "Yapacağım TAPINAK BÜYÜK olacak. Çünkü TANRIMIZ BÜTÜN TANRILARDAN BÜYÜKTÜR
   
  "TANRILARI YARGILAYACAĞIM" dedikten sonra, "TANRILARI YARGILADIM" diye haber verenler bilir. (Mısır'da 2000 tanrı var diyor Yahudilik dersi veren Sevivon)
M. Çıkış.........12:12 ‹‹O gece Mısırdan geçeceğim. Hem insanların hem de hayvanların bütün ilk doğanlarını öldüreceğim. MISIRIN bütün İLAHLARINI YARGILAYACAĞIM. .
Çölde Sayım...33:4 O sırada Mısırlılar RABbin yok ettiği İLK DOĞAN çocuklarını GÖMÜYORLARDI; RAB onların İLAHLARINI YARGILAMIŞTI.

Edindikleri Tanrıyı İlahların arasında en güçlü iilan edenler yine kendileri? (her ne kadar halkını kurtarabilmek için Mısır'ı başka İlahlara fidye olarak vermiş olsada, Azazel'e Teke sunusu göndermiş olsada, ölüm diyarını da, ölümüde fidyeyle etkisiz kılacağına söz vermiş bir varlık o. Ölümü yok edip ALTIN ÇAĞI başlatacak olandan daha iyisini mi bulacaklar?)

M. Çıkış.........15:11 Var mı SENİN gibisi İLAHLAR ARASINDA, ya RAB? Senin gibi kutsallıkta görkemli, heybetiyle övgüye değer, Harikalar yaratan VAR MI?
Yasa Kitabı....10:17 Çünkü Tanrınız RAB, TANRILARIN TANRISI, RABLERİN RABBİDİR. O kimseyi kayırmayan, RÜŞVET ALMAYAN, ulu, güçlü, heybetli Tanrıdır.
Hoşea...........13:14 ‹‹Onları FİDYEYLE kurtaracağım ÖLÜLER DİYARININ ELİNDEN, Ölümden FİDYEYLE kurtaracağım. Felaketin nerede, ey ölüm? Yıkıcılığın nerede, ey ölüler diyarı Hiç PİŞMANLIK duymayacağım.

Dedirtiyorlar ama arkasından hemen frene basıp, olaylardan haberi olmayan, bazı bilgileri ŞEYTAN'dan alan,
(ŞEYTANLA DOST olup İLAHLAR konseyinde birlikte yer aldıklarını yani birlikte yönettiklerinin ilan edilmesine bile "GIK" diyemiyor / dedirtilmiyor. Tanrı olarak benimsedikleri CİNLER TAYFASINDAN / KABİLESİNDEN olmasa, birlikte ATEŞİN DUMANSIZINDAN yaratılmış olmasalar bu dayanışma olabilir mi?)


Eyüp............1:7 RAB ŞEYTANa, ‹‹NEREDEN geliyorsun?›› dedi. ŞEYTAN, ‹‹Dünyada gezip dolaşmaktan›› diye yanıtladı.

Bazı haberlerin doğruluğundan şüphe duyarsa OLAY YERİNE (kitaplarının tanımı ile AŞAĞIYA) İNEREK neler olup bittiğini öğrenen,
Yaratılış.......18:21 Onun için İNİP BAKACAĞIM. DUYDUĞUM SUÇLAMALAR DOĞRU mu, değil mi GÖRECEĞİM. Bunları YAPIP YAPMADIKLARINI ANLAYACAĞIM.››
Yaratılış........11:5 RAB insanların yaptığı kentle KULEYİ GÖRMEK için AŞAĞIYA İNDİ.

Merakını da aşağıdaki gibi sorularla gideren,
Çölde Sayım....22:9 TANRI Balam'A GELİP, "EVİNDE KALAN BU ADAMLARDA KİM?" diye sordu.

Tanrı değiştirmekten dem vuran ve bu değişimlere mani olamayıp zarar gördüğünü belirten, yine TANRI İNANÇLARININ yansıtıldığı kitapları. Böylece benimsenen güreştede yenmiş oldukları TANRI PROFİLİNİ yani YAKUP'un TANRISINI / İSRAİL'in TANRISINI yazıların arasında sunuyorlar.
Yeremya..........23:11 ‹‹PEYGAMBER de kâhin de TANRISIZ; TAPINAĞIMDA BİLE kötülüklerini gördüm›› diyor RAB

Gerçi başka şeyleride gördüğünü satırlar arasında belirtmişler ama o görüntü miğde bulandırıcı sınıfında kalıyor.
M. Çıkış..........20:26 Sunağımın üzerine BASAMAKLA ÇIKMAYACAKSINIZ. Çünkü ÇIPLAK YERİNİZ GÖRÜNEBİLİR.› ››

"Benim yanımsıra, benden başka İLAHLARA TAPMAYACAKSINIZ" sözlerinden, TANRI İNANCI kitaplarında varmış izlenimi veren "BAŞKA İLAHLARA TAPMA" ifadelerinden VAZ GEÇİRDİKLERİ tanrı profilini, yalvaran tanrı konumuna oturtmuşlar. Tanrılarını kitaplarında öyle bir resimlemişler ki, Tanrı "kıskancım, başka tanrılar edinme" noktasından alınıp "BENİM YANIMSIRA BAŞKA İLAHLAR YAPMAYACAKSINIZ" konumuna oturtulmuş

M. Çıkış.......20:23 BENİM YANIMSIRA BAŞKA İLAHLAR YAPMAYACAKSINIZ, ALTIN ya da GÜMÜŞ İLAHLAR DÖKMEYECEKSİNİZ

BENİM YANIMSIRA BAŞKA İLAHLAR YAPMAYIN bildirimiyle de, göğüslerde beslenen tanrının İKON TANRI olduğunu TANRI SÖZÜ olarak duyurmuşlar.
Harun'un put değil İLAH yaptığını kitaplarından ilan etmişler. İlk ikonu ALTIN BUZAĞI olarak yapılan edinilmiş tanrı, Musa'larının PUT tozunu suyla karıştırıp içirmesiyle de GÖNÜLLERE yerleştirilmiş / İNANÇLARIN içine adapte edilmiş. Bu nedenle Buzağı ortalıkta SinoGOG'lar da dökme ikonlar halinde değil, gönüllere içirilmiş olarak yaşatılıyor.

M. Çıkış........32:20 Yaptıkları BUZAĞIYI alıp YAKTI, TOZ HALİNE gelinceye kadar EZDİ, sonra SUYA SERPEREK İSRAİLLİLERE İÇİRDİ
Yasa Kitabı....9:21 Yaptığınız günahlı nesneyi, o buzağıya benzer DÖKME PUTU alıp YAKTIM. Parçalayıp İNCE TOZ haline getirinceye dek ezdim. Sonra TOZU dağdan akan DEREYE ATTIM.
   
  KRONOLOJİ
   
  Yaratılış tarihi olarak ortaya sürdükleri M.Ö 3761 yıllık sürelerinden, AHİT VERİLERİNİ yaratılış -0- (sıfır zamanından) çıkararak milad (Georgian) başlangıcına doğru geldiğinizde, yani tersten hesaplamaya başladığınızda; ortaya Babil dönüşü olarak M.Ö. 3761 - 3626 = M.Ö 135  tarihi çıkıyor. İnsandan; "AZ DAHA tarihlerle oynamış olsalar İSA ile birlikte SÜRGÜNDEN DÖNECEKLERMİŞ" sözü istemedende olsa çıkıyor. Oysa Pers Kralı Koreş'in, Truva atı Daniel önderliğindeki Yahudilerin yardımıyla Babil'i alma tarihi M.Ö.538

Firavunları 100 sene önce doğurtarak, ölüleri dirilterek, doğanları öldürerek, yaşamış olanları yok sayarak kendilerince bir kronoloji düzenlemişler. Bu konuda o kadar pervasızlar ki; HER HARFİ TANRIDAN" diye insanların gözlerine dayadıkları ve KEHANETLERİ gerçekleşiyor diye, Dünya insanlarının kanlarını döktürdükleri ve döktürme hazırlıkları yaptıkları kitaplarındaki, Tanrı sözünü bile, bir çırpıda 430 yıldan 210 yıla indirivermişler.
     
  mısır sürgünü
     
  Tüm saklama ve örtme çalışmaları makyajladıkları kronolijilerinin, kehanet dedikleri çıkarımlarının boyaları dökülmesin diye yapılıyor. Tanrı olarak benimsediklerinin, ne dediği onlar için önemli değil ki. Tanrıya ses verenlerin ATALARI olduğunu bilenler için, kitaplarda yazılanların bir değeri olabilir mi?
Eğer yazılmış metinleri, ATALARI kutsal kabul etseydi kitaplar sürekli yenilenir ve değiştirilir miydi?
İlahi vahiyleri örtenlerin, varisleri için "edinilmiş tanrı damgalı ifadelerin" ne önemi olabilir ki?

"Her harfi Tanrıdan" derken, kutsal metin yazarlarını kast ettiklerini bilenlere, kutsallığın önemi sadece uygulatmak içindir. Hedeflerine varasıya kadar kalkan niyetine, kutsal ilan edilmiş olanları öne süreceklerdir. Yoksa; "Tanrı demiş", kitap vermiş, taşa yazdırmış onları bağlamıyor.

Bu sayılanlar bağlamış olsa bulduk diye kitapları ortaya sürerler miydi?
Kitabı bulan baş kahinin dahi tanımadığı kitabı, "Tanrının yasa kitabı" diye kutsal ilan edenler Tanrı sözü diye bir şeyi ciddiye alır mı?
"ELLERİNDEKİ KİTAP" Baş Kohen'in sıradan yazılar olarak değerlendirdiği metinleri, kutsal kabulüyle sayfalarında barındırıyorsa, kitaba hükmedenler açısından "Tanrı sözü" diye bir kavram olabilir mi?

Baş Kohen'in tanımadığı metinleri "kutsalımızı bulmuşlar" diye (ne zaman yazıldığı bilinmeyen orjinali olmayan) KUTSAL KİTAPLARINDA okuyanların gözünde Tanrı sözünün Zohar, Kabala, Talmut gibi kitaplar yazanlar kadar bir değeri olabilir mi? Özetle: kutsallık, kutsal olmak, onlar kutsarsa bir değer ifade ediyor.

Oturdukları yerden istediklerini Cennetlik ilan edip, göklerde makamlar mevkiler verip, Tanrısal kuvvetlerle donatıp, toplumları yaptıkları HAVUÇLARIN arkasına katıyorlar. Bunun böyle olduğu, kendilerinin onaylamadığı hiç birşeyin TANRI SÖZÜ olarak TANRIDAN geldi dedikleri KİTAPLARINDA yer almış olsa bile, kutsal olamayacağını yayınları ve sözleri ile gösteriyorlar. Onlar için önemli olan gönüllerine içirilenin sesi. Gögüslerinde oluşmuş olan ama bir türlü erişemedikleri kibirleri. Manifestolarla oluşturdukları ATA yadigarı zihniyetlerinin emrettikleri.

Eğer içlerinde bir nebze onların tanımı ile TANRI korkusu olsa, ilahi hiçbir değer taşımayan ifadelerin üzerlerini örtme yerine, hesap vermekten korkarak yanlışları ortaya koyarlardı. 6.000 yıllık süre kitaplarında bile yer almıyor.

6.000 yıllık süre çıkarımı, çok sonraları ataları tarafından yazılmış kitaplardan yapılmış. Kutsal kitaplarının yazılımlarında 6.000 yıllık bir dönem öngörülmemiş. Yoksa birileri "gördüm, görünüm aldım, görmüşmüş" der ve kitaplara 6.000 yıllık evre dahil edilirdi. Zihniyet torunlarıda MAYA takvimlerinden kendilerine birşeyler çıkartacağız diye uğraşmazlardı. Zaten kendileride, saptanan sürenin DİN ÖNDERLERİNCE  ortaya koyulduğunu söylüyorlar

Tanrılarının Avrama "soyunun Mısır yaşamı 400 yıl sürecek" demesine rağmen, daha sonra iki kez "Mısır yaşamı 430 yıl sürdü" demesinden kuvvet alamış olan tapanları; "TANRI BU İŞTEN ne anlar onun Tufandanda haberi yoktu" dercesine 210 yıla indirivermişler. Ve tüm Dünyasal tezlerini de, varlık birliği ittifaklarını da, Dünya sonu KEHANETLERİNİ de, "Tanrı sözü" dedikleri kitaplarındaki yılları ve Arkeolojik bulguları altüst edercesine M.Ö. 3761 başlangıçlı 6.000 yıla bağlamışlar.
     
  G HIRİSTİYAN ve YAHUDİLERE GÖRE; E&Y.AHİT KAYNAKLI YARATILIŞ SECERESİNİN İŞLENDİĞİ "ADEM - MİLAD KRONOLOJİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  arkeoloji 6000
   
  Onların bu konuda neler düşündüğünü yine onların belgeleriyle ortaya koyabilmek için bu analizler yapılıyor. Yalanı örtmede her geçen yıl nasıl zorlandıkları ortada. Bundan 100 yıl öncesine kadar okullara bilimsel veriler olarak giren Ahit bilgilerinin, Arkeoloji biliminin gelişmesiyle (saçmalama seviyelerinde olduğu anlaşıldığından), sadece ibadette kullanılan Kutsal kitap sözleri  olarak değerlendirliyor. Bu konuda en iyi örnek, kitaplarını yalanlama pahasına kendi Kronolojilerini yapan Yahudilerle,  kitaplarda ki bilgileri Tanrılarının bilgisizliğine bağlayıp, ARKEOLOJİ bilminin ortaya koyduğu verileri değerlendimelerine alan HIRİSTİYANLAR.

10 - 20 yıl öncesine kadar "kitapta yazıyorsa öyledir" denilen bilgilerin, hiçte öyle olmadığı sıradan insanlarca bile ortaya koyulabilecek boyuta geldi. Bu gelişmeler karşısında zorlanan Ahit savunucuları, MIZRAKLARINA uygun ÇUVAL bulsalar bile, her tarafından fırlayan mızrakları örtmekte zorlanıyorlar.

Değil 238 yıl 238 AY DAYANAMAYACAKLARINI biliyorlar. Yalanları örtmeye, kendi içlerinden gelecek isyanın engel olacağını, işlerini bitireceğini de biliyorlar. PLANLARININ ALT ÜST olacağının da farkındalar. Varlık birliği projelerinin suya düşeceğini, takipcilerinin kendilerini bu saçmalıklar karşısında terkedeceklerinden de eminler.

Bu nedenle Kıyamet Projeleri gibi, Katalizör görevi yapacak hızlandırıcı gelişmeleri sergiliyorlar. KIYAMETİN BİR AN ÖNCE KOPMASI için Dünya üzerinde her türlü çılgınlığı sergiliyorlar. İlahi emirlere zıt olan ne varsa teşvik ederek bu amaçlarına ulaşabileceklerini sanıyorlar. 238 yıl sonra, (2011 itibarı ile 5771. yıl geriye kalan 229 yıl oluyor) ZAFERE ulaşacaklarından bu kadar eminlerse, kinleri nefretleri ve  HIRÇINLAŞMALARI neden?

Çıkarımlarla elde edilmiş rakkamların saçma kabuller içerdiğini bilenler, bir an önce gözler boyalı haldeyken sonuca gitmek istiyorlar.
 
Örneğin, Tanrı öngörüsü olarak ortaya koydukları 6.000 yıllık, Dünya Devinim etabı ele alınırsa;
(6.000 yıllık Dünya etabı Ravi SİMON'ın -Haliçte'kilerin ÜSTADI olsa gerek- yazdığı söylenen Zohar / Işık kitabında işlenerek dini kabuller arasına alınmış. Zohar kitabı ilk olarak; Moses de Leon tarafından, 2. yüzyılda Roma baskısı nedeniyle 13 yıl mağarada oğlu Elazar ile yaşayıp kitaplar yazan Rabbi Şimon / Şimon bar Yohai'ye atfedilerek, 13. yüzyılda İspanya'da yayınlanmış. Kitapta yapılan inceleme sonucunda kullanılan tanımlamalar ve cümle yapılarına dayanarak, eserin Moses de Leon tarafından kaleme alındığıdaha sonra ispatlanmış. Yahudi takvimine başlangıçlık eden TARİHLEMEDE / M.Ö. 3761 TARİHİ, MÖ 2. Yüzyılda Rabbi Yosef Ben Halafta tarafından yazıldığına inanılan, Seder Olam Rabba adlı bir kitaptan alınmış)


6 günde / 6.000 yılda (Tanrısal 1 gün = 1000 yıl) yaratılan ve 7. günde dinlenilen gök ve yer oluşumundan sonra, Dünya yaşamının da 6 gün / 6.000 yıl, süreceğini kabul eden ve yaratılıştan itibaren kozmik saatlerini çalıştıranlara göre; 6. gün (6.000 yıl) sonunda, Dünya yaşamı sona erecek. Ve 7. günü (1.000 yılı) tıpkı yaratılış 7. gününde olduğu gibi Tanrının dinlenmesi ile geçirecek. Bu süreç içinde Dünya'nın yok edilen kıymetleri yenilenecek. Bu 1.000 yıllık süreyi Dünya revizyonla (insanların yaptığı tahribatı gidermek için) geçirecek. Yani yaratılışta olduğu gibi, 7. gün (1.000 yıl) Dünya'nın ve İnsanlarla uğraşmaktan çok yorulan TANRININ dinlenmesi ile geçecek.

Ravi SİMON'ın yazdığı Zohar / Işık kitabında insan gelişiminin süresi, (Altın Çağcılarla Yahudilerin gün saydığı) 6.000 yılla sınırlı imiş. Bu tarih sonunda mükemmel insanlar (Kabala'ya göre otuz iki aşamalık bir süreci başarıyla yaşayan insanın erişebileceği Adem ayarında ki, Adam Kadmon) oluşacağı için Dünya yaşamıda, 1.000 yıllık ALTIN ÇAĞ denen yenilenme / yapılanma dönemine girecekmiş. (Mükemmel insan / Taoizm’de Cheun-jen / Hint'te Purusha / Tasavvufta İnsan-ı Kamil)

İnsanoğlunun 6 gün (6.000 yıllık) bir yaşamdan sonra tekamül için verilen süresi tamamlanacak ve 7. gün (1000 yıl sürecek) boyunca ALTIN dönem başlayacakmış. Tanrı'da 7. günde (7.000 yılı itibari ile) genel dinlenmeye (7.. gün = 1.000 yıl) çekileceğinden, "Mükemmel İnsan" konumuna ulaşan ölümsüzler, Altın Çağlarını barış ve zenginlik içinde KUDÜS'te yaşayacaklarmış. (Islah edilemeyenlerde elbet ıslah edilecekleri yerlere gönderilirmiş)

Tekamül üçgeni tamamlanmış, Piramitin KOPUK PARÇASI ana gövdenin istilasına uğramış, yeni Tanrısal kuvvetlere haiz olanlar tarafından ALTIN ÇAĞ başlatılmıştır. (Erecek / erişecek taraf Piramitin alt bölümü olduğundan yani, sabırsızlıkla gün sayanlar alt bölümde olduklarından; bölüm birleşmesinden / tekamüle erilmesinden sonra doğal olarak, alt bölümden üst bölüme akın olacaktır.)

Tanımlamalarda hiç "üst bölüm alt bölüme oturacak" denilmiyor ki. Demek ki, Piramit yapısında yer alıpta tekamülünü tamamlayanlardan daha doğrusu Kadom Adam safhasını başarıyla tamamlayanlardan, TANRILIĞA BAŞLAYACAKLAR var. Bu durumda Tanrı katı konumundaki KOPUK PARÇA, alt bölümü meydana getiren yaratılmışlar tarafından (makam boy sıralarına göre) istila edilecek demektir.

İnsanlara Altın çağ diye sunulan devir bu devir. Günahın sevabın, kavganın ve altının değerinin olmadığı, Kuzu ile Aslanın  barış içinde yaşayacak dedikleri (sanki Yaşam var olacakmış gibi sunulan) Şeytanın  bu devirde yeniden dirilişe kadar yaşamayı umduğu ve bu umudunu takipcilerine ALTINLA yaldızladığı için, ismi ALTIN ÇAĞ olarak kalan bir evre bu.
   
  G YAHUDİ AY TAKVİMİ ve GÜNEŞ TAKVİMİNE UYARLANMASI, 19 YILLIK PERYOTLARIN İŞLENDİĞİ "YAHUDİ TAKVİMİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  yaratılış
   
  HER HARFİ TANRIDAN" dedikleri, kurtuluşlarını içerisindeki VAADLERE bağladıkları, KEHANET çıkarımları yaptıkları AHİT kitaplarında verilen yılları alt alta yazıp topladığınızda,

BABİL SÜRGÜN GİDİŞİNE
kadar.................3577 yıl, .
BABİL SÜRGÜN DÖNÜŞÜNE kadar............ 3626 yıl . SONUÇLARI ÇIKIYOR. Rakkamları elde ediliyor.

Dikkat edin; Sürgün dönüşü öncesi (yaratılışla > sürgün arası. 70 yıl eklerseniz dönüş arası) tüm veriler tamamen onların kitaplarındaki rakkamlar. Örneğin: Urfa Göbeklitepe şehri kurulalı 12.000 sene olmuş (M.Ö.9.500-10.000). Bu ve buna benzer yerlere ait ARKEOLOJİK BİLGİLERİ listeye katmadan elde edilen rakkamlar.

Sürgün sonrası kitaplarında sıralı veri olmadığı için ilk okullarda bile okutulan, bilinen sürgün dönüş tarihi / Pers'lilerin Babil'i alma yılı, toplama bu güne ulaşmak için dahil edilecek. Tıpkı Miladdan bugüne kadar geçmiş olan 2011 yıl ilavesi gibi. (Çocukları; okullarında, bilim adamlarının kolleksiyonerlerinin, müzelerinin, Ansiklopedilerinin, Akedemisyenlerinin..vb kabul ettiği Arkeolojik kabuller üzerine eğitimlerini yapıyorlar. Dinsel eğitimlerini ise, Yahudiliğin kabul ettiği  takvimlere göre alıyorlar.)

Bu TANRISAL VERİ OLAN rakkamların üzerine, bilinen ARKEOLOJİK / BİLİMSEL tarihleri ilave ettiğimizde ortaya TANRI VERİLERİNE GÖRE 6000 yılı ÇOKTAN doldurduğumuz çıkıyor.

BABİL SÜRGÜN DÖNÜŞÜNE kadar............ 3626 yıl +  538 ARKEOLOJİK VERİLERLE PERS'lilerin BABİL'i alması / SÜRGÜN DÖNÜŞÜ  + 20116175
BABİL SÜRGÜNÜNE GİDİŞE kadar..............3577 yıl +  587 ARKEOLOJİK VERİLERLE (NABUKADNESSAR) SİDKİYA'nın SÜRGÜN GİDİŞİ + 2011 =  6175.

Mızıkcılık yapmasınlar diye, Ahit kitaplarındaki Tanrı verileri ile kendileri için yaptıkları kronolojideki tarihler kullanılsa bile; 6.000 YIL DOLALI SÜRGÜN DÖNÜŞÜNE GÖRE 7 YIL, sürgüne gidiş tarihine görede 10 yıl geçmiş bulunuyor.

BABİL SÜRGÜN DÖNÜŞÜNE kadar............ 3626 yıl +  370 YAHUDİ VERİLERİYLE  PERS'lilerin BABİL'i alması / SÜRGÜN DÖNÜŞÜ + 2011 =  6007
BABİL SÜRGÜNÜNE GİDİŞE kadar.............3577 yıl +  422 YAHUDİ VERİLERİYLE (NABUKADNESSAR) SİDKİYA'nın SÜRGÜN GİDİŞİ + 2011 =  6010

Babil'in Pers'liler tarafından alınması Arkeolojiye göre M.Ö. 538, Yahudilere göre M.Ö.370 yılı olur mu? Elbette olmaz. Babil M.Ö. 538 yılında Pers'li Koreş / Kiros /Sirus tarafından, Truva Atı Daniel yardımıyla ele geçirilmiş ve Yahudilerin Yeruşalim'e dönmüşlerdir. Ansiklopediler gibi, Arkeolojik kronojiler gibi British Museum'da "olmaz öyle şey Koreş M.Ö. 538 yılında Babil'e girmiştir ve SÜRGÜNE SON vermiştir, işte belgesi" diyor.
   
  cyrus silindir /  koreş silindiri
   
  Üstelik; belgenin doğruluğunu savunan ve okunması için tavsiye edenlerde yine Yahudiler. Tanrının KOREŞ'e ne kadar yakın olduğunu, Tanrılarının ortak hale geldiğini, Tanrılarının isteğinin derhal Koreş tarafından yerine getirildiğinin ispatı olarak bu ARKEOLOJİK esre üzerinde yazılı bildirgenin okunmasını istiyorlar. "Kitaplarımızda yazanı biz böyle doğrularız" tezlerini güçlendirmek için British Museum adresini vermişler.

Resmi ve bilimsel yazılarında kullandıkları tarihlerin Müze eserlerinde yer alması elbette onlar için hiçte garipsenecek bir olay değil. Çünkü onlar GÜNEŞİ BALÇIKLA SIVAMA işine girdiklerini biliyorlar. "Güneşe nasıl yaklaşacaksınız" sorularına, "gece olunca" türünden cevaplar vererek, yolcularını yollarından etmek istemiyorlar. 
   
  british museum cyrus
   
  Ama mızıkcılık yapmasınlar, aman "o tarihleri saptayanlar  rüşvet almıştır Yahudi düşmanlarıdır, İsrail Tanrısını hiçe sayanlardır" (kitapları tanımamakla hiçe saymayı en güzel kendileri yerine getiriyor) demesinler diye, Yahudi Kronolojilerinde daha doğrusu ÖN SAYFALARINDA kullandıkları tarihleri alarak hesaplama yapılsa bile, DÜNYA FELAKET SENARYOLARININ TANRISAL HİÇ BİR değerinin olmadığı yine ortaya çıkıyor. Kötü dürtülerini yok etmek ZİHNİYETLERİNİ sergileyebilmek için TANRI maskeleri ardına saklanarak YOLLARINA devam ettikleri ortaya çıkıyor.

Ahit verilerine (hiç bir yanlışlığına dokunmadan) Arkeolojik sürgün tarihi ilave edildiğinde, 6.000 yıllarını dolduralı 175 yıl olmuş. (Yahudi takvimi, ilk olarak yaklaşık MÖ 2. Yüzyılda Rabbi Yosef Ben Halafta tarafından yazıldığına inanılan Seder Olam Rabba adlı bir kitaptan alınmış) Bu Tanrısal verilere göre, onlar esasında şu anda ALTIN ÇAĞLARINI yaşıyor olmalılar. Ve ALTIN ÇAĞIN gerekleri diye ortaya sürdükleri esaslara bağlı kalarak KUZU ve ASLAN barışını uygulamalılar.

Mızıkcılık yapmasınlar tek onların dediği olsun diye, yanlışlığını bile bile, huyunda ve sularında gitmiş olalım yanlış hesap BABİL dolaylarından döner diye, onların "illaki bu" dedikleri (Babil  M.Ö. 422  alındı) tarihleri, TANRI edindiklerinin sözleri üzerine koyduğumuzda, yine de 6.000 yıllık Dünya yaşamlarını bitirip ALTIN ÇAĞLARINA girmiş oldukları görülüyor. Hatta ALTIN ÇAĞLARININ  7- 10 yıl gibi bir sürelerini de yaşamış durumdalar. KUZU ve ASLAN barışı buysa siz kavgayı düşünün.
   
  G TEKAMÜLE erebilmeleri için yok olması gereken MÜSLÜMANLIK.. Yahudilere çalışan  Diyalogcular  "ASLAN KUZU BARIŞI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
   ÖN SAYFALARDA derken, aslında Arkeolojik verilerin doğruluğuna inandıklarını ama 6000 yıl ve M.Ö. 3761 rakkamlarını tutturabilmek için TÜM TARİHLERİ  hesaplarına uyan tarihlerle değiştirdiklerini, kendileride İLAN edip İTİRAF ediyorlar. Çünkü arka planda gerçek ARKEOLOJİK verilere bağlı olarak yazılar yayınlayıp, kronolojiler düzenliyorlar. Vahiylerin üzerini örttükleri gibi gerçek tarihi belgelerin üzerlerini de örttüklerini böylece duyurmuş oluyorlar.

ARKA planda tuttukları ve işlerine gelmediği için,
Tanrısal göstermeye calıştıkları planlarını alt üst edeceği için,
Kehanet olarak öne sürülenlerin ZIRVALARDAN oluştuğunu ortaya çıkaracağı için,
Masallarla süsledikleri anlı şanlı geçmişlerinin yaldızlarını dökeceği için,
Tanrısal seçkinlik / seçilmişlik egolarını sıfırlayacağı için
Tanrısal değil, kötü dürtülerinin emrettiği etrikalar içinde bir geçmişe sahip olduklarını sergileyeceği için,
Çalınmış isimler, çalınmış efsaneler, çalınmış geçmişler uzerine kendilerini monte ettiklerini göstereceği için,
İlahi hiç bir bağlarının ve değerlerinin olmadığını, olan olaylardan kendilerine pay çıkarmaya çalıştıklarını ispatlayacağı için,
TANRISAL MASKELERİNİN yüzlerinden düştüğünü görmemek için,
BOŞ VAADLERİN gerçekleşmesine daha süre var izlenimi vermek için,..vb.

DOĞRU OLAN TÜM TARİHLERİ "TANRI SÖZÜ AHİT KİTABINA" RAĞMEN, SİYONİST EMELLERİNİN / HEDEFLERİNİN GERÇEKLEŞEBİLMESİ için değiştirilmiş olduğunu İLAN ediyorlar.

Adeta; YAHUDİ ZİHNİYETİNİN  egemen duruma gelebilmesi adına, bu tür değiştiklikleri yaptıklarını İTİRAF EDİYORLAR ve;
Önemli olan; Tanrının ne söylediği değil,
Önemli olan; Kutsal kitapların ne yazdığıda değil,
Önemli olan; Arkeolojinin ve bilimin ne söylediğide değil,
Önemli olan; Dünyanın ne söyleyeceği yada ne söylediği de değil,
Önemli olan; İNSAN OLMA şartlarının neler söyleyip yırtındığı da önemli değil,
"ÖNEMLİ OLAN; YAHUDİ ZİHNİYETİNİ GEREKLİLİĞİ ve GÖĞÜSLERİMİZDE BESLEDİĞİMİZİN İSTEKLERİDİR" diyorlar.  

British Museum ve Arkeoloji bilminin ortay koydukları tarihlerin DOĞRULUĞUNU duyuruyorlar. Tarih kronolojilerini duyururken kullandıkları, Yahudi takvimi ile Miladi Takvim arasında yer yer 150 yıllık farklar çıkıyor bu Takvim anlayışlarındandır diye düştükleri açıklamalarını / notlarını, ASLINDA TÜM TARİHSEL FARKLAR SİYONİST İDEOLOJİ GEREĞİNDENDİR demiş oluyorlar. kabul
   
  arkeoloji yahudi takvimi
   
  Onların arka planda tuttukları tarihlere göre hesapladığında ALTIN ÇAĞLARININ 175. yıllarını (Kutsalları Ahit kitaplarına ve kendi verdikleri M.Ö. 587 tarihine göre) kutladıkları ortaya çıkıyor.

BABİL SÜRGÜNÜNE GİDİŞE kadar..............3577 yıl +  587 YAHUDİ VERİLERİYLE (NABUKADNESSAR)  SİDKİYA'nın SÜRGÜN GİDİŞİ   + 2011 =  6175.
Dünya üzerindeki yaşam ömrü 6000 yıl olacak dediklerine göre: 6.175 - 6.000 = 175 yıl geçmiş görünüyor.
   
  Yol MASALLARININ İNANDIRICI olabilmesi için,
İçgüdülerinin emrettiği dürtülerini TANRISAL buyruklar olarak gösterebilmeleri için, 
KRALIN ÇIPLAK olduğu anlaşılmaması için,
Hedef olarak saptadıkları, kafalarındaki YOL HARİTALARINI uygulayabilmek için,
Gönüllerine içirilmiş olan göğüslerinde besledikleri BUZAĞILARININ isteklerini yerine getirebilmek için..vb.. 
ortaya ATMIŞ OLDUKLARI TAKVİMLERİNİ, Arkeolojik belgeler karşısında hasar görmeden bir arada tutabilmek adına ciddi derecede zorlanıyorlar. Bir takım ifadelerden esinlenerek yapılmış olan, M.Ö.3761 tarihi ve   6 gün / 6.000 yıllık Dünya yaşam döngüsü çıkarımlarının, Tanrısal / doğru bir saptama inandırıcılığında tutmak için tüm gerçekleri alt üst yapabiliyorlar.

PURİM KATLİAM olayıda öyle. Madurluklarını , mazlumluklarını, mahsunluklarını, masumluklarını koruyarak anlatabilmeleri artık imkansız hale gelmiş durumda.
Öyle anlatımlarda, vaazlarda, internette, görsel ve basılı yayınlarda hep bir ağızdan koro halinde bağırmaları bile, MIZRAKLARINA ÇUVAL olamaz hale gelmiş durumda.
Bir tarafı kapatırken, başka bir yerden açık veriyorlar. İyi bir Yahudi zihniyetine sahip olma için, zihniyet torunlarına gerekli mesajların iletildiği bu tür Manifestolar, başlarını ağrıtır vaziyete gelmiş durumda. Su taşıma kabı olarak kullanmaya çalıştıkları kovanın, "ELEK" olduğunu görmüş durumdalar.
   
  Sürgünden sona ermeden önce Purimle dillendirilen ve kendilerine "vah zavallılar" dedirttikleri tüm olayların bittiğini, sadece ben değil kendileride söylüyor. Ezra ile birlikte sürgünden dönen ve meclis çalışmalarına başlayan Mordekay diyorlar. Demek ki Babil sürgününün bitişiyle görevini yapmış olan bir MORDEKAY söz konusu. Oysa onların kral olarak isimlerini verdikleri insanlar, Babil sürgünü bittikten en az; M.Ö. 538 - M.Ö. 486 = 52 yıl sonra tahta geçiyorlar.

Birde kralın Vaştisi, 7. yılı, 12. yılı gibi süreleride, bu 52 yıla eklerseniz ortaya 59/64 gibi bir rakkamlar çıkıyor. Babil sürgününde doğan ve Dayısı / kuzeni Mordekay yanında büyüyen Ester'de, sıradaki ilk Kralla evlenebilmesi için, 64 sene daha güzelliğini ve tazeliğini korumuşyabilmiş ki; (sürgün bitimi 16 yaşında olsa) 80 yaşında körpecik bir kız olarak Kralın haremine  sokulmuş olmalı.
   
  MORDEKAY ESTER
 
  Dönüşün ne zaman olduğunu yine onlara sorup cevabını alalım. Pers kralı olduğunun 1. yılında Yahudileri kurtarma sözü veren Koreş, Babil'e girdikten sonra / Babil'in de Kralı olduktan sonra hemen Tapınağın yapılması için emir verir.
 
Ezra..........1:1 PERS Kralı KOREŞİN, KRALLIĞININ BİRİNCİ yılında RAB, YEREMYA aracılığıyla bildirdiği sözünü yerine getirmek amacıyla, Pers Kralı Koreşi harekete geçirdi. Koreş yönetimi altındaki bütün halklara şu yazılı bildiriyi duyurdu:
Ezra..........5:13 Ama BABİL Kralı KOREŞ, KRALLIĞININ BİRİNCİ yılında TANRININ TAPINAĞININ yeniden yapılması için buyruk verdi.

Nabukadnessar'ın Yeruşalim'den aldığı Tapınak eşyalarını da Şeşbassar başkanlığındaki heyete vererek sürgünü bitirir. KOREŞ tüm eşyayı saydırıp dönüş ekibine teslim ettirir. Teslim alınan eşyaların sayısı ve cinsleri Tanrı sözü kitaplarında Ezra tarafından detaylarıyla listelenmiş.

Ezra..........1:7 Pers Kralı KOREŞ de Nebukadnessarın Yeruşalimdeki RABbin TAPINAĞINDAN alıp KENDİ İLAHININ tapınağına koymuş olduğu KAPLARI çıkardı. Bunları hazine görevlisi Mitredata getirterek SAYIMINI yaptırdı ve Yahuda önderi ŞEŞBASSARA verdi.

Dünya'nın ilk insan hakları beyannamesi olarak kabul edilen ve Koreş Silindiri (Cyrus Cylinder) adı verilen bidirgeyi yazılı hale getirir. Kudüs'te artık ZERUBBABİL (Şeşbassar?) vali olmuş ve  sürgünden dönenlerle birlikte Tapınak yapım işlerine başlamıştır.

Ezra..........3:8 Tanrının Yeruşalimdeki Tapınağına vardıktan sonra, İKİNCİ yılın ikinci ayında Şealtiel oğlu ZERUBBABİL,....sürgünden Yeruşalime dönenlerin tümü işe başladılar...
Ezra..........3:7 İsrailliler taşçılarla marangozlara para ödediler. .................Bütün bunlara Pers Kralı KOREŞ izin vermişti.

Sürgünden dönenler kimler? Önemli şahsiyetlerin isimleri, hem Kitabın mimarı Ezra tarafından hemde, Yeruşalim'in mimarı Nehemya tarafından verilmiş.

Ezra...........2:2 Bunlar ZERUBBABİL, Yeşu, NEHEMYA, Seraya, Reelaya, MORDEKAY, Bilşan, Mispar, Bigvay, Rehum ve Baananın ÖNDERLİĞİNDE geldiler. Sürgünden dönen İsraillilerin sayıları şöyleydi:
Nehemya....7:7 Bunlar ZERUBBABİL, Yeşu, NEHEMYA, Azarya, Raamya, Nahamani, MORDEKAY, Bilşan, Misperet, Bigvay, Nehum ve Baananın ÖNDERLİĞİNDE geldiler. Sürgünden dönen İsraillilerin sayıları şöyleydi:
   

Görüldüğü gibi, kitaplarında ki Tanrısal sözlerle MORDEKAY, NEHEMYA, ZERUBBABİL ve diğer önderin  Babil sürgününden, Tapınak eşyalarıyla birlikte döndüklerini ifade ediyorlar. Babil dönüş yılı M.Ö. 538'dir. Ahaşveroş dedikleri I. Serhas'ın tahta geçmesine neden olan hanedan değişikliğine M.Ö. 538 - 522 = 16 yıl, I. Serhas'ın tahta geçmesine M.Ö. 538 - 486 = 52 yıl, Ester'in oğlu dedikleri II. Darius'un tahta geçmesine M.Ö. 538 - 423= 115 yıl vardır.
   
  1. Darius  Tapınak
   
  Mordekay Sürgünden yani Babil'den döndüğüne göre yanında yeğeni Esteride getirmiş olmalı. Onu Babil illerinde MARDUK'un ve İŞTAR'ın memleketinde bırakacak değildi. Her ne kadar Ester ve MAORDEKAY'ın isimlerinin kökleri BABİL TANRISI MARDUK ve İŞTAR'dan türetilmiş olsada, emanet kuzenini sürgünde bırakamazdı. Marduk esaslı isimler alarak inanç köklerinin, Babil'deki Tanrı ve İnanç değişimlerinin haberlerini ve adreslerini vermişler. Adresleri  verenlerin inanç köklerinin, nerelere dayandığı, Daniel'in genç yaşta aldığı eğitiminlerden anlaşılabilir.

Birden çok İLAHLARIN varlığına inanların ve bu inançlarını kitaplarında pervasısca sergileyenlerin peygamber dedikleride, kendilerininde ifade ettiği gibi olsa olsa FALCILAR MESLEK grubunun başkanı olabilir. İLAHLARI temsil eden onların temsilcisi olduklarını söyleyen, sözlerine "RAB DEDİ Kİ" diye başlayan; SİHİRBAZLAR, BİLCİLER, FALCILAR, BÜYÜCÜLER, KAHİNLER federasyonun başkanlığına oturtulabilir. Temsil ettiği / başkanlığını yaptığı topluluğun ÇOK TANRI İNANÇLARI, TEMSİL ETTİKLERİ FARKLI İLAHLARI olmalıki, onları organize eden onaları temsil eden,saray ve kral nezdinde onları temsil eden birde başkanları olabilsin.


Daniel.............1:3-4 Kral İsrailliler arasından kral soyundan gelme ya da soylu bazı gençlerin seçilip saraya getirilmesi için saray görevlilerinin yöneticisi Aşpenaz'a buyruk verdi. Bu gençler kusursuz, yakışıklı, her konuda bilge, bilgili, ÖĞRENMEYE YETENEKLİ, SARAYDA görev almaya uygun nitelikte kişiler olmalıydı. .

Daniel.............5:11 Ülkende kendisinde kutsal İLAHLARIN RUHU bulunan biri var. Atan Kral Nebukadnessarın döneminde kavrayışa, sağduyuya, İLAHLARA ÖZGÜ bilgeliğe sahip olmakla tanınırdı. Atan Kral Nebukadnessar onu SİHİRBAZLARIN, YILDIZBİLİMCİLERİN, FALCILARIN BAŞKANLIĞINA atadı.

Mordekay eğer Ester'i Babil'de bıraksaydı; onların anlatımlarındaki sürgünden sonra gerçekleştiğini iddia ettikleri Purim hikayeleride, ESTER ismi altında kutsal kitaplarının arasında yer alamazdı. Ester'siz bir Mordekay dönüşünü ileri sürdüklerinde Ester'li, Mordekay'lı Purim olaylarının sürgünden çok önce olduğunu kitaplarına işlemeleri gerekirdi.

Sürgün dönüşünden hemen 13 yıl sonrasında PURİM KATLİAMI gerçekleştiğini söylediklerine göre, Sürgünden Önder olarak dönen MORDEKAY, apar-topar Pers ülkesine gönderilip Sarayda kapıcılığa başlatılmış olması gerekiyor. Bu arada Babil sürgününde doğan ve Mordekay korumasında olan Esterde Mordekay'ın yanında olmalı.  Böyle bir gelişmenin olması bile PURİM olayının palanlamalar çerçevesinde yapıldığını gösterir. Olayın planlı KATLİAM olduğunu net olarak ortaya koyar.
   
  Yahudi kronolojisi
   
  Hikayelerine göre; Babil sürgününden önder olarak dönen Mordekay, Pers sarayına kapı görevlisi olarak hayatını kazanabilmek için geri dönüyor. Ya! ucuz bir senaryo yada tam donanımılı bir entrika sonucunda yapılmış olan katliamın, yer-mekan-zaman perdelenmesi var.
 
Hani? nerde kaldı İsrail Büyük meclis üyeliği ve Purim olayından sonra Pers ülkesinin ikinci adamı olmak. Birinden bir yalan. İkisinin üst üste çakışması mümkün mü? Ucuz bir senaryo yerine palanlı bir harekattan bahsediliyor gibi. Yılları ve İsimleri farklı olan, bayramla maskelenmiş kombine bir harekat söz konusu gibi. Yıllar ve isimler farklı denilmesinin sebebi olayların gerçekleşme kronolojisi.

Mordekay ve Ester'in, sürgün dönüşü geldikleri Yeruşalim'den hemen ilk 5 yıl içinde geri dönmüş olmalılar ki, Ester  Kralın 6. yılında hareme girsin, Kralın 7. yılında Kraliçe olsun ve Kralın 12. yılında Yahudilerin yardımına koşup, Kralın 13. yılında da AMALEK toplumunun soyunu kuratabilsin.

Üstelik Mordekay'ın böyle bir hareket içişnde bulunduğunu söylemek, Babil'de kendisine emanet olan ama Kudüs'te Babil emanetliği bittiği için, yerine saraya entrika adına sokulmuş Ester'le (Komplo amaçlı getirilen Ester) Pers ülkesine gittiği söylenmiş olur.
   
  pers kralları
   
  İyi ama BABİL sürgünü sayılan bu yıllar içinde, Pers Tahtında onları ESTER'e koca olarak tayin ettikleri AHEŞVEROŞ / I. SERHAS bulunmuyor ki. Ahaşveroş dedikleri I. Serhas'ın tahta geçmesine daha 40-50 yıl var.  (M.Ö. 538 - 5 = M.Ö. 533...M.Ö. 533 - 486 = 47) Sürgün bitiminden sonra 8 yıl daha Koreş hükümdarlığı var.

Koreş'ten sonra 8 yıl süren II Kambises ve Taht kavgaları var. Ve tüm bunların sonunda, Ahaşveroş dedikleri I. Serhas'ın / Xerxes'ın babası olan ve KRAL soyundan gelmeyen ve 36 yıl hükümdarlık yapan I. Darius dönemi var. Ayrıca olayların geçtiği yer olarak gösterilen SUS kentinin başkent yapılması, M.Ö. 521 yılında  ve I. Darius zamanında gerçekleşiyor. 
   
  ahaşveroş / ı.serhas
   
  Arkeolojik kronolojilere göre onların anlattığı biçimde olayların gerçekleşmesinin imkansızlığı meydanda olduğu gibi, Yahudi kabullerindeki, kronolijilerle de böyle bir sıralamanın olmayacağı ortada. 

Örneğin bir an için; Aheşveroş'un I. Serhas olduğunu, sürgünden 13 yıl sonra SUR kentinde tahta olduğunu, Mordekay ve Ester'in de iş bulma gayesi ile  Saraya gittiğini, Babil'in son Kralı NABUNAİD'in / Nabonid (Belşassar değil. Babil ve Asur uygarlıkları uzmanı ve Koreş silindirini bulan Hormuzd Rassam öyle diyor) KAN BANYOSUNDAN kurtulan kızı Vaşti'nin savaş ganimeti olarak Ahaşveroş'a saklandığını, ("VAŞTİ, KAN BANYOSUNDAN KURTULDU" tanımı Yahudilere ait. Daniel'in unvan aldığı sürgünün sona erdiği olaydaki VAHŞETİN boyutunu, kodlayabilmek / anlatabilmek için başka çareleri mi var?  Amalek soy kurutmasında, Kral Saul'u bir kişiyi ve Amalek'lerin HAYVANLARINI sağ bıraktı diye, görevden almakla övünen zihniyetin sahipleri, Babil'de yaptıkları harekatın büyüklüğünü, masum mazlum, madur, mahsun maskelerini çıkarmadan, Tanrısal dedikleri kitaplarından başka nasıl ilan edebilirler) aKralın 5. yılında Vaşti'yle arasının bozulduğunu, Kralın 6. yılında Ester'in hareme girerek iş bulduğunu, Kralın 7. yılında Ester'in Kraliçe olduğunu, Kralın 12. yılında Ester'in Mordekay'ın uyarmasıyla Yahudilerin yardımına koştuğunu, Kralın 13. yılında da Ester'in PURİM BAYRAMINI ilan ettiğini  varsayalım.
   
  purim
 

M.Ö. 370 yılında SÜRGÜN bitiyor. Kitaplarındaki Ezra ve Nehemya listelerine göre, Mordekay Yeruşalim'e Zerubbabil konvoyu ile dönüyor.  

Onların kabullerine göre: Sürgün sonrası, KRAL AHEŞVEROŞ hükümdadır.
Hikaye başladığına görede, Mordekay ve Ester saraydaki yerlerini almışlardır. 
AHAŞVEROŞ'un veziri AMAN / Haman YAHUDİLERİ yok etmek için HAİN PLANLAR yapar. Yok etme takvimleri için Kuralar çekilir.

Yahudilerin yok edileceğini haftalar sonrası duyan MORDEKAY, Kraliçe ESTER'den Yahudilerin MADURLUĞUNU gidermesini ister.
Kraliçe Ester, YETENEKLERİNİ konuşturur ve Yahudilerin AMALEKLERİ YOK edebilmesi için, GEREKLİ ŞARTLARI oluşturur.
AMALEK'lerin SOYLARININ KURUTULDUĞU, yani onların "Ester YAHUDİLERİN YARDIMINA geldi" dedikleri tarih, M.Ö. 355 yılıdır.

Amaleklerin  KÖKLERİNİN kazındığı M.Ö. 355 yılı, aynı zamanda Kralın KURA çekimine göre; 12. yılı, KATLİAMA göre; 13. yılıdır.
O halde; PURİM BAYRAMLARINI ilan ettikler yıl M.Ö. 355 yılı ise; M.Ö. 355 +12 (13) = 367 (yada M.Ö 368) olur.

Kralın tahta geçtiği tarih  M.Ö. 367 yılı ise;
Ester'in SARAYA GİRMESİ Kralın 7. yılı olan  M.Ö. 360 yılı olur.
Ester.........2:16 Ahaşveroşun krallığının YEDİNCİ yılında, Tevet diye adlandırılan onuncu ayda, Ester saraya kralın yanına götürüldü.

Ester'in DOĞUM yapması (ki çocuğu olduğunu tüm detayları veren kitapları yazmıyor) EN İYİ İHTİMALLE 8. yılı olan M.Ö. 359 yılında olur.
Ester Yahudilerin yardımına koştuğu kralın 12 yılında, yani M.Ö. 355 yılında ÇOCUK 4 YAŞINDA olabilir.

Ester'in oğlu dedikleri II. Darius'un, M.Ö. 347 yılında yani 12 yaşında, Hükümdar olup tapınağa izin verme ihtimali var mı?
Arada Ahaşveroş'un 21-12=9 yılı, Artahşasta'nın 41 yılı, II Serhas'ın ve Sogdianus'un1 yılı varken yani toplam 51 yıl varken II. Darius'un tapınak izni verebilme imkanı var mı?
   
  Üstelik Tapınak I. Darius tarafından yapıdığı bilinirken, ortaya II. Darius'u sürmenin amacı ne olabilir? Kitaplarında sürekli aralara başka kral isimleri sokarak, Ester'in oğlu iddiası ile II. Darius'a yönlendirmeler yapmaya çalışıyorlar. 2. Darius'un Ester'in oğlu yapmakla, hem  saray entrikaları çok sonraya çekilmiş, hemde 6.000 senelik özel kronolojilerine yer açmış oluyorlar.

Ayrıca, Yahudileri özgür bırakan Koreş'in ve oğullarının birden bire tapınak yapımını durdurmuş olmalarının mantıklı bir açıklaması olabilir mi? Kendilerine Babil kapılarını açan ama Pers ülkesinin üçüncü adamı olduktan sonra (Mor elbiseli Daniel) gözlerini PERS ülkesinin hükümranlığına dikmiş olan Daniel ve arkadaşlarının saray içi ilişkileri ve faaliyetleri  KOREŞ'in gözünü korkutmuş ve tedbirler almaya yöneltmiş olmalı.

"AYNI TANRIYA TAPIYORUZ" dedikleri KOREŞ'in, ortam normal olsaydı yani sarayda ve ülkesinde anormal gelişmeler yaşanıyor olmasaydı; taptığı TANRISI için TAPINAK YAPTIRMAMA KARARI ALIRMIYDI? Göklerin tanrısı adına BABİL'İ ALAN, TANRISI tarafından seçilmiş insan, neden TANRISINA YAPILACAK TAPINAĞA ENGEL olsun? 

Ezra bölümünde Pers krallarına yazıldığı söylenen mektup aslında, Pers saraylarında kendilerinin gelmiş olduğu seviyeyi göstermek amaçlı kutsal kitaplarına dahil edilmiş olmalı. Zerubbabil'le  M.Ö. 538 yılındaki dönüşle başlayan tapınak yapma mücadesi için, mualiflerinin  Kral Artahşasta'ya mektup yazmış olmaları mantıklı mı?

Sürgün dönüşü hiç ara vermeden başlanmış bir Tapınak yapım hikayesi, AKICI ve BİRBİRLERİNE BAĞLI olarak anlatılırken araya, birden bire zaman atlaması yapılarak, sürgünden (M.Ö. 538) 73 yıl sonra tahta geçebilen I. Serhas oğlu, Artahşasta'nın isminin araya sokulmasının manası ne olabilir?

Oysa kendileride tapınak yapımlarının sürgün dönüşünden sonra, 18 yıl aksadığını söylüyorlar. I. Darius'un M.Ö. 522 yılında tahta geçmesiyle, M.Ö. 520 tarihinde yapımına izin verilen Tapınağın bitim tarihi M.Ö. 516

İsraillilerin en büyük yardımcıları Ester'in  (Ester'in kocası göstermeye çalıştıkları) kocası olarak gösterdikleri, Ahaşveroş'un ve ülkenin ikinci adamı Mordekay'ın hüküm sürdüğü dönemde muhaliflerin tututuğu adamlarının sarayda etkili olup Tapınak yapımlarına engel olabilmelerine imkan var mı? Demek ki; kitaplarındaki ifadeleri ile anlatmak istedikleri başka şeyler var.

Unutulmamalı ki, Artahşasta döneminde onun sakiliğini, tadımcılığını, kadeh taşıyıcılığını yapan NEHEMYA idi. Nehemya gibi bir insanın sarayda Krala bu kadar çok yakın iken, canı kadar sevdiği Yeruşalim'i Tapınaksız bırakması düşünülebilir mi? Nehemya'ya  karşı çıkabilecek kim olabilir?

75.000 kişiyi, dişiliğini kullanarak KATLETTİREBİLEN bir güzellik, Krala sürekli "dile benden ülkemin yarısını sana vereyim" dedirttiren cinselliğin sahibine, Yeruşalim'deki tapınak için Kral "HAYIR" der mi?
Ester.........5:6 Şarap içerlerken kral yine Estere sordu: ‹‹Söyle, ne istiyorsun? Ne istersen verilecek. Dileğin nedir? KRALLIĞIN YARISINI BİLE İSTESEN sana bağışlanacak.››

Ülkenin en kudretli insanı MORDEKAY varken, Yeruşalimde tapınağın yapılmamış olma ihtimali var mı?

Arkeolojik verilerin ortaya çıkardığı gibi Tapınak I. Darius zamanında çoktan bitmişti. Mordekay ve ekibide Yeruşalim'e dönmüşlerdi. Pekii! bu durumda kutsal kitaplarında Tapınak için yapılan dramatizelerin, yazılan mektupları ve ismi sayılan ve tapınakla hiç alakası olamayan Kralların ne anlamı var?
 
Ahaşveroş zamanında yani Ester ve Mordekay zamanında hal olamayan Tapınak  işi, Ahaşveroş'un oğlu olan ama Ester'in oğlu olmayan (Ahaşveroş'un /I. Serhas'ın başka karısından olan) Arkaşta zamanında çözülmüş olmasının imkanı var mı?
   
  PURİM
   
  Babil sürgünüyle koordineli (zincir olaylar olarak) hazırlanmış yönetimleri ele geçirmeye yönelik AMALEK katliamını, Yahudilerin maduriyetten kurtuluş olayı gibi gösterebilme çabası içide kaleme alınan PURİM soy kırımı MANİFESTOSU ile  takipci nesillerine / inanç varislerine (atalarının yaşamış olduğu) geçirmiş oldukları etaplardan biri daha nakledilmiş oluyor.

BU ARADA EYLEMLERİNİ MASKELEMEK, ATALARININ BELİRLEDİĞİ 6000 YILLIK SÜREYİ DENK GETİREBİLMEK İÇİN, BİR TAKIM PERS KRALLARINI YOK SAYIYORLAR / SAYMIŞLAR.
SÜRGÜNÜ BİTİREN KOREŞ'in krallığından, 2. DARİUS'un krallığına KADAR arada 7 kral ve 107 sene var. Yada II. Darius, sürgün bitiminden 115 sene sonraki,  9 KRAL.

Bu kabulleri Tanrı adına hatta, Tanrı olarak benimsediklerine rağmen yapanların, anlattıkları hangi olaylar gerçek  olabilir?
Hangi çıkarımları doğru olabilir?  
Fiziki, maddi belgelerle desteklenene, gerçek alenen ortada olan ulaşılabilecek bilgileri, bu derece ters yüz edenler herhangi bir olayı doğru anlatmış olabilir mi?

Sadece "gördüm, gördü, esinlendi, dedi, dediydi, demişmiş" yaklaşımlarıyla anlatılan ve hiç bir doğrulama yapılamayan, her türlü sağlamada  çelişkileri ortada dökülen, kaf dağı masallarını andıran hikayelerin, amaçları dışında /  hedefleri dışında, herhangi bir şeye hizmet etmiş olması, ediyor olması, edecek olması mümkün mü?
 
Yahudilik zihniyetinin yaşaması için, gerekli Manifestolar yazılı olarak kutsal kitaplarında yerlerini alımış oluyor. İş artık onları çözüp sözlü Tora olarak, yan kitaplar olarak takipcilerine (her ırktan, her dinden aynı zihniyeti taşıyanlara, aynı yolun yolcuları olanlara) felsefi boyutlarda anlatmak ve Tanrısal çıkarımlara bağlamak kalıyor.

ESTER KİTAPLARI İÇİN ŞÖYLE DİYORLAR: "Ester’in kitabı, en iyi, Talmud’un Masehet Megila yorumlarıyla okunur çünkü hikayede birçok olağanüstü ayrıntı gizlidir ve bu ayrıntılar basit okuma sırasında okunmaz."
   
  ESTER
   
  İşte arka planda olupta açıkladıkları onların deyimiyle ÖN PLANA getirdikleri ifadelerden biri. Bu ifade ile Purim olaylarının ve saray entrikalarının 2. Darius'a kadar uzattıkları bir zaman diliminde değil, Babil Sürgünü sırasında yani M.Ö.538 yılından önce gerçekleştiğini söylüyorlar.

Yani; "tüm olaylar KOREŞ zamanında yıllar süren bir entrikanın sonucunda yapılmıştır" diyorlar.
Yani; Yahudilik ZİHNİYET Manifestolarının en önemli ayağını oluşturan İKTİDARLARI elde etmek için gereken KOMPLO ve hazırlıklarının nasıl yapılacağını maskelenmiş olarak anlatmaktadır" diyorlar.
Yani; AMALEK olarak damgalanan insanlar esasında amaçlarımızı gerçekleştirmemize engel olan muhaliflerdi diyorlar.
Yani yolumuzu açabilmek vali Arsemes / Hystasfes soyundan ve Ahaşveroş olarak isimlendirdiğimiz GENEREL 1. Darius'u (belki Ester'in oğlu. Kanuni Hürrem ilişkisi gibi. Ester kitabının yansıması olan Hürrem'de sonuçta Hanedanlık için çocuk verdi ve tahta geçirdi) tahta geçirmek ve yolumuza devam edebilmek için rakip gördüğümüz herkezi önce HAPSETTİK sonrada nefes alan canlılarına kadar yok ettik diyorlar.

Yani bu Ester kitabında ön planda gösterdiğimiz YAHUDİLERİN ezilmesinin, maduriyetlerinin önüne geçilmesi için yapılmış olan bir savunma değil, tamamen iktidarı ele geçirebilmek için rakiplere yönelik yapılmış olan KATLİAMDIR diyorlar.
   
  AMALEK
   
  Motivasyon sağlayıcı olarak zihinlere kazıdıkları; 6.000 yıllık dünya devinimi, Kurtuluşu sağlayacak ve iyilerin (elbetteki kendilerini iyilerden, doğrulardan sandırmak için başka yolları yok) kazanacağı ARGEMEDDON savaşı gibi, KEHANETLERE adreslemeler yapan masalsı çıkarımlarda, takipcileri çok, ışıklarına sığınanı bol olan, sadece Haliçte değil Dünyanın heryerine yayılmış (her makamda, her meslekte olabilen) SİMONİSTLERE  kalıyor.

6.000 senelik paketler, kurtarıcı gibi süpermenler, Argemodon gibi zaferler, sonsuz yaşam ve güç yetirilemez saltanat dolu vaadler olmasa,  topluluklarını nasıl bir arada tutabilirler?

Milyonlarca umutsuzluğu yaşamış milyonlarca kez kırılmış HAYALLERİNİ bir arada tutan  ve sudan rutubetten korunması gereken ALÇI kalıpları onlar. Düşünmenin, akıl yürütmenini, soru sormanın, ikna olmamanın, akıl yürütmenin, kaynakları araştırmanın, bilimsel veri kullanmanın, belge sunmanın, itiraz etmenin..vb..yer almadığı, bu çağlara ulaştırma başarısı gösterdikleri, en ilkel DOGMA (antik değerdeki. Kolleksiyoner titizliği ile korunan) örnekleri onlar.
   
  G İYİ - KÖTÜ TARAF HANGİSİ? BANA GÖRE İYİ ama ONLARA GÖRE KÖTÜ TARAF neden BEN oluyorum? "İYİ & KÖTÜ KİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  G YAHUDİLERE ait olan yada YAHUDİLERE HAS KILINAN bir takım ŞABLON KABULLERİ ÖZÜMSEME "YAHUDİLİK ZİHNİYETİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  G YARATANI daha iyi KAVRAYABİLMENİN, İLAHİ DEĞERLERİN İÇİNİ DOLDURABİLMENİN YOLU "YILDIZLARIN ALTINDA SEANSI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Koreş ve onu takip eden oğulları zamanında Tapınak yapımlarının durudurulması ve Koreş oğullarından birinin diğerini öldürdüğünü zannetmesi, arkasından cinnet gecirerek intihar etmesi (yada çölde ordusuyla kayboldu muamelesine tutulması), "öldü" denilen Koreş oğlunun tahta geçtikten sonra yalancılık (başkasının oğlu denmesi, Sanki Sarayda Velihattı  hiç tanıyan yokmuş gibi. Yoldan geçerken gelip Tahta oturmadı ya!. Kayıp yılları öyle on yıllar değil ki. Baba Koreş öldükten sonraki 8 yıl içinde olan olaylar bunlar. Halk arasında bu tür söylentiler yayılınca Ahameniş Hanedanı dışındaki, saltanat taliplileri halktan aldıkları destekle,  Ahamemiş henedanlığına son verip, Pers tahtını ele geçiriyor) ve büyücülükle suçlanıp bertaraf edilmesi, saray içi hükümdarlık savaşının boyutlarını ve KOREŞ'in korkularını göstermektedir.

Ezra kitabında muhaliflerin yazıldığı (bunlar kuvvetlenirse Krallığın için tehlike oluşturur konulu mektup). Mektupta kullanılan sözler; yine kitaplarında Tanrıyı korkutup Dünya'ya indiren ifade ile aynı. Bunlar bir araya gelirlerse amaçlarına ulaşırlar korkusunu yayan ifade mektuplarında da mevcut.

Elbette; alışkanlıkları haline gelmiş olan (gizlide gizli olanı ara solaganları gibi) Kral isimleri ve tarihleri değiştirilmiş olarak, "Tapınak  muhaliflerimiz yazdı" dedikleri  mektup ile anlatılmak istenenin, gerçekten saltanatları /  yönetimleri etkileyecek seviyelere geldiklerini duyurmak olduğu  meydanda.

Ve tahta PERS'li Koreş soyundan değil, MED'li komutan (özellikle Med ve Pers diye belirttikleri) DARİUS'un geçmiş olması, saray içi hükümranlık savaşından yenik ayrılanların TAPINAK İZNİ vermeyen KOREŞ tarafı olduğunu da meydanda. 
   
  Daniel'e, 62 yaşındaki Darius'a Babil'i aldırıp sürgünü bititttirmeleri de kafaları karıştırmak ve dikkatleri başka yöne çekme amaçlı olmalı. 62 yaşındaki MED'li Darius'a Babil'i aldırmak, Babil'le alakalandırmadığı Koreş'in Kralllığının birinci yılına kadar sarayda kalmak, Darius (ülke ismi yok) ve PERS'li Koreş döneminde Daniel'in işlerinin iyi gitmiş olması.

Daniel.............5:31 ALTMIŞ İKİ yaşında olan MEDLİ DARİUS krallığı eline geçirdi.
Daniel.............6:28 Böylece DARİUS'un ve PERSLİ KOREŞ'in krallığı döneminde DANİEL'in işleri iyi gitti.
Daniel.............1:21 Kral KOREŞ'in krallığının BİRİNCİ yılına dek DANİEL sarayda kaldı

Oysa Babil'i ele geçiren KOREŞ'tir ve M.Ö. 600 doğumlu olan Koreş 62 yaşında yani M.Ö. 538 yılında Babil'i ele geçirir. Ve Yahudilerin sürgün hayatlarına kapıyı açma ödülü olarak son verir. Pers Kralının adını HER HARFİ TANRIDAN denilen kitaplarında yanlış yazanların HANGİ KEHANET diye isimlendirdikleri ZIRVALARI DOĞRU olabilir ki?

DANİEL kodlu ifadeleri, yani DANİEL kitabın, ismini kullandıkları DANİEL yazmış olabilir mi? Muhatap olduğu, ülkenin başına kendisini atayanı, yani KALE kapısını açtığı ve EFENDİSİ olan KRALIN isimini bilmez mi? Daniel gibi ilahi değerler yüklenmiş birinin, yaşını bildiği Kralın İsmini karıştırmış olmasına, dünyanın  hiç gülmemiş / gülmesini bilmeyen yaratıkları bile poposuyla güler

"Artakserkses": İbranice, "Ahaşveroş". demekmiş. Ama onlar bu ismi I.Serhas için kullanıyorlar.

Ezra...........6:15 Tapınak Kral DARİUSUN krallığının ALTINCI yılı, Adar ayının üçüncü günü tamamlandı.
Ezra...........4:24 Böylece Tanrı'nın Yeruşalim'deki Tapınağı'nın yapımı, Pers Kralı Darius'un krallığının ikinci yılına dek askıda kaldı.

Ezra...........4:5 Tasarılarına engel olmak için Pers Kralı KOREŞin döneminden Pers Kralı DARİUSun krallığına dek rüşvetle danışmanlar tuttular.

Ahaşveroş'un Krallığının başlangıcından itibaren, muhaliflerin rüşvetle adam tutup bu düşmanlıklarını, kralın 21 yıllık saltanatı boyunca sürdürebilmiş olmaları mümkün mü? Onlara göre ESTER'e ülkenin yarısını vaad eden Kral.

Ester.........5:3 Kral ona, ‹‹Ne istiyorsun Kraliçe Ester, dileğin ne?›› diye sordu. ‹‹KRALLIĞIN YARISINI BİLE İSTESEN sana verilecektir.››
Ester.........5:6 Şarap içerlerken kral yine ESTERE sordu: ‹‹Söyle, ne istiyorsun? Ne istersen verilecek. Dileğin nedir? KRALLIĞIN YARISINI BİLE İSTESEN sana bağışlanacak.››
Ester.........7:2 O gün Şarap içerlerken kral ESTERE yine sordu:‹‹İsteğin nedir Kraliçe Ester? Ne istersen verilecek. ......... KRALLIĞIN YARISINI bile istesen sana bağışlanacak.

Ester Kraliçe, Mordekay ülkenin ikinci adamı, bir sözle ülkenin eski İKİNCİ adamı Haman ve ON OĞLU defalarca asılarak İDAM edilmiş,
Ester.........9:13 ESTER, ‹‹Eğer kral uygun görüyorsa, sustaki Yahudiler bugünkü fermanını yarında uygulasınlar›› dedi, ‹‹Hamanın ON OĞLUNUN CESETLERİDE darağacına asılsın.››
Ester.........9:12 O da Kraliçe ESTERE, ‹‹Yahudiler Sus Kalesinde HAMANnın ON OĞLU  dahil beş yüz kişiyi öldürüp YOK etmişler›› dedi, ‹‹Kim bilir, ÖBÜR İLLERİMDE NELER YAPMIŞLARDIR? İstediğin nedir, sana vereyim; başka dileğin var mı, yerine getirilecektir.››

Bir yüzük bir mektupla, 75.000 AMALEĞİN SOYLARI kurutulmuş..
Günümüzde de "ANTİ-SEMİNİST / YAHUDİ NEFRETİ var" diye boşuna yaygara koparıp ANTİ-SEMİNİZMİ yaygınlaştırmıyorlar.

"Kendilerinden NEFRET ediyor" diye ilan ettiklerine DİLEDİKLERİNİ YAPABİLMEK için, ANTİ-SEMİNİZMİ KÖRÜKLEYEN katliamlara ve davranışlara imza atıyorlar,
ÖLDÜRÜP YOK edip DİLEDİKLERİNİ YAPABİLMEK için...
SOYLARI ETNİK TEMİZLİĞE tabii tutabilme refahlarına ulaştıracak RUHSATLARINA sahip olabilmek için.

Ester.........9:16 Krallığın illerinde yaşayan öbür Yahudiler de canlarını korumak ve düşmanlarından KURTULMAK için bir araya geldiler. Kendilerinden nefret edenlerden YETMİŞ BEŞ BİN kişiyi ÖLDÜRDÜLER, ama yağmaya girişmediler.
Ester.........9:5 YAHUDİLER bütün düşmanlarını kılıçtan geçirdiler, ÖLDÜRDÜLER, YOK ETTİLER. Kendilerinden NEFRET edenlere DİLEDİKLERİNİ YAPTILAR

Ülkenin tüm ileri gelenleri korkularından karşı çıkamamış her emre kayıtsız uymuş.
Ester.........9:3 İl önderleri, satraplar, valiler ve kralın memurları, MORDEKAYDAN KORKTUKLARI için YAHUDİLERİ DESTEKLEDİLER
Ester.........9:4 MORDEKAY SARAYDA GÜÇLÜ biriydi artık; ÜNÜ BÜTÜN İLLERE ulaşmıştı. GÜCÜ GİTTİKCE artıyordu.
Ester.........9:2 Yahudiler kendilerini YOK ETMEYİ TASARLAYANLARA SALDIRMAK üzere Kral Ahaşveroşun bütün illerindeki kentlerde bir araya geldiler. HİÇ KİMSE ONLARA KARŞI KOYMADI. Çünkü YAHUDİ KORKUSU BÜTÜN HALKLARI sarmıştı.

MORDEKAY ikinci adam olmuş, halk korkusundan sus-pus olmuş, Mordekay ve YAHUDİ egemenliği her yeri sarmışken; 
Ester.........10:3 YAHUDİ MORDEKAY, Kral Ahaşveroş'tan sonra yeni İKİNCİ ADAM olmuştu. YAHUDİ soydaşları arasında saygı gören ve çoğunluk tarafından sevilen biriydi. Çünkü halkının iyiliğini düşünüyor, bütün soydaşlarının esenliği için çaba gösteriyordu.

Birileri rüşvetle Tapınağı engellemek için DANIŞMANLAR edinebiliyor ve etkilide oluyor masallarıyla geçiştirilen anlatımları; hayvanlara hakaret olur diye, hayvan ismi anıpta "KIÇLARIYLA GÜLER" diyemiyorum.

Ezra...........4:6 AHAŞVEROŞ krallığının başlangıcında, Yahudalıların düşmanları Yahuda ve Yeruşalimde yaşayanları suçlayan bir belge düzenlediler.
Ezra...........4:7 Pers Kralı ARTAHŞASTAnın krallığı döneminde, Bişlam, Mitredat, Taveel ve öbür çalışma arkadaşları ARTAHŞASTAya bir mektup yazdılar. Mektup Aramice yazılıp çevrildi. yazılmıştır.
Ezra...........4:24 Böylece Tanrı'nın Yeruşalim'deki Tapınağı'nın yapımı, Pers Kralı DARİUS'un krallığının İKİNCİ yılına dek askıda kaldı.

Ezra...........6:14 Peygamber Hagay ile İddo oğlu Zekeriyanın yaptıkları peygamberlik sayesinde Yahudi ileri gelenleri yapım işlerini başarıyla ilerlettiler. İsrail Tanrısının buyruğu ve Pers kralları KOREŞİN, DARİUSUN,  ARTAHŞASTAnın buyrukları uyarınca tapınağın yapımını bitirdiler.

Ezra...........4:8 Vali Rehum ile Yazman Şimşay Kral ARTAHŞASTAya Yeruşalimi suçlayan bir mektup yazdılar. Mektup şöyleydi:
Daniel........ 9:1 MED'li AHAŞVEROŞ oğlu DARİUS Kildan Kralı oldu. Krallığının birinci yılında ben Daniel, RABbin Peygamber Yeremyaya bildirdiği sayının - ..... 
   
  ARKEOLOJİK VERİLERLE ORTAYA ATTIKLARI İSİMLERİ DEĞERLENDİRİRSEK:
   
  BABİL ASUR PERS
   
  "AHAŞVEROŞ,  I.SERHAS'ta denilen KSERKSES / XERXES'in TA KENDİSİDİR" diyorlar. Elbette başka bir yalanlamaya kadar.  Koreş'in oğlu olduğunu söyledikleri gibi, "Marduk'un seyisiydi dolaysıyla, kral soyundan gelmeyen biriydi" de diyebiliyorlar. Çelişkilerinin farkında olanlar aslında SARAYA KIZ VERME operasyonunun nasıl ve nerelerden başladığınında işaretlerini veriyorlar.

Oysa Ahaşveroş dedikleri Xerxes / 1. Serhas bunu belgelerle çürütüyor. Resmi belge düşmanlarının yalan söyledikleri tam 2500 yıl öncesinden hemde itiraz edilemiyecek biçimde yalanlıyor.

"Ben Kral çocuğuyum seyis değildim benim babam 1. Darius'tur" diyor. "Ben MARDUK'a hizmette etmedim o benim EFENDİM'de olmadı ben AHURAMAZDA' ya hizmet eden onu EFENDİ belleyenim" diyor.

"Ayrıca kitaplarında belirtildiği gibi ben Babil baskınından ganimet olarak alınan VAŞTİ ile evlenende değilim. Ben Babil'in ele geçirilmesi sırasında doğmamıştım çünkü babam olacak 1. Darius o yıllarda 12 yaşında bir çocuktu. Vaşti ise güzelliği ile dikkat çekip Kraliçe ilan edildiğine göre 20 yaşlarında olmalı. Ben ise doğmamıştım. Ayrıca Sus kentinide ben başkent yapmamıştım. Sus kentini başkent yapan Babam Darius'tu...vs..vs." demiş oluyor.
   
  serhas, xerxes, ahaşveroş
   
  AHAŞVEROŞ