but1
   
   
  AYNI KAPAK ALTINDA / KUTSAL KİTAPLARINDA İKİ İSA & İKİ SECERE
  12 YIL FARKLA DOĞAN İKİ AYRI İSA HİKAYESİ. KUTSAL METİN YAZARLARININ EFSANELERE DAYANARAK, İKİ ADET SALLAMA HAYAT HİKAYESİ.
 

 

  TANRININ TA KENDİSİ DİYENLERİN, TANRI ÖZEL MELEKLERİ İLE BİZE YAZDIRDI DİYENLERİN İKİ İSA HİKAYESİ.
TANRI DEDİKLERİNİN ve ONUN MELEKLERİNİN, YAZDIRDIĞI KUTSAL RUH'UN DENETLEDİĞİ İKİ İSA HİKAYESİ.
KENDİ DOĞUMUNDAN HABERİ OLMAYANIN YAZDIRMIŞ OLDUĞU KİTAPLARA DAYANARAK, KURTULUŞ HAYALLERİ KURAN MİLYARLARIN HİKAYESİ..
   
   
     
   
  BAŞLARKEN:

Tanrı kelimesi, Tevhid inancından uzakta gelişme sağlayan, "ALLAH", dışında kendilerine bir takım hayali olgular oluşturanların, KUTSAL olarak benimsediklerine verdikleri genel bir addır. Bu benimsemeler, taş-sopa, dağ-tepe olabileceği gibi, şeytani varlıklar, insanlar ve cinlerden edinilmiş "kutsal ilanlılarda" olabilir. Meleklerin onların ibadetine izin vermiyeceği, böyle bir şeyin imkansız olduğu Kur'an'ı Kerim'de bizlere bildiriliyor.

Melek sandıklarının da kesinlikle CİNLER olduğu, bu tür "ilahi varlıklar sanılanların" kesinlikle CİN olduğu, Kur'an'ı Kerim'de, BİZLERİ UYARMAK İÇİN bildiriliyor.Yanlış hayallere kapılmamız ve bilinmezlerin arkasına takılmamız için İKAZ EDİLİYORUZ.

ALLAH BU DURUMU BİZE ŞU AYETLE BİLDİRİYOR.
34 - SEBE.......... 40.Allah'ın, onları hep birden toplayacağı, sonra da meleklere, “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla!
34 - SEBE.......... 41.(Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar CİNLERE İBADET EDİYORLARDI . Onların çoğu CİNLERE İNANIYORDU.”

Bu nedenle yazı boyunca, Tanrı kelimesi onların anlayışını belirtmek için kullanılıyor. Pagan ve putpers dinlerde de, Tanrı kelimesi kullanılıyor. Asla ve asla Tanrı hitabının "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'la" bir ilgisi yoktur. "ALLAH", sadece kendisine özel olan isimlerle anılır.

ALLAH BU DURUMU BİZE ŞU AYETLE BİLDİRİYOR.
19 - MERYEM.....65. (O), göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunan şeylerin Rabbidir. O'na kulluk et ve O'na kullukta sabret. Hiç O'nun ADIYLA ANILAN birini biliyor musun?

Aynı durum Peygamberler ve Cebrail içinde geçerlidir. Onların ismini verdikleri, peygamberi olarak ilan ettikler isimler, tamamen kendi oluşturdukları hatta kendilerine yakıştırdıkları, inanç sistemlerine uygun buldukları hayali karekterler. Bu uygulama ile kitaplarında bu isimlerin geçiyor olması nedeniyle de isimlerinin önüne, "Hz." gibi unvanlar koyulmamıştır.

Konu bizim inancımızda olan, bizlerin bildiği Peygamberlerden bahsetmeye geldiğinde, Önlerine Hz. unvanı koyulmuştur. Hz. Muhammed, HZ. İsa, Hz.Musa, Hz. Meryem..gibi..

Onlar peygamber dediklerinin, karılarını satmış olmasını, kardeşleri ile evlenmesini, kızlarının babalarından çocuk edinmesini, hille yapmasını, put imal etmesini, Putlara tapmasını, peygambere torunun tecavüz etmesini, yalan söylemesini kabullenmişler ve bunları da kitaplarında hiç sakınca görmeden yayınlıyorlar.

Karısını satan, puta tapan peygamber dediklerinin içinde bulunduğu sözleri yazarken ve o ifadeleri yorumlarken, nasıl olurda; onun isminin önüne Hz.gibi unvanlar koyabilirim. Nasıl olurda o çirkin eylemleri Peygamberlerime yapıştırabilirim? Onların kitabındaki, İSA'nın "ben Tanrıyım/Rab'bım/Oğulum" dediği, ifadesinin önüne Hz.unvanını koyarak nasıl olurda onu, Hz.İsa ile özdeşleştirebilirim?

Onların Kutsal Ruh dedikleriyle Cebrail'in hiç alakası yoktur. Büyük ihtimalle kendilerine bağlı olan bir varlıktan bahsediyorlar. Hiç birşeyden haberi olmayan bir Kutdsal Ruh. (Ör: Papalık seçiminde herkeze başka isim verilmesi)
   
  ESKİ ve YENİ AHİT'te PEYGAMBERLERE BAKIŞ AÇILARINI ve ONLARA YAKIŞTIRILAN ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Somut yaşanmış, var olan şeyleri doğru dürüst yazamayanların, hayallerinin peşine takılmak hiçte anlaşılır birşey değil. İsimlerin yanlışlığı yada onları bilmemek cehaletten denilir geçilir. Ama imani anlamda yapılan yanlışlıklar, hiç birşey denilerek geçiştirilemez. Pişmanlığın faydası yok. Gidilen yerden dönüş yok.
   
  2 Petrus ........1:20 Öncelikle şunu bilin ki, KUTSAL YAZILARDA bulunan hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir.
2 Petrus ........1:21 Çünkü hiçbir peygamberlik sözü İNSANIN İSTEĞİNDEN kaynaklanmadı. İnsanlar KUTSAL RUH tarafından yöneltilerek Tanrı'nın sözlerini ilettiler.

2 Petrus ........2:1 Ama İsrail halkı arasında SAHTE PEYGAMBERLER vardı, tıpkı sizin de aranızda YANLIŞ ÖĞRETİ YAYANLAR olacağı gibi. Bunlar kendilerini satın alan Efendi'yi bile inkâr ederek GİZLİCE aranıza YIKICI ÖĞRETİLER sokacaklar. Böyleleri ANİ BİR YIKIMA uğrayacaklar

ON İKİ YIL yaş farkıyla, iki ayrı İsa'nın, iki ayrı doğum hikayesini kendilerine göre anlatanlar, elbette SECEREYİ DE FARKLI KAYNAKLARDAN elde ederek, kitaplarına dahil etmiş olanlardır.

Kitap yazanlar, hiç Hz.İSA'yı yaşamamışlar ki. Onunla ilgili şeylere sahip çıkmış olabilsinler. Onlar göğüslerine içirilmiş olan kendilerine ait İSA'yı kaleme almışlardır. Kendi İSA'larını efsanelerle, Pagan inançları ile yoğurarak kutsal metin yazarlığı görevlerini yerine getirmişlerdir.
   
  "İsa kitap getirmedi onun yerine bizler Kutsal metinleri oluşturduk" diyenler, usta esinleme / görünüm yalancıları oldukları gibi, aynı zamanda kötü birer kopyacılarmış. İsa onunla tebliğlerini yaptı dedikleri, ellerindeki Eski Ahiti okuyamayan, ondan iyi kopya çekemeyen insanların, VAR DEDİKLERİ VAADLER HAKKINDAKİ SÖZLERİ NASIL DOĞRU OLABİLİR Kİ?

Luka..1/1-3 Sayın Teofilos, Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişmiştir. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize iletmişlerdir. Ben de tüm bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.
   
  Özellikle Davut'tan sonra her biri bir başka tarafa çekerek listeler oluşturmuşlar. Bu nasıl olabilir? Bu kitaplar hani Tanrı esinlemesi idi. Bir harfi bile değişmemişti. Tüm bilgiler esinleme ile gelmişti. Oğul Tanrı bu iş için özel meleklerini ve kendisinin 1/3 ü olan Kutsal Ruh'u görevlendirmişti. O halde farklılıklar nereden kaynaklanıyor?

Kutsal metin yazarlarının bugünkü temsilcileri atalarını, üstadlarını savunma adına, yaldızın sıyrılmaması adına, kutsallık makyajının bozulmaması adına, kelin gözükmemesi adına diyorlar ki; Matta, Davuttan sonra geleneği sürdürerek baba soyunu devam ettirmiş, Luka ise "bir de bu soy ağacının anne tarafı var" diyerek ona göre listesini hazırlamış. "Ne denir? binlerce yıl önce, yaşayıp yaşamadığı belli olmayan insanların isimleri hakkında iddilarda bulunmak mümkün değil.

HADİ BU AÇIKLAMAYI BİR TARAFA BIRAKALIM. İKİ AYRI İSA'NIN, DOĞUM HİKAYESİNİN ANLAMI NE? ARALARINDAKİ EN AZ 12 YIL FARK NEREDEN ÇIKIYOR?

Hıristiyanlık diye bir din kurulacağını tasavvur bile edemiyenler. İsa'nın mezarının yerini bilmeyenler, o tanrı diyerek taptıkları İsa öldükten sonra mezarına gidip "Rabbimi almışlar" dedirttikleri, Magdenalı Meryem'in, fahişe mi yoksa İsa'nın karısı olup olmadığına dolaysıyla İsa'nın evlenip evlenmediğine karar veremeyenler, İsa dirilidikten (onların iddiası) sonra kaç yıl yaşadığını yazamayanlar, İsa'nın çarmıhını ile mahkeme kayıtlarını bulamayanlar, Romalı yöneticilerin isimlerini karıştıranlar....vs birden bire hafızalarına kavuşuverip (ağ içindeki balık sayısını hatırladıkları gibi) İsa'nın hem anne hemde baba tarafının seceresini çıkartıveriyorlar. Hiçte inandırıcı değil elbette

İSA, Matta'ya göre; İmp. Augustos'un atamalı Yahudi Kral Hirodes'in zamanında, Luka'ya göre; yine, İmp. Augustos'un atadığı Vali Kirinius (Cyrenius) zamanında, Dünya'ya gelmiş.
   
 
   
  MATTA'nın İSA'nın doğumu onun zamanında oldu dediği Hirodes, M.Ö.37 yılında Roma atamasıyla tahta oturmuş ve 34 yıl saltanat sürmüş.Kendilerinin İsa'nın doğumu nedeniyle kabul ettiği -0- miladdan yani; Hıristiyanların verdiği İSA'nın DOĞUM TARİHİNDEN 4 yıl önce / M.Ö. 4'de ölmüş.

Bu durumda İSA en geç olarak M.Ö. 4' de doğmuş olur. Hiroderes, ölmeden önce İKİ YAŞINDAKİ ERKEK ÇOCUKLARIN hepsini ördürttüğüne göre; İsa bu durumda, en geç M.Ö.6'da doğmuş olur.

"En geç M.Ö. 6'da" çünkü; Kral HİRODES, yıldızbilimcilerin kendisini kandırdıklarını anladıktan sonra İKİ YAŞINDAKİ çocukları öldürtüyor. (Kral eğer kandırıldığını 2 sene sonra anladı ise mesele yok.).Kahinlerden gelecek haberi beklese beklese 10-15 gün beklemiştir. Tahtını tehdit edecek tehlikeye karşı aylarca senelerce kayıtsız kalamazdı. Bu durumda da Kralın ve yıldızbilimcilerin, İSA'dan haberleri olduğunda İSA 2 YAŞINDA olur.

Ayrıca "yıldızın göründüğü ANI TAM OLARAK öğrendi" ifadesinin altında yatan vurgulamada; İSA'nın doğduğu tarihin (KRAL TARFINDAN yıldızbilimcilerin ağzından ustalıkla alındığını söyleyerek) kahinlerin gelişinden önce olduğunu belirtiyor. Kahinlerin kendisini kandırıldığı anladığı zaman; İKİ YAŞINDAKİ çocukları öldürme emrini vermesinden de, doğumun İKİ SENE ÖNCE olduğunu (veya bildiğini) anlıyoruz.

Şimdi Kral bu öldürme olayından sonra, kaçyıl daha yaşadı diyorsanız İSA'nın doğumundan o kadar daha eksilmeniz gerekecek. Kralın bu acıya dayanamayıp hemen ölmediğini düşünüyorsanız, M.Ö. 6 üzerine yıl ilave etmelisiniz. Anlaşıldığı gibi -0- tariinde İSA en az 6 yaşında. Mısır'da RAB'bi çağırana kadar kaldıklarına göre, Kral epey daha yaşamış olmalı.

KRALIN HER YAŞADIĞI YIL İSA'nın DOĞUM YILINI BİR YIL AŞAĞIYA ÇEKER. Saptanmış olan Milad başlangıcından uzaklaşır. Luka ve Papalığın saptadığı tarhlerlede arayı açar.Örneğin: Kral, İSA'yı 1 (BİR) yıl aradıktan sonra öldü ise; İSA bu durumda M.Ö. 7 yılında doğmuş olur.
   
 
   
  Yıldız öyle gökte duran bildiğimiz tipten değil, ejderhanın bir kuyruk darbesi ile 1/3'ünü yeryüzüne düşürdüğünü Vahiy bölümünde söyledikleri tipten olmalı. Tam evin üzerinde durduğuna göre.
   
  İŞTE LUKA'ya GÖRE İSA'nın DOĞUM DETAYLARI...

Eğer, Luka'nın dediği Vali Kirinius (Cyrenius) zamanı baz olarak alınırsa; o zamanda İSA M.S. 6 yılda doğmuş oluyor. Kirinius'un (Cyrenius) Suriye valiliği zamanında, Agusto'nun emriyle yapılan nufus sayımının tarihi, M.S. 6-7 yılı imiş.Kirinius'un (Cyrenius) atanma tarihi de, M.S. 6 yılı imiş. Daha Tanrı dediklerinin doğum yılını, kendilerine ait kitaplarda farklı yazanların verdikleri vaadlerde doğruluk payları ne olabilir?

Luka'da, kral Hirodes isminden bahsediyor. Ama onun bahsettiği Hirodes Antipa olmalı. Yahya'yı hapse atan ve öldürme emrini veren Hirodes Antipa ismi, Matta'da ve Luka'da, vaftiz konusunyla Yahya'nın öldürülme olayında geçmektedir.

Yoksa Matta'da Hirodes ölümünden sonra, Rab tarafından "MISIR'dan geri çağrıldı" denilen İSA, Yahyayı öldürten Antipa'nın ölümünü beklemiş olur. Bu bekleyişte onun 41 yaşında, (iki yaş çocukların öldürülmesi) Yahya öldükten sonra, yani Yahya'ya vaftiz olamadığını söylemiş olurki; "ortalıkta hiç birşey bırakmadan herşeyi geçersiz kılan", bir kabulü de ortaya koyar.
   
 
   
  Aşağıda da görüldüğü gibi; her iki yazarda "İSA tebliğlere başladığında / öğrenciler edindiği sıralarda bu kral yaşadı" diyorlar.. Hatta Luka İsa'nı yaşının 30 civarında olduğunu da belirtiyor.

Farklı Hirodesler olduğunu, birtakım olayları anlatırlarken yine kendileri açıklıyorlar. Zekeriya'ya çocuk müjdelenmesi yani Yahya'nın doğumundan 9-10 ay öncesi, Hirodes isminde bir yönetici olduğunu Luka'da kabul ediyor.

Zekeriya'ya çocuk müjdesi verildiğinde var dediği yönetici;BÜYÜK HİRODES'İ DEĞİL.
Lua'nın, Zekeriya döneminde, "YAHUDİYE bölgesinin Kralı" diye bahsettiği, Hirodes ARHELAS olmalı (M.S.4 - M.S. 6).
İsa'nın varlığını İKİ yaşında iken öğrenen Büyük Hirodes değil.

Luka......1:5 YAHUDİYE kralı Hirodes zamanında, Abiya bölüğünden Zekeriya adında bir kâhin vardı. Harun'un soyundan olan karısının adı ise Elizabet'ti.

Roma'nın görevden alıp, yerine NÜFUS sayımını yaptırdığı Vali Kirinius'u(Cyrenius) atadığı, görevden azledilen Hirodes ARHELAS olmalı.
Hemen VALİ atamasının arkasından (en fazla 15 ay. 9+6=16) LUKA'nın bahsettiği NÜFUS sayımı yapılmış olmalı. Yahya ve 6 ay sonrasında da İsa doğmuş olmalı.

Luka......1:80 Çocuk büyüyor, ruhsal yönden güçleniyordu. İsrail halkına GÖRÜNECEĞİ güne dek ISSIZ yerlerde yaşadı.
Luka......2:1 O günlerde Sezar Avgustus tüm Roma dünyasında bir NÜFUS sayımının yapılması için ferman çıkardı.
Luka......2:2 Bu İLK SAYIM, Kirinyus'un Suriye valiliği zamanında yapıldı.

Aynı zamanda, mucizevi şekilde, büyük övgüler düzülerek doğmuş olanlardan İSA için LUKA, duyurular içinde bir doğum ve çocukluk hayatını uygun görürken, Yahya için ıssızlık, saklanmalı bir yaşamı uygun görüyor.

Matta'da Kral İsa'yı öldürecek diye Mısırlara gönderirken, Aynı konumda olan Yahya memleketinde tehlikeden uzak yaşam sürüyor. (Bunlar birşeyleri hepten karıştırmışlar gibi. Havari olduklarını yada havarilere yakın olduklarını yazanlar yine kendileri.Birileri onların ismi ile birşeyleri yazarken karıştırmışta olabilir)

Luka'ya göre; Yahya ile İsa arasında 6 ay fark var. Yahya, İsa'dan altı ay büyük.

Luka......1:26-27 Elizabet'in hamileliğinin altıncı ayında Tanrı, melek Cebrail'i ....... ....Yusuf adındaki adama nişanlı olan bir kıza gönderdi. Kızın adı MERYEM'di
Luka......1:31 Bak, gebe kalıp bir oğul doğuracaksın, adını İsa koyacaksın.

Yahya'yı 30 yaşlarında öldürten Hirodes, H.ARHELAS olamaz. Olamayacağını söyleyenler yine onlar.

Luka......3:23 İSA görevine başladığı zaman OTUZ yaşlarındaydı. Yusuf'un oğlu olarak biliniyordu. Yusuf da Eli oğlu, ............
Matta.....14:12 Yahya'nın öğrencileri gelip cesedi aldılar ve gömdüler. Sonra gidip İsa'ya haber verdiler.

Yahya ve İsa'nın yaşları 30 civarında olduğuna göre; Yahya'yı öldürten ve İsa'yı tutuklattıran da Hirodes ARHELAS olamaz. Ayrıca; H. ARHELAS, M.S. 6'da görevden alınıp, yerine Vali Kirinus atanmıştı ki; bu tarihte, Luka'ya göre İSA daha doğmamış. (Nüfüs sayımı yapılmamıştı.)

Bahsettiği HİRODES'in, Matta'nın İSA doğumunda, anlattığı / belirleyici olarak kullandığı Büyük Hirodes olamadığını aynı kadın ismi vererek noktalıyorlar. Bu farklılığıda, Hirodes Her ikiside, Hirodes ARHELAS'ın ilişkiye girdiği kardeşi, Hirodes FİLUPUS karısının ismini (Hirodiya) vererek pekiştiriyor.

Luka......3:19-20 Ne var ki bölgenin kralı Hirodes, kardeşinin karısı Hirodiya'yla ilgili olayı ve kendi yapmış.... Yahya'yı hapse attırarak tüm kötülüklerine bir yenisini ekledi.
Matta.....14:3 Hirodes, kardeşi Filipus'un karısı Hirodiya yüzünden Yahya'yı tutuklatmış, bağlatıp zindana attırmıştı.

Son Hiredos'ta hem Matta'nın hem Luka'nın mutabık alması gösteriyor ki; BİRDEN FAZLA HİRODES VAR. Yine gösteriyorki; Luka'da, Matta'da, Hirodes isimlerini verirlerken BİLİNÇLİ OLARAK hareket ediyorlar.

Luka, hangi Hirodes'ten bahsettiğini çok iyi biliyor.

Luka......3:1 Sezar Tiberyus'un egemenliğinin on beşinci yılıydı. Yahudiye'de Pontiyus Pilatus'un valiliği sürüyordu. Celile'de Hirodes, İtureya ve Trahonitis bölgesinde Hirodes'in kardeşi Filipus, Abilini'de de Lisanyas yönetimin başındaydı.

İşin ilginç tarafı; her ikiside, kocasını aldatan HİRODYA olayında ve akabinde, Yahya'nın tutuklanmasındaki tüm isimlerde mutabıklar. Yani aynı isimler arasında geçen olayı her ikiside baz alarak anlatımlarını sürdürmüşler.

İsa'nın doğumunda yapamadıkları, secerelerde yapamadıkları, İsa'nın doğum hikayesinde yapamadıkları mutabakatı, bu sahnede gerçekleştirmişler yada gerçekleştirmeyi başarmışlar. Luka kendisinden önce (ilk yazılan) Matta'dan burada kopya çekmiş olmalı..Kopya çekmeklede tarihi hatasını pekiştirmiş.Kendi içinde bile çelişkiye düşer ifadeleri Tanrı sözü diye okuyucularına sunmuş.

LUKA, ilk kitabı yazan Matta olduğu için, MATTA'dan KOPYA ÇEKMİŞ dedik. Peki! MATTA İSA'nın hayatını ve bu olayı KİMDEN KOPYA ÇEKMİŞ olabilir?.

   
 
Luka ve Matta'nın üzerinde mutabık kaldıkları TIBERIUS ismi için, Luka'nın bildirdiği 15 yıl üzerinden gidersek.
Luka nufus sayımı ile İsa'nın doğum tarihini en erken .........................:M.S. 6 olarak vermişti.
Luka B. Hirodes çocuk katliamı ile İsa'nın doğum tarihini en geç.........: M.Ö. 6 olarak vermişti.

Luka......3:1 Sezar Tiberyus'un egemenliğinin on beşinci yılıydı. Yahudiye'de Pontiyus Pilatus'un valiliği sürüyordu. Celile'de Hirodes, İtureya ve Trahonitis bölgesinde Hirodes'in kardeşi Filipus, Abilini'de de Lisanyas yönetimin başındaydı.

TIBERIUS; M.S. 14 yılında tahta geçmiş. Tiberyus'un İmparatorluğunun 15 yılında M.S. 29 yılına denk gelir. Yani İsa ve Yahya o tarihlerde XIII.Gregory / milada / kiliselere/ İsa'nın doğum gününü kutlayanlara göre 29 yaşında oluyor. Ama Luka'ya ve Matta'ya göre İsa ve Yahya 29 yaşında olmuyor.
   
 
   
  Bu durumda, Aynı kraldan bahsedip aynı olayları anlatıyorlarsa, ortada bir tuhaflık yokmu. Nufus sayımında İsa'yı sevinçler içinde doğurtan Luka;

Luka...................3:23 İSA görevine başladığı zaman OTUZ yaşlarındaydı. Yusuf'un OĞLU olarak biliniyordu. Yusuf da Eli oğlu,

İSA'nın 30 yaşlarında göreve başladığını söylüyor. Luka'ya göre 30 yaşına gelen İSA, Matta'ya ve orta-yol bulucusu Papalığa göre;
   
 
   
  Ağdaki balık sayısına kadar detay sahibi olan kutsal metin yazarları, yan yana bulundukları havarileri, Rab'bimiz diyen öğrencileri, İSA'nın ne zaman öldüğü hakkında en ufak bir fikir sahibi değiller. Kral kızının raksından haberdar olanlar İsa'nın kaç yaşında ölmüş olduğunuda bilmiyorlar. Sonra kalkıp" İSA DEDİKİ" diyerek başladıkları sözlerle vaad ifadelerini sıralıyorlar.

Daha kendilerinin gerçekten "tanık olduklarını" ispatlayabilecek, çelişkisiz en ufak bir delili ortaya koyamamışlarken. Başkalarını çarmıhtaki İSA'nın tanıklığına çağırıyorlar.İSA'nı çarmıhtaki durumuna tanık olmayanını da sevmiyorlar ve kabulde etmiyorlar. Hvari denilenlerin kendi utopyaları olan İsa'larının çarmıhtaki durumuna tanıklıkları varmış gibi, başkaarınıda kendileri ile eş görüp sahte tanıklığa davet ediyorlar.

Matta'ya göre çarmıhı SİMON ADINDA birine taşıtıyorlar (Detayı görüyormusunuz. Ama aynı insanlar İsa'nın doğumunu ve dolaysıyla ölüm yaşını da bilimiyorlar. Hesapta yanyana yaşadık dedikleri ve maceralarını ağızlarını doldurarak anlattıkları Oğul tanrının, ÇARMIHA GERİLİŞ TARİHİNİ BİLMİYORLAR. Bu ismi geçen zat-ı muhteremlerin, gerçekten İsa diye birini tanıyor olsslar bile yakınlarında dolaştıklarına inanıyor musunuz?)

Matta........27:32 Dışarı çıktıklarında Simun adında Kireneli bir adama rastladılar. İsa'nın çarmıhını ona zorla taşıttılar.

Yuhannaya göre, çarmıhı İsa kendisi taşıyor. ( Yuhanna............19:26 İsa, annesiyle sevdiği öğrencinin yakınında durduğunu görünce annesine, «Anne, işte oğlun!» dedi ----.ifadesi ile kendisini İsa'nın en sevgili kulu ilan eden ve "beni annesi Meryem'e oğul yaptı" diyerek kendisine yerler edinen, Yuhanna'nın Çarmıhı kimin taşıdığından haberi olmadığı gibi, İsa'nın doğum ve ölüm yılları hakkında da en ufak bir fikri yok. Kayıt altına alınması gereken en önemli tarih hiçbirinde yazılı değil.)

Yuhanna.......9:17 Askerler İsa'yı alıp götürdüler. İsa çarmıhını kendisi taşıyıp Kafatası İbranicede Golgota denilen yere çıktı.

Hıristiyanar tarafından, yaklaşık üç yıl görevde kaldığı yani 33 yaşlarında öldüğü kabul ediliyor. Bu veriden hareket edildiğinde (Kabul edilen yaşın 33 olması önemli değil, önemli olan yapılan yaldızlamanın boyutu) İsa'nın ölüm yaşı üç tarih belirleyicisine göre, nasıl bir tablo ortaya koyuyor.İşte cevabı.

   
 
   
  Vatikanın şu anda elinde üç İsa'ya ait profil var. Üçü birbirinden farklı İsa. Eğer Luka, Matta'dan diğer ifadeleri kopyalamayıp, ilk başladığı gibi yazısına devam etseydi, hiç süpheniz olmasın bambaşka görüşler ortaya çıkardı. Secere ve doğum hikayesi ile de büyük ihtimalle amacı buydu. Ama sonra ne olduysa Markos ile birlikte Matta'dan esinlenme yoluna dönüvermiş.

Secerede ki farklılık anne tarafını yazdı demekle geçiştirilemez. İsa'nın doğduğu tarihi bilemeyen, 1000 yıl öncesinden başlayarak, doğru secereyi nereden öğrenipte yazabilecek.
Matta ile; Yahya'yı öldüren Hirodes konusunda 'kopya çekme zorunluluğu' yüzünden mutabık kalan (12 yıl faklarına rağmen) ve bu mecburiyet yüzünden birden bire İSA'yı 12 yaş küçültüveren Luka; nereden neyi bulacakta Anne soyunu doğru bir şekilde yazabilecek. Yazdığı isimlerin hiçbir dayanağı ve ispatı yok.

Kafalarındaki /kafasındaki İsa profiline, Matta'dan aldıkları ile devam ederek kitabını tamamlamıştır. Diğerleri gibi, eserlerini Matta'ya kopya bağlısı olarak tamamladıklarından, aralarındaki farklılılar pek belirgin değil. Ancak detaya girdiğinizde çelişkiler , farklı anlatımlar birbirlerini kovalıyor.

Hıristiyan önderlerde, lakayıtlık derecesinde yaklaşımla yazıldığı belli olan eserlerden (12 yıl farkla, hiç alakası olmayan doğum hikayeleri ile İSA oluşturulması, birinden birinin kutsal olması gereken işe inanılmaz bir vurdum duymazlıkla yaklaştığını gösterir) en azından biri için "ilahi değil" diyeceğine, işi örtme yoluna gitmiş ve ortaya melez bir İsa hayatı çıkartmışlardır.

Vatikan, hem M.Ö. 6'da, hem M.S. 6'da doğdu diyen Matta ve Luka'ya hak vermek zorunda kalmış ve İsa'nın doğum tarihini ikisinin aritmetik ortalaması olan -0- tarihini kabul ederek işi bitirmiştir.

Vatikana göre İSA: hiçbir korkunun olmadığı meleklerle, çobanların sevinçten dans ettiği bir ortamda doğmuş olabileceği gibi,

" tahtıma göz dikti" diye peşine düşen, bulamayınca İKİ yaşındaki tüm çocukları ödüren, zalim kralın kovalaması altında doğmuş ve Mısır'a göç ederek saklı bir hayat yaşamışta olabilir.

Bu ve bunlara benzer olasılıklar içinde, VARLIĞINI SAVUNDUKLARI ve AHİRET KURTULUŞLARINI emanet ettikleri inançları dolduran içleri rahatlatan, korkuları defeten VARSAYIMSAL İSA'ları..

Çocukluğu, annesinin ve babasının, 1 gün boyunca Kudüs'te unutabileceği kadar tüm özgürlüklerin hüküm sürdüğü ortam içinde olabileceği gibi, Rab'bi "tehlike geçti" demesine rağmen, oğul Hirodes korkusundan, Celile'de saklı hayatta sürmüş olabilir....vs..

Bu ve buna benzer farklılık içeren iki ayrı İSA çocukluğu için Vatikan ne diyebilir?.Doğum olayını nasıl anlatabilir. Birini tamamen öne çıkararak, diğer "her harfi Tanrıdan" dedikleri kitabı yalancı durumuna düşürebilir mi? Elbette hayır.Böyle birşey yaparsa, kitapların hepsi için yapmak zorunda kalır. O halde anlatımlarını harmanlayarak yapmak zorundadır.

Vaazlarında hem zulümden, hem sevinçten bahsederek, Asli 1. görevi olan kitapları koruma yolunda, gerekli yaldızlamayı yerine getirmiş olacaktır. İşte size, üç adet İsa profili. Luka'nın 2005 yaşındaki sevgi seli içinde doğmuş İsa'sı,
Matta'nın 2017 yaşındaki zulüm altında doğmuş İsa'sı
Vatika'nın sevincin ve zorlukların içiçe olduğu ortamda doğmuş 2011 yaşındaki İsa'sı.
Luka'nınki 27 yaşında, Matta'nınki 39 yaşında, Vatika'nınki 33 yaşında ölmüş olan üç İsa.
Üçüde "her harfi Tanrıdan" diye iddia ettikleri kutsalları olan kitaplarından.

   
 

UFAK TEFEK FARKLAR OLSADA; SEÇİLEN KRAL İSİMLERİNİN HER BİRİ DELİL OLSUN, TARİH BELİRLESİN DİYE İŞARETLEME ADINA KULLANLAN İSİMLER.

ÜSTELİK MATTA VERGİ MEMURU. YANİ TÜM AYITLARI EN İYİ BİLEN BİRİ. TARİH, PARA, SECERE VE KAYIT HATASI (ata/baba-oğul takibi zorunluluğu) YAPMAMASI GEREKEN BİRİ.Yoksa vergileri nasıl toplayacak, kimden nezaman nekadar topladığının hesabını nasıl verecek?

BU DURUMDA VERGİ MEMURU OLAN MATTA EN AZINDAN GÜNÜN TARİHİNİ, VERGİYİ ADINA TOPLADIĞI KRALININ İSMİNİ ve TARİH İÇİN BAZ TEŞKİL EDEN İŞARETLERİ BİLİYORDUR. (tarihler nasıl kullanılıyorsa o kalıp içinde tutuyordur."Kral Xx'in tahta geçişi bilmem kaçıncı yılı, ayı, günü" gibi)

Matta....9:9 İsa oradan geçerken, VERGİ toplama kulübesinde oturan birini gördü. Adı MATTA olan bu adama, «Ardımdan gel» dedi. Adam da kalkıp İSA'nın ardından gitti.
Matta...9:10 Sonra İSA, MATTA'nın evinde sofrada otururken, birçok VERGİ görevlisi ve günahkâr birçok kişi gelip O'nunla ve öğrencileriyle birlikte oturdu.

Bu konuyu Markos'ta doğruluyor...Markos'un ve Luka'nın LEVİ diye bahsettiği MATTA imiş. ALFAY oğlu LEVİ yani ALFAY oğlu MATTA

Markos......2:14 Yoldan geçerken, vergi toplama kulübesinde oturan ALFAY oğlu LEVİ'yi gördü. Ona, «Ardımdan gel» dedi. LEVİ de kalkıp İSA 'nın ardından gitti.
Markos......2:15 Daha sonra İsa, LEVİ'nin evinde yemek yerken, birçok VERGİ görevlisi ve günahkâr birçok kişi O'nunla ve öğrencileriyle birlikte sofraya oturmuştu.......

İŞİN İLGİNÇ YANI LUKA'da MATTA'nın VERGİ MEMURU OLDUĞUNU BİLİYOR. İKİSİNİN ANLATTIĞI İSA'lar ARASINDA, 12 YIL FARK OLMASINA RAĞMEN AYNI OLAYI AYNI, kalıplar içinde iletiyor." İyi bir araştırmacıymış" diyemiyorum tabii ki. Neleri araştırmış neleri bulmuş bence kendiside farkına varamamış.

Luka......5:27 Bu olaydan sonra İSA dışarı çıktı, VERGİ toplama kulübesinde oturan LEVİ adında bir VERGİ görevlisini gördü. Adama, «Ardımdan gel» dedi.
Luka......5:28 O da kalktı, her şeyi bırakıp İSA'nın ardından gitti.

ÜSTELİK PAVLUS EKİBİNDE KENDİSİ İLE BİRLİKTE YER ALAN, HOCASI KONUMUNDAKİ MARKOS'ta, MATTA ile AYNI TOPLANTILARA KATILMIŞ.

Elçilerin İşleri.....12:12 Petrus olanların farkına varınca MARKOS diye tanınan YUHANNA'nın annesi Meryem'in evine gitti. Orada birçok kişi toplanmış dua ediyordu.
Elçilerin İşleri.....1:13 Kente girince kalmakta oldukları eve gidip üst kattaki odaya çıktılar. Petrus, YUHANNA, Yakup, Andreya, Filipus, Tomas, Bartalmay, MATTA Alfay oğlu Yakup, Yurtsever Simun ve Yakup oğlu Yahuda oradaydı.

İSA'nın, Matta'yı "peşimden gel" diye götürdüğü evde büyük ihtimalle Markos'un annesi Meryem'in evi. Luka ile Matta birbirleri ile karşılıklı görüşmemiş olsalar bile, birbirlerinden haberdarlar. O kanaldan haberleşebildikleri gibi; Pavlus ekibi olmalarından ötürü zaten sürekli Markos, Luka, Pavlus birlikteliği var.

2 Timoteyus.....1/11 Yanımda yalnız LUKA var. MARKOS'u alıp beraberinde getir. O, yapacağım hizmette bana yardımcı olur.
Filimun............1/23-24 Mesih İsa uğruna kendisiyle birlikte tutuklu bulunduğum Epafra, emektaşlarım MARKOS, Aristarkus, Dimas ve LUKA sana selam ederler.

MATTA'da, İSA'nın doğumunu duyup, yıldızbilimciler olarak arayarak bulmadığına göre; İSA'nın DOĞUM SERÜVENİNİ;
İSA'dan duymuş olamazlar,
Kutsal Ruh dedikleri varlıktanda duymuş olamazlar.
Oğul Tanrının esinlendirmelerinden de duymuş olamazlar.
Oğul Tanrının, özel Meleklerinden de duymuş olamazlar.
2.defa geldi, dirildi gördük dedikleri görüntü duymuş olamazlar,
Pavlus'a "seni seçtim" diyenden de Pavlus kanalı ile duymuş olamazlar
Yuhanna'yı meleklerle alıp tahtlarını, saltanatını hatta geleceği göstermiş olanlardan da duymuş olamazlar, (kutsal metin yazarlarının yazdığı geçmişi söylemiş olamazlar)

Eğer bu sayılanlardan bir tanesi "hayır duymuş olabilirler" diye cevaplanırsa;,
O zaman iki yazarın anlattığı doğum hikayesi anlatım olarakta, (giriş, gelişme, sonuç) Tarihler olarakta neden farklı sorusunun cevabı bulunmalı.

Kitaplar, Oğul Tanrının Özel melekleri ile Kutsal Ruh denetiminde Kutsal metin yazarlarına gözükerek yazdırmadılar mı?
Yazdıranlar kendilerini yaratmış olan ve Kıyamet sonrasında hesaba çekecek olan, Oğul Tanrının insan bedenli DOĞUM SERÜVENİNİ bilmiyorlar mıydı?
Meryem'e, gelerek ve çocuk müjdeleyen, sürekli koruması altında yalan Melekte mi doğum tarihini unutup, Kralları karıştırdı?
"Yusuf'la evlen, Yusuf'la Mısır'a git, Yusuf'la Mısır'dan dön" diyen, ikide birde rüyalara girenlerdemi uyarma, düzeltme ihtiyacı duymadılar?

Olayları karıştırıp izah edemez hale geliyorlarsa yada olaylara hele hele milyarca insanın inancını etkileyecek olan, kendilerini yaratmış olan BABA ve OĞUL TANRI'nın sözlerinden oluştuğu söylenen kitaplara bu derece lakayıt, umursamaz davranan "ilahi" denilen varlıklar, insanlara karşı nasıl olurda ciddi davranırlar.

İlahi olarak nitelendirdiklerinin, söylediği sözlere neden güvenilsin? İşte aracılıkları ile yazdırıldı denilen kitaplar ortada. Yaratılıştan, Tufandan, İsa'nın doğumuna kadar her türlü bigi, yanlışlıklar ve tutarsızlılar içeriyor. Kitapları gerçekten birtakım varlıkların yazdırmış olduğu kabul edilse bile; sürekli bilgi, isim, tarih hatası yapan, bu "ilahi" (onlar elbette öyle diyecekler) dedikleri varlıkların sözlerinden ne çıkar?

Karşılıklı kulllanma ve hayallerini güçlendirme temennlerinden, başka birşey ifade etmeyen sözler nasıl olurda, vaad olarak kabul edilie ve ciddiye alınabilir. 2000 senedir, sürekli kurtarıcı beklemeleri bu sözleri ciddiye almalarından dolayı değil mi?

Hz. İsa, "iman tebliği" ile geliyor, gerçek "kutuluşa" çağırıyor, o açıkca yapılan davetleri görmemezliğe gelenler, davetlerin üstünü örtenler, sürekli "HOHLAYARAK" parlattıkları kurtuluş

Hz. İsa, "iman tebliği" ile geliyor, gerçek "kutuluşa" çağırıyor, o açıkca yapılan davetleri görmüyorlar, hayali İSA'lara söylettikleri ifadelere inanıp, 2000 senedir atalarının sarfettiği sözlerin içinde geçen, "KURTARICIYI" hayal ediyorlar.

İman davetlerini, anlamamazlığa gelenler, Hz. İsa'nın gösterdiği yolların üstünü örtenler, Hz. İsa'nın izlerini silenler, sürekli "HOHLAYARAK" parlattıkları KURTULUŞ ikonunun arkasına takılmış, 2000 senedir vaadcilerinin vaad ettiği, "ALLAH'IN", HESAP GÜNÜNDEN KURTARILMAYI bekliyorlar.

"Rakkamlar, isimler, olaylar, nedenler, sebepler yanlış ama vaadler doğru" olmaz. Somut olan, bilinen, yaşanan metaryeller de bu kadar hata yapanlar, Hayallere dayalı vaadlerde zaten uçmuşlardır. Onlar doğru söylemiştirde, dinleyenler yanlış anlamıştır denilirsede, Esinlenme sahiplerinin Müjdeleri doğru anladılar diye bir süzgeçte yok.

2000 SENEDİR BU KUŞAK İÇİNDE KURTARICI GELECEK DENİLEREK, HALA KURTARICI BEKLENİYOR OLMASI, MÜJDELERİN YANLIŞLIĞINA EN BÜYÜK İŞARET DEĞİL Mİ?
2500 YILDIR KEHANETLER PEŞİNDE KOŞTUKTAN SONRA, "BU İŞLER TANRIYA BIRAKILMAYACAK KADAR ÖNEMLİ" DİYEREK, DÜNYA'NIN HER YANINA SALDIRIP SAVAŞ HAZIRLIKLARI YAPMALARINDAN BELLİ DEĞİL Mİ?

ZORLA, YIKIMLA, ÖLÜMLE, YOK ETMEYLE, İMHA EDEREK ALACAKLAR, SONRA "İŞTE TANRI VAADİ GERÇEKLEŞTİ, KUTSANDIK" DİYECEKLER.

BABA ve OĞUL TANRIYAve ONLARIN NEZDİNDE KUTSAL RUH'A KARŞI BU KADAR UMURSAMAZ OLANLAR, İNSANLAR İÇİN NEDEN ÜZÜLSÜN?

KUTSAL KİTAP YAZMA MERTEBESİNE LAYIK GÖRÜLEREK, TANRI ile GÖRÜŞME PAYESİ VERİLMİŞ, TANRI BİLGİSİNİ ELDE ETME İMKANI SAĞLANMIŞ, BU SEÇKİN İNSANLARA; İLAHİ VARLIKLAR, İYİ RUHLAR GELEREK NEDEN UYARMADILAR? "NEDEN SAÇMALIYORSUNUZ" DEMEDİLER?

   
  Oysa, Petrus tam tersini söylüyor.Kutsal yazıların ve bildirimlerin, KUTSAL RUH'un kontrolü altında olduğunu ifade ediyor. Hemde "her harfi Tanrı sözü" dedikleri kitaplarında.

2 Petrus ........1:20 Öncelikle şunu bilin ki, KUTSAL YAZILARDA bulunan hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir.
2 Petrus ........1:21 Çünkü hiçbir peygamberlik sözü İNSANIN İSTEĞİNDEN kaynaklanmadı. İnsanlar KUTSAL RUH tarafından yöneltilerek Tanrı'nın sözlerini ilettiler.

Ortaya çıkan çelişkiler, Tanrı veya onun vekillerinden kaynaklanan hatalardansa, o zamanda sizleri, birileri peşine takmış götürüyor demektir. "KORKMAYIN TÜM YAZILANLAR KUTSAL RUH DENETİMİNDE" diyenlerde YALAN SÖYLEYEN ÇIĞIRTKANLARDIR.

Kitaplarına ve ifadelerini dokunulmaz kılmak için kullandıkları "TANRI SÖZÜ" kalkanını, biraz araladığımızda, ortaya çıkan gerçek bu. PETRUS'ta AYNI DÜŞÜNCEDE OLMALI Kİ; şöyle söylüyor..

2 Petrus ........2:1 Ama İsrail halkı arasında SAHTE PEYGAMBERLER vardı, tıpkı sizin de aranızda YANLIŞ ÖĞRETİ YAYANLAR olacağı gibi. Bunlar kendilerini satın alan Efendi'yi bile inkâr ederek GİZLİCE aranıza YIKICI ÖĞRETİLER sokacaklar. Böyleleri ANİ BİR YIKIMA uğrayacaklar

"Yazdıklarımız yüzde yüz kutsaldır. bizim dışımızdakiler yalandır" amaçlı bu tür kalkanlarla, kendilerini ve kitaplarını yıllarca dokunulmaz yaptılar. Kehanet dedikleri çıkarımlarlada kitleleri felaketlere getirdiler ve en büyüğüne hazırlıyorlar.
   
  İSA'nı doğmadan önce, gerekli kişilerin rüyalarına girerek uyarılarda ve müjdelerde bulunan Melekler, bu işe neden müdahele etmedi?, Yosa onlarda mı unuttular?
Yıldzbilimcilere yıldız olarak kılavuzluk eden ve İsa'nın evini gösteren, ışıkta mı bu konuda bir bildirimde bulunmadı?
İsimlerini verdikleri, daha İsa küçükken Kral olacağını söyleyen, Kahinlerde mi bu konuda bilgisiz kaldı?
Çobanlara gözükerek, samanlıkta doğan kral müjdelerini veren Meleklerde mi tarihleri karıştırdılar?
Kral doğduktan sonra, sevinen sürekli izleyen Meleklerde mi, Kutsal metin yazarlarına hiç gözükmediler?

Kitaplarımızın her harfi Tanrıdandır dediklerine göre;
Haberleştikleri herbirine farklı şeyler mi söylemiş?
Tanrı diye benimsedikleri, Kutsal Ruh diye niteledikleri birden çok mu?
Her biri farklı bir varlıktan mı duyum alıyor?
Birden çok mu Tanrıya inanıyorlar? (Düalist din)
   
  VATİKANA GÖRE; E&Y AHİTLERDEKİ TANRI İŞARETLERİ ve TUTARSIZLIKLARIN İŞLENLENDİĞİ "DÜALİST DİNLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  ANLAŞILDIĞI KADARI İLE KEHANETLERE, DUYMALARA DAYANAN, okuduklarını anlamayanlar, başka bir deyişle, İsa'nın doğum tarihini dahi bilmeyenler tarafından kaleme alınmış iki ayrı İSA seceresi. İKİ AYRI İSA DOĞUM HİKAYESİ.

Tanrıyı konuşturup seslendirenler, kendilerini iyice kaptırmışlar ki, birbirlerini yalanladıklarının hiç farkına varmamışlar. Okuyanlarda, "sizin Tanrılarınız farklı mı ki; herbirinizin "Tanrı sözü dediği ifadeler, çelişkiler yumağı halinde" dememiş.

Hz. İSA'yı anlamayanlar, indirilenlere göre yaptığı tebliğileri kabul etmeyenler, sözlü anlatımların geçerli olduğu devirde, gerçekleri örtmek için, kendilerine ait İsa hikayelerini piyasaya sürmüşler.Hz. İSA'dan İmani hiç bir şey elde edememiş olanlar, İmani anlatacak birşeyleri olmayanlar, anlattıklarını çekici kılmak, yaldızlamak adına süslü detaylar kullanmışlar.

Hz.İsa'nın, tebliğ ettilerini değilde, kafalarındaki hayali İsa'nın önder yapıldığı İNANÇ SİSTEMİNİN yayılması, kabul görmesi, başkalarınında haberdar olması için; selamlarla (genellikle) başlayan (hatta kişisel istek selamlarla biten Filimun) mektuplarda daha sonradan derlenerek, "bizim kutsal kitabımız bu olmalı" diyerek ortaya sürülmüştür.
   
  Oğul Tanrı dediklerinin doğum tarihini bilmeyenler kundağa nasıl sarıldığını tarif ediyorlar.Yıldızların yol göstermesini, çobanların melekleri nasıl gördüklerini, alınan hediyeleri, rüyalara giren melekleri en ince detayına kadar tafsilatlı olarak anlatıyorlar.

Mucizelerle gelen ve uzun yıllar yaşayan, Hz. İsa isminin arkasına sığınarak yaptıkları süslemeler ile Pagan esaslı inanç sistemlerini yaymışlar. Din kurmak içinmi bu mektupları yazmışlar hiç sanmıyorum. Zaten sahip oldukları Mithra dini esasları üzerinekurulmuş bir sistemleri vardı. Sadece başkalarını da haberdar edebilmek adına, duyduklarını bildiklerini başkalarına nakletme adına, madde madde değil bildiğimiz, mektup şeklinde yazılmış metinler.

(Yeni Ahit'in Latince çevirisi Canterbury Başpiskoposu Stephen Langton bölümlere ayırmış. 1551 yılında Robert Estienne yayınladığı baskısında ise; bölümler maddeli hale getirilmiş.)


Eğer;din adına bu mektupar yazılmış olsaydı en azından yazılarda selamar verip kişisel isteklerde bulunmazlardı.İsteklerini ve selamarını ayrı bir yazı halinde oluşturur, din ksımını isa vurgulayarak müstakil halde kaleme alırlardı.

Örneğin; dua eden biri, yada kutsal kitabı ibadet amacıyla okuyan biri, benzerleri çok olan aşağıdaki ifadeleride okumak zorunda. Birde bunu sadece okumasını öğrendiği dil ile okuduğunu düşünsenize. Belki de bu ifadeyi okuduktan sonra birde "amin" diyecek.

KUTSAL YAZI.
2 Timoteyus/Timothy..1/13 Geldiğin zaman Troas'ta Karp'ın yanında bıraktığım abayı, kitapları ve özellikle yazı derilerini beraberinde getir.
2 Timoteyus/Timothy..1/14 Bakırcı İskender bana çok kötülük etti. Rab ona, yaptıklarının karşılığını verecektir.
2 Timoteyus/Timothy..1/15 Sen de ondan sakın. Çünkü söylediklerimize şiddetle karşı koydu.
2 Timoteyus/Timothy..1/19 Priska, Akvila ve Onesifor'un ev halkına selam söyle.
2 Timoteyus/Timothy..1/20 Erastus, Korint'te kaldı. Trofimus'u da Milet'te hasta bıraktım.
2 Timoteyus/Timothy..1/21 Kış bastırmadan gelmeye gayret et. Evulus, Pudens, Linus, Klavdiya ve bütün kardeşler sana selam ederler.
   
 
Y.AHİT'te yer alan KİŞİSEL İSTEKLERİ ve SELAMLARI İÇEREN. 1 sayfalık "TANRI ESİNLEMESİ" DEDİKLERİ "SELAM FİLİMUN" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  ESKİ ve YENİ AHİT'TE YER ALAN KİŞİSEL İSTEKLERİ, SELAMLARI, ÖFKELERİ, ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE, BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
 

Din adına, din kitapları olarak yazılsalardı, en azından Luka mektubuna "Sayın Teofilos" diye başlamaz, inananlara yönelik bir hitap ile başlardı.

Luka......1:1-3 Sayın Teofilos, Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişmiştir. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün HİZMETARI OLANLAR bunları bize İLETMİŞLERDİR. Ben de tüm bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.

Görüldüğü gibi sadece, Teofilos isimli kişiye bilgi vermek, yeni akımdan haberdar etmek adına yazılmış bir mektup.Hz. İsa'dan haberi olan, Teofilos denen kişinin isteği üzerine topladığı bilgileri iletmiş olabilir.Hz. İsa'dan, etrafa yayılmış olan bilgileri, (Pavlus ve arkadaşları olarak) kendi isteklerince yönlendirmek adına yazılmış olabilir.

Daha sonra Luka neler öğrendi neler ilave yada eksiltti belli değil. O metinde "selam" sözü geçtiyse, o söz "Tanrıdandır" denmiş ve hala ibadetlerde kullanılıyor. Anlatım yada anlama hatası varsa sonuç değişmiyor "Tanrı sözü" denmiş bir defa. KONSİL KARAR VERMİŞ.

Kendi bidiklerinden başka bilgilere karşıt görüş olarak yazıldığı belli olan mektup, daha sonra konsillerde Din inanç kitabı olarak kabul edilmiş.Bugünkü zihniyet temsilcileride, Hz. İsa!nın ismini kullanarak, dinlerini Hz. İsa'dan almışlar gibi davranıyorlar.

Onun isminin arkasına sığınarak, sahip oldukları inanç sistemlerini yaldızlıyorlar. Hz. İsa'yı ve Hz. Meryem'i (Hz. Ademden bu güne kadar olan Peygamberleri), dini motifler halinde kullanarak, kendilerinin de semavi bir dine sahip olduklarını zannettiriyorlar.

Tüm tarihi gerçekleri bilerek iki yazarın iki ayrı doğum macerasını, çok farklı tarihlerden alarak işlemesi, anlaşılır gibi değil. Bu derece kopuk doğum anlatımı, ancak Hz. İsa'yı işittikten çok sonraları araştırmaya girenler yapabilir.

Bir de Tanrı sözü diyorlar.Onların Tanrı diye benimsedikleri varlık bile bu kadar farklı hikaye anlatmaz. Tanrıcılık oyunu gereği, "bende Tanrıyı gördüm" diyen iki yazarın, birbirinden farklı tarihler vermesi bile gördüklerinin birer hayal olduğunu ve kitapların sadece sanılar içerdiğini ortaya koyar.

   
 
   
 

Miladı saptayanlar onlar olduğuna göre;
Matta anlatamadı mı? Yoksa onlar, Matta''yı mı anlamadılar?
Luka anlatamadı mı? Yoksa onlar, Luka'yı mı anlamadılar?

Bence ikisinide anlattı onlarda anladılar. Ama ezber bozulmamalı idi. Yapacak bir şey yoktu. Bir defa kutsal metinler olarak her nasıl olduysa İznik konseyinde, Matta'nın anlatımıda, Luka'nın anlatımıda çeşitli dengeler göz önüne alınarak kabul edilmişti.

O çağın yapısına ve bilgi akışına göre bunları kim inceleyecekte, yanlışlıkları bulacak yaklaşımıyla bu çelişkiler yedirilebilir boyutta bulunmuş olmalı ki; Tanrı sözü diye kitaplara alınmasında bir sakınca görülmemiş . O yıllarda nereden bilsinler, matbaa bulunacak, bilgisayar denen alet çıkacak, okur yazar oranları artık birçok ülkede anılmaz hale gelecek. Bu kadar gelişmelerin olacağını doğal olarak kestiremeyen Kutsal metin derlemecileri, nasıl olurda, içlerinden sadece birinin TANRI SÖZÜ olduğunu ilan ederlerdi.

Bu durum, hangisinin Tanrı sözü olmadığına karar verme zorluğunu ortaya çıkarttığı gibi, tarafların oluşmasına ve bölünmelere neden olurdu. Hem, bir kere kulaklara kar suyu kaçtı mı? iş biter, uydurdukları, üzerine oturdukları, onunla yükseldikleri tüm sistem çöküverirdi. Onun üzerine inşaa ettikleri hayalleri de, gelecekteki planları da unutmak gerekirdi.

Hem "her harfi Tanrıdan" diyerek koruma kalkanı aldıkları metinler birkez sorgulanmaya başlandı mı? ardı arkası kesilmezdi.Yaldız dökülünce alttan çıkanın talipliside olmayınca ortada iktidar ve Tanrı sözcülüğü diye bir meslekte kalmazdı.

Bu nedenle" ne kebap yansın ne siş" sözü uyarınca orta yol izlenmesi, her iki kutsal metin yazarlarına eşit mesafe olsun, haklar yenilmesin, savunucularının hatırları kırılmasın diye, iki doğum tarihinin aritmetik ortalamasını alarak işi çözdüler. Böylece MİLAD OLARAK BU GÜNKÜ -0- KABUL edilen tarihi saptamış oldular.

   
  1.Esasında ya göre; o tarih gerçekte Matta'nın saptadığı tarihten 6 sene SONRASINI gösteriyordu.Yani İSA DOĞDU denilen o tarihte İSA; 6 yaşında idi...Yani İSA doğalı 6 sene olmuştu. Bu aynanın 1. yüzünde görünen gerçek.

2.Esasında ya göre; o tarih gerçekte Luka'nın saptadığı tarihten 6 sene ÖNCESİNİ gösteriyordu.Yani İSA DOĞDU denilen, o tarihte İSA -6 yaşında idi. Yani İSA'nın doğmasına daha 6 sene vardı. Bu da aynanın 2. yüzünde görünen gerçek.

3.Esasında ya göre; o tarih gerçekte: Yaldızcıların saptadğı tarihten hiç öncesini ve sonrasını göstermiyordu. Çünkü;
Luka'nın tarihi 6 sene ÖNCESİNİ gösteriyordu.Matta'nın tarihi 6 sene SONRASINI gösteriyordu. O halde "İSA DOĞDU DENİLEN tarih -0- olmalı" dediler. Bu da ayna örttükleri örtüde yazan yalandı

İtalyan doktor A. Lilius (1510 – 1576) tarafından hazırlanan ve Papa XIII. Gregory tarafından yürürlüğe konulan Gregoryen Takvimi'ne göre milat, 1 Ocak -0- olarak kabul edilmiş.

Kullandığımız takvimin, başlangıç zamanını yani, MİLADINI KİM SAPTAMIŞ. Ete-süte dokunmadan bu işi halletmesi gereken makamı işgal eden zat saptamış. Bugü; ya! Luka'nın miladına göre: tarihler 6 sene öncesini yada MATTA'ya göre de 6 yıl sonrasını göstermesi gerekirken, varılan -İÇ- uzlaşma ile kullandığımız tarihin -0-'ı milad kabul edilmiş.

BÜGÜNKÜ tarih kronolijimize şablon oluşturan, M.Ö..-0- ..M.S böyle saptanmış. TANRI İSA'nın doğumunu da; yüklendikleri "TANRININ SÖZCÜSÜ" sıfatlarına dayanarak, " (saptadıkları) -0- TARİHİNE" taşımışlar.

Papa seçimine katılan, hatta seçilenin Tanrı vekilliğini vurgulamak için, Papa'yı seçtiği söylenen Kutsal Ruh bu duruma "ne demiştir "diye merak etmemek elde değil. Öyle ya kendisinin de ait olduğu, Üçlü-birliğin, bir parçasının doğum yılı kitaplarda, başka başka yazıldığı yetmiyormuş gibi, birde tarhsel olarak kaydırılıyor. Ama Kutsal Ru hiçbirley demiyor.Kutsal Ruh, inananlıları korumak için onların üzerine dökülmemiş miydi?

Kitapları doğru çıkarmak adına saptanan aritmetik ortalamaya göre; Hıristiyanlar bırakın ayı, günü yıl hesabı ile İSA'nı yaş dönümlerini, her harfi Tanrı sözü diyerek sımsıkı sarıldıkları kitaplardan birine göre 6 sene eksik, diğer her harfi Tanrı sözü diye sarıldıkları kitaba görede 6 sene fazladan yaş vererek kutluyorlar. (Kutlama tarihleri şekilleri zaten Pagan Mithra dinine ait.)
   
 

Oysa Luka 30 yaşlarında dediğinde; bugünkü kabul edilen, Milada/ -0-'a göre; 36, Mattaya göre;24 oluyordu. Matta'nın ifadelerinden en iyi ihtimaller kabulü ile hesapladığımız tarih (M.Ö.6), doğum tarihi / milad olarak alınırsa;

Matta'ya göre 42 olan yaş: Luka'ya göre 30, Vatikan'a göre ise 36 oluyor.
Matta'ya göre 30 olan yaş: Luka'ya göre 18, Vatikan'a göre ise 24 oluyor.
Papa'ya göre: 30 olan yaş: Matta'ya göre 36, Luka'ya göre 24 oluyor.

Bu sonuçlara göre, 33 yaşında öldü denilen İSA;
Matta'ya göre 33 olan yaş: Luka'ya göre 21, Vatikan'a göre ise 27 oluyor.
Luka'ya göre 33 olan yaş: Matta'ya göre 45, Vatikan'a göre ise 39 oluyor.
Papa'ya göre: 33 olan yaş: Matta'ya göre 39, Luka'ya göre 27 oluyor.

Bunlar en iyi ihtimaller. Birde Matta sözlerinde belirtilen MISIR'A GİDİŞ ve orada kalış süresini bunların üzerine eklerseniz nerede ise İSA'ya biçtikleri ömrün yarısı yok olup gider.Melek Yusuf'un rüyasına girerek, "HİRODES SİZİ ÖLDÜRECEK, MISIR'A KAÇIN HABER VERENE KADARDA GELMEYİN" demiyor mu?

Matta....2:13 Yıldızbilimciler yola çıktıktan sonra Rab'bin bir meleği Yusuf'a rüyada göründü. Ona, «Kalk!» dedi. «Çocuğu ve annesini al ve MISIR'a kaç. Ben sana haber verinceye dek orada kal. Çünkü Hirodes çocuğu ÖLDÜRMEK amacıyla ONU arayacak.»

Demekki; İKİ YAŞIN üzerine eklenecek bir başka zaman dilimi daha var. MISIR SÜRECİ.

Ne kadar kalmışlar? RAB çağırana kadar kalmışlar.

Matta...2:15 Hirodes'in ölümüne dek ORADA kaldı.Bu, Rab'bin peygamber aracılığıyla bildirdiği şu sözün yerine gelmesi için oldu:«Oğlumu MISIR'dan GERİ ÇAĞIRDIM»

Öyle birkaç ay olmamalı o devirde çölde Mısır'a gitmek zaten çok zaman alıyor olmalı.Hem kısa süreli olsa "Mısır'a gir" denmez başka şehir ismi verilirdi. Nasıl olsa HİRODES sadece Beytülhalim ve çevresinde bulunan İKİ yaşındaki çocukları öldürmedi mi? Bu olaydan kısa süre sonra ölecek olsaydı aramalardan kurtulabilirlerdi. Ama uzun sürecek aramalar sonucu yaşam sorunlu hale gelmesin diye bu yol seçilmiş olmalı.

Matta..........2:19-20 Hirodes öldükten sonra, Rab'bin bir meleği MISIR'da Yusuf'a rüyada görünerek, «Kalk!» dedi. «Çocuğu ve annesini al, İsrail diyarına dön. Çünkü çocuğu öldürmek isteyenler öldü.»

Ne kadar sürgünde kaldıklarını yazar nedense belirtmemiş.Sadece ısrarla Hirodes soyunun devamını vurguk-layarak MISIR'da kalma süeresini takdirlere bırakmış. O süreyi öğrenememiş. Rüyalara giren Meleğin ve Rabbin seslenişini bile duyan kulaklar, görüntüleri gören gözler bu sahnede "sağır ve kör modunda" kalmış

Matta.....2:22 Ama YAHUDİYE'de Hirodes'in yerine oğlu Arhelas'ın tahta geçtiğini duyunca oraya gitmekten korktu. Rüyada aldığı buyruğa uyarak Celile bölgesine gitti.
Luka......1:5 YAHUDİYE kralı Hirodes zamanında, ABİYA bölüğünden Zekeriya adında bir kâhin vardı. Harun'un soyundan olan karısının adı ise Elizabet'ti.

Kral Hirodes öldükten sonra oğlu, ARHELAS tahta üç kardeşi ile birlikte, üç bölge taliplileri olarak gözüküyorlar. Roma ihtilafları arasında M.Ö.4 ile M.S. 6 arasında Yahudiye ve Samiriye bölgelerinden sorumlu oluyor. Bu bilgilere göre; Yusuf'un, Kral değişimini duymasına ve "melek tehlike geçti dön" demesine bakılırsa, Kral Hirodes'in ölümünün hemen arkasından dönmüş olmalılar. Tedbir olarakta Yahudiye'ye değil Celileye bölgesinde NASIRA'ya yerleşmişler.

Matta..........2:23 Oraya varınca Nasıra denen kente yerleşti. Bu, peygamberler aracılığıyla bildirilen, «O'na Nasıralı denecektir» sözünün yerine gelmesi için oldu.

   
 

Yusuf'un korkularını bilen, hissettiklerini yaşayan yazar, birtakım sakıncalar hissettiki en kolay olan süre miktarını yazmıyor. Bu kadar dönüş hikayesinin detayı neden anlatılıyor gibi bir soru akla gelebilir. Nedeni gayet basit. İkisde Tanrı sözü dedikleri, her harfi Tanrıdan dedikleri, Kutsal Ruh kontrolünde yazdırdı dedikleri, Oğul Tanrının özel Melekleri esinlendirdi dedikleri, İki kitap arasındaki farkı gösterebilmek için.

Matta, Despot krallar tehlikeler içinde yolcukluklar, Mısır saklanması, tehditlerden korunabilmek için şehir değiştirmelerini anlatırken, Luka hiç bir tehlikeli ortam olmadığını, huşu ve huzur dolu bir sevgi çemberi içinde olan bir yolculuktan bahsediyor.

Luka......2:15 Melekler yanlarından ayrılıp göğe çekildikten sonra çobanlar birbirlerine, «Haydi, Beytlehem'e gidelim, Rab'bin bize bildirdiği bu olayı görelim» dediler.
Luka......2:20 Çobanlar, işitip gördüklerinin tümü için Tanrı'yı yüceltip överek geri döndüler. Her şeyi, kendilerine anlatıldığı gibi bulmuşlardı.


8. günde yerine getirilen sünnetten,
Luka......2:21 Sekizinci gün, çocuğu sünnet etme zamanı gelince, kendisine İsa adı verildi. Bu, O'nun ana rahmine düşmesinden önce meleğin O'na vermiş olduğu isimdi.
Levililer......12:3 Çocuk sekizinci gün sünnet edilmeli.

Arınma için geçen 40 gün soonunda sunulan yakmalıklar
Luka......2:22 Musa'nın Yasasına göre arınma günlerinin bitiminde Yusuf'la Meryem çocuğu Rab'be adamak için Kudüs'e götürdüler.

Levililer......12:2 ‹‹İsrail halkına de ki, ‹Bir kadın hamile kalıp erkek çocuk doğurursa, ..... yedi gün kirli sayılacaktır.
Levililer......12:4 Kadın kanamasından paklanmak için
otuz üç gün bekleyecek. .....................................

Luka......2:24 Ayrıca Rab'bin Yasasında buyrulduğu gibi, kurban olarak «bir çift kumru ya da iki güvercin yavrusu» sunacaklardı.

Kutsayanlardan, her şehre rahatca gidip gelmekten bahsediyor.

Luka......2:25 O sırada Kudüs'te Şimon adında bir adam vardı. ............ İsrail'in teselli edileceği zamanı özlemle bekliyordu. Kutsal Ruh onun üzerindeydi.
Luka......2:27-28 Böylece Şimon, Ruh'un yönlendirmesiyle tapınağa geldi. ........O'nu içeri getirdiklerinde, Şimon O'nu kucağına aldı ve Tanrı'yı överek şöyle dedi:
Luka......2:29 «Ey Rabbim, vermiş olduğun sözü tuttun; kulun olan ben artık huzur içinde ölebilirim.

Luka'da, Yusuf ile Meryem'in, olanlardan öyle kopuk bir hayatları var ki, doğurdukları çocuk onlar için o kadar sıradan ki, İSA hakkında söylenen övücü sözlere şaşırıp kalıyorlar. Zannedersinizki, Kutsal Ruh'tan hamile kaldığını söyledikleri Meryem değil, başka sıradan, normal yollarla çocuk doğurmuş, bir kadın var karşınızda.

Babasız çocuk doğurma mucizesini hiç yaşamamış bir anne var. Kutsal bakire unvanı verilen sanki o değil. Rüyasına Melekler girip uyarılan, mucize haberi verilen sanki Yusuf değil.

İSA İÇİN YAPILAN ÖVGÜLERE ŞAŞIRIYORLAR.MUCİZE OLARAK DOĞMASI ZATEN SEÇİLMİŞLİĞİN İŞARETİ DEĞİL M?. Zannedersinz, Yusuf ve Meryem'in etrafında herkez babasız çocuk sahibi olmuşta, durum kanıksanmış

Luka......2:33 İsa'nın annesiyle babası, O'nun hakkında söylenenlere şaştılar.

Matta'da, Kral tarafından İsrail Tahtına talip olacak diye öldürülmek istenen İSA, Luka'da, İsrail Tahtına talip olacak çocuk bu diye MELEKLERİN KATILIMLARI ile "İSRAİL KRALI DOĞDU" DİYE DUYURULAR YAPILAN İSA.

Luka......1:32 O büyük olacak, kendisine `en yüce Olan'ın Oğlu' denecek. Rab Tanrı O'na, atası Davut'un tahtını verecek.
Luka......1:33 O da sonsuza dek Yakup'un soyu üzerinde egemenlik sürecek, ve egemenliğinin sonu gelmeyecektir.»
Luka......2:34 Şimon onları kutsayıp çocuğun annesi Meryem'e şöyle dedi: «Bu çocuk, İsrail'de birçok kişinin düşmesine ya da yükselmesine yol açmak ve aleyhinde konuşulacak bir belirti olmak üzere belirlenmiştir.

Matta'da yaşam korkularından Mısıra giden dönüşlerinde ise şehir değiştirip gizlenerek sürdürülen bir yaşam zorluklarından bahsedilirken, Lukada tam aksine güven dolu bir yaşam sürdürüldüğünü söylüyor. Gizlenmek, korkmak şöyle dursun MUCİZEVİ ÇOCUK ilanları yapılıyor.

.
Luka......2:36-37 Aşer oymağından Fanuel'in kızı Anna adında çok yaşlı bir kadın peygamber vardı. Genç kız olarak evlenip kocasıyla yedi yıl yaşadıktan sonra dul kalmıştı. Şimdi seksen dört yaşındaydı. Tapınaktan ayrılmıyor, oruç tutup dua ederek gece gündüz Tanrı'ya tapınıyordu.

Luka......2:38 Tam o sırada ortaya çıkan Anna, Tanrı'ya şükretti ve Kudüs'ün kurtuluşunu bekleyen herkese bu çocuktan söz etmeye başladı.

MUTLULUK İÇİNDE ŞEHİRLERİ NASIRA'YA DÖNÜYORLAR.

Luka......2:39 Yusuf'la Meryem, Rab'bin Yasasında öngörülen her şeyi yerine getirdikten sonra Celile'ye, kendi kentleri olan Nasıra'ya döndüler.

Matta'da en azından, Yusuf'un ve ailesinin korktukları için Nasıra'ya yerleştikleri, Kral ARHELAS M.S. 6 ölene kadar tehdit altında yaşadıklarını üzerine basarak söylüyor. M.S. 6 yılı demek Matta'nın verdiği doğum blgikerine göre asgari 12 yaş demek. Kral ARHELAS M.S. 6 öldüğünde, M.Ö. 6 yılında doğmuş olan İsa 12 yaşında oluyor.Oysa: Luka, 12 yaşında olan İsa'yı nasıl anlatıyor?

Luka......2:41 İsa'nın annesi babası her yıl Fısıh bayramında Kudüs'e giderlerdi.
Luka......2:42 İSA on iki yaşına gelince, bayram geleneğine uyarak yine gittiler.

Hatta o kadar rahatlarki, Kudüs dönüşü TAM BİR GÜNLÜK YOL GİTTİKTEN SONRA İSA'yıI KUDÜS'TE UNUTTUKLARINI ANLIYORLAR.Tehlike altında olsalar bir an olsun gözlerini İSA'dan ayırırla mıydı?

Luka......2:43-44 Bayramdan sonra eve dönerlerken küçük İsa Kudüs'te kaldı. Bunu farketmeyen annesi babası, çocuğun yol arkadaşlarıyla birlikte olduğunu sanarak bir günlük yol gittiler. Sonra O'nu akrabalar ve dostlar arasında aramaya başladılar.

 


 

NEDEN RESMİ TARİHLERDEN KORKTUKLARI DAHA İYİ ANLAŞILIYOR.Neden bazı gerçeklerin araştırılmasını istemeyip, kanunlarla yasaklar getirip, işlerine gelen dayatmaları "doğru budur" diye KABULETTİRİYORLARN çok daha iyi belli oluyor.

Soykrım iddialarıda öyle. "Soykırım olmuşmuy ki?" demenin, "araştıralım" demenin, "şüphelerim var belgelere başvuralım" demenin bile KANUNARLA YASAKLANMASININ NEDENİ, KRONİKLEŞMİŞ GERÇEK TARİHİ BELGELERLE YÜZLEŞME KORKULARI.

Arkeolojik tüm araştırmaların, tarihi eser pazarının ve tarihsel belgelerin kontrolleri onlarda olduğu halde, ARAŞTIRMAKTAN KAÇIYORLAR.Gerçeklerden korkuyorlar. Bu derece GERÇEK BELGELERDEN korkar hale gelmişler. Örneğin Nuh tufanı, M.Ö. 10000'li yıllarda olduğu belgeleri ile açıklansa; ellerindeki kitabın ne değeri kalır. Yahudi takvimine göre, örtmelerin inanılır ne yanı kalır.

Yaratılıştan, 6-10 bin sene önce olan NUH TUFANI. Ortada ne Yafes, Ham ve Sam kalır, nede onardan türedik dedikleri secere. Hele NUH'un gemisinin karaya çıktığı yer, AĞRI dağından başka yerde olduğu ispat edilirse; ne ARARAT'ın KUTSALLIĞI kalır, nede SAM soyundan türemişlikle kendilerine buldukları geçmiş.

.Dinde çöker, geçmişte gelecekteki karanlıkların miamarı olarak toplumları yer bitirir. Ne sonsuz hayat kalmıştır, ne kurtuluş, nede meyvasından yenilecek yaşam ağacı. Ne isimleri aydedildiği defter vardır ortada nede kurtarıcı sandıkları Oğul TANRI.

GERÇEK BELGELERDEN KORKMA NEDENLERİNİN ALTINDA YATAN SEBEPLER NE OLABİLİR? Yüzleşmek istemedikleri,üzerlerini örtüp izlerini sildikleri, o sürekli yaldızladıkları, geçmişlerinde olan ve onları korkutan gerçekler. Karşılaşmak istemedikleri, sakladıkları kendilerine ait diğer yüzleri olmasın.

Değilse neden belgelerden kaçıyorlar. Belge ve Arkeolojik kazı planlamaları onlara ait fonların yönetiminde.Eğer lehlerine belgeler elde etmiş olsalar yada edebileceklerine inansalar, bu yolla terör odağı olarak görmek istedikleri, MÜSLÜMAN ÜLKELERİ BELGELERLE REZİL RÜSVA EDEBİLİRLER.

Müslümanları hepten içe kapanık, kendinden utanır hale getirebilirler. O halde neden gerçekleri araştırmaktam kaçıyorlar.Kaçmakla da kalmayıp üstüne üstlük KANUNLARLADA YASAKLIYORLAR.

Türkiye'de ve çokta az olsa bazı ülkelede, SOYKIRIM HAKKINDA KONUŞMAK serbest. Peki bu ülkede "SOKIRIM OLMAMIŞTIR" diyenin yurt dışından destek alıp itibar göreceğine inanıyor musunuz. Hele en az 1.500.000 rakkamını teleffuz etmeyene, ülkede taraflar oluşturtma amacı olmadan, NOBEL ÖDÜLÜ vereceklerine ihtimal veriyor musunuz?

Görüldüğü gibi çıkardıkları kanunlarla, sadece kendi insanlarına, kendi ükelerine değil, araştırma taraflısı olan Türkiye gibi ülkelere de, bu konuda yasaklar getirmiş oluyorlar. Kaç Akademisyen, DIŞLANMAYI GÖZE ALIPTA araştırma işine girer.Fon desteğini nereden bulabilir?

   
  4. Esas olmayan gerçeğe göre; iki ayrı kitapta, İKİ AYRI İSA HAYATI işlenmiş, kitapların birleştirilmesi ile de 3. MELEZ İSA PROFİLİ ortaya çıkmış. Luka, olsun Matta olsun, doğum konusunun oluşumu konusunda çok iddialılar ve inanılmaz detaylar vererek İSA'nın doğum yıllarını derledikleri bilgilere dayanarak veriyorlar.

Biri, Tanrının ve Meleğinin tanıklığını da ortaya koyarak doğum içini detaylandırıken, diğeri hanın odalarının dolu olduğunu bilecek kadar ayrıntıyı işlerken, meleker eşliğindeki çobanların olaya katkılarını da unutmuyor.

Bu tür süslemeler elbetteki dikati müjde noktasında tutabilmek için. Kurtulanlardan olabilmek için, birşey yapmanın gerekli olmadığı, sadece inanmanın yeterli gösterildiği bir anlatım. Dünya yıkılmış, İnsanlık yok olacakmış kimin umurunda. Kurtuluş için olduğuna göre; "hepsi Tanrı'dandır" çıkarımlarının beyinlere yerleştiren BİR YAKLAŞIMI KABUL ETMEYENİN ASLA TABİ OLMAYACAĞI KİTAPLAR SİNSELESİ.

Bir doğum sonrası takılan hediyeleri, altınları sıralarken, diğeri oda olmadığı için İsa'nın yemlikte yattığını belirterek, olaya ne kadar vakıf olduğunu gösteriyor. Dışarıdaki meleklerin, yıldızların Müjde için duydukları sevinçleride işlemeyi ihmal etmeyen KUTSAL METİN YAZARLARI, doğumların ne zaman olduğunu bilmiyorlar.

Yoldaki taştan, havadaki buluttan, yemlikteki samandan detaylar vererek Kurtuluş vaadinin gerçek olduğunu zannettirmeye çalışan KUTSAL METİN YAZARLARI, doğumun şartlarını bilmiyorlar.

Rüyalara giren, çobanlara gözüken meleklerin söylediklerini, kahinlerin kaç yıllık evli kaldığını, oruç tutanları, dul kalanları bilerek okuyanları ayrıntılarla boğan, "Bu kadar ayrıntıyı bilen hata yapmaz, Müjdeci zaten müsade etmez" dedirten iki kutsal kitap yazarı, doğumlar arasında (en az) 12 yıl hata yapıyor.

İnandırıcılığı artırmak için; öyle tanıklar kullanıyorlar ki; BABA TANRI , melek, peygamber dedikleri YILDIZBİLİMCİLER, Kral, Vali, resmi kayıtları çok seven VERGİ memurları (Matta), Nufus sayımları gibi olgular şahid gibi / senet gibi kullanılıyor. Kitabı özel meleklerini kullanarak yazdırdığı ilan edilen, OĞUL TANRI İSA ile gözetmen KUTSAL RUH'ta yazımların garantörleri olarak ifadelerin arasında yerlerini alıyor.

Özetle: Kitabı yazdırdı dedikleri Üçü-birliğin, hepsi bu olaya tanık oarak ilan edilmiş durumda. Ama kişiler, olayların gelişimi, tarihler, belgeler, Arkeolojik kazılarla elde edilen bulgular, yaptıkları secereler, bu yazılanların hiç birine tanıklık etmemeye karar vermiş durumdalar.
   
 
   
 

"Görünen Oğul"; doğum tarihlerini, nasıl farklı verebilir? Bu farklılık bile onların Tanrı sözü olmadığının ispatıdır. Herkez keyfiyet ölçüsünde birşeyleri uygun görerek, kendi doğrularına göre kitabında işlemiştir. "Bana göre bu böyledir" diye bir yaklaşım, Tanrı sözü denilen kitaplarda olabilir mi? Hemde 12 yıl farkla.Tanrı olarak benimsedikleri, yada "Tanrı adına yazıyoruz" diyenler, ya! "vaad denilen şeyleri" de sırf müşteri toplamak için, ortalığa sürdülerse?

Bu bilgilerden sonra NEDEN RESMİ TARİH DÜŞMANLARI oldukları, neden hiç RESMİ BELGELERDEN HOŞLANMADIKLARI daha iyi anlaşılıyor.Çünkü örttükleri gerçekler o belgelerde yatıyor. Gerçekleri çıkardıkları kanunlarla örtenler, masum, madur, mahsun, mazlum tavırları ile ÇUL KUŞANMA adetlerini yerine getiriyorlar. Tanrı edindiklerini nasıl kandırıyorlarsa, insanlarıda o yolla kandırma yollarını, kendilerine yöntem edinmişler.

   
  Başlar kumdan çıkarılmalı, gözlerden perdeler açılmalı, kulaklardan tıkaçlar atılmalı, bilinç altlarına yerleştirilen şartlanmalar yok edilmeli, düşünme mekanizması çalıştırılmalı NEDEN KURTULUŞ diye.KURTARMASINI UMDUĞUMUZ nedir diye. PEYGAMBERLER geliyor KURTARICI VAAD ediyor. KİTAPLAR veriliyor KURTARICIYI bekleyin diyor. OĞUL TANRI geliyor KURTARMAYA geleceğim diyor. TANRI HABER gönderiyor KURTULUŞUNUZ yakın diye.

Mutlaka fiziki bir kurtarıcı mı olması gerekiyor. Esas olan İMANİ KURTULUŞ değil mi? Peygamberlere onların getirdiği tebliğilere kitaplara uyarsın İMANİ KURTULUŞUNU sağlam yolunda ilerlersin. İMANİ KURTULUŞ İÇİN FİZİKİ KAHRAMANLARA NEDEN İHTİYAÇ OLSUN Kİ? Oğul Tanrı çarmıhta insanlar günahı için can verdiği halde biz hala neden 2000 yıldır (her kuşak içinde) gelecek diye KURTARICI bekliyoruz.

Peygamberleri, Kitapları hatta müstakil Tanrıları olan bir din hala kurtarıcı ile kurtaracağım diye 2000-3000 senedir vaadde bulunuyor ve hiç birşey olmuyorsa bu işte bir bit yeniği var denmeli, düşüncelerdeki AT GÖZLÜKLERİ ÇIKARILMALI.

Artık herşey belgeli, evraklı. Üstelik bır "TIK" uzaklığında. Unutmayın KURTARICI sadece İNANÇLILARI kurtaracaksa ve sizde "inançlıyım" diyorsanız, neden kurtarıcıya ihtiyacınız olsun ki? Bu durumda toplumları peşine takan, inananlılarını olmadık yerlere sürüklemiş olmalı ki; kendisininde, sizinde fiziki müdahale ile kurtarılmaya ihtiyacınız olduğunu vurguluyor. Kitapları ile İmani kurtuluşu gerçekleştiremeyen vaadci, fiziki olarak bu kurtuluşu nasıl gerçekleştirebilir. Bu durumda kurtulunması gereken ne oluyor? Bu sorunun cevabından belli değil mi? Sizleri nerelere sürüklediği.

KURTARICI sadece İNANÇLILARI kurtaracaksa ve sizde "inançlıyım" diyorsanız, o halde sizi peşine takan, sizleri hangi BATAKLARA GÖTÜRDÜ Kİ; içine soktuğu çıkmazlardan KURTARMA vaadlerinde bulunuyor. Müjdenin özeti: "BEKLEYİN"

PEYGAMBERLERE UYUYORSUN, KİTAPLARA UYUYORSUN, TANRININ OĞLU DİYE TAKDİM ETTİKLERİNE UYUYORSUN ama yine KURTARICININ KURTARABİLECEĞİ KUL DURUMUNA geliyorsun. Bir yerlerde yanlışlık yok mu?

Manevi yönden neden kurtuluş istenir bu tür sorularla cevap bulabilir..Fiziki yönden, yine aynı tarafın kurtarıcı istemesinin bir nedeni olabilir mi?
   
  Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlar; hala neden kurtuluş istiyorlar?
Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlar; hala kimden kurtulmayı istiyorlar?
Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlar; hala nelerden kurtulmayı istiyorlar?
Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlardan kurtulmayı istemesi gerekenler bu işin, patronları / organizatörleri dışında kalanların olması gerekmez miydi?