but1
   
  TANRICILIK OYUNUNA ÖNCE, "AĞIR AĞBİYİ" OYNATMAKLA İŞE BAŞLAMIŞLAR.
   
  "YÜZÜMÜ GÖREN YAŞAYAMAZ'LA" BAŞLANGIÇ YAPTIRILAN "YAHVE" İMAJI / MARKASI ile SUNULAN ATANMIŞ TANRI İŞARETLİNİN, ORTALIKTA DOLAŞAN YÜZÜ.
   
  "ALLAH'I" GÖZLERİNİ KAPADIKLARI için değil "ALLAH GÖRÜLEMEYECEĞİ" için göremediklerini biliyorlar ama edindiklerini TANRI diye sunmak için bu anlatımları yapıyorlar..
   
  Musa'larının karşılaştığının GÖRÜLEMEZ olan "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" değil, TANRI olarak sunulan VARLIK olduğunu belirtmek içinde Musa'larına gözlerini kapattırıyorlar.
   
  Karşılaşılan (onların varsayımları üzerine) "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" olsa, Musa'larının gözlerini elleriyle kapamasada göremeyeceğini bilenler, karşılaşılanın VARLIK olduğunu vurgulayabilmek için, (yüz görünümünü) yumuşak geçişli anlatımlarla TANRI kavramını (içini boşaltarak / sıradanlaştırarak) inançları besler hale getiriyorlar.
   
   
     
  İsrail'in TANRISI o kadar acımasız ki, kurallara uymayan Kahinleri anında cezalandırdığı gibi, İZİNSİZ KENDİSİNİ GÖZETLEYENLERE karşıda müsahama göstermeyeceğini kesin bir dille bildiriyor.
     
  kohen
     
  "Görülemez" lafının sadece "görmemeniz gerekiyorla" sınırlı olduğunu her fırsatta bidiriyorlar. Aslında meydanda duran ama şeklini kimsenin görmesini, istemediği PUT gibi. ALTIN BUZAĞI karşısında DEVEKUŞU davranışında bulunun diyorlar. Görseniz bile BUZAĞILARI, İKONLARI görmemiş gibi davranın diyorlar.
     
  devekuşu
     
 

OYSA TANRIYI GÖRMEK İÇİN GRUP TURLARI BİLE DÜZENLEMİŞLER. İleri gelenler muhakkak daha sonra Yitro'nun önerisiyle Hakimleri oluşturacak olan 70 kişidir (Sanhedrin'in temelini oluşturan) . Onlar gerçeği görmeli ama gördüklerini GİZEM perdesi altında tutarak halkı İDEOLOJİK İNANÇLARI doğrultusunda yönlendirebilmeliydiler.

Musa-Harun-Yeşu hariç 70 kişi (Sanhedrin kurulu 70+3=73 kişi imiş) "Halka da sınır çizip geçerseniz ölürsünüz diye tehdit ettik" demekle de, daha sonra halk neden gidipte TANRIYI görmedi sorularının önünü kesebilsinler. Kafalarda oluşacak ve sonucunda ALTIN BUZAĞIYA getirecek bu tür kötü düşüncelerin önüne geçebilsinler.

M.Çıkış....24:9 Sonra Musa, Harun, Nadav, Avihu ve İsrail İLERİ gelenlerinden YETMİŞ kişi dağa çıkarak
M.Çıkış....24:10 İSRAİLİN TANRISINI GÖRDÜLER Tanrının AYAKLARI ALTINDA LACİVERTTAŞINI andıran bir döşeme vardı. Gök gibi duruydu.
Hezekiel.....1:26 Başları üzerindeki kubbenin üstünde LACİVERTTAŞINDAN yapılmış tahta benzer bir nesne vardı. Yüksekte, tahtı andıran nesnede İNSANA BENZER biri oturuyordu.
Hezekiel.....2:1 Bana, ‹‹Ey insanoğlu, ayağa kalk, seninle konuşacağım›› dedi.


M.Çıkış....24:11 Tanrı İSRAİL SOYLULARINA ZARAR vermedi. TANRIYI GÖRDÜLER , sonra yiyip içtiler.
M.Çıkış....19:21 RAB, ‹‹Aşağı inip halkı uyar›› dedi, ‹‹Sakın BENİ GÖRMEKiçin sınırı geçmesinler, yoksa BİRÇOĞU ÖLÜR.
M.Çıkış....19:22 Bana yaklaşan KAHİNLER de kendilerini kutsasınlar, yoksa onları ŞİDDETLE CEZALANDIRIRIM.››

Yeşaya ...6:1 Kral Uzziya'nın öldüğü yıl yüce ve GÖRKEMLİ Rab'bi GÖRDÜM; TAHTTA OTURUYORDU, GİYSİSİNİN ETEKLERİ TAPINAĞI DOLDURUYORDU
M. Çıkış...40:35 MUSA BULUŞMA ÇADIRINA GİREMEDİ; çünkü bulut her yeri kaplamış, RABbin GÖRKEMİ KONUTU DOLDURMUŞTU

Görünme işini daha da ileri götürüp TABANA yaymışlar. İlkel inançlarda bile bir ağırlığı olan bir anlam ifade eden TANRI kavramının içini boşaltıp kitaplarında yer alan harf dizesi haline getirdikleri ifadelerinden anlaşılıyor. Çadıra girenler taptıkları olguyu / olgunun ikonunu ateşler içinde pırıldar halde gördüklerinde, (Mısırda taptıkları) ALTIN BUZAĞILARINA kavuşmuş olmalarından dolayı çok sevinmiş olmalılar.

Çölde Sayım.....14:10 Topluluk onları taşa tutmayı düşünürken, ansızın RABbin görkemi Buluşma Çadırında BÜTÜN İSRAİL HALKINA göründü.

"Gören ölür" TANRI ikonlarını; taşlanmaktan kurtulabilmek için göstermek zorunda kaldıklarını anlatmakla da, yaratılmış bir varlığın peşinde olunduğunu inanç varislerine aktarmışlar.

     
  enel hak YAHUDİ İNANCINA YÖN VEREN MECLİSİN İŞLENDİĞİ "SANHEDRİN KURULU" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  Eski Ahit'i "her harfi tanrıdan" diye kabul eden Yani Ahitciler de, ESKİ AHİT'te tanrı ile yapılan tüm yüz yüze görüşmeleri kabul etmiş olmalarına rağmen (kabul etmezlerse ellerindeki kitap her harfiyle tanrıdan değil demektir) yine de vahiylerden kalan esintilerle "Tanrının asla görülemiyeceğin" bastıra bastıra söyleyerek bir çelişkiyi (kitap ve inanç çelişkilerini) dile getiriyorlar.

1 Timoteos........6:15-16 Mübarek ve tek Hükümdar, KRALLARIN KRALI, RABLERİN RABBİ, ölümsüzlüğün tek sahibi, yaklaşılmaz ışıkta yaşayan, HİÇBİR İNSANIN GÖRMEDİĞİ ve GÖREMEYECEĞİ TANRI, Mesih'i belirlenen zamanda ortaya çıkaracaktır. Onur ve kudret sonsuza dek O'nun olsun. Amin......

YAZARAK BİR ÇELİŞKİLERİNİ DİLE GETİRİYORLAR AMA ARKASINDAN DA ÇELİŞKİLER ZİNCİRİ OLUŞTURUYORLAR...
Oğul Tanrıyı, Tanrıdan saymıyorlar mı da; OĞUL TANRIYI görmelerini TANRI GÖRME olarak almıyorlar? Soru şu: Baba Tanrıyı görmedilerse, Oğul Tanrının Baba Tanrının sağında oturduğunu nasıl gördüler ve bu konuda milyarlarca insanın imanlarını yok etme pahasına neden şahitlik ediyorlar?

Hiç kimse Tanrıyı göremezse, bu durumda"Oğul Tanrıyı gördüm" diyenlerde "Baba Tanrının sağında oturuyordu" diyenlerde, "Tahtın sağındaydı" diyenlerde EDİNDİKLERİ ve TANRI olarak işaret ettiklerine İNANDIRICILIK katmak için bunları söylemiş olmalılar. 

BABA TANRIYI gömeden sağında oturan olduğunu nasıl bilebilirler? Bierşeyi gürürseniz onun solunuda sağınıda görürüsünüz. En az İKİ ŞEY olmalıki sağı ve solu olsun. BABA TANRIYI görmeyen, "OĞUL TANRI'yı BABA TANRI'nın SAĞINDA OTURURKEN görebilir mi " BABA TANRIYI görmeden "OĞUL TANRIYI Baba Tanrının SAĞINDA gördüm" diyebilir mi? diyebilir mi?

Tanrının Oğlu'na ait özel melekler, Kutsal Ruh ve diğer ESİNLENDİRİCİLER; Tanrı için "Hiçbir insanın görmediği" DEDİKLERİNE göre; MUSA'nın TANRI ile yüzyüze görüşmelerini de inkar ediyorlar demektir.

1 Timoteos........6:15-16 maddesini bildirmekle; "Böyle bir görüşme yok demiş" olmuyorlar mı?
Bu durumda "her harfi Tanrıdan" dedikleri kitapların, hangi "tanrı" ellerinden çıktığı merak konusu olup sorgulanmaz mı?
İmanlar birbirlerini yalanyan metinler zincirine emanet edilir mi?

Tanrı önünde bu saçmalıklara "doğru diye senden diye inandım" türünden bir savunmanın geçerliliği olabilir mi? Doğru olan şeyleri yanlış yorumlayabilirsiniz, "aklım bu kadarına erdi" savunması yapabilirsiniz ama doğru olmadığı ortada olan saçmalıklar ve çelişkiler yumağı metinleri "doğru sandım o nedenle peşinden ayrılmadım" diyemezsiniz.

Bu durumda, "her harfi Tanrıdan" dedikleri kitaplarında yazanların bir kısmının, Tanrıdan olmadığını söylemiş olmuyorlar mı?
Yada Musa'nın Tanrı zannettiği bir varlıkla görüştüğünü söylemiş olmuyorlar mı? Boynuzlu olarak kiliselerinde heykellerini yapmaları bu nedenle mi?
   
  MUSA BOYNUZ HORN BULL
   
  enel hak Harun'un GÖRDÜĞÜNÜ GÖRDÜĞÜ gibi ikonlaştırdığı BUZAĞI'nın suyunu içirten, TANRI'nın "TANRI gibi yapacağım" dediği "MUSA'nın BOYNUZU" sayf. buradan ulaş.
   
  Musa Tanrı ile görüşmediği halde "görüştüm" diye  Sina'dan /Siton'dan aldığı kitaplara yazmışsa, VAADLERİN inandırıcılığı kalır mı?

İnançlarına yön verdikleri, kurtuluş umutlarını bağladıkları, İbrahim, Yakup'ta dahil "tüm Tanrıyı gördüm" diyenler bu ifadeye göre yalan söylemiş oluyor. Dolaysıyla; "Tanrıdan aldık" dedikleri VAADLERDE, KURTULUŞ SÖZLERİDE yalan oluyor. Kitap denetleyicisi dedikleri Hanok ve Kutsal Ruh'ta sadece kitaplara olan inandırıcılığı artırmaya yönelik kullanılan dini motifler oluyor

"Adem'e, Havva'ya, Yılana, İbrahim'e, Yakup'a..vb.. göründüm, MUSA ile görüştüm" diyenin verdiği kitapta, HİÇ BİR İNSANIN GÖRMEDİĞİ ve GÖREMEYECEĞİ TANRIDAN gelmiş OLMUYOR. Ortaya çıkaracakları Mesih Görünen Tanrının sözlerine kitaplarına göre olduğundan, HİÇBİR İNSANIN GÖRMEDİĞİ ve GÖREMEYECEĞİ TANRININ ortaya süreceği MESİH'in (Onların Mesih varsayımına göre) kendi ATAMA mesihleriyle / KENDİLERİ ile bir bağının olmayacağını da KABUL ETMİŞ oluyorlar.

Bu durumda ellerindeki kitapların, görebildikleri / görünülebilen varlıklardan Tanrı olarak edindiklerine, ATFEDİLEN METİNLER olduğunu kabul etmiş olmuyorlar mı?
Oğul Tanrı olarak edindiklerinin, "kitap getirmedi ESKİ AHİTLE amel etti / hükmetti" demiş olmaları; OĞUL TANRININDA, "Musa'nın da görünemeyen görülemeyecek TANRI yerine başka varlıklarla görüştüğünü kabul etti" BEYANLARINI ORTAYA koymuyor mu?

Oğul Tanrı edindiklerinin ve onun çevresinde oluşturdukları özel melekler, esinlemeler gibi kavramların olaya derinlik katmak amacıyla kullanılmış olduğunu göstermiyor mu?
"RABLERİN RABBİ" tanımları (Kitaplarında defalarca geçiyor) bile kendilerinin RAB'ler içinde en iyi RAB'bi seçtik manasını taşımıyor mu?

Eğer, ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a" iman etmiş olsalardı "Rablerin Rabbi" demezlerdi. Çünkü; "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'tan" başka İLAH yoktur ki, başka Rab yoktur ki; Rablerin Rabbi olsun. İMAN; TEVHİD İNANCI varsa İMANDIR.

1 Timoteos........6:15-16..İFADESİ;  aslında kendilerinin HİÇ BİR İNSANIN GÖRMEDİĞİ ve GÖREMEYECEĞİ TANRI inancından çok uzaklarda olduklarını   DUYURMALARINI sağlamıyor mu? ...vs..vs?

Eyüp...............42:5 Kulaktan duymaydı bildiklerim senin hakkında, Şimdiyse GÖZLERİMLE GÖRDÜM SENİ.
   
  Mısırdan Çıkış...33:20 Ancak, yüzümü görmene izin veremem. Çünkü yüzümü gören yaşayamaz."

Gibi, ağır abi yakıştırmalarıyla Tanrı imajına, edindikleri varlığı ısındırmaya çalışmışlar. Hatta, "yüzümü göstermem ama bari sırtımı gör" diyerek, Musa'nın gözlerini "TANRI ELLERİ İLE kapatmış" sözleri ısındırma eylemlerini, doruk noktasına taşımış olmalı. Çünkü "yüzümü görürsen mecburen seni öldürmek zorunda kalırım" demiş olmak için öyle bir cümle kurmuş. Edinilen de, edinenler de biliyorlar ki, Tanrı olarak edinilen varlık kendileri gibi bir yaratılmış. O da ölümden korkuyor. ("Ölüme Fidye vererek yok edeceğim" sözü de ölüm korkusunun eseri değil mi?) Kendiside hayat verilmiş ve hayatının alınacağını bilen olarak, nasıl olurda yüzümü göremeyen ölür der?

Hoşea.........13:14 ‹‹Onları FİDYEYLE kurtaracağım ÖLÜLER DİYARININ ELİNDEN, Ölümden FİDYEYLE kurtaracağım. Felaketin nerede, ey ölüm? Yıkıcılığın nerede, ey ölüler diyarı Hiç PİŞMANLIK duymayacağım.

Aslında söyledikleri; kendinden başka İLAH olmayan "ALLAH'ın", yüzünün görülmeyeceği gerçeğinin kitaplarının BOZULMAMIŞ olan İLK HALİNDE yer alması nedeniyle (Vahiy bildirimleri ve Hz. Musa'dan yaşadıklarına dair nakiller) kendileri tarafından da bilindiği.

Yüz gören yaşar yaşamaz anlatımları için; gönderilen peygamberler vasıtasıyla ulaştırılan Ayet'lerin nasıl tahrif edildiğinin, vahiylerin üzerinin nasıl örtüldüğünün, İlahi bilgilerin hangi yöntemlerle değiştirildiğinin ve ortaya sürülenlerin nasıl parlatıldığının resmedilmesi denilebilir.

Kafalarına göre inanç sitemi kurmak isteyenlerin, edindikleri Tanrı olgusuna ve yazdıkları kitaplarına yatay geçişin nasıl yaptırıldığının itirafı, anlatımı denilebilir. İnsanları, ortaya sürdükleri sistemlerine dahil edebilmek için, onlarda var olan vahiy kırıntılarını tamamen yok edebilmek için, sanki kendilerinin ortaya sürdükleri ile SÖZLERLE, ilahi yollardan gelmiş olan VAHİYLERİN, kitaplarında yazılanlarında aynı olduğunu SANDIRARAK / vurgulayarak işe başlıyorlar. Kısaca; aynı olduğunu zannettirerek kendilerine ait olana yatay geçiş yaptırıyorlar / kendilerine ait olanı kabul ettiriyorlar.

Kendilerine katmak istediklerine, kuvvetlenmek ve yaşayabilmek için İNANÇ sistemleri içinde yer almasını istediklerine, duymak istedikleri ifadeleri kesin kabulleriymiş gibi sunuyorlar. İnsanların, İNANÇLARINDA YER etmiş yada VAHİY'lerden aktarılmış, "ALLAH'ın yüzü görülemez BİLDİRİMİNE "evet görülemez" diye katılıyorlar. Katılıyorlar ama; sözelerine "AMA" dercesine devam ediyorlar. Okuyan yada dinleyen hangi KANALDA kalmışsa ifade edilenleride o KANALA uygun olarak algılıyor.

Evet görülemez AMA ortada atladığınız birşey var. Musa yine göremiyor. Çünkü yüzünü (Nitelendirme olduğu için Tanrı tanımı kullanıldı) Tanrı elleriyle örtüyor, yani yine görememiş oluyor" diyerek düşünceleri SULANDIRMAK için iyice ısıtıyorlar. Pişme aşamasına getiriyorlar. Sonraki aşamada ise artık güreşte yenilmiş ve yüzü görülebilen Tanrıya sahip olduk ilanlarını" MÜJDELERCESİNE yapıveriyorlar. Düşünebiliyor musunuz? Aslında korkulan, hesap soracak denilen Tanrı inancı / olgusu birden bire Yakup'a güreşte yenilen oluveriyor. Habere göre; Tanrı meğerse YAKUP'a güreşte yenilmiş olanmış. O algılamanın içinde olupta, bu habere hangi salak sevinmez
   
  YAHUDİLERE ait olan yada YAHUDİLERE HAS KILINAN bir takım ŞABLON KABULLERİ ÖZÜMSEME "YAHUDİLİK ZİHNİYETİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
 

Özetle diyorlar ki; "evet "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'ın yüzü görülemez. AMA biz, "EDİNDİĞİMİZ TANRININ" YÜZÜNÜN GÖRÜLMESİNDEN bahsediyoruz. Güreşte de yenebildiğimiz yani güç yetirebildiğimiz, yalvarttığımız YÜZÜ GÖRÜLEBİLEN bir varlığı Tanrı edindiğimiz duyurmak için bu KADEMELİ ANLATIMLARI kullanıyoruz. İnanç sistemimizin nereden alınıp nerelere getirdiğimizin RESMİNİ gösteriyoruz. Bu nedenle "her harfi tanrıdan" diye ortaya koyduğumuz kitabın, belli yerinden sonra işaret ettiğimiz Tanrı olgusu herkezle görüşüyor. Kutsal Kitaplarımız da Tanrı olarak işaret ettiğimizi, daha öncede İBRAHİM ile yemek yedirmiş ve sohbet ettirmiş olduğumuzu göreceksiniz.

Mısırdan Çıkış....33:11 RAB MUSA'yla İKİ ARKADAŞ gibi YÜZ YÜZE KONUŞURDU. Sonra Musa ordugaha dönerdi. Ama genç yardımcısı NUN OĞLU YEŞU çadırdan ÇIKMAZDI.

Aynı benzeri durum burada da Grup GÖRME SEANSLARI halinde yapılıyor.

Mısırdan Çıkış....24:9 Sonra Musa, Harun, Nadav, Avihu ve İsrail ileri gelenlerinden YETMİŞ KİŞİ dağa çıkarak
Mısırdan Çıkış....24:10 İsrailin TANRISINI GÖRDÜLER . TANRININ AYAKLARI ALTINDA laciverttaşını andıran bir döşeme vardı. Gök gibi duruydu.
Mısırdan Çıkış....24:11 Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. TANRIYI GÖRDÜLER, sonra yiyip içtiler.

Edinilen Tanrının; "Yüzümü gören ölür" sözüyle, atalarından duydukları İlahi Vahiylerin sahibi olduğu toplumlarca sanılsın istenirken, "Ellerimle yüzünü örteceğim" sözüyle de, göğüslerindeki Tanrıya geçişin yapılmış olduğu İLGİLİLERCE bilinsin istenmiş.

Hz.Musa'nın, "ALLAH'ın" yüzünü görememesinden /göremeyeceğinden aldıkları inanç sistemlerin yıllar içinde vardırdıkları noktayı gösteren ifadede ancak böyle kurulabilir. Tek İlahlı din görünümünü bozdurmadan, başka edinilmiş Tanrı yada Tanrıların peşine TAKINILDIĞI ancak böyle yumuşak bir anlatımla ifade edilebilir. İlahi VAHİYLERLE ilişkinin kesilmiş olduğu, takınılan SEMAVİ DİN maskesinin ardından / gerisinden olsa-olsa ancak böyle SUFLE edilebilir.

"Yüzümü gören yaşayamaz" sözünü yerine getirebilecek, öldürme ve hayat verme yetisi olmadığını bilen ve bilinen YAKUP'un (İsrail'in) Tanrısının profilini düzenlemek için ifadeler seçilerek kullanılmış.

Yakup'ta, İsrail Tanrısını benimsemeden önce yada YAKUP ADI KULLANILARAK, Edindikleri Tanrı olgusunu inançlarının içine katmadan önce Yakup'ta Atalarından duyduğu İlahi Vahiyler gereğince TANRI GÖRÜLEMEZ" inancına sahip. Güreşten sonra Tanrıyı yendiğine değil YAŞADIĞINA şaşırıyor. İnsanların düşüncesi YENİLEN TANRI olur mu? mecrasından alınarak, Yakup'un Tanrıyı görüpte nasıl yaşadığına kilitlendiriliveriyor.

Kuluna YENİLEN yalvaran Tanrı OLUR MU sorgularından, görüldüğü halde KULUNU YAŞATAN TANRI inancına SIMSIKI SARILIVERİYORLAR. TANRIDAN LUTFA nail olan, yaşatılan Yakup'a sahip olma sevinci, YENİ BİR TANRI edinmiş olduklarını görmemezliğe getiriveriyor. Oysa; Yüzü ve kendisi nitelenemez / görülemez olan İLAH imanından, bol bol görünen göğüslerdeki BUZAĞININ peşine takınılmış

Böylece Yakup ismi, inanç sahiplerini, birden bire görünen, konuşulan, güreşilen hatta güreşte yenilen ve yalvartılan TANRI İNANCI ile KİTAPLARI vasıtasıyla tanıştırıveriyor. Elbette Yahudileri bu yeni inancın temel kabulleriyle ve yeni Tanrı olgusuyla tanıştırmada üstün hizmetleri ve emekleri geçen KUTSAL METİN YAZARLARINIDA, katkılarından dolayı unutmamak lazım.

YARATILMIŞ olduğunu çok iyi bilen ve çok iyi bilinen, İSRAİL'İN (Yakup'un Tanrısı olması münasebetiyle isim benzerliğinden her iki manada da ses veriri halde ama vurgulamak istedikleri, atanın, babanın Tanrısı anlamıdaki Yakup'un / İsrail'in Tanrısı seslenişleri) MÜSTAKİL TANRISI, İSMİ TEKRAR EDİLEMEZ YAHVE yada ONA CAN VEREN KAREKTER KAZANDIRMIŞ OLAN KUTSAL METİN YAZARLARI, DURUMU İDARE ETMENİN YOLUNU BİR GEÇİŞ DÖNEMİ BOYUNCA BÖYLE BULMUŞLAR. Ta ki, herkez tarafından Tanrının görülebilir olduğu kabul edilene kadar. İlahi Vahiyde olan "GÖREMEZSİN" vurgusu nitelendirme haline getirilene kadar.

Mısırdan Çıkış...33:20 Ancak, yüzümü görmene izin veremem. Çünkü yüzümü gören yaşayamaz."
Mısırdan Çıkış...33:21 Sonra, "Yakınımda bir yer var" dedi, "Orada, kayanın üzerinde dur.
Mısırdan Çıkış...33:22 GÖRKEMİM oradan geçerken seni kayanın kovuğuna sokup geçinceye kadar ELİMLE örteceğim.
Mısırdan Çıkış...33:23 Elimi kaldırdığımda, SIRTIMI göreceksin. Ama YÜZÜM görülmeyecek."

   
 

Özetle: Evet, "ALEMLERİ YARATAN ALLAH" görülemez, Atalarımıza gelen vahiylerde, yaşanan (kıssa babbındaki) olaylarda bu yönde AMA biz kendimize;
Görülebilen,
Güreşebilinen,
Yalvartabilinen,
Akıl verilebilenen,
Yenilebilinen, Bir Tanrı edindik.

Unutan, anımsayan pişman olabilen, şaşıran,
Yeryüzünde olanları görmek için iniş yapan,.... Yaratılış........11:5 RAB insanların yaptığı kenti ve kuleyi görmek için aşağıya indi
Kulunun isimlerini soran,---- Çölde Sayım...22/9 Tanrı Balam'a gelip, "Evinde kalan bu adamlar kim?" diye sordu.
BUZAĞI SUYUNUN içirilmesine destek veren, aslında içirilen suyun İTTİFAK ORTAĞI olan

M. Çıkış........32:20 Yaptıkları BUZAĞIYI alıp YAKTI, TOZ HALİNE gelinceye kadar EZDİ, sonra SUYA SERPEREK İSRAİLLİLERE İÇİRDİ
Yasa Kitabı....9:21 Yaptığınız günahlı nesneyi, o buzağıya benzer DÖKME PUTU alıp YAKTIM. Parçalayıp İNCE TOZ haline getirinceye dek ezdim. Sonra TOZU dağdan akan DEREYE ATTIM.

PUT yapımcılığına mükafat öngörüp, PUT suyunu içmeyenleri kılıçtan geçirttikten sonra sakinleşebilen,
PUT yapımcısını kendine ayırıp BAŞKAHİN yapan, PUT suyunu içmeyenleri onlara öldürten
Günahlarının bağışlanması için aynı kapıyı aşındırdıkları, Azazel'e birlikte Teke sunusu sunulabilinen,
ŞEYTANLA toplantılar yapan ve onu bir kerecik bile azarlamamış olan,
Kitapların hiçbirine itiraz etmeden "O VERDİ" tanımlamasını kabul eden,
Tanık olarak; Tanrı yerine TAŞLARIN / DİKİLİ TAŞLARIN / TOTEMLERİN tanıklığını tercih eden bizleri çok seven,
Taş yok edildiğinde, şahit ve tanıkta ortada kalmadığından geçmişi hiç hatırlayamayan, Yeremya.31:34" .‹‹Çünkü SUÇLARINI BAĞIŞLAYACAĞIM, GÜNAHLARINI artık ANMAYACAĞIM.››
Keçilere, Tekelere günahların yüklenmesiyle geçmişi yok sayan, dolaysıyla geçmişi hatırlayamamasına mazereti olan
TANRININ YASA kitabı diye kendisine atfedilmiş metinlerin sürekli ilaveler görmesine ses çıkartmayıp "her harfi bendendir" demeye devam eden,

   
  Yasa Kitabı....31:24 Musa yasanın sözlerini EKSİKSİZ olarak KİTABA YAZMAYI bitirince,
Yasa Kitabı....31:25 RABbin Antlaşma Sandığını taşıyan Levililere şu buyruğu verdi:
Yasa Kitabı....31:26 ‹‹Bu Yasa Kitabını alın, Tanrınız RABbin Antlaşma Sandığının YANINA koyun. Orada size karşı BİR TANIK olarak kalsın.

Kitap aynı taş dikmeleri gibi tanık olarak bırakılıyor.Okunması için değil. Kitap o gün herkezin Tanrının yasalarını duyduğuna tanıklık edecek, kimseye bir şey öğretmeyecek görevi o ana tanıklık etmek, sonsuz zaman sonra, Yahudler çok farklı inançlarada sahip olsa kitap onları koruyacak. Neden onlar kitabı koruyorlar, neden kitap onları koruyacak?

Kitap, AHİT SANDIĞINA SIĞMAYACAK ebatlarda olmalı ki; 2,5 *1,5*1,5 arşın (150*90*90) boyutlarındaki sandığa koyulamıyor.
Mısırdan Çıkış/Exodus....25:10 ‹‹Akasya ağacından bir sandık yapsınlar. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşın olsun.

Eksiksiz olarak yazılıp Antlaşma sandığına koyulmak için Kahinlere / Din görevlilerine teslim edilen kitap, Musa'nın ölümünden sonra, alınıp MUSA'NIN ölümü ve diğer sahneler ilave edildikten sonra "her harfi Tanrıdan" diye takdim ediliyor. Herhalde bu sözleri bizlerle dalga geçmek için söylüyor olmamalılar. Kutsal kitaplara, Tanrı inançlarına, kutsallığa bakış açılarını göstermek için vurguluyor olmalılar.

"TANRI'da BİZİZ, KİTABIDA YAZAN BİZİZİ " dolaylı yoldan duyurmak için ilan ediyor olmalılar. Kitapları tamamlama sahnelerini yoksa niye her harfi Tanrıdan diye üzerine BASA-BASA söyledikleri kitapa dahil etsinler. Neden, kitap müellifleri öldükten sonra sahneleri yazıp, TANRI yerine, yok olacak TAŞA-PUTA tanıklık yüklemiş olsunlar.

TANRI BİZİZ, KİTABI YAZAN ve HER HARFİ TANRIDAN'la verilen "ADRES BİZİZ" demek için bu sahnelere kitaplarında yer veriyorlar. Çarpılacakları bir şey olsa, çarpacak birşeyleri olduğuna inansalar, "KİTAPLARIN HER HARFİ TANRIDAN" diye yemin etseler de, hiç bir şey olmaz. Çünkü TANRI OLARAK işaret ettikleri kendileri. Verdikleri adres kendileri.

PAPA'da bu çıkarımlara dayanarak kendisini "TANRININ YERYÜZÜNDEKİ SÖZCÜSÜ" olarak görmüyor mu? Yanılmaz, özür dilemez, her sözü Tanrı sözü kıvamında olan, günah işlemez ve günah işlettirilemez vasıflarına neye dayanarak sımsıkı sarılıyor. Tüm bu sıfatlar, geçmişinde NAZİLİK olanlara, YAHUDİLERİN fırınlarda yakılmasına destek verenlere bile verilirken çıkış noktaları / dayandıkları nokta bu değil mi?

Yeşu.........24:25 Yeşu o gün Şekemde halk adına bir antlaşma yaptı. Onlar için kurallar ve ilkeler belirledi.
Yeşu.........24:26 Bunları Tanrının Yasa Kitabına da geçirdi. Sonra büyük bir taş alıp oraya, RABbin Tapınağının yanındaki yabanıl fıstık ağacının altına dikti.
Yeşu.........24:27 Ardından bütün halka, ‹‹İşte taş bize tanık olsun›› dedi, ‹‹Çünkü RABbin bize söylediği bütün sözleri işitti. Tanrınızı inkâr ederseniz bu TAŞ SİZE KARŞI TANIKLIK edecek.››

Yaratılıs.........31:44 Gel anlaşalım. Aramıza tanık koyalım."
Yaratılıs.........31:45 Yakup bir taş alıp onu anıt olarak dikti.
   
  Sadece Yakup'un / İsrail'in Tanrısı olduğunun bilincinde olan, "İsrailin Tanrısı" denildiğinde kast edilenin Yakup olduğunu bilen
Ölümden çok korkan, ölümü "bizim gibi", diğer İNSANLARI (Mısır'ı verdiği gibi) FİDYE olarak vererek yok etmek isteyen,
İşlerini fidyeyle, haraçla, rüşvetle, tehditle çözebilen,
ÖLDÜR, soy kurut, nefes alanlarıda dahil YOK ET" gibi emirler sonucu oluşan eylemleri çok seven,
"Gündüz gözümün önünde öldürün" diyecek kadar (gece görüş kabiliyeti yok) kan dökme sevdalısı olan,
Gece görüş kabiliyeti olmayan, HABER VERİLMEDİĞİ sürece olan biteni bilmeyen (Kabil'e Habil nerede, şeytana nerden geliyorsun)
Gülen, neşelenen, sinirlenen, EĞLENEN, ----Mezburlar...2/4 Göklerde oturan RAB GÜLÜYOR, Onlarla EĞLENİYOR.---...2/5 Sonra öfkeyle uyarıyor onları, Gazabıyla dehşete düşürüyor
Sandığı nerede kendisi orada olan 1 Samuel.......7:2 SANDIK uzun bir süre, YİRMİ YIL boyunca Kiryat-Yearimde kaldı. Bu arada BÜTÜN İSRAİL HALKI RABbin ÖZLEMİNİ ÇEKTİ.
LİVYATAN'ı yenecek PAZU gücüne, BEHEMOT'a yaklaşacak KILICA sahip,
En neşeli Bayramımız olarak ilan ettiğimiz, AMALEK KATLİAM kutlamalarımız PURİM şenliklerimize itiraz etmeyen,
Mordekay'ların saraylara yerleşmesine ve katliam planları yapmasına ses çıkaramayan,
Halkı köleleştirip, FİRAVUNA çalışan YUSUF'lara onay veren
Sağ eli çok ağır olan ---- Mısırdan Çıkış....15:12 Sağ elini uzattın, Yer yuttu onları.--- 15:6 Senin sağ elin korkunç güce sahiptir. Altında düşmanlar kırılır----.
Başka ilahlara inanan ve onları kıskanan, ..vb.. BİR TANRI EDİNDİK....; esasında edinmiş gibi yapıp, göğüslerimizde yaşattığımız, gönüllerimize içirilmiş olan, "BİZİ BİZ YAPAN" yani "BİZ OLAN BİZLE" işlerimizi yürütüyoruz. Manifestolarımızla ilan ettiğimiz, ZİHNİYETİMİZ ittifakımızın TANRISIDIR.

FİRAVUN'un "EY HAMAN BİR ATEŞİ YAK, BİR KULE YAPTA MUSA'nın İLAHI'na erişeyim" emrini yerine getiren bizlere, Tanrı gerekli olur mu? Emri veren "BEN TANRIYIM" diyerek, Tanrıyı olgusunu / anlayışını / inancını göğsünde yaşattığıyla eş tutan, kibrine mahkum olmuş ve onunla dolaşan değil miydi? O halde kuleyi bitirme, tekamülü tamamlama yolunda ZİHNİYET önemli değil mi? FİRAVUN'un YUSUF'u aslında HAMAN değil mi? Yusuf adı altında saklanan HAMAN ZİHNİYETİNE TANRI EDİNME neden gerekli olsun.

Yusuf / HAMAN'ın Tanrı maskesiyle dolaşması, DİN maskesiyle birtakım işlerin halletmesi ve hiç TANRI adına birşey yapmamış olması, TANRI inancına verilen gereksizlik onayı değil mi? Firavun'a hizmet ederken, tüm halkı açlığa mahkum edip, köleleştirirken TANRI rolünde olan kendisi değil mi? Rüya halkı kurtarmak için gösterildiği halde, TANRICILIĞA soyunup, tüm halkı FİRAVUNA KÖLE yaptığı söylenmesi, Tanrı adına karar vermiş olduğunu duyurmak değil mi?

İlahi hiçbir değerin kabul etmeyeceği, hatta hiçbir pagan tanrı inancının bile kabul etmeyeceği, KÖLELEŞTİRME operasyonunu KENDİLERİNE ve YUSUF'a yakıştıranlar aslında, YUSUF ADINA, kendileri için (kutsal metin yazarlarının senaryosuna göre) "TANRI BENİM" demiş olmuyorlar mı?
   
  DÜNYA KÖLELİĞİ için KÖYLEŞTİRME ve E.AHİT'ten YAHUDİLİK MANİFESTOSUNUN anlatımı olan "YUSUF& HAMAN & AÇLIK" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  FİRAVUN'un, HAMAN'a "BİR KULE yapta MUSA'nın İLAHINA erişebileyim" emriyle başlanan ve "HAMAN'ın TEKAMÜL KULESİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  İSRAİL TANRI'sını HARACA KESEN, FİDYE&RÜŞVET ALMADAN MISIR'daki İSRAİL'lileri, YAHVE'ye VERMEYEN "ÇÖLLÜ AZAZEL" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  SANAL LİVYATAN'ı yendirerek, EDİNDİKLERİ TANRININ "PAZU GÜCÜNÜ", EYÜP vesilesiyle duyurdukları "LİVYATAN & EYÜP" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  DİN İNANCINDAN YAHUDİLİK ZİHNİYETİNE GEÇİŞİN ÖZETLENDİĞİ, MAKASBAŞI HİKAYELERİNDEN "MUSA & SÜNNET" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  TANRI diye CİN'lerle kurdukları ittifaklara İNSANLARI taptıranların, TANRININ OĞLU inançları olabilir mi? "KUZU KİM & KÖPECİK KİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
 

ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'ın, "kapısından SECDE EDEREK girin" emrine karşı gelenlerin torunları, yaratılmış bir varlığın peşine, "TANRI" diye takılır mı?

BAL ve SÜT akan nehirlere kavuşabilmek için gereken imani inançlara sırt çevirerek, kendi yöntemleriyle (fiziksel kuvvetle) AHİRET'teki değil DÜNYA üzerindeki BAL ve SÜT akan nehirlere kavuşacaklarına inanlar, BAŞKA BİR TANRI peşinde koşar mı?

"Madem BAL ve SÜT akan nehirlere kavuşmak için, O BÖLGEDE OLMAK GEREKİYOR, o bölgede olmak içinde SECDE ETMEK gerekiyor, o halde biz O BÖLGEYE HÜKÜMRAN olursak, SECDE ETMEDEN / DAVETCİNİN DAVETİNE uymadan, BAL ve SÜT akan nehirlere kavuşuruz" mantığını hedefleri haline getirmiş olanların, ZİHNİYETLERİNİN içinde bir TANRI'YA bağlanmak olabilir mi?

SAMİRİNİN BUZAĞISINI MEYDANA GETİREN ve onu böğürten, KUVVETİN / OLUŞUMUN / GÖREV VERİLMİŞ MADDENİN / KUDRETİN / MADDE BİLİNCİNİN suyunu içtiklerini sadıranların / kabul edenlerin / öyle yorumlayanların TANRI'ya bağlanma arzusu olabilir mi?

Tanrıyı güreşte yenenin, Tanrıyı yalvartanın OĞULLARI, herhangi bir TANRI OLUŞUMUNA pirim verir mi?
Atalarının yendiğini, İSRAİLİN OĞULLARI olarak bir araya gelmişken, TANRI olarak işaret edilene verilebilecek rol sadece kendi boyutunda yapabileceği TANRILIK babında olabilir?
Varlık birliği yolunda gerçekleştirmek zorunda olduğu hedeflerin etaplarında ama kendi boyutunda Tanrılar kabul ettiklerinin arasında, TANRILIĞINI gösterebilir.

Mısırdan Çıkış..15:11 ‹‹VAR MI SENİN GİBİSİ İLAHLAR ARASINDA, ya RAB? Senin gibi kutsallıkta görkemli, heybetiyle övgüye değer, Harikalar yaratan var mı?
2 Tarihler..........2:5 "Yapacağım tapınak büyük olacak. Çünkü TANRIMIZ BÜTÜN TANRILARDAN BÜYÜKTÜR

Sonuç olarak Tanrı konusunun kabulünde, inançlar açısından pek bir şey değişmediğini belirtme için, şöyle demiş oluyorlar. "Önceleri (Sürgüne / sürgün sonuna kadar) göründü, gördü, gördüm, görmüş, görüntü verdi,..vb.. cümle başlıklarıyla kitaplarda yer alan ifadelerin yerine, artık direk sözleri yazıyoruz.

Daha öncede yazılanlar da, Atalarımızın gönüllerinde yaşattıklarına bağlı olarak yazdıkları değil miydi? Değişen sadece cümle başlıkları. Evvelden "Tanrı verdiği sözlerini yerine getirdi" yazarken şimdi Tanrı SÖZLERİMİZİ YERİNE getirmede yollarımızı açtı" yazıyoruz. Sonuçta değişen sadece ifadelerdeki sen-ben tanımlamaları. Yazan ellere ait ZİHNİYETLER aynı olduktan sonra, ifadelerdeki sen-ben-o olması yada olmaması neyi değiştirir?

Tanrı olgusu yaptığımız ittifaklardır. Varlık birliğinin çatısıdır. Hangi yazdığımızdan, hangi edinilmiş tanrı olarak payelendirdiğimizin haberi olmuşta, bir takım şeyleri düzeltme yoluna gitmiş? nelere itiraz etmiş? Yazdığımız herşey "TANRIDAN" dediklerimiz

   
  Hani "bende öldürür bende can veririm" diye TANRI OLDUĞU iddiasında bulunan NEMRUT gibi. Aslında yaratılmış olduğunun bilincinde olan Nemrut, verdiği ölüm cezaları ve çıkardığı aflar nedeniyle, öldüren ve hayat veren zannedip, kendisini TANRI olarak nitelendirmiş. Ama aynı iddiasını, "o halde sende güneşi batıdan doğdur" denilince kendisinin acizliğini anladığı için sürdürememiş. Kendisini de yaratanın, aslında güneşi doğudan getirip batıdan batıran olduğunu kavramış. İstemese de "bir yaratıcının kulu olduğunu mecburen kabullenmiş.

Tam bu anlayışa uygun hareket eden, yada ettirilen Yahve, mangalda kül bırakmayıp, "yüzümü gören yaşamaz" diyor ama dediğiyle de kalıyor. CAN ALMA ve CAN VERME yetisi olmayan, kendisi de yaratılmış olan ama kurulan ittifaklar sonucunda TANRI OLARAK işaret edilen / benimsetilmiş olan, her zamanki gibi kuru sıkı attığını kutsal metin yazarları yüzünden ortaya koymak zorunda kalıyor. Kutsal metin yazarlarıda, inanç sistemlerinde yapılan / yapılmış olan köklü değişikliği de böylece duyurmuş oluyorlar.

Yasa Kitabı......33:10 O günden bu yana İsrail'de Musa gibi RAB'bin yüz yüze görüştüğü bir peygamber çıkmadı.

Yaratılıs...........32:30 Yakup, "Tanrı'yla yüzyüze görüştüm, ama canım bağışlandı" diyerek oraya Peniel adını verdi.

1 Krallar .........11:9-10 İsrail'in Tanrısı RAB, kendisine iki kez görünüp, 'BAŞKA İLAHLARA tapma!' demesine karşın, Süleyman RAB'bin yolundan saptı ....

Yeşaya...........6/1 Kral Uzziya'nın öldüğü yıl yüce ve GÖRKEMLİ Rab'bi gördüm; TAHTTA OTURUYORDU, giysisinin etekleri TAPINAĞI DOLDURUYORDU

Yeşaya ...........6:5 ........... Buna karşın Kral'ı, Her Şeye Egemen RAB'bi gözlerimle gördüm."

Yasa Kitabı......5:4 RAB dağda ateşin içinden SİZİNLE yüz yüze konuştu.

Çölde Sayım...12:8 Onunla bilmecelerle değil, Açıkça, yüzyüze konuşurum. O RABbin suretini görüyor. Öyleyse kulum Musayı yermekten korkmadınız mı?››

Eyüp............42:5 Kulaktan duymaydı bildiklerim senin hakkında, Şimdiyse GÖZLERİMLE GÖRDÜM SENİ.
Eyüp............42:6 Bu yüzden kendimi hor görüyor, TOZ ve KÜL içinde tövbe ediyorum.››

Yasa Kitabı....31:15 Sonra RAB çadırda bulut sütununun içinde göründü; bulut çadırın kapısı üzerinde durdu.

Mısırdan Çıkış/Exodus....16:10 Harun İsrail topluluğuna bunları anlatırken, çöle doğru baktılar. RABbin görkemi bulutta görünüyordu.

Yaratılış.......16:13 Hacer, ‹‹Beni gören TANRIYI GERÇEKTEN GÖRDÜM mü?›› diyerek KENDİSİYLE KONUŞAN RABbe ‹‹El-Roi›› ADINI VERDİ.

Hatta insanlar Tanrı olarak işaret edileni görüpte nasıl hayatta kaldığına şaşırıyor. Hani Tanrıyı gören yaşamazdı tarzında olaya yaklaşılıyor. Esasında görülenin Tanrı olmadığını, TANRI KONUMUNDA gösterilen bir varlık olduğunu söylüyorlar/söylemiş oluyorlar. Öyle ya! madem Tanrıyı gören yaşayamazdı, o halde görenlerin hepsinin ölmesi gerekirdi? Tanrı sonradan neden insanlarla yüz göz olsun. Neden kutsal metin yazarları bu konuda Tanrı denen olgunun saygınlığını 10-15 madde sonra ayaklar altına alacak şekilde düşürmüş olsun. Böyle birşey mümkün mü? KİTAPLAR TANRIDAN GELDİYSE ZATEN BÖYLE HATALARIN OLMASI MÜMKÜN DEĞİL. Bu tür hatalar varsa da kitapların Tanrıdan gelmesi mümkün değil.

Yok eğer edinilen Tanrı adına kitaplar yazıldıysa bu durumda da; Kitapları yazabilecek donanıma sahip olanlar böyle basit hatları yaparlar mı? Yapılan basit hataların bazıları kediler yumakla oynasın babında olduğu açıkca belli. Bazıları ise hata yapıldığı bilinmeden çelişkili hale getirilmiş. Ama bazıları ise duyuru yapmak, ilan etmek, belli aşamaları mesajlamak için meydana getirilmiş HATALAR SUNUMLARI olduğu açıkca belli.

Bu yüz görümlülüğü meseleside, esasında yapılmak istenen sunumlarla ilgili. Edinilen Tanrı inancına sahip olunduğunu, İlahi vahiylerle bir ilişkinin olmadığını, edinilen Tanrı olgusunun seviyesinin bu olduğunu, Yüzünü göremeyeceğimiz Tanrı'ya inanma yerine başbaşa konuşulabilen bir Tanrı olgusunu inanç sistemlerinin içine dahil ettiklerini..vb.. anlatıyorlar. DİN sistemlerinin içindeki, Tanrının anlatımı, görürsün-göremezsin dalgalanması içinde paketlenmiş.

Açık açık, görünen esasında Tanrı değil bizim edindiklerimiz vurgusu yapıyorlar. "Tanrıyı görmemiz geçekten imkansız, elbetteki gördüklerimiz bizim TANRI diye inanç sistemimiz içine kattıklarımız mı diyorlar? İlahi hiçbirşeyle bağlantımız olmadığını başka türlü nasıl anlatabiliriz mi diyorlar? Görünüm alınan ve görüşülen denilenler esasında edindiğimiz Tanrı, çölde gönüllere içirilmiş olan BUZAĞI mı diyorlar? Bildirimler, yazılanlar gönüllerimize içirilmiş olan dolaysıyla göğüslerimizde beslediğimiz BUZAĞININ sesimidir diyorlar_ Esasında Tanrı, gönüllerde yatanla oluşturulan ZİHNİYETİMİZ midir diyorlar?
   
  GÖNÜLLERE İÇİRİLEN BUZAĞI, PUT'culuğu TEŞVİK EDEN TANRI MANİFESTOSU ve PUT'cu "HARUN & SAMİRİNİN BUZAĞISI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Ya gördükleri Tanrı değil, TANRI SANDIRILAN, o kartvizitle boy gösteren bir varlık, yada kitaplarında yazılanlar yalan. Yani ne görülen Tanrı olabilir, nede kitaplar ilahi esintilere sahip olabilir..

Yasa Kitabı .....5:24 'Tanrımız RAB bize yüceliğini ve büyüklüğünü gösterdi' dediniz, 'Ateşin içinden SESİNİ duyduk. Bugün Tanrı'nın insanla konuştuğunu ve insanın ölmediğini gördük

Hezekiel..........1:27 Gördüm ki, beli andıran kısmının yukarısı içi ateş dolu maden gibi ışıldıyordu, belden aşağısı ateşe benziyordu ve çevresi göz alıcı bir ışıkla kuşatılmıştı.
Hezekiel..........2:1 Bana, ‹‹Ey insanoğlu, ayağa kalk, seninle konuşacağım›› dedi.

Ya! "Yüzümü gören" ölür sözü yalan. Bu durumda kitaplar keyfiyete göre yazılmış. İstedikleri sözleri, Tanrı adını kullanarak kitaplara almışlar.
Ya! "Yüzünü gördük" diyenlerin sözü yalan. Bu durumda da kitaplar keyfiyete göre yazılmış. İstedikleri sözleri, Tanrı olarak kabul edileni yalanmak için kitaplara almışlar. Tanrı onlara göre, atan-tutan ama hiç birşey yapamayan, sözünde durmayan, dediklerini de yapabilecek kudrete sahip olmayan bir olgu.

Hiç düşündünüz mü? Eğer, Tanrı dedikleri varlığın yüzünü gören ölüyorsa, İNSANLIK DİYE CANLI TÜRÜ Dünya piyasasında olabilir miydi?
Kendisinin yaratma ile ilgisi olmadığını bilen,
"bahçem" dediği arazinin Akad imparaotorluğu içinde olduğunu bilmeyen,
Akad imparatorluğunu meydana getiren milyonlarca insanın varlığından haberi olmayan,
ve ilk insan "Adem'i yarattım" diye ortalığa fırlayan yada kutsal metin yazarları tarafından, "her harfi Tanrıdan" dedikleri kitaplardan, inançların içine fırlatılan,
Tanrı olarak işaretlenen varlık, mizansen gereğide olsa, günün serinliğinde bahçede dolaşırken "Adem'e neredesiniz" diye seslenip karşlıklı (yüz-yüze) konuştuğunda Adem'in, Havva'nın ölmesi gerekirdi. Hem "Nerdesin" diye SESLENEREK kullarını arayan, TANRI ile yüzyüze görüştükleri için

Yaratılıs...........3:8 Derken, günün serinliğinde bahçede yürüyen RAB Tanrı'nın sesini duydular. O'ndan kaçıp ağaçların arasına gizlendiler.
Yaratılıs...........3:9 RAB Tanrı Adem'e, "Nerdesin?" diye seslendi.

Hemde: "Meyvasından yerseniz KESİNLİKLE ÖLÜRSÜNÜZ" dediği ağacın meyvasını yedikleri için ölmeleri gerekirdi.

Yaratılıs...........2:17 "Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün."
Yaratılıs...........3/4 Yılan, "Kesinlikle ölmezsiniz" dedi,

Olanlardan haberi olmayan TANRI; ancak, Adem'in "korktum, çünkü çıplaktım" cevabı üzerine durumu kavrar ve YASAK MEYVADAN yenildiğini ANLAR. "ANLADI" DEMEK doğru bir deyim. Çünkü, yasak meyvanın yenildiğinden haberi yok. (Biçarem, Kutsalmetin yazarları ne dikte etmişse onları bilmiş sayılıyor Çıplak oldukları için gözleri açılmış olmalı, gözlerinin açılması içinde, yasak meyvayı yemiş olmalı çıkarımları sonucu yaşanan olayların farkına varabilmiş olmalı.)

Yılan, TANRININ dediği yalan, ASLA ÖLMEZSİNİZ demişti. Öldüler mi? Hayır. ADEM o olaydan sonra NE KADAR yaşadı cevabı yine kendilerinden.
Yaratılıs...........5/5 Adem toplam dokuz yüz otuz yıl yaşadıktan sonra öldü.

Esasında; yine mizansen gereği, yazarların "Tanrıcılık oyununun raconu bozulmasın" diye dinlenme günü olan 7. günü erteleyip, Tanrı olarak işaret ettiklerine bir Adem daha yaptırmış olmaları gerekirdi.

Dünyanın milyarca senesini, Dinozor gibi tarih öncesi dediğimiz hayvanları, insanlığın onbinlerce yıl geçmişlerini yok sayıp, Akad imparatorluğu gibi devletler, Urfa Göbeklitepe gibi şehirler (M.Ö. 9500), Ur gibi site devletleri varken (Al-Ubaid M.Ö. 4500), Tanrı olarak işaret ettikleri varlığa, "ilk insan Adem'i" (M.Ö. ~4000) yarattıran kutsal metin yazarları için, bu dinlenme günü erteleyerek, "Tanrı yeni bir Adem daha yarattı" demeleri hiçte zor olmazdı.

(Bu durumda, Adem'i yarattıktan sonra Fırat kıyılarında kendisine bahçe yaptırdığını söyleyen olgu, kendisinin "ben yaratmadığım" dediği başkalarına ait araziye mi bahçesini yapmış oluyor? Tanrı olarak nitelendirdikleri varlık, akşam serinliğinde dolaştığı bahçeler başkalarına mı ait.)

Tanrıyı bilmeyen, yalan söyleyen, Yılanı bilen ve doğru göstermekten çekinmeyen, içlerinde en ufak "ALLAH", korkularının barınmasını bırakın, Tanrısal hiçbir çekintileri ve Tanrı saygısı bulunmayan metin yazarları için, bu erteleme ve yeni başlangıç çokta kolay halledilebilecek bir olay olurdu.

Yüzlerce çelişkilerinden utanmadan, kitapları için hala "her harfi tanrıdandır" diyerek spot sözler sarfedenler, yüzlerce çelişkiye ilave olunacak, +1 çelişki karşısında da ezberlerindeki spot sözleri tekrarlayıverirlerdi.
   
  ADEM'İN MEYVA, YILANIN YANILMAZLIĞI, TANRININ YALANCILIĞI KONULARININ İŞLENDİĞİ "TANRININ BAHÇESİ " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  Hatta bu İSRAİL TANRISINI GÖRMEK O KADAR AYAĞA DÜŞÜYOR Kİ; ARTIK GRUP SEANSLARI YAPIYORLAR.
   
  Mısırdan Çıkış....19:11 Üçüncü güne hazır olsunlar. Çünkü üçüncü gün bütün HALKIN GÖZÜ ÖNÜNDE ben, RAB Sina Dağına İNECEĞİM.
Demekki; TANRI olarak benimsedikleri görüntülenebiliyor, algılanabiliyor ve BİÇİMLENDİRİLEBİLİYOR ki, dağa İNİŞİ SEYREDİLEBİLSİN.

AĞIR ABİ'yi oynamak o kadar ileri boyuta vardırılmış ki; yaklaşımlarını kitaplarında özetle şöyle özetliyorlar."TANRI olarak benimsediğimiz, Tapındığımız bir şeyleri ATAR TUTAR siz ona ALDIRMAYIN. Siz istediğinizi yapın. Ya söylediklerini UNUTUR yada söylediklerini BİLMEZ. Hatırlasa bile yaptırım gücüde yoktur. Kendisine yüklenilen Tanrı rolü gereği bu tür GÜRLEMELERİ yapıyor, BIRAKIN azıcık tadını çıkarsın.Gördüğünüz gibi TANRI denilen olgu korkulacak bir şey değil. Bizler gibi vücudlanıyor, bizler gibi kah orda kah burda oluyor, bizler gibi atıp tutuyor (Nemrut'ta " can verir, can alırım" demişti), bizler gibi unutuyor, bizler gibi sallıyor bizler gib..vb.., Bu durumda korkulacak ne olabilir..Günah sevap diye bir kavramda yok. Tanrı olarak benimsenenden gelen tehditler görüldüğü gibi kuru-sıkı tehditler. Herhengi birşey yapabileceğinden yada yaptığından değil, verilen MAKAMIN gerekliliğinden öyle davranıyor. Kalem bizde. Sizler kitapta yazılanlara, söylediklerimize uyun, gerisini bizler hallederiz. Ona yemek verip, sunu sunup yakmalık kurbanlar yakıp bakanlar bizler değilmiyiz?.O'da bize muhtaç. Biz olmasak nereden bulacak taptaze kuzu kokusunu, nereden bulacak uzak diyerlerden getirttiğimiz GÜNNÜK kokularını..."

Çölde Sayım......28:4 Kuzunun birini sabah, öbürünü akşamüstü sunun.
Yeremya...........33:18 Levili kâhinlerden önümde yakmalık sunu sunacak, tahıl sunusu yakacak, kurban kesecek biri hiç eksik olmayacak.› ››
   
  BULUŞMA ÇADIRI, YAHVE'NİN İSTEDİĞİ BUHUR-TÜTSÜ KONULARININ İŞLENDİĞİ "YAHVENİN ÇADIRI ve BUHURU" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Ağır Abi'yi oynamak adına, İsrail Tanrısı emirlerini ve kuralarını sıralıyor.Amaç Tanrı inancını Biliçlerde zayıflatmak,Amaçimanı kalplerde silmek olunca, kutsal metin yazarlarıda üzerlerine düşen görevi ellerinden geldiğince yerine getirerek, TANRI OLGUSUNUN SAYGINLIĞINI AZALTMAK İÇİN ifadeleri sıralamışlar.

Mısırdan Çıkış....19:12 Dağın çevresine SINIR ÇİZ ve halka de ki, ‹Sakın dağa çıkmayın, DAĞIN ETEĞİNEDE YAKLAŞMAYIN! Kim dağa dokunursa, kesinlikle öldürülecektir.
Mısırdan Çıkış....19:13 Ya TAŞLANACAK, ya da OKLA VURULACAK; ona İNSAN ELİ DEĞMEYECEK. İster hayvan olsun ister insan, YAŞAMASINA İZİN VERİLMEYECEK.› Ancak boru uzun uzun çalınınca dağa çıkabilirler.››

Mısırdan Çıkış....19:21 RAB, ‹‹Aşağı inip halkı uyar›› dedi, ‹‹Sakın BENİ GÖRMEK için sınırı geçmesinler, yoksa BİRÇOĞU ÖLÜR.
Mısırdan Çıkış....19:22 Bana yaklaşan kâhinler de kendilerini kutsasınlar, yoksa onları şiddetle cezalandırırım.››

Yüzümü göreni öldürürm, cezalandırırım diyor ama dağın çevresine, "AĞIR ABİYİ" oynamak için, sınır çiz dediğini yapısı gereği UNUTUYOR. İsrail Tanrısı yeniden "halk çıkmasın" diyince Musa, "aşağıya inip halkı tekrar uyarmama gerek yok, daha öncede bizleri uyarmıştın onun için kimse gelemez rahat ol" hatırlatması yapıyor..

Mısırdan Çıkış....19:23 Musa, ‹‹Halk Sina Dağına çıkamaz›› diye karşılık verdi, ‹‹Çünkü SEN, ‹Dağın çevresine SINIR ÇİZ, onu kutsal kıl› diyerek bizi uyardın.››

Neden Yahve ÖZEL isminin tekrarlanmasını ve görülmesini istemiyor. Zaten İLAHİ bir yapısı yada GÖREVİ olsaydı aynı anda istediğine görünür istediğine görünmezdi. Halkı sürekli kuru sıkıda olsa tehdit etmek ne? İnançlarda İlah adı tekrar etmek esasken İsrail Tanrısı tıpkı Yezidiler'de olduğu gibi isim tekrarını yasaklıyor. Kendisinide görülmeisne engel olamayacağını, Cincilikle uğrşan herkesin kendisini rahatlıkla görüp ne olduğunun anlaşılmasından (kimliğinin ortaya çıkmasından) korkuyor ki, bu tehditleri sürekli yapıyor. Ama arkasından vur patlasın çal oynasın.

Mısırdan Çıkış...19:24 RAB, ‹‹Aşağı inip Harunu getir›› dedi, ‹‹Ama kâhinlerle halk huzuruma gelmek için sınırı geçmesinler. Yoksa onları şiddetle cezalandırırım.››

Musa ile görüşmeler emirlerin verilmesiyle devam edip gidiyor.
Mısırdan Çıkış/Exodus....24:7 Sonra ANTLAŞMA KİTABINI alıp halka okudu. Halk, ‹‹RABbin her söylediğini yapacağız, Onu dinleyeceğiz›› dedi.

Ertesi günü sunular sunulduktan sonra YETMİŞ KİŞİLİK HEYET İSRAİL TANRISINI GÖRMEYE gidiyor. Hani Musa'ya bile, işin başında" yüzümü görsen yaşamazsın, sırtımı gör yeter" demişti de sonra onunla iki arkadaş muhabbetlerine başlamıştı ya! (Edinilen Tanrı'nın Musa'yla muhabbet bitirilmiş ama çadırdan çıkmadığı vurgulanan YEŞU ile sohbete devam edilmiş.)

Mısırdan Çıkış....33:11 RAB MUSA'yla İKİ ARKADAŞ gibi YÜZ YÜZE KONUŞURDU. Sonra Musa ordugaha dönerdi. Ama genç yardımcısı NUN OĞLU YEŞU çadırdan ÇIKMAZDI.

Aynı benzeri durum burada da Grup GÖRME SEANSLARI halinde yapılıyor.

Mısırdan Çıkış....24:9 Sonra Musa, Harun, Nadav, Avihu ve İsrail ileri gelenlerinden YETMİŞ KİŞİ dağa çıkarak
Mısırdan Çıkış....24:10 İsrailin TANRISINI GÖRDÜLER . TANRININ AYAKLARI ALTINDA LACİVERTTAŞINI andıran bir döşeme vardı. Gök gibi duruydu.
Mısırdan Çıkış....24:11 Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. TANRIYI GÖRDÜLER, sonra yiyip içtiler.
   
  "İnsanı kendime benzer yarattım" diyen Elohim'den, BUZAĞI ile özdeşleştirilen Yahve'ye geçişte ancak böyle olur. Eğer TANRI olarak Elohim'i PUTLAŞTIRMAK isteselerdi mutlaka onu İNSAN GÖRÜNÜMÜNDE / sülietinde yaparlardı.

Yaratılış.......9:6 ‹‹Kim insan kanı dökerse, Kendi kanı da insan tarafından dökülecektir. Çünkü Tanrı İNSANI KENDİ SURETİNDE yarattı.
Yaratılış.......1:27 Tanrı İNSANI KENDİ SURETİNDE yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu.

Hem insanlar hemde evrenin tamamı kabul edilen tanrının sülieti insan şeklinde olduğuna göre, Elohim'cilerin yazdıkları kitaplardaki tanrı profili meydandadır. Tanrının seçtiği Harun "sizi denizden geçiren RAB bu" dediğine göre, Musa ile sözleşme yapan tanrının betimlemesi demek ki, buzağı şeklinde idi.

KİTAPLARINDAN GELECEK NESİLLERE AKTARILAN EN ÖNEMLİ BİLGİLERDEN BİRİ BUDUR.TANRININ PEYGAMBER OLARAK SEÇTİĞİ, TANRISINI BUZAĞI OLARAK TASVİR EDİYOR. Demekki kendisini BUZAĞI olarak gördüğü BUZAĞI sembollü bir tanrı inancına hizmet ediyor.

Eğer Harun ve Musa'ları herşeyi YARATAN olana iman etmiş olsaydı, put yapmaya kalksalar bile; PUT İKONUNU İNSANA BENZER yaparlar ve onun suyunu insanlara içirirlerdi. Oysa ortaya Peygamberlerine atfettikleri ATALARININ SEVİNÇLE karşıladığı ALTIN BUZAĞI var.

Demek ki kitaplarında çeşitli isimlerle anlatılan YARATAN ile yolların ayrıldığını VURGULAYABİLMEK için, ALTIN BUZAĞI yapımı PEYGAMBERLERİNİ, TANRILARINI kapsayacak bir biçimde ele alınıp hikayeleştirildi.
Buzağıyı yapan HARUN TANRININ en yakın hizmetlisi, Levililer SONSUZA dek TANRI temsilcisi yapıldı.
PUT SUYUNU gönüllere içiren MUSA, tanrıdan direk kitap alan tek insan olarak DİNİN kurucusu ilan edildi.
EDİNİLEN tanrının, GÖĞÜSLERE YERLEŞTİRİLEN tanrının İNSAN değil, BUZAĞI BENZERİ bir tanrı olduğu, yine o tanrıya nisbedilen "her harfi Tanrıdan" dedikleri kitaplarında kayıt altına alındı.

Bu yapılanlardan sonra Dinin kurucusu ilan edilen PUTCULARI ödüllendiren Tanrı, PUT suyunu içiren 1. Musa ve suyu içirilen BUZAĞI başka türlü nasıl bağdaştırılabilir?

M. Çıkış........32:20 Yaptıkları BUZAĞIYI alıp YAKTI, TOZ HALİNE gelinceye kadar EZDİ, sonra SUYA SERPEREK İSRAİLLİLERE İÇİRDİ
Yasa Kitabı....9:21 Yaptığınız günahlı nesneyi, o buzağıya benzer DÖKME PUTU alıp YAKTIM. Parçalayıp İNCE TOZ haline getirinceye dek ezdim. Sonra TOZU dağdan akan DEREYE ATTIM.