but1
  VAAD'CİYE VE ESİNLENMELERE GÖRE YAZILAN DERLENEN KİTAPLARDAKİ ÇELİŞKİLER.
   
   
   
  AZ 
   
  AZ "ALLAH'a" TANRI denilebilir mi, BENZER isimler kullanılmış diye, BUHUR sundurup PUT yaptırdıklarına "Hz" denilebilir mi? BAŞLARKEN notuna buradan ulaşabilirsiniz
   
   
  VAADCİNİN VE ESİNLENMECİLERİN TANRI ADINA YAPTIKLARI ÇELİŞKİLER..
   
  Hz. İsa gönderildiğinde; İncilin, Allah katından, olduğunu kanıtlayabilmek/ insanları ikna edebilmek için;Tevrat'tan, yanında bulunan İncil'i doğrulamış.Peki! İncil'le ne yapılmış, İncil'i meydana getiren Ayetler ile Tevrat'ı meydana getiren ayetlerin tasdiki sağlanarak (sağlandıktan sonra) İncil'in yanında bulunanın, yani Hz. İsa'nın, Allah'ın resülü olduğunu onaylatılmış.
   
  ONLARIN ve BİZDEN SANDIĞIMIZ, TELLALLERİN DE "AYNI AMENTÜDEYİZ, AYNI AMENTÜDE BİRLEŞELİM" ÇIĞIRTKANLIĞINDA BULUNDUKLARI, KİTAPLARINDAN MATEMATİKSEL YANLIŞ. Allah adına, bu Allah'tandır diyerek yazdıkları, küçük beyinlerindeki, kutsal kitap anlayışlarının, eseri olan örnek/"Ben Tanrı olsaydım böyle kitap indirirdim" düşüncesine bir örnek.
   
  Dünya'da İnsan nesli Allah'ın, Hz. Adem'i yaratmasıyla başladığı tüm dinlerin kabuludür. İmani bir esasdır.Hz. ADEM NE ZAMAN YARATILDI. Bu sorunun cevabını kimse bilmiyor.Allah bildirmediği içinde kimsenin bilme imkanı yok. Onların kabullerine göre bu böyle olmamalıydı. Kitapta, bu Tanrı'dandır diyecekleri bir sürü hikayeleri vardı ve var olacaktı. Ellerindeki Hz.Musa'ya verilen Tevrat'ta da böyle bir bilgi yoktu. OLSA İDİ ALLAH YANILIR MI? ALLAH BİLMEYEN Mİ?
   
  Kafalarına göre Tanrı'dan geldi diyerek ortaya sürecekleri kitaba, Gılgamış destanından esinlenerek başladıkları kesin.Çeşitli ömürler, yaşlar belirtmişler. O tarihleri alt alta yazdığımızda şöyle bir durum, görüntü ortaya çıkıyor.
   
 
   
 

Hz. İbrahim'in MÖ:2000 'lerin başında doğduğu bilinmektedir (M.Ö:2000/2100 arası)
Kilise tarihçisi Caesarea(M.S. 260-340) sadece Kitab-ı Mukaddes’ teki bilgilere dayanarak, Hz. İbrahim’ in M.Ö. 2016 yılında doğduğuna karar vermiştir.
Hangi tarih olursa olsun önemli bir rakkam farkı ortaya çıkartmamaktadır. Ortaya koyulacak görüşü etkiliyici değildir. Onlardan bazıları Evrenin M.Ö. 4004 yılında yaratıldığını da kabul etmişler. Yehova Şahitlerine göre (Yahvenin/Tanrının şahitleri) Adem ve Havva M.Ö. 4026 yılında yaratılmıştır.Bu görüşler onların, Tanrıcılığa, soyunmalarının tipik bir örneğidir.(Evrenin yaratılması ile Hz. Adem'in yaratılması arasında büyük boşluk var.Hesaplamalar ve tarihler, evrenin yaratılışı ile değil, Hz. Adem'in yaratılışıyla alakalı. Kitaplarında, Hz. İbrahim'e ait bilgiler, belirgin son tarihlerden biri olduğu için hesaplamalarda baz olarak alınmıştır.)

   
  Eğer bu Tanrı'dan geldiklerini iddia ettikleri kitaba bakarsak; Hz.İbrahim, Hz. Adem'den 1948 yıl sonra doğmuş gözüküyor.
Hz. İbrahim M.Ö 2016'ler de doğdu ise;
Hz Adem : 1948+2016 = 3964(M.Ö) yılında yaratılmış oluyor (üç aşağı - beş yukarı)
Hz. İbrahim M.Ö 2050'ler de doğdu ise; (MÖ:2000-2100 ortalaması)
Hz Adem : 1948+2050 = 3998(M.Ö) yılında yaratılmış oluyor (üç aşağı - beş yukarı)
   
  Eğer bu doğru kabul edilirse, Tanrı (Onların tanrı dedikleri) ne dediğini ve ne yaptığını bilmiyor demektir. Binlerce örnekten sadece biri. Bilinen en eski yerleşim yeri. Öyle bulunan, yüzbinlerce hatta milyonlarca yıllık, fosillerden, iskeletlerden değil yerleşim yerlerinden bahsediyoruz.

Kutsal dedikleri, tanrıdan dedikleri kitaplarını verdiği tarihten, binlerce yıl önce kurulmuş, toplumsal faaliyetlerin varolduğu, bir yerleşim yerinden bahsediyoruz. Bireysel sayılabilecek bir yaşamın olduğu, Ölü gömmenin bile bilinmediği bir dönemden çok devirler sonrası kurulmuş göbekli tepeden bahsediyoruz İlk cinayet ve "Karganın" cinayet kurbanını gömmesi için katil kardeşe, fikir kaynaklığı yaptığı devirden değil.
   
 
 
  Neden bu konuya açıklık getirmiyorlar? Neden kitabımızın bu kısmı yanlıştır, "Allah, herşeyi bilendir yanılmaz" diyerek, en azından bu kısmı iptal etmiyorlar? Etmezler elbette; ellerindeki kitabın, Allah'la ilişkisi olmadığını onlar da biliyorlar. Zayıf, yanılan, bilmeyen Tanrı konusunda ısrarlı oldukları için, yani göğüslerdeki BUZAĞI meselesinden dolayı böyle bir girişimde bulunmuyorlar
   
 
   
  Tarihler konusunda inanılmaz hatalara düşenler kimbilir o tarihler arasını ne kadar çok hurafe ile doldurdular. O, "oraya gitti, bu buraya geldi, şu dedi ki, onların atası, bizlerin efendisi" diye anlatılanların gerçeklerden ne kadar uzak olduğu bu örnekle anlaşılıyor.
   
  Bu tanrıdan diyerek, kitapları nasıl tahrif etttikleri ortada. Burada verilenler gibi Akılla, İlahi olmakla çelişen, yüzlerce örnek var.
   
  Gerçi onlar, Tanrı'larının herşeyden haberi olmadığını kitaplarında belirtiyorlar.
Peygamberlerin eşlerini hükümdarlara vermeleri, kardeşler, baba oğul, baba kızlar arası ensest ilişkide bulunmaları normal bir konu gibi işlenmiş ve Tanrılarından onay almıştır.
Peygambere tecavüz eden oğulun varlığı, Tanrı ile güreş tutan ama yenilmeyen peygamberlerin hikayeleri kitaplarında yer almaktadır.

Bu yazılanların hangisi Allah'tan olabilir. Böyle bir kitaba sahip bir dinin, amentüsünde bir olalım diye kim çağırabilir. Bu çağrıları ancak o kitaba tabi olanlar yapabilir.Müslümanlık dini içine Truva Atı olarak yerleşmiş olanlar yapabilir. Kendi deyimleri ile 'Deccal olanlar veya onların Tellalliğini yapanlar çağırabilir.

Aman bunlardan uzak durun, sakının diye öğütler vereceklerine, "O kitaplardan herhangi birine uymak cennete gitmek için yeterlidir" çağrıları yapıyorlar. Üstüne üstlük, birde "İnançsızlara Karşı İttifak kurduk bize katılın"diyorlar
   
  VATİKAN .Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri .....................www.meryemana.net/meryem/tr/misc.php?id=20&par=9&td=11

454 Tanrı'nın Oğlu adı, Mesih İsa'nın Babası Tanrı'ya olan biricik ve ebedi ilişkisi demektir: O Baba'nın (Bkz. Yu 1, 14, 18, 3; 16, 18) ve Tanrı'nın Kendisinin (Bkz. Yu 1,1)  biricik Oğludur. Hıristiyan olabilmek için Mesih İsa' nın Tanrı'nın Oğlu olduğuna inanmak şarttır. (Bkz. Hİ 8, 37, 1 Yu 2, 23)

"...Çünkü kuzu Rablerin Rabbi, Kralların Kralıdır" (Esinleme 17:14). Mesih'in ikinci gelişinde elbisesinin üzerinde "KRALLARIN KRALI VE RABLERİN RABBİ" yazılı olacak (Esinleme 19:10).

(suhik_not: AMENTULARIMIZ AYNI DİYENLERE DUYURULUR. AMENTUYA KEFİL OLUP CENNETLİK DİYENLERE DE DUYURULUR.)
   
  SUAT YILDIRIM'IN, ESKİ VE YENİ AHİT YÖNLENDİRMELİ, MEALİ'YLE İLGİLİ İNCELEME SAYFASINA BU BAĞLANTIDAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
   
   
   
  Allah'tan, bir delil gelmemiş olan hurafeler, masallar, özlemler, arzular, "bana göre böyle olmalıydı" denilen kurallar ve uydurmaların peşinden sürüklenen milyonlarca umutlar. Dolayısıyla, bu tacirlikten kazanılan servetler, makamlar, siyasi güçler, ve kişisel tatminler, yüzyılara dayanan amaçlarda ketedildiği zannedilen mesafeler.
   
   
  BİR ÖRNEKTE MATTA VE LUKA KİTAPLARINDAN Hz. İsa'nın seceresini yazmışlar. Tanrı'dan esinlenme ile geldiğini iddia ettikleri kitaplarında, "bu böyledir" diye..
  Bilgi notu:Hz. İsa'nın seceresi LUKA ve MATTA kitaplarında var diğer kitaplarda yok. Hz. Adem'den, Hz. ibrahim'e kadar olan secere hem Yaradılış/Genesis kitabında, hemde LUKA kitabında var 1 isim farklılığı ile aynı. Luka kitabında 1 fazlalık var (Kenan 2 tane yazılmış). Diğer kitaplarda bu secere yok. Sayı farklılığından doğan, birbirleriyle çelişme durumu bile, kitapların vahiy olmadığının kanıtıdır.
   
  Matta ve Luka kitaplarında ki secerelerde inanılmaz farklılık var. Düşünebiliyor musunuz? her ikiside Tanrı esinlenmesi dedikleri ve öyle kabul edip, imanlarını, amentülerini ona göre düzenledikleri kitaplarda mana çelişkilerinden vaz geçtik, sayısal çelişkiler var. Tanrı her kitap için melekleri ile ayrı bilgiler göndermiş mi oluyor. Yoksa kitapları atalarından duydukları, derleyip toparladıkları, bana göre böyle olmalıdır düşüncelerine kapılıpta yazmış mı oluyorlar.?
   
  Kafalara göre, ortak kararlara göre, çıkarlara göre, duyduklarına göre nasıl kitaplar yazılıyor okuyunda görün. Biri LUKA'dan, biri 3YUHANNA'dan (3 john) diğeri Diyalog üstadlarından/Ortak Amentü imalatcılarından, olmak üzere üç örnek
   
  BİR KAÇ ÖRNEK;
  Luka.........................1/1-3 Sayın Teofilos, Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişmiştir. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize iletmişlerdir. Ben de tüm bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.

Elçilerin İşleri (Acts)....1/1-2 Ey Teofilos,İlk kitabımda İsa'nın yapıp öğretmeye başladığı her şeyi, seçmiş olduğu elçilere Kutsal Ruh aracılığıyla buyruklar verip yukarı alındığı güne dek olanları yazmıştım.
   
  Mürekkebe, kağıda ve zamanına kıysaydı, (üşenmese idi) bugün o sözler, şimdi 3Yuhanna kitabında yer alacak, insanlarda ona göre amel edecekti. Papalık ve adamları da bu sözlerin Tanrı sözü olduğunu ilan edecekti. Dedikodular, sitemler, selamlar, lakaplar nasıl Kutsal Tanrısal ilan ettikleri kitaplarında yer alıyorsa, o günkü ruh halini yansıtan diğer görüşleride, Kitapların da Tanrı sözü olarak yer alacak, insanlarda o görüşlere göre dini vecibelerini yerine getireceklerdi. Bizim ortak amentü imalatcılarıda, bizi onlarla, ortak dinde, buluşmaya yine çağırır olacaklardı.
   
  LUKA VE MATTA'daki HZ. İSA SECERESİNDE YAPILAN, FİZİKSEL HATAYA DÖNERSEK...
   
  Birinde Hz. Davut ile Hz. İsa arasında 41 kuşak (babalar ve dedeler) var iken, bir diğeri daha tasarruflu davranıp bu sayıyı 27 kuşakta bırakmış. Olabilir bir diğeri, hepsini yazma gereği görmemiş diyebilirsiniz veya öbürüde amma abartmış, ne bulduysa, ne duyduysa yazmış diyebilirsiniz. Ben de aynen öyle diyorum. Kafalarına göre yazmışlar. İstedikleri , düşünceleri, sözleri "Tanrı sözü" diye ilave etmişler, işlerine gelmeyen, bir diğerinin yazdığını da "yok öyle birşey ben duymadım" diye yazmamışlar.
  İsimler tutmadığı gibi, birinde torun olarak gösterilen diğerinde çok, çok büyük baba konumunda.
   
  TASNİF YAPILDIĞINDA AŞAĞIDAKİ GİBİ BİR TABLO ORTAYA ÇIKIYOR.
 
   
 
   
  ŞİMDİ BU KADAR TUTARSIZLIKLAR OLAN KİTAPLARIN VE "BUNLAR TANRI SÖZÜDÜR" DİYE ORTAK AMENTÜYE ÇAĞRIDA BULUNANLARIN ARDI SIRA GİDİLİR Mİ?
  Kitaplarındaki secereler ile ilgili bölümler.
 
   
   
  ESİNLENMELERDEN ÖRNEK

ARGEMEDDON ÖNCESİ EKİN MİSALİ BİÇİLEN İNSANLAR
Esinleme (Vahiy/Revelation)...14/14 Bundan sonra beyaz bir bulut gördüm. Bulutun üzerinde oturan, başında altın bir taç ve elinde keskin bir orak bulunan, `insanoğluna benzer biri' vardı.
Esinleme (Vahiy/Revelation)...14/15 Tapınaktan çıkan başka bir melek bulutun üzerinde oturana yüksek sesle şöyle bağırdı: «Orağını uzat ve biç! Biçme saati geldi. Çünkü yerin ekini olgunlaşmış bulunuyor.»


Yerin ekini ne? Orak kullanan kim? Bunu cevabı yine onlardan.ÇAĞIN bitiminin anlatımı şöyle; (Emir veren yaratıklardan insan benzeri denildiğine göre sfenks yada mask takmış Firavun olmalı)

Matta (Matthew).....13/36 Bundan sonra İsa halkı bırakıp eve gitti. Öğrencileri yanına gelip, «Tarladaki DELİCELERLE ilgili benzetmeyi bize açıkla» dediler.
Matta (Matthew).....13/37 İsa, «İYİ TOHUMU EKEN , İNSANOĞLU'dur» diye karşılık verdi.
Matta (Matthew).....13/38 «Tarla ise dünyadır. İYİ TOHUM, Göksel Egemenliğin oğulları, DELİCELER de kötü olanın oğullarıdır.
Matta (Matthew).....13/39 DELİCELERİ eken düşman, İblis'tir. EKİN BİÇME ZAMANI ÇAĞIN SONU; ORAKCILAR ise MELEKLERDİR
Matta (Matthew).....13/40 «DELİCELER nasıl toplanıp ateşte yakılıyorsa, ÇAĞIN SONUDA böyle olacak.

Yuhanna etrafına bakınırken birden bire bir ejderha görür. Ejderhada öyle, Çin ve uzakdoğu festivallerinde Tanrı veya Şeytan tiplemesi olarak gördüğümüz boyutlarda değil. Kuyruğu ile yıldızların üçte birini düşürdüğüne göre, baba bir ejderha. Öyle görmek için birkaç milyon (belki milyar) ışık yılı uzaktan bakmalı ki görülebilsin. Yoksa, dağın dibine gidip, dağa gözlerini dayamış ama dağı göremedim diye üzülen adamı durumuna düşülür. (20. yy başında Sibirya/Tungusta'ya düşen 60 metrelik göktaşı, 2000 kilometrekarelik ormanı yok etmiş. Hiroşima'ya atılan atom bombasının bin katı büyüklükte bir patlamaya neden olmuş)

Kuyruğu kaç milyon (belki milyar) ışık yılı boyutunda ki, bir savuruşta görünen yıldızların üçte birini düşürüyor.Ama isabetli bir vuruşla.Çünkü; hepsi yeryüzüne düşüyor, hemde hiç zaiyat vermeden.Burada Yuhanna'nın günahını almamak lazım bu esinlemeleri kimin yazdığı belli değil.Birileri onun ismini kullanmış olabilir.
(Ejderha öyle bir ejderha ki; bıraksalar Samanyolu galaksisini, Çarmıh'taki İsa ile birlikte sabah kahvaltısı niyetine götürecek, ortada uğraşacağı ne Dünya, nede Dünya'lı bırakmayacak.)


Esinleme (Vahiy/Revelation)...12/3 Sonra gökte başka bir belirti göründü: yedi başlı, on boynuzlu ve yedi başında yedi taç olan, kızıl renkli büyük bir ejderhaydı bu.
Esinleme (Vahiy)......12/4 Kuyruğuyla gökteki yıldızların üçte birini sürükleyip yeryüzüne attı. Sonra, doğum yapmak üzere olan kadının önünde durdu. ....

ARGEMEDDON SAVAŞLARINA GİDEN YOLDA ÖLDÜRÜLENLERİN SAYISI

Öldürme o boyutlarda hayal ediliyor ki, Kanın yüksekliği, 1600 ok atımı (~300 km... 1 ok atımı 187,5 mt) çapındaki alanda atların gemlerine kadar yükseliyor (gem yuksekliği pazular üzeri, omuz hizası desek yani 150 cm olarak alsak, hadi atın başı yere eğikti diyerek 1 mt olarak alsak; akan kanın hacmi ~ (300.000mt/2)x(300.000mt/2)x3,14x1=70.650.000.000 m3 (yetmiş milyar). İnsan vücudunda 6 lt kan var dersek (80ckg. ağırlığındaki insanın vücudunda, ~6 litre kan varmış. Kan vücut ağırlığının ortalama % 8 ini oluştururmuş.) ve hepside cenderelerde çıktığını kabul edersek öldürülen insan sayısının 11,7 trilyon olması gerekiyor. Gözlerini kan bürümüş olanlar kanla beslenmek isteyenler desteksiz hiç hesap etmeden atmışlar.

Esinleme (Vahiy/Revelation)...14/19 Bunun üzerine melek orağını yerin üzerine salladı. Yerin asmasının ürününü toplayıp TANRI ÖFKESİNİN büyük CENDERESİNE attı.
Esinleme (Vahiy/Revelation)...14/20 Kentin dışında sıkılan cendereden KAN aktı. KAN, bin altı yüz ok atımı çapındaki bir alanda atların gemlerine dek yükseldi.

Yanlış okumadınız.11,7 trilyon olması gerekiyor.Hata yapma ihtimaline karşılık 1 metre çaplı alan hesabı ile başlayıp kademe kademe ilerleyerek 1600 ok atımı yani 300 km çaplı bir alanın hacim hesabına ulaştım.Sonuç olarak ortaya çıkan bu tablo. Dünya nufusunun yaklaşık 1500 katı. Avcılar kulübündeki uyarı yazısı gibi; "atmak serbest, müdahele etmek yasak".Had, onlar avcı, atmadan anlatımın keyfi çıkmaz diyorlar ve abartıyorlar.Maksat hoş sohbet, gırgır olsun.

Ama hiç kimse "bana vahiy" geldi diyerek insanları saptırma pahasına, hemde hiç bilmediği konular da ahkam kesip, ilahi unvanlar almaya çalışmıyor. Kitaplar yazıp "TANRININ OĞLU var" demiyor. "İSA TANRIDIR" demiyor. ("Vurduğum tilkinin kuyruğu 1 metre vardı" dediği zaman, o da biliyor, karşısındakilerde biliyor abartıldığını ve kuyruk ölçüsünün olabilirliğini.)
   
 
   
  Üstelik bu sayı yukarıdaki maddelerde bildirilen insanlardan arta kalan 2/3'lük kısmının içinden öldürülenler.Bu hesaba göre, 1/3' lik kısımdaki öldürülen insanların sayısı da TRİLYONLARLA ifade edilmesi gerekiyor.

Esinleme (Vahiy/Revelation)....9/18 İnsanların üçte biri bunların ağzından fışkıran ateş, duman ve kükürtten, bu üç beladan öldü.

Görüldüğü gibi o insan sayısına ulaşılabilmesi için asırların geçmesi gerekiyor.Ellerindeki metinler TANRI ESİNİ dediklerine göre, korkulacak birşey yok TANRI hata yapmıyacağına göre kurtarıcı kehanetinin gerçekleşmesi için daha asırlar var. Daha elinde orak olan gönderilmeden önce, ölenlerin sayısı trilyonlarla ifade edildiğine göre kurtarılmaya ihtiyacı olanlarda yok demektir.O aşamaya gelinmesi için bile asırlar gerekiyor.TANRI'larından geldiklerini söyledikleri kitap, yanlış yazacak değil ya!

Metinleri yazanın Astronomi bilgileri zayıf olduğu gibi, havuz hesaplarında da kötü olmalı. Hadi ejderin bir kuyruk darbesi ile yıldızların üçte birini Dünya'ya döktün, hadi güneşin üçte birini alınca gündüzün üçte birini de yok ettin, yıldıza aya vurdun karanlığında üçte birini yok ettin. Nasıl olsa esinlenme bu geçer dedik. Madem bunları yazacaktı bari bilenlere sorsaydı da Tanrısallığı/Tanrıyı oynamayı bu kadar düşürmeseydi dedik.

Hiç yaşamamış (dinazorlar ejderha değil onlar o çğın gerektirdiği ölçülerdeki hayvanlar.) ejderhalardan bahseden, ejderha boyutunda atar dedik durduk. Ama havuz hesabınıda mahfettin. Diğerleri HAYAL OLDUĞU için; FİZİKSEL İSPATI olmadığı için; SAHAFLARDA BUNLARA BENZER binlercesi var dedik geçtik ama Hz. Ademin yaratılma tarihinde olduğu gibi, havuz hesabında da pes dedirttiler.
   
   
  SAM'IN ÇOCUĞU OLDUĞUNDA YAŞI KAÇTI?

Yaratılış........7:6 Yeryüzünde TUFAN koptuğu zaman Nuh ALTI YÜZ yaşındaydı.
Yaratılış.....11:10 Sam'ın soyunun öyküsü: TUFANDAN İKİ YIL sonra Sam YÜZ yaşındayken oğlu Arpakşat doğdu.
Yaratılış.......8:13 Nuh ALTIYÜZ BİR yaşındayken, birinci ayın birinde yeryüzündeki sular kurudu. Nuh geminin üstündeki kapağı kaldırınca toprağın kurumuş olduğunu gördü.
Yaratılış.......8:15 Tanrı Nuha, ‹‹Karın, oğulların ve gelinlerinle birlikte gemiden çık›› dedi,

Bu durumda:
Tufanın başlangıç yılı esas alınırsa; Sam 102 yaşında olmalı. Çünkü; Nuh 500 yaşında iken Sam'ın doğduğunu, Tufanın da Nuh 600 yaşında iken olduğunu kendileri yazmışlar.
Tufandan (başlangıcından) 2 yıl sonra Sam'ın çocuğu olduğu yine "Tanrı sözü dedikleri" kitaplarında yazıyor. O halde, Sam çocuğu olduğunda 102 yaşında olur. 100 yaşında değil.

Tufanın bitim yılı esas alınırsa; Sam 103 yaşında olmalı. Çünkü; Nuh 500 yaşında iken Sam'ın doğduğunu, Tufanın da Nuh 601 yaşında iken bittiğini kendileri yazmışlar.
Tufandan (bitiminden) 2 yıl sonra Sam'ın çocuğu olduğu yine "Tanrı sözü dedikleri" kitaplarında yazıyor. O halde, Sam çocuğu olduğunda 103 yaşında olur. 100 yaşında değil.

"Kelimesi kelimesine, hatta harfi harfine, Tanrı yazdırdı" dedikleri kitaplarında, Tanrıcılık oynamak isteyenlerin kalem izleri var. (gemide kalınan bir yıla yakın süre göz ardı edilirse)
   
 
   
   
  BİR SAYIM ve ARKASINDAN GELEN HESAPLAR İLE YAPILAN TAHSİLAT ÖRNEĞİ DAHA...

İsrail Tanrısı, Musa'ya LEVİ BOYUNDA da bulunan bir aylıktan büyük erkeklerin sayılmasını ister. Rakkamlarla arası iyi olmadığı bilinen Yahve, kullarım dediklerinin sayısını merak etmiş olmalı ki / kullarım dediklerinin sayısını bilmek ister ki; sayım emrini verir...

Yahve neden hiç şöyle bir şey demez? "Sizin sayınız ...şu kadar". Neden hep saydırır? Tanrı bilmez mi? Tanrı sorar mı? Kullarım dediklerine bu tür bilgileri verememesinin sebebi, kalemin "kullarım" dediklerinin ellerinde olması olabileceği gibi, kutsal metin yazarlarının bir takım sayısal değerleri tutturma çabalarına aklı ermediği için de olabilir. Kalem onlarda olduğu için bu türlü yaklaşımlarda bulunmayan İSRAİL'İN TANRISI, belki ilk defa çıkarma işlemi yapıyor ama veriler yanlış olduğundan, sonuçta herşey birbirine karışıyor.
   
 
   
  Rakkamları verenler kutsal metin yazarları, kitabı Sina'da "MUSA'YA BEN VERDİM" diyen Tanrı olarak işaret ettikleri, "kitabın her harfi tanrıdandır" diyen mümtaz şahsiyetler ve toplama hatası. Toplama hatası üzerine kurulmuş, musahasebe kayıtları ve olmayan paranın olmayan kişiler adına alınarak, herhalde olan kişilere verilme işlemlerinin, kutsal kitaplarında anlatımı.

Adaletli Tanrı'nın, kılı kırk yaran titizliğinin vurgulandığı, en ince detayların bile İsrail Tanrısının gözünden kaçmadığını, "halkım" dediği İsrail'lilerin her şeyleriyle nasıl ilgilendiğini, bu hassasiyetler sonucunda bu günlere gelindiğini belirten, Tanrı dediklerini yücetme amacı ile kitaba girmiş olan bu maddesel ifadeler, aslında kitabın ne kadar baştan savma, ilahi birikimlerini bırakın, ilahi saygıları bile olmayan kişiler tarafından ele alındığını gösteriyor.Kitabında, İlahi hiçbir değerinin olmadığını gösteriyor.

Daha sonra, İsrail Tanrısı Musa'ya görevinin bitmediğini belirten şu emride verir.
Çölde Sayım.....3:40 Sonra RAB Musaya, ‹‹İSRAİLLİLERİN bir aylık ve daha yukarı yaştaki ilk doğan bütün erkeklerini say, ADLARINI YAZ›› dedi,

Kendine sunulacak körpecik hayvanların, tütsü kokuları burnunda tütmüş olmalı ki; İsraillilerin değil Levilerin ilk doğacak hayvanlarını yakmalık sunu olarak ister.Ve verilmeme olasılığına karşılıkta "BEN RAB'IM" der.
Çölde Sayım.....3:41 ‹‹İsraillilerin bütün ilk doğanlarının yerine Levilileri, yine İsraillilerin ilk doğan hayvanlarının yerine Levililerin hayvanlarını bana ayır. Ben RABbim.››

Yahve'nin emri üzerine Musa, sayımı yapar ve binlerce ismi, kağıtlara geçirir.
Çölde Sayım.....3:42 Böylece Musa, RABbin buyurduğu gibi, İsrailliler arasında ilk doğanların tümünü saydı.
Çölde Sayım.....3:43 ADLARIYLA YAZILAN, ilk doğan bir aylık ve daha yukarı yaştaki erkeklerin sayısı 22 273 tü.

RAKKAMLARLA, TARİHLERLE, SAYILARLA ve OLUP BİTENLERLE PEK ALAKASI OLMAYAN İSRAİL TANRISI BİR ÇIRPIDA ÇIKARTMA İŞLEMİNİ YAPAR ve ŞU EMRİNİ MUSA'YA VERİR
Çölde Sayım.....3:46 İsraillilerin ilk doğanlarından olup LEVİLİLERİN SAYISINI AŞAN 273 kişi için bedel alacaksın.

273 SAYISINI NASIL BULUYOR?
Elbette hataları, metin yazarları, ittifak kurduklarıyla birlikte göremediği / umursamadığı, TANRISAL HİÇ BİR YETİSİ OLMAYIP, "kulum" dediği İNSANLAR GİBİ KENDİSİDE YARATILMIŞ olduğu için, HATA YAPIYOR ve DOĞRU YOLU BULAMADIĞI gibi, DOĞRU SONUCUDA bulamıyor.

Verdikleri sayıların 22.300 topladığından habersiz olan, "her harfi bendendir" kitaplarının sahibi (kutsal metin yazarları) salladıkları sayıların toplamlarını, 22.000 olarak esas alıp hesabı yapıvermişler.

   
 
   
 
   
  Aritmetik işlemlerini doğru dürüst yapamayan kutsal metin yazarlarının hangi yazdıkları doğru olabilir ki? Tanrı olarak işaret ettikerinin bırakın, "kulum" dediklerinin kaç kişi olduklarını bilmesini, onları sayabilme yetisinden bile yoksun. Tanrı olarak işaret ettikleri saymasını bilmiyorsa, her harfi bendendir dediği kitaplarında sürekli hatalar varsa, prestiji için bile olsa yazılanları bir kez bile kontrol etmemişse, HANGİ VERDİĞİ SÖZLER DOĞRU ve KALICI OLABİLİR?. HANGİ SÖZÜNE GÜVENİLEBİLİR?
   
   
  Aynı kapak altında, aynı dönemde yaşamış, aynı Tanrı olarak işaret ettiklerinden bilgiler aldığını söyleyen kişilerin yazdığı birbirini yalanlayan iki kitap ve bu kitaplara her harfi tanrıdan diye tabii olan insanlar.

Ezbere rakkamlar yazdıkları, mesnetsiz salladıkları, o kadar açık ve net ki; farklı rakkamlar yazıyorlar ama toplam sayıyı tutturuyorlar. Sallamalarının üzerini örtmek içinde, "eşeğe" kadar detay verip, "Tanrım istedi" damgasını, ifadelerine giriş yapıyorlar.

Nehemya......7:67 Ayrıca 7 337 erkek ve kadın köle, kadınlı erkekli 245 EZGİCİ, 736 at, 245 katır, 435 deve, 6 720 eşek vardı.
Ezra.............2:65 Ayrıca 7 337 erkek ve kadın köle, kadınlı erkekli 200 EZGİCİ, 736 at, 245 katır, 435 deve, 6 720 eşek vardı.

Tıpkı Matta'nın, arada yaşamış olan nesilleri silip, çok büyük dedeleri baba yapıp, sürgün tarihlerini allak-bullak edip yine İsa'nın babası Yusuf'u dolaysıyla İsa'yı tutturma düzmecesini, ONDÖRT mucizesi ile yaldızlaması gibi. (41 sayısının 3'e bölen adam olarak tarihte yerini alacaktır sanırım)

Tanrı sözü denilen kitabın içinde yer alan bölümler arasında farklılık olur mu? Birbirlerini yalanlar mı? Birbirlerini yalanlayan bölümler aynı kitapta yer alırsa, "Tanrıdan geldi sözü" neyi ifade eder?

Bütünü meydana getiren bölümlerin, yalan ifadeler içerdiğini, dolaysıyla kitabın Tanrısal hiç bir baği olmadığını ifade eder. Bölümler arasında yalan-yanlış ifadeler varsa, bölümeri meydana getiren sözlerde de aynı sorun var demektir.

KİTAP İÇİNDE BÖLÜMLER yada İFADELER ARASINDA FARKLILIK OLURSA, SÖZLER TANRIDAN OLMAZ. EĞER OLUR DİYORLARSA, ESİNTİ ALDIKLARI TANRI OLMAZ

   
   
 
   
  EZRA ve NEHEMYA'nın DÖNÜŞ LİSTELERİNE AİT, AHİT İFADELERİNİN YER ALDIĞI "SÜRGÜN LİSTELERİ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Hiç ara rakkamlar farklı olurda, toplamlar aynı çıkar mı?
Tanrı sözü denilen kitaba hekez istediği listeyi koyabilir mi?
Koyduğu listeye "tanrıdandır" diyebilir mi?
O sallama listeleri binlerce yıldır "bunlar her harfiyle tanrıdan gelen sözlerdir" diye insanlara sunulabilir mi?
Dine tabi olanlarda, yalan yanlışlıklara rağmen "bunlar tanrıdanmış" diye olmayacak dualara, "amin" dediğinin farkına varmaz mı?

Beyninizde geliştirdiğiniz, göğüslerinizde beslediğiniz, kalplerinize oturttuğunuz Tanrı inancında / Tanrı imajında / Tanrı profilinde / Tanrı olgusunda / Tanrı imanında / Tanrı anlayışında; Tanrı güçlü değilse, Tanrı hata yapıyorsa, Tanrı yanılıyorsa, Tanrı unutuyorsa o zaman ne işiniz var, ibadetlerle, ritüellerle, dinle.....?. O kabullerinizde yaşattığınız Tanrı olabilir mi?

Eğer yanılan, unutan herkeze farklı şeyler söyleyene "Tanrıdır" diyorsanız o zaman ne diye, dua edip korunma ve kurtarılma umuyorsunuz. O isimleri karıştırırken hala hayallerinizdeki Tanrı nasıl olabilir? Yarattım dediği zamanlarda milyonlarca insan yaşadığını bilmeyen, şehirler ve imparatorluklar kurulduğunu bilmeyen bırakın size ait bilgileri bilmeyi sizi nasıl bilecek.

Benden dediği kitapları yanlşlıklar ve hatalar doluyken, hatalarını düzeltmek yerine, yeni istekler bildirenin Tanrısal bir yapısı olabilir mi?

Hatalarını düzeltmek, yapılan hatalar konusunda, "kulum dediklerini" uyarma yerine, "buhurdan, tütsüden, yakmalık sunudan, günnükten, çadırının kopçalarından" bahsedenin ilahi bir yapısı olabilir mi? "Kulum" dediklerini korumakla bir ilintisi olabilir mi?

Hatalarının farkında olmayan, daha doğrusu kime ne söylediğini ve "benim" dediği kitaplarda yazanları dahi bilmeyen, konuyla da hiç ilgilenmeyenin, vaadlerinin kitaplarda nasıl yer aldığını bilmesi mümkün mü?

TANRI HATA YAPAR MI?
HATALI KİTAPLAR TANRIDAN OLUR MU?
HATALI KİTAPLAR VARSA ONUN SAHİBİ, "O KİTAPLARI GÖNDERDİM" DİYEN TANRI OLABİLİR Mİ?
"SİNADA MOŞEYE ELERİNİZDEKİ KİTAPLARI BEN VERDİM" DİYEN ve KİTAP İÇERİĞİNDEN HABERİ OLMAYAN TANRI OLABİLİR Mİ?

   
  Tutarsızlıklar, toplanan yardımları bildiren ifadelerde de mevcut. "Tanrı sözü damgası" vurdukları kitapları istedikleri gibi doldurmuşlar
Hemde büyük bir pervasızlıkla bu işlemleri yapmışlar. Benimsedikleri Tanrı yanılmalı, Tanrı unutmalı ki; baş edilebilir kul sözleri onun sözleri yerine geçirilebilir olsun, TANRI PROFİLİ nedeniyle, karşılaştırma dahi yapmamışlar.

Yazılanları birbirleri ile karşılaştırmayı;
Ne kutsal metin yazarlığına kendilerini atamış olanlar,
Ne Tanrı adına ona atfettikleri kitapları derleme işini üstüne alanlar,
Ne o kitaplar sayesinde ruhban sınıflarında kademeleri ellerinde tutanlar,
Nede "Tanrı olarak işaret ettiklerinden kurtarılmayı bekleyenler yapmamış.
   
 
   
   
   
  KİTAPLARA NELER TANRI DEDİKİ MASKESİ ALTINDA, KİMLER ADINA SOKUŞTURULMUŞA BİR ÖRNEKTE, 70 SAYISININ MÜELLİFİ YEREMYA'DAN

Kehanet dedikleri şeylerin nasıl oluşturulduğuna bir örnek. İşte, 70 sayısının sahibi ilan edilen YEREMYA KİTABINDAN bir ifade. Yeremya'nın ölümünden 25 sene sonraki haber. Yeremya kitabında yer alıyor. 70 sayısını da birilerinin olaylar bittikten sonra, kitaba yazmış olabileceğini tahmin etmek hiçte zor değil. Zaten, bir kısmını Baruk "ben yazdım" diyor. Bir kısmı ise "Yeremya'nın sözleri burada bitti" dendikten sonra yazılmış. Baruk'a, "bunları sen mi yazdın" diye sorulduğunda, "Yeremya'nın söylediklerini ve daha bir çok sözleri ikinci yazımda kağıda döktüm" diyor.

Yeremya, M.Ö.650 yılında doğuyor. M.Ö. 586 yılında Sidkiya'nın Nebukadnessar tarafından esir alınmasından sonra, halkı tarasından Mısır'a sürgüne zorlanıyor ve orada ölüyor / taşlanıyor.
YehoyaKİN ise M.Ö. 598 yılında Yine Nebukadnessar tarafından ailesi ile Babil'e sürülüyor. Bu tarih aynı zamanda sürgünün başlangıç tarihi.
Babil Kralı EVİL MERODAK yani MARDUK'da (Tanrı kabul edilen MARDUK) M.Ö. 562 yılında tahta geçiyor
.

Soru şu; M.Ö 586 yılında öldü denilen zat-ı muhteremin kitabında, kendi ölümünden 25 sene sonra hapisten çıkan YehoyaKİN'in İSMİ NE GEZİYOR .Üstelik ismi geçmekle kalmıyor ömrünün sonuna kadarda, MARDUK'un sofrasında yer aldığı görülmüş ve yaşanmış olay olarak bildiriliyor.

YEREMYA KİTABININ içinde sanki, YEREMYA'nın SÖZLERİYMİŞ gibi yer alıyor. Kimler kitapları yazdı ve düzenledi ise, bu kutsal kitap yazma işini, YEREMYA'dan çok sonraları yaptıklarını, kitaplarına kendi elleri ile yazmışlar. Tanrı sözü yazmaya alışık olan eller, YehoyaKİN'li ifadeleri de içeriğe ilave edivermiş olmalılar.

Yeremya.......52:31 Yahuda Kralı Yehoyakinin sürgündeki OTUZ YEDİNCİ yılı Evil-Merodak Babil Kralı oldu. Evil-Merodak o yılın on ikinci ayının yirmi beşinci günü, Yahuda Kralı YEHOYAKİNe lütfederek onu CEZAEVİNDEN çıkardı.
   
 
   
 
   
   
  PARMAKLARINI UÇ UCA BİLE VERSELER BİLE, AMRAM MUSA ÖLMEDEN ÜÇ SENE ÖNCE VEFAT ETMİŞ OLUYOR. Levi, tam 136 yaşında Yokevet'e, 137 yaşına geldiğinde de Kehat'a sahip olup ölse, Kehat tam 133 yaşına geldiğinde Amram'a sahip olup ölse, Amram'da 120 yaşlarında Miryem'e, 134 yaşında Harun'a, 137 yaşında Musa'ya sahip olsa; yinede üç yıl açıkları oluyor.Harun ile Musa arasında üç yaş fark var.Komiklik dedik ya!

Mısırdan Çıkış....7:7 Firavunla konuştuklarında Musa SEKSEN, Harun SEKSEN ÜÇ yaşındaydı.

Hadi Esav'ın Amcası İsmail'i ziyareti tam ölüm zamanında oldu diyelim. İsmail kızını Esav'la evlendirdikten hemen sonra öldü diyelim. Tesadüf bu ya! İsmail'de, Levi'de, Kehat'ta, Amram'da hep son nefeslerinde olayların içinde olduğunu, evlilikler ve doğumlar bittiğinde öldüklerini kabul edelim.

Bu durumda, Yakup'un, Leviye sahip olmasıyla, Harun'un doğumu arasındaki 407 yıllık süre, büyük bir mucize eseri dolmuş oluyor. 407 yıllık süre 407 yıllık mucizelerle dolu yaşamlarla kapatılmış oluyor. Herkez son nefesinde çocuk sahibi olarak bu açığın kapanmasına yardımcı olmuş gözüküyor. (Esasında biri 407 yıılık zaman dilimini kapatabilmek için, hesap-kitap yapmadan, diğer sarfedilmiş sözlere de dikkat etmeden, "ben Tanrı sözcüsü değilmiyim?" tavrıyla, o rakkamları oraya yazıverdi)
   
 
   
  Mucizeleri uç uca ekledik ve açığı kapattık ama bu durumdada başka gariplikler ortaya çıkıyor. Amram Halası Yokevetle evlenmiş. Eğer herkez, son nefesinde çocuk sahibi olduysa, Yokevet'te babsı Levi'nin son nefesinden en az bir sene önce doğmuş olmalı. Eğer son nefesinde doğmuş olursa, bu durumda 407 senelik açık kapanamıyor ve bilanço 1 sene açık veriyor. 407 senelik açık kapatma için tüm limitler kullanılmış halde. İsmail, Esav geldikten sonra, bir sene daha yaşamış olsa, hesap yine açık veriyor.

Bu nedenle Yokevet, Kehat'tan en az bir sene önce doğmuş olmalı. Kehat'ta 133 yıllık ömrünün son günlerinde, Amram'a sahip olduğuna göre; Amram ile Yokevet arasındaki yaş farkı 133+1 =134 sene oluyor.

Yakup'un 70'li yaşlarında, Esav'ın 40'ı yaşlarda evlendiğini düşünürseniz, ortaya evlilik için beklenmesi gereken 30-40 (en iyi ihtimalle) yıllık bir süre daha çıkar. Bu durumda, Amram ile Halası Yokevet evlendiklerinde, aralarındaki yaş farkı 134, Amram'ın yaşı 30, Yokevet'in yaşıda 164 olur.

Erkekelerin bol bol cariyeler edindiği, çok kadınlı sistemin sürdüğü ortamda, 30 yaşındaki delikanlı, 164 yaşındaki biriyle evleniyor. "Komiklik türetmekten başka çareleri yok" derken kastedilen bu çarpıklıklar ve sallamalar.

Bitti mi? elbette bitmedi. Ortada doğması gereken, Miryam, Harun ve üç sene sonrasında doğacak olan Musa var. Amram 407 yıllık boşluğu doldurma uğruna son nefesinde, son çocuğuna sahip olma fedakarlığını gösterecek.

Harun doğduğunda Yokevet'in yaşı kaç olur? Harun doğduğunda Yokevet: 164+134=298 yaşında olur. Musa doğduğunda, Yokevet'in yaşı kaç olur? Musa doğduğunda, Yokevet: 164+137=301 yaşında olur.

Musa'nın nehre bırakılması, süt anne olarak belli yaşa kadar beklemelerini dde göz önüne alırsanız, Yokevet'in yaşınıda, takdirleriniz ölçüsünde artırırsınız. Her hangi bir sınırlama söz konusu değil.

Mısırdan Çıkış....6:20 Amram HALASI YOKEVET'LE evlendi. Yokevet ona HARUN'LA, MUSA'YI doğurdu. AMRAM 137 yıl yaşadı.

Hani İbrahimin karısı, "ben kocamış bir kadınım nası çocuğum olur" dediği yaştan 3 katı bir kocakarılık söz konusu. Komikler türetmeler ancak böyle olur. 407 seneyi öyle böyle kapatsalar bu durumdada ortaya, Hala sorunu çıkıyor.
   
   
  ÖLÜMLE İLGİLİ BİR ÖRNEKTE HEZEKİEL'dden.....İSRAİL TANRISI, Yahuda ve İsrail halkının yaptıkları yüzünden, Babil'de Hezekiel'e ceza verir.

İsrail halkı için verdiği, 390 yıllık cezayı," HER BİR YIL İÇİN BİR GÜN" diyerek 390 güne çeviren Yahve, Yahuda halkı için vediği 40 günlük cezayıda, çölde olduğu gibi yıla çevirir. "HER BİR GÜN İÇİN BİR YIL"der

Hezekiel.....4:4 ‹‹Sonra SOL YANINA UZAN, İsrail halkının günahını yüklen. SOL YANINA uzanacağın GÜNLER kadar ONLARIN suçunun CEZASINI ÇEKECEKSİN.

Hezekiel.....4:5 Suçlarının YIL sayısı kadar sana GÜN ayırdım. Böylece ÜÇ YÜZ DOKSAN GÜN İSRAİL HALKININ suçunun cezasını çekeceksin.

Hezekiel.....4:6 ‹‹Bunu yaptıktan sonra, bu kez SAĞ YANINA uzan, YAHUDA HALKININ suçunun cezasını çek. Sana KIRK gün, HER GÜN için BİR YIL ayırdım.

Hezekiel.....4:7 YÜZÜNÜ YERUŞALİM KUŞATMASINA ÇEVİR, çıplak kollarını kaldırıp YERUŞALİME KARŞI PEYGAMBERLİK ET.
Hezekiel.....4:8 KUŞATMA GÜNLERİNİ bitirinceye dek bir yandan öbür yana DÖNMEMEN için seni HALATLARLA BAĞLAYACAĞIM


Hezekiel, M.Ö. 571 yılında ölünce; kulum dediğinin KIRK YIL yaşayacağını bilmeyen, KULLARIN ÖMÜRLERİNDEN haberi olmayan, İSRAİL TANRISININ "VERDİM" dediği 40 YILLIK CEZADA GÜME GİTMİŞTİR.

Kutsal damgalı kitapları oluşturan, kutsal metin yazarları elindeki bilgilerin tamamına bilerek, birtakım şeyleri ilave etmiş olsalardı, EN AZINDAN İSRAİL TANRISININ güvenirliliğine, saygınlığına leke sürdürmezlerdi. Şirinlik olsun, Tanrısal olsun, havalı olsun, saptamalarda ilginçlik olsun, Mısırdan çıkıştaki 40 gün = 40 yıl cezasıyla aynı olsun diye, yaptıkları ilavelerin nelere mal olacağını da hesap ederlerdi.

Hezekiel, M.Ö. 622 yılında doğmuş, M.Ö. 571 yılında 51 yaşında ölmüş. Hezekiel, M.Ö. 597 yılında, Kudüs mabedinde rahip oğlu olarak yaşamını sürdürürken,
25 yaşlarında, YehoyaKİN'le birlikte Babil'e sürgüne götürülüyor. (Sürgünün 5. yılında 30 yaşında olursa, sürgüne gitme yaşıda 25 olur.)

Hezekiel.....1:1 OTUZUNCU yılda, dördüncü ayın beşinci günü Kevar Irmağı kıyısında sürgünde yaşayanlar arasındayken gökler açıldı, Tanrıdan gelen görümler gördüm.
Hezekiel.....1:2 Kral YehoyaKİNin sürgünlüğünün BEŞİNCİ yılında, ayın beşinci günü,
   
 
   
   
 
   
  Bu adar komiklikle yetinmeyenler, atladıkları eksikikleri, yok ettikleri onbinlerce seneleri, karıştırdıkarı soyları, isimlerini bilmedikleri babaları, uydurduları akrabalık bağlarına aldırmadan, yaptıkları listelerin Tanrısal olduğunu iyice pekiştirmek için, sahte listelerinin inandırıcılıklarını artırabilmek için, örttükleri gerçekeri TANRIDAN" yaldızları ile kapatabilmek için; yine TANRI MUCİZESİ olarak gösterdikeri ifadeleri, kafalarına göre düzenledileri listelerin altına ekleyiveriyorlar. Yüzlerine gözlerine bulaştırdıkları listeleri için, tüm eksikik ve yanlışlıklarına rağmen TANRININ MUCİZESİ nitelendirmesi yapmaktanda geri durmuyorlar.

Matta..1/17 Buna göre, İbrahim'den DAVUT'a kadar toplam ON DÖRT kuşak, Davut'tan BABİL sürgününe kadar ON DÖRT kuşak ve BABİL sürgününden MESİH'e kadar da ON DÖRT kuşak geçti.

"böylece, İsa'ya kutsal soydan ulaştık" diyenler, Komikliğin dozunu artırıp, 41 SAYISININ ÜÇE BÖLÜNEBİLECEĞİNİ kabul ettirmeye çalışıyorlar. TANRI SÖZÜ DEDİKLERİ KİTAPLARINDA 41 SAYISININ ÜÇE BÖLÜNDÜĞÜNÜ öne sürecek kadar bu işi ileri boyuta getirmişler.
   
 
   
  YehoyaKİN'in babası YehoyaKİM'İ secereden yoketmesi, Matta'ya pahalıya mal olmuş. YehoyaKİN'i, dedesi Yoşiya'nın oğlu ilan etmesi sonucunda 42 olcak secerdeki kuşak sayısı, kendiliğinden kırkbiee düşmüş. Böylece, hem İsa'nın emel ettiği, her harfi Tanrıdan olan kitabın yanlışlarla dolu olduğunu, hem TANRI SÖZÜ OLAN İFADELERİ tanrının lanetini göze larak yalanlamış, hemde yazdığı her harfi Tanrıdan dediği kitapta, TANRIYI ARİTMETİKTEN anlamadığını da ilan etmiş.
Bahsi geçen kitapta Tanrı sözü denilen ifadeler böyle...
   
 
   
  Konuyu yine, Yakup'un çocuklarına getirerek, bahsi geçen kitap tanımı ile yanlış doğru konusunu, daha anlaşılır, daha net, daha açıklanmış hale getirelim. Kitapları için "Her harfi Tanrıdan" derlerken esasında espri yapmış oldukları iyice anlaşılsın. Kutsal metinleri kaleme alırlarken espriyi anlayışlarının boyutlarınıda sergilemişler.

Yakup'n çocuklarından Levi'nin yaşı, yukarıda tespit edilmiş, tablolarlada gösterilmişti.İsmail ziyaretinden başlayan hesaplamalar sonucunda, Levi'nin doğduğunda Yakup'un 70 yaşında olduğu Ahit ifadeleriyle ortaya koyulmuştu. Özetle: Yaakup 70 yaşında iken Levi doğmuş, Levi'den 4 sene sonrada Yusuf doğmuş olduğu Kutsal kitaplarnın anlatımlarıyla ortaya koyulmuştu.

Yine Kutsal kitaplarının yani her harfi atnrıdan dedikleri kitaplarını meydana getiren ifadelerden yararlanarak, Levi'nin ve Yusuf'un yaşının çok daha farklı olduğunu ortaya koyalım. Yakup, Dayısının yanına korunmak ve evlenmek için gittikten sonra, Esav Amcası İsmail'in yanına gidiyor. İsmail öldükten sonra nasıl ziyaretine gidilmiş olabilir? Bu mucizevi ziyaretide, kutsal metin yazarlarının espri anlayışları ile değerlendirmek gerekir.

Yakup'un Mısır'a girişine bağlı olarak Yusuf'un yaşı hesap edildiğinde, Yusuf ile Yakup arasındaki yaş farkının 147-(17+13+7+2+(147-130)= 56 oduğunu tespit etmiş. Ve Yusuf doğduğunda, Yakup'un yaşınında, 147-56 = 91 olduğunu yine tablolar yardımı ile ortaya koyulmuştu
   
   
  PARMAKLARINI UÇ UCA BİLE VERSELER BİLE, AMRAM MUSA ÖLMEDEN ÜÇ SENE ÖNCE VEFAT ETMİŞ OLUYOR. Levi, tam 136 yaşında Yokevet'e, 137 yaşına geldiğinde de Kehat'a sahip olup ölse, Kehat tam 133 yaşına geldiğinde Amram'a sahip olup ölse, Amram'da 120 yaşlarında Miryem'e, 134 yaşında Harun'a, 137 yaşında Musa'ya sahip olsa; yinede üç yıl açıkları oluyor.Harun ile Musa arasında üç yaş fark var.Komiklik dedik ya!

Mısırdan Çıkış....7:7 Firavunla konuştuklarında Musa SEKSEN, Harun SEKSEN ÜÇ yaşındaydı.

Hadi Esav'ın Amcası İsmail'i ziyareti tam ölüm zamanında oldu diyelim. İsmail kızını Esav'la evlendirdikten hemen sonra öldü diyelim. Tesadüf bu ya! İsmail'de, Levi'de, Kehat'ta, Amram'da hep son nefeslerinde olayların içinde olduğunu, evlilikler ve doğumlar bittiğinde öldüklerini kabul edelim.

Bu durumda, Yakup'un, Leviye sahip olmasıyla, Harun'un doğumu arasındaki 407 yıllık süre, büyük bir mucize eseri dolmuş oluyor. 407 yıllık süre 407 yıllık mucizelerle dolu yaşamlarla kapatılmış oluyor. Herkez son nefesinde çocuk sahibi olarak bu açığın kapanmasına yardımcı olmuş gözüküyor. (Esasında biri 407 yıılık zaman dilimini kapatabilmek için, hesap-kitap yapmadan, diğer sarfedilmiş sözlere de dikkat etmeden, "ben Tanrı sözcüsü değilmiyim?" tavrıyla, o rakkamları oraya yazıverdi)
   
 
   
 
   
  Mucizeleri uç uca ekledik ve açığı kapattık ama bu durumdada başka gariplikler ortaya çıkıyor. Amram Halası Yokevetle evlenmiş. Eğer herkez, son nefesinde çocuk sahibi olduysa, Yokevet'te babsı Levi'nin son nefesinden en az bir sene önce doğmuş olmalı. Eğer son nefesinde doğmuş olursa, bu durumda 407 senelik açık kapanamıyor ve bilanço 1 sene açık veriyor. 407 senelik açık kapatma için tüm limitler kullanılmış halde. İsmail, Esav geldikten sonra, bir sene daha yaşamış olsa, hesap yine açık veriyor.

Bu nedenle Yokevet, Kehat'tan en az bir sene önce doğmuş olmalı. Kehat'ta 133 yıllık ömrünün son günlerinde, Amram'a sahip olduğuna göre; Amram ile Yokevet arasındaki yaş farkı 133+1 =134 sene oluyor.

Yakup'un 70'li yaşlarında, Esav'ın 40'ı yaşlarda evlendiğini düşünürseniz, ortaya evlilik için beklenmesi gereken 30-40 (en iyi ihtimalle) yıllık bir süre daha çıkar. Bu durumda, Amram ile Halası Yokevet evlendiklerinde, aralarındaki yaş farkı 134, Amram'ın yaşı 30, Yokevet'in yaşıda 164 olur.

Erkekelerin bol bol cariyeler edindiği, çok kadınlı sistemin sürdüğü ortamda, 30 yaşındaki delikanlı, 164 yaşındaki biriyle evleniyor. "Komiklik türetmekten başka çareleri yok" derken kastedilen bu çarpıklıklar ve sallamalar.

Bitti mi? elbette bitmedi. Ortada doğması gereken, Miryam, Harun ve üç sene sonrasında doğacak olan Musa var. Amram 407 yıllık boşluğu doldurma uğruna son nefesinde, son çocuğuna sahip olma fedakarlığını gösterecek.

Harun doğduğunda Yokevet'in yaşı kaç olur? Harun doğduğunda Yokevet: 164+134=298 yaşında olur. Musa doğduğunda, Yokevet'in yaşı kaç olur? Musa doğduğunda, Yokevet: 164+137=301 yaşında olur.

Musa'nın nehre bırakılması, süt anne olarak belli yaşa kadar beklemelerini dde göz önüne alırsanız, Yokevet'in yaşınıda, takdirleriniz ölçüsünde artırırsınız. Her hangi bir sınırlama söz konusu değil.

Mısırdan Çıkış....6:20 Amram HALASI YOKEVET'LE evlendi. Yokevet ona HARUN'LA, MUSA'YI doğurdu. AMRAM 137 yıl yaşadı.

Hani İbrahimin karısı, "ben kocamış bir kadınım nası çocuğum olur" dediği yaştan 3 katı bir kocakarılık söz konusu. Komikler türetmeler ancak böyle olur. 407 seneyi öyle böyle kapatsalar bu durumdada ortaya, Hala sorunu çıkıyor.
   
   
 
   
   
 
   
   
  İşte Tanrı adına kitaplarındaki sallamalardan bir örnek.

ZERUBBABİL ŞATİYEL'İN OĞLU MU?

Ezra.............5:2 Bunun üzerine ŞEATİYEL OĞLU ZERUBBABİL ile Yosadak oğlu Yeşu Tanrı'nın Yeruşalim'deki Tapınağı'nı yeniden kurmaya giriştiler. ..........
Nehemya.....12:1 ŞEATİYEL OĞLU ZERUBBABİL ve Yeşu ile birlikte sürgünden dönen kâhinlerle Levililer şunlardır: Kâhinler: Seraya, Yeremya, EZRA,

ZERUBBABİL PEDAYA'NIN OĞLU MU?
1 Tarihler....3:19 PEDAYAnın OĞULLARI: ZERUBBABİL, Şimi. Zerubbabilin çocukları: Meşullam, Hananya....

YOKSA; ŞATİYEL'İN TORUNU MU? (Belkide biten Davut soyuna monte edilme istenen biriydi. Belkide Ezar'nın çocuğu idi.Geleceğin seçimişi bir sözle yapılıverildiğine göre. MÜHÜR YÜZÜĞÜ -Davut'un yüzüğü- ilan ediliverdiğine göre beklentilerin bağlandığı biri olmalı. Tanrı olarak işaret ettikleri, "birde" akrabalık derecelerini karıştırıvermemiş olsaydı, notlarına şöyle bir bakıverseydi elbette işin komiklik derecesi espri kıvamında kalırdı.)

Hagay......2:23 ‹‹Her Şeye Egemen RAB ‹O gün seni alacağım, ey ŞATİYEL'in TORUNU kulum ZERUBBABİL› diyor, ‹Ve seni MÜHÜR YÜZÜĞÜ gibi yapacağım. Çünkü ben seni SEÇTİM.› Böyle diyor Her Şeye Egemen RAB.››

KUTSAL METİN YAZARLARI ve HER HARFİ TANRIDAN'DIR DİYE KORUMA KALKANI ALTINA ALMAYA ÇALIŞTIKLARI KİTAPLARIN TANRIDAN OLSA HİÇ HATA OLUR MU? KİTAPLARA KUTSİYET KAZANDIRMAK İSTEYENLER, ÖNCELİKLE ŞUNU BİLMELİLER; YARATILMIŞ OLAN HATA YAPAR.YARATMA KUDRETİNE SAHİP OLAN HATA YAPMAZ.

ÇÜNKÜ; YARATANIN HERHANGİ BİR KONUDAKİ BİLDİRİMİ "OL" DEMEKTİR. HERHANGİ BİR OLAYDA BULUNULAN BİLDİRİM NEDENİYLE, ARTIK OLAY SÖYLENİLDİĞİ BİÇİMDE OLACAKTIR.BU NEDENLE YANILMA, BİLMEME DİYE BİRŞEY SÖZKONUSU DEĞİLDİR. VERİLEN GAYP BİLGİERİDE AYNI KAPSAMDADIR. "OL" DENİLEN, "DİLENİLEN" OLUŞUMLARIN ÖNCEDEN BİLDİRİMİNİN ADI "GAYP HABERİDİR / BİLGİSİDİR" ......"ALEMLERİN RABBİ ALLAH'IN", "OL" DEDİĞİNİN, "DİLEDİĞİNİN" YERİNİN ZAMANININ, İSMİNİN DEĞİŞME OLANAĞI VAR MI?

Yanılan, unutan, anımsayan, her sözünde hata çıkan, herkeze farklı bilgi veren, durumu karıştıran Tanrı anlayışı ancak çok Tanrılı inanç sistemlerinde olur. Benzer hikayeler Yunan Tanrılarının aralarındaki hikayelerde olur. Tanrı sürekli yanlış yazan birini seçer mi? Onun yalancı olduğunu daha topraktan yarattığı andan itibaren bilmiyor mu?
   
 
   
   
 
   
   
 

TANRI KATINDA DÖRT YARATIK . HIRİSTİYAN KİTABINDA PAGAN TANRILARI

Esinleme (Vahiy/Revelation)....4/6 Tahtın önünde billur gibi, sanki camdan bir deniz vardı. Tahtın ortasında ve çevresinde, önü ve arkası gözlerle kaplı dört tane canlı yaratık duruyordu.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....4/7 Birinci yaratık ASLANA, ikinci yaratık DANAYA benziyordu. Üçüncü yaratığın yüzü İNSAN YÜZÜ GİBİYDİ. Dördüncü yaratık UÇAN bir KARTALA benziyordu.

   
  Ancak başka bir ayrıntı Bizans kartalı olma iddiasını yok ediyor. Esinleme .4/7de yaratıklar tanımlanarak sıralanırken, "Dördüncü yaratık UÇAN bir KARTALA benziyordu." ifadesi var. Özellikle "uçan kartala benziyor" ibaresi kullanılarak kanatların açık olduğu vurgulanıyor.(uçmayan ama uçan gibi duran) Uçan kartala benzeyen ise Mısırdan tanıdığımız, Osiris ve İsis' in oğlu Tanrı Horus.

Bunların ciddiye alınmadığı sanılabilir. Hatta siz bunları ciddiye de almıyor olabilirsiniz ama onlar bunları çok ciddiye alıyorlar inanıyorlar ve inanç sistemlerinin bir parçası haline getirmişler.Pagan inanç sistemleri üzerine inşaa ettikleri, TEK TANRI kaplamalı dinlerinde bu yaratıklar, bu Tanrı kabul edilenler onlar için çok önemli.

"Sevabına" diyerek biz o yaratıkları isimlendirelim. Her biri bölgelerinde, BABİL FAHİŞESİ gibi TANRI ilan edilmiş. Pagan inanç temeline oturtulmuş bir dinin esinleneleri de elbette, dost kuvvetleri görecektir.
   
 
   
  Tek Tanrılı din iddiasında olanlar bu yaratıkların isimlerini nasıl söyleyebilirler. Tanrı diye lanse ettikleri, kurtarıcımız dediklerinin esasında VAAD'ci olduğunu nasıl açıklayabilirler. İttifak halinde odukları güçlerin esasında, Allah'ın Peygamber ve kitaplar göndererek yok etmek istediği, bölge dışına ittiği inanç sistemlerinin ürünleri olduklarını nasıl anlatabilirler.
   
  Esasında onlar, Allah'tan gelenleri, ciddiye almayıp, ilahi emirlerden ve peygamberlerin tavsiyelerinden uzaklaşıyorlar. Onlar için, Allah'tan gelenler, kendileri için iyi bir makyaj malzemesi, kamuflaj aracı. Bakın kucataki İSA betimlemesine; kendilerinin profilini çizdikleri İSA ile bir ilgisi var mı? Yüzü sarışın, elleri simsiyah olan İSA'nın, onların tarifine bir benzerliği var mı? Ya kucağa alana bakın, yine kendilerinin tanıttığı Meryem ile bir alakası var mı? 2000 yıl önce yaşayan Meryem'in gözlükle ne işi olabilir. Meryem'in sakalları mı vardı? Kutsal anne dedikleri yoksa erkek miydi? Semiramis ile Meryem'in yüzlerine bakın sanki yumurta ikizleri.(Kopyalandığı nasıl da belli) Patrik ana ise tamamen kendine özgü. Tam "Ekümenik."
   
 
   
   
  ALLAH ŞÖYLE UYARIYOR BİZİ;
  29 - ANKEBUT.......41. Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!
   
  7 - MUHAMMED.... 26. Bu böyledir. çünkü onlar, ALLAH'ın indirdiğinden hoşlanmayanlara: bazı hususlarda size itâ'at edeceğiz dediler. Oysa ALLAH, onların gizlediklerini biliyor.

47 - MUHAMMED.. 22. Demek işbaşına gelecek olursanız,yeryüzünde bozgunculuk yapacak, rahimleri koparacaksınız öyle mi?"
5 - MAİDE............. 52. Kalblerinde hastalık bulunanların:bize bir felâket gelmesinden korkuyoruz!.diyerek onların arasına koştuklarını görürsün.....
   
  Onlar hala Hz.Musa'nın büyücü olduğunu ve asasının sihirli olduğunu düşünüyorlar. Ellerindeki asaların da, o mahretleri göstermesini umuyorlar ve o, beklenti ile teselli buluyorlar. Her birinin asası, kendilerine özgü ki; kendilerine ait olanlar başkalarına gitmesin. (Pist ışığı gibi).

Elbette içimizden, alemler efsanelerine inanıpta, haçın altına sığınanlar da azımsanmayacak sayıda.
Papa, Peygamberine Hz.Muhammed'e, hakarette etse kişiliklerini ortaya koyamadan duramayan tipler elbette var .HAÇ'ın patronunu protesto etmesi gerekirken, birde ayağına kadar gidip hediye sunuyorlar. Papa her halde az yaptım diye düşünüyordur.

Sultan Ahmet Camii'nde zafer işareti yapan, Papa 16. Benedict, "Hz.Muhammed dünyaya ne getirdi? Kötü ve insancıl olmayandan başka..."sözünü söyleyenin ta kendisi.Kaynak olarak, Bizans İmparatoru II Manuel Paleologos'un kitabını vermişti.(Allah'a, isnat ettikleri oğul içinde; atalarının yazdığı kitapları kaynak olarak göstermiyorlar mı?).
   
  HAÇIN ALTINDA 
   
  Oysa, Hz.Musa'nın asası sihirli değildi (Allah, Resüllerinin sihirbaz olmadığını, defalarca belirtiyor.) Allah "ol" dedi ve oldu. Hz. Musa; toplumunda ki liderliğini pekiştirsin, saygı duyulan ve sözü dinlenen biri olsun diye, olaylara Hz. Musa vesile kılınmıştır. Allah'ın, "ol" emri dışında, onun dilemesi, dışında ne olabilir. Mucizeler Allah'ın izniyledir.
   
  Onlar da Firavun'un yolundan gidiyorlar. Firavun'un, aldığı derslere aldırmadan.
Onların; sığındıkları, medet umdukları, sihrini/mucizesini bekledikleri, güç umdukları ve dayanak yaptıkları şey , ellerinde sımsıkı tuttuları. Ve her geçen gün ebatlarını büyüttükleri.

Bizler ise onların, yok etmek istedikleri/ yüz çevirdikleri, dinin sahibi olan,
(din olarak bizlere islamı seçen) ve gücüne nihayet olmayan, Alemlerin Rabbi Allah'a sığınıyoruz.
   
   
   AZ