but1
   
   
  KUTSAL KİTAPLARINDA OLAN ama ARD ARDA SIRALANMIŞ HALDE YAYINLAYAMAYACAKLARI KROLONOJİ...
   
 

TANRI OLARAK BENİMSEDİKLERİNİN YARATILIŞLA BAŞLATTIĞI KOZMİK SAAT..YARATILIŞ SAATİ...
HER HARFİ TANRIDAN DEDİKLERİ KİTAPLARINDA, TANRI TARAFINDAN VERİLDİĞİNİ İDDİA ETTİKLERİ VERİLERLE "ADEM'den MİLADA YARATILIŞ KRONOLOJİSİ...

   
  az "ALLAH'a" TANRI denilebilir mi, BENZER isimler kullanılmış diye, BUHUR sundurup PUT yaptırdıklarına "Hz" denilebilir mi? BAŞLARKEN notuna buradan ulaşabilirsiniz
   
  Yahudi takvimine göre, Eski Ahit'ten elde ettikleri sonuçlara dayanarak yaptıkları kabulu göre; ilk insan "M.Ö. 1 Tishri (Eylül) 3761" yılında yaratılmış. Kozmik saat vurgusuyla, Dünya'da ilk insanın yaşama merhaba dediği yıl, 2011 yılı itibarıyla, bugünden 5771 yıl öncesine dayanıyor.

Yahudi takvimi ile Miladi takvim arasında zaman büyüklüğü açısından bir fark yok. Yıl başlangıç (yılbaşları) zamanları farklı bir takvim. Her ikiside (Yahudier 2-3 yılda bir yaptıkları eşitemelerle) 365 günlük güneş yılının seyrini kullanıyor

(Ayın hareketlerine göre düzenlenmiş ve her biri 29 veya 30 gün süren Kameri aylarmış. Her İbrani ayı, yeni Ay'ın ilk görünüşüyle başlarmış Güneş takviminde 12 ay olarak hesaplanan bir yıl, Ay'ın hareketlerine bağlı olan bu takvim sistemine göre 12 ay "+ artık" günler olarak hesap edilirmiş. Güneş takvimiye, Ay takvimi arasındaki bu farkı kapatabilmek içinde; İbrani takvimine belli aralıklarla "artık Ay" anlamına gelen "ADAR Ay'ı" ilave edilirmiş. Bu ilave etmeler her 19 yılda 7 kere olurmuş. Her 19 yılın 12'sinde 12 ay varken 3., 6., 8., 11., 14., 17. ve 19. yıllara "Adar II" ilave edilerek bu aylar 13 ay olurmuş. Yani ortalama her iki-buçuk yılda bir kez MİLADİ TAKVİMLE EŞİTLENİRMİŞ.)
   
  İBRANİ TAKVİMİ
   
  Yahudiler, Takvimin başlangıcı olarak bir dönem Mısır'dan çıkışı, bir dönem Babil sürgününü (M.Ö. 586), bir dönem Mabetin 2. inşaatını (M.Ö.520) almışlar. M.Ö. 1. yüzyılda, Haham Hillel (2. yüzyılda Rabi Yosef Halafta tarafından yazıldığı sanılan Seder olam Rabba kitabına göre), E.Ahit üzerindeki çalışmaları sonucunda; Adem'in Yaratılışının, o günkü bigilere dayanarak M.Ö 3761 (bugünkü takvimle) olduğunu hesap etmiş.

Bu hesaplamalarını takvim başlangıcı olarak önermiş. Böylece Yahudi takvimini başlangıcı olan, "M.Ö. 1 Tishri 3761" tarihi yaratılışın ilk günü olarak kabul görmüş ve takvimin temelini oluşturmuş. Yahudi kabullerine göre 2010 / 1 yılı 3761 + 2010 / 1 = 5771 yılı oluyor. (Yılbaşları Eylül ayı oduğu için miladi iki yılı kapsar gözüküyor)

Kısaca, Yahudi takvimiyle miladi takvim arasında zaman açısından bir fark yok. Miladi takvim. Milad öncesi ve sonrası ataplarını kullanırken, Yahudi takvimi Yaratılıştan başlayarak hiç kesintisiz olarak / etapsız olarak devam ettiriliyor.
   
  az YAHUDİ AY TAKVİMİ ve GÜNEŞ TAKVİMİNE UYARLANMASI, 19 YILLIK PERYOTLARIN İŞLENDİĞİ "YAHUDİ TAKVİMİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  AHİT YILI
   
  az YARATILIŞIN 6.000 yılı tamamlandığında ALTIN ÇAĞA girilecek diye HAYAL KURDURANLARIN "BİTMİŞ 6.000 YILLARI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
     
  YAHUDİ TAKVİMİ
     
 

BİR AN İÇİN HERŞEYİN YAHUDİ KABULLERİNE GÖRE GERÇEKLEŞTİĞİNİ VARSAYALIM. Gerçektende ilk insanın onların dediği gibi, o tarihte ortaya çıktığını sanalım. Yahudilerin yaşamın -0- noktası / start zamanı olarak ileri sürdükleri M.Ö 3761 yılını, bizlerde -0- kabul edip, her harfi tanrıdan dedikleri verileri işleyerek, kozmik saat nasıl çalışmış, yaratılış hikayesinin kronolojisini listeleyerek bakalım.

ÖZETLE: "ONLARIN DEDİKLERİNİ BİR AN İÇİN GERÇEK VARSAYALIM" DEMEKLE, NE GİBİ ŞEYLERİ YOK SAYMAMIZ GEREKTİĞİNİ ÖRNEKLEMEK GEREKİRSE;

"6. günde İnsanlarla birlikte yaratıldı, isimlerinide tüm hayvanlarla birlikte "ADEM verdi" dedikleri, DİNOZORLARI ve yaşadığı devirleriyle Tanrının dinlenme günü (7.gün) sonrası birden bire yok olmalarını.

"Adem yaratıldı" denildiği yıllarda kurulan Akad İmparatorluğunu, şehirler hayatının hüküm sürdüğü Alacahöyük'ü, Ur, Uruk türü medeneniyetleri, onlarla alışveriş yapıp savaştıkları, o toprakları ellerinden aldıkları, vergiye bağladıkları yada vergiye bağlandıkları hanedanlıkları, egemenlikleri altına aldıkları yada egemenlikleri altına girdikleri devletleri,

"Adem yaratıldı" dedikleri tarihten 4-5000 sene kurulmuş, sosyal yaşamının gerekliliği içinde yaşadığı Urfa Göbeklitepeyi ve ona benzer yüzlerce hatta binlerce olduğu sanılan benzerlerini,
Eski Ahit verilerine yani "her harfi Tanrıdan" dedikleri kitaplarından meydana getirilen Yaratılış kronolojilerine (M.Ö. 4164) göre, Urfa Göbeklitepe (M.Ö 9500) şehri YARATILIŞ TAKVİMİNİN 1. gününe denk geliyor. Yani daha Tanrı GÖĞÜ ve YERİ yaratmadan, VARLIĞI SU ÜZERİNDE iken, URFA GÖBEKLİTEPE'liler şehirlerini kurmuş, sosyal bir hayat sürüyorlarmış.

Komikliğin daha da vahimi, Yahudilerin YARATILIŞ TARİH kabullerine bakıldığında çıkıyor. Yahudilere göre ilk insan ADEM M.Ö.3761 yılında yaratılmış. Yani, Eski Ahit'in Tanrı sözüne göre, YARATILIŞIN 6. gününde Dünya yaşamına merhaba diyen, ADEM'in doğum günü YAHUDİ KABULLERİNE göre M.Ö. 1 Eylül 3761 tarihiymiş

Vahim'in KOMİK kısmı şu; Yahudi kabulüne göre Tanrı Gökleri-Dünyayı yaratmadan 500 yıl kadar önce (Herşey su üzerindeyken), bizim uyanık URFA GÖBEKLİTEPE'liler, ŞEHİRLERİNİ KURMUŞ SOSYAL HAYATIN ÇAL OYNASIN VUR PATLASIN KISMINI İCRA EDİYORLARMIŞ. Atalarının mağarada yaşadım, ateşi buldum, tekerleği yuvarlattım, taşı sivriltip parlattım, metali erittim-büktüm aşamalarını sona erdirmeleri sayesinde şehir hayatlarını sürdürüyorlarmış.

   
 
   
  Tufan tarihi olarak one sürdükleri yıllarda yapılmış olan Piramitler'de, Urfa Göbeklitepe kalıntılarında, Alacahöyük ve benzeri yerleşim yerlerinde, Ur gibi şehirlerde en ufak bir su, mil izine rastlanmamış olduğunu,

Firavunların atalarına ait Piramitlerine, "Tufan olmadığı için basmamış olan suları" boşaltmadıklarını, tam aksine Sam, Yafet, Ham üç kişiden türediler dedikleri yıllarda, Piramitlerinin yapımı için onbinlerce işçi çalıştırıp hiç kesintisiz süren hanedanlık yılları içinde saltanatlarını sürdürdüklerini,

Modern insan kalıntılarının, 120 bin yıla hatta 200 binli yıllara dayandığını, bulumuş iskeletleri ve kalıntılarını

İnsanlığın, teknolojik, öğrenme, gelişim süreçleri içinde geçirmiş oldukları, kulandıkları araç ve aletler nedeniyle isimlendirilen, yontma taş, cilalı taş, demir, bakır, tunç çağlarını, beşbin yıllık maden ocaklarını, bulunan kap kacakları, müzelerde ve özel kolleksiyonlarda tutulan araç gereçleri, incik-boncukları,

Buzul çağları ve bu çağlarda sürdürülen yaşamları,

BİR AN İÇİN YOK OLDUĞUNU VARSAYARAK LİSTE HAZIRLANIRSA. HER VERİ ONLARDA VE HERŞEY ONLARIN KABULÜNE GÖRE YAPILDIĞI HALDE, ORTAYA HİLKAT-GARİBESİ BİR LİSTE ÇIKAR.
   
 
   
  SANDIRMA ÇALIŞMALARINA "EVET DEMİŞ" GİBİ HAREKETLE, "HER HARFİ TANRIDAN" DİYEREK KABULLER YAPTIRDIKLARI KİTAPLARINDAKİ BİLGİLERİ, ARD ARDA SIRALANISA ASLA ALTINA İMZA ATIP BU BİZİM TANRI OLARAK BENİMSEDİĞİMİZ / TANRI SANDIĞIMIZ / TARI İLAN ETTİĞİMİZ, KUTSAL SAYDIĞIMIZ / KUTSAL SANILMASINI İSTEDİĞİMİZ KİTAPLARIMIZIN SAÇMALIKLARIDIR DİYEMEZLER. DEMEMİŞLERDE.

Dememişlerdir, çünkü; mızrağın, bırakın çuvala sığıp sığmamasını, çuvala girdikten sonra "ben mızrağım diye bağırmasını", MIZRAK HİÇBİR ÇUVALA GİRMEYECEK BOYUTTADIR.

Kendi kitaplarını yalanlayıp, sonrada "her harfi Tanrıdandır" diyen inanç sisteminin patronlarıyla karşı karşıyasınız. Örtme ve yaldızlama üstatlarının eserlerini, bulunan arkeolojik buluntular nedeniyle, ustalarını aratmayacak manevralarla örten ve yaldızlayan kuşaklarla karşı karşıyasınız

Eski Ahit'te Adem'den başlayan ve belli bir yere kadar gelen, yaşam yılları verilmiş bir "soy / sinsele" dökümü var. Eski Ahit'te olan bu soy dökümü, yaşam yıllarıyla birlikte listelenmiş olarak yayınlanmaz. Yayınlayarak," işte bu bizim her harfi Tanrıdan olan kitaplarımızın, bizlere verdiği bilgilerdir" diyemezler.

Diyemezler çünkü, listeyi yayınladıklarında ellerindeki, kitapların YALDIZLARI DÖKÜLÜR. Diyemezler çünkü; İNSANLARA "HER HARFİ TANRIDANDIR" dedikleri, kutsal ilan ettikleri KİTAPLARINI, atalarını aratmayacak manevralarla NASIL YALANLADIKLARI ortaya çıkar.

TANRI SAYGISINI TAŞIMADIKLARI, TANRI KORKUSU DUYMADIKLARI YADA KİTABIN SAHİBİ OLARAK İŞARET ETTİKLERİNİN, GÖNÜLLERİNE İÇİRİLENLE İTTİFAKLAR KURAN, BİR YARATILMIŞ OLDUĞU ORTAYA ÇIKAR.
   
  TÜM VERİLER ESKİ AHİT'ten OLMAK ŞARTIYLA, -0- NOKTASINDAN yani belirledikleri M.Ö. 3761 tarihinden, Ahit verilerinin ulaştığı yıla kadar olan LİSTEYİ YAYINLAYIP "İŞTE BU BİZİM HER HARFİ TANRIDAN OLAN KİTAPLARIMIZDANDIR" ilanını yaparlarsa, aşağıdaki KOMİK LİSTEYİ DOĞRU KABUL ETMEK ZORUNDA KALIRLAR.

"Yaratılış zamanı" dedikleri "KOZMİK SAATİ ÇALIŞTI" dedikleri -0- zamanından, AHİT verilerini çıkartarak geriye / milada / zamanımıza doğru gelindiğinde ortaya çıkan tablo aşağıdaki gibi tebessüm ediyor.
   
 
   
  "Ahit kitaplarına göre" derken; Eski ve Yeni Ahit'in aynı isimlerde, aynı konularda, aynı sayılarda,..vb mutabık kalındıkları sanılmasın. Her biri Tanrıcılığa soyunmuş, "Tanrının EL'i" benim üzerimde demiş, kutsal ruh, özel melekler, esinlenme diye sıralamış VE KUTSAL METİN YAZARLIĞINA KOYULMUŞ.

Bu durumda TANRI KİM? "Her harfi TANRIDAN" derlerken kast edilen kim?
TANRININ YANILMAZLIĞINI bildikleri halde, TÜM ÇELİŞKİLERİ, YALANLARI gördükleri halde; bugünkü DİN ÖNDERLERİNİN kitaplarına "HER HARFİ TANRI SÖZÜDÜR" diye sahip çıkaken İŞARET ettikleri TANRI KİM?
   
  LUKA TANRI AHİT
   
  Onların Tanrı olarak işaret ettiklerinden "geldi" dedikleri verilere göre, neredeyse Babil sürgününden, İsa'yla döneceklermiş. Babil sürgünü başlatan Nebukadnessar, Ahit kronolojisine göre; M.Ö. 194+19=213 (19. yılında yeruşalim'i alıyor) yılında tahta geçmiş olduğu gözüküyor. Oysa; Nebukadnessar M.Ö 605 yılında tahta geçiyor.

Aynı şekilde. Ahit verileri Yahudi Takvimine uyguandığında, Davut M.Ö. 656 yılında tahta geçmiş gözüküyor. Oysa; Davut Arkeolojik verilere göre; M.Ö. 1000 yılında tahta geçiyor. Bu listeyi, Arkeolojik verilere dayanan kronolijilere bakarak istediğiniz kadar uzatabilirsiniz. Tek yapılması gereken, Arkeolojik verilere göre düzenenmiş kronoloji listesiyle, Ahit'te verilen yıl aralıklarını kıyaslamak
   
  KONUYLA İLGİLİ AHİT İFADELERİ

Yaratılış.....5:2 Onları erkek ve dişi olarak yarattı ve kutsadı. Yaratıldıkları gün onlara "İnsan" adını verdi.
Yaratılış.....5:3 Adem yüz otuz yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Ona Şit adını verdi.
Yaratılış.....5:6 Şit yüz beş yaşındayken oğlu Enoş doğdu.
Yaratılış.....5:9 Enoş doksan yaşındayken oğlu Kenan doğdu.
Yaratılış.....5:12 Kenan yetmiş yaşındayken oğlu Mahalalel doğdu.
Yaratılış.....5:15 Mahalalel altmış beş yaşındayken oğlu Yeret doğdu.
Yaratılış.....5:18 Yeret yüz altmış iki yaşındayken oğlu Hanok doğdu.
Yaratılış.....5:21 Hanok altmış beş yaşındayken oğlu Metuşelah doğdu.
Yaratılış.....5:25 Metuşelah yüz seksen yedi yaşındayken oğlu Lemek doğdu.
Yaratılış.....5:5 Adem toplam dokuz yüz otuz yıl yaşadıktan sonra öldü.
Yaratılış.....5:23 Hanok toplam üç yüz altmış beş yıl yaşadı.
Yaratılış.....5:8 Şit toplam dokuz yüz on iki yıl yaşadıktan sonra öldü.
Yaratılış.....5:28 Lemek yüz seksen iki yaşındayken bir oğlu oldu.
Yaratılış.....5:11 Enoş toplam dokuz yüz beş yıl yaşadıktan sonra öldü.
Yaratılış.....5:14 Kenan toplam dokuz yüz on yıl yaşadıktan sonra öldü.
Yaratılış.....5:17 Mahalalel toplam sekiz yüz doksan beş yıl yaşadıktan sonra öldü.
Yaratılış.....5:27 Metuşelah toplam dokuz yüz altmış dokuz yıl yaşadıktan sonra öldü.
Yaratılış.....5:20 Yeret toplam dokuz yüz altmış iki yıl yaşadıktan sonra öldü.
Yaratılış.....5:32 Nuh beş yüz yıl yaşadıktan sonra Sam, Ham ve Yafet adlı oğulları doğdu.
Yaratılış.....5:31 Lemek toplam yedi yüz yetmiş yedi yıl yaşadıktan sonra öldü.
   
  Yaratılış........7:6 Yeryüzünde TUFAN koptuğu zaman Nuh altı yüz yaşındaydı.
Yaratılış.....11:10 Sam'ın soyunun öyküsü: Tufandan iki yıl sonra Sam yüz yaşındayken oğlu Arpakşat doğdu.
Yaratılış.....11:12 Arpakşat otuz beş yaşındayken oğlu Şelah doğdu.
Yaratılış.....11:14 Şelah otuz yaşındayken oğlu Ever doğdu.
Yaratılış.....11:16 Ever otuz dört yaşındayken oğlu Peleg doğdu.
Yaratılış.....11:18 Peleg otuz yaşındayken oğlu Reu doğdu.
Yaratılış.....11:20 Reu otuz iki yaşındayken oğlu Serug doğdu.
Yaratılış.....11:22 Serug otuz yaşındayken oğlu Nahor doğdu.
Yaratılış.....11:24 Nahor yirmi dokuz yaşındayken oğlu Terah doğdu.
   
  Yaratılış.....11:26 Yetmiş yaşından sonra Terah'ın AVRAM, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.
Yaratılış.....11:19 Reu'nun doğumundan sonra Peleg iki yüz dokuz yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.
Yaratılış.....11:25 Terah'ın doğumundan sonra Nahor yüz on dokuz yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.
Yaratılış.....9:29 Toplam dokuz yüz elli yıl yaşadıktan sonra öldü
Yaratılış.....11:21 Serug'un doğumundan sonra Reu iki yüz yedi yıl daha yaşadı. ........
Yaratılış.....16:16 Hacer İsmail'i doğurduğunda, Avram seksen altı yaşındaydı.
Yaratılış......21:5 İshak doğduğunda İbrahim yüz yaşındaydı
Yaratılış.....11:23 Nahorun doğumundan sonra Seruk 200 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.
Yaratılış.....11:32 Terah iki yüz beş yıl yaşadıktan sonra Harran'da öldü.
Yaratılış.....11:13 Şelah'ın doğumundan sonra Arpakşat dört yüz üç yıl daha yaşadı. .....
   
  Yaratılış.....25:26 Sonra kardeşi doğdu. Eliyle Esavın topuğunu tutuyordu. Bu yüzden İshak ona YAKUP adını verdi. Rebeka doğum yaptığında İshak altmış yaşındaydı..
Yaratılış.....25:7 İbrahim yüz yetmiş beş yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.
Yaratılış.....11:15 Ever'in doğumundan sonra Şelah dört yüz üç yıl daha yaşadı. .......
Yaratılış.....11:11 Arpakşat'ın doğumundan sonra Sam beş yüz yıl daha yaşadı. ........
Yaratılış.....25:17 İsmail yüz otuz yedi yıl yaşadıktan sonra son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu.
Yaratılış.....30:23 Rahel .......... RAB bana bir oğul daha versin!" diyerek çocuğa Yusuf adını verdi.-YARADILIŞ...47/28 Yakup Mısır'da on yedi yıl yaşadı. Ömrü toplam yüz kırk yedi yıl sürdü. YARADILIŞ...50/ 7 Böylece Yusuf babasını gömmeye gitti. Firavun'un bütün görevlileri, sarayın ve Mısır'ın ileri gelenleri ona eşlik etti.
Yaratılış.....11:17 Peleg'in doğumundan sonra Ever dört yüz otuz yıl daha yaşadı. ......
Yaratılış.....35:28 İshak yüz seksen yıl yaşadı.
   
  Yaratılış.....47:8 Firavun, Yakupa, ‹‹Kaç yaşındasın?›› diye sordu. Yaratılış......47:9 Yakup, ‹‹Gurbet yıllarım YÜZ OTUZ yılı buldu›› diye yanıtladı, .....
Yaratılış.....47:28 Yakup MISIRDA ON YEDİ yıl yaşadı. Ömrü toplam YÜZ KIRK YEDİ yıl sürdü.
Yaratılış.....47:28 Yakup Mısır'da on yedi yıl yaşadı. Ömrü toplam YÜZ KIRK YEDİ yıl sürdü.
   
  Mısırdan Çıkış...12:41 DÖRT YÜZ OTUZ yılın sonuncu günü RABbin halkı ordular halinde Mısırı terk etti.
Mısırdan Çıkış...12:40 İsrailliler Mısırda DÖRT YÜZ OTUZ yıl yaşadı.
   
  1 Krallar............6:1 İsrail halkı Mısır'dan çıktıktan DÖRT YÜZ SEKSEN yıl sonra, Süleyman, krallığının DÖRDÜNCÜ yılının ikinci ayı olan Ziv ayında RAB'bin TAPINAĞI'nın YAPIMINA BAŞLANDI.
   
  2 Samuel...2:10 Saul oğlu İş-Boşet kırk yaşında kral oldu ve İsrailde İKİ yıl krallık yaptı. Ancak Yahuda halkı Davutu destekledi.
1 Krallar.....2:10 Davut ölüp atalarına kavuşunca, ....... 1 Krallar....2:11 YEDİ yıl Hevronda, OTUZ ÜÇ yıl Yeruşalimde olmak üzere toplam KIRK YIL İsrailde krallık yaptı.
1 Krallar....11:42 Süleyman KIRK süreyle bütün İsraili Yeruşalimden yönetti.
2 Tarihler ..12/13 Kral Rehavam Yeruşalim'de krallığını pekiştirerek sürdürdü. Kral olduğunda kırk bir yaşındaydı. ...... Yeruşalim Kenti'nde ON YEDİ yıl krallık yaptı. ....
2 Tarihler...13:2 Yeruşalim'de ÜÇ yıl krallık yaptı. Annesi Givalı Uriel'in kızı Mikaya'ydı. Aviya'yla Yarovam arasında savaş vardı.
1 Krallar....16:29 Yahuda Kralı Asanın krallığının OTUZ SEKİZİNCİ yılında Omri oğlu Ahav İsrail Kralı oldu ....
2 Tarihler...21:31 Yehoşafat Yahuda'yı yönetti. Otuz beş yaşında kral oldu ve Yeruşalim'de YİRMİ BEŞ yıl krallık yaptı. Annesi Şilhi'nin kızı Azuva'ydı.
2 Krallar.....8:17 Yehoram otuz iki yaşında kral oldu ve Yeruşalim'de SEKİZ yıl krallık yaptı.
2 Tarihler...23:2 Ahazya yirmi iki yaşında kral oldu ve Yeruşalim'de BİR yıl krallık yaptı. Annesi Omri'nin torunu Atalya'ydı.
2 Krallar....11:3 Atalya ülkeyi yönetirken, çocuk ALTI yıl boyunca RABbin Tapınağında dadısıyla birlikte gizlendi. 2 Krallar....11:4 YEDİNCİ yıl Yehoyada haber gönderip ...
2 Krallar....12:1 İsrail Kralı Yehunun krallığının yedinci yılında Yoaş Yahuda Kralı oldu. YEDİ yaşında kral oldu ve Yeruşalimde KIRK yıl krallık yaptı. ...
2 Krallar....14:2 Amatsya yirmi beş yaşında kral oldu ve Yeruşalimde YİRMİDOKUZ yıl krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Yehoaddandı.
2 Tarihler...26:3 On altı yaşında kral olan Uzziya Yeruşalim'de ELLİ İKİ yıl krallık yaptı.... 2 Krallar....15:2 Azarya on altı yaşında kral oldu ve Yeruşalimde elli iki yıl krallık yaptı....
2 Tarihler...27:1 Yotam yirmi beş yaşında kral oldu ve Yeruşalim'de ON ALTI yıl krallık yaptı.........
2 Tarihler...29:1 Hizkiya yirmi beş yaşında kral oldu ve Yeruşalim'de YİRMİ DOKUZ yıl krallık yaptı. .....
2 Tarihler...33:1 Manaşşe on iki yaşında kral oldu ve Yeruşalim'de ELLİ BEŞ yıl krallık yaptı.
2 Tarihler...33:21 Amon yirmi iki yaşında kral oldu ve Yeruşalim'de İKİ yıl krallık yaptı.
2 Tarihler...34:1 Yoşiya sekiz yaşında kral oldu ve Yeruşalim'de OTUZ BİR yıl krallık yaptı.
2 Tarihler...36:2 Yehoahaz yirmi üç yaşında kral oldu ve Yeruşalim'de ÜÇ AY krallık yaptı.
2 Tarihler...36:5 Yehoyakim yirmi beş yaşında kral oldu ve Yeruşalim'de ON BİR yıl krallık yaptı. .....
2 Tarihler...36:9 Yehoyakin on sekiz yaşında kral oldu ve Yeruşalim'de ÜÇ AY on gün krallık yaptı......
2 Tarihler...36:11 Sidkiya yirmi bir yaşında kral oldu ve Yeruşalim'de ON BİR yıl krallık yaptı.
   
  MISIR'A GİRİŞ ÇIKIŞLA, YUSUF'A AİT DOĞUM ve ÖLÜM YILLLARININ HESABI..
 
   
 
   
   
 
   
  KONUYLA İLGİLİ AHİT İFADELERİ

Çölde Sayım......33:38 Kâhin Harun RABbin buyruğu uyarınca Hor Dağına çıktı. İsraillilerin Mısırdan çıkışlarının KIRKINCI yılı, beşinci ayın birinci günü orada ÖLDÜ
Çölde Sayım......33:39 Hor Dağında öldüğünde Harun 123 yaşındaydı.
Yasa Kitabı..........1:3 Mısırdan çıktıktan sonra KIRKINCI yılın on birinci ayının birinci günü, Musa RABbin, kendisi aracılığıyla İsraillilere neler buyurduğunu anlattı.
Mısırdan Çıkış......7:7 Firavunla konuştuklarında Musa SEKSEN, Harun SEKSEN ÜÇ yaşındaydı.

Yeşu..................14:7 RABbin kulu Musa ülkeyi araştırmak üzere beni Kadeş-Barneadan gönderdiğinde KIRK yaşındaydım. Gördüklerimi ona açık yüreklilikle ilettim.
Mısırdan Çıkış.....12:37 İsrailliler kadın ve çocukların dışında ALTI YÜZ BİN kadar erkekle yaya olarak RAMSESTEN Sukkota doğru yola çıktılar.

Mısırdan Çıkış......6:16 Kayıtlarına göre Levioğullarının adları şunlardır: Gerşon, Kehat, Merari. Levi 137 yıl yaşadı.
Mısırdan Çıkış......6:18 Kehatın oğulları: Amram, Yishar, Hevron, Uzziel. Kehat 133 yıl yaşadı.
Mısırdan Çıkış......6:20 Amram HALASI Yokevetle evlendi. Yokevet ona Harunla Musayı doğurdu. Amram 137 yıl yaşadı.

Mısırdan Çıkış.....12:40 İsrailliler Mısırda DÖRT YÜZ OTUZ yıl yaşadı. Mısırdan Çıkış....12:41 DÖRT YÜZ OTUZ yılın sonuncu günü RABbin halkı ordular halinde Mısırı terk etti.
1 Krallar................6:1 İsrail halkı Mısır'dan çıktıktan DÖRT YÜZ SEKSEN yıl sonra, Süleyman, krallığının DÖRDÜNCÜ yılının ikinci ayı olan Ziv ayında RAB'bin TAPINAĞI'nın YAPIMINA BAŞLADI.
   
  407 YILA ÜÇ NESİL ve 160'lık HALASIYLA EVLENEN, 30'luk AMRAM KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "407 LEVİ & YOKEVET" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Ahit verileriyle düzenlenmiş kronolojiyi, Arkeolojik birkaç tarihle kıyaslamış, Ahit'in çelişkileri ortaya koyulmuştu. Ahit'tin çelişkilerini, "Arkeolojik verilere dayanan kronolijilere bakarak istediğiniz kadar uzatabilirsiniz. Tek yapılması gereken, Arkeolojik verilere göre düzenenmiş kronoloji listesiyle, Ahit'te verilen yıl aralıklarını kıyaslamak." demiştik.
   
  DAVUT BAZ ALINARAK, DAVUT >> İSA ARASINI GÖSTEREN LİSTE.
 
   
  KONUYLA İLGİLİ AHİT İFADELERİ

Daniel............1/1 Yahuda Kralı YEHOYAKİM'in krallığının ÜÇÜNCÜ yılında Babil Kralı Nebukadnessar Yeruşalim'in üzerine yürüyüp kenti kuşattı.
Yeremya........46/2 Mısır'a ilişkin: Yahuda Kralı Yoşiya oğlu Yehoyakim'in dördüncü yılında, Babil Kralı Nebukadnessar'ın Fırat Irmağı kıyısında, Karkamış'ta yenilgiye uğrattığı Firavun Neko'nun ordusuyla ilgili bildiri:
2 Tarihler........36/3-4 Mısır Kralı Neko Yeruşalim'de onu tahttan indirerek ülke halkını yüz talant gümüş ve bir talant altın ödemekle yükümlü kıldı. Yehoahaz'ın ağabeyi Elyakim'i de Yahuda ve Yeruşalim Kralı yaptı ve adını değiştirip Yehoyakim koydu. Sonra kardeşi Yehoahaz'I alıp Mısır'a döndü.


2 Krallar.........24:12 Yahuda Kralı YehoyaKİN, annesi, görevlileri, yöneticileri ve hadımlarıyla birlikte, Nebukadnessara teslim oldu. Babil Kralı KRALLIĞININ SEKİZİNCİ yılında YehoyaKİN'İ TUTSAK ETTİ.
Yeremya........1/3 RABbin Yeremyaya seslenişi Yahuda Kralı Yoşiya oğlu YehoyakiminMİN döneminden, Yahuda Kralı Yoşiya oğlu Sidkiyanın krallığının ON BİRİNCİ yılının beşinci ayına dek, yani Yeruşalim halkının sürgüne gönderilmesine dek sürdü.
2 Krallar.........25:2 Kral Sidkiyanın krallığının ON BİRİNCİ yılına kadar kent kuşatma altında kaldı.
2 Krallar.........25:8 Babil Kralı Nebukadnessarın krallığının ON DOKUZUNCU yılında, beşinci ayın yedinci günü muhafız birliği komutanı, Babil Kralının görevlisi Nebuzaradan Yeruşalime girdi.

Ezra...............4:24 Böylece Tanrı'nın Yeruşalim'deki Tapınağı'nın yapımı, Pers Kralı Darius'un krallığının ikinci yılına dek askıda kaldı.
Ezra...............6/15 Tapınak Kral Dariusun krallığının altıncı yılı, Adar ayının üçüncü günü tamamlandı.
   
  KENDİ KABULLERİ OLAN, M.Ö. 3761 BAŞLANGIÇLI ADEM'DEN MİLADA GİDEN, ESKİ AHİT İFADELERİNE GÖRE YAPILAN KRONOLOJİYİ, YAHUDİLER KABUL EDİYOR MU?

Bu nasıl bir soru? Nereden çıktı bu soru diyebilirsiniz? "Her harfi Tanrıdan" diyerek kabul ettikleri, bir kitabın verileriyle hazırlanmış kronolojiyi nasıl kabul etmezler, listeyi kabul etmemek kutsal kitaplarını redetmektir, kutsal kitaptaki bilgileri geçersiz kılmak İsrail Tanrısını hiçe saymak, umursamamaktır. "Tanrı yanılmıştı da bizim atalarımız doğrusunu ilan etmiş" demektir. Ve hala bu tarihte diretmek "Tanrı'ya sen kim oluyorsun demektir. Tanrı tanımazlıktır. Tanrıyı oynamaktır. Tanrı yerine, etkin olduğumuz AHİTLEŞTİĞİMİZ ittifaklar sahibiyiz demektir.

Hemde bu yalanlamayı din adına, dindarlık adına yapıp uygulamaya koymak ve uygulamaya koyulanları Tanrısal görüntü altında yapmak Tanrı'yı oynamaya soyunmaktır. Anladığım kadarıyla Tanrı kavramı onlar için bir fantazi, bir gereklilik, din oyununun mecburiyeti.

İçlerinden biri, bir zamanlar (2000 yıl önce) "Adem M.Ö. 3761 yılında yaratılmış" demiş ve diğerleri de bu öneriyi Tanrı adına kabul ederek, inançlarının bir parçası haline getirmişler. Tanrı'dan hiç bir bilgi gelmemiş ama onlar yaratılışın olsa olsa ancak bu yıllarda olduğunu düşünerek, M.Ö. 3761 yılı üzerinde mutabık almışlar.


Tarih üzerinde mutabık kalmışlar, kalmasına ama yaratılışı yapan dolasıyla yaratılışın zamanını tayin eden (bilen değil "OL" diyen) Tanrı. Bu kararlarını Tanrı'ya kabul ettiremiyeceklerine göre, olayları tayin eden ve YARATMAYI YAPAN, gerçekleşen etapları zaten "OL" sözü bağlamında olduğuna göre, Tanrı kavramlarını, Tanrı inançarını değiştirerek göğüslerinde büyüttüklerini, gönüllerine içirilmiş olanı, Tanrı kavramı içinde sunma yolunu seçmişler. (Özetle bu kabülü yaparak Tanrı'ya kabul etmesi geren tarihi bildirmiş olmuşlar)

Bu nedenle de Ataları; Tanrı saygısını, Tanrı Güvenini yok edecek ifadeleri kitaplarına ve inanç sistemlerine dahil ettiler. Bu işlenen, İlah duygularadaki sıradanlık, baş edilebilirlik konuları, rivayetlerle, kıssalarla, hikayelerle desteklenmiş. Geriden gelenlerde;

Yanlışlıkları çıkartmak ve geçersiz ilan etmek, çelişkileri ayıklamaktansa,
Tanrı güvenilirliğini, Peygamber saygınlığını, Kitap doğruluğunu artırmaktansa,
A ata mirası olan örtme, yaldızlama işlerine sarılarak, Ata buyruklarının / sözlerinin yer aldığı kitabın etrafında gelişen din sistemini, Ata buyrukları ve kitap değişmezliği kuralınca / her ne pahasına olursa olsun, yazılı metinleri savunma adına din dedikleri sistemi, kendilerince biçimlendirerek bu günlere getirmişler.
   
 
Örnek yine kendilerinden. Diyorlar ki; ".....Bu kitaplar Tevrat'ta yer almaz. çünkü 26. bölümde öğrendiğimiz gibi Sanhedrin üyeleri o dönemden yıllarca önce Tevrat'ın neleri içermesi gerektiğine KARAR VERMİŞ".Böyle diyorlar. Hani, harfi harfine kadar TANRI SÖZÜ İDİ?
   
 
   
  YAHUDİ İNANCINA YÖN VEREN MECLİSİN İŞLENDİĞİ "SANHEDRİN KURULU" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Artık, yanılan, unutan, bilmeyen, kıskanan, kan döktüren, buhur ve tütsü düşkünü, ikametgahı olan, konut isteyen, her türlü antlaşmaya açık olan, yorulan, yalan söyleyen, çelişkili açıklamalar yapan, asla vaadlerini yerine getirmeyen, başedilebilen, aşağıya inmediği sürece göremeyen, 300 m2'ye sığdırılan, giysisi olan, günnük ve sunu için insanlara ihtiyacı olan, yağlarla doymak, tütsülerle koklamak isteyen...vb.. GÖNÜLLERİNDE BARINDIRDIKLARI ACİZ TANRI PROFİLİNİ;

Çelişkilerle dolu, insanların düzeltmesine ve korumasına ihtiyaç arzeden, kutsal metin yazarlarını kaleme aldığı ve derlediği, "her harfi Tanrıdandır" diyerek ATALARININ KUTSAL DAMGASI VURDUĞU KİTAPLARA;

Yalacı, karısını başkalarına veren, kardeşitle evlenen, herkezi yaka silktiren, şehvet düşkünü, ensest ilişkiler yaşayan, ızlarından çocuk sahibi olan, put yapan, ölmemek için yalvaran İSİM BENZERLİĞİ SAĞLADIKLARI PEYGAMBERLERİYLE;

Korkan, günah işleyen, günahkar olabilen MELEK ADI VERDİKLERİ VARLIKLAR EŞLİĞİNDE;

Canı istediği zaman Tanrı makamına girebilen, Tanrı'la konsey toplantılarına giren, Tanrı'nın fikir aldığı / olup biteni öğrendiği, Tanrının sağında duran, Cennetten kovulmanın suçu iptal edilip, yılana ve kadınlara yükletilmiş olan ŞEYTANLARIYLA BİRLİKTE İŞLEDİLER.
   
  ADEM'İN MEYVA, YILANIN YANILMAZLIĞI, TANRININ YALANCILIĞI KONULARININ İŞLENDİĞİ "TANRININ BAHÇESİ " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  YAHVE KİM? İSA'NIN "BABAM" DEDİĞİ YAHVE'YE NE OLDU? KONULARININ İŞLENDİĞİ "İSA YAHVE Mİ? " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  ESKİ ve YENİ AHİT'te "PEYGAMBERLERE BAKIŞ AÇILARINI ve ONLARA YAKIŞTIRILAN ENSEST" İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  kendilerini yanıldığını kabul etmektense Tanrının yanıldığını ilan ediyorlar. şimdi bu oyunun adı Tanrıyı oynamak olmazda ne olur?

"M.Ö. 3761 yılını atalarımız yanlış tahmin etmişler, Tanrı olarak benimsedikleride bigi sahibi olmadığı ve bu konularla ilgilenmediği için, uyarılmamışlar ama şimdi görüyoruz ki yanılmışlar. Bahsettikleri tarih çok komik bir tarih. Şu anda insanın ne zaman yaratıldığına dair tahminlerden öte bir bilgi yok. Bu nedenle, biz atalarımızın tespit ettiği başlangıç noktasını geçersiz kabul edip, Arkeolojik veriler çerçevesinde hazırlanmış listeleri kabul ediyoruz" demeleri gerekirken, yan kabullerle, tarihi bilgileri eğerek bükerek, bazı nesilleri yok ederek yollarına devam ediyorlar.

HER HARFİ TANRIDAN DEDİKLERİ KİTAPLARINDAKİ İFADELERİ, HİÇE SAYARAK / YALANLAYARAK ATALARINI HAKLI ÇIKARMA UĞRUNA, TANRI OLARAK İŞARET ETTİKLERİNİ BİLE, YALANCI İLAN ETMEKTEN ÇEKİNMEDEN YOLLARINA DEVAM EDEREK BU GÜNLERE GELMİŞLER.
Bu durumu nasıl aşabildiler/aşabilirler
  YAHUDİLERİN, BENİMSEDİKLERİ DAHA DOĞRUSU TANRI ADINA KESTİRİMDE BULUP İLAN ETTİKLERİ, M.Ö. 3761 TARİHLİ KRONOLOJİYİ İÇİNDE AŞAĞIDAKİ GİBİ DEĞERLENDİRİP VE BÖLÜMLEMİŞLER. BU ETAPLARA GÖRE ADEM M.Ö. 3761, TUFAN M.Ö. 2104 YILINDA OLMUŞ
   
 
   
  Yine takdirlerine göre devam ederek, AVRAAM'ın M.Ö. 1812, İSHAK'ın M.Ö. 1712, DAVUT'un M.Ö. 877, SÜLEYMAN'ın M.Ö. 836 yılında dönemlerinin başladığı ilan edilmiş. Dönem başlangıçları tabiriyle kimi zaman doğum tarihlerikimi zamanda hükmran olma kastedilerek yorum kolaylığı sağlanmış olsa gerek.
   
 
   
  MUSA DOĞUMU İÇİN M.Ö. 1392, MISIRDAN ÇIKIŞ M.Ö. 1312, TORA'nın VERİLİŞİ İÇİNDE M.Ö. 1272 TARİHLERİ VERİLİYOR.
   
 
   
  DİĞER KABULLERDE AŞAĞIDAKİ GİBİ... "Dönem başlama" tanımıyla hükümdarlık başlama Davut ve Süleyman'da aynı anlam içinde hükümdarlık manasında kullanılmış.(Davut 40 yıl hükümdarlık yapmış. Verilen tarih aralığıda kırk yıl. 40. yıl sonu, Süleyman doğar doğmaz tahta geçmediğine, Davut'ta 40 yıl yaşayıp ölmediğine göre, Davut'la verilen tarih, Davut'un tahta geçme yılıdır)

Oysa Musa'da kullanılan "dönem başlangıcı" tanımı doğum tarihini işaret edecek manada kullanılmış. (Musa Çöle çıktığında 80 yaşındaymış. 120 yaşında da ölmüş) İbrahim'de, İshak'ta da doğum tarihleri olarak kullanılmış. Yorum kolaylığı vermek için dönem başlangıcı" tanımı kullanılmış derken bu kast edilmişti. Yorumlayana, bir an için ONLARCA SENEYİ kapatma, yerinden kaydırma imkanı veriyor. Örtme ve yönlendirme işlerinde kolaylık sağlıyor.

ONLARIN DAĞINIK SIRALAMALARLA VERDİKLERİ TARİHLERİ ALTALTA YAZDIĞIMIZDA ŞÖYLE BİR TABLO ORTAYA ÇIKIYOR.
   
 
   
  ORTAYA ÇIKAN BU TABLODA VERDİKLERİ TARİHLERİ, YARADILIŞ KOZMİK SAYACI DEDİKLERİ ve AHİT'TE VERİLEN BİLGİLER DOĞRULTUSUNDA HAZIRLANMIŞ OLAN KRONOLOJİ LİSTESİYLE ÇAKIŞTIRDIĞIMIZDA, ORTAYA AŞAĞIDAKİ MANZARAYI VEREN BİR TABLO ÇIKIYOR.
   
 
   
  MADEM, "İLK İNSAN M.Ö. 3761 YILINDA YARATILDI" DEDİLER. MADEM "TARİHTE M.Ö. 3761'den İTİBAREN BAŞLADI" DEDİLER, O HALDE; milada göre verdikleri her tarih, yaradılışa / -0- noktasına kalan zamanla toplandığında, 3761 rakkamını vermeli.

Siyah kutucuklar içinde yer alan rakkamlar, bu toplam sayıları göstermektedir. Kutucuklar içindeki rakkamdan, 3761 rakkamını çıkartıldığında, ortaya saptırılan yıllar çıkar. (Üstelik bu saptırdkları yıllar, Ahit içinde Tanrı sözü dedikleri tariherle igili)

ÜSTELİK BU SAPTIRMA EYLEMLERİ ve SAPMA YILLARI ARKEOLOJİK KRONOLOJİYE GÖRE DEĞİL, "HER HARFİ TANRIDAN" DEDİKLERİ AHİT KİTAPLARINDAKİ TARİHLERE KARŞI YAPILMIŞ DURUMDA.

YARATILIŞ TARİHİNİ BİLMEYENİN, CENNET VAADLERİ GERÇEK OLABİLİR Mİ? "Yarattım" dediği tarihten 2000 sene sonra, verdim dediği kitapta bunlar yazarsa, "kulum" dedikleride kendisini, bir yandan korur gibi yaparken, bir yandan da yalanmamaktan geri durmazlar. "Kulu rolünde kalanlar" Tanrı dedikleri olguyla, yeni Ahitler yapmanın olanağını yakalmışlarken bırakırlar mı?
   
  NEDEN, AHİTTE VERİLEN BİLGİLER IŞIĞINDA HAZIRLANMIŞ BİR KRONOLOJİYİ YAYINLAYAMAYACAK OLDUKLARI DAHA İYİ ANLAŞILIYOR OLMALI. Ahit verilerinin yanında birde kendilerine göre düzenşedikleri kronolojileriyle iş hepten izah ediemez boyutlara ulaşıyor.

Verdikleri, beyan ettikleri, Tanrısal kabullü dedikleri her tarih;, yine kendilerinin kabullerinde yer alan Tanrısallığı ve doğruluğu konusunda ısrar edilen M.Ö. 3761 tarihinin bir parçası. O halde Yaratılış tarihi olarak verdikleri M.Ö. 3761 tarihini -o- kabul eder, Milad'a doğru Ahit'te verilen tarihlere kronoloji hazırlandığında yine 3761 rakkamını vermeli.

Cetveli, 0'dan başlayarak saysanızda, bitim tarfından saysanızda aynı birim toplam sayısını elde edersiniz. Dolaysıyla, birimlenmiş cetvelin neresinden keserseniz kesin, birimlenmiş parçaların toplamları, yine cetvelin bütününe ait uzunluğu verecektir. Bu mantıkla hazırlanan yukarıdaki cetvele yerleştirilen, Yahudilerin tarihleri işin hiçte doğru olmadığını gösterdi.

Ahit içinde yer alan tarih çarpıklıklarını düzeltme yerine, sırf kitabı korumak adına, insanları diyet adına verircesine kamufle edilmiş tarihleri ortaya sürmeleri, işleri daha da zorlaştırmış.Önünü alamayacakları, sorulara cevap veremeyecekleri safhaya hızla ilerliyorlar. Birgün gelecek kendi içlerinden, kendilerinden olanların sorularına cevap veremez hale gelecekler. İşte o zaman bir kez daha ama belki son kez güneşin sıvamaya kapatılamayacağını, herşeyin başlangıcı, süresi ve sonu olduğu gibi, Tanrıcılık oynamanında sonu oduğunu yaşayacaklar.

Tarihlerle oynamaları nedeniyle, Ahit verilerine göre kralların saltanat süreleri farklı sonuç veriyor. 474 - 455 = 19 yıl fark var
Davut'tan Sidkiya'ya doğru, Ahit'te yazılan, saltanat süreleri yazıldığında, Yehoaz, Yehoyakim, Yehoyakin ve Sidkiya'ya, neredeyse tahta çıkacak süre kalmıyor.

Kendi düzenlemeleriyle bile, M.Ö. 3761 yılı kendilerine yetmediği, mızrağın çuvala girmeyecek boyutlara ulaştığı adeta itiraf ediliyor.Satırlarının arasına bakıldığında, çarpıklığın önüne geçilemez safhalara ulaştığının, itiralar okunabiliyor.

Örnek vermek gerekirse: sadece Yakup'tan milada gidişte bile, kendi el yazılarıyla 239 yıla ihtiyaçları olduğu, takvimlerin de beyan edilmiş durumda. 4000 - 3761 = 239
 


  İŞTE SİZE HEM AHİT ÇELİŞKİSİ.... "HER HARFİ TANRI SÖZÜ" DENİLEN KİTAPTAKİ, KUL SÖZÜ SALLAMALAR İLE BU SALLAMALARI TANRI SÖZÜ SANILSIN GAYRETLİLİĞİ İÇİNDE ÇALIŞAN, ATA YADİGARİ MESLEĞİN ÜSTADLARINDAN GERÇEKLER NASIL ÖRTÜLÜR ve SONRASINDA NASIL YALDIZLANIRA İYİ BİR ÖRNEK.

Atalarının, imani vahiyleri örttükleri ortaya çıkmasın, kimseler uyanmasın, kitaptaki vaadler gerçek sanılsın gayretliliğiyle, "Tanrı sözü" yaldızıyla yaldızlanmış ifadeleri, cilalamaya devam demişler ve ortaya böyle tabloların çıkmasını sağlamışlar.
   
 
   
 

Tabii! kitaplarının her sözünü, kehanet olarak değerlendirenler, 70 hafta denilen süreleri, birden bire onlarla, binlerle çarpıp senelere çevirenler, Tanrı sözü olarak yazdıkları aşağıdaki ifadede 30 yılı hiç önemsememiş gözüküyorlar. (Oysa aynı yöntemlerle, 30 yıl birden bire yüzlerce yıl haline geliverirdi) Tanrı dediklerinin sözlerine itibar etmeyenler, sadece ellerindeki kitapların ilahi değerler taşıdığının sanılmasını istiyorlar.

Tanrı 30 yılda olsa hiç hata yapar mı? Söylediği 400 yıllık sözü unutupta, 430 yıllardan bahseder mi? Daha kimbilir neleri, kitaplarında Tanrı adı kullanarak yanlış yazıp, neleri unutturmuşlardır? Tanrı dediklerinin hafızası, kutsal metin yazarlarının hafızası ve bildikleriyle sınırlı değil mi? Kimbilir ne boş sözleri peş peşe sıralamışlardır?

Yaratılış.......15:13 RAB Avrama şöyle dedi: ‹‹Şunu iyi bil ki, senin soyun yabancı bir ülkede, gurbette yaşayacak.DÖRT YÜZ yıl kölelik edip baskı görecek.

Şimdi tüm verileri onların erdiği şekilde tabloya koyalım. Onlar, İbrahim'in doğumu için M.Ö. 1812 yılını, Musa'nın Mısırdan çıkışı için M.Ö. 1312 yılını, Süleyman'ın Tahta geçtikten 4 yıl sonra başladığı Tapınak içinde M.Ö. 832 yılını Yahudi Takvimlerinin değerleri olarak vermişlerdi.Tüm bu verileri tabloya işlediğimizde ortaya çıkan şey, sadece bir garibet.

   
 
   
  Kitaplarında, 430 yıl olduğu TANRI TARAFINDAN SÖYLENMİŞ BU SÜRE, Yahudi tarihi dökümlerinde, bu iki tarih arasındaki süre; M.Ö. 1522-1312= 210 yıla indirilivermiş. AMA BU ARADA KİTABI DA KORUMUŞLAR. (Yazılma amacı her ne ise, yazılmasında kullanılan medtod her ne ise, onu orumaya devam etmişler)

Korumuşlar ama yan yayınları ile aslında Tanrının sürekli yanıldığını da ilan etmişler. Kitabı korumaları Tanrıdan geldiğine inanmalarından değil, atalarından vasiyet olamasından dolayı olduğu açıkca ortada İnanılmaz ÇELİŞKİLERE SAHİP OLAN METİNLER BLOĞUNUN, TANRIDAN OLMADIĞINI, HATTA OLAMAYACAĞINI ONLARDA BİLİYOR. (kitap sayısal sistemleri içeren şablonlar çercevesinde yazılmış olmalı." Tılsım bozulur" diye onunla pek oynayamıyorlar anlaşılan -Vefk, Cifr, benzeri hesaplama yöntemleriyle, havasa kaynaklık eden, kabala tekniğine dayalı bir sistemle yazıldığı biliniyor-)
   
 
   
  İbrahim'i tutturmaları zorunluluktu. Hem TAKVİMLERİN DE; "bak işte gördünüz mü? Arkeolojik buluntularla da uyum sağlıyor" diye gösterebilecekleri bir bölüme ihtiyaçları vardı, hemde Ahit kitabında bu bölüm, Adem'den Yakup'un Mısır'a girişine ve ölümüne kadar olan tüm olaylar / aralıklar sıralanmış durumda yer alıyor. Yakup'tan, Davut'a kadar olan süre 430 ve 480 yıllık zaman dilimleri, bütün bloklar halinde verilmiş. Araları, Mısır'dan Çıkış noktası dışında detaylandırılmamış.

Toplam 910 yıllık süreyi içeren bu zaman dilimi ile tek somut bağlantı, Süleyman'ın 4. yılında tapınak yapımına başlanması.
Mısırdan Çıkışta; Yakup'un Mısıra girişinden ve tapınak inşaatından ulaşılabilinen, somut bir nokta. 480 ve 430 yıllık dilimlerin buluşma noktası. Diğer bağlantılar için, biraz araştırmak ve analiz yapmak gerekiyor.

Tapınağın yapımına kadar geçen kozmik saate göre geçen zaman tutar mı? Çok zor. Çünkü, ortada ayrıca "yok edilmesi gereken" 4164 - 3761 = 403 yıllık zaman dilimi var. Yok edilmesi gereken 403 yılın, bir kısmı araları bölünmemiş olan bu alanda, arta kalan diğer kısmıda tarihlerin verilmemiş olduğu YehoyaKİN ile Milad arasında yok edilebilir.


Mısır'dan çıkışa, M.Ö. 1312 tarihini veriyorlar.
İbrahim'in doğum tarihi içinde M.Ö. 1812 tarihini veriyorlar.Yani Mısırdan çıkışın, İbrahim'den 500 sene sonra olduğunu kabul ediyorlar.
Mısır sürgününüde 430 yıl sürdüğünü kitaplarında veriyorlar. Bu durumda, İbrahim'in doğumundan, Yakup'un 130 yaşında ailesi 70 kişiyle birlikte Mısır'a girmesi için kalan süre sadece 500-430 = 70 yıl.

167 yıla; nasıl YehoyaKİN ile Milad arasını sıkıştırarak işlerini halledeceklerse, burada ortaya çıkan 70 rakkamının içine de, İbrahim'in 100 yaşında iken İshak'a, İshak'ın 60 yaşında iken Yakup'a sahip olmasından kaynaklanan 160 yılı ve Yakup'un Mısıra giriş yaşından gelen 130 yılı da dahil ederek hesap işini hallediverirler.

(Daniel'in, "Yeramya'nın söylediği sayının 70 olduğunu anladım" dediği bu sayı ve 70'i sıkıştırma yöntemi olmasın. Ayrıca, Kehanet için Daniel'in 70 haftasını önce yıla çevirip sonra 10'la çarpıp, yeterince günler ekleyerek İSA'yı bulanlar, kitaplarındaki çarpıklığı görmüyor.Kitaplarında gün ay değil Asırlar yok. Asırlar aralarda kaynamış. Kitaplarına göre sürgünle İsa arasındaki süre 167 yıl. Kitaplarını okurken başka, kehanetleri uygularken başka kronijiler kullanıyorlar. Esasında bu farklı kronolojileri kullanmaları bile kitaplarının ilahi hiç bir değer ifade etmediğini ortaya koyuyor.)
 


 
   
  Yukarıdaki tabloya bakarak karışıklığın bu kadar olduğunu sanmak yanlış. İsrail Tanrısının İbrahim'e "senin soyundan gelenler Mısır'da 400 yıl tutsak kalacak" demesi var. Daha da kötüsü, Yahudi takvimine göre bu sürenin İshak doğmadan başlama zorunluluğu var. Yahudi TAKVİM KABULLERİNE GÖRE; İbrahim'in doğum tarihi M.Ö. 1812, İsrail Tanrısının "400" yılla ilgili sözleri söylediğinde daha İsmail' doğmamış durumda. Yetmibeş yaşında ayrıldığı, Harran'dan çıkalı, yani Kenan topraklarına yerleşeli on sene olmuş. Bu durumda "400" seneyle ilgili aldığı görünüm yılı; M.Ö. 1812 - (75 + 10) = M.Ö.1727 olur... Mısırdan çıkış ise Yahudi Takvimine göre; M.Ö. 1312 yılı olduğundan, İbrahim'in "400 senelik sürgün" ifadesini almasıyla, Mısır'dan çıkış arasında; M.Ö. 1727 - M.Ö. 1312 = 415 senelik bir süre var demektir.

İshak, İbrahim YÜZ yaşındayken doğduğuna göre, İshak'ın doğum yılı Yahudi Takvimiyle, M.Ö.1812 - 100 = M.Ö. 1712 yılı olur.
Bu durumda, İshak'ın doğumuyla, Mısırdan çıkış arasında M.Ö. 1712 - M.Ö.1312 = 400 senelik süre kalmış demektir.
Bu sonuca göre, Mısır sürgününe İbrahim'de tabi olmuş oluyor. İshak Mısır sürgününün BİRİNCİ yılında doğmuş gözüküyor.

Bu durumda Yakup Babası İshak'ın doğduğu yılda Mısır'a girmiş oluyor. Esav, amcası İsmail'in kızıyla, doğmadan 120-130 sene önce evlenmiş oluyor. Onbeş senelik zaman dilimi içine Yusuf'u dahil edersek, bu durumda; Yusuf kuyuya atıldığında Dedesi İshak'ın doğmasına iki sene var (Yusuf 17 yaşında kuyuya atılıyor). Bu durumda Yusuf kuyuya atılmadan Yahudi Takvimi uyarınca İshak'a göre iki yıl, babası Yakup'a göre, (130-17) 113 yıl önce giriyor. ...vs... çıkarımlar kitabın tüm kabullerini kökten yok eder cinsten devam edip gidiyor.
   
 
   
  Sonra, tüm bu ara kabulleri yapanlar, "TANRI DEDİKİ" diye söze başlayıp, TANRININ YANILMAZLIĞINDAN dem vurup, TANRI TANIMAZLIĞININ ne kadar kötü olduğunu anlatıp, kurtuluşun ELLERİNDEKİ KİTAPTA olan TANRI SÖZLERİNE uymakla olabileceğini, etkili ses tonlarıyla anlatıyorlar.

ATEİST kelimesinin tüm gereklliğini yerine getirerek, TANRI SAYGISI duymayan, TANRI OLGUSUNUN yararına inanmayan, TANRI ETKİNLİĞİNİ kabul etmeyen, en azından TANRI SÖZÜ SANILAN YAZILARA bile gerekli değeri vermemekle gösterenler hangi tanımın içine girer.

Mısırdan çıkışa; sadece ONBEŞ SENELİK BİR SÜRE kalmışken, İsrail Tanrısı, İbrahim'e hem ONBEŞ YIL sonra doğacak İshak'ı müjdeliyor, hemde ONBEŞ YIL sonra başlayacak ve DÖRTYÜZ yıl sürecek MISIR SÜRGÜNÜNÜ haber vermiş oluyor.

Arada kalan ONBEŞ yıllık sürede, İshak doğmalı, İshak ALTMIŞ yaşına geldiğinde Yakup ve Esav'a sahip olmalı, Yakup YÜZ OTUZ yaşına geldiğinde yanındaki ALTMIŞ ALTI kişilik ailesiyle birlikte, 39 sene önce sahip olduğu, (ama hain kardeşleri tarafından Mısır'a girişten YİRMİ İKİ sene önce kuyuya atılan için kuyya atılan) oğlu Yusuf'un yanına vasıl olması gerekiyor.

ONBEŞ yılda İKİ YÜZ BEŞ yıllık bu olaylar olmalı ki, Yahudiler, İsrail Tanrısının emri gereği DÖRT YÜZ yıllık sürgün dönemini, Tanrı emri uyarınca geçirmiş olsunlar. Rakkamları altalta yazıp yılları kontrol eden kim?Gözler kapanmış kurtuluş hayalleri içinde yaşanırken gerçeği görmek isteyen kim?

Her şeye egemen dedikleri Yahve'yi, yalancı konumun da göstermemek için, yanıldığını resmen ilan etmiş olmamak için, (Yalan söyletiyorlar ama yalancı göstermemiş konumlarını sürdürüyorlar) İKİ YÜZ BEŞ yıllık olaylar toplamını, YAHUDİ TAKVİMİ yapımcılarına göre, ONBEŞ yılda geçirmişler.

İsrail Tanrısı "her harfi bendendir" dediği kitaplarında, Mısır sürgününü DÖRT YÜZ OTUZ yıl süreceğini söylemiş olması;
Kendisinin kehanetle, gelecekle ilgili tahminlerde zayıf olduğunu itiraf etmesiyle ilgilidir.
Derdinin kendisine sunulacak olan buhur ve sunu olduğunu, geride gelişen olayların umrunda olmadığını vurgulamasıyla ilgilidir.
İttifak yaptığı kutsal metin yazarlarının yazdıklarını, kendi sözü olarak kabul etme zorunluluğunu ortaya koymasıyla ilgilidir.
"Ben de yaratılmış ama Tanrı olarak ilan edilmiş bir kulum" demesiyle ilgilidir.
"Tanrı olsaydım elbette bu tarihleri bilir, yanlış yapanlarla irtibat kurmazdım, kendime yalancıları elçi edinmezdim" tavrını ortaya koymasıyla ilgilidir.

Tanrı sürekli hata yapanlara tekrar tekrar görünür mü?,
Tanrı yalan söyleyenlerle, diğer kullarına iletilmesi için mesajlar gönderir mi?
Tanrı, gerçekleri örten ve çarpıtanları muteber kabul edip, onların toplum içinde kendine yakın konumlarda kalabilmeleri için esinlemelerde bulunur mu?
Tanrı çelişkili vahiyler gönderir mi?
Tanrı yanılır mı?
   
  "ALLAH", SANMAZ, "ALLAH", YANILMAZ , "ALLAH",UNUTMAZ ÇÜNKÜ; SÖYLEDİKLERİ "OL" KONUMUNDADIR.

O BİRŞEY SÖYLEDİ Mİ, O ZATEN OLANDIR.
ARTIK O SÖZÜN UNUTULMASI, SANILMASI, BİLİNMESİ yada BİLİNMEMESİ, OLMAMASI, ZAMAN DEĞİŞTİRMESİ yada ZAMANI İSBET ETTİRMESİ, İSİM DEĞİŞTİRMESİ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR. ÇÜNKÜ "OL" DENİLMİŞTİR. NE İÇİN "OL" DENİLDİYSE, O ZATEN OLANDIR.

ALEMLERİN RABBİ OLAN "ALLAH'IN, DİLEDİĞİ" ZATEN OLANDIR.
   
  Dörtyüz yıllık sürgün sözüde; kutsal metin yazarları, nasıl olaylar bittikten sonra"1,2,3....50" diye doğru dürüst sayamadan Babil sürgünü için, YETMİŞ yıl rakkamını attılarsa, birileride burada, göğüslerinde oturan adına 400 yada 430 rakkamını, göğüslerine içirilene yaraşır sözlerle ortaya atmış olmalı. Hangisi doğru diye sorulacak olursa, "kitap komple yanlış" derim.

Deveye "boynun neden eğri?" diye sorulduğunda, dürüstce "nerem doğru ki?" diye cevap vererek, boynunu dışındaki bölgelerinde eğriliklerin, yamuklukların olduğunu bu durumda boynunu eğikliğinin normal karşılanması gerektiğini, bir cümle ile özetlemiş. Vucudumun bir yerinde eğiklik, yamukluk olmazda, boynumun eğikliğinin sebebini merak edebilirsiniz demiş.

Ahit yazarları ve onu korumayı asli görev edinenler ise; Deve kadar dürüst davranma yerine oraları buraları çekiştirerek, "karınlar içeri, göğüsler dışarı, nerede masklar" diyerek örtme, dolgu, macun, yaldızlama ve parlatma işlerine son hızla devem etmekteler.

Her yanından çarpıklıklar fışkıran kitaplarının, son demlerini, hiç olmazsa "biz kitabı koruduk, iyi de mücadele ettik ama herşey buraya kadarmış" esprisi içinde tamamlamasını arzu eder bir halleri var. Her yanı dökülen kitaplarının ve din dedikleri inanç sisteminin daha fazla dayanamayacağını, gelişen bilim ve teknolojik (bilgi depolama, arşivleme, araştırma..vs) gelişimler karşısında, ömrünün sonunun geldiğini biliyorlar.

Şu anda din adına yapabildikleri en iyi şey (kötü manada. İmanlılar adına onların dinlerinden kopanlar kazançtır) kendilerinden olmayı rededen ATEİSTLERİN yetişmesine sebep olmalarıdır. Atesitin ne olduğunu bilirsiniz, tedbirinizi alırsınız. Korunma yöntemlerinizi ilahi kitaplarla geliştirmeye çalışırsınız.

Bunlar ise "ilahi" dedikleri, atalarının yazdılaraı kitaplarla geliyorlar, "bizler de sizler gibi AYNI İNANÇ içindeyiz" diyorlar, ama İMANIN DİBİNE DİNAMİT KOYUP, İNANÇLARIN MECRALARINI DEĞİŞTİRİYORLAR. İmana, dünyada var olan herşeyden daha çok zarar veriyorlar. "İnançlıyım" diyenler esasında bir putpres inancında bile olan, bir Tanrı kavramından çok uzaklarda tutulduklarının farkında değiller. Özetle, PUTPERES TANRILARINA BİLE SAHİP DEĞİLLER. Tanrı denilen olguya saygısı olmayanların hangi inancından bahsedilebilir?

ATEİSTLER, PUTPERESLER EN AZINDAN DEVE ÖRNEĞİNDE OLDUKLARI GİBİ KİMLİKLERİNİ ORTAYA KOYUYORLAR, BUNLAR GİBİ BİNBİR MASKEYLE, KENDİ EGO ÜRÜNÜ İNANÇLARINI PAZARLAMIYORLAR.

Kendi mensupları tarafından yapılan sorgulamalara daha fazla dayanamayıp çökeceğini biliyorlar. Bu nedenle Argemeddon, kehanet, Altınçağ, sonsuz yaşam gibi dünyasal, maddesel kazançlarla, toplumları bir arada tutmaya çalışıyorlar. Dünya'da bir takım kazançlar elde edilmesini, Tanrısal işaretler olarak yorumlatarak kitaplarının ve sistemlerinin sorgulamasını geciktiriyorlar yada en azından yavaşlatıyorlar.

Yakın gelecekte ilkokul çocuklarının sorularına bile cevap veremeyecek hale düşecekler. Kurdukları ittifak sonucunda gerçekleştirmeyi planladıkları "VARLIK BİRLİĞİNE / VAHDET-İ VÜCUD'A" dayalı egemenlik hayali için, ellerinde birliği oluşturabilecekleri topluluklar ve varlıklar kalmayacak.
   
  ENEL-HAK, TEK ve BİR, TEK ve BİRİCİK VARLIK BİRLİĞİ GÖRÜŞLERİNİN YER ALDIĞI "VAHDET-İ VUCUT" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  İMAN ÇITASI NEDİR? NİSA SURESİ 136. AYETTE Kİ;"EY İMAN EDENLER, İMAN EDİN " ÇAĞRISI İLE İLGİLİ YAZIYI BU SAYFADA OKUYABİLİRSİNİZ.
   
  ONBEŞ yıl sonra başlayacak sürgünü bilmeyen Tanrı olarak benimsedikleri, çok sonra olacakmış gibi İbrahim'e, sürgünü haber veriyor. İbrahim'e müjdelediği İshak'ta ONBEŞ yıl sonra doğduğuna göre, İsrail Tanrısının neden haberi olabilir?

Her harfi Tanrıdan dedikleri kitapları, YALANLAYICI TAKVİM YAPIMCILARI yazarları, İbrahim'in, İshak'ın, Mısır sürgünün yıllarını Yakup'un yaşlarını alt alta yazıp yukarıda çıkarttığımız çarpıklıkları görmediler mi? Elbette gördüler. Hemde daha bizlerin göremediği boyutlarda ve bütünlükte gördüler. Ama inanlılarını korumak adına "burada yazılanlar yanlışmış" demek yerine bu işin içinden "nasıl çıkabilirizi" düşündüler. Ve "nasıl çıkabilirizin" üzerine kafa yordular. Üste koydular almadı, alta koydular taşmadı. Belki onlarca yıl süren tartışmalar sonucunda bu takvimi ortaya çıkardılar.

ÖNLERİNDE İKİ SEÇENEK VARDI..
YA! TANRI OLARAK İŞARET ETTİKLERİNİ YANİ İSRAİL TANRISINI YALANLAYACAK, YAHVE'Yİ YALANCI, NE DEDİĞİNİ BİLMEZ İLAN EDECEKLERDİ..
YADA! "İLK İNSAN M.Ö. 3761 YILINDA YARATILMIŞTIR" DİYEN HAHAM HİLLEL'İ ve ÖNERİYİ KABUL EDEN ATALARININ YANILDIĞINI İLAN EDECEKLERDİ..
ONLAR TANRI'YI YALANLADILAR. İSRAİL TANRISINI YALANCILIKLA, NE DEDİĞİNİ BİLMEZLİKLE DAMGALADILAR...AMA SATIRLAR ARASINDA...GÖNÜLLERİNDE. ASLA AÇITA ve AÇIKTAN OLMAYAN YALANLAMAYLA... KİTABI KORUMAKTA ANCAK "GÖRMEDİK, BİLMEDİK, DEMEDİK, ATALARIMIZ DEDİYDİ Kİ, ATALARIMIZIN SÖZLERİNE BAĞLI KALDIK, ONLARDA TANRIDAN DUYMUŞLAR" DEMEKLE OLABİLİR.

Haham Hillel'i ve kabul arkadaşlarını, haklı çıkarmak, onları Tanrı gibi yanılmadığını, yalan söylemediklerini ispat için kolları sıvadılar.
Ve "her harfi Tanrıdan" dedikleri kitaba rağmen, Tanrı olarak kabul ettikleri olguyu yerden yere vuran, onu hiçe sayan, onun sözlerini yok sayan bu takvimi yaptılar ve "Tanrı buyruğu görüntüsü altında da sundular.

Bu durumda Tanrı KİM?
Tanrı rolüne kendilerini kaptırmış olanlar KİM?
Tanrıyı tanımayanlar KİM?
Haham yanılmaz ama Tanrı yanılır diyenler KİM?
Tanrı yanılır, yalan söyler temasını inanç sistemlerinin temeli haline getirenler KİM?
Tüm bu kabulleri yapanların, TANRI TANIMLI BİR OLGUYA İNANDIKLARI SÖYLENEBİLİR Mİ?
Yazan kendileri, yalanlayan kendileri. Bu durumda Tanrı KİM?
   
  Atalarının, "ALLAH'tan" gelen vahiylerin üzerlerini nasıl örtmüş olabilecekleri ortada değil mi? Kendi yazdıkları kitapları, kendi kabul ettikleri Tanrı olgusunu Hahamı doğru çıkartmak adına yalanlayanlar o kitapta yazılmış olnların bile üstünü yan yayınlarla örtenlerin zihniyet ataları, okuma yazma oranının neredeyse -0- noktaları civarında dolaştığı, herşeyin sözlü anlatımlarla izah edildiği devirlerde "İLAHİ VAHİYLERİN" üzerini çok daha kolay örtmeyi başarmışlardır. Cinciliğin, biliciliğin, falcılığın inançların temelini oluşturduğu dönemlerde, gögüslerinde büyüttüklerine daha olay hizmet etmiş olmalılar.

 
   
  ATALARI, İSRAİL TANRISI ADINA, 400 YILLIK MISIR SÜRGÜNÜYLE, 430 YILLIK MISIR SÜRGÜNÜ SÖZLERİNİ, "HER HARFİ TANRIDAN" DEDİKLERİ KİTAPLARINA, TANRI SÖZCÜLÜĞÜ ve TANRI ADINA KARAR VERME YETKİLERİNE DAYANARAK ALMIŞLAR.

Çölde korumasız, gölgesiz bırakılan BUZ KÜTLESİ gibi hızla erimeye başlayan kitaplarını biraz yelpazeleyebilmek için, Tanrı sözü karar vericilerinin bugünkü temsilcieri, kendilerini iyiden iyiye Tanrıcılık oyununa kaptırmış olmalılar ki; Ahit kitaplarında yazan iki süreyide kabul etmemişler ve MISIRDA SÜRGÜN SÜRESİ İÇİN M.Ö. 1522 - M.Ö.1312 = 210 YILIN daha uygun olacağını kabul etmişler.

Elbette bu aldıkları 210 yıl kararı pekte öyle kolay olmamış. Önce anlı şanlı olan, Tanrıcılık taslayan, Tufan olayından gıcık oldukları, İsrail Tanrısını da rakip görüp hiç sevmediği Nil nehrinin yapımcısı ve sahibi olan, Tufan yıllarında hatır içinde olsa Piramit yapımlarına ara vermeyen üstelik bu Ham Yafet Sam üç kişi kaldık ddikleri dönemde onbinerce işçiyi inat uğruna Piramit inşaatlarında çalıştıran, Firavunların torunlarından II. Ramses'in doğum ve saltanat yıllarını değiştirmeleri gerekmiş. II. Ramses'in ölüm tarihini, Mısırdan çıkış tarihine denk getirebilmek için 100 yıl geriye almışlar.

Hezekiel......29/3 Onlara de ki: 'Rab Yahve şöyle diyor: ""'Kendi ırmaklarının içinde yatan BÜYÜK CANAVAR Mısır Firavunu, İşte, sana karşıyım. Sen ki, NİL BENİMDİR, onu KENDİM için YAPTIN dersin."
Hezekiel .....29/9 Mısır kimsesiz bırakılacak, viraneye çevrilecek. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar. ""'Madem NİL BENİMDİR, onu BEN YAPTIN dedin,"
Hezekiel......29/10 Ben de SANA ve IRMAKLARINA karşıyım. MISIR'ı Migdol'dan Assuan'a, Kûş sınırına dek kimsesiz bırakacak, viraneye çevireceğim."

Bu değiştirmenin devamında, karışan ortalığın, saltanat yıllarının nasıl hizalandırıldığını siz bir düşünün. (Ölenlerin bir kısmı çağrılmış, bir kısmıda önceden öldürülmüş olmalı. bir kısmı erken doğoma alınmış, bir kısmınında doğumları tamamen iptal edilmiş olmalı)
   
 
   
  DURUMUDA AŞAĞIDA GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ AÇIKLAMIŞLAR
   
 
   
  Görüldüğü gibi, çıkış olayının M.Ö. 1313-1314 yılında gerçekleştiğini ve bu tarihin geçerli olduğunu öne sürüyorlar. Onların öne sürdükeri tarih, aslında mecburiyetler sonucu kabulledirmeye çaıştıkları tarihin en alt sınırı. Alt kısma kalan 250-300 yıllık zaman dilimini daha da işin içinden çıkılmaz hale getirmemek için tayin edebilecekleri en uç nokta.

Mecburiyetliklerinden dolayı saptadıkları bu tarih için herhalde; "RESMİ BELGELİ TARİH olarak II Ramses için, M.Ö. 1279'dan M.Ö. 1213'e kadar hüküm sürmüş diyebilirler ama siz onlara itibar etmeyin, onlar Asur ve Mısır krallarını tahmin etmeye çalışan bilim adamları tarafından, geçen yüzyılda derlenmiş bilgilerdir" diyorlar.

Kendi çakma tarihlerinin doğru izlenimi verebilmek, tarihleri ve belgeleri açığa çıkaran tarihçileri yanlayabilmek için, ortaya attıkları tez. KRAL-BUL LOTO.Geçen yüzyılda; tarihciler, Arkeologlar, üniversiteler, bilim adamları söz birliği ederek tahminlerde bulunmuşlar ve onlardan yana tarihleri 100 yıl kısaltmışlar.Peki bu yüzyılda yaşayan Arkeologlar, üniversiteler, bilim adamları daha da ötesi kolleksiyonerler, Ansiklopedi yapımcıları, Tarihi eser pazarlamacıları, özel müzelerde mi o tahminleri öylece kabul etmişler. Hiç biri "bunlar yanlış demediğine göre", kitaplarınızdaki tarihleri şöyle bir alt alta yazıp ortaya çıkan manzaraya bir bakıverseniz..Bilimsel sıralamalar, yaldızlamalarına engel olmaya başladığında, adı tahminler olup çıkmış

Birde bu etabın bağlandığı 480yıllık dilim var. Onu yerleşitrebilmek içinde Davut ve Süleyman'ın taht dönemlerinde oynama yapmaları gerekmiş. Tadilat, ötelem gibi bir şey pek büyük birşey değil 121 yıl kadar bir İSA'ya yaklaşma sağlamışlar. Arada kaç nesil yok oldu, kaç nesil ömürlerinden indirim yapmak zorunda kaldı bilinmez..

Gerçi çocuklar okullarında, Davut'un tahta geçişini M.Ö. 1000 olarak öğreniyorlar ama onlar bu tarihi M.Ö 879 olarak kabul ediyorlar. Bize göre böyledir diyorlar. Tüm belgeleride verseniz o tarih artık onlar için değişmez.

Böylece, 430-480 = 910 yıllık serbest atışlı dilim içinde iki parça halinde 123+100=223 yıllık oynamalar yaparak, Haham sözü olan M.Ö 3761 tarihinin, yerli yerinde oturduğunu zannettirmeye çalışıyorlar. Yaldızlamak, zannettirmek değil mi?

Sadece 223 yıllık oynamalar olsa "yine neyse ne?" denilebilir. Gerçektende Arkeologlar KRAL-BUL LOTO mu oynadılar sınırına kadar gidilebilir. Ama örtme, yaldızlama işi, sadece Arkeolog şaşırmasıyla kapatılamayacak çeşitlilikte. "Her harfi Tanrıdan" dedikleri kitaplarında yazan sürelerle de oynuyorlar. Bu süre oynamalarını da mı? Arkeolog sahtekarlığına, kronoloji sahiplerinin yalancılığına , bilim adamı kumarbazlığına (kendilerinden olmayan) bağlıyacaklar. ör: Mısır sürgünü Yahudi takvimine göre 210 yıl sürmüş.

Görüldüğü gibi Davut ve Süleyman'da geriye doğru farklar oluşturuluken amaçları doğrultusunda, II Ramses'in hüküm sürdüğü yılların son günleri birden bire ileriye M.Ö. 1313-14 yılına atılıvermiş. Gerçekte ise; Arkeolojik belgelerle düzenlenmiş kronolojiye göre, Davut ile II Ramses arasındaki fark; M.Ö. 1279-1000=279 yıl iken, yapılan denkleştirme operasyonu sonucunda 1313-877= 436 yıl oluveriyor.

BELGELİ OAYLARI / TARİHLERİ BÖYLE ÇARPITANLAR; "GÖRDÜM" DİYEREK NAKLEDİLEN İFADELERİ BİLE, "GÖRMÜŞ-MÜŞE" ÇEVİRİRKEN KİMBİLİR NASIL ÇARPITMIŞLARDIR?

Kendi DİNDAŞLARININ, kendi VAKIFLARININ, kendi KURUMLARININ, kendi AKADEMİLERİNİN, kendi MÜZELERİNİN, kendi SPONSORLARININ, kendi DİNLERİNDEN ARAŞTIRMACILARININ bulduğu tüm BİLİMSEL KANITLARIN ORTAYA KOYDUĞU GERÇEKLİĞE RAĞMEN, ketum bir davranışla hala 2000 yıl önce alınan bir karara uyacağız diye tüm gerçekleri teryüz eden bir anlayışa sahip olanlar zaten ALLAH'tan gelmiş, gelecek tüm ilimleri gözleri kapalı redetmişler demektir.

Tüm bilgileri kolleksiyonlar haline getirip, bilim adına, dünya mirası adına depolarında sergi salonlarında, müzelerde, kasalarda tutanlar, koruma altına aldıranlar, tüm gerçekleri alt üst eden, yok sayan ellerindeki kutsal saydıkları ifadeleri SAVUNMAKLA; / TANRI SÖZÜDÜR demekle; aslında "Tanrı adına karar verenlerin kendileri olduğunu" kendi, atalarının Tanrı adına gerekli kararları aldığını söylemiş oluyorlar.

Her yeri çelişkilerle dolu kitabın, kendileri dışında bir kuvvet, bir olgu tarafından verildiğine inanıyorarsa; vaaderin doğruluğundan nasıl emin olupta, Ahiret yaşamlarını o sözlere emanet edebiliyorlar?

Yaşanmış olayların isimlerini bilmeyen, tarihleri sallayan nasıl olurda gelecekle ilgili oluşumlara yön vereceğine insanları ikna etmiş olabilir? İnsanlar nasıl herşeyi karıştıranın Tanrısal olduğuna inanmış olabilir? Gelecek ve Ahiret hakkında kestiği ahkamların ne değeri olabilir? Gözünün önündeki yaşanmışları bilmeyen gelecekteki yaşanacakları nasıl bilebilir? YARATILIŞ ve TUFAN tarihlerini bilmeyen, GELECEĞE DAİR NE BİLEBİLİR?
   
 
   
 
   
 
   
  Eski Ahitte, Musa ve Harun'un ölüm ve doğum tarihleri verilmemiş. Sadece kaç yıl yaşadıkları verilmiş. Kesin secereyi verebilmeleri içinde arada tadilatlar yapmaları / araya nesil sokmaları gerekiyor. Yakup'un 137 yaşında ölen 3. oğlu Levi, Levi'nin 133 yaşında ölen oğlu Kehat, Kehat'ın 137 yaşında ölen Amram'la secerede geçiştirilen yaklaşık 400 yıl öyle kolay kolay izah edilemez. Levi-Kehat-Amram el-ele tutuşurlarsa ancak aradaki mesafeyi kapatabilir gözüküyorlar. Elbette Amran'ın Halası Yokevet'le evlendiği göz ardı edilirse
   
  407 YILA ÜÇ NESİL ve 160'lık HALASIYLA EVLENEN, 30'luk AMRAM KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "407 LEVİ & YOKEVET" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Kitaplarında, 430 yıl olduğu TANRI TARAFINDAN SÖYLENMİŞ BU SÜRE, Yahudi tarihi dökümlerinde, bu iki tarih arasındaki süre; M.Ö. 1522-1312= 210 yıla indirilivermiş. AMA BU ARADA KİTABI DA KORUMUŞLAR. (Yazılma amacı her ne ise, yazılmasında kullanılan medtod her ne ise, onu orumaya devam etmişler)

Korumuşlar ama yan yayınları ile aslında Tanrının sürekli yanıldığını da ilan etmişler. Kitabı korumaları Tanrıdan geldiğine inanmalarından değil, atalarından vasiyet olamasından dolayı olduğu açıkca ortada İnanılmaz ÇELİŞKİLERE SAHİP OLAN METİNLER BLOĞUNUN, TANRIDAN OLMADIĞINI HATTA OLAMAYACAĞINI ONLARDA BİLİYOR. (kitap sayısal sistemleri içeren şablonlar çercevesinde yazılmış olmalı." Tılsım bozulur" diye onunla pek oynayamıyorlar anlaşılan -Vefk, Cifr, benzeri hesaplama yöntemleriyle, havasa kaynaklık eden, kabala tekniğine dayalı bir sistemle yazıldığı biliniyor-)
   
 
   
  Örtme ve yaldızlama işini o derece fütursuz hale getirmişlerki; belgeleri redetmeleri yetmiyormuş gibi, "her harfi tanrıda"n dedikleri, ve "biz kitabı koruduk kitapta bizi korudu" dedikleri, kutsal metinlerindeki ifadeleri bile değiştirip yok sayıyorlar. Kitaplarındaki kabala yöntemlerinden kaynaklanan sistemin bozulmaması için, kitaplarına müdahele edemiyor ama Kutsal kitaplarının içindeki ifadeleride yok sayabiliyorlar. Talmut, kabbala..gibi kitapların var olma nedenleri de bu ve buna benzer ihtiyaçların giderilmesi olmalı.

Kutsal metinlerin, Tanrı tarafından verildi dedikleri kitapların yanına, ek olarak yayınladıkları dökümanlarda ihtiyaca göre, mecburiyetlere göre hertürlü değişiklği inançlarına temel teşkil edecek biçimde ilan ediyorlar. Mısırdan çıkışta olduğu gibi, tapınak yapılış yıl dönümlerinide yayınladıkları kronolojilere bağlı olarak kutluyorlar. Örneğin: Mısır esaretinden kurtuluşun, Tanrı sözü olarak; 1485+2011=3496. yılını kutlamaları gerekirken, yan yayın kabul sözü olarak 1312+2011=3223. yılını kutluyorlar.

Dolaylı da olsa, ana itaplarını, Tanrı sözü dedikleri kitaplarını açık bir şekilde HİÇE SAYIYORLAR. Kitabın sahibi olarak gösterdiklerine; "hatalarını görüyorsun, o hataları ve senin adını korumak için neler çekiyoruz görüyorsun" dercesine bu tahrifatları yapıyorlar.

Bu oynamaları Kitaplarını koruma adına yapıyorlar. Kitaplarındaki çelişkileri kamufle edip, Arkeolojik bulgularla ortaya çıkan çelişmeleri örtebilmek için, bu tür oryantal faaliyetlerde bulunuyorlar. Dikkatleri yan kabullere çekerek kitabı da bir şekilde korumuş oluyorlar. Ana kitapları üzerinde oluşabilecek şüpheleri yapılan kabuller ile yok ederek, "Tanrı sözü" dedikleri kitaplarının, sözde kutsallığını muhafaza etmiş oluyorlar.

KORUNMAYA MUHTAÇ KİTAPTA ANCAK BÖYLE KORUNABİLİR. İskambilden şato gibi dokunmaya tahammülü olmaz hale getirilmiş. Tek nefeste, hepsi yerle serilecek bir yapıya sokulmuş.

İlahi vahiyle ilgili olan sadece kapaklarında kullandıkları, TEVRAT ve İNCİL isimleri. Kapak aralarını, yıllar içinde ihtiyaçları doğrultusunda doldurmuşlar. "Gördüm" diyenlerden, egemen güç haline gelenlerin ifadeleri sayfaları işgal edivermiş.

KİTABIN İÇİNDE VAR OLAN İFADELERİN ÇELİŞKİLERİNİ, HATALARINI, ÖZ OĞULLARINI BİLDİKLERİ GİBİ BİLENLER, YAPTIKLARI (birtakım ittifaklar) AHİTLER NEDENİYLE KORUMAK DURUMUNDA KALIYORLAR.

BÖYLE BİR KİTAPTA, ANCAK ÇELİŞKİLER YUMAĞI KİTAPLARLA KORUNABİLİR. Gerçeği ilan edemiyeceklerine göre, etliye sütlüye dokunmadan, dikkatleri başka yöne çeken ama çelişkilerin yaşamasına engel olmayan, yayınlarla korumayı gerçekleştiriyorlar.
   
 

Ya! maddi hatalar yapmasalar, kitapların hiç bir ilahi değer olmadığı nasıl ispatlanabilir? Sanılar üzerine kurdukları inanç sistemlerinin İLAHİ HİÇ BİR ESİNTİ taşımadığı nasıl ortaya koyulabilir? Her dileyen dilediği şekilde inanır ve "benim inanç şeklim doğru" der. Böylece; tartışmada anlatımda biter.

Maddesel hatalar yapmalılar ki; kitaplarının TANRISAL HİÇ BİR DEĞER TAŞIMADIĞI ORTAYA KOYULABİLSİN. TANRI HİÇ HATA YAPAR MI? HATA YAPAN TANRI OLUR MU?

"Tanrı sözü" diye bol bol hataları sergileyecekler ki; kutsal metin yazma işini ELLERİNE GÖZLERİNE BULAŞTIRIP, "TANRI ADI" KULLANARAK KEYİFLERE GÖRE, YAZDIKLARI YALANLAR, GÖZLER ÖNÜNE SERİLECEK.

Burada mucize 70 sayısının yada herhangi verdikleri sayının, ismin, olayın, işgalin, vaadin, hedefin, ..vs.. tutması değil, diğer tarihlerde olduğu gibi tutturulamamış olmasıdır. Yaşadıkları, içinde bulundukları olayları iyi bilmeyenler, analiz edemeyenler, doğru düzgün notlar tutamayanlar, "TANRI İSMİ" arkasına sığınarak kehanet donları biçiyorlar.

Bakın tablolara, o yıllarda yaşamış olan kutsal soylarına mensup Krallarının SALTANAT SÜRELERİNİ dahi bilmiyorlar. 500 yıllık zaman dilimi içinde, 60 yıl fazlalık veriyorlar. Şimdi bu insanların söyledikleri tarihlerin ne önemi olabilir.

İŞTE İSPATI: ESKİ AHİT VERİLERİYLE ARKEOLOJİK VERİLERİN KARŞILAŞTIRMASI SONUCUNDA ORTAYA YA TANRI OLARAK BENİMSEDİKLERİNİN YANILDIĞINI KABUL EDECEKLERİ BİR SONUÇ, YADA ELLERİNDEKİ KİTABIN TANRIDAN OLMADIĞINI KABUL EDECEKLERİ BİR SONUÇ ÇIKIYOR.

ESASINDA TEK BİR SONUÇ ÇIKIYOR. TANRI MASKESİ ALTINDA YAZILMIŞ KUTSAL DİYE SUNULAN BİR KİTAP. TANRI YANILIR MI? TANRI UNUTUR MU? TANRI HATA YAPAR MI?

Tarihi örtmeler elbette bir takım bilimsel maskeli kronijilerde de sürmekte Belli kalıpar içinde kalmasına gayret edilerek arkeolojik tarihler Ahitle çelişmiyor görüntüsü verilerek yayınlanmakta.

Ahit kitaplarındaki tarih aralıklarının, üzerine yazıldığı, baz olarak kullanıldığı tarihler, oradan bulunan tarihler değil, bilim dünyasında kabul görmüş isimlerin yaptıkları kronolijilerden ve saptamalarından alınan tarihler.

Özellikle Ortadoğu uygarlıkları, Yahudi tarihi, dolaysıyla Eski Ahit üzerinde Arkeolojik çalışmalar yapan ve bunlarla ilgili düzenledikleri kronolojileri bilim dünyası tarafından kabul gören en önemli isimler şunlarmış: William F. Albright, İsrailli arkeolog Gershon Galil imiş. Tarihçiler eski kronolojilerden William F. Albright'ı, yeni kronolojilerden ise Gershon Galil'in kaynaklarını kullanırlarmış. Tablolarda kullanılan tüm tarihsel verilerin kaynağıda, onların düzenlediği kronolojilere dayanıyor.

Hıristiyanların, talolarda verilerini kullandığımız William F. Albright hakkındaki düşünceleri hep pozitif yönde. Onun bulgularının Ahit bilgilerini desteklediğini söylüuoorlar. Bakalım destekliyor mu? Arkeolojik verilerin, Ahit bilgilerini desteklemesi mümkün olmadığı halde, birtakım araştırmaların önüne geçmek amacıyla böyle bir hava estiriyorlar. İnsanlarda araştırmayanlar da, o kabuller çerçevesinde Ahit kitaplarını doğru bilgiler içerdiğini zannederek, kitapların "Tanrı sözü oduğu iddialarını" kabul ediyorlar.

Madem Arkeolojik verileri, kitaplarının "Tanrı sözü" olabileceğinin sağlamasında kullanıyorlar, o halde tersi çıkan sonuçlar karşısında da, kitaplarının aslında sanıldığı gibi (hiçte) "Tanrı sözü" içermesinin mümkün olamayacağını kabul etsinler

Görüleceği gibi Hıristiyanlar W.F. ALBRIGHT'İ çok seviyorlar. Diğer ünlü Aekeolog ise, en eski İbranice testi parçasını okumakla gündeme gelen Yahudi bilim adamı Gershon Galil.

   
 
   
  Bu iki en önemli ismin kaynaklarına bağlı kalarak, TANRI SÖZÜ MASKESİ ALTINDA sundukları Ahit kitaplarındaki kronolojik ifadeleri karşılaştıralım.

Karşılaştırmasını yapacağımız dönem; hemen hemen tüm kehanetlerin yapıldığı, kitapların yeniden yazıldığı, dinlerine, inançlarına yön veren insanların yaşadığı, tapınağın yapıldığı, sürgünlere gidildiği, 10 kabilenin yok olduğu, Yahudilerin ilk ve son defa tek devlet altında yaşadığı bir dönem.

Bakalım, yaşadıkları, "cap-canlı" olarak içinde yer aldıkları zaman dilimlerini, GELECEK KUŞAKLAR İÇİN, TANRI SÖZCÜLERİ OLARAK , "HER HARFİ TANRIDAN" DEDİKLERİ KİTAPLARA nasıl yazabilmişler. "Tanrı sözü" olmadığı kesin olan ellerindeki metinlerde, krallarının, saltanat sürelerini dahi tutturabilmişler mi? Saltanat süreleri alt alta yazıldığında kaç yıl fazlalık veriyor.

Onların Ahit'te verdiği verileri, Davut döneminden itibaren MİLAD takvimine adapte edersek, şu kehanetlerde bulundukları sürgünün onlara göre hangi yıllarda olması gerekiyor bir bakın, SONRADA "ADAM 70 YILI BİLMİŞ OLABİLİR" düşüncenize hak verin. Davut ile Sidkiya arasında geçen süre, onların verdiği süreden neden 60 yıl civarında eksik çıkıyor. (en sevdikleri Arkeologlarının listelerine göre)
   
 
   
  Yahudi Arkeolog Gerson Galil, Ahitteki Kraliyet saltanat sürelerini tutturabilmek için, tarihlerde liste içi oynamalar yapmış. Kraliyet sürelerini birbirlerinin içine geçirmiş.. Kronolojisinini başlangıcını ve sonucunu bilimsel veriler çerçevesinde (birtakım mecburiyetlerden dolayı.mızrağın boyutlarını küçük göstermek için) almış.

Atalarından feyz aldığı örtme ve yaldızlama becerilerini kullanarak sessiz ve derinden ufak tefek oynamalarla, her aralığı Ahit'le tutarlı hale getirmeyi başarmış. Ahitteki saltanat sürelerini, kronolojisindeki tarih aralarında kullanarak, ilk bakışta her şeyi doğruymuş gibi göstermeyi başarmış. Dikkat edilirse bazı saltanat süreleri, kendinden önceki ve sonraki saltanat yıllarının içine giriyor.

Saltanat süreleriyle liste içinde oynamalar yaparak, Eski Ahit'in en zayıf tarafını örtmeye çalışmış. Ama BAŞLANGIÇ ve SON NOKTALAR ARASINDAKİ TARİHLER BİRBİRLERİNDEN ÇIKARILIP sonuçlar karşılaştırıldığında ÇUVALA SOKULMAK İSTENEN MIZRAĞIN BOYUTLARI gözüküyor.
   
  ŞİMDİ BU TABLOLAR YARDIMIYLA, AHİT VERİLERİNİ MİLADİ TAKVİME MONTE EDELİM. BAKALIM ORTAYA NELER ÇIKIYOR. SÜRGÜNE BİLE GİTMEMİŞ OLABİLİRLER
 
   
  Neden arkeolog Galil'in koronojisinin başı ve sonu tutarlı ama içlerinde oynamalar yapılmış, Çünkü, Ahit'te verilen secerelerin tarihlerle belirtilidiği eteplardan biri, Kral Saul ile Sidkiya arasında yer alıyor. Süleyman'ın tapınak yapımına başlamasından Mısırdan çıkışa 480 yıl, Mısır'a Yakup ailesinin girmesinden Mısır'dan çıkışa 430 yıl gibi blok tanımlar var sıralanmış secre tarihleri yok.

Yani o alanlar serbest atış alanları. Daha sonra ise yine tarihli secere etabı başlıyor ki, o etapta İsrai Tanrısınınilk isanı yarattım dediği Akadların İmparatorluk kurduğu yıllara yani Adem'e kadar sürüyor. Sidikya'dan milada kadarda, tarihli bir secere yok. Görüldüğü gibi iki başlangıç tarihinin, Arkelojik bilimsel verilerle çakışma mecburiyeti var. Süreyi uzatamayacaklarına göre, adaptasyonlar ve gerekli örtme çalışmaları , kralların saltanat süreleri içi içe sokularak yapılabilir.
   
 
   
  KRONOLOJİ SIRALAMASINDA , AYNI ARALIĞI ÖRNEĞİN: DAVUT İLE KRAL SİDKİYA ARALIĞINI, DAVUT'tan SİDKİYA'ya DOĞRU YAZMAKLA, SİDKİYA'dan DAVUT'a DOĞRU YAZMAK BİLE, TÜM TARİHLERİ KÖKTEN DEĞİŞTİRDİĞİ GİBİ, KRONOLOJİ NİHAYET TARİHLERİNİ DE DEĞİŞTİRİYOR.

Bu günkü miladi takvime göre durumu kavrayabilmek için, Ahit verileriyle kronolojiler düzenlemek gerekiyor. Kronolojilere başlangıç olarak kesinleşmiş tarihler baz alınmış olsa bile, sabit bir liste elde etmek mümkün değil.
   
  ÖRNEĞİN BAZ ALINAN TARİHLER DEĞİŞTİKCE DE, KRONOJİDEKİ TÜM BİRİMLERİNDE TARİHLERİ DEĞİŞMEKTEDİR. Oysa; nereden başlanırsa başlansın, aynı tarihler çıkmalıydı. (taralı alanlar, arkeolojik verilere dayanan, kesin kabul edilmiş tarihlerdir )
   
 
   
  Görüldüğü gibi Ahit içi verilere bağlı olarak hazırlanan, kronolojilerde hiç bir tutarlılık yok. Alınan baz noktasına göre, tarihler 200-400 yıl arasında oynuyor. ŞİMDİ BU DERECE OYNAK, HAREKETLİ TARİH VERİLERİ İÇEREN KİTAP İÇİN, TANRISAL BİR BAĞI, BİR İLİNTİSİ VAR DENİLEBİLİR Mİ?
   
  Yaşadıkları Kralların SALTANAT SÜRELERİNİ bilmeyen, sürgüne gittiği Kralın isimlerini karıştıranların, insanlar "onun oğlu, bunun oğlu" derken, Tanrıya "torun" diye seslendiren, yazar sözlerinin bir değeri olabilir mi? Yazdığı metinlerde, TANRISAL BİR ESİNTİ olabilir mi? 70 yılda saltanat sürelerine göre hesaplandığından yanlış bir rakkam olarak verilmiş. Aşağıda kaç tane sürgün başlangıç yılı çıkıyor göreceğiz.

Yahudiler için, kronolojilerindeki bu açık, bilimsel verilerle düzenendiğinde 4164-3761= 403 yıl. Aralardaki sapmaları saymazsanız ve sürgün dönüşünden sonra gelişmiş olayların tümünün, bilimsel verilerle aynı kabul edildiğini varsaysanız bile, kronolojilerinde 164 yıllık bir zaman fazlalığı çıkıyor.

Adem'in yaratıldı dedikleri -0- noktasından AHİT VERİLERİYLE, Babil sürgün dönüşüne kadar geçen süre TAM 3616 YIL. Pers imparatoru II.KİROŞ (Kyros) Babil'i, M.Ö 538 yılında yıkıp, Yahudilerin sürgününe son verdiğine göre; 3616 yılla, Yahudilerin, "Adem M.Ö. 3761 yılında yaratılmıştır" kabulleri arasında sadece 145 yıl kalıyor. 145 yıla sığdırması gereken, bir adet 538 yıl var.

Her harfi Tanrıdan dedikleri ve bu iddialarından vaz geçmedikleri kitaba göre; TANRI YANILMIŞ ve kullarına (diğer ara olayları saymasanız bile) Adem'i yarattığı tarih hakkında yanlış bilgi vermiş oluyor. Tanrı Adem'i yarattığı tarihi unutmuş ve tüm saygınlığını, güvenirliğini yok edecek, bilgisizliğine hükmedilecek YANLIŞ TARİHİ çok sevdiği İsrail'li kullarına vermiş oluyor.

BİZ KİTABI KORUDUK demelerinin altında yatan gerçek bu! Gerçekten korunmaya, içindeki çarpıklıkların örtülmesine ihtiyacı olan, İLAHİ HİÇBİR esini olmayan bir kitap. Korumalılar ki Tanrı olarak benimsediklerinin hatasız olduğu sanılabilsin.

ELLERİDEKİ KİTABIN KENDİLERİNİ KORUYACAĞINI SANMALARIDA, İÇİNE DÜŞTÜKLERİ DURUMUN VAHAMETİN GÖSTERGESİ.