but1
   
   
  "The New American Bible" HIRİSTİYANLARIN PAPA ONAYLI YENİ (DİNİ) TEFSİR KİTABI
   
  YAHUDİ KİTAPLARINDA ELOHİMCİ, YAHOVACI, KAHİN (RAHİPLER) İZLERİ
 

1986 yılında Papa II. J. Paul'ün mührülü onayı ile yayınlanan, 25 yıllık çalışmanın ürünü olan, "‘The New American Bible"

   
   
   
  Yahudiler Eski Ahit denilen bölümüne bağlılar.Hz. Musa'ya verilen Tevrat'ın ismini kullanarak (yazdıklarına İlahilik katabilmek için. Allah'tan gelenler diyebilmek için) meydana getirdikleri kitaplar, Eski Ahid'in, "ilk beş kitabını" içermektedir.(Eski Ahit toplam 39 kitaptan meydana geliyormuş)

Eski Ahid denilen külliye içinde, Musa'nın kitapları dedikleri bu kitapların ismi şunlar.(Tora veya Tevrat grubu adı altında anılan) Tekvin / Yaratılış, Mısır'dan Çıkış, Levililer, Sayılar / Çölde Sayım, Tesniye / Yasa'nın Tekrarı. Pentateukh ismide verilen bu beşli kitap setinde, olmayan tek şey "Allah’ın tek" oluşu imiş.

Hıristiyanlarda Yeni Ahit denilen kısmına bağlılar.Özetle, her iki grupta şeklen İncil külliyesine bağlılarmış gibi diğer din mensuplarına gösterilmekte.Hıristiyanların dağıttıkları, kitapların içinde, ayrı ayrı bloklar halinde olsalarda, aynı kapak altında yer almaktadırlar.

Yahudi ve Hıristiyanlar açısından durum bu. Her iki grubun patronları,sapkın ilan ettikleri birbirlerine ait kitapları, aynı kapak altında tutarak, kitap birliği sağlanmış gibi hareket etmektedirler.

1986 yılında Papa II. J. Paul'ün mührülü onayı ile yayınlanan, 25 yıllık çalışmanın ürünü olan, "‘The New American Bible" kitabının, Eski Ahit (Yazdıkları ve ismini Tevrat' koydukları) önsözünde, kendisini meydana getiren; Tekvin/Yaratılış, Mısır'dan Çıkış, Levililer, Sayılar / Çölde Sayım, Tesniye / Yasa'nın Tekrarı adlı beş kitabın, DÜALİST kabul çerçevesinde yazıldığını belirtmişler.

Bu düalist düşünceye kaynaklık yapan, Yehovacı ve Elohimci kaynakları isim vererek açıklamışlar. Musa'ya atfedilen bu 5 kitabın, Musa tarafından yazılmadığını, "ikili kuvvetler kabulünü benimsemiş olanlar" tarafından (farklı zamanlarda, farklı kişiler tarafından) yazıldığını da ön sözlerinde belirtmişler.

Papa onayından başka; 2. Vatikan Ruhani Meclisi 3 yıl süren tartışmalı çalışmaların arkasından, nerdeyse oybirliği denilebilecek bir sonuçla (6'ya karşı 2344 oy derler) kabul edilen, dört numaralı bildirgenin giriş bölümünde, bu kitapların doğru olmayan ve hükümsüz metinler içerdiği derleme kaynaklarının isimleri verilerek belirtilmiş.

Kim bunları söylemiş? Kendisini Tanrının yeryüzü temsilcisi ve sözcüsü olarak atayan, yanılmaz, yargılanamaz, özür dilemez, her sözü Tanrı buyruğu olan Vatikanın patronları Papa'lar söylemiş.
   
  YAHOVACI, ELOHİMCİ tanımlarına geçmeden önce, Pagan dinlerinde geçerli olan, iki zıt kuvvetin varlığı için kullanılan, DÜALİZM'i biraz açmak gerekiyor.

Düalizm terimi, genellikle iki temel zıt maddenin var olduğunu evrenin ve düşüncenin bu zıtlıklar içinde varlığını sürdürdüğünü kabul eden görüşün adıdır. Örneğin; Uzak doğu inançlarındaki, Yin ve Yung gibi. İyi ve kötü gibi. Bu siyah ve beyaz gibi anlamında değildir. Çünkü siyah ve beyazıt zıt olarak kabul edilmesi görecelidir. Renkleri algıladığımız şekilde değerlendirir aralarındaki zıtlıkları değişken bakış açımızla değerlendiririz.

Zıtlıklarını semboller olarak kullanabiliriz (cenazede siyah: mutsuzluk, düğünde beyaz: mutluluk gibi) ama bu kullanım kavramsaldır. Moda olduğunda her ikisini de güzel ve yakıştı tabirleri ile kullanabiliriz. Zaten siyah bir renk, yapısı olan bir var olma değildir. Beyazsa tüm renkleri kapsayan renkler aromasıdır. Beyaz renk ana renkler olan, mavi, yeşil, kırmızı ile elde edilebilir. Renk zıtlığındaki, Siyah olan siyah görünür, beyaz olanda beyaz görünür.

Oysa, Düalist düşünce kabulünde; zıtlıklar kalıcıdır. Her ne kadar birbirlerinin içine sirayet etselerde, kılcal kollarla karışmış olsalarda, (Hitler insanları fırında yakarken temsil ettiği kötülüğü, Eva'yı ve köpeğini severken kötülüğün içindeki iyiliği gösteriyordu. Sırp kasabının evine gittiğinde eşini, çocuklarını sevdiğini unutmayın) tarafı ve taraftarları olan düşünce sistemidir. Düşüncede ve inançta olan bu ikili anlayış, hiçte gözüktüğü gibi olmayabilir. İyi tarafı temsil eden aslında, kötülüğü barındıran olabilir. Kötü ve İyi kutuplar nasıl isterlerse öyle görünürler. Kötü ve İyi kutuplar nasıl istenirse öyle görülürler.

Zıtlıklar; iyi ve kötü kavramlar olarak ele alındığında, mecbur kalınmadığı sürece hiç kimse açıktan kötüyü oynamak / kötü tarafta olduğunu tescillendirmek istemez.Kötü tanımlı konuma geçiş yapanlarda, bu konumlarını töre, milli, dini, Tanrı sözü, mecburiyet, kanun, meslek, delikanlılık, fedakarlık maskeleri ile örterek yerine getiriler.

Tanrı adına, Ülkem için, töre gereği, işim gereği, vs..gibi maskeleri kullanarak karanlık tarafa ait davranışlar sergileyenler, çok rahatlıkla kendilerini sütte çıkmış ak kaşık gibi gösterebilirler.Ermeni teröristlerde, cinayetlerinden sonra bu maskeleri kullanmışlardır.

Karabağ/Hocaali katliamları sonrasında da aynı maskeleri takarak, Dünya piyasasında Beyazmışlar gibi rahatca dolaşır hale gelmişlerdir.Onlar beyaz taklidi yapınca, düalist düşünceye göre, madur taraflar / diğer taraflar kendiliğinden kötü tarafın temsilcileri oluvermişlerdir.

İkiz kulelere terörist saldırı sonrası, günahsız 4-5 bin kişi ölmüştür.Saldırı sonrası; terörizmle mücadele adına 2 ülke işgal edilmiş, bir devlet başkanı öldürülmüş, Sudan, Filistin, İran gibi ülkeler dışlanmış, Somali kuşatma altına alınmış ve 4-5 BİN KİŞİYE KARŞILIK 5 MİLYON MÜSLÜMAN ÖLDÜRÜLMÜŞTÜR.

Kulelere terörist saldırının sorumlusu olarak gösterilen, El Kaide örgütü daha da güçlenmiş, kontrol sahasını genişletmiş durumdadır. Örgütün lideri olan Usame Bin Ladin ise örgütünü yönetmeye devam etmektedir.

Soru şu:
İyi kim? kötü maskesi üzerlerine giydirilerek baskı altında tutulan aşağılananlar, her an işgal ve saldırı korkusu içinde yaşayanlar kim?
Kötü kim?İyi maskesi takıpta barış havariği ile her yıl ikiz kuleleri yakınındaki anıtta, anma toplantıları düzenleyenler kim?

Vatanım için, milletim için, dinim için, barış için, demokrasi için, özgürlük için, atalarım için temaları işlenerek, üzerinde bulundukları zıt kutpun, karanlıklarını beyaza boyayarak kendi vicdanlarını aklama yoluna gitmişlerdir.

Karanlığın, izleri o kadar fazlalaşmıştır ki, beyazlığa kendi vicdanlarına anlatabilmek, beyinlerinde kendilerinin beyaz tarafta olduğunu nakşedebilmek, içinde yer alacakları tarih sayfalarını beyazlatabilmek için; katillerine heykeller dikip, anma anıtlarında "kin tutma toplantıları" düzenliyorlar.

Cellat, "bu iş çok hoşuma gittiği için adam asıyorum" demez." İşim gereği için yapıyorum, ekmek parası için yapıyorum, ben yapmazsam nasıl olsa başkası yapacak diye yapıyorum, kanun gereği yapıyorum, emir gereği yapıyorum..vs" der. Eve gittiğinde de şefkatli baba olarak yaşamına devam eder. İyi ve kötü kutuplar karışmış farklılıklar ortadan kalkmıştır.İyi ne, kötü ne? çeşitli maskelerle tanınmaz hale getirilmiştir.

Oysa renk zıtlıklarında durum böyle değildir. Her iki rengide insanlar istedikleri zaman hoşlarına giderek, severek kullanırlar ve tavsiye edebilirler. Bu nedenden dolayı renklerdeki zıtlıklar görecelidir.

Dünyanın, hemen hemen her yerini işgal edip, tüm doğal kaynaklarını, doğası ile birlikte zenginliklerini, özgürlükleri ile birlikte insanlarını, ticari -meta olarak gasb eden şahsiyet-torunlarının; "büyük büyük dedelerimiz büyük bir tüccardı, büyük komutandı" demeleri gibi.

Gasbcı kim? İyi muteber, kahraman ilan edilenler kim?
Madur olan, geleceğini kaybeden kim? Vahşiler olarak gösterilenler kim?

Düalist düşünce anlatımı uzun sürdü gibi gelebilir ama değil. Yahudilik ve Hıristiyanlık içinde kendileri tarafından var olduğu söylenen bu ikilik sadec yazdıkları ifadelerin içinde gizli değil. O dinin temsilcilerinin davranışları içinde gizli.İfadelerindeki İyi ve kötüyü algılayabilmemiz için temsilcilerinin davranışlarını, gözlemlememiz gerekir. Dünya üzerinde olan olaylarda takındıkları tavırlara dikkat etmemiz gerekir.

Amaçlarını, stratejilerini, menfaatlerini tespit etmemiz gerekir.Uygulamalarına bakmamız gerekir. Yoksa sadece söylemlerine, yazdıklarına, vaadlerine, nutuklarına bakarsak maskelemelerinin ardındakileri göremeyiz.Kimin neleri iyi, kimin neleri kötü, kimler hangi kutpa ait bilemeyiz.

Bu nedenle, yapacaklarını anlayabilmek için yaptıklarına bakmamız ve tamamen dürüstce, insanlık penceresinden olaylara bakmamız gerekir. Bize göre yada bizdense yapsın değil, hak hukuk, adalet, insan olmanın gerektirdiği şekilde yapılanları değerlendirmeliyiz.
   
 

Tüm pagan esaslı dinlerde mutlaka ikinci bir güç, kuvvet vardır. İyi ve kötü kavramıda buradan çıkmaktadır. En basit anlatımı ile din inanç sistemi içinde Yaratan konumunda iyi tarafta olan bir Tanrı ve onun karşısında ise kötülüğü temsil eden Şeytan vardır. (Şeytan kabulü yapılan dini inançlarda ise Tanrı yine yaratan olmakla birlikte herşeye engel olan, çezalandıran konumunda gösterilirken, Şeytan her yaklaşıma müsahamalı davranan, kendisinden olamaları şartı ile hertürlü davranışı teşvik eden konumundadır. Bu tür inançlarda Tanrı korkulan ama istenmeyen, Şeytan ise kötü gösterilen ama yardımına başvurulan konumundadır)

Tanrı ve Şeytan büyük rekabet içindedir.Tevhid dininde ise sadece Alemlerin Rabbi olan Allah vardır. Ortağı, yardımcısı yoktur.karşısında başka bir kuvvet yoktur.Şeytan sadece kötülük peşinde koşan yaratılandır ve mutlaka hesap verecektir. Cehennemle son bulacak yaşamını, kendine uyanlarla birlikte, azaplar içinde geçirecektir.

Başkalarını kurtarmak şöyle dursun, affedilmesi mümkün olmayan yolun yolcusu olarak faaliyetlerini VAADCİ olarak sürdürmektedir.Tek hayali, tek umudu, Varlık birliğinin / Vahdet-i Vucud'un oluşabilmesi. Yazılan, varsayılan teorilerin, sandığı gibi çıkmasını hayal etmek (dua etmek diyemiyorum)

Vatikan, YAHOVACI, ELOHİMCİ.... demekle;
Eski Ahitte Tanrı ve onun karşısında kuvvet olarak kabul edilen şeytan vardır diyor,
Kitaplarında belli bir yerden sonra Tanrı ilanı yapılan kuvvet esasında şeytanın kendisidir diyor,
Kimin eli kimin cebinde belli değil diyor,
Kim hangi maske ile dolaşıyor belli değil diyor, (Elohimci ve Yahovacı kitaplar derken bunu kasdediyor olmalı)
Tanrı inancı ile başlayan, Şeytan inancı ile devam eden kitaplar sinselesi diyor.

VATİKANIN SÖYLEDİKLERİNE, TEMEL TEŞKİL EDEN GELİŞMELER KISACA ŞÖYLE İMİŞ.

Çölde göçebe dolaşma dönemlerinden, Babil sürgününe kadar, Tek Tanrı inancına sahip olan Yahudiler, Babil sürgünü sırasında tanıştıkları inançların öğretilerini benimseyerek, bu ikili kuvvetin inancının oluşmasına zemin hazırlamışlar.

Çölde ki göçebe dönemlerinde, iyinin ve kötünün kaynağı Tanrı (Elohim) imiş. Elohim kelimesi, Filistine yerleşimlerine kadar TEK olanı işaret ederken, Filistine yerleştikten sonra kutsal yazılarında çoğul olarak kullanılarak Tanrının oğulları kavramının dine girmesinin ilk işaretleri ortaya çıkmış. Böylece ikili kuvvet varlığının temelleri atılmış olmuş.("Tanrı" kelimesi İbranice "El" kelimesi imiş ama Tanrı için "Elohim" yani "Tanrılar" kullanılarak çoğul anlamı katılmış.)

Çöl göçebelikleri sırasında, Tanrının kötü yönünün / kötü kutbunun / kötü elinin yani öbür maskesinin yeryüzündeki temsilcisi ise; Me'lak Yehova (melek Yahova) olarak adlandırılmış. Bu kuvvet Tanrıdan ayrı olarak düşünülmemekteymiş, Tanrının bir parçası olarak kabul edilirmiş. Zaman içinde bu telaffuz edilemez YHVH harfleri ile işaret edilen bu kuvvet/olgu, herşeye hükümran Tanrıdan ayrışmaya ve kötücül yanı temsil eden Yahovaya / Yahveye dönüşmüş. Özetle; Tanrının iyicil eli Bene-ha Elohim, kötücül eli ise Me'lak Yehova olmuş.

Kutsal metin yazarları tarafından önceleri bu iki odağa eşit güçler verilmemiş. Tanrının gözünden düşmüş meleğe dönüştürülen Me'lak Yehova, var oluş kaynağı olarak gösterilen Tanrıdan güçsüz ve ona ona daima yenilmeye mahkum olarak işlenmiş. Önce Şeytan / iblis olarak nitelendrilen ama Tanrı ile rahatca görüşebilen konumda işlenmiş olan Me'lak Yehova, daha sonraları, Dünya yönetimini elde tutan Rab konumuna getirilmiş. İblis kökenli olan, kovulmuş melekYahova ancak kötülüğü bilebilmekte, iyilik ise kötülüğü teşvik ile elde edilecekler / edilenler olarak işlenmiş

Tesniye (Yasa kitabı)......11/25 Hiç kimse size karşı koyamayacak. Tanrınız RAB, size verdiği söz uyarınca, Ayak BASACAĞINIZ HER YERE dehşetinizi, KORKUNUZU saçacaktır.
Tesniye (Yasa kitabı)......5/33 Tanrınız RAB'bin size buyurduğu yollarda yürüyün. Öyle ki, mülk edineceğiniz ülkede sağ kalasınız, başarılı ve uzun ömürlü olasınız."

Kutsal metin yazarlarının bile direk iyilik yapan konumunda gösteremedikleri Yahve; iyiliği, mensuplarını kötülüğe teşvik ederek sağlayabilmekte. (aç olan insana iyilik için hırsızlık yolunu çalınacak olanı göstermek tarzında yapılan hareketler Yahovanın iyilik hareketleri olarak kabul ediliyor) kendi taraftarlarını kötülüğe düşmanlığa iterek, taraftarlarına iyilik eder konumdadır.(Filistinliere ve diğer ülkelere saldırıyı teşvik etmek, "öldürün, kılıçtan geçirin, ben sizinleyim" demek tanrının iyilikleri arasında.)

Kötülüğü ve zulmu destekleyen İsrail Tanrısı, teşvik işlevini yerine getirmekte ve İsraillere göre iyilik yapan tanrı konumunu korumaktadır. Yahovanın diğer insanlara iyiliği asla söz konusu değildir. Düşüncesi bile onları rahatsız eder. Başkalarına yapılan kötülük, onlara yapılmış olan iyiliktir.Yoksa onlar da biliyorlar Tanrılarının kötülüğü temsil eden Yahova/ vaadci olduğunu.

Eski Ahit’te Elohim metinleri ile Yehova metinlerinin farklı dönemlerde, farklı kişilerce yazıldığı uzmanlarınca kabul edilyormuş. Elohim iyilik eden, yoksulları ve muhtaçları koruyan, yasayı gözeten, merhametli bir tanrı iken, Yehova kan dökücü, kindar, öteki ulusları aşağılayan, saldırgan ve savaşçı bir tanrı olarak kitaplarında biçimlendirilmiş.

İki kuvvetli dinlerde bile, (Düalizmin hüküm sürdüğü) Şeytan konumunu koruyan bu değişim, Yezidi'ler de olduğu gibi kendisinden medet umulan ve kendilerini kurtararak SONSUZ YAŞAMA ulaştıracak, ismi teleffuz edilemez TANRI konumuna getirilmiş.

   
 

Bu bakış açısı, Yahudiliğin temelini oluştutmakta.Resmi kabul ile kitaplarına işlenmiş durumda.İkili kuvvet benimsemesi, hesap vermeden kurtulma hayali ile artık tapınmalarının bir parçası haline gelmiş, Tanrıları Milli Tanrı olarak Tapınaklarında, kitaplarında, inançlarında yer almış.

Peki bu ikinci kuvvet anlayışı sadece, Pagan esaslı çok tanrılı dinlerde mi olur?
İkili kuvvet benimsemesi yapmış, Tanrısal kuvvetleri, türettikleri olgular arasında, takdirlerine göre paylaştırıp yazıya geçirmiş inanç sistemlerinde mi olur?
Tanrıyı kuvvetler bazında parçalara bölerek, yetkilerini tırpanlamış doğmalarda mı olur?
Bölünerek başedilebilir hale getirilen, böylece hesap soramayan atama tanrılı dinlerde mi olur?

Tek İlah inancının olduğu yani "Alemlerin Rabbi Allah'tan" başka, ilah olmadığına iman edilen Müslümanlıkta (TEK İLAH, İmanının olduğu başka din yok. Allah'ın seçtiği dinde Müslümanlık) bu düşünceye sapmak, AÇIKCA ALLAH'A, ŞİRK KOŞMAKTIR. Allah'ın, berisinden bir şeyleri kuvvet olarak benimsemek, eşler, ortaklar, oğullar isnat etmek, adı ne olursa olsun, makamı neleri ihtiva ediyorsa etsin kuvvetler, güçler uydurmak; sayılara, taşlara, isimlere baş vurmak, varlıklardan medet ummak yasaktır ve AÇIKCA ŞİRKE girer.

Demek ki; Müslümanlıkta, Allah, dışında bir kuvvetcik bile ummak, kabul etmek, iddia etmek her ne amaçla olursa olsun yasaktır.Tevhid inancına aykırıdır, imani değildir.

Allah bu konuda, "Mümin olmak isteyen kişinin hassasiyet derecesini" bizlere şöyle bildirmektedir.

18 - KEHF.......... 23. Hiçbir şey hakkında sakın “yarın şunu yapacağım” deme!
18 - KEHF.......... 24. Ancak, “Allah dilerse yapacağım” de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve “Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır” de.

Resmen bu kurallar böyledir ama yukarıda, "Kim iyi, kim kötü?, hangisi beyaz hangisi siyah" sorularında segilendiği gibi hiç birşey göründüğü gibi değildir.

Takındıkları farklı maskelerle kalplerinde ikircilik taşıyanlar, kendilerini düalist düşüncenin prensiplerine kaptırmış olanlar, tek büyük kuvvet iddiasında bulunamayacakları için, müstakil ama birbirlerini yapısal olarak destekleyen (ama aynı zamanda birbirlerinin pazar/egemenlik rakibi olarak gören) bireyselliğin ön kabul olduğu gruplar oluşturararak çok sayıda kuvvetler ilanı yapmışlardır.Kuvvetler aynı alanda aynı işlevleri yerine getiren oluşumlar olarak faaliyet gösteririler.Örneğin herkezin medet umduğu efendisi başkadır. herkez bir başka efendinin şefaatine mahsar olmak için çalışır.Genellikle her grup bir başka grubu sapkınlıkla suçlar. Baba oğulun kestiği kurban etini yemeyebilir.

Tek ilah imanının olduğu din içinde faaliyetlerini sürdürdükleri için, rüzgarları ile topladıkları zerrecikleri kendi istikametlerinde toplamaya çalışırlar. Bu nedenle ana gruplar halinde büyüklerimiz diye tanıttıkları efendilerinin etrafında birlikte hareket ederek rüzgarlarının gücünü artırmaya çalışırlar.Varlıklarını bir'lik haline getirmeyi gözlerden uzak bir şekilde icra etmeye çalışırlar. Nerede ise bireyselliğe bağlanan bu örgütlenme, (düalist/ikili/ikicirlik kuvvet benimsemenin çok ötesinde) çoklu sanal kuvvetlerin temsilciliğine soyunmuş olanlar tarafından imanın olmazsa olmazları olarak tanıtılmaktadır.

Allah'ın dışında, yardımcılar da olsa, mikro bazda da olsa, veliler vekiller konumunda da olsa; mutlaka etkili kuvvetler olmalı düşüncesine bağlamış olanlar, müslümanlık içinde örtülü biçimde bu kabullerini (dinin bir parçasıymış izlenimi vererek/gibi) müslümanlara uygulatmaktadırlar.

Örneğin en bilinen, en masum görüneni, inananlılara en yaralı görünen haliyle, "MÜRŞİDİ OLMAYANIN, MÜRŞİDİ ŞEYTANDIR" deyişi ile insanların davet edilmesi.

"Mürşidi olmayanın,mürşidi Şeytandır" diyenler, ya! Allah'ın, Kur'an'ı Kerim'in mürşitliğini inkar ederlerdir yada kendilerine ilahi güçlerle donatılmış ilan ederlerdir."Tek ilah" yerine yuvalanan, çoklu sanal kuvvetlerin (polialist) düşünce askerleride, kendilerine çeşitli unvanları layık görerek / kendilerine yakıştırarak mertebeler edinmişlerdir. Atamalarla edindikleri bu makamlara, bir takım yetkiler isnat ederek kuvvet odakları olduklarını, çeşitli keramet şovları, hikayeleri ile ilan ederler.

Sözleri ilahi katta muteberdir, İlahi katta saygınlıkları vardır, Melekler adeta onlara hizmet eder, astral yolculuklar yaparlar, alemler onlardan sorulur, kah orada kah buradadırlar, konsey toplantılarına katılırlar, Peygamberler, rüyalarından ricacı ve övücü olarak eksik olmaz, Hızır ile sürekli istişare halindedirler, kitaplar yazdırılır, şahıslarına ait özel dualar verilir, vs... Böylece kendilerini, her türlü konuda medet umulanlar olarak atamışlardır.

Ahirette, mutlu sona ulaştıracak olanlar, onlardır. Sırattan müritlerini bir çırpıda geçirecek olanlar da onlardır. Onlar artık şefaatcı da olmuş, Allah'ın sadece bana ait dediği şefaat yetkilerini (Allah' dostu ilanları ile) payaşır olmuşlardır.Şefaatlerine talip olacak olanları beklemektedirler,. "Allah'ın lutfunda" olan, "Allah'ın ödülü" olan Cennet ikramiyesini de artık dağıtanlar onlardır.

ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE ...

2 - BAKARA......255. Allah'tan başka ilah yok. Hayy'dır O, sürekli diridir; Kayyûm'dur O, kudretin kaynağıdır. Ne gaflet yaklaşır O'na ne kendinden geçme ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O'nundur. O'nun huzurunda, bizzat O'nun izni olmadıkça, kim şefaat edebilir! O, insanların önden gönderdiklerini de bilir, arkada bıraktıklarını da!... İnsanlar O'nun bilgisinden, bizzat kendisinin dilediği dışında, hiçbir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, gökleri ve yeri çepeçevre kuşatmıştır. Göklerin ve yerin korunması O'na hiç de zor gelmez. Aliyy'dir O, yüceliği sınırsızdır; Azim'dir O, büyüklüğü sınırsızdır.

10 - YUNUS..........3. Şu bir gerçek ki, sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arş üzerine egemenik kurup iş ve oluşu çekip çeviren Allah'tır. O'nun izni olmadıkça hiçbir şefaatçı devreye giremez. İşte bu Allah'tır sizin Rabbiniz. Artık O'na kulluk/ibadet edin. Düşünüp anlamıyor musunuz?

10 - YUNUS........18. Allah'ın yanında bir de kendilerine zarar veremeyen, yarar sağlayamayan şeylere kulluk ediyorlar ve şöyle diyorlar: "Bunlar bizim Allah katındaki şefaatçılarımızdır." De onlara: "Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği şeyleri mi haber veriyorsunuz?" Şanı yücedir O'nun, ortak koştuklarından arınmıştır O.

39 - ZÜMER........43. Yoksa Allah'ın berisinden şefaatçılar mı edindiler? De ki: "Onlar hiçbir şeye sahip olmayan/hiçbir şeye gücü yetmeyen, aklını da işletmeyen varlıklar olsalar da mı?"
39 - ZÜMER........44. De ki: "Şefaat, tümden ve sadece Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü/yönetimi O'nundur. Sonunda O'na döndürüleceksiniz."
Allah'tan şefaat izni nasıl aldılarsa, Allah'tan onlara şefaat izin haberi nasıl ulaştıysa, Kendilerini o mertebelere, hangi amelleri ile layık gördülerse, hangi yöntemlerle bu makamda olduklarından haberdar oldularsa, şefaat pazarlamasına başlamışlardır.

Allah'ın "Habibim"dediği, Resulü, iki cihan Peygamberi, Allah'ın, dini kemale erdirme şerefini verdiği, Hz. Muhammed'in "ben bana ne olacağını bilmiyorum" dediği yerde, ne olduğu belli olmayan insanların "ben Allah dostuyum" demesi ile şefaatci ilanı yapılamaz

Kuvvet paylaşımına o kadar ısınmışlar, o kadar özümsemişler ki, Allah adına karar verilerek bazı Ayetleri hükümsüz kılabiliyorlar, bazı Ayetlerde varmış gibi hükümler ilan edebiliyorlar.

Alah'ın, İmanın şartları olarak bildirdiği olmazsa olmazlarını, kafalarına göre değiştirip, sapkın çok Tanrılı dinlerin inanç sistemlerine AMENTULARIMIZ aynı diye çağrılarda bulunabliyorlar.

Vatikanın bile "bu kitaplar sapkındır ilanı yaptığı" Yahudilere ait kitaplara, yaptıkları Kur'an'ı Kerim meallerinden yönlendirmeler yapabilirler. Böylece onların kitaplarına ilahilik kazandırma çalışmalarına katkıda bulunabiliyorlar

Hatta, Kur'an'ı Kerim'le hiç alakası olmayan, Eski ve Yeni Ahit kitaplarına tabi olanlara, Cennet vizesi verecek kadar Tanrısal yetkilerle kendilerini donatılmış olduklarını düşünebiliyorlar.

Şöyle söylüyor, Yahudi ADL örgütü siparişi ile yazdığı Hoşgörü ve Diyalog İklimi Kitabında Fethullah Gülen.... (ADL örgütü siparişi olduğu kendi ifadeleri ile aşağıda)

KUR'AN'I KERİM'İN BAZI AYETLERİ ve bazı Hadis-i Şerifler tarihi sürecini doldurduğu için bunlarla amel edilemez. Kur'an-ı Kerim'in gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat'ın hükümleri hâlâ geçerlidir. BUGÜNKÜ TEVRAT VE İNCİLE inanan, YAHUDİ ve HIRİSTİYANLAR da CENNETLİKTİR.. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar.” (Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)

Unutmayın;kendileri ne kadar çok Tanrısallık katarlasa, Allah'ın gücünü o kadar az tanıyanlar hale gelmişlerdir.

   
  "BUGÜNKÜ" İLE KASTEDİLEN CENNETLİKLER KİMLER?....."BUGÜNKÜ CENNETLİKLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  PAPALIĞIN ESKİ AHİT İÇİN YAPTIĞI ARAŞTIRMAYA DÖNERSEK.
   
  VATİKAN;1986 yılında Papa II. J. Paul'ün mühürlü onayı ile yayınlanan, 25 yıllık çalışmanın ürünü olan, "‘The New American Bible" kitabının, Tevrat'ın (Yazdıkları ve ismini Tevrat' koydukları) önsözünde, kendisini meydana getiren; Tekvin/Yaratılış, Mısır'dan Çıkış, Levililer, Sayılar/Çölde Sayım, Tesniye/Yasa'nın Tekrarı adlı beş kitabın, DÜALİST kabul çerçevesinde yazıldığını belirtmişler.

Yani Şeytan kontrolünde olan, Şeytani izler taşıyan, Şeytanın Tanrısal güç olarak kabul eden, Şeytanı Yahve adı altında maskeleyen, sapkın kitaplar olarak nitelendirmişler.BEŞ KİTABINDA DÜALİST TANRI / BİRDEN ÇOK TANRI inancını taşıdığını, kendi raporlarında belirtmişler.

Özetle:ELOHİM inancından YAHVE'ye geçiş yapıldığını, sürgünler sırasında buna Rahiplerin ve Kahinlerinde Tanrı biçimlendirmeleri ile katkıda bulunduklarını raporlamışlar. Tanrının sevmediği İSRAİL KRALLIĞINDA o zaman kadar olduğu gibi ELOHİM İNANCI benimsenirken,Yahuda devletinde ve sürgüne gidenler arasında YAHVE adı altında yeni bir tanrı inancı ortaya çıkarılarak müstakil İSRAİL TANRISINA geçiş yapıldığı kendi raporları ile açıklanmış.

Bu yatay ve dikey geçişler sonrası, sürgün dönüşü düzenlemeler, sürgün yıllarındaki kahinlerin görünümleri ile ESKİ AHİT BUGÜNKÜ hale getirilmiş. Bu raporları yayınlayan VATİKAN.Her harfi TANRIDAN GELMİŞTİR diyerek, KİTAPLARINA DAHİL EDENLERDE VATİKAN ve diğer Hıristiyan mezhepleri.

Birden çok Tanrı kabulünün olduğunu sürdükleri ESKİ AHİT için çok TANRI KABULÜ yapan kitap olarak değerlendirmişler. DÜALİST KİTAP tanımlaması ile BİRDEN ÇOK TANRI (enaz iki) KABULÜNÜN YAHUDİER TARFINDAN ESKİ AHİT'E İŞLENDİĞİNİ tespit etmişler.
   
  Söz konusu bu 5 kitabın, dört ayrı kaynaktan derlendiğini, uzmanlarının çalışması ile ortaya koyan Vatikan patronları, bu kaynakları şöyle açıklamışlar.

Hz. Süleymandan sonra, Krallığın ikiye bölünmesi ile ortaya çıkan, iki Yahudi devleti, din adına kendi görüşlerini ortaya koyan metinler oluşturmuşlar.

Eski Ahitin içinde bulunan ve Musa'nın yazdığını iddia ettikleri kitaplara (Tekvin/Yaratılış, Mısır'dan Çıkış, Levililer, Sayılar, Yasa'nın Tekrarı) kaynaklık eden metinler şunlarmış..

YAHUDA KRALLIĞI tarafından derlenmiş olan ve tanrının adını YAHOVA / YAHVE olarak belirleyen YAHVECİ / YAHOVACI metinler. Babil sürgününe gittik diyenlerin içinde bulunduğu kaynak.

İSRAİL KRALLIĞI tarafından derlenmiş olan ve tanrının adını ELOHİM olarak belirleyen ELOHİMCİ metinler. 10 kayıp kabileyi oluşturanların yok oluşlarından önce kullandıkları metinler. Babil Sürgününe gitmemiş olupta, EZRA ve arkadaşlarının Yeni tip tapınak yapımlarına karşı çıkan Elohim'ciler de bu gruptan sayılabilir.

Krallıkların yıkılarak zorunlu ikametgahları olan Babil sürgünü sırasında, Yahudi toplulukların kurtulma ümitlerini kuvvetlendirme, dağılmaları önleme amacıyla, meydana getirilmiş olan topluluklara liderlik eden, Rahiplerin görüşleri olarakta etiketlenebilen, Kahinler kaynağı

Kral Yoşiya döneminde (Depo temizlenirken bulundu denilen ama Baş kahinin değilde Kralın "bunlar tanrının yasaları"diyerek tanıdığı metinler) yazılmış, Yasanın tekrarı / Tesniye kitabını derleyen kaynak

Babil sürgünü sonrasında, Ezra önderliğinde yukarıda sayılan kaynaklardan derlenen, Tekvin/Yaratılış, Mısır'dan Çıkış, Levililer, Sayılar/Çölde Sayım, Tesniye/Yasa'nın Tekrarı adlı beş kitap, Eski Ahit'in içinde, "Tanrı sözü" damgası ile yerini almış.
   
   
 

Ayrıca Papalık bu çalışması ile Eski ve Yeni Ahit kitaplarındaki, birtakım anormallikleri de ortaya koyarak düzeltmelerde bulunmuş. Savunulması imkansız hale gelen saçmalıkları, kabul ettirmeleri imkansızlaşınca, bazı düzeltmeleri yapmak zorunda kalmışlar. Bu çalışmalardan bazıları..

   
 

8 Nisan 1546 yılı, Trento Konsilin de (Tanrı adına alınan karar olmalı. Kutsal Ruh eşliğinde olmalı. Papa seçimlerine de katıldığına göre) yapılan tartışmalar sonucunda, inanç kitaplarının toplam 72 kitaptan meydana geldiğini kabul etmişler.(Bugün ki Ahid'te 66 kitap var)

Katolikler ve Ortodokslar bu meydana getirilen 72 kitaplık külliyeyi olduğu gibi kabul ederlerken, ilerleyen yıllarda ortaya çıkan Protestanlar bu kitapların içinden, altı adedini sapkın kitap olarak kabul etmişler ve yasaklamışlar. Diğerleri de "hayır bunlar sapkın değildir, bunlar Tanrı sözüdür" diye de yüksek sesle savunma yapamamışlar.Gizliden gizliye "bunlar kutsaldır deyişini" kendi içlerinde fısıltı ile tekrar edip durmuşlar ve tapınma kitapları olarak kullanmışlar.

Aralarındaki bu çekişmeler sonucu, Hıristiyanlar yada Hıristiyan Misyonerler, Kitap-ı Mukaddes dedikleri kitaplar bloğundan, Konsilde kabul ettikleri 6 (18 bölümlük) kitabı çıkarak (Eski Ahit 39 kitap+ Yeni Ahit 27 kitap= 66 kitap) 66 kitap olarak piyasaya servis etmektedirler. Tanrı adına nelerin kutsal olabileceğine karar veren din patronları, ayrılan bu kitapları ayrı bir isim altında yayınlamakta ve ibadetlerinde kullanmaya devam ederlermiş.(Ayrıntıları; çağrılan Amentularımız aynı denilen inanç sisteminde bekleyen, gizlenen tehlikeleri gösterebilmek adına yazıyorum.)

Ne kadar traşlanırsa traşlansın, Müslümanlara sunulan tek taş elmas/pırlanta dağı değil, açıkca görüldüğü gibi pırlanta gibi traşlanmış buz dağı. Altında/ görülmeyen kısımlarında nelerin gizli olduğunu ve BUZ DAĞININ eridiğinde elde kalacak olanın ne olduğunu, sadece ALLAH BİLİR.

72 kitabı olduğu gibi kabul etmeyi sürdüren Ortodokslar, 1642 Yaş ve 1672 Kudüs konsillerinde, söz konusu eserlerin “Kutsal Yazılar' olduğunu kabul etmişler. Bir yanda aynı kitapları sapkın kabul edenler, diğer yanda o kitapları Tanrı sözü kabul edip tapanlar.

Görüldüğü gibi; Katolik, Protestan ve Ortodoks kiliselerin, kutsal kitaplardan oluşan Kanon'u (kutsal kabul edilen kitaplar ,Tanrı tarafından ilham edilmiş, otantik, gerçek, kutsal anlmında) farklıdır. Her bir kilise, diğer kiliselerin Tanrı sözü ilan ettiği kitaplardan bazılarını uydurma (apokrif /,sahte) saymaktadır.Bu ve buna benzer konulara açıklık getirmek için Papa'lıkta 25 yıl süren çalışmalar yaparak, Ahid içinde olan bazı beyanlara çeki-düzen vermek istemiş.Bu çalışmalar sonucu, "The New American Bible" adlı, yeni bir din kitabı da sayılan tefsiri yazmış.

Tanrı vekili olarak bunu onaylamakta, Papa II. Jean Paul'e nasip olmuş.Tanrı sözü olarak kutsal ilan edilen söz konusu olan altı kitap "The New American Bible" ile Tanrı sözü olmaktan çıkarılmış.(1546 Trento konsil kararlarına rağmen) Tanrı sözü olamayacağına dair alınan bu karar, Hıristiyan yapılmak istenen topluluklar ve ABD'de ki Protestanlara "bizlerde sizin gibi onları yok saydık, bizden olursanız onlara tabii olma zorunluluğunuz yok" davetlerine yönelik olsa gerek.(Her ne kadar iç çekişmeleri de osa Müslümanara karşı tek kitap tercümesi ve külliyatı ile birlikte çalışmalar sergiliyorlar.Protestan, Katolik, Ortadoks kiliselerin de ortalıkta Türkçe olarak duran ve dağıtılan kitaplar aynı komisyonun ürünü olduğu belli. Hepsi, tercümeleri ve düzenlenişi ile birbirlerinin aynı.)

Bu kadarda saçmalık olur mu? sorularından kurtulabilmek amacını da taşıyan bu kitaplar, Katolikler tarafından tamamen red edilmemiş, 2. derececen ibadetlerde kullanılabileceğine karar vermiş. Papalığın emri ve izni üzerine 25 yıllık bir çalışma sonucu yazılan bu tefsir kitabı, Papa II. Jean Paul tarafından resmi mühürle onaylanarak doğru bir kaynak olduğu tescil edilmiş.

Yaptıkları kitaptan örnek..
17. Asra kadar kilise, bu mektubu Havari Pavlus'un yazdığını söylerken, 17. Asırdan sonra bu mektubun Havari Pavlus adı altında uydurulduğu ortaya çıkmış.Vatikanın "The New American Catholic Bible" çalışmasında da, İbraniler Mektubu bir öğrencinin çalışması olarak kayda geçirilmiş. (The New American Catholic Bible- S:25 )

Aynı saptamalar, Petrus'un 1. ve 2. Mektupları içinde, Esinlenme (vahiy) kitabı içinde söz konusu imiş. Bu kitapları yazanın kim olduğu ve ne zaman yazıldığı bilinmiyormuş. (Biblical theology s 281, Prof. Breuard S. Childs; The New Anerican Catholic Bible)
1. ve 2. Timoteos, Titus ve İbranilere Mektup, Pavlus'un ölümünden çok sonra yazılmış.(Biblical Truth and Modern Man, s41)
1. ve 2. Timoteos Mektupları ve Titus'a Mektup adlı metinlerin Pavlus adına uydurulmuş olduğu şüphesi ile 19.yy dan bu yana Pavlus'a ait olup olmadığı sorgulanmakta imiş.

Vatikanın "The New American Catholic Bible" çalışmasında da; "mektuplar da ki kelimelerin ve uslübun, teolojik ifadelerin Pavlus'a ait olmadığına ikna olmuşlardır" saptaması ile uydurma olduğu resmiyet kazanmış.

Açıklamaların da "The New American Catholic Bible" adlı kitapta; mektubun Pavlus tarafından yazılmadığı yolunda imiş. Yazarın kim olduğu konusunda ise uzlaşma yokmuş(The New American Catholic Bible- S:1359)

Mektubun başında "Tanrı adına söylüyorum", "Tanrı dedi ki", "Tanrı beni esinlendirdi" diye bir takım maddeleri sıralıyan KUTSAL METİN YAZARI yalan bir isim kullanıyorsa; yazdıkları nasıl doğru kabul edilebilir. Nasıl olurda Yalancı insanın söyledikleri, Tanrı sözü olabilir. Tanrı Vahiylerini, yalan söyleyen ile iletir mi? Kutsal Ruh yalan söyleyenle işbirliği yapar mı?

Eski ve Yeni Ahit konusunda sayılı uzmanlardan olan, bu tür gelişmelere kulak tıkadığı anlaşılan, Eski Edirne müftüsü Prof. Suat Yıldırım, Hıristiyanlık ve Yahudilik konusunda tercümelere ve kitaplara sahip.

Prof. Suat yıldırım bu tür kararları görmemezliğe gelerek(Hıristiyanların bile Sapık kitaplar dediği) o iptal edilen metinlere, kendi ismi ile yayınladığı Kur'an'ı Kerim mealinde, Ayetlerin arkasına eklediği adreslerle ONLARIN BİLE SAPKIN İLAN ETTİKLERİ KİTAPLARA yönlendirmelerde bulunmuştur.

Piyasada var olan, Kitap-ı Mukaddes / Ahit kitaplarında var olmayan bölümlere bile yönlendirmeler yapılmış.Görev adamı görüntüsü veren Prof. Suat Yıldırım, Ahitlere kutsallık kazandırma amaçlı olarak KUR'AN'I KERİM'den YAPILAN BU YÖNLENDİRMELERDE , Papa'lığın "bunlar sapkın kitaplardır" karalarını bile göz ardı etmiş.

Kur'an'ı Kerim mealinden yönlendirmeleri yaparken hızını alamamış olamalı ki; sapkın kabul edilen kitaplara da, Kur'an'ı Kerim ayetlerinden, adeta, "bakın birbirlerine ne kadar benziyorlar" dercesine, Ahit adreslerini yazmayı kendine vazife edinmiş.

Suat Yıldırım'ın Hıristiyanların bile, sapkın kitap olarak nitelendirdiği, Dünyanın bir çok ülkesinde ve Türkiye'de satılan Eski-Yeni Ahit içinde yer almayan söz konusu kitaplara yönlendirmeler yapabilmek, ancak bizlerin bilmediği bir takım nedenlerden dolayı gerçekleştirilmiş olmalı.

Adreslenen Ayetler ve arkalarına ilave edilen, sapkın ilan edilmiş kitapların bilgileri şunlar. (14Baruh 6. bölüm, Makkabe 7/11......II Makkabe 1/4.... 5/2-4, Kohale 3,30; 11,41)
MAİDE...76....KM, Baruh 6. bölüm
TEVBE...103....KM, Kohale 3,30; 11,41
ALİ-İMRAN...124....KM, II Samuel 5,24; II Makkabe 5,2-4; Matta 26,53
MAİDE...27-29....KM, Tekvin 4,3-12; Makkabe 7,11
EN'AM...125....KM, II Makkabe 1,4; Resullerin işleri 16,

Yahudiler tarafından ve bir kısım Hıristiyanlar tarafından sapkın ilan edilen kitapların ( o kitaplara ait bölümler. 6kitap 18 bölüm halinde imiş) bölümleri şunlarmış.
Tobit, Yudit, Ester, Süleymanın Bilgeliği, Sirak, Baruk, YERAMYA'nın Mektubu, Azarya'nın Duası ve Üç Genç Adamın şarkısı, Suzan, Bel ve Ejderha, 1.Makabeler, 2.Makabeler, 3.Makabeler, 1.Esdras, 4.Ezra, Manaşşe'nin Duası, 151.Mezmur ve 4.Makabeler'dir.

   
  SUAT YILDIRIM'IN "ESKİ ve YENİ AHİT YÖNLENDİRMELİ KUR'AN MEALİ" İLE İLGİLİ ÖRNEKLİ YAZIYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  1986 yılında Papa II. J. Paul'ün mührülü onayı ile yayınlanan, "The New American Bible" kitabının, Tevrat'ın önsözünde (Yahovacı, Elohimci, Kahinler ve Yasanın Tekrarı adlı metinler isim isim verilerek) bu beş kitabın yazarının Hz. Musa olmadığı vurgulanmasına;" Haline bakmadan saraya mani söylemeye gitmek" denir bu duruma. Kendi ellerindeki derleme kitapları delillerle savunamayan, İlahi olduğunu ispatlayamayanlar, hemen hemen aynı kaynaklardan / yerden esinlenerek meydana getirilmiş kitapların, açıklarını ortaya koyarak kendilerine kutsiyet kazandırma peşindeler.

Başkalarına ait ama aynı düşünce sisteminin üretimleri olan, muhtelif kitaplarda ki açıklıkları ortaya koyarak, "bizim kitaplarımız da öyle olsa idi açıklardık" izlenimini vermeyi amaçlıyorlar. Bu konularda çalışmalar yapıp, en imanlı kendilerinin sanılması, iman çıtalarını diledikleri biçimde yerleştirebilmek dolayısıyla kendilerini aklamak için bildiriler yayınlıyorlar. Kendi yoğurtlarının (ayranın) ekşiliğini örtmek için, başkalarının sütlerinin ekşiliğini öne çıkarıyorlar. Aynada kendilerine bakmadan, başkalarının derlemeciliği ile uğraşarak kendilerini ak-pak gösterme çabasındalar.

Açıkları ortaya koymak için, ellerindeki kitapların derleme olduğunu anlamak için öyle uzun uzadıya çalışmalara falan gerek yok. Fatiha ve İhlas suralerini kavrayan herkez, o kitapların Tevhid imanından uzak olduğunu, Alemlerin Rabbi Allah ile hiç bir ilişkilerinin olmadığını / kalmadığını kavrar (Kuru kuruya ezbere okuyan değil. Kavrayan,.düşünüp öğüt alan). O sureleri kavrayanlar, buna bir de büyücülere, tılsımcılara, hasetcilere, üfürükcülere, ikonculara değilde, onların şerrinden; ALLAH'A SIĞINMAYI" emreden Nas ve Felak surelerini kavramayı eklerlerse, kendilerine delinemez / geçilemez / aşılamaz bir zırh edinmiş olurlar.

Her türlü yanlış öğretilere karşı danışabilecekleri, doğrulatabilecekleri, test edebilecekleri bilgiye sahip olmuş olurlar.Ellerinden geleni yaptıktan sonra da, sığınılacağın sadece, ALLAH, olduğunu bilirler.Başkalarından medet umarak adres şaşırtmalarına mahal vermezler. Trübinlere oynayarak veya Trübün destekleyicisi gibi, çeşitli makam ve anma isimleri takınarak, Allah taraftarı gözükmekten çıkıp, ALLAH'IN TARAFINDA olmayı başarırlar. (Benzetme olsun diye,fikir versin diye söylüyorum. Zülkarneyn'in seti gibi. düşüncelere hiçbir ucube, Yecüc ve Mecüc istila edip zarar veremez)

Boşuna, Fatiha Kur'an'ı Kerim'in çatısıdır denmemiş. Boşuna, O SURELERİN önemini anlatmak için; "Fatiha ve İhlas okuyan yarım hatim yapmış sayılır" denmemiş (çocukluk deyişi ile "bir elham, 3 Kul'lu valli").Boşuna, biri ilk inen açılış suresi yapılıp adeta, Tüm Kur'an'ı Kerim'in surelerinin içinden çıkmasına / fışkırmasına vesile kılınmamış. Tıpkı İhlas suresi ile Kur'an'ı Kerim'in mühürlenmesi, Nas ve Felak ile sığınılacak adreslerinin verilmesi gibi.

"Yahudi kitapları için onlar sapkındır, Yahve başka dinlerin inancıdır, kitapları da derlemedir" diyen Hıristiyan patronlarına dönersek; Tu -kak dedikleri, uydurma dedikleri Yahve isminin Hıristiyanlıkta nasıl hüküm sürdüğünü /sürdürüldüğünü övünerek "bu bir yeniliktir" diye duyurduklarını görüyoruz.
   
  VATİKAN .Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri
446.... Eski Ahit'te yer alan kitapların Yunanca çevirisinde Tanrı'nın Musa'ya açınladığı sözle ifade olunamaz adı YAHVE, Kyrios ("Rab") olarak çevrilmiştir. Rab sözcüğü o zamandan beri İSRAİL TANRISININ Tanrılığını ifade etmek için kullanılmaya başlandı. Yeni Ahit bu güçlü "RAB" adını hem BABA hem de TANRI'NIN KENDİSİ olarak kabul edilen İsa için kullanıyor, bu bir yeniliktir.
   
  Özellikle de Müslümanlara karşı bu kitaplar bloğunu kullanmaktadırlar.Kitaplarını aynı kapak altında tutmuş olmaları, onların Dünya'nın Yeni ahite bağlanması konusunda ne kadar ciddi olduklarını göstermektedir.Yahudilerin ise kendi dinlerine girişlerle ilgilenmediği, hatta zorlaştırdığı bilinmektedir. Onlar için sayısal çoğunluk olmak değil, kaptan olmak önemli.

Nasıl olsa Varlık Birliği için çalışan, Hıristiyanlar ve diğer din mensupları var.Yahudiler, "Varsın hepsi Hıristiyan olsun bizler için değişen birşey olmaz" tarzında olaya yaklaşıyorlar. Onlar için önemli olan imanı yok etmek, Allah'tan gelen iman emirlerinin izlerini silebilmek, Hidayet yollarını kapayabilmek . Allah'tan gelenleri karartmak. Katil evladın yaptığı gibi, iman izlerini örterek, benimsedikleri İsrail Tanrı'sı inancını yerleştirebilmek.

Yönetebildikleri, hükmedebildikleri Vaadcilerine, Dünya'yı teslim edebilmek
. (Hırstiyan kitabı bile onlara müjdeler veriyor) Bu boşlukları değerlendiren, Yahudilerin askerleri Hıristiyanlar da, Dünya işgal planları için hedeflerini oluşturmuş durumda. Kehanet oluşturma çalışmalarını hızla sürdürüyorlar.
(Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı, İkinci bin yılda ise Amerika ve Afrika, Üçüncü bin yılda hedef Asya dır. 24 Aralık 1999 Papa 2. John Paul, Milenyum mesajı.)
   
   
  Allah'ın, yanına başka Tanrılar uydurarak, Allah'a, oğullar isnat ederek inandırıcılığı artırmayı hedefleyenler, "Birlik haline gelerek iman çıtasını istedikleri seviyede tutarak kurtulabileceklerini sananlar; şimdi puslu havada ava çıkmış, avı oynamakta.
Son çareleri gibi gördükleri, Mesih beklentisine sımsıkı sarılmış halde dağılmamak, çözülmemek için son gayretlerini sarfetmekteler.

Argemeddon savaşı/iyiler kötüler savaşını havuç gibi kullanarak, kuracakları varlık birliği ile kurtulacaklarını sananlar, kendi elleri ile yazılmış kitaplardaki maddelerin bile üzerlerini örtüyorlar.Yeni kehanet oluşumları ile, yeni kehanet üretimleri ile kurtulabilme umutlarını sürdürmek istiyorlar.

Kurtarma, Argemeddon gibi kehanetlerin her biri kendi iifadeleri ile o devirle ilgili. Ön bölümlerde Yahudilerin beklediği ve kendilerine gelen kurtarıcıları kabul etmemeleri sıralandı. Hıristiyanız diyenlerde, Hz. İsa ile gelen İncil ile kendi yaşamları içinde erişebilecekleri gerçek kurtuluşu, pagan esaslı inançlarla değiştirdikleri için, görememişler ve arkalarını dönmüşlerdir. Hz. Muhammed ve Kur'an'ı Kerim'le gönderilen vahiyleride red etmişler üzerlerini örtmüşlerdir.

Yapılan çağrılara rağmen, inatla Pagan inançlarını, din sistemlerinin içine yerleştirmek ile uğraştıkları ve hala bu davetlere arkalarını döndükleri için temenni ve dilek esaslı kitaplara olan bağlılıklarını sürdürüyorlar. Yahudilerin yazdığı yada sebep olduğu metinleri, kutsal kitaplarını oluşturmakta kullandıkları için, kurtarma mevsimini kapatmış oldular.

Allah imanı yerine, Yahudilerin; Allah'tan gelenlerin, üzerini örtme metodlarının kurbanı oldular.Kitaplarında, Allah'tan gelen, hiçbir şeye yer vermediler. Bu yer vermemeyi de "İsa'ya yeni bir kitap inmedi, biz esinlenme ve derlemer ile bu kitapları oluşturduk" diyerek peliştirdiler."İsa, Eski Ahit'e uymuştur" diyerek, kendilerini kurtarmak için gelen, Hz. İsa'nın ve onunla gelen, İncilin üzerini kapattılar.

Tıpkı; Yahudi'lerin yaptığı gibi; kitapların sadece kapaklarını (isimlerini) muhafaza ederek, içeriğini değiştirdiler. Kendilerinden gördüklerinin mektupları ile kapakların arasını kalınlaştırdılar. Sahibi / yazarı belli olmayan yazıları bile kutsal kitaplarının içine dahil ettiler.Tanımadıkları, bilmedikleri kişilerin yazmış olduğu isimsiz mektupları bile TANRI SÖZÜDÜR diye damgalayıp, kapakların arasını kalınlaştırmakta kullandılar.

17. Asra kadar kilise, bu mektubu Havari Pavlus'un yazdığını söylerken, 17. Asırdan sonra bu mektubun Havari Pavlus adı altında uydurulduğu ortaya çıkmış.Vatikanın "The New American Catholic Bible" çalışmasında da, İbraniler Mektubu bir öğrencinin çalışması olarak kayda geçirilmiş. (The New American Catholic Bible- S:25 )

Konsillerle, konseylerle, kilise babaları ile, rivayetler ile metin içi düzenlemeler ile, cümle kesme/cümle birleştirmeler ile, noktalamalar ile ve en önemlisi tercümeler ile yıllar içinde rutuşlar, maskelemeler yaparak, kitaplarını üretken metinler haline getirdiler.

Sımsıkı sarıldıkları son umutları kehanet dedikleri oluşumlarla çözüme ulaşacaklarını sananlar, gözlerini ve kulaklarını kapamış olarak, kurtuluş hikayeleri anlatmaktadırlar. bu hikayelerinede kutsal kitaplarındaki bazı maddeleri delil olarak göstermektedirler. "Bozacının şahidi şıracı" misali birbirlerini destekliyorlar.

(Kehanet oluşumu tıpkı sirke yapımı gibi birşey. Çürümüş, çürüyecek ne varsa mayalanması için bir kaba doldurursunuz. Eğer ayrı ayrı kehanetler/sirkeler isteniyorsa her bir cins ayrı ayrı bölmelerde fermentasyona tutulur.Ya da meyvalar arası diyalog/kokteyl olması isteniyorsa hepsi bir araya toplanır.Sirkenin sertliği yapanın maharetine bağlıdır. Sertliğinin zararı ise küpü ile içenin miğdesinedir.) Şıra yapımında benzer teknik kullanılır. Burada dikkat edilen husus, şıranın alkol seviyesini kontrol altında tutabilmekler ilgilidir. Üzüm suyunun şıra kıvamında kalması amaçlansa da, genellikle bu ayar şarap konumuna doğru bir seyir izler. Elbetteki lezzeti yakalamak için gerçekleşen bu geçiş asla alkol oranını artırıp şarap (asla ve katiyen) yapıp içmek amçlı değildir. Elde edilen sıvı, şıra niyetine afiyetle içilir. Tüm bu iyi niyete rağmen helallik sakatlanmış zararı "korkmayın, bu şıradır için ben kefilim" diyene ve çığırtkanlık yapanlara, tellal tutanlara olmuştur. Başı dönmesine rağmen, rahatlık ve ferahlık vermesine rağmen, tadı farklı olmasına rağmen, hala içmeye / tatmaya devam edenlerde "içtiğimiz şıradır, ferahlığı efendinin kudretindendir " diyerek paketleyenler, işi bilmemezlik sınırında tuttukları için zarara uğrayacaklardır.
   
  Hıristiyanlara göre Hz.İsa kitap getirmemiştir. Ellerinde bulunan Allah'ın Hz.İsa'ya verdiği kitapla aynı ismi taşıyan, Hz. İsa'nın tebliğ ettiği kitabın ismini kullandıkları, İncil'i Kutsal Ruh'un denetiminde, esinlemeler ile yazdıklarını iddia ediyorlar. Allah'tan gelen vahiylerin üstünü örtmek, var olan kitapların devamını sağlayabilmek için, Hz.İsa'nın kitap getirmediğini inançlarının bir parcası haline getirmişler.

İsa kitap getirdiğini yalanlamsalardı, ellerindeki kitaplar onun sözleri ile dolu olacak, kutsal metin yazarlarının gözlemlediği olayları dıştan bakışla anlatan hayat hikayesi olmayacaktı.

Elleri ile yazdıkları, esinlemeler ve derlemelerle oluşturulduğunu söyledikleri kitaplarında, "neden hiç İsa'nın, Allah'tan gelmiş sözleri yokta, hayatından kesitler ve gezi notları var?" sorusuna cevap olarakta "İsa kitap getirmedi" oluyor.Tıpkı; "neden? kitaplar, İsa zamanında değilde, ondan sonra yazılmış" sorularına verilen cevaplar gibi.
   
 
   
  Eğer; Hz.İsa kitap getirmedi ise; hangi kitaba bağlı olarak amel etti? Sonradan yazılan, şu anda bulunan kitaplara göre amel etmiş olamaz. O kitaplara göre amel etti denirse o zamanda İsa kitap getirmiş olur.Ayrıca, şu andaki kitaplarda, hayat hikayesi ve yaşadıkları anlatılacağına Allah'tan kendisine vayh edilmiş olan çağrılar yer alırdı.İlahi bir kitap olurdu.

Yahudilerin gayretleri ile izleri örtülmeye çalışılan imanın, Allah'tan gelen vahiylerin, üzerleri açılırdı.Bu durumda esinlenerek yazdık dedikleri kitapların bir geçerliliği de kalmazdı.Hıristiyanlık denilen dinde olmazdı. Bu ve buna benzer sebeplerden dolayı, Hz. İsa kitap getirmedi dediler. ve bu tezi işleyerek bu günlere geldiler.

Ama ortada başka bir sorun daha vardı.Hz.İsa, kitap getirmedi ise, (kitap derlemecilerinin idddiası) hangi kitapla amel etti, tebliğlerini neye göre bildirdi, insanları neye bağlı olmaya çağırdı?Diyorlarki; "İsa Mesih'in kendisi hiçbir kitap yazmamıştır. O'nun kulladığı Kutsal Kitap, Eski Antlaşma denilen İbranice yazıların derlemesidir."
   
 

Oysa, Fethullah Gülen'in mektup sunup bağlılıklarını bildirdiği Vatikan bile 1986 yılında bilim adamlarına/ kilise uzmanlarına yaptırdığı "The New American Bible" adlı kutsal kitaplarının tefsirinde, Eski Ahit'in nasıl İki tanrı kuvvetini işlediğini örnekleri ve delileri ile ortaya koymuş.Özellikler;Tekvin/Yaratılış, Mısır'dan Çıkış, Levililer, Sayılar/Çölde Sayım, Tesniye/Yasa'nın Tekrarı adlı kitapların Elohimci, Yahovacı, Kahinler (Rahipler) kaynaklarından beslendiğini, iblis olarak tanıtılan, (Tanrı ile görümelerde bulunabilen) olgunun, nasıl Tanrı YEHOVAYA / YAHVEYE dönüştürülüp, İsrail Tanrısı yapıldığını kaynakları ile anlatmış.

Yahudi kitaplarında iki adet tanrı vardır demiş. Eski Ahit Düalist inanç sistemidir demiş. Söz konusu kitapların Musa tarafından değil, çok sonraları farklı kişiler tarafından kutsal metinler olarak kaleme alındığını belgelerle göstermiş.

Bu sözler nezaman demiş Mektup ziyareti yapılmadan tam 13 yıl önce demiş.Vatikan bunları demekle kalmamış Yeryüzündeki Tanrının temsilcisi kabul edilen Papa'ya da damgalattırılmış.

O halde nasıl oluyorda, MÜSLÜMANIZ diyen bazıları; "AMENTULARIMIZ AYNI" diyebiliyor. Yukarıda anlatılan kitaplara sahip olan Yahudi ve Hıristiyanlar, Cennettliktir fetvaları vermekle, Müslümanlara; "o dinlerden birinin etiketine sahip olursanız (o dinlere girerek) sizlerde mutlu sona erişebilirsiniz" mesajları veriliyor. Bu tür Tellallik çalışmaları ile o, dinlere davetler yapılmış oluyor. Açıktan, açığa; Allah'tan, gelen çok seçenekli dinler varmış izlenimi ile insanlar ateşe çağrılıyor.

Eski ahit için bunları söyleyen Papa, bir bakış açısı ile kendilerine ait olan, Yeni Ahit'i aklar gibi gözüküyor ama Konsil kararlarına göre, Eski Ahit dedikleri kitapların hepsini, dinlerine geçmiş kazandırabilmek adına, Tanrı kelamı olarak kabul ettiklerini unutuyor.

O kitapları kabul etmeseler, dinlerinin geçmişleri olmayacak. Kendi Oğul Tanrılarını Yahve'ye dayandırmasalar, MECBUREN AÇIKTAN 2. TANRI'NIN VAR OLDUĞUNU savunan din konumuna gelecekler.Yahudileri kendilerine nasıl rakip görüyorlarsa, Tanrılarını da Yahve'yi rakip gören konumda şekillendireceklerdi.

Unutma o kadar büyük boyuttaki Yeni Ahit ve Eski Ahit'in aynı kapak altında "İNCİL adı ile KUTSAL KİTABIMIZ" diye dağıtıldığını unutuyor.Kutsal kitap kanonlarındaki 66 kitaptan 27'sinin Eski Ahit dediği kitaplardan oluştuğunu görmemezliğe geliyor. (Ortodokslar, Protestanların kutsalkitap/Tanrı sözü olamaz dediği, Katoliklerinde baskılar sonucu kutsallıklarını okunabilirliğe çevirdikleri 6 kitabı daha kutsal sayıp, yani Tanrı sözü kabul ederek kitap sayısını 72 çıkarmışlar).

Özetle diyorlar ki; "bizim kutsal kitap dediklerimizi, bir kısmımız fazla, bir bölümümüz, eksik, bir başka bölümümüz sahte, bir başka bir bölümümüz ise elimizdeki tüm kitaplar bunlar, ancak bu kadarını derleyip toparlayabildik."

Eski Ahit'e insan eli ile yazılmıştır diyerek, yukarıda sıralananları unutan PAPA'lık ve diğer kabul ve red otoriteleri, çok önemli birşeyi daha görmemezliğe geliyorlar. Esasında buna vurdum duymazlığa yatıyorlar demek daha doğru. Hz.İsa'nın, kitap getirmediği söyleyenler onlar.

İsa'nın, Eski Ahitle amel ettiğini söyleyen de onlar. Bu durumda, sapkın kitapları kutsal kitaplar olarak kabul etmeleri yetmiyormuş gibi, birde İsa'nın sapkın kitaplara bağlı olarak amel ettiğini mi söylüyorlar?

Eğer o kitaplarda Vatika'nın savunduğu gibi, başka ikinci bir Tanrı varsa (ki var) İsa neden o Tanrıya, Tanrı olarak itiraz etmedi.
Eğer, o kitaplarda başka Tanrı kabulü varsa ve İsa'da buna itiraz etmedi ise (ki etmedi) Vatika'nın, "ismini İsa kullanıyor" dedikleri Yahve Tanrıya ne oldu?

Eğer o kitaplar sapkınsa; İsa sapkın kitaplarla mı amel etmiş, Tanrı İsa; çok Tanrılığı benimseyen biri mi oluyor?
Eğer o kitaplar sapkınsa; İsa, neden Eski Ahitle amel etmiş olsun?
Eğer o kitaplar sapkınsa; İsa'da o kitaplarla amel etti ise, İsa olarak tanıttıkları, Tanrı ile ilişiği olmayan, vaadcinin takdim ettiği hayali kahraman olmasın?
Eğer o kitaplar sapkınsa; İsa bu itaplar için ibadet edimez, bunlar BABAMIN SÖZLERİ değil demedi?
Eğer o kitaplar sapkınsa; Baba ile aynı özden, önce söz vardı diye tanıtılan "söz olan İsa", kendisini nasıl oldu da tanıyamadı?
Eğer o kitaplar sapkınsa; "Baba bende ben Baba'dayım" diyen, Baba Tanrı ile aynı özden olan, İsa kendilerine ait olması gereken kitapların sahte olduğunu anlayamadı?
Eğer o kitaplar sapkınsa; İsa, esin verdiği, meleklerini gönderdiği kutsal metin yazarlarına bu durumu neden üzerine basa, basa bildirmedi?
Eğer o kitaplar sapkınsa; Kendi inanç kurumları eli ile aynı CİLT içinde, aynı KAPAK arasında, Kitabı Mukaddes adı altında neden dağıtıyorlar?
Eğer o kitaplar sapkınsa; Mukaddes Kitaplar adı altında birlikte verdikleri, diğer kitaplarda sapkın olmuyor mu? En azından sapkınlığa prim verdirmiş olmuyor mu?

Eğer o kitaplar sapkın değilse; hangi cüretle Vatikan bu kitaplara sapkın diyebilir?
Eğer o kitaplar sapkın değilse; Vatikan sapkın olmayan kitaplara "sapkın" demekle, başka sapkınlıklar peşinde koşuyor olmuyor mu?

Yoksa, final sahnesi için hazırlanıp, "BİR'lik" açıklaması için zemin mi oluşturuyorlar?
Varlık birliğinin BİR'ine yumuşak geçiş yollarını mı hazırlıyorlar?

"Esasında birbirimizden farkımız yok aslında bizler hepimiz Vaadci taraftarıyı mıyız" diyecekler. "Düalizmin (Polializm denebilecek kadar Tanrı kabulleri var. Sadece Tapınma Tanrıları 2 gözüküyor) bir parçası olmaktan mutlu muyuz" diyecekler?

Hayal bu ya! Yoksa; Esinleme bölümünde / Vahiy bölümünde gerçekleşeceğini sandıkları olayların başladığında, Tapındıklarının gerçek kimliğini açıklamak için zemin mi oluşturuyorlar?

YOKSA HEM KİTAPLARA SAPKIN KİTAPLAR, DİYECEKSİNİZ, HEMDE MUKADDES KİTAP ADI ALTINDA DAĞITIM YAPIP, ÖĞRETECEKSİNİZ. "BU KİTAPLARA TABİİ OLMAYANLARDA KURTULUŞA EREMEZ DİYECEKSİNİZ" ve MÜMİNLERDEN DE, "TEK İLAH'A" İNANDIĞINIZI KABUL ETMELERİNİ BEKLEYECEKSİNİZ..

"Haline bakmadan saraya mani söylemeye gitmek" denir. Kendi ekşiliklerini gizlemek için, dikkatleri başka yöne çekmek için, başkasına, "Senin yoğurdun ekşi" diyorlar.

Sapkınlık kitaplara sahibiz itirafında bulunan kuruma, belgeleri yayınladıktan 13 yıl sonra, bile bile....

Bu düşüncelere sahip olanlara gidip mektuplar sunmak,
Onlarla; "inançsızlara karşı ittifaklar" kurduk diye övünmek,
Onlara; "size karşı gelebilecek olanlara, sizin için dalga-kıranlar oluruz" demek,

Yaptıklarınızı, onaylıyoruz, sizinle olmak istiyoruz demek olmuyor mu? Bizim kitaplarımızda, kitabı Mukaddes dediğimiz kitapların içinde "şirk var" diyenlerin, şirk koşmalarını onaylamış olmuyorlar mı?Onlara; İki tip insan vardır, ikinci tip insanlar toplumları yönetmek için varlardır" demek, "bizleri de yolunuza yöneltin" demek olmuyor mu?

Yukarıda sahip oldukları kitapların, açıkca sapkınlığını itiraf edenlerle, AYNI AMENTÜDAYIZ çağrılarında bulunmak,
Kendilerinin bile, damgalayarak sapkın metinler dedikleri, ellerindeki kitapları , hükümlü ilan etmek, onları hükümsüz kılan, Kur'an ayetlerine hükümsüzdür demek,
Sapkın metinlerin meydana getirdikleri kitaplara tabiyiz diyenlere, CENNETLİKTİR vizesi vermek,....

AÇIKCA ATEŞE davettir. Sapkınlığa çağrıdır. Allah'tan gelenlere kulak tıkamaya sırt dönmeye teşviktir. YAHUDİLİK ve HIRİSTIYAN'lık adına yapılan TELLALLİKTİR.

ÖZETLE; ONLAR, KENDİLERİNCE VAR SANDIKLARI TANRILAR ARASINDAN, KENDİERİNE GÖRE BİR TANRI OLUŞTURMUŞLAR
2 Tarihler .....................2/5 "Yapacağım tapınak büyük olacak. Çünkü Tanrımız bütün tanrılardan büyüktür.
Esinleme.....................17/14"...Çünkü kuzu RABLERİN RABBİ, KRALLARIN KRALI"
Esinleme.....................19/10".... elbisesinin üzerinde "KRALLARIN KRALI VE RABLERİN RABBİ" yazılı olacak

   
 
   
  "BUGÜNKÜ" İLE KASTEDİLEN CENNETLİKLER KİMLER?....."BUGÜNKÜ CENNETLİKLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  ESKİ ve YENİ AHİT'te PEYGAMBERLERE BAKIŞ AÇILARINI ve ONLARA YAKIŞTIRILAN ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  ÇELİŞKİ ÖRNEKLERİNİN; RESİMLERLE DETAYLANDIRILMIŞ OLDUĞU "AHİT ve ÇELİŞKİLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  BULUŞMA ÇADIRI, YAHVE'NİN İSTEDİĞİ BUHUR-TÜTSÜ KONULARININ İŞLENDİĞİ "YAHVENİN ÇADIRI ve BUHURU" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  PAPA'ya YAZILAN MEKTUPTAKİ "YANLIŞ ANLAŞILAN MÜSLÜMANLAR" ve DALGAKIRAN KONUSUNUN İŞLENDİĞİ SAYFAYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  HIRİSTİYANLARIN, MERYEM'İ GÖK TANRIÇASI HALİNE GETİRMELERİNİN İŞLENDİĞİ "GÖK KRALİÇESİ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  M.S. 90 yılında Yanmiya'da Ahit kitapları için konsey toplanır.Bu kitaplardan 6 tanesi efsanelerden ibaret Tanrı sözü değil diye Kutsallıkları iptal edilerek Kitaplarından çıkarılmış.Böylece, Yahudilerin elindeki Eski Ahit denilen kitaplar külliyesindeki Kitap sayısı 45'den 39'a düşer.

Eski Ahit kitabının Babil sürgünü sonrası, Esra önderliği ile başlayan M.Ö. 3. ve 6. yy da yapılan çalışmalarla meydana getirildiği düşünülürse, 400-500 yıl süren kutsallık unvanlarını bu altı kitaptan almışlardır. Kendi elleri ile yazdıklarına takdir buyurarak Kanon'a (kutsal kitap statüsü) dahil ederek kutsal ilanı yapanların torunları, bunlar efsaneler Tanrı sözü olamaz diye Kanon dışına çıkarmışlardır.

Burada şöyle bir soru sorulabilir? Hem Yahudiler, hemde Hıristiyanız diyenler, kanona aldıkları ve kanon dışı bıraktıkları hiç bir kitap için, Peygamber danıştıklarına dair sözleri yok. "Peygamberler böyle buyurdu", "Tanrı Peygamberi ile, resulü ile bizleri uyardı" bizde, yeni şekliyle kitaplarımızı düzenledik diye bir ifadeleri yok.

Anlaşıldığı kadarı ile yazdıkları kitaplara uyma ihtimali olmayan, Peygamberlerin dediklerinin dikkate alınmaması için vaadci "onları ben göndermedim" diyor.

Yeremya (Jeremiah)...23/32 “Uydurma düşler gören peygamberlere karşıyım” diyor RAB. “Bu düşleri anlatıyor, yalanlarla, boş övünmelerle halkımı baştan çıkarıyorlar. Ben onları ne gönderdim, ne de atadım. Bu halka hiç mi hiç yararları yok” diyor RAB.

Yeremya (Jeremiah)...23/16  Her Şeye Egemen RAB diyor ki, “Size peygamberlik eden peygamberlerin Dediklerine kulak asmayın, Onlar sizi aldatıyor. RAB’bin ağzından çıkanları değil, Kendi hayal ettikleri görümleri anlatıyorlar

Peygamberler, onların yazdıklarını kabul etmedikleri, etmeleri mümkün olamadığı içinde, şu maddeye göre hüküm yemişlerdir.

Yasa Kitabı (Deuteronomy)..18/19 ADIMA konuşan PEYGAMBERİN ilettiği sözleri dinlemeyeni BEN cezalandıracağım.
Yasa Kitabı (Deuteronomy)..18/20 Ancak, kendisine buyurmadığım bir sözü BENİM ADIMA söylemeye kalkışan ya da BAŞKA İLAHLAR adına konuşan PEYGAMBER ÖLDÜRÜLECEKTİR.'

Hırıstiyanlar'da, Eski Ahiteki yanlışlıkları bize İsa gösterdi dememişler, konsil kararı ile çıkarmışlardır. Neden diye de merak ediyorum, Yazdıkları mektupların esinlenmelerine övgü dolu sözleri, selamları kendilerine görünerek yada özel meleklerini göndererek Kutsal Ruh kontrolünde ileten İsa, bu iletimler sırasında M.S. 90 yılında Yanmiya'da toplanan konsilden önce bu aksaklıkları bildirmedide konsil kararı ile bunlar kanon dışı bırakıldı. Yada bunları çıkarmayın diye esinleme yaptırmadı da Tanrı sözü olan kitapların Kanon dışında kalmasına göz yumdu. Yuhannaya yapılan esinleme M.S. 95-100 yıllarında yapıldığına göre, iletişim hattı kopmamış esinlenme devam ediyormuş. Ayrıca, O, sürekli birilerine görünen Tanrı değil miydi?

En iyisi ile Kutsal Ruh maskesinin kullanıldığı ifadeler var. Hz. İsa öncesi, Hz. Zekerya ve Hz.Yahya var (Hz. Yahya, Hz. İsa ile yaşıy ve akraba) Yahudi ve Hıristiyanlar bunarı peygamber olarak kitaplarında anıyorlar ama hiç biri, biz Peygamberlere sordukta öyle düzenlemeler yaptık demiyor.Peygamberler bizlere doğruyu gösterdi, uyardı, yeni vahiyleri iletti gibi kitaplarında ne bir madde var nede ifade.

Tüm gelen Peygamberler, bunların derlediği kitaplara uymuş ama bak bunlar efsane bunlar yanlış dememişler. Peygamberlerin arkasından, Tanrıcılık oynayan birtakım insanlar bir araya gelerek, nelerin Tanrısal nelerin Tanrısal olmayacağına TARTIŞARAK ve OY ÇOKLUĞU olmazsa KILIÇ SEÇENEĞİ ile karar vermişlerdir.

Eski Ahitle amel etti ona bağlı tebliğlerini yaptı dedikleri Tanrı İsa, elindeki kitaplarda kendine ve Babsına ait olan sözleri neden ayıklamadıda kendinden 50 yıl sonra toplanan yahudiler ammada atmış bizim atalarımız diyerek 6 kitabı kanon dışı bırakmış Sımsıkı bağlılıklarını sürdüren Katoliklerde bu kitapların Tanrı sözü olamayacağını protestanlardan sonra kabul etmek zorunda kalmış

Burada Yahudilere ait bu kitaplar Hıristiyanlar için neden bukdar önemli olsun ki sorusu akıllara takılabilir. Önemli çünkü, Kitaplarının inanç yönünden bir öncesi olaması gerekiyor.Tıpkı Yahudiler için kitap yazanların Gılgamış destanını ve diğer inanç sistemlerini kullanması gibi.Tanrıya sorarlar o zaman "sen önceleri, bu dinler indiğinde ne yapıyordun". "Bu senin ilk dinin mi" diye. Tanrıları o zaman, her şeyi ben yarattım diye nasıl maddeler yazdırabilir?

Öncesi olmayan, daha doğrusu öncesinde olanlara hükümran olamamış, "herşeye hükümran Tanrı tanıtımı" kimseyi ikna edemez. Kutsal metin yazarlarının geçmişleri Yahudi olduğu için ve her biride hemen hemen Yahudi inancı yada ona pek uzak olmayan pagan esaslı dinler içinde yetiştikleri için, Yahudilik dışında bir din kurmak gibi bir fikirleride olmadığı için, mektuplar yazarlarken bile dindar olanları hala Eski Ahid'e göre amel ettiği için, birde konseylerle öyle kararlar alındığı için, Eski Ahit bütünen Hıristiyan kitabıyla aynı kapak/ Mukaddes kitaplar adı altında Eski Ahit Olarak yerini almıştır.

Hıristiyanlar ise hala, Yahudilerin sapkın kitaplar dediklerine sımsıkı sarılmış halde, bu 6 sapkın kitabıda içinde tuttukları Eski Ahiti 45 kitaplık Tanrı sözü olarak kabul ederler. M.S. 4.yy da yapılan yeni tercümlerde sadece, 4 bölümü hariç yine 45 kitap kutsal kitaplar olarak kabul edilierek Kitabı Mukaddes ciltleri içinde yerini alır.

Bu Eski Ahit'te 45 kitap kabulü, Protestanların 1648'de Westminster konseyinde, Yahudilerin kabul ettiği 39 kitabı kutsal saymasına kadar devam eder.Protestanlarda, tıpkı Yahudiler gibi Eski Ahit kitabını 39 kitap olarak kabul edip ibadetlerinde kullanmışlar.

Yahudiler tarafından ve bir kısım Hıristiyanlar tarafından sapkın ilan edilen kitapların ( o kitaplara ait bölümler. 6kitap 18 bölüm halinde imiş) bölümleri şunlarmış. Tobit, Yudit, Ester, Süleymanın Bilgeliği, Sirak, Baruk, Yeremya'nın Mektubu, Azarya'nın Duası ve Üç Genç Adamın şarkısı, Suzan, Bel ve Ejderha, 1.Makabeler, 2.Makabeler, 3.Makabeler, 1.Esdras, 4.Ezra, Manaşşe'nin Duası, 151.Mezmur ve 4.Makabeler'dir.

Yahudilerin, ESKİ AHİT'te Tanrısal olarak kabul ettikleri kitapların sayısı 39'dur. M.S. 90 yılında Yanmiya konseyinden sonra, 45 kitaptan 39 adete düşmüştür. Tanrı adına (onun yerine ) yazdıkarı kitaplardan, Tanrı adına, tanrıdan değildir diye 6 tanesini çırmışlardır.

Katoliklerin, ESKİ AHİT'te Tanrısal olarak kabul ettikleri kitapların sayısı 45'dir. Az bir zaman öncesine kadar (50-100 yıl) resmen süren bu kabule gelen saçmalık itirazları bu kitaplarda olan kabullerini gözden geçirmeye sevk etmiştir.

Müslüman ülkelerde, Hıristiyan başlığı altında tek kitapla aynı tercüme ile misyonerlik yürütme stratejileri nedeniyle, 6 kitabı bizim gibi ülkelerde Mukaddes Kitaplar bloğu içinde dağıtmadıkları, ayrı olarak kullandıkları biliniyor. Ayrı kullandıkları o kadar açık ki, Suat Yıldırım'ın, Ahit kitaplarına ilahilik katma çerçevesi içinde organize edilen, Kur'an'ı Kerim Mealinden Eski ve Yeni Ahit'lere yaptığı yönlendirmeler içinde, M.S. 95 yılında bunlar Tanrı sözü değildir diye Ahit dışı bırakılmış bu kitaplarada adrelemeler/Yönlendirmeler var.

Adreslenen Ayetler ve Ayet arkasına yazılan, sapkın ilan edilen kitap bilgileri şunlar. (14Baruh 6. bölüm, Makkabe 7/11......II Makkabe 1/4.... 5/2-4, Kohale 3,30; 11,41)
MAİDE...76....KM, Baruh 6. bölüm
TEVBE...103....KM, Kohale 3,30; 11,41
ALİ-İMRAN...124....KM, II Samuel 5,24; II Makkabe 5,2-4; Matta 26,53
MAİDE...27-29....KM, Tekvin 4,3-12; Makkabe 7,11
EN'AM...125....KM, II Makkabe 1,4; Resullerin işleri 16,

Protestanların, ESKİ AHİT'te Tanrısal olarak kabul ettikleri kitapların sayısı tıpkı Yahudilerin kabulü gibi 39'dur. Protestanların 1648'de Westminster konseyinde, sapkın ilan ettikleri bölümler şunlarmış. Tobit, Yudit, Ester, Süleymanın Bilgeliği, Sirak, Baruk, YERAMYA'nın Mektubu, Azarya'nın Duası ve Üç Genç Adamın şarkısı, Suzan, Bel ve Ejderha, 1.Makabeler, 2.Makabeler, 3.Makabeler, 1.Esdras, 4.Ezra, Manaşşe'nin Duası, 151.Mezmur ve 4.Makabeler'dir.

Ortodoksların, ESKİ AHİT'te Tanrısal olarak kabul ettikleri kitapların sayısı 45'dir. Ortodokslar, 1612 yılında Kudüs'te bir konsey toplayarak, Yahudilerin, M.Ö. 3. yy kabul ettikleri Eski Ahit'i bütünen kabul ettiklerini ilan etmişlerdir.1612 yılında aldıkları oy çokluğu kararı ile tüm yazılanların, noktasına kadar Tanrı sözü olduğuna hükmetmişlerdir."bizim tevrat'ımız M.Ö. 2 yy'da Yunanca'ya çevrilen septuagint" olduğuna karar vermişlerdir.(M.Ö. 2 yy'da yapılan Yunanca çevrisi Septuagint esas alınmış)

   
  SUAT YILDIRIM'IN "ESKİ ve YENİ AHİT YÖNLENDİRMELİ KUR'AN MEALİ" İLE İLGİLİ ÖRNEKLİ YAZIYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Başkalarının dinlerine saldıranlar, daha henüz hangisi Tanrıdan Hangisi değil tartışmalarından kurtulamamışlar. Kitaplarındaki birliği sağlayamayanların dini inançları ne kadar sağlam olabilir. Ne derce güvenli olabilir.

Bu gün doğru dediklerini yarın bir takım nedenlerden dolayı iptal etmiyeceklerine bir garanti varmı? Asla yok. Onlar ne Tanrıyı, ne Peygamberi, ne Mesih'i, ne İsa'yı, nede Musa'yı ciddiye alıyorlar. Dolayısı ile din, ait olduğu varlıkların rahat ettiği kendilerinin merkezde olduğu bir tapınma şekli.

İnaçta, takipcilerinin söylenenlere kayıtsız şartsız destek vermesi, elde olanları doğrular davranması, kendilerini yönlendirenlerin Tanrısal güçlere sahip olduğunu kabul etmesi, tapınmalara peryodik olarak iştirak etmesi ve tanrısal güç sahibi olarak kabul ettiği yol göstericisine teslimiyettir.
   
 
   
   
  Kitaplarıda yazarlar, Mesihte atarlar, Tanrıya Kafada tutarlar. En basit örneği ile;Kur'an'ı Kerim'i kabul etmemek içinde var olanları yok saymak Allah'a kafa tutmak değildir de nedir?Kur'an'ı Kerim'in Allah'tan olduğunu, Hz. Muhammed'in, Allah'ın Resulü, olduğunu Kur'an'ı Kerim'in deyimi ile öz oğullarını tanıdıkları gibi tanıyıp biliyorlar.

" Amentularımız bir" diye BİR'LİĞE çağıranların, Türkiye kanadındakiler herşeyi çok iyi biliyorlar. Sayfalar dolusu yazılan çelişkileri, burada yazılanları kat ve kat geçecek kadar biliyorlar. Varlık birliği tutkusu, Tanrısal güç tutkusu, bütün bildiklerini göz ardı etmelerine neden oluyor.İnsanlık var olduğundan beri, Vaadci, vaadine hiç ara vermiyor.

Hz. Adem'in, aklını çelen şeytan insanları parmağında oynatabilir. Sonsuz hayatın mümkün olduğuna, ölümsüzlüğün var olduğuna, Hz. Adem'i ikna etmeyi başaran şeytan doğru sözlülerdenim diyede yemin etmişti.Ebedi yaşamı elde etmek için, birtakım ritüellerin yerine getirmenin yeterli olduğunu söyleyerek, Hz. Adem'i, Allah'ın, berisinde bir takım kuvvetlerin olduğuna inandıran şeytan amacına ulaşma yolunda ilk deneyimini yaşamıştı.Hz. Adem'in, Allah'a, şirk koşmasına neden olan şeytan vaadlerini elbette sürdürüyor.Bireyselçalışmalardan, tecrübe kazanan şeytan, toplumsal katılımları sağlayabilmek için kendi icadı olan Ruhbanlık sınıfını kullanmakta. Adeta "kendi dinini kendin yap, kendi Tanrını kendin bul" yöntemi ile bu harekete katılanlara, vaadci Tanrı olarak katkıda bulunuyor.
   
  HIRİSTİYANLAR ÇOK TANRILI SİSTEMİN VAR OLDUĞUNU KABUL EDEREK İNANÖ SİSTEMLERİNİ KURMUŞLAR VE DEVAM ETTİRİYORLAR.Çok Tanr'lı inanç sistemlerinin varlığını 25 yıllık çalışmalar olmadanda her fırsatta dile getirmekten çokta mutlu oluyorlar.

Papalıktan ayrılan ve bugün bağımsız gibi gözükenlerin hepsi, Vatikan'ın oluşturduğu sistem üzerinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Dünya üzerinde yaygın olmalarını, Vatikan'a borçlu olan Ortodoks ve Protestanlar güç ve ikdidar elde etme amaçlı olarak birbirlerinden ayrılmışlar ve birbirlerini de Aforoz etmişlerdir.

Ama hiç biri "sen bizleri imandan saptırdın" diye Hıristiyan inançlarından geri adım atmamış ve değiştirmemiştir. Mayalı mayasız ekmeki faiz gibi, ritüellerle ilgili sayılabilecek konulardan ayrılmışlardır.İmanı etkileyen bir neden ortada yoktur. Çünkü her biri, kitaplarının her harfi ile TANRIDAN GELDİĞİNİ SAVUNMAKTADIR. Misyonerlik çerçevesi içinde herbiri aynı tercüme ifadeleri ile oluşmuş kitaplarla, faaliyetlerini sürdürmektedirler.

Yukarıda bahsedildiği gibi, bazı kitaplarını yok sayma pahasına da olsa, bu birlikteliğe devam etmektedirler. (Yahudiler tarafından ve bir kısım Hıristiyanlar tarafından sapkın ilan edilen kitapların ( o kitaplara ait bölümler. 6kitap 18 bölüm halinde imiş) bölümleri şunlarmış. Tobit, Yudit, Ester, Süleymanın Bilgeliği, Sirak, Baruk, YERAMYA'nın Mektubu, Azarya'nın Duası ve Üç Genç Adamın şarkısı, Suzan, Bel ve Ejderha, 1.Makabeler, 2.Makabeler, 3.Makabeler, 1.Esdras, 4.Ezra, Manaşşe'nin Duası, 151.Mezmur ve 4.Makabeler'dir.)
   
  HIRİSTİYANLIK ADINA, BUNDAN BİRKAÇ YÜZ ÖNCESİNE KADAR, TEK OTORİTE OLAN PAPA'LIK, BU KONUDA ANA KURULUŞ FELSEFELERİNİ OLUŞTURAN TANRI SEÇİMİ KONUSUNDA ŞÖYLE DİYOR.
   
  VATİKAN .Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri .....................www.meryemana.net/meryem/tr/misc.php?id=20&par=9&td=11

446. Eski Ahit'te yer alan kitapların Yunanca çevirisinde Tanrı'nın Musa'ya açınladığı (Bkz. Çık 3, 14) sözle ifade olunamaz adı YAHVE, Kyrios ("Rab") olarak çevrilmiştir. Rab sözcüğü o zamandan beri İSRAİL TANRISININ Tanrılığını ifade etmek için kullanılmaya başlandı. Yeni Ahit bu güçlü "Rab" adını hem BABA hem de TANRI'NIN KENDİSİ olarak kabul edilen İsa için kullanıyor, (Bkz. 1 Kor 2, 8) bu bir yeniliktir.

Tanrının Musa'ya açınladığı Yahve adının yunanca tercüme karşılığı, Kyrios ("Rab") olarak çevrildiği için "Yeni Ahit bu güçlü "Rab" adını hem BABA hem de TANRI'NIN KENDİSİ olarak kabul edilen İsa için kullanıyor," diyorlar.

İSRAİL TANRISININ kendisi için kullanılmasını istediği YAHVE adının karşılığı olarak, Yunanca Kyrios kelimesi seçildiği (Kriyos olarak tercüme edildiği) için, Bizde (Y.Ahit'te) , o kendine güçlü bir yer edinmiş olan "RAB" ismini kullandık ve kullanıyoruz diyor.

Hiç şöyle birşey deniliyor mu?
Tanrı Yahve, bizim BABA TANRI OLARAK benimsediğimizdir, yada "Yahve: TANRININ ta kendisi olan İSA'nın da, ta kendisidir",. deniliyor mu?
İSRAİL TANRISI tanrılığa devam ediyor, o aslında "Tanrılardan şudur" diye en ufak bir ibare var mı? Çağrışım yapan bir iz var mı?

Kıskanç olan Tanrı Yahve, İsrail halkı dışındaki uluslara ait insanları benimsemiyeceğine göre,
İsrail Halkından başkasını kabul etmediğine göre;
Yeni Ahitte çizilen Tanrı profillerinde BABA TANRI ve Oğul TANRIDA hiç kıskançlık emareleri görülmediğine göre;
Yahve Tanrı, o iki tanrıdan biri olamaz.

Herşeye boyun eğen, gerektiğinde insanların üzerine dökülen, getir götür işleri, Papa seçimleri ile daha çok meşgul olduğu ortada olan, sesi soluğu pek çıkmayan, üçübirliğin-üçüncüsü denilen, Kutsal Ruh'ta Yahve olamaz.Özetle Yahve üçlü-birlikten hiçbiri olamaz.

"İlk insanı yarattım" diyen Herşeye egemen Tanrıdan farklıda olsa, onun devamı niteliğinde, varlığı işlenen İsrail Tanrısı, bu seferde, TANRILAR GÜREŞİNDE YENİLEN TARAF olduda yok mu sayılıyor? Bu durumda E.Ahit'i yazdım, Adem'i yarattım, Nuh Tufanını çıkarttım diyerek, Sina dağında, Moşeye Kitap veren kim ve ona ne oldu? Ahit sandığıyla birlikte o da Alaaddinin lambası örneğinde olduğu gibi kayıp mı oldu?

Sadece aynı ismi, tercümelere dayanarak / tercüme öyle yapıldığı için, kullanıldığının özellikle belirtildiği ifadeler var.
Yahve Tanrının, kendi işaret ettikleri Tanrı kabulleri ile bir alakasının olmadığını, kesin vurgularla anlatan sözler var.
Yeni Ahit, yapılan tercümeler sonucunda, Kriyos kelimesi yerine başka kelime kullanabilirdi, sezerşenişileri bile var. (Hıristiyanlık oluşumuna sebep olan Yahudi kökenli, kutsal metin yazarlarıda bu sezerşenişten nasibini almış gözüküyor.)
Y.Ahit böyle kullandığı için, bizde öyle kullanıyoruzun altını çizen vurgular var.
Yahve'nin Tanrı olsa bile, İSA Tanrı kadar, büyük olamayacağını belirten, Yahve ile aradaki varsayılacak bağları kesip atan, vurucu sözler var. "TANRININ KENDİSİ OLAN İSA."

BABA TANRI'da olmadığını, "aynı ismi onun içinde kullanıyoruz" ifadesi ile zaten satır aralarında ortaya koymuşlar. Görüldüğü gibi Yahve'nin Tanrılığının, şu kimlik altında devam ettiğini belirten, ima eden, çağrışım yaptıran sözü bırakın, kesin ayrım yapan ifadelerle, İSA Tanrı ve BABA tanrı anlayışının geçerli olduğunu, aradaki tek bağın, tercüme takdiri sonucu kullanılan, "RAB" isiminden ibaret olduğunu belirten ifadeleri, art arda sıralayarak durumu açıklamışlar.

O zaman, kitaplarına geçmiş kazandırabilmek için dahil ettikleri, "her sözü Tanrı'dandır" derken mecburen kasdettikleri YAHVE'ye ne oldu?
Yine mecburiyetler karşısında, kitaplarına dahil ettikleri, sayfalar nedeni ile varlığını kabul etmek zorunda kaldıkları, YAHVE, Y.Ahit bölümüne felsefesi ile geçmedi ise, varlığını şu anda sadece İsrail Tanrısı olarak mı sürdürüyor?
O zamanda ellerindeki kitaplara ilave ettikleri, E.Ahit'i kelimesine kadar kim yazdı?
Eğer Yahve'dense, onlarda Yahvenin istekleri doğrultusunda çadırlar yapıp, buhurlar sunmayı düşünüyorlar mı?
Yok eğer Yahve yazmadı ise, o zaman başka bir Tanrı daha mı var?
Kıskanç Tanrı Yahve bu durumda ne yapıyor?

Bu durumda Kurtsal ruh ne diyor?.Her Papa seçimine bizzat iştirak ederek Papa'yı seçen Kutsal Ruh, bu konuya niye açıklık getirmiyor?
Ellerindeki Kitap tanrıdansa, kendilerine ait olan Tanrı'ları da "evet bu kitap bizden / benim" dedi ise, Yahve neden ortalıkta gözükmüyor.
Neden, o kitabın yazarı olarak gözüken Yahve, kitabında ben kimlik değiştireceğim Oğul Tanrı olarak gelecğim yada BABA TANRI'lığa döneceğim dememiş?
Eğer Oğul tanrı olduysa; söz verdiği halde, "sizden başka halk edinmem" dediği halde, Dünyanın bütün uluslarına, neden kucak açmış olabilir?
Değişime ayak uydurduysa, durumu neden İsrail'lilere bildirmemiş?
İsa gelmesine çok yakın zamana kadar, görünümlerle halkına direktifler verdiği halde, neden anlayış değişimi ve kimlik değişimi konusunda bilgi vermemiş?
Kitaba Tanrı olarak onay veren, hatta bu kitabı yazmış olması gereken, Tanrı İsa neden ben Yahve'yim demedi?

Kitabı yazan Tanrı ise,
Yahve'de, Hıristiyanların kitaplarına Tanrı sözü olarak ilave ettikleri E.Ahitte, "ben yazdım" diyorsa, Oğul Tanrı'da, "bende Tanrıyım" diyorsa, nasıl ouyorda birbirlerini tanımayıp bahis açmıyorlar? Nasıl oluyorda Yahve denilen benim yada o kitabı yazan yahve benin babamdır demiyor?

Eğer üçübirliğe inanıyorlarsa, BABA TANRI, OĞUL TANRI, KUTSAL RUH olarak varlıklarını sürdürüyorlarsa, (kimse bir demesin Tahtta bile yanyana oturuyorlar, kutsal ruhta çevrede yada inanalıların üzerine dökülmüş halde) kitabı indiren Yahve kim oluyor?
Hangisi Yahve'nin devamı oluyor? Kutsal Ruh, bu durumda hangisinden oluyor?

Yahudiler ise, Yahve'ye inanmaya, ona tapmaya devam ediyor. Hıristiyanlar ise, "BEN SADECE İSRAİL'İN TANRISIYIM" diyen, kendi halkından olmayan herkezi, "KÖLE YAPACAĞINI" haykıran YAHVE'yi elbette anmıyorlar. Ama redde edemiyorlar. Sadece kabullerde yokmuş gibi davranıyorlar.

Dinler arası diyalog panayırını düşünebiliyormusunuz. Yahudi, "bu işi İsrail Tanrısı halleder" diyor, Hıristiyan "biz işlerimizi Tanrının oğlu ile hallediyoruz" diyor, Müslümanda ne der diye örnek veremiyorum, çünkü oraya katılan zat-ı muhteremler "AMENTÜLARIMIZ AYNI" diye duyurularda bulundular.Orada ne dediler bilemem. Ama irdeleme yapabilirim.
"Aynı Allah'a, inanıyoruz" dediklerine göre, Papa'ya da mektubu "RAB'BİN ACİZ KULU" diye verdiklerine göre, İNANÇSIZLARA KARŞI PAPA İLE İTTİFAKLAR kurduklarına göre, inanç sahibi olanlardan birinin sarfettiği tanımlardan, kendilerine uygun gelenini kullanmış olabilirler. Özetle; herşey denmiş olabilir.


İsrail'lilerin dışında kimseyi kabul etmeyen, Tanrı'yı kim kabul edebilir? Cevabı, "hiç kimse" gibi gelebilir ama Hıristiyanlar için kabul etmemeleri, kitaplarını değiştirmedikleri sürece mümkün değil.

Çünkü o kitapları "ben indirdim" diyen Yahve ve o kitaplar her harfi ile "Tanrı sözüdür" diyen ve kutsal kitaplarına ilave edende Hıristiyanlar. İsrail halkından başka ulus kabul etmeyen, tüm ulusları sizin köleniz yapacağım diyen, YAHVE kimliği kabul edilen kitaplar yüzünden, istenmeseler de Hıristiyanlar tarafından yaşatılıyor.

Ya kitaplar değişecek, ya kafalar, yada Oğul Tanrı esasında Yahve denilerek durum kotarılacak (2000 sene sonra biri çıkp şöyle diyor, kendisini Oğul Tanrı olarak tanıtan, Tanrı esasında, kıskanç olmasının yanında şakayıda seven Yahve imiş). ama o durumda da Yeni Antlaşma olmaz. Herşey yatar.

Yahve, BABA tanrıdır hiç diyemezler, o zaman "üstlük" tamamen Yahudi'lere geçer. BABA tanrı yanından gelen, Oğul Tanrı inancı yıkılırsa ORTADA MÜJDE'DE KALMAZ dolayısıyla kurtuluşun inandırıcılığıda kalmaz.

İsrail'i seven, onlarla savaş meydanından meydanına çadırlar içinde koşturan, dur-durak bilmeyen Yahve Tanrı, İsrailliler dışındakilere kurtuluş vaad eder mi? 2. hayatta yapılacak kutsal kentin boyutları, Oğul Tanrı'nın vaadlerine göre daha küçük. Yahve ancak kendilerine göre hesaplamış olmalı 7-8 km2.

Tanrı kabulündeki herhangi bir değişiklik sonucu üstünlük Yahudi'lere, dolaysıyla tapılacak Tanrı olarakta Yahve'ye geçeceğinden dolayı tanrı kabulleri üstünlüğü kaybetmeme, iktidarı tutabilme adına yapılmış sadece isim kullanımı ile bu ayrım işi küllendirilmiş.
   
  Bu istekleri destekleyenler ancak; kurtuluşlarını tamamen kabul ettiklerinin, TANRI OLMALARINA bağlayanlardır.Yoksa, kafalarına göre; Tanrı ummadan, nasıl kurtuluş umudu taşıyabilirler.

Varlık birliği tüccarlarının oluşturduğu piyasada, kurtuluş umudu peşinde olanları tezgaha çağıran, simsarların ağzından çıkanları doğru kabul edenler olabilir. Vahdet-i Vucud hayali ile yanıp tutuşan, kendileri için başka kurtuluş umudu olmayanların kumpanyalarına, ama seyirci ama oyucu olarak katılanların hayalleri olabilir.

2 Tarihler (Chronicles)...2/5 "Yapacağım tapınak büyük olacak. Çünkü Tanrımız bütün tanrılardan büyüktür.
Esinleme (Vahiy).........17/14"...Çünkü kuzu RABLERİN RABBİ, KRALLARIN KRALI"

Zaten, Vatikan resmi diliyle de birden fazla Tanrı inancının olduğu kabul edilmiş. Bırakın üçübirlik meselesinden çıkartılan üç Tanrı'yı, aynı kapak adı altıda, iki adet resmen benimsenmiş TANRI var.
   
  25 yılık çalışma sonucu Yahudilerin birden çok Tanrı inancı var" sonucuna ulaşan Vatikan aynı kitabı her kelimesi ile Tanrıdan geldi diyerek ilave ettiklerini unutuyorlar mıdır? Hayır. YENİ AŞAMAYA İNSANLARI ALIŞTIRIYORLAR GİBİ.

Tüm dinlerle ittifak kurabilecekleri, Tanrılar arası (var kabul ettikleri) BİR'lik çalışmasına katkı olsun diye, ÇOK TANRILI KİTAP İLANINDA bulunmuş olabilirler. Herkezin tanrısı kendisine diyecekler ve Dünya nufusunun şu anda 2/3'ünü oluşturan, ÇOK TANRILILAR bir araya gelecek olmalı. Herbiri, Tanrı olarak benimsediklerini kendilerine ait, MÜSTAKİL TANRI olduğunun zaten farkında.

Sadece diğer tanrıları da resmileştirmeleri gerekiyor. Onları da Tanımaları gerekiyor. Artık dualarını Direk Tanrı adı kullanarak değil, TANRININ TAKILMIŞ OLAN UNVANI ve İSMİ BELİRTEREK yapmaları gerekiyor. Her Tanrı oluşturanlara / ilan edenlere göre, galip gelecek Tanrı kendilerinin biçimlendirdikleri Tanrı olacağından, işaretlenmeli, damgalanmalılar ama en önemlisi KAYIT OLMALILAR. Sonra kurtuluş sırasında bir krambole gidip arada kaynamakta var.
   
  YUKARIDAKİ YAZILAN TÜM SAÇMALIKLARI ONLARDA BİLİYORLAR ama ONLAR; "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'A" İMAN ETMEDİKLERİNİ DE BİLİYORLAR
   
  DÜŞÜNEBİLİYOR MUSUNUZ? TEK İLAH MASKESİ ALTINDA, BİRDEN ÇOK TANRI İNANCI İÇİNDE YAŞAMAYI, NASILDA NORMAL KARŞILIYORLAR. Normal karşılıyorlar çünkü; Ellerinde bulunan, kitaba geçmiş kazandırabilmel için, ÇOK TANRILI DİNLERİ SAVUNUYOR dedikleri hatta delillendirdikleri ESAKİ AHİT KİTABINI KENDİ KİTAPLARINA dahi eden onlar. Dahi etmekle kalmayıp, kendilerine tabii olanları ikna edebilmek için, "HER HARFİ TANRI SÖZÜDÜR" diye kefil olanlarda onlar.

Aynı kapak altında, hem birbirine rakip olan, hem birbirleri ile şimdilikte ittifak kurdurulmuş olan ÇOK TANRI İNANÇLARINI muhafaza ve müdafa ediyorlar.Bizlerede, kurdukları özel imalatları olan Tanrıların sergilendiği pazarda, onlara "kolay gelsin" demek düşer.

Çok Tanrı kabülünden rahatsız olmayan, hatta bunu destekleyenlerin KORKULARI SADECE ÜSTÜNLÜK KAYBETME OLASILIĞIDIR. Tanrıların remen açıklanmayıp geçişlerin küllendirilmesinin nedeni de budur. Kurtuluş senaryosunda çaya, çorbaya limon istemiyorlar.Herkez kendisinin bağlandığı Varlığın yada Varlık grubunun galip gelmesini istiyor.

Bazı mektuparın yazılması, el etek öpülmesi, özürler dilenmesi, alınan yolların uzunluğunun belirtilmesi, bizleri de aranıza alın ricalarının yapılması, Rab'ler şükredilmesi, İNANÇSIZLARA KARŞI İTTİFAKLAR kurulmasının nedeni budur. Aralarına katılarak sağlamış oldukları / elde ettikleri Varlıklar arası kuvvete dahil olabilmek.

Yoksa Amerika'lar da yaşayacak imkanı zaten vardı. Zaten insan kaynağı olarak yeterli güce sahipti. Türkiye şartlarında iyi bir Cemaate sahipti.Türkiye Cumhuriyetinin her kesiminde destek alıyor, saygı görüyordu.Her kesiminden Cemaatine dahil olanlar verdı. En tepelerden, en alt birime kadar, kayıtlı olmasalarda, en azından gönülden destekleyen sempatizanları vardı. Yoksa oralara kadar nasıl tırmanabilirdi.
   
  VATİKAN .Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri .....................www.meryemana.net/meryem/tr/misc.php?id=20&par=9&td=11

454 Tanrı'nın Oğlu adı, Mesih İsa'nın Babası Tanrı'ya olan biricik ve ebedi ilişkisi demektir: O Baba'nın (Bkz. Yu 1, 14, 18, 3; 16, 18) ve Tanrı'nın Kendisinin (Bkz. Yu 1,1)  biricik Oğludur. Hıristiyan olabilmek için Mesih İsa' nın Tanrı'nın Oğlu olduğuna inanmak şarttır. (Bkz. Hİ 8, 37, 1 Yu 2, 23)