DİYANETİN KURAN'I KERİM MEALİNDE YAPTIĞI HATALAR. OCAK-2005
  Diyanetin meal de yaptığı hatalar üzerine, Diyanet işleri Başkanlığına gönderilen yazı. Ve sonrasında düzenlemenin kısa bir özetini içeren resimli anlatım..
   
   
  İLGİLİLER : DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI YÖNETİCİLERİ VE KENDİLERİNİ DİNDEN SORUMLU GÖRENLER, GÖSTERENLER…….VE DE BİZ MÜSLÜMANLAR.
  KONU : TOPLUM OLARAK, MİSYONERLİK İLE NASIL MÜCADELE EDİYORUZ.????
   
  Diyanet kurumunda yetkili olan yada yetkili oldukları kabul edilen sayın yöneticiler..
İnternette diyanet sitesinde yayınladığınız KUR'AN MEALİNİ yayınlamakla hizmet yaptığınızı,görevinizi yerine getirdiğinizi inanıyorsanız yanılıyorsunuz.
   
  ÖRNEK 1... Ayet içinde çalışma notunun unutulması
  MEAL ÇALIŞMA NOTUNU, AYET İÇİNDE UNUTMUŞLAR!. İYİ Kİ, BAŞKA NOTLAR UNUTMAMIŞLAR
   
  NEML 44 - (Sayfa 380'ın devamı,44 Ayet) Belkıs, “Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi.
   
  ÖRNEK 2... Ayet numaralarının karıştırılması
  Diyanet mealin'de A'RAF suresine giriş (sure bilgileri)
  Mekke döneminde inmiştir. 163–170. âyetlerin Medine döneminde indiğini söyleyen âlimler de vardır. 206 âyettir. Sûre adını, 46. ve 48. âyetlerde geçen “el-A’râf” kelimesinden almıştır. “el-A’râf”, yüksek yerler, yüksek mevkiler demektir. Sûrede temel konu olarak, ilahi vahyin doğruluğu ve vahye duyulan ihtiyaç işlenmektedir
   
  A'RAF suresi maddeleri ise 205 ayette bitiyor
  7-A'RAF 203 - Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.
7-A'RAF 204 - Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma.
7-A'RAF 205 - Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O’na ibadet etmekten büyüklenmezler. O’nu tespih ederler ve yalnız O’na secde ederler.[31]
ŞEKLİNE NUMARANDILARAK SURE SONA ERDİRİLMİŞ. (İlave not:Sure bilgilerinde 206 ayet olduğu, bildirilen sure 205 ayette bitiriliyor. Elbetteki sure 206 ayet)
   
  NUMARALANDIRMA HATASI, BURADA YAPILMIŞ.
  7-A'RAF 61 - (Nûh onlara) şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Aksine ben, Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.
7-A'RAF 62 “Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile biliyorum.”Sizi uyarması ve sizin de Allah’a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için, içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı?
7-A'RAF 63 - Derken kavmi onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler.
   
  DİĞER MEALLERLE KIYASLAMA İLE BU AYET NUMARALARI....
  7-A'RAF 61 - (Nûh onlara) şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Aksine ben, Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.
7-A'RAF 62-63 “Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile biliyorum.”Sizi uyarması ve sizin de Allah’a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için, içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı?
7-A'RAF 64 - Derken kavmi onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler.
   
  DÜZELTİDİĞİNDE SURE DİĞER MEALLER İLE ÇELİŞKİSİZ OLARAK AŞAĞIDAKİ GİBİ OLUYOR
  7-A'RAF 204 - Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.
7-A'RAF 205 - Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma.
7-A'RAF 206 - Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O’na ibadet etmekten büyüklenmezler. O’nu tespih ederler ve yalnız O’na secde ederler.[31]
   
  ÖRNEK 3 Ayetlerin yer değiştirmesi..
  DİYANET AYETLER
   
  Reklendirerek hata gösterimi yapılıp, doğru hale gelmesi için gerekenin ne olduğu yine renkli olarak gösteriliyor.
  DİYANET AYETLER 2
   
  Düşüncelerim,isteklerim,uyarılarım;
  Bu yaptığınız, sizlerin görevlerinize ne kadar ciddi yaklaştığınızın bir göstergesi.Misyonerlik çalışmalarının doruk noktasına çıktığı,herbirimizin bununla mücadele etmemizin gerekliliği,uyanık olmamız için sürekli olarak,gerek medyada,gerek camilerde beylik nutuklarla dile getirildiği, şu günlerde,hemde kutsal kitabımız KUR'AN'I KERİM'e bu kadar laubali yaklaşım olamaz.Hiçmi yazdığınız,yayınladığınız ürünleri okumazsınız?Sizler meal çalışması yapılmıştı nasıl oldu diye merak etmezmisiniz? Sizin tonlarca danışmanlarınız,ulemanız, yazım kurullarınız, bilirleriniz ne yapar? Koca ,koca binalarda oturup maaş günümü beklerler? Üstlerine şirin, toz pembe raporlar yazıp bir üst makam için mücadele ederken,durumumu idare ederler?Peki ya siz üstler,alt kadrolarınızın neler yaptığını hiç merak etmezmisiniz?Yoksa sizlerde onlar gibi sadece raporlar ,maaşlar ve üst makam için mi uğraşıyorsunuz.?Sizler sadece sitenizin görüntü güzelliğine mi bakıyorsunuz,içerik sizi ilgilendirmiyormu?

Misyonerlik çalışmalarını meydanı boş bularak bu kadar kolay yapabilmelerinin nedeni ortada.Bizlerin ve sorumlu kurum ve kuruluşların gerekli özeni göstermemizden kaynaklandığı açıkca belli.Kurallar,kanunlar,tüzükler doğrultusunda yapılan çalışmalara gönül verilmez ise özen gösterilmez ise doğruyu, güzeli yaparak ALLAH yolunda hizmet vermek adına katkıda bulunulmaz, çalışılmaz "ben yaptım oldu aybaşı gelsin" mantığı ile yapılırsa KUR'AN'I KERİM mealide hemde Diyanet sitesinde böyle olur.

Bu derece yaptığı işlere lakayt olan insanların misyonerlik konusunda neler yapatığı ortada da,bundan sonra yapacakları beni çok korkutuyor. Sizler medyada,raporlarınızda dış mihraklardan,dış güçlerlerden bahsedersiniz,olur biter.Komik duruma düşüyorsunuz bizleri de aciz bırakıyorsunuz.Müslümanlığı çok iyi ve doğru olarak öğretmiş olsaydınız, bazen birbirlerine sevgi ve selamlarla başlayan, biz düşündük böyledir, böyle karar verdik.. vs.tanımlamalarıyla zaman zaman devam eden mektuplardan ibaret palavra kitabı TÜRKİYE CUMHURİYETİ sınırları içinde kimse pervasızca dağıtamazdı.Dağıtsalar bile kimse itibar etmezdi.
   
  Yine haberiniz yoktur sanırım.Anadolu'nun bazı yörelerinde ilerde kilise olarak kullanacakları(genellikle kiliseden,camiye çevrilmiş)yerleri saptayıp, isimleri bile kararlaştırılmış halde. Küçük yerlerde kimliklerinde müslüman yazıp aslında hıristiyan olan,çevre baskısı yüzünden açıklayamayanlar azımsanmıyacak kadar çok.Misyonerlik çalışması sanıyormusunuz ki sadece hıristiyanlar tarafından yapılıyor?

Kendini dindar müslüman gösteren,ama hıristiyanlar için çalışan ALLAH'a ulaşmanın yolları diye birtakım metafiziksel öğretileri insanlara aktaran,ibadetlerini ve cami'ye gitmeyi aksatmayan ama ne gariptir ki insanların, imanlarını kuvvetlendirmek için HIRİSTİYAN VE YAHUDİLİK PROPAGANDASI YAPAN, SÜREKLİ 'KUTSAL KİTAPLARINDAN' PARÇALAR OKUYAN evangalist kilise propagandalı GOD,GOD 2 TV kanallarını tavsiye eden, birtakım maharetleri,kerametleri olduğunu iddia eden, büyük ihtimalle dünya tarikatlarından yönlendirilen, çalışmalarını Türklük ve müslümanlık adına yaptığını söyleyen misyonerlerin dolaştığı birçok yerde söylenmektedir.

Anlaşıldığı gibi misyonerlik, "tüm kalelerimizi ve tersanelerimizi neredeyse işgal etmiş, iç mihraklarla işbirliğine gitmiş" durumda.Daha neyi bekliyorsunuz.Sizler bu düşüncelerinizde israr ettiğiniz sürece, ileride onlara sağlanacak imkanlar ve kolaylıklar neticesinde sayılarının hızla artacağı aşikardır.

SÜREKLİ KURTARICI BEKLENTİSİNDE OLAN BİR TOPLUMA,Bu kadar mehdi beklentisinin aşılanması, HZ.İSA muhakkak gelecek inancının beyinlere belletilmesi, o insanları kurtarıcısı olarak gördüğü mehdisini aramaya iteceği muhakkak.Birde bakarsınız ki mehdisini arayan kişi DECCALLERDEN (tanım olarak)birinin peşine takılıp gitmiş.Sonra medyaya çıkıp, her olay sonucunda olduğu gibi "ah misyonerler, vah miyonerler" diye ağlayıp dövünenlerden mi olacaksınız.? Kalelerimiz sağlam olsa idi kalelerimizi fethedebilirlermiydi?

KUR'AN'ı, ALLAH'ın sözlerini kendi dünya görüşünüze uygun olarak, onu korkutma aracı olarak, kullanmaya, yorumlamaya kalkışmanız yüzünden insanları ALLAH'tan uzaklaştırmaya, belki istemeden sebep oldunuz yada birilerinin dünya görüşlerine alet oldunuz.İspatı yine sizden;
   
  5-HİCR..... ...49,50 - Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver.
4-NİSA ........31 - Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız
10-YUNUS... 62 - Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.
33-AHZAB..... 3 - Allah’a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter..
   
  Daha KUR'AN'ı KERİM'de onlarca benzeri olan ayetleri görmemezliğe gelerek, insanları müslüman tutmak için, KUR'AN'ı KERİM'in resmi sıralamada 1.sure olan, FATİHA suresinin 4.ayetini, (önceki mealinizde)
"1-FATİHA ....4. Ceza gününün mâlikidir." diye yorumlayıp korkutma yöntemini benimsediniz.TÜRKİYE'de parti başkanlarının sürekli yaptığı gibi "küçük olsun ama benim olsun" görüşünümü benimsediniz?
   
  ELMALI MEALİNDE …………………..1 - FATİHA..... 4 - O, din gününün maliki Allah'ın.
S.ATEŞ MEALİNDE…………………. .1- FATİHA...... 4-Din (cezâ ve mükâfât) gününün sâhibidir.
Y.N.ÖZTÜRK MEALİNDE………….... 1 - FATİHA..... 4. Din gününün Mâlik'i/ sultanıdır O…
   
  Adı geçen meallerde yukarıda naklettiğim anlamda yorumlandığı halde, son düzenlediğiniz meale kadar "o günün" sadece neden "cezandırma" günü olduğunu ilan ettiniz? Ogün insanların mükafatlandıracağını da, ALLAHIN SONSUZ MERHAMEDİNİN olduğunu, vurgulamadınız.Yorumunuzu muhafaza ettiniz.

Son mealinizde ise fazla korkutmanın, yanlış olduğuna karar verdiniz ki;
1-FATİHA... 2,3,4 - "Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah’a mahsustur."
.......................diye yorumlayarak parantez içinde de olsa cezayı ve mükafatları da kapsayan -ahiret günü- ibaresini koyma gereksimini hissettiniz.
   
  Yorumu niye değiştiriyorsunuz?Doğruysa kalsaydı.Yok eğer yanlışsa tüm anlamı kökten değiştiren bu yorum niçin yıllardır meal'de kaldı?Yoksa biz değişmez diye inandığımız manalar yönetimler değiştikce, değişiyormu? O bir ayet yorum farkı tüm kitaba bakışımızı tümden değiştirmemize neden oluyor.Sizler buna dikkat etmiyormusunuz.?

D aha kitabın başında insanlara ALLAH'ın sadece cezalandırıcı olduğu düşüncesi verirseniz, kendi dinlerinde,inançlarında CEHENNEM'in olmadığını, HZ.İSA'nın tüm hıristiyanların günahlarını affettirmek için çarmıhta acı çektiğini savunan, tüm hıristiyanların CENNETE gideceğini duyuran misyonerlere;(sizin asli görevlerinizi tam olarak yerine getirmemeniz yüzünden,dini bilgisi, halk deyimi ile, yarım-yumalak olan, korkutulmuş bir insan, en azından korkularından kurtulubilmek için) kolay bir yem haline gelir, yargısına varmak hiçte zor değildir.

ALLAH rızası için meale kendi dünya görüşlerinizi yansıtmayın.ALLAH dileseydi oraya onu yazdırırdı.Siz(e göre) ALLAH'ın, eksik söylediğine mi inanıyorsunuz. O nedenle mi, manaları bu kadar değiştiren yorumlar yapıyorsunuz?
   
  Bakın; ALLAH ne buyuruyor;
  18-KEHF 109 - De ki: “Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak); Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi.”
31-LOKMAN 27 - Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
   
  Dini tam olarak anlatabilmiş olsaydınız, zekalarını ALLAH'ın zekası ile en azından eşit görüp, KUR'AN'ı KERiM'den manalar çıkarttığını,şifreleri çözdüklerini iddia edenler, gaybı bilmekte kendilerini ALLAH'la eşdeğer görme gafletinde bulunan,kendilerine falcı ve büyücü isimlerini değilde MEDYUM tanımlaması ile nitelendiren, biçareler bu kadar desteği ve ilgiyi halktan görebilirlermiydi? Medyada sık sık gözüküp ilgi odağı olup yanlış ve sapkın fikirlerini sarfettiklerinde acaba böyle itibar görebilirlermiydi? Ne yayınları nede meslekleri pirim yapıp servet sahibi olabilirler miydi?
   
  Bakın; ALLAH ne buyuruyor;
  3-AL-İ İMRAN 7 - O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir.[4] Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.
39-ZÜMER... 49 - İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, “Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.
   
  Medya'dan ABD'nin şimdi de gözünü İran'a diktiğini takip ediyorsunuz sanırım!.Sonra ne mi olacaktır? Elbette eğer amaç islam dünyasını yok etmek, etkisiz hale getirmekse tabii ki hedef ülkemiz olacaktır.Önce deccal çıkacaktır,sonra mehdi ilan ettikleri biri, sonra kaçınılmaz son.

Bu onların adım adım herkezin gözünün önünde gerçekleştirmeye çalıştıkları düşünceleri.Bizlerin ALLAH'ın emirlerini çok iyi öğrenip ALLAH'ın yardımıyla bu olayların önüne geçmeye çalışmalıyız.Deccal ilan edecekleri kişi ve kişileri haberlerde bol bol görüyoruz, geriye bir tek mehdi ilan edecekleri kişi kalıyor "minareyi çalacak olan kılıfını hazırlar"derler.Bizler ister inanırız,ister kabul etmeyiz.Unutmayın ABD'yi durdurabilecek önce ALLAH,sonra ise hıristiyan kamuoyu.Hıristiyan ve bazı müslüman kamuoyu ve kamu oyu oluşturan güçlerin mehdiyi kabul edecekleri muhakkak.

Dört olan kitaplarını ve Tevratı'da birleştirerek yeni ahit olarak adlandırdıktan sonra bu kabul hiçte zor olmasa gerek.Bizi koruyacak tek, mutlak ve herşeye kadir olan yaratanımız herşeyi bilen, ol dediğinde olduran ALLAH var.Bizlerin ALLAH'a yaraşır şekilde çalışıp, düşünüp yardımlarına mahzar olmayı haketmeyi sağlamamız gerekir.

Bunlar olmazsa ne olur?ALLAH dilerse yeni bir nesil getirmesi hiçte zor değil.Uyarılara kulak vermeyen helak edilen toplumlardan biri oluruz. Tüm dünyaya dağıtılmak üzere her dilde en çok incil baskısı yapılan ülke biziz herhalde.
Sizler bu işe dikkatli,gönüllü olarak eğilmezseniz, doğru şeyler üretmezseniz sonraki dönemlerde -gerçek furkan- adlı kitabı matbaalarınız basmak zorunda kalabilir.Akılarımızı başımıza alalım ALLAH'ın uyarılarını dikkate alalım.
   
  Bakın; ALLAH ne buyuruyor;
  5-MAİDE.... 105 - Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. Siz doğru yolda olursanız yoldan sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman Allah size yaptıklarınızı haber verecektir.
59-HAŞR... 18 - Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
59-HAŞR... 19 - Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta kendileridir.
   
  Sitenizde okuma bölümündeki meal maddelendirmesi ile download bölümündeki meal maddelendirmesi farklı. Download bölümünde olan hatalar pervasızca yapılmış. Her ikisinde aynı meali yayınlamak zormu?Yazılı olan metni oraya kopyalamak bir kişinin en fazla bir gününü alır.Paralarınızı helal kazanmaya çalışın,unutmayın ALLAH'ın sözlerini yayınlıyorsunuz!! falancanın hikaye kitabını değil.
Bakın bugün yazdığınız Ayet köşesinde " Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir )" ayet mealini veriyorsunuz. Hadis köşesimde ise "İlim öğrenmek için yola çıkan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır." Tirmizi, İlim 2, (2649) Bari halka uyması için yayınladığınız bu köşeleri, birazda siz okuyup uymaya çalişsanız.

İnsanlar sitenizden meali ayetler halinde almak zorunda kalıyor.Tümü diye koyduğunuz seçenek defalarca denedim çalışmıyor.Çokmu zor?. Gerçek furkan diye adlandırılıp Arap ülkelerinde dağıtımı yapılan kitabın belli süre sonra ülkemizde de dağıtımının olacağı aşikardır.Şu anda internette islami gözüken sitelerde 2 farklı meal eksiklikleri ile dağıtılmakta. Güzel ve ciddi bir program yapın siz yayınlayın. Bol bol dağıtın. İnsanların kitaplarını okumalarını ve daha iyi anlamalarını sağlayın.Misyonerle mücadelenin zamanı geldi geçiyor bile.

İş işten geçtikten sonra "sular kesildi dersime çalışamadım" türünden mazeretler sorumlulara sadece "züğürt tesellisi verir.Aklınızı başınıza alın,ALLAH'tan korkun,ALLAH'ın yolunda 'para ile bile hizmetkar' olamıyorsunuz, hiç olmassa aldığınız maaşları hak etmek için yapın.
Hırıstiyan siteleri harıl, harıl yayınlar yapar iken, sizler lütfenden adet yerini bulsun,raporlar dolsun diye hareket ediyorsunuz. Ciddi, doğru, anlaşılır meali insanlar kolayca yüklerse yazılı ürünlerin satışının düşeceğinden,diğer meal veren sitelere rağbetin azalacağından mı korkuyorsunuz?

İnternette birkaç sitede daha sizin mealiniz verilmekte ama hepsi farklı ve eksik olduğunu yukarıda belirttim.Bunlarıda okuyup onları uyarmıyorsunuz? Neden? İnsanlar ordan bilgisayarlarına indiriyor,çünkü oradan indirmek daha kolay.Doğru bir meal hazırlayıp bunlara verseniz onlarda sitelerini ziyaret edenlere onu sunsalar.Her kişi olanakları ölçüsünde bilgisayarında meal olmasını istiyor.
   
  Son söz ALLAH'ın sözü olsun;(onlarca emir ve tavsiyelerden sadece biri)
  5-MAİDE...... 16 - Allah onunla rızası peşinde olanları selamet yollarına iletir ve onları izniyle, karanlıklardan aydınlığa çıkarıp kendilerini dosdoğru bir yola iletir.
   
  ALLAH rızasını, kazanmayı hepimize ve islam alemine nasib etsin.
   
  İsim ve İmza
   
  DİYANETE GÖNDERİLEN YAZININ SONU...............
  Düzeltmeleri tanımladıktan, sonra Diyanet teşekkür mail'i gönderdi. İsimsiz ve imzasız. Dini soru adı ile gelen teşekkür mail'i.Hataları, tespiti belgeli olduğu içinde, telefonda söylenen, gönderilen maillerde ifade edilenlere hak verdiler sanırım. Her ne kadar benden nefret etmiş olsalarda. Oysa, Allah'ın kitabına yapıtıkları, umursamazlıktan kurtuldular düzeltme imkanı buldular. Tövbe hataları düzltenler, düzeltmek istiyenler içindir. Kendilerini hatasız görüp, hataları gösterildiğinde, uyarandan nefret edenler için değildir. Eşya/tanım ismi ile mail gönderenler, hatalarında kurtuldukları için şükretmeyenlerdir.
   
  BU BÖLÜM, HATALARIN, DAHA İYİ ANLAŞILABİLMESİ İÇİN RESİMLİ ANLATIMLARI İÇERMEKTEDİR.
  GÖNDERİLEN YAZILARIN DIŞINDA OLAN DÖKÜMAN. HATALARIN O ANKİ, GÖRÜNTÜLERİNİ İÇEREN, BİR BAKIMA, HATALARI BELGELEYEN, RESİMLİ ÖZET.
   
  Diyanet işleri başkanlığının 26-01-2005 tarihindeki web sayfası..
  DİYANET MEAL 1
   
  MEAL BÖLÜMÜ .. MEAL, OKUMA VEYA YÜKLEME YAPILABİLEN BÖLÜM..
  DİYANET MEAL 2
   
  SURE, İSİMLERİNİN OLDUĞU BÖLÜM..
  DİYANET MEAL 3
   
  ÖRNEK 1 MEAL ÇALIŞMA NOTUNU AYET İÇİNDE UNUTULAN NOT...
  NEML 44 - (Sayfa 380'ın devamı,44 Ayet) Belkıs, “Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi.
  DİYANET MEAL 4
   
 
   
  DİYANET MEAL 5
   
  ÖRNEK 2/A... ARAF SURESİNDE, AYET NUMARALARININ KARIŞTIRILMASI..
  GÖRÜŞLERİ DOĞRULTUSUNDA DAHA FAZLA YORUM KATMAK İÇİN SÜREKLİ AYETLERİ, BİRLEŞTİRENLER ALIŞKANLIKLARININ KURBANI OLMUŞLAR VE BİRLEŞTİRDİKLERİ AYETE; İKİ AYET NUMARASI YERİNE, TEK AYET NUMARASI VERMİŞLER. KONTROL DE ETMEMİŞLER. KONTROL ETMELERİ İÇİN VAZİFE VE PARA VEREN ARAPLAR DA OLMAYINCA; SAYILARI 90-100 BİN (2005) OLAN DİYANET GÖREVLİSİ, YABANCISI OLDUKLARI, ALLAH'IN KİTABINDAN DAHA ÖNEMLİ, GÖRDÜKLERİ/KABUL ETTİKLERİ, KİTAPLARINA VE 'VAZİFELENDİRİLDİKLERİ' İŞLERİNE YÖNELMİŞLER.
   
  PAPA SULTAN AHMET CAMİİ
   
  Papa'nın Zaferini ilan edip, ölümsüzleştirdiği an. Belgelendirdiği an. Papa'nın, Camide müslümanlar gibi kıyamda, durduğunu sanıp sevindik/sandırıp sevindirdiler.İşin gerçeği öyle olabilir mi? Asla olamaz çünkü; Papa, Müslümanlar gibi kıyam'ı kurallarına uygun olarak yaparsa, kendi dininden çıkmış olur. Zaten dinden çıkmadığını da; yaptığı eylemin / duruşun, esasında "Müslümanlar ve Müslümanlıkla dalga geçmek olduğunu", "Diyalog sürecinde bu tip ara gazlarının gerekli olduğunu" o zafer işareti ve yüz ifadesi ile" onaylayıp, belgelettiriyor.
   
  PAPA, PAVLUS'UN NASİHATINA, UYGUN HAREKET EDİYOR."HERKES İLE HERKESİ OYNAMAK"....ONLARDANMIŞ GİBİ GÖZÜKMEK.(Truva Atı olmak).
  1Korintler 9:20 Yahudiler'i kazanmak için Yahudiler'e Yahudi gibi davrandım. Kendim Kutsal Yasa'nın denetimi altında olmadığım halde, Yasa altında olanları kazanmak için onlara Yasa altındaymışım gibi davrandım.
1Korintler 9:21 Tanrı'nın Yasası'na sahip olmayan biri değilim, Mesih'in Yasası altındayım. Buna karşın, Yasa'ya sahip olmayanları kazanmak için Yasa'ya sahip değilmişim gibi davrandım.
1Korintler 9:22 Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum. Ne yapıp yapıp bazılarını kurtarmak için herkesle her şey oldu
   
  Erzurumlu Kırkıncı Hoca'da, benzer nasihatlar veriyormuş...
  13-14 yaşlarında ders aldığı ve kendisini 16 yaşında Risale-i Nur ile tanıştıran, Hocası Kırkıncı Hoca'nın öğretisini tam olarak uygulamak bu olsa gerek. Kırkıncı Hoca şöyle diyor./nasihat veriyor " Yumuşaklıktaki kuvvet sertlikte yoktur",
   
  Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı, İkinci bin yılda ise Amerika ve Afrika, Üçüncü bin yılda hedef Asya dır.” 24 Aralık 1999 Papa 2. John Paul, Milenyum mesajı.
  Papa 2. John Paul'a ait olan, bu 3.Milenyum (3 bin yılın) mesajını/vasiyetini, Halefi Papa 16. Benedict, Resmi kortej eşliğinde zafer işareti yaparak kayıtlara geçiriyor.Sultan Ahmet Camii'nde, uygarlığı feth eden kumandan edası ile bu zafer anını belgeletmiştir.

Tıpkı, General Allenby'in, Şam işgali sırasında, Selahattin Eyyubi’nin Türbesine gidip, sandukayı postallayıp, “KALK SELAHATTİN;BİZ YİNE GELDİK!” demesi gibi. 3.milenyumun, daha ilk yıllarında mesajlarında/yol haritalarında ne kadar ciddi olduğunu vurgulamış oldular. Diyalog kılıfı ile girilmiş, turuva atları yerli yerlerine oturtulmuştur.
   
  Akıllarını ve kalemlerini başkalarına kiraya verenler, Allah'ın, Kitabının yanına, bunlarda Allah'tandır diyerek elleriyle yazdıkları hizip kitaplarını, öne çıkarma/kabul ettirme, telaşında olanlar, yaptıkları hataları elbette görmediler.

Kalemleri ve akılları yoğun bir tempoda, çok daha önemli vazifeler için görevde idi.
Nelerdi bunlar?.
Allah'ın görevlerini, yetki ve selahiyetlerini belirliyen, Ahiret yaşamına çeki düzen veren, Şefaatçilerin listesini düzenleyen, kitapları yazmak ve konferanslarla bunları duyurmak.

Sırat köprüsünden geçebilecekleri saptamak ve "işte seçtiğimiz din sonucu, sırattan geçiyoruz, bizlerle_sizler hep birlikteyiz" mesajları için toplantılar düzenlemek.
   
  PAPA'YA yazılan mektupta bazı ifadeler dikkat çekici. (Din tebliğcisi değil adeta sığınmacı uslubu)
   
  FETHULLAH GÜLEN'İN PAPA'YA SUNDUĞU MEKTUBUN TAM METNİNE ve HABERİNE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  Pek Muhterem Papa Cenaplari ... (10 Şubat 1998 Zaman Gazetesinde Yayınlanmıştır.)

Uc buyuk dinin dogum yeri olarak bilinen topraklarin dunyayi daha iyi yasanabilir bir mekan kilma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasiyla bilen halkindan size en icten selamlari getirdik. Yogun gundeminizde bize zaman ayirarak sizinle muserref olmayi bahsettiginiz icin zatialilerinize en derin kalbi tesekkurlerimizi sunariz.
   
  ".....Papa 6. Paul Cenaplari tarafindan baslatilan ve devam etmekte olan Dinlerarasi Diyalog Icin Papalik Konseyi (PCID) misyonunun bir parcasi olmak uzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edisini gormeyi arzu ediyoruz. En aciz bir sekilde hatta biraz curetle, bu pek kiymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mutevazi yardimlarimizi sunmak icin size geldik......."
   
  Önerilen programlar asiri buyuk isler gibi algilanabilir; ama bunlar erisilmez degildir. Dunyada iki tip insan vardir. Bazilari kendilerini topluma adapte etmeye calisir. Diger bazilari ise topluma uymaktansa toplumu kendi degerlerine adapte etmek ister. Toplum butun ilerlemeleri bu ikinci tip insanlara borcludur. Onlari yarattigi icin Rabb'e sukurler olsun.
M. Fethullah Gulen / Rabb'in Aciz Kulu / 9 Subat 1998
(Not:İngilizce klavye ile yazılmış.Orjinallik bozulmaması için, kopyala- yapıştır yapıldı.)
   
  Papaya yazdıkları mektubu Rabbin Aciz kulu Fethullah Gülen olarak imzalayanlar, Hıristiyanların İsa'ya rab dediklerini biliyorlardı. Fethullah gülen Alemlerin Rabbi olan Allah'ın kulu mu? yoksa Hıristiyanların rabbi olan İsa'mı (Onların İsa'sının, Hz. İsa ile hiç bir ilişkisi olamaz. Çünkü onlara göre, o, "oğul rab")
   
   
  PAPA EL ÖPME
   
  Mektuba neden o hitap ifadeleri ile başladınız diyenlere, bu bir makam yapılan (resmi sayılabilecek) ziyaret cevabı verenler, Katolik hırıstiyan gibi Papanın, o mubarek elini öpmekten geri duramıyorlar. Türkiye'nin en büyük cemaatinin temsilcileri elini öperse, görüşmenin bir lutuf olduğunu vurgulayan, 'o Papa'nın halefi' de gelir, fethin başladığını senin en kutsal mekanında ilan eder.

Sultan Ahmet Camii'nde zafer işareti yapan, Papa 16. Benedict, "Hz.Muhammed dünyaya ne getirdi? Kötü ve insancıl olmayandan başka..."sözünü söyleyenin ta kendisi.Kaynak olarak, Bizans İmparatoru II Manuel Paleologos'un kitabını vermişti.(Allah'a, isnat ettikleri oğul içinde; atalarının yazdığı kitapları kaynak olarak göstermiyorlar mı?). Kendin pişir, kendin ye.

Kanaat önderlerinden bazıları, zaten Kelime-i Tevhid'en Hz. Muhammed'i çıkarma çabasında olduğu için bu sözler, yeterli tepkiyi almadı. Karikatür olayında da cemaatler, tarikatlar, islam için varız diyenler, her fırsatta cihad ilan edenler, ellerindeki yeşil bayraklarla kubbeler tırmananlar, herşeyi kabullenmiş havasında kalınca, adam da geldi fethin başladığını, (zafer işareti ile) ilan etti. Zaman bu zamandır dedi
   
  6 Ağustos 1964'de Papa 6. Paul diyalog için şunları söylüyor.
  “Kilisemiz bütün insanlığın mutluluğu içindir. Dinler arası diyalogun bizim için anlamı bütün insanları kiliseye ve İncile yani Hıristiyanlığa ulaştırma yoludur.”
   
  Kutsi hadis adı verdikleri, bir takım 'sözleri' Allah'a isnat ederek kitaplaştırmak, dolayısı ile, orjin din (ortak din/merkez din) çalışmalarına katkıda bulunmak. İbrahimi dinler kitabına, sessizce geçiş için gerekli çalışmaları yapmak.

Yeni dinde, hadislerin pek bir geçerliliği olmayacaktır. Çünkü 'o uydurma dinin '(Hıristiyanlar öyle görüyor.Onlara göre rab, hıristiyanlığı vermiştir.), peygamberi olarak, Hz. Muhammed ilan edilmeyecektir. Kelime-i Tevhid'den Hz MUHAMMED'İ ÇIKARTMALARININ sebebi bu olsa gerek.O dinin önderi, Nebi tanımlı biri olacaktır. Kendisine kitap verilmeyen ama kendinden önce verilen, kitapların tebliğcisi olarak tanıtılacak, İbrahimi dinlerin temsilcisi, önderi olarak gösterilecek bir zat. Elbetteki, atama olan bir zat.

Müslümanlara, Ayetlerden derlenmiş bir kitap sunacak, "Bu kitapta, ALLAH'TAN; kısaltılmış, kuvvetlendirilmiş olarak getirdim". "Kur'an'ı daha iyi anlamanız için yazdırıldı", "Kur'an, öz olarak bunun içinde", "bu kitabı okumanız bununla amel etmeniz gerekir" diyecek.

Hırıstiyan ve Yahudiler, ellerindeki kitapların içeriğine ilave yapmaya gerek görmeyecekler; çünkü Tanrının gönderdiği, en doğru din ve kitaplar zaten onlarda olanlar . Tanrı'nın yeryüzündeki temsilcileri iddiası ile tanrı adına konuştuğu kabul edilen, o dinlerin patronları, bu kitaplara biz kefiliz dememişler miydi?. Toplumlarını; hep Tanrıdan gelenle, Tanrının emrettiği şekilde doğru yol üzerinde tutmamışlar mıydı?.

O inancın sahipleri, o din yapıcıları şimdi; "Bizler sizi kandırdık, öğrettiklerimiz ve elimizdeki kitapların hepsi yanlışmış ve eksikmiş mi? diyecekler. NASIL, Hz Adem'in, TAKVA YOLUNDA İLERLEYEMEYEN oğlu, TAKVA YOLUNDA ALLAH TARAFINDAN KABUL GÖRMÜŞ kardeşini, yok ederek yeryüzündeki en imanlı adam konumuna gelmiş ise Yahudi ve Hırıstiyan din patronları da aynı yolu izleyerek KUR'AN'I KERİMİ unutturup, "İŞTE EN MAKBUL OLAN BİZİM KİTAPLARIMIZ" diye ortada salınacaklar. (1 numaralı A planı; Şeytanın tek planı, Allah ile aldatmak)

Tevrat'ı sakladılar tahrif ettiler, kafalarına göre düzenleyip ortaya çıkarttılar Tanrı bunu gönderdi dediler.
Tevrat ve Zebur'u birleştirdiler, adını "ahit" koyup; "Tanrının yeni kitabı bu" dediler.
Tevrat, Zebur ve İnci' birleştirdiler adını 'Yeni Ahit" koyup;"Tanrının yeni kitabı bu" dediler.
Tevrat ve Zebur birleşmesinin adını, Tanrının isteği ile" Eski Ahit yaptık" dediler.

"Dinleri Orta yerde birleştirelim", "İbrahimi dinler", projesinin, ortaya çıkaracağı kitaba da "En Yeni Ahit/ Altın Çağ Ahit'i" gibi bir isim koyarlar Atama Mesih'te "bu derlemeyi", "Tanrının en son Kitabı" diyerek ortaya atar herhalde. (Eski, Orta, Yeni, Yakın Çağ ve son olarakta Altın Çağ gibi)

Kur'an'ı Kerim'i Kabul etmeyecekleri kesin.Sadece Diyalogculara destek olsun Müslüman grupları daha kolay etkilesinler, " Bak Yahudiler ve Hıristiyanlarda bizim kitabımıza tabii oldular" diyebilsinler diye, bir kısım ayetleri, ortaya sürecekleri kitaba alacaklardır. Ete_süte dokunmayan, Allah'a, şirk ve ortak koşmaya müsait olan ama Yahudi ve Hıristiyan inananlılarına, amel ve inançları yönünden hiç bir zorlama ve sorgulama getirmeyen ayetler. Şimdiler de Diyalogcuların propagandalarında sürekli kullandıkları gibi "onlarda Çevşen okuyor, Risale okuyor" dedikleri gibi..

Unutmayın, HZ.Muhammed'e ve ona vayh edilmiş olan Kuran'ı Kerim'e, Müslümanlardan başka hiç kimse, inanmıyor/kabul etmiyor. İnanırlarsa/kabul ederlerse hepsinin tövbe edip, müslüman olması gerekir.Bakmayın siz şu müslüman oldu, bu gizli müslüman söylentilerine. O müslüman oldu denilenlerin, hiç biri kiliseden çıkmıyor, her biri çocuklarını orada vaftiz ettiriyor, evlendiriyor, günah çıkartıyor ve hepsi de elinde haç ile son yolculuklarına kiliseden, hıristiyan mezarlığına uğurlanıyor.
   
  "Tanrı adına karar veriyorlar", sözü diğer dinler için kabul edilse de; Müslüman gruplar için söylenmesi, abartılı gelebilir. Peki; "Dinlerin buluşması" adını verdikleri, toplantılarında ne konuşuyor olabilirler.

ELBETTE DİNLER ARASI BARIŞI DEĞİL. DİNLER ARASI SAVAŞ ONLARIN ASKERLERİNİN OLDUĞU YERLERDE VAR. ELLERİNİ BAŞKALARININ YAŞAM SAHALARINDAN ÇEKERLERSE, BİRÇOK ŞEY ZATEN KENDİLİĞİNDEN YOK OLUR

Toplum, kendi içinde, başka dinden olanlarla zaten kavgalı değil ki.
Kanaat önderleri, din patronları tahrik etmediği sürece, kimse kimseye ne karşıyor, ne de sataşıyor. Mezhepsel, tarikatsal, çatışmalar ve sataşmalar çok daha fazla. Siz hiç, bir kiliseden içeri girip laf atanı ve karışıklık çıkartanı (tahrik hariç) gördünüz mü? Meczup ta olsa, aşırı radikal da olsa, fanatik te olsa, din yolunda kendini öldürmeye adamışta olsa, hiç biri papaza, hahama, yahudiye, hıristiyana, sataşmaz. Kiliseye, Havraya müdahele etmez. (sinegog ve diğer kilise saldırısı tamamen provakasyon, terör amaçlı idi. inanç farklılığından değil) Tek gideceği adres, Anıtkabir ve müslümanlık içinde olduğu halde, kendilerinden görmedikleri gruplara ait olan yerlerdir. Kendi grubundan ayrılanlardır. Her nekadar, başka dinden olanları, Kafir, putperes görseler de cemaatlerin hedefi, kendi inanaçlarına göre sapanlardır, sapkınlardır, laik dedikleridir, ibadet yapmayan veya farklı yapanlardır, falancanın kitabını okuyanlarladır. Kısaca, kendilerinden olmayan diğer (öteki) müslümanlarladır.
   
  ELBETTE O TOPLANTILARA DA TANRI'LARI ADINA KARARLAR ALIYORLAR. Allah'ın, selahiyet ve yetkilerini düzenlemesini yapıp, onun adına, onun arzuhalcileri olarak yeni kitaplar yazıyorlar. "Bunlar da Allah'tan" diyerek, öne sürecekleri kuralları ve yeni kabulleri içeren, bildiriler düzenlemek için toplanıyorlar.(Tek planı olan Şeytanın; 1 numaralı planı, A planı, ALLAH İLE ALDATMAK. Hz Adem'e de öyle demişti, "YEMİN EDERİM, DOĞRU SÖYLEYENLERDENİM" ..
   
  Fethullah Gülen'in Papa'ya yazdığı mektubundan bir öneri. Önerinin hayata geçirilmesi ve toplantıların gündemi ve hedefi...
   
  ...Uc buyuk dinden liderlerin isbirligi ile ilki Washington DC'de olmak uzere muhtelif dunya baskentlerinde bir konferanslar serisinin gerceklestirilmesini teklif ediyoruz. Ikinci serinin zamani icin Hz. Isa'nin dogumunun 2000. yildonumu ideal olabilir." diyorlar.
   
  "Hz. Isa'nin dogumunun 2000. yildonumu" için, teklif ettikleri önerilerinin, arkasında duruyorlar ve Nisan 2000'de, I. Harran toplantısını düzenliyorlar. Kültürler arası Diyalog Platformu Genel Koordinatörü; Prof. Dr. Niyazi Öktem, toplantı sonrası, dinler arası görüşmeler ile ilgili bilgi verdikten sonra, " II. Harran toplantısını da, Mardin’de yapacağız. Vayh, Tanrı, gibi konular gündeme getirilerek tartışılacak; tabular yıkılacak.” diyor.
   
  Demek ki toplantılarda neler konuşuluyor ve nelere karar veriliyormuş. TANRILAR ADINA KONUŞUP TANRILARI ADINA KARARLAR ALIYORLARMIŞ.İman onlar için "tabu'larla dolu" bir inanç sistemi imiş.
Fethullah Gülen'e göre " Ayetlerin bir kısmı çok sert bugünün koşullarına uymuyor".
Dinler arası diyaloğun Mimarlarından, eski Bakan Prof. Mehmet Aydın, “Efendim, diyalog ve hoşgörü devam edecekse, Hıristiyanlarla konuşurken sizin kitabınız bozulmuş, sonradan değiştirilmiş, demeyeceksiniz." diye beyanat vermişti.
Bu deyiş;"evet; sizin kitabınızda doğru, bende onaylıyorum" demekle aynı şeydir.
"Hepimiz ibrahimi dinlerdeniz" demenin misyonercesidir.
" Kur'an Ayetleri çok sert" demenin, akademisyencesidir.
"Ey müslümanlar, ey cemaatim!; Diğer kitaplara göre de, amel edebilir, Allah nezdinde kabul görür" demenin, cemaatcasıdır.
"Kur'an'ı bırakın kolayınıza gelene takılın" demenin, Diyalogcasıdır.
   
  Din dersi kitaplarında; Bakara suresi 286 Ayette'ki sert ve diyaloğa karşı bulup, Allah yanlış(adeta) yazmış diyerek, kafirler kelimesini çıkartmamışlar mıydı.
  İlköğretim 5`inci sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi - 2006 beşinci baskısın da; Bakara Suresi `nin 286`ıncı ayetinin(diyanet meali),"Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” olan son kısmı "Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın...........bize yardım et" olarak değiştirilmiş ("..." ile geçiştirilmiş)

Yine aynı kitapta; Fatiha suresinin 6-7 Ayeti (diyanet meali) "Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil." olması gerekirken, "Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet;..........." şekliyle eksik bırakılarak değiştirilmiş. ("......" ile geçiştirilmiş)
   
  KAFİRLERE KARŞI, ALLAH'TAN YARDIM İSTEMENİN NESİ KÖTÜ.
Kendileri de KAFİR dediklerini; engisazyonlarda yargılayıp, ateşte yakmadılar mı?. O halde; kafirlere karşı yardım istemenin, nesinden korkuyorlar?
Dinler arası diyalog, İnançsızlara karşı demiyorlar mı?. O halde; 'yoldan çıkanlardan olmamak' için Allah'a dua etmenin nesinden korkuyorlar.?
Kafirlere karşı, kurtarıcı beklemiyorlar mı. Mesih ile kafirlere karşı savaşacağız demiyorlar mı? O halde; gazaba uğramamak için Allah'a, yakarmanın nesinden korkuyorlar?
   
  YOKSA ONLARIN KENDİ İMANLARI İLE İLGİLİ BİR KUŞKULARIMI VAR.
Yoksa onlar kendilerini kafir olarak, gazaba uğramışlar, sapıklar olarak mı görüyorlar?. Allah'tan kafirlere karşı yardım istediğimizde. Kendilerinin Allah, tarafından, gazaba uğrayacaklarına mı inanıyorlar?.
   
  AYET'LERDE HIRİSTİYAN VE YAHUDİLER KAFİR'DİR DENMİYOR(İnanç yönlerini belirtiyor) ŞİRK/EŞ KOŞANLAR, OĞUL İSNAT EDENLER, İNANMAYANLAR İNKAR EDENLER VE PUTPERESLER İÇİN KAFİR DİYOR.
Bunun nesi yanlış?. Dinler arası ortaklık olduğunda; hep birlikte şöyle ağız tadıyla "kafirlere karşı Allah'tan yardım isteme" olanağımız olmayacak mı?
   
  O ZAMAN ONLAR BİZİ HANGİ DİN ALTINDA ORTAK OLALIM DİYE ÇAĞIRIYORLAR.
Allah'ın, tarafında olmayan, kendilerini Allah nezdinde, kafir kabul eden, ŞEYTANİ BİR BİRLEŞMEYE Mİ ÇAĞIRIYORLAR.
  YOKSA BUNLAR; ALEMLERİN RAB'Bİ OLAN ALLAH'IN, BERİSİNDEN EDİNDİKLERİ, tanrı'ları için oluşturdukları birlikteliğe mi çağırıyorlar. ?
   
  16'ncı Benedikt bakın ne diyor.Hani o Nazi olmakla suçlanan Papa
  Tanrı'nın insanlığın kurtuluşu için Beytüllahim'de Meryem'den doğarak, İsa suretinde yeryüzüne inişinin kutlandığını belirterek, 16'ncı Benedikt Vatikan Aziz Petrus Meydanı Noel yortusu mesajı
   
  Kim, Kim'den doğmuş.? TANRI KİM'miş? Kabul ettikleri; İSA suretinde/vucudunda inen TANRI KİM? ALLAH'tan, "KAFİRLERE KARŞI BİZE YARDIM ET" DİYE YALVARMANIN UCU NERELERE GİDİYOR. Ayetler neden çok sert bulunuyor, yuşatmak için "Kafirler" tanımı çıkartılıyor. Çünkü; DİYALOGCULARIN EDİNDİKLERİ/ATADIKLARI TANRI, KENDİSİNE BEDDUA EDİLMESİNİ İSTEMİYOR.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİMDE BUNLAR İÇİN ŞÖYLE BUYURUYOR.
  2 - BAKARA........14.Bunlar iman etmiş olanlarla yüzyüze geldiklerinde, "İman ettik" derler. Kendi şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarına ise söyledikleri şudur: "Hiç kuşkunuz olmasın biz sizinleyiz. Gerçek olan şu ki, biz alay edip duran kişileriz.
2 - BAKARA........76.Üstelik iman edenlere rastladıklarında inandık derler, birbirleriyle başbaşa kaldıkları zaman, "Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah'ın size açıkladığı gerçekleri onlara da söylüyorsunuz? Hiç aklınız yok mu be?" derlerdi.
   
  Kafir/inançsız damgasını, çok çabuk vuranlar ile din kitaplarında; "Kafir" tanımı yerine "......" koyanlar aynı bahçenin ürünleri.
Kafirleri engizisyon da yargılayıp yakanlar ile müslümanların; "Kafir" tanımını kullanmasından korkanlarda, aynı dinin mensupları..
   
  TIPKI ENGİZİSYON KURBANLARI VE PATRONLARI GİBİ.
  Engizisyoncular; Tanrı adına kafirlik suçlaması ile "Tanrım kafirleri cezalandır" diyerek ateşe attıklarının ardından Tanrıdan bir yakınlık bekliyorlardı..
Aynı şekilde 'Tanrı adına', engizisyon tarafından ateşe atılmış olan kişi de, "Tanrıdan korkun", "Tanrım beni kurtar" diye bağırıyordu.
   
  TOPLUMUN İÇİNDE BİRİLERİ, BİR BAŞKASI İÇİN "KAFİR" TANIMINI KULLANIYORSA, CEMAAT, TARİKAT, EFENDİ, HOCA EĞİTİMİNDEN GEÇMİŞ OLANLARDIR.
Çünkü onlar; bu tanımı kendinden olmayan, diğer rakip gördükleri cemaatler, tarikatler içinde çok rahat sarfediyorlar.Baba, oğula, oğul kardeşe bunları söylüyor. Birbirlerinin kestiği kurbanları haramdır diye kabul etmeyenler var.Kafir/Sapık damgası, normal insanlara, çok çabuk vurdukları bir damga.

Toplum içinde, aynı mekanı paylaşmak zorunda kalan insanlar, Cemaat, tarikat,efendi eğitiminden geçmemişse; bırakın birine "kafir demeyi", dinini, mezhebini, bile sorgulamaz.
   
  İnanan hiç kimse, hangi dinden olursa olsun Allah'a inanıyorum diyen, bir başkasına kafir demez. Toplumun çok büyük bir kısmı, bu sözü kullanmıyor.Kur'an'a göre;Kafir Allah'a açıkca oğul isnat edenler ile Allah'ı açıkca inkar edenlerdir.Madem ki aynı Allah'a inanıyor, Dinler arası ortada buluşalım diyorlar, o halde "Kafirler lafından niye rahatsız oluyorlar. KUR'AN DA; HIRİSTİYAN VE YAHUDİLER KAFİR DEMİYOR, EHLİ KİTAP/KİTAPTA EHİL OLANLAR DİYOR.(kitaptaki ayetlere aşina olanlar anlamında). Toplumun büyük çoğunluğu, açıkça eş koşulmadan kimseye KAFİR DEMEZ ATEİST DER YADA İNANÇSIZ DER.
   
  İlginç olan; dün kafir sözünün, arkasına sığınarak, toplumu tahrik edenler/bozgunculuk yapanlar ile bu gün Ayet'lerde ki, tanımları diyaloğa aykırı bulanlar, aynı kaynaktan beslenen insanlar.

Dün yeşil bayraklar açarak Camii'lere tekbirlerle tırmananlarla olanlar, onlara ALKIŞ TUTANLAR, ayetleri sert bulup yuşattık diyenler hemen hemen aynı gruplar..
Sivas'ta otel yaktıranlar, tekbirler eşliğin de kafirlere ölüm diye bağırıyordu. Ne gariptir ki, Otelde yakılmak istenenlerle, yakılanların temsil ettiği düşünceler ile onları ateşe mahkum eden düşünceyi temsil edenlerin, büyükce bir kısmı şimdi; diyalog ve açılım adı altında birlikte hareket ediyorlar.

En ateşli diyalogcular, açılımcılar; dünün bağımsızlık elden gidiyor diyen solcuları ile din elden gidiyor diye ortalığı birbirine katan dincileri.
Yine teşhis aynı; pehriz ve lahana turşusu.. Değişen bir şey yok.Kuklacı aynı. Kuklalar aynı. Farklı gösteren, SIRASI GELENİN, SAHNEYE DAHİL OLMASI, BOZULANIN YERİNE YENİLERİNİN ALINMASI, OYUNDAKİ SAHNE, DEKOR VE KIYAFET DEĞİŞİMİ.
   
  Onca propagandaya, onca uğraşa reğmen toplum hala barış içinde yaşıyor. Hele,o karar vericiler, o aslan terbiyecileri, dilerini kesip, ellerini çekseler toplum; kız kaçırma, namus, ve sınır anlaşmazlığı dışında barış içinde yaşayacak. Entrika planları yapanlar, bu toplumda da aynı şeyler olsun diye uğraşıyorlar. Uğraşıyorlar ki " bak işte gördünüzmü ne kadar, haklıymışız" diyebilsinler.Maduru, masumu, mahsunu ve mazlumu rahatca oynayabilsinler, toplumu suçluluk kompleksi ile baskı altında tutup, dilediklerini istedikleri biçimde yapabilsinler. Ama avuçlarını yalarlar. İnadına sessizliğe bürünüp inadına birlik ve beraberlik içine girdi toplum. Çünkü biliyor ki; hakkını savunmak/istemek için bile sesini çıkartırsa, bezirganlar, kalemşörler, aydınlanmışlar, simsarlar ve havariler ortalığı velveleye verecek. Kahvehane kavgası sonrasında;Romanlar için devleti yönetenler bile hemen "roman açılım projeleri" ile ortaya çıkmadılar mı?
   
  Nur talebeleri yetiştiren ama Kuran öğrencileri yetiştirmeyen grupların egemenliğindeki, Diyanet'ten, bundan başkada birşey beklemenin sonucu elbette bunlar olur.. Kuran'ı Arapça okunulan/okutulan, üzerinde düşünülmeyen bir kitap haline getirmişlerdir. Artık, davranışlar ve ibadetler Kuran'a göre değil, hizip kitaplarına göre düzenlenir olmuştur.

Elleriyle yazdıkları, hizip kitaplarına göre / Zübürlerine göre, her lafa "efendimiz buyuruyor ki" diye başlayan, Risalelerden örnekler verenlerin, Allah'ın kitabına öz olarak değil de ancak şeklen yaklaşacağı kesin. Allah'ın Kitabının yanına başka kitap koyulmuş ve Ana kitap olması içinde tüm gayretleri ile çalışıyor olmuştur.

Nefislerine ve toplumlara ancak, kendi kitaplarından deliler getirerek, imanlı olduklarını ispat edebiliyorlar. Çünkü; sadece o kitaplarla, Allah yolunda olduklarına inanabiliyorlar ve inandırabiliyorlar. Çünkü sadece hizip kitaplarındaki müjdelerle, 'mutlu son' (Ahiret yaşamında) hayallerine dalabiliyorlar.
   
  .... Ogrenci degisim programi cercevesinde uc buyuk dinin babasi oldugu ikrar edilen Hazreti Ibrahim'in dogumyeri olarak bilinen Urfa sehrindeki Harran'da bir ilahiyat okulu kurulabilir. Bu, ya Harran Universitesi'ndeki programlarin genisletilmesi suretiyle ya da uc dinin ihtiyaclarini da temin edecek sumullu bir mufredata sahip bagimsiz bir universite seklinde gerceklestirilebilir...." diye devam eden mektupta;
   
  RİSALE-İ NUR'LARDA KAÇ AYET KULLANILMIŞ OLABİLİR.İNANCIN OLMAZ İSE OLMAZI OLARAK GÖSTERİLEN O KÜLLİYEDE KAÇ AYET (hepsi bütün olarak değil) KULLANILARAK MEYDANA GETİRİLMİŞ?

O uğruna okullar açılan, aynı isimle öğrenciler yetiştirilen o kitap Allah'ın Vayh ettiği Kur'an'ı Kerim'den kaç ayet almıştır da, Kur'an'ı anlamak için bunu okumak gerekir, direktifleri ortalıkta dolaşır olmuş.HAD'LERİNİN ÖLÇÜLERİNİ BİLMEYEN, O SANAYİNİN, O TİCARETİN BAŞ AKTÖRLERİ, O KİTAPLARI KUR'AN TEFSİR'i olarak tanıtıyorlar
   
  Cennetin anahtarı olarak gösterilen, kurtuluşa ermek için her akşam mutlaka okunmalı denilen, İnancın, olmazsa olmazı olarak tanıtılan, tüm Risale-i Nur külliyatında, sadece 620 Ayet kullanılmış.
   
  RİSALE-İ NUR1
  RİSALE-İ NUR VE HİZB-ÜL KUR'AN HAKKINDAKİ BİLGİYİ SAYFA SONUNDA BULABİLİRSİNİZ.
   
  1854 Kardinal Newman 1854 yılında, bugün de takip ettikleri yol haritalarını şöyle bildiriyor.
  Hıristiyanlık dini ile temasa geçen bütün ırklar, kavimler er geç Hıristiyanlık dinini kabul etmişlerdir. Bu genel kuralın tek istinası Türklerdir. Türkler Hıristiyanlığı kabul etmek şöyle dursun, ortadan kaldırmaya çalışmışlardır. Onun için Türkler ile savaşmak, onları yok etmek zorundayız
   
  KARDİNALİN VERDİĞİYOL HARİTASINI DÜNYA ÜZERİNDE NASIL UYGULANDIĞINI, AYRINTILI OLARAK GÖRMEK İÇİN..
  PİS OYUN
   
  ÖZETLERSEK:
  Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı, İkinci bin yılda ise Amerika ve Afrika, Üçüncü bin yılda hedef Asya dır.” 24 Aralık 1999 Papa 2. John Paul, Milenyum mesajı.
  “Kilisemiz bütün insanlığın mutluluğu içindir. Dinler arası diyalogun bizim için anlamı bütün insanları kiliseye ve İncile yani Hıristiyanlığa ulaştırma yoludur.” 6 Ağustos 1964'de Papa 6. Paul
  "Hz.Muhammed dünyaya ne getirdi? Kötü ve insancıl olmayandan başka" dedi. ve zafer işareti ile devam ettii. Papa 16. Benedict,
   
  Hıristiyanlık dini ile temasa geçen bütün ırklar, kavimler er geç Hıristiyanlık dinini kabul etmişlerdir. Bu genel kuralın tek istinası Türklerdir. Türkler Hıristiyanlığı kabul etmek şöyle dursun, ortadan kaldırmaya çalışmışlardır. Onun için Türkler ile savaşmak, onları yok etmek zorundayız" dediler ve 'yol haritalarını' tamamlamak için, Lozan'da verdiklerini / alamadıklarını.(o zaman ceplerine koymak zorunda kaldıkları, listelerinde olanları. (Lord Curzon)) almak için top yekün, tek vucut olarak, önlerinde olanları kendilerine katarak, önlerine çıkanları; barış, demokrasi, özgürlük, diyalog adına susturarak geliyorlar.Tüm masum, madur, mahsun, mazlum tavırlarını takınmış olarak geliyorlar.
 
Hükmü kalmamıştır dercesine, ÖNCE MASAYI GERİ GÖNDERDİLER. Paketler açılmadan az önce..Sonrası.....Yaşatılıyoruz
  LOZAN MASA
   
  DİNLER PRAMİTİ
   
  Onların; sığındıkları, medet umdukları, sihrini/mucizesini bekledikleri, güç umdukları ve dayanak yaptıkları şey , ellerinde sımsıkı tuttuları.
Bizler ise onların, yok etmek istedikleri/ yüz çevirdikleri, dinin sahibi olan,
(din olarak bizlere islamı seçen) ve gücüne nihayet olmayan, Alemlerin Rabbi Allah'a sığınıyoruz.

Onlar hala Hz.Musa'nın büyücü olduğunu ve asasının sihirli olduğunu düşünüyorlar. Ellerindeki asaların da, o mahretleri göstermesini umuyorlar ve o beklenti ile teselli buluyorlar.
Her birinin asası, kendilerine özgü ki; kendilerine ait olanlar başkalarına gitmesin.(Pist ışığı gibi).

Oysa, Hz.Musa'nın asası sihirli değildi
(Allah Resüllerinin sihirbaz olmadığını defalarca belirtiyor.) Allah "ol" dedi ve oldu. Hz. Musa; toplumundaki liderliğini pekiştirsin, saygı duyulan ve sözü dinlenen biri olsun diye, olaylara Hz. Musa vesile kılınmıştır. Allah'ın, "ol" emri dışında, onun dilemesi, dışında ne olabilir. Mucizeler Allah'ın izniyledir.

Elbette içimizden, şehir efsanelerine inanıpta, haçın altına sığınanlar da azımsanmayacak sayıda.
Papa Peygamberine Hz.Muhammed'e hakarette etse kişiliklerini ortaya koyamadan duramayan tipler elbette var .Protesto etmesi gereken, HAÇ'ın patronuna birde ayağına kadar gidip hediye sunuyorlar. Papa her halde az yaptım diye düşünüyordur.

Sultan Ahmet Camii'nde zafer işareti yapan, Papa 16. Benedict, "Hz.Muhammed dünyaya ne getirdi? Kötü ve insancıl olmayandan başka..."sözünü söyleyenin ta kendisi.Kaynak olarak, Bizans İmparatoru II Manuel Paleologos'un kitabını vermişti.(Allah'a, isnat ettikleri oğul içinde; atalarının yazdığı kitapları kaynak olarak göstermiyorlar mı?).
   
  PAPA HAÇ ŞAMDAN F.GÜLEN
   
  AYRINTILI BİLGİ İÇİN KONULARA AİT, ALTTAKİ RESİMLERİ KULLANABİLİRSİNİZ
  KONGREYE SECDE
   
  DİNLER ARASI DİYALOG
   
  TEKRAR KONUMUZA DÖNELİM.....
  HATALAR, YİNE RENKLENDİRİLEREK DİYANET'E GÖNDERİLDİ..
  DİYANAET MEAL  ARAF
   
  FOTOĞRAF MAKİNESİ İLE EKRAN GÖRÜNTÜSÜ..
  DİYANAET MEAL  ARAF 2
   
  YORUM VE MANA OLARAK YAPILANLARDAN ALLAH BİZLERİ KORUSUN. BU HATALARIN HEPSİ BİR GÜN İÇİNDE TESPİT EDİLİP, MEALİN TÜMÜNÜN, KONTROL İÇİN DİYANETE BİLDİRİLEN MADDELERDİR.
   
  ÖRNEK 3 Ayet yerlerinin karıştırılması
   
  RENKLENDİRİLEREK, DİYANE'TE GÖNDERİLDİ.
  DİYANAET MEAL  ARAF 3
   
  RENKLERİN KARŞILIKLI GETİRİLEREK DÜZELTMENİN, ŞEMATİK OLARAK GÖSTERİLMİ.
  DİYANAET MEAL  ARAF 4
   
  Yazılar yazıldı, dökümanlar gönderildi, durum hemen değiştimi hayır. Zannederim, önce alt kadro, kendi arasında olayı geçiştirmeye çalıştı ama beceremedi.Çalışanlar, yeterliliğe göre değilde keyfiyete ve yakınlığa göre yetki sahibi yapılırsa sonuç böyle olur. İçinden çıkamadılar ve meali daha da karışık hale getirdiler.
  FOTOĞRAF MAKİNESİ İLE EKRAN GÖRÜNTÜSÜ..
  DİYANAET MEAL  ARAF 5
   
  Hatalar, (üst kadrolar da dahil) defalarca uyarılar sonucunda, dikkate alındı . 2 ay gibi bir, inceleme sonucunda, meal faal hale getirildi.
  İŞTE MUHTELİF TARİHLERDE EKRAN GÖRÜNTÜ FOTOĞRAFLARI. DEĞİŞİMİN HİKAYESİ, FOTOĞRAFLARLA AŞAĞIDADIR.
  DİYANAET MEAL  ARAF 6
   
  DİYANAET MEAL  ARAF 7
   
  DİYANAET MEAL  ARAF 8
   
  DİYANAET MEAL  ARAF 9
   
  3 - ŞUBAT - 2005 TARİHİNDE DİYANET SİTESİNDEN MEAL YÜKLEME İŞLEMLERİ DURDURULDU. (MEALİN, İNCELEMESİNE BAŞLAMA)
  DİYANAET MEAL  ARAF
   
  DİYANET VAKFININ SİTESİNDE İSE DÜNYA İSLAM VAKFININ FİNANSÖRLÜĞÜN VE ONAYI İLE YAPILAN DİYANETİN İLK MEALİ OLAN ESKİ MEALİN YAYINI İSE SÜRÜYOR
  DİYANETİN İLK MEAL İLE İLGİLİ AÇIKLAMALARI ŞÖYLE.. DÜNYA İSLAM BİRLİĞİNİN İSTEĞİ İLE 1982 YILINDA GERÇEKLEŞTİRİLDİĞİNİ BELİRTİYOR..
  DİYANET VAKFI 1
   
  KONUYA DEVAM..
  DİYANET VAKFI 2
   
  ELBETTEKİ; DİN GÜNÜ/ CEZA VE MÜKAFAT GÜNÜ, DİYANET VAKFI MEALİNDE 'CEZA GÜNÜ' OLARAK GEÇİYOR. (Eski, Diyanet meali).Din gününü, sadece "ceza verilen gün" olarak okuyan, hangi din cahili, misyonerlerin, tarikatların eline düşmez ki?)
 

OYSA DİĞER MEALLER DE;
ELMALI MEALİNDE …………………..1 - FATİHA 4 - O, din gününün maliki Allah'ın.
S.ATEŞ MEALİNDE…………………. 1- FATİHA 4-Din (cezâ ve mükâfât) gününün sâhibidir.
Y.N.ÖZTÜRK MEALİNDE…………... 1 - FATİHA 4. Din gününün Mâlik'i/ sultanıdır O…

   
  ŞEKLİNDE GEÇMEKTEDİR. DİYANETİN, BU GÖRÜNTÜLERİN KAYNAĞI OLAN, YENİ MEALİNDE İSE;
1-FATİHA 2,3,4 - "Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur."
YENİ DİYANET MEALİN DE BU HATADAN DÖNÜLMÜŞ, YORUM ONA GÖRE YAPILMIŞTIR. (4ayet birleştirilip hap gibi bir yorum yapmışlar ama Din gününün sadece ceza günü olmadığını o günün, aynı zaman da, Allah'ın mükafatlandırdığı, gün olduğunun vurgusuda yapılmış
   
  MAYIS AYINA KADAR BU BÖYLE DEVAM ETTİ . DAHA SONRA MEAL FİZİKSEL HATALARI DÜZELTİLMİŞ OLARAK YAYINLANMAYA BAŞLADI.
  DİYANET MEAL
   
  RİSALE-İ NUR'LARDA KAÇ AYET KULLANILMIŞ OLABİLİR.İNANCIN OLMAZ İSE OLMAZI OLARAK GÖSTERİLEN O KÜLLİYEDE KAÇ AYET (hepsi bütün olarak değil) KULLANILARAK MEYDANA GETİRİLMİŞ?
O uğruna okullar açılan, aynı isimle öğrenciler yetiştirilen o kitap Allah'ın Vayh ettiği Kur'an'ı Kerim'den kaç ayet almıştır da, Kur'an'ı anlamak için bunu okumak gerekir, direktifleri ortalıkta dolaşır olmuş. HAD'LERİNİN ÖLÇÜLERİNİ BİLMEYEN, O SANAYİNİN, O TİCARETİN BAŞ AKTÖRLERİ, O KİTAPLARI KUR'AN TEFSİR'i olarak tanıtıyorlar
   
  Cennetin anahtarı olarak gösterilen, kurtuluşa ermek için her akşam mutlaka okunmalı denilen, İnancın, olmazsa olmazı olarak tanıtılan, tüm Risale-i Nur külliyatında, sadece 620 Ayet kullanılmış.
  TÜM RİSALELERİ İÇEREN KÜLLİYEDE OLAN AYETLERİN DÖKÜMÜ..
  RİSALE-İ NUR 1
  KUFİ EKOLU DENİLEN HZ.EBUBEKİR VE HZ. OSMAN TARAFINDAN YAZDIRILMIŞ VE HZ. MUHAMMED'İN DÜZENLEDİĞİ BİR TERTİP OLAN; TÜRKİYE'DE VE DÜNYANIN HER YERİNDE DE KULLANILAN, KURAN'I KERİM'İN AYET SAYISI 6236'DIR
   

İslam aleminde; ekol isimleri ile anılan ve ayet sayıları farklı olan, Kuran'ı Kerim'ler de var. Ayet sayılarının farklı olması, sadece ayetlerin bölünmesi ile alakalıdır. Bütünde bir farklılık yok . Bazı ekoller, manaları için ayetleri bölmüş ve farklı numaralar vermiştir.
   
  HİZB-ÜL KUR'AN NE DEMEK. YENİ KUR'AN'lar yavaş yavaş oluşturuluyor mu.Bayağı yol kat'etmiş olabilirler mi? Fethullah Gülen onun için mi Kur'an'ın bazı ayetleri sert dedi.
Her önüne gelen Çok özel isim olan bir (tek) olan KUR'AN ismini istediği gibi kullanabilir mi.?Ticari kazançların da avantaj sağlaması için KUR'AN ismini kullanabilirler mi?

Dini isimlerle, tesettür mağazaları açıp üstsüz sevgilerle yakalananlar gibi. Haber sipikeri kadın diye programa çıkmayıp, Jet-ski sefalarını, kadınlar içinde yapanlar gibi.Kimbilir yakanmayanlar daha neler,neler yapıyor. Allah'tan değil insanların şahidliğinden korkanlar, gözlerden uzak fırınlara neler sürüyordur kim bilir? İman cıtasını kendileri keyiflerince yerleştirenler, en imanlıyı oynamaya devam edeceklerdir. Hem NİSA suresi 136. Ayetin yorumunu yapacaklar, hemde iman çıtasını kendi gönüllerince yerleştireceklerdir.

Hz. Adem'in imanı yetersiz olan oğulun, imanını kuvvetlendirerek en imanlı olmak için gayret etmek yerine, kardeşini öldürerek en imanlı olma yolunu seçmesi gibi.Artık katil oğul en imanlı olmuştur. İman çıtasını istediği gibi yerleştirebilir.Dolaysıyla herkezde; belirlenen iman ölçüsüne dayanarak dini hedeflerini belirler.

Toplum için en imanlı olan Katil evlattır. Örnek alınacak, hedef tayin edilecek, önder lider olan, katil evladın iman seviyesidir. Kim, ALLAH DOSTU, kim değil o çıtanın seviyesine göre karar verilir. Birtakım ünvanlar ve makamlar o yerleştirilen çıtaya göre dağıtılır. Ta ki, yeni bir peygamber gelene kadar bu böyle sürer.

Peygamberler, İman seviyesinin, keyiflerce belirlenen çıta yüksekliğine göre değilde, ALLAH'ın emirleri, ayetleri, kitabı doğrultusunda olduğunu bildirir. Herhalde, kendilerini imanı bütün olarak kabul etmişlere, ALLAH DOSTU ilan edenlere, çeşitli unvanlar verilip makamlar layık görülenlere, kısaca şöyle der, "İman edenler, İman edin" (Nisa 136. Ayeti tekrar eder)

Her grubun lideri; o grubun mensupları tarafından tüm insanlık içindeki en imanlı olarak görülen zattır. Eğer aksi olursa mürit başkalarına tabii olmanın yollarını arar. Başka liderleri taklit etmeye başlar. Bu taklit etmenin sonucunda da, iman çıtasını kendine göre daha iyi yerleştirmiş başka bir efendi edinir. Grubunun liderini yetersiz bulanlar, ayrılırlar ve içlerinden imani seviyesini uygun bulduklarını lider seçerler.
   
  ALLAH, İMANI SEVİYELERİNİ KENDİLERİ BELİRLEYİP, KENDİLERİNİ DİNİ ÖNDERLER, İMANI BÜTÜNLER İLAN EDENLERİ ŞÖYLE UYARIYOR..
  4 - NİSA.......... 136. Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse derin bir sapıklığa düşmüş olur.
   
   
  Sitelerinde ki açıklamaları aşağıdaki gibi. Birileri, bir yerlere, kendilerini atamışlar.Her zaman olduğu gibi "elbette Allah adına. Kendileri çalıp, kendileri oynuyorlar.
   
  Hizb, taraftar, asker ve ordu anlamına gelmektedir. bu nedenle Hizbullah, Hizb-ul Kur'an ve Hizb-uş şeytan tabirleri kullanılmaktadır. RİSALE-İ NUR talebeleri için, HİZB-UL KUR'AN tabiri HİZBULLAH anlamında da kullanılmaktadır. Çünkü, HİZBULLAH ve HİZB-UL KUR'AN aynı anlamına gelmektedir.
   
  RİSALE-İ NUR 2
   
  ÜSTELİK RİSALELERDE SÖZ KONUSU 620 AYET BÜTÜN OLARAK MI KULLANILMIŞ. HAYIR CEVABI YİNE KENDİLERİNDEN.
Bir yanda; Ayet'in hangi surede olduğunu belirtmeden, Ayetin bir kısmın, hatta bir tek kelimesi alınarak, yazılmış müellifin düşüncelerini içeren "Allah'ın Kuran'la anlatamadığı vahiylerini anlayabilmek için bu kitaplar okunmalı" iddiası ile tavsiye edilen kitaplar grubu; diğer tarafta Kuran'ı Kerim'in, tüm ayetlerini sırasıyla,( incelemesi kontrolu daha kolay bir şekilde) meal'en yer veren, " okumayın, anlayamazsınız" denilen, Kuran'ı Kerim'in (mealen) Türkcesi. (yüzlerce müellif tarafından yazılmış)
   
  BİR TARAFTA BİR KİŞİNİN DÜŞÜNCELERİNİN MEALİ YAPILAN (tercüme edilmeden/açıklayıcısı olmadan anlaşılamayan) KİTAPLAR GRUBU, DİĞER TARAFTA ALLAHIN KOLAYLAŞTIRDIM DİYE YEMİN ETTİĞİ, OKUYUN, DÜŞÜNÜN, ÖĞÜT ALIN DİYE EMRETTİĞİ KURAN'I KERİM'İN ve ONUN YÜZLERCE MÜELLİF TARAFINDAN YAPILMIŞ KIYASI MÜMKÜN OLAN MEALLERİ
   
  Ben inanıyorum ki; bu ülke Arapça konuşşsa idi, yine onlar Kuran' anlayamazsınız, Risale okuyun diyeceklerdi. Arapça konuşulan ülkelerde Kuran yerine, başka kitaplar okutulduğu gibi.
Mezhep, fırka, cemaat kitapları gibi. Kuran'ın imani bilgilerinden yoksun ama grubunun itikati, yargılarını bilen, imani bilgilerden ziyade; uygulamalar için grup inançlarını, efendisine inanması için gerekenleri bilen, tabi olduğu gurubun sapkınlığını yargılamadan uzak ortaya konulanlara, inananlar ordusu
   
  RİSALE-İ NUR 3
   
  Okuyanlarına, tabii olanlarına, talebesi olanlara; Cennetlerin vaadedildiği Risalei Nur Külliyatında (Said Nursi'nin yazdığı tüm kitaplarında) Kuran'ı Kerim'den kullanılan ayet sayısı sadece 620 adet.
Yerlere göklere sığdırılamayan kitaplar sinsilesinde, üstelik hepsi ayetin tamamı olmayan (ayetin bir bölümü) sadece 620 ayet kullanılmış ama adına da" Kuran Tefsiri" denilmiş!
   


Yapılan şey, Kuran tefsiri değil.
Tezini, düşüncelerini Kuran Ayetleri ile delillendirip, KENDİ KİTABINI oluşturma çalışması. Tefsir olsaydı tüm Sureler ve onlara ait ayetler 'Sure bütünlüğü' bozulmadan sıra ile yorumlanır, izah edilirdi.İçinde, teşekkürden, emirlere kadar cümleler olmazdı.Kızgınlıklar, kırgınlıklar belirtilmez, siyasi görüşlerden bahsedilmezdi.
Allah'ın öngördüğü Sure bütünlüğü bozularak, tüm ayetleri yorumlasanız bile o bir tefsir olamaz, Olsa olsa kafaya göre takılmak olur.
Kaldı ki, Bir oradan bir buradan alınan, parçalanarak kullanılan Ayetlerden meydana gelen kitaba Kuran tefsiri demek başlı başına saygısızlıktır. Ona dense, dense "Cemaat/Hizib/fırka kitabı" denir."İşte yazdığım kitaplar" denir.
   
  ALLAH KURAN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  30 - RUM.......... 32. Onlardan ki, dinlerini parçalayıp hizipler/fırkalar haline geldiler. Her hizip kendi elindekiyle sevinip övünür.
23 - MÜMİNUN... 53. Fakat onlar işlerini aralarında parçalayıp çeşitli zübürlere/kutsallaştırılmış hizip kitaplarına ayırdılar. Her hizip, yalnız kendi yanındakiyle sevinip övünmektedir.

68 - KALEM....... 36. Neyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz?
68 - KALEM....... 37. Yoksa sizin bir Kitabınız var da onda mı (bu hükümleri) okuyorsunuz?
68 - KALEM....... 38. Onda istediğiniz her şeyi buluyorsunuz?
68 - KALEM....... 39. Yoksa sizin istediğiniz hükmü verebileceğinize dair, kıyâmete kadar sürecek andlarınız mı var üzerimizde?
68 - KALEM....... 40. Sor onlara: Onların hangisi buna kefil olacak?
68 - KALEM....... 41. Yoksa kendilerinin ortakları mı var? Doğru iseler ortaklarını çağırsınlar.
   
  KUR'AN YETİM
   
  Fethullah Gülen gözyaşları içinde; defalarca, vurgulaya, vurgulaya; KUR'AN yetim, KUR'AN öksüz, KUR'AN sahipsiz, KUR'AN'ın babası öldü diye tekrarların bol olduğu vaazlar vermemiş miydi? Ağlama ve çığlıklar eşliğin de, düşüncelerini kasetler ile beyinlere işlemedi mi?.Haşa; KURAN'ın babası mı var ki? yetim öksüz kalsın.KURAN' ın sahibi Alemlerin Rabbi olan ALLAH. KUR'AN nasıl sahipsiz olur. Kendileri başka tanrılar, başka Rab'ler edindi ise ve ".... yaşasın yeni kral" diyorsa o onun heyazanlarıdır.
Söylenmek istenen ne ? Ağızlarında geveledikleri "ne ola ki"?Hem son hızla Nur öğrencisi yetiştireceksin hemde Kuran yetim, Kuran öksüz diye ağlayacaksın bu ne lahana bu ne perhiz?
Bizler KUR'AN'a uymak zorundayız.Kur'an, bizim rehberimiz.Korumak ALLAH'a ait..
   
  İndirende Allah, koruyacak olanda Allah, bu güne kadar korumuş olanda Allah. Kuran'ı korumak; Kuran'ın yanına "bunlarda Allah'tandır" diye kitap yazanlara kalsaydı, şimdi benimsediğimiz gruba/fırkaya/hizbe ait bir kitabı okuyor olurduk.Tıpkı diğer dinlerde olduğu gibi...Markos, Yuanna, Matta...vs sahipsiz kalabilir, yetim kalabilir çünkü onları yazanlar kendileri.

Din değiştirenlerde Tanrılarını öldürüp yeni Tanrılar edinebilir. Ama bizler Alemlerin Rabbi olan, kendinden başka ilah olmayan, Allah'a iman ediyoruz, ona ibadet ediyoruz, ona sığınıyoruz ve DÖNÜŞÜMÜZ de din gününün sahibi ve maliki olan Alemlerin Rabbi olan Allah'a olacaktır. Cennettede olsak, Cehennemde de olsak o yine bizim Rabbimiz.

KURAN yetim, KURAN öksüz demek, mümin olanın asla sarfetmiyeceği bir cümledir. Hele bu işi biliyorum diyenin, düşüncesine bile tahammül etmemesi gerekir.O lafın nereye gideceğini bilir..Dervişin zikri ne ise fikride o derler.Risale-i Nur'ları Cennetin anahtarı olarak gösterenler, Risale okuyanları imanlı görenler, Tüm güçleri ile Nur talebesi yetiştirenler elbette Kuran' Kerim'in duvara asılı duran musaf haline gelmesini canı gönülden istiyenlerdir. Diledikleri gibi ata koşturabilmeleri için.Dinler arası diyalog çerçevesinde, öngördükleri kitapları ortaya sürebilmeleri için.
   
  ALLAH KURAN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  15 - HİCR............. 9. Şüphesiz o zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.
74 - MÜDDESSİR.52. Hatta onlardan her bir kişi, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.
74 - MÜDDESSİR.53. Hayır, hayır! Onlar ahiretten korkmuyorlar.
74 - MÜDDESSİR.54. Hayır, düşündükleri gibi değil! Şüphesiz bu (Kur’an) bir uyarıdır.
74 - MÜDDESSİR.55. Artık kim dilerse ondan öğüt alır.
74 - MÜDDESSİR.56. Bununla beraber, Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O takvaya (kendisine karşı gelmekten sakınılmaya) ehil olandır, bağışlamaya ehil olandır.
   
  Varsa yoksa Nur talebeleri, herşeyi ona bağlamışlar. Kuran'ı Kerim'den 620 Ayet alacaksın, bir külliyat yazacaksın, işte bu iman edenlerin, müminlerin ana kitabıdır diyeceksin.
İçinde, Kuran'ı Kerim'den alınmış sadece 620 ayet olan bir kitap kurtuluş kitabı, imanın cennetin rehberi diye ortaya sürülüyor. Peki Allah diğer 5616 Ayeti boşuna mı indirmiş, Hadislerle, kutsi hadislerle (Ayet kuvvetindeki hadisler), rivayetlerle Allah'ın eksik bıraktıklarını (haşa. Onların her yaptıkları ilave 'eksik tamamlıyıcılık mesleklerinde', aşamalar kat'etmelerini sağlamıştır) tamamlama rolünü üstlenenler bugünde Allah'ın fazladan gönderdiklerini mi siliyorlar.
   
  ALLAH KURAN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  31 - LOKMAN......27. Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
18 - KEHF........ 109. Deki: "Eğer Rabbimin sözlerini yazmak için deniz mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden önce, deniz muhakkak tükenecekti, bir mislini daha yardımcı getirsek bile."
   
  Allah, sileceğini silmiş, yazacağını yazmış, sabit tutacağını sabit tutmuştur. Allah karasız değildir. Allah'ı, öyle düşüneneler, Allah'ı kızdırarak (tanım onlara ait) içinde bulunduğumuz yıllarda kıyamet'i kopartmak isteyen (öyle bir şeyin olacağını sanan), bir an önce altın çağa kapak atmak isteyen saf-salaklara aittir.Başka Rabler edinmiş, onlarda bir güç kuvvet var sanan, hayal-prestlere aittir. O her gece birlikte oldukları/edindikleri de bunlardan cesaret alan tenekeneden varlıklardır.Hiç biri bu güne kadar ne bir konuşmayı nakledebilmiştir, nede bir görüntü verebilmişlerdir. Yine gizli dinlemelere, gizli kameralara müracaat edilmiş sır olan şeyler açığa çıkarılmak istenmiştir.

Dini kemale erdirilmesi safhasında, toplumların algılama ölçülerine bağlı olarak vayhedilenlerin/o devir için geçerli olanların, bu devre aktarılmaması silinenler; aktarılanlar ise sabit bırakılanlardır.(Ör. Cumartesi yasağı gibi..Herkez son hak Peygamber Hz. Muhammed'in tebliğ ettiği dine uyma zorunluluğu olduğuna göre bu yasakta yok olmuştur.Yahudi müslüman olursa Cumartesi yasağı kalır mı?
   
  ALLAH KURAN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  13 - RA'D........... .39. Allâh, dilediğini siler, (dilediğini) bırakır. Ana Kitap O'nun yanındadır.
57 - HADÎD......... 22. Yeryüzünde ve kendi benliklerinizde meydana gelen hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir Kitap'ta belirlenmiş olmasın. Bu, Allah için çok kolaydır.
34 - SEBE............3. Küfre sapanlar şöyle dediler: "Kıyamet saati bize gelmez!" De ki: "Hayır, öyle değil! Gaybı bilen Rabbime yemin olsun ki, o size mutlaka ve mutlaka gelecektir! Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile Rabbimden gizli kalmaz. Zerreden daha küçük veya daha büyük hiçbir istisna olmamak üzere, her şey apaçık bir Kitap'ta belirlenmiştir;
53 - NECM......... 32. Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.
   
  ALLAH'IN BİZLERE VAYH ETTİĞİ KUR'AN'I KERİM'İN 6236 AYETİNDEN,SADECE 620 AYET KULLANARAK YAZILMIŞ KİTAPLARA, CEMAATLERİNİ, GRUPLARINI BAĞLADILAR. Hiç korkmadan onu bir din kitabı haline getirdiler.
  Bununla yetinmeyip. Külliyat yazımında kullanılan 620 ayeti bir araya getirerek, adına HİZB-ÜL KUR'AN dediler. Türkçe anlamıyla, KUR'AN'IN ASKERİ adını verdiler.Mensuplarını iyice 620 Ayet içine sıkıştırmak, prangalayabilmek için. Daha sonrasında, KUR'AN bu, izlemine beyinlerde yer açmak/oluşturabilmek için.
   
  Sürekli kendilerini Allah adına bir yerlere atıyorlar. Allah dostu, Allah'ın Askeri..gibi, İzni nasıl alıpta bu kanıya varıyorlar bilemem. Önce Allah'ın Vayh ettiği Kuran'ın bütününe bakarsın, Allah'ın kiatabının yanına bu sizin iman kitabınızdır diye başka kitaplar ortaya sürmezsin/edinmezsin, ortya çıkan şablona bakarak, "İnşallah Allah'ın dostu olabilirim" dersin. ÖYLE TEPEDEN İNME; "BEN ALLAH'IN DOSTU'YUM", "ŞU ALLAH' IN DOSTU" DİYEMEZSİN. HELE ÖZEL İSİM OLAN, BİR (TEK)OLAN, KUR'AN ADINI TİCARİ KAZANÇ VE CEMAAT ÇOĞALIMI İÇİN KULLANAMAZSIN. KİM KİMİN ASKERİDİR ONU ALLAH BİLİR. RİSALE-İ NUR OKUYANLAR HANGİ ORDUNUN ASKERİDİR ONU ALLAH BİLİR.
   
  620 Ayet kullanarak tefsir yaptım bu kainat kitabı diyeceksin, geriye kalan 5616 ayetten hiç bahsetmiyeceksin, sonra çaldığın minareye kılıf olsun diye de "bunlar Kur'an'ın askerleri" diyeceksin. "Kur'an okuyordum, Çevşen okuyordum" sözündeki eşitleme tavrını, aynen Hizbül Kuran tanımıyla sürdüreceksin.Yapılmak istenen Kur'an'ı Rehber ve Rahmet kitabı olmaktan çıkarma çalışmasıdır. Toplumları, kabülüne zorladıkları çerçeve içinde, yazdıkları kitaplara tabii tutuma çalışmasıdır.
Allah "Kuran'dan başka sığınılacak bulamazsın" diyor. Hal böyle iken birileri, nasıl olurda sadece 620 ayet kullanılan bir kitap "seni kurtuluşa getirir" der.
   
  ALLAH KURAN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  18 - KEHF.......... 27. Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O’ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın.
   
  Hz. Adem'in, Allah'a adak sunan ama takvada ilerleyemediği için, adağı kabul edilmeyen oğulun, yulunda hızla ilerliyorlar.. Adağı kabul olmayan oğul için iki seçenek vardı; Ya Allah'ın yolunda ilerleyerek, yani imanını artırarak yeryüzünde makbul, muteber biri olarak, uyulan biri olacak yada adağı kabul edilen kardeşini öldürerek, yeryüzünde makbul, muteber biri olarak uyulan biri olacak. O, ikinci (katilliği) yolu tercih etti böylece katil oldu. Artık yeryüzünde kendisinden daha üst olan kalmamıştı. Allah'a, imtihan için tekrar adak sunmasına da gerek kalmamıştı. Çünkü; herkesin de kabul ettiği gibi, yeryüzünde, kendisinden daha TAKVA'DA İYİ OLAN biri kalmamıştı.
   
  5 - MAİDE.......... 27. Onlara Âdem'in iki oğlunun haberini de gerçek olarak oku. Hani, ikisi birer kurban sunmuşlardı da birinden kabul edilmişti, ötekinden kabul edilmemişti. "Seni mutlaka öldüreceğim." dedi. Öteki: "Allah sadece takva sahiplerinden kabul eder." dedi.
5 - MAİDE.......... 28. Beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatmayacağım. Şu bir gerçek ki, ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım."
5 - MAİDE.......... 29. "Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da senin günahını da yüklenip ateş halkından olasın. İşte budur zalimlerin cezası!"
5 - MAİDE.......... 30. Nihayet nefsi onu kardeşini öldürmeye ısındırdı, o da onu öldürdü. Böylece hüsrana uğramışlardan oldu.
   
  Risale ile Nur talebeleri yetiştirme gayretleri bu yüzdendir. Yahudiler ve Hıristiyanlar da aynı yollardan geçerek bu güne gelmiş. Onlar, Allah'a "senin indirdiğinden başkasına uymuyoruz, atalarımızın/ o 'senin dostun' olan insanların bizlere devrettiğine uyuyoruz" diyorlar. Ama biliyorlar ki, aslında atalarının elleri ile yazdıklarına uyuyorlar. Allah'ın indirdiğinin yerine, yüzyıllar içinde, ortaya konulana uyuyorlar. Onlarda tıpkı, Hz. Adem'in, katil oğlunun yolunu seçmişler. Allah'ın, son olarak gönderdiği Hak Peygamber, Hz. Muhammed'i de sapkın din kurucusu ilan edip, kendilerine gelen hak'kı katlettiler. 'Hz. Muhammed'e tebliğ edilenle' kendilerini kurtarma yoluna gitmediler
   
  ALLAH KURAN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  34 - SEBE.......... 43.Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, “Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Bir de, “Bu (Kur’an), uydurulmuş bir yalandır” dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, “Bu ancak apaçık bir büyüdür” dediler.
 

6 - EN'AM......... 114. Allâh, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiş iken O'ndan başka bir hakem mi arayayım? Kendilerine Kitap verdiklerimiz, O(Kur'a)nın, gerçekten Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler, hiç kuşkulananlardan olma.

   
  Tez şu; "Her türlü yalanı, dolanı, entrikayı, her türlü hatayı efendin için yapabilirsin; yeterki Risale oku ve inanalılarından ol". Tıpkı hıristiyan inancı gibi;" Dünya'nın her yerinde kan dökebilirsin, her ülkenin zenginliklerini çalabilirsin; yeterki İsa inanlılarından ol". DİKKAT EDİN RİSALE ADLI KİTAPLAR, İMAN KİTABI DEĞİL, YENİ BİR DİN SİSTEMİNİN İNANÇ KİTABI. Eğer İmanı teşvik eden kitabı olsa idi, diğer dini kitaplar gibi bir konunun açıklamasını yapar, düşüncelerini ortay koyar,( İmanın olmazsa olmaz kitabı olma iddisında bulunmaz), iman işini; Allah'a, dolayısıyla vayhe bırakırdı.Allah dilemedikce kimse hidayete eremez.
   
  ALLAH KURAN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  81 - TEVKÎR........27. O, âlemlere bir öğütten başka şey değildir.
81 - TEVKÎR........28. İçinizden, dosdoğru yürümek isteyen için.
81 - TEVKÎR........29. Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz!
  DİLEMEK "OL" DEMEKTİR. ALLAH "OL" DEMEDEN HİÇ BİRŞEY OLMAZ
   
  22 - HAC........... 16.Böylece biz Kur’an’ı apaçık âyetler halinde indirdik. Şüphesiz Allah dilediğini doğru yola iletir.
24 - NUR........... 46.Andolsun, biz açıklayıcı âyetler indirdik. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir.
76 - İNSAN......... 31.Allah dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere ise, acıklı bir azap hazırlamıştır.
2 - BAKARA......272.Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. .......................................
16 - NAHL.......... 93.Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. ............
   
  5 - MAİDE.......... 31.Derken, Allah, kardeşinin cesedini nasıl saklayacağını ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. O dedi ki: "Vay be! Şu karga kadar bile olamıyor muyum ki, kardeşimin cesedini saklayayım." Bu arada, pişmanlık duyanlardan olmuştu.
   
  Suç işlenmesi için gerekli olan tüm ortam oluşturulmuş, araçlar temin edilmiş. Allah'ın kitabının yanına başka kitaplar koyulmuş, Kur'an'ı Kerim'e ulaşmanın/ anlamanın anahtarı olarakta beyinlere işlenmiştir. İmani olanların yerlerine, diyaloğa uygun görüşler koyulmaya başlanmıştır.Adeta "Vay be şu karga kadar da olamıyor muyum" denircesine, Kur'an'i olan emirleri, hurafelerle kitaplarla ve rivayetlerle örtme işlemleri hızlandırılmıştır. Son darbe, daha tam gerçekleşmemiş ama epey yol alınmış durumda.Kafaya vurulacak taş havaya kaldırılmış, darbenin şiddeti artması için ivme kazandırma sürecini geçiriyor.
   
  Kanaat önderleri; Dini, İmanı anlatabilmiş, bizler de doğru olarak anlayabilmiş olsaydık, zekalarını ALLAH'ın zekası ile en azından eşit görüp, KUR'AN'ı KERiM'den manalar çıkarttığını, şifreleri çözdüklerini iddia edenler, gaybı bilmekte kendilerini ALLAH'la eşdeğer görme gafletinde bulunan,kendilerine falcı ve büyücü isimlerini değilde MEDYUM tanımlaması ile nitelendiren, biçareler bu kadar desteği ve ilgiyi halktan görebilirler miydi? Medyada sık sık gözükmekle, ilgi odağı olanlar, yanlış ve sapkın fikirlerini sarfettiklerinde acaba böyle itibar görebilirlermiydi? Ne yayınları nede meslekleri pirim yapıp servet sahibi olabilirler miydi?
   
  Leşci kuşların gösterdikleri değil, Allah'ın yasakladıklarını, uydurulanları, isnat edilen yanlışlıkları gömmek ve yok etmek gerekir. Pişmanlığın ibaresi olarakta, Allah'ın Vahiy ettiği Kur'an'ı Kerim, öne çıkarılmalı ve anlamaları, anlatmaları için gerçek anlamda Kur'an öğrencileri yetiştirilmelidir.