RİSELE-İ NUR'LARDA KULLANILAN AYET SAYISI VE HİZB-ÜL KUR'AN
   
   
   
  RİSALE-İ NUR'LARDA KAÇ AYET KULLANILMIŞ OLABİLİR. İNANCIN OLMAZ İSE OLMAZI, OLARAK GÖSTERİLEN O KÜLLİYE, KAÇ AYET (hepsi bütün olarak değil) KULLANILARAK MEYDANA GETİRİLMİŞTİR?

O, uğruna okullar açılan, aynı isimle öğrenciler yetiştirilen Risale-i Nur'lar, Allah'ın Vayh ettiği Kur'an'ı Kerim'den kaç ayet almıştır da, Kur'an'ı anlamak için bunu okumak gerekir, direktifleri ortalıkta dolaşır olmuş.

HAD'LERİNİN ÖLÇÜLERİNİ BİLMEYEN, O SANAYİNİN / O TİCARETİN BAŞ AKTÖRLERİ, O KİTAPLARI NEDEN 'KUR'AN TEFSİR''
i olarak tanıtıyorlar.

NEDEN BİR "ALLAH'IN İNDİRDİĞİ KURAN'I KERİM" VAR, BİRDE BU "KAİNAT KİTABI VAR" DİYORLAR.
   
  Cennetin anahtarı olarak gösterilen, kurtuluşa ermek için her akşam mutlaka okunmalı denilen, İnancın, olmazsa olmazı olarak tanıtılan, tüm Risale-i Nur külliyatında, sadece 620 Ayet (bazıları sadece bir kelime alıntısı ile) kullanılmış.
   
  TÜM RİSALELERİ İÇEREN KÜLLİYEDE OLAN AYETLERİN DÖKÜMÜ..
  RİSALE-İ NUR 1
  KUFİ EKOLU, DENİLEN HZ.EBUBEKİR VE HZ. OSMAN TARAFINDAN YAZDIRILMIŞ VE HZ. MUHAMMED'İN DÜZENLEDİĞİ BİR TERTİP OLAN; TÜRKİYE'DE VE DÜNYANIN HER YERİNDE DE KULLANILAN, KURAN'I KERİM'İN AYET SAYISI 6236'DIR
  İslam aleminde; ekol isimleri ile anılan ve ayet sayıları farklı olan, Kuran'ı Kerim'ler de var. Ayet sayılarının farklı olması, sadece ayetlerin bölünmesi ile alakalıdır. Bütünde bir farklılık yok . Bazı ekoller, manaları için ayetleri bölmüş ve farklı numaralar vermiştir.
   
  HİZB-ÜL KUR'AN NE DEMEK'miş. YENİ KUR'AN'lar yavaş yavaş oluşturuluyor mu.Bayağı yol kat'etmiş olabilirler mi? Fethullah Gülen onun için mi Kur'an'ın bazı ayetleri sert dedi.

Her önüne gelen Çok özel isim olan bir (tek) olan KUR'AN ismini istediği gibi kullanabilir mi.?Ticari kazançların da avantaj sağlaması için KUR'AN ismini kullanabilirler mi? Dini isimlerle tesettür mağazaları açıp üstsüz sevgilerle yakalanalar gibi. Haber sipikeri kadın diye programa çıkmayıp, Jet-ski sefalarını, kadınlar içinde yapanlar gibi.Kimbilir yakanmayanlar daha neler,neler yapıyor. Allah'tan değil insanların şahidliğinden korkanlar, gözlerden uzak fırınlara neler sürüyordur kimbilir?
   
  Sitelerinde ki açıklamaları aşağıdaki gibi. Birileri, bir yerlere, kendilerini atamışlar.Her zaman olduğu gibi "elbette Allah adına. Kendileri çalıp, kendileri oynuyorlar.
   
  Hizb, taraftar, asker ve ordu anlamına gelmektedir. bu nedenle Hizbullah, Hizb-ul Kur'an ve Hizb-uş şeytan tabirleri kullanılmaktadır. RİSALE-İ NUR talebeleri için, HİZB-UL KUR'AN tabiri HİZBULLAH anlamında da kullanılmaktadır. Çünkü, HİZBULLAH ve HİZB-UL KUR'AN aynı anlamına gelmektedir.
   
  HİZB-ÜL KUR'AN
   
  ÜSTELİK RİSALELERDE SÖZ KONUSU 620 AYET BÜTÜN OLARAK MI KULLANILMIŞ. HAYIR CEVABI YİNE KENDİLERİNDEN.
Bir yanda; Ayet'in hangi surede olduğunu belirtmeden, Ayetin bir kısmın, hatta bir tek kelimesi alınarak, yazılmış müellifin düşüncelerini içeren yazılar külliyatı. Başka bir anlatımla "Allah'ın Kuran'la anlatamadığı vahiylerini anlayabilmek için bu kitaplar okunmalı" iddiası ile cennetin anahtarı olarak gösterilerek tavsiye edilen kitaplar grubu;
Diğer tarafta Kuran'ı Kerim'in, tüm ayetlerini sırasıyla, (incelemesi kontrolu daha kolay bir şekilde) meal'en yer veren, " okumayın, anlayamazsınız" denilen, Kuran'ı Kerim'in (mealen) Türkcesi. (yüzlerce müellif tarafından)
   
  BİR TARAFTA BİR KİŞİNİN DÜŞÜNCELERİNİN MEALİ YAPILAN (tercüme edilmeden/açıklayıcısı olmadan anlaşılamayan) KİTAPLAR GRUBU, DİĞER TARAFTA ALLAHIN KOLAYLAŞTIRDIM DİYE YEMİN ETTİĞİ, OKUYUN, DÜŞÜNÜN, ÖĞÜT ALIN DİYE EMRETTİĞİ KURAN'I KERİM'İN ve YÜZLERCE MÜELLİF TARAFINDAN YAPILMIŞ "KIYASI" (karşılıklı birbirleriarasında) MÜMKÜN OLAN MEALLERİ
   
  Ben inanıyorum ki; bu ülke Arapça konuşşsa idi, yine onlar Kuran' anlayamazsınız, Risale okuyun diyeceklerdi. Arapça konuşulan ülkelerde Kuran yerine, başka kitaplar okutulduğu gibi.

Mezhep, fırka, cemaat kitapları gibi. Kuran'ın imani bilgilerinden yoksun ama grubunun itikati, yargılarını bilen, imani bilgilerden ziyade; uygulamalar için grup inançlarını, efendisine inanması için gerekenleri bilen, tabi olduğu gurubun sapkınlığını yargılamadan uzak ortaya konulanlara, inananlar ordusu
   
  HİZB-ÜL KUR'AN 1
   
  Okuyanlarına, tabii olanlarına, talebesi olanlara; Cennetlerin vaadedildiği Risalei Nur Külliyatında (Said Nursi'nin yazdığı tüm kitaplarında) Kuran'ı Kerim'den kullanılan ayet sayısı sadece 620 adet.
Yerlere göklere sığdırılamayan kitaplar sinsilesinde, üstelik hepsi ayetin tamamı olmayan (ayetin bir bölümü) sadece 620 ayet kullanılmış ama adına da" Kuran Tefsiri" denilmiş!
   
  Yapılan şey, Kuran tefsiri değil.
Tezini, düşüncelerini Kuran Ayetleri ile delillendirip, KENDİ KİTABINI oluşturma çalışması. Tefsir olsaydı tüm Sureler ve onlara ait ayetler 'Sure bütünlüğü' bozulmadan sıra ile yorumlanır, izah edilirdi.İçinde, teşekkürden, emirlere kadar cümleler olmazdı.Kızgınlıklar, kırgınlıklar belirtilmez, siyasi görüşlerden bahsedilmezdi.

Allah'ın öngördüğü Sure bütünlüğü bozularak, tüm ayetleri yorumlasanız bile o bir tefsir olamaz, Olsa olsa kafaya göre takılmak olur.
Kaldı ki, Bir oradan bir buradan alınan, parçalanarak kullanılan Ayetlerden meydana gelen kitaba Kuran tefsiri demek başlı başına saygısızlıktır. Ona dense, dense "Cemaat/Hizib/fırka kitabı" denir."İşte yazdığım kitaplar" denir.

Bir Kur'an var birde bu (ainat gitabı vurgusu ile) kitap var demek, Allah'ın, vayh ettiği kitabın yanına başka bir kitap koymak demektir. O, yazılan kitabı, Kur'an'ı Kerim'e eş koşmak demektir. Yazanında Allah'a eş koşulması demektir.
   
  ALLAH KURAN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  30 - RUM.......... 32. Onlardan ki, dinlerini parçalayıp hizipler/fırkalar haline geldiler. Her hizip kendi elindekiyle sevinip övünür.
23 - MÜMİNUN... 53. Fakat onlar işlerini aralarında parçalayıp çeşitli zübürlere/kutsallaştırılmış hizip kitaplarına ayırdılar. Her hizip, yalnız kendi yanındakiyle sevinip övünmektedir.

68 - KALEM....... 36. Neyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz?
68 - KALEM....... 37. Yoksa sizin bir Kitabınız var da onda mı (bu hükümleri) okuyorsunuz?
68 - KALEM....... 38. Onda istediğiniz her şeyi buluyorsunuz?
68 - KALEM....... 39. Yoksa sizin istediğiniz hükmü verebileceğinize dair, kıyâmete kadar sürecek andlarınız mı var üzerimizde?
68 - KALEM....... 40. Sor onlara: Onların hangisi buna kefil olacak?
68 - KALEM....... 41. Yoksa kendilerinin ortakları mı var? Doğru iseler ortaklarını çağırsınlar.
   
  Fethullah Gülen gözyaşları içinde; defalarca, vurgulaya, vurgulaya; KUR'AN yetim, KUR'AN öksüz, KUR'AN sahipsiz, KUR'AN'ın babası öldü diye tekrarların bol olduğu vaazlar vermedi mi? Ağlama ve çığlıklar eşliğinde, düşüncelerini kasetler ile beyinlere işlemedi mi?.Haşa; KURAN'ın babası mı var ki? yetim öksüz kalsın.KURAN' ın sahibi Alemlerin Rabbi olan ALLAH.KUR'AN nasıl sahipsiz olur. Kendileri başka tanrılar, başka Rapler edindi ise ve ".... yaşasın yeni kral" diyorsa o onun heyazanlarıdır.

Söylenmek istenen ne ? Ağızlarında geveledikleri "ne ola ki"?Hem son hızla Nur öğrencisi yetiştireceksin hemde Kuran yetim, Kuran öksüz diye ağlayacaksın bu ne lahana bu ne perhiz?
Bizler KURAN'a uymak zorundayız.Kuran, bizim rehberimiz.Korumak ALLAH'a ait..
   
  İndirende Allah, koruyacak olanda Allah, bu güne kadar korumuş olanda Allah. Kuran'ı korumak; Kuran'ın yanına "bunlarda Allah'tandır" diye kitap yazanlara kalsaydı, şimdi benimsediğimiz gruba/fırkaya/hizbe ait bir kitabı okuyor olurduk.Tıpkı diğer dinlerde olduğu gibi...Markos, Yuanna, Matta...vs sahipsiz kalabilir, yetim kalabilir çünkü onları yazanlar kendileri.

Din değiştirenlerde, Tanrılarını öldürüp yeni Tanrılar edinebilir. Ama bizler Alemlerin Rabbi olan, kendinden başka ilah olmayan ALLAH. Allah'a iman ediyoruz, ona ibadet ediyoruz, ona sığınıyoruz ve DÖNÜŞÜMÜZ de (din gününün sahibi ve maliki olan) Alemlerin Rabbi olan Allah'a olacaktır. Cennettede olsak, Cehennemde de olsak o yine bizim Rabbimiz.

KURAN yetim, KURAN öksüz demek, mümin olanın asla sarfetmiyeceği bir cümledir. Hele bu işi biliyorum diyenin, düşüncesine bile tahammül etmemesi gerekir.O lafın nereye gideceğini/gittiğini çok iyi bilyor..

Risale-i Nur'ları Cennetin anahtarı olarak gösterenler,
Risale okuyanları imanlı görenler,
Tüm güçleri ile Nur talebesi yetiştirenler,
Elbette; Kuran' Kerim'in duvara asılı duran musaf haline gelmesini canı gönülden istiyenlerdir.
Diledikleri gibi at koşturabilmeleri için. Dinler arası diyalog çerçevesinde, öngördükleri kitapları ortaya sürebilmeleri için.
   
  ALLAH KURAN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  15 - HİCR............. 9. Şüphesiz o zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.
74 - MÜDDESSİR.52. Hatta onlardan her bir kişi, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.
74 - MÜDDESSİR.53. Hayır, hayır! Onlar ahiretten korkmuyorlar.
74 - MÜDDESSİR.54. Hayır, düşündükleri gibi değil! Şüphesiz bu (Kur’an) bir uyarıdır.
74 - MÜDDESSİR.55. Artık kim dilerse ondan öğüt alır.
74 - MÜDDESSİR.56. Bununla beraber, Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O takvaya (kendisine karşı gelmekten sakınılmaya) ehil olandır, bağışlamaya ehil olandır.
   
  Varsa yoksa Nur talebeleri, herşeyi ona bağlamışlar. Kuran'ı Kerim'den 620 Ayet alacaksın bir külliyat yazacaksın, işte bu iman edenlerin, müminlerin ana kitabıdır diyeceksin.
İçinde, Kuran'ı Kerim'den alınmış sadece 620 ayet olan bir kitap kurtuluş kitabı, imanın cennetin rehberi diye ortaya sürülüyor.

Peki! "Allah" diğer 5616 Ayeti boşuna mı indirmiş, Hadislerle, kutsi hadislerle (Ayet kuvvetindeki hadisler), rivayetlerle "Allah'ın" eksik bıraktıklarını (haşa. Onların her yaptıkları ilave 'eksik tamamlıyıcılık mesleklerinde', aşamalar kat'etmelerini sağlamıştır) tamamlama rolünü üstlenenler bugünde kendilerince / kendi yollarına / yaymaya çalıştıkları inançlarına pek uygun düşmeyen "Allah'ın" fazladan gönderdiklerini (HAŞA) mi silerek kendilerini ifade eden "KAİNAT KİTABINI" mı ortaya çıkartmışlar?
   
  ALLAH KURAN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  31 - LOKMAN......27. Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
18 - KEHF........ 109. Deki: "Eğer Rabbimin sözlerini yazmak için deniz mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden önce, deniz muhakkak tükenecekti, bir mislini daha yardımcı getirsek bile."
   
  Allah, sileceğini silmiş, yazacağını yazmış, sabit tutacağını sabit tutmuştur. Allah karasız değildir. Allah'ı, öyle düşüneneler, Allah'ı kızdırarak (tanım onlara ait) içinde bulunduğumuz yıllarda kıyamet'i kopartmak isteyen (öyle bir şeyin olacağını sanan), bir an önce altın çağa kapak atmak isteyen saf-salaklara aittir.Başka Rabler edinmiş, onlarda bir güç kuvvet var sanan, hayal-prestlere aittir. O her gece birlikte oldukları/edindikleri de bunlardan cesaret alan tenekeden varlıklardır.Hiç biri bu güne kadar ne bir konuşmayı nakledebilmiştir, nede bir görüntü verebilmişlerdir. Yine gizli dinlemelere, gizli kameralara müracaat edilmiş sır olan şeyler açığa çıkarılmak istenmiştir.

Dini kemale erdirilmesi safhasında, toplumların algılama ölçülerine bağlı olarak vayhedilenlerin/o devir için geçerli olanların, bu devre aktarılmaması silinenler; aktarılanlar ise sabit bırakılanlardır.(Ör. Cumartesi yasağı gibi..Herkez son hak Peygamber Hz. Muhammed'in tebliğ ettiği dine uyma zorunluluğu olduğuna göre bu yasakta yok olmuştur.Yahudi müslüman olursa Cumartesi yasağı kalır mı?
   
  ALLAH KURAN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  13 - RA'D........... .39. Allâh, dilediğini siler, (dilediğini) bırakır. Ana Kitap O'nun yanındadır.
57 - HADÎD......... 22. Yeryüzünde ve kendi benliklerinizde meydana gelen hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir Kitap'ta belirlenmiş olmasın. Bu, Allah için çok kolaydır.
34 - SEBE............3. Küfre sapanlar şöyle dediler: "Kıyamet saati bize gelmez!" De ki: "Hayır, öyle değil! Gaybı bilen Rabbime yemin olsun ki, o size mutlaka ve mutlaka gelecektir! Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile Rabbimden gizli kalmaz. Zerreden daha küçük veya daha büyük hiçbir istisna olmamak üzere, her şey apaçık bir Kitap'ta belirlenmiştir;
53 - NECM......... 32. Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.
   
  ALLAH'IN BİZLERE VAYH ETTİĞİ KUR'AN'I KERİM'İN 6236 AYETİNDEN,SADECE 620 AYET KULLANARAK YAZILMIŞ KİTAPLARA, CEMAATLERİNİ, GRUPLARINI BAĞLADILAR. Hiç korkmadan onu bir din kitabı haline getirdiler.
  bununla yetinmeyip. Külliyat yazımında kullanılan 620 ayeti bir araya getirerek, adına HİZB-ÜL KUR'AN dediler. Türkçe anlamıyla, KUR'AN'IN ASKERİ adını verdiler.Mensuplarını iyice 620 Ayet içine sıkıştırmak, prangalayabilmek için. Daha sonrasında, KUR'AN bu, izlemine beyinlerde yer açmak/oluşturabilmek için.
   
  Sürekli kendilerini Allah adına bir yerlere atıyorlar. Allah dostu, Allah'ın Askeri..gibi, İzni nasıl alıpta bu kanıya varıyorlar bilemem. Önce Allah'ın Vayh ettiği Kuran'ın bütününe bakarsın, Allah'ın kiatabının yanına bu sizin iman kitabınızdır diye başka kitaplar ortaya sürmezsin/edinmezsin, ortya çıkan şablona bakarak, "İnşallah Allah'ın dostu olabilirim" dersin. ÖYLE TEPEDEN İNME; "BEN ALLAH'IN DOSTU'YUM", "ŞU ALLAH' IN DOSTU" DİYEMEZSİNİZ. HELE,HELE! ÖZEL İSİM OLAN, (BİR (TEK) OLAN) "KUR'AN" ADINI TİCARİ KAZANÇ VE CEMAAT ÇOĞALIMI İÇİN KULLANAMAZSINIZ. KİM KİMİN ASKERİDİR ONU ALLAH BİLİR. RİSALE-İ NUR OKUYANLAR HANGİ ORDUNUN ASKERİDİR ONU DA ALLAH BİLİR.
   
  620 Ayet kullanarak tefsir yaptım bu kainat kitabı diyeceksin, geriye kalan 5616 ayetten hiç bahsetmiyeceksin, sonra çaldığın minareye kılıf olsun diye de "bunlar Kur'an'ın askerleri" diyeceksin. "Kur'an okuyordum, Çevşen okuyordum" sözündeki eşitleme tavrını, aynen Hizbül Kuran tanımıyla sürdüreceksin.Yapılmak istenen Kur'an'ı Rehber ve Rahmet kitabı olmaktan çıkarma çalışmasıdır. Toplumları, kabülüne zorladıkları çerçeve içinde, yazdıkları kitaplara tabii tutuma çalışmasıdır.
Allah "Kuran'dan başka sığınılacak bulamazsın" diyor. Hal böyle iken birileri, nasıl olurda sadece 620 ayet kullanılan bir kitap "seni kurtuluşa getirir" der.
   
  ALLAH KURAN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  18 - KEHF.......... 27. Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O’ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın.
   
  Hz. Adem'in, Allah'a adak sunan, birinin adağı kabul edilen diğerinin adağı kabul edilmeyen iki oğlundan katil olanın yaptığının aynısını yapıyorlar. Adağı kabul olmayan oğul için iki seçenek vardı; Ya Allah'ın yolunda ilerleyerek, yani imanını artırarak yeryüzünde makbul, muteber biri olacak uyulan biri olacak yada adağı kabul edilen kardeşini öldürerek,yeryüzünde makbul, muteber biri olarak, uyulan biri olacak. O, ikinci (katilliği) yolu tercih etti böylece katil oldu. Artık yeryüzünde kendisinden daha üst olan kalmamıştı. Allah'a tekrar imtihan olması için adak sunmaya da gerek kalmamıştı. Çünkü; herkesin de kabul ettiği gibi, yeryüzünde, kendisinden daha TAKVA'DA İLERİ OLAN biri yoktu. Artık örnek alınan, sayılan, bilge biri olmuştu.
   
  5 - MAİDE.......... 27. Onlara Âdem'in iki oğlunun haberini de gerçek olarak oku. Hani, ikisi birer kurban sunmuşlardı da birinden kabul edilmişti, ötekinden kabul edilmemişti. "Seni mutlaka öldüreceğim." dedi. Öteki: "Allah sadece takva sahiplerinden kabul eder." dedi.
5 - MAİDE.......... 28. Beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatmayacağım. Şu bir gerçek ki, ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım."
5 - MAİDE.......... 29. "Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da senin günahını da yüklenip ateş halkından olasın. İşte budur zalimlerin cezası!"
5 - MAİDE.......... 30. Nihayet nefsi onu kardeşini öldürmeye ısındırdı, o da onu öldürdü. Böylece hüsrana uğramışlardan oldu.
   
  Risale, ve diğerleri ile Nur talebeleri yetiştirme gayretleri bu yüzdendir. Yahudilerde, Hıristiyanlarda aynı yollardan geçerek bu güne gelmiştir. Onlar Allah'a "Allah'ım senin indirdiğinden başkasına uymuyoruz, atalarımızın/ o 'senin dostun' olan insanların bizlere devrettiğine uyuyoruz" diyorlar. Ama biliyorlar ki, aslında atalarının elleri ile yazdıklarına uyuyorlar. Allah'ın indirdiğinin yerine, yüzyıllar içinde, ortaya konulana uyuyorlar. Onlarda tıpkı, Hz. Adem'in, katil oğlunun yolunu seçmişler.Allah'ın son olarak gönderdiği, Hak Peygamber, Hz. Muhammed'i de sapkın din kurucusu ilan edip, kendilerine gelen hak'kı katlettiler.Hz. Muhammed ile tebliğ edilenle kendilerini kurtarma yoluna gitmediler
   
  ALLAH KURAN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  34 - SEBE.......... 43.Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, “Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Bir de, “Bu (Kur’an), uydurulmuş bir yalandır” dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, “Bu ancak apaçık bir büyüdür” dediler.
 

6 - EN'AM......... 114. Allâh, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiş iken O'ndan başka bir hakem mi arayayım? Kendilerine Kitap verdiklerimiz, O(Kur'a)nın, gerçekten Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler, hiç kuşkulananlardan olma.

   
  Tez şu; "Her türlü yalanı, dolanı, entrikayı, her türlü hatayı efendin için yapabilirsin; yeterki Risale oku ve inanalılarından ol". Tıpkı hıristiyan inancı gibi;" Dünya'nın her yerinde kan dökebilirsin, her ülkenin zenginliklerini çalabilirsin; yeterki İsa inanlılarından ol". DİKKAT EDİN RİSALE ADLI KİTAPLAR, İMAN KİTABI DEĞİL, YENİ BİR DİN SİSTEMİNİN İNANÇ KİTABI. Eğer İmanı teşvik eden kitabı olsa idi, diğer dini kitaplar gibi bir konunun açıklamasını yapar, düşüncelerini ortay koyar,( İmanın olmazsa olmaz kitabı olma iddisında bulunmaz), iman işini; Allah'a, dolayısıyla vayhe bırakırdı.Allah dilemedikce kimse hidayete eremez.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  81 - TEVKÎR........27. O, âlemlere bir öğütten başka şey değildir.
81 - TEVKÎR........28. İçinizden, dosdoğru yürümek isteyen için.
81 - TEVKÎR........29. Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz!
   
  DİLEMEK; "OL" DEMEKTİR. ALLAH "OL" de'meden HİÇ BİRŞEY OLMAZ
   
  22 - HAC........... 16.Böylece biz Kur’an’ı apaçık âyetler halinde indirdik. Şüphesiz Allah dilediğini doğru yola iletir.
24 - NUR........... 46.Andolsun, biz açıklayıcı âyetler indirdik. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir.
76 - İNSAN......... 31.Allah dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere ise, acıklı bir azap hazırlamıştır.
2 - BAKARA......272.Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. .......................................
16 - NAHL.......... 93.Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. ............
   
  5 - MAİDE.......... 31.Derken, Allah, kardeşinin cesedini nasıl saklayacağını ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. O dedi ki: "Vay be! Şu karga kadar bile olamıyor muyum ki, kardeşimin cesedini saklayayım." Bu arada, pişmanlık duyanlardan olmuştu.
   
  Suç işlenmiş Allah'ın kitabının yanına başka kitaplar koyulmuş, Kur'an'ı Kerim'e ulaşmanın/ anlamanın anahtarı olarakta beyinlere işlenmiştir. İmani olanların yerlerine, diyaloğa uygun görüşler koyulmaya başlanmıştır.Adeta "Vay be şu karga kadar da olamıyor muyum" denircesine, Kur'an'i olan emirleri, hurafelerle kitaplarla ve rivayetlerle örtme işlemleri hızlandırılmıştır.
   
  Kanaat önderleri; Dini, İmanı anlatabilmiş, bizler de doğru olarak anlayabilmiş olsaydık, zekalarını ALLAH'ın zekası ile en azından eşit görüp, KUR'AN'ı KERiM'den manalar çıkarttığını, şifreleri çözdüklerini iddia edenler, gaybı bilmekte kendilerini ALLAH'la eşdeğer görme gafletinde bulunan,kendilerine falcı ve büyücü isimlerini değilde MEDYUM tanımlaması ile nitelendiren, biçareler bu kadar desteği ve ilgiyi halktan görebilirler miydi? Medyada sık sık gözükmekle, ilgi odağı olanlar, yanlış ve sapkın fikirlerini sarfettiklerinde acaba böyle itibar görebilirler miydi? Ne yayınları nede meslekleri pirim yapıp servet sahibi olabilirler miydi?
   
  Eylem, daha tam gerçekleşmemiş ama epeyde yol alınmış durumda.Leşci kuşları gelip göstermeden; "Vay be şu leşci kadar da olamıyor muyum" demeden önce, (son fırsat olarak) uydurulan, isnat edilen yanlışlıkları gömmek ve yok etmek gerekir. Pişmanlığın ibaresi olarakta, Allah'ın Vahiy ettiği Kur'an'ı Kerim, öne çıkarılmalı ve anlamaları, anlatmaları için gerçek anlamda Kur'an öğrencileri yetiştirilmelidir.
   
  Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı, İkinci bin yılda ise Amerika ve Afrika, Üçüncü bin yılda hedef Asya dır.” 24 Aralık 1999 Papa 2. John Paul, Milenyum mesajı.
   
 
   
  DÜNYA ÜZERİNDE DİLLERİN VE DİNLERİN DAĞILIMI VE 3. BİN YILIN HEDEFLERİ İÇİN BU BAĞLANTIYI KULLANABİLİRSİNİZ.  
   
  Papa 2. John Paul'a ait olan, bu 3.Milenyum (3 bin yılın) mesajını/vasiyetini, Halefi Papa 16. Benedict, Resmi kortej eşliğinde zafer işareti yaparak kayıtlara geçiriyor.Sultan Ahmet Camii'nde, uygarlığı feth eden kumandan edası ile bu zafer anını belgeletmiştir. Tıpkı, General Allenby'in, Şam işgali sırasında, Selahattin Eyyubi'nin Türbesine gidip, sandukayı postallayıp, “KALK SELAHATTİN;BİZ YİNE GELDİK!” demesi gibi. 3.milenyumun, daha ilk yıllarında mesajlarında/yol haritalarında ne kadar ciddi olduğunu vurgulamış oldular. Diyalog kılıfı ile girilmiş, turuva atları yerli yerlerine oturtulmuştur.
   
  PAPA MEKTUP
   
  Akılarını ve kalemlerini başkalarına kiraya verenler, Allah'ın, Kitabının yanına, bunlarda Allah'tandır diyerek elleriyle yazdıkları hizip kitaplarını, öne çıkarma/kabul ettirme, telaşında olanlar, yaptıkları hataları elbette görmediler. Kalemleri ve akılları yoğun bir tempoda, çok daha önemli vazifeler için görevde idi. Nelerdi bunlar?. Allah'ın görevlerini, yetki ve selahiyetlerini düzenleyen, Ahiret yaşamına çeki düzen veren, Şefaatçilerin listesini düzenleyen, kitapları yazmak ve konferanslarla bunları duyurmak. Sırat köprüsünden geçebilecekleri saptamak ve işte seçtiğimiz din sonucu, sırattan geçiyoruz, bizlerle,sizler hepbirlikteyiz mesajları için toplantılar düzenlemek.
   
  PAPA'YA yazılan mektupta bazı ifadeler dikkat çekici. (Din tebliğcisi değil adeta sığınmacı uslubu)
  Pek Muhterem Papa Cenaplari ... (10 Şubat 1998 Zaman Gazetesinde Yayınlanmıştır.)

Uc buyuk dinin dogum yeri olarak bilinen topraklarin dunyayi daha iyi yasanabilir bir mekan kilma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasiyla bilen halkindan size en icten selamlari getirdik. Yogun gundeminizde bize zaman ayirarak sizinle muserref olmayi bahsettiginiz icin zatialilerinize en derin kalbi tesekkurlerimizi sunariz.
   
  ".....Papa 6. Paul Cenaplari tarafindan baslatilan ve devam etmekte olan Dinlerarasi Diyalog Icin Papalik Konseyi (PCID) misyonunun bir parcasi olmak uzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edisini gormeyi arzu ediyoruz. En aciz bir sekilde hatta biraz curetle, bu pek kiymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mutevazi yardimlarimizi sunmak icin size geldik......."
   
  FETHULLAH GÜLEN
  Alaaddin Kaya'dan el öpme.. (Hangisi hangi tip? onu Fethullah Gülen'e sormak gerekir Papa, Fethullah Gülen, Alaaddin Kaya hangi tip kategorisinde yer alırdı? Merak ediyorum).
   
  Mektuba neden o hitap ifadeleri ile başladınız diyenlere, bu bir makam yapılan (resmi sayılabilecek) ziyaret cevabı verenler, Katolik hırıstiyan gibi Papanın, o mubarek elini öpmekten geri duramıyorlar. Türkiye'nin en büyük cemaatinin temsilcileri elini öperse, görüşmenin bir lutuf olduğunu vurgulayan, 'o Papa'nın halefi' de gelir, fethin başladığını senin en kutsal mekanında ilan eder.

Sultan Ahmet Camii'nde zafer işareti yapan, Papa 16. Benedict, "Bana Muhammed'in hangi yenilikler getirdiğini gösterin, orada hep şeytani ve insanlık dışı şeyler bulacaksınız. Hz. Muhammed, inançları kılıçla yaymak, insan haklarına tasallut ve şer neşretmekten başka hiçbir şey getirmemiştir" sözünü söyleyenin ta kendisi.Kaynak olarak, Bizans İmparatoru II Manuel Paleologos'un kitabını vermişti.(Allah'a, isnat ettikleri oğul içinde; atalarının yazdığı kitapları kaynak olarak göstermiyorlar mı?). Kendin pişir, kendin ye.

Hz. Muhammed döneminde yapılan tüm savaşlarda,
her iki taraftan, ölenlerin sayısı toplam 1400-1500 kişi arasında. Hicretten sonra Medine dönemini içeren 10 yılda ; Hz. Peygamberin emir ve kumandasında adına gazve denilen 27 sefer düzenlenmiş bunlardan 9'unda savaş olmuştur. Hz. Muhammed'in bizzat katılmadığı, adına seriyye denilen 40-50 sefer yapılmıştır. (Çarpışma meydana gelsin veya gelmesin Hz. Peygamber'in katıldığı bütün seferlere gazve, Hz. Muhammed'in bizzat katılmadığı, seferler ise Seriyye adı verilirmiş

Kanaat önderlerinden bazıları, zaten Kelime-i Tevhid'en Hz. Muhammed'i çıkarma çabasında olduğu için yeterli tepkiyi almadı. Karikatür olayında da cemaatler, tarikatlar, islam için varız diyenler, her fırsatta cihad ilan edenler, ellerindeki yeşil bayraklarla kubbeler tırmananlar, herşeyi kabullenmiş havasında kalınca, adam da geldi fethin başladığını, (zafer işareti ile) ilan etti. Zaman bu zamandır dedi
   
  Fethullah Gülen, mektubu şöyle bitiriyor.
  Önerilen programlar asiri buyuk isler gibi algilanabilir; ama bunlar erisilmez degildir. Dunyada iki tip insan vardir. Bazilari kendilerini topluma adapte etmeye calisir. Diger bazilari ise topluma uymaktansa toplumu kendi degerlerine adapte etmek ister. Toplum butun ilerlemeleri bu ikinci tip insanlara borcludur. Onlari yarattigi icin Rabb'e sukurler olsun.
M. Fethullah Gulen / Rabb'in Aciz Kulu / 9 Subat 1998
(Not:İngilizce klavye ile yazılmış.Orjinallik bozulmaması için, kopyala- yapıştır yapıldı.)
   
  FETHULLAH GÜLEN'İN PAPA'YA SUNDUĞU MEKTUBUN TAM METNİNE ve HABERİNE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ  
   
  Papa'ya yazdıkları mektubu; Rabbin Aciz kulu, Fethullah Gülen olarak imzalayanlar, Hıristiyanların, İsa'ya "Rab" dediklerini biliyorlardı. Fethullah Gülen, Alemlerin Rabbi olan Allah'ın, kulu mu? yoksa; Hıristiyanların, Rab olarak atadıkları İsa'nın kulu mu? (Onların İsa'sının, Hz. İsa ile hiç bir ilişkisi olamaz. Çünkü onlara göre; o, 'OĞUL RAB')

Ayrıca ilerlemeler için bu kişilerin yetkileri olduğunu iş ve oluşları istedikleri gibi yönlendirebildiklerini ifade ediyor. İş ve oluşu yönlendiren kişilerden birininde mektubun muhatabı, PAPA olduğu kesin Ve Rabb'e Papa ve (kendi toplumunu yönlendirme görevini misyon edinmiş) şahsı için şükür ediyor.

Böylece ALLAH'A AİT OLAN İŞ ve OLUŞLARI TAYİN ETME YETKİLERİDE, BAZI ŞAHSİYETLERE DEVREDİLMİŞ OLUYOR.

KİTAPLARINA GÖRE; YARATILIŞ, YARATMAK SADECE ALLAH'A MAHSUS DEĞİL. Bu nedenle, yukarıda kasdedilen Rab,( "Onlari yarattigi icin Rabb'e sukurler olsun" süzü ile kastedilen).aşağıdaki açıklamaladan da anlaşıldığı gibi, Oğul Rab/İsa Mesih

İbraniler/Hebrews.1/2 Bu son çağda da her şeyin mirasçısı olarak belirlediği ve
aracılığıyla evreni yarattığı kendi Oğluyla bize seslenmiştir.
   
  İş ve oluşları tayin etmenin insanlar elinde olduğunu söylemek, yaptıklarına kılıf geçirmektir.Hile yapmak, tuzak kurmak ve bunu Allah adına, TANRI adına yapıyorum demenin yollarını yapmaktır.
   
  ALLAH, İŞ VE OLUŞ KONUSUNDA KUR'AN'ı KERİM'de
  10 - YUNUS........31.De ki: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hakimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?” “Allah” diyecekler. De ki: “O halde Allah'a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?”
   
  Allah'a, bu işi beceremedin bak şimdi bizler, iki kalem oynatmakla nasıl bitiriyoruz diyebilmenin tarikatcasıdır..
Yaptıkları tüm eylemlerden doğabilecek vebal ve günahların, sorumluluğunu, ALLAH'a, HAVALE (izin verdinde ondan) etmenin, kendilerini temize çıkarmanın şeytancasıdır (Şeytanda sadece vesvese vereceğim diyor).

Allah ile aldatmanın ta kendisidir
.
Allah hiç bir yerde TUZAK KURUN HİLE YAPIN, FİTNE TÜRETİN, SAVAŞ, ÇATIŞMA, KARIŞIKLIK ÇIĞIRTKANLIĞI YAPIN demiyor. "Sabredin, güzel düşünüp güzel davranışta bulunun" diyor.
   
   
   
  İNCİL'E GÖRE RAB NE DEMEK?
   
  Papa'ya ve Hıristiyanlara göre RAB ile tanımlanan Tanrının oğlu dedikleri İsa mesih

Yuhanna (John)..20/13 Meryem'e, «Kadın, niçin ağlıyorsun?» diye sordular.Meryem, «Rabbimi almışlar» dedi. «O'nu nereye koyduklarını bilmiyorum.»
(Yuhanna (John)...20/1 Haftanın ilk günü erkenden, ortalık daha karanlıkken Mecdelli Meryem mezara gitti)

Matta...............17/14 Kalabalığın yanına vardıklarında bir adam İsa'ya yaklaşıp O'nun önünde diz çöktü.
Matta...............17/15 «Ya Rab» dedi, «oğlumun haline acı! Çocuk saralı ve çok acı çekiyor. Sık sık ateşe ya da suya düşüyor.

Burada Rab ile kasdedilen kim?Elbette Tanrının oğlu dedikleri İsa mesih

   
  Filimun.............1/3 Babamız Tanrı'dan ve Rab İsa Mesih'ten size lütuf ve esenlik olsun.
Filimun.............1/4-5 Rab İsa'ya olan imanını ve bütün kutsallara beslediğin sevgiyi duydukça dualarımda seni anıyor, Tanrıma sürekli şükrediyorum.
2Petrus(peter)...1/2 Tanrı'yı ve Rabbimiz İsa'yı tanımakla lütuf ve esenlik artan ölçüde sizin olsun.
   
  Romalılar (Romans)....8/32 Öz Oğlunu bile esirgemeyen, O'nu hepimizin uğruna ölüme teslim eden Tanrı, O'nunla birlikte bize her şeyi de bağışlamayacak mı?

Yuhanna (John)...14/9 İsa, «Filipus» dedi, «bunca zamandır sizinle birlikteyim. Beni daha tanımadın mı? Beni görmüş olan, Baba'yı görmüştür. Sen nasıl, `Bize Baba'yı göster' diyorsun?
Yuhanna (John)...14/10 Benim Baba'da, Baba'nın da bende olduğuna inanmıyor musun? Size söylediğim sözleri kendiliğimden söylemiyorum, ama bende yaşayan Baba kendi işlerini yapıyor.
Yuhanna (John)...14/11 Bana iman edin; ben Baba'dayım, Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin.

Yuhanna (John)...17/1 İsa bunları söyledikten sonra, gözlerini gökyüzüne dikip şöyle dedi: «Baba, saat geldi. Oğlunu yücelt ki, Oğul da seni yüceltsin.
   
  İbraniler/Hebrews.1/1 Tanrı eski zamanlarda peygamberler aracılığıyla birçok kez ve çeşitli yollardan atalarımıza seslendi.
İbraniler/Hebrews.1/2 Bu son çağda da her şeyin mirasçısı olarak belirlediği ve aracılığıyla evreni yarattığı kendi Oğluyla bize seslenmiştir.
   
  Gökleri ve yeri yaratan, dönme çağrısı yapılan; Peygamberlerden ayrı olduğu özellikle vurgulanan, YAŞAYAN TANRI KİM? Önceki YAŞAYAN TANRI TANIMLAMALARINA göre, elbette İsa Mesih.
   
  Matta...26/63 İsa susmaya devam etti. Başkâhin ise O'na, «Yaşayan Tanrı adına sana yemin ettiriyorum, söyle bize, Tanrı'nın Oğlu Mesih sen misin?» dedi.
Matta...26/64 İsa, «Söylediğin gibidir» karşılığını verdi. «Üstelik size şunu söyleyeyim, bundan sonra İnsanoğlu'nun, kudretli Olan'ın sağında oturduğunu ve göğün bulutları üzerinde geldiğini göreceksiniz.»

İsa'yı arayan başkahin, tanıkların işareti üzerine, susmaya devam eden İsa'ya, "Yaşayan Tanrı adına sana yemin ettiriyorum," der ve devam eder..."söyle bize, Tanrı'nın Oğlu Mesih sen misin?"

Kahin, İsa'ya YAŞAYAN TANRI adına yemin ettiriyorum/etmiş kabul ediyorum diyor.Burada kasdetilen yaşayan tanrı kim? Elbette Tanrının oğlu dedikleri, yaşayan Tanrı dedikleri İsa.

Elçilerin İşleri (Acts)....14/15 «Efendiler, neden böyle şeyler yapıyorsunuz?» diye bağırdılar. «Biz de sizin gibi insanız, aynı yaradılışa sahibiz. Size müjde getiriyoruz. Sizi bu boş şeylerden vazgeçmeye, göğü, yeri, denizi ve bunların içindekilerin hepsini yaratmış olan, yaşayan Tanrı'ya dönmeye çağırıyoruz.
İbraniler/Hebrews.1/1 Tanrı eski zamanlarda peygamberler aracılığıyla birçok kez ve çeşitli yollardan atalarımıza seslendi.
İbraniler/Hebrews.1/2 Bu son çağda da her şeyin mirasçısı olarak belirlediği ve aracılığıyla evreni yarattığı kendi Oğluyla bize seslenmiştir.

Gökleri ve yeri yaratan, dönme çağrısı yapılan; Peygamberlerden ayrı olduğu özellikle vurgulanan, YAŞAYAN TANRI KİM? Önceki YAŞAYAN TANRI TANIMLAMALARINA göre, elbette İsa Mesih.

   
  Tutuklama sahnesinde, başka enterasan bir konu daha var...İsa'yı tutuklamaya gelen Yahudilerin kahini
   
  Yuhanna (John)...19/5 Böylece İsa, başındaki dikenli taç ve üzerindeki mor kaftanla dışarı çıktı. Pilatus onlara, «İşte o adam!» dedi.
Yuhanna (John)...19/6 Başkâhinler ve görevliler İsa'yı görünce, «Çarmıha ger, çarmıha ger!» diye bağrıştılar.Pilatus, «O'nu kendiniz alın, çarmıha gerin!» dedi. «Ben O'nda bir suç görmüyorum!»
Yuhanna (John)...19/7 Yahudiler şu karşılığı verdiler: «Bizim bir yasamız var, o yasaya göre O'nun ölmesi gerekir. Çünkü kendisinin Tanrı Oğlu olduğunu ileri sürüyor.»
   
  ELLERİNDE BOZULMAMIŞ KİTAPLARI VAR DENİLEN YAHUDİLER, İSANIN TANRININ OĞLU OLDUĞUNU SÖYLEDİĞİ İÇİN ,ÖLMESİ GEREKTİĞİNİ SÖYLÜYORLAR. Yani Yahudiler, Tanrının oğlu olmaz diyorlar.
Oysa, yine ellerindeki kitabın bozulmadığını söyleyen Hırıstiyanlar, İsa'nın, Yaşayan Tanrı / Tanrının oğlu olduğunu söylüyorlar.

İkisinin de doğru olması imkansız. Ya İsa'nın,Tanrının Oğlu olduğu tezi doğru yada İsa'nın,Tanrının Oğlu olmadığı tezi doğru. (Kur'an'a göre Allah' a oğul isnat etmek, Allah'a ortaklar koşmak şirktir).Onların, Tanrı inancına göre bakıldığında, (Kur'an'ı Kerim'i hiç bilmediklerini varsayarak) en azından, birinden biri yanlış/tahrif edilmiş

Oysa şimdi, her iki inanaç gurubuna ait bu görüş birleştirdikleri kitapta aynen yer alıyor.Yani Allah'ın OĞLU OLMADIĞINA inanan Yahudiler ile Allah'a OĞUL İSNAT EDEN Hıristiyanlar, kitaplarını birleştirip ADINI YENİ AHİT koymuşlar ve meydana GELEN KİTABINDA, İNANÇ BİRLİĞİNİ SAĞLADIĞINI / BOZULMADIĞINI SÖYLÜYORLAR.

ESKİ ve YENİ AHİT birleşimini de KİTAB-I MUKADDES olarak ilan ediyorlar.

Madem İsa'ya kitap verilmedi ise; Öğrencileri de onu söylediklerini değil de onunla yaşadıklarını/gördüklerini (İsa'nın/müjdenin hayatını) İsa'nın ölümünden sonra kaleme aldılarsa (onun hayatını anlattılarsa.); İsa dolaştığı yerlerde kendi hayatını anlatmadığına göre; dolaştığı yerlerde insanlara neler anlattı?

Hangi kitaba göre amel etti diye sorulduğunda ESKİ AHİT'e göre amel etti onu anlattı diyorlar.O halde İSA, ESKİ AHİTE GÖRE (yahudi tezine göre) KENDİSİNİN TANRININ OĞLU OLMADIĞINI mı söyledi, yoksa YENİ AHİTE GÖRE, TANRININ OĞLU/YAŞAYAN TANRI OLDUĞUNU mu söyledi?
   
  Bir görüşte, Hıristiyanlık tanıtımını yapan, Prof. F.F.Bruce'den verelim. Tanrı ve oğlu'nu ne olduğunu şöyle bir örnekle anlatıyor.(İnciltürk ve Hıristiyan.gen..gibi sitelerinden);
   
  ".....Yukarıdakiler başlangıçtan beri İsa Mesih'e bağlı olanların inancının özüdür. Yeni Antlaşma dışında başka bir örneği aktarabiliriz: Antakya'lı imanlılar topluluğunun önderi olan İgnatius; İ.S. 110 yıllarında Efes'teki Hıristiyanlar'a yazdığı mektupta İsa'yı şöyle nitelendiriyor: “Rabbimiz İsa Mesih yegane Hekimdir. Hem bedeni hem de ruhu vardır. Kadından doğmuş olmakla beraber başlangıcı yoktur. İsa insan vücuduna bürünmüş Tanrı'dır. Ölümle gerçek yaşamdır; Meryem'in Oğlu ve Tanrı'nın Oğludur; önce sıkıntı çekmiş, sonra sıkıntıdan kurtulmuştur.” (İgnatius'un Efeslilere mektubu 7(?):20) İgnatius..."
   
  PEKİ PAPA ve HIRİSTİYANLARA GÖRE "KUL" NE DEMEK..
   
  Esinleme..........1/1 Bu kitap İsa Mesih'in esinlemesidir. Tanrı, yakın zamanda olması gereken olayları kullarına göstermesi için O'na bu esini verdi. O da gönderdiği kendi meleği aracılığıyla bunu kulu Yuhanna'ya iletti.

2Petrus(peter)...1/1 İsa Mesih'in kulu ve elçisi ben Simun Petrus'tan, Tanrımız ve Kurtarıcımız İsa Mesih'in doğruluğu sayesinde bizimkiyle eşdeğer bir imana kavuşmuş olanlara selam!
   
  Yukarıdaki nakile göre; Önce Tanrının oğlu dedikleri İsa mesih esinlenmiş, oda bu esini özel melekleri aracılığı ile KULU Yuhanna'ya iletmiş. Yuhanna, İsa Mesih'in KULU oluyor. Ayrıca ne imiş kitapları bir esinlenme imiş. Cennet fetvası verilen kitaplar ne imişYuhanna'nın esinlenmesi imiş.

Görüldüğü gibi KULLUK "yaratılan" manasında kullanılmıyor. KULLUK, İsa Mesih'e, tabi olmak, biat etmek, ibadet etmek, hizmet etmek, hizmetinde olmak anlamında kullanılıyor.
   
  PEKİ! KUR'AN'I KERİM'E GÖRE KULLUK NE?

36 - YASİN..........60. Ey âdemoğulları! Ben size, "Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için açık bir düşmandır!" demedim mi?
36 - YASİN..........61."Bana ibadet edin, dosdoğru yol budur!" demedim mi?

89 - FECR......... 27. Ey, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis!
89 - FECR......... 28. Hem hoşnut edici, hem de hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön.
89 - FECR......... 29. Kullarımın arasına gir.
89 - FECR......... 30. Cennetime gir.
39 - ZÜMER........14.De ki: "Ben dinimi kendisine halis kılarak yalnız Allah'a kulluk ederim."
39 - ZÜMER........15."Siz de O'ndan başka dilediğinize kul olun." De ki: "Asıl hüsrana düşenler, kıyamet günü kendilerine ve mensuplarına ziyan edenlerdir. Evet, işte asıl açık hüsran budur."

5 - MAİDE........ 117. “Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de rabbiniz olan Allah'a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeye hakkıyla şahitsin.”

   
  Görüldüğü gibi KULLUK "yaratılan" manasında kullanılmıyor. KULLUK, tabi olmak, biat etmek, ibadet etmek, hizmet etmek, hizmetinde olmak anlamında kullanılıyor. Demek ki KULLUK; başkalarına hizmet etmek, başkalarına tabi olmak, başkalarına biat etmek, başkalarına ibadet etmekte olabiliyor.
   
  İSA'YI RAB KABUL EDİP KENDİLERİNİ, YERYÜZÜNDE RABB'IN TEMSİLCİSİ OLARAK ATAYANLAR, MEKTUPTA Kİ, "RAB'BİN ACİZ KULU" TANIMINDAN NE ANLAR..... ALLAH'I MI, YOKSA ATADIKLARI İSA'YI MI ANLARLAR. ELBETTE MEKTUBU YAZANDA BUNU BİLİYORDU. NE ŞİŞ YANSIN NE KEBAP DEDİLER.

BU ALLAH'A ŞİRK KOŞMAK veya KOŞULAN ŞİRKİ ONAYLAMA/KABUL ETMEDİR. "BENDE SİZDENİM" DEMEKTİR. VATİKAN KULÜBÜNE KABÜLÜN PAROLASIDIR/ BEDELİDİR.
   
  RAB KİM
   
  Güdülmesi gereken sürüler, birinci tip insanlar mı? Otlatılması gereken, Kuzular; kolayca yönlendirilebilen ama beslenmesi gereken, evlatlarımız mı?
   
  Hırıstiyanlara göre "Rab" demek, "Tanrının Oğlu olan İsa" demek, "Rabbin aciz kulu" demek; kurtarıcı olarak bekledikleri İsa'nın aciz kulu demek.
  TANRI SÖZCÜSÜ
   
  İSA'YI RAB KABUL EDİP KENDİLERİNİ, YERYÜZÜNDE RABB'IN TEMSİLCİSİ OLARAK ATAYANLAR, MEKTUPTA Kİ, "RAB'BİN ACİZ KULU" TANIMINDAN NE ANLAR.....

ALLAH'I MI? YOKSA ATADIKLARI İSA'YI MI ANLARLAR. ELBETTE, MEKTUBU YAZANDA ADRESİN NE OLDUĞUNU BİLİYORDU. NE ŞİŞ YANSIN NE KEBAP DEDİLER.

BU DÜŞÜNCE, ALLAH'A KOŞULAN ŞİRKİ
ONAYLAMA/KABUL ETMEDİR. "BENDE SİZDENİM" DEMEKTİR.
   
  GÜDÜLMESİ GEREKENLER KİM? FETHULLAH GÜLENİN MEKTUBUN DA BAHSETTİĞİ, 1. TİP İNSANLAR MI ?... 2.TİP KENDİLERİ OLDUĞUNA GÖRE.
   
  Zatı'allerinin ve Papa'nın, ikinci tip insan oldukları (mektubu yazan ve muhatabı olduğundan) kesin. Güdülmesi gereken sürüler birinci tip insanlar mı? Otlatılması gereken, Kuzular; kolayca yönlendirilebilen ama beslenmesi gereken evlatlarımız mı? Altın nesil benzeri eğitilen, beslenen iş ve aş verilenler mi.? Çoban köpeklerinin eşliğinde, güdülmesi gerekenler ise bükülmesi mümkün olmayan kalınlaşmış/odunlaşmış yola gelmesinden ümit kesilenler mi?

Yunus'un efendisine yakmak için bile, getirmek istemediği/layık görmediği tipler mi?(Getirdiği odunlar ip gibi düzgün idi. Hocası; “Ey Yûnus,Hiç eğri odun getirmiyormuşsun.” dediğinde; “Efendim, bu kapıya eğri odun yakışmaz.” cevâbını verdi.).Kur'an Kurslarının, başlama yaşında yapılan (3-5-7 yaş) tartışmaların ana sebebi budur. Eğilmemiş, işlenmeye, istediğin yöne bükülmeye hazır körpecikler.
   
  Erzurumlu, Kırkıncı Hoca'nın öğretisi/nasihatın da şöyle diyor.
  13-14 yaşlarında ders aldığı ve kendisini 16 yaşında Risale-i Nur ile tanıştıran, Hocası Kırkıncı Hoca'nın öğretisini tam olarak uygulamak bu olsa gerek. Kırkıncı Hoca şöyle diyor./nasihat veriyor " Yumuşaklıktaki kuvvet sertlikte yoktur",
   
  NASİHATI İYİ TUTAN FETHULLAH GÜLEN; Düşüncesi, Hoşgörü ve Diyalog İklimi Kitabın da belirttiği gibi olmasına rağmen;
   
  Kur-an'ı Kerim'in bazı ayetleri ve bazı Hadis-i Şerifler tarihi sürecini doldurduğu için bunlarla amel edilemez. Kur'an-ı Kerim'in gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat'ın hükümleri hâlâ geçerlidir. Bugünkü İnciller'e ve Tevrat'a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar.” (Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)

Derken!; bugünkü Eski ve Yeni Ahit isimli kitapların, Hz. Muhammed zamanındaki, saklayıp ortaya çıkartmadıkları (Allah'tan inmiş olan) Tevrat ve İncil'le bir alakalarının olmadığını ilan etmiş oluyor.Yani bugünkü kitapların, ilahi değil, keyfi olduğunu -elleri ile yazdıkları kitaplar olduğunu- kabul etmiş oluyor. O halde insanları niye suya çağırır gibi ateşe çağırıyorlar.

Kur'an'ı Kerim'in bazı ayetlerinin, (sanki; Allah, bu günleri bilmiyor muydu? )geçersiz kaldığını Allah, sözcüsü gibi açıklıyor.Papa zihniyeti ile yatıp kalkınca, kendisine de "sözcülük" (Papa Tanrının yeryüzü sözcüsü olarak kabul ediliyor.) bulaşmış herhalde! Ayetleri, gecersiz kılmak / ilan etmek Allah'a şirk koşmak değil midir? Nelerin geçici, nelerin kalıcı olduğuna kullar karar veririse, Kur'an'ı Kerim'den geriye ne kalır.

Dikkat edilirse, Ayetlerin bugün icin geçerliliğinin kalmadığını ilan ederken, Kur'an dan önce tabii olduklarına / ileri sürdüklerine, geçerlilik ruhsatı veriyor.Oysa "bugünkü" diyerek o günküler ile bugünküler arasına kesin çiygiyi çekmişti. Bu gün uydukları kitapların, o günkü kitaplar olamayacağını çok iyi biliyorlar.Çünkü; Kur'an'ın TASDİK EDİP AYRINTILI KILDIĞI (Allah, "benzer indirdim" demiyor. "Tasdik eden ve ayrıntılı kılan" diyor.) hiç bir imani ayet Eski ve Yeni Ahit denilen kitaplarda yok. Sadece bugünkü o kitaplarda ilahi (dir) izlenimini vermek için gayret gösteriyorlar.

Allah'ın, Hz. Muhammed'e indirdiği
ayetlerin geçerlilik süresi/son kullanma tarihi geçiyor ama ondan çok önceleri, tabi oldukları metinlerin, tarihsel kayba uğramadığını iddia ederek, yeniden kullanıma açıyor. Yani, Allah'ın indirdiği son ayetler tarihsel olarak geçerliliğini yitiriyor ama yine, Allah'tan, geldiği tezi üzerine kutsiyet kazandırmaya çalıştıkları metinler tarihe meydan okuyor ve yine güncellik kazanabiliyorlar. (gerçekleri parşömenler halinde sakladıklarını Kur'an'ı Kerim de Allah bildiriyor.)

Bu yapılanlara, Allah'a kafa tutmak denir, indirdiğini beğenmemek denir, O ayetler öyle olmamalıdır böyle olamalıdır demekle Allah'a "senin hatalarını düzeltiyoruz, senin eksik tamamlayıcılığını yapıyoruz", denmiş olur.Kısaca bunun adına Tanrılığa soyunmak yada Tanrıcılık oynayanlarla birlikte olmak denir...

ALLAH'IN VAYH ETTİĞİNİ, PEYGAMBERİN TEBLİĞ ETTİĞİNİ, GEÇERSİZ İLAN EDEBİLME ÇILGINLIĞINA DÜŞEN BİRİ, ANCAK KENDİSİNİ TANRI ZANNEDEN BİRİ OLABİLİR. Yada yeni bir tanrı bulmuş demektir.Vahiy alıyor demektir..

Allah'tan; daha doğru, daha güzel hüküm verenler mi var? Yoksa; onlar cahiliye dönemini özleyip, o döneme özenip, öyle bir CAHİLİYE YAŞAMINI MI? (yaşam düzenini mi) kurmak istiyorlar?
   
  SANKİ YUKARIDA BELİRTİLEN SÖZLERİ O SÖYLEMEMİŞ GİBİ: Halkı etkilemek adına, ne kadar çok Kur'an sevdalısı izlenimi vermek adına, dinleyenlerini daha önce beyinlere işlenmiş olanlara, (din düşmanı, deccal, kafir) yönlendirmek adına, kolayca; masum, mazlum, madur, ve mahsun rolune ait maskeyi takıp mesajlarını iletiyor.
   
  BUHARİ HADİS
   
  Dinleyenler için ne söylediği önemli değil nasıl olsa, efendi doğru söylüyor, havasında dinliyor ve 'şova' çığlıklar ile eşlik ediyor. Esasında söylenen/anlatılan imani bir konu yok.
   
  Fethullah Gülen gözyaşları içinde; defalarca, vurgulaya, vurgulaya; KUR'AN yetim, KUR'AN öksüz, KUR'AN sahipsiz, KUR'AN'ın babası öldü diye, tekrarların bol olduğu konuşmalar yapmamış idi? Ağlama ve çığlıklar eşliğin de, düşüncelerini kasetler ile beyinlere işlemedi mi?.Haşa; KURAN'ın babası mı var ki? yetim, öksüz kalsın.

KURAN' ın sahibi Alemlerin Rabbi olan ALLAH
. KUR'AN nasıl sahipsiz olur. Kendileri başka tanrılar, başka Rab'ler edindi ise ve ".... yaşasın yeni kral" diyorsa o onun heyazanlarıdır.

Söylenmek istenen ne ? Ağızlarında geveledikleri "ne ola ki"?Hem son hızla, Nur öğrencisi yetiştireceksin hemde Kuran yetim, Kuran öksüz diye ağlayacaksın bu ne lahana bu ne perhiz?

Bizler KURAN'a uymak zorundayız.Kuran, bizim rehberimiz.Korumak ALLAH'a ait..
   
  Fethullah Gülen gözyaşları içinde; defalarca, vurgulaya, vurgulaya; KUR'AN yetim, KUR'AN öksüz, KUR'AN sahipsiz, KUR'AN'ın babası öldü diye, tekrarların bol olduğu konuşmalar yapmadı mı? .Haşa; KURAN'ın babası mı var ki? yetim, öksüz kalsın. KURAN' ın sahibi Alemlerin Rabbi olan ALLAH. KUR'AN nasıl sahipsiz olur. Kendileri başka tanrılar, başka Rab'ler edindi ise ve ".... yaşasın yeni kral" diyorsa o onun heyazanlarıdır.
   
  YÖNLENDİRDİKLERİ AHİT ADLI KİTAPLARDA BABA ŞÖYLE TANIMLANIYOR... (Hem Suat Yıdırım'ın yaptığı mealdeki yapılan adreslemeler ile hemde Fethullah Gülen'in -ADL siparişli Hoşgörü ve diyalog iklimi- CENNETLİKTİRLER fetvası ile yönlendirdiği kitaplarda)
   
  SUAT YILDIRIM'IN, ESKİ VE YENİ AHİT YÖNLENDİRMELİ, MEALİ'YLE İLGİLİ İNCELEME SAYFASINA BU BAĞLANTIDAN ULAŞABİLİRSİNİZ  
   
  Romalılar (Romans)....8/32 Öz Oğlunu bile esirgemeyen, O'nu hepimizin uğruna ölüme teslim eden Tanrı, O'nunla birlikte bize her şeyi de bağışlamayacak mı?

Yuhanna (John)...14/9 İsa, «Filipus» dedi, «bunca zamandır sizinle birlikteyim. Beni daha tanımadın mı? Beni görmüş olan, Baba'yı görmüştür. Sen nasıl, `Bize Baba'yı göster' diyorsun?
Yuhanna (John)...14/10 Benim Baba'da, Baba'nın da bende olduğuna inanmıyor musun? Size söylediğim sözleri kendiliğimden söylemiyorum, ama bende yaşayan Baba kendi işlerini yapıyor.
Yuhanna (John)...14/11 Bana iman edin; ben Baba'dayım, Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin.

Yuhanna (John)...17/1 İsa bunları söyledikten sonra, gözlerini gökyüzüne dikip şöyle dedi: «Baba, saat geldi. Oğlunu yücelt ki, Oğul da seni yüceltsin.
   
  Ona uyanlar da Cennete ulaşır denilen kitapta BABA tanımı böyle. (Yunus gibi "bir ben var benden içeri")
   
  Fethullah Gülen ayrıca konuşmasın da;
 

KUR'AN SAHİPSİZ
KUR'AN ÖKSÜZ
KUR'AN YETİM
KUR'AN TANINMIYOR
KUR'AN SAHİPSİZ
BABASI ÖLDÜ KUR'AN'ın
SAF CEMAATİ ÖLDÜ
O BENİM YİĞİDİMDİ KARŞI BAYIRA GÖMDÜLER (STV, Kollama dizisinde de kullanılan, F.G'e ait Millet Ruhu şiirinden)
KUR'AN YETİM
................

  "10 ASIR EVVEL ZİKRİYEM, ELİMDEN YUVARLANIP AŞAĞIYA GİTTİ",
"10 SENE EVVEL DE BENİM MÜCRİM ELİMDEN" DİYOR
(Mücrim;Suçlu, günahkâr, günah işleyen, haddi aşankimse.)
   
  10 SENE ÖNCESİ ŞU OLABİLİR DİYORUM. "MÜCRİM, ELİMDEN ALINDI" DİYOR
  10 sene öncesi vurgulaması ile 12 Eylül de, aranılanlardan olmuş ve 20 Mart 1981 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığındaki vaizlik görevinden istifa etmiş. Daha sonra serbest vaizliğe başlamış.Bu gelişmeler yüzünden, birtakım imkanlardan mahrum bırakıldığı için 12 Eylül'ü kast etmiş olabilir.
   
  ANLAYAMADIĞIM, 10 ASIR EVVEL NE OLDU DA? 'ZİKYRİYEM' DEDİĞİ KİTAP AŞAĞILARA YUVARLANDI.
   
  NEDEN? ZİKRİYEM DİYOR, NEDEN?, KUR'AN DEMİYOR.
  Oysa aynı konuşma da; "Kur'an yetim","Kur'an öksüz", "Kur'an sahipsiz", "Kur'an'ın babası öldü" diyor ama 10 ASIR ÖNCE Kİ OLAY DA AŞAĞI YUVARLANAN İÇİN KUR'AN DEMİYOR, "ZİKRİYEM" DİYOR. Üstelik, ZİKRİM'DEN demiyor, ZİKİR de demiyor, ZİKİR ETTİĞİM de demiyor.Türedilmişlik katarak, doğurganlık katarak Zikriyem diyor.

Kur'an'a göre Zikir; Allah'ın gönderdiği tüm kitapların adı. Bu kitaplara (tahrif edilmemiş/ orjinalleri ile) Allah'ı anmak ve hatırlamakta, zikretmek manasına geliyor.Tahrif edilmiş, elleri ile yazdıkları tüm kitaplarda, ZİKİR KİTAPLARI olarak toplumlara sunulmaktadır. Bunlar da Allah'tandır denmektedir. Bunlarda Efendimizin/bizim aracılığımız yazdırıldı, bunları okumadan olmaz, Kur'an'ı anlamak için bunları okumanız/zikretmeniz gerekir denmektedir. Ve onlarla ilgili öğrenciler yetiştirilmektedir.
   

ADETA, YENİ BİR DİN GÖRÜŞÜ İLE NUR ÖĞRENCİLERİ OLARAK YETİŞTİRİLENLER, RİSALE-İ NUR'ları zikrediyorlar.

Kelime-i Tevhid'den Hz. Muhammed'in ismini çıkararak zikir ediyorlar, Efendilerinin öğrettikleri ile Zikir toplantıları düzenliyorlar ve "Bizler Allah'ı andık/zikrettik" diyorlar. DİYALOG DİNİNE GEÇİŞİ KOLAYLAŞTIRACAK, TEMELLERİ ATIYORLAR.. Sanki Göklerde ve yerde Allah'ı zikretmeyen herhangi bir şey varmış gibi
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  57 - HADÎD......... 16.İnananlar için hâlâ vakit gelmedi mi ki kalbleri Allâh'ın Zikrine ve inen hakka saygı duysun ve bundan önce kendilerine Kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçmekle kalbleri katılaşmış, çoğu da yoldan çıkmış kimseler gibi olmasınlar?
57 - HADÎD......... 14. Onlara seslenirler: "Biz sizinle değil miydik?" Derler ki: "Evet, bizimleydiniz. Ancak siz kendinizi yaktınız, bekleyip durdunuz, şüphe ettiniz, hayal ve kuruntular/hurafeler/anlamını bilmeden okuyuşlar sizi aldattı; nihayet Allah'ın emri geldi. O yaman aldatıcı, sizi Allah ile aldattı."
   
  16 - NAHL.......... 49. Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler büyüklük taslamadan Allah’a boyun eğerler.
  13 - RA'D........... 15. Göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah'a boyun eğer.
   
  10 ASIR ÖNCE OLAN NE?
Ne oldu da?, kim öldü de? Kitap aşağılara yuvarlandı. 1000 yıl (10 asır) önce yuvarlanan ne idi? 1000 yıllarında olan ne? Ölen kim? Hallacı Mansur'mu?
   
  İslamiyetteki, Enel-Hak düşüncesinin belirgin ilk temsilcisi/üstadı.İmana en yakın yorumu ile kendisini ve herşeyi, Allah'tan bir parça olduğunu kabul etmek olarak özetlenebilir, (Vahdet-i vücut'un en yumuşatılmış tanımı ile)
   
  Vahdet-i Vücut'un ve Kabalanın gerçek görüşüne göre; Evrende Tanrıdan başka hiç birşey yoktur.Yani herşey TEK'tir.Varolduğunu sandığımız herşey Tanrı'nın bir parçasıdır. Yani YARATAN ve YARATILAN (mahluk) YOKTUR. Tanrı içinde, varlıklaşmalar (vucutlu veya vucutsuz olan herşey) vardır. Birey olarak Enel-Hak olma vardır.

Evrende oluşan, ortak bilince sahip BİR'lik hayali. Bu oluşumla Vahdet-i Vücut'u tamamlamayı amaçlıyorlar. Enel-Hak felsefesini kabul etmeden, Vahdet-i Vücut (Varlık Birliği) meydana getirilemez

Böylece;Tanrı içindeki, Tanrı'dan parça olan BİR'imlerin, BİR (birlik) olması sağlanabilirse, VAHDET-İ VÜCUT (Varlık Birliği) birliği meydana gelmiş olacaktır.
   
  Oysa herşeyi Allah'ın, bir parçası olarak kabul etmek, imana en yakın yorumu ile (Vahdet-i vücut'un en yumuşatılmış tanımı ile) "Allah, herşeyi kendinden veriyor demek" Allah'ın sürekli Yaratıcı olduğunu red etmektir. Allah, "tüm evreni Yaratmamış kendinden vermiştir/veriyor" demek; "Allah, sürekli Yaratan değil, imal eden/yapandır" demektir.Bu da şirktir. Allah'ın Hallak/Halik sıfatını yok saymaktır. Dolayısı ile İman dışı bir inanç sistemidir.
   
  Enel-Hak kabulleri bunun için çok önemli.Evrende yaratılmış olan Herşey (duyu ötemizde olanlarda dahil) Allah'ın parçası (ondan bir parça) olmalı ki, meydana getirilen birlik (BİR OLMA), Allah, karşısında onun kadar olmasa da sesi çıkabilir, gücü hissedilebilir olsun. Hayallerinde düşlerinde, şeyh uçuran hikayelerinde yaşattıkları, o kudretli yardımcılar olabilsinler. Duyu ötemizde olan, onların rüyalarınndan hiç eksik olmayan, onlara yol gösteren, onlara kitaplar yazdıran, onlara makamlar ünvanlar veren alemlerde yer edinmiş, çeşitli isimler, unvanlar, maharetler verdikleri önderleri ile bu birlikteliği gerçekleştirebilsinler

Hemde bu yolla bir taşla birkaç kuş vurmuş oluyorlar.Herşeyi Allah'ın parçası olarak görmek/ondan bir parça olarak görmek, ibadetlerinde yaptıkları her türlü sapkınlıkları da ortadan kaldırmış oluyor. İşaret olarak, kuvvet olarak gördükleri ve medet umdukları, biat ederek bağlandıkları herşeyi Allah'ın bir parçası olarak görmek iman yolundaki tüm kıstlamaları, kuralları MEKSİKA SINIRINA çeviriyor.Unutmayın Meksika sınırını benimsemek/sahip olmak, güçlüye sığınmak yada zorunluluklardan kurtulmak istiyenler için vardır. Geçici meraklar, geziler için, tüm sınırlar aynıdır.Kuralları yerine getirirsin/Evraklarını tamamlarsın ve geçersin.Kısaca Meksika sınırı, kaçanlar, dönenler, sığınanlar için geçerlidir ve onlar için hep özlemdir.

Böylece, inaçlarında aracı olarak kabul ettikleri tüm hayali veya fiziki varlıklar ile peşlerinden gittikleri tüm varlıklarda Allah'ın bir parçası oluveriyor. Bakın nekadar güzel bir şeymiş Meksika sınırına sahip olabilmek. Kah orda, kah burda. Diyalog'da, bir nevi inancın Meksika sınırı sayılır. Amaç cennete gitmekse; Fethullah Gülen de zaten "bugünkü Tevrata ve İncile inananlar Cennete gider" diyerek fetva makamında izin ve veriyor, o halde, kolayına gelen kitabı ve inancı seç cennete git.Zanlarınca, Allah'a hiçbirşeyi ortak koşmuş olmadan, diledikleri gibi inanç sistemlerini oluşturmuş oluyorlar.
   
  AZ KABBALANIN DİNLERE girmiş hali; VAHDET-İ VÜCUD felsefesi Macro-Microcosmos VARLIK BİRLİĞİ "VAHDET-İ KABALA" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
   
  O yiğit olan kim? Karşı bayıra gömülen ne? "Kur'an desem" değil ilk günkü haliyle özgürce herkesin elinde (Gerek arapça, gerekse meal olarak).Değiştirilmiş yada mealler yanlış deseler kendilerinin yazdığı meallerde aynı. Televizyonlarda, Camiierde, Vaazlarda, yazılarda, Ayetleri aynı biçimde açıklıyorlar. ."Okuduklarınız yanlış, eksik, hükümsüz", tanımlarını açıkta değilde, kapalı kapılar ardında yapabildiklerine/yaptıklarına göre; asıl dertleri ne ?Allah'ın indirdiğinin üzerinimi örtmeye çalışıyorlar. Tüm mealler diyanet onaylı. (Önceleri S.Arabistan ve Mısır onaylı olanları var idi). Soru sorulabilecek olanlar da, bir telefon, bir 'tık' uzaklığında.O halde Kur'an'ın bütünlüğünden, meallerinden genel anlamda, kimsenin bir sorun yok. Herkez, istediği mealleri kıyaslayarak okuma imkanına da sahip. Gördüğü çelişkiyi, hemen ilan etme, düzelttirme olanağına da sahip.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  3 - ALİ İMRAN...187.Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alış veriş ne kadar kötüdür.
4 - NİSA............ 44. Kendilerine Kitaptan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar.
   
  Cumhuriyetten önce, olduğu gibi sadece, Ulemanın, Kanaat önderlerinin, Seçkinlerin değil, tüm toplumun edinebileceği, okuyabileceği, ve sorabileceği yakınlıkta. Duvara asılan değil, okunan, düşünülen ve öğüt alınan kısaca rahmet ve rehberliğinden yararlanılan yakınlıkta.Yanlış yapanların; milyonlarca göz tarafından denetlendiği, milyonlarca söz ve kalem sahipleri tarafından müdahele edildiği ortamda.

Kapalı kapılar ardında öğretilen, fazla soru soranlara "sen anlamazsın", "daha o seviyeye gelmedin" denilen tarikat/cemaat/efendi ortamında değil, öğrenilenin de, okunanın da apaçık meydanda olduğu bir ortamda.
   
  Yanlışların düzeltilmesine, yeni fikirlerin oluşmasına yönelik soruların sorulamadığı, "bana göre bu böyledi", "efendi burada yanılmış" gibi fikirlerin ortaya koyulamadığı, kulvarları çizilmiş ortamlarda değil .İstesende, istemesende o, milyonlarca gözetmen tarafından anında müdahele edilebilen, "doğrusu budur" denilen bir ortamda.

"Efendinin dediklerine uy", emirlerinin havalar da uçuştuğu, cemaat öğretilerinin kabulune dayalı, kendi damgalarını taşıyan üretimlerin yapıldığı, barkodlanan bir ortamda değil; herkesin rahatça birbirini sınayabildiği, denetleyebildiği bir ortamda.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  3 - ALİ İMRAN.......7. Sana bu kitabı indiren O'dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, "Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır." derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmez.
  2 - BAKARA........11. Onlara, "Yeryüzünde bozgun çıkarmayın" dendiğinde, "Tam tersine, bizler barış ve esenlik getirenleriz!" demişlerdir.
2 - BAKARA........12. Dikkat edin, gerçekte onlar, bozgun getirenlerin ta kendileridir de bunun bilincinde olmuyorlar.
2 - BAKARA........13. Onlara, "İnsanların inandığı gibi siz de inanın" dendiğinde, "Yani biz de kafası çalışmayan zavallılar gibi inanalım mı?" derler. Haberiniz olsun ki, kafası çalışmayan düşük seviyeliler onların ta kendileridir; fakat bilmiyorlar.
2 - BAKARA........14. Bunlar iman etmiş olanlarla yüzyüze geldiklerinde, "İman ettik" derler. Kendi şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarına ise söyledikleri şudur: "Hiç kuşkunuz olmasın biz sizinleyiz. Gerçek olan şu ki, biz alay edip duran kişileriz."
2 - BAKARA........15. Allah onlarla alay ediyor ve onları, kendi azgınlıkları içinde bocalar bir halde sürüklüyor.
2 - BAKARA........76. Üstelik iman edenlere rastladıklarında inandık derler, birbirleriyle başbaşa kaldıkları zaman, "Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah'ın size açıkladığı gerçekleri onlara da söylüyorsunuz? Hiç aklınız yok mu be?" derlerdi.
2 - BAKARA........77. Peki bilmezler mi ki, onlar neyi sır olarak saklar ve neyi açıkça söylerlerse Allah hepsini bilir.
   
  Kur'an'ı Kerim'in yanına bunlarda Alllah'tandır diyerek milyonlarca kitaplar, hurafeler, rivayetler dolduranlar onlar. Risale-i Nur'un yazdırıldığını söyleyen onlar, İmam-ı Azam'ı din dışılıkla (kafirlikle), yalancılıkla suçlayan ve kitaplarında İmamı Azam'dan olan hiçbir şeyi "o yalancıdır" diye almayan, Buhari gibi insanları 600 bin hadis biliyor diye zirve yaptıran onlar.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  2 - BAKARA........79. Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların haline! Vay kazandıklarından dolayı onların haline!
  3 - ALİ İMRAN...187.Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alış veriş ne kadar kötüdür.
3 - ALİ İMRAN...188. Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
   
  600 bin hadisin her biri için ,okumak, yanlışlığını ve doğruluğunu test etmek, ezberlemek, ve yazmak için 10 dakika zaman harcasa (sadece 10 dakika); günde 10 saatini (ibadet etmek, kuran okuyarak hatim indirmek, derlemek için -diyar diyar gezerek- yolculuk etmek, diğer kitaplarını yazmak, yaşamak için uyku, yemek, yıkanmak..vs dışında) sadece hadislere ayırsa hiç aralıksız,(600.000*10=6,000,000 dakika=100,000 saat/10=10,000gün/365=~30 yıl sürer.

Karşısında bunları sayabilecek ve denetleyebilecek hiç kimse olmadan Buharinin eserlerine kutsiyet kazandırmak için ortaya sürülen hikayeler.

(doğumu;Temmuz 810, ölümü; Agustos 869 59 yaşında vefat ediyor. 16-18 yaşında bu işlere başlandığı söyleniyor. 40 yıllık ilim hayatı ve bunun 30 yılı hadis'leri 1 kez sadece 1 kez tekrar etmekle geçen yaşam. 2. kez tekrar etmesi mümkün olmayan bir hayat.)

Üstelik hadis kitabını, 16 senede yazdığı belirtiliyor. Daha da kötüsü, Mekke tarafına birkaç kez gitti deniliyor. Peki bunca hadisi nasıl derleyip toparladı,Konu kısaca, kendin pişir, kendin ye hikayesi gibi birşey.

Her hadis için abdest alıp namaz kıldığı, bu abartıya/kutsiyet kazandırmaya ekleniyor.Aynı işlemi birde 10 dakikalık namazlar için yapın, (600.000Ad* 10 dakika=30 yıl).


Kaç tane bildiği sadece abartmalara dayanan bir iddia. Buhari tüm eserlerini; yaklaşık 4000 adet; hadis iddiasında bulunduğu, rivayetler ile yazmıştır.
(tekrar kullanımları ile sayı iki katına çıkar imiş)
   
  Bu kadar abartıyı, yükledikleri insanları, sonunda tanrı/tanrısal olduğunu kabullendiriyorlar. ("Abi o uçarmış", "Efendinin dediğine göre, Ona yazdırılıyormuş".. gibi..)
   
  BUHARİ HADİS 2
   
  Hz. Muhammed'in Halifeleri; Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali zamanında, Hz. Muhammed'in sözleri için yapılan çalışmalar da, bütünen kabul edilebilmesi mümkün görülen hadislerin toplam sayısı 500 civarında.(Yazı ile: beşyüz adet). Varın siz hesap edin uydurulanları. O devasa sanayinin sahipleri de, olayın fakındalar ki; Diyanet "temizlik yapacağım" diyor.

Bir kısmı da Kutsi Hadis'leri piyasaya sürüyor.Toplumu, onlara yavaş yavaş hazırlıyor.Kutsi Hadis'lerin; "Ayet kuvvetinde olan, Hz. Muhammed'e Vahiy edilmiş ama Kur'an'a girmemiş, İnkarı mümkün olmayan sözler/ayetler" olduğunu iddia ediyorlar. İster inanın ister inanmayın. Dikkatle konuşmalara bakın, şöyle diyorlar "Allah, kutsi hadiste buyurdu ki......" kesin ve net. Sorgulanamaz, yargılanamaz vurgusu ile. Kaynak yok, delil yok.(Diyalog ne emrederse, onlar doğru kabul edilecek olanlardır )
   
  ALLAH'IN" BEN İNDİRDİM BEN KORURUM" DEDİĞİ, KUR'AN'I KERİM'İN YANINA, YENİ,YENİ KİTAPLAR YAZMA CESARETİNİ KENDİLERİN DE BULANLAR KİMLER.
  15 - HİCR............. 9. Şüphesiz o zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.
30 - RUM.......... 32. Onlardan ki, dinlerini parçalayıp hizipler/fırkalar haline geldiler. Her hizip kendi elindekiyle sevinip övünür.
23 - MÜMİNUN... 53. Fakat onlar işlerini aralarında parçalayıp çeşitli zübürlere/kutsallaştırılmış hizip kitaplarına ayırdılar. Her hizip, yalnız kendi yanındakiyle sevinip övünmektedir.
   
  ALLAH'IN "EKSİKSİZ HER TÜRLÜ ÖRNEĞİ VERDİM" DEDİĞİ, KUR'AN'I KERİM'İN YANINA " BUNLAR DA BİZDEN DİYE OLAYLAR UYDURMA HAKKINI KENDİNDE GÖREN, MENKIBECİLER KİMLER?
  39 - ZÜMER........27. Andolsun, öğüt alsınlar diye biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali verdik.
39 - ZÜMER........28. Biz onu, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur’an olarak indirdik.
20 - TAHA......... 113. Böylece biz onu, Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda korkulacak şeyleri türlü şekillerde açıkladık; umulur ki korkup-sakınırlar ya da onlar için düşünme (yeteneğini) oluşturur.
   
  ALLAH'IN "TAM OLARAK, GEREĞİ KADAR OLANINI İNDİRDİM" DEDİĞİ, KUR'AN'I KERİM'İN YANINA "HAYIR TAMAM DEĞİL, DİYE İLAVELER YAPMA HAKKINI KENDİLERİN DE GÖREN, EKSİK TAMAMLAYICILAR KİMLER
  31 - LOKMAN......27. Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
18 - KEHF........ 109. Deki: "Eğer Rabbimin sözlerini yazmak için deniz mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden önce, deniz muhakkak tükenecekti, bir mislini daha yardımcı getirsek bile.
   
  ALLAH'IN " NİMETİMİ TAMAMLAYIP KEMALE ERDİRDİM" DEDİĞİ, DİNİN VE KİTABI, KUR'AN'I KERİM'İN YANINA " NİMET TAMAMLANMAMIŞTIR VE KEMALE ERMEMİŞTİR", "BİZE DE BUNLAR YAZDIRILDI" DİYEREK; KENDİLERİNİ VAHİY MAKAMINA ATAYANLAR KİMLER?
  5 - MAİDE............ 3. ....Küfre batmış olanlar bugün dininizden ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun! Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı/Allah'a teslim olmayı seçtim. .......
22 - HAC........... 16.Böylece biz Kur’an’ı apaçık âyetler halinde indirdik. Şüphesiz Allah dilediğini doğru yola iletir.
24 - NUR........... 46.Andolsun, biz açıklayıcı âyetler indirdik. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir.
   
  ALLAH'IN " SİZİN İÇİN DİN OLARAK İSLAMI SEÇTİM " DEDİĞİ, KUR'AN'I KERİM'İN YANINA " BİZ İBRAHİM'İ DİN ADI ALTINDA, ORTA YOL DİNİNİ KURDUK VE SEÇTİK", DİYEREK; YENİ DİN KURMA SEVDASINA KAPILAN TANRICILIK OYNAYANLAR KİMLER
  3 - ALİ İMRAN.....19. Allah katında din, İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı çabuk görendir.
39 - ZÜMER..........3. İyi bil ki, hâlis din yalnız Allâh'ındır. O'ndan başka veliler edinerek: "Biz bunlara, sırf bizi Allâh'a yaklaştırmaları için tapıyoruz," diyenler(e gelince): Şüphesiz ki Allâh, onlar arasında, ayrılığa düştükleri konuda hükmünü verecektir. Allâh, yalancı, nankör insanı doğru yola iletmez.
3 - ALİ İMRAN.....83.Hâlâ Allah'ın dininden gayrısını mı arıyorlar? Oysaki, göklerdeki şuurlular da, yerdekiler de ister istemez O'na teslim olmuşlardır ve yalnız O'na döndürüleceklerdir.
  3 - ALİ İMRAN.....65. Ey Ehlikitap! İbrahim hakkında neden çekişiyorsunuz? Tevrat da İncil de ondan sonra indirildi. Hâlâ aklınızı işletmeyecek misiniz?
3 - ALİ İMRAN.....66. İşte siz böyle insanlarsınız! Hakkında biraz bilginiz olan şeyde çekişmeye girdiniz. Peki, hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyde neden tartışmaya giriyorsunuz? Allah bilir ama siz bilmezsiniz.
3 - ALİ İMRAN.....67. İbrahim ne bir Yahudi idi ne de bir Hıristiyan. O, sadece Hanîf bir müslümandı/Allah'a teslim olandı. O müşriklerden değildi.
3 - ALİ İMRAN.....68. Şu bir gerçek ki, insanların İbrahim'e gönülce en yakın olanları, elbette ona uyanlar, bu peygamber, bir de iman sahipleridir. Allah, müminlerin Velî'sidir.
   
  ALLAH'IN " BENZERİ SURE MEYDANA GETİREMEZSİNİZ "DEDİĞİ, KUR'AN'I KERİM'İN YANINA "İŞTE O DOĞRU SÖZLÜLER BİZLERİZ" DİYEREK O ELLERİNİN UZANDIKLARI İLE KİTAP DENEMELERİ YAPAN, HAK'TAN NASİP ALMAMIŞ OLANLAR KİMLER?
  10 - YUNUS........37. Bu Kur'an, Allah'ın berisinden birilerince yalan isnatlarla oluşturulmuş değildir. O, kendinden öncekinin tasdiki ve Kitap'ın ayrıntılı kılınmasıdır. Kuşku ve çelişme yoktur onda. Âlemlerin Rabbi'ndendir o.
10 - YUNUS........38. Yoksa, "onu uydurdu" mu diyorlar! De ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz Allah dışında, elinizin yettiklerini de çağırın da onun benzeri bir sure ortaya çıkarın."
10 - YUNUS........39. Hayır, düşündükleri gibi değil. Onlar, ilmini kuşatamadıkları ve yorumu kendilerine hiç gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamıştı. Bak da gör nasıl olmuştur zalimlerin sonu!
   
  ALLAH'IN " KOLAYLAŞTIRDIM, DÜŞÜNÜN, ÖĞÜT ALIN DİYE " YEMİN ETTİĞİ, KUR'AN'I KERİM'İN YANINA; "BUNLAR KUR'AN'I ANLAMAK İÇİN YAZILMIŞTIR, BUNLAR OLMAZSA ANLAYAMAZSINIZ", DİYEREK, KÜLLİYELER OLUŞTURAN, ALLAH'IN YEMİNİNİ BİLE HİÇE SAYAN BU GÖZÜ DÖNMÜŞ OLANLAR KİMLER?
   
  54 - KAMER........17. Yemin olsun ki, biz, Kur'an'ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?!
41 - FUSSİLET......3. Bilen bir toplum için âyetleri açıklanmış, Arapça okunan bir Kitaptır.
18 - KEHF.......... 27. Rabbinin Kitabı'ndan sana vahyedileni oku; O'nun sözlerini değiştirecek yoktur. O'ndan başka sığınılacak bir kimse de bulamazsın.
   
  ALLAH'IN " İNDİRDİĞİMLE, ADALETLE HÜKMEDİN, HAK'TAN GELENDEN AYRILMAYIN " DEDİĞİ, DİNİN KİTABI, KUR'AN'I KERİM'İN YANINA "HÜKÜMLERİNİ, DİNİN KURALLARI HALİNE GETİRİP, BU KİTAPLARLA HÜKMEDİLECEK ", DİYEN VE EN İYİ HÜKMEDİCİ OLDUKLARINI SANAN GÖKLERİ KENDİLERİNE PARSELLEMİŞ OLAN, PARANOYAL VAK'ALAR KİMLER ?
   
  10 - YUNUS........32. İşte bu Allah'tır sizin Hak Rabbiniz. Hak'tan sonra, sapıklıktan başka ne kalır ki? Peki, nasıl oluyor da yüz geri döndürülüyorsunuz?
5 - MAİDE.......... 48. Sana da Kitap'ı hak olarak indirdik. Kitap'tan onun yanında bulunanı tasdikleyici ve onu denetleyip güvenilirliğini sağlayıcı olarak... O halde onlar arasında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, Hak'tan sana gelenden uzaklaşıp onların keyiflerine uyma. Sizden her biri için bir yol/şerîat ve bir yöntem belirledik. Allah dileseydi sizi elbette bir tek ümmet yapardı. Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihana çeksin diye öyle yapmamıştır. O halde hayırlarda yarışın. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. O size, tartışmış olduğunuz şeylerin esasını bildirecektir.
5 - MAİDE.......... 49.Sen de aralarında, Allah'ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Dikkat et de Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni uzaklaştırıp fitneye düşürmesinler. Eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah onları bazı günahları yüzünden belaya çarptırmak istiyor. Zaten insanların birçokları doğru yoldan iyice sapmış bulunuyorlar.
95 - TÎN............... 8. Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir
7 - A'RAF........... 87. "Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilene inanmış, bir kısmı da inanmamış ise, Allâh aramızda hükmedinceye kadar sabredin; O, hükmedenlerin en iyisidir!"
   
  ALLAH'IN " BEN DİLEDİĞİMİ HİDAYETE ERDİRİRİM" DEDİĞİ, KUR'AN'I KERİM'İN YANINA; "DOĞRU YOLA BİZ İLETİRİZ, MÜRŞİDİ OLMAYANIN, MÜRŞİDİ ŞEYTANDIR ", DİYE KİTAPLAR, RİVAYETLER UYDURAN, FALDAN BÜYÜYE KADAR HERŞEYLE UĞRAŞAN, DERİNLERDEN HİÇ AYRILMAYANLAR, KİMLER?
   
  34 - SEBE.......... 33. Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah'ı inkâr etmemizi ve O'na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.
43 - ZUHRUF.......36. Kim, Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur.
43 - ZUHRUF.......37. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar.
14 - İBRAHİM......21. (Kıyamet günü) İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacaklar. Ve zayıflar büyüklük taslayanlara şöyle diyecekler: "Bizler, sizlere uymuştuk. Şimdi siz, Allah'ın azabından en ufak bir şeyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da diyecekler ki: "Allah bizi hidayete erdirseydi, biz de size doğru yol gösterirdik. Artık şimdi bizler sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü kaçacak yerimiz yoktur.
   
  22 - HAC........... 16.Böylece biz Kur'an'ı apaçık âyetler halinde indirdik. Şüphesiz Allah dilediğini doğru yola iletir.
24 - NUR........... 46.Andolsun, biz açıklayıcı âyetler indirdik. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir.
76 - İNSAN......... 31.Allah dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere ise, acıklı bir azap hazırlamıştır.
2 - BAKARA......272.Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. .......................................
16 - NAHL.......... 93.Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. .......
   
  ALLAH'IN "DÜNYADA OLDUĞUNU SÖYLEDİĞİ SIRATEL MUSTAKİM'İ VE DOSDOĞRU YOLUMDUR ONDAN AYRILMAYIN" DEDİĞİ, KUR'AN'I KERİM'İN YANINA; "SIRAT, KLDAN İNCE, KILIÇTAN KESKİNDİR, ORADAN SENİ.... EFENDİ GEÇİRİR DİYE, KİTAPLAR YAZAN; AHİRET'E SIRAT DİYE BİR KÖPRÜ İNŞAA EDEN, KENDİLERİNİ ŞEFAATCİLİĞE ATAYAN, DİN GÜNÜNÜN MALİKLİĞİNE SOYUNAN BU UÇANLAR VE KAÇANLAR KİMLER.
   
  1 - FATİHA........... 1. Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
1 - FATİHA........... 2. Hamt, âlemlerin Rabbi Allah'adır.
1 - FATİHA........... 3. Rahman'dır, Rahîm'dir O.
1 - FATİHA........... 4. Din gününün Mâlik'i/ sultanıdır O...
1 - FATİHA........... 5. Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.
1 - FATİHA........... 6. Dosdoğru giden yola ilet bizi...
1 - FATİHA........... 7. Kendilerine nimet verdiklerinin, üzerlerine gazap dökülmemişlerin, karanlığa/şaşkınlığa saplanmamışların yoluna...
   
  Eğer, kafamıza göre Kitap saptama, din uydurma hakkımız olsa idi Allah, sayısını bilmediğimiz peygamberi göndermezdi.Kafanıza göre takılın, paşa keyfinize göre de bir kitap yazıp ona uyun derdi.HAK'IN OLMADIĞI, HAK'TAN OLANIN GEÇERLİ OLMADIĞI BİR DÜZEN
   
  Hak; haketmek, değildir.Hak edilmiş olsa da, hakkı da olsa, bir şeyi elde etmek her zaman 'hak', olmayabilir. Herhangi bir şey sizin hakkınız olabilir (Miras gibi). Karşınızdakine hayat hakkı bırakmadan, onu elde etmekte, kendinizi haklı görebilirsiniz ama o elde etme HAK'tan olamayabilir. Hak'kaniyet taşımaz.Su bahçenizden çıkıyor olabilir. Onu kullanma hakkı da sizin olabilir ama suyu "benindir diye" kesip ekinleri ve insanları susuzluktan kırmak ne Hak'tandır,nede Hakkaniyet taşır.

Hak; hukukun ana temel taşıdır
. Hukuk olmadan kanunlarla hükmetmek gibi.Her şey kanunlara uygun olabilir ama hukuka, hak ve özgürlükler aykırı olabilir. Onun için bazıları vicdan özgürlüğünden bahseder, hak ve hukuk der.

Kırmızı giymek yasak dersiniz, kırmızı giyenleri cezalandırırsınız.Onlardan ceza almanız hakkınızdır da. Kanunlar bu duruma evet der, diğer renkleri kayırmış olsada herşey kanunidir. Kırmızıyı sevenlere ise HAKsızlıktır.
   
  10 - YUNUS........36. Onların çoğu sanıdan başka bir şeyin ardınca gitmiyor. Doğrusu da şu ki sanı, haktan hiçbir şey ifade etmez. Allah, onların yaptıklarını iyice bilmektedir.
10 - YUNUS........37. Bu Kur'an, Allah'ın berisinden birilerince yalan isnatlarla oluşturulmuş değildir. O, kendinden öncekinin tasdiki ve Kitap'ın ayrıntılı kılınmasıdır. Kuşku ve çelişme yoktur onda. Âlemlerin Rabbi'ndendir o.
2 - BAKARA......165. İnsanlar arasında Allah'ı bırakıp da ona ortak koşanlar vardır. Onları, Allah'ı severcesine severler. Mü'minlerin Allah'a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah'ın olduğunu ve Allah'ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi
   
  68 - KALEM....... 36. Neyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz?
68 - KALEM....... 37. Yoksa sizin bir Kitabınız var da onda mı (bu hükümleri) okuyorsunuz?
68 - KALEM....... 38. Onda istediğiniz her şeyi buluyorsunuz?
68 - KALEM....... 39. Yoksa sizin istediğiniz hükmü verebileceğinize dair, kıyâmete kadar sürecek andlarınız mı var üzerimizde?
68 - KALEM....... 40. Sor onlara: Onların hangisi buna kefil olacak?
68 - KALEM....... 41. Yoksa kendilerinin ortakları mı var? Doğru iseler ortaklarını çağırsınlar
   
  DİLEMEK "OL" DEMEKTİR. ALLAH "OL" DEMEDEN HİÇ BİRŞEY OLMAZ
   
  81 - TEVKÎR........27. O, âlemlere bir öğütten başka şey değildir.
81 - TEVKÎR........28. İçinizden, dosdoğru yürümek isteyen için.
81 - TEVKÎR........29. Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz!
   
  Allah, adına (şeytanın, 1 numaralı yalanı) yapıyoruz diye; Konseyler, konsiller, kurullar, oluşturup, önce tanrılarını saptıyorlar, sonra Tanrısal güçler (sanal/sandırma) yükledikleri birilerini atıyorlar, daha sonrada bir araya gelip Tanrının yetki ve salahiyetlerini düzenliyorlar.Düzenleme bittikten sonra, içlerinden, yardımcı tanrılar, erenler, sözcüler, evliyalar, azizler, azizeler, şeyhler, kutuplar, kanaat önderleri, efendiler...vs ilan ediyorlar
   
  TANRI SÖZCÜSÜ
   
  Evcilik, Kovboyculuk oyunu gibi; bunlarda tanrıcılık oynuyorlar. "Sen tanrı vekili ol, ben de sana katılayım, sonra eline bir kitap verdiğimiz birini atayalım." ..tarzı ile din uydurma çalışmalarına, 'Tanrıcılık oyunundan' başka isim bulmak mümkün değil.
   
  Allah Kur'an'ı Kerim'de; " kalblerine şefkat ve merhamet koyduk." buyuruyor..
  57 - HADÎD......... 27. Sonra bunların peşinden ardarda elçilerimizi gönderdik. Meryem oğlu Îsâ'yı da onların ardına kattık; ona İncil'i verdik ve ona uyanların kalblerine şefkat ve merhamet koyduk. İcâdettikleri ruhbanlığı, biz onlara yazmamıştık, yalnız Allâh'ın rızâsını kazanmak için kendiliklerinden uyguladılar ama ona gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan imân edenlere mükâfâtlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da yoldan çıkmıştır.
   
  AMA ONLARIN KALBİNDE ŞEFKAT VE MERHAMET YOK.Durdukları yerde engizisyon mahkemelerini kurup, Tanrı adına diye, katliamlarını yapmışlar.Ele geçirdikleri/Her gittikleri yerlerde de zülmü, yine Tanrı adına diye alabildiğine yapmışlar ve hala da Tanrı adına yapıyoruz diye devam ediyorlar.Şimdiler de Müslümanlarla meşguller.

Müslümanların işini bitirdiklerinde durulacaklarmı kandan ve zülümden vaz geçeçekler mi? Asla daha yarım asır önce, birbirleri ile( 2.Dünya savaşında) 50 milyon kişinin ölümüne neden olan savaşlar yapmadılar mı.? Boş herhangi bir yere atıpta, gücünü gösterebilecekleri ATOM BOMBASINI, insanların yoğun olduğu bir yerde patlatmadılar mı? Hemen arkasından, teslim fırsatı bile vermeden, 2. bombayı da bilimsel deneylerini tamamlayabilmek için yine insanları yoğun olduğu bölgeye atmadılar mı? Ve mutlaka savaş sonrası "hepsini senin adına yaptık" diye de kiliselerinde TANRI'YA AYİNLER düzenlediler.
   
  Helak'ı hakeden, toplumlara gereği cezaları veren bir Allah yerine, çıkarları doğrultusunda yok edilmesine karar verdikleri toplumları, TANRI ADINA yapıyoruz diye kesip biçen, adamlara/kurumlara/o karar vericilere (yeryüzündeki kendilerini o göreve atamış), bırakmış, eli kolu bağlı, çaresiz , "siz benim adıma ne yaparsanız doğrudur" diyen bir TANRI.
   
  Oysa, Allah Kur'an'ı Kerim'de;
  17 - İSRA........... 16. Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.
17 - İSRA........... 17. Nûh’tan sonra da nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter.
   
  Bunların kalplerinde sevgi ve merhametten eser bile yok.Bunlar kendilerine, İncil'i verilen ve ona uyan, kalblerine şefkat ve merhamet koyulanlar değil, sadece o ismi kullanan, ruhbanlık müessesesi uydurarak onu amaçlarına, niyetlerine alet eden bir topluluklar sinsilesi. Bakın dünya tarihine, bakın yok edilen kavimlere, inançlara, uygarlıklara, kültürlere, hep TANRICILIK OYNAYANLARIN İZLERİNİ GÖRÜRSÜNÜZ.
   
 

Dünya'yı kan ve zulüm'le, dolduranlar ve onlara ortak olanlar, bir de utanmadan kurtarılmayı bekliyorlar. Bizler de onları ve onlarla olanları alkışlıyoruz. Onların "gelecek" dediklerinin ilahi olacağına inanıyor/inanmak istiyor, gelenden yararlanırız diye onlardan olmanın yollarını arıyoruz.

Akıl var vicdan var mantık var. Bir yanda alemlerin Rabbi olan Allah, bir yanda atanmış oğul ve görevleri/yetki ve selahiyetleri bildirilmiş tanrı..
Bir yanda vahiy yoluyla indirilmiş ve bütünlüğünü koruyan Kur'an'ı Kerim, bir yanda, elleriyle yazdıkları mektuplardan oluşturdukları, İnançlarını yansıtan bir kitap..

Allah "kurtarıcı gönderecek" tezini ortaya atıyorlar
(kurtarıcı, rehber, rahmet Kur'an'ı Kerim) bizden sandıklarımız da hep bir ağızdan "onlara gelecek" diyor.

Vatikan onaylı Müslümanlıktan ve Kur'an dan uzak atama bir zat. Kur'an onaylı gelen hiç bir unvanlıyı, Vatikan kabul etmez. Eğer ederse tüm sistemlerini yıkmak ve yalancı olduklarını kabul etmek zorunda kalırlar.

Unutmayın Papa, Vatikan'a/Katoliklere göre; Hz. İsa' nın bedenlenmiş/enkarne olmuş hali. Papalık Tanrı makamı sayılıyor, dolayısıyla Papa'da o makamın (yeryüzü) sahibi olan, Tanrı ile sürekli irtibat halinde olan içli-dışlı olan bir zat; Bu inanaç, saplantısına görede; Papa'nın hata yapması söz konusu olamaz.

Eğer hata yaptıklarını kabul ederlerse;(Karikatürler, yazılar ile alay etmekten geri kalmadıkları)"Bana Muhammed'in hangi yenilikler getirdiğini gösterin, orada hep şeytani ve insanlık dışı şeyler bulacaksınız/Hz. Muhammed, inançları kılıçla yaymak, insan haklarına tasallut ve şer neşretmekten başka hiçbir şey getirmemiştir" (Papa 16. Benedict Regensburg konuşması.Bizans İmparatoru II Manuel Paleologos'un kitabınından okudum diye mazeret bildirdi) diyenler, Hz. Muhammed'e biat etmek zorunda kalır.

Oysa, oluşabilecek böyle biat'a, göğüslerine içirilen o buzağı müsade etmez..Firavun'da, tüm gördüğü mucizelere rağmen kibrine yenildi, Alemlerin Rabbi olan Allah'a secde etmedi. Göğsünde büyüttüğü kibrine/buzağıya, yenilmeseydi Hz. Musa'ya biat eder kurtulanlardan olabilirdi.

   
 

Hz. Muhammed döneminde yapılan tüm savaşlarda, her iki taraftan, ölenlerin sayısı toplam 1400-1500 kişi arasında.
Hicretten sonra Medine dönemini içeren 10 yılda ; Hz. Peygamberin emir ve kumandasında adına gazve denilen yirmi yedi sefer düzenlenmiş bunlardan 9'unda savaş olmuştur.
Hz. Muhammed'in bizzat katılmadığı, adına seriyye denilen 40-50 sefer yapılmıştır. (Çarpışma meydana gelsin veya gelmesin Hz. Peygamber'in katıldığı bütün seferlere gazve, Hz. Muhammed'in bizzat katılmadığı, seferler ise seriyye adı verilirmiş

   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  40 - MÜ'MİN........56. Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
22 - HAC........... 46.Yeryüzünde hiç dolaşmadılar mı ki, kalpleri olsun da onunla akıllarını çalıştırsınlar, kulakları olsun da onlarla duysunlar. Şu bir gerçek ki, kafadaki gözler kör olmaz ama göğüslerin içindeki gönüller körleşir.
   
  Hz.Muhammed'i son Peygamber, Kur'an' Kerim'i Allah'ın vayhettiği kitap olarak kabul etmeyenler, Kur'an'la hükmeden birini kabul ederler mi? Kibirleri ve edindikleri rab'ları buna müsade etmez.

Allah bir kurtarıcı gönderecek olsa kime gönderir.? Elbette; dünyayı o kana ve zulme bulayanlardan kurtarmak için, ezilen ve madur olana gönderir.
Onlarda bunu bildiklerinden, " Allah, size neden kurtarıcı göndersin, Allah, zulmedenlere yardım göndermez" tezlerinden kurtulabilmek için, sürekli madur,masum, mahsun, mazlum rolünü oynuyorlar,

Bombaları, ve sömürü düzenleri ile kuşattıkları Dünya'da, daha pervasız hareket edebilmek için, Mesih gelecek tezinin arkasına sığınıyorlar.

Sizlerin, zulüm olarak gördüğünüz şeyleri; "aslında,kendi kafamıza göre değil, Tanrı adına yapıyoruz" vurgusunu yaymak, toplumları etkisiz hale getirmek/ teslimiyetci hale getirmek adına, kurtarıcı kandırmacasını pompalıyorlar..("bırak abi onlar kurtarıcının adamları, bırak alsınlar, bırak gelsinler. bizi de kurtaracaklar."gibi)

"Tanrı bize kurtarıcı gönderecek, demek ki, doğru biz yoldayız, o halde bize katılın" çağrılarına, "onlarda, İbrahimi dine sahip, bizler de" diyerek, katılan topluluklara, yol açmak için kurtarıcıyı öne sürüyorlar.

Kısa yoldan, cennet hayali kuran, haça ve kiliseye sevimli bakan, orta yolcu görüşlerle ısıtılan topluluklara, yön levhası olsun diye, "bize kurtarıcı gelecek, ' BİZDEN OLANLARI kurtaracak" rolüne yatıyorlar.
   
   
  Tüm bu çalışmalar ve çabalar, atama mesihi ortaya sürdüklerinde, oluşabilecek tepkileri ve şüpheleri yok edebilmek için. Onlarda biliyorlar yaptıkları işlerin, gittikleri yolun Allah'la bir alakası olmadığını.
   
  6 Ağustos 1964'de Papa 6. Paul diyalog için şunları söylüyor.
  “Kilisemiz bütün insanlığın mutluluğu içindir. Dinler arası diyalogun bizim için anlamı bütün insanları kiliseye ve İncile yani Hıristiyanlığa ulaştırma yoludur.”
   
  Kutsi hadis adı verdikleri, bir takım 'sözleri' Allah'a isnat ederek kitaplaştırmak, dolayısı ile, orjin din (ortak din/merkez din) çalışmalarına katkıda bulunmak. İbrahimi dinler kitabına, sessizce geçiş için gerekli çalışmaları yapmak.

Yeni dinde, hadislerin pek bir geçerliliği olmayacaktır. Çünkü o uydurma dinin, peygamberi Hz. Muhammed olarak ilan edilmeyecektir. Kelime-i Tevhid'den Hz MUHAMMED'İ ÇIKARTMALARININ sebebi bu olsa gerek.O dinin önderi, Nebi tanımlı biri olacaktır. Kendisine kitap verilmeyen ama kendinden önce verilen, kitapların tebliğcisi olarak tanıtılacak, İbrahimi dinlerin temsilcisi, önderi olarak gösterilecek bir zat. Elbetteki, atama olan bir zat.

Unutmayın HZ.Muhammed'i ve ona vayh edilmiş olan Kuran'ı Kerim'i Müslümanlardan başka hiç kimse kabul edip, inanmıyor/kabul etmiyor.İnanırlarsa/kabul ederlerse hepsinin tövbe edip, müslüman olması gerekir.Bakmayın siz şu müslüman oldu, bu gizli müslüman söylentilerine. O müslüman oldu denilenlerin, hiç biri kiliseden çıkmıyor, her biri çocuklarını orada vaftiz ettiriyor, evlendiriyor, günah çıkartıyor ve hepsi de elinde haç ile son yolculuklarına kiliseden, hıristiyan mezarlığına uğurlanıyor.
   
  Nur talebeleri yetiştiren ama Kuran öğrencileri yetiştirmeyen gruplar, Kuran'ı Arapça okunulan/okutulan, üzerinde düşünülmeyen bir kitap haline getirmişlerdir. Artık, davranışlar ve ibadetler Kuran'a göre değil, hizip kitaplarına göre düzenlenir olmuştur.

Elleriyle yazdıkları, hizip kitaplarına göre / Zübürlerine göre, her lafa "efendimiz buyuruyor ki" diye başlayan, Risalelerden örnekler verenlerin, Allah'ın kitabına öz olarak değil de ancak şeklen yaklaşacağı kesin. Allah'ın Kitabının yanına başka kitap koyulmuş ve Ana kitap olması içinde tüm gayretleri ile çalışıyor olmuştur.

Nefislerine ve toplumlara ancak, kendi kitaplarından deliler getirerek, imanlı olduklarını ispat edebiliyorlar. Çünkü; sadece o kitaplarla, Allah yolunda olduklarına inanabiliyorlar ve inandırabiliyorlar. Çünkü sadece hizip kitaplarındaki müjdelerle, 'mutlu son' (Ahiret yaşamında) hayallerine dalabiliyorlar.
   
  1854 Kardinal Newman 1854 yılında, bugün de takip ettikleri yol haritalarını şöyle bildiriyor.
  Hıristiyanlık dini ile temasa geçen bütün ırklar, kavimler er geç Hıristiyanlık dinini kabul etmişlerdir. Bu genel kuralın tek istinası Türklerdir. Türkler Hıristiyanlığı kabul etmek şöyle dursun, ortadan kaldırmaya çalışmışlardır. Onun için Türkler ile savaşmak, onları yok etmek zorundayız
   
  KARDİNALİN VERDİĞİYOL HARİTASINI DÜNYA ÜZERİNDE NASIL UYGULANDIĞINI, AYRINTILI OLARAK GÖRMEK İÇİN.. TEKRARI OLAN PİS OYUN SAYFASINA GİDİN
   
  Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı, İkinci bin yılda ise Amerika ve Afrika, Üçüncü bin yılda hedef Asya dır.” 24 Aralık 1999 Papa 2. John Paul, Milenyum mesajı.
  “Kilisemiz bütün insanlığın mutluluğu içindir. Dinler arası diyalogun bizim için anlamı bütün insanları kiliseye ve İncile yani Hıristiyanlığa ulaştırma yoludur.” 6 Ağustos 1964'de Papa 6. Paul
  "Hz.Muhammed dünyaya ne getirdi? Kötü ve insancıl olmayandan başka" dedi. ve zafer işareti ile devam ettii. Papa 16. Benedict,
   
  SECDE BİAT
   
  Onların; sığındıkları, medet umdukları, sihrini/mucizesini bekledikleri, güç umdukları ve dayanak yaptıkları şey , ellerinde sımsıkı tuttuları.
Bizler ise; onların, yok etmek istedikleri/ yüz çevirdikleri, dinin sahibi olan,
(din olarak bizlere islamı seçen) ve gücüne nihayet olmayan, Alemlerin Rabbi Allah'a sığınıyoruz.

Onlar hala Hz.Musa'nın büyücü olduğunu ve asasının sihirli olduğunu düşünüyorlar. Ellerindeki asaların da, o mahretleri göstermesini umuyorlar ve o beklenti ile teselli buluyorlar. Her birinin asası kendisine özgü ki; kendilerine ait olanlar başkalarına gitmesin.
(Pist ışığı gibi).

Oysa, Hz.Musa'nın asası sihirli değildi
(Allah Resüllerinin sihirbaz olmadığını defalarca belirtiyor.) Allah "ol" dedi ve oldu. Hz. Musa; toplumundaki liderliğini pekiştirsin, saygı duyulan ve sözü dinlenen biri olsun diye, olaylara Hz. Musa vesile kılınmıştır. Allah'ın dışında, onun bilgisi dışında ne olabilir.
   
  HAC ASA F.GÜLEN
  Elbette içimizden, alemler efsanelerine inanıpta, haçın altına sığınanlar da azımsanmayacak sayıda. Papa, Peygamberine Hz.Muhammed'e, hakarette etse kişiliklerini ortaya koyamadan duramayan tipler elbette var .HAÇ'ın patronunu protesto etmesi gerekirken, birde ayağına kadar gidip hediye sunuyorlar. Papa her halde az yaptım diye düşünüyordur.

Sultan Ahmet Camii'nde zafer işareti yapan, Papa 16. Benedict, "Hz.Muhammed dünyaya ne getirdi? Kötü ve insancıl olmayandan başka..."sözünü söyleyenin ta kendisi.Kaynak olarak, Bizans İmparatoru II Manuel Paleologos'un kitabını vermişti.(Allah'a, isnat ettikleri oğul içinde; atalarının yazdığı kitapları kaynak olarak göstermiyorlar mı?).
   
  ALLAH, KURAN'I KERİM'DE, ŞÖYLE BUYURUYOR.
  39 - ZÜMER........67.Allah'ı hakkıyla takdir edemediler. Halbuki bütün yer kıyamet günü O'nun avucundadır. Gökler de kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından münezzeh ve çok yüksektir.
22 - HAC........... 74. Allâh'ı layikıyle gereği gibi bilemediler Allâh kuvvetlidir, üstündür.