KILAVUZU DİYALOG OLANIN ve ONUN "YAP" DEDİĞİNİ YAPANLARIN HİKAYESİ
   
   
  .29 - ANKEBUT....41.Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!
   
  BAŞLARKEN:

Tanrı kelimesi, Tevhid inancından uzakta gelişme sağlayan, "ALLAH", dışında kendilerine bir takım hayali olgular oluşturanların, KUTSAL olarak benimsediklerine verdikleri genel bir addır. Bu benimsemeler, taş-sopa, dağ-tepe olabileceği gibi, şeytani varlıklar, insanlar ve cinlerden edinilmiş "kutsal ilanlılarda" olabilir. Meleklerin onların ibadetine izin vermiyeceği, böyle bir şeyin imkansız olduğu Kur'an'ı Kerim'de bizlere bildiriliyor.

Melek sandıklarının da kesinlikle CİNLER olduğu, bu tür "ilahi varlıklar sanılanların" kesinlikle CİN olduğu, Kur'an'ı Kerim'de, BİZLERİ UYARMAK İÇİN bildiriliyor.Yanlış hayallere kapılmamız ve bilinmezlerin arkasına takılmamız için İKAZ EDİLİYORUZ.

ALLAH BU DURUMU BİZE ŞU AYETLE BİLDİRİYOR.
34 - SEBE.......... 40.Allah'ın, onları hep birden toplayacağı, sonra da meleklere, “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla!
34 - SEBE.......... 41.(Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar CİNLERE İBADET EDİYORLARDI . Onların çoğu CİNLERE İNANIYORDU.”

Bu nedenle yazı boyunca, Tanrı kelimesi onların anlayışını belirtmek için kullanılıyor. Pagan ve putpers dinlerde de, Tanrı kelimesi kullanılıyor. Asla ve asla Tanrı hitabının "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'la" bir ilgisi yoktur. "ALLAH", sadece kendisine özel olan isimlerle anılır.

ALLAH BU DURUMU BİZE ŞU AYETLE BİLDİRİYOR.
19 - MERYEM.....65. (O), göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunan şeylerin Rabbidir. O'na kulluk et ve O'na kullukta sabret. Hiç O'nun ADIYLA ANILAN birini biliyor musun?

Aynı durum Peygamberler ve Cebrail içinde geçerlidir. Onların ismini verdikleri, peygamberi olarak ilan ettikler isimler, tamamen kendi oluşturdukları hatta kendilerine yakıştırdıkları, inanç sistemlerine uygun buldukları hayali karekterler. Bu uygulama ile kitaplarında bu isimlerin geçiyor olması nedeniyle de isimlerinin önüne, "Hz." gibi unvanlar koyulmamıştır.

Konu bizim inancımızda olan, bizlerin bildiği Peygamberlerden bahsetmeye geldiğinde, Önlerine Hz. unvanı koyulmuştur. Hz. Muhammed, HZ. İsa, Hz.Musa, Hz. Meryem..gibi..

Onlar peygamber dediklerinin, karılarını satmış olmasını, kardeşleri ile evlenmesini, kızlarının babalarından çocuk edinmesini, hille yapmasını, put imal etmesini, Putlara tapmasını, peygambere torunun tecavüz etmesini, yalan söylemesini kabullenmişler ve bunları da kitaplarında hiç sakınca görmeden yayınlıyorlar.

Karısını satan, puta tapan peygamber dediklerinin içinde bulunduğu sözleri yazarken ve o ifadeleri yorumlarken, nasıl olurda; onun isminin önüne Hz.gibi unvanlar koyabilirim. Nasıl olurda o çirkin eylemleri Peygamberlerime yapıştırabilirim? Onların kitabındaki, İSA'nın "ben Tanrıyım/Rab'bım/Oğulum" dediği, ifadesinin önüne Hz.unvanını koyarak nasıl olurda onu, Hz.İsa ile özdeşleştirebilirim?

Onların Kutsal Ruh dedikleriyle Cebrail'in hiç alakası yoktur. Büyük ihtimalle kendilerine bağlı olan bir varlıktan bahsediyorlar. Hiç birşeyden haberi olmayan bir Kutdsal Ruh. (Ör: Papalık seçiminde herkeze başka isim verilmesi)
   
  ESKİ ve YENİ AHİT'te PEYGAMBERLERE BAKIŞ AÇILARINI ve ONLARA YAKIŞTIRILAN ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  İKİ ÇAĞRIDAN BİRİNE UYACAĞIZ.
  ALLAH BİZLERE BELLİ BAŞLI, İKİ ÇAĞRININ OLDUĞUNU ŞÖYLE BİLDİRİYOR...
Ya rehber ve rahmet kaynağı olan Kur'an'ı Kerim'e, uyacağız yada onların çağırdığı, "bunlarda ilahi, bunlarda Cennetten geçiyor" dedikleri elleriyle yazdıkları, esinlenerek yazdık dedikleri kitaplara uyacağız.
   
  3 - ALİ İMRAN...193. “Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al.”
   
  ALLAH, SONU GELMEZ BİR SALTANAT ARZU EDENLERE DE, ŞEYTANIN ÇAĞRISI VAR DİYOR.
   
  20 - TAHA...........120. Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: “Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?”
7 - A'RAF........... 20. Derken, şeytan, kendilerinden gizlenmiş çirkin yerlerini onlara açmak için ikisine de vesvese verdi. Dedi: "Rabbinizin sizi şu ağaçtan uzak tutması, iki melek olmayasınız yahut ölümsüzler arasına katılmayasınız diyedir."
   
  Hz. Adem'i kandıran şeytan kimbilir kimleri önüne katmış sürüyordur.
   
  ALLAH YANLIŞ ÇAĞRININ PEŞİNDE OLANLARA, AHİRETTE Kİ HİTABINI BİZLERE ŞÖYLE BİLDİRİYOR.
   
  36 - YASİN..........60. Ey âdemoğulları! Ben size, "Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için açık bir düşmandır!" demedim mi?
36 - YASİN..........61. "Bana ibadet edin, dosdoğru yol budur!" demedim mi?
   
  ALLAH; ŞEYTAN ÇAĞRISININ NE İFADE ETTİĞİNİ, BİZLERE ŞÖYLE BİLDİRİYOR...
   
  14 - İBRAHİM......22. İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.”
   
  SEÇİMLERİMİZİ YAPARKEN BU ÇAĞRILARIN NE OLDUĞUNU BİLMELİYİZ. "EN İMANLI BİZİM GURUP/BİZİZ" DEMEK İÇİN, BAŞKALARINI İMANINI ZAYIFLATMAK GEÇERLİ BİR YOL DEĞİLDİR. ÖNEMLİ OLAN İMANI BÜTÜN OLABİLMEKTİR.
   
  Hz. Adem'in, Allah'a adak sunan ama takvada ilerleyemediği için, adağı kabul edilmeyen oğulun, yolunda hızla ilerliyorlar.. Adağı, kabul olmayan oğul için iki seçenek vardı; Ya Allah'ın yolunda ilerleyerek, yani imanını artırarak yeryüzünde makbul ve muteber biri olarak, uyulan biri olacak yada adağı kabul edilen kardeşini öldürerek, yeryüzünde gerçek anlamda makbul, muteber biri kalmadığı için, makul ve muteber sayılarak uyulan biri olacak. O, ikinci (katilliği) yolu tercih etti böylece katil oldu.

Artık çevresinde, imanı kendisinden daha üst olan kalmamıştı. Allah'a, imtihan için tekrar adak sunmasına da gerek kalmamıştı. Çünkü; herkesin de kabul ettiği gibi, yeryüzünde, kendisinden daha TAKVA'DA İLERİ OLAN biri yoktu. Artık örnek alınan, sayılan, bilge biri olmuştu..Meğer ne kadar da kolaymış, imanı en kuvetlilerden olmak. Eğer, imanı zayıflatır, yok eder kendi seviyene / kendi arzularının altına getirirsen bu işi kıvırmışsın demektir.

Ellerinle kitaplar yazıp, Allah'a oğullar isnat edip, ortaklar koşar ve de, en imanlılar biz olmalıyız, bize uyanlar olmalı dersen, bu isteğinde de ısrarlıysan, o zaman yapacağın tek şey,(sürekli yaptıkları gibi) gerçek imanlıları ve imanı tasviye etme çalışmalarına ağırlık vermektir.Böylece; Allah'ın emrettiği, iman yok etmiş, öngördüğün (hayalindeki)inanç sistemini devreye almış, Allah'a karşı savunmanı da (züğürt tesellisi) hazırlamışsındır.

Mazeretler hazır "en imanlılar bizlerdik bizden daha imanlılarını göremedik.Atalarımızda kalan bu kitaplarada uyduk". Zaten, Allah onlar için Yaratan Konumunda.(Herşeyi işitmez görmez -HAŞA- )Örnek;

Tekvin/Yaratılıs...4/8 Kayin kardeşi Habil'e, "Haydi, tarlaya gidelim" dedi. Tarlada birlikteyken Kayin kardeşine saldırıp onu öldürdü.
Tekvin/Yaratılıs...4/9 RAB Kayin'e, "Kardeşin Habil nerede?" diye sordu. Kayin, "Bilmiyorum, kardeşimin bekçisi miyim ben?" diye karşılık verdi..

Böyle bir Tanrı anlayışı olan inanç sisteminde de;"İşte gönderdiğin mesih İsa, işte getirdikleri, işte benim inanç sistemim, işte ibadetlerim sen ne gönderdiysen ben ona uydum benim bu işte ne suçum olabilir" diyerek maruzatlarını bildirirler. Çıplak kralı giyinik görmek, krala "giyinik" demek birtakım kabulleri peşinen yapmaya dayanmıyormu?

Şaka gibi ama değil.. Örnek Papa seçimi; ölen Papa yerine seçilecek, yeni makam sahibinin nasıl şeçildiğini sorarsanız, Kutsal Ruhun seçtiğini söylerler. Böyle söylemek zorundadırlar çünkü; seçilecek kişi aynı zamanda Tanrı'nın, yeryüzündeki temsilcisi konumunda olacaktır.

Artık o, günah işlemez, günah işletilemez, yanılmaz, özür dilemez biridir. Kısaca Tanrı vekilidir. Ağzından çıkan dini her söz Tanrı sözüdür.Şimdi böyle bir vekilin Tanrı onayı olmadan seçilmesi mümkün mü? Elbette değil.Sonra insanlara nasıl izah edecekler, Tanrı vekillini kafamıza göre seçtik, Siyasi güçlerin, sponsorların, dünyada söz sahibi klüplerin isteklerine göre atadık nasıl diyecekler.

Öncelikle kendilerine inanacak bir topluluk gerekli, seçileni sayacak, uğruna yollara dökülecek İşte Hz.İsa'nın tebliğ ettiği dinin iman bölümü yıllar içinde yok edilerek, sadece ismini kullanıldığı bir inanç sistemi oluşturulmuştur.Geriye mizansenler kalmıştır. Kralın çıplak olduğunu görmemek için, senaryo gereği yapılan, kutsallaştırılmış işlemler, ritüeller devreye sokulmuştur.

İşte kutsiyet kazandırılan işlem;Kutsal ruh seçime katılan 80 yaşın altındaki, 120-150 Kardinalin, kalbine seçilmesi gereken ismi bildiriyor. Onlarda, kutsal ruhun emrettiği yönde oylarını kullanarak yeni makam sahibini göreve getiriyorlar. Karar oy çokluğu ile alınıyor. Kararın alınması bazen günler haftalar sürüyor.Seçim bittiğinde dumanla işaret veriliyor.

Soru şu; Eğer, seçim, Tanrı onaylı ise ve kutsal ruh bunu kalplere bildiriyorsa neden kararın çıkması günler, haftalar sürebiliyor.
Neden oy birliği ile değilde oy çokluğu ile karar alınıyor?
Kutsal Ruh herkezin kalbine başka isim mi bildiriyor?
KUTSAL RUH'lar arasında da mı, pazarlıklar, güç düelloları, AHİTLER var?
Yoksa bazı kardinaller olgunlaşmadığı için iyi iletişim mi kuramıyor?
Tanrı vekilini, oy çokluğuna göre seçtiklerine göre şeçileni Tanrı'ya nasıl onaylatıyorlar? Onayladığını nasıl anlıyorlar? Onay belirtisini nasıl alıyorlar?
Anlamaları mümkün olmayan ONAY yalanını nasıl kabul ettiriyorlar?

Diğer mezhepler bu seçimi kabul etmediğine ve saymadığına göre; Tanrı durumu nasıl idare ediyor?
Onların "RAB" dedikleri ve KUTSAL RUH'larıda farklı mı? eğer farklı değilse diğer mezhepleri neden din dışı ilan etmiyorlar?
Kendileri birbirlerini Aforoz ettiği halde, Tanrı ve Kutsal Ruh ve de Oğul Tanrı olaya neden NÖTR kalıyor?
Neden ben sizinleyim diye diğer mezheplere de Mavi boncuklar dağıtıyor? Böyle birşey mümkün olabilir mi? Elbette MÜMKÜN OLABİLİR ama bir şartla, peşine takıldığınız ve RAB dedikleriniz farklı-farklı olursa.

Kendileride biliyorlar seçilenin "ALLAH'la" bir ilişkisi olmadığını. Bir yığın dengeler, çıkarlar, sponsorlar, baskılar ve tercihler sonucu Papa'nın seçildiğini.
   
  İşte kendi kitaplarından, TANRI ADINA BİR SEÇİMİN, TANRI ADI kullanılarak nasıl yapıldığının hikayesi.Sonucun nasıl, Tanrıy'a BAĞLANDIĞININ hikayesi..

"Rab, hangisi bize göster" diye, seçime kutsallık yükleyen "dua" ile başlayan seçim, Tanrıya senin şeçimin bu olsun denilen KURA ile bitiyor.(kumarbazlara deler ya hani şeytanın bol olsun, kura çekenlere ne dediler acaba?)

Hem de; Tanrı esinlemesi dedikleri kitaba, şeçtikleri iki kişiden birini KURA ÇEKTİREREK (herhalde Tanrıdan esinlenmeyi alamayıca) KUTSAL KİTAPLARINDA, İLAHİLİK VERDİKLERİ KİTAPTA yer aldırıyorlar.

KURA ile TANRI adına yapılan seçim ve KURA ile TANRI esinlenmesine dahil olup, kutsal kitapta yer alma."Kendin pişir, kendin ye, yedir."

Eçilerin İşleri......1/21-22 «Buna göre, Yahya'nın vaftiz döneminden başlayarak Rab İsa'nın aramızdan yukarı alındığı güne değin bizimle birlikte geçirdiği bütün süre boyunca yanımızda bulunmuş olan adamlardan birinin, İsa'nın dirilişine tanıklık etmek üzere bize katılması gerekir.»
Eçilerin İşleri......1/23 Böylece iki kişiyi, Barsaba denilen ve Yustus olarak da bilinen Yusuf ile Matiya'yı önerdiler.

Eçilerin İşleri......1/24-25 Sonra şöyle dua ettiler: «Ya Rab, sen herkesin yüreğini bilirsin. Yahuda'nın, ait olduğu yere gitmek için bıraktığı bu hizmeti ve elçilik görevini üstlenmek üzere bu iki kişiden hangisini seçtiğini göster bize.»

Eçilerin İşleri......1/26 Ardından bu iki kişiye kura çektirdiler; kura Matiya'ya çıktı. Böylelikle Matiya on bir elçiye katıldı
   
  İşte bu; Tanrı'nın sözcülüğüne soyunmanın, 'kendin pişir kendin ye' yöntemine tipik bir örnektir. Kitapları sen yazmışsındır, kuralları sen koymuşsundur,seçilen makam sahibini sen belirlemişsindir, makamın görevlerini ve kudretini sen saptamışsındır (makam yetkilerini belirleyenler, esasında tanrının yetkilerini tırpanlıyorlar. Tanrının bir takım yetkilerini yok ediyorlar- hayal fakirin ekmeği derler-)

Elbette, Müslümanlar bu tip ve buna benzer oluşumları onaylamıyorlar. Herşey, Kur'an emirleri, kabulleri uyarınca yerli yerinde kalırsa onaylamaları da imkansız.Kur'an'ın rehberliğine dayanarak, uyduğunuz kitaplar ve edindiğiniz yöntemler yanlış, Kral çıplak diyorlar.

Onlarda, "o halde bizde müslümanların elindeki, imani olan herşeyi yok eder/deforme eder uygulamaya sokarız" diyorlar.Kendi anlayışlarına, uygun çizgiye ulaşıncaya kadar bu böyle devam edecektir.

İşte Hz. Adem'in iki oğlunda anlatılan bunlar ve buna benzer anlayışlar.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  5 - MAİDE.......... 27. Onlara Âdem'in iki oğlunun haberini de gerçek olarak oku. Hani, ikisi birer kurban sunmuşlardı da birinden kabul edilmişti, ötekinden kabul edilmemişti. "Seni mutlaka öldüreceğim." dedi. Öteki: "Allah sadece takva sahiplerinden kabul eder." dedi.
5 - MAİDE.......... 28. Beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatmayacağım. Şu bir gerçek ki, ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım."
5 - MAİDE.......... 29. "Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da senin günahını da yüklenip ateş halkından olasın. İşte budur zalimlerin cezası!"
5 - MAİDE.......... 30. Nihayet nefsi onu kardeşini öldürmeye ısındırdı, o da onu öldürdü. Böylece hüsrana uğramışlardan oldu.
   
  Suç işlenmesi için gerekli olan tüm ortam oluşturulmuş, araçlar temin edilmiş, Allah'ın kitabının yanına başka kitaplar koyulmuş, Kur'an'ı Kerim'e ulaşmanın/ anlamanın anahtarı olarakta beyinlere işlenmiştir. İmani olanların yerlerine, diyaloğa uygun görüşler koyulmaya başlanmıştır. Adeta "Vay be şu karga kadar da olamıyor muyum" denircesine, Kur'an'i olan emirleri, hurafelerle kitaplarla ve rivayetlerle örtme işlemleri hızlandırılmıştır.

Son darbe, daha tam gerçekleşmemiş ama epey yol alınmış durumda.Kafaya vurulacak taş havaya kaldırılmış, darbenin şiddeti artması için ivme kazandırma sürecini geçiriyor.
   
  Risale ile Nur talebeleri yetiştirme gayretleri bu yüzdendir. Yahudiler ve Hıristiyanlar da aynı yollardan geçerek bu güne gelmiş. Onlar, Allah'a "senin indirdiğinden başkasına uymuyoruz, atalarımızın/ o 'senin dostun' olan insanların bizlere devrettiğine uyuyoruz" diyorlar. Ama biliyorlar ki, aslında atalarının elleri ile yazdıklarına uyuyorlar.

Allah'ın indirdiğinin yerine, yüzyıllar içinde, ortaya konulana uyuyorlar. Onlarda tıpkı, Hz. Adem'in, katil oğlunun, yolunu seçmişler.

Allah'ın, son olarak gönderdiği Hak Peygamber, Hz. Muhammed'i de sapkın din kurucusu ilan edip, kendilerine gelen hak'kı böylece redetmiş oldular/katlettiler. 'Hz. Muhammed'e tebliğ edilenle' kendilerini kurtarma yoluna gitmediler
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  34 - SEBE.......... 43.Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, “Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Bir de, “Bu (Kur’an), uydurulmuş bir yalandır” dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, “Bu ancak apaçık bir büyüdür” dediler.
38 - SAD............. 6,7,8 - İçlerinden ileri gelenler, “Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur’an) içimizden ona mı indirildi?” diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur’an’-dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.
5 - MAİDE.......... 31.Derken, Allah, kardeşinin cesedini nasıl saklayacağını ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. O dedi ki: "Vay be! Şu karga kadar bile olamıyor muyum ki, kardeşimin cesedini saklayayım." Bu arada, pişmanlık duyanlardan olmuştu.
   
  Asıl olan işlenmiş suçları, hataları, geçekleri örtmek/örtpas etmek değil, suçun işlenmemesidir.
   
  2 - BAKARA......159. İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti Kitap'ta açıklamamızdan sonra onları gizleyenler var ya, işte onlara hem Allah lanet eder, hem de bütün lanet etme konumunda olanlar lanet eder.
   
  Allah'ın yasakladıklarını, uydurulanları, isnat edilen yanlışlıkları gömmek ve yok etmek, Allah'ın Vahiy ettiği Kur'an'ı Kerim'i öne çıkartmak, Anlamaları ve anlatmaları için gerçek anlamda Kur'an öğrencileri yetiştirmek yerine; Onlar

Dinlerarası diyaloğun mimarlarından Montgomery Watt'ın " İslamiyetin, Benim dinim son dindir, diğerleri yanlıştır inancından vazgeçmelidir sözünü kabullenip,
Yine Dinler arası diyaloğun mimarlarından, eski Bakan Prof. Mehmet Aydın, “Efendim, diyalog ve hoşgörü devam edecekse, Hıristiyanlarla konuşurken sizin kitabınız bozulmuş, sonradan değiştirilmiş, demeyeceksiniz." diye beyanat vermişti.
   
  Müslümanların, baskı yada başka yoldan kendilerine tabi olmayacaklarını çok iyi biliyorlar.Ancak onlardan olanlarla/onlara yol gösterici konumunda olanlarla bu işi, içten çürüterek yapabileceklerini biliyorlar.Bu nedenle İslam'ın dışında kalan dinleri, hak din ilan ettiler ve fazla tartışmadılar.

Ülkelerinden, kaçan, yönetimleriyle ters düşen, MÜSLÜMANLIK İÇİN MÜCADELE ETTİĞİNİ İDDİA EDEN, her islam lider, mutlaka kafir düşman ilan ettiği, batı ülkelerine sığınıyor. Oralarda, serpilip büyüyor.Onlarda ellerinden her gelen desteği veriyorlar. Düşman, düşmana sığınıyor..Düşman, düşmanını besliyor.

Fetvalarına ve felsefi görüşlerini desteklemek için onları kaynak gösterdiler. Araştırma yaparak uğraşacaklarına, onlarda yazılı olan bilgileri, sanki tamamen İslamın içinden diye ortaya sürdüler. Müslümanlığı İsraliyat ile boğdular.

Kur'an da bulamadıkları, daha doğrusu, Allah'ın Kur'an da eksik bıraktığını düşündükleri, helal, haram, kural ve hükümleri, Adamların tarih vererek biz yazdık dedikleri kitaplardan çıkararak uygulama izni verdiler. Kur'an da olmayan, (Peygamberimiz zamanın da Yahudilerin uyguladığı) Recm gibi.

Kur'an daki ve islamiyetteki güzellikleri, ayrıcalıkları, üstünlüklerini gösterme yerine, Tahrif edilmiş kitaplarla, benzerlikleri gösterme çalışmaları yaptılar. Prof. Suat Yıldırım meali gibi..
   
  Müslümanlığın hoşgörüsünü, barışını, toplum içindeki davranışları ile göstermek yerine, Kendilerinden olmayan, 'öteki müslümanlara' bile; tahammül edemediler, dizsizlikle/sapkınlıkla suçladılar/damgaladılar.

Tanrılar edinmiş, Allah'tan; "genel kabullü / şartsız, adressiz, kafirlere karşı yardım istemeyi" dahi, kabul edemeyen papazları, sırattan geçirenler, aynı hoşgörüyü kendi toplumlarında göstermediler.

Annesi Hıristiyanlıktan müslümanlığa geçti diye (Kur'an okuyan, oruç tutan bir müslüman olmasına rağmen) Rahmetli Türkan Saylan'a demediklerini bırakmadılar, dışladılar, tu_kaka ilan ettiler.Diyalog için çalışan, çalışmayan tüm birimleri ile."Allah diye biri varmış, canı sıkıldıkca kitap yazarmış" diyen birini de okumaya devam ettiler.
   
 
   
  SEVAN NIŞANYAN, EMRE USLU, USAME KARAKIŞ, CNN ve DİĞER YAZILARI, BU BAĞLANTIYI KULLANARAK OKUYABİLİRSİNİZ  
       
  BOKSUZ yaşayamayan, çevresini BOKLUK olsun isteyen BOK böceklerinin MESLEKLERİNİ işleyen "BOK BÖCEĞİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz  
       
  FETHULLAH GÜLEN'İN PAPA'YA SUNDUĞU MEKTUBUN TAM METNİNE ve HABERİNE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ  
   
  Kendilerinden görmedikleri, TÜRKAN SAYLAN'A, "Annesinin eski dini inancını öne sürerek yapılan dışlama tavrını" REVA GÖRENLER;kendilerini, ONLARDAN GÖRDÜKLERİNE, "Rabbin Aciz Kulu" imzalı mektup yazmış, ELLERİNİ ÖPMÜŞLERDİ. Çünkü; TÜRKAN SAYLAN'IN ANNESİ, O ÇOK MUHTEREM PAPA'NIN temsil ettiği dinden, DİNLERİN DİYALOĞUNA sokmaya çalıştıkları MÜSLÜMANLIĞA GEÇMİŞTİ.
   
 
   
  VATİKAN .Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri .....................www.meryemana.net/meryem/tr/misc.php?id=20&par=9&td=11

454 Tanrı'nın Oğlu adı, Mesih İsa'nın Babası Tanrı'ya olan biricik ve ebedi ilişkisi demektir: O Baba'nın (Bkz. Yu 1, 14, 18, 3; 16, 18) ve Tanrı'nın Kendisinin (Bkz. Yu 1,1)  biricik Oğludur. Hıristiyan olabilmek için Mesih İsa' nın Tanrı'nın Oğlu olduğuna inanmak şarttır. (Bkz. Hİ 8, 37, 1 Yu 2, 23)

"...Çünkü kuzu Rablerin Rabbi, Kralların Kralıdır" (Esinleme 17:14). Mesih'in ikinci gelişinde elbisesinin üzerinde "KRALLARIN KRALI VE RABLERİN RABBİ" yazılı olacak (Esinleme 19:10).

(suhik_not: AMENTULARIMIZ AYNI DİYENLERE DUYURULUR. AMENTUYA KEFİL OLUP CENNETLİK DİYENLERE DE DUYURULUR.)
   
  O DAVRANIŞI TÜRKAN SAYLAN'A REVA GÖRMÜŞLERDİ, ÇÜNKÜ ONLAR; PAPA VE EKİBİ İLE İNANAÇSIZLARA KARŞI İTTİFAK KURMUŞLARDI:
 
   
  OYSA ÜSTADLARI BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ, İTTİFAK KONUSUNDA ŞÖYLE DİYORDU; (Sözler...sayfa:90)
  "...O cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın şahsiyet-i mâneviyesinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini zuhur edecek, yani rahmet-i İlâhiyenin semâsından nüzul edecek, halihazır Hıristiyanlık dini o hakikate karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek, mânen Hıristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılâp edecektir. Ve Kur'ân'a iktida ederek, o İsevîlik şahs-ı mânevîsi tâbi ve İslâmiyet metbû makamında kalacak, din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır...." (Sözler... sayfa;90)
   
  Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlûp olan İsevîlik ve İslâmiyet, ittihad neticesinde dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında iken, âlem-i semâvâtta cism-i beşerîsiyle bulunan şahs-ı İsâ Aleyhisselâm, o din-i hak cereyanının başına geçeceğini, bir Muhbir-i Sadık, bir Kadîr-i Külli Şeyin vaadine istinad ederek haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır. Madem Kadîr-i Külli Şey vaad etmiş, elbette yapacaktır.” (Sözler:90-91)
   
  Bediüzzaman da inançsızlara karşı ittifak yapılacak, (İsevîlik ve İslâmiyet) ve onları galebe çalacaktır diyor ama ne zaman ittifak kurulup galabe çalacak diyor, "Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın şahsiyet-i mâneviyesinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini zuhur edecek," HZ. İsa zuhur ettikten ve Hıristiyanları hakiki İse'vi yaptıktan sonra, yani elleri ile yazdıkları kitapları, ruhbanlığı, haçı ve putu yok ettikten sonra. Ne zaman ittifak kurulacak diyor "halihazır Hıristiyanlık dini o hakikate karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek, mânen Hıristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılâp edecektir." yani hali hazırda olan putlaşmış hırıstiyanlık dini müslümanlıştıktan sonra diyor.

Ne zaman ittifak kurulacak diyor;" Kur'an' onlara tebliğ ettikten kabul ettirdikten/onları Kur'an'a uyanlar yaptıktan sonra. Mevcut sistemleri içinde, "bizleri aranıza kabul edin, sizlere uymaya geldik" denilen mektuplar yazıp, putperes yapılaşma içindeki Vatikan'la kurulan İttifaklar, diyalogcu (diyaloğun önderlerinden) Said Nursi'nin saptamalarına/ öngörülerine/sözlerine uymuyor.
   
  Nur talebeleri yetiştirenler, Üstatlarının sözlerini iyi anlamamışlar anlaşılan (İşlerine gelmediği için görmemezliğe gelmişlerdir). Kur'an ayetlerini anlamayanlardan. "onlarla aynı amentüdeyiz diye birlikteliğe çağıranlardan başka ne beklenir.Elbette Üsatd'larının, sözler'deki sözlerinin de doğru anlaşılması beklenemez.Üstad'larının isminden, Gazetelerine isim çıkartanlar/verenler, sözlerinden bir şey çıkartamamışlar anlaşılan. Kur'an'dan ayrılıp dogmatik düşüncelere dalanlar, o akımların uğradığı limanlarda konaklamak zorunda kalırlar.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR.
  6 - EN'AM......... 116.Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.
53 - NECM......... 28.Hâlbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.

53 - NECM......... 23.Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilah edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler)yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.

10 - YUNUS........66.Bilesiniz ki göklerde kim var, yerde kim varsa, hep Allah’ındır. Allah’tan başkasına tapanlar (gerçekte) Allah’a koştukları ortaklara tâbi olmuyorlar. Şüphesiz onlar ancak zanna uyuyorlar ve sadece yalan söylüyorlar.

2 - BAKARA........78.İçlerinde ümmî olanlar da vardır ki Kitap'ı bilmezler, sadece anlamını bilmeden okuyuşlar/hurafeler/hayal ve kuruntular bilirler. Onlar yalnız sanıya saplanırlar.
2 - BAKARA........79.Yazıklar olsun o kişilere ki, Kitap'ı kendi elleriyle yazarlar da sonra onunla basit bir karşılık satın alsınlar diye, "İşte bu, Allah katındandır!" derler. Vay haline onların, ellerinin yazdıkları yüzünden! Vay haline onların, kazanıp durdukları yüzünden!
   
  OYSA İTTİFAK YAPTIKLARI -HAÇLARIN- SAHİBİ OLAN CEPHE, ÜSTADLARININ VERDİĞİ HEDEFLERİ HARFİYEN UYGULUYORDU...
  Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı, İkinci bin yılda ise Amerika ve Afrika, Üçüncü bin yılda hedef Asya dır. DEMİŞ OLSA BİLE” 24 Aralık 1999 Papa 2. John Paul, Milenyum mesajı.
SULTAN AHMET CAMİİ'N DE; ZAFERLERİNİ BELGELETMİŞLERDİ
   
  PAPA, SULTAN AHMET CAMİİ ZİYARETİ ve ZAFERİNİ, HAÇLI KOMUTAN MAĞRURLUĞU İLE İLAN EDİŞİ/ETTİRİLİŞİ...
   
  Papa'nın Zaferini ilan edip, ölümsüzleştirdiği an. Belgelendirdiği an. Papa'nın, Camide müslümanlar gibi kıyamda, durduğunu sanıp sevindik/sandırıp sevindirdiler.İşin gerçeği öyle olabilir mi? Asla olamaz çünkü; Papa, Müslümanlar gibi kıyam'ı kurallarına uygun olarak yaparsa, kendi dininden çıkmış olur. Zaten dinden çıkmadığını da; yaptığı eylemin / duruşun, esasında "Müslümanlar ve Müslümanlıkla dalga geçmek olduğunu", "Diyalog sürecinde bu tip ara gazlarının gerekli olduğunu" o zafer işareti ve yüz ifadesi ile" onaylayıp, belgelettiriyor.
 
   
  Haçı putu kıracak, tezi din ulemalarına ait.Kur'an'ı Kerim de böyle/bu durumu bildiren bir Ayet yok. İşte Fethullah Gülen'in sözleri ile haç ve put hikayesi. (Fethullah Gülen, Ümit Burcu, 33-49) Mesih ve Mehdi mevzusundaki soruya verilen cevap ve cevap içinde tezini kuvvetlendirmek için naklettiği delil-hadis şöyle

"....Yirmi-otuz tane de zayıf hadis vardır. Meselâ, Kütüb-i Sitte’nin çoğunda rivayet edilen bir hadiste Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem): “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, adaletli bir hükümdar (hâkim, hakem) olarak Meryem oğlu İsa’nın aranıza inmesi yakındır. Haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak ve bolca mal dağıtacak. Mal o kadar çoğalacak ki, artık kimse onu sadaka olarak kabul etmeyecek.” buyurmaktadır. (Buhari, Büyû 102, Enbiya 49; Müslim, İman 242; Tirmizi, Fiten 54; Ebu Davud, Melâhim 14; İbn Mâce, Fiten 33)

Eskiden panayırlar da çadır kurulurdu. Çadır önünde, içeride var olduğu söylenen, hayal ettirilen, deniz kızının resimleri ve ona davet eden yazılar olurdu. Müşteri çekmek için tellaller, bağırırdı. Mucizeyi anlatırlardı.O, mucizevi anlatımlar içeri girdikten sonra yerini azarlamalara, "işine geliyorsa" gibi küfürlü hitaplara dönüşürdü. İçeri giren, zokayı yuttuğunu anlar, içeride 'hayal ettirilen' şeyleri görememenin kırıklığı içinde çadırı terkederdi.

Diyalog çalışmaları da öyle; Tellaller bağırıyor, anlatıyor, sözler veriyor ama perdenin arkasında çadırda olanlar anlattıkları ile hiç alakası yok. Anlatılanların tam tersi. Perdeyi aralayıp baktığınız zaman herşeyi tüm çıplaklığı ile görüyorsunuz.
   
   
  Peygamberimiz. Hz.Muhammed hakkında "Hz.Muhammed Dünya'ya ne getirdi? Kötü ve insancıl olmayandan başka.." sözleri sarfeden/nakleden ve karikatür krizinde ses çıkartmayan; Papa 16. Benedict'e, Sultan Ahmet Camii'nde zaferini kutlattık.Şam'a giren general gibi mağrur ve mutlu idi.

İçinden neleri söylediğini tam olarak bilemem. Bu anı yaşadığı için hangi Rab'be teşekkürler etti onu hiç bilemem.
En azından "Müslümanlardan/İmanlılardan/Kur'an bağlılarından/Muhammed'i peygamber kabul edenlerden.... intikam almamı, sağladığın için sana teşekkür ediyorum, Haçlı seferlerinin devamını, sapkınlık olan Müslümanlık dini/son Müslüman yok olasıya kadar zaferlerimin devamını, senden diliyorum" dediğini tahmin etmek hiçte zor değil.

Allah'ın indirdiği Kur'an'ı Kerim'den, Allah'ın seçtiği din Müslümanlıktan/İslam'dan, Allah'ın gönderdiği/görevlendirdiği (Habibim diyerek önemini vurguladığı) Hz. Muhammed'den kurtulmak için, Allah'a dua etmediği kesin. Allah'tan, bukadar uzak olanların, dini inanışları ile İslam dini arasında ki DİYALOG çalışmalarında ne işimiz olabilir.?
   
  6 Ağustos 1964'de Papa 6. Paul diyalog için ne demişti?
“Kilisemiz bütün insanlığın mutluluğu içindir. Dinler arası diyalogun bizim için anlamı bütün insanları kiliseye ve İncile yani Hıristiyanlığa ulaştırma yoludur.”

O halde gayret göstermeli İnançsızlara karşı kurulan ittifaka hizmet etmeliler idi.KELİME-İ TEVHİD'DEN "Muhammedün Resûlullah" BÖLÜMÜNÜ ÇIKARTTILAR

Onlarla birlikte yürümeye karar verenler, Ortalarda biryerde buluşalım diyenler, İsevi-Müslüman, İsevi-Yahudi gibi kavramlara yer verenler birşeylerden taviz vermek zorunda idiler.Bu nedenle Kelime-i Tevhid'in, "Muhammedün Resûlullah" bölümünü telaffuz etmez hale geldiler.
 

 

  Ortak yolu benimseyenler, ortak önderler edinmeliler. Her ne kadar tüm Peygamber'ler Allah'ın Resülü'dür, "bizler hepsine inanır, hepsini kabul ediyoruz" desekte; Dinler arası ortada buluşalım projesini yürütenler, Hz Muhammed'i Allah'ın Resül'ü olarak tanımamakta/kabul etmemektedir. O kulübün yöneticileri, Hz Muhammed'i, Müslümanlık adında, bir din kuran, yayan önder (onlara göre, sapkın dini kuran bir sapkın) olarak görmektedirler. O projenin sahiplerine göre, Kuran'da Allah'tan indirilmiş değildir.
   
  İbrahim'i dinler kitabına, sessizce geçiş için gerekli çalışmaları yapmak, toplumları alıştırmak gerekirdi.. Çünkü 'o uydurma dinin'(Hıristiyanlar öyle görüyor..(Onlara göre rab, hıristiyanlığı vermiştir.), peygamberi olarak, Hz. Muhammed ilan edilmeyecektir. Kelime-i Tevhid'den Hz MUHAMMED'İ ÇIKARTMALARININ sebebi bu olsa gerek.

O dinin önderi, Nebi tanımlı biri olacaktır. Kendisine kitap verilmeyen ama kendinden önce verilen, kitapların tebliğcisi olarak tanıtılacak, İbrahimi dinlerin temsilcisi, önderi olarak gösterilecek bir zat. Elbetteki, atama olan bir zat.Papa 16'ncı Benedikt'in deyimiyle; yeniden vücutlandırılacak "Beytüllahimli ilahi çocuk"
   
  16'ncı Benedikt Aziz Petrus Meydanı Noel mesajı:"İsrailliler ve Filistinliler arasındaki diyaloğun tekrar başlamasını da Beytüllahimli ilahi çocuğa havale ediyorum.” Kısaca; o, zamana kadar kurtulan kalan, hıristiyan olmayan Filistin'li kalırsa, onları da Mesih'in peşinden sürükleyerek, diyaloğa son noktayı vurmuş olacağız diyor.Nede olsa, geçmişin de nazilik var.

Naziliğin gereği olarak, ari ırk adına, fırınlarda yakılanlara aldırmadan; "HEİL HİTLER" diye, yırtınırcasına selam vermeyi hiç aksatmamış, yaptıklarından dolayıda bir vicdani rahatsızlık duymamış olsa gerek.Çünkü, herşeyi Tanrı adına, yapmış olduğu için Tanrı ile bir sorunu olduğuna da inanmıyordur. Şimdiler de ise Tanrının yeryüzündeki sözcülüğüne/temsilciliğine, atanmış biri olarak, Beytüllahimli çocuğun, seçimi ve atamasıyla meşgul .....
   
  Onlara göre rab, hıristiyanlığı vermiştir.Tanrı ile bu konuda herhangi bir ihtilafları yoktur.Ayrıca Papa yeryüzünde Tanrının sözcüsü konumunda, dolasıyla ağzından her çıkan hüküm Tanrı'nın hükmü sayılırdı. Hz. Muhammed'in bu ortak dinde yer bulması mümkün değildi.Papa'lığa göre o sapkın din kurucusu idi. Hele Kur'an'ı Kerim diye bir kitap
Tanrı'dan nasıl gelmiş olabilirdi.

Kendi kitapları bile, kutsal ilan ettiklerinin, önderlerinin mektuplarından/derlemelerinden
oluşuyordu.Bu nedenle Kur'an'ı Kerim ve Hz. Muhammet oluşan yeni dinde yer bulamazdı. Papa'lık "Son din son kitap tezini" asla kabul edemezdi. "Son" kabulü başka kitaplar yazamamak demekti."Son" tanımlaması öncekilerin iptalini gerektirirdi. "Son" tanımının kabulü, 'son olanın' doğruluğunu ve onaylıyıcılık vasfını kabul etmek demekti.
   
  HZ. MUHAMMED'İ VE KUR'AN'I KERİM'İ TANIMAMAK, ALLAH'TAN İNDİĞİNİ KABUL ETMEMEK; ŞEYTANIN ADEM'E SECDE ETMEMESİ İLE EŞDEĞERDİR.
Allah, "secde et" dediği halde, şeytan secde etmemiştir.
Allah önceden gönderdiği Resul ve Kitaplarda deliller verdiği halde inkar yoluna gitmişlerdir.
Halada bu inkarı zevk içinde yapmaya devam etmektedirler.
   
  Bu nedenle Kelime-i Tevhid'den bir an önce Hz MUHAMMED ÇIKARTILMALI İZLERİ SİLİNMELİ, Kur'an'ı Kerim'de türetilen, başka kitapların gölgesinde bırakılarak, kutsal bir öge olarak, duvardaki yerini almalıydı.

Resül, Peygamber, Elçi, Nebi, Efendi..
Tanımları öne çıkarılarak, Hz. Muhammed'den anılıyor hissi verilecek (ne şiş yansın, ne kebap) Hz. Muhammed mümkün olduğunca az kullanılır hale getirilecek. Risal-i Nur, Çevşen, Hizb-ul Kuran, Furkan, Buhari, Hadis, Kutsi Hadis... gibi tanımlı kitaplar öne sürülerek bunlarda Kur'an dan tezi işlenecek.
   
  Yeni dinin önderi, Müslümanlar için, Nebi tanımlı biri olacaktır. Kendisine, kitap verilmeyen ama kendinden önce verilen, kitapların tebliğcisi/davetcisi olarak tanıtılacak, İbrahimi dinlerin temsilcisi, önderi olarak gösterilecek bir zat. Elbetteki, atama olan bir zat.
   
  Müslümanlara, Ayetlerden derlenmiş bir kitap sunacak, "Bu kitapta, ALLAH'TAN; kısaltılmış, kuvvetlendirilmiş olarak getirdim". "Kur'an'ı daha iyi anlamanız için yazdırıldı", "Kur'an, öz olarak bunun içinde", "bu kitabı okumanız bununla amel etmeniz gerekir" gibi..laflarla ortalıkta salınacak.
   
  Hırıstiyan ve Yahudiler, ellerindeki kitapların içeriğine ilave yapmaya gerek görmeyecekler; çünkü Tanrının gönderdiği, en doğru din ve kitaplar zaten onlarda olanlar . Tanrı'nın yeryüzündeki temsilcileri, iddiası ile "tanrı adına" konuştuğu kabul edilen, o dinlerin patronları, bu kitaplara biz kefiliz dememişler miydi?. Toplumlarını; hep Tanrıdan gelenle, Tanrının emrettiği şekilde doğru yol üzerinde tutmamışlar mıydı?.

O, inancın sahipleri, o din yapıcıları şimdi; "Bizler sizi kandırdık, öğrettiklerimiz ve elimizdeki kitapların hepsi yanlışmış ve eksikmiş mi? diyecekler. NASIL, Hz Adem'in, TAKVA YOLUNDA ZAYIF OLAN oğlu, TAKVA YOLUNDA ALLAH TARAFINDAN KABUL GÖRMÜŞ kardeşini, yok ederek yeryüzündeki en imanlı adam konumuna gelmiş ise Yahudi ve Hırıstiyan din patronları da aynı yolu izleyerek KUR'AN'I KERİMİ unutturup, "İŞTE EN MAKBUL OLAN BİZİM KİTAPLARIMIZ" diye ortada salınacaklar. (1 numaralı A planı; Şeytanın tek planı, Allah ile aldatmak)
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  7 - A'RAF........... 21. Ve onlara, "ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin de etti.
72 - CİN.............. 4. “Demek bizim beyinsiz olanımız Allah hakkında doğruluktan uzak sözler söylüyormuş.”
72 - CİN.............. 5. “Şüphesiz biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemeyeceklerini sanıyorduk.”
   
  SAPKIN DİN İCAT EDİCİLERİ, TARİHLERİ BOYUNCA, TANRILAR İCAD EDİP KİTAPLAR YAZMAYI GELENEK HALİNE GETİRDİLER.
Tevrat'ı sakladılar tahrif ettiler, kafalarına göre düzenleyip ortaya çıkarttılar Tanrı bunu gönderdi dediler.
Tevrat ve Zebur'u birleştirdiler, adını "ahit" koyup; "Tanrının yeni kitabı bu" dediler.
Tevrat, Zebur ve İnci' birleştirdiler adını 'Yeni Ahit" koyup;"Tanrının yeni kitabı bu" dediler.
Tevrat ve Zebur birleşmesinin adını, Tanrının isteği ile" Eski Ahit yaptık" dediler
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  2 - BAKARA........75. Şimdi bunların, size hemen inanacaklarını ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın kelâmını işitirlerdi de sonra ona akılları yattığı halde bile bile onu tahrif ederlerdi.
2 - BAKARA........41.Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.
   
 

Hıristiyanlık tanıtımında, Prof. F.F.Bruce, Kitapların nasıl yazıldığını şöyle anlatıyor.(İnciltürk ve Hıristiyan.gen sitelerinden);"Mesih'in kendisi hiçbir kitap yazmamıştır. O'nun kulladığı Kutsal Kitap, Eski Antlaşma denilen İbranice yazıların derlemesidir." "Yeni Antlaşma'nın başında yer alan dört İncil'in hepsi de İ.S. birinci yüzyıl bitmeden önce yazılmıştır."..."İmparator Konstantin'in emriyle İ.S. 325 yılında toplanan ..... İznik Konseyi...." diyorlar.

Konsey (o binlerce kitap arasından) 1. yüzyılda yazılanlarında olduğu kitaplardan bu 4 tanesini ve mektupları seçmiş "işte yeni kitabınız bu" diye baskı ile kabulünü sağlama yoluna gitmiş. Karşı çıkanları ise yok etmiştir. Kostantinin kendisi pagan inançlı olup, Hıristiyanlığı ciddiye alan oğlunu ve karısını öldürtmüştür.Ölüm yatağında vaftiz edildiği, istemi dışında da olsa hıristiyan yapıldığı iddia edilmektedir.

Hz. İsa'nın tebliğ ettiğini değil, mektuplardan oluşmuş Yeni Ahit dedikleri kitabı, kabul ettiklerini söylüyorlar. Hz. İsa'nın "ne ile hükmetti, gönderildiği topluma ne tebliğ ettikleri vardı" denildiğinde ise "tebliğleri Eski Ahit dediğimiz kitaplarda olanlardı, tebliğleri kitaptaki Tanrının Vaadlerini içeriyordu " diye cevap veriyorlar.Başka türlü cevap vermeleride beklenemez zaten. Kitaplarının tamamen mektuplardan oluştuğunu ve Hz. İsa'yı (müjdeyi) anlattığını söylüyorlar ve İncil'in Müjde anlamına geldiğini, dolayısı ile İncilde anlatılanlarında, Hz. İsa'nın Havarilerine bildirdiği müjdeleri, içermesi kadar doğal birşey olamıyacağını söylüyorlar.

O zaman Diyalogcuların/ aynı amentüdeyiz diyenlerin cevaplandırması gereken şöyle bir soru çıkıyor ortaya;


Bugünkü (tabir Fethullah Gülen'e ait) Hıristiyanlar ve Yahudiler Bırakın, Allah tarafından Kur'an'ın Hz. Muhammed'e indirilmiş olduğunu, inkar etmelerini, onlar Hz. İsa'ya da Allah tarafından kitap verildiğine inanmıyorlar/kabul etmiyorlar. Yani (Kitaplara iman maddesi) onlar, Allah'ın Kur'an ve İncil kitabını, Peygamberlerine vahiy etmediğini söylüyorlar. İnkar ediyorlar. Nasıl kabul edebilirler ki; kabul ettiklerinde ellerindeki (yazılış hikayesini kendilerinin anlattığı) kitapları terketmek zorunda kalırlar. İndirdi ama biz bunlara uyuyoruz derlerse ozamanda, semavi bir din olmadıklarını kabul etmek zorunda kalırlar. Bu durumda da kitlelerin duygularını kullanarak peşlerinden sürükleyemezler.

   
  BİR KAÇ ÖRNEK;
  Luka..1/1-3 Sayın Teofilos, Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişmiştir. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize iletmişlerdir. Ben de tüm bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.

Elçilerin İşleri (Acts)....1/1-2 Ey Teofilos,İlk kitabımda İsa'nın yapıp öğretmeye başladığı her şeyi, seçmiş olduğu elçilere Kutsal Ruh aracılığıyla buyruklar verip yukarı alındığı güne dek olanları yazmıştım.
   
  Bakın kendileri söylüyor Tanrı'dan gelen birşey olmadığını. Araştırmalar sonucu, kanaatımın eseri olarak yazıyorum diyor. "İsa'nın yukarı alındığa kadar olanları" yazdım diyor." İSA, BANA YAZIPTA BIRAKTI" demiyor, "o güne kadar olanları yazdım" diyor.
   
  Esinleme...1/1 Bu kitap İsa Mesih'in esinlemesidir. Tanrı, yakın zamanda olması gereken olayları kullarına göstermesi için O'na bu esini verdi. O da gönderdiği kendi meleği aracılığıyla bunu kulu Yuhanna'ya iletti.
   
  Ayrıca ne imiş kitapları bir esinlenme imiş. Önce "Tanrının oğlu" dedikleri İsa mesih esinlenmiş, oda bu esini özel melekleri aracılığı ile KULU Yuhanna'ya iletmiş. Cennet fetvası verilen kitaplar ne imişYuhanna'nın esinlenmesi imiş. Vahiy, ALLAH'TAN PEYGAMBERLER'lere gelir. "VAYHİN İLHAMI olmaz, İLHAM''da VAHİY olmaz" (ilham, olsa olsa şairlere şiir olur, "bana yazdırıldı" olur, sanılar içinde sürüklenmek olur.Şeytanın düşüncelere attığı/kattıkları olur)
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE vahiyle, ilham arasındaki farkı bize şöyle bildiriyor;
  69 - HÂKKA....... 41. Bir şairin sözü değildir o. Ne kadar da az inanıyorsunuz?
69 - HÂKKA....... 42. Bir kâhinin sözü de değildir o. Ne kadar da az araştırıp düşünüyorsunuz?
69 - HÂKKA....... 43. Âlemlerin Rabbi'nden bir indiriştir o.
69 - HÂKKA....... 44. Eğer bazı lafları bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi,
69 - HÂKKA....... 45. Yemin olsun, ondan sağ elini koparırdık.
69 - HÂKKA....... 46. Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.
69 - HÂKKA....... 47. Sizin hiçbiriniz ona siper de olamazdınız.
   
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  5 - MAİDE.......... 46. Ardından o peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Tevrat'tan yanında bulunanı doğruluyordu. Ona İncil'i verdik. Hidayet ve ışık vardı onda. Tevrat'tan yanında olanı tasdikleyici idi. Doğruya ve güzele kılavuzdu, takvaya sarılanlara bir öğüt.
5 - MAİDE.......... 47.İncil bağlıları Allah'ın onda indirdiğiyle hükmetsinler. Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler sapıkların ta kendileridir.
   
  "Dinleri Orta yerde birleştirelim", "İbrahimi dinler", projesinin, ortaya çıkaracağı kitaba da "En Yeni Ahit/ Altın Çağ Ahit'i" gibi bir isim koyarlar Atama Mesih'te "bu derlemeyi", "Tanrının en son Kitabı" diyerek ortaya atar herhalde. (Eski, Orta, Yeni, Yakın Çağ ve son olarakta Altın Çağ gibi)

Kur'an'ı Kerim'i Kabul etmeyecekleri kesin.Sadece Diyalogculara destek olsun Müslüman grupları daha kolay etkilesinler, " Bak Yahudiler ve Hıristiyanlarda bizim kitabımıza tabii oldular" diyebilsinler diye, bir kısım ayetleri, ortaya sürecekleri kitaba alacaklardır. Ete-süte dokunmayan, Allah'a, şirk ve ortak koşmaya müsait olan ama Yahudi ve Hıristiyan inananlılarına, amel ve inançları yönünden hiç bir zorlama ve sorgulama getirmeyen ayetler. Şimdiler de Diyalogcuların propagandalarında sürekli kullandıkları gibi "onlarda Çevşen okuyor, Risale okuyor" dedikleri gibi..

Unutmayın, HZ.Muhammed'e ve ona vayh edilmiş olan Kuran'ı Kerim'e, Müslümanlardan başka hiç kimse, inanmıyor/kabul etmiyor. İnanırlarsa/kabul ederlerse hepsinin tövbe edip, müslüman olması gerekir.Bakmayın siz şu müslüman oldu, bu gizli müslüman söylentilerine. O müslüman oldu denilenlerin, hiç biri kiliseden çıkmıyor, her biri çocuklarını orada vaftiz ettiriyor, evlendiriyor, günah çıkartıyor ve hepsi de elinde haç ile son yolculuklarına kiliseden, hıristiyan mezarlığına uğurlanıyor.
   
  "Tanrı adına karar veriyorlar", sözü diğer dinler için kabul edilse de; Müslüman gruplar için söylenmesi, abartılı gelebilir. Peki; "Dinlerin buluşması" adını verdikleri, toplantılarında ne konuşuyor olabilirler.

Elbette dinler arası barışı değil. Niye dinler arası barışı konuşşunlar ki, ONLARIN ASKERLERİNİN, OLDUĞU HER YERDE, DİNLER ARASI SAVAŞ VAR. Postallarını ve kalemlerini, başkalarının yaşam sahalarından çekeseler, birçok şey kendiliğinden yok olur
   
  Toplum, kendi içinde, başka dinden olanlarla zaten kavgalı değil ki. Kanaat önderleri, din patronları tahrik etmediği sürece, kimse kimseye ne karşıyor, ne de sataşıyor. Mezhepsel, tarikatsal, çatışmalar ve sataşmalar çok daha fazla. Siz hiç, bir kiliseden içeri girip laf atanı ve karışıklık çıkartanı (tahrik hariç) gördünüz mü?

Meczup ta olsa, aşırı radikal da olsa, fanatik te olsa, din yolunda kendini öldürmeye adamışta olsa, hiç biri papaza, hahama, yahudiye, hıristiyana, sataşmaz.
Kiliseye, Havraya müdahele etmez. (sinegog ve diğer kilise saldırısı tamamen provakasyon, terör amaçlı idi. inanç farklılığından değil)

Tek gideceği adres, Anıtkabir ve müslümanlık içinde olduğu halde, kendilerinden kabul etmedikleri gruplara ait olan yerlerdir
. Kendi gruplarından ayrılanlardır. Her nekadar, başka dinden olanları, Kafir, putperes görseler de cemaatlerin hedefi, kendi inanaçlarına göre sapanlardır, sapkınlardır, laik dedikleridir, ibadet yapmayan veya farklı yapanlardır, falancanın kitabını okuyanlarladır. Kısaca, kendilerinden olmayan diğer (öteki) müslümanlaradır. (Pakistan'da, Irak'ta Afganistan'da bombalanan yerlere bakın. Genellikle camiler,dergahlar, türbeler.....)
   
  TOPLULUKLAR NASIL HAREKETE GEÇİRİLİYOR SORUSUNA KÜÇÜK BİR ÖRNEK. Övgü ile anlatılan; 'yaşatılan' bir olay.. (Asker olduğuna göre yaşı 20 olmalı)

Fethullah Gülen Küçük Dünyam' adlı eserinde.. 'Sarılık tedavi sonrası verilen, 3 aylık hava değişimini geçirmek için 4 yıldır gidemediği memleketi Erzuruma gider. Üç aylık izin dört aya uzatılır. Asker olmasına rağmen Ramazan ayı münasebeti ile vaazlar verir. Asker olan Fethullah Gülen, vaazı ile başlayan bir olayı şöyle anlatıyor

"Üç ay bitince şubeye gittim. Bir ay kadar da onlar idare ettiler. Dört ay kadar Erzurum'da kalmış oldum.Ramazan ayı da bu devreye denk geldi. Çeşitli camilerde vaaz veriyordum.
Bir gün İslam'ın Doğuşu veya buna yakın bir isimle bir film oynatılacağını duydum. Millet, bir hafta evvelinden biletleri almıştı. Eşya misliyle temsil edilir. Dine saygısız biri sahabeyi temsil edemez.
Her haliyle dinden uzak bir kadın Hz.Aişe gibi insanlığın medarı iftiharı bir kadını canlandıramaz. Bu hususu bir iki defa Cedid Camiinde dile getirdim. İkindileri orada vaaz veriyordum.

Erzurum'da zaten iki tane sinema vardı. İnsanların bütün eğlence yerleri de bu iki sinemadan ibaretti.Çoğu da bu filmi, sevap olsun diye seyredecek.
O gün çok hislendim. Duygulu konuştum ve konuşurken kendimi tutamadım ağladım. Yine ikindi vaktiydi. Cemaata
"Yazıklar olsun size! Sizin dininizle, peygamberinizle alay edecekler, siz de kuzu kuzu oturup burada beni dinleyeceksiniz. Onlar ecadadımızın aziz ruhlarıyla eğlenecekler, siz de Müslüman geçineceksiniz" gibi sözler söyledim. Cemaat birden ayağa kalktı. Ben "Yok, yok, bizim sokağa dökülmekle işimiz yok. Bu meseleyi başka yoldan halletmek lazım" falan dediysem de dinletemedim. Yolda iltihaklar da olmuş. Büyük bir kalabalık sinemayı basmış. Hadise tamamen bütün Erzurumlularca benimsenmişti. Daha sonra bana anlattıklarına göre, Kanlı Fuat bile meseleye sahip çıkmış.."
"Erzurum'da meşhur Dersim Ahmed vardı. Gözünü kırpmadan beş-on kişinin içine girer hepsini yere sererdi. Güçlü kuvvetli bir kabadayı idi. Ceketini omuzuna atar, yüksek ökçeli ayakkabı giyer ve öyle dolaşırdı. Boylu, poslu, iri kemikli, oldukça da yakışıklı birisiydi. Ramazanda camiye de gelirdi. Kabadayı idi; fakat dini inancı iyiydi. Bir de onun gibi Erzurum'da meşhur Kanlı Fuad vardı...."

"Tek başlarına şehre kafa tutan insandı bunlar. Erzurum'da bunlara benzer bir iki kişi daha vardı. Ve bunlar herkes tarafından tanınan insanlardı. İşte tam millet sinemayı basmış, makina dairesini darmadağın ederken, bu Kanlı Fuad da oradan geçmektedir. Ne oluyor burada, deyip o da sinemaya girer. Sinemacı onu görünce sevinir. Kanlı Fuad arasıra içen de birisidir. Hemen onun yanına koşar, dert yanar: "Hoca böyle demiş, halbuki filmde bir şey yok. Müftü fetva verdi.." gibi şeyler söylemeye başlar. Kanlı Fuad, benim adımı duyunca, "Hoca söylediyse doğrudur" deyip sille tokat girer. Halk sinemayı tahrip eder, o da sinemacıyı döver. Bu hadise Erzurum'da çok meşhur oldu. Daha sonra da senelerce konuşuldu. Tabii ki, ben işin bu kadar ileriye gideceğini düşünmemiştim. Erzurumlular beni "Edirneli Hoca" diye tanıyorlardı. Ertesi sene yine Ramazanda Erzurum'daydım. Askerliğim bittiği için Erzurum' a gelmiştim..."
"..Müftü Sakıp Efendi'ydi. Bir sene önce, bana seve seve vaaz ettirmesine rağmen, o sene, hadise çıkarıyor gerekçesiyle Sakıp Efendi vaaz ettirmek istemedi.."
   
 

Şimdilerde ise"Aman ha son din Müslümanlık son Peygamber Hz. Muhammed, son indirilen Kitapta Kur!an'ı Kerim demiyeceksiniz, müslüman olun demiyeceksiniz" diye tembihliyorlar. TV kanallarına bakın; dini filmlerin hemen hemen hiçbiri müslüman yapımı değil. Oynayanlar ise kimlerden belli değil. Hikayeler ise zaten Hırıstiyan ve Yahudi kaynaklı.

Fethullah Gülen'in "Yazıklar olsun size! Sizin dininizle, peygamberinizle alay edecekler, siz de kuzu kuzu oturup burada beni dinleyeceksiniz. Onlar ecadadımızın aziz ruhlarıyla eğlenecekler, siz de Müslüman geçineceksiniz" sözlerine katılıyorum Bu yazıların yazılma nedeni de, karınca kararınca uyarıda bulunabilmektir.Rahmet ve rehber olan Kur'an'ı Kerim'den asla ayrılmamamız gereğini vurgulamak için yazılmıştır. Kur'an'ı Kerim'e bağlı bireyler olabilirsek korunabileceğimizi anlatmak için yazılmıştır.Kişiler kendisini düzeltirse Allah'ın yardımının muhakkak olduğunu vurgulamak için yazılmıştır.Kötülüklere kucak açmayalım ki; Allah verdiği lutuflardan bizleri mahrum bırakmasın..

DİN ELDEN GİDİYOR, DİNİMİZE SAHİP ÇIKALIM" DİYENLER; ŞİMDİ, DİNİMİZİ KIRMA BİR DİN/BAŞKA DİN/ÇAKMA BİR DİN İLE DEĞİŞTİRMEK İÇİN "DİN BUDUR DİYE" ÇAĞRILAR YAPIYORLAR..

   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE ŞÖYLE BUYURUYOR.
  8 - ENFAL.......... 53.Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
   
  Tüm müslüman ülkeleri, Yabancı ülkelere ait askerler tarafından çiğnenmekte, henüz sırası gelmemiş olan ülkeler ise sömürgecilerin postallarına hazırlanmaktadır. Bunun sebebi ne olabilir?
   
  Allah bunun sebebini bizlerde olan zaaf olduğunu bizlere şöyle bildiriyor. Peygamberimiz zamanında (Has müslümanlığı becerdiğimiz zaman), bizlere verilen şartsız üstünlük ile zaaf sonrası şartlı üstünlüğü aşağıdaki ayetlerle bizlere açıklıyor.
  8 - ENFAL.......... 65. Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkar edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir.
8 - ENFAL.......... 66. Şimdi ise Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa, Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.
   
  Hatırlayın; Sivas Madimak, K.Maraş, Çorum olayları da böyle söylentiler ile çıkmıştı. Taksim meydanı "Kanlımı Geleceğiz, Kansızmı Geleceğiz" organizasyonuda benzer çağrılar sonucu olmuştu. Ağlayarak toplulukları, istediklere hedefe yöneltmeyi, (insanların iman zaafını kullanarak) çok iyi biliyorlar. "Ahirette bunların hesabını veremezsiniz, bu yapılanlardan sorumlu olursunuz" tehditleri ile amaçlarına ulaşıyorlar. Camii'lere tırmanılan "din elden gidiyor" sloganları ile yapılan gösterilerde hep benzer çağrılardan olmalı ki, son yıllarda diyalog adına yapılan -din dışı hiç birşeye-, o yürüyüşleri (yürüşlerinin amacı sadece kaos ortamı oluşturmaktı) yapanlardan "tıss" yok.Tam tersine büyük çoğunluğu bu süreci desteklemektedirler.

Elbette sokaklara dökülüp, özellikle din için olaylar çıkarmak, dini sokakalar da tartışmak kadar tehlikeli ve iman-dışı birşey olamaz.Sonra birileri alır başka yerlere götürüp teslim ediverir.

Ayrıca, iman tartışılacak bir şey değildir. İman kayıtsız, Allah'a şartsız teslimiyettir/secde etmektir.Birbirlerine tu-kaka demekle güzelleşmez, İyiyi ve doğruyu aramakla güzelleşir ve sağlamlaşılır. Ben ondanım, bundanım diyerek, düşünmeden, araştırmadan yapılan birtakım kabullerle ancak, birilerine ait olan ama sadece 'ibadet edenlerden' olunabilir.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE ŞÖYLE BUYURUYOR.
  8 - ENFAL........... 25.Ve öyle bir fitneden sakının ki, içinizden yalnızca zulüm yapanlara dokunmakla kalmaz. Ve bilin ki, Allah'ın cezası şiddetlidir.
60 - MÜMTEHİNE...5."Ey Rabbimiz! Bizi, küfre sapanlar için bir fitne/imtihan aracı yapma! Bağışla bizi ey Rabbimiz! Sen, yalnız sen sonsuz kudretin, sonsuz hikmetin sahibisin"
3 - ALİ İMRAN.........7. O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.
   
  ELBETTE DİYALOG TOPLANTILARA DA TANRI'LARI ADINA KARARLAR ALIYORLAR.
   


Allah'ın, selahiyet ve yetkilerini düzenlemesini yapıp, onun adına, onun arzuhalcileri olarak yeni kitaplar yazıyorlar. "Bunlar da Allah'tan" diyerek, öne sürecekleri kuralları ve yeni kabulleri içeren, bildiriler düzenlemek için toplanıyorlar.Tek planı olan Şeytanın; 1 numaralı planı, A planı, ALLAH İLE ALDATMAK. Hz Adem'e de öyle demişti, "YEMİN EDERİM, DOĞRU SÖYLEYENLERDENİM" ..
   
 
   
  Peki! daha sonra tekrar, Tanrının sözcüsüyüm derse yada üzerinde ittifak ettikleri, bir Tanrı sözcüsü atarlarsa (hükümet sözcüsü gibi, halkla ilişkiler md. gibi), insanlar ve diyalogcular kabul edip, "evet bu atama adam Tanrının sözcüsümüdür" diyecekler. Allah'ın rızası ve delili olmadan, tayin edilen zatı muhteremler. Allah, adına vahiyler, kurallar, haramlar, helaller, amentüler içeren kitaplar.
   
  ALLAH BU DURUMU BİZE ŞÖYLE BİLDİRİYOR.
  10 - YUNUS........59. De ki, "Baksanıza, Allah sizin için nice rızıklar indirdi, siz onlardan bir kısmını haram, bir kısmını helâl yaptınız". De ki, "Size Allah mı izin verdi, yoksa siz Allah'a iftira mı ediyorsunuz?"
10 - YUNUS........60. Allah'a yalanı iftira edenler kıyamet gününü ne sanıyorlar? Allah, insanlara çok ihsanda bulunmuştur, lâkin insanların çoğu şükretmezler.
   
  Fethullah Gülen'in Papa'ya yazdığı mektubundan bir öneri. Önerinin hayata geçirilmesi ve toplantıların gündemi ve hedefi...
.
"..Uc buyuk dinden liderlerin isbirligi ile ilki Washington DC'de olmak uzere muhtelif dunya baskentlerinde bir konferanslar serisinin gerceklestirilmesini teklif ediyoruz. Ikinci serinin zamani icin Hz. Isa'nin dogumunun 2000. yildonumu ideal olabilir." diyorlar.

"Hz. Isa'nin dogumunun 2000. yildonumu" için, teklif ettikleri önerilerinin, arkasında duruyorlar ve Nisan 2000'de, I. Harran toplantısını düzenliyorlar. Kültürler arası Diyalog Platformu Genel Koordinatörü; Prof. Dr. Niyazi Öktem, toplantı sonrası, dinler arası görüşmeler ile ilgili bilgi verdikten sonra, " II. Harran toplantısını da, Mardin’de yapacağız. Vayh, Tanrı, gibi konular gündeme getirilerek tartışılacak; tabular yıkılacak.” diyor.
   
  Demek ki toplantılarda neler konuşuluyor ve nelere karar veriliyormuş. TANRILAR ADINA KONUŞUP TANRILARI ADINA KARARLAR ALIYORLARMIŞ.İman onlar için "tabu'larla dolu" bir inanç sistemi imiş.
   
  Fethullah Gülen'e göre " Ayetlerin bir kısmı çok sert bugünün koşullarına uymuyor".
Dinler arası diyaloğun Mimarlarından, eski Bakan Prof. Mehmet Aydın, “Efendim, diyalog ve hoşgörü devam edecekse, Hıristiyanlarla konuşurken sizin kitabınız bozulmuş, sonradan değiştirilmiş, demeyeceksiniz." diye beyanat vermişti.

Bu deyiş;"evet; sizin kitabınızda doğru, bende onaylıyorum" demekle aynı şeydir.
"Hepimiz ibrahimi dinlerdeniz" demenin misyonercesidir.
" Kur'an Ayetleri çok sert" demenin, akademisyencesidir.

"Ey müslümanlar, ey cemaatim!; Diğer kitaplara göre de, amel edebilir, Allah nezdinde kabul görür" demenin, cemaatcasıdır.
"Kur'an'ı bırakın kolayınıza gelene takılın" demenin, Diyalogcasıdır.
   
  Din dersi kitaplarında; Bakara suresi 286 Ayette'ki sert ve diyaloğa karşı bulup, Allah yanlış(adeta) yazmış diyerek, kafirler kelimesini çıkartmamışlar mıydı?.

İlköğretim 5`inci sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi - 2006 beşinci baskısın da; Bakara Suresi `nin 286`ıncı ayetinin(diyanet meali),"Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” olan son kısmı "Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın...........bize yardım et" olarak değiştirilmiş ("..." ile geçiştirilmiş)

Yine aynı kitapta; Fatiha suresinin 6-7 Ayeti (diyanet meali) "Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil." olması gerekirken, "Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet;..........." şekliyle eksik bırakılarak değiştirilmiş. ("......" ile geçiştirilmiş)
   
  KAFİRLERE KARŞI, "ALLAH'TAN YARDIM" İSTEMENİN NESİ KÖTÜ.

Kendileri de KAFİR dediklerini; engizisyonlarda yargılayıp, ateşte yakmadılar mı?. O halde; kafirlere karşı yardım istemenin, nesinden korkuyorlar?
Dinler arası diyalog, İnançsızlara karşı demiyorlar mı?. O halde; 'yoldan çıkanlardan olmamak' için Allah'a dua etmenin nesinden korkuyorlar.?
Kafirlere karşı, kurtarıcı beklemiyorlar mı. Mesih ile kafirlere karşı savaşacağız demiyorlar mı? O halde; gazaba uğramamak için Allah'a, yakarmanın nesinden korkuyorlar?
   
  YOKSA ONLARIN KENDİ İMANLARI İLE İLGİLİ BİR KUŞKULARIMI VAR.
Yoksa onlar kendilerini kafir olarak, gazaba uğramışlar, sapıklar olarak mı görüyorlar?. Allah'tan kafirlere karşı yardım istediğimizde. Kendilerinin Allah, tarafından, gazaba uğrayacaklarına mı inanıyorlar?.
   
  AYET'LER DE HIRİSTİYAN VE YAHUDİLER KAFİR'DİR DENMİYOR (İnanç yönlerini belirtiyor) ŞİRK/EŞ KOŞANLAR, OĞUL İSNAT EDENLER, İNANMAYANLAR İNKAR EDENLER VE PUTPERESLER İÇİN KAFİR DİYOR.
Bunun nesi yanlış?. Dinler arası ortaklık olduğunda; hep birlikte şöyle ağız tadıyla "kafirlere karşı Allah'tan yardım isteme" olanağımız olmayacak mı?
   
  BU DUA AYET'İ, BÜTÜN OLARAK OKUNAMAZ MI? AYNI ALLAH'A İNANALAR BUNUN NESİNDEN HOŞLANMIYORLAR?

2 - BAKARA 286 - Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez. Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir. Ey Rabbimiz, eğer unuttuk ya da yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme! Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme! Bağışla bizi, mağfiret et bizi, rahmet et bize! Sensin bizim Mevlamız, kâfir kavimlere karşı yardım et bize.
   
  O ZAMAN ONLAR, BİZİ HANGİ DİN ALTINDA, ORTAK OLALIM DİYE ÇAĞIRIYORLAR.

Allah'ın, tarafında olmayan, kendilerini Allah nezdinde, kafir kabul eden, ŞEYTANİ BİR BİRLEŞMEYE Mİ ÇAĞIRIYORLAR.
YOKSA BUNLAR; ALEMLERİN RAB'Bİ OLAN ALLAH'IN, BERİSİNDEN EDİNDİKLERİ, tanrı'ları için oluşturdukları birlikteliğe mi çağırıyorlar. ?
   
  16'ncı Benedikt bakın ne diyor...."TANRI ..MERYEM'DEN DOĞDU"......(Hani, Hitler zamanın da Nazi olan Papa; Şimdilerde, Barış ve Özgürlük havariliği yapan Papa. )
 
   
  "Tanrı'nın insanlığın kurtuluşu için Beytüllahim'de Meryem'den doğarak, İsa suretinde yeryüzüne inişinin kutlandığını belirterek .....", 16'ncı Benedikt Vatikan Aziz Petrus Meydanı Noel yortusu mesajı
   
  Kim, Kim'den doğmuş.? TANRI KİM'miş? Kabul ettikleri; İSA suretinde/vucudunda inen TANRI KİM? ALLAH'tan, "KAFİRLERE KARŞI BİZE YARDIM ET" DİYE YALVARMANIN UCU NERELERE GİDİYOR. Papa'nın 'Tanrı tanımlaması' ile Papa'ya gittiği kesin. Ayetler neden çok sert bulunuyor, yuşatmak için "Kafirler" tanımı çıkartılıyor. Çünkü; DİYALOGCULARIN EDİNDİKLERİ/ATADIKLARI TANRI, KENDİSİNE BEDDUA EDİLMESİNİ İSTEMİYOR.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  2 - BAKARA........14.Bunlar iman etmiş olanlarla yüzyüze geldiklerinde, "İman ettik" derler. Kendi şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarına ise söyledikleri şudur: "Hiç kuşkunuz olmasın biz sizinleyiz. Gerçek olan şu ki, biz alay edip duran kişileriz.

2 - BAKARA........76.Üstelik iman edenlere rastladıklarında inandık derler, birbirleriyle başbaşa kaldıkları zaman, "Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah'ın size açıkladığı gerçekleri onlara da söylüyorsunuz? Hiç aklınız yok mu be?" derlerdi.

   
  ALIN SİZE BİR ÖRNEK DAHA YİNE KENDİ AĞIZLARINDAN KENDİ KALEMLERİNDEN...

KADIKÖY KONSİLİ KARARLARINA GÖRE AMENTÜLARI şöyle:
Meryem ve İsa'nın tanrısal doğası


İSA'da hem insani hem de tanrısal özellikler bulunmaktadır, bu özellikler Meryem İsa'yı doğurmadan önce de bulunmaktaydı. İsa Tanrı olarak baba ile aynı özden, İnsan olarak da günahlar hariç insanlarla aynı özdendir. Dolayısıyla Meryem sadece İnsan olan İsa'nın değil Tanrı olan İsa'nın da anasıdır ve ona Tanrı Anası anlamına gelen THEOTOKOS denilmelidir.

Bu farklı doğalar birleşmeden sonra hiçbir şekilde değişime uğramayıp kendi özelliklerini muhafaza etmişlerdir.
Çarmıhta acı çeken İsa'nın sadece İnsani doğasıdır, bu acı Tanrısal doğa'ya dokunmamıştır.
   
 
   
  ANNELİ TANRIYI, KABUL EDEN DİNE DİYALOG ADI ALTINDA "AMENTULARIMIZ BİR" ÇAĞRILARI EŞLİĞİNDE SEVK EDİLİYORUZ.

Theotokos kelimesi “Tanrı-Taşıyan” veya “Tanrı’nın Annesi” anlamına geliyormuş. Meryem'e bu isim ilk kez Artemis'e tapılan Efes'te verilmiş. Büyük Ana ARTEMİS'e bağlılıklarıyla tanınan Efes halkı İNANÇLARINDAN yani ARTEMİS'ten taviz vermeyince, yeni yeni şekillenen Hırıstiyanlık DİNİ bu pagan inancını kendisine dahil etmek zorunda kalmış. Yani Hıristiyanlığın genişleyebilmek için PAGAN inançları kendisine dahil ederek İLAHİ köklere dayanmayan gelişmesini daha da PAGANLAŞARAK sürdürmeye devam etmiş. 

Hoşlarına giden ANNE TANRIÇA ARTEMİS  tapınmasını din sistemleri içine bir efsaneyle dahil ederek işi kalıcı hale getirivermişler. Olay şöyle gelişmiş: M.S. 330 yıllarında TANRI DOĞURAN TANRIÇAYA (Artemis'e) adanmış olan, Magna Mater Tapınağının tam ortasına, ARTEMİS heykeli gökten düşerek ortaya Meryem'in şekli (esasında Semiramis olmalı. Meryem'in görünümünü ondan kopyaladıklarına göre)  çıkarır. Ve elbette orada bulunan  herkez bu olaya tanık olduğu gibi, TANRININ ANNESİ yazısını da görür. Artık MERYEM, Tanrı ilan edilen İSA'nın İNSAN olan annesi değil, TANRI doğuran TANRIÇADIR. GERÇEK TANRININ GERÇEKTEN ANNESİDİR. Yani THEOTOKOS'dur.
   
  Hıristiyanların MERYEM'İ GÖK TANRIÇASI haline getirmesi, TANRININ ANNESİ / THEOTOKOS ilanını yapması "GÖK KRALİÇE" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  5 - MAİDE.......... 17.Andolsun, “Allah, Meryemoğlu Mesih’dir”, diyenler kesinlikle kâfir oldular. De ki: “Şâyet Allah, Meryemoğlu Mesih’i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.”

5 - MAİDE........ 116.Allah şunu da söyledi: "Ey Meryem oğlu İsa! Allah'ın yanında beni ve annemi de iki tanrı olarak kabul edin diye insanlara sen mi söyledin?" İsa dedi: "Hâşâ! Tespih ederim seni. Hakkım olmayan bir şeyi söylemek benim haddime değildir. Eğer onu söylemişsem sen onu elbette bilirsin. Sen benim içimde olanı bilirsin ama ben senin zatında olanı bilmem. Çünkü sen, evet sen, gaybları çok iyi bilensin!"

   
  ENGİZİSYONDA "BİZ KAFİRLERİ YAKIYORUZ" DİYENLERİN, "KAFİR" TANIMINDAN ÜRKMELERİ NE KADAR İLGİNÇ.
  Kafir/inançsız damgasını, çok çabuk vuranlar ile din kitaplarında; "Kafir" tanımı yerine "......" koyanlar aynı bahçenin ürünleri.
Kafirleri engizisyon da yargılayıp yakanlar ile müslümanların; "Kafir" tanımını kullanmasından korkanlarda, aynı dinin mensupları..
   
  TIPKI ENGİZİSYON KURBANLARI VE PATRONLARI GİBİ. TIPKI ARENA KURBANLARI VE ROMALILAR GİBİ.
   
  Hıristiyanlığın ilk döneminde, Romalılar Hıristiyanları, Tanrıları adına "bunlar kafir diye" arenalarda aslanlara attılar.Tanrıdan bir yakınlık bekliyorlardı..
'Tanrıları adına', Romalılar tarafından ateşe atılmış olan kişi de, "Tanrıdan korkun", "Tanrım beni kurtar" diye bağırıyordu.

Engizisyoncular; Tanrı adına kafirlik suçlaması ile "Tanrım kafirleri cezalandır" diyerek ateşe attıklarının ardından Tanrıdan bir yakınlık bekliyorlardı..
'Tanrı adına', engizisyon tarafından ateşe atılmış olan kişi de, "Tanrıdan korkun", "Tanrım beni kurtar" diye bağırıyordu.

Hak'ın gözeltilmediği yerlerde, davranışlarda, Hak'tan gelen değilde Atama Tanrılar adına alınan uygulamalar. sapkınlığı adaletsizliği ortaya çıkarır
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  10 - YUNUS........32. İşte bu Allah'tır sizin Hak Rabbiniz. Hak'tan sonra, sapıklıktan başka ne kalır ki? Peki, nasıl oluyor da yüz geri döndürülüyorsunuz?
2 - BAKARA......165. İnsanlar arasında Allah'ı bırakıp da ona ortak koşanlar vardır. Onları, Allah'ı severcesine severler. Mü'minlerin Allah'a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah'ın olduğunu ve Allah'ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi
   
  Hak; haketmek, değildir.Hak edilmiş olsa da, hakkı da olsa, bir şeyi elde etmek, her zaman 'hak', olmayabilir. Herhangi bir şey sizin hakkınız olabilir (Miras gibi). Karşınızdakine hayat hakkı bırakmadan, onu elde etmekte, kendinizi haklı görebilirsiniz ama o elde etme HAK'tan olamayabilir. Hak'kaniyet taşımaz.Su bahçenizden çıkıyor olabilir. Onu kullanma hakkı da sizin olabilir ama suyu "benimdir diye" kesip ekinleri ve insanları susuzluktan kırmak ne Hak'tandır, nede Hakkaniyet taşır.

Hak; hukukun ana temel taşıdır. Hukuk olmadan kanunlarla hükmetmek gibi.Her şey kanunlara uygun olabilir ama hukuka, hak ve özgürlükler aykırı olabilir. Onun için bazıları vicdan özgürlüğünden bahseder, hak ve hukuk der.

Kırmızı giymek yasak dersiniz, kırmızı giyenleri cezalandırırsınız.Onlardan ceza almanız hakkınızdır da. Kanunlar bu duruma evet der, diğer renkleri kayırmış olsada herşey kanunidir. Kırmızıyı sevenlere ise HAKsızlıktır.
   
  Buradan hareketle...Kafanıza göre; din 'bu' olabilir, size göre; ibadet şekilleri 'şöyle' olabilir, hizip kitabınızda 'şunlar' yazabilir, hatta iş, aş, makamlar verdiğiniz insanlardan ona uyulmasını, saygı gösterilmesini bekleyebilirsiniz. Eğer bu istekleri mi yerine getirmezseniz, sağladığım imkanları, unutun deme hakkını da kendinizde görebilirsiniz. Kendinize tanıdığınız bu haklar, size göre hakkınız olabilir ama HAK ve HAK'tan olmayabilir.
   
  Peygamberlerimiz de Allah'tan aldıkları Vahiy gereğince, İnsanlara HAK'tan geleni, HAK adına tebliğ etmişlerdir. Hakkı gözetmişlerdir.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR.
  5 - MAİDE.......... 48. Sana da Kitap'ı hak olarak indirdik. Kitap'tan onun yanında bulunanı tasdikleyici ve onu denetleyip güvenilirliğini sağlayıcı olarak... O halde onlar arasında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, Hak'tan sana gelenden uzaklaşıp onların keyiflerine uyma...........
5 - MAİDE.......... 49.Sen de aralarında, Allah'ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Dikkat et de Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni uzaklaştırıp fitneye düşürmesinler. Eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah onları bazı günahları yüzünden belaya çarptırmak istiyor.............
   
  TOPLUMUN İÇİNDE BİRİLERİ, BİR BAŞKASI İÇİN "KAFİR" TANIMINI KULLANIYORSA, CEMAAT, TARİKAT, EFENDİ, HOCA EĞİTİMİNDEN GEÇMİŞ OLANLARDIR.

Çünkü onlar; bu tanımı kendinden olmayan, diğer rakip gördükleri cemaatler, tarikatler içinde çok rahat sarfediyorlar.Baba, oğula, oğul kardeşe bunları söylüyor.
Birbirlerinin kestiği kurbanları haramdır diye kabul etmeyenler var.
Kafir/Sapık damgası, normal insanlara, çok çabuk vurdukları bir damga.

Toplum içinde, aynı mekanı paylaşmak zorunda kalan insanlar, Cemaat, tarikat,efendi eğitiminden geçmemişse; bırakın birine "kafir demeyi", dinini, mezhebini, bile sorgulamaz.

İnanan hiç kimse, hangi dinden olursa olsun Allah'a inanıyorum diyen, bir başkasına kafir demez. Toplumun çok büyük bir kısmı, bu sözü kullanmıyor.Kur'an'a göre;Kafir sınıfına girenler, Allah'a açıkca oğul isnat edenler ile Allah'ı açıkca inkar edenlerdir.Madem ki aynı Allah'a inanıyor, Dinler arası ortada buluşalım diyorlar, o halde "Kafirler lafından niye rahatsız oluyorlar.

KUR'AN'I KERİM'de; HIRİSTİYAN VE YAHUDİLER KAFİR DEMİYOR, EHLİ KİTAP / KİTAPTA EHİL OLANLAR DİYOR
.(kitaptaki ayetlere aşina olanlar anlamında). Toplumun büyük çoğunluğu, açıkça eş koşulmadan, kimseye KAFİR DEMEZ ATEİST DER YADA İNANÇSIZ DER. Kafir kelimesini yine en rahat kullananlar kendilerini din önderi ilan etmiş olanlardır. Kendisine tabi olmayan herkez için bu kelimeyi çok rahat biçimde kullanabiliyorlar.(Örnek. Depremde ölenler için bile çok rahat biçimde kullanıldı..)

İlginç olan; dün kafir sözünün, arkasına sığınarak, toplumu tahrik edenler/bozgunculuk yapanlar ile bu gün Ayet'lerde ki, tanımları diyaloğa aykırı bulanlar, aynı kaynaktan beslenen insanlar.

Dün yeşil bayraklar açarak Camii'lere tekbirlerle tırmananlarla olanlar, onlara ALKIŞ TUTANLAR, ayetleri sert bulup yuşattık diyenler hemen hemen aynı gruplar..
Sivas'ta otel yaktıranlar, yakanlar, tekbirler eşliğin de kafirlere ölüm diye bağırıyordu.

Sonra ne mi oldu?. Otelde yakılmak istenenlerin ve yakılanların temsil ettiği düşünce platformu ile onları ateşe mahkum eden zihniyetin, büyükce bir kısmı, şimdi; diyalog ve açılım adı altında birlikte hareket ediyorlar.

Daha da ilginci o gün kafirlere ölüm, Allah'sızlara, ölüm diye bağırarak, tekbir getirenlerin temsil ettiği zihniyetin büyük bir kısmı, şindilerde Papa'nın etekleri altında yeni bir/ortak din arayışı içinde yada onlara sıcak bakıyor. Dün kafir diyenler,kafir dedikleri ile birlikte, "kafir sözüne" bile tahammül edemeyen, Vatikan'ın yollarında el_ele ilerliyorlar.

En ateşli diyalogcular, açılımcılar; dünün bağımsızlık elden gidiyor diyen solcuları ile din elden gidiyor diye ortalığı birbirine katan dincileri.
Yine teşhis aynı; pehriz ve lahana turşusu..

Değişen bir şey yok.Kuklacı aynı. Kuklalar aynı. Farklı gösteren, SIRASI GELENİN, SAHNEYE DAHİL OLMASI, BOZULANIN YERİNE YENİLERİNİN ALINMASI, OYUNDAKİ SAHNE, DEKOR VE KIYAFET DEĞİŞİMİ.

Onca propagandaya, onca uğraşa reğmen toplum hala barış içinde yaşıyor. Hele,o karar vericiler, o aslan terbiyecileri, dillerini kesip, ellerini çekseler toplum; kız kaçırma, namus, ve sınır anlaşmazlığı dışında barış içinde yaşayacak. Entrika planları yapanlar, bu toplumda da aynı şeyler olsun diye uğraşıyorlar. Uğraşıyorlar ki " bak işte gördünüz mü ne kadar, haklıymışız" diyebilsinler.

Maduru, masumu, mahsunu ve mazlumu
rahatca oynayabilsinler, toplumu suçluluk kompleksi ile baskı altında tutup, dilediklerini istedikleri biçimde yapabilsinler. Ama avuçlarını yalarlar. İnadına sessizliğe bürünüp inadına birlik ve beraberlik içine girdi toplum. Çünkü biliyor ki; hakkını savunmak/istemek için bile sesini çıkartırsa, bezirganlar, kalemşörler, aydınlanmışlar, simsarlar ve havariler ortalığı velveleye verecek. Kahvehane kavgası sonrasında;Romanlar için devleti yönetenler bile hemen "Roman açılım projeleri" ile ortaya çıkmadılar mı?

Elleriyle yazdıkları, hizip kitaplarına göre / Zübürlerine göre, her lafa "efendimiz buyuruyor ki" diye başlayan, Risalelerden örnekler verenlerin, Allah'ın kitabına öz olarak değil de ancak şeklen yaklaşacağı kesin. Allah'ın Kitabının yanına başka kitap koyulmuş ve Ana kitap olması içinde tüm gayretleri ile çalışıyor olmuştur.

Nefislerine ve toplumlara ancak, kendi kitaplarından deliler getirerek, imanlı olduklarını ispat edebiliyorlar. Çünkü; sadece o kitaplarla, Allah yolunda olduklarına inanabiliyorlar ve inandırabiliyorlar. Çünkü, sadece hizip kitaplarındaki müjdelerle, 'mutlu son' (Ahiret yaşamında) hayallerine dalabiliyorlar.
   
  Ortak dinin,
  AMERİKA'DA, (Sözde) CUMA NAMAZINI DÜZENLEYEN DARUL-İSLAM'DA; PEŞİNE TAKTIĞI MÜSLÜMANLARLA, ORTAK DİNE ALIŞMA PROVALARI YAPIYORDU
Yaptıkları gösteriyi İslami olarak nitelendirip, diyaloğun gerekleri bunlar diyorlardı. Aynı Allah'a inanıyoruz diyorlardı ama o, namaza katılanlar aslında kıblesi kabe olmayan bir secde ile onların temsil ettiği güce, biat ediyorlardı.Kıbleleri, Alemlerin Rabbi olan Allah'tan sapmış, onların atama Tanrılarına yöneltilmiştir.
   
 
   
  PAGAN İLAHİSİ nasıl HIRİSTİYAN "SEVDİREN IŞIK" İLAHİSİ oldu? LİNCOLN'un baktığı DOĞUDA ne var? "SEVDİREN DOĞU" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz  
   
  DOLARDAKİ, HORUS, PİRAMİT, ADALET TERAZİSİ, ANAHTAR ve "BİZ TANRIYA İNANIRIZ" sözünün işlendiği "PARADAKİ TANRI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  DETAYLI BİLGİ İÇİN AŞAĞIDAKİ BAĞLANTIYI KULLANABİLİRSİNİZ.
 
   
  Onlar tek tanrı adı altında toplanalım demelerindeki çağrı şu: hepiniz bizim tanımladığımız tanrıya gelin diyorlar.
  ÖRNEK Mİ İSTİYORSUNUZ İŞTE SİZE ÖRNEK 1:
  Onlar bizlere, barış içinde yaşamak için çağrıda bulunuyoruz diyorlar. Dinler arası kardeşlik için bir araya gelmeliyiz diyorlar. Bizlerden kardeşlik ve barış istiyorlar.Diyaloğa, karşı çıkanlara da "siz barış düşmanısınız" diyorlar.Din iman bunu emreder diyorlar. Aynı Tanrıya bağlıyız diyorlar ama iş icraata gelince,önce kan ve intikam, sonrasında kayıtsız şartsız teslimiyetiniz ile tesis edilecek geçici (iki ucu açık) barış. Kısaca; şartlarını belirlediğimiz barış dönemi içinde varlığınıza göz yumma lutfunda bulunabiliriz diyorlar.

Bizlerden barış ve kardeşlik isteyenler, kendilerine ait olan kin ve intikam duygularını sürekli ayakta, tutuyor ve unutulmamalarını sağlıyorlar.Barış nutukları atanlar, barış çağrısı yapanlar, kin kapısı adını verdikleri kapıyı açmak şöyle dursun kin ve intikam duygularını tazelemek için, kapı önünde, mumlar yakarak dualar ediyorlar. Tanıtım kasetlerinde yer veriyorlar.Onlar barış falan istemiyorlar, onlar egemen güç olup bizlere hükmetmek istiyorlar.Göğüslerindeki kan canavarını doyurmak istiyorlar.Onlar için dinler arası diyalog bahane. Onlar için, kurallarını kendilerinin saptadığı, sadece kendilerine ait olan, patronları oldukları doğurdukları (doğmatik) din var.
   
  Bizlere, barış için herşeyi ver, herşeyi yık, herşeyi aç diyenler; kin kapısı adını verdikleri kapıyı, ancak lider konumundaki bir 'Vatan evladı/TC. Vatandaşı asıldığında açmayı düşünüyorlarmış.

Doğal ağaçtan mamul o kapıya; Göğüslerine içirilmiş olan/ göğüslerinde büyüttükleri 'kibrin ürününü', kapıya isim olarak vermişler, "KİN KAPISI" demişler.Dünyanın dört bir tarafında, toplumları yok ederek büyüttükleri/besledikleri, egolarının simgesi olan kinlerini, "kanla doyurmadan, asla barışa açmayız" diyorlar. Onlar için barışın devamlılığı, döktükleri kanların çokluğu ile mümkün oluyor. Dünya haritalarına bakın, döktükleri kanların çokluğunu göreceksiniz.
   
  İşte Dünya haritası; ve işgal ettikleri, canıyla, malıyla, doğasıyla, yer altı ve üstü tüm zenginlikleriyle, gelecekleriyle, umutlarıyla silip süpürdükleri yerler.
   
 
     
  DÜNYA İŞGAL HARİTALARINI, DİLLERİN - DİNLERİN değişimini, 3.BİN YILIN hedeflerini içeren 'TEKRARI BOL OYUN GOP ve BOP' Sayfasına, buradan ulaşabilirsiniz
   
 
   
  ÖRNEK 2
  Üç dinden herhangi bir dine inanmak yeterlidir. Mühim olan Kelime-i Tevhid inancıdır. Hz. Muhammed’i ise kabul ve tasdik etmek ise şart olmayıp bir kemal mertebesidir. Ehl-i Kitap ile amentüde ittifak halindeyiz.” (Ahmed ŞAHİN, Zaman Gazetesi,17.04.2000)
   
  "Hz. Isa'nin dogumunun 2000. yildonumu" için, teklif ettikleri önerilerinin, arkasında duruyorlar ve Nisan 2000'de, I. Harran toplantısını düzenliyorlar. Kültürler arası Diyalog Platformu Genel Koordinatörü; Prof. Dr. Niyazi Öktem, toplantı sonrası, dinler arası görüşmeler ile ilgili bilgi verdikten sonra, " II. Harran toplantısını da, Mardin'de yapacağız. Vayh, Tanrı, gibi konular gündeme getirilerek tartışılacak; tabular yıkılacak.” diyor.
 
   
  Tahrif edilerek verilmiş olsa da, Ayetle örnek veriyorlar. Ehl-i Kitap'ı "bir söze" çağıran ayeti örnek olarak kullanıyorlar.
   
  Esas sorun/ortaya koyulması gereken sorun, kendilerine ehli kitap tanımı yapılanlar, gerçekten; Kur'an da bahsedilen ehli kitap mı? Zorla dinlerini değiştirdikleri, Maya'lar, İnkalar, Afrikalılar (..vb gibi) Ehli Kitap mı oluyor?. Şimdilerde evangelist yaptıkları Kore'lilerde mi ehli kitap oluyor?. Ama onların Kur'an ayet'leriyle ilgili, bir bilgileri yok ki. Tıpkı onları, evangelist hıristiyan yapan papazların, misyonerlerin ayetlerden haberi olmadığı gibi.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR.
  Allah, 3 - ALİ İMRAN.....93. ".......De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat'ı getirip okuyun.” diyor.
   
  Allah neden bunu demiş olabilir? Ehli kitap denilen, kitapta ehil olanların uydurmaları karşısında diyor.Tevrat'ta, iddia ettikleri gibi yazmadığını vurgulamak için söylüyor. Onlar da Tevrat'ı ortaya çıkartıp okuyamıyorlar. Çünkü uydurdukları şeyler, Allah'ın, Hz.Musa aracılığı ile tebliğ ettiği Tevrat'ta bulunmuyor.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR.
  2 - BAKARA........41.Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.
2 - BAKARA........91.Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince, “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip, ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. Halbuki o ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki, “Eğer inanan kimseler idiyseniz daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?”
2 - BAKARA........97. De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki o, Allah’ın izni ile Kur’an’ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir.”
   
  Tevratt'ta bulunmayan, o uydurdukları nerelerde bulunuyor, elbette; Din adamlarının fetvalarında, adetlerinde, ibadetlerinde, dini hale getirdikleri geleneklerinde bulunuyor.Daha henüz;Tevrat'ın ve İncil'in izleri tamamen silinememiş / unutturulamamış.

Dolayısıyla, kafalarına göre, her şeyi ile üzerinde mutabık kaldıkları, kitapları ortaya koyamamışlar. Okur yazar azlığı, kitapların pahalılığı nedenleri ile Orjinal yazılımları/Kitaplar ancak belli bir zümrenin ellerinde olabilmiş. Onlarda, ilahi olan emirleri saklamış, anlatımlar ile işi götürmüşler.

Bu saklama işlemleri onlara hem bir sınıf oluşturma imkanı, hemde diledikleri, kadarını ortaya sürerek toplumları yönlendirebilme imkanı vermiş.O gün saklanarak yapılan hareket, bugün anlayamazsınız, kalkanlarına dönüşmüş durumda. Amaç, insanları ilahi bilgilerle olan direk irtibatını kesmek.
   
  ALLAH İNDİRDİĞİ TEVRAT'A TABİİ OLUPTA ONU İNDİĞİ GİBİ KULLUK ONURU İLE TAŞIYAMAYANLARA BAKI NE DİYOR..
  62 - CUMUA......... 5.(e)- Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu taşımayanların durumu, kitaplar taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın âyetlerini yalanlayanların durumu ne kötüdür. Allah zalim toplumu doğru yola iletmez.
62 - CUMUA......... 5.(d)- Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini inkar eden topluluğun hali ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
   
  Allah, ellerinizle yazdığınız, sanılarınızı doldurduğunuz, kafanıza göre yazdığınız, kitabı getirin okuyun demiyor. Eğer öyle olsa; "Müminler kendilerine indirilene de önceden indirilene de uyar" der mi?. "Ayetlerimi ucuza satmayın" der mi?
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR.
  3 - ALİ İMRAN...199.Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah’ın ayetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir.
43 - ZUHRUF.......15. Buna rağmen insanlar, Allah'ın kullarından bir kısmını O'nun bir parçası saydılar. Gerçekten de insan apaçık bir nankördür.
   
  Demek ki, Allah'ın, ortaya çıkartmalarını istediği kitap, aynı isimle anılan, bugünkü kitaplar değil. Ama "biz onların yolundayız diyenler" aynı ismi, verdikleri kitapları, bedava dağıtıp, okuyorlar ve okutuyorlar. Sonra kalkıp, "o kitaplardaki Amentü altında buluşalım" diyorlar.

O halde; Ehli-Kitap denilenler, bugün "aynı Tanrıya inanıyoruz hadi gelin ortada buluşalım" diyenler değil. Çünkü; amentü içindeki, konu başlıklarının içeriğine bakıldığında, ortaya Kur'an'la, Hz. Muhammed'le tanımlanan ALEMLERİN RAB'Bİ OLAN ALLAH yerine, MERYEM'DEN DOĞMA İSA SURETİNE BÜRÜNMÜŞ BİR OĞUL TANRI İLE OĞLU OLAN BİR BABA TANRI ÇIKIYOR. Allah'ın kullarından birini ONUN PARÇASI KABUL ETMEK ÇIKIYOR.
   
  BUNU BEN SÖYLEMİYORUM, PAPA 16.BENEDİKT SÖYLÜYOR

Tanrı'nın insanlığın kurtuluşu için Beytüllahim'de Meryem'den doğarak, İsa suretinde yeryüzüne inişinin kutlandığını belirterek, 16. Benedikt Vatikan Aziz Petrus Meydanı Noel yortusu mesajı
   
  PAPA 2. JOHN PAUL'de TANRININ ANNESİNİ ANLATIYOR.
 
   
  Papa'ya ve Hıristiyanlara göre RAB ile tanımlanan Tanrının oğlu dedikleri İsa mesih

Yuhanna (John)..20/13 Meryem'e, «Kadın, niçin ağlıyorsun?» diye sordular.Meryem, «Rabbimi almışlar» dedi. «O'nu nereye koyduklarını bilmiyorum.»
(Yuhanna (John)...20/1 Haftanın ilk günü erkenden, ortalık daha karanlıkken Mecdelli Meryem mezara gitti)

Matta...............17/14 Kalabalığın yanına vardıklarında bir adam İsa'ya yaklaşıp O'nun önünde diz çöktü.
Matta...............17/15 «Ya Rab» dedi, «oğlumun haline acı! Çocuk saralı ve çok acı çekiyor. Sık sık ateşe ya da suya düşüyor.

Burada Rab ile kasdedilen kim?Elbette Tanrının oğlu dedikleri İsa mesih

   
  BİR KAÇ ÖRNEK DAHA.
  Filimun.............1/3 Babamız Tanrı'dan ve Rab İsa Mesih'ten size lütuf ve esenlik olsun.
Filimun.............1/4-5 Rab İsa'ya olan imanını ve bütün kutsallara beslediğin sevgiyi duydukça dualarımda seni anıyor, Tanrıma sürekli şükrediyorum.
2Petrus(peter)...1/2 Tanrı'yı ve Rabbimiz İsa'yı tanımakla lütuf ve esenlik artan ölçüde sizin olsun.
   
  Romalılar (Romans)....8/32 Öz Oğlunu bile esirgemeyen, O'nu hepimizin uğruna ölüme teslim eden Tanrı, O'nunla birlikte bize her şeyi de bağışlamayacak mı?

Yuhanna (John)...14/9 İsa, «Filipus» dedi, «bunca zamandır sizinle birlikteyim. Beni daha tanımadın mı? Beni görmüş olan, Baba'yı görmüştür. Sen nasıl, `Bize Baba'yı göster' diyorsun?
Yuhanna (John)...14/10 Benim Baba'da, Baba'nın da bende olduğuna inanmıyor musun? Size söylediğim sözleri kendiliğimden söylemiyorum, ama bende yaşayan Baba kendi işlerini yapıyor.
Yuhanna (John)...14/11 Bana iman edin; ben Baba'dayım, Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin.

Yuhanna (John)...17/1 İsa bunları söyledikten sonra, gözlerini gökyüzüne dikip şöyle dedi: «Baba, saat geldi. Oğlunu yücelt ki, Oğul da seni yüceltsin.
   
  İbraniler/Hebrews.1/1 Tanrı eski zamanlarda peygamberler aracılığıyla birçok kez ve çeşitli yollardan atalarımıza seslendi.
İbraniler/Hebrews.1/2 Bu son çağda da her şeyin mirasçısı olarak belirlediği ve aracılığıyla evreni yarattığı kendi Oğluyla bize seslenmiştir.
   
  Gökleri ve yeri yaratan, dönme çağrısı yapılan; Peygamberlerden ayrı olduğu özellikle vurgulanan, YAŞAYAN TANRI KİM? Önceki YAŞAYAN TANRI TANIMLAMALARINA göre, elbette İsa Mesih.
   
  Matta...26/63 İsa susmaya devam etti. Başkâhin ise O'na, «Yaşayan Tanrı adına sana yemin ettiriyorum, söyle bize, Tanrı'nın Oğlu Mesih sen misin?» dedi.
Matta...26/64 İsa, «Söylediğin gibidir» karşılığını verdi. «Üstelik size şunu söyleyeyim, bundan sonra İnsanoğlu'nun, kudretli Olan'ın sağında oturduğunu ve göğün bulutları üzerinde geldiğini göreceksiniz.»

İsa'yı arayan başkahin, tanıkların işareti üzerine, susmaya devam eden İsa'ya, "Yaşayan Tanrı adına sana yemin ettiriyorum," der ve devam eder..."söyle bize, Tanrı'nın Oğlu Mesih sen misin?"

Kahin, İsa'ya YAŞAYAN TANRI adına yemin ettiriyorum/etmiş kabul ediyorum diyor.Burada kasdetilen yaşayan tanrı kim? Elbette Tanrının oğlu dedikleri, yaşayan Tanrı dedikleri İsa.

Elçilerin İşleri (Acts)....14/15 «Efendiler, neden böyle şeyler yapıyorsunuz?» diye bağırdılar. «Biz de sizin gibi insanız, aynı yaradılışa sahibiz. Size müjde getiriyoruz. Sizi bu boş şeylerden vazgeçmeye, göğü, yeri, denizi ve bunların içindekilerin hepsini yaratmış olan, yaşayan Tanrı'ya dönmeye çağırıyoruz.
İbraniler/Hebrews.1/1 Tanrı eski zamanlarda peygamberler aracılığıyla birçok kez ve çeşitli yollardan atalarımıza seslendi.
İbraniler/Hebrews.1/2 Bu son çağda da her şeyin mirasçısı olarak belirlediği ve aracılığıyla evreni yarattığı kendi Oğluyla bize seslenmiştir.

Gökleri ve yeri yaratan, dönme çağrısı yapılan; Peygamberlerden ayrı olduğu özellikle vurgulanan, YAŞAYAN TANRI KİM? Önceki YAŞAYAN TANRI TANIMLAMALARINA göre, elbette İsa Mesih.

   
  Tutuklama sahnesinde, başka enterasan bir konu daha var...İsa'yı tutuklamaya gelen Yahudilerin kahini
   
  Yuhanna (John)...19/5 Böylece İsa, başındaki dikenli taç ve üzerindeki mor kaftanla dışarı çıktı. Pilatus onlara, «İşte o adam!» dedi.
Yuhanna (John)...19/6 Başkâhinler ve görevliler İsa'yı görünce, «Çarmıha ger, çarmıha ger!» diye bağrıştılar.Pilatus, «O'nu kendiniz alın, çarmıha gerin!» dedi. «Ben O'nda bir suç görmüyorum!»
Yuhanna (John)...19/7 Yahudiler şu karşılığı verdiler: «Bizim bir yasamız var, o yasaya göre O'nun ölmesi gerekir. Çünkü kendisinin Tanrı Oğlu olduğunu ileri sürüyor.»
   
  ELLERİNDE BOZULMAMIŞ KİTAPLARI VAR DENİLEN YAHUDİLER, İSANIN TANRININ OĞLU OLDUĞUNU SÖYLEDİĞİ İÇİN ÖLMESİ GEREKTİĞİNİ SÖYLÜYORLAR. Yani Yahudiler, Tanrının oğlu olmaz diyorlar.
Oysa, yine ellerindeki kitabın bozulmadığını söyleyen Hırıstiyanlar, İsa'nın, Yaşayan Tanrı / Tanrının oğlu olduğunu söylüyorlar.

İkisinin de doğru olması imkansız. Ya İsa'nın,Tanrının Oğlu olduğu tezi doğru yada İsa'nın,Tanrının Oğlu olmadığı tezi doğru. (Kur'an'a göre Allah' a oğul isnat etmek, Allah'a ortaklar koşmak şirktir).Onların, Tanrı inancına göre bakıldığında, (Kur'an'ı Kerim'i hiç bilmediklerini varsayarak) en azından, birinden biri yanlış/tahrif edilmiş

Oysa şimdi, her iki inanaç gurubuna ait bu görüş birleştirdikleri kitapta aynen yer alıyor.Yani Allah'ın OĞLU OLMADIĞINA inanan Yahudiler ile Allah'a OĞUL İSNAT EDEN Hıristiyanlar, kitaplarını birleştirip ADINI YENİ AHİT koymuşlar ve meydana GELEN KİTABINDA, İNANÇ BİRLİĞİNİ SAĞLADIĞINI / BOZULMADIĞINI SÖYLÜYORLAR.

ESKİ ve YENİ AHİT birleşimini de KİTAB-I MUKADDES olarak ilan ediyorlar.

Madem İsa'ya kitap verilmedi ise; Öğrencileri de onu söylediklerini değil de onunla yaşadıklarını/gördüklerini (İsa'nın/müjdenin hayatını) İsa'nın ölümünden sonra kaleme aldılarsa (onun hayatını anlattılarsa.); İsa dolaştığı yerlerde kendi hayatını anlatmadığına göre; dolaştığı yerlerde insanlara neler anlattı?

Hangi kitaba göre amel etti diye sorulduğunda ESKİ AHİT'e göre amel etti onu anlattı diyorlar.O halde İSA, ESKİ AHİTE GÖRE (yahudi tezine göre) KENDİSİNİN TANRININ OĞLU OLMADIĞINI mı söyledi, yoksa YENİ AHİTE GÖRE, TANRININ OĞLU/YAŞAYAN TANRI OLDUĞUNU mu söyledi?
   
   
  Bir görüşte, Hıristiyanlık tanıtımını yapan, Prof. F.F.Bruce'den verelim. Tanrı ve oğlu'nu ne olduğunu şöyle bir örnekle anlatıyor.(İnciltürk ve Hıristiyan.gen..gibi sitelerinden);
  ".....Yukarıdakiler başlangıçtan beri İsa Mesih'e bağlı olanların inancının özüdür. Yeni Antlaşma dışında başka bir örneği aktarabiliriz: Antakya'lı imanlılar topluluğunun önderi olan İgnatius; İ.S. 110 yıllarında Efes'teki Hıristiyanlar'a yazdığı mektupta İsa'yı şöyle nitelendiriyor: “Rabbimiz İsa Mesih yegane Hekimdir. Hem bedeni hem de ruhu vardır. Kadından doğmuş olmakla beraber başlangıcı yoktur. İsa insan vücuduna bürünmüş Tanrı'dır. Ölümle gerçek yaşamdır; Meryem'in Oğlu ve Tanrı'nın Oğludur; önce sıkıntı çekmiş, sonra sıkıntıdan kurtulmuştur.” (İgnatius'un Efeslilere mektubu 7(?):20) İgnatius..."
   
  Cenneti, cehennemi ve dünyanın kurtuluşunu, Beytüllahim'li ilahi çocuğa, dünya yönetimini de Papaya bırakmış sadece, YARATANLIK VASFI KALMIŞ, bir Tanrı profili ortaya çıkıyor.
   
  Ne yaparsanız yapın, ne kadar zulüm sergilerseniz sergileyin, siz haklısınız sizinleyim diyen, KENDİSİNİ PAPA'LIĞIN İNSAFINA BIRAKMIŞ bir tanrı profili ortaya çıkıyor.

Var olmasını/varlığını sürdürmesini, Yahudi ve Hırıstiyan din adamlarının, ALACAĞI KARARLARA BORÇLU olan bir Tanrı anlayışı var.

Papa'lığın kurallarını koyduğu, alimlerin kitaplarını yazdığı, Papazların günahları affetme işlemlerini yürttüğü, Beytüllahimli ilahi çocuğun kurtarıp ve cennete koyduğu, "siz nasıl münasip görürseniz" diyen, 'dine ikon' yapılmış bir Tanrı anlayışı. Suçlarını örtmek, yapılacak, yapılacak olan zulumlerin adresi için gerekli olan bir Tanrı anlayışı.

"TANRI ADINA YAPIYORUZ" anahtarını kullanabilmek için disipline edilmiş, sınırları çizilmiş bir tanrı anlayışı.. W.G. BUSH' da Irak işgali öncesi "Tanrı bana, George git, Irak'taki, despotluğu bitir dedi " dememiş miydi?.Yine, G.Bush; Irak'a girmeden önce de Chirac'a, "yecüc ve mecüc ortaya çıktı" demişti..
   
  Uzak doğuda 200 milyondan fazla tanrıları varmış. Ana bir tanrı benimsemiş olsalar da, olmasalar da her evin kendine göre, bir tanrısı olurmuş. O tanrı; evin sahibi, hırsızda olsa, canide olsa, tacizcide olsa, en ağır toplum dışı hareketleri yapanda olsa; O EVİN MENSUPLARINI KORUMAK ZORUNDA imiş. ONA TÜTSÜLER sunarlar, AYİNLER DÜZENLERLER..Tanrılarını hergün temizlerler, parlatırlar, eğer güzel şeyler olursa, Tanrılarını mükafatlandırılar, onu altın'dan bile yaparlar.Eğer; EVLERİNE AİT OLAN TANRI, gereği gibi korumasını yapmazsa, Aile olarak, önünde eğilip, kendisinden yardım istedikleri tanrıyı atıp, yerine başka Tanrı edinirler imiş. BURADA KURAL KOYUCU TAMAMEN O EVİN SAHİBİ/O TANRIYI ORTAYA ÇIKARANINDIR.
   
  ŞİMDİ SORUYORUM; böyle bir tanrıya sahip olduğunu sanan biri, sizi, "aynı tanrıya ibadet edelim" dediğinde hangi tanrıya çağırmış olur. Bireysel Tanrı inancı, olduğu için karşı çıktığımız bu çağrı, Toplumsal Tanrı inancına dönüştürüldüğünde, neden hiç araştırmadan, ortak dine evet diyoruz. Tanrı bir diyorlar ama onlar onu söylerken alemlerin Rabbi olan Allah'ı kastetmiyorlar.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  6 - EN'AM........116. Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.
53-NECM......... 28. Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, şüphesiz hakikat bakımından birşey ifade etmez.
   
  Elbette; tek Tanrıya inanıyorlar ama ÇOK TANRILARI inançlarını bırakmadan. Tanrılar PANTEONUNUN baş tanrısı kabul ettikleri (SOL İNVECTUS / MİTHRA / JÜPİTER..) BABA TANRI (Oğul Tanrıyı yeryüzüne indirdiklerinden mecburen göklerde idareyi eşinde tutan bir tanrı olması gerekiyor. Yoksa Semavi dinleriz İsa ile gelene tapıyoruz diye insanların inancı içinde nasıl yer alacaklardı?) ve BABA TANRIYI yere indirtip çarmıhta (karşısında İsa'larını çarmıhta yalvartacak bir kuvvet olmazdı) yalvartamayacaklarına göre OĞUL TANRI İSA tapınma İKON TANRILARINI oluşturuyor. Kitaplarının satır aralarını dikkatlice okuduğunuzda PAGAN OLMAKTAN gurur duyduklarını, asıl savaşlarının YARATANA karşı olduğunu da görürsünüz.

Konsil kararları ve AMENTULARINDA
da bunu resmen ilan etmişlerdir onlar için TANRI İSA'dır. "TANRININ TA KENDİSİ" vurgusuyla da bunu ilan etmişlerdir. TANRILARIN TANRISI, RABLERİN RABBİ tanımlamaları ile çok tanrı inançlarını ortaya koyarken içlerinden HANGİ TANRIYA TAPINDIKLARINIDA "TANRININ TA KENDİSİ OLAN İSA" vurgusu ile İNANÇLARININ amentüsu olarak kabul etmişlerdir.

Hiç bir din yoktur ki; kaç tanrı benimserse benimsesin, içlerinden birini baş tanrı/tek tanrı olarak benimsemiş olmasın. Böyle söylemiş olmaları, EŞİ VE ORTAĞI OLMAYAN ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'I kabul etmiş olduklarını göstermez. Çünkü onların benimsediği Tanrının eşleri, ortakları, hatta rakipleri vardır. Ona bakarsanız Firavun'da kendi tanrılığının yanında, yetki ve kuvvet aldığı, baş tanrıya inanmakta idi.BU İNANÇ BİÇİMİ ALLAH'IN TEK/BİR OLUŞUNA İNANIYORLAR ANLAMINI ÇIKARMAZ. Tüm pagan ve Putperes inançlar da; 'en üstte olan' bir yaratıcının, var olduğunu kabul eder.
   
  Kaldı ki Hıristiyanlar Tanrının oğlu olduğunu ve onun tanrı olduğunu şiddetle savunuyorlar. Meydanlarda, Diyalog arefesinde üstünü örtmeye çalışıyorlar ama propagandalarında ise kullanmayı ihmal etmiyorlar. Yukarıda, Prof. F.F.Bruce'den yazısından (İnciltürk ve Hıristiyan.gen..gibi sitelerinden);bu düşüncelerini aktardık.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  4 - NİSA............ 48. Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez. Ondan başkasını (diğer günahları) ise, dilediği kimseler için bağışlar ve mağfiret buyurur. Her kim Allah'a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur
18 - KEHF............4. Ve "Allah bir çocuk edindi" diyenleri uyarsın diye indirdi onu.
17 - İSRA........... 42. De ki: “Eğer onların iddia ettiği gibi, Allah'la beraber (başka) ilahlar olsaydı, o zaman o ilahlar da arşın sahibine ulaşmak için elbette bir yol ararlardı.
   
  Kitap ehli kim?.KİTAP KENDİLERİNE, İNDİRİLDİĞİNDEN DOLAYI EHLİ KİTAP DENMEMİŞTİR. Birkaç kitap indirildi diyede denmemiştir. Kitapların içindeki Ayetlere aşina olmalarından dolayı, kitap içindekilere ehil olmalarından (ehlileşmek) dolayı Ehli Kitap yada Kitap Ehli denmiştir.Allah'ın indirdiği, Ayetlere ehil oldukları için bu tanımla anılmışlardır. Kur'an, Yahudi veya Hıristiyan olan gruplardan birine indirilmedi ki; kitapta, kendilerine verildiğinden dolayı, Ehli Kitap yahut Kitap Ehli olsunlar.

Yahudiler ve Hıristiyanlar, Peygamberin kendi aralarından çıkmamış olmasına, ve Kur'an'ın kendilerine indirilmemiş olmasına çok içerlediler.. O halde, kendilerine indirilmiş, 2.bir kitap yok iken; Üstelik, Kur'an'ı Kerim, istemedikleri bir topluluğa verilmiş olmasına rağmen, kavim olarak (hemde karşı oldukları bir kitap nedeni ile) nasıl olurda ehli kitap olabilirler.Üstelik kitap ehli olmak kitaplara sayısal sahiplikle değil, Allah'ın Ayetlerinden, bilgi sahibi olmakla mümkündür.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  2 - BAKARA........89.Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkar ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkarcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkar ettiler. Allah’ın lâneti inkarcıların üzerine olsun.
   
  Hz.Muhammed, zamanında kitap ehli olanlar; o zamana kadar indirilmiş kitaplara göre hareket eden, onlara bağlı olan insanlardı. Çünkü onlar Kur'an'ı Kerim'den öncede, Allah'ın indirdiği diğer kitaplarla da amel etmiş, Allah'ın emirlerine, vahiylerini öğrenmiş, dini/imani alışkanlık kazanmışlardı. Allah'ın emirlerine yabancı değillerdi, Ayetlere, aşina idiler, ehil idiler, İmani konularda eğitimli idiler, İMANİ EHLİYETE SAHİPTİLER, herşeye hepten yabancı değil, diğerlerine göre usta idiler.

Demek ki Allah'ın Ayet'lerine aşina olanlar, onlarla amel edenler, bu konuda uzman hale gelenler, kanaat öderleri olarak gösterilenler artık, KİTAPTA EHLİYET SAHİBİ olmuş olanlardır. Artık onlar birer KİTAP EHLİ / EHLİ KİTAP OLMUŞLARDIR. Hiç kimse bu tanımdan kendisini soyutlamaya kalkmasın.İşte, dinler arası diyalog organizatörleride, KİTAPTA EHİL OLUP Allah'ın ayetlerini kendilerine göre yorum katarak görmemezliğe gelenlerdir.
   
  ONLARIN BİZİM KİTABIMIZ KUR'AN'I KERİM'LE, AYETLERİ İLE BİR İLİŞKİLERİ, YOK. ELLERİNDEKİ KİTAPLARIN KUR'AN AYETLERİ İLE DE BİR BENZERLİĞİ YOK (her ne kadar Suat Yıldırım çaba gösterse de) O HALDE, ONLAR NASIL OLUPTA; EHLİ KİTAP/KİTAP EHLİ OLUYORLAR

EĞER ONLAR, KUR'AN'DA ANILDIĞI GİBİ KİTAP EHLİ YADA EHLİ KİTAP OLSALARDI; KONSİLLERİNDE ve ÖĞRETİLERİNDE, HZ. MUHAMMED'İ kabul eder, KUR'AN'I KERİM'İ de, ALLAH'IN VAYHİ OLDUĞUNU ilan ederlerdi.SON DİN HIRİSTİYANLIK, SON PEYGAMBER HZ.İSA (bizim kabulumüze göre onlara göre oğul isa) DEMEZLERDİ. Hz. Muhammed'siz ve Kur'an'sız bir din kurma çalışmalarında bulunmazlardı.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  2 - BAKARA......120. Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.
3 - ALİ İMRAN...100. Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar.
2 - BAKARA......145. Sen Kitap verilenlere her türlü âyeti getirsen yine onlar senin kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Sana gelen ilimden sonra onların keyiflerine uyarsan, o takdirde sen, mutlaka zâlimlerden olursun. Mu'cizeyi, delîli.
2 - BAKARA......135. (Yahudiler) “Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. De ki: “Hayır, hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.”
5 - MAİDE.......... 57. Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kâfirleri dost edinmeyin. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının.
57 - HADÎD.........16. İnananlar için hâlâ vakti gelmedi mi ki, kalpleri Allah'ın zikri/Kur'an'ı ve Hak'tan inen için ürpersin de daha önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçmiş de kalpleri kaskatı kesilmiş kimseler gibi olmasınlar! Onların çoğu yoldan çıkmıştır.
   
  Allah; " Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar............" diye buyuruyor. (2 - BAKARA......120) Demek ki, aralarına kabul ettiklerine göre hoşnutluklarını/rızalarını kazanacakları kararlarıda aldırmış olmalılar.

Fethullah Gülen'in, Papa'ya yazdığı mektupta ki; "Hz. İsa'nın doğumunun 2000. yıldönümünü Harran da kutlayalım" teklifi neticesinde, Nisan 2000'de, düzenlenen, I. Harran toplantı sonrası, Kültürler arası Diyalog Platformu Genel Koordinatörü; Prof. Dr. Niyazi Öktem, dinler arası görüşmeler ile ilgili bilgi verdikten sonra, " II. Harran toplantısını da, Mardin'de yapacağız. Vayh, Tanrı, gibi konular gündeme getirilerek tartışılacak; tabular yıkılacak.” diyor.
   
  DEMEK Kİ; YAPILAN TOPLANTILARDA TANRI, VAHİY GİBİ KONULARDA DİN PATRONLARININ İSTEDİKLERİ KARARLARI ALDILAR Kİ, YAHUDİLERİN VE HIRİSTİYANLARIN GÖZDESİ DURUMUNA GELDİLER.
   
  BUNLAR NELER OLABİLİR.?
  Dinlerarası diyaloğun mimarlarından Montgomery Watt'ın " İslamiyetin, Benim dinim son dindir, diğerleri yanlıştır inancından vazgeçmelidir demiş.
Son din düşüncesinden/kabulünden vaz geçmek ne demek? MÜSLÜMANLIK DİYE BİR DİNİN OLAMADIĞINI KABUL ETMEKTİR.
   
  KİTAP VERİLEN VE O KİTAPLARIN TEBLİĞ EDİLDİĞİ PEYGAMBERLERİ VE TEBLİĞ EDİLEN KİTAPLARIN İSİMLERİNİ ALT ALTA YAZALIM
 
   
  ŞİMDİ SON DİNİ, ONUN KİTABINI VE PEYGAMBERİ LİSTEDE OLMAZ İSE LİSTE NE HALE GELİYOR DİYALOG İÇİN; ORTAK DİN ADINA, BUNDAN SONRA MÜSLÜMANLIK SON DİN DEMİYECEĞİZ YA!.
   
  Eğer biz Müslümanlığı son din olduğunu söyleyemezsek, bizim dinimiz var deme imkanını da bulamayız.Son din olamazsa; Vatika'nın dininden önce olma olasılığı da yoktur. kabul de görmez. Çünkü öyle olsa idi, onların kitaplarında mutlaka yer alırdı.

Neden derseniz?: Onlar yanılmazlar, onlar Tanrı'nın yeryüzündeki temsilcileri, onlar Tanrı'nın karar alıcıları, Onlar Tanrının yetki ve selahiyetlerini düzenleyenler, Onlar Tanrı ile Güreş tutuşmuş ve yenilmemiş olanlar, Onlar Tanrıya yeryüzünde olup biteni haber verenler..

Tanrı ile bu kadar sıkı fıkı olupta, Tanrı'nın onlardan habersiz bir peygamber göndermesi, din kurması mümkün olur mu? Onlara göre; "Olsa olsa İslam denilen din sapkın bir inanç sistemidir". Dolayısı ile Müslümanız diyenlere bir kitap inmemiştir, bir peygamber de gelmemiştir. Tersini kabul etmeleri, sistemlerini kökten yıkıp yok edeceği için ne onların nede bizim diyalogcuların işine gelir.

Bunun böyle olduğu, yaptıklarından, oluşumlarından,verdikleri demeçlerden ve bizim diyalogcuların teslimiyetlerinden belli.Yoksa siz; Engizisyonlar da aldıkları kararları yok edip, Haçlı seferleri için özür dileyip, işgal altında tuttukları toprakları boşaltıp, yaptıkları kan ve zülüme son vereceklerini mi zannediyorsunuz.
   
 
   
  NE DEMİŞTİ, Kültürler arası Diyalog Platformu Genel Koordinatörü; Prof. Dr. Niyazi Öktem;..." II. Harran toplantısını da, Mardin'de yapacağız. Vayh, Tanrı, gibi konular gündeme getirilerek tartışılacak; tabular yıkılacak.” DEMİŞTİ.
   
  Son din, son Peygamber, son Kitap bunlar diyemiyeceğimize göre; yeni din icat edip, kafalarına göre kitaplar yazıp, Peygamberler mi atamayı düşünüyorlar?
   
 
   
  NE DEMİŞ: Dinlerarası diyaloğun mimarlarından Montgomery Watt'ın " İslamiyetin, Benim dinim son dindir, diğerleri yanlıştır inancından vazgeçmelidir DEMİŞTİ
  Dünya'da bu öğüte uyan başka cemaatler/gruplar da var. Müslüman maskesi altında, çöreklenmiş inanç simsarlığı yapan, efendilerine uşaklıkta kusur etmeyen, onların himayesinde gelişmesini ve faaliyetlerini sürdüren, kukla gruplarda var.
   
  Örnek:Dünya'nın her yerine dal budak sarmış, batı kontrollu Hz. Muhammed'i son peygamber olarak kabul etmedikleri için, Endonezya'da protesto gösterilerine maruz kalan, Cihadı yasaklayan, Ahmediye organizasyonu...... Onların da Dünya sathına yayılmış Yüzlerce Okulu var. Onların da Medyaları var, Onların da vs.. var. Sadece İngiltere, ABD farkı var.Elbette her yiğit gibi yoğurt yiğişleri de farklıdır. Sanırım onlarda Eski Yeni Ahit sokuşturmalı çalışmalara destek veriyorlardır.
   
  Hazret-i İsa’nın Keşmir’de yaşadığını, öldüğünü ve “ruhunun kendine geçtiğini, dolayısıyla çocuklarınında İsa'nın çocukları olduğu" iddiasını yayan, Gulam Ahmed'in kurduğu, Kuzey Amerika, Güney Amerika, Asya, Avustralya ve Avrupa’nın 193 ülkesinde şubesi bulunan, yerleştiği her yerde sosyal projeler, eğitim enstitüleri, sağlık hizmetleri,yayınlar ve ibadethane yapımları ile büyüyen, Cihadı ve Hz. Muhammed'in son peygamber olduğunu reddeden dini bir cemaat. İngiliz işgali sırasında, İngiliz'lere biat ederek müslüman gruplara karşı cephe almışlar.ABD'de sözde Cuma namazı ile kongreye biat ettikleri gibi.(Geniş bilgi -ABD Kongreye cuma namazı Biatı- sayfasında) En kuvvetli kollarından biri İngiltere Londra'dadır (Kaadiyaniler, Lahor grubu)
   
 
   
  Sanırım; Benzerlikleri kapatmak, biz farklıyız demek için , Fethullah Gülen bu Cemaati gündeme getiriyor ve onlar için söyle diyor.. (Suçlarsan onlardan değilsin, onlar gibi değilsin demektir.) Fethullah Gülen, Ümit Burcu
   
  "Yakın tarihe doğru gelince, Somali Mehdî’sinden Sudan’da çıkan büyük Mehdî’ye –ki onu İngilizler öldürmüş, yakmış, külünü Nil’e savurmuşlardır ve Doktor İkbâl ondan çok dâsitânî bahseder– bir Mesîh-i Mev’ud olarak alkışlanan Bahâullah’tan, Hind Yogasıyla, meditasyonla meşgul olan, ruh gücünü ortaya çıkarmaya mâtuf bazı riyâzetlerle başı dönünce halüsinasyonlar görmeye başlayan, kendisine önce müceddid, sonra Mehdî-i Mev’ud, İmam-ı muntazar ve en sonunda Mesîh-i Mev’ud diyen Gulam Ahmed’e, ondan da kendisini peygamber ilan eden Alija Muhammed’e kadar pek çok insan mehdîlik mevzuunu suiistimal etmiş ve fitnelere sebep olmuşlardır."
   
   
  Yine bizden olanlara dönersek;
  NE DEMİŞTİ: Dinler arası diyaloğun yerli mimarlarından, eski Diyanetten Sorumlu Devlet Bakanı Prof. Mehmet Aydın, “Efendim, diyalog ve hoşgörü devam edecekse, Hıristiyanlarla konuşurken sizin kitabınız bozulmuş, sonradan değiştirilmiş, demeyeceksiniz." DEMİŞTİ..
   
 

Bozulmuş bir kitaba bozulmuş dememek, ona tasdik vermek, onu meşrulaştırmak manasına gelir.Onların değiştirilmiş, bozulmuş kısımlarını düzeltme olanağımız yoksa, doğrusu bu deme imkanımızda yoksa, O zaman bizleri nereye çağırıyorsunuz. Üstelik BUGÜNKÜ kitapları bozulmuş, değiştirilmiş demek bile o kitaplara ltifat etmektir.

Oysa kitaplarında SEMAVİ DİNE mensubuz maskelerini sürdürebilmek için kullandıkları KAPAK İSİMLERİ ve vahiylere mahsar olmuş isimleri İLAHİ VAHİYLERDEN kullanılmış olmasının dışında bir kırıntı bile bulamazsınız. Uydurdukları çok İKON TANRI inançlarında yer alan Tanrı işaretli bir oluşuma tapmayı TEK TANRI inancı olarak lanse edenlerin ellerindeki kitaplarında bu geçen isimlerden başka İLAHİ VAHİY anlamında hiç bir kırıntı kalmamıştır.

Bu yapı içinde insanları suya çağırır gibi Ateşe mi çağırıyorsunuz. HARRAN'da PAGANLARI geçirdiğiniz gibi, hayallerinde yaşattığınız gibi kurduğunuz saydam SIRAT köprüsünün altında serin sular yok. Bu Dünya yaşamında Sırat'ı geçemeyen HARARETİ ÇOK YÜKSEK olan NAR KIRMIZISI ateşle tanışıcak olduğunu bizlere bildiren" ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH"

Temeli şirk koşma TANRININ OĞULLARI ve TANRILAR üzerine kurulmuş dinle, TEVHİD İMANINI emreden müslümanlık arasında hangi Amentü'nün ittifakından bahsediyorsunuz. PAPA'lık bile 25 yıllık Yeni Ahit tevsirinde "İNCİL" adı altında aynı kapak içinde tuttuğu Ahit kitabındaki ÇOK TANRILARIN varlığını kabul etmişken AMENTULAR bir olabilir mi?

Fethullah Gülen'in "ÇIYANLAR, KOBRA YUVASI, KAN AKITICILAR" diyip daha sonra "BENİDE - ALTIN NESLİMLE birlikte aranıza kabul edin" diye mektup sunup, SAĞ KOLUNA ELLERİNİ ÖPTÜREREK BİATINI GÖSTERDİĞİ Vatikan bile, 1986 yılında bilim adamlarına/ kilise uzmanlarına yaptırdığı "The New American Bible" adlı kutsal kitaplarının tefsirinde, Eski Ahit'in nasıl İki tanrı kuvvetini işlediğini örnekleri ve delileri ile ortaya koymuş.

   
  ÇIYAN VATİKAN
   
  Özellikler;Tekvin/Yaratılış, Mısır'dan Çıkış, Levililer, Sayılar/Çölde Sayım, Tesniye/Yasa'nın Tekrarı adlı kitapların, Musa tarafından yazılmadığını, Elohimci, Yahovacı, Kahinler (Rahipler) kaynaklardan beslenerek faklı kişiler tarafından farklı zamanlarda yazıldığını örnekleri ile belirtmişler.
   
  AZ VATİKANA GÖRE; E&Y AHİT'ler de ki, TANRI İŞARETLERİ ve KİTAPLARDAKİ TUTARSIZLIKLARIN işlendiği "DÜALİST DİNLER" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  " TANRILARIN TANRISI, TANRININ OĞULLARI, TANRILAR KONSEYİ, RABLERİN RABBİ, TANRININ TA KENDİSİ vs, vs," tanımları kitaplarında barındıranların ve bunları inançlarının AMENTULARI İLAN ETMİŞ olan PAGAN DİN SAHİPLERİYLE MÜSLÜMANLIĞIN HANGİ ORTAK İMAN ESASLARI olabilir?

Amacınız onların elleri ile yazdıkları kitapları müslümanlara (bilmeden yapılan kabuller ile) onaylatıp vicdanlarda/gönüllerde meşrulaştırmak mı? Amacınız onların, hizip kitaplarını, Hz. Muhammed'e indirilen vahiyler, onaylıyormuş izlenimi vererek (sanki benzerlik varmış) dinlerine, semavi dinler statüsü kazandırabilmek mi.?
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...

2 - BAKARA......130. Kendini bilmeyenden başka İbrahim'in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, biz İbrahim'i bu dünyada seçkin kıldık. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir.

2 - BAKARA......131. Rabbi ona “Teslim ol” dediğinde “Âlemlerin Rabbine teslim oldum” demişti.
2 - BAKARA......132. İbrahim bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah sizin için bu dini (İslâm'ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi.
2 - BAKARA......133. Yoksa siz Yakub'un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği, onların da, “Senin ilahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın ilahı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler ona boyun eğmiş müslümanlarız.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz?
2 - BAKARA......134. Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.
2 - BAKARA......135. (Yahudiler) “Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. De ki: “Hayır, hakka yönelen İbrahim'in dinine uyarız. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi.”
2 - BAKARA......136. Deyin ki: “Biz Allah'a, bize indirilene (Kur'an'a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa'ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab'lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.”
2 - BAKARA......140. Yoksa siz, “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.

   
  Toplumların genel kabulünü sağlayarak, "Yeryüzünde geçerli olan ve bilinen, Allah'ın indirdiği kitap budur, dolayısıyla uyulması gereken dinde budur" diyerek, Allah'ı, kandırabileceğinizi mi sanıyorsunuz. "Allah'ım, senin indirdiğine uyduk, hepsi senin indirdiğin değilmi? hepside birbirlerini onaylamıyor mu" demekle kurtulabileceğinizi mi zannediyorsunuz.Gönüllere züğürt tesellisinden başka birşey kazandırmaz, bu uğraşlar.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  2 - BAKARA........79. Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların haline! Vay kazandıklarından dolayı onların haline!
9 - TEVBE............ 9. Allah’ın âyetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları onun yolundan alıkoydular. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür!
16 - NAHL.......... 95. Allah'a verdiğiniz sözü basit bir ücret karşılığı satmayın. Eğer bilirseniz, Allah katında olan, sizin için daha hayırlıdır.
2 - BAKARA......174. Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya); işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah onlarla ne konuşacak, ne de onları arıtacaktır. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
3 - ALİ İMRAN...187. Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alış veriş ne kadar kötüdür.
   
 

TOPLANTILARDA MÜSLÜMANLIĞIN ANLATILMADIĞI KESİN, ANLATTIK MÜSLÜMAN OLUYORLAR, OLDU_OLACAKLAR PALAVRALARI TOPLUMLARI KANDIRMAK İÇİN HER ZAMAN SÖYLEDİKLERİ BEYLİK LAFLARI. Sen daha Müslümanlıktan bahsedemiyorsun ki, adamlar Müslüman olmayı düşünmüş olsunlar. Diyaloğun amacını maskelemek için, "hepsini müslüman yapacağız" diye bizleri, gittikleri yola çağıranlar daha toplantılarda Müslüman olduklarını bile söyleyemiyorlar anlaşılan.

Göğüslerini gere, gere, gurulanarak biz müslümanız diyemiyorsanız, işte Kur'an'ı Kerim, işte Hz. Muhammed diyemiyorsanız ne diye bizleri o sapıklar sofrasına çağırıyorsunuz. Sizler, o sofradan, istediğiniz gibi yiyip içebilirsiniz, tercih tamamen size ait.

Bizlere düşen, Allah'ın; son Peygamber Hz. Muhammed'e vahiy ettiği, son kitap Kur'an'ı Kerim'i okumak, Allah'ın bizler için Kemale erdirdiği dinin içinde ibadetleri yerine getirmek, Allah'a halis kul olma yollarını aramak.

   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE ŞÖYLE BİLDİRİYOR.. .
  82 - İNFİTÂR.........6. 7,8 - Ey insan! Seni yaratan, şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı?
35 - FATIR............5. Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın çok aldatıcı (Şeytan) Allah hakkında sizi aldatmasın.
35 - FATIR............6. Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır.
40 - MÜ'MİN........41. “Ey kavmim! Bu ne hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz.”
40 - MÜ'MİN........42. “Siz beni Allah’ı inkâr etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri ona ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi mutlak güç sahibine, çok bağışlayana (Allah’a) çağırıyorum.”
39 - ZÜMER........14. De ki: “Ben dinimi Allah’a has kılarak sadece O’na ibadet ediyorum.”
39 - ZÜMER........15. “Siz de Allah’tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!” De ki: “Şüphesiz hüsrana uğrayanlar kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. İyi bilin ki bu apaçık hüsranın ta kendisidir.”
   
  SON OLAN DİNİNDEN, KONU AÇAMAMA GÖRÜŞÜNÜ, DESTEKLEYEN/ÖNEREN; (yine) Eski Diyanet ten sorumlu Devlet Bakanı Prof. Mehmet Aydın:
  “Bazı Müslüman kardeşlerimiz diyor ki, yahu bir fırsat düştü. Müslümanlığı anlatalım Hıristiyanlara. Allah belki hidayetini gösterir… Yani adam aslında Müslümanlaştırmak için gelmiş… İşin ucunda din değiştirmek bilmem adam kazanmak, üye kazanmak varsa, açıkcası bu bir din mensubuna yapılacak en dinsizce bir harekettir. Dinsizce diyorum, çünkü bunu hiç bir din kabul etmez.” (II.Din Şurası tebliğ ve Müzakereleri, C.2, S.322)

Ama bizim kanaat getirenlerimiz, onların amentüsünü kabul ediyor, Kelime-i Tevhid'den, Hz. Muhammed'i çıkarılmasını onaylıyor, "Dinimiz son din, Peygamberimiz son Peygamber, Kitabımız son Kitap" demenin yasak olduğu, 'orta yol dininin' kurallarını kabul ediyorlar.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE ŞÖYLE BİLDİRİYOR.. .
  49 - HUCURAT....14.Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
49 - HUCURAT....15. İman edenler ancak, Allah'a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.
   
  Kur'an'ı Kerim,onların, kitabından sonra inmedi ise ne zaman indi, Hz. Muhammed ne zaman peygamber oldu. Hz.Muhammed'in yaşadığı tarihsel bir vakaa ise, yaşadığı yıllar tarihlerle/belgelerle kesin ise, Hz. İsa'dan sonra yaşadığına ve yaşam tarihlerine kimsenin (tüm din patronlarının) itirazı yok ise ; nasıl olurda son peygamber olmaz. Yaşadığını kabul edenler, Hz. Muhammed'in, Allah tarafından görevlendirilmiş bir peygamber olmadığı, yine Allah tarafından, kendisine Kur'an'ı Kerimin indirilmediği dolayısıyla; Allah'ın, Müslümanlık diye bir dininin olmadığının, Müslümanlığın İlahi bir din olmadığının kabulünü istiyorlar.

Siz boş verin İbrahimi dinler aldatmacasına, O, müslümanların önüne uzatılmış bir havuçtur. Onlar için "din"; kendi mensup oldukları kulübün görüşünü içeren oluşumdur. İbrahim'i dinler yoktur. İbrahim'in mensup olduğu din vardır. O' da Allah'ın, bizlere verdiği din olan Müslümanlıktır.

Hz. İbrahim Müslümandı. Dolayısıyla 'İbrahimi' dinler diye bir kavram, bir din olamaz. Ancak, Allah'ın emrettiği,Hz.İbrahimin tabii olduğu,din vardır. Diğerleri Müslümanlığın/o dinin saptırılmış halleridir. Kafalarına göre takıldıkları, inanç sistemine ilehilik kazandırmak, mensuplarını bir arada tutabilmek için verdikleri bir isimdir.

Hiç bir Müslüman, İbrahimi dinler kavramını benimseyemez. Sadece o iddiaları dile getirebilir. İbrahimi dinleri kabul etmek; Allah'ın verdiĞi dinin yanına başka dinleri koymak demektir. Allah'ın, Hz.İbrahim'in Müslümanlığını belirten ayetlerini hiçe saymaktır.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE ŞÖYLE BİLDİRİYOR..
  43 - ZUHRUF.......26. Bir zaman İbrahim, babasına ve toplumuna şöyle demişti: "Ben, sizin taptıklarınızdan uzağım."
43 - ZUHRUF.......27. "Yalnız beni yaratana kulluk ederim. Bana, O kılavuzluk edecektir."
43 - ZUHRUF.......28. O, sözünü, kendinden sonra yaşayacak bir mesaj yaptı ki, insanlar hakka dönebilsinler.
43 - ZUHRUF.......29. Ben, şunlar ve atalarını, kendilerine hak ve açık kanıtlı resul gelinceye kadar nimetlendirdim.
43 - ZUHRUF.......30. Ne var ki, hak kendilerine geldiğinde şöyle dediler: "Bu bir büyü, biz bunu inkâr ediyoruz!"
43 - ZUHRUF.......31. Ve dediler: "Şu Kur'an, iki kent içinden büyük bir adama indirilmeli değil miydi?"
43 - ZUHRUF.......32. Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Ve onların kimini kimine derecelerle üstün kıldık ki, bazısı bazısını tutup çalıştırsın. Rabbinin rahmeti, onların derleyip topladıklarından daha hayırlıdır.
   
  3 - ALİ İMRAN.....65. Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz. Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz?
3 - ALİ İMRAN.....66. "İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.
3 - ALİ İMRAN.....67. İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah’ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah’a ortak koşanlardan da değildi.
3 - ALİ İMRAN.....68. Şüphesiz, insanların İbrahim’e en yakın olanı, elbette ona uyanlar, bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü’minlerdir. Allah da mü’minlerin dostudur.
3 - ALİ İMRAN.....69. Kitap ehlinden bir grup sizi saptırabilmeyi çok arzu etti. Oysa sadece kendilerini saptırıyorlar, fakat farkına varmıyorlar.
   
  O halde, din patronlarının kabulüne göre; Müslümanlık nedir/ne oluyor?.Hz. İsa'dan sonra yaşamış, çevresine topladığı insanlarla kuvvet kazanmış, Kur'an'ı yazmış, kendini peygamber olarak kabul ettirmiş bir adamın kurduğu sapkın bir din (Hz.Muhammed dünyaya ne getirdi? Kötü ve insancıl olmayandan başka" diyen, Papa 16. Benedict'in temsil ettiği kulübün kabulleri)
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  13 - RA'D...........33. Allah'a ortaklar tanıdılar. Peki, her benliğin yaptığı işin başında duranla bunlar bir mi? De ki: "Onları isimlendirin. Yoksa siz Allah'a, yeryüzünde bilmediği birşey mi haber veriyorsunuz? Yoksa, anlamsız bir laf mı ediyorsunuz?" Hayır, küfre sapanlara, tuzakları süslü gösterildi de yoldan döndürüldüler. Allah'ın şaşırttığına kılavuzluk edecek yok.
34 - SEBE..........43.Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, “Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Bir de, “Bu (Kur’an), uydurulmuş bir yalandır” dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, “Bu ancak apaçık bir büyüdür” dediler.
   
  Erzurumlu, Kırkıncı Hoca'nın öğretisi/nasihatın da şöyle diyor.
  13-14 yaşlarında ders aldığı ve kendisini 16 yaşında Risale-i Nur ile tanıştıran, Hocası Kırkıncı Hoca'nın öğretisini tam olarak uygulamak bu olsa gerek. Kırkıncı Hoca şöyle diyor./nasihat veriyor "Yumuşaklıktaki kuvvet sertlikte yoktur",

Hocasının bu görüşü, Fethullah Gülen için yaşam biçimi haline dönüşmüş gibi,

Kur-an'ı Kerim'in bazı ayetleri ve bazı Hadis-i Şerifler tarihi sürecini doldurduğu için bunlarla amel edilemez. Kur'an-ı Kerim'in gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat'ın hükümleri hâlâ geçerlidir. Bugünkü İnciller'e ve Tevrat'a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar.” (Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)

SANKİ YUKARI DA BELİRTİLEN SÖZLERİ O SÖYLEMEMİŞ GİBİ: masum, mazlum, madur, ve mahsun rolune ait maskeyi takıp kandırmacaya devam ediyor..
   
 
   
  Fethullah Gülen gözyaşları içinde; defalarca, vurgulaya, vurgulaya; KUR'AN yetim, KUR'AN öksüz, KUR'AN sahipsiz, KUR'AN'ın babası öldü diye, tekrarların bol olduğu konuşmalar yapmadı mı? .Haşa; KURAN'ın babası mı var ki? yetim, öksüz kalsın. KURAN' ın sahibi Alemlerin Rabbi olan ALLAH. KUR'AN nasıl sahipsiz olur. Kendileri başka tanrılar, başka Rab'ler edindi ise ve ".... yaşasın KRALAR KRALI" diyorsa o onun heyazanlarıdır.
   
  YÖNLENDİRDİKLERİ AHİT ADLI KİTAPLARDA BABA ŞÖYLE TANIMLANIYOR... (Hem Suat Yıdırım'ın yaptığı mealdeki yapılan adreslemeler ile hemde Fethullah Gülen'in -ADL siparişli Hoşgörü ve diyalog iklimi- CENNETLİKTİRLER fetvası ile yönlendirdiği kitaplarda)
   
  Romalılar (Romans)....8/32 Öz Oğlunu bile esirgemeyen, O'nu hepimizin uğruna ölüme teslim eden Tanrı, O'nunla birlikte bize her şeyi de bağışlamayacak mı?

Yuhanna (John)...14/9 İsa, «Filipus» dedi, «bunca zamandır sizinle birlikteyim. Beni daha tanımadın mı? Beni görmüş olan, Baba'yı görmüştür. Sen nasıl, `Bize Baba'yı göster' diyorsun?
Yuhanna (John)...14/10 Benim Baba'da, Baba'nın da bende olduğuna inanmıyor musun? Size söylediğim sözleri kendiliğimden söylemiyorum, ama bende yaşayan Baba kendi işlerini yapıyor.
Yuhanna (John)...14/11 Bana iman edin; ben Baba'dayım, Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin.

Yuhanna (John)...17/1 İsa bunları söyledikten sonra, gözlerini gökyüzüne dikip şöyle dedi: «Baba, saat geldi. Oğlunu yücelt ki, Oğul da seni yüceltsin.
   
  PEKİİ! FETHULLAH GÜLEN'E GÖRE, ÖLEN BABA KİM? Söylenmek istenen ne ? Ağızlarında geveledikleri "ne ola ki"? Hem son hızla, Nur öğrencisi yetiştireceksin, hemde Kuran yetim, Kuran öksüz diye ağlayacaksın bu ne lahana bu ne perhiz?.
   
  HIRISTİYANLIĞIN KURUCULARINDAN: AZİZ PAVLUS DİYOR Kİ; ."HERKES İLE HERKESİ OLDUM, ONLARDANMIŞ GİBİ GÖZÜKTÜM.(Truva Atı olmak).
Tıpkı Yumuşaklıktaki Kuvvet setlikte yoktur nasihatı gibi...
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  5 - MAİDE.......... 46. Ardından o peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Tevrat'tan yanında bulunanı doğruluyordu. Ona İncil'i verdik. Hidayet ve ışık vardı onda. Tevrat'tan yanında olanı tasdikleyici idi. Doğruya ve güzele kılavuzdu, takvaya sarılanlara bir öğüt.
5 - MAİDE.......... 47.İncil bağlıları Allah'ın onda indirdiğiyle hükmetsinler. Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler sapıkların ta kendileridir.
   
  İncil'in, Tevrat'ın niteliklerini bize bildiren Allah, aynı zamanda; İncil ile Tevrat arasındaki ihtilafsızlığı bize bildiriyor.
Hz. İsa'nın, geleceği bildirilen peygamber olduğunu gösteren ayetlere sahip olan bir TEVRAT.
İncil'in Allah'tan olduğunu, İncil'le gelenin de Hz. İsa olduğunu tasdikleyen bir TEVRAT.

Tevrat ve İncil birbirlerini Allah'tan gelen vahiyler olduklarını onayladıkları gibi, Hz. İsa'nın da Allah'ın Peygamberi olduğunu tasdikliyorlar. Hz. İsa'da her ikisinin Allah'tan indirildiğini (birbirleri ile) doğruluyor.
Allah, bize, İncilin hidayet ve nur kaynağı olduğunu söylediğin de aslında kendisini onaylayan Tevrat'ında hidayet ve nur kaynağı olduğunu bildiriyor
   
  VE ALLAH; "İNCİL BAĞLILARININ, TEVRAT'IN DA ONAYLADIĞI, "İNCİL'DE İNDİRDİĞİYLE" HÜKMETMESİNİ" İSTİYOR..
HANGİ? İNCİL İLE HÜKMEDİLMESİNİ İSTİYOR, KENDİSİNİN İNDİRDİĞİ, HİDAYET VE NUR KAYNAĞI OLAN İNCİL'LE...KUR'AN'LA ONAYLADIĞI, İNCİL İLE.
   
  HANGİ İNCİL İLE HÜKMEDİLMESİNİ İSTİYOR ALLAH; Son Peygamber HZ. MUHAMMED'E, Son vahiy kitabı olarak verdiği ve seçtiği dinin kitabı olan, KUR'AN'I KERİM'İN AYRINTILI KILMIŞ OLDUĞU KİTAP İLE..
  10 - YUNUS........37. Bu Kur'an, Allah'ın berisinden birilerince yalan isnatlarla oluşturulmuş değildir. O, kendinden öncekinin tasdiki ve Kitap'ın ayrıntılı kılınmasıdır. Kuşku ve çelişme yoktur onda. Âlemlerin Rabbi'ndendir o.
2 - BAKARA........41.Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.
33 - AHZAB.........40. Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah'ın Resülü ve nebilerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
5 - MAİDE.......... 68. De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni (Kur'an'ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur'an onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme.
   
  Son din Müslümanlık, son peygamber Hz. Muhammed, son kitap Kur'an'ı Kerim demeyeceksiniz, şartlarının öne sürenlerin, ellerinde olan veya olacak olan; İsmini İncil koydukları derleme kitaplarla kafalarına göre hükmetsinler demiyor.
   
 
   
  Amentüda biriz diyenler, Dillerinin altındaki Amentüya çağıranlar, söylediklerine delil olsun diye, Kur'an'ı Kerim'den, Ayetin sadece bir parcasını alarak, tezlerinin doğrulamaya çalışıyorlar. Ortaya sürdükleri ayet ALİ-İMRAN suresi 64 ayet olsa gerek. Olsa gerek diyorum çünkü;Ayetlerin, ait olduğu sure adları ve numaraları belirtilmemiş,üstelik "kelimeye/söze gelin" tanımı "Amentüde buluşunuz" olarak değiştirilmiş.(mealen notu ile) Şu çağrı yapılmış.
  "Ey ehl-i kitap! Geliniz ittifak ettiğiniz amentüde buluşunuz"
   
  Yine aynı şey; Ayet'in bir kısmını yazarak, insanları kendi fikirlerine inanmaya zorluyorlar. Allah "buyuruyor ki..." diye, Ayet'i meale başlarlar, konuşmanın neresi Ayet'e aittir, nereden sonrası kendisinin yada efendisinin sözüdür belli olmaz.Böylece, Ayetin üstü örtülmüş, zatiallerinin savunduğu fikirlerin notları, bilinçlere atılmıştır. Üstelik Ayet numarası ve ait olduğu surenin ismi de yazılmamış. Tıpkı Üstadları Said Nursi'nın Risalelerin de yaptığı gibi.

Said Nursi tarafından, Sure isimsiz, Ayet numarasız, bazen bir parçası, hatta bir kelimesi alınarak kitaplar yazılmış. Onlar, adına "Kur'an tefsiri" diyorlar ama Külliyatın (yani tüm eserlerinde) hepsinde, parça olarak kullandıkları da, kelimesini alarak kullandıklarını da dahil yararlandığı Ayet sayısı 620 adet. 620 Ayet kullanılarak yazılmış, adına Kur'an tevsiri dedikleri kitaplar.( Bu kısaca, "Allah'ın 6236 ayette yapamadığını ben 620 ayette -Sayı Yahudi kabalasında "SEFİROT ADAM KADMON" Tanrılaşma maddesi 613+7=620 ye esit- yaptım veya efendi yaptı deme cüretkarlığından başka birşey değildir.) 620 Ayetle nasıl bu tefsir olur sorularından kurtulmak içinde bunlar bana yazdırıldı diyor. Kainat kitabı Yahudi kitap ismi olduğu gibi NUR=IŞIK isimleride Kabala ZOHAR'dan alınmadır. Mektup isminin PAVLUS özentisi kitaplara verildiği gibi.

(En alt noktadan, yaratılan varlığın Yaratan’a yaklaştığı yerden, ta ki Yaratan’la form eşitliğine ulaştığı noktaya kadar – 620 seviye vardır, ve bunlara “Torah’nın 613 emri” ve “7 hocasal emir” denir. Sadece Adam HaRişon’un (ilk İnsan) arzusundan bir parçaya sahip olan kişiye Kabala’da “Adam” (insan) denir. Bu sadece dördüncü safhanın dördüncü aşamasıdır ve bir Masahla kendisini ıslah etmeye başlar ve ihsan etme arzusu bu şekilde doğar.
Ondan önceki seviye ise KONUŞAN HAYVAN sınıfıdır ve Yahudiler kısaca buna GOYİM derler. O nedenle ağaçları kesmeyin onlar KIRDAKİ HAYVANLAR değildir derler, KIRDAKİ HAYVANLAR ÇOĞALIR derler. Kendi kitaplarındaki M.Ö. 3761 / 4164 yaratılış tarihinde var olan Urfa Göbeklitepe gibi şehirler kurmuş insanları CRO-MANGON olarak etiketlendirmeleride bu yüzdendir. Kitabımız tanrısal değil diyerek İMANIN yollarını arayacaklarına onlar CRO-MANGON / GOYİM demek PATRONLARI ŞEYTANIN, yolumdan gelecek olan ZOMBİ büyüklere MASALLAR fikri olsa gerek)
   
  AZ SEÇKİN olduklarına İKNA OLABİLMEK için ÖZELLERİ İsrail'in Tanrısına dayanarak İLAN ettikleri "GOYİM&KONUŞAN YARATIKLAR" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  AZ "KİTABIMIZ YALAN DOLU" yerine, İNSANLARI CRO-MAGNON İLAN ETME'nin işlendiği "SEÇKİNLER & CRO-MAGNON ADAMI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
     
  AZ TANRI SÖZÜ diye RUHSATLANDIRDIKLARI ama yapadıkları maddeler için UYGUN ORTAM peşinde olanların "613 ÖLDÜR ve TAPIN" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Risalede kullanılan bu ayetler, Hizb-ül Kur'an adı altında toplamışlardır. Azlığı, ve rast geleliği örtmek içinde, Kitaba KUR'AN'ın ASKERLERİ adı verilmiştir

Mustafa İslamoğlu'nun bir sözü var, "Alimler zam yapar, cahiller ise iskonto").Üstelik Kaç kişi, o ayetleri (Ayetlerin, ait olduğu sure adları ve numaraları belirtilmemiş) sadece manalarından hareketle bulupta araştırarak, denetleyebilecek.Mecburen ya kabullenecek yada hocasına, efendisine müracaat edecek.Allah, yemin ederek"kolaylaştırdım" dediği ve "düşünün, öğüt alın" diye emrettiği halde, düşünmeden yapılan kabuller.

Risale-i nur kitaplarındaki 620 ayetle ilgili Geniş bilgiyi RİSALE-İ NUR VE DİYALOG'TAN KESİT sayfasında bulabilirsiniz.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  54 - KAMER........17./22 / 32 ve 40.Ayetler... Andolsun biz, Kur’anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
   
  Allah'ın bu ayetlerini hiçe sayarcasına;"Kur'an'ı anlamak için bunu okumalısınız" diyenler. "Günde kaç saat Risale okuyorsunuz" diye soranlar. "Risaleleri, günde ..şu kadar okursanız cennete kavuşursunuz diyenler"
   
 
   
  .ONLARLA AMENTÜDE İTTİFAK EDİYORUZ DİYENLER, ACABA NELER ÜZERİNDE İTTİFAK ETTİLER.
 
   
  BURADA ALLAH'IN EMRETTİĞİ İMANI ESASLARINDAN NE VAR. SADECE OĞUL İSNAT ETMEK BİLE İMANDAN ÇIKMADIR VE EN BÜYÜK ŞİRKTİR.BİR MÜSLÜMANIN; MÜSLÜMAN İMANI İLE KALIPTA, YUKARIDAKİ ESASLARLA, AMENTÜDE İTTİFAK HALİNDEYİZ, DEMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR.
   
  ONLAR, YUKARIDAKİ MADDELERE BAĞLILIKLARINI BİLDİRMİŞ, O KONUDA, İTTİFAK KURMUŞ OLABİLİRLER.
KENDİLERİNE İSEVİ MÜSLÜMAN GİBİ TANIMLAMALARDA YAPABİLİRLER AMA ONLAR, ALLAH'IN BELİTTİĞİ İMAN ESASLARINDAN KOPMUŞLARDIR.
   
  ONLARIN DÜNYASINDAKİ TANRI İNANCI İNSAN YAŞAMINDA BİR KESİT GİBİ:

RÜŞVET ALMAYAN ama RÜŞVET VEREN  İSRAİL'in / YAKUP'un TANRISI.
ÖLÜMÜDE "ÖLÜM DİYARINA VERECEĞİ" FİDYEYLE / RÜŞVETLE ÇÖZECEĞİNİ MÜJDELEYEN İSRAİL'in / YAKUP'un TANRISI.
RÜŞVET ALMAYAN DERKEN "RÜŞVET ALAN TANRILAR VAR" İLANINI DOĞRULAYARAK, AZAZEL'E RÜŞVET FİDYE VEREN İSRAİL'İN TANRISI.
HALKIM DEDİKLERİNİ MISIR'I BAŞKA BİR GÜCE (Tanrı olarak kabul ettikleri varlıklardan biri olmalı) FİDYE VEREK KURTARDIĞINI İLAN EDEN İSRAİL'in / YAKUP'un TANRISI.
ÖLÜLER DİYARINA VERECEĞİ FİDYEDEN HİÇ PİŞMANLIK DUYMAYACAĞINI BELİRTEN yani OLAYLARIN SONUNU KESTİREMEYEN İSRAİL'in / YAKUP'un TANRISI

Yasa Kitabı...10:17 Çünkü TANRINIZ RAB, TANRILARIN TANRISI, RABLERİN RABBİDİR. O kimseyi kayırmayan, RÜŞVET ALMAYAN, ULU, GÜÇLÜ, HEYBETLİ, TANRIDIR,

Luka............1:68 «İsrail'in Tanrısı olan Rab'be övgüler olsun! Çünkü HALKININ yardımına gelip onları FİDYEYLE KURTARDI.
Yeşaya........43:3 Çünkü senin Tanrın, İSRAİL'in KUTSALI, Seni kurtaran RAB benim. FİDYEN olarak MISIR'ı, SANA KARŞILIK Kûş ve Seva DİYARLARINI VERDİM.
Hoşea.........13:14 ‹‹Onları FİDYEYLE kurtaracağım ÖLÜLER DİYARININ ELİNDEN, Ölümden FİDYEYLE kurtaracağım. Felaketin nerede, ey ölüm? Yıkıcılığın nerede, ey ölüler diyarı Hiç PİŞMANLIK duymayacağım.
   
  İSRAİL TANRI'sını HARACA KESEN, FİDYE&RÜŞVET ALMADAN MISIR'daki İSRAİL'lileri, YAHVE'ye VERMEYEN "ÇÖLLÜ AZAZEL" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  ÖLÜM karşısındaki ÇARESİZLİĞİNİ, "FİDYE ile kurtaracağım" diye kapatmaya çalışan TANRI İŞARETLİNİN DRAMI "ÖLÜM & FİDYE" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Sadece ; gökleri, yeri ve bizi yaratan Allah demek hiçbir şey ifade etmiyor. Eğer Allah'a şirk/eş koşmaya, indirdiklerini ve Peygamberlerini inkar etmeye, oğullar ve yardımcılar isnat etmeye devam edilirse, yani Allah'ın, Alemlerin Rabbi olduğuna iman edilmezse Müslümanlığın Amentüsünün 1.şartı olan ALLAH'A İMAN gerçekleşmemiş demektir
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  43 - ZUHRUF.......87.Andolsun, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette, “Allah” derler. Öyleyken nasıl döndürülüyorlar?
43 - ZUHRUF.......88.Onun (Muhammed’in), “Ya Rabbi!” demesine andolsun ki, şüphesiz bunlar iman etmeyen bir kavimdir.
29 - ANKEBUT....61.Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O halde nasıl(haktan) döndürülüyorlar?
   
  Sadece, Tanrı demek hiç birşey ifade etmez.Çünkü Tanrı ile kast edilen, o tanımı kullananın kabulü ile sınırlı olandır.

Bu nedenle Allah Meleklerin şefaatini (izin verdikleri dışındakilere) de kabul etmez.Çünkü iman göğüslerin içindedir. Açıktan söylenen sözler, kalplerde yaşatılan niyetlerin ifadesi olmayabilir.Misyonerlik gibi..
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  53 - NECM......... 26.Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah’ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.
20 - TAHA........... 6.Göklerdeki, yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey, yalnızca O’nundur.
20 - TAHA........... 7. Sen sözü açığa vursan da, gizlesen de Allah için birdir. Çünkü O, gizliyi de bilir, ondan daha gizli olanı da.
50 - KAF........... 16. Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz, çünkü biz ona şah damarından daha yakınız.
6 - EN'AM.........103. Gözler onu fark edip kavrayamaz. Oysaki O, gözleri görür/bilir.O Latîf'tir, lütfu çok olduğu halde kendisi görülemez; Habîr'dir, her şeyden haberdardır.
   
  Allah, Meleklerin sadece yapılan hareketler ve sözlere tanıklık etmelerinden ve o fiilleri kaydetmelerinden dolayı, onların şefaatini kabul etmez.Çünkü iman göğüslerin içindedir. İman sevgidir, İman duygudur.İman buzağı içirilmemiş göğüslerdedir.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  50 - KAF........... 16. Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz, çünkü biz ona şah damarından daha yakınız.
50 - KAF........... 17. Onun sağında ve solunda oturan iki alıcı (melek, onun sözlerini ve işlerini) kaydetmektedir.
50 - KAF........... 18. (İnsan,) Hiçbir söz söylemez ki yanında kendisini gözetleyen, dediklerini zapteden (bir melek) hazır bulunmasın.
   
  Hareketlerle birebir ortaya koyulan bir kandırmaca olabilir.. Eğer, sadece hareketlerle sınırlı bir inanç sistemi olsaydı, sadece Allah vardır demekle, Allah'ın Cennet mükafatına ulaşılıyor olsa idi (Allah onları cennetle ödüllendiriyor olsa idi); MÜNAFIKLIK DENEN KAVRAM ile MÜNAFIK TA OLMAZ idi. Münafıklar da yaşamıştı.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  63 - MÜNÂFİKÛN...4. Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!
47 - MUHAMMED.25. Kendileri için hidayet yolu belli olduktan sonra gerisin geri dönenleri, şeytan aldatıp peşinden sürüklemiş, ve kendilerini boş ümitlere düşürmüştür.
47 - MUHAMMED.26. Bu, münafıkların, Allah’ın indirdiğini beğenmeyen kimselere, “Bazı işlerde size itaat edeceğizdemelerindendir. Allah onların gizlice konuşmalarını bilir.
47 - MUHAMMED.27. Melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken halleri nasıl olacak?
47 - MUHAMMED.28. Bu, Allah’ı gazaplandıran şeylere uydukları ve onun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır.
57 - HADÎD......... 14. (Münafıklar) mü’minlere şöyle seslenirler: “Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?” (Mü’minler de) derler ki: “Evet, fakat siz kendinizi yaktınız. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz, şüphe ettiniz. Allah’ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı.”
   
  ALLAH İMANIN ŞARTLARINI BİZE ŞÖYLE BİLDİRİYOR.( 6.Kadere iman, isim olarak Kur'an da olmamakla birlikte tüm iş ve oluşların tanımı olarak,genel bir kabuldür.Tüm işler ona aittir. Rab'dir )
  2 - BAKARA......285. Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.”
2 - BAKARA......177. İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin;.........
   
  Müslümanlığın Amentü'sünün 1.şartı olan ALLAH'A İMAN gerçekleşmiyor.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  4 - NİSA............ 48. Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez. Ondan başkasını (diğer günahları) ise, dilediği kimseler için bağışlar ve mağfiret buyurur. Her kim Allah'a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur
6 - EN'AM......... 100. Allah'a bir de cinleri/gözle görülmeyen yaratıkları ortak koştular. Oysaki, onları O yaratmıştır. Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar isnat etme saçmalığını gösterdiler. Şanı yücedir O'nun! Onların nitelemelerinin ötesindedir O!
6 - EN'AM......... 101. Gökleri ve yeri yaratıp donatan Bedî' O'dur! Nasıl çocuğu olur O'nun, kendisinin bir eşi olmadı ki! Her şeyi O yarattı ve her şeyi en iyi şekilde bilen de O'dur!
6 - EN'AM......... 102. Rabbiniz Allah işte budur! İlah yok O'ndan başka. Her şeyin yaratıcısıdır, Haalik'tir O. O'na kulluk/ibadet edin! O her şeye Vekîl'dir.
   
   
  ONLARSA ÜZERİNE BASA BASA "TANRININ OĞULLARI VAR" DİYORLAR. TANRININ OĞLU değil OĞULLARININ  var olduğunu hemde TANRI ile TOPLANTILAR yaptığını söylüyorlar. Adem'in yaratılan değil, TANRI OĞLU olduğunun  "her harfi Tanrıdan" dedikleri kitaplarına giriş yapmışlar. İsa'ya Kutsal Davut soyu maskesi altında secere vererek İSA'larının Hz. İSA olmadığını defalarca vurgulayanların hangi AMENTÜLARINDA tevhid inancının izleri olabilir.

Pagan Putperes dinlerde de mutlaka bir adet BAŞ tanrı var. Onlar PUTPERES inanç sahipleri olarak, ancak onların amentuları ile ortak yönlerini karşılaştırabilirler. İlahi vahiylerle bildirilmiş isimleri kullanarak, ilahi vahiylerin genel tanımlarını kapak ismi yaparak "AMENTÜLAR BİR" havası estirmiş olmaları / estiriyor olmaları, onların PAGAN İNANÇLARA sahip olduklarını örtemez.
   
  Çok Tanrı inançlarını gösterebilmek için, İNGİLİZCE AHİT kitaplarına bakmak yeterli. Müslüman ülkelerde üzerini örttükleri, yaldızladıkları, bu çok Tanrılı inancı ifade eden deyimler, kendi ülkelerinde yani ÇOK TANRI İNANÇLARININ hüküm sürdüğü yerlerde, Deccaliyet örneği göstererek değiştirdikleri / parlattıkları deyimleri olduğu gibi kullanmışlar. TANRININ OĞULLARI tanımını Türkiye'de basılan, dağıtılan ESKİ AHİT kitaplarında, Melekleri çağrıştıran "İLAHİ VARLIKLAR" (DIVINE ASSETS) tanımlamasıyla değiştirmişler. Tek Tanrılı din taklidi yapmak kolay değil. Bu örnekler her konuda her ifadede oldukca çok olmalı.

İngilizce BASKILI Eski Ahit kitabında TANRININ OĞULLARI
Genesis/Yaratılış..6:2 that the SONS OF GOD saw the daughters of men that they were fair; and they took them wives, whomsoever they chose
Yaratılış/Genesis..6:2 TANRININ OĞULLARI, insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler.....
Türkçe yazılmış Eski Ahit kitabında İLAHİ VARLIKLAR
Yaratılış...............6:2 İLAHİ VARLIKLAR, insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler.

İngilizce BASKILI  Eski Ahit kitabında TANRININ OĞULLARI
Genesis/Yaratılış...6:4 The NEPHILIM were in the earth in those days, and also after that, when the SONS OF GOD came in unto the daughters of men, and they bore children to them; the same were the mighty men that were of old, the men of renown.
Yaratılış/Genesis...6:4 TANRININ OĞULLARI insan kızlarıyla evlenip çocuk sahibi oldukları günlerde ve daha sonra yeryüzünde NEFİLLER vardı. Bunlar eski çağ kahramanları..
Türkçe BASKILI  Eski Ahit kitabında İLAHİ VARLIKLAR
Yaratılış................6:4 İLAHİ VARLIKLARIN insan kızlarıyla evlenip çocuk sahibi oldukları günlerde ve daha sonra yeryüzünde NEFİLLER vardı.......

İngilizce BASKILI  Eski Ahit kitabında TANRININ OĞULLARI
Job / Eyüp...........1:6 Now it fell upon a day, that the SONS OF GOD came to present themselves before the LORD, and SATAN came also among them.
Eyüp / Job...........1:6  Bir gün TANRININ OĞULLARI RABbin HUZURUNA ÇIKMAK için geldiklerinde, ŞEYTAN da ONLARLA GELDİ.
Türkçe BASKILI  Eski Ahit kitabında İLAHİ VARLIKLAR
Eyüp...................1:6 Bir gün İLAHİ VARLIKLAR RABbin HUZURUNA ÇIKMAK için geldiklerinde, ŞEYTAN da ONLARLA GELDİ.

Tanrı olarak edindiklerinin OĞULLARI olduğu gibi, hep birlikte ŞEYTANLA toplantılar yapıyorlar. Mutlaka Toplantı sonrası kokteyler düzenleyip eğlencelerde yapıyorlardır.

Mezburlar/Zebur...2:4 GÖKLERDE OTURAN RAB GÜLÜYOR, Onlarla EĞLENİYOR.

Bu tanılamaları yapan ifadeler çerçevesi içinde; Tanrı olarak işaret ettikleri ne olabilir? Eğlenen Tanrı, elbette OĞULLARINDAN  birine bile ilgi gösterilmesini kıskanır.

Tanrı olarak edindiklerinin bu toplantıları sadece OĞULLARI ve ŞEYTANLA yapmakla yetinmeyip BAŞKA TANRILARLADA TOPLANTILAR yaptığı, yine "her harfi Tanrıdan" dedikleri kitaplarında TANRI anlatımıyla yer alıyor.

Zebur……82:1 TANRI YERİNİ ALDI TANRISAL KURULDA, Yargısını açıklıyor İLAHLARIN ORTASINDA:
Zebur……82:2 ‹‹Ne zamana dek haksız karar verecek, Kötüleri kayıracaksınız? --iSela
Zebur……82:3 Zayıfın, öksüzün davasını savunun, Mazlumun, yoksulun hakkını arayın.
Zebur……82:4 Zayıfı, düşkünü kurtarın, Onları kötülerin elinden özgür kılın.››
Zebur……82:5 Bilmiyor, anlamıyorlar, Karanlıkta dolaşıyorlar. Yeryüzünün temelleri sarsılıyor.
Zebur……82:6 ‹‹ ‹SİZ İLAHLARSINIZ› DİYORUM, ‹YÜCELER YÜCESİNİN OĞULLARISINIZ HEPİNİZ
Zebur……82:7 Yine de İNSANLAR GİBİ ÖLECEKSİNİZ, Sıradan bir önder gibi düşeceksiniz!››

Cinlerle irtibatta olan İnsanları Tanrısallaştırdıklarına göre, CİN'leride Tanrısallaştırmış olmaları işin ilk etabı değil miydi?. Zaten Taptıklarıda onların arasından seçip İttifak kurdukları değil mi? Çok Tanrı inancıda, GÖKSEL EGEMENLİK savaşlarıda, "Yeryüzünde olan olayların hepsi Göklerde de oluyor" demeleride, CİNLERİN bir kısmını iyi-kötü Melek, bir kısmını aziz-evliya, bir kısmını ulular, bir kısmını iyi-kötü Ruhlar, bir kısmınıda TANRI ilan etmelerinden kaynaklanmıyor mu?

Açık açık her fırsatta ÇOK TANRIYICIYIZ" ilanları yapanların hangi AMENTULARINDA aynılık olabilir? Bizlerin TANRI anlayışı aşağıdaki "TABLODA olduğu gibidir" diyenlerin, Tanrı tariflerini aşağıdaki TABLOYA benzer yapanların, (tablolardaki canlandırmalarda kitaplarından kaynaklanan esinlenmeler sonucu olmalı) İLAHİ DİN olma olasılığı var mı da AMENTULARIMIZ BİRDİR çağrıları yapılabiliyor.

DİNLERİN DİYALOĞUNA MÜSLÜMANLARI çağıranların HİÇ Mİ? "ALLAH" korkusu yoktur. "AMENTÜLARIMIZ birdir" TELLALLİĞİNE soyunmuş olanlar hiç mi "ALLAH" korkusu duymazlar.

"Acaba" diyor insan; "Tevhid imanı yöneldikleri "ALLAH'ı", onların elleriyle yazdıkları (kitaplarındaki) ifadelerle  nitelendirmeleri /  mizansenlerinin içindeymiş gibi göstermeleri, onların Tanrı inancıyla Tevhid imanını eşitlemek istemeleri, yüreklerinin kabuk bağlamasından mı ileri geliyor?

Açıkca her adımlarında, her ifadelerinde "Müslümalığı kabul etmeyen yani "AMENTULARIMIZ bir değil" diyen hatta, din olarak bile görmeyenlerin kucağına Müslümanları adresliyenlerin, PUTPERES inançlılarla   İTTİFAKLAR kuranlar olduğu  belli değil mi?
Vatikanla İNANÇSIZLARA karşı İTTİFAKLAR kurduk diye ilanlar yapanların, inançsızlar olarak kastettiklerinin kimler olduğu ortada değil mi? Onların inançsız gördükleri bizleriz. Elbette kurdukları ittifaklarda bizlere karşıdır.

Birden çok İlahların var olduğunu her fırsatta bildirenler, TEK TANRICILIĞIN İlahlar içinden sadece BİRİNE tapmak olduğunu (Mısır, Yunan inanç sistemindeki gibi, her iş için ayrı Tanrıya müracaat etme yerine, seçilen bir tanesine tapılıyor) kitaplarındaki ifadelerle ortaya koyanlar, Peygamberlerini sihirbaz falcı konumunda tutanların kurdukları ittifaklar, elbette kendi dayanışmalarını içeren MESLEK ODALARI gibidir.

400 Peygamberleri varken, Rab buyrukları dedikleri aslında duymak istedikleri sözler (işlerine gelen çıkarımlar. Peygamber dedikleri Falcıların hepsi aynı varlığa bağlı olsaydı, söyledikleride aynı olacağından 401. kahini aramak zorunda kalmazlardı. Yahudi kaynaklarına göre Peygamberlerinin sayısı bir milyonu bulmuş) için, 401. Peygamberi arayanların Peygamber enflasyonu yaşadıkları ortada. Talmut kitaplarında, PEYGAMBERLİĞİN NE KADAR SIRADAN MESLEK HALİNE GETİRİLDİĞİ, 890 yılda BİR MİLYONUN ÜZERİNDE PEYGAMBER sahibi olmakla İLAN ediliyor.

Ve Peygamberlerin EŞEK BULMA seviyelerinde değerlendirildiği kendi ifadelerinde mevcut. Malı çalınan yada kaybolan MAHALLE FALCISINA gider ya! Bunlarda Falcılara PEYGAMBER diyerek İLAHİ SEÇİMLE GÖNDERİLEN (ve gelmesi muhtemel gördükleri) PEYGAMBERLERE olan / olması gereken / olacak olan güvenin, inancın  İÇİNİ BOŞALTMIŞLAR.

   
  kahin
   
  Birden çok İLAHLARIN varlığına inanların ve bu inançlarını kitaplarında pervasızca sergileyenlerin "peygamber" dedikleride, kendilerininde ifade ettiği gibi olsa olsa FALCILAR MESLEK grubunun başkanı olabilir. İLAHLARI temsil eden onların temsilcisi olduklarını söyleyen, sözlerine "RAB DEDİKİ" diye başlayan; SİHİRBAZLAR, BİLİCİLER, FALCILAR, BÜYÜCÜLER, KAHİNLER federasyonun başkanlığına oturtulabilir. Temsil ettiği / başkanlığını yaptığı topluluğun ÇOK TANRI İNANÇLARI, TEMSİL ETTİKLERİ FARKLI İLAHLARI olmalı ki, onları organize eden onları temsil eden, saray ve kral nezdinde onları temsil eden birde başkanları olabilsin. (Daniel = kum falı Remil ile özdeşleştirilmezdi)

Daniel............1:3-4 Kral İsrailliler arasından kral soyundan gelme ya da soylu bazı gençlerin seçilip saraya getirilmesi için saray görevlilerinin yöneticisi Aşpenaz'a buyruk verdi. Bu gençler kusursuz, yakışıklı, her konuda bilge, bilgili, ÖĞRENMEYE YETENEKLİ, SARAYDA görev almaya uygun nitelikte kişiler olmalıydı. .

Daniel............5:11 Ülkende kendisinde kutsal İLAHLARIN RUHU bulunan biri var. Atan Kral Nebukadnessarın döneminde kavrayışa, sağduyuya, İLAHLARA ÖZGÜ bilgeliğe sahip olmakla tanınırdı. Atan Kral Nebukadnessar onu SİHİRBAZLARIN, YILDIZBİLİMCİLERİN, FALCILARIN BAŞKANLIĞINA atadı.

Markos..........16:17-18 İMAN EDENLERLE  birlikte GÖRÜLECEK BELİRTİLER şunlardır: BENİM ADIMLA CİNLERİ KOVACAKLAR, YENİ DİLLER KONUŞACAKLAR, ......
Markos..........16:19 Rab İsa onlara BU SÖZLERİ SÖYLEDİKTEN  sonra GÖĞE ALINDI ve TANRI'nın SAĞINDA OTURDU.
Elçilerin İşleri...2:4 İMANLILARIN hepsi KUTSAL RUH'la doldular, RUH'un onları konuşturduğu YABANCI DİLLERDE KONUŞMAYA başladılar.
1 Korintliler....14:2 BİLMEDİĞİ DİLDE KONUŞAN, insanlarla değil, TANRI'yla konuşur. Kimse onu anlamaz. O, ruhuyla sırlar söyler.
Matta..............8:16 Akşam olunca CİNE TUTSAK birçok kişiyi kendisine getirdiler. İsa ONLARDAKİ KÖTÜ RUHLARI bir sözle kovdu, hastaların hepsini İYİLEŞTİRDİ. 
Matta..............8:28 İsa gölün karşı yakasında Gadaralıların memleketine vardığında, CİNE TUTSAK iki kişi mezarlık mağaralardan çıkıp O'nu karşıladı. BUNLAR ÖYLE TEHLİKELİYDİ Kİ, o YOLDAN KİMSE geçemiyordu. 

Müslümanlık "İslam Arap HALKLARINDAN KAYNAKLANAN bir dindir." diyenlerle DİNLERİN DİYALOĞUNA davette bulunmaları, Müslümanları ateşe itmek  olduğu ortada değil mi? 
   
  TEK TANRICI
   
  Sırattan geçti müsamerelerine dikkatleri çekip, CAMBAZA  BAK oynatılıyor. Parmağın gösterdeiği değil parmağa baktırdıkları yetmiyormuş gibi; üstad maharetiyle, bilader/abi etiketleriyle ellerde olunan inançlarda çalınıyor. Duvarlarda silüetleriyle seyredenlerin bilinç altlarına da hitap etmeyi ihmal etmeyenler, hangi meslek odalarının, hangi ittifakların PAYDAŞLARI olabilirler.
   
 

sırat, harran

   
  Firavun gibi "ey Haman ateşi yak bir kule yap" sözünü açıktan söylemek yerine;
"Putları kırın ezin İNANÇ talarınız gibi SUYUNU İÇİN" diyorlar.
"PUT SUYU İÇMEDE, her harfi Tanrıdan olan kutsal kitaplarımızda RUHSAT VAR" diyorlar.
"Putları kırın ama YOK ETMEYİN" diyorlar.
"Putlar açıkta olmamalı, gönüllerde yaşatılmalı, göğüslerde beslenmeli" diyorlar.
"Yoksa "TEK TANRICI DİNİZ" diye nasıl içlerine girebiliriz" diyorlar.
"TEK TANRICILIĞIN bir Tanrıya inanmak değil, İÇLERİNDEN BİRİNE tapmak olduğunu TEVHİD MASKESİ takmışken başka nasıl anlatabiliriz" diyorlar.
  Müslümanları tehlikeye karşı uyarmayıpta, gidilen yolu, kurulan ittifakları "İSEVİ-MÜSLÜMANLIK, ONLARDA ÇEVEŞEN OKUYOR, HÖŞGÖRÜ İKLİMİ, MEDENİYETLERİN BULUŞMASI, HEPİMİZ İBRAHİMİ DİNLERİZ" yaldızlarıyla ateş yolunu gizlemek ancak DECCALİYET tanımı ile açıklanmaz mı?
   
  SONS OF GOD TANRININ ÇOCUKLARI
   
  Yahudilik içinde köklü bir yer edinmiş olan TANRININ OĞULLARI inancı, Yahudi olan kutsal metin yazarı Luka tarafından da Hıristiyanlığa taşınmış.Luka; TANRI OĞLU kavramını, ADEM seceresi ile  daha Yeni Ahit'te  İSA anlatımına başlamadan aktarmış. Böylece, HIRİSTİYANLIĞIN ÇOK TANRILI DİN olmasının ilk adımını  atarak, çok tanrılı dinin oluşmasına temel teşkil etmiş. "Kökümüz Yahudilikten dolayı ÇOK TANRIYA alışık olduğuna göre, İSA'yla gelende mutlaka öyle olmalıdır" diye kitaplarını yazmış. (Luka İsa'yı araştırmaları sonucu kaleme aldığını kendisi söylüyor. "Titiz bir arastırmacıyım" diyor. "İSA dedi ki" demiyor.)

Adem'i de Tanrının oğlu / SON OF GOD olarak kabul edenler için İSA tanrının oğludur  / SON OF GOD demek çok kolay olmuş olmalı. İnançlarında var olan SONS OF GOD / Tanrının oğulları inanışları İSA ile TAPINMALARINA resmen girmiş.

Luka 3:38 Enoş oğlu, Şit oğlu, Âdem oğlu, TANRI OĞLUYDU.
English Standard Version (©2001)
Luke...3:38 the son of Enos, the son of Seth, the son of Adam, the SON OF GOD.
New American Standard Bible (©1995)
Luke...3:38 the son of Enosh, the son of Seth, the son of Adam, the SON OF GOD.
International Standard Version (©2008)
Luke...3:38 the son of Enos, the son of Seth, the son of Adam, the SON OF GOD.

İsa'ya Tanrı oğlu diyenler, ona sonradan Davut kutsal soyundan baba uydurma, secereler icad etme yoluna giderek, İSA'larının BABASIZ DOĞAN Hz. İSA olmadığını her fırsatta ilan ediyorlar. Bu tür duyurularla Hz. İsa ile ilişkilerinin olmadığını,  zaten kendilerinin TEVHİD inancı taşımak gibi, tek ilahlı bir din olmak gibi niyetleri olmadığını defalarca ortaya koymuş olmuyorlar mı?
 
Pavlus ve ekibinin asıl amacının, tek ilahlı dine  çağrılarda bulunan Hz. İsa'nın tebliğlerini bozmak, davetleriyle Tevhid inancına  açtığı yolu kapamak, atalarının örtmüş olduğu vahiylerin üzerinin tekrar açılmasını engellemek  olduğu anlaşılmıyor mu?

Müslüman mahallesinde Salyangoz satmayı bir kez kafaya koymuşlar. Ama ekmek içi protein deposu ama ekmek arası bol ketçaplı. Şifa niyetine ama şurup halinde ama draje halinde. ama Dinlerin diyaloğuyla ama Amentü birlik çağrılarıyla, ama İsevi müslümanlık ilanlarıyla ama program önü-arası-arkası geçirilen jeneriklerde
   
  AYASOFYAYA HAÇ
   
  ALLAH'A, TANRI DİYEBİLİR MİYİZ.?...Tanrı; tüm sapkın dinlerin ve pagan inançlarının tapındıkları ikonların genel ismi olduğundan, Allah'a, "tanrı" diyemeyiz
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  9 - MERYEM.....65. (O), göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunan şeylerin Rabbidir. O'na kulluk et ve O'na kullukta sabret. Hiç O'nun adıyla anılan birini biliyor musun?
   
  "Hiç O'nun adıyla anılan birini biliyor musun?" diye sorulduğuna göre, İsmin, tek ve özel olması gerekiyor.Herşeye isim babalığı, sponsorluğu yapan, bol bol sıfat olarak kullanılan, Kutsal ilan edilen herşeyin ismi olabilen TANRI tanımı, "ALLAH" için kullanılamaz
   
  2 Tarihler ............2:5 "Yapacağım tapınak büyük olacak. Çünkü TANRIMIZ BÜTÜN TANRILARDAN BÜYÜKTÜR.
Yasa Kitabı........7:9 Tanrınız RAB'bin TANRI OLDUĞUNU BİLİN. O GÜVENİLİR TANRIDIR ..................................

Yasa Kitabı.......10:17 Çünkü Tanrınız RAB, TANRILARIN TANRISI, RABLERİN RABBİDİR. O kimseyi kayırmayan, RÜŞVET ALMAYAN, ulu, güçlü, heybetli Tanrıdır.
Yeşu.................22:22 ‹‹TANRILARIN TANRISI RAB, TANRILARIN TANRISI RAB her şeyi biliyor; İSRAİLde bilecek. Eğer yaptığımızı, ...........

Daniel...............11:36 ‹‹Kral dilediği gibi davranacak. Kendini BÜTÜN TANRILARDAN, daha yüce gösterecek, TANRILARIN TANRISINA karşı duyulmamış sözler......
Daniel................2:47 Daniele, ‹‹Madem bu gizi açıklayabildin, Tanrın gerçekten TANRILARIN TANRISI, kralların Efendisi›› dedi, ‹‹Gizleri açan Odur.››

1 Tarihler...........17:5 İsrail halkını Mısır'dan çıkardığım günden bu yana tapınakta oturmadım. Bir çadırdan öbür çadıra, orada burada konaklayarak dolaştım.

Yasa Kitabı.........32:17 TANRI OLMAYAN CİNLERE, Tanımadıkları ilahlara, Atalarınızın korkmadıkları, Son zamanlarda ortaya çıkan Yeni ilahlara kurban kestiler.

Ezra................. 7:15 Benim ve danışmanlarımın Yeruşalim'de KONUT KURAN İsrail'in Tanrısı'na gönülden verdiğimiz altını, gümüşü birlikte götürmelisin.

Mısırdan Çıkış....32:27 Musa şöyle dedi: "İsrail'in Tanrısı RAB diyor ki: 'Herkes kılıcını kuşansın. Ordugahta kapı kapı dolaşarak kardeşini, komşusunu, yakınını öldürsün.'"

Yasanın Kitabı....7:6 "Siz Tanrınız RAB için kutsal bir halksınız. Tanrınız RAB, öz halkı olmanız için, yeryüzündeki bütün halkların arasından sizi seçti.

KİMLERİN TANRISI DİYORLAR? "İsrail'in Tanrısı" DİYORLAR. Sadece İsraillilere ait bir Tanrı. Sadece onları düşünen, onları koruyan, diğer tüm ulusları yok etmeye çalışan İSRAİL'LİLERE AİT BİR TANRI.

Amentümuz aynı, aynı ALLAH'A İNANIYORUZ" diyenlere duyrulur. "Amentu'da biriz, Ana konularda anlaştık Teferruatta ayrılıklarımız var" diyenler çoktan din değiştirmişlerde bizlerin haberleri olmamış anlaşılan.

Kaç tanrı var? Yetkiler ve güçlerin devredildiği Oğul tanrı inancı, din sistamlerinin bel kemiğini oluşturuyor.Çünkü kurtulacaklarına inanmalarını sağlayan en büyük havuç o kabulleri. Vaadcinin iş başında olduğu, kitaplarında yazarak, hayallerine yol gösterdikleri sistem. Her şey İsa'nın tam yetkili Tanrılığı üzerine kurulmuş. İkinci iyi Tanrıyı İnanç sistemlerinden çıkartın, ortada din adına bir şeyeleri kalmaz.(İkinci iyi tanrı diyorum çünkü çok sayıda Tanrının varlığına inanıyorlar ama içlerinden seçtiklerine tapıyorlar.) Tanrının sağında oturan TANRI İSA

1 Petrus .............3:22 Göğe çıkmış olan Mesih, Tanrı'nın sağındadır. Melekler, yetkiler ve güçler O'na bağlı kılınmıştır.
1 Petrus .............1:3-4 Rabbimiz İSA MESİH'in TANRISI ve BABASINA övgüler olsun. .........
   
  SANAL LİVYATAN'ı yendirerek, EDİNDİKLERİ TANRININ "PAZU GÜCÜNÜ", EYÜP vesilesiyle duyurdukları "LİVYATAN & EYÜP" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
     
  TANRI diye CİN'lerle kurdukları ittifaklara İNSANLARI taptıranların, TANRININ OĞLU inançları olabilir mi? "KUZU KİM & KÖPECİK KİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
     
  MÜSLÜMANLARA, "İLAHİ VARLIKLAR" olarak sundukları "SONS OF GOD" KABULLERİNİN İŞLENDİĞİ "TANRININ OĞULLARI"sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
     
  BULUŞMA ÇADIRI, YAHVE'NİN İSTEDİĞİ BUHUR-TÜTSÜ KONULARININ İŞLENDİĞİ "YAHVENİN ÇADIRI ve BUHURU" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  "YÜZÜMÜ GÖREN ÖLÜR'le" başlangıç yaptırılan "YAHVE" imajı & markası ile sunulan "TANRININ sonraki hali "TANRININ YÜZÜ"sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
     
  BEKLEDİKLERİ KURTARICI MESİH'E BİÇİLEN TANRISALLIK. MESİH Mİ? TANRI MI? AYRINTILARI "MESİH'İN TANRISALLIK PROFİLİ" SAYFASINDA  
   
  Rab dedikleri nasıl bir yapıya sahip. Oturan, kalkan, yemek yiyen, arkası olan yani vucutlanmış bir yapıya sahip..

Tekvin/Yaradılıs...18/1 İbrahim günün SICAK SAATLERİNDE Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.
Tekvin/Yaradılıs...18/2 İbrahim karşısında ÜÇ ADAMIN durduğunu gördü. ONLARI görür görmez karşılamaya koştu. Yere kapanarak birine,
Tekvin/Yaradılıs...18/4 "Biraz su getirteyim, ayaklarınızı yıkayın. Şu AĞACIN ALTINDA dinlenin.

Tekvin/Yaradılıs...18/8 İbrahim hazırlanan BUZAĞIYI yoğurt ve sütle birlikte götürüp KONUKLARININ ÖNÜNE koydu. ONLAR YERKEN, o da yanlarında, ağacın altında bekledi.
Tekvin/Yaradılıs...18/10 RAB,......."O zaman karın Sara'nın bir oğlu olacak." Sara RAB'bin ARKASINDA, çadırın girişinde durmuş, dinliyordu.
Tekvin/Yaradılıs...18/15 Sara korktu, "Gülmedim" diyerek yalan söyledi. RAB, "Hayır, güldün" dedi.

Bu yazılar böyle devam ediyor. Üç adamdan ikisi, Lut'un bulunduğu şehre, melek olarak giriyor (yemek yiyen melekler).
Tekvin/Yaradılıs...19/1 İki melek akşamleyin Sodom'a vardılar. Lut kentin kapısında oturuyordu. Onları görür görmez karşılamak için ayağa kalktı. Yere kapanarak,

3. ADAM ise RAB'ın ta kendisi. İbrahimin karısına çocuk vaad eden Adam. Daha sonra RAB / 3. Adam beyin jimlastiği / fikir irdelemesi yaparak yapacağı şeyleri gizlememye ve sözlerini tutmaya karar veriyor.

Tekvin/Yaradılıs...18/17 RAB, "Yapacağım şeyi İbrahim'den mi gizleyeceğim?" dedi,
Tekvin/Yaradılıs...18/19 İbrahim'i, doğru ve adil olanı yaparak yolumda yürümeyi oğullarına ve soyuna buyursun diye seçtim. Öyle ki, ona verdiğim sözü yerine getireyim."

Amentumuz aynı diyenlere duyrulur. O çağrıları yapanlar eğer, yukarıdaki tanım çerçevesi içinde Rab'lere inanıyorlarsa, Amentudaki birlik sözlerini yanlış mahallede sarfediyorlar. Müslüman mahallesinde, Kur'an'ı Kerim bağlılarının olduğu mahallede, TELLALLİK yapıyorlar. Onların Amentusu ile Tevhit inancının Amentusu bir olabilir mi?
   
  Yuhanna (John)...14/9 İsa, «Filipus» dedi, «bunca zamandır sizinle birlikteyim. Beni daha tanımadın mı? Beni görmüş olan, Baba'yı görmüştür. Sen nasıl, `Bize Baba'yı göster' diyorsun?
Yuhanna (John)...14/10 Benim Baba'da, Baba'nın da bende olduğuna inanmıyor musun? Size söylediğim sözleri kendiliğimden söylemiyorum, ama bende yaşayan Baba kendi işlerini yapıyor.
Yuhanna (John)...14/11 Bana iman edin; ben Baba'dayım, Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin.

İbraniler/Hebrews.1/2 Bu son çağda da her şeyin mirasçısı olarak belirlediği ve aracılığıyla evreni yarattığı kendi Oğluyla bize seslenmiştir.
   
  ÜZERİNE BASA BASA, BAĞİRA BAĞIRA SÖYLÜYORLAR YAZIYORLAR "İSA TANRI'DIR" diye .
Ayrıca birşeyi daha söylüyorlar..İkinci bir Rab var; O'da YAHVE /İsrail TANRISI RAB olan İSA'dır diyorlar.Daha bunun üzerine Amentülarımız aynı diye Müslümanlar ateşe atılır mı?
   
  VATİKAN .Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri .....................www.meryemana.net/meryem/tr/misc.php?id=20&par=9&td=11

446 Eski Ahit'te yer alan kitapların Yunanca çevirisinde Tanrı'nın Musa'ya açınladığı (Bkz. Çık 3, 14) sözle ifade olunamaz adı YAHVE, Kyrios ("Rab") olarak çevrilmiştir. Rab sözcüğü o zamandan beri İSRAİL TANRISININ Tanrılığını ifade etmek için kullanılmaya başlandı. Yeni Ahit bu güçlü "Rab" adını hem BABA hem de TANRI'NIN KENDİSİ olarak kabul edilen İsa için kullanıyor, (Bkz. 1 Kor 2, 8) bu bir yeniliktir.

454 Tanrı'nın Oğlu adı, Mesih İsa'nın Babası Tanrı'ya olan biricik ve ebedi ilişkisi demektir: O Baba'nın ve Tanrı'nın Kendisinin biricik Oğludur. Hıristiyan olabilmek için Mesih İsa' nın Tanrı'nın Oğlu olduğuna inanmak şarttır. (Bkz. Hİ 8, 37, 1 Yu 2, 23)


sa kendisini "Tanrı'nın biricik Oğlu" (Yu 3, 16) olarak nitelendirerek bu adla ezeldeki varlığını doğrular. ( Bkz. Yu 10, 36) İsa "Tanrı'nın biricik Oğlu adına" inanılmasını ister (Yu 3, 18). Bu Hıristiyanlık inancı, İsa daha Çarmıhta iken yüzbaşının haykırışında ortaya çıkar: "Bu adam gerçekten Tanrı'nın Oğluydu" (Mk 15, 39). İnanlı "Tanrı'nın Oğlu" ünvanına en yüksek önemi ancak Paskalya gizinde verebilir.

445 İsa'nın Tanrı'nın Oğlu olma niteliği dirilişinden sonra yüceltilmiş insanlığında ortaya çıkar: "Kutsallık Ruhu sayesinde ölüler arasından dirilerek kudretle Tanrı'nın Oğlu ilan edildi" (Bkz. Hİ 13, 33) (Rom 1, 4). Havariler, "Biz Onun yüceliğini, Baba'dan gelen, nur ve gerçekle dolu olan biricik Oğlunun yüceliğini gördük" (Yu 1, 14) diyebilirler.

449 İsa'ya Tanrısal Rab adını veren Kilise'nin ilk inanç ilkelerinde, başlangıçtan beri TANRI BABA'YA ait olan güç, şeref ve yücelik aynı zamanda İsa'ya da aittir, çünkü İsa "Tanrı özüne" sahiptir ve Baba İsa'nın bu üstünlüğünü Onu Ölüler arasından dirilterek ve Onu yüceliğine yükselterek gösterdi.
   
  ADEM'İN MEYVA, YILANIN YANILMAZLIĞI, TANRININ YALANCILIĞI KONULARININ İŞLENDİĞİ "TANRININ BAHÇESİ " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ  
   
  KİTAPLARINDAN BİRKAÇ ÖRNEK

Yaratılıs............3:8 Derken, günün serinliğinde bahçede yürüyen RAB Tanrı'nın sesini duydular. O'ndan kaçıp ağaçların arasına gizlendiler.

Yaratılıs............11:5 RAB insanların yaptığı kenti ve kuleyi görmek için aşağıya indi
Yaratılış............18:21 Onun için İNİP BAKACAĞIM. Duyduğum SUÇAMALAR DOĞRU mu, değil mi GÖRECEĞİM. Bunları YAPIP YAPMADIKLARINI ANLAYACAĞIM.››
Yaratılıs............3:9 RAB Tanrı Adem'e, "Nerdesin?" diye seslendi

Yaratılıs............32:28 Adam, "Artık sana Yakup değil, İsrail denecek" dedi, "Çünkü Tanrı'yla, İNSANLARLA güreşip yendin."

Eyup (Job)........1:7 Rab ŞEYTAN'a, "Nereden geliyorsun?" dedi. ŞEYTAN, "Dünyada gezip dolaşmaktan" diye yanıt verdi.

Eyüp................1:6 Bir gün ilahi varlıklar RABbin HUZURUNA ÇIKMAK için geldiklerinde, ŞEYTAN da ONLARLA GELDİ.

Çölde Sayım....15:7 Dökmelik sunu olarak da üçte bir hin şarap sun. Bunları RABbi hoşnut eden koku olarak sunacaksın

Yaratılıs...........4:9 RAB Kayin'e, "Kardeşin Habil nerede?" diye sordu. Kayin, "Bilmiyorum, kardeşimin bekçisi miyim ben?" diye karşılık verdi.

Mezburlar/Zebur.2:4 Göklerde oturan RAB gülüyor, Onlarla eğleniyor.

Çölde Sayım.....22:9 Tanrı Balam'a gelip, "Evinde kalan bu adamlar kim?" diye sordu.

Yeşaya ...........6:1 Kral Uzziya'nın öldüğü yıl yüce ve görkemli Rab'bi gördüm; tahtta oturuyordu, giysisinin etekleri tapınağı dolduruyordu.

VERDİĞİ KARARLARIN SONUCUNU KESTİREMEYEN, OLAYLARI KONTROL EDEMEYEN BİR TANRI İNANCI. (böyle bir tanrı'nın varlığın kabul edipte kurtuluş vaadlerini kesinlikle yerine getireceğine inanılabilir mi?)
ÜSTELİK BİRDE PİŞMAN OLAN YAPIYA BÜRÜNDÜLEREK NİTELENDİRİLMİŞ OLAN TANRI inancı, MÜSLÜMANLARIN SAHİP OLDUĞU "ALLAH" imanının neresiyle bağdaşabilir?

Yaratılıs............6:6 İnsanı yarattığına PİŞMAN oldu. Yüreği sızladı.
Yaratılıs...6/7 "Yarattığım insanları, hayvanları, sürüngenleri, kuşları yeryüzünden silip atacağım" dedi, "Çünkü onları yarattığıma pişman oldum."

1 Tarihler..........17:5 İsrail halkını Mısır'dan çıkardığım günden bu yana tapınakta oturmadım. Bir çadırdan öbür çadıra, orada burada konaklayarak dolaştım.

Ezra.................7:15 Benim ve danışmanlarımın Yeruşalim'de konut kuran İsrail'in Tanrısı'na gönülden verdiğimiz altını, gümüşü birlikte götürmelisin.

1 Samuel..........8:21 Halkın bütün söylediklerini dinleyen Samuel, bunları RAB'be aktardı.

Levililer.............1:14 "Eğer kişi yakmalık sunu olarak RAB'be kuş sunmak istiyorsa, kumru ya da güvercin sunmalı.

Levililer.............1:17 .............Sonra kuşu sunakta yanan odunların üstünde yakmalı. Bu yakmalık sunu, yakılan sunu ve RAB'bi hoşnut eden kokudur.

Görüldüğü gibi ifadeleri, hiç birşeyden haberi olmayan, yeryüzünde olanları görebilmesi için iniş yapması gereken, ekip halinde çalışan / yardımcıları olan, muzurluk yapan, yarattıklarının kendisine erişeceğinden korkan ve çaresizlik içinde yardımcılarını çağıran, zayıf tarafları olan, acizliklerini yarattıklarına belli eden ve bunu gönderdiği (onlara göre gönderilen) kitapta itiraf eden / belgelettiren, adeta; "evet ben sizden korktum siz güçlüsünüz, beni birlik olursanız yenebilirsiniz" diyen bir Tanrı inancına sahipler.

"Alemlerin Rabbi Allah'a" olan imandan eser varmı da?, "AMENTULARIMIZ AYNI" diye çağrılarda bulunuyorlar?
   
  KONU İLE DAHA GENİŞ AÇIKLAMALARI AŞAĞIDAKİ SAYFALARDA BULABİLİRSİNİZ.
   
  HIRİSTİYANLARA GÖRE "RAB ve KUL NE DEMEK?" "RABBİMİZ" DENİLDİĞİN DE NE ANLARLAR? AYRINTILARI İÇİN BU BAĞLANTIYI KULLANABİLİRSİNİZ.
   
  YAHVE KİM? İSA'NIN "BABAM" DEDİĞİ YAHVE'YE NE OLDU? KONULARININ İŞLENDİĞİ "İSA YAHVE Mİ? " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.  
   
  VATİKANA GÖRE; AHİTLERDEKİ TANRI İŞARETLERİ ve TUTARSIZLIKLARIN İŞLENLENDİĞİ "DÜALİST DİNLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  GÖNÜLLERE İÇİRİLEN BUZAĞI, PUT'culuğu TEŞVİK EDEN TANRI MANİFESTOSU ve PUT'cu "HARUN & SAMİRİNİN BUZAĞISI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Müslümanlığın Amentüsünün 2.şartı olan MELEKLER'E İMAN gerçekleşmiyor.
  Onların isimlerin de ve görevlerinde ki ayrılıkları bırakın! Onlar, Melekleri dişiler olarak kabul ediyorlar ve onların suç işlediklerini kabul ediyorlar.İblis'le eşdeğer tutuyorlar
   
  Onların MELEK imanı diye bir kavramları yok. Onlar için şeytan ile Melekler arasında tek fark kendilerinden yana olanlar ve olmayanlar şeklinde. Tıpkı kötü ruh, iyi Ruh anlayışlarında oduğu gibi. Tıpkı başka ulusların Tanrıları/Kralları ile kendi Tanrıları/Kralları arasında yaptıkları ayrımlar gibi.

RABBİN AZARLAMADIĞI ŞEYTAN'a sahip bir dinin, Tanrı diye işaret ettikleriyle toplantılara katılan ŞEYTANA sahip bir dinin hangi Amentü maddeleri bir olabilir. Her dinde Tanrı, ölüm sonrası hayat, melek, ruh, öğreti, elçi gibi kavramlar var. Bu sayılanların kelime olarak geçmiş olması AMENTULARI bir yapar mı? Bu durumda bu isimlerin geçtiği sözlükler, ansiklopediler ve diğer yayınlar DİN KİTABI mı sayılması lazım?

Zekerya..............3:1 RAB, meleğinin önünde duran Başkâhin Yeşuyu ve onu suçlamak için SAĞINDA DURAN Şeytanı bana GÖSTERDİ

Zekerya..............3:2 RABbin meleği Şeytana, ‹‹RAB seni AZARLASIN ey ŞEYTAN!›› dedi, ‹‹Yeruşalimi seçen RAB seni azarlasın! Bu adam ateşten çıkarılan yarı yanmış odun parçası değil mi?››

   
  YAHVE KERUV'ları YAKIP KÜL MÜ ETTİ? yoksa; TAHTINI KERUV'arın ARASINA mı KURDU? örnekleri için "KERUV & ŞEYTAN" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
 

Matta................2/41 «Sonra solundakilere şöyle diyecek: `Ey lanetliler, çekilin önümden! İblis ile onun melekleri için hazırlanmış sönmez ateşe yollanın!

Meleklerin günah işleyebileceklerini kabul ediyorlar. Günah işleyip cehenneme atılan MELEK inançları var
2 Petrus...........2/4 Tanrı, günah işlemiş olan MELEKLERİ esirgemedi; onları cehenneme atıp karanlıkta zincire vurdu. Yargılanacakları zamana dek orada tutulacaklar.

Şeytan melekler de varmış..
2 Korintliler.......12/7 Aldığım esinlerin üstünlüğüyle gururlanmayayım diye bana bedende bir diken, beni yumruklamak için bir Şeytan meleği verildi, gururlanmayayım diye.

Melekler yiyip içiyorlar..
Yaratılıs..19/2 "Efendilerim" dedi, "Kulunuzun evine buyurun. ..........." Melekler, "Olmaz" dediler, "Geceyi kentin meydanında geçireceğiz."
Yaratılıs..19/3 Ama Lut çok diretti. Sonunda onunla birlikte evine gittiler. Lut onlara yemek hazırladı, mayasız ekmek pişirdi. Yediler.

   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  17 - İSRA........... 40. Rabbiniz erkek çocukları size seçip-ayırdı da kendisine meleklerden kız çocukları mı edindi? Gerçekten çok büyük bir söz söylüyorsunuz.[7]
53 - NECM......... 27. Şüphesiz ahirete iman etmeyenler, meleklere dişi isimleri veriyorlar.
6 - EN'AM......... 100. Allah'a bir de cinleri/gözle görülmeyen yaratıkları ortak koştular. Oysaki, onları O yaratmıştır. Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar isnat etme saçmalığını gösterdiler. Şanı yücedir O'nun! Onların nitelemelerinin ötesindedir O!

Allah, meleklerin kayıtsız şartsız secde ettiklerini söylüyor.
7 - A'RAF..........206. Rabbinin yanında olanlar, büyüklük taslayıp O'na kulluktan geri kalmazlar, (daima) O'nu tesbih ederler ve O'na secde ederler.
42 - ŞURA.......... 5. Neredeyse gökler üstlerinden çatlayacaklar. Melekler Rablerini hamd ile tesbih ederler; yerdekiler için de mağfiret dilerler. İyi bil ki Allâh, işte çok bağışlayan, çok esirgeyen O'dur.
   
  Onlar ise; Meleklerin, bir kısmının günah işlediklerini Güreştiklerini söylüyorlar....vs

Yahuda...6 Yetkilerinin sınırı içinde kalmayıp kendilerine ayrılan yeri terk etmiş olan melekleri, büyük yargı günü için çözülmez bağlarla bağlayarak karanlığa hapsetti.

2 Petrus ..2:4 Tanrı, günah işlemiş olan melekleri esirgemedi; onları cehenneme atıp karanlıkta zincire vurdu. Yargılanacakları zamana dek orada tutulacaklar.

Esinleme......12:9 Büyük ejderha, İblis ya da ŞEYTAN diye adlandırılan ve tüm dünyayı saptıran o ESKİ YILAN, MELEKLERİYLE birlikte YERYÜZÜNE atıldı.

Hoşea....1/4-5 Melekle güreşip yendi, Ağladı, kutsanmak istedi. Tanrı'yı Beyt-El'de buldu, RAB, Her Şeye Egemen Tanrı bizimle orada konuştu, O Yahve diye anılır.
   
  Müslümanlığın Amentüsünün 3.şartı olan KİTAPLARA İMAN gerçekleşmiyor.
  Allah'ın İndirdiği Kur'an'ı Kerim'e inanmıyorlar. (yukarıda işlenen konu)(Diğer tüm Kitaplara evet dedikleri, hiç bir kitap ilavesi yapılmadığı kabul edilse bile)
   
  3 - ZUHRUF.......44. Gerçek şu: Bu Kur'an sana ve toplumuna elbette ki bir hatırlatıcı/bir düşündürücü/bir şeref/bir öğüttür. Bundan sorumlu tutulacaksınız.
7 - A'RAF...........52. Andolsun biz onlara, bilerek açıkladığımız bir kitabı, inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik.
   
  Kur'an'ı Kerim'e inanmadıkları onu sapkın kitap gördükleri bir yana kendi ellerindeki Kitaplarında Hz. İsa tarafından getirildiğine inanmıyorlar ve kabul etmiyorlar. "İsa hiçbir kitap getirmemiştir ve yazmamıştır diyorlar. Biz bu kitapları Esinlemeler ve derlemeler ile Kutsal Ruh gözetiminde yazdık, konsillerde biçimlendirdik diyorlar.
   
 
   
   
  AHİT SANDIĞI'nı YAHUDİLER KABUL EDER Mİ? Tanrının, KİMSENİN BİLMEDİĞİ KİTABI BULUNUR MU? "KAYIP SANDIK&KİTAP" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  ONLARA GÖRE KİTAPLAR..
  Luka.........................1/1-3 Sayın Teofilos, Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişmiştir. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize iletmişlerdir. Ben de tüm bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.

Elçilerin İşleri (Acts)....1/1-2 Ey Teofilos,İlk kitabımda İsa'nın yapıp öğretmeye başladığı her şeyi, seçmiş olduğu elçilere Kutsal Ruh aracılığıyla buyruklar verip yukarı alındığı güne dek olanları yazmıştım.
   
  Esinlenme diyorlar, peki! bunlarda mı ESİNLENME....Kişisel ihtiyaçlarıda esinlenme ile geliyor. İlahi dedikleri kitaplarda selamların, isteklerin ne işi var. Bunlarda Kutsal ruh yada İsa'nın özel melekleri ile mi geliyor. Kendi kişisel işlerini, Kutsal ilan etmek için, oluşturdukları kitaplara sokmakta bir sakınca görmeyenler, kimbilir daha neleri sokmakta sakınca görmemişlerdir? Esinlenip, esinlenip yazanlar onlar, TANRI ADINA uygunluk onayı verenler, yine onlar.
   
  3 Yuhanna..................3/13 Sana çok yazacaklarım vardı, ama mürekkep ve kalemle yazmak istemiyorum.
Filimun.......................1/19 Ben Pavlus bunu kendi elimle yazıyorum, bedelini ben öderim. Senin kendi yaşamını bile bana borçlu olduğunu söylememe herhalde gerek yok.

Selam-sabahtan sonra, sitemlerden sonra, "birazda Tanrıdan bahsetmeli ki, "Tanrı sözü olarak" kutsal metin muamalesi görsün" diyor ve mektubuna devam ediyor.2

Korintliler....................12/1 Yararlı olmasa da övünmek gereklidir. Şimdi görümlere ve Rab'bin verdiği esinlere geleyim.
   
  Bakın kendileri söylüyor Tanrı'dan gelen birşey olmadığını. Araştırmalar sonucu, kanaatımın eseri olarak yazıyorum diyor. "İsa'nın yukarı alındığa kadar olanları" yazdım diyor." İSA, BANA YAZIPTA BIRAKTI" demiyor, "o güne kadar olanları yazdım" diyor.
   
  Esinleme (Vahiy/Revelation)...1/1 Bu kitap İsa Mesih'in esinlemesidir. Tanrı, yakın zamanda olması gereken olayları kullarına göstermesi için O'na bu esini verdi. O da gönderdiği kendi meleği aracılığıyla bunu kulu Yuhanna'ya iletti.

Esinleme (Vahiy/Revelation)...22/6 Melek bana, «Bu sözler güvenilir ve gerçektir» dedi. «Peygamberlerin ruhlarının Tanrısı olan Rab, YAKIN ZAMANDA olması gereken olayları kendi kullarına göstermek için meleğini gönderdi.»
   
  Ayrıca ne imiş kitapları bir esinlenme imiş. Önce "Tanrının oğlu" dedikleri İsa mesih esinlenmiş, oda bu esini özel melekleri aracılığı ile KULU Yuhanna'ya iletmiş. Cennet fetvası verilen kitaplar ne imişYuhanna'nın esinlenmesi imiş. Vahiy, "ALLAH'TAN" PEYGAMBERLER'lere gelir. "VAYHİN İLHAM'I olmaz, İLHAM'da VAHİY olmaz" (ilham, olsa olsa şairlere şiir olur, "bana yazdırıldı" olur, sanılar içinde sürüklenmek olur.Şeytanın düşüncelere attığı/kattıkları olur)
   
  GÖĞE YÜKSELEN HANOK , KUTSAL KİTAP DENETLEYİCİSİ KİTAP YAZMANI ve TANRININ OĞLU "EL SHADDAİ & EZRA" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  FETHULLAH GÜLEN'E GÖRE, ONLARA VERİLEN O GÜNKÜ KİTAPLAR NE İMİŞ?
  "O günkü" kitapların, "bugünkü" kitaplardan farklı olduğunu söylüyor.Hz. Musa ve Hz. İsa'ya verilen kitapların; "Kur'an gibi" olduklarını ve kendilerine "Müslüman olmaları" için, verildiklerini söylüyor.

Oysa Fethullah Gülen, Favorit dergisinin sorularına hazırlanarak verdiği cevaplarda, O GÜNKÜ (orjinal Tevrat ve İncil) kitapların neden verildiğini nasıl açıklıyor.."Çünkü Musevîliğin ve Hıristiyanlığın başındaki isimler olan Hz. Musa ve Hz. İsa (Allah'ın selâmı üzerlerine olsun), İslâm'ın da Hz. Muhammed (s.a.s.) gibi kendilerine peygamber olarak inanılmasını emrettiği iki büyük peygamberdi. Onlara verilen Tevrat ve İncil de, Kur'an gibi, Müslüman olmak için kendilerine inanılması gereken iki İlâhî Kitap'tı."

Yani OGÜNKÜ ellerinde olan kitapları, Kur'an'ı Kerim gibi ilahi kitaplarmış.Müslüman olmaları için, PEYGAMBERLER vasıtası ile kendilerine tebliğ edilmiş kitaplarmış. BUGÜNKÜ ellerinde olan kitaplar gibi, Allah'tan gelen vahiylere göre, Peygamberler tarafından yapılmış tebliğ olmayan, ESİNLENDİK diyerek oluşturdukları kitaplar değilmiş.
   
 

Oysa, Fethullah Gülen'in mektup sunup bağlılıklarını bildirdiği Vatikan bile 1986 yılında bilim adamlarına/ kilise uzmanlarına yaptırdığı "The New American Bible" adlı kutsal kitaplarının tefsirinde, Eski Ahit'in nasıl İki tanrı kuvvetini işlediğini örnekleri ve delileri ile ortaya koymuş.

Özellikler;Tekvin/Yaratılış, Mısır'dan Çıkış, Levililer, Sayılar/Çölde Sayım, Tesniye/Yasa'nın Tekrarı adlı kitapların, Musa tarafından yazılmadığını, Elohimci, Yahovacı, Kahinler (Rahipler) kaynaklardan beslenerek faklı kişiler tarafından farklı zamanlarda yazıldığını örnekleri ile belirtmişler.

iblis olarak tanıtılan, (Tanrı ile görüşmelerde bulunabilen) olgunun, nasıl Tanrı YEHOVAYA / YAHVEYE dönüştürülüp, İsrail Tanrısı yapıldığını kaynakları ile anlatmış. Vatikan'ın din alimleri tarafından, 25 yıllık çalışmanın ürünü olan bu tefsir kitabı

Yahudi kitaplarında iki adet tanrı vardır demiş. Eski Ahit Düalist inanç sistemidir demiş. Söz konusu kitapların Musa tarafından değil, çok sonraları farklı kişiler tarafından kutsal metinler olarak kaleme alındığını belgelerle göstermiş.

Bu sözler ne zaman denmiş? Mektup ziyareti yapılmadan tam 13 yıl önce denmiş.Vatikan bunları demekle kalmamış, Yeryüzündeki Tanrının temsilcisi kabul edilen Papa'ya da damgalattırılmış.

O halde nasıl oluyorda, AMENTULARIMIZ AYNI diyerek, Cennet vizeleri vererek insanlar ateşe çağrılıyor.Eski Ahit için bunları söyleyen Papa, bir bakış açısı ile kendilerine ait olan Yeni Ahit'i aklar gibi gözüküyor ama Konsil kararlarına göre, Eski Ahit dedikleri kitapların hepsini, Tanrı kelamı olarak kabul ettiklerini unutuyor.

Unutma o kadar büyük boyuttaki, Yeni Ahit ve Eski Ahit'in aynı kapak altında "İNCİL adı ile KUTSAL KİTABIMIZ" diye dağıtıldığını unutuyor.Kutsal kitap kanonlarındaki 66 kitaptan 39'unun Eski Ahit dediği kitaplardan oluştuğunu görmemezliğe geliyor.

(Yahudilerin M.S. 90 yılına kadar kabul ettikleri kitaplarının sayısı 45 adet. M.S. 90 yılında Yanmiya'da yapılan konsil kararlarına göre, 6 kitabı Tanrı sözü değil damgası ile kutsallıklarını iptal edip, Ahit'ten (Eski) çıkarıyorlar.

Böylece Tanrı sözüdür diye kabul ettikleri kitap sayısı 39 adete iniyor.Hıristiyanlar, dinlerine, kitaplarına, edindikleri Tanrılarına, geçmiş sağlayabilmek adına, Yahudilerin, konsil öncesi kabul ettikleri 45 kitapları ile kendilerine ait olan 27 adet kitabı bir araya getirerek, -72 kitaplık- Kitabı Mukaddes adı altında topluyorlar. Kutsal din kitaplarını oluşturuyorlar.

Karışıklıkta burada çıkıyor. Yahudiler, son konsil kararlarına göre bizim 39 kitabımız var derlerken, Hıristiyanlar önceleri hep bir ağızdan "hayır sizin Tanrı sözü olan 45 kitabınız var" diyorlar.Daha sonra bu bir ağızdan yapılan 45 kitaplık iddiası, Protestanların, protest çıkışları ile bozuluyor. Protestanlar, 18 bölümlük 6 adet kitabın Tanrı sözü olamayacak kadar saçma olduğunu söyleyerek, Eski Ahit kitap sayısını 39 olarak kabul ediyorlar.

Ortodokslar ise 45 adet kitap kabulünde israr etmekte, kutsal kitaplar olarak kendi tapınmalarında kullanmaktalar.Türkiye gibi, misyonerlerin cirit attığı ülkelerde, Kitab-ı Mukaddes 66 kitap olarak yayınlanmakta, sakıncalı 6 kitapta ayrı basılarak piyasaya verilmekte imiş.


Özetle diyorlar ki; "bizim kutsal kitap dediklerimizi, bir kısmımız fazla, bir bölümümüz, eksik, bir başka bölümümüz sahte, bir başka bir bölümümüz ise elimizdeki tüm kitaplar bunlar, ancak bu kadarını derleyip toparlayabildik."

Eski Ahit'e insan eli ile yazılmıştır diyerek, yukarıda sıralananları unutan PAPA'lık ve diğer kabul ve red otoriteleri, çok önemli birşeyi daha görmemezliğe geliyorlar. Esasında buna vurdum duymazlığa yatıyorlar demek daha doğru. Hz.İsa'nın, kitap getirmediği söyleyenler onlar.

İsa'nın, Eski Ahitle amel ettiğini söyleyen de onlar. Bu durumda, sapkın kitapları kutsal kitaplar olarak kabul etmeleri yetmiyormuş gibi, birde İsa'nın sapkın kitaplara bağlı olarak amel ettiğini mi söylüyorlar?

Eğer o kitaplarda Vatika'nın savunduğu gibi, başka ikinci bir Tanrı varsa (ki var) İsa neden o Tanrıya, Tanrı olarak itiraz etmedi.
Eğer, o kitaplarda başka Tanrı kabulü varsa ve İsa'da buna itiraz etmedi ise (ki etmedi) Vatika'nın, "ismini İsa kullanıyor" dedikleri Yahve Tanrıya ne oldu?

Eğer o kitaplar sapkınsa; İsa sapkın kitaplarla mı amel etmiş, Tanrı İsa; çok Tanrılığı benimseyen biri mi oluyor?
Eğer o kitaplar sapkınsa; İsa, neden Eski Ahitle amel etmiş olsun?
Eğer o kitaplar sapkınsa; İsa'da o kitaplarla amel etti ise, İsa olarak tanıttıkları, Tanrı ile ilişiği olmayan, vaadcinin takdim ettiği hayali kahraman olmasın?
Eğer o kitaplar sapkınsa; İsa bu itaplar için ibadet edimez, bunlar BABAMIN SÖZLERİ değil demedi?
Eğer o kitaplar sapkınsa; Baba ile aynı özden, önce söz vardı diye tanıtılan "söz olan İsa", kendisini nasıl oldu da tanıyamadı?
Eğer o kitaplar sapkınsa; "Baba bende ben Baba'dayım" diyen, Baba Tanrı ile aynı özden olan, İsa kendilerine ait olması gereken kitapların sahte olduğunu anlayamadı?
Eğer o kitaplar sapkınsa; İsa, esin verdiği, meleklerini gönderdiği kutsal metin yazarlarına bu durumu neden üzerine basa, basa bildirmedi?
Eğer o kitaplar sapkınsa; Kendi inanç kurumları eli ile aynı CİLT içinde, aynı KAPAK arasında, Kitabı Mukaddes adı altında neden dağıtıyorlar?
Eğer o kitaplar sapkınsa; Mukaddes Kitaplar adı altında birlikte verdikleri, diğer kitaplarda sapkın olmuyor mu? En azından sapkınlığa prim verdirmiş olmuyor mu?

Eğer o kitaplar sapkın değilse; hangi cüretle Vatikan bu kitaplara sapkın diyebilir?
Eğer o kitaplar sapkın değilse; Vatikan sapkın olmayan kitaplara "sapkın" demekle, başka sapkınlıklar peşinde koşuyor olmuyor mu?

Yoksa, final sahnesi için hazırlanıp, "BİR'lik" açıklaması için zemin mi oluşturuyorlar?
Varlık birliğinin BİR'ine yumuşak geçiş yollarını mı hazırlıyorlar?

"Esasında birbirimizden farkımız yok aslında bizler hepimiz Vaadci taraftarıyı mıyız" diyecekler. "Düalizmin (Polializm denebilecek kadar Tanrı kabulleri var. Sadece Tapınma Tanrıları 2 gözüküyor) bir parçası olmaktan mutlu muyuz" diyecekler?

Hayal bu ya! Yoksa; Esinleme bölümünde / Vahiy bölümünde gerçekleşeceğini sandıkları olayların başladığında, Tapındıklarının gerçek kimliğini açıklamak için zemin mi oluşturuyorlar?

YOKSA HEM KİTAPLARA SAPKIN KİTAPLAR, DİYECEKSİNİZ, HEMDE MUKADDES KİTAP ADI ALTINDA DAĞITIM YAPIP, ÖĞRETECEKSİNİZ. "BU KİTAPLARA TABİİ OLMAYANLARDA KURTULUŞA EREMEZ DİYECEKSİNİZ" ve MÜMİNLERDEN DE, "TEK İLAH'A" İNANDIĞINIZI KABUL ETMELERİNİ BEKLEYECEKSİNİZ..

"Haline bakmadan saraya mani söylemeye gitmek" denir. Kendi ekşiliklerini gizlemek için, dikkatleri başka yöne çekmek için, başkasına, "Senin yoğurdun ekşi" diyorlar.

   
  VATİKANA GÖRE; AHİTLERDEKİ TANRI İŞARETLERİ ve TUTARSIZLIKLARIN İŞLENLENDİĞİ "DÜALİST DİNLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Sapkınlık kitaplara sahibiz itirafında bulunan kuruma, belgeler yayınladıktan 13 yıl sonra, bile bile....

Bu düşüncelere sahip olanlara gidip mektuplar sunmak,
Onlarla; "inançsızlara karşı ittifaklar" kurduk diye övünmek,
Onlara; "size karşı gelebilecek olanlara, sizin için dalga-kıranlar oluruz" demek,

Yaptıklarınızı, onaylıyoruz, sizinle olmak istiyoruz demek olmuyor mu? Bizim kitaplarımızda, kitabı Mukaddes dediğimiz kitapların içinde "şirk var" diyenlerin, şirk koşmalarını onaylamış olmuyorlar mı?Onlara; İki tip insan vardır, ikinci tip insanlar toplumları yönetmek için varlardır" demek, "bizleri de yolunuza yöneltin" demek olmuyor mu?

Yukarıda sahip oldukları kitapların, açıkca sapkınlığını itiraf edenlerle, AYNI AMENTÜDAYIZ çağrılarında bulunmak,
Kendilerinin bile, damgalayarak sapkın metinler dedikleri, ellerindeki kitapları , hükümlü ilan etmek, onları hükümsüz kılan, Kur'an ayetlerine hükümsüzdür demek,
Sapkın metinlerin meydana getirdikleri kitaplara tabiyiz diyenlere, CENNETLİKTİR vizesi vermek,....

AÇIKCA ATEŞE davettir. Sapkınlığa çağrıdır. Allah'tan gelenlere kulak tıkamaya sırt dönmeye teşviktir. YAHUDİLİK ve HIRİSTIYAN'lık adına yapılan TELLALLİKTİR.
   
  PAPA'ya YAZILAN MEKTUPTAKİ "YANLIŞ ANLAŞILAN MÜSLÜMANLAR" ve DALGAKIRAN KONUSUNUN İŞLENDİĞİ SAYFAYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  Müslümanlığın Amentüsünün 4.şartı olan PEYGAMBERLER İMAN gerçekleşmiyor.
  Allah'ın seçtiği Hz. Muhammed'i kabul etmiyorlar.(yukarıda işlenen konu) (Diğer tüm peygamberlere evet dediklerini kabul edilse bile)
   
  Böyle peygamberler olsa yani Peygamberler onların tanımladığı hareketleri yapmış olsa; PEYGAMBERLERE İMAN, İMAN ŞARTLARI arasında yer alır mı? Sapkınlığa, hırsızlığa, kötülüğe, Putlara, zinaya davet eden PEYGAMBER olabilir mi?  Hangi Amentu birliğinden bahsediyorlar. Onlarda PEYGAMBERLERE İMAN MADDESİ bile yok. Edinmiş oldukları Tanrı bile "PEYGAMBERLERE inanmayın" diyor.

Aslında onlarda bizim anladığımız manda iman olmadığı gibi (haliyle) İMANA çağıran Peygamberlerde yok. Büyücüleri, bilicileri, kahinleri, falcıları Peygamber olarak nitelendirenlerin inanaç sistemine AYNI AMENTUYA SAHİBİZ diye çağıranlar, onların "PEYGAMBER" dedikleriyle  MESLEKTAŞ  mı diyede merak etmemek imkansız. Adamların Peygamberlik mekanizması yok ki AMENTULARDA YER alsın. Baal'ında peygamberleri var, putlarında. 

Yeremya..........23:11 ‹‹PEYGAMBER de kâhin de TANRISIZ; TAPINAĞIMDA BİLE kötülüklerini gördüm›› diyor RAB.

Yeremya..........23:13 ‹‹SAMİRİYE PEYGAMBERLERİ arasında Şu İĞRENÇLİĞİ GÖRDÜM: BAAL adına PEYGAMBERLİK EDEREK Halkım İsraili BAŞTAN ÇIKARIYORLAR.
Yeremya..........23:14 YERUŞALİM PEYGAMBERLERİ arasında Şu korkunç şeyi gördüm: ZİNA ediyorlar, YALAN peşindeler. KÖTÜLÜK edenleri güçlendirdiklerinden, ........

Yeremya..........23:15 Bu nedenle Her Şeye Egemen RAB PEYGAMBERLER için şöyle diyor:‹‹Onlara pelinotu yedirecek, ZEHİRLİ SU İÇİRECEĞİM. Çünkü YERUŞALİM PEYGAMBERLERİ TANRISIZLIĞIN bütün ülkeye yayılmasına neden oldular.››

Yeremya..........23:16 Her Şeye Egemen RAB diyor ki, ‹‹Size PEYGAMBERLİK eden PEYGAMBERLERİN Dediklerine KULAK ASMAYIN, Onlar sizi ALDATIYOR. RABbin AĞZINDAN ÇIKANLARI  değil, kendi HAYAL ETTİKLERİ GÖRÜMLERİ ANLATIYORLAR. 

2 Tarihler..........18:21 "Ruh, 'Aldatıcı ruh olarak gidip AHAV'ın BÜTÜN PEYGAMBERLERİNE YALAN söyleteceğim' diye karşılık verdi. "RAB, 'Onu KANDIRMAYI başaracaksın' dedi, 'Git, dediğini yap.'
2 Tarihler.........18:22 "İşte RAB bu PEYGAMBERLERİN AĞZINA ALDATICI BİR RUH KOYDU. Çünkü sana kötülük etmeye karar verdi."

1 Krallar...........1:23 Krala, ‹‹PEYGAMBER Natan geldi›› dediler. Natan KRALIN huzuruna çıkıp YÜZÜSTÜ YERE KAPANDI.

1 Krallar..........18:22 İLYAS konuşmasını şöyle sürdürdü: ‹‹RABbin PEYGAMBERİ olarak sadece BEN KALDIM. Ama BAALIN DÖRT YÜZ ELLİ PEYGAMBERİ  var.

1 Krallar..........18:4 İzebel RABbin PEYGAMBERİNİ öldürdüğünde, Ovadya YÜZ PEYGAMBERİ yanına alıp ellişer ellişer mağaralara gizlemiş ve yiyecek, içecek gereksinimlerini karşılamıştı.

2 Tarihler ........18:5 İsrail Kralı AHAV  DÖRT YÜZ PEYGAMBER toplayıp, "Ramot-Gilat'a karşı savaşalım mı, yoksa vaz mı geçeyim?" diye sordu. .......
2 Tarihler .......18:6 Ama Yehoşafat, "Burada danışabileceğimiz RAB'bin BAŞKA PEYGAMBERİ YOK MU?" diye sordu.
   
  9 - TEVBE.......... 33. O, Allah'a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir.
48 - FETİH.......... 13. Kim Allah’a ve Peygambere inanmazsa bilsin ki, şüphesiz biz, inkarcılar için alevli bir ateş hazırladık.
   
  "Üç dinden herhangi bir dine inanmak yeterlidir. Mühim olan Kelime-i Tevhid inancıdır. Hz. Muhammed'i ise kabul ve tasdik etmek ise şart olmayıp bir kemal mertebesidir. Ehl-i Kitap ile amentüde ittifak halindeyiz.(Ahmed ŞAHİN, Zaman Gazetesi,17.04.2000)

"Üç dinden herhangi bir dine inanmak yeterlidir.Mühim olan Kelime-i Tevhid inancıdır." diyor ama daha "TEK ALLAH'A İMAN" konusunda benzerlik yok ki. Yukarıda onların kabullerini içeren, TANRI amentularını kendi ifadeleri ile naklettim.Onlar YAHVE'ye/İSRAİL TANRISINA/OĞUL TANRIYA inanıyorlar.

Durum bu kadar açıkken alay eder gibi sanki "TEK İLAH" konusunda birliktelik varmış gibi "Mühim olan Kelime-i Tevhid inancıdır." denilebiliyor. Onlar, Alemlerin Rabbi Allah'a iman etmiyorlar ki. Bu konuda, ne "biz Yahudiyiz" diyenler, nede "biz Hıristiyanız" diyenler bir tane bile delil getiremezler. Onlar Müslüman mahallesinde salyangoz satabilmek için bu tür aldatmacalara başvuruyorlar.

Alemlerin Rabbi Allah'a
iman ediyorlarmış görüntüsü altında, "TEK İLAH" inancı maskesi ile dolaşıyorlar. Evet onlar TEK TANRIYA inanıyorlar ama çok Tanrılı inanç sistemleri içinde, TEK TANRIYA inanıyorlar. Yahudiler kıskanç tanrıları, YAHVE'ye/İSRAİL TANRI'sı RABBE inanıyor ve tapıyorlar.

Esinleme (Vahiy/Revelation)...11/8 Cesetleri, simgesel olarak Sodom ve Mısır diye adlandırılan büyük kentin ana yoluna serilecek. Onların Rabbi de orada çarmıha gerilmişti.
Esinleme (Vahiy/Revelation)...11/10 Yeryüzünde yaşayanlar, onların bu durumuna sevinip bayram edecek, birbirlerine armağanlar gönderecekler. Çünkü bu iki peygamber, yeryüzünde yaşayanlara çok eziyet etmişti.

Hıristiyanlar ise mecburen,(Eski ahit Yeni Ahit geçişini sağlayabilmek için Tanrılarının da adaptasyonu söz konusu idi)YAHVE'nin devamı isim değiştirmiş/başkalaşıma uğramış hali dedikleri, TANRININ OĞLU İSA'ya ibadet edip tapıyorlar. Asla ve Asla Alemlerin Rabbi olan Allah'a iman etmiyorlar.

Sadece bir yaratanın olması gerekliliğinden dolayı, BABA TANRI tanımını kullanıyorlar. Çünkü taptıkları Tanrılarının (VAAD'cilerinin) hiç bir yaptırım gücü olmadığını, hiç bir şeyi yaartamadığını / yaratamayacağını biliyorlar. Birbirlerini destekleyen, birbirlerinden yardım bekleyen ordular halinde olduklarını biliyorlar.


Tek amaçları Varlık Birliğini sağlayabilmek, BABA TANRIDAN görevlerin özellikle din gününün sahipliğini alabilmek. Madem herkez ondan bir parça o halde parçalar bir araya gelirsek Varlık BİR'liğini urmuş oluruz.Tanrı oluruz hayali içinde planlarını uyguluyorlar.Amentü çağrılarının sebebide budur. Yoksa onlarda biliyorlar Aynı Amentüda olmadığımızı yada olmadıklarını.
   
  ENEL-HAK, TEK ve BİR, TEK ve BİRİCİK VARLIK BİRLİĞİ GÖRÜŞLERİNİN YER ALDIĞI "VAHDET-İ VUCUT" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.  
   
  "Hz. Muhammed'i ise kabul ve tasdik etmek ise şart olmayıp kemal mertebesidir..." diyorlar. Yani diyorlar ki; "Allah son peygamber olarak Hz. Muhammed'i göndermiş olabilir ama siz onu kulak arkası edebili/görmemezliğe gelebilirsiniz" diyorlar.Son Peygamberi kabul etmeyen doğal olarak onun getirdiği Kur'an'ı Kerim'i de kabul etmemiş göz ardı etmiş oluyor/ görmemezliğe gelmiş oluyor.
   
  ALLAH BU DURUMU KUR'AN'I KERİM'DE ŞU ŞEKİLDE BİZE HABER VERİYOR.
20 - TAHA....... 125. O da şöyle der: “Rabbim! Dünyada gören bir kimse olduğum halde, niçin beni kör olarak haşrettin?
20 - TAHA....... 126. Allah “Evet, öyle. Âyetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun” der.
   
  Allah'ın son gönderdiği Peygamberi kabul etmeyenler, son Peygamber olarak Hz. İsa'yı görenlerle nasıl Amentularımız aynı olabilir ki? Onlar; kim peygamber, kim değil nasıl karar verebilirler. Her peygamber bir önceki Peygambere verilmiş olanlarla kendisini kanıtlayarak geliyor.Gönderilen her kitapta, bir önceki kitabı tastikleyen ve ayrıntılı kılan olarak gönderiliyor.

Onlara göre Peygamberler HIRSIZ, kendisini TANRI ilan etmiş FİRAVUNA hizmet eden, yalan söyleyende olabiliyor.
   
  DÜNYA KÖLELİĞİ için KÖYLEŞTİRME ve E.AHİT'ten YAHUDİLİK MANİFESTOSUNUN anlatımı olan "YUSUF& HAMAN & AÇLIK" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
 

İSA'ları da, Peygamberlikten alınıp TANRI YAPILDIĞINA göre; artık (İLAHİ VAHİYLERDEN zaten uzaklaştırmak için meydana getirilmiş olan) TANRININ YASA'larını, YENİ YASA'larla değiştirebilirlerdi. Eski TANRI YASALARININ yerine yeni TANRI YASALARINI koyarlarken kullanacakları söz "TANRI EMRİ" olacağı için bir maniylede karşılaşacak değillerdi.

Çünkü daha önce Tanrıyı seçmiş ve profilini çizmişlerdi. O amaçlarına hizmet etsin diye de; aslıda PEYGAMBER olması gerekeni TANRININ OĞLU diye dayatmışlardı. Ve aynı amaca hizmet etsin diye, unvanlarına unvanlar eklenmiş "TANRININ TA KENDİSİ" ilan edilerek, DİN PATRONLARI olarak İCRAATLARINDA sorgusuz sualsiz uyguladıkları GÜCÜN sahibi oluvermişlerdi.

Eğer bunlar yapılmamış olsa SORULARIN ARDI ARKASI kesilir miydi?
Bu durumda; bu kadar KEYFİYET içinde TANRI YERİNE, TANRI KARARLARI alabilirler miydi?
TANRILARIN TANRISI edasıyla TANRI ATAYICISI konumunda kendilerini görebilirler miydi?
TANRILARIN TANRISI olma davranışlarını, mesleklerinin gereği gibi (olmazsa olmazı gibi) İÇGÜDÜSEL KAREKTERLERİ haline getirebilirler miydi?
İcad ettikleri TANRI dahi ATAYAN, TANRILARIN TANRISI mesleğini o-günlerden alıp BU-GÜNLERE taşıyabilirler miydi?
Ve hala TANRILARIN TANRISI mesleğinde pozisyonlarını koruyor olabilirler miydi?
Eğer, kitaplarında İSA'larını TANRININ OĞULLUĞUNA daha sonra kabullerinde / konsillerinde TANRININ TA KENDİSİ konumlarına oturtmuş olmasalardı, TANRI edasına sahip davranışları eşliğinde PERVASIZLIK SERGİLEYEREK HAREKET edebilirler miydi?
Bu duyguları, TANRILARIN TANRISI olma EGOSUNU DAMARLARINDA hissedebilirler miydi?

Nasıl olsa Peygamber olarak kabul ettikleri insanlarda; KİTAPLARINDAKİ STANDARTLARA uyan yapıda olacakları için, (veya kafalarına uyanlara Peygamber unvanları hemen yapıştıralacağı için) tüm Peygamberlerin İLAHİ VAHİYLERDEN uzak kalmış olan, onları örtmeye çalışan, yok kabul eden KAHİNLER MESLEĞİNDEN olmaları gerekiyordu.

İSA'ları peygamberlikten alınıp OĞUL TANRI ilan edildiğine göre; Peygamber açığıda kapatacak olanlarda elbette İLAHİ değeri olmayan, CİN'ciler olmalıydı. Eski Ahit geleneğinden haşır neşir konumunda oldukları Cin'lerle irtibatta olup BİLİCİ kabul edilenler bu iş için biçilmiş kaftandı.

İnsanların bilmediği ve duymak istedikleri şeyleri, garip ritüeller ve sesler arasında yapmıyorlar mıydı? O halde; Dinlerinin genelinde CİN çıkartmayı, MUCİZELER olarak kabul etmişler için bu kaçınılmaz bir seçimdi. Birkaç örnek...

Matta..........9:32 Adamlar çıkarken İsa'ya, CİNE TUTSAK dilsiz biri getirildi.
Matta..........9:33 CİN KOVULUNCA adamın dili çözüldü. Halk hayret içinde, «İSRAİL'de BÖYLESİ hiç GÖRÜLMEMİŞTİR» diyordu.
Matta..........9:34 Ferisiler ise, «CİNLERİ, CİNLERİN REİSİ GÜCÜYLE kovuyor» diyorlardı.

Matta..........8:28 İsa gölün... ...., CİNE TUTSAK iki kişi mezarlık mağaralardan çıkıp O'nu karşıladı. BUNLAR ÖYLE TEHLİKELİYDİ ki, O YOLDAN KİMSE GEÇEMİYORDU.
Matta..........8:16 Akşam olunca CİNE TUTSAK birçok kişiyi kendisine getirdiler. İsa ONLARDAKİ KÖTÜ RUHLARI bir sözle kovdu, hastaların hepsini İYİLEŞTİRDİi.

Matta..........8:32 İsa onlara, «GİDİN!» dedi. CİNLERDE adamlardan ÇIKIP DOMUZLARIN İÇİNE girdiler. O anda bütün sürü dik yamaçtan aşağı koşuşarak göle atlayıp boğuldu.

Domuzları kontrol edemeyen ama CİNLERE HÜKMEDEN İSA'larının, KÖY halkı tarafından SAKAR SÜNNETCİ muamelesi görüp kovulduğunu da kendileri yazmışlar...
Matta..........8:34 Bunun üzerine bütün kent halkı İSA'yı KARŞILAMAYA çıktı. O'nu görünce BÖLGELERİNDEN AYRILMASI için YALVARDILAR.

"OĞUL TANRI" dedikleri İSA'ları bile sürekli CİN'lerle uğraştığına göre, başka türlü PEYGAMBER seçimlerini hangi mesleği baz alarak yapabilirlerdi?
İlahi vahiylerle seçilmiş olanın, üstelik birde mucizelerle gönderilmiş olanın,
Yüzyıllardır üstlerini örtmeye çalıştıkları (unutturdukları) VAHİYLERİN üzerlerini açıp halka duyuranın,
"ALLAH'tan, başka İLAH yoktur" diye,"HAK YOLUNA" davet edenin,
ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'tır diye, TEVHİD İNANCINA çağıranın,
"ALLAH'ın" RESÜL olarak seçip, MUCİZELERİYLE gönderdiği PEYGAMBERİNİN yaydıklarını örtmek, açılanları kapatmak, hatırlatılanları unutturmak için, ortaya AYNI İSİMDE TANRININ OĞLUNU sürenler, elbette mesleği CİNCİLİK BÜYÜCÜLÜK olan BİRİNİN hayatını, İSA'larının üzerine monte ederek, Hz. İSA'nın açtığı yolları, tebliğ ettiği vahiylerin üzerlerini elbette kapatacaklardı.

Onların nezdinde, gelecekle ilgili haberler yayan / laflar eden yani falcılık yapan (etkiliyici olsun diye Bilici / Kahin dedikleri) Cinciler Peygamber statüsünde kabul görüyor. Kendi lehlerine CİNLERLE konuşanı, iyilerin Peygamberi ilan ediyorlar. Aleyhlerine konuşanlar da (Onların SAPKIN inaçlarına göre; "ALLAH'ın", seçmiş olduğu TÜM RESÜLLER yani TÜM PEYGAMBERLER' de bu tür değerlendirmeleri içinde yani kötü tarafta) Aslında haklarını da yememk lazım. SAHTE PEYGAMBERİN olacağını bildirmekle kalmamışlar, onları nasıl TANINABİLECEĞİNİ DE bildirmişler. Yani kullanma kılavuzunu içine eklemişler.

2 Petrus ............2:1 Ama İsrail halkı arasında sahte peygamberler vardı, tıpkı sizin de aranızda yanlış öğreti yayanlar olacağı gibi. ... aranıza yıkıcı öğretiler sokacaklar. .....
Matta................24:11 Birçok sahte peygamber türeyecek ve bunlar birçok kişiyi saptıracak.
Matta................7:20 Böylece SAHTE PEYGAMBERLERİ MEYVALARİNDAN tanıyacaksınız.
1 Yuhanna........4:4 Yavrularım, siz Tanrı'dansınız ve SAHTE PEYGAMBERLERİ yendiniz. Çünkü içinizdeki Ruh dünyadakinden üstündür.
1 Yuhanna..........4:5 SAHTE PEYGAMBERLER dünyadandır. Bu nedenle söyledikleri sözler de dünyadandır ve DÜNYA ONLARI DİNLER.

1 Krallar............18:22 İlyas konuşmasını şöyle sürdürdü: ‹‹RABbin PEYGAMBERİ olarak sadece BEN KALDIM. Ama BAALIN DÖRT YÜZ ELLİ PEYGAMBERİ var.

Bu mesleklerin erbabı olmuşların KONUŞTUM dediklerine de, "RAB" yada "TANRI" diyorlar. Cincileri "RAB / TANRI" ile konuştuklarını TANRI SÖZÜ olarak TANRIDAN GELDİ dedikleri kitaplarında duyurarak, DİNİN ÖNDERİ konumunda olanlar İNANANLILARINI neye taptırmış oluyorlar?

Esinleme...........19:20 Canavar ve onun önünde MUCİZELER YAPAN SAHTE PEYGAMBER yakalandı. SAHTE PEYGAMBER, canavarın İŞARETİNİ alıp onun putuna tapanları bu mucizelerle saptırmıştı. Her ikisi de kükürtle yanan ateş gölüne diri diri atıldı
Esinleme...........20:10 Onları SAPTIRAN İBLİS ise, canavarla SAHTE PEYGAMBERİN de içinde bulunduğu ateş ve kükürt gölüne atıldı. Gece gündüz, sonsuzlara dek işkence göreceklerdir.

"Anlaşılmaz konuşmalar olursa, susun konuşmayın,PEYGAMBERİNİZ o esnada TANRI ile KONUŞUYOR" gib abuk-sabuk lafları, ABRA-KADABRA işlerini örtmek için kullanıyorlar. Sihirle, büyüle, Tılsımla uğraşanların semboller içeren bu tekerlemelerini İLAHİ SÖZLER diye duyurmak, ŞEYTANIN GİT dediği yolu, takipcilerine süsleyen yaldızlayanlara YAKIŞIR.

1 Korintliler........14:28 Çeviri yapacak biri yoksa, bilmediği dilde konuşan, toplulukta sessiz kalsın, KENDİ İÇİNDEN TANRIY'LA KONUŞSUN.
1 Korintliler........14:29 İki ya da üç peygamber konuşsun, diğerleri onların söylediklerini iyice tartsınlar.
1 Korintliler........14:30 Toplantıda oturanlardan birine TANRI'dan bir ESİN GELİRSE, konuşmakta olan sussun.
1 Korintliler........14:31 Herkesin bir şeyler öğrenmesi ve cesaret bulması için HEPİNİZ TEKER TEKER PEYGAMBERLİKTE bulunabilirsiniz.
1 Korintliler........14:32 Peygamberlerin ruhları peygamberlerin denetimi altındadır.
1 Korintliler........14:37 Bir kimse kendini peygamber ya da ruhça olgun biri sanıyorsa, bilsin ki, size yazdıklarım Rab'bin buyruğudur.
1 Korintliler........14:39-40 Özet olarak kardeşlerim, PEYGAMBERLİKTE BULUNMAYI gayretle isteyin, BİLİNMEYEN DİLLERDE KONUŞULMASINA engel olmayın, ama her şey uygun ve düzenli şekilde yapılsın.

ABRA KADABRA lafları bilinmeyenTANRISAL lisan diye insanlara yutturmaya çalışanlar, esasında ŞEYTANA HİZMET ettiklerini bilen, DİN ÖNDERLİĞİNE soyunmuş olanlardır. Peygamberlik anlayışları bu çerçeve içinde seyredincede Peygamberlik sorununu bir çırpıda zahmetsizce çözüvermişler. Kendileri ile işbirliği yapan, aynı yolun yolcusu olan Cin'cilik mesleğinin erbaplarını, TANRISALLIK MASKESİ altına alıp kitaplarından duyurmuşlar.

Elçilerin İşleri.....11:27 O günlerde KUDÜS'ten Antakya'ya BAZI PEYGAMBERLER geldi.
Luka..................2:36-37 Aşer oymağından Fanuel'in kızı Anna adında çok yaşlı bir kadın peygamber vardı. .......
Elçilerin İşleri.....19:6 Pavlus ellerini onların üzerine koyunca Kutsal Ruh üzerlerine indi ve bilmedikleri dillerde konuşup peygamberlik etmeye başladılar.
Elçilerin İşleri.....21:9 Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.
Elçilerin İşleri.....21:10 Oraya varışımızdan birkaç gün sonra Yahudiye'den Agabus adlı bir peygamber geldi.

Eski Ahit'ten..
2 Tarihler...........18:22 "İşte RAB bu peygamberlerinin ağzına aldatıcı bir ruh koydu. Çünkü sana kötülük etmeye karar verdi."
1 Krallar............1:23 Krala, ‹‹Peygamber Natan geldi›› dediler. Natan kralın huzuruna çıkıp yüzüstü yere kapandı.
2 Tarihler ..........18/5 İsrail Kralı Ahav DÖRT YÜZ peygamber toplayıp, "Ramot-Gilat'a karşı savaşalım mı, yoksa vaz mı geçeyim?" diye sordu. .......
2 Tarihler ..........18/6 Ama Yehoşafat, "Burada danışabileceğimiz RAB'bin başka peygamberi yok mu?" diye sordu

Peygamberleri böyle olmalıydı ki, SÖYLEDİKLERİ SÖZLER GÜME gitmesin, salladıkları anlaşılmasın, SÖYLEDİKLERİNE bol bol TANRISALLIK verilmiş TANIKLIKLAR gösterilmiş olsun ki, onlarda gerine gerine bol destekli sallamalarına devam edebilsinler. Ve su sözleri kendilerine dahada itimat temin etmesi için sarfedebilsinler.

2 Petrus ........1:20 Öncelikle şunu bilin ki, KUTSAL YAZILARDA bulunan hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir.
2 Petrus ........1:21 Çünkü hiçbir peygamberlik sözü İNSANIN İSTEĞİNDEN kaynaklanmadı. İnsanlar KUTSAL RUH tarafından yöneltilerek Tanrı'nın sözlerini ilettiler.

Esinleme.........22:18 Bu kitaptaki peygamberlik sözlerini duyan herkesi uyarıyorum! Eğer bir kimse bu sözlere bir şey katarsa, Tanrı da bu kitapta yazılı belaları ona katacaktır.
Esinleme........22:19 Eğer bir kimse bu peygamberlik kitabının sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı yaşam ağacından ve kutsal kentten ona düşen payı çıkaracaktır.

DİN sistemleri öyle olmalıydı ki, herşeyi DİLEDİKLERİ gibi yazabilmeliydiler. TANRININ GÖREV ve SELAHİYETLERİNİ bile belirleyebilmeliydiler.
VE onlarda ÖYLE YAPTILAR. İSA kimliği altında o güne kadar duyulmamış bir TANRIYI öne sürüverdiler. Yahudilerin kurtarıcı, gözetmenleri EZRA kıvamından, El-Shaddai / Hanok ayarından daha üst imtiyazlarla donattıkları, EL-Shaddai olarak göründüm diyen YAHVE'nin de papucunu dama atan OĞUL TANRIYI inançlarının içine dahil ediverdiler.

ORTAYA ÇIKAN DURUMA GÖRE, TANRIYI OYNAYIP;
TANRI ADINA; "TANRIDAN" DEDİKLERİ kitapları yazdılar
TANRI ADINA; TANRIYI ŞAHİT TUTARAK, TANIKLIK yeminleri ettiler.
TANRILARINI seçtiler,
TANRILARINI değiştirdiler,
EDİNMİŞ İLK TANRILARINI 3'e BÖLDÜLER BABA TANRI, KUTSAL RUH ve ÖZGÜN OĞUL TANRIYI elde ettiler.

Tüm bunları TANRI OLUP, TANRI adına TANRIYI TANIK GÖSTEREREK yaptılar.
DİNİ ANLATMAK adına yazılmış, "DİNİ KİTAP" statüsünde olan kitapları, "DİN" KİTAPLARI olarak kabul etmiş olanlarda "KİTAPLARI YAZAN TANRIMIZDIR, HER HARFİ ONDANDIR" diyerek TANRININ YOLUNDA YÜRÜMEYE devam ediyorlar.

   
  Bu durumda, "Hz. İsa hiçi bir kitap getirmedi" diye, kendi elleri ile kitap yazanlar elbette bir benzeşme ve onay bulamazlar.Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, kelime benzerlikleri dışında bir benzerlik bulamazlar. Sipariş üzere yaptıkları/yaptırdıkları, Kur'an'ı Kerim meallerinden benzeşiyor diye yönlendirmeler yapsalarda, ilahi ve imani hiçbir benzerlik bulamazlar.

Eğer, Allah'ın, Kur'an'ı Kerim'de bildirdiği gibi Hz. Muhammed zamanında var olan gönderilmiş kitapları saklamayıp ortaya koysalardı, o kitapları yok etmeyip korusalardı zaten hepsi (o bölgede yaşayan bir çok İncil ve Tevrat bağlılarının yaptığı gibi) Hz. Muhammed'i kabul edip Müslüman olurlardı.

Allah Hz.Muhammed'i ve Kur'an'ı Kerim'i Budistlere, Hindulara göndermedi ki "bu nasıl kitap bizimkilerle hiç alakası yok" desinler.Daha önce kitap ve peygemberler verdiği bölgeye, hemde Kabe'nin bulunduğu ve Allah inancının bilindiği (sapmalar olsada Allah inancının geçerli olduğu yer) yere indirdi.

Tek farklı olansa, Yakup-oğullarından birine değilde, Hz. Yakup'un Dedesi Hz. İbrahim'in oğlu, Amcası Hz. İsmail soyundan gelen Hz. Muhammed'e verilmiş olması. (Kabullenmmelerinin en büyük sebebide bu zaten.Kendilerine değilde Araplara verilmiş olması.Müşrikler/şirk koşanlar içinse şehirin büyükleri duruken Hz. Muhammed'in saçilmiş olması.)
   
  SUAT YILDIRIM'IN "ESKİ ve YENİ AHİT YÖNLENDİRMELİ KUR'AN MEALİ" İLE İLGİLİ ÖRNEKLİ YAZIYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.  
   
  Bakın hepsi de Vatikan'ı onaylıyor Nelere çağrı yapıldığına bakın.Amentümuz bir diyenler, Vatika'nın "İSA TANRIDIR" dediğini öz oğullarını bildikleri gibi biliyorlar.Zaten onlarda bu terslikleri yok edebilmek, traşlıyabilmek için özetle Vatikan'ın Amentüsunu kabullendirebilmek adına, Kur'an'ın bazı Ayetlerini geçersiz kılıyorlar.


İmanlı olmak için, Hz. Muhammed'e inanmanın, Hz. Muhammed'i kabul etmenin şart olamadığını, üzerine basa basa söylüyorlar.Sonunda da fetvayı patlatıyorlar. Hıristiyanlık çağrısına katılan HERKEZE BÜYÜK ÖDÜLÜ vaad ederek, daveti "FLAŞ FETVALARI" ile duyuruyorlar.

Kur-an'ı Kerim'in bazı ayetleri ve bazı Hadis-i Şerifler tarihi sürecini doldurduğu için bunlarla amel edilemez. Kur'an-ı Kerim'in gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat'ın hükümleri hâlâ geçerlidir. Bugünkü İnciller'e ve Tevrat'a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar.” (Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)

"Yahudileri ve Hıristiyanları kınayan ve azarlayan ayetler ya Hazret-i Muhammed döneminde yaşayan ya da kendi peygamberleri döneminde yaşayan bazı Yahudi ve Hıristiyanlar hakkındadır.” (Küresel Barışa Doğru,Sf.45,Fethullah GÜLEN)

Bir çırpıda;
Bir olan Allah'a imanı,
Peygamberlere İmanı,
Kitaplara İmanı,
Ahiret'e ve Hesap gününe (Din gününün sahipliğini)
İmanı yok ediveriyorlar.

GÜNAH-SEVAP, CENNET -CEHENNEM belirleyeciliği vasıflarını üzerlerine alarak siparişle de olsa, TANRICILIK OYNUYORLAR. Gördünüz mü? Bir dedikleri/aynı dedikleri, amentü veya AMENTÜ BİRLİĞİ ONLARA GÖRE NASIL OLUYORMUŞ.

ALLAH'IN, ödüllerinden / lütuflarından olan, (kulların hedefinde olan) CENNET mükafatını, ALLAH'IN İZNİ olmadan dağıtmaya TANRICILĞA SOYUNMAK DENİR.Yada başka tanrılar edinilmişte konuşturuluyor denilir.Cennet hiç bir kulun hak edemeyeceği, Allah'ın lutfundan vermeyi vaad ettiği en büyük ödüldür.Cenneti, "hak ettim demek" bile, Allah'ın izni dışında tüm ödülleri alabilirim demektir.
   
  ONLARIN PEYGAMBERLERE BAKIŞINA BİR ÖRNEK VERELİMDE, PEYGAMBERLERE İMAN KONUSUNDA AMENTÜLARIMIZ NASIL AYNI OLUYORMUŞ DİYE SORALIM.

TOPLUMU DAHA İSTEKTE BULUNMADAN HARUN PUT YAPIM EMRİNİ VERİYOR..
Mısırdan Çıkış/Exodus......32/2 Harun, "Karılarınızın, oğullarınızın, kızlarınızın kulağındaki altın küpeleri çıkarıp bana getirin" dedi.
Mısırdan Çıkış/Exodus......32/3 Herkes kulağındaki küpeyi çıkarıp Harun'a getirdi.
Mısırdan Çıkış/Exodus......32/4 Harun altınları topladı, oymacı aletiyle buzağı sizi Mısır'dan çıkaran Tanrınız budur!" dedi.
Mısırdan Çıkış/Exodus......32/5 Harun bunu görünce, buzağının önünde bir sunak yaptı ve, "Yarın RAB'bin onuruna bayram olacak" diye ilan etti.

Peygamber, neyi Tanrı ve Rab ilan etti Samirinin buzağısını Tanrı ve Rab ilan etti BUZAĞIYI GÖNÜLLERE İÇİRMİŞ oldu. Hiç peygambere PUTCULUĞU yakıştıran, gerektiğinde PUTculuk ALLAH'A ORTAK KOŞMAYI tavsiye eden bir PETGAMBER İNANCI OLABİLİR Mİ? Böyle bir kitap İLAHİ OLABİLİR Mİ?

2 Tarihler ...18/5 İsrail Kralı Ahav DÖRT YÜZ peygamber toplayıp, "Ramot-Gilat'a karşı savaşalım mı, yoksa vaz mı geçeyim?" diye sordu. .......
2 Tarihler ...18/6 Ama Yehoşafat, "Burada danışabileceğimiz RAB'bin başka peygamberi yok mu?" diye sordu.

Onlara göre herkez peygamber olabilir. Kehanet üsdadı olanlar, kendilerine yakın gördüklerini Peygamberlik makamına hemen oturtmuşlar. Bu sayı çok fazla gelmiş olmalı, Peygamberlik, o kadar sıradan kabulleri içeriyor olmalı ki, İSRAİL TANRISI bile bu çokluktan şikayetci oluyor.

Hiç ayrım gözetmeden size Peygamberlik edenlere kulak asmayın diyor. ONLAR PEYGAMBER DEĞİLDİR DEMİYOR."Onlara itaat etmeyin, kale almayın" diyor.

Yeremya (Jeremiah)...23/16 Her Şeye Egemen RAB diyor ki, “Size peygamberlik eden peygamberlerin Dediklerine kulak asmayın, Onlar sizi aldatıyor. RAB'bin ağzından çıkanları değil, Kendi hayal ettikleri görümleri anlatıyorlar

Maksadı ne olursa olsun Tanrıları onlara Peygamberlere, İnanılmamasını emrediyor. Uyulmamasını emrediyor.

Allah'ın gönderdiği Resullerin, seslerini duyulmaz yapmak için de bu sezerzenişlerde bulunduğu kesin olan vaadci Tanrıları, belkide "hayal görenler diye" Gerçek elçileri de kastediyor olabilir. İyice bunalmış olmalı ki, yalanlayamayacakları bir takım çağrılar var ki, mevzi kaybetmeye başlamış ki, anlatılanları, yapılan davetleri uydurma düşler olarak nitelendiriyor.

Yeremya (Jeremiah)...23/32 “Uydurma düşler gören peygamberlere karşıyım” diyor RAB. “Bu düşleri anlatıyor, yalanlarla, boş övünmelerle halkımı baştan çıkarıyorlar. Ben onları ne gönderdim, ne de atadım. Bu halka hiç mi hiç yararları yok” diyor RAB.
   
  BU VE BUNA BENZER ÖRNEKLER İLE ENSEST İLİŞKİ ÖRNEKLERİNİN VERİLDİĞİ " AHİTTEN İNCİLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  ESKİ ve YENİ AHİT'TE Kİ, KİŞİSEL İSTEKLERİ, SELAMLARI, ÖFKELERİ, ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE, BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Müslümanlığın Amentüsünün 5.şartı olan AHİRETE İMAN gerçekleşmiyor.
   
  FİRAVUN'un, HAMAN'a "BİR KULE yapta MUSA'nın İLAHINA erişebileyim" emriyle başlanan ve "HAMAN'ın TEKAMÜL KULESİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Ahiret, Din gününe tam olarak inanmıyorlar. Altın çağ gelecek mesih inanaları kurtulacak tezini işliyorlar. İsa inanlılarının Cennete gideceğini kabul ediyorlar.Hz.İsa'nın çarmıhta gerilmesinin nedenininde bu olduğunu öne sürüyorlar. Papazlarına da Tanrı adına günah çıkartma yetkileri vererek Ahirete günah bırakmıyorlar. Vaftiz törenlerini amacıda bu zaten. Onlara, göre insan günahkar doğar. Günah ile gelen benliği, İsa'nın dinine sokarak, günahsızlaştırmış oluyorlar.Cennete gitmenin Allah'ın yetkisinde olmadığı bir inanç
   
  7 - A'RAF......... 156.“Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik.” Allah şöyle dedi: “Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekatı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.”
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE NE BUYURUYOR. Hani o başımız sıkıştıkca okuduğumuz Ayetl-Kürsi adını verdiğimiz Ayette;
  2 - BAKARA......255. Allah'tan başka ilah yok. Hayy'dır O, sürekli diridir; Kayyûm'dur O, kudretin kaynağıdır. Ne gaflet yaklaşır O'na ne kendinden geçme ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O'nundur. O'nun huzurunda, bizzat O'nun izni olmadıkça, kim şefaat edebilir! O, insanların önden gönderdiklerini de bilir, arkada bıraktıklarını da!... İnsanlar O'nun bilgisinden, bizzat kendisinin dilediği dışında, hiçbir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, gökleri ve yeri çepeçevre kuşatmıştır. Göklerin ve yerin korunması O'na hiç de zor gelmez. Aliyy'dir O, yüceliği sınırsızdır; Azim'dir O, büyüklüğü sınırsızdır.
   
  Müslümanlığın Amentüsünün 6.şartı olan KADERE İMAN zaten kelime hazinelerinde bile yok. Çünkü kendi YOL HARİTALARINI KENDİLERİ ÇİZİYOR. Amaçlarını gerçekleştirmek içinde silahı, medyayı, bilimi, filmleri, öğretileri,standartları, kalemşörleri, bilinç altı profesyonellerini, zihin bulandırıcılarını, korku salıcılarını, falcılarını, büyücülerini, inanç yıkıcılarını top yekün kullanıyorlar.Allah'tan korkma diye bir duyguya sahip değiller.Allah'tan korkma tanımını, kullanmalarının tek sebebi, toplulukları etkisizleştirmek, sürüler haline getirebilmek, zombileştirmek.
   
  Gördünüz mü? Bir dedikleri/aynı dedikleri, amentü veya AMENTÜ BİRLİĞİ NASIL OLUYORMUŞ. Yukarıdaki kestirimleri yapanlar, Allah adına, fetvalar yayınlayanlar, zaten Kader ve Şer'e İman maddesinin de geçersizliğini ilan etmiş olmuyorlar mı?

Her türlü olayları yalan, entrika, desise ve komplo üzerine kuranlar, tuzakların her türlüsünü tezgahlayanların, Kader ve Şer konusunda ne beklentileri olabilir ki? Sayısız, rivayet, söz uyduran, bunlar ALLAH'TAN diye ortaya atanların, Allah'tan, Kader ve Şer konusunda beklentileri olabilir mi? Onlar için, Kader ve Şer demek, VAAD'cinin vaadleri, hükmettikleri insan sayısı, elde ettikleri/kontrol ettikleri topraklar, ve banka hesapları ile ilgili verilerdir.
   
  ÖRNEK;
  Fethullah Gülen, PAPA'ya yazdığı mektubu şöyle bitiriyor.
Önerilen programlar asiri buyuk isler gibi algilanabilir; ama bunlar erisilmez degildir. Dunyada iki tip insan vardir. Bazilari kendilerini topluma adapte etmeye calisir. Diger bazilari ise topluma uymaktansa toplumu kendi degerlerine adapte etmek ister. Toplum butun ilerlemeleri bu ikinci tip insanlara borcludur. Onlari yarattigi icin Rabb'e sukurler olsun.......................................M. Fethullah Gulen / Rabb'in Aciz Kulu / 9 Subat 1998
   
  Zatı'allerinin ve Papa'nın, ikinci tip insan oldukları (mektubu yazan ve muhatabı olduğundan) kesin. Güdülmesi gereken sürüler birinci tip insanlar mı? Otlatılması gereken, Kuzular; kolayca yönlendirilebilen ama beslenmesi gereken evlatlarımız mı? Altın nesil benzeri eğitilen, beslenen iş ve aş verilenler mi.? Çoban köpeklerinin eşliğinde, güdülmesi gerekenler ise bükülmesi mümkün olmayan kalınlaşmış/odunlaşmış yola gelmesinden ümit kesilenler mi? Yunus'un efendisine yakmak için bile, getirmek istemediği/layık görmediği tipler mi?(Getirdiği odunlar ip gibi düzgün idi. Hocası; “Ey Yûnus,Hiç eğri odun getirmiyormuşsun.” dediğinde; “Efendim, bu kapıya eğri odun yakışmaz.” cevâbını verdi.).Kur'an Kurslarının, başlama yaşında yapılan (3-5-7 yaş) tartışmaların ana sebebi budur. Eğilmemiş, işlenmeye, istediğin yöne bükülmeye hazır körpecikler.
   
  YUANNA MEKTUPLARINA GÖRE;1. TİP İNSANLAR KOYUNLAR KUZULAR, 2. TİP İNSANLARDA, ÇOBANIN, SÜRÜLERİNİ GÜDENLER/YÖNLENDİRENLER ..
 
   
  TOPLUMLAR, İLERLEMELERİNİ BİZE BOÇLUDUR (2. tip insan) DİYENLER ile KENDİLERİNİN SEÇİLMİŞ OLDUĞUNA İNANANLAR, için KENDİLERİNE ENGEL OLACAK, İLAHİ BİR GÜÇ DE YOKTUR.Çünkü onların her yaptıkları/gerçekleştirdikleri eylem, kendilerine verilmiş bir ilahi izin ve yetki sonucudur
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  68 - KALEM....... 36. Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?
68 - KALEM....... 37. Yoksa size ait bir kitabınız var da (bu batıl hükümleri) ondan mı okuyorsunuz?
68 - KALEM....... 38. Onda, “Seçip beğendiğiniz her şey mutlaka sizindir” (diye mi yazılı?)
68 - KALEM....... 39. Yahut bizden, her ne hükmederseniz mutlaka öyle olacağına dair Kıyamete kadar sürecek kesin sözler mi aldınız?
68 - KALEM....... 40. Sor onlara: “Onların hangisi bu (iddianın doğruluğu)na kefildir?”
68 - KALEM....... 41. Yoksa onların ortakları mı var? Doğru söyleyenler iseler, haydi getirsinler ortaklarını!
   
  Hile yapmak, tuzak kurmak ve bunu Allah adına, TANRI adına yapıyorum demek; Allah'a sen bu işi beceremedin bak şimdi ben iki kalem oynatmakla nasıl bitiriyorum demenin şeytancasıdır. Allah ile aldatmanın ta kendisidir.

Allah hiç bir yerde TUZAK KURUN HİLLE YAPIN, FİTNE TÜRETİN, SAVAŞ, ÇATIŞMA, KARIŞIKLIK ÇIĞIRTKANLIĞI YAPIN demiyor. "Sabredin, güzel düşünüp güzel davranışta bulunun" diyor.

İNSANLARI SINIFLANDIR, KENDİNİDE, 2. TİP İNSAN KATEGORİSİNE SOK DEMİYOR.
TOPLUMDA KENDİ GÖRÜŞLERİNİ BENİMSETMEK İÇİN DE HER YOLU DENE DEMİYOR.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  39 - ZÜMER........10. (Tarafımdan) De ki: "Ey inanan kullarım, Rabbinizden korkun. Bu dünyâ hayâtında güzel davrananlara güzellik vardır. Allâh'ın yeri geniştir. Ancak sabredenlere, ödülleri hesapsız ödenecektir.
47 - MUHAMMED.20. İman edenler: "Keşke cihad hakkında bir sûre indirilse." derlerdi. Ama hükmü açık bir sûre indirilip de, içerisinde savaş zikredilince kalplerinde hastalık olanların ölüm korkusuyla baygınlık geçiren bir kimsenin bakışı gibi sana baktığını görürsün. Oysa onlar için ölüm yaşamaktan daha uygundur
47 - MUHAMMED.21. Onların vazifesi itaat ve güzel söz söylemekti. Sonra iş kesinleşince Allah'ın emrine sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
47 - MUHAMMED.22. Demek siz iş başına gelecek olursanız yeryüzünde bozgunculuk çıkaracaksınız ve akrabalık bağlarınızı koparacaksınız öyle mi?
   
  Allah insanları (ayrımsız, din farkı gözetmeden) kurulan tuzaklara karşı sabırlı olmaya davet ediyor. Tuzak kuranların (ayrımsız, din farkı gözetmeden) cezalandırıcağını bildiriyor.Onların tuzaklarının (ayrımsız, din farkı gözetmeden) boşa çıkacağını söylüyor."İman edenler siz tuzak kurun, sizin tuzaklarınız başarıya ulaşır" demiyor.Tam tersine, sabırlı olmayı, dürüstlüğü, adil ve adaletli davranmayı emrediyor.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE NE BUYURUYOR.
  16 - NAHL.......... 45. Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar, Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular?
7 - A'RAF......... 183.Ayrıca ben onlara mühlet de veririm. Fakat benim tuzak kurup helâk edişim pek çetindir.
3 - ALİ İMRAN.....54.Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.
   
  ŞİMDİ KİM KALKIPTA; YALANI, İFTİRAYI, TUZAĞI, HİLLEYİ ALLAH RIZASI İÇİN YAPIYORUM DİYEBİLİR. Bunu söyleyenler Allah ile aldatanların ta kendileridir. Allah hiç bir şeye muhtaç değildir
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE NE BUYURUYOR.
  112 - İHLÂS..........1. De ki: “O, Allah’tır, bir tektir.”
112 - İHLÂS..........2. “Allah Samed’dir. (Her şey O’na muhtaçtır, o, hiçbir şeye muhtaç değildir.)”
112 - İHLÂS..........3. Ondan çocuk olmamıştır (Kimsenin babası değildir). Kendisi de doğmamıştır (kimsenin çocuğu değildir).”
112 - İHLÂS..........4. “Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir.”

39 - ZÜMER..........7.Eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz Allâh, siz(in imanınız)a muhtaç değildir. Fakat kulları için küfre râzı olmaz. Ve eğer şükrederseniz sizin için ona râzı olur. Hiçbir günâhkâr, diğerinin günâhını çekmez. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir, (O), size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, göğüslerin özünü bilir.

   
  MÜSLÜMAN AMENTÜSÜ'NÜN ANA ESASLARIN DA UYUM SAĞLAYAMAYANLARLA ŞEYTANI "TANRI OLARAK İŞARET ETİKLERİNİN SAĞINDAN AYIRMAYANLARLA, NASIL MUTABIK KALINABİLİR.

Melekler sağına geçemezken o sağında duruyor. Kutsal metin yazarıda üzerine basarak "SAĞ" kelimesini kullandığına göre, kurulan ittifaklar belli olsun diye bu detaya yer vermiş olmalı

Zekerya..............3:1 RAB, MELEĞİNİN önünde duran Başkâhin Yeşuyu ve onu suçlamak için SAĞINDA DURAN Şeytanı bana GÖSTERDİ

CENNETTEN KOVULMANIN GÜNAHINI, ŞEYTANDAN ALIP YILANA YÜKLEMEK SURETİYLE TEMİZE ÇIKARTILAN, İSRAİL TANRISIYLA TOPLANTILARA KATILAN, İSRAİL TANRISINA BİLGİ VEREN ve ONUN SAĞINDAN AYRILMAYAN, TEMİZ, İLAHİ KATTA MUTEBER GÖSTERİLEN ŞEYTAN....

Eyüp.................1:6 Bir gün İLAHİ varlıklar RABbin HUZURUNA ÇIKMAK için geldiklerinde, ŞEYTAN da ONLARLA GELDİ.
Eyup.................1:7 Rab ŞEYTAN'a, "Nereden geliyorsun?" dedi. ŞEYTAN, "Dünyada gezip dolaşmaktan" diye yanıt verdi.
   
  ADEM'İN MEYVA, YILANIN YANILMAZLIĞI, TANRININ YALANCILIĞI KONULARININ İŞLENDİĞİ "TANRININ BAHÇESİ " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ  
   
  Amentü da ittifak halindeyiz diyenler müslümanlığın imani esasların da değil onların imani esasların da ittifak etmişler anlaşılan. Bizlere düşen; "o ittifaka girdik", "inançsızlara karşı ittifak kurduk" diyenlere şu çağrıyı yapmak;
EHLİ KİTAP'A/KİTAP'A EHİL " İTTİFAK AMENTÜ'LERİN DE DEĞİL, "ALLAH'IN" EMRETTİĞİ AMENTÜ DA BULUŞMAYA GELİNİZ",
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE NE BUYURUYOR.
  60 - MÜMTEHİNE...1. Ey iman sahipleri! Düşmanımı ve düşmanınızı dostlar yerine tutmayın! Onlar, size Hak'tan geleni inkâr ettikleri, Rabbiniz Allah'a inandığınız için Peygamber'i ve sizi yurdunuzdan çıkardıkları halde, siz onlara sevgi sunuyorsunuz. Benim yolumda gayret sarf etmek, benim hoşnutluğumu kazanmak için seferber olduğunuz halde, içinizde onlara sevgi gizliyorsunuz. Sizin gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da en iyi ben bilirim. Sizden kim bunu yaparsa denge yolundan sapmış olur.
   
  ONLAR NE YAPIYORLAR?.ALLAH'IN "BENİMDE DÜŞMANIM, SİZİNDE DÜŞMANINIZ" DEDİKLERİ İLE İTTİFAKLAR KURUYORLAR.
 
   
  ALLAH, onların çağrılarına uyup, ittifaklar kurmanın yanlışlığını şöyle bildiriyor.
  2 - BAKARA......135. (Yahudiler) “Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. De ki: “Hayır, hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.”
   
  ALLAH, bu çağrılara verilecek cevapları da şöyle bildiriyor. .....(Papa hazretleri bizi kabul et mektupları ile; el öpmeler ile; amentümüz aynı kandırmacaları ile; değil)
  2 - BAKARA......136. Deyin ki: “Biz Allah'a, bize indirilene (Kur'an'a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa'ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab'lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.”
   
  ALLAH, doğru yolu bulmak isterlerse, uymaları gereken yolu şöyle bildiriyor.
  2 - BAKARA......137. Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
   
  BUGÜNKÜ HIRİSTİYAN VE YAHUDİLERİN EHLİ KİTAPLA, KİTAPTA OLAN AYET'LERE DE BİR EHİLLİĞİ YOK... AYETLERLE BOYANMIŞLIKLARI, SULANMIŞLIKLARI YOK.
  ALLAH, Allah'ın Boyası ile boyanmışlıkları olmadığını şöyle bildiriyor.
  2 - BAKARA......138. “Biz Allah'ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah'ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz” (deyin).
  72 - CİN............ 16. Onlar gerçekten o yol üzere dosdoğru gitselerdi, elbette kendilerine bol bir su verirdik.
72 - CİN............ 17.Ki onları onunla sınayalım. Kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar.
   
  Bugün bizler, "o hıristiyanların devamıyız" diyenler, inançlarını saptırmış olanlar. O günkü ehli kitap denilenler, Kendilerine indirilmiş olana ve Kur'an'a bağlı olarak hareket ediyorlardı. BUGÜNKÜ İDDİA SAHİPLERİ İSE KUR'AN'I VE HZ. MUHAMMED'İ KABUL ETMİYORLAR.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BİLDİRİYOR...
  2 - BAKARA........41.Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.
   
  Fethullah Gülen bu konuda ne diyor?

Kur-an’ı Kerim’in bazı ayetleri ve bazı Hadis-i Şerifler tarihi sürecini doldurduğu için bunlarla amel edilemez. Kur’an-ı Kerim’in gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat’ın hükümleri hâlâ geçerlidir. Bugünkü İnciller’e ve Tevrat’a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar’ı değil o dönemin insanlarını bağlar.(Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)

Derken!; bugünkü Eski ve Yeni Ahit isimli kitapların, Hz. Muhammed zamanındaki, saklayıp ortaya çıkartmadıkları (Allah'tan inmiş olan) Tevrat ve İncil'le bir alakalarının olmadığını ilan etmiş oluyor.Yani bugünkü kitapların, ilahi değil, keyfi olduğunu -elleri ile yazdıkları kitaplar olduğunu- kabul etmiş oluyor. O halde insanları niye suya çağırır gibi ateşe çağırıyorlar.

Kur'an'ı Kerim'in bazı ayetlerinin, (sanki; Allah, bu günleri bilmiyor muydu? )geçersiz kaldığını Allah, sözcüsü gibi açıklıyor.Papa zihniyeti ile yatıp kalkınca, kendisine de "sözcülük" (Papa Tanrının yeryüzü sözcüsü olarak kabul ediliyor.) bulaşmış herhalde! Ayetleri, gecersiz kılmak / ilan etmek Allah'a şirk koşmak değil midir? Nelerin geçici, nelerin kalıcı olduğuna kullar karar veririse, Kur'an'ı Kerim'den geriye ne kalır.

Dikkat edilirse, Ayetlerin bugün icin geçerliliğinin kalmadığını ilan ederken, Kur'an dan önce tabii olduklarına / ileri sürdüklerine, geçerlilik ruhsatı veriyor.Oysa "bugünkü" diyerek o günküler ile bugünküler arasına kesin çiygiyi çekmişti. Bu gün uydukları kitapların, o günkü kitaplar olamayacağını çok iyi biliyorlar.Çünkü; Kur'an'ın TASDİK EDİP AYRINTILI KILDIĞI (Allah, "benzer indirdim" demiyor. "Tasdik eden ve ayrıntılı kılan" diyor.) hiç bir imani ayet Eski ve Yeni Ahit denilen kitaplarda yok. Sadece bugünkü o kitaplarda ilahi (dir) izlenimini vermek için gayret gösteriyorlar.

Allah'ın, Hz. Muhammed'e indirdiği
ayetlerin geçerlilik süresi/son kullanma tarihi geçiyor ama ondan çok önceleri, tabi oldukları metinlerin, tarihsel kayba uğramadığını iddia ederek, yeniden kullanıma açıyor. Yani, Allah'ın indirdiği son ayetler tarihsel olarak geçerliliğini yitiriyor ama yine, Allah'tan, geldiği tezi üzerine kutsiyet kazandırmaya çalıştıkları metinler tarihe meydan okuyor ve yine güncellik kazanabiliyorlar. (gerçekleri parşömenler halinde sakladıklarını Kur'an'ı Kerim de Allah bildiriyor.)

Bu yapılanlara, Allah'a kafa tutmak denir, indirdiğini beğenmemek denir, O ayetler öyle olmamalıdır böyle olamalıdır demekle Allah'a "senin hatalarını düzeltiyoruz, senin eksik tamamlayıcılığını yapıyoruz", denmiş olur.Kısaca bunun adına Tanrılığa soyunmak yada Tanrıcılık oynayanlarla birlikte olmak denir...

ALLAH'IN VAYH ETTİĞİNİ, PEYGAMBERİN TEBLİĞ ETTİĞİNİ, GEÇERSİZ İLAN EDEBİLME ÇILGINLIĞINA DÜŞEN BİRİ, ANCAK KENDİSİNİ TANRI ZANNEDEN BİRİ OLABİLİR. Yada yeni bir tanrı bulmuş demektir.Vahiy alıyor demektir..

Allah'tan; daha doğru, daha güzel hüküm verenler mi var? Yoksa; onlar cahiliye dönemini özleyip, o döneme özenip, öyle bir CAHİLİYE YAŞAMINI MI? (yaşam düzenini mi) kurmak istiyorlar?
   
  "BUGÜNKÜ" İLE KASTEDİLEN CENNETLİKLER KİMLER?....."BUGÜNKÜ CENNETLİKLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.  
   
  Kıyamet saatini belirleyen Allah'ın hangi ayetleri geçersiz olabilir. Öyle olsaydı biz onları hatırlamazdık bile. Allah'ın, sildiğini kim hatırlayabilir ve okuyabilir.
  53 - NECM......... 32. Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.
34 - SEBE...........3. İnkâr edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.”
10 - YUNUS........61. (Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Ne yerde, ne de gökte, zerre ağırlığınca, (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz; hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı) dır.
   
  Allah'ın "doğru sözlüler iseniz getirin okuyun dediği", o günkü Tevrat ve İncil'e değil ama bugünkü elleriyle yazdıkları kitaplara uyanlar cennetlik kararını/hükmünü açıklıyor. Hemde kesin bir dille. Vahiy keskinliği ile.
   
  Cennetlik, hükmünü verecek kadar sözcülüğe soyunmak, o hükümde bulunmak, ALLAH ADINA KİTAP YAZMAKLA EŞDEĞERDİR. Ha! bir başkasına ait yazılı metni "Allah, kabul ediyor, o kitaba uyanları da cennetine alacak" demişsiniz, ha! "benim yazdığımı da Allah, kabul ediyor, bu kitaba uyanları da Cennete alacak" demişsiniz, hiç bir fark yok. Her ikiside şirke girer. Kur'an'la hiç benzerliği olmayan, kitaplara uymakla da, "Cennete gidilir" demek, Allah'ın Son kitabını hiçe saymakla eşdeğerdir. Diyalog kesin kurallarından biride SON KİTAP DİYEMEZSİNİZ değil miydi.? Kelime-i Tevhid'de Hz. Muhammed'i anmamakta Diyalog kurallarından. SON PEYGAMBER HZ. MUHAMMED denmiyecek ya!
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BİLDİRİYOR...
  4 - NİSA............ 60. Şunları görmedin mi, kendilerinin, sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak tâğûta (o azgın şeytâna) başvurmak istiyorlar! Oysa kendilerine onu inkâr etmeleri emredilmişti. Şeytân da onları iyice saptırmak istiyor.
5 - MAİDE............ 3..........Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim.......
33 - AHZAB.........40.Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resülü ve nebilerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
   
  Tanrıcılık oyunun bir parcası olarak, Tanrı sözcüsü ile ittifak kurmuş biri olarak, bu tür kestirimlerde bulunuyor. Zaten "Tanrı, vahiy gibi konuları karara bağlıyacağız" dememişler miydi?. Her sapkın din, birtakım değerlerin yok edilmesi, birtakım değerlerin görmemezliğe gelinmesi ile ortaya çıkmıyor mu?.
   
  Ehl-i Kitap konusuna dönersek, Fethullah Gülen şöyle diyor " Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar." Özetle; bugün kendilerine "Hıristiyanız, Yahudiyiz" diyenleri değil. o günkü Yahudi ve hıristiyanları bağlar diyor.

O halde kendileri de biliyor ki, "bir amentuda birleşelim" çağrısında bulundukları, Kur'an da bahsedilen Ehli Kitap değil. Allah, onları Kur'an da indirilene çağırırken, Fethullah Gülen onları, Allah'ın davet ettiğinden, "siz sorumsuzsunuz demezdi".

Ehl-i Kitap'la ilgili olan ayetler onları bağlamazsa bugünkü "Yahudi ve Hıristiyanız" diyenler, Ehl-i Kitap olamaz. Zaten olmaları da mümkün değil, Kur'an'ı Kerim'i Allah'ın, Hz Muhammed'e vayh edilmiş olduğunu kabul etmiyorlar.
   
  Fethullah Gülen aynı yaklaşımı, Favorit dergisine verdiği röportajda da sergiliyor. Gönderilen sorulara, düşünülerek verilmiş cevaplar olarak
 
   
  Ogün Hıristiyanlara, Yahudilere dolaysıyla tüm insanlara yumuşak gelen, ayetler nasıl oluyor da "biz onların devamıyız" diyenlere sert geliyor.? Kalplerinde kaypaklık olan, sırf fitne çıkartmak, keyiflerine göre yorum yapmak isteyenler dışındaki, tüm Müslümanlara sevgi, şefkat, bereket, rahmet ve barış ile yaklaşırken, Onlara taş gibi sert geliyor. Allah'ın indirdiği ile bağı kalmayanlar, ona uymak istemeyenler elbette çeşitli nedenler bulacaklardır.Eğer Onlar Ehl-i Kitap olsalardı, Kur'an'ı Kerim Ayetleri onlara, bildik, tanıdık gelecekti. Kitap Ehli olacaklardı. Dolayısıyla, Allah'ın İndirdiği, Ayetlere ehil olacaklardı.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BİLDİRİYOR...
  3 - ALİ İMRAN.......7. Sana bu kitabı indiren O'dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, "Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır." derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmez.
   
  Yine Fethullah Gülen'den bir saptama;
  Yahudileri ve Hıristiyanları kınayan ve azarlayan ayetler ya Hazret-i Muhammed döneminde yaşayan ya da kendi peygamberleri döneminde yaşayan bazı Yahudi ve Hıristiyanlar hakkındadır.” (Küresel Barışa Doğru,Sf.45,Fethullah GÜLEN)
   
  Kur'an değişmediğine göre, bizlerin de bir şikayetimiz olmadığına göre, o halde değişenler onlar. O günkü ehli kitap denilenlerin devamı olduklarını iddia edenler.Yani bugünkü; "biz, yahudiyiz, hıristiyanız" diyen ama Kitap Ehli olmayan gruplar.
   
  Diyalogcular içinde/Aynı görüşü paylaşanlar içinde, Müslümanlık, diğer dinlerden pek farklı değil. İnanda neye inanırsan inan tarzında birşey.
  Üç dinden herhangi bir dine inanmak yeterlidir. Mühim olan Kelime-i Tevhid inancıdır. Hz. Muhammed’i ise kabul ve tasdik etmek ise şart olmayıp bir kemal mertebesidir. Ehl-i Kitap ile amentüde ittifak halindeyiz.” (Ahmed ŞAHİN, Zaman Gazetesi,17.04.2000)
  
“Bir sufinin, bütün dinleri birbirine yakın seviyede görmesi, zaten bu tevhid, vahdet makamıdır.” ( 2.Din Şurası Tebliğ ve Müzakereleri; Sf.342 Prof.Dr. Mehmet AYDIN )
   
  ...GİBİ GÖRÜŞLERİ BENİMSEYENLER HER HALDE AŞAĞIDAKİNE BENZER BİR OLUŞUM MU ARZULUYORLAR/HEDEFLİYORLAR.?
 
  Yitshak ve Oğulları……………...http://www.sevivon.com/index.php?mid=838

Büyük Tanah yorumcularından Raşi, peygamber Ovadıa'dan alıntı yaparak onların YENİDEN BİRLEŞECEKLERİNİ açıklar, günlerin sonunda. Yaakov MANEVİ gücü temsil ederek Esav'a büyük FİZİKSEL güce diyor ki: “ Ben sana izin veriyorum, önden git ve İNSANLIK TARİHİNE FİZİKSEL olarak HAKİM OL. Fakat günlerin sonunda, ASLAN KUZUYLA birlikte yaşadığında, biz biraraya geliriz. O zaman YAHUDİLER EN ÜSTTE OLACAK.”
(Not: Yaakov /Yakup ve Esav İbrahim oğlu, İshak'ın oğulları. Yakup İsrailoğullarının atası. Abisi Esav ise, soyundan İsmail oğullarıyla evlenerek Amalek üretenlerin ve bölge insanlarının atası)
   
  DİKKAT EDİN YAHUDİ'NİN AYAKLARI, HIRİSTİYANIN OMUZLARINA YÜK VERMEYECEK BİÇİMDE HAVADA . KİMSEYE İHTİYACI KALMAMIŞ. EGEMEN DİN
  Yahudi'nin, ayakları Hıristiyanın omuzlarına yük vermeyecek biçimde havada .Hıristiya'nın hiçbir şekilde ibadetine engel olmuyor. Müslüman'a ise tüm yükü, yüklenmiş ve doğrulması imkansız. Hıristiyan değerlere, (protest ve ortodoks olarak) secde etmiş olarak kalacak. Kendisinin iman ettiği, kitap değiştirilmiş, yerine başka kitaplar koyulmuş. O ise hala kendisinin, doğru bir secde yaptığının inancında. Çevresinde olup biteni göremiyor, görmesine de imkan verilmiyor. Kendisine bu doğrudur denilenleri kayıtsız şartsız bir teslimiyetle yapıyor.

Amentüde ittifak halindeyiz demelerindeki amaçta bu değil mi? Öyle iddialı bir cümle kuruyorlar ki toplumsal olarak, islamiyete uygun, kararlar alınmış, izlenimini uyandırıyorlar. Onlara bağlı cemaatte bunun, islami bir kabul olduğu düşüncesine kapılıp, hiç itirazsız teslimiyet gösteriyor. Oysa kararları alanların hepsi, İslam alimi değil, Nereden biliyoruz bu kararları alanların, ortak amentüde karar kılanların kimler olduğunu; Prof. Dr. Niyazi Öktem, II. Harran toplantısında, " Vayh, Tanrı, gibi konuların tartışılacağının adeta müjde verircesine bildiriyor. Farklı dinlerden Bir takım insanların katılımı ile TANRI VE VAHİY TARTIŞILIP KARARLAR ALINABİLİYOR.

Diyalog Platformu Genel Koordinatörü; Prof. Dr. Niyazi Öktem, toplantı sonrası, dinler arası görüşmeler ile ilgili bilgi verdikten sonra, " II. Harran toplantısını da, Mardin'de yapacağız. Vayh, Tanrı, gibi konular gündeme getirilerek tartışılacak; tabular yıkılacak.” diyor.
   
  Sonra birileri kalkıp Hıristiyanlaral AMENTÜ DE İTTİFAK HALİNDEYİZ diye yazılar yazıp mesajlar uçuruyor.HALBUKİ BEN Hıristiyan Amentüsünü kendime yakın buldum ve ona uydum dese, insanlar durumu kavrayacak, belki onu dışlayacaklar, belki cemaatle olan ilişkilerini kesecekler.
   
  DEVAMI İÇİN (2. BÖLÜM İÇİN) AŞAĞIDAKİ BAĞLANTIYI KULLANABİLİRSİNİZ