KILAVUZU DİYALOG OLANIN ve ONUN "YAP" DEDİĞİNİ YAPANLARIN HİKAYESİ
   
   
 
   
  1. BÖLÜMDEN KISA BİR HATIRLATMA İLE DEVAM.....
   
  ...GİBİ GÖRÜŞLERİ BENİMSEYENLER HER HALDE AŞAĞIDAKİNE BENZER BİR OLUŞUM MU ARZULUYORLAR/HEDEFLİYORLAR.?
  Bugünkü İnciller'e ve Tevrat'a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar.(Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)
 
   
  DİKKAT EDİN YAHUDİ'NİN AYAKLARI, HIRİSTİYANIN OMUZLARINA YÜK VERMEYECEK BİÇİMDE HAVADA . KİMSEYE İHTİYACI KALMAMIŞ. EGEMEN DİN
   
  Yahudi'nin, ayakları Hıristiyanın omuzlarına yük vermeyecek biçimde havada .Hıristiyanın hiçbir şekilde ibadetine engel olmuyor. Müslümanın ise; etrafında olanların farkında olamaması için, alnı secdeye değmeden, secde konumunda bırakılmış. Başını kaldırıp etrafında olanları göremiyor.Efendisinin secimi olan yolda, efendisine bağlı olarak, efendilerinin öğretilerinden kaynaklanan bir din anlayışı ile emredilenleri yapıyor. Sorgulamak, düşünmek, yanlış aramak öğretilenler arasında yok.İtiatsizlik İSE İMANI KAYBETMEKTİR / dinden çıkmaktır.

Belini doğrultamadan, başına getirileni anlayamadan sürecek diyalog dini..Hıristiyan değerlere, (önündeki itaba göre; protest ve ortodoks olarak) secde etmiş olarak kalacak. Kendisinin iman ettiği, kitap değiştirilmiş, yerine başka kitaplar koyulmuş. O ise hala kendisinin, doğru bir secde yaptığının inancında. Çevresinde olup biteni göremiyor, görmesine de imkan verilmiyor. Kendisine bu doğrudur denilenleri kayıtsız şartsız bir teslimiyetle yapıyor.
   
  Sonra birileri kalkıp Hıristiyanlaral AMENTÜ DE İTTİFAK HALİNDEYİZ diye yazılar yazıp mesajlar uçuruyor.HALBUKİ BEN Hıristiyan Amentüsünü kendime yakın buldum ve ona uydum dese, insanlar durumu kavrayacak, belki onu dışlayacaklar, belki cemaatle olan ilişkilerini kesecekler.
   
  Daha önce; aynı yolu izliyenler gibi.. Açık ve net olarak söyleyebilirler..
 
   
  BİR ÖRNEKTE, MİLLİ GAZETE YAZARI, ALİ EREN'den..

`....Profesörün sıkıntısı yüzüne yansımıştı. Diğer profesör arkadaşına; `Bir gün kızımın karşıma geçip, `Baba, ben Hıristiyan oldum` diyeceği 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi` dedi. Üstelik kızı İmam Hatip mezunuydu. Profesör arkadaşından, kızıyla konuşup ikna etmesini istedi. Kıza ilk soru, `Neden Hıristiyan olduğu?` sorusuydu. Kızın cevabı, Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü söylemiyle birebir örtüşüyordu. Kızcağız, tıpkı diyalogcular gibi, `Hıristiyanlar da cennete girecek diyen sizsiniz. La ilahe illallah diyen herkesin mutlaka cennete gireceğini söylüyorsunuz` dedikten sonra, `O zaman niye Hıristiyan olmayayım? Hıristiyanlık, İslama göre çok daha kolay bir din. Başörtü mecburiyeti yok, 5 vakit namaz zorunluluğu yok. Haftada bir kiliseye gitmek yeterli....
   
  Oysa, Cennete girmek, herhangi bir kulübe üye olmakla olmuyor. Cennet Allah'ın dilediği kullarına vereceği bir ödüldür. Cennet kazanılan bir yer değil Allah'ın lutfudur.
   
  ALLAH BUNU BİZE ŞÖYLE BİLDİRİYOR.
  50 - KAF........... 31. Ve cennet, takva sahiplerine yaklaştırılmıştır; hiç uzak değildir.
50 - KAF........... 32. İşte size vaat edilen budur. Allah'a sürekli yönelen, korunması gerekeni koruyan herkese...
50 - KAF........... 33. Görmediği halde Rahman'dan ürperen ve Allah'a yönelik bir kalp getiren herkese...
50 - KAF........... 34. Esenlikle girin oraya! Sonsuzlaşma günüdür bu.

84 - İNŞIKAK.........6. Ey insan! Şüphesiz, sen Rabbine (kavuşuncaya kadar) didinip duracak ve sonunda didinmenin karşılığına kavuşacaksın.

89 - FECR......... 27. Ey, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis!
89 - FECR......... 28. Hem hoşnut edici, hem de hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön.
89 - FECR......... 29. Kullarımın arasına gir.
89 - FECR......... 30. Cennetime gir.

   
  3 - ALİ İMRAN...195. Rableri onlara şu karşılığı verdi: “Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah katındadır.”
   
  YUKARIDA Kİ, DİNLER HEYKELİNİN, ÜÇLEME İLE SINIRLI KALACAĞI GÖZÜKMÜYOR.
  Neden derseniz dinler arası diyalog denen oluşumun bizler sadece Yahudi ve hıristiyanlarla olan kısmını biliyoruz. Oysa onların organizasyonlarında, bizlerin putupres dediğimiz inançlara ait dinlerde var. Dünyadaki tüm inançlar, hıristiyanlaştırılana kadar devam edecek bir süreç, Yahudilerin sayı ile bir sorunları yok, hatta onlarda, Altın çağa girecekler için sayı sınırlaması getiren gruplar da var. Yahudi olarak kabul görmek,yahudiliğe kabul edilmek"ben geldim" demeyle kabul edilen bir şeyde değil. Yahudiler için nicelik değil nitelik önemli. Kuvvet ve Kudret sahibi olarak, Tanrı gibi hareket edebilmek, yönetebilmek önemli. Yönetiliyorlar zannedilirlerken bile yönetmek tek arzuları. Arada, masum, mazlum, mahsun ve maduru oynamaları, geride kalmak ve kuvvet kazanmak için. Saldırılarına haklı nedenler oluşturabilmek için.Kurtarıcıya ihtiyaç duyan ve onu sabırsızlıkla bekleyenler rolunü sürdürebilmeleri için. Onlar için, mesih İsa değil Üzeyir.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE..
  9 - TEVBE.......... 30. Yahudiler: "Uzeyr, Allah'ın oğludur." dediler; Hıristiyanlar da: "Mesih, Allah'ın oğludur." dediler. Kendi ağızlarının sözüdür bu. Kendilerinden önce inkâr edenlerin sözlerine benzetme yapıyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da yüz geri çevriliyorlar!
   
  PİRAMİTİ KİMLER Mİ OLUŞTURACAK.
ŞİMDİLİK BÖLGEMİZE AİT OLAN, PİRAMİTİN ELEMANLARI BUNLAR. BÖLGESEL DİNLERİN SENTEZİ..
 
   
  HABER OLARAK BİLİNÇLERE ALT YAPI İÇİN SUNULAN BU GÖRÜNTÜLER BERABERİNDE BİLİNÇ ALTLARI İÇİN HAZIRLANMIŞ DİP NOTLARI İLE BİRLİKTE SUNULMAKTA. KABULLENMEYİ KOLAYLAŞTIRAN, İÇİMİ RAHAT, DOZU SEYRETMEYE VE GÖNÜLLÜLÜĞE, BAĞLI OLARAK DEĞİŞEBİLEN, HAPLAR HALİNDE...
   
  Draje hap örneklerini, ararsanız hiç zorlanmazsınız. Hazırladıkları her görüntü ile birlikte eşantiyon olarak veriyorlar. Her resimin içinde gereği/yeteri kadar var. Yoksa beyinler, nasıl böyle uyuşurda? her şeyi kabullenir hale gelir. Nasıl olurda? açıktan yapılan bunca şeyi fark edemez, tepkisiz kalır. Vitrine koyduklarını kabullendirme haplarına örnek.
 
   
  YEDİRTİLENLERİN KOLAYCA ENGELLERİ AŞABİLMESİ İÇİN....... Yağlıyarak yedirmek için yapılan bir hizmet bu..
 
   
  Asya'nın, Hırıstiyan ve diğer din temsilcileri ile O bölgenin, Müslüman cemaatleri arasında da benzer oluşumlar elbetteki yaşanıyor.Ülkelerde, okullar açılması, yardımlar yapılması, festivallar düzenlenmesi, o bölgelerde taban elde edebilme amacını taşıyor.Eli kuvvetlendirme, altyapı/taban elde etme çalışması.
Fakirleri yoksulları doyurma seferberliği değil. Ülkemizde inanılmaz sayıda yosul ve işsiz var. Hz. Muhammed'e atfedilen "Komşun aç iken, sen tok yatma" sözü ondandır. "Komşun" diye belirtilmesinin sebebi, doyurmaya önce çevreden başlama uyarısı içindir.

Tüm bu organizasyonlar, o masaya, müslümanların temsilcisi olarak oturabilmek.En azından çok kuvvetli olarak orada yerini alabilmek.Yüzlerce üniversitye ve yüzmilyonlarla ifade edilen cemaate sahip gruplara karşı kuvvetli olabilme yarışı bu. Kimin, gazoz kapağı fazla ise o, daha fazla söz sahibi olacaktır. Bu nedenden dolayıdır ki, bağımsızlıklarını yeni kazanmış, ırdaş kabul edilen, bakir Türki Cumhuriyetleri ile Osmanlı' ya aşina olan Afrika ülkeleri ilk ana hedef olarak seçilmiştir. Kuvvet kazandıkca da onların güçlü oldukları bölgelere girilmiştir. Top kiminse, oyunun kurallarını da o koyar.
   
 
   
  Ortaya sunulan, ortaya koyulan yemeği, kendine ait olan/ kendi tabağından yemek. 'Ahçı, ne verdi ise onu ye' organizasyonu gibi bir şey.
   
  Burada önemli olan kendi tabağından yiyebilmek gibi sunuluyor.Oysa,önemli olan kendine ait olan tabaktan yemek değil, ortaya koyulacak olan yemeği yedirebilmen ve sindirtebilmen. Ortaya, İsa oğuldur yemeği koyulursa, sen bunu kendi tabağına alır, ister tatlı tatlı yersin, ister üzerine sos koyup, yersin. Ağzın yansada, yanmadı dersin. Eğer yandı dersen, dininden çıktığını kabul etmiş olursun. O, durumda da Müslüman mahallesinde salyangoz satan olduğun ortaya çıkar. Devşirme, tarlalarını kaybedersin. BU NEDENDEN DOLAYI AMENTÜDE İTTİFAK HALİNDEYİZ diye açıklamalar yapıyorlar.

Yedirtecekleri yemeğin, gırtlaklardan kolayca geçmesini sağlayan kayganlaştırıcı olsun diye böyle laflar ediyorlar.Sanki; rakip sırtlar yere vurulmuşcasına, sindirimleri kolaylaştırsın diye böyle yazılar yazıyorlar. Kayıtsız ve şartsız itiati sağlamak için
   
  Sunumlar da ise, onlarda Çevşen okuyor, onlarda gizli müslüman sosları kullanırsın.(Not: Bügüne kadar müslüman oldular dediklerinin hepsi, Alman imparatoru ve kaptan Kusto da (Cousteau) dahil daima kiliselere gittiler, çocuklarını orada vaftiz ettirip, orada evlendirdiler, elbette oradan geçerek gömüldüler.)Bu ürünlerden, mamul soslarla, ortaya çağların/medeniyetlerin salatası diye koyarsın. Kıyamet kopmadan önce, "Gayrı müslimlerin hepsi İslama girecek" nağmeleri eşliğinde, "tam ağızlarınıza layık hadi buyrun" ısrarları ile yedirebildiklerine yedirirsin. Bunların hepsi, ambalaj yapma kabiliyeti ve mahareti ile yakından ilgili.
Tatmayanlara içinde bunlar, zaten çağdışı, barış düşmanı...........vs der, kırmızı cizgileri çekersin.
   
 
   
  Diğer, küçük inanç gruplarına ait dinler ile sofrada yer alanlara uymayanlar, mutlaka sapkın dinler damgasını yiyecek, inançsızlara kaşı kurulmuş olan ittifak ile karşı karşıya geleceklerdir. İttifak devletleri, ihtilaf devletleri tanımlamaların da olduğu gibi. Diyalog karşıtı olanlar bir takım yaptırımlar ile karşılaşacaklardır.Ortak dini kabul edenlerin yararlandıklarından yararlanamamak gibi..
   
  Dinler arası diyalog denen şey, Tek Dünya Devleti'ne, Tek Din oluşturma projesinin, Tellaliye bölümüdür. Onlarda, Müslüman olacaklar, herkez Müslüman olacak, Herkez Müslüman olmadan Kıyamet kopmayacak, aldatmacaları/havuçları kullanılarak yapılan, İslam aleminin gevşetilme bölümüdür. Ortaya koyulanları/Tabakta sunulanları, tadını alamasa da yenmesini sağlama bölümüdür. Dünya'da herkez, Müslüman olmadan Kıyamet kopmayacak olabilir. Önemli olan o anda Dünya'da kaç kişinin kaldığı. Kıyamet kopma öncesinde, hepsi Müslüman olan 10/100/100.000... kişi kalmış olabilir.Unutmayın; Nuh Tufanın da bir gemi insan kalmıştı ve hepsi imanlı Müslüman'dı.Karısı ve oğlu ise imanlı olmayanlardandı. Hz. Lut'un karısı gibi.
   
  DİYALOG'A ÇAĞIRMA, ESASINDA VEHDET-İ VUCUDA (Varlık Birliği) ÇAĞIRMANIN FRENKÇESİDİR.
  Dinler arası ittifak, Varlık birliğini sağlamayı amaçlamaktadır İslamiyetteki, Enel-Hak düşüncesinin belirgin ilk temsilcisi/üstadı Hallacı Mansur'dur.Enel-Hak düşüncesi, İmana en yakın yorumu ile "kendisini ve herşeyi, Allah'tan bir parça olduğunu kabul etmek olarak" özetlenebilir, (Vahdet-i vücut'un en yumuşatılmış tanımı ile)
   
  Vahdet-i Vücut'un ve Kabalanın gerçek görüşüne göre; Evrende Tanrıdan başka hiç birşey yoktur.Yani herşey TEK'tir.Varolduğunu sandığımız herşey Tanrı'nın bir parçasıdır. Yani YARATAN ve YARATILAN (mahluk) YOKTUR. Tanrı içinde, varlıklaşmalar (vucutlu veya vucutsuz olan herşey) vardır. Birey olarak Enel-Hak olma vardır.

Evrende oluşan, ortak bilince sahip BİR'lik hayali. Bu oluşumla Vahdet-i Vücut'u tamamlamayı amaçlıyorlar. Enel-Hak felsefesini kabul etmeden, Vahdet-i Vücut (Varlık Birliği) meydana getirilemez

Böylece;Tanrı içindeki, Tanrı'dan parça olan BİR'imlerin, BİR (birlik) olması sağlanabilirse, VAHDET-İ VÜCUT (Varlık Birliği) birliği meydana gelmiş olacaktır.
   
  Oysa herşeyi Allah'ın, bir parçası olarak kabul etmek, imana en yakın yorumu ile (Vahdet-i vücut'un en yumuşatılmış tanımı ile) "Allah, herşeyi kendinden veriyor demek" Allah'ın sürekli Yaratıcı olduğunu red etmektir. Allah, "tüm evreni Yaratmamış kendinden vermiştir/veriyor" demek; "Allah, sürekli Yaratan değil, imal eden/yapandır" demektir.Bu da şirktir. Allah'ın Hallak/Halik sıfatını yok saymaktır. Dolayısı ile İman dışı bir inanç sistemidir.
   
  VAHDET-İ VUCUT'A AİT GENİŞ BİLGİ DİYALOG SAYFASINDA Kİ;....DİYALOG'A ÇAĞIRMA, ESASINDA VEHDET-İ VÜCUDA (Varlık Birliği) ÇAĞIRMANIN FRENKÇESİDİR. başlığı altında..
   
  Tellali'ye; Müslümanları, diğer din mensupları da, kesinlikle müslüman olacakmış rahavetine kaptırarak, etrafı çitlerle çevrili yola sevk etme bölümüdür.Onlar bize dönecek kandırmacası ile ateşe çağırma, davet etme bölümüdür.
İman şunun bunun devamı olamakla, şuna_buna tabi olmakla sahip olunamayacak bir hazinedir.Allahın dilediğine, dilediği kadar lutfettiği, teslimiyettir/bağlılıktır.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  57 - HADÎD......... 21.Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah’a ve Resûlüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
66 - TAHRÎM.........8. Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, Peygamber'i ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Çünkü onların nurları, önlerinde ve yanlarında koşar da, "Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi bağışla, çünkü sen her şeye kâdirsin." derler.
   
  Takip edilenlerle, islami isimler kullanmayla ve tanımlamalar yapmayla kazanılabilen bir ödül değil
  57 - HADÎD......... 28.Ey iman edenler; Allah'a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin, size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
57 - HADÎD......... 29.Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah büyük lütuf sahibidir.
   
  ALLAH ÖDÜLLENDİRECEKLERİNİ NASIL TARİF EDİYOR.
  33 - AHZAB.........35. Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü’min erkeklerle mü’min kadınlar, itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkekler, Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.
   
  BAKIN ALLAH NUR'U NASIL TARİF EDİYOR.
  24 - NUR........... 34.Yemin olsun ki, size, gerçeği açık-seçik anlatan ayetler, sizden önce gelip geçmiş olanlardan örnekler, korunanlar için de bir öğüt indirdik.
24 - NUR........... 35.Allah, göklerin ve yerin Nur'udur. Onun nurunun örneği, içinde çerağ bulunan bir kandile benzer. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça, inciden bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispeti olmayan bereketli bir zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı, neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar. Nur üzerine nurdur o. Allah, dilediğini kendi nuruna kılavuzlar. Allah, insanlara örnekler verir. Allah herşeyi bilmektedir.
33 - AHZAB.........46. Ve hem de izniyle Allah'a bir davetçi ve nurlar saçan bir kandil
   
  24 - NUR........... 36.Kandil, Allah'ın yükseltilmesine ve içinde adının anılmasına izin verdiği evlerdedir. Orada sabah-akşam O'nu tespih eder.
24 - NUR........... 37.Öyle erler vardır ki, bir ticaret de bir alış-veriş de onları Allah'ın zikrinden/Kur'an'ından, namazı/duayı yerine getirmekten, zekât vermekten alıkoyamaz. Onlar, kalplerle gözlerin döneceği/yer değiştireceği günden korkarlar.
   
  ALLAH NUR'U, HİDAYETİ VE LUTFU BÖYLE TARİF EDERKEN, BAZILARI NASIL OLUYORDA; MÜSLÜMANLARI HIRİSTİYAN AMENTÜSÜNE DAVET EDİYOR. Hıristiyanların/ Allah'ın Nur'unu, yok etmek için asırlardır çaba gösterenlerin ocağına çağıyorlar.Hz. İsa'yı, oğul_ tanrı ilan edecek kadar ileri götürenlerle kurdukları ittifaklara ellerini kuvvetlendirmek için katılmamızı istiyorlar.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  9 - TEVBE.......... 32. Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah ise kâfirler hoşlanmasa da nurunu tamamlamaktan başka bir şey istemiyor.
61 - SAFF........... 8. Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.
24 - NUR........... 35. Allâh, göklerin ve yerin nurudur................
   
  Onların ilk amacı, Altın çağın başlangıcı olan, iyilerle, kötülerin savaşının taraflarını oluşturabilmek. Armegeddon savaş meydanında buluşacak, mesihin ordusu ile deccalin ordusunun taraflarını hazırlayabilmek.İyi_yüzlüler ile kötü_yüzlülerin savaşı. Müslüman taklitli, ünvanlı misyonerler tarafından, Argemeddon savaşı, Anadolu'da böyle anlatılıyor."Batının, iyi_yüzlüleri ile bir araya gelip kötü_yüzlülere karşı, İsa Mesih arkasında, mehdi (kim?) ile deccale karşı savaşacağız diyorlar.

İyi yüzlüler kim? İnançsızlara karşı ittifak kurmuş olanlar. yani Tanrının sözcüsü Vatikan temsil ettiği Katolikler, Fener Patrikhanesinin temsil ettiği ortodokslar,Hıristiyan Amentusünu bizim amerntümüz ile aynı diyerek,kabul etmiş olanlar. Elbette Altın çağın sahibi, Argemeddon savaşının proje müellifi Yahudiler.

Kötü yüzlüler kim? Bölgede hiç hıristiyan, Ehli kitap dedikleri ülke yok ki. O halde, savaş kimlerle yapılacak.Elbette, geriye Allah'ın, emrettiği İman şartlarına bağlı olarak yaşayan müslümanlar kalıyor.

Her halde! Amerika, sırf Argemeddon savaşında; batının, kötü_yüzü olsun, İsa Mesih'e yalancı çıkmayalım, savaşsınlar diye, buraya gemiler dolusu, Hıristiyan Orduları göndermeyecek. O halde bölgede, savaşacakları 'bir blok' olması gerekiyor.


Birbirlerine yaklaştırılarak, bir lider etrafında toplanmaları sağlanmış, herşeyden habersiz, Deccalin ordusunu oynayacak olan bülgesel blok. Yahudi düşmanlığı ile birbirine kenetlenmiş bir kitle.

Blok; yahudiler tarafından gerçekleştirilen çeşitli olayların, ara gazları ile sağlamlaştırılacak.Yahudilerde sürekli yenilen, küçük düşen pozisyonlarını koruyarak, kendi taraftarlarının kurtarıcı İsa Mesih isteme arzularını, yalvarma boyutuna taşıyacaklar. (2.Dünya savaşında ezilen olmasalardı İsrail devletini kurmada bu kadar istekli olabilirler miydi?).
   
  GOG-MAGOG ile YECÜC-MECÜC FARKI, HEZEKİELİN SÖZLERİ KONULARININ İŞLENDİĞİ "GOG & YECÜC" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  SİNAGOG, BOZGUNCU GOG / YECÜC, MAGOG ve ŞEYTAN DOSTLARI KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "SİNA & GOG" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Kutsal kitaplarında ne diyor.
  Hezekiel..38/16 Ülkeyi kaplayan bir bulut gibi halkım İsrail'in üzerine yürüyeceksiniz. Gelecekte, ey Gog, seni ülkeme saldırtacağım. Öyle ki, ulusların gözü önünde kutsallığımı senin aracılığınla gösterdiğim zaman beni tanıyabilsinler.
Hezekiel..38/22 Onu salgın hastalıkla, kanla cezalandıracağım; onun, ordusunun, ondan yana olan birçok ulusun üzerine sağanak yağmur, dolu, ateşli kükürt yağdıracağım Hezekiel..39/2 Seni geri çevirip sürükleyeceğim. Seni uzak kuzeyden çıkarıp İsrail'in dağlarına getireceğim
Hezekiel..39/6 Magog'un ve kıyıda güvenlik içinde yaşayanların üzerine ateş yağdıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.

Kuzeyden gelecek olan Gog (yecüc) kimlerdendir.Kıyıda güven içinde yaşayanlar (magog) kimlerdir? Duvarlar içine alınmış Filistin'liler mi, yoksa İsrail'liler mi (eğer İsrail ise; demek ki, önce ezilmesi gerekiyor, o mutlu sonlarına ulaşabilmek için. Demek ki, İnsanlık dışı kabullerinin yapıldığı ve en zayıf görüldükleri zaman esasında onların en kuvvetli oldukları zaman olacak. )
   
 
   
 
   
  İsteme eylemleri, yalvarma boyutuna taşınmalı ki, ortaya sürülen, atama mesih, hemen kabul görsün. Kabul görsün ki, atama mesih sayesinde hertürlü mezalimi, yok etmeyi rahatca yapabilsinler. Öyle ya! İsa Mesih ne yaparsa Tanrı adına yapar. Kim Mesih'in yaptıklarına karşı çıkabilir, kim Mesih'in yaptıklarına mezalim diyebilir? Bu güne kadar Dünyadaki tüm yok etmeleri, mezalimi, zülmü bütün masumluklarını takınarak, maduru, mazlumu, mahsunu oynayarak,Tanrı adına yapmamışlar mıydı?. O halde Tanrının vekiline, aynı zamanda tanrının oğlu ve Tanrı olan İsa Mesih'e nasıl karşı çıkabilirler. Yine şeytanın 1 numaralı A planı; ALLAH İLE ALDATMAK.
   
  Yer yüzünde o kadar çok kan döküp, zülüm yaptıklarından, Allah'ın, kendilerine bir kurtarıcı göndermesinin imkansız olduğundan, o kadar eminler ki,
İsa Mesih dediklerinin Allah'la ilişkisinin olmadığını/olamayacağını, atama olacağını kesinlikle biliyorlar ki,
Gidecekleri yolun, gönderilen peygamberlerin ve indirilen kitapların emrettiklerine göre sapkın olacağınının bilinçindeler ki,
Alemlerin Rabbi olan Allah yerine; gönüllerinde büyüttükleri Tanrılara, göğüslerine içirilen buzağılara, bağlı olduklarından hiç şüpheleri yok ki,
Amaçlarının Allah'a ulaşan yol olmadığını, Horus'un (gören gözünün)/ piramit'in kopuk parçasının birleşimini sağlamak olduğunu biliyorlar ki,
   
  Onları; bir takım endişelerini giderecek tedbirler almaya yönellti;
  Soğuk kış gecelerinde soba başında anlatılan Deccal hikayeleri gibi. Callut yerine Deccalin olduğu hikayelerle bu durumu atlatabilirlerdi. Ama ortada garip bir durum söz konusu idi...Hem zülüm yapıp, hemde kurtarıcı bekleme yüzsüzlüğü vardı..Yüzsüzlüklerinin de farkındalardı.

"Bu kadar, maduru, masumu, mahsunu, mazlumu oynayıp, zulümler sergileyip, sapkınlıklar yapıyoruz".
"Ortaklar, oğullar isnat ediyoruz."
"Üstelik, perdeleme olsun diye, Tanrı'dan da sürekli kurtarıcı istiyoruz".

Yukarıdaki saptamalardan dolayı kafaları kurcalayan soru şu idi..
"Geçekten Tanrı Kurtarıcı gönderirse, bizle ne yaparız?."
"Allah'la ilişkisi olmayanlar bizler, zulum sergiliyen bizler, bizim değil, diğer toplulukların kurtarıcıya ihtiyacı var. "
"Allah, kurtarıcı gönderirse, insanları bizden kurtarmak için göndereceği muhakkak."
" Oysa biz, mesih derken şartlar olgunlaştığında ortaya süreceğimiz atama mesihi kastediyoruz." Şüphesi onları bazı tedbirler almaya itti.

"Tanrı hiç bir zaman yeryüzüne gelip olaylara müdahele etmediğine, sürekli insan resül gönderdiğine göre geleni yalanlamak elbette mümkün" dediler."Her zaman yaptığımız gibi" dediler. "Gerekirse çarmıha gerer, gerekirse yalancılıkla sapkın olmakla itham ederek Deccaliyetini ilan ederiz. İşte size, Mesih'in yok etmek üzere geldiği, Deccal ve ordusu deriz." diyerek senaryolarını, hikayelerini yazmaya başladılar.
   
  ALLAH KURAN'I KERİM'DE ŞÖYLE BUYURUYOR..
  6 - EN'AM......... 158. Neyi bekliyorlar? Kendilerine meleklerin gelmesini mi, Rabbinin gelmesini mi, yoksa Rabbinin bazı mucizelerinin gelmesini mi? Rabbinin bazı mucizeleri geldiği gün, daha önce iman etmemiş yahut imanında bir hayır sahibi olamamış kişiye imanı hiçbir yarar sağlamayacaktır. De ki: "Bekleyin! Doğrusu biz de bekliyoruz."
25 - FURKAN......21. Bize kavuşmayı ummayanlar dediler ki: "Üstümüze melekler inse, yahut Rabbimizi görsek olmaz mı?" ......
2 - BAKARA........55. Siz şunu da söylemiştiniz: "Ey Mûsa! Biz, Allah'ı apaçık görmedikçe sana asla inanmayacağız."........
17 - İSRA........... 92. "Yahut iddia ettiğin gibi göğü, parçalar halinde üzerimize düşürmelisin, yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza dikmelisin."
   
  İlk girişimler/ hikayeler, Hz.Yusuf sonrası' da kullanılan, ölenin üstünlüğü vurgulanarak; "Allah, bir daha böylesini göndermez" ağıtları. Hz. Yusuf'u, över gözükerek, daha sonra gelmesi muhtemel olan peygamberlerin önünü kesmek onların yalancı olacaklarını önceden ilan etmek, bilinç altlarına kazımak. (Hz. Muhammed'in Hıristiyanlar tarafından kabul görmemesi gibi...)
   
  ALLAH KURAN'I KERİM'DE ŞÖYLE ÖRNEK VERİYOR.
  40 - MÜ'MİN........34. Andolsun, daha önce Yûsuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, “Allah ondan sonra aslâ peygamber göndermez” demiştiniz. İşte Allah aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır.
   
  DEMEK Kİ O EGEMEN GRUBUN YÜZYILAR BOYUNCA, PEYGAMBERLERİ ÖLDÜRMELERİ, KABUL ETMEMELERİNİN SEBEBİ BU DÜŞÜNCELERİ. "....Allah ondan sonra aslâ peygamber göndermez....." Ölene övgüymüş gibi sunulan, aslında gelecek olana reddiye içeren ağıt.Böylece gelecek olan Peygamberlerin önünü kesmeyi amaçladılar. Allah "başka peygamber göndermez" diyerek.
Bu söylem, peygamberlerin önünü kesmek için, kurdukları inanç sistemlerini yaşatabilmek için; uyguladıkları bir metod /izledikleri bir yol.
   
  ARA AÇIKLAMA NOTU..
  KUR'AN'I KERİM'DE NE MESİH, NE MEHDİ, NE DE DECCAL GEÇMEMEKTEDİR. Bunlar İslamiyete, İsraliyat uydurmaları olarak sokulmuş Truva atlarıdır.
MÜSLÜMANLARIN KURTARICISI, ALLAH'IN, "RAHMET, HİDAYET KAYNAĞI", "ONDAN BAŞKA SIĞINILACAK BULAMAZSINIZ" DEDİĞİ KUR'AN'I KERİMDİR.

Deccal'in kelime anlamı; bir
şeyi örtmek, yaldızlamak veya boyamak manasına gelen ‘decl’ kökünden türemiş bir sıfat olup, çok yalancı, aldatıcı, hilekar demekmiş.
   
  Mesih silahını keşfettiklerinde ise, Allah'ın, gerçekten bir kurtarıcı gönderme ihtimaline karşılık, tedbirler alma ihtiyacı hissettiler.
Öyle ya! ALLAH BİR KURTARICI GÖNDERİRSE NE YAPARLARDI? TAM BİR "YANDIM KETEN HELVA" OLURDU, MARMARA ÇIRASI GİBİ YANARLARDI.
   
  Benzer durumu Hz. Muhammed geldiğinde yaşamışlardı.. Allah'tan inkarcılara karşı kurtarıcı istemişler, yalvarmışlar. Allah Hz. Muhammed'i gönderince, hemen onu inkar yoluna gitmişler.Çünkü onlar kafalarına göre yazdıklarını ortaya sürecek, 'atama bir kurtarıcı' ortaya süreceklerdi.Toplumları hazırlamak için Allah bize kurtarıcı gönderecek nutukları atıyorlardı. Asıl amaç, gizledikleri üzerini örtemeye çalıştıkları Tevrat'ın yerine, açıktan açığa hükümlerini uygulayabilecekleri bir kitabı, "bu Allah'tandır" diyerek ortaya sürmekti
   
  ALLAH KURAN'I KERİM'DE ŞÖYLE ÖRNEK VERİYOR.
 

2 - BAKARA........89.Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkar ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkarcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkar ettiler. Allah’ın lâneti inkarcıların üzerine olsun.

   
  Allah gerçekten Hz. Muhammed'i ve ellerindeki gizledikleri Tevrat'ın hükümlerini doğruluyan, Kur'an'ı gönderince hemen inkara gittiler. Çünkü İstedikleri Allah'tan gelecek olan değildi.Tüm hazırlıkları boşa gitmişti.
   
  Pekii! Allah, Kurtarıcı gönderirse nasıl olurdu? Hele bu kurtarıcı, Hz. İsa Mesih olursa ne gibi özellikleri olurdu? Kendilerinin ortaya sürecekleri atama, İsa mesih gibi olmayacağı kesin idi? Hz. İsa'da birtakım mucizeler olacağı muhakkaktı. Bu mucizeler, kendi yapabilecekleri duman ve yaldız boyanın çok ötesinde olan ilahi gerçek mucizeler olacaktı. Sorunun cevabını; yine Hz. İsa'da ve Allah'ın Hz. İsa'ya verdiği, nur ve hidayet rehberi dediği İncil'de buldular. Kur'an'ı Kerim de buldular.
   
  Allah, Hz. İsa'ya, hangi mucizeleri vermişti:
Ölüleri, Allah'ın izniyle diriltiyordu
Çamurdan kuş görünümünde bir şey yapıyor, içine üflediğinde, Allah'ın izniyle kuş oluyordu
Doğuştan körü, abraşı Allah'ın izniyle iyileştiriyordu.
Beşikte iken insanlarla konuşuyordu.
Allah, Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretmişti
Ruhulkudüs'le desteklenmişti
İnsanlara, evlerinde yemekte ve biriktirmekte olduklarını haber veriyordu
Allah, İsrailoğullarını uzak tutmuştu
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  5 - MAİDE........ 110. Hani, Allah şöyle demişti: "Ey Meryem'in oğlu İsa! Senin ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla. Seni Ruhulkudüs'le desteklemiştim, beşikte iken ve erginlik çağında insanlarla konuşuyordun. Sana Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş görünümünde bir şey yaratıyor, içine üflüyordun da o benim iznimle kuş oluyordu. Doğuştan körü, abraşı benim iznimle iyileştiriyordun. Benim iznimle ölüleri çıkarıyordun. İsrailoğullarını senden uzak tutmuştum. Hani, sen onlara açık-seçik ayetleri getirdiğinde, küfre sapanları şöyle deyivermişti: "Açık bir büyüden başka bir şey değil bu."

3 - ALİ İMRAN.....49. Onu Beniisrail'e şöyle konuşan bir resul yapacak: "Şu bir gerçek ki, ben size Rabbinizden bir mucize getirdim: Ben, çamurdan, kuş görünümünde bir şey yapar, ona üflerim de Allah'ın izniyle kuş oluverir. Ben, körü ve abraşı iyileştirir, ölüleri Allah'ın izniyle diriltirim. Evlerinizde yemekte ve biriktirmekte olduklarınızı size haber veririm. Eğer inananlarsanız, bunda sizin için tam bir mucize vardır."
   
  DECCAL DİNLER ANLATIMINA GÖRE; Deccal'e, ölüyü diritme, hastaları iyileştirme, körü görür hale getirme, çok hızlı hareket etme gibi özellikler verilmiş. Allah'ın Hz. İsa'ya verdiği belli başlı mucizeleri, Deccal dedikleri hayali varlıkta toplayarak, tanıtımını yapıyorlar. Olur'da Allah gerçek Hz. İsa'yı gönderirse hazırlıklı olalım, diye.İnanaçlılarımızın, ona inanmasına engel olalım diye
   
  Oysa YALDIZLAMA, BOYAMA, SAPTIRMA İŞLERİNİ onlar yapıyor. Hille, Yalan entrika düzenliyicisi onlar. Bunlar Allah'tandır, diye çağrıda bulunan onlar.O halde kendilerinde ki, DECCALLİK VASIFLARINI gizlemek için, DECCAL ORTAYA ÇIKACAK yalanları uyduruyorlar.
   
  ADAYLARI, ATAMA MESİH'E VERDİKLERİ ÖZELLİKLER İSE; (MÜSLÜMAN MAHALLESİ SUNUMUNDA) Orduların başına geçme, kötü denilenlerle savaşma görevleri dışında, mucizevi maharetleri yok. Simyacıları ne maddeye egemen olup yoktan var edebildi, ne tanrıları söz verdiği gibi ölüleri diriltebildi.Ne şöyle ortaya salabilecekleri hortlakları/hayaletleri oldu, nede resmi geçit yaptırabilecekleri cinler ordularına sahip olabildiler. Ne vampirler gerçek çıktı, nede cadıları. Duvarları delenler, havada uçanlar, asa ile hükmeden Firavunlar, filmlerinde ve hayallerinde kaldı

Yer-merçekimi, elma neden düştü, kuvvet kudret midir?, belki kontrol da ederiz, belki de tanrı oluruz hayalleri içinde yüzyılları böyle bekleyişler ve arayışlarla geçti. Halbuki ne kadar da umutlanmışlardı, kopya Dolly ile... DNA, klonlama, kopyalama, kozmik bilinç, evrenin sesi, kuantum, gen bankası, gen haritası derken çıldıracak gibi oldular. Nihayet Dünya'da benzeri olmayan genlere sahip olması gereken İsa mesih'i meydana getirebileceklerdi..

İsa tanrı, annesi Meryem'den olma diyerek kutsallık kazandırmışlardı.Benzeri olmayan bir DNA (Tanrı) yapısı ve eşşiz bir gen (Tanrı) haritası olmalı idi. Maria Magdelana fahişeydi yok değildi tartışmaları arasında, bir türlü İsa ile evlendiremediler. Dolayısı ile İsa mesihe çocuk bağlayamadılar.

Annesi Meryem'de kutsal bakire idi.
Doğal olarak onun da başka çocuğu yoktu (kitaplarında İsa'nın üvey kardeşleri isimleri ile anılıyor. Bu durumda, TANRININ üvey kardeşleri olmuş oluyor. Hz. Meryem'e TANRININ ANNESİ diyen zihniyet, bunuda kabul etmeli, İsa'nın üvey babası Yusf'un da TANRININ ÜVEY BABASI olduğunu da kabul etmeli).Kocası olarak gösterilen, Yusuf'tan çocuğunun, olup olmadığına da aralarında net bir karar vermemişler.Eğer karar vermiş olsaladı ,şu anda TANRILAR SÜLALESİ veya Hanedanı oluşturulmuş olurdu. Elbette PAPA'lık gibi, Patriklik gibi makamları da onlar işgal eder, "TANRININ SÖZCÜLERİ" bizleriz derlerdi.

Duvarlara nasıl ataların resimleri asılıyorsa, Tanrı atalarının sevgi bakışları ile dolu portleri saraylarını süslerdi. Belki savaşcı, heneden soyluları yanın da dinsel soylular sınıfı oluşturulurdu. "benim 6. büyük dedem TANRI idi", "benim cennetteki yerim hazır, dedemim köşkünde kalacağım, zaten çağırıp duruyor" gibi açıklamalar konuşmaları süslediği gibi, sınıfsal ayrılıkları da vurgulardı.

Papalığa göre, Tanrının annesi olan Meryem (THEOTOKOS), başkasından hamile kalıp doğurdu mu, yoksa kutsal bakire olarak mı kaldı, zor bir karar. Mesih'i atayacaklarsa; mecburen Beytüllahimli , bir çocuğu yetiştirmiş/ yetiştiyor olmaları lazım.

İkinci bir tanrı olur, komik olur diye, aynı yoldan İsa gibi doğan, bir kardeşi de var diyemediler. Bu nedenle çağın simyacıları sayılan, DNA ve Gen bilimcilerinin buluşları, onları çıldırtacak hale getirmişti. Bu ilerlemeler, nasıl çıldırtmasın, nesli devam etmeyen ve tanrısal gen taşıyan, İsa'nın DNA yapısı benzersiz olmalı idi. Ama olmadı, seneye inşallah da diyemediler. Umutlar tükenmişti, vakitte yoktu.

Oysa ne güzel hazırlamışlardı beyinleri, evrenin gücünü barındıran, He-Men (o-adam), Voltran, yüzüklerin efendisi ve benzerleri ile.Ortaya sürecekleri mesih'in genleri ne yaparlarsa yapsınlar, şu anda Dünya'da yaşayan, birilerinden izler taşıyacak. İstedikleri kadar kod'larla oynamış olsalarda benzerlikleri tamamen yok edemezler. Çok az rastlanan olabilir, kıyıda köşede (ortadoğulu/yahudi olmak zorunda) kalmış olan olabilir ama Ortadoğulu olan genleri taşımalıdır. Halbuki tüm bilgin büyücüleri de toplamışlardı.
Gerçek Hz. İsa kaç yıl yaşadı, evlendi mi? çocuğu var mı idi? Bu konular hakkında, Kur'an'ı Kerim de detaylı, bir bilgi yok. Sadece Çarmıha gerilmediği, öldürülenin de Hz. İsa'ya, benzer gösterilen biri olduğunu biliyoruz.(Hz. Meryem'in kocası olarak kitapların da ismi geçen Yusuf tan üvey kardeşlerin ile bir soy arayışında oldukları muhakkak.)
   
  BEKLEDİKLERİ KURTARICI MESİH'E BİÇİLEN TANRISALLIK. MESİH Mİ? TANRI MI? AYRINTILARI "MESİH'İN TANRISALLIK PROFİLİ" SAYFASINDA
   
  Ellerinde kalanlar ise Bilinçleri bulandırma, insanları zombileştirme, Allah ile aldatma, bloklar oluşturma yöntemleri kalmıştı. Bir de sis içinde kullanacakları hologramlar ve lazerler ile ilgili teknolojik araçlar var. Bilimci, dinci, falcı, astrologcu, büyücü, medyacı, kuantumcu, reikici, beyin bulandırıcı, sürreyalistci....vs, kısaca tüm bilgin büyücüler bir araya getirilmeli, toplumlar üzerinde tüm maharetlerini uygulamalı olarak göstermelidirler..Bilinçler bulanmalı, zombilik dereceleri artmalı idi.
   
  Allah, mesih'e (geleceğini iddia ettikleri) vermediği mucizeleri, insanları saptıracak Deccal dediklerine verecek.Akılla mantıkla alaksı olmayan bir kabul. Çizgi filmlerindeki Tanrılar arası savaşlar gibi. Kurtarıcı mesih, ve birtakın mucizelerle donatılmış Deccal. Allah kurtarıcı gönderecekse neden Deccali göndersin.İşin ilgincide Allah'a oğul isnat edenler, kendilerini Tanrı vekili ilan ederek şirk koşanlar, İsa tanrıdır diyenler, zülüm segiliyenler, Hz. Muhammed'i ve Kur'an'ı Kerim'i inkar edenler, Mesih kurtarıcı olarak," bize gönderilecek" diyorlar, Müslüman gruplar da "evet onlara gelecek" diyor.
   
  Oysa onların, deccal tanımlı olanları zaten insanları peşlerine takarak sapkın yollara sürüklüyor. Safları sıklaştırıyorlar. Kurtarıcı olan Kur'an'ı Kerim'e göre hareket etseler, kurtuluşu Kur'an'ı Kerim de arasalar, Mehidi, mesih avcılarından kolaylıkla kurtulabilirlerdi. Mehdi Mesih gelecek/gelebilir, inancına sahip olsalar bile, en azından Hıristiyan veya onlara hizmet eden onlardan olan, misyoner avcıların elinden kurtulurdu.

Öyle bir şey olacak olsa bile, bu gönderilmenin asla Hıristiyan ve Yahudi inancına sahip olanlara olmayacağını bilirdi.Gönderilenin, Allah'ın Kur'an'ı Kerim de belirtilen esaslar doğrultusunda, Hz. Muhammed'in yolunda, o sapkın görüşlere karşı mücadele etmek olduğunu bilir, deccallerin peşine takılmaktan da kurtulmuş olurdu..

Gönderilenin; Allah'a oğul isnat edenlerle birlikte olmayacağını, Tam aksine Kur'an'ı Kerim'in rehberliğinde Hz. Muhammed'in yolunda, o sapkın görüşlere karşı mücadele etmek olduğunu bilecek, Tellallerin, deccallerin peşine takılmaktan da kurtulmuş olacaktı.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  6. - EN'AM.........115. Rabbinin sözü hem doğrulukça, hem de adaletçe tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir.
43 -ZUHRUF........44. Gerçek şu: Bu Kur'an sana ve toplumuna elbette ki bir hatırlatıcı/bir düşündürücü/bir şeref/bir öğüttür. Bundan sorumlu tutulacaksınız.
24 -NUR........... .34. Yemin olsun ki, size, gerçeği açık-seçik anlatan ayetler, sizden önce gelip geçmiş olanlardan örnekler, korunanlar için de bir öğüt indirdik.
6. - EN'AM........116. Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Çünkü onlar sadece "zann"a uyarlar ve saçmalarlar.
53 -NECM......... 28. Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, şüphesiz hakikat bakımından birşey ifade etmez.
7. - A'RAF..........52.Andolsun biz onlara, bilerek açıkladığımız bir kitabı, inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik.
   
  ONLARLA "AMENTÜMÜZ BİR, KİTAPLARI DA KUTSAL" DİYENLERE ALDIRMAYIN. ALLAH KUR'AN'IN KENDİ VAHİY'İ OLDUĞUNU VE DOĞRULUĞUNU NASIL BELİRTİYOR
   
 

36 - YASİN..........69. Biz o Peygamber'e şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.

69 - HÂKKA....... 38. Hayır, sandıkları gibi değil! Yemin ederim gördüklerinize,
69 - HÂKKA....... 39. Ve görmediklerinize!
69 - HÂKKA....... 40. Ki o, çok soylu bir elçinin sözüdür.
69 - HÂKKA....... 41. Bir şairin sözü değildir o. Ne kadar da az inanıyorsunuz?
69 - HÂKKA....... 42. Bir kâhinin sözü de değildir o. Ne kadar da az araştırıp düşünüyorsunuz?
69 - HÂKKA....... 43. Âlemlerin Rabbi'nden bir indiriştir o.
69 - HÂKKA....... 44. Eğer bazı lafları bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi,
69 - HÂKKA....... 45. Yemin olsun, ondan sağ elini koparırdık.
69 - HÂKKA....... 46. Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.
69 - HÂKKA....... 47. Sizin hiçbiriniz ona siper de olamazdınız.
69 - HÂKKA....... 48. Gerçek şu ki o, sakınanlar için tam bir uyarıcı ve düşündürücüdür.
69 - HÂKKA....... 49. Ve biz, içinizden onu yalanlayanların bulunduğunu kesinlikle biliyoruz.
69 - HÂKKA....... 50. Ve o, gerçeği örten nankörler/inkârcılar için tam bir hasrettir.
69 - HÂKKA....... 51. Ve o, kesin bilginin tam gerçeğidir.
69 - HÂKKA....... 52. Hadi artık, yüce Rabbinin adını tespih et!

   
  Hz. Muhammed'in Ahirette kitabını alacağı SAĞ KOLU yerinde olduğuna ve Hz. Muhammed, Kur'an'ı Kerim tamamlandıktan (Allah "tamamladım dedikten") sonra vefat ettiğine göre; Hz.Muhammed, ALLAH'ın, emrettiği biçimde görevini yerine getirmiş, ALLAH'ın VAHİY ETTİKLERİNİ, VAHİY EDİLDİĞİ GİBİ TEBLİĞ ETMİŞ DEMEKTİR..

Peki!, nasıl oluyorda, İmani hiç bir benzerlik taşımayan, bir takım kitaplara, insanlar yönlendirilerek, Amentüda biriz o kitaplarda kutsal deniliyor. Eğer o kitaplar, Hz. MUHAMMED ZAMANINDA DA böyle olsa idi; ALLAH KUR'AN AYETLERİ ile bağdaşmayan, Allah'a, eşler icad eden, oğul İSNAT EDEN KİTAPLAR İÇİN, ruhsat verici "Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar" der miydi? ALLAH ŞİRK KOŞMAYA DELİL İNDİRİR MİYDİ?
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  2 - BAKARA..........4. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.
3 - ALİ İMRAN....199. Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah’ın ayetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir.
3 - ALİ İMRAN...113. Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta duran, secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır.
   
  Elbetteki, yukarıdaki ayetlerde bahsedilenler, Kitaplardaki ayetlere ehil olanları kapsıyor.. Hz. Muhammed'i ve Kur'an'ı Kerim'i red eden, Allah'a oğul isnat eden, Müslümanlığın son din olduğunu kabul etmeyen Vatikan, Fener ve Yahudi kurumları ile bizim kutsallarımız dedikleri kitapları ve onlara tabi olanları kapsamıyor. Öyle zorlama ile, Ehli kitap yakıştırmaları ile İbrahimi Dinler aldatmacaları ile, DİNLER ARASI DİYALOG müsamereleri ile o oluşuma katılanları kapsamıyor, Kur'an Meal'ine sokuşturulan; işte bunlar Pavlusun mektuplarıyla, benzerlik taşıyor notları ile bulanık ortamlar oluşturanları kapsamıyor. Hıristiyanlarla amentüde biriz ittifaklarını kuran ve o amentüye uyanları da kapsamıyor.
   
  Kur-an’ı Kerim’in bazı ayetleri ve bazı Hadis-i Şerifler tarihi sürecini doldurduğu için bunlarla amel edilemez. Kur’an-ı Kerim’in gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat’ın hükümleri hâlâ geçerlidir. Bugünkü İnciller’e ve Tevrat’a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar’ı değil o dönemin insanlarını bağlar.” (Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)

Esasında çelişkinin kendisi de farkında; Ogünkü hıristiyan ve yahudilerin bugünküler ile aynı olmadığını o da biliyor.
“Yahudileri ve Hıristiyanları kınayan ve azarlayan ayetler ya Hazret-i Muhammed döneminde yaşayan ya da kendi peygamberleri döneminde yaşayan bazı Yahudi ve Hıristiyanlar hakkındadır.” (Küresel Barışa Doğru,Sf.45,Fethullah GÜLEN)

EVET HZ. MUHAMMED ZAMANINDA KUR'AN'I KERİM DE BELİRTİLDİĞİ GİBİ, EHLİ KİTAP TANIMI İÇİNDE KALAN; Yahudi ve Hıristiyanlar yaşamakta idi.. Elbetteki o Ayetler, onlara hitap etmekte idi. Ama artık KUR'AN'IN TANIMLADIĞI, EHLİ KİTAP DENİLENLER MEVCUT DEĞİL (en azından ortalıkta gözükmüyorlar). VİTRİNDE GÖRÜLEN, "BİZ HIRİSTİYANIZ, BİZ YAHUDİYİZ "DİYENLER, O GÜNKÜ KUR'AN'I KERİM'İN BAHSETTİĞİ, YAHUDİ VE HIRİSTİYANLAR DEĞİL.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  3 - ALİ İMRAN...113. Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta duran, secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır.
Onlar ayetlerin bir kısmını gizlemeye çalışır, manaları ile oynarladı. Şimdi biz onlarız, diyenlerin elinde tahrif edecekleri, Kur'an'la benzerlik taşıyan Ayetler yok. Onlar, bu nedenle Hz. Muhammed'i ve Kur'an'ı Kerim'i topyekün inkar edip, Kuran'ın ve Hz. Muhammed'in Allah'tan olduğunu, Müslüman'lığında ilahi bir din olduğunu red etmişlerdir.Red etmeselerdi mecburen müslüman olurlardı. Ogünkü ve bugünkü ayrımı yapmak zorunda kalmazlardı.

2 - BAKARA........75. Şimdi bunların, size hemen inanacaklarını ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın kelâmını işitirlerdi de sonra ona akılları yattığı halde bile bile onu tahrif ederlerdi.
2 - BAKARA........41.Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.
2 - BAKARA........42.Hakkı bâtılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.
   
  ARTIK KİTAPLARINDA, KENDİLERİNE İNANMAK İSTEYECEKLERDEN, SAKLAYACAKLARI HİÇ BİRŞEYLERİ YOK.Çünkü; Allah'ın indirdiği tüm Ayetleri, görmemezliğe gelerek mektuplardan, rivayetlerden, efsanelerden oluşturdukları kitapları var.
   
  Hani hep şöyle örnek verirler, Yahudiler, Hz. Muhammed'i sınamak için ona Tevrat'tan sorular sorarlardı. Hz. Muhammed soruların bazılarına hemen cevap verir, bazılarına cevap vermek için süre isterdi. Daha sonra verdiği cevaplarla, Yahudiler seslerini kesmek zorunda kalır, Allah'ın indirdiği Tevrat ile Kur'an arasında bir çelişki bulamazlardı.
  Örnek olarak; Zülkarneyn,Hz. Musa ve ilim sahibi, Ashab-ı Kehf verilebilir
   
  ALLAH ŞÖYLE BUYURUYOR
  18 - KEHF.......... 83.(Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: “Size ondan bir anı okuyacağım.”
   
  ŞİMDİ ELLERİNDEKİ KİTABA DAYANARAK NE SORABİLİRLER. AYETLER AYNI DEĞİL. Kelime benzerliklerine bakarsanız, aynı benzerlikleri ansiklopedilerdeki ilgili maddelerde de bulabilirsiniz. Prof. Suat Yıldırım'ın meal, çalışması gibi..Sırf, "işte benziyor" dedirtmek için yapılan, çok zorlamalı, adeta sahte delil oluşturma çalışması.

Allah "KUR'AN O KİTAPLARA BENZİYOR" demiyor, "ONLARI, TASDİKLEYİP AYRINTILI KILIYOR" Diyor.Herhangi bir dini kitap elbetteki, Kur'anla benzerlik taşıyacaktır. Benzerlik taşıması, o kitabın Allah'tan geldiğinin ispatı olamaz. Olsa, olsa (en hafif deyim ile) iddia sahiplerinin, kendilerini bilmez, haddini aşanlar olduklarının ilanı olur..Allah'ın, indirdiğinin nurunu söndürme hayali kuran, yel-değirmenlerine saldıran, Donkişot türü zavallıların, su yüzüne çıkmasına sebep olur.
   
  ALLAH ŞÖYLE BUYURUYOR
  10 - YUNUS........37. Bu Kur’an, Allah’tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. Fakat o kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitabı (Allah’ın levh-i mahfuzdaki yazısını) açıklayıcı olarak, indirilmiştir. Bunda hiçbir şüphe yoktur. (O) âlemlerin Rabbi tarafındandır.
   
  Dikkat edin bu tür, kıyaslamalar sadece Tevrat ve yahudiler ile ilgili. Hıristiyanlar ve İncil söz konusu değil. Orjinal,İncil yazılı olarak hiç bir zaman varolmamış. Daha sonraları Havarileri veya başkaları tarafından, Hz. İsa öğretilerinin anlatımı yapılan mektupların, yazıların bir araya getirilmesi ile ortaya çıkmıştır. Ör.Pavlus mektupları, tam bir mektup gibidir. (acayip bir tanım oldu ama kutsal kitap içine kişilere gönderdiği selamlar, sitemler ile birlikte alınmıştır.) Oysa bir yerden, ayetleri içeren bir yazı alsak, selamları ile birlikte bunlar ayettir, kutsaldır diye yayınlamayız. Ama siz o kişiyi kutsal, yaparsanız/tanrılaştırısanız, insanlar onun/efendilerinin, elini yıkadığı suyu, şifa niyetine içerler.
   
  3 Yuhanna (3 John)'den örnek
  Yuanna..3/1 Ben yaşlı önderden, gerçekten sevdiğim sevgili Gayus'a selam!
3 Yuanna..3/2 Sevgili kardeşim, senin canın refah içinde olduğu gibi, her bakımdan refah ve sağlık içinde olman için dua ediyorum.
3 Yuanna..3/3 Bazı kardeşler gelip senin gerçeğe bağlı kaldığına, gerçeğin izinden yürüdüğüne tanıklık edince çok sevindim.
3 Yuanna..3/4 Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!
3 Yuanna..3/5 Sevgili kardeşim, sana yabancı oldukları halde, kardeşler için yaptığın her şeyde içten bir bağlılıkla davranıyorsun.

3 Yuanna..3/9 Topluluğa bazı şeyler yazdım, ama aralarında en üstün olma sevdasında olan Diyotrefis bizi kabul etmiyor.
3 Yuanna..3/10 Bundan dolayı,eğer gelirsem, bize yönelttiği haksız suçlamalarla yaptığı kötülükleri hatırlatacağım.Bununla yetinmeyerek kardeşleri de kabul etmiyor,...
3 Yuanna..3/13 Sana çok yazacaklarım vardı, ama mürekkep ve kalemle yazmak istemiyorum.
3 Yuanna..3/14 Yakında seni görmek ümidindeyim, o zaman yüz yüze konuşuruz. Esen kal! Arkadaşlar sana selam ederler.Sen de oradaki arkadaşlara adlı adınca selam söyle.
Luka..1/1-3 Sayın Teofilos, Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişmiştir. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize iletmişlerdir. Ben de tüm bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.
   
  ESKİ VE YENİ AHİT'TE YER ALAN KİŞİSEL İSTEKLERİ, SELAMLARI, ÖFKELERİ VE BAZI İLGİNÇ İFADELERİ BU SAYFADA OKUYABİLİRSİNİZ.  
       
  ESKİ VE YENİ AHİT İÇİNDE YER ALAN ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERİ, BU SAYFADA OKUYABİLİRSİNİZ. OĞUL-BABA, OĞUL-KIZ, KARDEŞ  
   
  Şimdi yukarıdaki metin nasıl vahiy muamelesi görerek Allah'tan geldi denilen kitap içinde olabilir. Bu ancak "bize bir din anlat, ona tapalım" isteklerinin sonucunda olabilir. Takip edilen, "bu kutsaldır, tanrının sözcüsüdür" inancı ile peşine düşülen bir efendinin imalatlarında olabilir. O kişinin Tanrı'ya, dine bakışını öğrenebilirsiniz ama asla imanı kavrayamazsınız. Çünkü kitaplarında hertürlü abuk ve sabuk fikirlerini yazma ve yayma haklarını ellerinde tutarlar.Onlar iman kitabı değil, inanç birliği sağlamışların el kitabıdır.
   
 

Ortaya inançların olduğu bir din anlayışı çıkar. Hurafelerin, ritüellerin, şekilciliğin üst seviyede olduğu, adetlerin ibadetleştirildiği, ibadetlerinde adet haline getirildiği, batıl inanaçların, rivayetlerin hüküm sürdüğü, birşeylere inanan dinler anlayışı ortaya çıkar.İçtenlik, iman kaybolmuş, içten gelerek yapılan ibadetler yerini eksiksiz, kusursuz yapılan tapınmalar ortaya çıkmıştır.

Nemrut'un putperesliğini küfürle ananlar, farkına varmadan, eşyadan, taştan, sopadan, isimlerden, sayılardan, renklerden, medet umar bir hale getirilmiştir.İnsanlar, Allah'ın vermediği (vemediğine inandıkları) şeyleri, çalışmadan, çabalamadan elde edebileceklerine inandırılmış. Allah'ın sadece gözetleyen konumunda (yaratan), belli şartlar yerine getirildiğinde önceden vermediği şeyleri/istekleri mecburen yerine getiren olduğu beyinlere yerleştirilmiş.

Kozmik bilinç, Evrenden isteme, beyin olumlamaları, Kuantum, isim değiştirme, mum yakma, adaklar, Taşlar, yüzükler, renk tercihleri, kabala ipleri, tılsımlı takılar, tütsüler, sayısınca dua okumak gibi.Allah'tan istediği ama Allah'ın vermediğine inandığı, arabayı, kısmeti, evi, okulu, Falanca kiliseye ip çekmekle, falancı taşı takmakla, filancı evrenden istemekle elde edebileceğine inananlar ordusu ortaya çıkar.

İnsanlık var olduğundan beri, (İlahi din dışı hareket eden) hiç kimse; taşa, toprağa, ağaca tapmamıştır. Onların çevresinde var olduğuna inandığı güce aldığı pozitifliğe tapmıştır.Toplanma yerlerinin işareti olan İkon, Heykel, Haç gibi, nesnelerin etrafında tapınmıştır. Nemrut'ta Taşlara değil, taşların etrafında yoğunlaşmış olan (ona ve gelenlere/kendisine gelenlere pozitiflik vererek, müşteri memnuniyeti peşinde koşan) Tanrıcılık oynayan, şeytani varlıklara tapınmıştır. O, varlıklarda bugünkü falcılara yaptıkları gibi bazı şeyleri kendi elemanlarına vermiştir..Onlarda Tanrıcılık oynamışlardır.

   
  TAŞTAN, İPTEN MEDET UMANLARIN TILSIMINA İNANDIKLARI "KABALA İPİNİN" HİKAYESİNİN ANLATILDIĞI SAYFAYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  BULUŞMA ÇADIRI, YAHVE'NİN İSTEDİĞİ BUHUR KONULARININ İŞLENDİĞİ "YAHVENİN ÇADIRI ve BUHURU" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  YAŞAMLARIMIZA ve BİLİNÇLERİMİZE YERLEŞTİRİLEN "YECÜC VE MECÜC ve ÜRETİCİLERİNE" ÖRNEK İÇİN BU BAĞLANTIYI KULLANABİLİRSİNİZ.
   
  Allah'ın vermediğine inandığı bir şeyi, Allah'a rağmen elde edebileceğine inananlar ancak cahillikte direnenlerdir. Tamamen Tanrı inancının hakim olduğu bir inanç şeklidir. İpi kopartmadan çekenlere "isteklerini yerine getirin" diye emreden, ipi, kopartanların ve konuşanların isteklerini geri çeviren, ilah inancı ancak putperes inanca sahip olan dinlerde, atanmış/seçilmiş Tanrı inanaçlarında olur..
   
  ONLARIN, DİYALOG ALTINDA İSTEDİKLERİ, İMANİ DEĞERLERİ KAYBETMİŞ, HERHANGİ BİR ŞEYE İNANAN TOPLULUKLAR . Herhangi birşeye inanılmasını, istemelerinin nedeni; Tapındıklarını memnun edebilmek, toplumları, kontrol edebilmek, yönlendirebilmek ve elbette kurdukları din sanayisinin/imparatorluğunun getirisinden mahrum kalmamak
  İnançsız olanlar onlara bir kazanç ve kuvvet kazandırmaz.
   
  YİYECEKLERİN HİÇ TÜKETİLMEDİĞİNİ BİLDİĞİ HALDE; NİÇİN HER SEFERİNDE, YENİDEN YİYECEK GETİRİYOR.
NEDEN İPLERİ İSTEKTE BULUNDUKLARI KULLANMADIĞI HALDE; NEDEN HER SEFERİNDE YENİDEN İP ÇEKİYORLAR?
SUNULANLAR, O, VARLIKLARA TAPILMANIN İŞARETİ Mİ OLUYOR?
 
   
  İpi çeken, umutlu, ipi çektiren ise (avuçarını oğuşturup), müşteri sayısından mutlu.İçirilen şerbetin kıvamında olup olmadığına, ip sayısı ile karar veriyorlar.
   
  MISIRDAN ÇIKIŞ (Exodus) kitabında da Tanrıya yiyecekler, tütsü ve değerli eşyalar sunulması isteniyor. Tıpkı uzak doğu dinlerinde olduğu gibi... İsrail'in kıskanç tanrısı, bu tür hediyeleri istiyor. (Amentünün, aynı olduğunu söyleyenler, adamların tanrıları bile kendilerine ait.).Resimde armağan edilenlerle, kitaplarında istenenler arasında fark var mı? Onlarda inek kutsal, tıpkı samirinin buzağısı gibi...
 
M.çıkış_Exodus 34/6 Musa'nın önünden geçerek, "Ben Yahve'yim" dedi, "Yahve, acıyan, lütfeden, tez öfkelenmeyen, sevgisi engin ve sadık Tanrı.
M.çıkış_Exodus 34/7 Binlercesine sevgi gösterir, suçlarını, başkaldırılarını, günahlarını bağışlarım. Hiçbir suçu cezasız bırakmam. Babaların işlediği günahın hesabını oğullarından, torunlarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım."
(Müslümanlıkta ise hiç kimse başkasının günahından sorumlu değildir. Hiç kimse başkasının yaptığından dolayı cezalandırılmaz.)

M.çıkış_Exodus 34/13 Onların sunaklarını yıkacak, dikili taşlarını parçalayacak, Tanrıça Aşera'yı simgeleyen sütunlarını keseceksiniz.
M.çıkış_Exodus 34/14 Başka ilahlara tapmayacaksınız. Çünkü ben kıskanç bir RAB, kıskanç bir Tanrı'yım.

M.çıkış_Exodus 34/20 İlk doğan sıpanın bedelini bir kuzuyla ödeyin. Bedelini ödemeyecekseniz, sıpanın boynunu kıracaksınız. Bütün ilk doğan oğullarınızın bedelini ödemelisiniz. "Kimse huzuruma eli boş çıkmasın.
M.çıkış_Exodus 34/23 Bütün erkekleriniz yılda üç kez İsrail'in Tanrısı ben Rab Yahve'nin huzuruna çıkacaklar.
M.çıkış_Exodus 34/24 Öteki ulusları önünüzden kovacak, sınırlarınızı genişleteceğim. Yılda üç kez Tanrınız RAB'bin önüne çıktığınız zaman, kimse ülkenize göz dikemeyecek.

M.çıkış_Exodus 35/5-7 Aranızda armağanlar toplayıp RAB'be sunacaksınız. İstekli olan herkes RAB'be altın, gümüş, tunç; lacivert, mor, kırmızı iplik; ince keten, keçi kılı, deri, kırmızı boyalı koç derisi, akasya ağacı armağan etsin.
M.çıkış_Exodus 35/8 Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;

M.çıkış_Exodus 35/22 Kadın erkek herkes istekle geldi, RAB'be her çeşit altın takı, broş, küpe, yüzük, kolye getirdi. RAB'be armağan ettikleri bütün takılar altındı.
M.çıkış_Exodus 35/23 Ayrıca kimde lacivert, mor, kırmızı iplik; ince keten, keçi kılı, deri, kırmızı boyalı koç derisi varsa getirdi.
   
  İNCİL KONUSUNA DÖNERSEK
  Orjinal İncil hiçbir zaman var olmadığını, İlim, bilim insanları söylemekte, alimlerde onaylamaktadır. Kur'an da bu durumun doğruluğunu, TEVRAT VE YAHUDİLER ile yapılan, kıyaslama örnekleriyle bildirdiği gibi Ayet'le de açıkca ortaya koymaktadır.
   
  46 - AHKAF........ 29. Hani Kur’an’ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Onlar, onun huzuruna gelince[3] birbirlerine, “Susun!” dediler. Kur’an’ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler.
46 - AHKAF........ 30. Dediler ki: “Ey kavmimiz! Şüphesiz biz, Mûsâ’dan sonra indirilen, kendinden önceki kitapları doğrulayan, gerçeğe ve doğru yola ileten bir kitap dinledik.”
   
  Dikkat ederseniz Ayette" Hz. Musa'dan sonra indirilen, kendinden öncekini doğrulayan" deniliyor.Demekki İncil (Kitap haline getirilmiş İncil'in olmadığı, İncil'in sözlü olarak yayıldığı biliniyor) o kadar kısa sürede tahrif edilmiş ki, Cinler, dinlemiş olsalar bile Hz. Musa'ya verilenle, dinledikleri (tahrif edilmiş), İncil ile bir bir benzerlik bulamamışlar. Kur'an'ı dinledikleri zaman ise, Allah'ın, Hz. Musa'ya verdiği Tevrat ile olan benzerlikleri, onaylamaları/tasdiklemeleri rahatca tespit edebiliyorlar.
   
  Oysa, Allah, Hz İsa'yı yanındakini Tevrat ile doğrulattırıyor.Hz. İsa'ya canlı İncil denmesi bu sebepten olsa gerek.İncil kitap haline gelip, bütün halde tutulamıyor.
   
  ALLAH KUR'AN DA ŞÖYLE BİLDİRİYOR
  5 - MAİDE.......... 46.Ardından o peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Tevrat'tan yanında bulunanı doğruluyordu. Ona İncil'i verdik. Hidayet ve ışık vardı onda. Tevrat'tan yanında olanı tasdikleyici idi. Doğruya ve güzele kılavuzdu, takvaya sarılanlara bir öğüt.

5 - MAİDE.......... 44.Biz indirdik Tevrat'ı, biz. İyiye ve güzele kılavuz var onda, ışık var. Allah'a teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hakemlik yaparlardı. Kendini Rabb'e adayanlarla ilim ve hikmette derinleşmiş olanlar da Allah'ın Kitabı'ndan korumakla görevli olduklarıyla hükmederlerdi. Zaten onlar Allah'ın Kitabı'na tanıklardı. Artık insanlardan korkmayın, benden korkun da ayetlerimi basit bir ücret karşılığı satmayın. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, kâfirlerin ta kendileridir.
   
  Hz. İsa gönderildiğinde; İncilin, Allah katından, olduğunu kanıtlayabilmek/ insanları ikna edebilmek için;Tevrat'tan, yanında bulunan İncil'i doğrulamış.Peki! İncil'le ne yapılmış, İncil'i meydana getiren Ayetler ile Tevrat'ı meydana getiren ayetlerin tasdiki sağlanarak (sağlandıktan sonra) İncil'in yanında bulunanın, yani Hz. İsa'nın, Allah'ın resülü olduğunu onaylatılmış.
   
  ONLARIN VE BİZDEN SANDIĞIMIZ, TELLALLERİN DE "AYNI AMENTÜDEYİZ, AYNI AMENTÜDE BİRLEŞELİM" ÇIĞIRTKANLIĞINDA BULUNDUKLARI, KİTAPLARINDAN MATEMATİKSEL YANLIŞ. Allah adına, bu Allah'tandır diyerek yazdıkları, küçük beyinlerindeki, kutsal kitap anlayışlarının, eseri olan örnek/"Ben Tanrı olsaydım böyle kitap indirirdim" düşüncesine bir örnek.
   
  Dünya'da İnsan nesli Allah'ın, Hz. Adem'i yaratmasıyla başladığı tüm dinlerin kabuludür. İmani bir esasdır.Hz. ADEM NE ZAMAN YARATILDI. Bu sorunun cevabını kimse bilmiyor.Allah bildirmediği içinde kimsenin bilme imkanı yok. Onların kabullerine göre bu böyle olmamalıydı. Kitapta, bu Tanrı'dandır diyecekleri bir sürü hikayeleri vardı ve var olacaktı. Ellerindeki Hz.Musa'ya verilen Tevrat'ta da böyle bir bilgi yoktu. OLSA İDİ "ALLAH" YANILIR MI? "ALLAH" BİLMEYEN Mİ?
   
  Kafalarına göre Tanrı'dan geldi diyerek ortaya sürecekleri kitaba, Gılgamış destanından esinlenerek başladıkları kesin.Çeşitli ömürler, yaşlar belirtmişler. O tarihleri alt alta yazdığımızda şöyle bir durum, görüntü ortaya çıkıyor.
   
 
   
  HIRİSTİYAN ve YAHUDİLERE GÖRE; E&Y.AHİT KAYNAKLI YARATILIŞ SECERESİNİN İŞLENDİĞİ "ADEM - MİLAD KRONOLOJİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
 

Hz. İbrahim'in MÖ:2000 'lerin başında doğduğu bilinmektedir (M.Ö:2000/2100 arası)
Kilise tarihçisi Caesarea(M.S. 260-340) sadece Kitab-ı Mukaddes’ teki bilgilere dayanarak, Hz. İbrahim’ in M.Ö. 2016 yılında doğduğuna karar vermiştir.
Hangi tarih olursa olsun önemli bir rakkam farkı ortaya çıkartmamaktadır. Ortaya koyulacak görüşü etkiliyici değildir. Onlardan bazıları Evrenin M.Ö. 4004 yılında yaratıldığını da kabul etmişler. Yehova Şahitlerine göre (Yahvenin/Tanrının şahitleri) Adem ve Havva M.Ö. 4026 yılında yaratılmıştır.Bu görüşler onların, Tanrıcılığa, soyunmalarının tipik bir örneğidir.(Evrenin yaratılması ile Hz. Adem'in yaratılması arasında büyük boşluk var.Hesaplamalar ve tarihler, evrenin yaratılışı ile değil, Hz. Adem'in yaratılışıyla alakalı. Kitaplarında, Hz. İbrahim'e ait bilgiler, belirgin son tarihlerden biri olduğu için hesaplamalarda baz olarak alınmıştır.)

   
  Eğer bu Tanrı'dan geldiklerini iddia ettikleri kitaba bakarsak; Hz.İbrahim, Hz. Adem'den 1949 yıl sonra doğmuş gözüküyor.
Hz. İbrahim M.Ö 2016'ler de doğdu ise;
Hz Adem : 1949+2016 = 3965 (M.Ö) yılında yaratılmış oluyor (üç aşağı - beş yukarı)
Hz. İbrahim M.Ö 2050'ler de doğdu ise; (MÖ:2000-2100 ortalaması)
Hz Adem : 1949+2050 = 3999(M.Ö) yılında yaratılmış oluyor (üç aşağı - beş yukarı)
   
  Bu doğrulara göre, Tanrı (Onların tanrı dedikleri) ne dediğini ve ne yaptığını bilmiyor demektir. Sayısız örneklerden sadece biri. Bilinen en eski yerleşim yeri. Öyle bulunan, yüzbinlerce hatta milyonlarca yıllık, fosillerden, iskeletlerden değil yerleşim yerlerinden bahsediyoruz.
   
 
 
  Neden bu konuya açıklık getirmiyorlar? Neden kitabımızın bu kısmı yanlıştır, "Allah, herşeyi bilendir yanılmaz" diyerek, en azından bu kısmı iptal etmiyorlar? Etmezler elbette; ellerindeki kitabın, Allah'la ilişkisi olmadığını onlar da biliyorlar. Zayıf, yanılan, bilmeyen Tanrı konusunda ısrarlı oldukları için, yani göğüslerdeki BUZAĞI meselesinden dolayı böyle bir girişimde bulunmuyorlar
   
 
   
  Tarihler konusunda inanılmaz hatalara düşenler kimbilir o tarihler arasını ne kadar çok hurafe ile doldurdular. O, "oraya gitti, bu buraya geldi, şu dedi ki, onların atası, bizlerin efendisi" diye anlatılanların gerçeklerden ne kadar uzak olduğu bu örnekle anlaşılıyor.
   
  Bu tanrıdan diyerek, kitapları nasıl tahrif etttikleri ortada. Burada verilenler gibi Akılla, İlahi olmakla çelişen, yüzlerce örnek var.
   
  Gerçi onlar, Tanrı'larının herşeyden haberi olmadığını kitaplarında belirtiyorlar.
Peygamberlerin eşlerini hükümdarlara vermeleri, kardeşler, baba oğul, baba kızlar arası ensest ilişkide bulunmaları normal bir konu gibi işlenmiş ve Tanrılarından onay almıştır.
Peygambere tecavüz eden oğulun varlığı, Tanrı ile güreş tutan ama yenilmeyen peygamberlerin hikayeleri kitaplarında yer almaktadır.

Bu yazılanların hangisi Allah'tan olabilir. Böyle bir kitaba sahip bir dinin, amentüsünde bir olalım diye kim çağırabilir. Bu çağrıları ancak o kitaba tabi olanlar yapabilir.Müslümanlık dini içine Truva Atı olarak yerleşmiş olanlar yapabilir. Kendi deyimleri ile 'Deccal olanlar veya onların Tellalliğini yapanlar çağırabilir.

Aman bunlardan uzak durun, sakının diye öğütler vereceklerine, "O kitaplardan herhangi birine uymak cennete gitmek için yeterlidir" çağrıları yapıyorlar. Üstüne üstlük, birde "İnançsızlara Karşı İttifak kurduk bize katılın"diyorlar
   
  KUTSAL KİTAPLARINDA, ENSEST İLİŞKİLER, EŞ VERMELERLE İLGİLİ BÖLÜMLERİ GÖRMEK İSTERSENİZ BU BAĞLANTIYI KULLANABİLİRSİNİZ..  
   
  "Katılın" diye çağıranlar, ayrıca CENNET garantisi vermeyi de unutmuyorlar...
   
  Kur-an'ı Kerim'in bazı ayetleri ve bazı Hadis-i Şerifler tarihi sürecini doldurduğu için bunlarla amel edilemez. Kur'an-ı Kerim'in gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat'ın hükümleri hâlâ geçerlidir. Bugünkü İnciller'e ve Tevrat'a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar.(Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)
   
  Oysa Fethullah Gülen, Favorit dergisinin sorularına hazırlanarak verdiği cevaplarda, O GÜNKÜ (orjinal Tevrat ve İncil) kitapların neden verildiğini nasıl açıklıyor.."Çünkü Musevîliğin ve Hıristiyanlığın başındaki isimler olan Hz. Musa ve Hz. İsa (Allah'ın selâmı üzerlerine olsun), İslâm'ın da Hz. Muhammed (s.a.s.) gibi kendilerine peygamber olarak inanılmasını emrettiği iki büyük peygamberdi. Onlara verilen Tevrat ve İncil de, Kur'an gibi, Müslüman olmak için kendilerine inanılması gereken iki İlâhî Kitap'tı."

"O günkü" kitapların, "bugünkü" kitaplardan farklı olduğunu söylüyor.Hz. Musa ve Hz. İsa'ya verilen kitapların; "Kur'an gibi" olduklarını ve kendilerine "Müslüman olmaları" için, verildiklerini söylüyor.
   
  VATİKAN .Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri .....................www.meryemana.net/meryem/tr/misc.php?id=20&par=9&td=11

454 Tanrı'nın Oğlu adı, Mesih İsa'nın Babası Tanrı'ya olan biricik ve ebedi ilişkisi demektir: O Baba'nın (Bkz. Yu 1, 14, 18, 3; 16, 18) ve Tanrı'nın Kendisinin (Bkz. Yu 1,1)  biricik Oğludur. Hıristiyan olabilmek için Mesih İsa' nın Tanrı'nın Oğlu olduğuna inanmak şarttır. (Bkz. Hİ 8, 37, 1 Yu 2, 23)

"...Çünkü kuzu Rablerin Rabbi, Kralların Kralıdır" (Esinleme 17:14). Mesih'in ikinci gelişinde elbisesinin üzerinde "KRALLARIN KRALI VE RABLERİN RABBİ" yazılı olacak (Esinleme 19:10).

(suhik_not: AMENTULARIMIZ AYNI DİYENLERE DUYURULUR. AMENTUYA KEFİL OLUP CENNETLİK DİYENLERE DE DUYURULUR.)
   
  O günkü gerçek vahiy olan kitaplara uymayıp, Müslüman olmayı beceremeyenler, nasıl olurda kendi elleri ile yazdıkları bir kitaba uyarak Cennete gidebilir.
Yoksa onlara o kitapları yazdırıp onlara cenneti vaad edenler mi var?
Yoksa; yazdırdıkları kitaplarda, Bugünkü Tevrat ve İncil'in Cennete vize verdiğini söylemenmesini şart koşanlar mı var. Onların her isteklerini, çıkarı/çıkarları uğruna kabul edip Müslümanları ateşe gönderenler mi var?

Bu sorunun cevabını, anlayabilmek için "Hoşgörü ve Diyalog iklimi" kitaplarının kimlerin isteği doğrultusunda yazıldığına bakmak lazım.
Kitabın yazılmasını kim üstlenmiş.
Kitap kime, sipariş edilmiş.
Kitabı, kimler ısmarlama yazdırmış, kimler finanse etmiş, kimler dağıtımını üstlenmiş bir bakalım;.
   
  SORULARIMIZA CEVABI, YİNE ZAMAN GAZETESİ VERSİN.
   
 
   
  Kitabı ısmarlayan ve dağıtan ADL ÖRGÜTÜ. ADL ne derseniz, kimilerine göre MAFYA YAPILANMASINA SAHİP BİR YAHUDİ ÖRGÜTÜ.Silah, uyuşturucu ve kirli/kara para işlerini yöneten bir örgüt. Bunları ben demiyorum. Bunları, yine ZAMAN Gazetesinde yayınlanan, bir incelemeden naklediyorum..
   
  ABD’de Yahudi mafyası: ADL” başlıklı ve Yunus Altınöz imzalı araştırmadan;
   
  İngiliz Farmasonluğu’nun Yahudi kolu olan B’nai Brith’in etkisi altındaki ADL (Anti–Defamation League) 1913 yılında kurulmuştur...
ADL adeta, Amerikan mafyasının halkla ilişkiler bürosu gibidir...

Kurdukları “Denizaşırı Yatırımcılar Servisi” adlı şirketle milletlerarası silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, kirli parayı aklama gibi işleri yürütmektedir.
İşgal altındaki Filistin topraklarında ve Kudüs’ün Hıristiyan ve Müslüman bölgesinde geniş arazilerin kanunsuz alım–satımının ortaya çıkarıldığı emlak skandalı da yine işin içinde ADL’nin varlığını ortaya koyuyor...
  ADL inceleme tarihi ile kitap siparişinin, bitme aşamasında olduğunun bildirildiği tarih arasında geçen 5-6 sene içinde, nurlara gark olup temizlenmedi ise; ADL, yine Yahudi çıkarlarını gözeten, Filistinde toprakları satın alan, mafyavari bir örgüt olarak faliyetlerini sürdürüyordur.

İki tarih arasındaki tek fark, değişen tek şey; Fethullah Gülen ile ADL örgütünün işbirliği konusunda anlaşmış olması. Fethullah Gülen cemaatindeki bu bakış açısının değişmesine ne sebep olnuştur. Dünün tu-kaka olan Yahudi örgütü ne vaat ettide Fethullah Gülen ve ekibinin bakış açılarını değiştirdi. ADL, Ne tür gözlük taktırdı da, ÖRGÜT ÜZERİNE BULAŞTIRDIĞI KİRLERİ NURLU GÖSTERDİ.

13-Mart-1998 tarihinde Fethullah Gülen, "KİTAP ÇALIŞMALARIM TAMAMLANMAK ÜZERE, BİTTİĞİNDE İNSANLARIN HİZMETİNE SUNACAĞIM" diyor.
   
 
Ne zaman diyor; Papa'ya sunduğu biat mektubundan 1 ay sonra. Mektubun tarihi 09-Şubat-1998 (10-Şubat-1998 Zaman gazetesinden duyruldu)

Ne zaman diyor? Fethullah Gülen'in teşvikiyle hazırlanmış olan, Suat Yıldırım'ın Tevrat ve İncil yönlendirmeli Kur'an'ı Kerim mealinin piyasaya verildiği ve Zaman gazetesi tarafından dağıtıldığı, eş-zamanlarda söylüyor.

Hani! Papa ile olan buluşmasını; "İNANAÇSIZLARA KARŞI KUTSAL İTTİFAK" kurduk diye ilan ettiği zamanlar.Peki! kendilerine karşı ittifak kurulan, "İNANAÇSIZLAR KİM?" Bu sorunun cevabını da, yine Fethullah Gülen versin. (Küçük Dünyam'da ki, Askerlik başlığı altında., Kendi anlatımı) .......Yazılma tarihi:...05.12.2001...... Son Güncelleme ..03.11.2006
   
  "....Dinsizliğin moda haline geldiği bu devrede, dine bu kadarcık müsamaha ile bakan insanlar dahi bizimle müşterek bir noktada birleşebiliyorlardı.
Saçları açık bir iki kadın da vardı aralarında. Ancak onlar da diğer açık saçıklığa göre kendilerini örtülü kabul ediyorlardı. Çünkü hiç olmazsa onlar uzun etek giyiyorlardı. Halk Evinde değişik türde geceler tertip edilirdi. Bir defasında İbrahim Hakk'ı üzerine konuşmalar yapılmış, bir başka defasında da Mevlana gecesi düzenlenmişti. Bu gecede bana da bir konuşma teklif ettiler...."
   
  Sonra, insan merak ediyor; "Kur'an' Kerim Mealin de, Yeni ve Eski ahit yönlendirmeleri niye yapılmış?" diye.
"Kendi elleri ile yazdıkları kitapların, mektuplara yönlendirmelerin Kur'an'ı Kerim içinde ne işi olabilir?" diye.
"Kur'an'ı Kerim deki Ayetler ile onların kitapları arasında benzerlik kurmak için bu çabalar niye?" diye.
"Suat Yıldırım'ın yazdığı bu meali, ZAMAN gazetesi neden 1998 yılından beri dağıttı" diye

Suat Yıldırım mealini 1998 yılında, piyasaya sürdüğünü belirtiyor.
   
 
   

 

 

Papa'ya mektup 1998 yılında, ADL'nin siparişi Hoşgörü ve Diyalog İklimi 1998 yılında, Suat Yıldırım'ın, Fethullah Gülen destekli olduğunu söylediği, Tevrat ve İncil yönlendirmeli Kur'an'ı Kerim Meal çalışması 1998 yılında. (Patron ADL -Yahudi- olunca; elbette sende en çok yönlendirmeleri Tevrat'a yaparsın.Cennetlik fetvasını da verirsin)

Elbette, ittifaka kutsallık kazandırabilmek için, Tevrat ve İncil'in de Kur'an'ı Kerim ile benzeşir olduğunu gösteren çalışmalar yapmak zorundasın. Elbette ittifaklarına KUTSİYET KAZANDIRABİLMEK İÇİN, "Bugünkü" tabiri kullanarak Tevrat ve İncil'e uyanların CENNETLİK" olduğunu ilan etmek zorundasın.İttifaka katkın kuru-kuruya "ben burdayım" demekle Papalık Konseyi misyonunun (PCID) üyesi olunamaz.

İsteklere/Şartlara örnek: Müslüman mahallesinde salyangoz satma iznini alanlar, artık açık açık söylüyorlar.......Adana kilisesi açıklaması:"Hz. Muhammet (yazım onlara ait) ancak Kutsal Kitabın İsa Mesih ile ilgili tanıklığını kabul ettiği ölçüde Hıristiyanlar tarafından kabul görecektir. Aynı şekilde yine ancak Hz.Muhammet'in yaşamı ve öğretileri İsa Mesih'in çarmıhtaki kurtarışına tanıklık ettiği ölçüde Hıristiyanlar kendisini benimseyecektir".diyor.

İlk uygulamalardan biri, Kelime-i Tevhid'den Hz. Muhammed'in çıkarılması olabilir mi?
   
 
   
  Sonra ne yaptılar? Suat Yıldırım'ın yazısında bahsettiği "benim kitabım B.O.P.'tan önce yayınlandı" diyerek dile getirdiği, Büyük Orta Doğu Projesinin (B.O.P.) bir parçası olarak, Gerçek Furkan adlı kitabı yayınladılar. Sunum adı ile "The True Furqan".
 
ABD'nin Texsas eyaletinde Evangelist, Omega 2001 ve Wine Press yayınevleri tarafından "Gerçek Furkan" adıyla piyasaya sürülen kitap. Arapça ve İngilizce olarak basılan bu kitap 366 sayfa. 77 Sure'den oluşuyor. Üç dinin/İbrahimi dinlerin, 21.Yüzyılın din kitabı, olarak tanıtılıyor.

İçinde Hırıstiyan ve yahudi kitaplarından alıntılar yapılmış. Benzerlik olsun, tanıdık gelsin, yedirmesi/hazmettirmesi kolay olsun diye de Kuran'dan, bazı surelerin isimleri kullanılmış.

Birçok ülkelerin/toprakların, Yahudilere ve Hıristiyanlara ait olduğunun vurgusu unutulmamış. Büyük Ortadoğu Projesi"ne destek veren bir kitap. İslam dünyasını Hıristiyanlaştırma çabalarına katkı sağlayan bir ürün. The True Furqan
       
  SUAT YILDIRIM'IN, ESKİ VE YENİ AHİT YÖNLENDİRMELİ, MEALİ'YLE İLGİLİ İNCELEME SAYFASINA BU BAĞLANTIDAN ULAŞABİLİRSİNİZ  
   
   
   
  Kendilerine önder edindikleri, uğruna ve ismine öğrenciler yetiştirdikleri, Diyaloğun en ateşli savunucularından,üstat Bediüzzaman Said Nursi bügünkü kitaplarla ve o kitaplara tabii olanlar için ne diyor.
   
  "...O cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın şahsiyet-i mâneviyesinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini zuhur edecek, yani rahmet-i İlâhiyenin semâsından nüzul edecek, halihazır Hıristiyanlık dini o hakikate karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek, mânen Hıristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılâp edecektir. Ve Kur'ân'a iktida ederek, o İsevîlik şahs-ı mânevîsi tâbi ve İslâmiyet metbû makamında kalacak, din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır...." (Sözler... sayfa;90)
   
  Kitaplarının, Tahrif edildiğini, hurafelerle dolu olduğunu Kur'an esaslarına bağlanacağını, İslamiyete dönüşeceğini... söylediği bu dinlerin/kitapların bugünkü hali ile cennete vize vermesi mümkün mü?

Adama sormazlar mı? "Mesih gelecek" diyorsunuz, onların kitapları cennete ulaştırıyorsa, Kur'an Cennete ulaştırıyorsa ve Dünya coğrafyasının büyük bölümü, bu dinlerin kontrolu altında ise, (Uzak doğu ülkelerinde de hızla Hıristiyanlaştırma/Hıristiyanlaşma sürdüğüne göre) Mesih gelipte, Neyi düzeltecek, kimi kimden kurtaracak. Hangi inançsızları düzene getirecek.

Her kitap cennete getirecek kadar düzgünse, Ortak karar olarak benimsenecek Mesih ne ile hükmedecek.

Eğer bugünkü Hıristiyan ve Yahudi kitapları ile Cennete gitme imkanı varsa (Fethullah Gülen'in iddiası ve fetvası), bu soruların hiç birinin akıl ve mantıkla uyuşan cevabı olamaz.
   
  Allah'tan, bir delil gelmemiş olan hurafeler, masallar, özlemler, arzular, "bana göre böyle olmalıydı" denilen kurallar ve uydurmaların peşinden sürüklenen milyonlarca umutlar. Dolayısıyla, bu tacirlikten kazanılan servetler, makamlar, siyasi güçler, ve kişisel tatminler, yüzyılara dayanan amaçlarda ketedildiği zannedilen mesafeler.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR..
  2 - BAKARA........16. İşte onlar o kimselerdir ki, hidâyet karşılığında sapıklığı satın aldılar da ticaretleri kar etmedi, doğru yolu da bulamadılar.
  43 - ZUHRUF.......32. Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünyâ hayâtında onların geçimliklerini aralarında biz taksim ettik ve onlardan kimini ötekine derecelerle üstün kıldık ki biri, diğerine iş gördürebilsin. Rabbinin rahmeti, onların toplayıp yığdıklarından daha hayırlıdır.
   
  BİR ÖRNEKTE MATTA VE LUKA KİTAPLARINDAN Hz. İsa'nın seceresini yazmışlar. Tanrı'dan esinlenme ile geldiğini iddia ettikleri kitaplarında, "bu böyledir" diye..
  Bilgi notu:Hz. İsa'nın seceresi LUKA ve MATTA kitaplarında var diğer kitaplarda yok. Hz. Adem'den, Hz. ibrahim'e kadar olan secere hem Yaradılış/Genesis kitabında, hemde LUKA kitabında var 1 isim farklılığı ile aynı. Luka kitabında 1 fazlalık var(Kenan 2 tane yazılmış). Diğer kitaplarda bu secere yok. Sayı farklılığından doğan, birbirleriyle çelişme durumu bile, kitapların vahiy olmadığının kanıtıdır.
   
  Matta ve Luka kitaplarında ki secerelerde inanılmaz farklılık var. Düşünebiliyor musunuz? her ikiside Tanrı esinlenmesi dedikleri ve öyle kabul edip, imanlarını, amentülerini ona göre düzenledikleri kitaplarda mana çelişkilerinden vaz geçtik, sayısal çelişkiler var. Tanrı her kitap için melekleri ile ayrı bilgiler göndermiş mi oluyor. Yoksa kitapları atalarından duydukları, derleyip toparladıkları, bana göre böyle olmalıdır düşüncelerine kapılıpta yazmış mı oluyorlar.?
   
  Kafalara göre, ortak kararlara göre, çıkarlara göre, duyduklarına göre nasıl kitaplar yazılıyor okuyunda görün. Biri LUKA'dan, biri 3YUHANNA'dan (3 john) diğeri Diyalog üstadlarından/Ortak Amentü imalatcılarından, olmak üzere üç örnek
   
  BİR KAÇ ÖRNEK;
  Luka.........................1/1-3 Sayın Teofilos, Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişmiştir. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize iletmişlerdir. Ben de tüm bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.

Elçilerin İşleri (Acts)....1/1-2 Ey Teofilos,İlk kitabımda İsa'nın yapıp öğretmeye başladığı her şeyi, seçmiş olduğu elçilere Kutsal Ruh aracılığıyla buyruklar verip yukarı alındığı güne dek olanları yazmıştım.
   
  Esinlenme diyorlar, peki! bunlarda mı ESİNLENME....Kişisel ihtiyaçlarıda esinlenme ile geliyor. İlahi dedikleri kitaplarda selamların, isteklerin ne işi var. Bunlarda Kutsal ruh yada İsa'nın özel melekleri ile mi geliyor. Kendi kişisel işlerini, Kutsal ilan etmek için, oluşturdukları kitaplara sokmakta bir sakınca görmeyenler, kimbilir daha neleri sokmakta sakınca görmemişlerdir? Esinlenip, esinlenip yazanlar onlar, TANRI ADINA uygunluk onayı verenler, yine onlar.
   
  3 Yuhanna..................3/13 Sana çok yazacaklarım vardı, ama mürekkep ve kalemle yazmak istemiyorum.
Filimun.......................1/19 Ben Pavlus bunu kendi elimle yazıyorum, bedelini ben öderim. Senin kendi yaşamını bile bana borçlu olduğunu söylememe herhalde gerek yok.
   
  Bakın kendileri söylüyor Tanrı'dan gelen birşey olmadığını. Araştırmalar sonucu, kanaatımın eseri olarak yazıyorum diyor. "İsa'nın yukarı alındığa kadar olanları" yazdım diyor." İSA, BANA YAZIPTA BIRAKTI" demiyor, "o güne kadar olanları yazdım" diyor.
   
  Esinleme...1/1 Bu kitap İsa Mesih'in esinlemesidir. Tanrı, yakın zamanda olması gereken olayları kullarına göstermesi için O'na bu esini verdi. O da gönderdiği kendi meleği aracılığıyla bunu kulu Yuhanna'ya iletti.
   
  Ayrıca ne imiş kitapları bir esinlenme imiş. Önce "Tanrının oğlu" dedikleri İsa mesih esinlenmiş, oda bu esini özel melekleri aracılığı ile KULU Yuhanna'ya iletmiş. Cennet fetvası verilen kitaplar ne imişYuhanna'nın esinlenmesi imiş. Vahiy, ALLAH'TAN PEYGAMBERLER'lere gelir. "VAYHİN İLHAM'I olmaz, İLHAM'da VAHİY olmaz" (ilham, olsa olsa şairlere şiir olur, "bana yazdırıldı" olur, sanılar içinde sürüklenmek olur.Şeytanın düşüncelere attığı/kattıkları olur)
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE vahiyle, ilham arasındaki farkı bize şöyle bildiriyor; (ikinci kez oluyor ama hatırlamakta fayda var)
  36 - YASİN..........69. Biz o Peygamber'e şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.

69 - HÂKKA....... 38. Hayır, sandıkları gibi değil! Yemin ederim gördüklerinize,
69 - HÂKKA....... 39. Ve görmediklerinize!
69 - HÂKKA....... 40. Ki o, çok soylu bir elçinin sözüdür.
69 - HÂKKA....... 41. Bir şairin sözü değildir o. Ne kadar da az inanıyorsunuz?
69 - HÂKKA....... 42. Bir kâhinin sözü de değildir o. Ne kadar da az araştırıp düşünüyorsunuz?
69 - HÂKKA....... 43. Âlemlerin Rabbi'nden bir indiriştir o.
69 - HÂKKA....... 44. Eğer bazı lafları bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi,
69 - HÂKKA....... 45. Yemin olsun, ondan sağ elini koparırdık.
69 - HÂKKA....... 46. Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.
69 - HÂKKA....... 47. Sizin hiçbiriniz ona siper de olamazdınız.
69 - HÂKKA....... 48. Gerçek şu ki o, sakınanlar için tam bir uyarıcı ve düşündürücüdür.
69 - HÂKKA....... 49. Ve biz, içinizden onu yalanlayanların bulunduğunu kesinlikle biliyoruz.
69 - HÂKKA....... 50. Ve o, gerçeği örten nankörler/inkârcılar için tam bir hasrettir.
69 - HÂKKA....... 51. Ve o, kesin bilginin tam gerçeğidir.
69 - HÂKKA....... 52. Hadi artık, yüce Rabbinin adını tespih et!
   
  Ortaya çıkan soru şu; Toplulukları diyaloğa çağıran beyler, kurumlar siz bunları bilmiyor musunuz? Allah'tan kendilerine kitap indiğini bile (dolaylı olarak) red ettiklerini söyleyen bu oluşumla, Kur'an'a tabii Müslümanların, Amentüde hangi ortak paydaları olabilir. Neden insanları Cennete çağırır gibi Cehenneme çağırıyorsunuz. Neden şeytan vekillerinin Tellalliğini yapıyorsunuz.
   
  ORTAK DİN İMALATCILARINDAN ÖRNEK..
  Kültürler arası Diyalog Platformu Genel Koordinatörü; Prof. Dr. Niyazi Öktem, toplantı sonrası, dinler arası görüşmeler ile ilgili bilgi verdikten sonra, " II. Harran toplantısını da, Mardin'de yapacağız. Vayh, Tanrı, gibi konular gündeme getirilerek tartışılacak; tabular yıkılacak.” diyor.
   
 

"Tanrı adına,vahiylere karar verip, yani yeni kitaplar yazacağız" diyor.." Tanrıya çeki düzen verip, yetki ve selahiyetlerini düzenleyen toplantılar yapacağız" diyor. "Öyle iman gibi tabuları yok edeceğiz" diyor. "İnsanlar, gökte bir yaratan/yüce pir/yüce mimar/ tanrı var gibi bir şey var desin yeter" diyor."Tanrı, vasıflarının bildirdiğimiz gibi kabul edilmesi yeterlidir" diyor.."İsteyen karikütürünü, isteyen heykelini yapar" diyor..

   
  3 YUHANNA'dan  ÖRNEK..
  3 Yuhanna..3/1 Ben yaşlı önderden, gerçekten sevdiğim sevgili Gayus'a selam!
3 Yuhanna..3/2 Sevgili kardeşim, senin canın refah içinde olduğu gibi, her bakımdan refah ve sağlık içinde olman için dua ediyorum.
3 Yuhanna..3/3 Bazı kardeşler gelip senin gerçeğe bağlı kaldığına, gerçeğin izinden yürüdüğüne tanıklık edince çok sevindim.
3 Yuhanna..3/4 Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!
3 Yuhanna..3/5 Sevgili kardeşim, sana yabancı oldukları halde, kardeşler için yaptığın her şeyde içten bir bağlılıkla davranıyorsun.
3 Yuhanna..3/6 Onlar, inanlılar topluluğu önünde senin sevgine tanıklık ettiler. Onları Tanrı'ya yaraşır şekilde yardımlarınla birlikte uğurlarsan, iyi edersin.
3 Yuhanna..3/7 Çünkü inanmayanlardan hiçbir yardım almadan, Mesih adı uğruna yola çıktılar.
3 Yuhanna..3/8 Bu nedenle gerçek uğruna emektaşlar olmak için böylelerini desteklemeliyiz.
3 Yuhanna..3/9 Topluluğa bazı şeyler yazdım, ama aralarında en üstün olma sevdasında olan Diyotrefis bizi kabul etmiyor.
3 Yuhanna..3/10 Bundan dolayı, eğer gelirsem, bize yönelttiği haksız suçlamalarla yaptığı kötülükleri hatırlatacağım. Bununla yetinmeyerek kardeşleri de kabul etmiyor, etmek isteyenlere engel oluyor ve onları topluluktan dışarı atıyor.
3 Yuhanna..3/11 Sevgili kardeşim, kötüyü değil, iyiyi örnek al. İyilik yapan, Tanrı'dandır. Kötülük yapan, Tanrı'yı görmüş değildir.
3 Yuhanna..3/12 Herkesle birlikte gerçeğin kendisi, Dimitriyus'un değerliliğine tanıklık ediyor. Biz de tanıklık ederiz. Sen de tanıklığımızın doğru olduğunu biliyorsun.
3 Yuhanna..3/13 Sana çok yazacaklarım vardı, ama mürekkep ve kalemle yazmak istemiyorum.
3 Yuhanna..3/14 Yakında seni görmek ümidindeyim, o zaman yüz yüze konuşuruz. Esen kal! Arkadaşlar sana selam ederler.Sen de oradaki arkadaşlara adlı adınca selam söyle.
   
  Mürekkebe, kağıda ve zamanına kıysaydı, (üşenmese idi) bugün o sözler, şimdi 3Yuhanna kitabında yer alacak, insanlarda ona göre amel edecekti. Papalık ve adamları da bu sözlerin Tanrı sözü olduğunu ilan edecekti. Dedikodular, sitemler, selamlar, lakaplar nasıl Kutsal Tanrısal ilan ettikleri kitaplarında yer alıyorsa, o günkü ruh halini yansıtan diğer görüşleride, Kitapların da Tanrı sözü olarak yer alacak, insanlarda o görüşlere göre dini vecibelerini yerine getireceklerdi. Bizim ortak amentü imalatcılarıda, bizi onlarla, ortak dinde, buluşmaya yine çağırır olacaklardı.
   
  LUKA VE MATTA'daki HZ. İSA SECERESİNDE YAPILAN, FİZİKSEL HATAYA DÖNERSEK...
   
  Birinde Hz. Davut ile Hz. İsa arasında 41 kuşak (babalar ve dedeler) var iken, bir diğeri daha tasarruflu davranıp bu sayıyı 27 kuşakta bırakmış. Olabilir bir diğeri, hepsini yazma gereği görmemiş diyebilirsiniz veya öbürüde amma abartmış, ne bulduysa, ne duyduysa yazmış diyebilirsiniz. Ben de aynen öyle diyorum. Kafalarına göre yazmışlar. İstedikleri , düşünceleri, sözleri "Tanrı sözü" diye ilave etmişler, işlerine gelmeyen, bir diğerinin yazdığını da "yok öyle birşey ben duymadım" diye yazmamışlar.

İsimler tutmadığı gibi, birinde torun olarak gösterilen diğerinde çok, çok büyük baba konumunda.
   
  TASNİF YAPILDIĞINDA AŞAĞIDAKİ GİBİ BİR TABLO ORTAYA ÇIKIYOR.
 
   
 
   
  Adem'i de Tanrının oğlu / SON OF GOD olarak kabul edenler için İSA tanrının oğludur  / SON OF GOD demek çok kolay olmuş olmalı. İnançlarında var olan SONS OF GOD / Tanrının oğulları inanışları İSA ile TAPINMALARINA resmen girmiş.

Çok Tanrı inançlarını gösterebilmek için, İNGİLİZCE AHİT kitaplarına bakmak yeterli. Müslüman ülkelerde üzerini örttükleri, yaldızladıkları, bu çok Tanrılı inancı ifade eden deyimler, kendi ülkelerinde yani ÇOK TANRI İNANÇLARININ hüküm sürdüğü yerlerde, Deccaliyet örneği göstererek değiştirdikleri / parlattıkları deyimleri olduğu gibi kullanmışlar. TANRININ OĞULLARI tanımını Türkiye'de basılan, dağıtılan ESKİ AHİT kitaplarında, Melekleri çağrıştıran "İLAHİ VARLIKLAR" (DIVINE ASSETS) tanımlamasıyla değiştirmişler. Tek Tanrılı din taklidi yapmak kolay değil. Bu örnekler her konuda her ifadede oldukca çok olmalı.

Job...................1:6 Now it fell upon a day, that the SONS OF GOD came to present themselves before the LORD, and SATAN came also among them.
Genesis............6:2 that the SONS OF GOD saw the daughters of men that they were fair; and they took them wives, whomsoever they chose.
   
  SONS OF GOD TANRININ ÇOCUKLARI
   
  Adem'i de Tanrının oğlu / SON OF GOD olarak kabul edenler için İSA tanrının oğludur  / SON OF GOD demek çok kolay olmuş olmalı. İnançlarında var olan SONS OF GOD / Tanrının oğulları inanışları İSA ile TAPINMALARINA resmen girmiş.

Çok Tanrı inançlarını gösterebilmek için, İNGİLİZCE AHİT kitaplarına bakmak yeterli. Müslüman ülkelerde üzerini örttükleri, yaldızladıkları, bu çok Tanrılı inancı ifade eden deyimler, kendi ülkelerinde yani ÇOK TANRI İNANÇLARININ hüküm sürdüğü yerlerde, Deccaliyet örneği göstererek değiştirdikleri / parlattıkları deyimleri olduğu gibi kullanmışlar. TANRININ OĞULLARI tanımını Türkiye'de basılan, dağıtılan ESKİ AHİT kitaplarında, Melekleri çağrıştıran "İLAHİ VARLIKLAR" (DIVINE ASSETS) tanımlamasıyla değiştirmişler. Tek Tanrılı din taklidi yapmak kolay değil. Bu örnekler her konuda her ifadede oldukca çok olmalı.

Job...................1:6 Now it fell upon a day, that the SONS OF GOD came to present themselves before the LORD, and SATAN came also among them.
Genesis............6:2 that the SONS OF GOD saw the daughters of men that they were fair; and they took them wives, whomsoever they chose.

Yahudilik içinde köklü bir yer edinmiş olan TANRININ OĞULLARI inancı, Yahudi olan kutsal metin yazarı Luka tarafından da Hıristiyanlığa taşınmış.Luka; TANRI OĞLU kavramını, ADEM seceresi ile  daha Yeni Ahit'te  İSA anlatımına başlamadan aktarmış. Böylece, HIRİSTİYANLIĞIN ÇOK TANRILI DİN olmasının ilk adımını  atarak, çok tanrılı dinin oluşmasına temel teşkil etmiş. "Kökümüz Yahudilikten dolayı ÇOK TANRIYA alışık olduğuna göre, İSA'yla gelende mutlaka öyle olmalıdır" diye kitaplarını yazmış. (Luka İsa'yı araştırmaları sonucu kaleme aldığını kendisi söylüyor. "Titiz bir arastırmacıyım" diyor. "İSA dedi ki" demiyor.)

Luka 3:38 Enoş oğlu, Şit oğlu, Âdem oğlu, TANRI OĞLUYDU.
English Standard Version (©2001)
Luke...3:38 the son of Enos, the son of Seth, the son of Adam, the SON OF GOD.
New American Standard Bible (©1995)
Luke...3:38 the son of Enosh, the son of Seth, the son of Adam, the SON OF GOD.
International Standard Version (©2008)
Luke...3:38 the son of Enos, the son of Seth, the son of Adam, the SON OF GOD.

İsa'ya Tanrı oğlu diyenler, ona sonradan Davut kutsal soyundan baba uydurma, secereler icad etme yoluna giderek İSA'larının BABASIZ DOĞAN Hz. İSA olmadığını her fırsatta ilan ediyorlar. Bu tür duyurularla Hz. İsa ile ilişkilerinin olmadığını,  zaten kendilerinin TEVHİD inancı taşımak gibi, tek ilahlı bir din olmak gibi niyetleri olmadığını defalarca ortaya koymuş oluyorlar.
 
Pavlus ve ekibinin asıl amacının, tek ilahlı dine  çağrılarda bulunan Hz. İsa'nın tebliğlerini bozmak, davetleriyle Tevhid inancına  açtığı yolu kapamak, atalarının örtmüş olduğu vahiylerin üzerinin tekrar açılmasını engellemek  olduğu anlaşılmıyor mu?
   
 
   
 
   
  ŞİMDİ BU KADAR TUTARSIZLIKLAR OLAN KİTAPLARIN VE "BUNLAR TANRI SÖZÜDÜR" DİYE ORTAK AMENTÜYE ÇAĞRIDA BULUNANLARIN ARDI SIRA GİDİLİR Mİ?
   
  HER HARFİ TANRIDAN BİDİRİMLE (AYNI KAPAK ALTINDA) İKİ İSA, KONUSUNUN İŞLENDİĞİ"TEK OĞUL & İKİ İSA" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Hıristiyanlar içinde kendini "Allah'a" adamış insanlar, Doğru üzerine hareket edenler olabilir. Bizleri çağırdıkları ortaklıkta ise, elle tutulur hiç birşey yok.
   
 

KİTAPLARIN DA, ALLAH'IN İNDİRMİŞ OLDUĞU VE GİZLEMELERİNİ GEREKTİRECEK AYETLER KALMADIĞI İÇİN ARTIK KİTAPLARINI BEDAVA DAĞITIYORLAR. Üstelik sürümünü artırmak için, TELLALİYE MASRAFLARINA DA KATLANIYORLAR.

Hz.İsa'ya verilen ve emredilenler, bize verilenlerle aynı ise;
Kitaplarında olanlarda, Kur'an'la indirilenler olması gerekiyorsa;
Davet ettikleri öğretilerinde, Allah'tan indirilmiş Ayetler yok iken;
Yaptıkları, Yapacağız dediklerindei Allah'tan indirilmiş bir delil yok iken;
Nasıl oluyorda bizleri, diyalog adına, onların kucaklarına çağırıyorlar, ateşe çağırıyorlar.

   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  42 - ŞURA........ 13. “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslam dini), Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır.
42 - ŞURA........ 21. Yoksa, Allah’ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz, zâlimler için elem dolu bir azap vardır.
12 - YUSUF...... 40. “Siz Allah’ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı bir takım isimlere (düzmece ilahlara) tapıyorsunuz. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.”39 - ZÜMER..............3- İyi bilin ki, halis din yalnız Allah’ındır. Onu bırakıp da başka dostlar edinenler, “Biz onlara sadece, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. Şüphesiz Allah ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez.
   
  ALLAH, ŞİRKİN EN BÜYÜK GÜNAH OLDUĞUNU ŞÖYLE BİLDİRİYOR..
  4 - NİSA............ 48. Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez. Ondan başkasını (diğer günahları) ise, dilediği kimseler için bağışlar ve mağfiret buyurur. Her kim Allah'a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur.
   
  Allah "Hakkında delil indirmediğim şeyleri bana ortak koşmayın" diyor.
  7 - A'RAF........... 33. De ki: “Rabbim ancak, açık ve gizli çirkin işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.”
22 - HAC........... 71. Onlar, Allah’ı bırakıp, hakkında Allah’ın hiçbir delil indirmediği, kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere kulluk ederler. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.
   
  Allah'a, ortak koşmak yani şirk ve en büyük günahsa;
Allah'ın, hakkında delil indirdiği "ortak koşun" dediği şeyler olabilir mi?
Peki! Allah delil indirirse, Kul ortak koşabilme ruhsatı almış olur mu?

Eğer öyle olursa, Allah'a ortak koşmak (haşa) affedilmez bir günah olmaktan çıkar.Çünkü böyle bir durumda!, Allah, delil indirmiş ve neredeyse, "benim ortağım var onu da kullanabilirsiniz " (haşa) demiş olur.

Allah, kendisine ortak koşmanın "en büyük günah" olduğunu bildirip, arkasından delil indirir mi?
Asla!! O halde burada söylenen ne? Allah, hiçbir şey hakkında delil indirmediğini, o halde hiç birşeyi ne kadar yaldızlanırsa yaldızlansın , Kendisine ortak koşamayacağımızı bildiriyor.

Bilin ki her kim, her ne şartta olursa olsun, Allah'ın adına karar verici, şefaatci, sırattan geçirici, hidayete erdirici, kurtarıcı, mesih, mehdi, hızır, evliya, alemlere gelip giden, rızk düzenleyicisi, öldüren hayat veren, haramlaştırcı, helalleştirici, karar verici, toplantılara katılıcı, bilici, görücü, haber verici, olaylara yön ve hız verici olamaz ve bunlardan biriyim de diyemez. Hele Allah'ın, Hz. Muhammed'e bir kez nasip ettiği İsrayı, tayyi_mekan adı altında zırt pırt yapıyorum hiç diyemez.
   
  Bunu "Allah emretti", "bu Allah'tan" diye sözlere dayalı, yönlendirmeler yapmayın."Falanca efendi dedi ki, Filanca hazret kitabın da buyuruyor ki", bilmem kim rivayet etmişmiş, kutsi hadiste buyrulmuş ki, gibi uydurmalarla makamlar ve 'kuvvetler piramit'i' uydurmayın.

O makamlardan, dolayı kendinize görevler vazifeler çıkartmayın. Allah'ın dostuyum, o Allah'ın dostu, bu Allah'ın dostu diyerek insanları arasında sınıflar ilan ederek üstünlükler ilan etmeyin.Hz. Muhammed Allah'ın dostu diyoruz çünkü Allah, Hz. Muhammed'in dostu olduğunu, bize bildiriyor (delil indiriyor).

Sadece Allah, kimlerin kendi dostu olduğunu bilir. Ben Allah'ın dostuyum demekle bu iş olmaz. Bu, Allah adına karar vermektir, Allah'ı hiçe saymaktır ve şirktir.Kendisini, Allah dostu ilan edenler, kendilerine "Allah dostu dedirtenler", yaptıkları her şeyin, Allah, onaylı olduğu izlenimini vermeyi amaçlayanlardır.

"Allah dostu olanlar hiç bile,bile yanlış yaparmı, hiç yanlış yola sapar mı?" gibi, cevabı içinde olan soruları, beyinlere nakşetmek isteyenler tarafından kullanılan, unvanlardan biridir. Hiç bir ölçüye dayanmadan, sapkınlıklarını örtmek için, birbirlerine taktıkları özenti içeren lakaplardır.(Sahte diplomalı profesörler/çakma profesörler gibi.) Sahip olmadığı bir unvandan çıkar sağlama isteğidir.(Olduğu gibi değil olmak istediği gibi kendilerini teşhir eden ünvan fahişeleri gibi. Her fırsatta, heryerde önce unvanlarını öne çıkaran, unvanlarını satarak kazanç sağlama yoluna giden, kişiliği gelişmemiş, yalanı kendilerine karekter edinmiş, genel kullanımlı, unvan teşhircisi zavallılar gibi)

ALLAH ADINA VAZİFE EDİNDİĞİNİ İDDİA ETMEK,
(en azından 2.) tanrıcılığı oynamaktır/ Tanrıcılığa soyunmaktır.
Durum bu iken; Nasıl oluyor da kendisini, Tanrının sözcüsü ilan etmiş olanlarla, Kendilerini, Tanrı adına vekil olarak atayanlarla; bizleri aynı amentüde, birleşmeye çağırabilirler.
Allah'ın hakkında hiç bir delil indirmediği, Mesih, mehdi hakkında gelecek, deccal çıkacak demek, Papa'nın Ben Tanrı'nın yeryüzündeki temsilciyim demekle eşdeğerdir.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  18 - KEHF.......... 23.Hiçbir şey hakkında sakın “yarın şunu yapacağım” deme!
18 - KEHF.......... 24. Ancak, “Allah dilerse yapacağım” de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve “Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır” de.
  31 - LOKMAN......27. Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah'ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
18 - KEHF........ 109. Deki: "Eğer Rabbimin sözlerini yazmak için deniz mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden önce, deniz muhakkak tükenecekti, bir mislini daha yardımcı getirsek bile."
   
  Allah dilerse her şeyi gönderir ama bizler bilgimiz olamayan birşeyi birtakım İsraliyat ve din tacirlerinin uydurmalarına dayanarak, Allah bunu yapacak diyemeyiz. Bu durum Allah'a şirk koşmaktır.Allah'ın delil indirmediği bir şeyi onaylamak zorunda değiliz.Bu düşünce bizi şirke düşmekten korur.Hz.Muhammed'e birtakım sözler isnat ederekde bu durumdan kurtulamamız mümkün değil.
   
  49 - HUCURAT......2. Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider.
   
  ALTIN ÇAĞ İDDİASIDA, bunlardan biridir.TAMAMEN ARMEGEDDON ORGANİZATÖRLERİNİN UYDURDUKLARI VAATLERDEN / KANDIRMACALARDAN BİRİDİR.
   
  Dünyada zülüm sergileyenlerin, suçlarını örtsün, Taraftarlarına;"Siz bunlar zulüm olabilir diye, kenarda durmaya, vicdanlarınızı terbiye etmeye çalışıyorsunuz ama yanılıyorsunuz, bunlar yapmamız gereken işler.Üstelik bunların ardından ALTINÇAĞ ödülümüz de var, eğer kan dökmemiz, zülüm olsa Tanrı bize ödül verir mi?"

"Tanrının sözcüsü karar vericisi bunun bize böyle olduğunu haber veriyor. 'O günah işlemez, o yanılmaz olan' Tanrının yeryüzü vekili Papa bunu söylüyor. Sizler bizlerden kopmayın, eteklerimize sımsıkı sarılın. Tanrı yakında bizleri kurtarmak için Oğlu tanrı İsa Mesih'i gönderecek. Emrettiği işlerin yapılmasını bekliyor. Tanrı emretmese biz bunları yaparmıyız" Toplumlarını, cemaatlerini, kendilerine tabii olanları bir arada tutabilmek için böyle söylüyorlar.

NE YANİ, "ALLAH GÜNAHLARIMIZI AFFETSİN, ÇOK KAN DÖKDÜK YATACAK YERİMİZ YOK MU" DESİNLER. Böyle dedikleri an az sayıdaki fanatik dışında kimseyi bulamazlar ve MARJİNAL DİN haline gelirler. Saf, iyi niyetli gerçekten İlahi bir olgu peşinden gittiğine inandırılmış, inanmakta işine gelmiş, asla sorgulamayan, "onlar öyle diyorlarsa öyledir" kabulünü baştan yapmış olan, 'o dindaşlarından', pek çoğunu bulamazlar.
   
  ALTINÇAĞ UYDURMADIR. Allah yeryüzünde çağlar boyu, Dünya'nın her yerinde, herkeze karşı zülüm işlemeyi, ırkları yok etmeyi, var olan zenginlikleri gasp ederek bugünkü torunlarına devretmeyi gelenek ve alışkanlık haline getiren, Allah'a oğul isnat eden, Engizisyon da Allah adına, ATEŞLER YAKAN bu kulubün üyelerine, Allah birde Altınçağı vererek orada sefa sürmelerini sağlayacak. Bunu duymak bile; "yüzsüzlüğün böylesi dedirtiriyor" insana.
   
  Kıyamet kopacak, herşey bitecektir. Suçlular Cehenneme, ödüllendirilenler de Cennete gidecektir. Bu durumu onlarda biliyorlar. Her ne kadar, günah çıkartmalardan arta kalan günahlarınızı İsa affedilecek vaadi verilse de yine de kötü son öncesi, rahat yaşayabilecekleri bir süreye ihtiyaçları olduğunu biliyorlar.

Tanrılarının, Firavundan beri sürdürdüğü vaadini yayıyorlar. FiRA'vunda, Ra'nın emriyle; auRA'sı parlasın, şakRA'ları katkat olsun diye, vucudu altınla kaplanmıyor muydu. Altın çağda dirilmek için Altın tabutu ve altınlarıyla, kobRA'lıI asasıyla, piRAmit'ine girmiyor muydu.?
   
  O HALDE ALTIN ÇAĞ NASIL ÇIKMIŞ OLABİLİR? Hz. Adem'e secde etmeyen Şeytan. Allah'tan İnsanların diriltileceği güne kadar süre istiyor.Allah'ta bilinen günün belli vaktine kadar süre verildiğini söylüyor.
   
  Dikkat ederseniz şeytan insanların dirilteceği güne kadar süre istiyor. Kıyamet'e kadar değil. Ölmeden, insanların diriltileceği, kimimizin cehenneme, kimimizin Cennetle ödüllendireceği güne kadar süre istiyor.Böylece; 1.sura üflenme ile 2. sura üflenme arasını, kabre girmeden geçirmek istiyor. Hiç ölmeden hesap gününe kadar yaşamını sürdürebilmenin hayalini isteğinde ortaya koyuyor.Hani "çıkmayan candan umut kesilmez" derler ya!. Zaman kazanmak ve iki üfleme arasında ne kadar süreceği belli olmayan o, süreci de diri ve sorumsuz olarak geçirmeyi düşnü görüyordu herhalde!. "Belki kurtulur, bana tabi olanları, tanrı edası ile karşılarım" diye de ümit etmiş olabilir.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  5 - HİCR........... 34. 35..Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi.
15 - HİCR..........36........İblis: “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver” dedi.
15 - HİCR..........37.38...Allah da, "O halde sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi.
   
  Böylece, hiç birşey yapamadan geçireceği kabir hayatından kurtulmuş olacak. Dünya hayatında Allah'ın laneti şeytanın üzerinde idi ama bunun karşılığında pervasızca davranarak, her türlü sapkınlığı yapabilme özgürlüğüne sahipti.(Allah'ın izin verdiği şeyler de) Oysa, kıyamette, ölür ve kabre girerse, Allah'ın laneti yine üzerinde olacak ama bunun karşılığında hiçbir eylemde bulunamayacaktı. Elbetteki Şeytan için çok zor bir durum.
   
  Hesap gününe kadar yaşamasına müsade edilirse bu tutsaklıktan ve lanetten kurtulacaktı. Onun için gerçekten azap görmeden yaşayabileceği, azaptan önceki son durağı olan, ALTIN ÇAĞ diye adlandırdığı, bir döneme direk olarak girmiş olacaktı.Cehenneme girecekler için; o devir gerçekten özlemle anılacak, 'Altın gibi bir dönem' olacaktır.Dikkat ederseniz Allah"hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir" diyor. Şeytan; hiç kimseye, kıl kadar zulmün ve haksızlığın olmadığı hesap gününe/ din gününe böylece geçmiş olacaktı.
   
  Din günü, Hesap günü Allah'ın bize verdiği kıyas ölçüsüne göre 1000 yıl olabilir.
  22 - HAC........... 47. Bir de senden acele azap istiyorlar. Halbuki Allah asla va’dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.
32 - SECDE.........5. Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde ona yükselir.
   
  Altın çağ ne kadar diyorlar? 1000 yıl sürecek diyorlar.Din adamlarının, yüzyıllar içindeki din günü kavramını, bize tabi olanlar cennete gidecekler, vaatleri ile yer değiştirmesi ile başlayan, günümüzde "bizden ol ALTIN ÇAĞI yaşa" solaganına dönüşen bir kavram olsa gerek

Din adamları her çağda her sorulan soruya cevap verme zorunluluğu vardır.Yoksa ona kimse gitmez ve tabii olmaz. Efendilerinden kalan doğruluğu pek önemli olmayan cevaplar.Nasıl olsa kimsenin sınama imkanı olmadığı, kabullere bağlı olan cevaplar. Ölümden sonra ne var sorsuna bir tapınak rahibi, bir kabile büyücüsü, yada bir din kurucusu ne cevap verilebilir .

Ölümden sonra hiç birşey yok diyemez, çünkü "ruhlar dedi ki" diye başalayan nutuklar atıyor.Eğer, ölümden sonra birşey yoksa, din diye birşey de olmaz, din adamlığı da olmaz, hükümranlık ve saygıda olmaz. Demek ki birşeyler anlatmak zorunda. Ama ilahi gelmiş ayetlerden, peygamberlerden kendine ulaşanlardan, ama efendilerinden öğrendiklerinden, ama varlıklardan aldıkları fısıltıları yorumlayarak anlatması gerekmektedir.

Hiç bir din adamı "bana uyan cehenneme gider" demez. Kurtuluşun anahtarı bende der."Bana uyun öbür dünyada rahat olun" der,der,der.Firavundan ve kral ve zenginlerden anlaşıldığı gibi herkez altınları ile gömülmek istemekte. Nedeni ise dirildiğinde Altınları ile sürdüreceği, bir hayat bekliyor vaadini almış olması.
   
  Ra'da Firavuna, yeniden dirilmeyi vaat ediyor ama altın vermeyi taahhüt edemiyor. "Vücudunu bozmadan ve altınların ile gel öbür Dünya'ya" diyor. Esasında, kendisini Ra diye tanıtan şeytanda biliyor, elinden hiç birşey gelmiyeceğini, kendisinin de yaratılmış bir kul olduğunu, ama palavrada olsa; birşeyleri adamak zorunda olduğunu da biliyor. (çokta uçamıyor korunmuş vucut ve altınla gel diyor, ondan çok daha fazla uçuşanlar mevcut.)
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  14 - İBRAHİM......22. İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.”
   
  Ölüm sonrası; zenginler ve inananlar için ikinci yaşamlarını sürdürecekleri bir altın devir/çağ haline gelmiştir.
ALTIN ÇAĞ ORGANİZATÖRLERİ, O ÇAĞDA ALTIN BOLLUĞUNDAN BAHSEDERLER. Herkezin herkeze kucaklar dolusu vereceği altından bahsederler.Ufacık birşey karşılığında bir kucak altın.Herkez zengin.Efendiler Altın hikayeleri anlatırlarken müritlerinde ağzının suyu akar. Müthiş bir zenginliğin olduğu bir evre derler, hemde bin yıl.

Bu onlara Mesih'in vaadi olan bolluk döneminin mükafatı olarak anlatılır.Hiç düşünmezler ki o denilenlerin hepsi doğru olsa bile; o kadar çok altının olduğu yerde altının değeri ancak çakıl taşı kadardır.
   
  Oysa bezirganların, tellallerin, ALTIN ÇAĞ dedikleri KUR'AN DA OLMAYAN, o kandırmaca din gününden başka birşey değildir. Müşteri toplamak için, yaldızlamalar yapmaktadırlar. Bakın DİN GÜNÜNDE/HESAP GÜNÜNDE ALTININ DEĞERİ NE?
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  2 - BAKARA........48.Öyle bir günden sakının ki o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.Onlara yardım da edilmez.
3 - ALİ İMRAN.....91. Gerçeği örtüp de küfre sapmış olarak ölenlere gelince, onların her biri kendini kurtarmak için dünya dolusu altın verse de asla kabul edilmeyecektir. Korkunç bir azap vardır onlar için. Hiçbir yardımcıları olmayacaktır.
5 - MAİDE.......... 36. Küfre batanlar var ya, yeryüzündekilerin hepsi ve yanında bir o kadarı kendilerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye verseler, onlardan bu bile kabul edilmez. Korkunç bir azap vardır onlar için.
10 - YUNUS........54. Zulmetmiş her benlik, yeryüzündekiler kendinin olsa, kurtulmak için tümünü fidye verecektir. Azabı gördüklerinde pişmanlğı ta içlerinde duyarlar. Aralarında adaletle hükmedilmiştir. Asla zulme uğratılmazlar!
13 - RA'D........... 18. Rablerinin çağrısına olumlu cevap verenler için güzellik vardır. O'na olumlu cevap vermeyenlere gelince, yeryüzündekilerin tamamı onların olsa, bir o kadar da ilave edilse, kurtulmak için bunların tümünü fidye verirlerdi. Böylelerinin hesabı kötü olacaktır; varacakları yer de cehennemdir. Ne kötü yataktır o!
39 - ZÜMER........47. Eğer yerdekilerin tamamı ve beraberinde bir o kadarı, zulmedenlerin olsa, kıyamet günü azabın kötülüğünden kurtulmak için tümünü mutlaka fidye verirlerdi. Çünkü hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılmıştır.Böylelerinin hesabı kötü olacaktır; varacakları yer de cehennemdir. Ne kötü yataktır o!
   
  Gördüğü gibi Din gününde, Altının bir değeri yok.Değil altın; Dünya bir kişinin olsa, kendisinide dahil ederek, fidye olarak verse o, bile bir işe yaramıyor.
  Ufacık birşey karşılığında kucak dolusu altın diyorlar. Mesala bir ekmek, bir meyva karşılığında diyorlar.
   
  ALLAH BUNU ŞÖYLE BİLDİRİYOR.
  7 - A'RAF........... 50. Cehennemlikler de cennetliklere, “Ne olur, sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın” diye çağrışırlar. Onlar, “Şüphesiz, Allah bunları kafirlere haram kılmıştır” derler.
   
  Gördüğü gibi; orada altın geçmiyor, zaten yokta.Olsada bir değeri olmadığı yukarıdaki Ayet de bizler bildiriliyor.
  ALTIN ÇAĞDA herkez barış içinde yaşayacak, kurt kuzuyu yemeyecek, diye anlatırlar.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  78 - NEBE.......... 37. Göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir O! Rahman'dır. O'nun huzurunda söze cüret edemezler.
78 - NEBE.......... 38. O gün, Rûh ve melekler saf bağlayıp kıyama geçerler. Rahman'ın izin verdiği dışındakiler konuşamazlar. O izin verilen, doğruyu söyler.
20 - TAHA....... ..108. O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrâfil’e) uyarlar. Sesler, Rahmân’ın azametinden dolayı kısılmıştır. Artık sadece fısıltı işitebilirsin
  Allah'ın Maliki sahibi olduğu din gününde;
  1 - FATİHA........... 1. Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
1 - FATİHA........... 2. Hamt, âlemlerin Rabbi Allah'adır.
1 - FATİHA........... 3. Rahman'dır, Rahîm'dir O.
1 - FATİHA........... 4. Din gününün Mâlik'i/ sultanıdır O...
1 - FATİHA........... 5. Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.
1 - FATİHA........... 6. Dosdoğru giden yola ilet bizi...
1 - FATİHA........... 7. Kendilerine nimet verdiklerinin, üzerlerine gazap dökülmemişlerin, karanlığa/şaşkınlığa saplanmamışların yoluna...
   
 

Görüldüğü gibi, İsa mesih ile başlayacak dedikleri altın çağ esasında, Hesap gününün rahipler, hahamlar, filozoflar ve din adamları tarafından zaman içinde tahrif edilmiş bir anlatımıdır. Zalimlerin daha zalim olabilmesi, toplumlar tarafından kabul görebilmeleri, onların desteklerini alabilmeleri için sürekli genişletilerek anlatılan bir hikayedir.Kan dökenlerinin kahramanlar haline gelebilmesi, yönetenlerine barış ödülleri verilmesini sağlayan, beyinleri uyuşturan, gözleri kör eden, mutluluk iksiridir.

   
  Unutmayın; G.Bush, Irak'a girmeden önce de Chirac'a, "Yecüc ve Mecüc ortaya çıktı" demişti.
Yani; G.Bush, Irak'a girmeden önce de Chirac'a, " Gog–Magog ortaya çıktı" demişti.
Orta doğuda ortaya çıkan ve yok edilmesi gereken ve yecüc ve mecüc'ler kimler olabilir.
   
  Kutsal kitaplarına göre;
  Hezekiel..39/2 Seni geri çevirip sürükleyeceğim. Seni uzak kuzeyden çıkarıp İsrail'in dağlarına getireceğim
Hezekiel..38/16 Ülkeyi kaplayan bir bulut gibi halkım İsrail'in üzerine yürüyeceksiniz. Gelecekte, ey Gog, seni ülkeme saldırtacağım. Öyle ki, ulusların gözü önünde kutsallığımı senin aracılığınla gösterdiğim zaman beni tanıyabilsinler.
Hezekiel..39/6 Magog'un ve kıyıda güvenlik içinde yaşayanların üzerine ateş yağdıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.
   
  Kıyıda yaşıyanlar; duvarlarla çevrilmiş halde tutulan FİLİSTİNLİLER OLABİLİRMİ? Hani, Papa 16'ncı Benedikt;"İsrailliler ve Filistinliler arasındaki diyaloğun tekrar başlamasını da Beytüllahimli ilahi çocuğa havale ediyorum.” demişti ya!
   
  ALLAH BİZLERE ŞÖYLE HABER VE NASİHAT VERİYOR..
  3 - ALİ İMRAN...179. Allah, müminleri şu üzerinde bulunduğunuz halde bırakmayacaktır. Sonuçta pisi temizden ayıracaktır. Allah sizi gaybı bilir duruma da getirmeyecektir. Şu var ki Allah, resullerinden dilediğini seçer. O halde Allah'a ve resullerine inanın. Eğer inanır, korunursanız sizin için büyük bir ödül vardır.

43 - ZUHRUF. 86. O'nu bırakıp da yakardıkları, şefaat edemezler. Bilerek hakka tanıklık eden kimseler başka…
43 - ZUHRUF. 87. Kendilerini kim yarattı diye onlara sorsan,yemin olsun, “Allah” diyeceklerdir. Peki nasıl döndürülüyorlar?
43 - ZUHRUF. 88. Onun “ey Rabbim” deyişine yemin olsun ki,bunlar iman etmez bir topluluktur.
43 - ZUHRUF. 89. Artık sen onlara aldırma, “selam!” deyiver.Yakında bilecekler
   
  Allah'a sığınıyoruz, "dosdoğru yolundan bizleri ayırma" diyoruz..
Taraftarı değil, tarafında, yolunda olabilmek için dua edip, gayret gösteriyoruz..
  1 - FATİHA........... 1. Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
1 - FATİHA........... 2. Hamt, âlemlerin Rabbi Allah'adır.
1 - FATİHA........... 3. Rahman'dır, Rahîm'dir O.
1 - FATİHA........... 4. Din gününün Mâlik'i/ sultanıdır O...
1 - FATİHA........... 5. Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.
1 - FATİHA........... 6. Dosdoğru giden yola ilet bizi...
1 - FATİHA........... 7. Kendilerine nimet verdiklerinin, üzerlerine gazap dökülmemişlerin, karanlığa/şaşkınlığa saplanmamışların yoluna...
   
  M.AKİF ERSOY ÇANAKKALE ŞEHİDLERİNE
  .........................................
Eski Dünyâ, yeni dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi Cihânın duruyor karşında,
Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada! çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
...................................................
   
  ALLAH
ATEŞE "SELAM OL - SERİNLİK OL" DEDİ
ATEŞ..ÇOK İSTEDİĞİ HALDE HZ.İBRAHİM'İ YAKAMADI

.....BEDİR'DE
..................
ÇANAKKALE'DE, İSTİKLAL SAVAŞIN'DA, ...OLDUĞU GİBİ..

VE
ALLAH,
ŞEHİRLERİN ANASINI UYARDI.."SELAM " DEDİ...

   
  Not:İslam esas olarak barışı, selamı ifade eder Selamla aynı kökten olan islam, sizinle aramda barış var mesajıdır.
Selamlaşmanın amacı budur. Tabiki esas olan içinde, ALLAH'ın, İsminin anıldığı/zikredildiği SELAM'dır. İsraliyat uydurması olan ve içinde ALLAH'ın ismi anılmayan, ALLAH'ın işaret edilmediği selam değil.
   
  Winston Churchill, Çanakkale savaşını kaybetmelerini şöyle değerlendiriyor. Biraraya gelip,ucube planlarını uygulamadan önce, onun, aldığı derslerden yaralanmalılar, ..
"Savaş sırasında dünya denizlerinde görev yapmakta olan beşbini aşkın savaş gemisinden hiçbiri, Nusret kadar harbin gidişine ve geleceğine etkili olacak bir başarı gösterememiştir. Nusret gemisi döktüğü mayınlarla sadece savaşın değil, dünyanın geleceğini de değiştirdi. Winston Churchill
   
  Yenilmez Armada denilen o, donanama; Irrestible, Ocean, Bouve gemilerini kaybetmiş, Inflexible, Golva, Suffen gemileri de ağır yaralanmıştı. Donanma ateş gücün üçte biri yitirilmiş ve geri çekilmişti. NUSRET/nusrat GEMİSİ, ve SEYİT ONBAŞI, kafalarında yazmayı düşündükleri/tasarladıkları ve iyiden, iyiye de inandıkları, tarihi değiştirmişti
   
 
   
  BİR ÖRNEK ; Boğazı geçemedikleri için, Rusya'ya yardım ulaştıramamışlar böylece, Bolşevik ihtilalinin önüne geçememişlerdir.1. Dünya savaşında, bizler için Rus tehditi kalkmış ve kurtuluş savaşında yardım alınabilen bir ülke konumuna gelmiştir. Çanakkale'yi geçmekle elde edebileceklerinin çok az bir kısmını 1. Dünya savaşına, katlanarak elde edebilmişlerdir. Elde ettiklerinin bir çoğunu da Rusya'nın karşı pakt olması nedeni ile daha kısa sürede bırakmak zorunda kalmışlardır. Ta ki; Sovyetler birliğinin dağılmasına kadar.
Dağılmadan sonra, açığa çıkan ülkelere/boşta kalan ülkelere, açlık ve tatmin duygularını giderebilmek için sadırmaya başlamışlardır. Emellerini engelleyecek bir güç kalmamış, tam aksine Yeni Dünya Düzeninden nemalanmak isteyen bir destekci kazanmışlardır.

Allah'la, ilişkileri kalmadığı için, Allah'tan, birşey ummadıkları için planlamalarla, bu arzularını yerine getirebileceklerini zannediyorlar. Onlar hala NUSRAT MAYIN GEMİSİNE ve döktüğü mayınların, verdiği zararlara yanıyorlarda, gemilerini, oraya sevk eden kudretin ne olduğunu yorumlamıyorlar. Dolayısıyla, yine örümcek yuvasını/ağını örüyorlar.
   
  ALLAH ŞÖYLE UYARIYOR BİZİ;
  29 - ANKEBUT.......41. Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!
   
  7 - MUHAMMED.... 26. Bu böyledir. çünkü onlar, ALLAH'ın indirdiğinden hoşlanmayanlara: bazı hususlarda size itâ'at edeceğiz dediler. Oysa ALLAH, onların gizlediklerini biliyor.
47 - MUHAMMED.. 22. Demek işbaşına gelecek olursanız,yeryüzünde bozgunculuk yapacak, rahimleri koparacaksınız öyle mi?"
5 - MAİDE............. 52. Kalblerinde hastalık bulunanların:bize bir felâket gelmesinden korkuyoruz!.diyerek onların arasına koştuklarını görürsün.....
   
  Onlar hala Hz.Musa'nın büyücü olduğunu ve asasının sihirli olduğunu düşünüyorlar. Ellerindeki asaların da, o mahretleri göstermesini umuyorlar ve o, beklenti ile teselli buluyorlar. Her birinin asası, kendilerine özgü ki; kendilerine ait olanlar başkalarına gitmesin. (Pist ışığı gibi).

Elbette içimizden, alemler efsanelerine inanıpta, haçın altına sığınanlar da azımsanmayacak sayıda.
Papa, Peygamberine Hz.Muhammed'e, hakarette etse kişiliklerini ortaya koyamadan duramayan tipler var elbet. HAÇ'ın patronunu protesto etmesi gerekirken, birde ayağına kadar gidip hediye sunuyorlar. Papa her halde az yaptım diye düşünüyordur.

Sultan Ahmet Camii'nde zafer işareti yapan, Papa 16. Benedict, "Hz.Muhammed dünyaya ne getirdi? Kötü ve insancıl olmayandan başka..."sözünü söyleyenin ta kendisi.Kaynak olarak, Bizans İmparatoru II Manuel Paleologos'un kitabını vermişti.("ALLAH'a", isnat ettikleri oğul içinde; atalarının yazdığı kitapları kaynak olarak göstermiyorlar mı?).
   
 
   
  Oysa, Hz.Musa'nın asası sihirli değildi (Allah, Resüllerinin sihirbaz olmadığını, defalarca belirtiyor.) Allah "ol" dedi ve oldu. Hz. Musa; toplumunda ki liderliğini pekiştirsin, saygı duyulan ve sözü dinlenen biri olsun diye, olaylara Hz. Musa vesile kılınmıştır. Allah'ın, "ol" emri dışında, onun dilemesi, dışında ne olabilir. Mucizeler Allah'ın izniyledir.
   
  Onlar da Firavun'un yolundan gidiyorlar. Firavun'un, aldığı derslere aldırmadan.
Onların; sığındıkları, medet umdukları, sihrini/mucizesini bekledikleri, güç umdukları ve dayanak yaptıkları şey , ellerinde sımsıkı tuttuları. Ve her geçen gün ebatlarını büyüttükleri.

Bizler ise onların, yok etmek istedikleri/ yüz çevirdikleri, dinin sahibi olan,
(din olarak bizlere islamı seçen) ve gücüne nihayet olmayan, Alemlerin Rabbi Allah'a sığınıyoruz.
   
  NE YAPMIŞTI FİRAVUN
  Hz. Musa su'dan gelmişti Firavuna...Sonra, birkez daha gelmişti..ALLAH'ın ayetleri'ni göstermişti.
Ama o iman etmek yerine büyücülerini çağırdı..Zamanın, üstadlar üstadı, bilginler bilgini olan, tüm teknolojik büyücülerini..
Ödüller vaat edildi,İpler atıldı, hünerler ortaya koyuldu, Firavun'un yüceliği aşkına..
Allah "emretti" ve asa ortaya atıldı...
   
  26 - ŞUARA........ 44.Bunun üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve “Firavun'un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz” dediler.
26 - ŞUARA........ 45.Mûsâ da asasını attı. Bir de ne görsünler, asâ onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor.
   
  Mesleği büyücülük olanlar, büyücülüğün piri olanlar bile anladı, "bunlar ne insan, nede cin işidir" dediler, Firavun ise anlamadı, kabul etmedi, alemlerin Rabbin'den gelen uyarıları ve göğsünde büyüttüğü buzağıya bir kez daha yenildi ..
   
  26 - ŞUARA........ 46.Bunun üzerine sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.
26 - ŞUARA........ 47.“Âlemlerin Rabbine inandık” dediler.
..........................................................................................................................dediler ve secde ettiler.. Alemlerin Rabbi olan ALLAH'tan, Af dilediler.
26 - ŞUARA........ 49.Firavun, “Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım” dedi.
26 - ŞUARA........ 50.Sihirbazlar şöyle dediler: “Zararı yok, mutlaka Rabbimize döneceğiz.”
   
  ALLAH, Hz. MUSA'YI UYARDI, KAVMİNİ ALIP, ŞEHİRDEN ÇIKMASI İÇİN..
  26 - ŞUARA. 52.Biz Mûsâ’ya, “Kullarımı geceleyin yola çıkar, muhakkak ki takip edileceksiniz” diye vahyettik.

6. - ŞUARA.. 53. Bunun üzerine firavun, kentlere toplayıcılar gönderdi:
26 -ŞUARA.. 54. "Kuşkusuz bunlar, küçücük bir topluluktur."
26 -ŞUARA.. 55. "Fakat bize gerçekten öfke püskürüyolar."
26 -ŞUARA.. 56. "Biz ise dikkatli davranan koca bir kitleyiz."
54 -KAMER..44. Yoksa, "biz, yardımlaşan/yenilmez bir topluluğuz" mu diyorlar?
12 -YUSUF.. 8. ............ama biz de birbirini her hal ve şartta destekleyen bir ekibiz....

   
  Hz Musa önlerinde, deniz engeli olduğunu, biliyordu ve suya doğru gidiyordu...
Firavun'da, onların önünde deniz engeli olduğunu biliyordu ve onları suya doğru kovalıyordu...
Hz.Musa biliyordu ki; Alemlerin Rabbi olan ALLAH onlarla birlikte idi.
Firavun övünüyordu ki; her hal ve şartta birbirlerini destekleyen, yenilmez koskoca bir ordu onlarla birlikte idi..
   
  Hz Musa, onların ummayacağı şeyi Alemlerin Rabbi olan ALLAH'tan umuyordu..
Firavun ise kendisini çoktan tanrı olarak ilan etmişti.., hiç birşey ummuyordu.. asa yere vuruldu, ALLAH "ol" dedi ve deniz açıldı...
Hz.Musa ve toplumu suyu geçti..
Firavun:"o zavallı biçare olan, o sıradan olan geçtiğine göre, ben haydi, haydi geçerim" dedi..
Çünkü o, "ben tanrıyım." dedi ve göğsünde taşıdığı kibrine bir kez daha uydu...
Denizin açıldığı yere ayağını uzattı, baktı bir şey olmuyor, ilerledi, dağ gibi açılmış denizin içinde, umutlandı "bende geçeceğim" dedi
   
  Ama hala! Farkında değildi, Denizi, Hz.Musa değil, Alemlerin Rabbi olan Allah, açmıştı. "Büyü ise büyü" dedi" Bende Ra'nın temsilcisiyim, sözde aldım ondan" dedi ve inatla ilerledi.
  40 - MÜMİN. ....56.Kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadan ALLAH'ın âyetleri hakkında tartışanlar var ya, onların göğüslerinde, (hiçbir zaman) erişemeyecekleri bir büyüklük taslamaktan başka bir şey yoktur. Sen ALLAH'a sığın, çünkü işiten, gören o'dur.
   
  Oysa Allah, Hz. Musa'ya "Deniz açık tut, içine iyice girsinler" diye emretmişti
  44 - DUHAN....... 24. “Denizi açık halde bırak.” Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
   
  Asa birkez daha yere vuruldu, ALLAH "ol" dedi ve Firavun ile orduları boğuldu...
  44 - DUHAN....... 25. Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.
44 - DUHAN....... 26. Nice ekinler, nice güzel konaklar!
44 - DUHAN....... 27. Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!
44 - DUHAN....... 28. İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.
   
  Firavun, sonunda gitti Hz.Musa'nın su yolunda...Hz. Musa, sudan geldi, suya götürdü.Firavun, Sudan aldı, suda can verdi..
Özetle... su'ya gidiyor bu yol..
  ALLAH, KUR'AN'I KERİM DE ŞÖYLE BUYURUYOR...
  44 - DUHAN....... 29. Gök de ağlamadı onlar için yer de. Yüzlerine bakılmadı bile!
   
  1. BÖLÜME (BAŞA) DÖNMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ BAĞLANTIYI KULLANABİLİRSİNİZ