MESAJ ALINDI.. YİNE MEKTUP YAZMIŞLAR, UCUNU YAKMAYI UNUTMAMIŞLAR..
   
  BİR ZAMANLAR DUMANLA, HABERLEŞENLERİN YURDU OLAN, TOPRAKLAR DA, GİZLİLİĞE, ENTRİKALARA, SANATSAL BOYUT KATANLARIN HİKAYESİ...
  Verdikleri sözün sadece birini tuttu çatal dilli soluk yüzlüler; topraklarınızı alacağız dediler ve aldılar.(Kızılderili sözü)
   
   
  Hikaye çakma İmparatorun ve çakma prensin ortaya çıkması ile başlıyor. Hikayenin yüzyıllar öncesine dayandırılan, senaryosu var elbette.
Soy'suzluktan kurtulup, soy edinme mücadelesini, gayri meşruluktan kurtulup, resmi olabilme hikayesini, ÇAKMA BİZANS İMPARATORU başlığı altında görebilirsiniz.
   
  -Çakma Bizans İmparator- bölümünden, kısa özet alıp, Zarfın hikayesine başlıyoruz.
   
 

Yeni Bizans İmparatorluğu'nu kurmak isteyen, karanlık efendiler, sembolikte olsa, çakmada olsa taç giydirmeleri gereken, imparatora ihtiyaçları olduğunu biliyorlardı.
Daha sonra, ama evliliklerle ama ölümlerle imparatoru değiştirebilirlerdi. (Bizans entrikası tanımı boşa çıkmamış) Önemli olan, Bizans imparatorlğuna dayanan bir soy uydurabilsinler.
Ne soyu derseniz? Yeni Bizans için tahtta varis olduğunu öne sürecek bir soy. Bizans'ın/2. Roma'nın (Doğu Roma'nın), son imparatoru XI. Kostantin'dir ve 1453'de İstanbul'un fethinde ölür. Çocuğuda olmamıştır ..XI.Konstantin'nin ölümü ile Paleolog Hanedanlığının saltanatı da resmi tarihi de biter.

Resmi tarihcilere göre biter, ama gayrı meşru tarihcilere göre bitmez.
Babam anlattı idi, ona da büyük babası söylemiş, anam söylerken duydum, vs..ifadelerle başlayan, 'miş, miş tarihi' devreye girer.

Elektriğin, dolayısı ile iletişim araçlarının olmadığı o zamanlarda, uzun kış gecelerinin en büyük eğlencilerden biride, atalarından aktarılanları/duyduklarını anlatmak. Her anlatıldığında demode olmaktan kurtarmak için ilaveler yapılan, olayları kendi lehlerine, yorumluyarak nesilden nesile anlatılan olaylar sinsilesi.

Bunlardan biride,.ırksal, yöresel 'üretim tarihi', 'atalarım dediydiki tarihi'. Kendilerine her türlü kahramanlıkların, mertliğin, yiğitliğin, mazlumluğun, masumluğun ve madurluğun hak görüldüğü, _atalarım dediydi ki tarihi_. Düşmanlarına, hertürlü kalleşliğin, korkaklığın, despotluğun, zalimliğin, haksızlığın, arsızlığın, hainliğin yakıştırıldığı _atam dediydi ki tarihi_

Bizde, meddah, dede korkut hikayeleri, bir varmış bir yokmuş masalları, onlarda ise, kapandıkca, izleri daha derin açılan, töre boyuta getirdikleri, iktidar, güç, ihtiras, ödül amaçlı, kan davaları.İktidar, güç ve ihtiraslarının önünde engel gördüklerini, kin ve nefret tarlalarına, gömmek için, sürekli abartıkları ve nesilden nesile aktardıkları, kan kokan masallar.(Ör: 10-15 yıl önce 300.000 olan sayıyı, 500,000...en son olarakta nasıl 1.500 000 kişiye çıkarttılarsa)

Son yıllarda moda olan resmi tarih, belgelere dayalı tarih düşmanlığı, o yıllarda da( çakma İmparatorun, soysuzluğunu gidermek, söz konusu olduğunda) hemen devreye girer
.
XI.Konstantin'nin ölümü ile Paleolog Hanedanlığının saltanatının bitmediğini, Yorgan gitse bile kavganın bitmediğini göstermek için, arayışlara girerler.
İmdatlarına/Akıllarına, XI.Konstantin'nin Rusya'ya sığınan ve Çar III. Büyük İvan ile evlenen, yeğeni Zoe-Sophia düşer. İvan'la olan evliliklerinden, adını Vasili koydukları, bir oğulları olmuş
Bizans entrikaları içinde yetişmiş olan, yeğen Zoe-Sophia , adamın öbür oğlunun hakkı olan, tahta geçme sırasını, 1505 te tahta geçen oğlu Vasili'ye, elde etmiş
Vasili, ölünce tahta tarihteki adı ile oğlu, KORKUNÇ İVAN (IV. İvan geçiyor). IV.İvan 1584 de ölüyor. Hayatta bıraktığı son oğluda 1598 de ölünce Rurik hanedanlığı son buluyor.
Onlardan sonra gelen, Çar Gudunov Zemski, Sobor denilen ülke meclisince seçilmiş.Onun, yamandıkları/çakıldıkları soyla hiçbir ilgisi yokmuş.

Sinekten yağ çıkartırcasına ilerleyen, soy sop bulucuları, soy'un devamlılığı için uzun araştırmalara girmişler ve öncesi pek olmayan, Malta'lı Juan Pablo Lascarıs Grand Master'i bulmuşlar (1636-1657) İşte bu, bizim çok büyük atamızdır demişler.Arada 150 yıl kadar bir boşluk var ama başka çareleri de yokmuş. Kim arar kim sorar demişler. El oğlu bu durar mı araştırnış, ortaya koymuş bölük-pörçükte olsa.Biliniyor ama olsun, kanca atacak bir soy bulmuşlar. Onlarda utanacak yüz nerede. Onlar sürekli yağmur yağıyor modunda oldukları için aldırmazlar bile. Hem sürekli, madur, masum, mazlum olnlar onlar değilmi?. Hem bu arada, boşlukları da olsa, bir basamak daha ilerlemiş olmuşlar. .

Soy'un, soy'suzluğunda bir 200-300 yıllık daha 'soy'suzluk dönemi daha girer. 200-300 yılı kapatacak, soy alıpta soysuzluklarını giderebilecekleri, bir soyda bulamazlar.
Avrupa'nın hiçbir soy tutcularında yer bulamazlar , soy tutucularının defterlerinde, kayıtları yoktur..Oysa, Rusya'dan ve Malta'dan dolayı bayağı da ilerlemişlerdi. Soy'suzluktan kurtulmalarına az kalmıştı

   
  Kurtarıcıları olarak, sahneye ..1886 Zaragoza doğumlu, Eugenıo Lascorz Y.Labastı'da çıkar. Hep bir hayali vardır, soy'su olmak, 'soy'suzluktan kurtulmak.
Eugenıo Lascorz Y. Labastıda, 1935 yılında İspanya'da savcı olur. Tuttuğunu koparan biriymiş. Uğraşırlar, ALEXIOS VI EMMANOİL in soy' una dahil olurlar.
ALEXIOS VI EMMANOİL in soy' u, (meftanın haberi olmasada) Lascaris soy'u olmuştur.
Lascorz'iler ;1943 yılından itibaren, Prens Eugene Lascaris Comnenus Paleologus, olarak anılır olmuşlar...
Şimdi sahnede, imparator olarak, Eugenıos II 'un oğlu, IX Theodore vardır .. (Eugenıos III)
Varlığını, 4. Roma konsil devletine adamış, Yeni Bizans İmparatoru olarak.2.Roma'nın,Yeni imparatoru olarak.Yeni-Bizansın, Çakmada olsa, atamada olsa, ilk imparatoru olarak
   
  Hanedan olurda, taçlar, tahtlar, unvanlar, prens ve prensesler olmaz mı elebette olur?.Büyükelçileri, bakanları, şovalyeleri olmazsa olmazlarıdır hanedanların
   
  IX Theodore
   
  Onların NEW BYZANTIUM olarak tanımladıkları, Bartholomew'in 4.ROMA tanımlaması ile plaket taktığı bir bayrakları elbette olmalı.
   
  nancy polesi patrik
   
  İdari binaları ve elbette web sayfaları vardır. Kendilerini öven, ideallerini ve Dünya için ne kadar gerekli olduklarını anlatan, tezgahtan toplantılarını haber veren, masumiyetlerin gösteren yazı vebelgelerin yayınlandığı, ipropaganda sayfası.Makyajlama sayfası.Barbarlar tarafından uğradıkları haksızlıkları anlatan, karalama sayfası.
   
  NEW BYZANTIUM
   
  Ayasofya'nın, İstanbul'un konu edildiği, Tanrının anlatıldığı, secerelerinin sıralandığı sayfalar var.
   
  Ayasofya
   
  KONUMUZ OLAN ZARFIN RESMİ VAR. İSTANBU'LA GÖNDERİLEN , BÖYLE ADRES YOKTUR DİYE İADE EDİLEN, BİR MEKTUBUN ZARFI.. ÇAKMA ZARF.
  http://www.new-byzantium.org/KrkstsCnstpl.html
   
  hagia sophia
   
  Ayasofya ve zarfın açıklamalarında, terörist ve barbarlar olarak bize hakaretleri sıralamışlar. Yukarıda belirttiğimiz gibi, mazlumluk, madurluk, mahsunluk, masumluk, kahramanlık kendilerinin. O tanımların, dışında tuttukları ise; barbar, zalim yani kısaca tu-kaka...
   
  Oysa kendilerinden olan HİÇ BİR ÖRNEK, İNSANI İNSAN YAPAN DEĞERLERE oturmuyor.
Örnek; Hepimizin bildiği okullarda tanıtılan, ünlü kaşif, Cenevizli gemici Kristof Kolomb.

Cenevizli gemici Kristof Kolomb, İspanyol bayrağı altında, 3 Ağustos 1492’de,120 kişi tayfasıyla, Santa Maria, Nina ve Pinta isimli gemilerle, Palos limanından Atlantik’e açılır. Hispaniola adını verdikleri, bugün Haiti ve Dominik Cumhuriyeti’nin ortaklaşa paylaştığı ada, yerlilerle ilk karşılaştıkları yer.Sakin yapılı yerlilerle iyi ilişkiler kurar.

Arawaklar Avrupalı konuklarını iyi karşılarlar. Kolomb, bir grup tayfayı adaya bırakır. Sponsorlarına göstererek yeni seferlere destek alabilme amacı ile bir miktar, yerliyi gemilere alarak, İspanya’ya döner.Yerlilerden sağ kalanların teşhiri sponsorları ikna etmeye yeter.1493’ün sonunda bu kez 17 gemilik filoyla doğru Hispaniola’ya yelken açar.

Arawaklar, yine ikramlarla, törenlere karşılarlar ama artık karşılık olarak, kandırmacada olsa dostluk bulamazlar. Önce gemicilerden bulaşan, bağışıklık sistemlerini yok eden, virüsle zayıf düşerler/kırılırlar. Salgından kurtulmayı başaranlar ise İspanya Kralı’na götürülmek üzere altınlarını vermeye zorlanırlar.Büyük bir mücadele başlar.

İspanyol'lar, Zırhlı, tüfekli ve atlı olmalarına reğmen, özgürlüklerine düşkün bu insanlar mücadelelerini sürdürürler.Direnişi devam ettirirler. İki yıl içinde yüzbinle ifade edilen, ada nüfusunun yarısı yok olur. 1508'e gelindiğinde Arawakların nüfusu 60 bin kadar kalır, 1548'de ise sadece 500 (sadece beşyüz yerli). Elli yılda, yüzbinlerce adanın sahiplerini yok eden, ellerindeki malları, özgürlüklerini gasp eden, kahramanlık öyküsü.
   
 

Cenevizli gemici Kristof Kolomb ve adamları kahramanlık öyküleri ile anılıyor.Üstün hizmet madalyaları ile ödüllendirilmiştir.Gittiği yerin Hindistan olduğunu sanmasına, ve gittiği adaların yüzyıllarca önce Viking'ler tarafından bulunmuş olmasına rağmen, insanlığa yaptığı katkıları anlatılır. _Atam dediydiki tarihcileri_ iş başındadır.

Vahşi, acımasız dedikleri Viking'lerin yapmadıkları vahşeti, gerçekleştirenlerin sadece iyi taraflarını anlatan _Atam dediydiki tarihcileri_, devreye girer. Kitaplarla, , filmlerle, belgesellerle, paha biçilemez tablolarla, opera, bale, tiyatro sahnelemeleri ile. bu kahramanlığı pekiştirirler.Her seferinde yeni boyutlar kazandırmayıda ihmal etmezler.

   
  Zarfta _Atam dediydi ki tarihcilerinin_ bilinç altlarına, dip not ekleme çalışmalarından başka birşey değil.Vakti geldiğinde, tartışmalarda, tezlerde (aksi ispatlanamıyacak zamanlar geldiğinde) bunlar delil olarak ortaya sürülecek.
Yalanmış yanlışmış onlar için fark etmez. Çamur sıçramıştır bir defa. Tüm, özgürlük, demokrasi, barış, havarileri, düşünce faşistleri, böyle belgenin üzerine atlıyacaktır. Defne ve zeytin dalından yapılmış taçlarını kafalarına takıp, kalemleriyle "kan istiyoruz, kan" diye yazmaya.

Arenelarda toplanmış, uygar Romalı'lar gibi.Çağdaşları İspanyollar gibi. Arenada,"Öldür öldür" diye bağıran, arenedan çıktıktan sonra, uygalık için neler yapabiliriz toplantıları düzenleyen, yazılar yazan şimdiki çağdaşları gibi. Orta ve Yeni Çağın defnecileri olan, üstadlarından öğrendikleri gibi.
   
  1960s
   
  Sözde, mektup. Hiç yazılmamış olan mektup kime ithaf edilmiş.Hiç yazılmamış olduğunu ilerleyen bölümlerde nedenleri ile göreceksniz.
Çakma mektup, tarihsel değer kazansın, soruşturulması mümkün olmasın, tarihi birtakım kişilere ve olaylara işaret etsin diye düzenlendiği anlaşılıyor.
   
 

Mektup zamanın Fener Rum Patrikhanesinin, Patriği Athenagoras adına düzenlenmiş. 268. Patrik Athenagoras Kokinakis kim mi?
Rus yanlısı olma ithamıyla A.B.D başkanı tarafından görevden alınan, IV Maksimos'un yerine tayin edilmiş olan eski RUM ÇETECİSİ bir zat.

26 Şubat 1946 günü V. Maksimos 267.İstanbul Rum Patriği olarak seçilir.
267 Patrik V. Maksimos  Rus yanlısı olma ithamıyla A.B.D başkanının baskısıyla göreve geldikten 2 yıl sonra görevden  alınır.
Yerine 268. Patrik olarak Athenagoras Kokinakis (ABD ve Yunanistan tarafından) ATANIR.

Patrik Athenagoras Kokinakis, 1948'de ABD Başkanı H. Truman'ın özel uçağıyla Türkiye'ye gönderilir.
RİCA&EMİR ile  PATRİKLİĞİ HÜKÜMET yetkililerine / patronlarına kabul ettirilir.
Lozan gereği T.C. HÜKÜMETİNE seçtirilen Athenagoras,  BAKANLAR KURULU kararı ile 2 SAAT içersinde de  TÜRKİYE VATANDAŞLIĞINA geçirilir.
Hükümetin bu ACİL PLAN doğrultusundaki kararıyla, T.C DÜŞMANI olduğu belgelerle sabit olan MAVRİ MİRA teşkilatcısı bu zat PATRİKLİK makamına oturtulur.  

Athenagoras, 1972 yılında vefat edinceye kadar bu görevde kalır. Yerine, 269. Patrik olarak, İ. Dimİtrios seçilir.
1991 yılında onun vefatı ile de 2 Kasım 1991'de görevi, 270. Patrik, Bartholomeos devralmıştır.
Patrik Athenagoras, Milli Mücadele yıllarında Anadolu’daki Rum azınlıkları kışkırtmak üzere kurulan MAVRİ - MİRA / KARA KADER / KÖTÜ KADER teşkilatının kurucusudur.

ABD ve Yunanistan tarafından ATANAN Patrik 6-7 Eylül olaylarının tanığı olarak Yassı ada Mahkemesinde VATANDAŞLIK gereği tanıklık yapmış.

ARTIK: Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan öncede bu ülkenin düşmanı olan, görev gereği Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmuştur.
Dinler arası DİYALOĞU 1953 yılı yaz aylarında, SAİD NURSİ ile görüşerek ilk başlatanı olmuştur

   
  Patrik Athenagoras, Milli Mücadele yıllarında Anadolu’daki Rum azınlıkları kışkırtmak üzere kurulan Mavri Mira teşkilatının kurucusudur. Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan öncede bu ülkenin düşmanı olan, görev gereği Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmuştur.. Dinler arası diyalogu 1953 yılı yaz aylarında, Said Nursi ile görüşerek ilk başlatmıştır.

Patrik Athenagoras ve Papa 6.Paul, 1054 yılında, 'sapkın din' suçlaması ile ilan edilen karşılıklı Afaroz'u, 1964'te başlayan görüşmeler sonucunda, 1967 yılında, resmen ortadan kaldırmışlar ve 'Dinler Arası Ortada Buluşalım Projesine', yol vermişlerdir.(Papa VI Paul'ün, 25 Temmuz'da 1967'de, İstanbul'da Patrik Athenagoras'ı, Patrik Athenagoras'in de 26 Ekim 1967'de Roma'da, Papa VI Paul'u ziyaret etmesiyle. Birazda dinlerin diyaloğu adına)
   
  PATRİK ATHENAGORAS 6-7 EYLÜL OLAYLARI KONUSUNDA YASSIADA MAHKEMESİNDE TANIK OLARAK DİNLENİYOR. GÖREV GEREĞİ DE (Lozan zorunluluğu) OLSA, TÜRK VATANDAŞI OLMUŞ. Bu durumdada vatandaşlık GEREĞİ YAPILACAKTIR ELBETTE
  PATRİK ATHENAGORAS
   
  Gönderdikleri zarfın nasıl geri çevrildiğini anlatıyorlar.Onların sanal imparatorluk sitelerinden.Hani Ayasofya'nın minarelerinin yokedildiği siteden.İnatla "Hagia Sophia (Saint Sophia) ve İstanbula, Constantinople " dedikleri sitelerinden. Ayasofya'ya minare yapılmasını, terörizm diye nitelendirdikleri yayın organlarından.('religious conviction abhors terrorism: ıt condones justice.')
Tüm entrikalarını, tezgahlarını görmemezliğe gelerek. Bizleri, sözlüklerdeki tüm kötü sözlerle yerlere batırın, damgalayın..Madur, masum, mahsunu oynayın. Barış, sevgi, özgürlük, demokrasi havarilik maskeleri ile ortalarda gezinin! ama aynalara bakmadan.
   
  Her olay sonunda, bunu da atlatırız dedik. Onlara da, bununla yetinin derslerinizi alın dedik.Bu, yaptıklarınızla yetinin dedik. Baktık olmuyor işin "kötüsü / fenasi kerim" dedik...
   
  Zatı muhteremler, sitelerinde, açıklama yapmışlar. Türkiye'de böyle şehir yok notu düşülen matbuat için.Kendileri pişirip kendileri yazmışlar.İçlerindeki kin ve nefreti kusmak için
Öfke ve şiddet ile işaretlenmiş ve yazılar yazılmış. Tipik barbar, ilkel Türk davranışı mealinde, notlar düşmüşler.

Bizi, Dünya'ya ve müstakbel yan'daşlarına küçük düşürmek için, bunlar hep böyle idi diye.İstanbul'u barbarlardan kurtarmalı demekle, ne kadar haklı olduğumuzu, bir kez daha gösterme fırsatını yakaladık, vuralım abalıya, vurabildiğimiz kadar nidaları ile.. (Nobel ödülü alabilmek için, Türk toplumunu rencide etme şartlarına uyulmadı mı?.)

Sizden de bundan başka davranış beklenmezdi...Entrika sizde, çakma soy sahibi yapmak sizde, hainlik yapıp alttan oyma sizde... Sahte resimler sizde. Devlet içinde devlet hayali ile emirler yağdırmak, talepler iletmek ve yaptırmak sizde..Evrak sahteciliği ve iftirada sizde .

"Soyulmuş salatalık tuzluk" dediniz. Hadi efendilik bizde kalsın, kabalık olmasın diye tamam dedik ama "tohumluk hıyarı da getirirseniz yeriz" demedik...
Kızılcık şerbeti içtik deriz, çiğ tavuk da yeriz, zehirde içeriz, can da veririz, ama insan olmayı becerebilenler için.Allah'tan korkmasını bilenler için..
   
  bizans zarf1
   
  Matbuata, biraz dikkatle, bakınca bir takım gariplikler olduğunun farkına varıyorsunuz
   
  Yurdışından gelen matbuat, hayali adres diye geri gönderiliyorsa, üzerinde kaşe, tarih, gibi birşeyler olmalı.
İade numarası ve çıktı damgası yanında İngilizce not olmalı yada uluslararası ortak kodları içeren işaretler olmalı. Amerikalı postacılar ne zaman dan beri Türkçe bilir olmuşlar.?
   
  'Karadan?' notu düşmüşler. Posta merkezindeki en cahil Postacı bile, ABD'ye, ancak deniz veya hava yolu ile postanın gideceğini bilir. Bilmeyeni de, Posta tasnif merkezinde çalışamaz. Dağıtım görevlisi yazmış olabilir denilemez, çünkü o, sadece 'adres bulunamadı' ibaresini yazar.
   
  Postacılar el yazısını, bu kadar iyi yazabiliyorlar mıydı.? Helal diyorsun, nede güzel yazmışlar. Postacılarımız, el yazısını nede güzel yazarlarmış? (eski tarih, seçilme nedenlerinden biride bu.1960'lı yıllar, el yazısının yaygın olarak kullanıldığı yıllar. zarfın altında 1960'lı yıllardan sonra böyle oldu notu var. Adı geçen patrik 1972 yılında öldüğüne göre, hedef dilim 1960 ile 1972 arası)

Yazının bir kısmı el yazısı ile diğer kısmı el yazısı ile değil. Hemde, el yazısındaki o güzelliğe, yakışmıyacak çirkinlikteki harfler ile.. farklı, farklı kişiler, birbirleri ile yardımlaşarak mı yazmışlar.?
'Karadan' kelimesi, neden matbuat ters çevrilipte, yazılmış?.
   
  hürriyet heykeli
  Yok kelimesinin özenle yerleştirilmesinin nedenlerinden biri altındaki Bizans damgasını bozmaması ve işaret ettği yere bakılması.
   
  1-Ok çizgisi; üç etapta çizilmiş, postacı bayağı uğraşmış oysa sürekli yaptığı iş..çizgi ok ucu içinde bayağı sanatsal çalışma yapmış, önce çizgiye hafifce ilave yapmış sonra bastırarak adeta lamda yapmış

2-Elyazısı ile yazmayı 'yok' kelimesini yazar iken ara vermiş..o kadar özenli olan -y- harfinde estetik çalışanın bu kadar kötü -k- harfi yapması imkansız..Postacılar, harfleri de mi imece ile yazar olmuşlar. -k- harfinin yazılışına dikkat edin. -L-, ile -V- arası birharf ve -<- (küçüktür ) işaretinden oluşmuş

3-Siz hiç ok işareti cizgisini içten kıvırarak çizen birini gördünüz mü?

4-Düz çizgiyle, mektubu geri çevirme nedeni olan adres yanlışlığına, dikkat çektiği halde, ne diye tekrar, 'alfa' işareti ile çizim yapıyor. Hemde 3 parçalı. Bayağı emek sarfediyor. Postacı işi gücü bırakmış sanki tuval üzerinde çalışmakta...
Pulların üzerindeki, uzun damgada, ....Ünıversite ismi var. Zarf kırışık olduğu halde, (pullarda olduğu gibi) damga çizgilerinde, hiç bir kırıklık yok.
   
  Adresle ile ilgili açıklamalar ilerleyen bölümlerde.
  air mail
  AIR MAIL DAMGASININ ALTINA DİKKATLE BAKARSANIZ TRABZONE PRENSİNİN DAMGASINI GÖRÜRSÜNÜZ.
   
  5-Bu kadar güzel el yazısı yazıp sanat çalışması yapan, birinin ABD' kara yolu demesi mümkün değil posta dağıtım merkezinde ülkeleri bilmeyen bir kişi bile bulamassınız . çünkü işleri tasniftir. trene, gemiye, uçağa, kamyona hangilerinin, gideceğini bilmek zorunda aksi halde orada değil en iyi ihtimalle, şehir içinde posta dağıtıcısı olurdu.

6-Yine ucu içe kıvrık çizgi ile başlayan ve özenle çizilmiş ve uç kısmı en az iki hamlede -W- yapılmış, Yönlendirme işareti.

7-Adresin artık geçersiz olduğu notu düşmüşler.Eski tarih seçim nedenlerinden biride bu olsa gerek. Esasında öyle bir adres hiç olmadı.Gönderenin ismi olamayan sadece adres olduğu ama daktilo ile yazılmış bir gönderi.. Kendilerini akıllı zannedenlerin traji-komik halleri...
   
   
 

Zarf kırıştığı halde, pullar dümdüz. Pulların altından zarfın kırışıklığı gözüküyor.Pullar saydam. Alltaki figürlerin şekil bütünlüğünü koruması, anlaşılabilmesi, için böyle yapılmış olsa gerek. Beyin neyi algılar neyi görür bilmem ama şu bir gerçek ki ustaların çalışması ile alttaki resim ortaya çıkar.

İlerleyen bölümlerde, bazı renk filitreleri sonucu elde edilmiş görüntüleri ve yukarıdaki adresin çözümlerini göreceksiniz.

Benim, elimden gelen bu kadar.Yeteneklerim bu kadar. Adamlar ne kadarda haklılarmış? "YETENEKSİZSİNİZ TÜRKİYE" demekle. Yeteneğimiz olsa idi muhakkak "Yetenek sizsiniz Türkiye" derlerdi.Tıpkı modern zamanların Hacivat- Karagöz uyarlaması olan, Türk Malı gibi.

Mühür dersen patatesten. Ne zarf üzerinde, nede mühür üzerinde tarih yok. Karalanarak varmış izlenimi verilmiş.
Herşey elektronik ortamda yapılmış. Pullarında olduğu gibi yazılardada her hangi bir kırışma yok.Gerçek kırışmış zarfta, hem yazılar hem pullar, hemde süliet olarak vurdukları mühürler, zarfın şeklini alırlardı.

Kırışmış zarfın kenarlarında da girinti çıkıntılı görüntüler oluşur. Oysa bu, zarf görünümlü matbuatta, herşey cetvelle çizilmiş gibi keskin ve muntazam.
Kağıtta bir kırışıklık yok.Sadece üzerine Postacı tarafından, haince buruşturulmuş izlenimini vermek için kağıt üzerine yapılmış, kırışmış kağıt resmi var.

   
 

Matbuatı bu hale getirmek onlar içinde hiç kolay olmamış. Matbuat bu hale gelinceye kadar bir kaç aşama geçirmiş.Bazı kelimelerin tersten yazılmış olması ve el yazısına dönülmüş olmasının sebebi de aşamaların sonucu olsa gerek.

Usta eller sayesinde, daha rahat, mesajlarda iletilmiş taraftarlarına. El yazısının, Yunan alfabesine uyarlanması da mesajlarını, sembollerini iletmede çokta faydalı olmuştur sanırım.

   
  bizans entrikası1
   
  İKİNCİ ÇALIŞMA ÜRÜNÜ MATBUAT..
   
  GOOGLE GÖRSELLERDEN, RESİM ARANDIĞINDA KARŞINIZA BU SAYFA GELİYOR.AYNI GİBİ GÖRÜNEN FAKAT BİRBİRİNDEN FARKLI İKİ MATBUAT. YUKARIDAKİ İKİNCİ, ÇALIŞMANIN ÜRÜNÜ OLAN MATBUAT.ALLTAKİ İSE ÜÇÜNCÜ ÇALIŞMANIN, ÜRÜNÜ OLAN ŞU ANDA YAYINLADIKLARI MATBUAT
   
  ZARFIN İLK HALLERİNDEN BİRİ. EN BELİRGİN FARKI ORTADA ADRES ÜZERİNE VURULMUŞ DAMGA. Diğer tüm yazılardaki farklılıklar göze çarpıyor.

Yazı yerleriyle fazla oynayamıyorlar. Az bir kısmını tespit edebildiğim, çoğu kısmını ise yeneksizliğimden dolayı ortaya çıkaramadığım, figürler, temalar ve semboller var. Hatta belki de resim var. Trabzon ve Bizans armalı soğuk damgalar var

Ortaya çıkaramamamın bir nedeni de, içiçe geçmiş/üstüste getirilerek basılmış resim olması. Sürreyalist çalışma olması.
   
  Çok küçük bir resimden büyütüldüğü için görüntü ancak bukadar netleşebiliyor.(2 kb'tan) Web adresi resim üzerinde yazılı
  bizans entrikası2
  Resime dikkatli bakıldığında sülietler görünüyor. Tüm yazıların yazılışlarında farklılık var. Web adresi onların adresi. Anlaşılan bunun daha iyisini yapınca bunu depolarına kaldırdılar.
  bizans entrikası 3
   
  bizans entrikası 4
   
  MATBUATIN İLK HALİ.Yazılar büyük ihtimalle, elektronik sözlüklerle çevrilmiş olan, çırakların çalışması.
   
  bizans entrikası 5
   
  bizans entrikası 6
   
  SADECE HAKARET ETMEK, MASUMU, MADURU, MAHSUNU OYNAYABİLMEK İÇİN DÜZENLENEN, ÜÇ ADET ÇAKMA ZARF.(bulanabilenler.)
  pul zarf bizans
   
  BU BÖLÜMÜN SON SÖZÜ, RESİMLER SÖYLESİN.
   
  deve ve
   
  MATBUATI; FOTO İŞLEME PROGRAMLARIYLA, RENK AYIKLAMASI YAPILDIĞINDA, AŞAĞIDA GÖRÜLEN GÖRÜNTÜLER VE İPUÇLARI ORTAYA ÇIKIYOR..
   
  hakaret zarf bizans
   
  ALABAMA USA
   
  ÖZETLERSEK;
  VULCAN Birmingham
   
   
   Birmingham sloss
   
   Birmingham sloss1
   
   Birmingham sloss2
   
  manhattan USA
   
   
 
   
  NEV YORK MANHATTAN
   
  new-byzantium MERKEZ
   
  new-byzantium BAYRAĞI