SANALİSTAN: DÜŞLERDE YAŞATILAN, GLOBAL DÜNYANIN SANAL ETKİNLİKLERİ...
  YENİ DÜNYA DEVLETİ İÇİN YAPILAN, SANAL MİSYONERLİK...GOOGLE İLE 25. KARE İLE MİSYONERLİĞİ.....
   
  Düşlere, düşler kumpanyası ile yolculuk yapıyorsanız, insanlara sunacağınız tüm hedefler de elbette, sanal olacaktır...
Hayaliniz, dünya devleti / yeni dünya devleti -şeytan İmparatorluğu-.....
Allah'ın sadece yaratan olarak anıldığı, çok tanrılı Kömün Devleti..
Global Dünyanın, global elitlerinin hüküm sürdüğü...Sadece, stadartlara uygun olanlara, (İnsan gibi) yaşam izninin verileceği Konsül Devleti..
Tanrıcılık oynayanların "Bende, hayat veririm, hayat alırım", edası ile hüküm sürdükleri ülke.
İzole edilmiş, sadece hizmetlilerin alt sınıf olarak var olabileceği, ölümlü tanrı konumuna atanmışların dünyası..
Tüm insanlar barkodlanmış, ciplenmiş, ömürleri kısıtlanamış, denek ve kurban olan toplumların yaşam sürmesine izin verilmiş..
Üçlü yönetimler, konsiller, tanrılar, arenalar, ayinler, kutsal olarak atadıklarına..İzolasyonun dışındaki Dünya'nın dışındaki yerlerde ise ölüm, kan, işgal..
İzolasyonun içinde, refah, mutluluk, disiplin, dışında ise efendilerinin gözüne girip, terfi etme, izolasyonun içine girebilme savaşı.İzolasyonun içinde efendilerine hizmetkar, köle olabilme yarışı.
   
  Bonus toplama oyunu bu, kim daha fazla bonus getirirse onun eli daha kuvvetli olur..Her birine ayrı değerler verilmiş gazoz kapağı toplamak gibi...
Yada bir çeşit misket oyunu bedelini insanların canları ile, kanları ile ödedikleri...
Toplumların, özgürlüklerini, düşüncelerini, fikirlerini, değerlerini, onurlarını, hayallerini kaybettikleri, oyun...
Kendilerine sorulmadan, ebelerinin "aldım verdim, ben buraları / bunları aldım oyunu"...... evcilik ve doktorculuktan sonra oynanan oyun..
Tanrıcılık oynayanların, Firavunluklarını ilan edecekleri, Ra konseyinden önceki son sahne. Takım yıldızlı armaları ile...
O makam ve mevkilerde olmazlarsa Alis Harikalar ülkesine, nasıl ulaşacaklar ..Yoksa nasıl mümkün olacak düşler kumpanyası ile, düşlere yolculuk..
Nerede kaldı ozaman Yüzüklerin Efendisi.?

Gerçek olmayanları gerçek gösterirsin.Ne sihirdir ne keramet şovları tezgahlarsın. Alabildiğine, mazlum olursun. Ciddi ciddi, maduru oynarsın..
Sanal düşmanlar ortaya çıkarırsın, terör estirirsin kendi ülkende bile..
Sanal mücadeleler icad edersin, tıpkı bilgisayar oyunu gibi. Esasında düşmanı da sen oynatırsın, maduru da..
Sanal düşman, için gerçek savunma ve saldırı sistemleri, gerçek ordular, gerçek korumalar oluşturursun, parasını da ödeterek..
Ölüm, kan, zalimlik gerçektir.Düşman sanaldır dedik,ölüm sanaldır demedik...
Kan ve ölüm gerekir o beraber çıkılan yolda ilerleyebilmek için. Madem birlikte çıktık bu yola, o zaman adaletli bir paylaşım olmalı, "kanlar sizden, hükmetmek bizden" dersin

Sanal Mesih fikri atarsın, herkeze ve her keseye yetecek miktarda da Mehdi'ye icazet verirsin...
Sanal düşmandan kurtaracak, sanal Mesih ve Mehdi ordusu. Mehdiye düzülenler ordusu..
Gerçek olan; ölüm, kan, işgal, sürmekte alabildiğine dünyanın her yerinde...
Sanal barış, özgürlük dersin, demokrasi yok dersin, salarsın aydınlattıklarını ortaya, mürekkepleri kan olan kalemleri ile....
Meslekleri gereği, yazarlar her tarafa, barış gelecek, özgürlük gelecek...para gelecek, ödül gelecek, elitlik gelecek...
Ustaları da , üstadları da hep böyle yazdılar, "bizim için yaşamanın adıdır, barış ve demokrasi"dediler, hiç yüzleri kızarmadan..
Kısaca derler ki "yağ satarım, bal satarım, ustam ölmüş ben satarım".Fili görmeyen, körün fil tarif, etmesi gibi..

   
  Öteki dedikleri için; onlar yazdılar, onlar kurallar koydular.Dünyada 10 yılını huzurlu yaşamış bir ülke var mı.?
Ülkemize bakar isek; darbeler, muhtıralar, savaşlar, sağ-sol, Asala, laik şeriat, Kıbrıs, Bosna, Azerbeycan, PKK, krizler, kanlı kansız....vs, vs

O nedenledir ki; halk mahkemelerinde yargıladılar, demokratik açılım,halkların özgürlüğü dediler, faşist diye, insanları ölüme mahküm ettiler..
O nedenledir ki; davaya ihanet etti damgası vurdular, komünist dediler ve ölüm emrini verdiler..
O nedenledir ki; din elden gidiyor, hepsi bu oteldedir dediler ve ölüm fetvasını verdiler..
O nedenledir ki; Kahramanmaraş'ı, Çorum'u, Sivas'ı kurtaralım dediler, ve hücüm emrini verdiler..
O nedenledir ki; bop'tu, demokratik hak, federe dediler ve bebek katilleri yetiştirdiler..
O nedenledir ki; barış özgürlük, demokratik haklar ..vs.demeye devam ediyorlar ve taşlayın, kırın dökün emrini verdiler..
O nedenledir ki; hikayelerle, düşmanlık ektiler, barbar bunlar dediler, ve barışımız için yok edilmeli bunlar dediler..
O nedenledir ki; kan davası, töre ilkelliktir dediler, ve kin ve nefret, düşmanlık ekin, kan davamızdan ayrılmayın dediler...

Gerçek olan; ölüm, kan, işgal, alabildiğine sürsün dünyanın her yerinde dediler..
Sanal gezegen geliyor dersin...adı da sümer tanrısı marduk..
Sanal tarih atarsın ortaya kıyamet 2012'de. Marduk gelecek herşey bitecek diye..Değer vermediğin atalarının köpeklere yedirdiği toplumların takvimlerine sığınır, yazıları olmayanların kıyamet gününü nasıl tespit ettiklerini anlatırsın.

(Marduk, gezegen ismi, Sümer tanrısı olduğu gibi..St.George'un / Aya Yorgi'nin Kapadokya'da, sürdürdüğü hayata monte edilmiş bir efsanedir. Eski Ahitte geçen Hünnap bitkilerinin altında yaşayan Bohemot türü sanal bir hayvan olmalı. Böylece .St.George / Aya Yorgi Ortodoks Hırıstiyanların kurtarıcı olarak düşüncelerinde yaşattıkları, Azizleri olmuştur. Hitit fırtına tanrısı, Tarhun'un dev yılan İlluyanka'yı öldürme efsanesi, Friglerde atlı tanrı Sabazios'un yeraltı dünyasından gelen yılanla savaş efsanesi, Yunan tanrısı Perseus'un yılan saçlı Medusa'yı öldürme efsaneleri ile gelen zincirleme, bir mit'dir)

   
 
   
  Hitit'lilerin, fırtına tanrısı, Tarhun'un dev yılan İlluyanka'yı öldürme "MİTİ" Kitap verici konumundaki Ezra ve arkadaşları tyarafından, kendilerine münsaip gördükleri Tanrılarının güç gösterisi olarak EYÜP ismi altında KİTAPLAŞTIRILARAK kutsalları arasına katılmıştır. Eyüp Kitabında da dev yılan LİTVAYAN benimsedikleri Tanrıları tarafından nasıl öldürüldüğü anlatılıyor. Tanrılarının sahip olduğu "PAZU" gücü vurgulanarak EDİNDİKLERİ TANRILARININ korkulacak bir yapıda olmadığı, gücünün efsanelerde yaşatılan bir canavara yetebildiği (birkaç canavar olsa başa çıkamayacağı) gelecek nesillere duyrulmuş oluyor.
   
 
   
  SANAL LİVYATAN'ı yendirerek, EDİNDİKLERİ TANRININ "PAZU GÜCÜNÜ", EYÜP vesilesiyle duyurdukları "LİVYATAN & EYÜP" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Hesap soran herşeye gücü yeten "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" yerine, "yarattım" dediği boyu şu kadar hayvanı yenmekle övünen bir TANRI EDİNİLDİĞİNİ müjdelemiş oluyorlar.

Yakup'un GÜREŞTE yendim dediği ve ARTIK yüzünü görülebilinen sohbet edinilebilinen EDİNİLMİŞ TANRININ duyrulmasıdır. Güreşte Tanrıyı yalvattım demesine istinaten, ismi YAKUP'un / İSRAİL'in TANRISI koyulan ile AHİTLEŞİLDİĞİNİN gelecek nesillere aktarımıdır. Kendisini Hanok / El- Shaddai konumunda kabul ettiren, Musa olmasaydı kitaplar ona verilirdi sözünü yalan çıkartmayıp tüm kitapları yeniden yazan, (Babil eğitimi sonucu ağırlıklı olarak ORTODOKSLARIN yenmiş olmalarından büyük sevinç duydukları MARDUK inanç eğilimli) Ezranın, ZİHNİYET takipcilerine yeni edinilen Tanrılarını duyurmanın bir yolu olarak seçilmiş.
   
  GÖĞE YÜKSELEN HANOK , KUTSAL KİTAP DENETLEYİCİSİ KİTAP YAZMANI ve TANRININ OĞLU "EL SHADDAİ & EZRA" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
 
   
  Yukarıda özetlenenlerin ışığında bakıldığında ortada Marduk'u öne çıkartanlarla; onu yendim diyenlerin arasında Tanrısal güç sahibi olma adına büyük bir mücadele var. Her ikiside PAGAN efsanelerini kullanarak güç sahibi olmak istiyor. Bazı şeylerin tanıdık gelmesi, bazı şeylere bilinçlerin aşina olabilmesi için bu tür efsaneleri kullandıkları kesin. Amaç hükümranlık yarışlarında hikayelerine algılama sınrlarının ötesinden birşeyler katarak TANRISAL hava verebilmek. İşbirlikleri yaptıkları varlıklara hedeflerini gösterebilmek. Herşeyin Tanrısal olduğuna insanları inandırabilmek. Yoksa ortada İMAN ADINA yapılmış birşey yok. Tam tersine ikonlaştırılan, Paganlaştırılan İNANÇ çalışmaları var.

Elbette bu zannettirmeyi yapabilmeleri içinde TANRI kavramının bilinç altlarında yer etmiş saygınlığını yok etmek / SIRADANLAŞTIRABİLMEK gerekiyor. Bunun içinde TANRININ, algılanamaz boyutlardaki KUVVETLERİN yeryüzüne tezahürü oluduğu, kullanılabilirse / elde edilebilirse güç ve hükümranlık sağlayacağını da İNANÇLAR İÇİNE yerleştirmek gerekiyor. İşte yapılan tüm çalışmalar bu gayeye erişebilmek için.

Unutan, şaşıran güreşte yenilebilen, gülen, kıskanan, yorulan, yemek yiyen, buhur isteyen, bilmeyen, yalan söyleyen, başka varlıklara günahları için sunu gönderen, Azazel'den korkan, Kurtarmak için kendinden ÜST GÖRDÜĞÜ / çekindiği varlıklara FİDYE veren, "ÖLÜMÜDE FİDYE vererek yok edeceğim" diye çaresizliğini ortaya koyan..vs..vs.. konularını işleyerek ASIRLARDIR yaptıkları da bu. Ele avuca gelebilir, kontrol edilebilir, güç yetirilebilir TANRI inancına insanları AŞİNA yapmak, inandırmak.
   
  İSRAİL TANRI'sını HARACA KESEN, FİDYE&RÜŞVET ALMADAN MISIR'daki İSRAİL'lileri, YAHVE'ye VERMEYEN "ÇÖLLÜ AZAZEL" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Yoksa Tanrı adına konuşanlar, TANRIYI OYNADIKLARI için ahkamlar kestiklerini biliyorlar. EDİNDİKLERİ yada SANDIRDIKLARI TANRI adına kitaplar yazanlar emirler verenler "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH" adına KONUŞULAMAYACAĞININ İDRAKİ İÇİNDE OLAN İNSANLAR.

Bu idrakin içinde olan insanlarda kılıçlarını çekmişler bilinç altlarına sürekli yatırım yapmaktalar. Din maskesi kullanarak herşeye saygılı davranarak, YALDIZLADIKLARI kimlikleriyle İNANÇLARIN içlerine TURUVA ATLARIYLA giriyorlar. Hesap gününden kurtaracak kuvvetlerin var olduğunu, var olabileceğini bilinçlere sokarak, VARLIK BİRLİĞİ yolunda kendilerince mevziler kazanabilmek istiyorlar. Yedek güç olarak gördükleriyle, İNANÇSIZLARINA karşı kurduk dedikleri İTTİFAKLARINI oluşturan varlıklarıyla, TANRICILIK OYUNUNDA zaferler kazanabileceklerine, gönüllerine içirilmiş olanla birlikte / göğüslerinde yaşattıklarıyla birlikte İNANABİLMEYİ istiyorlar..

Bu nedenlede her şeyin inandırıcı olması gerekiyor. Tüm yolların ROMA'ya çıkmasından öte var olan herşeyin kendilerine doğruluk mesajları veren, tezlerini güçlendiren yönde olması gerekiyor. Bu bilinç içinde KURTULUŞLARI İÇİN KURABİLDİKLERİ HAYALLERİNİN UZUN SÜRELİ OLABİLMESİ için, canı gönülden arzu edip var güçleriyle dört koldan PİYASA ÇALIŞMALARINI yapıyorlar.
   
  Ufo geldi, uzaylı gitti, 51. bölge, Rearne, İnsiye, Maji, Atlantis, Altın Çağ, kuzu....şarapcının şahidi şıracı misali ...
Kurtarıcı gelecek, kuzu gelecek kurtaracak bizi dersin..Düşe devam ettirmek gerekir kitleleri.
Işığı göreceğin günü bekle izle, eğer layıksan ışıklara karışacaksın, bizim yolumuzdan ayrılma dersin...
Düşüncelerinin dünyada destek gördüğü zaman da işte bu, Schumann Rezonansı / Dünyanın kalp atışı dersin..
Faton kuşağı gelecek, 2 li DNA sarmalı,12 DNA sarmala dönüşenler ışık boyutuna kavuşacak dersin..
   
  Toplu intiharlar, toplu ortadan yok olmalar.
Ortadan kaldırdıklarının, yakınlarıda, bizimki ışığa gark oldu diye sevinsin. Işıklara karıştıda, ondan ortalıkta gözükmüyor, diye teselli bulsunlar...
Müritlerine geceleri rabıta yaptırırsın, bet yüzünü hayal etmelerini istersin, gördüm diyene de "yanımdaki yerin sağlam" der...
Oralara buralara ikonlar, desenler yerleştirirsin,atayacağınız yüz onlara tanıdık gelsin, bildik gelsin, ilahi takdir bu desin..
Bende ışıklara kavuşanlardanım sansın, itirazsız köle olsun,
Sanal gelecekler veririsin;yeşil kart, vatandaşlık, kariyer, gelecek, ab, euro, dolar, fırsat, ün, hedefleri ile at gözlüklerini taktırırsın...
Toplumlar artık, istediklerini görmemeye başlamıştır .
Bilirler ki "kral çıplaktır diyen" oyundan atılır, gazoz kapakları elinden alınır...
Kral olan tezgahtarlarda, görürler çıplaklıklarını..
Çünkü herşey sanaldır, herşey yalandır..
Onlarda bilirler Mesih gelmiyeceğini, barış peşinde koşmadıklarını, amaçlarının demokrasi olmadığını, sadece kılıcını kullandıklarını...
Ortaya atananın inandırıcılığı olmalı, insanlar kandırılabilmeli, yüzler ve olaylar tanıdık gelmeli, "ben biliyordum zaten" denmeli..
   
 
   
  Bu nedenle beyinlerden, 'formatlanmalı', Bayrak Ulus, Vatan, Din, İman, Allah, Sevgi, Akrabalık, Anane, Töre sözleri, onlar için, çok tehlikelidir, kesinlikle silinmelidir...
yerlerine ,bez, kabile, aşiret, alt kimlik, federasyon, tarikat, mezhep, inanlı, tanrı, yaratan....
Soy-sop, insan ilişkileri, medeniyet, çağdaşlık tanımlamaları getirirsin..

Tıpkı kola ile, pizza ile, hamburger ile geldikleri gibi...ne ayranı yok edebildiler, ne köfteyi / kebabı, nede pideyi.....
Geçici zafer sarhoşluğu yaşasalar da,neskafede geri adım atmıştır, 40 yıl hatırı olan kahve karşısında.. .
Çaya dokunamamıştır bile, hele yanında simit var ise....
Sandoviç türleri de yenik düşmüştür, ekmek arasına.
Tıpkı yan türevlerinin, açmaya,poğaçaya yenik düştükleri gibi..

Türkü'lerimide, Şarkı'larımıda, Folklör'ümüde silemediler.
Davullu zurnalı düğünlerimi de / kutlamalarımı da, Askere uğurlamalarımı da yasaklayamadılar..
Dini bayramlarda, işletmelerin kapanmasına koministlik dediler, haydi Antalya'ya tatile dediler..
Tatil modasına uyanlar olsada, çoğunluğumuz, hala bayramları kutlamakta, küçükler büyüklerin elini öpmekte..
   
  Her fırsatı değerlendirirsin, gördüğümüzü farkına varmıyacağımız, yerlerden.
Elindeki tüm imkanları kullanırsın, sinsice, kobra sessizliğinde hareket edersin.Ağlarını iyice örersin, farkına varılmadan..
Mesela google earth kullanırsın.İnterneti kullanırsın özgürce alabildiğine, alanlar senin tekelinde.
   
   
  GOOGLE İLE 25. KARE MİSYONERLİĞİ....
   
 
   
  PAGAN İLAHİSİ nasıl HIRİSTİYAN "SEVİNDİREN IŞIK" İLAHİSİ oldu? LİNCOLN'un baktığı DOĞUDA ne var? "SEVİNDİREN DOĞU" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  USA KONGRE
   
  google earht
   
  GÖRÜNTÜLER HOLOGRAM
   
 
   
  UNITED STADES CAPITOL
   
  RENKLER ZITLARI İLE DEĞİŞTİRİLDİĞİNDE, ORTAYA ÇIKAN GÖRÜNTÜ;
  ANA GÖRÜNTÜLERİN ETREFINA BAKILDIĞINDA, İÇİNDE ONLARCA FİGÜRLER, SİMALAR OLAN GRUPLAR BELİRİYOR .
  UNİTED STATES SUPREME COURT
   
  Yüksek Mahkeme'nin çatısına, bu şekiller neden işlenmiş olabilir?
Görüntüler hologram olarak çatıda yer alıyor mu...?
Yoksa, beyinlere ve gözlere hitap eden, sanal misyonerlik mi yapılıyor..?
Google ile 25. kare uygulaması gibi yapılan, bilinç misyonerliği mi...?
   
  Önce, internette bu ve buna benzer çalışmalar dolaşmaya başladı."Gözünüzü şu noktaya, ayırmadan bakın " diye başlayan, merak uyandıran, cümleler ile.
  İSA HOLOGRAMI/ İLLUTRASYONU
   
  Oysa, o işaretlemeri yıllardan beri yapıyorlarmış, sessiz, ve derinden. Kob-Ra sessizliğinde.Bizler, yılan oynatıcısının müziğini dinlerken, o 'usuletle ve suhuletle' ilerliyormuş, "tıss" bile çıkartmadan.Ördüğü ağları, ışıkta veya içine düşüldüğünde anlaşılabilen,o tuzakların sahibi, örümceğin mahareti ile.
11 Eylül ışığı ile ağı biraz algılayabildik.Tabii uygun gördükleri dozda. 'Ucundan azıcık'
   
  dolar üzerindeki masonik işaretler1
   
  DOLARDAKİ, HORUS, PİRAMİT, ADALET TERAZİSİ, ANAHTAR ve "BİZ TANRIYA İNANIRIZ" sözünün işlendiği "PARADAKİ TANRI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  dolar üzerindeki masonik işaretler
   
  O bölge,canlı figüranlarında kullanıldığı sahne, yol haritalarını, diledikleri gibi sergiledikleri
Öyle bir yol ki, o yolda...
G.Wasınghton, Lincoln, Mehdi İsa, Horus, Firavun, Khnum, Krallar...gören gözler...şahinin kolları, kanatları..
Tekmili birden, orada sahnede..
  RESME DİKKATLİ BAKARSANIZ ONLARCA YÜZ GÖRÜRSÜNÜZ.
  FİRAVUN VE takımı
   
  Yeni Dünya düzenlerine ulaşmak için
'Pir'leri ile katedecekleri, senaryosu yazılmış olan bir yol..
Armagedon savaş meydanından, ulaşmayı planladıkları 'düş'...
   
  SANALLIK ÇATILARDA
   
  GEORGE WASHINGTON
   
  İSA MESİH
   
  UNİTED STATES SUPREME COURT / YÜKSEK MAHKEMENİN ÇATISINDAKİ, GOOGLE EARHT GÖRÜNTÜSÜ...38 53" 26' ----- 77 00" 15'
  ABRAHAM LINCON
   
  RA NIN TEMSİLCİSİ FİRAVUN
   
  666 ŞEYTAN LUSİFER
   
  ÇATI SAHNE USA
   
  KRAL EDWINE KUTSAL KASE
   
  PRATONET FRANKLİN KUTSAL KILIÇ
   
  DİĞER ÖRNEKLER...
  Washıngton -kaynaklı birleşmiş milletler iklim değişikliği konferansı haberi....
İçinede sanal dünyan için öngördüğün kişilerin resmi atarsın..Bulutların arasında kim farkeder, sadece bilinç altındaki arşive gider görüntü..
Zamanı geldiğinde 'bir işaret', birden anımsar insan, hayal-mayal, gerçekle, hayal arasındadır ama bildiktir..
   
 
   
  Bu nedenle tüm değerlere sahip çıkın, inadına. Silinmemiş beyin onların tümünü ayıklayacaktır.Kim Allah, yerine tanrı dedittirebilir ....
Tüm değerlerimizin hala yaşıyor olması bu sebepledir.Bu yüzden kola, hamburger, pizza, neskafe yenilmiştir.
Açmanın, poğaçanın, simidin galibiyeti bu nedenledir..Yatırım, atakları koca, koca simit salonları ile karşılık görmüşlerdir. Bilinç altı çalışması sadece reklam sektöründe var sanırdım. 25. kare denirdi.. Film kareleri arasına, buzlu içecek karesi atarlarmış, beyin susuzluk algılasın diye..( "Alaska dondurma" )
İlk defa, Komiser Colombo dizisi ile olayın, vahametini algıladığımı hatırlıyorum.
..tuzlu havyar yedirilen kisinin slayt gösterisi arasındaki buzlu kareden etkilenerek dışarı çıkması ile gerçekleşen, cinayet.-
İnsanları, gerçekte ihtiyacı olmayan birşeye yönlendirmektir .Sanaldır, bilinçaltına işlenmiş koddur esasında..
İran - Irak savaşında Saddam'cı, Irak - Kuveyt savaşında Kuveyt'ci olursun..Saddam aynı Saddam...Afganistanda'ki Dostum motifi gibi..
Oysa her iki tarafta Global elitlerin figüranı idi. Haşaratı yok etmek için başka haşarat ile yaşamayı tercih ettirme. Tavşana kaç, tazıya tut hikayesi..
   
 
 

 

  YADA ŞÖYLE BİR HABER GÖRÜRSÜNÜZ SAYGIN BİR GAZETEDE. HABERLE RAHATLARSINIZ, TAMDA ŞU SIKINTILI GÜNLERDE İYİ BİR GELİŞME BU DERSİNİZ.
Resme dikkatlice bakınca, ister istemez Ortodoks kilisesinin ne işi var, Ukrayna Parlementosunun kararı ile dersiniz.Tamam Ukrayna Ortoduks ama Kilise Parlemonto değilki.
Resme daha dikkatli baktığınızda Onlarca tanıdık gelen, ve tanıdık gelmesi, mutemel simaların, yerleştirilmiş olduğunu görürsünüz
Amaç üzüm yemek değil, bağcıyı döğmek sanırım.Haber bahanesi ile Ortodoks propagandası yapmak. Amaç şunlarda beyninizin bir köşesinde bulunsun, ilerde lazım olur çalışması yapmak.
   
 
   
  ORTODOKS DEDİK, ORTODOKSLARDAN DEVAM EDELİM. MESİH SAYFASINDA İŞLENMİŞ OLAN, BİRDE VATANDAŞ ÖYKÜSÜ VAR....
FENER PATRİKHANESİNİN KATKILARIDA YABANA ATILIR DEĞİL.
İİşte size bir tablo.İlk bakışta Meryem ve İsa resmi sanılanın esasında gözlüklü bir er kişiye ait olduğu görülüyor.
Own denilen kucaktakinin de Alman sarışını ama zenci elli olduğu görülüyor.
   
 
   
  Kutsal kabul ettirdikleri, ikonlarını kendi resmi ile onurlandıran bir çalışma..
Meryem'in kucağında görünen İsa resmini bile atamaları için değiştirenlerin hangi sözlerine güvenilebilir.
Kendilerinin tanrı diye tanımladıkları ile bir bağlantıları kalmamış olsaki , kutsallarının yerine kendi resimlerini koyacak kadar pervasız davranabiliyorlar
Amaç bilinç altlarına mayınlar yerleştirmek. Atanacak olanın, benzeşir görüntülerini, beyinlerde oluşturmak, beyinlere taciz etmek

HEYKEL SERGİSİNDE DİNLER ARASI DİYALOG ÇALIŞMASI VE BİLİNÇLERE DÜŞÜNCELERE MÜDAHALE...
İspanyol sanatçı Eugenio Merino'nun 'Cennete Giden Merdiven' ismini verdiği, heykel bu konuya iyi bir örnek.
   
 
   
  MÜSLÜMANLARA, "İLAHİ VARLIKLAR" olarak sundukları "SONS OF GOD" KABULLERİNİN İŞLENDİĞİ "TANRININ OĞULLARI"sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Yeteri kadar rencide ettikleri yetmiyormuş gibi birde beyinlere ilerdeki gelişmeler için olumlama çalışması yaptırıyorlar.
   
 
   
  GOOGLE SANALLIĞINA BİRKAÇ ÖRNEK. HERKESİN ULAŞABİLECEĞİ GÖRDÜĞÜ ÖRNEKLER...
   
 
   
 
   
 
   
 
   
 
   
  Onlarda biliyorlar kendilerinin Allah yolunda olmadığını, gördükleri düşü allayıp, pullayıp anlattıklarını ....
Bol miktarda uçuracak mürit gerekir. Kurbanlar kucağa gelsin diye, mürşidi olmayanın, mürşidi şeytan demişsindir, ..
Tuzakları kurmuş, tenekeyede vurmuşsundur, tuzaklara takılsınlar da bizim olsunlar diye..
Etrafa, ışıklar saçarsın, ışığa gelsinler diye..Işığı gözlere, tutarlarki etrafın olanları ve ışıkcının gerçek yüzünü göremesinler, kafese girsinler diye. Tıpkı ışıkla bıldırcın avı gibi.
Bu nedenle, atayacakları Mesih'in tanıdık gelmesi gerekiyor. İnanmalı toplumlar, secde etmeliler, onlara..
Demeliler;iş-güç onlarda, makam mevki izinleri onlarda, para, finans bilgileri onlarda, kariyer rütbeleri de onlarda, bize düşen itaat etmek, uslu olmak.
Yazı köşeleri, yazı kalemleri ve yazı mürekkepleri de onlarda, yazılanların okunduğu, ekranlar da onlarda.
   
  BİR ÖRNEK DAHA..KENDİSİNİ HARİTANIN İÇİNE GÖMDÜRTMÜŞ..NEREYE 51. BÖLGENİN TAM ÜSTÜNE...
OFotoğraf Opus dei tarikatının resmi sitesinden alınmıştır.
   
 
   
  TABLO TAM OLARAK ŞÖYLE....İNANILMAZ BETİMLEMELER YAPILMIŞ BULUTLAR İLE
RESİM OPUS TARİKATIN RESMİ SİTESİNDE YAYINLANMAKTA...www.opusdei.org
   
 
   
  Bu resim bilinç altlarına tecavüzün, hangi boyutta olduğu hakkında fikir verir sanırım..
Motifler tamamlanmakta, bütüne ulaşmak için..İğne oyası gibi işlenmekte..sabırla..
Pozitif düşünün, pozitif enerjiyi algalayın... İşte derin nefes teknikleri, işte meditasyon, olumlama yapın rahatlayın, ışıklara kavuşacaksınız, yıldızınıza bakın. o gerekeni size söyler, içsel temizlik yapın, kötü düşünceleri atın kafanızdan, komplolarla uğraşmayın, herşey kontrolümüz altında, biz sizin yerinize gerekeni yapıyoruz.

Sizin için dizilerde var bezli, prensli, arkadaşlı, ada'lı, moda'lı, Zeynalı, Gargamel'li, He-men'li, Voltran'lı, Rambo'lu....
Oyunlar derseniz, varlıklar, yaratıklar, ejderhalar, canavarlar hepsi akıllanmış, silahlara ve evrene hükmeder hale gelmişler..
Karma karşık desenler, ikonlar, beyinleri düşünce ve algılama kaosuna sokan, dekorlar, dizaynlar..
Sade ve yalın hiçbirşey yok...
Bazı mabetlerin ikonları gibi.
Beyin, şekilleri ve çevreyi algılama ile uğraşmakta, deposundaki bilgiler ile karşılaştırma bulup eşleştirme telaşında...

Taşıtlarda miğde bulanması; üç duyarganın aralarındaki anlaşmazlığından/sekronize olamamasından olurmuş.Bu organlar;
1- Görüntü gözlemcisi gözler
2-İşitmeden sorumlu dış kulak
3-Dengeden sorumlu iç kulak imiş...

Bu duyargaların, olayları/eylemleri, algılama farklılıkları (yorum farkı) yuzünden, kişide Miğde bulantısı oluşurmuş..
Dış kulak ses duymayıp(izole edilmiş ortamlarda), beyne sinyal göndermese bile, iç kulağın içindeki, denge sıvısı çalkalanır beyne hareket (halinde olunduğu) sinyali gönderirmiş.
Hareket halindeki araçta; (özellikle kitap/gazete okunurken) taşıt içine bakılarak, gözler vasıtası ile hareketsizlik sinyali gönderilse de,(harflerde; görüntü eşiği (aşmayan)1/20 sn aralığı içinde kaymalar olsa bile) Orta kulak sıvısı sarsıntıyı algılar, beyne hareket sinyali gönderirmiş.
İşte bu iki sinyal arasındaki uyumsuzluk mide bulantısı yapmaya yeterli oluyormuş.
Gerekli, tecrübeyi kazanan, oluşturduğu algılama şablonlarını arşivleyen beyinlerde bu sorun asgariye iner veya yok olurmuş..

Sel sularında da benzer şeyler olurmuş. Sel sularının baş dönmesi yapması, içine çekiyor hissi vermesi de buna benzer nedenler ile olurmuş.
Gözler, hareket halindeki sürekli değişken dalgaları algılayıp beyne gönderdiğinde, beyin o sinyalden 1/20 sn önce görmüştür oluşan görüntüyü.
Bu nedenle, gözlerin görüntüyü iletmesi ile görüntü gördüğümüzü, algıladığımız ana kadar beyin, birkaç metre öne geçmiştir..

Algı ise; hala 1/20 sn önceki görüntü ile uğraşmakta dolaysıyla birkaç metre geride ki suyun resmini görmektedir. İşte beyindeki görüntü şablonu ile algılama görüntüsü arasında oluşan, (fiziki yapısı değişken olan -ne idiğü belirsiz, beyin arşivinde olmayan şekiller-) resimler arasındaki yol farkı (çevre suyun akışı ile değişiyor) insanı içine doğru çekiyor hissi verirmiş.

Beynin görüntü algılamasındaki, şablon oluşturma telaşı, arşiv oluşturma çalışmaları, ne idüğü belirsiz şekiller, silüetler, karşısında bloke olmakta, insanlarda nedeni belirsiz sıkıntılar, algılama sorunları, bunalımlar, bıkkınlıklar, teslimiyetler, korkular, paranoyal saplantılar, sinirlilikler, geçimsizlikler oluşturmakta (işte bu anda içsel temizlikciler, olumlamacılar, kuantumcular,.....lar...vs girmektedir).

Düşünce aşamasında ise; kişi bilinç altına, not olarak bırakılmış, tonlarca görüntüler, garibetler arasında bocalamakta, kestirmeci çıkışlar (düşünmeden kestirmeden, direk sonuç) bulma moduna giderek işin içinden sıyrılma yolunu seçmektedir.

Böylece, seçtiği tarafın. aldığı kararlarına uyarak, düşünme zahmetinden de kurtulmuş oluyor. O, artık ait olduğu kulübün, resmi kabülcüsü olmuştur. İ

Neden bunları izah ettim. Sanal saldırıları/25. kare saldırılarını neden yaptıklarını anlatabilmek için. Şekilleri, resimleri, garibetlerle doldurmalarının nedeni bu. Resimleri üst üste sandaviç misali basmalarının nedeni de bu.

Görüntülü herşeyde bunu tekrar etmelerinin, (nedenin) temelinde, düşünceleri bloke etmek,şartlandırmak, bunaltmak taraftar yapmak, alışkanlıklar oluşturma istekleri yatmaktadır. Kısaca zombileştirmek isteği yatmaktadır.

Dekorlar ise hızla değişmekte, akılda kalanlarsa; saldırı, düşman, öldür-öldürebildiğin kadar, kan, nerede hata yaptım da oyunu kaybettim...
Oyunu kazanabilmek için hırslan.Öldür, öldürebildiğin kadar, hertürlü zalimliği sergile.
Savaşlara, kana, öldürmeye ve katliamlara hazırla beynini..
Yaşama döndüğünde de aynı kaos. Trafik, okul, ders, harçlık, moda, karmaşa,cehenem, günah,işsizlik, ezilmişliği ve yetersiz kalmayı hissettiren herşey....
Ne oyunlarda, ne filimlerde, ne dizilerde, nede hayatta sade/yalın olan hiç birşey yok .
Beyinler boş kalıpta/ inzivaya çekilipte ne zaman düşünsün...
Beyin yorgun, bitkin bir yığın gereksiz bilgi..ne olacak diye sorulduğunda ise; hayale dalınır, beyinde artık bir çok kurtarıcı ve kahraman oluşmuştur..
Havalarda uçan, karalarda kaçan, vadilerden geçip gelen, zombiler, süpermenler, duvardan geçenler, tayyi mekan yapanlar..Seç seçebildiğini..
Hayal et sınırsızca, zaten mesih'te yolda,sırtınızı bize dayayın, korkmayın rahatlayın.
Biz işimizi biliriz, gevşeyin, rahatlayın, düşünceden uzaklaşın.
Güzel şeyler olacağının fakına varın.Pozitif düşünün..

..Adamın basuru varmış ,doktora gidip masaj yaptırırmış. Eşi " niye para verip masaj yaptırıyorsun, nasıl yapıldığını tarif et,ben sana yapayım"demiş...adam, sandalye arkalığını göğsününe yaslayacak biçimde oturmuş ve karısına yapacağı işleri tarif etmiş. "Sağ elini sağ omzuma, sol elini de sol omzuma at, şimdi parmağınla da masajı yap" demiş. Kadın, "nasıl yapayım; iki elimde omzun da" demiş, "vay be " demiş adam "demek ki doktor beni beceriyormuş."
   
  JOSE MARİA ESCRİVA KİM..?
OPUS DEI önderi Escriva, Papa yaptırdığı 2. John Paul tarafından, ölümünden 15 yıl sonra, Aziz yapılmak için sırada bekleyen 2000 kişinin önüne geçirilmiş. 300 yıl beklenmesi gerekirken bekletilmemiş...1975 ölmüş. önce Üstat, 2002 yılında da Aziz ilan edilivermiş..
Opus Dei’yi tarikatını 1994’den beri İspanyol asıllı Javier Echevarría Rodríguez yönetiyormuş. Bu görevi, tarikatı Escrivas’ın vefatından sonra yöneten, Alvaro Del Portillo'dan devralmış
İspanya’da 30 bin, Dünya genelinde ise 90 ülkede 100 bine yakın Opus Dei mensubu bulunuyormuş

HIRİSTİYANLIK-DIŞI DİNLER VE İNANÇSIZLAR” BAKANLIĞI...
Halen Vatikan’da en önemli kurumlardan biri olan “Hıristiyanlık-Dışı Dinler ve İnançsızlar” Bakanlığını elinde imiş.Böylece Müslüman ülkelerle rahat ilişki kurabilmiş..
Kullandığı, iki anahtar sözcüğü varmış. 'HOŞGÖRÜ ve DİYALOG'! JOSE MARİA ESCRİVA OPUS DEI

   
 
   
  OPUS DEI NEDİR, DENİLDİĞİNDE..
Opus kısaca şöyle tanımlanıyor..Latince anlamı: tanrının işi
Kurucusu:Jose Maria Escriva imiş. Şimdi tarikatı İspanyol asıllı Javier Echevarria Rodriguez yönetiyormuş..
İspanya Madrid’te 1928'de papaz Jose Maria Escriva De Balaguery Albas tarafından katolik bir örgüt olarak kurulmuş..
Katolikliğe sadık, Papa’ya Vatikan dışında destek olacak varlıklı ve iyi eğitim görmüş elit bir kadroyu oluşturmak amacı ile kurulmuş.
Diğer tarikatlara göre sayıları az olmakla beraber,günümüzde Vatikan’da en etkili olan laik kurummuş.

Vatikan tarafından yayınlanan Annuario Pontificio’na göre 45 bini kadın olmak üzere 85 bin civarında üyesi varmış..
Bunların içerisinde sadece 1500 - 2000 üye din görevlisi imiş...2004 yılı verilerine göre. Evlenemezler ve opus dei merkezlerinde yaşarlarmış..
Din görevlileri dışında, topluluğun %20’si oranında, bir grup da evlenmezler ve kendilerini hedeflerine, o zorluklarla dolu yola adarlarmış..
Yol arkadaşları, diğer Hıristiyan mezheplerden, Müslüman, Hindi, Yahudi, işbirlikçi gruplardan oluşuyormuş..
Kısacası başka dinlerden olması, onları ilgilendiyormuş..Opus Dei bağlılıklarını bildirmeleri, ve Vatikanı yüceltip hizmet etmeleri yeterli imiş..
Ortak amacları; bir Civit-atea Dei (tanrı sitesi) yani teokratik bir devlet kurmak, olduğundan amaca hizmet edenler bir araya gelebilirmiş

Opus Dei üyelerinin yüzde 28’i İspanya’da imiş.Sonra sırasıyla Meksika, Arjantin, İtalya ve ABD geliyormuş..
Her ülkede, örgütten sorumlu bir kardinal bulunmakta imiş.Üyeler de kardinaller de gizliliklerini koruyorlarmış..
Opus Dei, var gücüyle ekümenizm hareketini de desteklermiş..
Kapıları açmakta ve korunma kalkanı olarak kullandığı, iki anahtar sözcüğü varmış... 'hoşgörü ve diyalog'!
Bu iki kavramı kullanarak, Dünya'nın çeşitli ülkelerindeki, insanlarla yakınlaşmışlar..

Konferanslar-seminerler düzenleyip, okullar açmışlar, TV-gazete satın almış. adları duyulmamış aydınları ünlü yapmışlar..
Türkiye’de de Opus Dei’yle iş ve ticaret ilişkileri içinde olanlar vardır hiç kuşkusuz,
Onlara göre Papa'nın kimliği, kilise'nin de, Papalık makamı’nın da üstündedir. Papa, tanrı-krallığı’nın kutsal önderi imiş
Böylesine yüce bir mertebeye erişebilen kişi de elbette olağanüstü bir kişi imiş..
Bu nedenle Opus Dei, böylesine olağanüstü bir kişi tarafından temsil edilen Vatikan Devleti’ni yüceltir ve Kilise’yi ikinci planda görür imiş.
Kısaca böyle imiş Dünya'ya ve olaylara bakışları..
   
  Savaşlar önce fısıltı ile vesvese ile başladı, ben doğru sözlülerdenim diye. Buna, ehvam savaşı dediler
Bana uyarsan sonu gelmez saltanat ve ebedi bir yaşam dedi..Tekrar dirileceğiz diye vucutları mumyalandı, şimdide dondurulmakta, elbette ahiret için değil
Onların talebeleri de atalarının yolundan gitmekte belki şeytan gerçekten diriltir diye,
İşte simya, işte hayallerde yaşatılan, ruhlar, evliyalar, azizler, sıkça rüyalara girenler..

Çatışmlar daha sonra, ağızla devam etti .. İki kişiydiler..Ağız dalaşı dediler
Çoğaldıklarında artık yumruklarda araya girmişti savaş aracı olarak..Yürek savaşı dediler..
Mancınığı bulamamış olsalar da, en sıkısından taş fırlatır olmuşlardı çoluk çocuk, geriden kontrollu. Yıldırma savaşı dediler..
Yontma taş işine girip, taştan silahlar yapmışlardı, artık yaran, ezen değil delip kesen cinsinden. Eşitlerin savaşı dediler..
Taşları cilalamaya başladıklarında ise silahları, daha öldürücü hale getirdiler, gerek avlanmak gerek savaşmak için...Maharet ustalık savaşı dediler..

Tunç devri başlamıştı müjdeler olsun, madeni işlediler, savaşlara renk gelmişti, daha kırmızı idi artık..Galiplerin savaşı dediler..
Birileri kimyasal maddelerle uğraştı barutu buldu, artık uzaktan savaş başlamıştı... Toplu, tüfekli savaş dediler..
Füzeler, roketler, uçaklar,tanklar..yaptılar..Buna da uzmanları Simetrik savaş dediler..
Maddenin bölünmesini yaptılar.Nükleer yok etme savaşı dediler..
Şimdi ise düşüncelere saldırıyorlar, bilinç altlarına saldırıyorlar, telepati, telegram..Bunada, Asimetrik savaş diyorlar..
Eşitliğin,vicdanları kısacası insanlığın olmadığı, Allah'ın göz ardı edildiği, entrikanın sürdüğü, tüm iğrençliği ile süren savaş..
kısacası beyinlere, düşüncelere, bilinç altalrına saldırıyorlar. Taciz boyutunun ötesinde tecavüz ediyorlar,
Doğan çocuğun beyninin bekaretini bozuyorlar. Kendi kalıplarından başka hiçbir görüşün yeşermesini kabul etmiyorlar..
Her türlü entrika, desise, tuzak, iftira ile saldırıyorlar..Global sanalistan için...Karanlık efendilerine hizmet için.

Çanakkale Savaşı; etin, çeliğe karşı, savaşı idi, kazandık..
Kurtuluş Savaşı; kağnının kamyona karşı savaşı idi, kazandık..
Sağ-sol dediler bölmek istediler, unuttuk dost olduk
Laik-şeriat dediler yine bölemediler yine kazandık
PKK ile denediler, yine bölemediler.
Şimdi köklerle, inançlarla, sınırlarla, yasalarla deniyorlar..

   
  A-simetrik diyorlar, biz toplum olarak uzun hamleler dolu entrikavari planlar yapamayız..Bekleriz sabrederiz ve galip geliriz...
Bizde herşey simetriktir.Eşitler içindeki, eşitlik gibi...Yere düşene vurmayız, arkamızı dönmeyiz..
Çünkü biz Allah'tan korkarız. Ahiret'ten din gününden korkarız. Ve biz, Allahtan, onların ummayacağı şeyleri umuyoruz...
   
  AFGANİSTAN'I ÖRNEĞİ...AFGANSTAN VE ORTODOKS RÜZGARLARI
   
 
   
  Afganistanı böyle görüyorlar.Sonbaharı yaşayan, üzerine kırağı , küf düşmüş son demlerini yaşamakta..
Ha düştü ha düşecek. Birde kertenklesi var birşeyler bekleyen.
İş bitirilmi, tohumlar atılmış..Kar'zaen de olsa, dostlukla da olsa, kale ele geçirilmiş.Sıra Pakistana'da ..
El-Kaide'ye güç verdiler.Haşarat taktiği...
Kısaca Pakistan için, su ısındı. Olursa olur suyu, olmassa hamur suyu...
Amaçları sınırları yeniden çizip her yere hükümran olmak.Onlar için ha bu olmuş ha o olmuş ne farkeder..
El kaideye, şimdilik, asıp keseceği hükümranlık alanı verirler
İşte şeriatını uygulaycağın sınırlar, işte dilediğin gibi öldüreceğin insanlar..İster as, ister kes, kafana göre takıl..
Yaprağın altına dikkatli bakın ne görüyorsunuz. Orada biri var, hiçte yabancı gelmeyen.
Pakistan içinde düşünülen orada saklısı gizlisi yok.Tehlike orada, sanal Dünya'nın yapı taşları bunlar..
Asimetrik savaş dediklerinin görüntüleri bunlar. Kadastro çalışmalarının işaret taşları bunlar..
Eğer tehlikeleri görür isek savaş, kendiliğinden simetrik mücadeleye doğru döner. Atılan adımları ve yapılacak olan hareketleri görmeye başlamışızdır artık.
Sadece düşünmek, imanlı olmak, adaleti ve barışı ayakta tutmakyeter. Düşünen beyinleri kimse yenemez...
Nereden geçtiler ise, nereden geçecekler ise işemişler, iz bırakmışlar...
Tıpkı Libya - Mısır sınırında olduğu gibi...Fotoğraf gömülmüş bilinç altları için...
   
  MISIR LİBYA SFENKS PEÇELİ VATANDAŞ VE ORTODOKS RÜZGARLARI
   
 
   
  Gizlenenleri bilirseniz yukarıda anlattığım nedenlerden dolayı , bilinç altı onu tehlike olmaktan çıkarır..beyinlerde o koruma var..
Vucuda verilen koruma amaçlı virus gibi, aşı gibi, artık vucudun koruma sistemi virüse karşı tedbirini almıştır...
Google ehart' gördüğünüz bulutlar, bandajlamalar altında alabildiğine var. Göllere düşen gölgelerle yapılanlar cabası..
Paralarının üzerine neden okadar sembol atmışlarsa aynı nedenle bunlarıda işlemişlerdir..
Yazı karekterlerini 9 11 e ayarladıkları gibi. Haritalar sayısal elde edildiğinden bunları yapmak çok kolay..
Kim çevresinde bile olsa yüzey şeklinin tam olarak öyle olmadığı bilebilir. Demekki uzaydan öyle görülüyor der...
Su akıntıları, deniz altı yüzey şekilleri, kum tepeleri ile çok daha rahat yapıyorlar...
Bizlerin, .düzlem olarak gördüğümüz ama bize küresel olarak sunulan parçalara...
   
 
   
  TEHLİKEYİ GÖRMEMEZLİĞE GELEREK, TEHLİKELERDEN KURTULAMAYIZ.
   
 
   
  Bilge Deve kuşuna, "neden başınızı kuma gömüyorsunuz" diye soru yöneltilmiş, Deve kuşu, şaşırmış halde "ben, başını kuma gömen Deve kuşu, hiç görmedim" diye cevap vermiş, İçinden de şöyle geçirmiş, "biz nasıl görürüz onlar, bizi görmez iken".....
Meğer çocuk yaşta öğretilirmiş bu bilgelik onlara, o itibar gören, büyükleri tarafından, efendileri tarafından.Varlık sebepleri olmuş bu öğreti."Başları kumda olanlar görülmez", bir atasözü, bir öğreti, kısaca yaşam biçimleri olmuş nesillerden nesillere aktarılan...
   
  Bu bilgiler; üzerinde oldukları, yol haritalarının kıvrımlarıdır....

M.Kemal Atatürk'ün uyardığı ortam....
"..........İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün Dünya'da emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.........."

Bu bir arkası yarın masalıdır..Kendilerine mutlu sonlar yazdıkları....
Gökten düşen üç elmanın, üçünü de kendilerine ayırdıkları masal.Hani sapıda sizin olsun diyecekleri masal..
Sonrası, yarınlar içinde ortaya çıkacaktır. Belki yarından'da yakın..

   
  Önce.....
"KAĞNI, KAMYONU YENEMEZ" Dediler

Devam ettiler....
TAM İSTİKLAL NE İMİŞ..? Dediler

Sonun da;
KAĞNI, KAMYONU YENDİ" dediler, istemedende olsa.

TAM İSTİKLAL İÇİN NELER YAPILIRMIŞ, YAŞADILAR VE GÖRDÜLER...

İSTİKLAL MARŞI
.........................
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Iırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.
Ulusun, korkma! nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?
...............................

Dünyanın başına neler gelecek, yaşayacağız....
Daha önceleri de defalarca söylemiştik.....onlara,
O kıvrımlarla dolu yol haritalarında yürürler iken...

Eşkiya Dünyaya hükümdar olmaz...(S. Ali)