"MESİH, GELECEK BİZİ KURTARACAK" Nidalarındaki MESİH'İN, ŞAHSİYETİ, YAPISI, KABİLİYETLERİ NELERDİR.
   
  KIZ İSTEYENİN, eğitimi, işi, kabiliyeti, alışkanlıkları sorulurken, İMANIMIZI İSTEYEN MESİH'İN, ÖZELLİKLERİ, KABİLİYETİ, YAPACAKLARI nelermiş bir bakmak lazım..
   
   
   
  BAŞLARKEN:

Tanrı kelimesi, Tevhid inancından uzakta gelişme sağlayan, "ALLAH", dışında kendilerine bir takım hayali olgular oluşturanların, KUTSAL olarak benimsediklerine verdikleri genel bir addır. Bu benimsemeler, taş-sopa, dağ-tepe olabileceği gibi, şeytani varlıklar, insanlar ve cinlerden edinilmiş "kutsal ilanlılarda" olabilir. Meleklerin onların ibadetine izin vermiyeceği, böyle bir şeyin imkansız olduğu Kur'an'ı Kerim'de bizlere bildiriliyor.

Melek sandıklarının da kesinlikle CİNLER olduğu, bu tür "ilahi varlıklar sanılanların" kesinlikle CİN olduğu, Kur'an'ı Kerim'de, BİZLERİ UYARMAK İÇİN bildiriliyor.Yanlış hayallere kapılmamız ve bilinmezlerin arkasına takılmamız için İKAZ EDİLİYORUZ.

ALLAH BU DURUMU BİZE ŞU AYETLE BİLDİRİYOR.
34 - SEBE.......... 40.Allah'ın, onları hep birden toplayacağı, sonra da meleklere, “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla!
34 - SEBE.......... 41.(Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar CİNLERE İBADET EDİYORLARDI . Onların çoğu CİNLERE İNANIYORDU

Bu nedenle yazı boyunca, Tanrı kelimesi onların anlayışını belirtmek için kullanılıyor. Pagan ve putpers dinlerde de, Tanrı kelimesi kullanılıyor. Asla ve asla Tanrı hitabının "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'la" bir ilgisi yoktur. "ALLAH", sadece kendisine özel olan isimlerle anılır.

ALLAH BU DURUMU BİZE ŞU AYETLE BİLDİRİYOR.
19 - MERYEM.....65. (O), göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunan şeylerin Rabbidir. O'na kulluk et ve O'na kullukta sabret. Hiç O'nun ADIYLA ANILAN birini biliyor musun?

Aynı durum Peygamberler ve Cebrail içinde geçerlidir. Onların ismini verdikleri, peygamberi olarak ilan ettikler isimler, tamamen kendi oluşturdukları hatta kendilerine yakıştırdıkları, inanç sistemlerine uygun buldukları hayali karekterler. Bu uygulama ile kitaplarında bu isimlerin geçiyor olması nedeniyle de isimlerinin önüne, "Hz." gibi unvanlar koyulmamıştır.

Konu bizim inancımızda olan, bizlerin bildiği Peygamberlerden bahsetmeye geldiğinde, Önlerine Hz. unvanı koyulmuştur. Hz. Muhammed, HZ. İsa, Hz.Musa, Hz. Meryem..gibi..

Onlar peygamber dediklerinin, karılarını satmış olmasını, kardeşleri ile evlenmesini, kızlarının babalarından çocuk edinmesini, hille yapmasını, put imal etmesini, Putlara tapmasını, peygambere torunun tecavüz etmesini, yalan söylemesini kabullenmişler ve bunları da kitaplarında hiç sakınca görmeden yayınlıyorlar.

Karısını satan, puta tapan peygamber dediklerinin içinde bulunduğu sözleri yazarken ve o ifadeleri yorumlarken, nasıl olurda; onun isminin önüne Hz.gibi unvanlar koyabilirim. Nasıl olurda o çirkin eylemleri Peygamberlerime yapıştırabilirim? Onların kitabındaki, İSA'nın "ben Tanrıyım/Rab'bım/Oğulum" dediği, ifadesinin önüne Hz.unvanını koyarak nasıl olurda onu, Hz.İsa ile özdeşleştirebilirim?

   
  ESKİ ve YENİ AHİT'te PEYGAMBERLERE BAKIŞ AÇILARINI ve ONLARA YAKIŞTIRILAN ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
 

Öncelikle, BİNLERCE YILDAN BERİ SÜREGELEN BİR "TAKDİR-İ İLAHİYİ BELİRTMEK", daha sonra nedenleri üzerinde durmak gerekir.

Binlerce yıldır, imanı zayıflayanın, tasfiye olduğu,
Bölgenin temizliği için; tüm pagan akımların/inançların çevresinden tamamen uzaklaştırıldığı,
Sapkın inanç sistemlerine sahip olan güçlerin, her türlü çabalarına rağmen, egemenlik kuramadıkları,
İman edenlerin, Allah'ın vahiylerine uyanların tutunabildikleri, uymayanların bölge dışı edildiği,
Allah'ın kitabının yanına başka kitaplar sürenlerin barınamadığı, zaman içinde varlıklarını yitirdikleri bir bölge burası

Eğer bu saydıklarımdan bir tanesine geçiş, sınav sürgün, helak dönemleri hariç, UZUN SÜRELİ hükümranlıklar dolayısı ile geçersiz denilebiliyorsa, TESADÜF OLARAK nitelendirilebiliyorsa, O ZAMAN SÖYLENECEK hiç birşey yok demektir.TAKDİR-İ İLAHİ OLMAYINCA DA; tuzak kuranlar, ALLAH'A ORTAK KOŞANLAR galip gelecek demektir. Hangi bölgeden Bahsediyoruz ?

BU BÖLGE ÖYLE BİR BÖLGE Kİ;

İmana davetlerin
, devamlılık arz ettiği,
"Medeniyetlerin, Şehirlerin Anasının " bulunduğu,
Hz.İbrahim'e yapılma ve temiz tutulma emrinin verilen, imanlılar/iman evinin olduğu,

Peygamberlerin, seçildiği, Kitapların indirildiği, imanın tebliğ edildiği,

Kısaca, İMANI TEBLİĞ ile GÖREVLENDİRİLEN PEYGAMBERLER bölgesi, bu bölge.

   
  "İmanımızı isteyenin, TAKİPCİLERİ / HAMİSİ" konumunda seferber olanların , Peygamberler bölgesinde, HİÇ TUTANAMADIKLARINI, hiç bir zaman egemen olmadıklarını GÖZ ARDI ETMEMEK LAZIM..
   
  Neden, Peygamberler bölgesinde tutunamadıklarını iyi düşünmek, ona göre imani olgularımızı pekiştirmek gerekir.Tevrat, Zebur, İncil, Kur'an inmiş bölgede, NEDEN TUTUNAMADIKLARINI ANALİZ ETMEK ona göre imanımızın gereği olan değerlere sahip çıkmamız gerekir.

Pagan dinlere bağlı olanları, pagan motiflere sahip, eski pagan dinli Pavlus'un mektupları ile kendi tarafına çekerek büyük bloglar oluşturanların, tevhid inancının mayalandığı, sadece Allah'a imanının ekildiği, topraklara gelipte, imana talip olmaları garip değil mi?.

Eğer, o güç sahiplerinin, savundukları veya yaymak istedikleri dini sistemleri, TEVHİD'e uygun olsaydı; hemen hemen yüzyıldır (en azından) hele, hele bugünlerde istikballerini, hükümranlıklarını ABD'li ABİLERİNE bağlamış olan, İslam aleminin bazı ülkelerinde, dinlerini çoktan yaymış olmaları gerekmez miydi.

Hz. Muhammed ve ondan öcesini de içine alan binlerce yıldan beri mevzi kazanamayanların, kurtuluş vaadi ile "kurtarıcı gelecek kurtaracak" ayağı ile Dinlerin diyaloğu tellalliği ile imanımıza talip olmaları çok manidar.
   
  MESİH'İN OLUŞUMU.. İSA Mesih, Nasıl olmuş? "Olmuş" diyorum okuyunca, gerçekten daha uygun bir tanım olamıyacağına hak verirsiniz sanırım? (Yaratılmış diyemiyorlar, İSA'nın Tanrılığına gölge düşer diye, O hep vardı diyemiyorlar, Allah, imanlı bir din olmadığımız ortaya çıkar diye. Okuyun karar verin, ne demek istediklerine. Esasında diyenler yıllar önce diyeceklerini demişler. Çok tanrılığı ilan etmişler. "Tek Allah" inancı kamuflajı ve Müslüman mahallesinde salyangoz satmanın şartları gereği, şimdi bunlar o zamanlarda söylenmiş sözleri, kabına uydurmaya/yuvarlatmaya çalışıyorlar.Tıpkı bu güne kadar yaptıkları gibi.Bu nedenle Kaportacılar, Macuncular, Boyacılar ve Yaldızcılar, TV'lerde, tanıtımlarda, seminerlerde, propagandalarda...vs..yılar yılı üstün yeteneklerini sergiliyorlar.Teologları, felsefecileri, reklamcıları, yıllar yılı eserler verip inandırıcı olmaya çalışıyorlar))
   
  Kutsal Kitapların da Yuhanna bize, İmanımızı isteyeni şöyle tanıtıyor.

Yuhanna....1/1 Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı'yla birlikteydi ve Söz Tanrı'ydı.
Yuhanna....1/2 Başlangıçta O, Tanrı'yla birlikteydi.
Yuhanna....1/3 Her şey O'nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O'nsuz olmadı.
Yuhanna....1/4 Yaşam O'ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı.
Yuhanna....1/14 Söz insan olup aramızda yaşadı. Biz de O'nun yüceliğini, Baba'dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu olan biricik Oğul'un yüceliğini gördük.
   
 

İSA'nın yaratılması konusunda Hıristiyanlar böyle diyorlar.Anladığım kadarı ile şöyle anlatılıyor. Baba Tanrı hep vardı (Baba tanrı tanımını kullananlar onlar. Tanrı kavramlarını karıştırmadan anlatabilmek için, Baba Tanrı ismini kullanıyorum)

1......Baba Tanrı hep vardı, "Baba Tanrının sözü"de, doğal olarak Baba Tanrı ile birlikte hep vardı.Söz esasında Baba Tanrı'ydı
2.....Oğul tanrı hep vardı, Baba Tanrı ile birlikteydi
3.....Her şey Oğul Tanrı aracılığı ile var oldu, hiçbir şeyde Oğul Tanrısız olmadı
4.....Yaşam Oğul Tanrı'da idi
5.... Söz oldu yani Baba Tanrı oldu aramızda yaşadı. Oğul Tanrının yüceliğini, Baba Tanrıdan gelen, Biricik Oğul olma yüceliğini gördük

   
  Burada, ENEL-Hak felsefesinin yeşermesine sponsorluk yapılmış. Hallacı Mansur'u birkez daha hatırlatan, ENEL-HAK dedikleri örnekleri şöyle.

Yuhanna......14/11 Bana iman edin; ben Baba'dayım, Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin.
Yuhanna......14/9 İsa, «Filipus» dedi, «bunca zamandır sizinle birlikteyim. Beni daha tanımadın mı? Beni görmüş olan, Baba'yı görmüştür. Sen nasıl, `Bize Baba'yı göster' diyorsun?
   
  Yuhanna İmanımızı isteyenin TANRI OLDUĞUNU söylüyor. Yuahannanın bu sözüne göre toplanan konsillerde duruma oy birliği ile (oy birliğini bozacak olanları sürerek) onay veriyor.
   
  Prof.F.F.Bruce'nin araştırması olan, incilturk.com.....hıristiyan.net...gibi sitelerinde yer alan "İncil nasıl yazıldı" başlıklı yazıdan alıntı

.....Aryus'a "İsa sadece bir insandır. Allah'ın kulu ve peygamberidir" gibi sözleri atfedenler, bu sözleri kendi kafalarından uydur- maktadırlar. İznik Konseyine katılan Evstatyus, Atanas ve Sezariyeli Evsebyus, konsey hakkında tek tarihsel kaynaklardır.........

"....... Aryus'un kendisi M.S. 327 yılında İmparator Konstantin'e yazdığı mektubunda şunları söyledi: "Tek Allah'a.her şeye gücü yeten Baba'ya inanıyoruz: Ve O'nun Oğlu, Allah'ın Sözü olan Rab İsa Mesih'e inanıyoruz. O Rab ki, bütün devirlerden önce Baba 'dan doğruldu. ......"

"Şurasını söyleyelim ki, dikkatle düşünmeyen bugünkü Mesih İnanlıları'nın birçoğu Aryus'un bu amentüsünü yüzde yüz kabul ederler! Aryus bizim inandığımız ayni İncil'e inanıyor, İsa'nın Tanrılığını da kısmen kabul ediyordu. Yalnız İsa'nın başlangıçsız olmadığına, yani yaratıldığına inanıyordu...."

"..Buna karşılık 'Rab İsa'nın mevcut olmadığı bir devre vardı, 'O doğurulmadan önce yoktu', 'hiç yoktan meydana geldi', 'Allah' tan başka bir maddeden veya özden yaratıldı, 'değişebilir' veya 'başka bir hale gelebilir' diye ileri sürenlere gelince, kutsal, evrensel ve havarilerin yolunda olan Mesih İnanlıları topluluğu onları lanetlemektedir” İznik Konseyinde bulunan 300 küsur Mesih İnanlıları önderinden yalnız Aryus ile iki yanlısı Teonas ve Sekundus yukarıdaki amentünün altını imzalamak istemediler. Bunlar sürgün edildi.

   
  Gördüğünüz gibi İSA'yı, Yarı Tanrı bile kabul etmek, yani "BABA TANRI tarafından yaratılmıştı", hatta BABA TANRININ, özünden başka maddedendir" demek bile dini inanç sistemlerinin dışında.Bu ifadeleri savunanlar veya buna inanlar, sapkınlardan oluyor, LANETLENMEYİ hak edenlerden olup, Aforoz ediliyor.

BURADAN DA ANLAŞILIYOR Kİ; İSA'nın TANRI OLMADIĞINI yani PEYGAMBER OLDUĞUNU kabul etmiş olanlar SÜRÜLÜYOR, KAFİR İLAN ediliyor.

PEKİİ! KonsiL sonrası, İsa inananlılarından bazılarının, İNANÇLARINI SAVUNDUĞU halde KAFİR İLAN EDİLMESİ, bizlere aynı zamanda neyi anlatıyor?

İSA'nın TANRI KABULÜNÜN, TANRI yapılmasının / seçilmesinin / atanmasının, konsil toplantısında yapılan OYLAMA SONUCUNDA OLDUĞUNU anlatıyor / ispat ediyor.

Kısaca, İSA'nın TANRILIĞI KONSİL KARARI ile olmuştur.Böylece KUTSAL KİTAPLARINA da, oylama SONUCUNU DOĞRULAYAN METİNLER dahil edilmiştir.

Başka bir ifade ile, O METİNLERİN SAVUNUCUSU DURUMUNDA olanlar, OYLAMADAKİ dolaysıyla KONSİLDEKİ ÇOĞUNLUĞU ELİNDE TUTANLARDI .
   
  Prof.F.F.BURUCE'nin YAZISININ YER ALDIĞI "İNCİL NASIL YAZILDI" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ..
   
  Yaratılmış olması, TANRILIĞINA gölge düşürmesin diye kabul edilmiyor. Konsillerde ve İnanç Kabul konseylerinde de"hep vardı / öncesizdi yada öncesiz değildi yaratılmıştır" tartışmaları sonucunda sayısız kişi sapkınlıkla suçlanmış.

Aynı özden olduğu Baba Tanrı ile eşitliğini, eşitlikteki birincilik kuralı gereğince, Tanrı (oğul) sıfatını almış, Baba Tanrının BİR PARÇASI OLARAK / Baba Tanrıdan BİR PARÇA OLARAK, Konsil kararları ile kabul edilmiş. Gelen vahiylerle, yapılan esinlemelerle değil.
   
  Koseliler......1/15 Görünmez Tanrı'nın görüntüsü, bütün yaratılışın ilk doğanı O'dur.
Koseliler......1/16 Nitekim gökte ve yeryüzünde, görünen ve görünmeyen şeyler, tahtlar, egemenlikler, yönetimler ve hükümranlıklar, her şey O'nda yaratıldı. Her şey O'nun aracılığıyla ve O'nun için yaratılmıştır.
Koseliler......1/17 Her şeyden önce var olan O'dur ve her şey varlığını O'nda sürdürmektedir.
   
 

Gerçi burada "yaradılışın ilk doğanı odur" demekle "hep vardı" iddiasına ters düşmüş gibi oluyorlar ama ne yapsınlar BABA TANRI'ya bu kadar da üstünlük vermek zorundalar.Tek TANRI'lı din iddiası içinde, BABA TANRININ, eşitlikteki birinciliğinin olabilmesi için bu verilmesi gereken bir üstünlük. Öncesizlik iddialarına ters düşen bir başka tanımları da şu;

Elçilerin işleri....2/36 «Böylelikle tüm İsrail halkı şunu kesinlikle bilsin: Tanrı, sizin çarmıha gerdiğiniz bu İsa'yı hem Rab hem Mesih yapmıştır.» Burada

Görülüyor ki, çarmıha gerildikten sonra "Rab ve Mesih" ilanı oluyor. Mesih'ciliği yayabilmek için İsa'ya verilmiş unvanlar. Mesih kavramına, tanrısallık katabilmek için ilave edilen bir RAB'lık rütbesi gibi gözüküyor. Çarmıha gerildikten sonra verilen bir rütbe, Çarmıha gerdiğiniz RAB' tı, Mesih'ti denmiyor, "Rab hem Mesih yapmıştır" deniliyor. Esinlemeler ile ideoloji gereği yorumlar için yazılan metinler arasındaki fark.

Bir başka, örnekte, TANRI görülür görülmez konularında vardır. Hem Tanrı diye işaret ettiklerine nasıl bakıyorlar, hem Tanrıya nasıl akıl veriyorlar, hem Tanrı diye işaret ettikleri nasıl söz dinliyor, hem Tanrıyı nasıl nitelendirip fiziksel tiplemeler yapıyor'a iyi bir örnek.

Tıpkı, çarmıhta Rab ilanı gibi, Tanrıyı kimse göremez diye kestirimler yapıp sonra, TANRININ AKIL ALDIĞI MUSA'NIN Tanrıyı görmesi gerektiğine hükmedildi ki, "görülmez kestirimine" ters düşmeden,(buluşma çadırlarına dolaşmadan) Musa'nın Tanrıyı görmesi şu şekilde nakledilmiş.

Mısırdan Çıkış/Exodus...33/17 RAB, "Söylediğin gibi yapacağım" dedi, "Çünkü senden hoşnut kaldım, adınla tanıyorum seni."
Mısırdan Çıkış/Exodus...33/18 Musa, "Lütfen görkemini bana göster" dedi.
Mısırdan Çıkış/Exodus...33/19 RAB, "Bütün iyiliğimi önünden geçireceğim" diye karşılık verdi, "Adımı, Yahve adını senin önünde duyuracağım. Lütfetmek istediğim kişiye lütfedecek, acımak istediğim kişiye acıyacağım.
Mısırdan Çıkış/Exodus...33/20 Ancak, yüzümü görmene izin veremem. Çünkü yüzümü gören yaşayamaz."
Mısırdan Çıkış/Exodus...33/21 Sonra, "Yakınımda bir yer var" dedi, "Orada, kayanın üzerinde dur.
Mısırdan Çıkış/Exodus...33/22 Görkemim oradan geçerken seni kayanın kovuğuna sokup geçinceye kadar elimle örteceğim.
Mısırdan Çıkış/Exodus...33/23 Elimi kaldırdığımda, sırtımı göreceksin. Ama yüzüm görülmeyecek."

İsrail Tanrısı Rab, yüzümü görmez diyor ama Musa görüşmüş
Yasa Kitabı...33/10 O günden bu yana İsrail'de Musa gibi RAB'bin yüz yüze görüştüğü bir peygamber çıkmadı.

Eli ile peygamberin gözlerini kapayan Tanrı, "ol" ("Söz" İsa'da kaldığı için mi dersiniz?) demekten aciz bir Tanrı, isimleri bilmesi ve hatırlaması bile mucize gösterilen Tanrı anlayışı.

Bir örnekte, Güreş üstadı, TANRI'sını güreşte yendiğini yazdıkları Yakup'tan
Tekvin/Yaradılıs...32/28 Adam, "Artık sana Yakup değil, İsrail denecek" dedi, "Çünkü Tanrı'yla, insanlarla güreşip yendin."
Tekvin/Yaradılıs...32/30 Yakup, "Tanrı'yla yüzyüze görüştüm, ama canım bağışlandı" diyerek oraya Peniel adını verdi.

Ellerinle yazdığın kitapların da seni yaratan Tanrını, kendi adamına (Allah'ı güçsüz gösterme stratejisi) yendirirsen (Yakup ile güreşi), kitaplarında da bu alçaltıcı konuları gerçekmiş gibi işlersen, elbette diğer konularda işleyeceğin Tanrı profilide böyle olur.

Alemleri yarattığını söyledikleri Tanrı'nın, İsrailoğulları'nın önünde aciz kalışını/aciziyetini resmederek, hem egolarını tatmin ediyorlar, hem de imanı zayıflatıyorlar.Hemde öyle bir zayıflatıyorlar ki, adeta TANRI onlardan korkar hale sokulmuş.Tanrı başa çıkamayacağını anladığı bu insanların dillerini karıştırıp her birini muhtelif yerlere dağıtmakta çareyi buluyor.

Yarattıklarından çekinen Tanrı / yarattıklarına güç yetiremiyeceğinden korkan Tanrı imajını beyinlerde yer edebilmesi için kitaplarına işlemişler.Göklere erişme herşeye egemen olmak, Tanrıyı fethetmek manasında. Firavun'da, Haman'a "bir kule yapta Musanın Tanrısına erişeyim" dediği unutulmamalı. Zaten erişmek istediklerinin Tanrı olduğu, "Tanrıyı kuleleri görmek için yere indirmelerinden" anlaşılıyor.

Yaradılış/Tekvin....11/1 Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı.
Yaradılış/Tekvin....11/2 Doğuya göçerlerken Şinar bölgesinde bir ova buldular ve oraya yerleştiler.
Yaradılış/Tekvin....11/3 Birbirlerine, "Gelin tuğla yapıp iyice pişirelim" dediler. Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullandılar.
Yaradılış/Tekvin....11/4 Sonra, "Kendimize bir kent kuralım" dediler, "Göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız."
Yaradılış/Tekvin....11/5 RAB insanların yaptığı kenti ve kuleyi görmek için aşağıya indi
Yaradılış/Tekvin....11/6 ve şöyle dedi: "TEK BİR HALK OLUP aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir ENGEL TANIMAYACAKLAR
Yaradılış/Tekvin....11/7 Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki birbirlerini anlamasınlar."
Yaradılış/Tekvin....11/8 Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.
Yaradılış/Tekvin....11/9 Bu nedenle kente Babil adı verildi. Çünkü RAB bütün insanların dilini orada karıştırdı ve onları yeryüzünün dört bucağına dağıttı.

GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ KUTSAL ADLETTİKLERİ, HER HARFİ TANRIDAN DEDİKLERİ KİTABIN İFADELERİ;
hiç birşeyden haberi olmayan,
Haberini aldığı, Yeryüzünde olanları görebilmesi için "AŞAĞIYA" (kendi tanımları) iniş yapması gereken,
ekip halinde çalışan / yardımcıları olan,
muzurluk yapan,
yarattıklarının kendisine erişeceğinden korkan ve çaresizlik içinde yardımcılarını çağıran,
zayıf tarafları olan,
acizliklerini yarattıklarına belli eden ve bunu gönderdiği (onlara göre gönderilen) kitapta itiraf eden / belgelettiren, adeta; "evet ben sizden korktum siz güçlüsünüz, beni birlik olursanız yenebilirsiniz" diyerek Varlık BİR'liğinin davetkarlığını yapan,
KENDİ YOK OLUŞU, ESARETİ İÇİN YOLLAR GÖSTEREN, BİR TANRI ANLAYIŞININ BİLİNÇLERE YEREŞTİRME ÜZERİNE KURGULANMIŞ.

Yenilebileceğine inanılan bir Tanrı inancı, yaptıkları her eylemin Tanrı mukavemeti ile karşılaşmayacağına insanları yönlendirme yolunda işlerini kolaylaştırıyor.Zayıf Tanrı inancı ile verdikleri her sözün yerine gelmesinin kesin olduğunu vurgulamış oluyorlar.

Allah'tan, yardım ummaların önüne geçilerek, Allah'tan, ümit kestirerek, insanları, taşa, puta, ipe, muma, sayıya, fala, büyüye, efendilere, şifacılara...vs... yönlendiriyorlar. insanların, Allah, ile olan bağını azaltmış / yok etmiş oluyorlar.

Elbetteki her şey, Allah'a olan imanı, VAAD'cinin tarafına kaydırabilmek, VARLIK BİR'liğini sağlayabilmek ve Peygamberler bölgesine tüm varlıkları ile sahip olabilmek.

   
  ALLAH BU DURUMU KUR'AN'I KERİM'DE ŞÖYLE BİLDİRİYOR..
  9 - TEVBE.......... 32. Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah ise kâfirler hoşlanmasa da nurunu tamamlamaktan başka bir şey istemiyor.
61 - SAFF........... 8. Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.
24 - NUR........... 35. Allâh, göklerin ve yerin nurudur................      
   
  KİTAPLARINDAKİ / İNANÇLARINDAKİ YARADILIŞ KONUSUNA DÖNERSEK..

Dikkat ederseniz hiç bir zaman İSA için,YARATILMIŞ ifadesini kullanmıyorlar, nedeni ise; eşitlikteki birincilik kuralı gereği hep var olan ve var olması gereken BABA TANRI. Eşitlikteki ikincilik kuralına göre; BABA TANRIDAN sonra, olması gereken de OĞUL TANRI.

Filipililer........2/6 Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı'ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı.

İSA 'nın yaratılmış olduğunu kabul etmeyenler, İSA''yı, yardılışın İLK YARATILANI değil, İLK DOĞANI OLARAK nitelendirerek, İSA'nın, BABA TANRININ BİR PARÇASI OLDUĞUNU SÖYLÜYORLAR.

İşte size, Enel-Hak felsefesinden sonra, Enel-Hak'cıların BİR olacağı, VEHDET-İ VÜCUD'U meydana getirecekleri adres. Varlık BİR'liğinin sağlanacağı BİR'in adresi.Hayallerinde yaşattıkları, vaadler aldıkları, bizleri kurtaracak dedikleri, sanalistanlarının, sanal çağını başlatacağını sandıkları, sanal kahramanlarının, TEK ve BİR veya TEK ve BİRİCİK kodlu özlemlerinin adresi.
   
  Neden illaki, İsa'nın, yaratılan değilde BABA TANRI ile aynı özden oluşmuş neredeyse eşiti olarak kabul ettirmek istiyorlar, "öyledir" diye kendilerine züğürt tesellileri oluşturuyorlar..Çünkü; onları kurtaracak olanın, yapacaklarından / yaptıklarından dolayı, Peygamber olması onlara yetmiyor.

Biliyorlar ki, Peygamberler onları, ALLAH'A imana davet edecek. Onlarsa her ne yaparsak yapalım ama sonsuz hayata, sonu gelmez, güç yetirilemez bir biçim de geçelim istiyorlar. Allah'ın, emirlerinden çok uzaklarda gezinenler biliyorlar ki; kendilerini kurtarsa kurtarsa ancak TANRI GÜCÜNE HAİZ olan biri kurtarabilir.

Peygamberleri kabul etmek, uyarıları dikkate almaları gerekirken, Peygamberleri kendilerine engel gören inanç sisteminin kurucuları /oluşturucuları, binlerce yıldır, kendilerine imani-kurtarıcı olarak gönderilen Peygamberleri öldürdüler, alaya aldılar, red ettiler. İmani kurtulmalarını sağlayacak, kurtarılmalarına rehberlik edecek, doğru yola iletecek Kitapları, tahrif edip ALLAH'IN RAHMETİ olmaktan çıkardılar.

2000 yıldır kurtarıcı olarak bekledikleri, Hz.İsa'yı yalanmadılar mı? Kendi iddialarına göre çarmıha germediler mi? Hz. İsa'nın, Allah'tan gelen tebliğ ettiklerini örtmek için, unutturmak için, Hz.İsa'nın kitap getirmediğini (Kitaplaşmamış yani çiltlenmemiş olabilir ama Hz.İsa İncil'i bütünen tebliğ etmiştir. Allah'ın nezdindeki İncil kitabının Tebliğicisi Hz. İsa'dır) bu nedenle, Hz. İsa'nın Eski Ahitl'e amel ettiğini ileri sürdüler.

Hz. İsa Kitap getirmedi ise;
İnciller daha sonra yazıldı ve İsa'nın hayatını ve vaadlerini anlatan metinler/mektuplar dan oluşuyorsa;
o hade, Hz. İsa insanlara/Topluluklara ne anlattı neyi tebliğ etti?
sorusuna verilen cevap,
"ESKİ AHİTLE amel etti ve tebliğleri oradan yaptı" oluyor.

Kitap tahrif edilmiş, DİNİ SAPKINLIKLAR artmış. ALLAH KURTARICI OLARAK PEYGAMBER gönderiyor , gönderilen peygamber o tahrif olmuş kitaba göre tebliğler de bulunuyor.

(Allah'a karşı, haddimi aşma konusundaki korkularım yüzünden -Allah'a sığınıyorum-, mizansenleri ve tabirleri en asgari seviyede yapmaya çalışıyorum.Esasında yaptıkları şey Allah'a kafa tutmaktır. Allah'ın nurunu söndürme hayalleri çerçevesinden bakıldığında sözlerin/tabirlerin/kestirimlerin onlar tarafından çok daha şiddetli kullanıldığı inancındayım)

Onların mantığına göre;
BABA TANRI, ŞU TÜR TEBLİĞLERİ İSA ile İLETMİŞ OLUYOR;

"Ben yerime Tanrı olarak İsa'yı atadım, Planı gereği, O'nu bugünler için saklıyordum, yaptığınız herşeyi geçerli kılsın diye onu size gönderdim, size gerekli ruhsatları, ve esinlenmeleri verecek siz gerekli derlemeleri yaparsınız, artık ben sizlere karışmıyorum, yetkilerim onda, bundan sonra BEN BABA TANRI olarak kalıyorum" demiş oluyor. (mizansen onların BABA TANRI kabulleri üzerine kurulu. Asla ve asla, Alemlerin Rabbi olan Allah anlatılan tanımlar ile kasdedilen değildir. Allah her türlü nitelendirmenin ötesindedir.Mizansen Çok tanrılı dinlerdeki Tanrı kavramı üzerinedir.)

ALLAH, kendine ortak olan birinin kabulünü isteyecek. Alemleri yaratan, o kudretin sahibi, gücünün bir kısmını (haşa) başkasına verdiğini ilan ederek, "o ne derse o olur" diyecek.

Bu devir müjdesini alanlarda, "Ruhsatı aldık, esinlemeler, derlemeler, konsiller, Azizler, atalardan kalanlar ile istediğimiz gibi kuralları koyarız, ruhsatın da sınırlarını çizeriz "her ne yaparsak yapalım Tanrı bizimle" diye, düğün dernek kurup, zil takıp göbek atacaklar..

Hiç akılla mantıkla, Peynir ekmekle alakası olmayan bir iddia. Paralarına mallarına, pay sahibi kabul etmeyenler, herşey bizim olsun diyenler oturdukları yerden, ALLAH'a ortaklık senaryoları yazıyorlar. Allah, din, iman ve kitapta sapma yoksa niye peygamber göndersin.

Daha da ilginci; O günkü dinin mensupları, büyük ihtimalle, İsa'nın Tanrının oğluyum, tanrıyım sözüne karşı çıkan, Tevrat'a bağlı olanlar. Tek Allah, inancının olduğu bir topluluğa, "Ben Tanrıyım, Ben Tanrının Oğluyum" diyen birinin, gönderildiğinin iddia edilmesi, Allah'a iman dinini bozup yerine, çok Tanrılı bir din benimsenmesini isteyen İSA KABULÜ, yine akılla mantıkla, Peynir ekmekle alakası olmayan bir iddia.
   
  İşte bu nedenle " onları kurtaracak olanın Peygamber olması onlar için yeterli değil." diyorum. Eğer yeterli olsa idi, Hz. İsa'ya ve onu tebliğ ettiği İncile uyarlardı.Oysa; onlara kendilerini ALLAH'tan, DİN GÜNÜN'den kurtaracak, hesap vermekten muaf tutacak, TAPINMALARI KARŞILIĞINDA sözlerinden çıkmayacak,Tanrı ile eşite yakın güçlerle donanmış, sözü geçerli, affeden ve cezalandıran BİR kuvvet gerekiyordu.

Yoksa bu kadar , pervasızlığı TANRI ADINA NASIL YAPTIRABİLİRLERDİ? Bu nedenle İsa'nın oluşumunda ki, "ALLAH tarafından yaratılmış olabileceğinin" tezine/fikrine bile yanaşmıyorlar. Eğer yaratılmış olduğunu kabul ederlerse, kurtarıcı olarak gelecek dediklerinin sergileyeceği otoretisine daha işin başında, zarar/zede verebilirdi.

O tanrı olmalıydı, ama doğmatik fikirlerini sergileyecekleri tarlada, Çok tanrılığa sebep olan ürünlerin fikirlerin yeşermesine/ yetişmesine izin yoktu. Toprağın, atılan mayaların buna tahammülü yoktu. Orada sadece Alemlerin Rabbi OLan ALLAH kabulü yanlışlıklar, hatalar içeriyor olsada, yoldan sapmalar, bozulmalar olsada, gelen uyarıcılar ve elçiler ile bu kabul ilahi olarak benimsenmiş, tek ALLAH varlığı kabul edilir hale gelmişti.

(iki örnek;, Hz. Yusuf, kuyudan alınıp, esaret ve rüya sonrası saraya yerleştirilmişti, Hz. Musa Firavunla mücadele ederken sarayda Firavunun karısının ve imanlı kimselerin bulunması bu yüzdendi. Hz. Musa'nın saraya ilk girişide su üzerinden olmuş zorunlu göç sonrası, ikinci girişi de kuyulardan başlamıştı..Her bir Peygamber, bir sonra gelen peygamberler için, sadece Allah'a iman için zemin hazırladı. Bu zemin hazırlama, Hz. Muhammed'le DİN KEMALE erdirilinceye kadar devam etti)

O nedenle, kurtarıcı olacak diye ilan ettikleri İsa'yı, sadece ALLAH'a iman etmeyi emreden, dininin içine, BABA TANRI ile eşite yakın konumda monte ettiler. Artık, söz konusu TEK İLAH inancının olduğu TEK İLAH ürününün hakim olduğu iman/inanç tarlasına İKİNCİ BİR TANRI, Kurtarıcı adı altında sokuldu.

Vücuda giren virüs gibi tüm inanç sistemlerini sardı. Artık vücud, virus'un istediği rengi almıştı.İnanç tarlası artık istedikleri ürünü veriyordu.Yıllar içinde, mektuplarla, esinlenmeler ile, derlemeler ile baskılarla, sürgünlerle, Konsil kararları ile, asıl ürüne sarılarak gelişmesini sürdüren, yabani zararlılarını kabullendirdiler.

Tüm inanç sistemlerini ise; "esinlendim diyen bir-kaç havarinin mektupları (mektupların sahibi olarak gösterilen) üzerine kurdular.Allah'tan, gelmiş vahiy olmadan "bana vahiy geldi esinlendim" diyen, İsa'nın hayatını anlatan bir-kaç havarinin sözü (olduğu iddia edilen) üzerine kurdular.

"Yuhanna....1/1 Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı'yla birlikteydi ve Söz Tanrı'ydı" ayeti ile Hıristiyanlık inanç sisteminin ana arterini oluşturan kestirimi için; "İsa ile birlikteydim, bu onun sözleridir" bile diyemeyen, (sözlerine, İsa'yı bile dayanak yapamayan - İsa'yı hiç görmemiş-) Havarinin sözü üzerine tüm inanaç sistemlerini inşaa ettiler.

Mektup metinlerinde, havari isimleri yazıyor diye, işlerine gelen metinlerin hepsini kutsal kabul edip, inanç sistemlerini oluşturdular.Mektupların, Havariler tarafından yazıldığının kabulü ile kurulan bir din.Din bozucuların bu onun sözleridir diye mektuplar yazmış olabileceği hiç hesaba katılmadan.ilginç tarafı da, hiç birinin mektubunda Allah'ın vayhidir iddiasının olmaması. Hemen hemen tüm mektuplar için esinlenme denmesi. Tanrı bize gözüktü denmesi...

Asıl inanca, ÖRÜMCEK AĞI gibi sarılmış olan, BABA TANRI, OĞUL TANRI KABULÜNÜ, imanın bir parçası olarak kabul ettirerek, Hz. İsa'nın Ortaya çıktığı bölgeden NASIRA'dan çok uzakta yeni dogmatik dinlerini hızla kabul ettirmeye / yaymaya koyuldular..(Beytullahim'de doğan Hz. İsa'nın Nasıra'da Yaşamını sürdürmüştür.Bu nedenle Hz. İSA'ya, "NASIRALI İSA" denmiştir. Onu takip eden, onun mesih ve peygamber olduğunu kabul edip, Tanrılığını reddedenlerin bulunduğu grubada "Nasraniler" denmiştir. Bu grupta Hz. İsa'nın havarileri, kardeşleri ve alie efradı da bulunmakta imiş.(Tarihi araştırmalrın yanında endi kitaplarındada bu ayrıntıyı belirtiyorlar.Elçilerin İşleri......24/5)
   
  Allah'a, imanın ne olduğunu, Hz. İsa'nın ne tebliğ ettiğini bilenleri de SAPKIN İLAN EDEREK SÜRDÜLER..Üstüne üstlük birde LANETLEMİŞLER.

PEKİ!, Sürülenler nereye gitti? Nerelere gitmiş olabilirler? Allah'a iman etmiş olanların, ÇOK TANRILI İNANÇ SİSTEMİNE İTİRAZ ETMİŞ ONLARIN olduğu bölgelere gittiler.
"Sadece, Allah'a imanın kabul edildiği bölgelerde varlıklarını sürdürdüler. ÇOK TANRILI SİSTEMLERİN KABUL GÖRMESİNİN İMKANI OLMADIĞI, bölgelere gittiler.7KİLİSE CİVARI ve ÖTESİNDEKİ yayılmalarını DEVAM ETTİRDİLER.
   
  "Eğer yanlışlık olsa idi, hemen itiraz ederlerdi" diyorlar. O günkü itiraz edecekler kimler? İtiraz edenelerin itirazlarını dikkate almak şöyle dursun, davamıza köstek olabilirler, rakip kiliseler kurabilirler diye onları sürdüler. Arkasından bunlar sapkındırlar, Tanrılarımıza hakaret ediyorlar suçlaması ile lanetlediler.Toplumdan dışladılar, mallarına , gelirlerine el koydular. Böylece İtiraz edecek olanların da yolları kesilmiş oldu.

Sorarım;HANGİ HIRİSTİYAN, "SİZ HZ. İSA'NIN TEBLİĞ ETTİĞİ TEVHİD DİNİNE AYKIRI HAREKET EDİYORSUNUZ" diye İTİRAZ EDECEKTİ/ İTİRAZ EDEBİLECEKTİ.

"İTİRAZ ETMEDİLER" tezini güçlendirmek için, DELİL GÖSTERİLEN kimler? İMPARATORLARI ile birlikte PAGAN DİNİNE inanan ve sonradan Hıristiyan yapılan /olan topluluklar.Hz. İsa'dan sonra, 1.yy'dan itibaren kendi saflarına katmış oldukları, PAGAN DİNİNE mensup bu toplulukların, Hz. İSA ve önceki PEYGAMBERLERİN tebliğ ettiklerinden haberleri yoktu ki.

Her hangi bir bilgi sahibi de değillerdi.Onların bildiği, Havada uçanlar, yerde kaçanlar, ejderhalar, marduklar, bilmem kaç başlı canavarlardı.Yeni dinin nesine, neye dayanarak, hangi edindikleri bilgi ile "bu orjinal değil" diye itiraz edeceklerdi.

PAGAN DİNE mensuptular yerine PAGAN esasları içeren, motiflerin bulunduğu başka bir dine geçtiler. Değişen isimlerin, figürlerin, heykellerin, resimlerin dışında pek birşeyde fark etmemişti.Yine eski öğretilerini destekleyen motiflerin olduğu bir din sürülmüştü önlerine.

Esinleme ....12/3 Sonra gökte başka bir belirti göründü: YEDİ BAŞLI, ON BOYNUZLU ve yedi başında YEDİ TAÇ olan, kızıl renkli büyük bir EJDERHAYDI bu.
Esinleme.....12/4 KUYRUĞUYLA gökteki YILDIZLARIN ÜÇTE BİRİNİ sürükleyip YERYÜZÜNE attı. Sonra, doğum yapmak üzere olan kadının önünde durdu. Kadın doğurduğu an ejderha çocuğu yutacaktı.

(Hani derin bir mana vardır, bilmediğimiz birşey ima ediliyordur denilebilir. Hani öyle algılanması istenebilir. Derin manalar içeriyor atmosferinde değerlendirilmesi istenebilir. AMA yıldızların üçte birini, EJDERHAYA yeryüzüne düşürten ve sonrada Ejderhayı Dünya'ya indirip, çocuğun karşısına çıkartanının hiç bir İMA'lık düşüncesi olamaz. Yazanın İlahi vahiyle esintisiylede alakası olamaz. Gördüğü rüyada bile bilgi sınırının bu kadar dar esinlenmeler içermesi, onun hangi sözünün hangi manasından bahsedilmesini sağlayabilir.

Zavallı, Uzaydan, atmosferden haberi bile olmayan Cinlere esir olmuş, Gördüklerini Tanrı kabul etmiş, çağında yazılan hiçbir eseri bile okumamış bir yazarın kaleme aldıklarının gizlediği mana ancak onun şarlatanlığıyla ilgili olan örneklemeleridir. Böylekuru sıkı atmayı bile beceremeyenin sözlerinin arkasına takılıpta KURTARICIYI hayal etmekte izahı olmayan bir esaret hastalığı olmalı. İlahi vahiyde hiç böyle saçmalıklar olur mu?)


Hz. İsa'dan, tebliğ edilenlere uyan HIRİSTİYANLAR (Hz. İsa'nın gelmesi ile Hıristiyan olan Yahudiler) ile DOGMATİK DİNİN yayılma sahaları arasında COĞRAFİ FARKLILIKLAR oluşturuldu. FİZİKİ SINIRLAR çizildi. Hz. İsa'nın tebliğ ettiklerini yaymayı kendisine görev edinenler ile Doğmatik dinin yayıcıları, birbirlerlerinden kesin sınırlarla ayrımış bölgelerde kaldılar.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE BU DURUMU ŞÖYLE AÇIKLIYOR..
  5 - MAİDE.......... 44.Biz indirdik Tevrat'ı, biz. İyiye ve güzele kılavuz var onda, ışık var. Allah'a teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hakemlik yaparlardı. Kendini Rabb'e adayanlarla ilim ve hikmette derinleşmiş olanlar da Allah'ın Kitabı'ndan korumakla görevli olduklarıyla hükmederlerdi. Zaten onlar Allah'ın Kitabı'na tanıklardı. Artık insanlardan korkmayın, benden korkun da ayetlerimi basit bir ücret karşılığı satmayın. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, kâfirlerin ta kendileridir.
   
  Allah'ın kitabından korumakla görevli oldukları ile hükmedenler, kendilerini öyle adledenler, PEYGAMBERLER BÖLGESİ denilen BÖLGEYE SÜRÜLMÜŞ, o bölgede İZOLE EDİLMİŞLERDİR. Böyle bir ayrıma maruz kalan, Hz İSA bağımlıları da Faaliyetlerini/ varlıklarını Peygamberler Bölgesinde sürdürmüşlerdir.
   
  Konsil kararlarında, kullanılan sürmek ve lanetlemek yapılan fiillerin en hafifi olsa gerek. Hıristiyan savunucusu Prof.F.F Bruce, O tanımları kullanabileceğinin en masumu olarak o ifadeleri bulmuş olsa gerek.Kendilerinin seçtiği masum ifadelerine dayanarak "bende an azından bunları yapmışlardır" diye kullanıyorum. Din değiştirdiği için çocuğunu öldürten, Hıristiyan olmayan, ölüm sırasında zorla vaftiz (belki) edilebilen, Konsillerin düzenleyicisi, İmparator kimbilir ailesinden / kendinden olmayanlara neler yapmıştır.
   
  İtiraz edecek yapıda olan ve onların fikirlerine katılmayanların hepsi zaten müslüman oldu, bundan büyük itiraz olabilir mi? Müslümanlık nerede yayıldı, TEVHİD inancının yerleştiği, PEYGAMBERLER BÖLGESİ olarak nitelendirebilecek bölgede yayıldı. Allah'a, iman konusunda, Allah'ın ayetlerine, EHİL OLANLARIN var olduğu bölgede yayıldı.Bu bölgedeki, TEVRAT ve İNCİL BAĞLI'lıları olarak değerlendirilen Yahudi ve Hıristiyanlar, doğmatik dine itiraz edenlerin ta kendisi idi.Müslüman olanların, Müslüman olmadan önceki, dinleri ne idi? O coğrafyaya bakın, Peygamberler bölgesine bakın, DOĞMATİK DİN SAHİPLERİ TUTUNABİLMİŞLER Mİ? (2.Dünya savaşı sonrası, fırınlarda yakılan yahudiler sonrası, sığnılacak yurt gerekiyor saptaması ile kurdurulan, dinleri ile ırklarını inançlarında birleştirmiş, MESİH gemisin kaptanları olan Yahudilere ait İsrail var.)

Kendi içlerinde, bu aşırı sapmaları, kabulleri gören bu sapmalara engel olmayanlar, HAK DİN / ALLAH'ın Hidayet yolu olan İslamı, Hz. İbrahim'in, dini olan Müslümanlığı, kabul ederek alınan konsil kararlarını ve Tanrının Oğlu kabullerine katılmadıklarını göstermiş oldular. Geriye kalanlar, Roma dinlerinden kendi saflarına geçen/katılan insanlardır.

7 kilisenin yerleşim yerlerine bakın. Nerelerde HIRİSTİYANLIĞIN DOGMATİK hali ile TANITIMI yapılmış.Hangi bölgelerde KABULLER YAPTIRILMIŞ.Dogmatik Dinin taraftarlarının, nerelerde çoğalarak bu günkü halini aldığına bakın toplandığına bakın.
   
 
   
  Bu konu o kadar açık ki; kutsal kitapları elleri ile yazdıkları o kadar belli ki; Hz. İsa'nın öğretisi ile hiç alakaları olmadığı o kadar aleni ki; Kitaplarına kutsallık olarak aldıkları, Yuhanna kitabında ismi geçen kutsal kiliselerin içinde, hiç Peygamberler bölgesi ve, civarından bir isim yok. Hz. İsa'nın yeniden ortaya çıkacağını iddia ettikleri, hatta bekledikleri yerlerden iç bir kilise ismi yok. Filistin sorunun Beytullahimli çocuğa havale ediyorum diyorlar ama bu kadar önemlibir bölgeden kitaplarında kutsallığı pekiştirilmiş bir kilise yok
   
  Nasıralı İsa diyorlar ama annesinin ve ailesinin yaşadığı yerlerden hiç bir kutsallık katılan isim kitaplarında yer almamakta. Nereleri kitapta kutsallık kazandırılmış. Elbetteki PAVLUS'un gezip yeni din anlayışına taraftar bulma çalışmaları yaptığı yerler kutsal ilan edilmiş.
   
  Hz.İsa'nın, tebliğ ettiği dine bağlı olanlarla, DOĞMATİK DİNİ yaymaya çalıştıkları bölge arasına fiziksel sınırları o kadar keskin/kesin çizmişler ki; o bölgede olan tüm kutsal yerleri göz ardı etmişler. Tüm semavi dinlerin, kutsal kabul ettiği/kutsallığına saygı gösterip kutsallığından pay almaya çalıştığı yörelerden, hiç taraftar bulamadıkları kitaplarında ilan ettikleri, kiliselerin yerlerinden belli.

Tüm geleceklerini, yaymaya çalıştıkları, doğmatik dine bağlamış olanlar, dinin kaynağına gidilmesini ve gerçeklerin öğrenilmesini elbette istemezler.O bölgelerde Hıristiyanlarca kutsal kabul edilen yerler, daha sonra sahiplenilen yerler. Eğer tersi söz konusu olsa idi; gölden çıkan balıkların sayısını yazdıkları kutsal kitaplarına, o bölgedeki birtakım yerleride, o 7 kilise içinde sayarlardı. Kutsallaıklarını Kitaba lacak kadar değerli görürlerdi.Sonradan yapılan değer vermeler, kutsal ilan etmeler, Hz.İsa'dan sonra oluşan iman ayrılıklarının, zıtlıkların bir göstergesi.

Doğmatik din kurucularının ve desdekcilerinin, Hz. İsa'ya indirilenle, kurtuluş amaçlarına ulaşabilmede her hangi bir umutları yok. Hz.İsa'ya indirilen imani kurtuluşa çağırıyor, Mesih olarak ALLAH'a iman etmeye davet ediyor, ama Esinlenmecilerin, imani kurtuluşa değil, sonu gelmez bir yaşam ve gücüne erşilmez bir saltanat istekleri var. Ogüce ulaştıkları zaman kendilerini kurtarılmış saacaklar. Yoksa imani kurtuluş peşinde olsalar,ALLAH'ın indirdiğine sımsıkı sarılırlardı.

Gururla, "BİZLER ALLAH'IN İNDİRDİĞİ İLE AMEL EDİYORUZ" derlerdi. Kırkderden su getirerek, ilahi bağlar kurmaya çalıştıkları, ESİNLEMELERİ / DERLEMELERİ KİTAPLAŞTIRIP, KUTSAL SAYIP ONLARLA AMEL EDİYORUZ demezledi.

Onlarınİman ederek ALLAH'ın cezasından kurtulma gibi bir düşünceleri / istekleri yok. Onların, ALLAH'ın din gününden kendilerini kurtaracak bir güce kavuşma düşünceleri / istekleri var. VAHDET-İ VUCUD / VARLIK BİRLİĞİ de denilebilecek BİR'liğin BİR'inin hayallerindeki gücü toplamasına ihtiyaçları var. Böyle bir güce sahip olmalı ki; Dünya'da her istediklerini dilediklerince, pervasızca yapabilsinler, saltanatlarına güç yetirelemesin. Yaptıklarının karşılığında da ceza görmek şöyle dursun, üstüne üstlük, birde VAAD'cinin, CENNETİNE kavuşsunlar (Bugünkü Tevrat'a ve İncil'e uyan YAHUDİLER ve HIRİSTİYANLAR CENNETLİKTİR" ifadesindeki CENNET işte bu CENNET Hayal ettikleri VAAD'cininSANAL CENNETİ. Vaad'cinin HAVUCU olan cennet)
   
  “Kur-an'ı Kerim'in bazı ayetleri ve bazı Hadis-i Şerifler tarihi sürecini doldurduğu için bunlarla amel edilemez. Kur'an-ı Kerim'in gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat'ın hükümleri hâlâ geçerlidir. Bugünkü İnciller'e ve Tevrat'a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar.” (Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)
   
   
  "BUGÜNKÜ" İLE KASTEDİLEN CENNETLİKLER KİMLER?....."BUGÜNKÜ CENNETLİKLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Hz. İsa ARAMİCE konuştuğu, Aramice-İbranice tebliğler yaptığı biliniyor. Hz. İsa, Yahudilere içlerinden gelmiş bir peygamberdi. BEYTULLAHİM'de doğmuştu. Allah'tan gelen vahiyleri de elbette Aramice ve İbranice olarak tebliğ etti.Haliyle, Havarileri de, dinleyenleri de, iman edenleri de ARAMİCE-İBRANİCE konuşuyorlardı.O halde, ARAMİCE / İBRANİCE tebliğler yapan Hz.İsa'nın, Havarileri neden daha Hz. İsa'nın hemen arkasından, Yunanca Mektuplar yazmış olabilirler.

Allah, tarafından seçilen, tebliğ merkezini/yayılma merkezini, neden PAGAN dinlerinin hüküm sürdüğü BÖLGELERE TAŞIMIŞ OLABİLİRLER.Neden? Sapmış imani olguları, düzeltmek için tebliğ edilmiş dini, amacına uygun bir şekilde, (hedefteki sapkınlıkları yok etme mücadelesi) mücadele yerine faaliyetlerini, o bölge dışında sürdürmeyi tercih etmiş olabilirler.

İmani sapıklıkla suçlayan, İsa'nın kardeşi olduğunu söyledikleri Yakup'un, Pavlus'u din dışılıkla suçlayarak çatışı, onun Hz. İsa'nın tebliğlerine aykırı oluşu yüzünden olsa gerek.O nedenle, Yakup taraftarları tarafından, Kudüs'e dönüşünde taşlandı, öldürülmek istendi.

Öldürülmekten Roma askerleri kurtarıyor.Sürekli birlikte olduğu, Markos gibi fikirdaşı olduğunu;
Filimun/Philemon.........1/23-24 Mesih İsa uğruna kendisiyle birlikte tutuklu bulunduğum Epafra, emektaşlarım
Markos, Aristarkus, Dimas ve Luka sana selam ederler
2 Timoteyus/Timothy....1/11 Yanımda yalnız
Luka var. Markos'u alıp beraberinde getir. O, yapacağım hizmette bana yardımcı olur.

Pavlus'un bu maddelerde bahsettiği, Luka öyle yazıyor
.Tanrıdan esinlenme olduklarını iddia ettikleri ayetlerde. Demek ki, selam ve isteklerini de ESİNLENME ile alıyorlar ki; bu temenni ve talepler KUTSAL dedikleri KİTAPLARINDA YER ALABİLİYOR. İki grup oldukarını kendileride kendi mektuplarında belirtiyorlar. Tabiki karşı tarafı (Nasranileri) sapkınlıkla suçlayarak.
   
  ESKİ ve YENİ AHİT'TEKİ; ESİNLENMELER, SELAMLAR, ENSEST İLİŞKİLER İLE İLGİLİ ÖRNEKLERİN OLDUĞU SAYFALARA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ..
   
 

Hz. İsa'nın hemen arkasından Antakya'da, PAVLUS ve Arkadaşlarının öğretilerine dayanan, Yunanca Hristos = mesih anlamına gelen ve Hristo'tan türetilen Hristianos denilen dini akım yayılmaya başlar. (Hıristiyan kelimesinin teknik olarak oluşumu ise şu şekilde izah ediliyor. Bugünkü İncillerde bu kelime, Grekçe “Christos yanlısı” anlamınına gelen “christianos” şeklinde geçiyormuş. Christos tanımı, İbrânicede “kutsal yağ sürülmüş” anlamına gelen “Maşiah” (Mesîh) kelimesi, “gelecek olan Yahve’nin kutsanmışını" ifade ediyormuş, bunun da Grekçe’deki karşılığı olan “Christos” İncillerde Hz. İsa’ya lakap olarak verilmiş. Grekçe “Christos” ve Latince “ianos” ekinden oluşan “christianos kelimesi, daha sonra halk dilinde “chrestianus” şeklini almış. Türkçe söylenişi ile hıristiyan kelimesi, buradan kaynaklanmakta imiş).

Elçilerin İşleri......11/25-26 Sonra Barnaba, Saul'u aramak için Tarsus'a gitti. Onu bulunca da Antakya'ya getirdi. Böylece Barnaba'yla Saul bütün bir yıl oradaki inanlılar topluluğuyla bir araya gelerek büyük bir kitleyi eğittiler. Öğrencilere ilk kez Antakya'da Mesihçiler adı verildi.

Hz.İsa'nı kardeşi YAKUP'un etrafında toplananların kurduğu içinde Hz. İsa'nın çok değer verdiği, Havarilerin lideri konumunda gösterdiği, Petrus'un da bulunduğu NASRANİ'ler denilen grup (Petrus için....Hz. İsa İncillerde Matta....16/18 ".......Kilisemi (kayanın)senin üzerine kuracağım..." ve Yuhanna....21/15 ".......... Kuzularımı güt, Koyunlarımı otlat")

Pavlus kendi hakkında yapılan şikayetlerden kurtulmak için Hz.İsa'nın kardeşinin bulunduğu grup için şöyle diyor.(Yakup öldükten sonra yerine; İsa’nın yeğeninin oğlu Simon seçilmiş MS.68-70)

Elçilerin İşleri......24/5 «Biz şunu anladık ki, bu adam dünyanın her yanında tüm Yahudiler arasında kargaşalık çıkaran bir fesatçı ve Nasranî tarikatının elebaşılarından biridir.

Nasıra ve Hz.İsa'nın ailesi/kardeşleri ile ilgili birkaç örnek.. (kardeşleri ve Hz. Meryem'in evlenmiş olması iddiası da onlara ait. Kur'an'ı Kerim'de bu konuda bilgi yok.)

Markos......1/9 O günlerde Celile'nin Nasıra kentinden çıkıp gelen İsa, Yahya tarafından Şeria nehrinde vaftiz edildi.
Markos......1/23>24 Tam o sırada havralarında bulunan ve kötü ruha tutsak olan bir adam, «Ey Nasıralı İsa, bizden ne istiyorsun?» diye bağırdı. «Bizi mahvetmeye mi geldin? Senin kim olduğunu biliyorum, Tanrı'nın Kutsalısın sen!»
Markos......6/3 Meryem'in oğlu, Yakup, Yose, Yahuda ve Simun'un kardeşi olan marangoz değil mi bu? Kızkardeşleri burada, aramızda yaşamıyor mu?» Ve gücenip O'nu reddettiler.

   
  Peki! faaliyetlerini Pegamberler bölgesinde sürdüren NASRANİ'lere ne oldu? 1.Yahudi isyanında (MS.70) Kudüs'ün yerle bir edilmesine rağmen ayakta kalmayı sürdüren Nasraniler, 2. Yahudi isyanından (MS.140) sonra, Filistin, Arap Yarım adası, HABEŞİSTAN gibi, Anadolu daha doğrusu Hıristiyanlığı artık tamamen kabul etmiş olan, ROMA topraklarından uzak yerlere göçerek varlıklarını devam ettirmişlerdir. Habeşistan gibi ülkelere, eki yahudiler sonraki Hz. İsa takipcileri olan Yahudiler yerleşmiş oldu.
   
  Hz.Muhammed zamanın da var olduklarını, Kur'an'ı Kerim'den biliyoruz. Allah'ın, kitabında ki Ayetlere ehil oldukları içinde; "Kitap Ehli" yada "Ehli Kitap" olarak isimlendirildiler. O bölgedeki Müslümanlar gökten inmediğine göre, büyük bir kısmı Müslüman oldu.

Çok Tanrılı DOGMATİK dine, Hıristiyanlıktaki bu değişime itiraz edenlerin var olduğunu ve bir çoğunun; Allah'tan başka ilah olmayanların dini olan, Allah'ın, Seçtiğini ve Kemale erdirdiğni bize bildirdiği", "Hz. İbrahimin'de dini" olan, "Allah'a teslim olanların dini Müslümanlığa" geçtiğini böylece biliyoruz.
   
  Artık, PAVLUS öğretilerine göre; HRİSTİANOS / HIRİSTİYAN olan ROMA toprakları içinde; Hz.İsa'nın insan olduğunu veya yaratılmış olduğunu söylemek şöyle dursun, PAVLUS'un ortaya koyduğu BABA TANRIDAN ayrı yada aşağı 2. derece TANRI OLDUĞUNU söylemek AFOROZ edilmeyi hak etmek demekti.Sürgünler, yakılmalar, toplum dışına itilmeler, mallarına el koymalar gibi cezaları içeriyordu. Herşey TANRI ADINA İDİ.
   
  PAVLUS tipi öğretilere itiraz edenler, ya ateşte soluğu aldılar yada O topraklardan uzak durdular. Peygamberler bölgesi olarak nitelendirebileceğimiz bölgede varlıklarını sürdürdüler. Habeşistan'ın, hicret sırasında kendilerine Hz. Muhammed'in gönderdiği, Müslümanları kabul etmesi ve onlara güzel davranmasının nedeni de, orada TEVHİD İNANCINA sahip olan, ALLAH'IN, (Ayetlere ehil olmalarından dolayı) "KİTAP EHLİ/EHLİ KİTAP" olarak isimlendirdiği, insanların var olmasındandır.

(Not: Dünya da, aktif olarak işgal edilmemiş, dilleri ve kültürleri yok edilmemiş Dünya'nın en eski bağımsız ülkesidir HABEŞİSTAN Ayrıntılı bilgi için
"Tekrarı bol oyun GOP ve BOP" sayfasına bakınız)
   
  Medine'nin Hz. Muhammed'i ve Müslümanları kabul etmesi de benzer nedenlerdendir.Medine'liler, Mekke'li müşriklerin, baskısı altında bulunan, Hz. Muhammed'i, davet etmeleride bu nedenledir. Elbette, hicret etmesi gereken Hz. Muhammed için, gideceği yer çok öncelerden hazırlanmış ve "OL" denmişti. Tevhid inancına sahip olan, yani, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya indirildiği şekliyle TEVRAT ve İNCİL'le amel eden Yahudi ve Hıristiyanlar o bölgede idiler. AHMET adında bir resülün geleceğini, Allah'ın, vahiy ettiği Kitaplar'dan biliyorlardı. Bir kısmıda bu görevin Medine'de (Yeni şehirde) verileceğini düşünerek, önceden Medine'ye yerleşmişlerdi.(sadece bir farkla Allah Resülünün kendilerinden biri olacağını sanıyorlardı)
   
  (Müşrik, Allah' sirk koşanlar demektir. Şirk Allah'a, eş koşmak demektir. Müşrik tanımı bizlerden çok uzakta imiş gbi kullanılıyor.Bu aldatmaca istedikleri şirkleri sesszice topluma kabul ettirme arzularından aynaklanıyor.. İman nasıl bozulur, BU ALLAH'tandır diye öğretiler nasıl oluşturulur,elbette önce, tanımlarla oynayarak. Şirk eylemi içinde olanlara da Müşrik denir.Öyle illaki, sadece sabah akşam, puta tapanla anlmında değil,. O adetler Uzak doğuda ve büyk bir kısmı; Nemrut ve Horus-Firavun zamanında kaldı.Müşrklerin sadece putlara tapanlar olduğunu söylemek, bugünkü Müşriklerin kendilerini gizlemek/farklı göstermek için kullandıkları maskedir.Müşrikler, Hacca gidiyor, Namaz kılıyor "yerleri gökleri kim yarattı" diye sorulduğunda "Allah" diyor. Yani, Allah'ı bilen ama bir sürü yardımcı ilahlar, liderler, ruhlar, uğurlar, edinmiş olanlar.Unutmayın; Şirk koşmak yanında putlardan istenen yardım olmadan oluşamaz. Şimdi ki devirde ise o putların bir çoğu gönüllerde yatıyor, göğüslere içirilen buzağılarda yaşatılıyor. Şanslar, Uğurlar, Sayılar, İsimler, Renkler, Metaller, Kristal taşlar, Kopmadan çekilen ipler, sayısınca yakılan mumlar, Havaslar, Vefkler, Muskalar, Büyüler, Fallar, "Ya Medet" diyerek ummalar, Evrenden, Kozmikten istemeler, Reikiler, .......vs....gibi, )
   
  Konu ile ilgili, NASRANİ'ler ile Hz. Muhammed arasında geçen LANETLEŞME / MÜBAHALE olayı örnek olarak verilebilir.
   
 

Eğer Hz. Muhammed'in, İslam davet ettiği fakat HZ. Muhammed'in llah yolunda olduğunu kendilerine ispat etmesini isteyen, Necran Nasrani'lerini, tabi oldukları kitapa/öğretilere göre kendisinin hak yolunda olduğunu ispat edemezdi.Kostantinin konsillerle kurduğu,İmparatorluk dinine göre ALLAH birdir, İsa yaratılmış, isa peygamberdir, İsa öncesizdir demeyi bırakın; İsa 2. tanrıdır diyenler (Aryus örneği) sürülüyor, lanetleniyor.

İSA TANRIDIR diyenler, ateşe atacak zihniyetlerine sahipken, Medine'de, Hz. Muhammed'in hak yolda olduğunu sınayan, sınayabilmek için, ALLAH'A İMAN ETMENİN ne demek olduğunu bilen/bildikleri belli olan, Tevhid inancında ilerlemiş, Hz. İsa'nın tebliği ettiklerine uyan, Hz.İsa'ya gönül vermişler var.

   
  Hz. İsa ile Kendilerine tebliğ edilen dinde "AHMED ADINDA" (Saff suresi..6) Resülün geleceğinden haberdar olan bu topluluk, Peygamberin gelişi ile rivayet farklılığından dolayı Hak yolda olduğunu kabul etmelerine rağmen, Hz. Muhammed'in, Allah'ın Resülü olduğu konusunda tereddüt yaşadılar.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE "PEYGAMBER" KONUSUNU ŞÖYLE BİLDİRİYOR.
  61 - SAFF..........6 Hani, Meryem oğlu İsa, “Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah’ın size, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim” demişti. Fakat (İsa) onlara apaçık mucizeleri getirince, “Bu, apaçık bir sihirdir” dediler.
   
  Bunun üzerine; Allah'ın (Hz. Muhammed'e) Vayhi gereğince, Hz. Muhammed, Allah resülü olduğuna ikna olabilmeler için, iman ettikleri ALLAH'a sığınarak, yalan söyleyen veya gerçeği anladığı halde kabul etmeyen, "ALLAH'tan CEZA GÖRSÜN" çağrısı ile LANETLEŞME teklif etti.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE LANETLEŞME KONUSUNU ŞÖYLE BİLDİRİYOR.
  3 - ALİ İMRAN.....61. Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah'ın lanetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”
   
  Hz. Muhammed'in, lanetleşme için Hz.Ali, Hz. Fatıma, Hz.Hüseyin ve Hz. Hasan ile geldiğini gören, Nasraniler (Hz.İsa'ya göre amel eden bu topluluk); en yakın Canları ile Lanetleşmeye gelen, HAK yolda olduğunu, hemde kendi kaynaklarından ispat eden ve ALLAH'tan korkan birinin, sadece en yakınlarını / en sevdiklerini / CANLARINI alarak lanetleşmeye gelmiş olması, onları ikna etmeye yetti.

Çünkü, Allah yolunda olduğunu kabul ettiren birinin; yakınlarının canlarını tehlikeye atacak, onların hayatını karartacak bir YALANIN PEŞİNDE OLAMASININ MÜMKÜN OLAMAYACAĞINI biliyorlardı. İkna olan grup, Müslümanlarla anlaştı.Büyük ihtimallede, yaşamlarını Ehli kitap tanımı içinde yada Müslüman olarak sürdürdüler.
   
  Şİmdi soru şu;
Nasraniler yada onların deyimi ile Orada yaşayan Hıristiyanlar; İsa'nın TANRI İLE AYNI ÖZDEN olduğuna, tüm yargılamanın, cezalandırmanın, affetmenin, yaratmanın onda olduğunu, kabul etmiş olsalar, Hz. Muhammedîn Alemlerin rabbi olan ALLAH'a olan çağrılarına bu davranışları sergilerler miydi?

İSA'nın, 2. dereceden Tanrı olduğu, hatta öncesi olduğu tezini bile (BABA tanrıdan bir an sonra -yaratılmış demekte yasak- oluşmuş olabileceği anlaşılır, karşı tezler türetilir diye kabul etmiyorlar) sürgünle cezalandıranlar (en hafif deyimle), Hz. Muhammed'in en yakınları ile gelmesinden etkilenirler miydi?

Eğer, Allah'tan başka, İlah olabilirliğine inanmış olsalardı, yani "İsa Tanrı" inancına sahip olanlardan olsalardı;"sen ne diyorsun, TANRI RAB İSA'nın inanlarıyız senin lanetin, bize işlemez demezler miydi?
   
  KONSİLLERLE/KONSEYLERLE İNANAÇLARINA şekil veren, BABA TANRI, OĞUL TANRI üzerine inanç sistemlerini inşaa eden, KENDİLERİNDEN OLMAYANLARI aralarından yok edenlere..
   
  Eğer, BABA TANRI ve TANRI İSA'DIR inancını yayanlar, ALLAH'tan korksalar ve cezasının kendilerine işleyeceğini sanmış olsalardı, Allah'ın, Hz. İsa ile indirdiği dini bırakır da, Pagan dinlerinden esinlenme olan, inançlarını yaymaya çalışırlar mıydı?

Eğer Allah korkusu olsa, Allah'la bir ilişkileri olsa, Esinlenenlere göre, Allah ve Hz. İsa böyle dedi/demeliydi, gibi yalanlara uyar ve o esinlemelerde yapılmış olan, Yasaklara ve kabuller ait hükümleri, TANRIYA ve ONA NİSPET ETTİKLERİ OĞULLA ilgili kararları, Konsillerde kendilerine göre/güç dengelerine göre düzenleyip kararlaştırıp (41 konsil toplanmış) ALLAH adına oybirliği ile aldık diyebilirler miydi? Bundan sonra TANRI, bunları kabul ediyor, şunları kabul etmiyor diye bir tasnife girişebilirler miydi?

Eğer, Hz. İsa'nın gerçekten Eski Ahitle amel ettiğine inansalardı, Eski Ahitin yerine, ESİNLENDİK DİYEREK başbaşa vererek, Hz.İSA'dan ÇOK SONRA esinlendik dedikleri maddeleri göstererek, konsillerle, mektuplarla, sürgünlerle, Yeni bir kitap koyabilirler miydi. Bu ortaya koydukları kitaba da ALLAH İLE Hz. İSA olmadan YAPTIĞIMIZ YENİ ANLAŞMADIR diyebilirler miydi?

Eğer, Hz. İsa'nın ve onun gönderdiği özel meleklerinin esinlenmesi dedikleri sözlerin gerçekten, Hz.İsa'dan esinlenme olduğunu kabul etmiş olsalar, sadece 1 (bir) sayfadan ibaret olan ve sadece Pavlus'un özel istek ve selamlarını içeren yazıyı kutsal ilan edip kitaplarına alabilirler miydi? ALLAH'A İMANLI olan birilerinin; sadece kişisel, selamların, borçların, hesapların ve isteklerin yer aldığı, 25 madde haline getirilen mektubu, İLAHİ OLARAK DEĞERLENDİRİP kutsal yazılar konumuna alabilmesi mümkün mü? Filimun (Philemon) mektubu işte böyle bir kutsallık nışanı almış, adeta kutsal olmayla, ilahi olmayla, dalga geçen esinlenmelerinin kafalarına estimi ağzına gelenleri söylemek olarak kabul ettiklerinin işareti/örneği olarak gösterilebilecek bir mektup, Filimun (Philemon) yazılan metin.

Esinleme (Vahiy/Revelation)....1/1 Bu kitap İSA MESİH'in esinlemesidir. Tanrı, YAKIN ZAMANDA olması gereken olayları kullarına göstermesi için O'na bu esini verdi. O da gönderdiği kendi meleği aracılığıyla bunu kulu Yuhanna'ya iletti.

Eğer, Eski Ahit'in kutsallığına inansalar ve onun gerçekten ALLAH'tan geldiğine inansalar, ortada kitabın indirildiği Peygamber olmadığı halde, ellerinde Peygambere isnat edecekleri hiç bir şey olmadığı halde, bu kadar kolay ALLAH'IN İNDİRDİĞİ KİTABI DEĞİŞTİREBİLİRLER MİYDİ?
   
 

Neden mektupların, Yunan'ca yazıldığını düşünün. Nerelerde propaganda yapabildiklerinin en iyi kanıtlarıdır. Mektupların yazıldığı adreslere (Efeslilere, Selaniliklere ...17 mektup ..gibi) bakın hepsi Yunan-Tanrı inançlarının yada Roma tanrı inançlarının yani çok tanrılı inançların yaygın olarak kabul gördüğü yerler. Pagan dinlerinin hakim olduğu İlahi tek İlah tebliğlerinin yapılmadığı yerler. Elbetteki oralarda, çok tanrılı bir sistem olan dini yaymak kolay oldu.

Bakın Hıristiyanlığa;7 kilisenin batısı olan yerlerdedir.Çevresindeki Hıristiyan egemenliği ise Müslümanların gelmesi ile son bulmuş, insanların çoğu, konsil kararlarına itiraz sayılabilecek hareketle, islama geçmişlerdir. Bu din değiştirmelerde, baskı vardı gibi kendilerine ait olan yöntemlerin varlığını/ iddia etmek tamamen yersizdir. Eğer öyle olsa idi bugün, AVRUPA'nın en az yarısı, Türkçe konuşan Müslüman olurdu. İspanya tamamamen müslüman olarak kalırdı. "Son Müslüman 1492 de Gırnata'dan giiti" diye bir tanım olmazdı.ENDÜLÜS'TE O ESKİ İHTİŞAMI ile YAĞMALANMAMIŞ HALİ ile VARLIĞINI SÜRDÜRÜYOR OLURDU.

   
  ENDÜLÜS'TE OLANLAR, BUGÜN DÜNYA'DA YAPILMAK İSTENİLEN ŞEYLERİN AYNASI DURUMUNDADIR. ÖN PROVASIDIR
Endülüs'te Raks'a takılmadan, Endülüs'te Müslümanlara neler yapıldı, 'Alemlerin Rabbi Olan Allah' imanına sahip olanlara neler olmuş kısaca bakalım. TEK ALLAH inancına asla tahammülü olmayanların fırsatları nasıl değerlendirip, işi hangi boyutlara taşıyabileceklerini görelim.

Parçalara bölünen İslam devleti,
kendi içinde birbirleri ile savaşır hale gelmiştir. İşi o boyutlara taşımışlardır ki; kendileri gibi Müslüman olan diğer beyliklerle savaşmak için, İspanyol'larla iş birliğine gitmekten kaçınmamışlar. Daha da ileri gidip birbirlerine ilan ettikleri, cihad saldırılarında, hıristiyan Şovalyeleri de paralı askerler olarak kullanmışlardır. Bu durum size "hadi ya!" dedirtebilir. Saddam, Kuveyt'i işgal ettiğinde, uçaklarına atlayıp İsviçre'ye kaçanlar, saltanatlarını kurtarması için kimleri çağırdı. Bosna'daki müslümanları kurtarmak için kimlerden yardım istendi? El kaide ayağına Afganistana kimler çağrıldı. Elbette;Orta doğunun ve Kuzey Afrika'nın sınırlarını cetvelleri ile taksim edenleri çağırdılar. O, cetvel sahiplerinin, askerleri, Paralı şovalyeler olarak -BLACK WATER- şimdi Irak ve Afganistan fiilen işgal etmiş durumda.)

Endülüste bu gariplikler sonucu, bağımsızlıklarını, ülkelerini yitiren Müslümanlar, ya din değiştirme, yada ölme arasında kaldılar.Kimi din değiştirdi kimi öldü.Din değiştirenlerin, kiliseye gitmelerine rağmen, samimiyetine inanmayan İspanyollar, Domuz eti yeme mecburiyeti getirdi. Domuz etinin, yenilip yenilmediğinin kontrolü içinde Domuz polisi adı verilen ekipler oluşturdu. Son Müslüman, Gırnatanın anahtarını İspanyollara teslimi ile 1492 yılında İBER yarım adasını terkediyor. Geride, Müslümanlıktan Hıristiyanlığa geçmeyi kabul etmiş olan ve kendilerine, Moriskolar ve Müdeccenler denilen bu topluluk kalıyor. Bu toplulukta; "bunların içinde mutlaka Tek ALLAH imanı vardır korkusuyla" Enginizasyon kararı ile ,III. Felipe tarafından, 22 Eylül 1609 yılında İspanya'dan sınır dışı edilmiş.

   
  7 Kilisenin etrafından, Pagan inançların hüküm sürdüğü, Avrupa'ya yayılan Hıristiyanlık hiç İtiraz görmeden, BABA TANRI, OĞUL TANRI yapısı ile kabul edildi. Zaten onlar, Apolla'ya, Odin'e, Zeus'a, Jupiter'e alışıktılar. Tanrıları olmadan mazeret türetemiyorlar, zaferin tadını çıkaramıyorlardı.

Gerçi bu yeni DOĞMATİK din TANRI sayısını 2'ye indiriyordu ama yanında bir yığın kutsalları da kullanıma sunuyordu. Pek değişen birşey yoktu. Evveldende, Baş tanrıya kızıp diğer tanrılarla işbirliği yapabiliyorlardı, şimdide BABA TANRI yerine OĞUL TANRI vardı. Evvelden de BİR TANRININ herşeye egemen olduğunu biliyorlar HER ŞEYİ onun adına yapar gibi yaparak BİRÇOK TANRIYA'da KUR yapabiliyorlardı.

Şimdi de herşeyin BABA TANRI'dan olduğunu biliyorlar, ona ibadet ediyorlar ama birçok kuvvetler nispet ettiklerini, kutsiyet vererk yücelttiklerini, BABA TANRI'ya ortak koşup, onlarla hoş bir hayat geçirebiliyorlardı. Bir sürü kutsalları olmuştu, yine pek birşey farketmiş değildi. Sadece farkeden isimler, resimler ve heykellerdi.
   
 
   
  Hıristiyanlığın ilk döneminde, Romalılar Hıristiyanları, Tanrıları adına "bunlar Kafir diye" arenalarda aslanlara attılar.Herşey TANRI ADINA İDİ
Aforoz mekanizmasını kuran, Yeni Doğmatik Dinin Engizisyoncuları da, Hırıstiyan olmayan Roma'lıları; Tanrıları adına "bunlar Kafir diye" arenalarda aslanlara ve ateşe attılar. Herşey TANRI ADINA İDİ. Değişen birşey yoktu yine yapılan herşey, "TANRI adına" yapılıyordu. Sadece değişen, Tanrıların isimleri, resimleri ve heykelleriydi.
   
  7 kilisenin etrafında hızla kabul gören, Roma İmparatorluğuna can suyu gibi gelen bu inanç sisteminin, oradan zaten PAGAN DİNLERİN HÜKÜM sürdüğü, AVRUPA KITASINDA hızla yayılmıştır. Yapılan herşeyi "TANRI ADINA damgası" ile kutsallayabilen, din adamlarından da sonsuz destek gören, KURTARICISI OLAN dogmatik inanç sistemi onların Dünya'ya egemen olma iştahlarına, Kutsallık katarak, misyonerlik/kutsal görev adı ile tüm Dünyaya kol bacak atmıştır.

Tanrı adına seferler düzenlenmiş, Tanrı adına Irklar sapıklıkla suçlanarak yok edilmiş, Tanrı adına işgaller başlamış, Tanrı adına köleler toplanmış, Tanrı adına dinsiz dediklerinin doğalarına, özgürlüklerine, topraklarına, el koyulduğu yetmiyormuş gibi birde dilleri değiştirilmiş, kültürleri yok edilmiş.Eskiden kendilerinin de sahip olduğu PAGAN DİNLERİN yerine TANRI adına DÜZENLEDİKLERİ OĞUL TANRILI din zorla kabul ettirilmiştir.
   
  DURUMU ÖZETLEYECEK İKİ SÖZ. Toprakları, dilleri, dinleri, özgürlükleri, doğaları ellerinden alınmış, hatta ırkları yok edilmiş olanlardan bugünlere ışık tutacak iki söz.
 
Afrika'lı, Jomo Kenyatta'nın bir sözü.
"Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı. Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda ise bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı."

Bir tanede Kızılderili sözü
"Verdikleri sözün sadece birini tuttu çatal dilli soluk yüzlüler; topraklarınızı alacağız dediler ve aldılar".(Kızılderili sözü)
   
  DÜNYA İŞGAL HARİTALARINI, DİLLERİN - DİNLERİN değişimini, 3.BİN YILIN hedeflerini içeren'TEKRARI BOL OYUN GOP ve BOP' Sayfasına, buradan ulaşabilirsiniz
   
  Hz. İsa, Eski ahite göre tebliğlerini yaptı, ona göre vaazlarını verdi diyorlar. Böylece Eski Ahit'in ilahi olduğunu olduğunu ispat etmeye çalışıyorlar. "Hz. İsa gibi, o günkü Yahudiler ile Hıristiyanlığı benimsemiş olanlarda, o kitaba göre emel ediyorlardı" çıkarımı ile Eski Ahit'in ilahi olduğunu olduğu tezlerini güçlendirerek, Eski Ahit'in İLAHİ OLDUĞUNU ve DEĞİŞMEZLİĞİNİ VURGULUYORLARDI ama Eski Ahid'de kendilerine vaad edilen kurtarıcıyı da görmemezliğe geliyor ve kabul etmiyorlardı.Çünkü onların beklediği kurtarıcı onların mutlak üstünlüğünü sağlayacak, var olduklarını bildikleri, Alemlerin Rabbi olan ALLAH'ın yargısından, emirlerinden, kanun ve cezalarından kurtaracak bir kahindi.

Onlar, ALLAH'ın, İMAN DAVETLERİNDEN KURTULMAK, kafalarına, atalarından kalanlara göre, kendi özgürlük anlayışları içinde (sadece kendilerinin özgür olabildiği) bir yaşamı sağlayacak, Ahiretteki cezalardan kurtaracak BİR'i bekliyorlar. Kendileri tarafından "seçilmiş olan", "kendilerine özgü", yine kendilerinin saptadığı kurallar çerçevesinde oluşturulmuş, seçtikleri için, seçilmiş sayıldıkları "kendilerine"; ALTININ hesapsız, HÜKÜMRANLIĞIN güç yetirilemez,YAŞAMIN sonsuz olduğu bir hayatı sağlıyacağını ümit ettikleri "O VAAD'ciye" İHTİYAÇLARI vardı.

Bu nedenle, ALLAH'ın İmani kurtuluşları için gönderdiklerini kabul etmediler, yalanladılar, kendileri gibi kahin kabul edip, kehanetlerini bozuyor gerekcesi ile büyücülükle suçladılar, öldürdüler yada davetlerini/davet tebliğlerini deforme ettiler.Eski Ahitte, kendilerini esaretten kurtarıp, imana sevk etmek için gönderilen, Mesih işaretli bir çok Peygamberi, kendilerine gönderilen kurtarıcı Mesih olarak kabul etmediler.

Eski Ahit'tin;Yahudileri Firavun'un esaretinden kurtarması için gönderilen ve ilk kurtarıcıları sayılan, ve ALLAH'tan olduğuna şüphe duymasınlar diye Mucizeler ile donatılmış olarak gönderilen Hz. Musa'ya, indirildiğine inanılan/iddia edilen/kabul edilen ilk beş kitabında, Mesih beklentisi yokmuş.Eski Ahit'te kurtarıcı Mesih hakkında bilgiler; Hezekiel, Yeremya, Mika, Yeşaya ve Zekeriya kitaplarında geçmekte imiş

   
  Eski Ahit'te, 12 Yahudi kabilesini biraraya getirip, Kudüs merkezli bir devlet kurmaya önderlik yapacak olan, Kurtarıcı Mesih'in geleceği ve bu Kurtarıcı Mesih'in de Hz. Davut olduğu defalarca tekrarlanıyor imiş.

Gerçekten de Hz. Davut, Yahudi birliğini sağlayıp, Kudüs merkezli bir devlet kurmuştur. Bu Yahudilerin bugüne kadar kurabildikleri, İsrail dışındaki tek devlettir. Allah'tan olduğuna anlasınlar şüphelerinden kurtulsunlar diye Mucizelerle içiçe yaşatılan, Hz. Davut ve Hz. Süleyman dönemi, Yahudiler için bir altın devir olarak geçmiştir.Üstelik kurtulmalarına takviye olsun, İmani çağrıları hatırlatsın diye, ZEBUR'da Hz. Davut'a verilmişti.Kendi ölçülerine/standartlarına göre kurtarıcı bekleyen, Yahudiler Hz. Davut'u NEŞİDELERİ ile anılan bir peygember haline getirmişlerdir.
   
  Yeşaya.........9/6 Çünkü bize bir çocuk doğacak, Bize bir oğul verilecek. Yönetim onun omuzlarında olacak. Onun adı Harika Öğütçü, Güçlü Tanrı, Ebedi Baba, Esenlik Önderi olacak.
Yeşaya.........9/7 Davut'un tahtı ve ülkesi üzerinde egemenlik sürecek.Egemenliğinin ve esenliğinin büyümesi son bulmayacak.Egemenliğini adaletle, doğrulukla kuracak Ve sonsuza dek sürdürecek.Her Şeye Egemen RAB'bin gayreti bunu sağlayacak.
   
  75 yıl süren bu fiziki kurtuluşlarını; İmani kurtuluşlarını göz ardı ettikleri ve iç çekişmelerle başa çıkamadıkları için sürdürememişlerdir. Onlara göre kısa süren bu kurtulmuşluk özlemi, KURTARICI MESİH BEKLENTİSİNİ GELENEKSEL hale getirmiştir. Kurtulmak için nasıl ve neler yapmalıyızı düşünmek uygulamak yerine, biz ne yaparsak yapalım bir kurtarıcı gelmeli ve biz kurtarmalı beklentisi KUTSAL Kitaplarına, kültürlerine, inançlarına, siyasi görüşlerine, milli/ulusal/kavimsel stratejilerine sokulmuştur.

75 yıl süren bu saltanatlı, Allah'tan olduğunu kabul etsinler diye mucizelerle dolu olan böyle bir devir(peygamberler emrine verilen kuşlar, rüzgar, zincirlerle bağlı iblis, Melikenin tahtı, ve tapınağın yapılması..gibi) onlara pek sarmamış olmalı ki; tüm mucizelere rağmen, kendi yollarına sapmışlar ve imana sırtlarını dönmüşlerdir.

Kendilerine gelen ilmin ağırlığını taşıyamayan toplumu, iç çekişmeler, ihtiraslar zayıflatmış ve parçalamıştır. Evlerinin arasına, namahremlerine kadar kovalayan, mabetlerini yok eden, saldırılar karşısında tutanamamışlar ve 70 yıl süren Babil sürgün döneminin zorunlu katılımcıları olmuşlardır.

(Babil Yahudiler için sürgün yeri olmasının dışında, iki Talmut kitabından birinin meydana getirildiği yermiş.Bunlar, Babil ve Kudüs Talmud'u imiş. Babil Talmud'u, Kudüs Talmud'undan üç misli daha uzun olduğu gibi Yahudiler için Babil Talmud'u daha makbulmüş- Gerçisürgün sırasında Sümer tanrıçası İnanna ile fazle haşır neşir olmuşlar ki, bu Tanrının hiç hoşuna gitmememiş anlaşılan.-Esinleme (Vahiy/Revelation)...17/5 Alnına şu esrarengiz ad yazılmıştı: `BÜYÜK BABİL, DÜNYA FAHİŞELERİNİN VE İĞRENÇLİKLERİNİN ANASI.-)


Elbette bu dönemde de sürekli bir kurtarıcının kendierini gelip kurtarmasını beklemişler.Ne zaman kitaplarına alındı bilinmez ama ismi ile, cismi ile, adı ile şanı ile ülkesi saltanatı ile tıpkı kitaplarında tarif edilen kurtarıcı, M.Ö.538'de, Babil Kralı Baltazar’ı yenip onları Babil esaretinden kurtarmıştır.Gelen kurtarıcı, Yahudi ve Hz. Davut soyundan değildi ama kitaplarına yazılanların aynısı idi.

Gelen kurtarıcı kitaplarında yazdığı gibi Pers kralı Büyük Darius idi. (M.Ö. 552 – 485 yılların da İran'ı yönetmiş olan imparator) Kurdukları cümlelerden Pers kralının kurtarmasından sonra kehanet yazılarını kağıda döktükleri anlaşılıyor. "Bunlar Pers krallığı egemen oluncaya dek onun ve oğullarının köleleri olarak yaşadılar." ifadesinde olduğu gibi, köle olarak yaşam süreleri dolduktan sonra; "Ülke yetmiş yıl ıssız kalacak" deyişi ile kehanet bildirimleri yapılıyor.Sürgün yıllarını yaşayan Hezekiel'in çağdaşına atfedilen kehanet sözleri ile konu bağlanmış oluyor.

   
  II Tarihler.....36/5 Yehoyakim yirmi beş yaşında kral oldu ve Yeruşalim'de on bir yıl krallık yaptı. Tanrısı RAB'bin gözünde kötü olanı yaptı.
II Tarihler.....36/9 Yehoyakin on sekiz yaşında kral oldu ve Yeruşalim'de üç ay on gün krallık yaptı. O da RAB'bin gözünde kötü olanı yaptı.

II Tarihler.....36/20 Kildan Kralı kılıçtan kurtulanları Babil'e sürdü. Bunlar Pers krallığı egemen oluncaya dek onun ve oğullarının köleleri olarak yaşadılar.
II Tarihler.....36/21 Böylece RAB'bin Peygamber Yeremya aracılığıyla söylediği söz yerine geldi: "Ülke yetmiş yıl ıssız kalacak. Ülkenin Şabat yılları doluncaya dek, tutulmamış Şabat yıllarını size ödeteceğim."

II Tarihler.....36/22 Pers Kralı Koreş'in krallığının birinci yılında RAB, Yeremya aracılığıyla bildirdiği sözü yerine getirmek amacıyla, Pers Kralı Koreş'i harekete geçirdi. Koreş yönetimi altındaki bütün halklara şu yazılı bildiriyi duyurdu:
II Tarihler.....36/23 "Pers Kralı Koreş şöyle diyor: 'Göklerin Tanrısı Yahve yeryüzünün bütün krallıklarını bana verdi. Beni Yahuda'daki Yeruşalim Kenti'nde kendisi için bir tapınak yapmakla görevlendirdi. Aranızda O'nun halkından kim varsa oraya gitsin. Tanrısı Yahve onunla olsun!'"

   
  Görüldüğü gibi, Dağılmalarının nedeni İmani çağrılar değil de saltanat çağrılarına uymaları yüzünden. Kendileride öyle olduğunu kutsal metinlerinde ifade ediyorlar. Üstelik kurtarmaya gelen kurtarıcıyı unutup yeni kurtarıcıların peşine düşüyorlar. Yeni isimler yeni beklentiler ortaya çıkarıp bunlar şu peygamberler bildirilen kehanetlerdir diye kitaplarında yer veriyorlar. Görüldüğü gibi, kehanetlere bağladıkları kurtarıcıları geliyor ama onlar yine yeni yorumlarla yeni kurtarıcılar ilan etmeye ve beklemeye devam ediyorlar..

Örneğin, Hz. İsa öncesi Roma istilası altındaydılar.Kurtuluşları, her zamanki gibi, gelecek olan bir kurtarıcıya bağlı idi. Saltanatlarını tekrar kurabilmek, binlerce yıldır hayallerinde yaşattıkları, tek egemen güç olma isteklerinin gerçekleşebilmesi için, Mesih'i bekliyorlardı gelmesi an meselesi idi. Yorumladıkları kehanetler bunun böyle olması gerektiğini gösteriyordu.

Fazla beklemediler, yine Allah'tan geldiğine iyice ikna olsunlar diye mucizeler ile dolu bir kurtarıcı hemde Mesih tanımı ile gönderildi.Hz. Meryem'in Oğlu, Hz. İsa,mucizevi bir doğumla ve mucizeleri ile MESİH İSA olarak geldi.

Mucizeleri ile geldi ki Hz.İsa'nın imani çağrılarına kulak versinler, binlerce yıldır inatla sürdürdükleri aykırılıklarından vaz geçsinler.Eski ahit dedikleri kitaplarda, oluşturdukları ile değil Hz. İSA'nın ilettiği, ALLAH'ın Ayetlerine göre amel etsinler diye.

Ama kendilerine gelen Mesih'in, kendilerini imani kurtuluşa değil, binlerce yıldır arzuladıkları saltanata kavuşturmasını bekleyen Yahudiler, Hz. İsa'nın çağrısını beğenmeyip onu kabullenmediler.

Oysa; Hz. İsa, Hz.Daniel peygamberin tariflerine uyuyordu. Belki kabul edeceklerdi ama kehanette gelecek olanın öldürüleceği de bildiriliyordu. Sanırım, onlarda nasıl olsa ölecek dediler ve çarmıhta öldürdüler.(onların iddiası).

Elbette bu çağrılara kulak vermeyip, hayali kahramanlarını bekleyenler, Roma esaretinden kurtulamadıkları gibi binlerce yıl süren devlet kurabilme beklentisi içinde yaşadılar.

Artık Sahnede Pavlus ve onun öne sürdüğü Mesih beklentisi vardı. Gerçi; Mesih, kurtarıcı ile söyledikleri o kuşakla sınırlıydı ama olsun, PAVLUS uyanları için bunun pek bir önemi yoktu.

Markos (Mark)......13/26 «O zaman İnsanoğlu'nun bulutlar içinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler.
Markos (Mark)......13/30 Size DOĞRUSUNU SÖYLEYEYİM, bütün bunlar olmadan bu kuşak ortadan kalkmayacak.
Matta (Matthew)....24/34 Size DOĞRUSUNU SÖYLEYEYİM, bütün bunlar olmadan bu kuşak ortadan kalkmayacak.
Luka (Luke)..........21/32 Size DOĞRUSUNU SÖYLEYEYİM, bütün bunlar olmadan bu kuşak ortadan kalkmayacak.

   
  Pavlus ortaya attığı, yeni Mesih anlayışına, "bütün insanlığın kurtarıcısı" gibi görevlerde yükleyerek, her çağa uygun, sürekli mavi boncuk dağıtan, herkeze kucak açan her devrin beklentisi olacak temelleri attı / bakış açısını yerleştirdi, Mesih beklentisinin evrensel bir ÜMİT SİMİDİ olmasına ön ayak oldu.

Hz. Muhammed'i kendilerinden olmadığı ve kendilerine hitap etmediği için kabul etmeyenler / müslüman olmayanlar, Kurtarıcı mesih konusuna daha da sıkı sarıldılar. Yaptıkları her zulüm ve işgal öncesi-sonrasın da bile; Mesih gelecek bizi kurtaracak solaganlarını tekrar etmekten geri durmadılar.

Tüm gayretleri ile kendilerini kurtaracağını sandıkları BİR'liği oluşturmak için, MESİH BEKLENTİSİNİ, DÜNYA SATHINA yaydılar.Artık, mesih global bir kurtarıcı konumuna getirilmiş, beklenen BİR'liğinin (Varlık birliğinin) BİR'i idi.

Dünya'da her türlü zulmü uygulamışların da,
İnsan kasaplarının da, teröristlerin de,
ALLAH'ın kitabının yanına başka kitap yazanların da,
Allah adına ahkam kesenlerin de,
KUR'AN'I KERİM' yakmaya çalışanların da,
Hz.Muhammed'i tanımayanların da,
Kur'an'ı Kerim'i kabul etmeyenlerin de,
Kur'an'ı Kerim'in Ayetlerini hükümsüz ilan edenlerin de,
Ateistlerinde, taşa-puta tapanların da,
Hainlerin ve işbirlikcilerin de,
Büyücü-falcıların da,
Yüzlerce din icad edenlerin de,
Kendilerini peygamber-mehdi-mesih ilan edenlerin de,
Hırsızlarında, canilerinde ...vs..kurtarıcısı konumuna gelivermişti, beklenen kurtarıcı denilen şahsiyet.
   
  Sadece ona inanmak yeterli diyorlar. Kurtulmak isterseniz, "her ne yapmış olsanızda, ona inanın yeter" diyorlar. "Her ne olursanız olun, ona inanın kafi" diyorlar. Yeter ki inanın "BİR'lik sağlamada BİR'likte varız" diyin, "Allah'a, bağlılık yeminleri etmiş olsanızda, bizim yolumuzdan binlerce kez ayrılmış olsanızda, BİR'liğe gelin biz kabul ederiz" diyorlar.Burası Kafirlerin, tövbe bozanların, tövbede alıcı olmayanların kapısıdır" diyorlar. "Her ne olursanız olun, hangi dine taparsanız tapın hiç farketmez bizim kapımız herkeze açık" diyorlar. "VARLIK BİRLİĞİNE / VAHDET-İ VUCUD'a katılın BİR'e güç verin" diyorlar.

Madem ki Enel-Hak; "Tanrının'ın parçasıyım" demek -en hafif deyişle- o halde, hepimiz bir araya gelirsek yani VAHDET-İ VUCUD'U oluşturabilirsek -kozmik bilinç, kuantum birliği..vs- O halde evrende söz sahibi olacak konuma gelebiliriz. Madem ki; Tanrı'dan birer parçayız o halde, BİR'liği sağlarsak bizde ilahi güçler sahibi olabiliriz hayalleri içinde bunları diyorlar.
   
  VAHDET-İ VUCUT, ENEL-HAK, VARLIK BİRLİĞİ GÖRÜŞLERİN YER ALDIĞI "VAHDET-İ VUCUD" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Çünkü, binlerce yıl geçmiş, TANRININ VAAD ETTİĞİ KURTARICI bir türlü gelmemişti. Eğer, bu kitaplar Tanrıdan ise; yani TANRIDAN DENİLEN KEHANETLER gerçekten İLAHİ ise (doğru ise) 2000 yıldır, O sözü edilen beklenen Mesih neden gönderilmemişti. Üstelik geleceği beklenen MESİH, TANRI ile AYNI ÖZDEN OLUŞAN BİR TANRI İKEN bu vaadlerin yerine gelmemesi neyin nesiydi? Yoksa bu vaadler HERŞEYİN YARATICISI OLAN TANRIDAN (onların tanımları ile) DEĞİL DE, kendisine bir şeylerden paylar isnat edip, kendisini ilahlık mertebesinde ilan eden bir olgu olabilir miydi?
   
  2000 yıl gibi bir süre geçmişti, geçmesine ama Mesih için gerekli ortamlarda oluşturulmuştu. Gerçi;Mesihten sonra bağımsız devlet kurulması gerekiyordu ama ne yapıp yapmalı fırsatları değerlendirmeli, olaylara yön vermeli ve devleti kurmalı idiler. (Onların kitaplarındaki tarihlere göre; Dünya'nın sonuna şurada birkaç yüz yıl kaldı. Fazla bir zaman kalmamış, onlarsa binlerce yıldır, kendilerine gelecek bir kurtarıcıyı bekliyorlar.)
   
  (Yalan, entrika, tuzak gibi eylemlere girişmek, olması istenilen şeyde Allah'a güvenmemenin, işi Allah'a bırakmamanın KAMUFLAJ uygulamasıdır. -Haşa diyerek, tuzak ve enritka sahiplerinin kabullerinde ki, mantığı anlatabilmek amacı ile yazıyorum- "Allah'a sen halledemedin, bak ben nasıl 2-3 tuzak, entrika, evrak, terör, zulüm ve hile ile hallediyorum" demenin ta kendisidir. Onlara göre, bu işler Tanrı'ya bırakılmayacak kadar önem arzeden emek isteyen özel işler. Ellerinle yazıp kutsal ilan ettiğin kitaplara, "Olur mutlaka böyle olmalı" diye, ama olmaz ya "ben yazdım ondan bu kitaplarda zaten İLAHİ DEĞİL diyeceksin" yada Olayları YAZDIKLARINA UYGUN HALE GETİRECEKSİN. Kısacası olursa OLUR suyu, Olmazsa HAMUR suyu.)
   
  Özgür, kendilerine ait bir Devlete sahip olma konusunda isteksiz davranan, tüm çağrılara kulak tıkayan, Dünya'nın muhtelif ülkelerinde yaşayan, Yahudileri ikna etmenin bir yolu ortaya çıkmıştı.
2. Dünya savaşındaki, Katolik Hitler'in, fırınlarda yaktığı Hazar Yahudi örneklemeleri ikna etmede çok yararlı olmuş, Yahudilerin, sığınabilecekleri/barınabilecekleri ülke duygusunu körükleyerek, İSRAİL DEVLETİ 'ne sahip çıkmaları sağlanmıştı.

A101 (Ariel Şaron komutasındaki tabur "A101 ÖLÜM TABURU") ve diğer ölüm taburları da kurulmuş her yerde gerekli düzeltmeleri ve ortamları hazır hale getirmişti.Herşey hazırdı artık Mesih gelmeliydi.
   
  Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlar; hala neden kurtuluş istiyorlar?
Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlar; hala kimden kurtulmayı istiyorlar?
Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlar; hala nelerden kurtulmayı istiyorlar?
Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlardan kurtulmayı istemesi gerekenler bu işin, patronları / organizatörleri dışında kalanların olması gerekmez miydi?

Durum bu kadar açıkken, kendilerine bir kurtarıcı gelecek demek, fazla safdillik olurdu.Dünya uyuşturulmuştu ama bu kadarda değil. Atalarıda, Mesih'i ortaya çıkarttıklarında / çıktığında böyle zor durumlarla karşılaşacaklarını düşünmüş olacak ki; Mesih ile birlikte, DECCAL denen bir olgunun da tanıtımını yapmışlardı.
   
  DECCAL İÇİN (Müslümanlara hitap edecek şekilde) BELİRLEDİKLERİ ÖZELLİKLERİN İŞLENDİĞİ "DECCAL ve MESİH" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Önce Deccal ortaya çıkacak sonra Mesih gelip kurtaracak. Demek ki önce Deccalin gelmesi gerekiyor. Deccal diye işaret edilen biri olmalı ki; Mesih organizatörleride "işte biz bundan kurtulmak istiyoruz" diyebilsinler. Kurtulmaları "gerekilene dair" ellerinde gösterebilecekleri bir "figür sebep" sebep/figür olsun.El kaide, Saddam filan derken ortada duran bir aday da bulamadılar.

Hangi lideri biraz kabartsalar, bir türlü olmuyor. Her kabaran bir yere geldiğinde "sen ne dersen o olur abi, bende sizinle BİR'im" diyor ve hemen sesini kesiyor. Elbette bu tür Korkaklıklar onların oyunlarını bozuyor. Ama kimsede sırf onların keyfi yerine gelsin diye DECCAL tabelasını boynuna asmak istemiyor. Çünkü o kadar güçlüler ve her tarafa her yönetime o kadar hakimler ki; onlara karşı olan devletler dahi, kendi tarafından bile koruyanlarının olmayacağını biliyor.. Bu ve benzeri nedenlerle de onların karşısında durmaktan vaz geçiyorlar. "Durduk yerde DECCAL ilan edimenin bir alemi yok" diyorlar herhalde.

Takdiri ilahi işte neyaparlarsa yapsınlar DECCAL'i ortaya çıkaramadılar.TAKDİRİ İLAHİ çünkü; Kur'an'ı Kerim'de MESİH, MEHDİ ve DECALL onusunda herhangi bir ayet yok.Herkez Mesih bekliyor moduna girmiş durum da. Demekki, Mesih yanında birde, DECCAL probleri var. İmanımza talip olan "DECCAL olmadan kesinlikle gelmem" diyormuş.

Ceyn'in olmadığı yerde Tarzanın ne önemi var? Kurtarıcıya, öldürülecek düşman ve öpülecek Ceyn gerekli. Kazra müslüman ülkelerden birinde ben Mehdiyim diye biri çıkarda çevresinde bir blok oluşturursa (Mehdi'yim diyen, kafalarına yatarsa, blok oluşturma işinde son derece yardımcı olacakları muhakkak), hemen batının iyi yüzü, batının kötü yüzü diye çığırtkanlık yapan TELLALLERİ, "işte BATININ İYİ YÜZÜYLE, BİR'lik ZAMANI geldi", moduna geçip gerekli seferberliği ilan edeceklerdir. At sahibine göre kişnermiş

Deccal'in kelime anlamı; bir
şeyi örtmek, yaldızlamak veya boyamak manasına gelen ‘decl' kökünden türemiş bir sıfat olup, çok yalancı, aldatıcı, hilekar demekmiş.
   
  "İmanımızı isteyeni tanıyalımla" başlayıp, İnsanların imanına talip olduğu belirtilen kurtarıcının neden gelmediğini/gelemediğini irdelemeye kadar geldik. Sadece not olarak Müslüman diyalogcuların bu konudaki tutumlarına değinirsek.Müslüman diyalogcular kitabımız Kur'an'ı Kerim'de başka peygamber gelmiyeceği kesin dille belirtildiği için, onlarda var güçleri ile Hz. İsa ölmedi, tekrar gelecek tezinin arkasına sığınıyorlar.

Onlar da biliyorlarlar ki Kur'an'ı Kerim de Mehdi, Mesih, Deccal konusunda bir Ayet yok. Onlarda biliyorlar ki; ortaya sürülecek olan Mesih unvanlı olan atama biri olacaktır.Üstelik bu atama kabulün de o kadar ieri gittiler ki; Mesih'in Vatikan-Ortodoks imzalı, Yahudi onaylı olacağını benimsettiriyorlar. Haçlı putlu TANRI olduğu kabul edilecek Mesih.Mesih'in Tanrı oduğunu ben değil onlar kabul etmişler...Mektupların yazıldığı, ellerin öpüldüğü adres bunu açıkca söylüyor.
   
  VATİKAN .Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri .....................www.meryemana.net/meryem/tr/misc.php?id=20&par=9&td=11

454 Tanrı'nın Oğlu adı, Mesih İsa'nın Babası Tanrı'ya olan biricik ve ebedi ilişkisi demektir: O Baba'nın (Bkz. Yu 1, 14, 18, 3; 16, 18) ve Tanrı'nın Kendisinin (Bkz. Yu 1,1)  biricik Oğludur. Hıristiyan olabilmek için Mesih İsa' nın Tanrı'nın Oğlu olduğuna inanmak şarttır. (Bkz. Hİ 8, 37, 1 Yu 2, 23)

"...Çünkü kuzu Rablerin Rabbi, Kralların Kralıdır" (Esinleme 17:14). Mesih'in ikinci gelişinde elbisesinin üzerinde "KRALLARIN KRALI VE RABLERİN RABBİ" yazılı olacak (Esinleme 19:10).

(suhik_not: AMENTULARIMIZ AYNI DİYENLERE DUYURULUR. AMENTUYA KEFİL OLUP CENNETLİK DİYENLERE DE DUYURULUR.)
   
  Dolayısyla, onların takipcileride, Mesih atamasını bugünkü Ahit kitaplarına göre yapılacağını biliyorlar ve kabul etmiş durumdalar. Kabul etmenin ötesinde destek olsun diye Bugünkü, Tevrat ve İcile uyanlar Yahudi ve Hıristiyanlar CENNETLİK'tir FETVALARI yayınlıyorlar. Sorarım size, CENNETLİK OLANLARIN hangi kararlarına karşı çıkabilirsiniz. Hangi kararlarına, İbadetlerine, kitaplarına yanlıştır diyebilirsiniz.Adı üstünde hepsi Cennetlik, nelerini sorgulayabilisiniz.Ne kadar gözü kara mesih destekciliği siz karar verin
   
  ESKİ ve YENİ AHİT'TE YER ALAN KİŞİSEL İSTEKLERİ, SELAMLARI, ÖFKELERİ, ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE, BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  “Kur-an'ı Kerim'in bazı ayetleri ve bazı Hadis-i Şerifler tarihi sürecini doldurduğu için bunlarla amel edilemez. Kur'an-ı Kerim'in gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat'ın hükümleri hâlâ geçerlidir. Bugünkü İnciller'e ve Tevrat'a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar.” (Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)
   
  Soruyu birkez daha soralım
Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlar; hala kimden, neden, nelerden kurtulmayı istiyor olabilirler?. Yukarıda da anlatmaya çalıştığım gibi, Kitaplarındaki, İlahilik vasfı olmayanlarla, "kitaplarımız esinlemeler ve derlemelerden meydana gelmiştir, düzenlemeleri de konsillerde yapılmıştır" diyenlerle, gözü kara işbirliğine gitmekten çekinmeyenler bir yerlerden güç alıyor demektir.

Söz konusu esinleme kitaplarına uyanların, Cennete gidebileceği yönünde hüküm açıklayanlar, olsa olsa ALLAH'ın cezasından kurtulmayı amaçlayanlar olabilir. Vahdet-i Vücud (varlık birliği) organizasyonu ile sağlamayı umdukları BİR'liğin, Cennetine gitmek olabilir. BİR'liğin, BİR'inin vaadlerine kavuşmak olabilir.TEK ve BİR kabulü beklentisinin hayali.TEK ve BİRİCİK anlayışının özlemi.Kısacası aynı özden simetrik güç.
   
  “Kur-an'ı Kerim'in bazı ayetleri ve bazı Hadis-i Şerifler tarihi sürecini doldurduğu için bunlarla amel edilemez. Kur'an-ı Kerim'in gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat'ın hükümleri hâlâ geçerlidir. Bugünkü İnciller'e ve Tevrat'a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar.” (Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)
   
  Bugünkü kitaplara uyanlar CENNETLİKTİR demek, o günkü kitaplara uyulmadan da CENNETE gidebilmenin mümkün olduğunu söylemektir.ALLAH'ın İndirdiklerini bir kenara bırakın, onlalara boş verin, amacınız CENNETE gitmekse daha kolay yollar var demektir.
   
  Örnek;MİLLİ GAZETE YAZARI, ALİ EREN'den..

`....Profesörün sıkıntısı yüzüne yansımıştı. Diğer profesör arkadaşına; `Bir gün kızımın karşıma geçip, `Baba, ben Hıristiyan oldum` diyeceği 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi` dedi. Üstelik kızı İmam Hatip mezunuydu. Profesör arkadaşından, kızıyla konuşup ikna etmesini istedi. Kıza ilk soru, `Neden Hıristiyan olduğu?` sorusuydu. Kızın cevabı, Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü söylemiyle birebir örtüşüyordu. Kızcağız, tıpkı diyalogcular gibi, `Hıristiyanlar da cennete girecek diyen sizsiniz. La ilahe illallah diyen herkesin mutlaka cennete gireceğini söylüyorsunuz` dedikten sonra, `O zaman niye Hıristiyan olmayayım? Hıristiyanlık, İslama göre çok daha kolay bir din. Başörtü mecburiyeti yok, 5 vakit namaz zorunluluğu yok. Haftada bir kiliseye gitmek yeterli....
   
  Bu günkü kitapların bağlı olanları, ellerindeki kitapların esinleme ve mektup derlemeleri, olduğunu kabul ederlerken, bu CENNET nasıl bir CENNET.Bu CENNET KİMİN CENNETİ DİR.
 
ALLAH'IN CENNET ÖDÜLÜNE YOL GÖSTERSİN DİYE İNDİRDİĞİ KİTABA UYMAYARAK, BUGÜNKÜ KİTAPLARI İLE DE GİDEBİLECEĞİNİ BELİRTTİKLERİ CENNET KİMİN CENNETİ
Bugünkü kitap ile amel edenler, ELLERİNDEKİ SAHİP OLDUKLARI KİTAPLARIN 1900-2000 yıl önceki metinlerle aynı olduğunu söylüyorsa ve birileri de ADL siparişi uyarınca, BUGÜNKÜ tabirini kullanarak OGÜN BAŞKA KİTAP OLDUĞUNU vurguluyorsa, yani bugünkü kitapların ilahi olmadığını söylüyorsa ÇAĞIRDIKLARI CENNET KİMİN CENNETİ
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE...
  2 - BAKARA......111. Bir de; “Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet’e girmeyecek” dediler. Bu, onların kuruntuları! De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin.”
     
  DİYALOG VE HOŞGÖRÜ İKLİMİ KİTAP SİPARİŞİNİ VEREN,"ADL YAHUDİ ÖRGÜTÜ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  "BUGÜNKÜ" İLE KASTEDİLEN CENNETLİKLER KİMLER?....."BUGÜNKÜ CENNETLİKLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Bugünkü kitap ile amel edenler, ELLERİNDEKİ SAHİP OLDUKLARI KİTAPLARIN 1900-2000 yıl önceki metinlerle aynı olduğunu söylüyorsa ve birileri de BUGÜNKÜ tabirini kullanarak esasında aynı kitabı kasteddiğini biliyorsa OGÜN BAŞKA bir KİTAP OLDUĞUNU kabul ediyor demektir. Bildiğini kendisde belirtiyor.

"... Onlara verilen Tevrat ve İncil de, Kur'an gibi, Müslüman olmak için kendilerine inanılması gereken iki İlâhî Kitap'tı." Fovarit dergi röportajı

Kur'an'ın ayrıntılı kıldığını ve o kitaplar tarafından onaylandığını bilen kabul eden biri, oğullar isnat edilen, BABA TANRI, OĞUL TANRI eşitliği üzerine kurulmuş metinlerin meydana getirdiği kitaplarlada cennete gidilebildiğini söylüyorsa, GELECEĞİM SİZİ KURTARACAĞIM, BANA İNANMAYA DEVAM EDİN diyenin, kendine has birde CENNETİ OLMASI GEREKİR.
   
  Bunu benim yanım sıra, Fethullah Gülen de söylüyor, Yeni Ahitte bunun öyle olduğunu söylüyor
   
  "...Ne var ki, kutsal metinler tercüme edilirken ya da nesilden nesile aktarılırken aslî kaynaklar tahrif edilmiş ve ifadeler değiştirilmiş;..(Yeni Ümit ..sayı:75.-2007)
   
  "... Onlara verilen Tevrat ve İncil de, Kur'an gibi, Müslüman olmak için kendilerine inanılması gereken iki İlâhî Kitap'tı." Fovarit dergi röportajı
   
 

Yahudileri ve Hıristiyanları kınayan ve azarlayan ayetler ya Hazret-i Muhammed döneminde yaşayan ya da kendi peygamberleri döneminde yaşayan bazı Yahudi ve Hıristiyanlar hakkındadır.” (Küresel Barışa Doğru,Sf.45,Fethullah GÜLEN)

   
  “Kur-an'ı Kerim'in bazı ayetleri ve bazı Hadis-i Şerifler tarihi sürecini doldurduğu için bunlarla amel edilemez. Kur'an-ı Kerim'in gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat'ın hükümleri hâlâ geçerlidir. Bugünkü İnciller'e ve Tevrat'a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar.” (Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)
   
  Ogünü inanışın, PAVLUS öncesi inanışı ALLAH'tan indirilmiş olanla olduğu kendi kitaplarında da belirtiliyor. İmanlarının, Hz. Zekeriya Oğlu Hz. Yahya'nın bildirdikleri, tebliğ ettiklerine göre olduğunu söylüyorlar. PAVLUS'un yeni öğreti bu diye ortaya sürmek istedikleri, yeni yapılanma içine girdiği Efes'te de tepki ile karşılanıyor.

BABA TANRI, ve aynı özden ikinci OĞUL TANRI İNANCINA ÇAĞRILMALARI o güne kadar olan TEK ALLAH imanına tamamen ters olduğu için kabul etmiyorlar. Böyle bir DOGMATİK bir olgunun, İMANIN içine soluşturulmasına itiraz ediyorlar.Kendilerine Allah'a imanı öğretenin Hz.Yahya olduğunu belirterek her türlü delile itiraz ediyorlar. Kendilerine bize öğretti dedikleri Hz. Yakup, Hz. İsa'nın teyze oğlu/akrabası ve aynı yaştalar (Hz. Yakup 6 ay büyükmüş)

İtiraz ediyorlar çünkü; Hz.Yahya, Hz. Zekeriya'ya ALLAH TARAFINDAN müjdelenmiş. Doğması bir mucize (Hz. Zekeriya ve annesinin çocuk doğuramayacak yaşta iken, Allah'ın, Hz.Yahya'yı isim vererk müjdelemesi seçilmişliğine en güzel kanıttır) olarak gerçekleşmiştir.

Böyle bir aileden gelen bir Peygamberin daha sonra, Hz. İsa'ya gelecek, BABA TANRI-İSA TANRI-KUTSAL RUH ve bunların BİR'liği gibi, İMANI KÖKTEN DEĞİŞTİRECEK bir ayetten habersiz olması düşünülebilir mi?

Her imani konuda olduğu gibi iman esasları başlangıçtan bu yana birbirlerini destekler ve ayrıntılı kılar (KEMAL'E ERME) biçimde Allah'ın, indirdiği kitaplar da yer almıştır.Her kitapta, ALLAH TEK'tir ve ORTAK ve EŞ ve OĞUL yoktur diye, üzerine basa basa işlenmiştir.

Elbette Kutsal ruh birlikteliği onun adına vaftizler, kutsal ruhun mucizeleri gibi olgular aradan gelecek olan, "DİN BUDURLARA" YOL-YER AÇMAK/zemin oluşturmak içindir. Böyle bir inancın yerleşmesini isteyen, elbette ki; eski Ferisi, imanlı düşmanı, İman avcısı Dindar insanları cezalandırmaya giderken, "bana göründüler bende İSA İNANANLISI oldum" diyen PAVLUS
   
  Yukarıdaki düşünceleri, onların kendi bakış açılarına göre yazdıkları, kutsiyet yükledikleri mektupların satır aralarında, bile görebilirsiniz.
   
  Elçilerin İşleri (Acts)....19/1-2 Apollos Korint'teyken Pavlus, iç bölgelerden geçerek Efes'e geldi. Orada bazı öğrencileri bularak onlara, «İman ettiğiniz zaman Kutsal Ruh'u aldınız mı?» diye sordu.«Kutsal Ruh diye birinin varlığını duymadık ki!» dediler.
Elçilerin İşleri (Acts)....19/3 «Öyleyse neye dayanarak vaftiz oldunuz?» diye sordu.«Yahya'nın öğretisine dayanarak vaftiz olduk» dediler.
Elçilerin İşleri (Acts)....19/4 Pavlus, «Yahya'nın yaptığı vaftiz, tövbeyle ilgili bir vaftizdi» dedi. «Halka, kendisinden sonra gelecek Olan'a, yani İsa'ya inanmalarını söyledi.»
Elçilerin İşleri (Acts)....19/5 Onlar bunu duyunca, Rab İsa'nın adıyla vaftiz oldular.
   
  Kur'an'a göre Hz. Yahya konusu nedir diye bakarsak..
  ALLAH, Hz. YAHYA HAKKINDA BİZLERE ŞÖYLE BİLGİ VERİYOR.
  19 - MERYEM.......2. Bu, Rabbinin, kulu Zekeriyyâ'ya rahmetini anıştır.
19 - MERYEM.......3. O, Rabbine gizli bir seslenişle yalvarmıştı:
19 - MERYEM.......4. "Rabbim, demişti, ben, bende kemik gevşedi; baş, ihtiyarlk aleviyle tutuştu. Rabbim, sana du'â ile hiçbir zaman bahtsız olmadım.
19 - MERYEM.......5. "Doğrusu ben arkamdan, yerime geçecek yakınlar(ımın iyi hareket etmeyecekler)inden korktum; karım da kısır. (Ne olur) katından bana yerime geçecek bir veli lutfet.
19 - MERYEM.......6. "Ki, (o), bana ve Ya'kûb oğullarına mirâsçı olsun. Rabbim, onu beğendiğin bir insan yap."
19 - MERYEM.......7. (Allâh buyurdu): Ey Zekeriyyâ, biz sana bir oğul müjdeleriz, adı Yahyâ'dır. Daha önce ona hiç kimseyi adaş yapmadık (ondan önce kimseye bu adı vermedik.)"
19 - MERYEM.......8. (Zekeriyyâ): "Rabbim, dedi benim nasıl oğlum olur? Karım da kısırdır. Ben ise ihtiyarlığın son sınırına vardım."
19 - MERYEM.......9. Dedi: "Öyledir, ama Rabbin: 'O bana kolaydır, daha önce sen de hiçbir şey değilken seni de yaratmıştım' dedi."
19 - MERYEM.....10. "Rabbim, dedi, (öyle ise) bana bir işâret ver". "Senin işâretin, sapasağlam olduğun halde tam üç gece (ve gündüz) insanlarla konuşamamandır." dedi.
19 - MERYEM.....11. (Zekeriyyâ), ma'bedden kavminin karşısına çıkıp onlara: "Sabah akşam (Rabbinizi) tesbih edin!" diye işâret etti.
19 - MERYEM.....12. "Ey Yahyâ, Kitabı kuvvetle tut (Onun emirlerini uygula)." (dedik) ve ona çocuk iken hikmet verdik.
19 - MERYEM.....13. Katımızdan bir rahmet (bir acıma duygusu) ve temizlik de (verdik; o günâhlardan) korunan oldu.
19 - MERYEM.....14. Ana babasına iyilik ediciydi, baş kaldıran bir zorba değildi.
19 - MERYEM.....15. Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kaldırılacağı gün ona selâm olsun!
   
  Not: Selam barış demektir. "Seninle benim aramda bir sorun yok" demektir. İnsanlar arasına da selamlaştığımız da, "seninle barış halındeyim herhangi bir husumetim yok" demektir.Selamlaşmayı sürdürdüğünüz kişi, barış halinde olduğunuz kişi değil midir? Allah, "selam olsun" diyorsa, o kulun, ödüllendirileceğini bildirmiş oluyor. Hz. İbrahim'in ateşe atılmasında ki, Allah'ın, "ateşe selam ol" demesi de bu manadadır. Ateşe, Hz. İbrahim ile barış halinde ol ona düşmanlık yapma, sevgi ile karşıla denmiş oldu. Ateş, düşman olan yakıcılığını bıraktı. Serin oldu, serinlikle su olarak karşıladı.)
   
  Hz. İsa'yı duymadık demeleri balıkların ağaçta gezinmesi kadar, imkansız.

Çünkü; Hz. Yahya ile Hz. İsa yaşıt. Hz. İsa, Hz. YAHYA tarafından duyuruluyor .Hz.Yahya'nın mücize olarak hamile kalan anneden doğması, ismi ve kişiliği Allah tarafından müjdelenmiş olması Hz. Yahya'ya verilen önemin işaretleridir.

Allah tarafından, Hz.Yahya'ya verilen önemi, toplulukların algılayabilmeleri, resül olduğundan şüphe etmemeleri için mucizelerle gönderilmiştir. Bu kadar önem ve detay yüklenilen bir seçilmişten,/peygamberden, öğrencilerinin eksik bilgi almaları imkansız..

Hz. İsa, doğumu ve beşikten itibaren mucizeleri ile bilindiğine göre; Hz.Yahya'nın da mucizeler ile bilindiğine göre; her ikiside yaşıt ve akraba olduğuna göre; Seçilmiş ve üstün/ayrılacalıklı kılınmış iki ailenin üyesi olduklarına göre; birbirlerinden habersiz olup, farklı bildirimlerde bulunması/bulunmaları imkansız.

Sadece 6 AY FARKLILIKLARI var. Hz..İSA'ya İNDİRİLENDEN HABERİ var. Her İKİSİDE AYNI AYETLERLE AMEL ediyor.Aynı bölgede yaşıyorlar. Birbirleri ile akrabalar. Aynı ayetlerle öğretiyorlar.Sonra birden bire, TABAN TABANA ZIT BİR ÖĞRETİ, Hz. Yahya'nın haberi olmadan, Hz. Yahya duymadan MEYDANA ÇIKIYOR.

"TANRI İSA" iddiası, PAVLUS'UN önceleri bağlı olduğu YUNAN BOL TANRILI DİNİN kalıntılarıdır.PAVLUS'un öldürmekle, cezalandırmakla başa çıkamadığı dininin mensuplarını, kendi inançları üzerine oturtma çalışmasıdır. İşin ilginci, Hem Hz. İsa'yı diriltiyorlar/dirildi diyorlar, ama tüm düzenlemeleri, tüm öğretileri, bize gözüktü, özel meleklerini gönderdi, esinlendik diye kendilerine göre düzenliyorlar.

Dirildiyse, eti ve kanı ile geldi ise;
Öğrencileri de ona dokundu ise;
Diriliğini ve o olduğuna ikna için, çivi izlerini bile gösterdi ise;
Kendinin hortlak olmadığına, öğrencilerini ikna etti ise;
Ölmeden öncede birkaç defa "3 gün içinde dirileceğim" dedi ve "dirildim diye" ortaya çıktı ise;

Yuhanna (John)... 20/25 Öbür öğrenciler ona, «Biz Rab'bi gördük!» dediler.Tomas ise, «O'nun ellerinde çivilerin izini görmedikçe, çivilerin izine parmağımla dokunmadıkça ve elimi böğrüne sokmadıkça inanmam» dedi.
Yuhanna (John)... 20/27 Sonra Tomas'a, «Parmağını uzat» dedi, «ellerime bak, elini uzat, böğrüme koy. İmansız olma, imanlı ol!»

Neden birilerine gözükerek,özel meleklerini gönderek esinlendirme yapsın..Çıkardı ortaya, aslanlar gibi, ben dirildim işte ben Tanrıyım derdi, şüphesiz herkez de ona secde eder, Onu öldürmek isteyen Yahudi ve Romalılar da kaçacak delik arardı. PAVLUS'ta hayatında hiç görmediği İSA'yı görmüş olur belki de gerçek havarisi olurdu. "Ben onun en yakiniyim" diye de övünürdü.
   
  Elbette, gerçek tanıklık ve gerçekleri duymak, eski PAGAN inançlı Ferisi PAVLUS'un da işine gelmezdi."Göründü" demek, "özel meleklerini gönderdi" demek, ispat etmek zorunda olmadığı bir durum. Hele birde buna, kutsiyet kazandıracak ögeler/motifler katarak sunarsan "yemede yanında yat" olur.

Tüm uçan ve kaçanların Dünya var olduğundan beri sürekli kullandıkları yol.Gözlerini kapa,hayal et bildiklerini tara, üstüste bindir sonra "dün gece bana -görüktüler-" diye anlat.Yiyen yer yiyenler elde kalır. Yemeyenler işte kapı.Nasıl olsa uçurmak elde kalan müritlerin işi değil mi? Görmedikleri için, karşılaşmadıkları için beraberdik deseler o günlerde, birlikte yaşadıklarından önde gelenlerden şahit göstermek zorunda kalacaklar.

"İSA ile karşılaştığımız filancalar yanın da idi, gezilerde falancalar da yanımızdaydı
" gibi laflarla bir takım şahsiyetleri tanık gösterme zorunluluğu var.Ya da başkaları tarafından, bir yerlerde gelişen olaylar içinde adlarının geçirilmiş olma şartı var.(Örneğin;Randel Mc Craw Helms adlı araştırmacı, Who Wrote the Gospels?/İncilleri Kim Yazdı? kitabın da, "Markos'un, Hz. İsa'nın görgü tanığı olan hiç kimseyi tanımadığını" söylemiş. iddia onun.)

Bu durumu Pavlus mektubunda şöyle açıklıyor..Hiç isim yok.İşbirliği yaptıkları hariç. Yakup diye tanımladığı Hz. İsa'nın kardeşi ise esinlenmelerine karşı olduğu için Kudüs'te Pavlus'u "sen Hz. İsa yolundan insanları saptırıyorsun diye istemiyorlar. Pavlus'un ismini anması bende onlardanım demek içindir. (eğer Hz. İsa'nın kardeşi varsa -Yakup'sa- Kur'an'da ölmediği belirtilen, Hz. İsa ile kanlı ve canlı görüşmüştür.)

1 Korintliler (1 Corinthians).....15/6 Daha sonra da beş yüzden çok kardeşe aynı anda göründü. Onların çoğu hâlâ yaşıyor, bazılarıysa öldüler.
1 Korintliler (1 Corinthians).....15/7-8 Bundan sonra Yakup'a, sonra bütün elçilere ve en son, zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.
1 Korintliler (1 Corinthians).....15/9 Ben elçilerin en küçüğüyüm. Tanrı'nın topluluğuna zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim

Bu saydıklarımın hiç biri olmadığı için, (dirilmede dahil. Kur'an'a göre Hz.İsa çarmıhta ölmedi yerine başkası benzer gösterildi. Çarmıh olayından sonra Hz. İsa'yı görmüş olanlardan duyanlar, Pagan tanrı esaslı dinlerin etkisi ile 3 gün sonra dirildi efsanesini uydurmuş olsaler gerek) ispat etme derdi de olmadığı için, klasik haline gelen melekler geldi, ruhlar geldi ..vs.. yöntemi ile bu durum çözülmüştür.

Hristiyanlığı en çok etkilediği gözüken öğretilere ait 3 Pagan Tanrısı olan, Attis, Dionysos ve Mitra ölümlerinden 3 gün sonra dirildi efsanesi/yapıştırması ile Tanrılık payesi verilen ölümlülerdir.

Anadolu pagan tanrılarının ortak olan başka özellikleri de var.Bazıları şöyle imiş..
Her biri; Aralık 25 gibi doğmuş, Bakire olan Anne'den dünyaya gelmiş, Mağara gibi yerleşimden yerlerinden uzak yerlerde doğmuş, Şifacı, kurtarıcı, diriltici, ışık getirici cin çıkarıcı gibi mucize sahipliği ile donatılmış. Karanlığın güçlerine yenilmiş -ölüm sebepleri- kötü ruhlarla sürekli savaşmış. Yeraltı ölüler Dünya'sına gitmiş ve gelmiş -Cehennemi görmüş- Ölümlerin ardından, 3 gün sonra dirilmişler. Kurtarıcı tanrı ilan edilip, göksel Dünya'nın lideriliğine oturtulmuş, Yardımcılarının/Havarilerinin sayısı 12 (dir), Vaftizci ve vaftiz olmuş, Kendilerini insanlık için feda etmişler, onlar için var olmuş onlar için yaşamışlar, Her biri son akşam yemeği ile anılıyor
.İnceleyenler özetle böyle yazıyor.

İşte size neden, dirilmeye canlı şahitlik değilde, görünme yada esinlenme YOLUYLA TANIK olduklarını iddia etmek istediklerine örnek. İşte size mürid'in uçurma örneği.Elçilerin yazarı, Pavlus'u çok seven Luka'dan bir örnek.

Elçilerin İşleri (Acts)....19/12 Şöyle ki, Pavlus'un bedenine değmiş olan mendiller ya da peştamallar hasta olanlara götürüldüğünde, hastalıkları yok oluyor, kötü ruhlar içlerinden çıkıyordu.

Elçilerin yazarı, Pavlus'u çok seven Luka'dan bir örnekti..Pavlus'tan hemen hemen hiç ayrılmayan Luka'dan. Mektuplar uçakla gitmediğine göre, gelenlerde uçarak gelemiyeceğine göre, bir çok KUTSAL ESİNLENME mektuplarında da yanımda dediğine göre iyi bir eküri olmuşlar anlaşılan. Tabiki bu birliktelikte Markos'u da unutmamak lazım.

Filimun (Philemon).....1/23-24 Mesih İsa uğruna kendisiyle birlikte tutuklu bulunduğum Epafra, emektaşlarım Markos, Aristarkus, Dimas ve Luka sana selam ederler.
2 Timoteyus/Timothy..1/11 Yanımda yalnız Luka var. Markos'u alıp beraberinde getir. O, yapacağım hizmette bana yardımcı olur.

Bu tür putperes örnekler (Pagan esaslı, sihir büyü, buhur, tütsü, kötü ruh kovma..vs..) kitapların da oldukca fazla.Günümüzde de her tarafı sarmış olan, "bana geldi, ben gördüm" yaygaralılı/çığırmalı tipik uçurma, büyücülük ve şifacı örneği.
   
  PAVLUS'un söylemleri o kadar aykırı olmalı ki; "Hz. İsa kitap getirmedi, Hz. İsa, Hz. Yahya ve havarileri ESKİ AHİT'e göre amel ettiler, tebliğlerini ona göre yaptı" diyenler, Hz. İsa'nın, bağlı olduğunu söyledikleri, ESKİ AHİT'e göre amel eden, HAVRA'da bulunanları ikna edemiyorlar.Havrada bulunanlar hep putpresler olarak tanıtılıyor ama Hz.İsa gelmeden önce herkez gibi onlarda Eski Ahit dedikleri kitaba bağlı idiler.(Hz.İsa içinde Eski Ahite bağlı yaşadı diyenler onlar.)
   
  Elçilerin İşleri (Acts)....19/8 Havraya giren Pavlus cesaretle konuşmaya başladı. Üç ay boyunca oradakilerle tartışıp durdu, onları Tanrı'nın Egemenliği konusunda ikna etmeye çalıştı.
Elçilerin İşleri (Acts)....19/9 Ne var ki, bazıları sert bir tutum takınıp ikna olmamakta direndiler ve İsa'nın yolunu halkın önünde kötülemeye başladılar. Bunun üzerine Pavlus onlardan ayrıldı. Öğrencilerini de alıp götürdü ve Tiranus'un dershanesinde her gün tartışmalarını sürdürdü.
   
  Demek ki;Hz. Yahya'nın öğretilerine ve ALLAH'TAN İNDİRİLENLERE o kadar aykırı öğretilerle geliyorlar ki uzunca bir süre onları BABA TANRI - RAB TANRI - KUTSAL RUH BİR'liği konusunda ikna edemiyor.Demek ki; daha önce tabii olduğu, bol tanrılı Yunan, Pagan inançları ile ders vermeye geliyor ki; tepkiler üzerine oradan uzaklaşmak zorunda kalıyor
   
  Elçilerin İşleri (Acts)....19/10 Bu durum iki yıl sürdü. Sonunda Yahudi olsun Grek olsun, Asya ilinde yaşayan herkes Rab'bin sözünü işitti.
Elçilerin İşleri (Acts)....19/11 Tanrı, Pavlus'un eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.
   
  HIRİSTİYANLARA GÖRE "RAB NE DEMEK, KUL NE DEMEK" AYRINTILARI İÇİN BU BAĞLANTIYI KULLANABİLİRSİNİZ.
   
  VATİKAN .Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri .....................www.meryemana.net/meryem/tr/misc.php?id=20&par=9&td=11

454 Tanrı'nın Oğlu adı, Mesih İsa'nın Babası Tanrı'ya olan biricik ve ebedi ilişkisi demektir: O Baba'nın (Bkz. Yu 1, 14, 18, 3; 16, 18) ve Tanrı'nın Kendisinin (Bkz. Yu 1,1)  biricik Oğludur. Hıristiyan olabilmek için Mesih İsa' nın Tanrı'nın Oğlu olduğuna inanmak şarttır. (Bkz. Hİ 8, 37, 1 Yu 2, 23)

"...Çünkü kuzu Rablerin Rabbi, Kralların Kralıdır" (Esinleme 17:14). Mesih'in ikinci gelişinde elbisesinin üzerinde "KRALLARIN KRALI VE RABLERİN RABBİ" yazılı olacak (Esinleme 19:10).

(suhik_not: AMENTULARIMIZ AYNI DİYENLERE DUYURULUR. AMENTUYA KEFİL OLUP CENNETLİK DİYENLERE DE DUYURULUR.)
   
  2 Yıl sonrası bütün ASYA İLİ bu öğretiyi duydu ve kabul etti diyor. Aykırı öğretilerinin yapıldığı dersanelerinde konu işlenmiş ayrı grupların çalıması ile bu sorunu haletmişler. Tabiki dışlamalar, sürülmeler, onlara göre inatcı kafaların kötü ve sapkın ilan edilmesi ile PAVLUS İNANCINI Kudüs değil ama ASYA İLİ kabul ediyor.
   
  Asya ili nereleridir?Allah, Kur'an'ı Kerim'de Rum'ların (Rum ülkesi, Roma imparatorluğunu yönetiminde olan Anadolu'yu dolaysıyla Anadolu topraklarında yaşayanları tanımlıyor.) zafer kazanacaklarını bildirdiği, Pagan esaslı, Pavluscular elbette değildi. Böylece PAVLUS öğretileri ile "Allah'tan Hz. İsa'ya indirilmiş" olanın aynı olmadığını bir kez daha anlamış oluyoruz.
   
  Hz. İsa onlara gözükerek;
" ben ve havariler Eski Ahite bağlı kaldık ama bu bağlılığın yetersiz ve yanlış olduğunu anladım, BABA TANRI'yı da İKNA ETTİM, artık bana inanmanız, bana Tanrı demeniz, benim yaşamımı öğrenmaniz ve beni beklemeniz benim için yeterli, bu nedenle aranızda anlaşın, AHİTLEŞİN, yeni yeni antlaşmalar yapın, aranızda bol bol Ahitleşin ki; YENİ AHİT ortaya çıksın. Uzaklarda olanlar, ahitleşmelere, selamlı-sabahlı, özel istekli mektupları ile katılabilirler, sizin yazdıklarınızı benim nezdimde kabuldür..vs.."mü dedi...

Demiş herhalde, Gözüktü dedi din budur hikayesi... Gözükende onların gönülleri ne isterlerse onu söylüyor."Gönlüne versin diye" dua almışlar anlaşılan

İbraniler.........8/13 Tanrı, «yeni bir antlaşma» demekle ilkini eskimiş saymıştır. Eskiyen ve köhneleşen, çok geçmeden yok olur.

"BABA TANRI'ya da "benim esinlediklerim bunlar, aksaklıklar olabilir ama bu benim ilk denemelerim" derim KUTSAL RUHU da şahit gösteririm, sizler sonra gerekli düzenlemeleri konseylerde, konsillerde OY ÇOKLUĞU ile yaparsınız mı" dedi...

Hz. İsa onlara öyle dedide mi?; PAVLUS ve DİĞER metin yazar arkadaşları ESKİSİ HÜKÜMSÜZDÜR ilanı ile YENİ ANTLAŞMA budur diye, ortaya YENİ AHİT'İ SÜRME ÇALIŞMALARINA BAŞLADILAR..

Kim kiminle antlaştı da, CENNETİN VİZESİNİ aldı. Ahitler imzaladı da kurtuluşu garantiledi. Kim kiminle antlaştıda kurtulmayı sağlayacak olan kurtarıcıyı seçme hakkını aldı. Kimler kimle antlaştı da TANRININ yeryüzü temsilciliğine atandı.
   
  Dikkat ederseniz, Pavlus öğretilerini "ASYA İLİ duydu" diyorlar. Hz. İsa'nın dini tebliğ ettiği KUDUS'te duydu diyemiyorlar.Peygamberler bölgesindeki öğreti, Hz. Zekeriya, Hz.Yahya ve Hz.İsa öğretisi çerçevesinde gelişmekte, kendisinden sonra geleceği ellerindeki kitapta müjde olarak bildirilen, Hz. Muhammed için hazırlanmaktadır. Onlarsa, Antakya'da başlayan ve isimlerini de ona isnat ederek aldıkları dini inançlarını, Antakya'nın ötesine pek geçemeden, Kudüs çevresinde varlık gösteremeden yayılmışlardır.

Hiç bir din yoktur ki, tebliğ edildiği bölgeden çok uzaklarda merkezi olsun. Tebliğ yeri Kudüs civarı, tebliğ eden Nasralı İsa, Beytulahim'li çocuğun, (Papa 16'ncı Benedikt;"İsrailliler ve Filistinliler arasındaki diyaloğun tekrar başlamasını da Beytüllahimli ilahi çocuğa havale ediyorum.”) yeniden gelemesi beklenen yer Beytulahim / Kudüs ama dinin merkezi Vatikan gözüküyor.Bu bile, tebliğ edilenle, sonra edinilen arasındaki farkı ortaya koymaya yeterli. Bir zamanların dünyanın en büyük ülkesi KÜBA için söylerlerdi. Askerleri Dünyanın her yerinde, Hükümeti Moskova'da, mezarlıkları Avrupa'da, Başkenti Küba'da diye

Hz. Muhammed, Medine'de ama Müslümanlığın merkezi TEBLİĞİN yapıldığı MEKKE. "Kabe orada" denilebilir ama unutmayın ki, Hz. İbrahim zamanından beri (en azından) KABE orada ama Peygamberler ve dinin yayılma merkezleri, tebliğlerin yapıldığı yörelerde/farklı yerlerde.

O bölge dışında gelişimlerini sürdürdükleri okadar aşikarki yazdıkları mektuplardan belli. Esinleme kitabında şehirlere yazılan yedi mektubun adresine bakarakta yayılma bölgelerinin nereleri olduğu rahatca anlaşılabiliyor.

Esinleme (Revelation)....1/4-6 Ben Yuhanna'dan, Asya ilinde bulunan yedi topluluğa selam! Var olan, var olmuş ve var olacak olandan, O'nun tahtının önünde bulunan yedi ruhtan ve ölüler arasından ilk doğan, dünya krallarına egemen olan güvenilir tanık İsa Mesih'ten sizlere lütuf ve esenlik olsun...........

Tanrının gelecekte tayin ettiği olaylara muhatap gördüğü, hedef kitlesi olarak tayin ettiği yerler bile Kudüs dışında. O bölgeye ancak savaş ve yıkımla, kan dökerek girebileceğini kabullenmiş.(Esinleme kitabın da bu konu işleniyor)

Luka......21/20 «Kudüs'ün ordular tarafından kuşatıldığını görünce bilin ki, kentin yıkılacağı zaman yaklaşmıştır.
Luka......21/21 O zaman Yahudiye'de olanlar dağlara kaçsın, kentte olanlar dışarı çıksın, tarlalarda bulunanlar da kente girmesin.

Kudüs'ün içindekileri ile birlikte yok etmek isteklerini ortaya koyan kehanet maddelerindende o bölgeye giremedikleri anlaşılıyor. O derece Kudüs ve civarından kopuklar ki; Tanrılarının ağzından maddeler yazıp felaketlerle tehdit ediyorlar. Kudüs'ü yıkıp yerine Gelin dedikleri ama kendilerinden olan mühürlenmişlerin girebileceği Yeni Kudüs hayalini de işlemekten kendilerini alamıyorlar.Bakire bir şehir.

Esinleme (Vahiy/Revelation)...21/2 Kutsal kentin, yeni Kudüs'ün kendi GÜVEYİ için hazırlanmış süslü bir GELİN gibi, gökten, Tanrı'nın yanından indiğini gördüm.

Mektuplarındaki selamlar bile, İman bölgesinin, peygamberler bölgesinin dışındaki yerlere ait.
1 Petrus (1 Peter).....1/1 Mesih İsa'nın elçisi olan ben Petrus'tan, Pontus, Galatya, Kapadokya, Asya ili ve Bitinya'ya dağılmış ve buralarda yabancı olarak yaşayan seçilmişlere selam!
   
  Hz. İsa'nın onlara göre ölümünde hemen 20 yıl sonra Antakya'da PAVLUS ve arkadaşlarının öğretilerine dayanan bir kilise kuruluyor.Kendisine ŞEYTAN MUSALLAT olduğunu söyleyen birinin söylediklerinden hiç şüphe duymadan her dediği Tanrı sözü kabul edilen Pavlus'un etrafında topanıyorlar.

2 Korintliler.....12/7 Aldığım esinlerin üstünlüğüyle gururlanmayayım diye bana bedende bir diken, beni yumruklamak için bir Şeytan meleği verildi, gururlanmayayım diye.

Tarsus, civarında faaliyetlerini sürdüren Pavlus, din değiştirdikten sonraki adı ile SAUL kilisenin başına geçerek KUDÜS'ten, Hz. İsa'nın öğretilerinden farklı bir dini yaymaya başlar.

Hz. İsa'ya gelen, onun tebliğ ettiklerine göre, amel edenlerle Pavlus'cular arasında,
Antakya büyük çekişmelere sahne olur.

Pavlus'un yaydığı, dinin adı Yunanca Hristos = mesih anlamına gelen ve (Yunanca “Christos” ) Hristo'tan türetilen (Yunanca “christianos", "chrestianus") Hristianos'dur. Daha sonra Türkçede hıristiyan olarak adlandırılacak dinin temelleri, Peygamberler bölgesi ile, Hz. İsa'nın tebliğlerinin hüküm sürdüğü/yayıldığı bölge ile nerede ise sınır teşkil eden Antakya'da, böylece atılır.

(Hıristiyan kelimesinin teknik olarak oluşumu ise şu şekilde izah ediliyor. Bugünkü İncillerde bu kelime, Grekçe “Christos yanlısı” anlamınına gelen “christianos” şeklinde geçiyormuş. Christos tanımı, İbrânicede “kutsal yağ sürülmüş” anlamına gelen “Maşiah” (Mesîh) kelimesi, “gelecek olan Yahve'nin kutsanmışını" ifade ediyormuş, bunun da Grekçe'deki karşılığı olan “Christos” İncillerde Hz. İsa'ya lakap olarak verilmiş. Grekçe “Christos” ve Latince “ianos” ekinden oluşan “christianos kelimesi, daha sonra halk dilinde “chrestianus” şeklini almış. Türkçe söylenişi ile hıristiyan kelimesi, buradan kaynaklanmakta imiş).


Bu detaylar nereden, elbette kendi yazdıkları metinlerden oluşturdukları ve kutsallık atfettikleri Yeni Ahit'lerinden. Hz. İsa'nın ölümünden hemen, hemen 20 yıl sonra olan olay kitaplarında şöyle yer alıyor. Muhakka ki, özel melek esinlemesidir.Özel melek;"O yaşadığınız Tarsus seferinizi de kitaba yazmayı unutmayın" demiştir herhalde
   
  Elçilerin İşleri......11/25-26 Sonra Barnaba, Saul'u aramak için Tarsus'a gitti. Onu bulunca da Antakya'ya getirdi. Böylece Barnaba'yla Saul bütün bir yıl oradaki inanlılar topluluğuyla bir araya gelerek büyük bir kitleyi eğittiler. Öğrencilere ilk kez Antakya'da Mesihçiler adı verildi.
   
  Böylece Hıristiyanlık, Pavlus ekolü ve öğretisini içeren Hıristiyanlık; hemen hemen ilk kurulan kiliselerinın ötesine geçememiş, adeta orası bir sınır teşkil etmiştir.Pavlus esaslı din olan Hıristianlık, İman esaslı olan bölgede, kısa süreler, geçiş dönemleri, işgal zamanları, ve küçük bloklar dışında bütünen egemen din haline hiçbir zaman gelememiştir.
   
  İşte bu nedenle onlar için ARGEMEDDON SAVAŞI ÇOK ÖNEMLİDİR. Çünkü bu SAVAŞ ONLAR için O BÖLGEYE HAKİM OLMANIN, EGEMEN OLMANIN ANAHTARIDIR.
Vaad'cileri, onları orada bekleyeceğini söylemiştir.Altın çağı orada başlatacağını ve ALLAH'ın din gününden kurtuluşu orada ilan edeceğini bildirmiştir.

Vaad'ci de din gününden kurtulamıyacağını biliyor. O nedenle 1000 yıllık süre. Altınla yaldızladığı, ve kendilerinin asla istemedikleri, Din günü ile taraftar topluyor (1 gün=1000 yıl) Herkezin yaşayacağı Din gününü, Altın Çağ diye vaad ediyor.Kan, zülüm olmayan, adaletsizlik yapılmayan, altın ve paranın değeri olmayan bir çağ. Onların olduğu yerde, onların kurduğu/egemen olduğu bir sistemde bunların olmayacağına inanıyor musunuz?
   
 

Bugüne kadar, silah zoru işgaller, iç karışılık çıkartma, darbeler- ihtilal yaptırımalar, ucubeler ilan etmeler dışında o bölgeye İMAN ADINA SAHİP OLAMADILAR.Bakın kendi yazdıkları metinlerde bile neden helak olup lanetlendiklerini, tek sahip olabildikleri devletin yıkılmasını İMANİ YOLDAN ÇIKMALARINA BAĞLIYORLAR.

II Tarihler.....36/5 Yehoyakim yirmi beş yaşında kral oldu ve Yeruşalim'de on bir yıl krallık yaptı. Tanrısı RAB'bin gözünde kötü olanı yaptı.
II Tarihler.....36/9 Yehoyakin on sekiz yaşında kral oldu ve Yeruşalim'de üç ay on gün krallık yaptı. O da RAB'bin gözünde kötü olanı yaptı.
II Tarihler.....36/20 Kildan Kralı kılıçtan kurtulanları Babil'e sürdü. Bunlar Pers krallığı egemen oluncaya dek onun ve oğullarının köleleri olarak yaşadılar.

Bu nedenledir ki; 3000 yıldır kafalarına göre, hayallerindeki kurtarıcıyı bekliyorlar.Yukarıda sıraladığım, onları kurtaranları veya kurtarmak isteyenleri de, kendilerine hitap etmediği için kabul etmediler.Gelenlerin, fiziki kurtuluş yanında, birde imani kurtuluşa çağırdıkları için, peygamberleri kurtarıcı olarak kabul etmiyorlar.

ALLAH'tan, GELDİĞİ İYİCE BELLENSİN, ŞÜPHEYE DÜŞMESİNLER diye MUCİZELERLE DONATILMIŞ olarak gelen, Peygamberleri de kabul etmediler.Peygamberlerin kendilerini zulümlerden kurtarması, 12 kabileyi bir araya getirmesi de, anlı-şanlı devlet kurması da onların kurtarıcı ilan edilmesine / kurtarıcı olarak kabul edilmesine yetmedi. Gönderilen, hiç bir peygamberi kurtarıcı olarak kabul etmedikleri için, 3000 senedir KURTARICI BEKLEDİKLERİ rahatlıkla söylenebilir.

     
  Onlar, Dünya İman Çıtasını istedikleri gibi yerleştirebilmek. İMANIN TANIMINI KENDİLERİNE göre tüm Dünyaya kabul ettirebilmek.Kısacası ALLAH'ın NURU'nu söndürüp, peşinden gittikleri VAAD'cinin IŞIĞINI yakabilmek. Varlık BİR'liğini sağlamak, vaadci BİR'e hükümranlık yolunu açmak.
   
  İMAN ÇITASI NEDİR? NİSA SURESİ 136. AYETTE Kİ;"Ey iman edenler,İman edin" ÇAĞRISI İLE İLGİLİ YAZIYI BU SAYFADA OKUYABİLİRSİNİZ..
   
  ARGEMEDDON SAVAŞININ amacı İMAN ÇITASINI istedikleri gibi yerleştirebilmek.MEGİDDO OVASINDA yapılacağına inandıkları, Argemeddon savaşının hikayesi, esasında Hz. Adem'in, katil oğlunun hikayesidir. Katillik mesleğinin piri olan oğulun, genelleştirilmiş hikayesidir. Dava aynı davadır.AMAÇ İMANI YOK ETMEK, İMAN KISTASLARINI VAAD'CİYE UYGUN HALE GETİRMEK.
   
  ALLAH, KUR'AN'I KERİM'DE..
  2 - BAKARA......120. Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah'ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah'tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.
   
  Kur'an'ı Kerim'de, Peygamberlerine itaat etmeyen, Allah'ın emirlerine karşı çıkan, Rab anlayışını atalarından öğrendikleri biçimde ortaya koymakta ısrar eden topluluğa, ALLAH, Hz. ADEM'İN İKİ OĞLUNUN HABERİNİN OKUNMASINI EMREDİYOR. Allah' a olan imanın Hz. Adem'in Katil oğlu tarafından da benzer bir şekilde algılandığını anlatan ayetlerin okunmasını emrediyor.Sonucunun ne olduğunu iyice bilinmesi için.
   
  ALLAH, KUR'AN'I KERİM'DE..
  5 - MAİDE.......... 27. Onlara Âdem'in iki oğlunun haberini de gerçek olarak oku. Hani, ikisi birer kurban sunmuşlardı da birinden kabul edilmişti, ötekinden kabul edilmemişti. "Seni mutlaka öldüreceğim." dedi. Öteki: "Allah sadece takva sahiplerinden kabul eder." dedi.

5 - MAİDE.......... 28. Beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatmayacağım. Şu bir gerçek ki, ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım."
   
  Adağı, kabul olmayan oğul için iki seçenek vardı; Ya Allah'ın yolunda ilerleyerek, yani imanını artırarak yeryüzünde makbul ve muteber biri olarak, uyulan biri olacak yada adağı kabul edilen kardeşini öldürerek, yeryüzünde gerçek anlamda makbul, muteber biri kalmadığı için, makul ve muteber sayılarak uyulan biri olacak. O, ikinci yolu tercih etti böylece katil oldu.Katilliğin üstadı oldu.Katillik mesleğinin piri olarakta anılmaya devam ediliyor.

Artık çevresinde, imanı kendisinden daha üst olan kalmamıştı. Allah'a,gerçek anlamda imtihan için tekrar adak sunmasına da gerek kalmamıştı. Çünkü; herkesin de kabul ettiği gibi, yeryüzünde, kendisinden daha TAKVA'DA İLERİ OLAN biri kalmamıştı. Artık örnek alınan, sayılan, bilge biri olmuştu.Meğer ne kadar da kolaymış,Karga kadar bilgiden nasiplenmediği halde, ' yeryüzüne kalan, imanı en kuvetlilerden olmak/iman belirleyicisi olmak' . İmanı zayıflatır, yok eder kendi seviyene / kendi arzularının altına getirirsen, bu işi kıvırmışsın demektir.

Karga kadar bilgiden nasiplenmemiş,OLMANIN EZİKLİĞİNİ, Hükmettiğin grubun üzerinde, gücünü yetirdiğin her şeyin üzerinde, baskı kurarak, ezerek giderebilirsin. Yetmedi, tatmin duyguların yatışmadı ise;KERAMET HİKAYELERİ, RÜYALARLA, RİVAYETLERLE, ATALARDAN KALAN "EFENDİ DEDİYDİ Kİ" MİSALLERİ İLE NASIL OLSA KAPATIRSIN. Artık sen imanlı olanlarla, kafir olanları tasnif etme yetkisini edinmiş itibar gören, İman çıtasını dilediğin gibi yerleştirebilen bir efendisin.İnsanlar ya senin gibi inanırlar yada inançsızdırlar.Kuralları ve ittifakları sen kurarsın

Piyasaya/vitrine arzı-endam edileceğin zamanda, boynu bükük, gözleri yerde, mütavazi tavırlar sergilersin.Masum, mazlum, madur ve mahsunu canlandırmayı, Efendilerini ilk seçtikleri andan itibaren, yaşamının bir parçası olarak benimsemiş değiller mi?

   
  Anlaşıldığı gibi TAKVA YOLUNDAKİ TÜM DAVETLERİ ve DAVETCİLERİ reddedenler, İmanın çeşitli adlar altında, sayısız PEYGAMBERLERİN ÖNDERLİĞİNDE hüküm sürdüğü bölgeyi savaşla ele gecirmeyi planlıyorlar.

Belki; İNANNA ile,
Belki;İSİS-HORUS-OSİRİS ile,
Belki; FİRAVUN-RA ile,
Belki; Hz.Süleyman zamanında şahit oldukları zincirli İblislerle, Hz. Süleyman sonrası yapılan Duvarcılar Loncası ile,
Belki; meçhul tarihlerde kendileri gibi inanmayanlara ıslah etmek /ders vermek için kurulan İNANÇSIZLARA KARŞI İTTİFAKLARI ile bu işe milad vermişler yada o dönüm noktaları ile yol haritalarını oluşturmuşlar.
   
  DİNLERİN DİYALOĞU da bu amaca hizmet etmektedir. Allah'a olan asıl imanı kaybettirmek, (Dinlerin diyoloğa girmesi, özgün maddelerin bir araya getirilerek BULAMAÇ elde etmesi gibi birşey . Elde edilenin, güzelliği/kötülüğü ve tadı yiyene/yedirilene göre tanımlanan bir ürün çıkmıştır ortaya) ortaya çıkan / tayin edilen inanç değerlerine göre, yeni bir inananlar ordusu kurmak.

Vaktin geldiğine bazı çıkarımlarla karar verebilirler.Çıkarımları üzerine varsayımsal olarak yaklaşarak örneklersek;

Megiddo ovasında karşılaşacak olan iki ordunun tarafları, uzun yıllar sonucunda ortaya çıkmaya başlamıştır.Binlerce yıldan beri kuvvetler kazanılmış, BİR'liklerin oluşumuları ile kafa tutulabilecek SİMETRİK güç BİR'liği sağlanmıştır. BİR'liğin, Simetrik kuvvet olarak kabulleri yaptırılmış, her yerde güçleri hissedilir hale getirilmiştir.

Herşeye EGEMEN GÜÇ olarak hükmetmeye, olaylara yön vermeye muktedir hale gelinmiştir. Artık yeryüzünde insanlar kendilerine gerekli olan, ihtiyaçları olan herşeyi farklı isimlerlede olsa (evrenden, kozmikten, kuantumdan, efendiden, ipten, mumdan, taştan, uğurdan, büyüden..vs..) ALLAH'tan değil HÜKÜMRANLIĞINI KABUL ETTİRMEYE çalışan GÜÇTEN ister yada bekler olmuştur.

Bu çıkarımlar doğru ise artık VAAD'cinin "bu gün bende sizinleyim insanlardan sizi yenebilecek kimse yoktur" deme/tarftarlarına çağrı yapma zamanı da gelmiş (kaçıncı kez acaba) demektir. Ordularını toplama zamanı gelmiş demektir. Göreceği şeyleri görene kadar süren "bende sizinleyim vaadi" Zaten bir özelliği de vaad etmesi değil mi?
   
  ALLAH, bize yapılacak bu çağrıyı KUR'AN'I KERİM'DE BİLDİRİYOR.
  8 - ENFAL.......... 48. O zaman şeytân onlara yaptıkları işi süslemiş: "Bugün insanlardan sizi yenecek kimse yoktur, (korkmayın), ben sizin yanınızdayım!" demişti. Fakat iki topluluk birbirini görünce iki ökçesi üzerine (geriye) dönüp: "Ben sizden uzağım, ben sizin görmediğinizi görüyorum, ben Allah'tan korkarım, zira Allâh'ın cezâsı çetindir!" demişti.
   
  Bir tarafta, PAVLUS'un sözleri ile onun öğretisi üzerinde olanlar, diğer yanda da PAVLUS'un imanlarını yok etmek için çok gayret sarfettiği insanlar. Kısaca, bir tarafta; PAVLUS'a uyanlar / PALUS'cular, diğer tarafta; Allah'a, iman edenler ve bitaraf oldukları için bertaraf edilecek olanlar. (kendilerine bu uğurda hizmet etmeyen / kendilerinden olmayan herkez).

Eğer öyle değilse 3000 yıllık, Yahudilerin Kurtarıcı hayallerinin içinde işleri ne?Hz.İsa'nın dikkatli olmaları için uyardığı Ferisi kabilesinin mensubu olan Pavlusun, gerek Yunan, gerek Yahudi, gerek İsis-Osiris-Horus, gerek diğer pagan geleneklerinden elde ettiği bilgileri, inanç sistemlerinin içine sokması, Hz. İsa'nın tebliğlerinin yanına mektuplarını koyması nedeni ile Yahudiler ile aynı durakta bekliyorlar. Küresel bir beklenti içinde Yahudiler içinde bulunmaz bir fırsat.

ASIL AMAÇLARI, İMAN İLE DOLMUŞ KASEYE / ÇANAĞA girebilmek.Peygamberler bölgesine hükümran olabilmek, "o bölgeye hükümran olan herşeye hükümran olur", inancı ile orayı elde etmek istiyorlar. Dünyayı işgal etmiş olabilirler ama GÖZ KOYDUKLARI DEĞERLER açısından elde ettiklerinin hiç bir değeri yok.

Dünya'ya egemen olmak, o bölgeye VARLIKLARI İLE BİRLİKTE egemen olmaktan geçiyor.HERŞEYE EGEMEN olmak için o bölgenin kendilerinin olması gerekiyor.

Dünya'nın diğer kısımları onlar için, bu günlere gelebilmeleri için gerekli olan, finansman ve VARLIK BİR'likteliğini sağlayabilme araçları idi.

O bölgede yapılan karşılaşmada, topukları üzerine gerisin geri döndüren, varlıkları belki bu Varlık Birliği ile oradan tamamen sürüp Dünya'ya egemen güç haline gelebilirler. VAAD'cileri de, HERŞEYE EGEMEN TANRI olarak onlara dilediğini yapma iznini vererek KURTULUŞLARINI SAĞLAYABİLİR.

Vaad'cinin, herkezin yaşamak zorunda olduğu Din Gününü, ALTIN suyu ile yaldızlayıp 1000 yıllık ALTIN ÇAĞ diye önlerine sürdüğü de;
O, yalanın peşine düşünmeden, (kibir ve intikam duygularının engellediği/ körelttiği düşünce sahibi durumundalar)
"1000 yıl sonrası ne olacak demeden, ya vaadler yalansa" demeden,
Üstelik, "belki cayarız, biz caymazsak bile; gelecek nesiller cayabilir diye", vaadleri doğrulayan kitaplar yazarak peşine takılmadılar mı?

VAAD'cinin, "ben tanrıyım" (takılanlarda öyle olmasını arzu ediyorlar zaten.- Namuslu Namusuz gibi-), VARLIK BİRLİĞİ hepimzin kurtuluşu olacak türünden esinmelerine elbette kanacaklar.Duymak istediklerinin söylenmesi, insana şiir gibi geliyor.
   
  MEHMET AKİF ERSOY'DA DÜNYALARA DEĞİŞME DİYOR.

Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

   
  Onların amacı, ALLAH'I kızdırarak, kıyamet projesini öne aldırmak. (Haddimi aşmamak için onların inandıkları biçimde konuyu anlatmak istiyorum. O nedenle onların inanç tanımlarını kullanarak konuya değinmek istiyorum. Senaryo onların senaryosu olduğuna göre bir sakıncası olmadığını umarak/sanarak konuyu detaylandırmak istiyorum)
   
  Onlara, BABA TANRIYI KIZDIRARAK, savaş meydanına çıkartmayı planlıyorlar ( bu tür tarifler komik ve ayıplanma gereken karalamalar gibi gelebilir ama değil bakın kitaplarındaki tanımlara, tavırlara. Peygamberler onlar için kahin midir değil midir bakın, Tanrı kandırmak nasıl oluyor bakın, Tanrının habersizliklerinden nasıl bahsediliyor bakın, Tanrı nasıl ikna ediliyor bakın, Tanrı güreşte nasıl yeniliyor bakın, Peygamberler nasıl halkın yaka silktiği insanlar oluyor bakın, Peygamberlere oğulları tecavüz ediyormu bakın, Peygamber ölmemek için karısını peşkeş çekiyor mu bakın, Peygamber peşkeş çektiği karısı esasında kız kardeşi mi bakın, Pegamber kızları babaları ile yatıp çocuk sahibi oluyorlar mı bakın, Peygamber put yapıp toplumunun tapınmasına sunuyor mu bakın, Peygamber seçiminde nasıl hile yapılıyor bakın, Kutsal ilan edip kitaplarına aldıkları mektuplarında insanların isimlerine hitaben selam söyleniyor mu bakın, kişisel istekler, para istemeler,sitemler, bakırcılar var mı bakın ....vs... )
   
  ESKİ ve YENİ AHİT'TE PEYGAMBERLERE BAKIŞ AÇILARINI ve ONLARA YAKIŞTIRILAN ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Evet onlar için aynı özden oldukların söyledikleri 2 adet tanrı var. Konunun en başında, kitaplarından yapılan alıntıda, bu saptama açıkca gözüküyor. Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya çalıştıkları için, elbette geçiş döneminde, SALYANGOZU AÇIKTAN DEĞİL tezgah altından, ekmek arası, ortaya yapılan karışık olarak sunuyorlar.

İsa'nın önceliğini (öncesizdir diyorlar) kabul etmedikleri için, BABA TANRI ile aynı ÖZDEN ama aynı ANDA olduğunu yani her ikisininde öncesiz olduğunu söylüyorlar. Asla BABA TANRIDAN zaman açısından da olsa, oluştukları maddeden de olsa BABA TANRIDAN aşağıda olan bir TANRI İSA'yı telaffuz dahi etmiyorlar.

BABA TANRI ile her şartta her dalda EŞİT OLDUĞUNU belirtiyorlar, bunu da söz ile açıklamaya çalışıyorlar. Yani BABA TANRI varken, elbette SÖZ'de vardı.

Söz olmadan BABA TANRI olabilir mi
diyerek yolun en kıvrımlı yerini alıp "İŞTE O SÖZ İSA'dır" diyerek tanımlamayı tamamlıyorlar.Bu nedenle biz tek Tanrıya inanılanlardan sayılırız diyorlar. Diyorlar demesine de ama hiçte göstermek istedikleri gibi olmadıklarını da ilan ediyorlar.Müslüman mahallesinden çıktıktan sonra davranışları birden bire değişiveriyorlar.
   
  VATİKAN .Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri .....................www.meryemana.net/meryem/tr/misc.php?id=20&par=9&td=11

454 Tanrı'nın Oğlu adı, Mesih İsa'nın Babası Tanrı'ya olan biricik ve ebedi ilişkisi demektir: O Baba'nın (Bkz. Yu 1, 14, 18, 3; 16, 18) ve Tanrı'nın Kendisinin (Bkz. Yu 1,1)  biricik Oğludur. Hıristiyan olabilmek için Mesih İsa' nın Tanrı'nın Oğlu olduğuna inanmak şarttır. (Bkz. Hİ 8, 37, 1 Yu 2, 23)

"...Çünkü kuzu Rablerin Rabbi, Kralların Kralıdır" (Esinleme 17:14). Mesih'in ikinci gelişinde elbisesinin üzerinde "KRALLARIN KRALI VE RABLERİN RABBİ" yazılı olacak (Esinleme 19:10).

(suhik_not: AMENTULARIMIZ AYNI DİYENLERE DUYURULUR. AMENTUYA KEFİL OLUP CENNETLİK DİYENLERE DE DUYURULUR.)
   
  Öncelikle, TEK TANRILI DİN OLDUKLARI iddialarının geçersiz olduğunu, EN AZ "2. TANRIYA" ("KUTSAL RUH'u" yada "KUTSAL RUH BİR"liğini saymıyorum) İNANDIKLARINI bir kez daha vurgulayarak, irdeleyerek ortaya koymalı ki; yapmak istedikleri ve çağrıda bulundukları veya çağrıda bulunacakları oluşumun/birliğin, "asla ve asla" ALLAH'ın, YOLU ile bir ALAKASI OLMADIĞI, olmasının mümkün olmayacağı İYİCE ORTAYA ÇIKSIN.

"İbrahim'i dinleriz" kandırmacasının arkasına sığınanların; niyetlerinin, yapılarının ve maskeleri altındaki görüntülerinin ne olduğu İYİCE ANLAŞILABİLSİN.

İbrahimi dinler diye bir olgu yok
. Allah herkeze bir indirmiş değil. Hangisine uyarsanız geçerlidir diye delil de indirmemiştir. Tam aksine gönderdiği dinin, İSLAM olduğunu dolayısıyla, Hz. İbrahim'in de Müslüman olduğunu vahiy eymiştir.
   
  ALLAH, KUR'AN'I KERİM'DE..
  3 - ALİ İMRAN.....19. Şüphesiz Allah katında din İslam'dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın âyetlerini inkar ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir.

3 - ALİ İMRAN.....67. İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah'ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah'a ortak koşanlardan da değildi
   
  Müslümanları kandırmak, bizlerde sizin gibi TEK ALLAH'a inanıyoruz, AMENTULARIMIZ AYNI, bize gelin "BİR'lik" olalım HAVUCUNU kullanabilmek için, maskeler kullanıyorlar.

10-15 yıl öncesine kadar iftiharla kullandıkları, 2-3 tanrı söylemlerini, "yaldızlayarak", önümüze getiriyorlar."AMENTÜLERİMİZ AYNI" diye yapılan duyurular, Dinlerin Diyaloğuna yapılan davetler, CENNETLİK yapan fetvalar, tellaller, isevi-müslüman olan çığırtkanlar ve KUR'AN'I KERİM'in mealinden yapılan yönlendirmeler eşliğinde.
   
  SUAT YILDIRIM'IN "ESKİ ve YENİ AHİT YÖNLENDİRMELİ" KUR'AN KERİM, MEALİ İLE İLGİLİ YAZIYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Hemen söz'e başlamadan Müslümanlıktaki söze "OL" emrine değinelim..
   
  MÜSLÜMANLIK'TA "OL"
  Müslümanlıkta da yani imanın temelinde Allah'ın "OL" emrine inanç yatar. Söz "OL" demektir. "ALLAH dilemedikce siz dileyemezsiniz" demek ALLAH "OL" demedikce siz hiç birşeyi var-yok edemezsiniz demektir. (hiç birşey -enerji yada madde- yoktan var edilemez, varsa da/yaratılmışsa da yok edilemez) Allah'ın "OL" dediği herşey olur. Onların "Söz" dediğinden de bu anlaşılır ama Allah, hiç kimseye böyle bir yetki vermiyor. Eğer verirse başka İlahlar ilan etmiş olur.

81 - TEVKÎR........29.Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.

Allah'ın, "OL" demesi
ile olan herşey, belli kanunlar ve çerçeveler içinde hareket etmektedir zorundadır. ALLAH'tan BAŞKA İLAH olmadığı içinde, hiç bir şeyin "OL" deme hakları yoktur.

Allah'ın "OL" emri ile olan şeylerde sınırlar niyet ölçüleri gerekliliği kadar genişlik verilmiş. (bakarsan bağ, bakmassan dağ olur esneklii gibi) bir takım tercihleri yapma olanağı verilmişse (korumalar, kurtarmalar, uyarılar, dersler,ilim-bilim, öğreti, kültür mirasları, uyarıcılar ile kontrol edilen/oluşturulan) ise o zamanda o yetkileri kullanmadaki hataları (yönlendirmelerle rağmen) yüzünden mutlaka hesaba çekilecektir.Hiç burada, "söz" ile olanın sınırsız, hesapsız yetkileri var mı? Zaten "OL" demenin sonucunda olan herşey YARATILANDIR. sadce kendisine yüklenilen işleyişi devam ettirebilir. (Eşekse yük yüklenir, efendi ise biner. Biri taşıdığından dolayı hafiflenirken diğeri taşındığından dolayı yükle yüklenir)

ALLAH'ın ol dediği herhangi birşeyin, ALLAH'ın emri olmadan birşey elde edebilmesi mümkün mü? Asla değil.Sadece kendisine biçilen sınırlar içinde birşeyleri oluşturabilir / elde edebilir. Hz. İbrahim'in kuş görünümünde birşeyler yapması ve daha sonra ALLAH'ın ona can vermesi gibi. (Sınır çamurdan kuş görünümünde birşeyi yapabilmeye kadar.)
   
  HIRİSTİYANLIKTAKİ SÖZE DÖNERSEK..
  İSA olarak adlandırdıkları, BABA TANRININ SÖZÜ olarak kabul edilse bile, bir takım gariplikler, başa buyrukluklar göze çarpıyor.

Bu söz akıllı, kendi düşünceleri, kendi kararları var, yani bu sözün bilinci aklı fikri var. BABA TANRININ bir sözü olmaktan / ona bağlı olmaktan çok kendi başına hareket eden, planı gereği insan bedenine giren bir ikinci kişilik. "SÖZ" bir türlü ağızdan çıktığı gibi durmuyor. BABA TANRIDAN ayrı müstakil bilince sahip bir "SÖZ" ile ifade edilen 2. TANRI..

Hem İSA, BABA TANRININ "SÖZ"üdür diyorlar, hemde (yeryüzündeki) İsa tanrı değildir, TANRININ VUCUT ALMIŞ halidir diyorlar. Bu tanımlamada bile, 2. Tanrının varlığının ifadesi var.

Bu durumda,"SÖZ", BABA TANRI'da kaldığına göre; İSA'da vucud bulduğu söylenen, 2. TANRI. (Yeryüzündeki TANRI İSA'ya "SÖZ" demiyorlar ki)
Yüzündeki TANRI İSA, BABA TANRININ "SÖZ'ü" olsa, "Babam beni kurtarır "yada "bunu Baba'dan başkası bilmez der mi? "OL" der. Bilmesi gerekeni de, kurtarılması gerekiyorsa, kurtarılmayı da halleder.
   
  Oluşum da;İSA TANRI'nın "SÖZ" olduğuna iddialarına dayanarak; herşeyi bilmesi ve "OL" diyerek halletmesi gerekirdi.Tabii bu durumda, "Baba bende ben Baba'dayım" sözü de " Beni gören babayı görmüş olur" sözü de Hallacı MANSUR felsefesi gibi havada kalmış oluyor. Enel Hak'ın da, aynı telden çaldığını göstermekten öte bir anlam taşımıyor.
   
  Onların tanımları ile yeryüzünde bedenlenmiş bir TANRI VARSA, "İsa Tanrı'nın vucud almış halidir" deniliyorsa ve "o"/yer yüzündeki TANRI DENİLEN, "ben istemeden BABA TANRIYI göremezsiniz" diyorsa; BEN VE BABA TANRI ayrı müstakil birer TANRILARIZ demiş oluyor.

2 adet AYRI TANRI'ya TAPILDIĞINI ama fovarilerinin kurtarıcı olarak gelmeye söz veren OĞUL TANRI yani BİR, yani BİRİCİK, yani MESİH, yani KUZU, yani RAB, yani TANRI İSA olduğunu KİTAPLARIN da ifade etmiş oluyorlar.
   
  Eşit ve aynı özden oluşan OĞUL TANRI, planı gereği İNSAN BEDENİ ile Dünya da olmayı kabul ediyorsa, deme ki, UYGULAMAYA KOYULMAK istenen bir PLAN ve TARTIŞILAN bir KONU var demektir.

Planı gereği/planladığı için, bir şey kabul ediliyorsa, BABA TANRI'dan tamamen ayrı, muhakeme yeteneği olan, müstakil, TAPILMAYI bekleyen, KUVVETLENMEK isteyen, gerektiği kadar güçlendiğinde SAHAYA ÇIKMAYA hazırlanan, BİR'liğini kabul ettirdiğinde TAHT SAHİPLİĞİNİ ilan etmek isteyen, "TEK" olanında yetkilerini alarak (söz onun değil mi? söz o değil mi?) "TEK ve BİR" (artk o "TEK ve BİRİCİK" teki BİRİCİK olan değil, "TEK ve BİR" deki "TEK"'olanı da temsil etmeyi -Argemeddon sonrası- planlayan"BİR" olandır) olarak VARLIK BİRLİĞİ Hükümranlığını ilan edecek...vs.. BAŞKA BİR TANRI var demektir
   
  Eğer yer yüzündeki İSA, BABA TANRININ "SÖZ'ü" olsa diye bir mantık yürütürsek.(Tamamen onların kabulü üzerine. Yapmak istediklerini daha iyi ortaya koyabilme adına)
Bu durumda BABA TANRI "SÖZ" süz kalmış olmuyor mu?
BABA TANRININ, Kişiliği farklılaşıp, apısından bir eksiltme olmuyor mu?
SÖZ'ün nelere, nerede, nasıl...vs.."OL" diyeceğini beklemiş olmuyor mu?
   
  Yukarıda saydığım değişimler TANRI İSA'nın, BABA TANRININ sağında oturduğu zamanlar içinde geçerli (Markos (Mark).....2/19 Rab İsa onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrı'nın sağında oturdu.)
   
  Eğer İSA söz ise BABA TANRININ YANINA gittiğinde neden BABA TANRININ sağında oturuyor. BABA TANRI ARTIK SÖZÜNÜ kullanmıyor mu? BABA TANRININ SÖZ HAKKI yok mu?.

İbraniler................8/1-2 Söylediklerimizin özü şudur: göklerde, yüce Olan'ın tahtının sağında oturan, kutsal yerde, insanın değil, Rab'bin kurduğu asıl tapınma çadırında görev yapan böyle bir başkâhinimiz vardır.
Markos (Mark).....2/19 Rab İsa onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrı'nın sağında oturdu.
   
  Öncesiz ilk oluşta, İSA'NIN ÖNCESİZ olduğunu vurgulama için, BABA TANRI ile aynı özden, aynı anda olduğunu ispat edebilmek için, işte İSA "SÖZ'dü", söz BABA TANRI ile aynı anda oldu, "hiç sözü olmayan BABA TANRI olur mu?" diye açıklarlarken, şimdi nasıl oluyorda SÖZ'ü BABA TANRININ sağında oturtarak, İkinci bir kişiliği ortaya çıkarıyorlar.

BABA TANRI'yı SÖZ'e hakim değil ama yakın vurgusu yaparak "BABA TANRIYI SÖZ'süz bırakıyorlar.
İSA'ya "OL/SÖZ"'dür demek, SÖZE değişim hakkı tanımak, bilinç vermek, sözün değişebilirliğini savunmaktır ki, TANRININ sözü değişmezliğine ters tutumu/fikri yansıtır. O söz başka, bu söz başka demek "benim buradan dediklerim, oradan öyle mi? anlaşılıyor" demekle eş değerdir.
   
  İSA yani, "SÖZ" dünyada iken (Yeryüzündeki isanın Tanrı değil, Tanrının vücud almış hali olduğunu söylüyorlar) BABA TANRI yine, "SÖZ"süz kalmış olmuyor mu?

Eğer bu saydıklarım geçersiz ise yani BABA TANRININ YANINDA oturan (bilinç sahibi olan) SÖZ (anlaşıldığı kadarı ile sadece ismi söz), BABA TANRIDAN, ayrı ise;
ve BABA TANRI'nın da, her zaman 'SÖZ'ü kendisinise/kendinde ise; o zaman yine 2 ADET bağımsız "SÖZ" sahibi TANRI var demektir.
   
  TANRI BABA'nın yetkilerini aldığı için, İSA TANRI müstakil kendi başına hükümran, İKİNCİ TANRI OLARAK ortaya sürülmüş olmuyor mu?

"SÖZ" olan TANRI YAPISIYLA, "SÖZ'ün bir parçasını, bir kısmını BABA TANRI'da bırakmışsa ("SÖZ" kullanmada /"OL" demede uyum içinde olduklarını kabul ederek)yetki paylaşımı yapmış olmalarından dolayı 2. Tanrı olarak ortaya çıkarılmış olmuyor mu?

"SÖZ" TANRI olursa, Oluşumda da EŞİTLİK ve AYNI ÖZDEN olma varsa, BABA TANRININ "SÖZ"ünde de "söz" hakkı olmuyor mu?(Koseliler......1/16 Nitekim gökte ve yeryüzünde, görünen ve görünmeyen şeyler, tahtlar, egemenlikler, yönetimler ve hükümranlıklar, her şey O'nda yaratıldı. Her şey O'nun aracılığıyla ve O'nun için yaratılmıştır.)

BABA TANRI yanında "SÖZ" hakkı var demek, BABA TANRIDAN müstakil, bağımsız karalar verebilen, 2. TANRI var demektir.BABA TANRI ve "BANA İNANIN günahlarınızı affedeceğimi her ne yaparsanız yapın kurtaracağım" diyen VAAD'ci, bir 2. bir TANRI.

Hükümranlığını ilan edeceği zamanı kollayan, "TEK ve BİR" tanımlamasında "BİR" olarak geçen TANRI.. "TEK ve BİRİCİK" tanımlamasında "BİRİCİK" olarak geçen TANRI.. "ÜÇLÜ VARLIK BİR'liğinde" (BABA TANRI-RAB TANRI-KUTSAL RUH) "BİR" olarak geçen TANRI..
   
  İyi bir incelemeyle bu örnekleri yüzlere çıkartmak mümkün gözüküyor. Hele bunlara birde, KONSİL, KONSEY KARARLARINI EKLERSENİZ sayılmaya üşenilecek kadar örneklere kavuşmanız mümkün gibi.

Sonra birden bire "SÖZ" BİRİCİK OĞUL oluveriyor.Tanımlamalar da "TEK ve BİR" veya "TEK ve BİRİCİK" olarak gruplandırarak ifade ediyorlar.İki ayrı kuvvet olgusunu vurgulayarak kullanıyorlar.
   
  İnsanları, Tanrı ve biricik olmasına rağmen, kendisinden daha çok seven koruyan ve bu nedenle insanların tüm günahlarını affetmek isteyen, BABA TANRI'yla,
"OL" demekle "SÖZ" ile affedebileceği/yok edebileceği İnsanların günahlarını kefarretsiz Affetmeyen BABA TANRI'yla,

Koseliler......1/20 O'nun çarmıhta akıtılan kanı aracılığıyla esenliği sağlamış olarak yerde ve gökte olan her şeyi O'nun aracılığıyla kendisiyle barıştırmaya razı oldu.

İnsanların, günahlarının kefarretini kendisine yükleyip, bunun için Dünya'ya gönderip acı çekmesine sebep olan, BABA TANRI'yla..vs..GÖRÜLECEK HESABI OLAN BAĞIMSIZ TANRI.

Filipililer........2/6 Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı'ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı.
Filipililer........2/7-8 Ama yüceliğinden soyunarak kul özünü aldı ve insan benzeyişinde doğdu. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı.
Romalılar (Romans)....8/32 Öz Oğlunu bile esirgemeyen, O'nu hepimizin uğruna ölüme teslim eden Tanrı, O'nunla birlikte bize her şeyi de bağışlamayacak mı?

Esasında tüm kibri "insanlara ecde et" emrinden kaynaklanıyor. Dumansız ateşten yaratılanın, çamurdan yaratılanı hakir görmesinden kaynaklanıyor. İnsanların dirilme gününe kadar aldığı sandığı süreyi (esasın da Allah tarafından verilen süre Kıyamet gününe kadar) kibrinin eseri olarak dilediği gibi sürdürmeyi kar sayıyor.

Din gününden öteye gidemiyeceğini çok iyi biliyor. VAAD'LERİNE kanalara / Taraftarlarına vaad edebildiği süre 1000 yıl. Hiç zulme uğramadan adaletin hüküm süreceğini vaad ettiği süre, Din günü kadar (1 gün=1000 yıl).

Servetlerin para etmediği, altının değeri olmadığı, kurtla kuzunun yanyana durduğu, kanın hiç akmadığı, barışın ve sukunetin hüküm sürdüğü 1000 yıl. Onun, VAAD ismiyle, "ALTIN ÇAĞ", "din gününün" taraftar toplamak için deforme edilmiş, "bizden olun ödülünüz hazır" yaldızıyla parlatılmış ismi.Ahiretteki/Din gününde, Allah'ın, hakimiyetini bilen VAAD'ci, Altın Çağı ancak böyle anlatabilirdi.
   
  ENEL-HAK, TEK ve BİR, TEK ve BİRİCİK VARLIK BİRLİĞİ GÖRÜŞLERİNİN YER ALDIĞI "VAHDET-İ VUCUT" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
 

Umut fakirin ekmeğidir. Tüm planları birtakım türettikleri teorilere bağlı. "hayal ettikleri gibi herşey, Allah'tan, bir parça ise ve o parçaları bir araya getirebilirse, Komik bilinçte oluşur ve BİR'liğe uyarsa, Kuantum gerçekten olması mümkün olmayan şeyleri oldurursa....vs...

Özetle; yeterli güç, VARLIK BİRLİĞİNİ sağlıyarak elde edilebilirse, Din gününde kafa tutabilecek söz hakkı elde edebilinecek seviyeye gelinebilirse...vs....belki olur diyorlar.Dilediğin her şeyi yap, istediğin gibi yaşa, zulmet, kan dök sonra "1000 YILI uzatabilmek hatta sonsuza kadar uzatabilmek" ne güzel hayal..

Yuhanna..2/18 O'na iman eden yargılanmaz, iman etmeyen ise zaten yargılanmıştır. Çünkü Tanrı'nın biricik Oğlunun adına iman etmemiştir. (Demek ki Dünya da yapılan zülmün nedenlerinden biri de Vaad'ciye inanmayanlara kesilmiş olan ceza."ZATEN YARGILANMIŞTIR" diyorlar.

FİRAVUN'un TANRISI'da, Aynı şeyleri vaad etmişti, "gel bana uy, sana sonu gelmez saltanat" demişti ama arkasından eklemişti, "SAKIN ALTINSIZ GELME, ha! bir şey daha SAKIN VUCUDUNUN BÜTÜNLÜĞÜNÜ bozma, ben bunları halledemem."

Vaadlerine böyle sınırlamalar getiren VAAD'cilerin arkasına düşüp, KENDİLERİNİ CANLADIRACAĞINI zannedenleri, elbette anlamakta güçlük çekiyorum Hiç olmazsa ardına takılmadan, canlandırma için referans, iş bitirme belgesi bari isteseler.

(Hani eskiden minibüslerin arkasına yazarlardı -özellikle çok küçük olanlara- "Büyüyünce Otobüs olacağım" diye arkasına da eklerlerdi "Babam sağolsun")


Bu VAAD'ci de, "1000 yıl" diyor millet peşine takılıyor. Vaad edilen süre, iyi bir çınar ağacının ömrü kadar. Sonrası karanlık, sadece ateşin kırmızılığı var (Semaya dönp bakma imkanı da yok).

Sonsuz mutlu yaşam için,
herkezin yaşamak zorunda olduğu DİN GÜNÜ vaadi. 1000 yıllık Altın Çağ. Ya sonrası? Esasın da söylenenlerden de anlaşıldığı gibi; ödül olarak VAAD edilen, ALTIN VARAK ile yaldızlanmış, bir 1000 YIL SÜRECEK BİR YAŞAM YOK. Takipcilerine, VAAD edebildikleri, ALLAH'ın biçtiği/tayin ettiği ömür içinde, pervasızca yaşayabilme, özgürlüğüne sahip olma duygusu.Her şeye, izin aldım duygusu..

   
  VAAD'cinin BÜYÜK ÖDÜLÜ ALTININ GEÇMEDİĞİ, KURTLA KUZUNUN KARDEŞ OLACAĞI "ALTIN ÇAĞ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Neden TANRILARIN SAVAŞI olacak saptamamın çekirdek düşüncesi ortaya çıkıyor.
İşte bu noktadan itibaren, bugün dünyada yaptıkları zulmün, pervasızlığın dayandığı nokta ortaya çıkıyor.

Neden Argemeddon savaşını istediklerinin dayanak noktası beliriyor. Neden bunca yıldır gelen Peygamberleri ve kurtarıcıları kabul etmeyip, kafalarına göre kurtarıcı beklediklerinin altında yatan felsefenin / inancın ana direği ortaya çıkıyor.

Neden, İmani kurtuluş değilde güç yetirilemez bir saltanat, sonu gelmez bir yaşamın peşinden koşturuyorlar anlaşılıyor.VAAD'cinin varlığı perde arkasından beliriyor.

YUKARIDAKİ İRDELEMELERİ DEVAM ETTİRİRSEK OLUŞUMDA Kİ MANTIKLARI ŞU; (Bakın kitaplarına/kitaplarından verdiğim örneklere, Tanrı-Peygamber-Kitap anlayışları genel olarak nasıl, ne kadar saygı duyuyorlar, yapılan irdelemelerden farklı bir tanrı anlayışları varmı görün.İÇLERİNDE BİZİM ANLADIĞIMIZ BİR İLAHİLİK VAR MI?)

BABA TANRI ile OĞUL TANRI "SÖZ" kullanmada /"OL" demede UYUM İÇİNDE DEĞİLLERSE, BABA TANRI ile OĞUL TANRI arasında eşitlikten doğan birincilik kabulünün yer değiştirmesi için mücadele olmuyor mu?

BABA TANRI ile "SÖZ TANRI" arasındaki bu mücadele sonucu "evrende KAOS çıkması kaçınılmaz değil mi?.
SÖZ TANRI BABA TANRIYI SÖZ'süz bırakırsa yani SÖZ'ün BİTTİĞİ an/yer olursa, BABA TANRI evrende neye hükmedebilir, neye karar verebilir neye müdahele edebilir.

O HALDE..
Güreşte, "OL" "SÖZ"'ünü Kullanmadığı için YAKUP'u/İSRAİL'i YENEMEYEN TANRI, TAMAMEN SÖZ'süz kalırsa; İSRAİLOĞULLARININ KURDUĞU, İSRAİL'i nasıl yenebilir?.
Üstelik, Dinlerin diyaloglarıyla, ittifaklarla, katılımlarla, yönlendirmelerle sağlanan VARLIK BİRLİĞİ destekli, BİR'in Patronajlığında olan İSRAİL ORGANİZASYONUNU yenmesi düşünülemez.

ESAS TANRI dedikleri, BABA TANRI,Pasif olarak sadece yaratmayı başlatan olarak kalır ve sadece YARATAN olarak anılır (bazılarının sadece "Yaratan" olarak anması/işaret etmesi bu özlemden dolayıdır..Yaratmakla işini tamamlamıştır felsefelerini yayanların işaret etmek istediği budur)
   
   
 

Neden bunları sıralıyorum? iki Tanrının varlığına inanıyorlar bunun bir tanesini VAAD'cileri dediğimiz, onların TANRI İSA dedikleri, kurtarıcı olarak bekledikleri, İnsanlara, inanlara sunum ismi "MESİH" olan, TANRI MESİH.

Diğeri de her zaman uzak durdukları, Peygamberlerini öldürdükleri, alay ettikleri, onlara her türlü ahlaksızlıkları yakıştırdıkları, indirdiği kitapları hemen tahrif ettikleri, yetkilerini ve selahiyetlerini yazdıkları kitaplarla sınırlar getirdikleri, nitelendirme yapmaktan kaçınmadıkları, Hz. Yakup'a, yendirdikleri BABA TANRI.

Bu savaş TEK ve BİR'in savaşı olacak şekilde planlıyorlar.İŞTE hayallerinde yaşattıkları SAVAŞIN TARAFLARINI ortaya koyabilmek için Tanrı sayısını netleştirmek amacı ile yukarıdaki irdelemeleri yaptım. "BABA TANRI'yı kızdırarak savaş meydanına çıkartmak istiyorlar" sözüne açıklık kazandırmak için yukarıdaki birden fazla Tanrıya inanıyorları gösteren bilgileri sıraladım

   
  Leneardo Vincinin, Hz. İsa'nın ölümünden ~1600 yıl sonra (yine esinlenilmiş olsa gerek) çizdiği SON YEMEK TABLOSUNDA vurgulanan ve anlam kazandırılan ALTIN KASEYE SAHİP OLABİLMEK. Mısır Piramitlerinden, Antakya-Tarsus yayı üzerinde olan yerler kasenin / çanağın ağzıdır.Kasenin/ çanağın dibi ise MEKKE ve MEDİNE'dir.

İçi dolu bir çanak.;asıl hedef imanın merkezi olan, Allah'ın kentlerin anası dediği, kentlerin anasını uyardım dediği Mekke.
Tıpkı Kudüs'e yaptıklarını oraya da yapacaklar.
Mekke'ni, Medine'ni, ülkeni rehin almazlarsa, kutsal tapınaklarını nasıl inşaa edecekler.
O bölgeyi kutsal çanakları olarak görmüşlerdir.
İçi dolu bir çanak.
İçini istedikleri gibi, istedikleri ürünle doldurmak için önce boşaltmak zorunda oldukları kutsal çanak.
Armageddon savaşının yapılacağı yer ise; çanağa girişin / sahip olmanın kapısı.Şeytan şöyle dedi;"sizi yenebilecek yoktur bende sizinleyim.." .

Bu düşünceler çok uçlarda geziniyor diye garip gelmesin, Dünya'nın hangi ülkesine girmişlerde, oranın dillerine ve dinlerine saygı göstermişler. Misyonerlik diye bir mesleği alabildiğine geliştirmişler.Onların felsefesinde, onlardan olmayan herşey sapkındır.Dünya'ya ve olanlara İyice bakın, değerlendirin.
   
  DÜNYA İŞGAL HARİTALARINI, DİLLERİN - DİNLERİN değişimini, 3.BİN YILIN hedeflerini içeren'TEKRARI BOL OYUN GOP ve BOP' Sayfasına, buradan ulaşabilirsiniz
   
 

TANRI SÖZ KONUSU olduğunda da davranışları böyledir.
Yoksa kendi elleri ile yazdıkları kitapları, " TANRIDANDIR" diyebilirler mi? "Bu Tanrıdan" demekle, "Tanrıdan geleni düzelttik" demekle, "Tanrılarında" (kabul ettikleri) var oldukları SAPKINLIĞI DÜZELTMİŞ olmuyorlar mı? TANRI DA SAPAR demiş olmuyorlar mı?

Yeryüzünde TANRININ SÖZCÜLÜĞÜNE kendilerini atayanlar, "TANRININ (inandıkları) SÖYLEYEMEDİKLERİNİ biz söylüyoruz" demiş olmuyorlar mı?

EĞER, Hz. İSA'nın tebliğ ettiklerine, SAPKINLIK GÖZÜ İLE BAKMASALARDI, KENDİLERİNE MÜSLÜMAN OLMALARI İÇİN GÖNDERİLMİŞ KİTAPLARI tahrif ederek, PAGAN ÖĞRETİLERİ ESAS alan YENİ DİNİ ortaya sürerler miydi?

Hz. İSA'nın KİTAP GETİRMEDİĞİNİ, ESKİ AHİT'E GÖRE HAREKET ETTİĞİNİ ÖNE SÜRENLER, hemen Hz. İSA'nın ÖLÜMÜ'den SONRA YAZILMIŞ OLAN (1.YYıl içinde) MEKTUPLARIN KUTSALLIĞINA İNANIP peşine düşerler miydi?

HAYATINDA, hiç Hz. İSA'yı GÖRMEMİŞ OLAN, hatta belkide hiç görmemiş olanların kaleme aldıkları "İŞTE BU ONUN HAYATI" dedikleri kitapları, İMANIN ESASLARI OLARAK İLAN ederler miydi?

KİMİN YAZDIĞI belli olmayan / kimin tarafından ESİNLENİLDİĞİ bile bilinmeyen, İBRANİLERE MEKTUP (pavlus'un olmadığı kesinleşen) örneğinde olduğu gibi; kaynağı, yazarı doğruluğu meçhul olan METİNLERİ derleyerek kutsal damgası ile CENNET VİZESİ verdiğine inandıkları / savundukları kitaplarına dahil ederler miydi?

Yukarıda sıralamaya çalıştığım nedenlerden dolayı, onlar ve onlara uyanlar/uyacak olanlar Hz. Muhammed'e Peygamber gözü ile bakmıyorlar, Müslümanlığın ve Hz. Muhammed'in son peygamber olduğuna ve ilahi olduğuna inanmıyorlar,Kur'an'ı Kerim'in kutsallığına, Allah'tan geldiğini bildikleri halde itibar etmiyorlar.

Yeni kitaplarına bakıldığında, hemen hemen tüm Yahudiler sapkın ve iman düşmanı görülüyor. Ozaman şöyle bir soru ve çıkarım akla geliyor. Eğer, o günkü Yahudiliğin tamamen bozulduğunu söyleyip, Hz. Musa'ya ve Hz. Süleymana verilen kitaplardan (tüm peygamberlerin öğütlerinden) tamamen saptıklarını ve Hz.İsa'nın, sapkınlıkların giderilmesi için geldiğini kabul ediyorlarsa, Hz. Muhammed'in de bozulan dinlerini düzeltmek için gönderilmiş olabileceğini neden kabul etmiyorlar.

Elleri ile yazdıkları kitapların yok olmasına, gönülleri mi elvermiyor. Yoksa; VAAD'cinin hışmından mı korkuyorlar. Son umutlarında böylece yitirmek mi istemiyorlar?

Yeni Kitapların da hemen hemen tüm Yahudiler sapkın ve iman düşmanı görülüyor demiştik.Pekii! Hz. İsa'nın Eski Ahit'le amel ettiğini ileri sürdüklerine göre, Eski Ahit kitabını meydana getirip ona bağlı yaşayanlar kimler? O suçladıkları Yahudiler değil mi?

   
  Burada, Hz.İsa Kitap getirmedi, Eski Ahit'e bağlı kalarak yaşamını sürdürdü dedikleri halde, kendilerini sütten çıkmış ak kaşık göstermek için, o günkü Yahudileri tamamen tu-kaka olarak göstermelerinin yanlışlığını vurgulayabilme adına, bu görüşler dile getiriliyor. Yoksa o günkü Yahudilerin ne kadar sapmış olduğu Peygamberlere yaptıklarından belli. Hz.Yahya'yı öldürenler, Hz. İsa'yı öldürdük sananlar ne kadar imani yolda olabilir ki;Kendilerini imana davet eden herkezi ortadan kaldırmayı kendilerine vazife edinmiş olanların imani savunulacak nereleri olabilir ki.

Durumu o kadar ileri safhaya vardırmışlar ki; Hz. Zekerya, Allah'tan, geride kalanlara ve Yakupoğullarına, mirascısı olacak bir önder istiyor..Dikkat edin bir çocuk değil, imanı bütün olan, koruyup kollayacak birini istiyor. Eğer çocuk isteseydi, Allah, ona Hz.Yahyayı müjdelediğinde "bu yaşta benim ve karımın bir çocuğu nasıl olur" der miydi? Belki sadece, müjdenin, Allah'tan olup olmadığına emin olabilmek için o kanıtını isterdi. Oysa Hz. Zekerya, karısının kısır olduğunu bildiği için müjdeyi aldığın da bu işin imkansız olduğunu söylüyor. Demek ki, imani değerlere sahip çıkacak birini istedi ki "dualarım kabul oldu diye" sevineceği yerde "benim nasıl çocuğum olur" diye şaşırıyor.

Güveneceği sağlam bir imanlıyı bile bulmakta zorlanan Hz. Zekerya'nın durumu, Yahudilerin ve Romalıların ortamı ne hale getirdiklerini tam manası ile ortaya koyuyor.Çevresinde güven duyabileceği pek kimse kalmamış anlaşılan. Unutmayın Hz.İsa'yı ihbar eden/şikayet eden onun havarilerinden biri idi.
   
  Hz. Muhammed'in de bozulan dinlerini düzeltmek için gönderilmiş olabileceğini kabul etmeleri şöyle dursun, Hz. Muhammed'in tebliğ ettiklerini değiştirmemizi, hatta daha da ileri giderek, kendilerinin Hz. İsa'ya yaptıkları gibi İKİNCİ bir Hz. MUHAMMED İLAN etmemizi istiyorlar. Oluşturulan ikinci sanal kişiliğin ağzından çıktığı söylenecek uydurma cümleler ile KENDİ İSA'larının TANRILIĞINI kabul etmemizi istiyorlar. (Sanal kabuller istenmezse Hz. Muhammed onların istediğine nasıl şahitlik eder)
   
  Adana kilisesi açıklaması:"Hz. Muhammed ancak Kutsal Kitabın İsa Mesih ile ilgili tanıklığını kabul ettiği ölçüde Hıristiyanlar tarafından kabul görecektir. Aynı şekilde yine ancak Hz.Muhammet'in yaşamı ve öğretileri İsa Mesih'in çarmıhtaki kurtarışına tanıklık ettiği ölçüde Hıristiyanlar kendisini benimseyecektir".diyor.

Özetle diyorlar ki; "siz elinizdeki Kur'an'a ve vayhin yapıldığı Hz. Muhammed' inandığınız sürece, bizlere göre sizler sapkınsınız. Ne zamanki; Hz. Muhammed'i ve elinizdeki Kur'an'ı bizim dediklerimize eşitlerseniz yani onları yok ederseniz o zaman bizde, PEYGAMBERİNİZİN bizim gibi düşündüğü varsayarak kabul ederiz" diyorlar.
   
 
   
  KENDİ KUTSALLARINI hiçe sayan, KUTSALLARI ile dalga geçen, hatta alay eden, KUTSAL OLARAK ATADIKLARINI, sadece hedeflerine ulaşmak için HAVUÇ OLARAK kullananların, Hz. MUHAMMED'e, Müslümanlığa, KUR'AN'a, saygı göstereceğini mi sanıyorsunuz.
   
  BİZİM ÜLKEMİZDEN, BİZİM İÇİMİZDEN, BİZİM VATANDAŞIMIZDAN BİR ÖRNEK...
 
   
  İMANİ NE KADAR DEĞER VARSA, yok etmeden rahat edebileceklerini, tatmin olabileceklerini sanıyorsunuz.

VAAD'cilerinin KİBİRLENMESİNE son vererek, KİBRİNDEN vaz geçemeye RAZI GELECEĞİNİ mi zannediyorsunuz.

Hz. ADEM, yaratıldığında SECDE etmeyen, O KİBİRLİNİN, zincirlere bağlı olarak, Ademoğullarından Hz SÜLEYMAN'IN EMRİ ALTINDA çalıştığını unutacağını mı sanıyorsunuz.?

ADEMOĞULLARINDAN, Hz SÜLEYMAN'IN emri altına sokularak, zorunlu olarak yaptırılan SECDENİN İNTİKAMINI ALMADAN durulacağını mı sanıyorsunuz?

Hazır kendisine uyacak olanları bulmuşken. Vaadlerinin arkasına takılanları işbirliğine razı etmişken.Müjdesi bu kadar çok taraftar toplamışken neden bu işin arkasını bıraksın.
   
  ALLAH, KUR'AN'I KERİM'DE; Şeytanın tutumunu şöyle bildiriyor.Şeytan, önceleri TANRI İLAN edilmesini kabul etmemiş.Anlaşılan ortak koşulmak sonraları hoşuna gitmiş

14 - İBRAHİM......22. İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.”
   
  Sadece Hz. Adem, Hz Havva'nın olduğu ortamda, düşman olarak işaretlendiği halde, Ben doğru SÖZ'lüler denim diye, Hz.Adem ve Hz.Havva'yı, Uyarılara ve tembihlere rağmen kandırmayı başaran şeytan, kendisine papucunu ters giydirecek kapasiteye ulaşanları parmaklarda oynatır.Şeytan artık o seviyeye gelmiştir ki, getirilmiştir ki;"Ben şeytanım" desede, peşine takılıp onunla yol almak isteyen, tonlarca insan peşinden sürükleyebilir.
   
  Önce; ALLAH'a, olması gereken İMAN, totem inançlarında veya dinlerinde de ki, İKON TANRI inancına dönüştürülmüştür.Haliyle de dini ibadetlerde anılan "ALLAH" adı yerine Tanrı adı ön plana sessizce geçirilmiştir.
   
  ALLAH, "ALLAH" adıyla anılmanın önemini ve mecburiyetini bizlere şöyle bidiriyor...
  19 - MERYEM.....65. (O), göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunan şeylerin Rabbidir. O'na kulluk et ve O'na kullukta sabret. Hiç O'nun adıyla anılan birini biliyor musun?
   
  Allah, kendisini "ALLAH" adı ile anmamızı bizlere söylüyor. Buna rağmen, insanlar Tanrı adını ön plana çıkarıp oturttular. Pagan, put tanrılarına inanan insanlar ve buzağıları hala göğüslerinin içinde saklayan ve büyüten insanlar için, ilahlarını anma ismi değişmemişti. Önceden de andıkları ismin ardından TANRI diyorlardı, şidide değişen pek bir şey olmamıştı. BUZAĞI göğüslerin içinde olduğu sürece önemide yoktu. Böylece TANRI kelimesinden kastedileni sadece "göğüslerinin içi" bilecekti. Hem de tek ilahlı Peygamberli, ilahi Kitaplı "Din'le" de entegrasyonu sağlayarak, DİNLERİN arasındaki DİYALOĞU'da gerçekleştirmiş olacaklardı.
   
  ALLAH, mucizelerini (Büyücülerin bile "Allah'tandır" diyerek Firavun'dan gelecek işkenceleri ve ölümü göze alarak iman ettiren) göstere, göstere İsrail Oğularını, Firavun'dan kurtardığı halde; tam yakalanacakları zaman, denizi yaran kurtuluş mucizesini, beyinlerine nakşettiği halde, buldukları ilk fırsatta, Hz. Musa ile gönderilen bunca mucizeye reğmen, SAMİRİ'nin BUZAĞI'sına, GÖNÜLLERİNDE besledikleri BUZAĞIYA dönüş yapıyorlar.
   
  ALLAH, KUR'AN'I KERİM'DE..
  20 - TAHA......... 88. Böylece (Samirî) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. (Samirî ve adamları) “Bu sizin de ilahınızdır, Mûsâ’nın da ilahıdır. Öyle iken Mûsâ, (İlahını burada) unuttu (da onu Tûr’da aramaya gitti)” dediler.
   
  ESKİ AHİT 'de, GÖĞÜSLERE İÇİRMİŞ OLAN BUZAĞININ HEMEN CANLANDIRILDIĞINI SÖYLÜYOR. Yalnız bir farkla, dağlar kadar büyük bir farkla, imanı yok edecek bir farklaOnlara gör PUTU yapan Peygamber olan Hz.Harun. Ellerine geçen fırsatı değerlendirerek Peygamberlerini aşağlamak için ona bu yakıştırmaları heman yapıştırmışlar.
   
  Mısırdan Çıkış/Exodus......32/1 Halk Musa'nın dağdan inmediğini, geciktiğini görünce, Harun'un çevresine toplandı. Ona, "Kalk, bize öncülük edecek bir ilah yap" dediler, "Bizi Mısır'dan çıkaran adama, Musa'ya ne oldu bilmiyoruz!"
Mısırdan Çıkış/Exodus......32/4 Harun altınları topladı, oymacı aletiyle buzağı sizi Mısır'dan çıkaran Tanrınız budur!" dedi.
   
  GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ GÖĞÜSLERE İÇİRİLMİŞ OLAN BUZAĞI, HEMEN FAALİYETE GEÇİVERİYOR.

Öyle bir faaliyete geçiveriyor ki, kendisini yok etmek için gönderilen tüm ilahi değerleri, çamurlayarak zayıflatıyor,Öyle bir faaliyete geçiveriyor ki; imani esasları temelinden sarsıyor.
Öyle bir faaliyete geçiveriyor ki; tüm kavramları örterek, değiştirerek, sis arkasında bırakıyor.Öyle bir faaliyete geçiveriyor ki; endine has olan herşeyi yaldızlayarak, müjdeleyerek süsleyerek geliyor.
   
  İşte, Tanrı anlayışlarında ve peygamber anlayışlarında yaptıkları zayıflatmalar. Tanrı ve Peygamber algılamalarını, sıradan ama sihir ve güç sahibi bir olgu olarak gösterme çalışmaları. (Allah, tanımını kullanamıyorum çünkü Allah her türlü nitelendirmenin ötesinde ve mekandan münezehtir.)Selena gibi dizilerde işlendiği gibi..

Kahinlik ve kehanet yüklenilmiş sihirli güçlere sahip denilen olgular (adına Tanrı da dense, Peyamberde dense) esasında; bir yerleden/ birşeylerden yardım alan onlarla iyi geçinmek zorunda olanlar durumundandırlar. Eğer birşeye sihir isnat ediliyorsa; o isnat edilenden, daha güçlü bu işi sahip olan kontrol edenler var demektir.

Eğer,
o mucize gibi görünen şeyleri, kendi gücü, bilgisi ile yapsaydı ona sihir denmezdi. Çok kuvvetli, çok becerikli..çok bilgili..vs..denirdi.Sihir, kehanet, diyorlar, çünkü kendi gücü ile değil bir yerlerden, birileri tarafından kontrol edilen yaptırıcı gücü kullanıyor vurgusu için.
   
  Önce bir çelişki ile başlayalım. Ellerin deki kitapların ne kadar ilahiliğinin kalmış olduğunu/ne kadar ilahi denilebileceğini anlatabilmek için
   
  Eski Ahit yaradılış bölümünde, Peygamberlerin secereleri verilmekte, yani soy ağacı işlenmektedir. Buradan çıkan sonuca göre. Hz. Adem ile Hz. İbrahim arasında 1949 yıl var. Hz. İbrahim'de M.Ö. 2000/2050 tarihleri arasında doğduğu kabul edildiğine göre; Hz. Adem, yaklaşık M.Ö 4000 yılında yaratılmış oluyor.

Kilise tarihçisi Caesarea(M.S. 260-340) sadece Kitab-ı Mukaddes' teki bilgilere dayanarak, Hz. İbrahim' in M.Ö. 2016 yılında doğduğuna karar vermiştir. (Urfa/Göbeklitepe ve diğer arkeolojik tarihleri bimediği için "ya! bu işte bir yanlışlık var" diyememiş tabii)

Peki onlar yaartılış için diyiyorlar; Onlardan bazıları, M.Ö. 4004 yılında yaratıldığını söylerlerken, üç aşağı beş yukarı aynı rakkamı Yehova Şahitlerinde veriyor onlara göre, Tanrının şahitleri olarak (Yahvenin/Tanrının şahitleri) Adem ve Havva M.Ö. 4026 yılında yaratılmıştır diyorlar.

Esas mesele aradaki 10-20 yıllar değil asıl mesele, Hz. Adem'in ilk insan olarak yaratılmasından, tam 4-5 bin sene önce insanlar sosyal üniteleri olan bir şehir kumuşlar.Urfa, Göbeklitepe M.Ö.8000-10000 yıl önce varmış ve insanlar sosyal hayatı olan bir toplum halinde yaşıyorlarmış
   
 
   
  Eğer bu doğru kabul edilirse, Tanrı (Onların tanrı dedikleri) ne dediğini ve ne yaptığını bilmiyor demektir. Binlerce örnekten sadece biri. Bilinen en eski yerleşim yeri. Öyle bulunan, yüzbinlerce hatta milyonlarca yıllık, fosillerden, iskeletlerden değil yerleşim yerlerinden bahsediyoruz.

Kutsal dedikleri, tanrıdan dedikleri kitaplarını verdiği tarihten, binlerce yıl önce kurulmuş, toplumsal faaliyetlerin varolduğu, bir yerleşim yerinden bahsediyoruz. Bireysel sayılabilecek bir yaşamın olduğu, Ölü gömmenin bile bilinmediği bir dönemden çok devirler sonrası kurulmuş Göbeklitepeden bahsediyoruz İlk cinayet ve "Karganın" cinayet kurbanını gömmesi için katil kardeşe, fikir kaynaklığı yaptığı devirden değil.
   
  Neden bu konuya açıklık getirmiyorlar? Neden kitabımızın bu kısmı yanlıştır, "Allah, herşeyi bilendir yanılmaz" diyerek, en azından bu kısmı iptal etmiyorlar? Etmezler elbette; ellerindeki kitabın, Allah'la ilişkisi olmadığını onlar da biliyorlar. Zayıf, yanılan, bilmeyen Tanrı konusunda ısrarlı oldukları için, yani göğüslerdeki BUZAĞI meselesinden dolayı böyle bir girişimde bulunmuyorlar
   
  Kitapları ile bilinçlere yerleştirmek istedikleri kural çok basit.Kısa anlatımla;
PEYGEMBER NE KADAR ZAYIF OLURSA; TANRI'DA O KADAR ZAYIF/ BAŞEDİLEBİLİR OLUR. GEREKTİĞİNDE KAFA TUTULABİLEN OLUR,
PEYGEMBER NE KADAR ÇARESİZ KALIRSA;TANRI İLE YAPILDIĞI SÖYLENEN ANTLAŞMAYI İZAH ETMEK O KADAR KOLAY OLUR,
KİTAP NE KADAR YANLIŞSA, TANRIDA O KADAR YANILAN OLUR.
   
  TANRI FIRAT VE DİCLE'NİN DE doğduğu ADEN'E BİR BAHÇE YAPIYOR.. Henüz daha "SÖZ" yok "OL" yok ve TANRI Dünya da ve Fırat dolaylarında bahçe kuruyor. ( OĞUL TANRI, BİRİCİK OĞUL TANRI YOK.Dolayısıyla, MÜJDE DE yok.Hala tüm işlerle ilgilenen, Esas Tanrı.)

Bazı yerlerde sadece Tanrı bazı yerlerde ise Rab Tanrı geçmesi , Yatan ve öğreten arasındaki farkı vurgulamaktan ibaret Hala TANRI TEK TANRI. YAratma söz konusu olduğunda -gök ve yer yaratma gibi - TANRI olarak geçiyor, Öğretme söz konusu olduğunda -bahçe yapmak gibi- RAB TANRI olarak geçiyor.


Tekvin/Yaradılıs...2/8 RAB Tanrı doğuda, Aden'de bir bahçe dikti. Yarattığı Adem'i oraya koydu.
Tekvin/Yaradılıs...2/9 Bahçede iyi meyve veren türlü türlü güzel ağaç yetiştirdi. Bahçenin ortasında yaşam ağacı ile iyiyle kötüyü bilme ağacı vardı.

Bahçeye bakması için ADEM'İ bahçeye bırakıyor.

Tekvin/Yaradılıs...2/15 RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Adem'i oraya koydu.
Tekvin/Yaradılıs...2/16 Ve ona, "Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin" diye buyurdu,

Ama bir ağacı yasakladı. Dediki "bu ağacın meyvasından yersen KESİNLİKLE ÖLÜRSÜN"
Tekvin/Yaradılıs...2/17 "Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün."
   
  Bahçeye ADEM'İN, YILAN ismini verdiği hayvan bahçeye gelir. ("yılan sessizce sokulur" diyemiyoruz çünkü, sürünme emri ceza ile geliyor)

Tekvin/Yaradılıs...2/19 RAB Tanrı yerdeki hayvanların, gökteki kuşların, hepsini topraktan yaratmıştı. Onlara ne ad vereceğini görmek için hepsini Adem'e getirdi. Adem her birine ne ad verdiyse, o canlı o adla anıldı.

Tekvin/Yaradılıs...3/1 RAB Tanrı'nın yarattığı yabanıl hayvanların en kurnazı yılandı. Yılan kadına, "Tanrı gerçekten, 'Bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyin' dedi mi?" diye sordu.
Tekvin/Yaradılıs...3/2 Kadın, "Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz" diye yanıtladı,
Tekvin/Yaradılıs...3/3 "Ama Tanrı, 'Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz' dedi."

Yılan, tanrının YALAN söylediğini, KANDIRDIĞINI söylüyor. YALAN SÖYLEYEN TANRI olur mu demeyin oluyormuş.
Tekvin/Yaradılıs...3/4 Yılan, "Kesinlikle ölmezsiniz" dedi,
Tekvin/Yaradılıs...3/5 "Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız."

Meğer TANRI kendisine rakip istemediği için O ağacı yasaklamış. Ağacı yok edemeyen Tanrı, mecburen YALAN söyleyerek KANDIRMA yoluna girmiş. Herhalde başına gelecekleri bilen, herşeye tam hükümran olamayan Tanrı, OĞUL TANRI olmasın, MÜJDE gelmesin diye tedbirini almış.

"TEK ve BİR" olmaktansa, "TEK" olmak iyidir "SÖZ''de vermemeli diye düşünmüş olmalı. Dikkat edin, TANRI olarak adlandırdıkları olguya, kızılderili manitusu kadar güç ve bilgelik yüklememişler.

Zayıflıkları olan, başa çıkılabilir bir tanrı
. Kendisine çıkacak ORTAK TANRILARI ancak YALAN söyleyerek engelleme imkanı olan tanrı.
Bilgeli herhangi bir yoldan ele geçirildiğinde, TANRI ile mücadele gücü kazanabileceklerini sanan, KUTSAL KİTAP yazıcıları.Yüzüklerin efendisi gibi, Heryy Potter gibi.
   
  Yılanın dediğini yaparlar.Yasak olan meyvaya dokunurlar, dokunmakla da kalmazlar birde onu afiyetle yerler.Yılanın ilk söylediği olan, iyiyi ve kötüyü ayırabilme bilgeliğine de hemen kavuşurlar. Kendilerinin çıplak olduğunu görür görmez, kötülüğü örtmek için yaprakları kullanırlar. Böylece yılanın ilk söylediği doğru çıkar.(Kısadan hisse. Tanrının dışındaki öğretilere, sözlerede uyun. kötü gördüklerinize de uyabilirsiniz. "Tanrının sözü her zaman dinlenmemeli" aşısı..Her şeyi kendine göre yap elinde kalan kardır. Tanrı herşeye muktedir değil....vs...)

Tekvin/Yaradılıs...3/6 Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi. Kocası da yedi.
Tekvin/Yaradılıs...3/7 İkisinin de gözleri açıldı. Çıplak olduklarını anladılar. Bu yüzden incir yaprakları dikip kendilerine önlük yaptılar.Yılanın ikinci söyledii ne idi TANRININ dedii yalan ASLA ÖLMEZSİNİZ demişti. Öldüler mi? Hayır. NE KADAR yaşadıların cevabı yine kendilerinden..

Tekvin/Yaradılıs...5/5 Adem toplam dokuz yüz otuz yıl yaşadıktan sonra öldü.
   
  Her iki saptaması doğru olan herşeyin iç yüzünü bilen Yılan, Kulllarına egemen olabilmek için YALAN SÖYLEYEN TANRI motifi. Bu yaklaşımın sonucunda, ELOHİM yerine TANRI olarak anılan ANILAN YAHVE ortaya çıkar. Yatay geçiş.(ELOHİM, YAHVE geçişiyle ŞEYTANIN TANRILAŞTIRILMA konusunu daha geniş olarak "DÜALİST DİNLER" sayfasında görebilirsiniz) İMANA ve İNANÇLARA, ilahi değerlere nasıl bakıyorlar görün. Daha bu örnekler kitabın en başında yazmak ve eleştirmekle bitmeyecek PAGAN izleri taşıyan örnekler var.
   
  VATİKANA GÖRE; E.AHİTTE 2. TANRI İŞARETLERİ ve Y.AHİTTE TUTARSIZLIKLAR; konusunun işlendiği "DÜALİST DİNLER" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Yaratıcımız, Tanrımız dediklerine bu oluşumları, olguları yakıştıranlar, Yaratan dedikleri TANRILARINDAN korkmayanlar SIRTLARINI NEREYE DAYAMIŞ olabilirler. Nereden bu pervasız yakıştırmalar için kuvvet alıyor olabilirler. Hangi oluşumlar bunlara bu cesareti veriyor olabilir.NEDEN KURTARICI BEKLİYORLAR NEDEN KURTULMAYI AMAÇLIYORLAR YAVAŞ YAVAŞ NETLEŞİYOR GİBİ.

YARATANIMIZ DEDİKLERİ TANRILARINA, BU YAKIŞTIRMALARI YAPANLAR İNSANLARA NELER YAPABİLİR BİR DÜŞÜNÜN.
   
  Mekandan münezzeh, her türlü nitelendirmenin dışında olan Alemlerin Rabbi Allah yerine, kafalarına göre Tanrı figürü oluşturanlar elbette, örnek olarak atalarından kalanları yada o güne kadar geçirdikleri evrelerde yer alan öğretileri esas alacaklardır.

Çok tanrılı inancına sahip biri, çok farklı, çok değişik, yepyeni bir Tanrı figürü/heykeli yapmak istese, ne kadar özenirse özensin; yaptığı YENİ FARKLI TANRIYA vereceği karekter, güzellik, o güne kadar yaptıklarının, izlerini taşıdığı gibi yeteneğinin / kabiliyetinin sınırlarında kalacaktır. Bildiği herşeyi unuttuğu, onları devam ettirmediği sürece başarısı artacaktır.Soyut resmin ilk üstadları gibi.
   
  Kutsal Kitap yazıcıları için
TANRI NASIL OLABİLİR elbette o güne kadar öğrendiklerini, algılayabildikleri, hayal edebildikleri ölçüler içinde olabilir.
TANRI NASIL OLMALI elbette, erişilebilinir, güç yetirelebilir olmalıdır.

İşte; Kutsal kitap yazıcılarının öngörülerine göre, Sıcakların geçmesini beklemiş, AKŞAM SERİNLİĞİNDE bahçesini dolaşmaya YÜRÜYEREK çıkmış, olup bitenden haberi olmayan ama AYAK SESLERİ duyulan, TANRI tiplemesi
Tekvin/Yaradılıs...3/8 Derken, günün serinliğinde bahçede yürüyen RAB Tanrı'nın sesini duydular. O'ndan kaçıp ağaçların arasına gizlendiler.

TANRISINDAN kaçıp kurtulabileceğini sanan Bir Peygamber ve Onları görmeyen nerede olduklarını bilemeyen "Nerdesin" diye SESLENEREK kullarını arayan TANRI.
Tekvin/Yaradılıs...3/9 RAB Tanrı Adem'e, "Nerdesin?" diye seslendi.

Hala, olanlardan haberi olmayan TANRI, Adem'in "korktum, çünkü çıplaktım" cevabı üzerine durumu kavrar ve YASAK MEYVADAN yenildiğini ANLAR
   
  Hala, olanlardan haberi olmayan TANRI, Adem'in "korktum, çünkü çıplaktım" cevabı üzerine durumu kavrar. Çıplaklıklarını görebilmeleri için, körlüklerinin yok olması gerekir, körlüklerinin de yok olabilmesi için, yasak meyvanın yenmiş olması gerekir, irdelemesi sonucu YASAK MEYVADAN yenildiğini ANLAR.

Yılan, gözler açılacak derken de ve ölmezsiniz derken de doğruyu söylediği, Kutsal ilan edip, ilahi dedikleri kitaplarında böylece yer alır. Özetle, yılan ölmezsiniz dediğinde de, gözleriniz açılacak dediğinde de doğru söylemiş olur. TANRI'nın, "Ölürsünüz" derken yalan söylemiş olduğu da, bilgelik ağacının TANRI' yaptığını konusunu da saklayarak yalan söylediği kitaplarda kayıt altına alınmıştır. (elleri ile yazdıkları kitaplarında züğürt tesellisi olaylar)
   
  Doğrucu çıkan yılan, yalanı çıkan TANRI tarafından cezalandırılır.Helak olmuş olanlar, defalarca yok edilenler, cezalandırılanlar bu bakış açısına göre aslında doğru hareket edenler olabileceği gibi TANRININ kendisini aklama gayretlerinide içeriyor olabilir. Yardanım, Tanrım dediklerine bu zaafiyetleri yakıştıranların ve bu yakıştırmaların devamlılığı için gayret gösterenlerin başka ne türlü niyetleri düşünceleri olabilir.
   
  Tekvin/Yaradılıs...3/13 RAB Tanrı kadına, "Nedir bu yaptığın?" diye sordu. Kadın, "Yılan beni aldattı, o yüzden yedim" diye karşılık verdi.
Tekvin/Yaradılıs...3/14 Bunun üzerine RAB Tanrı yılana, "Bu yaptığından ötürü Bütün evcil ve yabanıl hayvanların En lanetlisi sen olacaksın" dedi, "Karnın üzerinde sürünecek Ve yaşamın boyunca toprak yiyeceksin.
Tekvin/Yaradılıs...3/15 Seninle kadını, onun soyuyla senin soyunu Birbirinize düşman edeceğim.Onun soyu senin başını ezecek, Sen onun topuğuna saldıracaksın."
   
  Böylece kibri yüzünden Yaratandan dolayı Yaratılan Hz. Adem'e secde etmeyen şeytanda aklanmış oluyor. Kibri nedeniyle "ben çamurdan yaratılmışa secde etmem" diyen şeytan yerine yılan kovulmuş gösterilerek tüm suçlamalar ve lanetler onun üzerine çekiliyor. Günah keçisi oluyor. Şeytan ise SELENA dizisindeki gibi muzurluklarına sevimlilikler katarak, ceza almadanhatta zaman zaman ayın başarıları ödülünü alarak mükafat alan ve taraftar toplayarak devam ediyor.(Tabiki sadece selana değil. Birden bire, ekranları işgal eden onlarca benzeri diziler..Ne kadar çok hayatımızın içlerine girmişler değil mi? )

TANRI KATINDA muteber ve sözü sayılanlar arasında faaliyetlerini sürdürüyor. Tanrı ile hiç irtibatını kesmeyip faaliyetleri hakkında da sürekli raporlar veriyor, birifinklere katılıyor.Bu söylediklerimi bu oynadıkları tehlikeli oyunun/stratejinin cümlelerini kafadan atarak söylemiyorum.Asıl amaçları ALLAH'IN NUR'unu söndüreceklerini sanmak olanların kendi elleri ile yazdıkları kitaptan söylüyorum..

Dünya seyahatinden yeni dönen şeytan, Rab'bı gelmişken bir uğrayayım havasında ziyaret eder. Dünyadan ve olup bitenden, 'bi-haber olan Tanrı, şeytana "Nereden geliyorsun?" der. Şeytan'da, "Dünyada gezip dolaşmaktan" der. Onların satırlarından okuyalım....
   
  Eyup......1/6 Bir gün ilahi varlıklar Rab'bin huzuruna çıkmak için geldiklerinde, ŞEYTAN da onlarla geldi.
Eyup......1/7 Rab ŞEYTAN'a, "Nereden geliyorsun?" dedi. ŞEYTAN, "Dünyada gezip dolaşmaktan" diye yanıt verdi.
Eyup......1/8 Rab, "Kulum Eyüp'e bakıp da düşündün mü?" dedi, "Çünkü dünyada onun gibisi yoktur. Kusursuz, doğru bir adamdır. Tanrı'dan korkar, kötülükten kaçınır."
Eyup......1/9 ŞEYTAN, "Eyüp Tanrı'dan boşuna mı korkuyor?" diye yanıtladı.
Eyup......1/10 "Onu, ev halkını, sahip olduğu her şeyi sen çitle çevirip korumadın mı? Elleriyle yaptığı her şeyi bereketli kıldın. Sürüleri bütün ülkeye yayıldı.
Eyup......1/11 Ama elini uzatır da sahip olduğu her şeyi yok edersen, yüzüne karşı sövecektir."
Eyup......1/12 Rab ŞEYTAN'a, "Peki" dedi, "Sahip olduğu her şeyi senin eline bırakıyorum, yalnız kendisine dokunma." Böylece ŞEYTAN Rab'bin huzurundan ayrıldı.
   
  Şimdi anladınız mı? Şeytanın, TANRI KATINDA ne kadar saygın görmek istediklerini.Cennetten kovulanın neden yılan olduğunu? Esasında; Allah'la, ilişkisi kalmayanların, Allah ile ilişiğinin kalmasını istemeyenlerin, Allah'a imani yaklaşma için hiç çaba sarfetmeyenlerin (Samirinin buzağısı gibi) yapabileceği şeyleri yapıyorlar.
   
  Hani hep anlatılan bir hikaye vardır, Esasında; Şeytan BAŞ MELEKMİŞ diye başlayan, dayanağı olmayan İsraliyat denen aynı kitaplarında yaptıkları gibi TANRI, ŞEYTAN eşitliğinin alt yapısını oluşturma çalışmalarından biri.

Şeytana İlahi katta değer kazandırmak isteyenlerin yaydığı atalardan-atalara aktarılmış olan soğuk kış gecelerinde anlatılan uydurmalardan biri.. "Bak herşeyi bilerek, bu isyanı yaptığına göre; dayandığı bildiği bir kuvvet yada isyanın altından kalkabilmesini sağlayacak olan bir gücü vardır " görüşünü inançlarının bir parçası yapmak isteyenlerin hikayesi.

Hiç bir meleğin, Allah'a isyan etmesi düşünülebilir mi? Yaratılış gayelerine ters düşer, onlar kayıtsız şartsız Allah'a itiat etmekle yükümlüdürler. Ayrıca, Şeytan neyi biliyorda neyi meleklere öğretmiş olabilir. Melekler, tüm isimleri Hz. Adem'den öğrenmedileri mi? Allah'a, "sen ne öğretiysen biz onları biliriz" demediler mi? Şeytan neyi biliyormuş hiç bir şeyi.

Şeytanın kibri ve benliği var bu nedenle yaptıklarından dolayı hesaba çekilecek. Meleklerin ise kibir gibi duygusal olguları yok. Sadece emredileni tam olarak yapmakla mükellefler.Unutmayın, Cehennemin yakıcı ateşinde görev yapanlarla, Cennetin ferahlığında görev yapacak olanlar, o görev kendilerine verilmiş olan melekler. Şeytan ise uyanları ile birlikte, görevli Meleklerin (Malik) hiç etkilenmediği Cehennemin ateşinde kavrulacak.
   
  Onlara, ALLAH'A KAFA TUTMUŞ hayali bir olgu gerekiyordu, Yoksa onlarda biliyorlar kendilerine gelen/gelmiş olan ilahi kitaplardan bunun böyle olmadığını. Ortaya attıkları bu sanal kuvvetin gerçek olması temennisi ile bu olguya sımsıkı sarılmış olarak ilerliyorlar. Ne kadar sımsıkı sarılmış olduklarına bir örnek.Çıldırmış bunlar dedirtecek bir örnek.
   
  BAŞKA TANRILARA TAPAN PEYGAMBER.
  Kafir peygamberleri var mı/olur mu?. Ahitcilere bakarsanız Put yapan, ensest ilişki kuran, oğlunun ,kızının tezavüzüne uğrayan Peygamberler olduğu gibi BAŞKA TANRILARA TAPAN peygamberleri olduğunu da söylüyorlar.Tabii kimin kafiri diye de sormak lazım?

Allah'a imanını bozan başka Rab'ler edinen
her varlık, Allah'a göre Kafirdir. İmanlı olan her varlıkta, şeytanın kabullerine göre sapkındır kendi yolunun kafiridir.

Şeytan için insanların ölmesi yada ölmemesi önemli değildir.O eylemler yeryüzündeki ortakları/temsilcileri için önemlidir. Şeytan için asıl olan, yaratılanların "Allah'a olan imanını" kaybetmesidir.
   
  1 Krallar (1 Kings)...11/3 Süleyman'ın kral kızlarından yedi yüz karısı ve üç yüz cariyesi vardı. Karıları onu, yolundan saptırdılar.
1 Krallar (1 Kings)...11/4 Süleyman yaşlandıkça, karıları onu başka ilahların ardınca yürümek üzere saptırdılar. Böylece Süleyman bütün yüreğini Tanrısı RAB'be adayan babası Davut gibi yaşamadı.
1 Krallar (1 Kings)...11/5 Saydalılar'ın tanrıçası Aştoret'e ve Ammonlular'ın iğrenç ilahı Molek'e taptı.
1 Krallar (1 Kings)...11/7 Yeruşalim'in doğusundaki tepede Moavlılar'ın iğrenç ilahı Kemoş'a ve Ammonlular'ın iğrenç ilahı Molek'e tapmak için bir yer yaptırdı.
1 Krallar (1 Kings)...11/9-10 İsrail'in Tanrısı RAB, kendisine iki kez görünüp, 'Başka ilahlara tapma!' demesine karşın, Süleyman RAB'bin yolundan saptı ve O'nun buyruğuna uymadı. Bu yüzden RAB Süleyman'a öfkelenerek,
1 Krallar (1 Kings)...11/11 "Seninle yaptığım antlaşmaya ve kurallarıma bilerek uymadığın için krallığı elinden alacağım ve görevlilerinden birine vereceğim" dedi,
   
  Hem Süleyman'a kafirlik yakıştırması yapıp, bizim yolumuzdan ayrıldı tu-kaka diyorlar, hemde Onun tapınağı yapılmadan o tapınak olmadan kurtuluş olmaz Argemeddon savaşı başlamaz diyorlar. Bu nedenle, Tapınaklarının, üstünde olan Mescid'i Aksa'nın altını oyuyorlar.

Orada ne arıyor olabilirler? Tapınaklarında, sunaklarında unuttukları birtakım kutsal saydıkları işaretler mi var? Duvarcılardan izler mi arıyorlar? Yoksa zincirli şeytanın hala orada olduğunu mu düşünüyorlar? Her şeyi büyü, sihir, tılsım gözüyle bakanların böyle düşünmesi de normal olsa gerek.
   
  Zaten onlar artık Tanrılarına İsrail'in RAB'bı der olmuşlar.Yaradılış bölümünde ki Tanrı ve Tanrı Rab yerine, artık İsrail'in Rab'bı tanımını kullanıyorlar. Sadece İsrail'lileri seven, onları koruyacak olan diğer uluslara kök söktürüp üzerlerine kükürt ve ölüm yağdıracak olan İsrail'in Rab'bı.Her ülkenin her ulusun elde edemiyeceği bir ayrıcalık olsa gerek.
   
  Peki burada şu soru akla geliyor.Kur'an'ı Kerim Hz.Süleyman için "büyücü değildi, o sapmadı"(Bakara 102) diyorsa, Ahit kitapların da Tanrı diye işaret ettiklerine ve diğer peygamberlere, yapılan aşağılıyıcı nitelendirmeler de ortada ise;

O halde, Yahudilerin Tapılmasını istediği Tanrı kimdir?
Hz. Süleyman'a, öfkelendiği söylenen tanrının kimliği nedir?
Hz.Süleymanın iman etmesinden rahatsız olan, Rab dedikleri varlık neyin nesidir?

Demek ki;yazının bütünü içinde örneklendirilerek anlatılmaya çalışıldığı gibi, onlar; Allah, dışında bir takım Rab'lere inanıyorlar ve onun gelip kendilerini, Allah'ın vereceği cezalardan kurtarmasını bekliyorlar/umuyorlar.

Kitaplarında bu türlü anışların sebebi, Hz. Süleyman'ın emrine verilen (insanlara secde etmeyen kibirli şeytanın) Hz. Süleyman'a dolayısıyla insanlara secde etmek zorunda kalan şeytanın, Hz. Süleyman'dan aldığı intikam olabilir. Onu kendisinden olmadığını ilan etmesi ona, "benim kafirim" damgasını vurmasının nedeni de bu olabilir.
   
  Bu durumda; Dünyanın her şeyine sahip olan, hükmeden ABD' nin, Bağdat'a Petrol için girmediği de ortaya çıkıyor.

Hz. Süleyman'la aynı devirlerde varlıklarını sürdürdükleri sanılan, Babil'deki Harut ve Marut adlı 2 melekten/melikten (hükümdar da olabilir Saba melikesi gibi) iz kalmış olma ihtimali bile, kendilerine kurtaracak bir güç arayanlar için, üzerine gidilmesi/araştırılması gereken adres olmalı.

Babil sürgününü yaşadığı sırada, Tanrının kendisine gözükmesi ile Hezekiel kitabını yazan, Yahudilerin peygamberlerinden Hezekiel'in mezarınında, Babil toprakları Halle-Küfe'de olduğuda göz ardı edilmemeli.Hezekiel görüntüleri arasında

Hezekiel (Ezekiel)...1/1 Otuzuncu yılda, dördüncü ayın beşinci günü Kevar Irmağı kıyısında sürgünde yaşayanlar arasındayken gökler açıldı, Tanrı'dan gelen görümler gördüm.

Tekerlekli araçlar tanımı yapması, Gog ve Mogog'tan bahsetmesi onun ayrıcalıklı yere sahip kılmıştır. Argemeddon savaş kehanetleri de büyük ağırlıkla onun bu görünümlerine dayanıyor. (Yuhanna Esinlemesinin de Hezikiel'den esimleme olduğu açıkca belli) Yahudilerin büyük peygamberler olarak nitelendirdiği, (dört büyüklerinden üçüncüsü olarak kabul edilen) Peygamber Hezekiel Tanrı ile 22 yıl boyunca irtibat kurması nedeniyle, Yahudi inanışlarının vazgeçilmezlerinden biri.

2012 ye damgasını vuran Tanrı Marduk'un memleketide olan Irak, tılsım büyü, kabala, kehanetler peşinde koşanlar için adeta hazine gibi.Ejderha Tiamat'ı yenen Marduk'un yeri ve göğü yaratan esas tanrı inancı Babil ve çevresinde kabul görmüş. Ay ve yıldız yanında tapılan tanrılardan biri olarak toplumların tapınma sistemleri içinde yerini almış.

Yine bölge insanlarının rağbet ettikleri, Yahudilerin Babil sürgünü dolayısıyla etkisi altına girdikleri Iştar'dı(/İnanna/lusifer/Afrodit).Hıristiyan Tanrısının, nefret ettiği ve Babil'in büyük fahişesi olarak nitelendirdiği Sümer tanrıçası İnanna'ya ait kalıntıları da diğer unutulmaması gereken unsurlardan biri.

Marduk idi. Babil efsanelerinde Marduk ejderha Tiamat ile dövüşüp onu yener. Yeri, göğü ve insanoğlunu yarattığına inanılan Marduk'un yeryüzündeki temsilcisi kraldı.
Nasıl Hz. Süleyman için Mescid-i Aksa altında yapılıyorsa, ismi geçenlerden kalan iz ve kalıntılar aranıyor olabilir.Peygamberlerine kahin gözü ile bakan, evrenin sihirle büyüyle yönetildiğini, herşeyin kehanetlere bağlı olduğunu düşünenler için bunlar kaçırılmayacak olanaklardır.

Tılsım diye kollarına, boyunlarına ipler, taşlar, metaller asanlar için orada bulunanlar çok kıymetli parçalar olacaktır. (Kabala ipi örneğinde olduğu gibi, Mezarın etrafında dolaştırılan ipler, belli ölçülerde kesiliyor.Her birine Hahamlar tarafından okunup kutsanarak yedi (7) düğüm atılıyor.İnsanlarda bu kırmızı ipleri para karşılığında tılsım olarak bileklerine takıyorlar)

ZOHAR- Işık ve SEPHER YEZİRAH - Kainat Kitapları ile yani Şeytan’ın İlmi / Ölüler İlmi / Karanlıklar İlmi olarakta anılan, Kabala kitapları ile herşeye hükümran olabileceklerini veya yönetebileceklerini sananlar için bunlar araştırılması gereken yerlerdi.

Babil Yahudiler için sürgün yeri olmasının dışında, iki Talmut kitabından birinin meydana getirildiği yermiş.Bunlar, Babil ve Kudüs Talmud’u imiş. Babil Talmud’u, Kudüs Talmud’undan üç misli daha uzun olduğu gibi Yahudiler için Babil Talmud’u daha makbulmüş

Hatırlanırsa ilk yağmaya açılan yer müzeydi, daha sonra Nufus daireleri, Daha sonra Tapu daireleri idi. Para ve mal yağmasını ise işgale alkış tutan halka bıraktılar.
   
  Petrol piyasasını 5 kız kardeşle kontrol altında tutanlar, Irak'a istedikleri kadar petrol sattıranlar, ambargolar koyanlar, onca can ve para harcayarak neden Irak'a girsinler. Son parasal krizle tirilyonlarca doları el değiştirerek kontrolleri altına aldılar.Petrol fiyatlarını 1/5,1/6 oranına kadar indirdiler, stokladıkları Altının fiyatları ile bastıkları dolar kağıtlarının değerini yok etmeden korudular. Arap sermeyesinden inanılmaz vurgunlar yaptılar. Demek ki Irak ve Afganistan'a girmek petrol, para gibi nedenlerden dolayı değil. Elbette, sömürü düzeninin ürünleri oldukları için, ne varsa emmeleri gerekiyordu onlarda emdiler ve emiyorlar.
   
  Kendinden başka ilahların varlığını kabul eden ama onlara karşı sadece iğrenç olarak nitlendirme yapabilen, gücü sınırlı ama İsraile ait olan bir tanrı. Peygamberine gözüktüğü (Hz.Musa'nın göremediği) halde peygamberine söz geçirmekten uzak bir Tanrı.

İsrail dışında/Rableri değilim dediği (Tanrıları olmayı kabul etmediği) diğer insanları; yok edilmesi gerekenyaratılmışlar olarak gören, onlardan nefret eden, onlara kin kusan, onları yok etmek için yemin üstüne yemin eden bir Tanrı.

Geriye kalan inasnların yaradılışında hiç bir katkısı olmamış gibi, onları DOĞRU YOLA çağırmak, yönlendirmek için çağrı yapmak şöyle dursun, onların BAŞKA İLAHLARA tapmasına göz yuman, İsrail'e ait TANRI.
Diğer insanlara "Bana iman edin" diye hiç çağrıda bulunmayan İsrail'e ait TANRI.
Onların kendilerine katılmasını kabul etmeyen katılmamaları içinde aralarına düşmanlıklar sokan, emirler yağdıran kinci, intikamcı İsrail'e ait Tanrı
Varlığını, onların varlığına borçlu olduğunu kabul etmiş gözüken İsrail'e ait TANRI.
Varlığını, her ne yaparlarsa yapsınlar, kendisini İsrail'e adamış olan İSRAİL TANRISI RAB.
Sadece, Yakup oğullarına ait, onların kurtuluşu için çalışan, yaptıkları birçok karşı çıkmalara rağmen her seferinde yeni bir Ahit (antlaşma) yapan İSRAİL TANRISI RAB
   
  BİR IRK/ULUS; ÖZEL, sadece KENDİLERİNE AİT, sadece KENDİLERİ için ÇALIŞAN ve sadece AİT OLDUKLARINI KURTACAK (kurtarışa erdirecek) MÜSTAKİL BİR TANRI edinebilir mi? "Saçmalık bu, Allah'tan başka İlah yok ki; olur mu öyle şey" demeyin.

Aşağıdaki ifadeleri size vaad edecek bir Tanrı'da ancak sanal bir tanrı inançı ile mümkün olur. Dünya'da her türlü sergileyenlerin, ödül beklentisi içinde böyle bir vaade inanmaları ancak sanılarda olur. Sanalistanın sanal Tanrısı gibi. Çizgi filimlerdeki tanrı tiplemeleri gibi.
Tesniye (Yasa kitabı)......11/23 RAB bu ulusların tümünü önünüzden kovacak. Sizden daha büyük, daha güçlü ulusların topraklarını mülk edineceksiniz.
Tesniye (Yasa kitabı)......11/24 Ayak BASACAĞINIZ HER YER SİZİN olacak. Sınırlarınız ÇÖLDEN Lübnan'a, FIRAT Irmağı'ndan AKDENİZ'e kadar uzanacak.
Tesniye (Yasa kitabı)......11/25 Hiç kimse size karşı koyamayacak. Tanrınız RAB, size verdiği söz uyarınca, Ayak BASACAĞINIZ HER YERE dehşetinizi, KORKUNUZU saçacaktır.

Her halde bu vaadleri de; senaryoları gereği sanılarında ki sanal Tanrılarını tehdit edip korkutarak elde etmişlerdir. İspatı, kitaplarına yazdıkları aşağıdaki ifadelerinde.Yine herşeyden habersiz, görmek için yeryüzüne inmesi mecburi olan, korkan, zayıf yönlerini gösteren, yarattıklarının birlik haline gelmesinden çekinen Tanrı..

Yaradılış/Tekvin....11/1 Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı.
Yaradılış/Tekvin....11/4 Sonra, "Kendimize bir kent kuralım" dediler, "Göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız."
Yaradılış/Tekvin....11/5 RAB insanların yaptığı kenti ve kuleyi görmek için aşağıya indi
Yaradılış/Tekvin....11/6 ve şöyle dedi: "TEK BİR HALK OLUP aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir ENGEL TANIMAYACAKLAR
Yaradılış/Tekvin....11/7 Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki birbirlerini anlamasınlar."
Yaradılış/Tekvin....11/8 Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.
   
  Eğer birileri, Peygamberlerinin TANRIYI GÜREŞTE yendiğini kitaplarına yazarak, Tanrının güçsüzlüğünü vurgulamaya çalışıyorsa, bunu beyinlere sokmaya çalışıyorsa, elbette o Tanrının kendilerine ait olduğunu da pek ala yazabilir. (Dilin kemiği olmadığı gibi, elin dümeni kaleminde freni yok demek ki)
   
  Öyle bir TANRI DÜŞÜNÜN Kİ, YARATTIĞI kabul edilen Peygamberi GÜREŞTE YENEMİYOR ve HİLE YAPIYOR...
   
  Tekvin/Yaradılıs...32/24 Böylece Yakup arkada yalnız kaldı. Bir adam gün ağarıncaya kadar onunla güreşti.
Tekvin/Yaradılıs...32/25 Yakup'u yenemeyeceğini anlayınca, onun uyluk kemiğinin başına çarptı. Öyle ki, güreşirken Yakup'un uyluk kemiği çıktı.
Tekvin/Yaradılıs...32/26 Adam, "Bırak beni, gün ağarıyor" dedi. Yakup, "Beni kutsamadıkça seni bırakmam" diye yanıt verdi.
Tekvin/Yaradılıs...32/27 Adam, "Adın ne?" diye sordu. "Yakup."
Tekvin/Yaradılıs...32/28 Adam, "Artık sana Yakup değil, İsrail denecek" dedi, "Çünkü Tanrı'yla, insanlarla güreşip yendin."
Tekvin/Yaradılıs...32/29 Yakup, "Lütfen adını söyler misin?" diye sordu. Ama adam, "Neden adımı soruyorsun?" dedi. Sonra Yakup'u kutsadı.
Tekvin/Yaradılıs...32/30 Yakup, "Tanrı'yla yüzyüze görüştüm, ama canım bağışlandı" diyerek oraya Peniel adını verdi.
Tekvin/Yaradılıs...32/31 Yakup Peniel'den ayrılırken güneş doğdu. Uyluğundan ötürü aksıyordu.
Tekvin/Yaradılıs...32/32 Bu nedenle İsrailliler bugün bile uyluk kemiğinin üzerindeki siniri yemezler. Çünkü Yakup'un uyluk kemiğinin başındaki sinire çarpılmıştı.
   
  Yarattığı kulu yenemeyen bir Tanrı. Yenemeyeceğini anlayınca hile yapan Tanrı, yine de yenemeyince "Bırak Beni" diye yalvaran İSRAİL'in olacak bir TANRI

İsrail adının, Yahudiler için ne anlama geldiğini anlatan güzel bir örnek.
Ne diyor (hayallerindeki tanrıya, ne dedittiriliyor) Tanrı; "Çünkü Tanrı'yla, insanlarla güreşip yendin.".
Kimlerle güreşti? Tanrı ve öncesinde insanlarla.
Kimleri yendi? Tanrıyı ve insanları.
Yakup kim? "İsrail"
İsrailoğulları kim? Yakup'un 12 oğlu ve onların temsil ettiği 12 kabile/boy
İsrail ne ? İsrail'in (Yakup'un) oğullarından türediklerini söyleyenlerin kurduğu devlet.

İsrail ne demek
onlar için? "Tanrı da dahil herkezi yeneriz" demek oluyor.
O nedenledir, istedikleri gibi kitaplar yazıp, kulüpler oluşturuyorlar. O nedenledir 1000 yıllık altın çağ iddiasını ortaya atıyorlar ve o nedenle Kıyamet projesi (kıyameti istedikleri zamana alma) üzerinde çalışıyorlar. Nasıl olsa galip gelecek olanlar, onlar değil mi?

Yakup, Tevrata göre kim? Yalan söyleyen, kardeşinin taklidini yaparak, babasından kardeşi yerine "el alan" biri.Dayısının sürüsünü çalan biri.Öyle ki, "Ona boşuna mı Yakup diyorlar?" yaka silkmesini yakıştıracak kadar, toplum dışı biri. Eski Ahit'te, Yakup'a çizilen/yapıştırılan portre böyle. Eski Ahit tanımlı, (kendilerinin yakıştırmalar yaptıkları) Yakup böyle olursa "o karekterin" oğulları olduklarını iddia eden, İsrailoğulları ve onların kurduğu İsrail devleti de böyle olur.

Tekvin/Yaradılıs...27/35 İshak, "Kardeşin gelip beni kandırdı" diye karşılık verdi, "Senin yerine o kutsandı."
Tekvin/Yaradılıs...27/36 Esav, "Ona boşuna mı Yakup diyorlar?" dedi, "İki kezdir beni aldatıyor. Önce ilk oğulluk hakkımı aldı. Şimdi de benim yerime o kutsandı." Sonra, "Kutsamak için bana bir hak ayırmadın mı?" diye sordu..
   
  Oysa; Kur'an'ı Kerim'e göre Hz. Yakup, doğru dürüst yaşam süren, Allah yolunda dosdoğru yürüdüğü için, Allah'ın, "İSRAİL" adıyla onurlandırdığı bir peygamber. O halde İSRAİL kelimesi ne anlama geliyor? "Allah'ın yolunda dosdoğru yürüyen" anlamına geliyor. İsrailoğulları ne anlama geliyor? Allah'ın yolunda dosdoğru yürüyenin/yürüyenlerin oğulları anlamına geliyor.
   
  O kitaba tabii olanlar, bu söylenenlerin yanlışlığını bilmiyor mu?Elbette biliyor (ellerinde tabii oldukları başka kitapları var) o halde yapılmak istenen ne.Yapılmak istenen Tanrının sürekli hata yaptığı, ne kadar güçsüz olduğunu duymak ve mümkün olduğunca kabulünü sağlamak.

Gücü ne kadar çok olduğu kabul edilirse, İSRAİL'in o kadar güçlü ve yenilmezliği ortaya çıkar.
Tanrının başa çıkamadığı bir İSRAİL ve sonunda kendisini İSRAİL'E VAKF EDEN BİR TANRI anlayışı beyinlerde yer etmeye başlar.
İnsanlar kendisini ve her şeyi yaratmış OLDUĞUNA İNANDIKLARI'na karşı lakayt davranışlar sergilemeye başlar.
Birileri görev edinmiş gibi uçanlar-kaçanlar konularında bir yığın yardımcılar icad eder ve gerekirse kitaplar yazar.(Yazdıklarına da, efendilerini, atalarını, rüyalara girenleri ve çok önceleri yazılmış olan aynı türdeki/anlayıştaki metinleri delil olarak gösterirler.)
Kayıtsız şartsız, o plancıların yol haritalarındaki olacakları, kehanetler adı altında kabul ederler ve gerçekleşmesini her şeye razı olarak beklerler.
"Her dedikleri çıkıyor bana göre doğruyu söylüyorlar, durduk yerde yanmayalım diye aralarına katılıp saf tutan gün geçtikce çoğalmaya başlar.

Böylece onlarda iman denilen olgunun, seviyesini istedikleri gibi düşürürler. İmanı tamamen zayıflatılmış olarak benimsetirler. İman çıtasının seviyesini artık, istedikleri gibi belirleyebilirler. Hz. Adem'in, iki oğlunun hikayesindeki, katil oğlun seçimi gibi tercih kullananlar, bu hakkı kendi 'tekellerinde' tutup, ayrıcalıklı konuma yerleşirler.
   
  ALLAH YOLUNDA, kendisinden daha MAKBUL olduğu anlaşılanı ORTADAN KALDIRARAK yeryüzünde, EN İMANLI OLAN konumuna gelme yöntemi...
   
  ALLAH, KUR'AN'I KERİM'DE BUNU BİZE ŞÖYLE BİLDİRİYOR..
  5 - MAİDE.......... 27. Onlara Âdem'in iki oğlunun haberini de gerçek olarak oku. Hani, ikisi birer kurban sunmuşlardı da birinden kabul edilmişti, ötekinden kabul edilmemişti. "Seni mutlaka öldüreceğim." dedi. Öteki: "Allah sadece takva sahiplerinden kabul eder." dedi.

5 - MAİDE.......... 28. Beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatmayacağım. Şu bir gerçek ki, ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım."
5 - MAİDE.......... 29. "Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da senin günahını da yüklenip ateş halkından olasın. İşte budur zalimlerin cezası!"

5 - MAİDE.......... 30. Nihayet nefsi onu kardeşini öldürmeye ısındırdı, o da onu öldürdü. Böylece hüsrana uğramışlardan oldu.

5 - MAİDE.......... 31. Derken, Allah, kardeşinin cesedini nasıl saklayacağını ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. O dedi ki: "Vay be! Şu karga kadar bile olamıyor muyum ki, kardeşimin cesedini saklayayım." Bu arada, pişmanlık duyanlardan olmuştu.
   
  Adağı, kabul olmayan oğul için iki seçenek vardı; Ya Allah'ın yolunda ilerleyerek, yani imanını artırarak yeryüzünde makbul ve muteber biri olarak, uyulan biri olacak yada adağı kabul edilen kardeşini öldürerek, yeryüzünde gerçek anlamda makbul, muteber biri kalmadığı için, makul ve muteber sayılarak uyulan biri olacak. O, ikinci yolu tercih etti böylece katil oldu.Katilliğin üstadı oldu.Katillik mesleğinin piri olarakta anılmaya devam ediliyor.

Artık çevresinde, imanı kendisinden daha üst olan kalmamıştı. Allah'a,gerçek anlamda imtihan için tekrar adak sunmasına da gerek kalmamıştı. Çünkü; herkesin de kabul ettiği gibi, yeryüzünde, kendisinden daha TAKVA'DA İLERİ OLAN biri kalmamıştı.

Artık örnek alınan, sayılan, bilge biri olmuştu.Meğer ne kadar da kolaymış, Karga kadar bilgiden nasiplenmediği halde, yeryüzün de İMAN ÇITASININ SEVİYE BELİRLEYİCİSİ olmak.

Özetle; imanı en kuvetlilerden olmak/iman belirleyicisi olmak' için, İmanı zayıflatır, yok eder kendi seviyenin altına getirebilirsen, bu işi kıvırmışsın demektir.

Tüm bu yapılanlar,Hz. Adem'in, imanı yetersiz olan oğulunun, imanını kuvvetlendirerek en imanlı olmak için, gayret etmek yerine, kardeşini öldürerek en imanlı olma yolunu seçmesi gibi, gayretleri içermektedir. Artık, 'katil oğul' en imanlı olmuştur. İman çıtasını istediği gibi yerleştirebilir.

Artık, toplum için en imanlı olan Katil evlattır. Örnek alınacak, hedef olarak alınacak imani değerler, önder ve lider olan katil evladın iman seviyesidir. Kim, ALLAH DOSTU, kim değil onun yerleştirdiği çıtanın seviyesine göre karar verilir. Birtakım ünvanlar ve makamlar o yerleştirilen çıtaya ve çıta sahibine bakılarak dağıtılır.

Karga kadar bilgiden nasiplenmemiş, OLMANIN EZİKLİĞİNİ, Hükmettiğin grubun üzerinde, gücünü yetirdiğin her şeyin üzerinde, baskı kurarak, ezerek giderebilirsin. Yetmedi, tatmin duyguların da yatışmadı ise;KERAMET HİKAYELERİ, RÜYALARLA, RİVAYETLERLE, ATALARDAN KALAN "EFENDİ DEDİYDİ Kİ" MİSALLERİ İLE NASIL OLSA KAPATIRSIN. Artık sen imanlı olanlarla, kafir olanları tasnif etme yetkisini edinmiş itibar gören, İman çıtasını dilediğin gibi yerleştirebilen bir din önderisin.

Dolayısıyla herkez, belirlenen iman ölçüsüne dayanarak imanlı olmak yolunda ilerler. Hangi yolda ilerler? Din önderleri tarafından, kulvarlara bölünmüş menzili tayin edilmiş yolda, BELİRLENEN İMAN ESASLARINA DOĞRU İLERLER.

Artık o Din önderinin belirlediği şartlarda (hangi dinde olursa olsun) bir imanlı olarak adlandırılır ve kabul görür. Ta ki, yeni bir İman belirleyicisi edinene kadar/ortaya fırlayana kadar yada Allah bir Peygamber gönderene kadar bu böyle sürer.

ALLAH; Allah'a iman ediyoruz, iman budur sananlara; "Ey iman edenler, İman edin" diye buyuruyor.

   
  İMAN ÇITASI NEDİR? NİSA SURESİ 136. Ayette ki;"Ey iman edenler,İman edin" ÇAĞRISI İLE İLGİLİ YAZIYI BU SAYFADA OKUYABİLİRSİNİZ..
   
  Putperes inançlar taşımalarına rağmen,
Dünyada yapılan zulmun temsilcisi olmalarına rağmen,
Dünya terörünün hamisi olmalarına rağmen,
Dünya'da her yeri işgal edip, geleceleri de dahil her şeylerini gasp etmelerine rağmen,
Dünya'da işgal ettikleri yerlerin Dillerini ve Dinlerini, kendi tayin ettikleri dinlerine çevirmelerine rağmen,
Dünyada oluşturulan, bir çok silahlı- silahsız terör örgütlerinin sponsoru olmalarına rağmen,
Allah'a olan iman seviyesini önce ortağı olan TANRI İNANCINA taşımlarına rağmen,
Tanrı inancı ile yetinmeyip, en ilkel Tanrı tanımının yapıldığı inanç sistemlerinde bile olmayan alçaltıcı isnatları, TANRI diyerek işaret ettiklerine yakıştırmalarına rağmen,
"ALLAH'tan, BİZE KURTARICI GELECEK, BİZE/BİZİMLE GELENLERİ KURTARACAK" diye TELLALLERİNİ ortaya saldıklarında, toplulukları peşine takar hale gelmişlerdir.
   
  TEVRAT VE İNCİL onların MÜSLÜMAN OLMALARI için ALLAH TARAFINDAN indirilmiş olan İLAHİ KİTAPLARDIR fikrine sahip olan, kendi dışındakileri pek müslüman görmeyenyanlışlıkları ona müslümanlar çerçevesi içinde gören, müslümanlığı doğru olarak öğretme misyonunu kendisine adeta vazife edinerek, evler kuran öğrenciler yetiştiren, en Kur'an bağlıları biziz diyenlere bile; SİPARİŞLE BUGÜN ELLERİNDEKİ KİTAPLARA UYANLAR DA CENNETE GİDECEK dedirtmişlerdir.

“Kur-an'ı Kerim'in bazı ayetleri ve bazı Hadis-i Şerifler tarihi sürecini doldurduğu için bunlarla amel edilemez. Kur'an-ı Kerim'in gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat'ın hükümleri hâlâ geçerlidir. Bugünkü İnciller'e ve Tevrat'a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar.” (Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)"...

Onlara verilen Tevrat ve İncil de, Kur'an gibi, Müslüman olmak için kendilerine inanılması gereken iki İlâhî Kitap'tı." (Fethullah GÜLEN Fovarit dergi röportajı)verilen kitaplarla Müslüman olmayı beceremeyip ALLAH'ın ödül olarak lütfedeceini bildirdiği, CENNETİN yolunu bulamayanlar, KENDİ ELLERİ ile yazdıkları kitaplarla, hangi VAAD'cinin/KİMİN CENNETİNE yol bulmuş olabilirler. Onlara uyanlarakta CENNETE GİDİLİNEBİLİNİR olduğunu biliyorsa ve bu konuda, kesin bir dille fetva makamından vize kestirimde bulunabiliyorsa; hep birlikte aynı VAAD'cinin arkasına takılmış olmasınlar.
   
  "BUGÜNKÜ" İLE KASTEDİLEN CENNETLİKLER KİMLER?....."BUGÜNKÜ CENNETLİKLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Vaadcinin organizatörleri, siparişle, kendileri ile imani hiç bir ilişkisi olmayan,( Allah'a karşı,imanlarını bozdukları için, ALLAH'ın, Kur'an ve Peygamber göndererek imani değerlerden saptıklarını açıkca belirttiği..Hz. Muhammed'i son peygamber olarak kabul etmiyorlar..Kur'an'ı Kerim'i kabul etmiyorlar.) Kur'an'ı Kerim bağlılarıyız diye piyasa yapanlara; "İSA tanrı değildir, TANRI İSA'nın ta kendisidir diyerek bas-bas bağıranların AMENTÜSU ile bizim AMENTÜMUZ AYNI ilanları yaptırmışlardır.
   
  VATİKAN .Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri .....................www.meryemana.net/meryem/tr/misc.php?id=20&par=9&td=11

446 Eski Ahit'te yer alan kitapların Yunanca çevirisinde Tanrı'nın Musa'ya açınladığı (Bkz. Çık 3, 14) sözle ifade olunamaz adı YAHVE, Kyrios ("Rab") olarak çevrilmiştir. Rab sözcüğü o zamandan beri İSRAİL TANRISININ Tanrılığını ifade etmek için kullanılmaya başlandı. Yeni Ahit bu güçlü "Rab" adını hem BABA hem de TANRI'NIN KENDİSİ olarak kabul edilen İsa için kullanıyor, (Bkz. 1 Kor 2, 8) bu bir yeniliktir.

449 İsa'ya Tanrısal Rab adını veren Kilise'nin ilk inanç ilkelerinde, başlangıçtan beri TANRI BABA'YA ait olan güç, şeref ve yücelik aynı zamanda İsa'ya da aittir, çünkü İsa "Tanrı özüne" sahiptir ve Baba İsa'nın bu üstünlüğünü Onu Ölüler arasından dirilterek ve Onu yüceliğine yükselterek gösterdi.

454 Tanrı'nın Oğlu adı, Mesih İsa'nın Babası Tanrı'ya olan biricik ve ebedi ilişkisi demektir: O Baba'nın ve Tanrı'nın Kendisinin biricik Oğludur. Hıristiyan olabilmek için Mesih İsa' nın Tanrı'nın Oğlu olduğuna inanmak şarttır. (Bkz. Hİ 8, 37, 1 Yu 2, 23)

"...Çünkü kuzu Rablerin Rabbi, Kralların Kralıdır" (Esinleme 17:14). Mesih'in ikinci gelişinde elbisesinin üzerinde "KRALLARIN KRALI VE RABLERİN RABBİ" yazılı olacak (Esinleme 19:10).
   
  Üstelik ALLAH'A, ORTAK KOŞMAYI İNANÇLARININ GEREĞİ kabul edenler ile Kelime-i Tevhid de, Hz. Muhammed'in ismini anmaktan kaçınan ama diyolog platformlarında Müslümanlığın temsilciliğine soyunanlara, İNANÇSIZLARINA KARŞI İTTİFAK kurdurulmuştur.
   
 
  Bırakın, Allah'a olan imanlarının seviyelerini, BUNDAN 2000 SENE ÖNCE, "Tanrı'nın, Hz. Adem ve tüm Peygamber'lerden sakladığı oğlunun olduğunu duyduk" diyenlerin ardına takılarak, Tanrı'larına, (Oğul edindirerek) BABA TANRI tanımını yapıştıranlarla, KURULAN İTTİFAKLARDA, inançsızlar KİMLER OLUYOR?

(Hz. Muhammed'i son Peygamber daha doğrusu kendi Tanrı'larının Peygamberi olarak kabul etmediklerinden --1 Krallar (1 Kings)...18/22 İlyas konuşmasını şöyle sürdürdü: "
RAB'bin peygamberi olarak sadece ben kaldım. Ama Baal'ın dört yüz elli peygamberi var.--tüm peygamberlerden saklanmış olan sır oluyor. Hz. İsa'nın ağzından da esinlendik diye ellerindeki kitaplara nakiller yapıyorlar.Şu anki kurtarıcı işi fos çıkar başka baharlara ertelenirse, esinlenenlere / konsillere dayanarak Büyükbaba Tanrı tanımını da duyabiliriz)

Tanrılarına çocuk edindirerek, kendilerine BOL VAAD'lerde BULUNAN TANRI SAHİBİ OLAN ve bu SAHİPLİKTEN övünç duyanlarla; "onların uzun mesafeler aldığı, İMANI YOK ETME (Hz. Muhammed ve Kur'an'ı Kerim düşmanlığı) YOLLARINA, yine onların verdiği icazetler ile dahil olanlarla KURULAN İTTİFAKLARDA, inançsızlar KİMLER OLUYOR?
   
  Onların kabullerine göre bir an, BABA TANRI, OĞUL TANRI ve AHİTLER üzeriden düşünürsek;
  BABA TANRI/HERŞEYE HÜKÜMRAN OLAN TANRI/ESAS TANRI, ESKİ AHİT'te Göklerin ve yerin yaradılışında, TANRI TEK iken ne oldu da YENİ AHİT'te kudretine gölge düşüren, ortak olan OĞUL TANRIYI ortaya çıkardı.

BABA TANRI, binlerce senedir VARDI DA; kendisi gibi öncesiz olan, hemde çok sevdiği anlaşılan BİRİCİK OĞULUM dediğini neden sakladı? Kimlerden kıskandı. Kimlerden korudu?
BABA TANRI, binlerce senedir VARDI DA; aynı özden olduğunu itiraf ettiği, "gökleri ve yerin yaratılışında da o vardı" dediği, OĞUL TANRI'dan ESKİ AHİT'te neden hiç bahsetmedi? Yoksa, Ahitleri yapanlar; Yeni antlaşma yapılırken, TANRIYA OĞUL EDİNME şartı mı getirdilerde, bu fikir değişikliği birden bire yaşandı.Hemde; Oğlum dediği İSA'yı gönderip geri aldıktan sonra, yazılan metinlerle edindirilen OĞUL açıklandı.
   
 

BABA TANRI, 2 taş üzerine yazılı 10 emri varken, "buluşma çadırlarında 'anlaşMIŞMIŞ'...." diyenlerle, "bende gördüm diyenlerin" her dediğini kabul eden bir antlaşma yapmış olabilir mi? sorusu beyinlerde dolaştırıldığında, cevap buna nasıl inanılabilir çıkıyor. BABA TANRI kabul ettikleri bu kadar zayıf, "siz ne derseniz öyledir" kabulcüsü olabilir mi?

1 Krallar (1 Kings)...8/9 Sandığın içinde Musa'nın Horev Dağı'nda koyduğu iki taş levhadan başka bir şey yoktu. Bunlar Mısır'dan çıkışlarında RAB'bin İsrailliler'le yaptığı antlaşmanın taş levhalarıydı.

Hz. Musa'ya verilen 2 adet taş üzerine yazılı AHİT'İ, Zebur'un indirildiği Hz. Davut'tan sonra, kimler binlerce sayfa haline getiripte ortaya sürdü.
Ahit sandığı kaybolduktan sonra, sürgün yıllarında yeni bir antlaşma yapmaları mı gerekti.
Hz. İsa zamanına kadar geçerliliğini koruduğunu söyledikleri AHİT'İ, kimler GEÇERSİZ İLAN etti de, adını ESKİ AHİT KOYDU..
Hem de yeryüzünde tebliğ görevini yerine getiren Peygamberler yok iken. (Ahitciler, son gelen peygamberin Hz. İsa olduğunu söylüyor ve kabul ediyorlar.)

Yoksa, bu ADL denen örgüt O ZAMANLARDA da mı vardı? Bugünkü, Yahudi ve Hıristiyanlara Ahitlere uyma şartı ile CENNET yolunu açan, MÜJDELİ kitapların siparişlerini verdikleri gibi o zamanda, YENİ AHİT siparişi vermiş olabilir mi?

   
  BİRİCİK OĞLU tahta sağda yerini aldıktan / geri döndükten sonra yüzlerce yıl sonra hiç bir peygamber yok iken YENİ AHİT meydana getirildi.
TANRI ile Ahit yapanlar kimler Allah Hz. Musa'ya Tevrat'ı indirdi, Hz. Davut'a Zebur'u indirdi, Hz.İsa'ya İncil'i indirdi, Hz. Muhammed'e Kur'an'ı Kerim'i indirdi. Allah hiç kimseye Ahit (antlaşma) diye bir kitap indirmedi ki, Anlaşmanın eskisi veya yenisi olsun.

Allah'ın indirdiklerini bir tarafa bırakıp, onları hiçe sayarcasına, Allah'la, "Ahit yaptık" diye ortaya çıkanlara ancak "biçareler" denir. Çareleri tükenmiş uzun ameller ve ümitler peşinde koşan, koştukları kulvarlı yolları çekici gösterebilmek için, sürekli süslerle donatan çaresizler topluluğu.Çare ve ümit olarak kendilerini TANRI İLE AHİT YAPILDIĞINA inandıracak kadar çareleri tüketmişler birliği.

iŞTE ŞARTLARIMIZ BU ŞARTLAR ALTINDA KULLUK YAPARIZ DERCESİNE Ahitler yapıp teselli bulanlar, elbette ALLAH'ın hesap gününden kurtulmak için bir takım İTTİFAKLAR ARAYIŞI içinde olacağı muhakkak.
   
  Eski Ahitte, Oğul Tanrıdan hiç haberi olmayan Tanrı, İsa'nın ve özel meleklerinin birilerine "gözükerek" esinlemeler vermesi sonucu, BABA olduğunu dolayısıyla yanına Oğul da olsa bir TANRI atandığını ve bundan sonra ortağı tahtının varisi olduğunu öğrendi. İSA'yı hayatlarında hiç görmemiş, PAVLUS gibilerine, gözüken İsa'nın, artık idareyi ele aldığını herşeyi kendisine bağladığını da öğrendi.Yuhanna (John)...14/11 Bana iman edin; ben Baba'dayım, Baba da bendedir. ...

İsa, başka kimse yokmuş gibi, nedense? Kendi inanlılarına eziyet eden,Ferisi ve İmalı avcısı olan, çok tanrı savunucusu PAVLUS'A görünerek, onu iman yayıcısı ilan ediyor. Herkezde bu HİKAYEYE İNANIP PAVLUS'un YAZDIĞI MEKTUPLARIN arkasına takılıyor. Hiç kimse "ya! bu adam iman düşmanı değil miydi, ya! yalan söylüyorsa" demeden, onun her yazdığına kutsal gözüyle bakıp, kutsallık yüklüyor.Artık, iman çıtasının seviyesini PAGAN İNANÇLI PAVLUS'UN mektupları, belirler olmuştur.

Elçilerin İşleri.....26/15 «Ben de, `Ey efendim, sen kimsin?' dedim.«`Ben senin zulmettiğin İsa'yım diye cevap verdi Rab.
Elçilerin İşleri.....26/16 `Haydi, ayağa kalk. Seni hizmetimde görevlendirmek için sana göründüm. Hem gördüklerine, hem de kendimle ilgili sana göstereceklerime tanıklık edeceksin.
Elçilerin İşleri.....26/17-18 Seni kendi halkının ve diğer ulusların elinden kurtaracağım. Seni, ulusların gözlerini açmak ve onları karanlıktan ışığa, Şeytan'ın hükümranlığından Tanrı'ya döndürmek için gönderiyorum. Öyle ki, bana iman ederek günahlarının affına kavuşsunlar ve kutsal kılınanların arasında yer alsınlar.'
   
  Tanrı, iman göstergesini kendinden oğul tanrı inancı tarafına çevrildiğini, kendisinin sembolik bir olgu haline getirildiğini (işletmeyi devralan oğulun, işletme kurucusu babanın resimlerini duvara asması gibi) İSA'nın PAVLUS'A gözükmesinden ve PAVLUS'un bu görünmeyi MÜJDE olarak vermesinden anlamış olsa gerek. Anlaşılan bir devir kapanmış yeni bir devir başlamıştı.Çok tanrı inancı ile yanıp tutuşanlar, başka RABLER peşinde koşanlar için MÜJDE verilmişti.Artık, BABA TANRININ katı kuralları, acımasız cezalar ve sürgün dönemleri bitmişti.(kitaplarından yaptıkları acımasız Tanrı vurgusuna bir örnek)

Mısırdan Çıkış/Exodus......32/27 Musa şöyle dedi: "İsrail'in Tanrısı RAB diyor ki: 'Herkes kılıcını kuşansın. Ordugahta kapı kapı dolaşarak kardeşini, komşusunu, yakınını öldürsün.'"
1 Krallar (1 Kings)...17/20 Sonra RAB'be şöyle yalvardı: "Ya RAB Tanrım, neden yanında kaldığım dul kadının oğlunu öldürerek ona bu kötülüğü yaptın?"

Eski Ahit (antlaşma) hükümsüz kılınıp Yeni Ahit'de (antlaşma) bu nedenle yapılmıştı.
İbraniler.........8/13 Tanrı, «yeni bir antlaşma» demekle ilkini eskimiş saymıştır. Eskiyen ve köhneleşen, çok geçmeden yok olur.
   
  Burada şöyle bir soru/sorun daha ortaya çıkıyor. Eski Ahit'te, ana hatları ile ("İsrail'in Tanrısı Rab" gibi özelleştirmeler hariç. Elbette İsrail dışında, başkalarının da Tanrıları olduğunun kabul etme vurgulaması oluyor.) belirgin olarak Tanrı "TEK" iken, yani Yahudiler TEK TANRI (İSRAİL'in tanrısı) üzerine inançlarını sürdürürken, sonra nasıl olduda İSA TANRIYI / OĞUL TANRIYI, İSRAİL TANRISI üzerine ortak kabul ettiler.

1 Krallar (1 Kings)...11/4 Süleyman yaşlandıkça, karıları onu başka ilahların ardınca yürümek üzere saptırdılar........
1 Krallar (1 Kings)...11/5 Saydalılar'ın tanrıçası Aştoret'e ve Ammonlular'ın iğrenç ilahı Molek'e taptı.

Nasıl oldu da, Tanrıya oğulu kabul ettiler. Oysa ahitlere baktığımızda TEK TANRI - OĞUL TANRI konusunda tartışmalar var.(Yahudilerin, İsa'yı kabul etmemlerine gösterdikleri ilk sebep Tanrıyım / Tanrı oğluyum demesi. Yahudiler Tanrının oğlu olmaz diye karşı çıkıyorlar. Onlara göre TANRI İSRAİL'in olabilir ama TANRI'nın OĞLU OLMAZ. Sadece kendilerini koruyup gözeten bir Tanrı da olabilir ama Tanrının oğlu olmayacağını bilecek kadar, peygamberlerinin nasihatlerini dinlemişler)

Ellerinde BOZULMAMIŞ KİTAPLARI var denilenYAHUDİLER, İsa'nın TANRININ OĞLU olduğunu söylediği için ÖLMESİNİ istiyorlar.Yani, Yahudiler TANRININ OĞLU olmaz diyorlar. Oysa, yine ellerindeki kitabın 2000 YILDIR AYNI ve bozulmadığını söyleyen Hırıstiyanlar, İsa'nın TANRININ OĞLU olduğunu söylüyorlar.

Yuhanna (John)...19/7 Yahudiler şu karşılığı verdiler: «Bizim bir yasamız var, o yasaya göre O'nun ölmesi gerekir. Çünkü kendisinin Tanrı Oğlu olduğunu ileri sürüyor.»
(Yahudilerin yasamıza göre derken kasdettikleri kitap "yasalar kitabı" olsa gerek Hz. Musa ile başlayan uyulması gerekenlerin yazıldığı kitap)

İkisinin de (eğer başka başka tanrılar hayallerine kapılmadılarsa) doğru olması imkansız. İki tanımın, aynı anda doğru olması imkansız.O halde; en azından birinden biri, yada her ikiside kesinlikle yanlış olabilir, çıkarımıyla doğruyu aramaları gerekirdi.

Onlarsa yanlışı düzeltme yerine; (Yahudiler ve Hıristiyanlar) bu kitapları birleştirip adını YENİ AHİT koyuyorlar. MEYDANA GETİRİLEN külliyatında, BOZULMADIĞINI ve İLAHİ olduğunu söylüyorlar. Kitab-ı Mukaddes olarak da ilan ediyorlar.

Yahudiler, hiç haberleri olmadığı, o güne kadar varlığı bilinmeyen bir Tanrı'yı, daha sonra ne oldu da kabul ettiler.
Sahip oldukları herşeye son derece bağlı olan Yahudiler, nasıl oldu da Tanrı ile aynı özden oluşmuş, Tanrı ile eşit denilen yeni Tanrıya bağlandılar.
Nasıl oldu da, Tanrı ile buluşma çadırlarında buluşabilen bir toplum, Tanrının oğlu olduğundan haberi olmadı.
Dünya'daki yaşamın tarihini yazanlar yani Hz.Ademden bugüne kadar kronolojik sıralama yapanlar, Tanrı gibi öncesizlik iddiasında bulunan yeni bir Tanrıdan o güne kadar habersiz kalmışlar.(gerçi onların tarİhlerine göre Hz. Adem'den 4-5 BİN YIL ÖNCE şehir kurmuş olan, Urfa Göbeklitepe'liler hayali varlıklar ı/Hologram görüntüleri oluyor?)

Yoksa kabul etmeleri için,iyi bir nedenleri mi vardı.Hz. İsa'nın getirdiği şeye neden MÜJDE diyorlar.Oysa, Hz.İsa'nın kitap getirmediğini, Eski Ahite bağlı kaldığını iddia ediyorlar. O halde getirdiği kabul edilen müjde ne olabilir?

Mesela, İSA'nın Tanrı olması ile yetkileri elinden alınmış, BABA TANRI inancı olabilir mi?
Mesela din gününden muhafiyet olabilir mi?
Mesela, sonu gelmez bir yaşam ve güç yetirilemez saltanat sözü olabilir mi?
Mesela binlerce yıldır bekledikleri kurtarıcıyı, Varlık Birliği ile ortay çıkarılabileceği bildirilmiş olabilir mi?
Mesela, Allah'ın cazasından, hükümranlığından kurtuluş müjdesi olabilir mi? Sorularından bakarsak MÜJDE ne olabilir?
   
  ARTIK KENDİSİNE İNANLARIN DEDİĞİNİ YAPACAK, YAZDIKLARI GİBİ HAREKET EDECEK BİR TANRIYA SAHİP OLMUŞLARDI. İŞTE MÜJDE BU İDİ.

Bu Ahit / antlaşma; "Tanrıya VERİLECEK HESAPTAN kurtulduk", MÜJDE'si idi
Bu Ahit / antlaşma; "kafamıza göre bir tanrımız oldu", MÜJDE'si" idi
Bu Ahit / antlaşma; "her ne yaparsak yapalım kendisine inandığımız, inananlısı olduğumuz sürece bizi kurtaracak", MÜJDE'si idi
Bu Ahit / antlaşma; "düşman olarak gördüklerimizi yok edecek", MÜJDE'si idi
Bu Ahit / antlaşma; "savaş hazırlıkları yapmamıza yardım edecek", MÜJDE'si idi
Bu Ahit / antlaşma; "yeni tanrımız tüm düşmanlarımızı yok ederek güç yetirilemez bir saltanata kavuşturacak", MÜJDE'si idi
Bu Ahit / antlaşma; "Gücüne nihayet olmayan Dünya imparatorluğu", MÜJDE'si idi
Bu Ahit / antlaşma; "Dünyevi imparatorluk sırasında MÜJDE TANRI'nın/VAAD'cinin de Dünya'ya gelerek aralarında yaşayacağı", MÜJDE'si idi
Bu Ahit / antlaşma; "Krallar kralı, MÜJDE TANRI ile sürülen yaşamda Vaad'ciyi takip edenler için elbette affedilmeyen hiç bir suç olmayacağının", MÜJDE'si idi
Bu Ahit / antlaşma; "Dünya üzerinde yapmak istedikleri her türlü katliam ve zulme izin verildiğinin", MÜJDE'si idi
Bu Ahit / antlaşma; "OĞUL TANRI'nın olduğu yaşamda BABA TANRI'nın emirlerinin ve gönderdiklerinin geçersiz olduğunun", MÜJDE'si idi
Bu Ahit / antlaşma; "Yapılacak Argemeddon savaşı ile bu BABA TANRI devrinin tamamen sona ereceğinin", MÜJDE'si idi
Bu Ahit / antlaşma; "BABA TANRI'nın kudretinin içinde sadece artık yargılama ve hesap sorma yetkisinin kalmadığının", MÜJDE'si idi
Bu Ahit / antlaşma; "BABA TANRI'nın kudretlerinden sadece son düşmanları olan ÖLÜM'ün kaldığının", MÜJDE'si idi
Bu Ahit / antlaşma; "OĞUL TANRI'nın söz olmaktan başlayan macerasının, ÖLÜMÜ de yenerek, BABA TANRI'yı tamamen tasfiye edeceğinin ", MÜJDE'si idi
Bu Ahit / antlaşma; "BABA TANRI'yı tasfiye ederek, İNANANLILARINA SONSUZ YAŞAM vereceğinin", MÜJDE'si idi
Bu Ahit / antlaşma; "BABA TANRI'nın sağında oturan değil, herşeye hükümran ortada oturan olacağının", MÜJDE'si idi

ÖLÜM bağımsız TANRI MI? TANRININ takdiri olan EMİR Mİ? Ölüm kendi başına buyruk, TANRI değilse yani ölüm Tanrı'dansa, o zaman neden yok edilebilecek/yok etmeye güç yetirilebilen üstelikte düşman olsun. Ölüm Tanrıdan'sa ve aynı zaman da düşmansa; o zaman DÜŞMANLIK BESLENEN ve YENİLMESİ GEREKEN KİM?

1 Krallar (1 Kings)......17/20 Sonra RAB'be şöyle yalvardı: "Ya RAB Tanrım, neden yanında kaldığım dul kadının oğlunu öldürerek ona bu kötülüğü yaptın?"
Romalılar (Romans)....8/32 Öz Oğlunu bile esirgemeyen, O'nu hepimizin uğruna ölüme teslim eden Tanrı, O'nunla birlikte bize her şeyi de bağışlamayacak mı?

Neden? Ölümsüzlük sürekli kılınacaksa "OL" diyerek yok edilmiyor da gücüne kuvvet yetmeyen TANRISAL ve DÜŞMAN bir olgu olarak gösteriliyor. Ölümün gelmesini elbette kimse istemez ama yok etmeye güç yetirilebilecek düşman olarakta görülmez. Bu nedenle adına ECEL denir.Takdiri İlahi denir.Ölümden sonraki hayata da ahiret denir.

1 Korintliler ..............15/26 Ortadan kaldırılacak son düşman ölümdür.

Neden? Ölümsüz dünya yaşamına benzer yaşam istiyorlarda, ölüm olmayan AHİRET yaşamında olmak istemiyorlar.Allah'ın, hesap gününden cezalanmadan kurtulamayacaklarına bu kadar eminler mi? Allah ile ilişkileri kalmadığından bu kadar eminler mi?

1 Korintliler (1 Corinthians).....15/54 Çürüyen ve ölümlü olan varlığımız çürümezliği ve ölümsüzlüğü giyinince, «Ölüm yok edildi, zafer kazanıldı!» diye yazılmış olan söz yerine gelecektir.
1 Korintliler (1 Corinthians).....15/55 «Ey ölüm, zaferin nerede?Ey ölüm, dikenin nerede?»
1 Korintliler (1 Corinthians).....15/56 Ölümün dikeni günahtır. Günah ise gücünü Kutsal Yasa'dan alır.

Pagan inançlı çok tanrılara inanan hatta, BABA TANRININ yerine OĞUL TANRI'yı kabul ettirme çalışmalarına dört elle sarılanların, İNANÇSIZLARA KARŞI kurulan İTTİFAKLARLA mücadele edecek oldukları TEK ALLAH'A inananlar mı?

Hayallerindeki, ARGEMEDDON savaşında savaşıp YOK ETMEYİ DÜŞÜNDÜKLERİ, kendileri gibi VAAD'cinin peşine takılmayan, birden çok TANRI inancına yanaşmayan, ALLAH'A İMAN edenler mi?
     
  HIRİSTİYANLARA GÖRE "RAB NE, KUL NE DEMEK?"..."RABBİMİZ" DENİLDİĞİN DE NE ANLARLAR? AYRINTILARI İÇİN BU BAĞLANTIYI KULLANABİLİRSİNİZ.
   
  HIRİSTİYANLARA GÖRE; İSA TANRIDIR. BU KONUDAKİ KİLİSE AÇIKLAMASININ YER ALDIĞI "TANRI İSA" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Yukarıda sıralanan örnekler ve benzerleri ile TANRI ve Peygamber'leri alçaltan yakışıksız ifadeleri, sahip oldukları kitaplarında yer verdiklerini çok iyi bilen. Kitaplarında, sapkın ifadelerin olduğunu çok iyi bildiği ve haberdar olduğu, yaptığı görevler ve çevirilerle anlaşılanlara; Kitaplarına (Müslümanları diyalog platformuna çekmek, Amentü birliğinin olduğuna inandırmak, yapılan çağrıların ilahi olabileceği izlemini vermek için) kutsiyet kazandırabilmek için Ahit yönlendirmeli KUR'AN MEALİ yaptırarak "kitaplarının KUR'AN'ı KERİM'le (HAŞA) benzeşir olduğunun İZLEMİNİ verdirmişlerdir.

Yaptırdıkları, Kur'an'ı Kerim Mealin'deki, Ayet arkalarına eklenen, Ahit yönlendirmeli adreslerle; BABA TANRI, OĞUL TANRI,İSRAİL TANRISI RAB tanımlarına, düşüncelerin alışkanlıkları sağlanmıştır.

Peygamberlerin de put tapıcılığını teşvik edebileceği, kafir olabileceği, ensest ilişkiler içinde yaşam sürebileceği, sıkıştığında karısını pazarlayabileceği, bol bol yalan söyleyebileceği, entrikalar içinde komplolar düzenleyerek peygamberliğini sürdürebileceği ve gerektiğinde hırsızlıklar ve gasp yapabileceği olgusunun işlendiği bölümlere bol bol yönlendirmeler yaptırılmıştır.

Tanrının yalan söylediği, Tanrının güçsüz kaldığı, Tanrının dünyevi olaylardan habersiz olduğu, Tanrının bir mekan sahibi olduğu, Tanrının aslında nitelenebilir olduğu çağrılarının; düşünce yelpazesinin bir yerlerini işgal etmiş olan, inkar etme sapma eğilimleri ile tanışıklıkları sağlattırılmıştır.

Son yılların moda deyimi ile MÜJDE'nin arkasına düşme gibi aynı anlamdaki arayışı ifade eden, (din çerçevesi içinde) yani, isyan etmemiş gözükerek (kaçmama modunda kalarak) kaçma / kurtulma özlemini çok güzel anlatan, Meksika sınırı arayışı içindeki düşüncelere, Tanrı'dan kurtulabilmenin sınırı / sınırdaki kapılar gösterilmiştir.

Tanrı ve Peygamber'ler hakkındaki aşağlayıcı örneklerle, insanların tanışması sağlanmıştır.Özetle; "imanın öyle pekte önemli birşey" olmadığı "önemli olanın inanmak" olduğu, müjdeci, kurtarıcı, biricik oğul ve affedilmesi kesin olanlar tanımlamaları ile şablonlaştırılmıştır.
   
  SUAT YILDIRIM'IN "ESKİ ve YENİ AHİT YÖNLENDİRMELİ" KUR'AN KERİM, MEALİ İLE İLGİLİ YAZIYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  İmanlarını bozdukları için ALLAH'ın, Kur'an'ı Kerim ve Peygamber göndererek imani değerlerden saptıklarını açıkca belirtilen bu KURTARICI BİZE GELECEK tellalleri; çok yüksek sesle ve sık peryotlarda koro eşliğinde yapıyorlar.Acaba diyorum; " SEVİYESİNİ DÜŞÜRDÜKLERİ (onların yakıştırdıkları, tanımları ile) ama TANRILARI EDİNDİKLERİNE, İSTEKLERİNİ Mİ DUYURMAYA ÇALIŞIYORLAR.

YUKARIDA DA ÖRNEKLERİNİ VERDİK Onların çizdiği TANRI profilinde Tanrının pek birşeyden haberi olmuyor. Söz, HABİL VE KABİL'DEN açılmışken konuyla ilgili onlardan bir örnek verelim. Soruyor sormasına da ama fırçayıda yiyiyor.

Tekvin/Yaradılıs...4/8 Kayin kardeşi Habil'e, "Haydi, tarlaya gidelim" dedi. Tarlada birlikteyken Kayin kardeşine saldırıp onu öldürdü.
Tekvin/Yaradılıs...4/9 RAB Kayin'e, "Kardeşin Habil nerede?" diye sordu. Kayin, "Bilmiyorum, kardeşimin bekçisi miyim ben?" diye karşılık verdi.
   
  Eli ile peygamberin gözlerini kapayan Tanrı, "ol" ("Söz" İsa'da kaldığı için mi dersiniz) demekten aciz bir Tanrı, isimleri bilmesi ve hatırlaması bile mucize gösterilen Tanrı anlayışı.

Ellerinle yazdığın kitapların da seni yaratan Tanrını, kendi adamına (Allah'ı güçsüz gösterme stratejisi) yendirirsen (Yakup ile güreşi), kitaplarında da bu alçaltıcı konuları gerçekmiş gibi işlersen, elbette diğer konularda işleyeceğin Tanrı profilide böyle olur.

Alemleri yarattığını söyledikleri Tanrı'nın, İsrailoğulları'nın önünde aciz kalışını/aciziyetini resmederek, hem egolarını tatmin ediyorlar, hem de imanı zayıflatıyorlar.

Güreşte, "OL" "SÖZ"'ünü Kullanmadığı için YAKUP'u/İSRAİL'i YENEMEYEN TANRI, TAMAMEN SÖZ'süz kalırsa; İSRAİLOĞULLARININ KURDUĞU, İSRAİL'i nasıl yenebilir?.
   
  Neden bu konuya açıklık getirmiyorlar? Neden kitabımızın bu kısmı yanlıştır, "Allah, herşeyi bilendir yanılmaz" diyerek, en azından bu kısmı iptal etmiyorlar? Etmezler elbette; ellerindeki kitabın, Allah'la ilişkisi olmadığını onlar da biliyorlar. Zayıf, yanılan, bilmeyen Tanrı konusunda ısrarlı oldukları için, yani göğüslerdeki BUZAĞI meselesinden dolayı böyle bir girişimde bulunmuyorlar

Allah'tan, yardım ummaların önüne geçilerek, Allah'tan, ümit kestirerek, insanları, taşa, puta, ipe, muma, sayıya, fala, büyüye, efendilere, şifacılara...vs... yönlendiriyorlar. insanların, Allah, ile olan bağını azaltmış / yok etmiş oluyorlar.
   
  Onların amacı; insanların ALLAH İMANINA SAHİP birer KUL OLMALARINI sağlamak asla değil. Onların amacı VAAD'cilerinin MÜJDESİ doğrultusuna, Altın çağın miladı olarak belirledikleri, iyilerle, kötülerin savaşının taraflarını oluşturabilmek. Armegeddon savaş meydanında buluşacak, mesihin ordusu ile deccalin ordusunun taraflarını hazırlayabilmek.İyi_yüzlüler ile kötü_yüzlülerin savaşı. Müslüman taklitli, ünvanlı misyonerler tarafından, ARGEMEDDON SAVAŞI, Anadolu'da böyle anlatılıyor."Batının, iyi_yüzlüleri ile bir araya gelip, kötü_yüzlülere karşı, İsa Mesih arkasında, mehdi (sembolik lider.. kim?) ile deccale karşı savaşacağız diyorlar.

Elbetteki her şey, Allah'a olan imanı, VAAD'cinin tarafına kaydırabilmek, VARLIK BİR'liğini sağlayabilmek ve Peygamberler bölgesine tüm varlıkları ile sahip olabilmek.
   
  VAAD'cinin ÇAĞRISINA TARAFTAR TOPLAYANLARIN İŞLENDİĞİ "DİYALOĞUN TELLALLERİ ve MİSYONERLERİ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Yazı boyunca örnekleyerek sergilemeye çalışılan inançlarının, ürrettiklerinden dolayı; VAAD'ci adına, TANRI'yı (inançlarının kabul ettiği derecedeki olgu) kıyamete zorlayabileceklerine zannediyorlar.. Dolayısıyla da, VAAD'cilerinin hemen kurtarmaya geleceğine inanıyorlar.

Tanrıyı gördükleri /Tanrıyı görmek istedikleri seviye bu .Sahip oldukları KURDUKLARI İNANMA SİSTEMLERİNE göre; BABA TANRIYI kızdırmak için ellerinden geleni yapıyorlar,
KIYAMET ZAMANI öne aldırmak istiyorlar. Vaadcinin de bilemediği KIYAMET GÜNÜNÜ öne çekmek

Markos (Mark).....16/32 «O günü ve o saati, ne gökteki melekler, ne de Oğul bilir; Baba'dan başka kimse bilmez.
.
100/100 VAAD'ciden olmayanların 1000 yıl süresince ölü olarak kalacağı, KIYAMET GÜNÜNÜ öne almak istiyorlar.100/100 kendisine bağlı olanlarla birlikte yeniden dirilmenin olacağı HESAP GÜNÜNE kadar (şeytan kendisine istediği gibi "insanların dirilme gününe kadar süre verildiğini sanıyor. Oysa Allah, KIYAMET GÜNÜNE kadar süre verdiğini Kur'an'ı Kerim'de bildiriyor.) diri olarak hayat sürmeyi hayal ettiği/umduğu, zaman diliminin başlangıcı, KIYAMET GÜNÜNÜN biran önce başlamasını istiyor.

Çünkü; verilen süreler dolmuş Vaadler gerçekleşmemiş, kendisine güvenerek peşlerine takılmış olanların canı sıkılmış, sabrı kalmamış, sürekli tarikatlar kursalarda, şüpheler artmaya başlamıştır. Atalarının da VAADLERİ göremeden gittiklerini bilenler, kendilerinin de Müjdelenenleri göremeden, gitme üzere olduklarının farkındalar. Bu nedenle "artık ne olacaksa olsun" yaklaşımı ile TANRIYI KIYAMETE zorluyorlar. Bunun adına da KIYAMET PROJESİ diyorlar.

Tanrı'nın kızacağını sanıyorlar ama kızmış bir Tanrıyla da başa çıkabileceklerine inanıyorlar.(Beyazın pisişik tiplemesi gibi, hani öyle tanımlamar kullanırdı "seni denize atmak istiyorum ama ıslanmanı da istemiyorum" ..vs).
Standartlarını kendilerinin saptadığı Tanrılarının
, tüm yaptıklarından sonra kendilerine dokunmayacağını, hatta dokunamayacağına inanıyorlar. İnanıyorlar ki; Dünya'da yapılan tüm zülme, sapkın inanışlara, iman yolundan sapmalara, sömürmeye, ahlaki olan tüm değerlerin yok edilmesine göz yumup, ortamlar hazırlıyorlar.

Tanrı atayan, onun adına antlaşmalar yapıp kitaplar yazan, Tanrısına Oğlu/Oğulu olduğu haberini veren, duymak istedikleri Müjdeleri söyletenler yukarıda yazılan herşeye inanmasalarda, yapmak istedikleri her şeyin gerçekleşeceğine inanıyorlar. Daha kötüsü gerçekleşmesini istedikeri şeylerin de ancak bu yolla ve bu şekilde olacağına inanıyorlar.

Tanrıyı kitaplarında, işledikleri gibi söz dinleyen Tanrı olarak görüyorlar.Biz nasıl yazdıysak o sınırlar içinde hareket edecek bir tanrımız var diyorlar. VAAD'cinin bildirdiği ölçüler içinde, verdiği MÜJDELER çerçevesi içinde bu inanca sahibiz diyorlar. TANRININ OĞLU, BİZLERE KADAR GELDİ BU SÖZLERİ VERDİ tesellisi ile TELLALLİĞE devam ediyorlar.

Belki bu nedenle, Vatikanı, Av köpekleri takım yıldızı temsil ediyordur. Bir ÇOBAN'ın kontrolünde olan iki AV KÖPEĞİ. Belki sadık olması nedeni ile kullanmayı çok seviyorlardır.Köpeklerin, güdücülüğünü ve korumalığını temsili olarak işlemişler.Belki etrafı çevrilip sürülmesi gerekenler vardır. "Bize ait, bize sadık, bizi koruyan, bizim" vurgularını pekiştirmek için olsa gerek.Pekii! ÇOBAN NEREDE? Çoban büyük ihtimalle KASE'nin olduğu yerde.Elbette sürüyü çevirecek Av köpekleri ile birlikte.

Tıpkı, kendi yazdıkları kitaplarında, kendi belirledikleri, tamamen kendilerine ait olan bir TANRI İNANCINA sahip olmaları gibi. Elleri ile dökdükleri, diledikleri gibi şekillendirdikleri, istedikleri yerde konumlandırdıkları, yapması gerekenleri dua yoluyla ile duyurarak öğrettikleri, tozunu alıp parlattıkları TANRI BUZAĞI gibi.

İşe yaramadığını gördüklerinde ise; depoya kaldırdıkları yahut eritip yerine yeni TANRI kalıpları/profilleri hazırladıkları, İKON TANRILAR gibi. Baktılar ki olmuyor, istedikleri şeyler bir türlü gerçekleşmiyor, yazdıkları yeni antlaşmaları kabul eden GÖNÜL TANRILARI gibi.Duymak istedikleri MÜJDELERİ veren, VAADCİ TANRI gibi..vs..

Köpekler de, sahibinin sözünü dinleyen ama kızdığında gösterilen hedefleri yok eden bir hayvan. Ait olduğunu/olduklarını koruma iç güdüsü ile donatılmış, haklı- haksız ayrımı yapmadan sadece görevini yerine getiren sadık bir elaman.

Örnek yine kendilerinden. Bu kez gökten inmesini beklediklerini, Gizemli 51. bölgede Av köpeleri ile pusuya yatmış olarak bekleyen, (mormonların bölgesine UTAH'a yakın) OPUS-DEI patronlarından. Ma aile olarak, global elitler olarak şeref locasında yerlerini almış bekliyorlar.Tıpkı bazılarının paylarına düşmesini umdukları parsellerde boy gösterdikleri gibi..
   
 
   
  Böyle bir tanrı inancına sahip olanların, kitapları ne kadar ilahiliğe yakın olabilir?
Böyle bir tanrı inancına sahip olanların, arkasına takılıpta gidilir mi?
Böyle bir tanrı inancına sahip olanlara, Allah yardım gönderir mi?
Yardıma muhtaç olduklarını, kurtarıcının kendilerine gelmesini ispat için, mahsun, madur, masum ve mazlum olduklarının ispatı için, dindaşlarını, ırkdaşlarını, yurttaşlarını, ölüme gönderip, eziyet çekmesine razı olacakların peşine takılınır mı?

Yaptıkları ispat çalışmalarına, KANACAK ve DESTEKLEYECEK TANRI varlığına inananların arkasına " onlara kurtarıcı gelecekmiş" diye takılanlara da "helal olsun" denir
Yeryüzünde "144.000 Yahudi kalacak, diğerleri yok olduğu zaman kurtulmuş ve ölümsüz yaşama kavuşacağız "diyenlerin, ardına takılıp gelecek dediklerini, bekleyenlere de "helal olsun"

144.000 yahudi kalasıya kadar devam edecek bir savaşta kendilerinin sağ bırakılacağını sananlara helal olsun.
144.000 yahudi dışında başka güçler kalırsa KURTULMUŞ OLMAZLAR Kİ. Dolayısıyla hayalide olsa, ebedi ölümsüz hayata başlayamazlar.
Ya kendi dışında kalan herkez ölmüş olacak yada hepsi hayvanat bahçesi benzeri yerlerde sürü yaşamına makum, Altın Çağın lanetlileri olarak kalacaklar. Elbette, vaadcinin öngördüğü CEHENNEM cezalarını yaşayarak.
Vaad'ciye göre, bi-derece iyi olanlarda, zombi modunda, hizmetliler grubu olarak saksı yaşamına kavuşabilirler.

Petrus...... 2/12 Ama anlamadıkları konularda sövüp sayan bu kişiler, içgüdüleriyle yaşayan, yakalanıp boğazlanmak üzere doğan, akıldan yoksun hayvanlar gibidir. Hayvanlar gibi onlar da yıkıma uğrayacaklar.
Luka........ 19/27`Beni kral olarak istemeyen o düşmanlarıma gelince, onları buraya getirin ve gözümün önünde kılıçtan geçirin!'
   
  İMANIMIZI İSTEYEN İÇİN, bazı soruları soralım.
 

 

  Hz. Muhammed'i son peygamber olarak kabul etmeyen ve Kur'an'ı Kerim'e büyü kitabı olarak bakan, Müslümanları sapkın din sahipleri olarak gören, Allah'ın indirdiği ayetlerle hiç bir alakası olmayan, "BİZE KURTARICI GELECEK" diyenlerin arkasına takılacak, potansiyel gördükleri insanları ayarlamak.

Hz. Muhammed'i ve Kur'an'ı Kerim'i kabul etmeyen
, Müslümanları sapkın din sahipleri olarak gören, ellerine ilk geçen fırsatta enginizasyonlar da yargılayacak olanların, yukarıda sıralanan örneklere göre; "ALLAH, BİZE KURTARICI GÖNDERECEK" demeleri kadar saçma birşey olabilir mi?

Hz. İsa yukarıda örneklerini gördüğünüz, Eski Ahit'e bağlı kalarak peygamberlik yapmış olabilir mi?
Hz. İsa'nın yukarıda sıralanan aşağlayıcı ifadeleri taşıyan bir kitaba "evet bu kitap ilahidir" diyebileceğine ihtimal veriyor musunuz?


Allah'ın, kendisine ortaklar koşan, oğullar isnat edenlere, arkalarına sığınacağı bir zatı-muhteremi, vereceğine inanıyor musunuz?
   
  Dünya'nın onlardan kurtarılmaya ihtiyaçları varken, onların dışında kalanların kurtarılmaya ihtiyaçları varken onların KURTARICI BEKLEME sebepleri ne olabilir?
Dünyada zulmun, sömürünün, işgalin, terörün yegane uygulayıcıları olanlar neden ve kimden kurtulmak için KURTARICI BEKLİYOR olabilirler.

NEDEN KURTARICI BEKLİYORLAR? NEDEN KURTULMAYI AMAÇLIYORLAR? Herşey ortada. Biliyorlar ki kendilerini, ALLAH'ın, hesap sormasından KURTARACAK bir güce, bir söze, BİR MÜJDEYE, bir kurtarıcıya, BİR "BİR"liğe ihtiyaçları var.

ŞU TÜR SORULARIN cevapları zaten ortada bir VAAD'cinin beklendiğini ortaya koyuyor.

Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlar; hala neden kurtuluş istiyorlar?
Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlar; hala kimden kurtulmayı istiyorlar?
Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlar; hala nelerden kurtulmayı istiyorlar?
Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlardan kurtulmayı istemesi gerekenler bu işin, patronları / organizatörleri dışında kalanların olması gerekmez miydi?

Durum bu kadar açıkken, kendilerine bir kurtarıcı gelecek demek, onlar için fazla safdillik olurdu.Dünya uyuşturulmuştu ama bu kadarda değil. Ataları da, Mesih'i fikrini bu şekli aldırarak ortaya çıkarttıklarında, böyle zor durumlarla karşılaşacaklarını düşünmüş olacaklar ki; Mesih ile birlikte, DECCAL denen bir olgunun da tanıtımını yapmışlardı.

Kendilerine eziyet sembolu olan, TANRILARINA inanmayan acımasız, inançlarının düşmanı orduları bir araya getirebilen, YECÜC ve MECÜC ordularının yapamadıklarını gerçekleştirmek isteyen bir şahsiyet.(Şahsiyet diyorum çünkü KUR'AN'I KERİM'DE Mehdi, mesih kavramı ve konusu olmadığı gibi Deccal tanımı ve konusuda yok. Deccal yaldızlayan örten demek. Kimler neleri örtüyor, neleri gizliyorsa O DECCAL tanımı içine girebilir.)

Elbette kendi seçtikleri, ordularını toplamasını organize ettikleri/edecekleri, (kendilerinin) BU DECCAL'DİR diyecekleri hatta İSRAİL'e kadar ulaşabilsin diye; araç gereç verip yakıtlarını, kendi elleri ile dolduracakları bir şahsiyet. Neden bu kadar eminim? Baksanıza, DECCAL dedikleri de onların, Mesih ve tapınak hazırlıkları ile Dünya'yı Kamplara bölme çalışmalarının bitmesini bekliyor.
   
  YAŞAMLARIMIZA ve BİLİNÇLERİMİZE YERLEŞTİRİLEN "YECÜC VE MECÜC ve ÜRETİCİLERİNE" ÖRNEK İÇİN BU BAĞLANTIYI KULLANABİLİRSİNİZ.
   
  DECCAL ve MESİH İÇİN (Müslümanlara hitap edecek şekilde) BELİRLEDİKLERİ ÖZELLİKLER İÇİN BU BAĞLANTIYI KULLANABİLİRSİNİZ.
   
  Senaryolarını yazdıkları oyunlarında, o çok güvendikleri ve son umutları olan VAAD'cilerine, çamurdan yaratılmışları "kefarret olarak" kurban etmek.
   
  VAAD'cinin, İMANIMIZI İSTEYENİN YAPMAK İSTEDİKLERİ NELERMİŞ BİR BAKALIM. Neden ARGEMEDDON, MEGİDDO ve AMİK ovası.Peygamberler bölgesinin kapısı önünde yapmayı tasarladıkları savaşta ve öncesinde neler olmasını öngörüyorlar. BABA TANRI ve Oğul TANRI arasındaki iktidar savaşı, Dünya yaşamında nelere mal olabilir.

Esasında, herşey bilgisayarda oynanan savaş oyunu çerçevesinde planlanmış ve sadece hayal ediliyor, sadece varsayıyorlar. Ellerindeki kitaba da ESİNLENME DEMİYORLAR MI?.O hayale göre; hatta Pavlus gibilerinin, Yuhanna gibilerinin (yada onlara isnat edilen) hayallerine dayanarak kurgulanmış metinler birliği. Buldukları metinlerden işlerine gelenleri, sahibini bilmedilerini bile (ibranilare mektuplar) bir araya getirmişler.Ya bulamadıkları metinler varsa!Kutsal kitapları yanlış olmuyor mu?

Argemeddon savaşının müellifleri, kitapları esinlendik yazdık diyenlerin bile hayallerinin çok ötesinde olan iddialarla ortaya çıkıyorlar. Matta, Markos, Yuhanna, Luka, Pavlus ve diğerlerine ait metinlerin hiş birinde, İsa'nın "BEN TANRIYIM" dediği yazılmamış. Yani İsa'nın "BEN TANRIYIM" dediğine hiç biri tanık olmamış. Esinlenmelerinde bile, böyle bir kurguyu düşünmemişler/düşünememişler. Sadece, başkalarına atfedilen, başkalarının kanaatı olan O TANRI / O TANRI'ydı tanımları ile İsa'nın tanrılığı vurgulanmış..
   
  VATİKAN .Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri .....................www.meryemana.net/meryem/tr/misc.php?id=20&par=9&td=11

446 Eski Ahit'te yer alan kitapların Yunanca çevirisinde Tanrı'nın Musa'ya açınladığı (Bkz. Çık 3, 14) sözle ifade olunamaz adı YAHVE, Kyrios ("Rab") olarak çevrilmiştir. Rab sözcüğü o zamandan beri İSRAİL TANRISININ Tanrılığını ifade etmek için kullanılmaya başlandı. Yeni Ahit bu güçlü "Rab" adını hem BABA hem de TANRI'NIN KENDİSİ olarak kabul edilen İsa için kullanıyor, (Bkz. 1 Kor 2, 8) bu bir yeniliktir.

449 İsa'ya Tanrısal Rab adını veren Kilise'nin ilk inanç ilkelerinde, başlangıçtan beri TANRI BABA'YA ait olan güç, şeref ve yücelik aynı zamanda İsa'ya da aittir, çünkü İsa "Tanrı özüne" sahiptir (Fil 2, 6) .........

454 Tanrı'nın Oğlu adı, Mesih İsa'nın Babası Tanrı'ya olan biricik ve ebedi ilişkisi demektir: O Baba'nın  ve Tanrı'nın Kendisinin  biricik Oğludur. Hıristiyan olabilmek için Mesih İsa' nın Tanrı'nın Oğlu olduğuna inanmak şarttır. (Bkz. Hİ 8, 37, 1 Yu 2, 23)

"...Çünkü kuzu Rablerin Rabbi, Kralların Kralıdır" (Esinleme 17:14). Mesih'in ikinci gelişinde elbisesinin üzerinde "KRALLARIN KRALI VE RABLERİN RABBİ" yazılı olacak (Esinleme 19:10).
   
  İsa, BEN TANRIYIM demedi ise; O kitapları yazanlar, o kitapları derleyenler, o konsillere katılanlar le bugün İSA TANRIDIR diyenler nelere dayanarak, İSA'NIN TANRILIĞINI ilan ediyorlar? Durumu şöyle izah ediyorlar. İsa. ne derse desin, isterse hiç birşey dememiş olsun, esasında o "BEN TANRIYIM" demiştir. Saçma bir cümle gibi gelebilir ama değil işte verdikleri cevap.

"Kutsal Kitab’ın her hangi bir yerinde İsa’nın: “Ben Tanrı’yım”, diye söylediği yazılmamıştır. Fakat bu O’nun Tanrı olmadığını beyan etmediği anlamına gelemez."

Onu TANRI İLAN ETMEK isteyenlerin amacı ne olabilir.Sadece ihtiraslarını, isteklerini, amaçlarını gerçekleştirebilmek için İSA'NIN TANRI olmasını istiyorlar başka bir değişle İsa'nın TANRILIĞINA İHTİYAÇLARI var. Allah'ın hesap gününden kurtulabilmek için, bir TANRIYA İHTİYAÇLARI var, bu nedenle İSA'NIN TANRI olmasını istiyorlar. Çünkü onların istediği kurtuluşu ancak ahitleşmeye açık ve ahitleştikleri bir tanrı sağlayabilir. Sonu gelmez Dünyevi yaşamı ve gücüne nihayet olmayan saltanatı, onlara ancak profilini çizdikleri bir tanrı verebilir.

Ahitleştikleri, tanrı yapmaya çalıştıkları VAAD'cilerini de İSA İSMİ ARKASINA saklıyorlar.Hz.İsa'nın ismini kullanarak, VAAD'ciyi GİZLİYORLAR.Çok rahat biçimde her yerde ayinler düzenleyip, tütsüler / buhurlar yakabiliyorlar. Diledikleri gibi ismini anmadan kolayca konuşup, İNANÇSIZLARA KARŞI İTTİFAKLAR kurarak, taraftar toplayabiliyorlar.

(YAHVE isminin söylenmesinin yasak olduğu gibi. Başka isimlerle kendisini andırmak istemesi gibi. Oysa ALLAH, sürekli isimleri ile zikretmemizi emrediyor. Onların, isim gizleyerek başka isimler kullanmalarında ki, sebepi ne olabilir. Düşünmeye değer.Deşifre olmak istemeyen/deşifre edilmek istenmeyen kim/ne?. ALLAH, isminin anılması için insanların RABLERİNİ unutmamaları için sayısız peygamberler göndermiş, Kitaplar indirmiş, oysa onlar isim gizliyor.)


Onlarda Konsil derlemeceleri de böyle bir iddianın TEK TANRILI din iddiasını daha başından yok edeceğini düşünmüş olmalılar ki; lafı dolaştırmakla yetinmişler.Yoksa, Peygamberler bölgesinde gelişen, Hz. İsa tebliğleri karşısında tutunabilmeleri, dolayısıyla Hz.İsa'nın ismini kullanmaları hepten imkansız olurdu.

BABA TANRI inançları da, OĞUL TANRI inançları da, BİRİCİK OĞUL inançları da, VAADci / Müjdeci inançları da, TEK ve BİR inançlarıda, TANRININ sağında oturan TANRI inançları da, VARLIK BİRLİĞİ inançları da "BİR'İN" EGEMENLİĞİNE inançları da, SONSUZ YAŞAM inançları da, ALTIN ÇAĞ inançları da, KURTARICININ GÖKTEN gelme inançları da..vs..hepsi sanal, hepsi hayal buraya kadar bir problem yok isteyen istediği hayali kurar.

Ama ölümler ve zulumler, kan ve göz yaşları gerçek... İMANDAN SAPIŞLAR, ŞEYTANA UYUŞLAR, VAADCİYE TAKILMALARSA gerçek olacak.

Luka (Luke)............12/51 YERYÜZÜNE barış getirmeye mi GELDİĞİMİ sanıyorsunuz? Size hayır diyorum, ben ayrılık getirmeye geldim.
Luka (Luke)............12/52 Bundan böyle bir evde beş kişi, ikiye karşı üç, üçe karşı iki bölünmüş olacak.
Luka (Luke)............12/53 Baba oğluna karşı, oğul babasına karşı, anne kızına karşı, kız annesine karşı, kaynana gelinine karşı, gelin kaynanasına karşı olacaktır.»

Matta (Matthew).....10/34 «YERYÜZÜNE barış getirmeye GELDİĞİMİ sanmayın! Ben barış değil, kılıç getirmeye geldim.
Matta (Matthew).....10/35 Çünkü ben oğulla babasının, kızla annesinin, gelinle kaynanasının arasına ayrılık sokmaya geldim.

   
  Bu iki ucuda çivili değnek gibi. Ne tarafta olursanız olun, hangi görüş içinde olursanız olun, eğer bu savaş ve olaylar planlandığı gibi gerçekleşecekse, ayrımsız tüm insanlar için inanılmaz acılar var.Kuklacılar ve locadan seyredenler hariç.

Şöyle şakalar yapılır. Arkadaşına "Xx......yerde cacık festivali varmış gelirmisin"diye sorar. Arkadaşı "gelirim" derse "iyi o zaman başka hıyar/inek aramayayım"der. Arkadaşı "gelmem" diye cevap verirsede "o zaman başka hıyar/inek bulayım"der. Anladığınız gibi cevap ne olursa olsun, gitsenizde gitmesenizde yoğurdun içine doğransanız da doğranmasınız da hıyar olmaktan kurtula mıyorsunuz. Yoğurt için, süt verseniz de vermeseniz de, inek olmaktan kurtula mıyorsunuz.

Çok acılar yaşanmasının önüne geçilemeyebilir,
çekilen acıları durdurmaya güçler yetmeyebilir, bir tarafta olmak zorunda kalınabilir. Yani, bi-tarafta olunsa, bir-tarafta da olunsa, bertaraf olmak hele, hele 'acılara gark olmamak' neredeyse imkansız. Ama imanımızı kaybetmek yada kaybetmemek bizim ellerimizde.Kur'an'ı Kerim'e bağlı kalmak, ondan ayrılmamak İMANIMIZI kaybetmemize engel olacaktır.

Olması muhtemel olaylar bizler için çok zorlu bir sınav olabilir. Bizlere düşen, sabretmek, KUR'AN'I KERİM'E BAĞLI KALMAK.Seçim yapmak zorunda kalırsak, Rehber Kur'an'ı Kerim olmalı. O "dedi" bu "dedi" değil, o çağırdı bu çağırdı değil, o'da orada bu'da orada değil, İmanın ne gerektirdiğini anlamak için KUR'AN REHBER edinilmeli.

Unutmayın, Deccal dedikleri şey, YALDIZLAYAN, ÖRTEN anlamını taşıyor. DECCALLERE ölüm diyenlerin, DECCAL olup olmadığını anlamamız için KUR'AN'I KERİM'İ REHBER almalıyız.
   
  ALLAH, KUR'AN'ın SÖZLERİNİ DEĞİŞTİRMEK İSTEYENLERİN, GÜCÜNÜN YETMEYECEĞİNİ ve KUR'AN'dan BAŞKA SIĞINILACAK SIĞINAĞIN OLMADIĞINI BİLDİRİYOR.

18 - KEHF..........27. Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku.O'nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O'ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın.

6 - EN'AM......... 116. Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Çünkü onlar sadece "zann"a uyarlar ve saçmalarlar.

3 - ALİ İMRAN.......7.Sana bu kitabı indiren O'dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, "Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır." derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmez.

Değişik birşey duyduğunuzda Kur'an'ı Kerim'e bakın. Kur'an'ı Kerim size doğruyu söğleyecektir. Yorum yaparak, "işte bu denilenlerde, falanca ayetin tevilindendir" deselerde, "esasında bu ayette denilenler, şöyledir" deselerde, BİZLER YİNE KUR'AN'A BAKALIM çünkü orada gördüğünüz, okuduğunuz mana; KELİMELERİ ASLA DEĞİŞTİRİLEMEZ OLAN, RABBİNİN VAYHİ OLAN, KUR'AN'I KERİM'E AİTTİR.

Hiç bir yorumla yaldızlanmasına fırsat vermemeliyiz, okuduğumuz ayet'in manasını, ALLAH'IN BİZLERİN ANLIYACAĞI SEVİYEDE İNDİRDİĞİ, UYMAMIZ GEREKEN VAHİYLER olduğunu kabul etmeli, sonra önümüze sunulan seçenekleri değerlendirmeliyiz.

ALLAH KOLAYLAŞTIRDIĞINI BİZLERE ŞÖYLE BİLDİRİYOR..
54 - KAMER........17.Yemin olsun ki, biz, Kur'an'ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?
39 - ZÜMER........27. Andolsun, öğüt alsınlar diye biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali verdik.

Mümkünse birden fazla kişinin yaptığı Mealler kıyaslama ile okunmalı, kelime bazında yapılmış olan hataların, genel manayı değiştirmesinin önüne geçilmelidir.

UNUTMAYIN TÜM MEALLER'DE
ALLAH'TAN BAŞKA İLAH YOKTUR, ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'tır yazıyor.
ALLAH, OĞUL EDİNMEMİŞTİR yazıyor. DİN GÜNÜNÜN SAHİBİ, ALEMLERİN RABBİ ALLAH'tır yazıyor.
ALLAH, İHTİYAÇSIZDIR, DOĞURMADI, DOĞRULMADI yazıyor.
ALLAH, HERŞEYİN YARATANI'dır, herşey de ALLAH TARAFINDAN, YARATILANDIR yazıyor
ALLAH, TÜM NİTELENDİRMELERDEN ve MEKANDAN UZAKTIR yazıyor.
ALLAH'IN, DİN OLARAK İSLAMIN SEÇTİĞİNİ yazıyor.

Görüldüğü gibi; İmanın ana kabulleri, tüm meallerde aynı. Geriye öne sürecekleri seçenekler ve çağrılarla oluşturacakları tereddütleri de, Kur'an Meal'ine bakarak ortadan kaldırabiliriz.

ALLAH KURAN'I KERİMDE İMAN EDENLER İÇİN KURTARILMAYI ŞÖYLE BİLDİRİYOR..
3 - ALİ İMRAN...179. Allah, müminleri şu üzerinde bulunduğunuz halde bırakmayacaktır. Sonuçta pisi temizden ayıracaktır. Allah sizi gaybı bilir duruma da getirmeyecektir. Şu var ki Allah, resullerinden dilediğini seçer. O halde Allah'a ve resullerine inanın. Eğer inanır, korunursanız sizin için büyük bir ödül vardır.

, GALİP GELECEK OLAN TARAFIDA BİZLERE BİLDİRİYOR..
3 - ALİ İMRAN...160. Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etsinler.

5 - MAİDE.......... 56. Kim Allah’ı, onun peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir.
58 - MÜCÂDİLE...21. Allah, “Şüphesiz ben ve peygamberlerim galip geleceğiz” diye yazmıştır. Şüphe yok ki Allah çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.

 
 

Unutmayın şeytan için insanların ölmesi yada ölmemesi onemli değil. Şeytan için, insanların imanını kaybedip kaybetmemesi önemli. Ölüm, Şeytanın temsilcileri, sponsorları için önemli.Şeytanın zaferinin büyüklüğü imanını kaybedeceklerin sayısı ile orantılı. İnsanların zaferleri ise ölü sayıları ve elde ettileri topraklarla orantılı.

O nedenle Argemeddon savaşını İMAN SAVAŞI haline getirmeye çalışıyorlar (her çatışmanın nedenleri arasında mezhepler kadar inen din olgusu olabilir. Ama Haçlı seferlerinden de öte bir savaş hazırlığı ile karşı karşıyayız. Farklı DİNLERİN BİRARAYA GELEREK meydana getirdiği bloklar, yine kendi inançlarından oluşmuş bloklarla / ittifaklarla yok etmecesine savaştırılacak)

O nedenle DİNLERİN DİYALOĞA girerek, melezleştirilen ortak inançları içeren ama ibadet şekillerinde özgün/özgür seçime bağlı inanç sistemleri oluşturmaya çalışıyorlar. İsevi-Mülüman yada Müslüman-İsevi gibi. Allah'ın, "din olarak İSLAM'I ŞEÇTİM" ayetine inat, BÖYLE DOGMALARIN temelleri atılır mı? Böyle tohumlar inanç tarlasının içine sokulur mu?

ALLAH, eksik veya hatalı mı indirmişte, siz yeni yeni dinler ortaya sürüyorsunuz. Peygamberler tarafından tebliğ edilen dinler nasıl bozulmuş olabilir. ALLAH, Hz. ibrahim'in Yahudi ve Hıristiyan olmadığını, Müslüman olduğunu, Kur'an'ı Kerimde üzerine basa basa bildiriyor. Sonra birileri, İbrahimi dinleriz sologanını eline alıp, İsevi-Müslümanlık adı altında bir takım oluşumlara yeşil ışık yakıyor, Oluşuma yeşil ışık yakarak, bu hareket içinde olanları yüceltiyor ki; asıl hedef olan Müslüman -İseviliği hayata geçirebilsin.

Yani; boynunda haç taşıyan, ama namaz kılan, kiliseye giden ama Umre de yapan, İncil / risale okuyan ama Kur'an'ı da dinleyen, ayinlere katılan ama mevludü de zikride katılan, .vs. bölmeli, ortak kullanımlı ibadet yerlerini tercih eden.inançlara sahip, bir din sistemini yerine oturtabilme amacı ile böyle inanç/oluşum isimleri ortaya atıyorlar.

Müslüman-İsevi'lik diye birşey olur mu? Her müslüman için zaten, Hz. İsa peygamberidir. Hz. İsa, Hz. Muhammed'in ALLAH'tan almadığı ALLAH'IN VAYHETMEDİĞİ FARKLI BİRŞEYLERE SAHİP DEĞİLDİ Kİ, Müslüman-İsevilik adı altında bir araya getirilen bir din olsun. Hz. İsa'da Müslüman'dı. O halde nasıl oluyor da Müslümanların, Müslüman-İsevi tanımı ile tanışıklığı sağlanmaya çalışılıyor.

.( F.Gülende Hz. İsa'ya verien kitabın amacının Müslüman olmalarını sağlamaktı diye."... Onlara verilen Tevrat ve İncil de, Kur'an gibi, Müslüman olmak için kendilerine inanılması gereken iki İlâhî Kitap'tı." Fovarit dergi röportajı)

Diyor ama DİNLERİN DİYALOĞA GİRMESİ İÇİNDE Kur'an ayetlerini hükümsüz ilan ediyor. Tahrif edildiğini söyediği ellerindeki bugünkü kitaplara uyanlara da CENNE VİZESİ veriyor. Kısaca YAHUDİ veya HIRİSTİYAN olursanız CENNET GARANTİ diyor..

   
  “Kur-an'ı Kerim'in bazı ayetleri ve bazı Hadis-i Şerifler tarihi sürecini doldurduğu için bunlarla amel edilemez. Kur'an-ı Kerim'in gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat'ın hükümleri hâlâ geçerlidir. Bugünkü İnciller'e ve Tevrat'a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar.” (Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)

"...Ne var ki, kutsal metinler tercüme edilirken ya da nesilden nesile aktarılırken aslî kaynaklar tahrif edilmiş ve ifadeler değiştirilmiş;..(Yeni Ümit ..sayı:75.-2007)

"Yahudileri ve Hıristiyanları kınayan ve azarlayan ayetler ya Hazret-i Muhammed döneminde yaşayan ya da kendi peygamberleri döneminde yaşayan bazı Yahudi ve Hıristiyanlar hakkındadır.” (Küresel Barışa Doğru,Sf.45,Fethullah GÜLEN)
   
  ÖRNEĞİ BİR KEZ DAHA TEKRAR EDELİM.....MİLLİ GAZETE YAZARI, ALİ EREN'den..

`....Profesörün sıkıntısı yüzüne yansımıştı. Diğer profesör arkadaşına; `Bir gün kızımın karşıma geçip, `Baba, ben Hıristiyan oldum` diyeceği 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi` dedi. Üstelik kızı İmam Hatip mezunuydu. Profesör arkadaşından, kızıyla konuşup ikna etmesini istedi. Kıza ilk soru, `Neden Hıristiyan olduğu?` sorusuydu. Kızın cevabı, Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü söylemiyle birebir örtüşüyordu. Kızcağız, tıpkı diyalogcular gibi, `Hıristiyanlar da cennete girecek diyen sizsiniz. La ilahe illallah diyen herkesin mutlaka cennete gireceğini söylüyorsunuz` dedikten sonra, `O zaman niye Hıristiyan olmayayım? Hıristiyanlık, İslama göre çok daha kolay bir din. Başörtü mecburiyeti yok, 5 vakit namaz zorunluluğu yok. Haftada bir kiliseye gitmek yeterli....
   
   
  DİNLER ARASI DİYALOG KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "DİNLERİN ARASI DİYALOG" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  "BUGÜNKÜ" İLE KASTEDİLEN CENNETLİKLER KİMLER?....."BUGÜNKÜ CENNETLİKLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
 

 

   
  DEVAMI 2. BÖLÜMDE..