Fethullah Gülen; "Bugünkü İncilLER'e ve Tevrat'a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir."
   
  "... Onlara verilen Tevrat ve İncil de, Kur'an gibi, Müslüman olmak için kendilerine inanılması gereken iki İlâhî Kitap'tı." Fovarit dergi röportajı

"Yahudileri ve Hıristiyanları kınayan ve azarlayan ayetler ya Hazret-i Muhammed döneminde yaşayan ya da kendi peygamberleri döneminde yaşayan bazı Yahudi ve Hıristiyanlar hakkındadır.” (Küresel Barışa Doğru,Sf.45,Fethullah GÜLEN)

"...Ne var ki, kutsal metinler tercüme edilirken ya da nesilden nesile aktarılırken aslî kaynaklar tahrif edilmiş ve ifadeler değiştirilmiş;..(Yeni Ümit ..sayı:75.-2007)
   
  Şöyle söylüyor, Yahudi ADL örgütü siparişi ile yazdığı Hoşgörü ve Diyalog İklimi Kitabında Fethullah Gülen.... (ADL örgütü siparişi olduğu kendi ifadeleri ile aşağıda)

Kur-an'ı Kerim'in bazı ayetleri ve bazı Hadis-i Şerifler tarihi sürecini doldurduğu için bunlarla amel edilemez. Kur'an-ı Kerim'in gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat'ın hükümleri hâlâ geçerlidir. BÜGÜNKÜ İncilLER'e ve Tevrat'a inanan, YAHUDİ ve HIRİSTİYANLAR da CENNETLİKTİR. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar.” (Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)

("İncilLER'e" diye bir ifade kullanılmış olması bile, BİRDEN ÇOK KİTAPLARININ var olduğunu söylemektir. Tanıma büyük harfle başlayıp ÖZEL isim vurgusunu yapmışlar ama isme "LER" çoğul eki verilmesiyle esasında Hıristiyanların elindeki kitabın birden çok metinlerin birleşmesinden meydana geldiğini bildiklerinide beyan etmiş olmuşlar. Apostrofla "e" aitlik ekinide ayırmış olmaları, kitaplar külliyesini TEKİL gösterme çalışmalarından başka birşey olmasa gerek.
"ALLAH", aynı isim altında birden çok kitap gönderipte İNCİLLER adı altında toplanmasını ister mi?
Birden çok kitap olması (bile) o kitapların İLAHİ HİÇBİR DEĞERİNİN olmadığını göstermez mi?
Derleme kitapları insanları yönlendirmek, o kitaplara (bugünkü haliyle) uyanları CENNETLİK ilan etmek, "ALLAH'ı"  hiçe saymak, KUR'AN'I KERİM'i hiçe saymak, Hz. Muhammed'in tüm davetlerini hiçe saymak değil midir?
"ALLAH'ın indirdiği gibi onlarda yazmış demek değil midir?
"ALLAH" geleceği bilememiş demek değilmidir?
"ALLAH'ın" KUR'AN'I KERİM'le gidilebileceğini söylediği CENNET'e başka yollarda var diyerek bende TANRI oldum demek değil midir?
"ALLAH'ın" indirdiği ayetleri  ADL örgütünün isteğiyle  geçersiz ilan etmek "ben Tanrıyım demek" değil midir?
"ALLAH" sonsuza kadar olacakları bilmiyor muydu da o Ayetleri indirdi?
Bugün ellerinde olan çok Tanrı inançlarına sahip kitaplara uyanlar CENNETLİKTİR demek, o dinlerin misyonerliğini yapmak demektir. O dinlere uyanlar gibi yaşar ve CENNETE gidersiniz açık açık söyleniyor. Bu söz açık açık "HIRİSTİYAN olun" demektir. 
   
  misyonerlik
   
  Onlarda biliyorlar, o kitapların kendileri (ataları) tarafından yazıldığını. O nedenle BUGÜNKÜ kitaplar diye vurguluyorlar.
Onlarda biliyorlar, BUGÜNKÜ dedikleri kitaplarının İLAHİ hiçbir esinti taşımadığını.
Onlarda biliyorlar, ellerinde bulunan BUGÜNKÜ denilen kitaplarının sadece KAPAK  isimlerinin İLAHİ bir anlam taşıdığını.
Elbette Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya inmiş olan TEVRAT ve İNCİL'in hükümleri geçerli. Ayetlerin geçerlilikleri Tevrat ve İncil'i onaylayan ve ayrıntılı kılan KUR'AN'I KERİM içinde sürmektedir.
Onlarda bunu bildiklerinden, BUGÜNKÜ TANIMI kullanarak PUTPERES kaynaklı kitaplarını, ilahi kitaplardan ayırıyorlar. Böylece kendilerinin asla İLAHİ bir bağa sahip olmadıklarını, ŞEYTANLA kurmuş oldukları İTTİFAKA tabii olduklarını ilan etmiş oluyorlar.

KUR'AN'I KERİM'in bazı ayetlerini TARİHİ GEÇMİŞ ilan edip geçersiz kılanlar, binlerce sene önceki kitapların ayetlerinide geçerli  kılamayacaklarını biliyorlardır.
Amaç sadece bilinçleri bulandırmak ve kendi yollarına, İNANÇSIZLARINA karşı kurmuş oldukları İTTİFAKLARINA taraftar toplayabilmek.
Yani İMANI YOK EDEBİLMEK. TEVHİD İNANCINI SONLANDIRABİLMEK.
 "Her harfi Tanrıdan" diyip KUTSAL METİN YAZARLARI atalarının yazdıklarına tapanlara siparişle kitaplar yazanlar elbette onlardan olacaktır.
Yazdığı kitabı İNSANLIĞIN hizmetine sokacağım demeside bu nedenledir.

O kitapları Hristiyanlar ve Yahudiler okumuyor ki. Onlar Müslümanların sözlerine itibar etselerdi bu zamana kadar çoktan Müslüman olurlardı.
Üstelik o kitaplarda "Müslüman OLMAYIN, YAHUDİ yada HIRİSTİYAN olunki CENNETE gidebilesiniz" konusu işleniyor.
O kitaplar MÜSLÜMAN CEMAAT LİDERİNİN İNANDIRICILIĞINI ORTAYA KOYARAK BLOK GEÇİŞLERE İNSANLARI ISINDIRMAK için yazıldı.
İKLİM değişikliği gibi İNANÇ değişimine insanları adapte edebilmek için yazıldı.

BUGÜNKÜ DEDİKLERİ KİTAPLARIN SADECE KAPAK İSİMLERİ İLAHİDİR. BUGÜNKÜ tanımı ile CENNETLER vaadlerinde bulundukları kitaplarının içinde kullandıkları isimler bile, İLAHİ maskeleme işlerinde kendilerine kolaylık sağlama amaçlı.

Kitaplarındaki tüm isimler sadece "AD" benzerliği taşımaktadır. Hiç birinin İLAHİ VAHİYLERE mahsar olmuş PEYGAMBERLERLE uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Eğer; "yalancı, putperes, hırsız, karısını satan, kızlarıyla yatan, torununun tecavüzüne uğrayan, halkını firavuna köleleştiren..vb..PEYGAMBER olur" derseniz o başka.

Tıpkı, Yarattığını yenmekle övünen, yılan kadar geleceği bilemeyen, yarattığına esir düşen, çöl Azaeline TEKE sunusu gönderen, gülen, unutan, yalan söyleyen, aşağıya inmeden olup biteni bilmeyen, şeytanla toplantılar yapan, BOL miktarda OĞULLARI olan, halkını kendinden güçlü gördüğüne HARAÇ / FİDYE vererek kurtaran, ölümüde ölüm patronuna HARAÇ vererek etkisiz hale getireceğini söyleyen..vb.. bir TABRI olabileceğine inanmak gibi.

Bu çerceveiçinde inançlarını düzenlemiş olanlar elbette gidecekleri yerlerde yalnız kalmak istemezler. Nasıl TEVHİD inancına sahibiz  görüntüsü altında Putperesliğe çağrılar yapılıyorsa, CENNETE davet  adı altında, VARLIK BİRLİĞİ İTTİFAKLARINA da öyle çağrılar yapılıyor.  

"Tevrat  ve İncil ile inmiş olanlar, BUGÜNKÜ Yahudi ve Hıristiyanları bağlamaz, o DÖNEMDEKİ İNSANLARI bağlar" demeklede, "BUGÜN Yahudi yada Hıristiyanız" diyenlerin aslında ilahi vahiylerle tanışmış olanlardan izler taşımadıklarını söylemiş oluyor.

 AYETLERLE tanışmayan, AYETLERE aşina olmayan, AYETLERE ehil olmayan, İLAHİ emirlerde ehliyet sahibi olmayan, AYETLERLE daha sonra tanışanların yanında usta / mahir / bilgi sahibi olmayan KİTAP EHLİ / KİTAPTA EHİL olabilir mi?

BUGÜNKÜLER, İLAHİ VAHİYLERDEN nasiplenmedikleri için yani İLAHİ VAHİYLERİ bilmedikleri için EHLİ KİTAP değidir diyor. "AYETLER TARİHSEL OLDUĞU İÇİN SADECE EHLİ KİTABI BAĞLAR" demeside bu yüzden.
BUGÜNKÜLERİN EHLİ KİTAP olmadığını gururla ilan edebilmesinin, herbirinin VARLIK BİRLİĞİ İTTİFAKINA ait olduğunu bildirebilmesinin, DİN maskesi altında bundan güzel anlatımı olabilir mi? 
   
  kan seylapları
   
  Özetle; "İLAHİ vahiylerden  uzak olmak istiyorsanız bize geleceksiniz. Kapak isimleri muhafaza edilmiş ama içleri boşaltılmış BUGÜNKÜ tabirli kitaplara geleceksiniz" diyor. 
Eğer, BUGÜNKÜLER EHLİ KİTAP ("Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya inenler Ehli Kitabı bağlar" dendiğine göre) değilse, ellerindeki kitaplarda EHLİ KİTAP olanların elindekiler bile değilse, açık açık "ALLAH'ın' indirdiğini RED EDİYORUZ" diyorlarsa çağırdıkları yer neresi olabilir?

Kurdukları din sistemlerinin, "ALLAH'tan" gelene bağlı olmadığı GURURLA İFŞAA ediliyorsa, "KİM" adına çağrılar yapıp, "KİME" çalışıyor olabilirler?
O kitapların sahipleri ile İNANÇSIZLARA KARŞI kurulan İTTİFAK, aslında KİMLERE KARŞI kurulmuş olabilir?
Ellerindeki kitabın İLAHİ olmadığını, İlahi AYETLERİN kendilerini bağlamadığını AÇIK AÇIK söyleyenler MÜSLÜMAN düşmanı olduklarını beyan etmiş olmuyorlar mı?
"ALLAH'ın" indirdiklerini ZAMAN aşımına uğratanlar aslında İMAN DÜŞMANI olduklarını AÇIKCA söylemiş olmuyorlar mı?
"ŞEYTAN İTTİFAKI kurduk" demiş olmuyorlar mı? 

ŞEYTANA İNANMAYANLARA KARŞI,
ŞEYTAN İNANÇSIZLARINA KARŞI,
EDİNDİĞİMİZ İTTİFAK GÜCÜNE İNANMAYANLARA KARŞI,
ZİHNİYETLERİMİZİN İNANÇSIZLARINA KARŞI, TEVHİD inancı karşıtları olarak İTTİFAKLAR kurduk demiş olmuyorlar mı?
Papa'ya yazdığı mektupta sizlere karşı DALGAKIRAN oluruz, BARİYER oluruz demeklede, İTTİFAKIN Müslümanlardan gelebilecek İMANİ  AKIMLARA karşı kurulmuş olduğunu net bir biçimde ortaya koymuş olmuyor mu?

Fethullah Gülen'in daha önce ÇIYAN VATİKAN diyerek uzak durulmasını işaret ettiği VATİKAN'ın BAŞI PAPA'ya sunduğu BAĞLILIK / BİAT mektubunda şöyle diyor.

"...Kendi memleketimizde simdiye kadar cesitli Hiristiyan mezheplerinin liderleriyle diyalog icinde olduk. Bu naciz gayretlerin bosa cikmadigini acizane ifade etmek isteriz. Amacimiz bu uc buyuk dinin inananlari arasinda hosgoru ve anlayis yoluyla bir kardeslik tesis etmektir. Bizler bir araya gelmek suretiyle sozde medeniyetler catismasinin gerceklesmesini gormek isteyen yolunu sasirmis ve supheci kimselere karsi dalgakiranlar gibi, isterseniz bariyerler gibi deyin, karsi durabiliriz..."
   
  kutsal ittifak
   
  Belli aşamada yani; KUR'AN'I KERİM'in yanına kendi kitaplarını da kutsal kabul ettirdiklerinde / koyduklarında, EHLİ KİTAP tanımı içine KUR'AN'I KERİM'e bağlı olanları da alacakları muhakkak.

"Hz. Muhammed'in bildirdiklerine bağlı olanlar, onun tebliğ ettiği kitaba uyanlardır, dolayısıyla TARİHSEL olan bu AYETLER Hz. Muhammed'e tabi olanları bağlar" cümleleriyle durum bildirimleri yaparak, insanların TEVHİD inancından koparmanın yollarını hepten açacaklardır.
KELİME-İ TEVHİD'den HZ. Muhammed'in isminin çıkarılmasıda, bağların koparılması amacını taşımaktadır.

Hz. Musa ve Hz. İsa'ya indirilen kitaplar, o DÖNEMİN İNSANLARINI (Yahudi ve Hıristiyanda demiyor. Çünkü bugünkü tabirlilerin bu isimleri uydurduklarınıda çok iyi biliyor. Tevrat ve İncil'in İnsanları MÜSLÜMAN yapmak için indirildiğini de çok iyi biliyor.) MÜSLÜMANLIĞA davet ettiğini bile bile nasıl olurda, Hz. Musa ve Hz. İsa'ya da "BUGÜNKÜ kitaplarda inmişti" diyebilir? Bunu demek onun için / grubu için  İTTİFAK İÇİNDEKİ VARLIĞININ sonu demektir.

Müslümanları, Hıristiyanlaştırmayı hedefleri arasına aldıklarını açıkca söyleyenler, TEVHİD inancına sahip olanları aralarına alırlar mı?
İnançsızlarına karşı kurdukları  İTTİFAKLARINA almadan önce, TEVHİD imanına karşı olduğunu açıktan itiraf etmesini isterlerki, kendi MİSYONLARININ HİZMETKARI olabileceğine kanaat getirsinler.
İlahi din maskesini ne kadar ustalıkla kullanıp, VARLIK BİRLİKLERİNE ne kadar yarar sağlayabileceğini görebilsinler.

Eğer tersi olsaydı, Müslümanlığı 3. bin yılın hedefine almış olanlara gidipte, "bende göreve hazırım dermiydi? Benim hiçbir yeni fikrim yok, Misyon edindiğiniz görevlerinize müdahelede de bulunucak değilim" der miydi?
   
  3. milenyum hedefi
   
  Amacı Yahudi ve Hıristiyanları MÜSLÜMAN yapmak olsaydı yada özendirmek olsaydı hatta Müslümanlığı korumak, Tevhid inancını savunmak olsaydı, Hz. Musa ve Hz. İsa'ya indirilenle hiç alakası olmayan o kitaplara uyun CENNETE gidin (Yahudi ve Hıristiyan olan herkez) demezdi. Amacı Müslümanları korumak, "ALLAH" yolunda mücadele etmek olsaydı, "ALLAH'ın" seçtiği dine mensup olanları YOK ETMEYE karar vermiş olanlara KATILMAYA gitmezdi. Onların İNANÇSIZLARINA karşı kurmuş oldukları İTTİFAKLARININ HİZMETKARI olmak  için talepte bulunmazdı.

BUGÜNKÜ Kitapların İLAHİ vahiylerle hiç alakası olmadığını,  İLAHİ kitapların İNSANLARI MÜSLÜMANLIĞA davet için geldiğini anlatabilmek için, ADL siparişi KİTAP YAZMAMIŞ olması bile yeterli olurdu.
   
  az  HIRİSTİYANLARIN kaleminden İZNİK konsilinde ne oldu? ORTODOKS ve KATOLİKLERİN Amentuları "HIRISTİYAN AMENTULARI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  az AHİT KİTAPLARINDA PEYGAMBERLERE BAKIŞ AÇILARINI ve ONLARA YAKIŞTIRILAN ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  az DÜNYA KÖLELİĞİ için KÖYLEŞTİRME ve E.AHİT'ten YAHUDİLİK MANİFESTOSUNUN anlatımı olan "YUSUF& HAMAN & AÇLIK" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
 

Müslümanların, imanlarını FETHedebilmek, inançlarını Hıristiyanlığa yönlendirebilmek için "ESASINDA ONLARDA, BİZLERİN EHİL OLDUKLARI İLE AMEL EDİYORLAR" kampanyasına katkı amacı ile Bugünkü, Yahudi ve Hıristiyanların, Allah'ın gönderdiği Ayetlere, Ehil olduklarını / Ehli Kitap olduklarını ispatlama faaliyetleri.

BUGÜNKÜ KİTAPLARLA KASIT NE? "BUGÜNKÜLER" MEYDANLARDA BEDAVA DAĞITILAN KİTAPLARSA, "O GÜNKÜ KİTAPLAR" NASIL BİRŞEYDİ?

Bugünkü kitaplar, Kiliselerin bedava dağıttığı kitaplarsa;
ve O KİTAPLARA İLAHİ DİYENLER; "Hz.İsa'ya kitap inmedi, Hz.İsa kitap yazmadı" diyorlarsa;
ve O KİTAPLARI MEŞRULAŞTIRANLAR ; "Hz. İsa Eski Ahit ile amel etti" diyorlarsa;
ve O KİTAPLARI DAĞITANLAR; "Bu kitaplar, Hz.İsa'dan hemen sonra EN İYİ TAHMİNLERLE (ESİNLENDİM diyenler tarafından) 1. yy yazıldı" diyorlarsa;
ve O, KİTAPLARIN SAHİPLİĞİNİ ÜSTLENENLER; "bu kitapları M.S.325 yılında ilk toplanan Konsildeki hali ile bastık" diyorlarsa;
ve O KİTAPLARIN SAVUNUCULARI; kitaplarının ~2000 yıl önceki kitaplar olduğunu,(MS.170'da listelenen Muratori Kanonu ile tescilliyor ve bulunan mektuplar ile ispatlıyorlarsa) yani o kulubün üyeleri, biz 2000 yıldır Hz. İsa'nın ilettiği ile değil, bu mektuplarla amel ettik diyorlarsa;

Fethullah Gülen'in, dolaylı da olsa kasdettiği "O GÜNKÜ KİTAPLAR " hangisi oluyor.(Bu günkünden farklı olan yani o günküler/ bugünkü olmayanlar)

O günkü kitapların, "bugünkü kitaplar" denilen. kitaplar olmadığı kesin.O nedenle "bu günkü" tanımını kullanıyor. ELLERİNDEKİ METİNLERİN ÇOK ESKİ OLMASI, ONLARIN 2000 YILDIR, İLAHİ OLMAYAN METİNLERLE AMEL ETTİKLERİNİ GÖSTERİR. (Tahribatın o yıllarda başladığını gerçek ilahi kitapların gerek okur yazar sayısı, gerekse yazım teknikleri ve araçları/malzemelerininyetersizliği nedeni ile bilinirliliğinin azlığından yararlanarak hızla yapıldığını gösterir) Tanrı, anlayışına ve kutsal dedikleri metinlere baktığınızda ilahi değerler taşımadığı, ALLAH, sözüne dayanmadığını, ALLAH sözü içermediği, nakillerle durumun geçiştirildiği, ALLAH'A, EŞ KOŞULAN, TANRI OLARAK KABUL EDİLENE, ATFEDİLEN SÖZLER OLDUĞU ANLAŞILIYOR. Zaten örneklerle de ortaya çıkıyor.

Kur'an'ı Kerim'in, yanına birçok yardımcı, neredeyse eş kitaplar atanması gibi..Eskilik önemli olsa idi, Allah, başka kitap göndermez, bizlerde herhalde Sümer yazıtlarına göre, Tanrı İnanna'ya tapar olurduk.

ELBETTEKİ; O GÜNKÜ KİTAPLAR, HZ.MUHAMMED ZAMANINDA OLAN KİTAPLAR. KUR'AN'I KERİM'İN, TASDİK ETTİĞİ ve AYRINTILI KILDIĞI KİTAPLAR.

   
  ALLAH, KUR'AN'I KERİM DE...
  2 - BAKARA........41.Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.
46 - AHKAF........ 12.Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ'nın kitabı da vardı. Bu ise, onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır

46 - AHKAF........ 29. Hani Kur'an'ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Onlar, onun huzuruna gelince[3] birbirlerine, “Susun!” dediler. Kur'an'ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler.
46 - AHKAF........ 30. Dediler ki: “Ey kavmimiz! Şüphesiz biz, Mûsâ'dan sonra indirilen, kendinden önceki kitapları doğrulayan, gerçeğe ve doğru yola ileten bir kitap dinledik.”

Dikkat ederseniz Ayette" Hz. Musa'dan sonra indirilen, kendinden öncekini doğrulayan" deniliyor.Demek ki, İncil (Kitap haline getirilmiş İncil'in olmadığı, İncil'in sözlü olarak yayıldığı biliniyor) o kadar kısa sürede tahrif edilmiş ki, Cinler, dinlemiş olsalar bile Hz. Musa'ya verilenle, dinledikleri (tahrif edilmiş), İncil ile bir bir benzerlik bulamamışlar.Kur'an'ı dinledikleri zaman ise, Allah'ın, Hz. Musa'ya verdiği Tevrat ile olan benzerlikleri, onaylamaları/tasdiklemeleri rahatca tespit edebiliyorlar.
   
 

5 - MAİDE.......... 46.Ardından o peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Tevrat'tan yanında bulunanı doğruluyordu. Ona İncil'i verdik. Hidayet ve ışık vardı onda. Tevrat'tan yanında olanı tasdikleyici idi. Doğruya ve güzele kılavuzdu, takvaya sarılanlara bir öğüt

2 - BAKARA........89.Kendilerine ellerindekini (Tevrat'ı) tasdik eden bir kitap (Kur'an) gelince onu inkar ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkarcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat'tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkar ettiler. Allah'ın lâneti inkarcıların üzerine olsun.

Hz. İsa gönderildiğinde; İncilin, Allah katından, olduğunu kanıtlayabilmek/ insanları ikna edebilmek için;Tevrat'tan, yanında bulunan İncil'i doğrulamış.Peki! İncil'le ne yapılmış, İncil'i meydana getiren Ayetler ile Tevrat'ı meydana getiren ayetlerin tasdiki sağlanarak (sağlandıktan sonra) İncil'in yanında bulunanın, yani Hz. İsa'nın, Allah'ın resülü olduğunu onaylatılmış.

   
  Allah "KUR'AN O KİTAPLARA BENZİYOR" demiyor, "ONLARI, TASDİKLEYİP AYRINTILI KILIYOR" Diyor. Herhangi bir dini kitap elbetteki, Kur'anla benzerlik taşıyacaktır. Benzerlik taşıması, o kitabın 'Allah'tan' geldiğinin ispatı olamaz. Olsa, olsa (en hafif deyim ile) iddia sahiplerinin, kendilerini bilmez, haddini aşanlar olduklarının ilanı olur..Allah'ın, indirdiğinin nurunu söndürme hayali kuran, yel-değirmenlerine saldıran, Donkişot türü zavallıların, su yüzüne çıkmasına sebep olur.
   
  Demek ki; her gönderilen Peygamber ve Kitap, bir önceki kitabı doğruluyor ve ayrıntılı kılıyor.
   
 

Hz. Muhammed zamanında var olduğu bildirilen, İncil ve Tevrat hangileri. Tahrif edilen, o coğrafyadaki kitapların, bu kitaplar olmadığı, "bugünkü kitaplar tanımından" anlaşıldığı gibi, Fethullah Gülen, tarafından da kabul ediliyor.

Fethullah Gülen, "bugünkü kitaplar" yerine neden açıkca, ALLAH'TAN İNMİŞ VAHİYLERİ ÖRTMEK İÇİN KALEME ALDIKLARI kitaplar tanımını kullanmıyor.İnsanları derleme olduğunu bildiği kitaplara yönlendiriyor. Üstelik bu yönlendirmeleri, KUR'AN MEALİNİN İÇİNE SOKACAK KADAR, işi ileri getirerek yapıyorlar. Suat Yıldırım'ın, Eski ve Yeni ahit yönlendirmeli, Kur'an'ı Kerim mealine, destek verdiği, teşvik ettiği (kitabın önsözünde yazdığı) biliniyor.

   
 
   
  Tıpkı müslümanlar için yazılmış, KUR'AN'I KERİM NEZDİNDE, KUTSİYET KAZANDIRMAYA ÇALIŞTIKLARI KİTAPLARI GİBİ, onların kitaplarınada mı kutsiyet kazandırmak istiyorlar.KUR'AN'ı KERİM'e, benzeşirliği kabul ettirilen kitaplara, hangi Müslüman itiraz eder. Etse bile; kendisine yateri kadar taraftar bulamaz.

O nedenle, Ahit yönlendirmeli mealler yapıp, KUR'AN'ı KERİM ile onların Ahitlerine semavilik katacağız diye uğraşıyorlar.O nedenle,"şurası da, burası da benzeşiyor" diye tutturuyorlar.
   
  SUAT YILDIRIM'IN, ESKİ VE YENİ AHİT YÖNLENDİRMELİ, MEALİYLE İLGİLİ İNCELEME SAYFASINA BU BAĞLANTIDAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  Hırıstiyanlar, diyorlar ki; "kitaplarımız esinlenmedir". Yani; kitapta ki yazılanlar, bu yazarlara esinlenme yolu ile gelmiş. Gelen esinlenmelere görede, bu kitaplar külliyesini meydana getirdik diyorlar. (her birine verilen kotalara ve ve sayfa sayılarına bağlı kalarak yazmış olsalar gerek. Herhalde, yazarların tüm yazdıklarını kitaplarına almadılar. Ona da "ilahi kota" demişlerdir. Esinlenenin esinlenmesine makas) Özetle şöyle diyorlar; "bizler: ama atalarımızdan duyduğumuz şekilde; ama esinlenme yolu ile bunları yazdık".

Esinleme...................1/1 Bu kitap İsa Mesih'in esinlemesidir. Tanrı, yakın zamanda olması gereken olayları kullarına göstermesi için O'na bu esini verdi. O da gönderdiği kendi meleği aracılığıyla bunu kulu Yuhanna'ya iletti.
Elçilerin İşleri (Acts)....1/1-2 Ey Teofilos,İlk kitabımda İsa'nın yapıp öğretmeye başladığı her şeyi, seçmiş olduğu elçilere Kutsal Ruh aracılığıyla buyruklar verip yukarı alındığı güne dek olanları yazmıştım.

Merak ediyorum; Kutsal kitaplarında yer alan, "selam ve özel istekler", Baba Tanrı veya Oğul Tanrı tarafından, özel melekleri vasıtası ile mi? mektupculara esinlendirilmiş. O zaman, neden tüm mektuplarda bu tür, özel istekler ve esenlik dilekleri yer almıyor.Baba Tanrı veya Oğul Tanrı veya kutsal ruh bazılarına selam ve özel istek bildirimini yasaklamış mı? Yok eğer, bu selam ve istek bildirimleri, Tanrı tarafından esinlendirme değilse; Adamlar bal gibi, tüm düşünce ve özel isteklerini kutsal ilan ettikleri kitaba sokmuşlar.

Şimdi bu kitapların ne kadarı esinlenme (esinlendiklerini kabul ederek) ne kadarı kişisel fikirleri, hatta ihtiraslar ihtiva ediyor nasıl bileceğiz.İlahi dedikleri kitaplarda selamların, isteklerin ne işi var.

Kendi KİŞİSEL HABERLERİNİ, oluşturdukları kitaplara sokmakta bir sakınca görmeyenler, kimbilir daha neleri daha ilave etmekte sakınca görmemişlerdir? Esinlenip, esinlenip yazanlar onlar, TANRI ADINA uygunluk onayı verenler yine onlar.

   
  İNCİL'İN YAZILIŞ ÖYKÜSÜNÜ, KENDİ İFADELERİ İLE OKUMAK İSTERSENİZ "İNCİL NASIL YAZILDI" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ...
   
  Esinlenme diyorlar, peki! bunlarda mı ESİNLENME....Kişisel ihtiyaçları da mı esinlenme ile geliyor. . Selam ve isteklerde Kutsal Ruh yada İsa'nın özel melekleri ile mi geliyor.İŞTE ÖRNEKLER..

3 Yuhanna.................3/1 Ben yaşlı önderden, gerçekten sevdiğim sevgili Gayus'a selam!
Romalılar (Romans)....15/23-24 Şimdiyse bu yörelerde artık bana yapacak bir şey kalmadığından, yıllardan beri de yanınıza gelmeyi arzuladığımdan, İspanya'ya giderken size uğrarım. Geçerken önce sizi görüp bir süre arkadaşlığınıza doymak, daha sonra tarafınızdan oraya uğurlanmak umudundayım.
Romalılar (Romans)....15/25 Ama şimdi kutsallara bir yardımı ulaştırmak için Kudüs'e gidiyorum.
Romalılar (Romans)....15/26 Çünkü Makedonya ve Ahaya'da bulunanlar, Kudüs'teki kutsallar arasında yoksul olanlar için yardım toplamayı uygun gördüler.
Romalılar (Romans)....16/5 Onların evindeki inanlılar topluluğuna da selam söyleyin. Asya ilinden Mesih'e ilk iman eden sevgili kardeşim Epenetus'a selam edin.
Romalılar (Romans)....16/6 Sizin için çok çalışmış olan Meryem'e selam söyleyin.
Romalılar (Romans)....16/7 Mesih'in elçileri arasında tanınmış ve benden önce Mesih'e inanmış olan soydaşlarım ve hapishane arkadaşlarım Andronikus ve Yunya'ya selam edin.
Romalılar (Romans)....16/8 Rab'be ait olan sevgili kardeşim Ampliyatus'a selam söyleyin.
Romalılar (Romans)....16/9 Mesih yolunda emektaşımız olan Urbanus ve sevgili kardeşim Stakis'e selam edin.
1Korintliler.................16/8 Ama Pentikost gününe dek Efes'te kalacağım.
2 Timoteyus/Timothy...1/14 Bakırcı İskender bana çok kötülük etti. Rab ona, yaptıklarının karşılığını verecektir
   
  Bir başka merak konusuda; MEKTUPLARI YAZANLAR, ACABA MEKTUPLARINDAN KUTSAL KİTAP YAPILACAĞINI BİLİYORLAR MIYDI? Metuplarının hatta selamlarının bir gün gelecek Kutsiyet kazanacağını tahmin etmişler miydi?
     
  ESKİ VE YENİ AHİT'TE YER ALAN KİŞİSEL İSTEKLERİ, SELAMLARI, ÖFKELERİ VE BAZI İLGİNÇ İFADELERİ BU SAYFADA OKUYABİLİRSİNİZ.
   
  ESKİ VE YENİ AHİT İÇİNDE YER ALAN ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERİ, BU SAYFADA OKUYABİLİRSİNİZ. OĞUL-BABA, OĞUL-KIZ, KARDEŞ
   
  Ayrıca ne imiş kitapları bir esinlenme imiş. Önce "Tanrının oğlu" dedikleri İsa mesih esinlenmiş, o'da bu esini özel melekleri aracılığı ile KULU Yuhanna'ya iletmiş. Cennet fetvası verilen kitaplar ne imiş?Yuhanna'nın esinlenmesi imiş. Vahiy, ALLAH'TAN PEYGAMBERLER'lere gelir. "VAYHİN İLHAMI olmaz, İLHAM da VAHİY olmaz" (ilham, olsa olsa şairlere şiir olur, "bana yazdırıldı" olur, sanılar içinde sürüklenmek olur.Şeytanın düşüncelere attığı/kattıkları olur)
   
  ALLAH, VAHİY'LE İLHAM ARASINDA Kİ FARKI ŞÖYLE BİLDİRİYOR
  36 - YASİN..........69. Biz o Peygamber’e şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır.

69 - HÂKKA....... 38. Hayır, sandıkları gibi değil! Yemin ederim gördüklerinize,
69 - HÂKKA....... 39. Ve görmediklerinize!
69 - HÂKKA....... 40. Ki o, çok soylu bir elçinin sözüdür.
69 - HÂKKA....... 41. Bir şairin sözü değildir o. Ne kadar da az inanıyorsunuz?
69 - HÂKKA....... 42. Bir kâhinin sözü de değildir o. Ne kadar da az araştırıp düşünüyorsunuz?
69 - HÂKKA....... 43. Âlemlerin Rabbi'nden bir indiriştir o.
69 - HÂKKA....... 44. Eğer bazı lafları bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi,
69 - HÂKKA....... 45. Yemin olsun, ondan sağ elini koparırdık.
69 - HÂKKA....... 46. Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.
69 - HÂKKA....... 47. Sizin hiçbiriniz ona siper de olamazdınız.
69 - HÂKKA....... 48. Gerçek şu ki o, sakınanlar için tam bir uyarıcı ve düşündürücüdür.
69 - HÂKKA....... 49. Ve biz, içinizden onu yalanlayanların bulunduğunu kesinlikle biliyoruz.
69 - HÂKKA....... 50. Ve o, gerçeği örten nankörler/inkârcılar için tam bir hasrettir.
69 - HÂKKA....... 51. Ve o, kesin bilginin tam gerçeğidir.
69 - HÂKKA....... 52. Hadi artık, yüce Rabbinin adını tespih et!
   
  Hz. Muhammed'in Ahirette kitabını alacağı SAĞ KOLU yerinde olduğuna ve Hz. Muhammed, Kur'an'ı Kerim tamamlandıktan (Allah "tamamladım dedikten") sonra vefat ettiğine göre; Hz.Muhammed, ALLAH'ın, emrettiği biçimde görevini yerine getirmiş, ALLAH'ın VAHİY ETTİKLERİNİ, VAHİY EDİLDİĞİ GİBİ TEBLİĞ ETMİŞ DEMEKTİR..

Peki!, nasıl oluyorda, İmani hiç bir benzerlik taşımayan, bir takım kitaplara, insanlar yönlendirilerek, Amentüda biriz o kitaplarda kutsal deniliyor. Eğer o kitaplar, Hz. MUHAMMED ZAMANINDA DA böyle olsa idi; ALLAH KUR'AN AYETLERİ ile bağdaşmayan, Allah'a, eşler icad eden, oğul İSNAT EDEN KİTAPLAR İÇİN, ruhsat verici "Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar" der miydi? ALLAH ŞİRK KOŞMAYA DELİL İNDİRİR MİYDİ?
   
 

Kendi düşüncelerini de hatta tamamen kendi fikirlerini de yazdıkları, şuradan belli, istedikleri kadar yazıyorlar. Ve herkezin kitap yazmaya giriştiğini, herkezin en doğrusunu ben biliyorum, ben yazdım yarışına girdiklerini yine kendi kitaplarından biliyoruz..

Luka.........................1/1-3 Sayın Teofilos, Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişmiştir. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize iletmişlerdir. Ben de tüm bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.

Bakın kendileri söylüyor Tanrı'dan gelen birşey olmadığını. Araştırmalar sonucu, kanaatımın eseri olarak yazıyorum diyor. "İsa'nın yukarı alındığa kadar olanları" yazdım diyor." İSA, BANA YAZIPTA BIRAKTI" demiyor, "o güne kadar olanları yazdım" diyor.

   
  Burada da milad vererek yaşanan olayların yazıldığı söyleniyor
Elçilerin İşleri ....1/1-2 Ey Teofilos,İlk kitabımda İsa'nın yapıp öğretmeye başladığı her şeyi, seçmiş olduğu elçilere Kutsal Ruh aracılığıyla buyruklar verip yukarı alındığı güne dek olanları yazmıştım.

Bazıları, masraftan kısmak için yazma eylemine son verebiliyor.
3 Yuhanna.........3/13 Sana çok yazacaklarım vardı, ama mürekkep ve kalemle yazmak istemiyorum.
3 Yuhanna.........3/14 Yakında seni görmek ümidindeyim, o zaman yüz yüze konuşuruz. Esen kal! Arkadaşlar sana selam ederler.Sen de oradaki arkadaşlara adlı adınca selam söyle.
Filimun..............1/19 Ben Pavlus bunu kendi elimle yazıyorum, bedelini ben öderim. Senin kendi yaşamını bile bana borçlu olduğunu söylememe herhalde gerek yok

(Bedelini ben öderim dediği, yiğitlik yaptığı neler olabilir? Orada "yanılmışım" demenin takipcilerine bir faydası yok. Böyle beylik sözlerin arkasına takılanlar, orada "herkez başının çaresine baksın" davranışlarıyla karşılaştıklarında bu doping sözlerinin, "sadece kurtuluş hayallerine  daldırmaya yaradığını anlayacaklar.  Geriye dönüşün mümkün olduğu yaşamda doğruya yönelmedikleri için, dönüşün olmadığı yerde yaşayacakların pişmanlığın bir faydasıda olmayacak)

Mürekkebe, kağıda ve zamanına kıysaydı, (üşenmese idi) bugün o sözler, şimdi 3 Yuhanna kitabında (yada başa numaralı Yuhanna kitabında) yer alacak, insanlarda ona göre amel edecekti. Papalık ve adamları da bu sözlerin Tanrı sözü olduğunu ilan edecekti.

Dedikodular, sitemler, selamlar, lakaplar nasıl Kutsal Tanrısal ilan ettikleri kitaplarında yer alıyorsa,
o günkü ruh halini yansıtan diğer görüşleride, Kitapların da Tanrı sözü olarak yer alacak, insanlarda o görüşlere göre dini vecibelerini yerine getireceklerdi. Bizim ortak amentü imalatcılarıda, bizi onlarla, ortak dinde, buluşmaya yine çağırır olacaklardı.
   
  Görüldüğü gibi kitaplarında hiç Allah'a söz hakkı vermemişler. "Allah, dedi ki", "ALLAH'ın, Hz.İsa'ya Vayhine göre... gibi " diye başlayan bir maddeleri yok.O halde nasıl olurda böyle metinlerden meydana gelmiş olan kitaplara uyanlar cennetliktir denilebilir. İlahi Kaynaktan gelmeyen, kitaplarla CENNETE GİDİLEBİLİR Mİ?. Bu konuda fetva verilebilir mi? Verilemez derseniz yanıldınız. Fethullah Gülen veriyor..
   
  Kur-an'ı Kerim'in bazı ayetleri ve bazı Hadis-i Şerifler tarihi sürecini doldurduğu için bunlarla amel edilemez. Kur'an-ı Kerim'in gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat'ın hükümleri hâlâ geçerlidir. Bugünkü İnciller'e ve Tevrat'a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar.” (Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)
   
  Oysa Fethullah Gülen, Favorit dergisinin sorularına hazırlanarak verdiği cevaplarda, "O GÜNKÜ (orjinal Tevrat ve İncil) kitapların neden verildiğini açıklıyor. Aslında, Tevrat ve İncil'in neden verildiğini açıklarken, O GÜNKÜ TEVRAT ve İNCİL'in, NASIL KİTAPLAR OLDUĞUNU DA AÇIKLAMIŞ OLUYOR.Nasıl açıklıyor, bakalım..

Şöyle diyor Fethullah Gülen;"Çünkü Musevîliğin ve Hıristiyanlığın başındaki isimler olan Hz. Musa ve Hz. İsa (Allah'ın selâmı üzerlerine olsun), İslâm'ın da Hz. Muhammed (s.a.s.) gibi kendilerine peygamber olarak inanılmasını emrettiği iki büyük peygamberdi. Onlara verilen Tevrat ve İncil de, Kur'an gibi, Müslüman olmak için kendilerine inanılması gereken iki İlâhî Kitap'tı."
   
  O günkü kitapların, bugünkü kitaplardan farklı olduğunu söylüyor.Hz. Musa ve Hz. İsa'ya verilen kitapların; "Kur'an gibi" olduklarını ve kendilerine "Müslüman olmaları" için, verildiklerini söylüyor.
   
  ALLAH, BU DURUMU BİZLERE ŞÖYLE BİLDİRİYOR;
  5 - MAİDE.......... 43. Yanlarında içinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar, sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da, sana da) inanmış değillerdir.

5 - MAİDE.......... 68. De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni (Kur'an'ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur'an onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme.

Kitapların, birbirlerini tastikleyen ve onaylayan olduğunu, her ikisiyle de hakemlik yapmanın aynı sonucu vereceğini bildirerek vurguluyor.

Hiç; Allah'ın, Getirin dediği Tevrat; bunların ellerinde olan "bugünkü" tanımlı kitap olabilir mi? Öyle olsa, Allah, getirin okuyun der mi? Onlara göre; Allah gerçeği bilmiyor (haşa) mu?

3 - ALİ İMRAN.....93. Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in (Yakub'un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helâl idi. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat'ı getirip okuyun.”

10 - YUNUS........37. Bu Kur'an, Allah'ın berisinden birilerince yalan isnatlarla oluşturulmuş değildir. O, kendinden öncekinin tasdiki ve Kitap'ın ayrıntılı kılınmasıdır. Kuşku ve çelişme yoktur onda. Âlemlerin Rabbi'ndendir o.

VE ALLAH, KUR'AN'I KERİM'DE.. İNDİRDİĞİ İLE HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİNİ BİZLERE ŞÖYLE BİLDİRİYOR...

62 - CUMUA......... 5. Tevrat'la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın âyetlerini inkar eden topluluğun hali ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

5 - MAİDE.......... 47. İncil bağlıları Allah'ın onda indirdiğiyle hükmetsinler. Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler sapıkların ta kendileridir.
   
 

SORARIM; ÖRNEKLERİNİ GÖRDÜĞÜNÜZ, HZ. İSA'DAN SONRA ESİNLENME İLE YAZDIK DEDİKLERİ KİTAPLARLA, KUR'AN'I KERİM ARASINDA BİR BENZERLİK VAR MI? Benzerlik olabilir mi?

O HALDE BUGÜNKÜ KİTAPLARLARI İLE NASIL MÜSLÜMAN OLUNABİLİR? MÜSLÜMAN OLUNAMAZSA NASIL CENNETTE GİDEBİLİRLER.Eğer, her dileyen birtakım kitaplar yazıp, CENNETE GİDEBİLİYORSA, ALLAH NİÇİN DEVAMLI PEYGAMBERLER GÖNDERMİŞ.Niçin kitaplar indirmiş.

Müslüman olmaları için gönderilmiş kitaplar, kendilerini tastikleyen ve ayrıntılı kılan KUR'AN'I KERİM GİBİ OLDUĞUNU ALLAH BİZLERE BİLDİRİYOR. Allah'ın seçtiği tek din müslümanlıksa, Tüm kitaplarda KUR'AN GİBİDİR.

   
  ALLAH, KUR'AN VE DİN KONUSUN DA ŞÖYLE BUYURUYOR
  10 - YUNUS........37. Bu Kur'an, Allah'tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. Fakat o kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitabı (Allah'ın levh-i mahfuzdaki yazısını) açıklayıcı olarak, indirilmiştir. Bunda hiçbir şüphe yoktur. (O) âlemlerin Rabbi tarafındandır.

2 - BAKARA........41.Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.
   
  5 - MAİDE............ 3. ........ Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı/Allah'a teslim olmayı seçtim. .......
3 - ALİ İMRAN.....19. Allâh katında din, İslâmdır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf aralarındaki aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler.....
   
  Ogünkü gerçek vahiy olan kitaplara uymayıp Müslüman olmayı beceremeyenler, nasıl olurda kendi elleri ile yazdıkları bir kitaba uyarak Cennete gidebilir. Yoksa onlara o kitapları yazdırıp onlara cenneti vaad edenler mi var.?
   
  İsimleri ilahi kaynaktan olsa bile, içinde ALLAH'IN GÖNDERDİĞİ RESULLERİN İSMİ GEÇİYOR diye, derleme ve mektuplardan oluşmuş, Metinler topluluğu, Kutsal İlan edilebilir mi?En masumane ve korumacılıkla bile, inceleyenler tarafından, gönülleri istemesede tahrif edildiği söylenen kitaplarla, cennete gidilebilir mi? Böyle kitaplara uyanlar CENNETLİKTİR denilebilir mi?
   
  KİTAPLARININ TAHRİFE UĞRADIĞINI, KİM SÖYLÜYOR, ELBETTE; "BUGÜNKÜ KİTAPLARA UYAN YAHUDİ VE HIRİSTİYANLAR CENNETLİKTİR" diyerek, CENNET VİZESİ VEREN FETHULLAH GÜLEN SÖYLÜYOR..
   
  Hem de 2000 yıl önce taribatın yapılmış olduğunu söylüyor. O günkü kitaplardan bahsederek. Hani! Kur'an ayetlerinin arkasına ekledikleri adresler ile yönlendirmeler yaptıkları kitabı kasdederek söylüyor. Ona, uyanlar cennetliktir fetvaları / kestirimleri ile, katılımı (kitaba ve ortaya koyduğu inanç sistemine) teşvik ettiği kitapları işaret ederek, şöyle diyor;

".....İsrailoğulları tarihleri boyunca sürekli bir Mesîh beklemişler, kendilerini “vaad edilmiş topraklar”a götürecek bir lider arayışında olmuşlardır. Kutsal kitaplarında da, bekledikleri halaskârın vasıflarını, özelliklerini görünce intizarları âdeta nâra dönüşmüş, bir kurtarıcı arayışıyla kavrulmuşlardır. Ne var ki, kutsal metinler tercüme edilirken ya da nesilden nesile aktarılırken aslî kaynaklar tahrif edilmiş ve ifadeler değiştirilmiş; neticede o ince meseleyi de bir buğu sarıvermiş. Bir buğulu cam arkasındaki eşya ne kadar net görünüyorsa, işte o mevzu da o kadar görünür, anlaşılır olmuş. Nihayet, İsrailoğulları, senelerce bekledikleri kurtarıcıyı karşılarında bulsalar da, çepeçevre kuşatıldıkları buğu ve sisten dolayı bakış zâviyesinde bir kırılma yaşamış ve inkara sapmışlar. Re'fet ve şefkatle gelen, herkesi kucaklayan Hazreti Mesîh'i inkar etmiş, sürgünlere göndermiş, eziyetlere maruz bırakmış ve hatta onu asmak için darağacı bile hazırlamışlar. “Sen o değilsin.” demiş durmuşlar......"...................................(Yeni Ümit dergisi....sayı: 75... Ocak-Şubat-Mart 2007)

   
 
   
  Fethullah Gülen, bu tahribatın nerede olduğunu söylüyor. Suat Yıldırım'ın Yaptığı meal çalışmasında; KUR'AN AYETLERİNDEN yönlendirdikleri 483 adresten, 328 adeti ile işaret ettikleri, ESKİ AHİT KİTABINI kastederek böyle bir tahribatın yapıldığını söylüyor.(Yeni Ahit'e de 155 yönlendirme yapılmış bu meal çalışmasında) .
   
  AZ SUAT YILDIRIM'IN, ESKİ VE YENİ AHİT YÖNLENDİRMELİ, MEALİ'YLE İLGİLİ İNCELEME SAYFASINA BU BAĞLANTIDAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  2000 yıl önceki tahrip/tahrif edilmiş olduğunu söylediği kitaplar, bu geçen zaman içinde/2000 yıllık sürede ne hale gelmiştir bunu kimse tahmin edemez. O kapladığını söylediği buğu, herhalde artık yerini incede olsa, bir sıva tabakasına, bir kalın bir deriye bırakmıştır.Fethullah Gülen de bunun böyle olduğunu elbette biliyor. Peki bile, bile insanları nasıl, ateşe çağırıyor.Bugünkü kitaplara uyanlar, "CENNETLİKTİR" diye, nasıl fetva (esasında yaptığı bir nevi çağrı) verebiliyor.

Bugün, Yahudiliğe veya Hıristiyanlığa geçenler, o kitaplara tabii olursa, "CENNETLİK olur" manasında bu çağrıları nasıl yapabiliyor. Tahrif edildiğini bile bile nasıl oluyor da Kur'an'ı Kerim mealinde, Ayetler arkasına, o kitapların bölüm ve madde numaraları yazarak yönlendirmeler yapabiliyorlar/yapanlara destek oluyorlar.
   
  "Başka dinlere davet yapılıyor" demem şaka gibi gelebilir ama değil.Birçok Müslüman, DİYALOG ÇALIŞMALARI etkisi ile din değiştirmenin kurtuluş olabileceğini zannediyor.Amentularımız aynı diye çağrılar yapar, Ülkenin en önemli HOCAEFENDİSİ (tanım onlara ait) "O kitaplara inanan Yahudi ve Hıristiyanlar CENNETLİKTİR" fetvaları vererek kefil olursa, İnsanlar CENNETİN KESTİRME YOLUNU BULDUK DİYE, HIRİSTİYAN veya YAHUDİ olamanın yollarını ararlar/geçmeyi düşünürler.

Oysa; o sözü edilen kitaplarında, ALLAH'tan GELDİĞİNE İNANSALAR DİN DEĞİŞTİRME ŞARTINI ORTAYA SÜRERLER Mİ? Onların amacı insanların Cennete gitmelerini sağlamak değil. Onların amacı VARLIK BİRLİĞİNİ OLUŞTURABİLMEK. Tanrı diye gördüklerine hizmet edebilmek.
   
  Örnek;MİLLİ GAZETE YAZARI, ALİ EREN'den..
   
  `....Profesörün sıkıntısı yüzüne yansımıştı. Diğer profesör arkadaşına; `Bir gün kızımın karşıma geçip, `Baba, ben Hıristiyan oldum` diyeceği 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi` dedi. Üstelik kızı İmam Hatip mezunuydu. Profesör arkadaşından, kızıyla konuşup ikna etmesini istedi. Kıza ilk soru, `Neden Hıristiyan olduğu?` sorusuydu. Kızın cevabı, Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü söylemiyle birebir örtüşüyordu. Kızcağız, tıpkı diyalogcular gibi, `Hıristiyanlar da cennete girecek diyen sizsiniz. La ilahe illallah diyen herkesin mutlaka cennete gireceğini söylüyorsunuz` dedikten sonra, `O zaman niye Hıristiyan olmayayım? Hıristiyanlık, İslama göre çok daha kolay bir din. Başörtü mecburiyeti yok, 5 vakit namaz zorunluluğu yok. Haftada bir kiliseye gitmek yeterli....
   
  ALLAH,BAZILARIMIZA ZOR BAZILARIMIZA KOLAY CENNETE GİTME YOLLARI VERMİŞ OLABİLİR Mİ?
 

ALLAH, KUR'AN'I KERİM'DE MÜSLÜMAN OLMANIN DIŞINDA HİÇ BİRŞEYİ KABUL ETMİYOR

  3 - ALİ İMRAN...102. Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün.

2 - BAKARA......132. İbrahim bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah sizin için bu dini (İslâm'ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi.

2 - BAKARA......133. Yoksa siz Yakub'un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği, onların da, “Senin ilahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın ilahı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler ona boyun eğmiş müslümanlarız.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz?

3 - ALİ İMRAN.....67. İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah'ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah'a ortak koşanlardan da değildi.

5 - MAİDE........ 111. Hani bir de, “Bana ve Peygamberime iman edin” diye havarilere ilham etmiştim. Onlar da “İman ettik. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol” demişlerdi.
   
  ALLAH, KUR'AN GELDİĞİNDE, DİĞER KİTAPLARA UYANLARI KUR'AN'LA, MÜSLÜMAN OLMAYA DAVET EDERKEN, ŞİMDİ BAŞKA DİNLERE MENSUP OLANLARA CENNET KAPILARINI AÇMIŞ OLABİLİR Mİ?

22 - HAC........... 78. Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim'in dinine uyun. ALLAH sizi hem daha önce hem de bu Kur'an'da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!
   
  HZ. MUHAMMED İLE SEÇTİĞİ DİNİ TEBLİĞ ETTİRİRKEN BÖYLE BİR RUHSATI DA VERMİŞ OLABİLİR Mİ?
   
  3 - ALİ İMRAN.....79. Allah'ın, kendisine Kitab'ı, hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın, “Allah'ı bırakıp bana kullar olun” demesi düşünülemez. Fakat (şöyle öğüt verir:) “Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz Kitap uyarınca rabbânîler (Allah'ın istediği örnek ve dindar kullar) olun.”
3 - ALİ İMRAN.....80. Onun size, “Melekleri ve peygamberleri ilahlar edinin.” diye emretmesi de düşünülemez. Siz müslüman olduktan sonra, o size hiç inkârı emreder mi?
3 - ALİ İMRAN.....81. Hani, ALLAH peygamberlerden, “Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz” diye söz almış ve, “Bunu kabul ettiniz mi; verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar, “Kabul ettik” demişlerdi. Allah da, “Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” demişti.
   
  BOZULMAMIŞ, TEVRAT VE İNCİL'LE AMEL ETMEK, TÜM KİTAPLARIN DAVETİNDE OLDUĞU GİBİ (Fethullah Gülen'de, Tevrat ve İncil'in, Hz. Musa ve Hz. İsa'ya tabii olanların MÜSLÜMAN OLMALARI İÇİN indirildiğini söylüyor) MÜSLÜMANLIK OLDUĞU KABUL EDİLİYORSA; İNSANLARI BAŞKA DİNLERE DAVET EDEREK ATEŞE SÜRMEK NİYE? "İNKAR ETME" RUHSATI VERMEK NİYE?
   
  ALLAH BİZLERE BELLİ BAŞLI İKİ ÇAĞRININ OLDUĞUNU ŞÖYLE BİLDİRİYOR...
Ya rehber ve rahmet kaynağı olan Kur'an'ı Kerim' e uyacağız yada onların çağırdığı, "bunlarda ilahi, bunlarda Cennetten geçiyor" dedikleri elleriyle yazdıkları, esinlenerek yazdık dedikleri kitaplara uyacağız.
   
  3 - ALİ İMRAN...193. “Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al.”
   
  ALLAH, SONU GELMEZ BİR SALTANAT ARZU EDENLERE DE, ŞEYTANIN ÇAĞRISINI ŞÖYLE BİLDİRİYOR..
  20 - TAHA...........120. Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: “Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?”
7 - A'RAF........... ..20. Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı.”
   
  Hz. Adem'i kandıran şeytan, kimbilir kimleri, önüne katmış sürüyordur?."Her biri kendilerini, Hz. ADEM'DEN OKADAR ÜST VE GÜÇLÜ GÖRÜYORLAR Kİ; şeytanın kendilerini peşlerine takmış olabileceğini kabul etmiyorlar", türü bir saptama, onları kafası çalışmayan, düşünceden yoksun konumuna sokar ki; bu tanım, onların hiç haketmediği, küçültücü nitelendirmeler sahibi yapar.Oysa, onlar kimlerin / nelerin peşlerine takıldıklarını, hangi vaatlere ulaşmak için gayret gösterdiklerini, hangi uzun emeller peşinde olduklarını çok iyi biliyorlar ve adım adım ilerliyorlar..
   
  ALLAH YANLIŞ ÇAĞRININ PEŞİNDE OLANLARA, AHİRETTE Kİ HİTABINI BİZLERE ŞÖYLE BİLDİRİYOR.
  36 - YASİN..........60. Ey âdemoğulları! Ben size, "Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için açık bir düşmandır!" demedim mi?
36 - YASİN..........61. "Bana ibadet edin, dosdoğru yol budur!" demedim mi?

27 - NEML......... 84. Nihayet (oraya) geldikleri vakit Allah buyurur: "Siz benim âyetlerimi, ne olduğunu kavramadan yalan saydınız öyle mi? Yoksa yaptığınız başka neydi?"
27 - NEML......... 85.Yaptıkları haksızlıktan dolayı, o söz gerçekleşmiştir; artık onlar konuşamazlar.
   
  ALLAH; ŞEYTAN ÇAĞRISININ NE İFADE ETTİĞİNİ, BİZLERE ŞÖYLE BİLDİRİYOR..
  14 - İBRAHİM......22. İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah'a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.”
   
  ONLARIN, DAVETİNDEN ÇIKAN SONUÇ GÖRÜNTÜ ŞÖYLE BİRŞEY
   
  Yitshak ve Oğulları……………...http://www.sevivon.com/index.php?mid=838

Büyük Tanah yorumcularından Raşi, peygamber Ovadıa'dan alıntı yaparak onların YENİDEN BİRLEŞECEKLERİNİ açıklar, günlerin sonunda. Yaakov MANEVİ gücü temsil ederek Esav'a büyük FİZİKSEL güce diyor ki: “ Ben sana izin veriyorum, önden git ve İNSANLIK TARİHİNE FİZİKSEL olarak HAKİM OL. Fakat günlerin sonunda, ASLAN KUZUYLA birlikte yaşadığında, biz biraraya geliriz. O zaman YAHUDİLER EN ÜSTTE OLACAK.”

(Not: Yaakov /Yakup ve Esav İbrahim oğlu, İshak'ın oğulları. Yakup İsrailoğullarının atası. Abisi Esav ise, soyundan İsmail oğullarıyla evlenerek Amalek üretenlerin ve bölge insanlarının atası)
 
   
  DİKKAT EDİN YAHUDİ'NİN AYAKLARI, HIRİSTİYANIN OMUZLARINA YÜK VERMEYECEK BİÇİMDE HAVADA . KİMSEYE İHTİYACI KALMAMIŞ, TANRIYA ULAŞMIŞ SANKİ TEKAMÜL ÜÇGENİNİN KOPUK PARÇASI KONUMUNDA. TANRISALLAŞMIŞ, EGEMEN DİN

Yahudi'nin, ayakları Hristiyanın omuzlarına yük vermeyecek biçimde havada .Hristiya'nın hiçbir şekilde ibadetine engel olmuyor. Müslüman'a ise tüm yükü, yüklenmiş ve başını kaldırıp ne olup bittiğini görmesi ve anlaması imkansız. Çünkü doğrulabilecek konumda değil.
   
  DOLARDAKİ, HORUS, PİRAMİT, ADALET TERAZİSİ, ANAHTAR ve "BİZ TANRIYA İNANIRIZ" sözünün işlendiği "PARADAKİ TANRI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
  Nışanlanmış /işaretlenmiş / markalanmış olanın TEKAMÜL PİRAMİTLERİ, kimlerin bastığı paranın üzerinde baş köşeyi işgal etmiş?
 
   
  Hıristiyan değerlere,(önündeki kitaba göre; İsevi-Müslüman adı altında belli süre protest ve ortodoks olarak) İmani olmayan inançlara secde etmiş olarak kalacak. Kendisinin iman ettiği, kitap değiştirilmiş, yerine başka kitaplar koyulmuş. O ise hala kendisinin, doğru bir secde yaptığının inancında.
   
  ABD KONGRESİNE CUMA NAMAZI BAHANESİ İLE YAPILAN SECDENİN İŞLENDİĞİ "NAMAZ İLE KONGREYE BİAT" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Efendisinin seçimi olan yolda, efendisine bağlı olarak, efendilerinin öğretilerinden kaynaklanan bir din anlayışı ile emredilenleri yapıyor. Çevresinde olup biteni göremiyor, görmesine de imkan verilmiyor. Sorgulamak, düşünmek, yanlış aramak öğretilenler arasında yok. Kendisine bu doğrudur denilenleri kayıtsız şartsız bir teslimiyetle yapıyor. İtaatsizlik ise; "İMANI KAYBETMEK" denmiş bir kere.
   
  TANRI DİYE KABULLENDİKLERİNİN SONSUZ SALTANAT ve SONU GELMEZ HAYAT VAADİNE kanmış olmaları, Dünya saltanatının esiri olmaları onları bu tür faaliyetlere itiyor olsa gerek...
   
  ÜSTADLARI BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ de Bugün ellerinde olan kitaplarının geçersiz olduğunu (tahrifat edildiğini) söylüyor.
...O cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın şahsiyet-i mâneviyesinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini zuhur edecek, yani rahmet-i İlâhiyenin semâsından nüzul edecek, halihazır Hıristiyanlık dini o hakikate karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek, mânen Hıristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılâp edecektir. Ve Kur'ân'a iktida ederek, o İsevîlik şahs-ı mânevîsi tâbi ve İslâmiyet metbû makamında kalacak, din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır...." (Sözler... sayfa;90)

Bugünkü Hırıstiyanların hurufattan ve tahrifattan içinde olduklarını, Kur'an'a bağlanmaları gerektiğini söylüyor. Yani, "Bugünkü ellerinde olan kitaplarla, bir yere gitmeleri mümkün görünmüyor" diyor.

Onların, Kur'an'a uymaları gerekirken, bizleri, aynı Amentu'dayız diye kandırmaya çalışmanın alemi ne?. Su'ya çağırır gibi bizleri ateşe çağırıyorlar.İman etmek, tahrif edilmiş, kitaplar ve dinlerle olsa idi Allah Hz. Muhammed'i göndermez ve ona Kur'an'ı Kerim'i Vahiy etmezdi..Müşrik diye bir tanım, Cahiliye diye bir dönem olmazdı.
   
  FETHULLAH GÜLEN;“...Kur-an'ı Kerim'in bazı ayetleri ve bazı Hadis-i Şerifler tarihi sürecini doldurduğu için bunlarla amel edilemez. Kur'an-ı Kerim'in gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat'ın hükümleri hâlâ geçerlidir. Bugünkü İnciller'e ve Tevrat'a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar.” DERKEN;
Bugünkü Eski ve Yeni Ahit
isimli kitapların, Hz. Muhammed zamanındaki, saklayıp ortaya çıkartmadıkları (Allah'tan inmiş olan) Tevrat ve İncil'le bir alakalarının olmadığını ilan etmiş oluyor.Yani bugünkü kitapların, ilahi değil, keyfi olduğunu -elleri ile yazdıkları kitaplar olduğunu- kabul etmiş oluyor. O halde insanları niye suya çağırır gibi ateşe çağırıyor.
   
  Kur'an'ı Kerim'in bazı ayetlerinin, (sanki; Allah, bu günleri bilmiyor muydu? ) geçersiz kaldığını, Allah, sözcüsü gibi açıklıyor.Papa zihniyeti ile yatıp kalkınca, kendisine de "sözcülük" bulaşmış herhalde!(Papa Tanrının yeryüzü sözcüsü olarak kabul ediliyor.)..
 
   
 

Ayetleri, gecersiz kılmak / ilan etmek Allah'a şirk koşmak değil midir? Nelerin geçici, nelerin kalıcı olduğuna kul'lar karar veririse, Kur'an'ı Kerim'den geriye ne kalır.

Sahaflarda satılan, içi boş, sayfaları bol yüzbinlerce kitap arasından beğenilenlerin alındığı yazılı metinlerde ifade edilen, kutsiyet kazandırılmış sözler kalır. Tıpkı kapakları kutsal kitap isimleri ile süslenmiş, keyfi yorumları ve derlemeleri içeren kitaplar gibi...

Dikkat edilirse, Ayetlerin bugün için geçerliliğinin kalmadığını ilan ederken, Kur'an dan önce tabii olduklarına / ileri sürdüklerine, geçerlilik ruhsatı veriyor.
Oysa "bugünkü" diyerek, o günküler ile bugünküler arasına kesin çiygiyi çekmişti. Bu gün uydukları kitapların, o günkü kitaplar olamayacağını çok iyi biliyorlar. Çünkü; Kur'an'ın, TASDİK EDİP AYRINTILI KILDIĞI, hiç bir imani ayet Eski ve Yeni Ahit denilen kitaplarda yok. Sadece, bugünkü, o kitaplar da ilahi (dir) izlenimini vermek için gayret gösteriyorlar. Allah, Kur'an'ı Kerim için "benzer indirdim" demiyor. "Tasdik eden ve ayrıntılı kılan" diyor.

Allah'ın, Hz. Muhammed'e indirdiği ayetlerin geçerlilik süresi/son kullanma tarihi geçiyor ama ondan çok önceleri, tabi oldukları metinlerin, tarihsel kayba uğramadığını iddia ederek, yeniden kullanıma açıyor. ("Kur'an-ı Kerim'in gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat'ın hükümleri hâlâ geçerlidir" diyor) Yani, Allah'ın indirdiği son ayetler tarihsel olarak geçerliliğini yitiriyor ama yine, Allah'tan, geldiği tezi üzerine kutsiyet kazandırmaya çalıştıkları metinler tarihe meydan okuyor ve yine güncellik kazanabiliyorlar.

Bu yapılanlara, Allah'a kafa tutmak denir, indirdiğini beğenmemek denir, O ayetler öyle olmamalıdır, böyle olamalıdır demekle, Allah'a "senin hatalarını düzeltiyoruz, senin eksik tamamlayıcılığını yapıyoruz", denmiş olur.

   
  ALLAH, KUR'AN'I KERİM DE;
  18 - KEHF........ 109. De ki: “Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak); Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi.”
31 - LOKMAN......27. Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah'ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
   
  ALLAH BİZLERE GEREKTİĞİ KADARINI VAHİY ETMİŞTİR.KUR'AN'ın EKSİKLİĞİNİ VURGULAMA veya Hükümlerini geçersiz ilan etmek kendi zekasını ve beynini, Allah''la (en azından/en iyi tabirle) eş tutmak iddiasını ortaya çıkarır.Kısaca bunun adına, Tanrılığa soyunmak yada Tanrıcılık oynayanlarla birlikte olmak denir... Allah'tan; daha doğru, daha güzel hüküm verenler mi var?
   
  Yoksa; onlar cahiliye dönemini özleyip, o döneme özenip, öyle bir CAHİLİYE YAŞAMINI MI? (yaşam düzenini mi) kurmak istiyorlar?Onların, Kur'an'a uymaları gerekirken, bizleri, aynı Amentu'dayız diye kandırmaya çalışmanın alemi ne?. Su'ya çağırır gibi bizleri ateşe çağırıyorlar.

İman etmek, tahrif edilmiş, kitaplar ve dinlerle olsa idi Allah Hz. Muhammed'i göndermez ve ona Kur'an'ı Kerim'i Vahiy etmezdi..Müşrik diye bir tanım, Cahiliye diye bir dönem olmazdı.
   
  ALLAH'IN VAYH ETTİĞİNİ, PEYGAMBERİN TEBLİĞ ETTİĞİNİ, GEÇERSİZ İLAN EDEBİLME ÇILGINLIĞINA DÜŞEN BİRİ, ANCAK; KENDİSİNİ TANRI ZANNEDEN BİRİ OLABİLİR. Yada; yeni bir tanrı bulmuş demektir.

Edindiği Tanrıdan, Vahiy alıyor denileceği gibi; TANRI EDİNMİŞ BİRİLERİNDEN, EMİR VE SİPARİŞ ALIYOR DA DENİLEBİLİR
   
  Siparişle bir insan ALLAH ve KUR'AN'I KERİM HAKKINDA BÖYLE HÜKÜMLER VEREBİLİR Mİ? Vaat edilen ebedi bir yaşam ve sonu gelmez bir yaşam olursa, olabilir mi? Onların, isteklerini, çıkarı/çıkarları uğruna kabul edip, Müslümanları ateşe gönderebilir mi?
   
  O günkü gerçek vahiy olan kitaplara uymayıp, Müslüman olmayı beceremeyenler, nasıl olurda kendi elleri ile yazdıkları bir kitaba uyarak Cennete gidebilir.
Yoksa onlara o kitapları yazdırıp onlara cenneti vaad edenler mi var?

Yoksa; yazdırdıkları kitaplarda, Bugünkü Tevrat ve İncil'in Cennete vize verdiğini söylemenmesini şart koşanlar mı var. Onların her isteklerini, çıkarı/çıkarları uğruna kabul edip Müslümanları ateşe gönderenler mi var?
   
  Yoksa; yazdırdıkları kitaplarda, Bugünkü Tevrat ve İncil'in, Cennete vize verdiğinin söylemesini şart koşanlar mı var.

Bu sorunun cevabını, anlayabilmek için "Hoşgörü ve Diyalog iklimi" kitaplarının kimlerin isteği doğrultusunda yazıldığına bakmak lazım.Kimlerin sipariş verdiğine bakmak lazım.
Kitabın yazılmasını kim üstlenmiş?
Kitap kime, sipariş edilmiş?
Kitabı, kimler ısmarlama yazdırmış, kimler finanse etmiş, kimler dağıtımını üstlenmiş bir bakalım;.

   
  SORULARIMIZA CEVABI, YİNE ZAMAN GAZETESİ VERSİN.
 
   
  Kitabı ısmarlayan ve dağıtan ADL ÖRGÜTÜ. ADL ne derseniz, kimilerine göre MAFYA YAPILANMASINA SAHİP BİR YAHUDİ ÖRGÜTÜ.Silah, uyuşturucu ve kirli/kara para işlerini yöneten bir örgüt. Bunları ben demiyorum. Bunları, yine ZAMAN Gazetesinde yayınlanan, bir incelemeden naklediyorum..
   
  ABD'de Yahudi mafyası: ADL” başlıklı ve Yunus Altınöz imzalı araştırmadan;

İngiliz Farmasonluğu'nun Yahudi kolu olan B'nai Brith'in etkisi altındaki ADL (Anti–Defamation League) 1913 yılında kurulmuştur...
ADL adeta, Amerikan mafyasının halkla ilişkiler bürosu gibidir...

Kurdukları “Denizaşırı Yatırımcılar Servisi” adlı şirketle milletlerarası silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, kirli parayı aklama gibi işleri yürütmektedir.
İşgal altındaki Filistin topraklarında ve Kudüs'ün Hıristiyan ve Müslüman bölgesinde geniş arazilerin kanunsuz alım–satımının ortaya çıkarıldığı emlak skandalı da yine işin içinde ADL'nin varlığını ortaya koyuyor..

   
  ADL inceleme tarihi ile kitap siparişinin, bitme aşamasında olduğunun bildirildiği tarih arasında geçen 5-6 sene içinde, nurlara gark olup temizlenmedi ise; ADL, yine Yahudi çıkarlarını gözeten, Filistinde toprakları satın alan, mafyavari bir örgüt olarak faliyetlerini sürdürüyordur.

İki tarih arasındaki tek fark, değişen tek şey; Fethullah Gülen ile ADL örgütünün işbirliği konusunda anlaşmış olması. Fethullah Gülen cemaatindeki bu bakış açısının değişmesine ne sebep olnuştur. Dünün tu-kaka olan Yahudi örgütü ne vaat ettide, Fethullah Gülen ve ekibinin bakış açılarını değiştirdi. ADL, Ne tür gözlük taktırdı da, ÖRGÜT ÜZERİNE BULAŞTIRDIĞI KİRLERİ NURLU GÖSTERDİ.

13-Mart-1998 tarihinde Fethullah Gülen, "KİTAP ÇALIŞMALARIM TAMAMLANMAK ÜZERE, BİTTİĞİNDE İNSANLARIN HİZMETİNE SUNACAĞIM" diyor.

Ne zaman diyor; Papa'ya sunduğu biat mektubundan 1 ay sonra. Mektubun tarihi 09-Şubat-1998 (10-Şubat-1998 Zaman gazetesinden duyruldu)

Ne zaman diyor? Fethullah Gülen'in teşvikiyle hazırlanmış olan, Suat Yıldırım'ın Tevrat ve İncil yönlendirmeli Kur'an'ı Kerim mealinin piyasaya verildiği ve Zaman gazetesi tarafından dağıtıldığı, eş-zamanlarda söylüyor.

Hani! Papa ile olan buluşmasını; "İNANAÇSIZLARA KARŞI KUTSAL İTTİFAK" kurduk diye ilan ettiği zamanlar.
   
 
   
  Peki! kendilerine karşı ittifak kurulan, "İNANAÇSIZLAR KİM?" BUNLAR GİBİ OLANLAR MI?
  "ALLAH DİYE BİRİ VARMIŞ CANI SIKILDIKCA KİTAP YAZARMIŞ" diyen, Taraf Gazetesi yazarı.Bu yazılarına rağmen, İslamı biz temsil ediyoruz diyenlerden cılız birkaç eleştiri dışında hemen, hemen hiç eleştiri almamış olan adamın, İNANÇSIZLAR KATEGORİSİNDE YER ALMADIĞI KESİN. O meşhur, 'din gidiyor elden'ciler ile aynı rotada ilerliyor.
   
 
   
  SEVAN NIŞANYAN, EMRE USLU, USAME KARAKIŞ, CNN ve diğer yazıları, bu bağlantıyı kullanarak okuyabilirsiniz..
     
  BOKSUZ yaşayamayan, çevresini BOKLUK olsun isteyen BOK böceklerinin MESLEKLERİNİ işleyen "BOK BÖCEĞİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
     
  Cılız protestolar derken buna; Katolik, Ortodoks, Ermeni ve Yahudi temsilcileri de dahil. S. Nişanyan'ın kasdettiği ALLAH, onların da ALLAH'I DEĞİL Mİ?Yoksa "bu sözler, MÜSLÜMANLARIN ALLAH'ına bizi ilgilendirmez" mi diyorlar? Onlara göre başka Rab'lar mı var?_ Başka İlah'lar mı var? .(Haşa ALLAH TEK'tir. ama onlar için BİR'midir bilmiyorum. İman etmekle, BİR olduğunu kabul etmesi amentularının gereği olan DİNLERDE; -BİR- ifadesi sadece bizim anlamına mı geliyor?)
   
  TEK ve BİR, TEK ve BİRİCİK'lerle İfade edilen VAHDET-İ VUCUT- VARLIKLAR BİR'liği İLGİLİ AÇIKLAMA SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  İNANÇLARI ARASINDA PEK FARK VAR MI YOK. Fark olsaydı ROTALARI aynı olmazdı. Biri "ALLAH" diye BİRİ VARMIŞ CANI SIKILDIKCA KİTAP YAZARMIŞ" DİYOR, Diğeri de, ALLAH'IN vahiy ettiği Ayetleri GEÇERSİZ İLAN EDİP, o ayetlerle, AMEL EDİLEMİYECEĞİNİ İLAN EDİYOR.

Bir nevi Seven Nışanyan' ı onaylıyor. Daha da ileri gidip, Allah'ın, Kur'an'ı Kerim'i vahiy ederek hükümsüz kıldığını söylediği TEVRAT ve İNCİLİN, TEKRAR HÜKÜM SÜRER hale geldiğini ilan ederek, ALLAH'IN, VAHİY ETTİĞİ KUR'AN'IN İLGİLİ AYETLERİNİN, hükümsüzlüğünü/hükmünün kalmadığını ilan ediyor.

BİRİ CANI SIKILDIKCA YAZAR DİYOR, DİĞERİDE YOLLARINDAKİ İLERLEMELERİNE ENGEL GÖRDÜKLERİ VE TEFERRUAT OLARAK DEĞERLENDİRDİKLERİ AYETLERİ HÜKÜMSÜZ KILIYOR..
   
  ALLAH, KUR'AN'I KERİM'DE..
  3 - ALİ İMRAN.......7.(d)- O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir.Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.
   
  Kur-an'ı Kerim'in bazı ayetleri ve bazı Hadis-i Şerifler tarihi sürecini doldurduğu için bunlarla amel edilemez. Kur'an-ı Kerim'in gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat'ın hükümleri hâlâ geçerlidir. Bugünkü İnciller'e ve Tevrat'a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar.(Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)
   
  AYETLERİ GEÇERSİZ KILMA VE KUR'AN'LA, HÜKMÜ KALKMIŞ OLAN, TEVRAT VE İNCİLİN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNÜ KALDIRIP, KURAN'I KERİM'İN, İLGİLİ HÜKÜMLERİNİ HÜKÜMSÜZ İLAN EDENLER AÇIKCA ŞUNLARI SÖYLÜYORLAR...

Diyorlar ki; Allah'ın indirdiklerini, geçersiz kıldık onlar demode oldu, ellerimizle yazdıklarımız ise yıllanmış şarap gibi gündemde.
Diyorlar ki; Allah, Kur'an'ı Kerim de işimize gelmeyen, egolarımıza hitap etmeyen iman esasları belirlemiş, oysa bizim tabi olduğumuz metinlerdeki inanç esaslarımızı bizler tayin ettik.
Diyorlar ki; Allah'ın verdiği Ayetlerden, daha da güzellerini bir araya getirdik.İşte ıspatı. Bakın müslüman gruplar bile bizim yazdıklarımızı, onayladı ve katılımı teşvik ediyor.
   
  ALLAH'IN VAHİYLERİNİ; Hükümsüz kılmaya başlamışken; Rüyasına girerek, "bir daha hadis okuyamayacağı için üzüntülü haller sergileyen" Hz. Muhammed'e ait olduğu iddia ettikleri hadislerin/sözlerin bazılarınında geçersizliğini ilan ediyor.Kararlılıklarını göstermek aynı kulüptenizin işareti olarakta; Kelime-i Tevhid de Hz. Muhammed'in anılmasına, zikredilmesine son veriyor. Hz. Muhammed'i, son peygamber olarak görmeyenlerle, ortak din projesi yürütülecekse, dinlerin diyaloğu sağlanacaksa, bu tür uygulamalarda elbette kaçınılmaz olacaktır.
   
  Fethullah Gülen şöyle diyor, hayatından kesitleri anlattığı yazısında "....Fakat oraya geçmeden önce bu hadiselerle münasebeti bakımından gördüğüm bir rüyayı anlatayım:....."
".....Bu dersler bir müddet devam etti. Son gün bir rüya gördüm. Rüyamda ben bu camide ikindi namazı kıldırıyorum. Sağ tarafıma selam verince baktım ki, Efendimiz de orada bulunuyor. Ancak mübarek yüzü yağmur yüklü bulut gibi dopdolu.. Ben içimden 'Acaba Efendimiz'i üzen bir şey mi oldu' diye geçiriyorum ve uyanmışım.....",".....Bu rüyayı gördükten sonra bir daha o camide hadis dersi yapmamız mümkün olmadı. Anladım ki, Efendimizin mahzun olmasının manası buymuş."

BU YAZIYI OKUYUNCA BENDE, ŞUNU MERAK EDER OLDUM; Hadis okuyamadığı için rüyasına üzgün bir şekilde giren, Fethullah Gülen'in tekrar hadis okuyamayacağı için " mübarek yüzü yağmur yüklü bulut gibi dopdolu" olarak gördüm dediği, Hz. Muhammed, acaba Kelime-i Tevhid de isminin geçmediğini gördüğü zaman, Fethullah Gülen'e nasıl davrandı acaba? Sözlerini okuyamadığı için son derece üzüldüğünü iddia ettiği, rüyalarına üzgün olarak giren, Hz. Muhammed, sözlerinin bir kısmının geçersiz ilan edildiğinde (duymak, rüyalar girmek onların iddiaları.) Fethullah Gülen'in ruyalarına girip ne dedi acaba..

   
  Peki! kendilerine karşı ittifak kurulan, "İNANAÇSIZLAR KİM?" Bu sorunun cevabını da, yine Fethullah Gülen versin. (Küçük Dünyam'da ki, Askerlik başlığı altında., Kendi anlatımı) .......Yazılma tarihi:...05.12.2001...... Son Güncelleme ..03.11.2006
   
  "....Dinsizliğin moda haline geldiği bu devrede, dine bu kadarcık müsamaha ile bakan insanlar dahi bizimle müşterek bir noktada birleşebiliyorlardı.
Saçları açık bir iki kadın da vardı aralarında. Ancak onlar da diğer açık saçıklığa göre kendilerini örtülü kabul ediyorlardı. Çünkü hiç olmazsa onlar uzun etek giyiyorlardı. Halk Evinde değişik türde geceler tertip edilirdi. Bir defasında İbrahim Hakk'ı üzerine konuşmalar yapılmış, bir başka defasında da Mevlana gecesi düzenlenmişti. Bu gecede bana da bir konuşma teklif ettiler...."
   
  Sonra, insan merak ediyor; "Kur'an' Kerim Mealin de, Yeni ve Eski ahit yönlendirmeleri niye yapılmış?" diye.
"Kendi elleri ile yazdıkları kitapların, mektuplara yönlendirmelerin Kur'an'ı Kerim içinde ne işi olabilir?" diye.
"Kur'an'ı Kerim deki Ayetler ile onların kitapları arasında benzerlik kurmak için bu çabalar niye?" diye.
"Suat Yıldırım'ın yazdığı bu meali, ZAMAN gazetesi neden 1998 yılından beri dağıttı" diye

Suat Yıldırım mealini 1998 yılında, piyasaya sürdüğünü belirtiyor.
   
 
   
  Papa'ya mektup 1998 yılında, ADL'nin siparişi Hoşgörü ve Diyalog İklimi 1998 yılında, Suat Yıldırım'ın, Fethullah Gülen destekli olduğunu söylediği, Tevrat ve İncil yönlendirmeli Kur'an'ı Kerim Meal çalışması 1998 yılında. (Patron ADL -Yahudi- olunca; elbette sende en çok yönlendirmeleri Tevrat'a yaparsın.Cennetlik fetvasını da verirsin)
   
  Elbette, ittifaka kutsallık kazandırabilmek için, Tevrat ve İncil'in de Kur'an'ı Kerim ile benzeşir olduğunu gösteren çalışmalar yapmak zorundasın. Elbette ittifaklarına KUTSİYET KAZANDIRABİLMEK İÇİN, "Bugünkü" tabiri kullanarak Tevrat ve İncil'e uyanların CENNETLİK" olduğunu ilan etmek zorundasın.İttifaka katkın kuru-kuruya "ben burdayım" demekle Papalık Konseyi misyonunun (PCID) üyesi olunamaz.

Demek ki; ALLAH ADINA, ALLAH'IN VAYHETTİĞİ AYETLERİ GEÇERSİZ İLAN ETMEK İÇİN KENDİLERİNİ DÜNYANIN TANRI VEKİLLERİ OLARAK ATAMIŞ OLANLARDAN VAATLER ALMAKTA YETERLİ OLUYORMUŞ.

Demek ki;KENDİLERİNE TANRI EDİNENLERİN KAFALARINA GÖRE YAZDIKLARI KİTAPLARI, KUTSAL EDİLEBİLMESİ İÇİN ADL ÖRGÜTÜNDEN SİPARİŞ ALMAK YETERLİ OLUYORMUŞ.

Demek ki; O KAPAKLARINA, ALLAH'IN İNDİRDİĞİ KİTAPLARIN İSİMLERİNİ, KAPAKLARINA KOYUP, İÇLERİNİ MEKTUP VE DERLEMELERLE DOLDURDUKLARI KİTAPLARA UYANLARIN CENNETLİK İLANINI YAPMAK İÇİN PAPA TARAFINDAN KABUL EDİLMEK YETERLİ OLUYORMUŞ...

Üstelik MESİH ile DECCAL'in aynı ÜNVAN ile ADLANDIRALABİLECEĞİNİ yani ÇAĞIRMA ve TANITIM ADININ MESİH olabileceğini söyleyende yine KUR'AN'I KERİM'in bazı AYETLERİNİ geçersiz ilan eden Fethullah Gülen.
ATA yadigarı BUGÜNKÜ kitaplarıyla Hristiyan ve Yahudilere "KUR'AN'I KERİM'e rağmen CENNET vizesi veren Fethullah Gülen.
Hristiyanlığı cazip din haline getirerek dikey geçişlere kapılar açan Fethullah Gülen
Bir zamanlar ÇIYAN Yuvası, Kobra yatağı, KAN dökücüler dediği VATİKAN'ın PATRONUNA el öpmeli BİAT eden Fethullah Gülen

   
  deccal
   
  çıyan yuvası vatikan
   
  Böyle fetvalarla, Müslüman mahallesinde salyangoz satma iznini alanlar, artık açık açık söylüyorlar.......Adana kilisesi açıklaması:"Hz. Muhammed ancak Kutsal Kitabın İsa Mesih ile ilgili tanıklığını kabul ettiği ölçüde Hıristiyanlar tarafından kabul görecektir. Aynı şekilde yine ancak Hz.Muhammet'in yaşamı ve öğretileri İsa Mesih'in çarmıhtaki kurtarışına tanıklık ettiği ölçüde Hıristiyanlar kendisini benimseyecektir".diyor.
   
 
   
  Hayal kuralım.Hz. Muhammed, Onların bahsettiği benimsemeye nasıl sahip olabilir.Bu benimsemeyi Hz. Muhammed adına beyleri memnun etmek için nasıl sağlayabiliriz. Mesela; yeni bir din oluşturulur, orada efendilerin arzularını tatmin edecek kurallar konur ve kabuller yapılır. Yani, Hz. Muhammed'in ağzından "Hz.Muhammet, İsa Mesih'in çarmıhtaki kurtarışına" tanıklık ettiği yazılır.

TANRININ sağında oturduğu söylenen, TANRI İSA'ya bağlılığını belirtmek içinde; Hz. Muhammed'in," Allah" ile birlikte Resullüğü vurgulanarak anıldığı
Kelime-i Tevhid'den ismi çıkarılır. Artık Hz. Muhammed'in öğretileri efendilerin arzularına göre yeni biçimine bürünmeye başlamıştır.
   
  Kendilerine Tanrılar edinenler, Tanrı adına karar verenlerden başka bir grupta; Suat Yıldırım'ın yazısında bahsettiği "benim kitabım B.O.P.'tan önce yayınlandı" diyerek dile getirdiği, Büyük Orta Doğu Projesine (B.O.P.) Projesinin bir parçası olarak, Gerçek Furkan adlı kitabı yayınladılar.
Sunum adı ile "The True Furqan".
   
  ABD'nin Texsas eyaletinde Evangelist, Omega 2001 ve Wine Press yayınevleri tarafından "Gerçek Furkan" adıyla piyasaya sürülen kitap. Arapça ve İngilizce olarak basılan bu kitap 366 sayfa. 77 Sure'den oluşuyor. Üç dinin/İbrahimi dinlerin, 21.Yüzyılın din kitabı, olarak tanıtılıyor.

İçinde Hırıstiyan ve yahudi kitaplarından alıntılar yapılmış. Benzerlik olsun, tanıdık gelsin, yedirmesi/hazmettirmesi kolay olsun diye de Kuran'dan, bazı surelerin isimleri kullanılmış.

Birçok ülkelerin/toprakların, Yahudilere ve Hıristiyanlara ait olduğunun vurgusu unutulmamış. Büyük Ortadoğu Projesi"ne destek veren bir kitap. İslam dünyasını Hıristiyanlaştırma çabalarına katkı sağlayan bir ürün. The True Furqan
   
  ALLAH, KUR'AN'I KERİM'İN, BENZERİNİ KİMSENİN YAPAMAYACAĞINI BİZLERE ŞÖYLE BİLDİRİYOR.
  2 - BAKARA.......23 Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah'tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin).

11 - HUD........... 13.Yoksa, "Onu uydurdu" mu diyorlar! De ki: "Öyleyse hadi, onun benzeri, uydurma on sure de siz getirin; eğer doğru sözlüler iseniz, Allah'tan başka çağırabildiklerinizi de çağırın."

10 - YUNUS........38.Yoksa, "onu uydurdu" mu diyorlar! De ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz Allah dışında, elinizin yettiklerini de çağırın da onun benzeri bir sure ortaya çıkarın."
10 - YUNUS........39. Hayır, düşündükleri gibi değil. Onlar, ilmini kuşatamadıkları ve yorumu kendilerine hiç gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamıştı. Bak da gör nasıl olmuştur zalimlerin sonu!

   
  O HALDE, BİZ KİTAPLARIMIZI ELLERİMİZLE YAZDIK, DİYENLERİN KİTAPLARI İLE KUR'AN'I KERİM ARASINDA NASIL BENZERLİKLER OLABLİR.

Ancak kelime anlamları benzeşir olabilir. Aynı benzerlikleri, herhangi bir 'din yazısında da bulabilirsiniz. Benzerlik bulunan herhangi bir yazıya "İlahi" denilebilir mi? Bu sayfalarda kullanılan kelimeler, dini konular işlendiği için elbette benzerlik taşıyacaktır. Konu gereği yazılan/nakledilen, Ayetler ise; Kur'an Ayet'lerinin mealidir (uzmanlarının yaptığı).

Şimdi ayetler geçiyor diye bu yazının tamamına ilahi denilebilir mi? Kaldı ki bahsi geçen konularda bu yazılardaki benzerlik bile yok çünkü o kitaplarda iman yok. İnanma esaslı, "şunlara inanırsanız/şunları yapında nasıl yaparsanız yapın tarzında maddeler var.

Zaten örnekleri gördüğünüz zaman, Kur'an'ı Kerim ayetleri ile Yeni ve Eski Ahitte yer alan maddelerin, hiç alakaları olmadığını göreceksiniz.

ALLAH BİR BENZERİ YAPILAMAZ DEDİĞİ HALDE, HALA İNATLA (ADL siparişi) FETVALARLA ESİNLENME VE ATALAR YADİGARI SÖZLERİ İÇEREN KİTAPLARA KUTSİYET KAZANDIRMA ÇALIŞMASI YAPANLAR FAALİYETLERİNİ / ÇAĞRILARINI SÜRDÜRÜYORLAR.

   
   
  SUAT YILDIRIM'IN, ESKİ VE YENİ AHİT YÖNLENDİRMELİ, MEALİ'YLE İLGİLİ İNCELEME SAYFASINA BU BAĞLANTIDAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  Kendilerine önder edindikleri, uğruna ve ismine öğrenciler yetiştirdikleri, Diyaloğun en ateşli savunucularından,üstat Bediüzzaman Said Nursi bügünkü kitaplarla ve o kitaplara tabii olanlar için ne diyor.
   
  "...O cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın şahsiyet-i mâneviyesinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini zuhur edecek, yani rahmet-i İlâhiyenin semâsından nüzul edecek, halihazır Hıristiyanlık dini o hakikate karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek, mânen Hıristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılâp edecektir. Ve Kur'ân'a iktida ederek, o İsevîlik şahs-ı mânevîsi tâbi ve İslâmiyet metbû makamında kalacak, din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır...." (Sözler... sayfa;90)
   
  Kitaplarının, Tahrif edildiğini, hurafelerle dolu olduğunu Kur'an esaslarına bağlanacağını, İslamiyete dönüşeceğini... söylediği bu dinlerin/kitapların bugünkü hali ile cennete vize vermesi mümkün mü?

Adama sormazlar mı? "Mesih gelecek" diyorsunuz, onların kitapları cennete ulaştırıyorsa, Kur'an Cennete ulaştırıyorsa ve Dünya coğrafyasının büyük bölümü, bu dinlerin kontrolu altında ise, (Uzak doğu ülkelerinde de hızla Hıristiyanlaştırma/Hıristiyanlaşma sürdüğüne göre) Mesih gelipte, Neyi düzeltecek, kimi kimden kurtaracak. Hangi inançsızları düzene getirecek.

Her kitap cennete getirecek kadar düzgünse, Ortak karar olarak benimsenecek Mesih ne ile hükmedecek.

Eğer bugünkü Hıristiyan ve Yahudi kitapları ile Cennete gitme imkanı varsa (Fethullah Gülen'in iddiası ve fetvası), bu soruların hiç birinin akıl ve mantıkla uyuşan cevabı olamaz.

Yine, Yeni Ümit dergisi (sayı: 75.) ile yaptığı röportajda Mesih ile alakalı hadis naklediyor.
Fethullah Gülen'in naklettiği hadiste/dayanak olarak aldığı hadiste; açıklama olarak "hakim ve hakem" olarak diyor
: “Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, adaletli bir hükümdar (hâkim, hakem) olarak Meryem oğlu İsa'nın aranıza inmesi yakındır. Haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak ve bolca mal dağıtacak. ......."

   
  MESİH MEHDİ
   
  Demek ki; atanacak olan mesih'in bugünkü mektuplardan ibaret kitaplarla, hakimlik ve hakemlik yapması, dolayısıyla sapkın, inanan ayrımı yapması peşinen kabul edilmiş durumda.

Nereden biliyorum onu ben söylemiyorum, Kendisini yeryüzünde Tanrının sözcüsü ilan eden, Papa 16'ncı Benedikt söylüyor."İsrailliler ve Filistinliler arasındaki diyaloğun tekrar başlamasını da Beytüllahimli ilahi çocuğa havale ediyorum.”Aziz Petrus Meydanı Noel mesajı:
   
  Allah, hakem ve hakimlik konusunda Kur'an'ı Kerim'de söyle buyuruyor.
   
 

5 - MAİDE.......... 43. Yanlarında içinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar, sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da, sana da) inanmış değillerdir.

5 - MAİDE.......... 44. Şüphesiz Tevrat'ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah'a) teslim olmuş nebiler onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb'e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah'ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat'ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu halde siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.

5 - MAİDE.......... 49. Aralarında, Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur'an'ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır.

   
  Allah, açıkca Hz. Muhammed zamanında gerçek Tevrat'ın tamamının yada bir kısmının olduğunu bildiriyor. Elbette Hz. Muhammed zamanında var olan gizlenen / ortaya çıkarılmayan, bozulmamış Tevrat'la hakemliği kasdediyor. Fethullah Gülen ise vurgulayarak "bugünkü tevrat ve incil" diyor. Allah'ın " saklıyorsunuz" dediği, "eğer doğru sözlüler iseniz getirin okuyun" dediği, Hz. Musa'ya verilen Tevrat'ı kasdetiyor. İncil'in ise hiç bir zaman kitap haline gelmemiş.

Yüzlerce kitap arasından, pagan inanca sahip imparator başkanlığındaki, konsil tarafından (İmparator ise hırıstiyan olmamış, hıristiyan olup inancı ciddiye alan, eşini ve çocuğunu öldürmüş), büyük çoğunluğu mektuplardan oluşmuş anlatımları içeriyor.Varın siz hesabedin "bunlara inananlar" cennete gider sözünün, sık sık vurguladıkları deccaliyet (deccal tanımı ve Kur'an da geçmemektedir) çağrılarına olan uyumluluğunu.

Fethullah Gülen'de, elbette konunun farkında; "Bugünkü İnciller'e ve Tevrat'a inananlar" vurgulamasını yapıyor. Böylece bizleri, çağırdığı dinin kitaplarının orjinal kitaplar olmadığını da açıklamış/belirtmiş oluyor. Hemde Kur'an'ı Kerim'in, bazı ayetlerinin geçersizliğini ilan ederek.

Alemlere Rahmet diyerek, bizlere rehber edinmemiz emredilen, Kur'an' Kerim'den, bazı ayetleri keyiflerince hükümsüz sayabilme, yetkisini kendilerinde görüyorlar.Acaba kapalı kapılar arkasında, geçersizliğini ilan ettikleri ayet sayısı kaç tane ve hangileri yoksa tümü mü? Risale-i Nur'ları ön plana çıkarılma sebebi bu mu?.

Allah'ın, ayetlerine hükümsüz damgası vurabilme cesaretini nasıl buluyorlar. Bu cesareti kendilerinde bulanlar, elbette (baş örtüsü teferruat demesi gibi, Diyalogcular olarak ana konularda anlaştık geriye bazı teferruatlar kaldı demesi gibi....) Kafalarına göre yeni kitapları yazma hakkını da kendilerinde görebilirler.

Baş örtüsüne yada herhangi birşeyi insanlar yanlış yorumlayabilir ama hiç kimse Kur'an da var olan bir emre teferruat diyemez. Kur'an'da ki örtünme şöyle yada böyle diyebilir ama teferruat diyemez. Allah'ın Ayetlerine fasa-fiso muamelesi yapamaz.Allah beni affetsin diyebilir ama teferruat diyemez.İçki, kumar, zina da böyledir.

   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE
  7 - A'RAF......... 203. Onlara bir ayet getirmediğinde, "Onu da şuradan buradan derleseydin ya!" diye konuşurlar. De ki: "Ben sadece Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, Rabbinizden gelen gönül gözleridir, doğruya kılavuzdur, iman eden bir toplum için rahmettir."

ALLAH; devamla, Kur'an okunurken susmamızı istiyor. .

7 - A'RAF......... 204. Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, size rahmet edilsin.

Okumak, illaki yazı okumak anlamına gelmiyor. İlk emir olan oku anlamına geliyor. Oradaki, Oku emri bildiğimiz yazı okuma emri değildi. Cebrail, Hz. Muhammed'e yazılı bir metin getirmedi ki, yazıyı oku demiş olsun. Cebrail'in ilettiği "OKU" EMRİ, Alemlerin Rabbinin varlığını oku, yaratılmışlığı oku, alemleri meydana getiren ayetleri oku anlamındaki bir emri içeriyor.(Halk arasında kullanılan "bir bakışta niyetini okudum, Canıma okundu, Canına Okudum" tanımındaki okuma gibi) Ümmilikle geçiştirilen okuma değil.

ALLAH; OKUNAN KUR'AN'A SAYGI İÇİN, ARALARA GİRMEYİ, EKSİLTME VE İLAVELER YOLU İLE MÜDAHELE ETMEYİ BIRAKMAMIZI İSTİYOR..
   
  ALLAH, KUR'AN'I KERİM'DE..BU DURUMDA OLANLARI ŞÖYLE BİLDİRİYOR...
  41 - FUSSİLET....26. İnkâr edenler dediler ki: “Bu Kur'an'ı dinlemeyin. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın.”
3 - ALİ İMRAN.....72. Kitap ehlinden bir grup, “Mü'minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkar edin, belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi.
   
  Aynı alışkanlıklarını, "Yahudi ve Hıristiyan Amentularında biriz" derken de sergiliyorlar. "Amentü konusunda anlaştık, aramızda teferruatlar kaldı" diyorlar.Teferuatların boyutunu varın siz hesap edin. (Amentu farklarını, diğer bölümlerde görebilirsiniz). Teferruat farkları insanları, dinden çıkarmayabilir, insanlar hala o dinin adetlerini, ibadetlerini yerine getirmeye devam ediyor olabilir ama kesin olan bir şey var, o teferruatlar, insanları imandan çıkarır. İnsan, Allah'a, karşı yasak olan eylemleri, YASAK DEĞİL DİYE YENİ KURALLAR KOYARAK, AYETLERİ GEÇERSİZ KILARAK yapabilir ve kendisinin hala o dinin mensubu olduğunu, hatta o dinin "dindarı olduğunu" da söyleyebilir. Ama imanı gitmiş küfre düşmüştür.
   
  HIRİSTİYAN VE YAHUDİLER İÇİN RAB - TANRI - BABA TANRI- İSA - KUL İLE İLGİLİ SAYFAYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ, Amentüler bir olabilir mi bakın.
   
  AMENTULARINI ANLATAN VE ONLARIN KİTAPLARINDAN ALINAN ÖRNEKLERİN BULUNDUĞU "AHİT İNCİLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
 
   
  ALLAH; İmanı kendi esaslarına göre belirleyip(hangi dinden olursa olsun kendilerine "o imanlı" unvanını takmış olanlara), iman çıtasını kendi kabullerince yerleştiren, "Allah'a iman ediyoruz, iman budur" diyenlere, "Ey iman edenler, İman edin" diye buyuruyor.İmanın esaslarını, imanın niteliğini, Kur'an'ı Kerim de olduğunu bizlere bildiriyor
   
  ALLAH; Allah'a iman ediyoruz, iman budur sananlara; "Ey iman edenler,İman edin" diye buyuruyor.

4 - NİSA.......... 136. Ey iman edenler! ALLAH'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim ALLAH'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse derin bir sapıklığa düşmüş olur.
   
  NİSA SURESİ 136. AYETTE Kİ;"Ey iman edenler,İman edin" ÇAĞRISI İLE İLGİLİ YAZIYI BU SAYFADA OKUYABİLİRSİNİZ..
   
  Allah'tan, bir delil gelmemiş olan hurafeler, masallar, özlemler, arzular, "bana göre böyle olmalıydı" denilen kurallar ve uydurmaların peşinden sürüklenen milyonlarca umutlar. Dolayısıyla, bu tacirlikten kazanılan servetler, makamlar, siyasi güçler, ve kişisel tatminler, yüzyılara dayanan amaçlarda ketedildiği zannedilen mesafeler.
   
  Kur'an'dan, ayrılıp dogmatik düşüncelere dalanlar, o akımların uğradığı limanlarda konaklamak zorunda kalırlar.
Onlar, Allah'ın, vahiy etmiş olduğu ayetlerin bir kısmını gizlemeye çalışır, manaları ile oynarladı. Şimdi biz onlarız, diyenlerin elinde tahrif edecekleri, Kur'an'la benzerlik taşıyan Ayetler ve o Ayetlerin toplanmış olduğu kitap yok.

Onlar, bu nedenle Hz. Muhammed'i ve Kur'an'ı Kerim'i topyekün inkar edip, Kur'an'ın ve Hz. Muhammed'in, Allah'tan olduğunu, Müslüman'lığın da ilahi bir din olduğunu red etmişlerdir.Red etmeselerdi mecburen müslüman olurlardı.

Kur'an'dan ayrılıp dogmatik düşüncelere dalanlar, o akımların uğradığı limanlarda konaklamak zorunda kalanlarda; O günkü ve bu günkü kitap ayrımı yapmak zorunda kalmazlar, rehber olarak Kur'an'ı Kerim'e (tastiklemesine ve ayrıntılı kılmasına) bakarlardı.

   
  Elbetteki, yukarıdaki ayetlerde bahsedilenler, ALLAH'IN Kitaplarında ki ayetlere ehil olanları kapsıyor..
Hz. Muhammed'i ve Kur'an'ı Kerim'i red eden, Allah'a oğul isnat eden, Müslümanlığın son din olduğunu kabul etmeyen Vatikan, Fener ve Yahudi kurumları ile bizim kutsallarımız dedikleri, kitapları ve onlara tabi olanları kapsamıyor.

Öyle zorlama ile, Ehli kitap yakıştırmaları ile İbrahim'i Dinler aldatmacaları ile, DİNLER ARASI DİYALOG müsamereleri ile o, oluşuma katılanları kapsamıyor. Kur'an Meal'ine sokuşturulan; işte bunlar Pavlusun mektuplarıyla, benzerlik taşıyor notları ile bulanık ortamlar oluşturanları kapsamıyor. Hıristiyanlarla, amentüde biriz ittifaklarını kuran ve o amentüye uyanları da kapsamıyor.
   
  “...... Bugünkü İnciller'e ve Tevrat'a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar.” (Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)
   
  Esasında çelişkinin kendisi de farkında; O günkü, TEVRAT ve İNCİLİN, bugünkü kitaplarla aynı olmadığını bildiği gibi; O günkü KİTAP EHLİ/ EHLİ KİTAP olarak nitelendirilen Hıristiyan ve Yahudilerin de bugünkü "biz onlardanız" diyenlerle aynı olmadığını da biliyor.Yine ben söylemiyorum Fethullah Gülen söylüyor;

“...... Bugünkü İnciller'e ve Tevrat'a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar.(Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)

“Yahudileri ve Hıristiyanları kınayan ve azarlayan ayetler ya Hazret-i Muhammed döneminde yaşayan ya da kendi peygamberleri döneminde yaşayan bazı Yahudi ve Hıristiyanlar hakkındadır.” (Küresel Barışa Doğru,Sf.45,Fethullah GÜLEN)
   
  EVET HZ. MUHAMMED ZAMANINDA KUR'AN'I KERİM DE BELİRTİLDİĞİ GİBİ, EHLİ KİTAP TANIMI İÇİNDE KALAN; Yahudi ve Hıristiyanlar yaşamakta idi.. Elbetteki o Ayetler, onlara hitap etmekte idi. Ama artık KUR'AN'IN tanımladığı, EHLİ KİTAP denilenler mevcud değil (en azından ortalıkta gözükmüyorlar). Vitrinde olan "BİZ HIRİSTİYANIZ, BİZ YAHUDİYİZ "diyenler, O GÜNKÜ KUR'AN'I KERİM'İN bahsettiği, YAHUDİ VE HIRİSTİYANLAR değil.
   
  ALLAH ŞÖYLE BUYURUYOR
  2 - BAKARA........76.Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah'ın (Tevrat'ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?”
   
  EĞER; KUR'AN'I KERİM'İN bahsettiği kitaplara bağlı olsalardı, yani ALLAH'IN KİTAPLARINA ehil olanlar olsalardı; en azından, ELLERİ İLE DE YAZSALAR, ESİNLENME İLE DE YAZSALAR, DERLEME İLE DE YAZSALAR kitaplarımız dedikleri metinlerde bir kaç tanede olsa, EHİL OLDUKLARI AYETLER olurdu (Kur'an'da belirtilen ayetler. Ehli kitap / kitap ehli tanımlaması ile anılmalarını sağlayan bildikleri ayetler olurdu).Kitaplarımız dedikleri, İLAHİ olsa idi zaten ALLAH'IN VAHİY ettiği , EHİL OLMALARINI SÜRDÜRDÜKLERİ / BİLDİKLERİ AYETLER İLE DOLU OLACAKTI..
   
  ALLAH, AYETLERE EHİL OLDUKLARINI BİZE ŞÖYLE BİLDİRİYOR..
  2 - BAKARA........41.Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.
2 - BAKARA........42.Hakkı bâtılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.
   
 

ALLAH'IN AYET'lerine, ehil olsalardı, KUR'AN İLE AMEL ETMEKTEN KAÇINMAZLAR, HZ. MUHAMMED'İ DE SON PEYGAMBER OLARAKTA TANIRLARDI.

   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  3 - ALİ İMRAN...113. Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta duran, secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır.

Sizler hiç; ALLAH'IN, Ayette bildirdiği biçimde hareket eden, bir topluluk duydunuz mu? Duymadınız, çünkü o ayette bildirilen eylemleri yapanlar MÜSLÜMAN OLMUŞTUR DA ondan duymamışsınızdır.

2 - BAKARA........75. Şimdi bunların, size hemen inanacaklarını ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın kelâmını işitirlerdi de sonra ona akılları yattığı halde bile bile onu tahrif ederlerdi.
3 - ALİ İMRAN......78. Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab'dan olmadığı halde Kitab'dan sanasınız diye (okudukları) Kitap'tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve, “Bu, Allah katındandır” derler. Halbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.

Sizler hiç; ALLAH'IN, Ayette bildirdiği biçimde hareket eden, bir topluluk duydunuz mu? Duymadınız, çünkü o ayette bildirilen eylemleri yapanlar, ayetlerin bir kısmını gizlemeye çalışır, manaları ile oynarladı. Şimdi biz onlarız, diyenlerin elinde tahrif edecekleri, Kur'an'la benzerlik taşıyan Ayetler kitaplarında ve kullanımlarında yok. Neyi esas alıp neyi tahrif edecekler. Onlar için tahribat işlemleri tamamlanmış olduğundan dolayı duymamışsınızdır.

Onlar, bu nedenle Hz. Muhammed'i ve Kur'an'ı Kerim'i topyekün inkar edip, Kur'an'ın ve Hz. Muhammed'in Allah'tan olduğunu, Müslüman'lığında ilahi bir din olduğunu red etmişlerdir.Red etmeselerdi, mecburen müslüman olurlardı. Ogünkü ve bugünkü ayrımı yapmak zorunda kalmazlardı.
   
  ŞU ANDA KİTAPLARIN DA; KENDİLERİNE İNANMAK İSTEYECEKLERDEN / İNANANLILARINDAN, SAKLAYACAKLARI HİÇ BİRŞEYLERİ YOK.Çünkü; Allah'ın indirdiği tüm Ayetleri, görmemezliğe gelerek mektuplardan, rivayetlerden, efsanelerden oluşturdukları kitapları var.
   
 

Hani hep şöyle örnek verirler, Yahudiler, Hz. Muhammed'i sınamak (Allah'ın resülü olmadığını ispat edebilmek, Allahtan gelenleri silebilmek için) için ona Tevrat'tan sorular sorarlarmış.
Hz. Muhammed, soruların bazılarına hemen cevap verir, bazılarına cevap vermek için süre istermiş. Daha sonra verdiği cevaplarla, Yahudiler seslerini kesmek zorunda kalır, Hz. Muhammed'in ALLAH'IN RESÜLÜ OLDUĞUNU KABULLENMEK, Hz. Muhammed'in tebliğ ettiklerinin, ALLAH'TAN olduğunu onamak zorunda kalırlarmış.

Dolayısıyla, EHİL OLDUKLARI AYETLERİ bir kez daha duymanın / kabullenmenin EZİKLİĞİNİ İÇİNDE, dağarcıklarında sakladıkları, (Allah'ın indirdiği) Tevrat ile Kur'an arasında bir çelişki bulamazlarmış. Yahudilerin, Hz. Muhammed'e sordukları sorulara, örnek olarak; Zülkarneyn,Hz. Musa ve ilim sahibi, Ashab-ı Kehf verilebilir

   
  ALLAH, KUR'AN'I KERİM'DE
  18 - KEHF.......... 83.(Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: “Size ondan bir anı okuyacağım.”
   
  ŞİMDİ ELLERİNDEKİ KİTABA DAYANARAK NE SORABİLİRLER. AYETLER AYNI DEĞİL. Kelime benzerliklerine bakarsanız, aynı benzerlikleri ansiklopedilerdeki ilgili maddelerde de bulabilirsiniz.

Prof. Suat Yıldırım'ın meal, çalışması gibi..Sırf, "işte benziyor" dedirtmek için yapılan, çok zorlamalı, adeta sahte delil oluşturma çalışmaları ile de benzeşirlik ispatına girişmişler..

Allah "KUR'AN O KİTAPLARA BENZİYOR" demiyor, "ONLARI, TASDİKLEYİP AYRINTILI KILIYOR" Diyor.Herhangi bir dini kitap elbetteki, Kur'anla benzerlik taşıyacaktır. Benzerlik taşıması o kitabın Allah'tan geldiğinin ispatı olamaz. Olsa, olsa kendini bilmemezlik olur, Allah'a kafa tutmak, Allah'ın indirdiğinin nurunu söndürme, cüretkalığı olur..

  .
  ALLAH ŞÖYLE BUYURUYOR
  10 - YUNUS........37. Bu Kur'an, Allah'tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. Fakat o kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitabı (Allah'ın levh-i mahfuzdaki yazısını) açıklayıcı olarak, indirilmiştir. Bunda hiçbir şüphe yoktur. (O) âlemlerin Rabbi tarafındandır.
   
  Dikkat edin bu tür, kıyaslamalar sadece Tevrat ve Yahudiler ile ilgili. Hıristiyanlar ve İncil söz konusu değil. Orjinal,İncil yazılı olarak hiç bir zaman var olmamış. Daha sonraları, Havarileri veya başkaları tarafından, Hz. İsa öğretilerinin, anlatımının yapıldığı mektupların / yazıların bir araya getirilmesi ile ortaya çıkmıştır.

Ör.Pavlus'un mektupları, tam bir mektup gibidir. (acayip bir tanım oldu ama kutsal kitap içine kişilere gönderdiği selamlar, sitemler ile birlikte alınmıştır.) Oysa bir yerden, ayetleri içeren bir yazı alsak, selamları ile birlikte bunlar ayettir, kutsaldır diye yayınlamayız. Ama siz o kişiyi kutsal, yaparsanız/tanrılaştırısanız, insanlar onun/efendilerinin, elini yıkadığı suyu, şifa niyetine içerler.
   
  Örneklerini, aşağıdaki bağlantılardan görebileceğiniz kitaplarında yer alan kişisel istek ve temennilerin İlahi bir kaynaktan olmasına imkan olmadığını yukarıda (yazının başlarında) örnekleri ile işledik.
   
  ESKİ VE YENİ AHİT'TE YER ALAN KİŞİSEL İSTEKLERİ, SELAMLARI, ÖFKELERİ, ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE, BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  O bağlantıda göreceğiniz, maddeler/metinler Allah'tan gelen vahiyler olabilir mi?. Bu ancak "bize bir din anlat, ona tapalım" isteklerinin sonucunda olabilir. Takip edilen, "bu kutsaldır, tanrının sözcüsüdür" inancı ile peşine düşülen efendilerin imalatlarında olabilir.

O kişinin, Tanrı'ya, dine bakışını öğrenebilirsiniz ama asla ALLAH'A OLMASI GEREKEN İMANI kavrayamazsınız. Çünkü kitaplarında, hertürlü abuk ve sabuk fikirlerini yazma ve yayma haklarını ellerinde ve bu imtiyazlarını da sonuna kadar uygulamaya kararlı görünüyorlar.O kitaplar, iman kitabı değil, inanç birliği sağlamışların el kitabıdır.
   
  Kitap ehli kim?.KİTAP KENDİLERİNE, İNDİRİLDİĞİNDEN DOLAYI EHLİ KİTAP DENMEMİŞTİR. Birkaç kitap indirildi diye de denmemiştir. Kitapların içindeki Ayetlere aşina olmalarından dolayı, kitap içindekilere ehil olmalarından (ehlileşmek) dolayı Ehli Kitap yada Kitap Ehli denmiştir.Allah'ın indirdiği, Ayetlere ehil oldukları için bu tanımla anılmışlardır.

Kur'an, Yahudi veya Hıristiyan olan gruplardan birine indirilmedi ki; kitapta, kendilerine verildiğinden dolayı, Ehli Kitap yahut Kitap Ehli olsunlar. Yahudiler ve Hıristiyanlar, Peygamberin kendi aralarından çıkmamış olmasına, ve Kur'an'ın kendilerine indirilmemiş olmasına çok içerlediler..

O halde, kendilerine indirilmiş, 2.bir kitap yok iken; Üstelik, Kur'an'ı Kerim, istemedikleri bir topluluğa verilmiş olmasına rağmen, kavim olarak (hemde karşı oldukları bir kitap nedeni ile) nasıl olurda ehli kitap olabilirler.Üstelik, kitap ehli olmak kitaplara sayısal sahiplikle değil, Allah'ın, Ayetlerinden, bilgi sahibi olmakla mümkündür.
   
  ALLAH KUR'AN'I KERİM DE SÖYLE BUYURUYOR...
  2 - BAKARA........89.Kendilerine ellerindekini (Tevrat'ı) tasdik eden bir kitap (Kur'an) gelince onu inkar ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkarcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat'tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkar ettiler. Allah'ın lâneti inkarcıların üzerine olsun.
   
  Hz.Muhammed, zamanında kitap ehli olanlar; o zamana kadar indirilmiş kitaplara göre hareket eden, onlara bağlı olan insanlardı. Çünkü onlar Kur'an'ı Kerim'den öncede, Allah'ın indirdiği diğer kitaplarla da amel etmiş, Allah'ın emirlerine, vahiylerini öğrenmiş, dini/imani alışkanlık kazanmışlardı. Allah'ın emirlerine yabancı değillerdi, Ayetlere, aşina idiler, ehil idiler, İmani konularda eğitimli idiler, İMANİ EHLİYETE SAHİPTİLER, herşeye hepten yabancı değil, diğerlerine göre usta idiler.

Demek ki Allah'ın Ayet'lerine aşina olanlar, onlarla amel edenler, bu konuda uzman hale gelenler, kanaat öderleri olarak gösterilenler artık, KİTAPTA EHLİYET SAHİBİ olmuş olanlardır. Artık onlar birer KİTAP EHLİ / EHLİ KİTAP OLMUŞLARDIR. Hiç kimse bu tanımdan kendisini soyutlamaya kalkmasın.İşte, dinler arası diyalog organizatörleri de, KİTAPTA EHİL OLUP Allah'ın ayetlerini kendilerine göre yorum katarak görmemezliğe gelenlerdir.

ONLARIN BİZİM KİTABIMIZ KUR'AN'I KERİM'LE, AYETLERİ İLE BİR İLİŞKİLERİ, YOK. ELLERİNDEKİ KİTAPLARIN KUR'AN AYETLERİ İLE DE BİR BENZERLİĞİ YOK (her ne kadar Suat Yıldırım çaba gösterse de) O HALDE, ONLAR NASIL OLUPTA; EHLİ KİTAP/KİTAP EHLİ OLUYORLAR

EĞER ONLAR, KUR'AN'DA ANILDIĞI GİBİ KİTAP EHLİ YADA EHLİ KİTAP OLSALARDI; KONSİLLERİNDE VE ÖĞRETİLERİNDE, HZ. MUHAMMED'İ KABUL EDER, KUR'AN'I KERİM'İ DE ALLAH'IN VAYHİ OLDUĞUNU İLAN EDERLERDİ.SON DİN HIRİSTİYANLIK, SON PEYGAMBER HZ.İSA (bizim kabulumüze göre onlara göre oğul isa) DEMEZLERDİ. Hz. Muhammed'siz ve Kur'an'sız bir din kurma çalışmaların da bulunmazlardı.

   
  ONLARIN TANIMINA GÖRE; SONRADAN HIRİSTİYAN yada YAHUDİ OLANLAR DA EHLİ İTAP / KİTAP EHLİ OLUYOR. Bu durumda; Putpres/Budist iken, birçoğu Evangelistler tarafından HIRİSTİYAN YAPILAN ESKİ PUTPERESLERDE Mİ EHLİ İTAP / KİTAP EHLİ OLUYOR. Onların Allah'ın indirmiş olduğu Ayetlere bir aşinalıkları yoktu ki; İndirilmiş kitaplara bunlar ehil değildi o halde şimdi de ehli kitap oldular" mı diyeceğiz?Allah'ın, indirdikleri ile ilgileri olmayanlar hangi sıfatları ile Allah'ın indirdiği kitaplara ehil olarak kabul ediliyorlar?
   
  Bir müslüman, din değiştirir, hırıstiyan yada Yahudi olursa Ona KİTAP'A EHİL MANASINA KİTAP EHLİ DİYEBİLİRİZ.Çünkü, onun Allah'ın indirdiği KUR'AN Ayetleri ile bir tanışıklığı, bir aşinalığı vardır. Allah'ın Ayetlerine EHİL'DİR, ALIŞIKTIR, BİLDİKTİR.Esinleme ve derlemeler ile kitaplarımızı yazdık diyip, LUR'AN'I KERİM'İ kabul etmeyenler NASIL OLURDA; KUR'AN'A ve ALLAH'IN AYETLERİNE EHİL OLABİLİRLER
   
  KİTAPLARINI KUTSAMAYA ÇALIŞANLARDA BUNLARI BİLİYOR. AMA GÖRMEMEZLİĞE ve BİLMEMEZLİĞE GELEREK YOLLARINA KORKUSUZCA DEVAM EDİYORLAR.
   
  ALLAH; KUR'AN'I KERİM'DE
  18 - KEHF............ 1. Hamt o Allah'a ki, kuluna Kitap'ı, kendisinde hiçbir eğiklik ve çelişme yapmaksızın indirdi.
18 - KEHF............ 2. Katından dosdoğru gelen açık bir söz olarak indirdi onu. Ki, zorlu bir iş ve oluş konusunda uyarsın ve barışa yönelik hayırlı ameller sergileyen müminlere, kendileri için güzel bir ödül öngörüldüğünü muştulasın...

18 - KEHF............ 4. Ve "Allah bir çocuk edindi" diyenleri uyarsın diye indirdi onu.
27 - NEML......... 76. Şüphesiz bu Kur’an İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor.
36 - YASİN..........70. (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik.
46 - AHKAF........ 10. De ki: “Ne dersiniz? Şâyet bu, Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz, İsrailoğullarından bir şâhit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı halde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Şüphesiz Allah zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez.”
46 - AHKAF........ 12. Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. Bu ise, onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır.
   
  ONLARSA;KUR'AN'la hiç bir benzerliği olmayan metinleri benzeşir ilan ederek, o kitaplara uyanları CENNETLİK İLAN EDİYORLAR.